Yazılar

T.C. M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu öğrencileri 16 Ekim 2014 tarihinde London College Of Music (LCM) sınavlarına katılmıştı. Bakırköy ve çevre ilçelerde ilk ve tek resmi LCM  eğitim ve sınav merkezi olma özelliğini taşıyan kursumuzda yapılan sınav sonucunda, kursumuzda sınava giren öğrenciler  % 100 başarı göstermiştir.

London-College-of-Music-Sertifikasyon-Bakirkoy

Öğrencilerimiz ve kursumuzda sınava giren diğer kurum öğrencilerinin % 100’ü  tüm dünyada geçerli University  Of West London akreditasyonuna sahip belge almaya hak kazanmıştır. Bilindiği üzere sınav  İngiltere’de bulunan  University  Of West London ‘dan gelen gözlemciler eşliğinde yapılmaktadır. Kurumumuzda sınav olup başarı gösteren tüm öğrencilerimiz ve öğrencimiz olmayıp kurumumuzda sınava giren diğer kursların öğrencilerini kutluyoruz.

London College of Music eğitimi veren kurum olarak hedeflerimiz;

Enstrüman eğitimi alan öğrencinin,
•Teknik ve müzikal gelişimini sağlayarak, akademik seviyesine bilimsel katkı yapmak,
•Sanatsal vizyonunu geliştirmek,
•Müzik eğitimini Uluslararası sertifikalarla belgelendirerek nitelikli bir portfolyoya sahip olmasını sağlamaktır.

T.C. MEB Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’nun LCM’e yönelik çalışma programları:

Piyano-Keman- Gitar-Flüt, Davul (Bateri), şan  programlarıdır. Solfej-Duyuş-Teori dersi de ayrıca ve grup olarak uygulanmaktadır.

Sınava giren öğrencilerimizin in adları şu şekildedir.

ADI SOYADI BÖLÜM
Ahmed Doğukan Balık PİANO
Aybike Su Duran PİANO
Begüm Ayaz PİANO
Berzah Aydemir PİANO
Doğa Aynacı PİANO
Ege Yılmaz KEMAN
Faruk Baray Uludağ PİANO
Ievsenıı Gostyshchev PİANO
Jewahir Başak Sait PİANO
Mehmet Efe Dülger PİANO
Mert Taşdemir PİANO
Yağmur Kozan PİANO
Zehra Sümerkan PİANO
Zeynep Beceren PİANO

LCM hakkında daha detaylı bilgi için lütfen TIKLAYINIZ.

Binlerce öğrencinin liseyi bitirdikten sonra hazırlandıkları yetenek sınavlarının sonuna geldik . Bazı öğrencilerin hayalleri gerçek oldu.Bazılarının da  hayalleri başka bahara kaldı. Üniversitelerin açılmasıyla birlikte güzel sanatlar bölümlerinde , spor -resim akademilerinde, eğitim fakültesi müzik-resim-beden eğitimi bölümlerinde  de eğitim başlayacak.

müzik yetenek sınavları

Yetenek sınavları özellikle bazı üniversitelerin  Eğitim fakültesi müzik bölümlerinde biraz şekil değiştirdi. Daha önce üç-dört güne yayılan sınavlar bir günde yapıldı.(Gazi Üniversitesi  Eğitim Fakültesi, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi) Ellişer kişilik guruplar halinde içeri alınan öğrenciler iki veya üç komisyon tarafında sınava alınıyorlar ; bütün aşamalara sınava alınan öğrenciler(dikte,deşifre,enstrüman ,ses) in sınav bittikten sonra tüm aşamalardan aldıkları puanlar Y.G.S. ,ve okul puanları da eklenerek en yüksekten en düşüğe doğru sıralanıyor ve sonuçlar ilan ediliyor. Halbuki daha önce bu dönem Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Müzik Bölümünde yapıldığı gibi üç aşamada yapılıyor birinci aşamada veya ikinci aşamada başarılı olamayan öğrenciler diğer aşamalara giremiyorlar. Bu da seslerini ve enstrümanlarını sergileyemiyorlardı.

resim yetenek sınavları

Sınav türlerine öğrenci ve veli açısından bakacak olursak; yeni yapılan sınav türünde öğrencinin sınavı bir günde bittiği için özellikle il dışından gelenler 2-3 gün kalacak yer sorunuyla karşılaşmıyorlar, heyecan , yorgunluk , stres bir günde toplanıyor ve aynı gün evlerine dönerek internet yoluyla sonuçları öğreniyorlar.Daha az masraf yapıyorlar. Hangi sınav şeklinin öğrenci için daha iyi olacağını ise sanırım zaman gösterecek.

  Kazanamayan öğrencilerinse yeteneksiz oldukları kesinlikle söz konusu değildir. Eğer böyle olsaydı Güzel Sanatlar Liselerinde okuyan, spor liselerinde okuyan ve çeşitli hazırlık kurslarıyla bu sınavlara hazırlanan öğrencilere eğitimciler tarafından mutlaka gerekli uyarılar yapılırdı. Kazanamayan öğrenciler  ya sınav sistemine yabancılar ya da iyi çalışmamışlardır veya heyecan ve streslerine yenik düşmüşlerdir. Bu bölümlere  2-3 sene hazırlanıp giren öğrencilere çok  rastladım. Hepside girdikleri okullarda çok başarılı oldular. Bunun yanında  derece yaparak giren ve başarısız olup okuldan atılan , 8-9-10 sene sonra mezun olan öğrenciler de gördüm. Başarılı olmak için sistemli ve çok çalışmanın önemini bir defa daha tekrarlayarak; tüm öğrencilere yeni öğrenim yılında sonsuz başarılar dilerim.

                                   COŞKUN  NEHİR

 (İST. Devlet Operası  Sanatçısı ve Marmara Üniversitesi,

Atatürk Eğitim Fak. Müzik Bölümü Öğretim Üyesi)

Nar Sanat Eğitim Kursu; Ses Terapisi ve Şan eğitmeni)

6.Saraybosna Türk Film Festivali 25 Nisan’da “Uzun Hikaye” filminin gösterimiyle başlayacak.

uzun_hikaye-osman_sinav

SARAYBOSNA

Türkiye’nin Saraybosna Büyükelçiliği Kültür ve Tanıtma Müşaviri Dr. Cengiz Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, festivalin açılışının 25 Nisan’da başkent Saraybosna’daalt yazılı ve ücretsiz olarak gösterileceğini söyledi.

Filmlerin daha sonra, 7-11 Mayıs tarihleri arasında da Mostar’da gösterileceğini belirten Dr. Aydın, filmleri seçerken Bosna Hersek’e uygun olması, güncel olması ve halkın beğeneceği filmler olmasına özen gösterdiklerini kaydetti.

Dr. Aydın, önceki yıllarda halkın festivale yoğun ilgi gösterdiğini ifade ederek, bu yıl da aynı ilgiyi beklediklerini dile getirdi.

Osman Sınav ve Kenan İmirzalıoğlu katılacak

Açılışta gösterilecek filmin yönetmen ve oyuncularıyla buluşmanın etkinlik açısından önemli olduğunu kaydeden Dr. Aydın, “Bu sene Uzun Hikaye filmi ile açılışı yapma kararı verdik. Filmin yönetmeni Osman Sınav ve başrol oyuncusu Kenan İmirzalıoğlu’nu davet ettik ve kendileri de kabul ettiler. 25 Nisan’da yapılacak festivalin açılışında kendileri de bulunacaklar. Festivalimize renk katacaklar” ifadelerini kullandı.

