Şunun için etiket arşivi: sınav

ekingoreNar Sanat Eğitim Kursu olarak öğrencilerimizi Güzel Sanatlar Liselerine ve Konservatuarlara hazırlamaya devam etmekteyiz. Sevgi Gencan eğitmenimizin Resim öğrencisi olan Ekin GÖRE; çalışması ve azmi sonucunda Aşık Veysel Güzel Sanatlar Lisesi’ni birincilikle kazanmıştır. Çalışmasının, dikkatinin ve azminin sonuçları bizleri ve ailesini gururlandırarak sonuçlandırmıştır.

Nar Sanat Eğitim Kursu olarak bizlere, Sevgi eğitmenine ve ailesine bu gururu yaşattığı için kendisi tebrik eder, teşekkürlerimizi sunar, başarılarının devamını diler ve bir sonraki başarılarında da Ekin’in yanında olacağımızı bildiririz.

Aşık Veysel Güzel Sanatlar Lisesi Hakkında

2013 Haziran ayından itibaren Güzel Sanatlar Lisesine dönüştürülmüştür. 2014 Eylül ayında Beylikdüzü Gürpınar Kültür Merkezi binasına taşınmıştır.

Okulda Güzel Sanatlar Lisesi müfredatı uygulanmaktadır. Yatılı bölümü bulunmayan gündüzlü ve tekli eğitim vermektedir. Öğrenciler özel yetenek sınavı ile alınmaktadır. Resim ve müzik alanlarında eğitim verilmektedir.

Amacı güzel sanatlar fakültelerine öğrenci yetiştirmektir. Okul ilk mezunlarını 2013-2014 eğitim öğretim yılında vermiştir. Mezun olan 35 öğrenciden 25’i üniversiteye yerleşmiştir.

Öğrenci başarısında diğer faktörleri de devreye sokmak için çalışmalar yapılmaktadır. Özellikle öğretmen ve öğrencilerin motivasyonu, eğitim materyallerinin tamamlanması, hedefli ve disiplinli eğitim anlayışı, teknolojik yönden tam bir eğitim ortamı sağlama çalışmaları tüm hızıyla devam etmektedir.

sinem-vedatNar Sanat Eğitim Kursu olarak öğrencilerimizi Güzel Sanatlar Liselerine ve Konservatuarlara hazırlamaya devam etmekteyiz. Aslı Gürbüz eğitmenimizin İşitme ve Piyano öğrencisi olan Sinem VEDAT; çalışması ve azmi sonucunda Aşık Veysel Güzel Sanatlar Lisesi’ni kazanmıştır. Derslerindeki dikkatinin ve çalışmasının yanı sıra müsait olduğu günlerde de kurumumuza gelip dersliklerimizde çalışarak, çabalayarak ve vaktinden ödün vererek bu başarıya giden yolda adımlarını hızlandırmış ve sonuca ulaşmıştır. Bu arada saçları gibi çok renkli bir kişiliğe de sahiptir. :)

Nar Sanat Eğitim Kursu olarak bizlere, Aslı eğitmenine ve ailesine bu gururu yaşattığı için kendisi tebrik eder, teşekkürlerimizi sunar, başarılarının devamını diler ve bir sonraki başarılarında da Sinem ‘in yanında olacağımızı bildiririz.

Aşık Veysel Güzel Sanatlar Lisesi Hakkında

2013 Haziran ayından itibaren Güzel Sanatlar Lisesine dönüştürülmüştür. 2014 Eylül ayında Beylikdüzü Gürpınar Kültür Merkezi binasına taşınmıştır.

Okulda Güzel Sanatlar Lisesi müfredatı uygulanmaktadır. Yatılı bölümü bulunmayan gündüzlü ve tekli eğitim vermektedir. Öğrenciler özel yetenek sınavı ile alınmaktadır. Resim ve müzik alanlarında eğitim verilmektedir.

Amacı güzel sanatlar fakültelerine öğrenci yetiştirmektir. Okul ilk mezunlarını 2013-2014 eğitim öğretim yılında vermiştir. Mezun olan 35 öğrenciden 25’i üniversiteye yerleşmiştir.

Öğrenci başarısında diğer faktörleri de devreye sokmak için çalışmalar yapılmaktadır. Özellikle öğretmen ve öğrencilerin motivasyonu, eğitim materyallerinin tamamlanması, hedefli ve disiplinli eğitim anlayışı, teknolojik yönden tam bir eğitim ortamı sağlama çalışmaları tüm hızıyla devam etmektedir.

Resim Akademi 2016

Nar Sanat Eğitim Kursu, Resim dersleriyle Akademi Yolunda…

2009’dan bu yana İstanbul Bakırköy’de Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak, sanat alanında eğitim veren özel bir kurum olan Nar Sanat Eğitim Kursu, Tiyatro,Dans,Müzik,Resim gibi ana sanat dallarında dersler vermektedir.

Bunun yanı sıra, Öğrencilerin Kendilerini gösterebilmeleri için eğitim aldıkları alanlarla ilgili yıl içinde ve yıl sonunda geniş kapsamlı olarak etkinlikler düzenlenmektedir.

Nar Sanat Eğitim Kursu, Akademi Resim sınıfında yer alan öğrencileri  Yetenek Sınavlarına hazırlayarak Türkiye genelinde yer alan, üniversitelere öğrenciler yerleştiriyor.

İşte Türkiye’deki ”Yetenek Sınavlarını” gerçekleştiren Üniversiteler.

İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

ÖZYEĞİN ÜNİVERSİTESİ-İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

TOBB EKONOMİ VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

MEF ÜNİVERSİTESİ – İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

KADİR HAS ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

TİCARET ÜNİVERSİTESİ-İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

YAŞAR ÜNİVERSİTESİ-İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

GEDİZ ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ-İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ-İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

MEF ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

ATILIM ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ – İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

MELİKŞAH ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

ULUSLAR ARASI ANTALYA ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

SABAHATTİN ZAİM ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK

HASAN KALYONCU ÜNİVERSİTESİ – İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ-İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

BİLGİ ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK ÜNİVERSİTESİ

İHSAN DOĞRAMACI BİLKENT ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ –İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

IŞIK ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

ORHANGAZİ ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

FATİH SULTAN MEHMET VAKIF ÜNİVERSİTESİ – İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

AREL ÜNİVERSİTESİ – İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ-İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ-İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

NUH NACİ YAZGAN ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ-İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ-İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

PLATO MESLEK YÜKSEK OKULU – GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

OKAN ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ- GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

MERSİN TOROS ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL NİŞANTAŞI ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL ŞİŞLİ MESLEK YÜKSEK OKULU- GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL BEYKENT ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL AREL ÜNİVERSİTESİ- GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL DOĞUŞ ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL KADİRHAS ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL ATAŞEHİR ADI GÜZEL MESLEK YÜKSEK OKULU- GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ- GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

TURGUT OZAL ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ –GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ- GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

BARTIN ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ- GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

TRAKYA ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ- GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL IŞIL ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

KKTC YAKINDOĞU ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL KAVRAM MESLEK YÜKSEK OKULU –GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL ESENYURT ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL KADİRHAS ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

HİTİT ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL GELİŞİM ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

GEDİZ ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

FARUK SARAÇ TASARIM MESLEK YÜKSEK OKULU –GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ –GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

AMASYA ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

KIRŞEHİR AHİ EVRAN ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

GEDİK MESLEK YÜKSEK OKULU-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

SİNOP ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

NEVŞEHİR HACI BEKTAŞİ VELİ ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUKL YAŞAR ÜNİVERSİTESİ – GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

DÜZCE ÜNİVERSİTESİ – GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

FIRAT ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

ANTALYA AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

ESKİŞEHİR ANADOLU ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL HALİÇ ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL ŞİŞLİ MESLEK YÜKSEK OKULU-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL GELİŞİM ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL PLATO MESLEK YÜKSEK OKULU-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

FARUK SARAÇ TASARIM MESLEK YÜKSEK OKULU-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL AREL ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

SAKARYA ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

ORDU ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

TUNCELİ ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

MERSİN ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

NİĞDE ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

ADANA ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

EGE ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL MARMARA ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL BEYKENT ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL ATAŞEHİR ADI GÜZEL ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL OKAN ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL NİŞANTAŞI ÜNİVERSİTESİ- MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL KAVRAM ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL AREL ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL BEYKENT ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

ABANT İZEET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

UŞAK ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

AYDIN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

ANKARA ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

 ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
 ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ –RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ –RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
ANADOLU ÜNİVERSİTESİ –RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ –RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
CUMHURİYET  ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ –RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
 DİCLE ÜNİVERSİTESİ –RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
DOKUZ EYLÜL  ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
 ERCİYES ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
GAZİ ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ- RESİM ÖĞRETMENLİĞİ
 İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
 KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMELİĞİ BÖLÜMÜ
 KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
MİMAR SİNAN ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
 MARMARA ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
MUĞLA ÜNİVERSİTESİ- RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ –RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
 NİĞDE ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
  ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ –RESİM ĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
 SAKARYA ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
 SELÇUK ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ
ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ(ODTÜ)- ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
TOBB EKONOMİ VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ-ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ-ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ-ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
ÖZYEĞİN ÜNİVERSİTESİ-ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
İSTANBUL BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ- ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
İSTANBUL KADİRHAS ÜNİVERSİTESİ-ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
İSTANBUL AREL ÜNİVERSİTESİ- ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
MELİKŞAH ÜNİVERSİTESİ-ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
GAZİ ÜNİVERSİTESİ-ENDÜSRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
İSTANBUL MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ-ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
SELÇUK ÜNİVERSİTESİ-ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ – ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ-ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
KARABÜK ÜNİVERSİTESİ – ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
Akademi Resim” ders içeriği ile ilgili detaylı bilgileri aşağıda yer alan adresten sağlayabilirsiniz.

 

Burcu KAYIK

[email protected]

Her yıl Haziran ve Kasım ayında yapılan London College of Music sınavları için Pera Güzel Sanatlar Lisesi 2016 yılında Trinity College London ile çalışma kararı aldı. Nar Sanat Eğitim Kursu LCM için Eğitim ve sınavlarının yapıldığı SINAV MERKEZİDİR. Sınavda okul değişikliği olduğu için sınav kitaplarında da değişiklik yapıldı. Kitap ücretlerinde bir değişiklik olmadı.

Haberin tarihi: 29 Şub 2016

London College of Music Nedir?

London College of Music’in Grade ve Diploma Sınavları, sınava girenlere, sahip olduğu bilgi ve beceriyi kanıtlama ve uluslararası geçerliliğe sahip bir belgeye sahip olma imkanı sunmaktadır. LCM, uluslararası düzeyde kabul gören akreditasyon kurumu Ofqual tarafından akredite edilmiştir. Sınavlar her yıl Haziran ve Kasım aylarında yapılır. İngiltere Ulusal Eğitim Bakanlığı denetim elemanları tarafından yapılan LCM sınavlarının uluslararası sınav kurulları içerisinde ciddi bir saygınlığı vardır. LCM sınavları Qualifications and Curriculum Authority (QCA) (Nitelikler ve Müfredat Kurumu) tarafından ve The National Qualifications Framework (NQF) (Ulusal Kualifikasyon Çerçevesi) standartları doğrultusunda ulusal ve uluslararası akreditasyona sahiptir. Çok sayıda ülkede uygulanan bu sınavlar, çeşitli seviyeleri, seviyeler için gereken beceri ve bilgi standartları, seviyelerin birbirleriyle bağıntısı ve aşamalı süreçleri ile dünyada eşi benzeri bulunmayan bir yapıdadır.


 

Sınavların Temel Özellikleri

1- Grade ve Diploma derecelerinde geniş bir portfolyöye sahiptir. Her çeşit enstrüman için seçenekler bulunmaktadır.
2- Grade 8 derecesi, Ofqual tarafından müzik lisesi mezunu seviyesinde kabul edilmektedir. Adayların bu seviyede elde edecekleri başarı, üniversiteye girişlerinde büyük önem arz etmektedir.

OFQUAL AKREDİTASYONU

1- Kurumsal Tanınma Akreditasyon kurumumuz West London Üniversitesi’nin Büyük Britanya’daki Ofqual (Nitelik ve Sınav Düzenleyici Kurum), Galler Bölgesi’ndeki DCELLS ve Kuzey İrlanda’daki CCEA kurumları tarafından tanınırlığı vardır.
2- Nitelik Akreditasyonu Dolayısıyla çok çeşitli konulardaki Grade belgeleri ile performans ve öğretmenlik diplomaları Ofqual, DCELLS ve CCEA tarafından tanınmaktadır. Bu belgelerin tanınması için sınavların, içerik, yürütme, değerlendirme ve raporlama prosedürlerinin kriterlere kesinlikle uygun olması gerekmektedir.
Sistemin seviyeleri Grade ( Derece ) ve Diploma sınavları şeklindedir.


