Şunun için etiket arşivi: Tiyatro

Yazan:

Ebru Erdemoğlu

Yöneten:

Halis Bayraktaroğlu

Oyuncularımız:

Ayhan Işık, Uhde Seçil (Seçil Özçakmak), Halis Bayraktaroğlu, Tolga Öz, Pelin Acar, .

Türü:

Komedi 2 Perde

Oyun Hakkında:el-ilani

Hayatınızda hiçbir şey eskisi gibi olmayacak… Cennete mi yoksa Cehenneme mi gidiyoruz ?

O da ne ? Bizler yıllardır sorgulamayı Melekler yapar biliyoruz, ya sorguya Zebani girerse.. her şey alt üst..
Bildiğimizi sandığımız cevaplar bizi Cennete götürmüyorsa ne yaparız? Araf’ı mı sorarız acaba ??

Sahi… Araf Ne Taraf ???

Mahmut ve Bilal çocukluktan beri arkadaş. Mahmut, ne kadar manevi duygularına bağlı, yardımsever, kendi halinde biri ise,
Bilal de o kadar maneviyattan uzak, gününü gün eden, daldan dala konmuş, her şeyi kendine yontan bencil bir adamdır.

Bu iki samimi arkadaşın yolları öteki dünyada kesişince, hele bir de aralarına güzel, hafif meşrep Hostes Şule’nin katılımıyla ortaya tadına doyulmayan bir komedi çıkıyor hiç bitmeyen tempolarıyla. Ya Zebani ve yardımcısı Zu ile olan amansız mücadeleri ?

Toplumun genel ahlak kuralları çerçevesindeki iyinin sıradanlığı ile kötünün uç noktalarının irdelendiği oyunda onlar Araf’ı arasınlar sizler gülme krizinden çıkmanın yollarını arayın…

 

25 Nisan Karabük  –  30 Nisan Hatay ‘dayız..

Dünya Tiyatro Günü 1961‘de Uluslararası Tiyatrolar Birliği (International Theatre Institute) tarafından kuruldu.

Her yıl 27 Mart günü ITI merkezleri ve dünya çapında tiyatro grupları tarafından kutlanmaktadır. Pek çok ulusal ve uluslararası etkinlik kutlamalarda yer almaktadır. En önemli etkinliklerden biri, dünya çapında başarı kazanmış bir tiyatro oyuncusu, yönetmeniveya yazarın yazdığı evrensel bildirgedir. İlk bildirge 1962’de Jean Cocteau (Fransa) tarafından yazılmıştır.

Dönemin ITI başkanı olan Arvi Kivimaa tarafından önce Helsinki, sonra da Viyana’da yapılan 9. ITI Konferansında ortaya atılan ‘tiyatrolar günü’ fikri, İskandinav ülkelerinden gelen desteğin de etkisiyle hayata geçirildi. Kabul edilişinden sonra her yıl, Paris’te 1962 tarihli Uluslar Tiyatrosu’nun (Theatre of Nations) da açılış günü olan 27 Mart günü, ITI’nin şu an sayısı 100’ü bulan dünya çapındaki merkezlerinde çeşitli etkinliklerle kutlanmaya başlandı.

UNESCO tarafından kurulan ITI’nin “sahne sanatları bağlamında, dünya çapında bilgi ve uygulama alışverişini arttırmak, gelişim sürecinde sanatsal yaratıcılığın ve üretimin gerekliliği konusunda toplumsal bilinci uyandırmak, insanlar arasındaki barış ve dostluğun sağlanması ve artmasını gerçekleştirmek adına karşılıklı anlayışı geliştirmek, UNESCO’nun hedeflerine ulaşmasına katkıda bulunmak” gibi hedefleri, Dünya Tiyatro Günü’nde bir kez daha hatırlatılmaktadır. Her yıl tiyatro ve tiyatroyla ortak çalışan diğer sanat disiplinlerinden gelen üstün başarılı bir sanatçı bu gün için bir konuşma yapmaya davet edilmektedir. Uluslararası Bildirge olarak görülen bu konuşmanın metni 20’den fazla dile çevrilmekte, pek çok gazetede yayınlanmakta ve dünya üzerindeki pek çok tiyatro grubunun oyunundan önce okunmaktadır. Pek çok televizyon ve radyo kanalı bu bildirgeyi beş kıtanın her köşesindeki dinleyicilere ulaştırmaktadır.

Dünya Tiyatro Günü tiyatro dünyasındaki insanlar için sahne sanatlarının insanları bir araya getirici gücünü kutlamak, seyirciyle daha iyi bir iletişim kurmak ve insanlar arasındaki anlayış ve barışı arttırmak için bir fırsat olarak görülmektedir. Dünya Tiyatro Günü’nde yapılan etkinlikler, uluslararası işlevlerinin yanı sıra ulusal ve bölgesel tiyatro gruplarının bir araya gelmesinde de rol oynamaktadır.

