Şunun için etiket arşivi: uluslararası

sureyya-operasi5 Temmuz 2016 tarihinde Samsun Opera ve Bale’si Kadıköy Süreyya Operasında yapılacaktır. Nar Sanat misafirleri etkinliğe davetli olarak katılabileceklerdir.

ETKİNLİK PROGRAMI

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 7. Uluslararası İstanbul Opera Festivali bu yıl 2 – 16 Temmuz 2016 tarihleri arasında gerçekleştiriliyor.

2 Temmuz Cumartesi Şef Borislav Ivanov’un yönetiminde İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası‘nın gerçekleştireceği Gala Konseri ile başlayacak olan festivalde 11 etkinliğin 8’i Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası‘nda gerçekleşecek, diğer gösteriler ise Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı ve İstanbul Arkeoloji Müzesi Bahçesi‘nde gerçekleşecek.

Festival Programı:

  • 5 Temmuz Salı – Samsun Devlet ve Opera Balesi tarafından sahnelenen ve rejisini Figen Ayhan Karakelle’nin üstlendiği, Tolga Taviş’in bestesi “Hekimoğlu Operası”
  • 8 Temmuz Cuma – Ankara Devlet Opera ve Balesi, 5 Tango’s ve Entre Dos adlı bale gösterisi.
  • 9 Temmuz Cumartesi – Vladimir Malakhov’un jüri başkanı olduğu Bale Yarışması’nın ‘küçükler’ yarı finali
  • 10 Temmuz Pazar – Vladimir Malakhov’un jüri başkanı olduğu Bale Yarışması’nın ‘büyükler’ yarı finali
  • 11 Temmuz Pazartesi – Antalya Devlet Opera ve Balesi’nin ‘Danzon’; İstanbul Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Birimi (MDTist) ‘Mantra’ ve İzmir Devlet Opera ve Balesi’nin ‘Dansın Rengi’ baleleri
  • 12 Temmuz Salı – Bale Yarışması’nın finali
  • 13 Temmuz Çarşamba – Bale Yarışması’nın final töreni ve gala gecesi
  • 14 Temmuz Perşembe – Zdravko Lazarov şefliğinde Mozart’ın “Saraydan Kız Kaçırma” operası
  • 15 Temmuz Cuma – Zdravko Lazarov şefliğinde Mozart’ın “Saraydan Kız Kaçırma” operası
  • 16 Temmuz Cumartesi – Mehmet Balkan’ın sahneye koyduğu, İzmir Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenecek Mozart’ın “Zaide” operasıyla festivalin kapanışı.

 

sairler-eskisehir-de-bulusuyor-141302-5

Eskişehir Tepebaşı Belediyesi tarafından düzenlenen 6. Uluslararası Eskişehir Şiir Buluşması, 26-29 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Açılış, bu akşam saat 18.00’de Özdilek Sanat Merkezi’nde yapılacak ve tüm etkinlikler burada şiir severlerle buluşacak. Direktörlüğünü Şair Haydar Ergülen’in yaptığı şiir buluşmasının bu yılki onur konuğu Ahmet Telli olacak. Telli, açılıştan önce, saat 17.00’de okurları için kitaplarını imzaladı. Tepebaşı Belediye Başkanı Dr.Ahmet Ataç, “Dolu dolu geçeceğine inandığım şiir günlerimize sanatseverleri davet ediyorum” dedi.

ODAK ÜLKE NORVEÇ

6. Uluslararası Eskişehir Şiir Buluşması’nın açılışında, şair-müzisyen Muzaffer Özdemir ve sonraki günlerde de Müzik Kutusu birer konser verecek. Buluşma boyunca dört “müzik-şiir okuması” gerçekleştirilecek. Behçet Necatigil, doğumunun 100. yılında şair Mahmut Temizyürek’in hazırladığı bir sunumla anılacak. Yakın tarihlerde aramızdan ayrılan şairler Sennur Sezer, Gülten Akın, Ahmet Oktay ve Ahmet Ada da bir etkinlikle anılacak.

