Şunun için etiket arşivi: sanatçı

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay The Sofa’da gerçekleştirilen, TUROB’un Contemporary İstanbul katkılarıyla düzenlediği “Dünyanın Yeni Sanat ve Kültür Turizm Durağı: İstanbul” adlı basın toplantısında otellerdeki sanat eserlerinin kalitesiz, Uzakdoğu ürünlerinden ibaret olmaması gerektiğini söyledi. Günay “Otellerdeki sanat eserlerinin kalitesini 5 yıldız kriterleri arasına sokacağız” dedi. 

Bakanlık otellerdeki sanat eserlerinin kalitesini 5 yıldız kriteri yapacak

Ertuğrul Günay TUROB’un haziran ayı geleneksel öğle yemeğinde düzenlenen basın  toplantısında yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“TUI ve Thomas Cook gibi dünyanın en büyük tur operatörlerinin yaptığı en iyi 100 otel listelerinde Türkiye artık en az 25 – 30 otelle temsil ediliyor. Hatta bu nedenle jüriler artık bir ülkeden sadece 10 otel listelemeyi tartışmaya başladılar. Otellerimiz teknolojik ve hijyenik açıdan çok yüksek olan standartlarını sanatla da bezemeliler. TUROB’un gündeme getirdiği bu fikir ışığında otellerimiz ve yeme içme tesislerimiz Türk sanatçıların eserleriyle bezensin istiyoruz. Oteller geniş alanlarını sergilere açabilir, ayın sanat eseri yayınlanabilir. Uzakdoğu’dan ucuza getirilen eserlerin otellerde sergilenmesi yanlış. Gerçekten değerli eserleri sergilemeye başlayan oteller var. Point Hotel ve Sofa Hotel bu çalışmalarıyla beni etkiliyor. Otellerde eşin dostun yaptığı eserler değil. Gerçek Türk sanatçılarının, çağdaş sanat eserleri sergilenmeli. Bu eserlerin kalitesini 5 yıldız kriterleri arasına sokacağız. Bu TUROB’un teklifidir, bu noktada TUROB’a teşekkür ediyorum.”

İSTANBUL YÜKSEK BİNALARLA ÇİRKİNLEŞİYOR

Günay konuşmasında İstanbul’daki uçak rötarlarını ve sayısı hızla artan yüksek binaları da eleştirdi:

“”Benim gibi havayoluyla haftada birkaç kez İstanbul’a gelmek zorunda kalanlar bilirler. Bugünlerde sürekli geç kalıyoruz. Bu arada da ne yazık ki İstanbul’un yeni  zenginliklerinin, tepelere çıkma isteğinin güzellikleri nasıl çirkinleştirdiğini görmek zorunda kalıyoruz. Bu rahatsızlığımı dile getirmek istedim.”

İNGİLTERE’Yİ GEÇTİK, 6’INCI OLDUK 

Turizm Bakanı kültür ve turizmin son dönemde yakınlaşmasıyla ilgili olarak ise şunları söyledi:

“Kültür ve turizmin bir araya gelmesi konusu 5 yıl önce telaffuz edildiğinde turizmcilerin ve sanat çevrelerinin uzak durduğu bir fikirdi. Bugün ise inanılmaz bir işbirliği oluşmaya başladı. Türkiye turizmi başarılı sonuçlar elde etmeye devam ediyor. Son verilere göre İngiltere’yi geçerek dünyada altıncı olduk. Gelirde de çok ciddi durumdayız. Bu başarılarımızın farklılaşarak devam etmesi için için turizmin içine çağdaş sanatın da katılması gerekiyor. Tıpkı gastronomi ve mimari gibi. İstanbul’un bir kongre turizmi merkezi olmaması düşünülemez. Bu konuda da iyi gidiyoruz. Şu anda dünyada dokuzuncuyuz. Öte yandan alışveriş turizmi alışkanlığı da yaratılıyor. İstanbul’daki alışverişi geleneksel alışveriş noktalarına yönlendirmek gerekiyor. Bu konuda biraz geç kaldık.”

AKM RESTORASYONU BAŞLADI

“Benim  İstanbul için hayalim hayalim şu. Dünyada Berlin, Londra ve Basel gibi sanat görmeye gidilen kentler var. İstanbul’a da böyle bir merkez olmak çok yakışacaktır. Son yıllarda çağdaş ve plastik sanatlar konusunda İstanbul ciddi bir atılım yaptı. Contemporary İstanbul ve Artistanbul bu anlamda İstanbul’a çok büyük katkı sağlayacaktır. İstanbul’un güzel konumunu kültür ve sanatla bezemeliyiz. İstanbul’un tepelere tırmanan yapılarıyla değil bunlarla gündeme gelmesini umut ediyorum. AVM’ler kadar kültür ve sanat merkezleri de yapmalıyız. Bu konuda çalışmalarımız var. Topkapı Sarayı 2013’te iki misli büyümüş olacak. Darphane İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne katılarak oradaki alanı da iki misli büyütecek. Çok tartışılan AKM’nin restorasyonu nihayet başladı. Şantiye kurulmuş durumda. Belirtmek istediğim bir şey var. Dünya kentlerini gördükten sonra Türkiye’deki yeşil alan bende hep hüsrana yol açıyor. Daha fazla yeşil alan diyorum.”

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay gündemi meşgul eden ‘Ayasofya yeniden cami olsun’ haberleriyle ilgili olarak da şunları söyledi:

“Bu tartışma Türkiye’ye yararlı bir tartışma değil. İslam dünyasının en görkemli, camileri bizde. Burada ibadet edebiliyoruz. Bu tartışma siyaset odaklı. 1500 yıllık Ayasofya 1000 yıl Hristiyanlığa, 500 yıl Müslümanlığa hizmet etmiş. Şimdi de her iki dinin en güzel değerlerini insanlara sunma hizmeti nde. Bu düzen bence böyle devam etmeli.”

