Şunun için etiket arşivi: yetişkin

Zaman zaman eğitim, sanat, toplum v.b. haber ve makaleleri sizlerle paylaşmaya çalışıyoruz. Çocuk yetiştirme ile ilgili makaleler ve yazıları da paylaşmaya çalışıyoruz. Çünkü zaman zaman bizi mutlu eden çocuk yetiştirme ile ilgili olaylar, bazende başedemediğimiz olaylara dönüşebiliyor.  Bugün kısa ama tatmin edici olduğuna inandığımız bir Dr. Erdal Atabek makalesini sizlerle paylaşmak istedik…İyi okumalar…

ergen ve yetişkin

Günümüzün ”ergen dünyası” nı, bu dünyada geçerli olan ”ergen kültürü” nü anlamaya çalışıyoruz. Çünkü bu yeni oluşumu anlayamazsak ”günümüz ergenleri” ile erişkinler arasındaki uzaklık daha da artacaktır.

Yeni ”ergen kültürü” nün özellikleri içindeki ”hedef seçememe”, ”geleceğini planlayamama”, ”sorumluluk almak istememe”, ”kendini hiçbir şeye zorunlu saymadan çevresini her şeye zorunlu sayma”, ”çaba harcamadan elde etmek isteme” gibi özellikleri nasıl açıklamalıyız?

En önemli etkenler arasında ”sahip olma, elde etme ve kullanma” ile bunları yapabilmek için ”çalışmak ve kazanmak gereği” arasındaki bağı kopartan ”tüketim toplumu ideolojisi” dir. Bu ideoloji, henüz çalışmayan ve kazanmayan gençlere ”kredi kartı” vermekte, ”cep telefonları olması” nın normal olduğunu söylemekte, ”otomobil kullanarak özgürleşme” yi önermektedir. Gençler de bütün bunlar için yıllarca beklemek yerine, bütün bunları sağlamanın anne babalarının görevi olduğunu düşünmekte, bunların ”kendi hakları olduğunu” öne sürmektedirler.

Bizim yaşam kültürümüzün iki özelliği de ”tüketim toplumunun ideolojisi” ile buluşmaktadır. ”Çocukların aşırı korunmasının ailenin görevi olduğu” na ilişkin yaygın tutum ile ”çocuklarla gurur duyma isteği” . Bu iki özellik de çocukların ”yaşam standartları” na ailelerin -kimi zaman- ekonomilerinin üstüne de çıksa destek vermelerini sağlayan bir tutum yaratmaktadır.

Anne babaların şu sözlerini çok sık duyuyoruz:

* Biz (ya da ben) çocuklarımız için yaşıyoruz.
* Ne yapıyorsak onlar için yapıyoruz.
* Biz çok sıkıntı çektik, onlar bu sıkıntıları çekmesin istiyoruz.
* İlerde hayatın birçok haliyle karşılaşacaklar, bari şimdi mutlu olsunlar.
* Mutlu bir çocukluk dönemleri olsun.
* Biz gençliğimizi yaşamadık, onlar doya doya yaşasınlar.
* Bizim yapamadıklarımızı onların yapması bizi memnun ediyor.
* Her şeyleri var, neden çalışmadıklarını anlayamıyorum.
* Hiç sıkıntıya gelemiyorlar, istedikleri hemen olsun istiyorlar.
* Her istediğini yapıyoruz ama o bizim ne istediğimize aldırmıyor bile.
* Çok iyi çocuktur, ama arkadaşlarına uyuyor.
* Aklına hiç kötülük getirmez, ne söylense inanır.
* Böyle giderse nasıl yapacak bilmiyorum.

Bu sözlerin hepsi de birbiriyle bağlantılıdır. Bu sözlerin oluşturduğu merdiven basamak basamak çıkılmaktadır. Sonuçta erişilen yer de hiç kimsenin düşünmediği, hiç kimsenin istemediği bir yer olmaktadır.

Neden?

Çocuklarımızı hayatımızın ortağı değil, refahımızın ortağı yapıyoruz da ondan.

Neden ”hayatlarınızı çocuklarınıza adıyorsunuz?”
Neden ”çocuklarınız için yaşıyorsunuz?”
Neden çocuklarınıza ”istemedikleri şeyleri vermek için bunca çaba harcıyorsunuz?”
Neden çocuklarınıza ”hak etmedikleri şeyleri elde etmeleri” için yükümlülük duyuyorsunuz?
Neden çocuklarınıza ”sorumluluk vermiyorsunuz?” Şimdi almıyorlar, çünkü sorumluluk vermekte çok geç kaldınız.
Neden çocuklarınızı, ”yaptıkları yanlışlıkların sonuçlarıyla karşılaştırmıyorsunuz?”
Bu durumda, çocuklar ve gençler ”ailelerin onları her koşulda koruyacağını” biliyor.
Çocuklar ve gençler, kendileri hiçbir şey yapmasa da, ailelerin onlar için her şeyi yapacaklarını öğreniyor.
Çocuklar ve gençler, geleceklerinin aileleri tarafından hazırlanacağına güveniyor.
Onun için de kendine güvenmiyor, sorumluluk almıyor, kendisini hiçbir şey için zorlama gereğini duymuyor.
Yapılması gerekenler yapılmaz, yapılmaması gerekenler yapılırsa sonuçlara neden şaşmalı?

Lütfen, biraz düşünür müsünüz?

Hayatın Ortağı Olmak – Dr.Erdal Atabek

Kaynak :wikipedia.org

ve  narteks.net

 Erdal Atabek Kimdir?

Erdal Atabek

Dr. Erdal Atabek (d. 1930, Adapazarı), Türk tıp doktoru ve yazar.

Erdal Atabek, 1954 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdi. Psikosomatik Hastalıklar ve İç hastalıkları uzmanı olarak görev yaptı. 1965’te yazarlığa başladı. Aynı yılTürk Tabipleri Birliği (TTB) başkanı seçildi. 1966’da köşe yazıları Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmaya başladı. Halen yazarlık, seminer, konferans ve araştırmalarını sürdürmektedir.

Kariyeri

  • Beş Yıllık Kalkınma Planlarında Özel İhtisas Komisyonu başkan ve üyelikleri. (1972-1978)
  • Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü (1975)
  • Sosyal Güvenlik Bakanlığı ilk müsteşarlığı (1976)
  • Aile Okulları kurucu,yönetici ve eğitmenliği (1980)
  • Almanya, İsveç, Danimarka, Hollanda gibi dış ülkelerde aile, gençlik, kültür konferansları (1986)
  • Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde ‘İletişim Eğitmenliği’ (1994)
  • Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ‘Sosyal Psikoloji Öğretim Görevi’ (1996)

Kitapları

  • Alkol ve İnsan/ 5. basım
  • İnsan Sıcağı/ 5. basım
  • Sözüm Sanadır/7 basım
  • Kışkırtılmış Erkeklik-Bastırılmış Kadınlık / 27. basım
  • Kuşatılmış Gençlik
  • Gençlik Duvarları Yıkıyor
  • Kırmızı Işıkta Yürümek
  • Cinsellikten İkmale Kalmak
  • Kendi Yurdunda Sürgünsün
  • Belki de Sensin
  • Hayatımız ve Değerlerimiz
  • Bizim Duygusal Zekamız
  • Çocuklar Büyükler ve Tavşanlar
  • Erken Büyüyen Çocuklar
  • Modern Dünyada Değişen Değerler ve Gençlik
  • Sıpa Koleje Gidiyor (Mizah)
  • Dürüstlük Sevgili Çocuğum (2008) Cumhuriyet Kitapları

Kültür sanat haberlerine devam ediyoruz. Ülkemizin değişik kentlerinden kültür ve sanat haberlerini sizler için derlemeye çalıştık. Sanatla kalın!

sanat

SERGİ

İSTANBUL

– İstanbul Aydın Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Görsel Sanatlar Ana Sanat Dalı Yüksek Lisans öğrencisi dokuz sanatçının “Doku’z” ismini verdikleri sergi İstanbul Aydın Üniversitesi Beşiktaş Sanat Galerisi’nde 4 Şubat’a kadar görülebilir.

– Recep Akar, Mustafa Duymaz, Didem Erbaş, Murat Germen, Şifa Girinci, Emre Kantaşlı, Volkan Kızıltunç, Manbor, Ali İbrahim Öcal, Saliha Yılmaz’ın eserlerinden oluşan “Pardon, Kaçıncı Kat?” adlı sergi 7 Şubat’a kadar MERKUR’da görülebilir.(212) 225 37 37

– Oğuz Öztuzcu’nun retrospektif fotoğraf sergisi 7 Şubat’a kadar Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Karaköy binası sergi salonunda izlenebilir. (0212) 251 4900

– Eren Güler’in “00:00” isimli etkinliği 7 Şubat’a kadar Galeri Eksen’de görülebilir. (212) 219 08 50

– “Türk Sinemasında Makyaj ve Aksesuvarın 100 Yıllık Yolculuğu” sergisi TÜRVAK Sinema-Tiyatro Müzesi’nde 8 Şubat’a kadar görülebilir. (212) 245 80 91

– Mümtaz Yener’in 1940’larda başlayan makine ve robot betimlemeleriyle, kızı Ressam Göksun Yener’in 1990’lı yıllardan bu yana sergilediği “Çağdaş İkonlar” adlı çalışmalarından örneklerin yer aldığı “Teknoloji Aşkı” adlı sergi Schneidertempel Sanat Merkezi’nde 8 Şubat’a kadar izlenebilir. (0212) 249 0150

– Koray Dağcı’nın “Realist Yansımalar” adlı resim sergisi Venüs Sanat Galerisi’nde 12 Şubat’a kadar görülebilir. (216) 565 3572

– Mehtab Kardaş’ın “Kış” adlı sergisi Ürün Sanat Galerisi’nde 12 Şubat’a kadar izlenebilir.(0216) 363 1280

– Tülay Sayılgan’ın “Gözlerimde Bir Renk” isimli suluboya resim sergisi, 13 Şubat’a kadar Levent Tenis Kulübü’nde izlenebilir. (212) 279271

– Anıl Kangal’ın “Dünyadan Kartpostallar” fotoğraf sergisi 13 Şubat’a kadar Güneş Sigorta Sanat Galerisi’nde görülebilir.

– Şakir Gökçebağ’ın “Think Tank” adlı sergisi 14 Şubat’a kadar GALERIST’te görülebilir.(0212) 252 1896

– Pemra Aksoy, Buğra Erol, Güneş Oktay ve Aslı Vural’ın işlerinin olduğu “Çıkış” adlı karma sergi 14 Şubat’a kadar Galeri ARK’ta görülebilir. (216) 369 49 00

– Şahin Kaygun üzerine hazırlanan fotoğraf sergisi 15 Şubat’a kadar İstanbul Modern’de görülebilir. (0212) 334 7300

– Soner Çakmak’ın “Yasaklı Ruh Düşleri” sergisi 15 Şubat’a kadar Düş Yolcusu Sanat Durağı’nda görülebilir. (216) 3869903

– “Kötülüğün Şeffaflığı ya da Ötekine Bakmak” adlı karma sergi 15 Şubat’a kadar Kare Art Gallery’de görülebilir. (0212) 240 4448

– Evren Sungur’un “Organik Makineler – Bir Heykel İçin Eksiz” adlı sergisi @Summart Sanat Merkezi’nde 16 Şubat’a kadar görülebilir.