Öte yandan, Onur Konuğu Ahmet Telli’nin şiirinin tartışılacağı bir oturum gerçekleştirilirken yurt dışından gelen konuk şairlerin katılacağı “Şiir ve Barış” ile “Norveç Şiiri” oturumları yapılacak. Bu yıl odak ülke Norveç olacak.

Şiir Buluşmasında her yıl olduğu gibi bu yıl da, çocuklarla bir “Çocuk Şiiri” oturumu yapılacak. Tepebaşı Belediyesi’nin Esentepe’deki Çocuk Sanat Merkezi’nde şairler Mehmet Atilla ve Erol Büyükmeriç konuşacak.

NAZIM ÖDÜLÜ

Şiir Buluşması kapsamında verilen “Nazım Hikmet Araştırma Ödülü, bu yıl Arif Keskiner ve M. Melih Güneş’in Hazırladığı “Nazım’ın evinde, Vera’nın Sofrasında” adlı kitaba verildi. Bu ödül için de bir tören gerçekleştirilecek.

6. Uluslararası Eskişehir Şiir Buluşmasına bu yıl; Fransa, İran, İtalya, Norveç, Polonya, Suriye ve ülkemizden 30 şair katılacak. Şairlerin şiirlerinden oluşan Türkçe-İngilizce bir kitap ile, Türk şiirinin ustalarından Behçet Necatigil’in 100. Yaşı nedeniyle şair Mahmut Temizyürek tarafından hazırlanan bir kitap ve geçen yıl olduğu gibi bu yıl da, Komşu Yayınları tarafından basımı yapılan şiir kitapları şiir severlere ücretsiz dağıtılacak.

Kazakistanlı sinemaseverler, Türk Filmleri Haftası’nın açılış filmi “Ertuğrul 1890”a yoğun ilgi gösterdi.

ertugrul-1890

Kazakistan’da düzenlenen Türk Filmleri Haftası, “Ertuğrul 1890” filminin açılış gösterimiyle başladı.

Etkinliğin koordinatörü Öner Kılıç, açılış gecesi yaptığı konuşmada, Türkiye ve Kazakistan’ın binlerce yıllık ortak kültürel değere sahip iki ülke olduğunu vurgulayarak, Türk Filmleri Haftası’nın sadece gösterimlerle sınırlı olmadığını söyledi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı‘nın (TÜRKSOY) desteğiyle düzenlenen Türk Filmleri Haftası’nın önemine dikkati çeken Kılıç, şöyle konuştu:

“Pek çok ortak kültürel çalışma yaptığımız Kazakistan’da özellikle bu etkinlikte sinemacılarla bir araya gelmek bizim için değerli. En büyük ortak değerlerimiz olan Hoca Ahmet Yesevi ve Farabi’yi beyazperdeye taşıyarak, Türk ve Kazak sinemacıları bir araya getirmek ve ortak sinema filmleri çekmek en büyük amacımız.”

UNESCO’nun 2016 yılını Ahmet Yesevi yılı ilan ettiği ettiğini hatırlatan Kılıç, Farabi’nin felsefesiyle Ahmet Yesevi’nin inancını birleştiren bir anlayışla Yesevi filmi için Kazak sinemacılarla bir araya gelecekleri bilgisini verdi.

TİKA Başkan Yardımcısı Mehmet Süreyya Er ise bağımsızlıklarını kazandıkları günden beri Türk cumhuriyetlerinin yanında yer aldıklarını belirterek, bu tarz kültürel etkinliklerin desteklenmesiyle kardeş ülkeler arasında her alanda birlikteliğin sağlanmasını arzu ettiklerini dile getirdi.

