sivil toplum

sivil toplum konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. sivil toplum konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. sivil toplum konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri sivil toplum konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

23-nisan-cocuk-bayrami-2017

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı şerefine 26 Nisan Çarşamba günü saat 19:00 ‘da Öğrenci Dinleti Programımız yapılacaktır. Bu etkinlikte öğrencilerimiz ve eğitmenlerimiz milli bayramımızı hatırlatmak amacıyla sizler için performans sergileyecektir. Etkinliğimize herkes davetlidir!

 

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

23-nisan-cocuk-bayrami-2017Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin resmi bayramlarından biridir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından dünya çocuklarına armağan edilmiştir.

Bu bayram, TBMM’nin açılışının birinci yılında kutlanmaya başlanan 23 Nisan Millî Bayramı ve 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla, önce 1 Kasım olarak kabul edilen, sonra 1935’te 23 Nisan Millî Bayramı’yla birleştirilen Hâkimiyet-i Milliye Bayramı ile Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin 1927’de ilan ettiği ve ilki Atatürk’ün himayesinde düzenlenen 23 Nisan Çocuk Bayramı‘nın kendiliğinden birleşmesiyle oluştu. 1980 darbesi döneminde Milli Güvenlik Konseyi, bu bayrama resmî olarak “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adını verdi.

Hakimiyet-i Milliye Bayramı (önceleri 1 Kasım, sonra 23 Nisan), saltanatın kaldırılışının ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu gerçekleştiren TBMM’nin açılışının egemenliği padişahtan alıp halka vermesini kutlamak amacını taşırken, Çocuk Bayramı savaş sırasında yetim ve öksüz kalan yoksul çocukların bir bahar şenliği ortamında sevindirmek amacını taşımaktaydı. Türkiye Radyo Televizyon Kurumu, UNESCO’nun 1979’u Çocuk Yılı olarak duyurmasının ardından, TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği’ni başlatarak, bayramı uluslararası düzeye taşımıştır. Günümüzde bayrama birçok ülkeden çocuklar katılmakta, çeşitli gösteriler hazırlanmakta, okullarda törenler ve çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Ayrıca 1933’te Atatürk’le başlayan çocukları makama kabul etme geleneği günümüzde çocukların kısa süreliğine devlet kurumlarının başındaki memurların yerine geçmesi şeklinde devam etmektedir.

 

Tarihçe

TBMM’nin açılması

Ana madde: TBMM 1. dönem milletvekilleri listesi

23 Nisan’ın Türkiye’de ulusal bayram olarak kabul edilmesinin nedeni, 1920’de o gün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmış olmasıdır. Milletvekillerinin belirlenişi ve Ankara’ya gelişi çok kısa bir zamanda gerçekleşmiştir. Milletvekili seçimleri Atatürk’ün Ankara’da bir meclisin toplanacağını ve neden toplanması gerektiğini açıklayan 19 Mart 1920 tarihli bildirisiyle başlamış, yine Atatürk’ün 21 Nisan’daki genelgesiyle de meclisin açılacağı tarih duyurulmuş ve milletvekillerinin Ankara’ya gelmesi istenmiştir. 23 Nisan1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmıştır. O günkü ilk toplantıya daha önce belirlenen 337 milletvekilinden sadece 115’i katılabilmiştir.

Bayram olması

TBMM’nin açılışından 2000’li yıllara kadar Türkiye Cumhuriyeti’ne ait bu ulusal bayram konusunda eksik bilgilenme ve yanlış tarihlendirmeye çokça rastlanmıştır. Hatta bazı tarihçilerce böyle bir günün tarihinin genişçe araştırılmamış olması büyük bir eksiklikti. Yrd. Doç. Dr. Veysi Akın 1997’de yayımlanan bir makalesiyle bu eksikliği gidermeye çalışmıştır.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın ortaya çıkışında 3 ayrı bayramın payı vardır. Çocuk Bayramı tamamen ayrı bir kavram olarak gelişirken, Ulusal Egemenlik ve 23 Nisan Bayramları baştan ayrı bayramlarken, birleşmişler; en son da onlara Çocuk Bayramı katılmıştır.

Hâkimiyet-i Milliye

“23 Nisan”, 1921’de çıkarılan 23 Nisan’ın Milli Bayram Addine Dair Kanun ile, Türkiye’nin ilk ulusal bayramı olmuştur. İlk kez ortaya çıkan bu bayramda ne ulusal egemenlikten ne de çocuklardan söz edilmekteydi.Zaten daha o yıllarda Osmanlı saltanatı hala kanunen hüküm sürmekteydi. 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla 1 Kasım, Hakimiyet-i Milliye Bayramı (Ulusal Egemenlik Bayramı) olarak kabul edilmiştir.Daha sonraki yıllarda, TBMM’nin açılış tarihi olan 23 Nisan “Milli Hakimiyet Bayramı” olarak kutlamış ve bu durum 1 Kasım’ın uzun vadede bayram olarak unutulmasına neden olmuştur. 1935’te bayramlar ve tatil günleriyle ilgili kanun değiştirilmiş ve “23 Nisan Millî Bayramı”nın adı “Millî Hakimiyet Bayramı” haline getirilmiş, böylece 1 Kasım Hakimiyet-i Millîye Bayramı ile 23 Nisan Millî Bayramı birleştirilmiştir.

23 Nisan’ın Çocuk Bayramı oluşu yine TBMM’nin açılışıyla ilişkili olmasına rağmen, tamamen ayrı bir bayram olarak gelişmiş ve 1981 yılına kadar da öyle devam etmiştir. Bu Bayram 23 Nisan 1927’de Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin (günümüz Çocuk Esirgeme Kurumu’nun) o günü “Çocuk Bayramı” olarak duyurmasıyla başlamış kabul edilir. Aslında Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin 23 Nisan’la ilgili çalışmaları daha önceki yıllarda vardır ve hatta çocuklardan da söz edilmiştir. Kurum, 23 Nisan 1923’te millî bayram için pullar bastırmış ve satmıştır. 23 Nisan 1924’te Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde “Bu gün Yavruların Rozet Bayramıdır” ibaresi yer almış, 23 Nisan 1926’da da yine aynı gazetede “23 Nisan Türklerin Çocuk Günüdür” başlıklı bir yazı kaleme alınmış ve bu yazıda cemiyetin bu günü çocuk günü yapmaya çalışarak doğru yolda olduğu ve para kazanan herkesin bu gün cemiyete çocuklar için bağışta bulunması gerektiği vurgulanmıştır.Nihayet 23 Nisan 1927’de Himaye-i Etfal Cemiyeti o günü Çocuk Bayramı olarak şöyle duyurmuştur:

Millet Meclisimizle millî devletimizin Ankara’da ilk teşkile günü olan Millî bayram Cemiyetimizce çocuk günü olarak tesbii edilmiştir. Bize yeni bir vatan veyeni bir tarih yaratıp bırakan mübarek şehitlerle fedakar gazilerin yavruları fakir ve ıstırabın evladları ve nihayet alelıtlak bütün muhtac-ı himaye-i vatan çocukları namına milletin şevkatli ve alicenab hissiyatına müracaat ediyoruz. Kadın, erkek, genç, ihtiyar hatta vakti ve hali müsait çocuklardan mini mini vatandaşlar için yardım bekliyoruz. Her sayfası başka bir şan ve muvaffakiyetle temevvüç eden milletimizin, yarın azami derecede muavenet göstermekle beraber, çocuk gününün layıkı veçhiyle neşeli ve parlak geçirilmesi için aynı derecede alaka ve müzaheret göstereceğinden emin olan Himaye-i Etfal Cemiyeti, şimdiden arz-ı şükran eder.

Bu tarihten itibaren bu üç kavram, aynı gün üzerinde birleşecek ve çocuk bayramı olma konusunda bir kanunla belirlenmişlik olmaksızın kutlanmaya başlanacaktır. Cemiyeti buna iten neden ise cemiyetin yetim çocukları için gelir kaydetme anlayışıdır. Böylece çocuk bayramı ortaya çıkmıştır. Çocuk bayramı adı daha resmiyet kazanmamış olsa da, bundan sonra 23 Nisan “Millî Hâkimiyet Bayramı”nın yanı sıra “Çocuk Bayramı” olarak da kutlanacaktı.

1927’de ilk kez kez kutlanan çocuk bayramı, başta kaynak oluşturma olmak üzere, çocuklara neşeli bir gün geçirtmeyi hedeflerinde bulunduruyordu. 23 Nisan 1927’deki ilk bayram Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu ve dönemin cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa himayesinde gerçekleştirilmiş, etkinlikler için Atatürk arabalarından birini çocuklara tahsis etmiş ve Cumhurbaşkanlığı Bandosu’nun konser vermesini sağlamıştır. O yıl cemiyetin Ankara’daki binalarından birine Çocuk Sarayı adı verilmiş ve burada düzenlenen çocuk balosuna İsmet (İnönü) Bey’in çocukları da katılmıştır.

1929’da çocuklara ilgi daha da artmış ve o yıl ve daha sonraki yıllarda 23-30 Nisan haftası “çocuk haftası” olarak kutlanmıştır. Daha sonraları, 70’li yıllara kadar ulusal boyutta ünlenerek ve katılımı artırarak ilerleyen 23 Nisan Çocuk Bayramı kutlamalarına 1975’te Türkiye Radyo Televizyon Kurumu da katılmış ve bir hafta çocuk programları yayımlamıştır. 1978’de Meclis Başkanlığı’nın izniyle meclisteki törenlere çocukların da katılması sağlandı. 1979’da bu uygulama Ankara ilkokullarından gelen çocuklarla düzenli olarak başlatıldı, 1980’de de bütün illerden gelen çocuklarla “Çocuk Parlamentosu” oluşturuldu. 1979 yılının UNESCO tarafından Dünya Çocuk Yılı olarak duyurulması üzerine, TRT tarafından dünyanın bütün çocuklarını kucaklamayı amaçlayan bir proje hazırlandı ve 1979 yılından itibaren TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği adıyla uygulamaya kondu.

Bayramın en son şeklini alışı ise 1981’de gerçekleşmiştir. Darbe döneminde Milli Güvenlik Konseyi bayramlar ve tatillerle ilgili kanunda yaptığı değişiklikle o güne kadar kanunen adı konmamış bir şekilde kutlanan bayrama “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adını vermiştir.

Kutlanışı

23 Nisan, Türkiye Cumhuriyeti’nde 23 Nisan 1921’de resmî bayram olarak kabul edilmesinden bu yana, değişik adlarla da olsa resmî törenlerle kutlanmıştır. En yalın haliyle bu törenlerde İstiklâl Marşı okunur ve saygı duruşunda bulunulur.

Yeni uygulamaya konulan yönetmeliğe göre, önceki yıllarda uygulanan koltuk devri uygulamasına son verildi. Ulusal ve Resmi Bayramlarda Yapılacak Törenler Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda çocuklara koltuk devretme uygulaması kaldırıldı.

23 Nisan’ın Çocuk Bayramı olarak kutlanışı 23 Nisan 1927’de Atatürk’ün himayesinde başlamış, Cumhurbaşkanlığı Bandosu çocuklar için konser vermiş ve Ankara’da çocuk balosu düzenlenmiştir. 1928’de Dr. Fuat (Umay) Bey’in teklifiyle daha geniş içerikli bir program hazırlanmış, ilanlar verilmiş, halk davet edilmiş, çocuk alayları oluşturulmuş, yarışmalar ve geziler düzenlenmiştir. 1929’daki 23 Nisan’dan önce HEC 23-30 Nisan haftasını çocuk haftası olarak duyurmuş, etkinlikler çoğaltılarak bir haftaya yayılmıştır. Asıl bayram yine 23 Nisan’da kutlanmış, çocuk balosu yine Atatürk tarafından himaye edilmiştir. Yine de HEC ve Türk Ocağı’nın bütün çabalarına rağmen ülke çapına yayılmada sorunlar yaşanmıştır. Birkaç yıl böyle gitmesi üzerine, Kırklareli milletvekili Dr. Fuat Umay’ın teklifiyle 20-30 Nisan arasında tüm telgraf ve mektuplara Himaye-i Etfal Şefkat Pulu yapıştırılması mecliste onaylandı. Yasa, 14 Nisan 1932’de yürürlüğe girdi.

1933 23 Nisan’ında Atatürk yeni bir gelenek başlattı. O sabah çocukları makamında kabul etti ve onlarla sohbet etti. Aynı yıl stadyumlarda beden hareketi gösterileri yapılmaya başlandı. O bayram, Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip Bey’in kaleme aldığı Andımız çocuklar tarafından ilk kez okundu. 1933’te artık Çocuk Bayramı devlete de mal olmuştu. Yine de 1935’teki yasa değişikliğinde çocuk bayramında hiç söz edilmedi. Yalnız resmî ismi konmamış olsa da, Milli Hâkimiyet Bayramı’nın yanında “23 Nisan Çocuk Bayramı”, devlet ve toplum örgütlerinin ortaklaşa hazırladığı programlarla kutlanmaya devam edildi.