BAYINDIR: İSTANBUL OTELLERİNDE KÜLTÜR VE SANATA YER VERECEĞİZ

TUROB Başkanı Timur Bayındır ise konuşmasında, İstanbul’un dünya çapındaki sanat etkinlikleri, sayısı her gün artan sanat kurumları, konumu, kültürel mirası, sermaye ve ekonomik gücü sayesinde son yıllarda çekim merkezi olduğunu belirtti.  Kültür ve sanat bütünlüğünün bir dünya şehri olan İstanbul’un çekim noktası haline gelmesinde büyük etken olduğunu söyleyen Bayındır, “TUROB olarak şehrimiz turizminin baş aktörlerinden biri olan otellerimizde, şehrin kültür ve sanat potansiyelinin tanıtılması, yansıtılması ve farkındalık yaratılmasını amaçlıyoruz” dedi.

GÜRELİ : KONAKLAMA SEKTÖRÜ ÇAĞDAŞ SANATA DESTEK VERECEK

Contemporary Istanbul Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli ise yaptığı konuşmada, Türkiye’den çağdaş sanatın hem yurtiçi hem dünya çapında tanınması ve gelişmesi ile İstanbul’a özellikle yurtdışından gelen sanatseverler, sanat kurumu yöneticileri ve sanat koleksiyonerlerinin sayısının her geçen sene arttığına dikkat çekti. Bu durumun turizme de oldukça olumlu yönde yansıdığına değinen Güreli,

“Dünyada uluslararası fuarlar, etkinlikler, sanat kurumları ve müzayedeler büyük kitlelerin organizasyonun düzenlendiği ülkeyi ziyaret etmesini sağlamaktadır.  Nitelikli ve belirli gelir düzeyine sahip insanlar olan bu ziyaretçiler, bulundukları süreler içerisinde o bölgeye büyük boyutlarda ekonomik katkı sağlamakta, ülkelerin turizmi çeşitlendirme çabalarına ve tanıtım faaliyetlerine de çok önemli katkılarda bulunmaktadır” dedi.

Türkiye’de sanat piyasasının değerinin yaklaşık 300 milyon doları bulduğunu söyleyen Güreli, ülkemizin sunduğu sosyal, kültürel ve çevresel çeşitlilik ile her geçen gün cazibesini arttırdığını modern & kozmopolit zamanın bir temsilcisi olan İstanbul’un ise sahip olduğu eşsiz kültürel birikim ile büyük bir cazibe noktası olduğunu vurguladı.

İstanbul’a olan ilgiyi arttırmak, dünya çapında çağdaş sanat çevrelerince daha iyi tanınmasını sağlamak ve sanat çevrelerini çekmek için Contemporary Istanbul haftasında İstanbul’daki sanat etkinliklerinin tek bir çatı altında buluşacağı “Art Istanbul” projesinin düzenleneceğini söyleyen Güreli, “Bu sene ilk defa hayata geçecek proje kapsamında 19- 25 Kasım 2012 tarihleri arasında katılımcı kurumların (galeriler, sanat kurumları, müzeler, kültür kurumları, tiyatrolar) düzenlediği tüm etkinlikler ortak bir yapı içinde uluslararası kamuoyuyla paylaşılacaktır. Konaklama sektörü, çağdaş sanatın ziyaretçiler ile buluşmasını destekleyerek İstanbul’un ve İstanbul merkezli çağdaş sanatın tanıtılmasında önemli bir aktör olacak ve İstanbul’un kültür- sanat turizmi aracılığı ile de tanınması yönünde fark yaratacaktır” dedi.

 Kaynak : [-]

İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen 40. İstanbul Müzik Festivali, bu akşam saat 20.30’da Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek açılış töreni ve konseriyle başlıyor. 29 Haziran tarihine kadar devam edecek festivale 750’nin üzerinde yerli ve yabancı sanatçı katılacak.

 

İstanbul'da Klasik Müzik Zamanı

İSTANBUL Kültür Sanat Vakfı’nın ilk festivali olan İstanbul Müzik Festivali, bu yıl 40’ıncı yaşını kutluyor. İKSV tarafından, 2006 yılından beri Borusan Holding sponsorluğunda düzenlenen 40. İstanbul Müzik Festivali, 29 Haziran tarihine kadar 750’nin üzerinde yerli ve yabancı sanatçıyı İstanbul’un farklı mekânlarında ağırlayacak. Bu akşam saat 20.30’da Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek açılış töreni ve konseri ile başlayacak festivalin açılış töreninde, aralarında Diapason d’Or ve MIDEM Classical Award’ın da bulunduğu pek çok ödüle değer görülen Hüseyin Sermet’e İstanbul Müzik Festivali’nin Onur Ödülü takdim edilecek. Töreni’nin ardından İstanbul Müzik Festivali, Beethoven’ın görkemli 9. Senfonisinin seslendirileceği açılış konseriyle başlayacak. Konserde, şef Sascha Goetzel yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ve Cem’i Can Deliorman yönetimindeki Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Çoksesli Korosu, soprano Simge Büyükedes, alto Ezgi Kutlu, bas Burak Bilgili ve tenor Murat Karahan’a eşlik edecek.

Meydanlarda ve internette

Festivalin açılış töreni ve konseri, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da Kadıköy Caddebostan, Galata Meydanı ve Bebek Parkı’na kurulacak dev ekranlardan ve www.borusan.com web sitesi üzerinden de canlı olarak izlenebilecek.

Kemanın yıldızı

Yarın akşam gerçekleştirilecek festivalin ilk konserinde, dünyanın en iyi orkestraları arasında sayılan Viyana ile Berlin Filarmoni orkestralarının üyelerinden oluşan, Viyana-Berlin Oda Orkestrası ile yıldız keman virtüözü Anne-Sophie Mutter, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda festival izleyiciyle buluşacak. 2 Haziran Cumartesi akşamı ise günümüzün en parlak Chopin yorumcularından, piyanist Yundi, Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda Türkiye’deki ilk konserini verecek.

