Şunun için etiket arşivi: Sinema

Dağ Kültürü Derneği ile Mineral Event tarafından düzenlenen ve bu yıl “Sınırlarını Keşfet” temasıyla yola çıkan 8. Dağ Filmleri Festivali, 28 Şubat – 3 Mart 2013 tarihlerinde; doğa, keşif, macera ve belgesel sinema tutkunlarıyla buluşuyor.

Festivalde ödül rekortmeni filmlerin yanı sıra macera ile adrenalin dolu toplam 41 film ücretsiz gösterilecek.

Türkiye’nin, doğa, keşif ve macera konulu, ilk ve tek film festivali olan Dağ Filmleri Festivali, 28 Şubat’ta, İstanbul Beyoğlu’nda, izleyicileriyle buluşuyor. 4 Mart’a kadar sürecek festivale, Fransız Kültür Merkezi, Galatasaray Aynalı Geçit ev sahipliği yapacak.

Dünyanın en iyi doğa filmleri festivalde

Dünya festivallerinde gösterilen 500’den fazla film arasından seçilen 2013 seçkisi 10’u yerli 31’i yabancı olmak üzere toplam 41 filmden oluşuyor. Filmler; “Ülkemizden”, “Dünyadan”, “Keşif Ruhu”, “Doğa-Çevre-İnsan”, “Su Dünyası”, “Bisiklet”, “Kayak”, “Autrans Özel Seçkisi” ve “Doğa Filmleri Yarışması Finalistleri” olmak üzere, 9 tema başlığı altında toplanıyor. Seçkide; rafting, dalış, dağcılık, kaya tırmanışı, base jump, kayak, dağ bisikleti gibi doğa sporlarının yanı sıra, çevre ve doğa belgeselleriyle gezi, keşif ve insan hikayeleri de yer alıyor.

Simone Moro ile Everest’e yolculuk

Bu yılın en çarpıcı teması “Dünyadan” ile The North Face sponsorluğunda 6 film beyaz perdeye yansıyor. Bu tema altında ödül şampiyonu “Düşlerin Etkisinde” filmi dikkat çekiyor. Film, dünyaca ünlü İtalyan dağcı Simone Moro’nun Everest tırmanışını anlatıyor.

“Bisiklet” ile hayatı değişenler

Salcano sponsorluğunda, Dağ Bisikleti Türkiye işbirliği ile hazırlanan bu temanın en etkileyici filmi “Georgena Terry” adını taşıyor. Terry, bisikletlerinin yaratıcısı Georgena Terry üzerine yapılmış kısa filmde kadın bisikletleri endüstrisi hakkında bilgi verirken yaşanan zorlukları de en ince ayrıntısına kadar izleyiciye aktarıyor.

Bisikletle İstanbul’dan Fransa’ya

Festivalin ilginç yapımlarında biri “Yaşamak Güzel, Yaşatmak Da”, İstanbul’dan Fransa’nın Chamonix kasabasına bisikletleriyle ulaşan ve geçtikleri ülkelerdeki dağların zirvelerine tırmananİzmir’li sporcuların serüven dolu bir yolculuğunu anlatıyor.

“Keşif Ruhu” ile kutuplara yolculuk

Adrenalin düzeyini yükselten tema “Keşif Ruhu” altında Victorinox sponsorluğunda toplam 6 film gösterilecek. Temanın en dikkat çekici filmi “İran-Volkanlarla Yaşamak” Film, değil film çekmek serbestçe dolaşmanın bile çok zor olduğu volkanik İran coğrafyasında keşif yolculuğuna çıkan kayakçıları anlatıyor.

Bilinmeyene yolculuk: Chamje Khola 

Nefis görüntüler eşliğinde çıkacağınız sıradışı bir yolculuğa hazır olun. 2012 yapımı film Himalayalar’ın keşfedilmemiş kanyonu Chamje Khola’yı geçmeye çalışan kaşiflerin serüvenini anlatıyor.

Doğa, çevre ve insan öyküleri

Toplam 8 öyküyü içeren ve festivalin bir diğer güçlü teması olan “Doğa, Çevre ve İnsan” Steppen/Doğa kağıt sponsorluğunda izleyiciyle buluşuyor. Temanın en dikkat çekici filmi olan “Ana Kampta 40 Gün” sizleri çok uzaklara, Himalayalar’a götürecek. Yüksek irtifa dağcılığına farklı bir bakış açısı ile yaklaşan film gösterildiği festivallerde gördüğü büyük ilgi ile adından sözettiriyor.

Temanın ikinci çarpıcı filmi “Afgan Pamir’in Tutsakları” filminde ise yeryüzünün en yüksek irtifasında ve dünyadan en kopuk yaşayan topluluğu Afgan Kırgızları’nı konu ediyor. FilmdeTacikistan, Çin ve Pakistan arasındaki dar ve uzun toprak parçasında sıkışıp kalan topluluğun hızla değişen dünyadaki hayatta kalma mücadelesi anlatılıyor.

