tiyatro oyunlar

tiyatro oyunlar konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. tiyatro oyunlar konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. tiyatro oyunlar konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri tiyatro oyunlar konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

Bozkırdan Gelen Keman Sesi

Bozkırdan Gelen Keman Sesi İstanbul Üniversitesi öğrencileri 10 Aralık Perşembe günü yapılacak olan seminerde öğrenciler Köy Enstitülerini ve edebiyat alanına etkilerini konuşacaklar.

1940’lı yıllarda açılan Köy Enstitüleri 1954’e kadar çok büyük etki yarattı. Kültür derslerinden, ziraat dersleri ve teknik derslere kadar bir çok dersin verildiği Köy Enstitüleri’nde ise 17251 Köy Öğretmeni yetişti.

Köy Enstitülerinin yarattığı etkilerden birisi de kültür sanat alanında oldu. Mandolin, keman, bağlama gibi bir çok çalgı eğitiminin verildiği Köy Enstitüleri’nde konserler düzenlenmiş ve  tiyatro oyunları oynanmış, bunun yanı sıra Köy Enstitüleri halk dünya edebiyatıyla tanışmıştı.

İstanbul Üniversitesi’nde faaliyet göstermekte olan  Mavi Çınar Edebiyat Topluluğu da, düzenleyeceği bir etkinlikle Köy Enstitüleri’nin edebiyata etkileri ve yarattığı edebiyatı isimli  konuya yer vererek , etkinlikte, aydınlanma ürünü olan Köy Enstitülerinin yarattığı edebiyatı ve bu edebiyatın yarattığı iklimin geçmişe ve günümüze etkilerini Köy Enstitüsü Mezunlarından Yazar Yusuf Ziya Bahadınlı ve Edebiyat Eleştirmeni B.Sadık Albayrak anlatacak.

‘Bozkırdan Gelen Keman Sesi – Köy Enstitülerinden Doğan Edebiyat’ başlığıyla duyurulan etkinlik 10 Aralık Perşembe günü saat 14’te Yeşil Kafe’de (İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi yanı) düzenlenecek.

 

Sanatçıların hepsi elbette kedi sever diye bir kural yok. Fakat ilginç bir şekilde sanat dünyasında belkide ençok işlenen hayvan kedidir diyebiliriz. Hal böyle olunca da sanatçı ve kedi ilişkisini gözler önüne serecek aşağıdaki derlemeyi yapmaya çalıştık. Kimbilir belkide iyi bir sanatçı olmak için; iyi bir gözlemci olmak gerek ve kedilerinde gözlem yeteneğini gör ardı edemeyiz. Bu durum bir anlamda ortak özellik olmuyor mu? Ortak özellikleri olanlar arasında bir dostluğun gelişmesinden daha doğal ne olabilir? Sadece bu mu, elbette değil.? Herkes için farklı bir anlam ifade etse de kedi bakmak, sıcaklığını hissetmek, ayaklarının altında dolanması veya gelip kucağında yatması huzurda verir. Ne kadar oyuncu , dikkafalı, hareketli olsa da bir okadar da miskindir ve huzur verdiği de bir gerçek. Mark Twain şöyle der: “Tanrı’nın yarattıkları arasında kırbaçla dize gelmeyecek tek bir mahluk vardır. O da kedidir.”ermiş kedi

Elbette Kedi seven sanatçılar aşağıdakilerle sınırlı değil. Daha buraya alamadığımız eski, yeni pek çok sanatçı var. Bir kısmını biz size gösteriyoruz diğerlerini siz bulun…

 

Edgar Allan Poe 1 Edgar Allan Poe

(d. 19 Ocak 1809 – ö. 7 Ekim 1849), ABD’li şair, kısa öykü yazarı, editör ve edebiyat eleştirmeni.

Amerikan Gotik edebiyatın öncülerinden biridir. ABD’nin ilk kısa hikâye yazarlarından olan Poe modern anlamda korku, gerilim ve polisiye türlerinin de öncüsüdür. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Edgar Allan Poe 

Mark Twain

2 Mark Twain

Samuel Langhorne Clemens (30 Kasım 1835 – 21 Nisan 1910), daha çok takma adı Mark Twain olarak bilinir, Amerikalı mizahçı,satirist, roman yazarı, yazar ve öğretmen. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Mark Twain 

George Bernard Shaw

3 George Bernard Shaw

(d. 26 Temmuz 1856, Dublin, İrlanda – 2 Kasım 1950, Hertfordshire, İngiltere), İrlandalı yazar. Oyun yazarı olarak ünlenen yazar, altmıştan fazla oyuna imza atmıştır. Hem 1925’te Nobel Edebiyat Ödülü’nü hem de 1938’de Pygmalion ileOscar’ı alarak, bu iki ödülü de alabilen ilk ve tek insan olmuştur. Sosyalizm ve kadın haklarının koyu bir savunucusu olmuştur. Shaw,vejetaryen olmasının yanında ayrıca içki ve sigaradan da hayatı boyunca kaçınmıştır. Ayrıca resmi eğitime de karşı çıkmıştır. Shaw, 94 yaşına geldiği 1950’de, ağaç budarken merdivenden düştükten sonra oluşan yaralarının iyileşmemesi sonucunda olaydan birkaç gün sonra ölmüştür.  Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : George Bernard Shaw

 

Hermann Hesse4 Hermann Hesse

(takma adı: Emil Sinclair); 2 Temmuz 1877, Calw; 9 Ağustos 1962, Montagnola, İsviçre. Almanya’da doğmuş İsviçreli yazar ve ressam.[1]

20. yüzyılın en önemli yazarlarından biridir. İlk şiirini yirmi beş yaşında yazmıştır. 1904’te serbest yazarlığa başlamış olup romanları, öyküleri, denemeleri, şiirleri, politik makaleleri ve kültür alanındaki eleştirel yazılarıyla tüm dünyada 100 milyonu aşkın okura ulaşmıştır. Kendini kanıtlama, kendi olma, yazarın kendini yansıtması, bireyin kendini aşması gibi temaları içeren Bozkırkurdu, Siddharta, Peter Camenzind, Demian, Narziss ve Goldmund, Çarklar Arasında ve Boncuk Oyunu romanları yazarın en tanınan edebi eserleridir.

1946’da Nobel Edebiyat Ödülü olmak üzere 1954’te de bilim ve sanat alanında Pour le Mérite Ödülü’nü almıştır.  Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :  Hermann Hesse

 

Pablo Picasso5 Pablo Picasso

 

tam adı ile Pablo Diego José Francisco de Paula Juan Nepomuceno María de los Remedios Cipriano de la Santísima Trinidad Ruiz y Picasso (25 Ekim 1881 – 8 Nisan 1973), İspanyol ressam ve heykeltıraş. 20. yüzyıl sanatının en iyi bilinen isimlerindendir. Georges Braque ile birlikte kübizm akımının temelini atmıştır. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Pablo Picasso

Ezra Pound6 Ezra Pound

Ezra Weston Loomis Pound (30 Ekim 1885 – 1 Kasım 1972), ABD’li şair, çevirmen, deneme yazarı. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :Ezra Pound

Aldous Huxley7 Aldous Huxley

Aldous Leonard Huxley, (d. 26 Temmuz 1894, Surrey-İngiltere – ö. 22 Kasım 1963, Los Angeles). İngiliz yazar.

İngiltere’nin Sussex bölgesindeki Godalming’de doğdu. Birçok ünlü bilim adamı ve sanatçı yetiştirmiş olan Huxley ailesinden geliyordu. Eton College’da okuduğu sıralar gözlerindeki bir rahatsızlık yüzünden kör olma tehlikesiyle karşılaşınca, öğrenimine ara vermek zorunda kaldı. Sonradan Oxford Üniversitesi’ndeki Balliol College’da okudu.

Romanları ve denemeleriyle tanınmış olmasına karşın kısa hikâyeler, şiir, gezi yazıları, film hikâyeleri ve senaryolar ile de uğraşmıştır. Roman ve denemelerinde sosyal norm ve idealleri, bilimin insan yaşamında yanlış kullanılımını eleştirmiştir.Parapsikoloji ve mistik temelli felsefelerle ilgilenmiş ve bu konularda yazılar kaleme almıştır. Özellikle Türkçeye “Kalıcı Felsefe” adıyla tercüme edilen “Perennial Philosophy” adlı eseri Perennial Felsefeyi çeşitli çevrelerde yeniden gündeme taşımıştır. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :Aldous Huxley

 William Faulkner 

8 William Faulkner

William Cuthbert Faulkner (d. 25 Eylül 1897 – ö. 6 Temmuz 1962) Nobel ödüllü, ABD’li yazar. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :William Faulkner

Jorge Luis Borges9 Jorge Luis Borges

Jorge Francisco Isidoro Luis Borges Acevedo veya bilinen adıyla Jorge Luis Borges (d. 24 Ağustos 1899 – ö. 14 Haziran 1986),Arjantinli öykü ve deneme yazarı, şair ve çevirmen. Büyülü gerçekçilik akımının önde gelen isimlerindendir ve gerçeküstücülük konusunda yazdığı denemeleri ile ünlüdür.

Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Jorge Luis Borges

Zelda Fitzgerald10 Zelda Fitzgerald

Zelda Sayre Fitzgerald (24 Temmuz 1900 – 10 Mart 1948),  Montgomery, Alabama doğumlu, bir Amerikalı romancı ve yazardır. Eşinin gölgesinde kalan yazarlığının yanı sıra Zelda’nın  yazar olan eşi F. Scott Fitzgerald ile olan aşkı ile bilinir.

1930 yılında Zelda Fitzgerald şizofreni teşhisiyle hastaneye kaldırıldı. bu dönem sürekli yazdı. kocası da onun kaldığı kliniğe yakın ev kiraladı ve görüşmeye devam ettiler. 1940 yılında Scott Fitzgerald kalp krizi geçirerek öldü. 8 sene sonra akıl hastanesinde yangın çıktı ve Zelda Fitzgerald yanarak öldü. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : (İngilizcedir) Zelda Fitzgerald

Ahmet Hamdi Tanpınar11 Ahmet Hamdi Tanpınar 

(d. 23 Haziran 1901; İstanbul) – (ö. 24 Ocak 1962, İstanbul), Türk romancı, öykücü , şair, öğretmen, çevirmen, edebiyat tarihçisi, siyasetçi.

Cumhuriyet neslinin ilk öğretmenlerinden olan Ahmet Hamdi Tanpınar; “Bursa’da Zaman” şiiri ile geniş bir okuyucu kitlesi tarafından tanınmış bir şairdir. Şiir, hikâye, roman, deneme, makale, edebiyat tarihi gibi bir çok alanda eser veren sanatçının başlıca eserleri Huzur ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı romanları, Beş Şehir adlı şehir monogrofisidir.

Bir bilim adamı olarak “XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi” adlı eseriyle edebiyat tarihçiliğine yeni bir görüş ve bakış açısı getirmiştir.

TBMM VII. dönem Maraş milletvekilidir.  Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Ahmet Hamdi Tanpınar

Salvador Dalí12 Salvador Dalí

Salvador Domingo Felipe Jacinto Dalí i Domènech, kısaca Salvador Dalí (d. 11 Mayıs 1904 – ö. 23 Ocak 1989), Katalansürrealist ressam. Gerçeküstü eserlerindeki tuhaf ve çarpıcı imgelerle ünlenmiştir. En iyi bilinen eseri olan Belleğin Azmi,ni 1931’de bitirmiştir.

Dalí, ressamlığın yanı sıra heykelcilik, fotoğrafçılık ve filmcilikle de ilgilenmiş, Amerikan animasyoncu Walt Disney ile beraber yaptığıDestino adlı kısa çizgi film, 2003’te “en iyi kısa animasyon filmi” dalında Oscar adayı olmuştur.

Katalonya doğumlu olan Dalí, 711 yılında İspanya’yı fethetmiş olan Mağribiler’in soyundan geldiğini iddia etmiş, “süslü ve cafcaflı olan her şeye, lüks hayata ve doğu kıyafetlerine olan düşkünlüğünü” de “Arap kökeni”ne bağlamıştır.[1]

Dalí hayatı boyunca, sanatıyla olduğu kadar eksantrik giyimi, davranışları ve sözleriyle de dikkat çekmiş, bu durum kimi zaman, onun sanatını takdir edenleri de etmeyenler kadar usandırmıştır.[2] Bu davranışların getirdiği kötü şöhret, Dalí’nin geniş kesimlerce tanınmasını sağlamış ve eserlerine duyulan ilgiyi arttırmıştır. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Salvador Dalí

 Jean-Paul Sartre13 Jean-Paul Sartre

Tam adı: Jean-Paul Charles Aymard Sartre (21 Haziran 1905, Paris – 15 Nisan 1980, Paris), ünlü Fransız yazarve düşünür. Felsefi içerikli romanlarının yanı sıra her yönüyle kendine özgü olarak geliştirdiği Varoluşçu felsefesiyle de yer etmiş; bunların yanında varoluşçu Marksizm şekillendirmesi ve siyasetteki etkinlikleriyle 20. yüzyıl’a damgasını vuran düşünürlerden biri olmuştur. O, her şeyden önce bir anlatıcı, denemeci, romancı, filozof ve eylemci olarak yalnızca Fransız aydınlarının temsilcisi olmakla kalmamış, özgün bir entelektüel tanımlamasının da temsilcisi olmuştur.  Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :  Jean-Paul Sartre

Samuel Beckett

14 Samuel Beckett

13 Nisan 1906; Foxrock, Dublin – 22 Aralık 1989, Paris, İrlandalı yazar, oyun yazarı, eleştirmen ve şair.20. yüzyıl deneysel edebiyatının önde gelen yazarlarından biridir. James Joyce’un takipçisi olduğu için “son modernistlerden”, daha sonraki pek çok yazarı etkilemiş olduğu için de “ilk postmodernistlerden” biri olarak değerlendirilir. Beckett ayrıca, Martin Esslin’in “Absürt Tiyatro” olarak adlandırdığı akımın en önemli yazarı sayılmaktadır. Eserlerinin çoğunu Fransızca ya da İngilizce yazıp, diğer dile kendisi çevirmiştir. En bilinen eseri Godot’yu Beklerken’dir.

Beckett’in eserleri sade ve temel olarak minimalisttir. Bazı yorumlara göre, çağdaş insanın durumu hakkında oldukça kötümser, hattahiççi eserler vermiştir. Gittikçe daha kısa ve özlü eserler veren Beckett, bu kötümserliği kara mizah yoluyla anlatır. “Roman ve drama türlerinde yeni formlarda oluşturduğu eserlerini, modern insanın yoksunluğu üzerine kurguladığı” için, 1969’da Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülen Beckett, ayrıca 1984’te Aosdána’da Saoi seçilmiştir.

Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Samuel Beckett

Frida Kahlo15  Frida Kahlo

Magdalena Carmen Frida Kahlo Calderon (6 Temmuz 1907 – 13 Temmuz 1954), Meksikalı ressam.  Bir yirminci yüzyıl popüler kültür ikonu haline gelen ressam, resimlerinin yanı sıra inişli çıkışlı özel yaşamı ve politik görüşleri ile tanınır. Sanatı, sürrealist olarak tanımlanmışsa da kendisi bu tanımı reddetmiştir.

Ressam Diego Rivera’nın eşidir. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :  Frida Kahlo

John Fante16 John Fante

John Fante (d. 8 Nisan 1909 – ö. 8 Mayıs 1983) İtalyan asıllı ABD’li romancı, kısa hikâye yazarı, senarist. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : John Fante 

Albert Camus17 Albert Camus 

(7 Kasım 1913 – 4 Ocak 1960), Fransız bir yazar ve filozoftur. Varoluşçuluk ile ilgilenmiştir ve absürdizm akımının öncülerinden biri olarak tanınır; fakat Camus kendini herhangi bir akımın filozofu olarak görmediğinden, kendini bir “varoluşçu” ya da “absürdist” olarak tanımlamaz.[kaynak belirtilmeli] 1957’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanarak, Rudyard Kipling’den sonra bu ödülü kazanan en genç yazar olmuştur.[kaynak belirtilmeli] Ödülü aldıktan 3 yıl sonra bir trafik kazasında hayatını kaybetmiştir. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Albert Camus

Julio Cortázar18 Julio Cortázar

Arjantin’in en büyük yazarlarından biri olan Cortázar, 1914’te Ixelles, Brüksel Bölgesi’nde doğdu. Arjantin’de eğitim gördü. 1938’dePresencia adlı şiir kitabı yayınlandı. Üniversitede öğretim görevlisiyken Peron yönetimine karşı girişilen eyleme katılınca hapse girdi, daha sonra üniversiteden ayrıldı. İlk kısa öykü kitabı Bestiario 1951’de yayımlandı. UNESCO’da çevirmen olarak çalışmak üzereParis’e yerleşti, en ünlü kitaplarını da bu kentte yazdı. Öykülerinde fantastik öğelere yer veren, gerçek dünyayla olağandışı yaşantıları iç içe geçiren Cortázar’ın edebiyat dışında ilgilendiği şeyler arasında mitoloji, antropoloji, psikoloji, boks, sinema ve fotoğrafçılık da vardır. Julio Cortázar 1984 yılında Paris’te öldü.  Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :Julio Cortázar

William S. Burroughs

19 William S. Burroughs

William Seward Burroughs II (5 Şubat 1914 – 2 Ağustos 1997), ABD’li roman ve deneme yazarı. Jack Kerouac ve Allen Ginsberg ile birlikte beat akımını başlatan yazarlardan biri olarak tanınır. Yazılarının çoğu yarı otobiyografikolarak tanımlanabilir. Beat kuşağının en renkli yazarlarından biri olan William S. Burroughs, oldukça ilginç bir yaşam sürmüştür. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : William S. Burroughs

Doris Lessing.20 Doris Lessing

Doris Lessing, (doğum adıyla Doris May Tayler; d. 22 Ekim 1919, Kermanşah, İran – 17 Kasım 2013, Londra, İngiltere), Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Britanyalı yazar. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Doris Lessing.

Boris Vian21 Boris Vian 

( d. 10 Mart 1920 – ö.23 Haziran 1959) Fransız yazar, şair, müzisyen, şarkıcı, gazeteci, senarist, oyuncu, eleştirmen,çevirmen ve maden mühendisi. Vernon Sullivan takma adıyla da yazdı. Daha çok yazdığı roman ve tiyatro oyunları ile tanınır. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Boris Vian

Charles Bukowski22 Charles Bukowski 

Charles Bukowski (16 Ağustos 1920 – 9 Mart 1994), asıl adı Heinrich Karl Bukowski olan Amerikalı yazar ve şair. Yapıtlarında bazen Henry Chinaski ismini de kullanmıştır. Hayatının çoğunu ABD’nin Los Angeles şehrinde geçirmiştir.

Eserlerinde genellikle toplum dışı insanları ve depresyonu konu alması ve alkolizme yakın bir hayat tarzını anlatmasıyla ünlüdür. Bunun nedeni olarak kendisinin bu hayatı yaşaması gösterilebilir. Bukowski’nin yazılarında kendi hayatını yazıp yazmadığı tartışma konusu olmuştur; hayranlarının bir kısmı bunları kurguladığını, çoğunluğu ise yaşamadan bu tip kurguları yapmasının mümkün olmayacağını ve o karakterde bir insanın bu hayatı sürmesinin zaten doğal olduğu görüşünü savunmaktadır.   Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Charles Bukowski

Jean-Louis “Jack” Kerouac23 Jack Kerouac 

Jean-Louis “Jack” Kerouac (12 Mart 1922 – 21 Ekim 1969) Kanadalı-ABD’li romancı ve şairdir. Yakın arkadaşları Allen Ginsbergve William S. Burroughs ile birlikte Beat Kuşağı akımının kurucusu ve Yolda (On The Road) adlı romanıyla bu akımın simgesi olarak kabul edilir.Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Jean-Louis “Jack” Kerouac

 Marlon Brando 24 Marlon Brando 

(d. 3 Nisan 1924, ö. 1 Temmuz 2004) 20. yüzyılın en önemli sinema oyuncusu olarak gösterilen,Oscar ödüllü Amerikalı aktör.Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Marlon Brando

Truman Capote   25 Truman Capote

Truman Capote (d. 30 Eylül 1924 – ö. 25 Ağustos 1984), ABD’li yazar. Truman Streckfus Persons olarak New Orleans’ta dünyaya gelen Capote’nin kısa öyküleri, romanları, romanları ve kurgusal olmayan yazıları arasında sinemaya da uyarlanmış Tiffany’de Kahvaltı ve Soğukkanlılıkla da yer alır. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Truman Capote

Allen Ginsberg26 Allen Ginsberg

(1926–1997) ABD’li şair ve savaş karşıtı.   Allen’ın yazdığı Howl/Uluma şiiri, Beat kuşağı’nın manifestosu olarak bilinir. Şiirinde birçok konuya değinen Allen, şiirin birkaç dizesini yazar Carl Solomon’a adamıştır. 90’lı yılların başından itibaren, birçok ödül alan Allen, 5 Nisan 1997 günü, East Village, Manhattan’da aramızdan ayrılmıştır. Ölüm sebebi, hepatit ve son yıllarda başına bela olan tümördür. Ölümünden önce, 30 Mart 1997’de “Yapmayacağım Şeyler (Nostalji)” adlı şiirini yazmıştır.   Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Allen Ginsberg

 

Marilyn Monroe27 Marilyn Monroe (1 Haziran 1926 – 5 Ağustos 1962; asıl adı Norma Jeane Mortenson), ABD’li sinema oyuncusu, şarkıcı ve model. 20. yüzyılın en ünlü sinema yıldızlarından, seks sembollerinden ve pop ikonlarından biriydi. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :  Marilyn Monroe

Jacques Derrida 28 Jacques Derrida

(d:15 Temmuz 1930-El-Biar,Cezayir; ö: 8 Ekim 2004-Paris) Fransız bir filozof, edebiyat eleştirmeni veYapısökümcülük olarak bilinen eleştirel düşünce yönteminin kurucusudur. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :  Jacques Derrida

Bilge Karasu29 Bilge Karasu

(1930, İstanbul – 13 Temmuz, 1995), Türk öykü, roman, deneme yazarıdır. Aynı zamanda felsefeci yanı olan Karasu, metinlerinde felsefi sorunları işlemiş ya da onun metinleri felsefi incelemenin konusu olarak görülmüştür.Postmodern romanınTürkiye’deki önemli isimleri arasında değerlendirilmektedir.Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :  Bilge Karasu

 Elvis Presley

30 Elvis Presley

Elvis Aaron Presley[1][2](8 Ocak 1935, Tupelo, Mississippi – 16 Ağustos 1977, Memphis, Tennessee), ABD’li şarkıcı, müzisyen,aktör. Dünya çapında Rock’n Roll’un kralı ya da kısaca kral olarak tanınır. Diğer lakabı olan Elvis The Pelvis ise 1950’li yıllarda kendisine takılmıştır.[3] Böyle söylenmesinin nedeni ise ilginç dansı olduğu kadar argo bir ifade ile o zamanların tutucu toplumunda yakışıklı ve seksi olduğunu ifade etmek amaçlı uygun bir argo söylem daha doğrusu modern bir deyim olmasıdır.[4] Presley’in sahip olduğu en büyük avantajlardan biri ise sesiydi. Zenci ve beyaz tonlarını rahatlıkla kullanabiliyordu. Kilise müziğinden, popüler müziğe;Rock’n Roll’dan Blues tarzına kadar çok çeşitli türlerde eserler verdi. It’s Now or Never gibi opera tarzında yakın parçalar seslendirdi.My Way gibi bazı cover çalışmalarının şöhreti asıllarını dahi geride bıraktı.  Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :      Elvis Presley

Georges Perec

31 Georges Perec

(d. 7 Mart 1936, Paris, Fransa– ö. 3 Mart 1982, Ivry, Fransa), Fransız sosyolog ve edebiyatçıdır. Tüm yaşamıParis’te geçti. II. Dünya Savaşı’nda henüz 3 yaşındayken babasını kaybetti. Annesi 1942’de Paris’te ortadan kayboldu. SonradanAuschwitz kampında öldüğü öğrenildi. Akrabaları tarafından büyütüldü. İlk romanı Les Choses 1965’de yayınlandı ve Renaudot Ödülü aldı. Bu tarihten sonra yirmiye yakın kitap yazdı. 1969’da yayınlanan La Disparition (Kayboluş) adlı romanını hiç E harfi kullanmadan yazdı. 1978’de yayınlanan La vie mode d’emploi en önemli yapıtlarındandır ve Médicis Ödülüne değer görülmüştür. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :  Georges Perec

Stephen King

32 Stephen King

(d. 21 Eylül 1947; Portland, Maine), ABD’li hikâye ve roman yazarı.  Genellikle gerilim ve korku türünde eserler vermiştir. Kitaplarının çoğu Türkçe’ye de çevrilmiştir. İlk romanı Göz (Carrie) 1974 yılında yayınlanmıştır. Özellikle 1982 yılında başlayıp, 2005 yılında sona erdirmiş olduğu Kara Kule (The Dark Tower) serisi ile ünlüdür. Yeşil Yol (The Green Mile), Esaretin Bedeli (Rita Hayworth and Shawshank Redemption) gibi pek çok kitabı senaryolaştırılıp beyaz perdeye aktarılmıştır. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :  Stephen King

Haruki Murakami

33 Haruki Murakami

Haruki Murakami (Japonca: 村上春樹)(d. 12 Ocak 1949, Kyoto ) Japonya’nın 20. yüzyıldaki en önemli ve popüler yazarlarından birisidir. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Haruki Murakami

Neil Gaiman

34 Neil Gaiman

Neil Richard Gaiman (d. 10 Kasım 1960) birçok çizgi romanı da kapsayan bilim kurgu ve fantezi yazarıdır. İngiliz olmasına karşın 2005 itibariyle Minneapolis, Minnesota yakınlarında oturmaktadır. 1985-2007 yılları arasında Mary T. McGrath’le evli olup Holly, Maddy ve Michael isimlerinde üç çocuğu doğdu. Daha sonra 2011’de Amanda Palmer’la evlendi. Kendisi aynı zamanda Sandmanisimli çizgi roman serisinin de yaratıcısıdır. Anansi Boys, Amerikan Tanrıları, Yıldız Tozu, Koralin, Mezarlık Kitabı isimli kitapları da bulunmaktadır. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Neil Gaiman

Kurt Cobain

35 Kurt CobainKurt Donald Cobain (20 Şubat 1967 – 5 Nisan 1994), ABD’li şarkıcı-söz yazarı, müzisyen ve sanatçı, Nirvana grubunun vokali, ritim ve solo gitaristidir.

Cobain, 1985 yılında Krist Novoselic ile birlikte Nirvana’yı kurmuş, ‘Bleach’ isimli ilk albümlerini bağımsız olan plak şirketi Sub Pop’dan1989 yılında çıkartmışlardır. DGC Records ile imzalanan anlaşma sonrasında, grubun ikinci albümü ‘Nevermind’ 1991 senesinde yayınlandı ve “Smells Like Teen Spirit” ile çığır açan bir başarı yakaladılar. ‘Nevermind’ın başarısının ardından Nirvana, X Kuşağı’nın ‘bayrağı önde götüren grubu’ olarak etiketlendi ve Cobain ‘bir neslin sözcüsü’ olarak nitelendirildi. Ancak Cobain’in kendi kişisel sorunlarının sık sık medyanın ilgisini çekmesi ve onun mesajının kamuoyu tarafından yanlış yorumlanması yüzünden sık sık rahatsızlandı ve sinirlendi. Nirvana, son stüdyo albümü ‘In Utero’ (1993) ile dinleyicilere meydan okudu.

Hayatının son yıllarında Cobain eroin bağımlılığı, ünü ve imajının yanı sıra kendisi ve eşi Courtney Love’ı çevreleyen baskılar ile mücadele etti. Ayrıca hastalığı ve mide ağrıları da son yıllarında mücadele ettiği diğer faktörlerdi. 8 Nisan 1994 tarihinde Cobain,Seattle’daki evinde ölü bulundu. Resmî açıklamada kendisini av tüfeğiyle kafasından vurduğu açıklandı. Öldüğü zaman içinde bulunduğu koşullar halk tarafından sıkça tartışılan bir konu haline gelmiştir. Nirvana, sadece ABD sınırları içinde 25 milyon albüm sattı, dünya çapında ise bu rakam 50 milyonu geçti. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Kurt Cobain

ve Bonus

Niyazi TOPTOPRAK

niyazi totoprak

1950 yılında İstanbul’da doğdu. İlki 1969 yılında olmak üzere şimdiye değin 150 den fazla kişisel resim sergisi açtı. Sayısız karma sergiye eser verdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünü bitiren sanatçı bazı ödüller ve mansiyonlar kazandı. Niyazi Toptoprak’ın özel, resmi ve yurtdışı koleksiyonlarda birçok eseri bulunmaktadır.

Ressam Niyazi, kendi üslubunu oluşturmuş sanatçılardandır. Öyle ki O’nun resmini imzasına bakmadan da tanıyabilirsiniz. Yağlı boya ve pastel malzemelerini büyük bir ustalıkla kullanır. Doğayı kendi üslubuna uydurur. Hayvan resimleri de yapar ama bunların arasında kediye özel bir yer vermiştir. Bir serginin davetiyesinde şöyle demektedir.

“Kedi resmi yapmamış ressam yoktur denebilir. Çünkü kedi, biçimi, devinimi, yetenekleri ve yetkinlikleri ile resim yapan birinin ilgisinden ve hayranlığından uzak kalamaz. Günlük yaşamını güzelliğin coşkusu ile zenginleştirebilen iyi insanlar için de bu böyledir.

Kedi kraldır. Kedi her zaman güzeldir; kristal bir kadehteki kırmızı şarabı bembeyaz masa örtüsüne devirirken de, ipek bir halıya işerken de, yalnız bir bilge gibi soyluca ölürken de. Görkem ve incelik bir arada olmayı en çok bir kedinin yanındayken sever. Kedi, güzelliğini tartışmaya kalkan sevimsizlerle alay bile etmez.”

Ressam Niyazi Toptoprak çalışmalarına devam etmektedir.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Aforizmalara bir bölümdaha ekleyelim dedik ve sizlere ” Johann Wolfgang von Goethe” ‘nin aforizmalarını bulduk . İyi okumalar.

Johann Wolfgang von Goethe

Elbette herzman olduğu gibi Johann Wolfgang von Goethe’nin hayatı hakkında kısa bir bilgiyi aforizmalardan sonra bulabilirsiniz.

*    Aşağı düzeydeki yaratıkların zekâsını yalnız açlık keskinleştirir. Tok bir hayvan korkunç aptaldır
*    Anlamayacaklara anlatma sakın bilebileceğin en güzel şeyleri.
*    Ancak az şey bildiğimiz zaman bilgimizden emin olabiliriz. Kuşku, bilgi arttıkça artar.
*    Ana-baba iyi terbiye almışlarsa, çocuklar da terbiyeli olur.
*    Ahlaka aykırı unsurlar, hislerimizi rahatsız etmeyecek şekilde dile getirildikleri zaman, bunları gülünç buluruz.
*    Aşkım için herşeyden vazgeçerim, fakat özgürlüğüm için aşkımdan da vazgeçerim.
*    Açlık, en akıllı balıkları bile oltaya getirir.
*    Akılsızlar hırsızların en zararlılarıdır. Zamanınızı ve neşenizi çalarlar.
*    Aşk imkansız olan birçok şeyi mümkün kılar.
*    Adettir; babanın topladığını oğlu saçar.
*    Baskı ve şiddet yalnızlıktan doğar, karakter dünyanın fırtınaları ve dalgaları arasında şekil alır.
*    Başkalarına kendimizden söz etmek gayet doğaldır; başkalarının kendileri hakkında söylediği şeyleri, onların kast ettiği biçimde anlamaksa bir kültür meselesidir.
*    Başlangıçta eylem vardı. (Faust)
*    Bazı kusurlar bir insanın var oluşu için gereklidir. Eski dostlarımızın bazı tuhaf özellikleri ortadan kalkmış olsa bu hoşumuza gitmezdi.
*    Bilgi arttıkça huzursuzluk da artar.
*    Bir adamda azim olmazsa bilgisi ölüdür.
*    Bir insanı tanımak için neyi gülünç bulduğundan daha iyi bir gösterge olamaz.
*    Bir tartışma sırasında, kızdığımız anda gerçek için uğraşmayı bırakır, kendimiz için uğraşmaya başlarız.
*    Bir yetenek sükunet içinde meydana gelir, karakter ise dünyanın fırtınaları içinde.
*    Biraz daha ışık.(Son sözü)
*    Bize teşekkür borcu olan biriyle karşılaştığımızda hemen bunu düşünürüz. Teşekkür borçlu olduğumuz ve bunu hiç aklımıza getirmediğimiz kişilerle ise ne kadar sık karşılaşırız?
*    Bizi kimse aldatamaz; kendi kendimizi aldatırız.
*    Bütün dikkatiniz kendinizdeyse mutluluğu garanti ettiniz demektir.
*    Büyük tutkular umutsuz birer hastalıktır. Onları tedavi edebilecek olan şey, onları gerçekten tehlikeli hale de sokabilir.
*    Çözümde görev almayanlar problemin bir parçası olurlar.
*    Çelişki ve dalkavukluk; ikisi de sohbetin değerini düşürür.
*    Çiçeğin dikeni var diye üzüleceğimize, dikenin çiçeği var diye sevinelim.
*    Dünya o kadar büyük ve zengin ki, yaşam da öylesine çeşitli ki insan her zaman bunlardan şiir çıkarma fırsatını bulabilir. Ama her şiirin bir durumdan doğması gerekir, yani şiirin maddesi gerçek olmalıdır. Hiçbir şey üzerine dayanmayan bir şiirin iyi olacağını sanmıyorum.
*    Düşünmek kolaydır, yapmak zordur. Dünyada en güç olan şey de düşünüleni yapmaktır.
*    Duyduğumuz şeyleri başkalarına anlatırken onları tahrif etmemizin nedeni zaten başta tam anlayamamış oluşumuzdur.
*    Dünya güzeldir, ama bir şairin gözüyle daha da güzel olur.
*    Deliler ve akıllılar aynı derecede zararsızdırlar. Yalnız yarı delilerle yarı akıllılar çok tehlikelidir.
*    En iyi devlet nedir? Bize kendimizi yönetmemizi öğretendir.
*    En huzurlu toplumlar, üyeleri arasında karşılıklı güler yüz ve saygının eksik olmadığı toplumlardır.
*    En iyi yönetim kendi kendimizi yönetmeyi bize öğretebilecek yönetimdir.
*    Eğer bir insan kendi karakterine aykırı davranırsa ‘Fazla zamanı kalmadı’ diye yorumlarız bunu.
*    Eğer Tanrı başka türlü olmamı isteseydi, beni başka türlü yaratırdı.
*    Faydasız bir hayat erken bir ölümdür.
*    Gülün dikeni var diye üzüleceğine, dikenin gülü var diye sevin…
*    Geleceğe bakmayı severiz çünkü önümüzde şekilsizce uçuşmakta olan olaylara dilediğimiz gibi şekil vermek isteriz.
*    Gerçeğin gücü ile yaşadığım sürece kainatı bile fethedebilirim.
*    “Gönlünü, ne kadar büyük olursa olsun,
O görünmez nesneyle doldur.
Yüreğin mutluluktan dolup taşınca,
Ona istediğin adı ver;
Mutluluk, Sevgi, Gönül, Işık, Tanrı…
İsim gürültüden başka birşey değildir.
Göklerin ihtişamını bizden gizleyen bir sistir…”
*    Her zaman güvensizlik göstermek, her zaman güvenmek kadar büyük bir yanlışlıktır.
*    Hatalarımızın yüzümüze vurulmasından , bunlardan ötürü cezalandırılmaktan rahatsız olmayız, sabırla bunların acısını çekeriz; ama kendimizi bu hatalardan arındırmamız gerektiğinde sabrımız ortadan kalkar.
*    Hangi kusurlarımızı muhafaza edip, kendi içimizde dizginleyebiliriz? Diğerlerine zarar vermektense, onların hoşuna gidenleri.
*    Hastalıklı bir topluma uyum sağlamak demek, sağlıklı olmak demek değildir.
*    Herkes kendi işini görse, toplumun bütün işleri düzgün gider.
*    Hiçbir şey, zevkten yoksun bir hayalgücünden daha korkunç değildir.
*    İnsanın bilgisi arttıkça, huzursuzluğu da artar.
*    İnsan her gün bir parça müzik dinlemeli, iyi bir şiir okumalı, güzel bir tablo görmeli ve mümkünse birkaç mantıklı cümle söylemelidir.
*    İnsanları birleştiren duygular, ayıran ise fikirlerdir.
*    İyilik, insanları birbirine bağlayan altın zincirdir.
*    İnsan kendini yalnızca insanda tanır.
*    İnsanlara oldukları gibi muamele edersek, onları daha kötü kılarız. Eğer onları olmaları gerektiği gibi ele alırsak, olabilecekleri kadar iyi yaparız.
*    İyi bir karın mı olmasını istiyorsun? Öyleyse tam bir koca ol!
*    İnsan, babasına borçlu olduğu saygıyı ancak baba olduğu zaman duyar.
*    İnanç yaşamın gücüdür.
*    Kalp ne ile doluysa, dudaklardan o dökülür gider.
*    Konuşmak ihtiyaç olabilir ama susmak bir sanattır.
*    Kardeşlerimi tanrı yarattı ama dostlarımı ben buldum.
*   Kaybedecek bir şeyi olmayan insandan korkulur.
*    Kalabalık bir toplantıda olup da, bunca insanı bir araya getiren şansın kendi dostlarımızı da bir araya getirmesi gerektiğini düşünmeden edemeyiz.
*    Kendine hükmetmeyen uşak kalır.
*    Malını kaybeden, bir şey kaybetmiştir, onurunu kaybeden birçok şey kaybetmiştir. Fakat cesaretini kaybeden her şeyini kaybetmiştir.
*    Mantıklı insan sık sık gülünecek bir şey olmadığı halde güler. Onu kışkırtan her ne olursa olsun, verdiği tepki kendi iç huzurunu ifade eder.
*    Mezardakilerin pişman olduklari şeyler için, dünyadakiler birbirlerini yiyorlar!
*    Niye ki bu bitmek bilmez yaratılış,
*    Yok olacaksa bir gün her yaratılmış! (Faust)
*    Ne kadar yalıtılmış bir yaşam sürerseniz sürün, haberiniz bile olmadan ya borçlu ya da alacaklı olursunuz…
*    Pusulanın sana doğru yol göstermesini mi istiyorsun , öyleyse onu yanındaki mıknatıslardan koru.
*    Paranı yitirdin, hiçbir şey yitirmedin. Çalışır kazanırsın. Onurunu yitirdin, çok şey yitirdin. Ama onu da çalışıp kazanabilirsin. Fakat umudunu yitirirsen, hayattaki herşeyini yitirirsin.
*    Sağduyu, insanlığın dehasıdır.
*    Sağduyulu bir insan hemen hemen her şeyi gülünç bulur; bilge insansa hemen hemen hiçbir şeyi.
*    Saldırganca aptallık kadar kötü bir şey yoktur.
*    Samimi olmayı vaadedebilirim, tarafsız olmayı asla.
*    Sanatçılar ve zanaatkarlar, bir insanın, tamamen kendine mahsus olan şeyleri bile kendine mal edemediğinin en açık kanıtını sunarlar. Sanatçının çıkardığı işler, doğduğu yuvayı terk eden kuşlar gibi elinden kaçıp giderler.
*    Sevgiye ve tutkuya açık bir kalp kadar dünyada değerli bir şey yoktur.
*    Sevincin bir acı yanı, acının da bir sevinçli yanı olmalıdır.
*    Söylenen her söz karşıtını kışkırtır.
*    Tüm erdemlerin temel özelliği, yükselme yolunda sürekli bir çaba, bizzat kendinle cenkleşme, daha büyük ve derin bir saflığa, bilgeliğe, iyilik ve sevgiye yönelik doymak bilmez bir istek.
*    Tutkular itiraf edildiklerinde hem şiddetleri artar, hem de yatışırlar. Sevdiklerimize söylediklerimiz ve söylemediklerimiz arasında bulunacak bir orta yol, belki de başka hiçbir alanda bu kadar arzu edilir bir şey değildir.
*    Tutkularımız; ya birer kusur ya da birer erdemin daha şiddetli halleridir.
*    Tutkularımız gerçek anka kuşlarıdır. Eskisinin küllerinden bir yenisi doğar.
*    Tanrılar bir şarkı için biz o şarkıya dönüşünceye kadar, bizden ne çok bedel alırlar!
*    Uşağım bile olsa, yanlışlarımı düzelten efendim olur.
*    Uzun süre konuşup da dinleyicilerine yaltaklanmayan kişi, hoşnutsuzluk uyandırır.
*    Üç bin yılın hesabını görmeyen karanlıkta yolunu bulamaz, körü körüne yaşar ancak!
*    Yapabilirsiniz. Çünkü yapmalısınız!
*    Yetenek, sükunet içinde ortaya çıkar. Karakter ise dünyanın fırtınaları içinde.
*    Yanlışlıklar denizine gömüldüğü halde, umutla bekleyebilen insan ne talihlidir.
*    Yaşlı bir adam hala genç kadınlarla ilgilendiği için kınanınca şöyle demişti: ‘ Bir insanın kendini gençleştirmesinin tek yolu budur ve bunu yapmayı herkes ister.’
*    Yüz çeşit şeyi yarım bilmektense bir şeyi tam bilip uygulamak insanı daha iyi yetiştirir.
*    Yaşamak, kendi kendini adam etmektir. Zeka ve bilgiyi kullanarak etinden kemiğinden kendi heykelini yapmaktır.
*    Yaşamımda, fethettim evreni, doğruluğun kudretiyle.(Faust)

Johann Wolfgang von Goethe Kimdir?

johannwolfgangvongoethe

Johann Wolfgang Von Goethe (28 Ağustos 1749, Frankfurt – 22 Mart 1832, Weimar), Alman hezarfen; edebiyatçı , politikacı ,ressam ve doğabilimci. Aynı zamanda çeşitli doğa bilimleri alanlarında araştırmalar yapmış ve yayınlar çıkarmıştır. 1776 yılından itibaren, Weimar dukalığının bakanı olarak çeşitli idari ve siyasi görevlerde bulunmuştur.

Goethe, şiir, drama, hikâye (düzyazı ve dörtlük şeklinde), otobiyografik, estetik, sanat ve edebiyat teorisi, ayrıca doğa bilimleri olmak üzere birçok esere imza atmıştır. Bununla birlikte, zengin bir içeriğe sahip olan mektup çeşidi, önemli edebi eserlerindendir. ‘Fırtına ve Coşku’ (Sturm und Drang) döneminin en önemli öncüsü ve temsilcisi olmuştur. 1774 yılında ‘Genç Werther’in Acıları’ adlı eseri ile bütün Avrupa’da ün yapmıştır. Daha sonra, 1790 yılından itibaren, Friedrich Schiller ile birlikte ortak ve dönüşümlü bir şekilde, içeriksel ve biçimsel olarak, Antik kültür anlayışı üzerinde yoğunlaşarak, Weimar Klasik’in en önemli temsilcisi olmuştur. Goethe, aynı zamanda, yurtdışında da Alman edebiyatı’nın temsilcisi olarak kabul edilmiştir.

Değeri, ölümünden sonra azalmaya başladığı sıralarda, Goethe, 1871 yılından itibaren, Alman ulusal kimliğiyle, Alman Kraliyet’inde taçlandırılmıştır. Sadece eserlerine yönelik değil, aynı zamanda örnek alınacak yaşantısına yönelik de bir hayranlık oluşmuştur. Goethe, bugüne kadar, en önemli Alman edebiyatçı olarak kabul edilmiş, eserleri ise dünya edebiyatı zirvesinde yerini almıştır.

Çocukluğu ve gençliği

Johann Wolfgang von Goethe, 28 Ağustos 1749 tarihinde, Frankfurt Großer Hirschgraben caddesindeki bugünkü Goethe Evi’nde(Goethehaus) dünyaya gelmiştir. Babası Johann Caspar Goethe (1710 -1782), bir hukukçu olmasına rağmen, mesleğini icra etmemiş, fakat oğluna da, maddi sıkıntı çekmeden bir hayat sağlayan imkânlarıyla yaşamını sürdürmüştür. Araştırmacı ve geniş bilgiyle donatılmış bir kişiliğe sahip olan Caspar, bununla birlikte, aile içi problemlerle de yılmadan savaşacak kadar güçlü ve azimli idi.

‘Textor’ soyadı ile doğmuş olan Goethe’nin annesi Catherina Elisabeth Goethe (1731 -1808) ise, Frankfurt’un varlıklı ve tanınmış ailelerinden birindendir. Hoş sohbetli ve hayat dolu olan Catherina Elisabeth, 38 yaşındaki hukukçu Goethe ile hayatını birleştirmiştir. Johann Wolfgang’dan sonra dört çocuk daha dünyaya getirmiştir, fakat bunlardan sadece Goethe’den biraz daha genç olan kardeşi Cornelia hayatta kalmıştır. Goethe ile kızkardeşi arasında sağlam bir güven ilişkisi oluşmuştur.

Goethe, babasından edindiği disiplin, ciddiyet ve akıl unsurunu, annesinden edindiği hayal gücü, anlatma zevki ve duygu unsurunu geliştirme fırsatı bularak, dengeli bir bütünlükten, henüz çocukluktayken nasibini almıştır. 1756’dan 1758 yılına kadar, bir devlet okulunda öğrenim görmüştür. Aydınlıkçı ve modern görüşleri olan Johann Caspar, oğluna, özel öğretmenlerin ışığında ve kendi yol göstericiliği doğrultusunda, küçük yaşlardan itibaren, oldukça iyi ve kapsamlı bir eğitim imkânı sağlamıştır. Goethe’nin çalışma takviminde, Fransızca,İngilizce, İtalyanca, Latince, Yunanca gibi dil öğrenimlerinin yanı sıra, bilimsel konular, din ve çizim gibi alanlar da yer almıştır. Ayrıca, çellove piyano çalmayı, biniciliği, eskrimi ve dans etmeyi öğrenmiştir. Onu, özellikle görsel sanatlara yaklaştıran olay, Yedi Yıl Savaşlarıolmuştur. Avusturya – Fransa birliğinin Frankfurt’u işgal etmesinden hemen sonra, Goethe’lerin evi karargâh binası yapılmıştır ve küçük Goethe, güzel sanatlara düşkün komutanlar sayesinde, Fransız sanatıyla tanışma fırsatı bulmuştur.[2]

Edebiyatla erken yaşta ilgilenmeye başlaması, annesinin gece anlattığı hikâyeler ve neşeli bir Luther – Protestan aileden aldığı İncil derslerinden ileri gelmiştir. Goethe, evde çok okuduğu için, babası ona yaklaşık 2000 ciltten oluşan bir kitaplık oluşturmuştur. Böylece Goethe daha çocuklukta Dr. Faust’un farklı hikâyelerini öğrenme imkânı bulmuştur.

Leipzig

Goethe, babasının yönlendirmesi ile 1765 yılı ilkbahar aylarında, Leipzig’de hukuk öğrenimine başlamıştır. İlk önceleri, toplumda yerini alabilmesi için, kılık-kıyafet ve görgü kuralları konusunda, şık yaşam tarzına ayak uydurmak zorunda kalmıştır.

Çok geçmeden zorunlu öğrenimini ihmal etmeye başlamıştır. Her ne kadar öğrencilerinin şiirsel denemeleri üzerinde çok durmasa da, Hıristiyan Fürchtegott Gellert’in derslerine katılmayı tercih etmiştir. Daha Frankfurt’tayken çizim derslerini devam ettirdiği dönemlerde Antik sanat anlayışı ile yakınlaşmasına vesile olan ressam Adam Friedrich ile burada, Leipzig’de bizzat tanışması, hayatındaki önemli karşılaşmalardan biri olmuştur. Oeser, buna ilişkin olarak, sanat anlayışı ve kabiliyeti konusunda Goethe’yi teşvik etmiştir ve Goethe, bir bakır ustasının yanında, oymacılık ve gravür tekniklerini öğrenme imkânı bulmuştur.

