Şunun için etiket arşivi: Tasarım

Proje iletişim danışmanlığını Fotoğraf Eğitmenimiz Fulya BETEŞ ‘in  Yapmış olduğu ; Türk sinemasının 100. yılında sanatçı Ertan Toy tarafından seçilip minimalist bir üslupla yeniden yorumlanan Türk filmi afişleri sinemaseverler ile buluşuyor.

Türk Sinemasının İmgelerle Yüz Yılı

“Türk Sinemasının İmgelerle Yüz Yılı” Afiş Sergisi ile ziyaretçiler 20 Aralık 2014- 3 Ocak 2015 tarihleri arasında Kadıköy Belediyesi’nin desteğiyle TAK- Tasarım Atölyesi Kadıköy’de (Eski minimalist posters baskıÖzen Sineması) Türk sinemasının yüz yıllık sürecini oluşturulan temel imgelere yolculuğa çıkarılmaya hazırlanıyor.

Projede yer alan çalışmalar, Türkiye sinemasının farklı dönemlerine ait ve sinema tarihininde iz bırakan yirmi filmden araştırılıp seçilen en çok akılda kalan imgeleri içeriyor.

Eski Türk film afişlerinin sadeliğin ön planda olduğu modern bir anlayışla yeniden yorumlandığı proje aynı zamanda Türk sinemasının 100. yılında hafızalarda yer eden filmlerin yönetmenlerine saygı ve selam niteliği taşıyor. Eşkıya, Propaganda, Neşeli Günler, Turist Ömer, Hababam Sınıfı ve Arabesk gibi birçok unutulmaz film afişi ziyaretçilerin hafızalarını zorlayacağı eğlenceli bir zaman yolculuğuna tüm sinemaseverleri davet ediyor.

TAK (Tasarım Atölyesi Kadıköy) Hakkında:

minimalist posters baskı

Kamu, sivil ve özel işbirliği modeli ile Kadıköy Belediyesi, ÇEKÜL Vakfı ve Kentsel Strateji şirketi ortaklığında yürütülen TAK, Kadıköy’ün kentsel sorunlarının çözülmesi için yaratıcı buluşma ortamları sağlayarak, tasarımın gücü ile yenilikçi çözümler üretmeyi amaçlar.

Yenilikçi ve yaratıcı fikirlerin uygulamaya geçtiği buluşma ortamı Tasarım Atölyesi Kadıköy (TAK), fikirleri olan Kadıköylüler, projesi olan Tasarımcılar ve olanakları olan Destekçileri Kadıköy Belediyesi ile buluşturarak, ‘Tasarım Sizden, Uygulaması Bizden!’ sloganıyla yola çıktı.

Kadıköy’ün mekansal sorunlarının çözümünde strateji ve tasarım kavramlarını bir araya getirerek, stratejik tasarım yönetimi yaklaşımı ile yürütülen TAK, kamu, özel ve sivil sektör işbirliği ile yürütülen bir Tasarım Atölyesidir.

 TAK, Kadıköylüler, Tasarımcılar, Gönüllüler, Öğrenciler,  Destekçiler ve Kadıköy Belediyesi’nin ulusal ve uluslararası işbirlikleri kurarak fikir üretecekleri ve ürünlerini kamuoyu ile paylaşabilecekleri yenilik ve yaratıcılık mekanıdır.

Kadıköylüler, Tasarımcılar, Gönüllüler,  Destekçiler, Öğrenciler ve Kadıköy Belediyesi, ulusal ve uluslararası işbirlikleri kurarak fikir üretecekler ve ürünlerini kamuoyu ile paylaşabilecekler. TAK, fikir ve önerileriyle proje süreçlerine katılıp, yaşadıkları mahallenin tasarım stratejilerine katkıda bulunmak isteyen herkese açık!

Detaylı bilgi için:   http://www.kadikoytasarim.org

 

Önceki gün sona eren 2. İstanbul Tasarım Bienali, 100 binin üzerinde izleyici çekti

2.İstanbul-Tasarım-Bienali

İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından, Zoë Ryan küratörlüğünde “Gelecek Artık Eskisi Gibi Değil” başlığıyla düzenlenen 2. İstanbul Tasarım Bienali, önceki gün sona erdi. Bu yıl ücretsiz olarak gezilebilen bienal, 6 hafta boyunca sergi ve etkinlikleriyle 100 binin üzerinde izleyiciye ulaştı.

Galata Özel Rum İlköğretim Okulu’nun tüm katlarında yaklaşık 2.300 metrekarelik bir alana yayılan 2.İstanbul Tasarım Bienali’nde 20’den fazla ülkeden katılan 200’ün üzerinde tasarımcı ve mimarın 53 projesi yer aldı.

33 AKADEMİK KURUM, 72 PROJE

2.tasarım bienali

Bienalin üniversitelerle işbirliği ile hazırlanan Akademi Programı sergisinde 33 akademik kurumun 72 projesi, üniversite kampuslarının yanı sıra Antrepo 7’de yer aldı. Kentin farklı bölgelerine yayılan 40 Tasarım Rotası, 22 panel, söyleşi ve konuşma, 12 film gösterimi, 5 kitap kulübü, 13 atölye çalışması ile 30’u aşkın paralel etkinlik gerçekleştirildi EKO Tasarım adı altındaki ücretsiz programı, hafta içi okul grupları ile gelen öğrencileri, hafta sonlarında aileleri ile birlikte ziyaret eden çocuk ve gençleri ağırladı.

Tur ve atölyeler kapsamında 56 okuldan 3.500’ü aşkın öğrenci İstanbul Tasarım Bienali sergisini gezdi.

kediler-tarihi-sergisi1961 yılı Kırıkkale doğumlu yazar ve ressam Feridun Oral, yazdığı çocuk kitapları ve onlara yaptığı resimlerle bugüne dek birçok ödüle layık görüldü. Yaşamının her noktasında kedilerin çok önemli bir rol oynadığını çalışmalarında da anlatan Feridun Oral, kendi yaşam yolculuğunda kedilerin yerini, ‘Catrospektif’ sergisinde anlatıyor.

Bir sanat terimi olan ve bir sanatçının yaşamı boyunca ürettiği eserlerden yapılan seçkinin sergilenmesine denen ‘resrospektif’ kelimesinden yola çıkılarak verilen ‘Catrospektif’ ismi, serginin içeriğine dair de bir fikir veriyor. Resimlerindeki ironik ve çağdaş üslubu, seramik tasarımlarına da yansıtan Feridun Oral’ın ‘Catrospektif’ sergisi, Galeri Selvin’de 18 Aralık-10 Ocak tarihleri arasında sergilenecek.

