Şunun için etiket arşivi: urla

Gizemi hâlâ çözülememiş olan kitaplar ve şifreleri yıllarca kafaları meşgul eden esrarengiz metinler.

Smithfield ya da Gregory Külliyatı

Bu kitabın esas gizemi metinlerinde değil de görsellerinde. Papa 9. Gregory tarafından dini hükümleri açıklamak için bastırılan bu kitapta, o zamanın modasına uygun olarak metinlere eşlik eden kaligrafiler ve illüstrasyonlar bulunuyor. İşte ilginçlik de burada başlıyor. Normalde Meryem Ana, İsa ve Azizlerin süslediği dini külliyat sayfalarının tersine bu külliyatta kılıçla kafa kesen dev tavşanlar, bir kurdu idam eden kazlar ve tek boynuzlu atlar gibi Hristiyan öğretileriyle (görselden de anlaşılacağı gibi) açıkça çelişen tasvirler bulunuyor. Bu metinleri inceleyen din adamları ve tarihçiler, Smithfield külliyatının gizemini hâlâ çözebilmiş değiller.1

Ripley Metinleri, 15. yüzyıl

Isaac Newton’ın bile bir dönem simyaya ve gizli bilimlere ilgi duyarak yakından takip ettiği büyük simyacı George Ripley, konusundaki en yetkin isimlerden biriydi. Yazdığı metinlerde gizemli felsefe taşının nasıl yapılacağını tarif ediyor, sıradan metalleri altına çevirmenin yollarını anlatıyordu. Belirsiz, şifreli bir yazı dili kullanan Ripley’in metinlerinde ölümsüzlüğün sırrını verdiği dahi söyleniyor. Ripley’in en gizemli metniyse, 6 metre uzunluğundaki parşömen tomarı. İlginç illüstrasyonlar barındıran bu metnin ne anlatıyor olabileceğine dair gizem hâlâ çözülebilmiş değil.

2

 

Voynich El Yazması, 15. yüzyıl

Yale Üniversitesi’nin bir parçası olan Beinecke Nadir Kitaplar ve El yazmaları Kütüphanesi’nde, şimdiye kadar hiç kimsenin okumayı başaramadığı bir kitap bulunuyor. Adını kitabı 1912’de bir şekilde eline geçiren Polonyalı sahaf Wilifrid Voynich’den alan, daha önce görülmemiş bir dilde kaleme alınmış bu el yazması yıllar süren çabalara rağmen bir türlü çözülemiyor.

Karbon 14 testi sonucunda 15. yüzyılda yazıldığı anlaşılan kitap, bulunmasının üzerinden 100 yıl geçmesine rağmen hâlâ gizemini koruyor.

İçinde, astronomi ve botanik bilimleriyle ilgili bir şeyler anlatıyormuş gibi görünen garip illüstrasyonlar bulunan kitap, kimi akademisyenlere göre bir aldatmacadan ibaretken, kimilerine göre dünya ve evrenle ilgili hâlâ çözülmeyi bekleyen büyük sırlar taşıyor.3

 

Prodigiorum Ac Ostentorum Chronicon, 1557

Latince’den Alametler ve Kehanetler Kronolojisi olarak çevrilebilecek olan bu kitap Adem ve Havva’dan beri yaşanan bütün doğa üstü olayları anlatan bir ansiklopedi. Fransız hümanist Conrad Lycosthenes tarafından kaleme alınan kitapta, meteor yağmurlarından (Halley kuyruklu yıldızının belirişi de de dâhil), sellere ve depremlere kadar kehanet olarak görülmüş tüm doğa olaylarından kronolojik olarak bahsediliyor.

Bazı sayfalarında UFO benzeri çizimlere ve deniz canavarı tasvirlerine de rastlanan bu garip kitap, gizem avcılarını hâlâ hayrete düşürmeyi başaran nadir el yazmalarından biri.

4

 

 

Soyga Kitabı, 16. yüzyıl

6. yüzyılda yaşamış olan matematikçi, astrolog, simyacı ve okültist olan John Dee’ye atfedilen bu kitabın büyü tarifleri içerdiğine inanılıyor. İçindeki çizimlerin ve yazıların sırrı hâlâ çözülememiş olan kitap, bir dönem Kraliçe Elizabeth’e de danışmanlık yapmış olan Dee’nin geniş kütüphanesinin bir dönem en önemli parçasıydı.
Kitap, Dee’nin ölümünden sonra ortadan kaybolmuş, ardından şaşırtıcı bir biçimde 1994’de Deborah Harkness adlı bir akademisyen tarafından Britanya Ulusal Kitaplığı’nda bulunmuştu. Bazı din bilimcileri Soyga Kitabı’nın, Eski Ahit’ten önce şeytan tarafından indirilmiş olduğunu iddia ediyor. ‘Soyga’ antik Yunanca’da ‘kutsal’ anlamına geliyor.

5

 

Popol Vuh, 1701

Guatemala’da misyonerlik yapan Dominikan rahip Francisco Ximénez’in bulduğu bu metinler, Maya uygarlığının kullandığı Kiçe alfabesiyle yazılmış bir el yazmasıydı. “İnsanların Kitabı” anlamına gelen Popol Vuh yazması, rahip Ximénez tarafından İspanyolca’ya aktarıldı.

Mayaların binlerce yıllık sözlü geleneğinin yazıya aktarılmış hali olan bu el yazması dünyanın yaratılış hikâyesini ve diğer Orta Amerika mitolojilerinden örnekleri içeriyordu. Ximénez’in bu kitabı nasıl bulduğunu tam olarak açıklamaması kitabı daha da gizemli kılıyordu. Üstelik kitabı İspanyolca’ya çevirmek için kimden yardım aldığı da bilinmiyordu. Altın değerindeki bu yazıtlar, bugün Maya kültürüne ışık tutan en önemli belgeler olarak kabul ediliyor.

6

 

Rohonc Metinleri, 19. yüzyıl

Tartışmasız gelmiş geçmiş en gizemli el yazmalarından biri olan Rohonc Metinleri’nin ne anlattığı ya da nereden geldiği bilinmiyor. 19. yüzyılda kimliği belirsiz biri tarafından Macar Bilim Akademi’sine bağışlanan bu kitabın izi de sürülemiyor.

Birçok dilbilimci tarafından incelenen ve bir türlü çözülemeyen metin, alışılmışın çok dışında olan 200 farklı sembolden oluşan alfabesiyle günümüz dillerinden hiçbirine uymuyor. Ayrıca kitaptaki çizimlerden kitabın yazıldığı coğrafyaya dair de bir ip ucu yakalanamıyor. Sonunda çoğu dilbilimci ve tarihçi tarafından bir aldatmacadan ibaret olduğuna karar verilen kitabın tüm sayfalarına şuradan ulaşabilirsiniz. Olur da çözerseniz bize de haber verin.

7

 

Zodyak Katili’nin Mektupları, 1960-1970

1960 ve 1970 yılları arasında 20 ila 28 kişiyi öldürdüğü düşünülen seri katil Zodyak, cinayetlerden sonra gazetelere garip mektuplar gönderiyordu. Şifreli olan bu mektuplardan yalnızca bir tanesi çözülebildi. Mektuplarda katilin kurbanlarından bahsettiği ve kendi kimliği hakkında ipuçları verdiği düşünülüyor.