1970’lerde artık 23 Nisan Çocuk Bayramı tüm ulustan katılım alan bir bayram halini almıştı. 1975’ten itibaren TRT de programlarıyla destek vermiş, 1979’da resmî Millî Hakimiyet Bayramı törenlerine çocukların da katılmasına karar verilmiş, 1980’de de “Çocuk Parlamentosu” oluşturulmuştur.Böylece 23 Nisan Çocuk Bayramı, Millî Hakimiyet Bayramı’yla tamamen aynı etkinliklerde kutlanmış oluyordu. Nitekim 1981’de birleştirilecekti.

Günümüzde 23 Nisan günlerinde bayram Türkiye Cumhuriyeti devleti erkanının başta Anıtkabir olmak üzere çeşitli Atatürk anıtlarında yaptıkları resmî törenlerle başlamakta, stadyumlarda ilköğretim öğrencilerinin hazırladığı gösterilerin sergilenmesi ve resmî geçit töreniyle devam etmektedir. Akşamları da büyük şehirlerde fener alayı düzenlenir. Resmî törenlerden sonra bayram yeri olarak nitelendirilen çayırlarda güreşler, koşular ve başka çeşit yarışmalar düzenlenir. Çeşitli sivil toplum örgütleri veya kuruluşlar tarafından düzenlenen etkinlikler yer alır. Önceden belirlenmiş öğrenciler kısa bir süreliğine kurumlardaki devlet memurlarının makamlarına oturur, onlarla orada sohbet edilir. Ayrıca 23 Nisan günü Türkiye’de resmî tatil günüdür. İlköğretim öğrencilerine 24 Nisan günü de tatildir.

 

Bakırköy Özel Nar Sanat Eğitim Kursu, çocuk  Öğrenciler tarafından hazırlanan ‘’17 Nisan Resim Sergisi’’ bugün saat 18.00’da Nar sanat Eğitim kursunda yapılacaktır.

2009’dan bu yana Milli Eğitim bakanlığına bağlı olarak çeşitli alanlarda eğitim veren Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak,17 Nisan Pazar günü saat 18:00 ‘da Eğitmenimiz Sevgi GENCAN, öncülüğünde ,4 ile 12 yaş çocuk öğrencilerinin resim sergisi yapılacaktır. Sergimizde karakalem, yağlı boya , kuru pastel, yağlı pastel, guaj,sulu boya ve akrilik resimler bulunacaktır.

 

23 nisan

Sergide resimleri bulunan öğrencilerimiz;

  • Doğa Uç
  • Mert Altun,
  • Ilgın Tuman,
  • Fikri Ege Özen,
  • İpek Gürsel,
  • Aylin Pelit,
  • Klim Anokhin,
  • Deniz Sevimli,
  • Eylül Sancaklı,
  • Oğul Güney,
  • Sezen Gürcanok,
  • Duru Bal,
  • Duru Polat,
  • Elvin Su Tatlı,
  • Mahir Erbulan,
  • Asya Ahat,
  • Ceren Dizar,
  • Yiğit Ateş,
  • Esma nur Genç,
  • Zehra Yazıcı

‘’ 17 Nisan Resim Sergisi’’ 17 Nisan 2016 Pazar günü saat 18.00’da başlayıp 1 Mayıs 2016 Pazar gününe kadar ilgilenen tüm ziyaretçilere açıktır.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk BayramıTürkiye Cumhuriyeti‘nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti‘nin resmî tatil günlerinden ve ulusal bayramlarından biridir.[1][7] Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürktarafından dünya çocuklarına armağan edilmiştir.

23 Nisan’ın Çocuk Bayramı oluşu yine TBMM‘nin açılışıyla ilişkili olmasına rağmen, tamamen ayrı bir bayram olarak gelişmiş ve 1981 yılına kadar da öyle devam etmiştir. Bu Bayram 23 Nisan 1927’de Himaye-i Etfal Cemiyeti‘nin (günümüz Çocuk Esirgeme Kurumu’nun) o günü “Çocuk Bayramı” olarak duyurmasıyla başlamış kabul edilir. Aslında Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin 23 Nisan’la ilgili çalışmaları daha önceki yıllarda vardır ve hatta çocuklardan da söz edilmiştir. Kurum, 23 Nisan 1923’te millî bayram için pullar bastırmış ve satmıştır.  23 Nisan 1924’te Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde “Bu gün Yavruların Rozet Bayramıdır” ibaresi yer almış, 23 Nisan 1926’da da yine aynı gazetede “23 Nisan Türklerin Çocuk Günüdür” başlıklı bir yazı kaleme alınmış ve bu yazıda cemiyetin bu günü çocuk günü yapmaya çalışarak doğru yolda olduğu ve para kazanan herkesin bu gün cemiyete çocuklar için bağışta bulunması gerektiği vurgulanmıştır. 

23 Nisan, Türkiye Cumhuriyeti’nde 23 Nisan 1921’de resmî bayram olarak kabul edilmesinden bu yana, değişik adlarla da olsa resmî törenlerle kutlanmıştır. En yalın haliyle bu törenlerde İstiklâl Marşı okunur ve saygı duruşunda bulunulur. 1933 23 Nisan’ında Atatürk yeni bir gelenek başlattı. O sabah çocukları makamında kabul etti ve onlarla sohbet etti. Aynı yıl stadyumlarda beden hareketi gösterileri yapılmaya başlandı. O bayram, Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip Bey‘in kaleme aldığı Andımız çocuklar tarafından ilk kez okundu.1933’te artık Çocuk Bayramı devlete de mal olmuştu. Yine de 1935’teki yasa değişikliğinde çocuk bayramında hiç söz edilmedi.[11] Yalnız resmî ismi konmamış olsa da, Milli Hâkimiyet Bayramı’nın yanında “23 Nisan Çocuk Bayramı”, devlet ve toplum örgütlerinin ortaklaşa hazırladığı programlarla kutlanmaya devam edildi.

Günümüzde 23 Nisan günlerinde bayram Türkiye Cumhuriyeti devleti erkanının başta Anıtkabir olmak üzere çeşitli Atatürk anıtlarında yaptıkları resmî törenlerle başlamakta, stadyumlarda ilköğretim öğrencilerinin hazırladığı gösterilerin sergilenmesi ve resmî geçit töreniyle devam etmektedir. Akşamları da büyük şehirlerde fener alayı düzenlenir. Resmî törenlerden sonra bayram yeri olarak nitelendirilen çayırlarda güreşler, koşular ve başka çeşit yarışmalar düzenlenir. Çeşitli sivil toplum örgütleri veya kuruluşlar tarafından düzenlenen etkinlikler yer alır.

araniyor

Yer : Yunuz Emre Kültür Merkezi

Adres : Ataköy 9. Kısım / Bakırköy

Tarih / Saat : 28.06.2015 / 21.00 – 22.00

Sokaklarda, caddelerde, köprü altında, üst geçitlerde, vapur çıkışlarında bazen dilenirken, bazen bir kağıt mendil satarken görüyoruz onları… Bazen arabamızın önüne atlayıp camı silmeye çalışıyorlar ellerindeki kirli bez parçasıyla… Çocuklar, ama hiç çocuksu değil yaşadıkları…

İstanbul’da sokakta yaşama mücadelesi veren yaklaşık 60.000 çocuk varmış… Neden ülke olarak bu evlatlara sahip çıkılamıyor?

Bu konuda yazılmış, çizilmiş yığınla makale var… Filmler, romanlar, dernekler konu ile ilgilenen Sivil Toplum kuruluşları var… Ama bu çocuklar neden hala sokaklarda?

ARANIYOR isimli oyunumuzla bu konuya bir el feneri tutmaya çalıştık… Çözümsüz gibi gözükse de 1 gece kendi çocuğunuzun Topkapı’da bir surda, soğuk bir taşın üstünde yattığını düşünün… Allah Korusun dediğinizi duyuyor gibiyiz… Zaten sokak çocuğu diye bir şey olmaz.Sokaklar çocuk doğurmaz. Nar Sanat tiyatro öğrencilerini izlemeye hazır mısınız?

İyi Seyirler.

Yazan ve Yöneten

Esin Karakaya

Müzik

Reşat Tokatlı

Can Başarır

Dekor & Kostüm

Hale Şakar Ürkmezgil

Ses / Işık

Halis Bayraktaroğlu

Oyuncular 

Açine Özcan

Armağan Korucu

Atilay Esen

Ayla Altunlu

Burcu Yiğit

Damla Yücel

Doğukan Yiğitler

Ece Evler

Ekin Numenore

Gabriela Özcan

Halil İbrahim Tütüncü

Hasan Derya

Işıl Ersoy

Mert Gumru

Merve Kohserli

Sedat Cevrioğlu

Zeynep Gursoy

 

ekşi sözlük kutsal eğlence kaynağı festivali

eksi-fest-2015“Kutsal Bilgi Kaynağı” Ekşi Sözlük’ün “Kutsal Eğlence Kaynağı” Ekşi Fest, bu yıl da eğlenceli bir konser serisi sunmaya hazırlanıyor.

Ekşi Fest’te Büyük Sürpriz: Selda & Boom Pam

Bu yıl Ekşi Fest’in en büyük sürprizi ise  Selda & Boom Pam isimli proje. Türk müzik tarihinin önemli isimlerinden Selda Bağcan ve Tel Avivli surf rock gubu Boom Pam’in bir araya gelerek Selda Bağcan’ın klasikleşmiş parçalarını orkestrayla tekrar canlandırdıkları projeleri Selda & Boom Pam Türkiye’de ilk kez Ekşi Fest sahnesinde olacak.

Bunun dışında Ekşi Fest’in bu yılki ana sahnesinde, Yüzüklerin Efendisi’nin Frodo’su Elijah Wood ve grubu Wooden Wisdom (Elijah Wood + Turquoise Wisdom), DJ Fitz, Grup Ses Beats; enerjileriyle iş çıkışı bile hepinizi oynatabilecek kapasiteye sahip hiperaktif grup Che Sudaka, Fransız reggae grubu Dub Inc., büyük bir şenliği küçük bir sahneye sığdıran La Rue Ketanou, Beyrut’un blues/rock grubu The Wanton Bishops, protest müziğin en sevilen gruplarından Bandista uzun ve muhteşem canlı performansların sempatik sanatçısı Carmen Souza sahne alacak.

Alternatif sahnede Tribali, Cem Başak, Burcu Tatlıses, Cemiyette Pişiyorum, Ars Longa, Road Side Picnic, 90 BPM, Frapan, Biz ve Cem Başak Ekşi Fest dinleyicisiyle buluşacak.

Gün boyu süren müzikle birlikte oyunlar, yarışmalar, sosyal medya ve doğa aktiviteleri ile renkli, eğlenceli, alışılmışın dışında bir festival deneyimi yaşatan Ekşi Fest, aynı zamanda farklı görüşten birçok katılımcı ve sivil toplum kuruluşunun bir arada eğlenebildiği nadir etkinliklerden biri…

Festival, farklı görüşten birçok Sivil Toplum Kuruluşu’nun koşulsuz yer bulabildiği ve katılımcıların görüşlerini dile getirip, eğlenceyle fikirlerini özdeşleştirebildiği en özgür festivallerden biri olma özelliği taşıyor.

30 Mayıs Cumartesi günü, alışılmışın dışında bir festival Life Park’ta olacak!

burslu bale yaz okulu

bale-yaz-okulu-1Bakırköy’de faaliyet gösteren Derneğimiz ; Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği Tüzüğünde bulunan amaçları gerçekleştirmek üzere, kendi kurumunda Çocuk Bale dalında yaz döneminde %35 burs verecektir.

Burs eğitim şeklinde verilecek olup koşul, şart ve yapısı  sitelerimizde ilan edileceği biçim ve şekilde olacaktır.

Bir sivil toplum örgütü olarak halkın sanat değerlerini yükseltmek, toplumda farkındalık yaratmak ve halkla kucaklaşmak amacıyla başlattığımız bu çalışmanın  sürdürülebilmesi amacıyla ilanen duyurulur.

 Derneğimizin tüzüğünde belirtilen  “Gelirin % 80’i sanat faaliyetlerine ayrılır” ibaresinden dolayı değişik dallarda öğrenci alınmasına karar verilmesinden dolayı  3 yıldır aynı fiyatla eğitim veren kurumumuz bale eğitimi konusunda; Bursluluk oran ve şeklini aşağıdaki şekilde ilan etmiştir.

Bale yaz okulu kayıtlarında %35 burs ile eğitim ücreti karşılanacaktır. Yaz boyunca devam edecek olan Bale Hazırlık sınıfımız Eylül ayından itibaren yaş gruplarına ayrılacaktır. Kontenjanın sınırlı olmasından dolayı erken başvuru yapılması gerekmektedir.