16 -17 yaşlarında olan Goethe, aynı zamanda, ailesinden uzakta özgürlüğün tadını çıkarmıştır. Tiyatro gösterilerine ileriki zamanlarda bir edebiyat klasiği haline gelecek olan ünlü draması Faust’un birinci bölümü için kendisine esin kaynağı olacak Auerbach lokantasında, arkadaşlarıyla akşamları vakit geçirmiştir. Goethe, ilk aşk macerasını, Leipzig günlerinde yaşamıştır. Fakat bir zanaatkâr kızı olan Kätchen Schönkopf ile yaşadığı aşk, iki yıl sonra, iki tarafın da rızası ile sona ermiştir. Yaşadığı bu duygusal karışıklık, Goethe’nin yazı stilini etkilemiştir; daha önceleri ise, Rokoko kültürünün etkisi altında şiirler yazmıştır, bu yüzden şiirleri, üslup bakımından daha özgür ve daha coşkulu olmuştur. Fakat gerçek duygularla, Rokoko kültürünün her şeyi hafife alan üslubunu bütünleştirememiş ve Leipzig’i sevememiştir.

1768 yılı Haziran ayında ağır şekilde hastalanan Goethe (bu konuda farklı görüşler söz konusudur, ancak en yakın ihtimal, genç Goethe’nin gece ve hareketli sosyal hayatın etkisiyle bitkin düştüğü yöndedir), eğitimini yazın daha rahat ve huzurlu bir ortamda sürdürebilmek için, 1770’de Frankfurt’a geri dönmüştür. Annesi ve kızkardeşinin bakıcılığında sağlığı iyiye gitmeye başlarken, aynı yıl, şiirlerinin bir araya getirildiği ‘Arnette’ adlı ilk şiir kitabını yayımlamıştır.

Frankfurt ve Strasburg

Goethe’nin hayati tehlikesi olan hastalığı, uzun bir istirahat dönemi gerektirmiştir ve Goethe’yi Piyetizm düşüncelerine itmiştir. Aynı zamanda Goethe, daha sonra Faust eserinde de başvuracağı mistik ve alşimistik yazılar ve kitaplarla ilgilenmiştir. Buna bağlı olarak da, aynı dönemde, ilk tiyatro eseri olan Die Mitschuldigen komedisini ele almıştır.

Goethe, öğrenimine 1770 yılı Nisan ayında, Strasburg’da devam etmiştir. Bu defa kendini azimle, hukuk eğitimine vermiştir. Fakat kişisel hayatındaki bazı şahsiyetler için de zaman bulmuştur. Bunlardan en önemlisi, Teolog, sanat ve edebiyat kuramcısı olan Johann Gottfried Herder olmuştur. Herder, Goethe’yi, Homer, Shekespeare, Ossian gibi yazarların kendilerine özgü dil kullanımlarına, ayrıca halk edebiyatına yönlendirmiştir ve Goethe’nin edebi gelişimine yönelik önemli etkilerde bulunmuştur. Daha sonra, Goethe’nin tavsiyesi üzerine Weimar hizmetine alınmıştır. Bu sırada Goethe, başkenti Strassburg olan Alsace bölgesinin doğasından bir hayli etkilenerek, ilk kez doğanın organik olduğunu keşfedip, tabiat bilimine ilişkin teoriler üretmeye başlamıştır.

Sesenheim’da yaptığı bir gezinti esnasında, bir papaz kızı olan Friederike Brion’la tanışmış ve ona âşık olmuştur. Genç Goethe, Straßburg’dan ayrılışında bu ilişkiyi bitirmiştir ve daha sonradan Sesenheim Lieder (Willkommen und Abschied, Mailied, Heidenröslein…) olarak tanınacak olan, Friederike’ye dair yazdığı şiirler ise, “yeni bir lirik çağın” başlangıcı olmuştur. Bu şiirleri, Alman edebiyatında manzumenin ilk örnekleri arasında yerini almıştır. Sesenheimer Lieder, “Anakreontik” dönemine özgü yapay saray aşk söylemleri yerine, içinde yazarının hayat deneyimlerini barındıran, yaşanan birçok şeyi doğrudan işleyen sahici duyguları içeren, belli bir kalıp söylemden sıyrılarak gerçek yaşamı temel alanYaşantılama Şiirinin (Erlebnislyrik) ilk örnekleri olmuştur.

Goethe, 1771 yazında, hukuk alanında doktora tezini yaparken, üniversite aynı zamanda ona, burs edinme olanağı sunmuştur. 6 Ağustos 1771’de “cum applaus”, yani “yüksek takdir” belgesi almasının temel nedeni, “Positiones Juris” başlığı altında, Latin dilindeki 56 tez olmuştur. 55. tezinde ise, bir çocuk katilinin, ölüm cezasına çarptırılıp çarptırılmamasına ilişkin bir tartışma konusu yaratmıştır. Bu konuyu, sanatsal bir formda, “Gretchen” trajedisinde yeniden ele almıştır. Bu dönemde Gotik sanatla da ilgilenmiştir. Straßburg Katedrali mimarı Erwin von Steinbach’ın üslubundan oldukça etkilenen Goethe, Gotik mimari tarzını, yazıya dönüştürmeye çalışmış ve etkisini yitiren bu üslubun yeniden değerini kazanmasına imkân verecek olan Von Deutscher Baukunst (Alman Mimarisi Üzerine) adlı makaleyi ele almıştır.

‘Fırtına ve Coşku’ dönemi

Frankfurt’a dönüşünde Goethe, yeni yetişen hukukçuların kısa zamanda ilgisini çeken ve küçük kıskançlıklarına neden olan, Weimar’a dönüşüne kadar dört yıl boyunca çalıştırdığı bir avukatlık bürosu açmıştır. Goethe için, edebiyat avukatlıktan daha önemli olmuştur. 1771 yılı sonunda ise, “Geschichte Gottfriedens von Berlichingen mit der eisernen Hand” adlı eserini kâğıda dökmüştür. Çalışmasından sonra, 1773’te Götz von Berlichingen adlı dramasını yayımlamıştır. Gelecek nesillere kalacak olan bu verimli eseri, çarpıcı bir rağbet görmüştür ve Fırtına ve Coşku döneminin temel yapıtı olarak kabul edilmiştir. Ortaçağ etkisiyle, coşkunluk akımı ile işlenmiş bu oyun, dönemin en zengin piyeslerinden biri olmuştur ve Ortaçağ’a ilişkin kavramları yeniden su yüzüne çıkarmıştır.

Goethe, 1772 Mayıs’ında, babasının teşvik etmesiyle, Wetzlar Alman Yüksek Mahkemesi’nde asistan olarak göreve başlamıştır. 1772 ve 73 yılları arasında, tiyatro oyunları ve kitaplarla ilgilenerek Frankfurter Gelehrte Anzeige adlı kültür ve sanat dergisinde eleştirel yazılar yazmıştır. Goethe’nin meslek arkadaşı Johann Christian Kestner, zamanın Goethe’sini şöyle tanımlamıştır: “Goethe, muhteşem hayal gücüne sahip bir dehadır. Kendi ruhunun yaratıcısıdır. Asil bir düşünce tarzına sahiptir. Goethe, tam bir karakter adamıdır. Tuhaftır ve söylemlerinde kendi canını sıkabilecek farklılıklara sahiptir. Tabii ki çocuklarda, bayanların odasında ve diğer birçok kişiye karşı davranışlarında takdir edilmektedir. Hoşuna giden bir şeyi, bir başkasının hoşlanıp hoşlanmayacağını, onun moda olup olmayacağını veya yaşam tarzının buna müsaade edip etmeyeceğini düşünmeksizin yapmaktadır. Tüm zorluklar ise ondan korkmaktadır”.

Goethe, yeniden hukuk çalışmalarına daha az ilgi göstermeye başlamıştır. Bunun yerine, Antik Çağ yazarlarıyla ilgilenmiş ve arkadaşı Kestner’in nişanlısı Charlotte Buff’a âşık olmuştur. Bu durum, iki ay sonra tehlike arz etmeye başlayınca, Wetzlar’i alelacele terk etmiştir. Bir buçuk yıl sonra ise, edindiği bu aşk tecrübesiyle diğer hayat tecrübelerini,Genç Werther’in Acıları (Die Leiden des jungen Werthers) adlı romanında bir araya getirmiştir. Aşırı melankoli içeren bu eseri, kısa zamanda, Goethe’yi tüm Avrupa’da ün sahibi yapmıştır. Goethe, kitabın müthiş başarısının ve buna ilişkin olarak, o zamanın gereksinimlerini karşılayan Werther Etkisi’nin sırrını açıklamıştır. Eser, özellikle Avrupa’da yankı uyandırarak, gençlerin aynı yola başvurmasına ve intihara yönelmesine neden olacak kadar gerçekçi bir anlatıma sahiptir.

Wetzlar’den dönüşünün ve Weimar’a seyahatinin arasında geçen yıl, Goethe’nin en verimli dönemi olmuştur. Ünlü yapıtı Werther’in dışında, büyük destansı şiirler (Ganymed,Prometheus, Mohammeds Gesang), çok sayıda kısa drama (Das Jahrmarktsfest zu Plundersweilern und Götter, Heiden und Wieland) ile birlikte Clavigo ve Stella dramalarını kaleme almıştır. Goethe, aynı zamanda, Faust serilerini, ilk kez bu dönemde ele almıştır. Alman bir şair olan Klopstock’un od üslubundan ve Grek şair Pindaros’un övgü üslubundan yararlanarak, tabiattaki coşkun duyguları, övgü şiirleriyle anlatmıştır. Belirli kalıplardan uzak kalarak, serbest vezinli ses ahengine sahip bu yeni manzumeleri, dünya edebiyatına Goethe kazandırmıştır. Bunlardan en önemlisi, Prometheus olmuştur.

Goethe, 1775 yılında, bir banker kızı olan Lili Schönemann ile nişanlanmıştır. Fakat bu ilişki, çevre ve yaşam tarzı açısından, ailelerin uyuşmazlığı nedeniyle yıpranmıştır, buna ilişkin olarak Goethe, kendi idealleri ile evliliğin bağdaşmayabileceği konusunda endişeye düşmüştür. Bu boşluğu doldurabilmek için ise, Cristian ve Friedrich Leopold zu Stolberg-Stolberg kardeşlerin, İsviçre’yi dolaşarak, aylarca sürecek olan seyahat davetini değerlendirmiştir. Ekim ayında bu nişanlılık durumu tamamen sona ermiştir. Hayal kırıklığına uğrayan Goethe, 18 yaşındaki dük Karl August tarafından Weimar’a davet edilmiştir.

Weimar’da başkanlık

Goethe, Kasım 1775’de Weimar’a gelmiştir. Yaklaşık 6000 kişi nüfusa sahip olan başkent Sachsen-Weimar-Eisennach, düşes’in annesi Anna Amelia’nın etkisiyle, kültürel bir şehir haline gelmiştir. Goethe, bu dönemde bir süre politika ile ilgilenmiştir ve Dük’ün özel danışmanlığını yapmıştır. İlk kez 1771 yılında ele aldığı Kur’an tefsirleri üzerindeki çalışmalarına burada da devam etmiştir. Özellikle, doğu uygarlığı ile ilgilenen bir tarihçi olan Josef von Hammer’in Kuran çevirisini sürekli olarak okuyan Goethe, Almanya’da İslamiyet’e pozitif yaklaşan ilk edebiyatçı olmuştur.

Devlet hizmeti

Goethe, aristokrasiye karşı direnerek, 1776 yazında, dük’ün danışman kurulunun üyesi olmuştur. Bir sonraki sene, yeni kurulan maden ocağı komisyonuna yönetici olarak seçilerek, 1779 yılında yol yapımı komisyonu yöneticisi; 1782’de ise maliye bakanı olarak çalışmaya devam etmiştir. Goethe, işini büyük bir hırsla yapmıştır. Onun temel arzusu, eşzamanlı ekonomik destekle, resmi harcamaları sınırlandırarak, devletin mali durumunu düzeltmek olmuştur. Özellikle zorlu mücadelenin yarıya indirilmesiyle, net tasarruflar elde edilerek bu kısmen başarılmıştır. Öte yandan, Goethe’nin kendi kararıyla geliştirmekte olduğu bakır ve gümüş ocağı işletmesi fazla başarı elde edememiştir.

Goethe’nin bakanlar kurulundaki etkileri, edebiyat çevresince oldukça farklı değerlendirilmiştir. Bazı yazarlar Goethe’yi köylülerin baskıcı ve ağır vergi yükünden kurtulmaları için çaba gösteren, yenilikçi bir politikacı olarak nitelerken, diğer çevrelerce Goethe’nin, hem ülke çocuklarının Prusya ordusuna zorunlu olarak katılmasından hem de konuşma özgürlüğünün sınırlandırılmasına ilişkin önlemlerden yana olduğu belirtilir. Bir başka durumda ise Goethe, çaresizlikten evlilik dışı bebeğini öldürmüş olan bir annenin idam cezasına oylamada bulunmuş; daha sonra ise –düşüncesinin aksine- “Gretchen” trajedisinde merhamet dolu davranışını ele almıştır. Fakat buna ilişkin olarak Goethe’nin kişisel görüşü mü olduğu yoksa çoğunluk görüşüne boyun mu eğdiği konusunda herhangi bir bilgi yoktur.

Goethe’nin devlet hizmetindeki aktif çalışmalarına ilişkin gayreti bitmemiştir. Yapmış olduğu resmi faaliyetler beraberinde resmi mükâfatlar getirmiştir; Goethe’ye resmi unvan verilmesinin yanı sıra, 1882 yılında Goethe, önemli bir aristokratik unvana layık görülmüştür. Çoğunlukla resmi görevler çerçevesinde, Weimar’daki ilk on yıl, 1779’da İsviçre’ye, ayrıca birçok kez Harz bölgesine olmak üzere çeşitli seyahatlerde bulunmuştur. 1785 yılında ise, Karlsbad’daki bir tedaviyle, yıllık kaplıca seyahatlerine başlamıştır.

Edebiyat ve doğa bilimleri

Goethe, Weimar’da geçirdiği ilk on yıl içerisinde, mecmualardaki dağınık bazı şiirlerinden başka hiçbir şey yayımlamamıştır. Günlük işlerinin yoğunluğundan, ciddi edebiyat çalışmalarına çok az zaman ayırabilmiştir. Özellikle, saray festivallerinin düzenlenmesi ve tiyatro oyunları için çalışmıştır.

Bu dönemin iddialı çalışmaları, Iphigenie auf Tauris trajedisinin ilk düzyazı özeti ile birlikte Egmont, Tasso oyunları ile Wilhelm Meister adlı roman çalışmaları olmuştur. Bu oyunlardaki kadın figürleri ele alan Goethe, özellikle Antik Çağ’da Euripides’in de ele aldığı gibi, mitolojik kahraman ‘Iphigenie’ karakterinin bazı yönleri üzerinde durmuştur. Ayrıca Charlotte von Stein için yazdığı aşk şiirlerinin (örn. Neden bize bu derin bakışları verdin? “Warum gabst du uns die tiefen Blicke?”) yanı sıra Erlkönig, Wanderers Nachtlied,Grenzen der Menscheit ve Das Göttliche gibi dönemin en tanınmış şiirleri ortaya çıkmıştır.

Goethe, 1780 yılında, sistematik olarak bilimsel doğa sorunlarını araştırmaya başlamıştır. Daha sonra bunları, madencilik, çiftçilik ve kömür işletmeciliği alanlarındaki sorunlarla resmi uğraşlarına uygulamıştır. İlk önceleri başlıca ilgi alanları, Yer Bilimi, Madencilik, Bitki Bilimi (Botanik) ve Osteoloji (Kemik Bilimi) olmuştur. 1784 yılında bu alanda, insandaki çene kemiğini keşfetmeyi başarmıştır. Aynı yıl içerisinde ise, Granit hakkındaki makalesini yazmış ve Roman der Erde (Yeryüzünün Romanı) başlıklı kitabını tasarlamıştır.

Charlotte von Stein ile ilişkisi

Goethe’nin Weimar’da geçirdiği on yıl içerisindeki en önemli ve en etkileyici ilişkisi, bir saray nedimesi olan Charlotte von Stein ile olmuştur. Goethe’den yedi yaş büyük olan Charlotte, yedi çocuğundan dört tanesini kaybetmiştir ve anlaşmalı bir evlilik yaşamıştır. Goethe’nin yaklaşık 2000 mektubu ve not kâğıdı, bu samimi, sıra dışı aşk ilişkisinin belgeleri olmuştur (Bayan Stein’ın mektupları ele geçirilememiştir). Stein bir eğitimci olarak, Goethe’yi teşvik etmiştir: Ona saray görgü kurallarını öğretmiş, iç huzursuzluğu konusunda onu teskin etmiş ve disiplinini güçlendirmede ona katkıda bulunmuştur. Bunu bir aşk ilişkisinden mi kaynaklanan ya da masumca bir dostluktan mı kaynaklanan davranış olduğu konusunda kesin bir yargıya varılamaz. Birçok yazar, Bayan Stein’ın, Goethe’nin cinsel isteklerini reddettiğini ortaya koymaktadır. Sürekli olarak ise, psikanalist Kurt Eissler’in Goethe’nin ilk cinsel deneyimini, 38 yaşında Roma’da yaşadığı iddiasına inanılır.

Söz konusu ilişki, Goethe’nin, hayal kırıklığına uğrayan Bayan Stein’ın da affedemediği 1786’da yaptığı gizli Roma seyahati ile sona ermiştir, dönüşünden sonra, Christiane Vulpius ile başlayan ilişkisi, tamamen bir hayal kırıklığı ile sonuçlanmıştır. Her ikisi de, ilk kez yaşlılıkta, yeniden dostane bir ilişki bulmuştur.

İtalya seyahati

Goethe, 1786 yılında bunalıma girmiştir. Charlotte von Stein ile ilişkisi giderek artan bir isteksizlik yarattığından, mesleğindeki faaliyetlerini ümit ettiği şekilde yerine getirememiştir ve saray yaşantısının zorluklarından rahatsızlık duymuştur. Fakat her şeyden önce bir kimlik bunalımı içerisine girmiştir. Artık kendi ölçütlerinin neler olduğunu bilemeden, kendi kendisiyle çelişir hale gelmiştir. Bu durumu, İtalya’ya yapacağı bir seyahatle ortadan kaldırma yolunu seçmiştir. Eylül 1786’da sadece hizmetçisi Philipp Seidel’e haber vererek yola çıkmıştır. Amacının ne olduğu bilinmeyen bu gizli seyahat, Goethe’nin görevinden istifa ederek, ancak gelirini kazanmaya devam etmek için Goethe’ye olanak sağlayan bir stratejinin parçası olmuştur. Aynı zamanda, Werther’in dünya çapında tanınan yazarı Goethe, toplumdaki sosyal kontrol olmadan, farklı şekilde hareket edemediğinden, takma bir adla seyahat etmiştir. Verona, Vicenza ve Venedig’deki ikametlerinden sonra, Kasım ayında Roma’ya gelmiştir. Napoli ve Sicilya’ya yaptığı dört aylık gezisinin yanı sıra, Kasım’ın sonuna kadar da Roma’da kalmıştır. Goethe, İtalya gezisi esnasında Roma ve Grek sanatının değişik stillerini, ayrıntılı olarak araştırma fırsatını yakalamıştır. Bunlarla birlikte, İtalya’nın farklı, Akdeniz’e has olan tabiatı üzerinde durarak, fikir üretmeye başlamıştır. İnsan anatomisi üzerine de kapsamlı çalışmalar yaparak, bilimsel teoriler ortaya atmıştır. Siena, Floransa, Parma ve Milano şehirlerine yaptığı seyahatlerin ardından, iki yıl sonra, Weimar’a geri dönmüştür.

Goethe, İtalya’da, Rönesans ve Antik dönemin yapı ve sanat çalışmalarını öğrenmiş ve onlara hayran kalmıştır, özellikle Raffael ve dönemin mimarı Andrea Pallodio’ya hayranlık duymuştur. Sanat arkadaşlarının yönetimi altında, çizim çalışmalarını büyük bir gururla sürdürmüştür; Goethe’nin yaklaşık 850 çizimi İtalya dönemine aittir. İlk kez o anda, sadece sanatçı olarak değil, aynı zamanda yazar olarak da doğmuş olduğu sonucuna varmıştır. İtalya’da edebiyat çalışmalarına da ilgi göstermiştir: Diğer çalışmalarının arasında, düzyazı şeklinde önceden mevcut bulunan, kafiye tarzındaki Iphigenie çalışmasına yönelmiş, 12 yıl önce başladığı Egmont eserini tamamlamış ve Tasso adlı tiyatro eserine devam etmiştir, bunların yanı sıra ise bitki bilimi üzerine araştırmalar yapmıştır.

İtalya seyahati, Goethe’ye köklü bir deneyim kazandırmıştır ve bunu İtalya’da edindiği deneyim olan bir “yeniden doğuş” olarak nitelendirmiştir. Bu deneyimin sonunda kendini yeniden bulmuş ve gelecekteki faaliyetlerini sınırlandırmak için, karakterine nelerin uygun olacağına dair karar almıştır. Bununla birlikte, Goethe, Fırtına ve Coşku döneminden sıyrılarak, Klasisizme bu dönemde geçiş yapmıştır ve bu dönem Goethe ile birlikte Alman edebiyat tarihinde, Klasizm başlangıç tarihi kabul edilmiştir.

Weimar klasik dönem

Christiane Vulpius ile ilişkisi

Goethe, dönüşünden birkaç hafta sonra, 23 yaşındaki Christiane Vulpius ile bir aşk ilişkisine başlamıştır ve aynı zamanda onu hayat arkadaşı olarak kabul etmiştir. Aralık 1789’da oğlu August dünyaya gelmiştir; August’dan sonra doğmuş olan dört çocuğundan her biri sadece birkaç gün yaşayabilmiştir. Goethe’nin içinde bulunduğu Weimar toplumu, az eğitimli, basit ilişkiler yaşamış olan bu bayanı içerisine kabul etmemiştir. Çoğunlukla, bu uygunsuz ilişkinin gayrimeşru yanı da eklendiğinde, toplum, onu sıradan ve eğlence düşkünü biri olarak nitelendirmiştir. Goethe ise Vulpius’un doğallığını ve neşeli karakterini sevmiştir. Christiane’nin 1816 yılındaki ölümüne kadar, ‘küçük vamp kadın’ ile olan ilişkisine sahip çıkarak, 1806 yılında yaptığı bir nikâhla onun toplum içinde yer almasını sağlamıştır.

Resmi görevleri ve siyaset

Goethe, dönüşünden sonra, birçok resmi görev konusunda, dük tarafından affedilmiştir; kuruldaki başkanlığını ve bununla birlikte siyasi etkisini devam ettirmiştir. Resmi yapı faaliyetlerinin denetlenmesi ve çizim okullarının yöneticiliği olmak üzere kültürel ve bilimsel alanda birçok görev üstlenmiştir. 1791 yılından 1817’ye kadar Weimar Saray Tiyatrosu’nun yöneticiliğini yapmıştır. Bunun yanı sıra Goethe, dükalık’a ait olan Jena Üniversitesi’nde görev almıştır. Johann Gottlieb Fichte, Georg Hegel, Friedrich Schelling veFriedrich Schiller’in de arasında bulunduğu birçok tanınmış profesörün daveti, Goethe’nin desteği sayesinde olmuştur. 1807 yılında Goethe’ye, Jena Üniversitesi’nin denetlenmesi görevinin verilmesinin ardından, Goethe öncelikli olarak, doğa bilimleri fakültesinin genişletilmesi için çaba göstermiştir.

Goethe’nin görevleri arasında, İtalya seyahatinden dönmekte olan dük’ün annesini getirmek üzere, 1790 yılında Venedik’e yaptığı dört aylık bir seyahat de yer almıştır. Fakat ülkedeki politik ve sosyal yolsuzlukları da keşfetmesi üzerine, hayal kırıklığına uğrayarak, ilk İtalya seyahatinin verdiği hazzı duyamamıştır.

1789 yılında, Goethe’nin olumsuz baktığı Fransız Devrimi, Avrupa’yı sarsmıştır. Goethe, ağır hareket edilen yeniliklerden yana olmuştur ve özellikle devrim izinde yapılan güç aşırılıklarından nefret etmiştir; diğer yandan ise, bunu eski rejimin bir kusuru olarak görmüştür. Daha sonra geçmişe uzanarak şunları dile getirmiştir: “Herhangi büyük bir devrimin, asla ulusun değil, tamamen hükümetin hatası olduğuna inandım. Hükümetler, devamlı olarak adalete uygun olup, geliştikleri sürece, devrimler tamamen gereksiz hale gelir; öyle ki onları zamana uygun yeniliklerle karşılarlar ve alt kesimden zorunluluklar diretilinceye kadar, çok uzun süre mücadelede bulunmazlar.”

Goethe, 1792 yılında, dük’ün isteği üzerine, devrimci Fransa’ya karşı ilk ittifak savaşı için dük’e refakat etmiştir. Üç ay boyunca sefaleti görmüş ve Fransa’nın zaferiyle sonuçlanan bu taarruzla karşı karşıya kalmıştır. Ardından bir üç ay daha, 1793 yazında yazar, dük’ün isteği üzerine Mainz şehrinin kuşatması için geçirmiştir.

Dükalık, 1796 yılında, Basel’in Prusya-Fransa barış antlaşmasına katılmıştır. Bu on yıllık barış dönemi ise, savaş nedeniyle sarsılan Avrupa’da, Weimar Klasik’in en parlak devrinin yaşanmasına imkân sağlamıştır.

Doğa bilimi, edebiyat, Schiller ile anlaşma

İtalya seyahatinden sonra Goethe, öncelikli olarak doğa bilimi ile ilgilenmiştir. 1790 yılında, Versuch die Metamorphose der Pflanzen zu erklären (Bitkilerin Morfolojik Yapısının Açıklanması) başlıklı denemesini yayımlamıştır, bununla birlikte hayatının sonuna kadar ilgileneceği Renk Teorisi üzerine araştırmalarına başlamıştır.

Bunu aksine, edebi eserleri ise durgun bir döneme girmiştir. Bunun sebepleri, Goethe’nin eski arkadaş çevresinin soğukluğu ve ilgisizliği, devrimin yaratmış olduğu sarsıntı ve Goethe’nin yeni edinmiş olduğu sanat anlayışına tamamen aykırı düşen eserlerinin toplumdaki anlık başarısı olmuştur.

1790’lı yıllardaki eserlerine, dönüşünden sonra kısa bir zamanda oluşturduğu, antik dönemin erotik edebiyat formundaki, Christiane’ye olan tutkusunu içeren ve erotik şiirlerin bir derlemesi olan Römischen Elegien (Roma Ağıtları) adlı eseri de dâhil olmuştur. İkinci İtalya seyahati, nüktelerin ve Avrupa’nın genel durumu üzerine yazılmış olan mizahi şiirlerin bir derlemesi olan Venedig Epigramları’nın ortaya çıkmasını sağlamıştır. 1792–93 yıllarında Goethe, altı vezin ölçümlü dize şeklindeki Reineke Fuchs destanını düzenlemiştir. Devrimin etkileri altında, yergici, devrim karşıtı ve aynı zamanda bir o kadar da mutlakıyet karşıtı olan birçok komedya ortaya çıkmıştır: Der Groß-Cophta 1791 (Büyük Cophta 1791), Der Bürgergeneral 1793 (Yurttaş General 1793), ve parça şeklindeki Die Aufgeregten 1793. “Bütün bunlar, devrim olayını uygun bir biçimde sahnelemek için, Goethe’nin başarısızlıkla sonuçlanan çabalarını belgeler”.

1794 yazında, Jena yakınlarında yaşayan tarih profesörü Friedrich Schiller, çıkarmakta olduğu Horen isimli kültür ve sanat dergisi için, Goethe’ye işbirliği teklifinde bulunmuştur. Her iki yazar da, yakın bir ilişki içerisine girmeksizin, geçmişte birçok kez bir araya gelmiştir.

Goethe’nin Schiller’in teklifini kabul etmesinin ardından, her ikisi de, en yüksek sanat tarzı olarak Antik döneme yönelim; bir o kadar da devrim anlayışını reddetme konusunda hemfikir olmuşlardır. Bu, tüm kişiselliği bir tarafa bırakıp, karakter ve çalışma tarzlarıyla birbirinden etkilenerek şekillenen yoğun bir işbirliğinin başlangıcı olmuştur.

Her ikisi de, temel estetik sorunlara dair yaptıkları ortak görüşmede, ‘Weimar Klasik’ döneminin edebiyat devri olması gereken bir sanat ve edebiyat anlayışı geliştirmişlerdir. Aynı şekilde Schiller’in de olmak üzere, edebi başarıları sekteye uğramış olan Goethe, kendisinden on yaş daha genç olan biri ile yaptığı özendirici işbirliğinin etkisi konusunda birçok kez şunları vurgulamıştır: “Onlar, bana ikinci bir gençliği aşıladılar ve beni tekrar yazarlığa yükselttiler”.

Her iki yazar da, birbirlerinin eserlerindeki canlı teorik ve pratik kısımlardan yararlanmışlardır. Bu yüzden Schiller, Goethe’nin Wilhelm Meisters Lehrjahre (Wilhelm Meister’in Çıraklık Yılları) adlı romanına, eleştirel bir yaklaşımla eşlik etmekte ve ‘Faust’ adlı eserinin devamlılığı için onu cesaretlendirirken, Goethe de, Schiller’in Wallenstein adlı eserine etkide bulunmuştur. Bunun yanı sıra, ortak yayın projeleri de önem arz etmiştir. Her ne kadar Schiller, Goethe’nin kısa ömürlü dergisi Propylän’e hemen hemen hiç katılmamış olsa da, Horen ve aynı zamanda kendisi tarafından yayımlanan Musen-Almanach dergilerinde sayısız çalışma yayımlamıştır. Musen-Almanach dergisi, 1797 yılında, ortak şekilde ele alınan Xenien adlı şiirlerin bir koleksiyonunu oluşturmuştur. Daha sonraki yıllarda ise bu dergide, yazarların en ünlü baladları yayımlanmıştır.

Goethe bu dönemde, bilinen eserlerinin yanında, Unterhaltung deutscher Ausgewanderten (Alman Göçmenlerin Sohbetleri) adlı eserini ve dönemin güncel olaylarını, altı ölçülü dize şeklinde ortaya koyan epik şiiri Hermann und Dorothea’yı (Hermann ve Dorothea) ele almıştır. Bu eseriyle Goethe, ‘klasik’ okur başarısını elde etmiştir. Bununla birlikte, Der Schatzgräber (Hazine Avcısı) ve Der Zauberlehrling (Büyücü Çığlığı) adlı en tanınmış baladlarını bu dönemde kaleme almıştır.

Damgasını vurduğu Weimar Klasik dönemi ise, 1805 yılında Schiller’in ölümü ile sona ermiştir.

Sonraki Goethe

Goethe, 1805 yılında Schiller’in ölümünü büyük bir kayıp olarak nitelendirmiştir. Buna ilişkin olarak, farklı hastalıklarla da sarsılmıştır (Erizipel, böbrek sancısı). Yol arkadaşının kaybının yanı sıra, Goethe’nin hayatında iz bırakan bir diğer dönüm noktası da Napoleon Bonaparte ile baş gösteren savaş olmuştur. Goethe, düküyle beraber dilenerek ve iltica edecek bir yer arayarak, Almanya’yı dolaştıklarını zihninde canlandırmıştır (kötümserliğe olan eğilimini, kendisinin ‘karanlık yanı’ olarak adlandırmıştır.)

Christiane ile olan sağlam evliliği, 1807 yılında, Jena’daki kitap satıcısı Fromman’ın bakıcısının 18 yaşındaki kızı Minna Herzlieb’e karşı ilgisinin artmasına engel olamamıştır. Son romanı ‘Gönül Yakınlıkları’ (Die Wahlverwandschaften), dönemin iç deneyimlerinin izlerini taşımaktadır.

Goethe, çok yönlü evrensel bir deha olmayı çok isterdi, fakat bunun için deneyim bilgisinin milyonlarca kafası olan ejderhasına boyun eğmek zorundaydı. Buna rağmen, 1806 yılından itibaren, eserlerinin yeni bir derlemesini hazırlamıştır (Cotta, Stuttgart). Bu sebeple, ‘Faust’un ilk cildini’ de sonunda tamamlamayı başarmıştır.

Goethe, 1809 yılında, bir otobiyografi ele almaya başlamıştır. Bir yıl sonra ise, çok uzun süre onu işgal eden ‘Renk Teorisi’ (Farbenlehre) adlı eserini yayımlamıştır. Yurtdışının ve tüm çağların edebiyat araştırmasını yapmıştır. Halk, Fransız egemenliğine karşı baş kaldırırken, Goethe, zihnen Yakın Doğu’ya yönelmiştir: Arapça ve İran dili öğrenimine başlamış, Kuran’ı hatmetmiş ve İranlı şair Hafis’i okuma fırsatı bulmuştur. Bettina Brentano Weimar’da ortaya çıktığında, Goethe’nin, gençliği konusunda annesinden edindiği bilgilerle, ‘Hayatımdan. Edebiyat ve Hakikat’ (Aus meinem Leben. Dichtung und Wahrheit) başlıklı biyografisinin gidişatına yardımda bulunmuştur. Goethe, daha sonra bu betimlemeyi, ‘Yıllıklar’ (Annalen) ve ‘1786’dan 1788’e kadar İtalya Seyahati’ isimli eserlerindeki sayısız eklemelerle donatmıştır. Friedrich Rimer (1805’ten beri oğlunun öğretmeni), sekreter olarak kısa zamanda Goethe’nin vazgeçilmezi olmuştur; Goethe’nin kulağına, Beethoven’in ‘müzik gürültüsü’nden daha hoş geldiği Carl Friedrich Zelter ile otuz yılı aşkın bir süredir devam etmiş olan uzun bir mektuplaşma dönemine girmiştir (1799–1832). Bu mektuplaşma sayesinde Goethe, ondan sadece müzik konusunda değil, dostluk bağlamında da çok şey edinebilmiştir.

Goethe, 1814 yılında, Rhein ve Main çevrelerine seyahat etmiştir. Goethe’nin tavsiyesi üzerine ve huzurunda, birkaç hafta sonra evlenen banker Johann Jakob von Willemer ve ortağı Marianne Jung ile Frankfurt’da karşılaşmıştır. Goethe her ne kadar 65 yaşında olsa da, hiçbir şekilde kendisini çok yaşlı hissetmemiş ve Marianna’ya âşık olmuştur. Marianna, edebiyat ortağı ve tanrıçası olmuştur. Goethe, bir sonraki yıl Willemer’leri tekrar ziyaret etmiştir; -bu, memleketini son görüşü olmuştur. Willemer’lerin daha sonraki davetine karşılık vermemiştir. Fakat devamında, ‘Doğu-Batı Divanı’ (West-östlicher Divan) adlı eserini tamamlayana kadar, ‘Gül ve Bülbül, Aşk ve Şarap’ adlı şiirlerin dizeleri ortaya çıkmıştır. Daha sonra Marianna, bu aşk şiirlerinin büyük bir kısmının kendisinden kaynaklandığını ortaya atmıştır.

Yoğunlaşması ve çalışmalarını tamamlaması

Goethe’nin eşi Bayan Christiane, uzun süren rahatsızlığının ardından, 1816 yılında yaşamını yitirmiştir. Goethe, 1817 yılında, saray tiyatrosu yöneticiliğinden istifa etmiştir. Bu dönemden itibaren, Goethe’nin sağlığı ile gelini ilgilenmiştir. Dükalık ise, -Goethe’nin endişelerinin aksine- Napolyon savaşlarının kargaşasından hiç zarar görmeden çıkabilmeyi başarmıştır, hatta Carl August, bunu ‘Saray Macerası’ olarak adlandırmıştır. Bu macera, Jena’daki öğrencilerde ve diğer yerlerde yankı uyandırdığı esnada, Goethe çalışmalarını düzene koymuştur. Bu yıllarda, ‘Geschichte meines botanischen Studiums’ (Bitki Bilimi Öğreniminin Tarihçesi) adlı eser ortaya çıkmıştır (1817). Bunu 1824 yılına kadar, Morfoloji, Jeoloji ve Mineroloji alanlarına ilişkin fikirler başta olmak üzere, ‘Zur Naturwissenschaft überhaupt’ (Genel olarak Doğa Bilimlerine Dair) başlıklı eserinin serilerindeki fikirler takip etmiştir (burada, 1790 yılında sevgilisi için kaleme almış olduğu, ağıt tarzındaki ‘Bitki Morfolojisi’nin tasviri de yer almaktadır). Ayrıca Goethe bu dönemde, ilk kez 1813 yılının başlarında Tahran’ı ziyaret etmiş olan doğa bilimcisi Heinrich Cotta ile iletişim kurmuştur.

Goethe, Karl Friedrich Reinhard ve Kapsar Maria von Sternberg ile arkadaşlığını sona erdirmiştir. Ara sıra ‘Urworte. Orphisch’ adlı şiirinde son bulan gizemli düşüncelere adamıştır kendini. Günlüğü ve uzun süredir muhafaza ettiği notları, Goethe’ye ‘İtalya Seyahati’ (Italienische Reise) adlı eserini tamamlama fırsatı sunmuştur. 1821’de ise bunu küçük çaptaki romanlarının bir derlemesi olan ‘Wilhelm Meister’in Seyahat Yılları’ (Wilhelm Meisters Wanderjahre) başlıklı eseri takip etmiştir.

Son çalışmaları ve seyahatleri

Goethe, 1823 yılında, kalp zarı iltihabı (Perikarditis) hastalığına yakalanmıştır. İstirahatından sonra ise kendini manevi anlamda eskisinden daha canlı hissetmiştir. İhtiyar Goethe, Karlsbad’da annesiyle beraber tanımış olduğu 19 yaşındaki Ulrike von Levetzow’a evlenme teklifinde bulunmuştur. Yaşadığı hüsranı, eve dönüş yolculuğunda ruhundan kopan ‘Marienbad Ağıdı’ (Marienbader Elegie) adlı eseri ile kâğıda dökmüştür. Daha sonra iç dünyasında ve çevresinde daima sessizliği ve sakinliği tercih etmiştir. Günlerini daima münzevi bir şekilde geçirmiştir. ‘Faust’ eserinin ikinci bölümünü tekrar ele almıştır. Kendisi hemen hemen hiç yazmamış, fakat yazdırmıştır. Böylelikle Goethe, yalnızca geniş kapsamlı bir mektuplaşma ile kalmamış, aynı zamanda bilgisini ve yaşam tarzını, geçmişe dayanan bu görüşmelerde, sadakatli genç şair Johann Peter Eckermann’a emanet etmiştir.

1828 yılında, Goethe’nin oğlu, destekçisi dükün adını taşıyan Karl August hayatını kaybetmiştir. Goethe, oğlunun ölümüne Roma’da iken katlanmak zorunda kalmıştır. Aynı yıl içerisinde, ‘Faust’ eserinin ikinci bölümünü tamamlamıştır. Faust, onun için, yıllar boyu en önemli şeyi oluşturan, biçimsel olarak bir sahne eseri, fakat hemen hemen hiç sahnede sergilenemez, fantastik bir resim tabakası olmasından önce birçok şiiri gibi büyük anlama sahip olan bir eserdi. Goethe son olarak, Georges Cuvier ve Etienne Geoffroy Saint-Hilaire isimli iki paleontolog arasındaki tartışmaya katılmıştır (yıkımcılık vs. türlerin gelişim sürekliliği). ‘Farbenlehre’ (Renk Teorisi) adlı eseriyle de hiçbir şekilde açıklayamamış olduğu Gökkuşağı gibi, Yer Bilimi (Jeoloji) ve Evrimcilik konuları da Goethe’yi uğraştırmıştır.

Aynı zamanda bitkilerin nasıl yetiştiği konusu da Goethe’yi bırakmamıştır. Goethe, ölümünden birkaç hafta önce, Ferdinand Wackenroder’a şunları yazmıştır.

‘Çok çeşitli yollarla, bir veya aynı kurala bağlı kalarak, hangi yolla bitkilerin başkalaşım (metamorfoz) geçireceği, yaşamın organik-kimyasal değişmesine yaklaşmanın ne derece mümkün olacağı konusu ile büyük ölçüde ilgileniyorum. Yalnız, bitkilerin ışığa karşı tepki göstermeleri gibi, bitki kökleri tarafından emilen nemin onun tarafından değiştirilmesi bana açık görünüyor, bundan ötürü, iskotoları şişiren rüzgârın türünü daha yakından net bir şekilde görmede, sizin masumca karşı çıktığınız istek ortaya çıktı.’

Ölümü

Goethe, (muhtemelen kalp krizinden) 22 Mart 1832’de hayata veda etmiştir. Son sözlerinin “daha fazla ışık” ifadesi olduğu tartışmaya açık kalmıştır. Bu ifade, söz konusu dakikada ölüm yatağında iken, Goethe’nin yanında olmayan doktoru Carl Vogel’e ulaştırılmıştır. Goethe, 26 Mart’da Weimar Mezarlığında toprağa verilmiştir.

Edebiyat ve müziğe etkisi

Goethe’nin kendisinden sonra gelen Alman şair ve yazarlara etkisi her yerde geçerliliğini korumaktadır, öyle ki burada, belli ölçülerde kendisi ve eserleriyle uyum içerisinde olan sadece birkaç yazar adlandırılabilmektedir.

Romantik dönem’in şair ve yazarları, Fırtına ve Coşku döneminin duygu aşırılığından yola çıkmışlardır. Franz Grillparzer Goethe’yi, birçok kez kendine örnek almıştır ve bununla, estetik alışkanlıkların yanı sıra her türlü siyasi Radikalizm (Köktencilik) karşısında temkinli duruşunu sergilemiştir. Friedrich Nietzsche tüm hayatı boyunca Goethe’ye hürmet etmiştir ve özellikle halefi olarak, bunu Hıristiyanlığa ve Almanya’ya ilişkin kuşkucu davranışlarında ortaya koymuştur. Hugo von Hoffmanstahl 1922 yılında şunları yazmıştır: “Goethe, eğitim temeli olarak tüm kültürü teşkil etmektedir” ve “Goethe’nin düzyazıdaki sözlerinden, bugün belki tüm Alman Üniversitelerinden olduğundan daha fazla okuma geleneği türeyecektir.”. Goethe’nin eserlerine ilişkin birçok makale kaleme alınmıştır. Thomas Mann ise Goethe’ye karşı yoğun sempati duymuştur. Sadece yazar kimliğine değil, aynı zamanda tüm alışkanlıkları ve karakter özelliklerine hayran kalmıştır. Thomas Mann da Goethe hakkında makale ve denemeler yazmıştır ve 1932 ile 1948 yıllarındaki Goethe-yıldönümü kutlamalarına ilişkin can alıcı konuşmalarda bulunmuştur. Lotte in Weimar isimli romanında Goethe’yi yaşatmıştır ve Doktor Faustus adlı romanla Faust serilerini yeniden ele almıştır. Ulrich Plenzdorf, Die neuen Leiden des jungen Werthers (Genç Werther’in Yeni Acıları) romanında, 1970’li yıllarda Almanya’daki Werther denklemini yeniden kurgulamıştır.

Goethe’nin sayısız şiiri, şairin sanat şarkılarının gelişmesine destekte bulunması suretiyle, -özellikle 19. yy bestecileri tarafından- bestelenmiştir.

Müzikal anlamda en yaratıcı Goethe yorumcusu, aralarında popülerliğe ulaşmış olan Heidenröslein, Gretchen Çıkrık Başında (Gretchen am Spinnrade) ve Gürgen Kralı (Erlkönig) adlı şiirlerin bulunduğu, yaklaşık 80 Goethe bestesiyle Franz Schubert olmuştur. Goethe ile kişisel olarak tanışan Felix Mendelssohn Bartholdy, İlk Cadılar Bayramı (Die erste Walpurgisnacht) baladını bestelemiş, aynı şekilde Hugo Wolf da Wilhelm Meister ve Doğu-batı Divanı’ındaki (West-östlicher Divan) diğer şiirleri ele almıştır.

Doğa bilimci olarak alımlanışı ve kabulü

Goethe’nin doğa bilimsel çalışmaları, çağdaş bilim insanları tarafından kabul edilmiş ve ciddiye alınmıştır; Goethe, doğa araştırmacısı Alexander von Humboldt, Doktor Christoph Wilhelm Hufeland ve kimyacı Johann Wolfgang Döbereiner gibi itibar sahibi araştırmacılarla iletişim halinde olmuştur. Başta Renk Teorisi (Farbenlehre) olmak üzere tüm eserleri, başlangıçtan itibaren edebiyat alanında tartışma yaratmıştır; doğa biliminin yol kat etmesiyle birlikte Goethe teorilerinin ciddi anlamda köhneleştiği ileri sürülmüştür. Goethe’nin doğa bilimsel konumu ve önemi, Charles Darwin’in çalışması Die Entstehung der Arten (Türlerin Oluşumu) eserinin yayımlandığı yıl olan 1859’dan itibaren, gelip geçici bir yeniliğin etkisi altına girmiştir. Goethe’nin, faal dünyanın sürekli olarak değişimi konusunda ortaya koyduğu hipotez ve organik türlerin, ortak ana bir türe dayandığı konusunda yaptığı ilişkilendirme, onun Evrim Teorisi’nin kâşifi olduğunu ortaya koymuştur.

1883- 1897 yıllarında Rudolf Steiner, Goethe’nin doğa bilimi çalışmalarını tekrar gündeme taşıyıp ortaya çıkarmıştır. Goethe’nin bilgi birikimlerini, sonradan oluşturduğu dünya görüşü Antroposofi’nin içerisine “Goetheanismus” olarak dâhil ettiği çağdaş materyalist- mekanik doğa anlayışına ve düşüncelerine bir karşıt seçenek olarak görmüştür. -O zamandan beri sonuçları dar anlamda bilimin standartlarına uygun düşmese de-, Goethe’nin insanları etkileyen tüm doğa bilgisi yöntemleri, modern doğa bilimin mekanik dünya görüşü ve etkin hale gelen teknikleşmesine ilişkin alternatiflere göre kamusal müzakere içinde araştırıldığında, sonradan güncellik kazanmıştır. Böylelikle bu, 20. yy’ın başlarında yazar Houston Stewart Chamberlain tarafından ele alınmış ve 1980’li yıllardan bu yana Yeni Çağ Hareketleri (New Age) çerçevesinde devamlılığını korumuştur.

Eserleri (seçmeler)

Goethe’nin sık aralıklarla başlayıp da bazen on yıl ara verdiği; çoktan basıma girmiş olan önemli çalışmaları ve ilk defa yıllar sonra basılan, tamamlanmış bazı çalışmaları olmak üzere önemli türde birçok eseri olmuştur. Bu nedenle bazen, oluşum zamanına göre eserlerinin tarihlerini belirlemek zordur. Aşağıda verilen eser listesi, (tahmin edilen) oluşum zamanlarına göre sıralanmaktadır.

