Şunun için etiket arşivi: Senaryo

Ünlü yazar Türkiye’ye neden gelmiyor?

Son kitabı ‘Kış Günlüğü’ ABD’den bile önce ve ilk olarak Türkçe basılıp, Türkiye’de yayımlanan ünlü yazar Paul Auster, Türkiye’ye gelmeyi reddediyor. Çünkü…
Hürriyet gazetesinden Buket Şahin, dünyaca ünlü yazar Paul Auster ile New York’ta bir araya geldi.

İşte o söyleşi:

TÜRKİYE’DEKİ YAYINCI ERKEN DAVRANDI

‘Kış Günlüğü’ kitabınız ilk önce ve neden Türkiye’de yayınlandı?
Evet, Türk okurlar dışında kimse okumadı henüz. Şubat ayında Danimarka ve İspanya’da yayınlanacak. ABD’de ağustos ayında çıkması planlanıyor. Tamamen programla ilgili. Türkiye’deki yayıncı erken davrandı (Can Yayınları).

Şu anda yeni bir kitap üzerine çalışıyor musunuz?
Bir şeyler karalıyorum ama kitap olur mu bilmiyorum henüz. ‘Brooklyn Çılgınlıkları’ kitabından sonra uzun süre yazacak bir konu bulamadım, aylarca beklemem gerekti. Garip olan, şimdi kitaplar arasında daha uzun bir süre bekliyorum ama daha hızlı yazıyorum.

Öykü yazarı olan babam her kitabını bitirişinde “Artık yazmayacağım, bu son kitabım” der. Ya siz?
Aynen öyle. Her son cümlede ben de aynı şeyi söylerim. Zira, yazdığınız sürece kendi hayatınızı yaşamıyorsunuz. Oysa, yaşamak gerekir yeniden yazabilmek için.

İÇİMDE BİR ŞEYLER GÖMÜLÜ

Edebi eserlerinizde kurgu ve gerçek o kadar iç içe ki sormadan edemeyeceğim, yaşadıklarınızı mı yazıyorsunuz, yoksa bazen yazdıklarınız bir yaşanmışlığa dönüşüyor mu?
Hayır, sadece tek yönlü bir etkilenme. Bilinçaltımdan geliyor. İçimde bir şeylerin gömülü olduğunu biliyorum; bazen yüzeye çıkarlar ve onu takip ederim, nereye gittiğini gözlemlerim, hissetmeye dair bir duygu bu. İfade edemeyeceğim bir duygu.

Senaryo yazarken nasıl hissediyorsunuz?
Bir filmin öyküsünü yazmak bambaşka. Tamamen farklı bir süreç. Sahneleri, diyalogları, kişileri ve ekibi önceden planlamanız lazım, ayarları ona göre yapmanız gerekiyor.

Türkçe’ye çevrilmiş 25’den fazla kitabınız var. ‘Timbuktu’nun film olacağı doğru mu?
Öyle bir proje geldi bir hanımdan. Çok da ısrarcıydı. Merak ettim ve senaryoyu yazmasını istedim ama sonucu hiç beğenmedim.

Kitaplarınızdan bir Brooklyn sevdalısı olduğunuzu anlıyoruz. Peki Brooklyn olmasaydı nerede yaşardınız?
Bunu düşünmek bile istemiyorum! İki hafta sonra 65 yaşında olacağım. Hayatımın 32 yılını yani yarısını burada geçirdim. Brooklyn her çeşit insanın yaşadığı bir yer. Ama bütün büyük şehirler gibi Brooklyn’in de çirkin ve güzel tarafları var.

NAZIM HİKMET 20. YÜZYILIN EN ÖNEMLİ ŞAİRİ

Nobel Edebiyat Ödülü sizin için ne ifade ediyor?
Neye göre verildiğini bilmiyorum. Bazen iyi yazarlar alıyor, bazen değil ama kimin kazandığını duymak her zaman ilgimi çekmiştir. Bir ödülün yazar için o kadar da değerli olduğuna katılmıyorum. Bence 20. yüzyılın en büyük üç yazarı Proust, Joyce ve Kafka. Sanat bir olimpiyat yarışması gibi algılanmamalı.

Latin edebiyatından kimleri okuyorsunuz?
Malûm herkesin okuduğu isimler: Marquez, Vargas Llosa, Roberto, Fuentes, Borges, Cortazar, yakın zamanda kanserden kaybettiğimiz, Arjantinli yazar dostum Tomas Eloy Martinez… ‘Santa Evita’ adında çok çok ilginç bir roman yazdı, Eva Peron’un kayıp naaşına dair.

Nazım Hikmet okudunuz mu hiç?
Okudum, çok severim. 20. yüzyıl Türk şiirinin en önemli şairidir.

ESAD DÜNYANIN EN APTAL POLİTİKACILARINDAN BİRİ

Arap Baharı ve Ortadoğu’da yaşananlar Türkiye’yi olumsuz etkiliyor. Suriye’ye bakın! Esad dünyanın en aptal politikacılarından biri. Ülkesini mahvetti. Ortadoğu’da hatta tüm dünyada bir kaos sürüyor. Genelleştirme yaparsak ki bu ABD, Ortadoğu ve Avrupa için geçerli, herkesin fikir birliği ettiği bir durum var: Sistemin ve değerlerin yeniden düzenlenmesi lazım. Ekonomik sistem, sosyal sistem, öncelikler, çevrecilik yeniden yapılandırılmalı. Dünyamıza daha fazla adalet ve eşitlik lazım. Çok az zengin ve çok yoksul var. İletişim çağında yaşıyoruz ve artık herkes her şeyin farkında. Ortadoğu’ya bak, Mısır’da devrim nasıl çabuk yayıldı çünkü insanlar daha hızlı iletişim kuruyor. Bir örnek vereyim: 1930’larda Sovyetler Birliği’nde Stalin’in kararıyla 10 milyon toprak sahibi çiftçi öldürüldü. Çünkü o zaman iletişim ağı yoktu. Ama şimdi günümüzde telefonla bile bir katliamın fotoğrafını çekebilirsiniz. Irak’taki hapishanede Amerikan askerlerinin yaptığı şeytani vahşet yine böyle ortaya çıktı.

OBAMA KAZANACAK

Bakın, şimdiden söylüyorum, seçimlere daha 11 ay var ama Obama kazanacak. Cumhuriyet Parti hiç bu kadar uzlaşmasız, yetişkinlikten uzak hatta bir çocuk gibi davranan tavırda olmamıştı. Cumhuriyetçi adaylar çok zayıf: Mitt Romney’in açık zaafları ortada, kimseye hitap etmiyor. Obama açık farkla kazanacak. Önemli şeyler yaptı. Hayatımda gördüğüm hiçbir başkanın yapmadığı kadar… En zoru deniyor. Otomotiv sektörünü kurtardı. GM, Chrysler batma noktasına gelmişti. Devlet bütçesiyle kurtardı onları ve para bütçeye döndü. Ama kimse bu konuda Obama’yı övmüyor. Daha dün Kanada ve Teksas arasındaki petrol hattını bloke etti, Kongre’ye acil bir karar için müdahale etti. Belki herkes saldıracak Obama’ya bu müdahale için ama çevrecilik açısından doğru bir karardı.

