Şunun için etiket arşivi: tını

Nar Sanat Eğitim Kursu olarak 18 Mart Cuma günü Çanakkale Zaferini anma amacıyla Eğitmen ve Öğrenci Dinletisi Etkinliğimiz yapılacaktır. Etkinliğimiz Bakırköylü İş Adamları Derneğinde (BİAD) saat 19.00’da  yapılacaktır. BİAD adresi; “İncirli Caddesi Yeşiladalı sokak No: 2 Bakırköy  İSTANBUL  /  TÜRKİYE” dir. Harita konumu için;

Nar Sanatın bulunduğu sokaktan incirliye doğru giderken ilk sokaktır.

Adres :  İncirli Caddesi Yeşiladalı sokak No 2                    Bakırköy

Çanakkale Savaşı

Çanakkale Savaşları, Birinci Dünya Savaşı içinde, tarihin en kanlı bölümü olarak bilinir. Türk’ün sayısız zafer, şan ve şerefle dolu tarihinin en parlak sayfasıdır. I.Dünya savaşı’ndan kısa bir süre önce, 1911-1912 yıllarında Osmanlı Devleti son Afrika topraklarını İtalya’ya kaptırmış, 1912-1913 Balkan Hezimeti ise, Rumeli’deki son Türk hakimiyetini silip süpürmüştür. Bulgar Ordularının İstanbul kapılarını zorlaması, 500 yıldır Türk olan Rumeli’nin kaybı, İstanbul ve boğazların güvenliğinin tehlikeye girmesi, o zamanın devlet adamlarında siyasi yalnızlığımızın tabii bir sonucu olarak değerlendirilmiştir.

Dolayısıyla I. Dünya Savaşı’na rastlayan günlerde Osmanlı devleti yalnızlıktan ve emniyetsizlikten kurtulmak fakat, Balkan savaşının kötü hatıralarının tesiri altında kalan her iki blokta Türk ittifakını küçümsemişler ve bu ittifakın kendileri için bir yük olmasından endişe etmişlerdi. Ancak, Alman İmparatoru, her iki blok arasındaki savaşta, Osmanlı devletinin hiç değilse bir kısım düşman kuvvetini meşgul edebileceği gerekçesiyle müdahale etmiştir.

Bu suretle Osmanlı devleti, kaderini alelacele, 2 Ağustos 1914’te “Üçlü ittifak’a bağlamıştır. İşte Çanakkale Zaferini yaratan kuvvet. 1914 yazında küçümsenen değeri hakkında yanlış teşhis konan bu TÜRK ORDUSU’dur. Avrupa’da savaş bütün şiddetiyle sürerken, hareket harbinin yerini siper harbi almıştır. Bu cephede yarma yapmak ve kesin sonuç almak son derece zorlanmıştır. Halbuki “üçlü itilaf”ın askere gücü günden güne artmaktadır.

Bu güç , hareket savaşına müsait başka savaş alanlarında kullanılmalıdır. İngiltere Başkanı Lloyd GEORGE ve Bahriye Nazırı CHARCHILL bu görüşü benimsemişlerdir. Çanakkale Savaşları, işte bu görüşü benimseyenlerin esiridir.

Hareket sahası olarak Gelibolu Yarımadası’nın seçilmesi, bu bölgenin jeopolitik bakımdan çok büyük öneme sahip olmasındandır. Boğazlar, Güney Rusya ve bütün karadeniz kıyılarının açık denizlere olan tek çıkış noktasıdır. Harp halinde bu geçidin kapanması, Rusya içih hayati önem taşımaktadır. Zira, Rusya’nın insan ve hammadde kaynakları zengin, fakat sanayi ve mali imkanları sınırlıdır. Bunun için uzun ve sürekli bir savaşın gerektirdiği silah, cephane ve malzeme ikmalini temin edemeyecek durumdadır.

canakkale-savasi

Bu durumda boğazlar doğu cephesinin en müsait ve hayati menzul hattını teşkil etmektedir. Bu geçidin açılmasıyla Rusya’yı takviye edecek, batı cephesinin yükünü hafifletecek, dolayısıyla savaşı kısaltacaktır. Osmanlı devletinin savaş dışı edilmesiyle, muhtemelen Balkan devletleri ve İtalya “itilaf” devletleri yanında savaşa katılacaklardı.

O zaman İngiliz Bahriye Nazırı olan CHURCHILL’in ısrarla üzerinde durduğu bu fikirlere önceleri pek itibar edilmemiştir. Ancak 1914 Aralık ayında başlayan Türk Sarıkamış harekatı üzerine telaşlanan; çok zor durumda kalan hiç değilse bir kısım Türk kuvvetlerinin başka Cephelere çekilmesini isteyen Rusya’nın yükünü azaltmak için, Çanakkale seferine karar verilmiş, fakat kesin neticeyi batı cephesinde arayanları darıltmamak amacıyla önce sadece donanmayla ve zorla Çanakkale Boğazı geçilmeye çalışılmıştır.

 

istanbulnameye-yogun-ilgi

Yapımcılığı Türker İnanoğlu’nun üstlendiği, 50 kişilik kadro tarafından sahneye taşınan İstanbulname müzikalinin gala gösterimine, sanatseverler ve tiyatro oyuncuları yoğun ilgi gösterdi.istanbulnameye-yogun-ilgi

TİM Show Center’daki gala öncesi düzenlenen basın toplantısında konuşan başrol oyuncularından Nükhet Duru, heyecanlı olduklarını dile getirerek, “Gerçekten ne maddi, ne manevi, hiç kimsenin tahmin ettiği gibi olmayan bir durumda çalışılıyor tiyatroda ama tiyatro insanlarının kendilerine ait bir nezaketi, sabrı ve adanmışlığı vardır. Ben şarkıcı olmama rağmen, onun içinde olmaya özen gösterdim. Çünkü ben de tiyatro aşığıyım” dedi.

Tiyatronun “aşk” varsa yapılabileceğini söyleyen Duru, “3 aydır burada zor şartlarda, soğukta, karda, kıyamette, asla aksatmadan, 8 saat eve uyumaya gidip tekrar geri dönüş yaparak çalıştık. Bütün istediğimiz, seyircimiz bizi daha çok sevsin, daha çok alkışlasın ve içinde bulunduğu durumları unutacak kadar, 2-2,5 saat daha çok eğlensin. Başka hiçbir amacı yoktur bu işi yapanların” diye konuştu.

“BUNU DA YAŞAMAK MUTLULUĞUNA ERDİM”

Ünlü oyuncu Kayhan Yıldızoğlu da çok güzel bir kadroyla beraber olduklarını kaydederek, “Oyun oynamaya geliyorum sevincinden daha ziyade, bu güzel insanlarla beraber olacağım diye daha büyük bir sevinçle geliyorum. Açıkça söylüyorum, çok güzel bir kulis. Çok sevdiğim insanlar. Hayatımın bu devresinde, bunu da yaşamak mutluluğuna erdim. Hepsine teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Başarılı oyuncu Cezmi Baskın ise tiyatronun, oyunculuğun “er meydanı” olduğunun altını çizerek, “Buraya çıkan insan artık, Tanrı, seyirci ve biz, üçümüz beraber kalıyoruz. Onun için bu iş çok meşakkatli, yürek isteyen, kalp durduran, ödünü kopartan bir meslektir. Burada kimse kimseye yardım edemez kolay kolay, sahnenin üstünde. Biz oyunlarımız bittiği zaman, sağlıklı bir şekilde oyunumuz biterse, birbirimize ‘geçmiş olsun’ deriz. Çünkü kalbimiz durabilir, bacağımız kırılabilir. Sesimiz kısılabilir. Onun için oyun bittiği zaman, geçmiş olsun deriz” diye konuştu.

Tiyatronun 4 bin yıldır kesintisiz devam ettiğini söyleyen Baskın, şöyle devam etti:

“İnşallah daha da uzun süreler devam edecek. Seyircilerimizden, tiyatroya daha çok emek, biraz maddi destek, tiyatroculara destek ve özen göstermelerini rica ediyorum. Eğer bu meslek ortadan kalkarsa, diziler gelip geçici. Bu kalıcı bir meslek, bir sanat. Seyircilerimizi buraya daha çok bekliyoruz ve bize destek olmalarını istiyoruz.”

Baskın, ekiple büyük bir uyum içinde olduklarını dile getirerek, “Terimizi, emeğimizi akıtıyoruz, inşallah seyirci de buna takdir gösterir” dedi.

8 KİŞİLİK CANLI ORKESTRA

Ferdi Merter’in yazdığı, Selen Korad Birkiye’nin uyarladığı müzikalin yönetmenliğini Şakir Gürzumar üstlendi.

Başrollerini Nükhet Duru, Kayhan Yıldızoğlu, Caner Cindoruk, Cezmi Baskın, Ozan Çobanoğlu, Melda Gür, Selçuk Borak, Murat İpek, Yiğit Yapıcı, Pelin Akil ve Ezgi Erol’un paylaştığı müzikalde, ayrıca 8 kişilik canlı orkestra yer alıyor.

Bambaşka kültürel kimliklere sahip ve bir arada yaşayan insanların hayat hikayelerinin aktarıldığı müzikal, dekor, kostüm ve müzikleriyle eski İstanbul’u izleyiciye yansıtıyor.

Müzikali izlemeye gelenler arasında Halit Kıvanç, Nevra Serezli, Erol Evgin, Atilla Dorsay gibi isimler de yer aldı.