Kaynak : [-]  

sanat duyuru

İstanbullu sanatseverler konserler, resim sergileri, tiyatro oyunları ile sanat dolu bir hafta yaşayacaklar. İstanbul’un farklı yerlerinde gerçekleştirilen sanat etkinlikleri ile İstanbulluları sanatın farklı dallarında yeni keşifler bekliyor. Sizin için haftanın önemli sanat etkinliklerini derledik…

İsveçli gitarist ve besteci Johannes Möller, yarın Akbank Sanat sahnesinde sanatseverlerle buluşacak.

Duman, yarın Burak Bora Anadolu Lisesi Festivali’nde; Model, Caferağa Spor Salonu’nda; Gökhan Kırdar ise KKM Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi’nde sahne alacak.

Flamenco Reina gösterisi yarın akşam Live Haymatlos’ta gerçekleştirilecek.

Topkapı Sarayı’nda yaz boyu sürecek ”Pastoral Konserler”in ilki 26 Mayıs Cumartesi günü dünyaca ünlü genç star Sayaka Shoji konseriyle başlayacak. Shoji’ye, dünyanın en iyi oda orkestralarından, bu sene 50. yılını bir dünya turnesiyle kutlayan Sofya Solistleri eşlik edecek.

Opera sahnelerinin en seçkin aryalarından coşku yüklü Latin ezgilerine Broadway Müzikallerine ve Türkçe eserlere kadar geniş bir repertuvarla Candaş Orkestrası, 26 Mayıs Cumartesi günü Caddebostan Kültür Merkezi’nde bir konser verecek.

”Dilşad Said ve Sinfonietta Classica Linz Türkiye Turnesi” kapsamında gerçekleştirilecek konser, 27 Mayıs Pazar günü TİM Show Center’da düzenlenecek. Geleneksel Doğu ve Batı müziğini sentezleyerek, bu alanda kendini dünyaya kabul ettirmiş bir isim olan Said’in konserinde doğu müziğinin vazgeçilmezleri balaban, bağlama, perküsyon ve kavalın tınıları, batı enstrümanları bas gitar ve kemanla harmanlanacak.

Aynı kapsamda 29 Mayıs Salı ve 30 Mayıs Çarşamba günleri ise Avrupa’nın en iyi Barok topluluklarından Das Kleine Konzert topluluğu, Telemann’dan Vivaldi’ye, Haendel’den Johann Christoph Friedrich Bach’a, Barok müziğin en büyük ustalarının en sevilen eserlerini seslendirecek.

Piyanist, besteci ve eğitimci Hüseyin Sermet’in besteleri, 30 Mayıs Çarşamba akşamı CRR Konser Salonu’nda seslendirilecek. Toros Can, Ufuk&Bahar Dördüncü, İris Şentürker, Tuğçe Tez, Borusan Dörtlüsü üyelerinden Çağ Erçag, Efdal Altun, Esen Kıvrak gibi müzisyenlerin bir araya geleceği dinleti, Sermet’in henüz konservatuvar yıllarındayken bestelediği ”Mevsimler” adlı eser ile başlayıp; ”Réminiscences II: Az Kaldı Bayram Ola” eserinin dünya prömiyeri ile sonlanacak.

Uzun yıllardır İstanbul’da yaşayan müzisyen, besteci, söz yazarı Yinon Muallem, bu dönem boyunca yaşamına ve müziğine eşlik eden Türkçe seslerden ve bir o kadar da geleneksel Yahudi müziği ve kültüründen izler taşıyan
yeni albümü ”Nefes”ten eserlerle, 30 Mayıs Çarşamba akşamı Mask Live Music Club’da sahne alacak.

40. İstanbul Müzik Festivali, 31 Mayıs Perşembe akşamı Haliç Kongre Merkezi’nde, müzik tarihi için anıtsal bir değeri olan Beethoven’ın görkemli 9. Senfoni’siyle açılacak. Bu yıl açılış konserinde Simge Büyükedes, Ezgi Kutlu, Cenk Bıyık ve Burak Bilgili ile şef Sascha Goetzel yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası yer alıyor.

Kartal Musiki Derneği, ”Film Şarkılarıyla Yeşilçam’da Gezinti” projesi kapsamında, nostaljik hatıraların yaşanacağı film fragmanları ve film afişlerinden oluşan Yeşilçam film şarkıları konserini 28 Mayıs Pazartesi akşamı Caddebostan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirecek.

Üniversite şenlikleri ve festivaller

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Bilgi Mayfest etkinliği kapsamında 26 Mayıs Cumartesi günü Santralistanbul’da Athena, Mor ve Ötesi, maNga, Yüksek Sadakat, Multitap, Luxus gibi gruplar sahne alacak.

Aynı gün düzenlenecek Sabancı Üniversitesi Bahar Şenliği’nde ise Yasemin Mori, Sertab Erener ve Yeni Türkü gençlerle buluşacak.

Babylon Soundgarden Istanbul, 26 Mayıs Cumartesi günü Parkorman’da The Parov Stelar Band, Oi Va Voi, Caravan Palace, Büyük Ev Ablukada ve 123’ü ağırlayacak.

Kadir Has Üniversitesi’nin Selimpaşa Kampüsü’nde 26 Mayıs Cumartesi günü düzenlenecek bahar şenliğinde ise Duman, Gökçe ve Muraz Boz performanslarını sergileyecek.

Murat Boz, 27 Mayıs Pazar günü Parkorman’da düzenlenecek Doğa Koleji Book’n Roll Summer Fest’te sahne alacak.

İstanbul Aydın Üniversitesi Florya Kampüsü’nde gerçekleştirilecek bahar şenliğinde, 29 Mayıs Salı günü Ezginin Günlüğü ve Shaman Dans Gösterisi; 30 Mayıs Çarşamba günü Murat Boz; 31 Mayıs Perşembe günü ise maNga gençlerle buluşacak.