Feridun Oral

1993 yılında Unesco tarafından Tokyo`da düzenlenen Noma-Concour yarışmasında yazıp resimlediği ‘Ormandaki Ses’ adlı kitabıyla Runners-Up ödülü, 2001 yılında da Avrupalı illüstratörler Bienali`nde ‘Düş Kedileri’ adlı çalışmasıyla onur ödülü olan sanatçının yazıp resimlediği çocuk kitapları yurtiçi ve yurtdışında çeşitli yayınevleri tarafından yayınlanmıştır. Yazdığı kitaplar arasında ‘Böğürtlen Cini ve Sarı Gaga’, ‘Kirpi ile Kestane’ yer alıyor.

Adres: Dere Sokak No:3 Arnavutköy Beşiktaş İstanbul

Telefon: (212) 263 74 81

outings-project-paris-3Avrupa’nın çeşitli kentlerinde Ağustos ayından beri yeni bir sanat hareketi başlamış gibi görünüyor. Müzelerde sergilenen eserler sokak sanatı gibi duvarlara taşınıp yeniden üretilerek sokak kültürüne sunuluyor.

Bir süreden beri Paris, Londra, Barcelona, Madrid gibi çeşitli Avrupa kentlerinin sokaklarında, sokak aralarında ilginç duvar resimleri ortaya çıkmış durumda. Genellikle sokak sanatçılarının güncel konuları işledikleri duvarlarda resim sanatın pek tanınmayan hatta ressamları dahi bilinmeyen; bir nevi unutulmuş örnekleri boy göstermeye başlamış.

Outlings adı verilen bu proje Fransız sanatçı, görsel tasarımcı, yazar, yönetmen, görüntü yönetmeni, editör ve yapımcı Julien de Casabianca’nın fikri. Tarihi eserlerin yeterince ilgi çekmemesi ve insanların bu eserlerle ilişki kurmamasını dert edinen sanatçı, geçtiğimiz Ağustos ayının sonlarına doğru bu fikri ortaya atmış. Proje fikir itibariyle herkesin katılımına açık.

Outings // Dijon

Outings // Dijon

Sanatçısı bilinmeyen resimleri tercih ettiklerini söyleyen Julien de Casabianca, hangi yüzyıl olduğunun önemi olmadığını ve kendilerinin 15. 17. yüzyıl eserlerini sokağa taşıdığını söylüyor. Projede önemli olan sanat tarihinin yaratıcısı bilinmeyen isimlerini kamu kültürüne yeniden kazanmak.

Projeye katılmak ise oldukça basit, fotoğraf çekebilen herhangi bir telefonla bile bu projeye dahil olabilirsiniz.

Outings // Dijon

Outings // Dijon

Julien de Casabianca proje için hazırladığı http://www.outings-project.org/ sitesinde müzelerde fotoğraf çekimlerine izin verilmediği için görevliler sizi uyarmadan hızlıca fotoğrafı çekmenizi tavsiye ediyor. Görevlilerin uyarıdan sonra genellikle sizi takip etmeyeceklerini belirterek bu sayede yan odada başka bir fotoğraf çekebileceğinizi ekliyor.

Outings // Londra

Outings // Londra

Resimlere zarar vermemek için flash kullanmadan yapılması gereken çekimler daha sonra phtoshop yardımıyla çerçeveden çıkartılıyor ve kağıda aktarılıyor. Daha sonra duvar yapıştırıcısı kullanarak yapıştırılıyor ancak yerlere dikkat etmek gerekiyor. Kamu binalarına, hastanelere, anıtlara veya okullara yapıştırılmaması gerekiyor.

Julien de Casabianca, grafiti bazı insanlar tarafından duvara zarar veren bir şey olarak algılanılsa da yaptıkları duvar kâğıtlarının duvara zarar vermeden döküldüğü ifade ediyor.

Outings // Madrid

Outings // Madrid

Casabianca, modern sanat ürünlerinde telif hakkı problemi olduğuna dikkat çekerek “Biz sanat yapıyoruz ticaret yapmıyoruz. Önemli olan sanat eserlerinden adilce yararlanma ve ifade özgürlüğüdür” diyor.

Outings // Londra

Outings // Londra

Outings // Londra

Outings // Londra

Outings // Paris

Outings // Paris

Outings // Paris

Outings // Paris

Outings // Paris

Outings // Paris

Kaynak: Sol

2.İstanbul Tasarım Bienali, geçtiğimiz hafta kapılarını açtı. “Gelecek Artık Eskisi Gibi Değil” başlığıyla geleceğin tasarımını / tasarımın geleceğini sorgulayan etkinlik ziyaretçilerini bekliyor.

Tasarım Bienali

Ay Yürüyüşü Makinesi Selena'nın Adımı - Sputniko!

Ay Yürüyüşü Makinesi Selena’nın Adımı – Sputniko!

Tasarımın üretim, ekonomik kalkınma, toplumsal gelişime, kültürel etkileşim üzerinde kısaca ilişki kurduğu tüm alanlarda yarattığı etkiyi vurgulamak amacıyla İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından ilk kez 2012 yılında düzenlenen Tasarım Bienali, ikinci kez karşımızda. Zoe Ryan küratörlüğünde kavramsal çerçevesi oluşturulan 2.Tasarım Bienali, Paul Valéry’den ödünç aldığı “Gelecek Artık Eskisi Gibi Değil” başlığıyla zaman içerisinde kat ettiğimiz her saniyeyle değişen gelecek algısında tasarımın nasıl şekillendiğini ve gelecekte tasarımın hayatımızın neresinde olacağını sorguluyor.

Bugün gelecek nedir? Geleceği nasıl tanımlarız? Kim tanımlar? Sorularını soran Tasarım Bienali’nde yer alan çalışmalar birer manifesto olarak değerlendiriliyor:

“Soru sormak, diyalog başlatmak ve tartışmaları zenginleştirmek için bir forum işlevi görecek 2.İstanbul Tasarım Bienali cevap arıyor: Hâlâ geçerliliği olan fikirleri dile getirme gücünü kullanmak ve olası yeni biçimlerini keşfetmek üzere manifestoyu nasıl yeniden ele alabiliriz? […] Manifestolar yalnızca yazılı beyanlar değil de birer nesne, süreç veya eylem olabilir mi? Yeni medya türleri, yeni manifestoların oluşmasını sağlıyor mu?”

Galata Özel Rum İlköğretim Okulu

Galata Özel Rum İlköğretim Okulu

Bienal Ortak Alanı olarak belirlenen Galata Özel Rum İlköğretim Okulu’nda sergilenen çalışmalar beş bölüm altında toplanmakta. Bienalin merkezi, diyalog ve paylaşım alanı olarak tanımlanan “Yayınlar Bölümü” atölye çalışmaları, film gösterimi, söyleşi ve canlı yayınların gerçekleştirildiği interaktif bir ortam sunarken Yaratıcı Fikirler Enstitüsü’nün Veri Somutlaştırma ve Paula Alvarez – Angel Gonzalez Doce ikilisinin Unfacebook adlı çalışmalarına da ev sahipliği yapıyor.