Dünya Tiyatro Günü Uluslararası Bildirgesi

Jean Cocteau ilk bildirgenin yazarıdır. 1993’te Venezuela ITI Merkezi 1962’den 1993’e kadar yayınlanan tüm bildirgeleri biri özgün dillerinde, diğeri İspanyolca olmak üzere iki antoloji halinde yayımlamıştır. Uluslararası Bildirge’nin yanı sıra, ITI dünyanın hemen her yerinde büyük gösteriler ve festivaller düzenlemektedir. Bu etkinliklerin tamamı ITI Resmi Sitesi’nde görülebilir.

i

Türk Edebiyatındaki ilk realist roman Araba Sevdası tiyatro sahnesinde izleyicilerle buluştu.

Türk edebiyatındaki ilk realist roman olarak bilinen “Araba Sevdası” tiyatro sahnesine taşındı.  Recaizade Mahmud Ekrem’in aynı adlı romanından Aden Sanat tarafından uyarlanan oyun, 1 Nisan’da  Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde sahnelenecek.

Ünlü romanda, batılılaşmayı çok yanlış anlayan ve aile servetini bu yanlış anlayış uğruna heba eden Bihruz Bey’in kendini olduğundan farklı göstermeye çalışırken düştüğü komik durumlar anlatılıyor.

Betül Odabaşı Törk tarafından romandan sahneye uyarlanan oyunun yönetmenliğini ve başrol oyunculuğunu Şafak Tok üstleniyor.Tiyatro sanatçıları Barış Çağlar, Müşerref Göksever ve Ebru Aytemur’un başrollerini paylaştığı Araba Sevdası’nın sahne ve kostüm tasarımı Aden Sanat tarafından gerçekleştirildi.

1 Nisan 2016′da Bağlarbaşı Kültür Merkezi Avrasya Salonu’nda sahnelenecek olan oyun, iki perde olarak 75 dakika sürecek.araba-sevdasi-tiyatro

Bitlis Valisi Ahmet Çınar’ın kaymakamlık yaptığı dönemde yazdığı “Adalet” adlı tiyatro oyunu kentte beğeniyle izlendi.

Çanakkale Sanat Tiyatrosu tarafından Bitlis Kültür Merkezi Konferans Salonu’nda sahnelenen oyuna vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.Vali Çınar’ın 2001 yıllarında kaleme aldığı “Adalet” oyunu “Bir günlük adalet, yetmiş yıllık ibadetten hayırlıdır” sloganıyla birçok ilde sahnelendi.Vali Çınar, yaptığı açıklamada, kaymakamlık yıllarında çalıştığı ilçelerde bir takım döneme ait sorunları dile getiren oyunlar kaleme aldığını söyledi.”O dönemler Türkiye’nin hakikaten benim karanlık diyebileceğim yıllardandı. Mafyanın mahallelere kadar indiği, devletin gücünün zayıf olduğu, adaletin zayıf kaldığı, sermayenin olmadığı, devletin fakir olduğu, dışarıdan bir milyar dolar borç verilebilir mi diye ümit edilen dönemlerde, tiyatro tekniğiyle eleştiren, topluma mesajlar veren, toplumla bütünleşmeyi sağlayan bir oyun düşündüm ve yazmıştım.” diyen Çınar, “O dönemde birçok ilde sahnelendi.Çanakkale destanını oynamak üzere ilimize gelen Çanakkale Sanat Tiyatrosu ekibi bana jest yaptı. Benim yazmış olduğu ‘Adalet’ adlı oyunu sahnelediler.” ifadesini kullandı.Menfaat için bir takım ilkelerden vazgeçmenin1214306_cfd83daeaa3f7ac40aa733ea8be4a139_640x640 (1) insana yakışmadığını anlatan Çınar, “Dolayısıyla hepsini ben yaşamış değilim elbette. Bir kısmı yaşanmış tecrübelerimiz olan ve en azından o yapıyı bilen bir anlayışla tecrübeyle yazılmış bir oyundur.” dedi.Çanakkale Sanat Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Abdülkadir Katra ise Vali Çınar ile iki yıl önce Çanakkale’de tanıştığını ve tiyatroya ilgisini olduğunu öğrendiğini belirterek, “Yazdığı oyunu okudum. Muhteşem bir teknikle yazılmış. Valimize çok teşekkür ediyorum.” diye konuştu.Oyunu Vali Yardımcısı Salih Altun, İl Jandarma Komutanı Albay Mustafa Gezer, İl Emniyet Müdürü Fatih Kaya, Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Ataman, kurum amirleri ve vatandaşlar izledi.

buzukinin-efsanesiistanbula-geliyor,zAjw2ZYluUGQOjjqJ4nTkA

Buzukinin en önemli virtüözlerinden Thanasis Polykandriotis ve Buzuki Orkestrası,Café Aman İstanbul grubunun solistleri Stelyo Berber ve Pelin Süer ile birlikte 2 Nisan 2016 Cumartesi gecesi TİM Show Center’da seyirciyle buluşuyor.

33 kişilik dev bir kadronun, Yunanlı dansçıların sergileyeceği dönem dansları eşliğinde sahne alacağı gecede günümüzün en önemli buzuki virtüözlerinden biri olan ve buzuki sazının sihirli tınısını tüm dünyaya taşıyan Polykandriotis, bu geceye özel orkestrasyonu ile ilk defa Türk seyircisi karşısına çıkıyor.