 

Sınav Seviye Değerlendirme Tablosu

EŞDEĞER STANDART SEVİYELER LCM SINAVLARIN QF
Seviye 7 FLCM Müzik Performans Master derecesi modülü
Seviye 6 – 7 A seviyesi
Seviye 6 LLCM Müzik Performans ve Müzik Öğretmenliği Üniversitenin son yılı modülü (Lisans)
Seviye 5 ALCM Müzik Performans ve Müzik Öğretmenliği Üniversitenin ikinci yılı modülü (Ön lisans)
Seviye 4 Dip LCM Müzik Performans ve Müzik Öğretmenliği Üniversitenin birinci yılı modülü
Seviye 3 Seviye 8 seviye ( Lise Mezunu )
Seviye 2 Seviye 4 – 5 GCSE Seviyeleri A* – C
Seviye 1 Seviye 1 – 3 GCSE Seviyeleri D – G

 


Lcm Öğrenci Adayları 

London College of Music sınavlarına girmek isteyen öğrenciler başvurularına Eylül ayından itibaren başlayabilirler. Sınav seviyelerinin çalıştıkları öğretmen tarafından belirlenmesi gerekmektedir. Eğitim alınan kurum veya öğretmen bu konuda öğrenci adayına en doğru cevabı verecektir. Başvuruların erken yapılması sınav kitaplarının temini açısından önem taşımaktadır. Sınav kitapçıkları ve repertuar notaları adayın başvurmasının ardından genel merkezden temin edilir. Kitaplar İngiltere’den geldiği için geç başvurular öğrencinin sınava hazırlanma sürecini kısaltmaktadır.


LCM sınavına girecek öğrenci adayları;

A – Sınav Başvuru Formunu eksiksiz doldurmalı,
B – 1 adet vesikalık resim,
C – Nüfus kağıdı fotokopisi,
D – Sınav harcı ve kitap parasını LCM sınav merkezine eksiksiz teslim etmelidir.
Öğrenci adayları LCM sınav merkezlerinde ilan edilen yıllık sınav harcı ve kitap parası dışında bu sınavlara katılmak için (eğitim aldıkları kurumun veya öğretmenin bedeli haricinde) başka bir bedel ödemezler.


 

Grade Ve Diploma Sınavları

Öğrenci kendi bilgi ve becerisine göre öğretmenin tespit ettiği dereceden başlayabilir. Bazı sınav seviyelerini geçmek için Teori sınavını vermek gerekir (Örneğin Grade 8 derecesinden mezun olabilmek için Teori 5 seviyesinde başarı göstermek gerekir). Grade 8 mezunu, tüm dünyada MÜZİK LİSESİ mezunu sayılmaktadır.


 

Diploma Seviyelerinde

Performans, Bestecilik ve Öğretmenlik seçenekleri vardır. Pre Preparatory ( Başlangıç seviyesinde)

Grade Sınav Seviyeleri

  • Step 1
  • Step 2
  • Grade 1
  • Grade 2
  • Grade 3
  • Grade 4
  • Grade 5
  • Grade 6
  • Grade 7
  • Grade 8

 

Grade Derecesi Bölümleri

  • Piano/ Piyano
  • Singing/ Şan
  • Pop Vocal/ Müzikal – Pop Şarkıcılığı
  • Classıcal Guitar/ Klasik Gitar
  • Bass Guitar/ Bas Gitar
  • String/ Yaylı Sazlar / Keman – Viyola – Çello
  • Woodwınd/ Flüt – Obua – Klarinet – Saksafon
  • Brass/ Trompet – Trombone – Tuba – French Horn – Cornet
  • Drum Kits/ Vurmalı Sazlar – Bateri
  • Organ/ Org
  • Harp
  • Theory/ Müzik teorisi

 

Diploma Sınav Seviyeleri

  • DipLCM / Önlisans (1)
  • ALCM – Associate / Önlisans (2)
  • LLCM – Licentiate / Lisans
    FLCM – Fellowship
    Yüksek Lisans

Diploma seviyelerinde Performans bestecilik ve öğretmenlik seçenekleri vardır.


Diploma Derecesi Bölümleri

  • Piano/ Piyano
  • Singing/ Şan
  • Classıcal Guitar / Klasik Gitar
  • String / Yaylı Sazlar / Keman- Viyola- Çello
  • Woodwınd / Flüt – Obua – Klarinet- Saksafon
  • Brass / Trompet – Trombone – Tuba – Frenc Horn – Cornet
  • Percussion / Perküsyon
  • Organ/ Org
  • Theory / Müzik Teorisi
  • Composition / Kompozisyon

Haberin tarihi: 29 Şub 2016

davetiye

 

Artev Sanat Galerisi yeni yılın ilk sergisini 23 Ocak Cumartesi günü saat 15.00 ‘da açıyor. Ayrıca sergi; Hale Şakar Ürkmezgil, Alp Bartu, Bahattin Odabaşı, Basri Erdem ve Ali Candaş gibi önemli sanatçılara ev sahibeliği yapacak.

 

Şehnaz Hale Şakar Ürkmezgil Kimdir?

Şehnaz Hale Şakar Ürkmezgil (d. 1949, Ankara), Türk heykeltıraş. İstanbul’un Bakırköy ilçesinde yaşamaktadır. 1973 yılında eski adı ile DTGSYO (Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu), şimdiki adı ile Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Serbest – Grafik İllüstrasyon Bölümü’nden mezun oldu.

1973-1990 yılları arasında reklam sektöründe art direktör ve kreatif direktör olarak çalıştı. 1989 yılından sonra seramik ile başladığı çalışmalarını bronz heykele yönlendiren sanatçı, 1997 yılından bu yana figüratif tarzda, mermer yontu ve bronz döküm ile çalışmalarını sürdürmektedir.

hale ürkmezgil (2)KİŞİSEL SERGİLER:

1996  Gülmine Sanat Merkezi…Seramik Heykel

1998  Kıbrıs / Lefkoşa Saçaklı Ev…Bronz Heykel

2000  İst.The Marmara Opera Sanat Koridoru…Bronz Heykel

2000  Ankara / Karaca Sanat Galerisi…Bronz Heykel

2001  İst.The Marmara Opera Sanat Koridoru…Bronz Heykel

2002  Pera Sanat Galerisi …Bronz Heykel

2002  Ankara / Şekerbank Ömer Sunar Sanat Galerisi…Bronz Heykel

2004  Ankara / Galeri Sanat Yapım…Bronz Heykel

2005  Çağla Cabaoğlu Art Gallery…Bronz Heykel

2007  Bakraç Sanat Galerisi…Bronz Heykel ve Desen

2007  Karadeniz Ereğli / 14.Uluslararası Kültür Sanat Festivali…Bronz Heykel ve Desen

2010  Levent Tenis Klübü “Desenleme” Sergisi

2011  Bakraç Sanat Galerisi

2011  Doku Sanat Galerisi/İstanbul

2011  Doku Sanat Galerisi/Ankara

2012  Artev Sanat Galerisi

2012 Doku Sanat Galerisi / Heykel / Desen – İstanbul

2013 Doku Sanat Galerisi / Heykel -İstanbul

2014 Doku Sanat Galerisi / Heykel-İstanbul

2015 Doku Sanat Galerisi / Heykel – İstanbul

2015 Krişna Sanat Galerisi / Heykel / Desen – Ankara

 

YURT DIŞI SERGİLER / ETKİNLİKLER:

1997  Almanya / Hannover-Türk Evi

1997  Almanya / Köln-Atatürkçü Düşünce Derneği

2002  Umut Vakfı”Bireysel Silahsızlanma ve Bireysel Barış”Heykel Yarışması

Onun Silahı Sevgi ,heykeli ile Seçici Kurul Teşvik Ödülü

2002  Ankara Gazi Eğitim Üniversitesi Resim ve Heykel Müzesi”Sevgi Emektir”heykeli

2003  Fransa / ”Roumaziéres – Loubert – Sculptures dargile”Performans yarışması

2013 “90′ıncı yılda 90 Türk sanatçısı Berlin’de” konsepti ve “Özgür ve 90″  /T.C. Berlin Büyük Elçiliği

   FUAR VE BAZI KARMA SERGİLER

1992  Kadın Eserleri Kütüphanesi

1993  Pera Sanat Galerisi

1997  Yunus Emre Kültür Merkezi( Basad )

1998  Yunus Emre Kültür Merkezi

1999  Ankara / Su Ana Sanatevi

2000  10.Art İst Sanat Fuarı ( Su Ana Sanatevi )

2001  1.Ankara Sanat fuarı – Ankart ( Su Ana Sanatevi )

2001  İst. Menkul Kıymetler Borsası ( Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği )

2001  2001 Sanat Galerisi

2002  Uluslararası Çağdaş Sanat Buluşması Lütfü Kırdar ( Pera Sanat Galerisi )

2002  2.Ankara Sanat Fuarı – Ankart ( Galeri Oda )

2002  Artİst 12. İstanbul Sanat Fuarı – Tüyap ( Pera Sanat Galerisi )

2002  İzmir / Resim ve Heykel Müzesi Sanat Galerisi

2002  Çağla Cabaoğlu Art Gallery

2002  Harbiye Askeri Müze ( Basad )

2003  Bakraç Sanat Galerisi

2003  İstanbul Basın Müzesi Sanat Galerisi

2003  Uluslararası Çağdaş Sanat Buluşması Lütfü Kırdar ( Çağla Cabaoğlu Art Gallery )

2003  Artİst 13. İstanbul Sanat Fuarı – Tüyap ( Lebriz Com )

2003  Antalya / Ansan Sanat Galerisi

2004  8 Mart Dünya Kadınlar Günü, Kadın Karması ( Pera Sanat Galerisi )

2004  Ankara / Galeri Sanat Yapım “Kadın”

2004  Artİst 14. İstanbul Sanat Fuarı  – Tüyap ( Lebriz Com )

2004  Uluslararası Çağdaş Sanat Buluşması Lütfü Kırdar ( Bakraç Sanat Galerisi )

2005  Artİst 15. İstanbul Sanat Fuarı – Tüyap ( Lebriz Com )

2005  Antalya / ahk interiors ( Çağla Cabaoğlu Art Gallery )

2005  Uluslararası Çağdaş Sanat Buluşması Lütfü Kırdar ( Bakraç Sanat Galerisi )

2006  8 Mart Dünya Kadınlar Günü, Kadın Karması ( Pera Sanat Galerisi )

2006  Artİst 16. İstanbul Sanat Fuarı – Tüyap ( 2001 Sanat Galerisi )

2006  Art İstanbul Çağdaş Sanat Günleri – Antrapo ( Bakraç Sanat Galerisi)

2007  Ankara / Karaca Sanat Galerisi “10.Yıl”Kişisel Katılımcılar

2007  Ankara / Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği “37.Yıl”

2008  Beşiktaş Çağdaş 3. Sanat Fuarı MKM ( Ortaköy Sanat Galerisi )

2009  86/86 Cumhuriyet Sergisi (Cumhuriyet Sanat Galerisi Taksim Meydanı)

2009  Nişantaşı Sanat Parkı (Sinpa A.Ş / Şişli Belediyesi)

2010  Birleşmiş ressamlar ve Heykeltraşlar Derneği (BRH) Sergi ve Work Shop

2010  Art Show 2010. MKM

2010  Doku Sanat Galerisi (Yaz Karma Sergisi)

2011 Artev  Sanat Galerisi

2011 Eskişehir Sukurusu Atölyesi  “Ucube Sergisi” / Eskişehir

2011 Nar Sanat İstanbul 8 Mart / 8 Kadın Sanatçı Sergisi

2011 “Ustaya Saygı” Heykel Sergisi MKM

2012  “42. Yılı için 142 sanatçı “BRHD

2012  Artev Sanat Galerisi

2012 Galeri Sanat Yapım (30.Yıl Sergisi) , Ankara

2013 Next Level, Ankara

2013 İstanbul ARTBOSPHORUS Çağdaş Sanat Fuarı

2013 Işık Üniversitesi Galerisi -Şile  8 Mart Dünya Kadınlar Günü

2014 GÖRSAV “Buluşma”-İstanbul

2014  Romen geneleksel Martişor Kutlaması ve   Dünya Kadınlar Günü ne adanmış “2014 Kadın Sanatçılar Günü”  Romanya Büyükelçiliği – Ankara

2014 Artev Sanat galerisi – İstanbul

2014 Doku Sanat Galerisi “Güz Karması” / İstanbul

2015 GÖRSAV “Cam Tavanı Delen Kadınlar” – İstanbul

2015 Bahçede Heykel / İstanbul

 

ali-candaş-sonALİ CANDAŞ KİMDİR?