Dr. Aydın, iki ülke arasındaki kültürel bağları güçlendirme anlamında, önemli, kalıcı ve etkin çalışmalar yapmaya çalıştıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Türk Filmleri Festivali de bunlardan biri. Saraybosna ve Bosnalı sinemaseverlerin festivalimizi heyecanla beklediklerini biliyorum. Festival kapsamında göstereceğimiz filmleri Kültür ve Turizm Bakanlığımızın film arşivinden seçiyoruz. Bu kapsamda Sinema Genel Müdürlüğümüzle koordineli çalışıyoruz. Bu sene aynı zamanda Türk sinemasının 100. yılı. Bu nedenle, 6. Türk Film Festivali de ayrı bir anlam taşıyor. Festival kapsamında Türk sinemasının 100. yılı vurgusunu da yoğun bir şekilde işleyeceğiz”

Festivalde, Bosna Hersekli sinemaseverler,”Uzun Hikaye”, “Yunus Emre Aşkın Sesi”, “Zerre”, “Uzak”, “Propaganda” ve “Tepenin Ardı” filmlerini ücretsiz izleme imkanı bulacak.

Muhabir: Kayhan Gül/AA

 

araf-ne-tarafNar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği ve Özel Nar Sanat Eğitim Kursu bünyesinde, faaliyet gösteren “Nar Sanat Tiyatrosu” Araf Ne Taraf oyunu ile sahnede.

Nar Sanat Tiyatrosu yönetmen ve oyuncu Halis BAYRAKTAROĞLU yönetiminde

13 Nisan 2014 18:30
Ortaköy Afife Jale Sahnesi, İstanbul

Bilet İçin Tıklayınız: Biletix

25 Nisan 2014 20:30
KKM Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi, İstanbul

Bilet İçin Tıklayınız: Biletix

Oyun hakkında bilgi 

Pardon Zebani Bey…

 …bazı sınavlar yakıcı olabilir

Birbirinden farklı iki samimi arkadaş Cennet ve Cehennem arasında ilginç bir sınava tabi tutuluyor. Ancak sorular bu kez sıcak taraftan geliyor. Soruları doğru yanıtlamak mı yoksa yanıtlayamamak mı? Bu tuhaf sınavdan kaçış Araf’ta mı? Peki, Araf Ne Taraf?

Bu sezon Nar Sanat Tiyatrosu, Araf Ne Taraf? adlı iki perdelik bir komedi oyunu sergiliyor.

Mahmut ve Bilal’in Zebani ile olan amansız ve komik mücadelesine güzel hostes Şule’de katılınca olaylar daha da şenleniyor. Zebaninin yardımcısı Zu boş duruyor mu peki? Tabi ki hayır.

CCYS (Cennet Cehennem Yerleştirme Sınavı) için geçen yılın sorularının peşine düşmüş, yeni merhum şaşkın üç komik karakter ve hiç bitmeyen bir tempo…

Toplumun genel ahlak kuralları çerçevesindeki iyinin sıradanlığı ile kötünün uç noktalarının irdelendiği oyunda onlar Araf’ı araya dursun, sizler gülme krizinden çıkma yolları arayacaksınız.

Ebru ERDEMOĞLU’nun kaleme aldığı Genel Sanat YönetmenliğiniHalis BAYRAKTAROĞLU’nun üstlendiği ARAF NE TARAF, bir  NAR SANAT TİYATROSU prodüksiyonudur. Oyuncuları ile de hayli iddialı oyunda,  Cumhur SARIHalis BAYRAKTAROĞLUUhde SEÇİLEbru SARITAŞOğuz ÖZTAŞ’ın araladığı kapıdan bakalım sizler de Araf’a girebilecek misiniz…

LCM (London College of Music) Sınav başvurularında son günler… Başvurmakta lütfen gecikmeyiniz. Bildiğiniz gibi Bakırköy sınav merkezi olan ÖZEL NAR SANAT EĞİTİM KURSU’na gelerek başvurunuzu gerçekleştirebilir veya LCM sınavlarına yönelik eğitim için kurs kaydı yaptırabilirsiniz. 2013 yılı başarı oranımız tüm dallarda % 100 dür.

London College of Music Sertifikasyon

LCM   SINAVLARINDA UYULMASI  GEREKEN KURALLAR

LCM uygulama ve teori sınavları her yıl Haziran ayında yapılır. (Olağanüstü durumlar dışında)

  1. Tüm kayıt işlemlerinin, kurumsal ve bireysel müracaatların bitiminden sonra sınavların yapılacağı takvim, internet yolu ile ilan olunur.
  2. Kurumsal yapılan işlemlerde her kurum, koordinatörden aldığı sınav tarihini ve bilgilerini kendi sitesinde ve iletişim araçları kanalıyla ilan eder.
  3. Koordinatör kurumsal çalışmayanların sınav takvimini ve diğer bilgilerini de internetten yayınlar
  4. Kurumsal LCM merkezleri sınav için erken başvurularda sınav tarihini seçebilirler.
  5. Kişisel başvurularda ise sınav tarihini şartlarından dolayı değiştirmek isteyenler, koordinatörün sınav tarihini internet sitesinde duyurmasını takip eden 10 gün içerisinde değişiklik yapmak üzere müracaat edebilir.
  6. Sınava gününde gelmeyen adayların sınav hakları yanar, sınav harcı iade edilmez.
  7. Geçerli bir mazereti bulunan ve raporla tespiti yapılarak mazereti kabul edilenlerin sınavı takvim içinde bir başka güne ya da bir dahaki seneye ertelenir. Bu işlem sınavlar başlamadan 1 hafta öncesi ile sınırlıdır. Seneye ertelenen sınavın yarı ücreti mahsup edilir.
  8. Uygulama sınavları sabah 09.00 akşam 17.30 saatleri arasında yapılır.  Adaylar sınav saatlerine uymak zorundadır, bu konuda mazeret kabul edilmez.
  9. Uygulama Sınavlarındaki sınav saatleri tablosu aşağıdaki gibidir:

Sabah                                                     Öğle

            09.00-11.00  / Oturumu 120 dk.          14.00-16.00 / Oturumu 120 dk.       

            11.15-13.00 /  Oturumu 105 dk.          16.15-17.30 / Oturumu 75 dk.       

13 .Seviyelere göre ortalama uygulama sınav süreleri şöyledir;

Prepreparatory,  Step 1, Step 2,               10 dk.                   Grade 6, Grade 7   25 dk

            Grade 1, Grade 2, Grade 3,                     15 dk.                   Grade 8                 30 dk.      

            Grade 4, Grade 5                                     20 dk.                  

 Diploma Sınavları; ALCM, LLCM, FLCM ortalama 60 dakikadır.

  1. Sınava hazırlanan öğrenci veya hazırlayan öğretmen kesinlikle fotokopi doküman kullanamaz. Yasaktır. Fotokopi ile sınava gelen adaylar sınava alınmaz.
  2. Bu olay herhangi bir sınav merkezinde gerçekleşirse o sınav merkezinin hiçbir ihbara gerek kalmadan, sınav merkezi unvanı geri alınır bir daha sınav yapamaz.
  3. Eşlik ihtiyacı veya zorunluluğu olan enstrüman sınavlarında eşlikçiyi bulmak ve çalıştırmak öğrencinin kendisine aittir. Sorumluluk kabul edilmez.
  4. Uygulama sınavı süresinde sırasını bekleyen adaylar, veliler ve öğretmenler bekleme odasında bekler, sınav kapısından içerisi dinlenmez ve sınav kapısında durulmaz.
  5. LCM sınavlarında İngiltere’den gelen komisyonundan başka sınav odasında sadece koordinatörün kontrolündeki çevirmen (tercüman) bulunur.
  6. Uygulama sınavları değerlendirme puanları aşağıdaki gibidir. Sınav değerlendirmeleri 100 tam puan üzerinden yapılmaktadır.

0 – 64 puan Başarısız, 65-74 puan Geçer,75- 84 puan İyi ,  85- 100 puan Çok iyi             

            ALCM, LLCM, FLCM için geçer not en az 75’dir.        

Sınav sonuçları koordinatörün internet sitesinde geçerli puan alan adaylar ilan edilir. Kurumlar ise sınav sonuç bilgilerini kendi duyuru sistemleri ile açıklarlar. Sertifikaları alan kurumlar yapacakları törenle belgeleri dağıtırlar.

london_college_of_music                                                         

LCM SINAVLARI

London College of Music’in Grade ve Diploma Sınavları, sınava girenlere, sahip olduğu bilgi ve beceriyi kanıtlama ve uluslararası geçerliliğe sahip bir belgeye sahip olma imkanı sunmaktadır. LCM, uluslararası düzeyde kabul gören akreditasyon kurumu Ofqual tarafından akredite edilmiştir.