“Türk filmleri pazarının büyütülmesi gerekiyor”

Ertuğrul 1890” filminin gösteriminin ardından konuşan başrol oyuncusu Kenan Ece, sinemaseverlerin gösterdiği ilgiden büyük mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Türk Filmleri Haftası’nın, Türk- Japon ortak yapımı olan Ertuğrul 1890 filmiyle açılması oldukça anlamlı. Filmimiz iki millet arasındaki dostluğu ve barışı anlatıyor. Tüm dünyaya mesajı olan bir yapım. Gerçekten zor günler geçiriyor dünyamız. Savaşlar, problemler bir türlü bitmiyor. Film de en zor zamanlarda farklı milletlerin birbirine destek olması ve yardım etmesiyle ilgili bir konuyu ele alıyor.” dedi.

“Burada olmak benim için çok güzel bir tecrübe oldu”

Türk dizilerinin dünyanın her tarafında izlendiğini aktaran Ece, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dizilerimiz Güney Amerika’dan Türk dünyasına kadar her yerde izlenip ilgi görürken, filmlerimizin aynı oranda seyirci bulmaması için hiçbir sebep yok. Örneğin Kazakistan’a geldim, televizyonu açtığımda Türk dizisi oynuyordu. Bizim yapımların burada hatırı sayılır bir seyirci kitlesi var. O yüzden bana göre Türk sinemasının buralara ulaşması mümkün. Burada olmak benim için çok güzel bir tecrübe oldu.”

“16. Yüzyıl Dahisi Matrakçı Nasuh” sergisi, Avusturya’nın başkenti Viyana’da sanatseverlerle buluştu.

matrakci-nasuh

 

Cumhurbaşkanlığının himayesinde gerçekleşen ve Anadolu Ajansı’nın  global iletişim ortağı olduğu “16. Yüzyıl Dahisi Matrakçı Nasuh” sergisi, Avusturya’nın başkenti Viyana’da sanatseverlerle buluştu.
İstanbul Kültürlerarası Sanat Diyalogları Derneği (İKASD) tarafından projelendirilen sergi, Türkiye’nin Viyana Büyükelçiliği ve Viyana Yunus Emre Enstitüsü’nün ev sahipliğinde, Viyana Sanat Tarihi Müzesi’nde düzenlenen törenle açıldı.
Açılış töreninde mimar Sinan Genim, “Matrakçı Nasuh ve Haritaları” konulu kısa bir konferans verdi. Matrakçı Nasuh’un asıl isminin “Nasuh bin Karagöz bin Abdullah el-Bosnavi” olduğunu belirten Genim, Nasuh’un Enderun’da yetiştiğini ve Boşnak asıllı minyatürcü, hattat, tarihçi ve matematikçi olduğunu anlattı. Nasuh’un genç yaşta yazdığı matematik kitabı ile dikkat çektiğini vurgulayan Genim, Kanuni Sultan Süleyman’ın seferlerine katılarak gittiği yerlerde kale ve sarayların minyatürünü yaptığını ve 70 yaşında vefat ettiğini aktardı.
Viyana Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Mevlüt Bulut ise 16. yüzyıl dahisi Matrakçı Nasuh’un eserlerinin Avrupa’nın kültür başkenti Viyana’da sergilemekten onur duyduğunu söyledi.
Küratör Beste Gürsu ise Türkiye’nin kültür ve sanatını uluslararası platformlara taşıyacak kapsamlı bir proje gerçekleştirdiklerini ve bu projeyi 12 kadın sanatçının Nasuh’un eserlerinden esinlenerek hazırladıklarını ifade etti. Projenin ilk sergisini Nasuh’un doğduğu Bosna’da başlattıklarını kaydeden Gürsu, 2016 sonunda “Matrakçı Nasuh” belgeselinin vizyona gireceğini aktardı.
Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi Hasan Göğüş de Matrakçı Nasuh’un hem sanatçı hem de bilim adamı olduğunu belirterek, “Matrakçı Nasuh, Osmanlı döneminde yetişmiş ve çağdaş sanatçılara ilham kaynağı olmuş ve dünya kültür mirasına önemli katkılar sağlamıştır” dedi.

İstanbul Gelişim Sanat tarafından 81 ilde sahnelenen ’Kazasız kul olmaz’ adlı Oyun seyircilerin beğenisine sunuldu.

