Şunun için etiket arşivi: Sergi

New York’taki Armory Show fuarı, bu yıl ‘Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Akdeniz’ coğrafyasına odaklandı.

newyork

Dünyanın önemli sanat fuarlarından biri olarak kabul edilen New York’taki Armory Show, bu yıl odağına “Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Akdeniz” coğrafyasını aldı.  ABD’nin New York eyaletinde açılan fuara 28 ülkeden 199 sanat galerisi katılıyor. Dünya çapında sanatçıların yanı sıra Türk sanatçıların eserlerinin de sergilendiği fuarın Orta Doğu ve Kuzey Afrika coğrafyasında meydana gelen “Arap Baharı”nı konu alması fuara olan ilgiyi artırıyor.

Fuarda ilgi çeken eserler arasında Iraklı sanatçı Wafaa Bilal’ın “Canto III” adlı çalışması yer alıyor. Bilal’in, eski Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in bir zamanlar Bağdat’ta bulunan dev miğferli heykelinin küçültülmüş kopyaları şeklinde ürettiği eserler galeri Lawrie Shabibi’de sergileniyor.

Fuarın “Odaklanma” bölümünde Türk ressam İsmail Acar’ın çalışmaları da yer alıyor. Bu yılki fuara Türk galeri sahipleri de katıldı. Mısır kökenli Alman sanatçı Susan Hefuna’nın eserlerinin sunulduğu galerinin kurucusu Yeşim Turanlı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Susan Hefuna’nın özellikle şehirler üzerine odaklandığını söyledi. Hefuna’nın hem Batı hem Doğu kültürünü birleştiren bir sanatçı olduğuna değinen Turanlı, eserlerinde iki medeniyetin yansımalarının da görülebileceğini kaydetti.

Armory Show sanat fuarı, New York şehrinin batı kıyısında Hudson nehri üzerindeki 92 ve 94 numaralı iskelelerde 8 Mart’a kadar ziyarete açık kalacak.

Kaynak : aljazeera.com.tr

1’inci ArToros Uluslararası Alternatif Turizm Kültür-Sanat Çalıştayı ve Festivali, 20 ülkeden 140 sanatçıyı İstanbul’da ağırladı.

Cennet Kültür ve Sanat Merkezi, Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Küçükçekmece Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen ArToros isimli sergiye ev sahipliği yaptı. 1.ArToros Uluslararası Alternatif Turizm Kültür-Sanat Çalıştayı ve Festivali kapsamında gerçekleştirilen karma serginin açılışına Küçükçekmece Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Salih Çevik, Antalya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Başkanı Mithat Yolcu, sanatçılar ve çok sayıda sanatsever katıldı.

Artoros
140 SANATÇININ EMEĞİ VAR

Sergide, farklı dallarda üretim yapan, 20 ülkeden 140 sanatçı Ürünlü Altınbeşik Mağarası, Ormana, Üzümdere, İbradı/Antalya bölgesinde buluşarak, bölgeyi yansıtan birçok özgün sanat eserini üreterek, sanatseverlerin beğenisine sundu.

Böyle bir sergiye Küçükçekmece’de ev sahipliği yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Küçükçekmece Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Çevik, emeği geçenlere teşekkür etti.

“İYİ Kİ SANAT VAR”

Sergide eseri bulunan Artoros sanatçısı Neslihan Yazır, mutluluğunu, “Herkes kendi ülkesini tanıtırsa, bu ülke farklı yerlere gelebilir. Bizler Torosları İstanbul’a taşıdık. İyi ki sanat var” sözleriyle dile getirdi.

Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak sanatı ve sanatçıyı desteklediklerini ifade eden Mithat Yolcu ise, Başkan Karadeniz ve ekibine teşekkür etti. Dünya sanatçılarını kültürel mirasımızla buluşturması açısından önem taşıyan sergi, 10 Mart’a kadar CKSM’de izlenebilir.

Aforizmalarımıza devam ediyoruz. Bugünkü Aforizma sıramız George Bernard Shaw’da . Elbette Aforizmadan sonra George Bernard Shaw’ın hayatını okuyabilirsiniz.

George-Bernard-Shaw

*  Adem’i hep küçümsemişimdir; bilgi ağacındaki elmayı, yılanın baştan çıkardığı Kadın’ın zoruyla kopardı diye… Ben olsaydım, sahibi arkasını döndüğü an, ağaçtaki elmaların tümünü yutardım.

