Şunun için etiket arşivi: sohbet

istanbul-un-100-masaliİstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ, ‘Osmanlı İstanbulu’nda anlatılan 100 masalı ‘İstanbul’un 100 Masalı’ adlı kitapta bir araya getirdi.

Kültür AŞ’den yapılan açıklamaya göre kitap, Ferhat Aslan tarafından, şehrin folklorik zenginliğinin gün yüzüne çıkarılabilmesi ve masalların unutulup yok olmaması amacıyla “İstanbul’un Yüzleri” projesi kapsamında hazırlandı.

Kitabın ilk bölümünde masalların genel olarak tanımı, özellikleri ve sınıflandırılması üzerinde durulurken, masalların sadece çocuklar için üretilen ve aktarılan bir tür olmadığı, sözlü anlatımın kültür tarihi açısından önemli bir yere sahip olduğu belirtiliyor. İkinci bölümde de farklı kaynaklar derlenerek yeniden yorumlanan masallar sıralanıyor.

İstanbul’un 100 Masalı’nda aralarında “Keloğlan ve Padişah”, “Kız Kulesi’nin Sultanı”, “Heyyamola”, “Kırk Şehzade ile Yedi Başlı Ejderha” ve “Yeşil İnci” gibi masallar yer alıyor. Kitapta yer alan bilgilere göre İstanbul’da masallar, daha çok kadınlar tarafından kış gecelerinde evlerde veya köşk ve konaklardaki tandır başlarında, helva sohbetlerinde çocuk ve kadınlardan oluşan topluluk karşısında anlatılıyordu.

Kaynak: Onedio

türk-kahvesiTürk kültürünün vazgeçilmez içeceği olan Türk kahvesinin doğru tanıtımı için müze kuruluyor.

UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü) İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne alınarak dünya halklarının ortak mirası haline gelen Türk kahvesi müzelik oluyor.

Türk kahve kültürünün üretiminden içimine kadar her aşamasının önemli bir zenginliğe sahip olduğunu ve doğru bilinmesini istediklerini anlatan Arı, bu amaçla yurt içinde ve yurt dışında iki müze açmayı planladıklarını ifade etti.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Araştırma ve Eğitim Genel Müdürü Ahmet Arı, Türk kahvesinin pişirilme tekniği ve sunumuyla geleneksel kültürün en kıymetli değerlerinden olduğunu söyledi.

Arı, açılacak müzelerde hem kahve kültürüyle ilgili eğitim verileceğini hem de turistik bir değer yaratılmaya çalışılacağını kaydetti.

Yurt içinde faaliyet gösterecek müzenin yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği İstanbul’da açılabileceğini dile getiren Arı, müzede kahve kültürüne ait her obje ve ögenin de görücüye çıkacağını sözlerine ekledi.

Araştırmacılara göre kahve 14. yüzyılın başlarında Habeşistan’dan tüm dünyaya yayılmıştır. Kahve adını çıkış yeri olan Güney Habeşistan’daki Kaffa yöresinden almıştır.

Önceleri Arap Yarımadası’nda kahve meyvesinin kaynatılması ile elde edilen içecek, Türk kahvesi olarak yepyeni hazırlama ve pişirme yöntemiyle özgün tadına kavuşmuştur. Kahve ile Türkler sayesinde tanışan Avrupa, uzun yıllar kahveyi bu yöntemle hazırlayıp tüketmiştir.

Brezilya ve Orta Amerika kaynaklı, arabica türü, yüksek kaliteli kahve çekirdeklerinden harmanlanan ve tercihen kömür ateşinde ağır ağır, titizlikle kavrulan Türk Kahvesi, değirmende çok ince öğütülür. Bir cezve yardımıyla su ve isteğe göre şeker ilave edilerek pişirilir, bir fincan kahveye iki çay kaşığı kahve atılır. Küçük fincanlarla servis yapılır. İçilmeden önce telvesinin dibe çökmesi için kısa bir süre beklenir. Su, sanıldığı gibi kahvenin sonunda değil; kahveyi içmeden önce içilmektedir.

Kahvenin Türk kültüründeki yeri

1517 yılında lezzetine hayran kalan Yemen Valisi Özdemir Paşa tarafından İstanbul’a getirilen kahve, Türkler tarafından bulunan yepyeni hazırlama metodu sayesinde güğüm ve cezvelerde pişirilerek Türk kahvesi adını aldı. İlk olarak Tahtakale’de açılan ve tüm şehre hızla yayılan kahvehaneler sayesinde halk kahveyle tanıştı. Günün her saati kitap ve güzel yazıların okunduğu, satranç ve tavlanın oynandığı, şiir ve edebiyat sohbetlerinin yapıldığı kahvehaneler ve kahve kültürü dönemin sosyal hayatına damgasını vurdu.

Saray mutfağında ve evlerde yerini alan kahve, çok miktarda tüketilmeye başlandı. Çiğ kahve çekirdekleri tavalarda kavrulduktan sonra dibeklerde dövülerek cezvelerde pişirilmek suretiyle içiliyor ve en itibarlı dostlara büyük bir özenle ikram ediliyordu. Kısa sürede, gerek İstanbul’a yolu düşen tüccarlar ve seyyahlar gerekse Osmanlı elçileri sayesinde Türk kahvesinin lezzeti ve ünü önce Avrupa’yı oradan da tüm dünyayı sardı.

Türk kültüründe kahvenin yeri o kadar önemli ki; Anadolu topraklarında farklı materyallerden üretilen fincanlar, cezveler ve değirmenler var!.. ‘Kırk yıl hatırı var’ sözü de bunu destekliyor!..

Kaynak: Medya

Piyano satınalma ve piyano eğitimi alma rehberi. Hangi piyanoyu almalıyım. Nasıl bir piyano almalıyım.

Sizler uzun yıllardır sanat eğitimi veren kurumumuzu süreç içerisinde pek çok kişi piyano ve piyano eğitimi konusunda bilgilenmek için ziyaret ediyor veya arıyor. İster öğrenci adayımız olsun isterse uzak yerlerde olup öğrencimiz olamayacak kişiler olsun pek çoğumuz;  “Piyano ve piyano eğitimi konusunda” bir takım merak edilen konular hakkında sağlıklı bilgi edinemediklerini dillendiriyor. Bizde sizler bir nebzede olsa yardımcı olmak amacıyla  aşağıdaki yazıyı kaleme aldık.

SONY DSC

Hayatınızın herhangi bir döneminde piyano ile tanışma fırsatı bulamamış olabilirsiniz. Ve bir gün siz veya yakınınıza  piyano dersi almaya karar verince sizin uzmanlık alanınız piyano olmadığı için, piyanoları birbirlerinden ayırt etmekte zorlanıyor ve “hangi piyanoyu almalıyım?” diye kafanızda soru işaretleri oluşuyorsa…  Elbette ki çaresiz değilsiniz…

Piyano eğitimini hangi kurumdan ve hangi öğretmenden almalıyız.

Etrafınızda çeşitli kurum ya da kuruluşlardan birinde,  değerli piyano hocası/eğitmeni/öğretmeni ile çalışma fırsatını yakaladınız. Tebrikler.. Ders alacağınız eğitmen hakkında bilgi sahibi olunuz. Tecrübesi, iş deneyimi, pedagojik bilgisi ve enstrüman hakimiyeti hakkında emin olunuz..( Enazından kuruma uğrayınız ve birkaç dakika eğitmenlerle sohbet ediniz hiçbir kurum buna hayır demez) Unutmayın!… Enstrüman eğitiminde yanlış alınan eğitimin düzeltilmesi çok uzun zaman alır ve bazen de öğrenme süreci kadar emek vermek gerekir. Dolaysıyla eğitim alacağınız eğitmen, kurumun motive etme ve donanımları ile sanata yaklaşımını da göz önüne almak gerekir.

Özellikle daha küçük yaştaki çocuklarda bu durum daha önem taşır lütfen eğitmenleri ve kurumu inceleyiniz. Yeterliliklerini ve kuruma çocuğunuzun ilk geldiği andaki intibasını önemseyiniz.

(Çocuğunuza eğitim verecek bir piyano eğitmeni ona sadece notasyon bilgisi vermeyecek, ona hayatı boyunca sahip olacağı bir değeri fark ettirecektir. Piyano çalmak, ciddi sabır gerektiren bir iş olduğu gibi küçük çocuklara piyano öğretmek de bir o kadar sabır gerektirir ve bu alanda öğretmen olmak ayrı bir sanat‘tır.)

Doğru piyano eğitmenini ve kurumu buldunuz, kayıt yaptırdınız. Ya şimdi?

Piyano dersine başladınız. İlk derste nota bilgisi ve piyanoya oturuş ve tuşlar hakkında bilgiler aldınız. Çoğu eğitmen ilk bir kaç ay evde piyano olmamasına pek ses çıkartmaz. Eğitime devam edilip edilmeyeceği konusunda öğrencinin kesin karar vermesini bekler.

– Hocam evde orgum var, tuşları zaten aynı, ne zaman piyano alabilirim bilmiyorum. Acaba piyano alana kadar orgla çalışsam olur mu?

Piyano yok org verelim?

örnek Org/Keybord

Örnek Org/Keybord

 

Çoğu piyano eğitmeni bu gibi sorularla hep karşılaşır. Aslında verilmesi gereken cevap kesinlikle HAYIR dır. (Unutmayınız ki dijital piyano veya klavye asla bir orgla kıyaslanamaz  gayet basit org farklı bir işlevselliğe sahiptir) Ama maddi imkansızlıklar, evin müsait olmayışı, komşuların rahatsız olmaları v.s. gibi bahaneler yüzünden çoğu eğitmen esnek davranmaya çalışır. Cevabın hayır olmasının aslı şudur: Piyano ve org arasında aslında çok fark vardır. Tek benzerlikleri tuş şeklidir. Standart bir piyano 7,5 oktav ve 88 tuştan oluşmaktadır. Orgların ise oktav ve tuş sayısı değişmektedir. Piyanolarda tuş hassasiyeti denilen bir özellik vardır. Eserleri seslendirirken nüans terimlerini bu özellik sayesinde uygulayabiliyoruz. Piyanoların tuşlarının dışı kaplamadır ama içi tamamen ağaçtır, bu önemli bir ayrıntıdır. Çünkü hem tuşların bir mekanizmaya bağlı oluşu ve bu mekanizma ile hareket edişi, hem de içlerinin ağaç olmasından dolayı, tuşlar olması gereken ağırlığa sahip olurlar. Ve bu ağırlık da parmaklarımıza zamanla bir güç ve esneklik kazandırır, bizi geliştirir.  Birkaç marka dışında orgların çoğunda bu özellik olmadığı gibi, çoğu orgların çıkardıkları piyano sesi oyuncağı andırmaktadır. Bu da piyano eğitimi alırken geliştirebileceğimiz kulak eğitimini olumsuz yönde etkilemektedir. Org eğitimi ve piyano eğitimi birbirinden farklı teknik ve metod gerektirir. İleri düzeylerde piyano çalarken işin içine pedal da girecektir ki, orgda pedal yokturPiyanolarda üç pedal vardır. Bunlardan en sağdaki sesi açan, yayan bir etki yaratan, tabiri caizse yankılandıran  pedal, ortadaki pedal, sesi %50-60 oranında azaltmaya yarayan susturucu bir pedaldır, en soldakiyse, bazı eserlerde nüansı (yorumu) etkileyen tuşeyi ve hissiyatı yumuşatan pedaldır.

İşin özü şu: Piyano eğitimi almaya kesin karar veren bir kişi en geç bir iki ay içerisinde özellikle kurum çalışma imkanı sunmuyor veya sizin çalışma imkanı sunan kuruma gidip çalışma için vakit ayıramıyorsanız evinize piyano almanız eğitimin ilerlemezsi anlamında gerçekten önemlidir.

Dijital Piyano alınır mı?             

dijital piyano örneği

Örnek dijital piyano

 

Piyano eğitimi alanların sıkça karşılaştığı bu soruna değinmeden geçemeyeceğiz. Elbette konum, maddi olanaklar ev ve gürültü ile bakım gibi konular devreye girince dijital piyano önplana çıkmaktadır. Tüm bu olanaklar değerlendirilip bakıldığında imkanlar el veriyorsa akustik piyano tercih edilebilir fakat akustik piyanoların fiyatının daha yüksek olması, akort, taşınma v.s. gibi sorunlar (bir sonraki paragraflarda detaylı olarak değineceğiz) bir çoğumuz için dijital piyano ön plana çıkmaktadır.

Dijital piyano alırken neye dikkat etmeliyiz :

Artık bir çok piyano satan galeri sahipleri, alıcıları için kolaylıklar sağlamaktadırlar. Yeni başlayanlar için ya da maddi durumları açısından çok temiz ikinci el piyanolar, komşuları rahatsız olanlar için kulaklıkla çalışılacak dijital piyanolar ( ki bu tarz piyanolar çok rağbet görüyor) mevcuttur. Hatta teknoloji o kadar gelişti ki tellerin üzerine yapılan küçük bir mekanizma ile akustik piyano, dijital hale getirilebiliyor. Yani bu sayede gecenin üçünde bile kulaklıkla akustik piyano çalışabiliyoruz… . (Unutmayınız; Nar Sanat, öğrencilerine  derslikler müsait olduğu sürece sabah 09:00-akşam 21:00 saatleri arsında hiçbir ücret almaksızın piyano ve derslikleri kullanıma açmaktadır.)

Dijital piyanolarda da akustiklerde olduğu gibi fiyat yelpazesi oldukça geniştir. Öncelikle elbette piyano eğitmeninizin önerisini dikkate alın fakat bunun yanı sıra satın alma sonrası teknik destek, tuşelerin sağlamlığı ve basma gücü, bilinirlilik ve daha önce alıp denemiş olanların tavsiyesine kulak asın. Gereksiz düğme kalabalığından uzak durmaya çalışın. (Çok düğme özellikle çocuklarda dikkatin tuşelerden uzaklaşmasına yol açabiliyor)  “Fiyatı daha yüksek olan daha iyidir” mantığının yanlış olabileceğini göz önüne alın. En son teknoloji en uygunu olmaya bilir hatta bazen son modelden öncekiler fiyat/kazanç oranına göre daha uygun bile olabilir. Önemli olan ses ve dokunuşta akustik piyanoya yakınlıktır. Kaldı ki özellikle çocuk öğrenci söz konusuysa piyano eğitiminden vazgeçmeyecek durumunda ise dah üst model veya akustiğe yönelmenizi tavsye ederiz malumunuz piyano gitar değildi çocuğumuz vazgeçerse duvara asalım.

Piyano almadan önce iyice araştırma yapın, marka, model ve fiyat karşılaştırması yapın. Bu işe yıllarını vermiş çok uzman galeriler var. Eğitmeninizin ve galeri sahiplerinin tavsiyelerine kulak verin. Size en uygun piyano elbette vardır.

Akustik piyano, yalnızca piyano çalmayı, olması gereken performansı elde etmeyi, el ve parmak gelişimini doğru düzeyde sağlamayı, gerçekten bir klasik piyanist yaratmayı amaçlar. Tek amaç doğru bir performans, doğru bir tuşe, doğru bir gelişimdir. Akustik bir piyanoda yapılabilecek tek şey çalmak ve çalışmaktır. Çok fazla boşa vakit geçirmezsiniz. Daha önceden öğrendiğiniz bir parçayı o anda çalmak bile parmaklarınızı çalıştırır, size pratik yaptırır.

Org da ise her şey çok farklıdır. Çünkü Org; tuşları son derece hafif olan ve popüler müzik yapmak için tasarlanmış bir enstrümandır. Piyano eğitiminde olduğu gibi 10 parmakla nota çalınmaz! Sağ elimiz notanın ana ezgisini çalarken, sol elimiz de orgun içerisindeki ritimlerle ana ezgiye eşlik edecek akorlara basar. Burada amaç tamamen eğlence müziği yapmaktır. Orgların bol bol düğmesi vardır çünkü içinde çeşitli enstrüman sesleri, çeşitli fonksiyonlar vardır. Bu fonksiyonların hiç birini piyano dersi alırken kullanmadığımızı tekrar hatırlatmak isterim.

Çalış stilleri de, teknik yapıları da, öğrenme şekilleri de birbirinden farklı olan bu iki alet nasıl olur da başlangıç aşamasında birbirlerine alternatif olabilirler? Nasıl çocuğunuz voleybolu basketbol topu ile oynayamazsa, piyano dersini de orgla çalışmak onu son derece yanlış yerlere sürükler. Yanlış teknik oturur, yerleşir ve bu çalışma şeklinin devamlılığı sürdükçe de, ya kolu sakatlanır, ya da bu işi doğru bir şekilde öğrenemez ve zamanla da bir şeyler öğrenemediği için piyano dersinden soğur. 

Orgla piyano çalışmanın sonucunda, yanlış oturmuş ve yerleşmiş bir tekniğe sahip olup, sonrasında onu değiştirmek ve düzeltmekle uğraşmaktansa, ya da çocuğunuzun bu işten soğuyup uzaklaşmasındansa, piyano alabileceğiniz süreye kadar, çocuğunuza piyano dersi aldırmayın, inanın bana çok daha doğru bir şey yapmış olursunuz.  Çünkü piyano çalmayı öğrenirken edinilmesi gereken bazı teknik bilgiler var. Öğrenilmesi ve alışılması gereken bazı temel kurallar var. Bunlar baştan doğru sağlanamazsa , sonrasında yanlışı düzeltmek ya da o yanlış teknikle piyano çalmak çok daha zor.

Akustik piyano alırken nelere dikkat etmeliyim, Nasıl bir piyano almalıyım?

Örnek Akustik Duvar/Konsol Piyano

Örnek Akustik Duvar/Konsol Piyano

Akustik piyanolar konsol ve kuyruklu olmak üzere ikiye ayrılır. Öncelikle konsol piyanolardan bahsedelim:  Konsol Piyano; duvar tipi piyanolara, yani sırtı duvara dayanan piyanolara denir. Tel boyları daha kısa oldukları için, kuyruklu piyanoların aksine dik bir şekilde durur ve daha az yer kaplarlar, sesleri de kuyruklu piyanolar gibi rahatsız edici yükseklikte değildir, ev ortamında rahat çalışabilmeniz için tasarlanmışlardır. Konsol Piyanoların Tel boyları/uzunlukları 108cm den başlar 135cm ye kadar çıkar. Zaten 135cm den sonra da, hem görsel açıdan gözü yormaması adına, hem de mekanizmanın daha sağlıklı işleyebilmesi için yatırılarak, kuyruklu piyano olarak üretilirler. Konsol piyanoların oldukça zengin çeşitleri vardır, her amaca uygun ölçüde ve fiyatlarda üretilmişlerdir. Eğer piyano eğitimini amatör olarak alacaksanız, ya da sadece hobi amaçlı devam ettirecekseniz, çok büyük ölçülerde ve profesyonel bir piyanoya ihtiyacınız olmadığını hatırlatalım. 108 ila 118cm arası konsol piyanolar size yeterli olacaktır. Ama ilerde bir ihtimalde olsa bu eğitimi profesyonel olarak devam ettirme durumu söz konusu ise, bir daha masraf yapmamanız için minimum 118cm lik bir piyano almanızı öneririz. Tabi bu durum piyanonun markasına ve modeline göre de değişiklik gösterecektir. Şöyle düşünün, her 1600 motorluk araba aynı performansı vermiyor öyle değil mi?

Konsol piyanonun seçimi aşamasında, ne kadar zamandır piyano  dersi aldığınızı, ya da bu işte ne kadar hevesli olduğunuzu, yaşınızı ve bu işe ayırdığınız bütçeyi vb. gibi detayları satış elemanlarına ya da piyano öğretmenlerimize anlatırsanız, sizi çok daha iyi yönlendireceklerdir ve sizin için en doğru seçimi göstereceklerdir.  Çünkü konsol piyanolar da kendi aralarında gruplanmaktalar. Sizin için en doğru yolu ancak bu şekilde gösterebiliriz. Bir kuyruklu piyanonun performansını veren konsol piyanolar bile bulunmakta. Amacınız sadece bir hobi eğitimi almak ise, yanlış ürüne yanlış yatırımlar yapmayınız. Apartmanda ses problemi yaşıyorsanız, akustik bir piyanoya silent sistem dediğimiz tamamen sessiz ve kulaklıkla çalışılabilen bir mekanizmayla da sahip olabilirsiniz. Değişik marka piyanolarını incelerken, aynı piyanoların silent olan versiyonlarını da inceleyebilirsiniz. Apartmanlardaki piyanodan kaynaklı ses problemleri silent piyanolar sayesinde artık yaşanmamaktadır. Türkiye’de akustik piyanolara sonradan silent piyano sistemi için makina takan firmalar da var, ama sakın sonradan bu işlemleri yaptırmayınız. Fabrika ortamında değil de sonradan takılan silent sistemlerde, hem piyanonuzun ana garantisini kaybedersiniz hem de piyanonuzun tamamen sökülüp baştan takılması gibi bir durum söz konusu olacağı için, bu aşamada yapılan hatalarda piyanonuzdan çalarken garip sesler (rezonans) elde edersiniz.

Elbette unutmayınız ki her taşınmanızda veya yer değiştirmenizde piyanonuzun akordu değişebilir veya zarar görebilir.  Uzman taşıyıcılardan yardım almanız gerekmektedir.

Akustik piyano çeşitleri hakkında da bilgi sahibi olalım :

Duvar (Konsol) piyanoları boyutlarına göre ayrılır:

  • Küçük piyano:

Küçük boyutlardaki spinet piyanoların boyutu 91.4 cm’dir.

  • Konsol piyano:

Uzunluğu yaklaşık 101.6 cm’dir.

  • Stüdyo piyano:

Uzunluğu yaklaşık 114.3 cm’dir.

  • Profesyonel piyano:

Profesyonel piyanolar 121.9 cm uzunluğunda ve yüksekliğindedir.

Kuyruklu piyano

  • Tam kuyruklu:

Tam kuyruklu piyanolar genellikle tavanı yüksek yerlerde, örneğin otellerde veya büyük sahnelerde kullanılır.

  • Yarım kuyruklu:

Tam kuyruklu ile benzerdir.

  • Çeyrek kuyruklu:

Çeyrek kuyruklu piyano ise evlere girebilir. Ancak kuyruklu piyanolar duvar piyanolarına göre sesi daha iyi ve kuvvetli verdiği için apartman dairelerinde tercih edilmemelidir.

kuyruklu piyano örneğiArtık bir piyanomuz var. Şimdi ne olacak?

(Akustik piyano  nereye nasıl yerleştirmeliyim, nasıl taşımalıyım, nasıl bakım yapılmalı)

Akustik  piyanoyu evde yerleştireceğimiz alana çok dikkat etmeliyiz.  Akustik Konsol Piyanoların ses tahtaları duvara dayandıkları yerde bulunduğundan, piyanonuzu aldıktan sonra duvara çok fazla sıfır gelecek şekilde dayamayınız. Piyanoyu dayadığınız duvarın içinden su borusu geçmemesine dikkat edin, rutubetten, sıcaktan ve soğuktan etkilenmemeleri içinde lütfen piyanonuzu binanızın dış cephe duvarına dayamayınız, iç cephe duvarı olmasına dikkat ediniz. Piyanonuzu peteklerin yada şöminelerin yanına koymayınız ve üstlerine klima çalıştırmayınız.  Piyanoyu, olanaklarınız el verdiği ölçüde yerinde tutun ve çok sık yer değiştirmeyiniz. Her taşınma ve yer değişikliği piyanonuz için bir risk oluşturur. Ama ille de taşınması gerekiyorsa, alanında uzman kişiler tarafından taşınmasına dikkat ediniz. İlk akort kısa sürede düşebilir. Bu akordu yapan kişinin yada galerinin hatası değildir, endişelenmeyin, bu piyanonun kalitesizliğini de göstermez. Sadece çalgının çok ince ayarlanması gereken tellerinin, henüz yerlerine alışamadıklarını gösterir. İlk dönemlerde piyano akordunuzu yılda 2 kere yaptırmanız piyanonuzun markası ne olursa olsun akort ömrünü uzatacaktır. Bir kaç yıl sonra akortlanmaya alışan piyano, daha uzun süre akortlu kalmaya başlayacaktır. Tüm bunlara dikkat ettikten sonra, piyanonuz da kesenize dikkat edecek ve sizi hiç üzmeyecektir.

Hayırlı olsun. Haydi şimdi piyano çalışmaya…

Not: Ürünleri alırken biliyoruz ki satış sonrası desteği de göz önüne alacaksınız.

Bu arada eğitimle ilgili sorularınız olursa istediğiniz zaman kurumumuzu ziyaret ederek destek alabilirsiniz. Yeter ki siz sanatla ilgilenin.

 

Nar Sanat Eğitim Kursu

Ersin SARACİK

Piyano Öğretmeni

 

İyi bir kursta en uygun gün ve saate çocuklarınızın veya sizin bir sanat eğitimine mi ihtiyacı var? O zaman elinizi çabuk tutun ve en uygun gün ve saat imkânını kaçırmayın. Eğer geç kalırsanız uygun saatler dolabilir ve elbette zaman sizleri zorlayıp sanat eğitiminden  uzak kalmanıza yol açabilir. Lütfen unutmayın! Haftanın 7 günü sabah 09:00- akşam 21:00 arasında açığız ve derslerimiz devam ediyor.

sanat-egitimi

Kaliteli bir ortamda, eğitimli ve işinin uzmanı eğitmenlerle pozitif bir yapı içerisinde siz veya çocuklarınız sanat ile tanışacak.

Huzurlu, bakımlı, samimi bir ortamda ister çocuğunuz dersteyken sizde bir başka derse girebilir, isterseniz çayınızı yudumlayarak müzik sesleri arasında diğer veliler ile sohbet edebilirsiniz.

Buyurun gelin tanışalım! Daha içeri adım atar atmaz huzur ve sanatı hissedeceğiniz kurumumuza misafir olun. Kayıt olma zorunluluğunuz elbette yok, gelip bilgi alabilir sohbet edebilirsiniz. Bir başka kurumda eğitim alacak olsanız dahi kurumumuza gelin merak ettiğiniz şeyleri sorun öğrenin. Nar Sanat bir sanat derneği kuruluşu ve sizlerin nerede olursa olsun sanat eğitimi almasını destekleyen bir kurum.

Tek beklentimiz özellikle çocuklarımızın doğru eğitmenler eşliğinde iyi bir eğitim alması. Çocuk drama eğitiminden, hobi veya akademiye hazırlık resim, piyano, gitar, bateri, bağlama, keman, tiyatro, bale, dans, diksiyon, fotoğraf ve daha nice sanat dalı konusunda her türlü bilgi desteğini vermeye hazırız, yeter ki çocuklarımız sanatın içerisinde olsun.

Lütfen unutmayın hangi kuruma giderseniz gidin kurum imkanlarına ve eğitmenlerin eğitim düzeyine bakınız ve özellikle M.E.B.’e bağlı olmasına dikkat ediniz!

Davetlimizsiniz bekleriz…

Hep Sanat, Nar Sanat

 0212 570 80 68

Konuşma ard arda sözcükleri sıralamak değildir…  Her birey elbette konuşabilmeyi ve yaşadığı ülkenin kendi dil yapısına göre bunu en iyi şekilde yapabilmelidir ister.

Businessman lecturing

Güzel ve etkili konuşmak sadece sanatçılara mahsus bir şey değildir. Herhangi bir meslekteki kişininde güzel konuşmayı istemesi kadar doğal bir durum olamaz. İster Mühendis, ister garson ister, doktor, belediye başkanı memur ve isterseniz ev hanımı olun ebetteki bir grup ya da topluluk veya bir toplantı, eş dost sohbeti olsun güzel konuşmak insanları etkilemek isteriz.

Doğduğumuz yetiştiğimiz bölgeye bağlı olarak ağız, şive farklılıkları olabileceği gibi nefes ve vurgu yanlışları da yapıyor olabiliriz. Tüm bunları düzeltmek elinizde.  Genel olarak amaçlanan etkileri şu şekilde sıralayabiliriz.

Duygu ve düşüncelerimizi anlatırken, sözcükleri doğru, anlatmak istenilen duyguya en uygun üslupta seslendirmektir. Diksiyonu bozuk olan insanlar toplum içinde istedikleri başarı ve mutluluğu bir türlü yakalayamazlar. Peki diksiyonun bozuk olması bir ömür boyu çekeceğimiz kaderimiz midir? Tabii ki hayır. Sizler ve bizler doğru diksiyon eğitimini aldığımız sürece sıkıntılarımızdan kurtulabilir, toplum içinde ışık saçan insanlar haline dönüşebiliriz. Konuşmamıza başlarken heyecanlanıyor, ses tonumuzu beğenmiyor, kendimizi etkili ifade edemiyor, anlatmak istediklerimizi kopuk kopuk bilgi kırıntıları şeklinde aktarıp daha sonra kendimize kızıyorsak ve bu durumun hayat boyu bizimle olacağını düşünüyorsak bu kursu mutlaka almalısınız. Çünkü bütün bu olumsuzlukların üstesinden doğru diksiyon eğitimi alarak gelebiliriz.