Başvurular için lütfen arayınız. 0212 570 80 68  Adres için: Tıklayınız

karadeniz kitap fuarı samsun fuar ve kongre merkezi

karadeniz-kitap-fuariTÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile hazırlanan Karadeniz Kitap Fuarı 2015 – Samsun, 18 Mayıs 2015 Pazartesi günü TÜYAP Samsun Fuar ve Kongre Merkezi’nde açılıyor.

Karadeniz bölgesinin ilk kitap fuarı; 150 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu, 50 kültür etkinliği ve imza günlerinde 500 yazarı konuk etmeye hazırlanıyor. 24 Mayıs Pazar akşamı sona erecek fuarda Ayşe Kulin, Can Dündar, Altan Öymen, Füruzan, Muzaffer İzgü, Canan Tan, Yekta Kopan, Enver Aysever, Deniz Kavukçuoğlu, İlker Başbuğ, Nedim Şener, Ataol Behramoğlu, Behiç Ak, Ahmet Telli, Yüksel Pazarkaya, Sevgi Özel, Aret Vartanyan, Kahraman Tazeoğlu ve pek çok değerli yazar okurlarıyla buluşacak.

MELİH CEVDET ANDAY 100 YAŞINDA

Edebiyatımızın değerli ismi Melih Cevdet Anday, doğumunun 100. yılında fuarda düzenlenecek etkinliklerle anılacak. Garip akımı öncülerinden şair, denemeci ve oyun yazarı Anday’ın yaşamı ve eserleri TÜYAP, Türkiye Yazarlar Sendikası ve Alfa Yayınları tarafından düzenlenecek panel ve söyleşilerde ele alınacak.

YAYINLAMA ÖZGÜRLÜĞÜ YOLUNDA

Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından TÜYAP’ın ev sahipliğinde Avrupa Birliği Projesi kapsamında düzenlenen Yayınlama Özgürlüğü Yolunda paneli, 19 Mayıs 2015 Salı günü gazeteci Nedim Şener ve Sibel Oral, şair Mustafa Köz ve yayıncı Fahri Aral’ın katılımıyla gerçekleştirilecek.

Girişin ücretsiz olduğu Karadeniz Kitap Fuarı 2015 – Samsun, 18-23 Mayıs 2015 tarihlerinde 10.00-20.30, kapanış günü olan 24 Mayıs 2015 tarihinde ise 10.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

20_izmir_kitap_fuari_sona_erdi18 Nisan’da açılan 20. İzmir Kitap Fuarını 423 bin kişi ziyaret etti. 26 Nisan Pazar saat 19.00’da kapanan TÜYAP 20. İzmir Kitap Fuarı ziyaretçi rekoru kırmış oldu.

18 Nisan’da açılan 20. İzmir Kitap Fuarını 423 bin kişi ziyaret etti. 26 Nisan Pazar saat 19.00’da kapanan TÜYAP 20. İzmir Kitap Fuarı ziyaretçi rekoru kırmış oldu.

TÜYAP 20. İzmir Kitap Fuarı’nı, 18-26 Nisan 2015 arasında 423 bin kişi ziyaret etti.

TÜYAP Tüm Fuarcılık A.Ş. ile Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliğiyle düzenlenen fuar, 26 Nisan Pazar saat 19.00’da, rekor sayıda ziyaretçinin katılımıyla sona erdi. Bu yıl 400 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katıldığı İzmir Kitap Fuarı’nda söyleşi, şiir dinletileri, panel ve çocuk etkinlikleriyle birlikte 150 kültür faaliyeti yapıldı. Fuar boyunca düzenlenen etkinlikler ve imza günlerinde yüzlerce yazar, okuyucularıyla buluştu.

Kaynak: Medya

Tüyap Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. ve Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliğiyle düzenlenecek 20. İzmir Kitap Fuarı, 18-26 Nisan 2015 tarihleri arasında Uluslararası İzmir Fuar Alanı’nda (Kültürpark) kapılarını açacak.

20.kitap fuarı
Şair Süreyya Berfe, 20. İzmir Kitap Fuarı’nın onur konuğu olacak. İlk şiiri 1962’de Yön dergisinde çıkan Süreyya Berfe,  şiirlerini Süreyya Kanıpak imzasıyla  1965’e kadar Düzlem, Zeren, Yelken, Şiir Sanatı, Türk Dili, Somut gibi dergilerde yayımladı. Daha sonraki şiir ve yazıları ise Papirüs, Yeni Dergi, Yazı, Forum, Oluşum, Soyut, Somut, Ant, Yeni Edebiyat, Yeni a, Birikim, Milliyet Sanat, Defter, Kitap-lık, Gösteri dergileriyle Yeni Gazete ve Ulus gazetelerinde yayımlandı. Süreyya Berfe’nin şiirleri 18 dile çevrildi.
İzmir Kitap Fuarı’na bu yıl 400 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılırken fuar süresince yaklaşık 150 kültür etkinliği gerçekleştirilecek. Bu etkinlikler ve imza günleri dokuz gün boyunca yüzlerce yazarı, okurlarıyla buluşturacak.

Girişin ücretsiz olduğu 20. İzmir Kitap Fuarı, 18-25 Nisan 2015 tarihleri arasında 11.00-20.00, fuarın son günü olan 26 Nisan 2015 tarihinde ise 11.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

20. Tüyap İzmir Kitap Fuarı Etkinlik Programı

18 NİSAN CUMARTESİ 2015
Konferans Salonu I

14.00-15.00
Aziz Nesin 100 Yaşında
Söyleşi: “Çağdaş Bir Aydın Olarak Aziz Nesin”
Konuşmacı: Zeynep Oral
Düzenleyen: Aziz Nesin Vakfı ve Yayınları-TÜYAP

15.15-16.15
Söyleşi: “Yaşar Kemal’in Ardından”
Konuşmacılar: Nebil Özgentürk, İnan Çetin
Düzenleyen: Yapı Kredi Yayınları

16.30-17.45
Melih Cevdet Anday 100 Yaşında
Panel: “Felsefeye de Öncülük Eden Şiiriyle Doğumunun 100. Yılında Melih Cevdet Anday”
Yöneten: Tuğrul Keskin
Konuşmacılar: Hikmet Altınkaynak, Nurduran Duman, Hüseyin Yurttaş, Yüksel Pazarkaya
Düzenleyen: TÜYAP

18.00-19.00
Söyleşi: “Zito i Panastasis! Yaşasın İsyan”
Konuşmacılar: Haydar Ergülen, Aydın Şimşek, Tuğrul Keskin
Düzenleyen: Everest Yayınları

18 NİSAN CUMARTESİ 2015
Konferans Salonu II

14.00-15.00
Söyleşi: “Toplumsal Sorunlar ve Roman”
Konuşmacılar: Faruk Duman, Seray Şahiner, Mehmet Anıl
Düzenleyen: Can Yayınları

15.15-16.15
Söyleşi: “Gün Ola’dan Kalfa’ya: Süreyya Berfe”
Konuşmacılar: Enver Ercan, Süreyya Berfe
Düzenleyen: TÜYAP

16.30-17.30
Söyleşi: “Bir Kenti Yeniden Var Etmek”
Konuşmacı: Burhan Sönmez
Düzenleyen: İletişim Yayınları

17.45–18.45
Söyleşi: “Bilim ve Toplum”
Konuşmacılar: Cem Terzi, Beno Kuryel, Diyar Saraçoğlu
Düzenleyen: Evrensel Basım Yayın

19.00-20.00
Panel: “Komşu Aç Kapıyı! İran ve Türk Kadınlarının Şiiri-Dişil Dil”
Yöneten: Asuman Susam
Konuşmacılar: Arife Kalender, Haşim Hüsrevşahi
Düzenleyen: TÜYAP

18 NİSAN CUMARTESİ 2015
Konferans Salonu III

14.00-15.00
Söyleşi: “Osmanlı Gerçeği ve Yeni Osmanlıcılık”
Konuşmacı: Erdoğan Aydın
Düzenleyen: Literatür Yayıncılık

15.15-16.15
Söyleşi: “Beden Aklıyla Zayıfla”
Konuşmacı: Fevzi Özgönül
Düzenleyen: Hayy Kitap

16.30-17.30
Söyleşi: “Astroloji ile Metafiziğin Hayatımızdaki Önemi”
Konuşmacı: Nuray Sayarı
Düzenleyen: Destek Yayınları

17.45-18.45
Söyleşi: “Kalbin Anahtarı”
Konuşmacı: Aşkım Kapışmak
Düzenleyen: İnkılap Kitabevi

19.00-20.00
ABDULLAH RIZA ERGÜVEN Berfin Bahar Şiir Etkinliği
Yöneten: H. Hüseyin Yalvaç
Katılımcı Şairler: Recai Atalay, Bilsen Başaran, Zeki Büyüktanır, Veysel Boğatepe, Nalan Çelik, Nuri Dağdelen, Atila Er, Mehmet Genç, Sıtkı Salih Gör, Erdinç Gültekin, Ferhat İşlek, K. Kurtuluş İzbek, Hüsam Kurt, Sezer Odabaşıoğlu, Etem Oruç, Mine Ömer, Asım Öztürk, Timuçin Özyürekli, Coşkun Şimşekli, Kezban Şahin Taysun
Düzenleyen: Berfin Bahar Dergisi

19 NİSAN PAZAR 2015
Konferans Salonu I

13.00-14.00
Söyleşi: “Genç Edebiyat ve Uzakta Bir Roman”
Konuşmacı: Mine Soysal
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı

14.15-15.15
Panel: “Yayınlama Özgürlüğü Yolunda”
Yöneten: Faruk Şüyün
Konuşmacılar: Turgay Olcayto, Hakan Günday, Mine Söğüt
Düzenleyen: Türkiye Yayıncılar Birliği

15.30-16.30
Mehmet Kaplan 100 Yaşında
Panel: “Doğumunun 100. Yılında Mehmet Kaplan”
Yöneten: Sabahattin Çağın
Konuşmacılar: Yavuz Akpınar, Fazıl Gökçek, Rıza Bağcı
Düzenleyen: Dergah Yayınları

16.45-17.45
Söyleşi: “AKP’nin Yeni Türkiye’si Üzerine”
Konuşmacı: Fatih Yaşlı
Düzenleyen: Yordam Kitap

18.00-19.00
Söyleşi: “Kusursuz Ebeveynlik Mümkün mü?”
Konuşmacı: Neslim Güvendeğer Doksat
Düzenleyen: Yeşil Dinozor
19 NİSAN PAZAR 2015
Konferans Salonu II

13.15-14.15
Haldun Taner 100 Yaşında
Söyleşi: “Bir Güçlü Yazar, Bir Güzel İnsan: Haldun Taner 100 Yaşında”
Konuşmacılar: Demet Taner, Ayşegül Yüksel, Kerem Işık
Düzenleyen: Yapı Kredi Yayınları

14.30-15.30
Panel: “Süreyya Berfe Şiirinde İnsan Gerçekliği”
Yöneten: Enver Ercan
Konuşmacılar: Doğan Göçmen, H. Haluk Erdem, Mustafa Günay
Düzenleyen: TÜYAP-Yasakmeyve

16.00-17.00
Söyleşi: “Ortadoğu’da Son Gelişmeler ve Algı Yönetimi”
Konuşmacı: Onur Öymen
Düzenleyen: Remzi Kitabevi

17.15-18.15
Söyleşi: “Kuzey’den Güney’e Yazının Dili, Danimarkalı Yazarlarla İzmir Buluşması”
Yöneten: Hüseyin Duygu
Konuşmacılar: Anne-Sophie Lunding-Sorensen (Danimarka Yazarlar Sendikası Edebiyat Bölüm Başkanı) , Christian Jungersen (Yazar), Jakob Melander (Yazar), Jesper Boysen (Danimarka Kültür Enstitüsü Danışmanı) , Josefine Ottesen, C. Hakkı Zariç
Düzenleyen: Türkiye Yazarlar Sendikası
19 NİSAN PAZAR 2015
Konferans Salonu III

12.00-13.00
Söyleşi: “Rüya Analizleri”
Konuşmacılar: Nusret Kaya, Şafak Özhan
Düzenleyen: Destek Yayınları

13.15-14.30
Panel: “Oktay Akbal’a Mektuplar (Oktay Akbal’ın 92. Yaşgünü)”
Yöneten: Turhan Günay
Konuşmacılar: Hikmet Altınkaynak, Mustafa Balbay, Doğan Hızlan, Yüksel Pazarkaya
Düzenleyen: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

14.45-15.45
Şiir Dinleti: “Şiir Bizim Eski Yalnızlığımız”
Katılımcı Şairler: Şükrü Erbaş, Haydar Ergülen
Düzenleyen: Kırmızı Kedi Yayınları

16.00-17.00
Söyleşi: Masal’dan Geleceğe Osmanlı”
Konuşmacı: Mustafa Armağan
Düzenleyen: Timaş Yayınları

17.15-18.15
Aziz Nesin 100 Yaşında
Söyleşi: “Aziz Nesin ve Karikatür”
Konuşmacılar: Semih Poroy, Turhan Günay
Düzenleyen: Aziz Nesin Vakfı ve Yayınları-TÜYAP