– Mümin Candaş ve Orhan ZAFER’in “Yol Geçen Hanı” adlı resim sergisi Banyan Restaurant’ta “Art For The Soul” projesi kapsamında Şeli Art Project işbirliğiyle 19 Şubat’a kadar sanatseverlerle buluşuyor.

– Utku Dervent ile İlker Yardımcı’nın “Orada Olmak” adlı sergisi Bozlu Art Project’te 21 Şubat’a kadar görülebilir. (212) 232 72 32

– “Dijital Sonrası Tarihçeler: 1960’lar ve 1970’lerin Medya Sanatından Kesitler” adlı sergi Akbank Sanat’ta 21 Şubat’a kadar görülebilir.(0212) 252 3500

– Versus Art Project ve Karşı Sanat Çalışmaları Sanat Galerisi’nde Yavuz Tanyeli’nin kişisel resim sergisi “E=m.c2” 21 Şubat’a kadar görülebilir. (212) 244 78 74

– Mike Berg’in Galeri Nev İstanbul’daki altıncı kişisel sergisi 21 Şubat’a kadar görülebilir. (0212) 251 1214

– Jacques Tange’nın “Yabancı Topraklarda” sergisi 21 Şubat’ kadar ART350’de görülebilir. (0216) 369 8050

– Can Göknil’in “Sazlı Sözlü” adlı sergisi 21 Şubat’a kadar Galeri Apel’de görülebilir. (212) 292 72 36

– Genco Gülan’ın “Soyut Haritalar” adlı sergisi 22 Şubat’a kadar Piramid Sanat’ta izlenebilir. (0212) 297 3120

– Ömer Kaleşi sergisi 24 Şubat’a kadar Tem Sanat Galerisi’nde görülebilir. (212) 2470899

– “Özel Koleksiyon Sergisi” 25 Şubat’a kadar Sanat Yorum’da görülebilir. (212) 542 43 05

– “Çanakkale Destanının İlk Halkası-Troyalı Hektor” sergisi Rahmi M. Koç Müzesi Sergi Salonu’nda 27 Şubat’a kadar görülebilir. (0212) 369 6600

– “Soğuk. Ilık. Sıcak” adlı karma sergi 27 Şubat’a kadar ARTNEXT İstanbul’da görülebilir.(0212) 999 3990

– Alp Çoksoyluer, Alper Derinboğaz, Ayşe Gül Süter, Buşra Tunç, Candaş Şişman, Deniz Kader, Erdal İnci, Korhan Erel, Osman Koç, Ozan Türkkan ve Refik Anadol’un eserlerinin yer aldığı “Dalgalar” adlı sergi Block Art Space’de 15 Ocak-28 Şubat tarihlerinde görülebilir. (212) 292 83 82

– Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve Belçikalı grup Het LABO işbirliğinde gerçekleştirilen “CuriosiTIES: Kravata Meraklı Bakış” başlıklı sergi Marmara Üniversitesi Sultanahmet yerleşkesindeki Cumhuriyet Müzesi’nde 28 Şubat’a kadar görülebilir. (212) 518 16 00

– Murat Palta’nın Türkiye’deki ilk kişisel sergisi “Tasvir-i Beyaz Perde” x-ist’te 28 Şubat’a kadar izlenibilir. (212) 291 77 84

– Balkan Naci İslimyeli’nin son yapıtlarından oluşan “Bir Şey Söyle” adlı sergisi 28 Şubat’a kadar Eğitim, Kültür ve Araştırma Vakfı’nda (EKAV) görülebilir. (0212) 252 8131

– “Sins / Günahlar” sergisi 28 Şubat’a kadar G-art Beyoğlu’nda görülebilir. (212) 2436622

– “Olasılıklar ve Tercihler” adlı karma video seçkisi 1 Mart’a kadar Mixer Açık Depo’da görülebilir. (0212) 243 54 43

– Sevtap Yılmaz’ın “Geçmişten Geleceğe” adlı sergisi 5 Şubat – 5 Mart tarihleri arasında Galeri Artist Çukurcuma’da görülebilir. (212) 251 91 63

– Yusuf Taktak’ın “Yukarıdan Aşağıya Soldan Sağa 19152015” adlı sergisi Maçka Sanat Galerisi’nde 7 Mart’a kadar görülebilir. (0212) 240 8023

– “Mimarlık tarihçisi, restoratör, koleksiyoner Ekrem Hakkı Ayverdi” sergisi İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nde 14 Mart’a kadar görülebilir. (0212) 334 0900

– Nesrin Esirtgen Collection tarafından genç sanatçılara görünürlülük sağlamayı amaçlayan “Open Call – Open Door” sergisi 6 Mart’a kadar görülebilir. (0212) 243 7853

– “Joan Miró: Kadınlar, Kuşlar, Yıldızlar” sergisi 8 Mart’a kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde izlenebilir. (0212) 277 2200

– “Küçük Yüzler, Büyük Bedenler” adlı karma sergi 13 Mart’a kadar Elgiz Müzesi’nde izlenebilir. (0212) 290 2525

– Nikolaj Bendix Skyum Larsen’in “End of Dreams” (Düşlerin Sonu) adlı sergisi SALT Galata’da 6 Şubat – 29 Mart tarihlare arasında kadar görülebilir. (212) 334 22 45

– Burhan Doğançay’ın “Picture The World” sergisi 7 Haziran’a kadar Doğançay Müzesi’nde görülebilir. (0212) 244 7770

– “Ressam ve Resim: Mehmet Güleryüz” adlı retrospektif sergi İstanbul Modern’de 28 Haziran’a kadar Süreli Sergiler Salonu’nda görülebilir. (0212) 334 7300

ANKARA

– Orhan Taylan – resim, heykel – 6 Şubat’a dek – Armoni Sanat Galerisi’nde. (0 312 440 43 24)

– Murat Koç – resim – 7 Şubat’a dek – Cermodern Sanatlar Merkezi’nde. (0 312 310 00 00)

– Hanefi Yeter – resim – 7 Şubat’a dek – Kav Sanat Galerisi’nde. (0 312 491 22 32)

– Zeliha Kayahan – gravür – 13 Şubat’a dek – Ziraat Bankası Kuğulu Sanat Galerisi’nde. (0 312 466 05 40)

– Lütfü Günay – resim – 14 Şubat’a dek – Sevgi Sanat Galerisi’nde. (0 312 441 26 34)

– Zuhal Baysar – resim – 18 Şubat’a dek – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)

– Sabri Akça – resim – 19 Şubat’a dek – Peker Sanat Galerisi’nde. (0 312 439 30 03)

– Kayıhan Keskinok – resim – 19 Şubat’a dek – Fırça Sanat Galerisi’nde. (0 312 438 60 08)

– Istvan Orosz&Frigyes König&Farago – resim – 20 Şubat’a dek – Güler Sanat’ta. (0 312 236 21 22)

– Gültekin Serbest- resim – 23 Şubat’a dek – Sepa Sanat Galerisi’nde. (0 312 473 06 47)

– Necati Seydi Ferdioğlu – resim – 25 Şubat’a dek – Stillife Art’ta. (0 312 441 01 45)

– Oya Kınıklı – resim – 25 Şubat’a dek – Medya Sanat Galerisi’nde. (0 312 428 39 55)

– 6+1 İhtimal – resim – 26 Şubat’a dek – Platform A by Armoni Art Gallery’de. (0 312 440 43 24)

– Aykut Tanrıseven – resim – 27 Şubat’a dek – İsmail Altınok Sanat Merkezi’nde. (0 312 433 30 34)

– Mehmet Kapçak – resim – 28 Şubat’a dek – Krişna Sanat Galerisi’nde. (0 312 418 02 53)

– Mehmet Emin Erdoğdu – resim – 28 Şubat’a dek – Nurol Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 86 70)

ADANA

– Alişer Avcı’nın, “portre: yazının yüzleri” adlı resim sergisi Seyhan Belediyesi Kültür Merkezi’nde sürüyor. Ressam Avcı’nın Uğur Mumcu, Yaşar Kemal, Nâzım Hikmet, Yılmaz Güney gibi ünlü isimleri kendi üslup ve çizgileriyle yağlıboya resimlediği çalışmalarının yer aldığı sergi 3 Şubat tarihine dek sanatseverlerin izlenimine açık olacak. (0322 4541994)

MERSİN

– Melek Çalışkan’ın Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Sanat Galerisi’ndeki resim sergisi sürüyor. Çalışkan’ın yağlıboya çalışmalarının yer aldığı sergi 5 Şubat’a dek izlenime açık açık tutulacak. (0324 2389500)

GAZİANTEP

– Ömer Doğan’ın Sanko Sanat Galerisi’ndeki, “Fas Fotoğrafları” adlı fotoğraf sergisi sürüyor. Çekimlerinde, sanatın biçim, içerik ve estetik değerlerinden yararlanan görüntülere özen gösteren Doğan’ın, Fas’ın doğal güzellikleri ve kültürünü yansıtan karelerden oluşan sergisini sanatseverler, 13 Şubat tarihine dek her gün 10.00-22.00 saatleri arasında gezebilecek. (0342 3666066)

MÜZİK

İSTANBUL

– Nardis Jazz Club’te bugün 21.30’da Salliel Bros grubu; salı, 21.30’da Uğur Güneş Trio; çarşamba 21.30’da Mark Alban Lotz Band; perşembe 21.30’da Önder Kağan Fetih; cuma 22.30’da Deniz Tasar 5tet; cumartesi 22.30’da Dilek Sert Erdoğan Moments konserleri. (0212 232 98 30)

– Caddebostan Kültür Merkezi’nde çarşamba saat 20.30’da Borusan Quartet ve Burhan Öçal, cuma saat 20.00’da İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası – İsveç Haftası konseri (0216 467 36 00)

– Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde cumartesi saat 21.00’de Amsterdam doğumlu sanatçı Karsu’nun konseri (0850 222 67 76)

– Salon IKSV’de çarşamba saat 21.300’da Kekko Fornarelli Trio, cuma saat 22.00’de Garanti Caz Yeşili: ‘Sleep Party People’, cumartesi 22.30’da Korhan Futacı ve Kara Orkestra konseri. (0212 334 07 57)

– Moda Sahnesi’nde salı 20.30’da Piatango topluluğunun konseri. (0216 330 58 01)

– Süreyya Operası’nda bugün saat 20.00’de Hüseyin Sermet piyano resitali. (0216 346 15 31)

– İş Sanat’ta cuma saat 20.00’de Sinema Senfoni Okestrası, Serdar Yalçın konseri. Konserde onlara oyuncu Halit Ergenç eşlik edecek. (0212 316 10 83)

– Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda bu ay konser yok. (0212 232 98 30)

– Lütfi Kırdar’da cuma saat 20.00’de Tekfen Filarmoni Okestrası konseri. (0212 373 11 00)

– Bostancı Gösteri Merkezi’nde cumartesi saat 21.00’de Demet Akalın konseri. (0216 362 1161)

– garajistanbul’da cuma saat 23.00’de Hayko Cepkin, cumartesi saat 23.00’de Gripin konserleri var. (0212 244 4499)

– Jolly Joker İstanbul’da çarşamba saat 21.00’de Mert Ali İçelli; perşembe saat 21.00’de Esin İris, cuma saat 22.00’de Halil Sezai, cumartesi saat 22.00’de Yaşar konseri. (0212 249 0749)

– KadıköySahne’de yarın saat 21.00’de Kuzey Ormanları Savunması Dayanışma Gecesi konseri; cumartesi saat 22.30’de Nev konseri. (0216 550 04 92)

– Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde bugün saat 22.30’da Vera; yarın saat 22.30’da Zeynep Casalini, çarşamba saat 22.30’da Son Feci Bisiklet grubu; perşembe saat 22.30’da Niyazi Koyuncu; cuma saat 22.30’da Can Gox ve saat 22.30’da Shantel ve Bucovina Club Orkestar konseri. (0212 245 10 48)

ANKARA

– CSO Konser Salonu’nda, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın şef Rengim Gökmen yönetiminde vereceği, Wenzel Fuchs (klarinet) ve Orkun Civelek’in (klarinet) solist olarak yer alacağı konser 5, 6 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 310 72 90)

– Bilkent Konser Salonu’nda, Bilkent Senfoni Orkestrası’nın (BSO) şef Rauf Abdullayev yönetiminde vereceği, Pervin Çakar’ın (soprano) solist olarak yer alacağı “Titanların Aşkı” başlıklı konser 31 Ocak’ta saat 20.00’de, şef Patrick Gallois yönetiminde vereceği “İtalya’dan Kartpostal” başlıklı konser 7 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 290 17 75)

TİYATRO

İSTANBUL

– Devlet Tiyatroları Beykoz Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde “Cimri” cuma, cumartesi 20.00. Cevahir Sahneleri Salon 1’de “Çöl Fırtınaları” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00. Cevahir Sahneleri Salon 2’de “Yaşamak Denen Bu Zahmetli İş” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00. Küçük Sahne’de “Hüzzam” salı, çarşamba, perşembe cuma, cumartesi 20.00. Küçükçekmece DT Sahnesi’nde “Ellerimin Arasındaki Hayat” perşembe, cuma 20.00. Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “Ramiz ile Jülide” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00. (0 212 292 39 00 )

– İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları F. Reşat Nuri Sahnesi’nde “Türkiye Kayası” perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30. Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Kısasa Kısas”çarşamba, perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30. Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde “Kabare” perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30. Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde “Cibali Karakolu” perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30. Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde “Vişne Bahçesi” perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30. Üsküdar Müsahipzade Celal Sahnesi’nde “Ölü Ordunun Generali” perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30. Ümraniye Sahnesi’nde “Hıdrellez” perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30.(0 212 455 39 20)

– Bakırköy Belediye Tiyatroları Müşfik Kenter Sahnesi’nde “Külhanbeyi Müzikali” perşembe 20.30, “Kaç Baba Kaç” cuma 20.30, “Hayvan Çiftliği” cumartesi 20.30, çocuk oyunu “Güneşin Çocukları” pazar 11.00, “Romeo ve Juliet” pazar 15.30. Turhan Tuzcu Sahnesi’nde “Şişman Domuz” çarşamba 20.30, “Azizce” cuma 20.30. (0 212 414 96 47)

– Tiyatro Pera’da, cuma, cumartesi 20.00, pazar saat 18.30’da “Ah Smyrna’m Güzel İzmir’im” adlı oyun sahnelenecek.

– Ortaoyuncularda “Masal Müfettişi” cuma 20.00, “Ferhangi Şeyler” cumartesi 20.00, pazar 18.00. (0 212 251 18 65)

– Dostlar Tiyatrosunun “Bir Delinin Hatıra Defteri” oyunu cuma, cumartesi 20.30 Kenter Tiyatrosu (0 212 246 35 89)

– Oyun Atölyesi “Testosteron” bugün ve yarın 20.30, “Kim Korkar Hain Kurttan” perşembe, cuma, cumartesi 20.30, pazar 16.00. (0216 345 39 39)

– Kumbaracı50 “Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi” perşembe, cuma 20.30, “Bir İdam Mahkumunun Son Günü” cumartesi 20.30. (0 212 243 50 51 )

– Maya Cüneyt Türel Sahnesi’nde “Üstü Kalsın” çarşamba, cumartesi “Van Gogh” cuma günü sahnelenecek.

– Moda Sahnesi’nde “Sen Balık Değilsin ki” bugün 20.30, “Ormanlardan Hemen Önceki Gece” cuma 19.00. (0 216 330 58 00)

– Tiyatro Ölü Aktörler’in “Normal” adlı oyunu çarşamba Tiyatro Hal’de, “Uzak Adalar” oyunu perşembe Bakırköy Yunus Emre Kültür Merkezi’nde. ANKARA

– Akün Sahnesi’nde, “Vanya Dayı” adlı oyun 8 Şubat’a dek cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Kanlı Düğün/Sivas DT” adlı oyun 10-15 Şubat tarihleri arasında, cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Sarı Naciye” adlı oyun 24, 25, 26, 27, 28 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 427 19 71)

– Altındağ Tiyatrosu’nda, “Nalınlar” adlı oyun 3-8 ve 17-24 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Kuaförde Bir Gün” adlı oyun 10-15 ve 25-28 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Miyhavlar Tiyatrosu” adlı oyun 17, 19, 24, 26 Şubat’ta saat 11.00’de. (0 312 316 59 02)

– Büyük Tiyatro’da, “Teneke” adlı oyun saat 15.00’te, “Çalıkuşu” adlı oyun 10, 13 Şubat’ta saat 20.00’de, 15 Şubat’ta saat 15.00’te, “Hedda Gabler” adlı oyun 22 Şubat’ta saat 15.00’te, 24 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 324 22 10)

– Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesi’nde, “Satıcının Ölümü” adlı oyun 3, 4, 5, 6, 7 Şubat’ta saat 20.00’de, 8 Şubat’ta saat 15.00’te, “Cymbeline” adlı oyun 10, 11, 12, 13, 14 Şubat’ta saat 20.00’de, 15 Şubat’ta saat 15.00’te, “Teneke” adlı oyun 17, 18, 19, 20, 21 Şubat’ta saat 20.00’de, 22 Şubat’ta saat 15.00’te, “Macbeth” adlı oyun 24, 25, 26, 27, 28 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 240 00 91)

– Küçük Tiyatro’da, “Sevgili Hayat/İstanbul DT” adlı oyun 3, 4, 5, 6 Şubat’ta saat 20.00’de, 7 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 8 Şubat’ta saat 15.00’te, “Karlar Kraliçesi” adlı çocuk oyunu 10 Şubat’ta saat 11.00’de, “Yeşilçam” adlı oyun 10, 11, 12, 13 Şubat’ta saat 20.00’de, 14 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 15 Şubat’ta saat 15.00’te, “Ramiz ile Jülide” adlı oyun 17, 18, 19, 20 Şubat’ta saat 20.00’de, 21 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 22 Şubat’ta saat 15.00’te, “Meraklısı İçin Öyle Bir Hikâye” adlı oyun 24, 25, 26, 27, 28 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 311 11 69)

– Oda Tiyatrosu’nda, “Kontrabas” adlı oyun 3, 4, 5, 6, 7 Şubat’ta saat 18.30’da, “Kuğu’nun Şarkısı/Bir Evlenme Hikâyesi” adlı oyun 10, 11, 12, 13, 14 Şubat’ta saat 18.30’da, “Hüzzam” adlı oyun 17, 18, 19, 20, 21 Şubat’ta saat 18.30’da, “Nehir” adlı oyun 24, 25, 26, 27, 28 Şubat’ta saat 18.30’da. (0 312 311 11 69)

– Stüdyo Sahne’de, “Sabır Taşı” adlı oyun 3, 6 Şubat’ta saat 20.00’de, 8 Şubat’ta saat 15.00’te, “İyiyim” adlı oyun 10, 13, 24, 27 Şubat’ta saat 20.00’de, 15 Şubat’ta saat 15.00’te, “Bizim Yunus” adlı oyun 17, 20 Şubat’ta saat 20.00’de, 22 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 397 30 24)

– Tatbikat Sahnesi’nde, “Kuğu’nun Şarkısı/Bir Evlenme Hikâyesi” adlı oyun 3, 4 Şubat’ta saat 20.00’de, “Aklımdaki Kadınlar” adlı oyun 10, 11, 17, 18, 24, 25 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 467 71 72)

– İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi’nde, “Nihayet Bitti” adlı oyun 4, 5, 25 26 Şubat’ta saat 20.00’de, 7, 15, 28 Şubat’ta saat 15.00’te, “Meraklısı İçin Öyle Bir Hikâye” adlı oyun 11, 12 Şubat’ta saat 20.00’de, 14 Şubat’ta saat 15.00’te, “Bernarda Alba’nın Evi3 adlı oyun 18, 19 Şubat’ta saat 20.00’de, 21 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 397 30 24)

– Şinasi Sahnesi’nde, “Nereye” adlı oyun 3, 4, 5, 6, 7 Şubat’ta saat 20.00’de, “Üç Şehzade” adlı oyun 6 Şubat’ta saat 11.00’de, “Alacaklılar” adlı oyun 17, 18, 19, 20 Şubat’ta saat 20.00’de, 21 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 22 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 467 17 44)

– 75. Yıl Sahnesi’nde, “Mevlana Aşk ve Barış Çığlığı” adlı oyun 4, 5, 11, 12 Şubat’ta saat 18.30’da, 7, 14 Şubat’ta saat 15.00’te, “Euridice’nin Elleri” adlı oyun 18, 19, 21, 25, 26 Şubat’ta saat 20.00’de, 28 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 432 27 46)

– Tiyatro Pembe Kurbağa’da, “Küçük Denizkızı” adlı çocuk oyunu 7, 14, 21, 28 Şubat’ta saat 12.00’de, “Sevgili Kardan Adam/Bebek Tiyatrosu” adlı çocuk oyunu 8, 15 Şubat’ta saat 12.00’de, “Havuç Tarlasındaki Koca Fil/Bebek Tiyatrosu” adlı çocuk oyunu 22 Şubat’ta saat 12.00’de, “Ali Nihat’la Sihirli Yolculuk” adlı çocuk oyunu 8 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 418 02 98)