Diksiyon Derslerimizin İşleyişi

Seminar Hall

Kursumuzda kursiyerlerimize önce; konuşma dili ile yazı dilinin özellikleri, Türkçenin sesleri ve söyleyiş özellikleri öğretilmektedir. Ayrıca konuşma bozukluklarını düzeltmek amacıyla diyafram, nefesi kullanma, konuşma hızını ayarlama, vurgulama, tonlama ve boğumlama alıştırmalarının yanı sıra, dil-dudak tembelliği ve anlatım bozukluklarını gidermeye yönelik alıştırmalar yaptırılmaktadır.

Etkili konuşmaya yönelik planlı konuşmanın aşamaları; beden dili, imaj, doğaçlama, topluluk karşısında konuşma, bireysel iletişim, yaratıcı konuşma gibi beceriler de kazandırılmaktadır.

Nar Sanat ayrıcalığı ile Perşembe akşamları 18:30 – 20:20 arası yeni başlayan kurumuza daha fazla zaman kaybetmeden sizleri de bekliyoruz.

 

Nar Sanat,  her Pazar saat 19:00 da  “ŞAMATA SANAT” adı ile sizleri sanatla buluşturuyor. şamata sanatEtkinlikte Nar Sanat Eğitmenleri, her Pazar Nar Sahnesinde hiç bir resmiyet gözetmeden, tamamen doğaçlama olarak çalıp söyleyecekler.   Sadece Nar Sanat eğitmenleri değil, içinizde iyi müzik yapan kim varsa etkinliğimize davetli. Yani sadece dinlemeyecek, aynı zamanda katılabileceksiniz. Ücretsiz olarak her Pazar günü yapılacak etkinlikte kaygı yok, saygı ve samimiyet dışında kural yok. Sadece sanatın eğlenceli yüzü var. Eğlenmek ve yeni haftaya stresinizi atmış olarak başlamak için, eğitmenlerin eğlenceli ve doğal müzik çalışmalarına dahil olabilir, türkü, şarkı ve müziklerine eşlik edebilirsiniz. Sizi konsere değil, şamataya davet ediyoruz.

Unutmayın sadece konuğumuz olmayacaksınız,  bir müzik aletini iyi düzeyde  çalabiliyor ve sadece eğlenmek değil, eğlendirmek de  istiyorsanız sizde sahneye çıkarak hocalarımıza eşlik edebileceksiniz. Müzik dinlemek, eğlenmek, eğlendirmek, hocalarımızın çalışmalarını ve dostluklarını görmek, biraz tebessüm, belki biraz şiir dinlemek veya güncel hakkında sohbet etmek istiyorsanız “ŞAMATA SANAT” etkinliğine davetlisiniz.

Çayımız var!

samata_sanat

 

“Şamata sanat, Nar Sanat”

Gün  : Her Pazar

Saat : 19:30

Yer:Etkinlik adresi için LÜTFEN TIKLAYINIZ

 Beyoğlu Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı işbirliğiyle düzenlenen Beyoğlu Sahaf Festivali 27 Eylül’de başlayacak.

beyoglu-sahaf-festivali

Başladığı ilk yıllarda Taksim Meydanı’nda açılan ancak yol çalışmaları dolayısıyla geçen iki yılda Tepebaşı‘na taşınmak zorunda kalan Sahaf Festivali, bu yıl tekrarTaksim Meydanı’na dönüyor.

Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, en çok önem verdikleri etkinliklerin başında Sahaf Festivali’nin geldiğini belirterek, “Sahaflarımızla kitap dostlarını buluşturacak olan bu festivalimiz her yıl büyük ilgi görüyor. Bu yıl programımızı daha da zenginleştirerek ünlü yazar ve şairlerimizle edebiyat sohbetleri gerçekleştirecek, çok anlamlı bir mekanda edebiyatçılarımızı okurlarıyla buluşturacağız. Birbirinden kıymetli eserlerin ve zengin etkinliklerin yer alacağı Beyoğlu Sahaf Festivali’ne tüm İstanbulluları bekliyoruz. Bu festivalin büyüyerek gelişmesinde her zaman desteklerini esirgemeyen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Kadir Topbaş‘a teşekkürlerimi borç biliyorum.” dedi.

Festival boyunca, kitapların yanı sıra tarihe tanıklık eden dergiler, eskiye ait yazılar, eski fotoğraflar, film, tiyatro afişleri, nadide levhalar, mektuplar, kartpostallar ve özel koleksiyonlar da stantlarda meraklılarının ilgisine sunulacak.

Kaynak:[-]

14 Eylül Cumartesi günü kapılarını açacak ve 20 Ekim Pazar gününe kadar devam edecek İstanbulBienali, kamusal bir alan yaratma ve herkese ulaşabilme amacıyla, bu yıl ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.

13-istanbul-bieanali“Anne, ben barbar mıyım?” başlığını taşıyan 13. İstanbul Bienali’nin küratörlüğünü Fulya Erdemci üstleniyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), 1987 yılından bu yana, farklı kültürlerden sanatçılar ve izleyicilerin katılımıyla, görsel sanatlar alanında İstanbul’da bir buluşma noktası oluşturmayı amaçlayan İstanbul Bienali’ni bu yıl on üçüncü kez gerçekleştirilecek.

Farklı kuşaklar ve coğrafyalardan 88 sanatçı ve sanatçı grubunun işlerinin yer alacağı 13. İstanbul Bienali’ne Türkiye’den 11 sanatçının ve 2 sanat grubu/sivil kolektifin yanı sıra, hem Türkiye’den hem de yurtdışından sanatçıların birlikte oluşturduğu 3 ayrı sanatçı işbirliği de katılıyor. 13. İstanbul Bienali, bugüne kadar Türkiye’den en yüksek sayıda katılımın sağlandığı bienallerden biri oldu.

13- İstanbul Bienali, 11 Eylül’de gerçekleştirilecek basın ön izleme ve 12-13 Eylül tarihlerindeki profesyonel ön izleme günlerinin ardından 14 Eylül Cumartesi sabahı kapılarını tüm sanatseverlere ücretsiz olarak açacak. Bienal sergileri, Tophane’deki Antrepo no.3, Karaköy’deki Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, İstiklal Caddesi üzerindeki ARTER ve SALT Beyoğlu ile İMÇ 5.Blok’taki 5533’te gezilebilir.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın uluslararası sanat platformlarında en çok yankı uyandıran etkinliği İstanbul Bienali bu yıl dünya güncel sanat platformunun birçok önemli ismini İstanbul’da ağırlayacak. Uluslararası sanat çevrelerinden eleştirmen, küratör, müze ve galeri yöneticileri ile basın mensupları da dahil olmak üzere yurt dışından 5 bine yakın konuk bienalin açılış haftasında İstanbul’da olacak.

Şair Lale Müldür’ün aynı adlı kitabından alıntılanan 13. İstanbul Bienali’nin başlığı “Anne, ben barbar mıyım?” sanat ve edebiyat, özellikle de şiir arasındaki ilişkiyi merkezine alıyor. Aynı zamanda “barbar” terimiyle, “öteki”leri anlamak için öğrenmemiz gereken veya “gelecek dünya”yı anlamlandırabilmek için keşfetmek zorunda olduğumuz yeni ve bilinmedik dillere işaret ediyor. Bienal sanat aracılığıyla “kamusallık” kavramını yeniden düşünme imkânı yaratmayı, yeni düşünce ve hayal gücü kanalları açmayı ve kamusal bir buluşma ve tartışma zemininin yaratılmasına katkıda bulunmayı hedefliyor. (13. İstanbul Bienali’nin kavramsal çerçeve metnine http://13b.iksv.org adresinden ulaşabilirsiniz.)

Kamusal alan fikrine odaklanan 13. İstanbul Bienali’nin kapılarını en geniş kamuya açması, ücretsiz olarak gerçekleşmesi ve daha çok izleyiciye ulaşması kuşkusuz çok anlamlı bir hedef olarak ilk günden itibaren gündemdeydi. Bienalin tamamen ücretsiz gerçekleşmesi yalnızca İKSV tarihinde bir ilk olmakla kalmıyor, dünya ölçeğinde de eşine az rastlanır bir örnek olarak tanımlanıyor.

İstanbul Bienali sergileri, 14 Eylül’den itibaren, 6 hafta boyunca Antrepo no.3, Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, ARTER ve SALT Beyoğlu ile İMÇ 5.Blok’taki 5533’te ücretsiz olarak gezilebilecek.

Antrepo no.3, Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, ARTER ve SALT Beyoğlu, 10.00-19.00 saatleri arasında Pazartesi hariç her gün; 5533 ise Pazar günleri hariç her gün açık olacak. Açılış haftasına özel olarak, sergi mekânları 16 Eylül Pazartesi günü de gezilebilecek.

istanbul-bienaliBienalin kavramsal çerçevesinde ağırlıklı olarak işlenen kamusal alan ve sanat ilişkisi ve bunun yanı sıra, mimari, şehircilik ve toplumsal yapıya ilişkin güncel ve tarihsel pratikler ana sergi mekânlarından Antrepo no.3’te üç “meydan” etrafında görselleştiriliyor. İlk iki meydan kentsel dönüşüm ve kolektif yaşam pratikleri üzerine yoğunlaşırken, üçüncü meydan ise kamusal alanda sanat ve anıt kavramının yanı sıra, ifade özgürlüğü, medya, sansür (oto-sansür) ve vatandaşlık gibi kamusal alan meselelerini inceleyen projelere ayrılıyor. Antrepo no.3’te 52 sanatçı ve sanatçı topluluğunun işleri yer alıyor.

Galata Özel Rum İlköğretim Okulu’nda yer alan sergide öz-örgütlenme ve kolektif hareketin deneyimlenebileceği çalışmalar bulunuyor. Okulun giriş katında, katılımcıların kararlarıyla belirlenen bir öğrenme aracı olarak sanatın siyaseti araştırılırken, çatı katında ise İstanbul’daki kentsel dönüşüme odaklanan projelerin yanı sıra sohbet, tartışma ve atölye çalışmalarının yapılacağı bir forum alanı yer alacak. Galata Özel Rum İlköğretim Okulu’nun tüm katlarında yaklaşık 2.300 metrekarelik bir alana yayılacak sergide 28 sanatçı ve sanatçı kolektifinin işleri bulunuyor.

İstiklal Caddesi üzerinde yer alan ARTER’in giriş katından başlayarak dört kata yayılan 1000 m2’ye yakın galeri alanı, 13. İstanbul Bienali sergilerine ayrılıyor. 15 sanatçı ve sanatçı kolektifinin işlerinin yer alacağı ARTER’de serginin kavramsal çerçevesinin mikro ölçekte bir sunumu yer alıyor.

İstiklal Caddesi üzerinde bulunan SALT Beyoğlu’nun giriş katındaki Açık Sinema ve Forum alanı da 13. İstanbul Bienali kapsamında 4 sanatçının işine ev sahipliği yapıyor.

İMÇ 5.Blok’ta bulunan 5533’te ise disiplinlerarası bir pratikten gelen Lübnanlı mimar ve sanatçı Maxime Hourani’nin “Şarkılar ve Yerler Kitabı” projesi 5533 işbirliğinde gerçekleştiriliyor.

13- İstanbul Bienali’nde yer alacak sanatçıların detaylı listesini ekte bulabilirsiniz.

13- İstanbul Bienali sergi mekânlarından Antrepo no.3, Galata Özel Rum İlköğretim Okulu ve ARTER’de her gün 11.00, 13.30, 15.00 ve 16.30 saatlerinde Koç Holding sponsorluğunda rehberli turlar gerçekleştirilecek. Rehberli tur biletleri mekân girişlerindeki gişelerden ve Biletix satış sistemi üzerinden satın alınabilir. Rehberli turlar hakkında detaylı bilgi ve rezervasyon için [email protected] adresine e-posta gönderilmesi yeterli.

Hector Zamora – “Maddesel Değişkenlik”

13 Eylül Cuma, 14.00, 16.00, 18.00

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Fındıklı

Genellikle kamusal alanda oluşturduğu enstalasyonlarda cemaatlerin örgütlenme biçimlerini ve kentsel ve mimari ortamların bir kültü­rün mekân anlayışını nasıl ifade ettiğini araştıran Meksikalı sanatçı Hector Zamora, 13. İstanbul Bienali’nde “Maddesel Değişkenlik” adlı performansını gerçekleştirecek. Performans kaydının video üretimi tamamlandığında Zamora’nın yapıtı ARTER ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde sergilenecek.

Performansta İstanbul’dan 35 tuğla işçisi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Fındıklı kampüsünde süre giden bir döngü halinde tuğlaları elden ele geçirecek ve tekrarlanan bu hareketlerine şarkı formunda seslendirdikleri bir şiirle eşlik edecekler. Performans, 13 Eylül Cuma günü, 14.00, 16.00 ve 18.00 saatlerinde herkesin katılımına açık olarak gerçekleştirilecek. Yaklaşık 10 dakika sürecek performansı izlemek isteyenlerin başlangıç saatinin 15 dakika öncesinde mekânda hazır olması gerekmektedir.

Belgeselci yaklaşımıyla çalışmalar üreten bir yazar ve araştırmalarını belgeleyici bir üslupla “çeken” bir filmci olan Hito Steyerl, Mart 2013’teki “I Dreamed a Dream: Politics in the Age of Mass Art Production” başlıklı konuşmasından hareketle 13. İstanbul Bienali için “Müze bir muharebe meydanı mıdır?” başlıklı bir sunum gerçekleştirecek. Hito Steyerl, 13 Eylül Cuma günü 19.00’da SALT Beyoğlu’nda gerçekleştirileceği sunumunda medya görüntüleri üzerinden yeniden kurguladığı silah sana­yisine ve bir müze ile bir savaş alanının nasıl bir bağı olabileceğine dair tartışmalara odaklanacak. Hito Steyerl’in aynı zamanda kaydedilecek sunumunun video kaydı, bienal süresince Antrepo no.3’te de izlenebilir.

Disiplinlerarası bir pratikten gelen Lübnanlı mimar ve sanatçı Maxime Hourani’nin projesi “Şarkılar ve Yerler Kitabı” (A book of songs and places) kapsamında farklı müzisyenler, sanatçılar, mimarlar, sosyologlar ve öğrencilerin de katılımıyla bir dizi atölye çalışması düzenleniyor.

11-17 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek atölye çalışmasının katılımcıları Bahar Deniz Çalış-Kural, Saadet Türköz ve Serkan Taycan olacak. İstanbul’un çevresinde bulunan farklı coğrafi alanlarda kırsal hayatın kentsel dönüşümle birleştiği bölgelere yapılan ziyaretlerin ardından, fiziki araziyi, insan manzaralarını ve bu öğelerin kentsel dönüşümle olan ilişkisini yorumlayan şarkı sözlerinin yazıldığı atölye çalışmasının bu seferki durağı Arnavutköy (Taşoluk, Hadımköy) olacak. Herkese açık olarak gerçekleştirilecek atölyelerde müzik geçmişine gerek bulunmuyor. Atölyelere katılım için [email protected] adresine e-posta göndermek yeterli. İkinci atölye çalışması 18-24 Eylül’de tarihlerinde gerçekleştirilecek.

Judith Butler / Seminer

15 Eylül Pazar, 17.00

Boğaziçi Üniversitesi, Uçaksavar Kampüsü, Garanti Kültür Merkezi,

Ayhan Şahenk Salonu

Feminist ve queer kuram üzerine ufuk açıcı çalışmalarının yanı sıra siyaset felsefesine katkılarıyla tanınan, Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’den ve Columbia Üniversitesi Misafir Öğretim Üyesi akademisyen ve düşünür Judith Butler, 13. İstanbul Bienali ile eşzamanlı olarak İstanbul’da bir seminer veriyor. 15 Eylül Pazar günü Boğaziçi Üniversitesi’nin Uçaksavar kampüsünde gerçekleştirilecek seminerde, temel bir hak olarak toplanma özgürlüğü ile ifade ve toplanma özgürlüğü arasındaki ilişki kamu, halk kavramı ve beden üzerinden tartışmaya açılacak.

Judith Butler semineri Columbia Global Centers | Turkey, İstanbul Bienali ve Boğaziçi Üniversitesi işbirliği ile gerçekleştiriliyor. Yer kapasitesi sınırlı olan etkinliğe rezervasyon yaptırmak iç[email protected] adresine e-posta göndermek gerekiyor.

 

Bakırköy’de pek çok dalda olduğu gibi M.E.B. Onaylı ilk ve tek Davul / Bateri dersi vermeye yetkili olan kurumumuza diğer dallarda olduğu gibi Davul/Bateri dalında da pek çok soru sorulmaktadır.

bateri-davulElbette ki Davul /Bateri dersini değişik yaş gruplarından farklı kişiler gerek hobi ve gerekse M.E.B. sertifikalı olarak  da veriyor olmamız dolaysıyla tüm eğitimlerimizde olduğu gibi  zaman zaman sorularla karşılaşabiliyoruz.

Bizlere sıkça sorulan sorular ve cevaplarını sizler için derledik. Aşağıda Davul /Bateri konusunda aklınıza takılan pek çok soruya cevap bulabileceksiniz.

Sıkça Sorulan Sorular:

Yaşım oldu 35, elime hiç baget almadım. Benden davulcu olur mu?

Cevap: Tabii ki olur. Bu yaştan sonra da belli bir tekniğe ulaşmış pek çok davulcu ve öğrencim oldu. Önemli olan odaklanıp zaman ayırabilmeniz. Yaşın hiç önemi yok. Şu anki öğrencilerimin yaş aralığı 5-45 arasında.

Peki kas, güç, boy gibi fiziksel durumlar? 

Cevap: Davul çalmanız için kaslı, uzun boylu vs. olmanız gerekmez. Geçmişten beri pek çok kısa boylu ve zayıf davulcularla karşılaşıyoruz. Aynı zamanda kilolu olanlarla da. Bunun dışında davul çalmak kaslarınızda belirgin bir büyümeye yol açmaz. Davul cinsiyet ayrımı da tabii ki yapmaz :) Kadın davulcuların güç, kas vs gibi fiziksel farklılıklarının davul çalmakla alakası yoktur. bkz. Maria Martinez :

Ne zaman bir şeyler çalmaya başlarım?

Cevap: İlk ay daha çok koordinasyonumuzu oturtmaya çalışıyoruz. 1. aydan sonra ritmlerde bir şeyler oluşturmaya başladığınızı göreceksiniz. Daha ilerisi sizin çalışmanıza bağlı olarak değişir.

davul-calan-kadinBir süredir davul çalıyorum, derslere nereden başlayacağız?

Cevap: İlk derste sizi dinleyerek, amaçlarınıza ve ilerlediğim programa göre bir yol belirliyorum. Belli bir seviyeniz de olsa eksiklerinizi de belirleyip ona göre ilerliyoruz.

Sadece belirli bir konu üzerine ders alabilir miyim?

Cevap: Evet. Sadece twin pedal çalışmaları için gelen öğrencilerim var. Bunun dışında çalışabileceğimiz konular hakkında bana yazabilirsin. 

Ne kadar çalışmalıyım?

Cevap: Gerçek şu ki günde 4-5 saat çalışmalısın. Tanışıp sohbet ettiğim ünlü davulcular da hala o kadar çalıştığını söylüyor. Ama iş, okul, sosyal hayat derken pek çoğumuz zaman ayıramıyor. Bu yüzden öğrencilerime tavsiye ettiğim günlük en az 20-30 dakikalık çalışmalar başlangıç için yeterli olacaktır.

Nota bilmiyorum. Öğrenmem gerekir mi? Davulda nota var mı?

Cevap: Her müzik aletinde sesler notayla belirtilir. Davuldaki seslere karşılık gelen notalar vardır. Ama melodik bir enstrüman olmadığı için notaların süreleri bizi daha çok ilgilendiriyor. Bunu da başlangıç olarak sizi zorlamayacak şekilde 1-2 derste öğreniyoruz.

Davul almama gerek var mı?

Cevap: Davul olmadan da çalışmanın yolları var. Bunun için müzik aletleri satan mağazalardan çalışma pedleri edinebilirsiniz. Ama bir davulunuz olsa tabii ki gelişmenize katkısı olacaktır.

İşlediğiniz belli bir müfredat, program var mı? Süresi nedir?

Cevap: Başlangıç seviyeleri için ortalama 8-9 aylık bir programım var. Sonraki seviyeler için belirli konulara yöneliyoruz.

Stil çalışmaları yapıyor muyuz?

Cevap: Temel programdan sonra jazz, latin, funk, rock, metal gibi pek çok konuda çalışabiliriz.

Davul dersi almamın bana katkısı tam olarak ne olacak?

Cevap: Davul çalmayı kendi başınıza da öğrenebilirsiniz. Ancak yanlış teknikler geliştirebilir ve bunları düzeltmeniz yıllarınızı alabilir. Profesyonel bir eğitmenle çalışarak teknik yanlışları düzelterek yıllarınızı kazanabilirsiniz. Bunun dışında nasıl çalışacağınızı, nereden başlamanız gerektiğini, hangi tekniği nerede kullanacağınızı öğrenirsiniz.

 

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Akbank sponsorluğunda düzenlenen ve yaklaşık 150 bine ulaşan takipçisiyle Türkiyenin en büyük sinema etkinliği olan İstanbul Film Festivalinin otuz ikincisi 30 Martta başlıyor.

 Festival sponsorluğunu dokuzuncu kez Akbank’ın üstlendiği İstanbul Film Festivalinin otuz ikincisi, 30 Mart14 Nisan tarihlerinde yapılacak. Her zaman olduğu gibi programındaki filmlerin niteliği ve çeşitliliğiyle öne çıkan 32. İstanbul Film Festivali, sinemaseverlere 20nin üzerinde bölümde 200ü aşkın filmin yanı sıra usta sinemacıların katılacağı söyleşiler, atölye çalışmaları ve sinema dersleriyle dolu iki hafta sunuyor.

Festival bu yıl 2012 ve 2013ün parlak filmlerinden unutulmaz sinema klasiklerine, usta yönetmenlerin başyapıtlarından Ocak ayında Sundance ve Şubat’ta Berlin Film Festivali’nde prömiyeri yapılan filmlere, Altın Lale ve FACE yarışmalarından belgeseller ve çocuk filmlerine uzanan bir yelpazede izleyiciyle buluşacak. Festival programında “Kadın Hikâyeleri gibi yeni bir bölümün yanı sıra, uzun bir aranın ardından yeniden canlandırılan “Edebiyattan Beyazperdeye”, Eylül’de başlayacak 13. İstanbul Bienali işbirliğiyle hazırlanan “BenKentli Vatandaş Değil Miyim?” ve “Gerçek Mucizedir: Carlos Reygadas” gibi özel bölümler yer alıyor. Festival kapsamında sektörden her yıl daha çok ilgi toplayan Köprüde Buluşmalar’ın da sekizincisi düzenlenecek.

32. İstanbul Film Festivali programı 4 Mart Pazartesi akşamı Martı İstanbul Hotel’de düzenlenen bir toplantıyla, İKSV Genel Müdürü Görgün Taner, Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil ve İstanbul Film Festivali Direktörü Azize Tan tarafından basına açıklandı.

Toplantıda açış konuşmasını yapan İKSV Genel Müdürü Görgün Taner, festivalin destekçilerine teşekkür ettikten sonra İstanbul Festivalleri’nin bu yılki tanıtım afişlerinde yeni bir işbirliğine gidilerek farklı sanat dallarının önemli isimleriyle, grafik sanatçısı ve İKSV Kurumsal Kimlik Danışmanı Bülent Erkmen’in tasarımlarının bir araya getirildiğini belirtti. 32. İstanbul Film Festivali için, Nuri Bilge Ceylan’ın Uykusuz Gece adlı fotoğrafı ve yönetmenin el yazısı, Bülent Erkmen’in tasarımıyla festival afişine dönüştürüldü. Basın toplantısında, Bülent Erkmen’in festival afişleriyle ilgili hazırladığı özel video mesajı da salondaki katılımcılarla ekrandan paylaşıldı.

Kültür ve sanatın her zaman öncelik verdikleri alanlar arasında olduğunun altını çizen Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, “İstanbul Film Festivali ülkemizde kültür ve sanatın kurumsallaşmasında bir dönüm noktasını temsil ediyor. Festival Türkiyede köklü bir sinema kültürünün gelişmesini sağlıyor. Tam 32 yıldır sinemaseverleri dünya sinemasının en seçkin, en özgün filmleriyle buluşturan festivalin 9. kez destekleyicisi olmaktan biz de büyük gurur duyuyoruz.” dedi. Binbaşgil, vizyonuyla projeye yön veren Şakir Eczacıbaşı’nı tekrar saygıyla andıklarını hatırlatarak konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Sinemaseverlerin her yıl özlemle bekledikleri bu etkinlik, bu yıl da yine birbirinden harika filmlerle dolu. Akbank Galalarında sinema tutkunları için seçtiğimiz filmler bu yıl da müthiş. Binlerce sanatsever bir kez daha sinema salonlarında farklı dünyaların kapılarını aralayarak, 2 saatliğine de olsa bu filmlerle farklı dünyaları deneyimleme fırsatı bulacak; farklı hayalleri yaşayacak.”

Basın toplantısında daha sonra söz alan İstanbul Film Festivali Direktörü Azize Tan, festival programında yer alan filmler, festivale katılacak konuklar ve festival sırasında düzenlenecek etkinliklerle ilgili ayrıntılı bilgi aktardı.

 İSTANBUL FİLM FESTİVALİ DANIŞMA KURULU

İstanbul Film Festivali Danışma Kurulu, yapımcı Zeynep Özbatur Atakan, yönetmen Semih Kaplanoğlu ve sinema yazarı Esin Küçüktepepınar’dan oluşuyor. Atilla Dorsay da Danışma Kurulu Onur Üyesi olarak İstanbul Film Festivali’ne destek olmaya devam ediyor.

Belgesel Danışma Kurulu’nda ise belgesel yönetmenleri Berke Baş ve Elif Ergezen ile akademisyen ve yönetmen Alisa Lebow yer alıyor.

32. İSTANBUL FİLM FESTİVALİNİN DESTEKÇİLERİ

İstanbul Film Festivali bu yıl 20nin üzerinde kurumun desteğiyle gerçekleştirilecek. TC Kültür ve Turizm Bakanlığı bu yıl da festivale büyük destek veriyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Beyoğlu Belediyesi de festivale verdiği tanıtım desteğini sürdürüyor.

Festival Sponsoru Akbank’ın yanı sıra festivale 7 tema sponsoru destek oluyor:

–     Efes                                    Ulusal Yarışma ve Türkiye Sineması

–     Sabah Gazetesi                   Dünya Festivallerinden

–     NTV                                    “NTV Belgesel Kuşağı

–     SinemaTV                           “Antidepresan

–     Malezya Havayolları            “Mayınlı Bölge

–     Nescafe Gold                      Yeni Bir Bakış

–     tv2                                      “Geceyarısı Çılgınlığı

Festivalin sevilen bölümü “Akbank Galaları” da bu yıl festival programında yer almaya devam ediyor.

İstanbul Film Festivali, Groupama sponsorluğunda altı yıl önce başlattığı Özel Gösterim: Türk Klasikleri Yeniden” bölümüyle Türkiye sinemasının önemli yapıtlarını yeniden beyazperdeye taşıyor. Bu yıl Lütfi Ö. Akad’ın yönettiği, başrollerinde İzzet Günay ile Türkan Şoray’ın yer aldığı 1968 yapımı unutulmaz melodram Vesikalı Yarim, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Prof. Sami Şekeroğlu SinemaTV Merkezi tarafından restore edilerek izleyicilere sunulacak.

Bu yıl Köprüde Buluşmalar’ın sekizincisi, Efes sponsorluğunda gerçekleştirilecek.

Festivalin konaklama sponsorluğunu ise Martı İstanbul Hotel üstleniyor.

Festivalin teknolojik ürünler sponsoru da Arçelik.

İKSV’nin tüm festivallerine, Öncü Sponsor Eczacıbaşı Holding, Resmi Havayolu Türk Hava Yolları, Resmi İletişim Sponsoru Vodafone, Resmi Taşıyıcı DHL ve Servis Sponsoru GFK destek veriyor.

FESTİVAL AFİŞİNDE

NURİ BİLGE CEYLAN VE BÜLENT ERKMEN İMZASI

2013 yılında düzenlenecek İstanbul Festivalleri’nin afişlerinde farklı sanat dallarının önemli isimlerinin yapıtları, desenleri ve el yazıları, grafik sanatçısı ve İKSV Kurumsal Kimlik Danışmanı Bülent Erkmen tasarımlarıyla bir araya geliyor. 32. İstanbul Film Festivali’nin afiş görseli, günümüz “auteur” sinemasının önde gelen yönetmenlerinden, senarist ve fotoğraf sanatçısı Nuri Bilge Ceylan’ın “Babam İçin” serisindeki, kendi babasının bir fotoğrafından oluşturuldu. Festival için Nuri Bilge Ceylan’ın Uykusuz Gece fotoğrafını seçen Bülent Erkmen tasarımında, yönetmenin el yazısını da afişe taşıdı.