18.30-19.30
Şiir Dinleti: “Bahar’ı Karşılayan Şiirler”
Katılımcı Şairler: Süreyya Berfe, Sina Akyol, Halim Yazıcı, Enver Ercan, Gülce Başer, Hakkı Zariç, Mustafa Engin Kılıç, Şakir Özüdoğru, Seçil Avcı, Neslihan Yalman, Gülçin Salihli, Mehmet Rayman, Onur Tekin, Ömür Özçetin, Gerd Laugesen
Düzenleyen: Yasakmeyve

20 NİSAN PAZARTESİ 2015
Konferans Salonu I

11.15-12.00
Söyleşi: “Kuyruklular”
Konuşmacı: Mesut Tığlı
Düzenleyen: Yeşil Dinozor

12.15-13.00
Söyleşi: “Çocuklarımız Konuşuyor”
Yöneten: Elif Özyurt Yorulmaz
Konuşmacı: İnayet Efe Al
Düzenleyen: Top Yayıncılık-Ö. Nokta Koleji- TAKEV Koleji Narlıdere-Özel Yücel Tonguç Ortaokulu

13.15-14.15
Söyleşi: “Yaşadığım Coğrafya Karya”
Konuşmacı: Hamdi Topçu
Düzenleyen: Arkeoloji ve Sanat Yayınları

14.30-15.30
Söyleşi: “The Angry Crocodile”
Konuşmacı: David Simpson
Düzenleyen: Yeşil Dinozor

15.45-16.45
Söyleşi: “Genç Şairler Şiirin Bugününü Konuşuyor ve Şiirlerini Okuyor”
Katılımcı Şairler: Onur Akyıl, Müesser Yeniay, Duygu Kankaytsın, Özgün Ergen
Düzenleyen: Şiirden Yayıncılık

17.00-18.00
Söyleşi: “TÜYAP’tan 20 Yıllık Anılar…”
Konuşmacılar: Ümit Yaşar Işıkhan, Aydoğan Yavaşlı, Cem Seyhun Ünbay, Yaşar Aksoy, Savaş Ünlü
Düzenleyen: Uluslararası İzmir Araştırmaları Merkezi-Etki Yayınevi

18.15-19.15
Şiir Dinleti: “Ege Esintisi”
Yöneten: Zübeyde Seven Turan
Katılımcı Şairler: Halim Yazıcı, Muazzez Uslu Avcı, Hüseyin Peker, Sıtkı Salih Gör, Özlem Özbek, Mehmet Atal, Özgün Ergen, Mehmet Rayman, Ali Osman Arıkan, Belma Alper Uğurlu, Şen Çakır, Selami Şimşek
Düzenleyen: Edebiyatçılar Derneği
20 NİSAN PAZARTESİ 2015
Konferans Salonu III

11.15-12.00
Söyleşi: “Çocuklarımız Konuşuyor”
Yöneten: Batıgün Sarıkaya
Konuşmacılar: Asuman Portakal, Türkay Çakalağaoğlu
Düzenleyen: Top Yayıncılık-MEV Güzelbahçe Koleji-Ö. Rota Koleji-İzmir Türk Koleji

12.15-13.00
Söyleşi: “Rıfat Ilgaz’ın Şiirlerinde Çocuk”
Düzenleyen: Çınar Yayınları-İzmir Özel Türk Lisesi Çiğli Kampüsü Ortaokulu

14.15-15.15
Söyleşi: “Anılarla Çanakkale Destanı”
Konuşmacı: Ahmet Gürel
Düzenleyen: Ulusal Eğitim Derneği

15.30-16.30
Şiir Dinleti: “Dünya Barışına Tanık Olmak”
Yöneten: Ümit Yaşar Işıkhan
Düzenleyen: Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği

16.45-17.45
Panel: “Savaşın Savurdukları…”
Konuşmacılar: Nevzat Süer Sezgin, Aydın Çubukçu, Tekgül Arı
Düzenleyen: Notabene Yayınları

18.00-19.00
Şiir Dinletisi: “Üvercinka Şiir Dinletisi”
Sunan: Aydan Ay
Katılımcı Şairler: Abdullah Nefes, Dilruba Nuray Erenler, Günel Altıntaş, Elif Sorgun, İbrahim Hacıbektaşoğlu, Fügen Kıvılcımer, İhsan Topçu, Kaan Turhan, Nisa Günel, Niyazi Yaşar, Seyyit Nezir, Volkan Hacıoğlu
Düzenleyen: Sis Çanı-Broy Yayınevi, Üvercinka Dergisi

21 NİSAN SALI 2015
Konferans Salonu I

11.15-12.00
Okuma Etkinliği
Yöneten: Lider Hepgenç
Düzenleyen: Aziz Nesin Vakfı Yayınları

13.00-13.45
Söyleşi: “Yeni Gençlik Romanı: Dağ Sustu, Dağ Konuştu”
Konuşmacı: Hacer Kılcıoğlu
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı

14.00-15.00
Söyleşi: “Öykülerin İzinde Smyrna’dan İzmir’e”
Konuşmacı: Sara Pardo
Düzenleyen: TUDEM

15.15-16.15
Söyleşi: “Yaşama Hakkı”
Konuşmacı: Özlem İçer
Düzenleyen: Yeşil Dinozor

17.45-18.45
Söyleşi: “Siyaset ve Cinsiyetçi İkiyüzlülük”
Konuşmacı: Ayşegül Yaraman
Düzenleyen: Bağlam Yayınları

19.00-20.00
Söyleşi: “İzmir’de Yeni Bir Edebiyat Serüveni: Aykırı Kuş”
Yöneten: Aydın Şimşek
Konuşmacılar: PınarÜretmen, Seher Kaya, Figen Uğur Dölek, Caner Fidaner, Zeynep Çiftçi Kamburoğlu, Gonca Keskin, Efe Elmastaş
Düzenleyen: Kanguru Yayınları

21 NİSAN SALI 2015
Konferans Salonu III

11.15-12.00
Hikaye Okuma: “Levent ile Kendi Hikayeni Yaz”
Düzenleyen: Timaş Çocuk

12.15-13.00
Söyleşi: “Yüzüncü Yılında Çanakkale İçinde”
Konuşmacı: Hüseyin Yurttaş, Bilgehan Oğuz
Düzenleyen: Tekin Yayınevi

13.15-14.15
Söyleşi: “Çocuklarımız Konuşuyor”
Yöneten: Özden Ölmez Ceylan
Konuşmacı: Yunus Bekir Yurdakul
Düzenleyen: Top Yayıncılık-Cahide & Ahmet Dalyanoğlu Ortaokulu-Özel TAKEV Karşıyaka

14.30-15.30
Söyleşi: “Ege Köylerine Yolculuk”
Konuşmacılar: Vicdan Efe, Filiz Gülmez, Emel Kayın
Düzenleyen: Nezih-er Yayınları

15.45-16.45
Söyleşi: “Gelin Yüzleşelim”
Konuşmacı: Yılmaz Dikbaş
Düzenleyen: Nergiz Yayınları

17.00-18.00
Şiir dinleti: “İzmir’den Türkiye’ye Şiirler”
Yöneten: Yıldız Tokeri
Katılımcılar: Deniz Kavukçuoğlu, Yusuf Alper, Hüseyin Peker, Hidayet Karakuş, Neslihan Yalman, Mehmet Sadık Kırımlı, Yunus Bekir Yurdakul, Mazhar Alphan, Nedim Yaşar Gürsoy, Ömer Akşahan, Ufuk Gökçe, Mehmet Sarsmaz, Kubilay Kaplan, Mehmet Bardakçı, Örsan Gürkan Aplak, Sibel Kent, Tataryen Lokman, Yunus Koray
Düzenleyen: İzmir Edebiyat Platformu

18.15-19.15

Şiir Dinleti: “İmbatla Gelen”
Yöneten: Güzin Oralkan
Katılımcı Şairler: Özkan Mert, Mehmet Sarsmaz, Aslıhan Tüylüoğlu, Kevser Atay, Oğuz Tümbaş, Ahmet Çelik, Gökhan Cengizhan, Gülsüm Işıldar, Muhsine Arda, Mazhar Alphan, Nesrin Z. İnankul
Müzik: Mitat Karagenç (ney ve ud)
Düzenleyen: Edebiyatçılar Derneği

22 NİSAN ÇARŞAMBA 2015
Konferans Salonu I

12.00-12.45
Hikaye Okuma: “Şirin ile Kendi Hikayeni Yaz”
Düzenleyen: Timaş Çocuk

13.00-13.45
Söyleşi: “Mavisel Yener Çocuklarla Buluşuyor Okuyoruz, Eğleniyoruz, Düşünüyoruz, Düşlüyoruz”
Konuşmacı: Mavisel Yener
Düzenleyen: Bilgi Yayınevi

14.00-15.00
Söyleşi: “Edebiyat Fırtınası”
Konuşmacı: Mehmet Atilla
Düzenleyen: TUDEM

15.15-16.15
Yazar Atölyesi
Yöneten: Seçil Çömlekçi
Düzenleyen: Carpediem

16.30-17.30
Söyleşi: “Anna Karenina ve Tolstoy’da Kadın”
Konuşmacı: Tekin Sönmez
Düzenleyen: Nis Medya

17.45-18.45
Panel: “Merkez Dışındaki Küçük Edebiyatın Sorunları”
Yöneten: Berfo Bari
Konuşmacılar: H. Kovan Baqi, Şems Qemer
Düzenleyen: Na Yayınları
22 NİSAN ÇARŞAMBA 2015
Konferans Salonu III

11.15-12.00
Söyleşi: “Çocuklarımız Konuşuyor”
Yöneten: Burcu Atalas Hergül
Konuşmacılar: Ayşen Aydoğan, Çiğdem Sezer
Düzenleyen: Top Yayıncılık-Ö. Bahçeşehir Koleji-Ö. Çakabey Okulları-İzmir Amerikan Kültür Koleji

13.00-13.45
Söyleşi: “Şiirim Çocuk”
Sunum: Batıgül Sarıkaya
Katılımcılar: Ahmet Günbaş, Aytül Akal, Eşref Karadağ, Hidayet Karakuş, Mavisel Yener, Mehmet Atilla, Nursel Çetin, Şengül Kuran, Y. Bekir Yurdakul
Düzenleyen: Dil Derneği İzmir Temsilciliği

14.00-15.00
Söyleşi: “Anneler ve Kızları”
Yöneten: Mine Ömer Kaya
Konuşmacılar: Gönül Çatalcalı, Nalan Yılmaz, Vicdan Efe
Düzenleyen: Egeli Kadın Yazarlar Platformu

15.15-16.15
Panel: “Türk Şiirinde İzmir”
Yöneten: Yunus Koray
Konuşmacılar: Yusuf Alper, Hüseyin Peker, Cahit Kaya, Neslihan Yalman
Düzenleyen: İzmir Edebiyat Platformu

16.30-17.30
Panel: “Halim Yazıcı ile Caz Sokağı’ndan Geçenler”
Yöneten: Hüseyin Yurttaş
Konuşmacılar: Gülce Başer, Hüseyin Peker, Hüseyin Alemdar, Hülya Deniz Ünal
Düzenleyen: Caz Kedisi

18.00-19.45
Dil Derneği 28 Yaşında
Müzik: Bahar Almaç
Açış: Hakan Akdoğan, Y. Bekir Yurdakul
Sesleniş: Sevgi Özel
Sunucu: İffet Diler
Katılımcılar: Özel Çamlaraltı Lisesi Korosu, Özel Çakabey Okulları Pantomim Grubu, ÇYDD Evka-2 Çocuk Kulübü Şiir Topluluğu
Düzenleyen: Cumhuriyet Kitapları-Dil Derneği

23 NİSAN PERŞEMBE 2015
Konferans Salonu I

14.00-14.45
Atölye: “Yaratıcı Okuma Atölyesi: Yaşar Kemal ‘Neredesin Arkadaşım?’”
Uygulayan: Çiğdem Odabaşı
Düzenleyen: Yapı Kredi Yayınları

15.00-16.00
Söyleşi: “Türkiye’de Rejim Tartışmaları”
Konuşmacılar: Kurtul Gülenç, Dinçer Demirkent
Düzenleyen: Ayrıntı Yayınları-Ayrıntı Dergi

16.15-17.15
Söyleşi: “Peri Gazozu: Alışmaya Direnen Bir Hekimin Gözünden Türkiye Halleri”
Konuşmacı: Ercan Kesal
Düzenleyen: İletişim Yayınları

17.30-19.00
Söyleşi: “Fakir Baykurt ve Edebiyatı”
Konuşmacılar: Haluk Erdem, Ercan Kesal, Varlık Özmenek, Turhan Günay
Düzenleyen: Literatür Yayıncılık
23 NİSAN PERŞEMBE 2015
Konferans Salonu II