8

 

Vivian Kızlarının Hikâyesi, 1973

Henry Darger adında münzevi bir hastane hademesinin evinde bulunan bu kitap, benim gördüğüm en ürkütücü işlerden biri. Vivian Kızlarının Hikâyesi adlı bu eser, 40 yıl boyunca tek odalı bir apartman dairesinde yaşayan ve hiç kimseyle konuşmayan Henry Darger öldükten sonra, ev sahibi tarafından bulundu. Kitap, çoğu gazete ve dergilerden kesilen resimlerden yapılan kolajlardan oluşuyor. Sulu boyayla renklendirilen bu kolajların üzerine eklenen metinlerde anlatılan hikâyelerin fazlasıyla fantastik olduğu söyleniyor.

Tamamı 15.000 sayfa olan eserin çocuk köleliğini sona erdirmek için mücadele veren yedi küçük kızın hikâyesini anlattığı düşünülüyor. Bazı sayfalarda kırlarda koşuşan mutlu çocuklar tasvir edilirken, bazı sayfalarda işkence ve şiddet betimlemeleri yapılıyor. Çoğu hâlâ çözülemeyen metinler ve illüstrasyonlar kimilerine göre Art Brut (ham sanat) akımının en iyi örneklerinden biriyken, kimilerine göre düpedüz akıl hastalığının nişanesi.

9

 

Codex Seraphinianus, 1981

Hiç kimsenin çözemediği bir dilde yazılan bu kitap, gerçek dışı figürler ve garip illüstrasyonlarla dolu. Bir ansiklopedi formatında yazılmış olan kitabın yazarı İtalyan mimar Luigi Serafini, kitabın verilere dayalı, bilimsel bir çalışma olduğunu iddia ediyordu.

Çizimler de dâhil tamamı el yazması olan bu kitabı inceleyen akademisyenler ve bilim insanları fantezi ürünü olduğu çok aşikar bir işle karşılaşmışlardı. Yine de bazı dilbilimciler, şifreli yazılmış olduğunu düşünerek kitabın anlamını çözmeye gayret gösterdi. Sonunda çoğu eve eli boş dönmüş, ne yazılar, ne de garip illüstrasyonlardan bir anlam çıkarılabilmişti. Yine de bazı şifreciler, kitabın ve çizimlerin şifreli bir anlamı olduğu konusunda ısrarcı.

10

 

 

Ölümünün 400. yılında, tüm zamanların en büyük ozanı William Shakespeare’in üzerinden dönen bir gizem hikâyesi “Bir Zamanlar Londra’da”…

“William Ireland için çok tuhaf bir duyguydu bu – William Shakespeare’in doğduğu varsayılan evde olmak, binlerce kez yürüdüğü odada oturmak, bu kasabın yüzünde ünlü ailesinin hatlarını görmek… Yine de hiçbir şey hissetmemek, bir aşinalık sezmemek, bütün cazibeden sıyrılmış olmak – en esrarengiz tarafı da buydu.”bir-zamanlar-londrada,4dO-txZge0WkXLl2cIlixA

Mary Lamb, deli bir baba, baskıcı bir anne ve aklı havada bir kardeşle tıkılı kaldığı evde yitip gitmektedir. William Ireland’la tanışınca, ona bir kurtarıcıya sarılır gibi yapışır. William, babasının kitapçısında çalışan silik bir gençtir. Ne Mary’nin kardeşi Charles Lamb ile Charles’ın Doğu Hindistan Şirketi’ndeki iş arkadaşlarının arasına kaynaşabilmektedir ne de hayatı boyunca gururlandırmaya çalıştığı babasının gözüne girebilmektedir. Tesadüfen tanıştığı bir kadının, merhum eşinin terekesinde bulduğu, Shakespeare’in imzasını taşıyan senedin babasının ve edebiyatseverlerin nazarında kendisine saygınlık kazandıracağını ummaktadır. Senedi mektuplardan şiirlere Shakespeare’in çeşit çeşit belgesinin keşfi izlerken Mary ile William kendilerini etrafları büyük ozanla sarılmış, hayaller içinde yüzerken bulurlar. Asıl soru, bu hayallerin asılsız olup olmadığıdır…

Peter Ackroyd, Oscar Wilde’ın Son Vasiyeti,Dickens, Poe: Kısacık Bir Hayat gibi kitaplarında İngiliz edebiyatının büyüklerine, The Great Fire of London (Büyük Londra Yangını) ve London: The Biography’deyse (Londra: Biyografi) bu büyük şehre saygı duruşunda bulunuyor. Bir Zamanlar Londra’da, bu ikisini, Ackroyd’un edebiyat tutkusu ile Londra sevgisini bir araya getiriyor. Ölümünün 600. Yılında Shakespeare’in kitaplarından alıntılar ve büyük ozana göndermelerle dolu kitap aynı zamanda hem on dokuzuncu yüzyıl Londra’sını hem de  Shakespeare dönemini yakından tanıma fırsatı veriyor.

“Shakespeare’in en büyük, en cesur, en deli hayranlarıyla ilgili zarif bir tarihî roman… Tuhaf bir şekilde etkileyici ve bütünüyle eğlenceli.”—The Washington Post Book World

“Döneme sadık kalan ama akıcılığını koruyan harikulade eğlenceli bir kitap… Bu dünyayı Peter Ackroyd’dan iyi tanıyan kimse yok ve geçmişin Londra’sına yaptığı bu son yolculukta kalemi her zamankinden güçlü.”—The Sunday Telegraph

“Dâhice ve büyüleyici… Yanlış gerçekler ve gerçek görünen yalanlarla ilgili baş döndürücü bir roman.”—The San Francisco Chronicle

PETER ACKROYD KİMDİR?

Peter Ackroyd, İngiliz biyografi yazarı, romancı, eleştirmen. 1949’da Londra’dadoğan Ackroyd eğitimini Cambridge Üniversitesi’nde tamamladı. Daha sonra özel bir bursla iki yıl Yale Üniversitesi’ne gitti. Ackroyd, başta Londra olmak üzere İngiliz tarihi ve kültürü üzerine kurgu ve kurgu dışı eserleriyle tanınır. Somerset Maugham, Guardian ve Booker ödülleri gibi birçok ödül kazanan yazarın romanları arasında The Great Fire of London (Büyük Londra Yangını), Oscar Wilde’ın Son Vasiyeti, Doktor Dee’nin Evi, kurgu dışı kitaplarının arasında iseDickens, London: The Biography (Londra: Biyografi), Shakespeare: A Biography(Shakespeare: Bir Biyografi) ve Poe: Kısacık Bir Hayat sayılabilir.

sairler-eskisehir-de-bulusuyor-141302-5

Eskişehir Tepebaşı Belediyesi tarafından düzenlenen 6. Uluslararası Eskişehir Şiir Buluşması, 26-29 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Açılış, bu akşam saat 18.00’de Özdilek Sanat Merkezi’nde yapılacak ve tüm etkinlikler burada şiir severlerle buluşacak. Direktörlüğünü Şair Haydar Ergülen’in yaptığı şiir buluşmasının bu yılki onur konuğu Ahmet Telli olacak. Telli, açılıştan önce, saat 17.00’de okurları için kitaplarını imzaladı. Tepebaşı Belediye Başkanı Dr.Ahmet Ataç, “Dolu dolu geçeceğine inandığım şiir günlerimize sanatseverleri davet ediyorum” dedi.