Bülent Erkmen, yaptığı seçimle ilgili olarak “Uykusuz bir gecede baktığını görmeyen açık bir gözün gördükleridir sinema çünkü. Gecenin karanlığında yastığın yumuşaklığına gömülen başa kadar çekilmiş yorganın bedeni saran hayalperest güveni, sinema karanlığında koltuğa gömülme anında karşılığını bulur.” diyor.

Programı geçen ay açıklanan 41. İstanbul Müzik Festivali için, önde gelen güncel sanatçılarımızdan Sarkis’in parmak izi ve el yazısı, Bülent Erkmen’in tasarımıyla festival afişine dönüştürülmüştü. Bu yıl yirmincisi gerçekleştirilecek İstanbul Caz Festivali’nin, yine bir sanatçının katılımıyla Bülent Erkmen tarafından hazırlanacak afişi ise, festivalin önümüzdeki günlerde yapılacak toplantısında basınla paylaşılacak.

FESTİVALİN AÇILIŞ VE KAPANIŞ TÖRENLERİ

32. İstanbul Film Festivali, 29 Mart Cuma akşamı İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’ndaki açılış töreniyle başlayacak. Sunuculuğunu Memet Ali Alabora’nın yapacağı açılış töreni CNN TÜRK’ten canlı yayımlanacak. Törenin hemen ardından, Pedro Almodovar’ın, festival kapsamında “Akbank Galaları”nda izlenebilecek son filmi Im So Excited / Aklımı Oynatacağım, festivalin açılış filmi olarak gösterilecek.

14 Nisan Pazar akşamı Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yapılacak kapanış ve ödül töreni ise NTV’den canlı yayımlanacak. Ceyda Düvenci ve Mert Fırat’ın sunacağı gecede, Altın Laleler ile festivalin diğer ödülleri açıklanacak. Törenin ardından Altın Lale Uluslararası Ödülünü kazanan film gösterilecek.

FESTİVALİN ONUR ÖDÜLLERİ

İstanbul Film Festivali Onur Ödülleri bu yıl altı önemli isme veriliyor.

Festivalin açılış töreninde Türkiye sinemasına yıllar boyu emek vermiş oyuncu Lale Belkıs, görüntü yönetmeni Aytekin Çakmakçı, oyuncu Ahmet Mekin ve senarist Ayşe Şasa’ya festivalin Sinema Onur Ödülü takdim edilecek. Atıf Yılmaz’ın 1966 yılında çektiği, senaryosunu Ayşe Şasa’nın yazdığı Ah Güzel İstanbul, Lale Belkıs’ın rol aldığı Kalbimin Efendisi ve Ahmet Mekin’in oynadığı Bir Türke Gönül Verdim filmleri de festival programında gösterilecek.

Usta yönetmen CostaGavras da festivalin Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nü alacak. Missing / Kayıp, Z ve Eden is West / Cennet Batıda gibi filmlerinin ünlü yönetmeni CostaGavras’a ödülü, “Akbank Galaları” kapsamındaki filmi Capital / Kapital’in 7 Nisan Pazar günü Atlas sinemasında saat 13.30’da gerçekleştirilecek gösteriminden önce verilecek. Yönetmen, aynı gün 16.00’da Akbank Sanat’ta Alin Taşçıyan moderatörlüğünde bir de sinema dersi verecek.

Festivalin bu yılki en son onur ödülü ise, 32. İstanbul Film Festivali Altın Lale Uluslararası Yarışma Jüri Başkanı Peter Weir’e takdim edilecek. Gallipoli / Gelibolu, Dead Poets Society / Ölü Ozanlar Derneği, Green Card / Yeşil Kart ve The Truman Show / Truman Show gibi filmlerinin usta yönetmeni Peter Weir’e Sinema Onur Ödülü, festivalin 14 Nisan Pazar akşamı yapılacak kapanış ve ödül töreninde verilecek. Yönetmen, festival kapsamında sinema dersi de verecek. Peter Weir’in sinema dersi 12 Nisan Cuma günü 16.00’da Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

FESTİVALDE ALTIN LALE HEYECANI

İstanbul Film Festivali’nin merakla beklenen Altın Lale Uluslararası ve Ulusal Yarışmaları kapsamında bu yıl da Türkiye ve dünya sinemasının seçkin örnekleri ödül için yarışacak. Festivalin ikinci haftasında jüri ve izleyici karşısına çıkacak filmlere ödülleri, 14 Nisan Pazar akşamı Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda düzenlenecek kapanış töreninde takdim edilecek.

Yarışma heyecanı Mart ayında başlıyor. Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) Üyesi, sinema eleştirmeni Ceyda Aşar’ın, yarışma filmlerinin yönetmenleriyle yapacağı röportajlar, Mart ayı ve festival boyunca film.iksv.org adresinden ve sosyal medyadan takip edilebilecek.

  • Altın Lale Uluslararası Yarışma

32. İstanbul Film Festivali’nin “Uluslararası Yarışma” bölümünde festivalin büyük ödülü Altın Lale için, sanat ve sanatçı temasını işleyen ya da bir edebiyat eserinden uyarlanan 12 film yarışacak. Şakir Eczacıbaşı anısına verilen Altın Lale Uluslararası Yarışma Ödülü, bu yıl da Eczacıbaşı Topluluğu tarafından 25.000 avroluk para ödülüyle desteklenecek. Bu ödülün 10.000 avrosu Altın Lale’nin sahibi olacak filmin yönetmenine, 10.000 avrosu filmin Türkiyedeki dağıtımını üstlenecek firmaya, 5.000 avrosu ise Jüri Özel Ödülünü kazanan filme verilecek.

32. İstanbul Film Festivali Altın Lale Uluslararası Yarışma Jürisi’nin başkanlığını Peter Weir üstleniyor. Weir’ın yanı sıra jüride Berlin Film Festivali’nde Teddy Ödülü’nü kazanan, festivalin “Dünya Festivallerinden” bölümünde gösterilecek In The Name Of / …Adına filminin yönetmeni Malgoska Szumowska, İranlı oyuncu Fatemeh Simin MotamedArya ve Screen International dergisi sinema yazarlarından Marc Adams yer alacak.

Yılmaz Erdoğan’ın iki şairi konu aldığı filmi Kelebeğin Rüyası, “Uluslararası Yarışma”da Altın Lale için yarışacak filmlerden. İkinci Dünya Savaşı döneminden iki genç şairin, Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip’in hayat hikâyelerinden yola çıkan filmin başrollerinde Kıvanç Tatlıtuğ ve Mert Fırat’ın yanı sıra Belçim Bilgin, Farah Zeynep Abdullah ve Yılmaz Erdoğan yer alıyor.

İlk filmi Köprüdekiler, 28. İstanbul Film Festivali’nde “Ulusal Yarışma”da Altın Lale Ödülü’nü alan Aslı Özge’nin ikinci filmi Hayatboyu da “Uluslararası Yarışma”da Altın Lale için yarışacak. Hayatboyu, birbirinden kopamayan ama duygusal bakımdan tıkanan, biri sanatçı biri mimar, evli bir çiftin hikâyesini anlatıyor. Şubat ayında Berlin Film Festivali’nin “Panorama” bölümünde ilk gösterimi gerçekleştirilen filmin başrollerini Defne Halman ve Hakan Çimenser paylaşıyor.

Uluslararası Yarışma”nın bir diğer filmi, ödüllü yönetmen Bruno Dumont’un, Fransız kadın heykeltıraş Camille Claudel’in akıl hastanesindeki günlerini konu edindiği filmi Camille Claudel, 1915. Filmde sanatçıyı, Avrupa sinemasının yıldızlarından Juliette Binoche canlandırıyor. Film Şubat ayında Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarışmıştı.

Yönetmenliğini Tony Krawitz’in üstlendiği Avustralya yapımı Dead Europe / Ölü Avrupa, tarih, suçluluk ve sırlar üzerine bir film. Yönetmenin Yunan tragedyası formundan esinlendiği filmi, Avrupa’nın geneline yayılmış suçluluk hissini, ailesinin günahlarıyla yüzleşmek zorunda kalan Isaac karakteri üzerinden işliyor.

Yaron Zilbermanın yönettiği A Late Quartet / Son Konser, Beethoven’in Yaylılar Dörtlüsü Opus 131 adlı olağanüstü eserinden esinleniyor. Son konserlerinden önce duygusal çalkantılar yaşayan bir klasik müzik dörtlüsünün ekseninde ilerleyen filmin kahramanlarını, Hollywood’un parlak oyuncularından Philip Seymour Hoffman, Catherine Keener, Christopher Walken ve Mark Ivanir canlandırıyor.

The Class / Sınıf filmi ile Altın Palmiye Ödülü kazanan Laurent Cantet’in ikinci İngilizce filmi Foxfire / Can Ateşi, Amerikan yazar Joyce Carol Oates’in Türkçeye de Can Ateşi adıyla kazandırılan Foxfire: Confessions of a Girl Gang romanının uyarlaması. 1950’lerde erkek egemen, şiddet ve gerilim dolu bir ortama dönüşen New York’ta, beş cesur genç kızın oluşturdukları çete, kadın isyanını çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor. Laurent Cantet, festivalin konuğu olarak İstanbula gelecek ve filminin gösterimine katılacak.

Yönetmenliğini Lenny Abrahamson’un üstlendiği, Kevin Power’in Bad Day In Blackrock adlı romanından uyarlanan What Richard Did / Ne Yaptın Richard?, Dublin’in kaymak tabakasından, altın çocuk tabir edildiği halde kendine güveni olmayan bir lise öğrencisinin bir anlık öfkesi sonucu trajediyle sonlanan hikâyesini anlatıyor.

Kenya’nın bugüne kadarki ilk Oscar adayı olan Nairobi Half Life / Yarım Kalan Hayat, ülkesinde yerli bir film için görülmemiş bir gişe başarısı yakaladı. Soluk soluğa izleyeceğiniz film, Kenya’da küçük bir köyden oyuncu olma hayalleriyle başkent Nairobi’ye gelen Mwas’ın hikâyesini anlatıyor. Yönetmen David Tosh Gitonga, içinde mücadele, hırs, suç, fahişelik ve yozlaşma geçen gerçek bir Nairobi hikâyesi anlatıyor.

Its All So Quiet / Her Şey O Kadar Sessiz Ki yalnızlık, cinsel baskı ve yaşlanmak hakkında dokunaklı bir aile dramı. Gerbrand Bakker’in aynı adlı, çoksatan ödüllü romanını uyarlayıp yöneten, Hollanda’nın başarılı isimlerinden Nanouk Leopold. Film, Berlin Film Festivali’nde, Aralık ayında hayatını kaybeden başrol oyuncusu Jeroen Willems anısına gösterildi.

İran’ın yasaklı sinemacılarından Cafer Panahi’nin, yine gizlice ve yetkililerden izin almadan çektiği son filmi Closed Curtain / Perde, Berlin Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü’ne layık görüldü. Film çekmesi 20 yıl boyunca yasaklanan Panahi’nin, ortak yönetmen Kamboziya Partovi ile birlikte çektiği Perde, hayat, gerçeklik ve film çekmek hakkında fikirler yürütürken, hem film türleri hem de öykü içinde öyküler arasında geziniyor.

Yasmina Khadra’nın Türkçe dahil 40 dile çevrilen ve dünya çapında çok satan kitabından aynı adla uyarlanan The Attack / Saldırı, İsrailli Arap doktor Emin’in, karısı hakkındaki asıl gerçeği keşfetmesini anlatıyor. Filmin yönetmeni Ziad Doueiri hikâyeyi olabildiğince sade ve gerçekçi bir şekilde aktarabilmeyi hedeflediğini söylüyor.

Tarkovski’nin Solaris’inin senaryosunu kaleme almış Ukraynalı Yahudi yazar Friedrich Gorenstein’in bir öyküsüne dayanan House With A Turret / Kuleli Ev’in yönetmen ve senaristi Eva Neymann. Film, sekiz yaşında bir çocuğun gözünden savaşla mahvolmuş bir ülkenin perişan durumunu anlatıyor. Karlovy Vary, Batum ve Tallinn’de ödüller kazanan filmin yönetmeni Eva Neymann, festivalin konuğu olarak İstanbula gelecek.

Kazakistan’ın en başarılı yönetmenlerinden Darezhan Omirbayev, senaryosunu da üstlendiği Student / Öğrenci filmiyle Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sını yepyeni bir bakış açısıyla beyazperdeye uyarlıyor. Bresson havası taşıyan Öğrenci, neredeyse elle tutulabilir yoğunluktaki umutsuzluk duygusuyla, komünizm sonrası korsan-kapitalist Kazakistan toplumunun acımasız bir politik incelemesi.

  • Ulusal Yarışma ve Türkiye Sineması

İstanbul Film Festivali’nde “Ulusal Yarışma ve Türkiye Sineması sponsorluğunu, festivale 26 yıldır destek veren Efes üstlenecek. Festivalde Türkiye’den, yapımı 2012–2013 sezonunda tamamlanmış filmlerin bir araya geldiği “Türkiye Sineması” bölümünde “Ulusal Yarışma”nın yanı sıra “Yarışma Dışı”, Belgeseller ve “Yeni Türkiye Sineması” başlıkları altında 31 film gösterilecek.

  • Altın Lale Ulusal Yarışma

Altın Lale Ulusal Yarışma Ödülü için yapımı 2012–2013 sezonunda tamamlanan Türkiye’den filmler yarışacak. “Ulusal Yarışma” jüri başkanlığını, Türkiye sinemasının usta yönetmenlerinden Tayfun Pirselimoğlu üstlenecek. Altın Lale Ulusal Yarışma Jürisi’nin diğer üyeleri ressam Komet, oyuncu Nihal Yalçın, Montpellier Uluslararası Akdeniz Filmleri Festivali Direktörü JeanFrançois Bourgeot ve Cine+Club, Classic&Star ve Famiz kanallarının direktörü Bruno Deloye. Jüri festivalde, En İyi Film, En İyi Yönetmen, Jüri Özel Ödülü, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu ve En İyi Özgün Müzik olmak üzere, toplam 9 dalda ödül verecek

Ulusal Yarışma” kategorisinde yer alacak filmler arasından jürinin seçeceği En İyi Film’e 150.000 TL, En İyi Yönetmen’e ise 50.000 TL ödül verilecek. İlk kez 2011 yılında para ödülüyle desteklenen Jüri Özel Ödülü bu yıl da en iyi ikinci filme verilecek. Onat Kutlar anısına verilecek bu ödülü kazanan filmin yapımcısına Efes tarafından 30.000 Amerikan doları takdim edilecek. Festivalde En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu seçilecek isimler 10.000er TL alacak. 32. İstanbul Film Festivali Altın Lale Ulusal Yarışma’da jüri ayrıca, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu ve En İyi Özgün Müzik dallarında da ödüller verecek.

Altın Lale Ulusal Yarışma’da ödül için bu yıl 10 film jüri karşısına çıkacak. Yarışmadaki 6 film dünya, 2 film ise Türkiye prömiyeri yapacak. Ulusal Yarışma” bölümünün filmleri şöyle:

–     Özür Dilerim / Cemil Ağacıkoğlu

–     Yozgat Blues / Mahmut Fazıl Coşkun

–     Saroyan Ülkesi / Lusin Dink

–     Kelebeğin Rüyası / Yılmaz Erdoğan

–     Köksüz / Deniz Akçay Katıksız

–     Karnaval / Can Kılcıoğlu

–     Hayatboyu / Aslı Özge

–     Sen Aydınlatırsın Geceyi / Onur Ünlü

–     Soğuk / Uğur Yücel

–     Devir / Derviş Zaim

  • Yarışma Dışı

Selim Evci’nin Rüzgarlar ve Osman Sınav’ın Uzun Hikâye filmleri festivalin “Yarışma Dışı” bölümünde izleyicilerle buluşacak.

  • Yeni Türkiye Sineması

İlk ya da ikinci filmini çeken yönetmenlerin yapıtlarının bulunduğu “Yeni Türkiye Sineması başlığında bu yıl Ömer Can’ın Toprağa Uzanan Eller, Deniz Çınar’ın İçimdeki Çember, Serhat Furtuna’nın Oyuncu, Dilek Keser ve Ulaş Güneş Kacargil’in Evdeki Yabancılar, Alpgiray M. Uğurlu’nun Uvertür ve Ömer Leventoğlu’nun Mavi Ring adlı filmleri izleyiciyle buluşacak.

  • Belgeseller

Festivalin Belgesel Danışma Kurulu’nun 40ın üzerinde başvuru arasından yaptığı seçki, “Türkiye Sineması”nın “Belgeseller” kuşağında gösterilecek.

Piran Baydemir’in Fecira, Caner Canerik’in Ot, Münir Alper Doğan’ın Böyle Söyledi Habip, Kemal Emir’in Zemo, Dilek Göçkin’in Bûka Baranê, Onur Günay ve Burcu Yıldız’ın Hasret-Garod, Hatice Kamer’in Annemin Pusulası, Cenk Örtülü ve Zeynep Koç’un İşkenceyi Gördük, Sami Solmaz’ın Savaşın Tanıkları, Somnur Vardar’ın Yolun Başında, Andrea Luka Zimmerman’ın Taşkafa, Bir Sokak Hikâyesi, Dieter Sauter’in Adieu İstanbul ve Ayşe Funda Aras’ın Gurbet Pastası belgeselleri, izleyiciyle ilk kez festival kapsamında buluşacak.

FIPRESCI ÖDÜLÜ

Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Birliği (FIPRESCI) bu yıl da İstanbul Film Festivali kapsamında ödül verecek. Festivalde Ulusal ve Uluslararası Yarışma’da yer alan birer filme FIPRESCI Ödülü takdim edilecek. Başkanlığını Hollanda’dan Dana Linssen’in yapacağı FIPRESCI Jürisi’nde Avustralya’dan Lesley Chow, İsveç’ten Jon Asp, Kanada’dan Guilhem Caillard ve Türkiye’den Berke Göl ile Burcu Aykar yer alacak.

RADİKAL GAZETESİ HALK ÖDÜLÜ

İKSV’nin medya sponsorlarından Radikal Gazetesi, İstanbul Film Festivali’nde her yıl olduğu gibi Ulusal ve Uluslararası Yarışma’da yer alan birer filme Radikal Halk Ödülü verecek. Radikal Halk Ödülü’nü alacak iki filmi, festival izleyicileri, festival sinemalarında yer alan Radikal kutularına oy atarak belirleyecekler. Oy kullananlar arasında çekilecek kura sonucunda çeşitli ödüller sahiplerinin olacak. Büyük ödülü kazanacak şanslı izleyici, Radikal Gazetesi’nin davetlisi olarak uluslararası bir film festivalini izlemek üzere yurtdışına gidecek,

SİNEMADA İNSAN HAKLARI:

AVRUPA KONSEYİ SİNEMA ÖDÜLÜ FACE

Avrupa Konseyi’nin katkılarıyla 7 yıl önce, yalnızca İstanbul Film Festivali kapsamında verilmeye başlayan Avrupa Konseyi Sinema Ödülü FACE (Film Award of the Council of Europe) bu yıl da, “Sinemada İnsan Hakları bölümündeki bir filme verilecek. İnsan hakları konusunda kamuoyunda duyarlılık ve bilinç yaratan, konunun öneminin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunan 11 filmin gösterileceği “Sinemada İnsan Hakları Bölümü”nden seçilecek filmin yönetmenine kapanış ve ödül töreninde Avrupa Konseyi’nden bir yetkili tarafından 10.000 avroluk para ödülü takdim edilecek. FACE Ödülü’ne Avrupa Konseyi’nin Avrupa sinema yapıtlarını destekleyen Eurimages Fonu da ortak.

FACE Jürisi’nin başkanlığını, geçen yıl CrulicThe Path Beyond / CrulicÖteki Tarafa Yolculuk adlı filmi ile İnsan Hakları Yarışması’nda Jüri Özel Ödülü alan Anca Damian üstlenecek. Jüride ayrıca, ödüllü belgesel yönetmeni Dan Setton, Eurimages Genel Sekreteri Roberto Olla ve Avrupa Konseyi İnsan Hakları ve Hukuki İşler Yönetmenliği Direktörü Philippe Boillat yer alıyor.

Sadece müzikleriyle değil politik duruşlarıyla da önemli bir yer edinmiş Grup Yorum’un yapımcılığını üstlendiği F Tipi Film, “Sinemada İnsan Hakları” bölümünde FACE Ödülü için yarışacak filmlerden. F tipi bir hapishanede geçen filmde Ezel Akay, Barış Pirhasan, S. Süreyya Önder, Aydın Bulut, Hüseyin Karabey, Reis Çelik, İnan Altın, Vedat Özdemir ve M. İlker Altınay, hapishanenin ayrı ayrı hücrelerinden birer hikâye anlatıyor.

FACE Ödülü için yarışacak bir diğer film, Ali Aydın’ın ilk filmi Küf. Karanlık ve ağır atmosferli Küf’te Ali Aydın, gözaltında kaybolan bir gencin ardından geride kalanların hikâyesini konu alıyor.

Anaïs BarbeauLavalette’nin senaryosunu yazıp yönettiği Inchallah / İnşallah, son Berlin Film Festivali’nde Panorama Özel Mansiyon Ödülü ve FIPRESCI Ödülü’ne layık görüldü. İnşallah, Batı Şeria’daki bir Filistin mülteci kampında, geçici bir klinikte kadın doğum uzmanı olarak çalışan Chloe’nin farklı kesimlerden tanıdıklarıyla birlikte savaşın etkisini hissedişini anlatıyor.

A World Not Ours / Dünya Bizim Değil, Lübnan’ın güneyindeki Aynül Hilva Filistin mülteci kampında birkaç nesil boyu orada kalan bir ailenin 20 yılını izliyor. Yönetmenliğini Mahdi Fleifel’in yaptığı ve Abu Dabi Film Festivali’nde En İyi Belgesel Ödülü kazanan filmde yönetmen, kendi ailesinin hem yakın hem mizah dolu portresini çiziyor,

Sovyet istilasının ardından Afganistan’dan Fransa’ya göçen yazar ve yönetmen Atiq Rahimi’nin Yeryüzü ve Küller’den sekiz yıl sonra çektiği The Patience Stone / Sabır Taşı’nda, otuzlarında güzel bir kadının, izbe bir odada baktığı felçli kocasına tek yönlü bir itirafta bulunuşunu anlatıyor.

“Sinemada İnsan Hakları” bölümünde gösterilecek ve FACE Ödülü için yarışacak filmlerden One Night / Bir Gece’nin yönetmeni Lucy Mulloy, festivalin konuğu olarak İstanbula gelecek. Film, üç Kübalı gencin Havana’dan Miami’ye kaçma maceralarını anlatıyor. Tribeca, Brasilia, Atina ve Stockholm’da ödüller kazanan filmin başrol oyuncuları Anailín De La Rúa De La Torre ile Javier Núñez Florián, filmde anlatıldığı gibi Amerika’ya iltica etmişler.

Srdan Golubovic’in, Sundance’de gösterilen Circles / Kesişen Hayatlar filmi, Bosna Savaşı’nda, Müslüman bir sivilin hayatını kurtarırken kendi hayatını tehlikeye atan Sırp askeri Aleksic’in gerçek hikâyesinden esinleniyor.

Kim Mordaunt’un Berlin Film Festivali’nde En İyi İlk Film Ödülü’nü kazanan filmi The Rocket / Roket de FACE Ödülü için yarışacak filmlerden. Laos’ta çekilen ilk uluslararası yapım olan Roket’te, lanetli olmadığını kanıtlamak için bir roket şenliğine katılarak dev bir füze yapan Ahlo’yu izliyoruz.

Berlin’de Gümüş Ayı’yı kazanan, Danis Tanovic’in An Episode in the Life of an Iron Picker / Bir Hurdacının Hayatı, hurda demir toplayarak hayatını zorlukla kazanan Nazif’in öyküsünü anlatıyor. 2001 yılında No Mans Land / Tarafsız Bölge filmiyle Oscar’ın sahibi olan Danis Tanovic’in filminde kendilerini oynayan amatör oyuncularından Nazif Mujic, Berlin’de En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandı. Filmin yönetmeni ve aynı zamanda yapımcılarından Danis Tanovic ile yapımcıları Cedomir Kolar ve Amra Baksic Camo, Köprüde Buluşmalar kapsamında düzenlenecek bir panelde konuşmacı olarak yer alacaklar. 9 Nisan Salı günü 11.00’da Salon İKSV’de düzenlenecek “Bütçesiz Film Yapmak Mümkün mü?” panelinde, bu düşük bütçeli filmin yapım sürecini anlatacaklar

FESTİVALDEN SEYFİ TEOMAN ANISINA:

SEYFİ TEOMAN EN İYİ İLK FİLM ÖDÜLÜ

CMYLMZ FİKİRSANAT DESTEKLİYOR

İstanbul Film Festivali’nde bu yıldan itibaren, erken yaşta kaybettiğimiz yönetmen ve yapımcı Seyfi Teoman anısına bir ödül verilecek. Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü’ne, festivalin Altın Lale Uluslararası ve Ulusal Yarışmaları’nın yanı sıra, “Türkiye Sineması” bölümünde yer alan “Yarışma Dışı” ve “Yeni Türkiye Sineması” kuşakları ile “Sinemada İnsan Hakları” bölümünde gösterilen Türkiye yapımı tüm ilk filmler aday olabilecek.

Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü’nü kazanan filmin yönetmenine Cem Yılmaz, CMYLMZ Fikirsanat aracılığı ile 30.000 TL takdim edecek. Ödülü beş yıl boyunca destekleyecek Cem Yılmaz, “sinemamızın değerli ismi Seyfi Teomanın adını yıllar boyunca anacak olmanın sevincini” yaşadığını belirtirken, “ilk filmlere ilham olacak nice genç, güzel fikirlere sahip her zaman genç sinemacılara destek, filmcinin öncelikli görevidir” diyor.

Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü’nün ilk yılki jürisinde yönetmen Emin Alper, oyuncu Saadet Aksoy ve Almanya’dan, sinema eleştirmeni Rudiger Suchsland yer alıyor.

Çok genç yaşta kaybettiğimiz Seyfi Teoman, gerek yönettiği, gerekse yapımcılığını üstlendiği filmlerle hem İstanbul Film Festivali’nde, hem de dünyanın belli başlı festivallerinde pek çok ödül kazanmıştı. Teoman, ilk filmi Tatil Kitabı’yla İstanbul Film Festivali Altın Lale Ulusal Yarışma’da En İyi Film Ödülü’nü almıştı. İkinci filmi Bizim Büyük Çaresizliğimiz de 61. Berlin Film Festivali’nde yarıştıktan hemen sonra İstanbul’da hem Ulusal, hem Uluslararası Yarışma’da yer almış ve Altın Lale Uluslararası Yarışma’da Jüri Özel Ödülü’nü kazanmıştı. Teoman’ın yapımcıları arasında bulunduğu, Emin Alper’in yönettiği Tepenin Ardı filmi de geçen yıl Altın Lale Ulusal Yarışma’da En İyi Film Ödülü’nü kazanmıştı. Seyfi Teoman, 14 Nisan 2012 akşamı Lütfi Kırdar’da Tepenin Ardı filminin yapımcısı olarak ödülü almak üzere sahneye çıktıktan iki gün sonra, 16 Nisan’da geçirdiği trafik kazasını atlatamayarak, üç haftalık yoğun bakım sürecinin ardından 8 Mayıs 2012’de aramızdan ayrıldı. İstanbul Film Festivali, Seyfi Teoman’ı En İyi İlk Film Ödülü ile her yıl anmaya devam edecek.

SEZONUN MERAKLA BEKLENENLERİ “AKBANK GALALARI”NDA

İstanbul Film Festivali’nin popüler bölümlerinden “Akbank Galaları”nda, geniş kitleye seslenen, yıldızları usta yönetmenlerle buluşturan, merakla beklenen filmlerin Türkiyedeki ilk gösterimleri yapılacak. Gösterimler Pazar hariç her gece 21.30 seansında Nişantaşı CityLife (Citys) sinemasında yapılacak.

Festivalin açılışında gösterilecek İspanyol yönetmen Pedro Almodovar’ın son yapıtı Im So Excited / Aklımı Oynatacağım, neredeyse tamamı uçakta geçen bir komedi filmi. Meksika’ya giden bir uçaktaki yolcular uçuş sırasında sorun yaşanınca son saatlerini geçirdiklerini düşünerek en gizli sırlarını birbirlerine anlatmaya başlarlar. Almodovar’ın “hafif, çok hafif bir komedi” olarak tanımladığı filmin başrollerini Carlos Areces, Raul Arevalo ve Javier Camara paylaşırken, Penelope Cruz ve Antonio Banderas da filme konuk oluyorlar.