– Ankara Sanat Tiyatrosu’nda, “Tesadüfen Kadın” adlı oyun 8, 22 Şubat’ta saat 15.30’da, 20 Şubat’ta saat 20.00’de, “Beş Para Etmez Varyete” adlı oyun 6, 7 Şubat’ta saat 20.00’de, 15 Şubat’ta ve 1 Mart’ta saat 15.30’da, “Selamün Kavlen Karakolu” adlı oyun 13, 27 Şubat’ta saat 20.00’de, 14, 21, 28 Şubat’ta saat 15.30 ve 20.00’de. (0 312 417 76 76)

– Tiyatro Tempo’da, “Köpek Olmak İstiyorum (+4 yaş)” adlı çocuk oyunu 8 Şubat’ta saat 13.00’te, “Uçtu Uçtu Öykü Uçtu (+3 yaş)” adlı oyun 15 Şubat’ta saat 13.00’te, “Mutluluk Oyunu-Pollyanna (+8 yaş)” adlı çocuk oyunu 15 Şubat’ta saat 16.00’da, “Karagöz Cadılar ve Hint Fakiri (+4 yaş)” adlı oyun 22 Şubat’ta saat 13.00’te, “Bir Büyükanne Aranıyor (+6 yaş)” adlı çocuk oyunu 22 Şubat’ta saat 16.00’da, “Bavuldaki Hayatlar” (+15 yaş) adlı yetişkin oyunu 20 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 232 32 92)

– Adana Devlet Tiyatrosu (ADT), Müsahipzade Celal’in yazdığı, Münir Canar’ın yönettiği, “Macun Hokkası” adlı oyunu yarından itibaren yeniden Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi’nde sahneleyecek. Dekor tasarımı Güven Öktem, giysi tasarımı Fatma Sarıkurt, ışık tasarımları da Halil İbrahim Karahan’a ait oyunu tiyatroseverler hafta içi 20.00’da cumartesi 15.00 ve 20.00’da izleyebilecek. ADT oyuncuları, Azade Küçükaycan’ın yazıp yönettiği, “Merhaba Hayat” adlı müzikli danslı çocuk oyununu ise çarşamba günü 14.00’da pazar günü ise 11.00’da küçük tiyatro severlere sunacak. Oyunun karakterleri Jülide, Büyük Ayıcık ve Minik Ayıcık’ın çocuklara renkler ve sayılar ile mevsimleri diyaloglarla anlatması oyun sırasında renkli görüntülerin ortaya çıkmasına sahne oluyor. (0322 3523355)

– Çukurova Belediyesi Şehir Tiyatrosu, David Gieselmann’ın yazdığı, “Bay Kolpert” adlı oyunu bugün 20.00’da Orhan Kemal Kültür Merkezi’nde sahneleyecek. Adana Devlet Tiyatrosu sanatçılarından Murat Aslan’ın yönettiği, komedi-gerilim türündeki, “Bay Kolpert”te Salih Akbalı, Dilek Kont, Mehmet Avcı, Burak Zerayalp, Ahmet Eldek ve Zeynep Ak rolleri paylaşıyor. ÇBŞT oyuncuları, “Baş Kolbert”i her perşembe akşamı 20.00’da tiyatroseverler için yineleyecek. (0322 2345325)

– Adana Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu, Yunan yazar Dimitri Psathas’ın yazdığı, Turgut Bağır’ın yönettiği, “Yalancı Aranıyor” adlı oyununu sahnelemeyi sürdürüyor. Ergün Özfırıncı, Halil İbrahim Kurum, Özlem Özel, Nermin Salman, Orhan Kuşçu, Dilek Polat, Önder Özcan, Tufan Naharcı, Feridun Yıldırım, Semih Yeşil, Çağla Yeleç ve Hüseyin İnan Biçir’in rol paylaştıkları politik güldürü her cumartesi 15.00 ve 20.00’da tiyatroseverler için yineleniyor. BBŞT oyuncuları Nurhan Özgür’ün yazdığı, Dr. Rasim Aşın’ın yönettiği, “Dede Korkut Kitabı” adlı masalsı çocuk oyununu da salı ve çarşamba günleri 14.30’da, cumartesi günleri de 11.00’da yineliyor. (0322 4589347)

Kaynak: Medya

Müzik eğitimin temel parçalarından biride solfej eğitimidir. Hangi dal olursa olsun doğru müzik eğitimini notasız düşünemeyeceğimiz gibi solej ile desteklenmeyen müzik eğitiminin bir ayağınında eksik kalacağı gerçektir.

Solfej_ve_Nota_Bilgisi_

 

Müzik eğitiminde pek çok farkındalıklar yaratan kurumumuz, süreç içersinde öğrencilerin enstrüman eğitimlerini alırken ders esnasında nota ve solfej eğitimi verilmesine rağmen hangi yaşta olursa olsun evde enstrüman çalışmaları ve tekrarı yapılsa dahi öğrencinin kendi başına yeterli düzeyde nota ve solfej tekrarı yapmadığı anlaşılmıştır.

Dolayısıyla da enstrüman eğitiminin enazından bazı öğrenciler için sağlam temellere oturtulmasında zorluklar olduğu yönetim ve öğretmenlerimiz tarafından gözlemlenmiştir. Dolayısıyla müzik bölümü öğrencilerine; evde tekrarlanmadığı için kesinlikle ek olarak solfej eğitimi verilmesinin zorunluluk olduğu kabul edilmiştir. Kurumumuzun başarılı ve iyi müzik bilgisi ile donanmış öğrenciler ve sanat severler yetiştirmenin sağlam müzik kulak  atyapısı oluşturulması amacı ile solfej eğitimlerinin velilerimize ek maliyeti olmaması anlamında öğrencilerimize yönelik ücretsiz eğitimlere başlamıştır.

Bildiğimiz kadarı ile kurs olma özelliği taşıyan hiçbir kurumda bu denli ücretsiz solfej eğitimi verilmemektedir. Şuan itibarı ile haftada 5 saat ücretsiz solfej eğitimi verilen kurumumuzda öğrencilerin durumuna göre mümkün olan her türlü olanak zorlanarak solfej saatleri artırılmaktadır.

 

Bu arada “solfej” hakkında bir takım bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.

Solfej’in tanımı:

solfej-cocuklar-icin

Bir müzik parçasının notalarını, do, re, mi gibi tek sesli adlarla okuyarak seslendirmeye denir. Bu anlamıyla solfej, bir müzik parçasının notalarını okumak ya da çalmak ile özdeştir. Müzik öğretiminde bu amaçla yapılan çalışma ve araştırmalara da solfej denir. Bu çalışma a, o, u gibi ünlülerle yapılırsa buna vokaliz adı verilir.

Solfej çalışmasında öğrenciler anahtarları, ses aralıklarını ritimleri, tonalite ve değiştirme işaretlerini, özetle müzik yazımının bütün öğelerini tanımayı ve bunları gerçek seslere dönüştürmeyi öğrenirler. Bu bakımdan solfej müzik öğreniminde önemli bir yer tutar. Yalnızca şan öğrencileri değil, çalgı öğrencileri de solfej eğitimi görürler.

Solmizasyon ise, bir ses dizisindeki notaları hecelerle adlandırma yöntemine verilen addır. Eski Yunan, Hint ve Çin müziklerinde de solmizasyona yöntemleri vardır. Avrupa müziğinde en çok kullanılan ve günümüzde de yaygın olan solmizasyon yöntemini ortaçağda İtalyan öğretmen ve müzik bilgini Arezzolu Guido bulmuştur.

Altı notalı ses dizisini (heksakord) temel dizi olarak alan Guido, her notaya bir hecenin adını verdi. Bu heceleri, dizeleri bu notalarla başlayan Latince yazılmış olan çok tanınmış bir ilahiden aldı.

Yöntemin adı sol ve mi hecelerinden gelir. İki ana solmizasyon yöntemi vardır. Değişmeyen do adı verilen yöntemde her hece belli bir notanın adıdır ve başka bir nota için kullanılmaz. Do her tonalitede do, sol her tonalitede sol notasının adıdır. Değişken do adı verilen diğer sistemde ise, bütün tonalitelerde do birinci, re ikinci, mi üçüncü notanın adını gösterir. Dolayısıyla do, do majör ya da do minör tonunda do’yu, buna karşılık sol majör veya sol minör tonunda sol’u gösterir.

İngiltere’de 19. yüzyılda şan eğitiminde yaygın olarak kullanılan tonik sol-fa sistemi de bir solmizasyon türüdür. Bu yöntem de değişken do yöntemine dayanır. Sarah Ann Glover adlı İngiliz bir öğretmenin bulduğu bu yöntem, normal majör dizisinin yedi notasını temel olarak alır. Tonik sol-fa sisteminde doh (okunuşu do), ray (re), me (mi), fah (fa), soh (so), lah (la) ve te (ti) heceleri kullanılır. Yazılı biçiminde bu heceler d, r, m, f, s, l ve t olarak kısaltılır. Diyezli notalarda bu hecelerde e (i) ünlüsü, bemollü notalarda ise a (e) ünlüsü kullanılır. Bugün eskisi kadar yaygın olarak kullanılmayan tonik sol-fa sistemi Galler’de ve İngiltere’nin kuzey kesimlerinde kullanılmaktadır.

 

Öğrencilerimiz için ücretsiz Solfej eğitimlerimizin olduğu günler :

Okul öncesi

Salı 18:00

Çocuk Solfejler

-Seviye 1 Cumartesi-Pazar 18:00

-Seviye 2 Cumartesi 13:00-

-Salı 18:00 (02.12.2014 –Aralık ayında açılacaktır)

Yetişkin Solfej

Cumartesi 19:00

Tüm öğrencilerimizin mümkün olduğunca bir gruba dahil olup düzenli olarak solfej derslerine katılmasını ve önemsemesini diliyoruz.

 

2009 yılından bu yana sizler için sanat adına faaliyet gösteren ” Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği” aynı zamanda Bakırköy’de M.E.B.’e bağlı olarak sadece sanat eğitimi veren ilk kurum olma niteliğindedir.

NAR_SANAT

 

Elbette gerek çocukların, gerek yetişkinlerin kaliteli, saygın, nitelikli eğitimler alacağı ve aynı zamanda bir STK olarak kültürel faaliyet ve gösteriler, sergiler gibi halkın kolaylıkla ulaşabileceği sanatsal faaliyetlerde bulunmak ve şimdiye kadar 6 yılda yaklaşık olarak 3500-4000 sanatsevere sanat eğitimi vermek ve sanatı sevdirmek bizleri mutlu ediyor.

Yeni bir eğitim dönemi daha başlıyor. Eğitim dönemi ile beraber, halkımıza sanat adına daha pek çok sürprizlerimiz olacak.

Tüm zorluklarda yanımızda olan üyelerimiz,  öğrencilerimiz ve velilerimize ve elbette sanatçı ve eğitmenlerimize minnettarız.

Nar Sanat Yönetim Kurulu

 

Çocuklarımız bale yapsın diye Nar Sanat’dan karşılıksız % 50 burs

bale-kursları nar sanat

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği dikeySanat eğitiminin tüm dallarında kaliteli ve saygın eğitimler veren kurumumuz gelen talepler doğrultusunda çocuklarımızın daha iyi bale eğitimi alması için Cumartesi ve Pazar günü birer grup olmak kaydı ile (10 kişilik 2 sınıf) % 50 burs ile öğrenci alacaktır.