Dramaları

  • Sevgilinin Keyfi (Pastoral)-(Die Laune des Verliebten), başlangıç 1768, yayın 1806
  • Suça Katılanlar (Komedi)-(Die Mitschuldigen), başlangıç 1769, yayın 1787
  • Demir Elli Götz von Berlichingen (Drama, çeviren: Ahmet Adnan,1933)-(Götz von Berlichingen mit der eisernen Hand),1773
  • Ein Fastnachtsspiel vom Pater Brey, 1774
  • Jahrmarktsfest zu Plundersweilern, 1774
  • Götter, Helden und Wieland (Piyes), 1774
  • Clavigo (Trajedi), 1774
  • Egmont (Trajedi), başlangıç 1775, yayın 1788
  • Erwin und Elmire (Müzikal piyes), 1775
  • Die Geschwister. Ein Schauspiel in einem Akt, 1776
  • Stella. Ein Schauspiel für Liebende, 1776
  • Der Triumph der Empfindsamkeit (Dram), 1777
  • Proserpina (Monodram), 1778/1779
  • Iphigenie auf Tauris (Drama), düzyazı 1779, yayın 1787
  • Torquato Tasso (Drama), başlangıç 1780, yayın 1790
  • Faust. Bir Fragman (Faust. Ein Fragmant), 1790
  • Büyük Cophta (Komedi)- (Der Groß-Cophta), 1792
  • Yurttaş General (Komedi)- (Der Bürgergeneral), 1793
  • Faust. Bir Trajedi (Faust’un ilk bölümüne uygun- çeviren: Seniha Bedri Göknil, 1935) / (Faust. Eine Tragödie), başlangıç 1797, bu başlık altında ilk olarak 1808 yılında yayımlandı.
  • Muhammed, Voltaire’in Trajedi Çalışması ve Çevirisi (Mahomet, Übersetzung und Bearbeitung von Voltaire), 1802
  • Die naturliche Tochter (Trajedi), 1803
  • Pandora (Piyes), oluşum 1807/08, yayın 1817
  • Faust 2 (Faust’un 2. bölümü), 1832

Romanları ve öyküleri

  • Genç Werther’in Acıları (Mektup roman, çeviren: Nurullah Ataç, 1930)-(Die Leiden des jungen Werthers), 1774
  • Wilhelm Meister’in aktörlüğü, rejisörlüğü ve sahne şairliği (Roman), başlangıç 1776, yayın 1911
  • Alman Göçmenlerin Sohbetleri (öykü)- (Unterhaltungen deutscher Ausgewanderten)
  • Öyküler (Novelle ), başlangıç 1797
  • Wilhelm Meister’in Seyahat Yılları (Roman)- (Wilhelm Meisters Wanderjahre), başlangıç 1777, yayın 1821
  • Gönül Yakınlıkları (Roman)- (Die Wahlverwandschaften), 1807

Destanları

  • Reineke Fuchs (Fabl), 1794
  • Hermann und Dorothea (Destansı şiir, altı vezin ölçümlü), 1798

Şiirleri

  • 1771: Mailied
  • 1774: Prometheus
  • 1774/1775: Vor Gericht (Şiir)
  • 1777: An den Mond
  • 1782: Gürgen Kralı (Balad, çeviren: Musa Aksoy)- (Der Erlkönig)
  • 1797: Hazine Avcısı (Balad)- (Der Schatzgräber)
  • 1799: İlk Cadılar Bayramı (Balad, Felix Mendelsohn Bartholdy tarafından, Soli, Koro ve Orkestra eşliğinde bir Kantat olarak bestelenmiştir.)
  • 1815: Totentanz
  • 1822: Dem aufgehenden Vollmonde (Şiir, Dornburg 25 Ağustos 1828)

Şiir koleksiyonları ve epigram derlemeleri[

  • Roma Ağıtları (çevirmen: Ahmet Cemal, yayın 1996)- (Römischen Elegien)
  • Venezianische Epigramme, 1790
  • Xenien (Epigram, Friedrich Schiller ile ortak), yayın1796
  • Doğu-batı Divanı (çevirmen: Senail Özkan, 1948)- (West-östlicher Divan), yayın 1819, gelişme 1827

Estetik ve Felsefe çalışmaları

  • Maximen und Reflexionen, 1833 (ölümünden sonra yayımlanmıştır.)
  • Über den Dilettantismus (Fragman, Friedrich Schiller ile ortak), 1799
  • Über Kunst und Altertum (6 Cilt, Johann Heinrich Mayer ile ortak), 1816–32

Doğa Bilimi çalışmaları

  • Über den Granit, 1784
  • Über den Zwischenkiefer der Menschen und Tiere, 1786
  • Beiträge zur Optik (Deneme, 2 Cilt),1791/92
  • Renk Teorisi (Tez)- (Zur Farbenlehre), 1810

Otobiyografi çalışmaları

  • Hayatımdan. Edebiyat ve Hakikat (Otobiyografik Çalışma, 4 Cilt)- (Aus meinem Leben. Dichtung und Wahrheit),1811–33
  • İtalya Seyahati (Gezi Yazısı, çevirmen: Göknil Seniha Bedri, 1955)- (İtalienische Reise), 1816/17
  • Kampagne in Frankreich (Rapor), 1822

Doğa bilimi çalışmaları

Goethe’nin tabiat anlayışına uygun olan araç, gözlemleme olmuştur. Mikroskop gibi araç ve gereçlere şüpheyle yaklaşarak şunları dile getirmiştir: “İnsanoğlu kendi kendisine ve kendisi için, zihinsel duyarlılığını kullandığı sürece, en büyük ve en muhteşem araçtır ve deneylerin adeta insandan soyutlandırılmış olması, fiziğin en büyük felaketidir. Suni araçların gösterdiği şeye, doğanın gücünün yetebildiğini sınırlandırarak ve kanıtlamak isteyerek yaklaşması oldukça açıktır.” Goethe, insanı da içerisine dâhil eden tüm ilişkisi kapsamında doğayı tanımaya gayret göstermiştir. Bu sıralarda bilimin kullanmaya başladığı soyutlanmaya karşı, nesnelerin buna bağlı olarak gitgide soyutluk kazanmasından dolayı, kuşkulu bir şekilde yaklaşmıştır. Ancak Goethe’nin deneyimleri modern doğa bilimi ile bağdaşmamaktadır.

Goethe’nin doğa bilimi uğraşıları, Faust dizisi, Die Metamorphose der Pflanzen (Bitkilerin Morfolojik Yapısı) ve Gingo biloba eserleri başta olmak üzere, birçok kez edebiyatında yer almıştır.

Goethe, canlı doğanın sürekli bir değişim içerisinde olduğunu tasvir etmiştir. Bu yüzden bütün türlerin “Ana Bitki”den (Urpflanze) oluşması gerektiğinden yola çıkarak, birbirinden farklı bitki türlerinin ortak bir temel yapıdan ileri geldiğini ortaya koymak için, ilk olarak Bitki Bilimi (Botanik) alanında araştırma yapmıştır. Daha sonra ise, tek tek çiçekler üzerinde yoğunlaşmış; çiçek kısımları ve meyvelerin, sonunda oluşmuş olan yaprakları ifade ettiğine inanmıştır. Yapmış olduğu gözlemlerin sonuçlarını, Versuch die Metamorphose der Pflanzen zu erklaeren (Bitkilerin Morfolojik yapısını açıklama denemesi) adlı dergisinde yayımlamıştır (1790). Goethe, 1780 yılında Anatomi alanında, Anatomi profesörü Justus Cristian Loder ile ortak çalışarak, insan embriyosundaki (zannedilen) ara çene kemiğini keşfetmesiyle büyük bir coşku yaşamıştır. . O zamana kadar sadece memeli hayvanlarda ortaya çıkan ara çene kemiği, insanlarda doğumdan önce, çevreleyen üst çene kemiği ile birleşmektedir. Goethe’nin insanlarda ortaya çıkardığı bu kanıt, -bilim insanları tarafından reddedilen- hayvanlar ile olan akrabalığın önemli bir belgesi olmuştur.

Goethe, 1810 yılında yayımlanan Renk Teorisi (Farbenlehre) adlı eserini, temel bilimsel doğa çalışması olarak ele almıştır ve birçok eleştirmene karşı, buna ilişkin ortaya attığı tezlerini ısrarla savunmuştur. Yaşlılığında ise, bu çalışmalarının edebi eserlerinden çok daha fazla değere sahip olduğunu dile getirmiştir. Goethe, kanıtlamasında Isaac Newton’a Renk Teorisi çalışması ile karşı çıkarak, beyaz ışığın farklı renkteki ışıklardan meydana geldiğini ortaya koymuştur. Kendi gözlemlerinden sonuca vararak, ışığın bölünemez bir birim olduğunu ve renklerin, açık ve koyunun, aydınlık ve karanlığın birleşiminden, hatta bulanık bir ışığın da aracılığı ile oluştuğuna inanmıştır. Örneğin güneş, önüne bir sis tabakası yayıldığında kızıl ışıklar saçmaktadır ve etrafı karanlık düşürmektedir. Bu olayın Goethe döneminden daha önce, Newton’un teorisi ile açıklandığı ortaya koyulmuştur. Renk Teorisi, çoktan bilim dünyası tarafından reddedilmiş olsa da kendi özünde o dönemden sonraki çağdaş ressamları, özellikle Philipp Otto Runge’yi etkilemiştir; buna ilişkin olarak Goethe, Renk Psikolojisi’nin temelini oluşturmayı başarmıştır.

Goethe, Jeoloji (Yer Bilimi) alanında öncelikle, ölümünde 17.800’ün üzerinde taşın bir araya geldiği mineral-koleksiyonunun oluşumunu ele almıştır. Kütle türlerinin somut bilgisi konusunda ise, yeryüzünün maddesel niteliğine genel kanılar getirmek ve yeryüzü tarihine uzanmak istemiştir. Kimya araştırmalarının taze bilgilerini büyük bir ilgi ile takip etmiş ve Jena Üniversitesindeki yetkileri çerçevesinde, bir Alman Üniversitesinde ilk kimya bölümünü kurmuştur.

Goethe soyu

Johann Wolfgang von Goethe ve eşi Bayan Christiane’nin beş çocuğu olmuştur. En büyükleri August dışında, bir tanesi ölü doğmuş, diğerleri ise birkaç hafta ya da gün sonra ölmüşlerdir. August, üç çocuğa sahip olmuştur: Walther Wolfgang (9 Nisan 1818 – 15 Nisan 1885), Wolfgang Maximilian (18 Eylül 1820 – 20 Ocak 1883) ve Alma Sedina (29 Ekim 1827 – 29 Eylül 1844). August, babasından iki yıl önce Roma’da hayatını kaybetmiştir. Eşi Ottilie von Goethe, August’un ölümünden sonra, bir yıl sonra ölen Anna Sibylle adında bir çocuk daha (August’dan olmayan) dünyaya getirmiştir. Çocukları bekâr kalmıştır, böylelikle Goethe’nin birinci dereceden soyu tarihe karışmıştır. Goethe’nin kızkardeşi Cornelia’nın, bugün soy’u hala devam etmekte olan iki çocuğu (Goethe’nin torun yeğenleri) olmuştur.

Değeri ve İlgi Görmesi

Goethe’nin bir yazar olarak kabulü, çarpıcı bir şekilde çeşitlilik gösterir ve eserlerinin edebi-sanatsal anlamlarının çok daha ötesine gider. Bu yüzden, sadece bazı noktalar göz önünde bulundurularak değerlendirilebilmektedir.

Hayatta iken benimsenişi

Goethe 25 yaşında iken çoktan Werther eseri ile şöhretinin doruğuna ulaşmıştır. Eser, her okur sınıfına hitap etmiş ve “din, dünya görüşü ve sosyal politika”ya ilişkin sorunlara eğilerek, büyük bir kargaşaya neden olmuştur. Daha sonraki yayınlar ise, bu sebeple okurun su yüzüne çıkmış beklentilerine karşılık verememiştir. Goethe’nin – Hermann ve Dorothea ve Faust’un ilk bölümü haricinde- daha sonraki eserleri, oluşan edebiyat çevrelerine uygun düşmüştür, fakat orada da tam olarak anlaşılamamış ve fazla basım görmemiştir. Buna bağlı olarak 19. yy’ın başlarında, Goethe’yi azizleştirip efsanevi hale getirerek, sürekli büyüyen bir okur tabakası ve çevresi oluşmaya başlamıştır. Daha sonraki yıllarda, Goethe’nin evinin, tüm Avrupa’dan edebi okurlarca oluşan bir ziyaretçi akını çekmesi, yazarın yurtdışında da gördüğü ilginin kanıtı olmuştur.

Goethe portresinin değişimi

Goethe’nin değeri, ölümünden sonra ilk defa azalmaya başlamıştır. Vormärz dönemine (1830’lar), Goethe’nin muhafazakâr politik tutumundan daha uygun olan devrim eğilimleri ile Schiller, Goethe’yi gölgesinde bırakmıştır. “Goethe fanatikleri”nin yanı sıra Goethe’yi vatan hainliği, daha doğrusu dinsizlik ile suçlayan milli eleştirmenler (Ludwig Börne) ve kilise eleştirmenleri ortaya çıkmıştır.

Goethe 1860 yıllarından bu yana, Alman okullarında derslere konu edilmiştir.

Goethe Çağı nispeten, 1871’de imparatorluğun kurulmasıyla sona ermiştir. “Yüce” Goethe, kurulan imparatorluğun dehası ilan edilmiştir. Goethe görevlerinin bir derlemesi ve edebi eserler üzerindeki Goethe yazıları ortaya çıkmıştır. Goethe (vakfı) toplumu (Goethegesellschaft) 1885 yılından bu yana, kendisini Goethe çalışmalarının araştırması ve yayılmasına adamıştır; bu topluma, aralarında Alman imparatorluğu çiftinin yanı sıra toplumun yurtiçi ve yurtdışındaki ileri gelenleri de dâhil olmuştur. Goethe çalışmalarına olan ilginin, arkasından genel bir düşünceyle şiir eserlerinin yavaş yavaş kaybolmaya yüz tuttuğu düzgün, hareketli ve zengin, bir o kadar da büsbütün bir ahenk içerisindeki hayatının sanatına nakledilmesi, imparatorluğun Goethe tapınmasına özgü olmuştur. Bu nedenle 1880 yılında yazar Wilhelm Raabe şunları yazmıştır: “Goethe, Alman ulusuna şairanelik vb. şeyleri bırakmamıştır, onlar Goethe’nin hayatından, baştan sona kadar eksiksiz bir insanı tanıma fırsatı bulmuşlardır.” İnsanlar gıpta edilen hayatını örnek alarak, Goethe araştırmalarından, kendi hayatlarının gidişatları konusunda tavsiye ve yararlar çıkarmaya çalışmıştır. Ancak bununla birlikte, toplumun bazı kesimlerinde Goethe tapınmasının gereksizliğini savunan sesler de yükselmiştir.

Gottfried Keller 1884’de şunları dile getirmiştir: “Kutsal isimler, her konuşmaya hükmediyor, her yeni toplum ise Goethe hakkında konuşuyor; fakat artık kendisi okunmuyor, bu nedenle eserleri de artık tanınmıyor ve bunlar hakkında bilgi sahibi olunamıyor”. Friedrich Nietzsche ise 1878 yılında şunları yazmıştır: “Goethe, Alman tarihinde sonu olmayan bir olaydır: Son yetmiş yıldaki Alman siyasetinde, kim Goethe’yi birazcık tasvir etmeye muktedir olabilirdi ki!” Weimar Hükümeti (1919–1933) Goethe’yi, kesinlikle yeni devletin manevi temeli olarak nitelendirmiştir. Goethe Weimar döneminde (Birinci Dünya Savaşı sonrası ile Nazi Almanya’sına kadarki dönem), solcular tarafından eleştirilmiştir: Hermann Hesseşu soruyu dile getirmiştir: “Goethe, sadece orta sınıf kahramanı, madun, kısa süreli, bugün çoktan solmuş olan ideolojinin yaratıcısı olma konusunda, onu hiç okumamış olan saf Marksistlerin tanımladığı kadar var mıydı?”.

Nasyonal sosyalizm, Goethe’yi pek ifade etmemiştir. Onun Hümanizm, Kozmopolitizm anlayışı ve “kişinin kendi başının çaresine bakması ve tüm insanlığı baz alması” olarak oluşturmuş olduğu ideoloji, faşist ideoloji hükmüne baş kaldırmıştır. Alfred Rosenberg, 1930 yılında “Der Mythus des 20. Jahrhunderts” (20. yy.ın Efsanesi) adlı kitabında, “şiirlerde olduğu gibi hayatta da, düşünceye dayatma yapılmasını reddettiğinden ve bağnaz bir fikrin hâkimiyetinden nefret ettiğinden dolayı”, Goethe’nin gelecek “amansız mücadele dönemleri”ne uygun olmadığından bahsetmiştir.

Goethe 1945’ten sonra, her iki Alman devletinde de, “bir yeniden doğuş” dönemine uğramıştır. Geçmiş yıllarda barbarlığın hâkim olduğu Almanya’da, daha iyi ve daha insancıl bir tolumun temsilcisi olmuştur. Fakat doğuda ve batıdaki Goethe, bir benimseme anlayışı olarak farklı izler altında şekillenmiştir. Öncelikle Georg Lukács’ın öncülüğünde, birMarksist-Leninist düşünce ortaya çıkmıştır. Goethe, Fransız Devrimi’nin müttefiki ve 1848–49 devriminin öncüsü; “Faust” eseri ise, “sosyal toplumun oluşması için üretken güç” ilan edilmiştir. Buna karşılık olarak Federal Cumhuriyet’de, geleneksel Goethe portresinden yola çıkılmıştır. 1860’lı yılların sonundan itibaren, “Klasiğin yergisi” eğilimi ön plana çıkınca da Goethe, artık zamana ayak uyduramaz biri olarak anılmıştır.

Müslümanlar, Goethe’nin yoğun İslam uğraşılarından yola çıkarak, zaman zaman onun kendilerinden biri olduğunu düşünmüşlerdir. Bununla birlikte 1995 yılında, Goethe’nin adı İslami hukuk çerçevesinde, ölümünden sonra “Muhammed Johann Wolfgang von Goethe” şeklinde değiştirilmiştir.

Eserleri

Goethe toplumsal ve teknolojik ilerlemeye, insanlık erdemlerini yadsımadan doya doya yaşamaya inanıyordu. Kafka, Goethe’yi “hayat üzerine söylenebilecek olan her şeyi söyleyen biri” olarak tanımlamaktadır. Bununla, onun yapıtlarındaki ayrıntı fazlalığına ve felsefi derinliğe dikkat çekmektedir.[4]

  • 1771: Heidenröslein, şiir
  • 1773: Prometheus, şiir
  • 1773: Götz von Berlichingen, drama
  • 1774: Genç Werther’in Acıları, roman
  • 1774: Der König in Thule, şiir
  • 1775: Stella, tragedya
  • 1782: Der Erlkönig, şiir
  • 1787: Iphigenie auf Tauris, drama
  • 1786: Novella, öykü
  • 1788: Egmont, drama
  • 1790: Bitkilerin Metamorfozu, bilimsel deneme
  • 1790: Torquato Tasso, drama
  • 1790: Römische Elegien, şiir koleksiyonu
  • 1793: Mainz Kuşatması, düz yazı
  • 1794: Reineke Fuchs, fabl
  • 1795: Das Märchen (Yeşil Yılan ve Güzel Lily), peri masalı
  • 1794–95: Unterhaltungen deutscher Ausgewanderten, peri masalları içeren öykü Das Märchen
  • 1795–96 (Friedrich Schiller ile ortak yapıt): Die Xenien, epigram toplaması
  • 1796: Wilhelm Meisters Lehrjahre, roman
  • 1797: Der Zauberlehrling, şiir; Fantasia Film tarafından animasyon haline getirilmiştir.
  • 1798: Hermann ve Dorothea, destansı şiir
  • 1798: Die Weissagungen des Bakis
  • 1798/01: Propyläen, periyodik
  • 1803: Die Natürliche Tochter, Fransız devrimi üzerine bölümler içeren oyun
  • 1805: Winkelmann
  • 1808: Faust, Dramanın ilk parçası
  • 1809: Die Wahlverwandtschaften, roman
  • 1810: Renklerin Teorisi, Bilimsel yazı
  • 1811–1830: Aus Meinem Leben: Dichtung und Wahrheit, 4 parçalık otobiyografik çalışma
  • 1813: Bulgu, şiir
  • 1817: İtalya Seyahati, gezi yazısı
  • 1819: Divan.
  • 1821: Wilhelm Meisters Wanderjahre, oder Die Entsagenden (Wilhelm Meister’s Journeyman Years, or the Renunciants/Wilhelm Meister’s Travels), roman
  • 1823: Marienbad Ağıtı, şiir
  • 1832: Faust, drama
  • 1832/33: Nachgelassene Schriften
  • 1836: Goethe ile Sohbet

Malum hafta sonu.Hava soğuk, belki bir yerlere gitmeye üşeniyorsunuzdur. Miskin miskin otururken internete bakınmak isterde biraz edebiyatla ilgilenmek istersiniz diye size kısa ama vurucu Albert Camus’ya ait Aforizmalardan örnekler vermek biraz belki sıkılmanızı önler diye düşündük. Buyurun aforizmalara.

Not: Albert Camus kimdir diye merak ediyorsanız aforizmaların sonunda bulabilirsiniz.

Albert Camus

 

*    Adalet olmadan düzen olmaz.
*    Ağın ilmiklerine takılmış bir balık gibi çırpınıyorum.
*    Ahlaka dair ne biliyorsam bunu futbola borçluyum. Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi.
*    Alçalmak, yükselmekten çok daha kolaydır.
*    Aslında zeki bir insan, bunu siz de pek iyi bilirsiniz, haydut olup topluma sadece şiddetle hükmetmenin hayalini kurar. Bu da birtakım romanlarda okuduğumuz kadar kolay olmadığından, genellikle siyasete girilir, en zalim partiye koşulur. Aklımızı ayak altına alıyormuşuz, ne önemi var, değil mi? Böylece dünyaya hükmedebildikten sonra… İçimde zulümle ilgili tatlı hayaller buluyordum.
*    Aşılmaz bir duvarın önünde yaşamak köpekçe yaşamaktır.
*    Aşk, akıllı aptal demeden tüm insanlara bulaşan bir hastalıktır.
*    Ateşten ve yiyecekten yoksun bir insan için özgürlük, hiç de acelesi olmayan bir lükstür.
*    Basın özgürlüğü belki de özgürlük düşüncesinin giderek aşağılanmasından en çok acı çekmiş özgürlüktür.
*    Başardığımız her iş bizi köleleştirir, çünkü daha iyisini yapmaya zorlar
*    Başarı kolay elde edilir, zor olan başarıyı hak etmektir.
*    Ben dilimin sınırlarında nöbet beklerim.
*    Ben umutsuzluğu ve bu dertli dünyayı kabul etmeyerek, insanların birleşmesini ve kötü yazgılarına karşı savaşmalarını istiyordum
*    Benim uğraşım, kitaplarımı yazmak, insanlarım ve halkım tehdit edildiğinde savaşmaktır. Hepsi bu.
*    Bilirsiniz ki;en zeki insanlar bile yanındakinden bir şişe fazla devirmekten şeref duyarlar.
*    Bir akşam, dalgın dalgın hoş bir kitabı karıştırırken, bir an bile duraksamadan: ‘Tutkulu ruhların çoğunda olduğu gibi, hayattaki inancının tükendiği an gelmişti.’ cümlesini okudum. Bir saniye sonra, cümle içimde bir kez daha yankılanıyordu ve gözyaşlarına boğulmuştum.
*    Bir insan söyledikleri kadar söylemedikleri ile de insanlaşır.
*    Bir insanı sevmek, onunla birlikte yaşlanmaya razı olmaktır.
*    Bir insan söylediklerinden çok söylemedikleriyle insanlaşır.
*    Bir insanın tek başına mutlu olması utanılacak bir şeydir.
*    Bir yapıtın kalbinde, orası karanlık bile olsa sönmeyen bir güneş parlar.
*    Bir kalıp düşünceyi işlemek, bir incelik üzerinde durmaktan çok daha kolaydır. Benim için kalıp düşünceyi seçtiler: Ben de saçma oldum kaldım…
*    Bir yazarım. Ben değil kalemim düşünür, anımsar ya da kuşatır.
*    Bu dünyada en büyük suç, insanların taşıdıklarından kaçmak değilse nedir?
*    Bugün annem öldü, veya dün, tam hatırlamıyorum.(“Yabancı-1942”
*    Bugün karım öldü fakat neyse ki masamın üstü beni oyalayacak bir sürü evrakla dolu.
*    Bugünü anlatan yapıtların yazarları, duygu incelikleri, sevgi gerçekleri üzerinde duracak yerde, yargıçlardan, mahkemelerden, davalardan, suçlama yollarından başka bir şey görmüyorlar. Pencereleri dünyanın güzelliklerine açacak yerde, yalnızların sıkıntılarına açılmış pencereleri kapıyorlar.
*    Bütün büyük olayların, büyük düşüncelerin önemsiz bir başlangıcı vardır.
*    Büyük olmanın yolu da, deha gibi çalışma ve alınterinden geçer.
*    Çağdaş siyasi toplum, insanları mutsuzluğa düşürme makinesidir.
*    Dostlarım, şimdi ben size büyük bir şey söyleyeceğim. Sakın kıyametin kopmasını beklemeyin, o hergün kopmaktadır.
*    Dünya aydınlık olsaydı, sanat olmazdı.
*    Dünyada her kötülük, hemen her zaman cehaletten gelir.
*    Düşüncenin haline ağlamak boşunadır. Onun için çalışalım yeter.
*    Eğer tanrı olmasaydı, bir insan aziz olabilir miydi; bu benim bugün bildiğim tek samimi problemdir.
*    Evren insan için uyumsuzdur ve bilinemez.
*    Evrenimin gizi: İnsandaki ölümsüzlük isteğine kapılmadan Tanrı’yı düşlemek.
*    Felsefe, utanmazlığın çağdaş biçimidir.
*    Geceler sonsuz değildir.
*    Geleceğe yönelik gerçek cömertlik ,şu an mevcut olan herşeyden vazgeçmeyi içerir.
*    Gençlik kolay mutluluklar için parlak bir çağdır.
*    Gerçek umutsuzluk can çekişme, mezar ve uçurumdur.
*    Gölgesiz güneş yoktur ve geceyi tanımak gerekir.
*    Günü gününe kadınlar, günü gününe erdem ya da erdemsizlik, günü gününe, köpekler gibi, ama her gün sağlamca yerinde duran kendim. Böylece yaşamın yüzeyinde ilerliyordum, sözcükler içinde, hiçbir zaman gerçek içinde değil. Tam okunmamış o kitaplar, tam sevilmemiş o dostlar, tam gezilmemiş o kentler, tam sarılmamış o kadınar!
*    Haklı olma ihtiyacı, sıradan insanlara özgüdür.
*    Hatırlamak için yavaşlar, unutmak için hızlanırız.
*    Hayat bir şey değildir. İtinayla yaşayınız.
*    Hayat ve ahlak hakkında bildiğim her şeyi futboldan öğrendim.
*    Hepimiz öleceğimize göre, ne zaman ve nasıl olduğunun önemsizliği meydandadır.
*    Her şeye katlanabilirim, yeter ki içimde o yoğun ve coşkun yalımı duyayım.
*    Her şeyin anlamsız olduğunu söylediğimiz anda bile anlamlı bir şey söylemiş oluruz.
*    Hiçbir sanatçı gerçekten vazgeçmez.
*    Hiçbir şey, büyüklük kadar sade değildir; çünkü sade olmak, biraz da büyük olmaktır.
*    Hürriyet, tarihin kaybolmayan tek değeridir.
*    İnsan “ne ise o olmayı” reddeden tek yaratıktır.
*   İnsan insan olmadığı sürece insanlar insan gibi yaşayamaz.
*    İnancın yere düşerse silahın da yere düşer.
*    İnsan hiçbir zaman tamamıyla mutsuz olmaz.
*    İnsan kendisi için gerçek ve mutlak olan mutluluğa yaşamı boyunca yalnız bir kez erişir ve geri kalan tüm yaşamını bu mutluluğa tekrar ulaşmaya adar.
*    İnsan ne ise, o olmayı reddeden tek yaratıktır.
*    İnsan söyledikleriyle değil, söylemedikleriyle insanlaşır.
*    İnsan tümüyle suçlu değildir çünkü tarihi o başlatmadı, ama tümüyle suçsuz da değildir çünkü tarihi sürdürdü.
*    İnsan, kendisine bir mânâ vermeye çalışan tek mahlûktur.
*    İnsan, kendi kendisinden saklamaya çalıştığı yanını sevmez.
*    İnsan da, yaşam da saçmadır; boşunadır, rastgeledir, sağlam hiç bir şey yoktur; ama yine de yaşamak gerekir.
*    İnsanı akıllı yapan tek şey nefrettir.
*    İnsanı savunuyorum, çünkü düştüğünü gördüm.
*    İnsanın eninde sonunda alışamayacağı bir düşünce yoktur.
*    İnsanın her gün yaptığı en iyi şey intihar etmemeye karar vermektir.
*    İnsanın parası varsa çalışmak zorunda kalmaz. Böylece zamanı satın alır. Bu kalan zamanda da kendini mutlu edebilecek şeyleri yapar. Yani para mutluluğu satın alır.
*    İnsanlar için en ideal düzen, onların mutlu olduğu düzendir.
*    İnsanlara boyun eğdirmek isteyenin kulağı sağırdır.
*    İnsanlarla uzun süre yaşayamıyorum. Sonsuzluğun payından bana biraz yalnızlık gerek.
*    Kelimeler torba gibidir, içine konan şeyin şeklini alır.
*    Kendine bir anlam arayan tek varlık insandır.
*    Kısaca, mahkum idamına manen yardım etmek zorundaydı.İşlerin kolayca yürümesi kendi yararınaydı.
*    Kışın en soğuk zamanında, ben nihayet içimde yenemediğim bir yaz olduğunu öğrendim.
*    Korkunç bir bırakılmışlık duygusu. Dünyanın bütün varlıklarını göğsüme sarsam bile, kendimi hiçbir şeyden koruyamazdım.
*    Kötülük cehaletten gelir.
*    Merhamet faydasız olunca, insan ondan bıkar usanır.
*    Mutluluk şansı olmasaydı, adaletin hali ne olurdu.
*    Mutluluk, bizi zorlayan kadere karşı kazanılan zaferlerin en büyüğüdür.
*    Ne Faust, ne Don Kişot birbirini yenmek için yaratılmamışlardır; ve sanat dünyaya kötülük etmek için icat edilmemiştir.
*    Ölüm bir istatistik ve devlet işi oldu mu, dünya işleri artık iyi gitmiyor demektir.
*    Ölüm korkusunu aşmadıkça insan için özgürlük yoktur. Ama intihar ile değil. Bu korkuyu aşmak için kendini bırkmamak gerekir. Hiç burukluk duymadan, korkmadan ölebilmeli.
*    Önümden gitme seni izleyemeyebilirim, arkamdan da gelme yol gösteremeyebilirim; yanımda yürü ve yalnızca dostum kal.
*    Özgürlük gelecek umudu değildir. O, şu ‘an’adır ve insanlarla ve şu andaki dünyayla uyumludur.
*    Polemik yüzünden çoğumuzun gözünü perdeler bürümüş, artık insanlar arasında değil bir gölgeler dünyasında yaşıyoruz.
*    Politika için yaratılmadım. Çünkü hasmın ölümünü istemekten ya da kabul etmekten acizim.
*    Politika ve sanat dünyanın düzensizlikleri karşısında başkaldırmanın iki ayrı yüzüdür.
*    Resmi tarih oldum olası büyük katillerin tarihidir. Kabil, Habil’i bugün öldürmüş değil, ama bugün Kabil, Habil’i akıl uğruna öldürüyor ve onur madalyası istiyor.
*    Sanat bence en büyük sayıda insanı ortak acılar ve sevinçlerle coşturacak görüntüleri, biçimleri bulmaktır.
*    Sanat hem bir coşma, hem de bir yadsıma işidir.
*    Sanat zorbalığa karşıdır.
*    Sanat, sanatçıyı insanlardan ayrılmamaya zorlar.
*    Sanatçı başkalarının katlandığı acıları uyuşturmasın içinde.
*    Sanatçı tanımı gereği, bugün tarihi yapanların buyruğuna girmez.
*    Sanatçı yalanla ve kötülükle uzlaşamaz.
*    Sanatçılar yaşamdan yanadırlar ölümden yana değil.
*    Sevmenin sınırı olamaz.
*    Sözün gelişi ‘dostlarım’ diyorum, dostum yok artık, sadece suç ortaklarım var. Onların da sayısı pek çoğaldı, bütün insanlar suç ortağım benim. En başta da siz geliyorsunuz. Kim yanımdaysa birinci odur.
*    Şerefini bir yana bırakan inkılap, bu duygunun egemen olduğu kaynaklarına ihanet etmiş olur.
*    Tarih insanların, düşlerin en aydınlık olanlarını gerçekleştirmek için giriştikleri umutsuz bir çabadan başka bir şey değildir.
*    Ya tüm çırpınmalarını aşan daha yüksek bir anlamı vardır bu dünyanın, ya da bu çırpınmalardan başka hiçbirşey gerçek değildir.
*    Ya zamanla birlikte yaşar ölürsün, ya daha yüce bir yaşam uğruna zamanın dışına çıkarsın.
*    ‘Yabancı’ saçmanın karşısındaki insanın çıplaklığını gösterir.
*    Yaratıcı olarak ölümün kendisine hayat verdim. Ölmeden önce yaptığım şey bu.
*    Yaşama umutsuzluğu yoksa yaşama aşkı da yoktur.
*    Yaşamak kendi başına bir değer yargısıdır. Nefes almak ise; yargılamaktır.
*    Yaşamanın tadını çıkarmaktan korkana aptal derim.
*    Yazar, sanatını büyük yapan şu iki görevi yüklenmelidir; gerçeği ve özgürlüğü.
*    Yazarlık sanatı korunması güç olan şu iki ödeve bağlı kalacaktır; bile bile yalan söylememek ve insanın insanı ezmesine karşı koymak.
*    Yazılan her şey yaşanamaz, ama insan bunu yapmayı deneyebilir.
*    Yirminci yüzyılımız korku çağıdır. Diyeceksiniz ki korku bir bilim değildir, ama bu korkuda bilimin payı var.
*    Zamanımdan ayrılamayacağımı anlayınca, onunla birleşmeye karar verdim.

Albert Camus Kimdir?

Ortada Köpekle ilgilenen kişi Albert Camus

Ortada Köpekle ilgilenen kişi Albert Camus

(7 Kasım 1913 – 4 Ocak 1960), Fransız bir yazar ve filozoftur. Varoluşçuluk ile ilgilenmiştir ve absürdizm akımının öncülerinden biri olarak tanınır; fakat Camus kendini herhangi bir akımın filozofu olarak görmediğinden, kendini bir “varoluşçu” ya da “absürdist” olarak tanımlamaz.[kaynak belirtilmeli] 1957’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanarak, Rudyard Kipling’den sonra bu ödülü kazanan en genç yazar olmuştur.[kaynak belirtilmeli] Ödülü aldıktan 3 yıl sonra bir trafik kazasında hayatını kaybetmiştir.

Çocukluğu ve gençliği

20. yüzyılın en güçlü Cezayirli yazarlarından biri olan Albert Camus, 1913’te Cezayir’in Mondovi kasabasında doğdu. Yoksul bir aileden gelen Camus’nün babası bir Alsaslı, annesi ise İspanyol’du. I. Dünya Savaşı sırasında, 1914’te babasını kaybetti. Annesi evlerde hizmetçilik yaparak oğlunu okutmaya çalıştı. Ancak Camus, daha bağımsız bir hayat sürebilmek için evinden ayrıldı. 1923’te liseye, ardından da Cezayir Üniversitesi’ne kabul edildi. Üniversite eğitimi sırasında sağlığı bozuldu ve 1930’da vereme yakalandı. Hastalığı yüzünden üniversite takımının kaleciliğini bırakmak zorunda kaldı. Bundan sonra çeşitli işlerde çalışmaya başlayan Camus, felsefe eğitimini ancak 1936’da tamamlayabildi.

1934’te Fransız Komünist Partisi’ne katıldı. Bu hareketinin kaynağı, Marksist-Leninist öğretisine (doktrinine) desteğinden ziyade, İspanya’da daha sonra iç savaşla sonuçlanacak politik duruma duyduğu kaygıydı. Ancak üç yıl sonra, Troçkist suçlamasıyla partiden atıldı. Camus 1934’te Simone Hie’yle evlendi. Simone bir morfin bağımlısıydı ve Camus’yle evlilikleri, Simone’nun sadakatsizliğine bağlı olarak son buldu. 1935’te “İşçinin Tiyatrosu”nu (Théâtre du Travail) kurdu fakat bu tiyatro 1939’da kapandı. Aynı yıl, verem hastası olduğundan Fransa ordusuna kabul edilmedi.

1940’ta piyanist ve matematikçi Francine Faure ile evlendi ve 5 Eylül 1945’te Catherine ve Jean adlarında ikiz çocukları oldu. Aynı yıl Paris-Soir dergisi için çalışmaya başladı. Daha henüz “Sahte Savaş” olarak adlandırılan II. Dünya Savaşı’nın ilk zamanlarında bir pasifist olarak kaldı. Ancak bu tutumu Paris’in Alman ordusu tarafından işgali ve 1941’de, komünist gazeteci Gabriel Péri’nin gözleri önünde idam edilmesiyle değişti ve onun da başkaldırmasına neden oldu. Paris-Soir ekibiyle Bordeaux’ya gitti ve aynı yıl ilk kitapları olan “Yabancı” ve “Sisifos Söylencesi”ni tamamladı. Camus, Bordeaux’yu 1942’de terkedip Cezayir’in Oran şehrine gitti ve ardından Paris’e döndü.

Edebiyat kariyeri

Camus II. Dünya Savaşı sırasında Naziler’e karşı oluşmuş Fransız Direnişi’ne katıldı ve bu direnişin bir parçası olarak “Combat” adında bir gazete yayımlamaya başladı. 1943’te gazetenin editörü oldu; fakat 1947’de “Combat” ticari bir gazete olunca buradan ayrıldı. Jean-Paul Sartre ile tanışması burada gerçekleşmiştir.

Savaştan sonra, Sartre ve Beauvoir gibi kişilerin buluştuğu Boulevard Saint-Germain’deki Café de Flore’u ziyaret etmeye başladı. Bu yıllarda, aynı zamanda Amerika’yı turlayarakFransız varoluşçuluğu hakkında dersler verdi. Politik olarak sol görüşlere yatkın olmasına rağmen komünizme karşı çıkması, ona komünist partilerde arkadaş kazandırmadığı gibi Sartre’dan da uzaklaştırdı.

Camus, 1949’da vereminin tekrarlaması yüzünden iki yıl inzivaya çekildi ve “Başkaldıran İnsan”ı yayımladı. Bu kitap, Fransa’daki birçok sol görüşe sahip arkadaşı ve özellikle de Sartre tarafından hoş karşılanmadı ve Sartre’la bütünüyle yollarını ayırdı. Kitabının tatsız yorumlarla karşılanması Camus’yü kitap yazmaktan tiyatro oyunları çevirmeye itti.

Camus, 1950’lerde kendini insan haklarına adadı. 1952’de Birleşmiş Milletler, Francisco Franco diktatörlüğündeki İspanya’yı üye olarak kabul edince UNESCO’daki çalışmalarını durdurdu ve kurumdan ayrıldı. Ayaklanmalarda insandışı bir sertlik kullanan Sovyet metotlarını eleştirdi. Pasifistliğini koruyan Camus, İdam cezasına karşı savaşını sürdürdü.

Cezayir Bağımsızlık Savaşı 1954’te başladığında, Camus kendini ahlakî bir ikilem içinde buldu. Bunun nedeni, Cezayir doğumlu Fransızları tasvir ederken kullandığı sıfat olan “siyah ayak”tı. Ancak, sonunda, savaşta Fransa hükümetini savunuyordu. Kuzey Afrika’da başlayan isyanın, aslında Mısır önderliğindeki yeni-Arap emperyalizminin ve batıya saldıran Sovyetler Birliği’nin işleri olduğunu düşünüyordu. Cezayir’in özerk, hatta bir federasyon olmasını savunuyor; fakat bütünüyle bağımsızlığını desteklemiyordu. Öte yandan, Araplar’la “siyah ayak”ların beraber yaşayabileceğini düşünüyordu. Bu kriz sırasında ölüm cezasına çarptırılan Cezayirlilerin kurtulması için gizlice çalıştı.

Camus, 1955 ve 1956 yıllarında Fransız “L’Express” dergisinde yazdı. Bunların ardından 1957 yılında Camus Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı. Nobel ödülünü aldıktan sonra büsbütün genişleyen ünü, onu XX. yüzyıl dünya edebiyatının başköşesine yerleştirdi. Genel yaklaşım bu ödülün bir önceki yıl yayımlanan “Düşüş” için değil, idam cezasına karşı yazdığı “Réflexions Sur la Guillotine” makalesi için verildiğidir. Stockholm Üniversitesi’nde yaptığı bir konuşma esnasında Cezayir konusundaki hareketsizliğini savundu. Fakat daha sonra Cezayir’de yaşayan annesinin başına ne geleceği konusunda meraklandığını bildirdi. Çelişkili sayılan bu durum Fransız sol entelektüelleri tarafından tepkiyle karşılandı.

Ölümü

Camus, 4 Ocak 1960’ta, Sens yakınlarındaki küçük Villeblevin kasabasında “Le Grand Fossard” isimli bir yerde geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetti. Daha sonra mantosunun cebinde bir tren bileti bulunmuştur. Büyük bir olasılıkla, Camus gideceği yere trenle gitmeyi planlamıştı; fakat arkadaşıyla birlikte arabayla dönmeyi tercih etti. İronik biçimde, Camus daha önce en absürt ölüm şeklinin ne olduğu sorulduğunda, araba kazasında ölmeyi bunlardan biri olarak nitelendirmişti. Kazanın gerçekleştiği Facel Vega marka otomobilin sürücüsü ve yayımcı dostu da Camus’yle birlikte hayatını kaybetti. Camus Lourmarin Mezarlığı, Lourmarin, Vaucluse, Provence-Alpes-Côte d’Azur’de gömülmüştür.

Camus’nün ölümünden sonra telif hakları Camus’nün çocukları olan, Catherine ve Jean Camus’ye devredildi. Ölümünden sonra 1970’te “Mutlu Ölüm”, 1995’te de öldüğünde hala bitmemiş olan “İlk Adam” yayımlandı.

Camus’ye göre “saçma”

Camus’nün felsefeye en büyük katkısı, insanların ne berraklık ne de anlam sunan dünyada bunları aramalarının sonucu olarak oluşan “absürt” fikridir. Filozof bu felsefesini “Sisifos Söylencesi”nde açıklayıp “Yabancı” ve “Veba” gibi romanlarında da işlemiştir.

Genelde varoluşçulukla birlikte ele alınan “Absürdizm” (Saçma, uyumsuzluk felsefesi) ile birçok yazar ilgilenmiş ve bu felsefi düşünce akımını kendine göre yorumlamıştır, Camus “saçma”`nın kurucusu değildir fakat bu düşünce akımında önemli bir yer tutar.

Camus, makalelerinde okuyanı dualizmle tanıştırır. Mutluluk ve keder, yaşam ve ölüm, karanlık ve aydınlık.. Hayatın çeşitli biçimlerde geçtiğini ve insanın ölümlü olduğu gerçeği de budur. Sisifos Söyleni`de bu dualizm bir çelişki halini alır: Bir yanda yaşayarak hayatlarımıza değer vermekte öte yandan eninde sonunda yok olacağımız gerçeğini de bilmekteyiz. Bu çelişkiyle yaşamak “Absürt”`ün ta kendisidir. Eğer hayatımızın anlamsız ve boşuna olduğunu biliyorsak, kendimizi öldürmeli miyiz? Bu trajik kısır döngü nasıl aşılabilir? Camus saçma kavramını burada kurar: yaşamın beyhudeliğinin bilincinde olan insan. Fakat Camus intihardan yana değildir[1], yaşamın anlamsızlığının yok edilemeyeceğinin bilincindedir fakat bununla savaşmaktan kaçınmaz.

Varoluşçuluk ve absürdizm hakkındaki görüşleri

Bazı eleştirmenler Camus`yü kategorize etmeye çalışarak onun bir varoluşçu ya da absürdist olduğunu söyler. Eleştirmenlerin mi ya da Camus`nün kendi ifadesinin mi doğru olup olmadığı tartışılmakla birlikte, Camus etiketlenmeyi sevmediğini belirterek varoluşçu olduğu tanımına karşı çıkar: “Hayır, ben bir varoluşçu değilim. Sartre ile isimlerimizin yan yana anılmasına hep şaştık. Sartre ve ben kitaplarımızı birbirimizle gerçekten tanışmadan önce yayımladık. Birbirimizi tanıdığımızda ise ne kadar farklı olduğumuzu anladık. Sartre bir varoluşçudur, benim yayımladığım tek fikir kitabı Sisifos Söylencesi`dir ve sözde varoluşçu filozoflara karşı doğrultulmuştur. Camus felsefesini en iyi anlatan sözlerinden biri de; ‘hayat hiçbir şey değildir, itina ile yaşayınız.’dir. Hayatın bir anlam aramaya çalışmayacak kadar kısa olduğunu, nihayetinde bir anlamı olmadığı, anlamı olsa bile olmasının hiçbir şey değiştirmeyeceğidir. Bu yüzden insanın yapabileceği en iyi şey hayatını yaşamak olacaktır. Camus hayatın anlamsız olduğunu söylemiştir, fakat anlamsız bir şeyi anlamlı yaşamanın da bir sakıncası yoktur. Bu yüzden Camus’un felsefesi pesimist veya aşırı melankolik değildir.

Bir absürdist olup olmadığı hakkında da şunları söyler:

Absürt kelimesinin kötü bir geçmişi var ve bunun beni rahatsız ettiğini itiraf ediyorum. Absürt`ü Sisifos Söylencesi`de ele alırken, bir metot arıyordum doktrin değil. Sistemli bir şüphe pratiği yapıyordum. Daha sonra bir şeyler inşa edebileceği düşüncesiyle “tabula rasa” yöntemini kullanmaya çalışıyordum. Eğer hiçbir şeyin bir anlamı olmadığı varsayarsak, dünyanın absürt olduğu sonucuna ulaşmalıyız. Fakat gerçekten hiçbir şeyin hiçbir anlamı yok muydu? Bu noktada kalabileceğimize hiçbir zaman inanmadım.”

Kaynak :* http://tr.wikipedia.org/wiki/Albert_Camus

              *  http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/26/1010/12254.pdf

             *   http://www.dmy.info/hayat-sacma-mi/

             *   Modern bakış açısıyla Camus

                ve muhtelif kaynaklar

 

akun-ve-sinasi-sahneleri-devam-etmeliMülkiyeti Emek İnşaat A.Ş’de bulunan, Ankara’nın en önemli iki tiyatro sahnesi, Akün ve Şinasi sahnelerinin 10 gün önce, gizli şekilde, Karadenizli bir şirkete satıldığı öğrenildi. Her iki sahnenin satışının 23 milyon TL’ye gerçekleştiği belirtilirken, satış talimatının bizzat Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik tarafından verildiği dile getirildi. Devlet Tiyatroları’nın (DT) bünyesinde faaliyet gösteren her iki tiyatro sahnesi için daha önce 5 kez ihaleye çıkılmış ancak satış “muammen bedelin altında kaldığı” gerekçesiyle gerçekleşmemişti.

“Sansür” ve sanat kurumlarını yok etmeyi amaçlayan Türkiye Sanat Kurulu (TÜSAK) Yasa Tasarısı taslağı gölgesindeki tartışmalara maruz kalan DT’ye bir şok da Emek İnşaat’tan geldi. Mülkiyeti Emek İnşaat’a bağlı olan ve Ankara’nın merkezi yerinde bulunan, en fazla tiyatro oyunlarının sahnelendiği iki sahne, Akün ve Şinasi sahnelerinin gizli bir şekilde satıldığı öğrenildi. Emek İnşaat yetkilileri sahnelerin yeni sahibini sır gibi saklarken, sahneleri alan şirketin sahibinin Karadenizli olduğu ve İstanbul Ticaret Odası’na kayıtlı bulunduğu bilgisi edinildi.

