Şunun için etiket arşivi: Sinema

4 yıl önce başlatılan “KısaKes Kısa Film Festivali” bu yıl ilk kez uluslararası arenaya taşınıyor. 26-2728 Ocak’ta gerçekleşecek olan festivale dünyadan ilgi büyük.

altıoklar

Arya Su Altıoklar ve Derya Tezcanlı, idealist ve heyecanlı 2 genç sosyoloji öğrencisi. Arya, Mustafa Altıoklar’ın kızı. Dolayısıyla sinemanın içine doğmuş. Ortaokulda çektiği filmleri paylaşacak bir platform bulamayınca işe kendisi girişmiş. “Sinemaya meraklı gençlerin kendilerini ifade edecekleri bir ortam sağlamak istedim ve ‘Neden böyle bir şey yapmıyoruz’ diye düşünerek yola çıktım” diye anlatıyor. Arya’yla üniversitede tanışan Derya da bu fikri hemen sahiplenmiş ve ortaya “KısaKes” çıkmış. Arya ve Derya, 20 yaşında olmalarına rağmen müthiş bir özgüven ve hâkimiyetle anlatıyorlar KısaKes’i. 2010’dan bu yana gerçekleşen organizasyona bu yıl ilk kez tüm dünyadan üniversite öğrencileri katılacak. Jüri koltuğunda da yurtdışından 2 önemli sinemacı var: Guerilla Film’in kurucusu David Wilkinson ve Venedik Film Festivali ana seçicilerinden Paolo Bertolin. Arya Su ve Derya, 26-27-28 Ocak tarihlerinde gerçekleşecek olan festivali anlattı.

Neden KısaKes gibi sert bir isim? Ödüller de Altın Makas, Gümüş Makas diye gidiyor…

kısa_kes_kısa_film

Arya: Bir gün dişlerimi fırçalarken aklıma geldi. Sonra festivalin adı ne olsa diye düşünürken önerdim, herkes “İyi fikir” deyince öyle kaldı.

İlk 2 haftada tüm dünyadan 280 başvuru olmuş. Muazzam bir sayı bu, bekliyor muydunuz?

Derya: Sadece New York’ta belli başlı birkaç okula afiş göndermiştik. Onun dışında bir mailing yaptık. Bir de Cannes Film Festivali’ndeki Türkiye çadırına katılmıştık. Oraya da haber saldık, katkısı olmuştur mutlaka. Yine de bu denli bir ilgi beklemiyorduk.

Arya: Aslında Cannes’a kısa filmle ilgili gözlem yapmaya gittik. Oradaki sistemi görmek çok işimize yaradı. Nasıl bir kurgu var, uluslararası bir festival nasıl yapılıyor epey fikir sahibi olduk. Üstüne bir de Altın Portakal’a gittik.

İstanbul, Ankara ve İzmir’in yanı sıra Berlin’de de gösterimler olacak. Neden Berlin?

Arya: Ana sponsorumuz Bahçeşehir Üniversitesi’nin Washington, Berlin dahil birçok yerde kampusu var. Berlin’de gösterim yapılması Enver Yücel hocamızın fikriydi. “Madem uluslararası bir şey yapıyorsunuz, diğer kampusları neden kullanmıyorsunuz” dedi. Enver Hoca’nın vizyonuna hepimiz hayranız zaten, muazzam bir insan. Berlin’le başladık, zamanla daha da açılacağız.

■ Jüri üyeleriniz de iddialı isimler.

Evet. Paolo Bertolin var. Hem sinema eleştirmeni hem de Venedik Film Festivali’nin ana seçicilerinden. Yapımcı ve Guerilla Film’in kurucusu David Wilkinson, Zeynep Özbatur Atakan ve Rezan Yeşilbaş ve Özge Özpirinççi de diğer jüri üyelerimiz.

Eskiden ödül olarak burs ve ekipman sağlıyormuşsunuz, bu sene festival uluslararası, nasıl ödüllendireceksiniz kazananları?

Ödül olarak dünyadan 13 öğrenciyi İstanbul’a getiriyoruz ve onları 1 hafta boyunca burada ağırlıyoruz. Zaten Bangladeş’ten tutun Meksika’ya kadar birçok yerden öğrenci gelecek.

‘Kısa film şiire yakın’

■ Neden “kısa” sizce?

Arya: Teknolojinin gelişmesiyle birlikte tahammül eşiğimiz çok düştü. Her şey anında olsun bitsin istiyoruz. Sinema salonuna girdiğimizde bile telefonla oynamadan, kafamız dağılmadan duramaz hale geldik maalesef. Bu nedenle kısa filmin, içinde bulunduğumuz dönemde daha fazla öne çıkacağına inanıyoruz. Öte yandan kısa filminizi istediğiniz şeyle çekebiliyorsunuz. İster cep telefonu kamerasıyla çekin ister profesyonel kamera kullanın, bunun bizim için bir önemi yok. Fikrin ne olduğu önemli bizim için.

Kısa filmlerin ticari kaygısı olmadığı için sanatsal yönleri ön plana çıkıyor sanki. Roman ve öykü farkı gibi, öykü daha can alıcıdır ya bazen.