ODAK ÜLKE NORVEÇ

6. Uluslararası Eskişehir Şiir Buluşması’nın açılışında, şair-müzisyen Muzaffer Özdemir ve sonraki günlerde de Müzik Kutusu birer konser verecek. Buluşma boyunca dört “müzik-şiir okuması” gerçekleştirilecek. Behçet Necatigil, doğumunun 100. yılında şair Mahmut Temizyürek’in hazırladığı bir sunumla anılacak. Yakın tarihlerde aramızdan ayrılan şairler Sennur Sezer, Gülten Akın, Ahmet Oktay ve Ahmet Ada da bir etkinlikle anılacak.

Öte yandan, Onur Konuğu Ahmet Telli’nin şiirinin tartışılacağı bir oturum gerçekleştirilirken yurt dışından gelen konuk şairlerin katılacağı “Şiir ve Barış” ile “Norveç Şiiri” oturumları yapılacak. Bu yıl odak ülke Norveç olacak.

Şiir Buluşmasında her yıl olduğu gibi bu yıl da, çocuklarla bir “Çocuk Şiiri” oturumu yapılacak. Tepebaşı Belediyesi’nin Esentepe’deki Çocuk Sanat Merkezi’nde şairler Mehmet Atilla ve Erol Büyükmeriç konuşacak.

NAZIM ÖDÜLÜ

Şiir Buluşması kapsamında verilen “Nazım Hikmet Araştırma Ödülü, bu yıl Arif Keskiner ve M. Melih Güneş’in Hazırladığı “Nazım’ın evinde, Vera’nın Sofrasında” adlı kitaba verildi. Bu ödül için de bir tören gerçekleştirilecek.

6. Uluslararası Eskişehir Şiir Buluşmasına bu yıl; Fransa, İran, İtalya, Norveç, Polonya, Suriye ve ülkemizden 30 şair katılacak. Şairlerin şiirlerinden oluşan Türkçe-İngilizce bir kitap ile, Türk şiirinin ustalarından Behçet Necatigil’in 100. Yaşı nedeniyle şair Mahmut Temizyürek tarafından hazırlanan bir kitap ve geçen yıl olduğu gibi bu yıl da, Komşu Yayınları tarafından basımı yapılan şiir kitapları şiir severlere ücretsiz dağıtılacak.

yaz okulu

Nar Sanat Eğitim Kursu olarak 2016 yaz sezonu için yaz okulu gruplarımız başlamaktadır. Akıl oyunları seti ve ZeKare eğitim setleri ile basitten karmaşığa doğru bilinçaltı eğitimi temelli başlayacak olan eğitim; her ayın sonunda veliye hangi konuda eksik, hangi konuda dikkatli hangi konuda daha başarılı olduğu konuyla ilgili rapor olarak sunulacaktır. “Hangi alanda nasıldı?, Ne tür destekler verildi? , Hangi gelişim özelliğinin ileride desteklenmesi lazım? , Hangi zeka alanı daha kuvvetli?” sorularının cevaplarını velilerimiz rapor halinde eğitmenimizden alacaklardır. Gün içerisindeki eğitim devam edecektir. Gün içerisinde rutin çoklu eğitim devam ederken, birebir özel eğitim ile ilgilenen eğitmenimiz bazı saatlerde arkadaşlarımızı birebir eğitime alarak zeka gelişim programını uygulayacaktır. Buradaki asıl amacımız; okul öncesi dönemdeki çocuklar emici beyindir, yani herşeyi alırlar fakat hepsini alma becerisi ya da hedefe ulaşma becerisi farklıdır. İleriye giden çocukların geridekilere uyum sağlaması zor olur, zor öğrenenlerin de ilerideki çocuklara uyum sağlaması zor olur. Bu nedenle hepsine ayrı ayrı gelişim programı uygulanması gerekmektedir.  Bu program daha çok Montessori eğitim programından etkilenerek hazırlanmış bir programdır ama Montessori eğitiminin tamamı baz alınmamıştır. Çünkü Montessori eğitiminin devamında Türkiye ‘de devam edebilecekleri bir okul bulunmuyor. Biz geleneksel eğitimimizi hazırlayacak şekilde bu materyalleri uygulayacağız. Materyallerimizin tanıtımını eğitmenimiz randevu ile tanıtabilmektedir. Bu materyaller görsel algı becerisi, konsantrasyon becerisi , el-göz koordinasyonunu geliştiren materyallerdir.

montessori egitimi

Montessori Eğitimi Nedir?

Montessori eğitimi İtalyan bir doktor ve eğitimci olan Maria Montessori tarafından geliştirilen ve serbestlik, sınırlar içinde özgürlük ile bir çocuğun doğal psikolojik, fiziksel ve sosyal gelişimine verdiği önem ile tanımlanan bir eğitim yaklaşımıdır. “Montessori” adı altında bir dizi uygulama bulunsa bile, Association Montessori Internationale (AMI) ve Amerikan Montessori Cemiyeti (AMS) aşağıdaki unsurları esas olarak belirlemiş bulunmaktadır:

  • Büyük çoğunlukla 2.5 ya da 3 yaşından 6 yaşına kadar çocuklar için oluşturulmuş karma yaş sınıfları,
  • Belirlenmiş seçenekler içerisinden, öğrencinin kendi seçeceği faaliyetler,
  • Bölünmeyen çalışma zamanı blokları, ideal olarak üçer saat,
  • Öğrencilerin doğrudan eğitim (yönergeler) yerine malzemelerle çalışarak kavramları öğrenmelerine dayalı “Yapılandırmacı” ya da bir “keşif” modeli,
  • Montessori ya da arkadaşları tarafından geliştirilmiş olan özelleştirilmiş eğitim malzemeleri,
  • Sınıf içerisinde hareket özgürlüğü,
  • Montessori metodu için eğitilmiş bir öğretmen

Bunlara ilave olarak, birçok Montessori okulu onun yayınlanmış eserlerinde yer alan Montessori’nin insan gelişimi modelini referans alarak programlarını tasarlamakta ve Montessori’in hayatı boyunca verdiği eğitici eğitimi derslerinde tanıtılan pedagoji, ders ve malzemeleri kullanmaktadır.

Okuma becerileri, bilim ve matematik okur yazarlığı kadar; sosyal bilimler, görsel sanatlar,spor ve becerilerin geliştirilmesi de önemlidir. Çocuklar anaokul ve ilkokul hayatları boyunca oyun oynar ve zevk alarak öğrenirler. Matematik, fen eğitimleri ve soyut kavramları en iyi öğretmenin yolu müzik,drama ve spor uygulamalarıdır. Akademik ve akademik olmayan öğrenme biçimleri arasında kurulan denge çocukların okuldaki mutluluğunu sağlamanın büyülü formulüdür.