Vefa Lisesi’nin Bosphorus Princess’da düzenlenecek bahar şenliğinde ise 30 Mayıs Çarşamba günü Cem Adrian, 31 Mayıs Salı günü de Büyük Ev Ablukada sahne alacak.

Süreyya Operası’nda Hürrem Sultan balesi

Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası, yarın ve 30 Mayıs Çarşamba günü Hürrem Sultan balesine, 26 Mayıs Cumartesi günü Türksoy Opera Günleri konserine, 29 Mayıs Salı günü ise İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nın bale gösterisine ev sahipliği yapacak.

İş Sanat, 2011-2012 sezonuna yarın gerçekleştirilecek ”Flamenko’nun Prensleri” Los Vivancos’un uzun süre akıllarda çıkmayacak gösterisi ”Aeternum” ile veda edecek.

Donkişot Tiyatro’nun ‘‘Münasebetsiz” isimli komedi oyunu, yarın Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde tiyatroseverlerle buluşacak.

Semaver Kumpanya, günümüz iş dünyasının acımasız yönlerini ortaya koyan ”Metot’‘ oyununu yarın ve 26 Mayıs Cumartesi günü Çevre Tiyatrosu’nda sergileyecek.

Can Yücel şiirlerinden Genco Erkal’ın derlediği ”Can”, 26 Mayıs Cumartesi günü Caddebostan Kültür Merkezi’nde sergilenecek.

Günay Karacaoğlu’nun oynadığı ”Basit Bir Ev Kazası”, 26 Mayıs Cumartesi günü Muammer Karaca Tiyatrosu’nda tiyatroseverlerle buluşacak.

Oynayan İnsan Tiyatrosu’nun, çağdaş gölge tiyatrosunun yetkin bir örneği olan ”Ağaç İrfan”oyunu, 28 Mayıs Pazartesi günü Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde sergilenecek.

İçine düşmesi kolay ama kurtulması zor bir kara komedi olan ”Yalnız Batı”, 30 Mayıs Çarşamba akşamı İkinci Kat’ta sahnelenecek.

İstanbul Tiyatro Festivali

18. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında bu hafta sergilenecek oyunlar şöyle:

25 Mayıs Cuma günü Üsküdar Stüdyo Sahnesi’nde ”Lokum”, Salon İKSV’de ”Kupa Kızı”, Haldun Taner Sahnesi’nde ”Antigone”;

26 Mayıs Cumartesi günü Salon İKSV’de ”Kupa Kızı”, Haldun Taner Sahnesi’nde ”Antigone”, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde ”Hans ya da Heiri”, Garajistanbul’da ”Oda ve Adam”, Tiyatro Hal’de ”Parti”;

27 Mayıs Pazar günü Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde ”Hans ya da Heiri”, Garajistanbul’da ”Oda ve Adam”, Tiyatro Hal’de ”Parti”, Null’da ”Ah Smyrna’m, Güzel İzmir’im”;

28 Mayıs Pazartesi günü Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde ”Hans ya da Heiri”, Üsküdar Stüdyo Sahnesi’nde ”İnsan Sesi”;

29 Mayıs Salı günü Üsküdar Stüdyo Sahnesi’nde ”İnsan Sesi”, Haldun Taner Sahnesi’nde ”Karşılaşma/lar”, Üsküdar Tekel Sahnesi’nde ”sOYUN”;

30 Mayıs Çarşamba günü Üsküdar Tekel Sahnesi’nde ”sOYUN”, Haldun Taner Sahnesi’nde ”Karşılaşma/lar”, Garajistanbul’da ”Yorgun Sırlar”;

31 Mayıs Perşembe günü Garajistanbul’da ”Yorgun Sırlar”, Salon İKSV’de ”Olmamış mı”.

Şiirİstanbul 29 Mayıs-2 Haziran arasında

”Efendisiz Sanat: Şiir” mottosuyla bu yıl 7.’si düzenlenen Uluslararası Şiir Festivali Şiirİstanbul, 29 Mayıs Salı akşamı Aya İrini Müzesi’nde gerçekleştirilecek törenle başlayacak.

Borusan Quartet’in konser vereceği gecede Kemal Burkay, Hilmi Yavuz ve Sait Maden onur konuğu olacak.

Festival, Suada, Boğaziçi Üniversitesi, Kadıköy Koşuyolu Mahalle Evi, Beyoğlu Galataevi gibi mekanlarda sürecek.

Festivalde genç şairlerin buluştuğu ”yeni renkler” ve geleneksel hale gelen ”kadın şairler buluşması” gibi etkinlikler yer alacak.

Şiirİstanbul, 2 Haziran Cumartesi günü ”Şiir hatları vapuru” ile sona erecek.

Çocuklar için

Bu hafta çocuklara yönelik oyunlardan bazıları şöyle:

26 Mayıs Cumartesi günü ”Zıp Zıp Çocuk Müzikali” Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde, ”Külkedisi Harikalar Diyarında” Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde, ”Sihirli Reçeller” Halkalı Kültür ve Sanat Merkezi’nde, ”Hansel ve Gretel” Halis Kurtça Kültür Merkezi’nde, ”Deli ile Veli” Mavi Uçurtma Sahnesi’nde sergilenecek.

27 Mayıs Pazar günü ”Oyun Gezegeni” Halkalı Kültür ve Sanat Merkezi’nde, ”Sihirli Reçeller” Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde, ”Kurbağa Prens” Halis Kurtça Kültür Merkezi’nde, ”Cız Bız’la Bız Bız” Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde, ”Bremen Mızıkacıları” Kozyatağı Kültür Merkezi’nde, ”Çılgın Nuri ve Tembel Kamber” Mavi Uçurtma Sahnesi’nde çocuklarla buluşacak.