Ali Candaş (d. 1940 Trabzon / Beşikdüzü), İstanbul ‘da yaşamaktadır. İlköğrenimini Erzurum Gazi İlkokulunda yaptı. 1952 yılında Erzurum Pulur Köy Enstitüsü’ne sınavla girdi.1956 yılında İstanbul, Çapa öğretmen Okulu resim semineri öğrencisi oldu. 1959 yılında Bu okuldan ilkokul öğretmeni olarak mezun oldu. Aynı yıl İstanbul- Çatalca Bahşayiş köyü öğretmeni oldu Aynı yıl Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nü ikincilikle kazandı. 1962 yılında resim-iş öğretmeni olarak Urfa Kız Öğretmen Okulu’na atandı. 1965’te Trabzon Karma Ortaokuluna nakli çıktı. Aynı yıl, Ordu, Perşembe Öğretmen Okulu resim-İş öğretmenliğine geçiş yaptı. 1971 yılında ilk kişisel sergisini bu şehirde açtı. 1973 yılında İstanbul-Çapa Öğretmen Okulu resim öğretmenliğine atandı. Bu okulda beş yıl çalıştıktan sonra 1978 yılında İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü’ne geçti. (Şimdiki adıyla Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü. Aynı kurumdan Prof. Ünvanı ile 2006 yılında kendi isteği ile emekli oldu.

 

Kişisel sergiler

  • 1971 Ordu Halk Kütüphanesi–Ordu
  • 1983 İstanbul -Ankara ;Taksim Sanat Galerisi-İstanbul –Parmakkapı İş Sanat Galerisi-İstanbul ,Turkuvaz Sanat Galerisi – Ankara
  • 1984 İstanbul – İzmir; Resim Heykel Müzesi – İzmir, Taksim Sanat Galerisi – İstanbul
  • 1985 Ankara Turkuvaz Sanat Galerisi – Ankara
  • 1986 İstanbul; Ankara Taksim Sanat Galerisi – İstanbul, Yaratım Sanat Galerisi – Ankara
  • 1987 İstanbul Ramko Sanat Merkezi – İstanbul
  • 1988 İstanbul, Ankara,İzmir;Dönüşüm Sanat Galerisi – Ankara, Leonardo Sanat Galerisi-İzmir, Gorbon Sanat Galerisi-İstanbul,Ümit Yaşar Sanat Galerisi-İstanbul
  • 1989 İstanbul Atatürk Sanat Galerisi- A.E.F. İstanbul, Altıneller Sanat Galerisi- İstanbul
  • 1990 Ankara Doku Sanat Galerisi- Ankara
  • 1991 Ankara Doku Sanat Galerisi – Ankara
  • 1992 Ankara, İzmir; Emlakbank Sanat Galerisi- Ankara, Leonardo Sanat Galerisi- İzmir
  • 1993 Bandırma, Ankara, İstanbul; Kocaeli Bandırma Belediyesi Sanat Galerisi-Bandırma,Doku Sanat Galerisi – Ankara

Alkent Actuel Art Galeri- İstanbul, Kocaeli Üniversitesi Sanat Galerisi– Kocaeli

  • 1994 İstanbul Karsu Tekstil Sanat Galerisi- İstanbul
  • 1995 İstanbul ,Ankara Doku Sanat Galerisi – Ankara, Alkent Actuel Art Galeri – İstanbul
  • 1996 Ankara, Antalya, İstanbul Doku Sanat Galerisi – Ankara,Türkiye Kalkınma Bankası Sanat Galerisi- Antalya,6.Sanat Fuarı – İstanbul, Karsu Tekstil Sanat Galerisi – İstanbul
  • 1997 Adapazarı, Ankara, Didim, İstanbul Sakarya Sanatevi – Adapazarı, Doku Sanat Galerisi – Ankara,Didim Sanat Galerisi – Didim, Doku Sanat Galerisi – Ankara, Meb Sanat Galerisi-İstanbul
  • 1998 Ankara Doku Sanat Galerisi – Ankara
  • 1999 İzmir, Ankara,Antalya Vakko Sanat Galerisi-İzmir, Doku Sanat Galerisi- Ankara, Orkun-Ozan Sanat Galerisi- Antalya
  • 2000 İstanbul, Ankara Garanti Sanat Galerisi – İstanbul, Doku Sanat Galerisi – Ankara
  • 2001 İzmir, Ankara Temizocak Sanat Galerisi – İzmir, Doku Sanat Galerisi – Ankara
  • 2002 İstanbul Doku Sanat Galerisi – İstanbul, Alkent Actuel Art Galeri – İstanbul
  • 2003 Ankara Doku Sanat Galerisi – Ankara
  • 2004 İstanbul, Adana; Ankara Atatürk Kültür Merkezi – Taksim – İstanbul, Doku Sanat Galerisi – Ankara, Sanatçılar Der. Galerisi – Adana, Myra Sanat Galerisi – İstanbul
  • 2005 İstanbul; Ankara Doku Sanat Galerisi – İstanbul, Doku Sanat Galerisi – Ankara, Bakraç Sanat Galerisi – İstanbul
  • 2006 İstanbul,Ankara Doku Sanat Galerisi – İstanbul, Doku Sanat Galerisi – Ankara, Cream Art Sanat Galerisi – İstanbul
  • 2007 İstanbul, Ankara Doku Sanat Galerisi – İstanbul, Doku Sanat Galerisi – Ankara
  • 2011 İstanbul, Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği sergi salonu –Fotoğraf Sergisi

Karma Sergiler

SERGİLER – KARMA VE GRUP

  • 1973 İstanbul -Ankara DYO sergisi İzmir – Ankara – İstanbul , 34.Devlet Resim Sergisi- Ankara – İstanbul
  • 1975 İstanbul İstanbul Arkeoloji Müzesi Açık Hava Sergisi
  • 1976 İstanbul İrfan Ertem Sanat Galerisi – İstanbul
  • 1979 İstanbul Eğitimci Ressamlar Sergisi- Taksim Sanat Galerisi – İstanbul
  • 1983 İstanbul, Mersin, Ankara Günümüz Sanatçıları 4. Açık Hava Sergisi- İstanbul,Uluslararası 9. Mersin Festivali, Sergisi – Mersin,44. Devlet Resim Heykel Sergisi – Ankara
  • 1984 İstanbul , Ankara, Cezayir; İzmir Günümüz Sanatçıları 5. Sergisi – İstanbul, Enka Sergisi – İstanbul, İnönü Vakfı Sergisi – İstanbul, Türkiye –Cezayir Sergisi – Ankara – Cezayir, DYO Sergisi – İzmir – Ankara
  • 1985 İzmir, Ankara, İstanbul, Bursa Adalar Belediyesi Sergisi, DYO Sergisi – İzmir – Ankara – İstanbul – Bursa, 45. Devlet Resim – Heykel Sergisi – Ankara – İstanbul – İzmir, İzmir Ticaret Odası 100.yıl Sergisi – İzmir
  • 1986 İstanbul, Ankara, Eskişehir ,İzmir 1. Asya – Avrupa Bienali Sergisi – Ankara, Türkiye Jokey Klübü Sergisi – İstanbul

T.B.M.M. Egemenlik Sergisi, T.P.A.O. Atatürk Yarışması Sergisi – Ankara, Esbank Yunus Emre Sergisi – Eskişehir – Ankara – İstanbul – İzmir

  • 1987 İstanbul, Eskişehir, Ankara, Bursa, Tekirdağ, Trabzon Lisesi 100.yıl Sergisi- İstanbul, Esbank – Yunus Emre Sergisi – Eskişehir – İstanbul – Ankara – Bursa, Selahattin Taran Anısı Sergisi- İstanbul – Ankara, Bandırma Kuş Cenneti Festivali Sergisi – Ankara, Tekirdağ – Kiraz Festivali Sergisi – Tekirdağ, Tekel Sergisi – İstanbul
  • 1988 İstanbul,Ankara,Bandırma, Lahey, Eskişehir,T.B.M.M. Egemenlik Sergisi – Ankara, Pamukbank 37.yıl Sergisi- İstanbul

Bandırma Festivali Sergisi- Bandırma, Lahey Sergisi – Lahey, Yunus Emre Sergisi – Eskişehir,

  • 1989 İstanbul, Ankara Gorbon Sanat Galerisi Yaz Sergisi, Öğretim Üyeleri Sergisi- İstanbul, 50.Devlet Resim-Heykel Sergisi- Ankara
  • 1990 İstanbul, Avusturya,Salzburg AIAP (UPSD) Dayanışma Sergisi, İ.Ü.İşl.Fak. Kulübü karma Sergisi – İstanbul

Öğretim Üyeleri Sergisi – Viyana – Avusturya, Öğretim Üyeleri Sergisi – Salzburg

  • 1991 İstanbul, Avusturya Öğretim Üyeleri Sergisi – Gras – Avusturya, Dünya Kadınlar Günü Sergisi]] – İstanbul, İ.T.Ü. Sanatçı Elele Sergisi – İstanbul
  • 1992 İstanbul Geçmişten Günümüze Karma Sergisi – İstanbul, Benadam Sanat Galerisi – İstanbul
  • 1993 İstanbul, Ankara Kas Hastalıkları Derneği Sergisi – İstanbul, Haydarpaşa Numune Hastanesi Sergisi – İstanbul, Çıplak Estetiği Sergisi – Ankara
  • 1994 İstanbul R-Türk Kanser Derneği Sergisi – İstanbul, Kas Hastalıkları Derneği Sergisi – İstanbul, Maltepe Bel. Füsun Kahveci San. Gal. Sergisi – İstanbul
  • 1995 Kişinev, İstanbul Moldova Grup Sergisi – Kişinev, UPSD Bosna – Hersek Sergisi – İstanbul, Gazilerimize Ressam Desteği Sergisi – İstanbul, Afife Jale Sanata Evet Sergisi – İstanbul
  • 1996 Çatalca Çatalca Bel. Öğretim Üyeleri Sergisi – Çatalca
  • 1997 Avusturya Öğretim Üyeleri Sergisi – Viyana – Avusturya
  • 1998 İstanbul, Edirne Ardahan’dan Edirne’ye 75.yıl Sergisi – Ardahan – Kırklareli – Edirne, 75.yıl Sergisi- İstanbul
  • 1999 İstanbul, Ankara Hocalar ve Hocaların Hocaları Sergisi – Ankara – İstanbul
  • 2000 İstanbul, Ankara Ruhi Su ‘İmece’ Sergisi – İstanbul, Köy Enstitüleri 60.yıl Sergisi – Kadıköy – Ankara, Türk Çağdaşlaşmasında Kadın Sergisi – İstanbul, Yaz Karma Sergisi – Doku Sanat Gal. – Ankara, Ankart (Doku Sanat ile) Ankara, Yaz Karması- Doku Sanat Gal. – İstanbul
  • 2001 İstanbul, Ankara Yaz Karma Sergisi – Doku Sanat Gal. – Ankara, Yaz Karma Sergisi – Doku Sanat Gal. – İstanbul, İstanbul Sanat Fuarı (Doku Sanat Gal.) ile Cumhuriyet Sergisi A.E.F., Cumhuriyet Sergisi – Beşiktaş Kültür Merkezi – İstanbul
  • 2002 İstanbul, Bursa,Ankara Sasav Karma Sergisi – Maltepe-İstanbul,Uludağ Üniversitesi Sanat Galerisi Açılış Sergisi – Bursa

Pakpen Sanat Galerisi Açılış Sergisi – İstanbul, Karma Yaz Sergisi – (Doku sanat ile) İstanbul, T.C. Ziraat Bankası Koleksiyon Sergisi – Ankara, Neyran Sanat Galerisi Karma Sergisi – İstanbul

  • 2003 İstanbul, Edirne,Çanakkale, Bolu,Bandırma,Balıkesir, Eskişehir Ares Sanat Evi Karma Sergisi – İstanbul

Basri Erdem Koleksiyon Sergisi – İstanbul, Basri Erdem Koleksiyon Sergisi – Edirne, Basri Erdem Koleksiyon Sergisi – Çanakkale, Basri Erdem Koleksiyon Sergisi – Bolu İzzet Baysal Üniversitesi, Bandırma Festivali Sergisi – Bandırma, Balıkesir Liseliler Derneği Sergisi – Balıkesir, Balıkesir Bel. Kültür Sanat Eğitim Mer. Sergisi – Balıkesir, Tema Vakfı Yararına Sergi – İstanbul (Antik A.Ş.),Öğr. Üyeleri Sergisi – Anadolu Üni. – Eskişehir