Çocuklar için doğa filmi

Festival bu yıl ilk kez bir çocuk filmini programına alıyor “Katerina ve Sihirli Rastlantı”. Çocuk ve çocuk kalanların kaçırmaması gereken film, 8 yaşındaki Katerina’nın doğayla olan ilişkisini resmediyor.

AUTRANS Özel Seçkisi…

Fransa Autrans Dağ Filmleri Festivali işbirliğinde hazırlanan bu bölümde festivalde ödül kazanmış 4 özel film yer alacak. Türkiye’de çekilen “Yörük” ve bol ödüllü “Çay mı Elektrik mi?” bölümün dikkat çekici filmlerinden.

Bacakları olmayan kayakçı

Festivalin olmazsa olması “Kayak” teması kapsamında 3 film yer alıyor. Katıldığı festivallerde bol ödül toplayan ve çok ciddi bir kaza geçirmesine rağmen spordan uzaklaşmayan kayakçının hikayesini anlatan “Özgürlük Sandalyesi” bu yılın en dikkat çekici filmlerinden biri.

Tabarly, yelkenseverler için İstanbul’da…

Festivalin çiçeği burnunda teması “Su Dünyası” kapsamında gösterilecek filmler “Açık Deniz Akademi” sponsorluğunda gösterilecek.  Temanın en dikkat çekici filmi olan “Tabarly” Fransa’nın en ünlü denizcisi ve açık deniz yarışçısı “Profesör” lakaplı Eric Tabarly’nin hayatını anlatıyor. Film, deniz ve yelken severlerin çok ilgisini çekecek.

“Ülkemizden” hikayeler

Ülkemizden beyaz perdeye yansıyan hikayelerin anlatıldığı bu tema altında festivallerin gözdesi olmuş bizden hikayeler yer alıyor. Temanın ve belki de festivalin en çarpıcı filmlerinden biri olan ödül şampiyonu “Tepenin Ardı” Katıldığı çoğu festivalden ödülle dönen film “Düşman” ve “ötekileştirme” üzerine düşündürücü bir film. Bir diğer yerli yapım ise “Eksi-artı”. Film, ultra maraton koşucusu Alper Dalkılıç’ın dünyanın 4 büyük çölünü aşarak “Grand Slam” ünvanı alışını konu ediyor.

 Gala filmi ‘Buzu Aşmak’

Festival galası 28 Şubat 2013 gecesi Fransız Kültür Merkezi’nde yapılacak. Festivalin açılışında gösterilecek film ise “Buzu aşmak”. Kutbun çevresinde farklı bir yarışı konu alan film, hayatlarında hiç kayak yapmamış iki Avustralyalının dünyanın en güney ucuna olan yolculuğunu anlatıyor. Film Bannf’ta kazandığı “Büyük Ödül” apoleti ile festivale konuk oluyor.

Film gösterimleri ücretsiz

Tüm film gösterimlerinin ücretsiz gerçekleştirileceği festival kapsamında; kitap sergileri, söyleşiler ve ödüllü yarışmalar da düzenleniyor. Geniş bir izleyici kitlesine hitap eden Dağ Filmleri Festivali kapsamındaki bu etkinliklerle; dağ ve doğa bilincine dikkat çekiyor, ulusal dağ ve doğa belgeselciliğine katkı sağlayarak doğa kültürü alanındaki önemli bir boşluğu dolduruyor.

National Geographic dergisinin de ana basın sponsoru olduğu festivalin programıyla ilgili bilgi almak ve etkinlikleri takip etmek için, aşağıdaki iletişim adreslerini kullanabilirsiniz.

 

 

Umudu ve gücünü kadınlardan alan, kadınlar tarafından kadınlar için yapılan, bu yıl hırpalanan-susturulan-görmezden gelinen tüm kadınlara ithaf edilen festival, on dokuz ülkeden kadınlar ve filmlerini ağırlayacak.

 

Festival, tema bölümleri, toplu gösterimler, açılış, kapanış etkinlikleri, 5. Altın Bamya Ödülleri, söyleşiler ve atölyelerle, 15-23 Mart’ta İstanbul’da, 30-31 Mart’ta İzmir, 6-7 Nisan’da Sinop, 13-14 Nisan’da Bitlis’te sizlerle olacak!

Festivalde Neler Var:

Kadınların Sineması bölümünde dünyadan ve Türkiye’den, kadınların son yıl-larda yaptığı her türdenfilmleri derledik.

Bedenimiz Bizimdir bölümünde dünyanın dört bir yanından kadınların bedenimiz bizimdir diyen filmleri yer alıyor.

Kendine Ait Bir Cüzdan bölümünde kadınların cüzdanlarıyla da kendi ayakları üzerinde durma hikayelerini derlediğimiz filmler izleyeceksiniz.

Cins-iyet-ler bölümünde ise cinsiyet ve cinsel kimlik meselelerine dair filmlere yer verdik.

Women Make Movies seçkisi Filmmor-Women Make Movies dayanışmasının ürünü, birlikte hazırladığımız özel bir seçki.