Paul Auster’ın kendi hikâyesine dönerek yazdığı ‘Kış Günlüğü’, sıradan bir yaşam öyküsü değil, usta bir kalemden çıkmış roman gibi bir yaşam. Auster, bu kitabı neden yazdığını kendi cümleleriyle şöyle açıklıyor: “Ne de olsa zaman azalıyor. Belki de şimdilik hikâyelerini bir yana bırakıp hayatının anımsadığın ilk gününden bugüne kadar bu bedenin içinde yaşamanın nasıl bir duygu olduğunu incelemeye çalışsan iyi olur.”

SAKIN YAZAR OLMAYIN!

Yazar olmak isteyenlere tavsiyeniz neler?
Okuma günlerimde de aynı soru soruluyor, şöyle yanıtlıyorum: “Yapmayın, yazar olmayın, yalnızlık ve parasızlığa kendinizi mahkum etmeyin!” Eğer tavsiyemi dinlerlerse, bu kadar kolay vazgeçeceklerse zaten yazar olamayacakları bellidir. Ama tavsiyemi dinlemeyip yazmaya devam ediyorlarsa yazarlık içlerindedir, yazar olurlar.

ATATÜRK OLAĞANÜSTÜ BİR DEVLET ADAMI

Atatürk olağanüstü bir devlet adamı. Olağanüstü bir lider. Türkiye’yi baştan yaratan eşsiz biri. 1. Dünya Savaşı’ndan sonra dağılan Osmanlı’dan Türkiye’yi yarattı ve modern dünyaya dahil etti. 20. yüzyılın en önemli tarihi kişiliklerinden bence.

AUSTER’DAN NOTLAR

* Hayatında internet kullanmamış, ihtiyaç da duymamış, önce deftere yazıyor, sonra Olympus marka daktilosuyla temize çekiyor: “Bana kalem lazım, kelimelerin çözülmesi için fiziki bir jest olmalı’ diyor.

* Yine yazar olan, ilk eşi Lydia Davis’le Fransız Devrimi’nden sonra inşa edilmiş, 1794 yapımı taş bir çiftlikte aylarca bekçilik yaptı, Provence’ta kekik ve lavanta kokularıyla uyandı. Norveç asıllı 31 yıllık çok sevdiği şimdiki eşi Siri’dense her kitabında bahsediyor.

* Çocukluğundan beri bir beyzbol tutkunu. Hâlâ maçları kaçırmıyor. Koyu bir ‘New York Mets’ taraftarı.

* Rolling Stones dergisine çıplak kapak olan kızı Sophie için Bush karşıtı şarkı sözleri yazmış.

* Çok iyi bir şoför olmasına rağmen, ‘Kış Günlüğü’nde anlattığı talihsiz otomobil kazasından beri direksiyon başına geçmiyor. Tam 10 yıl olmuş. Şehre metro veya taksiyle iniyor.

TÜRKİYE, EN ÇOK ENDİŞELENDİĞİM ÜLKE

Hapiste yatan yazar ve gazeteciler yüzünden Türkiye’ye gelmeyi reddediyorum! Kaç kişi oldu? 100’ü geçti mi? Biz demokratlar Bush’lardan kurtulduk. Bir savaş suçlusu olarak yargılanması gereken Cheney’den kurtulduk. Neler oluyor Türkiye’de! En çok endişelendiğim ülke. Demokrat yasaları olmayan ülkelere gitmiyorum davet alsam da. Aynı sebeple Çin’den gelen davetleri de geri çeviriyorum. Bu hükümetleri protesto ediyorum.

 

Kynk : http://www.pressturk.com

Yılın en çok konuşulan ödüllü bağımsız filmleri ve yönetmenlerini izleyiciler ile buluşturacak olan festival, her zamanki gibi ilginç konukları, renkli partileri ve eylem-odaklı atölye çalışmaları ile dolu bir program sunuyor. Üstelik filmler bu yıl İstanbul ve Ankara’nın ardından İzmir’e de gidiyor!

Tahrir’den Occupy’a kadar dünyayı çalkalayan sokak hareketlerinin damgasını vurduğu bir yılın ardından 11. si yapılacak olan !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali de seyircisini ‘Hareket’e davet ediyor! Yılın en çok konuşulan ödüllü bağımsız filmleri ve yönetmenlerini izleyiciler ile buluşturacak olan festival, her zamanki gibi ilginç konukları, renkli partileri ve eylem-odaklı atölye çalışmaları ile dolu bir program sunuyor. Üstelik filmler bu yıl İstanbul ve Ankara’nın ardından İzmir’e de gidiyor!

The Descendants, Take Shelter ve Bellflower gibi yılın en çok konuşulan bol ödüllü filmleri Hit Filmler bölümünde Digitürk işbirliğinde yerini aldı. 2012 senesine özel yeni bölümleri arasında NTV işbirliğinde People Power/Arka Bahçe, CNBC-e ortaklığında e-şıkkı ve Turkcell Profesyoneller Kulübü’nun sunduğu Yol bölümü var. !f İstanbul klasiklerinden olan Fantastik Filmler ise gnctrkcll ortaklığında.

!f İstanbul’un bu seneki sürprizlerinden biri ise müzik filmleri, partileri ve etkinliklerini Adidas Originals ana sponsorluğunda !f Music başlığı altında toplaması ve ünlü İngiliz besteci Micheal Nyman gibi konukların da katılımıyla genişletmesi.

Festival 16-26 Şubat tarihleri arasında AFM Fitaş Beyoğlu, Maçka G-Mall, AFM İstinye Park ve AFM Caddebostan Budak, 1-4 Mart tarihlerinde Ankara CEPA’da, 2-4 Mart tarihlerinde İzmir Balçova KİPA’da gerçekleşecek.

Festivalin biletleri 3 Şubat’ta Mybilet’ten indirimli ön satışa çıkıyor.

13 Ocak’tan itibaren satışa çıkacak sınırlı sayıdaki G!ft Card ile hafta içi gündüz seanslarına 10 bilet ve 1 gece yarısı seansı bileti 40 TL olacak.

 

İşte 2012 festivalinden bazı ana başlıklar:

Sundance Yine !f İstanbul’u Global Merkezlerinden Biri Seçti

Robert Redford’un bağımsız filmlere ve yönetmenlere bir yuva olarak yarattığı Sundance Enstitüsü !f İstanbul ile olan ortaklığının 2. senesinde yine Sundance Lab’in senaryo yazım eğitimlerini, taze Sundance filmlerinden bazıları ile birlikte !f İstanbul’a getiriyor.