  • 2004 İstanbul, Ankara Ulusal Kanal 150 Sanatçıyla Büyük Sergi – İstanbul, Bağımsız Cumhuriyet Partisi Sergisi – Ankara

Cumhuriyet için Resim – Heykel Sergisi – Ankara, Karma Sergi – Sasav – İstanbul, 2. Sanat Eğitimi Sempozyumu Sergisi – Ankara, Baskı Müzesi Destek Sergisi – İstanbul, Sasav Sergisi – İstanbul

  • 2005 İstanbul, Ankara Dört Ustadan Karma Sergi – Doku Sanat – Ankara, Ege Art Ege Üniversitesi Fuar Sergisi – İzmir, Gurup Sergisi – Cream Art Sanat Galerisi -İstanbul, Yeni Yıl Sergisi – Doku Sanat Gal. -İstanbul, Güney Asya İçin Dayanışma Sergisi – Ankara

Maltepe Üniversitesi. Sergisi – İstanbul, Doku Sanat Gal. Karma Sergisi – İstanbul, Kargaşa Sergisi – İstanbul

  • 2006 İstanbul İnkarı inkar Sergisi – İstanbul, Art İstanbul fuar Sergisi – Bakraç Sanatla – İstanbul
  • 2007 İzmir, Eskişehir Begüm Sanat Galerisi Karma Sergisi – İzmir, 17 Nisan Köy Enstitülüler Sergisi – Eskişehir

Ödüller

  • 1983 9.Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali Resim Yarışması

ÖDÜL

  • 1987 TBMM Milli Egemenlik ve Barış konulu Resim Yarışması

MANSİYON

  • 1987 4.Yunus Emre ‘Sevelim sevilelim’ Resim Yarışması
  • 1987 21. DYO Resim Yarışması

MANSİYON

  • 1988 TBMM Milli Egemenlik temasını da içeren Resim Yarışması

BİRİNCİLİK

  • 1988 Uluslararası Bandırma Kuş Cenneti Kültür ve Sanat Festivali

BAŞARI PLAKETİ YAYINLAR

  • 1987 Ramko Sanat Merkezi Kataloğu
  • 1992 Emlakbank Sergi Kataloğu
  • 1993 Alkent Actuel Art Sergi Kataloğu
  • 1994 Karsu Tekstil Sanat Gal. Kitapçığı
  • 2000 Garanti Sanat Galerisi Sergi Kataloğu
  • 2002 Alkent Actuel Art Kitabı (200 sayfa)
  • 2004 Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Sergisi Kitapçığı

 

Alp Bartu Kimdir?

ALP BARTU1947’de Manisa’da doğmuş, ilk ve orta öğrenimini Hatay, Adana ve Antakya illerinde yaptıktan sonra Marmara Üniversitesi’ne bağlı Eğitim Fakültesi’nin Resim Bölümü’nden 1976- 1977 akademik yılında mezun olmuştur.

Daha sonra birçok orta öğretim okul ve kuruluşlarında resim öğretmeni olarak görev aldıktan sonra 1993 yılında Maçka Teknik Plastik Sanatlar Bölümü’nden emekli olmuştur.

Resimleri yurtiçi ve yurtdışı özel koleksiyonlarla, banka koleksiyonlarında bulunmaktadır.

Alp Bartu toplumumuzun çeşitli kesimlerinden seçtiği konuları renk ve biçim düzenlemesiyle işlemiştir. Figür doğa ilişkisini sevinç, üzüntü ve heyecanla birleştirerek resimlerinde yansıtan sanatçı, İstanbul’da yaşamaktadır.

Alp Bartu’nun resminde, uyumlu ve dengeli bir biçimde bir araya getirilen insanlarının özellikle öne çıkmayışları, birbirinin arkasında yok olmayışları çok önemli bir özellik olarak göze çarpıyor. Bütünlük parça için değil, parçalar bütünlük içinde görevlendiriliyor. Resme bakan izleyiciler de dansçıların, balıkçıların, eğlenen insanların, çalgıcıların bir parçası oluyor. Her şeyin bu öbeğin(grubun) dengesi içinde bulunması çok önemli.

Bartu, çalışmalarında insan yüzlerini belirsizleştiren, kendine özgü kişisel bir biçem oluşturacak sanatsal anlatıma varabilmiş. Yüzlerin beyaz bir leke ile kapanması yeterli bulunmuş, yüzlerde ayrıntı yok, mimik yok bütünlük içindeki hareketlerde izleyicinin dikkatini başka yere çekecek ayrıntı yok. Resimdeki insanların hareketleri, bizleri, büyük bir etkiyle dikkatimizi iyice toplamaya, özellikle olayların içine sürüklemeye zorluyor.

Alp Bartu’nun yağlıboya resimlerini, insan ilişkilerinin bireyselliğini belirtmekten çok onların insancıl ilişkilerine ağırlık vermiş anlamda görmek gerek. İnsanların yüzlerinden çok genel anlatımını ele alan Bartu’nun, onların psikolojik yapısıyla da ilgilenmeyerek her birini bir arada bulunan kimliği belirsiz birer üye, bir öbeğin ya da topluluğun birlikteliğindeki bir varlık olarak gösterdiğini ve bu anlamda sağlanmış olan uyum ve bütünlüğe vardığını
görebiliyorsunuz.

 

basri erdemBasri Erdem Kimdir?

İlköğreniminin ardından, girdiği altı yıllık Kepirtepe İlköğretmen Okulu’nun sınavını kazanarak yatılı okuma hakkını elde etti. Okula kaydını yaptırarak; üç yıl boyunca öğrenim gördü. Öğretmen okullarının güzel uygulamalarından biri olan yeteneğe yönlendirme uygulamasından yararlanarak öğretmen okulunun üçüncü sınıfından dördüncü sınıfa geçerken; ders notlarının aritmetik ortalamasının yüksek oluşuna paralel resim yeteneğinin öğretmenleri tarafından keşfi ile 1963 yılında yetenek sınavıyla İstanbul Ortaköy İlköğretmen Okulu resim seminerine girdi. Kültür ve pedogojik derslerinin yanı sıra ağırlıklı olarak haftada sekiz saat da resim derslerinde temel sanat eğitimi aldı. 1966 yılında sınıf öğretmeni olarak mezun olan Erdem, bir yıl ilkokullarda sınıf öğretmenliği yaptı. Almış olduğu sanat eğitiminin dürtüsü ile şimdki adı Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi olan dönemin İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü’nün uygulamalı yetenek sınavını kazanarak 1967yılında bölüme kaydını yaptırdı. Üç yıl gördüğü resim eğitiminin ardından resim öğretmeni olarak mezun olup; 1970 yılından 1974 yılına kadar Urfa Kız İlköğrtmen Okulu’nda resim öğretmenliği yaptı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitim enstitülerine eleman kazandırmak amacıyla açmış olduğu sınavı başararak; 1974 yılında İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü, Grafik Dalı öğretmenliğine atandı. Altı yıl sonra Atatürk Yüksek Öğretmen Okulu öğretmenliğine atanan Basri Erdem, 1985yılında Marmara Üniversitesi’nde Lisans tamamladı. Doktoraya eşdeğer Sanatta yeterlik ünvanını 1986’da alan sanatçı , 1.Asya Avrupa Bienali’ne katıldı. 1987 yılında Doçent 1997 yılında da Profesör oldu. Yurt dışında çeşitli sanat etkinliklerine katılarak eserleri sergilenen Erdem, 2007 yılına kadar Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalıştıktan sonra, kendi isteği ile emekli oldu.

Halen Fevziye Mektepleri Vakfı üniversitesi olan Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görevine devam etmektedir.

Sergileri

  • 1997 Başak Sıgorta Sanat Galerisi İzmir
  • 1998 Mıknatıs sanat Galerisi Ankara
  • 1999 Akpınar Sanat Galerisi Ankara
  • 2000 Art Hall Sanat Galerisi İstanbul
  • 2001 Mıknatıs Sanat Galerisi Ankara
  • 2003 Galeri IV. Sanat Erguvan Kat istanbul
  • 2003 YEKÜV Nilüfer Gökay Eğitim ve Kültür Merkezi İstanbul
  • 2004 Kaynak Sanat Galerisi İstanbul
  • 2006 Palet Sanat Galerisi İstanbul
  • 2008 Art Park Galerisi Ankara
  • 2008 Bakraç Sanat Galerisi İstanbul
  • 2008 YEKÜV Nilüfer Gökay Eğitim ve Kültür Merkezi İstanbul

 

Bahattin Odabaşı Kimdir?

bahattinSivas Gürün’de 1947 yılında doğan Odabaşı, Eğitim Enstitüsü Resim Bölümünü birincilikle bitirdi. 1968 yılından bu yana yurtiçi ve yurtdışında 200’e yakın karma sergiye katılan ve kişisel sergi açan Odabaşı, Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim Ana Sanat Dalı’nda yardımcı doçent olarak görev yaparken, 1996 yılında emekli oldu.

İstanbul Beykoz’daki özel atölyesinde 2006 yılından bu yana sanat çalışmalarını sürdüren Odabaşı, sanat fuarları ve sempozyumlara katılarak, birikimlerini sanat dünyası ile paylaşıyor.

Çağdaş Türk resim sanatında özgün bir doğa yorumcusu olarak tanınan Odabaşı, halen İstanbul Arel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapıyor.

 

 

 

 

london-college-of-musicLondon College of Music sınavı 14 Ocak Perşembe günü Özel Nar Sanat Eğitim Kursunda yapılacaktır. Sınav programı şu şekildedir. Sınava aşağıdaki isimler katılacaktır.  Sınav 09.00 ‘da başlayacaktır.

Ege Yılmaz
Bilge Kandur
Jewahir Başak Sait
Ahmed Doğukan Balık
Aysu Bayram
Berzah Aydemir
Doğa Aynacı
Fidan Hüseynov
Levgenıı Gostyshchev
Yağmur Kozan
Yaprak Şeren
Zeynep Özmen
Zehra Mina Fırıncı

bale-vertikalGünümüzde evrensel bir sanat dalı olan bale herkesçe anlaşılıp kavranabilir.Gerekli  ortam sağlandığında bale eğitimi her yaş ve kültürel düzeyde, yeterli fiziksel becerisi olan kişilere ulaşabilir. Bu sanata ilgili ve istekli olanlara bu eğitimi vermek gerektiği düşüncesindeyiz.

bale-Milli Eğitim Bakanlığı onaylı müfredat programımızda başlangıç seviyeleri (mini grup ve hazırlık grupları) için İngiliz Bale Eğitim metodu pedagojik bir yaklaşımla uygulanır.

Bale 1’den Bale 9’a tüm seviyeler  “RAD”, “Checcetti”  ve Rus “Vagonova” metodlarıyla desteklenir.

Klasik bale derslerimizde ritim, solfej, mimik, doğaçlama, karakter dansları (Macar, Rus ve Polonya), ayakların anatomik gelişimine paralel olarak Pointe (parmak ucu) çalışmaları yapılır. 12 yaş ve üzeri bale öğrencilerine bu dersler dışında modern dans, jazz dans, salon dansları gibi disiplinlerde verilir.
Öğrencilerimiz, her eğitim ve öğretim yılı sonunda girdikleri teknik ve uygulamalı sınavlarla “kurumumuzun sınıf  geçme belgesi”ni almaya hak kazanır.Yaklaşık 12 yıl süren eğitim sonunda başarılı oldukları taktirde “M.E.B. Kurs Bitirme Sertifikası” alır. Bunun sağladığı bale öğretmenliği yetkisiyle üniversite de öğretim gördükleri branşları dışında ikinci bir meslek daha edinmiş olurlar.

Bale okulumuzda; Derslerimiz haftada bir gün 2 ders saati şeklinde yapılmaktadır.

tarihte-bugun-ne-oldu420 Mayıs, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 140. (artık yıllarda 141.) günüdür.