14.15-15.15
Söyleşi: “Kadının Her Cephede Savaşımı…… Çocuk Kadın, Anne Kadın, Müsait Kadın…”
Konuşmacılar: Gönül Çatalcalı, Feyza Hepçilingirler, Bilsen Başaran
Düzenleyen: Tekin Yayınevi

15.30-16.30
Söyleşi: “Çizgilerle Kurtuluş Savaşı”
Konuşmacı: Nuri Kurtcebe
Düzenleyen: Esen Kitap

16.45-17.45
Söyleşi: “Şiir – Şair – Okur Sarmalında Kitap ve Edebiyat”
Düzenleyen: Ozan Yayıncılık

18.00-19.00
Söyleşi: “Bireyin Aşk, Sıkıntı ve Yalnızlık Algısı: Edip Cansever’de Şairin Kanı”
Konuşmacılar: Veysel Çolak, Aslıhan Tüylüoğlu
Düzenleyen: İkaros Yayınları
23 NİSAN PERŞEMBE 2015
Konferans Salonu III

12.00-12.45
Okuma Atölyesi
Yöneten: Adem Dönmez
Düzenleyen: Carpediem

13.00-14.00
Söyleşi: “Masal Masal Aytül Akal”
Konuşmacı: Aytül Akal
Düzenleyen: UÇANBALIK

14.15-15.15
Atölye: “DÜNYALI ile Dergi Atölyesi”
Konuşmacılar: Yıldıray Karakiya, Müge Erel
Düzenleyen: TUDEM-DÜNYALI DERGİ

19.00-20.00
Söyleşi: “Seçimlere Doğru Halkın İktidarında Ne Yapacağız?”
Konuşmacı: Tacettin Çolak
Düzenleyen: Derleniş Yayınları
24 NİSAN CUMA 2015
Konferans Salonu I

11.00-11.45
Atölye: “Büyü-Küçül Oyunu”
Uygulayıcı: Koray Avcı Çakman
Düzenleyen: TUDEM

13.00-13.45
Söyleşi: “Bisiklet Yarışçıları Üzerine…Hayatımız Hep Yarış mı?”
Konuşmacı: Ferda İzbudak Akıncı
Düzenleyen: TUDEM

14.30-15.30
Söyleşi: “Orhan Kemal-Sessizlerin Sesi”
Konuşmacılar: Işık Öğütçü, Mazlum Vesek
Düzenleyen: Everest Yayınları

15.45-16.45
Söyleşi: “Şehitler Günlüğü”
Konuşmacı: Bilal Şimşir
Düzenleyen: Bilgi Yayınevi

17.00-18.00
Söyleşi: “Dedem Enver Paşa”
Konuşmacılar: Osman Mayatepek, Fatih Bayhan
Düzenleyen: Timaş Yayınları

18.15-19.15
Söyleşi: “Türkiye’de Spor Sosyolojisi”
Konuşmacı: Ahmet Talimciler
Düzenleyen: Bağlam Yayınları
24 NİSAN CUMA 2015
Konferans Salonu II

13.15-14.15
Söyleşi: “Dengbejlik Romanı”
Konuşmacılar: Roni War, Gani Türk
Düzenleyen: Ava Yayınları

14.30-15.30
Söyleşi: “Edebiyatta Kurgu mu, Sokağın Gerçekliği mi?
Konuşmacılar: Gündüz Öğüt, Kadir Aydemir, Alper Akdeniz
Düzenleyen: Yitik Ülke Yayınları

15.45-16.45
Söyleşi: “BADPoetry: Şiirin ve Müziğin Birlikteliği”
Konuşmacılar: Onur Akyıl, Gökben Derviş, Müslüm Çizmeci, İrfan Çınar, Mert Kamiller
Düzenleyen: Hayal Dergisi

17.00-18.00
Söyleşi: “Edebiyatımızda Mektuplar ve Dergicilik”
Konuşmacılar: Ahmet Özer, Taki Akkuş, M. Yaşar Bilen, Asım Öztürk, Timuçin Özyürekli
Düzenleyen: Doğu Kitabevi

18.15-19.15
Söyleşi: “Evrensel Belleğimiz, Arkeoloji Müzelerimiz”
Konuşmacılar: Ahmet Tuncay Karaçorlu, Özlem Şenyol, Alp Azeri
Düzenleyen: Doğal ve Kültürel Yaşam Girişimi

24 NİSAN CUMA 2015
Konferans Salonu III

14.00-15.00
Panel: “Kıyam ve Kıtal: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Devletin İnşası ve Kolektif Şiddet”
Yöneten: Vangelis Kechriotis
Konuşmacılar: Güney Çeğin, Güven Gürkan Öztan, Oktay Özel
Düzenleyen: Tarih Vakfı

15.15-16.15
Aziz Nesin 100 Yaşında
Söyleşi: “Aydın Gazeteci Oyun Yazarı Öykücü-Romancı Şair Aziz Nesin”
Yöneten: Namık Kuyumcu
Konuşmacılar: Ünal Ersözlü, Haluk Işık, Mehmet Sadık Kırımlı, Hülya Deniz Ünal
Düzenleyen: Türkiye Yazarlar Sendikası

16.30-17.30
Söyleşi: “Dünden Yarına Süreyya Berfe’nin Şiiri”
Konuşmacılar: Ahmet Bozkurt, Duygu Kankaytsın, Ali Özgür Özkarcı, Altay Ömer Erdoğan
Düzenleyen: TÜYAP

17.00-18.00
Söyleşi: “1984’ten Önceki 25 Yılda Kürtlerin Silahsız Mücadelesi”
Konuşmacılar: İsmail Beşikçi, Celal Temel
Düzenleyen: İsmail Beşikçi Vakfı Yayınları

25 NİSAN CUMARTESİ 2015
Konferans Salonu I

12.00-12.45
Söyleşi: Kayı Söyleşileri : “Osmanlı’yı Anlamak”
Konuşmacı: Ahmet Şimşirgil
Düzenleyen: Timaş Yayınları

13.00-14.00
Söyleşi: “Tarih Tıbbı Konuşturdu 2”
Konuşmacı: Talha Uğurluel
Düzenleyen: Timaş Yayınları

14.15-15.15
Aziz Nesin 100 Yaşında
Söyleşi: “Edebiyatımızın İkon Kişiliği: Aziz Nesin”
Konuşmacı: Feridun Andaç
Düzenleyen: Aziz Nesin Vakfı ve Yayınları-TÜYAP

15.30-16.30
Söyleşi: “Devir”
Konuşmacı: Ece Temelkuran
Düzenleyen: Can Yayınları

16.45-17.45
Söyleşi: “İnatçı Köstebek: Çağrı Merkezi Çalışanları ya da 21. Yüzyılın Proletaryası”
Konuşmacılar: Gamze Yücesan Özdemir, Hayri Erdoğan
Düzenleyen: Yordam Kitap

18.00-19.00
Söyleşi “Yeniden Yaratılmanın Coşkusuyla Ataol Behramoğlu-Nihat Behram Mektuplaşmalar”
Konuşmacılar: Ataol Behramoğlu, Nihat Behram, Onur Behramoğlu
Düzenleyen: Tekin Yayınevi
25 NİSAN CUMARTESİ 2015
Konferans Salonu II

12.00-13.00
Söyleşi: “Sarmaş Dolaş İki Kitap, Biri Ötekinin Tanığı: Yazarla Editörü Söyleşiyor”
Konuşmacılar: Habib Bektaş, Ayşegül Utku Günaydın
Düzenleyen: DELİDOLU

14.30-15.30
Söyleşi: “Teferruat’ın Anlattığı Hikaye”
Konuşmacı: Pınar Öğünç
Düzenleyen: İletişim Yayınları

15.45-16.45
Söyleşi: “Göçebeliğin Büyüsü”
Konuşmacılar: Nedim Gürsel, Seza Yılancıoğlu
Düzenleyen: Doğan Kitap

17.00-18.00
Söyleşi: “Prof. Dr. Nuri Bilgin’in Anısına”
Konuşmacılar: Melek Göregenli, Gülgün Meşe
Düzenleyen: Bağlam Yayınları

18.15-19.15
Söyleşi: “Utanç ve Onur: Ermeni Soykırımı’nın 100. Yılı”
Konuşmacılar: Aydın Çubukçu, C. Hakkı Zariç
Düzenleyen: Evrensel Basım Yayın

25 NİSAN CUMARTESİ 2015
Konferans Salonu III

11.00-11.45
Söyleşi: “Orhan Keskin ile Sınav Maratonu”
Konuşmacı: Orhan Keskin
Düzenleyen: Körfez Yayınları

12.00-13.00

Söyleşi: “Çıkış Yolu”
Konuşmacı: Metin Feyzioğlu
Düzenleyen: Bilgi Yayınevi

13.15-14.15
Söyleşi: “Atatürk ve Cumhuriyet’i Yeniden Okumak”
Konuşmacı: Sinan Meydan
Düzenleyen: İnkılap Kitabevi

14.30-15.30
Söyleşi: “İstanbul’lu Bir Aşk Yaşadığımız”
Konuşmacı: Enver Aysever
Düzenleyen: Doğan Kitap

15.45-16.45
Söyleşi: “Medya ve Türkiye”
Konuşmacı: Mustafa Hoş
Düzenleyen: Destek Yayınları

17.00-18.00
Şiir Dinleti
Katılımcı: Ahmet Telli
Düzenleyen: Everest Yayınları

26 NİSAN PAZAR 2015
Konferans Salonu I

12.00-12.45
Söyleşi: “Demokratik Özgürlükçü İslam”
Konuşmacı: İhsan Eliaçık
Düzenleyen: Tekin Yayınevi

13.00-14.00
Söyleşi: “Öteki Bahçe ve Hayata Dair”
Konuşmacı: Ali Kırca
Düzenleyen: Doğan Kitap

14.15-15.15
Söyleşi: “Marksizm Okumaları Üzerine: Ne Okumalı, Nasıl Okumalı”
Konuşmacı: Haluk Yurtsever
Düzenleyen: Yordam Kitap

15.30-16.30
Söyleşi: “Sanat-Direniş-Teslimiyet”
Konuşmacılar: Nihat Behram, Tuğrul Keskin
Düzenleyen: Everest Yayınları

18.00-19.00
Söyleşi: “Karanlıktan Çıkış Mümkün mü?”
Konuşmacılar: Yalçın Küçük, B. Sadık Albayrak
Düzenleyen: Tekin Yayınevi

26 NİSAN PAZAR 2015
Konferans Salonu II

12.00-13.00
Söyleşi: “İşimle Başım Dertte”
Konuşmacı: Toprak Işık
Düzenleyen: DELİDOLU

14.30-15.30
Söyleşi: “Türkiye’de El Kaide’yi Kimler Büyüttü?”
Konuşmacı: Hüseyin Hakkı Kahveci
Düzenleyen: Togan Yayıncılık

15.45-16.45
Söyleşi: “Türkiye’nin Geçmişindeki Yarın”
Konuşmacılar: Kemal Kocabaş, Halil Vural, Haluk Erdem, Hidayet Karakuş
Düzenleyen: Yeni Kuşak Köy Enstitüler Derneği (YKKED)

26 NİSAN PAZAR 2015
Konferans Salonu III

12.00-12.45
Söyleşi: “Allah’a Yaklaşmak”
Konuşmacı: Uğur Koşar
Düzenleyen: Destek Yayınları

13.00-14.00
Söyleşi: “Türklerin Tarihi”
Konuşmacı: İlber Ortaylı
Düzenleyen: Timaş Yayınları

14.15-15.15
Söyleşi: “Milli İrade”
Konuşmacı: Banu Avar
Düzenleyen: Remzi Kitabevi

15.30-17.00
Söyleşi: “Mahalleden Arkadaşlar”
Konuşmacılar: Ahmet Kural, Murat Cemcir, Selçuk Aydemir, Erdal Tosun, Korhan Herduran, Ayhan Taş
Düzenleyen: İnkılap Kitabevi

17.15-18.15
Söyleşi: “İzmir’in Seçimi, Türkiye’nin Seçimi”
Konuşmacı: Zeki Gül, Ertuğrul Kürkçü, Aydın Çubukçu
Düzenleyen: Evrensel Basım Yayın

Antalya’nın Beydağları Milli Parkı sınırları içinde Phaselis antik kentine yakın bir noktada yapılması planlanan otel projesi için yapılan tahsise ilişkin mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı çıktı.

phaselis_antik_tiyatro

‘ÇED gerekli değildir’ kararı alınmıştı

Beydağları Olimpos Milli Parkı içinde 878 parsel üzerinde Fettah Tamince’ye ait Rixos zincirinde yer alan Ares Fasilis tarafından yapılması planlanan 280 oda kapasiteli Dream Of Phaselis için ÇED Yönetmeliği kapsamında 3 Aralık 2013’te Çevre ve Şehircilik Antalya İl Müdürlüğü’ne müracaat edildi.