Sıra Dışı Objeler Sergisi’nin ikincisi Caddebostan Kültür Merkezi’nde

Hülya Avunduk’un ”Misk-i Amber” sergisi 26 Mayıs-6 Haziran 2012 tarihleri arasında Bonart Galeri’de gezilebilecek.

Borusan Contemporary, 26 Mayıs-2 Eylül 2012 tarihleri arasında iki sergiye ev sahipliği yapacak.

İlkinde yaşayan en önemli çağdaş sanatçılardan Avusturyalı Gerwald Rockenschaub’un eserleri ilk kez Türkiye’deki sanatseverlerle buluşacak. Yapımcılığını Dr. Necmi Sönmez’in üstlendiği ”4to2floors” isimli sergide sanatçının son dönem çalışmalarıyla birlikte sergi için özel olarak yaptığı yerleştirmeler ve heykeller yer alacak.

Robert Mapplethorpe, Shirley Shor ve Chul Hyun gibi sanatçıların işlerinin yer aldığı, Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan seçilen eserler ise ”Segment #2” adı altında sergilenecek.

”Hisseli Harikalar Kumpanyası; Meraklılarından Sıra Dışı Objeler Sergisi 2”, çeyrek asır öncenin modası, yaşama biçimi, eşyası, teknolojisi ve kültürünü yansıtan objeleri 29 Mayıs-24 Temmuz 2012 tarihleri arasında Caddebostan Kültür Merkezi’nde meraklılarıyla buluşturacak.

Lara Berki’nin ”Paralel Evrenler ve Maskeler” isimli sergisi, 31 Mayıs-14 Haziran 2012 tarihleri arasında Galeri Espas’ta gerçekleştirilecek.

Erkut Terliksiz, ”Nothing Personal” sergisinde heykel nitelikleri de taşıyan üç boyutlu resim çalışmalarını Galeri X-İst’te 31 Mayıs-23 Haziran 2012 tarihleri arasında sanatseverlerle paylaşacak.

Kadının toplumsal rollerindeki gerilimler ”Sınır” sergisinde

”Come-in. Almanya’da Çağdaş Sanat Aracı Olarak İç Mekan Tasarımı” başlıklı sergi, 25 Mayıs-25 Temmuz 2012 tarihleri arasında Goethe Enstitüsü’nde düzenlenecek. Sanat ile tasarım arasındaki ilişkiyi sorgulayan sergide, 25 sanatsal sunumda nesneler, heykeller, mekan enstalasyonları, videolar ve bunlara ek olarak bir katalog yer alıyor.

Güney Afrikalı sanatçı Robin Rhode’un kişisel sergisi 25 Mayıs-22 Haziran tarihleri arasında İstanbul 74’te düzenlenecek.

Refiye Alageyik Yılmaz’ın doğa ve insan temalı resimleri, 26 Mayıs-26 Haziran 2012 tarihleri arasında Küçükçekmece Halkalı Kültür ve Sanat Merkezi’nde sergilenecek.

Demet Yalçınkaya’nın kadının toplumsal rollerindeki ait olma-olmama, kabul etme-reddetme temelli gerilimlerine odaklanan ”Sınır” projesi 25 Mayıs-2 Haziran 2012 tarihleri arasında Pasajist’te sanatseverlerle buluşacak. Mekandaki yerleştirme, izleyiciyi bu türden bir ele alışla imge, görüntü ve ses deneyimine dahil etmeyi amaçlıyor.

Sanat eserleri yerine belgeleri sergilenecek

Susan Hapgood ve Cornelia Lauf’un küratörlüğünde gerçekleştirilen ”Sanatta Özgünlük Belgeleri”sergisi, 30 Mayıs-26 Ağustos 2012 tarihleri arasında Salt Beyoğlu’da sanatseverlerle buluşacak. Sergi, sanat eserinin el değişimi, yasal düzenlemeleri, mali değeri ve faturası gibi eseri çerçeveleyen, kimi zaman da bizzat onun yerine geçen belgelere odaklanıyor.

Aslıhan Demirtaş’ın ”Modern Denemeler 5: Aşı” sergisi, Türkiye’de üretilmiş baraj gölleri ile onların atası olan Ankara kültivarlarını yeniden üreterek, aşının fiziksel gerçekliğini ortaya çıkarıyor. Sergi, 25 Mayıs-26 Ağustos 2012 tarihleri arasında Salt Galata’da gezilebilecek.

Artgalerim Nişantaşı, 31 Mayıs-24 Haziran 2012 tarihleri arasında Ege Ömer Yüce’nin ”Enerji 2012” isimli fotoğraf sergisine ev sahipliği yapacak. Sanatçı bu sergi bütününde izlenemeyen enerji boyutunu fotoğraflarında renklerle tanımlıyor.

29 Mayıs Salı akşamı Sofa Hotel’de, 190 eseri içeren 20. Beyaz Müzayede gerçekleştirilecek. Müzayedede satışa sunulacak eserler arasında Erol Akyavaş’ın İslami felsefe düşüncesini yansıttığı resimler serisinden 1984 tarihli ”Vav” isimli eseri de yer alıyor.

 

Kaynak :[-

Yepyeni Albümleri A Retrospective’in Avrupa Turnesi Kapsamında 19 Temmuz’da Kuruçeşme Arena’da!

Pink Martini

“Sympathique”, “Hang on Little Tomato”, “Hey Eugene!” ve “Splendor in the Grass“ albümleri ileTürkiye’de büyük bir hayran kitlesine sahip, her albümleri ile altın plak kazanan Pink Martini, grubun 17 yıllık kariyerlerini özetlediği yepyenibest of albümleri “A Retrospective“’in Avrupaturnesi kapsamında 3 özel konser için Türkiye’de.