Olaylar

  • 325 – Roma imparatoru Konstantin, ilk Ekümenik Konsilin İznik’te düzenlenmesini sağladı.
  • 1481 – II. Beyazıt, Osmanlı padişahı oldu.
  • 1622 – Osmanlı İmparatorluğu’nda isyancılar, ordu ve yönetimde yenilik taraftarı Padişah II. Osman’ı tahttan indirip öldürdü. Öldürülen ilk padişah olan Genç Osman’ın yerine I. Mustafa, ikinci kez tahta çıkarıldı.
  • 1795 – Fransa’da kadın kulüpleri kurulması yasaklandı.
  • 1861 – Amerikan İç Savaşı: Kentucky eyaleti iç savaşta tarafsız olduğunu ilan etti. Bu tarafsızlığı 3 Eylülde Güney orduları eyalete girince sona erecektir ve Kentucky Kuzey’e katılacaktır.
  • 1873 – ABD’de Levi Strauss ve Jacob Davis, bakır perçinlerin kullanıldığı ilk blue jean’in patentini aldılar.
  • 1878 – II. Abdülhamit’i devirmek, Çırağan Sarayı’nda tutulan V. Murat’ı tahta çıkarmak amacıyla Çırağan baskınını düzenleyen gazeteci Ali Suavi öldürüldü.
  • 1883 – Endonezya’daki Krakatoa yanardağı faaliyete geçti. Volkanın son ve en büyük püskürmesi 26 Ağustos’ta gerçekleşecektir.
  • 1891 – Sinema tarihi: Thomas Edison’un kinetoscope adlı film gösterme cihazının bir prototipinin tanıtımı yapıldı.
  • 1896 – Paris Operası’nın (Palais Garnier) 6 ton ağırlığındaki avizesi seyirci kalabalığının üzerinde düştü, bir kişi öldü. Yazar Gaston Leroux ünlü gotik romanı Operadaki Hayalet’i 1909 yılında bu olaydan esinlenerek yazdı.
  • 1902 – Küba, ABD’den bağımsızlığını kazandı, Tomás Estrada Palma ülkenin ilk başkanı oldu.
  • 1928 – Türkiye’de uluslararası rakamlar kabul edildi.
  • 1932 – Amelia Earhart, Atlantik Okyanusu’nu uçakla tek başına ve hiç durmadan geçeceği yolculuğunaNewfoundland’dan başladı. Ertesi gün İrlanda’ya iniş yaptığında bunu başaran ilk kadın pilot unvanını almış oldu.
  • 1941 – II. Dünya Savaşı: Alman paraşütçüleri Girit adasını işgal etti.
  • 1948 – Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Grubu, Milli Eğitim Bakanlığı denetiminde imam hatip kursları açılmasına karar verdi.
  • 1955 – Karadeniz Teknik Üniversitesi, 6594 sayılı kanunla Trabzon’da kuruldu. KTÜ, Türkiye’nin İstanbul ve Ankara illeri dışında kurulan ilk üniversitesidir.
  • 1956 – ABD, uçaktan atılarak yapılan ilk hidrojen bombası denemesini Pasifik Okyanusu’nda bulunan Bikini Atolündeyaptı.
  • 1963 – Bazı ordu birlikleri, Ankara’da Talat Aydemir’in yönetiminde yeniden ayaklandı. Olayların ardından üç büyük ilde sıkıyönetim ilan edildi.
  • 1964 – İstanbul Teknik Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi dışında, üniversite ve yüksek okullara girişte merkezi sınav sistemi getirildi.
  • 1971 – Kısa adı TÜSİAD olan Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği kuruldu.
  • 1974 – THKP-C davasından yargılanan ve iki yıldır tutuklu olan sinema sanatçısı Yılmaz Güney genel aftan yararlanarak tahliye oldu.
  • 1980 – Quebec’te yapılan halk oylamasında, halkın %60’ı eyaletin Kanada’dan ayrılması ve bağımsız kalması yönünde meclise verilen teklifi reddetti.
  • 1983 – AIDS’e yol açan HIV Virüsünün keşfedilmesiyle ilgili ilk makaleler Science dergisinde Luc Montagnier ve Robert Gallo tarafından ayrı ayrı yayımlandı.
  • 1983 – Necdet Calp başkanlığında sosyal demokratlar Halkçı Parti’yi kurdular.
  • 1990 – Milli Savunma Bakanı Safa Giray, Hava Kuvvetleri’nden, 17’si subay, 97’si astsubay olmak üzere 114 kişinin irticai örgütlerle ilişkileri olduğu için ordudan atıldığını açıkladı.
  • 2000 – Trabzon’un Beşikdüzü ilçesinde geleneksel mayıs şenlikleri dolayısıyla denize açılan iki teknenin alabora olması sonucu 38 kişi boğuldu, 15 kişi yaralandı.
  • 2013 – The Doors grubunun klavyecisi ve kurucusu Ray Manzarek, safra kanalı kanseri nedeniyle hayatını kaybetti.

Doğumlar

  • 1664 – Andreas Schlüter, Alman mimar ve heykeltraşcı
  • 1799 – Honore de Balzac, Fransız romancı (ö. 1850)
  • 1806 – John Stuart Mill, İngiliz düşünür, filozof, politik ekonomist
  • 1882 – Sigrid Undset, Norveçli romancı (1928 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi)
  • 1886 – Ali Sami Yen, Türk spor adamı (ö. 1951)
  • 1887 – Sermet Muhtar Alus, gazeteci ve yazar.
  • 1908 – James Stewart, ABD’li aktör (ö. 1997)
  • 1921 – Wolfgang Borchert, Alman yazar (ö. 1947)
  • 1924 – Cavid Erginsoy, Türk fizikçi ve bilim adamı. (ö. 6 Aralık 1967)
  • 1938 – Sabih Kanadoğlu, Türk hukukçu
  • 1946 – Cher, Amerikalı şarkıcı
  • 1966 – Mirkelam, Türk şarkıcı
  • 1980 – Juliana Pasha, Arnavut şarkıcı
  • 1981 – Iker Casillas, İspanyol futbolcu
  • 1982 – Petr Čech, Çek Futbolcu
  • 1983 – Oscar Cardozo, Paraguay’lı futbolcu
  • 1991 – Emre Çolak, Türk Futbolcu
  • 1992 – Enes Kanter, Türk basketbolcu

Ölümler

  • 1506 – Kristof Kolomb, Cenovalı denizci ve kaşif (d. 1451)
  • 1622 – II. Osman, Osmanlı Padişahı (d. 1604)
  • 1878 – Ali Suavi, “Sarıklı İhtilalci”, gazeteci
  • 1896 – Clara Schumann, Alman piyanist ve besteci (d. 1819)
  • 2000 – Malik Sealy, NBA oyuncusu (d.1970)
  • 2000 – Jean Pierre Rampal, Fransız flüt virtiözü (d. 1922)
  • 2013 – Ray Manzarek, müzisyen (d. 1939)

Tatiller ve Özel Günler

  • Dünya Metroloji Günü

11 Nisan, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 101. (artık yıllarda 102.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 264 gün vardır.

tarihte-bugun-ne-oldu

 

Olaylar

  • 491 – Flavius Anastasius, Bizans İmparatoru oldu.
  • 1899 – İspanya, Puerto Rico’yu ABD’ye bıraktı.
  • 1905 – Einstein, İzafiyet Teorisini açıkladı.
  • 1919 – Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) kuruldu.
  • 1919 – Singapur, Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı’ndan bağımsızlığını ilân etti.
  • 1919 – 15’inci Kolordu Komutanlığı’na atanan Kâzım Karabekir Paşa, Mustafa Kemal Paşa’yı Şişli’deki evinde ziyaret etti.
  • 1920 – Damat Ferid, Kuva-yi Milliye aleyhinde bildiri yayınladı.
  • 1920 – Meclis-i Mebusan kapatıldı.
  • 1920 – Urfa Fransız işgalinden kurtuldu.
  • 1930 – Sultanahmet’te büyük kadın mitingi yapıldı. Türk Kadınlar Birliği’nin düzenlediği mitingde, kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınması kutlandı.
  • 1957 – Halk gazetesi sahibi Ratip Tahir Burak, bir karikatürü nedeniyle tutuklandı.
  • 1963 – Türkiye Zirai Donatım Kurumu (TZDK) Adapazarı Traktör Fabrikası kuruldu.
  • 1965 – ABD’nin orta-batı eyaletlerinde çıkan kasırgalarda 256 kişi öldü.
  • 1965 – TIME dergisi Atatürk’ü küçük düşürdüğü iddia edilen yazıları nedeniyle toplatıldı.
  • 1967 – Kadınlar I-ıh derse adlı oyun İstanbul’da yasaklandı. Başrol oyuncusu Lale Oraloğlu açlık grevine başladı .
  • 1970 – Apollo 13 uzaya fırlatıldı.
  • 1975 – Türk-Irak petrol boru hattının Irak ayağının yapımına başlandı.
  • 1975 – Bursa’da Uludağ, Elazığ’da Fırat, ve Samsun’da 19 Mayıs üniversitelerinin kurulmasına ilişkin kanun yürürlüğe girdi.
  • 1980 – Yazar Ümit Kaftancıoğlu İstanbul’da öldürüldü. Kaftancıoğlu, İstanbul Radyosu Eğitim-Kültür Yayınları’nda programcıydı. Romanlarında, Doğu Anadolu bölgesini anlatan yazar insanın insanla ve doğayla mücadelesine önem verdi. Alevilikteki dedelik kurumunu sorguladığı “Hakullah” röportajıyla Milliyet – Karacan Armağanı’nı kazandı.
  • 1983 – Zonguldak Kozlu Kömür Üretim bölgesinin İhsaniye ocağında onarım çalışmaları sırasındaki patlamada biri mühendis 10 madenci öldü, dokuz kişi yaralandı.
  • 1991 – Terörle Mücadele Yasası kabul edildi.
  • 1995 – Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında Harran Ovası’na ilk su verildi.
  • 1997 – Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nün, Bosna’da görev yapan Türk Barış Gücü’ne verilmesi kararlaştırıldı.
  • 2001 – Güney Afrika’da bir maçta taraftarlar arasında çıkan arbedede 43 kişi öldü, 100 kişi yaralandı.
  • 2001 – Avustralya ve Amerikan Samoa’sı arasında oynanan maçı Avustralya 31-0 kazandı.
  • 2002 – Tunus’ta bir Sinagog bombalandı; 21 kişi öldü.
  • 2006 – İran Devlet Başkanı Mahmut Ahmedinejad, uranyum zenginleştirdiklerini açıkladı.
  • 2006 – İtalya’da 43 yıldır kayıp olan ünlü mafya babası Bernardo Provenzano Corleone köyünde bir koruma ile sebze çorbası içerken yakalandı.
  • 2009 – Dev-Genç Birliği kuruldu.
  • 2010 – YGS Yükseköğretime Geçiş Sınavı’nın yapılması.

Doğumlar

  • 1755 – James Parkinson, İngiliz doktor (ö. 1824)
  • 1830 – John Douglas , İngiliz mimar (ö. 1911)
  • 1928 – Ethel Kennedy, Robert F. Kennedy’nin eşi
  • 1953 – Andrew Wiles, İngiliz matematikçi
  • 1954 – Abdullah Atalar, Türk bilim adamı, İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi Rektörü
  • 1960 – Jeremy Clarkson, İngiliz yazar
  • 1973 – Jennifer Esposito, Amerikalı oyuncu
  • 1974 – Tricia Helfer, Kanadalı oyuncu
  • 1981 – Alessandra Ambrosio, Brezilyalı manken
  • 1994 – Dakota Blue Richards, İngiliz oyuncu

Ölümler

  • 1034 – III. Romanus, Bizans imparatoru (d. 1028)
  • 1896 – Harilaos Trikupis, Yunanistan’ın yedi defa başbakanı (d. 1832)
  • 1970 – John O’Hara, ABD’li yazar (d. 1905)
  • 1977 – Jacques Prévert, Fransız şair ve senarist (d. 1900)
  • 1980 – Ümit Kaftancıoğlu, yazar (d. 1935)
  • 1983 – Dolores del Río, Meksikalı aktris (d. 1905)
  • 1985 – Enver Hoca, Arnavutluk Devlet Başkanı (d. 1908)
  • 1989 – Orhon Murat Arıburnu, Türk şair (d. 1918)
  • 2002 – Giray Alpan, Türk sinema oyuncusu. (d. 1935)
  • 2007 – Kurt Vonnegut, ABD’li yazar (d. 1922)
  • 2011 – Ruşen Hakkı, Türk gazeteci, şair, yazar (d. 1936)

”… Finlandiyalı çocukların okul yaşamı, Finlandiya’nın bizzat uygulamakta olduğu gençlik ve eğitim politikalarının sonucudur; PISA testlerinin değil. Fin eğitim sisteminde okuma becerileri, bilim ve matematik okur yazarlığı kadar sosyal bilimler, görsel sanatlar, spor ve pratik becerilerin geliştirilmesi de önemli. Finli çocuklar anaokul ve ilkokul hayatları boyunca oyun oynar ve zevk alarak öğrenirler. Finli öğretmenler de, ebeveynler de matematik ve ya fen derslerindeki soyut kavramları öğretmenin en iyi yolunun müzik, drama ya da spor uygulamaları olduğunu düşünür. Akademik ve akademik olmayan öğrenme biçimleri arasında kurulan bu denge çocukların okuldaki mutluluğunu sağlamanın büyülü formülüdür. PISA testleri, okul yaşamının çok önemli olan bazı kıstaslarını değerlendirme dışında bırakıyor.”  diyor  Pasi Sahlberg.

finlandiya ve eğitim

 

Düşük maliyetler, kısa okul saatleri, ile yüksek akademik başarıyı; bireyselliğe, bağımsızlığa önem veren, öğrencilerine kendi eğitim programını kendi düzenleme sorumluğunu yükleyen eğitim anlayışıyla bol boş zamanı, eğlenerek öğrenmeyi birleştiren Fin eğitim sistemi hala eğitimin rüya ülkesi olmaya devam ediyor.