“İntikam Üçlemesi”yle tanınan Koreli yönetmen Park ChanWook’un ilk Hollywood filmi Stoker / Lanetli Kan, genç bir kız, annesi ve amca olduğunu iddia eden gizemli bir adam arasındaki aşk üçgenini anlatıyor. Filmde Nicole Kidman, Albert Nobbs, Restless ve Jane Eyre gibi birçok filmde yıldızı parlayan Avustralyalı oyuncu Mia Wasikowska ve A Single Man / Tek Başına Bir Adam’daki performansıyla dikkat çeken Matthew Goode var. Prömiyerini Sundance’de yapan Lanetli Kan’ın senaryosu Prison Break dizisiyle ünlenen oyuncu Wentworth Miller’a ait. Park ChanWook, 2007 yılında 26. İstanbul Film Festivali’nin konuğu olarak İstanbul’a gelmişti.

Blue Valentine / Aşk ve Küller ile tanınan yönetmen Derek Cianfrance’nin son filmi The Place Beyond the Pines / Babadan Oğula, “Akbank Galaları”nın merakla beklenen filmlerinden. Drive / Sürücü filmindeki gibi yine direksiyonun arkasında karşımıza çıkacak Ryan Gosling’e filmde, Hangover / Felekten Bir Gece ve Silver Linings Playbook / Umut Işığım ile büyük hayran kitlesi edinen Bradley Cooper, Eva Mendes ve Ray Liotta eşlik ediyor.

Matt Damon ve John Krasinski’nin senaryosunu birlikte yazdığı, Berlin Film Festivali Özel Mansiyon Ödülü’nün sahibi Promised Land / Kayıp Umutlar”da Matt Damon yönetmen koltuğunu vakitsizlikten dostu Gus Van Sant’a devretti. Film, ABD’de yaşanan ekonomik krizin kasaba sakinlerini nasıl etkilediğini bir doğal gaz şirketinin tezgâhları üzerinden anlatıyor. Başrollerini yine Matt Damon, John Krasinski ve Frances McDormand’ın paylaştığı film başta Amerika olmak üzere, enerji politikalarının bütün dünyada yarattığı olumsuz etkilerin tartışılmasına yol açtı.

Tekerlekli sandalye ragbisini konu aldığı Murderball / Ölüm Oyunu belgeseliyle tanıdığımız yönetmen Henry Alex Rubin ilk kurmaca filmi Disconnect ile internetin günlük hayatımıza etkisini anlatıyor. Başrolünü Alexander Skarsgård’ın oynadığı, ilk gösterimi Venedik Film Festivali’nde yapılan film, hayatı internet yüzünden olumlu ya da olumsuz etkilenen karakterlerin kesişen öykülerini ele alıyor.

Sundance ve Berlin’de en çok konuşulan filmlerinden, Anne Fontaine’nin Two Mothers / Yasak Aşk’ı merakla beklenen gala filmlerinden. Başrollerini Robin Wright ile Naomi Watts’ın paylaştığı film, birbirlerinin oğulları ile aşk yaşayan iki kadın arkadaşın hikâyesini anlatıyor. Büyük tartışmalar yaratan film, aile ve ahlak kavramlarının çelişkilerini sergiliyor.

Ethan Hawke ile Julie Delpy’nin canlandırdıkları Jesse ve Celine çiftinin 24 saatlik ilk birlikteliklerini anlatan Before Sunrise / Gün Doğmadan ve çiftin aşkının Fransa’ya taşındığı Before Sunset / Gün Batmadan’ın ardından, serinin üçüncü filmi Before Midnight / Gece Yarısından Önce festivalde. 9 yıldır birlikte yaşayan Jesse ve Celine’nin Yunanistan tatilleri sırasında geçen filmin yönetmenliğini yine Richard Linklater üstleniyor. Başrol oyuncularından Ethan Hawke, filmi “acımasızca dürüst” olarak nitelendiriyor.

Yönetmenliğini ve senaristliğini François Ozon’un yaptığı In The House / Başka Bir Hayat, 16 yaşındaki Claude’nin, yazma yeteneğiyle birlikte keşfettiği gözlemciliğinin nasıl röntgencilik boyutuna geçtiğini anlatıyor. Başka Bir Hayat, 2012 San Sebastian En İyi Film, En İyi Senaryo ve 2012 Toronto FIPRESCI Ödülleri’nin sahibi. Oyuncu kadrosunda Fabrice Luchini, Kristin Scott Thomas ve Emmanuelle Seigner gibi yıldız isimler yer alıyor.

Yönetmenliğini Susanne Bier’in yaptığı Love Is All You Need / Sadece Aşk, aşk ve mizah dolu bir film. Kanser olduğunu öğreninceye kadar sıradan bir hayat süren bir kadın ile karısının ölümü yüzünden tüm dünyayı suçlayan dul bir adamın, çocuklarının düğünü için gittikleri İtalya’da tanışmasıyla başlayan film, aile, aşk ve mutluluğun gerçek değerini sorguluyor. Başrolleri Pierce Brosnan, Kim Bodnia ve Trine Dyrholm paylaşıyorlar.

The Perks Of Being A Wallflower / Saksı Olmanın Faydaları, yönetmen Stephen Chobsky’nin kendi çoksatan romanından sinemaya uyarladığı bir hikâye. Hayat boyu yanımızdan ayrılmayan dostları ele alan filmin başrollerinde Harry Potter”le tanıdığımız Logan Leman ve We Need to Talk About Kevin / Kevin Hakkında Konuşmalıyız filminin oyuncusu Ezra Miller yer alıyor. Saksı Olmanın Faydaları, komik ve dokunaklı bir ergen hikâyesi olmanın ötesinde, büyüme sürecinin gelgitli hallerini, kimlik sorunlarını, arkadaşlık, aile, ilişkiler ve cinsellik konularını da masaya yatırıyor.

Sinema klasikleri arasına giren Interview with the Vampire / Vampirle Görüşme’den 17 yıl sonra Neil Jordan Byzantium / Bir Vampir Hikâyesi ile karşımızda. Bu kez anne-kız vampirlerin hikâyesini anlatan Jordan’ın filmi iki yüz yıllık bir süreyi kapsıyor. Huzurlu bir balıkçı kasabasında geçen Bir Vampir Hikâyesi, bol kanlı ve melankolik atmosferiyle etkileyici, Gotik bir dönem filmi ve aynı zamanda şık ve çağdaş bir gerilim.

Yönetmen ve senarist David Gordon Green’in son filmi Prince Avalanche / Yolların Prensi, İzlanda filmi Either Way’ın Amerikan uyarlaması. Prömiyeri Sundance Film Festivali’nde yapılan, David Gordon Green’e Berlin’de En İyi Yönetmen Gümüş Ayı Ödülü’nü kazandıran Yolların Prensi erkek dostluğunu tamamen yenilikçi ve samimi bir biçimde irdeliyor.

Stéphane Osmont’un kitabından uyarlanan Capital / Kapital’de kapitalist sistemin içyüzü dünyanın en tanınmış politik film yönetmenlerinden CostaGavras tarafından gözler önüne seriliyor. Kapital, Avrupa’nın en büyük bankasının yeni yönetim kurulu başkanı olunca, kurul üyelerine “Yeni Robin Hood benim! Yoksullardan çalıp zenginlere vermeye devam!” açıklamasını yapan, para dünyasının efendisi haline gelen Marc Tourneuil’in önlenemez yükselişini konu alıyor. 7 Nisan Pazar günü Atlas sinemasında saat 13.30’da gerçekleştirilecek Kapital’in gösteriminden önce, CostaGavras’a festivalin Yaşam Boyu Başarı Ödülü sunulacak. Yönetmen aynı gün 16.00’da Akbank Sanat’ta, Alin Taşçıyan moderatörlüğünde bir sinema dersi de verecek.

ÖZEL GÖSTERİM: TÜRK KLASİKLERİ YENİDEN

İstanbul Film Festivali, Groupama sponsorluğunda altı yıl önce başlattığı Özel Gösterim: Türk Klasikleri Yeniden” bölümüyle Türkiye sinemasının önemli yapıtlarının yıllar sonra yenilenip sinema perdesinde tekrar gösterilmelerini sağlıyor.

Festival kapsamında gerçekleştirilecek özel gösterimde bu yıl Lütfi Ö. Akad’ın 1968 tarihli benzersiz melodramı Vesikalı Yarim, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Prof. Sami Şekeroğlu SinemaTV Merkezi tarafından restore edilerek izleyicilere sunulacak. Sait Faik Abasıyanık’ın Menekşeli Vadi adlı öyküsünden Safa Önal’ın senaryolaştırdığı filmin başrollerinde Türkan Şoray ve İzzet Günay yer alıyor

Sinemaseverler Groupama işbirliğiyle, daha önceki yıllarda Erden Kıral’ın 1979 yapımı Bereketli Topraklar Üzerinde, Lütfi Ö. Akad’ın 1949 tarihli Vurun Kahpeye, Atıf Yılmaz’ın 1978 tarihli Selvi Boylum Al Yazmalım, Memduh Ün’ün 1958 tarihli filmi Üç Arkadaş ve Halit Refiğ’in 1964 tarihli Gurbet Kuşları filmlerini restore edilmiş kopyalarından izleme şansı bulmuştu.

FESTİVALDE BU YILA ÖZEL BÖLÜMLER

  • Gerçek Mucizedir: Carlos Reygadas

Ünlü yönetmen Carlos Reygadas 32. İstanbul Film Festivali’nde! Festivalde yönetmenin tüm uzun metraj filmleriyle birlikte iki kısa filmi de gösterilecek. Festivalin konuğu olarak İstanbul’a gelecek Carlos Reygadas, festival kapsamında bir de sinema dersi vererek izleyicilerle buluşacak. 9 Nisan Salı günü 16.00’da Salon İKSV’de düzenlenecek sinema dersi, Sinema Dergisi moderasyonunda gerçekleştirilecek.

2012’de Cannes Film Festivali’nde Post Tenebras Lux / Karanlıktan Aydınlığa filmiyle En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazanan Reygadas, çağdaş Meksika sinemasının önde gelen yönetmenlerinden. Anlatım tarzı, mesafeli duruşu ve kendine özgü görsel yaklaşımıyla tanınan Carlos Reygadas, bu ülke sinemasının alışıldık kalıplarını kırmasıyla Meksikalı sinemacılar arasında usta olarak anılıyor.

Festivalde yönetmenin 2002 yapımı filmi Japan / Japonya, 2005 yapımı filmi Battle in Heaven / Cennette Savaş, 2007’de Cannes Film Festivali’nde Jüri Ödülü alan filmi Silent Light / Sessiz Işık ve yönetmene 2012’de yine Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazandıran son filmi Post Tenebras Lux / Karanlıktan Aydınlığa’nın yanı sıra kısa filmlerinden Max ve Prisonniers / Tutsaklar gösterilecek.

  • İstanbul Film Festivali ve İstanbul Bienali işbirliğiyle:

Ben Kentli-Vatandaş Değil miyim? Barbarlık, sivil uyanış ve şehir

32. İstanbul Film Festivali, Eylül’de başlayacak 13. İstanbul Bienali’yle özel bir işbirliği yapıyor. 13. İstanbul Bienali’nin ön etkinlikleri kapsamında hazırlanan, “Ben KentliVatandaş Değil miyim? Barbarlık, sivil uyanış ve şehir” başlıklı film programı, festival kapsamında izleyicilerle buluşacak. Küratörlüğünü Fulya Erdemci’nin yaptığı “Anne Ben Barbar mıyım?” başlıklı bienalin film programı, Fulya Erdemci’ye ek olarak Yeal Messer ve Gilad Reich’in küratörlüğü ile Ece Üçoluk’un asistan küratörlüğünde gerçekleştirilecek.

14 Eylül10 Kasım 2013 tarihleri arasında düzenlenecek bienalin kapsayıcı temasını, siyasi ve kamusal bir forum olarak kamusal alan fikrini sorgulamayı hedefleyen film programı, vatandaşlık/kentlilik, kamusal alan, demokrasi ve sanat gibi temalara odaklanan belgeseller, filmler ve video yapıtlarından oluşuyor. Neoliberal sistemin istikrarsızlaştırıcı gücüne ve barbarlık, aktivizm ve sivil katılım gibi kavramları yeniden tanımlayan bu sisteme verilen farklı tepkilere odaklanan film programında gösterilecek filmler farklı ekonomik modeller için öneriler, bir ütopya inşa etmek için taslaklar ve sivil hayalgücü araştırmaları konularına bakıyor.

Ben KentliVatandaş Değil miyim?” bölümünde gösterilecek filmler arasında The Exterminating Angel / Yokedici Melek (Luis Buñuel) ve Dont Touch the White Woman / Beyaz Kadına Dokunma (Marco Ferreri) gibi klasiklerin yanı sıra Tomorrow / Yarın (Andrey Gryazev) ve California Dreaming / Kaliforniya Rüyası (Bregtje van der Haak) gibi son dönemde çekilmiş çarpıcı belgeseller ile siyasetin şiirine odaklanan The Tower / Kule (Chto Delat) ve Dammi I Colori / Bana Renk Ver (Anri Sala) gibi video yapıtları yer alıyor.

Festival işbirliğiyle düzenlenecek 13. İstanbul Bienali Film Programı’nda, film gösterimlerinin yanı sıra “Ben KentliVatandaş değil miyim? Barbarlık, sivil uyanış ve şehir” başlıklı bir söyleşi de yer alıyor. 8 Nisan Pazartesi günü 16.00’da Pera Müzesi’nde, Fulya Erdemci ve Yael Masser moderatörlüğünde düzenlenecek söyleşiye konuşmacı olarak, programda gösterilen Foreigners out! / Yabancılar Dışarı! filminin yönetmeni Paul Poet ve belgesel yönetmeni Berke Baş katılacak

  • Kadın Hikâyeleri

Festivalin yeni bölümü “Kadın Hikâyeleri”nde güçlü kadın karakterlerin yer aldığı filmler yer alıyor.

Ernest Hemingway’ın, Variety dergisinin Umut Vaat Eden Oyuncu ilan ettiği torunu Dree Hemingway’ın rol aldığı Starlet / Genç Yıldız, 2012’nin en iyi bağımsız filmlerinden biri sayılıyor. Genç Yıldız, 21 ve 85 yaşındaki iki kadının kesişen yollarını anlatıyor. Prince of Broadway ve Take Out filmlerinin yönetmeni Sean Baker, “gerilla vérité” tarzını benimsediği filminde arkadaşlığın gerçek anlamını sorguluyor. Genç Yıldız Austin’de Jüri Özel Mansiyonu, Locarno Film Festivali’nde Genç Jüri Ödülü kazandı. İzleyiciler, Sean Baker ile gösterim sonrasında tanışma fırsatı bulacaklar

Parque vía’nın Meksikalı yönetmeni Enrique Rivero’nun ikinci filmi Mai Morire / Ölme yalnızlık, aile ve zamanın akışına dair ince ve gerçekçi bir film. Geçen yıl Roma’da En İyi Teknik ve Huelva’da Jüri Özel Ödülleri’ni kazanan film, babasının ölümünün ardından annesiyle birlikte olmak için doğduğu kasabaya dönen Chayo’nun, sevdikleri uğruna özgürlüğünü kaybetmesinin hikâyesini anlatıyor. Ölme özellikle muhteşem görüntüleri ve doğa ile iç içe geçen gelenekleri yansıtmasıyla büyük övgü topladı. Filmin yönetmeni Enrique Rivero, filminin gösterimine katılarak izleyicilerin sorularını yanıtlayacak.

Festival takipçilerinin Orlando, Yes / Evet ve Rage ile yakından tanıdıkları Sally Potter’in yazıp yönettiği Ginger and Rosa / Ginger ve Rosa, 1960’ların İngiltere’sinde iki genç kızın birbirine bağlılığını anlatıyor. Filmde Elle Fanning ve Alice Englert’e Alessandro Nivola, Annette Bening ve Timothy Spall’dan oluşan sağlam bir oyuncu kadrosu eşlik ediyor. Kişiliklerini arayan, ayrılmaz iki genç kızın yaşadıklarını ve Soğuk Savaş’ın onları nasıl etkilediğini konu edinen filmin özellikle müzikleri dikkat çekici.

Gerçek bir olaydan esinlenerek çekilen Our Children / Çocuklarım’ın yönetmeni Joachim Lafosse. Sağlıksız aile bağları üzerine çok katmanlı bir inceleme ve aşırı sevginin sonuçlarına dair bir analiz sunan filmin oyuncu kadrosunda Niels Arestrupe, Tahar Rahim, Stéphane Bissot gibi isimler yer alıyor. Emilie Dequenne de filmdeki performansıyla 2012’de Cannes Film Festivali’ndeki “Belli Bir Bakış” bölümünde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü aldı.

  • Edebiyattan Beyazperdeye

Hikâyeleri ve kahramanlarıyla ilgi çeken kitaplardan uyarlanan filmlerin yer aldığı, festivalin en kıdemli bölümlerinden “Edebiyattan Beyazperdeye” bu yıl yeniden canlanıyor.

Yönetmenliğini ve senaristliğini Sergei Loznitsa’nın yaptığı In The Fog / Sislerin İçinde, barbarlık, insanlık onuru ve savaşı konu alıyor. 1942’de SSCB’nin batı sınırı Nazi işgali altındadır ve hainlik yaptığı iddiasıyla demiryolu işçilerinden biri direnişçiler tarafından cezalandırılmak üzere ormana götürülür; ormanda pusuya düşürüldüklerinde işçi ahlaki bir karar vermek zorunda kalır. Sislerin İçinde, 2012’de Cannes Film Festivali’nde FIPRESCI Ödülü, Minsk’de Büyük Ödül, Odessa ve Erivan’da En İyi Film ve Cottbus’ta En İyi Erkek Oyuncu Ödülleri’ni aldı.

Nisan 2012’de hayatını kaybeden Fransız Yeni Dalga’sının büyük yönetmeni Claude Miller’in son başyapıtı Thérèse Desqueyroux, François Mauriac’ın 1927’de yayımlanan romanının uyarlaması; çağına göre ileri fikirleri taşra ahlakıyla çelişen Thérèse Desqueyroux’nun hem evliliğini kurtarma, hem de hayatı doya doya yaşama çabasının hikâyesi. Cannes Film Festivali’nin kapanış filmi olarak gösterilen son filminde yönetmen Miller, geleneksel aile değerlerine sıkışıp kalmış bir insanı kadın hakları mücadelesi, özgürleşme ve cinsel serbestlik kavramları üzerinden anlatıyor.

Henry James’in 1897’de yayımlanan aynı adlı romanından günümüze uyarlanan What Maisie Knew / Arada Kalan, altı yaşındaki bir çocuğun, ebeveynlerinin boşanması sırasında annesiyle babası arasında kalarak yaşadığı sarsıntıyı konu alıyor. Filmin oyuncu kadrosu Julianne Moore, Steve Coogan, Onata Aprile, Alexander Skarsgard ve Joanna Vanderham gibi isimlerden oluşuyor.

Usta yönetmen Lasse Hallström’ün Salmon Fishing in the Yemen’in hemen ardından çektiği The Hypnotist / Hipnozcu, Lars Kepler’in aynı adlı romanından uyarlama bir gerilim-polisiye. Acımasız bir katilin bütün bir aileyi yok ettiği katliamdan kurtulan evin küçük oğlunun, kayıp kız kardeşini arayışını anlatan bu nefes kesen filmin oyuncu kadrosunda Lena Olin, Mikael Persbrandt ve Tobias Zilliacus yer alıyor.

Victor Hugo’nun aynı adlı romanından uyarlanan LHomme qui rit / Gülen Adam, “Edebiyattan Beyazperdeye” bölümünün ilgi çekecek filmlerinden. JeanPierre Améris’in uyarlayıp yönettiği bu şiirsel ve siyasal dramın başrollerini Gérard Depardieu ve C.R.A.Z.Y filminden hatırlanacak MarcAndré Grondin üstleniyor. Prömiyeri Venedik Film Festivali’nde yapılan filmin yönetmeni Améris, festival kapsamında İstanbul’da olacak.

Anthony Bruno’nun gerçek olaylardan esinlenerek yazdığı, aynı adlı kitaptan uyarlanan The Iceman / Katil’in yönetmeni Ariel Vromen. Film, acımasız bir tetikçi ve aynı zamanda mazbut aile babası Richard Kuklinski’yi, çocukluğundan çete günlerine ve tutuklanışına dek izliyor. Katilin güçlü kadrosunda Take Shelter / Sığınak filmindeki oyunculuğu çok beğenilen Michael Shannon’un yanı sıra Winona Ryder, Chris Evans, James Franco, Stephen Dorff ve David Schwimmer gibi yıldız isimler yer alıyor.

Bölümün merakla izlenecek filmlerinden biri de, The House of the Spirits / Ruhlar Evi’nin ünlü yönetmeni Bille August’un son filmi Night Train to Lisbon / Lizbona Gece Treni. Kadrosunda, başroldeki Jeremy Irons’un yanı sıra, Christopher Lee gibi sürpriz bir ismin de yer aldığı film, 1970’lerin faşist Salazar Lizbon’unda geçen bir arkadaşlık, ihanet, baskı ve devrim hikâyesi. Yönetmen Bille August, filmin festivaldeki gösteriminde izleyicilerle buluşmak ve soruları yanıtlamak için İstanbulda olacak.

FESTİVALİN VAZGEÇİLMEZLERİ

  • Dünya Festivallerinden

Sabah Gazetesi sponsorluğundakiDünya Festivallerinden” bölümü, festival izleyicilerine 20’ye yakın tanınmış yönetmenin saygın festivallerde gösterilen, çoğu ödüllü son yapıtlarından örnekler sunacak.

Metot oyuncusu olarak ün yapmış, Oscar Ödüllü efsane aktör Dustin Hoffman, Quartet / Dörtlü filmiyle ilk kez yönetmen olarak karşımıza çıkacak. Oyuncu kadrosunda Maggie Smith, Tom Courtenay ve Billy Connolly gibi isimlerin yer aldığı Dörtlü, yakın arkadaş olan dört eski opera sanatçısının bir araya gelerek yeni bir konsere hazırlanmalarını anlatıyor. Altın Küre adayı olan, ilk gösterimi Toronto’da yapılan filmin senaryosunda ünlü oyun yazarı Ronald Harwoodun imzası var.

Hindistan’da olay yaratan Gangs of Wasseypur / Wasseypur Çeteleri, hem Bollywood, hem gangster filmi meraklılarını memnun edecek. Maden kasabası Wasseypur’un kontrolünü ele geçiren Khan Ailesi’nin 70 yılı aşan güç, suç ve intikam öyküsü, ailenin Bollywood sinemasına olan ilgisi sayesinde bambaşka bir görünüm alıyor. Yönetmenliğini Anurag Kashyap’ın üstlendiği, toplam 320 dakika uzunluğunda, iki bölüm halinde gösterilecek film ilk kez Cannes Film Festivali’nde “Yönetmenlerin On Beş Günü” bölümünde izleyici karşısına çıktı.

At Any Price / Ailem İçin, bir baba-oğul ilişkisini anlatırken şehirleşme, rekabet ve sanayileşme gibi olgulara değiniyor. Yönetmenliğini, Roger Ebert tarafından “son on yılın en iyi yönetmeni” sözleriyle övülen İran asıllı Ramin Bahrani’nin yaptığı Ailem İçin’in ilk gösterimleri Venedik ve Toronto Film Festivalleri’nde yapıldı. Heather Graham’ın da kadroda yer aldığı filmde baba ve oğlu Dennis Quaid ile Zac Effron canlandırıyorlar.

Andrzej Jakimowski’nin, 2007 yapımı bol ödüllü popüler filmi Tricks’i izleyen üçüncü yapıtı Imagine / Hayallerin Ötesinde sinemaseverleri, dünyayı algılama yollarının keşfine çıkarıyor. Geçen yıl Varşova Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ve İzleyici Ödülleri’ni kazanan film, Lizbon’da görme engellilere hizmet veren bir klinikte eğitmen olarak işe başlayan ve hastalara alışılmadık yöntemlerle oryantasyon eğitimi veren Ian’ın hikâyesini anlatıyor. Andrzej Jakimowski, filminin festivaldeki gösteriminde bulunacak.

Yönetmen Fernando Trueba ve efsanevi Fransız senarist JeanClaude Carrière, The Artist And The Model / Sanatçı ve Modeli filmiyle hayata yeni adım atan genç bir kadın ile son günlerini yaşadığını hisseden yaşlı heykeltıraş arasındaki hoş bir ilişkiyi, yaşam ve ölümü, gençlik ve yaşlılığı anlatıyor. 2012’de San Sebastian’da En Iyi Yönetmen Ödülü alan film 1943’te, işgal altındaki Fransa’daki küçük bir kasabada geçiyor.

2012 Cannes Film Festivali’nin kapanış filmi Renoir, ressam Pierre-Auguste Renoir ile müstakbel film yönetmeni oğlu Jean Renoir’in öyküsü. Gilles Bourdos’un yönettiği filmde savaşta yaralanınca iyileşmek için babası Auguste Renoir’in yanına giden ve babasının göz ağrısı Andrée’nin büyüsüne kapılan Jean’ın nasıl sinemacıya dönüştüğü anlatılıyor. Filmin yönetmeni Gilles Bourdos, festivalin konuğu olarak İstanbula gelecek isimlerden.

Daniel Algrant imzalı Greetings From Tim Buckley / Tim Buckleyye Sevgilerle, kendi kuşaklarının efsanevi müzisyenlerinden baba-oğul Tim ve Jeff Buckley’in hiç kesişmeyen yollarının hikâyesini anlatıyor. Gerçek olaylardan ilham alan filmde, Tim Buckley anısına düzenlenecek konserde sahne alması istenen Jeff Buckley, konser hazırlığı sırasında New York sokaklarında geçmişe doğru bir yolculuğa çıkar ve hiçbir zaman barışamadığı geçmişi, kökleri ve babasının müziğiyle tanışır. Tıpkı babası gibi trajik bir ölümle aramızdan ayrıldığında ondan sadece iki yaş büyük olan Jeff Buckley’i Gossip Girl dizisinde oynadığı Dan Humphrey karakteriyle ünlenen Penn Badgley canlandırıyor.

Yönetmen Chang JungChi’nin ilk uzun metraj filmi Touch of the Light / Kalbimdeki Işık, görme engelli Tayvanlı piyano dehası Huang YuSiang’ın gerçek yaşam öyküsüne dayanan bir aşk hikâyesi. Filmde kendini canlandıran Siang’ın, üniversite çağına geldiğinde gerçek dünyaya adım atarak gören öğrencilerle birlikte kendi yolunu çizmeye çalışması anlatılıyor. Busan’da İzleyici Ödülü kazanan bu umut dolu, dokunaklı dram Tayvan’ın Oscar adayıydı.

İskandinavya’nın en iddialı prodüksiyonlarından Kontiki, Amerika’daki insanların 1500 yıl önce deniz yoluyla Polinezya’ya gelerek koloniler kurdukları teorisini ispatlamaya çalışan Norveçli kaşif Thor Heyerdahl’ın, 1947’de birbirini hiç tanımayan deneyimsiz beş adamla bir sal üzerinde çıktığı 8000 kilometrelik deniz yolculuğunu anlatıyor. Çekimleri Maldivler, Malta, Norveç, İsveç, Tayland, Bulgaristan ve New York’ta yapılan, Joachim Rønning ve Espen Sandberg’in yönetmenliğini üstlendiği Kontiki, 16,6 milyon dolarlık bütçesiyle Norveç sinema tarihinin en pahalı yapımı. Ülkesinde gişe rekorları kıran bu nefes kesici azim öyküsü, bu yıl Yabancı Dilde En İyi Film dalında Oscar adayı olmuştu.

Yönetmenliğini Malgoska Szumowska’nın yaptığı ve Berlin’de Teddy Ödülü kazanan In The Name Of / …Adına, memleketi Polonya’da özellikle din ve cinsellik konularında büyük tartışmalara yol açtı. Film, küçük bir kasabaya atanan genç bir rahibin eşcinsel ilgileri yüzünden suçlanışının hikâyesi. Altın Lale Uluslararası Yarışma’nın bu yılki jüri üyelerinden yönetmen Malgoska Szumowska ve filmin oyunculardan Mateusz Kosciukiewicz, filmin festivaldeki gösterimine katılacaklar.

Prömiyeri, Şubat ayında düzenlenen Berlin Film Festivali’nde yapılan ve festivalden Altın Ayı ile FIPRESCI Ödülleri’yle dönen Child’s Pose / Çocuk Pozu, “Dünya Festivallerinden” bölümünde gösterilecek merakla beklenen filmlerden. Calin Peter Netzer’in, Maria ve 29. İstanbul Film Festivali’nde gösterilen Medal of Honor / Şeref Madalyası filmlerinin ardından çektiği bu son filmi, bir anne ve oğlun hikâyesini heyecan verici, ve mizahî bir dille anlatıyor.

  • NTV Belgesel Kuşağı

İstanbul Film Festivali’nin belgeseller bölümünün sponsorluğunu bu yıl da NTV üstlenecek.

En İyi Belgesel dalında Oscar’ın yanı sıra, Sundance’de İzleyici Ödülü ve Jüri Özel Ödülü, Tribeca, Moskova, Atina, Durban ve Los Angeles’te En İyi Belgesel ve İzleyici Ödülleri’ni kazanan Searching for Sugarman / Bir Şarkının Peşinde, festivalin en ilginç filmlerinden. Müzik aşkını, sözleri ruha işleyen şarkıların uyandırdığı tutkuyu ele alan, Malik Bendjelloul’un yönettiği bu film, 60’lar sonunda Detroit’te bir barda keşfedilişinin ardından kendisinden yıllar boyu haber alınamayan müzisyen Rodriguez’in izini sürüyor.