 

Mor Kamera Umut Veren Kadın Sinemacı Ödülü: 10 yıldır kadınların yarışmaya değil dayanışmaya, yan yana olmaya ihtiyacı var diyerek yarışma yapmaktan imtina eden festivalimizde yine yarışma yok ama artık bir dayanışma ödülü var. Bu dayanışma ödülü:

– Kadınların edilgen, geleneksel, cinsiyetçi olmayan temsillerine,

– Muhafazakar/ataerkil baskının kıskacında kadınların öznelik, öznellik, direnç, eylem ve düşlerine alan açan filmlerin yönetmenlerine verilecek.

Toplu Gösterimler: Kadınların sinemasının ilham ve güç veren iki özgün yönetmeni: Yeni Türkiye sinemasının “auteur”lerinden Yeşim Ustaoğlu ve filmlerinde kadın erkek ilişkilerini mizahi bir dille yeniden yapılandıran Doris Dörrie toplu gösterimleriyle festivalde.

Dört ilde bir ay boyunca sizlerle birlikte olacak festivalin programı daha sonra yayınlanacaktır.

 

İstanbul Film Festivali’nin bu yılki afişininde Nuri Bilge Ceylan’ın fotoğrafı kullanıldı.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı, İstanbul Festivalleri’nin bu yılki tanıtım afişlerinde yeni bir işbirliğine yer veriyor. 2013 yılında düzenlenecek İstanbul Festivalleri’nin afişlerinde farklı sanat dallarının önemli isimlerinin yapıtları, desenleri ve el yazıları, grafik sanatçısı ve İKSV Kurumsal Kimlik Danışmanı Bülent Erkmen tasarımlarıyla bir araya geliyor.

Geçtiğimiz günlerde programı açıklanan 41. İstanbul Müzik Festivali’nin afiş görseli günümüzün önde gelen güncel sanatçılarından Sarkis ve Bülent Erkmen işbirliğiyle hazırlandı. Sarkis’in parmak izi ve el yazısı, İKSV Kurumsal Kimlik Danışmanı Bülent Erkmen’in tasarımıyla festival afişine dönüştü.

32. İstanbul Film Festivali’nin afiş görseli ise, günümüz “auteur” sinemasının önde gelen yönetmenlerinden, senarist ve fotoğraf sanatçısı Nuri Bilge Ceylan’ın bir fotoğrafından oluşturuldu.

CEYLAN’IN ELYAZISI VAR
32. İstanbul Film Festivali afiş görseli için Nuri Bilge Ceylan’ın “Babam İçin” serisinden “Uykusuz Gece” isimli fotoğrafını kullanan Bülent Erkmen, yaptığı seçimle ilgili olarak şunları söylüyor: “Uykusuz bir gecede baktığını görmeyen açık bir gözün gördükleridir sinema çünkü. Gecenin karanlığında yastığın yumuşaklığına gömülen başa kadar çekilmiş yorganın bedeni saran hayalperest güveni, sinema karanlığında koltuğa gömülme anında karşılığını bulur.”

Nuri Bilge Ceylan’ın kendi el yazısını da festival afişine taşıyan Erkmen, “Nuri Bilge Ceylan kendi el yazısıyla yazılmış başlığı Türkçe ve İngilizcesinin ters yüz ilişkisiyle bir film şeridi gibi uykusuz gecedeki açık göze eşlik eder.” yorumunda bulundu.

Bu yıl 20.’si gerçekleştirilecek İstanbul Caz Festivali’nin yine bir sanatçının katılımıyla Bülent Erkmen tarafından hazırlanacak afişi ise önümüzdeki günlerde yapılacak basın toplantısıyla açıklanacak.

Kaynak :[-]

 

”12. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız FilmlerFestivali’nin bu yılki programı açıklandı. 12. !fİstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 14 Şubat’ta İstanbul’dan yola çıkacak, 28 Şubat’ta Ankara ve İzmir’e uğrayacak.

İstanbul– Sundance’ten Berlin’e, Cannes’dan Toronto’ya, festivallerdenödüllerle dönen filmlerTürkiye’de ”ilk kez”, !fİstanbul’da gösterilecek.Programın ”en tazeödüllü” filmi, Sundance’te belgesel dalında ”Büyük Jüri Ödülü”nü kazanan”Blood Brother/Kan Kardeşim” olacak.

Ben Lewin’in Sundance’ta seyirci ve jüri özel ödüllerini alan, ”Oscar”da Helen Hunt’a yardımcı kadın oyunculuğu adaylığı getiren ”The Sessions/Aşk Seansları” ile ”Oscar”da ”Yabancı Dilde En İyi Film”dalının en güçlü adaylarından ”War Witch/Savaş Cadısı” da festivalprogramında yer alacak.

!f İstanbul’un programındaki ödüllü filmlerden bazıları şöyle:

”The Act of Killing/Öldürme Eylemi, Tabu, Neighbouring Sounds/Komşu Sesler, Holy Motors/Kutsal Motorlar, Rust&Bone/Pas ve Kemik, Laurence Anyways, The Land Of Hope/Umut Diyarı, Reality/Gerçeklik, Seven Psychopaths/7 Psikopat, Vanishing Waves/Kaybolan Dalgalar, Berberian Sound Studio/Berberian Ses Stüdyosu.”

12. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 14-24 Şubat 2013’te İstanbul’da Beyoğlu Cinemaximum Fitaş, İstinye Park Cinemaximum, Cinemaximum Budak, 28 Şubat-3 Mart 2013 tarihlerinde Ankara Cinemaximum CEPA ve İzmir’de Cinemaximum Forum Bornova sinemalarında gerçekleştirilecek.

Festival biletleri, 1-3 Şubat’ta İstanbul, 8-10 Şubat’ta Ankara ve İzmir’de indirimli ön satışa çıkacak. MyBilet’ten satın alınacak festival biletlerinde geçen yılın fiyatları uygulanacak.

Hükümetlerin birçoğu kültür ve sanat hakkındaki fonları azaltıp, kültürün ekonomideki rolünü küçümserken, Brezilya tam ters yöne gidişin başlangıcında duruyor olabilir.

“Editör: Haberi okuyunca birden aklıma ülkemizde sanat ve kültüre sağlanan destekler ve elbette sanata harcanan tükürükler geldi!”

Ekonomik krizleriyle ünlü Brezilya hükümeti, içinde bulunduğu zor şartlara rağmen bütçesinden 3,5 milyar dolarlık bir kısmı “kültür-sanat harçlığı” uygulamasına ayırdı. Yeni başlatılan uygulamayla belirli maaş seviyesinin altındaki çalışanlara“kültür-sanat harçlığı”verilecek.

Hürriyet gazetesinin AFP’den aldığı habere göre; Brezilya Kültür Bakanı Marta Suplicy, bir televizyon kanalına verdiği röportajda, “Bütün gelişmiş ülkelerde kültür, ekonomide kilit rol oynar” diye konuştu.

2011′de yerini şu anki Brezilya Devlet Başkanı Dilma Rousseff’e bırakan 35. Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva’nın fakir ailelere şartlı nakit para transferini içeren “Bolsa Familia” (Aile Yardımı) projesini hatırlatarak, “İhtiyacı olanlara yemek temin ediyoruz. Neden sanattan uzak kalsınlar?” dedi. Uygulama, “aile yardımı” programının kapsamı genişletilerek gerçekleştirilecek.  Bakan Suplicy, “Şimdi de ruh için gıda sağlıyoruz” sözleriyle anlattığı uygulamanın bu yıl içinde başlayacağını söyledi.

Suplicy, “kültür-sanat harçlığı”nın elektronik bir kart aracılığıyla verileceğini, bu uygulamayla birlikte, “kültür sektörüne yaklaşık 3.5 milyar dolarlık bir destek” yapılmış olacağını da belirtti.

Uygulama ile ülke her ay, çalışanlara, müze, sergi ve kitap gibi kültürel harcamalar için 50 Real (25 Dolar, 44 TL) verecek. Brezilya’da geçerli olan asgari ücretin maksimum 5 katından az geliri olanlara (1700 Dolar) verilecek olan para ile çalışanların sinemaya gitme, kitap, DVD alma, sergi gezme, tiyatroya gitme, müzeye gitme ya da müzik eseri satın alma gibi seçenekleri olacak.

Uygulama sadece kültür tüketimi için yeni bir bütçe olması yanında, muhtemelen aynı zamanda kültür yaratıcılarının faydasına olacağı belirtiliyor. Kaynak, kültür sektörüne 3,5 milyar dolar enjekte edilmesi anlamına da geliyor. Bir vergi kredisi veya para iadesi hane halkı harcamaları nasıl artırıyorsa benzer biçimde ülkenin yeni politikasının kültürel işletmelere yeni enerji vereceğini umuyor.

Hyperallergic.com’un haberinde, uygulamayı değerlendiren yazar Hanri Kunzru, 3,5 milyar Doların İngiltere sanat konseyi bütçesinin yedi katı olduğuna dikkat çekti. Yazara göre her ne kadar tam bir hibe programı olmasa da Brezilyalıları sanat harcamalarında rahatlatacaktır. Öte yandan yazarın tahminine göre, sanatın tanımlanmamış olması uygulamanın kültür sanat galerilerinden çok sinema gişelerini güçlendireceği yönünde.

Kaynak : [-]

Çin’de “Türkiye Kültürü Yılı” kutlamaları kapsamında Jackie Chan’in yönettiği ve rol aldığı Chinese Zodiac (CZ12) filminin galası ve Çin geleneksel Bahar Bayramı kutlamaları için Çin’den Başkente film yapımcıları geliyor.

Film Yapımcıları Meslek Birliği (FİYAB) Koordinatörü Ayşe Sönmez, yaptığı açıklamada, Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Radyo Televizyon İdaresi Bakan Yardımcısı H.E Zhang’ın beraberinde Çin’in önemli film yapımcılarının da Türkiye’ye gelerek Türkiye-Çin ortak işleri hakkında konuşacaklarını belirtti.