*    Akıllı adam aklını kullanır. Daha akıllı adam başkalarının da aklını kullanır.
*    Attığınız tokada karşılık vermeyen kişiden sakının: O hem sizi bağışlamaz hem de kendinizi bağışlamanıza olanak bırakmaz.
*    Bazı insanlar her şeyi olduğu gibi görür ve ‘neden’ diye sorarlar. Bense her şeyi asla olmadığı biçimde hayal eder ve ‘neden olmasın’ diye sorarım.
*    Bazıları mideleri için yiyecek, diğerleri de yiyecekleri için mide ararlar.
*    Beğenmediğiniz bir şeyi alkışlamak, yalan söylemenin birçok çeşidinden biridir.
*    Beni bir antika olarak saklamaya çalışıyorsun, ama işim bitti. Öleceğim.(Son sözü) Hemşireye…
*    Beni övebilecek başka birini neden bulayım, kendi kendimi övebilecekken.
*    Benim çapımda bir beyin besinini ineklerden almaz. Vejetaryendir.
*    Benim en iyi dostum terzimdir. Çünkü ne zaman beni görse, derhal o andaki ölçülerimi alır. Oysa bütün öteki tanıdıklarım, benim hala eskisi gibi olduğumu düşünürler.
*    Benim şaka tarzım doğruyu söylemektir. Doğru dünyadaki en komik şakadır.
*    Bilgi paraya benzer, kazandıkça tutkuya dönüşür, ancak bu iyi bir tutkudur.
*    Bilmeniz gereken şeyler var: Örneğin, eşinizin ısıya dayanma derecesini ogrenmek için banyosunu kaynar suyla doldurursanız, edineceğiniz bu bilginin yanı sıra asılmanın ne demek olduğunu da öğrenmeniz gerekeceği gibi…
*    Bir dindarın bir şüpheciye göre daha mutlu olmasının, sarhoş bir kişinin ayık bir kişiye göre daha mutlu olmasından farkı yoktur.
*    Bir erkek veya kadının ne şekilde yetiştiğini bir kavgadaki hareketlerinden anlayabilirsiniz.
*    Bir kadın, bir koca buluncaya kadar geleceği konusunda endişelidir. Bir erkek ise ancak bir kadınla evlendikten sonra geleceği konusunda endişelenmeye başlar.
*    Bir tek din vardır, yüz çeşit uyarlaması olsa bile…
*    Biz iki hırsız arasında kendimizi ifade ederiz. Düne ait üzüntüler ve yarına ait korkular.
*    Bize bir kaç deli gerek, şu akıllıların yol açtığı duruma bak!
*    Büyük gerçeklere varmak, günaha girmekle başlar.
*    Cennette bir melek özel kişi değildir.
*    Çılgın mı doğmuştum, yoksa fazla mı akıllıydım bilmiyorum; benim dünyam yeryüzüne uygun degildi… Düş dunyasından çıkıp gerçeklerle karşılaşınca tedirgin oluyordum. Toplumun dısında, siyasetin dısında, sporun dısında, kilisenin dısındaydım. O günlerde, eğer öyle bir deyim bulunsaydı,” Her şeyin dışındaki ” denebilirdi bana…
*    Çıplak bedenler bizi şaşırtmıyor artık, çıplak beyinlerdir varlığına dayanamadığımız.
*    Demokrasinin birinci görevi her vatandaşı yararlı kılmaktır.
*    Demokrasi, hak ettiğimizden daha iyi yönetilmeyeceğimizi garanti eden bir sistemdir.
*    Diş ağrısı çekenler dişleri sağlam olanları; yoksulluk çekenler de parası çok olanları mutlu sanırlar.
*    Dünyada iki tane trajedi vardır.Biri kalbinizdeki tutkuyu yitirmek,diğeri ise kaybettiğiniz tutkuyu geri kazanmaktır.
*    Eğer yürüdüğün yolda engeller yoksa o yol seni bir yere götürmez.
*    Eylemlerim demokratik, zevklerim aristokratiktir.
*    Gencim ben…Yaşamımda bir şeyler olmasını öylesine istiyorum ki… Onların yaşına gelince hiçbir olaya karışmadan yaşamak isteyeceğimi söylüyorlar. Onların yaşında değilim ki ben…
*    Gençken yaptığım on şeyden dokuzunun başarısızlıkla sonuçlandığını gördüm.Başarısız olmak istemiyordum onun için ben de on kat daha fazla çalıştım.
*    Gerçek şu: Özgürüm, sağlıklıyım, mutluyum ve patlıyorum sıkıntıdan!
*    Günümüzde ideal aşk ilişkisi postayla yürütülendir.
*    Hareket halindeki cehaletten daha korkunç bir şey yoktur.
*    Hatalarla dolu bir hayat, hiçbir şey yapmadan geçirilen bir hayattan daha onurludur.
*    Hayatta iki trajedi vardır. Gönlünüzdekini elde edememek ve elde etmek…
*    Hayvanlar benim arkadaşlarım ve ben arkadaşlarımı yiyemem.
*    Hegel: “Tarihten öğrenebileceğimiz tek şey; İnsanların asla tarihten hiçbir şey öğrenemeyeceğidir” derken haklıydı.
*    Her ruh, ikizini arar…
*    Hiçbir şey ayağınıza gelmez, en azından iyi olan hiçbir şey.Herşeyi gidip kendiniz almanız gerekir.
*    Hiçbir şey bigotların vicdanından daha tehlikeli değildir.
*    İlk aşkımız biraz sersemlikle bir hayli meraktan ibarettir.
*    İlk nefesini alışından önceki dokuz aylık süre haricinde hiçbir insan işlerini, bir ağaç kadar iyi yönetemez.
*    İnsan, bir aslanı öldürmek istediği zaman ona spor der: Bir aslan onu öldürmek istediğinde ise buna vahşet der. Hayvanlar benim arkadaşım ve ben arkadaşlarımı yiyemem.
*    İnsan Tanrının sonsözü olamaz.
*    İnsanın kendini berbat hissetmesi, mutlu olup olmadığına önem verecek kadar boş zamanı olmasından ileri gelir.
*    İnsanın yetişme düzeyi kavga ederken gösterdiği davranışla ölçülür.
*    İnsanlar kendi durumlarıyla ilgili olarak her zaman koşulları suçlar. Ben koşullara inanmam. Bu dünyada yol alan kişiler, ayağa kalkıp istedikleri koşulları arayan ve bulamadıklarında yaratan insanlardır.
*    İnsanların birbirlerini severlerse hiçbir sorunun kalmayacağı öğretilmişti bana çocukken.Bu,çok doğal ve insancıl görünmüştü o dönemde; ama uygulamaya kalkınca sevilecek insanın çok az bulunduğu; kendimin bile pek sevilecek biri olmadığını anladım.
*    İnsanların ölmesiyle yaşamın gülünçlüğü nasıl değişmezse, insanların gülmesiyle de yaşamın ciddiliği değişmez.
*    İşleyebileceginiz en büyük günah, başkasından nefret etmek değil, ona kayıtsız kalmaktır. İnsanlık dışı olmanın özü nefret değil kayıtsızlıktır.
*    İyilik yapmak için gerekli teknik nitelikler, kötülük yapmak için de gerekli olan teknik niteliklerdir.
*    Kadınlar niye hep başkalarının kocalarını ister? Onlar eğitilmişlerdir de ondan.
*    Kadınların köleliği, despotluğudur gerçekte… Hiçbir çekici kadın, cinsinin özgürlüğü peşinde koşmaz. Kadının amacı, gücün erkeğin elinde toplanmasını sağlamaktır; çünkü, erkeği yonetebileceğini bilir. Erkeğin sözde üstünlüğünü, bindiği atın gücünü yada hızını kıskandığı kadar kıskanır.
*    Kaplan adamı öldürmek isterse adı vahşilik, adam kaplanı öldürmek isterse adı spor olur. Suç ile adalet arasındaki fark da bundan büyük değildir.
*    Kendi dilini bilmeyen başka dil öğrenemez.
*    Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan.
*    Korkmayın, mutluluk duymadan yaşamasını öğrendi o genç!
*    Köle gibi eğitilenler, köle gibi yönetilebilirler ancak…
*    Kötüler zenginleşiyor ve güçlüler de uzun yaşıyorsa,doğa alçakların tanrısı demektir.
*    Mutluluğu üretmeden, tüketmeye hakkımız yoktur.
*    Ne istersen yapabilirim gibi geliyor bana, çünkü istediğim hiçbir şey yok artık.
*    Ne korkunçtur, sonsuza dek kendinle baş başa kalma düşüncesi. Sizi seviyorum, ama kendimi sevmiyorum. Değişmek istiyorum; daha iyi olmak istiyorum, yeniden, yeniden başlamak istiyorum; tenimi değiştirmek istiyorum yılanlar gibi. Bıktım artık kendimden. Bir gün değil, günlerce değil, sonsuza dek kendime nasıl katlanırım? Bunu düşünmek bile korkutuyor beni: karamsar, kin dolu, susmuş oturmuşum bu nedenle. Siz hiç düşünürmüsünüz bunları?
*    Neden zevk alındığını anlamaya çalışmak, zevki kaçırır.
*    Nikah kadar ucuz ve kolay olmalıdır boşanmak.
*    Ölümü ortadan kaldırırsanız, doğum gereğini de ortadan kaldırırsınız: Üremeyi sürdürürseniz, çocuklara yer açmak için sonunda yaşlıları öldürmek zorunda kalırsınız.
*    Sessizliğe inananlardan yanayım; bu konuda saatlerce konuşabilirim.
*    Siz varolan şeyleri görür ve şöyle dersiniz: Neden? Oysa ben olmayan şeyleri hayal eder ve derim ki:Neden olmasın?
*    Sorun çaresizlik değil,isteksizlik… İsteksiziz, çünkü çocuklukta bize uygulanan ilk şey, içimizdeki isteği öldürmektir.
*    Sözünüz senediniz kadar sağlam olamaz; çünkü belleğiniz hiçbir zaman onurunuz kadar güvenilir olamaz.
*    Sükûtun kudretine inanıyorum. Bu mevzuu üzerine saatlerce konuşabilirim.
*    Şaka, çok ciddî bir sanattır.
*    Tanrı nedir? Kendimiz tanrı olurduk, bunu bilseydik…
*    Yalancının cezası kimsenin kendisine inanmayışı değil, asıl kendisinin kimseye inanmayışıdır.
*    Yanlışlık fare deliğinden geçer, doğruluk kapılardan sığmaz.
*    Yaptığınızı, bir başka budalanın, bunları sizden beklediğini düşündüğünüz için yapıyorsanız, onun sizden bunları beklemesi de, sizin onun bunları beklediğini umduğunuzu sandığından ileri geliyorsa, herkes istemediği bir şeyi yapıyor demektir. O zaman ortaya budalaca bir durum çıkar.
*    Yasadışı bir iş yapmadan önce iyi bir avukata danışın.
*    Yaşlandığımız için oyun oynamayı bırakmayız, oyun oynamayı bıraktığmız için yaşlanırız.
*    Yirmisinde komünist olmayanın kalbi, kırkında hala komünist olanın aklı yoktur.

George Bernard Shaw’un hayatı

George Bernard Shaw (d. 26 Temmuz 1856, Dublin, İrlanda – 2 Kasım 1950, Hertfordshire, İngiltere), İrlandalı yazar. Oyun yazarı olarak ünlenen yazar, altmıştan fazla oyuna imza atmıştır. Hem 1925’te Nobel Edebiyat Ödülü’nü hem de 1938’de Pygmalion ile Oscar’ı alarak, bu iki ödülü de alabilen ilk ve tek insan olmuştur. Sosyalizm ve kadın haklarının koyu bir savunucusu olmuştur. Shaw,vejetaryen olmasının yanında ayrıca içki ve sigaradan da hayatı boyunca kaçınmıştır. Ayrıca resmi eğitime de karşı çıkmıştır. Shaw, 94 yaşına geldiği 1950’de, ağaç budarken merdivenden düştükten sonra oluşan yaralarının iyileşmemesi sonucunda olaydan birkaç gün sonra ölmüştür.