Kurs bedelinin % 50’si M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’nun sahibi olan Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği tarafından karşılanacaktır.

Açılacak sınıf 4-6 yaş aralığını kapsamaktadır. Sınırlı sayıda olacak olan burstan faydalanmak için bizzat gelerek form doldurmanız gerekmektedir. Kontenjan dolmadan lütfen başvurunuzu yapınız.

Diğer bazı sanat eğitimi dallarında da Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği tüzüğünün gereklerini yaparak çocuklarımızla sanatı buluşturma hazırlığında. Kısa bir zaman sonra pek çok branşta grup dersi şeklinde burslar verilecek.

Not: İnternet üzerinden yapılan başvurular kabul edilmeyecektir.

Bale hakkında kısa bilgi:

bale-vertikalBale hakkında kısaca bilgi vermek gerekirse; Bildiğiniz gibi özellikle kız çocuklarımızın sevdiği ve ilgi gösterdiği  bale her türlü dans eğitiminin temelidir. Bale kursundan alacakları eğitim ile öğrenciler incelik, zarafet,teknik, disiplin, esneklik ve dayanıklılık gibi çocuk gelişimini etkileyen faktörleri öğrenirler.  O nedenle, çocuk olsun yetişkin olsun bir insanın çalışacağı en önemli dansın formunun bale olduğu bir gerçektir.

Bale eğitiminde de diğer sanat dallarında olduğu gibi odak kaliteli sanat eğitimi olmalıdır. Eğitim kalitesinden asla taviz vermeyen Nar Sanat Eğitim Kursu tüm dallar gibi Bale eğitiminde de siz velilerimizin yanında.

Bale için uygun yaş aralığı nedir?

Çocuk fiziksel gelişiminin gereklerinden olan, sağlık, esneklik ve düzenli bir yaşamın alışkanlık olması ve yerleşik hale gelmesi için yapılacak en uygun ve sevilerek yapılan dans türü olan baleye günümüzde en çok çocuklar ilgi göstermektedir. Doğru bale eğitimi erken yaşlarda başlar.

Bildiğiniz gibi fiziki yapı ve zihinsel farkındalığın, bedensel disiplin ile eğitime daha yatkın olunan en uygun zaman elbette çocukluk dönemidir. Gerek figürlere kolay uyum hem de fiziksel hareketlerin yerleşik hale gelmesi bu yaşlarda daha rahat ve uygun olmaktadır..

Baleye başlama yaşı konusunda farklı söylemler olsa dahi genel olarak 4 ile 7 yaş arası daha uygun görülmekle birlikte üst sınır olarak 11 yaşa kadar uzanılabilmektedir. Elbette bale sadece kız çocukları tarafından yapılan bir dans türü değildir. İster kız olsun ister erkek çocuk şart ve koşullar aynıdır. Hatta zaman zaman 3,5 yaş civarı çocuklar

 Halk Bilim’in(Folklör) öğelerinden kabul edilen Halk danslarının genel kabul görülen tanımlamasını yapacak olursak şu şekilde açıklamamız mümkün; “Genel geçer tanımlama anlamında  tanımlayacak olursak; Halk dansları  hareket ve müzik olmak üzere iki ayrı öğeden oluşmuş bir bütündür. “Düzgün ve birbirine benzeyen ritmik hareketlerin uyumlu bir biçimde ortaya konulmasından oluşan oyun”, nadiren müzik eşliği olmaksızın belli bir ritme bağlı olarak da meydana gelebilir. Hareket bir bütün olarak temelini ayaktan başlatmak üzere, vücut ve kollara kadar uzanır.

halk dansları kursu bakırköyVücut bölümlerinin uyumlu hareketleri kadar, grubun uyumlu hareketlen de estetiği yaratır. Hatta bazen bir bakış bir duruş bile estetik bir ifadedir. Musikide, estetiğin sesle ifadesi ve desteklenmesidir.

Özetleyecek olursak, kavram olarak halk oyunu; göze ve kulağa hoş gelecek tarzda düzenlenmiş, ölçülü ve dengeli hareket yoluyla, estetik bir etki ve heyecan yaratan, çoğunlukla, ses birimlerinden nadana gelen anonim halk müziği ile desteklenmiş, hareket ve müzik bütünleşmesidir.”

Anadolu toprakları, tüm Avrupa’nın toplamından daha fazla halk oyunları çeşitliliğine sahiptir. Medeniyetler beşiği olan ülkemiz topraklarında bu kadar çeşitlilik varken bunu görmezlikten gelmemiz mümkün değil.

Zaman aynı zaman elbette fakat değişimler artık eskisi gibi değil sürecin bu kadar hızlı değiştiği ve kültürlerin giderek bir birine yaklaştığı dönemimizde Halk danslarının modern danslardan da etkilenmemesini beklemememiz gerekir. Bu anlamda halk müziğinin ve halk danslarının çağın gerekleri içersinde hareket etmesi ve modern öğeler taşıması kadar doğal bir durum olamaz.

rusyada 23 nisan çocuk şenlikleriAnadolu’nun bereketli topraklarından çıkan halk danslarını modern danslarla birleştirmek daha bir enerjik ve daha güçlü yapıya ulaşmasını sağlamaktadır. Bu elbette geçmişi deforme etmek veya yok saymak, görmezlikten gelmek değil zamana ayak uydurmak eski ve yeninin sentezi haline dönüştürmektir.

Çağın hareketli ve hızlı yapısı içersinde, teknolojiden yaşam şekline kadar hızlı dönüşümde gelenekten gelen kültürel miraslarında çağın gereklerine uymasını bir deformasyon değil eski ile yeninin sentezi olarak değerlendiren kurumumuz bu bağlamda Anadolu halk danslarını stilize ederek çağımızı aşan bir yapıya ulaşması için Halk dansları eğitimi vermeye başlıyor.

Eğitmenimiz Deniz İME (Özgeçmişi için ada tıklayınız) yönetiminde çocuk ve yetişkin olmak üzere halk dansları eğitimine başlıyoruz.

Nar Sanat imkanlarından faydalanmak ve eğitimler hakkında daha fazla bilgi almak için lütfen bize ulaşın.

Tel: 0212 570 80 68  veya 0530 880 7180  lütfen aramak için tereddüt etmeyiniz.

Çocuk sahibi olmak, çocuk yetiştirmek ve elbette ki çocuğumuzu farklı, ayrıcalıklıkılmak için tüm anne ve babalar yoğun çaba sarfeder hatta eskinin deyimi ile” yemez yedirir, içmez içirir, giymez giydirir” fakat hangimiz çocuğumuzun donanımlı ve sanat ile yoğrulmasını istemeyiz ki?  Günümüz koşullarında imkanlarımız ölçüsünde çocuklarımızı ayrıcalı hale getirmek için ve zorunluluklar dışında virtüoz olup olmamasının elbette bir önemi olmadan (ki doğrusu da budur) bir hobi sahibi olması için herhangi bir sanat eğitimi almasını arzularız. 

PİYANO KURSU BAKIRKÖY Bu anlamda elbetteki herhangi bir sanat dalı ile uğraşan çocuklar gerçekten de herhangi bir sanat dalı ile uğraşmayan çocuklardan daha farklıdırlar. Resimden piyanoya, piyanodan keman ve dans kadar herhangi bir dal ile ilgilenmesi ve bundan vazgeçmeden teşvik ederek sonuna kadar desteklememiz gerçekten çok önemli. Hiçbir sanat dalı diğerinden daha üstün değildir daha karmaşık olabilir daha uzun süreli ve azmana yayına bir öğrenme süreci olabilir fakat tüm sanat dalları çaba ve emek ister, bu anlamda bakıldığında biri diğerinden daha kolay değildir. . Hele ki bu eğitimi alacak bir çocuksa sadece çocuğun değil aileninde emek ve çabasını sabrını sınamaktır sanat eğitimi.

Sizler için kurulan Nar Sanat Eğitim kursu bunun için sizlerle birlikte gerek çocuklarımız gerekse siz yetişkinler için en iyisi ve engüzeli için çalışıyoruz. Bu hafta piyano eğitiminin önemini içeren bir yazıyı sizlerle paylaşmak istedik. Okurken sıkılmayacağınıza eminiz. (Yazı 2008 yılına aittir)

İyi okumalar!

Piyano çalsın zeki olsun

Araştırmalara göre, küçük yaşta piyano çalmaya başlamak zihinsel gelişimi olumlu yönde etkiliyor.

Bir piyano görüp de tuşlarına basarak farklı sesler çıkarmaktan hoşlanmayan çocuk neredeyse yok gibidir… Piyano çalmaya başlayan bir çocuk için piyanosu, basit bir müzik aletinden çok daha fazla şey ifade eder. Çünkü o her çocuğun kendini anlatabileceği eşsiz bir araç…

Uzmanlar piyano çalmanın saymakla bitmeyen artıları olduğunu vurguluyor. Kendine olan güveni artan çocuk, aynı zamanda en çok ihtiyacı olan şeye kavuşuyor, yani farkediliyor. Bunun dışında son zamanlarda Amerika’da yapılan bir araştırmanın ortaya çıkardığı sonuçlar da piyano ve zeka arasındaki ilişkiyi açıkça ortaya koydu. Fizikçi Gordon L. Shaw ve psikolog Frances H. Rauscher’in 78 çocuk üzerinde yaptığı araştırmaya göre, okul öncesi çocuklara piyano dersi vermek, çocukların zihinsel yapısını geliştiriyor ve bu çocuklar öncelikle matematik ve fen dallarında olmak üzere pek çok alanda diğerlerine göre daha başarılı oluyor. Deney küçük çocuklar üzerinde yapılmış olsa da, 12 yaşına kadar alınan piyano derslerinin zekanın gelişiminde aynı etkiyi yaratacağı belirtiliyor.

piyano eğitimi ve dersÇoğu piyano öğretmeni, piyanoya küçük yaşta başlanması konusunda hemfikir. Çocuğun küçük yaşta öğrendikleri hem daha iyi yerleşiyor hem de zihinsel gelişimine katkıda bulunuyor. Ayrıca yaş büyüyüp, gençlik yılları başladıkça okul ve kulüp aktiviteleri, sevgililer, bilgisayar oyunları, diskolar, seyahatler gibi pek çok etken çocuğun ilgi alanının dağılmasına ve yeteri kadar olaya konsantre olamamasına neden oluyor. Ama piyano ve müzik sevgisi çocuğun ruhuna küçük yaşta işlendiğinde, sonradan gelen tüm aktiviteler ikinci derecede önem taşıyor. İster ünlü bir piyanist olsun, isterse piyanoyu bir hobi olarak devam ettirsin, piyano çalacak olan çocuğun yaşının çok ilerlemeden piyano başına oturması öneriliyor.