YAZ OKULUMUZUN YAPISI

08.30  17.00  Veli istekleri doğrultusunda saatlerde esneklik gösterilecektir.

Haziran, Temmuz,Ağustos   Katılım süresi  veli isteğine bağlıdır.

PROGRAM İÇERİĞİ:

-Atık Materyal ve Kağıt etkinlikleri,

-Zihin geliştirme programı çocuk gelişim uzmanı tarafından  birebir eğitim,

-ZE Kare eğitim seti,akıl oyunları

-Yaratıcı Drama destekli  kurallı oyunlar,

-Projeksiyon destekli Türkçe Dil Etkinliği,

-ORFF destekli  Müzik Etkinliği,

-Bahçede açık hava oyunları,

-Fen ve Doğa çalışmaları,

-İlkokula gidecek öğrencilerimiz için hazırlık eğitimi,

-Geziler , talep doğrultusunda yüzme eğitimi.

PROGRAM AKIŞI

-İlgi köşelerinde serbest zaman,

-Sabah Kahvaltısı,

-Türkçe Dil etkinliği(parmak oyunu ,tekerlemeler,bilmeceler,eğitici hikayeler),

-Bahçede açık hava oyunları,

-Orff destekli müzik etkinliği,

-Öğle yemeği,

-Dinlenme ve ilgi köşelerinde oyunlar(Zihin geliştirme programı birebir uygulanır),

-Fen ve Doğa çalışmaları,

-Yaratıcı Drama destekli  kurallı oyunlar,

-Meyve saati,

-Atık Materyal ve Kağıt etkinlikleri (Sanat Etkinliği),

İSTEĞE BAĞLI ETKİNLİKLER YAPILACAKTIR.

 

  • Aynı zamanda öğrencilerimize ücretsiz olarak müzikal kulak testi yapılacaktır.
  • Ek ücrete tabii müzik eğitimi(Keman, Piyano, Bağlama, Gitar ve vurmalı çalgılar gibi)
  • Bale
  • Resim dersleri ücretsizdir.
  • Yaş Grupları
  • 3-6    yaş grubu öğrenci kabul edilecektir.
  • Kontenjanımız 20 kişi ile sınırlı olup, daha detaylı bilgi ve eğitmen randevusu için bize telefonla ulaşmak için 0212-570-80-68 veya 0530-880-71-80 numaralarından veya e-mail yoluyla ulaşmak için [email protected] adresinden bizlere ulaşabilirsiniz.

AMACIMIZ:

Okul Öncesi  dönemdeki  çocuklarımızın  zihinsel gelişimine,duygusal ve sosyal gelişimine ,dil gelişimine ,fiziksel  gelişimine  ezberci ve yetişkin baskıcı tutumlardan uzak,öğrenmeye merak uyandırarak  var olan emici beyinlerini aktif çalışabilir duruma gelmesine destek vermektir.

Her çocuk kendi  gelişimi içinde kendi evrimini  tamamlar bundan dolayı takvim yaşından çok

Gelişim yaşı önemlidir.Çoğu kurumlarda  toplu kazanımlar aynı zamanda   yerleştirilmeye çalışılmaktadır.Biz Nar Eğitim Kurumları olarak 16 yılllık tecrübe ile okul öncesi çocukların kendi

Gelişim hızlarına göre eğitim alabilmeleri için bireysel gelişim eğitim programı uygulayarak evrimlerini tamamlamalarına fırsat vereceğiz. Bu program hazırlanırken ülkemizde uygulanan eğitim programlarının tamamı süzgeçten geçirilmiş ve özellikle  montessory  eğitiminin prensipleri dikkate alınarak hazırlanmıştır.

‘’BU İŞİ YAPABİLMEM İÇİN BANA YARDIM EDER MİSİN ?’’   diyen  çocuklarımızın elinden tutarak öğrenmekten keyif alan öğrencilerimizin eğitim ve öğretim yolunu başarılı şekilde açmaktır

 

 

23 Nisan 1920 Büyük Millet Meclisi’nin açılış günüdür. Her 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı birlikte kutlarız.
Egemenlik yönetme yetkisidir. Ulusal egemenlik; yönetme yetkisinin ulusta olmasıdır. Osmanlı imparatorluğu döneminde egemenlik padişah­ta idi. Padişah ülkeyi dilediği gibi yönetirdi. imparatorluğun son yıllarında padişahlar rahatlarını düşündüler. Yurt bakımsız kaldı. Ülke sorunları yüzüs­tü bırakıldı. Bu sırada Birinci Dünya Savaşı başladı. Savaş dört yıl sürdü. Bizimle birlikte olanlar savaşta yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenil­miş sayıldık. Yurdumuz İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar, İtalyanlar tarafından paylaşıldı. Padişah ve yandaşları ülkenin paylaştırılmasına ses çıkarmadılar.
Mustafa Kemal Paşa Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak için İstanbul’dan Samsun’a 19 Mayıs 1919 günü geldi. Samsun’dan Amasya’ya, oradan Erzurum’a ve Sivas’a gitti. Sivas ve Erzurum’da kongreler topladı. Mustafa Kemal Paşa egemenliğin ulusta olduğuna inanıyordu. Bu inançla «Ulusu yine ulusun gücü kurtaracaktır. Tek bir egemenlik vardır, o da ulusal egemenliktir» diyordu. Yurdun dört bir yanından seçilip gelen temsilciler – milletvekilleri – Ankara’da 23 Nisan 1920 günü toplandılar.
İlk Büyük Millet Meclisi’nin toplandığı yapı Ankara’da Ulus Alan’ından istasyona giden caddenin başındadır. Bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olan bu yapı tek katlıdır. O yıllar ülkemiz yokluk yoksulluk içindeydi. Milletvekillerinin oturduğu sıralar bir okuldan getirildi. Meclis gaz lambası ile aydınlanıyor, soba ile ısınıyordu. Top seslerinin Ankara’da duyul­duğu zamanlarda bile meclis düzenli toplandı.
Ulusal Kurtuluş Savaşımızla ilgili bütün kararlar bu mecliste alındı. Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde ulusumuz dünyaya Ulusal Kurtuluş Savaşı dersi verdi. Ezilen uluslara kurtuluş yolunu açtı. Bağımsızlık savaşının öncüsü olan kurtuluş savaşımız yeryüzünün öteki uluslarına örnek oldu.
23 Nisan 1920 ilk Büyük Millet Meclisi’mizin toplandığı gündür. 23 Nisan, ulusun yönetme yetkisini kullanmaya başladığı gündür. Bu gün Milli Egemenlik Bayramı’mızdır.
23 Nisan dünyada kutlanan ilk çocuk bayramıdır. Atatürk’ün Türk çocuklarına armağan ettiği bu bayram şenliklerine son yıllarda yabancı ulus­ların çocukları da katılmaya başlamıştır. Atatürk çocuklara çok değer verir, gezilerinde okullara uğrar, ders dinler, sorular sorardı. «Bugünün küçükleri yarının büyükleridir.» diyen Atatürk, yönetimin bayram süresince öğrencilere bırakılması geleneğini başlattı. 23 Nisan’da yönetim birimleri seçimle gelen kurullar bir süre çocuklara bırakılır. Bu güzel gelenek her yıl yinelenir. Her 23 Nisan’da yurdumuz bir bayram alanı olur. Çocuklar törenlerde konuş­malar yaparlar, şiirler okurlar. Gece fener alayları düzenlenir.
23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı egemenliğin ulusta olduğu düşüncesinin kabul edildiği gündür. Çocuk bayramımızdır. Yarının büyükleri olan siz çocukların bayramıdır.çocuk bayramı