Ünlü Mısırlı Aktivist ve Oyuncu Khaled Abdol Naga Keşif Jürisinde

Festivalin uluslararası yarışması Keş!f yine genç yönetmenlerin ilham veren filmlerinden oluşan bir seçki ve bu senenin jüri üyeleri Yeşim Ustaoğlu, Andrea Picard, Mark Adams, Jonathan Cauoette, Khaled Abdol Naga ile cesaret ve yenilik dolu filmlerle İstanbul’da olacak. Bağımsız sinemanın yeni yeteneklerini, sinemanın ustalarıyla bir araya getiren !f İstanbul festivalin son hafta sonunda dünyanın farklı yerlerinden genç sinemacıları ve sinema duayeni ustaları buluşturuyor.

Jacques Nolot İstanbul’da! Fransız L’ACID 20. Yılını !f İstanbul ile Kutluyor

Bağımsız sinemanın Paris merkezli kuruluşu L’ACID 20. yılını kutlarken gözden kaçmış modern klasiklerden ve yeni yapımlardan oluşan bir seçkiyi !f İstanbul ortaklığında festival kapsamında bağımsız sinema severlere ulaştıracak.

Seçkide yer alan filmler bol ödüllü Blissfully Yours (Apichatpong Weerasethakul), aykırı İsrailli yönetmen Avi Mograbi’den Avenge But One of My Two Eyes, Locarno’da Gümüş Leopar ödüllü Curling (Denis Côté) ve Cannes En İyi Film, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu ödüllü L’humanite (Bruno Dumont).

Program kapsamında ayrıca ünlü oyuncu Jacques Nolot, Avant Que J’oublie adlı meşhur filmini sunmak üzere İstanbul’da olacak.

İlk kez verilecek Yeni bir Dünya için Sinema ödülünü almak üzere Rupert Everett !f istanbul’da!

Ünlü İngiliz oyuncu hem Zenne filminin özel bir gösterimini sunacak, hem de festivalin Yeni bir Dünya İçin Sinema ödülünün ilk sahibi olacak.

Gey olduğunu açıklayıp Hollywood’da başarılı bir oyunculuk kariyerine imza atan ilk oyuncu olarak bilinen Everett bu anlamda eşcinsellerin görünürlüğü için verilen mücadelede özel bir yere sahip.

!f’in verdiği ödül, Everett’ın ‘herkesin korkusuzca kendisi olabileceği bir dünyaya sinema yoluyla yaptığı katkılar’ için 26 Şubat’ta özel bir tören ile verilecek.

AHMET YILDIZ’IN DAVASINI YAKINDAN TAKIP ETTI

Everett, Lord Byron hakkında televizyon için çekilen bir belgesel nedeniyle Türkiye’de bulunduğu sıralarda Ahmet Yıldız’ın babası tarafından gey olduğu için öldürüldüğünü öğrendi. Zenne filmine konu olan bu cinayet hakkında ‘Türkiye’de eşcinsel olarak yaşamanın kolay olduğunu sanmıyorum’ demişti o sırada. Olaydan 5 yıl sonra, Everett bu kez Zenne filminin özel bir gösterimini sunmak üzere İstanbul’a geliyor.

Ünlü oyuncu Rupert Everett ilk kez 1981 yılında Another Country filmindeki öğrenci rolüyle tanındı. Dokuz sene sonra, Paris’te bir röportajda gey olduğunu açıkladı ve o günden beri eşcinsel hakları ve bu konudaki önyargıları yıkmak için mücadele ediyor.

Everett’ın bir oyuncu olarak ünlenmesi 90larda The Madness of King George, Robert Altman’ın Ready to Wear gibi filmlerin ardından Julia Roberts ile birlikte oynadığı My Best Friend’s Wedding ile oldu. Ardından John Schlesinger’ın The Next Best Thing ve Oskar ödüllü Shakespeare in Love gibi filmlerde oynadı.

Everett’ın Türkiye ziyareti British Council tarafından destekleniyor.

Dünyanın Büyük Festivallerinden Topladıkları Ödüllerle !f’e Gelen Hit Filmler

Her sene olduğu gibi bu sene de Toronto, Venedik, Cannes, Sundance, Independent Spirit, Golden Globe ödüllü ve festival gezgini filmler Digitürk işbirliği ile !f İstanbul programında yerini aldı.

Alexander Payne’in senenin en çok konuşulan ödül rekortmeni filmi The Descendants / Senden Bana Kalan, Jeff Nichols yönetmenliğindeki Cannes dahil 10 ödüllü Take Shelter / Sığınak, Evan Glodell’in mucize yönetmen olarak tanınmasını sağlayan Bellflower / Arıza Aşk, Jonathan Levine ve Seth Rogen’ı gerçek bir kanser hikayesinin komediyle karışık dram uyarlamasında bir araya getiren 50/50 / Şansa Bak Hit Filmler’den sadece bazıları. Michelle Williams’ın iki aşk arasında kaldığı Take This Waltz / Bu Dans Senin , tarihimizin en radikal çevreci grubunun hikayesini anlatan If A Tree Falls: A Story Of The Earth Liberation Front / Eğer Bir Ağaç Devrilirse: Yeryüzü Özgürlük Cephesi’nin Hikayesi , 60’ların ve Ken Kesey ile Marry Pranksters’ın ruhunu orjinal görüntülerle belgeselleyen Magic Trip / Sihirli Yolculuk , Todd Solondz’un Venedik, Locarno ve Toronto’dan ödülle gelen yeni filmi Dark Horse / Kara At, Sundance, SXSW ve Locarno gezgini Azazel Jacobs filmi Terri / Terri de Hit Filmler arasında.

11. Senenin Yeni Bölümleri – Dünyaya Kapalı Kalamazdık

Bu sene Mısır’dan Amerika’ya uzanan hareketlenmeler ve yeni bir dünya düzeni isteyen insanların eylemleriyle geçti. Bu hareketlerden esinlenen NTV işbirliğindeki People Power / Arka Bahçe bölümünün ön plandaki filmleri arasında Tahrir 2011: The Good, The Bad And The Politician ve Pockets of Resistance var. Bölümün yönetmenleri de konuklarımız arasında olacak.

Diğer yeni bölümümüz e-xperiments / e-şıkkı, sınırların muğlaklaştığı, tabuların ortadan kalktığı denemeye korkmayan karakterlerin hikayelerini perdeye taşıyor. CNBC-e işbirliğindeki bölümün ön plana çıkan filmleri arasında 17 Girls / 17 Kız, People I Could Have Been And Maybe Am / Olabileceğim Belki De Olduğum İnsanlar, Empire North / Empire North var.