ÖĞRETMENİN ÖNEMİ

Herşeyde olduğu gibi piyano eğitimine verilen tepki de çocuktan çocuğa büyük farklılıklar gösteriyor. Kimileri sabırlı ve çalışkan olurken, kimi çocuk da çok kabiliyetli olduğu halde çabuk sıkılabiliyor. Bu konuda ailelere düşen görev özellikle küçük yaşlardaki çocukları gereksiz yere hırpalamamaları. Yani olayın kilit noktası çocuklara aşırı yüklenmemekte. Her çocuk mükemmel piyano çalacak diye birşey yok. Zaten müzik eğitimi alması için çocuğun ille de çok yetenekli olması gerekmiyor. Ama bir virtüoz olmasalar bile piyano çalan çocukların ileriki yaşamlarında pek çok alanda daha başarılı olacakları, algılama ve öğrenme kapasitelerinin artacağı, koordinasyon kurma yeteneklerinin ve yaratıcılıklarının gelişeceği de gözden çıkarılmaması gereken gerçekler arasında…

piyano eğitimi13Bu yeni girişimdeki en önemli unsurlardan biri hiç kuşkusuz çocuk ve piyano öğretmeni arasında kurulan ilişki. Piyanoya yeni başlayan bir çocuk için en önemli ders, piyano ve öğretmeniyle tanıştığı ilk ders… Öğretmen kendini çocuğa nasıl tanıtırsa, sonraki dersler de o yolda devam ediyor. Piyano öğretmenleri bir sanat öğretmeni olarak, çocuğun müziksel potansiyelinin açığa çıkmasına yardımcı oluyor. İşte bu nedenle de çocuğun kendini öğretmenin yanında rahat hissetmesi, onun kendisini anladığına inanması gerekiyor.

Öğretmenler biraz da öğrencilerin yaşına göre davranmak zorunda. Küçük çocuklara ders veren bir öğretmenin çocuğun limitlerini iyi algılayarak gereksiz yere zorlamaması gerekiyor. Çocuğa piyano çalmanın nasıl eğlenceli olabileceğinin öğretilmesi şart. Öğrenciler, yaşları büyüdükçe öğretmenden ona saygı duymasını ve doğru ile yanlışı kendisine göstermesini bekliyorlar. Öğretmen gerçekten çok önemli, çünkü öğrenme isteği, öğretmenin öğretme isteği ile çok yakından ilgili.

NEDEN KLASİK PİYANO

Günümüzde piyano eğitimi denince akla hemen klasik piyano eğitimi geliyor. Oysa radyoyu ya da televizyonu açtığımızda klasik müziğe çok nadiren rastlanıyor. Genelde hep pop, rock ya da alternatif müzikler duyan çocuklar neden Bach, Chopin ya da Beethoven çalmaya zorlanıyor? Klasik müzik eğitimi veren öğretmenler bunun çok önemli nedenleri olduğunu söylüyor. Bir kere klasik müzik son derece matematiksel bir yapı içeriyor. Uzmanların zihinsel gelişimi sağladığını söyledikleri tüm matematiksel yapı bu müziğin içinde var. Günümüzün stillerinin çoğunun çıkış noktası da klasik müzik. Bu nedenle müzik aleti çalmada ve bestelemede klasik metodların kullanımı son derece etkili oluyor. Popüler bir şarkıyı çalan birinin klasik müzik geçmişi olması büyük bir avantaj sağlıyor. Çünkü, klasik müzik çalmış biri çalarken daha gelişmiş teknikleri kullanabiliyor ve daha iyi sesler çıkarabiliyor.

Çocukların piyano öğrenmelerindeki en önemli unsurlardan biri de evdeki piyanonun akordu… Çocuğun aldığı dersten ve çaldıklarından zevk alıp, motive olabilmesi için piyanosundan doğru seslerin çıkması gerekiyor.

Müzik eğitiminin en önemli kısımlarından birisi de kulak eğitimi… Bu nedenle piyanonun akort edilmesi önemli bir etken. Bir piyanonun hangi sıklıkta akort edilmesi gerektiğini bulunduğu ortamın nemliliği belirliyor. Ortamın ne çok kuru ne de çok nemli olması gerekiyor. İklim etkilerini en aza indirmenin bir yolu da piyanoyu sık sık açılıp kapanan kapılardan ve pencerelerden uzak bir yere koymak. Doğrudan güneş ışığı alan yerler, şömine ve havalandırma yanları da piyanonun durması için uygun olmayan yerlerin başında geliyor.

NE DÜŞÜNÜYORLAR

Her çocuğa farklı yaklaşım

piyano-küçük-parmaklarM.S.Ü Devlet Konservatuvarı Öğretim Üyesi Prof. Filiz Ali:

‘‘Piyano çalmak bir koordinasyon meselesi. Çocuk ergenlik çağına geldiğinde, küçükken otomatik olarak öğrenilen şeylerin öğretilmesi de zorlaşıyor. Piyanoya başlanması için en ideal yaş bence 5-7 arası. Tabii ki 3-4 yaşlarındayken evlerinde piyano olup da bu müzik aletiyle erken tanışan çocuklar da olabilir. Bunlarda o yaşlarda üstün bir yetenek görülürse, birşeyler öğretilmeye başlayabilir. Çocuklara piyano öğretmenin çeşitli metodları var. Yıllarca ders vermiş biri olarak şunu söyleyebilirim ki, her çocuğa aynı metodu uygulamak imkansız. Her çocuğa farklı yaklaşmalı.’’

6-8 yaş daha başarılı

Müzik araştırmacısı, piyano öğretmeni Leyla Pamir:

‘‘35 yıldır piyano dersi veriyorum ve pek çok öğrencim oldu. Heidenberg Üniversitesi’nde okuduğum sırada piyano pedagojisi dersleri de aldım. Çok iyi Almanca bildiğim için sonradan orada da hocalık yaptım. Ama şimdiki ortam zor. Farklı müzikler, seyahatler, diskolor, eğlence hayatı falan filan derken çocukların köklü bir müzik eğitimi alabilmeleri giderek zorlaşıyor. Herkes harika çocuk olmadığından dört yaştaki her çocuktan mucize beklememek gerekiyor. Onlara öncelikle melodiyi doğru algılamaları öğretilmeli. Çocuğun kulağı olmadığı durumlarda bile istekli bir çocuksa kulağı geliştirilebilir. Normalde 6-8 yaşlarındaki çocuklardan daha iyi performans alıyorum. 4-5 yaş için başlanmaz demiyorum, ama kabiliyet ve isteğin olması lazım, aksi takdirde çocuk çalışmayabiliyor ve problem çıkıyor. İstisnalar da çıkmıyor değil elbette.’’

Üç yaşında başlayabilir

Çocuk Psikoloğu Murat Güvençer: ‘‘

Sadece piyano değil, başka müzik aletlerinin öğrenilmesi de çocuklar için büyük faydalar sağlıyor. Sinir sisteminde sinaps denilen bağlantı noktaları var. Herşey orada birleşiyor. Bu bağlantılar ne kadar çok artarsa, çocuk zihinsel olarak da o kadar gelişmiş oluyor. Ancak piyano eğitiminin özellikle küçük çocuklarda baskıyla yapılmaması gerekiyor. M İnce motor denilen parmak becerisi üç yaş civarında kazanılıyor. Buradan yola çıkarsak bir çocuğun üç yaşından itibaren piyano çalabileceğini söyleyebiliriz.’’

Okul öncesi

çocukların piyano dersi alması, çocukların zihinsel yapılarını geliştiriyor ve bu çocuklar öncelikle metametik ve fen dallarında olmak üzere pek çok alanda diğerlerine göre daha başarılı oluyor.

Kimileri yuva ve kimileriyse ilkokul çağında olan bu minikler, sınavla girdikleri İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Piyano Bölümü’ne yarı zamanlı olarak devam ediyorlar.

Çocuklar için Piyano Eğitimi nedir ne değildir-PDF

Kaynaklar :[-]

 

Müzik dinlemenin ve müzikle uğraşmanın faydaları çok boyutludur. Müzik çocukların kendini ifade etme yeteneklerini geliştirir, estetik, yaratıcı ve yapıcı düşünme kapasitelerini artırır. Müzikle birlikte çocuğun içsel disiplini çocuğa yavaş yavaş aşılanabilir.

Bakırköy-davul-dersleri

Müzik akademik performansı da olumla etkiler. Okul çağındaki çocukların daha hızlı okumaları; yazma, anlama ve düşünmede öğrenme güçlüğü çeken çocukların eğitimleri; stresin ve sıkıntının azaltılması yine müzikle başarılabilir. Bilim adamlarına göre müzik, bilişsel düşünme kabiliyetini artırmaktadır. Bilişsel düşünme ile müzik arasında güçlü bir ilişki olduğundan müzikle uğraşanlarda ya da sık müzik dinleyenlerde beyin aktivitesi artmaktadır.

Birçok müzik dalında olduğu gibi özellikle Bateri derslerinde eller ve ayakların koordineli kullanılması çocuk veya yetişkinin el-kol koordinasyonunu artırmaktadır. Bunun yanı sıra elbette günlük stresten kaçınma imkânı da sağlamaktadır.

Bakırköy’ün ilk M.E.B. Onaylı davul(Bateri) dersleri vermeye yetkili kuruluşu olan kurumumuzda Davul/Bateri dersleri sizleri bekliyor.

bateri-dersleriFerah, rahat ve güvenli bir ortamda gerek kendiniz ve gerekse çocuklarınızın eğitim alabileceği bir kurumda, ders almanın avantajlarından faydalanmak için henüz geç kalmadınız. Neyazık ki bildiğiniz üzere sınırlı sayıda öğrenci kabul edebiliyoruz.

Okullar açıldı ve artık çocuklarınızın hobilerini gerçekleşme vaktiİstediğiniz gün ve saat imkanını kaçırmayın sınırlı sayıda öğrencinin ders alma imkanı olduğu bateri dersliğinde, sadece ders almakla kalmayacak M.E.B. Onaylı belge sahibi olma imkanına da kavuşacaksınız.

Bakırköy’de M.E.B. onaylı tecrübeli ve kaliteli eğitmenler eşliğinde tüm diğer sanat dallarında olduğu gibi Bateri/Davul eğitimi konusunda da sizleri hizmet etmekten mutluluk duyacağız.

Her öğrencimiz için geçerli olan aşamalı olarak başlayacak olan grup dersi şeklinde verilen haftalık 3 saat ücretsiz solfej dersini de unutmayın.

Ücretsiz solfej derslerinin yanı sıra elbette dersliklerin boş olduğu saatlerde, derslikleri sabah 09:00’dan akşam 21:00’ kadar hiçbir bedel ödemeden kullanma avantajını da unutmayın.

Yapmanız gereken tek şey Nar Sanat’a uğrayıp sizlere ve çocuklarınıza tüm sanat dallarında hizmet veren kursumuza uğramanız.