Bireyin kimliğini nasıl oluşturduğunu ve yansıttığını araştıran projelerin yer aldığı “Kişisel Bölüm”de ise gelecekte hayatta kalmanın, erkeksi kıyafetlerin, ayda yürümenin, gülümsemenin ya da aşk hediye etmenin nasıl mümkün olacağını sorguluyor.

Yeni Hayatta Kalmacılık (Fütürist Hikaye Anlatıcısı) Jessica Charlesworth ve Tim Parsons

Yeni Hayatta Kalmacılık (Fütürist Hikaye Anlatıcısı) Jessica Charlesworth ve Tim Parsons

“Toplumsal İlişkiler Bölümü” ise coğrafi ölçekte toplumların varoluşunu, insanın şehre ve kırsala verdiği zararı önleyebilmek için tasarımın nasıl kullanabileceğini tartışan projeleri barındırıyor. Etik kaygılarla şekillenen bu projelerin arasında Kadıköy’den Bul, Kadıköy’de Buluştur! gibi katılımcıya dayalı çalışmalar dikkat çekici.

Küratör Zoe Ryan

Küratör Zoe Ryan

Tasarım Bienali yalnızca Rum İlköğretim okuluyla sınırlı kalmıyor “Tasarım Rotaları” gezileri ve “Paralel Etkinlik Programı”yla şehre yayılıyor. Her gün yeni bir etkinliğe ev sahipliği yapan Tasarım Bienali programına web sayfasından ( http://2tb.iksv.org ) ulaşılabilir. Ücretsiz olarak gezilebilen bienalde rehberlik hizmeti de mevcut. Ziyaret için son tarih ise 14 Aralık.

 

Yazan : Semih S. Çakır

İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Tasarım Bienali, unutulmaya yüz tutan meslekleri konu alan “Tekrarsız” belgesellerine de ev sahipliği yapıyor. 

2.tasarım-fuarı

-Unutulan meslekler, Tasarım Bienali’nde hayat buluyor  – “Gelecek Artık Eskisi Gibi Değil” başlığıyla bu yıl ikinci kez düzenlenen Tasarım Bienali, unutulmaya yüz tutmuş meslekleri konu alan “Tekrarsız” belgesellerine ev sahipliği yapıyor. Ersa Mobilya’nın kültürel ve sosyal sorumluluk markası “Box in a Box Idea” tarafından hazırlanan belgeseller, 14 Aralık’a kadar Galata Özel Rum Okulu’nda ayrılan özel bölümde ve Ersa Box in a Box Idea Showroom’unda izlenebilir.

-İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Tasarım Bienali, unutulmaya yüz tutan meslekleri konu alan “Tekrarsız” belgesellerine de ev sahipliği yapıyor.

“Gelecek Artık Eskisi Gibi Değil” başlığıyla düzenlenen ve 14 Aralık’a kadar devam edecek bienal, 53 projeye ve bienal süresince 6 hafta boyunca devam edecek paneller, söyleşiler, atölye çalışmaları, film gösterimleri gibi farklı etkinliklerle meraklılarını bekliyor.

Ersa Mobilya Genel Müdür Yardımcısı Yalçın Ata, bienalin temasını kendi tarihi ile birleştiren ERSA ve kültürel sosyal sorumluluk markaları “Box in a Box Idea” ile birlikte yeniden yorumlayarak firmanın 1958 yılında Sivas’ta metal atölyesinde su borularını bükerek koltuklar ürettiği zanaat yıllarına atıfta bulunan “Tekrarsız” serisini oluşturduklarını ifade etti.

Yalçın Ata, “Teknolojinin gelişmesiyle özellikle el işçiliği isteyen mesleklere olan ilgi kayboldu. Biz bu zanaat ve zanaatkarları bir şekilde yeniden gündeme getirmek ve el işçiliğini sanatla birleştirmek istedik ” dedi.

Belgeseller için Anadolu’nun dört bir yanını gezdiklerini ifade eden Yalçın Ata, belgeselde yer alan kimi sanatçının “son usta” olduğunu kaydetti.

Ata, döküm, çini, dokuma, çömlek, bakır işleme ve ahşap oyma sanatları için İstanbul, İznik, Göreme, Avanos, Gaziantep ve Sivas’ta çekimler yaptıklarını bildirerek, şunları söyledi:

“Hazırladığımız belgesellerde ustalarımız mesleklerini anlattı. Belgesellerde mesleklerin hepsine farklı isimler verdik. Döküm için ‘Kor’, çini için ‘Sır’, dokuma için ‘Düğüm’, çömlek için ‘Kil’, bakır işleme için ‘Kalay’ ve ahşap oyma için ‘Toz’ isimlerini kullandık. Belgesel gösterimimiz bienali bitiş tarihi 14 Aralık’a kadar izlenebilir.”

Yalçın Ata, belgesellerle ilgili hazırlanan fragmana ise www.youtube.com/watch?v=t9FhOsLcnG8 linkinden ulaşılabileceğini kaydetti.

 

Hazırlayan : Ercan Halıcı

 

Bildiğiniz gibi Bakırköy’de pek çok ilkleri gerçekleştiren kursumuz M.E.B. Bağlı ilk resmi Çocuk Drama Eğitimini
Nar Sanat vermeye başlamıştır. Bu bağlamda eğitimlerimiz değişik yaş grupları için devam etmektedir.

Cumartesi ve Pazar günleri  4-9 yaş arası çocuklarımıza farklı saatlerde “Çocuk Drama Eğitimi” vermekteyiz. Eğitimler başlamasından buyana pek çok velimize drama eğitimi hakkında bilgi vermenin yanı sıra en bariz karşılaştığımız sorun Tiyatro ile dramanın karıştırılması ve dramanın etkisinin kısa sürede görüleceği inancı ile eğitimde dramayı kullanmanın faydaları konusudur. Bugünkü yazımızda bu konuları irdelemeye çalışacağız

drama çocuk bakırköy

Biliyoruz ki çocuklarımız hepimiz için çok önemli. Çocuklarımızın daha sosyal olması ve hayata hazırlanması için hepimiz bir çaba içersindeyiz.  Çocuğumuzun disipline ve ince bir ruh ile beden algısına farkındalığa sahip olmaları için pek çok  fedakarlıklar yapmaktayız. Çocuklarımızı herhangi bir sanat dalı ile ilgilenmesi yukarıda yazdığımız ve yazmadığımız pek çok sebepten dolayı elbette çok önemli. Sanatla ilgilenen her çocuğun elbette ilerleyen zaman içersinde sanatçı olması beklenemez. Süreç içerisinde çocuğun doğru yönlendirilmesi, iç disipline sahip olması ve eğitilmesi, çalışma ile gayretleri,yetenekleri, gözlemlenerek elbette meslek olarak da seçmesine yol açabilir.