Buzukinin dünden bugüne müzikal yolculuğu olarak tasarlanan konserde, Türk ve Yunan müziğinin ortak ezgileri de seslendirilecek. Yunanistan’ın billur sesi Katerina Kouka farklı yorumuyla geceye renk katacak.

Buzuki üstadı Thanasis Polykandriotis’in, “EPOMENI” (Gelecek Nesil) adını verdiği, 16 buzuki ve 4 müzisyenden oluşan buzuki orkestrası ve gecenin solistleri eşliğinde vereceği‘BUZUKİNİN EFSANESİ’ konserinin ilk bölümünde eski dönem repertuarının en seçkin ve dinamik örnekleri sunulacaktır. İkinci bölümde ise Polykandriotis’in kendi bestelerinin yanı sıra, günümüz Yunan müziğinin en önemli bestecileri arasında yer alan Hacidakis,Teodorakis, Ksarhakos gibi isimlerin eserleriyle dinleyenler kendilerini Yunan ezgilerinin büyüsüne kaptıracaklar.

BUZUKİNİN EFSANESİ…

TİM Show Center ve Malou International ortaklığıyla gerçekleştirilecek ve buzukinin eşsiz tınısının damgasını vuracağı bu muhteşem konserde Türk dinleyicisi, dünyaya mal olmuş bir repertuarı,  daha önce karşılaşmadıkları bir lezzette, adeta bir müzikal tadında ilk defa dinleme fırsatını bulacak.

THANASIS POLYKANDRIOTIS

1948 yılında Atina’da doğan Thanasis Polykandriotis,  önemli bir icracı olan babası Theodoros Polykandriotis sayesinde 8 yaşında müzik dersi almaya başladı. Klasik gitara olan tutkusuna rağmen 1964 yazında buzuki enstrümanını keşfetti.

Genç yaşta çalışmaya başladığı çok önemli bestecilerle zaman içinde dönemin plak ve albümlerinin %90’ında yer alarak adını buzuki enstrümanının en değerli icracıları arasına yazdırdı. Çalıştığı önemli besteciler arasında Kaldaras, Mikrutsikos, Savopulos, Loizos, Kuyumcis, Plesas, Teodorakis, Hacidaskis, Mamagakis ve Panu sayılabilir.

1965 tarihinden bugüne 1000’in üzerinde şarkı besteleyen ve gelmiş gecmis en iyi buzuki üstatlarından biri kabul edilen sanatçı, 1971’de BBC kanalında yayınlanan bir programda Nana Muskuri ve Marinella ile birlikte yer aldı. Manos Hacidakis’in davetiyle solist olarak kendisine eşlik etti. Öte yandan Kazancidis, Dionisiou, Parios, Marinella, Voskopulos, Pulopulos gibi Yunanistan’ın en iyi ve güçlü sesleriyle çalıştı.

Dünyanın farklı ülkelerinde, Albert Hall (Londra), Opera House (Sidney), Kennedy Center ve Carnegie Hall (ABD), Shanghai Concert Hall (Çin), Linder Auditorium (Johannesburg) gibi en önemli salonlarda sahne aldı.

1996’da sanatçının senfonik orkestra için bir buzuki konçertosu besteleme rüyası gerçeğe dönüştü. Eserini Atina Herodion Antik Tiyatrosu’nda Budapeşte Opera’sına bağlı Devlet Senfoni Orkesttrası ile birlikte seslendirdi. 1 no.lu buzuki konçertosunun icrasıyla birbirinden farklı iki müzik türü olan klasik batı müziği ve yunan folk müziğinin uyum içinde biraraya gelebileceği kanıtlanmış oldu.

Aynı zamanda ,40 genç buzuki sanatçısından oluşan Epomeni topluluğunun kurucusudur. Epomeni 2004 yılında düzenlenen Atina 28.Olimpiyat Oyunları’nın açılış töreninde görev almıştır.

BUZUKİ ORKESTRASI EPOMENİ (GELECEK NESİL / THE NEXT GENERATION)

2003 yılında büyük buzuki üstadı Thanasis Polykandriotis’in öncülüğünde 40 genç müzisyenle kurulan topluluğun amacı Yunan müziğinin vazgeçilmez parçası olan buzuki enstrümanının gelecek nesillere de taşınabilmesidir. Buzuki, hak ettiği değeri ve saygıyı, Thanasis Polykandriotis’in 1993’ten beri buzuki eğitimine yaptığı büyük katkı ve uğraşlardan sonra bulmuş ve UNESCO’nun kültürel miraslar listesine girmeye aday gösterilmiştir.

Topluluk şu an Mihail Kokoyanni Vakfı çatısı altında çalışmalarını sürdürmekte olup Yunanistan’ın farklı bölgelerinden 40 buzukici dahil olmak üzere 280 genç müzisyeni çatısı altında toplamıştır. Genç müzisyenler her hafta müzik hakkında fikir alışverişlerinde bulunmak üzere ve konser hazırlıkları, provalar, seminerler için vakfın tesislerinde buluşmaktadırlar.

40 buzukiciden oluşan müzik topluluğu belirli zaman aralıklarında Yunanistan’ın çeşitli bölgelerinden gelen yaşları 16 ile 35 arasında değişen yeni müzisyenlerle zenginleştirilmektedir.