Arya: Daha çok şiire yakın gibi geliyor bana. Derya: Bir fikri ne kadar kısa sürede anlatırsan o kadar değerli diye düşünüyorum. Arya: Anlatmak istediğinizi 90’a atıp anlatmak zorundasınız çünkü.

‘Herkes dünyayı kurtarma derdinde’

■ Festivale 87 ülkeden toplam 1389 başvuru yapıldı.

■ En çok ilgi gösteren ülkeler sırasıyla ABD, İngiltere ve İran. Türkiye 6. sırada.

■ Arya ve Derya’yı en çok şaşırtan aşk üzerine hiç film gönderilmemiş olması. Daha çok toplumsal olayları konu alan, biraz da karamsar filmler öne çıkıyor. “Bireye odaklanan film neredeyse yok, herkes dünyayı kurtarma derdinde” diyor Arya ve Derya.

Diğer etkinlikler

KısaKes kapsamında Yekta Kopan, Meltem Cumbul, David Wilkinson ve daha birçok önemli ismin katıldığı atölyeler ve söyleşiler düzenlenecek. Ayrıntılı bilgi için kisakes.org’u ziyaret edebilirsiniz.

Program

KısaKes, 26-27-28 Ocak’ta Saint Benoit Lisesi’nde başlıyor, 2. gün Bahçeşehir Üniversitesi’nde ve Ortaköy Kültür Merkezi’nde film seçkisi var. 3. gün ise Feriye Sineması’nda kapanış kokteyli ve ödül töreni gerçekleşecek.

 

Kaynak : Gizem Sevinç SELVİ, Haberturk.com

boyhood387’nci Oscar ödülleri için “Birdman” ve “Grand Budapest Hotel” filmleri dokuz dalda aday gösterildi.

Bu yıl 87’nci kez verilecek Oscar ödülleri için yarışacak adaylar, Los Angeles’ta düzenlenen törenle açıklandı. Sinema dünyasının en prestijli ödülleri olarak kabul edilen Oscar ödülleri için 24 kategoride belirlenen adaylar, Los Angeles’taki Samuel Goldwyn Tiyatrosu’nda canlı yayınlanan törenle duyuruldu.

Adaylar arasında yer alan “Birdman” ve “Grand Budapest Hotel” filmleri 9 dalda aday gösterildi. “Imitation Game” ise 8 dalda aday oldu.

“En İyi Film” kategorisinde favori gösterilen “Boyhood” filmi adaylar arasında yer alarak Oscar iddiasını korudu. “Boyhood”, Richard Linklater’ın yönetmenliğinde aynı oyuncularla 12 senede çekilmişti. Aynı kategoride adaylığı kesinleşen bir diğer film “Birdman” olurken, bu filmdeki rolüyle Michael Keaton “En İyi Erkek Oyuncu” adayları arasına yer aldı.

ABD’li kadın oyuncu Meryl Streep’in bir kez daha “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” dalında adaylığı açıklanırken, Streep bugüne kadar ödüle 19’uncu kez aday gösterilmiş oldu. 87’nci Oscar ödülleri, 22 Şubat’ta Hollywood’daki Dolby Tiyatrosu’nda yapılacak törenle sahiplerini bulacak. 87’nci Oscar adayları bazı kategorilere göre şöyle sıralandı:

En İyi Film: American Sniper, Birdman, Boyhood, The Grand Budapest Hotel, The Imitation Game, Selma, The Theory of Everything, Whiplash

En İyi Yönetmen: Wes Anderson (The Grand Budapest Hotel), Alejandro González Inarritu (Birdman), Richard Linklater (Boyhood), Bennett Miller (Foxcatcher), Morten Tyldum (The Imitation Game)

En İyi Kadın Oyuncu: Marion Cotillard (Two Days, One Night), Felicity Jones (The Theory of Everything), Julianne Moore (Still Alice), Rosamund Pike (Gone Girl), Reese Witherspoon (Wild)

En İyi Erkek Oyuncu: Steve Carell (Foxcatcher), Bradley Cooper (American Sniper), Benedict Cumberbatch (The Imitation Game), Michael Keaton (Birdman), Eddie Redmayne (The Theory of Everything)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Patricia Arquette (Boyhood), Laura Dern (Wild), Keira Knightley (The Imitation Game),
Emma Stone (Birdman), Meryl Streep (Into the Woods)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Robert Duvall (The Judge), Ethan Hawke (Boyhood), Edward Norton (Birdman), Mark Ruffalo (Foxcatcher), J.K. Simmons (Whiplash)

En İyi Yabancı Dilde Film: Leviathan, Ida, Tangerines, Timbuktu, Wild Tales

Kaynak: Al Jazeera

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 34. İstanbul Film Festivali’nde Anadolu Efes’in desteğiyle ilk kez belgesel kategorisinde de bir ödül verilecek. On birinci kez Akbank sponsorluğunda gerçekleştirilecek Festival, 4-19 Nisan tarihleri arasında yapılacak.