Çocuk gelişiminin sacayaklarından biri olan sanat uğraşının yanı sıra göz ardı edilmemesi gereken konuların belkilide başında drama eğitimi gelmektedir.

Zaman zaman kurumumuza gelen telefonlar ve ziyaret eden velilerle konuştukça genel algının Tiyatro ve dramanın kavram olarak karıştırıldığını gözlemlemekteyiz. Pek çok yazımızda drama ve tiyatronun farklılığını vurguladık. Elbette drama ve tiyatro bir birinden faydalanmaktadır fakat asla aynı şey değildir.

Diğer bir algı hatası sadece belirli sorunları olan çocukların sosyal gelişimini sağlamak değildir. Elbette dramanın bu yaklaşımı göz ardı edilemez fakat çocuk gelişimi açısından drama her tip ve yapıdaki çocuk için aslında olmaz olmaz bir eğitim olup gelişimin ve iletişimin daha dengeli olmasını sağlar.

Günümüzde pek çok devlet okulunda darama eğitimi anlamında daha çok tiyatro eğitimi verilmektedir. Ne yazık ki pek çok veli bu eğitimi örneklem olarak göz öne almakta ve dramanın adeta sahneye çocuk oyunu koyma aracı olduğu kanısına varmaktadır. Yukarıda da yazdığımız üzere elbette her iki dal bir birinden faydalanmaktadır fakat kesinlikle aynı şey değildir. Bu yanılgıdan dolayı gerçek drama algısında deformasyonlar meydana gelmektedir. Ne yazık ki bu algıyı kırmakta zor olmaktadır. Okumak araştırmak yerine “drama” ile ilk tanıştıkları okullarda gördükleri hobi  eğitimi olarak verilen “sözde drama” adı altındaki eğitimin “tiyatro” olduğunu önce eğitmenlere anlatmakta fayda var.

Gerçek drama eğitiminde sonuçların bugünden yarına alınması beklenmemelidir. İnsanın sosyalleşmeyi ve iletişimi deneyimleyerek uygulamaya sokacağı ve denedikçe kalıcı olacağını bilmeliyiz. Nasıl ki uzun süreçler sonunda bir takım kişiliklerin kalıcı olması  beklenirse drama çalışmalarının çocuktaki yansımalarının sonuçlarını da birkaç ayı aşan sürelerin sonucunda öğrenilip kullanılır hale geleceğini bilmeliyiz.

Bir insanın , bireyin; çocuk sosyal davranışlarının kalıcılığı drama eğitimin süresinin uzunluğuyla orantılıdır denilebilir.Yani matematik biliminde  karşılaşılan problem bir formüle bağlı olarak çözülebilirken dramada farklı kişilikler, farklı algılar ve farklı aileler ile sosyal çevreler söz konusudur. Bugünden yarına çocukta değişinin hemen olması mümkün değildir.

Tüm bunları anlayabilmek için drama nedir sorusuna cevap aramak gerekir.

Drama Nedir?

En kabul gören tanıma göre drama; bir sözcüğü, bir kavramı, bir davranışı, bir tümceyi, bir fikri ya da yaşantıyı veya bir olayı, tiyatro tekniklerinden yararlanarak oyun ya da oyunlar geliştirerek canlandırmaktır. Yunancada anlamı hareket anlamına gelen “dran” eyleminden çekimlenmiştir. Çocuk Psikolojisi’nde ise drama, yaşamı, hayatı tanıtmak anlamına gelir.

Eğitim içinde drama

Öğrenme, eğitim etkinlikleri içindeki en önemli kavramdır. Bütün eğitimciler en etkili ve kalıcı öğrenme sürecinin ‘yaparak-yaşayarak öğrenme’ olduğu konusunda tartışmasız birleşmektedirler. Drama, ‘yaparak-yaşayarak öğrenme’ bakımından en etkili yöntemlerden biridir. Genel olarak konuyla ilgili olan eğitimci/sanatçı/uygulayıcıların birleştiği ve en basit anlatımla drama; bir düşünceyi beden diliyle, hareket ederek, devinimle anlatımdır. İçsel bir durumun, bir tasarımın, bir düşüncenin eyleme dönüşmesidir. Dramayla birey düşünür, plan yapar, organize eder ve düşüncesini eyleme dönüştürerek uygular. Bu süreçte de yaşantılar yoluyla yeni davranış ve duyguları öğrenir, deneyim sahibi olur. Böylece birey duygularını kontrol edebilme, değiştirebilme, düşüncelerini ifade edebilme, konuşarak iletişim kurabilme gibi yeteneklerini geliştirir.

 

DRAMA VE EĞİTİM

Eğitimde, ülkemizde en çok başvurulan yöntem öğretmenin anlatıp öğrenenlerin dinlediği bilinen klasik yöntemdir. Bu yöntem birçok konuda işe yaradığı gibi, birçok konuda ise yetersiz kalmaktadır. Özellikle dramanın konu edindiği iletişim, sosyal ilişkiler, duygu ve düşüncelerin ifadede edilmesi, empati kurabilme, düş gücünü geliştirme gibi konularda öğrenenlerde istendik yönde davranış değişikliği meydana getirmek hemen hemen mümkün değildir. Sosyal yaşam ve sosyal çevreyle ilgili bilgilerin çoğu da yaşantılar yoluyla edinilir. Günümüzde teknolojik gelişmeler nedeniyle bireyin sosyalleşme sürecinde aile, komşular, akrabalar vb. yakınların etkisi azalmıştır. Bu nedenle akrabalık ve komşuluk ilişkileri sırasında yaşantılar yoluyla edinilen bilgilerin bireye kazandırılması, yaşantılar yoluyla bireyde olumlu değişmeler sağlama yöntemi olan drama tekniğinin eğitimde uygulanması zorunluluk haline gelmiştir.

J.Jack Rousseau ile başlayıp, John Dewey, Johann Heinrich Pestalozzi ve Friedrich Froebel ile devam eden, Maria Montessori ile önce Avrupa’dan, Amerika’ya yayılan, daha sonra da dünyadaki başka ülkelerde etkisini sürdüren, çocuğun içsel potansiyelinin önemini ve bu potansiyelini özgür ve sevgi dolu çevresel koşullarda aktif yaşantıları sayesinde gelişebileceğini vurgulayan görüş, eğitimde drama tekniğinin temelindeki anlayışlardan biri olarak kabul edilebilir.