Leviathan, insanoğlunun en eski mücadelesi olan balıkçılığı hem balıkçı hem de avın gözünden, şimdiye dek izlediğimizden çok farklı şekilde anlatıyor. İplere bağlı düzinelerce kamera kullanılan filmin senaryo yazarı, yönetmeni, kurgucu ve yapımcıları, antropolog, bilim insanı, sanatçı ve sinemacı Véréna Paravel ile Harvard Üniversitesi’ndeki Duyusal Etnografya Laboratuvarı Yöneticisi Lucien CastaingTaylor.

Bölümün öne çıkanlarından bir diğeri ünlü performans sanatçısı Marina Abramovic ile yenilikçi tiyatro yönetmeni Robert Wilson’un 2011’deki birlikteliğinden doğan Bob Wilsons Life and Death of Marina Abramovic / Marina Abromovicin Yaşamı ve Ölümü. Giada Colagrande’nin yönetmenliğini üstlendiği belgeselde, Abramovic’in deneysel opera türünde yeniden kurgulanan yaşam öyküsünün anlatılışında Robert Wilson’a Abramovic’in yanı sıra şarkıcı ve besteci Antony Hegarty ve oyuncu Willem Dafoe eşlik ediyor. Abramovic’in 2010 yılında MoMa’da yaptığı performansı anlatan belgesel Marina Abramovic: The Artist Is Present / Marina Abramoviç: Sanatçı Aramızda geçen yıl yine festival kapsamında gösterilmişti.

Oscar Ödüllü sinemacı Alex Gibney, 200’den fazla işitme engelli çocuğu taciz eden rahip Lawrence Murphy’nin hikâyesinden yola çıkarak günümüzün dehşet verici skandallarından birini Mea Maxima Culpa: Silence In The House of God / Madonna Ağlıyor filminde belgeliyor. ABD’de rahiplerin cinsel tacizine yönelik, bilinen ilk halk protestosunu araştıran Gibney, Katolik Kilisesi’nin gücünü nasıl kötüye kullandığını, Milwaukee’den başlayarak İrlanda ve İtalya’daki kilise korolarına, Vatikan’da Papalık makamından henüz istifa eden Kardinal Ratzinger’e uzanan örtbas ve milyon dolarlık tazminatlar zincirini ortaya koyuyor.

Dünyanın en gizli kapaklı ve belki de en çok tartışılan örgütlerinden birinin kendi yöneticileri tarafından ifşa edildiği The Gatekeepers / Bekçiler, hem İsrail hem de Ortadoğu siyasetinin içyüzünü aydınlatıyor. İsrail gizli servisi Şin Bet’in altı eski müdürünün icraatlarını, kararlarını ve başlıca olayların arka planını kendi ağızlarından anlattıkları belgesel, geçen yıl Los Angeles ve New York Film Eleştirmenleri Birlikleri’nin En İyi Belgesel Film Ödülleri’ni kazandı. Yönetmenliğini Dror Moreh’in üstlendiği, Errol Morris’in The Fog of War’ından esinlenen film En İyi Belgesel dalında Oscar’a da aday gösterildi. Film İsrail’de büyük tartışmalara yol açtı.

Arıların peşine düşen yönetmen Markus Imhoof, More Than Honey / Baldan Acı filmiyle izleyenleri arıların dünyasına götürerek insanoğlunun geleceğine dair karanlık bir öngörüyle karşımıza çıkıyor. Albert Einstein’in “Arılar yok olup giderse insanlık sadece dört yıl ayakta kalır” sözünden yola çıkarak artık endişelenme vakti geldiğini düşünen Imhoof, filminin festivaldeki gösterimine katılarak izleyicilerin sorularını yanıtlayacak.

Tom Donahue’nin yönettiği, yaptıkları seçimlerle Hollywood’u yeniden tanımlayan sinemanın vazgeçilmezleri, kast direktörlerini anlatan Casting By / Oyuncu Seçimi tabuları yıkan Marion Dougherty ve Lynn Stalmasyer gibi mesleğin öncüleriyle, Al Pacino, Jeff Bridges, Robert Redford, Woody Allen, Diane Lane, Morgan Freeman, Warren Beatty, Glenn Close, Channing Tatum, Gabourey Sidibe, George Lucas ve Bette Midler gibi bugün efsane olmuş isimlerle yapılan röportajları bir araya getiriyor.

Becoming Traviata / Traviata ve Biz izleyenleri çok özel bir kadınla, hem sanat yapıtı hem de bir efsane olan, Verdi’nin trajik kahramanı La Traviata’yla tanıştırıyor. Philippe Béziat’ın yönetmenliğini yaptığı film dünyaca ünlü Fransız soprano Natalie Dessay’ı 2011 ilkbaharında, iki ay boyunca Jean-François Sivadier yönetiminde ilk provalardan galada sahne alışına kadar izliyor.

Müzik tutkunlarının kaçırmaması gereken filmlerden Sound City, müzik tarihine Nirvana ve Foo Fighters gruplarıyla ismini yazdırmış ünlü müzisyen Dave Grohl’un ilk yönetmenlik denemesi. Dave Grohl, Sound City’de Amerika’nın efsanevi fakat pek tanınmayan kayıt stüdyosu Sound City’ye vefa borcunu ödüyor. Film, 70’ler, 80’ler ve 90’larda Fleetwood Mac, Neil Young, Stevie Nicks, Tom Petty, Metallica, Nirvana gibi isimlerin albümlerine ev sahipliği yapan Sound City’nin hikâyesini, stüdyoyu yakından tanıyan müzisyenlerin ağzından aktarıyor.

Bölüm kapsamında gösterilecek bir diğer film, Free Radicals: A History of Experimental Film / Bir Deneysel Sinema Tarihi. Festival kapsamında, avangart ve deneysel sinemanın tarihini gözler önüne seren bu filmin yönetmeni Pip Chodorov ile yazar, editör, festivalci ve sinemacı HeinzPeter Schwerfel bir söyleşide bir araya gelecekler. 5 Nisan Cuma günü 16.00’da Akbank Sanat’ta gerçekleştirilecek “Serbest Radikaller Deneysel Sinema Üzerine Bir Söyleşi”nin moderatörlüğünü Lara Kamhi üstlenecek.

  • Antidepresan

İlk kez 2010 yılında 29. İstanbul Film Festivali’nde özel bölüm olarak yer alan ve kısa sürede festivalin vazgeçilmezlerinden olan “Antidepresan”, SinemaTV sponsorluğunda izleyicilerle buluşuyor.

Goodbye Lenin’in yardımcı yönetmenliğini yapan, reklam ve müzik filmleri yönetmeni Jan Ole Gerster’in ilk uzun metraj filmi Oh Boy / Eyvah melankoliyle mizah arasında gidip gelen bir kent hikâyesi. Hayatı akışına bırakarak yaşamaya çalışsa da sürekli tökezleyen Berlinli Niko’nun komik ve hüzünlü yaşamını anlatan film, geçen yıl, Oldenburg Alman Bağımsızlık Ödülleri’nde En İyi Alman Filmi, Üstün Oyunculuk ve İzleyici Ödülleri’nin yanı sıra Münih Genç Alman Sineması Ödülü’nün de sahibi oldu.

Festivalde geçen yıl “Geceyarısı Çılgınlığı” bölümünde gösterilen Kill List’in yönetmeni Ben Wheatley, bu yıl Sightseers / Garip Turistler adlı kara komedisiyle yeniden festival seyircisiyle buluşuyor. İngiltere’nin Göller Bölgesi’ni karavanlarıyla boydan boya dolaşan katil çiftin komik, şiddet ve kan dolu tatilini anlatan filmin başrollerini Alice Lowe ve Steve Oram paylaşıyor.

Moonrise Kingdom’un senaristi Roman Coppola’nın yazıp yönettiği ve yapımcılığını üstlendiği A Glimpse Inside The Mind Of Charles Swan III / Erkek Aklı, aybedilmiş aşklar, dostluk ve intikam hayalleriyle işlenmiş eğlenceli bir komedi. İnsan birini hem sevip hem de ondan nefret edebilir mi? Bu çılgın komedide Charlie Sheen, başarılı grafiker Charles olarak karşımıza çıkıyor.

Mika Kaurismäki’nin son filmi Road North / Kuzeye Giden Yol, birbirinden uzak düşen baba ile oğlun izini süren, hem dokunaklı hem de komedi unsurları barındıran bir yol filmi. St. Petersburg’da İzleyici Ödülü alan Kuzeye Giden Yol filminde Finlandiya’nın önde gelen film ve müzik ikonlarından VesaMatti Loiri ve Samuli Edelmann rol alıyor.

I Give It A Year / Bu Aşk Fazla Sürmez, Sacha Baron Cohen’in Borat ve Bruno’nun senaryolarını birlikte yazdığı Dan Mazer’in son filmi. Romantik komedilerin bittiği noktada başlayan bu hareketli film olabilecek en uyumsuz çiftin, Josh ve Nat’ın evliliklerinin ilk yılını komik bir dille anlatıyor.

  • Mayınlı Bölge

İstanbul Film Festivali’nin ilgiyle beklenen bölümlerinden, Malezya Havayolları’nın sponsorluğundakiMayınlı Bölge”de farklı tür ve anlatım teknikleriyle sınırları zorlayan, yaklaşımları ve teknik özellikleriyle tekinsiz yerlerde dolaşan 10 film gösterilecek.

Dog Days / Zor Günler, ImportExport gibi ödüllü filmlerin ve State of the Nation / Ulusun Hali gibi belgesellerin tartışmalı yönetmeni Ulrich Seidl’in, aynı aileden üç kadının çıktığı üç farklı tatilde kendi cennetlerini aramalarını anlatan “Cennet Üçlemesi”nin tümü festivalde gösterilecek. İlk film, cennetin dünyevi aşkta olduğuna inanan ve genç bir sevgili bulmak için Kenya’ya giden Teresa’yı anlatan Paradise: Love / Cennet: Aşk. İkinci film Paradise: Faith / Cennet: İnanç, Teresa’nın, Venedik’te kapı kapı gezerek misyonerlik yapan, dindar kız kardeşi Anna Maria’yı anlatıyor. Son film Paradise: Hope / Cennet: Umut ise, Teresa’nın, tatilini zayıflama kampında geçiren kızının hikâyesine odaklanıyor. Bu üç film sırasıyla Cannes, Venedik ve Berlin Film Festivalleri’nde yarışmalı bölümde gösterilmişti.

Khadak ve Altiplano’nun yaratıcıları Peter Brosens ve Jessica Woodworth’un son filmi The Fifth Season / Beşinci Mevsim tüyler ürpertici bir kıyamet hikâyesi. Küçük bir Fransız köyüne bahar gelmeyince köyün yaşadığı panik ve kaos hali, büyük bir umutsuzluk fonunda ve olağanüstü görüntüler eşliğinde anlatılıyor. İlk gösterimleri Venedik ve Toronto’da yapılan Beşinci Mevsim, Venedik’te Genç Sinema, Yeşil Damla Ekoloji, Valladolid’de Jüri Özel, Gençlik Jürisi ve FIPRESCI Ödülleri’ni kazandı. Yönetmenlerden Peter Brosens, festivalin konuğu olarak İstanbul’a geliyor.

2010 yılında Uncle Boonmee filmiyle Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanarak büyük ses getiren Taylandlı yönetmen, video sanatçısı Apichatpong Weeresethakul’un son filmi Mekong Hotel, gerçek ile kurmaca arasında gidip gelen, bu dünyadan öbür dünyaya geçiş yapan bir duygu ve düşünce egzersizi. Sinema dünyasının son zamanlardaki en kendine has seslerinden Weeresethakul, filmde vampiri andıran anne ile kızı ve genç âşık ile Mekong Nehri arasındaki bağı özgün tarzıyla anlatıyor. Mekong Hotel aynı zamanda, Weeresethakul’un 2002’de hazırladığı, ancak yüksek bütçesi yüzünden çekemediği Ecstasy Garden projesi için ekibiyle yaptığı provayı da ekrana aktarıyor. Weeresethakul, 2001’de İstanbul Bienali’ne de sanatçı olarak katılmıştı.

2012’de Tallinn’de En İyi Yönetmen ve Venedik’te Eşcinsel Aslan Ödülleri’ni kazanan Weight / Yük’te morgda çalışan, hayattan umudu kesmiş, doğuştan kambur levazımatçı Jung’un öyküsü anlatılıyor. Sert sahneleriyle Venedik Film Festivali’ndeki ilk gösteriminde sansasyona yol açan Yük, yönetmen Jeon KyuHwan’un sözleriyle “insanların bir yük gibi taşıdıkları yaşamın ağırlığı üzerine grotesk bir fantezi.”

Romantik, yoğun, canlı ve büyüleyici Upstream Color / Gizli Kimya, 2013 yılının merakla beklenen filmlerinden. Sundance’nin ardından, uluslararası prömiyeri Şubat ayında Berlin’de yapılan filmin yönetmeni Shane Carruth, 2004 yılında çektiği bir önceki filmi Primer / Kapsül ile Sundance’de Jüri Büyük Ödülü’nü kazanmıştı. Yönetmenin bu yeni filminde, insanoğlunun kökenlerini ve aşkın entrikalarını irdeleyen karmaşık bir aşk hikâyesi anlatılıyor.

  • Yeni Bir Bakış

Nescafe Gold’un sponsor olduğu Yeni Bir Bakış” bölümünde, ilk ya da ikinci filmleriyle dünya sinema endüstrisinin dikkatini üzerlerine çeken genç yönetmenlerin filmleri izleyicilerle buluşacak.

Geçen yıl Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış Ödülü’nü alan After Lucia / Luciadan Sonra, ilk filmi Daniel ve Ana ile yakaladığı başarıyı sürdüren 1979 doğumlu Meksikalı yönetmen Michel Franco’nun ikinci yönetmenlik denemesi. Meksika’nın Oscar adayı Luciadan Sonra, bir trafik kazası sonucu eşini kaybeden Roberto ile kızının, yeni bir başlangıç yapmak üzere taşındıkları Meksiko’da yasla başa çıkma ve büyük şehre ayak uydurma çabalarını anlatıyor.

İlk gösterimlerini Venedik ve Toronto Film Festivalleri’nde yapan A Hijacking / Fidye, Hint Okyanusu’ndaki yük gemisi MV Rozen’in Somalili korsanlar tarafından kaçırılışını ve mürettebatın rehin alınışını anlatıyor. Submarino ve The Hunt / Onur Savaşı filmlerinin başarılı senaristi Tobias Lindholm’un ikinci filmi Fidye’nin oyuncu kadrosunda Amalie Ihle Alstrup, Johan Philip Asbæk ve Ole Dupont yer alıyor. Filmin çekildiği MV Rozen, daha önce gerçekten açık denizde korsanlar tarafından kaçırılan bir gemi. Kadroda arabulucuyu oynayan Gary Skjoldmose Porter gerçek hayatta da kaçırılan bir gemide rehin düşmüş ve arabuluculuk yapmış.

Çağdaş Habil-Kabil hikâyesi A Respectable Family / Saygın Bir Aile, belgeselci yanıyla tanınan Massoud Bakhshi’nin son kurmaca filmi. Yönetmen Bakhshi, 1979 İslam Devrimi sonrasındaki çocukluğundan, savaş yıllarındaki gençliğinden ve günümüz Tahran’ındaki deneyimlerinden yola çıkarak hazırladığı filmini Batı’da yaşayan İranlı bir akademisyen üzerinden anlatıyor.

Peddlers / Hamallar, Bollywood’a alternatif yeni bir Hindistan sinemasının en iyi örneklerinden. Filmin yönetmeni ve senaristi Vasan Bala filminin eksik kalan bütçesini Facebook’tan tamamlamasıyla Hindistan bağımsız sineması için umut ışığı yaktı. Hamallar, başıboş yetim Mac, cinsel sorunları olan polis memuru Ranjit ve kanser tedavisi için uyuşturucu işine giren eski öğretmen Bilkis’in kesişen hayatlarını konu alıyor. Bombay sokaklarında geçen bu karanlık suç filmi 2012 Cannes’da Eleştirmenler Hafta’sında gösterildi.

Filistinli yönetmen Annemarie Jacir’in filmi When I Saw You / Seni Gördüğümde, Şubat ayında düzenlenen Berlin Film Festivali’nde NETPAC Ödülü’ne layık görüldü. Jacir’in Salt of This Sea / Bu Denizin Tuzu’nun ardından çektiği bu ikinci filmi 1967 yılında, Filistinli mültecilerin yerleştiği bir kampta geçiyor ve 11 yaşında, başına buyruk bir çocuğun özgürlük peşinde babasını arayışını konu alıyor. Huffington Post Seni Gördüğümde’yi “son derece dokunaklı sinemasal bir şiir” sözleriyle övdü.

Geçen yıl Selanik Film Festivali’nde En İyi Senaryo, İzleyici ve Jüri Özel Ödülleri’ni alan Epilogue / Son, festivalin “Yeni Bir Bakış” bölümünün merak uyandıracak filmlerinden. Amir Manor’un ilk uzun metraj filmi, yaşlı bir çiftin mahrem portresini çizerken tüketim ve bürokrasi çarkları içinde yabancılaşmış ve körelmiş İsrail toplumunu da eleştiriyor. Haneke’nin büyük ses getiren Amour / Aşk filmine benzetilen Son’un senarist ve yönetmeni Amir Manor, festivalin konuğu olacak.

Müzik tutkunlarının kaçırmaması gereken filmlerden Gimme the Loot / Malları Ver, soul müzik, hip hop ve grafiti dünyasının nefes kesici bir bileşimiyle yola çıkan yönetmen Adam Leon’un ilk uzun metrajı. Austin SXSW festivalinde En İyi Kurmaca Film Ödülü’nü alan Malları Ver, grafiti sanatçısı bir çiftin hikâyesini anlatıyor.

  • Geceyarısı Çılgınlığı

Uyarıcı filmleri uykuya tercih edenlerin dört gözle beklediği geleneksel “Geceyarısı Çılgınlığı” bölümünün sponsoru tv2. Festival boyunca cuma ve cumartesi geceleri 24.00 seansında gösterilecek filmler izleyicilerin uykusuna mal olacak.

Bölümün kaçırılmayacak filmlerinden biri hiç kuşkusuz 26 farklı yönetmenin çektiği 26 farklı ölüm hikâyesinden oluşan The ABCs of Death / Ölümün Alfabesi. İlk gösterimi Toronto’da yapılan bu çılgın film, on beş ülkeyi kapsayan prodüksiyonu, Ben Wheatley, Jorge Michel Grau ve Xavier Gens gibi dünyaca ünlü sinemacıların yönettiği bölümleriyle çok iddialı. Alfabenin her bir harfi için farklı bir yönetmen tarafından çekilen 26 film, kışkırtıcı, şok edici, komik ve sinir bozucu.

Bölümde ayrıca Midnight Meat Train ile tanınan Ryûhei Kitamura’nın No one lives / Herkes Ölecek ve El Orfanato / Yetimhanenin yaratıcılarının yapımcılığını üstlendiği, Oriol Paulo’nun The Body / Ceset filmleri de yer alıyor.

  • Ustalar

Ustalar” bölümünde bütün sinemaseverler, dünya sinemasına yön vermeyi sürdüren usta yönetmenlerin son filmlerini izleme fırsatı bulacak.

Ken Loach’ın, prömiyerini Berlin Film Festivali’nde yapan ve büyük beğeni toplayan belgeseli Spirit of 45 / 45 Ruhu, festivalin kaçırılmayacaklarından. İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından İngiltere’de esen umut rüzgârlarının vahşi kapitalizmle yok oluşunu anlatan 45 Ruhu, dönemin tanıklarının anlatılarıyla arşiv görüntülerinden oluşuyor. Bir önceki filmi The Angels Share / Meleklerin Payı Filmekimi’nde gösterilen Ken Loach, son filminde İngiltere’nin bir birlik ruhu içinde savaşın yıkıntıları arasından çıkışının izini sürüyor.

En yaşlı sinemacı, 103 yaşındaki Manoel de Oliveira’nın, Portekizli modernist Raul Brandão’nun 1923 tarihli oyunundan uyarladığı filmi Gebo And The Shadow / Gebo ve Gölge’nin başrollerinde Claudia Cardinale, Jeanne Moreau, Leonor Silveira, Oliveira’nın torunu Ricardo Trepa ve Michael Lonsdale yer alıyor. İlk gösterimi Venedik Film Festivali’nde gerçekleştirilen, Abu Dabi Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü alan film, 19. yüzyıl sonlarında oğlunu korumak için kendini feda eden bir adamın hikâyesini anlatıyor.

Fransız Yeni Dalga akımının önemli isimlerinden Alain Resnais’in son filmi You Aint Seen Nothin Yet / Henüz Bir Şey Görmediniz, “Ustalar” bölümünün iddialı yapımlarından. Alain Resnais, son filminde kurgu ile gerçeği, film ile tiyatroyu harmanlarken aşk, yaşam, ölüm gibi temaları irdeliyor.

Efsanevi belgeselci ve fotoğrafçı Raymond Depardon, altı yılını doğduğu ülkeyi geniş format kamerayla fotoğraflayarak geçirdi ve uzun yıllar birlikte çalıştığı Claudine Nougaret ile alışılmışın dışında bir seyahat güncesi hazırladı. Journal De France / Fransa Günlüğü benzersiz bir Fransa portresi çizerken sıradışı bir kariyerin ve sanat fotoğrafçılığının etkileyici özetini de sunuyor. Yolculuk, Depardon’un muhabirlik yaptığı zamanlardan Çad, Venedik, Cannes, Bokassa gibi mekânlara ve Jean-Luc Godard gibi isimlere uzanıyor.

Tabuları yıkan sinemacı Peter Greenaway, Goltzius And The Pelican Company / Goltzius ve Pelikan Kumpanyası ile bu kez seks, din ve sanatın iç içe geçtiği üç katmanlı bir film sunuyor. Yönetmenin Rembrandt’ın etrafındaki komployu anlattığı Nightwatching / Gece Bekçisi ile başladığı “Hollandalı Ustalar” üçlemesinin ikinci filmi olan Goltzius ve Pelikan Kumpanyası, 16. yüzyılda yaşamış baskı ve gravür ustası Hendrik Goltzius’u izliyor. Film, Goltzius’un zina, ensest, aldatma, pedofili, fahişelik ve ölüsevicilikten oluşan altı cinsel tabuyu sahnelemesini konu alıyor.

20. yüzyılın en önemli düşünürlerinden Hannah Arendt’in yaşamının bir bölümünü konu alan Hannah Arendt, Berlin’den sonra 32. İstanbul Film Festivali’nde gösterilecek. Önceki çalışmalarında Rosa Luxemburg ve Hildegard von Bingen’in hayatlarını da beyazperdeye taşıyan yönetmen Margarethe von Trotta’nın son filmi, kahramanını Nazi savaş suçlusu Adolf Eichmann’ın 1960 yılında Kudüs’te yargılanışını izlerken resmediyor. Arendt, The New Yorker dergisine Eichmann hakkında hazırladığı yazı dizisinin ardından, 1961–1964 yıllarında tüm dünyadan gelen sert tepkilere direniyor. Filmde Arendt’i ünlü Alman oyuncu Barbara Sukowa canlandırıyor. “Düşünen bir kadının filmi”ni yaptığını belirten Margarethe Von Trotta, “kötülüğün sıradanlığı”nı keşfiyle dünyayı sarsan Arendt’in hikâyesini etkileyici bir biçimde anlatıyor.

Fist in the Pocket / Cepteki Yumruklar, Good Morning Night / Günaydın Gece ve Vincere / Yenmek’in usta yönetmeni İtalyan Marco Bellocchio, son filmi Dormant Beauty / Uyuyan Güzel ile izleyiciyi ötanazi konusunda çok yönlü bir keşfe çıkarıyor. Uyuyan Güzel, 2012 Sao Paulo Eleştirmen Ödülü’nü ve filmin oyuncusu Fabrio Falco 2012 Venedik En İyi Yeni Genç Erkek Oyuncu Ödülü’nü aldı.

Usta yönetmen Mike Figgis’in son filmi Suspension of Disbelief / Gördüğüne İnan, festivalin merakla beklenenlerinden. Gerçeklikle hayal arasında geçişlerle örülü, senaryoyla gerçek hayatın birbirine karıştığı bu psikolojik gerilim, Mulholland Dr. / Mulholland Çıkmazı ve Black Swan / Siyah Kuğu gibi modern klasiklerle kıyaslanan postmodern bir cinayet filmi.

  • Çocuk Mönüsü

Festivalin ailece izlenebilecek, uluslararası çocuk filmi festivallerinde beğeni toplayan yapıtların gösterildiği “Çocuk Mönüsü” bölümünde en iyi çocuk filmlerinden bir seçki sunulacak. Festival süresince hafta sonları Citys ve Rexx sinemalarında, 11.00 ve 13.30 seanslarında gösterilecek filmlere simültane Türkçe seslendirme yapılacak.

Bölüm kapsamında, Stéphane Aubier, Vincent Patar ve Benjamin Renner’in Ernest & Celestine / İki Arkadaş, Michel Ocelot’un Kirikou and The Men and the Women / Kirikou ve Erkekler ve Kadınlar ve Stephan Schesch’in Moon Man / Aydaki Adam filmleri festivalin küçük takipçileriyle buluşacak.

  • Anılarına

Festivalin “Anılarına” bölümde yakın zamanda kaybettiğimiz sinema üstatlarının filmleri izleyicilerle buluşacak.

Anılarına” bölümünde sadece sinemada değil, sözünü söylediği her alanda zamanın ötesinde işler yapmış usta yönetmen Metin Erksan anısına, yönetmenin 1974’te TRT için çağdaş Türk öykülerinden uyarladığı beş orta metraj filmi gösterilecek. Sabahattin Ali’nin Hanende Melek, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Geçmiş Zaman Elbiseleri, Samet Ağaoğlu’nun Bir İntihar, Sait Faik Abasıyanık’ın Müthiş Bir Tren ve Kenan Hulusi Koray’ın Sazlık öykülerinden senaryolaştırılan bu az görülmüş beş filmi kaçırmamak gerek.

Geçen Mayıs ayında yitirdiğimiz sinema yazarı, tarihçisi ve SİYAD’ın onursal üyesi Rekin Teksoy, SİYAD’ın seçtiği bir filmle anılacak. SİYAD, Rekin Teksoy’un anısına, onun edebiyata ve İtalyan sinemasına duyduğu sevgiyi bir araya getiren Pier Paolo Pasolini’nin Decameron / Dekameron filmini seçti.

Oyuncu Harold Lloyd’un anısına Fred C. Newmeyer ve Sam Taylor’un Safety Last! / Güvenlik Sonra Gelir filmi gösterilecek. Ocak ayında kaybettiğimiz yönetmen Nagisa Oshima’nın anısına Merry Christmas Mr. Lawrence / Mutlu Noeller Bay Lawrence, Tony Scott’ın anısına ise The Hunger / Açlık filmi festivalde olacak.

Başrol oyuncusu River Phoenix’in 1993 yılındaki trajik ölümü nedeniyle yarıda kalan ve Eylül 2012’de Hollanda Film Festivali’ndeki gösterimine kadar izleyiciyle buluşamayan Dark Blood / Kirli Kan da, “Anılarına” bölümünde gösterilecek filmlerden. George Sluizer’in yönettiği film, Hollanda ve Berlin Film Festivallerindeki gösterimlerinin ardından, River Phoenix’in ölümünün 20. yıldönümü anısına 32. İstanbul Film Festivali’nde gösterilecek. Yönetmen George Sluizer de festivale konuk olarak katılacak.

FESTİVALİN AKREDİTASYON VE KONUK AĞIRLAMA MERKEZİ

İstanbul Film Festivali’nin akreditasyon ve konuk ağırlama merkezi Akbank Sanat, akreditasyon sağlanan tüm sinema profesyonellerine ve medya mensuplarına festival boyunca açık olacak.

FESTİVAL SİNEMALARI VE SEANSLARI

Festivalin gösterimleri Beyoğlu’nda Atlas, Beyoğlu, Pera Müzesi, Nişantaşı’nda Citys, Ortaköy’de Feriye ve Kadıköy’de Rexx olmak üzere 6 sinemada yapılacak.

Filmlerin gösterim seansları 11.00, 13.30, 16.00, 19.00 ve 21.30. Festivalin büyük ilgi gören “Geceyarısı Çılgınlığı bölümünde bu yıl her cuma ve cumartesi gecesi 24.00’da yüksek gerilimli bir film gösterilecek.

FESTİVAL BİLETLERİ 16 MART CUMARTESİ GÜNÜ SATIŞA ÇIKIYOR

32. İstanbul Film Festivali biletleri 16 Mart Cumartesi günü 10.00’dan itibaren:

–     Biletix satış noktaları,

–     Biletix çağrı merkezi (0216 556 98 00),

–     Biletix web sitesi (www.biletix.com) ve

–     Atlas, Beyoğlu ve Rexx sinemalarında açılacak ana gişelerden alınabilecek.