29 Ocak’ta Kentpark’ta gerçekleştirilecek filmin galasına Türkiye’den de film sektöründen katılımın olacağını söyleyen Sönmez, Çinli heyetin Türkiye’de ortak projelere imza atmak için temaslarda bulunacağını dile getirdi.

Çin’le ortak animasyon film yapılacak

Sönmez, Çin’in sinemaya çok önem verdiğini ve dünyada sinema sektöründe ikinci sıraya yükseldiğini, Çinlilerin bu gücü kaybetmemek için çok çalıştığını kaydetti.

Geçen sene Eskişehir’de gerçekleştirilen “Çin Animasyon Film Günleri”nden sonra Çinli heyetin ortak bir animasyon filmi çekmeyi kararlaştırdığını ifade eden Sönmez, Anadolu Üniversitesi işbirliğinde projeyi şekillendirmeye başladıklarını bildirdi.

Türkiye’de 2012 “Çin Kültürü Yılı” kapsamında Türkiye-Çin ortak yapımı ve Mustafa Altıoklar’ın yönetmenliğindeki “İzin Sırrı” adlı belgeselinin de tamamlandığını ifade eden Sönmez, Türkiye’ye gelen heyete belgeselden örnekler verip en kısa zamanda “İzin Sırrı”nı da düzenleyecekleri bir gala ile sunacaklarını anlattı.

Sönmez, belgesel çekerken Çin’in CCTV’nin arşivini ilk kez yabancı bir devlete açtığını, bu arşive Çinli yapımcıların bile girmesine izin verilmediğini, CCTV arşivine girebilmekten mutlu olduklarını belirtti.
Türkiye ve Çin arasındaki işbirliğin bu denli güven ve iyi niyete dayanmasının değeri animasyon filmiyle pekişeceğini vurguladı.

Türk filmleri Çin’de gezecek 

Sönmez, FİYAB’ın daha önce de Çin’de Türk filmleriyle yer aldığını hatırlatarak, Nisan ayındaki “Pekin Film Festivali”nde Türkiye panoraması yapacaklarını ve bunun için aralarında “Aşk Tesadüfleri Sever”, “Behzat Ç: Seni Kalbime Gömdüm”, “Adalet Oyunu”, “Zenne”, “Anadolu Kartalları”, “Çanakkale 1915” gibi filmlerin de bulunduğu 20 film seçkisi gönderdiklerini anlattı.

Çinlilerin Türk filmlerini başarılı bulduğunu, özellikle aksiyon ve komedi yapımlarını beğendiklerini söyleyen Sönmez, bu nedenle film festivalleri dışında, “Pekin, Şangay ve Gansu’da gezici Türk Film Günleri düzenleyeceklerini ifade etti.

Çinlilerin izledikleri filmden bir oyuncu görmeyi istediklerini, misafirperver olduklarını belirten Sönmez, gezici film günlerinde Türkiye’den de birçok oyuncuyu götüreceklerini sözlerine ekledi.

 

Kaynak : [-]  Tuğba Özgür Durmaz

Türkiye’de geçen yıl kitap çeşidi yüzde 2, üretilen kitap sayısı ise yüzde 3 oranında düştü

Türkiye Yayıncılar Birliğinin Kültür ve Turizm Bakanlığı ISBN Ajansı ile Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğünden edindiği bilgiler kapsamında, Türkiye’de üretilen kitaplara ilişkin veriler açıklandı.

Buna göre, 2012’de 42 bin 626 çeşit kitapyayınlanırken, Milli Eğitim Bakanlığınca okullarda ücretsiz dağıtılan ders kitapları dahil, 480 milyon 257 bin 824 kitap üretildi. Kişi başına düşen kitap oranı da 6,4 olarak belirlendi.

2011’de ise Türkiye’de 43 bin 200 çeşit olmak üzere 493 milyon 469 bin 590 kitap üretilmiş, kişi başına düşen kitap sayısı 6,8 olmuştu.

”Bu veriler göz önüne alındığında, geçen yıla göre yayınlanan kitap çeşidinde yüzde 2, üretilen kitap adedinde yüzde 3 düşüş var” ifadesine yer verilen açıklamada, geçmiş yıllardaki kitap çeşidi ve sayısının 2012’de düşüşe geçtiği belirtildi.

Sinema Genel Müdürlüğü, yenilenen web sayfasından yayınladığı Türk sinema tarihi kronolojisinde değişikliğe gitti. Daha dar kapsamlı yeni bir kronoloji hazırlandı, bir döneme damgasını vuran seks filmleri hakkındaki bilgiler çıkarıldı, o dönem, “Çeşitli furyaların etkisiyle filmlerin kalitesi düşmüş” denilerek “özetlendi”.

 

Kültür ve Turizm Bakanlığı, “Bakanlık seks filmlerini unutmadı” başlığıyla 7 Ocak’ta Hürriyet’te yayınlanan ve www.sinema.gov.tr sitesindeki Türk seks filmleri tarihçesi ile ilgili bilgilerin verildiği haberin ardından harekete geçti. Bakanlığın talimatıyla, Sinema Genel Müdürlüğü, “Türk Sinema Tarihine Genel Bir Bakış” başlığıyla yeni bir tarihçe hazırladı.