Daha önce de 5 kez satışı gündeme gelen ve “muammen bedelenin altında kaldığı”, sivil toplum kuruluşlarının tepkisi nedeniyle ihalesi geri çekilen iki sahnenin 23 milyon TL’ye bu kez Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in talimatıyla satıldığı kaydedildi.

İhale şartnamesi duyurulmadı

Akün ve Şinasi sahnelerinin satışının 10 gün önce yapıldığı ve sivil toplum kuruluşları ve sanatçıların tepkileri nedeniyle ihalenin Kamu İhale Yasası kapsamı dışında tutularak, gizli ihale ile gerçekleştirildiği de dile getirildi. Satışı gerçekleştirilen her iki sahne için DT’ye 2014-15 sanat sezonu sonuna kadar kullanma hakkı tanındığı da belirtiliyor. Ancak her iki sahnenin sezon sonundan sonra ne şekilde kullanılacağı bilinmiyor. Emek İnşaat yetkileri ise satışa ilişkin Cumhuriyet’e bilgi vermekten kaçındı.

Sinemadan tiyatro olmuştu

Ankara’nın en işlek yerlerinden Atatürk Bulvarı üzerinde bulunan Akün Sahnesi, 1975 yılından 2002 yılına dek Akün Sineması olarak hizmet vermişti. Daha sonra bu salon 2002 yılında DT Genel Müdürlüğü’nce, dönemin genel müdürü Lemi Bilgin tarafından tiyatro sahnesine çevrilmişti ve o tarihten bu yana da tiyatro sahnesi olarak kullanılıyordu.

Akün Sahnesi’nin hemen arkasında yer alan ve Tunus Caddesi’ne bakan Şinasi Sahnesi de Ankara’nın en eski tiyatro sahnelerinden biri olma özelliğine sahip. Sahne, 13 Mart 1988’de Yüksel Pazarkaya’nın “Meliha” adlı oyunuyla açılmıştı.

Her iki sahne de bugün “kentin en önemli sanat merkezlerinden” biri kabul ediliyor.

Kaynak: Onedio

İstanbul’un haftalık sanat ajandası (9-16 Kasım)

sanat duyuru

İstanbullu sanatseverler konserler, resim sergileri, tiyatro oyunları ile sanat dolu bir hafta yaşayacaklar. İstanbul’un farklı yerlerinde gerçekleştirilen sanat etkinlikleri ile İstanbulluları sanatın farklı dallarında yeni keşifler bekliyor. Sizin için haftanın önemli sanat etkinliklerini derledik…

Dünyaca ünlü Latin şarkıcı Jennifer Lopez, 14 Kasım’da Ataköy Atletizm Arena’da sahne alacak.”Dance Again” turnesi kapsamında 3 konser vermek için İstanbul’a gelecek Lopez, dünya listelerinde uzun süre ilk sırada kalan ”On The Floor” şarkısının yer aldığı ”Love” albümünün yanı sıra sevilen hit parçalarını da seslendirecek.Dünyanın en iyi senfoni orkestraları arasında gösterilen şef Lorin Maazel yönetimindeki Kraliyet Concertgebouw Orkestrası, 10 Kasım’da Haliç Kongre Merkezi’nde konser verecek. Hollanda ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 400. yılı kutlamaları kapsamında gerçekleştirilecek konserde, Peter Van Anrooy’un ”Piet Hein Rhapsody”si, Sergei Prokofiev’in ”Romeo ve Juliet Süiti”nden bölümler ile Çaykovski’nin ”Op. 36 numaralı Fa minör 4. Senfonisi” seslendirilecek. Her biri virtüoz 120 müzisyenden oluşan orkestra, kurulduğu 1888 yılından bu yana Strauss, Mahler, Debussy ve Stravinsky gibi pek çok önemli besteci tarafından yönetildi.

İrlandalı hard rock grubu ”Thin Lizzy”, Avea’nın 3. Escape to Music konserleri kapsamında 11 Kasım’da Küçükçiftlik Park’ta hayranlarıyla buluşacak. ”Whiskey in the Jar” şarkısını yorumlayış biçimi, ”Jailbreak”, ”The Boys Are Back in Town” ve ”Bad Reputation” gibi parçalarıyla dünya çapında büyük bir hayran kitlesine sahip olan grup, çift gitar armonisi kullanan ilk hard rock gruplarından biri olarak kabul ediliyor. 43 yıllık kariyerinde birçok unutulmaz canlı performans sergileyen grup, müzik kanalı VH1’in ”Hard Rock’un En Büyük 100 Sanatçısı” listesinde 51. sırada gösteriliyor. Van Morrison, Little Feat ve Bob Seger gibi isimlerden ilham alan grup, 1986’da ölene kadar grubun liderliğini yapan basçı, şarkı yazarı ve solist Phil Lynott’ın mirasına duydukları saygıdan dolayı bundan sonraki albümlerini ”Thin Lizzy” adıyla çıkarmayacağını açıklamıştı.

”4. Avea Sıra Dışı Müzik” konserleri, İran asıllı grup ”Niyaz”ın yarın İstanbul Kongre Merkezi Harbiye Oditoryumu’nda vereceği konserle başlayacak. Azam Ali’nin benzersiz sesi, Loga Ramin Torkian’ın büyülü akustik/elektrik düzenlemeleri ve ”Grammy” adayı prodüktör/remiks ustası Carmen Rizzo’nun öncü elektronik ses örgüleriyle zihinlerde yer eden ”Niyaz”, zengin Sufi mistisizmi ile Orta Doğu’nun şiir ve türkülerini, akustik enstrümanlar ve modern elektronik müziğin tınılarıyla buluşturuyor. Müzik eleştirmenleri tarafından çığır açan bir topluluk olarak görülen ”Niyaz”, 2005’te piyasaya sunulan ilk albümden bu yana sayısız festival ve konserde sahne aldı. Grup, mayıs ayında yayınladığı ”Sumud” ile de Türkiye’deki müzik marketlerde en çok satılan yabancı albümler listelerinin üst basamaklarına tırmandı.

Terence Blanchard Quintet, 13 Kasım’da Nardis Jazz Club’ta sahne alacak. Günümüzün en iyi trompetçilerinden biri olarak görülen Terence Blanchard, 1990’dan bu yana birlikte çalıştığı Spike Lee’nin filmleri için yaptığı müziklerle de büyük beğeni topladı ve bu albümlerle ”Grammy” ve ”Altın Küre”ye aday gösterildi.Blanchard, 2005’te McCoy Tyner, Gary Bartz, Christian McBride ve LewisNash ile birlikte ”En İyi Enstrümantal Caz Albümü” dalında ”Grammy” ödülünü kazandı.

Azerbaycan’da düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışması’nı ”Love Me Back” adlı şarkısıyla Türkiye’yi temsil eden Can Bonomo, 14 Kasım’da Salon İKSV’de konser verecek. Müzikal yolculuğunda The Shins, Wax Poetic, The Kinks, The Libertines ve The Beatles gibi gruplardan esinlenen Bonomo, alaturka nağmelerden indie melodilere uzanan tarzını ”İstanbul Müziği” olarak tanımlıyor. Bonomo, geçen yılın başlarında çıkardığı ilk albümü ”Meczup” ile geniş bir hayran kitlesine ulaştı.

Fransız şanson geleneğiyle cazı bir araya getiren Amerikalı caz şarkıcısı Stacey Kent, yarın Salon İKSV’de sevenleriyle buluşacak. İlk albümü ”Close Your Eyes”ı 1997 yılında çıkaran Stacey Kent’in ”The Boy Nex Door” albümü Fransa’da ”altın plak”a değer bulundu. Sanatçının 2007’de piyasaya sunulan ”Breakfast on the Morning Tram” albümü Fransa’da ”platin plak” aldı ve ”Grammy”ye aday gösterildi.

Portekiz’in en başarılı fado vokalistlerinden olan Carla Pires, 15 Kasım’da Salon İKSV’de hayranlarının karşısına çıkacak. Berrak alto vokaliyle beğeni toplayan Pires, Avrupa kentlerinde birçok festivalde performans gösterdi.

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO), yılın en parlak projelerinden biri olan, Güher ve Süher Pekinel’in ”Dünya Sahnelerinde Genç Müzisyenler” projesinin yıldızları ile 2012’ye veda edecek. Farklı enstrüman gruplarından yetenekli öğrencilerin destek gördüğü ve Avrupa’da dünyanın önde gelen müzisyenleriyle eğitimlerini sürdürme hakkı kazandığı projenin keman, viyolonsel ve piyano dallarından 4 genç yetenek, BİFO ile birlikte 12 Kasım’da Caddebostan Kültür Merkezi’nde konser verecek. Şef Sascha Goetzel yönetimindeki orkestra konserde, Sibelius’un ”Keman Konçertosu, Re minör, Op. 47”, Schumann’ın ”Viyolonsel Konçertosu, La minör, Op. 129”, Rachmaninoff’un ”2. Piyano Konçertosu, Do minör, Op. 18” ile Brahms’ın ”Keman Konçertosu, Re Majör, Op. 77” eserlerini seslendirecek.

Tuluyhan Uğurlu’dan Atatürk’ü anma konseri

Piyanist Tuluyhan Uğurlu, 10 Kasım’da Tepe Nautilus AVM’de Atatürk’ü anma konseri verecek. Uğurlu konserde, Atatürk için yazılan en önemli eserler arasında yer alan ”Mustafa Kemal Atatürk ve Güneşin Askerleri” isimli senfonik eserini seslendirecek. Görüntülerle de desteklenecek konserde, ”Dolmabahçe’de Hüzünlü Sonbahar”, ”Sofya’da Dans”, ”Biz Cumhuriyet’i Çok Sevdik”, ”Cumhuriyet’in Kızları”, ”Cumhuriyet Trenleri” adlı eserleriyle sahne alacak Uğurlu’ya, kavalda Murat Toraman, elektrogitar ve yaylı tamburda Uğur Varol, kontrbasta Umut Sel, vurmalı enstrümanlarda Gürkan Özkan eşlik edecek.

Sahne sanatları

”Kanlı Düğün”, ”Carmen”, ”Büyülü Aşk” adlı unutulmaz filmlerin ünlü İspanyol yönetmeni Carlos Saura’nın ”Flamenco Hoy” isimli sahne projesi, yarın, 10 ve 11 Kasım’da TİM Show Center’da görülebilecek. 11 sanatçıdan oluşan dans grubu, Rafael Estevez ve Nani Panos tarafından tasarlanan koreografiyle, asırlar boyunca hüküm süren geleneksel temalarla caz ve çağdaş müziği buluşturuyor. Gösteride, İspanyol piyanist Chano Domingez’in eserlerini, 4 ses sanatçısı yorumlayacak. Ayrıca gitar virtüözü Antonio Rey, 5 müzisyenle birlikte canlı performans sergileyecek. Chano Dominguez ve Antonio Rey’in müzikleri, modern cazla geleneksel motifleri birleştirerek izleyiciyi flamenkonun derinliklerine götürecek.

İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB), ”Midas’ın Kulakları” operasını yarın, 10 ve 13 Kasım’da Kadıköy Süreyya Operası’nda sahneleyecek. Librettosunu temmuz ayında hayatını kaybeden Güngör Dilmen’in yazdığı, Ferit Tüzün’ün bestelediği eserin rejisörlüğünü Yücel Erten yaptı. Orkestra şefliğini Serdar Yalçın’ın, koro şefliğini Gökçen Koray’ın yaptığı operanın koreografisi Selçuk Borak imzası taşıyor. Güngör Dilmen’in aynı ismi taşıyan manzum oyunu ve Ferit Tüzün’ün bestelerinin mükemmel uyumu sonucunda bir Türk klasiği haline gelen ”Midas’ın Kulakları”, masalsı ve şiirsel üslubuyla sanatseverlerin ilgisini çekiyor.

”Wolfgang ve Lorenzo” adlı müzikli oyun, 14 Kasım’da Fulya Konser Salonu’nda sergilenecek. Aydın Büke’nin yazdığı, H. Rıza Murat Göksu’nun sahneye koyduğu oyun, Wolfgang Amadeus Mozart’ın İtalyan metin yazarı Lorenzo Da Ponte ile üç ortak çalışmasını konu ediniyor.

”Çocuk Dünyası” adlı çocuk müzikali, 11 Kasım’da Kadıköy Süreyya Operası’nda izlenebilecek.

Fulya Konser Salonu’nda ise 10 Kasım’da ”Atatürk’ü Anma Konseri” düzenlenecek.

Devlet ve şehir tiyatroları

İstanbul Devlet Tiyatrosu oyuncuları, Küçük Sahne’de yarın, 10 ve 11 Kasım’da ”Herkesin Bildiği Sırlar”, 13, 14 ve 15 Kasım’da ”Çirkin”, Küçükçekmece Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde yarın, 10 ve 11 Kasım’da ”Aşkımız Aksaray’ın En Büyük Yangını”, Cevahir Salon 1’de yarın, 10 ve 11 Kasım’da ”Yanık”, 13, 14 ve 15 Kasım’da ”Sidikli Kasabası Müzikali”, Üsküdar Tekel Sahnesi’nde 15 Kasım’da ”Çehov Makinesi”, Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde yarın, 10 ve 11 Kasım’da ”Düğün Şarkısı”, Kartal Bülent Ecevit Sahnesi’nde 13 ve 14 Kasım’da ”Aşkımız Aksaray’ın En Büyük Yangını”, Cevahir Salon 2’de 13, 14, 15 Kasım’da ”Düğün Şarkısı’, Üsküdar Stüdyo Sahne’de yarın 10 ve 11 Kasım’da ”Çirkin” ile 13 ve 14 Kasım’da ”Kontrabas” adlı oyunları sahneleyecek.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda 10 ve 11 Kasım’da, Ümraniye Sahnesi’nde ”Şark Dişçisi” ve ”Fareli Köyün Kavalcısı”, Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde ”Dar Ayakkabıyla Yaşamak” ve ”Pinokyo”, Üsküdar Müsahipzade Celal Sahnesi’nde ”Perşembenin Hanımları” ve ”Ali Baba ve Kırk Haramiler”, Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde ”Mutfak Söyleşileri” ve ”Boncuk”, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde ”Çığ” ve ”Karagöz Tatlıcı”, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde ”Ateşli Sabır (Postacı)” ve ”Sokak Kedileri”, Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde ”Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye” ve ”Pırtlatan Bal” adlı oyunlar izlenebilecek.

Ümraniye Sahnesi’nde ”Dar Ayakkabıyla Yaşamak”, Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde ”Vişne Bahçesi”, Üsküdar Müsahipzade Celal Sahnesi’nde ”Kabare”, Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde ”Büyünün Gözleri”, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde ”Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi”, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde ”Ben Sinema Artisti Olmak İstiyorum”, Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde ”Toros Canavarı” adlı oyunlar ise 14 ve 15 Kasım’da sergilenecek.

Özel tiyatrolar

Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde ”Tatlı Kaçık”, Tiyatro Pera’da ”Ah Smyrna’m, Güzel İzmir’im”, Metin Zakoğlu Cafe Theatre’da ”Aşk Dönümü”, İkinci Kat’ta ”Yalnızlar Kulübü”, Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde ”Otelde Komik Bir Gece”, Craft Tiyatro’da ”Uğrak Yeri”, Kozyatağı Kültür Merkezi (KKM) Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi’nde ”Sonbaharı Beklerken”, Caddebostan Kültür Merkezi’nde ”Alevli Günler”, oyunları yarın tiyatroseverlerle buluşacak.

Ayrıca, 10 Kasım’da Zübeyde Hanım Kültür Merkezi’nde ”Menan Cinleri”, Maya Cüneyt Türel Sahnesi’nde ”Eleni’den Mektuplar”, Gri Sahne’de ”Kutlama”, KKM Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi’nde ”Hasretinden Prangalar Eskittim”, Çevre Tiyatrosu’nda ”Metot”, Şişli Blackk Out Sahnesi’nde ”Tatlı Kaçık”, Kenter Tiyatrosu’nda ”Macbeth”, İkinci Kat’ta ”Torbacının Esrarı”, 11 Kasım’da garajistanbul’da ”Oda ve Adam”, Metin Zakoğlu Cafe Theatre’da ”Arkadaşım Kadın Oldu”, 12 Kasım’da Maya Cüneyt Türel Sahnesi’nde ”Meymenetsiz Musibet”, İkinci Kat’ta ”Limonata”, Kumbaracı 50’de ”Yokuş Aşağı Emanetler” oyunları izlenebilecek.

Sergi

”Atatürk: Bir İnsandan Daha Fazla…” başlıklı fotoğrafı sergisi, 10 Kasım’da Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nde açılacak.  Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamının farklı yönlerini anlatan sergide, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Koleksiyonu’ndan seçilen 30’ı aşkın fotoğraf yer alacak. Küratörlüğünü Ekrem Işın’ın yaptığı sergi, 30 Kasım’a kadar ziyaret edilebilecek.

Heykel sanatçısı Ozan Oganer’in ”Dilemma” adlı sergisi, yarından itibaren Galeri Merkur’de görülebilecek. Heykel sanatına, dantel, iğne oyası gibi malzemeleri kazandıran sanatçı, bu sergide, kendine özgü tekniğini, alışılmış materyalin yanı sıra yeni bir malzemenin sınırlarını zorlayarak genişletiyor.Sanatçının son heykel işlerinin yer aldığı sergi, 27 Kasım’a kadar ziyaret edilebilecek.

Çocuklar için

”Disney Live Mickey’nin Müzik Festivali”, yarın, 10 ve 11 Kasım’da Trump Towers Mall’da çocuklarla buluşacak.Koreografisi Madonna’nın koreografı tarafından yapılan ve dünyada izlenme rekorları kıran gösteride, Mickey Mouse ve dostları, izleyenleri, ışıltılı kostümler, hareketli ve yüksek enerjili şarkılarla dans ederek eğlendiriyor.

Atlantis Sirki, yarın, 10 ve 11 Kasım’da Merter Meydan AVM’de gösteri sunacak. Akrobasi gösterileri, fanatik köpeklerin futbol şovu, nefes kesen köpekbalıkları, akıllı foklar ve sevimli penguenler, çocuklara eğlenceli dakikalar yaşatacak.

”Sinbad ve Adalar Prensesi” adlı müzikal çocuk oyunu, 10 Kasım’da TİM Fettah Aytaç Salonu’nda, ”Balıkçı ve Pisiler” adlı tek perdeli müzikli oyun ise 11 Kasım’da Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde izlenebilecek.

Bursa

Bursa Devlet Tiyatrosu (BDT), “Altın Kafeste Yangın”, “Kuzguncuklu Fazilet” ve “Tek Kişilik Yaşam”, oyunlarını sahneleyecek.

Eski devlet bakanlarından Yılmaz Karakoyunlu’nun yazdığı, Galip Erdal’ın yönettiği “Kuzguncuklu Fazilet” adlı oyunun dekor tasarımını Başak Özdoğan, kostüm tasarımını Fatma Sarıkurt, ışık tasarımını Yakup Çartık yapıyor.

1942-1944 yılları arasında yürürlükte olan Varlık Vergisi’nin toplum üzerinde yarattığı çarpıklıkları konu edinen oyun, 11 kişilik oyuncu kadrosu ile izleyicilerle buluşuyor. Oyun, Ahmet Vefik Paşa Sahnesi’nde bugün ve yarın 20.00’de, 10 Kasım Cumartesi 15.00 ve 20.00’de, 11 Kasım Pazar ise 20.00’de tiyatroseverlerle buluşacak.

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun yazdığı, Erkan Yılmaz’ın sahnelediği, Ayşe Lebriz Berkem’in yönettiği “Tek Kişilik Yaşam” adlı oyunun dekor ve kostüm tasarımı ise Hakan Dündar, ışık tasarımı Ali Karaman’ın imzasını taşıyor.

Y. Emir Çiçek’in rol aldığı oyunda, hatıraların insan hayatında gürültü patırtı içinde kısa süreli dinlenme gibi bir kaçış noktası olduğu anlatılıyor. Rüyaların, seslerin, düşüncelerin, hayallerin ve daha başka, yaşayan ya da yaşamayan diğer şeylerin bir hatırası olduğu anlatılan oyun, Feraizcizade Oda Tiyatrosu Sahnesi’nde bugün, yarın ve cumartesi 18.00’de izleyiciyle buluşacak.

Hidayet Sayın’ın yazdığı, Bora Özkula’nın yönettiği “Altın Kafeste Yangın”ın dekor tasarımını ise Özlem Karabay, kostüm tasarımını Fatma Sarıkurt, ışık tasarımını ise Ali Karaman yapıyor. Taner Turan, Rüyam Dirin, Kamil Korunan, Ecehan Şarman Çetinkaya, Sitare Tuna, Emre Yaşa, Emir Çiçek, Erol Aydın, Süheyla Zeybek, Bora Özkula’nın rol aldığı oyunda, Osmanlı sultanları arasında trajik bir hayatı olan Sultan V. Murad’ın umutsuzluklar, korkular, onur mücadelesi ve müzikle dolu 28 yıllık esareti anlatılıyor.

Oyun, 13 ve 14 Kasım tarihlerinde saat 20.00’de Ahmet Vefik Paşa Sahnesi’nde sahnelenecek.

Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu ise “Karagöz Dadım Olsana” adlı gölge oyununu sahneliyor. Tayfun Özeren’in yazdığı ve sahnelediği oyun 4 yaş ve üzerindeki çocuklara hitap ediyor. Gölge oyunu, 10 Kasım Cumartesi 14.00’de Karagöz Müzesi Sahnesi’nde seyirciyle buluşacak.  Kaynak :[-] Muhabir : Cem Şan / Haluk Yüksel

 

 

İstanbullu sanatseverler konserler, resim sergileri, tiyatro oyunları ile sanat dolu bir hafta yaşayacaklar. İstanbul’un farklı yerlerinde gerçekleştirilen sanat etkinlikleri ile İstanbulluları sanatın farklı dallarında yeni keşifler bekliyor. Sizin için haftanın önemli sanat etkinliklerini derledik…

sanat duyuru

Albümleriyle dünya çapında 70 milyondan fazla satış grafiği yakalayan Enrique Iglesias, 24 Ekim’de Küçükçiftlik Park’ta sevenleriyle buluşacak.  Sahip olduğu 390 ödüle ”ödül rekortmeni” olarak tanımlanan sanatçı, Hero, Tired of Being Sorry, Taking Back My Love, Heartbeat, Bailamos gibi sayısız hit parçasını 24 Ekim’de İstanbullu müzikseverlere seslendirecek.Bugüne kadar, 9 stüdyo albümü ve 2 greatest hits complation albümü bulunan Iglesias, yeni albüm çalışması öncesinde vereceği konserle uzun süre adından söz ettirecek. ”Tonight” şarkısı ile yakaladığı başarıyla Billboard listelerinin Micheal Jackson’dan sonraki kralı haline gelen Iglesias’ın konseri öncesinde Ozan Çolakoğlu DJ kabininde müzik ziyafeti verecek.

”Minilogue ve Jurek Przezdziecki, Indigo sahnesinde

Dans müziğinin sofistike tarafını ortaya koyan, Minilogue ve Jurek Przezdziecki, ilk kez Indigo sahnesine konuk oluyor. Oldukça farklı müzik geçmişlerini 2008’de bir kenara bırakıp, çoğunlukla progressive house/techno arasında gidip gelen Minilogue’u kuran İsveçli Sebastian Mullaert ve Marcus Henriksson, yalnızca prodüksiyonlarıyla değil, oluşturdukları görsel dünyayla da 19 Ekim’de sevenleriyle buluşacak.

Erykah Badu, Jill Scott, Michael Jackson, Outkast, Earth, Wind and Fire gibi Soul, Hip-Hop ve R&B isimlerinin müziklerini, kendilerine has stilleriyle doğaçlayarak çalan Four in the Pocket, 20 Ekim’de garajistanbul’da müzikseverlerin karşısına çıkacak.

Rock grubu Triggerfinger İstanbul’da

Lykke Li’nin popüler parçası ”I Follow Rivers”a yaptığı akustik cover’la gündeme yerleşen Belçikalı rock grubu Triggerfinger ilk kez Türkiye’de. Müziği yetişkin dinleyiciler tarafından Led Zeppelin, yeni nesil tarafından ise Queens of The Stone Age’e benzetilen, 3 albümlerinin yanı sıra ‘Faders Up’ adında bir de canlı albümleri bulunan Triggerfinger, 20 Ekim’de Ghetto’da sevenleriyle buluşacak.

Duman, Bostancı Kültür Merkezi’nde

Türk Rock müziğinin önde gelen gruplarından Duman, 21 Ekim akşamı Bostancı Gösteri Merkezi’nde sahne alacak. İlk albümle beraber özellikle sahne performansına ağırlık vererek kısa sürede kendine sadık bir dinleyici kitlesi oluşturan grup, hayranlarını sevilen şarkılarıyla coşturacak.

Uzun yıllardır pek çok tango şovunda baş dansçı, aynı zamanda koreograf olarak görev yapan Mariela Maldonado ve Pablo Sosa, ”Tango Legends” adını verdikleri gösterileri ile dünya turnesi kapsamında 19 ve 20 Ekim’de, Türker İnanoğlu Maslak Show Center’de seyirciyle buluşacak. ”Tango asla ölmez” diyen Buenos Airesli grup, 2 perdeden oluşan gösterilerinin ilk bölümünde; Tango’nun altın çağını, ikinci bölümde ise 20. yüzyılın son yarısından kişisel yaratıcılık ve hayal gücünden doğan koreografi ile seyirciyi tangonun tarihinde yolculuğa çıkartacak. Gösteride aynı zamanda  Astor Piazzolla’nın eserlerine de yer verilecek.Ödüllü ve Hollywood yıldızlarına tango eğitmenliği yapan dansçıların da bulunduğu grup, ”tangonun neden efsane olduğunu ve asla ölmeyeceğini” izleyicilere bir kez daha anlatacak.

Ahmed Arif sahneye taşınıyor

Geçtiğimiz yıl Can Yücel’den Genco Erkal’ın uyarladığı ve Kemal Kocatürk’ün yönetip oynadığı ”Can” adlı tek kişilik oyunla tiyatro dünyasına merhaba diyen ”Tiyatro Kumpanyası”, usta şair Ahmed Arif’i sahnede görünür kılacak. Bilinmeyen bütün yanlarıyla Ahmed Arif ve şiirlerinin yaratılış serüvenleri, Sarper Özsan’ın müziği ve Kemal Kocatürk’ün yorumuyla, 20 Ekim’de Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu’nda seyirci karşısında olacak.

Şehir Tiyatroları’nda bu hafta 23 Ekim Salı günü Devlet Tiyatrosu İstanbul Küçük Sahne’de”Herkesin Bildiği Sırlar”, 24 Ekim Çarşamba günü Cevahir Salon 1’de ”Ölüleri Gömün”, Fuaye Sahne’de ”Dış Ses” seyirciyle buluşacak. 26 Ekim Cuma günü Küçükçekmece Cennet Devlet Tiyatroları sahnesinde ve Cevahir sahnesinde ”Aşkımız Aksarayın En Büyük Yangını” adlı oyunlar sahnelenecek.

Yavuz Özkan’ın yazdığı ve Hidayet Erdinç’in yönettiği ”Herkesin Bildiği Sırlar” adlı oyun, kadın – erkek, aşk – evlilik ve evlilik kurumu tartışması gibi gözüken ama aslında herkesin kendini tartıştığı, yaşadığı toplumu yargıladığı ve cevapsız soruların içinde boğulduğu bir dünyayı anlatıyor.

Irwin Shaw’ın yazdığı, Coşkun Büktel’in çevirdiği ve Şakir Gürzumar’ın yönettiği ”Ölüleri Gömün”adlı oyunun konusu ise şöyle: ”Dünyanın her tarafında sürüp giden savaşların birinde vurulan askerler mezarlarından kalksalar ve savaşı durdurmaya kalksalar neler olur. Ordu, hükümet, silah tüccarları, politikacılar, iş adamları, din adamları nasıl tepki verir. Ya kocalarını, sevgililerini, babalarını ve oğullarını kaybedenler gerçekten savaşsız bir dünyayı istiyor muyuz?”

Zeynep Kaçar’ın yazdığı, N. Fırat Demirağ’ın yönettiği ”Dış Ses” adlı oyunda iki farklı kadın, iki başka hayat, yabancılaşma, sıkışmışlıklar, beklentiler, aşılamayan engeller, aynı kader, aynı son anlatılıyor.

Güngör Dilmen’in ”Aşkımız Aksarayın En Büyük Yangını” adlı yazdığı oyun da Faik Ertener’in yeni yorumu ile sahnelenecek. Daha önce Ankara ve Adana da sergilenen oyun bu kez müzikal tadında İstanbul seyircisinin karşısına
çıkacak. Müziklerini Cem İdiz’in yaptığı oyun, 35 kişilik oyuncu kadrosu ve orkestrası ile eski İstanbul’u yaşatacak.

Tankut Öktem retrospektif sergisi

Taşı ve bronzu vefaya dönüştüren heykeltıraş Prof. Dr. Tankut Öktem’in eserleri retrospektif bir sergiyle Caddebostan Sanat Galerisi’nde bir araya geliyor. Sergi, sanat yaşantısı boyunca formların, ışığın, gölgenin arayışını sürdüren; efelerden, ozanlardan, Kuvayi Milliye Destanı’na kadar pek çok değeri heykelleriyle yaşatan Tankut Öktem’in ölümünün 5. yılında, retrospektif sergisiyle sanat hayatının tüm dönemlerine ışık tutuyor.

Türkiye’nin illerine yayılmış büyük anıtlarından figürlerin heykellerinin de yer aldığı, ilk dönem soyut formlardan figüratif geleceğini haberleyen ”Özgürlük Yüzleri”ne dek sanatçının birçok eserinin sunulduğu sergi, 31 Ekim-10 Aralık tarihleri arasında görülebilecek.

”Düş ya da Gerçek Şah-ı Maran” sergisi, 20 Ekim Cumartesi günü Cennet Kültür ve Sanat Merkezi Sergi Salonu’nda açılacak. Sergide yüzyıllardır devam eden Şahmaran geleneği, eski ve yeni çalışmalarla görülebilecek.

Karma resim ve heykel sergisi ise aynı gün Almelek Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşacak.

Ekim 2012-Mayıs 2013 arasında gerçekleşecek 6. iDANS Uluslararası Çağdaş Dans ve Performans Festivali’nin merakla beklenen sahne performansları başlıyor. Festivalin ilk haftası aynı zamanda Ekim ayı programının en can alıcı performanslarını ağırlıyor.

iDANS bir kez daha çağdaş dansın çok çeşitli ifadelerini sunmakla kalmıyor; aynı zamanda uluslararası alanda kendini ispatlamış, tiyatro ve performans sanatlarının jenerik kategorilerini altüst eden en yenilikçi örnekleri de ön plana çıkarıyor. Festival programı canlı performansların, iDANS’ın kendi ortak yapımlarının, film gösterimleri, konuşmalar ve bir fotoğraf sergisinin de yer aldığı çok sayıda etkinlik sunuyor.

 Çağdaş bir İpek Yolu olarak iDANS 06

iDANS 06, Doğu, Güney ve Batı Asya’yı Kuzey ve Doğu Afrika’nın yanı sıra Akdeniz ve Avrupa dünyasıyla birleştiren, Afro-Avrasya kıta parçası üzerindeki ticaret yollarını birbirine bağlayan 6500 kilometrelik tarihi kervan yolundan esinlenerek, “İpek Yolu” metaforu etrafında şekilleniyor. Çok çeşitli sanatsal yaklaşımları bir araya getiren program, farklı hareket biçimlerinin ve ifadelerin göçü, evrimi ve karşılıklı etkileşimini keşfe çıkarak zaman ve mekân içinde hareketlerin dönüşümüne de dikkat çekmeyi hedefliyor.

iDANS 06’nın sahne performansları bir iklim zirvesiyle başlıyor!

Avusturya’da yaşayan tiyatro yönetmeni ve oyuncu Anna Mendelssohn, Cry Me A River (Gözyaşların Sel Olsun) adlı eseriyle içsel ve dışsal iklim felaketleriyle ilgili bir çalışma sunuyor. Adeta kişisel meselelerle politik davalar arasındaki kırılgan buz parçası üzerinde yürüyen bu eser, iklim değişikliği hakkındaki iletişimin karmaşıklığını gözler önüne seriyor. Sanatçı birçok sesi kendi bedenine mal ettiği ilginç bir monologla karşımıza çıkıyor.

Anna Mendelssohn bu performansıyla 2011’de Almanya’nın Dietmar N. Schmidt Oyunculuk Ödülü’ne layık görüldü. Jüri bildirisinde belirtildiği gibi, Anna Mendelssohn ustaca sergilediği performansında büyük bir empati ve incelikle farklı duyarlılıkların klavyesinde hep doğru tonu yakalıyor. Keskin bir hassasiyet ve kıvraklıkla, birçok ses için tasarlanmış bir skoru tek başına icra ediyor.

Anna Mendelssohn’un Cry Me A River adlı solo “iklim zirvesi” 2 ve 3 Ekim tarihlerinde garajistanbul’da saat 20:00’de izlenebilir. Performans İngilizce olup Türkçe eşzamanlı çeviri ile sahnelenecek.

Hafriyat makinalarının küresel cazibesi (!)

  iDANS’ın ikinci sahne performansı Koreli dansçı ve koreograf Geumhyung Jeong’a ait. Genç sanatçı arzusunun nesnesi hakkında etkileyici bir sunum yapıyor; bu anlatım kendi repertuarı hakkında bir üst-performansa dönüşüyor.

Jeong eserlerinde insan bedeniyle onu çevreleyen şeyler arasındaki ilişkiyi yeniden tartışmaya açan bir sanatçı. Sıradan nesnelerle çalışıp, onları kendi bedeniyle hayli yüklü ve rahatsız edici bir ilişkilenmeye sokarak onlara tekinsiz bir hayat veriyor. Zihin ve bedenin cezbedici bir koreografisini yaratmak için kukla, dans ve sahne cambazlığını birleştiriyor. Jeong, 2009 Seul Yeni Medya Festivali’nde “Alternatif Vizyon Ödülü”nü kazanmıştır.

Geumhyung Jeong’un performansı Oil Pressure Vibrator (Hidrolik Vibratör) 3 Ekim Çarşamba akşamı saat 22:00’de garajistanbul’da sahneleniyor.

Mısırlı müezzinlerden tiyatroya çağrı

“Belgesel tiyatro” duayenleri Rimini Protokoll kolektifinin imzasını taşıyan Radio Muezzin (Radyo Müezzin) Kahire’den dört müezzinin hayatlarına bir pencere açıyor; makineleşme, merkezileşme ve tekseslileştirme süreciyle “maneviyat emekçilerinin” “güvencesizleştirilmesi”nin dokunaklı ve insani hallerini tasvir ediyor.

Performansın baş karakterleri Mısırlı dört gerçek müezzindir: camiye gelmek için her gün iki saatini bir minibüste geçiren görme engelli bir Kur’an hocası; eskiden tank şoförlüğü yapıp şimdi günlük olarak caminin halılarını süpüren, Mısırlı bir çiftçinin oğlu; Suudi Arabistan’da göçmen işçi olarak çalışırken ciddi bir kaza atlattıktan sonra Kur’an’ı ezberleyen bir elektrik teknisyeni ve Kur’an kasetleri taksi şoförleri arasında epey popüler olan bir Kur’an okuma dünya şampiyonu ve vücut geliştiricisi.

Radio Muezzin’in dünya prömiyeri yoğun bir araştırma sürecinden ve Kahire’de gerçekleşen bir açık provadan sonra 2009 yılının Mart ayında ezanın halen yasak olduğu Berlin’de yapıldı. Performans ilk kez çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede sahne alıyor.

Projenin yönetmeni Stefan Kaegi belgesel tiyatro oyunları, radyo programları ve farklı işbirlikleri kurarak kent bağlamında kamusal alanda çeşitli eserler üretmektedir. Araştırmalar, halka açık seçmeler ve kavramsal süreçleri kullanarak geliştirdiği projelerinde “uzman”ların seslerini duyurmaya çalışır. Sanatçı, 2010 yılında European Cultural Foundation’ın (Avrupa Kültür Vakfı) Kültürel Çeşitlilik Ödülü’ne layık görüldü. Kaegi, Helgard Haug ve Daniel Wetzel ile “Rimini Protokoll” adı altında çalışmaktadır. Rimini Protokoll’un amacı gerçekliğin örtüsünü kaldırarak onu bütün yönleriyle sıradışı perspektiflerden sergilemektir. Rimini Protokoll, 2007’de Faust Tiyatro Ödülü’nü, 2008’de Tiyatroda Yeni Gerçeklikler Avrupa Ödülü’nü, 2011’de Venedik Bienali’nde ise Silver Lion Ödülü’nü kazanmıştır.

Stefan Kaegi (Rimini Protokoll)’un yönettiği ve Mısırlı dört müezzinin sahne aldığı performans 4 Ekim Perşembe ve 5 Ekim Cuma akşamları saat 20:00’de Haliç Kongre Merkezi’nde izlenebilir. Gösterim dili Arapça olup Türkçe ve İngilizce üstyazı olacaktır.

Yıldız koreograflardan yükselen bir başka yıldıza…

Britanyalı Güney Asya dansının yükselen yıldızı Aakash Odedra’nın icra ettiği Rising (Yükseliş), dört farklı parçadan oluşan, yeni bir kişisel dil üretmek için farklı süreçler ve estetikler keşfeden bir dans akşamı olarak hazırlandı. Program, dünya çapında ünlü koreograflar Akram Khan, Russell Maliphant ve Sidi Larbi Cherkaoui’nin yarattığı parçaların yanı sıra Odedra’nın kendi yaratımı bir parçadan oluşuyor. Bütün bu eserler, Odedra’nın klasik Hint dans disiplinleri (Kathak ve Bharata Natyam) temelinden yola çıkıyor.

Aakash Odedra’nın Yükseliş’i 6 Ekim Cumartesi akşamı saat 20:00’de Haliç Kongre Merkezi’nde izlenebilir.

Çağdaş dans tarihiyle “yüzleşmek”

 iDANS’ın programındaki ilk fotoğraf sergisi ünlü fotoğraf sanatçısı Peggy Jarrell Kaplan’ın imzasını taşıyor. Kaplan, bizi çağdaş dansın yaratıcılarının “yüzleri” aracılığıyla dans tarihinde analog fotoğrafları eşliğinde bir seyahate çıkarıyor. Koreografların Portreleri: Beden’den Yüz’e sergisi 4-9 Ekim tarihleri arasında Haliç Kongre Merkezi’nde, 13-23 Ekim tarihleri arasında garajistanbul’da görülebilir.

iDANS 1-7 Ekim Haftası Programı:

Kaynak: [-]

Anna Mendelssohn – Cry Me A River 02/03 Ekim.2012 garajistanbul 22:00 20TL
Geumhyung Jeong – Oil Pressure Vibrator 03 Ekim 2012 garajistanbul 22:00 20TL
Stefan Kaegi (Rimini Protokoll) – Radio Muezzin 04/05 Ekim 2012 Haliç Kongre Merkezi 20:00 40/20TL
Aakash Odedra – Rising 06 Ekim 2012 Haliç Kongre Merkezi 20:00 30/20TL

NOT: Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir kursuz. Verdiğimiz eğitimlerin sonunda Milli Eğitim Bakanlığı onaylı belge vermekteyiz. 

Ayrıca; kursların pekte üzerinde durmadığı  solfej eğitimini bizler kurum olarak önemsemekteyiz. Kursumuzda  farklı zamanlarda başlayıp devam eden haftada 1 ders saati şeklinde ücretsiz solfej (nota bilgisi) derslerimiz grup olarak öğrencilerimize hizmet vermektedir.Toplamında; eğitim sezonu içerisinde; bir tanesi okul öncesi olmak üzere, Ocak ayına kadar enaz  4 grup  solfej dersi açılmaktadır.)  İsteyen öğrencilerimiz ekstra ücret ödemeden solfej gruplarına katılabilmektedir. Solfej eğitimimizde mümkün olduğunca gruplar yaşlara ve seviyeye göre ayrılmaktadır.

 

muzik-egitimleri   MÜZİK BÖLÜMÜ


  •    PİYANO EĞİTİMİ 

Alanlarında uzman eğitmenlerimiz tarafından verilen piyano kurslarımızın amacı öğrencilerimize müzik enstrumanlarsevgisini aşılamak, müzik duygusunu geliştirmek ve beynin mantıksal işleyişini arttırmaktır.

Bireysel olarak yapılan piyano derslerimizde öğrencilerimize piyano tarihçesi, nota ve ritim bilgileri, piyano çalım teknikleri aktarılmaktadır. Her öğrencinin seviyesi uygun olarak oluşturulmuş programlarımız ile birlikte dünyada kabul görmüş seçkin piyano eserlerini tanıtarak öğrencilerimizin iyi bir piyano eğitimi alması başlıca amaçlarımızdandır.

Kursumuzun sağladığı ücretsiz 10-15 dakikalık tanışma derslerimizde eğitmenlerimiz tarafından gerçekleştirilen kulak ve ritm testlerinden yararlanabilirsiniz.

Ayrıca kursumuzda Konservatuar,  Eğitim Fakültelerinin Müzik Bölümleri, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri programlarının sınavlarına girmek isteyen öğrencilerimiz için düzenli ve sistemli bir çalışma programı ile yetenek sınavlarına hazırlanmalarını sağlamaktayız.

4 yaştan itibaren her yaşa yönelik eğitim programı uygulanmaktadır.

Piyano derslerimiz haftada 1 gün 45 dk’lık 1 ders saati özel ders şeklinde yapılmaktadır, hocayla birebir çalışıldığı için gün ve saat tercihi yapılabilmektedir. Size ve hocamıza uygun gün ve saatler ayarlanabilmektedir.

Özel derslerde, derse gelemediğiniz durumlarda ( bir dönem içinde en fazla 3 kez olmak şartıyla) en geç 1 gün önce haber vermek kaydıyla dersinizi iptal edebilirsiniz. Haber verdiğiniz takdirde ders hakkınızı kaybetmezsiniz elbette  telafisi size ve hocamıza uygun gün ve saatte yapılmaktadır.

 

  • GİTAR EĞİTİMİ 

gitar

Alanlarında uzman eğitmenlerimiz tarafından verilen gitar kurslarımızın amacı öğrencilerimize müzik sevgisini aşılamak, müzik duygusunu geliştirmek ve beynin mantıksal işleyişini arttırmaktır.

Aksi talep edilmedikçe bireysel olarak yapılan gitar derslerimizde öğrencilerimize gitar tarihçesi, nota ve ritim bilgileri, gitar çalım teknikleri aktarılmaktadır. Her öğrencinin seviyesi uygun olarak oluşturulmuş programlarımız ile iyi bir gitar eğitimi alması başlıca amaçlarımızdandır. Belli bir seviyeden sonra öğrencilerin dinlediği müzik tarzı da göz önüne alınarak sevdiği parçalarda çalışılmaktadır.

Kursumuzun sağladığı ücretsiz 10-15 dakikalık tanışma derslerimizde eğitmenlerimiz tarafından gerçekleştirilen kulak ve ritim testlerinden yararlanabilirsiniz.

Ayrıca kursumuzda Konservatuar, London College Of Music, Eğitim Fakültelerinin Müzik Bölümleri, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri programlarının sınavlarına girmek isteyen öğrencilerimiz için düzenli ve sistemli bir çalışma programı uygulamaktadır.

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’nun Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir kurs olmasından dolayı verdiğimiz eğitimlerin sonunda Milli Eğitim Bakanlığı onaylı belge vermekteyiz.

4 yaştan itibaren her yaşa yönelik eğitim programı uygulanmaktadır.

Gitar derslerimiz haftada 1 gün 45 dk lık 1 ders saati özel ders şeklinde yapılmaktadır, hocayla birebir çalışıldığı için gün ve saat tercihi yapılabilmektedir size ve hocamıza uygun gün ve saatler ayarlanabilmektedir.

Özel derslerde, derse gelemediğiniz durumlarda ( bir dönem içinde en fazla 3 kez olmak şartıyla) en geç 1 gün önce haber vermek kaydıyla dersinizi iptal edebilirsiniz. Haber verdiğiniz takdirde ders hakkınızı kaybetmezsiniz elbette  telafisi size ve hocamıza uygun gün ve saatte yapılmaktadır.

  1. KLASİK GİTAR DERSİ   : Genel olarak 5 yaşından itibaren herkesin  Klasik Gitar eğitimi alması mümkündür. Özel ders haftada bir gün bir ders saati şeklinde olan eğitime takviye olarak ücretsiz tüm müzik bölümü öğrencilerine açık haftada en az 1 ders saati solfej eğitimi de ücretsiz olarak verilmektedir.
  2. POP GİTAR  DERSİ   :   Genel olarak 5 yaşından itibaren herkesin  Pop Gitar eğitimi alması mümkündür. Özel ders haftada bir gün bir ders saati şeklinde olan eğitime takviye olarak ücretsiz tüm müzik bölümü öğrencilerine açık haftada en az 1 ders saati solfej eğitimi de ücretsiz olarak verilmektedir.
  3. BAS GİTAR   DERSİ :    Genel olarak 8 yaşından itibaren herkesin Bas Gitar eğitimi alması mümkündür. Özel ders haftada bir gün bir ders saati şeklinde olan eğitime takviye olarak ücretsiz tüm müzik bölümü öğrencilerine açık haftada en az 1 ders saati solfej eğitimi de ücretsiz olarak verilmektedir.
  4. ELEKTRO GİTAR  DERSİ :    Genel olarak 8 yaşından itibaren herkesin Elektro Gitar eğitimi alması mümkündür. Özel ders haftada bir gün bir ders saati şeklinde olan eğitime takviye olarak ücretsiz tüm müzik bölümü öğrencilerine açık haftada en az 1 ders saati solfej eğitimi de ücretsiz olarak verilmektedir.
  5. AKUSTİK GİTAR  DERSİ  :    Genel olarak 8 yaşından itibaren herkesin Akustik Gitar eğitimi alması mümkündür. Özel ders haftada bir gün bir ders saati şeklinde olan eğitime takviye olarak ücretsiz tüm müzik bölümü öğrencilerine açık haftada en az 1 ders saati solfej eğitimi de ücretsiz olarak verilmektedir.Jazz gitar,  Perdesiz gitar gibi gitar dersleri de verilmektedir.
  • KEMAN EĞİTİMİ

keman

Alanlarında uzman eğitmenlerimiz tarafından verilen keman kurslarımızın amacı öğrencilerimize müzik sevgisini aşılamak, müzik duygusunu geliştirmek ve beynin mantıksal işleyişini arttırmaktır.

Özel talep olmadığı taktirde bireysel olarak yapılan keman derslerimizde öğrencilerimize keman tarihçesi, nota ve ritim bilgileri, keman çalım teknikleri aktarılmaktadır. Her öğrencinin seviyesi uygun olarak oluşturulmuş programlarımız ile birlikte dünyada kabul görmüş seçkin keman eserlerini tanıtarak öğrencilerimizin iyi bir keman eğitimi alması başlıca amaçlarımızdandır.

Keman yaylı çalgılar ailesinden ve perdesiz bir enstrümandır. Kemanın perdesiz olma özelliğinden dolayı diğer enstrümanlara göre müzikal kulak daha da önem kazanmaktadır. Bu yüzden kursumuzun sağladığı ücretsiz 10-15 dakikalık tanışma derslerimizde eğitmenlerimiz tarafından gerçekleştirilen kulak ve ritim testlerinden yararlanabilirsiniz.

5 yaştan itibaren her yaşa yönelik eğitim programı uygulanmaktadır.

Ayrıca kursumuzda Konservatuar, Eğitim Fakültelerinin Müzik Bölümleri, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri programlarının sınavlarına girmek isteyen öğrencilerimiz için düzenli ve sistemli bir çalışma programı ile yetenek sınavlarına hazırlanmalarını sağlamaktayız.