İstanbul Gelişim Sanat tarafından 81 ilde sahnelenen ’Kazasız kul olmaz’ adlı Oyun seyircilerin beğenisine sunuldu.

Dünyada bir ilke imza atan İstanbul Gelişim Sanat, iş ve trafik kazaları ayrıca ilk yardıma dikkat çekiyor. Yazan Yöneten Zahrettin Çelik sanat danışmanlığını Vatan Şaşmaz, Cem Kılıç, Mehmet Ali Nalbant’ın Proje danışmanlığını Analitik Yaşam Grubu Ali Yücel Güler, Oktay Gündoğdu yaptığı 81 il kapsamlı ’’kazasız kul olmaz’’ adlı oyun seyircilerin beğenisine sunuldu.

Proje, Uluslararası Radyocular Birliği tarafından yılın alkışı hak edenler ödülüne layık görüldü.

Oyun kapsamında koltuklar da özel olarak tasarlandı anons geldikten sonra seyirciler emniyet kemerlerini taktı.

alternatif2,-Vok-sKjdkSCGLhYXogHdw

Türkiye kökenli Alman yönetmeni Fatih Akın uyuma katkılarından dolayı ödüle layık bulundu. Fatih Akın’a Norderney Adası’nın uyum ödülü verilecek.

Türkiye kökenli film yönetmeni, senarist ve prodüktör Fatih Akın, Almanya’nın Aşağı Saksonya Eyaleti’ne bağlı Doğu Frizon adalarından Norderney’in uyum ödülüne layık bulundu. 5 bin euro tutarındaki ödül Fatih Akın’a 4 Haziran’da 27. Uluslararası Emden-Norderney‘ Film Festivali’nde verilecek. Ödül konuşmasını Almanya’nın eski cumhurbaşkanlarından Christian Wulff yapacak.

Jüri, Fatih Akın’ın doğu ile batı arasında git-gel yaşayan insanları filmlerinin odak noktasına alması dolayısıyla bu ödüle layık bulunduğunu açıkladı. Akın’ın yeni bir topluma ayak uydurmanın ne kadar sancılı bir süreç olduğunu çok etkili bir biçimde beyaz perdeye yansıttığı da vurgulandı. Türkiye kökenli yönetmenin filmlerinde ayrıca hoşgörü ve merhamet duygularını da içeren insanî bir dünya görüşünün yansıtıldığının da altı çizildi.

Fatih Akın 1973 yılında Hamburg kentinde Türk göçmen bir ana babanın çocuğu olarak dünayaya geldi. 2004’te çektiği „Gegen die Wand“ (Duvara Karşı) ya da 2007’de çektiği „Auf der anderen Seite“ (Yaşamın Kıyısında) ödüllü filmleri onu uluslararası üne kavuşturdu. Norderney’da 4 Haziran’daki ödül töreninin ardından Fatin Akın’ın 2009’da çektiği „Soul Kitchen“ (Aşka Ruhunu Kat) adlı filmi gösterilecek.

fatih-akina-almanyadan-uyuma-katki-odulu,_DaHkri7FEu7ilma6O4mzA

Devlet Tiyatrolarınca 17-27 Mayıs arasında düzenlenecek Antalya Uluslararası Tiyatro Festivali’nin açılışını, Hindistan’dan Taj Express grubu “Bollywood Müzikali” ile yapacak.

Devlet Tiyatroları tarafından düzenlenen “Antalya Uluslararası Tiyatro Festivali”, bu yıl 7. kez tiyatroseverler için perde açacak. Türkiye’den ve yurt dışından toplam 10 tiyatro topluluğunun 11 farklı oyun sergileyeceği festivalin açılışı, Hindistan’dan Taj Express grubunun sergileyeceği “Bollywood Müzikali” ile yapılacak.