İl müdürlüğünün incelemesi sonrasında, projenin gerçekleştirilmesinin planlandığı alanın arkeolojik SİT durumunun incelenmesi için Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün, Milli Park sınırlarında kalıp kalmadığının belirlenmesi için de Orman ve Su İşleri Bakanlığı 6’ncı Bölge Müdürlüğü Beydağları Sahil Milli Park Müdürlüğü’nün görüşü soruldu.

Kurumların olumlu görüşleri sonrasında proje tanıtım dosyası üzerinden Antalya Valiliği, 26 Aralık 2013 tarihinde ‘ÇED gerekli değildir’ kararı aldı.

Gerekçe: Telafisi güç zararlar doğurabilir

Karara karşı aralarında Antalya Barosu, Mimarlar, Şehir Plancıları, Çevre Mühendisleri, Peyzaj Mimarları ve Ziraat Mühendisleri odaları Antalya şubelerinin bulunduğu sivil toplum kuruluşları ve şahıslardan oluşan 22 kişi ve kurum iptal davası açtı.

Önce Antalya 2’nci İdare Mahkemesi, ‘ÇED raporu gerekli değildir’ kararına ilişkin yürütmeyi durdurma kararı aldı. Ardından Antalya 1’inci İdare Mahkemesi, alanın tahsisine ilişkin yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Mahkeme kararında, alanın özelliği dikkate alındığında başlayacak inşaat faaliyetlerinin telafisi güç zararlar doğurabilecek nitelikte olduğuna dikkat çekildi, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra bu konuda yeniden karar verilinceye kadar yürütmenin durdurulmasına hükmetti.

Proje kamu vicdanını yaralıyor

Davacıların konuyla ilgili yazılı açıklamasında, projenin kamu vicdanını yaraladığını belirterek, Akdeniz Üniversitesi’nin bölgede yaptığı teknik çalışmalar sonucu, tahsis edilen alanda daha önce saptanamamış çok sayıda antik kalıntıya ulaşıldığının altı çizildi.

Bursa 13. Kitap Fuarı, 14-22 Mart 2015 tarihleri arasında Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde açılacak.

Bursa-13.-Kitap-Fuari

Bu yıl onüçüncü kez kapılarını açmaya hazırlanan Bursa Kitap Fuarı, 14-22 Mart 2015 tarihleri arasında dolu dolu bir programla kitapseverleri konuk edecek. Aralarında İlber Ortaylı, Gülten Dayıoğlu, Can Dündar, Doğan Hızlan, İnci Enginün, Deniz Kavukçuoğlu, Hakan Bıçakçı, Doğu Yücel, Zeynep Oral, Ahmet Şık, Buket Uzuner, Yalvaç Ural, Bengi Semerci, Yekta Kopan, Hakan Akdoğan ve Üstün Dökmen’in de bulunduğu pek çok değerli yazar, şair ve bilim insanı fuar süresince okurlarıyla buluşacak.

300 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla gerçekleştirilecek Bursa Kitap Fuarı’nda dokuz gün süresince söyleşi, panel, şiir dinletisi ve çocuk etkinlikleriyle birlikte 80 kültür etkinliği düzenlenecektir.

Çanakkale’nin 100. Yılı

Bursa Kitap Fuarı, Çanakkale Zaferi’nin 100. yılını çeşitli etkinliklerle kutlamaya hazırlanıyor. Uluslararası basında Çanakkale Zaferi’nin yansımaları üzerine Timaş Yayınları tarafından “Yüzyıl Öncesinde Dünya Medyasında Çanakkale Savaşları Sergisi” düzenlenecek ve fuar boyunca çeşitli paneller gerçekleştirilecektir.

Haldun Taner 100 Yaşında

haldun taner

Türk tiyatrosunun önemli ismi Haldun Taner’in 100. yaşı Bursa Kitap Fuarı’nda çeşitli etkinliklerle kutlanacak. 14 Mart Cumartesi günü Haldun Taner’in öykücülüğü Doğan Hızlan, Yavuz Ekinci ve Faruk Duman’ın katılımıyla ele alınacaktır. 21 Mart Cumartesi günü düzenlenecek Haldun Taner’in yaşamı, eserleri, tiyatrosu ve her yönüyle ele alınacağı panele ise eşi Demet Taner, Zeynep Oral, Ömer Naci Topçu ve Kazım Güçlü konuşmacı olarak katılacaklardır. Nilüfer Belediyesi Kent Konseyi Okuma Grubu tarafından 15 Mart Pazar günü Haldun Taner’in “Timsah” oyunu okunacaktır.

TÜYAP tarafından, tasarımını Sadık Karamustafa’nın üstlendiği bir sergi de düzenlenecektir. Haldun Taner 100 Yaşında “Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım” sergisinde yazarın yaşamı, fotoğrafları, aile albümü ve eserlerinden metinler okurlarla buluşacaktır.

Yayınlama Özgürlüğü Yolunda

Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından TÜYAP’ın da destekçilerinden biri olduğu “Avrupa Birliği’ne Giriş Sürecinde Yayınlama Özgürlüğü Alanında Farkındalık Yaratma” projesi kapsamında 15 Mart Pazar günü düzenlenecek “Yayınlama Özgürlüğü Yolunda” paneline Buket Uzuner, Ahmet Şık, Turhan Günay ve Fatih Erdoğan konuşmacı olarak katılacaktır.

Müzeyyen Senar’ın Ardından

Yakın zamanda kaybettiğimiz Müzeyyen Senar’ı doğum yeri Bursa’da bir panelle anıyoruz. Sanatçının biyografisini yazan Radi Dikici’nin konuşmacı olarak katılacağı söyleşide Müzeyyen Senar’ın yaşamı ve eserleri kitapseverlerle paylaşılacak.

Edebiyatımızda Mehmet Kaplan

Türk edebiyatına önemli katkıları bulunan akademisyen, eleştirmen Mehmet Kaplan, 100. yaşında 14 Mart Cumartesi günü bir panelle Bursa’da anılıyor. İnci Enginün, Zeynep Kerman, Kelime Erdal’ın konuşmacı olarak katılacakları ve Alev Sınar Uğurlu’nun yöneteceği panelde Mehmet Kaplan’ın Türk edebiyatına katkıları ele alınacaktır.

Kadına Karşı Şiddete Karşı Dur-abilmek

Bursa Kitap Fuarı’nda Avukat Hülya Gülbahar ve Hürriyet Gazetesi Aile İçi Şiddete Son Kampanyası Koordinatörü Neşe Hacısalihoğlu’nun konuşmacı olarak katılacakları panelde Kadına Karşı Şiddete Karşı Durabilmek hukuki ve pratik boyutlarıyla ele alınacaktır.

Girişin ücretsiz olduğu fuar her gün 10.00-19.30 saatleri arasında (22 Mart 2015 tarihinde saat 19.00’da sona erecektir) ziyaret edilebilir.

 

Fuat hakkında daha fazla detay öğrenmek için lütfen tıklayınız: www.bursakitapfuari.com

Müzisyenlere yönelik saldırı, sansür, gözaltı, hapis ve tehdit olaylarını değerlendiren Danimarka merkezli sivil toplum kuruluşu Freemuse, Müzik Özgürlüğü 2015 raporunu yayınladı.

freemuse-muzik

Rapora göre, Türkiye müzisyenlerin en fazla hak ihlaline uğradığı 3’üncü ülke.

Freemuse’un verilerine göre 2014 yılında 90 müzisyen saldırıya uğradı ve müziksel ifade özgürlüğü ihlal edildi.

Buna göre, geçtiğimiz yıl bir müzisyen öldürüldü, 17 müzisyen hapis cezasına çarptırıldı, dokuz müzisyen saldırıya uğradı ve 14 müzisyen hakkında hukuki soruşturma başlatıldı.

Müzisyenlere yönelik hak ihlalleri yapan ülkelerin ilk sırasında Rusya var. Rusya’yı Çin ve Türkiye takip ediyor.

Müzik Özgürlüğü raporuna göre, 2014 yılında 9 Türkiyeli müzisyen hakkında hukuki süreç başlatıldı.

İnsan hakları ve demokrasinin erozyona uğradığının kanıtı

Raporda, Rusya ve Türkiye’de müzisyenlerin maruz kaldıkları muamelelerin bu ülkelerde insan hakları ve demokrasinin erozyona uğradığının bir kanıtı olduğu belirtiliyor.

Freemuse Genel Direktörü Ole Reitov da, müzisyenleri şiddet ve tehditle susturma çabası toplumun da müzik aracılığıyla eleştirilerini dile getirme hakkının elinden alındığı görüşünde.

Reitov, “Hükümetlerin, uluslararası insan hakları sözleşmelerinden doğan yükümlülüklerine uymaları çok önemli” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Onedio

Anton S. Makarenko 1888 Ukrayna doğumludur. Ukrayna’nın Harkov yakınlarındaki Belapolie köyünde dünyaya gelen Makarenko’ nun babası badanacıdır (kitapta daha ileriki bir bölümde yapı ressamı diye bahsedilmektedir) . (Makarenko, 1993, s.3)

anton-makarenko
17 yaşındayken, gittiği belediye okulunun ardından 1 yıllığına eğitim dersi alarak,bölgedeki demiryolu işçilerinin çocuklarının gittiği bir ilkokula öğretmen olur. Bu sayede eğitbilim alanındaki çalışmalarına pratik bir süreç üzerinden başlamış olur (Makarenko, Eğitbilim açısından kuramsal alanda da kendini geliştirme fırsatını ancak dokuz yıl sonra, 1914’te Poltava’ daki eğitbilim (pedagoji) okulu olan Eğitim Kurumuna girerek yakalar. Buradaki 3 yıllık öğreniminin ardından eğitim alanında var olan Rus ya da evrensel yazınlara yönelir. Kuramsal açıdan yöneldiği eğitim alanında yeni bir eğitim dizgesi yaratmak üzerine uğraşır. Pratik süreçte geliştirdiği eğiticilik uğraşının yanı sıra kitap yazarak da üretimini geliştirir (Makarenko,1993,s.7).

Ekim Devrimi’ni önceleyen, daha doğrusu birinci Rus devrimine denk gelen süreçte şekillendirdiği eğitbilim düşünceleri, Ekim Devriminin ardından hayata geçirdiği Gorki Topluluğu deneyiminde Makarenko’ nun savunularının temelini oluşturmuştur.
anton_makarenko
Yeri geldiğinde bu temelden güç almış, yeri geldiğinde de bu temelle şiddetli bir savaşım gerçekleştirmiştir. Kısacası Gorki topluluğu deneyimi, Makarenko’ da düşünsel alanda bazı temel değişikliklere de neden olarak teori ve pratik ilişkisinde bütüncül bir gelişime örnek teşkil etmiştir.

Ekim Devrimi’nin ardından iktisadi, toplumsal v.b. pek çok alanda yeniden yapılanma adına yoğun çabaların ortaya konulduğu ülkede, 1921 yılında baş gösteren açlık büyük huzursuzluk yaratmış, bu huzursuz ortamdan yararlanan çeteler başıboş bırakılan çocukları kullanarak suç oranlarında artışa neden olurken, ülkede de büyük karışıklıklar yaratmışlardır. Bu karışık durum karşısında Sovyet hükümeti başıboş kalan ve yaşamını suç işleyerek sürdüren bu çocukların kurtuluşu için uğraşmaya başlar. Bu çocuklar için kurulan eğitim toplulukları, Makarenko’ nun yaşamında önemli bir dönemeç olmuştur ve bizim üzerinde yoğunluklu duracağımız nokta da bu dönemeç ve sonrası olacaktır.

1920 Eylül’ünde Poltava Eğitim Dairesi Makarenko’ yu suç işlemiş çocuklar için bir topluluk kurmakla görevlendirir. İlk başta adı Çocuk Suçlular Kolonisi olan bu topluluk, daha sonra kendi aldığı karar doğrultusunda ismini Gorki Topluluğu olarak değiştirtir. 1928 yılına dek topluluğu yöneten Makarenko, topluluktaki son yılında Harkov’daki Zerjinski Komünü’nün yönetimini üslenir. 1928’de Gorki Topluluğu’ndan ayrılan Makarenko, sonraki 7yıl süresince de Zerjinski Komünü’nü yönetir (Makarenko, 1993).

Eğitim uygulamaları alanında yoğun uğraşlar veren Makarenko, bu alanda oluşturduğu birikimi paylaşmak açısından da yazınsal üretimde de bulunmuştur. 1934’te, Sovyet Yazarlar Birliği’ne kabul edilmiştir. 1937’de Moskova’ya yerleşerek ölümüne kadar (1939’da ölmüştür) kendini tamamen yazarlığa adamıştır (Makarenko,1993,s.11).