Eleştirileri

Shaw; müzik, sanat ve tiyatro eleştirmeni olarak “Corno di Bassetto Mancare” mahlasıyla Wolverhampton Star ‘da, GBS mahlasıylaDramatic Review (1885-1886), Our Corner (1885-1886) ve The Pall Mall Gazette ‘te (1885-1888) yazmıştır. 1895’ten 1898’e kadar, Shaw, Frank Harris’ Saturday Review ‘da tiyatro eleştirmenliği yapmıştır. Eleştirmen olarak aldığı maaş, ancak geçinebilmesini sağlamıştır.

Shaw’un erken gazeteciliği; kitap, sanat ve müzik kritikleriyle geçti. Müzik eleştirilerinden çoğu, tartışmalı Alman besteci Richard Wagner’i över nitelikteydi. Ayrıca, Saturday Review için yaptığı tiyatro eleştirmenliğinde de Norveçli tiyatrocu Henrik Ibsen’i övmüştür.

Romanları

1879’la 1883 arasında yazdığı beş başarısız romanı da daha sonradan basılmıştır. Bu kitaplar;

  • Cashel Byron’s Profession(Cashel Byron’un Sanatı) , (1886)
  • An Unsocial Socialist(Asosyal Bir Sosyalist) , (1887)
  • Love Among the Artists(Aşkın Ortasındaki Ressamlar), (1914)
  • The Irrational Knot, Being the Second Novel of his Nonage(Akıldışı Düğüm, Reşit Olmayanın İkinci Romanı), (1905)
  • Immaturity(Tecrübesizlik), (1931)
  • Kara kız

Oyunları

George Bernard Shaw, (1934)

Shaw, 1885’te, William Archer’la birlikte ilk oyunu olan Widower’s Houses üzerinde çalışmaya başladı. Archer, Shaw’un bir oyun yazamayacağına karar verdiği için (Archer, bu fikrinden daha sonra da vazgeçmemiştir), proje rafa kaldırıldı. Yıllar sonra, Shaw, 1892’de oyunu Archer’sız bitirdi. Gecekondu mahallesi sahiplerini sert bir şekilde eleştiren oyun, ilk defa 9 Aralık 1892’de London Royalty Theatre’da sahnelendi. Shaw daha sonra bu oyuna en kötü eserlerinden biri olduğunu söylese de oyun izleyici buldu.

Shaw’un oyun yazarlığından elde ettiği ilk elle tutulur ticari başarısı Richard Mansfield’in The Devil’s Disciple (Şeytan’ın Müridi) (1897) yapımından geldi. Shaw, hayatı boyunca, çoğu uzun olan 63 oyun yazdı. Oyunları, genellikle Londra’dan önce Amerika ve Almanya’da başarı elde etti. Çoğu oyunların Londra yapımları seneler boyunca ertelenmiş olsa da Mrs. Warren’s Profession (Bayan Warran’in Mesleği) (1893),Arms and the Man (Silahlar ve Adamlar) (1894), Candida (1894) ve You Never Can Tell (Hiç Söyleyemiyorsun) (1895) gibi oyunları günümüzde hala Londra’da izlenilebilir.

Shaw’un mizah anlayışı – Oscar Wilde’ı dışarda tutarsak – zamanı için eşsizdi ve yazar genellikle komedileriyle hatırlanmaktadır. Ancak espri kabiliyeti yazarın İngiliz tiyatrosunda yaptığı yenilikleri gölgelememelidir: Victoria Dönemi’nde sahne, boş ve duygusal bir eğlencenin sergileneceği bir yerdi. Shaw, sahneyi; ahlaki, politik ve ekonomik konuların tartışılacağı bir yer haline getirdi ve böylece modern gerçekçi tiyatronun öncülerinden olan Henrick Ibsen’e de borcunu ödemiş oldu.

Shaw’un popülerliği arttıkça oyunları laf kalabalıklarıyla dolmaya başladı. Ancak bu oyunlarının başarısından bir şey götürmedi. Bu dönemdeki bazı oyun örnekleri şunlardır:Caesar and Cleopatra (1898), Man and Superman (1903), Major Barbara (1905) ve The Doctor’s Dilemma (1906).

1904’ten 1907’ye kadar, oyunlarından birkaçı Harley Granville-Barker ve J.E. Vedrenne müdürlüğündeki Court Theatre’da sahneye konmuştur. Orada sahneye konan ilk oyunu,John Bull’s Other Island (1904), bugün çok ünlü olmasa da King Edward VII’ın bir gösteri sırasında sandalyesini kıracak kadar güldüğünden, zamanında, Londra’da oldukça ses getirmiştir.

1910’lara gelene kadar, Shaw kendini yeterince tanıtabilmiş bir oyun yazarı haline geldi. Fanny’s First Play (1911) ve My Fair Lady’ye (1956) kaynaklık edecek olan Pygmalion(1912), Londra seyircisinin önünde uzun seneler oynamıştır. (Oscar Straus’un Arms and the Man (1894) uyarlaması olan The Chocolate Soldier çok popüler olmasına rağmen, Shaw müzikalden nefet etmiştir ve hayatı boyunca da eserlerinin müzikalleştirilmesine izin vermemiştir. Buna Franz Lehar’ın Pygmalion uyarlaması da dahildir. My Fair Lady de ancak Shaw’un ölümünden sonra gerçekleştirilebilmiştir.)

  1. Dünya Savaşı’yla birlikte, Shaw’un düşünceleri değişmeye başladı. Shaw, savaşa tamamiyle karşıydı ve bu hem halk tarafından hem de çevresi tarafından hoş karşılanmadı. Savaş sonrasında yayınlanan ilk uzun oyunu Heartbreak House’tu(1919). Yeni bir Shaw ortaya çıkıyordu: zeka aynıydı, ancak onun insanlığa inancı görülebilir ölçüde azalmıştı.

Shaw daha önce sosyalizme doğru demokratik bir hareketi desteklemişti, ancak savaştan sonra güçlü ama zararsız adamlar tarafından yönetilen hükümette daha çok umut buldu. Bu, bazen, onu Stalin, Hitler ve Mussolini gibi totaliter önderlerin kusurlarını göremez hale getiriyordu.

1921 tarihinde, Shaw, Back to Methuselah’ı (Methuselah’ın Ardı) tamamladı. Devasa, beş oyundan oluşan bu eser, Cennetin Bahçelerinden binlerce yıl geleceğe kadar olan bir zamanı kapsamaktadır. Shaw, bu eseri bir başyapıt olarak değerlendirse de birçok eleştirmen onun gibi düşünmüyordu.

Bir sonraki oyunu olan Saint Joan (1923) ise genellikle onun en iyi oyunlarından biri olarak kabul edilir. Shaw, Jeanne d’Arc hakkında bir şeyler yazmayı uzun süre düşünmüştür ve bir azize ilan edilmesi Shaw’u harekete geçrimiştir. Oyun, Shaw’a uluslararası anlamda bir başarı kazanmıştır. Çoğu kişi, Nobel Edebiyat Ödülü’nü sırf bu oyunu yüzünden aldığını düşünmektedir. Shaw, ömrünün sonuna kadar oyunlar yazmaya devam etti, ancak çok azı eski eserleriyle kıyaslanılabilir derecedeydi.

“The Apple Cart” (1929) her hâlde daha sonraki döneminin en ünlü eseridir. Daha sonra yazdığı, “Too True to Be Good” (1931), “On the Rocks” (1933), “The Millionairess” (1935) ve Geneva (1938) gibi oyunlar, düşüşü için verilen örnekler arasındadır. Shaw’un son bitmiş oyunu, doksan yaşlarında yazdığı “Buoyant Billions”tı (1946–1948).