KATERINA KOUKA 

Küçük yaşlardan itibaren müzik ve tiyatroya merak salan Katerina Kouka, 1992’de ilk albüm çalışması olan “İlk Randevu”yu çıkardı. Onu, 1993’te EMI plak şirketinden çıkan “İki Kalbim Olsaydı Seni Sevecek” ve 1994 yılında dinleyenlerle buluşan “Cennetin Güzellikleri” takip etti.

1995’te çıkan dördüncü albümü “Aşkı İlk Bahaneyle Öldüremezsin”i, 1997’de çıkan “Deli Bir Rüzgar Esiyor” izledi. Aynı yıl iki şarkıyla Mitropanos’un albümünde yer aldı.

2000’de “Hayaller Kavga Ediyor” albümü yayınlandı.

2001’de “En İyi Yunan Kadın Ses Sanatçısı” ödülüne aday oldu.

2002’de Yunanistan’ın ilk ses yarışması Famestory’de jüri üyeliği yaptı.

2008’de “Gecenin Sesleri” adlı albümünü çıkardı.

Birçok başarılı konser ve albüme imza atan sanatçı aynı zamanda oyunculuk alanında da adından söz ettirdi:

1994’te Aleksis Bistikas’ın yönetmenliğindeki bir filmde başrol oynadı. Aynı yıl Selanik Festivali’nde performansıyla büyük beğeni topladı.

2002’de Stamatis Kraounakis’in “Taboo” adlı müzikalinde başrol oynadı.

Çeşitli televizyon dizilerinde oyuncu olarak yer aldı. 2014’te “Şafak Vaktinden Önce” adlı müzikalde başrol oynayarak tüm Yunanistan’ı dolaştı.

CAFE  AMAN İSTANBUL

Stelyo Berber ve Pelin Suer tarafından kurulan Café Aman İstanbul, bir müzik atölyesi mantığıyla çalışıyor.

Müziğin sınır tanımayan evrensel yanına dikkat çeken grup, dinleyicilerini, yepyeni ezgilerle buluşturmayı hedefliyor.

Etnik müzik üzerine uzmanlaşmış olan grubun, 2012 başında Kalan Müzik’ten çıkan ilk albümü “Fasl-ı Rembetiko”, Türkiye’de olduğu gibi dünyada da dikkatleri üzerine çekmeye devam ediyor.

Osmanlı fasıl müziği ile 19. yüzyıl rembetikolarının harmanlandığı “Fasl-ı Rembetiko”da, İstanbul ve İzmir’de şekillenen anonim halk müziklerinden örnekler sunan Café Aman İstanbul,dinleyicilerine özel bir müzik ziyafeti sunuyor.

Canlı performanslarda, özel dönem kostümleriyle sahneye çıkan grup, Türk ve Rum Müziği’nin unutulmaz dönem şarkılarını, hasapikodan zeybeğe keyifli dönem danslarıyla renklendiriyor.

Danslar zaman zaman tiyatral öğelerle de destekleniyor ve konserler görsel bir şölene dönüşüyor.

Geniş bir repertuara sahip olan grup, pek çok dilde şarkılar söylüyor. Rembetiko’yu uzun yıllar sonra kendi toprağında, yeniden gün yüzüne çıkaran Café Aman İstanbul, sevenlerini adeta 19. yüzyıla götürüyor. Repertuarını özel arşivlerden, taş plak kayıtlarından, yazılı kaynaklardan oluşturan grup zengin bir arşive sahip.

Ünlü Türk flüt virtüözü Şefika Kutluer, İspanya’nın başkenti Madrid’in seçkin kulüplerinden Casino de Madrid’de özel bir konser verdi. Kulübün 21. Müzikal Etkinlikleri kapsamında 2016’nın ilk konserini veren Şefika Kutluer beğeni topladı.

Kraliyet Salonu’nda iki bölümden oluşan konserde Kutluer, Sebastian Bach, Christoph Willibald Glück, Maurice Ravel ve Georges Bizet’in yanısıra Türk besteci Ekrem Zeki Ün’ün “Yunus’un mezarında” adlı eserini de sahneledi.

Kutluer’e konser boyunca Azeri piyano sanatçısı Naile Ahmedova eşlik etti. Türkiye’nin Madrid Büyükelçisi Ömer Önhon’un da aralarında olduğu bazı büyükelçilerin ve kulüp üyelerinin izlediği konser sonrasında Kutluer, salondan büyük alkış aldı.

İKİNCİ KONSER ENDÜLÜS’TE

54 yaşındaki sanatçı İspanya’daki ikinci konserini Endülüs bölgesinin Granada kentindeki Federico Garcia Lorca Tiyatrosu’nda yarın verecek.