GİRİŞ

Tarih boyunca alt kültür müziklerinin pek çoğu sosyo – ekonomik sınıflaşma sonucu baskıya maruz kalan ve ezilen gruplardan çıkmıştır. Araştırmanın konusu olan Caz müziği de bunlardan biridir. 1880’lerde New Orleans’ta gelişmeye başlayan Caz müziği Blues ile birlikte Amerika Birleşik Devletleri’nde doğan siyahi yerel müziklerin atası olarak kabul edilmektedir. Kaynağında Afrika – Avrupa kökenli ritm ve melodilerin, tarlalarda söylenilen iş şarkılarının, dinsel müziğin, Fransızların sokak şarkılarının, halk dansları müziklerinin var olduğu Caz, siyah Amerikalıların etkilendiği çok değişik müzik türlerinin sentezidir. İmprovizasyon (doğaçlama) ve swing (salınım) etkenleri Caz stillerinin temelini oluşturmuştur. Doğaçtan anlatılan hikayelere, “çağrı ve yanıt” ilişkisine dayanan Caz, doğal ruhsal tepkilerin ses ve ritmle anlatılmasına olanak verir.

  1. KÖKEN

Amerika’lı caz eleştirmeni Marshall W. Stearns şu tanımı yapar: “Caz, Afrika – Avrupa kaynaklı melodi ve ritmin, Avrupa armonisi ve çalgılarıyla birleştirilmesi sonucunda doğaçtan çalınan Amerikan müziğidir.”                                                                                                               Bu yalın tanımın içinde yer alan “Amerikan” sözcüğü tepkiyle karşılanmıştır. Uzmanlar, bu müziğin “Amerika’dan dolayı” değil, “Amerika’ ya rağmen” gerçekleştiğini söylerken haklıdırlar. Buna göre tanımdaki “Amerikan müziği” yerine “uluslararası müzik” sözcüklerini koymak doğru olacaktır.                                                                                              Cazın doğum yeri ve beşiği Amerika’dır; cazı yaratan insanlar ise zencilerdir. Eğer Afrika’lı zenciler 16. yüzyılın sonlarından 19. yüzyılın son çeyreğine kadar köle tüccarları eliyle Amerika’lı toprak sahiplerine getirilip satılmasaydı, caz müziği doğmayacaktı.

Öte yandan caz, çeşitli müziklerin karışımıdır: Afrika’nın halk müziği, zenci kölelerin tarlada çalışırken söyledikleri iş şarkıları, İngiliz’lerin dinsel müziği, Fransız’ların sokak şarkıları ve halk dansları müziği ile Fransız bando müziği, İspanyol sömürge müziği ve bir ölçüde kızılderili müziği… “Bütün bunlar zencinin potasında eridi ve en bol, en etkileyici gereç, blues, ortaya çıkan müziğe ayrıca çeşnisini verdi.”

 

 

2.CAZIN DOĞUŞU VE KÖKENLERİ

Caz müziği 1880′ lerde New Orleans’ta gelişmeye başladı ve 1920’lerin başında New York, Los Angles ve Chicago’da yapılan kayıtlarla son şeklini aldı. O zamanlar birçok değişik akım cazın ortaya çıkışında yol gösterici olmuştur. Bunlardan biri melodilerin ve akorların eşliğinde simgesel olarak özgürlüğe kavuşma çabalarıydı. Bu akım bugün doğaçlama olarak tanımladığımız olaya liderlik etmiştir. Bir diğeri ise, siyahi Amerikalıların yarattığı blues ve ragtime gibi müzik türleriydi.

Caz müziğinin neden ve nasıl Amerika’da ortaya çıktığını ve bu kadar farklı türde müziğin nasıl biraraya geldiğini anlayabilmek için, Afrikalıların kölelik Amerika’sındaki yaşamlarına göz atmamız gerekir. Afrikalı köleler Amerika’ya getirildikleri zaman yanlarına müzik aletlerini almalarına izin verilmemişti. Ama onlar müzikal zevklerini ve geleneklerini yanlarına almışlardı. Afrikalıların yüzyıllar önce yaptığı bu hareket, Avrupa müziğinin neden Afrika kökenli Amerikalılar tarafından çalındığında daha farklı duyulduğunu biraz da olsa anlamamıza yardımcı olabilir. Örneğin bazı köleler Avrupa kökenli kilise müziklerini, yöresel müzikleri ve dans müziklerini kendi müzik zevk ve geleneklerine uyacak şekilde değiştirdiler. Onların çocukları da atalarının müzikteki bu davalarının peşinden gittiler. Böylelikle bu müziksel tercih nesilden nesile devam etti.

 2.1.Caz neden New Orleans’da ortaya çıktı?

Fransızlar 1718 yılında New Orleans’ a yerleşmeye başladılar ve 1719 yılında yüz kırk yedi siyah köle buraya getirildi. 1722 yılının başında New Orleans’ta kölelik tamamen yayılmamıştı, hala özgür siyahlar vardı. 1763 yılında Fransızlar Louisiana topraklarını İspanyollara hediye ettiler. Ancak 1769 yılına kadar İspanyolların kuralları bu topraklar üzerinde tam olarak geçerli olmadı. Daha sonrasında gelen İspanyol kurallarına rağmen, Fransızların dilleri ve gelenekleri hep ön plandaydı. 1801’de İspanyollar Louisiana’yı Fransızlara geri verdiler. Ancak İspanyolların koymuş olduğu kurallar, 1803′ te Louisiana Amerika Birleşik Devletleri tarafından Fransızların elinden alınana kadar, geçerliliğini sürdürdü.

İspanyolların bu topraklar üzerindeki etkisi bazı sosyolojik örneklerde göze çarpıyor. Örneğin o yıllarda farklı etnik gruplardan insanların birbirleriyle evlenmeleri Louisiana’da çok sık gerçekleşen bir olaydır. Ayrıca İspanyol kuralları çok sayıda kölenin özgür kalmasını sağlamış, bu da özgür siyahların sayılarının artmasına neden olmuştur. 1800′ lerin ortalarında siyah ve beyaz ırkın biraraya gelmesi, Avrupa ve Afrika geleneklerinin etkileşimlerine yol açmıştır. İki ırkın birleşmesinden oluşan bu yeni ırk Creole toplum olarak bilinir ve Creole’ler biraz Afrikalı biraz da Fransızdır.

New Orleans caz müziğinin ortaya çıkması için ideal bir yerdi. Mississippi Nehri’nin ağzının yakınında olan New Orleans Amerika için gelişmekte olan bir ticaret yoluydu ve bu nedenle o zamanlar ticaretin merkeziydi. Ticari öneminin yanısıra bir liman şehri olduğu için buraya dünyanın heryerinden insanlar geliyordu ve New Orleans günden güne kozmopolitik bir yerleşim merkezi şeklini alıyordu. Bu kadar renkli bir yerin eğlence hayatı da çok renkliydi. New Orleans’ta birçok bar vardı ve bu barlarda sık sık dans partileri yapılıyordu. New Orleans’ taki bu yoğun eğlence hayatının sonucu olarak, bölgedeki müzisyenlere birçok iş imkanı doğuyordu.Bu dönemde canlı müziğe çok büyük bir istek vardı ve yeniliklere olan ihtiyaç devam ediyordu.

Bu istek ve ihtiyaaçlar müzisyenlerin yeni stiller yaratmalarına neden oldu. Müzisyenler değişik ve garip yaklaşımları harmanladılar, gözden geçirip yeniden düzenlediler. Bu gelişmeler cazın ortaya çıkışında büyük rol oynadı.[3]

        2.2.Caz’ın kökenindeki yapı

İlk ortaya çıkışından şimdiye dek, caz 19 ve 20. yüzyıl Amerikan popüler müziğinden etkilenmiştir. Caz terimi ilk batı kıyısında ortaya çıkmış ve Chigago’da 1915’lerde yapılan müziği tanımlamak için kullanılmıştır. Bu zamandan öncede caz New Orleans’ta yapılsa da caz ismi ile adlandırılmamaktaydı.

Caz’ı ta. dayanır. Belki de onu bir sanat müziği formu olarak tanımlayabiliriz Amerika kökenli ama siyahların Avrupa müziği ile karşı duruşlarıyla şekillenen bir form olarak.

 1843’e dek New Orleans’da Afrika dans ve davullarının olduğu festivaller düzenlenir tıpkı benzerlerinin New York ya da New England’ta yapıldığı gibi. Afrika geleneksel müziği Avrupa tarzı armoni içermez , tek seslidir.

19 uncu yüzyılın başlarında Avrupa sazlarını çalmayı öğrenen siyah müzisyenlerin sayısı artmaktadır. Sonuçta Güney Amerika, Karayip ve diğer köle melodileri salon müziği olarak piyano ile icraya başlanır. Siyah köleler “harmonik” tarzları da öğrenerek kendi müzikleri ile harmanlarlar.

    2.3.Başlangıç dönemi

Zencilerin en yoğun olduğu New Orleans’ ta doğan caz, Mississipi nehrindeki gemilerde çalan müzisyenler tarafından Amerika’ nın içlerine yayılmıştır. Bilinen ilk caz parçalarını Buddy Bolden (trompet) ve Jerry Roll Morton (piyano) yapmıştır (1895-1905)

 

“New Orleans Stili” nin ritmik yapısı “Avrupa Müziği” nin “Marş” ritmine çok yakındır. Caz ritmine özgü o bilinen “dalgalanma” henüz bu stilde yoktur. Genel anlamda dalgalanmayı, 1. ve 3. zamanlardaki güçlü vuruşlar yerlerinde kalırken, 2. ve 4. zamanların da vurgulanması yaratır. Oysa “New Orleans Stili” nde bu ritmik olguya pek rastlanmaz. Vurgular 1. ve 3. Zamanlardadır.