Festivalde bilet fiyatları tam 15 TL, öğrenci ile 65 yaş ve üstü sinemaseverler için ise 10 TL olacak. Hafta içi gündüz seanslarındaki indirimli bilet uygulaması bu yıl da devam edecek. Festival boyunca, hafta içi gündüz seansları (11.00, 13.30 ve 16.00) yalnızca 5 TL olacak.

  • Festivalde filmleri en ucuza izleme şansı yine Lale üyelerinin

Festival boyunca filmleri en ucuza izleme şansı Lale üyelerinin olacak. Lale üyeleri biletlerinde %25e varan özel indirimlerden yararlanabilecekler. Lale Kart sahipleri için indirimli ön satış dönemi 12 Mart’ta başlayacak. 12 Mart’ta Siyah Lale üyeleri, 13, 14 ve 15 Mart’ta Beyaz, Kırmızı ve Sarı Lale üyeleri biletlerini özel indirimlerle temin edebilecekler. Lale üyeleri öncelikli biletlerini Atlas, Beyoğlu ve Rexx sinemalarından alabilecekler.

  • Axess kart sahipleri festivalde de avantajlı

Festival Sponsoru Akbank’ın Axess Kart sahiplerine sunduğu çok önemli bir avantajı hatırlatmakta fayda var. Axess Kart sahipleri festival boyunca hafta içi gündüz seansları hariç satın alacakları biletlerde %20 özel indirimden yararlanacaklar.

  • “BitamBiöğrenci” projesiyle öğrencilere destek olmak ister misiniz?

İKSV, 2007 yılında başlattığı “BitamBiöğrenci” projesiyle, işbirliği içinde bulunduğu çeşitli sivil toplum kuruluşları ve sanata duyarlı izleyiciler sayesinde, kültürel etkinliklere katılma şansı bulamayan öğrencileri sanatla buluşturmaya devam ediyor. Sinemaseverler, alacakları biletlere ek olarak yapacakları 15 TLlik katkıyla 10 öğrencinin film gösterimlerine katılmasını sağlayarak “BitamBiöğrenci” projesine destek verebilirler.

Sinemaseverler 15 gün boyunca ellerinden düşürmeyecekleri 32. İstanbul Film Festivali kitapçığını 9 Mart Cumartesi gününden itibaren festival sinemalarından (Atlas, Beyoğlu, Citys, Feriye, Rexx) ve İKSV’den 4 TL karşılığında temin edebilirler.

İstanbul Film Festivali hakkında ayrıntılı bilgi için:

film.iksv.org

İstanbul Film Festivali’ni sosyal medyada takip etmek için:

facebook.com/istanbulfilmfestivali

twitter.com/istfilmfest

İstanbul Film Festivali ile ilgili yüksek çözünürlüklü görselleri www.iksvphoto.com adresinden indirebilirsiniz.

Festivalin, İKSV Stüdyo tarafından hazırlanan tanıtım videosunu ve basın toplantısından görüntüleri https://files.secureserver.net/0fMi4kzyy15j5W adresinden indirebilir, festivalde yer alacak filmlerin tanıtım görüntüleri için [email protected] adresi üzerinden İKSV Medya İlişkileri ile temasa geçebilirsiniz.

Basın mensuplarının festivalle ilgili tüm soruları için: (212) 334 07 12 ve (212) 334 07 14

32. İSTANBUL FİLM FESTİVALİ ETKİNLİKLERİ

İKSV tarafından Akbank sponsorluğunda düzenlenecek İstanbul Film Festivali sinemaseverlere 32. yılında da filmleriyle olduğu kadar etkinlikleriyle de yoğun bir program sunacak. Festival kapsamında film gösterimlerinin yanı sıra ücretsiz gerçekleştirilecek sinema dersleri ve söyleşiler de düzenlenecek. Yurtdışından konukların konuşmacı olarak yer alacağı etkinliklerin tümünde konsekütif ya da simültane Türkçe çeviri yapılacak. 32. İstanbul Film Festivali etkinlikleriyle ilgili ayrıntılı ve güncel haberler, film.iksv.org, twitter.com/istfilmfest ve facebook.com/istanbulfilmfestivali adreslerinden takip edilebilecek.

FESTİVALDE SİNEMA DERSLERİ

  • 7 Nisan Pazar, Akbank Sanat, 16.00

Costa-Gavras Sinema Dersi

Politik sinemanın saygın ustalarından CostaGavras, festival kapsamında 7 Nisan Pazar günü 16.00’da Akbank Sanat’ta bir söyleşi gerçekleştirecek. Festivalin bu yılki Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nün sahibi olacak yönetmen CostaGavras, festival kapsamında vereceği bu sinema dersinde sinema anlayışı ve filmleri üzerine bir sohbet gerçekleştirecek. Yapıtları her zaman tartışma yaratan, Missing / Kayıp, Z ve Eden is West / Cennet Batıda gibi filmleriyle eşitsizliğe, insan hakları ihlallerine, faşizme karşı sözü olan CostaGavras, sinemadaki ilk yıllarından festival programında “Akbank Galaları”nda yer alan son filmi Capital / Kapital’e, değişen dünyayla birlikte sinemasının da nasıl evrildiğini anlatacak. Moderatörlüğünü sinema yazarı Alin Taşçıyan’ın yapacağı söyleşiye katılmak isteyenler yer kuponlarını, etkinlik sabahı 10.00dan itibaren Akbank Sanat’tan alabilecekler.

  • 9 Nisan Salı, Salon İKSV, 16.00

Carlos Reygadas Sinema Dersi

2000’li yılların, filmleri en çok tartışılan önemli yönetmenlerinden Meksikalı Carlos Reygadas, festival kapsamında 9 Nisan Salı günü 16.00’da Salon İKSV’de vereceği sinema dersiyle, kendi sinema dünyasını yaratma macerasını seyircilerle paylaşacak. Geçen yıl Post Tenebras Lux / Karanlıktan Aydınlığa ile Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazanan Carlos Reygadas, sinema dersinde filmlerinin kendine özgü ritmini anlatacak. Festival programında “Gerçek Mucizedir: Carlos Reygadas” başlıklı bölümde tüm uzun metraj filmleri ve iki kısa filmi gösterilecek yönetmenin sinema dersi, Sinema dergisi moderatörlüğünde yapılacak. Yer kapasitesi sınırlı olacak bu etkinliğe katılmak isteyenler, [email protected] adresine e-posta göndererek kayıt yaptırabilecekler.

  • 12 Nisan Cuma, Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi, 16.00

Peter Weir Sinema Dersi

Bu yılki Altın Lale Uluslararası Yarışma’nın jüri başkanlığını üstlenen ünlü yönetmen Peter Weir festival kapsamında 12 Nisan Cuma günü 16.00’da Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi’nde bir sinema dersi verecek. Avustralya Yeni Dalgası’nın önde gelen yönetmenlerinden Peter Weir, Picnic at Hanging Rock / Hanging Rockta Piknik, Gallipoli / Gelibolu gibi ilk dönem filmlerinden Dead Poets Society / Ölü Ozanlar Derneği, The Truman Show, Master and Commander / Dünyanın Uzak Ucu gibi geniş kitlelere ulaşan Amerikan yapımı filmlerine dramatik derinliğiyle övgü toplayan kariyerinden söz edecek. Peter Weir’in, yer kapasitesi sınırlı olacak sinema dersine katılım için [email protected] adresine e-posta göndererek kayıt yaptırmak yeterli.

FESTİVALİN SÖYLEŞİLERİ

  • 5 Nisan Cuma, Akbank Sanat, 16.00

Serbest Radikaller – Deneysel Sinema Üzerine Bir Söyleşi

Serbest Radikaller Deneysel Sinema Üzerine Bir Söyleşi”de, festivalde “NTV Belgesel Kuşağı”nda gösterilecek Free Radicals: A History of Experimental Film / Bir Deneysel Sinema Tarihi filminin yönetmeni Pip Chodorov ile yazar, editör, festivalci ve sinemacı HeinzPeter Schwerfel, deneysel sinema çerçevesinde sinema ile sanatın kesişme noktalarını ortaya koyacaklar. Pip Chodorov ve HeinzPeter Schwerfel söyleşide, avangart ve deneysel sinemanın çağdaşlarını nasıl yeni alanlara yönlendirdiğini konuşacaklar. 5 Nisan Cuma günü 16.00’da Akbank Sanat’ta gerçekleştirilecek söyleşinin moderatörlüğünü Lara Kamhi üstlenecek. Etkinliği takip etmek için gereken yer kuponu, etkinlik sabahı 10.00dan itibaren Akbank Sanat’tan temin edilebilecek. Almanca orijinalinden Türkçeye, Dirimart tarafından çıkarılan RES Yayınları bünyesinde kazandırılan, HeinzPeter Schwerfel’in son kitabı Kino und Kunst: eine Liebesgeschichte / Sinema ve Sanat: Bir Aşk Hikâyesi’nin tanıtımı da 7 Nisan Pazar günü 11.00’da Cezayir Restaurant’ta düzenlenecek.

  • 8 Nisan Pazartesi, Pera Müzesi, 16.00

13. İstanbul Bienali İşbirliğiyle:

Ben Kentli-Vatandaş Değil miyim? Barbarlık, sivil uyanış ve şehir

14 Eylül10 Kasım 2013 tarihleri arasında Fulya Erdemci’nin küratörlüğünde düzenlenecek 13. İstanbul Bienali’nin, festival kapsamındaki “Ben KentliVatandaş Değil miyim? Barbarlık, sivil uyanış ve şehir başlıklı film programı çerçevesinde, çağımızda uygarlığın sınırlarını sorgulayan kurmaca film, belgesel ve video çalışmaları gösterilecek. Program, neoliberal sistemin istikrarsızlaştırıcı gücüne ve barbarlık, aktivizm ve sivil katılım gibi kavramların yeniden tanımlandığı bu sisteme gösterilen farklı tepkilere odaklanacak. Festivalde, bölüm kapsamında izleyicilerle buluşacak Foreigners out! Schlingensiefs Container / Yabancılar Dışarı! filminin yönetmeni Paul Poet ile İstanbul Film Festivali Belgesel Danışma Kurulu Üyesi, yönetmen Berke Baş “bu karmaşık kavramları sinema nasıl ifade edebilir?” ve “mevcut gerçekliğe alternatifler önermede sinemacıların rolü nedir?” sorularının konuşulacağı bir söyleşi gerçekleştirecekler. Film programının küratörlerinden Yael Messer ve Fulya Erdemci’nin sunacağı söyleşi, 8 Nisan Pazartesi günü 16.00’da Pera Müzesi’nde yapılacak.

  • 6 Nisan Cumartesi, Akbank Sanat, 16.00

Belgeseller ve Kitle Fonlaması

Festivalde, son dönemde belgesel filmler için de alternatif bir kaynak yaratma yöntemi olarak kullanılmaya başlayan, internet üzerinden gerçekleştirilen kitle fonlaması üzerine bir söyleşi gerçekleştirilecek. docİstanbul işbirliğiyle ve Berke Baş’ın moderatörlüğünde, 9 Nisan Salı günü 14.00’da Salon İKSV’de düzenlenecek söyleşiye, bütçelerini kısmen de olsa kitle fonlaması yöntemi ile oluşturmuş Ekümenopolis filminin yapımcısı Gaye Günay, Diyar filminin yönetmeni Devrim Akkaya ve Benim Çocuğum filminin yönetmeni Can Candan ile yapımcısı Ayşe Çetinbaş katılacak. Yer kapasitesi sınırlı olacak bu etkinliğe katılmak isteyenler yer kuponlarını, etkinlik sabahı 10.00dan itibaren Akbank Sanat’tan alabilecekler.

FESTİVALE PARALEL GÖSTERİMLER

  • 13 Nisan Cumartesi ve 14 Nisan Pazar, Akbank Sanat, 15.00

Akbank 9. Kısa Film Festivali: Ödüllü Filmler

1828 Mart 2013 tarihlerinde yapılacak Akbank 9. Kısa Film Festivali’nde ödül alacak filmler, 32. İstanbul Film Festivali kapsamında, 13 Nisan Cumartesi ve 14 Nisan Pazar günleri 15.00’da Akbank Sanat’ta ücretsiz olarak sinemaseverlerle buluşacak. Yarışmanın ön eleme jürisinde bu yıl, oyuncu ve oyuncu koçu Bahar Kerimoğlu, Maltepe Üniversitesi öğretim görevlisi Serkan Öztürk ve yönetmen Selim Evci yer alacak. Festivalde jüriler filmleri, En İyi Kurmaca Film, En İyi Belgesel Film ve bu yıl ilk kez En İyi Canlandırma kategorilerinde değerlendirilecek. Etkinliğe katılmak isteyenler yer kuponlarını, gösterim günlerinde 10.00dan itibaren Akbank Sanat’tan alabilecekler.

  • 13 Nisan Cumartesi, Pera Müzesi, 11.00

Vicdan Filmleri

Hrant Dink Vakfı’nın, “Gelin, Vicdanımızla Bakalım” çağrısıyla dünyanın her yerinden eli kamera tutan, amatör, profesyonel herkesi film çekmeye davet ettiği “Vicdan Filmleri” projesinin üçüncüsüne katılan filmlerden 21i, 32. İstanbul Film Festivali kapsamında izleyicilerle buluşacak. 31 Mart1 Kasım 2012 tarihleri arasında www.vicdanfilmleri.org adresine yüklenen, en fazla 5 dakika uzunluğundaki 57 kısa filmden, Alin Taşçıyan, Arzu Başaran, Eric Bogosian, Hülya Uçansu, Marco Bechis, Rakel Dink, Reha Erdem ve Robin Kirk’ten oluşan uluslararası jüri tarafından seçilen 21 film, 13 Nisan Cumartesi günü 11.00’da Pera Müzesi’nde izlenebilecek. Seçkide Yabancı (Aylin Ohri), The Joy Of Quiet (Arthur Sukiasyan), Belleksiz (Şükriye Arslan), Yeniden Merhaba Diyeceğim Güneşe (Can Deniz Erün), O Ses (Sezer Belli), Zelâl (Muhammet Emrah Demirel), Yalnız Bir Zombi (Simin Soyer), Çocuk Ölmek (Burcu Gerçeker), Dönüşüm (Ufuk Engin Can), Gurur ve Şeref (Dilber Shatursun), Para/Pere/Money (Bedirhan Sakci), Erk (Cemal Çelik), Kırmızı (Muhammed Sami Bayram), Muhteşem Üçlü (Ali Bozan), Disturbdance (Guli Silberstein), Küçük (Caner Çetiner), Ayakkabı (Buluş Oygur), Uykusuz (Sinan Salaz), Kent Sürgünleri (Emrah Çam), About The Ephemeral (Silvina Der-Meguerditchian), O An (Suat Şenocak) filmleri yer alacak. “Vicdan Filmleri” seçkisinin, 5 TL üzerinden temin edilebilecek biletleri, gösterim günlerinde 10.00dan itibaren Pera Müzesi’nden alınabilecek.

KÖPRÜDE BULUŞMALAR 8 YAŞINDA!

32. İstanbul Film Festivali kapsamında düzenlenen Köprüde Buluşmaların sekizincisi, bu yıl Efes sponsorluğunda gerçekleştirilecek.

Bu yıl Köprüde Buluşmalar’ın sekizincisi, Efes sponsorluğunda gerçekleştirilecek. Sinemaya desteğini 26 yıldır sürdüren Efes, İstanbul Film Festivali’nde Türkiye Sineması bölümü sponsoru olmasının yanı sıra, Altın Lale Ulusal Yarışma’da 30.000 Amerikan doları değerinde Jüri Özel Ödülü’nü de veriyor. Bu yıldan itibaren sinemaya verdiği desteği artıran Efes, Köprüde Buluşmalar’ın sponsorluğunu da üstlenerek Türkiye’de filmlere sadece bittikten sonra değil, daha proje ve yapım aşamasından itibaren destek vermeye başlıyor.

Köprüde Buluşmalar kapsamında 10 Nisan Çarşamba ve 11 Nisan Perşembe günlerinde, Türkiye’den yönetmen ve yapımcıların katılacağı Film Geliştirme ve Yapım Aşaması Atölyeleri gerçekleştirilecek. Film projelerinin ve yapımı devam eden filmlerin ilk uluslararası sunumlarının yapılacağı atölyeler, 11 Nisan Perşembe akşamı düzenlenecek ödül töreniyle sona erecek.

Katılımcıları 8 Mart Cuma günü açıklanacak Film Geliştirme Atölyesi sonunda seçilecek projelere 10.000 Amerikan doları değerinde TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Destek Ödülü, 10.000 avro değerinde CNC Ödülü, 2500 avro değerinde Binger Senaryo Danışmanlık Ödülü ve Melodika Ses Post-prodüksiyon Ödülü verilecek

Katılımcıları 22 Mart Cuma günü açıklanacak Yapım Aşaması Atölyesi’nde yer alacak bir filmin yapımcısına, filmin tanıtımında kullanılması amacıyla, bu yıl ilk defa 10.000 Amerikan doları değerindeki Efes Ödülü verilecek. Geçen yıl ilk defa verilen 1000VOLT Post Prodüksiyon Ödülü de bu yıl yine devam ediyor.

Köprüde Buluşmalar, Medienboard BerlinBrandenburg ve Hamburg SchleswigHolstein Film Fonları’nın işbirliğiyle oluşturulan TürkiyeAlmanya Ortak Yapım Film Geliştirme Fonu bu yıl da, çekimine başlanmamış Türkiye-Almanya ortak yapımlarına destek olmaya devam edecek. Bu üç kurum tarafından iki ülke arasındaki kültürel işbirliğini artırmak ve ortak yapımları desteklemek amacıyla oluşturulan bu fonun seçici kurul toplantısı Köprüde Buluşmalar sırasında yapılacak. Desteklenecek projeler ve Köprüde Buluşmalar atölyelerinin kazananları 32. İstanbul Film Festivali kapsamında, 11 Nisan Perşembe gecesi düzenlenecek Köprüde Buluşmalar Ödül Töreni’nde açıklanacak.

KÖPRÜDE BULUŞMALAR PANELLERİ

Yılın çeşitli dönemlerinde olduğu gibi festival sırasında da devam edecek Köprüde Buluşmalar panelleri, sinemacıların ilgisini çekecek konulara odaklanacak. 512 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek paneller, tüm film profesyonellerine ve sinemaseverlere açık olacak.

5 Nisan Cuma günü 13.30’da Akbank Sanat’ta düzenlenecek “Proje geliştirme aşaması hakkında ne biliyoruz?” başlıklı panelde, Tobias Pausinger ve Gabriele Brunnenmeyer, film yapımında çekim öncesi hazırlık ve proje geliştirme aşaması üzerine bilinmesi gerekenler konusundaki deneyimlerini sinema öğrencileriyle paylaşacaklar.

8 Nisan Pazartesi günü 13.00’da Akbank Sanat’ta gerçekleştirilecek “VoD ve Yeni Dağıtım İle Tanıtım Yöntemleri” panelinde, yeni medya sektörünün önde gelen kurumlarından Under Milky Way’in kurucularından PierreAlexander Labelle, VoD ve yeni dağıtım yöntemlerinden bahsederken aynı zamanda bu konuda yapılan araştırmaların sonuçlarını da paylaşacak.

Önümüzdeki yıl Türkiye ile diplomatik ilişkilerinin 600. yılını kutlayacak Polonya ile ileride gerçekleştirilecek ortak yapımların ilk adımı olacak Polonya Film Sektörü ile Tanışma” paneli, 8 Nisan Pazartesi günü 15.00’da Akbank Sanat’ta yapılacak. Panelde, Polonya Film Merkezi işbirliğiyle Lodz Sinema Okulu ve Wajda Okulu temsilcileri de yer alacaklar.

9 Nisan Salı günü 11.00’da Salon İKSV’de düzenlenecek “Bütçesiz Film Yapmak Mümkün mü?” panelinde, Berlin Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü ve En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü alan ve festivalde “Sinemada İnsan Hakları Yarışması”nda gösterilecek, yapımı oldukça küçük bir bütçe ile gerçekleştirilen An Episode in the Life of an Iron Picker / Bir Hurdacının Hayatı filminin yönetmeni ve aynı zamanda yapımcılarından Danis Tanovic ile yapımcıları Cedomir Kolar (A.S.A.P) ve Amra Baksic Camo (Scca/pro. ba) filmin merak edilen yapım süreci hakkında konuşacaklar.

Torino Film Lab atölyesi kapsamında geçen yıl başlayan Uyarlama Atölyesi’nin kurucularından Isabelle Fauvel, 9 Nisan Salı günü 14.00’da Akbank Sanat’ta, Türkiye sinemasında örneklerini son yıllarda görmeye başladığımız edebiyat uyarlamaları üzerine bir sinema dersi verecek.

Birçok yapımcının aşina olduğu ortak yapımlarda postprodüksiyon aşamasında yaşanan sorunlara çözüm önerileri, bu konuda atölyeler düzenleyen ep2c’nin kurucularından, yapımcı Diana Elbaum ve İsrail Film Fonu yöneticisi, yapımcı Katriel Schory tarafından sinemacılarla 11 Nisan Perşembe günü 14.30’da Akbank Sanat’ta paylaşılacak.

2007 yılından bu yana Türkiye ve Ermenistan’dan sinemacıları bir araya getiren, 2009 yılından itibaren de iki ülkeli ortak yapımlara maddi destek veren, Türkiye’den Anadolu Kültür, Ermenistan’dan Altın Kayısı Film Festivali girişimiyle kurulan ErmenistanTürkiye Sinema Platformu, altı yıllık deneyimini festival takipçileri ve sektör profesyonelleriyle 11 Nisan Perşembe günü 16.00’da Fransız Kültür Merkezi’nde paylaşacak. Platformun 2010 yılında desteklediği, Türkiye’de ve dünyada pek çok festivalde gösterilen Komşular filminin yönetmeni Gor Baghdasaryan, platformun 2011 yılında desteklediği, bu yıl ise Altın Lale Ulusal Yarışma’da yer alan Saroyan Ülkesi’nin yönetmeni Lusin Dink, Ermenistanlı sinema eleştirmeni Artsvi Bakhchinyan, platform danışmanı Melek Ulagay ve platform direktörleri Çiğdem Mater ile Susanna Harutyunyan yer alacak.

Panellere katılmak için, festival öncesinde İKSV’deki Köprüde Buluşmalar ofisinde, festival sırasında ise Akbank Sanat’ta ön kayıt yaptırılabilir. Panellerin tümüne katılım ücreti toplam 75 TL olarak belirlendi

KÖPRÜDE BULUŞMALAR DANIŞMA KURULU

Köprüde Buluşmalar’ın danışma kurulu, Gezici Film Festivali yöneticisi, yönetmen ve yapımcı Ahmet Boyacıoğlu, Mithat Alam Film Merkezi yöneticisi, SE-YAP Yönetim Kurulu Üyesi, yapımcı Yamaç Okur, Yeni Sinemacılar ve SE-YAP’ın yönetim kurullarının üyesi, yapımcı Sevil Demirci ile CineMart Art:Film kurucusu ve danışmanı Tobias Pausinger’den oluşuyor.

Köprüde Buluşmalar ile ilgili ayrıntılı bilgi için:

film.iksv.org/tr/koprudebulusmalar

onthebridge@iksv.org

Köprüde Buluşmalar’ı sosyal medyada takip etmek için:

facebook.com/koprudebulusmalar

32. İSTANBUL FİLM FESTİVALİ FİLM LİSTESİ

ULUSLARARASI YARIŞMA – 13 FİLM

–     Ne Yaptın Richard? / What Richard Did / Lenny Abrahamson / İrlanda

–     Can Ateşi / Foxfire / Laurent Cantet / Fransa-Kanada

–     Saldırı / The Attack / Ziad Doueiri / Lübnan-Fransa-Katar-Belçika

–     Camille Claudel, 1915 / Bruno Dumont / Fransa

–     Kelebeğin Rüyası / The Butterfly’s Dream / Yılmaz Erdoğan / Türkiye

–     Yarım Kalan Hayat / Nairobi Half Life / David Tosh Gitonga / Kenya-Almanya

–     Ölü Avrupa / Dead Europe / Tony Krawitz / Avustralya

–     Her Şey O Kadar Sessiz Ki / Boven is het stil / It’s all so quiet / Nanouk Leopold / Holland-Almanya

–     Kuleli Ev / Dom s bashenkoy / House With A Turret /  Eva Neymann / Ukrayna

–     Öğrenci / Student /  Darezhan Omirbayev / Kazakistan

–     Hayatboyu / Lifelong / Aslı Özge / Türkiye

–     Perde / Pardé / Closed Curtain / Jafar Panahi & Kamboziya Partovi / İran

–     Son Konser / A Late Quartet / Yaron Zilberman / ABD

YARIŞMA DIŞI – 2 FİLM

–     Bayanlar ve Baylar / Final Cut – Hölgyeim és uraim / Final Cut – Ladies and Gentlemen / György Pálfi / Macaristan

–     Mekong Hotel / Apichatpong Weerasethakul / Tayland-İngiltere

SİNEMADA İNSAN HAKLARI YARIŞMASI – 10 FİLM

–     F Tipi Film / F Type Film / Ezel Akay, Barış Pirhasan, S. Süreyya Önder, Aydın Bulut, Hüseyin Karabey, Reis Çelik, İnan Altın, Vedat Özdemir, M. İlker Altınay / Türkiye

–     Küf / Mold / Ali Aydın / Türkiye

–     İnşallah / Inch’Allah / Anaïs Barbeau-Lavalette / Kanada-Fransa

–     Dünya Bizim Değil / A World Not Ours / Mahdi Fleifel / İngiltere-Lübnan-Danimarka

–     Kesişen Hayatlar / Krugovi / Circles / Srdan Golubovic / Sırbistan-Almanya-Fransa-Slovenya-Hırvatistan

–     Roket / The Rocket / Kim Mordaunt / Avustralya-Laos

–     Bir Gece / Una Noche / One Night / Lucy Mulloy / ABD-İngiltere-Küba

–     Jiseul / Muel O / Güney Kore

–     Sabır Taşı / Syngué Sabour / The Patience Stone / Atiq Rahimi / Afganistan-Fransa-Almanya

–     Bir Hurdacının Hayatı / Epizoda u zivotu beraca zeljeza / An Episode in the Life of an Iron Picker / Danis Tanovic / Bosna Hersek-Fransa-Slovenya

TÜRKİYE SİNEMASI – 31 FİLM

ULUSAL YARIŞMA – 10 FİLM

–     Özür Dilerim / Forgive Me / Cemil Ağacıkoğlu

–     Köksüz / Nobody’s Home / Deniz Akçay Katıksız

–     Yozgat Blues / Mahmut Fazıl Coşkun / Türkiye-Almanya

–     Saroyan Ülkesi / Saroyanland / Lusin Dink

–     Kelebeğin Rüyası / The Butterfly’s Dream / Yılmaz Erdoğan

–     Karnaval / Can Kılcıoğlu

–     Hayatboyu / Lifelong / Aslı Özge

–     Sen Aydınlatırsın Geceyi / Thou Gild’st The Even / Onur Ünlü

–     Soğuk / Cold / Uğur Yücel

–     Devir / The Cycle / Derviş Zaim

YARIŞMA DIŞI – 2 FİLM

–     Rüzgarlar / Winds / Selim Evci

–     Uzun Hikaye / A Long Story / Osman Sınav

YENİ TÜRKİYE SİNEMASI – 6 FİLM

–     Toprağa Uzanan Eller / King of the Cotton / Ömer Can

–     İçimdeki Çember / The Circle Within / Deniz Çınar

–     Oyuncu / The Actor / Serhat Furtuna

–     Evdeki Yabancılar / Strangers in the House / Dilek Keser-Ulaş Güneş Kacargil

–     Mavi Ring / The Blue Van / Ömer Leventoğlu

–     Uvertür / Overture / Alpgiray M. Uğurlu

BELGESELLER – 13 FİLM

–     Gurbet Pastası / Journey of the Cake / Ayşe Funda Aras

–     Fecîra / Piran Baydemir

–     Ot / Was / Grass / Caner Canerik

–     Böyle Söyledi Habip / Thus Spoke Habip / Münir Alper Doğan

–     Zemo / Kemal Emir

–     Bûka Baranê / Dilek Gökçin

–     Hasret / Garod / Longing / Onur Günay & Burcu Yıldız

–     Annemin Pusulası / Qiblenameya deya min / My Mother’s Compass / Hatice Kamer

–     İşkenceyi Gördük / We Have Seen Torture / Cenk Örtülü & Zeynel Koç

–     Elveda İstanbul / Adieu Istanbul / Dieter Sauter / Türkiye-Almanya

–     Savaşın Tanıkları / The Witnesses of the War / Sami Solmaz

–     Yolun Başında / Beginnings / Somnur Vardar

–     Taşkafa, Bir Sokak Hikayesi / Taşkafa, Stories from the Street / Andrea Luka Zimmerman