Shaw’un oyunları, genellikle uzun önsözlerle başlar. Bunlar genellikle, oyundan çok oyunda işaret edilen konular hakkında olur. Genellikle, bu önsözler, oyunun kendisinden daha uzun olurlar. Mesela, Penguin Books tarafından basılan tek perdelik oyun, “The Shewing-up of Blanco Posnet”nin (1909) 29 sayfalık oyun kısmından önce 67 sayfalık bir önsöz vardır.

doku-sanat-galerisiNar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı aynı zamanda Özel Nar Sanat Eğitim Kursu Resim eğitmeni Hale Şakar Ürkmezgil’in 20. Kişisel Heykel Sergisi izleyicisi ile buluşuyor.

Doku Sanat Galerisi’nde gerçekleşecek etkinliğin iki ana teması var:

Cumhuriyet Kadınları…

Özgürlük diye / diye… kanatlandım…

 

Etkinlik 10 Mart 2015, Salı günü saat:18:00’de açılacak. 30 Mart’a kadar görülebilecektir.

Yer: Doku Sanat Galerisi

Adres : Av. Süreyya Ağaoğlu Sok. (Ihlamur Teşvikiye Yolu ) No:10/10D, Teşvikiye İstanbul Türkiye
Telefon : 212-246 2496
Web: http://www.haleurkmezgil.com

merkez-bankasi-ozel-koleksiyonu-canakkalede-sergilenecekÇanakkale Savaşları’nın 100. yılında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, kuruluşundan bu yana oluşturduğu sanat koleksiyonundan özel bir seçkiyi, “Kırmızıdan Maviye, Çağdaş Türk Resim Sanatı” adlı sergiyle Çanakkale’de sanatseverlerle buluşturacak.

Çanakkale Belediyesi tarafından restore edilerek seramik müzesi olarak hizmet veren tarihi Müstahkem Mevki Er Hamamı, şehrin en büyük sergisine evsahipliği yapmaya hazırlanıyor. Farklı bir kavramsal temayla savaşın yıldönümüne metaforik bir yaklaşımla ve Türk resim sanatının ustalarının eserleriyle katkıda bulunulacak. Sergi, kırmızı ve mavi tonların dominant kılındığı ve bu renklerin stratejik öneme sahip olduğu Türk resminin usta sanatçılarının seçkin eserlerinden oluşuyor, Türk resminin klasik, modern ve çağdaş örneklerini, karşılaştırmalı biçimde biraraya getiriyor. Türk resim sanatının gelişimini ve değişimini, kırmızı ve mavinin yoğunlukta olduğu bir düşünsel kavram eşliğinde, sergi mekanını kullanarak bir pasaj halinde özgün eserlerle gözler önüne seriyor. 18 Mart 2015 tarihinde açılacak serginin saati 18.03 olarak belirlendi. 28 Nisan 2015 tarihine kadar Çnakkale Belediyesi Seramik Müzesi’nde ziyaret edilebilecek serginin küratörlüğünü ise Ahmet Albayrak üstleniyor.

“Kırmızıdan Maviye, Çağdaş Türk Resim Sanatı” sergisinde Merkez Bankası Sanat Koleksiyonu’ndan seçilen, 28 sanatçının 32 eseri yer alıyor. Bunlar mekanın belleğiyle bütünleşen bir algıyı temel alırken tarihi bir yerde, sonradan müzeye dönüştürülen bir hamamda kurgusal ve koordineli bir biçimde konumlanıyor. Sergi mekanının giriş bölümü, eserlerin üzerinde birincil derecede hakim olan kırmızı rengin dışavurumsal ve tinsel yapısıyla mekanı kullanırken sergi mekanının üst katı ise meditatif, şiirsel ve soyut bir biçimde, eserlerde dominant şekilde var olan mavi pigmentin dolaşımıyla mekansal algıyı harekete geçiriyor. Klasik bir koleksiyon sergisi olma yerine düşündürmeye, farklı bir sergi deneyimine davet eden sergi, konsept olarak renk kavramının Türk resmindeki düşünselliğine, problematiğine de işaret ederken aynı zamanda Türk resminin çağdaşlaşma görüntüsünü de özgün bir seçkiyle ortaya koyuyor.

Kaynak: Çanakkale

cnr-kitap-fuariCNR Holding Fuarcılık Grup Başkanı H. Cem Şenel, 27 Şubat’ta açılacak Kitap Fuarı’nda, Çanakkale Savaşları ile ilgili bugüne kadar hiç ortaya çıkmamış resimlerden oluşan serginin olacağını belirterek, bu konuda çok ciddi derleme yaptıklarını söyledi.

CNR Holding tarafından Basın Yayın Birliği işbirliğinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle düzenlenen ve Anadolu Ajansı’nın Global İletişim Ortağı olduğu fuar, 27 Şubat-8 Mart arasında açık kalacak

Yeşilköy’deki CNR Expo’da okurla buluşacak fuara ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Şenel, bu yıl ikincisi gerçekleştirilecek fuarın temasının, Çanakkale Savaşları’nın 100. yılı olduğunu belirterek, CNR olarak İstanbul gibi bir metropolün en az iki, hatta daha fazla fuarı kaldıracağını kaydetti.

Fuarın kitap okuma alışkanlığının geliştirilmesine çok ciddi fayda sağlayacağına inandığını dile getiren Şenel, geçen yıl iki holde yapılan fuarın, bu sene üç hole taşındığını anlattı.

Şenel, “Geçen sene 250 katılımcımız vardı, bu sene 350 oldu. Geçen sene 200 marka temsil edilmişti, bu sene 400 civarında temsil edilecek. Fuarı yaklaşık 26 bin metrekarelik bir alanda yapacağız” dedi.

Çok sayıda etkinliğin yer alacağı fuara, özellikle gençler ve öğrencilerin ilgisini çekmeyi, onları okumaya teşvik etmeyi amaçladıklarını ifade eden Şenel, şöyle konuştu:

“Çanakkale Zaferi, tarihimizde çok önemli yer tutan bir hadisedir. Özellikle gençlerimize, çocuklarımıza ve tabii ki vatandaşlarımıza da bu zaferin önemini bir kez daha hatırlatmak istiyoruz. Fuar süresince ana temamız; Çanakkale Zaferi. 100. yıl dönümü dolayısıyla çok çeşitli etkinliklerimiz olacak. En önemlilerinden biri gün ışığı görmemiş, çok sayıda fotoğraftan oluşan sergimiz var. Özellikle öğrencilerimizin onu görmesini şiddetle tavsiye ediyorum. CNR olarak bu konu bizim için de çok hassas olduğu için çok heyecanlıyız. Çanakkale Savaşları ile ilgili bugüne kadar hiç ortaya çıkmamış resimler olacak. Çok ciddi derleme yaptık. Bu konuyla ilgili çalışmalar yaklaşık bir yıldır sürüyor. Ziyaretçilerimizin çok ilgisini çekecek. İlk defa görecekleri çok sayıda fotoğraf olacağını düşünüyoruz.”

Fuarda, Çanakkale Savaşları ile ilgili bugüne kadar yayınlanmamış yayınların olacağını, yayıncıların Çanakkale ilgili çok sayıda yayın neşredeceğini ve birçoğunu ilk defa fuar sırasında sunacaklarını aktaran Şenel, geçen yıl fuara katılımın çok tatminkar olduğunu, bu yıl ise bu oranın en az yüzde 60 artmasını beklediklerini kaydetti.

CNR Holding Fuarcılık Grup Başkanı H. Cem Şenel, “Çok iyi organize olduk, çok iyi duyuruldu fuar. Zaten yapısı nedeniyle çok ilgi çeken bir fuar. Bizim lokasyonumuzdan dolayı öğrencilerin, özellikle ulaşımı çok kolay, toplu taşıma kullanarak insanlar çok rahat gelebilecekler” görüşlerine yer verdi.

Ticari faaliyetten çok sosyal bir etkinlik olan fuarla özellikle genç nesillerin okuma alışkanlığını geliştirmesine aracı olmanın kendileri için keyif verici olacağını belirten Şenel, etkinliği büyütmek, çok ziyaret edilen bir fuar yapmak için bütün güçleriyle çalıştıklarını bildirdi.