Bu görüşü vurgulayan Hohmann ve Weikart gibi çağdaş eğitimciler de çocuğun doğrudan doğruya kendi yaşadığı yaşantılar ile ilgili olarak çalışmasının ve düşünmesinin anlamlı olduğunu, başkalarının yaşadığı yada anlattıklarının değil, kendi yaşantılarının anlamlı bilgi sağlayabileceğini belirtmişlerdir. Anlamlı olan bilgi ise, davranışa yansır ve daha kalıcıdır.

Çocuklarla drama kuramcılarından Peter Slade ise drama uygulamalarının bir başka yönü olan, kendi hareketleri yolu ile yaşantı geçirmenin yanı sıra, konuşarak iletişimde bulunmanın önemini vurgulamıştır. Kendi hareketleri yoluyla algıladıkları konusunda konuşarak iletişimde bulunan çocuk, öğrenme ortamında bir “seyirci” değil, “aktif bir katılımcıdır” ve öğrenme bakımından avantajlı bir konumdadır.

Drama bir bakıma oyundur. Çocuk ve oyunun birbirine ne kadar çok yakışan iki olgu olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Çocuk, çevresiyle iletişim kurmaya başladığı andan itibaren oyun oynar ve bu oyunlar içinde hoşça vakit geçirip eğlenirken bir taraftan da hayatı tanır. Ancak drama da amaç çocuğu oyalamak, ona hoşça vakit geçirtmek, eğlendirmek değildir. Amaç söz konusu oyun sürecinde çocuğun kendini geliştirmesi bakımından yaşantılar yoluyla yeni öğrenimler kazanmasıdır. Bu bakımdan drama, özellikle örgün eğitim vermeyen SHÇEK bünyesindeki çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtları gibi kuruluşlarda uygulanabilirliği olan, çağdaş bir eğitim tekniğidir.

 

DRAMANIN YARARLARI

– Drama yönteminde bütün duyu organları etkin bir şekilde kullanıldığı için çocuğun dikkat, algılama, dinleme, konuşma, bedenini de kullanarak anlatma ve yorumlama gibi iletişim becerileri gelişir. Böylece çocuk kendini ve sorunlarını ifade edebilmeyi ve yorumlamayı öğrenir. Drama, çocuğun utangaçlık, çekingenlik vb. olumsuz duygulardan arınmasını sağlar.

– Drama oyun oynayarak yapıldığından soyut ve teorik olay ve kavramların anlaşılıp somutlaştırılmasına yardımcı olur. Böylece olaylar karmaşık bile olsa çocuk kolayca anlar ve yorumlar, çatışmalarla olumlu biçimde baş etmesini öğrenir.

– Çocuğun düş gücünü geliştirir ve zenginleştirir. Bilim ve teknolojideki buluşların, onları bulan kişilerin öncelikle düş güçlerinin bir ürünü olduğunu düşünürsek dramanın çocukların düş gücünü geliştirmesinin ne kadar önemli olduğu kolayca anlaşılacaktır. Ayrıca sanatın ve sanat eserlerinin oluşturulmasında da düş gücü olmazsa olmaz bir koşuldur. Drama, çocukların sanatçı ruh taşıyan bireyler olarak yetişmesinde de önemli rol oynar.

– Çocuklarda estetik duygusunun ve bilincinin gelişmesine katkıda bulunur. Böylece çocuk iyi, güzel, doğru gibi kavramları daha sağlıklı algılar ve yorumlar.

– Çocuğun eleştirel düşünme yeteneğinin gelişmesine katkıda bulunur. Çocuk, olaylara ve hayata eleştirel bir gözle bakmayı, yorumlamayı öğrenir. Böylece çocukta olay, olgu ve kavramları bir mantık süzgecinden geçirme yeteneği oluşur ve kendisine sunulan her şeyi olduğu gibi kabullenmeden araştırıcı olmaya yönelir.

– Drama çok önemli bir öğrenme yoludur. Drama arcılığıyla çocuk, olaylar ve durumları, bunların arasındaki bağlantıları kolayca öğrenebilir. Böylece çocuğun problem çözme yeteneği gelişir ve kendi ayakları üzerinde durabilme becerisi kazanır.

– Drama grupla yapılan bir etkinlik olduğundan çocuğun işbirliği yapma, sosyal ilişkiler, iletişim kurma gibi sosyal yönlerinin gelişmesine katkıda bulunur, çoğun sosyal gelişimini hızlandırır.

– Yapılan etkinlikler sırasında duygular da yansıtıldığından çocuğun duygusal gelişimini olumlu yönde etkiler ve gelişmesine katkıda bulunur. Çocuğun günlük sıkıntılardan kurtulup deşarj olmasını sağlar.

– Çocuk drama etkinlikleri içinde kendini ve çevresini, çevresindeki insanları daha iyi tanır. Böylece çocuğun empati kurma becerisi gelişir ve çevresindeki diğer bireyleri ve olayları anlaması kolaylaşır.

– Yapılan etkinlerde ele alınan konuların içeriği bakımından çocukta ahlaki, milli ve manevi değerlerin gelişmesi sağlanabilir.

– Dramanın öncelikli amacı çocukları eğlendirmek olmasa da, drama etkinliği sırasında çocuk eğlenir ve mutlu olur. Drama çocukları neşelendirir, umut ve iyimserlik duyguları yaratır.

– Drama çocukta iyi bir edebiyat deneyimi oluşturur. Ayrıca çocukta sanat eğilimlerini başlatır ve sanatı özellikle de tiyatroyu sevmesine katkıda bulunur.

– Drama yukarıda sayılan yararların hiçbirini sağlamasa en azından çocukları eğlendirir, hoşça vakit geçirmelerini sağlar

 

(1) Not: Cumartesi grupları dolu olup sadece  Pazar günleri bazı gruplar öğrenci kabul etmektedir.

 

Kaynakça : . Hasan ERDEM * Çocuk ve gençlere yönelik sosyal hizmet kuruluşlarında (yurt/yuva) alternatif bir grup çalışması: drama ve tiyatro

Yazan : Diren C.

Contemporary Istanbul, 9. senesinde 22 ülkeden, 520 sanatçı, 104 çağdaş sanat galerisi ile beraber 75.000’den fazla ziyaretçiyi Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı ile İstanbul Kongre Merkezi’nde 13-16 Kasım tarihlerinde buluşturmaya hazırlanıyor.

Yılın en önemli etkinliklerinden Contemporary Istanbul’a sayılı günler kaldı!

Contemporary-Istanbul

Kaçırılmayacak bir buluşma noktası olduğu kadar en genç ve canlı sanat ortamına sahip, çağdaş sanatın geleceğini elinde tutan Istanbul’u keşfetme fırsatı sunuyor. Plugin Yeni Medya bölümü ile de çağdaş sanat dünyasındaki yepyeni ve yenilikçi gelişmeleri takip etme fırsatı yakalanıyor.