Devlet Tiyatroları, Antalya Uluslararası Tiyatro Festivali ile Türkiye’nin tarihi ve sanatsal özelliklerini uluslararası bir platformda paylaşmayı hedeflerken, geride bıraktığı 6 yılda 31 ülkeye ev sahipliği yaparak 60 farklı oyun ve 129 temsil ile 74 bin seyirciye ulaştı.

Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamaya göre, bu yıl 17-27 Mayıs arasında Antalya’da düzenlenecek festivalin açılışını Hindistan’dan Taj Express grubu, “Bollywood Müzikali” ile yapacak.

35. İstanbul Film Festivali’nde Ahu Öztürk’ün “Toz Bezi” filmi, Altın Lale Ulusal yarışmada “En İyi Film”, “En İyi Senaryo” ve “En İyi Kadın Oyuncu” ödüllerini kazandı.

35. İstanbul Film Festivali’nde ödül kazananlar belli oldu.

Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen törende, Altın Lale Ulusal Yarışma Ödülleri için 2015-2016 sezonunda tamamlanan 11 film yarıştı.

Cem Davran’ın sunuculuğunu yaptığı gecede ilk olarak, Jeyan Ayral Tözüm, Şerafettin Gür, Suzan Avcı ve Perran Kutman’a Sinema Onur Ödülleri verilirken, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden yönetmen Ülkü Erakalın’ın ödülü oğlu Murat Erakalın’a takdim edildi.

Altın Lale Ulusal Yarışma’da En İyi Film dalında Altın Lale Ödülü’ne Ahu Öztürk’ün “Toz Bezi” adlı filmi layık görüldü.

Ahu Öztürk ödülünü alırken yaptığı kısa konuşmada, “Ben ödülü, Şırnak’ta çocuklarının ölüsünü buzdolabında saklayan annelerden, yurtdışında çocuğuyla vedalaşıp burada tekrar cezaevine gelen sevgili Meral Camcı’ya uzanan o yol adına alıyorum. Savaşlar kadınları ve önce çocukları vuracaksa, barışı da kadınlar kuracak” dedi.

Ulusal yarışma

Altın Lale Ulusal Yarışma’da ödül kazanlar şöyle:

En İyi Film: Toz Bezi

En İyi Yönetmen: Mustafa Kara (Kalandar Soğuğu)

En İyi Kadın Oyuncu: Asiye Dinçsoy (Toz Bezi)

En İyi Erkek Oyuncu: Haydar Şişman (Kalandar Soğuğu)

En İyi Senaryo: Ahu Öztürk (Toz Bezi)

En İyi Görüntü Yönetmeni: Cevahir Şahin ve Kürşat Üresin (Kalandar Soğuğu)

En İyi Kurgu: Mustafa Kara, Umut Sakallıoğlu ve Ali Aga (Kalandar Soğuğu)

En İyi Özgün Müzik: Doğan Duru (Tarla)

Jüri Özel Ödülü: Rauf (Barış Kaya ve Soner Caner)

Uluslararası Yarışma

Festivalde, Uluslararası Yarışma Altın Lale Ödülü’ne Meksikalı yönetmen Rodrigo Plá’nın “Bin Başlı Canavar” adlı filmi değer görüldü.

Altın Lale Uluslararası Yarışma Jüri Özel Ödülü’nü ise Britanyalı yönetmen Brady Corbet’in “Bir Liderin Çocukluğu” adlı filmi kazandı.

Kısa, mansiyon, belgesel, Seyfi Teoman ödülleri

Ulusal Kısa Film Yarışması’nda En İyi Kısa Film Ödülü’nü Ziya Demirel’in “Salı” adlı filmi kazandı. Ödülü yönetmene jüri üyelerinden Can Evrenol verdi.

Barış Sarhan’ın “Cemil Şov” adlı filmi ise Mansiyon ödülüne layık görüldü.

Ulusal Belgesel Yarışması’nda da En İyi Belgesel Ödülü Onur Bakır ve Panagiotis Charamis’in yönettiği “Hazır Ol!” filmine verildi.

Ayşe Polat’ın yönettiği “Ötekiler” filmi ise Mansiyon’a layık görüldü.