İşte size Fin eğitim sistemiyle ilgili 9 şaşırtıcı gerçek.

finlandiyada ders

 

-1-

Finlandiya’da zorunlu okula başlama yaşı 7.

Yaşları ne olursa olsun, çocuklar okula kendileri yürüyerek ya da bisikletle gidiyor.

Fin kültürü çocukların bağımsız yetişmesini önemsiyor. Çocuklarını okula getirip götüren, ders çalıştıran ebeveynler diye bir şey yok.

-2-

Fin eğitim müfredatı basit ve genel bir çerçeve tanımlamaktan ibaret.

Öğrenciler, kendi ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda kendi eğitim-öğretim programlarını şekillendirme haklarına sahipler. Öğretmenler de öyle.

-3-

Finli öğrencilere eğitim hayatlarının ilk altı yılında hiçbir şekilde not verilmiyor. Sekizinci sınıfın sonuna kadar not verme zorunluluğu yok ve öğrenciler standardize edilmiş bir sınav sistemine tabi değiller. Sadece 16 yaşlarındayken ülke genelinde bir sınava giriyorlar.

-4-

Öğretmenler gün boyu sınıfta ortalama dört saat ders veriyor. Haftada iki saati ise mesleki gelişimleri için eğitimlere katılmak için ayırıyorlar.

İlk okulda öğrencilerin ders dışı/teneffüs olarak geçirdikleri zaman toplam 75 dakika. Amerika’da bu oran 27 dakikaya kadar düşüyor. Türkiye’de ise ortalama 45 dakika.

-5-

Tüm öğretmenlerin en az master derecesi var ve üniversite başarısı en yüksek %10’luk dilim arasından seçiliyorlar. Öğretmenlik toplum gözünde statüsü en yüksek mesleklerden biri.

Finlandiya öğretmenleri başarılı-başarısız olarak yargılamayan bir kültüre sahip. Eksikleri bulunan öğretmenlerin, yeni eğitim-öğretim programlarıyla kendilerini geliştirmesinin önü açılıyor. Hiçbir öğretmenin performans nedeniyle işten atılma korkusu yok.

-6-

Öğrencilere ödev verilmiyor çünkü öğrenmenin yeri okuldur.

Her çocuğa bir birey olarak değer veriliyor. Çocuklardan biri yeterince iyi öğrenemiyorsa öğretmenleri bunu hemen fark ediyor ve çocuğun öğrenme programını onun bireysel ihtiyaçlarına göre düzenliyor. Aynı şey, okula uyum göstermeyen, sıkılan ya da öğrenim durumu programın ilerisinde olan çocuklar için de geçerli.

Öğretmenlerin yüksek eğitim düzeyi, çocukların her türlü gelişimini gözlemleyebilmelerini ve esnek çözümler yaratabilmelerinin en önemli nedeni. İstatistiklere göre çocukların ortalama %30’u eğitim hayatlarının ilk dokuz yılında özel programlarla destekleniyor.

-7-

Fin okullarında spora bol bol yer var ama spor karşılaşmaları yapacak takımlar yok. Rekabet, üstünlük kazanmak Fin kültüründe değer verilen bir şey değil.

-8-

Finlandiya’da özel okul yok ve eğitim harcamalarının tümü devlet tarafından destekleniyor.

Finlandiya’da okullar birbirleriyle rekabet etmiyor, aksine dayanışıyor. Okulların hemen hemen tümünün başarı düzeyi aynı. Bu yüzden okulun bir diğerine göre ayrıcalığı yok.

Eğitim “herkes için eşit imkanlar sağlamak” demek. Eşitlik kavramına olağanüstü değer veriliyor. Tüm çocuklar zeka ve becerileri ne olursa olsun aynı sınıflarda okuyor.

-9-

Pek çok Avrupa ülkesi ve Amerika’yla karşılaştırıldığında Finlandiya’da eğitime ayrılan bütçenin daha fazlası sınıf ortamına yansıyor. Çünkü öğretmenler de, yöneticiler de hemen hemen aynı maaşı alıyor. Bu yüzden Finlandiya’da eğitim maliyetleri çok daha düşük.

Ancak 15 yıllık kıdemli bir öğretmen ortalama bir üniversite mezunundan daha iyi kazanıyor.

Kaynak: Eğitimpedia

Anne Olmak – Dr.Erdal Atabek

Çocukluğumda annemin bize kızdığı zaman ‘köpekler ana olmasın’ dediğini anımsarım. Annem bize çok kızdığı zamanlarda bile şefkatinin korumacı kalkanını aşamaz, kendine böyle söylenirdi. Gerçekten de ‘ana olmanın’ nasıl bir şey olduğunu anlamak için çevremizdeki hayvanların analık dönemlerine bakmak bile çok öğreticidir.

anne olmakü

Bir tavuk kuluçkadan civcivlerini çıkardığı zaman onları yem bulmaya götürür. Civcivler analarının peşine takılır, cik cik sesleriyle hem yerde yiyecek bir şeyler ararlar, hem de analarının yanından pek uzaklaşmamaya çalışırlar. Fark etmeden biraz uzaklaştıkları zaman hemen koşarak ana tavuğun yanına gelirler. Ana tavuk da civcivlerini kollar, dağıldıkları zaman özel bir sesle onları yanına çağırır. Yabancı bir hayvan (kedi, köpek, kuş vb) yanlarına yaklaştığı zaman da ana olmadığı zamanlarda hiç yapmadığı bir şeyi yapar, civcivlerine yaklaşan hayvanlara saldırır. Başa çıkamayacağı bir durumla karşılaşırsa civcivlerini gene bırakmaz, hem oradan kaçar, hem de geri dönerek yavrularını korumaya çalışır, bu arada da ciyak ciyak bağırarak dikkatlerini çeker.

Aynı davranışları ana olmuş kedilerde de, köpeklerde de görürsünüz. Demek ki ‘ana olmak’ sonradan edinilmiş davranışlar değil, içgüdüsel davranışlardır. Türün devamını sağlamaya yönelik bu içgüdüsel davranış aynı zamanda ‘annelerin korumacılığını’ da açıklar. Eğer annelerin koruması olmasaydı yavruların kendilerini korumaları olanaksız olurdu. Annenin koruması aynı zamanda yavruların kendini koruması, beslemesi için özel bir eğitimdir. Hangi canlı türü olursa olsun, korunması, beslenmesi ve çoğalması hem kendisinin, hem de türünün yaşaması için temel koşuldur. Burada önemli nokta, annenin bir yandan çocuğunu korurken aynı zamanda çocuğun gücüyle orantılı olarak ona ‘kendisini korumayı’ öğretmesidir.

anne bebek
Çünkü çocuğun asıl korunması ‘kendi gücüyle kendini korumayı öğrenmesi’ olarak sürecektir. İşte bu noktada ‘koruyucu anne’ ile ‘korumacı anne’ arasındaki fark da belirmeye başlayacaktır.

‘Koruyucu anne’ çocuğunu korurken ona ‘kendisini korumayı öğreten’ annedir. Bu tutum hem çocuğun kendine güvenini arttıracak, hem de onun hayatın güçlükleriyle başa çıkmasını sağlayacaktır. Buna karşın ‘korumacı anne’, çocuğunu korumayı uzun yıllar boyunca sürdürecek, böylece çocuğunu koruduğunu düşünürken aslında hiç de istemeden onu kendine güvenmeyen bir kişilikle büyütmüş olacaktır.

Annenin koruyuculuğunda önemli iki faktör ‘güven’ ve ‘sevgi’. Daha doğumla başlayan güven ve sevgi anne tarafından çocuğa hayatı boyunca verilecektir. Anneliğin bu iki temel davranışı ondan hep beklenecek, bu iki faktörden birisinin ya da ikisinin eksikliği annelik niteliğine aykırı sayılacaktır. Anne bu iki duyguyu da çocuğuna koşulsuz ve karşılıksız verir. Çocuk doğduğu andan başlayarak bu iki temel besinle beslenir. Çocuğun gerek biyolojik gerek psikolojik gelişimi için bu temel besinler yaşamsal önemdedir. Onun için de ‘güven’ ve ‘sevgi’nin nasıl verileceğini bilmek, tutarlı davranışlar gösterebilmek annelik öğretisinin alfabesidir.

anne-olmak
Çocuğun doğumla başlayan algıları, temel gereksinmeleri annenin dokunuşlarıyla, sesiyle, kokusuyla, bebeğin beslenişiyle, temizlenişiyle karşılandığı zaman çocuk ‘güven’i ve ‘sevgi’yi almaya başlamıştır. Aynı zamanda çocuğun kişiliği de oluşmaya başlamıştır. Annenin yanından ayrılışıyla strese girecek, yeniden yanma gelişiyle de güven kazanacaktır. Onun için de anneyle çocuk arasındaki özel iletişim başlamış olacaktır. Bu iletişimin bütün sırları henüz çözülememiştir. Bütün duyuların rol oynadığı bu iletişim biçim değiştirecek ama hayat boyu sürecektir. Anneliği özel kılan da budur.

Anne olmanın biyolojik yanı bütün canlıların ortak davranışlarını belirtiyor ama insanda bu olgunun kültürel yanı da çok ağırlıklı. Her kültür kendine özgü bir ‘anne kimliği’ oluşturuyor. Bu kültürün normlarını koyuyor, annelerde bu normları görmek istiyor, anneyi bu ölçütlere göre değerlendiriyor. Bir de ‘bilinçli anne olmak’ olgusu var ki, bu da biyolojik anneliği tanımak, kültürel anneliği de irdelemekle elde edilebiliyor. Bu olguya biraz daha yakından bakmak doğru olacak.

Biyolojik Annelik
anne-olmak (1)
Anneliğin biyolojik yanı kadının gebe kalmasıyla başlayan bir süreç. Gebelik süreci de anne adayı için çok önemli bir dönem. İçinde bir canlıyı büyütmek, hele de kendi varlığından oluşan bir canlıyı büyütmek başlı başına incelenmeye değer bir olay. Onun için de bu çocuğun bir sevgi ürünü olması ya da istenmeyen bir ilişkiden kazanılmış olması çok önemli. İstenen, beklenen bir gebelik kadın için son derece olumlu, onu geliştirici bir olay. Oysa istenmeyen bir gebelik ya da beklenmeyen bir olay kadın için büyük bir stres. Bunların henüz doğmamış çocuk üzerinde ne gibi etkileri olduğu çok iyi bilinmiyor ama etkileri olduğu da bir gerçek. Annenin ruhsal durumuna bağlı olarak salgıladığı hormonların çocuğa da ulaştığı düşünülürse biyolojik değişimlerin etkili olacağı da anlaşılıyor. Gebelik döneminin sonundaki doğum olayı da anneyle bebeğin gerçek anlamda göbek bağlarının ayrılışı oluyor. Yeni doğan bebek artık kendi hayatını yaşamak üzere başka bir ortama çıkmıştır.

tavuk

Bu dönem anne için de yoğun bir ‘biyolojik annelik’ dönemi. Çocuğunu emzirmek, onu kollarında tutmak, bebeğin sesiyle harekete geçmek, onunla yeniden bütünleşmek annenin içindeki yoğun duygular. Yapılan bir araştırma tren yolunun yakınında oturan bir annenin hiçbir tren gürültüsüne uyanmadığını ama bebeğinin en hafif sesiyle uyandığını ortaya koyuyor. Anne bebeğinin her çağrısına böylesine duyarlı, böylesine yoğun ilgili. Bu dönem bebeklikten sonraki (0-1 yaşlar) ve çocukluk döneminde de sürüyor (11-12 yaşlar arası). Çocuğun gençliğe geçtiği erinçlik (puberte/büluğ) dönemiyle birlikte biyolojik annelik dönemi etkisini azaltıyor. Bunu öteki canlı türlerinde de görmek olası. Bu dönemin başını ve sonunu yavrunun anneye gereksinmeleri belirliyor. Öteki canlı türlerinde de yavrusu için çok koruyucu olan anne, yavrunun gelişip kendi gereksinmelerini karşılamaya başladığı zamanlardan sonra ilgisini azaltıyor, yavrunun artık anneye gereksinmesi kalmadığı zaman da ilgisini kesiyor. O artık kendi başına yaşamaya başlayan yeni bir canlıdır. Bu olguyu da evcil hayvanlarda, tavuklarda, kedilerde köpeklerde görüyoruz. Erinçlik dönemine gelmiş çocuklarımızda da anne babalarından ayrılmaya yönelik, duygusal bağlarını azaltmaya yönelik davranışlar görürüz. Bu davranışlar anneleri de babalan da üzer, düşündürür. Çocuğumuz artık bizimle birlikte olmak istememekte midir? Neden bizden ayrı olmak isteği duymaktadır? Bunlar ve benzer sorular annelerin babaların aklını kurcalar. Oysa bu davranışlar doğal gelişim süreçlerinin yansımalarıdır. Artık genç olmaya başlayan çocuk kendi birey olma gelişimini yaşamaya başlamıştır. Şimdi belki de her zamankinden daha çok annesinin babasının ilgisini beklemektedir ama artık beklenen ilginin biçimleri değişmiştir. Biyolojik annelik dönemi de bundan sonra etkisini azaltacaktır. Şimdi ‘kültürel annelik’ süreci ağırlık kazanacaktır.