SİNEMA ONUR ÖDÜLLERİ – 3 FİLM

–     Kalbimin Efendisi / Master of My Heart / Ertem Eğilmez

–     Bir Türke Gönül Verdim / I Loved A Turk / Halit Refiğ

–     Ah Güzel İstanbul / Oh, Beautiful Istanbul / Atıf Yılmaz

ÖZEL GÖSTERİM: TÜRK KLASİKLERİ YENİDEN – 1 FİLM

–     Vesikalı Yarim / My Prostitute Love / Lütfi Ö. Akad

AKBANK GALALARI – 13 FİLM

–     Aklımı Oynatacağım / Los Amantes Pasajeros / I’m So Excited / Pedro Almodovar / İspanya

–     Sadece Aşk / Den skaldede frisør / Love is all you need / Susanne Bier / Danimarka

–     Lanetli Kan / Stoker / Park Chan-wook / ABD-İngiltere

–     Saksı Olmanın Faydaları / The Perks of Being A Wallflower / Stephen Chbosky / ABD

–     Babadan Oğula / The Place Beyond the Pines / Derek Cianfrance / ABD

–     Yasak Aşk / Two Mothers / Anne Fontaine / Fransa-Avustralya

–     Kapital / Le Capital / Capital / Costa-Gavras / Fransa

–     Yolların Prensi / Prince Avalanche / David Gordon Green / ABD

–     Bir Vampir Hikayesi / Byzantium / Neil Jordan/ İrlanda-İngiltere

–     Geceyarısından Önce / Before Midnight / Richard Linklater / ABD

–     Başka Bir Hayat / Dans la maison / In the House / François Ozon / Fransa

–     Disconnect / Henry Alex Rubin / ABD

–     Kayıp Umutlar / Promised Land / Gus Van Sant / ABD

USTALAR  – 14 FİLM

–     Aşk Kokusu / Après Mai / Something in the Air / Olivier Assayas / Fransa

–     Uyuyan Güzel / Bella Addormentata / Dormant Beauty / Marco Bellocchio / İtalya-Fransa

–     Gebo ve Gölge / O gebo e a sombra / Gebo and the Shadow / Manoel De Oliveira / Portekiz-Fransa

–     Fransa Günlüğü / Journal De France / Raymond Depardon & Claudine Nougaret / Fransa

–     Güreş ve Aşk / Mes séances de lutte / Love Battles / Jacques Doillon / Fransa

–     Gördüğüne İnan / Suspension of Disbelief / Mike Figgis / İngiltere

–     Goltzius ve Pelikan Kumpanyası / Goltzius and the Pelican Company / Peter Greenaway / İngiltere-Hollanda-Fransa-Hırvatistan

–     İftira Ağı / Sou Suo / Caught in the Web / Chen Kaige / Çin

–     45’ Ruhu / The Spirit of 45’ / Ken Loach / İngiltere

–     Gün Doğarken / Kad svane dan / When Day Breaks / Goran Paskaljevic / Sırbistan-Fransa-Hırvatistan

–     Henüz Bir Şey Görmediniz / Vous N’avez Encore Rien Vu / You Ain’t Seen Nothin’ Yet / Alain Resnais / Fransa-Almanya

–     Balığa Gidiyorum / Días de pesca / Gone Fishing / Carlos Sorin / Arjantin

–     İhanet Oyunları / Steekspel / Tricked / Paul Verhoeven / Hollanda

–     Hannah Arendt / Margarethe Von Trotta / Almanya-Lüksemburg-Fransa

DÜNYA FESTİVALLERİNDEN22 FİLM

–     Tim Buckley’den Sevgilerle / Greetings from Tim Buckley / Daniel Algrant / ABD

–     Ailem İçin / At Any Price / Ramin Bahrani / ABD

–     Renoir / Gilles Bourdos / Fransa

–     Bir Yudum Bahar / Quelques heures de printemps / A Few Hours of Spring / Stéphane Brizé / Fransa

–     Tarihi Şehir Merkezi / Centro Histórico / Historic Centre / Manoel de Oliveria & Aki Kaurismaki & Victor Erice & Pedro Costa / Portekiz

–     Dörtlü / Quartet / Dustin Hoffman / İngiltere

–     Hayallerin Ötesinde / Imagine / Andrzej Jakimowski / Polonya-Portekiz-Fransa-İngiltere

–     Kalbimdeki Işık / Ni Guang Fei Xiang / Touch of the Light / Chang Jung-Chi / Tayvan-Hong Kong

–     Wasseypur Çeteleri / Gangs of Wasseypur / Anurag Kashyap / Hindistan

–     Derin Sular / Djúpið / The Deep / Baltasar Kormákur / İzlanda

–     7 Kasa / 7 Cajas / 7 Boxes / Juan Carlos Maneglia & Tana Schembori / Paraguay

–     Çatışmadan Sonra / Baad el Mawkeaa / Apres la Bataille / After the Battle / Yousry Nasrallah / Mısır-Fransa

–     Çocuk Pozu / Pozitia Copilului / Child’s Pose / Calin Peter Netzer / Romanya

–     Ölü ve Mutlu / El muerto y ser feliz / The Dead Man and Being Happy / Javier Rebollo / İspanya-Fransa-Arjantin

–     Zeytin / Zaytoun / Eran Riklis / İngiltere-İsrail

–     Bwakaw / Jun Robles Lana / Filipinler

–     Kon-Tiki / Joachim Rønning & Espen Sandberg / Norveç-Danimarka-İngiltere

–     … Adına / W imie… / In the Name of / Malgorzata Szumowska / Polonya

–     Beyaz Fil / Elefante Blanco / White Elephant / Pablo Trapero / İspanya-Arjantin-Fransa

–     Sanatçı ve Modeli / El artista y la modelo / The artist and the model / Fernando Trueba / İspanya

–     Yarım Kalan Şarkı / Song For Marion / Paul Andrew Williams / İngiltere

–     Gizem / Mystery / Lou Ye / Çin-Fransa

YENİ BİR BAKIŞ16 FİLM

–     Saygın Bir Aile / Yek Khanévadéh-e Mohtaram / A Respectable Family / Massoud Bakhshi / Fransa-İran

–     Hamallar / Peddlers / Vasan Bala / Hindistan

–     Karakuş / Blackbird / Jason Buxton / Kanada

–     Belalı Mahalle / Ill Manors / Ben Drew / İngiltere

–     Lucia’dan Sonra / Después de Lucía / After Lucia / Michel Franco / Meksika-Fransa

–     Nur / Noor /  Guillaume Giovanetti & Çağla Zencirci / Fransa-Pakistan

–     Ayakçı / Chalán / Gofer / Jorge Michel Grau / Meksika

–     Seni Gördüğümde / When I Saw You / Annemarie Jacir / Filistin-Ürdün-Yunanistan-Birleşik Arap Emirlikleri-ABD

–     Neredesin Süpermen? / Bekas / Karzan Kader / İsveç-Finlandiya-Irak

–     Malları Ver / Gimme the Loot / Adam Leon / ABD

–     Fidye / Kapringen / A Hijacking / Tobias Lindholm / Danimarka

–     Son / Hayuta ve Berl / Epilogue / Amir Manor / İsrail

–     Ayıcık / Teddy Bear / Mads Matthiesen / Danimarka

–     Kurt Çocuk / Neuk-dae-so-nyeon / A Werewolf Boy / Jo Sung-Hee / Güney Kore

–     Villegas / Gonzalo Tobal / Arjantin-Hollanda-Fransa

–     Göç / Alyah / Elie Wajeman / Fransa

NTV BELGESEL KUŞAĞI20 FİLM

–     Liderin Gülüşü / Il Sorriso del Capo / The Smile of the Leader / Marco Bechis / İtalya

–     Bir Şarkının Peşinde / Searching for Sugar Man / Malik Bendjelloul / İsveç-İngiltere

–     Traviata ve Biz / Traviata et Nous / Becoming Traviata / Philippe Béziat / Fransa

–      İp / The Tightrope / Simon Brook / Fransa-İtalya

–     Leviathan / Lucien Castaing-Taylor & Véréna Paravel / Fransa-İngiltere-ABD

–     Bir Deneysel Sinema Tarihi / Free Radicals: A History of Experimental Film / Pip Chodorov / Fransa

–     Marina Abramovic’in Yaşamı ve Ölümü / Bob Wilson’s Life and Death of Marina Abramovic / Giada Colagrande / İtalya

–     İnanmaktan Vazgeçme / Don’t Stop Believin’: Everyman’s Journey / Ramona S. Diaz / ABD

–     Oyuncu Seçimi / Casting by / Tom Donahue / ABD

–     Sapığın İdeoloji Rehberi / The Pervert’s Guide To Ideology / Sophie Fiennes / İngiltere-İrlanda

–     Madonna Ağlıyor / Mea Maxima Culpa: Silence in the House of God / Alex Gibney / ABD

–     Sound City / Dave Grohl / ABD

–     Baldan Acı / More than honey / Markus Imhoof / Almanya-Avusturya-İsviçre

–     Görevimiz Lars / Mission to Lars /  James Moore & William Spicer / İngiltere-ABD

–     Bekçiler / The Gatekeepers / Dror Moreh / İsrail-Fransa-Almanya-Belçika

–     Ölümcül Yardım / Assistance mortelle / Fatal Assistance / Raoul Peck / Fransa-Haiti-ABD-Belçika

–     Radyo Evi / La Maison de la Radio / Nicolas Philibert / Fransa

–     State 194 / Dan Setton / İsrail-Filistin-ABD

–     Balkan Ruhu / Balkan Spirit / Hermann Vaske / Almanya

–     Roman Polanski: İstenmeyen Adam / Roman Polanski: Odd Man Out / Marina Zenovich / ABD

MAYINLI BÖLGE12 FİLM

–     Beşinci Mevsim / La cinquième saison / The Fifth Season / Peter Brosens & Jessica Woodworth / Belçika-Hollanda-Fransa

–     Gizli Kimya / Upstream Color / Shane Carruth / ABD

–     Silikon Gelin / The Mechanical Bride / Allison De Fren / ABD-Almanya-Japonya-İngiltere

–     Tanrı Amerika’yı Korusun / God Bless America / Bobcat Goldthwait / ABD

–     Beyaz Nöbet / White Epilepsy / Philippe Grandrieux / Fransa

–     Yük / The Weight /  Jeon Kyu-hwan / Güney Kore

–     Kuş Yemi Yiyen Oğlan / To agori troei to fagito tou pouliou / Boy Eating the Bird’s Food / Ektoras Lygizos / Yunanistan

–     Makao’yu Son Gördüğümde / A Última Vez Que Vi Macau / The Last Time I Saw Macao / João Pedro Rodrigues & João Rui Guerra da Mata / Portekiz-Fransa

–     Cennet: Aşk / Paradies: Liebe / Paradise: Love / Ulrich Seidl / Avusturya-Almanya-Fransa

–     Cennet: İnanç / Paradies: Glaube / Paradise: Faith / Ulrich Seidl / Avusturya-Almanya-Fransa

–     Cennet: Umut / Paradies: Hoffnung / Paradise: Hope / Ulrich Seidl / Avusturya-Almanya-Fransa

–     Halat / La Sirga / William Vega / Kolombiya

EDEBİYATTAN BEYAZPERDEYE11 FİLM

–     Gülen Adam / L’Homme Qui Rit / The Man Who Laughs / Jean-Pierre Améris / Fransa-Çek Cumhuriyeti

–     Lizbon’a Gece Treni / Night Train to Lisbon / Bille August / Almanya-İsviçre-Portekiz

–     Hipnozcu / Hypnotisören / The Hypnotist / Lasse Hallström / İsveç

–     Bukalemunun Rengi / Tsvetat Na Hameleona / The Color of the Chameleon / Emil Hristow / Bulgaristan

–     Kollarımda Kal / À coeur ouvert / A Monkey On My Shoulder / Marion Laine / Fransa-Arjantin

–     Sislerin İçinde / V tumane / In the Fog / Sergei Loznitsa / Almanya-Rusya-Hollanda-Belarus-Letonya

–     Arada Kalan / What Maisie Knew / Scott McGehee & David Siegel / ABD

–     Bir Kadının Gözyaşı / Thérèse Desqueyroux / Claude Miller / Fransa

–     Büyük Umutlar / Great Expectations / Mike Newell / İngiltere-ABD

–     Katil / The Iceman / Ariel Vromen / ABD

–     Kuru Gürültü / Much Ado About Nothing / Joss Whedon / ABD

ANTIDEPRESAN10 FİLM

–     Montreuil Kraliçesi / Queen of Montreuil / Sólveig Anspach / Fransa

–     The Sapphires / Wayne Blair / Avustralya

–     Erkek Aklı / A Glimpse Inside the Mind of Charles Swan III / Roman Coppola / ABD

–     Zıt Kardeşler / Le Grand Soir / Gustave de Kervern & Benoît Delépine / France-Belgium

–     Eyvah / Oh Boy / Jan Ole Gerster / Almanya

–     Salyangozlar ve İnsanlar / Despre oameni si melci / Of Snails and Men / Tudor Giurgiu / Romanya-Fransa

–     Kutsal Dörtlü / Svatá Ctverice / The Holy Quaternity / Jan Hrebejk / Çek Cumhuriyeti

–     Kuzeye Giden Yol / Tie pohjoiseen / Road North / Mika Kaurismäki / Finlandiya

–     Bu Aşk Fazla Sürmez / I Give It A Year / Dan Mazer / İngiltere

–     Garip Turistler / Sightseers /  Ben Wheatley / İngiltere

KADIN HİKAYELERİ9 FİLM

–     Vecide / Wadjda / Haifaa Al-Mansour / Suudi Arabistan

–     Starlet / Sean Baker / ABD

–     Boşluğu Doldurmak / Lemale et Ha’Halal / Fill the Void / Rama Burshtein / İsrail

–     Çocuklarım / À perdre la raison / Our Children / Joachim Lafosse / Belçika-Lüksemburg-Fransa-İsviçre

–     Telekız / Call Girl / Mikael Marcimain / İsveç-Norveç-Finlandiya-İrlanda

–     Ye Uyu Öl / Äta sova dö / Eat Sleep Die / Gabriela Pichler / İsveç

–     Bir Hayalimiz Vardı / Ginger & Rosa / Sally Potter / İngiltere

–     Ölme / Mai Morire / Enrique Rivero / Meksika

–     Küçük Şeyler / Halbschatten / Everyday Objects / Nicolas Wackerbarth / Almanya-Fransa

GERÇEK MUCİZEDİR: CARLOS REYGADAS – 6 FİLM

–     Karanlıktan Aydınlığa / Post Tenebras Lux / Meksika-Fransa-Hollanda-Almanya

–     Sessiz Işık / Stellet licht / Silent Light / Meksika-Fransa-Hollanda-Almanya

–     Cennette Savaş / Batalla en el cielo / Battle in Heaven / Meksika-Belçika-Fransa-Almanya-Hollanda

–     Japonya / Japón / Japan / Meksika-Almanya-Hollanda-İspanya

–     Tutsaklar / Prisoners / Prisonniers / Belçika

–     Max / Maxhumain / Belçika

ÇOCUK MÖNÜSÜ – 3 FİLM

–     İki Arkadaş / Ernest et Célestine / Ernest & Celestine / Stéphane Aubier & Vincent Patar & Benjamin Renner / Fransa

–     Kirikou ve Erkekler ve Kadınlar / Kirikou et les Hommes et les Femmes / Kirikou and The Men and the Women / Michel Ocelot / Fransa

–     Aydaki Adam / Der Mondmann / Moon Man / Stephan Schesch / Almanya-Fransa-İrlanda

GECEYARISI ÇILGINLIĞI3 FİLM

–     Ölümün Alfabesi / The ABCs of Death / 26 yönetmen / ABD

–     Herkes Ölecek / No one lives / Ryûhei Kitamura / ABD

–     Ceset / El cuerpo / The Body / Oriol Paulo / İspanya

ANILARINA11 FİLM

–     Geçmiş Zaman Elbiseleri / Dresses of Times Past / Metin Erksan / Türkiye

–     Hanende Melek / Melek The Singer / Metin Erksan / Türkiye

–     Bir İntihar / A Suicide / Metin Erksan / Türkiye

–     Müthiş Bir Tren / A Terrific Train / Metin Erksan / Türkiye

–     Sazlık / Reeds / Metin Erksan / Türkiye

–     Dekameron / Il Decameron / The Decameron / Pier Paolo Pasolini / İtalya-Fransa-Almanya

–     Güvenlik Sonra Gelir / Safety Last! / Fred C. Newmeyer & Sam Taylor / ABD

–     Mutlu Noeller Bay Lawrence / Merry Christmas Mr. Lawrence / Nagisa Ôshima / İngiltere-Japonya

–     Açlık / The Hunger / Tony Scott / İngiltere

–     Karşımdaki Gece / La noche de enfrente / Night Across the Street / Raoul Ruiz / Fransa-Şili

–     Kirli Kan / Dark Blood / George Sluizer / ABD-İngiltere-Hollanda

BEN KENTLİ-VATANDAŞ DEĞİL MİYİM? BARBARLIK, SİVİL UYANIŞ VE ŞEHİR – 17 FİLM

–     1960 Yazı / Chronique d’un été / Chronicle of a Summer / Edgar Morin & Jean Rouch / Fransa

–     Yabancılar Dışarı! / Ausländer Raus! Schlingensiefs Container / Foreigners out! Schlingensief’s Container / Paul Poet / Avusturya

–     Kule / The Tower: A Songspiel / Chto Delat / Rusya

–     Bana Renk Ver / Dammi I Colori / Anri Sala / Arnavutluk

–     İnşaat Var / En Construcción / Work in Progress / Jose Luis Guerin / İspanya

–     Gravity Hill Haber Filmi No. 5 / Gravity Hill Newsreel No. 5 / Jem Cohen / ABD

–     Yarın / Zavtra / Tomorrow / Andrey Gryazev / Rusya

–     Artıklar / Spoils: Extraordinary Harvest / Alex Mallis / ABD

–     Kaliforniya Rüyası / California Dreaming / Bregtje van der Haak / Hollanda

–     Sıkıştırma / Squeeze / Mika Rottenberg / ABD

–     İşgal / The Take / Avi Lewis / Kanada

–     Ah Güzel İstanbul / Oh, Beautiful Istanbul / Atıf Yılmaz / Türkiye

–     Gizli Topluluk / Secta / Egle Budvytyte / Hollanda

–     Saç / Hair / Agniezska Polska / Polonya

–     Bu Bir Kapı / C’est une Hek / Joost Conijn / Hollanda-Fas

–     Beyaz Kadına Dokunma / Touche pas à la femme blanche / Don’t touch the white woman / Marco Ferreri

–     Yok Edici Melek / El ángel exterminador / The Exterminating Angel / Luis Buñuel / Meksika

Sanatseverleri yeni yılın ikinci ayında da oldukça yoğun bir etkinlik takvimi bekliyor.

Sergi

sanat duyuru

İSTANBUL

  • Bir Vizyonun Peşinde – ERA Mimarlık’ın 40 Yılı isimli sergi 3 Şubat’a kadar MSGSÜ Tophane – i Amire’de.
  • Mustafa Karasu’nun “Monolog” adlı sergisi, Art Suites Gallery’de (0212 251 55 61)
  • Çiçekli Oda isimli karma resim sergisi 29 Ocak – 2 Mart tarihleri arasında Galeri Oda’da. (0212 259 22 08)
  • Prix Pictet: Güç isimli sergisi 29 Ocak – 28 Nisan tarihleri arasında İstanbul Modern’de.
  • Nâzım Hikmet’in yolculuk fotoğraflarınden oluşan “Alnımın Çizgilerindesin Memleketim” isimli sergi 30 Ocak – 28 Şubat tarihleri arasında YapıKredi Kültür Merkezi’nde.
  • Halil Vurucuoğlu’nun “İrin” isimli sergisi 30 Ocak – 25 Şubat tarihleri arasında Dirimart’ta. (0 212 291 3434)
  • Duvar Resminden Korkuyorlar isimli sergi 31 Ocak – 21 Nisan tarihleri arasında SALT Beyoğlu’nda. (0212 377 42 00)
  • Büyüleyici Şehir Cenova isimli fotoğraf sergi 31 Ocak – 23 Şubat tarihleri arasında Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi’nde. (0212 249 2610)
  • Javid Tabatabaii’nin suluboya resim sergisi 31 Ocak – 18 Şubat tarihleri arasında GALERİFE’de. (0216 368 03 78)
  • Gülnur Geriş’in seramik sergisi 2 – 23 Şubat tarihleri arasında GaleriTasarım’da. (0212 513 23 14)
  • Jak Baruh, Levent Özçelik ve Maura Sullivan’ın fotoğraf sergisi 1 – 23 Şubat tarihleri arasında Pg Art Gallery’de. (0212 252 80 00)
  • Albina Onay ve Fatih Dülger’in sergisi yarına kadar Evin Sanat Galerisi’de. (0 212 265 81 58)
  • Magdalena Abakanowicz’in “İnsanlık Serüveni” isimli sergisi 30 Ocak’a kadar Akbank Sanat’ta.
  • Gogi Çagelişvili’nin “İstanbul” isimli sergisi 30 Ocak’a kadar Pirosmani Sanat Galerisi’nde. (0212 2526812)
  • Cengiz Gücük’ün “Hatıraların Kokusu” isimli sergisi 30 Ocak’a kadar Niş Art Galeri’de. (0212 232 2582)
  • Mustafa Ata’nın sergisi 30 Ocak’a kadar Mustafa Kemal Merkezi – Beşiktaş Çağdaş Salonları’nda.
  • Nejat Türkmen’in “Duvarın Diyalektiği” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar C.A.M. Galeri’de. (0212 245 79 75)
  • Damien Hirst’ün sergisi 31 Ocak’a kadar Portakal Kültür ve Sanat Evi’nde. (0212 225 46 37)
  • Coşkun Sami’nin “Kontrat” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar Mabeyn Galeri’de. (0212 261 60 60)
  • Ahmet Müderrisoğlu’nun “Kurt Duruşu” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar Galeri Selvin’de. (0212263 74 81)
  • Birgül Erdemir ve Birsen Eraslan’ın “İletişimde Yanlış Kodlamalar” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar Galeri Artist LAB’da. (0 212 2276852)
  • Bubi’nin heykel sergisi 31 Ocak’a kadar Artcollection’da.
  • Nermin Ülker’in “Pencerem” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar C.A.M. Galeri’de. (0212 245 79 75)
  • T.C. Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Elemanlarının “Yeni Buluşma” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar ARTİSAN Sanat Galerisi’nde. (0212 247 71 91)
  • Manzara Hakkında isimli karma sergi 31 Ocak’a kadar Mine Sanat Galerisi’nde. (0212 232 38 13)
  • İsa Çelik’in elli beşinci sanat yılı footoğraf sergisi 31 Ocak’a kadar Schneidertempel Sanat Merkezi’nde.
  • Mustafa Ata’nın sergisi 31 Ocak’a kadar Mustafa Kemal Merkezi – Beşiktaş Çağdaş Salonları’nda.
  • Bedri Rahmi Eyüboğlu, Mehmet Pesen, Ruzin Gerçin, Saim Dursun’un sergisi 31 Ocak’a kadar Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)
  • Cemile Bulut’un “Siyah- Beyaz Yolculuk” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar Petrol-İş Sendikası’nın Altunizade’deki Genel Merkez Sergi Salonu’nda.
  • Taylan Ünal’ın “Pre-Adaptation” isimli sergisi 1 Şubat’a kadar Galeri Artist Çukurcuma’da. (0212 251 91 63)
  • Pelin Avşar’ın sergisi 1 Şubat’a kadar Ziraat İstanbul Tünel Sanat Galerisi’nde.
  • Mine Tudun’un “Gördüklerim” isimli sergisi 1 Şubat’a kadar Galateaart Sanat Galerisi’nde. (0212 245 80 38)
  • Zahit Büyükişliyen’in retrospektif sergisi 2 Şubat’a kadar İş Sanat Kibele Galerisi’nde.
  • Karma kış sergisi 2 Şubat’a kadar Bahariye Sanat Galerisi’nde. (0216 414 55 06)
  • Deniz Korkmaz Ekici, Evren Karayel Gökkaya, İsmail Tetikçi, Ayşe Balyemez, Emrah Onaran, Yeşim Zümrüt’ün sergisi 2 Şubat’a kadar Kızıltoprak Sanat Galerisi’nde. (0 216 418 38 06)
  • Görkem Ergün’ün “Çiğ” isimli sergisi 2 Şubat’a kadar Poligon’da. (0 212 292 59 68)
  • Nuray Özler Yolcu’nun “izleyen-izlenen” isimli sergisi 2 Şubat’a kadar Doruk Sanat Galerisi’nde.
  • Iván Navarro’nun “umutsuzluk” isimli sergisi 2 Şubat’a kadar Egeran Galeri’de. (0 212 251 1 251)
  • İlerlemenin Kutsallığı ve Zorbalığı isimli karma sergi 2 Şubat’a kadar Alanİstanbul’da.
  • nTuba Yalçınkaya’nın “Tüm Güzel Rüyalara” isimli sergisi 2 Şubat’a kadar Pilevneli Project’te. (0212 259 03 94)
  • Bilinmeyen Ara Güler isimli sergi 3 Şubat’a kadar G-Art Galeri’de. (0212 296 08 76)
  • Erdal Ateş’in sergisi 3 Şubat’a kadar Galeribu’da. (0212 243 91 93)
  • Mehmet Çebi Koleksiyonu’ndan “Aşk-ı Nebi ve Zikir Taneleri” Hilye-i Şerif ve Tespih sergisi 4 Şubat’a kadar Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda.
  • İrfan Seçkin’in “Akılda Kalanlar” sergisi 5 Şubat’a kadar Derinlikler Sanat Merkezi’nde. (0212 291 82 55)
  • Bilal Çınar’ın “Yazılanlar ve Çizilenler” isimli sergisi 6 Şubat’a kadar Galeri Espas’ta. (0212 227 70 17)
  • Metin Telçeker ve Serhan Yavaş’ın “Kaybolan Şehrin Anları” isimli sergisi 6 Şubat’a kadar RenArt Sanat Galerisi’nde. (0212 2413890)
  • Nâzım’ın Sanatı, Sanatçıların Nâzım’ı Sergisi 7 Şubat’a kadar Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi Sanat Galerisi (CKM)’de.
  • Emre Zeytinoğlu’nun “Aydınlanma” isimli sergisi 8 Şubat’a kadar Teşvikiye Galeri/MİZ’de.
  • Dr. Füsun Uzunoğlu’nun “İstanbul Geceleri” isimli sergisi 8 Şubat’a kadar Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi Sanat Galerisi’nde.
  • Nurdan Gümüşsoy’un “Gönül Bahçem” isimli sergisi 8 Şubat’a kadar Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi Sanat Galerisi’nde.
  • Sevinç Candaş’ın sergisi 8 Şubat’a kadar Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi Sanat Galerisi’nde.
  • Balkan Naci İslimyeli’nin “Kozmos ve Toz” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar EKAV /Eğitim Kültür Araştırma Vakfı’nda.
  • Selma Gürbüz’ün “Uzun Gece. Uzak Yolculuklar” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar Rampa’da. (0212 327 08 00)
  • Rauf Tuncer’in “Geleneğe Çağdaş Yorumlar” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde. (0212 415 58 58)
  • Serdar Yılmaz’ın “Yolunu Bul” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar PiArtworks’te. (0212 245 40 87)
  • Mustafa Karasu’nun “Monolog” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar Art Suites Gallery’de. (0212 251 55 61)
  • Mehmet Sinan Kuran’ın “Kara Kutu” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar Çağla Cabaoğlu Gallery’de. (0212 291 37 91)
  • Suat Arıkan’ın sergisi 9 Şubat’a kadar Almelek Sanat Galerisi’nde. (0216 334 73 80)
  • Su Yücel’in sergisi 9 Şubat’a kadar Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde. (0212 351 00 60)
  • Ersan Deveci, Pınar Du Pre ve Ozan Oganer’in sergisi 9 Şubat’a kadar Gallery LiNART’ta. (0212 247 47 29)
  • Çınar Eslek’in “Keskinlikten Uzak” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar PiArtworks’te. (0212 293 71 03)
  • Mehmet Çetiner’in “İşaretler, İmgeler, Karşılaşmalar” isimli sergisi 10 Şubat’a kadar Artgalerim’de.
  • Işıl Güleçyüz’ün “Yukarı Bak” adlı sergisi 11 Şubat’a kadar Akademililer Sanat Merkezi’nde. (0212 245 02 29)
  • Piri Reis sergisi 11 Şubat’a kadar Topkapı Sarayı Müzesi’nde.
  • Gülhan Kırdı’nın “güçlü kadınlar” isimli fotoğraf sergisi 12 Şubat’a kadar İSO Sanat Galerisi’nde. (0212 251 46 31)
  • Ali Alışır’ın “Sanal Savaşlar” isimli fotoğraf sergisi 12 Şubat’a kadar Art On İstanbul Galerisi’nde. (0212 259 15 43)
  • Sema Çulam’ın sergisi 15 Şubat’a kadar Bakraç Sanat Galerisi’nde. (0216 362 18 26)
  • Hasip Pektaş’ın “Resimler, Ekslibrisler” isimli sergisi 16 Şubat’a kadar Galeri Işık Teşvikiye’de. (0212 233 12 03)
  • Erdem Taşdelen’in “Yarı Farkında Özne” isimli sergisi 16 Şubat’a kadar NON’da. (0 212 249 87 74)
  • Hasip Pektaş’ın “Resimler, Ekslibrisler” isimli sergisi 16 Şubat’a kadar Galeri Işık’ta.
  • Sibel KOcak’aya’nın “Yeni Aygı – Beden ve Sınırlar” isimli sergisi 16 Şubat’a kadar Mixer’de.
  • Gerçeğin Masalı isimli karma sergi 16 Şubat’a kadar Kiplas Sanat Galerisi’nde. (0216 651 49 00)
  • Hale Karpuzcu’nun “İnsan Yavrusu” isimli sergisi 17 Şubat’a kadar Türker Art’ta. (0212 296 53 25)
  • Alpin Arda Bağcık, Egemen Bostancı, Buğra Erol, Dilek Gökçen, Volkan Kızıltunç’un sergisi 17 Şubat’a kadar Plato Sanat’ta. (0212 444 76 96)
  • IAP Özel Koleksiyon-I isimli karma sergi 17 Şubat’a kadar IAP Galeri’de.
  • Bir Başkentin Su Yolları isimli sergi 18 Şubat’a kadar Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde.
  • Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun “İstanbul Destanı” isimli sergisi 19 Şubat’a kadar Çırağan Sarayı’nın giriş katındaki Sanat Galerisi’nde.
  • Ahmet Elhan, Argun Okumuşoğlu, Esat Tekand ve Sevinç Altan’ın sergisi 19 Şubat’a kadar Galeri 44a’da. (0212 233 33 80)
  • Pandora’nın sergisi 20 Şubat’a kadar Alta Sanat Galerisi’nde. (0212 282 69 65)
  • Kış Karması 2013 sergisi 20 Şubat’a kadar Hobi Sanat Galerisi’nde. (0212 225 23 37)
  • Çin Hazineleri Sergisi 20 Şubat’a kadar Topkapı Sarayı’nda.
  • Çin mağara sanatı sergisi 20 Şubat’a kadar MSÜ Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde.
  • Düş İçinde Düş isimli karma sergi 20 Şubat’a kadar Asfalt Art Gallery’de. (0 216 418 08 06)
  • Joseph Kosuth’un “Uyanma” isimli sergisi 23 Şubat’a kadar Kuad Galeri’de.
  • Fulya Çetin’in “nehir altı nehir” isimli sergisi 23 Şubat’a kadar .artSümer’de. (0 212 249 1035)
  • Seda Hepsev’den “Erkeklerin ‘Askerlik Dönemi’ Egemenliği” isimli sergisi 23 Şubat’a kadar X-ist Sanat Galerisi’nde.
  • giyim kuşam isimli karma sergi 23 Şubat’a kadar Galeri Apel’de. (0212 292 72 36)
  • Nejad Melih Devrim’in sergisi 23 Şubat’a kadar Galeri Nev’de. (0212 252 15 25)
  • Gülden Artun’un sergisi 23 Şubat’a kadar Tem Sanat Galerisi’nde. (0212 2470899)
  • Karma “Karışık” isimli karma sergi 23 Şubat’a kadar Adıgüzel Sanat Galerisi’nde. (0216 456 75 85)
  • Bashir Borlakov, Canan, Cevdet Erek, Katsumi Hayakawa, Emre Hüner, Meltem Işık, Ahmet Doğu İpek, Lee Jinju, Robert Longo, Stefan Thiel, Erinç Seymen, Jennifer Steinkamp, Pae White ve Burcu Yağcıoğlu’nun sergisi 23 Şubat’a kadar Nesrin Esirtgen Collection’da. (0212 243 78 53)
  • rh+art magazine dergisinin düzenlediği Yılın Genç Ressamı yarışmasında dereceye giren sanatçıların sergisi 23 Şubat’a kadar Planet of Art Gallery’de.
  • Aysun Uygun, Ayşegül Yüksel, Faruk Durmaz, İnci Batuk ve Yılma Doğu fotoğraf sergisi 24 Şubat’a kadar Fotoğraf Vakfı Galerisi’nde. (0212 243 71 87)
  • Neşe Gümüşçüoğlu’nun “Kırmızının Halleri” isimli sergisi 26 Şubat’a kadar Artev Sanat Galerisi’nde. (0216 449 46 75)
  • İsmail Acar’ın “Love of Islam” isimli sergisi 26 Şubat’a kadar Galeri İdil’de. (0212 283 23 83)
  • 1952 – 2012 Sualtına Işık Tutanlar sergisi 28 Şubat’a kadar Rezan Has Müzesi’nde. (0212 533 65 32)
  • Karma Heykel Sergisi 28 Şubat’a kadar Galeri 5’te.
  • Jannis Kounellis’in sergisi 1 Mart’a kadar Galeri Artist’te. (0 212 2276852)
  • NO.2 isimli karma sergi 2 Mart’a kadar Nesrin Esirtgen Collection Mekanında. (0212 243 7853)
  • “Inside” isimli karma sergi 2 Marta kadar Merkur’de. (0212 225 37 37)
  • Erdal Alantar’ın “Hayatının Sevinç’ini” isimli sergisi 2 Marta kadar Art Point Gallery’de.
  • Deniz Sağdıç’ın “Düş ve Gerçek” isimli sergisi 2 Marta kadar Pinelo Galeri’de. (0212 249 78 71)
  • Yassine Mekhnache’nin sergisi 2 Marta kadar Krampf Galeri’de. (0212 293 93 14)
  • Jasper de Beijer’in sergisi 2 Mart’a kadar The Empire Project’te. (0212 292 59 68)
  • Karma resim, heykel ve seramik sergisi 2 Mart’a kadar Bahariye Sanat Galerisi’nde. (0216 414 55 06)
  • Bedri Baykam’ın “Tarihin Röntgencisi” sergisi 3 Mart’a kadar Riramid Sanat’ta. (0212 297 31 15)
  • Gülçin Günaydın’ın “Sırça Fanus” isimli sergisi 4 Mart’a kadar Arte İstanbul’da.
  • ArtCenter / İstanbul sanatçılarının “Söylenmemiş Yazılmamış: Dördüncü Sergi” isimli sergisi 6 Mart’a kadar Borusan Müzik Evi’nde. (0212 336 32 80)
  • Bill Balaskas’ın “Dünyayı Piyasa Kurtaracak” isimli sergisi 8 Mart’a kadar Sabancı Üniversitesi Kasa Galeri’de. (0216 483 90 97)
  • Ayşen Urfalıoğlu’nun “Haz’ın Metastasları” isimli sergisi 9 Mart’a kadar Maçka Sanat Galerisi’nde.
  • Mathias Depardon’un “Sınırların Ötesinde” isimli sergisi 10 Mart’a kadar Fransız Kültür Merkezi’nde Fotoğraf Sergisi’nde. (0212 3938111)
  • Takılabilir Heykel ve Heykel Sergisi 21 Mart’a kadar Simya Galeri’de. (0212 259 77 40)
  • Haset, Husumet, Rezalet isimli karma sergi 7 Nisan’a kadar ARTER’de. (0212 243 37 67)
  • Cynthia Madansky ve Angelika Brudniak’ın “1+8” isimli video yerleştirmesi 7 Nisan’a kadar SALT Galata’da. (0212 334 22 45)
  • Değişen Zamanların Mimarı Edoardo De Nari 1874 – 1954 isimli sergi 20 Nisan’a kadar İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nde. (0212 334 09 00)
  • Nickolas Muray’ın “Bir Fotoğrafçının Portresi” isimli sergisi 21 Nisan’a kadar Pera Müzesi’nde.
  • Çöl ve Deniz Arasında – Ürdün Ulusal Güzel Sanatlar Galerisi’nden Bir Seçki isimli sergi 21 Nisan’a kadar Pera Müzesi’nde.
  • Modernlik? Fransa ve Türkiye’den Manzaralar isimli karma sergi 16 Mayıs’a kadar İstanbul Modern’de.
  • El Emeği Göz Nuru isimli sergi 26 Mayıs’a kadar Sadberk Hanım Müzesi’nde. (0212 242 38 13)
  • Biz bu memleketi seninle sevdik Lefter sergisi 24 Haziran 2013’e kadar Adalar Müzesi’nde.
  • İşte Güneş isimli sergi 14 Temmuz’a kadar Rahmi Koç Müzesi’nde. (0212 369 66 00)