GİRİŞ 

Piyano, yedi oktavdan fazla ses alanıyla bütün müzik enstrümanlarının ses rejistrlerini bünyesinde toplayan temel enstrümandır. Solo dışında oda müziği, koro ve orkestrada da işlevi olan tek çalgıdır. Klavye vasıtasıyla çalınan bu sazda aynı anda 12 sesli akor veya cluster denilen ses yığınları elde edilir. Üç pedalı ile sesleri kısmaya, yalnız bas sesi uzatmaya veya bütün sesleri uzatmaya elverişlidir. Konsol adı verilen duvar tipleri ve kuyruklu tiplerin en küçüğü 130 cm. olan, boyu üç metreye kadar uzayan konser piyanoları vardır.

Piyano başlıca batı dillerinde şu terimlerle söylenir: Piano ( Fr. ), Piano (İng.), Pianoforte  (İt.), Klavier  (Alm.)

  1. GENEL YAPISI

Piyano  ya da nadir olarak kullanılan italyanca ismiyle pianoforte tuşlu bir çalgıdır. Piyanoda ses, teller vasıtasıyla elde edilir. Piyanonun tuşlarına basıldığında içindeki tahta çekiç tellere vurarak sesin meydana gelmesine sebep olur. Tahta çekicin tellere vurmasından dolayı piyano vurmalı müzik aleti olarak adlandırılır.

Herhangi bir akustik piyano genellikle ses tahtasını ve metal telleri çevreleyen aynı zamanda koruyan ahşap kasadan oluşmakla birlikte 88 tuşa (52 beyaz tuş, 36 siyah tuş) sahiptir. Piyano, tuşlarına basıldığında içerisindeki teller aracılığıyla ses çıkarır çekildiğinde ise teller damper (titreşim azaltan parça) yoluyla susturulur. Fakat pedallar yardımıyla tuşlardan parmaklar kaldırmasına rağmen sesi uzatmak mümkündür.

Piyanoda herhangi bir tuşa bastığımızda keçe ile kaplanmış çekiç o tuşa ait tellere vurur ardından geri gelir ve çekiç eski konumuna gelmesine rağmen teller titreşmeye devam eder bu titreşme bridge (köprü) yoluyla ses tahtasına iletilir ve ses tahtası sesi yükselttikten sonra havaya yayar. Parmak tuştan çekildiğinde damper ( titreşim azaltan parça ) tellerin titreşmesini durdurur ve sesi keser. Enstrüman sınıflandırma sistemine göre piyano chordophone ( telleri ve onu ileten gövdeleri olan enstrümanlar ) olarak sınıflandırılmıştır. Teknolojik gelişmelerle birlikte chordophone bir enstrüman olan piyano akustik olmasının yanı sıra elektrikli, elektronik ve dijital olacak şekillerde de geliştirilmiştir.

 

piano

 

                1.1.Piyano mekanizmasının parçaları  

Piyanonun çekiç mekanizması: 1) Tuş, 2) tuş ayarı, 3) şövale, 4) eşapman ayarı, 5) eşapman kolu, 6) çekiç kenar vidası, 7) tekrarlama vidası, 8) çekiç sapı, 9) tekrarlama kolu, 10) çekiç başı, 11) çekiç yakalayıcı, 12) susturucu kiriş çatalı, 13) susturucu kirişi, 14) susturucu kaşığı, 15) susturucu, 16) tel, 17) madenî plaka, 18) zımba, 19) akort çivisi, 20) çivi yatağı.

240px-Fortepian_-_mechanizm_angielski.svg

  1. İÇYAPI VE ÖZELLİKLERİ

Atası, klavsenden en önemli farkı, tuşa basarken uygulanan kuvvete göre çıkan sesin şiddetinin de aynı yönde değişken olmasıdır. Duvar piyanosu: Telleri ve armoni tablosu düşey olan piyanodur. Elektro piyano: Rezonansı çalgının mekanizmasına dahil olan ya da dışarıdan bağlanan yükselteçlerin sağladığı piyanodur. Hazırlanmış piyano: Tellerinin arasına Çalgının tınısını değiştirecek nesnelerin (çivi, tahta, maden ya da kauçuk parçaları) yerleştirildiği piyanodur. Kuyruklu piyano: Telleri ve armoni tablosu yatay olan piyanodur. Mekanik piyano: 1880’e doğru Amerika’da icat edilen otomatik piyano (üzerinde dişler bulunan tahta bir silindir, bir zemberekle döndürülür ve çekiçleri hareket ettirir.) Pnömatik piyano: Pirinç ve cetvelin (PanFlür Denir) delikleri ile uyuşan karton bir rulonun deliklerinden çalgının içine hızla giren havanın basıncıyla çekiçlerin hareket ettiği otomatik piyano.https://www.high-endrolex.com/20

Bir piyano 7 bini geçen parçadan oluşur. Piyanoyu oluşturan parçalar ise preslenmiş yün, çelik, bakır ve tahta parçalarından oluşur. Piyanonun değerli olmasının sebepleri arasında neredeyse tamamen elde yapılması başı çekiyor.

Piyano imalatında 3 materyal kullanılır. Ahşap, metal ve çuha/keçe… Ahşap malzeme hem Armoni (ses) tablası (sound board) olarak, hem iç mekanizma parçalarında hem de dış bölüm de mobilya olarak kullanılır. Çalgının yapımında kullanılan armoni (Ses) Tablası Piyanonun en önemli temel malzemelerindendir. Piyanonun arka bölümünde montajlıdır. Çok kaliteli sedir cinsi özel kurutulmaya tabi tutulmuş çok özel ağaçlardan imal edilir. Piyanonun en nazik malzemelerindendir.

Piyanoda üç pedal (ayaklık) vardır. Sağdaki pedal “Yastık Pedalı” dır. Bu pedala basılırsa bütün yastıklar kalkar ve teller serbestçe titreşebilir. Pedal bırakılınca ise yastıklar yeniden tellere değer. Soldaki pedal; “Yumuşak pedal” da denilen tek tel pedalıdır. Bu pedala basılınca bütün mekanizma olduğu gibi bir parça kayar ve böylece çekiçler her ses için gerilmiş bütün tellere değil yanlızca bir veya iki tele vurabilir. Böylece ses şiddeti azalır. Ortadaki pedal “Uzatma Pedalı” dır. Bu pedal yastık pedalı gibi bütün sesleri değil yanlızca pedala basıldığı sırada çalınmakta olan sesleri uzatır.

Piyanonun bir diğer temel malzemesi de kumaş cinsi çuha ve keçedir. Tokmaklar ve susturucular bu malzemeler kullanılarak elde edilir. Güve ve haşarat için giysilerde kullandığımız naftalin veya bu işi görebilen böceksavar kullanmak gerekir.