“Hot” (ateşli) çalış, ilk kez “New Orleans Stili” nde görülür. Bu çalış tekniği, anlatımın son derece sıcak oluşuyla karakterize edilir. “Sound”, (müzikal tını, ses) “cümleleme”, “vibrato” teknikleriyle özgünleşir. Müzisyenler, enstrümanlarını “çalmaktan” çok, onlarla “konuşarak” duygularını yansıtırlar.

Kornetçi Buddy Bolden, sonradan “jazz” olarak adlandırılacak tarzın öncülerinden biri olarak zikredilen bir müzik topluluğunun başıydı. 1895 – 1906 yılları arasında New Orleans’da çaldı. Bolden’dan bugüne gelen herhangi bir plak kaydı yok ama Bolden topluluğunun repertuvarında bulunan “Buddy Bolden Blues” gibi çeşitli ezgiler birçok diğer müzisyen tarafından kaydedildi.

 

 KAYNAKLAR

Ahmet Say – Müzik Tarihi Kitabı (Müzik Ansiklopedisi Yayınları 8. Basım)  Erişim tarihi: 26.10.15 / 18:10

http://acikerisim.baskent.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/baskent/1529/00127.pdf?sequence=3&isAllowed=yç Erişim tarihi: 25.10.15 / 19:26

http://www.alka.com.tr/alphtml/jazzhtm/index_caz.asp?page=icerik&id=26      Erişim tarihi: 28.10.15 / 17.30

http://cibrank.blogcu.com/cazin-dogusu-ve-kokenleri/117126 Erişim tarihi: 26.10.15 / 19:30

http://dosya.marmara.edu.tr/aef/mzo/2013-2014%20duyurular/%C4%B0smet%20ARICI/gpm_2014.pdf     Erişim tarihi:  28.10.15 / 18.04

http://muzik.stereomecmuasi.com/2011/09/caz-muzigin-tarihcesi.html  Erişim tarihi: 27.10.15 / 21:20

 [1]http://acikerisim.baskent.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/baskent/1529/00127.pdf?sequence=3&isAllowed=y

[2] Ahmet Say – Müzik Tarihi Kitabı (Müzik Ansiklopedisi Yayınları / 8. Basım)

[3]: http://cibrank.blogcu.com/cazin-dogusu-ve-kokenleri/117126

[4] http://muzik.stereomecmuasi.com/2011/09/caz-muzigin-tarihcesi.html

[5] http://www.alka.com.tr/alphtml/jazzhtm/index_caz.asp?page=icerik&id=26

[6] http://dosya.marmara.edu.tr/aef/mzo/2013-2014%20duyurular/%C4%B0smet%20ARICI/gpm_2014.pdf

 

Bu makale Nar Sanat Eğitim Kursu eğitmenlerinden Burcu Işıl Oğuz tarafından hazırlanmıştır. Buradan indirebilirsiniz.

nar sanat etkinlikleri

haftanin-sanat-etkinlikleri1SERGİ

İSTANBUL

– Çağdaş sanatın ikonik ismi Grayson Perry’nin “Küçük Farklılıklar” sergisi ve 20. yüzyılın çok yönlü fotoğrafçılarından Cecil Beaton’ın “Portreler”i 26 Temmuz’a kadar Pera Müzesi’nde.

– Mustafa Ata’nın sergisi 6 Haziran’a kadar Venüs Art Project’te görülebilir.

– Mehmet Güreli’nin “Alope’nin Odası” adlı resim sergisi 20 Temmuz’a kadar Carré d’Artistes Sanat Galerisi’nde sanatseverlerin beğenisine sunuyor. (0 212 243 11 30)

– Bahar Akçura’nın resim sergisi 19 Haziran’a kadar İstanbul Sanayi Odası Sanat Galerisi’nde görülebilir. (0 212 551 46 31)

– Burhan Doğançay’ın “Picture The World” sergisi 7 Haziran’a kadar Doğançay Müzesi’nde görülebilir. (0212) 244 7770

– “Ressam ve Resim: Mehmet Güleryüz” adlı retrospektif sergi İstanbul Modern’de 28 Haziran’a kadar Süreli Sergiler Salonu’nda görülebilir. (0212) 334 7300

– “Ellerin Büyüsü” adlı resim ve heykel Sergisi, 3-28 Haziran tarihleri arasında İstanbul Odeabank O’Art’da görülebilir. Vasfiye Yağcı Ögrencileri çocuk resim sergisi Kartal’da Anadolu Sanatcılar Derneği galerisinde 5 Haziran’a dek sürecek.

– Mustafa Bora Bodrum’da 6. kişisel sergisi 8 Haziran’a kadar Bodrum Gümbet’te bulunan Mor Sanat Galerisinde gezilebilir.

– Darüşşafaka Ortaokulu 8. sınıf öğrencisi Defne Hadiş’in, üçüncü resim sergisi CEFIC Turkey’in desteğiyle 7 Haziran’a dek Carrefour İçerenköy AVM’de.

– Andy Cano’nun resim sergisi Venüs Sanat Galerisi’nde 8 Haziran’da sanatseverlerle buluşacak. Sergi, 19 Haziran’a kadar görülebilir.

– Lebin Ebru Çokişler, Çiğdem Keskin, Onur Tekin, Orhan Akkaya, Kadircan Savaşkan, Elif Savaşkan, Selda Uçan Genç, Dinçer Kaymak, Levent Özçelik’in “Paris’te 3 Gün” adlı sergisi 5 Haziran’a kadar İstanbul Gradiva Otel’de görülebilir.

– Ahmet Vehbi Doğramacı, Ardan Özmenoğlu, Bahadır Yıldız, Burcu Aksoy, Çağrı Saray, Dilara Akay, Eda Gecikmez, Esra Carus, Fulya Çetin, Funda Alkan, Gülçin Aksoy, Kaan Kızılgün, Marry Moon, Melike Kılıç, Meltem Sırtıkara, Mustafa Pancar, Neriman Polat, Nilhan Sesalan, Özge Enginöz, Özge Topçu, Seçil Erel, Sıtkı Kösemen, Yeşim Ağaoğlu, Zuhal Aktan’ın yapıtlarının yer aldığı “İnce Ayarlı ve Çoğul” adlı sergi 2 Haziran- 1 Ağustos tarihleri arasında Kuad Galeri’de sergilenecek.

– Gizem Akkoyunoğlu ve Orhan Yıldız’ın işlerini bir araya getiren ‘Gölgenin Hikâyesi’ adlı sergi 25 Temmuz’a kadar Galerist yeni proje mekânı Studio’da sergilenecek.

– Lucien Arkas özel koleksiyonunda yer alan Art-Nouveau cam sanatının öncülerinden Emile Gallé, Daum kardeşler ve René Lalique’nin eserleri 26 Temmuz’a kadar Antik Palace’da görülebilir.

– Beyaz Müzayede, 6 Haziran’da Türkiye’nin önde gelen koleksiyonlarından derlenmiş Türk ve Dünya çağdaş ustalarının eserleri 5 Haziran’a kadar Beyaz Müzayede’nin Nişantaşı’nda yeni açtığı sanat mekânı “Beyaz Space”de sergilenecek.

– ART-İST 5. Karma Suluboya Resim Sergisi”, 2- 10 Haziran tarihleri arasında Galeri FE’de sanatseverlerin beğenisine sunulacak. (0 216 368 03 78)

– Abdurrahman Kaplan, Devrim Erbil, Ercan Akçetin, Fatih Sarmanlı, Funda İyce Tuncel, Halim Çeliker, Hatice Keten, İ. Hakkı Demirtaş, Meral Oğuzülgen, Neriman Oyman, Ramiz Aydın, Rasim Konyar, Ümit Gezgin ve Zeynep Güldoğdu’nun yapıtlarının yer aldığı “Işık ,Renk, Biçim” adlı karma yaz sergisi 16 Haziran’a dek Bahariye Sanat Galerisi’nde. (0 216 414 55 06)

– İlk elektronik beyin ve daha onlarca tarihi eşya, Yunus Karma’nın çiçek tasarımlarıyla buluşarak 18 Haziran’a kadar İTÜ RSG’de sergileniyor.

– Fotoğraf sanatçıları İbrahim E. Temo ve Engin Akış’ın uzak gezilerinin fotoğraflarından oluşan ve tüm gelirinin TESYEV’e bağışlanacağı “YABAN” isimli fotoğraf sergisi 6 Haziran’a kadar A karetler 41’de sanatseverlerle buluşacak.

– National Geographic’in dünyanın en iyi 25 harikası arasında gösterilen beton heykellerin fotoğrafları 4-5 Haziran tarihleri arasında Askeri Müze’de 9.00- 16.00 saatleri arasında görülebilir.

– Ali Teoman Germaner’in “Desenler, Resimler, Heykeller” adlı sergisi 3 Haziran’a kadar Bozlu Art Project Nişantaşı’nda.

– ‘Figen – Mehmet Baz Koleksiyon Sergisi II’ 5 Haziran – 16 Eylül tarihleri arasında Ekol Sanat Galerisi’nde izlenebilir.

– Ressam Nerkiz Akçura “kahve bahane, keyifler şahane” adlı sergisi ile 3 Haziran’a kadar, ART212 Sanat Galerisi’nde.

– Galeri Ilayda 29 Mayis-28 Haziran tarihleri arasında Kerim Yetkin’in “Katmanlar/Layers” adlı solo sergisine ev sahipligi yapacak.

– Çağdaş Türk Sanatı’nın ustaları Halil Akdeniz, Bedri Baykam, Bubi ve Yusuf Taktak, “Dört Taraf” isimli sergiyle Mine Sanat Galerisi Bodrum Yalıkavak Palmarina’da…

– “Seni Üzmeme İzin Verme” Stüdyo Açık’ta bir araya gelen 17 sanatçı ve 3 kuramcının sergisi 12 Haziran’a dek görülebilir.