Bir başka yeni bölüm olan Turkcell Profesyoneller Kulübü işbirliğindeki The Trip / Yol bölümündeki filmler sadece uzaklara yapılan yolculukların değil, aynı zamanda insanın kendi içinde ve kafasında yaptığı yolculukların da filmleri. Çok ses getiren Tarnation filminin yönetmeni Jonathan Cauoette’in son filmi Walk Away Renee ve Radiohead’in Meeting People is Easy ve Joy Division filmlerinin ünlü yönetmeni Grant Gee’nin son filmi Patience After Sebald / Sabır (Sebald’in İzinde), bu bölümde.

SALT Beyoğlu Açık Sinema’da Ücretsiz Sinema ve Konuşmalar

Sinefilleri sinema salonlarından çıkartıp buluşturan !f İstanbul’un 2012’deki etkinlik merkezi SALT. Festival süresince ücretsiz film gösterimleri ve konuşmalar burada gerçekleşecek.

Radiohead ve Joy Division Filmlerinin Yönetmeni Grant Gee Anlatıyor
Radiohead ve Joy Division gibi gruplar hakkındaki ödüllü belgesellerinden tanıdığımız yönetmen Grant Gee tarafından çekilen Sabır (Sebald’in İzinde) filminde Sebald’ın bir yayıncısı, yazarın İngiltere kıyısında yaptığı bir yürüşün etrafında anı, kurgu, sanat, tarih, bellek arasında dolanan belki de en tanınmış kitabı Satürn’ün Halkaları’nı nasıl sınıflandıracağını bilemediğini anlatıyor. Kitap roman mıdır, düzyazı mı, seyahatname mi, yoksa tarih mi? Emre Ayvaz’ın Gee ile uyarlama üzerine yapacağı sohbeti kaçırmayın!

Ünlü Besteci Michael Nyman İle Buluşmak
Piyano, The End of the Affair, Gattaca ve Peter Greenaway filmlerine yaptığı bestelerle sayısız ödül kazanan besteci Michael Nyman ilk filmi Kameralı Nyman’ı festivalde sunduktan sonra, !f Music kapsamında sesle görüntü arasındaki ilişkiyi keşfettiği bir konuşma yapıp, kısa filmlerinden parçalar gösterecek. British Council desteği ile konuk olan müzisyen ve yönetmen Nyman, birçok festivalde ödül almış filmlerin bestecisi olarak edindiği deneyimleri aktaracak.

!f İstanbul Yeni Bir Mini-Festivalle Geliyor – !f Music

2012 senesinde 16-26 Şubat tarihlerinde gerçekleşecek 11. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali yeni bir sürprizle geliyor. adidas Originals ana sponsorluğundaki mini-festival !f Music, müziğin tüm yansımalarını bir araya getiriyor. !f Music ile müzik filmleri, müziğin mutfağından etkinlikler ve partiler bir arada !f İstanbul’da.

!f Music filmleri, Chemical Brothers’dan Devendra Banhart’a, Courtney Love Curt Cobain ilişkisinden erkek egemen müzik dünyasında kadın olmayı anlatan Patty Schemel’e, Le Tigre’ye ve Japonya’nın mistik seslerine uzanıyor. !f Music Partileri’nde, Kate Simko Nisan 2011’de Berlin’de yarattığı çığır açan canlı ‘A/V’ şovu ile !f Music Açılış Partisi’nde Ghetto’da! 3 mekana birden yayılacak olan Gökkuşağı Partisi’nde ana sahnede Nomi Ruiz (Jessica 6) DJ setinin ardından sürpriz bir PA performansı da yapacak.

!f Music’in ilk sürprizi Chemical Brothers’ın filmi Don’t Think’in dünyanın sayılı şehirlerinde eş zamanlı yapılacak olan gösterimine İstanbul’u da eklemek oldu. 26 Ocak gecesi seçilmiş 26 şehirde yapılacak eşzamanlı gösterimin bir ayağı da İstanbul’da gerçekleşecek. Tüm dünyada sayılı insanın parçası olabileceği bu canlı sinema olayı adidas Originals ana sponsorluğundaki !f Music kapsamında!

!f Music Partileri

!f İstanbul’un adidas Originals ana sponsorluğundaki ve Tuborg ortaklığındaki yeni festivali !f Music sadece Sesli Yaşam filmleri ve müzik etkinlikleri ile değil partileriyle de çok konuşulacak.

!f Music Açılış Partisi / !f Istanbul Opening Party

18 Şubat Cumartesi

Feat. Kate Simko (US) Live + DJ Set
Warm up- Close up : Dearhead
Visuals by Jeffrey Weeter

Jeffrey Weeter’ın gerçek zamanlı video kurgusu ile Kate Simko’nun canlı performansı birleşiyor ve ‘Canlı Sinema’ adını verdikleri 2011 şovu İstanbul’lu müzikseverlerle buluşuyor. Kendine özgü canlı bir sinematik deneyime dönüşecek performans daha önce Asya, Avrupa ve Amerika’da Fabric, Verboten (New York), Culture Box (Kopenhag), Cocoliche (Buenos Aires), Rex Club (Paris) gibi kulüplerde gerçekleşti, şimdi ise !f İstanbul ile ilk defa GHETTO’da ! Gecenin açılışını ve kapanışını Dearhead yapacak.
!f Music Gökkuşağı Partisi / !f Rainbow Party
24 Şubat Cuma

Feat. Jessica 6, Barış K, Dearhead, Mr.Sür, Elif & Duygu

!f İstanbul’un gelenekselleşen, rengârenk partisi yine sevenlerinin gözünü arkada bırakmıyor! Babylon’un ev sahipliğinde gerçekleşecek ve 3 mekana birden yayılacak olan partide ana sahnede DJ setinin ardından sürpriz bir PA performansı da yapacak olan Nomi Ruiz (Jessica 6), ve hemen sonrasında seti devralacak Barış K, Dearhead, Mr. Sür, Elif & Duygu tüm gece ana sahnedeki herkesi dans ettiriyor olacak.

!f İzmir programı 3 Şubat 2012 tarihinde açıklanacaktır.

 

http://www.izmirdesanat.org

 Rusya’da yaşayan Azeri asıllı ünlü yönetmen Rüstem İbrahimbeyov, Fransa Senatosu’ndan geçen sözde Ermeni soykırımını inkar edenlere yattırım yasasına tepki olarak daha önce aldığı Fransız Sanat Ödülü’nü iade edeceğini söyledi.

Rusya’da yaşayan Azeri asıllı ünlü yönetmen Rüstem İbrahimbeyov, Fransa Senatosu’ndan geçen sözde Ermeni soykırımını inkar edenlere yattırım yasasına tepki olarak daha önce aldığı Fransız Sanat Ödülü’nü iade edeceğini söyledi. Cihan Haber Ajansı’na açıklamada bulunan İbrahimbeyov, Azerbaycan-Fransa Kültür Derneği Başkanlığı görevinden de ayrıldığını söyledi.

