Şunun için etiket arşivi: yetişkin

İstanbullu sanatseverler konserler, resim sergileri, tiyatro oyunları ile sanat dolu bir hafta yaşayacaklar. İstanbul’un farklı yerlerinde gerçekleştirilen sanat etkinlikleri ile İstanbulluları sanatın farklı dallarında yeni keşifler bekliyor. Sizin için haftanın önemli sanat etkinliklerini derledik…

sanat duyuru

Albümleriyle dünya çapında 70 milyondan fazla satış grafiği yakalayan Enrique Iglesias, 24 Ekim’de Küçükçiftlik Park’ta sevenleriyle buluşacak.  Sahip olduğu 390 ödüle ”ödül rekortmeni” olarak tanımlanan sanatçı, Hero, Tired of Being Sorry, Taking Back My Love, Heartbeat, Bailamos gibi sayısız hit parçasını 24 Ekim’de İstanbullu müzikseverlere seslendirecek.Bugüne kadar, 9 stüdyo albümü ve 2 greatest hits complation albümü bulunan Iglesias, yeni albüm çalışması öncesinde vereceği konserle uzun süre adından söz ettirecek. ”Tonight” şarkısı ile yakaladığı başarıyla Billboard listelerinin Micheal Jackson’dan sonraki kralı haline gelen Iglesias’ın konseri öncesinde Ozan Çolakoğlu DJ kabininde müzik ziyafeti verecek.

”Minilogue ve Jurek Przezdziecki, Indigo sahnesinde

Dans müziğinin sofistike tarafını ortaya koyan, Minilogue ve Jurek Przezdziecki, ilk kez Indigo sahnesine konuk oluyor. Oldukça farklı müzik geçmişlerini 2008’de bir kenara bırakıp, çoğunlukla progressive house/techno arasında gidip gelen Minilogue’u kuran İsveçli Sebastian Mullaert ve Marcus Henriksson, yalnızca prodüksiyonlarıyla değil, oluşturdukları görsel dünyayla da 19 Ekim’de sevenleriyle buluşacak.

Erykah Badu, Jill Scott, Michael Jackson, Outkast, Earth, Wind and Fire gibi Soul, Hip-Hop ve R&B isimlerinin müziklerini, kendilerine has stilleriyle doğaçlayarak çalan Four in the Pocket, 20 Ekim’de garajistanbul’da müzikseverlerin karşısına çıkacak.

Rock grubu Triggerfinger İstanbul’da

Lykke Li’nin popüler parçası ”I Follow Rivers”a yaptığı akustik cover’la gündeme yerleşen Belçikalı rock grubu Triggerfinger ilk kez Türkiye’de. Müziği yetişkin dinleyiciler tarafından Led Zeppelin, yeni nesil tarafından ise Queens of The Stone Age’e benzetilen, 3 albümlerinin yanı sıra ‘Faders Up’ adında bir de canlı albümleri bulunan Triggerfinger, 20 Ekim’de Ghetto’da sevenleriyle buluşacak.

Duman, Bostancı Kültür Merkezi’nde

Türk Rock müziğinin önde gelen gruplarından Duman, 21 Ekim akşamı Bostancı Gösteri Merkezi’nde sahne alacak. İlk albümle beraber özellikle sahne performansına ağırlık vererek kısa sürede kendine sadık bir dinleyici kitlesi oluşturan grup, hayranlarını sevilen şarkılarıyla coşturacak.

Uzun yıllardır pek çok tango şovunda baş dansçı, aynı zamanda koreograf olarak görev yapan Mariela Maldonado ve Pablo Sosa, ”Tango Legends” adını verdikleri gösterileri ile dünya turnesi kapsamında 19 ve 20 Ekim’de, Türker İnanoğlu Maslak Show Center’de seyirciyle buluşacak. ”Tango asla ölmez” diyen Buenos Airesli grup, 2 perdeden oluşan gösterilerinin ilk bölümünde; Tango’nun altın çağını, ikinci bölümde ise 20. yüzyılın son yarısından kişisel yaratıcılık ve hayal gücünden doğan koreografi ile seyirciyi tangonun tarihinde yolculuğa çıkartacak. Gösteride aynı zamanda  Astor Piazzolla’nın eserlerine de yer verilecek.Ödüllü ve Hollywood yıldızlarına tango eğitmenliği yapan dansçıların da bulunduğu grup, ”tangonun neden efsane olduğunu ve asla ölmeyeceğini” izleyicilere bir kez daha anlatacak.