34_istanbul film festşvali

34. İstanbul Film Festivali’nde Türkiye Sineması bölümünde Altın Lale Ulusal Yarışması’nın yanı sıra belgesel kategorisinde de ilk kez ödül verilecek. Türkiye’de belgesel üretimine uzun yıllardır ilgi gösteren İstanbul Film Festivali, belgesel sinemayı ve belgeselcileri desteklemek amacıyla bu başlık altında En İyi Belgesel ve Jüri Özel Ödülü verecek. Belgesel filmlere bu iki kategoride Türkiye Sineması bölümü destekçisi Anadolu Efes’in desteğiyle verilecek ödül toplam 15.000 TL olacak. Belgesel yarışması yönetmeliğine bu hafta içinde web sitesinden ulaşılabilecek. İstanbul Film Festivali’ne Türkiye’den katılacak filmler için son başvuru tarihi 30 Ocak Cuma.

30 Ocak Cuma akşamına kadar yapılacak başvurular arasından belirlenecek filmler, 34. İstanbul Film Festivali’nin Türkiye Sineması bölümünde Altın Lale Ulusal Yarışması, Yeni Türkiye Sineması ve Belgeseller başlıkları altında gösterilecek.

Ulusal Yarışma kategorisinde yer alacak filmler arasından jürinin seçeceği En İyi Film’e 150.000 TL, En İyi Yönetmen’e ise 50.000 TL ödül verilecek. Ulusal Yarışma’ya katılacak filmler arasından en iyi ikinci filme Onat Kutlar anısına Jüri Özel Ödülü verilecek; bu filmin yapımcısına da festivalde artık klasikleştiği üzere Anadolu Efes tarafından 60.000 TL özel ödül takdim edilecek. En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu ödülleri 10.000’er TL olacak. İstanbul Film Festivali Altın Lale Ulusal Yarışması’nda jüri ayrıca, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu ve En İyi Özgün Müzik dallarında da ödül verecek. Bu yıl ilk kez oluşturulacak olan Belgesel Yarışması Jürisi, En İyi Belgesel ve Jüri Özel Ödülü kategorilerinde Anadolu Efes desteğiyle toplam 15.000 TL para ödülü verecek.

Genç yaşta kaybettiğimiz yönetmen, senarist ve yapımcı Seyfi Teoman anısına bu yıl üçüncü kez Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü verilecek. En İyi İlk Film Ödülü’nü kazanan filmin yönetmenine CMYLMZ Fikirsanat aracılığı ile 30.000 TL para ödülü takdim edilecek.

34. İstanbul Film Festivali başvuru süreciyle ilgili ayrıntılı bilgiye web sitesinden ulaşabilirsiniz. Başvuruların 30 Ocak Cuma günü 17.00’ye kadar online başvuru sistemi üzerinden tamamlanmış olması gerekiyor.

 

Kaynak: NTV

İstanbullular yeni bir etkinlikle buluşuyor. Metro istasyonlarından, havalimanı ekranlarına kadar bir ay süreyle her yerde kısa filmler gösterilecek.

'Art By Chance Ultra Kısa Filmler Festivali' 15 Şubat'a kadar izlenebilir.

‘Art By Chance Ultra Kısa Filmler Festivali’ 15 Şubat’a kadar izlenebilir.

‘Art By Chance Ultra Kısa Filmler Festivali’ 15 Şubat’a kadar izlenebilir.

Bu yıl beşinci kez düzenlenecek olan dünyanın en kapsamlı kamusal sanat etkinliklerinden biri olan ‘Art By Chance Ultra Kısa Film Festivali’ 15 Ocak’ta başlıyor. Aynı anda 20 ülkede ve 200 şehirde gerçekleştirilecek olan kısa film festivalinin mekanları ise şehrin her köşesi, her ekranı.

Uluslararası bir jüri tarafından seçilen ve süresi 30 saniye ile sınırlı tutulan ‘ultra kısa filmler’ sinema salonlarından şehrin dört bir yanındaki dijital ekranlara taşınıyor. Spor salonları, metrolar, otobüsler, deniz otobüsleri, trenler, cafe ve restoranlar, müzeler, alışveriş merkezleri, sanat galerileri ve havaalanlarında bulunan dijital ekranlarda gösterilecek olan filmler, bir ay süresince izleyicilerle buluşacak.

Türkiye ile aynı anda İngiltere, Fransa, İtalya ve İspanya gibi 20 ülkede gösterilecek olan filmler, şehrin ekranlarında 15 Ocak-15 Şubat tarihleri arasında izlenebilir.

 

Kaynak : Al Jazeera

Bu yıl 72’ncisi düzenlenen Altın Küre ödül töreninde en iyi drama film ödülünü “Boyhood” (Çocukluk) filmi kazandı.

boyhood_çocukluk

“Oscar provası” olarak değerlendirilen “Golden Globe” (Altın Küre) ödülleri Beverly Hills’te düzenlenen törenle sahiplerini buldu.
Bu yıl 72’ncisi düzenlenen, sinema ve televizyon dünyasının en prestijli ödülleri arasında yer alan Altın Küre ödül töreninde, en iyi drama film ödülünü “Boyhood” (Çocukluk) filmi kazandı. Film en iyi yönetmen ve en iyi yardımcı kadın oyuncu ödüllerini de aldı.