Pink Martini 27. Uluslararası İzmir Festivali kapsamında 8 Temmuz’da Çesme Açıkhava Tiyatrosunda, 9 Temmuz’da Ankara’da OdtüMezunlar Derneği Vişnelik Tesisleri’nde ve 2005 yılında açılışını yaptığı Kuruçeşme Arena’da 19 Temmuz’da hayranları ile buluşacak.

Samurayların aşk şarkılarından 1930’ların Küba müziğine, Fransızca şansonlardan Brezilyasokak şarkılarına kadar dinlemesi en keyifli şarkıları tozlu raflardan bulup çıkaran topluluk, ChinaForbes’un sağlık nedenleri ile kısa bir ara vermesi nedeniyle 2011 Mart ayında gruba katılan Storm Large’ın kulak pası silen sıcak vokali ve yepyeni şarkıları ile yine unutamayacağınız konserlerle Pasion Turca himayesinde Türkiye’de.

Pink Martini Hakkında 

Pink Martini

“Pink Martini’nin hayatı seven enerjisini ve orijinalliğini sıkıştırabilecek bir kalıp ya da tanım yok…”BBC Music Review.

Pink Martini 1994 yılında Klasik piyano eğitimi alan Harvard mezunu Thomas M. Lauderdale tarafından Portland’da kuruldu.

Pink Martini kurulduğu günlerde politik tavrı olan, sivil toplum örgütlerinin yardım ve bilinçlendirme amaçlı organizasyonlarında sahneye çıkan bir orkestra olarak yola çıkmıştı.

Thomas M. Lauderdale’in Harvard’dan sınıf arkadaşı China Forbes, orkestraya 1995’te katıldı. Pink Martini kurulduğu ilk günlerden beri farklı dillerde, farklı kültürlerin şarkılarını dünyaya sunmaya ve dünyaca ünlü Senfoni orkestralarıyla sahne almaya devam ediyor.

The Boston Pops, San Francisco Senfoni Orkestrası, Hollywood Bowl Orkestrası ve Los AngelesFilarmoni orkestrası gibi ünlü orkestralarla zengin bir evrensellik yakalayan Pink Martini daha önceki üç albümüyle 2 milyondan fazla satış rakamına ulaştı.

Pink Martini Sympathique adlı ilk albümlerini 1997’de yayınlar yayınlamaz Fransa’nın ünlü “Victoires de la Musique “ ödüllerinde “Yılın şarkısı” ve “ En İyi Yeni Sanatçı” kategorilerinde aday olarak uluslararası bir fenomen haline geldi.

2004, yılında yayınlanan ikinci albümleri “Hang on Little Tomato”, Amazon albüm satışları listesinde 1 numara olmayı başarmıştı. Grubun üçüncü albümleri Hey Eugene! hem Billboard en çok satan albümler listesinde ilk 30’da yeraldı hem de ikinci kez Amazon albüm satış listelerinde 1 numara olmayı başardı.

Pink Martini’nin yeni stüdyo albümleri “Splendor in the Grass”ı da kendi plak şirketleri Heinz Records etiketiyle çıkardılar.

Kendilerini “Dünyanın değişik köşelerinden melodileri ve ritimleri bir araya getirip, modern bir formda sunan müzik arkeologları” şeklinde tarif eden topluluğun kurucu üyesi piyanist Thomas M. Lauderdale, “Bir müzik belgeseli hazırlıyor gibiyiz; dünya vatandaşı ve müzik elçileri olarak, her zaman değişik kültürlerin geleneklerini, dillerini, tarihlerini bilmek ve çalışmak zorundayız. ABD’li bir grubuz, ancak zamanımızın büyük bir bölümünü Avrupa’da geçiriyoruz. En büyük amacımız, hangi kültürden olursa olsun, dünya üzerinde çok geniş bir dinleyici kitlesine seslenebilmek” diye ekliyor.

Türkiye’deki konserleriyle de büyük ilgi gören topluluk Türkiye sevgisini ülkemizdeki turnelerinde çektirdikleri resimler ile “Hang on Little Tomato” albümlerinin kartonetine taşıyarak göstermişti. Avrupa’daki ilk performansını Cannes Film Festivali’nde gerçekleştiren Pink Martini özellikle Fransa, İspanya, Portekiz, Belçika, İsviçre, Yunanistan, Lübnan gibi ülkelerde kapalı gişe konserlere imza atıyor.

Los Angeles, Oregon, Seattle, New Jersey, San Antonio ve Kansas City senfoni orkestralarıyla birlikte konserler veren topluluk, 2003 yılında Frank Gehry’nin mimari şaheseri Los Angeles Filarmoni’nin yeni evi Walt Disney Konser Salonu’nun açılışını yaptığı gibi 2005’te Türkiye’de de Kuruçeşme Arena’nın açılışını yapmıştı.

Televizyonların ünlü dizileri de Pink Martini şarkılarını soundtrack olarak kullanmak için birbirleriyle yarışıyorlar. The West Wing’den Desperate Houseviwes’a kadar Pink Martini’nin şarkıları şimdiye kadar birçok ünlü dizide kullanıldı.

2011 sonbaharinda 2 yepyeni albüme imza atan Pink Martini, ilk olarak Saori Yuki ile ‘1969’ albümünü ardından da 17 yıllık hikayelerini özetledikleri ‘piyasaya çıkardı. ‘1969’ Pink Martini, efsanevi Japon sanatçı Saori Yuki 2007 yılında Pink Martini’nin “Taya Tan” adlı şarkıyı yeniden yorumlamasıyla başlayan ortak hikayelerini 1969 yılının en güzel şarkılarını biraraya getirerek hazırladıkları sımsıcak bir albüm. 1969 albümü “Blue Light Yokohama”, “Yuuzuki”, “Mayonaka noBossa Nova (Geceyarısı Bossa Nova’sı)” gibi Japonya’nın en ünlü şarkılarını ve Pink Martini tadında yorumlanan “Yoake no Scat (Yeni Bir Şafak Melodisi)” gibi Saori Yuki’nin en meşhur şarkılarını içeriyor. Albümde Fransızca, Japonca ve İngilizce 12 şarkı bulunuyor.