Ahmed Arif sahneye taşınıyor

Geçtiğimiz yıl Can Yücel’den Genco Erkal’ın uyarladığı ve Kemal Kocatürk’ün yönetip oynadığı ”Can” adlı tek kişilik oyunla tiyatro dünyasına merhaba diyen ”Tiyatro Kumpanyası”, usta şair Ahmed Arif’i sahnede görünür kılacak. Bilinmeyen bütün yanlarıyla Ahmed Arif ve şiirlerinin yaratılış serüvenleri, Sarper Özsan’ın müziği ve Kemal Kocatürk’ün yorumuyla, 20 Ekim’de Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu’nda seyirci karşısında olacak.

Şehir Tiyatroları’nda bu hafta 23 Ekim Salı günü Devlet Tiyatrosu İstanbul Küçük Sahne’de”Herkesin Bildiği Sırlar”, 24 Ekim Çarşamba günü Cevahir Salon 1’de ”Ölüleri Gömün”, Fuaye Sahne’de ”Dış Ses” seyirciyle buluşacak. 26 Ekim Cuma günü Küçükçekmece Cennet Devlet Tiyatroları sahnesinde ve Cevahir sahnesinde ”Aşkımız Aksarayın En Büyük Yangını” adlı oyunlar sahnelenecek.

Yavuz Özkan’ın yazdığı ve Hidayet Erdinç’in yönettiği ”Herkesin Bildiği Sırlar” adlı oyun, kadın – erkek, aşk – evlilik ve evlilik kurumu tartışması gibi gözüken ama aslında herkesin kendini tartıştığı, yaşadığı toplumu yargıladığı ve cevapsız soruların içinde boğulduğu bir dünyayı anlatıyor.

Irwin Shaw’ın yazdığı, Coşkun Büktel’in çevirdiği ve Şakir Gürzumar’ın yönettiği ”Ölüleri Gömün”adlı oyunun konusu ise şöyle: ”Dünyanın her tarafında sürüp giden savaşların birinde vurulan askerler mezarlarından kalksalar ve savaşı durdurmaya kalksalar neler olur. Ordu, hükümet, silah tüccarları, politikacılar, iş adamları, din adamları nasıl tepki verir. Ya kocalarını, sevgililerini, babalarını ve oğullarını kaybedenler gerçekten savaşsız bir dünyayı istiyor muyuz?”

Zeynep Kaçar’ın yazdığı, N. Fırat Demirağ’ın yönettiği ”Dış Ses” adlı oyunda iki farklı kadın, iki başka hayat, yabancılaşma, sıkışmışlıklar, beklentiler, aşılamayan engeller, aynı kader, aynı son anlatılıyor.

Güngör Dilmen’in ”Aşkımız Aksarayın En Büyük Yangını” adlı yazdığı oyun da Faik Ertener’in yeni yorumu ile sahnelenecek. Daha önce Ankara ve Adana da sergilenen oyun bu kez müzikal tadında İstanbul seyircisinin karşısına
çıkacak. Müziklerini Cem İdiz’in yaptığı oyun, 35 kişilik oyuncu kadrosu ve orkestrası ile eski İstanbul’u yaşatacak.

Tankut Öktem retrospektif sergisi

Taşı ve bronzu vefaya dönüştüren heykeltıraş Prof. Dr. Tankut Öktem’in eserleri retrospektif bir sergiyle Caddebostan Sanat Galerisi’nde bir araya geliyor. Sergi, sanat yaşantısı boyunca formların, ışığın, gölgenin arayışını sürdüren; efelerden, ozanlardan, Kuvayi Milliye Destanı’na kadar pek çok değeri heykelleriyle yaşatan Tankut Öktem’in ölümünün 5. yılında, retrospektif sergisiyle sanat hayatının tüm dönemlerine ışık tutuyor.

Türkiye’nin illerine yayılmış büyük anıtlarından figürlerin heykellerinin de yer aldığı, ilk dönem soyut formlardan figüratif geleceğini haberleyen ”Özgürlük Yüzleri”ne dek sanatçının birçok eserinin sunulduğu sergi, 31 Ekim-10 Aralık tarihleri arasında görülebilecek.

”Düş ya da Gerçek Şah-ı Maran” sergisi, 20 Ekim Cumartesi günü Cennet Kültür ve Sanat Merkezi Sergi Salonu’nda açılacak. Sergide yüzyıllardır devam eden Şahmaran geleneği, eski ve yeni çalışmalarla görülebilecek.

Karma resim ve heykel sergisi ise aynı gün Almelek Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşacak.

Susam Sokağı’nın renkli karakterleri Türkiye’de!

Göz alıcı sahne gösterileriyle, TİM Show Center‘da!

Susam Sokağı ile büyüyen bir nesil, şimdi kendi çocuklarını bu harika karakterlerle 28 Kasım – 02 Aralık 2012 tarihleri arasında TİM Show Center’da tanıştırmaya hazırlanıyor.