Bu seneki katılımcı galeriler arasında Galerie Lelong (Paris), Marlborough Galleries (New York), Rampa (İstanbul), Emmanuel Fremin (New York), Galerie Javier Lopez (Madrid), Kashya Hildebrand Gallery (Londra), Galerie Kornfeld (Berlin), Galeri Nev (İstanbul), Heis Gallery (Fukuoka-Japonya), Galerie Pilar Serra Barbara Paci (Roma), Dirimart (İstanbul), Andipa Gallery (New York) ve yakında Istanbul’a da açacağı mekan ile Galleria Russo (Roma) yer alıyor.

Contemporary Istanbul, sanat edisyonlarının, çoklu sanatların farklı formatlarının, kavramsal boyutlarının sunulduğu, tartışıldığı ve paylaşıldığı yeni girişim ve inisiyatifi CI Editions’ı sunuyor. Sınırlı sayıda üretilen özel edisyonların yaygın dağıtımını sağlayacak CI Editions, sanatın daha geniş izleyici grubunun yanı sıra yeni sanatseverler ile buluşmasında alternatif bir kanal yaratıyor. Orhan Cem Çetin, Mustafa Horasan, Ansen, Ahmet Polat, Ali Emir Tapan, Merve Morkoç, Fırat Engin, Alpin Arda Bağcık, Sinan Demirtaş, Seçkin Pirim, Ahmet Duru, Gözde Türkkan, Erdoğan Zümrütoğlu, Ardan Özmenoğlu, Buğra Erol, Gülay Semercioğlu, Burçak Bingöl, Mehmet Ali Uysal CI Editions’a özel edisyon üretecek sanatçılar arasında.

Plugin Istanbul Yeni Medya Bölümü 2. senesinde sanatsal anlamda daha geniş bir alanı kapsamayı hedefliyor. Sadece video sanatı değil, ses ve ışık enstalasyonları, etkileşimli ve jeneratif sanat işleri, iç mekan mapping projeleri, robotik tasarımlar, hepsi ve daha fazlası Plugin Istanbul’da yer buluyor. Galerie AKINCI, DAM GALLERY, URAStudio, Yellow Peril Gallery, Sedition, Kasa Galeri, Zimoun Studios, Simon Heijdens ve Brigitte Kowanz Plugin’in bu seneki katılımcıları.

Çin çağdaş sanatına farklı bir bakış ile 2010’dan beri Çin video sanatı koleksiyonerliği yapan Dr. Michael I. Jacobs’ın gözünden Çin video sanatını görüleceği “Now You See” sergisi 18 genç sanatçıya ait seçkiye yer veriyor. Dünya çapında tanınmış Liu Bolin and LIo Dao gibi sanatçılar fuara konuk oluyor. CI Dialogues konferans programında “Gelecek Bugündür – Çin’de Çağdaş Sanat” ve “Çin’de Sanat Arenası, Piyasası ve Kuruluşları” oturumları ile Çin sanatı mercek altına alınıyor.

CI Dialogues konferans programı 2014 yılında da güncel sanatın uluslararası fikir liderlerini tartışma ve konuşmalar ile bir araya getiriyor. Konferans programının bu seneki teması “The Other Art. Alternatives. Choices. Options”.. Fuar alanında gerçekleşecek konferansta “Koleksiyonerliğin Geleceği”, “Çağdaş Sanatın Bugünü ve Yarını”, “Ses Sanatı” ve “Yarının Fuarı” gibi konular tartışılıyor. Sotheby’s International Yönetim Kurulu Başkanı Robin Woodhead, Christie Hong Kong Çağdaş Sanat Müzayede Müdürü Lauré Raibut, Artnet Kıdemli Başkan Yardımcısı Roxanna Zarnegar, Loop Sanat Fuar Direktörü Emilio Alvatre, CI Dialogues katılımcı konuşmacıları arasında yer alıyor.

CI 90 Minute Shows, her 90 dakikada bir, bir sanatçının solo şovunun kurulup, sunulup, tartışılıp, kaydedilip, başka bir sanatçının kurulumu için tekrar boş bir alan bırakılarak oluşturulan bir mekan-sergisi. 90 Minute Shows, değişimleri takip eden, sanatın çoğulculuğunu ve çeşitliliğini destekleyen dinamik ve yönlü bir platform oluşturuyor. Contemporary Istanbul Program Direktörü Marcus Graf’ın küratörlüğünü üstlendiği serginin sanatçıları Ali Emir Tapan, Mehmet Ali Uysal, Charlotte Stein, Lukas Ulmi, Fani Zguro, Ansen, Gentian Shkurti, Island 6, Orhan Cem Çetin, Gallery on the Move (Anri Sala, Dora Garcia, Kajsa Dahlberg, Pipilotti Rist), Beyli Peter, Voldemars Johansons, Özlem Günyol & Mustafa Kunt, İsmail Necmi, Ozan Kerem Bayraktar, Buğra Erol, İrfan Önürmen, Fırat Engin, Mariam Natroshvili & Detu Jintcharadze, Anthony Laurut ve Fred Farrow olarak yer alıyor.

3 Haziran – 15 Haziran 2014 tarihlerinde dördüncüsü gerçekleştirilecek İstanbul Uluslararası Sanat ve Kültür Festivali – IST. Festival (ISTANCOOL) herkese açık ve ücretsiz olarak yılda bir kez düzenlenen uluslararası festival, dünyanın en yetenekli ve yaratıcı zihinlerini İstanbul’a getirerek, kültürel ve sanatsal ilişkilerin gelişmesine öncülük eden etkileyici ve eşsiz bir deneyim sunuyor.

istan-cool

Üç güne yayılan programı süresi boyunca takipçilerine açık panel ve konuşmalar, özel gösterimler, workshop etkinlikleri ve sergilere katılma olanağı sunarken; sanatsal işbirlikleri ve performansları da bire bir tecrübe etme imkanını sağlar.

Katılımcıları arasında yazar, yönetmen, oyuncu, yapımcı, müzisyen, tasarımcı, sanatçı ve performans sanatçıları gibi farklı ve yaratıcı disiplinlerinden isimler bulunduran IST. Festival, yaratıcılığı tetikleyen fikir ve duyguların evrensel bir dile dönüşmesine öncülük etme tutkusunu paylaşan yaratıcı zihinleri bir araya getirir.

IST. Festival, 2014 yılında yeni bir adım olarak, “Kültür ve Sanatta Kültürlerarası Diyaloglar” temasını, günümüz küresel toplumunda yer alan farklı coğrafi köken, dil ve kültürlerden gelen yaratıcı insanlar yelpazesini tanımlayan “kültürel mozaik” kavramını vurgulayarak tanıtmaktadır. Festivalin 2014’teki yeni yüzü, kendi kültürel miraslarını, gerek ait oldukları coğrafyanın içinde gerekse dışında, farklılıklarını sürdürerek korumayı ve kökenlerinin özellikleriyle dünyayı etkilemeyi başarmış sanatçıları İstanbul’da buluşturmayı amaçlamaktadır.