Piyanoların ömrü genellikle 30 ile 80 yıl arasındadır. Alman malzeme ile üretilen kaliteli piyanolar tonlarını yıllarca bozulmadan korurlar. İyi bir piyanonun tuş ağırlığı 50-55 gr arasında olmalıdır.

 

  1.   ÇEKİÇLERDEKİ SIR

                Çekiçler keçeyle kaplanmıştır. Çekiçler çok sert yada çok yumuşak olmamalıdır. Yumuşak çekiçler donuk, cansız bir ses oluşturur. Sert çekiçler ise çınlayan, acı bir ses oluşturur. Tuşa basılınca ve çekiç harekete geçince tele değmekte olan bir keçe yastık telin üzerinden kalkar. Tam çekicin tele vurmasından önce, bir kaldıraç çekici tuştan ayırır. Zaten hızlı hızlı hareket etmekte olan çekiç tele doğru hareketine serbestçe devam eder. (Eğer tuşa yavaş yavaş basılırsa çekiç hızlanmaz ve tele vuramaz. Dolayısıyla bir ses oluşmaz.) Tele vurup geri dönen çekiç, geri engeli tarafından (yakalayıcı) yakalanır ve tutulur. Tuş kalkınca, yastık keçe (susturucu keçesi) yeniden telin üzerine inerek susturulur.

  1. GÜNÜMÜZDE

                Günümüzde ses alanı 7,5 oktav ve 88 tuştan oluşan standart piyanolar yapılmaktadır. 218 gerili telin çelik çapraza verdiği güç üç ton civarındadır. En kalın seslerde tek tel, daha sonra iki tel, orta ve ince oktavlarda üç tel kullanılır. Konser salonlarında tercih edilen dünyanın en iyi markaları başta Steinway and Sons, Bösendorfer, Blüthner veya Yamaha’ dır.

                KAYNAKLAR

                Lale Feridunoğlu – Müziğe Giden Yol ( İnkılap Kitabevi Yayıncılık / 2. Baskı )

Erişim Tarihi: 12.03.16 / 19.30

 

Ahmet Say – Müzik Tarihi ( Müzik Ansiklopedisi Yayınları / 8. Basım)

Erişim Tarihi: 12.03.16 / 20.00

 

https://tr.wikipedia.org/wiki/Piyano

Erişim Tarihi: 13.03.16 / 20.25

 

http://www.slideshare.net/Serap_Eren/serap-dev

Erişim Tarihi: 16.03.16 / 21.00

 

http://www.piyanogalerisi.com/PiyanoHakkinda

Erişim Tarihi: 16.03.16 / 21.40

 

http://hayalsahnesi.com.tr/piyanonun-tarih%C3%A7esi/

Erişim Tarihi: 19.03.16 /  19.15

 

 

Lale Feridunoğlu – Müziğe Giden Yol ( İnkılap Kitabevi Yayıncılık / 2. Baskı )

Ahmet Say – Müzik Tarihi ( Müzik Ansiklopedisi Yayınları / 8. Basım)

https://tr.wikipedia.org/wiki/Piyano

https://tr.wikipedia.org/wiki/Piyano

http://www.slideshare.net/Serap_Eren/serap-dev

http://www.piyanogalerisi.com/PiyanoHakkinda

http://hayalsahnesi.com.tr/piyanonun-tarih%C3%A7esi/

Lale Feridunoğlu – Müziğe Giden Yol ( İnkılap Kitabevi Yayıncılık / 2. Baskı )

 

Hazırlayan: Burcu Işıl Oğuz

 

34. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın Onur Konuğu ROMANYA “Sözcüklerle” Geliyor

Bu yıl 7-15 Kasım 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilecek Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın onur konuğu Romanya.

34.kitap fuarı

Kuruluşumuz TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliğiyle gerçekleştirilen 34. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, Romanya’yı konuk etmeye hazırlanıyor. Uluslararası Salon kapsamında fuarın ilk 4 günü (7-10 Kasım) açık olacak Romanya ülke standında Romanya edebiyatı ve kültürü tüm renkleriyle yer bulacak. Fuarda, Onur Konuğu etkinlikleri kapsamında söyleşi, panel, şiir dinletileri, müzik dinletisi, yayıncılarla profesyonel buluşmalar ve çocuk etkinlikleri düzenlenecek.

Dört gün süresince Romanya’nın önde gelen yazarları İstanbul Kitap Fuarı’nda okurlarıyla bir araya gelecek. Onur konuğu, aralarında Nobel edebiyat ödülü adayı Mircea Carterescu veMatei Visniec gibi çok değerli yazarların olduğu bir programla fuar ziyaretçileriyle buluşmaya hazırlanıyor. Ayrıntılı program ve davetli yazar listesi Eylül ayı başında düzenlenecek basın toplantısında açıklanacaktır.

İstanbul Kitap Fuarı aynı zamanda 100. Yaşını kutladığımız Aziz Nesin’i anmak üzere Nesin Vakfı ve Nesin Yayınları işbirliği ile bir program hazırlıyor. Program kapsamında Aziz Nesin’in edebi kişiliği, yaşamı ve eserleri üzerine söyleşi, panel ve bir de sergi gerçekleştirilecek.

TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın onur çizeri Tan Oral, teması ise “Mizah: Hayata Gülümseyerek Bakmak”.

34. ULUSLARARASI İSTANBUL KİTAP FUARI
ONUR YAZARI VE TEMASI BELLİ OLDU

Kuruluşumuz TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile düzenlenen Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı bu yıl otuz dördüncü kez 7-15 Kasım 2015 tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi-Büyükçekmece’de kapılarını açacak.

Onur Yazarı ve Tema Belli Oldu

Kitap Fuarları Danışma Kurulu tarafından alınan kararla karikatürist Sayın Tan Oral 34. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı “Onur Çizeri” olarak belirlenmiştir. Fuar süresince Tan Oral’ın da katılımıyla paneller ve etkinlikler düzenlenecektir. TÜYAP tarafından Onur Çizeri Tan Oral‘ın yaşamı, çalışmaları ve eserlerinden seçmelerin olduğu bir kitap ve bir sergi hazırlanmaktadır.

Bu yıl Fuar’ın teması ise “Mizah: Hayata Gülümseyerek Bakmak” olarak belirlenmiştir.  Tema kapsamında İstanbul Kitap Fuarı yurt dışından çok değerli yazarları konuk etmeye de hazırlanıyor.

TÜYAP tarafından düzenlenen 34. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, 25. İstanbul Sanat Fuarı-ARTİST 2015 ile eş zamanlı gerçekleştirilecektir.

68. cannes film festivali

cannes-film-festivaliFransa’nın Cannes kentinde yapılan Cannes Film Festivali’nin açılışı 1987 yılından bu yana ilk kez bir kadın yönetmenin filmi ile yapılacak.