Bu arada, Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü’nü “Çırak” filminin yönetmeni Emre Konuk kazandı.

 istanbul-film-festivali-nde-odulleri-toz-bezi-topladi-128713-5 (1)

27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde, Kadıköy’deki tiyatrocular bir araya geldi.

Kadıköy Tiyatroları Platformu’nun çağrısıyla sabahın erken saatlerinde Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde toplanan tiyatro grupları burada yürüyüş hazırlıklarını tamamladı. Saat 13:00’te NHKM’den başlayan yürüyüşe plartform bünyesindeki kırka yakın tiyatro grubu katılım gösterdi. Tiyatrocular yürüyüşe, müzik aletleri, kostüm ve aksesuarlarıyla yerlerini aldı.

Kadıköy sakinlerinin de büyük ilgi ve destekle karşıladığı yürüyüş korteji, Bahariye’den başlayarak Süreyya Operası, Ayvalıtaş Parkı ve Barlar Sokağı’ndan geçip açıklamanın okunacağı Kilise Meydanı’na ulaştı. Meydanda geniş bir kitleyle basın açıklaması yapıldı.

Uluslararası Tiyatro Bildirgesi Onur Tanyeri tarafından, Kadıköy Tiyatroları Bildirisi ise Enis Fosforoğlu tarafından okundu.

Kadıköy Tiyatroları Platformu’nun bildirisinin tam metni şöyle:

el-ilani-bildiri_01

“Kadın Dayanışması Yaşatır” diyerek 12 Mart’ta İstanbul’da başlayan 14. Filmmor Kadın Filmleri Festivali, Arin Kadın Merkezi ortaklığıyla 16-17 Nisan’da 5. durağı Mardin’de olacak.

12-20 Mart’ta İstanbul’da başlayan 14. Filmmor Kadın Filmleri Festivali, Arin Kadın Merkezi ortaklığıyla, 12 filmlik programla 16-17 Nisan’da Sinemardin’de sürecek.Kadın Dayanışması Yaşatır bölümünden Maryam Ebrahimi ve Nima Sarvestani’nin yönettiğiParmaklıklar Ardında Burkasız / No Burqas Behind Bars filmi, Deepa Dhanraj’ın yönettiğiKadınların Adaleti / Invoking Justice filmi ve Ilse van Velzen ve Femke van Velzen’in yönettiği Satılık Adalet / Justice for Sale filmi izleyiciyle buluşacak. Kadınların Sineması bölümünden Leyla Toprak’ın yönettiği Uzak Mı / Distant, Lucia Valverde’nin yönettiği Sıcak Hava Dalgası / The Heat Wave, Belmin Söylemez’in ustası Bilge Olgaç’ı anlattığı belgeseliBilge ve Öğrencisi / Bilge and Her Apprentice filmi Mardin programında yer alacak.Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da Kadınların Sineması bölümünden yönetmenliğini Diana Nava’nın yaptığı Coria ve Deniz / Coria and the Sea ve Baran Reihani’nin yönettiğiBinlercesinden Biri / One of Thousands filmi ile festivalin klasikleşmiş bölümlerinden olanKendine Ait Bir Cüzdan bölümünden Stella Kyriakopoulos’un yönettiği Volta filmi gösterilecek. Chantal Hakkında Her Şey toplu gösteriminden Patlat Şehri / Saute Ma Villeizleyiciyle buluşacak. Filmmor’un Mardin’den sonraki durakları İzmir ve Van olacak.
festival
MARDİN PROGRAMI:

16 Nisan Cumartesi

12:00 Bilge ve Öğrencisi / Uzak mı… / Sıcak Hava Dalgası / Patlat Şehri / Binlercesinden Biri / Volta

14:00 Coria ve Deniz

16:00 Satılık Adalet

18:00 Kadınların Adaleti

17 Nisan Pazar

12:00 Parmaklıklar Ardında Burkasız

14:00 Üç Yalan

16:00 Diren

18:00 Söyleşi – Kapanış

Antonio Tabucchi’den düş ile gerçeğin, şimdi ile geçmişin birbirine karıştığı öyküler: Tersyüz Oyunu