ANKARA

– Yağlıboya Sergi – resim – 10 Haziran’a dek – Çankaya Belediyesi Galeri Kara’da. (0 312 433 12 35)

– Ankara Rüzgârı/Karma Sergi – resim – 12 Haziran’a dek – Vakıfbank Ankara Genel Müdürlük Sanat Galerisi’nde. (0 312 455 75 75)

– Nursun Sakal – resim – 20 Haziran’a dek – Galeri Akdeniz’de. (0 312 441 29 99)

– Hale Şakar Ürkmezgil – heykel ve desen – 30 Haziran’a dek – Krişna Sanat Merkezi’nde. (0 312 418 02 53)

– Tansa Mermerci Ekşioğlu koleksiyonu – resim – 30 Ağustos’a kadar – m1886’da. (0 312 286 00 74)

– Taksim: İstanbul’un Kalbi – fotoğraf – 17 Ekim’e dek – Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (um:ag) Sergi Salonu’nda. (0 312 417 77 20)

MÜZİK

İSTANBUL

– Anne Sophie Mutter konseri 6 Haziran’da saat 21.00’de Zorlu Performans Sanatları Merkezi-Turkcell Sahnesi’nde.

– Berlin Filarmoni’nin 12 Çellisti bugün saat 20.30’da Aya İrini Müzesi’nde konser verecek.

– Caz müzisyeni ve besteci Elif Çağlar’ın “Misfit” albümünün ilk konseri 5 Haziran’da saat 22.00’de Salon İKSV’de.

– Borodin Quartet – Boris Berezovsky: 70. Yıl Konseri 4 Haziran’da saat 20.30 Aya İrini Müzesi’nde.

– İstanbul Resitalleri’nde Oliver Schnyder konseri 4 Haziran’da saat 20.00’de Sakıp Sabancı Müzesi’nde.

– AIMA Festival Orkestrası: Alexander Rudin – Julian Milkis konseri 6 Haziran’da saat 20.30’da St. Antuan Kilisesi’nde.

– Halil Sezai’nin konseri 5 Haziran’da saat 22.00’de Jolly Joker İstanbul’da.

– An Evening with Hugh Jackman bugün saat 21.00’de Zorlu Performans Sanatları Merkezi-Turkcell Sahnesi’nde.

– Bajar ve protest müzik grubu bANDİSTA konseri 5 Haziran’da saat 22.30’da Kadıköy Sahne’de.

– Rus Mevsimleri ile Amerikan Mevsimleri: Kremerata Baltica – Gidon Kremer konseri yarın saat 20.30’da Lütfi Kırdar Anadolu Auditorium’da.

– Piatango yarın saat 22.30’da Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde.

ANKARA

– Bilkent Konser Salonu’nda, Bilkent Senfoni Orkestrası’nın (BSO) şef Christopher Warren- Green yönetiminde vereceği, Nikolai Lugansky’in (piyano) solist olarak yer alacağı konser, 4 Haziran’da saat 20.00’de. (0 312 290 17 75)

– Jolly Joker Ankara’da, Selami Şahin’in vereceği konser 30 Mayıs’ta saat 22.00’de, Fettah Can’ın vereceği konser 5 Haziran’da saat 22.00’de, Yıldız Tilbe’nin vereceği konser 6 Haziran’da saat 22.00’de, Halil Sezai’nin vereceği konser 12 Haziran’da saat 22.00’de, Levent Yüksel’in vereceği konser 13 Haziran’da saat 22.00’de, Rachid Taha’nın vereceği konser 30 Ekim’de saat 22.00’de. (0 312 424 11 11)

– Ato Congresium’da, Kızılordu Korosu’nun vereceği konser 15 Haziran’da, saat 20.00’de. (0 312 285 03 85)

İZMİR

– Yeni Türkü’nün konseri 4 Haziran’da saat 21.00’de Bostanlı Suat Taşer Tiyatrosu’nda.

TİYATRO

– Nâzım Hikmet’in, Bursa Cezaevi’ndeki yaşamını ve eşi Piraye Hanım’a olan tutkusunu anlatan oyunda usta oyuncu Genco Erkal’a sahnede Tülay Günal eşlik ediyor. “Yaşamaya Dair – Bursa Cezaevi’nden Mektuplar” 4-5-6 Haziran’da saat 21.00’de Ali Paşa Hanı’nda sahnelenecek. l“#TekBiletleİkiKişi” adlı oyun, 20 Haziran’a kadar ikincikat’ta sahnelenecek.

pariste çanakkale sergisi

paris-te-canakkaleFransa’nın başkenti Paris’te Anadolu Kültür Merkezi ve Paris Büyükelçiliği tarafından Çanakkale Savaşları’nın 100. yıl dönümü nedeniyle Genelkurmay Askeri arşiv fotoğraflarından oluşan “Çanakkale – Savaştan Barışa Uzanan Yol” isimli fotoğraf sergisi açıldı.

Serginin açılışında Anadolu Kültür Merkezi Başkanı Doktor Demir Fitrat Onger Çanakkale savaşı ile ilgili bilgi veren bir konuşma yaptı. Onger’in ardından konuşan Paris Büyükelçisi Hakkı Akil I. Dünya Savaşı’nın en ölümlü savaşlardan biri olduğunu belirterek, “Galatasaray Lisesi’ne ilk girdiğim zaman dikkatimi çeken ilk şey Çanakkale Savaşı’nda hayatını kaybeden öğrencilerin listesiydi. Savaşta lise öğrencilerinin sayısı on beş bindi” dedi

Büyükelçi Akil, savaş sonrası Atatürk’ün Anzak annelerine yazdığı mektuptaki “Uzak memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar; burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz” ifadeleri ile Çanakkale Savaşı’nın insani yönleri ağır basan bir yönü olduğunun da altını çizdi.

Anadolu Kültür Merkezi ve Paris Büyükelçiliği tarafından düzenlenen sergiye Paris Büyükelçisi Hakkı Akil ve eşi inci Akil, Paris Askeri Ataşesi Albay Turgut Çelebi ve eşi, Yarbay Cem Yılmaz ve eşi, Amerika, Kanada, Macaristan Askeri Ataşeleri, Avusturalya ve Yeni Zelanda Büyükelçilik diplomatları, Fransa Yurtdışı vatandaşlarından sorumlu Milletvekili Habib Meyer, Paris Büyükelçiliği Birinci Müsteşarı Ali Onaner, müsteşar Selen Evcit ve çok sayıda konuk katıldı.

Sergi salonunda slayt gösterisi düzenlendi. Türk mutfağından örneklerin ikram edildiği bir kokteyl verildi. Konuklar açılan defteri imzaladı. Paris’te Anadolu Kültür Merkezi’ndeki sergi 28 Haziran’a kadar gezilebilecek.

Kaynak: Gerçek Gündem

tarihte-bugun-ne-oldu420 Mayıs, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 140. (artık yıllarda 141.) günüdür.

Olaylar

  • 325 – Roma imparatoru Konstantin, ilk Ekümenik Konsilin İznik’te düzenlenmesini sağladı.
  • 1481 – II. Beyazıt, Osmanlı padişahı oldu.
  • 1622 – Osmanlı İmparatorluğu’nda isyancılar, ordu ve yönetimde yenilik taraftarı Padişah II. Osman’ı tahttan indirip öldürdü. Öldürülen ilk padişah olan Genç Osman’ın yerine I. Mustafa, ikinci kez tahta çıkarıldı.
  • 1795 – Fransa’da kadın kulüpleri kurulması yasaklandı.
  • 1861 – Amerikan İç Savaşı: Kentucky eyaleti iç savaşta tarafsız olduğunu ilan etti. Bu tarafsızlığı 3 Eylülde Güney orduları eyalete girince sona erecektir ve Kentucky Kuzey’e katılacaktır.
  • 1873 – ABD’de Levi Strauss ve Jacob Davis, bakır perçinlerin kullanıldığı ilk blue jean’in patentini aldılar.
  • 1878 – II. Abdülhamit’i devirmek, Çırağan Sarayı’nda tutulan V. Murat’ı tahta çıkarmak amacıyla Çırağan baskınını düzenleyen gazeteci Ali Suavi öldürüldü.
  • 1883 – Endonezya’daki Krakatoa yanardağı faaliyete geçti. Volkanın son ve en büyük püskürmesi 26 Ağustos’ta gerçekleşecektir.
  • 1891 – Sinema tarihi: Thomas Edison’un kinetoscope adlı film gösterme cihazının bir prototipinin tanıtımı yapıldı.
  • 1896 – Paris Operası’nın (Palais Garnier) 6 ton ağırlığındaki avizesi seyirci kalabalığının üzerinde düştü, bir kişi öldü. Yazar Gaston Leroux ünlü gotik romanı Operadaki Hayalet’i 1909 yılında bu olaydan esinlenerek yazdı.
  • 1902 – Küba, ABD’den bağımsızlığını kazandı, Tomás Estrada Palma ülkenin ilk başkanı oldu.
  • 1928 – Türkiye’de uluslararası rakamlar kabul edildi.
  • 1932 – Amelia Earhart, Atlantik Okyanusu’nu uçakla tek başına ve hiç durmadan geçeceği yolculuğunaNewfoundland’dan başladı. Ertesi gün İrlanda’ya iniş yaptığında bunu başaran ilk kadın pilot unvanını almış oldu.
  • 1941 – II. Dünya Savaşı: Alman paraşütçüleri Girit adasını işgal etti.
  • 1948 – Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Grubu, Milli Eğitim Bakanlığı denetiminde imam hatip kursları açılmasına karar verdi.
  • 1955 – Karadeniz Teknik Üniversitesi, 6594 sayılı kanunla Trabzon’da kuruldu. KTÜ, Türkiye’nin İstanbul ve Ankara illeri dışında kurulan ilk üniversitesidir.
  • 1956 – ABD, uçaktan atılarak yapılan ilk hidrojen bombası denemesini Pasifik Okyanusu’nda bulunan Bikini Atolündeyaptı.
  • 1963 – Bazı ordu birlikleri, Ankara’da Talat Aydemir’in yönetiminde yeniden ayaklandı. Olayların ardından üç büyük ilde sıkıyönetim ilan edildi.
  • 1964 – İstanbul Teknik Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi dışında, üniversite ve yüksek okullara girişte merkezi sınav sistemi getirildi.
  • 1971 – Kısa adı TÜSİAD olan Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği kuruldu.
  • 1974 – THKP-C davasından yargılanan ve iki yıldır tutuklu olan sinema sanatçısı Yılmaz Güney genel aftan yararlanarak tahliye oldu.
  • 1980 – Quebec’te yapılan halk oylamasında, halkın %60’ı eyaletin Kanada’dan ayrılması ve bağımsız kalması yönünde meclise verilen teklifi reddetti.
  • 1983 – AIDS’e yol açan HIV Virüsünün keşfedilmesiyle ilgili ilk makaleler Science dergisinde Luc Montagnier ve Robert Gallo tarafından ayrı ayrı yayımlandı.
  • 1983 – Necdet Calp başkanlığında sosyal demokratlar Halkçı Parti’yi kurdular.
  • 1990 – Milli Savunma Bakanı Safa Giray, Hava Kuvvetleri’nden, 17’si subay, 97’si astsubay olmak üzere 114 kişinin irticai örgütlerle ilişkileri olduğu için ordudan atıldığını açıkladı.
  • 2000 – Trabzon’un Beşikdüzü ilçesinde geleneksel mayıs şenlikleri dolayısıyla denize açılan iki teknenin alabora olması sonucu 38 kişi boğuldu, 15 kişi yaralandı.
  • 2013 – The Doors grubunun klavyecisi ve kurucusu Ray Manzarek, safra kanalı kanseri nedeniyle hayatını kaybetti.