Sınavlar her yıl Haziran ayında yapılır. İngiltere Ulusal Eğitim Bakanlığı denetim elemanları tarafından yapılan LCM sınavlarının uluslararası sınav kurulları içerisinde ciddi bir saygınlığı vardır.

LCM sınavları Qualifications and Curriculum Authority (QCA) (Nitelikler ve Müfredat Kurumu) tarafından ve The National Qualifications Framework (NQF) (Ulusal Kualifikasyon Çerçevesi) standartları doğrultusunda ulusal ve uluslararası akreditasyona sahiptir.

Çok sayıda ülkede uygulanan bu sınavlar, çeşitli seviyeleri, seviyeler için gereken beceri ve bilgi standartları, seviyelerin birbirleriyle bağıntısı ve aşamalı süreçleri ile dünyada eşi benzeri bulunmayan bir yapıdadır.


SINAVLARIN TEMEL ÖZELLIKLERI

1- Grade ve Diploma derecelerinde geniş bir portfolyöye sahiptir. Her çeşit enstrüman için seçenekler bulunmaktadır.
2- Grade 8 derecesi, Ofqual tarafından müzik lisesi mezunu seviyesinde kabul edilmektedir. Adayların bu seviyede elde edecekleri başarı, üniversiteye girişlerinde büyük önem arz etmektedir.

OFQUAL AKREDİTASYONU1- Kurumsal Tanınma Akreditasyon kurumumuz West London Üniversitesi’nin Büyük Britanya’daki Ofqual (Nitelik ve Sınav Düzenleyici Kurum), Galler Bölgesi’ndeki DCELLS ve Kuzey İrlanda’daki CCEA kurumları tarafından tanınırlığı vardır.
2- Nitelik Akreditasyonu Dolayısıyla çok çeşitli konulardaki Grade belgeleri ile performans ve öğretmenlik diplomaları Ofqual, DCELLS ve CCEA tarafından tanınmaktadır. Bu belgelerin tanınması için sınavların, içerik, yürütme, değerlendirme ve raporlama prosedürlerinin kriterlere kesinlikle uygun olması gerekmektedir.

Sistemin seviyeleri Grade ( Derece ) ve Diploma sınavları şeklindedir.
SINAV SEVİYE DEĞERLENDİRME TABLOSU

EŞDEĞER STANDART SEVİYELER LCM SINAVLARIN QF
Seviye 7 FLCM Müzik Performans Master derecesi modülü
Seviye 6 – 7 A seviyesi
Seviye 6 LLCM Müzik Performans ve Müzik Öğretmenliği Üniversitenin son yılı modülü (Lisans)
Seviye 5 ALCM Müzik Performans ve Müzik Öğretmenliği Üniversitenin ikinci yılı modülü (Ön lisans)
Seviye 4 Dip LCM Müzik Performans ve Müzik Öğretmenliği Üniversitenin birinci yılı modülü
Seviye 3 Seviye 8 seviye ( Lise Mezunu )
Seviye 2 Seviye 4 – 5 GCSE Seviyeleri A* – C
Seviye 1 Seviye 1 – 3 GCSE Seviyeleri D – G

LCM ÖĞRENCİ ADAYLARI

London College of Music sınavlarına girmek isteyen öğrenciler başvurularına Eylül ayından itibaren başlayabilirler. Sınav seviyelerinin çalıştıkları öğretmen tarafından belirlenmesi gerekmektedir. Eğitim alınan kurum veya öğretmen bu konuda öğrenci adayına en doğru cevabı verecektir. Başvuruların erken yapılması sınav kitaplarının temini açısından önem taşımaktadır. Sınav kitapçıkları ve repertuar notaları adayın başvurmasının ardından genel merkezden temin edilir. Kitaplar İngiltere’den geldiği için geç başvurular öğrencinin sınava hazırlanma sürecini kısaltmaktadır.

LCM sınavına girecek öğrenci adayları; 
A – Sınav Başvuru Formunu eksiksiz doldurmalı,
B – 1 adet vesikalık resim,
C –Nüfus kağıdı fotokopisi,
D – Sınav harcı ve kitap parasını LCM sınav merkezine eksiksiz teslim etmelidir.
Öğrenci adayları LCM sınav merkezlerinde ilan edilen yıllık sınav harcı ve kitap parası dışında bu sınavlara katılmak için (eğitim aldıkları kurumun veya öğretmenin bedeli haricinde) başka bir bedel ödemezler.

GRADE VE DİPLOMA SINAVLARIÖğrenci kendi bilgi ve becerisine göre öğretmenin tespit ettiği dereceden başlayabilir. Bazı sınav seviyelerini geçmek için Teori sınavını vermek gerekir (Örneğin Grade 8 derecesinden mezun olabilmek için Teori 5 seviyesinde başarı göstermek gerekir). Grade 8 mezunu, tüm dünyada MÜZİK LİSESİ mezunu sayılmaktadır.
DİPLOMA SEVİYELERİNDEPerformans, Bestecilik ve Öğretmenlik seçenekleri vardır. Pre Preparatory ( Başlangıç seviyesinde)GRADE SINAV SEVİYELERİ

  • Step 1
  • Step 2
  • Grade 1
  • Grade 2
  • Grade 3
  • Grade 4
  • Grade 5
  • Grade 6
  • Grade 7
  • Grade 8
GRADE DERECESİ BÖLÜMLERİ

  • PIANO/ PİYANO
  • SINGING/ ŞAN
  • POP VOCAL/ MÜZİKAL – POP ŞARKICILIĞI
  • CLASSICAL GUITAR/ KLASİK GİTAR
  • BASS GUITAR/ BAS GİTAR
  • STRING/ YAYLI SAZLAR / KEMAN – VİYOLA – ÇELLO
  • WOODWIND/ FLÜT – OBUA – KLARİNET – SAKSAFON
  • BRASS/ TROMPET – TROMBONE – TUBA – FRENC HORN – CORNET
  • DRUM KITS/ VURMALI SAZLAR – BATERİ
  • ORGAN/ ORG
  • HARP
  • THEORY/ MÜZİK TEORİSİ

DİPLOMA SINAV SEVİYELERİ

  • DipLCM / Önlisans (1)
  • ALCM – Associate / Önlisans (2)
  • LLCM – Licentiate / Lisans
    FLCM – Fellowship
    Yüksek Lisans

Diploma seviyelerinde Performans bestecilik ve öğretmenlik seçenekleri vardır. DİPLOMA DERECESİ BÖLÜMLERİ

  • PIANO/ PİYANO
  • SINGING/ ŞAN
  • CLASSICAL GUITAR / KLASİK GİTAR
  • STRING/ YAYLI SAZLAR / KEMAN- VİYOLA- ÇELLO
  • WOODWIND / FLÜT – OBUA – KLARİNET- SAKSAFON
  • BRASS/ TROMPET – TROMBONE-TUBA – FRENC HORN- CORNET
  • PERCUSSION/ PERKÜSYON
  • ORGAN/ ORG
  • THEORY/ MÜZİK TEORİSİ
  • COMPOSİTİON / KOMPOZİSYON
LCM KURUMLARIN EN ÖNEMLİ HEDEFLERİ

  • Öğrenci adayını kendi alanında uzman öğretmenler eşliğinde çalıştırmak.
  • Eğitim alan kişileri doğru bilgi ile yönlendirmek.
  • Akademik seviyesine bilimsel katkı yapmak.
  • Sanatsal gelişimini sağlamak.
  • Sanatsal bakışını değiştirmek ve geliştirmek.
  • Öğrencinin uluslararası akreditasyon sistemi içerisinde yer alan bir belgeye sahip olmasını sağlamak.
  • Öğrencinin gelecek eğitim ve iş hayatı için oluşturacağı portfolyosunu güçlendirmek.
  • Öğrencinin gelecek eğitim ve iş hayatındaki uluslararası rekabet ortamında güçlü ve tercih edilir bir yapıya kavuşmasına katkı sağlamaktır.