Şenel, bu anlamda İstanbul’un, çok büyük bir potansiyel olduğunu, daha fazla kitap fuarı yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.

izmir-avrupa-caz-festivali-722. İzmir Avrupa Caz Festivali’ne sayılı günler kala İzmir’i “Caz” heyecanı sardı. Bu yıl geniş kapsamlı halka açık etkinliklerle her kesimden İzmirliye hitap etmeyi amaçlayan Festival, 5 Mart 2015 Perşembe günü bir “Dünya Prömiyeri” ile başlayacak. Günümüz piyano ikilileri arasında çok yönlü müzik anlayışları ve yenilikçi stilleriyle yıldızlaşan Ufuk & Bahar Dördüncü, “Jazz Meets Classic” konserinde, Avrupa caz sahnelerinin en büyüklerinden Erik Truffaz Quartet ile Truffaz’ın “Taksim” adlı eserinin dünya prömiyerini yapacak.

İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı’nın, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin katkıları; İzmir İtalya Konsolosluğu, İzmir Fransız Kültür Merkezi, Yaşar Holding, Lüksemburg Büyükelçiliği, Luxemburg Export Office, Polonya Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu, Adam Mickiewicz Enstitüsü, Avusturya Kültür Ofisi, Slovakya Cumhuriyeti İzmir Fahri Konsolosluğu, İzmir İsviçre Konsolosluğu işbirliği ile düzenlediği 22. İzmir Avrupa Caz Festivali’nde 05-21 Mart 2015 tarihleri arasında iki sergi, altı film gösterisi, bir seminer, dört atölye çalışmasının da bulunduğu toplam on iki halka açık etkinlik yer alacak.

AÇIK ETKİNLİKLERLE CAZ HER YERDE

Caz fotoğrafı denince akla ilk gelen isim Aykut Uslutekin, 4- 14 Mart 2015 tarihleri arasında İzmir’in yeni sanat galerisi Contemporary Art Gallery’de “Cazın Büyüsü” fotoğraf sergisini açacak.22. İzmir Avrupa Caz Festivali’nin afişinin belirlendiği 13. Caz Afişi Yarışma Sergisi 5-21 Mart 2015 tarihleri arasında AASSM Alt fuayede sanatseverlerin görüşüne sunulacak.

7 Mart 2015 Cumartesi Festival’in en hareketli günlerinden biri olacak. Gün saat 11.00’de İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde “Cine – Jazz Marathon” ile başlayacak. Aynı zamanda bir sinefil de olan Festival Danışmanı Francesco Martinelli’nin seçtiği sinema tarihinin en iyi beş caz temalı filmi orijinal dillerinde saat 21.30’a kadar peş peşe gösterilecek.

7 Mart 2015 Cumartesi gününü cazla geçirmek isteyenlerin Alsancak Edit Radyo & Cafe’de Moda, Tasarım ve Caz ile Rendezvous’u var. İçerik Dergi Ekibi, 7 ve 8 Mart 2015 günleri İKSEV’de “Jazzine- Fanzin Üretim Atölyesi” ile genç grafikerlere farklı ufuklar sunacak.

En az konserler kadar ilgi gören Caz seminerinin bu yılki konusu, Açılış konserimize ithafen “Caz ve Klasik Müzik: Ayrı Siyam İkizleri mi? 11 Mart 2015 Çarşamba günü saat 19.00’da İKSEV Salonunda Francesco Martinelli’nin İngilizce olarak vereceği semineri Ümit Tunçağ Türkçeye çevirecek.

İzmir’in en eski müzik mağazalarından biri olan Panda Müzik, Festivale 14 Mart 2015 Cumartesi günü “Cazlı öğle Kahvesi” etkinliği ile katılacak. 22. İzmir Avrupa Caz Festivali’nin yeniliklerinden biri de Açık Fuaye konserleri olacak. 14 Mart 2015 Cumartesi günü saat 17.00 – 19.30 arasında AASSM’nin Giriş Fuayesinde Yaşar Üniversitesi Jazz Quartet ile Yavuz Darıdere Hammond Groove Band konser verecek.

20 Mart 2015’de Türkiye’de caz adına yapılan en kapsamlı belgesel çalışması olan Batu Akyol’un “Türkiye’de Caz” konulu belgeseli saat 19.00’da MÜZİKSEV Salonunda gösterilecek. Ardından Batu Akyol ve Ümit Tunçağ ile “Cazı Belgelemek” konulu bir söyleşi yapılacak.
22. İzmir Avrupa Caz Festivali’nin biletleri BİLETİX’de satışta.

22-izmir-avrupa-caz-festivali

 

İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı’nın düzenlediği 22. İzmir Avrupa Caz Festivali – 13. Caz Afişi Yarışması’nın Prof. Dr. Hakan Ertep, Cihangir Elmaskaya, Maksude Kılıç, Kutsal Lenger, Hüseyin Ekinciler, Okan Özgen ve Ayşe Tatari’den oluşan seçici kurulu yarışmaya katılan 439 afiş arasından, Alperen Güldü’nün A39G40

Rumuzlu çalışmasını birinciliğe değer bularak 22. İzmir Avrupa Caz Festivali’nin Afişi olarak seçmiştir.

Alperen Güldü Kimdir?

Erzurum Atatürk Üniversitesi G.S.F. Grafik Tasarım Bölümü mezunudur. Aynı üniversitede yüksek lisans yapmaktadır. Ulusal ve uluslararası pek çok sergiye katılan Güldü, Uluslararası Varna Exlibris Yarışmasında mansiyon kazanmış ve iki cilt halinde hazırlanan Türk İllüsTRasyon Kitabında yer almıştır. Exlibris çalışmaları bazı kitaplarda yer almıştır. Halen freelance grafiker olarak çalışmaktadır.

13. Caz Afiş Yarışması Sergileme Alan Afişler


T218A2 – Nisa Tildem Tokdemir

A39G40 – Alperen Güldü

TT1234 – Taylan Tozar

Ç4N4R7 – Erdal Çakır

BS0107 – Ali Batuhan Sarı

FS7198 – Feyyaz Sönmez

Black5 – Hakan Üzülmez

Cazda1- Ranan Karabulut

BB1010 – Burak Çerçi

34TF09 – Ferhat Tunç

TOBYU2 – Osman Fuat Yayalar – İlüstratör: Güner Oğuzhan

TİN300 – Seyhan Günay Kaya

S9L2S3 – Salıse Ökdem

00967A –Gül Ayça Altmışoğlu

KALİG9 – Taha Bekir Murat

SNNS35 – Sinan Subaşı

421İSO – İsmail Kayar

Ö24ÜN8 – Cansu Özgün Kayacık

SY6204 – Boğaçhan Ünver

C06C32 – Can Çağatay Çamkır

MART16 – Özge Coşgun

BUREN 1 – Can Yaylacıkoral

K4E15M – Merve Uzunoğlu

G4d2k7 – Ece Ağırtmış

CAZFE5 – Tuğba Sabaz

SİYAH1 –  Seçil Gölcük

P2J5C7 – Pınar Özdemir

M1506E – Müge Ersoy

K47B35 – İdil Tayhan

SA020791 – Sevda Ateş

Snmz96 – Zeynep Sönmez

114RM2 – Pembe Şen

275PS1 – Pembe Şen

1İZCAZ – Aslı Geylan

Hazırlanan Tüm Görseller:

doga-seni-cagiriyor‘Doğa Seni Çağırıyor’ adlı sergi, Türkiye’den 52 sanatçıyı bir araya getirdi. Farklı kuşaklardan sanatçıların doğaya duyarlılıklarını anlatan sergiyi Doğal Hayatı Koruma Vakfı gerçekleştiriyor.

WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) öncülüğünde açılan ‘Doğa Seni Çağırıyor’ sergisi ziyarete açıldı. Sergide Türk çağdaş sanatının 52 temsilcisi, Denizhan Özer’in küratörlüğünde çevre ve doğa meselelerine farklı bakış açıları getiriyor.

8 Mart 2015’e kadar İstanbul’daki Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde ziyarete açık olacak sergide, küresel iklim değişikliği, enerji kaynaklarının kullanımı, düzensiz kentleşme, su kaynaklarının kullanımı ve kirlenmesinin yanı sıra doğal yaşam da işleniyor.