İZMİR
Naci Kalmukoğlu’nun “O, bir yıldızdı” isimli resim sergisi 19 Ocak’tan başlayarak Arkas Sanat Merkezi’nde. (0232 464 66 00)

BODRUM
Mustafa Tunçalp’in seramik sergisi 10 Şubat’a kadar Nurol Sanat Galerisi’nde. (0252 317 00 02)

ANKARA

  • Temuçin Çeviren – yağlıboya resim – 30 Ocak’a dek – Medya Sanat Galerisi’nde. (0 312 428 39 55)
  • Genç Kuşak Sanatçılar Nâzım’la Buluşuyor – resim – 30 Ocak’a dek – Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde. (0 312 468 21 05)
  • Derya Ülker – resim – 30 Ocak’a dek – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)
  • Metin Kalkızoğlu – resim – 30 Ocak’a dek – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)
  • Buluşma V – resim – 30 Ocak’a dek – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)
  • Demet Kaya Güngörür&Dinçer Güngörür – heykel – 30 Ocak’a dek – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)
  • Yan Yana – karma resim – 31 Ocak’a dek – Peker Sanat Evi’nde. (0 312 439 30 03)
  • Kayıhan Keskinok – resim – 31 Ocak’a dek – Fırça Sanat Galerisi’nde. (0 312 438 60 08)
  • Resim, Seramik – karma resim ve seramik – 31 Ocak’a dek – Galeri Polart’ta. (0 312 439 14 80)
  • Kapadokya Uluslararası Sanat Buluşması – karma resim – 31 Ocak’a dek – Gözde Sanat Galerisi’nde. (0 312 441 10 92)
  • Marek Brzozowski – resim – 1 Şubat’a – Galeri Sanatyapım’da.nÖlümünün 10. Yılında İsmail Altınok ve Dostları – karma resim – 28 Şubat’a dek – İsmail Altınok Sanat Merkezi’nde. (0 312 433 30 34)

MERSİN
Türkiye’nin ünlü sanatçıları Mustafa Pilevneli, Fikret Mualla, Kemal Önsoy, Fikret Otyam, Necdet Kalay, Bedri Rahmi Eyüpoğlu, Mehmet Güleryüz, Ahmet Yeşil, Can Göknil, Habip Aydoğdu, Ekrem Kahraman, Serap Demirağ, Gencay Kasapçı, Orhan Taylan, Işıl Özışık, Funda İyce, Gülçin Anıl, Orhan Gürel, Kainat, Alp Bartu, Vahap Demirbaş, Rasin Arsebük ve Zeki Serbest’in eserlerinin yer aldığı, “Karma Resim Sergisi” Altamira Sanat Galerisi’nde sürüyor. Sergi, 19 Şubat tarihine dek sanatseverlerin izlenimine açık olacak. (0324 2330312)

ADANA
Eğitim Kültür Araştırma Vakfı (EKAV) ve Adana İş Kadınları Derneği (İŞKAD) işbirliğiyle düzenlenen, “Dikkat! Kadın” adlı sergi Toyota Onatça Plasa’daki Onatça Sanat Galerisi’nde sürüyor. Çağdaş ressamların eserlerinin yer aldığı, küratörlüğünü Denizhan Özer’in yaptığı sergi,15 Şubak tarihine dek sanatseverlerin izlenimine açık tutulacak. (0322 3467171)

 

Müzik

İSTANBUL

  • Süreyya Operası’nda “Bir Şölendir Opera” etkinliğinde Mehmet Ergüven, Haendel’in Jules Cesar Operası’nı anlatıyor bugün saat 18.00’de. (0216 346 15 31 )
  • nAkbank Sanat’ta Jessica Gall ve topluluğunun perşembe günü saat 17.00’de workshop’u, saat 20.00’de caz konseri gerçekleşecek. (0212 252 35 00-01)
  • Borusan Müzk Evi’nde çellist “Reyent Bölükbaşı Anısına…” anma konseri çarşamba akşamı saat 20.00’de, “Yeni Müziğin İstasyonları” Ozan Tunca açıklamalı müzik konseri perşembe akşamı saat 20.00’de. (0212 336 32 71)
  • Caddebostan Kültür Merkezi’nde şef Jurjen Hempel yönetiminde İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası konseri cuma akşamı saat 20.00’de (0216 467 25 68) İş Sanat’ta Kanadalı şarkıcı Ima’nın konser salı akşamı saat 20.00’de. (0212 316 10 83)
  • nBabylon’da bugün saat 19.00’da Social Inclusion Band konseri izlenebilir. (0216 556 98 00)
  • Yarın Bahadır Tatlıöz’ü, Jolly Joker’da saat 21.30’da dinleyebilirsiniz. (0216 556 98 00)
  • Jeansanat Sahne’de yarın 21.30’da Yeşilçam Şarkıları dinlenebilir. (0212 245 55 54)
  • Soner Sarıkabadayı sevenleriyle 30 Ocak Çarşamba günü saat 21.00’de Jolly Joker’da buluşacak. (0216 556 98 00)
  • Babylon’da 30 Ocak Çarşamba günü, 20.30’da Büyük Ev Ablukada sahne alıyor. (0216 556 98 00)
  • Yasemin Mori 31 Ocak Perşembe günü saat 21.30’da Ghetto’da. (0216 556 98 00)
  • Hüsnü Şenlendirici, Fuat Güner’i, 31 Ocak Perşembe 20.30’da Babylon ağırlayacak. (0216 556 98 00)
  • Halil Sezai 1 Şubat Cuma günü Jolly Joker sahnesinde. (0216 556 98 00)
  • Manga 1 Şubat saat 22.00’de Roxy Club’da. (0212 249 12 83)
  • Demet Akalın 2 Şubat Cumartesi saat 21.30’da Bostancı Gösteri Merkezi’nde. (0216 556 98 00)
  • Jolly Joker’de Yaşar sahne alacak, 2 Şubat günü saat 22.00’de. (0216 556 98 00)
  • Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler İş Sanat Kültür Merkezi’nde 3 Şubat 15.00’de çocuklarla buluşacak. (0216 556 98 00)

ANKARA
CSO Konser Salonu’nda, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın (CSO) şef Nikolay Alexiev yönetiminde vereceği, Ilian Garnetz’in (keman) solist olarak yer alacağı konser 31 Ocak’ta ve 1 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 309 13 43)
Bilkent Konser Salonu’nda, Bilkent Senfoni Orkestrası’nın (BSO) şef Bujor Hoinic yönetiminde vereceği, dünyaca ünlü piyanistimiz Hande Dalkılıç’ın solist olarak yer alacağı konser 2 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 290 17 75)

Opera-Bale

İSTANBUL

  • CKM Orkestrası’nın Peter ve Kurt temsilini 30 Ocak’ta CKM’de dinleyebilirsiniz.
  • Wolfgang ve Lorenzo operası 30 Ocak Çarşamba 20.00’de Devlet Opera ve Balesi’nde.
  • İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde Senfonik Minyatur balesi 2 Şubat cumartesi 16.00’da izlenebilir.

ANKARA

  • Opera Sahnesi’nde, “Karyağdı Hatun/opera” bugün ve 3, 20 Şubat’ta saat 20.00’de, “Notre Dame’ın Kamburu/bale” 14, 21, 28 Şubat’ta saat 20.00’de, “Gündüz ve Gece/modern dans” 7 Şubat’ta saat 20.00’de, “Macbeth/opera” 11, 27 Şubat’ta saat 20.00’de, “Töre/dans” 13 Şubat’ta saat 20.00’de, “20. Yıl Galası/modern dans” 16 Şubat’ta saat 20.00’de, “Harem/bale” 31 Ocak’ta ve 18 Şubat’ta saat 20.00’de, “Saraydan Kız Kaçırma/opera” 23 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 324 68 01)

SAMSUN
Samsun Devlet Opera ve Balesi’nde “Zorba” adlı opera yarın saat 20.00’de AKM Büyük Sahne’de sahnelenecek. (0 362-431 50 00)

Tiyatro

İSTANBUL
Devlet Tiyatroları Beykoz Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde “Zalım Mahmut – Bir Kurtlu Kıssa” cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Cevahir Sahneleri Salon 1’de “Antigone” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Cevahir Sahneleri Salon 2’de “Inishmorelu Yüzbaşı” çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Küçük Sahne’de “Kurban” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Küçükçekmece DT Sahnesi’nde “Ay Ecesi” perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Zeytinburnu Sahnesi’nde “Sihirli Hediyeler” cuma 14.00, cumartesi 12.00 ve 14.00, pazar 14.00. Üsküdar Stüdyo Sahne’de “Düğün Şarkısı” çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00. Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “Sessizlik” cumartesi 20.00, pazar 15.00. (0 212 292 39 00)
İstanbul Büyükşehir Belediyesi F. Reşat Nuri Sahnesi’nde “Toros Canavarı” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00. perşembe, cuma 20.00, pazar 15.30. Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Büyünün Gözleri” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00, perşembe, cuma 20.00 pazar 15.30. Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde “Şark Dişçisi” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00, perşembe, cuma 20.00, pazar 15.30. Kâğıthane Küçük Kemal Sahnesi’nde “Uğur Böceği” perşembe, cuma 14.00. Haldun Taner Sahnesi’nde “Dar Ayakkabıyla Yaşamak” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00, perşembe, cuma 20.00, pazar 15.30. Ümraniye Sahnesi’nde “Doğum Günü Partisi” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00, perşembe, cuma 20.00, pazar 15.30. Ü. Müsahipzade Sahnesi’nde “Ateşli Sabır (Postacı)” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00, perşembe, cuma 20.00, pazar 15.30. Üsküdar K. Yılmazer Sahnesi’nde “Türkiye Kayası” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00, perşembe, cuma 20.00, pazar 15.30. (0212 455 39 00)
Bakırköy Belediye Tiyatroları Müşfik Kenter Sahnesinde “Külhanbeyli Müzikali” perşembe 20.30. “Hangisi Babası” cuma 20.30, “Benim Güzel Pabuçlarım” cumartesi 11.00. “Sıkıyönetim” cumartesi 20.30. Turhan Tuzcu Sahnesi’nde “Şişman Domuz” çarşamba, cuma 20.30. Altan Erbulak Sahnesi’nde “Çöp Canavarı” cumartesi 14.00. (0212 414 96 47)
Dostlar Tiyatrosu’nun “Sivas 93” oyunu bugün 20.30 Halk Eğitim Merkezi, yarın 20.30 Kozyatağı Kültür Merkezi’nde (0 212 253 67 11)
Ortaoyuncular’da “Ferhangi Şeyler” cuma 20.00, “Nasri Hoca ve Muhalif Eşeği” cumartesi 20.00, pazar 18.00. (0 212 251 18 65)
Kenter Tiyatrosu’nda “Toplu Hikâyeler” çarşamba, perşembe 20.30. (0 212 246 35 89)
Tiyatro Pera’da “Ah Smyrna’m, Güzel İzmir’im” cuma, cumartesi 20.00, pazar 18.30..
Oyun Atölyesi’nde “Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince Ama Şimdi İyi” salı 20.30, “Anlaşılmaz Konuşmalar” çarşamba 20.30, “Testosteron” perşembe 20.30. (0 216 345 39 39)
Sadri Alışık Tiyatrosu’nun “Küçük Adam Ne Oldu Sana” oyunu cumartesi 20.30, Profilo – K.A.N.O.S
Kumbaracı50’de “6 Üstü Oyun No: 2 Evaristo” bugün ve salı 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30 “İp” çarşamba 20.30. “Haz Makamı”perşembe 20.30, “Gerçek Hayattan Alınmıştır” cuma 20.30, “Barzo ile Konserve” cuma 23.00. (0 212 243 50 51)
İkincikat’ta “Korku Tüneli” bugün, “Barselo” salı, çarşamba, “Disosya” perşembe, “Yalnızlar Kulübü” cuma, cumartesi 20.30. (0 212 292 32 47)
Duru Tiyatro’da “El -Bohem “Fikret Mualla” cumartesi 20.30. “Aşk Her Yerde” cumartesi 20.30, pazar 16.00 “Suç ve Ceza” cumartesi 20.30. (0 216 338 56 86)
Mekân Artı’da “Kozalar” bugün 20.30, “Airswimming” çarşamba, perşembe 20.30. (0 212 224 57 56)
Maya Sahnesi’nde “Lulabay Bir Cihangir Hikâyesi” salı 20.30, “Üstü Kalsın” çarşamba 20.30, “Eleni’den Mektuplar” perşembe 20.30, “Pencere” cuma 20.30, “Kara Sohbet” cumartesi 20.30, “Müsahipzade ile Temaşa” pazar 18.00. (0 212 252 74 52)

ANKARA
Akün Sahnesi’nde, “33 Varyasyon” 29, 30, 31 Ocak’ta ve 1 Şubat’ta saat 20.00’de, 2 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 3 Şubat’ta saat 15.00’te, “Bir Delinin Hatıra Defteri” 5, 6, 7, 8 ve 9 Şubat’ta saat 20.00’de, “Pal Sokağı Çocukları/çocuk oyunu” 9 ve 10 Şubat’ta saat 11.00’de. (0 312 427 19 71)
Altındağ Tiyatrosu’nda, “Bir Hilal Uğruna” 29, 30, 31 Ocak’ta ve 1 Şubat’ta saat 20.00’de, 2 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 3 Şubat’ta saat 15.00’te, “Sinek Kadar Kocam Olsun, Başımda Bulunsun” 5, 6, 7 ve 8 Şubat’ta saat 20.00’de, 9 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 10 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 316 59 02)
nBüyük Tiyatro’da, “Hürrem Sultan” 29 Ocak’ta ve 1, 5, 8 Şubat’ta saat 20.00’de, 3 ve 10 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 324 22 10)
Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesi’nde, “Cyrano De Bergerac” yarından itibaren 9 Şubat’a dek saat 20.00’de, “Karlar Kraliçesi/çocuk oyunu” 10 Şubat’ta saat 11.00’de. (0 312  240 00 91)
nKüçük Tiyatro’da, “Soğuk Bir Berlin Gecesi” 29, 30, 31 Ocak’ta ve 1 Şubat’ta saat 20.00’de, 2 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, “Keloğlan Keleşoğlan/çocuk oyunu” 3 Şubat’ta saat 11.00’de, “Ben Ödüyorum” 5, 6, 7, 8 Şubat’ta saat 20.00’de, 9 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 10 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 311 11 69)
Oda Tiyatrosu’nda, “Euridice’nin Elleri” 29, 30, 31 Ocak’ta ve 1, 2 Şubat’ta saat 18.30’da, “Krem Karamel” 5, 6, 7, 8, 9 Şubat’ta saat 18.30’da. (0 312 311 11 69)
Stüdyo Sahne’de, “Jerry ve Tom” 29 Ocak’ta ve 5, 8 Şubat’ta saat 20.00’de, 3, 10 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 397 30 24)
İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi’nde, “Cesaret Ana ve Çocukları” 30, 31 Ocak’ta ve 6, 7 Şubat’ta saat 20.00’de, 2 ve 9 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 397 30 24)
Şinasi Sahnesi’nde, “Yastık Adam” yarından itibaren 3 Şubat’a değin cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de. (0 312 397 30 24)
Ankara Sanat Tiyatrosu’nda, “Selamün Kavlen Karakolu” 8, 15, 22, 23 Şubat’ta saat 20.00’de, 2 Şubat’ta saat 16.30 ve 20.00’de, 16 Şubat’ta saat 17.00 ve 20.00’de, “Zübük” 3, 10, 17, 24 Şubat’ta saat 15.30’da, 1 Şubat’ta saat 20.00’de, “Giderayak” 9 Şubat’ta saat 20.00’de, 23 Şubat’ta saat 17.00’de, “Dans Eden Eşek/çocuk oyunu” 20 Şubat’ta saat 10.30’da. (0 312 417 76 76)
Mavi Sahne’de, “Tuluatmasyon/Her şey doğaçlama komik gösteri” 2, 9 ve 23 Şubat’ta saat 20.00’de, “Gıres” 15, 16 Şubat’ta saat 20.00’de, 17 Şubat’ta saat 17.00’de, “Hiç/Neyzen Tevfik” 22 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 241 02 33)
Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde, Tiyatro Pembe Kurbağa oyuncuları tarafından sahnelenecek “Karagöz Düş Zengini” adlı çocuk oyunu 2 ve 16 Şubat’ta saat 10.30’da. (0 312 442 30 50)

ADANA
Adana Devlet Tiyatrosu sahnesinde bu hafta Konya Devlet Tiyatrosu sanatçılarının rol aldığı, Cem Günen’in yazdığı, Tomris Çetinel’in yönettiği, “Suskunlar Kapısı – Bab’ı Hamuşan” adlı oyunu salı, çarşamba, perşembe ve cuma günü 20.00’de, cumartesi günü ise 15.00 ve 20.00’de Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Sahnesi’nde tiyatroseverlerle buluşturulacak. (0322 3523355)

SAMSUN
Samsun Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Büyük Salon’da İstanbul Devlet Tiyatrosu, Yavuz Özkan’ın yazdığı Hidayet Erdinç’in yönettiği “Herkesin Bildiği Sırlar” adlı 2 perdelik oyunla 29-30 Ocak tarihlerinde Samsunlu sanatseverlerle buluşacak. (0 362-431 21 00)

 Kaynak : [-]

Bursa Fotofest 2012; 15-21 Eylül 2012 tarihleri arasında bu yıl ikincisi düzenlenecek.

15-21 Eylül 2012 tarihleri arasında bu yıl ikincisi gerçekleştirilecek olan uluslararası fotoğraffestivali Bursa Fotofest 2012; 65 sergi, 48seminer, 3 yarışma, 15 panel, onlarca ücretsiz portfolyo değerlendirmesi, 6 “Ustalara Saygı” gecesi, 20 film gösterimi, 15 imza günü ile yüzlerce yerli ve yabancı konuğa ev sahipliği yapacak!Türkiye’deki önemli fotoğraf kurumlarının katılımıyla gerçekleşecek festival, Ortadoğu’nun ve Doğu Avrupa’nın en büyük fotoğraf festivali olma özelliği taşıyor.

Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa Kent Konseyi ve Bursa Fotoğraf Sanatı Derneği (BUFSAD) işbirliğiyle, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) ana sponsorluğunda düzenlenen ve gelenekselleşme hedefiyle hayata geçirilen uluslararası fotoğraf festivali Bursa Fotofest; Türk ve dünya fotoğrafçılarını, sergiler, gösteriler, atölye çalışmaları, seminerler, paneller gibi etkinliklerle dolu zengin bir programla Bursa’da buluşturuyor.

Bu yıl ikincisi, “İnsanlığın İzleri” konu başlığı ile düzenlenen Bursa Fotofest 2012; dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan insanların, savaşlara, ekonomik problemlere ve doğal kaynakların tükenme tehlikesine rağmen, yaşamın her alanında verdiği o soylu mücadeleyi anlatan fotoğraflara ve böylesine büyük bir buluşmaya ev sahipliği yapmaktan büyük bir mutluluk ve onur duyuyor.

Ara Güler’den Mary Ellen Mark’a, Coşkun Aral’dan Bruce Gilden’a yerli ve yabancı fotoğrafçıların toplam 65 sergisinin yer alacağı, “İnsanlığın İzleri” temalı festival kapsamında; Türkiye’nin en yüksek para ödüllü amatör fotoğraf yarışması da düzenleniyor. Festivale katılan fotoğraf sanatçılarının toplam 48 seminer vereceği Bursa Fotofest 2012’de; Türkiye’den ve dünyadan önemli eğitimciler de,  fotoğraf eğitimi üzerine 15 panel gerçekleştirecek. Ara Güler, Robert Stevens, Mary Ellen Mark, Bruce Gilden, Maggie Steber gibi dünyaca ünlü fotoğraf sanatçıları ve fotoğraf editörlerinin yapacağı ücretsiz portfolyo değerlendirmeleri, “Maket Kitap/Book Dummy” yarışması, fotoğrafçılar tarafından çekilmiş 20 belgesel ve film gösterimi, 15 imza günü ise Bursa Fotofest 2012’nin diğer etkinliklerinden…

Bursa Fotofest 2012, 50’ye yakın yabancı konuğunun yanı sıra; festival boyunca her akşam düzenlenecek 6 “Ustalara Saygı” gecesinde, usta sanatçılarının meslek hayatlarını ve deneyimlerini aktaracakları sohbetlere katılmak için dünyanın farklı köşelerinden yüzlerce ziyaretçiyi de 15-21 Eylül 2012 tarihleri arasında Bursa’da ağırlamaya hazırlanıyor.

 Kaynak :[-]