Ankara Devlet Konservatuarı mezunu olan Şefika Kutluer, daha sonra kariyerine Viyana ve Roma’da devam etti. New York Times gazetesinde yayımlanan bir yazıda kendisi için yapılan “Sihirli flüt” yakıştırması Kutluer’in lakabı oldu. Kutluer, Türkiye ve dünyada birçok ödüle layık görülürken 2012 yılında UNICEF’in “İyi Niyet Elçisi” oldu.

sihirli-flut-madridlileri-buyuledi,iQOUgzYnqE-_QDKFReXFmQ (1)

Gerçekte modernizmi tanımlayan nedir? Neden başlamış ve ne kadar sürmüştür? Bitmiş midir? Chris Rodriguez ve Chris Garratt’ın bu eseri geçtiğimiz yüzyılın en müthiş sanat eserlerini ve içyüzlerini araştırıyor…

Modernizm, genellikle icat ve yeniliklerin, sanat, mimari, müzik, sinema ve edebiyatta yarattığı bir şok dalgası olarak görülür.

Picasso, Joyce ve Schoenberg’in eserleri, Fütürizm ve Dadaizm gibi hareketler, Le Corbusier’nin mimarisi, T.S. Eliot’ın Çorak Ülkesi ve Bertolt Brecht ya da Samuel Beckett’ın avangart tiyatrosu akla ilk gelenlerdir.

Ama gerçekte modernizmi tanımlayan nedir? Neden başlamış ve ne kadar sürmüştür? Bitmiş midir?

20. yüzyıl kültürüne yapacağınız bu tur modernizmi, sanayileşme ve tüketim kapitalizminin yükselişinin getirdiği siyasi ve toplumsal çalkantıların; kitle demokrasisinin, kitle okuryazarlığının, kitle medyasının yükselişinin ve bilimle teknolojinin amansız ilerlemesinin temsil ettiği modernite olgusuna verilmiş bir dizi yanıt olarak yorumluyor.

Chris Rodriguez ve Chris Garratt’ın bu eseri geçtiğimiz yüzyılın en müthiş sanat eserlerini ve içyüzlerini araştırıyor…

20-yuzyilin-kulturunu-anlamak-icincizgibilim,sXtq8GVSH0WjkWTDy2f59A

altın lale

altın laleİstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Akbank’ın desteğiyle 7-17 Nisan tarihleri arasında yapılacak 35. İstanbul Film Festivali Altın Lale yarışmalarının jüri başkanları belirlendi.

35. İstanbul Film Festivali Altın Lale Uluslararası Yarışma jüri başkanlığını yönetmen Pablo Trapero, Altın Lale Ulusal Yarışma jüri başkanlığını ise oyuncu Müjde Ar üstlenecek.

Altın Lale Uluslararası Yarışma jüri başkanı yönetmen Pablo Trapero 1971’de Arjantin’de doğdu. 1999’da ilk uzun metraj filmi olan Mundo Grúa / Crane World ile Venedik, Buenos Aires, Havana, Rotterdam film festivallerinde ödüller kazandı. 2002’de film prodüksiyon firması Matanza Cine’yi kurdu. İstanbul Film Festivali’nde de gösterilen El Bonaerense’nin (2002) dünya prömiyeri Cannes’da, Familia Rodante’nin (2004) Venedik’te ve Nacido y Criado’nun (2006) ise Toronto’da yapıldı. 2008 yapımı Leonera / Aslan İni, 2010 yapımıCarancho ve 2012 yapımı Elefante Blanco / White Elephant / Beyaz Fil, ilk kez Cannes’da yarıştı. Venedik, San Sebastian ve Locarno gibi birçok önemli festivalde jüri üyeliği yapan yönetmen, 2014’te Cannes’da Belirli Bir Bakış bölümünün jüri başkanı olarak görev aldı.Trapero 2015 yılında Fransız Devleti’nin Sanat ve Edebiyat Alanında Şövalye Nişanı’na layık görüldü ve bu nişanı alan Güney Amerikalı ilk sinemacı oldu. Trapero, festival programında da yer alan son filmi El Clan / The Clan / Çete ile Venedik’te En İyi Yönetmen dalında Gümüş Aslan’ı kazandı. Filmlerinde yozlaşma, mülteciler, toplumsal sorunlar gibi konuları ele alanTrapero, 1990’larda gelişen Yeni Arjantin Sineması akımının en yetkin isimlerinden kabul ediliyor.

Pablo Trapero başkanlığındaki Altın Lale Uluslararası Yarışma jürisinin seçtiği filmlerEczacıbaşı Topluluğu tarafından 25.000 avroluk para ödülüyle destekleniyor. Bu ödülün 10.000 avrosu Altın Lale’nin sahibi olacak filmin yönetmenine, 10.000 avrosu filmin Türkiye’deki dağıtımını üstlenecek firmaya, 5.000 avrosu ise Jüri Özel Ödülü’nü kazanacak filmin yönetmenine verilecek. Altın Lale Uluslararası Yarışma’ya “Sinemaya Yeni Bakışlar” temasını izleyen filmler katılıyor.