Keman derslerimiz haftada 1 gün 45 dk’lık 1 ders saati özel ders şeklinde yapılmaktadır, hocayla birebir çalışıldığı için gün ve saat tercihi yapılabilmektedir size ve hocamıza uygun gün ve saatler ayarlanabilmektedir.

Talepler doğrultusunda 4 kişilik grup derslerde oluşturulabilmektedir.

Özel derslerde, derse gelemediğiniz durumlarda ( bir dönem içinde en fazla 3 kez olmak şartıyla) en geç 1 gün önce haber vermek kaydıyla dersinizi iptal edebilirsiniz. Haber verdiğiniz takdirde ders hakkınızı kaybetmezsiniz elbette  telafisi size ve hocamıza uygun gün ve saatte yapılmaktadır.

 

  • BATERİ EĞİTİMİ

bateri

Alanlarında uzman eğitmenlerimiz tarafından verilen Bateri (Davul)  kurslarımızın amacı öğrencilerimize müzik sevgisini aşılamak, müzik duygusunu geliştirmek ve beynin mantıksal işleyişini arttırmaktır.

Özel talep olmadığı taktirde bireysel olarak yapılan Bateri(Davul) derslerimizde öğrencilerimize Bateri(Davul)’nin tarihçesi, nota ve ritim bilgileri, Bateri(Davul)  çalım teknikleri aktarılmaktadır. Her öğrencinin seviyesi uygun olarak oluşturulmuş programlarımız ile birlikte dünyada kabul görmüş seçkin Bateri(Davul)  eserlerini tanıtarak öğrencilerimizin iyi bir Bateri(Davul)  eğitimi alması başlıca amaçlarımızdandır.

Bateri(Davul) vuralı çalgılar ailesinden bir enstrümandır. Bateri(Davul) özelliğinden dolayı diğer enstrümanlara göre ritm duygusu daha da önem kazanmaktadır. Bu yüzden kursumuzun sağladığı ücretsiz10-15 dakikalık tanışma derslerimizde eğitmenlerimiz tarafından gerçekleştirilen kulak ve ritim testlerinden yararlanabilirsiniz.

Ayrıca kursumuzda Konservatuar, Eğitim Fakültelerinin Müzik Bölümleri, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri programlarının sınavlarına girmek isteyen öğrencilerimiz için düzenli ve sistemli bir çalışma programı ile yetenek sınavlarına hazırlanmalarını sağlamaktayız.

6 yaştan itibaren her yaşa yönelik eğitim programı uygulanmaktadır.

Bateri(Davul) derslerimiz haftada 1 gün 45 dk’lık 1 ders saati, özel ders şeklinde yapılmaktadır, hocayla birebir çalışıldığı için gün ve saat tercihi yapılabilmektedir size ve hocamıza uygun gün ve saatler ayarlanabilmektedir.

Özel derslerde, derse gelemediğiniz durumlarda ( bir dönem içinde en fazla 3 kez olmak şartıyla) en geç 1 gün önce haber vermek kaydıyla dersinizi iptal edebilirsiniz. Haber verdiğiniz takdirde ders hakkınızı kaybetmezsiniz elbette  telafisi size ve hocamıza uygun gün ve saatte yapılmaktadır.

 

  • ŞAN EĞİTİMİ

san-egitimi

Alanlarında uzman eğitmenlerimiz tarafından verilen Şan / Ses Terapisi kurslarımızın amacı öğrencilerimize müzik sevgisini aşılamak, müzik duygusunu geliştirmek ve beynin mantıksal işleyişini arttırmaktır. Elbette Ses Terapisinin amacı bu eylemlerin dışında kişide var olan ses teli bozuklukları ile bunların yol açtığı fiziki çalışma, alıştırma ve tekniklerle giderilebilecek, diyafram, nefes v.b. bozuklukların düzeltilmesi ve daha iyi vurgu, ses ve ses tonu yakalama ve daha uzun konuşma veya ses bozukluklarını öğrencinin hedefleri ve terapinin amaçları doğrultusunda  çalışmalar yapımasıdır..

Aksi talep edilmedikçe bireysel olarak yapılan Şan / Ses Terapisi derslerimizde öğrencilerimize, nota ve ritim bilgileri, ses/ses tellerinin kullanım teknikleri aktarılmaktadır. Her öğrencinin seviyesi ve durumuna uygun olarak oluşturulmuş programlarımız ile iyi bir Şan / Ses Terapisi eğitimi alması başlıca amaçlarımızdandır. Belli bir seviyeden sonra öğrencilerin dinlediği müzik tarzı da göz önüne alınarak sevdiği parçalarda çalışılmakta veya ses bozuklukları kendi gayretleri ile giderilebilmektedir.

Kursumuzun sağladığı ücretsiz 10-15 dakikalık tanışma derslerimizde eğitmenlerimiz tarafından gerçekleştirilen kulak, ritim ve ses testlerinden yararlanabilirsiniz.

Ayrıca kursumuzda Konservatuar, Eğitim Fakültelerinin Müzik Bölümleri, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri programlarının sınavlarına girmek isteyen öğrencilerimiz için düzenli ve sistemli bir çalışma programı uygulamaktadır.

14 yaştan itibaren her yaşa yönelik eğitim programı uygulanmaktadır.

Şan / Ses Terapisi  derslerimiz haftada 1 gün 45 dk lık 1 ders saati özel ders şeklinde yapılmaktadır, hocayla birebir çalışıldığı için gün ve saat tercihi yapılabilmektedir size ve hocamıza uygun gün ve saatler ayarlanabilmektedir. Arzu edildiği taktirde gün ve ders sayısı elbette artırılabilir.

Özel derslerde derse gelemediğiniz durumlarda ( bir dönem içinde 3 kez olmak şartıyla) en geç 1 gün önce haber vermek kaydıyla dersinizi iptal edebilirsiniz haber verdiğiniz takdirde ders hakkınızı kaybetmezsiniz. Dersin telafisi size ve hocamıza uygun gün ve saatte yapılır.

 

  • BAĞLAMA EĞİTİMİ

baglama-egitimi2

Alanlarında uzman eğitmenlerimiz tarafından verilen Bağlama  kurslarımızın amacı öğrencilerimize müzik sevgisini aşılamak, müzik duygusunu geliştirmek ve beynin mantıksal işleyişini arttırmaktır.

Özel talep olmadığı taktirde bireysel olarak yapılan bağlama derslerimizde öğrencilerimize bağlama’nın tarihçesi, nota ve ritim bilgileri, bağlama çalım teknikleri aktarılmaktadır. Her öğrencinin seviyesi uygun olarak oluşturulmuş programlarımız ile birlikte dünyada kabul görmüş seçkin bağlama eserlerini tanıtarak öğrencilerimizin iyi bir bağlama eğitimi alması başlıca amaçlarımızdandır.

Bağlama (Saz) bağlama özelliğinden dolayı diğer enstrümanlara göre ritm duygusu daha da önem kazanmaktadır. Bu yüzden kursumuzun sağladığı ücretsiz 10-15 dakikalık tanışma derslerimizde eğitmenlerimiz tarafından gerçekleştirilen kulak ve ritim testlerinden yararlanabilirsiniz.

Ayrıca kursumuzda Konservatuar, Eğitim Fakültelerinin Müzik Bölümleri, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri programlarının sınavlarına girmek isteyen öğrencilerimiz için düzenli ve sistemli bir çalışma programı ile yetenek sınavlarına hazırlanmalarını sağlamaktayız.

7 yaştan itibaren her yaşa yönelik eğitim programı uygulanmaktadır.

Bağlama (Saz)  derslerimiz haftada 1 gün 45 dk’lık 1 ders saati, özel ders şeklinde yapılmaktadır, hocayla birebir çalışıldığı için gün ve saat tercihi yapılabilmektedir size ve hocamıza uygun gün ve saatler ayarlanabilmektedir.

Özel derslerde derse gelemediğiniz durumlarda ( bir dönem içinde 3 kez olmak şartıyla) en geç 1 gün önce haber vermek kaydıyla dersinizi iptal edebilirsiniz haber verdiğiniz takdirde dersiniz yanmaz,  telafisi size ve hocamıza uygun gün ve saatte yapılır.

 

  • AKORDEON EĞİTİMİ

akordeonAlanlarında uzman eğitmenlerimiz tarafından verilen Akordeon kurslarımızın amacı öğrencilerimize müzik sevgisini aşılamak, müzik duygusunu geliştirmek ve beynin mantıksal işleyişini arttırmaktır.

Aksi talep edilmedikçe bireysel olarak yapılan Akordeon derslerimizde öğrencilerimize Akordeon tarihçesi, nota ve ritim bilgileri, Akordeon çalım teknikleri aktarılmaktadır. Her öğrencinin seviyesi uygun olarak oluşturulmuş programlarımız ile iyi bir Akordeon eğitimi alması başlıca amaçlarımızdandır. Belli bir seviyeden sonra öğrencilerin dinlediği müzik tarzı da göz önüne alınarak sevdiği parçalarda çalışılmaktadır.

Kursumuzun sağladığı ücretsiz 10-15 dakikalık tanışma derslerimizde eğitmenlerimiz tarafından gerçekleştirilen kulak ve ritim testlerinden yararlanabilirsiniz.

Ayrıca kursumuzda Konservatuar,  Eğitim Fakültelerinin Müzik Bölümleri, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri programlarının sınavlarına girmek isteyen öğrencilerimiz için düzenli ve sistemli bir çalışma programı uygulamaktadır.

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’nun Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir kurs olmasına rağmen M.E.B. sertifikasını destek programı olmamasından dolayı Akordeon dalında resmi belge değil katılım belgesi verebilmekteyiz.

10 yaştan itibaren her yaşa yönelik eğitim programı uygulanmaktadır.

Akordeon derslerimiz haftada 1 gün 45 dk lık 1 ders saati özel ders şeklinde yapılmaktadır, hocayla birebir çalışıldığı için gün ve saat tercihi yapılabilmektedir size ve hocamıza uygun gün ve saatler ayarlanabilmektedir.

Özel derslerde derse gelemediğiniz durumlarda ( bir dönem içinde 3 kez olmak şartıyla) en geç 1 gün önce haber vermek kaydıyla dersinizi iptal edebilirsiniz haber verdiğiniz takdirde ders hakkınızı kaybetmezsiniz. Dersin telafisi size ve hocamıza uygun gün ve saatte yapılır.

 

  • VİYOLONSEL EĞİTİMİ

cello

Alanlarında uzman eğitmenlerimiz tarafından verilen Viyolonsel (Çello)   kurslarımızın amacı öğrencilerimize müzik sevgisini aşılamak, müzik duygusunu geliştirmek ve beynin mantıksal işleyişini arttırmaktır.

Özel talep olmadığı taktirde bireysel olarak yapılan Viyolonsel (Çello)   derslerimizde öğrencilerimize Viyolonsel (Çello)’in tarihçesi, nota ve ritim bilgileri, Viyolonsel (Çello)   çalım teknikleri aktarılmaktadır. Her öğrencinin seviyesi uygun olarak oluşturulmuş programlarımız ile birlikte dünyada kabul görmüş seçkin Viyolonsel (Çello)  eserlerini tanıtarak öğrencilerimizin iyi bir Viyolonsel (Çello)   eğitimi alması başlıca amaçlarımızdandır.

Viyolonsel (Çello) yaylı çalgılar ailesinden ve perdesiz bir enstrümandır. Viyolonsel (Çello) perdesiz olma özelliğinden dolayı diğer enstrümanlara göre müzikal kulak daha da önem kazanmaktadır. Bu yüzden kursumuzun sağladığı ücretsiz 10-15 dakikalık tanışma derslerimizde eğitmenlerimiz tarafından gerçekleştirilen kulak ve ritim testlerinden yararlanabilirsiniz.

Ayrıca kursumuzda Konservatuar, Eğitim Fakültelerinin Müzik Bölümleri, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri programlarının sınavlarına girmek isteyen öğrencilerimiz için düzenli ve sistemli bir çalışma programı ile yetenek sınavlarına hazırlanmalarını sağlamaktayız.

13 yaştan itibaren her yaşa yönelik eğitim programı uygulanmaktadır.

Viyolonsel (Çello)    derslerimiz haftada 1 gün 45 dk’lık 1 ders saati, özel ders şeklinde yapılmaktadır,hocayla birebir çalışıldığı için gün ve saat tercihi yapılabilmektedir. Size ve hocamıza uygun gün ve saatler ayarlanabilmektedir.

Özel derslerde derse gelemediğiniz durumlarda ( bir dönem içinde 3 kez olmak şartıyla) en geç 1 gün önce haber vermek kaydıyla dersinizi iptal edebilirsiniz haber verdiğiniz takdirde dersiniz yanmaz,  telafisi size ve hocamıza uygun gün ve saatte yapılır.

 

  • SOLFEJ EĞİTİMİ

solfej-egitimi

Bir müzik parçasının notalarını, do, re, mi gibi tek sesli adlarla okuyarak seslendirmeye solfej denir.

Genel anlamda müzik eğitimi veren özel kurum ve kuruluşlar uygulamalı ders vermekle beraber solfej eğitimini ne yazık ki gözardı etmektedirler. Pek çok sanat alanında eğitim veren kurumumuz  müziğin ayrılmaz parçası olan solfej eğitimi ile desteklediği müzik kurslarını öğrencilerimizin daha iyi kavraya bilmesi amacıyla özellikle Eylül ayından itibaren ücretsiz solfej eğitimi koymuştur.

Mümkün olduğunca yaş ve seviyelere göre ayrılan öğrencilerimize ücretsiz solfej dersleri ocak ayına kadar enazn 4 farklı grup olarak süreç içerisinde açılmaktadır. Solfej eğitiminin öneminin farkında olan kursumuz bünyesinde açılan öğrencilerimize özel ücretsiz solfej dersleri içersinde enaz bir grup okul öncesi yaştaki çocuklarımız içindir. Öğrencilerimizin elbette solfej derslerine devam zorunluluğu olmamakla beraber kurum olarak kesinlikle öğrencinin ena bir solfej grubunu rutin olarak takip etmesini önermekteyiz.

İsteyen öğrencilerimiz birden çok solfej grubuna katılabilmektedir. Solfej eğitimlerinin gün ve saatleri kurum tarafından belirlenip ilan edilmektedir. Genel olarak eylül ayından başlamak üzere ocak ayına kadar her ay bir solfej grubu açılmaya çalışılmaktadır.

Bu anlamıyla solfej, bir müzik parçasının notalarını okumak ya da çalmak ile özdeştir. Müzik öğretiminde bu amaçla yapılan çalışmaya da solfej denir.

Elbette Akademi ve Güzel sanatlar Liselerinin Müzik bölümlerine hazırlanan öğrenciler arzu ettikleri taktirde ücretli ve özel olarak solfej dersi de alabilmektedir.

 

  • FLÜT EĞİTİMİ

yanflutAlanlarında uzman eğitmenlerimiz tarafından verilen Flüt kurslarımızın amacı öğrencilerimize müzik sevgisini aşılamak, müzik duygusunu geliştirmek ve beynin mantıksal işleyişini arttırmaktır.

Aksi talep edilmedikçe bireysel olarak yapılan Flüt derslerimizde öğrencilerimize Flüt tarihçesi, nota ve ritim bilgileri, Flüt çalım teknikleri aktarılmaktadır. Her öğrencinin seviyesi uygun olarak oluşturulmuş programlarımız ile iyi bir Flüt eğitimi alması başlıca amaçlarımızdandır. Belli bir seviyeden sonra öğrencilerin dinlediği müzik tarzı da göz önüne alınarak sevdiği parçalarda çalışılmaktadır.

Kursumuzun sağladığı ücretsiz 10-15 dakikalık tanışma derslerimizde eğitmenlerimiz tarafından gerçekleştirilen kulak ve ritim testlerinden yararlanabilirsiniz.

Ayrıca kursumuzda Konservatuar,  Eğitim Fakültelerinin Müzik Bölümleri, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri programlarının sınavlarına girmek isteyen öğrencilerimiz için düzenli ve sistemli bir çalışma programı uygulamaktadır.

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’nun Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir kurs olmakla beraber Flüt (Yan flüt)kurslarında katılım belgesi verilebilmektedir.

12 yaştan itibaren her yaşa yönelik eğitim programı uygulanmaktadır.

Flüt derslerimiz haftada 1 gün 45 dk lık 1 ders saati özel ders şeklinde yapılmaktadır, hocayla birebir çalışıldığı için gün ve saat tercihi yapılabilmektedir size ve hocamıza uygun gün ve saatler ayarlanabilmektedir.

Özel derslerde derse gelemediğiniz durumlarda ( bir dönem içinde 3 kez olmak şartıyla) en geç 1 gün önce haber vermek kaydıyla dersinizi iptal edebilirsiniz haber verdiğiniz takdirde ders hakkınızı kaybetmezsiniz. Dersin telafisi size ve hocamıza uygun gün ve saatte yapılır.

 

 

  •    KLARNET EĞİTİMİ

 

klarnet15 yaşından itibaren herkese Klarnet eğitimi vermekteyiz. Eğitimimiz tercihe göre birebir ders biçimindedir. Özel ders haftada bir gün bir ders saati olarak yapılmaktadır. Yeni öğrenenler için nota, solfej ve armoni ile başlayan eğitim, her ders enstrümanın imkânlarını öğrenme ve daha profesyonel parçaların çalışılması olarak devam etmektedir. En az dört aylık bir eğitimin sonunda öğrenci bir etkinliğimizde bir parça çalacak düzeye gelebilmektedir.

Eğitmenlerimiz konservatuvar mezunu olup pek çok konserde görev almış, ünlü gruplarla çalışmış ve bu görevlerini hâlâ sürdürmektedirler.

 

  • SAKSAFON EĞİTİMİ

saksafon-egiitmiAlanlarında uzman eğitmenlerimiz tarafından verilen Saksafon kurslarımızın amacı öğrencilerimize müzik sevgisini aşılamak, müzik duygusunu geliştirmek ve beynin mantıksal işleyişini arttırmaktır.

Aksi talep edilmedikçe bireysel olarak yapılan Saksafon derslerimizde öğrencilerimize Saksafon tarihçesi, nota ve ritim bilgileri, Saksafon çalım teknikleri aktarılmaktadır. Her öğrencinin seviyesi uygun olarak oluşturulmuş programlarımız ile iyi bir Saksafon eğitimi alması başlıca amaçlarımızdandır. Belli bir seviyeden sonra öğrencilerin dinlediği müzik tarzı da göz önüne alınarak sevdiği parçalarda çalışılmaktadır.

Kursumuzun sağladığı ücretsiz 10-15 dakikalık tanışma derslerimizde eğitmenlerimiz tarafından gerçekleştirilen kulak ve ritim testlerinden yararlanabilirsiniz.

Ayrıca kursumuzda Konservatuar,  Eğitim Fakültelerinin Müzik Bölümleri, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri programlarının sınavlarına girmek isteyen öğrencilerimiz için düzenli ve sistemli bir çalışma programı uygulamaktadır.

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’nun Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir kurs olmakla beraber Saksafon  kurslarında katılım belgesi verilebilmektedir.

12 yaştan itibaren her yaşa yönelik eğitim programı uygulanmaktadır.

Saksafon derslerimiz haftada 1 gün 45 dk lık 1 ders saati özel ders şeklinde yapılmaktadır, hocayla birebir çalışıldığı için gün ve saat tercihi yapılabilmektedir size ve hocamıza uygun gün ve saatler ayarlanabilmektedir.

Özel derslerde derse gelemediğiniz durumlarda ( bir dönem içinde 3 kez olmak şartıyla) en geç 1 gün önce haber vermek kaydıyla dersinizi iptal edebilirsiniz. Haber verdiğiniz takdirde ders hakkınızı kaybetmezsiniz. Dersin telafisi size ve hocamıza uygun gün ve saatte yapılır.

 

  • UD EĞİTİMİ

ud-egitimi

lanlarında uzman eğitmenlerimiz tarafından verilen Ud / Ut kurslarımızın amacı öğrencilerimize müzik sevgisini aşılamak, müzik duygusunu geliştirmek ve beynin mantıksal işleyişini arttırmaktır.

Özel talep olmadığı taktirde bireysel olarak yapılan Ud / Ut derslerimizde öğrencilerimize Ud / Ut tarihçesi, nota ve ritim bilgileri, Ud / Ut çalım teknikleri aktarılmaktadır. Her öğrencinin seviyesi uygun olarak oluşturulmuş programlarımız ile birlikteülkemizde kabul görmüş seçkin Ud / Ut eserlerini tanıtarak öğrencilerimizin iyi bir Ud / Ut eğitimi alması başlıca amaçlarımızdandır.

Ud / Ut geleneksel müzik aletlerimizden olup özellikle sanat müziği olarak tabir edilen müzik türümüzde oldukça yoğun kullanılmaktadır. Bu yüzden kursumuzun sağladığı ücretsiz 10-15 dakikalık tanışma derslerimizde eğitmenlerimiz tarafından gerçekleştirilen kulak ve ritim testlerinden yararlanabilirsiniz.

Ayrıca kursumuzda Eğitim Fakültelerinin Müzik Bölümleri, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri programlarının sınavlarına girmek isteyen öğrencilerimiz için düzenli ve sistemli bir çalışma programı ile yetenek sınavlarına hazırlanmalarını sağlamaktayız.

8 yaştan itibaren her yaşa yönelik eğitim programı uygulanmaktadır.

Talepler doğrultusunda 4 kişilik grup derslerde oluşturulabilmektedir.

 

  • KANUN EĞİTİMİ

kanun-egitimiAlanlarında uzman eğitmenlerimiz tarafından verilen Kanun kurslarımızın amacı öğrencilerimize müzik sevgisini aşılamak, müzik duygusunu geliştirmek ve beynin mantıksal işleyişini arttırmaktır.

Aksi talep edilmedikçe bireysel olarak yapılan Kanun derslerimizde öğrencilerimize Kanun tarihçesi, nota ve ritim bilgileri, Kanun çalım teknikleri aktarılmaktadır. Her öğrencinin seviyesi uygun olarak oluşturulmuş programlarımız ile iyi bir Kanun eğitimi alması başlıca amaçlarımızdandır. Belli bir seviyeden sonra öğrencilerin dinlediği müzik tarzı da göz önüne alınarak sevdiği parçalarda çalışılmaktadır.

Kursumuzun sağladığı ücretsiz 10-15 dakikalık tanışma derslerimizde eğitmenlerimiz tarafından gerçekleştirilen kulak ve ritim testlerinden yararlanabilirsiniz.

Ayrıca kursumuzda Konservatuar,  Eğitim Fakültelerinin Müzik Bölümleri, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri programlarının sınavlarına girmek isteyen öğrencilerimiz için düzenli ve sistemli bir çalışma programı uygulamaktadır.

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’nun Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir kurs olmasından dolayı verdiğimiz eğitimlerin sonunda Milli Eğitim Bakanlığı onaylı belge vermekteyiz.

10 yaştan itibaren her yaşa yönelik eğitim programı uygulanmaktadır.

Kanun derslerimiz haftada 1 gün 45 dk lık 1 ders saati özel ders şeklinde yapılmaktadır, hocayla birebir çalışıldığı için gün ve saat tercihi yapılabilmektedir size ve hocamıza uygun gün ve saatler ayarlanabilmektedir.


 

dans-egitimi DANS EĞİTİMİ


  • BALE EĞİTİMİ

bale-egitimi

Bir gösteri sanatı olarak genellikle müzik eşliğinde dekor ve sahne giysileriyle sunulan son derece titiz bir danstır.

Bir bale dans müzik ve tasarımla dramatik bir öykü anlatabilir ya da hiç bir öykü olmadan yalnızca müziğin dans aracılığıyla bir yorumu biçiminde sunulabilir.

Bale ilk olarak İtalya’da rönesans döneminden görülmektedir. Mim sanatçılarının ortaçağ ve rönesans tiyatro gösterilerinde ve geleneksel halk gösterilerindeki dans adımları bugünkü balenin temellerini oluşturur.

Fransa’da Henry IV tarafından desteklenen bale tüm Avrupa’ya, oradan da 16. ve 17.yüzyılın sonlarında da Danimarka ve Isveç’e kadar yayılmıştır.

Balenin altın çağı kendisi de iyi bir dansçı olan Louis XIX döneminde başlamıştır. Fransızlar ve Rusların bale sanatının gelişmesinde dansçılık, bestecilik ve koreografi alanında çok büyük katkıları olmuştur.

Bale Okulumuz hakkında : Dersliklerimiz yaş ve eğitim seviyelerine göre enfazla 10 çocuktan oluşmaktadır. Ders süresi haftada bir gün 2 ders saati şeklinde gerçekleşmektedir (Çocukların dikkat toplama süreleri ve bedensel yapabilirlikleri düşünülerek 30 dakika ders 15 dakika ara şeklindedir). Başlangıç yaşı olarak her ne kadar çocuğun kişisel ve bedensel gelişimi göz önüne alınıyorsa da genel olarak ülkemizde 5 yaş ideal kabul edilmektedir.

Yönetmeliklerde belirtilen eğitim sonunda başarılı oldukları taktirde “M.E.B. Kurs Bitirme Sertifikası” alır. Bunun sağladığı bale öğretmenliği yetkisiyle üniversite de öğretim gördükleri branşları dışında ikinci bir meslek daha edinmiş olurlar.

 

  • MODERN DANS EĞİTİMİ

modern_dans

Bugünün Modern Dansı’nın kökleri Almanya ve Amerika’ya dayanmaktadır.Birinci Dünya Savaşı’ndan önceki on yıllık dönemde Amerikalı ve Alman dansçılar birbirlerinden bağımsız olarak, öykülemeci ve gösterişli bale geleneğine karşı çıkan yeni dans biçimleri geliştirdiler.

Ancak Amerikan ve Alman Modern Dans gelenekleri birbirini etkilemeseydi yeni biçimlerin geliştirilmesinden büyük olasılıkla söz edilmeyecekti . Amerika’da yaşayan Kızılderili’lerin geleneksel danslarının varoluşu ve Avrupalıların Salon dansları ve balelerinin bir araya gelmesi ile Amerika’nın Modern Dans anlayışı ortaya çıkmıştır.

Almanya’da da otuzlu yıllarda birçok Alman dansçı Amerika’ya göç etmiş ve Amerikan modern dansının gelişimine katkıda bulunmuşlardır. İsadora Duncan, Ruth St Denis ,Ted Shawn, Martha Graham ,Merce Cunningham, Paul Taylor gibi isimler de Modern Dansa yeni bir boyut getirmiştir.

Ders mantığı :

Modern Dans, bir şeyleri kalıplar içinde görmek yerine, bu kalıpları kırarak, yaratıcılığı ön plana çıkaran ve sanatçının kendinden bir şeyler katabileceği kompozisyonlar haline getirmeyi amaçlar . Bu durumda Modern dans, sadece kalıpların kırılması fikriyle yola çıkmayıp , özüne yoğunlukla Baleden ,müzikten,tiyatrodan , kısacası sanatın her dalından her parçayı alarak yaratıcılığın enginliği içinde birbirine harmanlamayı hedeflemektedir.

Derslerimiz Haftada bir gün 2 ders saati şeklinde olmaktadır. Sınıflarımız en fazla 5 kişilik öğrenci gruplarından oluşmaktadır.

Haftanın her günü 09.00-22.00 saatleri arasında hizmet vermekteyiz.

 

  • LATİN DANSLARI EĞİTİMİ

arjantin-tangoSALSA

Salsa dansı Karayipler kökenli olduğu varsayılan, salsa adıyla belirtilen müzik türleri eşliğinde çiftler halinde veya grupça icra edilen, Latin Amerika’nın ve ABD’nin modern bir dansıdır. Salsa dansı Latin dansları kapsamında ele alınır. Önceleri yalnızca Latin Amerika halkları arasında yaygın olan bu müzik türü, Karayipler’den ABD’ye göçenler sayesinde ABD’de de yaygınlık kazanmış ve salsa dansı özellikle 1980’lerden sonra tüm dünyada tanınır ve uygulanır duruma gelmiştir. Günümüzdeki salsa dansı Afrika, Karayip ve Avrupa stillerinin, dans ve müzik unsurlarının bir karışımı olarak nitelenir.
1950’lerde mambonun modernizasyonu salsanın oluşumunda önemli bir etken olmuştur. Salsanın kökeni Küba olarak kabul edilmekle birlikte, Küba’nın Kuzey Amerika’daki etkisi Fidel Castrove Che Guevara’nın Küba’daki devriminden ve Küba’ya ABD ambargosunun uygulanmasından sonra azalmıştır. Bir “serbest stil” dansı olan salsa, rutin hareketlere bağlı kalınmaksızın doğaçlama olarak yapılır.

BACHATA

Bachata (baçata) Dominik Cumhuriyeti’nin 4/4 ritimli, romantik bir müzik ve dans türüdür. Daha çok gitarın ön planda olduğu baçata müzikleri vurmalı çalgılar (bongo, maracas, guiro) ve bas gitar eşliğinde üç veya dört gitarla çalınır.

CHA CHA CHA

Cha-cha -cha (ça-ça-ça) Küba kökenli bir Latin Amerika dans ve müzik türüdür. Ça ça ça müziği ilk kez 1953’te Küba’lı viyolonist ve besteci Enrique Jorrin tarafından ortaya koyulmuştur. Bu dansın adı chachachá olarak da yazılır. Ritmi danzon dansındaki dördüncü vuruşa değişiklik getirilerek elde edilmiştir.

RUMBA

Rumba, Latin Amerika danslardan biridir. Aslen İspanyol ve Afrika kökenlidir. Ancak 16. yüzyılda Afrika’dan getirilen köleler aracılığıyla Küba’ya taşınmıştır. Müziği ve hareketleri Küba’yı yansıtır. Yavaş ve zor bir dans türüdür. Bu dansta kalça hareketleri belirgindir. Uluslararası Latin Amerikan dans yarışmalarında sergilenir. Rumba aynı familyada yer alan Ça-Ça-Ça ile bazı benzer özellikler gösterir. Ritmi eşit aralıklı dört sesten oluşur.

 

  • HİP-HOP DANSLARI

hip-hop

Amerika’da kötü koşullarda ve azınlık olarak yaşayan zencilerin gündemden uzaklaşmak ve eğlenmek için oluşturduğu bir kültür ve yaşam tarzıdır. Bu kültür Rap müziği, Graffiti sanatı, Break dansını ve Dj’liği içerir. Hiphop kültürünün doğmasında Blues, Funk, Soul ve Jazz müziğinin etkisi oldukça büyüktür. Son dönemlerde TV.larda yapılan yarışmalar ve programlardan dolayı çocuklar HipHop dansa yoğun ilgi göstermekteler. HipHop dansın yapısına bakıldığında yaşça küçük çocukların tam anlamı ile Hiphop dansı yapmasının gelişimi  ve yaratıcılığı açısından pek fazla önerilmediği görülmektedir. Elbette belirli bir yaşta çocuğun belirli zorluk ve disiplin içeren bir dansla ilgilenmesi vücut ve zeka gelişimine katkısının yüksek olduğu söylenebilir. Fakat bazı durumlarda Hiphop çocuğun gelişim süreci için yeterli olumlu etkiyi yapmayabilir bu anlamda Modern dans destekli  Hip Hop,  gelişim açısından enaz bale kadar faydalı olacağını söylemek hatalı olmasa gerek. Çocukların pek çok çoğunun doğasında var olan hareketliliği ve yaratıcılığı tetikleyen Modern Dans ve Hip Hop destekli olarak yapmalarının daha faydalı olacağı da bir gerçek. Derslerimiz  vücut esnetme ,ısınma ve kondisyon hareketleriyle başlayıp, teknik ve ritmik hareketler in ardından dans koreografisiyle devam etmektedir.

Çocuklarımızın bedensel, zihinsel ve ruhsal gelişimine katkıda bulunan dans eğitimimiz, çocuğumuzun doğru duruş, hareket bilgisi ve müzik kulağının gelişimini de etkilemektedir. Çocukların yaşları göz önüne alınarak haftanın değişik günlerinde farklı saatler de yapılmaktadır.  Çocuklarımız tüm yukarıda sayılan dans hareketlerinin yanı sıra  sosyalleşme konusunda da farkındalığa sahip olmaktadırlar. Derslerimizin yanı sıra çocuklarımız senesonunda etkinliklere çıkmakta bunun yanı sıra da zaman zaman TV. Programlarına da konuk olabilmektedirler.

Derslerimiz : Eğitimimiz haftada bir gün 2 ders saati şeklinde olup çocuklarımız kendi yaş grupları içerisinde değerlendirilmektedir.. . Talepler doğrultusunda hafta sonu ve hafta içi eğitimler mümkündür.

 

  • ORYANTAL

oryantal

Oryantal dans dünyanın bilinen en eski danslarının başında gelir. İslâm öncesi inançları içermektedir. Orijini antik dönemin doğurganlık, bereket kültünde yatar. Tüm antik uygarlıklarda bereketi sembolize eden tanrıçalar görülür. Mesela Mylitta, Isis, Ashtıreth, Ishtar, Hathor, Afrodit, Venüs ve Ceres gibi. Geleneksel olarak yalınayak yapılan bir danstır. Bu dansçının Toprak Ana’yla direk temasının asla kesilmemesine dayanmaktadır.

Oryantal dansı kadın vücudunun özelliklerine göre tasarlanmıştır. Karın kaslarıyla kalça hareketleriyle göğüs hareketleriyle en iyi kadın vücuduna uygundur. Toprağa değen yalın ayaklarla sıkı ve katı bir danstır. İnsan vücudunun akıcı pürüzsüz kompleks ve etkileyici hareketleri çalkalama ve dalgalanma hareketlerinin çeşitliliği ile dansın karakteri ortaya çıkar. Doğu dansları batının adıma dayalı danslarından farklı olarak kasların hareketine dayalı danslardır.

Dolayısıyla adımlar çok narindir ve asla zıplama olmaz toprakla olan temas daima korunur.
Yılan kılıç meşale mum peçe tül baston ya da sopa gibi malzemelerin dansta sıklıkla kullanıldığı görülür. Bunların her birinin birer anlamı olmakla birlikte genel olarak sihri ve ilkel insanın korunma amaçlı kullanımı simgelerler. Bu aletlerin dansta kullanılması yörenin folklorunda da görülür.

Oryantal dans sadece, dans değil aynı zamanda bir anlamda spor ve vücut sağlığını koruma anlamında da değerlendirilebilir.

Kalori yakma ve vücut kıvraklığını kullanma anlamında da faydalıdır.

Derslerimiz :

Eğitimimiz haftada birgün 2 ders saati şeklindedir. Talepler doğrultusunda hafta sonu ve hafta içi eğitimler mümkündür. Sınıflarımız 10 kişi ile sınırlıdır.


 

sahne-sanatlari  SAHNE SANATLARI


tiyatro

Ders Yapısı :  Talepler doğrultusunda Hafta içi veya Hafta sonu olup bir gün 2 ders saati şeklinde işlenmektedir.

Yaş Grupları : 10 Yaş ve üstü şeklinde olup farklı yaş grupları için gruplar oluşturulmaktadır.

Çocuk, Genç ve Yetişkinler için değişik yaş grupları olup 10 yaş ve üzeri tiyatro eğitimi aynı grup içersinde değerlendirilmektedir. Taleplerin genel oluşumuna göre haftanın hangi gün ve saati olacağı belirlenmektedir. Dönem sonunda ise alınacak eğitim eşliğinde enaz bir kez oyun sahneye konacaktır. Elbette M.E.B. Onaylı sertifikanızı da unutmuyoruz!

Tiyatroya dair …

Tiyatronun toplumun eğitimindeki yeri ve önemini düşünürken, tiyatronun öncelikle insanları birbirinden ayıran ve her değeri bir yana savuran ırk, din, dil, politika ayrımı gibi olguları birleştirici etkisini göz ardı etmemeliyiz diye düşünüyorum. Tiyatro, her şeyden önce bu olguları birbirine yaklaştıran, birbirlerine ortak eden her şeyi değerlendirmek gibi bir işlev üstleniyor. Tiyatro insan yaşamında yer alan gülmek, ağlamak, sevinmek, üzülmek, ferahlık duymak, bunalmak; kısacası, kalple, duygularla ilgili her şeyi değerlendiriyor. Tiyatro, ayrıca bütün insanlarda ortak bir kalbin varlığını meydana çıkarmasıyla da topluma hizmet ediyor. Bu bakımdan, tiyatro için rahatlıkla en etkili barış yolu da diyebiliyoruz.

HAYATIN GİZİNİ KAVRAYABİLMEK
Tiyatronun, insanlığın uzak geçmişinden şimdisine ve oradan da sonrasına uzanan uzun bir zaman diliminde, her yaşa, her mesleğe, her dine, her dile, her ırka oyundaşlık etme fırsatı veren bir sanat türü olduğunu da söyleyebiliriz. Bir anlık karanlığın ardından aydınlanan sahne, oyun evrenine açılan perde, oyuncular, gerçeğin benzeri ama aynısı olmayan dekor, hepsi bir oyunun kuralları çerçevesinde bir araya gelmiş şeyler. Tiyatro hayatın aynası, evet; ama asla kendisi değil. Oysa, örneğin sinema, tiyatronun aksine, gerçeği yansıttığı oranda başarılı sayılmakta. Bilinç düzeyi oyun oynama evresinden, oyun seyretme noktasına ulaşmış her insan, tiyatronun gizemli ortamında, bir süreliğine uzaklaşırken hayattan, daha güçlü olarak dönebilecek donanımları da elde etmiş sayılıyor. Hayatın gizini, daha çok bir tiyatro sahnesinin derinliğinde kavrayabiliyoruz.

TOPLUMUN EĞİTİMİNDE TİYATRONUN ROLÜ
Tiyatro yolu ile eğitme, tiyatronun eğitici ve zevk verici olması, eğlendirirken eğitmesi, öğretirken-eğlendirmesi, tiyatro sanatının başlangıcından beri tartışılmış, savunulmuş bir düşünce tarzı. Yazarların, sahneye koyucuların, oyunları hakkında yaptıkları açıklamalarda öncelikle seyirciye ne öğretmek istediklerini belirlediklerini daha önce öğrenmiştim, biliyorum. Tiyatronun etkili bir sanat dalı olduğu, insanın ve toplumun eğitiminde bu etkinlikten yararlanılması gerektiği düşüncesinin çeşitli biçimlerde tekrarlandığını bir büyüğüm öğretti bana. Yalnız, öğretilmesi istenen gerçekler, eğitilmesi istenen görüşler dönemden döneme değişmekteymiş. Her dönemin tiyatrosu kendini besleyen kaynağın yeğlediği yönde bir eğitimi amaçlarmış. Klasik tiyatro, geleneklerin, inançların, ahlak değerlerinin doğrultusunda tutucu bir eğitime yönelir; romantik tiyatro birey hakkını, özgür vicdanı savunurmuş. Gerçekçi tiyatro, örtülü çirkinlikleri bilimin ışığında incelemeye çalışır, öncü tiyatrolar toplumun kabuk bağlamış yaralarını deşermiş. Bütün bunları hep o büyüğümden öğrendim. Tiyatronun, sanatsal etkinliği yanında böylesine görevleri üstlenmesi ne kadar saygıya değer değil mi? Bu bağlam içinde çocuk tiyatrosunun eğiticiliği ve öğreticiliği de elbette doğal sayılmalı.

ÇOCUĞUMUZ İÇİN TİYATRO
Sözünü ettiğim büyüğüm, eğitilmek istenen çocuğun yaşının, anlayış gücünün, ruhsal durumunun, yaşantısının, bilgi ve görgüsünün, içinde bulunduğu ekonomik durumun, kültürel özelliklerin bilinmesi gerektiğini bana anlattı. Yapılan eğitimin günlük yaşam ile uzlaşıp uzlaşmadığı, çocuğu çelişkiye düşürüp düşürmediğinin araştırılması gerektiğini söyledi. Çocuğu aile ilişkilerinde, okul yaşamında, arkadaşları ile ilişkisinde uyumsuzluğa götürebilecek bir eğitim, kendi içinde ne kadar haklı nedenlere dayanırsa dayansın, ne kadar doğru düşünülmüş olursa olsun, yarar yerine zarar verecekmiş, öyle söyledi. “Doğru bildiklerimize ne kadar inanıyor, onları ne ölçüde koruyup savunuyorsak, tiyatrocu yöneldiği çocuk seyirciyi de o ölçüde sevmeli, ona inanmalı, onu esirgemeli,” dedi. Çocuk olan insanı incitmemek, inandığımız ilkeden sapmamak kadar önemli olmalıymış. Çocuk taşıyamayacağı kadar ağır bir düşünce yükü altında ezilmemeli, yaşamı ile uzlaştıramayacağı görüşlerle şaşırtılmamalıymış. Büyüğüm; çocuk tiyatrosunun, büyükler için yapılan tiyatrodan daha zor olmasının, daha çok çaba gerektirmesinin nedenleri olarak bunları sıraladı. “Doğumda bir bebeğin mikrop kapmamasına nasıl dikkat ediliyorsa, bebeğe verilen sütün pastörize olmasına nasıl özen gösteriliyorsa, çocuk hastalıklara karşı nasıl korunuyor, büyümesini engelleyecek ağır işlerde çalıştırılması nasıl yasaklanıyorsa, yapacağı sporun niteliği nasıl yaşına göre saptanıyor, beden gelişiminin doğru olmasına çalışılıyorsa, tiyatro yolu ile eğitilirken aynı ölçüde titiz davranmak, ruhsal gelişimini dikkate almak gerekir.” Aynen böyle dedi büyüğüm.

HANGİ TÜR TİYATRO YEĞLENMELİ
Bence bizler için en yararlı tiyatro, bizlere sevinmesini öğreten, içimizde biriken enerjiyi istediğimiz gibi kullanmamızı sağlayan, bizleri sevgi ile besleyen, içten güçlendiren tiyatro oyunları olmalı.

Gelin tiyatroda sevinelim, yaşamanın, sevmenin, dayanışmanın tadına varalım.

Yaşamayı ve yaşatmayı, mutlu olmayı ve mutlu etmeyi öğrenelim.

 

  • YARATICI DRAMA

yaratici-drama

Yaratıcı Drama dersimiz Talepler doğrultusunda haftada bir gün 2 ders saati şeklinde işlenmektedir.

Eğitici/Yaratıcı drama çoğu zaman Tiyatro Eğitimi ile karıştırılmaktadır. Tiyatronun unsurları da kullanılmakla beraber tek başına tiyatro eğitimi Çocuklar için Eğitici/ Yaratıcı Dramanın asla yerini tutamaz. Konusunda yetkin ve yeterli eğitim almamış kişilerin eğitici drama eğitimi vermesi kabul edilmez ve çocuğun gelişimi açısından sakıncalıdır. Bu bağlamda yetkin eğitmenler eşliğinde yaratıcı/eğitici drama kursumuza bekliyoruz. Her eğitim döneminin sonunda eğitmen uygun gördüğü taktirde sene sonunda bir etkinlikte öğrencilerimiz yer alacaklardır. Fakat asıl hedef sene sonu gösterisi değil çocuğumuzun aşağıda belirtilen doğrultuda eğitim almasıdır.

 

  • DİKSİYON

diksiyon

Diksiyonu şöyle tanımlayabiliriz: 

Diksiyon duygu ve düşünceleri ifade ederken sözcüklerin ses özelliklerine uygun olarak, vurgu ve tonlama kriterleri içerisinde doğru bir üslupla konuşma sanatıdır. Fonetiği tamamlayan bir unsur olarak konuşma sanatını ve tekniklerini inceler.

Diksiyonun temeli ses dediğimiz iletişim aracını doğru kullanmak ve sözleri söylerken düzgün telaffuz etmek üzerine kuruludur. Jest ve mimikleri de kapsayarak özellikle tiyatro ve diğer sahne sanatları ile sinema ve televizyonda metinlerin yanlışsız okunması amaçtır. Ayrıca topluluk önünde konuşma gibi durumlarda ve yöneticilik gibi pozisyonlarda bulunan kişilerin başvurduğu bir eğitimdir. Elbette sadece bu meslek grupları için değil aynı zamanda toplumsal iletişim halinde olan tüm meslek grupları için doğru zamanda doğru telaffuz ve doğru iletişim için diksiyon eğitimi önemlidir. Öğrencilikten tutunda yöneticiliğe, hizmet sektörü işveren veya çalışan kişilerin veya yöresel ağızlarla konuşan tüm kişilerin diksiyon eğitimine ihtiyacı vardır. 

Doğru iletişim için doğru diksiyon!

Diksiyon Eğitimi Nasıl Verilir?

Çeşitli kurslarda ve okullarda konuşma sanatının eğitimini alabilirsiniz. Alanında uzman eğitmenlerin yapabileceği ciddilikte olan bu eğitim çeşitli dallara ayrılır.

Öğrencilere öncelikle;

  • Soluma
  • Fonetik (söyleyiş)
  • Artikülasyon (boğumlama)
  • Vurgu
  • İletme gücü temelinde eğitimler verilir.

Amaç öncelikle kişilerin diyaframlarını kontrol etmelerini sağlamak, ses çıkış kaynaklarını ve nasıl kullanmaları gerektiğini öğretmektir. Sonrasında ses tonu ayarlama ve vurgulama konuları incelenir.

Öğrencilerin kelimeleri jest ve mimiklerle anlamlandırmaları sağlanır. Konuşurken akıcılık, doğru bir üslup kazandırmak amaçtır.

Diksiyon Dersleri

Diksiyon eğitimi kısa süreli bir eğitim değildir. Kısa sürede yapılan eğitimlerin diksiyonun düzelmesi anlamında katkıda bulunacağına inanmak gerçekçi değildir. Gerek diksiyon eğitiminde kullanılan organların, gerekse dikkat edilmesi gereken işlemlerin istem dışı ve kalıcı hale gelebilmesi için gerek eğitim sürecinde gerekse eğitim dışında öğrenci tarafından tekrarlanması gerekmektedir. Unutulmamalı ki emek ve çaba harcanmayan hiç bir eğitim amacına ulaşamaz.

Genel anlamda diksiyon eğitiminde ayrıntı bazında farklılıklar olsa dahi  şu eğitimler ve içerikler konu edilir.

  • Ses eğitimi
  • Kelime eğitimi
  • Söz akımı
  • Anlatım
  • Hitap
  • İletişim kurma teknikleri
  • Doğaçlama
  • Dil, zeka ve akıl ilişkisi
  • Dil – kültür ilişkisi

Diksiyon Eğitiminin Faydaları

Doğru ve eksiksiz konuşmak için alınan diksiyon derslerinin kişilere düzgün konuşmanın yanında pek çok faydası bulunmaktadır. Sesini ve bedenini olması gerektiği gibi kullanan bireyler yetiştirmeyi amaçlayan eğitimlerin diğer faydaları ise;

  • Doğru nefes alıp vermeyi öğretir.
  • Tonlama ve vurgu kurallarını öğretir.
  • Kişinin iletişim becerilerini geliştirir.
  • Sesin nasıl etkileyici bir biçimde kullanılacağını öğretir.
  • Oyunculukta ses kontrolü, doğaçlama rahatlığı sağlar.
  • Hitabet gücünü geliştirir.
  • Topluluk önünde konuşurken heyecanı kontrol etmeyi öğretir.

Dersin  Yapısı : Talepler doğrultusunda hafta içi ve hafta sonu gruplar açılabileceği gibi aynı zamanda yine talepler doğrultusunda akşam gruplarının açılması da mümkündür. Grup derslerde haftada bir gün 3 ders saati şeklinde yapılmakta olup 6 hafta devam etmektedir. Derslerin hangi gün olacağı talepler doğrultusunda tespit edilmektedir.