Kültürel Annelik
anne çocuk
Aslında kültürel annelik çocuk doğmadan başlar, hayatın sonuna kadar da sürer. ‘Kültürel annelik’ bir toplumun kültürü içinde anneden beklenen davranışlardır. Bizim kültürümüzde bu kavramın içine ‘çocuğunu temiz büyütmek’, ‘iyi beslemek’, ‘temiz giydirmek’, ‘iyi terbiye vermek’ gibi sosyal normların belirlediği tutumlar girer. ‘Anne fedakar olmalıdır’. ‘Kendini yuvasına ve çocuklarına adamalıdır’. ‘Onlar için her türlü sıkıntıya katlanmalıdır’. ‘Çocukları için her şeyi yapmalı, onların üzülmemesi, sıkılmaması için çalışmalıdır’. ‘Çocukları aileye saygılı olmak, aileye bağlı olmak, söz dinler yetiştirmek’ de annenin kültürel görevleri içindedir. Sonradan bunlara babayla ortak olarak ‘onları iyi okutmak’, ‘iyi bir meslek sahibi yapmak’, ‘iyi bir iş sahibi yapmak’, ‘iyi bir evlilik yapmasını sağlamak’, ‘hayatlarını düzgün geçirmek’ gibi görevler de eklenecektir.

Bizim toplumsal normlarımızda annelerin çocuklarının yaptığı her şeyden sorumlu tutulmaları önemli bir ölçüttür. Anne (pek çok konuda baba da) çocuklarının hayat boyu yaptıkları her şeyden, ulaştıkları başarıdan, karşılaştıkları başarısızlıktan sorumlu tutulacaklar, övülecek ya da yerileceklerdir.

‘Anneliğin kültürel yanı’, toplumsal ideolojimizin birey olmayı kabul etmeyen, bireyi ailenin bir parçası olarak kabul eden temel tutumunun anneye yansımasıdır. Bu nedenle de anneden her zaman çocuklarını gözetmenin ötesinde gözetleyen, ilginin ötesinde denetleyen, yönlendirme yerine baskı yapan bir anne olması beklenecektir. ‘Kızını dövmeyen dizini döver’. Bu atasözü de bu ideolojiyi çok iyi yansıtmaktadır.

Onun için de anneler, çocuklarının yaşadığı her yerin içindedir. Çocuğun arkadaşlarını seçmekten ders çalışmasına, okuduğu kitaplardan gittiği filmlere, gireceği sınavlardan seçeceği mesleğe kadar uzanan bütün yaşama alanı annenin sorumluluğunda (bu nedenle de denetiminde)dir. Bu sorumluluk ve denetim yükümlülüğü de çocuk yerine annenin karar verme yetkisini birlikte getirecektir. Bu tutum ilerde gençlerle büyükleri arasındaki çatışmanın önemli alanlarından birini oluşturacaktır.

Bilinçli Annelik
bilinçli anne
‘Bilinçli annelik’, biyolojik anneliği de, kültürel anneliği de ‘bilerek’, ‘irdeleyerek’, ‘neyin neden ve nasıl yapılacağını sorgulayıp öğrenerek’ kazanılan bir anne kimliğidir.

‘Bilinçli anne’, gebelikten başlayarak ‘artık çocuğu için yaşamayı’ değil, ‘çocuğuyla birlikte yaşamayı’ hedefler. Beslenmesini düzenlerken, işini sürdürürken, kontrolünü yaptırırken, hayatını düzenlerken ‘çocuğu ile birlikte olduğunu’ bilir.

Doğumla birlikte de dünyaya ‘yeni bir insan’ getirdiğinin bilincindedir, içgüdüleri çok güçlüdür. İçgüdülerinin etkisini duyar. Çocuğunu korumaktadır ama asıl hedefin ‘çocuğun kendini korumasını öğretmek’ olduğunu bilir. Çocuğuna ‘güven’ ve ‘sevgi’ verecektir. Ama bunu verirken de ‘paylaşmanın önemini’ bilir. Çocuğuna verdiği her şeyin onda nasıl etkiler yaptığını, onu nasıl değiştirdiğini gözlemler, yalnız kendi yaptıklarına değil, çocuğunun gelişmesine de bilinçle bakar. Çocuğuyla yaşadığı hayatı bir ‘verme’ olarak değil, bir ‘paylaşma’ olarak kabul eder. Bu davranışta çocuk kişiliğini kabul etmenin, onun kişiliğini bilinçle geliştirmenin farkı vardır.

‘Bilinçli anne’ çocuğunun bütün gereksinmelerini karşılarken aynı zamanda onun öğretmeni, onun eğitmeni olduğunu da bilen annedir. Çocuğunun her şeyini kusursuz yapmakla övünmek yerine, çocuğunun her yaşta kendi yapabileceği şeyleri ona yaptırmayı, bunları öğretmeyi, bunları yapma disiplinini kazandırmayı amaçlar.

‘Bilinçli anne’, çocuğunun elbette kendinden bir parça olarak doğduğunu duyumsar ama artık onun ‘ayrı bir varlık’ olduğunu bilerek onu kendi kişiliği içinde geliştirmeyi amaçlar. ‘Kendini çocuklarına adayan’ anne olmayı değil, ‘çocuklarına hayatı öğreten, kendi hayatlarının güçlükleriyle başa çıkabilen bireyler yetiştiren’ anne olmayı bilir.

Elbette onlara sevgiyi de saygıyı da öğretecektir! Ama ‘bilinçli anne’, bunları durmadan söyleyip durmak yerine ‘onlara doğru örnek olma’nın daha etkili olduğunu bilir. Onlara ‘yalan söylemenin kötü olduğunu’ söylerken ufak tefek gibi görünen yalanların bile asıl etkiyi yaptığını bilerek davranır. Çocuklarına ‘öğüt veren’ değil, ‘örnek olan’ anne olur.

‘Bilinçli anne’, çocuklarıyla çok ilgilidir. Bu ilgi ‘onlara değer verme’ biçimindedir. Bunun için de ‘onları dinler’, ‘onlara zaman ayırır’, ‘onların güçlüklerini onlarla birlikte çözmeye çalışır’. Çocuğun hayatında çok önemli yer tutan sözleri, üzüntüleri, sıkıntıları, başarıları ‘paylaşır’. Onları ciddiye alır, onların kişiliklerinin değerli olduğunu belirtir, onlara önem verdiğini davranışlarıyla açıklar.

‘Bilinçli anne’, hareketlerinde tutarlıdır. Bir keresinde gösterdiği davranışı aynı koşullarda gene gösterir. Tutarsız davranışlarla çocuğunun gözündeki saygıyı kaybedeceğini bilir.

Çocuklardan sevgi beklerken, saygı beklerken onlara da sevgi göstermenin, saygı göstermenin gerektiğini bilmek ‘bilinçli anne’nin önemli bir kuralıdır. Sevgi ve saygıyı göstermelik, yapmacık, bir şey kazanmak için yapılan içi boş davranışlar yerine içtenlikli, gerçek, geliştirici davranışlar olarak benimsemek ancak bilinçli davranışlarımızın ürünü olabilir. Günümüzde bu kavramlar değişik amaçla insanları duygu yoluyla sömürmenin araçları kılınmaktadır. Oysa sevgi de, saygı da insanların temel erdemlerindendir. Onun için de bu davranışlarımızı içtenlikli, gerçekçi, geliştirici kılmak çocuklarımıza çok küçük yaşlardan başlayarak verdiğimiz örneklerle yakından ilgilidir. ‘Bilinçli anne’lerin bu konudaki görevleri de çok önemlidir.

‘Bilinçli anne’, çocukları için hayatı kolaylaştırmanın yolunu, ‘gereken her şeyi onlar için yapmak’ olarak algılamaz. Bunun doğru yolu, ‘çocuklarımıza hayatı kolaylaştırmanın doğru yollarını öğretmek’tir. Her şeyi onlar için hazırlayan, bunun için çalışan didinen anneler ve babalar gerçekte onlara yardım etmek yerine onları hazırcılığa, kolaycılığa, her şeyi başkalarından beklemeye, tembelliğe alıştırmaktadırlar. Oysa doğru bir insan yetiştirmek istiyorsak, ‘kendi hayatını kurabilen, kendi geleceğini hazırlayan, kendi gücünü arttırarak hayata katılabilen’ çocuklar yetiştirmeyi öğrenmeliyiz.

Bir Çin atasözünün dediği gibi: ‘Birisini bir kez doyurmak istiyorsanız ona balık verin. Eğer hayatı doymasını istiyorsanız ona balık tutmayı öğretin’…

Nesrin Hanımın Sorusu…

Bir toplantıda Nesrin adındaki katılımcı anne, açıkladığım bu düşüncelerden sonra şöyle bir soru sordu:
anneye benzemek
“Bu düşünceleri doğru buluyorum. Aslında benim de annemle en büyük tartışmam bu konudaydı. Ben anneme bana güvenmediğini, her şeyimi denetleyerek beni incittiğini söylüyordum. Annem de bana, henüz hayatı bilmediğimi, bu nedenle de çok üzüleceğimi, aslında beni koruduğunu söylüyordu. Daha o zamanlardan ‘annem gibi bir anne olmayacağımı’ kendime söyleyip duruyordum. Sonra ben anne oldum, benim de bir kızım oldu. Gördüğünüz gibi o da burada. (Genç kız da toplantıdaydı ve annesini dikkatle dinliyordu.) Ama işler hiç de düşündüğüm gibi olmadı. Bir gün baktım ki ben de annemde neleri eleştirmişsem hepsini yapıyorum. Kızımla tartışmalarımda da tıpkı annem gibi konuştuğumu farkettim. Annem de bana her zaman ‘sen de anne olduğun zaman bunları daha iyi anlayacaksın’ derdi. Acaba böyle mi? Yoksa annelerimiz gibi davranmak kaçınamayacağımız bir şey mi?”

anne gibi

Böyle bir durumu yaşayan pek çok anne vardır. Bunlar sonradan ‘belki de genç kız oldukları zaman gerçekleri göremediklerini ama anne oldukları zaman hayatı daha iyi anladıklarını’ düşünürler. Aslında olay, toplumsal rollerin değişmiş olmasıdır. Toplumsal kültür içinde bir genç kız ‘anne’ olduğu zaman bu kültürün yarattığı normların onlardan beklediklerini yapmak biçiminde bir sosyal davranışı benimser. Buna bir de karmaşık kent hayatının ürkütücü yanları eklenince onlar da kendilerini ‘anneleri gibi’ bulurlar. Burada önemli olan, kültürel normların sorgulanmadan kabul edilişidir. Toplum onlardan ‘nasıl bir anne olmalarını istiyorsa’ onlar da farkında bile olmadan ‘öyle anne olurlar’. Toplumsal normların dışına çıkabilmek, bu normları irdeleyebilmek, doğru bulmadığını kabul etmemek, doğruları kendi irdelemesi sonucunda kabul ederek uygulamak oldukça güç bir ‘birey olma’ çabası ister. Üstelik de toplumun pek onaylamadığı tipte ‘birey olma’ çabası. Onun için de bizim kültürümüz içinde kendi toplumsal rolünü irdeleyen anneler, kendi bireysel normlarını uygulayan anneler yadırganır, dahası eleştirilir. Bunu göze alan, bunu göze alarak kendi rolünü benimseyen, kendi görevlerini saptayan, kişisel görüşlerini hayata geçiren anneler toplumsal engelleri de aşmak zorunda kalırlar. Bu da bize ‘bilinçli anne olma’ eğitiminin bütün toplum için ne denli önemli, ne denli gerekli olduğunu ortaya koyar.