İbrahimbeyov uluslararası sinema dünyasına yaptığı önemli katkılarından dolayı 2000 yılında Fransa’nın en önemli sanat ödülü olan (L’Ordre des Arts et des Lettres)’i almıştı.

Konuyla ilgili daha önce yazılı açıklama yapan ünlü yönetmen, Fransa’da kabul edilen söz konusu yasanın Fransız demokrasi geleneklerine aykırı olduğunu ve adı geçen ülkeyi sevenleri şaşırdığını belirtti.

Fransa’nın kararına çok üzüldüğünü kaydeden İbrahimbeyov, “Konjonktür amaçlar ve seçmenin çıkarları uğruna ülkenin demokratik imajı dikkate alınmadan yasa çıkartılıyor. Bu yasa Fransızları ifade özgürlüklerini belirleyen sıradan sivil haklarından da yoksun bırakıyor. Yeni yasanın Türkiye aleyhine olduğu apaçık ortada. Fakat bu fiiliyatta tüm Türk dünyasına karşı. Ben bir Azerbaycan vatandaşı olarak daha önce aldığı Fransız Sanat Ödülü’nü iade edeceğimi ve Azerbaycan-Fransa Kültür Derneği Başkanlığı görevinden de ayrıldığımı beyan ediyorum” dedi.

FRANSA DEMOKRASİ GELENEĞİNE GÖLGE DÜŞÜRDÜ

Cihan Haber Ajansı’na konuşan Azeri yönetmen, “Fransa’nın bu kararı beni şoke etti. Fransa’ya mesleğim icabı sık sık gidip geliyorum. Fransa gibi demokrasi geleneğine sahip bir ülkede böyle bir yasanın çıkartılması insan haklarına çok aykırı. Oysa bu ülkenin tarihinde yüz binlerce insan demokrasi için kendi hayatlarını kurban etti. Ama Fransa bu kararıyla kendi demokrasi geleneğine gölge düşürdü. Ayrıca Birinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan 1915 yılına ait olaylar , uluslararası bilim dünyasında farklı şekilde ele alınmakta, yorumlanmakta. Bunun uluslararası boyutta ne adli bir yönü olabilir ki? Ben Fransa’yı yasanın Anayasa Mahkemesi’nden geçmemesi için gerekeni yapmaya davet ediyorum” şeklinde duygularını dile getirdi.

Rusya’da Ermeni diasporasının benzer bir girişimde bulunmak istediğine de değinen İbrahimbeyov, “Rusya parlamentosunda bu tür insan haklarına aykırı tasarıların geçmemesi için Azeri diasporası Türkiye’ye gereken desteği verecektir. Ben ayrıca konuya duyarlılık açısından Türk sanat ve kültür dünyası temsilcilerine seslenerek ortak tepkilerimizi artırmaya davet ediyorum” dedi.

Dünyaca ünlü Azeri drama yazarı, tiyatro senaristi ve film yönetmeni İbrahimbeyov, eski Sovyet dönemi ve günümüz Rusya’da birçok sanat başarısına imza attı. Birçok sanat ödülünü alan İbrahimbeyov’un senaryosunu yazdığı “Güneş’ten Usanmışlar” filmi 1994 yılında “Yabancı Dilde En İyi Film” olarak Oscar Ödülü’nü ve ayrıca 47. Cannes Uluslararası Film Şöleni’nin ödülünü kazanmıştı.

İbrahimbeyov ayrıca Fransa sinema dünyasında sevilen isimlerden biri. İbrahimbeyov, Fransız-Azeri ortak filmler de çevirmişti.

 

Kaynak http://www.timeturk.com

Antalya Devlet Opera ve Balesi (ANTDOB), yasak aşk ve evlilik arasında yaşanan duygu fırtınasının anlatıldığı ”Anna Karenina” isimli bale ile sanatseverlerle buluşacak.

Ünlü Rus besteci Çaykovski’nin eserinde, Rus aristokrasisine mensup Anna Karenina’nın güvenli bir liman olarak gördüğü evliliği ve yasak aşkı arasında yaşadığı duygu fırtınası anlatılıyor. Müzik düzenlemesini Guy Woolfenden’in gerçekleştirdiği eserde orkestrayı şef Hakan Kalkan yönetiyor. Senaryosu ve koreografisi Andre Prokovsky tarafından yapılan ve Gilles Madion tarafından sahneye konulan eserin dekor ve kostümleri Alexandre Vassiliev’e, ışık tasarımı ise Mustafa Eski’ye ait.

Eserde Anna Karenina’yı Müge Ünal, Alexei Vronsky’i Tolga Burçak, Alexi Karenin’i ise Cenk Şahinalp canlandıracak. Balede Murat Özdemir ”Konstantin Levin”, Esra Taner ise ”Kitty” rolüyle izleyicinin karşısına çıkacak.

Eser, bugün ve 21 Ocak’ta Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde izleyiciyle buluşacak.

-ADT-

Antalya Devlet Tiyatrosu (ADT) oyuncuları bugün, yarın, 21 ve 25 Ocak’ta Hans Fallada tarafından yazılmış, aynı isimli romandan Yılmaz Onay tarafından sahneye uyarlanan ”Küçük Adam Ne Oldu Sana” adlı kabareyi sahneleyecek.

1930’lar Almanyası’nda geçen oyun, 1. Dünya Savaşı sonrası yenilgiye uğramış, ekonomik kriz içinde, büyük yoksulluk çeken halkın, milliyetçi akımlara kapılarak nasyonal sosyalistleri iktidara taşımasını anlatıyor.

Yönetmenliğini Barış Erdenk’in yaptığı oyunun koreografisini Sibel Erdenk üstleniyor. Oyunda Sedat Mayadağ, Gözen Müftüoğlu, Orkun Yılmaz, Sertel Uğur, Gökhan Tüzün, Kader Gözpınar, Senem Şahin, Özlem Şendinç, Zeynep Hasdal Çolakoğlu, Başak İşur, Erol Karayılan, Okan Kağnıcı, Fikret Baran, Gizem Kutluyıl, Ceren Demirton ve Samet Kara rol alıyor.

ADT oyuncuları 22 ve 24 Ocak’ta ”Don Kişot” adlı çocuk oyunu için sahne alacaklar.

Miguel de Ceranvantes’in yazdığı, Özen Rodop’un oyunlaştırdığı oyunu, Ebru Kara yönetti. Oyunda Başak İşür, Erol Karayılan, Samet Kara, Çağdaş Çobanoğlu, Murat Çapar, Gizem Kutluyıl, Eray Ercan, Mehmet Çetin ile Ecem Gözpınar rol alıyor.