Jorge Ben’in ünlü “Mas Que Nada” , Peter Paul & Mary “Puff, The Magic Dragon” şarkısı ve Peggy Lee’nin ünlü “Is That All There Is” şarkısına kadar uluslararası ünlü şarkılara da yeni yorumlar getiren albüm , bir Japon efsanesi olan Saori Yuki’yi de Türkiye’deki dinleyici ile buluşturuyor.

‘1969’ albümü ile aynı anda grup 17 yıllık kariyerlerini özetledikleri 8 yepyeni şarkı ile destekledikleri en iyiler – best of çalışması ‘A Retrospective’ piyasaya çıkardı.

Türkiye satışları ile birçok kez altın plak kazanan topluluk Türkiye’yi Monica Molina, Buika, Mariza gibi birçok dünya starını ile ilk kez buluşturan Pasion Turca’nın himayesinde üç dev konserle İzmir, Ankara ve İstanbul’da.

Samurayların aşk şarkılarından 1930’ların Küba müziğine, Fransızca şansonlardan Brezilya sokak şarkılarına kadar dinlemesi en keyifli şarkıları tozlu raflardan bulup çıkaran topluluk, China Forbes’un sağlık nedenleri ile kısa bir ara vermesi nedeniyle gruba 2011 Mart ayında katılan Storm Large’ın kulak pası silen sıcak vokali ve yepyeni şarkıları ile yine unutamayacağınız konserlerle Pasion Turca himayesinde Türkiye’de.

 Kaynak : [-]

‘Yarım porsiyon’ kültür

İKSV’nin düzenlediği “Sanata Destek Mekanizmaları, Örnek Sunumlar ve Model Arayışı” başlıklı panelde uzmanlar kültür politikalarının başka ülkelerdeki durumuna ışık tuttu.

tiyatro

Devlet ve şehir tiyatrolarının özelleştirilmesi, kapatılması Türkiye gündemini meşgul etmeye devam ederken önceki gün İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), dünyanın dört bir yanından konuk ettiği uzmanlarla kültür politikalarının başka ülkelerdeki durumuna ışık tutan bir panel düzenledi. “Sanata Destek Mekanizmaları, Örnek Sunumlar ve Model Arayışı” başlıklı panel Bilgi Üniversitesi’nden Yrd. Dç. Dr. Gökçe Dervişoğlu’nun yönetiminde ABD Başkonsolosluğu Kültür İşleri Sorumlusu Sevil Sezen, İsveç Ulusal Turne Tiyatrosu’ndan yapımcı Figen Solmaz, İstanbul Goethe Enstitüsü Müdürü Claudia Hahn Raabe ve Fransız Kültür Merkezi Müdürü Berenice Gulmann’ın katılımıyla düzenlendi.

Katılımcılar, iktidardaki hükümetlerin kültür politikalarına müdahale etmediğini vurgular ve kültür yönetimi hakkında bilgiler verirken, panelin “Model Arayışı” bölümünde ise verim alınamadı. Panelin en dikkat çeken bölümü ülkelerin kültürel faaliyetlerine ayırdığı bütçeleriydi. Fransa’da devlet bütçesinin yüzde 1.5’ine denk gelen 4 milyar Avro’ya (9 milyar 320 milyon TL) karşılık, bu rakam Almanya’da ise 9.6 milyar Avro (20 milyar TL). Türkiye’de ise devlet bütçesinin yüzde 0.5’ine denk gelen 1 milyar 705 milyon TL’lik bir bütçe söz konusu.

FRANSA

– Kültürel faaliyetlere ayrılan bütçe 4 milyar Avro devlet bütçesinin yüzde 1.5’ine tekabül ediyor. Yerel yönetimlerde ciddi miktarda para aktarıyor, özel sektörden de katkı oluyor.

– Kültür politikalarının en önemli iki unsuru sanatçılar için sosyal koruma ve herkesin kültüre erişimi.

– Tek başına Paris Tiyatrosu yılda yaklaşık 430 temsil veriyor. Bütçesi ise 14 milyon Avro.

– Sanat seyircisi futbol maçına giden seyirci sayısıyla neredeyse eşit.

İSVEÇ

– 9.5 milyonluk ülkede 1.5 milyon göçmene kendi dillerinde ve kültüründe sanat hizmeti veriliyor.

– Sanat kurumlarının gelirlerinin yüzde 80’i devlet tarafından karşılanıyor.

– İsveç’in 1000’li yıllardan bu yana kültür politikası var. 7 maddeden oluşan bugünkü İsveç kültür politikasında; ifade özgürlüğünü yaymak, katılımcı, çok yönlü, dinamik ve kışkırtıcı bir güç olarak kültürün toplumda yer almasını sağlamak da bulunuyor.

– Devlet, profesyonel sanata altyapı oluşturmak için amatör sanata da destek veriyor.

ALMANYA

– Özgür sanatın garantisi Alman anayasının 5. maddesi. Anayasadaki maddeler devlete sanatın ve kültürün ne olduğu konusunda bir yargıda bulunma hakkı vermiyor.

– 2010’da sanata ayrılan bütçe 9.6 milyar Avro.

– Bağımsız tiyatro toplulukları da proje sözleşmeleri yaparak çalıştırılıyor.

– Her tiyatro bileti, devlet tarafından 95 Avro’yla destekleniyor.

– Kamu tiyatroları şehir meclislerinin seçtiği sanat yönetmeni tarafından yönetiliyor.

ABD

– Kültür Bakanlığı olmayan ABD’nin sanata destek kurumu Milli Sanat Vakfı. Vakfa devlet tarafından verilen hibe 74 milyon dolar (154 milyon TL).

– ABD’nin önemli ve büyük müzeleri özel kurumlar. Bu kurumların gelirleri özel fonlar ve kurumların kendi geliştirdikleri döner sermaye aracılığıyla elde ediliyor.