Dünyada omurgalı hayvan türlerinin sayısının son kırk yılda yüzde 52 oranında azalmış olması canlıların yaşam alanlarının insan işgali ile daralması gibi konular üzerinde de duran ‘Doğa Seni Çağırıyor’ sergisinde aralarında Ayşe Tanay Ülgen, Tomur Atagök ve Ergin İnan’ın da bulunduğu 52 sanatçının çalışmaları yer alıyor.

Sergide eseri bulunan sanatçılar:

Ahmet Nerey, Ahmet Umur Deniz, Akın Ekinci, Aslı Altınışık, Aslı Özok, Aydın Ayan, Ayşe Tanay Ülgen, Ayşenur Köksal, Bedri Baykam, Burçin Erdi, Çetin Pireci, Deniz Gökduman, Deniz Uluğ, Devrim Erbil, Eda Çığırlı, Ekrem Kahraman, Emel Yurdakul, Ergin İnan, Eylül Köksümer, Fatma Mollaoğlu, Fevzi Karakoç, Gizem Enuysal, Hakan Kalay, Hayri Ağan, Hülya Küpçüoğlu, Hülya Sözer, Hüsnü Koldaş, Işıl Güleçyüz, İrfan Okan, Joel Menemşe, Kemal İskender, Leyla Küçük, Mahir Güven, Mahmut Aydın, Mehmet Özenbaş, Murat Mizrahi, Muzaffer Akyol, Nedret Sekban, Pınar Yeşilada, Resul Aytemür, Serap İskender, Suat Akdemir, Süleyman Erdal, Şifa Girinci, Tan Taşpolatoğlu, Tomur Atagök, Vasıf Pehlivanoğlu, Veysel Günay, Yağmur Yılan, Yasemin Kuşi, Yıldız Doyran, Zahit Büyükişleyen.

İçindeki eserleri yediğiniz bir sanat sergisi hiç gördünüz veya duydunuz mu?

Dünyadaki ilk sanat sergisi 1667 yılında yapılmıştır. O tarihten bu yana ilk defa yenilebilir sanat galerisi yapıldı. Bu sanat galerisi ilk yenilebilir sanat galerisi olmakla beraber, en lezzetli sanat galerisi olduğunu düşünüyor ve sözü size bırakıyoruz..

Şef Simon Smith

Şef Simon Smith

Günümüzde sanat başlığında, çeşitli eserlerin sergilendiği sergiler ve galeriler bulunmakta. Ancak bu sanat galerilerinde gidip görülüp eserleri inceledikten sonra evimize döneriz. Fakat ilk kez gittiğiniz sanat galerisinde sergilenen eserleri yiyebileceğiniz bir galeri açıldı. Yanlış duymadınız, sanat galerisindeki eserleri yiyebiliyorsunuz.

Londra’daki sergi salonu Future Gallery, 210 yılında dünyanın ilk yenilebilir sanat galerisine ev sahipliği yapmış.

Tablo ve heykel gibi şeyler görmeye alışık olduğumuz sanat galerilerine farklı açıdan yaklaşan Cake Britain, muhteşem görünüşleriyle dünyanın ilk yenilebilir sanat galerisini sergiliyor. Galeride çeşitli şekillerde ve renklerdeki pastaların yan sıra pasta sanatçılarının özel tasarımları da bulunuyor. Stuart Semple ve Paul Baker’in tasarladığı bir hayal alemini temsil eden ve akide şekerinden yapılma dağlardaki katlı pastanın üzerinde duran aşıkların oluşturduğu düğün pastası ile Şef Simon Smith’in geyik kafası pastası, galeride dikkat çeken parçalar arasında bulunuyormuş.

Serginin küratörü Lilly Vanilli yaptığı açıklamada galeriye ilginin oldukça büyük olduğunu söylemiş. ‘Basından ve dünyanın her yerinden çok büyük ilgi var. İnsanların buraya gelmelerini ve eserleri anlamalarını görmek muhteşem bir şey. Çocuklar ve aileler bundan keyif alıyorlar, güzel bir sergi oldu‘ demiş.

Sergiyi internet üzerinde gördükten sonra bir arkadaşıyla birlikte gezmeye gelen hukuk öğrencisi Maria Burgess, ilk defa yenilebilir bir sergi gördüğünü söyledi.

Burgess, ‘Bunun bir pasta olduğundan ve yenilebilir olduğundan emin olamıyorsunuz. Başka malzemelerden de kolaylıkla yapılabilirdi ve kalıcı olabilirdi‘ dedi. Burgess galeride en çok beyaz arka plan ve canlı renkler kullanılarak yapılan uzay pastasının hoşuna gittiğini sözlerine ekledi. Ulaştırma planlamacısı Laura Putt ise, ‘Bazı örneklerin tadına bakabileceğimizi umuyordum ancak bunun için Pazar günü gelmemiz lazım‘ demiş.

Sanatın sadece tuval, fırça, kara kalem ve boyalarla yapılamayacağını bunun aynı zamanda un, şeker ve yumurta kullanılarak da yapılabileceğini gözler önüne seren Cake Britain, bir hafta boyunca gezilmiş sonra… Tate&Lyle Şekerlemelerinin sponsorluğunda düzenlenen serginin son günü olan Pazar gününde pastalar ziyaretçiler tarafından yenilmiş.

 Kaynak : Sabah.com.tr

İnsan beyninin 10 yaşına kadar sünger kıvamında olduğunu ve bu dönemde temel yetenek ve becerilerle ilgili her şeyi emdiğini söyleyenYard. Doç. Dr. Oktay Aydın bu dönemin çocukların içindeki potansiyeli açığa çıkarma ve yükseltmek için çok önemli olduğunu vurguluyor. Yani çocuğun beynini bir santral gibi düşündüğümüzde bu santrali 50 hatla kullanmak yerine bin hatlık bir merkeze dönüştürmek mümkün.

çocuklar

Ancak bunu yaparken beynin nasıl işlediğini çok iyi bilmek gerektiğini belirten Aydın “Okul öncesi süreçte aklına gelen her davranışı yapmaya çalışan çocuk, ilköğretim döneminde daha mantıklı ve kontrollü davranışlar geliştirir. Bunu sadece büyüme ile açıklamak mümkün değil. Aslında buradaki değişikliğin sağ ve sol beyindeki tepkilerden kaynaklandığını bilmek ebeveynlerin yapacağı pek çok yanlışı da önleyebilir. Çünkü beyni bilmeden çocuğun davranışlarını yorumlamak pek çok hataya neden oluyor. Çocuğun birçok davranışı ile ilgili ‘vurdumduymaz, saygısız, saldırgan, tembel vb.’ nitelemeler yapılabilir. Oysa bu tepkiler çocuğa özgü değil, bulunduğu yaşa uygun davranışlar” diyor. Oktay Aydın’ın çocukların 10 yaşına kadar beynini geliştirecek 10 yöntem ve bu konudaki tavsiyeleri ise şöyle :

ARDIŞIK RAKAMLARLA İŞLEM YAPTIRIN

matematik ve çoçuk

Okul öncesinden başlayıp ilkokulu bitirinceye kadar çocuklara oyunlaştırılmış ortamlarda dikkat ve bellek çalışmaları yaptırılmalı.Dikkat ve bellek çalışmaları sanılanın aksine sadece bu konuda sorun yaşayan çocuklar için değil, bu yaştaki tüm çocuklar için gerekli.Ardışık olarak verilen sayı ve sözcük kümelerini tekrar etmek.(Örneğin, 3-0-9-8, araba-toprak-masa-deniz gibi. Giderek sayı ve sözcük sayısı artırılarak uygulama devam ettirilebilir.) İki resim arasındaki farkları bulmak. Anlamsız cümleleri söyleyip tekrarlamasını istemek gibi uygulamalar yapılabilir. (Örneğin, “Gökyüzünde yürüyen evin yaprakları mutluydu.”)