Bir kaç jenerasyonun çocuk anılarında önemli yer tutan dünyanın en büyük TV çocuk şovu, şimdi inanılmaz bir sahne gösterisiyle Türkiye’ye geliyor. 10 gösteri sergilenecek, gösterilerinden 2 tanesini orijinal dilinde İngilizce, diğer 8 tanesini ise Türkçe olarak sunulacak.

Susam Sokağı’nı Türkiye’ye getirecek Wannabe Events ortaklarından Merve Berker Ehliz, Dünyanın en büyük ve başarılı çocuk şovlarından biri olan Susam Sokağı’nı Türkiye’ye getirebilmek için çok çaba harcadıklarını söyledi.

Ehliz, “ Broadway kalitesinde bir gösteri olan Susam Sokağını izlemek, sanki bir rüya görmek kadar olağan dışı. Susam Sokağı, özel tasarlanmış sahnesiyle, dünyaca ünlü müzikleri ve ışık gösterileriyle sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de asla unutulmayacak bir anı olacaktır” dedi. “10 Eylül tarihinden itibaren tüm biletix gişelerinden satışına başlanan biletler için acele etmek gerektiğinin altını çizen Merve Berker Ehliz, TİM Show Center’da gerçekleşecek 10 gösterinin sınırlı sayıda seyirciyi ağırlayacağını söyledi.

www.biletix.com

TİM Show Center

Tüm öğrenciler için bir eğitim dönemi daha bitti ve yaz geldi! Çocuklarımızın veya sizlerin tatillerini nasıl değerlendireceği konusunda kara kara düşünmeye mi başladınız?

Bakırköy nar sanat piyano

Üzülmeyin Nar Sanat var!

Bir yıl boyunca ders stresi ile boğuşan çocuklarımız ve ya yoğun bir çalışma döneminin ardından yazın bunaltıcı sıcağı arasında çocuğuna değer katacak bir uğraşı olmasını isteyenler veya yaz boyunca hobi edinmek isteyen siz yetişkinler, artık bir adım ötenizde Nar Sanat var! Şehir yaşamının stresinden uzaklaşmak, yaratıcı olmak ve yoğun sezona hazırlanmak için farklı bir şeyler yapmaya mı ihtiyacınız var?

Bakırköy’ün merkezinde tüm toplu taşıma araçlarına yakın, nezih bir ortamda gerek yetişkin ve gerekse çocuklarımıza sanatın gülen yüzü ile eğitim vermek için çalışıyoruz.

İster  “Ders yok Sanat var” sloganı ile yola çıktığımız yaz sanat kampına ister çocuklarınızı getirin isterseniz siz gelin. Eğitim almasanız dahi misafirimiz olun çayımızı, kahvemizi içip gülen yüzümüzle tanışın.

Özel ders mi yoksa grup ders mi istersiniz? Keman, piyano, elektrogitar, klasik gitar, pop gitar, bas gitar,

Nar Sanat Keman kursu

beteri (Davul), Akordeon, bağlama, kanun, ud, flüt gibi tüm sanat dallarında kurslarımızda çocuk ve siz yetişkinler için sanat dersleri / kursları  için bekliyoruz.

Sizi Nar Çiçeğimiz olmaya davet ediyoruz!

Artık okullarda sınavların sonuna doğru geliniyor ve yaz sezonu için hazırlıklar başlıyor…

Çocuklar, gençler ve çalışan yetişkinler… Yoğun çalışma yılının ardından, hepimiz baharın rehavetini üzerinden atıp  uzun yaz günlerine hazırlanıyoruz.

Bir çok sanat haberinde başlık olarak kullandığımız “Nerede olursan ol, Sanatla ol” sloganını haykırmanın zamanı! Uzun yaz günlerinden faydalanmak gerek. Değil mi? Çocuklarımız ve sizler için sanatın bir dalını  keşfetmenin tamda vakti!

Yaz sezonu için kayıtlarımız başladı.

Çalışan veya kendine vakit ayırmak isteyen velilerin çocukları için “Ders Yok Sanat var!” sloganı ile sunduğumuz haftanın 3 tam günü sürecek olan sanat yaz kampına çocuklarınızı dahil ederek onların sanatla iç içe olmalarını ve sosyal-kültürel gelişimlerine katkıda buluna bilirsiniz. Ya da uzun yaz günlerinde herhangi bir dalda örneğin; Piyano, Gitar, Resim, Dans,Bateri, Klarnet, Drama ve daha pek çok dalda bireysel veya grup olarak bir branşta eğitim almalarını sağlayarak sokaklardan kurtarmanın vaktidir.

Hava geç kararıyor, işten çıktınız yoğun iş stresinden uzaklaşmak ve farklı bir şeylerle uğraşmak istiyorsunuz. Yıllardır ertelediğiniz ve öğrenmeyi çok istediğiniz bir müzik aletini çalma arzunuzu gerçekleştirmenizin tamda vakti.