Altın Lale Ulusal Yarışma jüri başkanı oyuncu Müjde Ar, İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okudu. Oraloğlu Tiyatrosu’nda 1962-1963 sezonunda Helen Keller’in yapıtı Karanlığın İçinden oyununda çocuk oyuncu olarak rol aldı. 1975 yılında televizyon dizisiAşk-ı Memnu’daki Bihter rolü ile dikkat çekti. 1980’li yıllarda rol aldığı filmlerle Türkiye sinemasındaki kadın temsilini değiştirdiği gibi kendisinden önceki oyunculuk kalıplarını da yıktı. Özellikle Atıf Yılmaz’ın yönettiği Adı Vasfiye, Asiye Nasıl Kurtulur, Aaahh Belinda ve Başar Sabuncu imzalı Asılacak Kadın, Kupa Kızı gibi kadın filmlerindeki rolleriyle döneme damgasını vurdu. Aaahh Belinda ile 23. Antalya Film Şenliği’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülü kazandı. Bu dönem oynadığı diğer önemli filmler Halit Refiğ imzalı Teyzem ve Ertem Eğilmez’in son filmi Arabesk oldu. Başar Sabuncu’nun son filmi Yolcu ile ikinci defa Antalya’dan En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı. 2000’lerde Dar Alanda Kısa Paslaşmalar, Komser Şekspir, Eğreti Gelin gibi filmlerde oynadı. 2007-2009 yılları arasında Haydi Gel Bizimle Ol adlı televizyon programını yaptı. Müjde Ar’a, 2004’te İstanbul Film Festivali’nin Sinema Onur Ödülü takdim edildi.

Müjde Ar başkanlığındaki Altın Lale Ulusal Yarışma Jürisi En İyi Film, En İyi Yönetmen, Jüri Özel Ödülü, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu ve En İyi Müzik olmak üzere toplam 9 dalda ödül verecek. En İyi Film’e 150.000 TL, En İyi Yönetmen’e ise 50.000 TL ödül verilecek. Anadolu Efes, bu yıl daOnat Kutlar anısına verilecek Jüri Özel Ödülü’nü kazanan filmin yapımcısına 60.000 TLtakdim edecek. En İyi Kadın ve En İyi Erkek Oyuncu da 10.000’er TL ile ödüllendirilecek.

istanbulnameye-yogun-ilgi

Yapımcılığı Türker İnanoğlu’nun üstlendiği, 50 kişilik kadro tarafından sahneye taşınan İstanbulname müzikalinin gala gösterimine, sanatseverler ve tiyatro oyuncuları yoğun ilgi gösterdi.istanbulnameye-yogun-ilgi

TİM Show Center’daki gala öncesi düzenlenen basın toplantısında konuşan başrol oyuncularından Nükhet Duru, heyecanlı olduklarını dile getirerek, “Gerçekten ne maddi, ne manevi, hiç kimsenin tahmin ettiği gibi olmayan bir durumda çalışılıyor tiyatroda ama tiyatro insanlarının kendilerine ait bir nezaketi, sabrı ve adanmışlığı vardır. Ben şarkıcı olmama rağmen, onun içinde olmaya özen gösterdim. Çünkü ben de tiyatro aşığıyım” dedi.

Tiyatronun “aşk” varsa yapılabileceğini söyleyen Duru, “3 aydır burada zor şartlarda, soğukta, karda, kıyamette, asla aksatmadan, 8 saat eve uyumaya gidip tekrar geri dönüş yaparak çalıştık. Bütün istediğimiz, seyircimiz bizi daha çok sevsin, daha çok alkışlasın ve içinde bulunduğu durumları unutacak kadar, 2-2,5 saat daha çok eğlensin. Başka hiçbir amacı yoktur bu işi yapanların” diye konuştu.

“BUNU DA YAŞAMAK MUTLULUĞUNA ERDİM”

Ünlü oyuncu Kayhan Yıldızoğlu da çok güzel bir kadroyla beraber olduklarını kaydederek, “Oyun oynamaya geliyorum sevincinden daha ziyade, bu güzel insanlarla beraber olacağım diye daha büyük bir sevinçle geliyorum. Açıkça söylüyorum, çok güzel bir kulis. Çok sevdiğim insanlar. Hayatımın bu devresinde, bunu da yaşamak mutluluğuna erdim. Hepsine teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Başarılı oyuncu Cezmi Baskın ise tiyatronun, oyunculuğun “er meydanı” olduğunun altını çizerek, “Buraya çıkan insan artık, Tanrı, seyirci ve biz, üçümüz beraber kalıyoruz. Onun için bu iş çok meşakkatli, yürek isteyen, kalp durduran, ödünü kopartan bir meslektir. Burada kimse kimseye yardım edemez kolay kolay, sahnenin üstünde. Biz oyunlarımız bittiği zaman, sağlıklı bir şekilde oyunumuz biterse, birbirimize ‘geçmiş olsun’ deriz. Çünkü kalbimiz durabilir, bacağımız kırılabilir. Sesimiz kısılabilir. Onun için oyun bittiği zaman, geçmiş olsun deriz” diye konuştu.

Tiyatronun 4 bin yıldır kesintisiz devam ettiğini söyleyen Baskın, şöyle devam etti:

“İnşallah daha da uzun süreler devam edecek. Seyircilerimizden, tiyatroya daha çok emek, biraz maddi destek, tiyatroculara destek ve özen göstermelerini rica ediyorum. Eğer bu meslek ortadan kalkarsa, diziler gelip geçici. Bu kalıcı bir meslek, bir sanat. Seyircilerimizi buraya daha çok bekliyoruz ve bize destek olmalarını istiyoruz.”