 O koskocaman yakışıklı gülümseyişiyle ölümü nasıl anlayabilirdi? Ölümü sen de anlayamazdın, menzilinden uzaktaydın, şimdilik. Sen bir ölüyü anlayabilirdin ama ölüm başka şeydir, ceset başka. Ölüm, yoldaki o dönemeçtir; ölmekse sadece görünmemektir, bu dizeleri anımsıyor musun? 

Tabucchi’nin Tersyüz Oyunu’nu oluşturan öyküler ilk bakışta birbirinden bir hayli farklı gibidir. Öykü kişileri farklı mekânlarda, farklı zamanlarda, farklı güzergâhlarda hareket eder. Ancak yan yana getirilmiş bu dünyaların “kahraman”larını birleştiren bir nokta vardır: Bu kişilerin kendilerini çevreleyen dünyayla kurdukları ilişki; geçmişleri, bellekleri, sanrıları, hayal güçleri, düş kırıklıkları tarafından belirlenir. Tam da bu ilişki biçimi nedeniyle perspektifler yer değiştirir, görünen şeyler görmezlikten gelinir ya da olmayan şeyler varmışçasına hareket edilir.

“Hayatın önceden kestirilemeyen koşulları sonucu, belli bir şeyin ‘öyle’ olmakla birlikte, aynı anda başka türlü de olduğu” bir evrendir anlatılan. Yazarın bir öykü kişisine söylettirdiği gibi bir “tersyüz oyunu”dur bu: “Gerçek” denilen şeye dair bir arayışın usulca eşlik ettiği, okurun da dahil edildiği bir oyun. Ne var ki Tabucchi’nin ustaca kurguladığı belirsizlikler evreninde, bilinçli ya da bilinçsizce gerçekleşen bu arayışlarda somut ile soyut, şimdi ile geçmiş, “sen” ile “ben” giderek daha fazla birbirine doğru akar; ta ki “gerçek”, çoğul olasılıklar evrenindeki ulaşılmaz konumunu alana dek.

ANTONIO TABUCCHI KİMDİR?

Antonio Tabucchi, 1943’te İtalya’nın Pisa kentinde doğdu. Romanları, öyküleri, denemeleri ve oyunlarıyla Avrupa edebiyatının en seçkin yazarları arasında yer aldı. Fernando Pessoa’nın yapıtlarının İtalyanca basımlarının editörlüğünü de üstlendi. Kitapları kırktan fazla dile

çevrildi. Bazı romanları beyazperdeye ve sahneye uyarlandı. Tabucchi, İtalya’da “Pen Kulübü”, “Campiello” ve Viareggio-Répaci”, Fransa’da “Prix Méditerranée”, Yunanistan’da “Aristeion”, Almanya’da Leibniz Akademisi’nce verilen “Nossack”, Avusturya’da “Avrupa Edebiyatı için Avusturya Devlet Ödülü”, İspanya’da “Hidalgo” ve Asturias Prensi’nce verilen basın özgürlük ödülü “Fransisco Cerecedo” gibi saygın ödüllere değer görüldü. Avrupa’nın önde gelen gazeteleri ve kültür dergilerine yazılar yazdı. Uluslararası Yazarlar Parlamentosu’nun kurucuları arasındadır. 2012’de Lizbon’da öldü.

Antonio Tabucchi’nin  Can Yayınları’ndaki diğer kitapları:

Damasceno Monteiro’nun Kayıp Başı, 1998

Hint Gece Müziği, 2000

Ufuk Çizgisi, 2000

Gittikçe Geç Olmakta, 2002

Fernando Pessoa’nın Son Üç Günü, 2005

Pereira İddia Ediyor, 2005

Düşler Düşü, 2006

Önemi Olmayan Küçük Yanlış Anlamalar, 2006

Tristano Ölürken, 2006

Requiem, 2007

Zaman Hızla Yaşlanıyor, 2011

Isabel İçin: Bir Mandala, 2015

Yolculuklar ve Öteki Yolculuklar, 2016

antonio-tabucchiden-tersyuz-oyunu,ySexMtyFjU6MsjU43Amo2w

Dünya Tiyatro Günü 1961‘de Uluslararası Tiyatrolar Birliği (International Theatre Institute) tarafından kuruldu.