Nezih, güvenilir ve işinin uzman eğitmenleri ile sanata bir adım daha yaklaşmak için yapmanız gereken Nar Sanat’a uğramak. Uğrayın ve hobinizin ne kadar yakın olduğunu fark edin.

Unutmayın ne kadar erken uğrarsanız; istediğiniz gün ve saate dersinizi ayarlamamız o kadar kolay olacaktır.

Geçtiğimiz yıl Avrupa’nın en büyük ikinci kukla festivali seçilen İzmir Kukla Günleri Festivali, bu yıl en iyi olmak için perdelerini açtı

RÖPORTAJ: MÜJGAN KULLE

Uluslararası arenada ses getiren kukla sanatçılarını, İzmirli kukla severlerle bir araya getiren ve bu yıl altıncısı düzenlenen İzmir Kukla Günleri, 3 gündür izleyicilerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor.
Sözü fazla uzatmadan festivalin yaratıcısı Selçuk Dinçer ile festivalin tüm detaylarını konuştuğumuz söyleşimize geçmek istiyorum.
* İzmirli sanatseverlerin sabırsızlıkla beklediği İzmir Kukla Günleri Festivali nihayet başladı. Eminim geçen seneye göre çok daha büyük bir ilgi söz konusu..
– Kesinlikle… Hatta geçen seneyle kıyaslarsak iki katına çıkan bir ilgiden söz etmek mümkün. Tartışmasız her gün artan bir ilgiyle karşı karşıya festivalimiz. Örneğin bu seneki birçok oyunumuzun biletleri çok erken bitti, bir kısmının da biletleri önemli oranda tükenmek üzere…
Öyle görünüyor ki festivali kaçırmak istemeyenlerin sayısında bir hayli artış var. Biletler erkenden sanatseverlerle buluştu…
Tabi bunun ötesinde sadece biletlerle değerlendirmemek lazım bu ilgiyi. Soranların, ilgilenenlerin, festival içinde bir şeyleri merak edenlerin, kısacası festivalle ilgili her detayı öğrenmek isteyenlerin sayılarında da ciddi bir artış söz konusu. Bu tabii ki çok sevindirici.
Çünkü bu durum İzmir’in tam anlamıyla festivalimize sahip çıktığı anlamına geliyor. Zaten bir festival ancak kent ona sahip çıkarsa, yaşar, büyür ve gelişir. İzmir, bu festivali benimsedi ve sonuna kadar sahip çıkacağının sinyallerini veriyor.

İLGİ KATLANARAK ARTIYOR
* Festivalin uluslararası tanınırlığı da artmış olmalı…

– Hem de çok… Uluslararası arenadaki festivalin tanınırlığı, bilinirliği, her yıl çok süratle artıyor. Hatta katlanarak artıyor demek daha doğru… Uluslararası alandan da çok ciddi geri dönüşler alıyoruz. Bu da İzmir’in adını markalaştırmak adına büyük bir artı.
* Geçen yıl bu zamanlar yaptığımız söyleşimizde festival için ‘henüz bebek’ yakıştırması yapmıştınız… Görünen o ki bebeğiniz hızla büyümüş, hatta ilkokula başlamış…
– Gerçekten de öyle oldu… O kadar hızla öğreniyor ve büyüyor ki, bu yıl ilkokula başladı diyebiliriz… (gülüyor) Çünkü özenle büyütüyoruz ve eğitiyoruz… Bakın festivallerde eğitim kısmı çok önemlidir. 6 yıllık genç bir festival olmamıza rağmen hızlı ama emin adımlarla ilerliyoruz. Her festivalde farklı şeyler öğreniyoruz, öğrenmeye de devam edeceğiz.
* İzmir Kukla Günleri, geçen yıl Avrupa’nın en büyük ikinci kukla festivali seçilmişti. Bu sene birinciliği alır mıyız?
– Evet, geçen sene Avrupa’daki en büyük ikinci kukla festivali seçildik. Belki bu yıl Avrupa’nın en büyük kukla festivali olacağız. Çünkü dünyanın en büyük kukla festivali Fransa’nın Sarnafil kasabasında düzenleniyor ve iki yılda bir yapılıyor. Geçtiğimiz yıl 50. yaşını kutladı. Bu sene festival kapsamında yer almıyor. Bundan dolayı da bu sene büyük ihtimal İzmir Kukla Günleri Festivali, Avrupa’nın belki de dünyanın en büyük kukla festivali olacak. Bu da ayrı bir heyecan bizim için…

ÖNEMLİ FARKLILIK
* Geçen seneye göre ne gibi farklılıklar var?