Doğumlar

  • 1664 – Andreas Schlüter, Alman mimar ve heykeltraşcı
  • 1799 – Honore de Balzac, Fransız romancı (ö. 1850)
  • 1806 – John Stuart Mill, İngiliz düşünür, filozof, politik ekonomist
  • 1882 – Sigrid Undset, Norveçli romancı (1928 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi)
  • 1886 – Ali Sami Yen, Türk spor adamı (ö. 1951)
  • 1887 – Sermet Muhtar Alus, gazeteci ve yazar.
  • 1908 – James Stewart, ABD’li aktör (ö. 1997)
  • 1921 – Wolfgang Borchert, Alman yazar (ö. 1947)
  • 1924 – Cavid Erginsoy, Türk fizikçi ve bilim adamı. (ö. 6 Aralık 1967)
  • 1938 – Sabih Kanadoğlu, Türk hukukçu
  • 1946 – Cher, Amerikalı şarkıcı
  • 1966 – Mirkelam, Türk şarkıcı
  • 1980 – Juliana Pasha, Arnavut şarkıcı
  • 1981 – Iker Casillas, İspanyol futbolcu
  • 1982 – Petr Čech, Çek Futbolcu
  • 1983 – Oscar Cardozo, Paraguay’lı futbolcu
  • 1991 – Emre Çolak, Türk Futbolcu
  • 1992 – Enes Kanter, Türk basketbolcu

Ölümler

  • 1506 – Kristof Kolomb, Cenovalı denizci ve kaşif (d. 1451)
  • 1622 – II. Osman, Osmanlı Padişahı (d. 1604)
  • 1878 – Ali Suavi, “Sarıklı İhtilalci”, gazeteci
  • 1896 – Clara Schumann, Alman piyanist ve besteci (d. 1819)
  • 2000 – Malik Sealy, NBA oyuncusu (d.1970)
  • 2000 – Jean Pierre Rampal, Fransız flüt virtiözü (d. 1922)
  • 2013 – Ray Manzarek, müzisyen (d. 1939)

Tatiller ve Özel Günler

  • Dünya Metroloji Günü

candide-yada-iyimserlikEskişehir’in Tepebaşı Belediyesi’nin Atila Özer Karikatürlü Evi 3 Nisan günü önemli bir etkinliğe ev sahipliği yapacak. 2011 yılında kaybettiğimiz Eskişehirli karikatür sanatçısı Prof. Atila Özer’in anısına açılan Atila Özer Karikatürlü Ev’de, yine bugün hayatta bulunmayan dünyaca ünlü karikatür sanatçımız Turhan Selçuk’un “Candide ya da İyimserlik” isimli karikatür sergisi açılacak. Sergide, Selçuk’un, 1994 yılında Sever Tanilli’nin Voltaire’den çevirdiği “Candide ya da İyimserlik” kitabı için yaptığı desen çalışmaları sergilenecek.

Dünya Karikatür Müzeler Birliği, Atila Özer’in hayatını kaybetmesinden sonra onun doğum günü olan 3 Nisan gününü Dünya Karikatür Müzeleri Günü olarak ilan etmişti. Önümüzdeki 3 Nisan gününde Eskişehir’de açılacak sergide hem Atila Özer hem de Turhan Selçuk anılmış olacak. Açılışa Milliyet Gazetesi karikatür sanatçısı Ercan Akyol ile Cumhuriyet Gazetesi karikatür sanatçısı Kamil Masaracı’da katılacak.

 

Aforizmaların ruhu burada atıyor bugün sıra Honoré de Balzac’da. Elbette Aforizmaların ardından Honoré de Balzac’ın hayat hikayesine ulaşabilirsiniz.

Balzac

*    Altından zincirler en ağır olan zincirlerdir.
*    Ancak en son katedralin en son tuğlası en son papazın kafasına düşüp ezdiği zaman insanlık gerçekten özgür olabilecektir.
*    Ayakkabılarım olmadığı için üzülürdüm. Ta ki sokakta ayakları olmayan adamı görene kadar.
*    Bilginin efendisi olmak için çalışmanın kölesi olmak gerekir.
*    Bir kadın sevdiği adamın yüzünü ,bir denizcinin açık denizi bildiği kadar iyi bilir.
*    Bir kelimenin insanın hayatını değiştirdiği çok görülmüştür.
*    Beklemesini bilenin her şey ayağına gelir.
*    Dünyada bir kadın için, herhangi bir erkeği etkisi altına aldığını bilmesi kadar zevkli bir şey yoktur.
*    Dünya zevkleri acıdan başka bir şey doğurmaz.
*    Dürüstlük pahalı bir mülktür, ucuz insanlarda bulunmaz.
*    Evliliğin, her şeyi kemiren bir canavarla bıkıp usanmadan boğuşması gerekir: Alışkanlık.
*    Felaketin iyiliği varsa, hakiki dostlarımızı tanıtmasıdır.
*    Gençlik adaletsizliğe doğru yöneldiği zaman, bilincin aynasına bakmayı göze alamaz. Oysa olgunluk çağı kendini bu aynada görür. Yaşamın bu iki evresindeki tüm ayrım buradadır.
*    Gözle görülür bir nedeni bulunmayan servetlerin gizi, temiz yapıldığı için unutulmuş birer cinayettir.
*    Her servetin arkasında bir suç vardır.
*    Istırapların en gizlileri dayanılması en güç olanlardır.
*    İnsan ya acılarını unutmasını, ya da kendi mezarını kazmasını bilmeli.
*    İnsanın en zor katlandığı duygu acımadır, hele hak edince.
*    İnsanlara, onları size nankörlük yapmaya mecbur bırakacak kadar büyük iyiliklerde bulunma!
*    İyi dostluklar temiz hesaplarla kurulur.
*    İyiliğinize inanılmasını istiyorsanız, ondan hiç bahsetmeyiniz.
*    Kadınlara hangi erkekleri aradıklarını sorun, “Hırslıları” derler. Öteki erkeklere göre, hırslıların belleri daha güçlü, yürekleri daha sıcaktır, kanlarında daha çok demir vardır. Kadın da güçlü olduğu sıralarda kendini öyle mutlu, öyle güzel bulur ki, parçalanmak tehlikesi altında da olsa, üstün bir gücü olanı, bütün erkeklere yeğ tutar.
*    Kendisi artık mutlu olamayacaklar için sevdiğinin mutluluğu sevinç olur…
*    Mektup bir ruhtur. Konuşan sesin çok sadık bir yankısıdır. Bu nedenle ince düşünceli kişiler onu aşkın en zengin gömüleri arasında sayarlar.
*    Sanatın vazifesi, tabiatı kopya etmek değil, tabiatı ifade etmektir.
*    Sevilen kadın bütün kadınların en güzeli değil midir?
*    Sıkıntınızın sırrı sizin elinizde değil, başkalarının elindedir.
*    Şöhret, uzaktan güneş gibi parlak ve ısıtıcı; yaklaştınız zaman, bir dağ tepesi gibi soğuktur
*    Şöhret, ancak küçücük dozlarla alındığında faydalı bir zehirdir.
*    Toprağa ekilen tohumlar içinde en çabuk mahsul veren fedailerin döktükleri kandır.
*    Zeka dünyayı yerinden oynatmaya yarayan maniveladır.
*    Umutsuz sevmek de bir mutluluktur…
*    Uykunun yenemediği hiçbir acı yoktur.
*    Vicdanımız yanılmaz bir yargıçtır, biz onu öldürmedikçe.

Honoré de Balzac’da 

Honoré de Balzac

Honoré de Balzac (asıl ismi Honore Balssa; 20 Mayıs 1799, Tours – 18 Ağustos 1850),Fransız yazar.