Şiir, senaryo, roman, kuramsal yazın gibi pek çok alanda yapıt ortaya koyan Makarenko’ nun yazılı eserlerinden birkaç örnek vermek gerekirse:

Yaşam Yolu (pedagojik şiir-destan)
1930 Yürüyüşü (kısa roman)
Kulelerdeki Bayraklar
Ana Babaların Kitabı
Pedagoji Teorisinin Sovyet Okullarında Eğitim ve Çocuk Yetiştirmenin Genel Sorunları
İş Gezisi (film senaryosu)
Gerçek Bir Karakter (film senaryosu)

MAKARENKO’NUN EĞİTİM DÜŞÜNCELERİ ÜZERİNE

Makarenko’ nun pedagojik yaklaşımlarının temelinde yatan ana düşünce sahip olduğu insan inancıdır. Sahip olduğu bu inanç, olumlu yönde gelişme açısından en umutsuz diye nitelendirilebilecek insanların dahi iyi yönünü bulup ortaya çıkarmasına neden olmuştur. Eğitim pratiklerinin gerçekleştiği dönemi göz önüne aldığımızda, yani savaşlar ve açlığın yıkıntılarında doğan, büyüyebilmek için yoğun çabalar harcayan bir ülkenin insanları da Makarenko’ nun insana olan inancını, belki de Freire’ nin deyimiyle “insancıl” olan insana ulaşabilme inancını kuvvetlendirmiştir. Yaşam deneyimi ona insanın daha iyi bir yaşam için nasıl savaştığını, bu savaşım sırasında nasıl değiştiğini göstermiştir. Değişen insan bencilliği yenmiştir, kişisel çıkarların toplumsal çıkarlarla örtüştüğünü görmüştür. Makarenko insanın değişimine “ bireyin toplumsallaşması” adını vermektedir (Makarenko,1993,s.10).

İnsanın “insancıllaşma” sürecinde eğitim, hatta kurumsal bir içerik taşıyan eğitim önemli bir yer tutar. Makarenko geleneksel bir içerik taşıyan eğitim anlayışını reddeder. Bu anlayışta eğitim, eğiten yani eğitmenle, eğitilen yani edilgen bir kimlik taşıyan öğrenci arasındaki ikili bir ilişkidir. Onun eğitim pratiğinde eğitimciler ve öğrenciler yer alır, yalnız daha farklı bir kimlik taşırlar. Makarenko kişiliğin oluşumunda en büyük etkenin, eğitimcilerden, öğrencilerden ve yetkili bir kişiden oluşan topluluklar olduğunu düşünmekteydi.

Makarenko’ nun topluluğunda eğitilen çocuklar edilgen birer nesne olarak değil, topluluğun kaderi ve geleceği üzerinde söz sahibi olan ve birbirleriyle eşit haklara sahip, etkin birer üye olarak yaşamlarını sürdürmekteydiler (Makarenko,1993,s.8). Bu anlayışın uygulanması ile klasik eğitim anlayışından köklü bir farklılaşma gerçekleştirilmiş olmaktaydı. Gerçekleştirilen eğitim pratiği içerisinde bedensel çalışma ile kafa çalışması iç içe sürdürülmekteydi. Bu sayede eğitsel yaşamla toplumsal yaşamı birleştiren bu yaklaşım ile öğretim süreci öğrencilerin yaşam pratikleri üzerinden şekillenmekte, öğrencinin bu süreci kendince anlamlandırması kolaylaşmaktadır.

Aynı zamanda, yürütülen üretici çalışma (tarımsal üretim örgütlenmesi toplulukta hızlı bir gelişim göstermiştir), “güçlünün zayıfı ezmesi gerekir” anlayışı içerisinde büyüyen topluluk çocuklarının değişimini, üretim süreci içerisinde yer almanın toplumsal önemini, bu sayede emeğe saygıyı,toplumsal eşitliği; yani yeni kurulan toplumun önemli değerlerinin kolayca kazanılmasına neden olmuştur. Bu açıdan da toplulukta gerçekleştirilen deneyim dönemsel bir anlam da taşımaktadır.

Makarenko’ nun daha çok uygulama süreci içerisinde şekillendirdiği ve toplumun beklide en sorunlu kesimiyle etkileşim içerisinde geliştirdiği eğitsel düşüncelerini özetlemek 1. İnsan davranışlarının toplumsal nedenlerini düşünerek, insanın içindeki iyi yanın ortaya çıkarıldığı bir süreç yaratılmalı.

2. Bu süreç içerisinde kurumsal bir yapı olarak topluluğa ve önderlik eden, öğrencilere kendilerini gerçekleştirmeleri ve içlerindeki iyi yönü ortaya çıkarmaları için öncülük eden öğretmenlere ihtiyaç vardır.

3. Öğrenciler edilgenlikten çıkarılarak yaşam deneyimleriyle beslenen, karar süreçlerine aktif katılımlarının sağlandığı, kafa çalışması ile bedensel çalışmanın birlikte örgütlendiği bir topluluk yaşamı kurulmalıdır.

YAŞAM YOLU’NU OKURKEN
Makarenko’ nun Gorki Topluluğunda yaşanan somut deneyimlerle örneklendirdiği pedagojik yaklaşımlarını okurken birkaç önemli noktanın akılda tutulması gerektiğini düşünüyorum. İlk olarak topluluğu oluşturan sorunlu kesim, yani güce ulaşma kaygısı içerisinde ve yaşayabilmek için suça yönelen çocuklar pratik süreçlerin daha önemli bir yaklaşımla değerlendirilmesini zorunlu kılmıştır. Ortaya konan pedagojik yaklaşımlarda sahip olunan kuramsal çerçeveden belirli oranda uzaklaşılmasına, yaşanan sorunların çözümü ekseninde önceliklerin verilmesine neden olmuştur bu sorunlu kesim.İkinci olarak, deneyimin gerçekleştirildiği tarihsel ve yaşanan toplumsal gerçeklikler de bir kez daha hatırlanmalıdır. Yıkıntılar içerisinden yeniden inşa sürecine giren bu ülke için temel aldıkları teorik altyapı çok önemlidir. Yalnız yaşanan pratiksel süreçler belirli alanlarda geçici ara formüllerin oluşturulmasına neden olmuştur. (1921 yılında devlet kapitalizmi olarak da adlandırılabilen,ama hemen ardından gerçekleştirilen tarımda kollektivizasyon politikalarıyla birlikte değerlendirildiğinde endüstrileşme hamlesi olarak geçici bir ara formül diye değerlendirebileceğimiz NEP-Yeni Ekonomi Politikası gibi) Bu ara formüllerin gerçekleştiği, kuramsal karşıtlıkların yaşandığı bir alanı da Makarenko hayata geçirmiştir.

Toplulukta yaşanan bazı olaylar Makarenko’ nun o ana kadar sahip olduğu bazı pedagojik yaklaşımlarla çelişmiştir. Makarenko sadece kendisiyle çelişmekle kalmamış, yeni Sovyet hükümetinin eğitim bilimcilerinin savunduğu bazı anlayışlarla da karşı karşıya gelmiştir (ilerde daha ayrıntılı değinilecek olan disiplin ve kurulan askeri düzen benzeri yapı örneklerinde olduğu gibi). Bu çelişmenin temelinde ise karşıt görüşlerin varlığı değil, devrim sürecine kadar teorize edilmiş olan yaklaşımların yaşanan pratik süreçte geçirmesi gereken esnekleşme bulunmaktaydı. Buradaki temel nokta ilkesel bir karşıtlığın bu görüşler arasında yer almamasıdır.

SUÇLU ÇOCUK KAVRAMI ÜZERİNE
Okullarda artan suç oranı ve şiddete yönelen gençler… Yakın zamanda bizlerin de gündemine yakıcı biçimde giren bir gerçekliktir. Güncel olarak bu alanda yapılan tartışmalara bir göz attığımızda Makarenko’ nun yaklaşımından farklılaşan noktaları gözümüze çarpmaktadır.
İlk olarak güncel savunuları incelersek:

Risk altındaki çocuklar kavramı altında sadece suç işleyen çocukları içermeyen, aynı zamanda suça yönelme ihtimali taşıyan çocukları da kapsayan bir hedef kitle karşımıza çıkmaktadır. Risk altındaki çocukların suça yöneliminin önlenmesinde, bu çocukların okul sistemi içerisinde tutulması sunulan kuvvetli bir çözümdür. Eğitimle gerçekleştirilecek bu çözümde alternatif programların geliştirilmesi hedeflenmektedir. Bu sayede örneğin başarısızlık nedeniyle okula devam etmeyi tercih etmeyip, sokaklarda suç işleme riskiyle karşı karşıya kalan çocuklar, onlar için cazip hale getirilen okul sistemi içerisinde riskten uzak tutulmuş olacaklardır.

Öğrencilerin okul performanslarının artırılmasını hedefleyen, daha küçük sınıf örgütlenmelerinde risk altındaki çocuklarla bire bir iletişimi yoğunlaştıran,esnek öğretim programlarına sahip olan bu şekilde de içeriğin bireyin ihtiyaçlarına göre şekillenebildiği, psikolog gibi uzmanların denetiminde ilerleyen öğretim süreci sonrasında başarıya ulaşan çocukların toplumsal yaşama çeşitli sivil toplum kuruluşları ve ailelerin yardımıyla salıverilmesi söz konusu.

Kurulması önerilen ve ABD merkezli örnekleri ile savunulan bu okullarda risk altındaki gençler ve ıslahevinden salınan gençler diğerlerinden ayrılmaktadır (Aydın, İ. ; Radikal Gazetesi).

Sonuç olarak sunulan bu yaklaşımda suç işleyen ya da suç işleme potansiyeli taşıyan çocuklar, “suçlu” ayrıştırılmaktadır. Suçun oluşumunun toplumsal nedenlerine müdahale edilmeksizin , suçlu kimliğinin kabul edilerek, toplumdan yalıtık bir içerikte gerçekleştirilecek eğitimin ardından bu çocukların tekrardan suçun oluşumuna neden olan toplumsal koşulların içerisine bırakılması suçu ne oranda önler ya da azaltır orası bilinmez ama Makarenko’ nun suç işleyen çocuklara karşı 1920’ lerde gerçekleştirdiği yaklaşımdan büyük farklılıklar taşıdığı rahatlıkla okulların kurulması ya da var olan okullar içerisinde alternatif ya da “suça meyilli” kimliği ile adlandırılarak akranlarından Kısaca belirtmek gerekirse Makarenko suçun kaynağını tamamen toplumsal nedenlere bağlayarak “suçlu çocuklar” tanımlamasını reddeder. Resmi olarak topluluğa ilk olarak Çocuk Suçlular Kolonisi adı verilmiş olsa da Makarenko ve topluluk bu ismi hiç kullanmamış, çocuklara suçlu diye hitap edilmediği gibi o kelime topluluk içerisinde hiçbir zaman kullanılmamıştır. Gerçekleştirdiği eğitsel pratikle çocukların toplumsal yaşamına da müdahale eden Makarenko, yaratılan toplumsal değerlerle “suç” sorununa karşı mücadele etmiştir. Onun için suç, bireysel yani çocukla uğraşılarak halledilecek bir alan değil, toplumsal bir mücadele alanıydı.

TOPLULUK YAŞAMINA DOĞRU
Kuruluş aşamasındaki ülkenin temel hedefi yeni insanın yaratılmasıydı. Yeni insan, ezme ezilme ilişkisi içerisinde kimliğini kazanan, insandışılaşan toplumun, insanca değerlere ulaşmış hali…bu hedefe ulaşmak için de yeni yöntemlerin uygulanması gerekmekteydi. Topluluk fikrine bu açıdan yaklaşan Makarenko ailesiz, sokakta başıboş yaşayan çocukları kurtarmak amacıyla 1920 yılında bir topluluk kurmak amacıyla görevlendirilir.

Devrim öncesi suçlu çocukların kaldığı, devrim sürecinde binanın boşaltılması ile birlikte çerce köylerdeki halkın yağmaladığı, virane bir bina ile yola koyuldu topluluk. Makarenko şu cümleler ile tasvir etmektedir topluluk binasını (Makarenko,1993,s.44):

“Paltova’ dan altı kilometre uzaklıkta, boz tepeciklerin arasında, Harkov’a giden anayolun sonsuz bir ışık demeti bibi parıldayan taşlarla çevrili iki yüz hektarlık bir çam ormanı vardır. Ve ormanın içinde, kırk hektarlık bir ağaçsız köşede, kusursuz bir kare oluşturan, tam anlamıyla simetrik beş tuğla bina…işte suçlu çocukların yeni Topluluk’ u burası olacaktı.”

Zor koşullarda yola çıkan bir topluluğun ilk tasvirinin bu kadar umut dolu yapılması, Makarenko’ nun geleceğe ve insana dair umudundan kaynaklanmaktadır. İlk elden gerekli tadilatların yapılmasının ardından ilk öğrenci grubuyla topluluk işlemeye başlar.

Makarenko birlikte olduğu çocukları şu şekilde tanımlar; kültür düzeyleri düşük, ya çok az okuma yazma bilen, ya da hiç bilmeyen, önceki süreçte içinde bulundukları yarı barbar yaşantılar içerisinde kişilikleri yok olmuş, soyutlanmışlığın getirdiği yalnızlığın etkisiyle karamsarlaşmış ve dolayısıyla insana karşı insanca davranmayı unutmuş bir kuşak (Makarenko, 1993,s.104). İlk dönemin en büyük sorunları, çocukların sahip oldukları bu özellikler dolayısıyla çıkan kavgalar olmuştur.