Elbette tüm bu eğitimlerin yanı sıra yıl içersinde gerek öğrenci gerekse eğitmen ve sanatçı dostlarımızın vereceği dinleti, konser ve gösterileri izleme imkanına da sahip olabileceksiniz.

Bakırköy’de bir dernek tarafından kurulan ilk M.E.B. Onaylı kurs olma özelliği taşıyan kurumumuza sadece ders almak için değil, çay, kahve içmek içinde gelebilirsiniz. Buyurun lütfen gelin tanışalım. Misafirimiz olun ,sanat yuvası olan kurumumuz sizi ağırlamaktan mutluluk duyacağız.

Kim bilir beklide T.V.ler de, filmlerde, tiyatro sahnelerinde gördüğünüz sanatçılarla da zaman zaman sohbet etme ikanınız olur.

“Hayatın içinden Nar Sanat”

Herhangi bir çalgı aleti ile ilgilenmek buna dair kurs almak çocuk ve ya yetişkine neler sağlıyor, zor mudur, nereye gitmeliyiz, öğretmen/eğitmen iyi midir, beklentilerimiz nelerdir? Gibi daha birçok soruyu zaman zaman hangimiz sormamışızdır ki?

muzik-egitiminin-onemi

Elbette herhangi bir müzik eğitimi almak çocuk veya yetişkinin kişisel öz güveninin gelişmesine yardımcı olması, çalma becerisinin artması ile pek çok özelliğin yanı sıra müzik zevklerinde de değişikliklere yol açacaktır. Müzik eğitimi alan kişiler daha seçici daha dikkatli ve daha gelişmiş kulağa sahip olacaktır.

Tüm bunlar herhangi bir müzik aleti ile ilgilenen kişilerde olası gelişmelerdir. Örneğin;  Keman eğitiminin bireysel anlamda ne gibi faydaları vardır?

Genel anlamda “öğrenilmesi zor” bir müzik aleti olarak bilinen “Keman ” yerleşik algılamadan dolayı bir yanılgı ile  diğer çalgılara göre zor  olduğu düşünülmektedir. Pek çok çalgıda öğrenme aşamasında duyu, görme, dokunma çerçevesi birlikte etkili olmakta fakat daha önemli olan kişinin yapacağı bir işe yönelik olan bireysel yargıları, içsel ve dışsal nedenler gibi farklı etmenleri de düşünmek gerekir.  Mathews (2005), kişinin bir işi başarmasına yönelik motivasyonun ve becerinin  tek başına yetenekten ve bilgiden çok o işe karşı geliştirilen öz yeterlik algısı tarafından belirlendiğini belirtmiştir. Yapılacak olan işe dair bilgi ve beceri kazanımının da seviyesini öz yeterlik algıları belirlemektedir. Keman çalmaya yönelik öz yeterlik algısı da gerek teknik gerekse müzikal sorunların çözülmesinde büyük etkendir. Bireyin keman çalmaya yönelik sahip olduğu öz yeterlik algısı bireyin  keman çalmak için ne kadar efor harcayacağını ve karşılaştığı bir sorunu çözmek için ne kadar zaman ayıracağını belirler. Kişinin kendisini keman çalmak konusunda yetersiz hissetmesi, keman çalışmalarına ayıracağı süreyi olumsuz yönde etkileyebilir. Kendisini keman çalmak için yeteneksiz hisseden birey ne kadar çalışırsa çalışsın başarıya ulaşamayacağını düşündüğü için keman çalışmayı bırakabilir.

Özellikle müzikal kazanımlar anlamında kritik yaşlar olan ilköğretim dönemi öğrencilerinin bilişsel ve fiziksel gelişimlerine paralel olarak tasarlanan bir eğitim uygulanmasıyla müzik eğitimlerinin daha verimli olacağı kesindir. Eğitmenin tüm bunları düşünerek ve özellikle çocukların algı, dikkat ve ilgilerini gözlemleyerek uygun tarzda eğitim vermesi gereklidir. Bunun için elbette eğitmenin eğitimli, bilgili ve donanımlı olması gerekmektedir. Yeterli alt yapısı olmayan eğitmenlerin hatalı eğitim vermesi bir tarafa çocuğun yukarıda sayılan tüm bu gerekliliklere dikkat etmemesi nedeniyle müzik eğitimi, özellikle keman eğitiminden soğuması veya müzikten uzaklaşması olasıdır.

Özellikle diğer çalgılara göre daha fazla sabır gerektiren keman eğitiminin zorluğu bu noktada başlamaktadır. Yoksa bir çalgı diğerinden daha zor kanısı geçerli değildir. Zorluk kişilik ve genel algının insanları yönlendirmesinden kaynaklıdır.

Tüm bu kanıları kırmak için elbette önerimiz özel derslerdir. Birebir ilgilenme ile birtakım olası zorlukları aşmak daha kolay olabilir.

Genel olarak ülkemizde tüm müzik eğitimlerinde olduğu gibi Keman eğitiminde’de bazı eğitmenler ya yeterli bilgi  düzeyinde değiller ya da eğitmenliğin/öğretmenliğin pedagojik yönünü göz ardı etmektedirler. Elbette pedagojik formasyonda tek başına iyi öğretmen olmak için yeterli değildir. Çünkü ülkemizdeki eğitim sistemi genel anlamda uygulama değil sözlü anlatım temeline dayanmaktadır. Sözlü anlatıma dayalı olan bu eğitim bir anlamda ilköğretim seviyesinin üstü için belki uygun olabilir fakat ilköğretim grubu için uygunluğu kesinlikle tartışılır bundan dolayı eğitmen/öğretmenlerin bu durumu göz önünde bulundurmaları gerekmektedir.  Çünkü soyut ve sıkıcı çocuğun dikkat verme seviyesinin üzerinde bir beklenti ile verilecek sözlü eğitime dayalı sistem çocukta verimliliği düşürecektir.

Kaliteli  bir müzikal ve teknik altyapının temellerinin atıldığı önemli bir dönem olan ilköğretim dönemi, çocuklar  için zor, soyut ve sıkıcı değil, bu durumun ta m tersine eğlenceli, aktif ve kolay olması gerekmektedir. Küçük  çocuklarda algılama daha çok dokunsal ve kinestetik bir eylemdir. Küçük çocuklar parmaklarını ve ellerini kullanmayı severler, dokunarak hissetmekten hoşlanırlar ve hareketli olmaya çok büyük ihtiyaç duyarlar.

Karmaşık ve çok sayıda bilgiyi absorbe etmeleri için en zor yol ise dinlemektir. Buna karşın yetişkinler çocuklara öğretme konusunda her zaman açıklama yolunu tercih etmektedirler. Okul yaşındaki çocukların % 30’ dan daha azı dinleme modunda algılayabilmektedir ve duyduklarının % 75’ini hatırlayabilmektedir. (Calissedorf, 2006). Keman eğitiminin çocuklar için somut ve kalıcı olmasının ilk şartı  ise oluşturulacak olan eğitim programının çocukların fiziksel, bilişsel ve sosyal gelişim özelliklerine uygun olmasıdır. Bu programın oluşturulmasında kullanılması gereken en geçerli yol ise aktif öğrenmedir.

Çünkü aktif öğrenme, çocuğu derste aktif hale getiren, pasif bilgi alıcısı olmaktan çıkararak, bilgiyi kendisinin keşfetmesini sağlayan bir yöntemdir.  (Batı Anadolu Eğitim Bilimleri Dergisi cilt:1 Sayı:02 2010, sf:112-124-S.Serkan ŞEKER VE Şermin BİLEN)

Velilerimiz müzik eğitiminin uzun soluklu bir eğitim olduğunu unutmamalıdır. Dolaysıyla çocuklarımızın özellikle okul öncesi ve ilköğrenim dönemi öğrencilerimizin ders saatinin tamamında söz konusu eğitim ile ilgili çalışma yapmasını beklememeleri gerekmektedir.  Dikkati ders süresi kadar öğrencinin bulunduğu ortamın, kişilik özelliklerinin, kişinin konuya olan ilgisinin, alışkanlıklarının, gruba uyumunun, merak ve keşfetme duygusunun, öğrenmede kullanılan yöntemlerin de etkilediğinin bilinmesine fayda vardır. (Prof. Dr. Adil Türkoğlu)

Normal şartlarda bir ilköğretim öğrencisinin dikkat süresi 16-20 dakika aralığındadır. Elbette kişisel özellikler bunu etkiler. Bunun dışında özellikle çocuğun daha küçük yaştaki çocukların dikkat süresi de azalmaktadır. Bazı velilerin çocuktan dolu dolu 40-45 ya da 50 dakika müzik çalışma performansı beklemektedir. Oysa bu beklenti  yanılgıdan başka bir şey değildir.

İyi bir eğitimci çocuğun sıkıldığını gördüğü zaman farklı yaklaşımlarla birkaç dakika sıkılmasını engelleyip ardından tekrar eğitime dönebilmektedir. Bu birkaç dakika çocuğun kişisel özelliklerine göre uzayıp kısala bilmektedir. Bu bağlamda tüm bunları bilmeyen veliler dersin boşa geçtiği kanısına kapılmaktadır. Kaldı ki kurslarda müzik eğitimi  yapılırken, ilk koşullardan birisi çocuğa uğraşı olan müzik aletini sevdirmektir ve eğitimci elbetteb bunun bilincinde olarak eğitimine devam etmelidir.

Bunun farkında olmayan velilerin bir kısmı daha kursa yazıldığı andan itibaren büyük beklentiler içerisine girmektedir. Oysa eğitim bir süreç, sabır ve anlayış gerektirmektedir. Eğitmenlerin görevi çocukları eğitmenin yanı sıra velileri de bir anlamda eğitmektir. Her öğrenci kendi kişisel özelliklerine göre daha hızlı veya daha yavaş öğrenebilmektedir. Bu durumda velinin kendi çocuğunu bir başka çocukla kıyaslaması değil teşvik etmesi gerekmektedir.

Veli, eğitmen ve kurs idaresinin tüm bu süreci iyi değerlendirip gerek velileri bilgilendirme gerekse çocuğun dikkat süresini etkileyecek olan teknik donanım ve ortamı sağlaması gerekmektedir.

Elbette kursların ayakta kalması için maddi kazanımları şarttır fakat söz konusu sanat eğitimi olunca birtakım konularda kurs idarelerinin daha verici olma zorunluluklarının olduğunu düşünmekteyiz.

Tüm bu ayrıntı ve yapılanmalar içersinde sanat eğitimi ile uğraşan kurumların kendilerinin oluşturacakları birimler ile sanat eğitimcilerinin kendi özdenetim ve yapılanmalarını sağlamaları gerekmektedir.

Bu yapıldığı taktirde kurslarda hobilerini geliştiren veya sanata kendini yakın hisseden ya da sanatı seven kişilerin çoğalmasına yol açacak ve uzun vadede sanatla iç içe olan toplumların oluşmasının yanı sıra kültürel değerlerin yükseldiği, hoşgörü ve sosyal zekanın yükseldiğin görmemiz mümkün olacaktır..