Sanat lisesine alınmayan otizmli Cem Gündoğdu’nun ailesi okul yönetimi hakkında suç duyurusunda bulundu. Dilekçe kabul edilirse farklı gelişim gösteren bireyler için ilk kez “eğitimde ayrımcılık davası” açılmış olacak.

cem gündogdu

Bianet’in gündeme getirdiği sanat lisesine alınmayan otizmli Cem Görkem Gündoğdu’nun ailesi ayrımcılık yapılarak eğitim hakkının engellendiği gerekçesiyle okul yönetimi hakkında suç duyurusunda bulundu.

Bu dilekçe kabul edilirse Türkiye’de farklı gelişim gösteren bireyler için ilk kez “eğitimde ayrımcılık davası” açılmış olacak.

Üç yaşında otizm teşhisi konan 15 yaşındaki Cem, beş yıldır tutkuylapiyano çalıyor. İlkokuldan beri kaynaştırma eğitimle diğer çocuklarla birlikte devlet okulunda okuyan Cem, müzik eğitimine sanat lisesinde devam etmek istedi.

Mersin Nevit Kodallı Güzel Sanatlar Lisesi’ne başvurdu. Ancak normal gelişim gösteren akranlarıyla girdiği yarışı kazanamadı.

Özel sınava tabi tutulmalıydı

Aslında Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nde yer alan maddeye göre, kaynaştırma raporlu öğrencilerin başarı değerlendirmelerinin akranlarıyla birlikte değil, özel durumlarına göre yapılması gerekiyor.

Baba Cezmi Gündoğdu’nun oğlunun rehber eşliğinde dahi sınava girme talebine izin verilmedi. Mersin İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Mersin Valiliği’ne yaptığı başvurular da bir sonuç vermedi. Otizm Platformu’nun okul yönetimini arayıp yönetmeliğe uyulması gerektiği yönündeki ikna çabalarına da “bize işimizi öğretmeyin” karşılığı verildi.

Cem şu anda mecburen bir meslek lisesinde bilgisayar okuyor ancak piyano çalmaya devam ediyor. Gündoğdu ailesi, hiçbir yol sonuç vermeyince Otizm Platformu’nun desteğiyle hukuki süreci başlattı.

Bugün İstanbul’da savcılığa verdiği dilekçede, çocuklarının bu yönetmelikte yer alan şartlar sağlanmadan sınava tabi tutulduğunu bu yüzden de “eğitim hakkının ayrımcılık yapılarak engellendiğini” belirtildi.

Baba Gündoğdu, hukuki süreci hem kendi çocuğu hem de diğer otizmli çocukların eğitim hakkının sağlanması adına emsal teşkil etmesi için başlattığını söyledi.

otizmDaha önce reddedilen dilekçe AİHM’de

Cem’in davasını üstlenen Otizm Platformu gönüllü avukatı Sedef Erken’in oğlu Ozan Barış’ın ilkokulda eğitim hakkının engellenmesiyle ilgili verdiği dilekçe savcılıkça reddedilmişti. Dava şu anda AİHM’de.

Erken, “Dilekçemizi bile okumadılar. Çünkü reddettiklerine dair gönderdikleri yazıda hiçbir gerekçe yazmıyordu. Kimseyi muhatap bulamadık. Sadece bir kez karakolda ifademiz alındı. Beni en çok üzen de bu. Cem’in dilekçesi kabul edilirse AİHM’de değil Türkiye’de muhatap alınmış olacağız” dedi.

MEB’e de tazminat davası açılacak

Geçen nisan ayında Otizm Platformu katkılarıyla hazırlanan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın açıkladığı “Otizm Eylem Planı’nda “MEB otizmli çocukların meslek, güze sanatlar ve spor liseslerinden kaynaştırma eğitimi almalarını yetenek sınavları raporları dikkate alınarak yapılmasını sağlamalı” ifadeleri yer alıyor.

Erken, Cem’in davası için MEB’e tazminat davası açacaklarını da belirtti. (NV)

Kaynak : [-]

İki arkadaşın tabi tutuldukları Cennet ve Cehennem sınavında Zebani ile giriştikleri mücadeleyi konu alan oyun “Araf Ne Taraf?”, tiyatroseverlerle buluşuyor.

Araf Afiş kasım ayı (2)Birbirinden  farklı iki samimi arkadaş Cennet ve Cehennem arasında ilginç bir sınava tabi tutuluyor. Ancak sorular bu kez sıcak taraftan geliyor. Soruları doğru yanıtlamak mı yoksa yanıtlayamamak mı? Bu tuhaf sınavdan kaçış Araf’ta mı? Peki, Araf Ne Taraf?

Bu sezon Nar Sanat Tiyatrosu, “Araf Ne Taraf?” adlı iki perdelik bir komedi oyunu sergiliyor. Mahmut  ve Bilal’in  Zebani  ile olan amansız ve komik mücadelesine güzel hostes Şule  de katılınca olaylar daha da şenleniyor. Zebaninin yardımcısı Zu  boş duruyor mu peki? Tabi ki hayır. CCYS (Cennet Cehennem Yerleştirme Sınavı) için geçen yılın sorularının peşine düşmüş, yeni merhum şaşkın üç komik karakter ve hiç bitmeyen bir tempo…Toplumun genel ahlak kuralları çerçevesindeki iyinin sıradanlığı ile kötünün uç noktalarının irdelendiği oyunda onlar Araf’ı araya dursun, sizler gülme krizinden çıkma yolları arayacaksınız.

Oyuncular :

Ebru ERDEMOĞLU’nun kaleme aldığı Genel Sanat Yönetmenliğini Halis BAYRAKTAROĞLU’nun üstlendiği ARAF NE TARAF, bir  NAR SANAT TİYATROSU prodüksiyonudur. Oyuncuları ile de hayli iddialı oyunda,  Cumhur SARIHalis BAYRAKTAROĞLUNalan BAŞARANEbru SARITAŞOğuz ÖZTAŞ’ın araladığı kapıdan bakalım sizler de Araf’a girebilecek misiniz…

Kaynak :

Güzel Sanatlar Fakülteleri veya Akademilerin Resim, Heykel, İç Mimarlık, Grafik Tasarım, Geleneksel Türk Sanatları, Tekstil Ve Moda Tasarımı, Seramik Ve Cam Tasarımı ve yetenek sınavı ile öğrenci alan okulların sınavlarına hazırlık amacıyla Talep üzerine  Pazar günü için yeni sınıf açılacaktır.

 

Talebin yoğunlaştığı saat olan 15:00 – 19:00 arası için öğrenci kayıtları başlamıştır.

Adres bilgimize ve telefonlarımıza ulaşmak için” İletişim” ‘e tıklayınız.  Bizleri ziyaret ederek bilgi alabilir veya telefonla görüşebilirsiniz. Arzu ediyorsanız bir Pazar günü kağıt ve kalemlerinizi alarak bir ders misafirimiz olup kendinizi deneyebilirsiniz.

Bildiğiniz gibi hazırlık eğitimlerimizi Heykel sanatçısı ve Temel sanat eğitmeni  Ş.Hale ÜRKMEZGİL vermektedir.

 

Ebeveyn olmak hem çok hoş hem de zorlayıcı bir durum. Hele de zamanımızın koşulları gereği hızlı değişen koşullarında. Bu değişim haliyle çocuklarımızla bizim çocukluklarımız arasında çok büyük değişikliklerin oluşmasına yol açmakta.

 Değişen koşullara rağmen değişmeyen tutumlarla anne babalık yapmak çatışmaları ve sorunları beraberinde getiriyor.

Biz diyoruz ki anne baba olmak ile ilgili şikayet etmekten başka yapılabilecekler de  var..

Çocuklarımızdan şikâyet etmek yerine onları anlamak ve onlarla doğru iletişime geçmek için neler yapabiliriz?

Çocuğuma ulaşmak istiyorum diyen anne babalar bir yol…

 Düşünmeyenimiz oldu mu acaba?