Açılışta Emmanuelle Bercot’nun “La Tete Haute” filmi gösterilecek.Dünyanın önemli sinema etkinlikleri arasında yer alan Cannes Film Festivali, 24 Mayıs’ta düzenlenecek Altın Palmiye ödül töreni ile son bulacak.Toplamda 83 filmin yarışacağı festivalin jürisinde Fransız oyuncu Sophie Marceau, Kanadalı sinemacı Xavier Dolan, İngiliz oyuncu Sienna Miller, Meksikalı yönetmen Guillermo del Toro, İspanyol oyuncu Rossy de Palma, Malili şarkıcı Rokia Traore ile Amerikalı aktör Jake Gyllenhaal yer alıyor. Jüriye bu yıl ünlü yönetmen kardeşler Joel ve Ethan Cohen başkanlık edecek.

Festivalde 2 Türk yönetmen var
Altın Palmiye için ana temada 19 filmin yarışacağı Cannes da bu yıl iki de Türk yönetmen yer alıyor. Ziya Demirel kısa metraj dalında “Salı” ile Deniz Gamze Ergüven ise “Yönetmenlerin 15 Günü” adlı paralel seçkide Fransız yapımı “Mustang” isimli filmiyle festivalde ödül arayacak.

Bu yıl Altın Palmiye’ye aday olan filmler ve yönetmenleri ise şöyle :”Sicario : Denis Villeneuve, The Sea of Trees : Gus Van Sant, Louder Than Bombs : Joachim Trier, Youth : Paolo Sorrentino, Saul Fia : Laszlo Nemes, Mia Madre : Nanni Moretti, Mon Roi : Maiwenn, The Lobster : Yorgos Lanthimos, Macbeth : Justin Kurzel, Umimachi Diary : Hirokazu Kore-Eda, Shan He Gu Ren : Jia Zhang-Ke, Nie Yinniang : Hou Hsiao Hsien, Carol : Todd Haynes, Il Racconto Dei Racconti : Matteo Garrone, Margurite et Julien : Valerie Donzelli, La Loi du Marche : Stephane Brize, Dheepan : Jacques Audiard.”

Croisette Bulvarı Türkiye afişleri ile donatıldı
Cannes Film Festivali’yle özdeşleşen ve dünyanın gözde bulvarları arasında yer alan Croisette Bulvarı’nda ise bu yıl Türkiye tanıtım afişleri etkinliğin dikkat çeken unsurları arasında. Festivale gelenlerin gün boyu gelip geçtiği güzergah üzerine yerleştiren Galata Kulesi, Kapadokya, Alanya Kalesi resimleri ile çeşitli Türkiye içerikli afiş ve reklamlar festival süresince gelenlerin dikkatine sunulacak.

anneler günü nar sanat

Bir insanı sadece doğurmak değil aynı zamanda kendi hayatından fedakarlıklar yaparak yetiştiren, yeri geldi mi kendi canından dahi vazgeçebilecek kadar fedakar olan annelerimizin her gün olması gereken gününü bir gün de kutlamak elbette yetmez. Fakat bir sembol olarak gördüğümüz bu gününüzde “ANNEMİ ÇOK SEVİYORUM” demek biz çocukların en büyük borcudur. Tüm annelerin ve kendini anne hissedenlerin, Kadın eğitmenlerimizin ve velilerimizin günü kutlu olsun.

anneler-gunu-nar

 

 

Anneler gününün Tarihçesi

Anneler Günü, anneleri anmak ve onurlandırmak amacıyla tüm dünyada farklı zamanlarda kutlanan özel gün. 

Anneler günü, anneleri onurlandıran özel bir gündür. Değişik günlerde ve değişik ülkelerde kutlanır. Bu günde anneler çeşitli hediyeler alır. Bu günü farklı ülkelerdeki insanlar yılın farklı günlerinde kutlarlar.

Anneler günü geleneği, Antik Yunanlıların Yunan mitolojisindeki pek çok tanrı ve tanrıçanın annesi olan Rhea onuruna verdikleri yıllık ilkbahar festivali kutlamalarıyla başlar. Antik Romalılar da ilkbahar festivallerini İsa’nın doğumundan 250 yıl öncesinden ana tanrıça Kibele onuruna kutluyorlardı.

ABD’de Anna Jarvis’in kaybettiği kendi annesi için 1908 yılında başlattığı anma günü, 1914 yılında Kongrenin onayıyla Amerika çapında genişledi.

Anneler Günü dünyada farklı günlerde kutlanır. En geniş şekilde Mayıs ayının ikinci haftasında kutlanır.

Kaynakça :[-]

karadeniz kitap fuarı samsun fuar ve kongre merkezi

karadeniz-kitap-fuariTÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile hazırlanan Karadeniz Kitap Fuarı 2015 – Samsun, 18 Mayıs 2015 Pazartesi günü TÜYAP Samsun Fuar ve Kongre Merkezi’nde açılıyor.

Karadeniz bölgesinin ilk kitap fuarı; 150 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu, 50 kültür etkinliği ve imza günlerinde 500 yazarı konuk etmeye hazırlanıyor. 24 Mayıs Pazar akşamı sona erecek fuarda Ayşe Kulin, Can Dündar, Altan Öymen, Füruzan, Muzaffer İzgü, Canan Tan, Yekta Kopan, Enver Aysever, Deniz Kavukçuoğlu, İlker Başbuğ, Nedim Şener, Ataol Behramoğlu, Behiç Ak, Ahmet Telli, Yüksel Pazarkaya, Sevgi Özel, Aret Vartanyan, Kahraman Tazeoğlu ve pek çok değerli yazar okurlarıyla buluşacak.

MELİH CEVDET ANDAY 100 YAŞINDA

Edebiyatımızın değerli ismi Melih Cevdet Anday, doğumunun 100. yılında fuarda düzenlenecek etkinliklerle anılacak. Garip akımı öncülerinden şair, denemeci ve oyun yazarı Anday’ın yaşamı ve eserleri TÜYAP, Türkiye Yazarlar Sendikası ve Alfa Yayınları tarafından düzenlenecek panel ve söyleşilerde ele alınacak.

YAYINLAMA ÖZGÜRLÜĞÜ YOLUNDA

Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından TÜYAP’ın ev sahipliğinde Avrupa Birliği Projesi kapsamında düzenlenen Yayınlama Özgürlüğü Yolunda paneli, 19 Mayıs 2015 Salı günü gazeteci Nedim Şener ve Sibel Oral, şair Mustafa Köz ve yayıncı Fahri Aral’ın katılımıyla gerçekleştirilecek.

Girişin ücretsiz olduğu Karadeniz Kitap Fuarı 2015 – Samsun, 18-23 Mayıs 2015 tarihlerinde 10.00-20.30, kapanış günü olan 24 Mayıs 2015 tarihinde ise 10.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

trt belgesel günleri

trt-belgesel-gunleriArtık gelenekselleşen “TRT Belgesel Günleri”, 7-11 Mayıs 2015 tarihleri arasında İstanbul’da izleyicileriyle buluşuyor.

TRT tarafından ilk kez 2009 yılında Türk belgeselciliğinin gelişmesine katkıda bulunmak ve nitelikli belgesel filmlerin seyirciyle buluşmasını sağlamak amacıyla ulusal düzeyde “TRT Belgesel Film Yarışması” adıyla düzenlenen “TRT Belgesel Ödülleri”, 2010 yılında kapsamı genişletilerek uluslararası bir kimlik kazandı. Amatör ve profesyonel belgesel filmcileri desteklemek, yerli-yabancı belgeselcileri buluşturan bir platform oluşturmak amacıyla düzenlenen yarışma bu yıl da uluslararası ve ulusal olmak üzere iki ana kategoride düzenlendi. Ulusal yarışma ise öğrenci filmleri ve profesyonel olarak iki alt kategoride gerçekleştirildi.