Daha önce web sitesinde yer alan, “Melih Gülgen’in ‘Parçala Behçet’le seks filmlerine yeni bir yol açtığı, Ali Poyrazoğlu ve Aydemir Akbaş’ın seks sinemasının vamp erkeklerini oluşturdukları, seks furyasının pornografiye dönüştüğü ve Zerrin Egeliler’in de bir yıllık süre içinde çevirdiği 37 filmle dünya rekoru kırdığı” bilgilerinin yerini, şunlar aldı:

“O DÖNEM KALİTE DÜŞTÜ”

“1970’lerdeki Türk Sineması’nın yapısal gelişiminde, dış faktörlerin rolü, iç faktörlerden daha büyüktür. Türkiye’de 1971-1980 yılları arasında geçen süre zarfında, başta siyasi ve ekonomik alanlarda olmak üzere birçok konuda köklü değişiklikler olmuştur. Büyük siyasi, iktisadi ve sosyolojik değişimler her sektörü olduğu gibi sinema sektörünü de derinden etkilemiştir. Televizyona artan ilgi, kitleleri sinemadan uzaklaştırmış, sinema salonları kapanmaya başlamış, çeşitli furyaların etkisiyle filmlerin kalitesi düşmüş, sinema sektörü daralma sürecine girmiştir. 1977 yılında, Türk Sineması’na yasal düzenlemeler hazırlamak maksadıyla Kültür Bakanlığı’na bağlı Sinema Dairesi Başkanlığı kurulmuştur.”

1960’LARDA AMERİKAN SİNEMASININ ÖNÜNDE

Genel Müdürlüğün hazırladığı yeni tarihçede, şunlara da yer verildi:

“1960’lı yılların bir diğer özelliği de Türk Sineması’nın Amerikan Sineması’nın önünde olmasıdır. 1966’da Türk sineması 241 filmle, dünya uzun metraj film üretimi sıralamasında 4’üncü sırayı almaktadır. 1960’lı yıllar, Türk Sineması için altın bir çağ olarak kabul edilmektedir. 1980-1990 yılları arasında devlet doğrudan müdahalelerle sinema sektörünü düzenlemeye çalışmış, 1986 yılında sinema, video ve müzik eserleri yasası çıkartılmıştır.

2 BİN 93 SİNEMA PERDESİ VAR

Türk sinema sektörü 90’lı yılları kriz içinde karşılamıştır. Bu süreçte neredeyse yılda 10 filmden az yapım üretilmiştir. Sinemalar birer birer kapanmış, özel televizyonlar peşi sıra açılmıştır. 1990’lı yıllarda genç bir yönetmen kuşağı belirmiş, önceleri kısa filmlerle ve senaryolarla hayatını geçindiren bu kuşak Türk Sineması’na yeni bir soluk getirmiştir. İzleyici profili değişmiştir. Türkiye´de 2012 yılı itibariyle 567 sinema binası, 2 bin 93 sinema perdesi ve 268 bin 72 sinema koltuğu bulunmaktadır.”

 Haber : Umut ERDEM

Kaynak : [-]

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Sinematek gösterimleri, “İtalyan Sineması” kuşağı ile devam ediyor. Ücretsiz gösterimler, Cuma akşamı usta yönetmen Federico Fellini’nin “Aylaklar” filmi ile başlıyor. İzmir Sanat’taki ücretsiz film gösterimleri saat 20.00’de başlayacak.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, 3 yıldan bu yana sürdürdüğü ve gelenekselleşen, “Yeniden Sinematek” etkinliklerine “İtalyan Sineması” temasıyla devam ediyor. İzmir Sanat’ta gerçekleştirilecek gösterimler, 4 Ocak Cuma akşamı Federico Fellini’nin “Aylaklar” filmi ile başlayacak. 1953 İtalya- Fransa ortak yapımı film, “yaşadıkları kasabadan gitme” hayalleri kuran gençlerin hikayesini anlatıyor.

11 Ocak Cuma akşamı Vittorio De Sica’nın “Umberto D.” İsimli filmi izleyicilerle buluşacak. 1952 yılı İtalyan yapımı film, İtalyan yeni gerçekçi sinema akımının başyapıtı sayılıyor. Filmde, Umberto Demonico Ferrari isimli emekli bir devlet memuru ile onu hayata bağlayan tek şey olan köpeği Flike’nin hikayesi anlatılıyor.

18 Ocak Cuma akşamı, Pietro Germi tarafından yönetilen 1961 yapımı “İtalyan Usulü Boşanma” filmi gösterilecek. İtalya’da olduğu gibi uluslararası alanda da büyük ilgi gören film, “En İyi Aktör” (Marcello Mastroianni) ve “En İyi Yönetmen” dallarında Oscar ödülüne aday gösterildi ve “En İyi Senaryo” dalında bu ödülü kazandı. Cannes Film Festivali’nde ise “En İyi Komedi Filmi” ödülünü aldı. Aralarında Altın Küre ve BAFTA gibi ödüllerin de olduğu 6 ödül daha kazandı.