– Festivalimizin en büyük farkı workshop’lar bu sene… Sadece profesyonel sahne sanatçılarına yönelik workshop’lar bunlar. Geçen sene 1 olan atölye çalışmalarını 3’e çıkardık. Çünkü büyük oranda kalıcı yarar sağladığımızı gördük. Şöyle ki; İzmir’i kültür başkenti, marka kent yapmak adına, kentin içindeki sanatsal üretimlerin fazlalaşmasına ihtiyacımız olduğu bir gerçek. Bu anlamda kentin içindeki kültürel, sanatsal üretim de ancak o üretimi yapacak insanları beslemekle mümkün. İşte bu anlamda çok ciddi ve kalıcı yararlar söz konusu. Festivale oyun oynamaya gelen aynı zamanda eğitimci niteliği taşıyan sanatçılardan da yararlanabiliriz diye düşündük ve dünyanın en önemli kukla sanatçılarına bu teklifte bulunduk. Örneğin sanatçılarından biri Neville Tranter…
Tranter’in Türkiye’ye ilk gelişi. 5-7 Mart’ta kukla oynatma teknikleri üzerine bir atölye çalışması olacak. Bir diğer sanatçımız Amerika’dan Larry Hunt& Adelka Polak… O da 6-8-9 Mart tarihlerinde mask atölyesi üzerine bir workshop düzenleyecek. Son workshop sanatçımız ise
Japon Noni Sawa… Sawa’nın 13-15 Mart’ta gölge oyunu konusunda bir workshop çalışması söz konusu. Hepsi master class niteliğinde atölye çalışmaları olacak. Festivalin büyük oranda artan ve en önemli farklılığı bu.
* İki önemli konferans ve sergi de var festival kapsamında… 
– Evet… Özellikle çok önemli iki konferansımız var. Biri 10 Mart’ta ‘Eğitimde Kuklanın Yeri’ adlı konferans, bir diğeri ise 14 Mart’ta ise ‘Çağdaş Kuklacılıkta Yeni Bir İtici Güç’… Özellikle ‘Eğitimde Kuklanın Yeri’ adlı konferansa yoğun katılım olacağını düşünüyorum. Çünkü eğitim alanına hitap ediyor. Amerika’dan Jennifer Hunt, kendi alanında uzman bir isim.. Önemli bir konferans olacak… Bu konferansı eğitimcilerin kaçırmaması gerekiyor. Sergilere gelince… Festival boyunca sürecek sergilerimizden biri Uğur Mumcu Kültür Merkezi’nde sergilenen Kukla Afişleri, diğeri ise Fransız Kültür Merkezi’nde meraklılarıyla buluşan Fotoğrafçı Gözüyle Kukla…
* Festivalin süresi 11 günden 25 güne çıkarıldı… Eminim kukla severler bu duruma çok sevinmiştir
– Gelen tepkiler o yönde gerçekten de… Geçen sene oyun sayımız 120’ydi, bu sene 132 oldu. Gösteri mekanı 25’ti, bu sene 35 oldu. Ama aşağı yukarı festivalin hacmi aynı. Festivali yayma gereği duyduk çünkü, böylece seyirciler daha fazla etkinliği izleyebilecekler. Bu da kukla severlerin bu sene dolu dolu bir festival geçirmesi anlamına geliyor. Sindire sindire, yetişme telaşı olmadan geçecek 25 gün… Biletler de geçen seneyle aynı… 15-20 TL… Bilet satışları AKM’deki gişelerden ve Biletix’ten sağlanıyor.

SAKIN KAÇIRMAYIN!
* Peki okurlarımıza özellikle de yetişkinlere ‘mutlaka kaçırmayın’ diye önerebileceğiniz oyunlar var mı?

– Olmaz mı… Toplamda 36 oyun, 132 gösteri sahnelenecek bu sene. Biri hariç hepsi ilk kez sahnelenecek oyunlar. Hepsi kaçırılmaması gereken oyunlar bana göre. Ama ‘mutlaka kaçırmayın’ diyebileceğimi birkaç oyun var elbette.
Örneğin Hollanda’dan Neville Tranter’ın ‘Punch&Judy Afganistan’da’ isimli politik güldürü (5-7 Mart), Fransa’dan La Compagnie Azhar’ın ‘Büyülü Toz’ (8-9 Mart), Japon sanatçı Nori Sawa’nın ‘Vişne Bahçesinin Gölgeleri’ (14-17 Mart), İspanya’dan El Retrete de Dorian Gray’in ‘Hava Boşluğu’ (15-16 Mart), yine İspanya’dan Angelico Musgo’dan ‘Ros’un Minyatür Yolcuyuğu’ (12-13-14-15-17 Mart), İtalya’dan Laura Kibel’in ‘Ayakların İzinde'(8-9-10-11-12 Mart)oyunu mutlaka izlenmeli. Arjantin’den Valeria Guglietti’nin ‘Ellerime Dokunma'(20-21-23-24 Mart) ve Bulgaristan’dan Varna Devlet Kukla Tiyatrosu’nun 16 kişilik dev ekibinin sahneleyeceği ‘Kukla Tiyatrosu Hakkında Bazı Sırlar’ (bugün-5 Mart) da kaçmaması gereken oyunlardan…