Baskın, ekiple büyük bir uyum içinde olduklarını dile getirerek, “Terimizi, emeğimizi akıtıyoruz, inşallah seyirci de buna takdir gösterir” dedi.

8 KİŞİLİK CANLI ORKESTRA

Ferdi Merter’in yazdığı, Selen Korad Birkiye’nin uyarladığı müzikalin yönetmenliğini Şakir Gürzumar üstlendi.

Başrollerini Nükhet Duru, Kayhan Yıldızoğlu, Caner Cindoruk, Cezmi Baskın, Ozan Çobanoğlu, Melda Gür, Selçuk Borak, Murat İpek, Yiğit Yapıcı, Pelin Akil ve Ezgi Erol’un paylaştığı müzikalde, ayrıca 8 kişilik canlı orkestra yer alıyor.

Bambaşka kültürel kimliklere sahip ve bir arada yaşayan insanların hayat hikayelerinin aktarıldığı müzikal, dekor, kostüm ve müzikleriyle eski İstanbul’u izleyiciye yansıtıyor.

Müzikali izlemeye gelenler arasında Halit Kıvanç, Nevra Serezli, Erol Evgin, Atilla Dorsay gibi isimler de yer aldı.

sihirli-flut-madridlileri-buyuledi

Ünlü Türk flüt virtüözü Şefika Kutluer, İspanya’nın başkenti Madrid’in seçkin kulüplerinden Casino de Madrid’de özel bir konser verdi. Kulübün 21. Müzikal Etkinlikleri kapsamında 2016’nın ilk konserini veren Şefika Kutluer beğeni topladı.

sihirli-flut-madridlileri-buyulediKraliyet Salonu’nda iki bölümden oluşan konserde Kutluer, Sebastian Bach, Christoph Willibald Glück, Maurice Ravel ve Georges Bizet’in yanısıra Türk besteci Ekrem Zeki Ün’ün “Yunus’un mezarında” adlı eserini de sahneledi.

Kutluer’e konser boyunca Azeri piyano sanatçısı Naile Ahmedova eşlik etti. Türkiye’nin Madrid Büyükelçisi Ömer Önhon’un da aralarında olduğu bazı büyükelçilerin ve kulüp üyelerinin izlediği konser sonrasında Kutluer, salondan büyük alkış aldı.

İKİNCİ KONSER ENDÜLÜS’TE

54 yaşındaki sanatçı İspanya’daki ikinci konserini Endülüs bölgesinin Granada kentindeki Federico Garcia Lorca Tiyatrosu’nda yarın verecek.

Ankara Devlet Konservatuarı mezunu olan Şefika Kutluer, daha sonra kariyerine Viyana ve Roma’da devam etti. New York Times gazetesinde yayımlanan bir yazıda kendisi için yapılan “Sihirli flüt” yakıştırması Kutluer’in lakabı oldu. Kutluer, Türkiye ve dünyada birçok ödüle layık görülürken 2012 yılında UNICEF’in “İyi Niyet Elçisi” oldu.

yeni yıl

16 Ocak Cumartesi günü Nar Sanat Eğitim Kursu olarak 2016 nın ilk etkinliği gerçekleştirdik. Etkinliğin görüntülerini buradan inceleyebilirsiniz.

19.00 – 20.00 Programı

Dinleti:

Özgür Yahya Oruçoğlu,

Tuğba Seher Karanfil – Bartalome Calatayud (Vals) ,  Joseph Wanders (Rumba) –

Sena Sevim

Selinsu Ökdemir – Beethoven Sonatin (Piyano)

Reşat Tokatlı,

Zehra Mina Fırıncı – Jean (Philippe Romeau), Tambourine

Onur Güner

Sarp Kılıç – La Sautillante (Beste: Ferdinando Carulli) , İzmir Marşı (Beste: anonim)

Zuhal Sevim

Dilşah Aker – Mozart Sonatina

Lara  Sadi – Vals

Kayra Demir Mirza – Mary’nin Minik Kuzusu

Reşat Tokatlı

Berkin Ay – Enver Tufan (Oyun)

Sena Sevim

Elif Gürel – Enver Tufan, Eskiye Dönüş (Piyano),

Reşat Tokatlı

Melisa Kaya – Historia De un Amor

Onur Güner

Bade Kırkgöz – Divertissement (Beste: Antonio Cano)

Zuhal Sevim

Tülay Naz Çakır – Ömer Can (58. Etüt)

Reşat Tokatlı

Tan Onur – Yanni (Until the last moment , River flows in your)

Ege Yılmaz – God Father

Sena Sevim

Eylül Gülenç – Bach Menuet (Piyano, Flüt)

Onur Güner

Batuhan Doksanbir – Hoşgeldin (Beste: Birsen Kozer)

Zuhal Sevim

Gabriella Özcan – Hasat Vakti (Enver Tufan)

Reşat Tokatlı

Jbid Göktaş – A. Piazzola, Libertango

Reşat Tokatlı

Mahir Erbulan – Enver Tufan (Lokamotif)

Onur Güner 

Bahar Ece Sarsın – Window (Murat İşbilen) , Waltz in C (Ferdinando Carulli)