En iyi müzikal ve komedi filmi ödülü de “The Grand Budapest Hotel” filmine verildi. “Birdman” filmi ise en iyi senaryo ile “müzikal ve komedi filmi en iyi erkek oyuncu” olmak üzere iki dalda ödül kazandı.

En iyi TV drama dizisi ödülüne Showtime tarafından yayınlanan “The Affair” filmi layık görüldü.
TV drama dizisi dalında Kevin Spacey, “House of Cards” dizisindeki performansıyla en iyi erkek oyuncu ödülüne layık görüldü.
Tina Fey ve Amy Poehler’in sunduğu törende, Cecil B. DeMille Hayat Boyu Başarı Ödülü, daha önce üç kezAltın Küre, iki kez de Oscar ödülü kazanan ünlü oyuncu, yönetmen ve senarist George Clooney’e verildi.

Kategorilere göre ödül kazananlar şöyle:

boyhoodEn İyi Film (Drama): “Boyhood”.
En İyi Film (Müzikal ve Komedi): “The Grand Budapest Hotel”.
En İyi Erkek Oyuncu (Drama): Eddie Redmayne, “The Theory of Everything”.
En İyi Kadın Oyuncu (Drama): Julianne Moore, “Still Alice”.
En İyi Erkek Oyuncu (Müzikal ve Komedi): Michael Keaton, “Birdman”.
En İyi Kadın Oyuncu (Müzkal ve Komedi): Amy Adams, “Big Eyes”
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: J. K. Simmons, “Whiplash”.
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Patricia Arquette, “Boyhood”.
En İyi Yönetmen: Richard Linklater, “Boyhood”.
En İyi Senraryo: “Birdman”.
En İyi Animasyon Filmi: “How to Train Your Dragon 2”.
En İyi Orijinal Müzik: Jóhann Jóhannsson, “The Theory of Everything”.
En İyi Orijinal Şarkı: John Legend ve Common, “Glory,” Selma.
En İyi Yabancı Film: “Leviathan”, Rusya.
En İyi TV Dizisi (Drama): “The Affair”
En İyi Kadın Oyuncu (TV Dizisi-Drama): Ruth Wilson “The Affair”.
En İyi Erkek Oyuncu (TV Dizisi-Drama): Kevin Spacey, “House of Cards”.
En İyi Tv Dizisi (Müzikal ve Komedi): “Transparent”.
En İyi Kadın Oyuncu (TV Dizisi-Müzikal ve Komedi): Gina Rodriguez, “Jane The Virgin”.
En İyi Erkek Oyuncu (TV Dizisi-Müzikal ve Komedi): Jeffrey Tambor, “Transparent”.
En İyi TV Filmi ve Mini-Dizi: “Fargo”.
En İyi Kadın Oyuncu (TV Filmi ve Mini-Dizi): Maggie Gyllenhaal, “The Honorable Woman”.
En İyi Erkek Oyuncu (TV Filmi ve Mini-Dizi): Billy Bob Thornton, “Fargo”.
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (TV Filmi ve Mini-Dizi): Joanne Froggatt, “Downton Abbey”.
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (TV Filmi ve Mini-Dizi): Matt Bomer, “The Normal Heart”.

Proje iletişim danışmanlığını Fotoğraf Eğitmenimiz Fulya BETEŞ ‘in  Yapmış olduğu ; Türk sinemasının 100. yılında sanatçı Ertan Toy tarafından seçilip minimalist bir üslupla yeniden yorumlanan Türk filmi afişleri sinemaseverler ile buluşuyor.

Türk Sinemasının İmgelerle Yüz Yılı

“Türk Sinemasının İmgelerle Yüz Yılı” Afiş Sergisi ile ziyaretçiler 20 Aralık 2014- 3 Ocak 2015 tarihleri arasında Kadıköy Belediyesi’nin desteğiyle TAK- Tasarım Atölyesi Kadıköy’de (Eski minimalist posters baskıÖzen Sineması) Türk sinemasının yüz yıllık sürecini oluşturulan temel imgelere yolculuğa çıkarılmaya hazırlanıyor.

Projede yer alan çalışmalar, Türkiye sinemasının farklı dönemlerine ait ve sinema tarihininde iz bırakan yirmi filmden araştırılıp seçilen en çok akılda kalan imgeleri içeriyor.

Eski Türk film afişlerinin sadeliğin ön planda olduğu modern bir anlayışla yeniden yorumlandığı proje aynı zamanda Türk sinemasının 100. yılında hafızalarda yer eden filmlerin yönetmenlerine saygı ve selam niteliği taşıyor. Eşkıya, Propaganda, Neşeli Günler, Turist Ömer, Hababam Sınıfı ve Arabesk gibi birçok unutulmaz film afişi ziyaretçilerin hafızalarını zorlayacağı eğlenceli bir zaman yolculuğuna tüm sinemaseverleri davet ediyor.

TAK (Tasarım Atölyesi Kadıköy) Hakkında:

minimalist posters baskı

Kamu, sivil ve özel işbirliği modeli ile Kadıköy Belediyesi, ÇEKÜL Vakfı ve Kentsel Strateji şirketi ortaklığında yürütülen TAK, Kadıköy’ün kentsel sorunlarının çözülmesi için yaratıcı buluşma ortamları sağlayarak, tasarımın gücü ile yenilikçi çözümler üretmeyi amaçlar.