PARMAKLARIYLA DEĞİL AKILDAN HESAP YAPTIRIN

matematik_ve_çocuk

 

Akıldan hesaplama egzersizleri de beyin açısından oldukça etkili.Çocuğun yaşına uygun yönergeler verin ve hesaplamayı parmaklarıyla değil, akıldan yapmasını isteyin. Uygulamayı, zorluk düzeyini artırarak ve zenginleştirerek tekrarlayın. “İki elman var, iki elma da ben verirsem, kaç elman olur?” “Üç elman var, ikisini ben alıp yesem, kaç elman kalır?” “Dört elman var, birini ben yedim, birini de arkadaşın yedi, toplam kaç elman kalır?” “Beş elman var, iki elma daha verdim, bir elmanı da arkadaşına verdin, kaç elman olur?” “28+12+7=?” “33-6+5=?”

SES VE GÖRÜNTÜSÜNÜ KAYDEDİP İZLETİN

çocuk ve ses

 

Çocuğun günlük bir  faaliyetini, oyununu, hareketini görüntülü olarak kaydedip daha sonra izlettirin. Bu çocuğun kendini dışarıdan görmesi ve izlemesini sağlar.İzleme sürecinde, olumsuz herhangi bir yorumun yapılmaması son derece önemlidir. Sadece, çocuğun kendisi ile ilgili söylediği şeyler olursa dinleyin ve söylediklerinin özünü ona tekrar edin. Ya da belirli bir konuyu öğrenme aşamasındayken, konuyu sesli olarak okuyarak veya anlatarak ses kayıt cihazına kaydedin ve dinlemesini sağlayın. Böylece, okurken/anlatırken ve kendi sesinden dinlerken tekrar tekrar öğrenme gerçekleşir. Ayrıca, uygulama çocuklara ilgi çekici geldiğinden ders çalışma motivasyonlarını da artırıyor. Kendi sesimizi dinlemenin yaratacağı sempati de öğrenme sürecimizi kolaylaştırıcı bir başka etkendir. Uygulamanın bir başka şekli de, tanıdığı, sevdiği kişinin konuyu okurken ya da anlatırken kaydedilmesi ve onun izlenmesi yolu ile olabilir.

SÖZCÜKLERİ TERSİNE ÇEVİREREK OKUTUN

okuyan-çocuk

 

Tersine çevirme işlemi zorlayıcı olduğu için beyni geliştirir. Sözcükleri, verilen sayıları, işlemleri, olayları, hareketleri vb. tersine çevirin. Mesala “araba” sözcüğünü ya da “8-2-5 sayılarını” tersten okumasını isteyin. Çocuğunuzla “20’den geriye doğru 2’şer say” “56’dan geriye 7’şer say” “Labirenti sondan başa doğru çizerek tamamla” gibi alıştırmalar yapabilirsiniz.

ANLATTIKLARININ RESMİNİ ÇİZDİRİN

res,m çizen çocuk

Beyin girdi-işlem-çıktı süreci ile çalışıyor. Dışarıdan gelen bilgiler üzerinde bir dizi işlem yapan beyin, onları konuşma, yazma, okuma, hareket etme vb. çıktılara dönüştürüyor. Baktığı resmi anlatma, anlatılan öykünün resmini yapma, resimde gördüklerini canlandırma, dinlediği şarkının resmini yapma gibi pratikler beynin kapasitesiniartırıyor.

İSTEKLERİNİZİ TEKRARLATIN

tekrarlayan çocuk

Çocuklar, çoğu zaman kendisinden yapılması istenen şeyi ya hatırlayamaz ya da nasıl yapacaklarını şaşırırlar. Bu nedenle dinleme, işitsel dikkat, sıralama gibi becerilerinin gelişimini sağlamak için onlara bir ile dört aşamalı isteklerde bulunun ve bu isteklerinizi tekrar etmesini isteyin. Örneğin: “İstersen önce kitabını çıkarıp resim yapabilir, sonra oyuncaklarınla oynayabilirsin” gibi bir yönerge verdikten sonra “Hadi tekrar et bakalım senden ne yapmanı istedim” deyin.

BİR SANAT DALI İLE İLGİLENMESİNİ SAĞLAYAN

Little girl smiling at piano keyboard

Çocuğun farkındalık, fiziki ve ruhsal gelişimini etkileyecek ve daha estetik fizik ve düşünce yapısına ulaşabilmesi için hobi amaçlı bile olsa , resim, dans, bale, müzik (Gitar, keman, piyano, bağlama, Akordeon, Bateri, ritm aletleri  v.b.)  bir sanat dalı ile ilgilenmesi için teşvik edin. Bunu yaparken mümkün olduğunca ilgisi olan bir alanı seçmeye çalışın ve amaç olarak sanatçı olmasını değil bir hobi edinmesi düşüncesi ile yapın. Beklentilerinizi onu strese sokacak bir düşünce ile yapmayın beyinin daha işlevsel olması için çaba harcayın ve teşvik edin.

5N1K KURALINI UYGULAYIN

kitap-cocuk

Kitap okuma çocukların gelişimleri açısından çok önemli. Ancak, kitabı sadece okumak yeterli değil. Okuma, beyne girdi sağlıyor ama çıktı sağlamıyor. Oysa beyin çıktılarla daha fazla geliştiği için okunan metnin anlatılması çok daha etkili. Okumalarda kısa metinden başlayıp aşamalı olarak uzun metinlere doğru gidilmelidir. Çocuğunuzdan öncelikli olarak serbest anlatma (çocuğun kendi istediği gibi anlatması) değil, yapılandırılmış anlatma (5N1K) yapmasını isteyin. Böylece,çocuğun zihninde belirli bir okuma sistematiği kodlanmış oluyor. Bu okuma ve anlatma sistematiği yerleştiğinde, çocuğunuz görsel (metni okuyabiliyorsa) ve işitsel dikkati (metin kendisine okunmuşsa), okuduğunu anlama becerileri gelişiyor ve kısa süreli hafızası daha da güçleniyor.

 

 

ÖĞRENDİKLERİNİ BİR ARKADAŞINA ANLATSIN

dedikodu

Öğrenmenin en iyi yolu öğretmedir. Beynimiz, dışarıdan gelen birçok bilgiye lokal bölgelerle tepki verirken öğretme eyleminde neredeyse topluca tepki veriyor. Bu nedenle, çocuğunuzla bir arkadaşını “öğrenme/öğretme partneri” olarak tanımlayın. Derslerden sonra çocuğunuz, partneri olan arkadaşıyla öğrendiklerini paylaşsın ve ona aklında kalanları anlatsın. Öğrendiklerini arkadaşına anlatırkenbeyni daha yoğun şekilde harekete geçecek ve öğrenme kapasitesi belirgin şekilde artacaktır.

BAKTIĞI RESMİ CANLANDIRSIN

resim-cocuk

Beynimize gelen uyarıcıların büyük çoğunluğu görsel alana (occipital lob) ulaştığı için öğrenmede görsel unsurlar son derece önemli. Etkili öğrenme için etkili görsel canlandırmalar yapılması gerekiyor.Çocuğunuza gözleri kapalıyken bir öykü, konu okuyun ya da anlatın. Bu anlatım süresince gözlerini hiçbir şekilde açmamasını isteyin. Konu bittiğinde, öykü ya da konu ile ilgili sorular sorun. Gözlerini açmadan bunlara yanıt vermesini isteyin. Bir başka uygulamada da çocuğunuzabelirli bir resim, şekil, tablo, grafik, formül, obje göstererek belli bir süre bakmasını isteyin. Baktığı şeyin zihinsel olarak “fotoğrafını çekmesini” söyleyin. Daha sonra gözlerini kapatarak az önce baktığı şeyi zihninde görüntülü olarak canlandırmasını isteyin.

HOŞ KOKAN BİR ODADA DERS ÇALIŞSIN

cocuk-ve-kokular

Koku, beyinde duyguların merkezi olarak tanımlanan limbik sistemidoğrudan etkilediği için kendi başına olumlu ya da olumsuz bir duyguyu harekete geçirebilir ve buna bağlı olarak tepkilerimizi de etkileyebilir.Güzel ve hoş kokular olumlu duyguları, rahatsız edici kokular ise olumsuz duyguları tetikler. Koku çocukların ders yaptığı ortamlardaolumlu bir uyarıcı olarak kullanılabilir. Çocuğun kokulara karşı sağlığını etkileyecek bir hassasiyeti yoksa, ders çalıştığı odaya çalışmadan önce hoşuna giden bir koku sıkılarak olumlu duyguları harekete geçirilebilir.

OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARIN SAĞ BEYNİ ÇALIŞIR

ilkokul_ogrencileri

Okul öncesi ve ilkokul dönemi çocuklarının temel farklılıklarından biri de düşünme şekli. Okul öncesi çocuklarda sağ beyin baskın olduğu için, kurallara bağlı kalmaksızın düşünürler. Akıllarına geleni söylerler. İlkokula gelindiğinde ise düşünce yapısında da gelişmeler olur veçocuk daha mantıklı, kurallı düşünme becerisi geliştirir. Bu çocuklar genelde daha akıllıca konuşan, dili daha iyi kullanabilen, gerçeği algılamada daha başarılı olan bir performans sergiler. Bu beceri de daha çok sol beynin bir fonksiyonudur. Eğitimsel açıdan her iki beyni koordineli şekilde kullanmak en iyi olanıdır. Ebeveynlerin ve öğretmenlerin, çocuklara, her fırsatta sağ ve sol beyin yarıkürelerini birlikte çalıştıracak etkinlikleri yaptırmaları gerekiyor. Örneğin, piyano, bateri çalmak, sağ el ile sol kulağı gösterme, sol el ile sağ ayağa dokunma gibi oyunlar, belirli bir hareketi taklit etme, yapılan bir hareketi anlatma vb. çalışmalar bu anlamda yararlı olacaktır.

 

HANGİ YAŞTA HANGİ BECERİLER GELİŞİYOR ?

0-1 yaş anadil

0-2 yaş görme, işitme, tat alma vb. duyular

1-4 yaş matematik ve mantıksal yetenekler

5 yaşına kadar genel zeka

3-10 yaş müzik yeteneği

0-10 yaş yabancı dil

Alın bölgesi gelişmediği için ergenler agresif oluyor. Beyin arkadan öne doğru geliştiği için en son alın korteksi (prefrontal korteks) gelişiyor ve alın korteksinin olgunlaşması 20’li yaşlara kadar devam ediyor. Ergenlik döneminde duyguları ve hareketleri baskılayan ve kontrol eden alın bölgesi tam gelişmediğinden, ergenler ilişkilerinde çatışmacı ve eleştirici bir dil kullanıyor. Kaygı düzeyleri de yüksek olduğu içinagresif davranışlar sergiliyorlar. Yaş ilerledikçe bu davranışlar yerini sakin ve kontrollü hareketlere bırakıyor. Halk arasında davranışlardaki olgunlaşma olarak ifade edilen bu süreç aslında beyindeki olgunlaşmanın bir sonucu. Çocukların da doğumdan itibaren sürekli hareketli olması, içinden geçeni hemen yapmak istemesi, duygularının götürdüğü yere gitmesi ve şimdiki zamanı yaşaması gibi birçok davranışı, beynin arkadan öne doğru gelişmesinden dolayı yaşanan bir durum.

Kahvenin 500 yıllık tarihi. Türk kahvesinin Osmanlı’dan günümüze uzanan hikayesi Topkapı Sarayı’nda açılacak ‘Bir taşım keyif Türk kahvesinin 500 yıllık öyküsü’ isimli sergide anlatılacak.

Sergide, 16. yüzyılda Osmanlı kahvehanelerini gösteren gravürler de yer alıyor.

Sergide, 16. yüzyılda Osmanlı kahvehanelerini gösteren gravürler de yer alıyor.

Topkapı Sarayı Müzesi ile birlikte Türk Kahvesi Kültürü ve Araştırmaları Derneği, Türk kahvesinin tarihini anlatan bir sergi hazırladı. Anadolu’dan dünyanın dört bir yanına dağılan Türk kahvesi çekirdeklerinin, Osmanlı döneminden günümüze uzanan yolculuğunu anlatan sergide, Türk kahvesine dair akla gelebilecek birçok parça sergilenecek.

Başta Topkapı Sarayı Müzesi koleksiyonları olmak üzere pek çok müze, özel müze, kütüphane ve koleksiyonlardan seçilen eserlerden oluşan “bir taşım keyif – Türk kahvesinin 500 yıllık öyküsü” sergisi; kahvenin Osmanlı kültürü içinde oluşturduğu özgün seremoniyi ortaya çıkardı. Türk kahvesinin yarattığı sosyal ortama, keyif ve ikram kültürüne,16. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar Türk kahvesiyle ilgili birçok unsura yer veren sergi koleksiyonunda, objeler, resimler ve belgeler yer alıyor.

Sergi, 21 Şubat itibariyle Topkapı Sarayı içerisinde ziyarete açılacak.

Kaynak :aljazeera.com.tr

14 Şubat Sevgililer Günü için İstanbul’un üç müzesinde üç ayrı etkinlik var. İstanbul Modern, Pera Müzesi ve Sakıp Sabancı Müzesi, güne özel sergi, film ve konser etkinlikleri düzenliyor

14 subat

Haber: FisunYALÇINKAYA
Kaynak : cumhuriyet.com
14 Şubat Sevgililer Günü için hala bir program yapmamış olanlara İstanbul’un üç müzesinde üç ayrı etkinlik var. İstanbul Modern Müzesi, 14 ve 15 Şubat’ta sevgililer için özel bir tur tasarladı. Çiftlerin baş başa gezebileceği bir tur olarak düşünülen bu minik gezide aşkla ilgili beş yapıt özel olarak incelenebilecek. Müzenin Geçmiş ve Gelecek koleksiyon sergisinde aşka dokunan yapıtlardan oluşan bir seçki danışmadan alınacak tur planı eşliğinde gezilebiliyor. Bu özel sergi turundan sonra sevgililer, sosyal medyada #istanbulmoderndeaşkvar etiketiyle ve sergide çektikleri bir fotoğrafla check-in yaptıklarında, İstanbul Modern Mağaza’dan bu özel günü anımsatacak sürpriz birer hediyeye sahip olacak. Seçkide dört sanatçının aşkla ilgili hikayeleri yer alıyor. Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Eren Eyüboğlu’nun hikayesi Eyüboğlu’nun resimleri üzerinden, Aliye Berger’le Carl Berger’in aşkı Aliye Berger’in yaptığı portre üzerinden, Semiha Berksoy’la Nazım Hikmet’in aşkı da yine Berksoy’un bir eseri üzerinden ziyaretçilere bugün için özel olarak hazırlanıp verilen kitapçıklarda anlatılıyor. Kitapçıklarda sanatçı çiftlerin tanışmaları aşık olmaları ve hayatlarında birbirine dair önemli kesitlere yer veriliyor. Seçkide yer alan son sanatçı Nezaket Ekici. Ekici’nin ilkini 2002 yılında gerçekleştirdiği ‘Devinim İçinde Duygu’ isimli performansının videosu çiftlere öneriliyor. Performansta sanatçı, bir galeri odasının duvarlarından tavanına, yerdeki halıdan dolap kapağına kadar uzanan tüm yüzeylerini üç gün boyunca öpücüklerle donatıyor.
Pera Müzesi’nde sinema, Sabancı’da konser aşkı
Pera Müzesi ise dünyaca ünlü heykeltraş Alberto Giacometti’nin eserlerine yer veren yeni açılan sergisinin yanı sıra sevgililer gününe sinema aşkıyla yaklaşan programını sunuyor. ‘Sinema Seni Seviyorum’ programı kapsamında 14 Şubat’ta Godard’ın ‘Nefret’ filmi ve Brigitte Bardot hakkında bir belgesel gösterilecek. Çin’in ilk uluslararası kadın gitaristi Xuafei Yang, İstanbul Resitalleri kapsamında 14 Şubat’ta 20:00’de The Seed’de müzikseverlerle buluşacak. Resitale gelen dinleyiciler, 19:30’a kadar müzeyi ücretsiz ziyaret ederek, devam etmekte olan ‘Joan Miro Kadınlar, Kuşlar, Yıldızlar’ sergisini gezebilecekler.