  • Çocuğuma ulaşamıyorum…
  • Aramızda hep bir didişme ve gerilim var…
  • Aynı dili konuşamıyoruz…Beni anlamıyor…
  • Ders çalışmıyor ve hep beni yoruyor..
  • Çok sorumsuz ve artık bıktım…
  • Sınavlara hazırlanırken onunla nasıl baş edeceğim…
  • Tam zamane çocuğu hiçbir şeye karşı saygısı  yok…

  Bu ve benzeri cümleler hayatınızda varsa ve artık “Nasıl değiştiririm, bunun bir yolu olsa ?” veya “Nasıl bakmak ve nasıl davranmak bizim için fark yaratır?” sorularına doğru çözümleri arıyorsanız, bunları bulmak ve deneyimlemek için anne baba olma sanatı eğitimi güzel bir adım olabilir…

  “ANNE BABA OLMA SANATI-EBEVEYN KOÇLUĞU” Programını sizin için tasarladık…

6 hafta sürecek programda tüm soruların yanıtını alacak ve çocuğunuzla bağlantı kurmak ve doğru iletişim stratejileri izleyerek ilişkininizi yeniden yapılandırabileceksiniz…

Program bir reçete sunmaktan öte; kişisel farkındalık ve keşfe dayalı bir özellik taşıdığından bu eğitim ile her yaş grubundaki çocuğu olan ebeveynler için ve hayatınızın her döneminde işinize yarayacaktır.

Şikâyet ettiğimiz konuların nedenlerini ve çözümlerini deneyimlemek, fark etmek ve değiştirmek için atölyemize bekliyoruz.

Neslihan EROĞLU kimdir?

(Resmi sitesi : http://www.neslihanerdogdu.com)


PCC,Sosyolog, Eğitmen, Yazar

UZMANLIK ALANLARI

Yaşam Koçluğu

Kurumsal Koçluk

Yönetici Koçluğu

Takım Koçluğu

Organizasyon Koçluğu

KARİYER ÖYKÜSÜ

İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun olduktan sonra eğitim sektörünün çeşitli kademelerinde 25 yıl çalıştı. Bu sürenin uzun bir kısmı yöneticilik yaptı, insan ilişkileri ve yönetim becerileri ile ilgili pek çok deneyim kazanan Neslihan ERDOĞDU kişisel gelişime merakı ve yeniliklere açık olmanın etkisi ile 2006 yılında koçlukla tanıştı ve TheCoachingInstitute, Comprehensive Coaching U Sertifika Programına katılarak kapsamlı koçluk eğitimi alıp koçluk yapmaya başladı.Koçluğun bir dönüşüm ve değişim yolculuğu olduğu bilinci ile eğitimlerine devam eden Neslihan ERDOĞDU Bahçeşehir Üniversitesi GCDF programını bitirdi.

Türkiye’nin ilk kariyer geliştirme danışmanlarından olan Neslihan ERDOĞDU KİPDER projeleri kapsamında çeşitli üniversitelerde eğitimler verdi. Gençlerin meslek seçim süreçlerindeki hataların meslek yaşamlarında yarattığı mutsuzluk ve olumsuzlukların önlenmesi ile ilgili olarak yürütülen bu proje ile pek çok gencin hayatına dokundu.

Mesleki yaşamını sürdürürken “bilgi paylaşıldıkça çoğalır” ilkesiyle sosyal sorumluluk projelerinde de yer alarak deneyimlerini değişik mecralarda paylaştı. Bakırköy Kent Konseyi-Kadın Meclisi, Toplumsal Eğitim ve Gelişim Derneği, Uluslararası Koçluk Enstitüsü Derneği bunlardan bazılarıdır.300 den fazla seminer verdi. Çeşitli sempozyumlara konuşmacı olarak katıldı. Turuncu Şapkalılar olarak bilinen Türkiye’nin 45 üniversitesine yönelik en kapsamlı Kariyer Geliştirme Koçluğu projesinin akademik danışmanlığını yaptı.7 üniversitede atölye çalışmaları yaparak yüzlerce gencin hayatına dokundu.

TOKİ-Emlak Konut GYO Genel Müdürlük personeli ile yürütülen koçluk sürecinde profesyonel koçluk yapan Neslihan ERDOĞDU, halen ID Coaching  International ‘da Genel Koordinatör olarak çalışmakta ve çeşitli şirketlerde A’dan Z’ye kurumsal koçluk yapmaktadır.2000 saatin üzerinde koçluk deneyimine sahip olan ERDOĞDU Professional Certified Coach olarak,ID Akademi’de mentorluk yapmakta,mezun koçlarla deneyimlerini paylaşmaktadır.

Neslihan ERDOĞDU,aynı zamanda Uluslararası Koçluk Enstitüsü Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkanı’dır.

Yayınlanmış bir kitabı ve çeşitli kanallarda yürüttüğü TV programları olan Neslihan ERDOĞDU yazılarını milliyet Blog sayfalarında sürdürmektedir.

 

EĞİTİM&SERTİFİKALAR

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi-Sosyoloji Böl.

Comprehensive CoachingU,TheC oaching Institute,2006

AB Proje Döngüsü Eğitimi-Ulusal Ajans,2006

Toplam Kalite Yönetimi Eğitimi-MEB,2006

Girişimcilik Eğitimi 1-2-İSTESOB,2007

Kariyer Geliştirme Danşmanlığı (GCDF),Bahçeşehir üniversitesi,2007

NLP Practitioner,ID Coaching International, 2009

Duygusal Zeka,CHE,2011

Executive Coaching, ID Coaching International,2011

NLP Master Practitioner, IDCoaching International,2011

Life Coaching,IDCoachingInternational,2011

Certified Coach,ID Coaching International,2011

Integral Coaching,ID Coaching International,2012

Yaratıcı Drama Eğitimi Şapka Eğitim ve Danışamanlık 2012

GERÇEKLEŞEN PROJE EĞİTİM İLE İLGİLİ EĞİTİM KURUMLARI İLE İLGİLİ  REFERANSLAR:

  • BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ  EXECUTIVEMBA-KOÇLUKEĞİTİMİ( devam ediyor)
  • ANKARA İLİ REHBER ÖĞRETMENLERİNE ÖĞRENCİ KOÇLUĞU EĞİTİMİ
  • AKSARAY İLİ  ÖĞRETMENLERİNEÖĞRENCİ KOÇLUĞU EĞİTİMİ
  • SELMAN BUCAKLI DANIŞMANLIK-EBEVEYNKOÇLUĞU ATÖLYESİ

•21 ÜNİVERSİTEDEN ÖĞRENCİLERE

Etkili İletişim Becerileri ve Takım Çalışması Eğitimi

             İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

•             ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

•             SAKARYA ÜNİVERSİTESİ ,

•             ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ,

•             SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

•             BİLKENT ÜNİVERSİTESİ

•             GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ

•             MALTEPE ÜNİVERSİTESİ

•             KADİR HAS ÜNİVERSİTESİ

KARİYER KOÇLUĞU EĞİTİMİ

•             BİLKENT ÜNİVERSİTESİ

STRES VE KENDİMİZİN STRES KOÇU OLMAK

•             EKOLOG33 AB PROJESİ

GİRİŞİMCİLİK EĞİTİMİ-MERSİN-

•             KAVRAM M.Y.O-TURUNCU KARİYER-

İLETİŞİM BECERİLERİ

             KAVRAM M.YO.-TURUNCU KARİYER

ZAMAN YÖNETİMİ VE TOPLANTI YÖNETİMİ

•             KAVRAM M.YO.TURUNCU KARİYER

STRES YÖNETİMİ

•             KIZILAY TIP MERKEZİ-BAKIRKÖY

STRES YÖNETİMİ

•             KAVRAM M.Y.O TURUNCU KARİYER

STRES YÖNETİMİ

TIME ETKİNLİĞİ-CEYLAN INTERCONTINENTAL HOTEL

1NİSAN KARİYER ETKİNLİKLERİ

3 FERİKÖY ERMENİ İLKÖĞRETİM OKULU VELİLERİNE

AİLE İÇİ İLETİŞİM VE EBEVEYN TUTUMLARI

•             FERİKÖY ERMENİ İLKÖĞRETİM OKULU ÖĞRENCİLERİNE

ZAMAN YÖNETİMİ

•             BASAD (Bakırköylü Sanatçılar Derneği)