Eserler, Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde izleyiciyle buluşacak.

-ABT-

Antalya Büyükşehir Belediyesi Tiyatrosu’nda (ABT) bugün ve yarın ”Tersine Dünya” oyunu izleyiciyle buluşacak. Mustafa Gültekin tarafından sahneye uyarlanan Orhan Kemal’in ”Tersine Dünya” adlı eserinin yönetmenliğini, Ankara Devlet Tiyatrosu sanatçısı Murat Çidamlı yaptı. Oyunun müzikleri Tolga Cebi, koreografisi Binnaz Dorkip, dekoru Cenap Aydınoğlu, kostümleri Gizem Karasu, ışığı Özgür Dokuyucu’ya ait.

ABT oyuncularının tamamına yakınının yer aldığı eserde, kadın ve erkek rollerinin yer değiştirdiği hayali bir dünya seyirciye sunuluyor. Erkeklerin evlerde oturup çocuk baktığı, çamaşır, bulaşıkla uğraştığı, kadınların ise bitirim olup serserilik yaptığı ”Tersine Dünya”da toplumsal yapıdaki çarpıklıklar mizahi dille gözler önüne seriliyor.

ABT sanatçıları 21 Ocak’ta usta yazar Turgut Özakman’ın yazdığı ”Fehim Paşa Konağı” isimli oyunu sahneleyecek. Reji uygulamasını ve yönetmenliğini ABT Genel Sanat Yönetmeni Müfit Kayacan’ın yaptığı ve müzikleri İhsan Kılavuz’a ait oyunda Padişah Abdülhamit saltanatının son yıllarında yaşanan bir aşk anlatılıyor.

ABT sahnesinde, aynı gün, Özer Tunca’nın yazdığı ve yönettiği ”Üç Kafadar Hırsız Kuklacı Olursa” oyunu da seyirciyle buluşacak. Oyunda, üç kişinin hırsızlık yapmak için girdikleri evde buldukları kuklalar, kostümler ve eşyalarla eğlenirken hayatlarında yaşadıkları değişiklikler konu ediliyor.

-KBT-

Kepez Belediyesi Tiyatrosu (KBT), Cevat Fehmi Başkut’un yazdığı, Abdullah Sürekli’nin yönettiği ve KBT oyuncularının yer aldığı iki perdelik ”Hacıyatmaz” oyunuyla 20 ve 21 Ocak’ta sanatseverlerle buluşacak.

KBT, yeni sezonda çocukları da unutmadı. Tülin Tümtürk Yılmaz’ın yazdığı ve yönettiği tek perdelik çocuk oyunu ”Ağaç Ev” 21 Ocak’ta sahnelenecek.

Eserler, Erdem Bayazıt Kültür Merkezi’nde izleyiciyle buluşacak.

 

Kaynak : http://www.stargazete.com

Sizler için İzmir’de kültür ve snat haberlerini derlemeye çalıştık. Elbette hepsi değil. Eksiklerimiz varsa affola.

iyi sanatlar!

Anadolu Ateşi Troya’yla 20 Ocak’ta İzmir’de

Efsanevi Dans Topluluğu Anadolu Ateşi’nden yüzyılın dans projesi…

Bir Anadolu Efsanesi Anayurdunda Canlanıyor…

Anadolu Ateşi Dans Topluluğu Troya efsanesine hayat veriyor. Sanat tarihinin bu ölümsüz eserine Anayurdu’ndan üç bin yıl sonra merhaba diyoruz. Hitit Kralı Tuthalia’dan, Akhileus’a, Büyük İskender’den Roma İmparatoru Sezar’a, Pers Kralı Kserkses’den Bizans Kralı Konstantinus’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Mustafa Kemal Atatürk’e kadar çağlar aşan dünya liderlerinin düşlerini süsleyen ışıklı şehir…

Troya yıkıntılarından yükselen çığlık ve 3000 yıllık mistik bir düşün yeniden hayat buluşu…

Anayurdundan bütün insanlığa. Troya’da zaman, Troya’da mekan, Troya’da aşk ve sınırsallık…

Yitik bir mitin gölgesinde sürdürülen hummalı bir çalışma, görmezden gelinen tarihe karşı bir tarih ve müzikal bir başkaldırı.

Mustafa Erdoğan
Genel Sanat Yönetmeni

  • 20 Ocak 2012 21:00
  • Halkapınar Spor Salonu Atatürk Spor Kompleksi
  • Biletler: Biletix
  • Bilet Fiyatları:

1. Kategori – 112.00 TL

2. Kategori – 89.50 TL

3. Kategori – 67.50 TL

4. Kategori – 56.00 TL

5. Kategori – 45.00 TL

6. Kategori – 34.00 TL

İzmir Devlet Opera ve Balesi Ocak 2012 Programı

İzmir Devlet Opera Ve Balesi Ocak 2012 Programı

3 Ocak Salı 20.00 0 Ü. Hacıbekov
ARŞIN MAL ALAN, Operet (Denizli Hasan Kasapoğlu Kültür Merkezi)
0258 296 13 20
5 Ocak Perşembe 11.00 H.Nüfusçu
PAMUK PRENSES, Çocuk Balesi
(Konak Belediyesi Selahattin Akçiçek Salonu) 0232 484 64 45
5 Ocak Perşembe 13.00 H.Nüfusçu
PAMUK PRENSES, Çocuk Balesi
(Konak Belediyesi Selahattin Akçiçek Salonu)
0232 484 64 45
7 Ocak Cumartesi 20.00 S. Ada
AŞK-I MEMNU, Opera
Elhamra Sahnesi, 0232 484 64 45
10 Ocak Salı 20.00 S. Ada
AŞK-I MEMNU, Opera
Elhamra Sahnesi, 0232 484 64 45
12 Ocak Perşembe 20.00 S. Ada
AŞK-I MEMNU, Opera
Elhamra Sahnesi, 0232 484 64 45
13 Ocak Cuma 11.00 S.Ada
KELOĞLAN’IN SIRRI, Çocuk Müzikali
Karşıyaka Opera ve Tiyatro Sahnesi
0232 484 64 45
13 Ocak Cuma 14.00 S.Ada
KELOĞLAN’IN SIRRI, Çocuk Müzikali
Karşıyaka Opera ve Tiyatro Sahnesi
0232 484 64 45
14 Ocak Cumartesi 15.00 G. Verdi / P. Mascagni / A. Haçaturyan
KAMELYALI KADIN, Bale
(D.E.Üniv. Sabancı Kültür Sarayı)
0232 484 64 45
15 Ocak Pazar 11.00 H. Özörten
SİHİRLİ DÜNYA, Çocuk Oyunu
Elhamra Sahnesi, 0232 484 64 45
16 Ocak Pazartesi 11.00 S.Ada
KELOĞLAN’IN SIRRI, Çocuk Müzikali
Karşıyaka Opera ve Tiyatro Sahnesi
0232 484 64 45
16 Ocak Pazartesi 20.00 G.Verdi / P. Mascagni / A. Haçaturyan
KAMELYALI KADIN, Bale
(D.E.Üniv. Sabancı Kültür Sarayı)
0232 484 64 45
20 Ocak Cuma 20.00 G.Bizet
CARMEN CARMEN’DİR,
Müzikli Oyun
(A.Adnan Saygun Sanat Merkezi – K. Salon)
0232 484 64 45
21 Ocak Cumartesi 20.00 C.W.Gluck
IPHIGENEIA TAURIS’TE, Opera
Karşıyaka Opera ve Tiyatro Sahnesi
0232 484 64 45
23 Ocak Pazartesi 11.00 H.Nüfusçu
PAMUK PRENSES, Çocuk Balesi
(Konak Belediyesi Selahattin Akçiçek Salonu)
0232 484 64 45
23 Ocak Pazartesi 13.00 H.Nüfusçu
PAMUK PRENSES, Çocuk Balesi
(Konak Belediyesi Selahattin Akçiçek Salonu)
0232 484 64 45
23 Ocak Pazartesi 20.00 İZMİR’İN UNUTAMADIKLARI KONSERİ
Elhamra Sahnesi, 0232 484 64 45
24 Ocak Salı 20.00 C.W.Gluck
IPHIGENEIA TAURIS’TE, Opera
Karşıyaka Opera ve Tiyatro Sahnesi
0232 484 64 45