Yenilikçi ve yaratıcı fikirlerin uygulamaya geçtiği buluşma ortamı Tasarım Atölyesi Kadıköy (TAK), fikirleri olan Kadıköylüler, projesi olan Tasarımcılar ve olanakları olan Destekçileri Kadıköy Belediyesi ile buluşturarak, ‘Tasarım Sizden, Uygulaması Bizden!’ sloganıyla yola çıktı.

Kadıköy’ün mekansal sorunlarının çözümünde strateji ve tasarım kavramlarını bir araya getirerek, stratejik tasarım yönetimi yaklaşımı ile yürütülen TAK, kamu, özel ve sivil sektör işbirliği ile yürütülen bir Tasarım Atölyesidir.

 TAK, Kadıköylüler, Tasarımcılar, Gönüllüler, Öğrenciler,  Destekçiler ve Kadıköy Belediyesi’nin ulusal ve uluslararası işbirlikleri kurarak fikir üretecekleri ve ürünlerini kamuoyu ile paylaşabilecekleri yenilik ve yaratıcılık mekanıdır.

Kadıköylüler, Tasarımcılar, Gönüllüler,  Destekçiler, Öğrenciler ve Kadıköy Belediyesi, ulusal ve uluslararası işbirlikleri kurarak fikir üretecekler ve ürünlerini kamuoyu ile paylaşabilecekler. TAK, fikir ve önerileriyle proje süreçlerine katılıp, yaşadıkları mahallenin tasarım stratejilerine katkıda bulunmak isteyen herkese açık!

Detaylı bilgi için:   http://www.kadikoytasarim.org

 

Strasbourg Odyssee sinemasında devam eden 26.Türk Sinema Günleri’nde 12 Aralık Cuma akşamı yönetmen, senarist Onur Ünlü’nün dram, fantezi türü siyah-beyaz ve renkli ‘Sen Aydınlatırsın Geceyi’ filmi gösterildi. Odyssee sineması yönetmeni Faruk Günaltay programa davetli olan yönetmen Onur Ünlü’nünİstanbul Fransız Konsolosluğundan vize verilmediği için Strasbourg’a gelemediğini duyurdu.

onur-ünlü

2014 Antalya Film Festivalinde ‘İtirazım Var’ filmiyle en iyi yönetmen ödülünü kazanan yönetmen Onur Ünlü ‘Sen Aydınlatırsın Geceyi’ filmiyle de çok sayıda ödül kazanmıştı.

2013 yapımı 1saat 45 dakikalık ‘Sen Aydınlatırsın Geceyi’ sinema filmi 2013 yılında 32. İstanbul Film Festivalinde Ulusal Yarışmada Altın Lale en iyi film ödülü, en iyi senaryo Onur Ünlü’ye verilmişti. Sinema filmi Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Birliği (FIPRESCI) tarafından en iyi film seçilmişti.

Çok sayıda Türk ve Fransız sanatseverler Odyssee salonunda ‘Sen Aydınlatırsın Geceyi’ filmini büyük bir ilgiyle izledi. İzleyenler arasında eski AİHM başkanı Jean Paul Costa, Strasbourg Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Ragıp Ege, Prof. Paul Dumont, AK nezdinde Türkiye Daimi Temsilcilik çalışanları bulundu.

13 Aralık Cumartesi akşamı Onur Ünlü’nün 2014 yapımı ‘İtirazım Var’ filmi beyaz perdeye geliyor. Yönetmen Onur Ünlü, sanatçılar Leyla Hazal Kaya ve Serkan Keskin’nin ‘Odyssee’ salonuna gelip, gelmeyeceği merakla bekleniyor. Odyssee sinemasın yönetmeni Faruk Günaltay 19 Aralık Cuma akşamı Odyssee’de ‘Türk Sineması ve Türkiye nereye gidiyor’ konulu açık oturum yapılacağını duyurdu.

Kaynak : onedio.com

Time dergisinin geleneksel yıl sonu seçkisinin bu yıl kazananı Wes Anderson’ın epik filmi “Büyük Budapeşte Oteli”, kaybedeni ise 3. Adam Sandler & Drew Barrymore işbirliği “Karışık Aile” oldu

büyük-budapeşte-oteli

TIME Dergisi’nin gelenekselleşen yıl sonu seçkisi bu sene de Aralık ayında sinema severlerin beğenisine sunuldu. En iyi ve en kötülerin seçildiği listede, yılın tartışmasız en iyileri olarak kabul edilen ‘Büyük Budapeşte Oteli’, ‘Boyhood’ ve ‘Birdman’ ilk üçte yer aldı. En İyi Film listesinin zirvesindeki Wes Anderson’ın yönettiği ‘The Grand Budapest Hotel / Büyük Budapeşte Oteli’, sinema yazarı Richard Corliss tarafından “Yılın en cezbedici Avrupai filmi, Texas’ın Houston şehrinden bir çocuğun elinden çıktı,” ifadesiyle betimlendi. En kötüler listesinin zirvesinde ise, Adam Sandler ve Drew Barrymore’un üçüncü kez başrolleri paylaştıkları, ancak ilk iki filmlerinin yanında gerçek bir felakete dönüşen ‘Blended / Karışık Aile’ bulunuyor.