SANATÇILAR VE ZAMAN YÖNETİMİ

•             EĞİTİM-SEN ÖĞRETMENLERE

•             YAŞAM BOYU İLETİŞİM (4 HAFTA)

•             ÇINAR LİONS

YAŞAMDAN ZEVK ALMAK VE KENDİ YAŞAM KOÇUMUZ OLMAK

•             YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ

ÇOCUKLARIMIZ KARNE ALIRKEN

•             Y-G 21KADIN MECLİSİ

İLETİŞİM SEMİNERİ

•             FERİKÖY ERMENİ İLKÖĞRETİM OKULU VELİLERİNE

SINIRLAR

•             MARMARA ÜNİVERSİTESİ

ÖĞRENCİLERİNE KARİYER DANIŞMANLIĞI(3 OTURUM)

•             FERİKÖY ERMENİ İLKÖĞRETİM OKULU

DİKKAT VE ODAKLANMA

•             MARMARA ÜNİVERSİTESİ İKTİSAT KLÜBÜ

KARİYER BASAMAKLARI –KİŞİSEL ÖZELLİKLERİMİZ

•             UĞUR DERSHNELERİ SEMİNERLERİ

BEŞİKTAŞ ŞB.VELİ SINAV STRESİ VE EBEYN TUTUMLARI

AKSARAY ŞB.VELİ- MENTÖR ANNE-BABALIĞA DOĞRU (2KEZ)

AKSARAY ÖĞRENCİ-SINAV STRESİ İLE DOST OLMA  (2 KEZ)

AKSARAY VELİ-SINAV SİSTEMİ VE EBEVEYN TUTUMLARI

BAKIRKÖY ŞB.VELİ-GELECEĞİ ÇAĞIRMAK

BAKIRKÖY ŞB.ÖĞRENCİ-SİZİN KUTUP YILDIZINIZ?

23 Ocak-3 Şubat 2013 tarihleri arasında düzenlenen 42. Uluslararası Rotterdam Film Festivali’nde son düzlüğe yaklaştıkça ‘Altın Kaplanyarışması’nın tablosu da bir o kadar netleşiyor. Ben de hız kesmeden iki gün önce ele aldığım altı filmin devamında bu sefer görücüye çıkma sırasıyla ikinci altılığı masaya yatırdım. Böylece “Gözetleme Kulesi” ile birlikte sayısı 16’yı bulan yarışma rekabetçilerinin 13 tanesini değerlendirmiş oldum. Bu seferki film toplamının ise kapitalizm odağından toplumsal şiddetin yol açtığı yalnızlık portrelerine taşra ya da şehirden bakış atmasıyla sivrildiği söylenebilir. Salı ve Çarşamba izlediğim eserleri içeren bu zaman diliminin en iyisi “Halley” olurken, Altın Kaplanyarışmasıyla ilgili genel değerlendirmeyi Cumartesi yapacağımı da eklemeliyim.

Habertürk muhabiri Kerem Akça, Altın Kaplan yarışmasında yer alan altı filmi değerlendirdi

İki gün önce yarışmanın ilk düzlüğünü değerlendirdiğimde büyük oranda ‘el/omuz kamerası’ kullanımının hakimiyetine dikkat çekmiştim. Bunun üzerine ‘cinsel uyanış/arayış’ meselesinin de merkezi konuma yerleştiğini eklemiştim. Ancak sanki 42. Uluslararası Rotterdam Film Festivali’nin Altın Kaplan yarışmasında ‘cinsellik’ ve ‘şiddet’ odağından ‘cüretkar’ duran özgürlükçü filmler ayrı ayrı kümelenmiş gibi.

Bu iki günde rahatsız edici filmler öne çıktı

Zira bu yazıda ele alacağım altı filmden dördü, rahatsız edici yaklaşımları, huzursuzluk veren anlatıları ve sansüre karşı hareketlenme meraklısı dramatik yapılarıyla öne çıkmaya çalışıyorlar. Özellikle ‘ilk altılık’ın 1.85:1 formatında daha yakın ölçekli objektifleri tercih etme arzusu, ikinci ‘altılık’tan üç tane 2.35:1 kullanan eserle bir anlamda tersine dönmüş.

Bu konuda Hollanda etiketli ürünü belki ayırabiliriz. Ancak üzerine basmalıyız ki Avusturya ve Meksika temsilleri bunu ‘popüler’lik olsun diye yapmıyorlar. Daha ziyade hikayelerine, temalarına ve ideolojilerine uyduğu için canlandırma gereği duyuyorlar.

Halley”, zombi filminin alışık olduğumuz kurallarını yıkıyor

Bu iki günün en çok beğendiğim eseri, sektörde kurguculuk da yapan Sebastian Hoffman’ın sinematografisini ve yönetmenliğini üstlendiği hiççi zombi filmi “Halley” oldu. “Dummy Jim” ile beraber şimdiye kadar adaylar arasında bu en dikkat çekici eser, resim tablolarını andıran “Andrei Rublev” (“Andrey Rublyov”, 1966) görünümlü mizansenlerini David Cronenberg, Wojciech Has ve M. Night Shyamalan’ı andıran bir atmosferle dolduruyor. Daha iyi tanımlamak gerekirse gotik korku omurgası body-horror gelenekleriyle yoğrulup zombi filmine bir karışım hazırlanıyor derim.

Kapitalizm hastalığının sıkıştırdığı bir gece bekçisine odaklanan eserin, sinemaskop oranında yakın planların, garip açıların ve röntgencilik duygusunun üzerinden bir ‘sabit kamera’ sınavı verdiği söylenebilir. Bunu yaparken son bölümdeki ‘hipnotik’ ve ‘mitik’ havaya bürünmesi de not düşülmeli. Ancak esasen grinin tonlarını canlandırıp belli bölümleri flu bırakırken ‘sanrı’ izlenimi yaratan kadrajlarıyla ‘arşivlenesi’ bir seviyeye ulaştığı bir gerçek. Hofmann belli ki ilerleyen dönemde işlevleriyle adından söz edeceğimiz bir isim olacak.

Zira zombi filminde böylesi minimal ve atmosfer yüklü yaklaşıma rastlamak pek mümkün değilken, özellikle de alt türün kalıplarının uzun süredir görmediği bir şekle sokulması ‘ibret veren karakter’i anlamlı kılıyor. Adeta bir yaşayan ölünün gözünden dünyaya bakarken, kapitalizmin yol açtığı yalnızlık sıkıntısının ‘ölüm’le ilişkilendirilebilecek melankolik bir ruh halinin temsilcisine dönüştüğü görülüyor.

Avusturya ve Hollanda temsilcileri sinemaskopu iyi kullanamıyor

Bunun yanında Daniel Hoesl’ın “Soldier Jane”i (“Soldate Jeannette”) ve Guido Van Driel’i “The Resurrection of a Bastard”ı (“De Wederopstanding Van Een Klootzak”) de aslında sinematografik açıdan bakınca kendi dünyalarına uygun hareket ediyorlar. Ancak bunlardan birincisinin bir suçlu/kiralik katil hikayesinin çevresine Haneke’vari huzursuz edici sekanslar yerleştirirken fazla serbestlikten çektiği kesin. Zira yönetmenin kadrajlarının ruhsuzluğu, Avusturya sinemasının ‘minimalist’ geleneğindeki mat renkler ve alan derinliği odaklı ‘iletişimsizlik’ bazlı alışkanlığı yakalayamamasını sağlıyor.

“The Ressurrection of a Bastard” ise Van Driel’in ilk yönetmenlik denemesinde sadece birkaç sinematografik anla anılmasına alan açıyor. Yılmaz Erdoğan’ın “Organize İşler”deki (2005) ‘görgüsüz’ helikopter kamera kullanımını zaman zaman akla getiren eser, özünde kültürel bir kara komedi. Ancak bu alanın kalıplarını uygularken karakterlerinin çekiciliğine bel bağlamayı ya da dramatik açıdan TV geleneğinin dışına çıkmayı beceremiyor. Bu da çizgi roman zeminini iyi değerlendiremeyen filmi, ‘déjà vu’ hissiyatıyla tüketilen bir tür denemesine olmaktan kurtaramıyor.