Hayatı

Asıl adı Honore Balssa’dır. Ancak ismini Balzac olarak değiştirmiş ve De ön takısını eklemiştir. Köy kökenli bir ailenin çocuğudur. Babası tüccardır. 6 yıl Vendome’da College des Oratoriens’te öğrenim gördü. Napolyon’un devrilmesinden sonra ailesi Paris’e taşındı. Burada 2 yıl daha okula gitti. 3 yıl bir avukatın yanında çalıştı. Ama küçük yaşlardan beri edebiyata gösterdiği eğilim ağır bastı. Trajedi türünü denediği 1819’da yazılmış “Cromwell” başarı kazanamayınca romana yöneldi. Para kazanmak için tarihsel, mizahi ve gotik romanlar yazdı. Bunları değişik adlarla yazdı. Basımcılık, yayıncılık, hatta dökümcülük yaptı. Başarılı olamayınca tekrar edebiyata döndü. Edebiyat hayatında çok başarılı eserler sundu. Birçok ülkede satılan romanları ve kitapları çok büyük ilgi gördü ve tepkileri üstüne topladı. Edebiyatta başarılı olan Balzac hayatının sonuna kadar edebiyatla uğraştı.

Edebiyat kariyeri

1829’da yazdığı “Les Chouans” isimli tarihi roman tanınmasını sağladı. Bu eser Türkçeye (Köylü İsyanı 1974 ve Şuanlar 1977 olarak) çevrildi. 1824-1834 arasında yayıncılarından aldığı parayla bohem bir yaşam sürdü. 1829-1831 arasında yergici gazetelere yazılar yazdı. 1830’lardan sonra bir toplum tarihi yazmak amacıyla, eski ve yeni romanlarını üç bölüm altında toplamaya karar verdi. Örf ve âdet incelemeleri, felsefi incelemeler ve çözümleyici incelemeler. Bu tasarı 1834-1837 arasında 12 cilt olarak gerçekleşti. 1840’ta bu yapıtların hepsine Dante’yi anımsatan bir başlık koydu: “İnsanlık Komedisi”. 1842-1848 arasında 17 ciltlik bir baskı yapıldı. 1869-1876 arasında da 24 cilt olarak yayınlandı. Eserlerinde aynı kahramanlara tekrar tekrar yer verme düşüncesini geliştirdi. Bunu gerçekçiliğin baş romanı kabul edilen ve 1834’te yayınlanan “Goriot Baba”da uyguladı. 1836 ve 1837’de İtalya gezisine çıktı. 1828’de Versailles yakınlarında pahalı bir ev yaptırdı. Borç sorunu nedeniyle Passy’de bir eve yerleşti (Bugün Balzac müzesi). Para kazanmak için tiyatroda başarısız denemeler yaptı. Edebiyatçılar Derneği başkanı olarak yazar haklarıyla ilgili girişimlerde bulundu.

1847’de Polonya’da sevgilisi Eveline Hanska’nın şatosunda kaldı. 1850’de Eveline ile evlendi Paris’e döndüler. Birkaç ay sonra yaşamını yitirdi. Geride 85’i tamamlanmış, 50’si taslak halinde eser bıraktı. Romanda gerçekçilik ve doğalcılık akımlarının yaratıcısı olarak kabul edilir. Mantıksal bir sıra izleyen olayların her şeyi gören bir gözlemcinin ağzından anlatıldığı, kahramanların tutarlı bir biçimde sunulduğu, kuralları belli “klasik roman tekniğini” Balzac’ın kurduğu benimsenir. Olağanüstü bir gözlem yeteneği ve güçlü bir hafızası vardı. Kendisini başka insanların yerine koyup onların duygularını paylaşmayı biliyordu. Eserlerinde nedenselliği ve arka plan ile karakterler arasındaki ilişkiyi açıklamakta ustadır. Bütün bu özellikleriyle “romanın Shakespeare’i sayılır.

1789’la başlayan ve uzun bir süreç alan Fransız Devrimi sırasında gelişen toplumsal değişimi anlatan; çatışmaları, iyiyi kötüyü ortaya koyan, Cumhuriyetçiler ve Kraliyetçiler’in 1830’da ülkeyi bırakıp gitmek zorunda kalan X. Charles’e dek yaptıkları kanlı kansız tüm çekişmeyi özellikle göz önüne seren, bireylerin bu çatışmadaki ulu düşüncelerin altında aslında kendi çıkarlarını nice korumaya çalıştıklarını betimleyen; sevgi, güç gibi evrensel konuları tüm çıplaklığı ve eleştirel bir yaklaşımla inceleyen; günümüz okuruna sıkıcı gelebilecek ama öncelikle Fransa ve demokrasiyi algılayabilmekte yardımcı olması bakımından tüm dünya için önemli bir Roman yazardır. Fransız Devrimi’nin geçmişsel belgesidir kitapları.

İnsanlık Güldürüsü, yazarın 1830’da kendi yapıtlarını toplamaya başladığı bir üst yapıttır. Şu anda emin değiliz ama belki de 1830’da Kraliyetçiler’in yenilgisini perçinleyen sürgünden sonra devrimdeki ulu düşüncelerin bir yalan olduğunu düşünerek böyle bir yola gitti.

Eserleri

-Başlıca eserleri-

  • Les Chouans (1828; Köylü İsyanı, 1974)
  • La Peau de chagrin (1830; Tılsımlı Deri, 1940, 1968)
  • Le Chef-d’œuvre inconnu (1831; Mahvolan Şaheser, 1944/Bilinmeyen Şaheser, 1945)
  • Le Colonel Chabert (1832; Kolonel Şabert, 1938/ Albay Chabert, 1944, 1974)
  • Le Médecin de campagne (1832; Köy Hekimi, 1942, 1979)
  • Eugénie Grandet (1833; Eugénie Grandet, 1938, 1991)
  • Histoire des Treize, comprenant :
    • Ferragus, 1833
    • La Duchesse de Langeais, 1833, 1839
    • La Fille aux yeux d’or, 1835
  • La Recherche de l’absolu (1834; Mutlak Peşinde, 1945, 1965)
  • Le Père Goriot, (1835; Goriot Baba; 1943, 1991)
  • Le Lys dans la vallée (1835; Vadideki Zambak, 1941, 1990)
  • La Vieille Fille (1836; )
  • César Birotteau (1837; César Birotteau, 1945, 1990)
  • La Maison Nucingen (1838; Nucingen Bankası, 1950)
  • Les Secrets de la princesse de Cadignan (1839)
  • Béatrix (1839)
  • Illusions perdues (I, 1837; II, 1839; III, 1843; Sönmüş Hayaller, 1949)
  • La Rabouilleuse (1842)
  • Modeste Mignon (1844; Modeste Mignon, 1947)
  • La Cousine Bette (1846; Bette Abla, 1977)
  • Le Cousin Pons (1847)
  • Splendeurs et misères des courtisanes (1838-1847; Kibar Fahişelerin İhtişamı ve Sefaleti, 1946/Kibar Fahişeler, 1972, 1990)
  • Ursule Mirouët (1841; Ursule Mirouët, 1849)

Türkçeye çevrilmiş diğer eserler

  • Tours Papazı (1949)
  • Otuz Yaşındaki Kadın (1963)
  • Vandetta (1943)
  • Tefeci Gobseck (1947-1961)
  • Kırmızı Han (1946)
  • Terör Devrinde (1979)
  • Lois Lambert (1946)
  • Bir Havva Kızı (1970)
  • Onüçlerin Romanı (1945)
  • Altın Gözlü Kız (1943)
  • Kötü Kadınların Parlayış, Düşüşü (1981)
  • Köy Papazı (1952)
  • Karanlık Bir İş (1947)
  • Esrarlı Bir Vaka (1949-1964)
  • İki Gelinin Hatıraları (Mémoires de deux jeunes Mariées) (Letters of Two Brides) (1940 – 1983)
  • Köylüler (1845, 1976-1985)
  • Gizli Başyapıt (Le Chef-d’oeuvre İnconnu) (2007 Samih Rıfat)
  • Evde Kalmış Kız (La Vieille Fille) (2008 Yaşar Avunç)

 

Kaynaklar :  Wikipedia / narteks

 

mese-sarkilariAğaçların şarkılarını dinleme fırsatınız oldu mu hiç? Kökleriyle toprağa sarılan, tabiatın koca çocuklarının söyleyecekleri var! Mucizevi varoluşlarıyla ağaçların melodilerini getirdik size.

Almanya’nın Münih şehrinde doğmuş Bartholomäus Traubeck oldukça başarılı bir sanatçı. Yaptığı çalışma ile meşe, akçaağaç, ceviz ve kayın dahil olmak üzere yedi farklı Avusturya ağacının halkalarının üzerindeki kodlanmış verileri müziğe dönüştürmüş. Aşağıda dinleyeceğiniz şey ise meşe ağacının yaş halkalarına kodlanmış verinin sesleri. Her ağaç, halkaların karakteristiği, sağlamlığı, kalınlığı ve büyüme oranı gibi değişkenler yüzünden oldukça özel seslere sahipler.

tarihte-bugun-ne-oldu25 Mart, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 84. (artık yıllarda 85.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 281 gün vardır.