Her yıl 27 Mart günü ITI merkezleri ve dünya çapında tiyatro grupları tarafından kutlanmaktadır. Pek çok ulusal ve uluslararası etkinlik kutlamalarda yer almaktadır. En önemli etkinliklerden biri, dünya çapında başarı kazanmış bir tiyatro oyuncusu, yönetmeniveya yazarın yazdığı evrensel bildirgedir. İlk bildirge 1962’de Jean Cocteau (Fransa) tarafından yazılmıştır.

Dönemin ITI başkanı olan Arvi Kivimaa tarafından önce Helsinki, sonra da Viyana’da yapılan 9. ITI Konferansında ortaya atılan ‘tiyatrolar günü’ fikri, İskandinav ülkelerinden gelen desteğin de etkisiyle hayata geçirildi. Kabul edilişinden sonra her yıl, Paris’te 1962 tarihli Uluslar Tiyatrosu’nun (Theatre of Nations) da açılış günü olan 27 Mart günü, ITI’nin şu an sayısı 100’ü bulan dünya çapındaki merkezlerinde çeşitli etkinliklerle kutlanmaya başlandı.

UNESCO tarafından kurulan ITI’nin “sahne sanatları bağlamında, dünya çapında bilgi ve uygulama alışverişini arttırmak, gelişim sürecinde sanatsal yaratıcılığın ve üretimin gerekliliği konusunda toplumsal bilinci uyandırmak, insanlar arasındaki barış ve dostluğun sağlanması ve artmasını gerçekleştirmek adına karşılıklı anlayışı geliştirmek, UNESCO’nun hedeflerine ulaşmasına katkıda bulunmak” gibi hedefleri, Dünya Tiyatro Günü’nde bir kez daha hatırlatılmaktadır. Her yıl tiyatro ve tiyatroyla ortak çalışan diğer sanat disiplinlerinden gelen üstün başarılı bir sanatçı bu gün için bir konuşma yapmaya davet edilmektedir. Uluslararası Bildirge olarak görülen bu konuşmanın metni 20’den fazla dile çevrilmekte, pek çok gazetede yayınlanmakta ve dünya üzerindeki pek çok tiyatro grubunun oyunundan önce okunmaktadır. Pek çok televizyon ve radyo kanalı bu bildirgeyi beş kıtanın her köşesindeki dinleyicilere ulaştırmaktadır.

Dünya Tiyatro Günü tiyatro dünyasındaki insanlar için sahne sanatlarının insanları bir araya getirici gücünü kutlamak, seyirciyle daha iyi bir iletişim kurmak ve insanlar arasındaki anlayış ve barışı arttırmak için bir fırsat olarak görülmektedir. Dünya Tiyatro Günü’nde yapılan etkinlikler, uluslararası işlevlerinin yanı sıra ulusal ve bölgesel tiyatro gruplarının bir araya gelmesinde de rol oynamaktadır.

Dünya Tiyatro Günü Uluslararası Bildirgesi

Jean Cocteau ilk bildirgenin yazarıdır. 1993’te Venezuela ITI Merkezi 1962’den 1993’e kadar yayınlanan tüm bildirgeleri biri özgün dillerinde, diğeri İspanyolca olmak üzere iki antoloji halinde yayımlamıştır. Uluslararası Bildirge’nin yanı sıra, ITI dünyanın hemen her yerinde büyük gösteriler ve festivaller düzenlemektedir. Bu etkinliklerin tamamı ITI Resmi Sitesi’nde görülebilir.

i