karışık-aile

İşte TIME’ın perspektifinden senenin en iyi ve en kötü filmleri:

2014 Yılının En İyileri:
1. The Grand Budapest Hotel / Büyük Budapeşte Oteli
2. Boyhood
3. The Lego Movie / Lego Filmi
4. Lucy
5. Adieu au langage / Dile Veda

2014 Yılının En Kötüleri:
1. Blended / Karışık Aile
2. A Million Ways to Die in the West / Yeni Başlayanlar İçin Vahşi Batı
3. Men, Women & Children
4. Walk of Shame / Hayatımın En Kötü Gecesi
5. Let’s Be Cops / Çakma Polisler

İletişimci Nizam Eren’in ‘Türkiye sinemasının 100. yılında 100 film’ düşü gerçek oldu. Yarın gösterime girecek dört yerli yapımla birlikte 2014 yılında vizyon gören yerli film sayısı 100’ü buldu. Yıl sonuna kadar bu sayının 107’ye ulaşması bekleniyor.

kırımlı-filmi

‘Sinemanın 100 yılında 100 film’ düşü gerçek oldu. Bu hafta gösterime çıkacak dört filmle 100’üncü film de vizyona girmiş olacak. Gelecek haftalarda vizyona girecek ‘Kırımlı’, ‘Yağmur: Kıyamet Çiçeği’ ve ‘Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku’ gibi filmlerle birlikte 2014 yılı içinde gösterime giren yerli film sayısının 107’yi geçmesi bekleniyor.
2013 yılında 87 yerli film için 28 milyon bilet satılırken 2014 yılı için kesinleşmese de 107 filme 32 milyona yakın bilet kesileceği öngörülüyor. Şu ana dek kesilen bilet sayısı 29.5 milyon.

Gösterime giren yerli film sayısı:
2000 yılında: 8
2005 yılında: 28
2010 yılında: 66
2014: Tahmini 107 film vizyon bulmuş olacak.

Digital teknolojinin gelişmesi ve filmlerin hammadeye gereksinim duymaması, laboratuvarlarda filmlerin rehin kalmaması, salon sayısının artması, genç nüfus, sosyal medyanın yaygınlaşması, ‘bir bilete bir bilet bedava’ kampanyaları, akıllı telefonlarla her şeye kolayca ulaşılması gibi birçok neden film sayısının artmasına, dolayısıyla salonlara talebi doğuruyor. Bu talep yeni salonlar açmaya zorlanırken bir çok kasaba ve şehirde yeni salonlarla filmler ‘son tüketiciye’ kolayca ulaşabiliyor.

Ancak anımsatmakta yarar var. DVD’den, Blue Ray’den film gösteren salonların da olduğunu ve bunların da ‘eser işletme belgesi’ aldığı taktirde ‘ sinema eseri’ sayıldığını unutmayalım. Rakam işte böyle büyüyor. Zira 5 ve altında sinemada gösterilen tam 9 film var.

’100. yılda 100 film’ klişesini 2013 yazında bir yazımda kullandım ve ilk olduğumu sanıyorum. Ancak ’100. Yılda 100 film’ aslında eski Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’a aittir ama maalesef bunu dillendirecek zaman ve fırsat bulamadan bakanlıktan ayrıldı. İlk kullandığı yer ise Teşvikiye Camii’nin bahçesiydi. (Yılmaz Atadeniz’in kulakları çınlasın.)

Yazı: NİZAM EREN  Kaynak :[-]

45. Yıl “Konuk Ülkesi” Türkiye olan dünyanın en önemli uluslararası sanat festivali Europalia’nın yol haritası belirlendi.

international_arts-festival-europalia

Festivalin Genel Komiserleri olarak atanan Türkiyetarafını temsilen Rönesans Holding Başkanı Dr. Erman Ilıcak ile Belçika tarafını temsile Luc Bertrand, Brüksel’de düzenledikleri Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in de katıldığı basın toplantısında, “Europalia Turkey’in takvimi ve içeriğini açıkladılar.

Türkiye’nin, ‘Anadolu: Sonsuzluğun Evi’ temasıyla katılacağı festivalin basın toplantısında açılış konuşmasını yapan Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, “Anadolu, devasa bir açık hava müzesidir. Hititler’denFriglere
kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapan köklü bir mirastır Anadolu medeniyeti. Bu nedenle festivaldeki sergimizin temasını ‘Anadolu: Sonsuzluğun Evi’ şeklinde belirledik. Bu festivalin ülkemizin sahip olduğu değerleri Avrupa’ya tanıtacağına inanıyoruz” dedi.