Olaylar

  • 1655 – Satürn’ün en büyük uydusu Titan, Christiaan Huygens tarafından keşfedildi.
  • 1752 – İngiltere’de yılın ilk günü. İngilizlerde 1 Ocak ile başlayan ilk yıl 1752’dir.
  • 1807 – Birleşik Krallık Parlamentosu köle ticaretini yasakladı.
  • 1811 – Percy Bysshe Shelley “Tanrıtanımazlığın Gerekliliği” adlı makalesinden dolayı Oxford Üniversitesi’nden atıldı.
  • 1821 – Yunanistan Osmanlı İmparatorluğu’ndan bağımsızlığını ilan etti.
  • 1912 – Ahmet Ferit Tek, Türk Ocağı’nı kurdu.
  • 1918 – Belarus Halk Cumhuriyeti kuruldu.
  • 1918 – Oltu’nun kurtuluşu
  • 1929 – İtalya’da faşist yönetim genel seçimlerde oyların yüzde 99’unu kendilerinin aldıklarını açıkladı.
  • 1935 – Prof. Afet İnan, Türk Tarih Kurumu As Başkanlığı’na seçildi.
  • 1936 – Saatlerin doğru olarak ayarlanabilmesi için İstanbul Rasathanesi’nce hazırlanan iki bildiriyi Bakanlar Kurulu onayladı.
  • 1941 – Yugoslavya, Mihver Devletleri’ne katılma kararı aldı.
  • 1944 – Heykeltraş Zühtü Müritoğlu ve Hadi Bara’nın yaptıkları Barbaros Hayrettin Paşa Anıtı törenle açıldı.
  • 1947 – Illinois’ deki bir kömür madeninde meydana gelen patlamada 111 kişi öldü.
  • 1949 – Sovyet hükümetinin kararıyla Litvanya, Estonya ve Letonya’dan 92.000 kişi sürgün edildi.
  • 1950 – Türk Hava Yolları’na ait bir yolcu uçağı Ankara’da düştü, 15 kişi öldü.
  • 1951 – Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri, solcu öğretmenlerin tasfiyesinin sürdüğünü açıkladı.
  • 1951 – İstanbul’da Neve Şalom Sinagogu açıldı.
  • 1957 – Roma’da bir araya gelen Fransa, Almanya, İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg, Avrupa Ekonomik Topluluğu ve Avrupa Atom Enerjisi Komisyonu’nun kurulmasına ilişkin Roma Antlaşması’nı imzaladı.
  • 1959 – Necip Fazıl Kısakürek, Büyük Doğu dergisinde yayımlanan “Menderes’in Kalesi” başlıklı yazısında Fuad Köprülü’ye yayın yoluyla hakaret ettiği iddiasıyla açılan davada bir yıl hapse mahkûm oldu. Büyük Doğu dergisi de bir ay süreyle kapatıldı.
  • 1960 – Güney Afrika Johannesburg’da tüm siyah politik örgütler feshedildi.
  • 1960 – İtalya’da Fernando Tambroni başbakan oldu.
  • 1961 – Adalet Bakanlığı idam cezalarının cezaevi bahçelerinde infaz olunması hakkında karar aldı.
  • 1962 – EOKA’ cılar Kıbrıs’ta iki camiye bomba attı.
  • 1968 – Şair Metin Demirtaş Türk Solu dergisinde yayımlanan “Guevara” adlı şiirinde komünizm propagandası yaptğı gerekçesiyle tutuklandı.
  • 1972 – Cumhuriyet Halk Partisi, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkında verilen ve Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından onaylanan idam kararlarının iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. İnfaz savcılığı dosyayı Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı’na gönderdi. Üç gün sonra Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi idamların infazına karar verdi.
  • 1975 – Suudi Arabistan Kralı Faysal, akli dengesi bozuk yeğeni prens Faysal bin Musad tarafından Riyad’ da öldürüldü.
  • 1982 – Ankara Sıkıyönetim Savcılığı halkevleri hakkında kapatılma istemiyle dava açtı.
  • 1982 – Tutuklu İsmail Beşikçi, cezaevinden yazdığı bir mektup nedeniyle 10 yıl ceza aldı.
  • 1984 – Yerel seçimler yapıldı. Anavatan Partisi (ANAP) yüzde 41,5 oy oranı ile 54 ilde belediye başkanlığı aldı. Sosyal Demokrat Parti (SODEP) yüzde 23,4 oy oranı ile ikinci,Doğru Yol Partisi (DYP) yüzde 13,2 oy oranı ile seçimlerden üçüncü parti olarak çıktı. İlk kez seçime katılan Refah Partisi (RP) yüzde 4,4 oy oranıyla sonuncu parti oldu.
  • 1986 – 14. Strasbourg Film Festivali’nde Muammer Özer’in “Bir Avuç Cennet” ve Ali Özgentürk’ün “Bekçi” isimli filmleri ikinciliği paylaştı.
  • 1986 – İşkence yaptığını itiraf eden polis memuru Sedat Caner ile bu itirafları yayımlayan ‘Nokta’ dergisine dava açıldı.
  • 1988 – İstanbul’daki Metris Askeri Cezaevi’nden 29 tutuklu ve hükümlü kaçtı.
  • 1990 – New York’un Bronx semtindeki bir kulüpte çıkan yangında 87 kişi öldü.
  • 1992 – Kozmonot Sergei Krikalev, Mir Uzay İstasyonu’nda 10 ay kaldıktan sonra dünyaya döndü.
  • 1994 – Aydın Ortaklar Öğretmen Lisesi’nde evci çıkan dört kız öğrenciden birinin, emniyet yetkilileri tarafından yakalanarak bekaret kontrolüne gönderilmesi kadınlar tarafından protesto edildi.
  • 1996 – Türkiye’de Emek Partisi kuruldu.
  • 1998 – Manisalı Gençler Davasında, Yargıtay’ın bozma kararından sonra beş tutuklu genç tahliye edildi. Davada tutuklu sanık kalmadı.
  • 1999 – Sırbistan, NATO’ya savaş ilan edip BM’ye bildirince, NATO üyesi Türkiye de bu ülkeyle resmen savaşa girmiş oldu.
  • 2009 – Büyük Birlik Partisi’nin kiralamış olduğu içerisinde BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu dahil 6 kişinin bulunduğu helikopter, Kahramanmaraş’ta düştü. 3 gün sonra ulaşılan helikopterde, helikopterde bulunan 6 kişinin de hayatını kaybettiği belirtildi.

Doğumlar

  • 1259 – II. Andronikos Palaiologos, Bizans İmparatoru (ö. 1332)
  • 1296 – III. Andronikos Palaiologos, Bizans İmparatoru (ö. 1341)
  • 1479 – III. Vasili, Moskova büyük knezi (ö. 1533)
  • 1611 – Evliya Çelebi, Osmanlı gezgin ve yazar. (ö. 1682)
  • 1614 – Juan Carreño de Miranda, İspanyol ressam (ö. 1684)
  • 1699 – Johann Adolph Hasse, Alman besteci (ö. 1783)
  • 1767 – Joachim Murat, Fransız asker ve Napoli kralı (ö. 1815)
  • 1835 – Adolph Wagner, Alman ekonomist ve politikacı (ö. 1917)
  • 1864 – Alexej von Jawlensky, Rus ressam (ö. 1941)
  • 1867 – Arturo Toscanini, İtalyan orkestra şefi (ö. 1957)
  • 1867 – Gutzon Borglum, ABD’li heykeltıraş (ö. 1941)
  • 1873 – Rudolf Rocker, anarkosendikalist (ö. 1958)
  • 1881 – Béla Bartók, Macar besteci (ö. 1945)
  • 1887 – Chūichi Nagumo, Japon asker (ö. 1944)
  • 1899 – Burt Munro, Yeni Zelandalı motosiklet yarışçısı (ö. 1978)
  • 1905 – Albrecht Mertz von Quirnheim, Alman asker (ö. 1944)
  • 1906 – A.J.P. Taylor, İngiliz tarihçi (ö. 1990)
  • 1908 – David Lean, İngiliz yönetmen (ö. 1991)
  • 1914 – Norman Ernest Borlaug, ABD’li tarımbilimci (ö. 2009)
  • 1921 – Simone Signoret, Fransız sinema oyuncusu (ö. 1985)
  • 1928 – Jim Lovell, ABD’li astronot
  • 1934 – Gloria Steinem, feminist, siyasal eylemci ve yayıncılarından.
  • 1942 – Aretha Franklin, ABD’li şarkıcı
  • 1946 – Daniel Bensaïd, Fransız filozof, Troçkist (ö. 2010)
  • 1947 – Elton John, İngiliz pop/rock şarkıcısı, beste yazarı ve piyanisttir.
  • 1949 – Ilich Ramirez Sanchez, Müslüman devrimci.
  • 1952 – Dursun Karataş, Türk devrimci önder (ö. 2008)
  • 1962 – Marcia Cross, ABD’li sinema oyuncusu
  • 1965 – Sarah Jessica Parker, ABD’li sinema oyuncusu
  • 1965 – Avery Johnson, ABD’li basketbol oyuncusu ve koçu
  • 1965 – Stefka Kostadinova, Bulgar atlet
  • 1966 – Jeff Healey, Kanadalı müzisyen (ö. 2008)
  • 1972 – Phil O’Donnell, İngiliz futbolcu (ö. 2007)
  • 1973 – Dolunay Soysert, Türk oyuncu
  • 1976 – Vladimir Klitschko, Ukraynalı boksör
  • 1980 – Muratcan Güler, Türk basketbolcu
  • 1980 – Bartók Eszter, Macar şarkıcı.
  • 1982 – Danica Patrick, ABD’li otomobil yarışçısı
  • 1985 – Lev Yalçın, Türk futbolcu
  • 1987 – Nobunari Oda, Japon buz patenci
  • 1987 – Kim Cloutier, Kanadalı top model
  • 1990 – Mehmet Ekici, Türk futbolcu