Slovakya çıkışlı bir Alman filmi izlenimi yaratan “My Dog Killer” (“Môj Pes Killer”), ülkedeki Neo-Nazi grubuna takılan ana karakterinin nefretine ve ırkçı duruşuna odaklı ilerliyor. Yalnızlığı çerçevesine alırken kaydırmalı kamera hareketiyle onu kavrayan ‘gözetleyici’ denebilecek uzun planlar içeriyor. Gaspar Noé, Andrei Tarkovsky ve Michael Haneke arasından filizlenen bir huzursuzluk yaratıp ‘gerçekçi’ bağlanmasıyla da 1.85:1 oranında belli bir mesafe katetmeyi beceriyor. Özellikle de ülkesine bakınca, ‘köy hayatı’nda yaşananları kültürel bir şiddet dışavurumu hikayesine çevirmesiyle “Soldier Jane”in üzerinde seyrediyor orası kesin!

Bu zaman diliminin en zayıf halkası “Karaoke Girl”

Ele aldığım toplamda ‘şiddet’ içeriği bulundurmayan iki eser ise bunların arasında ‘köşeye itilebilecek’ yapıtlar sunuyorlar nihayetinde. Bunlar arasında ‘en zayıf halka’ gibi görünen Tayland filmi “Karaoke Girl”ün (“Sao Karaoke”) ‘cinsel uyanış’ odaklı ve ‘el kamerası’yla çekilmiş ilk bölümdeki eserlerin arasına dahil edilecek bir kültürel hayat kadınlığı kimliği portresi sunduğu söylenebilir. Ancak bunu pembe dizisel bir yaklaşımla harmanlayıp cinsellik dozajı ve sınırları zorlama adına “Longing for the Rain”den (“Chunmeng”) farklı bir seviyeye ulaşamadığı ortada.

Yarışmanın ikinci Meksika çıkışlı eseri “Penumbra” ise bir anlamda “Gözetleme Kulesi” ile birlikte en belirgin safkan minimalist sinema yapıtını sunması sebebiyle ‘ayrıksı’ bir görünüme kavuşuyor. Ancak Eduardo Villanueva’nın da Esmer gibi ‘çiçekler, böcekler, ağaçlar ve yürüyüşler’ odağından dışarı çıkamayınca ‘taşra/doğa güzellemesi’nden öteye gidemediği söylenebilir.

 

Öyle ya da böyle, olmuş ya da olmamış fark etmeksizin şimdiye kadar her türlü tabandan yaklaşımlar gördüğümüz 13 filmden söz edebiliriz. Bu noktada iki Hollanda, iki Meksika ve iki Tayland ürününün bu duruma neler kattığı da incelenmeli. Kesin olan bir şey varsa o da bu ilk ve ikinci filmlerin genel anlamda yeni bir şeyler geliştirme sevdasının gayet belirgin olması. Ancak bir diğer bilinçlendirici not, sanki Avrupa toplumunun insanları sevgisizliğe iterek şiddete ve rahatsız edici görüntülere yol açtığı konusu olmalı. Böylece ‘aşırı’lıklar odağından akan yarışma filmlerinin ikinci ana kalbi ortaya çıkıyor.

Kerem AKÇAYA’a göre Festivalin programındaki en iyi 10 film:

1-Blancanieves

2-The Fifth Season (La Cinquième Saison)

3-Dummy Jim

4-Halley

5-The Master

6-Gergedan Mevsimi (Fasle Kargadan)

7-Spring Breakers

8-Lore

9-Stoker

10-They’ll Come Back (Eles Voltam)

Kerem AKÇAYA’a göre Altın Kaplan yarışmasının en iyi 5 filmi:

1-Dummy Jim

2-Halley

3-They’ll Come Back (Eles Voltam)

4-It Felt Like Love

5-The King (Su Re)

 Kaynak : [-]  Kerem Akça

Doğan Arslan, “Sanat dijital platformlarda üretilmeye başlandı. Facebook ulusal bir haber kanalı. Ok yaydan çıktı. Sanat da daha rahat ulaşılan bir şey haline geldi” diyor.

Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması’nda birinciliği paylaşan Doğan Arslan, görsel sanatlarla ifade gücünün arttığını söylüyor. “ Türkiye ekonomik durumu düzelir düzelmez, tasarımı keşfetti” diyen Arslan’a göre, ‘‘Gelecek dünyanın tasarım hayatı da dijital ortamda şekillenecek.’’

ABD ’ye giderek orada tasarımcı olarak hayatınızı sürdürdünüz, dışardan Türkiye nasıl görünüyor?

Türkiye’de son dönemde gözle görünür bir iyileşme var. Çeşitli festivallere merkez, bienaller burada. Bu da bir enerji oluşturuyor. Türkiye’deki gelişim yurtdışındaki eğitimli insanları da çekmeye başladı. Kendimizi daha rahat hissettiğimiz bir yer Türkiye.

Siz nasıl gittiniz?

1995’te Marmara Güzel Sanatlar Grafik Bölümü’nde master yapıyordum. Milli Eğitim Bakanlığı ’nın yurtdışı sınavına girdim. New York ’a gittim, orada mastırımı yaptım. Doktora için de Londra ’da bulundum. Tasarım, sanat, fotoğraf gibi farklı alanlarda çalıştım. Doktoram bitince New York’a geri döndüm, art direktör olarak çalıştım. Türkiye’den teklif gelince, İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde İnteraktif Tasarım Bölümü’nü kurmak için geri döndüm.

Tasarım Türkiye’de yeni bir kavram. İnsanlar tasarımın neleri değiştirdiğini yeni yeni fark ediyor…

Tasarım bence estetik ifadedir. Tasarımda her eğitim ufak objelerle başlar. Tasarım sizi yeni bir sandalye almaya sevkeder. Kendini iyi ifade eden bir bardak, fincan, elbise tasarımın bir parçasıdır. Moda da bir tasarımdır. Tasarımı bu şekilde düşünürsek, bu bir endüstridir. Farklı tasarımcılar her alanda yeni bir şeyler yaratmaya çalışıyor. Türkiye’de bu çok yeni. Türkiye ekonomi alanında kendisini düzelttikçe, estetikle, sanatla uğraşmaya başladı. Ben Türkiye’den ayrıldığımda Türkiye’de birtakım semboller vardı. Nazar boncuğu gibi. Son zamanlarda daha farklı işler yapılmaya başlandığını görüyorum.

 

“Aydın Doğan ödülleri globalleşti”

Aydın Doğan Karikatür Ödülleri’nde birincilik aldınız…

Aydın Doğan Karikatür Ödülleri artık globalleşti. Karikatür sanat mıdır değil midir tartışmaları sürerken bu tür yarışmalar karikatürü merkeze getiriyor. Karikatür söze gerek kalmadan, mizah, sanat, felsefenin girdiği bir alan. Sembolleri bilmeniz gerekiyor, düşünmeye sevk ediyor sizi. Bu yarışma dolaylı yönden felsefe ve eleştiriye, demokrasiye kapı açıyor.

Karikatür Türkiye’de sansür dönemlerinin en etkin muhalefet aracı…

Daha çarpıcı şekilde ifade eder. Karikatür aynı zamanda bir konuyu görsel olarak sunar. Karikatür zor bir sanattır, sorumluluğu vardır. Son zamanlarda karikatürün Hz. Muhammed’e hakaretle gündeme gelmesi de bunun devamı. Espri kalbe dokunur. Provokasyon oluşturan karikatürler o yüzden insanları üzebilir, riski vardır. Edebiyatla da, şiirle de provoke edebilirsiniz. İnsanın damarına dokunduğunuz gibi kalbine de dokunursunuz.