Dr. Erman Ilıcak, ise toplantıda yaptığı konuşmada “Hem sanatsal faaliyetlerin icrasında hem de tasarlayacağımız sosyal aktivitelerde, Avrupalı partnerlerimizle her alandaki ilişkileri üst düzeye taşıyabilecek birliktelikleri arzu etmekteyiz. Sinemadan, tiyatroya, edebiyattan müziğe, el sanatlarından gastronomiye, müzecilikten kütüphaneciliğe kadar birçok alanda sergileyeceğimiz özgün performanslarla, sadece sanata dair değil, aynı zamanda ulusların kardeşliği ve dünya barışına yönelik olarak da önemli mesajlar verebileceğimiz inancındayız. Sayın Bakanımızın da ifade ettikleri gibi Anadolu, sayısız uygarlığa insanlık tarihinin başlangıcından itibaren ev sahipliği yapmış bir açık hava müzesi, adeta bir mesken, bir yuva, bir ev gibidir. Her köşesinde, insanlık tarihinden kesitleri okuyabileceğiniz canlı bir kitaptır. Bugün burada ve festival boyunca Avrupa’da, bu kitapta yer alıp medeniyetimizi şekillendiren harflerin, seslerin, renklerin ve anlamların daha bilinir olmasını sağlamak için varız” dedi.

Europalia Festivali

1969 yılından bu yana iki yılda bir Ekim-Ocak ayları arasında düzenlenen Europalia Festivali, davet edilen bir ülkenin kültürel mirasının tanıtımının yapıldığı dünyanın en önemli kültür sanat etkinliklerinden biri niteliği taşıyor. Festivalde konuk ülkenin kültürünü yansıtan geleneksel ve modern sanat, el sanatları ve fotoğraf sergileri ile moda, müzik, tiyatro vebale gösterilerine, ayrıca edebi ve bilimsel sempozyum vekonferanslar ile mutfak kültürünün tanıtımına da yer veriliyor.

20. Gezici Sinema Festivali “Sinema Aşkına” teması ile 28 KAsım – 8 aralık tarihleri arasında yola çıkmaya hazırlanıyor. Festival programında, Kieslowski, Godard gibi yönetmenlerin filmleri yer alıyor.

gezici-festival-20

Ankara Sinema Derneği’nin T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlediği Gezici Festival, 20’nci yılını “Sinema Aşkına!” teması ile kutlamaya hazırlanıyor. 28 Kasım – 8 Aralık 2014 tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşacak festival,Ankara’dan yola çıkacak. 28 Kasım – 4 Aralık’ta başkentteki gösterimleri devam ederken, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi’nin katkılarıyla, 3 – 7 Aralık tarihleri arasında Eskişehir’e konuk olacak. Gezici Festival yolculuğunu, Sinop Kültür ve Turizm Derneği’nin katkılarıyla, 5 – 8 Aralık’ta Sinop’ta tamamlayacak.

Dünya ve Türkiye sinemasının seçkin örneklerini yurdun değişik kentlerindeki sinemaseverlerle buluşturmak ve Türkiye sinemasını dünyaya tanıtmak için tam 20 yıldır yollarda olan Gezici Festival, bugüne kadar toplam 5 ülke ve 23 şehre giderek, 56 bin 872kilometre yol katetti. Sinema sevdasıyla 20 yıldır kent kent dolaşan festivalde, bu yıl aynı tutkuyla sinema yapan yönetmenlere özel bir bölüm ayrıldı. “Sinema Aşkına!” sinemaya duyulan aşkın hiç bitmediğinin birer kanıtı olan ve sinema tutkusunu konu alan filmleri bir araya getiriyor.

Usta yönetmen Krzystof Kieslowski Amatör’de (Camera Buff), kamerasına giderek daha çok bağlanan ve dün- yaya yalnızca vizörden baktığı için çevresindekileri yitiren bir sinemasevere odaklanıyor. Hayat ya da sinema ikileminin bir yansıması olan filmde, çocuğunun doğumu öncesinde onu filme çekebilmek için bir kamera alan ancak kendisini film çekmenin büyüsüne kaptırıp, elindekileri yavaş yavaş kaybetmeye başlayan bir adamın hikayesi anlatılıyor.

Yönetmen Krzysztof Kieślowski

Yönetmen Krzysztof Kieślowski

Çektiği her filmle bir anlatım aracı olarak sinemanın sınırlarını zorlayan Jean-Luc Godard, son filmi Dile Veda (Goodbye to Language) ile bu kez dijital ve üç boyutlu sinemanın, Hollywood’un ufkunun çok ötesinde, derin ve çok boyutlu bir anlatıya imkan sağlayabildiğini kanıtlıyor. Her şeyin düzensiz bir sırayla cereyan ettiği film; görsel, sinematik ve akıllara durgunluk veren üç boyutlu bir keyif sunuyor.

Sinemanın olanakları üzerine bir güncel deneme olarak öne çıkan Yael Andre imzalı, Diktatör Olduğumda (When I Will Be Dictator), bir zamanlar amatör sinemacıların gözdesi olan Süper 8 formatındaki görüntüler aracılığıyla kurgulanan hikayesi ile dikkat çekiyor. Bir bilim kurgu belgeseli niteliğindeki film, sinemada gerçeklik ve kurmaca arasındaki ilişkiyi sorguluyor.