MİNİKLERE ÖZEL
* Ya çocuklar için…

– Değişik yaş gruplarına hitap eden oyunlar var bu yıl. Örneğin 2-5 yaş grubu çocuklar için Almanya’dan Angelika Müler’in sahneye taşıdığı ‘Aç Tırtıl'(5-6-7-8 Mart); 5-12 yaş çocuklar için ise Avusturya’dan Karin Schafer’in ‘Ejder Gemiler Geldiğinde’ (23-24 Mart); 13 yaş ve üzeri için ise Danimarka’dan Astrid Kjaer Jensen’in ‘Lilith Lilith’ (16-17 Mart)ve İspanya’dan Descamada Senorita’nın ‘Poşet Hanım’ (8-9-10-12 Mart) oyunu miniklerin severek izleyeceği oyunlardan sadece birkaçı.

Gönüllü desteğine ihtiyacımız var!
* Hep görünen kısımlardan bahsettik. Biraz da işin mutfağına girelim… Uluslararası başarı gösteren bu festival, kaç kişilik bir ekibin eseri…

– Küçücük bir ekibiz aslında biz. Sabit ve gönüllüler dahil toplam 12 kişiyiz. Festivalin ilerleyen zamanlarında bu sayının artmasını bekliyoruz. Aslında bu sayının normal şartlarda 20 ve üzeri olması gerekiyor. Sizin aracılığınızla İzmirlilere bir çağrıda bulunmak istiyorum. Bakın tüm dünya festivallerinde bu ölçekte belki de daha küçük festivallerde bile, düzenlendiği kente bağlı olarak çok sayıda gönüllü desteği söz konusu. Bu gönüllüler bir anlamda festivalin yükünü ortadan kaldırırlar. Aslında her biri birer gönüllü değil birer kültür elçisi, turizm elçisi konumunda… Maalesef İzmir’de gönüllü bulmakta çok zorlanıyoruz. Halbuki değişik yaş gruplarından gönüllülere çok ihtiyacımız var.
Sonuçta kentin sahip olduğu bir değerdir festivaller. Kentle bütünleşmek noktasında da bu kentin içinde yaşayan insanların desteklerine çok ihtiyaç oluyor. Eğer bu çağrımızdan sonra gönüllü olmak isteyenler olursa lütfen festival ofisimizden bizlerle bağlantıya geçsinler… Unutmasınlar ki bu hepimizin festivali…

Türkiye’de bir ilk
* Ülkemizde hala bir kukla eğitimi veren okul yok öyle değil mi?

– Bu anlamda güzel bir gelişme var aslında… Ama öncelikle şunu söylemek istiyorum. Bakın Türkiye’de modern kukla sanatının gelişmediğini hepimiz biliyoruz. Ama şöyle bir saptama yapmakta yarar var. Türkiye’de modern kukla sanatı eğitimsizlik yüzünden gelişmiyor. Ama çok yakında Dokuz Eylül Üniversitesi Sahne Sanatları Bölümü içersinde bir Kukla Bölümü’nün hayata geçirilmesi söz konusu. Hatta çok yakında eğitim hayatına başlayacak. Aslında Dokuz Eylül Üniversitesi Sahne Sanatları Bölümü’nün kuruluş tüzüğünde bir kukla bölümü var. Bölüm açılmayacak, sadece bölüm hayata geçirilecek. Bu da işleyişi hızlandırıyor tabi. Ders programları çıkarılıyor şuan okulda. Kuklacı yetiştiren ilk, kukla okul olacak. Bu çok güzel bir gelişme… Eğer bu olursa İzmir’den Türkiye’ye kukla sanatını yayacağız…

Kaynak : http://www.yeniasir.com.tr

İstanbul’da 400 bin, İzmir’de 200 bin, Adana’da 190 bin ziyaretçiye ulaşan kitap fuarlarına ilginin Avrupa’nın üzerinde olduğu belirtildi

İstanbul’da 30. yılında 400 bin ziyaretçi sayısına ulaşan kitap fuarının Avrupa’nın en büyüğü olduğu, Türkiye’nin kitap fuarlarına ilgi bakımından Avrupa ülkelerinin önünde yer aldığı belirtildi.