Velilerin özellikle Özel okullarda verilen ortam ve biçimi ile “sanat hobi kurslarında” verilen eğitimlerin nekadar sağlıklı olduğunu da elbette değerlendirmeleri gerektiğine inanmaktayız.

Her işte olduğu gibi kurumlarda kendi uzmanlıkları anlamında değerlendirilmelidir.

Örgün eğitim kurumları (İlköğretim, ortaöğretim kurumları) asli işleri ile ilgili eğitimlerinde kalite ve seviyelerini yükseltmekle ilgilenmeli M.E.B.  kapsamındaki genel sözel anlatım ağırlıklı sanat ve müzik derslerini vermeli. Sanat özellikle müzik eğitiminin pratikte uygulamalı eğitimini  kurslara bırakmalı. Bunun dışında devletin gerek belediye ve gerekse Halk Eğitim Merkezi kanalı ile bu geleneksel sanatlar dışındaki sanat eğitiminden çekilmesinin gerekliliği de ortadadır.

Kaldı ki devlet bir taraftan “Müzik Öğretmeni sayısı fazla” diyerek Müzik öğretmenliklerini kapatırken bir taraftan da Özel kolej ve okulların müzik kursu açmasına göz yumarak veya halk eğitim merkezlerinin, ismek benzeri kuruluşlar ile Özel kursların önünü tıkamaktadır. Bu yüzden müzik Müzik Öğretmelerinin  istihdamını engellemekte aynı zamanda  sevdirilmesi gereken sanat eyleminin develet eli ile kalıplaştırılmasını “sanatı yaygınlaştırmak “olarak lanse ederek tektipleştirmek ve hatta çocukları sanattan uzaklaştırmaktadır.

Kurulduğu yıllarda önemli görevler üstlenen Halk Evleri (şimdiki Halk Eğitim Merkezleri) Metropol ve büyük şehirler için artık özelliğini yitirmiş ve misyonunun dışındaki amaçlarla kullanılır hale gelmiştir.

İlgili ilgisiz pek çok konuda özelleştirmeye giden hükümetler nedense (!) hatta “sanatın içine tükürseler bile” sanat eğitimini halk evleri ve özel okulların yetkisi ile sınırlamaktadır. Oysa elbette bir Kursun devletin gücü veya bir kolejin ekonomik gücü ile rekabet etmesi mümkün değildir. Bunun yanı sıra elbette uzmanlığı sanat eğitimi olan bir kurumla bir kolejin veya Devlet denetimindeki kurumun sanat eğitimine bakışı aynı olamaz. Kolejler ekonomik kaygılar devlet destekli kurumlar ise görev kaygısı ile yaptıkları eğitimin verimin incelemek durumundadır.

Nedenlerini hepimizin bildiği sebeplerle bunlara göz yumak ülkede sanatı gömmek demektir. Daha akılcı politikaların uygulanması dileğiyle…

 

 Sanat dolu günler dileğiyle.

N.ÖZCAN

Tiyatro ile başarılı bir dönem geçiren Nar Sanat tiyatrosu kayıt sezonu açıyor.

Nar Sanat

Bakırköy’de Tiyatro adına M.E.B. Onaylı belge vermeye yetkili ilk Tiyatro Kursunu kuran Nar Sanat, 2013-2014 Eğitim dönemi için tiyatro kayıtlarına başladı.

2012-2013 Eğitim Döneminde başarılı bir sezon geçiren kurumumuz diğer tüm sanat dallarında olduğu gibi çocuk, genç ve yetişkin tiyatroları ile sanat severlere Haziran ayındaki gösterileri ile amatör tiyatronun gücünü gösterdi.

Aşağıda çalışmalarını göreceğiniz Nar Sanat Tiyatrolarına dahil olmak istiyorsanız sınırlı sayıdaki kontenjan dolmadan sizleri kayıt olmaya bekliyoruz.

Ön başvuru ve bilgi için TIKLAYINIZ.

Kayıt olmak için kursumuzun adres ve krokisi için TIKLAYINIZ.

Aşağıda Tiyatro gösterimizden ve çalışmalarından örnek fotoğrafları görebilirsiniz.

Ses ve müzik doğumla beraber, hatta bazı araştırmaların kanıtladığı gibi henüz anne karnında iken çocuğun yaşamına girmekte ve etkilemektedir. Bu etkileme annenin söylediği ninni ile başlar ve gitgide çevreden, radyodan, televizyondan duyduğu; evde, okulda, sokakta duyup öğrendiği ve söylediği müzikle beslenir.

 Her çocuk müziğe aynı ölçüde yetenekli değildir. Fakat bütün çocuklar müziği severler. Bu konuda araştırma yapan bilim adamlarına göre, çok üstün yetenekli çocuklar ve çok yeteneksiz çocuklar istisna kabul edilmektedir. Bu istisnalar dışında kalan bütün çocuklar, az ya da çok müziğe yetenekli sayılmaktadırlar. Ancak bu yeteneğin gelişimi büyük ölçüde içinde bulundukları ortama bağlıdır. Yetişmeye elverişli ortam ve koşullar bulunamazsa, çocuk üstün yetenekli de olsa, müzik sanatçısı olamaz.

piyanooooood *Okul öncesi kurumlarında müzik yeteneklerinin derecesi henüz bilinmeyen çocuklara, müzik eğitimi verilirken bu olgu göz önünde bulundurulmalıdır.

*Çocuklar küçük yaşlardan itibaren iyi müzikle beslenirse, büyünce müzik sanatçısı olmasalar bile; iyi müziği seçen, seven ve ondan yararlanmasını bilen yetişkinler olacaklardır.

*Okul öncesi eğitim döneminde müzik ve müzikle bağlantılı hareket, ses, söz ve tartım çocuğun gelişimlerini etkilemektedir.

Müziğin, çocuğa çok yönlü yararlarını şöyle sıralayabiliriz:

-Çocuğun duyularını geliştirir. Çocuk dinlediğini duymak, duyduğunu anlamak gibi okuma yazmaya hazırlıkta önemli beceriler kazanır.

-Şarkı söylerken yeni sözcükler ve cümle kalıpları öğrenir bunları tekrar ederken düzgün konuşmayı benimser ve dili gelişir.

-Sözcükleri doğru ve anlaşılır bir şekilde söylemeyi öğrenir, yani diksiyonu gelişir.

-Tekerleme ve saymacalar söylerken dil çevikliği kazanır, akıcı konuşma becerisi ve alışkanlığı gelişir.

-Duygusal yönden rahatlar; güvensizlik, çekingenlik, saldırganlık, korku gibi olumsuz duygu ve davranışlar, müziğin etkisiyle olumlu duygu ve davranışlara dönüştürülebilir.

-Grup çalışmalarında içine kapanık bir çocuk, grup içinde rahatlamayı, dikkati üzerine çekmeden başkalarıyla beraber olmayı, hata yapmaktan korkmadan denemeyi, etkin iletişim kurmayı öğrenir. Aynı zamanda özel yetenekleri olan bir çocuk, solo çalışmalarında grup içinde sivrilme olanağı bulur.

-Grup içinde şarkı söylerken veya müzik eşliğinde hareket ederken, arkadaşlarıyla uyum içinde olmayı öğrenir (Birlikte başlama ve bitirme, seslerin yüksekliğine ritme uyma, etrafını dinleme, müzik işaretlerini uygulama vb.). Böylece birlikte iş yapmanın toplumla uyum içinde olmayı gerektirdiğini kavrar ve disiplin alışkanlığı kazanır.

-Çocuk kendi kültür ve geleneklerimizi müzik ve danslarımızla tanır; vatan, ulus, bayrak duyguları gelişir.

-Estetiğe yönelir ve çevresine karşı duyarlı olur.

-Yaratıcılığı güdülenir, esnekliği artar ve yeni deneyimlere yönelir.

-Sesini, kulağını ve zevkini geliştirir. Doğru duymayı, denetlemeyi ve kullanmayı, güzel müziği ayırt etmeyi öğrenir.

-Şarkı söylerken “soluk alıp vermeyi denetleme” becerisi kazanır ve akciğerleri gelişir.

-Çalgı ve çalgı olarak kullanılabilecek oyuncakları kullanırken, müzik eşliğinde hareket ederken, koordinasyonu, küçük ve büyük kasları gelişir, bu da fiziksel ve psiko-motor gelişimini olumlu yönde etkiler.

Kaynak: Ayten ÖZTÜRK, Okul Öncesi Eğitimde Müzik, Morpa Yayınları, 2007

 Nazım Hikmet Sergisi açılıyor…

 Adını Vala Nureddin’in kitabından alan sergide, Nazım Hikmet ile ilgili 30 eser görülebilecek.

Açılışında Nazım Hikmet’in şiirlerinin okunacağı sergide, Vahit Akan, Belma Demir Akdağ, Saadet Akdoğan, Sevil Arslan, Turan Büyükkahraman, Ülkü Cılızoğlu, Sumru Çınar, Semahat Çin, Havva Gülşan, Nermin Kamışoğlu, Yasemin Kuşi, Nehir Nuray Nizam, Serap Öney, Çağdaş İlim Öngel, Harika Ören, Pervin Özen, Işık Sungurlar, Güneş Şahin, Dilek Şenol, Sevinç Şimşek, Türkan Taybara, Seyhan Peker Turgut Feza Yıldırım Ünsal, Fatoş Yalçınkaya, Onur Yanık gibi isimlerin çalışmaları yer alacak.

Nazım Hikmet Ran’ın kısa hayat öyküsü

Nâzım Hikmet Ran (15 Ocak 1902 – 3 Haziran 1963), daha çok Nâzım Hikmet olarak bilinen Türk şair, oyun yazarı, romancı, anı yazarı. “Romantik komünist” ve “romantik devrimci”olarak tanımlanır. Siyasi inançları yüzünden defalarca tutuklanmış ve yetişkin yaşamının büyük bölümünü hapiste ya da sürgünde geçirmiştir. Şiirleri elliden fazla dile çevrilmiş ve eserleri birçok ödül almıştır.

Yasaklı olduğu yıllarda Orhan Selim, Ahmet Oğuz, Mümtaz Osman ve Ercüment Er adlarını da kullanmıştır. İt Ürür Kervan Yürür kitabı Orhan Selim imzasıyla çıkmıştır. Türkiye’de serbest nazımın ilk uygulayıcısı ve çağdaş Türk şiirinin en önemli isimlerindendir. Uluslararası bir üne ulaşmıştır ve dünyada 20. yüzyılın en büyük şairleri arasında gösterilmektedir.

Şiirleri yasaklanan ve yaşamı boyunca yazdıkları yüzünden 11 ayrı davadan yargılanan Nâzım Hikmet, İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın süre yattı. 1951 yılında Türkiye vatandaşlığından çıkarıldı, 5 Ocak 2009 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile yeniden Türkiye vatandaşlığına alındı. Türkiye’de, ölümünden iki yıl sonra 1965’te şiirleriyle yeniden önem kazandı. Mezarı Moskova’da bulunmaktadır.