Kaynak : narteks.net

Aşağıda okuyacağınız yazı her ne kadar Türkiye odaklı olarak yazılmasa da süreçte ve sonuçta yaşanan ortak sorunları dile getirmiş. Daha ana okulu arayışındayken, çocuğunu yazdıracağı okula üniversite sınav başarısını soran bir millet olduğumuzu düşünürsek, yazının bitiminde eğitimde neleri atladığımıza dair bir fikir oluşabilir….

eğlenceli çocuklar

Jonathan Swift, 1729 yılında İrlandalılara çocuklarını yemelerini önerdiğinde, üç problemi birden aynı anda çözebileceğini iddia ediyordu: Aç kitleleri doyurmak, şiddetli bir ekonomik kriz döneminde nüfusu azaltmak ve restoran işini hareketlendirmek. Bu, Swift’in hicivlerinden biri olsa da, çocuk merkezli kültürlerde – Amerika gibi – kulağa oldukça itici ve korkunç geliyor. Ama aslında Amerika, bu öneriye düşündüğünüzden çok daha fazla yaklaşmış durumda.

Eğer eğitimcilerle ve politikacılarla daha fazla zaman geçirirseniz (hatta sadece yazdıkları eğitim makalelerini bile okumanız yeterli), şu kelimeleri bolca duyarsınız: “Standartlar”, “sonuçlar”, “beceriler”, “kendini kontrol etme”, “sorumluluk” ve benzerleri. Geçtiğimiz günlerde “etkili” oldukları iddia edilen bazı yeni okulları ziyaret ettim. İrade ve kendini kontrol etmeyi öğrenmek için ilgili sloganlardan oluşan şarkılar söyleyen çocuklara, sınıf ödevlerini bitirdikleri zaman jelibon veriliyordu ya da onlardan yerlerinde hareketsiz oturamadıkları zaman sıralarının arkasında ayakta durmaları bekleniyordu.

Bu okullara gittiğimde aklıma hemen Charles Dickens’ın Zor Zamanlar romanı gelir. Kitapta bir okulun müdürü olan Wackford Squeers, kendinden gayet emin bir şekilde şöyle der: “Şimdi, benim tek istediğim şey ‘kesin veriler’. Bu çocuklara sadece ve sadece kesin verileri öğretin. Hayatta istenen tek şey verilerdir. Başka hiçbir şey ekmeyin, geri kalan her şeyi kökünden söküp atın. Muhakeme becerisi olan hayvanların zihinlerini sadece veriler üzerine inşa edebilirsiniz. Onlara asla başka bir şey sunulmayacak…”

Romanda Squeers, öğrencilerinin, ne pahasına olursa olsun yetişkin dünyasına “hizmet edebilir” olmaları gerektiği bilgisiyle mezun olmalarını istiyor. Bugün de durum pek farklı değil. Herkes, üniversiteye girmek, iyi işler bulmak, büyük bir firmaya girmek ve yeni ticari bilgileri takip etmek için çocukların gerçekten öğrenmeleri gereken şeyleri öğrenip öğrenmediklerinden endişe ediyor. Ülkenin tüm bir okul sistemi, büyük ölçekli ekonomik sıkıntıları çözmeye ve geleceğin çalışanlarını üretmeye yönelik gibi görünüyor. Kesin olan tek şey, hiçbir şekilde çocuklara yönelik olmadığı. Hatta genel görüş, eğer öğretmenler öğrencilerin keyif almalarına çok fazla odaklanırlarsa bir şekilde ahlaksız bir vurdumduymazlığı ve tehlikeli bir hedonizmi teşvik edecekleri yönünde.

Bugünlerde çoğu sınıfta neler olup bittiğine kısa bir bakış atmak, şunu çok net olarak ortaya koyuyor: İnsanlar eğitim hakkında düşünürken çocuk olmanın nasıl bir his olduğunu düşünmüyorlar ya da neden çocukluğun kendi içinde yaşamın önemli ve değerli bir evresi olduğunu. Bence bu, neden ziyaret ettiğim okulların çoğunun daha çok Dickens romanından fırlamış gibi göründüğünü açıklıyor.

mutsuz okulluluk

Ben üç çocuklu bir anne, bir öğretmen ve bir gelişimsel psikoloğum. Yani çok sayıda çocuğu gözlemleme şansım oldu. Konuşurken, oyun oynarken, tartışırken, yemek yerken, ders çalışırken… Ve sonunda şunu anladım: Çocukları yetişkinlerden ayıran şey, ne onların bilgisizlikleri ne de becerilerinin eksikliği. Aradaki fark, onların muazzam keyif alma kapasiteleri. 3 yaşındaki bir çocuğun banyo küvetinde neleri batırıp neleri batıramadığını keşfetmenin zevki içinde nasıl kaybolduğunu düşünün. 5 yaşında bir kızın en iyi arkadaşıyla birlikte anlamsız kelimeler dizilerini bir araya getirmekten duyduğu heyecanı ya da 11 yaşında bir çocuğun elindeki çizgi romana kendini nasıl tamamen verdiğini düşünün. Bir çocuğun kendini bir şeye tamamen verme becerisi ve bundan yoğun bir zevk alması, yetişkinlerin yaşamlarının geri kalan kısmını bunu tekrar hatırlamaya çalışarak geçirdiği bir şeydir.

mutsuz okul

Bir arkadaşım bana şöyle bir hikaye anlatmıştı: Bir gün 7 yaşındaki oğlunu futbol antrenmanından almaya gittiğinde, oğlu onu mahzun bir yüzle ve morali bozuk bir şekilde karşılamıştı. Antrenörü onu antrenmana dikkatini vermediği ve odaklanmadığı için azarlamıştı. Küçük çocuk okuldan arabaya, başı öne eğik ve omuzları sarkık bir şekilde yürümüştü. Çok üzgün görünüyordu. Ama tam araba kapısına gelmişti ki aniden durdu, kaldırımın üzerindeki bir şeye dikkatle bakmak için çömeldi. Yüzünü iyice yere yaklaştırdı ve sonra müthiş bir coşkuyla bağırdı: “Baba, buraya gel. Bu hayatımda gördüğüm en acayip böcek! Sanki bir milyon tane ayağı var. Şuna bak. Bu muhteşem.” Kafasını kaldırıp babasına baktı. Yüzünden enerji ve sevinç fışkırıyordu. “Burada bir dakika daha kalamaz mıyız? Bütün bu ayaklarla neler yaptığını anlamak istiyorum.”

Bu tür anlara yönelik geleneksel bakış açısı şudur: Genç olmanın verdiği sevimli ama yersiz hareketler… Azim, yükümlülük ve pratiklik gibi daha önemli niteliklere yer açmak için bir kenara itilmesi gereken şeyler… Oysa bunun gibi anlar, yetişkinlerin hayatlarının kalan yıllarını arayarak geçirdikleri, kendini bir şeye yoğun olarak verme ve keyif alma anlarıdır. Sigmund Freud Uygarlık ve Hoşnutsuzlukları isimli “başyapıtında” çocukluğu şöyle tarif ediyor: Zevke ulaşmak için ilkel dürtülerini dengelemenin ve bir grubun parçası olmanın artan ihtiyacı ile acıyı engellemenin dönemi. Freud’un bu denemesinden sonra yapılan her araştırma, onun haklı olduğunu gösterdi. İnsan hayatları, keyfi deneyimleme arzusuyla yönetiliyordu. Eğitimli olmak, keyiften vazgeçmeyi gerektirmemeli, aksine yeni şeylerden keyif almayı sağlamalıydı: Örneğin küçük oyuncaklarla oynamak yerine roman okumak, banyo küvetine kaseleri batırmak yerine deneyler yapmak ve saçma kelimeleri peş peşe dizmek yerine ciddi konular hakkında tartışmalar yapmak. Okullar çocuklara, keyfin sürekli kaynakları olan şeyleri yapmanın yeni ve daha yetişkin yollarını bulmalarına yardım etmeli: Sanat çalışmaları yapmak, arkadaş edinmek, karar vermek.

Bir çocuğun keyif alma becerisini bir kenara itmektense, onu geliştirmek bu kadar da zor olmamalı. İhtiyacımız olan şey eğitim dünyasının zihniyetinde bir değişim yaratmak. Çocukların boyunlarını eğmeye çalışmak yerine neden onların anlamlı ve üretken aktivitelerden zevk almalarını sağlamaya odaklanmıyoruz? Örneğin bir şeyler tasarlamak, başkalarıyla birlikte çalışmak, fikirler keşfetmek ve problemler çözmek gibi. Tüm bunlar, zaten kolayca cazibesine kapıldıkları ve zevk aldıkları şeylerden çok da farklı değil.

Bu görüşü küçümseyip bir kenara atmadan ya da yoksulluğun, düşük akademik başarının ve yüksek okul bırakma oranlarının olduğu bir ülkede keyfin fazla pahalı bir zevk olduğunu söylemeden önce tekrar düşünün. Okul ortamları ne kadar ciddi olursa, eğitimde başarı kazanmak için keyif o kadar önem kazanır.

ödev sendromu

Öğretmenlerin verdiği ödevlerin ve koydukları kuralların çoğu, elbette yöneticilerinin baskısıyla, zevke ve keyfe genellikle yeterlik ve sorumluluğun düşmanı olarak bakarlar. Çocukların sınıfta konuşmaması gerektiği çünkü bunun sınıf içi çalışmayı böldüğü varsayımıyla hareket ederler. Onlara göre çocuklar keyfi ertelemeyi öğrenmeli, çünkü ancak bu şekilde üniversiteye gitmek gibi soyut hedeflere ulaşabilirler. Sıkılmaya tahammül etmeyi öğrenmeliler, böylece ileride sıkılma konusunda çok daha iyi olurlar.

Bu, çocuklara davranmanın sadece kasvetli ve korkunç bir yolu değil, aynı zamanda eğitimsel açıdan da tamamen anlamsız bir yoldur. Uzun yıllardır yapılan araştırmalar bize şunu gösterdi: Okulda beceri ve gerçek bilgi kazanmak için çocukların öğrenmeyi istemesigerekiyor. Bir çocuğu yerinde oturmaya, ödev yapmaya ya da küme  çalışması yapmaya zorlayabilirsiniz. Ama bir insanı dikkatli düşünmeye, kitaplardan zevk almaya, karmaşık bilgileri kavramaya ya da öğrenmeye karşı ilgi geliştirmeye zorlayamazsınız. Bunun olmasını sağlamak için çocuğun öğrenmeden zevk almasına ve okulu bir keyif kaynağı olarak görmesine yardım etmelisiniz.

Yetişkinler öğrenme hakkında sanki tıptan konuşur gibi konuşurlar: Tatsız ama senin için iyi ve gerekli bir şey. Neden öğrenmeyi sanki yemekmiş gibi düşünmeyelim ki? İnsanlar için o kadar değerli ki, onu zevk alınacak bir deneyime dönüştürdüler. Neden aynı şeyi öğrenme için de yapmayalım ki? Bırakın çocuklar öğrenmeyi çok sevdikleri için öğrensinler. İnsanların bilgiye olan açlığının ne kadar doğal olduğunu görmek istiyorsanız, iki yaşında konuşmaya çalışan bir çocuğa bakın. Ve sonra okulda, çocukların öğrenmeden duydukları bu doğal hazzı geliştirmelerine yardım edin.

Eğitim, çocukların keyif duygusunu yok etmemeli ya da okul sonrası hayata ertelememeli. Bir çocuğun yaşam koşulları ne kadar zorsa, o çocuk için sınıfında keyif duygusu yaşaması o kadar önemlidir. Keyif ya da zevk kötü kelimeler değildir. K12 eğitiminin hedeflerine karşı gelen ahlaki değerler de değildir. İşin aslı, eğitimin olmazsa olmazlarıdır.

Kaynaklar :

Yazının orjinali: www.theatlantic.com

Bu yazı ilk olarak www.egitimpedia.com internet sitesinde yayınlanmıştır.