Her yıl hedeflerini yükselterek yoluna devam eden TRT Belgesel Ödülleri’ne bu yıl 42 ülkeden 348 belgesel film başvurusu yapıldı. Bu yıl yedincisi düzenlenen yarışma, artık gelenekselleşen “TRT Belgesel Günleri” etkinlikleriyle 7-11 Mayıs 2015 tarihleri arasında İstanbul’da izleyicileriyle buluşuyor. “TRT Belgesel Günleri” yerli-yabancı belgeselcileri buluşturan bir platform olma niteliğiyle belgesel severlerin merakla bekledikleri bir etkinlik olarak ülkemiz kültür-sanat ajandasındaki yerini pekiştiriyor.

FİLM GÖSTERİMLERİ

Finale kalan filmlerin yanı sıra dünyanın çeşitli bölgelerinden birçok nitelikli belgesel filmin halka açık ve ücretsiz gösterimleri, yönetmenlerinin de katılımıyla İstanbul’da yapılacak. TRT Belgesel Günleri etkinlikleri bu yıl Harbiye’deki TRT İstanbul Radyosu ve Notre Dame De Sion Fransız Lisesi salonları ile İstanbul Modern Sanat Müzesi Sinema Salonu olmak üzere üç salonda gerçekleştirilecek. Program açılış filmi gösterimi, finalist filmlerin gösterimleri, yarışma dışı gösterimler, söyleşiler ve diğer etkinliklerle devam edecek etkinlikle eş zamanlı yapılacak olan final jürisi izleme ve değerlendirme çalışmalarının da tamamlanmasının ardından 11 Mayıs akşamı yapılacak ödül töreni/gala gecesi ile son bulacak.

YARIŞMAYA 42 ÜLKEDEN 348 BELGESEL FİLM KATILDI

Bu yıl 42 ülkeden 348 belgesel filmin katıldığı etkinlikte, ulusal ve uluslararası kategori filmlerini iki ayrı ön eleme kurulu değerlendirdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı temsilcileri ve BSB temsilcilerinin katılımlarıyla oluşan ön eleme kurulları, çalışmalarını Şubat ayının sonunda tamamladı. Ön eleme kurullarının kararına göre ulusal öğrenci filmleri kategorisinde 10, ulusal profesyonel kategoride 9, uluslararası kategoride ise 14 eser finalde yarışmaya hak kazandı.

AÇILIŞ FİLMİ: “UYGURLAR, ABSÜRD BİR TUTSAKLIK HİKAYESİ”

TRT Belgesel Günleri’nin açılış filmi ise, yönetmenliğini Patricio Henriquez’in yaptığı “Uygurlar, Absürd Bir Tutsaklık Hikayesi” adlı Kanada yapımı belgesel olacak. Film, Çin’den kaçan üç Uygur’un Afganistan’dan Guantanamo’ya, oradan da Bermuda’ya uzanan inanılması güç hikayesini anlatıyor. Filmin yönetmenin katılımı ile herkese açık gösterimi ise 11 Mayıs Pazar günü İstanbul Modern Sanat Müzesi Sinema Salonu’nda yapılacak.

ÖZEL GÖSTERİM: SAVAŞ PANORAMA

TRT Belgesel Ödülleri yarışma dışı gösterimlerinin özel dosyası bu yıl savaş temalı belgeselleri konu alıyor. “Savaş Panorama” adı verilen bu bölümdeki filmler sıcak çatışmalardan ziyade ister uzak, ister yakın geçmişten olsun savaşların yol açtığı ve etkileri bugünlere uzanan sorunları etkileyici bir şekilde ele alan, bu yüzden de son yılların en çok ilgi gören filmleri arasından seçildi. 6 farklı ülkeden 10 belgesel filmin yer aldığı Savaş Panorama gösterimleri ve yönetmenlerle söyleşiler 8-9-10 Mayıs günlerinde Karaköy’deki İstanbul Modern Sanat Müzesi Sinema Salonu’nda takip edilebilecek.

TRT Belgesel Günleri çerçevesinde savaş temalı belgesellerin yer aldığı Savaş Panorama bölümünü tamamlayıcı mahiyette bir de panel düzenlenecek. Savaş Panorama bölümü yönetmenlerinin konuşmacı olarak yer alacağı “Savaşın acılarını yeniden üretmeden anlatmak mümkün mü?” konulu panel, 9 Mayıs’ta İstanbul Radyoevi’nde izlenebilecek.

PARTNER ÜNİVERSİTE MARMARA ÜNİVERSİTESİ

Amaçlarından biri de amatör belgeselcileri desteklemek olan TRT Belgesel Ödülleri etkinliklerinin çözüm ortaklarından biri de Marmara Üniversitesi oldu. “Partner Üniversite” uygulaması çerçevesinde karşılıklı olarak düzenlenmesi planlanan çeşitli etkinliklerle iki kurum arasındaki işbirliğinin birçok alana yansıması amaçlanıyor.

TRT Belgesel Ödülleri gala gecesi ve ödül töreni bu yıl 11 Mayıs akşamı TRT Tepebaşı Stüdyoları’nda yapılacak. Gecede üç kategoride ödüller sahipleriyle buluşacak. 7. TRT Belgesel Ödülleri ve TRT Belgesel Günleri ile ilgili program ve diğer ayrıntılı bilgiler, www.trtbelgesel.com adresinden takip edilebilecek.

Kaynak: trt

enginar-festivaliİzmir Urla Yarımadası’nın sembol ürünlerinden enginarın tanıtımı için düzenlenen 1.Uluslararası Urla Enginar Festivali’nin gala yemeği dünyada varlığını sürdüren tek tahaffuzhane olma özelliği ile zamana direnerek ayakta kalma savaşı veren Karantina Adası’ndaki tahaffuzhane binasında gerçekleşti.

Hastalık durumunda salgın ve ölümcül vakaların önüne geçilebilmesi için ulusal ve uluslararası kanunlarla oluşturulmuş stratejik öneme sahip olan Tahaffuzhane’de düzenlenen gala yemeğine; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da katıldı.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’na katkı ve desteklerinden dolayı plaket takdim eden Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar, “Urlalılar adına size çok teşekkür ederim. Bizler için çok kıymetli ve değerlisiniz” dedi.

Urla’nın sakız enginarını dünyaya tanıtmak için İzmir Büyükşehir Belediyesi, Urla Belediyesi ve İzmir Ekonomi Üniversitesi işbirliği ile düzenlenen festivalin oluşmasında ve sonrasında emeği geçen ekibe enginar yapraklarının kağıda dönüştürülmesinden oluşan plaketleri Başkan Sibel Uyar takdim etti.

Birbirinden farklı enginar lezzetlerinin yer aldığı gala yemeğinde davetliler denize karşı Grup Yankı’nın şarkıları ile keyifli bir akşam yaşadı.