Festival, birçok farklı kültürlerden gelen sanatçılar arasındaki münazara ve işbirlikleri aracılığıyla, onların farklı seslerini ortaya çıkartarak, toplumsal farkındalığı ve bu farklı kimliklerin sanatlarına ve sanatları aracılığıyla dünyayı nasıl etkilediklerine dair daha derin bir kavrayış sağlamayı hedeflemektedir. Söz konusu kültürel diyaloglar, yaratıcılığın gelişmesine ve “kültürlerarası” olarak tanımlanabilecek yeni bir dilin oluşmasına öncülük edecektir.

IST. Festival izleyicileri, kendi kültürlerinin değerini, İstanbul gibi Doğu ile Batı’nın yan yana geldiği, yüzyıllardır pek çok farklı medeniyetin buluşma noktası olan özel bir şehirde kavrayıp, bunu hissetme şansına sahip olacaklardır.

Bu yıl on sekizincisi düzenlenen, Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri, düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen törene, sanat ve iş dünyasından çok sayıda davetli katıldı. Gecede, Münir Özkul ‘un layık görüldüğü Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü’nü kızı Güner Özkul aldı. Cevat Fehmi Başkut Özel Ödülü Ahmet Sami Özbudak ‘a, Yapı Kredi Özel Ödülü ise Prof. Dr. Zehra İpşiroğlu ‘na verildi.

tiyatro465364ae

Doğan Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, törende “Yitirdiklerimiz” bölümünde yaşamını yitirenlerin adları okundu. Daha sonra sunucu Korhan Obay , Gezi’de yaşamını yitirenlere dikkat çekerek, “Eğer büyümelerine izin verilseydi belki de aktör olacaklardı” dedi. Obay’ın bu sözü salonda alkışlandı.

afife-tiyatro-odullerinde

Törende diğer ödül alan isimler şöyle:

Yılın En Başarılı Işık Tasarımı: Cem Yılmazer – Savaş – Tiyatro Pürtelaş

Yılın En Başarılı Sahne Müziği : Oktay Köseoğlu – Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı

Yılın En Başarılı Giysi Tasarımı: Tomris Kuzu – Huysuz – Asya Prodüksiyon Tiyatrosu

Yılın En Başarılı Sahne Tasarımı: Barış Dinçel – Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı

Yılın En Başarılı Genç Kuşak Sanatçısı: Ecem Uzun – Savaş – Tiyatro Pürtelaş Yardımcı Rolde

Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu: Defne Halman – Katil Joe – Tiyatro İn Yardımcı Rolde

Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu: Taner Ölmez – Katil Joe – Tiyatro İn

Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu: Zerrin Tekindor – Kim Korkar Hain Kurttan – Oyun Atölyesi

Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu: Tardu Flordun – Kim Korkar Hain Kurttan – Oyun Atölyesi

Yılın En Başarılı Yönetmeni: Ümit Aydoğdu – Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı

Yılın En Başarılı Prodüksiyonu: Tiyatro Adam – Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı

Eğitim kurumumuzun sahibi olan ” Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği” Yönetim Kurulu Başkanı ve Resim Öğretmenimiz, Heykel Sanatçısı  Hale ŞAKAR ÜRKMEZGİL heykelleri ile Romanya Büyükelçiliğin düzenlediği; Romen geneleksel Martişor Kutlaması ve  Dünya Kadınlar Günü ne adanmış “2014 Kadın Sanatçılar Günü” sergisine katılıyor.

hale ürkmezgil (2)

Romanya Büyükelçisi, Radu Onofreia ‘nın çıklaması şu şekilde; Büyükelçiliğimiz kapılarını ikinci defa 2014 Kadın Sanatçılar Günü Sergisini açmaktan son derece mutluyum.

Radu Onofrei

Romanya Büyükelçisi, Radu Onofreia

Bu etkinlik, Romen-Türk kültürel ve sosyal bir etkinlik olup, 1 Mart’ta kutlanan Romen Geleneksel Martişor gününe ve 8 Mart’ta kutlanan Dünya Kadınlar gününe adanmıştır.
Her yıl düzenlenen bu etkinliğin maksadı kadınlar ve cinsiyet eşitliğine üzerine dikkat çekmek ve Romen kültürü ve uluslararası sembolleri estetik bir biçimde, Türk ilhamı ile birleştirerek tanıtmaktır.

Bu etkinliğin en önemli unDAVETİYEsurlarından bir tanesi kadınların yaratma gücünü ve onların insan mutuluğuna ne kadar büyük katkıları olduğunu göstermektir, yani Hayat ve Güzelliğin sesidir bir anlamda. Romen geleneksel Martişor gününü (kadınlara ve baharın gelişine adanan devamlı yenilenmeyi simgeleyen bir folklor festivalidir), üç seçkin Türk bayan sanatçıyı, İstanbullu heykeltıraş Hâle Şakar Ürkmezgil ve Ankaranın en ünlü ressamları olan Çiğdem Bucak Telli ve Didem Durukan‘ı sunmaktan onur duyuyorum.

Üç sanatçımız, kadınları sadece ismen  temsil etmediklerini, kadınsı yaratma gücü ve tarzlarından gelen dünyevi güzelliklerinden ve ilahi mükemmellikle birleşince yer çekiminin
kaybolduğunu hissedersin.  Bu yüzden, Martişor Günü ve Dünya Kadınlar Günü nedeniyle onlara duyduğum sınırsız hayranlığımı ve saygımı sunmak için en iyi fırsat olarak değerlendiriyorum ve tabi ki sanat vasıtası ile.

Katılan Sanatçılar ve haklarında bilgi davetiyede şu şekildedir.

Heykel Sanatçısı Hâle Şakar Ürkmezgil

hale ürkmezgil01949 Ankara doğumlu Hâle Şakar Ürkmezgil, 1973 Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu (Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi) Grafik-Serbest İllüstrasyon

Bölümü’nden mezun oldu. 1973-1990 yılları arasında reklam sektöründe Art Direktör ve Kreatif Direktör olarak çalıştı. 1989 yılında heykel çalışmalarına seramik ile başladı. Çalışmalarını figüratif tarzda mermer yontu ve bronz döküm ile sürdürmekle birlikte pastel ağırlıklı resim çalışmalarına da devam etmektedir. “Nar sanat Eğitim ve Kültür Sanat
Derneği” Kurucularından olup Halen Derneğin Yönetim Kurulu Başkanlığını da yapmaktadır. Yurtiçinde 18 kişisel, yurtdışında Hannover, Köln, Lefkoşa ve Berlin’de olmak üzere kişisel ve karma sergiler açtı. Umut Vakfı ‘Bireysel Silahsızlanma ve Bireysel Barış’ heykel yarışması ‘Onun Silâhı Sevgi’ seçici kurul teşvik ödülünü aldı. Fransa ‘Roumaziéres-Loubert-Sculptures dàrgile’ performans yarışmasına(2003) katıldı. Pek çok yerli ve yabancı koleksiyonlardaki eserlerinin yanı sıra, Ankara Gazi Eğitim Üniversitesi Resim ve
Heykel Müzesi koleksiyonunda ‘Sevgi Emektir’ heykeli bulunmaktadır.