25 Ocak Cuma günü, “Bir Zamanlar Batıda” isimli İtalyan-Amerikan ortak yapımı film gösterilecek. Sergio Leone tarafından yönetilen 1968 yapımı film, en iyi westernlerden birisi kabul ediliyor.

 

Kaynak : [-]

Yönetmen Ferzan Özpetek’e İspanya’nın Barselona kentinde onur ödülü verildi.

Barselona’da birincisi düzenlenen İtalyan Filmleri Festivali için bu kente gelen Özpetek, “Şahane Misafir” adlı son filmiyle festivalin açılışını yaptı.

Verdi sinemasında yapılan festival açılışında Luce Cinecitta Enstitüsü, 2000 yılından bu yana İtalyan filmi olarak İspanya’da en çok sayıda sinemada filmi gösterilen yönetmen olması sebebiyle Özpetek’e İtalyan Sineması Araştırma Merkezi (CSCI) onur ödülü verdi.

Genç bir Katalan heykeltraş olan Jaime Ruiz Tabares tarafından yapılan, ortasında sinema biletinin olduğu halka şeklindeki ödülü alan Özpetek, sinemayı dolduran izleyiciler tarafından uzun süre alkışlandı.

1997 yılında ilk filmi Hamam’ı çektiğinde Roma’da “sinemaya gidip, kaç kişi geliyor, ne diyorlar diye merak ederdim” diyen yönetmen Özpetek, “Artık, burada olduğu gibi, sinema önünde filmimi seyretmek için kuyruklar oluştuğunu görmek beni çok mutlu ediyor” diye ekledi.

53 yaşındaki yönetmen, ödülü aldığı sırada yanında bulunan Şahane Misafir filminin başrol oyuncusu Elio Germano’ya da, başarılı oyunculuk yeteneğinden dolayı övgüler yağdırdı.

Barselona’da 14-18 Aralık tarihlerinde yapılan İtalyan Filmleri Festivali’nde 12 uzun metrajlı ve 8 kısa metrajlı film gösterilecek.

Kaynak : [-]

9-16 Mayıs 2013 tarihleri arasında yapılacak 16.Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali için başvurular başladı. Uçan Süpürge, amatör ve profesyonel sinemacıların yeni filmlerini bekliyor.

 Başkent bir yılı daha geride bırakmaya hazırlanırken, Uçan Süpürge, 2013’ün mayıs ayında düzenleyeceği Uluslararası Kadın Filmleri Festivali için hazırlıkları hızlandırdı. Ankara’nın en eski ve en sevilen kültür-sanat etkinliklerinden olan Festival, 9-16 Mayıs 2013 tarihleri arasında 16. kez gerçekleştirilecek.
Amatör ve profesyonel ayrımı yapmaksızın sinema alanında üretimi olan kadınlara kapılarını açan Festivale başvurular başladı. Festivale son bir yılda yapılmış uzun metraj, belgesel, kısa ve canlandırma filmlerbaşvurabiliyor.

Başvurular için son tarih 1 Mart
Uçan Süpürge yalnızca kadın yönetmenlerin eserlerine yer veriyor, ancak, yönetmenlerinden biri kadın olan filmler de festivalde gösterim şansı bulabiliyor.  Başvuru için Uçan Süpürge’nin sitesindeki formu doldurup beraberinde filmin bir DVD kopyasını göndermek yeterli. Festivale başvurular için son tarih 1 Mart 2013.

Festival Ankara’yı bırakmıyor

Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 1998 yılından beri kadınların sinemadaki üretimlerini paylaşmalarına, sanat yoluyla güçlenip dayanışmalarına zemin oluşturuyor. Ankara’nın kültür göçüyle iyice kuraklaşan kültür-sanat ortamında kalmayı tercih eden ve bütün ısrarlara rağmen festivalini sanatın merkezileştiği kentlere taşımayanUçan Süpürge, 16. festivalini de Ankara’da yapacak. Seyircilerinin desteği ve kadınların güçlenmesini isteyen kurumların katkılarıyla bu yaşa gelen festival mayıs ayında seyircilerini zengin bir programla karşılayacak.

Kadınlar hayata filmlerle bakıyor

Festivalde yepyeni filmlerin yanı sıra, güncelliğini yitirmemiş başyapıtlar da seyirciyle buluşuyor. Çocuk gelinlerden eşcinsel evliliklerine, savaşlardan barış düşlerine, aktif siyasetten çevre sorunlara, yemekten aşka kadar pek çok konuyu kadın yönetmenlerin gözüyle sinemaya taşıyan Festival, dünyanın dört bir köşesinden en iyi kadın filmlerini başkentli sinemaseverler için getiriyor.

Başvuru formu için;  festival.ucansupurge.org 

 

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 32. İstanbul Film Festivali, bu yıl 30 Mart-14 Nisan tarihleri arasında, dokuzuncu kezgerçekleştirilecek. Festivale başvurular başlıyor; ‘Köprüde Buluşmalar Film Geliştirme Atölyesi’ için son başvuru tarihi 21 Ocak, ‘Altın Lale Ulusal Yarışması’ için ise 28 Ocak.