Kamerayı yetişkinlerin dünyasından çocuklarınkine taşıyan eleştirmen ve yönetmen Mark Cousins İlk Film’de (The First Movie), savaşla büyüyen ve daha önce hiç film görmemiş çocukların sinemayla tanışmasını perdeye yansıtıyor. Kuzey Irak Kürt Bölgesi’ndeki Goptapa’ya ziyaretini kaydeden Cousins’ın filmi; yer yer belgesel, yer yer kompozisyon, yer yer çağdaş günce niteliğinde bir yapım olarak seyirciyle buluşuyor.

Cem Kaya’nın, bu yıl Locarno Film Festivali’nde prömiyerini yapan filmi Motör Nam-ı diğer Remake,Remix, Ripoff, 60’lı ve 70’li yılların popüler Türk sinemasının tutkulu emektarlarını yakından tanımayı sağlıyor. Film, Yeşilçam döneminde dolaylı ya da dolaysız yollardan yabancı filmlerden etkilenmiş yapımcıları, yönetmenleri ve bu etkileşimin doğurduğu sonuçları sinemaya aktarıyor. Başkalarından alınan bir fikri kendine ait bir yapı içinde dönüştürürken ortaya çıkan yeniliklere odaklanan film, etkileşimin kültürel faaliyet olarak çok önemli olduğunu ve yaratıcılığın temelinde taklit etmenin var olduğunu vurguluyor.

Hayranlık duyduğu yönetmenin yerini almaya çalışan bir sinemaseverin gerçek hikayesinden yola çıkarak filme alınan Yakın Plan (Close-Up), aşkın nasıl saplantıya ve yanlışlıklar komedisine dönüşebileceğini gözler önüne seriyor. Yönetmenliğini Abbas Kiarostami’nin yaptığı film, kendini ünlü yönetmen Mohsen Makhmalbaf olarak tanıtıp, Tahranlı üst sınıf bir ailenin içine yavaşça sızan Sabzian adında, işsiz İranlı bir adama karşı açılmış bir davayla başlıyor. Sabzian’ın aileyle geçirdiği sürece ait kesitler, kamera önünde eksiksiz canlandırılıyor ve seyirci gördüğünün ne kadarı gerçek ne kadarı kurgu asla emin olamıyor.

Kiarostami’nin bu klasik yapıtını kendi işlettiği sinemada gösterime sokma hikayesini anlatan Nanni Moretti’nin kısa filmi Yakın Plan’ın Galası (Opening Day of Close-Up) da Yakın Plan ile birlikte gösterilecek. Bu kısa film, Moretti’nin meslektaşına ve anaakım-dışı sinemaya bir saygı duruşu niteliğinde

20. Gezici Festival Tanıtım Filmi

Zeki Müren 3Bursa’da 1933 yılında doğan Zeki Müren, yokluk içerisinde geçen çocukluğundan 1991 yılında ‘Devlet Sanatçısı’ seçilmesine kadarki süreçte, müzik, sinema ve şarkı sözleriyle sanata büyük katkılarda bulundu. Zeki Müren’in yaşamına dair bugüne dek hiç görülmemiş fotoğraflar ve yaşamından önemli notların yer aldığı ‘İşte Benim Zeki Müren’ sergisi Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde açıldı.

Zeki Müren, 24 Eylül 1996’daki ölümünden önce mal varlığını ve mirasını Türk Eğitim Vakfı’na ve Türk Silahlı Kuvvetleri Mehmetçik Vakfı’na bağışladığını açıklamış, ondan geriye kalan tüm eşyalar saklanmış ve bugüne dek ortaya çıkarılmamıştı. Dolayısıyla ‘İşte Benim Zeki Müren’ adlı sergi, Zeki Müren’le ilgili bugüne dek gerçekleştirilen en kapsamlı çalışmalardan biri olma özelliğine de sahip. 20 Aralık 2014’e kadar İstanbul Beyoğlu’ndaki İstiklal Caddesi üzerinde yer alan Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde açık kalacak olan sergide, Zeki Müren’e ait on bine yakın fotoğraf içinden hazırlanan bir seçki, özel eşyaları, arşiv videoları, el yazısı şiirleri, plakları yer alıyor.

Zeki Müren’in annesi ile mektuplaşmalarının da yer aldığı sergide, annesi, yazdığı mektuplardan birinde oğluna şöyle sesleniyor, ‘…insan gençken dinlenir ama yaşlanınca bizim gibi olmaması için kendine iyi bakman gerekir. Canım evladım beni dinle, zira gözümde tütüyorsun. Gurbet çok zor, aylardır seni görmedim, vallahi içim harıl harıl yanıyor. İnşallah İstanbul’a gelince hemen geleceğiz. Yavrum biz artık sonbahar olduk, bir gün Müren ağacının dibine düşmek üzereyiz.’

YAPI KREDİ KÜLTÜR MERKEZİ

Açık olduğu saatler:

Hafta içi: 10:00 – 19.00
Cts. 10:00-18:00 / Pz. 13:00 – 18:00

Adres: Yapı Kredi Kültür Merkezi,
İstiklal Caddesi, No: 161-161A
34433 Beyoğlu, İstanbul

Tel: (0212) 252 47 00 (pbx)
Faks: (0212) 293 07 23

 

Kaynak: Al Jazeera