Peki ne yapılacaktı bu çocuklarla, nasıl bir yöntem uygulanacaktı? Yeni bir anlam katmışlardı “Düzelme” sözcüğüne, çocuğu “düzeltmek” değil, yeniden eğitmek söz konusuydu, başka bir deyişle hedeflenen durum çocukları sadece toplumun zararsız bir üyesi haline getirmek değil, onu yeni çağın etkin bir işçisi, çalışanı haline getirmekti. Suçlu çocukların eğitiminde atlanmaması gereken nokta çocukların geçmişlerinin ve işledikleri suçların yok sayılması olmalıydı. Yeni örgütlenen toplumsal yaşam içerisinde toplumsallaşan çocuklar yaratılmalıydı (Makarenko, 1993,s.293).
Bu “Düzelme” süreci belirli bir zaman almaktaydı ve sürecin başlarında ciddi sorunlarla karşılaşıldı. Karşılaşılan iki önemli sorundan ilki topluluk içinde ve çevresinde gerçekleşen soygunlardı, diğeri ise kendi aralarında çıkan kavgalardı.

İlk etapta kendi otoritesini tanımayan bu gençlere ılımlı davranan Makarenko, olaylar baş edilemez boyutlara ulaşınca ne yazık ki bir öğrenciye yumruk atma şeklinde fiziksel şiddet uygulamak zorunda kalır. Bu davranışını kendi pedagojik yaklaşımları açısından olumsuz bulsa da o çocuğu topluluktan atmaktansa uyguladığı bu şiddetle diğer çocukların da ders çıkarmasını ve topluluk içi karşılıklı değer verme ilişkisinin yaratılmasıyla bu örneğin tekrarlanmayacağını umuyordu.

Bu yaşananların ardından disipline dair şu açıklamaları yapar ve o dönem genel kabul gören yaklaşımlara karşı gelerek bu alanda kendi kuramsal esnekleşmesini yaratır (Makarenko, 1993,s.186-187):

“…Disiplin konusundaki konuşmamda, o günlerde genel olarak benimsenmiş bir kuramın doğruluğuna kuşkuyla bakmak gerektiğini söylemiştim. Söz konusu kurama göre çocuğa her hangi bir ceza vermek yanlıştı, onun yaratıcı içtepileri kutsaldı, bunların ortaya çıkması için çocuğa her türlü özgürlük tanınmalıydı; kişinin kendi kendisini yönetmesi, kendi düzenini ve kendi disiplinini oluşturmasını sağlamaktı. Buysa çocuğun kendiliğinden göstereceği bir gelişmeydi.daha da ileri giderek beraberlik ruhu ve karşılıklı yardımlaşmanın organları yaratılmadıkça, gelenekler doğurulmadıkça, temel çalışma alışkanlıklarıyla kültürel alışkanlıklar oluşturulmadıkça öğretmenin zor kullanmaya hakkı – ne hakkı, zorunlu – olduğunu söylemekten sakınmadım…”

Makarenko’ nun disiplin alanındaki sert karşı çıkışları toplumsal gerçekliklerin ideal olan yaklaşımı uygulamayı engellediği gerçekliğinden doğar. İlkesel bir karşıtlık ya da reddetme ortaya koymaz, geçici bir ara süreç tarif etmektedir.

Toplulukta yaşam düzeninin örgütlenişine baktığımızda sabah, öğle ve akşam dönemlerinin birbirlerinden farklı işlevler taşıdığını görmekteyiz. Sabahları çalışmaları ilk başta topluluğun temel gereksinimlerinin karşılanması (tadilat, bahçe düzenlemesi, tarla işleri gibi) için gerçekleştirilirken daha sonraları çevredeki köylü ve çiftçilerin işlerinin yapılması ve ihtiyaçlarının karşılanması şeklinde genişletilmiştir. Bu işlerin kararının alınması, planlanması ve gerçekleştirilmesinde aktif katılımları sağlanan öğrenciler, yapılan işlerin sonunda elde edilecek gelirin belirlenmesinde de karar sürecine katılmışlardır. Yoksul köylülerden her zamanki ücretin yarısını alırlardı, bu kararı da toplumsal adalet ve adaletsizlik konusunda sonu gelmez tartışmaların ardından almışlardı.
Öğlen sürecinde devam ettikleri derslerle iç içe örülen üretici süreçler sayesinde anlam kazanan temel bilim dersleri, topluluk yaşamından önce geleceğe dair hiçbir umudu olmayan bazı gençlerin öyle ilgisini çekmiştir ki topluluktaki yaşamlarıyla da başarıya ulaşabilecekleri konusunda motive olan bu gençler Kiev İşçi Üniversitesine girebilmişlerdir.Ülkenin sert iklim koşulları nedeniyle de geceleri yatakhanelerine kapanan topluluk üyeleri, akşam sürecini de yoğun tartışmalar ve kitap okumalarıyla geçirmekteydiler. Siyasal, toplumsal ve yazınsal alanda gerçekleştirdikleri sohbetlerle çocukların gelişimine büyük katkı koyan bu etkinlikler, bir noktadan sonra topluluk için gerekli tüm ihtiyaçların tartışılacağı, kararların ortak -öğretmen, öğrenci ve diğer çalışanların katılımıyla- alınacağı bir etkinliğe dönüşecektir. Ayrıca okuma saatleri sayesinde tanıdıkları Gorki’ nin kendi yaşamları gibi zor koşullar altında büyüdüğünü öğrenen çocuklar, Gorki’ yi kendilerine örnek almışlardır. Bu hayranlıkları topluluklarının ismini Gorki Topluluğu olarak değiştirmelerine neden olmuştur.

Topluluk ve topluluktaki kolektif yaşamın benimsenmesiyle birlikte çalma alışkanlığında azalma gözlenir. Topluluk içinde bir şeylerin çalınması topluluğa ve arkadaşlıklarına zarar verilmesi olarak kabul edilmekteydi. Yalnız dışa yönelik hırsızlığın azaltılmasında çeşitli zorluklarla karşılaşıldı. Bunun temelinde ise çelişkili de olsa çocukların geliştirdiği toplumsal duyarlılık vardı diyebilirim. Topluluğun çevresinde bulunan köy ve çiftlikleri incelediğimizde Yeni Ekonomi Politikasının ne yazık ki palazlandırdığı “Kulak” diye adlandırılan çiftçiler karşımıza çıkmaktadır. Bu çiftçiler devrime rağmen özel mülklerini korumakta ve geliştirmek için ellerinden geleni yaparak, her ne kadar devrime sahip çıktıklarını savunsalar da devrimin temel değerlerine karşı gelmekteydiler. Çevreye yönelik gerçekleştirilen hırsızlıklar da genelde bu kulak çiftçilere yönelik gerçekleştirilmekteydi.

Makarenko’ yu en çok uğraştıran ise bu hırsızlıkların temelinde yatan kulaklara yönelik besledikleri düşmanlıktı. Tüm bu zorluklar içerisinde tam toplulukta düzen sağlanırken topluluğa yeni üyelerin gelmesiyle bu düzen tekrardan bozuluyordu ve öğrencileri bilinçlendirme süreci yeniden başlıyordu. Yeni üyelerin adapte olma sorunu topluluğun ilk dönemlerinde ki gibi sorunlu atlatılmadı. Buradaki en büyük katkı eski öğrencilerden gelmiştir. İçe doğru öncülük eden eski öğrenciler, yenilerin uyum sorununu aşmalarında onlara yardımcı olmuş, öğretmenlere ve topluluğa saygısızlık gibi durumların yaşanması önlenmiş, yenilere öğretmenlerin kendilerine karşı düşmanca duygular besleyen, onları insan saymayan bir güç olmadıkları anlatılmıştır (Makarenko, 1993,s.103).

İlerleyen süreçlerde bu içe doğru öncülük anlayışı kurulan müfrezeler, yani “eğitbilim alayı” halini almıştır. Kullanılan kavramlar; müfreze, komutanlık gibi, ya da eğitbilim alayının örgütlenme biçimi askeri bir disiplin sürecine benzetilerek yoğun eleştiriler almıştır. Yinede müfreze örgütlenmeleri sayesinde çocukların karar mekanizmalarına katılımlarının daha da kuvvetlendirildiğini ve komutanlık sisteminin çocuklarda sorumluluk alma bilincini yarattığını vurgulamakta yarar var diye düşünüyorum.

1923 kışında yeni bir örgütsel düzenleme anlayışı olarak geliştirilen müfreze sistemine göre yapılacak işler için, örneğin tarla işleri ya da bir tiyatro eserini sahnelemek gibi, bu işlerin planlanması ve gerçekleştirilmesinden sorumlu küçük gruplar oluşturulmaktaydı ve her müfrezenin bir komutanı olmaktaydı. Bu noktadaki değişmez kural; komutanlara hiçbir zaman özel ayrıcalıkların tanınmaması, onlara fazladan bir şeylerin verilmemesi, komutanın da diğer çalışanlarla aynı işi yapmasının gerektiği, bu işin üstüne müfrezeyi yönlendirmek, önderlik etmek gibi ek bir sorumluluğunun olmasıydı (Makarenko,1993,s.273).

Müfrezelerin yaptığı işlerle bir yandan çiftçilik alanına yönelerek topluluğun gereksinimleri karşılanmaktaydı, diğer yandan da çeşitli işlikler kurularak çocuklara bir sanat, bir meslek öğrenme fırsatı yaratılmaktaydı. Müfrezeler topluluk üyelerinin içinde yer aldıkları temel birimlerdi ve başları Komutanla Kurulunun üyesi olmak zorundaydı. Komutanlar Kurulu müfrezelerin başında yer alan çocuklardan oluşmaktaydı. Artan sayıdaki çocukların toplumsallaşması, çeşitli beceriler kazanılması, yaşamsal idarenin ve toplulukta alınan kararların herkesin katılımıyla gerçekleştirilmesi gibi olumlu etkileri olan müfrezeler, topluluğun ileriki süreçlerinde “özel müfrezelerin” oluşturulmasıyla birlikte denetlenen- denetleyen ilişkisinin de somut yaşantıyla kavrandığı daha farklı bir içerik kazanmıştır.

Özel müfrezeler (çeşitli işler için, örneğin tarla işleri, geçici süreli olarak kurulurlar) bir haftalık süre için oluşturuluyorlardı. Bunun sonucu olarak topluluğun her üyesi bir sonraki hafta yeni bir komutanın denetiminde yeni bir göreve atanıyordu. Özel müfrezenin komutanı da aynı işleme tabi tutularak, yeni bir müfrezede yer alıyor, ama bu sefer kural olarak komutanlığından sonraki hafta komutan olarak görev alamıyordu. Bu sefer yeni bir komutanın denetiminde çalışan birisi olmaktaydı. Müfrezelerin yeni komutanları da Komutanlar Kurulu tarafından, deneyimliler arasından yani gelenlere önderlik edebilecekler arasından seçilmekteydi. Bu sayede toplulukta bulunan her çocuk sorumluluk alma imkanıyla karşılaşmaktaydı. Deneyim arttıkça artan sorumluluk örgütlenmesi ve komutanlık anlayışı ile daha planlı bir yapılanma anlayışı, topluluğun hızla büyüdüğü,çok sayıda çocuğun topluluğa katıldığı karşılaşılabilecek sorunların üstesinden gelinmesini sağlıyordu. Makarenko müfreze anlayışına dair düşüncelerini şu şekilde belirtmektedir (Makarenko, 1993,s.277):

“…Yapılan işin ve örgütsel işlevlerin sürekli olarak değişmesini, herkesin hem denetleyen hem denetlenen olmasını sağlayan, gerek toplu, gerek bireysel etkinliklerde herkese yönetme olanağı tanıyan bu özel müfrezeler dizgesi Topluluğa hayat verdi, çocukların hepsi, herkes birden canlandı, ilgiler birden dirildi.”

Sonuç olarak bu noktaya kadar incelemeye çalıştığımız Gorki Topluluğu deneyimi, toplumsal gerçeklik içerisinde var olan çocukların, toplumsal gerçekliklerle beslenen, onların yaşamlarından yola çıkan ve aynı zamanda gerçekleştirdikleri üretim etkinliğinde olduğu gibi yaşamlarını dönüştüren bir eğitim anlayışı içerisindeki bilinçlenme ve yeniden yaratılma sürecini ifade etmektedir. Gorki Topluluğuna göre nitelikli eğitim bu koşullarda gerçekleştirilmelidir.

Kaynak:
Ebru Aylar

Yrd. Doç. Dr. Hasan Hüseyin Aksoy
Ankara
2006

KAYNAKÇA

Makarenko , A. S. (1993); Yaşam Yolu (1. Cilt) , İstanbul: Payel Yayınevi
Makarenko , A. S. (2004); Yaşam Yolu (2. Cilt), İstanbul: Payel Yayınevi
Aydın , İnayet Gazetesi