 

  • KORO

koro

TÜRK HALK MÜZİĞİ

Anadolu’nun mükemmel ezgilerinden derlenen Türküler sizleri bekliyor. Genç, emekli, çalışan kısaca her yaş ve kişi için Türkülerimizin büyüsüne kapılmak adına sizleri bekliyoruz. Zengin bir repertuvar  eşliğinde hem eğlenecek hem de günün ve haftanın stresini atacaksınız. Eğitimli şefimiz eşliğinde sosyalleşecek ve sadece mırıldanmayacak, türkü söyleyebileceksiniz. Her dönem sonundaysa muhakkak en az bir veya iki konser vereceksiniz.

Derslerimiz haftada 1 gün 2 saat şeklinde olup, taleplere göre gün tespit edilebilmektedir.

TÜRK SANAT MÜZİĞİ

Nar Sanat Türk Müziği Korosu; Doktordan ev hanımına, öğrenciden, emekliye, işçiden, iş adamına kadar müziğe gönül vermiş, yaş sınırı olmaksızın herkese açık olan çalışmalarını sürdürmektedir. Çalışmalarımız da  geçireceğiniz müzik dolu saatlerde; eğlenirken öğrenecek, öğrenirken günün stresinden uzaklaşacak ve kendinizi çok mutlu hissedeceksiniz.

Haftanın 2 günü 2 şer saat olan koro çalışmalarımızda gündüz yada akşam gruplarımızı tercih edebilirsiniz.

Yılda en az iki kere koromuzun konserleri olmaktadır.


 

gorselsanatlar  GÖRSEL SANATLAR


 

  • RESİM

resim

Taleplere göre gündüz, gece ve hafta sonu grupları şeklinde olan hobi gruplarımıza katılabilirsiniz.

Hobi grubumuzda genel anlatımların dışında temel sanat eğitimi ardından isteğinize göre karakalem, yağlıboya, guaj, suluboya, akrilik gibi tarzların herhangi biri ile ilgilenebilirsiniz. Tüm eğitimlerimiz de sınıf sayısını minumumda tutmaya çalışmaktayız. 8 kişiyi aşan durumlarda gruplar ayrılmaktadır.

Eğitim aldığınız süre kadar elbetteki M.E.B. Onaylı belge almanız mümkün. Haftada bir gün 4 saat şeklinde süren eğitimimize katılan öğrencilerimiz Haziran içerisinde yaptığı çalışmalardan oluşan bir sergide çalışmalarını sergilemeleri mümkün olmaktadır.

1)   Bakmak ve görmek

– Düz çizgi

– Daire, elips

– Ufuk çizgisi, altı, üstü

– Farklı nesnelerle deneme

2)   Obje çalışması

-Farklı nesnelerle kompozisyon

3)   Gölgeleme metodları

4)   Işık –Gölge

– Teknikler

– Karakalem

5)   Kompozisyon fikri (oluşturma)

6)   Natürmort, peyzaj

7)   Pastel

8 )   Perspektif

– merkezi

– Çift kaçarlı

9)   İnsan figürü

– Oranlar

10)  Portre (Baş)

– Oranlar

– Baş detayları ( göz, ağız, burun, kulak)

11)  El-Ayak

12)  İnsan figürlü kompozisyonlar

13)  Kompozisyonları pastel, akrilik, yağlı boya teknikleri ile çalışma

14)  Soyuta geçiş

  • RESİM ÇOCUK PROGRAMI

Genel olarak  hafta sonu grupları şeklinde olan çocuk hobi gruplarımız mümkün olduğunca yaş gruplarına ayırmaya çalışıyoruz en fazla 8 öğrencinin katıldığı gruplar dışında “ANNEM VE BEN” Adlı resim grubunda ise Anneler arzu ederse çocukları ile derse girebilirler.

Ders süresi 2 ders saati şeklinde olup aynı zamanda çocuğun el becerilerini ve renk tecrübelerini artıracak çalışmaları içermektedir.

Zaman zaman ilginç müze ve sergi gezileri de düzenlemekte bu sayede çocukta sanata karşı duyarlılığı artırmaya çalışmaktayız.

Elbete devam edilen süreç kadar M.E.B. Onaylı belgeyi de unutmayalım.

1)   Bakmak ve görmek

– Düz çizgi

– Daire, elips

– Ufuk çizgisi, altı, üstü

– Farklı nesnelerle deneme

2)   Resim yapma teknikleri

– Mum boya – Kuru boya – Karakalem – Sulu boya

– Değişik malzeme ile kolaj

– Değişik malzeme ile baskı

– Plastik hamuru ile çalışma ve boyama

3)   Resim çizimleri

– Nesne

– Doğa

– Hayaller

– Rüyalar

 

  • KARAKALEM

karakalem

Çizici resim araçları ile bir yüzey üzerine çalışılır, ortaya çıkan desen resmin başlangıcıdır.

Çizgilerin kroki desenden, çizgi değerlerini farklılaştırarak çıkması, ışık/gölge değerleriyle form kazanması, bazen de perspektif (derinlik) özelliklerini içinde barındırmasına, karakalem resim diyoruz.

Karakalem resim objeden desene, desenden peyzaja ve figüre kadar her alanda kullanılır.

“Ben doğadan, ya da insan yaşamından alınmış herhangi bir olayı vesile sayarak, renk ve çizgi düzenleriyle kendimce senfoniler yaratıyorum”

 

  • KARİKATÜR

10 yaşından büyük herkes karikatür derslerimize katılabilir.

Eğitimimiz grup ders şeklinde olup haftada bir gün iki ders saati biçiminde yapılmaktadır.

Yeni öğrenenler için öncelikle katılımcının çizim duygusunu ortaya çıkarmakla başlayan eğitim reel çizim ve karikatürize çizim ile sürüp, anatomi ve perspektif bilgisi ve çizimler ile devam etmektedir.

Karikatür eğitimi, katılımcının kendi çizim yeteneğini, tarzını ve mizahi gücünü fark etmesini ve geliştirmesini sağlayacaktır.

 

  • FOTOĞRAF

fotograf

“Fotoğraf çekmek, insanın aklını, gözünü ve yüreğini aynı hizaya getirmesidir. Bu bir yaşam tarzıdır.” – Henri Cartier-Bresson 

Dijital fotoğrafın yaygınlaşmasıyla beraber fotoğraf çekmeye yönelik ilgi arttı, her geçen gün artmaya da devam ediyor. Ve artık herkes,  fotoğraf çekmenin deklanşöre basmaktan ibaret olmadığının farkında.

Kurs süresince katılımcılar, hem fotoğrafı anlamak hem de etkili ve kusursuz fotoğraf çekmenin temellerini öğrenmek için gerekli tüm donanıma kavuşacaklar.

Fotoğraf makinesi alınırken dikkat edilmesi gereken noktalardan siyah beyaz fotoğrafın inceliklerine, kompozisyon kurallarından basın fotoğrafçılığına, diyafram ve enstantane gibi teknik detaylardan fotoğraf tarihine kadar birçok konuda bilgiler edinecekler.

Ayrıca dijital fotoğrafın olmazsa olmazlarından olan Photoshop ile fotoğrafın boyutunu kayıpsız küçültmek, portre rötuşlamak, panoramik fotoğraf oluşturmak  gibi konularda da yetkin olacaklar.

Öğrenilenlerin pekiştirilmesi için eğitmen ile beraber çıkılacak keyifli çekim gezileri de kurs programında geniş bir yer alacak.

Elbette kursun sonunda Nar Galeri‘de sergi açılacaktır. Öğrencilerimizin açacağı mezuniyet sergisi elbetteki ücretsiz olacaktır.

 

  • SENARYO VE KISA FİLM

senaryovekisafilm

Fransız yönetmen Godard, sinemayı ‘en güzel hile’ olarak tanımlıyor. Gerçekten de bir asırı daha yeni arkada bırakmış bu genç sanat dalı, tüm dünyayı kendi güzel hileleriyle büyülemeye devam ediyor. Ağlatıyor, güldürüyor, eğlendiriyor, sorgulatıyor, düşündürüyor… Ve gelişen teknoloji sayesinde artık  film çekmek çok daha ucuz ve kolay.

Senaryo Yazımı ve Kısa Film Yapımı Kursu’nda katılımcılar senaryo yazmak ve bütün aşamalarıyla bir kısa filmi gerçekleştirmek için gereken temel donanımı kazanacaklar. Senaryo eğitiminde, sinopsis, tretman, film öyküsü ve senaryo yazım biçimleri gibi teknik konuların yanı sıra aslında senaryo yazmanın ön şartı olan fikir geliştirme, konu belirleme, temayı sağlamlaştırma gibi temel konularda da eğitim verilecek. Kısa Film Yapımı bölümünde ise hem ses, görüntü, kurgu, sanat yönetimi  gibi teknik alanlarda hem de yönetmenlik hamleleri, zaman ve mekanı kullanma-yönlendirme, oyuncu yönetimi gibi daha arkada kalan ama son derece önemli konularda katılımcılar kendilerini geliştirme fırsatı bulacak.

Sürekli pratikle el ele gidecek dersler süresince metinler yazılacak, etütler ve kısa filmler çekilecek, sahne çözümlemeleri yapılacak. Sonuçta tüm katılımcılar yazdıkları ve çektikleri en az birer filmle ve daha önemlisi bu büyülü alanda yaptıkları sağlam ve dolu bir başlangıçla kursu tamamlayacak.


 

akademi  AKADEMİLERE HAZIRLIK


  • İÇ MİMARİ

icmimarlik

İster devlet ister vakıf üniversiteleri olsun bütün iç mimarlık fakülteleri, grafik tasarım, endüstri ürünleri tasarımı, moda tasarımı, resim, heykel, seramik  v.b. gibi sanat bölümleri  barajı aşsanız dahi yetenek sınavına girmenizi gerektiriyor.

Elbette ki değişik üniversitelerde değişik sorular sorulabiliyor ama genel anlamda temel sanat bilgisi gerektirmektedir.

Kazanmanın ön koşulu elbette, Öncelikle bol bol çizim yapmanızdır.  Her üniversitenin farklı bir yetenek sınavı uygulaması var ancak genel olarak her okul desen ve imgesel çizimi yaptırır. Desen çiziminde bir modeli anatomik hata yapmadan çizmeniz gerekmektedir. Gördüğünü çizebilme yeteneğini ölçer. İmgesel çizimde ise hayal gücünü kullanarak çizebilme yeteneğini ölçer. Bu çizime perspektifle mekan çizme, figür ekleme, ortam yaratma gibi faktörler girer..

Yetenek sınavına hazırlanırken eğitimini tamamlamış yeterli deneyim ve başarılı eğitmenlerden ders almak önemlidir. Kalem tutuşunuzdan çizginin nasıl yapılacağına ve oradan boyutlu algılamaya kadar tüm safhaların tam ve eksiksiz olarak anlatılması ve boş bol uygulamalarla gösterilmesi önemlidir.

Hangi okulların yetenek sınavına gireceğinize önceden karar vermeniz gelişim sürecinde önemlidir. Çünkü kimi okul sanat tarihi bilgisi istiyor, kimi okul istemiyor. Kimi okulda görsel zeka testleri uygulanıyor, kiminde güncel sanat olayları ile ilgili sorular soruluyor. Ve gideceğiniz kursa da ona göre karar vermeniz iyi olabilir.

Eğitime gelmeden önce muhakkak varsa daha önceki çizimlerin yanınızda olması gerekmektedir ki eğitmeniniz bir fikir sahibi olsun aksi takdirde zaman kaybı olabilmektedir.

Dersin İşleniş Şekli :  Derslerimiz seçenekli olup; haftada bir gün 4 saat ve ya 2 gün 8 saat şeklinde  ya da haftada 3 gün 12 saat şeklinde yapılabilmektedir…

Ders programı :

GÜZEL SANATLAR LİSESİ VE AKADEMİLERİNE HAZIRLIK

 1)   Bakmak ve görmek

– Düz çizgi

– Daire, elips

– Ufuk çizgisi, altı, üstü

– Farklı nesnelerle deneme

2)   Obje çalışması

-Farklı nesnelerle kompozisyon

3)   Gölgeleme metodları

 – Teknik

4)    Işık –Gölge

– Basitten karmaşığa (ayırt edebilme)

– Farklı malzemelerden oluşan objelerle çalışma (kağıt, cam, metal, tahta, kumaş)

5)    Kompozisyon fikri

– Oluşturma

– Bakabilme, ayırt edebilme, istenileni öne çıkartma

– Ön plan – Geri plan

6)   Natürmort, peyzaj

– Basit perspektif

7)   Perspektif

– Basit perspektif (tekrar)

– Objelerin büyüklük kaybetmesi

– Merkezi perspektif

– Çift kaçarlı perspektif

– Düzensiz perspektif

– Fotoğraftaki perspektif hataları

8)   İnsan figürü

– Oranlar

– Ayakta, oturur, yatar + perspektif

– Kağıdı tam kullanma

9)   Portre (Baş)

– Oranlar

– Baş detayları ( göz, ağız, burun, kulak)

– Figürde baş hareketleri

10)  El-Ayak

– Detaylı çalışma

– Bedende bütünleme

11)  İnsan figürlü kompozisyonlar

– İç mekan + perspektif

– Dış mekan + perspektif

– İfade için teknikler

 

  • RESİM

İster devlet ister vakıf üniversiteleri olsun bütün iç mimarlık fakülteleri, grafik tasarım, endüstri ürünleri tasarımı, moda tasarımı, resim, heykel, seramik  v.b. gibi sanat bölümleri  barajı aşsanız dahi yetenek sınavına girmenizi gerektiriyor.

Elbette ki değişik üniversitelerde değişik sorular sorulabiliyor ama genel anlamda temel sanat bilgisi gerektirmektedir.

Kazanmanın ön koşulu elbette, Öncelikle bol bol çizim yapmanızdır.  Her üniversitenin farklı bir yetenek sınavı uygulaması var ancak genel olarak her okul desen ve imgesel çizimi yaptırır. Desen çiziminde bir modeli anatomik hata yapmadan çizmeniz gerekmektedir. Gördüğünü çizebilme yeteneğini ölçer. İmgesel çizimde ise hayal gücünü kullanarak çizebilme yeteneğini ölçer. Bu çizime perspektifle mekan çizme, figür ekleme, ortam yaratma gibi faktörler girer..

Yetenek sınavına hazırlanırken eğitimini tamamlamış yeterli deneyim ve başarılı eğitmenlerden ders almak önemlidir. Kalem tutuşunuzdan çizginin nasıl yapılacağına ve oradan boyutlu algılamaya kadar tüm safhaların tam ve eksiksiz olarak anlatılması ve boş bol uygulamalarla gösterilmesi önemlidir.

Hangi okulların yetenek sınavına gireceğinize önceden karar vermeniz gelişim sürecinde önemlidir. Çünkü kimi okul sanat tarihi bilgisi istiyor, kimi okul istemiyor. Kimi okulda görsel zeka testleri uygulanıyor, kiminde güncel sanat olayları ile ilgili sorular soruluyor. Ve gideceğiniz kursa da ona göre karar vermeniz iyi olabilir.

Eğitime gelmeden önce muhakkak varsa daha önceki çizimlerin yanınızda olması gerekmektedir ki eğitmeniniz bir fikir sahibi olsun aksi takdirde zaman kaybı olabilmektedir.

Dersin İşleniş Şekli :  Derslerimiz seçenekli olup; haftada bir gün 4 saat ve ya 2 gün 8 saat şeklinde ya da haftada 3 gün 12 saat şeklinde yapılabilmektedir…

Ders programı :

GÜZEL SANATLAR LİSESİ VE AKADEMİLERİNE HAZIRLIK

 

        1)   Bakmak ve görmek

– Düz çizgi

– Daire, elips

– Ufuk çizgisi, altı, üstü

– Farklı nesnelerle deneme

2)   Obje çalışması

-Farklı nesnelerle kompozisyon

3)   Gölgeleme metodları

                – Teknik

4)    Işık –Gölge

– Basitten karmaşığa (ayırt edebilme)

– Farklı malzemelerden oluşan objelerle çalışma (kağıt, cam, metal, tahta, kumaş)

5)    Kompozisyon fikri

– Oluşturma

– Bakabilme, ayırt edebilme, istenileni öne çıkartma

– Ön plan – Geri plan

6)   Natürmort, peyzaj

– Basit perspektif

         7)   Perspektif

– Basit perspektif (tekrar)

– Objelerin büyüklük kaybetmesi

– Merkezi perspektif

– Çift kaçarlı perspektif

– Düzensiz perspektif

– Fotoğraftaki perspektif hataları

8)   İnsan figürü

– Oranlar

– Ayakta, oturur, yatar + perspektif

– Kağıdı tam kullanma

         9)   Portre (Baş)

– Oranlar

– Baş detayları ( göz, ağız, burun, kulak)

– Figürde baş hareketleri

10)  El-Ayak

– Detaylı çalışma

– Bedende bütünleme

11)  İnsan figürlü kompozisyonlar

– İç mekan + perspektif

– Dış mekan + perspektif

– İfade için teknikler

 

  • HEYKEL

İster devlet ister vakıf üniversiteleri olsun bütün iç mimarlık fakülteleri, grafik tasarım, endüstri ürünleri tasarımı, moda tasarımı, resim, heykel, seramik  v.b. gibi sanat bölümleri  barajı aşsanız dahi yetenek sınavına girmenizi gerektiriyor.

Elbette ki değişik üniversitelerde değişik sorular sorulabiliyor ama genel anlamda temel sanat bilgisi gerektirmektedir.

Kazanmanın ön koşulu elbette, Öncelikle bol bol çizim yapmanızdır.  Her üniversitenin farklı bir yetenek sınavı uygulaması var ancak genel olarak her okul desen ve imgesel çizimi yaptırır. Desen çiziminde bir modeli anatomik hata yapmadan çizmeniz gerekmektedir. Gördüğünü çizebilme yeteneğini ölçer. İmgesel çizimde ise hayal gücünü kullanarak çizebilme yeteneğini ölçer. Bu çizime perspektifle mekan çizme, figür ekleme, ortam yaratma gibi faktörler girer..

Yetenek sınavına hazırlanırken eğitimini tamamlamış yeterli deneyim ve başarılı eğitmenlerden ders almak önemlidir. Kalem tutuşunuzdan çizginin nasıl yapılacağına ve oradan boyutlu algılamaya kadar tüm safhaların tam ve eksiksiz olarak anlatılması ve boş bol uygulamalarla gösterilmesi önemlidir.

Hangi okulların yetenek sınavına gireceğinize önceden karar vermeniz gelişim sürecinde önemlidir. Çünkü kimi okul sanat tarihi bilgisi istiyor, kimi okul istemiyor. Kimi okulda görsel zeka testleri uygulanıyor, kiminde güncel sanat olayları ile ilgili sorular soruluyor. Ve gideceğiniz kursa da ona göre karar vermeniz iyi olabilir.

Eğitime gelmeden önce muhakkak varsa daha önceki çizimlerin yanınızda olması gerekmektedir ki eğitmeniniz bir fikir sahibi olsun aksi takdirde zaman kaybı olabilmektedir.

Dersin İşleniş Şekli :  Derslerimiz seçenekli olup; haftada bir gün 4 saat ve ya 2 gün 8 saat şeklinde  ya da haftada 3 gün 12 saat şeklinde yapılabilmektedir…

Ders programı :

GÜZEL SANATLAR LİSESİ VE AKADEMİLERİNE HAZIRLIK

 

        1)   Bakmak ve görmek

– Düz çizgi

– Daire, elips

– Ufuk çizgisi, altı, üstü

– Farklı nesnelerle deneme

2)   Obje çalışması

-Farklı nesnelerle kompozisyon

3)   Gölgeleme metodları

                – Teknik

4)    Işık –Gölge

– Basitten karmaşığa (ayırt edebilme)

– Farklı malzemelerden oluşan objelerle çalışma (kağıt, cam, metal, tahta, kumaş)

5)    Kompozisyon fikri

– Oluşturma

– Bakabilme, ayırt edebilme, istenileni öne çıkartma

– Ön plan – Geri plan

6)   Natürmort, peyzaj

– Basit perspektif

         7)   Perspektif

– Basit perspektif (tekrar)

– Objelerin büyüklük kaybetmesi

– Merkezi perspektif

– Çift kaçarlı perspektif

– Düzensiz perspektif

– Fotoğraftaki perspektif hataları

8)   İnsan figürü

– Oranlar

– Ayakta, oturur, yatar + perspektif

– Kağıdı tam kullanma

         9)   Portre (Baş)

– Oranlar

– Baş detayları ( göz, ağız, burun, kulak)

– Figürde baş hareketleri

10)  El-Ayak

– Detaylı çalışma

– Bedende bütünleme

11)  İnsan figürlü kompozisyonlar

– İç mekan + perspektif

– Dış mekan + perspektif

– İfade için teknikler

 

  • MÜZİK VE SES

Amacı :

  • Ülkemizde eğitim veren Devlet / Özel konservatuvarlar, Güzel Sanatlar Fakülteleri, Eğitim Fakülteleri (Müzik Öğretmenliği) ve Anadolu Güzel Sanatlar Liselerinin yapmış oldukları özel yetenek sınavlarına katılmak isteyenleri bu sınavlara özel programlarla hazırlamak.

İçerik:

  • – Ses Çalışması (Kulak, entonasyon, ritim vb.)
  • – Piyano Çalışması (Öğrenci sınava başka bir enstrümanla katılacaksa o enstrümanın eğitimi ayrıca verilir)
  • – Genel Kültür ve Müzik Tarihi
  • – Temel Müzik Teorisi, Solfej (Dikte, Deşifre vb.)
  • – Müzikal / Ezgisel Bellek Çalışmaları

Konservatuvara ve Güzel Sanatlara Hazırlık Dersleri işleniş şekli :

Haftada 2 gün 1’er saat (Ders Saati)  birebir özel ders. Aynı zamanda haftada 3 gün 1’er saat (Ders Saati) olmak üzere solfej dersi verilmektedir. Bunun yanı sıra sabah : 09:00 – akşam 10:00 arası derslikler boş olduğu sürece çalışma imkanınız mümkündür.

 

 

 

 

sanat duyuru

İstanbullu sanatseverler konserler, resim sergileri, tiyatro oyunları ile sanat dolu bir hafta yaşayacaklar. İstanbul’un farklı yerlerinde gerçekleştirilen sanat etkinlikleri ile İstanbulluları sanatın farklı dallarında yeni keşifler bekliyor. Sizin için haftanın önemli sanat etkinliklerini derledik…

İsveçli gitarist ve besteci Johannes Möller, yarın Akbank Sanat sahnesinde sanatseverlerle buluşacak.

Duman, yarın Burak Bora Anadolu Lisesi Festivali’nde; Model, Caferağa Spor Salonu’nda; Gökhan Kırdar ise KKM Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi’nde sahne alacak.

Flamenco Reina gösterisi yarın akşam Live Haymatlos’ta gerçekleştirilecek.

Topkapı Sarayı’nda yaz boyu sürecek ”Pastoral Konserler”in ilki 26 Mayıs Cumartesi günü dünyaca ünlü genç star Sayaka Shoji konseriyle başlayacak. Shoji’ye, dünyanın en iyi oda orkestralarından, bu sene 50. yılını bir dünya turnesiyle kutlayan Sofya Solistleri eşlik edecek.

Opera sahnelerinin en seçkin aryalarından coşku yüklü Latin ezgilerine Broadway Müzikallerine ve Türkçe eserlere kadar geniş bir repertuvarla Candaş Orkestrası, 26 Mayıs Cumartesi günü Caddebostan Kültür Merkezi’nde bir konser verecek.

”Dilşad Said ve Sinfonietta Classica Linz Türkiye Turnesi” kapsamında gerçekleştirilecek konser, 27 Mayıs Pazar günü TİM Show Center’da düzenlenecek. Geleneksel Doğu ve Batı müziğini sentezleyerek, bu alanda kendini dünyaya kabul ettirmiş bir isim olan Said’in konserinde doğu müziğinin vazgeçilmezleri balaban, bağlama, perküsyon ve kavalın tınıları, batı enstrümanları bas gitar ve kemanla harmanlanacak.

Aynı kapsamda 29 Mayıs Salı ve 30 Mayıs Çarşamba günleri ise Avrupa’nın en iyi Barok topluluklarından Das Kleine Konzert topluluğu, Telemann’dan Vivaldi’ye, Haendel’den Johann Christoph Friedrich Bach’a, Barok müziğin en büyük ustalarının en sevilen eserlerini seslendirecek.

Piyanist, besteci ve eğitimci Hüseyin Sermet’in besteleri, 30 Mayıs Çarşamba akşamı CRR Konser Salonu’nda seslendirilecek. Toros Can, Ufuk&Bahar Dördüncü, İris Şentürker, Tuğçe Tez, Borusan Dörtlüsü üyelerinden Çağ Erçag, Efdal Altun, Esen Kıvrak gibi müzisyenlerin bir araya geleceği dinleti, Sermet’in henüz konservatuvar yıllarındayken bestelediği ”Mevsimler” adlı eser ile başlayıp; ”Réminiscences II: Az Kaldı Bayram Ola” eserinin dünya prömiyeri ile sonlanacak.

Uzun yıllardır İstanbul’da yaşayan müzisyen, besteci, söz yazarı Yinon Muallem, bu dönem boyunca yaşamına ve müziğine eşlik eden Türkçe seslerden ve bir o kadar da geleneksel Yahudi müziği ve kültüründen izler taşıyan
yeni albümü ”Nefes”ten eserlerle, 30 Mayıs Çarşamba akşamı Mask Live Music Club’da sahne alacak.

40. İstanbul Müzik Festivali, 31 Mayıs Perşembe akşamı Haliç Kongre Merkezi’nde, müzik tarihi için anıtsal bir değeri olan Beethoven’ın görkemli 9. Senfoni’siyle açılacak. Bu yıl açılış konserinde Simge Büyükedes, Ezgi Kutlu, Cenk Bıyık ve Burak Bilgili ile şef Sascha Goetzel yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası yer alıyor.

Kartal Musiki Derneği, ”Film Şarkılarıyla Yeşilçam’da Gezinti” projesi kapsamında, nostaljik hatıraların yaşanacağı film fragmanları ve film afişlerinden oluşan Yeşilçam film şarkıları konserini 28 Mayıs Pazartesi akşamı Caddebostan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirecek.

Üniversite şenlikleri ve festivaller

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Bilgi Mayfest etkinliği kapsamında 26 Mayıs Cumartesi günü Santralistanbul’da Athena, Mor ve Ötesi, maNga, Yüksek Sadakat, Multitap, Luxus gibi gruplar sahne alacak.

Aynı gün düzenlenecek Sabancı Üniversitesi Bahar Şenliği’nde ise Yasemin Mori, Sertab Erener ve Yeni Türkü gençlerle buluşacak.

Babylon Soundgarden Istanbul, 26 Mayıs Cumartesi günü Parkorman’da The Parov Stelar Band, Oi Va Voi, Caravan Palace, Büyük Ev Ablukada ve 123’ü ağırlayacak.

Kadir Has Üniversitesi’nin Selimpaşa Kampüsü’nde 26 Mayıs Cumartesi günü düzenlenecek bahar şenliğinde ise Duman, Gökçe ve Muraz Boz performanslarını sergileyecek.

Murat Boz, 27 Mayıs Pazar günü Parkorman’da düzenlenecek Doğa Koleji Book’n Roll Summer Fest’te sahne alacak.

İstanbul Aydın Üniversitesi Florya Kampüsü’nde gerçekleştirilecek bahar şenliğinde, 29 Mayıs Salı günü Ezginin Günlüğü ve Shaman Dans Gösterisi; 30 Mayıs Çarşamba günü Murat Boz; 31 Mayıs Perşembe günü ise maNga gençlerle buluşacak.

Vefa Lisesi’nin Bosphorus Princess’da düzenlenecek bahar şenliğinde ise 30 Mayıs Çarşamba günü Cem Adrian, 31 Mayıs Salı günü de Büyük Ev Ablukada sahne alacak.

Süreyya Operası’nda Hürrem Sultan balesi

Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası, yarın ve 30 Mayıs Çarşamba günü Hürrem Sultan balesine, 26 Mayıs Cumartesi günü Türksoy Opera Günleri konserine, 29 Mayıs Salı günü ise İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nın bale gösterisine ev sahipliği yapacak.

İş Sanat, 2011-2012 sezonuna yarın gerçekleştirilecek ”Flamenko’nun Prensleri” Los Vivancos’un uzun süre akıllarda çıkmayacak gösterisi ”Aeternum” ile veda edecek.

Donkişot Tiyatro’nun ‘‘Münasebetsiz” isimli komedi oyunu, yarın Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde tiyatroseverlerle buluşacak.

Semaver Kumpanya, günümüz iş dünyasının acımasız yönlerini ortaya koyan ”Metot’‘ oyununu yarın ve 26 Mayıs Cumartesi günü Çevre Tiyatrosu’nda sergileyecek.

Can Yücel şiirlerinden Genco Erkal’ın derlediği ”Can”, 26 Mayıs Cumartesi günü Caddebostan Kültür Merkezi’nde sergilenecek.

Günay Karacaoğlu’nun oynadığı ”Basit Bir Ev Kazası”, 26 Mayıs Cumartesi günü Muammer Karaca Tiyatrosu’nda tiyatroseverlerle buluşacak.

Oynayan İnsan Tiyatrosu’nun, çağdaş gölge tiyatrosunun yetkin bir örneği olan ”Ağaç İrfan”oyunu, 28 Mayıs Pazartesi günü Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde sergilenecek.

İçine düşmesi kolay ama kurtulması zor bir kara komedi olan ”Yalnız Batı”, 30 Mayıs Çarşamba akşamı İkinci Kat’ta sahnelenecek.

İstanbul Tiyatro Festivali

18. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında bu hafta sergilenecek oyunlar şöyle:

25 Mayıs Cuma günü Üsküdar Stüdyo Sahnesi’nde ”Lokum”, Salon İKSV’de ”Kupa Kızı”, Haldun Taner Sahnesi’nde ”Antigone”;

26 Mayıs Cumartesi günü Salon İKSV’de ”Kupa Kızı”, Haldun Taner Sahnesi’nde ”Antigone”, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde ”Hans ya da Heiri”, Garajistanbul’da ”Oda ve Adam”, Tiyatro Hal’de ”Parti”;

27 Mayıs Pazar günü Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde ”Hans ya da Heiri”, Garajistanbul’da ”Oda ve Adam”, Tiyatro Hal’de ”Parti”, Null’da ”Ah Smyrna’m, Güzel İzmir’im”;

28 Mayıs Pazartesi günü Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde ”Hans ya da Heiri”, Üsküdar Stüdyo Sahnesi’nde ”İnsan Sesi”;

29 Mayıs Salı günü Üsküdar Stüdyo Sahnesi’nde ”İnsan Sesi”, Haldun Taner Sahnesi’nde ”Karşılaşma/lar”, Üsküdar Tekel Sahnesi’nde ”sOYUN”;

30 Mayıs Çarşamba günü Üsküdar Tekel Sahnesi’nde ”sOYUN”, Haldun Taner Sahnesi’nde ”Karşılaşma/lar”, Garajistanbul’da ”Yorgun Sırlar”;

31 Mayıs Perşembe günü Garajistanbul’da ”Yorgun Sırlar”, Salon İKSV’de ”Olmamış mı”.

Şiirİstanbul 29 Mayıs-2 Haziran arasında

”Efendisiz Sanat: Şiir” mottosuyla bu yıl 7.’si düzenlenen Uluslararası Şiir Festivali Şiirİstanbul, 29 Mayıs Salı akşamı Aya İrini Müzesi’nde gerçekleştirilecek törenle başlayacak.

Borusan Quartet’in konser vereceği gecede Kemal Burkay, Hilmi Yavuz ve Sait Maden onur konuğu olacak.

Festival, Suada, Boğaziçi Üniversitesi, Kadıköy Koşuyolu Mahalle Evi, Beyoğlu Galataevi gibi mekanlarda sürecek.

Festivalde genç şairlerin buluştuğu ”yeni renkler” ve geleneksel hale gelen ”kadın şairler buluşması” gibi etkinlikler yer alacak.

Şiirİstanbul, 2 Haziran Cumartesi günü ”Şiir hatları vapuru” ile sona erecek.

Çocuklar için

Bu hafta çocuklara yönelik oyunlardan bazıları şöyle:

26 Mayıs Cumartesi günü ”Zıp Zıp Çocuk Müzikali” Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde, ”Külkedisi Harikalar Diyarında” Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde, ”Sihirli Reçeller” Halkalı Kültür ve Sanat Merkezi’nde, ”Hansel ve Gretel” Halis Kurtça Kültür Merkezi’nde, ”Deli ile Veli” Mavi Uçurtma Sahnesi’nde sergilenecek.

27 Mayıs Pazar günü ”Oyun Gezegeni” Halkalı Kültür ve Sanat Merkezi’nde, ”Sihirli Reçeller” Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde, ”Kurbağa Prens” Halis Kurtça Kültür Merkezi’nde, ”Cız Bız’la Bız Bız” Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde, ”Bremen Mızıkacıları” Kozyatağı Kültür Merkezi’nde, ”Çılgın Nuri ve Tembel Kamber” Mavi Uçurtma Sahnesi’nde çocuklarla buluşacak.

Sıra Dışı Objeler Sergisi’nin ikincisi Caddebostan Kültür Merkezi’nde

Hülya Avunduk’un ”Misk-i Amber” sergisi 26 Mayıs-6 Haziran 2012 tarihleri arasında Bonart Galeri’de gezilebilecek.

Borusan Contemporary, 26 Mayıs-2 Eylül 2012 tarihleri arasında iki sergiye ev sahipliği yapacak.

İlkinde yaşayan en önemli çağdaş sanatçılardan Avusturyalı Gerwald Rockenschaub’un eserleri ilk kez Türkiye’deki sanatseverlerle buluşacak. Yapımcılığını Dr. Necmi Sönmez’in üstlendiği ”4to2floors” isimli sergide sanatçının son dönem çalışmalarıyla birlikte sergi için özel olarak yaptığı yerleştirmeler ve heykeller yer alacak.

Robert Mapplethorpe, Shirley Shor ve Chul Hyun gibi sanatçıların işlerinin yer aldığı, Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan seçilen eserler ise ”Segment #2” adı altında sergilenecek.

”Hisseli Harikalar Kumpanyası; Meraklılarından Sıra Dışı Objeler Sergisi 2”, çeyrek asır öncenin modası, yaşama biçimi, eşyası, teknolojisi ve kültürünü yansıtan objeleri 29 Mayıs-24 Temmuz 2012 tarihleri arasında Caddebostan Kültür Merkezi’nde meraklılarıyla buluşturacak.

Lara Berki’nin ”Paralel Evrenler ve Maskeler” isimli sergisi, 31 Mayıs-14 Haziran 2012 tarihleri arasında Galeri Espas’ta gerçekleştirilecek.

Erkut Terliksiz, ”Nothing Personal” sergisinde heykel nitelikleri de taşıyan üç boyutlu resim çalışmalarını Galeri X-İst’te 31 Mayıs-23 Haziran 2012 tarihleri arasında sanatseverlerle paylaşacak.

Kadının toplumsal rollerindeki gerilimler ”Sınır” sergisinde

”Come-in. Almanya’da Çağdaş Sanat Aracı Olarak İç Mekan Tasarımı” başlıklı sergi, 25 Mayıs-25 Temmuz 2012 tarihleri arasında Goethe Enstitüsü’nde düzenlenecek. Sanat ile tasarım arasındaki ilişkiyi sorgulayan sergide, 25 sanatsal sunumda nesneler, heykeller, mekan enstalasyonları, videolar ve bunlara ek olarak bir katalog yer alıyor.

Güney Afrikalı sanatçı Robin Rhode’un kişisel sergisi 25 Mayıs-22 Haziran tarihleri arasında İstanbul 74’te düzenlenecek.

Refiye Alageyik Yılmaz’ın doğa ve insan temalı resimleri, 26 Mayıs-26 Haziran 2012 tarihleri arasında Küçükçekmece Halkalı Kültür ve Sanat Merkezi’nde sergilenecek.

Demet Yalçınkaya’nın kadının toplumsal rollerindeki ait olma-olmama, kabul etme-reddetme temelli gerilimlerine odaklanan ”Sınır” projesi 25 Mayıs-2 Haziran 2012 tarihleri arasında Pasajist’te sanatseverlerle buluşacak. Mekandaki yerleştirme, izleyiciyi bu türden bir ele alışla imge, görüntü ve ses deneyimine dahil etmeyi amaçlıyor.

Sanat eserleri yerine belgeleri sergilenecek

Susan Hapgood ve Cornelia Lauf’un küratörlüğünde gerçekleştirilen ”Sanatta Özgünlük Belgeleri”sergisi, 30 Mayıs-26 Ağustos 2012 tarihleri arasında Salt Beyoğlu’da sanatseverlerle buluşacak. Sergi, sanat eserinin el değişimi, yasal düzenlemeleri, mali değeri ve faturası gibi eseri çerçeveleyen, kimi zaman da bizzat onun yerine geçen belgelere odaklanıyor.

Aslıhan Demirtaş’ın ”Modern Denemeler 5: Aşı” sergisi, Türkiye’de üretilmiş baraj gölleri ile onların atası olan Ankara kültivarlarını yeniden üreterek, aşının fiziksel gerçekliğini ortaya çıkarıyor. Sergi, 25 Mayıs-26 Ağustos 2012 tarihleri arasında Salt Galata’da gezilebilecek.

Artgalerim Nişantaşı, 31 Mayıs-24 Haziran 2012 tarihleri arasında Ege Ömer Yüce’nin ”Enerji 2012” isimli fotoğraf sergisine ev sahipliği yapacak. Sanatçı bu sergi bütününde izlenemeyen enerji boyutunu fotoğraflarında renklerle tanımlıyor.

29 Mayıs Salı akşamı Sofa Hotel’de, 190 eseri içeren 20. Beyaz Müzayede gerçekleştirilecek. Müzayedede satışa sunulacak eserler arasında Erol Akyavaş’ın İslami felsefe düşüncesini yansıttığı resimler serisinden 1984 tarihli ”Vav” isimli eseri de yer alıyor.

 

Kaynak :[-

TRABZON

Trabzon, 13. Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali’ne ev sahipliği yapıyor

sanat duyuru

Trabzon, 13. Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali’ne ev sahipliği yapıyor.

Trabzon Devlet Tiyatrosu tarafından düzenlenen festivale, ev sahibi Türkiye’nin yanı sıra Gürcistan, Yunanistan, Macaristan, İngiltere, Romanya, Makedonya, Rusya, İtalya, Letonya ve Afganistan’ın tiyatro toplulukları katılıyor. Ayrıca Hollanda ve Avusturya’dan gelen ekipler de sanatseverlere dans ve müzik gösterileri sunuyor.

Açılışı dün gerçekleştirilen festivalin ikinci gününde Gürcistan’ın Marjanishvili Tiyatrosu “Aşk Çemberi”, Letonya’nın Rezekne Tiyatrosu ise “Palavraya Kanma” adlı oyunları sahneleyecek.

Yunanistan’ın Anagnosis Tiyatrosu “İz Sürücüleri”, Afganistan’ın SFACA Tiyatrosu ise “Burka Ardındaki Maskeler” adlı oyunlarını festivalin üçüncü günü olan 4 Mayıs’ta tiyatroseverlerin beğenisine sunacak.

Festivalin 4. ve 5. gününde İstanbul Devlet Tiyatrosu “Sidikli Kasabası”, Bursa Devlet Tiyatrosu ise Trabzonlu sanatçı Bedri Rahmi Ebüyoğlu’nun hayatının konu edildiği “Tek Kişilik Yaşam” adlı oyunu sahneye koyacak.

Macaristan’ın Kompania Tiyatrosu “Othello Yorum”, Konya Devlet Tiyatrosu ise çocuk oyunu olan “Dört Köşe Palyaço” adlı oyunları festivalin 6. ve 7. günlerinde sahneleyecek. Festivalin 8. gününde ise İngiltere’nin Stacy Makishi Tiyatrosu “Uçuşa Geçiş: Gerçek Hikaye” adlı tiyatro oyununu, Konya Devlet Tiyatrosu ise tekrar “Dört Köşe Palyaço” adlı oyunu sahneleyecek.

Tiyatro oyunları Atapark Haluk Ongan Sahnesi ve Hüseyin Kazaz Kültür Merkezi’nde 18.00 ve 20.00 saatlerinde, çocuk oyunu ise saat 13.00’de sahnelenecek festival, 15 Mayıs Salı günü sona erecek.

DİYARBAKIR

Diyarbakır Devlet Tiyatrosu (DDT), “Titanik Orkestrası” oyununu bu hafta yeniden tiyatro severlerle buluşturacak.

Diyarbakır Devlet Tiyatrosu (DDT), “Titanik Orkestrası” oyununu bu hafta yeniden tiyatroseverlerle buluşturacak.

Hristo Boyçev’in yazdığı, Zurap Sıkharulıdze’nin yönettiği, çevirisini Hüseyin Mevsim’in yaptığı “Titanik Orkestrası”nda yaşamın kıyısında kalmış insanların her şeye rağmen bekleyişleri anlatılıyor.

Ali Çelik, Uğur Çınar, Ozan Hafızoğlu, Pelin Tozkoparan ve Fatih Yurdakul’un rol aldığı oyunun dekoru ve giysi tasarımı Esra Selah’a, ışık tasarımı Suat Uçar’a ait. Oyun, bu akşam ile cuma ve cumartesi günleri, Cahit Sıtkı Tarancı Kültür Sanat Merkezi Orhan Asena Sahnesi’nde izlenime sunulacak.

DDT, 6 Mayıs’ta da küçük seyircileri için Fügen Sipahi’nin çevirip uyarladığı, Orkun Gülşen’in yönettiği “Kurnaz Avukat”ı sahneleyecek.

-İşçi Filmleri Festivali- 

Bu yıl “Özgürlük Emek İster” temasıyla gerçekleştirilen 7’nci Uluslararası İşçi Filmleri Festivali, İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır’da eş zamanlı olarak devam ediyor.

Festival’de “Akıntıya Karşı”, “Fukushima Bir Daha Asla”, “Düğün”,

“Kaybolmayan Çocuklar, “Mavi Filler”, Kızıl Toz”, “Bu Son Olsun”,

“Ölücanlar”, “Süpermeni Beklemenin Ardındaki Sakıncalı Gerçek” gibi kısa ve uzun metrajlı, 20’si uluslararası, 37’si yerli olmak üzere toplam 57 film gösterilecek.

Kentin çeşitli mekanlarında söyleşi, şiir dinletisi ve panellerin de düzenleneceği festival, 7 Mayıs Pazartesi gününe kadar sürecek.

-Sergi-

Fotoğraf sanatçısı Fırat Aygün’ün “Geleneksel Rollerini Süpüren Kadınlar” konulu sergisi, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Sergi Salonu’nda 8 Mayıs’a kadar görülebilir.

Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Resim Bölümü öğrencileri Ezgi Egrik, Abdullah Yapıcı, Zeki Kuzu, Yonca Arslan, Zelal Özkan ve Ahmet Babayiğit’in kara kalem ve yağlı boya resim çalışmalarını kapsayan “Altı Senaryo” konulu sergi devam ediyor.

İnsan ve doğa temasının işlendiği sergi, Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi sergi salonunda, hafta sonuna kadar açık kalacak.

DSM ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin işbirliğiyle açılan Remzi Raşa’nın “Yalnızlığı Seçmek” Bir Retrospektif: 1946-2006″ sergisi ise Sümerpark Sanat Galerisi’nde devam ediyor. Raşa’nın 50 eserinin izlenime sunulduğu sergi, 6 Mayıs’a kadar açık kalacak.

-MARDİN-

Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi Dilek Sabancı Sanat Galerisi’nde açılan küratörlüğünü fotoğraf tarihçisi Engin Özendes’in üstlendiği “Seyreyle Ara Güler Mardin’de” fotoğraf sergisi devam ediyor.

Usta fotoğrafçı Ara Güler’in fotoğraflarının yer aldığı sergi, “Tanımak ve Anlamak” ile “Yüz Yüze” başlıklı iki bölümden oluşuyor. 114 eserin bulunduğu sergi, bir yıl süreyle vatandaşların ziyaretlerine açık olacak.

BURSA

Bursa Devlet Tiyatrosu, “Sarıpınar 1914” ile çocuk oyunu “Çizmeli Kedi”yi sahneleyecek

Bursa Devlet Tiyatrosu (BDT), “Sarıpınar 1914” ile çocuk oyunu “Çizmeli Kedi”yi sahneleyecek.

Reşat Nuri Güntekin’in “Değirmen” adlı romanından Turgut Özakman’ın uyarladığı ve Mustafa Kurt’un yönettiği “Sarıpınar 1914” adlı oyunda, Kamil Korunan, Sinan Demir, Cem Arabacıoğlu, Bora Özkula, Harun Türköz, Ömer Naci Topcu, Serdar Seçkin, Erkan Erdem ve Ahmet Somers rol alıyor.

Dekor tasarımı Murat Gülmez, kostümleri Özge Akarsu, ışık düzeni Yakup Çartık’a ait oyunda, 1914’te Osmanlı Devleti döneminde, yöneten ve yönetilenlerin kopmuşluğu, sorunlara yabancılaşılması, gülmece ve iğneleyici bir dille anlatılıyor.

Oyun, Ahmet Vefik Paşa (AVP) Sahnesi’nde bugün ve yarın saat 20.00’de, 5 Mayıs Cumartesi ise 15.00 ve 20.00’de seyirciyle buluşacak.

Charles Perrault’un yazdığı, Metin Arslan’ın çevirdiği “Çizmeli Kedi” adlı çocuk oyununu ise Berrin Kulya Balkanlar yönetiyor. Dekor ve kostüm tasarımını Aytuğ Dereli, ışık tasarımını Ali Karaman, dans düzenini Berrin Kulya Balkanlar’ın yaptığı oyunda, Harun Türköz rol alıyor.

Oyun, AVP Sahnesi’nde 3 ve 6 Mayıs’ta saat 14.00’te, 8 Mayıs’ta ise saat 11.00’de sahneye konulacak.

-Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu-

Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu, “Karagöz Dadım Olsana” adlı gölge oyununu sahneliyor. Tayfun Özeren’in yazdığı ve sahnelediği oyun 4 yaş ve üzerindeki çocuklara hitap ediyor. Gölge oyunu, bugün ve yarın saat 11.00 ve 14.00’te, Karagöz Müzesi Sahnesi’nde seyirciyle buluşacak.

Tiyatro, Tayyare Kültür Merkezi’nde, 9 Mayıs Çarşamba 11.00 ve 14.00’te, “Güliver Devler Ülkesinde” adlı oyunu sahneye koyacak.

Şehir Tiyatrosu, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın kaleme aldığı, Ayşegül Çelik Şahin’in uyarlamasıyla Ertan Akman’ın yönettiği ve geçkin yaşına rağmen bambaşka bir hayatın peşinde sürüklenen dul bir kadının yaşamının komik bir dille anlatıldığı “Kaynanam Nasıl Kudurdu” adlı oyunu, Tayyare Kültür Merkezi’nde (TKM) bugün ve yarın saat 20.30’da sahneleyecek.

Sami Güner Sanat Galerisi’nde Aynur Akalın’ın kişisel resim sergisi 5 Mayıs’a kadar açık kalacak.

ESKİŞEHİR
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda, “Azizlikler”, “Kanlı Nigar” ve “Küçük Kara Balık” adlı Oyunlar sahnelenecek.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda, “Azizlikler”, “Kanlı Nigar” ve “Küçük Kara Balık” adlı Oyunlar sahnelenecek.

Kitapları dünyanın birçok diline çevrilen İranlı yazar Samed Behrengi’nin ödüllü çocuk masalı “Küçük Kara Balık” Şehir Tiyatroları sanatçısı Ali Eyidoğan tarafından Oyunlaştırıldı.