Tüyap Kültür ve Sanat Fuarları Genel Koordinatörü Deniz Kavukçuoğlu, Yayıncılar Birliği ile işbirliği halinde tüm yurt genelinde kitap fuarları gerçekleştirdiklerini ve kitap sevgisini Anadolu’nun her yerine yaymaya çalıştıklarını belirtti.

İstanbul’un yanı sıra İzmir, Bursa, Diyarbakır ve Adana’da fuarlar düzenlediklerini anlatan Kavukçuoğlu, bu yıl bunlara Antalya Kitap Fuarı’nın da ekleneceğini, gelecek yıl ise Kayseri’de ilk kitap fuarını kitapseverlerle buluşturacaklarını söyledi.

Kavukçoğlu, fuarlara ilginin her yıl arttığını, yoğun ilginin sadece ziyaretçi bazında değil, katılımcı yayınevi bakımından da arttığını belirtti. Geçen yıl Adana’daki Çukurova Kitap Fuarı’na 170 yayınevininkatıldığını anımsatan Kavukçuoğlu, bu sayının bu yıl yüzde 30 artış göstererek 200’e ulaştığını bildirdi.

Kavukçoğlu, fuarlarda yapılan gözlemlerin yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğünün yaptığı araştırmalara göre kitap okuma oranın fuarlarla birlikte arttığını belirterek, şunları kaydetti:

”Öyle yıllardır konuşulduğu gibi Türkiye’de kitap okuma oranı çok düşük değil. Türk toplumu az okuyan, kitaba küskün bir toplum değil. Türkiye’de kişi başına yılda 6,8 kitap düşüyor. Bu iyi bir oran. İstanbul’da her yıl düzenlediğimiz, 2011’de 30. yılını kutladığımız fuara 400 binin üzerinde ziyaretçi geldi. Adana fuarının 190 bin, İzmir’in 200 binin üzerinde ziyaretçisi vardı. Böyle bakıldığı zaman bu tür fuarlara ilgi büyük. Fuarlardaki kitap satışları da oldukça iyi. Geçen yıl Adana’da bir değerlendirme yaptık. Yüzde 80 gibi oran çıktı. 190 bin ziyaretçinin yüzde 80’i kitap almış. Aşağı yukarı bu diğer fuarlar için de geçerli.”

‘İstanbul Kitap Fuarı, Avrupa’nın en büyük fuarı’
Avrupa’da iki tür kitap fuarlarının gerçekleştiğini anlatan Kavukçuoğlu, birinci tur fuarların Frankfurt Fuarı veya BolognaÇocuk ve Gençlik Kitapları Fuarı gibi profesyonel meslek içi fuarlardan oluştuğunu, buraya okurların değil, sadece yazarlar, yayınevleri, matbaalar, kitabevi sahipleri, telif ajansları gibi o meslekte profesyonel kişilerin geldiğini belirtti.

Kavukçoğlu, ikinci tip fuarların ise İstanbul Kitap Fuarı gibi okura yönelik fuarlar olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

”İkinci tür fuarlar Türkiye’de olduğu gibi tüketiciye yönelik, yayınevi fuarları. Yayınevleri ürettikleri kitapları doğrudan doğruya okura sunuyorlar. Bu ikinci tür fuarlar içinde İstanbul Kitap Fuarı, Avrupa’nın en büyük fuarı. Gerek alan büyüklüğü, gerekse ziyaretçi açısından en büyük fuar. Elimizdeki somut verilerle geçen yıl toplam fuarlarımıza 1 milyon 232 bin ziyaretçi geldi. Kitap fuarlarına ilgi anlamında çok çok iyi konumdayız. Avrupa’da ilgi daha az. Bütün İskandinav ülkelerinin ortak düzenlediği Göteborg Kitap Fuarı’nın ziyaretçi sayısı 90 bin, Paris, Prag, Selanik Kitap Fuarları ise Adana Kitap Fuarı’nın sayısına ulaştıklarında çok büyük sevinç duyarlar. İstanbul’un rakamına yaklaşabilen bir Avrupa ülkesi yok. Avrupa’da düzenlenen bütün kitap fuarlarını geziyoruz.”

Kavukçuoğlu, kitap fuarları açısından İstanbul’da 30, İzmir’de 15, Bursa’da ise 7 yılı geride bıraktıklarını, bu yıl Adana 5, Diyarbakır 3’üncü yıllarını gerçekleştireceklerini bildirdi.

‘Her yıl 1-2 çocuk kitapları yayınevi ortaya çıkıyor’


Kavukçuoğlu, fuarların okur kitlesini arttırma konusunda çok önemli katkıları olduğunu vurguladı.