İzmir Devlet Opera ve Balesi, temsilden en az 15 dakika önce salonda hazır bulunulmasını, temsil başlandıktan sonra ve temsil sırasında salonu giriş ve çıkış yapılmamasını,   7 yaşından küçük izleyicilerin çocuk temsilleri dışındaki temsillere getirilmemesini, salona girmeden önce cep telefonu ile saat alarmlarının kapatılmasını, temsil sırasında fotoğraf ve film çekiminin yapılmamasını önemle rica etmektedir.
İzmir Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü gerektiğinde programda değişiklik yapabilir.

Müdür ve Sanat Yönetmeni: Aytül BÜYÜKSARAÇ

Gişe Tel: 484 64 45
Toplu İstekler İçin Faks: 441 01 73
İnternet Gişesi:www.dobgm.gov.tr
Web: www.izdob.gov.tr
E- posta:  
Biletler hergün 09.00 – 19.00 Cumartesi günleri 10.00 – 18.00 saatleri arasında gişede temsil gününden bir ay önce satışa sunulur. Gişe temsil günleri, temsil saatine kadar açıktır.

Bilet Fiyatları

Kültür Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarında çalışan personel, eş ve çocukları, emekliler ve öğrenciler temsillerinden yüzde 50 indirimli yararlanabilir.
Gaziler, şehit, gazi dul ve yetimleri, bedensel engelliler ve 2022 sayılı  65 yaşını doldurmuş, muhtaç güçsüz ve kimsesiz T.C vatandaşlarına aylık bağlanması hakkındaki kanun kapsamındaki kişiler gişeden yer numarası almak kaydıyla temsilleri ücretsiz izleyebilir.
50 kişiden az olmayan toplu isteklerde yüzde 50 indirim uygulanır.

1.Parter (İlk 3 sıra) 25 TL Diğer Tüm Koltuklar 20 TL
(Opera ve Bale Gösterimleri Dışındaki Konserler 20 ve 15 TL
Çocuklar ve öğrenciler için düzenlenen temsillerde bilet ücreti 5 TL’dir.
Eğitime katkı konserlerinde bilet ücreti 2 TL ‘dir.

İzmir Devlet Senfoni Orkestrası Ocak 2012 Programı

İzmir Devlet Senfoni Orkestrası Ocak 2012 Programı

 

6 Ocak 2012 Saat 20.30 
Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi
Şef: Antonio Pirolli
Solist: Deniz Akıncı “Keman”

 

Eserler: Giacchino Rossini Semiramis Operası Uvertürü
Camille Saint-Seans Keman Konçertosu No. 3 si minör Op. 61
Sergei Prokofiev “Romeo Julliet” Bale Süitinden Bölümler

13 Ocak 2012 Saat: 20.30
Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi
Şef: İbrahim Yazıcı
Solist: Emre Şen “Piyano”

Eserler: Modest Moussorgksy Kovançina operasından Prelüd “Moskova Nehrinde Şafak Vakti”
Pyotr İlyiç Çaykovski Piyano Konçertosu No. 1 si bemol minör Op.23
Richard Strauss Also spracht Zarathustra “Böyle Buyurdu Zerduş”

20 Ocak 2012 Saat:20.30
Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi
Şef: Antonio Pirolli
Solistler: Michel Lethiec “Klarinet”
Ayşegül Kirmanoğlu “Klarinet”

Eserler: Krystof Maratka “Luminarium” Klarinet ve Orkestra için Konçerto
George Gershwin “Porgy and Bess” Klarinet ve Orkestra için Düzenleme
F. Mendelssohn 2 “Klarinet ve Orkestra için Konzertstück No. 1-2
Robert Schumann Senfoni No. 2 Do majör Op.61

27 Ocak 2012 Saat:20.30
Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi
Şef: Kevin Griffiths
Solist: Michel Campanella “Piyano”

Eserler: Carl Maria von Weber Beherrscher der Geister “Ruhların Efendisi” J 122 Op.27
Franz Liszt Piyano Konçertosu No. 2 La Majör
Felix Mendelssohn Senfoni No.5 Re majör op 107 “Reformasyon”

 

İzmir Sanat’ta Japon Sinemasının Altın Yılları

SİNEMATEK JAPON SİNEMASI ALTIN YILLAR “RASHAMON“

Konu: Akira Kurosowa’nın uluslararası alanda ismini duyurduğu ve Japon sineması’na dikkatleri çeken 1950 yapımı “Rashomon” 1951 Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan ödülünü aldı. Aynı festivalde Akira Kurosawa’ya “İtalyan Film Eleştimenleri Ödülü” de verildi. “En iyi film” dalında BAFTA ve “en iyi sanat yönetimi ve dekor” dalında Oscar’a aday gösterilen Raşomon, 1952 yılında Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi’nin onursal ödülüyle ödüllendirildi.