Dünyaya meraklı küçük bir balığın özgürlüğe uzanan yolculuğunun anlatıldığı Oyunda Emre Demirci, Zuhal Lale, Ozan Çolak, Şayan Noyan, Çisem Erdoğan, İlker Alemdar ve Saffet Öztürk rol alıyor. Oyun, 8 Mayıs’ta saat 11.00’da Çağdaş Cam Sanatları Müzesi Çocuk Sahnesi’nde sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Aziz Nesin’in öykü, şiir, masal, taşlama ve köşe yazılarından Genco Erkal’ın sahneye uyarladığı “Azizlikler” Oyununda, Özlem Akdoğan, Hakkı Kuş, Zafer Ergül, Ali Eyidoğan ve İsmail Dündar rol alıyor. Oyun, yarın ve 9-10 Mayıs’ta Tepebaşı Sahnesi’nde saat 20.00’da izlenebilinecek.

Türk tiyatrosunun klasikleri arasında sayılan Sadık Şendil’in “Kanlı Nigar” adlı Oyunun yönetmenliğini Münir Canar üstleniyor. Emre Basalak, Özlem Boyacı, Mahide Yumbul Cantürk, Murat Danacı, Mustafa Kılıkcı, Alp Sunaoğlu, Tolga Tümer, Elif Melda Yılmaz, Ercüment Yılmaz ve Pınar Bekaroğlu’nun rol aldığı Oyun, 5 Mayıs’ta saat 20.00’da, 6 Mayıs’ta ise saat 18.00’da Sanat ve Kültür Sarayı’nda izlenime sunulacak.

ZONGULDAK

Zonguldak’ta kültür-sanat etkinlikleri kapsamında “Küçük Adam Ne Oldu Sana-” adlı tiyatro Oyunu sahnelenecek.

Zonguldak‘ta kültür-sanat etkinlikleri kapsamında “Küçük Adam Ne Oldu Sana-” adlı tiyatro Oyunu sahnelenecek.

Antalya Devlet Tiyatrosu, Hans Fallada’nın yazdığı, Yılmaz Onay tarafından sahneye uyarlanan ve Barış Erdenk’in yönettiği “Küçük Adam Ne Oldu Sana-” adlı kabareyi, 4 ve 5 Mayıs tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezi’nde izleyenlerle buluşturacak.

Oyunda, Sedat Mayadağ, Gözen Müftüoğlu, Orkun Yılmaz, Sertel Uğur, Gökhan Tüzün, Kader Gözpmar, Senem Şahin, Özlem Şendinç, Zeynep Hasdal Çolakoğlu, Başak İşür, Erol Karayılan, M. Okan Kağnıcı, Fikret Baran, Gizem Kutluyu, Ceren Demirton ve Ş. Samet Kara rol alıyor.

Kaynak : [-]   [-]   [-]

 Çocuk -Genç ve Yetişkin Tiyatro  Kursu /Dersi

Ders Yapısı :  Talepler doğrultusunda Hafta içi veya Hafta sonu olup bir gün 2 ders saati şeklinde işlenmektedir.

Yaş Grupları : 10 Yaş ve üstü şeklinde olup farklı yaş grupları için gruplar oluşturulmaktadır.

Çocuk, Genç ve Yetişkinler için değişik yaş grupları olup 10 yaş ve üzeri tiyatro eğitimi aynı grup içersinde değerlendirilmektedir. Taleplerin genel oluşumuna göre haftanın hangi gün ve saati olacağı belirlenmektedir. Dönem sonunda ise alınacak eğitim eşliğinde enaz bir kez oyun sahneye konacaktır. Elbette M.E.B. Onaylı sertifikanızı da unutmuyoruz!

Tiyatroya dair …

Tiyatronun toplumun eğitimindeki yeri ve önemini düşünürken, tiyatronun öncelikle insanları birbirinden ayıran ve her değeri bir yana savuran ırk, din, dil, politika ayrımı gibi olguları birleştirici etkisini göz ardı etmemeliyiz diye düşünüyorum. Tiyatro, her şeyden önce bu olguları birbirine yaklaştıran, birbirlerine ortak eden her şeyi değerlendirmek gibi bir işlev üstleniyor. Tiyatro insan yaşamında yer alan gülmek, ağlamak, sevinmek, üzülmek, ferahlık duymak, bunalmak; kısacası, kalple, duygularla ilgili her şeyi değerlendiriyor. Tiyatro, ayrıca bütün insanlarda ortak bir kalbin varlığını meydana çıkarmasıyla da topluma hizmet ediyor. Bu bakımdan, tiyatro için rahatlıkla en etkili barış yolu da diyebiliyoruz.

HAYATIN GİZİNİ KAVRAYABİLMEK
Tiyatronun, insanlığın uzak geçmişinden şimdisine ve oradan da sonrasına uzanan uzun bir zaman diliminde, her yaşa, her mesleğe, her dine, her dile, her ırka oyundaşlık etme fırsatı veren bir sanat türü olduğunu da söyleyebiliriz. Bir anlık karanlığın ardından aydınlanan sahne, oyun evrenine açılan perde, oyuncular, gerçeğin benzeri ama aynısı olmayan dekor, hepsi bir oyunun kuralları çerçevesinde bir araya gelmiş şeyler. Tiyatro hayatın aynası, evet; ama asla kendisi değil. Oysa, örneğin sinema, tiyatronun aksine, gerçeği yansıttığı oranda başarılı sayılmakta. Bilinç düzeyi oyun oynama evresinden, oyun seyretme noktasına ulaşmış her insan, tiyatronun gizemli ortamında, bir süreliğine uzaklaşırken hayattan, daha güçlü olarak dönebilecek donanımları da elde etmiş sayılıyor. Hayatın gizini, daha çok bir tiyatro sahnesinin derinliğinde kavrayabiliyoruz.

TOPLUMUN EĞİTİMİNDE TİYATRONUN ROLÜ
Tiyatro yolu ile eğitme, tiyatronun eğitici ve zevk verici olması, eğlendirirken eğitmesi, öğretirken-eğlendirmesi, tiyatro sanatının başlangıcından beri tartışılmış, savunulmuş bir düşünce tarzı. Yazarların, sahneye koyucuların, oyunları hakkında yaptıkları açıklamalarda öncelikle seyirciye ne öğretmek istediklerini belirlediklerini daha önce öğrenmiştim, biliyorum. Tiyatronun etkili bir sanat dalı olduğu, insanın ve toplumun eğitiminde bu etkinlikten yararlanılması gerektiği düşüncesinin çeşitli biçimlerde tekrarlandığını bir büyüğüm öğretti bana. Yalnız, öğretilmesi istenen gerçekler, eğitilmesi istenen görüşler dönemden döneme değişmekteymiş. Her dönemin tiyatrosu kendini besleyen kaynağın yeğlediği yönde bir eğitimi amaçlarmış. Klasik tiyatro, geleneklerin, inançların, ahlak değerlerinin doğrultusunda tutucu bir eğitime yönelir; romantik tiyatro birey hakkını, özgür vicdanı savunurmuş. Gerçekçi tiyatro, örtülü çirkinlikleri bilimin ışığında incelemeye çalışır, öncü tiyatrolar toplumun kabuk bağlamış yaralarını deşermiş. Bütün bunları hep o büyüğümden öğrendim. Tiyatronun, sanatsal etkinliği yanında böylesine görevleri üstlenmesi ne kadar saygıya değer değil mi? Bu bağlam içinde çocuk tiyatrosunun eğiticiliği ve öğreticiliği de elbette doğal sayılmalı.

ÇOCUĞUMUZ İÇİN TİYATRO
Sözünü ettiğim büyüğüm, eğitilmek istenen çocuğun yaşının, anlayış gücünün, ruhsal durumunun, yaşantısının, bilgi ve görgüsünün, içinde bulunduğu ekonomik durumun, kültürel özelliklerin bilinmesi gerektiğini bana anlattı. Yapılan eğitimin günlük yaşam ile uzlaşıp uzlaşmadığı, çocuğu çelişkiye düşürüp düşürmediğinin araştırılması gerektiğini söyledi. Çocuğu aile ilişkilerinde, okul yaşamında, arkadaşları ile ilişkisinde uyumsuzluğa götürebilecek bir eğitim, kendi içinde ne kadar haklı nedenlere dayanırsa dayansın, ne kadar doğru düşünülmüş olursa olsun, yarar yerine zarar verecekmiş, öyle söyledi. “Doğru bildiklerimize ne kadar inanıyor, onları ne ölçüde koruyup savunuyorsak, tiyatrocu yöneldiği çocuk seyirciyi de o ölçüde sevmeli, ona inanmalı, onu esirgemeli,” dedi. Çocuk olan insanı incitmemek, inandığımız ilkeden sapmamak kadar önemli olmalıymış. Çocuk taşıyamayacağı kadar ağır bir düşünce yükü altında ezilmemeli, yaşamı ile uzlaştıramayacağı görüşlerle şaşırtılmamalıymış. Büyüğüm; çocuk tiyatrosunun, büyükler için yapılan tiyatrodan daha zor olmasının, daha çok çaba gerektirmesinin nedenleri olarak bunları sıraladı. “Doğumda bir bebeğin mikrop kapmamasına nasıl dikkat ediliyorsa, bebeğe verilen sütün pastörize olmasına nasıl özen gösteriliyorsa, çocuk hastalıklara karşı nasıl korunuyor, büyümesini engelleyecek ağır işlerde çalıştırılması nasıl yasaklanıyorsa, yapacağı sporun niteliği nasıl yaşına göre saptanıyor, beden gelişiminin doğru olmasına çalışılıyorsa, tiyatro yolu ile eğitilirken aynı ölçüde titiz davranmak, ruhsal gelişimini dikkate almak gerekir.” Aynen böyle dedi büyüğüm.

HANGİ TÜR TİYATRO YEĞLENMELİ
Bence bizler için en yararlı tiyatro, bizlere sevinmesini öğreten, içimizde biriken enerjiyi istediğimiz gibi kullanmamızı sağlayan, bizleri sevgi ile besleyen, içten güçlendiren tiyatro oyunları olmalı.

Gelin tiyatroda sevinelim, yaşamanın, sevmenin, dayanışmanın tadına varalım.

Yaşamayı ve yaşatmayı, mutlu olmayı ve mutlu etmeyi öğrenelim.

(Yazan : Üstün AKMEN)

Tiyatro Eğitimi için ÖN KAYIT formunu doldurabilirsiniz.

ÖN KAYIT


NOT: Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir kursuz. Verdiğimiz eğitimlerin sonunda Milli Eğitim Bakanlığı onaylı belge vermekteyiz. 

Ayrıca; kursların pekte üzerinde durmadığı  solfej eğitimini bizler kurum olarak önemsemekteyiz. Kursumuzda  farklı zamanlarda başlayıp devam eden haftada 1 ders saati şeklinde ücretsiz solfej (nota bilgisi) derslerimiz grup olarak öğrencilerimize hizmet vermektedir.Toplamında; eğitim sezonu içerisinde; bir tanesi okul öncesi olmak üzere, Ocak ayına kadar enaz  4 grup  solfej dersi açılmaktadır.)  İsteyen öğrencilerimiz ekstra ücret ödemeden solfej gruplarına katılabilmektedir. Solfej eğitimimizde mümkün olduğunca gruplar yaşlara ve seviyeye göre ayrılmaktadır.

 

muzik-egitimleri   MÜZİK BÖLÜMÜ


  •    PİYANO EĞİTİMİ 

Alanlarında uzman eğitmenlerimiz tarafından verilen piyano kurslarımızın amacı öğrencilerimize müzik enstrumanlarsevgisini aşılamak, müzik duygusunu geliştirmek ve beynin mantıksal işleyişini arttırmaktır.

Bireysel olarak yapılan piyano derslerimizde öğrencilerimize piyano tarihçesi, nota ve ritim bilgileri, piyano çalım teknikleri aktarılmaktadır. Her öğrencinin seviyesi uygun olarak oluşturulmuş programlarımız ile birlikte dünyada kabul görmüş seçkin piyano eserlerini tanıtarak öğrencilerimizin iyi bir piyano eğitimi alması başlıca amaçlarımızdandır.

Kursumuzun sağladığı ücretsiz 10-15 dakikalık tanışma derslerimizde eğitmenlerimiz tarafından gerçekleştirilen kulak ve ritm testlerinden yararlanabilirsiniz.

Ayrıca kursumuzda Konservatuar,  Eğitim Fakültelerinin Müzik Bölümleri, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri programlarının sınavlarına girmek isteyen öğrencilerimiz için düzenli ve sistemli bir çalışma programı ile yetenek sınavlarına hazırlanmalarını sağlamaktayız.

4 yaştan itibaren her yaşa yönelik eğitim programı uygulanmaktadır.

Piyano derslerimiz haftada 1 gün 45 dk’lık 1 ders saati özel ders şeklinde yapılmaktadır, hocayla birebir çalışıldığı için gün ve saat tercihi yapılabilmektedir. Size ve hocamıza uygun gün ve saatler ayarlanabilmektedir.

Özel derslerde, derse gelemediğiniz durumlarda ( bir dönem içinde en fazla 3 kez olmak şartıyla) en geç 1 gün önce haber vermek kaydıyla dersinizi iptal edebilirsiniz. Haber verdiğiniz takdirde ders hakkınızı kaybetmezsiniz elbette  telafisi size ve hocamıza uygun gün ve saatte yapılmaktadır.

 

  • GİTAR EĞİTİMİ 

gitar

Alanlarında uzman eğitmenlerimiz tarafından verilen gitar kurslarımızın amacı öğrencilerimize müzik sevgisini aşılamak, müzik duygusunu geliştirmek ve beynin mantıksal işleyişini arttırmaktır.

Aksi talep edilmedikçe bireysel olarak yapılan gitar derslerimizde öğrencilerimize gitar tarihçesi, nota ve ritim bilgileri, gitar çalım teknikleri aktarılmaktadır. Her öğrencinin seviyesi uygun olarak oluşturulmuş programlarımız ile iyi bir gitar eğitimi alması başlıca amaçlarımızdandır. Belli bir seviyeden sonra öğrencilerin dinlediği müzik tarzı da göz önüne alınarak sevdiği parçalarda çalışılmaktadır.

Kursumuzun sağladığı ücretsiz 10-15 dakikalık tanışma derslerimizde eğitmenlerimiz tarafından gerçekleştirilen kulak ve ritim testlerinden yararlanabilirsiniz.

Ayrıca kursumuzda Konservatuar, London College Of Music, Eğitim Fakültelerinin Müzik Bölümleri, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri programlarının sınavlarına girmek isteyen öğrencilerimiz için düzenli ve sistemli bir çalışma programı uygulamaktadır.

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’nun Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir kurs olmasından dolayı verdiğimiz eğitimlerin sonunda Milli Eğitim Bakanlığı onaylı belge vermekteyiz.

4 yaştan itibaren her yaşa yönelik eğitim programı uygulanmaktadır.

Gitar derslerimiz haftada 1 gün 45 dk lık 1 ders saati özel ders şeklinde yapılmaktadır, hocayla birebir çalışıldığı için gün ve saat tercihi yapılabilmektedir size ve hocamıza uygun gün ve saatler ayarlanabilmektedir.

Özel derslerde, derse gelemediğiniz durumlarda ( bir dönem içinde en fazla 3 kez olmak şartıyla) en geç 1 gün önce haber vermek kaydıyla dersinizi iptal edebilirsiniz. Haber verdiğiniz takdirde ders hakkınızı kaybetmezsiniz elbette  telafisi size ve hocamıza uygun gün ve saatte yapılmaktadır.

  1. KLASİK GİTAR DERSİ   : Genel olarak 5 yaşından itibaren herkesin  Klasik Gitar eğitimi alması mümkündür. Özel ders haftada bir gün bir ders saati şeklinde olan eğitime takviye olarak ücretsiz tüm müzik bölümü öğrencilerine açık haftada en az 1 ders saati solfej eğitimi de ücretsiz olarak verilmektedir.
  2. POP GİTAR  DERSİ   :   Genel olarak 5 yaşından itibaren herkesin  Pop Gitar eğitimi alması mümkündür. Özel ders haftada bir gün bir ders saati şeklinde olan eğitime takviye olarak ücretsiz tüm müzik bölümü öğrencilerine açık haftada en az 1 ders saati solfej eğitimi de ücretsiz olarak verilmektedir.
  3. BAS GİTAR   DERSİ :    Genel olarak 8 yaşından itibaren herkesin Bas Gitar eğitimi alması mümkündür. Özel ders haftada bir gün bir ders saati şeklinde olan eğitime takviye olarak ücretsiz tüm müzik bölümü öğrencilerine açık haftada en az 1 ders saati solfej eğitimi de ücretsiz olarak verilmektedir.
  4. ELEKTRO GİTAR  DERSİ :    Genel olarak 8 yaşından itibaren herkesin Elektro Gitar eğitimi alması mümkündür. Özel ders haftada bir gün bir ders saati şeklinde olan eğitime takviye olarak ücretsiz tüm müzik bölümü öğrencilerine açık haftada en az 1 ders saati solfej eğitimi de ücretsiz olarak verilmektedir.
  5. AKUSTİK GİTAR  DERSİ  :    Genel olarak 8 yaşından itibaren herkesin Akustik Gitar eğitimi alması mümkündür. Özel ders haftada bir gün bir ders saati şeklinde olan eğitime takviye olarak ücretsiz tüm müzik bölümü öğrencilerine açık haftada en az 1 ders saati solfej eğitimi de ücretsiz olarak verilmektedir.Jazz gitar,  Perdesiz gitar gibi gitar dersleri de verilmektedir.
  • KEMAN EĞİTİMİ

keman

Alanlarında uzman eğitmenlerimiz tarafından verilen keman kurslarımızın amacı öğrencilerimize müzik sevgisini aşılamak, müzik duygusunu geliştirmek ve beynin mantıksal işleyişini arttırmaktır.

Özel talep olmadığı taktirde bireysel olarak yapılan keman derslerimizde öğrencilerimize keman tarihçesi, nota ve ritim bilgileri, keman çalım teknikleri aktarılmaktadır. Her öğrencinin seviyesi uygun olarak oluşturulmuş programlarımız ile birlikte dünyada kabul görmüş seçkin keman eserlerini tanıtarak öğrencilerimizin iyi bir keman eğitimi alması başlıca amaçlarımızdandır.

Keman yaylı çalgılar ailesinden ve perdesiz bir enstrümandır. Kemanın perdesiz olma özelliğinden dolayı diğer enstrümanlara göre müzikal kulak daha da önem kazanmaktadır. Bu yüzden kursumuzun sağladığı ücretsiz 10-15 dakikalık tanışma derslerimizde eğitmenlerimiz tarafından gerçekleştirilen kulak ve ritim testlerinden yararlanabilirsiniz.

5 yaştan itibaren her yaşa yönelik eğitim programı uygulanmaktadır.

Ayrıca kursumuzda Konservatuar, Eğitim Fakültelerinin Müzik Bölümleri, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri programlarının sınavlarına girmek isteyen öğrencilerimiz için düzenli ve sistemli bir çalışma programı ile yetenek sınavlarına hazırlanmalarını sağlamaktayız.

Keman derslerimiz haftada 1 gün 45 dk’lık 1 ders saati özel ders şeklinde yapılmaktadır, hocayla birebir çalışıldığı için gün ve saat tercihi yapılabilmektedir size ve hocamıza uygun gün ve saatler ayarlanabilmektedir.

Talepler doğrultusunda 4 kişilik grup derslerde oluşturulabilmektedir.

Özel derslerde, derse gelemediğiniz durumlarda ( bir dönem içinde en fazla 3 kez olmak şartıyla) en geç 1 gün önce haber vermek kaydıyla dersinizi iptal edebilirsiniz. Haber verdiğiniz takdirde ders hakkınızı kaybetmezsiniz elbette  telafisi size ve hocamıza uygun gün ve saatte yapılmaktadır.

 

  • BATERİ EĞİTİMİ

bateri

Alanlarında uzman eğitmenlerimiz tarafından verilen Bateri (Davul)  kurslarımızın amacı öğrencilerimize müzik sevgisini aşılamak, müzik duygusunu geliştirmek ve beynin mantıksal işleyişini arttırmaktır.

Özel talep olmadığı taktirde bireysel olarak yapılan Bateri(Davul) derslerimizde öğrencilerimize Bateri(Davul)’nin tarihçesi, nota ve ritim bilgileri, Bateri(Davul)  çalım teknikleri aktarılmaktadır. Her öğrencinin seviyesi uygun olarak oluşturulmuş programlarımız ile birlikte dünyada kabul görmüş seçkin Bateri(Davul)  eserlerini tanıtarak öğrencilerimizin iyi bir Bateri(Davul)  eğitimi alması başlıca amaçlarımızdandır.

Bateri(Davul) vuralı çalgılar ailesinden bir enstrümandır. Bateri(Davul) özelliğinden dolayı diğer enstrümanlara göre ritm duygusu daha da önem kazanmaktadır. Bu yüzden kursumuzun sağladığı ücretsiz10-15 dakikalık tanışma derslerimizde eğitmenlerimiz tarafından gerçekleştirilen kulak ve ritim testlerinden yararlanabilirsiniz.

Ayrıca kursumuzda Konservatuar, Eğitim Fakültelerinin Müzik Bölümleri, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri programlarının sınavlarına girmek isteyen öğrencilerimiz için düzenli ve sistemli bir çalışma programı ile yetenek sınavlarına hazırlanmalarını sağlamaktayız.

6 yaştan itibaren her yaşa yönelik eğitim programı uygulanmaktadır.

Bateri(Davul) derslerimiz haftada 1 gün 45 dk’lık 1 ders saati, özel ders şeklinde yapılmaktadır, hocayla birebir çalışıldığı için gün ve saat tercihi yapılabilmektedir size ve hocamıza uygun gün ve saatler ayarlanabilmektedir.

Özel derslerde, derse gelemediğiniz durumlarda ( bir dönem içinde en fazla 3 kez olmak şartıyla) en geç 1 gün önce haber vermek kaydıyla dersinizi iptal edebilirsiniz. Haber verdiğiniz takdirde ders hakkınızı kaybetmezsiniz elbette  telafisi size ve hocamıza uygun gün ve saatte yapılmaktadır.

 

  • ŞAN EĞİTİMİ

san-egitimi

Alanlarında uzman eğitmenlerimiz tarafından verilen Şan / Ses Terapisi kurslarımızın amacı öğrencilerimize müzik sevgisini aşılamak, müzik duygusunu geliştirmek ve beynin mantıksal işleyişini arttırmaktır. Elbette Ses Terapisinin amacı bu eylemlerin dışında kişide var olan ses teli bozuklukları ile bunların yol açtığı fiziki çalışma, alıştırma ve tekniklerle giderilebilecek, diyafram, nefes v.b. bozuklukların düzeltilmesi ve daha iyi vurgu, ses ve ses tonu yakalama ve daha uzun konuşma veya ses bozukluklarını öğrencinin hedefleri ve terapinin amaçları doğrultusunda  çalışmalar yapımasıdır..

Aksi talep edilmedikçe bireysel olarak yapılan Şan / Ses Terapisi derslerimizde öğrencilerimize, nota ve ritim bilgileri, ses/ses tellerinin kullanım teknikleri aktarılmaktadır. Her öğrencinin seviyesi ve durumuna uygun olarak oluşturulmuş programlarımız ile iyi bir Şan / Ses Terapisi eğitimi alması başlıca amaçlarımızdandır. Belli bir seviyeden sonra öğrencilerin dinlediği müzik tarzı da göz önüne alınarak sevdiği parçalarda çalışılmakta veya ses bozuklukları kendi gayretleri ile giderilebilmektedir.

Kursumuzun sağladığı ücretsiz 10-15 dakikalık tanışma derslerimizde eğitmenlerimiz tarafından gerçekleştirilen kulak, ritim ve ses testlerinden yararlanabilirsiniz.

Ayrıca kursumuzda Konservatuar, Eğitim Fakültelerinin Müzik Bölümleri, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri programlarının sınavlarına girmek isteyen öğrencilerimiz için düzenli ve sistemli bir çalışma programı uygulamaktadır.

14 yaştan itibaren her yaşa yönelik eğitim programı uygulanmaktadır.

Şan / Ses Terapisi  derslerimiz haftada 1 gün 45 dk lık 1 ders saati özel ders şeklinde yapılmaktadır, hocayla birebir çalışıldığı için gün ve saat tercihi yapılabilmektedir size ve hocamıza uygun gün ve saatler ayarlanabilmektedir. Arzu edildiği taktirde gün ve ders sayısı elbette artırılabilir.

Özel derslerde derse gelemediğiniz durumlarda ( bir dönem içinde 3 kez olmak şartıyla) en geç 1 gün önce haber vermek kaydıyla dersinizi iptal edebilirsiniz haber verdiğiniz takdirde ders hakkınızı kaybetmezsiniz. Dersin telafisi size ve hocamıza uygun gün ve saatte yapılır.

 

  • BAĞLAMA EĞİTİMİ

baglama-egitimi2

Alanlarında uzman eğitmenlerimiz tarafından verilen Bağlama  kurslarımızın amacı öğrencilerimize müzik sevgisini aşılamak, müzik duygusunu geliştirmek ve beynin mantıksal işleyişini arttırmaktır.

Özel talep olmadığı taktirde bireysel olarak yapılan bağlama derslerimizde öğrencilerimize bağlama’nın tarihçesi, nota ve ritim bilgileri, bağlama çalım teknikleri aktarılmaktadır. Her öğrencinin seviyesi uygun olarak oluşturulmuş programlarımız ile birlikte dünyada kabul görmüş seçkin bağlama eserlerini tanıtarak öğrencilerimizin iyi bir bağlama eğitimi alması başlıca amaçlarımızdandır.

Bağlama (Saz) bağlama özelliğinden dolayı diğer enstrümanlara göre ritm duygusu daha da önem kazanmaktadır. Bu yüzden kursumuzun sağladığı ücretsiz 10-15 dakikalık tanışma derslerimizde eğitmenlerimiz tarafından gerçekleştirilen kulak ve ritim testlerinden yararlanabilirsiniz.

Ayrıca kursumuzda Konservatuar, Eğitim Fakültelerinin Müzik Bölümleri, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri programlarının sınavlarına girmek isteyen öğrencilerimiz için düzenli ve sistemli bir çalışma programı ile yetenek sınavlarına hazırlanmalarını sağlamaktayız.

7 yaştan itibaren her yaşa yönelik eğitim programı uygulanmaktadır.

Bağlama (Saz)  derslerimiz haftada 1 gün 45 dk’lık 1 ders saati, özel ders şeklinde yapılmaktadır, hocayla birebir çalışıldığı için gün ve saat tercihi yapılabilmektedir size ve hocamıza uygun gün ve saatler ayarlanabilmektedir.

Özel derslerde derse gelemediğiniz durumlarda ( bir dönem içinde 3 kez olmak şartıyla) en geç 1 gün önce haber vermek kaydıyla dersinizi iptal edebilirsiniz haber verdiğiniz takdirde dersiniz yanmaz,  telafisi size ve hocamıza uygun gün ve saatte yapılır.

 

  • AKORDEON EĞİTİMİ

akordeonAlanlarında uzman eğitmenlerimiz tarafından verilen Akordeon kurslarımızın amacı öğrencilerimize müzik sevgisini aşılamak, müzik duygusunu geliştirmek ve beynin mantıksal işleyişini arttırmaktır.

Aksi talep edilmedikçe bireysel olarak yapılan Akordeon derslerimizde öğrencilerimize Akordeon tarihçesi, nota ve ritim bilgileri, Akordeon çalım teknikleri aktarılmaktadır. Her öğrencinin seviyesi uygun olarak oluşturulmuş programlarımız ile iyi bir Akordeon eğitimi alması başlıca amaçlarımızdandır. Belli bir seviyeden sonra öğrencilerin dinlediği müzik tarzı da göz önüne alınarak sevdiği parçalarda çalışılmaktadır.

Kursumuzun sağladığı ücretsiz 10-15 dakikalık tanışma derslerimizde eğitmenlerimiz tarafından gerçekleştirilen kulak ve ritim testlerinden yararlanabilirsiniz.

Ayrıca kursumuzda Konservatuar,  Eğitim Fakültelerinin Müzik Bölümleri, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri programlarının sınavlarına girmek isteyen öğrencilerimiz için düzenli ve sistemli bir çalışma programı uygulamaktadır.

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’nun Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir kurs olmasına rağmen M.E.B. sertifikasını destek programı olmamasından dolayı Akordeon dalında resmi belge değil katılım belgesi verebilmekteyiz.

10 yaştan itibaren her yaşa yönelik eğitim programı uygulanmaktadır.

Akordeon derslerimiz haftada 1 gün 45 dk lık 1 ders saati özel ders şeklinde yapılmaktadır, hocayla birebir çalışıldığı için gün ve saat tercihi yapılabilmektedir size ve hocamıza uygun gün ve saatler ayarlanabilmektedir.

Özel derslerde derse gelemediğiniz durumlarda ( bir dönem içinde 3 kez olmak şartıyla) en geç 1 gün önce haber vermek kaydıyla dersinizi iptal edebilirsiniz haber verdiğiniz takdirde ders hakkınızı kaybetmezsiniz. Dersin telafisi size ve hocamıza uygun gün ve saatte yapılır.

 

  • VİYOLONSEL EĞİTİMİ

cello

Alanlarında uzman eğitmenlerimiz tarafından verilen Viyolonsel (Çello)   kurslarımızın amacı öğrencilerimize müzik sevgisini aşılamak, müzik duygusunu geliştirmek ve beynin mantıksal işleyişini arttırmaktır.

Özel talep olmadığı taktirde bireysel olarak yapılan Viyolonsel (Çello)   derslerimizde öğrencilerimize Viyolonsel (Çello)’in tarihçesi, nota ve ritim bilgileri, Viyolonsel (Çello)   çalım teknikleri aktarılmaktadır. Her öğrencinin seviyesi uygun olarak oluşturulmuş programlarımız ile birlikte dünyada kabul görmüş seçkin Viyolonsel (Çello)  eserlerini tanıtarak öğrencilerimizin iyi bir Viyolonsel (Çello)   eğitimi alması başlıca amaçlarımızdandır.

Viyolonsel (Çello) yaylı çalgılar ailesinden ve perdesiz bir enstrümandır. Viyolonsel (Çello) perdesiz olma özelliğinden dolayı diğer enstrümanlara göre müzikal kulak daha da önem kazanmaktadır. Bu yüzden kursumuzun sağladığı ücretsiz 10-15 dakikalık tanışma derslerimizde eğitmenlerimiz tarafından gerçekleştirilen kulak ve ritim testlerinden yararlanabilirsiniz.

Ayrıca kursumuzda Konservatuar, Eğitim Fakültelerinin Müzik Bölümleri, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri programlarının sınavlarına girmek isteyen öğrencilerimiz için düzenli ve sistemli bir çalışma programı ile yetenek sınavlarına hazırlanmalarını sağlamaktayız.

13 yaştan itibaren her yaşa yönelik eğitim programı uygulanmaktadır.

Viyolonsel (Çello)    derslerimiz haftada 1 gün 45 dk’lık 1 ders saati, özel ders şeklinde yapılmaktadır,hocayla birebir çalışıldığı için gün ve saat tercihi yapılabilmektedir. Size ve hocamıza uygun gün ve saatler ayarlanabilmektedir.

Özel derslerde derse gelemediğiniz durumlarda ( bir dönem içinde 3 kez olmak şartıyla) en geç 1 gün önce haber vermek kaydıyla dersinizi iptal edebilirsiniz haber verdiğiniz takdirde dersiniz yanmaz,  telafisi size ve hocamıza uygun gün ve saatte yapılır.

 

  • SOLFEJ EĞİTİMİ

solfej-egitimi

Bir müzik parçasının notalarını, do, re, mi gibi tek sesli adlarla okuyarak seslendirmeye solfej denir.

Genel anlamda müzik eğitimi veren özel kurum ve kuruluşlar uygulamalı ders vermekle beraber solfej eğitimini ne yazık ki gözardı etmektedirler. Pek çok sanat alanında eğitim veren kurumumuz  müziğin ayrılmaz parçası olan solfej eğitimi ile desteklediği müzik kurslarını öğrencilerimizin daha iyi kavraya bilmesi amacıyla özellikle Eylül ayından itibaren ücretsiz solfej eğitimi koymuştur.

Mümkün olduğunca yaş ve seviyelere göre ayrılan öğrencilerimize ücretsiz solfej dersleri ocak ayına kadar enazn 4 farklı grup olarak süreç içerisinde açılmaktadır. Solfej eğitiminin öneminin farkında olan kursumuz bünyesinde açılan öğrencilerimize özel ücretsiz solfej dersleri içersinde enaz bir grup okul öncesi yaştaki çocuklarımız içindir. Öğrencilerimizin elbette solfej derslerine devam zorunluluğu olmamakla beraber kurum olarak kesinlikle öğrencinin ena bir solfej grubunu rutin olarak takip etmesini önermekteyiz.

İsteyen öğrencilerimiz birden çok solfej grubuna katılabilmektedir. Solfej eğitimlerinin gün ve saatleri kurum tarafından belirlenip ilan edilmektedir. Genel olarak eylül ayından başlamak üzere ocak ayına kadar her ay bir solfej grubu açılmaya çalışılmaktadır.

Bu anlamıyla solfej, bir müzik parçasının notalarını okumak ya da çalmak ile özdeştir. Müzik öğretiminde bu amaçla yapılan çalışmaya da solfej denir.

Elbette Akademi ve Güzel sanatlar Liselerinin Müzik bölümlerine hazırlanan öğrenciler arzu ettikleri taktirde ücretli ve özel olarak solfej dersi de alabilmektedir.

 

  • FLÜT EĞİTİMİ

yanflutAlanlarında uzman eğitmenlerimiz tarafından verilen Flüt kurslarımızın amacı öğrencilerimize müzik sevgisini aşılamak, müzik duygusunu geliştirmek ve beynin mantıksal işleyişini arttırmaktır.

Aksi talep edilmedikçe bireysel olarak yapılan Flüt derslerimizde öğrencilerimize Flüt tarihçesi, nota ve ritim bilgileri, Flüt çalım teknikleri aktarılmaktadır. Her öğrencinin seviyesi uygun olarak oluşturulmuş programlarımız ile iyi bir Flüt eğitimi alması başlıca amaçlarımızdandır. Belli bir seviyeden sonra öğrencilerin dinlediği müzik tarzı da göz önüne alınarak sevdiği parçalarda çalışılmaktadır.

Kursumuzun sağladığı ücretsiz 10-15 dakikalık tanışma derslerimizde eğitmenlerimiz tarafından gerçekleştirilen kulak ve ritim testlerinden yararlanabilirsiniz.

Ayrıca kursumuzda Konservatuar,  Eğitim Fakültelerinin Müzik Bölümleri, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri programlarının sınavlarına girmek isteyen öğrencilerimiz için düzenli ve sistemli bir çalışma programı uygulamaktadır.

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’nun Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir kurs olmakla beraber Flüt (Yan flüt)kurslarında katılım belgesi verilebilmektedir.

12 yaştan itibaren her yaşa yönelik eğitim programı uygulanmaktadır.

Flüt derslerimiz haftada 1 gün 45 dk lık 1 ders saati özel ders şeklinde yapılmaktadır, hocayla birebir çalışıldığı için gün ve saat tercihi yapılabilmektedir size ve hocamıza uygun gün ve saatler ayarlanabilmektedir.

Özel derslerde derse gelemediğiniz durumlarda ( bir dönem içinde 3 kez olmak şartıyla) en geç 1 gün önce haber vermek kaydıyla dersinizi iptal edebilirsiniz haber verdiğiniz takdirde ders hakkınızı kaybetmezsiniz. Dersin telafisi size ve hocamıza uygun gün ve saatte yapılır.

 

 

  •    KLARNET EĞİTİMİ

 

klarnet15 yaşından itibaren herkese Klarnet eğitimi vermekteyiz. Eğitimimiz tercihe göre birebir ders biçimindedir. Özel ders haftada bir gün bir ders saati olarak yapılmaktadır. Yeni öğrenenler için nota, solfej ve armoni ile başlayan eğitim, her ders enstrümanın imkânlarını öğrenme ve daha profesyonel parçaların çalışılması olarak devam etmektedir. En az dört aylık bir eğitimin sonunda öğrenci bir etkinliğimizde bir parça çalacak düzeye gelebilmektedir.

Eğitmenlerimiz konservatuvar mezunu olup pek çok konserde görev almış, ünlü gruplarla çalışmış ve bu görevlerini hâlâ sürdürmektedirler.

 

  • SAKSAFON EĞİTİMİ

saksafon-egiitmiAlanlarında uzman eğitmenlerimiz tarafından verilen Saksafon kurslarımızın amacı öğrencilerimize müzik sevgisini aşılamak, müzik duygusunu geliştirmek ve beynin mantıksal işleyişini arttırmaktır.

Aksi talep edilmedikçe bireysel olarak yapılan Saksafon derslerimizde öğrencilerimize Saksafon tarihçesi, nota ve ritim bilgileri, Saksafon çalım teknikleri aktarılmaktadır. Her öğrencinin seviyesi uygun olarak oluşturulmuş programlarımız ile iyi bir Saksafon eğitimi alması başlıca amaçlarımızdandır. Belli bir seviyeden sonra öğrencilerin dinlediği müzik tarzı da göz önüne alınarak sevdiği parçalarda çalışılmaktadır.

Kursumuzun sağladığı ücretsiz 10-15 dakikalık tanışma derslerimizde eğitmenlerimiz tarafından gerçekleştirilen kulak ve ritim testlerinden yararlanabilirsiniz.

Ayrıca kursumuzda Konservatuar,  Eğitim Fakültelerinin Müzik Bölümleri, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri programlarının sınavlarına girmek isteyen öğrencilerimiz için düzenli ve sistemli bir çalışma programı uygulamaktadır.

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’nun Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir kurs olmakla beraber Saksafon  kurslarında katılım belgesi verilebilmektedir.

12 yaştan itibaren her yaşa yönelik eğitim programı uygulanmaktadır.

Saksafon derslerimiz haftada 1 gün 45 dk lık 1 ders saati özel ders şeklinde yapılmaktadır, hocayla birebir çalışıldığı için gün ve saat tercihi yapılabilmektedir size ve hocamıza uygun gün ve saatler ayarlanabilmektedir.

Özel derslerde derse gelemediğiniz durumlarda ( bir dönem içinde 3 kez olmak şartıyla) en geç 1 gün önce haber vermek kaydıyla dersinizi iptal edebilirsiniz. Haber verdiğiniz takdirde ders hakkınızı kaybetmezsiniz. Dersin telafisi size ve hocamıza uygun gün ve saatte yapılır.

 

  • UD EĞİTİMİ

ud-egitimi

lanlarında uzman eğitmenlerimiz tarafından verilen Ud / Ut kurslarımızın amacı öğrencilerimize müzik sevgisini aşılamak, müzik duygusunu geliştirmek ve beynin mantıksal işleyişini arttırmaktır.

Özel talep olmadığı taktirde bireysel olarak yapılan Ud / Ut derslerimizde öğrencilerimize Ud / Ut tarihçesi, nota ve ritim bilgileri, Ud / Ut çalım teknikleri aktarılmaktadır. Her öğrencinin seviyesi uygun olarak oluşturulmuş programlarımız ile birlikteülkemizde kabul görmüş seçkin Ud / Ut eserlerini tanıtarak öğrencilerimizin iyi bir Ud / Ut eğitimi alması başlıca amaçlarımızdandır.

Ud / Ut geleneksel müzik aletlerimizden olup özellikle sanat müziği olarak tabir edilen müzik türümüzde oldukça yoğun kullanılmaktadır. Bu yüzden kursumuzun sağladığı ücretsiz 10-15 dakikalık tanışma derslerimizde eğitmenlerimiz tarafından gerçekleştirilen kulak ve ritim testlerinden yararlanabilirsiniz.

Ayrıca kursumuzda Eğitim Fakültelerinin Müzik Bölümleri, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri programlarının sınavlarına girmek isteyen öğrencilerimiz için düzenli ve sistemli bir çalışma programı ile yetenek sınavlarına hazırlanmalarını sağlamaktayız.

8 yaştan itibaren her yaşa yönelik eğitim programı uygulanmaktadır.

Talepler doğrultusunda 4 kişilik grup derslerde oluşturulabilmektedir.

 

  • KANUN EĞİTİMİ

kanun-egitimiAlanlarında uzman eğitmenlerimiz tarafından verilen Kanun kurslarımızın amacı öğrencilerimize müzik sevgisini aşılamak, müzik duygusunu geliştirmek ve beynin mantıksal işleyişini arttırmaktır.

Aksi talep edilmedikçe bireysel olarak yapılan Kanun derslerimizde öğrencilerimize Kanun tarihçesi, nota ve ritim bilgileri, Kanun çalım teknikleri aktarılmaktadır. Her öğrencinin seviyesi uygun olarak oluşturulmuş programlarımız ile iyi bir Kanun eğitimi alması başlıca amaçlarımızdandır. Belli bir seviyeden sonra öğrencilerin dinlediği müzik tarzı da göz önüne alınarak sevdiği parçalarda çalışılmaktadır.

Kursumuzun sağladığı ücretsiz 10-15 dakikalık tanışma derslerimizde eğitmenlerimiz tarafından gerçekleştirilen kulak ve ritim testlerinden yararlanabilirsiniz.

Ayrıca kursumuzda Konservatuar,  Eğitim Fakültelerinin Müzik Bölümleri, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri programlarının sınavlarına girmek isteyen öğrencilerimiz için düzenli ve sistemli bir çalışma programı uygulamaktadır.

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’nun Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir kurs olmasından dolayı verdiğimiz eğitimlerin sonunda Milli Eğitim Bakanlığı onaylı belge vermekteyiz.

10 yaştan itibaren her yaşa yönelik eğitim programı uygulanmaktadır.

Kanun derslerimiz haftada 1 gün 45 dk lık 1 ders saati özel ders şeklinde yapılmaktadır, hocayla birebir çalışıldığı için gün ve saat tercihi yapılabilmektedir size ve hocamıza uygun gün ve saatler ayarlanabilmektedir.


 

dans-egitimi DANS EĞİTİMİ


  • BALE EĞİTİMİ

bale-egitimi

Bir gösteri sanatı olarak genellikle müzik eşliğinde dekor ve sahne giysileriyle sunulan son derece titiz bir danstır.

Bir bale dans müzik ve tasarımla dramatik bir öykü anlatabilir ya da hiç bir öykü olmadan yalnızca müziğin dans aracılığıyla bir yorumu biçiminde sunulabilir.

Bale ilk olarak İtalya’da rönesans döneminden görülmektedir. Mim sanatçılarının ortaçağ ve rönesans tiyatro gösterilerinde ve geleneksel halk gösterilerindeki dans adımları bugünkü balenin temellerini oluşturur.

Fransa’da Henry IV tarafından desteklenen bale tüm Avrupa’ya, oradan da 16. ve 17.yüzyılın sonlarında da Danimarka ve Isveç’e kadar yayılmıştır.

Balenin altın çağı kendisi de iyi bir dansçı olan Louis XIX döneminde başlamıştır. Fransızlar ve Rusların bale sanatının gelişmesinde dansçılık, bestecilik ve koreografi alanında çok büyük katkıları olmuştur.

Bale Okulumuz hakkında : Dersliklerimiz yaş ve eğitim seviyelerine göre enfazla 10 çocuktan oluşmaktadır. Ders süresi haftada bir gün 2 ders saati şeklinde gerçekleşmektedir (Çocukların dikkat toplama süreleri ve bedensel yapabilirlikleri düşünülerek 30 dakika ders 15 dakika ara şeklindedir). Başlangıç yaşı olarak her ne kadar çocuğun kişisel ve bedensel gelişimi göz önüne alınıyorsa da genel olarak ülkemizde 5 yaş ideal kabul edilmektedir.

Yönetmeliklerde belirtilen eğitim sonunda başarılı oldukları taktirde “M.E.B. Kurs Bitirme Sertifikası” alır. Bunun sağladığı bale öğretmenliği yetkisiyle üniversite de öğretim gördükleri branşları dışında ikinci bir meslek daha edinmiş olurlar.

 

  • MODERN DANS EĞİTİMİ

modern_dans

Bugünün Modern Dansı’nın kökleri Almanya ve Amerika’ya dayanmaktadır.Birinci Dünya Savaşı’ndan önceki on yıllık dönemde Amerikalı ve Alman dansçılar birbirlerinden bağımsız olarak, öykülemeci ve gösterişli bale geleneğine karşı çıkan yeni dans biçimleri geliştirdiler.

Ancak Amerikan ve Alman Modern Dans gelenekleri birbirini etkilemeseydi yeni biçimlerin geliştirilmesinden büyük olasılıkla söz edilmeyecekti . Amerika’da yaşayan Kızılderili’lerin geleneksel danslarının varoluşu ve Avrupalıların Salon dansları ve balelerinin bir araya gelmesi ile Amerika’nın Modern Dans anlayışı ortaya çıkmıştır.

Almanya’da da otuzlu yıllarda birçok Alman dansçı Amerika’ya göç etmiş ve Amerikan modern dansının gelişimine katkıda bulunmuşlardır. İsadora Duncan, Ruth St Denis ,Ted Shawn, Martha Graham ,Merce Cunningham, Paul Taylor gibi isimler de Modern Dansa yeni bir boyut getirmiştir.

Ders mantığı :

Modern Dans, bir şeyleri kalıplar içinde görmek yerine, bu kalıpları kırarak, yaratıcılığı ön plana çıkaran ve sanatçının kendinden bir şeyler katabileceği kompozisyonlar haline getirmeyi amaçlar . Bu durumda Modern dans, sadece kalıpların kırılması fikriyle yola çıkmayıp , özüne yoğunlukla Baleden ,müzikten,tiyatrodan , kısacası sanatın her dalından her parçayı alarak yaratıcılığın enginliği içinde birbirine harmanlamayı hedeflemektedir.

Derslerimiz Haftada bir gün 2 ders saati şeklinde olmaktadır. Sınıflarımız en fazla 5 kişilik öğrenci gruplarından oluşmaktadır.

Haftanın her günü 09.00-22.00 saatleri arasında hizmet vermekteyiz.

 

  • LATİN DANSLARI EĞİTİMİ

arjantin-tangoSALSA

Salsa dansı Karayipler kökenli olduğu varsayılan, salsa adıyla belirtilen müzik türleri eşliğinde çiftler halinde veya grupça icra edilen, Latin Amerika’nın ve ABD’nin modern bir dansıdır. Salsa dansı Latin dansları kapsamında ele alınır. Önceleri yalnızca Latin Amerika halkları arasında yaygın olan bu müzik türü, Karayipler’den ABD’ye göçenler sayesinde ABD’de de yaygınlık kazanmış ve salsa dansı özellikle 1980’lerden sonra tüm dünyada tanınır ve uygulanır duruma gelmiştir. Günümüzdeki salsa dansı Afrika, Karayip ve Avrupa stillerinin, dans ve müzik unsurlarının bir karışımı olarak nitelenir.
1950’lerde mambonun modernizasyonu salsanın oluşumunda önemli bir etken olmuştur. Salsanın kökeni Küba olarak kabul edilmekle birlikte, Küba’nın Kuzey Amerika’daki etkisi Fidel Castrove Che Guevara’nın Küba’daki devriminden ve Küba’ya ABD ambargosunun uygulanmasından sonra azalmıştır. Bir “serbest stil” dansı olan salsa, rutin hareketlere bağlı kalınmaksızın doğaçlama olarak yapılır.

BACHATA

Bachata (baçata) Dominik Cumhuriyeti’nin 4/4 ritimli, romantik bir müzik ve dans türüdür. Daha çok gitarın ön planda olduğu baçata müzikleri vurmalı çalgılar (bongo, maracas, guiro) ve bas gitar eşliğinde üç veya dört gitarla çalınır.

CHA CHA CHA

Cha-cha -cha (ça-ça-ça) Küba kökenli bir Latin Amerika dans ve müzik türüdür. Ça ça ça müziği ilk kez 1953’te Küba’lı viyolonist ve besteci Enrique Jorrin tarafından ortaya koyulmuştur. Bu dansın adı chachachá olarak da yazılır. Ritmi danzon dansındaki dördüncü vuruşa değişiklik getirilerek elde edilmiştir.