‘O an’ artık çok önemli “Kâğıt bitmez ama formlar değişiyor. ABD’de, İngiltere ’de gazetelerin satışı düştü. Dergiler dijital platformalara geçmeye başladı. İster istemez sanat da dijital platformlarda üretilmeye başlandı. (Üniversitede) İnteraktif tasarım bölümünü kurma sürecinde de biz oraya yöneleceğiz. Bu yeni trend. ‘O an’ çok önemli artık. Haberin de sanatın da hızlı olması da önem taşıyor artık. Facebook global bir haber kanalı. Ok yaydan çıktı. Sanat da bu platformlar üzerinden daha rahat ulaşılan bir şey hale geldi. Ben de çalışmamda yeni teknolojiyi gösterdim.”

 Kaynak : [-]

49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında ”Şöhret Yönetimi” semineri gerçekleştirildi.

Oyuncular Sendikası Genel Başkanı ve oyuncu Mehmet Ali Alabora, “Bizim mesleğimiz oyunculuk. Mesleğimiz şöhretlik değil. ‘Şöhret’ diye bir meslek yok” dedi.

Rixos Downtown Otel’de gerçekleştirilen seminerde konuşan Oyuncular Sendikası Genel Başkanı ve oyuncu Memet Ali Alabora, mesleğe yeniden başlasa kendisine birisinin, “Ne istediğini unutma” demesini istediğini anlattı.

Oyuncuların bu mesleğe para kazanmak için başlamadığına işaret eden Alabora, şöyle konuştu: “Oyuncu olmaya karar veren biri, hayatının bir zamanında, bir yerinde mutlaka ve mutlaka birileri tarafından seyredilmiş olduğuna kendini ikna etmiştir. Özellikle tiyatro sınavına gelen gençler ya sahneye çıkmıştır, ya bir şeyi anlatırken arkadaşları, ‘Senden ne oyuncu olur’ demiştir, ona öyle gelir. Diğer meslekler belki seçilmeyebilir, ama oyuncu olmak seçilir. Oyunculuk bir
sürü şeye rağmen yapılır. Yakınlarınıza, ailelerinize rağmen yapılır.”

En aydın ailelerin bile çocuklarının oyuncu olmasını istemediğini ifade eden Alabora, “Ahlaksız, felaket bir meslek olduğunu düşünürler. Biz hep ötekiyiz. Ahlaken problemliyiz diğerlerinin gözünde. Tanınmak ya da para kazanmak dediğimiz şey, bu işe neden başladığımızı unutturuyor” diye konuştu. Bir sürü arkadaşı, tanıdığı olduğunu, bir sürü şey konuştuklarını dile getiren Alabora, “Çok dizi çekince unuttular ne yapacaklarını. Bakın kayboluyorsunuz. Öyle bir yer burası. Bir iş teklifi, bir iş teklifi daha… Sürekli teklif geliyor. Sizde bir tedirginlik, ‘Ya bir daha gelmezse’ diye… Sizi parayla korkutmalarına izin vermeyin. Büyüklerimiz , ‘Akarken doldur, aman evladım geleceğini garantiye al’ diyor. Böyle bir şey değil oyunculuk. Ben öyle düşünmüyorum” diye konuştu.

Mehmet Ali Alabora, ailelerin çocuklarına “Mesleğin olsun, oyunculuğu sonra da yaparsın” dediğini anlattı. “Bizim mesleğimiz oyunculuk. Mesleğimiz şöhretlik değil. ‘Şöhret’ diye bir meslek yok” diyen Alabora, sözlerini şöyle sürdürdü: “-Şöhretine yatırım yap. Neyine yatırım yapacaksın? Mesleğinize yatırım yapmanız lazım. Biz sanatçıyız, doğru. Ama bize kim ‘sanatçı’ deyip bir yere oturtuyorsa, bu pohpohlamanın altında mutlaka bir sömürü yatar. Mesleğin en büyük sömürüsü: ‘Biz sanatçıyız 15 saat çalışıp gıkımızı çıkarmayız’. 20 saat çalışmışsın, saat 02.00… Hava karanlık, dışarısı buz gibi, titriyorsun, uykun var. ‘Ya bizim işimiz böyle, biz sanatçıyız’. Hayır. Bizimki de bir meslektir. Avukatlık, mühendislik, müteahhitlik gibi bir meslektir. Bizim mesleğimize yatırım yapmamız lazım. O şöhreti getirir.”

“Şöhret iğnenin ucunda balon gibi”

Cast Direktörü Tümay Özokur, oyuncu ajanslarının yeniden yapılanmasına ihtiyaç olduğunu kaydetti. Son yıllarda ajans sayısındaki artışı takip edemediğine değinen Özokur, sektörün en eskilerinden olduğu için de kendisine, “sektörün ak sakallı dedesi” muamelesi yapıldığını anlattı.

Açılan ajans sayısını kendisinin dahi takip edemediğine değinen Özokur, kendi ajanslarından ayrılarak kurulan menajerlik ajansı sayısının ise 5 olduğunu belirterek, “Biz deniz anasıyız, parçalandıkça büyüyoruz” dedi.

Şöhret olmanın artık çok kolay olduğunu vurgulayan Tümay Özokur, şöyle konuştu: “Reklam, dizi, sinema filmi ya da sansasyonel bir haberle bunu yakalayabilirsiniz. Ama şöyle bir gerçek de var ki şöhret olmak kolay, bunu devam ettirebilmek çok zor. Evlilik gibi bir şey bu. Her şey güzel başlar, bunu devam ettirebilecek sağduyuya, sevgiye, saygıya sahip olabilmek önemli. Biz şöhretler iğnenin ucunda balon gibiyiz. Gençlere bunu anlatmak zorundayız. Şöhret olduktan sonra herkes kendisini dünyanın merkezi sayıyor. Bizde herkes en güzel, herkes çok başarılı… Halbuki herkesin kendini çok iyi analiz etmesi gerekiyor. Komedi mi dram mı sanatçının kendisini tanıması önemli. Sanatçı bizi doğru algılamazsa, ‘Ben biliyorum’ derse, kariyer planlaması maalesef ki işe yaramaz. Karşınızdaki insan sizinle aynı lisanı konuşmalı ve sizin ne dediğinizi çok iyi anlamalı.”

“Toplum olarak çok ötekileştiriyoruz”

Psikoterapist Çağatay Öztürk, konuşmasının başında köşe yazarı Sevilay Yükselir’in “İlyas Salman neyin onurunu taşıyor?” başlıklı yazısını eleştirdi.

Öztürk, İlyas Salman ile seminerden kısa süre önce tanıştığını belirterek, “Bazı şeyleri toplum olarak çok ötekileştiriyoruz. Çok yadırgıyoruz” dedi. Öztürk, daha sonra salonda bulunan İlyas Salman’a “Şöhretin bedeli bu mu?” diye sordu. Öztürk’ün sorusu üzerine söz alan Salman, şöyle konuştu: “İnsanların dünya görüşü, ırkı, dini, mezhebi, kültürel yapısı ne olursa olsun bir tarafa bırakılmalı, yaptığı iş öne alınmalı. Söz gelimi benim halkla ilişkim yatak odamla olmamalı, önümdeki kadehle olmamalı. Film yaptım, gelir seyreder insanlar. İyiyse alkışlarlar, kötüyse yuhalarlar, yumurta atarlar, benim için fark etmez. Sokaktaki insanla ilişkim, ‘Filmini seyrettim, şöyle oynasaydın daha iyi olurdu, bu karakteri iyi analiz edememişsin’ deme hakkı vardır. Fakat bizim ülkemizde ve hatta birçok ülkede, sanatçı ile seyirci arasındaki ilişkiyi iletişim organları kuruyor. Bu iletişim organları senin özel yaşamına kadar giriyor.”

Semineri, yönetmen-senarist Ertem Göreç, oyuncular Selda Alkor, Gülsen Tuncer, Eşref Kolçak, İlyas Salman, Ahu Tuğba, Nuri Alço, Mine Soley, Türkiye Sinema Eserleri Sahipleri Meslek Birliği (SE-SAM) Başkanı Yılmaz Atadeniz ve genç oyuncular da izledi.

Kaynak :[-]