Ölümler

  • 1801 – Novalis, Alman yazar ve filozof (d. 1772)
  • 1880 – Ludmilla Assing, Alman yazar (d. 1821)
  • 1914 – Frederic Mistral, Fransız şair (d. 1830)
  • 1915 – Süleyman Efendi, Osmanlı jandarma komutanı (d. ?)
  • 1918 – Claude Debussy, Fransız besteci (d. 1862)
  • 1973 – Edward Steichen, ABD’li fotoğrafçı (d. 1879)
  • 1975 – Faysal bin Abdül Aziz, Suudi Arabistan kralı (d. 1903)
  • 1976 – Josef Albers, ABD’li ressam (d. 1888)
  • 1976 – Şevket Süreyya Aydemir, Türk iktisatçı ve tarihçi (d. 1897)
  • 1980 – Roland Barthes, Fransız felsefeci ve göstergebilimci (d. 1915)
  • 1992 – Nancy Walker, ABD’li aktris (d. 1922)
  • 1995 – James Samuel Coleman, ABD’li sosyolog (d. 1926)
  • 2001 – Tekin Siper, Türk tiyatro sanatçısı (d. 1941)
  • 2002 – Esmeray, Türk oyuncu ve vokalist (d. 1949)
  • 2006 – Richard Fleischer, ABD’li film yönetmeni (d. 1916)
  • 2007 – Andranik Markaryan, Ermenistan başbakanı (d. 1951)
  • 2009 – Muhsin Yazıcıoğlu, Türk siyasetçi (d. 1954)

Tatiller ve Özel Günler

  • Manisa mesir macunu festivali

14. Boston Türk Film Festivali (BTFF) Nuri Bilge Ceylan’ın “Kış Uykusu” adlı filmin gösterimiyle başlayacak.

kis-uykusu

Kuzey Amerika’daki en eski ve saygın Türk film festivallerinden ve ağırlıklı olarak uzun metrajlı filmlerden oluşan BTFF’nin bu yılki programında 23 film gösterilecek.

Boston Güzel Sanatlar Müzesi’nde 19 Mart-25 Nisan’da gerçekleştirilecek festivalde, çağdaş Türk sinemasının seçkin örnekleri ve yönetmenleri bir kez daha Amerikalı seyirciyle buluşacak.

Birçok saygın ismin de konuk edileceği etkinlikte, yönetmenler Derviş Zaim, Tayfun Pirselimoğlu, Onur Ünlü, Reha Erdem, Erol Mintaş, Murat Düzgünoğlu ve Ankara Sinema Derneği Başkanı Ahmet Boyacıoğlu ile Boston Türk Festivali Belgesel ve Kısa Film Yarışması’nda en iyi film jüri ve seyirci ödüllerini kazanan Hasan Serin, Derya Durmaz, Beyza Boyacıoğlu ve Sebastian Diaz da yer alacak.

Ayrıca, ünlü oyuncu Hülya Koçyiğit, başrolünü üstlendiği Ömer Lütfi Akad’ın “Gelin” filminin gösterimine katılacak.

Festival programı Nuri Bilge Ceylan’ın “Kış Uykusu” filminin Boston Güzel Sanatlar Müzesi’nde gösterimi ile başlayacak ve ardından yine müzede bir açılış resepsiyonu düzenlenecek.

Festivalde Nisan Dağ ve Esra Saydam’ın Deniz Seviyesi, Onur Ünlü’nün İtirazım Var, Güliz Sağlam’ın Tepecik Hayal Okulu, Beyza Boyacıoğlu ve Sebastian Diaz’ın Tonita’s, Hasan Serin’in Ağrı ve Dağ, Derya Durmaz’ın Ziazan, Derviş Zaim’in Balık, Tayfun Pirselimoğlu’nun Ben O Değilim, Ozan Açıktan’ın Silsile, Erol Mintaş’ın Annemin Şarkısı, Tunç Şahin’in Karışık Kaset, Reha Erdem’in Şarkı Söyleyen Kadınlar, Çağan Irmak’ın Unutursam Fısılda, Atıl İnaç’ın Daire, Hüseyin Karabey’in Sesime Gel, Melisa Önel’in Kumun Tadı, Çiğdem Vitrinel’in Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, Kaan Müjdeci’nin Sivas, Murat Düzgünoğlu’nun Neden Tarkovski Olamıyorum ve Ömer Lütfi Akad’ın Gelin adlı filmleri gösterilecek.

Festival Direktörü Erkut Gömülü, bu yıl da kapsamlı ve zengin programla  sinemaseverlerin karşısına çıktıklarını dile getirerek, etkinliğin Türk sinemasının ve genç kuşak Türk yönetmenlerinin ABD’deki tanıtımına önemli katkıda bulunduğunu belirtti.

TÜRK SİNEMASINDA MÜKEMMELLİK ÖDÜLÜ ÜNLÜ’NÜN

Bu arada, dokuzuncu yılını kutlayan Boston Türk Film Festivali Türk Sinemasında Mükemmellik Ödülü’nün bu yılki sahibinin Onur Ünlü olduğu açıklandı. Yönetmene ödülü Boston Güzel Sanatlar Müzesi’nde düzenlenecek bir törenle takdim edilecek.

ÖMER LÜTFİ AKAD DA ANILACAK

Festivalde, 2011 yılında hayatını kaybeden yönetmen Ömer Lütfi Akad anısına, onun 1973 yılında çektiği Gelin filmi gösterilecek. Filmin dijital olarak yenilenen kopyası  Kuzey Amerika’da ilk kez gösterilecek, sinema sanatçısı Hülya Koçyiğit başrolünü üstlendiği filmin gösterimine ve ardından düzenlenecek söyleşiye katılacak.

RUSSELL CROWE’UN SON UMUT’UNA ÖZEL GÖSTERİM

Çanakkale Savaşı’nın 100. Yılı anısına, festival programında iki film yer alacak. Yönetmenliğini Tolga Örnek’in yaptığı Gelibolu belgeseli 25 Mart’ta gösterilecek. Yönetmenliğini Russell Crowe’un yaptığı, oyuncuları arasında Yılmaz Erdoğan ve Cem Yılmaz’ın da yer aldığı Son Umut filmi ise ABD’de sinemalarda vizyona girmeden önce, 23 Nisan’da festival kapsamındaki özel bir gösterimle ilk kez seyirciyle buluşacak.

Kaynak: Habertürk

İşte 8 Güçlü Renk ve Alışverişimize Etkileri

renk skalası

Eğer bir işe giriştiyseniz ve ürününüzü geniş kitlelere satmak istiyorsanız, o halde doğru rengi seçmek zorundasınız. Ürününüz için en uygun rengi seçmek bir sanattır çünkü her rengin farklı bir anlamı ve insan üzerinde yarattığı etkisi bulunuyor. Renklerin etkileri elbette kültürden kültüre veya bireylerin geçmiş yaşantılarına göre değişebiliyor fakat bazı evrensel etkileri de bulunmakta. Örneğin kırmızı dünyanın birçok bölgesinde sıcak bir renk olarak algılanırken, mavi soğuk bir renk olarak bilinir. Eğer ürününüzden güzel bir satış elde etmek istiyorsanız, kullanacağınız rengin etkisini çok iyi bilmeli ve bu etkiyi en iyi şekilde kullanmalısınız. İşte satış dünyasında en çok kullanılan 8 rengin insanlar üzerindeki genel etkileri ve sık sık kullanıldığı yerler;

1. Sarı

– İyimser bir renktir ve gençliği simgeler.

– Vitrinlere bakan müşterileri ikna etmek için kullanılır.

– Dikkat çekici bir renk olduğu için taksilerde de kullanılır.

– İnsana cesaret verir ve bu nedenle müşterileri ürün satın almaya teşvik eder.

2. Kırmızı

– Enerjik bir renktir ve aciliyet hissini arttırır.

– İnsanların kalp ritmini hızlandırır ve daha hızlı hareket etmelerini sağlar.

– İndirimli satışların vazgeçilmez rengidir.

– En dikkat çekici renktir ve bu nedenle pazarlanmak istenen ürünlerde kullanılır.

3. Mavi

– Güven ve güvenlik duygularını arttırır.

– Bankalarda ve yüksek miktarlı satışlarda kullanılır.

– Sakinleştiricidir ve tansiyonu düşürür.

– Giyim markaları sıklıkla bu rengi tercih eder.

4. Yeşil

renkler ve tüketim

– Tarih boyunca zenginlik ile ilişkilendirilmiştir.

– İnsan gözünün algılamaya başladığı ilk renktir.

– Mavi ile birlikte yeryüzünde en çok rastlanan renktir.

– Mağazalarda müşteriyi rahatlatmak ve iyi bir şey yapıyor oldukları hissi yaratmak için kullanılır.

5. Turuncu

 

– Agresif bir renktir.

– İnsanda acil olarak eyleme geçme hissi yaratır.

– Büyük şirketler bu rengi müşterilerine baskı yapmak için kullanır.

– Verimliliği arttırdığı için büyük şirketlerin ofisleri genelde turuncu olur.

6. Pembe

– Romantik ve kadınsı bir renktir.

– Küçük kızlara ve kadınlara yönelik ürünlerde sıklıkla kullanılır.

– Neşe, güven ve rahatlık veren bir renktir.

– Böbrek hastalıklarının tedavisinde de kullanılır.

7. Siyah

– Güçlü, prestijli ve otoriter bir renktir.

– Satış dünyasında yoğun olarak lüks ürünlerde kullanılır.

– Işığı emer ve yok eder. Bu nedenle hüznü ve yalnızlığı çağrıştırır.

– Sık sık siyah giymek yüksek özgüven göstergesidir.

8. Mor

– İnsanları sakinleştirmek için en sık kullanılan renktir.

– Güzellik ve yaşlandırmayı geciktirici ürünlerde kullanılır.

– Bilinç altını olumsuz etkileyen bir renk olduğu söylenir.

– Sarı ile birlikte en ilham verici renklerden biridir ve sanatın rengi olarak kabul edilir.