Bu yıl dokuzuncu kez Akbank sponsorluğundagerçekleştirilecek İstanbul Film Festivali’nin otuz ikincisi için başvurular Ocak ayı sonuna kadar sürecek. “Ulusal Yarışma” kategorisinde seçilen filmlere jüri tarafından En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu, En İyi Özgün Müzik ve Jüri Özel ödülleri verilecek.

“Köprüde Buluşmalar” kapsamında altıncısı gerçekleştirilecek olan “FilmGeliştirme Atölyesi” ise yönetmen, senarist ve yapımcılara ilk uzun metrajlı kurmaca veya belgesel filmlerini çekmek için destek vermeye devam edecek.

28 Ocak Pazartesi akşamına kadar yapılacak başvurular arasından danışma kurulu tarafından belirlenen filmler, 32. İstanbul Film FestivaliAltın Lale Ulusal Yarışması’nda yarışacak.

“Ulusal Yarışma” kategorisinde yer alacak filmler arasından jürinin seçeceği En İyi Film’e 150.000 TL, En İyi Yönetmen’e ise 50.000 TL ödül verilecek. En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu ödülleri 10.000’er TL olacak. İlk kez 2011 yılında para ödülüyle desteklenen JüriÖzel Ödülü bu yıl yine Efes Pilsen tarafından verilecek. Ulusal Yarışma’ya katılan filmler arasından Onat Kutlar anısına verilecek ödülükazanan filmin yapımcısına Efes Pilsen tarafından 30.000 dolar takdim edecek. “İstanbul Film Festivali Altın Lale Ulusal Yarışması”nda jüri ayrıca, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu ve En İyi Özgün Müzik dallarında da ödül verecek.

32. İstanbul Film Festivali’ne uzun metrajlı kurmaca filmlerin yanı sıra, belgesel ve animasyon filmlerle de başvurulabiliyor. 31. İstanbul FilmFestivali çerçevesinde “Altın Lale Ulusal Yarışma”, “Yarışma Dışı”, “YeniTürkiye Sineması” ve “Belgeseller” bölümlerinde Türkiye’den toplam 39 filmin gösterimi yapılmıştı.

Ulusal Yarışma Başvuruları

Başvuruların 28 Ocak Pazartesi akşamına kadar festival merkezine (Nejat Eczacıbaşı Binası, Sadi Konuralp Cad. No: 5 Şişhane) yapılması gerekiyor. Festival yönetmeliğiyle başvuru formları, festival merkezi veya film.iksv.org adresinden temin edilebilecek. 

“Köprüde Buluşmalar” için son gün 21 Ocak 

Avrupa ve Türkiye’den yapımcı, yönetmen, senarist ve kurum temsilcilerini bir araya getirerek, Türkiye’den uzun metraj projelerin, ilk uluslararası sunumlarının yapılması için olanaklar yaratan “Köprüde Buluşmalar”ın sekizincisi 32. İstanbul Film Festivali’nde gerçekleştirilecek.

32. İstanbul Film Festivali’nde “Köprüde Buluşmalar” çerçevesinde bu yıl altıncısı düzenlenecek “Film Geliştirme Atölyesi”ne başvurular, 21 Ocak Pazartesi akşamına kadar yapılabilir.

“Köprüde Buluşmalar Film Geliştirme Atölyesi”ne katılmak isteyen, uzun metraj kurmaca veya belgesel film yönetmen ve yapımcıları, 21 Ocak Pazartesi akşamına kadar [email protected] adresine e-posta yoluyla başvurabilirler. Yönetmelik ve başvuru formu film.iksv.org/tr/koprudebulusmalar adresinden temin edilebilir.

Başvurular arasından, seçici kurul tarafından ön eleme ile belirlenecek 12 projenin sahipleri, “Köprüde Buluşmalar Film Geliştirme Atölyesi”ne katılmaya hak kazanacaklar. Atölyenin amacı, sinemacılara projelerini uluslararası arenada sunmaları ve yapım sürecini başlatmaları için gerekli desteği bulmalarına olanak yaratmak. 10-11 Nisan 2012 tarihlerinde, festival kapsamında düzenlenecek atölyede proje sahipleri, aralarında ARTE, Eurimages, Berlin Ortak Yapım Marketi, Cinemart ve Torino Film Lab’in de bulunduğu uluslararası kuruluş temsilcileri, yapımcılar ve dağıtımcılar ile birebir görüşmeler yapacaklar.

Atölyede TC Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 10.000 dolarlık destek ödülü, Melodika Ses Post Prodüksiyon Ödülü ve Fransız Ulusal Sinema Merkezi CNC’nin 10.000 avroluk ödülü uluslararası jürinin değerlendirmesinin ardından sahiplerini bulacak. Ayrıca jürinin belirleyeceği bir proje Binger Lab’in 2.500 avro değerindeki Senaryo Danışmanlığı Ödülü’nün sahibi olacak.  Detay için : www.film.iksv.org