İnsanoğlunun zaafları üzerine kurulmuş bu psikolojik dramda, 12. yy Japonyasında karısıyla birlikte ormandan geçmekte olan bir samuray, bir haydutun saldırısına uğrar ve öldürülür, karısı ise tecavüze uğrar. Haydut yakalanır ancak onun ifadesi ile kadınınki taban tabana zıttır. Olayı çözmesi için devreye giren bir medyumun vasıtasıyla ölen samuray da yine tamamen tamamen farklı bir hikâye anlatır. Cesedi bulan oduncunun ifadesi ise hiçbirisininkine uymaz. Aynı suçun dört çelişkili ama bir o kadar da inandırıcı olarak anlatıldığı, yani herkesin ‘gerçeği’ nin farklı olduğu bu olayda kim doğruyu söylemektedir?

Yönetmen: Akira Kurosawa
Senaryo (Kitap): Ryunosuke Akutagaw
Senaryo: Akira Kurosawa, Shinobu Hashimoto, Ryunosuke Akutagawa
Oyuncular: Toshiro Mifune, Machiko Kyô, Takashi Shimura, Masayuki Mori
Yapım: 1950 ~ Japonya
Tür: Dram, Gizem, Suç
Süre: 88 dakika
Dil: Japonca; Türkçe altyazılı
Müzik: Fumio Hayasaka

İZMİR SANAT
06 OCAK 2012 20:00
ÜCRETSİZ

 

SİNEMATEK JAPON SİNEMASI ALTIN YILLAR “YAĞMURDAN SONRAKİ SOLUK VE GÜMÜŞ AYIN ÖYKÜLERİ“

Konu: Ugetsu,1953 yılında Venedik Film Festivalinde Gümüş Aslan ödülü alarak Japon sinemasını Avrupalı seyircilere tanıtan film Kurosawa’nın Rashomon’u ile beraber dönemin en önemli Japon yapımı olarak görülür.

İç Savaş döneminde bir taraftan otoritesizliğin karmaşası ve baskısı, diğer taraftan da sosyal ve ekonomik güçlüklerin getirdiği baskılar arasında sıkışıp kalmış -komşu- iki aileyi anlatır; film.Çömlekçi Genjuro (Masayuki Mori) ve kardeşi çiftçi Tobei (Eitaro Ozawa) başıbozuk askerlerin nefesleri enselerinde hayatlarını sürdürmektedirler. Genjuro çömlek satışlarından para kazanmaya başlayınca işi daha da geliştirmek ister. Tobei’nin tek hedefi ise ünlü bir samuray olabilmektir. Karıları ise sadece huzur içinde yaşamak isterler ama ne yaparlarsa yapsınlar kocalarının hırsını dizginleyemezler.

Ugetsu, Japon hikaye anlatım ve resim geleneğinin sinemaya aktarılmış hali gibidir. Japon inanışında ve kültüründe önemli bir yer tutan, bazı doğaüstü (fantastik) olayları ve zengin hayal dünyasını bu filmde fazlasıyla buluruz.

Yönetmen: Kenji Mizoguchi
Senaryo: Matsutarô Kawaguchi, Kyûchi Tsuji, Akinari Ueda
Oyuncular: Masayuki Mori, Machiko Kyô, Kinuyo Tanaka, Eitarô Ozawa, Ikio Sawamura
Yapım: 1953 ~ Japonya
Tür: Dram, gerilim
Süre: 94 dakika
Dil: Japonca; Türkçe altyazılı
Müzik: Fumio Hayasaka, Tamekichi Mochizuki, Ichirô Saitô

İZMİR SANAT
13 OCAK 2012 20:00
ÜCRETSİZ

 

SİNEMATEK JAPON SİNEMASI ALTIN YILLAR “TOKYO HİKAYESİ“

Konu: Usta yönetmen Yasujirô Ozu’nun başyapıtı olarak kabul edilen film diğer Ozu filmleri gibi sakin ve naif bir edayla dönemin Japonya’sında meydana gelen kültürel ve sosyal değişimlerin aile değerleri ve sosyal ilişkiler üzerindeki etkisini, çocuklarını ziyaret etmek için Tokyo’ya gelen ihtiyar Shukichi ve karısı Tomi üzerinden gösteriyor. İki ihtiyar, Tokyo’da yaşayan çocuklarını ve torunlarını ziyarete geldiklerinde hiçbir şey bekledikleri gibi gelişmez, çünkü çocuklarının kendilerine has düzenleri ve ebeveynlerinden bağımsız hayatları vardır yıllardır. Kızları Shige ve oğulları Koichi, kendi meşguliyetleri içerisinde anne ve babalarına hoş vakit geçirmek zorunda hissetseler de bunu gerçekleştirmek pek mümkün olmaz; öte yandan dul gelinleri Noriko ile geçirdikleri zaman yüzlerini güldüren tek şey olur. Hayal kırıklığı ile evlerine geri döndüklerinde ise çocuklarını tekrar düşünmeye sevk edecek bir olay yaşanır.

Yönetmen: Yasujiro Ozu
Senaryo: Kogo Noda, Yasujiro Ozu
Oyuncular: Chishû Ryû , Chieko Higashiyama, Sô Yamamura, Setsuko Hara
Yapım: 1953 ~ Japonya
Tür: Dram
Süre: 136 dakika
Dil: Japonca; Türkçe altyazılı
Müzik: Kojun Sait

İZMİR SANAT
20 OCAK 2012 20:00
ÜCRETSİZ

 

SİNEMATEK JAPON SİNEMASI ALTIN YILLAR “BURMA API“

 

Konu: Film, 2. Dünya Savaşı’nın başlarında Burma’da geçen bir hikayeyi anlatıyor. (Japonlar Çin, Hong Kong ve Flipinler gibi Burma’yı da istila etme üzere harekete geçtiler. Savaşın başında büyük bir ilerleme kat ettiler, ama daha sonra bu topraklardan geri çekilmek zorunda bırakıldılar.) Bu amaçla Burma’da bulunan küçük bir Japon birliği ormanda mahsur kalmıştır. Morallerini asker Mizushima’nın çaldığı arp eşliğinde şarkı söyleyerek yüksek tutmaya çalışmaktadırlar. Mizushima bir takım olayların ardından birliğinden ayrı düşer ve yoluna bir keşiş kılığına girerek devam eder. Savaş sona ermiştir, ama savaşın geride bıraktığı acılar -örneğin ceset yığınları- hala görünürdedir. Bu görüntüler Mizushima’nın kendine, birliğine ve ülkesine yabancılaşmasına yol açar.

Yönetmen: Kon Ichikawa
Senaryo: Kogo Noda, Yasujiro Ozu
Senaryo (Kitap): Takeyama Michio
Oyuncular: Rentaro Mikuni, Shôji Yasui, Jun Hamamura, Taketoshi Naitô
Yapım: 1953 ~ Japonya
Tür: Savaş, dram
Müzik: Akira Ifukube

İZMİR SANAT
27 OCAK 2012 20:00
ÜCRETSİZ

Şunun için etiket arşivi: Senaryo

Sonuç Bulunamadı

Üzgünüz, hiç bir gönderi kriterinizle eşleşmedi