Özellikle ilköğretim öğrencileri açısından fuarların büyük avantaj sağladığını anlatan Kavukçuoğlu, şunları söyledi:

”Birçok evde kitaplık yok. Anne babalarda okuma alışkanlığı yok. Çocuklar da kitapsız evlerde büyüyorlar. Onların tanıdığı kitaplar sadece okullardaki ders kitapları. İl Milli Eğitim Müdürlüklerinin de destekleriyle, fuarın açıldığı kentlerde 10 binlerce çocuk bu fuarlara geliyor. Evlerinde görmedikleri kitapları bu fuarlarda görüyorlar. Kitapları tanıma, sayfalarını çevirme, bizim tabirimizle kitabı koklama olanağını fuarlarda buluyorlar. İlk defa fuarlarda tanışıyorlar. O çocuklar annebabalarını da kitap almaya teşvik ediyorlar.”

Kavukçuoğlu, fuarlarda çocuk kitaplarına da ilginin yüksek olduğunu, Türkiye’de en hızlı gelişen yayın dalının çocukkitapları olduğunu belirterek, ”Her yıl 1-2 yeni çocuk kitapları yayın evi ortaya çıkıyor. Bugün çoğu çocuk yayınevi batıdaki benzerleriyle karşılaştırıldığında yer yer onları geride bırakabilecek düzeyde. Bunda da kitap fuarlarının büyük etkisi var” dedi.

Kavukçuoğlu, İstanbul’daki kitap fuarında bir yetişkin ailenin yanlarına gelerek, ”Biz kitaplarla ilk kez sizin düzenlediğiniz fuarlarda tanıştık. Kitap okuru olduk. Şimdi de kendi çocuğumuzu fuara getirdik. Çocuğumuzu kitaplarla tanıştırıyoruz” dediklerini, bundan son derece mutluluk duyup, duygulandıklarını anlattı.

Kaynak : http://www.sabah.com.tr

Bakırköy’ de yıllarca yetkili makamların göz yumduğu veya görmezlikten geldiği sanat eğitiminin denetimsiz ve kaçak boyutu hızla değişiyor. Sanatın önemsenmesi ve bazı oluşumlara kaynak yaratmak amacıyla denetimsiz ve bilinçsizce yapılan sanat eğitimi geride kalıyor… 

Ülkenin ençok sanatçı yetiştiren ilçesi olma özelliği taşıyan Bakırköy’ümüz yıllardır adeta köşe başını tutmuş kaçak ve denetimsiz eğitim veren yerlerin korsan miting alanına dönüşmüştü. Pek çok çocuk-genç ve yetişkin sanattan ve sanat eğitiminden soğumuş veya aldıkları hatalı eğitimi fark ettiklerinde yıllarca düzeltmek için uğraşmış ailesi ve kendisi hem zaman hem de para kaybetmişlerdir.

Artık  Bakırköy’ümüzde Klasik Gitar, Elektro Gitar,  Bas Gitar,Pop Gitar derslerinde hem sizlerin hem de çocuklarınızın güvenle eğitim alabileceği M.E.B. Onaylı Sertifikalı Eğitim veren yerler var. Bakırköy ilçemizde Gitar, Resim, Tiyatro, Piyano, Keman, Bale gibi pek çok dalda M.E.B. Onaylı Sertifika vermeye yetkili  ilk Dernek Kursu olma özeliğini de taşıyan M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu eğitimli, profesyonel ve sıcak ortamı ile sizler için Gitar derslerine devam ediyor.

Sizlerinde bildiği üzere, Nar Sanat;  sanatın pek çok dalında kaliteli eğitimlerinin yanı sıra gerek öğrencilerine ve gerekse velilerine  güler yüzlü, sıcak yaklaşımıyla bilinmektedir.

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği Kuruluşu olan T.C.  M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu muz, eğitimini ticari değil sosyal bir sorumluluk olarak görmektedir. Bu bağlamda sanat eğitiminde sadece kaliteyi değil aynı zamanda çocuk, genç ve yetişkin ayırt etmeksizin tüm sanat severler için, sanatın kültürel ve sosyal yönünü ihmal edilmemesi gerektiğinin de bilincinde olarak eğitimlerine devam etmektedir.

 Çocuğunuzu ücretsiz olarak bir ders konuk etmek bizleri mutlu edecek.

Tiyatro / Drama Grubu

22.10.2011 Cumartesi / Saat  12:00 – 14:00  Genç   Grup ( 13 – 17 yaş )

22.10.2011 Cumartesi / Saat  16:00 – 18:000 Çocuk Grup  ( 07 – 12 yaş)

Detaylı Bilgi ve Kayıt İçin : 0212 570 80 69

veya    tıklayınız

 

Şunun için etiket arşivi: yetişkin

Sonuç Bulunamadı

Üzgünüz, hiç bir gönderi kriterinizle eşleşmedi