“Yeryüzü ile gökyüzü arasına sıkıştığımda duygumu formlaştırmak gibi bir üslubum var. İnsana dair ne varsa; acı, isyan, pişmanlık, muhabbet, sevgi, boşluk, alıp başını gitme, “gitme” hepsi var.” “Ellerimi yönlendiren gözlerim yüreğime “alet” oluyor. Ve kütlenin statik ağırlığı, böylece yer çekiminden arınıyor…İnsana, duygusuna, duyguma yenilmeyi seviyorum, yaşama öykünmem bu yüzden…”

Çiğdem Buçak Telli

Çiğdem Buçak TELLİ - Yüzüm Çiçek Açtı

Çiğdem Buçak TELLİ – Yüzüm Çiçek Açtı

1958 yılında Antakya’da doğdu. 1978 yılında  Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş  Bölümünden mezun oldu. 1975-76 yıllarında  Toprak Su İşlerinde Desinatör olarak çalıştı.  1992 yılında Talim Terbiye Kurulu Resim İhtisas Komisyonu üyeliği yaptı. 1994 yılında Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinden Lisans tamamlama aldı. Birçok eğitim kurumunda resim öğretmenliği yapan sanatçı, 1990-2001 tarihleri  arasında Ankara Güzel Sanatlar Lisesinde
görev aldı. 2008– 2011 yıllarında Ankara Grup Sanat Galerisi’nin kurucu sanat yönetmenliği ve yöneticiliğini üstlendi. Birçok kişisel ve karma

çiğdem bucak tellisergisi olan sanatçının, yurt içi ve yurt dışından aldığı ödüller ile birçok koleksiyon ve müzede eserleri bulunmaktadır. Sanatçı, halen Ankara’da kendi atölyesinde çalışmalarını sürdürmektedir.

Boğazımda düğümlenmiş, bir türlü atamadığım bir tıkaç var. Her biten resimde atma hissi ile rahatlıyorum. Doğuruyorum, doğuruyorum,… tekrar tıkanma,…. ve yeniden doğurganlık. Üretken bedenim ve üretken ellerim… Yaşadıklarımın resmini yapıyorum her seferinde. O resimler ki yaşanmışlığa ait plastik fotoğraflar gibi yeniden somutlaşıyor
hayatımda. Tutup, yaşadıklarımı duvarıma asıyorum, izleyip sorgulamak için yeniden kendimi.

 

 

Didem Durukan

didem durukan

Didem DURUKAN-Bir Erkek

1983 yılında Ankara’da doğdu. Ankara Anadolu  Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümü’nü bitirdikten sonra Hacettepe Üniversitesi güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nü ve Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nü kazandı. Grafik Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra lisans üstü eğitimini Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik bölümünde yapmaya başladı ancak kendi isteğiyle yarıda bıraktı. Çocuk ders kitapları için illüstratörlük yaptı. Önemli ajanslarda tasarımcı olarak çalıştı. Altı sene boyunca reklam ajansı yöneticiliği ve art direktörlük yaptı.

kav sanat galerisi, adnan turani sergisi. mayatta.com/kultursanatİki buçuk yıl İstanbul’da çoğu önde gelen sanatçıların web sitelerini yaparak dünyanın çeşitli ülkelerinden ödüller kazandı. Birçok yurtiçi ve yurtdışı workshoplara katılan Didem Durukan halen tasarımcı ve ressam olarak, kendi atölyesinde çalışmalarına devam etmektedir.

İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi (BAFTA) ödüllerinin bu yılki sahipleri belli oldu. Köleliğin konu edildiği “12 Years a Slave” en iyi film ödülünü kazanırken, filmin erkek oyuncusu Chiwetel Ejiofor en iyi erkek oyuncu ödülüne layık görüldü. Avustralyalı aktris Cate Blanchett “Blue Jasmine” filmindeki performasıyla en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandı.

British Academy Film Awards

İngiltere’nin başkenti Londra’daki tarihi kraliyet opera binasında yapılan ödül töreninden önceki kırmızı halıda renkli görüntüler yaşandı.

baftaHelen Mirren, Uma Thurman, Angelina Jolie, Emma Thompson, Cate Blanchett, Amy Adams, Brad Pitt,Leonardo DiCaprio, Christoph Waltz, Christian Bale, Tom Hanks gibi ünlüler birbirinden şık kıyafetlerle kırmızı halıda boy gösterdi.

Ödül törenine ayrıca, İngiltere kraliyet tahtının ikinci sıradaki varisi Cambridge Dükü William katıldı.

Köleliğin konu edildiği “12 Years a Slave” en iyi film ödülünü kazanırken, filmin erkek oyuncusu Chiwetel Ejiofor en iyi erkek oyuncu ödülüne layık görüldü. Sandra Bullock’un oynadığı “Gravity” filminin yönetmeni Alfonso Cuaron en iyi yönetmen ödülünün sahibi olurken, Avustralyalı aktris Cate Blanchett “Blue Jasmine” filmindeki performasıyla en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandı.

BAFTA ödüllerinin kategorileri ve kazananlar şöyle

bafta ÖDÜLÜEn İyi Film: 12 Years a Slave

En İyi Yönetmen: Alfonso Cuaron- Gravity

En İyi Erkek Oyuncu: Chiwetel Ejiofor- 12 Years a Slave

En İyi Kadın Oyuncu: Cate Blanchett- Blue Jasmine

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Barkhad Adbi- Captain Phillips

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Jennifer Lawrence- American Hustle

En İyi İngiliz Filmi: Gravity

En Orijinal Senaryo: American Hustle

En İyi Uyarlama Senaryo: Philomena

En İyi Animasyon Filmi: Frozen

En İyi Sinematografi: Gravity

En İyi Belgesel: The Act of Killing

En İyi Yabancı Film: The Great Beauty

En İyi Prodüksiyon Tasarımı: The Great Gatsby

En İyi Görsel Efekt: Gravity

En İyi Makyaj ve Saç: American Hustle

En İyi Kostüm Tasarımı: The Great Gatsby

En İyi Ses: Gravity

En İyi Müzik: Gravity