Reşat Tokatlı

Öykü Güleç – O. Rieding (Si Minör Keman Konçertosu 1. Bölüm) –

20.00 – 21.00 Programı

Skeç : (Tiyatro grubu)

(Bir sabah Shakespeare yine yazmaya çalışıyordu.) – (Oyuncular: William shakespeare – Doğukan Yiğitler
Romeo ve Juliet -Ibrahim Tütüncü,Ece Evler
Lady Macbeth -Gabriella Özcan
Hircin kiz Katherina – Zeynep Gürsoy
Petruchio – Mert Gümrü, Hamlet – Armağan Korucu),

Dinleti:

Burcu Işıl Oğuz

Merve Ayanoğlu – Fenerbahçe Marşı – Odet to Joy (Beethoven)

Aysara Özenç – Tirve Spent (Deaf Center) , Polovetzian Dance (Alexander Borodin)

Aslı Gürbüz

Ecem Eren Koca – Artık Sevmeyeceğim (Suat Sayın – Keman)

Erkan Başa

İdil Deniz Bakır – Lirik (Fikret Amirov) , Night and Day (Cole Porlan)

Burcu Işıl Oğuz

Nil Sahra Aksal – Savaş Dansı (Michael AAR), Arie (Mozart)

Aslı Gürbüz

Zeynep Ada Uç – Old Mcdonald (F.T. Nettleingham – Piyano)

Erkan Başa

Su Azra Dayıoğlu – Bahar Yağmuru, Orada bir köy var uzakta, Für Elise (Enver Tufan)

Burcu Işıl Oğuz

Zeynep Ceylin Günenç – Alman Dansı (Joseph Hayoln), İskoç Dansı (Oscar Beringer)

Deniz Kaplan – Çekirge, Yansıma, Dolaptaki Sır (Enver Tufan – Piyano)

Burcu Işıl Oğuz

İklim Keleş – SonatinaIop.36 No.2 (Muzıo Clementi), TangoIESeiber

Erkan Başa

Burcu Bozkurt – Dalgalara Şarkısı, Lokomotif , Jingle Belss Amerikan Halk Şarkısı

Burcu Işıl Oğuz

Aleyna Güloğlu – Rüya (Barış Manço), Happy Together (The Turtles)

Erkan Başa

Mert Güney – Musetta, Yavaşça Kürek Çekelim

Burcu Işıl Oğuz

Mina Bayhoca – Hatırla Sevgili

Erkan Başa,

Meriç Gürcan – Kuş Uçar, La-si-do, Kızılderelilerin Savaş Dansı –

Burcu Işıl Oğuz,

Nil Ergül – Ode To Joy (Beethoven), Lokomotif (Enver Tufan)

Erkan Başa

Defne Nedim – Prensesin Valsi, Trambon Çalgıcısı (Enver Tufan)

Burcu Işıl Oğuz

Yasemin Özyiğit- Jingle Bells (Amerika Ezgisi düz. – Y. İman), Dalgaların Şarkısı (Enver Tufan)

Erkan Başa

Aslı Demirok – Allepro (S. Suzuki), Melodi (Maxwell Eckstain)

Nehir Ergün – Lokomotif (Enver Tufan), Jingle Bells Amerikan Halk Ezgi./ Y. İman, Ode To JoyL.D. Beethoven

Berat Şerif – Çanlar Çalıyor (J. Thompson)

Bozkırdan Gelen Keman Sesi

Bozkırdan Gelen Keman Sesi İstanbul Üniversitesi öğrencileri 10 Aralık Perşembe günü yapılacak olan seminerde öğrenciler Köy Enstitülerini ve edebiyat alanına etkilerini konuşacaklar.

1940’lı yıllarda açılan Köy Enstitüleri 1954’e kadar çok büyük etki yarattı. Kültür derslerinden, ziraat dersleri ve teknik derslere kadar bir çok dersin verildiği Köy Enstitüleri’nde ise 17251 Köy Öğretmeni yetişti.

Köy Enstitülerinin yarattığı etkilerden birisi de kültür sanat alanında oldu. Mandolin, keman, bağlama gibi bir çok çalgı eğitiminin verildiği Köy Enstitüleri’nde konserler düzenlenmiş ve  tiyatro oyunları oynanmış, bunun yanı sıra Köy Enstitüleri halk dünya edebiyatıyla tanışmıştı.

İstanbul Üniversitesi’nde faaliyet göstermekte olan  Mavi Çınar Edebiyat Topluluğu da, düzenleyeceği bir etkinlikle Köy Enstitüleri’nin edebiyata etkileri ve yarattığı edebiyatı isimli  konuya yer vererek , etkinlikte, aydınlanma ürünü olan Köy Enstitülerinin yarattığı edebiyatı ve bu edebiyatın yarattığı iklimin geçmişe ve günümüze etkilerini Köy Enstitüsü Mezunlarından Yazar Yusuf Ziya Bahadınlı ve Edebiyat Eleştirmeni B.Sadık Albayrak anlatacak.

‘Bozkırdan Gelen Keman Sesi – Köy Enstitülerinden Doğan Edebiyat’ başlığıyla duyurulan etkinlik 10 Aralık Perşembe günü saat 14’te Yeşil Kafe’de (İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi yanı) düzenlenecek.