RUMBA

Rumba, Latin Amerika danslardan biridir. Aslen İspanyol ve Afrika kökenlidir. Ancak 16. yüzyılda Afrika’dan getirilen köleler aracılığıyla Küba’ya taşınmıştır. Müziği ve hareketleri Küba’yı yansıtır. Yavaş ve zor bir dans türüdür. Bu dansta kalça hareketleri belirgindir. Uluslararası Latin Amerikan dans yarışmalarında sergilenir. Rumba aynı familyada yer alan Ça-Ça-Ça ile bazı benzer özellikler gösterir. Ritmi eşit aralıklı dört sesten oluşur.

 

  • HİP-HOP DANSLARI

hip-hop

Amerika’da kötü koşullarda ve azınlık olarak yaşayan zencilerin gündemden uzaklaşmak ve eğlenmek için oluşturduğu bir kültür ve yaşam tarzıdır. Bu kültür Rap müziği, Graffiti sanatı, Break dansını ve Dj’liği içerir. Hiphop kültürünün doğmasında Blues, Funk, Soul ve Jazz müziğinin etkisi oldukça büyüktür. Son dönemlerde TV.larda yapılan yarışmalar ve programlardan dolayı çocuklar HipHop dansa yoğun ilgi göstermekteler. HipHop dansın yapısına bakıldığında yaşça küçük çocukların tam anlamı ile Hiphop dansı yapmasının gelişimi  ve yaratıcılığı açısından pek fazla önerilmediği görülmektedir. Elbette belirli bir yaşta çocuğun belirli zorluk ve disiplin içeren bir dansla ilgilenmesi vücut ve zeka gelişimine katkısının yüksek olduğu söylenebilir. Fakat bazı durumlarda Hiphop çocuğun gelişim süreci için yeterli olumlu etkiyi yapmayabilir bu anlamda Modern dans destekli  Hip Hop,  gelişim açısından enaz bale kadar faydalı olacağını söylemek hatalı olmasa gerek. Çocukların pek çok çoğunun doğasında var olan hareketliliği ve yaratıcılığı tetikleyen Modern Dans ve Hip Hop destekli olarak yapmalarının daha faydalı olacağı da bir gerçek. Derslerimiz  vücut esnetme ,ısınma ve kondisyon hareketleriyle başlayıp, teknik ve ritmik hareketler in ardından dans koreografisiyle devam etmektedir.

Çocuklarımızın bedensel, zihinsel ve ruhsal gelişimine katkıda bulunan dans eğitimimiz, çocuğumuzun doğru duruş, hareket bilgisi ve müzik kulağının gelişimini de etkilemektedir. Çocukların yaşları göz önüne alınarak haftanın değişik günlerinde farklı saatler de yapılmaktadır.  Çocuklarımız tüm yukarıda sayılan dans hareketlerinin yanı sıra  sosyalleşme konusunda da farkındalığa sahip olmaktadırlar. Derslerimizin yanı sıra çocuklarımız senesonunda etkinliklere çıkmakta bunun yanı sıra da zaman zaman TV. Programlarına da konuk olabilmektedirler.

Derslerimiz : Eğitimimiz haftada bir gün 2 ders saati şeklinde olup çocuklarımız kendi yaş grupları içerisinde değerlendirilmektedir.. . Talepler doğrultusunda hafta sonu ve hafta içi eğitimler mümkündür.

 

  • ORYANTAL

oryantal

Oryantal dans dünyanın bilinen en eski danslarının başında gelir. İslâm öncesi inançları içermektedir. Orijini antik dönemin doğurganlık, bereket kültünde yatar. Tüm antik uygarlıklarda bereketi sembolize eden tanrıçalar görülür. Mesela Mylitta, Isis, Ashtıreth, Ishtar, Hathor, Afrodit, Venüs ve Ceres gibi. Geleneksel olarak yalınayak yapılan bir danstır. Bu dansçının Toprak Ana’yla direk temasının asla kesilmemesine dayanmaktadır.

Oryantal dansı kadın vücudunun özelliklerine göre tasarlanmıştır. Karın kaslarıyla kalça hareketleriyle göğüs hareketleriyle en iyi kadın vücuduna uygundur. Toprağa değen yalın ayaklarla sıkı ve katı bir danstır. İnsan vücudunun akıcı pürüzsüz kompleks ve etkileyici hareketleri çalkalama ve dalgalanma hareketlerinin çeşitliliği ile dansın karakteri ortaya çıkar. Doğu dansları batının adıma dayalı danslarından farklı olarak kasların hareketine dayalı danslardır.

Dolayısıyla adımlar çok narindir ve asla zıplama olmaz toprakla olan temas daima korunur.
Yılan kılıç meşale mum peçe tül baston ya da sopa gibi malzemelerin dansta sıklıkla kullanıldığı görülür. Bunların her birinin birer anlamı olmakla birlikte genel olarak sihri ve ilkel insanın korunma amaçlı kullanımı simgelerler. Bu aletlerin dansta kullanılması yörenin folklorunda da görülür.

Oryantal dans sadece, dans değil aynı zamanda bir anlamda spor ve vücut sağlığını koruma anlamında da değerlendirilebilir.

Kalori yakma ve vücut kıvraklığını kullanma anlamında da faydalıdır.

Derslerimiz :

Eğitimimiz haftada birgün 2 ders saati şeklindedir. Talepler doğrultusunda hafta sonu ve hafta içi eğitimler mümkündür. Sınıflarımız 10 kişi ile sınırlıdır.


 

sahne-sanatlari  SAHNE SANATLARI


tiyatro

Ders Yapısı :  Talepler doğrultusunda Hafta içi veya Hafta sonu olup bir gün 2 ders saati şeklinde işlenmektedir.

Yaş Grupları : 10 Yaş ve üstü şeklinde olup farklı yaş grupları için gruplar oluşturulmaktadır.

Çocuk, Genç ve Yetişkinler için değişik yaş grupları olup 10 yaş ve üzeri tiyatro eğitimi aynı grup içersinde değerlendirilmektedir. Taleplerin genel oluşumuna göre haftanın hangi gün ve saati olacağı belirlenmektedir. Dönem sonunda ise alınacak eğitim eşliğinde enaz bir kez oyun sahneye konacaktır. Elbette M.E.B. Onaylı sertifikanızı da unutmuyoruz!

Tiyatroya dair …

Tiyatronun toplumun eğitimindeki yeri ve önemini düşünürken, tiyatronun öncelikle insanları birbirinden ayıran ve her değeri bir yana savuran ırk, din, dil, politika ayrımı gibi olguları birleştirici etkisini göz ardı etmemeliyiz diye düşünüyorum. Tiyatro, her şeyden önce bu olguları birbirine yaklaştıran, birbirlerine ortak eden her şeyi değerlendirmek gibi bir işlev üstleniyor. Tiyatro insan yaşamında yer alan gülmek, ağlamak, sevinmek, üzülmek, ferahlık duymak, bunalmak; kısacası, kalple, duygularla ilgili her şeyi değerlendiriyor. Tiyatro, ayrıca bütün insanlarda ortak bir kalbin varlığını meydana çıkarmasıyla da topluma hizmet ediyor. Bu bakımdan, tiyatro için rahatlıkla en etkili barış yolu da diyebiliyoruz.

HAYATIN GİZİNİ KAVRAYABİLMEK
Tiyatronun, insanlığın uzak geçmişinden şimdisine ve oradan da sonrasına uzanan uzun bir zaman diliminde, her yaşa, her mesleğe, her dine, her dile, her ırka oyundaşlık etme fırsatı veren bir sanat türü olduğunu da söyleyebiliriz. Bir anlık karanlığın ardından aydınlanan sahne, oyun evrenine açılan perde, oyuncular, gerçeğin benzeri ama aynısı olmayan dekor, hepsi bir oyunun kuralları çerçevesinde bir araya gelmiş şeyler. Tiyatro hayatın aynası, evet; ama asla kendisi değil. Oysa, örneğin sinema, tiyatronun aksine, gerçeği yansıttığı oranda başarılı sayılmakta. Bilinç düzeyi oyun oynama evresinden, oyun seyretme noktasına ulaşmış her insan, tiyatronun gizemli ortamında, bir süreliğine uzaklaşırken hayattan, daha güçlü olarak dönebilecek donanımları da elde etmiş sayılıyor. Hayatın gizini, daha çok bir tiyatro sahnesinin derinliğinde kavrayabiliyoruz.

TOPLUMUN EĞİTİMİNDE TİYATRONUN ROLÜ
Tiyatro yolu ile eğitme, tiyatronun eğitici ve zevk verici olması, eğlendirirken eğitmesi, öğretirken-eğlendirmesi, tiyatro sanatının başlangıcından beri tartışılmış, savunulmuş bir düşünce tarzı. Yazarların, sahneye koyucuların, oyunları hakkında yaptıkları açıklamalarda öncelikle seyirciye ne öğretmek istediklerini belirlediklerini daha önce öğrenmiştim, biliyorum. Tiyatronun etkili bir sanat dalı olduğu, insanın ve toplumun eğitiminde bu etkinlikten yararlanılması gerektiği düşüncesinin çeşitli biçimlerde tekrarlandığını bir büyüğüm öğretti bana. Yalnız, öğretilmesi istenen gerçekler, eğitilmesi istenen görüşler dönemden döneme değişmekteymiş. Her dönemin tiyatrosu kendini besleyen kaynağın yeğlediği yönde bir eğitimi amaçlarmış. Klasik tiyatro, geleneklerin, inançların, ahlak değerlerinin doğrultusunda tutucu bir eğitime yönelir; romantik tiyatro birey hakkını, özgür vicdanı savunurmuş. Gerçekçi tiyatro, örtülü çirkinlikleri bilimin ışığında incelemeye çalışır, öncü tiyatrolar toplumun kabuk bağlamış yaralarını deşermiş. Bütün bunları hep o büyüğümden öğrendim. Tiyatronun, sanatsal etkinliği yanında böylesine görevleri üstlenmesi ne kadar saygıya değer değil mi? Bu bağlam içinde çocuk tiyatrosunun eğiticiliği ve öğreticiliği de elbette doğal sayılmalı.

ÇOCUĞUMUZ İÇİN TİYATRO
Sözünü ettiğim büyüğüm, eğitilmek istenen çocuğun yaşının, anlayış gücünün, ruhsal durumunun, yaşantısının, bilgi ve görgüsünün, içinde bulunduğu ekonomik durumun, kültürel özelliklerin bilinmesi gerektiğini bana anlattı. Yapılan eğitimin günlük yaşam ile uzlaşıp uzlaşmadığı, çocuğu çelişkiye düşürüp düşürmediğinin araştırılması gerektiğini söyledi. Çocuğu aile ilişkilerinde, okul yaşamında, arkadaşları ile ilişkisinde uyumsuzluğa götürebilecek bir eğitim, kendi içinde ne kadar haklı nedenlere dayanırsa dayansın, ne kadar doğru düşünülmüş olursa olsun, yarar yerine zarar verecekmiş, öyle söyledi. “Doğru bildiklerimize ne kadar inanıyor, onları ne ölçüde koruyup savunuyorsak, tiyatrocu yöneldiği çocuk seyirciyi de o ölçüde sevmeli, ona inanmalı, onu esirgemeli,” dedi. Çocuk olan insanı incitmemek, inandığımız ilkeden sapmamak kadar önemli olmalıymış. Çocuk taşıyamayacağı kadar ağır bir düşünce yükü altında ezilmemeli, yaşamı ile uzlaştıramayacağı görüşlerle şaşırtılmamalıymış. Büyüğüm; çocuk tiyatrosunun, büyükler için yapılan tiyatrodan daha zor olmasının, daha çok çaba gerektirmesinin nedenleri olarak bunları sıraladı. “Doğumda bir bebeğin mikrop kapmamasına nasıl dikkat ediliyorsa, bebeğe verilen sütün pastörize olmasına nasıl özen gösteriliyorsa, çocuk hastalıklara karşı nasıl korunuyor, büyümesini engelleyecek ağır işlerde çalıştırılması nasıl yasaklanıyorsa, yapacağı sporun niteliği nasıl yaşına göre saptanıyor, beden gelişiminin doğru olmasına çalışılıyorsa, tiyatro yolu ile eğitilirken aynı ölçüde titiz davranmak, ruhsal gelişimini dikkate almak gerekir.” Aynen böyle dedi büyüğüm.

HANGİ TÜR TİYATRO YEĞLENMELİ
Bence bizler için en yararlı tiyatro, bizlere sevinmesini öğreten, içimizde biriken enerjiyi istediğimiz gibi kullanmamızı sağlayan, bizleri sevgi ile besleyen, içten güçlendiren tiyatro oyunları olmalı.

Gelin tiyatroda sevinelim, yaşamanın, sevmenin, dayanışmanın tadına varalım.

Yaşamayı ve yaşatmayı, mutlu olmayı ve mutlu etmeyi öğrenelim.

 

  • YARATICI DRAMA

yaratici-drama

Yaratıcı Drama dersimiz Talepler doğrultusunda haftada bir gün 2 ders saati şeklinde işlenmektedir.

Eğitici/Yaratıcı drama çoğu zaman Tiyatro Eğitimi ile karıştırılmaktadır. Tiyatronun unsurları da kullanılmakla beraber tek başına tiyatro eğitimi Çocuklar için Eğitici/ Yaratıcı Dramanın asla yerini tutamaz. Konusunda yetkin ve yeterli eğitim almamış kişilerin eğitici drama eğitimi vermesi kabul edilmez ve çocuğun gelişimi açısından sakıncalıdır. Bu bağlamda yetkin eğitmenler eşliğinde yaratıcı/eğitici drama kursumuza bekliyoruz. Her eğitim döneminin sonunda eğitmen uygun gördüğü taktirde sene sonunda bir etkinlikte öğrencilerimiz yer alacaklardır. Fakat asıl hedef sene sonu gösterisi değil çocuğumuzun aşağıda belirtilen doğrultuda eğitim almasıdır.

 

  • DİKSİYON

diksiyon

Diksiyonu şöyle tanımlayabiliriz: 

Diksiyon duygu ve düşünceleri ifade ederken sözcüklerin ses özelliklerine uygun olarak, vurgu ve tonlama kriterleri içerisinde doğru bir üslupla konuşma sanatıdır. Fonetiği tamamlayan bir unsur olarak konuşma sanatını ve tekniklerini inceler.

Diksiyonun temeli ses dediğimiz iletişim aracını doğru kullanmak ve sözleri söylerken düzgün telaffuz etmek üzerine kuruludur. Jest ve mimikleri de kapsayarak özellikle tiyatro ve diğer sahne sanatları ile sinema ve televizyonda metinlerin yanlışsız okunması amaçtır. Ayrıca topluluk önünde konuşma gibi durumlarda ve yöneticilik gibi pozisyonlarda bulunan kişilerin başvurduğu bir eğitimdir. Elbette sadece bu meslek grupları için değil aynı zamanda toplumsal iletişim halinde olan tüm meslek grupları için doğru zamanda doğru telaffuz ve doğru iletişim için diksiyon eğitimi önemlidir. Öğrencilikten tutunda yöneticiliğe, hizmet sektörü işveren veya çalışan kişilerin veya yöresel ağızlarla konuşan tüm kişilerin diksiyon eğitimine ihtiyacı vardır. 

Doğru iletişim için doğru diksiyon!

Diksiyon Eğitimi Nasıl Verilir?

Çeşitli kurslarda ve okullarda konuşma sanatının eğitimini alabilirsiniz. Alanında uzman eğitmenlerin yapabileceği ciddilikte olan bu eğitim çeşitli dallara ayrılır.

Öğrencilere öncelikle;

  • Soluma
  • Fonetik (söyleyiş)
  • Artikülasyon (boğumlama)
  • Vurgu
  • İletme gücü temelinde eğitimler verilir.

Amaç öncelikle kişilerin diyaframlarını kontrol etmelerini sağlamak, ses çıkış kaynaklarını ve nasıl kullanmaları gerektiğini öğretmektir. Sonrasında ses tonu ayarlama ve vurgulama konuları incelenir.

Öğrencilerin kelimeleri jest ve mimiklerle anlamlandırmaları sağlanır. Konuşurken akıcılık, doğru bir üslup kazandırmak amaçtır.

Diksiyon Dersleri

Diksiyon eğitimi kısa süreli bir eğitim değildir. Kısa sürede yapılan eğitimlerin diksiyonun düzelmesi anlamında katkıda bulunacağına inanmak gerçekçi değildir. Gerek diksiyon eğitiminde kullanılan organların, gerekse dikkat edilmesi gereken işlemlerin istem dışı ve kalıcı hale gelebilmesi için gerek eğitim sürecinde gerekse eğitim dışında öğrenci tarafından tekrarlanması gerekmektedir. Unutulmamalı ki emek ve çaba harcanmayan hiç bir eğitim amacına ulaşamaz.

Genel anlamda diksiyon eğitiminde ayrıntı bazında farklılıklar olsa dahi  şu eğitimler ve içerikler konu edilir.

  • Ses eğitimi
  • Kelime eğitimi
  • Söz akımı
  • Anlatım
  • Hitap
  • İletişim kurma teknikleri
  • Doğaçlama
  • Dil, zeka ve akıl ilişkisi
  • Dil – kültür ilişkisi

Diksiyon Eğitiminin Faydaları

Doğru ve eksiksiz konuşmak için alınan diksiyon derslerinin kişilere düzgün konuşmanın yanında pek çok faydası bulunmaktadır. Sesini ve bedenini olması gerektiği gibi kullanan bireyler yetiştirmeyi amaçlayan eğitimlerin diğer faydaları ise;

  • Doğru nefes alıp vermeyi öğretir.
  • Tonlama ve vurgu kurallarını öğretir.
  • Kişinin iletişim becerilerini geliştirir.
  • Sesin nasıl etkileyici bir biçimde kullanılacağını öğretir.
  • Oyunculukta ses kontrolü, doğaçlama rahatlığı sağlar.
  • Hitabet gücünü geliştirir.
  • Topluluk önünde konuşurken heyecanı kontrol etmeyi öğretir.

Dersin  Yapısı : Talepler doğrultusunda hafta içi ve hafta sonu gruplar açılabileceği gibi aynı zamanda yine talepler doğrultusunda akşam gruplarının açılması da mümkündür. Grup derslerde haftada bir gün 3 ders saati şeklinde yapılmakta olup 6 hafta devam etmektedir. Derslerin hangi gün olacağı talepler doğrultusunda tespit edilmektedir.

 

  • KORO

koro

TÜRK HALK MÜZİĞİ

Anadolu’nun mükemmel ezgilerinden derlenen Türküler sizleri bekliyor. Genç, emekli, çalışan kısaca her yaş ve kişi için Türkülerimizin büyüsüne kapılmak adına sizleri bekliyoruz. Zengin bir repertuvar  eşliğinde hem eğlenecek hem de günün ve haftanın stresini atacaksınız. Eğitimli şefimiz eşliğinde sosyalleşecek ve sadece mırıldanmayacak, türkü söyleyebileceksiniz. Her dönem sonundaysa muhakkak en az bir veya iki konser vereceksiniz.

Derslerimiz haftada 1 gün 2 saat şeklinde olup, taleplere göre gün tespit edilebilmektedir.

TÜRK SANAT MÜZİĞİ

Nar Sanat Türk Müziği Korosu; Doktordan ev hanımına, öğrenciden, emekliye, işçiden, iş adamına kadar müziğe gönül vermiş, yaş sınırı olmaksızın herkese açık olan çalışmalarını sürdürmektedir. Çalışmalarımız da  geçireceğiniz müzik dolu saatlerde; eğlenirken öğrenecek, öğrenirken günün stresinden uzaklaşacak ve kendinizi çok mutlu hissedeceksiniz.

Haftanın 2 günü 2 şer saat olan koro çalışmalarımızda gündüz yada akşam gruplarımızı tercih edebilirsiniz.

Yılda en az iki kere koromuzun konserleri olmaktadır.


 

gorselsanatlar  GÖRSEL SANATLAR


 

  • RESİM

resim

Taleplere göre gündüz, gece ve hafta sonu grupları şeklinde olan hobi gruplarımıza katılabilirsiniz.

Hobi grubumuzda genel anlatımların dışında temel sanat eğitimi ardından isteğinize göre karakalem, yağlıboya, guaj, suluboya, akrilik gibi tarzların herhangi biri ile ilgilenebilirsiniz. Tüm eğitimlerimiz de sınıf sayısını minumumda tutmaya çalışmaktayız. 8 kişiyi aşan durumlarda gruplar ayrılmaktadır.

Eğitim aldığınız süre kadar elbetteki M.E.B. Onaylı belge almanız mümkün. Haftada bir gün 4 saat şeklinde süren eğitimimize katılan öğrencilerimiz Haziran içerisinde yaptığı çalışmalardan oluşan bir sergide çalışmalarını sergilemeleri mümkün olmaktadır.

1)   Bakmak ve görmek

– Düz çizgi

– Daire, elips

– Ufuk çizgisi, altı, üstü

– Farklı nesnelerle deneme

2)   Obje çalışması

-Farklı nesnelerle kompozisyon

3)   Gölgeleme metodları

4)   Işık –Gölge

– Teknikler

– Karakalem

5)   Kompozisyon fikri (oluşturma)

6)   Natürmort, peyzaj

7)   Pastel

8 )   Perspektif

– merkezi

– Çift kaçarlı

9)   İnsan figürü

– Oranlar

10)  Portre (Baş)

– Oranlar

– Baş detayları ( göz, ağız, burun, kulak)

11)  El-Ayak

12)  İnsan figürlü kompozisyonlar

13)  Kompozisyonları pastel, akrilik, yağlı boya teknikleri ile çalışma

14)  Soyuta geçiş

  • RESİM ÇOCUK PROGRAMI

Genel olarak  hafta sonu grupları şeklinde olan çocuk hobi gruplarımız mümkün olduğunca yaş gruplarına ayırmaya çalışıyoruz en fazla 8 öğrencinin katıldığı gruplar dışında “ANNEM VE BEN” Adlı resim grubunda ise Anneler arzu ederse çocukları ile derse girebilirler.

Ders süresi 2 ders saati şeklinde olup aynı zamanda çocuğun el becerilerini ve renk tecrübelerini artıracak çalışmaları içermektedir.

Zaman zaman ilginç müze ve sergi gezileri de düzenlemekte bu sayede çocukta sanata karşı duyarlılığı artırmaya çalışmaktayız.

Elbete devam edilen süreç kadar M.E.B. Onaylı belgeyi de unutmayalım.

1)   Bakmak ve görmek

– Düz çizgi

– Daire, elips

– Ufuk çizgisi, altı, üstü

– Farklı nesnelerle deneme

2)   Resim yapma teknikleri

– Mum boya – Kuru boya – Karakalem – Sulu boya

– Değişik malzeme ile kolaj

– Değişik malzeme ile baskı

– Plastik hamuru ile çalışma ve boyama

3)   Resim çizimleri

– Nesne

– Doğa

– Hayaller

– Rüyalar

 

  • KARAKALEM

karakalem

Çizici resim araçları ile bir yüzey üzerine çalışılır, ortaya çıkan desen resmin başlangıcıdır.

Çizgilerin kroki desenden, çizgi değerlerini farklılaştırarak çıkması, ışık/gölge değerleriyle form kazanması, bazen de perspektif (derinlik) özelliklerini içinde barındırmasına, karakalem resim diyoruz.

Karakalem resim objeden desene, desenden peyzaja ve figüre kadar her alanda kullanılır.

“Ben doğadan, ya da insan yaşamından alınmış herhangi bir olayı vesile sayarak, renk ve çizgi düzenleriyle kendimce senfoniler yaratıyorum”

 

  • KARİKATÜR

10 yaşından büyük herkes karikatür derslerimize katılabilir.

Eğitimimiz grup ders şeklinde olup haftada bir gün iki ders saati biçiminde yapılmaktadır.

Yeni öğrenenler için öncelikle katılımcının çizim duygusunu ortaya çıkarmakla başlayan eğitim reel çizim ve karikatürize çizim ile sürüp, anatomi ve perspektif bilgisi ve çizimler ile devam etmektedir.

Karikatür eğitimi, katılımcının kendi çizim yeteneğini, tarzını ve mizahi gücünü fark etmesini ve geliştirmesini sağlayacaktır.

 

  • FOTOĞRAF

fotograf

“Fotoğraf çekmek, insanın aklını, gözünü ve yüreğini aynı hizaya getirmesidir. Bu bir yaşam tarzıdır.” – Henri Cartier-Bresson 

Dijital fotoğrafın yaygınlaşmasıyla beraber fotoğraf çekmeye yönelik ilgi arttı, her geçen gün artmaya da devam ediyor. Ve artık herkes,  fotoğraf çekmenin deklanşöre basmaktan ibaret olmadığının farkında.

Kurs süresince katılımcılar, hem fotoğrafı anlamak hem de etkili ve kusursuz fotoğraf çekmenin temellerini öğrenmek için gerekli tüm donanıma kavuşacaklar.

Fotoğraf makinesi alınırken dikkat edilmesi gereken noktalardan siyah beyaz fotoğrafın inceliklerine, kompozisyon kurallarından basın fotoğrafçılığına, diyafram ve enstantane gibi teknik detaylardan fotoğraf tarihine kadar birçok konuda bilgiler edinecekler.

Ayrıca dijital fotoğrafın olmazsa olmazlarından olan Photoshop ile fotoğrafın boyutunu kayıpsız küçültmek, portre rötuşlamak, panoramik fotoğraf oluşturmak  gibi konularda da yetkin olacaklar.

Öğrenilenlerin pekiştirilmesi için eğitmen ile beraber çıkılacak keyifli çekim gezileri de kurs programında geniş bir yer alacak.

Elbette kursun sonunda Nar Galeri‘de sergi açılacaktır. Öğrencilerimizin açacağı mezuniyet sergisi elbetteki ücretsiz olacaktır.

 

  • SENARYO VE KISA FİLM

senaryovekisafilm

Fransız yönetmen Godard, sinemayı ‘en güzel hile’ olarak tanımlıyor. Gerçekten de bir asırı daha yeni arkada bırakmış bu genç sanat dalı, tüm dünyayı kendi güzel hileleriyle büyülemeye devam ediyor. Ağlatıyor, güldürüyor, eğlendiriyor, sorgulatıyor, düşündürüyor… Ve gelişen teknoloji sayesinde artık  film çekmek çok daha ucuz ve kolay.

Senaryo Yazımı ve Kısa Film Yapımı Kursu’nda katılımcılar senaryo yazmak ve bütün aşamalarıyla bir kısa filmi gerçekleştirmek için gereken temel donanımı kazanacaklar. Senaryo eğitiminde, sinopsis, tretman, film öyküsü ve senaryo yazım biçimleri gibi teknik konuların yanı sıra aslında senaryo yazmanın ön şartı olan fikir geliştirme, konu belirleme, temayı sağlamlaştırma gibi temel konularda da eğitim verilecek. Kısa Film Yapımı bölümünde ise hem ses, görüntü, kurgu, sanat yönetimi  gibi teknik alanlarda hem de yönetmenlik hamleleri, zaman ve mekanı kullanma-yönlendirme, oyuncu yönetimi gibi daha arkada kalan ama son derece önemli konularda katılımcılar kendilerini geliştirme fırsatı bulacak.

Sürekli pratikle el ele gidecek dersler süresince metinler yazılacak, etütler ve kısa filmler çekilecek, sahne çözümlemeleri yapılacak. Sonuçta tüm katılımcılar yazdıkları ve çektikleri en az birer filmle ve daha önemlisi bu büyülü alanda yaptıkları sağlam ve dolu bir başlangıçla kursu tamamlayacak.


 

akademi  AKADEMİLERE HAZIRLIK


  • İÇ MİMARİ

icmimarlik

İster devlet ister vakıf üniversiteleri olsun bütün iç mimarlık fakülteleri, grafik tasarım, endüstri ürünleri tasarımı, moda tasarımı, resim, heykel, seramik  v.b. gibi sanat bölümleri  barajı aşsanız dahi yetenek sınavına girmenizi gerektiriyor.

Elbette ki değişik üniversitelerde değişik sorular sorulabiliyor ama genel anlamda temel sanat bilgisi gerektirmektedir.

Kazanmanın ön koşulu elbette, Öncelikle bol bol çizim yapmanızdır.  Her üniversitenin farklı bir yetenek sınavı uygulaması var ancak genel olarak her okul desen ve imgesel çizimi yaptırır. Desen çiziminde bir modeli anatomik hata yapmadan çizmeniz gerekmektedir. Gördüğünü çizebilme yeteneğini ölçer. İmgesel çizimde ise hayal gücünü kullanarak çizebilme yeteneğini ölçer. Bu çizime perspektifle mekan çizme, figür ekleme, ortam yaratma gibi faktörler girer..

Yetenek sınavına hazırlanırken eğitimini tamamlamış yeterli deneyim ve başarılı eğitmenlerden ders almak önemlidir. Kalem tutuşunuzdan çizginin nasıl yapılacağına ve oradan boyutlu algılamaya kadar tüm safhaların tam ve eksiksiz olarak anlatılması ve boş bol uygulamalarla gösterilmesi önemlidir.

Hangi okulların yetenek sınavına gireceğinize önceden karar vermeniz gelişim sürecinde önemlidir. Çünkü kimi okul sanat tarihi bilgisi istiyor, kimi okul istemiyor. Kimi okulda görsel zeka testleri uygulanıyor, kiminde güncel sanat olayları ile ilgili sorular soruluyor. Ve gideceğiniz kursa da ona göre karar vermeniz iyi olabilir.

Eğitime gelmeden önce muhakkak varsa daha önceki çizimlerin yanınızda olması gerekmektedir ki eğitmeniniz bir fikir sahibi olsun aksi takdirde zaman kaybı olabilmektedir.

Dersin İşleniş Şekli :  Derslerimiz seçenekli olup; haftada bir gün 4 saat ve ya 2 gün 8 saat şeklinde  ya da haftada 3 gün 12 saat şeklinde yapılabilmektedir…

Ders programı :

GÜZEL SANATLAR LİSESİ VE AKADEMİLERİNE HAZIRLIK

 1)   Bakmak ve görmek

– Düz çizgi

– Daire, elips

– Ufuk çizgisi, altı, üstü

– Farklı nesnelerle deneme

2)   Obje çalışması

-Farklı nesnelerle kompozisyon

3)   Gölgeleme metodları

 – Teknik

4)    Işık –Gölge

– Basitten karmaşığa (ayırt edebilme)

– Farklı malzemelerden oluşan objelerle çalışma (kağıt, cam, metal, tahta, kumaş)

5)    Kompozisyon fikri

– Oluşturma

– Bakabilme, ayırt edebilme, istenileni öne çıkartma

– Ön plan – Geri plan

6)   Natürmort, peyzaj

– Basit perspektif

7)   Perspektif

– Basit perspektif (tekrar)

– Objelerin büyüklük kaybetmesi

– Merkezi perspektif

– Çift kaçarlı perspektif

– Düzensiz perspektif

– Fotoğraftaki perspektif hataları

8)   İnsan figürü

– Oranlar

– Ayakta, oturur, yatar + perspektif

– Kağıdı tam kullanma

9)   Portre (Baş)

– Oranlar

– Baş detayları ( göz, ağız, burun, kulak)

– Figürde baş hareketleri

10)  El-Ayak

– Detaylı çalışma

– Bedende bütünleme

11)  İnsan figürlü kompozisyonlar

– İç mekan + perspektif

– Dış mekan + perspektif

– İfade için teknikler

 

  • RESİM

İster devlet ister vakıf üniversiteleri olsun bütün iç mimarlık fakülteleri, grafik tasarım, endüstri ürünleri tasarımı, moda tasarımı, resim, heykel, seramik  v.b. gibi sanat bölümleri  barajı aşsanız dahi yetenek sınavına girmenizi gerektiriyor.

Elbette ki değişik üniversitelerde değişik sorular sorulabiliyor ama genel anlamda temel sanat bilgisi gerektirmektedir.

Kazanmanın ön koşulu elbette, Öncelikle bol bol çizim yapmanızdır.  Her üniversitenin farklı bir yetenek sınavı uygulaması var ancak genel olarak her okul desen ve imgesel çizimi yaptırır. Desen çiziminde bir modeli anatomik hata yapmadan çizmeniz gerekmektedir. Gördüğünü çizebilme yeteneğini ölçer. İmgesel çizimde ise hayal gücünü kullanarak çizebilme yeteneğini ölçer. Bu çizime perspektifle mekan çizme, figür ekleme, ortam yaratma gibi faktörler girer..

Yetenek sınavına hazırlanırken eğitimini tamamlamış yeterli deneyim ve başarılı eğitmenlerden ders almak önemlidir. Kalem tutuşunuzdan çizginin nasıl yapılacağına ve oradan boyutlu algılamaya kadar tüm safhaların tam ve eksiksiz olarak anlatılması ve boş bol uygulamalarla gösterilmesi önemlidir.

Hangi okulların yetenek sınavına gireceğinize önceden karar vermeniz gelişim sürecinde önemlidir. Çünkü kimi okul sanat tarihi bilgisi istiyor, kimi okul istemiyor. Kimi okulda görsel zeka testleri uygulanıyor, kiminde güncel sanat olayları ile ilgili sorular soruluyor. Ve gideceğiniz kursa da ona göre karar vermeniz iyi olabilir.

Eğitime gelmeden önce muhakkak varsa daha önceki çizimlerin yanınızda olması gerekmektedir ki eğitmeniniz bir fikir sahibi olsun aksi takdirde zaman kaybı olabilmektedir.

Dersin İşleniş Şekli :  Derslerimiz seçenekli olup; haftada bir gün 4 saat ve ya 2 gün 8 saat şeklinde ya da haftada 3 gün 12 saat şeklinde yapılabilmektedir…

Ders programı :

GÜZEL SANATLAR LİSESİ VE AKADEMİLERİNE HAZIRLIK

 

        1)   Bakmak ve görmek

– Düz çizgi

– Daire, elips

– Ufuk çizgisi, altı, üstü

– Farklı nesnelerle deneme

2)   Obje çalışması

-Farklı nesnelerle kompozisyon

3)   Gölgeleme metodları

                – Teknik

4)    Işık –Gölge

– Basitten karmaşığa (ayırt edebilme)

– Farklı malzemelerden oluşan objelerle çalışma (kağıt, cam, metal, tahta, kumaş)

5)    Kompozisyon fikri

– Oluşturma

– Bakabilme, ayırt edebilme, istenileni öne çıkartma

– Ön plan – Geri plan

6)   Natürmort, peyzaj

– Basit perspektif

         7)   Perspektif

– Basit perspektif (tekrar)

– Objelerin büyüklük kaybetmesi

– Merkezi perspektif

– Çift kaçarlı perspektif

– Düzensiz perspektif

– Fotoğraftaki perspektif hataları

8)   İnsan figürü

– Oranlar

– Ayakta, oturur, yatar + perspektif

– Kağıdı tam kullanma

         9)   Portre (Baş)

– Oranlar

– Baş detayları ( göz, ağız, burun, kulak)

– Figürde baş hareketleri

10)  El-Ayak

– Detaylı çalışma

– Bedende bütünleme

11)  İnsan figürlü kompozisyonlar

– İç mekan + perspektif

– Dış mekan + perspektif

– İfade için teknikler

 

  • HEYKEL

İster devlet ister vakıf üniversiteleri olsun bütün iç mimarlık fakülteleri, grafik tasarım, endüstri ürünleri tasarımı, moda tasarımı, resim, heykel, seramik  v.b. gibi sanat bölümleri  barajı aşsanız dahi yetenek sınavına girmenizi gerektiriyor.

Elbette ki değişik üniversitelerde değişik sorular sorulabiliyor ama genel anlamda temel sanat bilgisi gerektirmektedir.

Kazanmanın ön koşulu elbette, Öncelikle bol bol çizim yapmanızdır.  Her üniversitenin farklı bir yetenek sınavı uygulaması var ancak genel olarak her okul desen ve imgesel çizimi yaptırır. Desen çiziminde bir modeli anatomik hata yapmadan çizmeniz gerekmektedir. Gördüğünü çizebilme yeteneğini ölçer. İmgesel çizimde ise hayal gücünü kullanarak çizebilme yeteneğini ölçer. Bu çizime perspektifle mekan çizme, figür ekleme, ortam yaratma gibi faktörler girer..

Yetenek sınavına hazırlanırken eğitimini tamamlamış yeterli deneyim ve başarılı eğitmenlerden ders almak önemlidir. Kalem tutuşunuzdan çizginin nasıl yapılacağına ve oradan boyutlu algılamaya kadar tüm safhaların tam ve eksiksiz olarak anlatılması ve boş bol uygulamalarla gösterilmesi önemlidir.

Hangi okulların yetenek sınavına gireceğinize önceden karar vermeniz gelişim sürecinde önemlidir. Çünkü kimi okul sanat tarihi bilgisi istiyor, kimi okul istemiyor. Kimi okulda görsel zeka testleri uygulanıyor, kiminde güncel sanat olayları ile ilgili sorular soruluyor. Ve gideceğiniz kursa da ona göre karar vermeniz iyi olabilir.

Eğitime gelmeden önce muhakkak varsa daha önceki çizimlerin yanınızda olması gerekmektedir ki eğitmeniniz bir fikir sahibi olsun aksi takdirde zaman kaybı olabilmektedir.

Dersin İşleniş Şekli :  Derslerimiz seçenekli olup; haftada bir gün 4 saat ve ya 2 gün 8 saat şeklinde  ya da haftada 3 gün 12 saat şeklinde yapılabilmektedir…

Ders programı :

GÜZEL SANATLAR LİSESİ VE AKADEMİLERİNE HAZIRLIK

 

        1)   Bakmak ve görmek

– Düz çizgi

– Daire, elips

– Ufuk çizgisi, altı, üstü

– Farklı nesnelerle deneme

2)   Obje çalışması

-Farklı nesnelerle kompozisyon

3)   Gölgeleme metodları

                – Teknik

4)    Işık –Gölge

– Basitten karmaşığa (ayırt edebilme)

– Farklı malzemelerden oluşan objelerle çalışma (kağıt, cam, metal, tahta, kumaş)

5)    Kompozisyon fikri

– Oluşturma

– Bakabilme, ayırt edebilme, istenileni öne çıkartma

– Ön plan – Geri plan

6)   Natürmort, peyzaj

– Basit perspektif

         7)   Perspektif

– Basit perspektif (tekrar)

– Objelerin büyüklük kaybetmesi

– Merkezi perspektif

– Çift kaçarlı perspektif

– Düzensiz perspektif

– Fotoğraftaki perspektif hataları

8)   İnsan figürü

– Oranlar

– Ayakta, oturur, yatar + perspektif

– Kağıdı tam kullanma

         9)   Portre (Baş)

– Oranlar

– Baş detayları ( göz, ağız, burun, kulak)

– Figürde baş hareketleri

10)  El-Ayak

– Detaylı çalışma

– Bedende bütünleme

11)  İnsan figürlü kompozisyonlar

– İç mekan + perspektif

– Dış mekan + perspektif

– İfade için teknikler

 

  • MÜZİK VE SES

Amacı :

  • Ülkemizde eğitim veren Devlet / Özel konservatuvarlar, Güzel Sanatlar Fakülteleri, Eğitim Fakülteleri (Müzik Öğretmenliği) ve Anadolu Güzel Sanatlar Liselerinin yapmış oldukları özel yetenek sınavlarına katılmak isteyenleri bu sınavlara özel programlarla hazırlamak.

İçerik:

  • – Ses Çalışması (Kulak, entonasyon, ritim vb.)
  • – Piyano Çalışması (Öğrenci sınava başka bir enstrümanla katılacaksa o enstrümanın eğitimi ayrıca verilir)
  • – Genel Kültür ve Müzik Tarihi
  • – Temel Müzik Teorisi, Solfej (Dikte, Deşifre vb.)
  • – Müzikal / Ezgisel Bellek Çalışmaları

Konservatuvara ve Güzel Sanatlara Hazırlık Dersleri işleniş şekli :

Haftada 2 gün 1’er saat (Ders Saati)  birebir özel ders. Aynı zamanda haftada 3 gün 1’er saat (Ders Saati) olmak üzere solfej dersi verilmektedir. Bunun yanı sıra sabah : 09:00 – akşam 10:00 arası derslikler boş olduğu sürece çalışma imkanınız mümkündür.

 

 

 

 

 Çocuk -Genç ve Yetişkin Tiyatro  Kursu /Dersi

Ders Yapısı :  Talepler doğrultusunda Hafta içi veya Hafta sonu olup bir gün 2 ders saati şeklinde işlenmektedir.

Yaş Grupları : 10 Yaş ve üstü şeklinde olup farklı yaş grupları için gruplar oluşturulmaktadır.

Çocuk, Genç ve Yetişkinler için değişik yaş grupları olup 10 yaş ve üzeri tiyatro eğitimi aynı grup içersinde değerlendirilmektedir. Taleplerin genel oluşumuna göre haftanın hangi gün ve saati olacağı belirlenmektedir. Dönem sonunda ise alınacak eğitim eşliğinde enaz bir kez oyun sahneye konacaktır. Elbette M.E.B. Onaylı sertifikanızı da unutmuyoruz!

Tiyatroya dair …

Tiyatronun toplumun eğitimindeki yeri ve önemini düşünürken, tiyatronun öncelikle insanları birbirinden ayıran ve her değeri bir yana savuran ırk, din, dil, politika ayrımı gibi olguları birleştirici etkisini göz ardı etmemeliyiz diye düşünüyorum. Tiyatro, her şeyden önce bu olguları birbirine yaklaştıran, birbirlerine ortak eden her şeyi değerlendirmek gibi bir işlev üstleniyor. Tiyatro insan yaşamında yer alan gülmek, ağlamak, sevinmek, üzülmek, ferahlık duymak, bunalmak; kısacası, kalple, duygularla ilgili her şeyi değerlendiriyor. Tiyatro, ayrıca bütün insanlarda ortak bir kalbin varlığını meydana çıkarmasıyla da topluma hizmet ediyor. Bu bakımdan, tiyatro için rahatlıkla en etkili barış yolu da diyebiliyoruz.

HAYATIN GİZİNİ KAVRAYABİLMEK
Tiyatronun, insanlığın uzak geçmişinden şimdisine ve oradan da sonrasına uzanan uzun bir zaman diliminde, her yaşa, her mesleğe, her dine, her dile, her ırka oyundaşlık etme fırsatı veren bir sanat türü olduğunu da söyleyebiliriz. Bir anlık karanlığın ardından aydınlanan sahne, oyun evrenine açılan perde, oyuncular, gerçeğin benzeri ama aynısı olmayan dekor, hepsi bir oyunun kuralları çerçevesinde bir araya gelmiş şeyler. Tiyatro hayatın aynası, evet; ama asla kendisi değil. Oysa, örneğin sinema, tiyatronun aksine, gerçeği yansıttığı oranda başarılı sayılmakta. Bilinç düzeyi oyun oynama evresinden, oyun seyretme noktasına ulaşmış her insan, tiyatronun gizemli ortamında, bir süreliğine uzaklaşırken hayattan, daha güçlü olarak dönebilecek donanımları da elde etmiş sayılıyor. Hayatın gizini, daha çok bir tiyatro sahnesinin derinliğinde kavrayabiliyoruz.

TOPLUMUN EĞİTİMİNDE TİYATRONUN ROLÜ
Tiyatro yolu ile eğitme, tiyatronun eğitici ve zevk verici olması, eğlendirirken eğitmesi, öğretirken-eğlendirmesi, tiyatro sanatının başlangıcından beri tartışılmış, savunulmuş bir düşünce tarzı. Yazarların, sahneye koyucuların, oyunları hakkında yaptıkları açıklamalarda öncelikle seyirciye ne öğretmek istediklerini belirlediklerini daha önce öğrenmiştim, biliyorum. Tiyatronun etkili bir sanat dalı olduğu, insanın ve toplumun eğitiminde bu etkinlikten yararlanılması gerektiği düşüncesinin çeşitli biçimlerde tekrarlandığını bir büyüğüm öğretti bana. Yalnız, öğretilmesi istenen gerçekler, eğitilmesi istenen görüşler dönemden döneme değişmekteymiş. Her dönemin tiyatrosu kendini besleyen kaynağın yeğlediği yönde bir eğitimi amaçlarmış. Klasik tiyatro, geleneklerin, inançların, ahlak değerlerinin doğrultusunda tutucu bir eğitime yönelir; romantik tiyatro birey hakkını, özgür vicdanı savunurmuş. Gerçekçi tiyatro, örtülü çirkinlikleri bilimin ışığında incelemeye çalışır, öncü tiyatrolar toplumun kabuk bağlamış yaralarını deşermiş. Bütün bunları hep o büyüğümden öğrendim. Tiyatronun, sanatsal etkinliği yanında böylesine görevleri üstlenmesi ne kadar saygıya değer değil mi? Bu bağlam içinde çocuk tiyatrosunun eğiticiliği ve öğreticiliği de elbette doğal sayılmalı.

ÇOCUĞUMUZ İÇİN TİYATRO
Sözünü ettiğim büyüğüm, eğitilmek istenen çocuğun yaşının, anlayış gücünün, ruhsal durumunun, yaşantısının, bilgi ve görgüsünün, içinde bulunduğu ekonomik durumun, kültürel özelliklerin bilinmesi gerektiğini bana anlattı. Yapılan eğitimin günlük yaşam ile uzlaşıp uzlaşmadığı, çocuğu çelişkiye düşürüp düşürmediğinin araştırılması gerektiğini söyledi. Çocuğu aile ilişkilerinde, okul yaşamında, arkadaşları ile ilişkisinde uyumsuzluğa götürebilecek bir eğitim, kendi içinde ne kadar haklı nedenlere dayanırsa dayansın, ne kadar doğru düşünülmüş olursa olsun, yarar yerine zarar verecekmiş, öyle söyledi. “Doğru bildiklerimize ne kadar inanıyor, onları ne ölçüde koruyup savunuyorsak, tiyatrocu yöneldiği çocuk seyirciyi de o ölçüde sevmeli, ona inanmalı, onu esirgemeli,” dedi. Çocuk olan insanı incitmemek, inandığımız ilkeden sapmamak kadar önemli olmalıymış. Çocuk taşıyamayacağı kadar ağır bir düşünce yükü altında ezilmemeli, yaşamı ile uzlaştıramayacağı görüşlerle şaşırtılmamalıymış. Büyüğüm; çocuk tiyatrosunun, büyükler için yapılan tiyatrodan daha zor olmasının, daha çok çaba gerektirmesinin nedenleri olarak bunları sıraladı. “Doğumda bir bebeğin mikrop kapmamasına nasıl dikkat ediliyorsa, bebeğe verilen sütün pastörize olmasına nasıl özen gösteriliyorsa, çocuk hastalıklara karşı nasıl korunuyor, büyümesini engelleyecek ağır işlerde çalıştırılması nasıl yasaklanıyorsa, yapacağı sporun niteliği nasıl yaşına göre saptanıyor, beden gelişiminin doğru olmasına çalışılıyorsa, tiyatro yolu ile eğitilirken aynı ölçüde titiz davranmak, ruhsal gelişimini dikkate almak gerekir.” Aynen böyle dedi büyüğüm.

HANGİ TÜR TİYATRO YEĞLENMELİ
Bence bizler için en yararlı tiyatro, bizlere sevinmesini öğreten, içimizde biriken enerjiyi istediğimiz gibi kullanmamızı sağlayan, bizleri sevgi ile besleyen, içten güçlendiren tiyatro oyunları olmalı.

Gelin tiyatroda sevinelim, yaşamanın, sevmenin, dayanışmanın tadına varalım.

Yaşamayı ve yaşatmayı, mutlu olmayı ve mutlu etmeyi öğrenelim.

(Yazan : Üstün AKMEN)

Tiyatro Eğitimi için ÖN KAYIT formunu doldurabilirsiniz.

ÖN KAYIT