– Sanatta koleksiyonerlere ve sanat destekçilerine vergi muafiyeti ya da indirimi uygulanıyor.

 

Kaynak : [-]

Devletin üst kademesinin DT oyuncuları ve Şehir Tiyatroları oyuncularına bakışı açısı anlamında “arpalık” olarak gördüğü sanat mecrasındaki tartışmaya sessiz sedasız Kapitalizm el attı!

Tartışmanın bir yerinde olmak kararlılığı mı gösterirsiniz, ya da gazetelerin kenar köşesin de okuyup alkışlar mısınız bilemiyoruz?

Ama bazen küçük haberler büyük olaylara işaret edebiliyor. Bu büyüklük kavramı sizin nereden ve nasıl baktığınıza göre değişiyor elbette.

Yorumu sizlere bırakıyor ve belki gözünüzden kaçmıştır diye CNN’de yayınlanan haberi olduğu gibi aktarıyoruz. Canınız nereden bakmak istiyorsa oradan bakın. Nede olsa aydın ve sanatçı (!) dediğimiz bir takım zevat çıkarlarına ve kabına göre kıvrılmayı, eğilip bükülmeyi, şekil almayı iyi bilir!  Editör

 

“Nederlander Broadway’i İstanbul’a taşıyacak

Nederlander Broadway

(Alıntı Tarih ve Saati : 14.05.2012 12:22:48 – Güncelleme 51 dk. önce)

 

İstanbul’un en önemli arazisinde yükselen Zorlu Center, Türkiye’nin önemli bir sanat merkezi olmaya da aday. Zorlu Center’ın yöneticileri geçen hafta New York’ta imzaladıkları bir anlaşma ile Broadway’de çok sayıda tiyatroyu işleten Nederlander Grubu’nu Türkiye’ye getirmeyi başardı.

Hürriyet gazetesinden Vahap Munyar’ın bugünkü yazısı şöyle:

“Broadway şovlarının ve canlı eğlence sektörünün öncüsü 100 yıllık Nederlander Worldwide Entertaintment’in (NWE) Times Square’deki (New York) merkezindeyiz.

Masada NWE’nin ikinci kuşak patronu 80 yaşındaki Robert Nederlander, grubu yöneten oğlu Robert Nederlander (Jr), Zorlu Gayrimenkul Yönetim Kurulu Üyesi Emre Zorlu ve Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Even var.

Emre Zorlu, 2.5 milyar dolara tamamlanacak İstanbul’daki Zorlu Center’ın 300 milyon dolarlık Performans Sanatları Merkezi’nin efsane işletmecisini anons ederken heyecanlı:

– Neder-lander Ailesi’yle 25 yıllık anlaşma yaptık. Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’ni Nederlander Worldwide Entertaintment (NWE) işletecek. Bu, ünlü Broadway şovlarının dünyadaki önemli noktalarından birinin de İstanbul olacağı anlamına geliyor. Böyle bir işe imza attığımız için çok mutluyuz, gururluyuz.

Emre Zorlu, Performans Sanatları Merkezi’ne işletmeci belirlerken işe önce içerden başladıklarını belirtti:

Jimmy Nederlander Jr

– Türkiye’de 50 bin metrekarelik Performans Sanatları Merkezi’ni bir bütün olarak işletebilecek kimse çıkmadı. Bu konuda bir danışman firmayla anlaştık. Danışmanımız bize Broadway’i adres gösterdi. Böylece Nederlander Ailesi’yle görüşmelere başladık. 10 Mayıs 2012 itibariyle de anlaşmayı imzalamış olduk.

– İstanbul’da ilk büyük gösteri ne zaman gerçekleşecek?

– Projenin Mart 2013’te tamamlanması bekleniyor. Aynı dönemde Performans Sanatları Merkezi’mizin sürprizi de belli olur.

Mehmet Even araya girdi:

– Bugün New York’u, Londra’yı veya Paris’i ziyaret eden bir turist programına müzikal veya tiyatroyu da ekliyorsa İstanbul’a gelenler de dünyanın en iyi gösterilerini Zorlu Center’da izleyebilecek.

– NWE’yi Zorlu Performans Sanatları Merkezi’ni işletmeye nasıl ikna ettiniz?

– 3 bin 70 kişilik merkezimiz sadece İstanbul’da değil, Avrupa’da da iddialı olacak. Bizim bu işe verdiğimiz önem Nederlander’la anlaşmamızda en önemli rolü oynadı.

– Tüm işletme Nederlander’a mı ait olacak? Orada etkinlik yapmak isteyen karşısında Nederlander’ı mı bulacak?

Emre Zorlu yanıtladı:

– Evet… 25 yıl boyunca işletmecimiz Nederlander olacak. Bu sürenin uzaması konusunda opsiyon da var.

– Broadway’deki en güçlü işletmeci ve yapımcı Nederlander’i ikna edebilmek için üstüne para ödemeniz söz konusu mu?

Mehmet Even anlaşmadan detay verdi:

– Nederlander’in genel giderlerini karşılayacağız o kadar. Onun dışında işletmeden sağlanacak geliri paylaşacağız. Bu işi önemli bir uluslararası zincirin gelip otelimizi işletmesi gibi düşünün.

– Kendilerine “doluluk” garantisi verdiniz mi? Yani hedeflenen izleyici sayısına ulaşılamazsa siz Nederlander’a bir ödeme yapacak mısınız?

– Hayır, doluluk garantisi vermedik. Aksine onlar getirecekleri veya yapımını üstlenecekleri gösterilerle izleyici çekip, sağlanan gelirden bize de pay verecekler. Gösterilerin hedeflenen ilgiyi göreceğini düşünüyoruz.

–  İstanbul’a ilk getirecekleri gösteri ne olacak?

– Anlaşmayı yeni yaptık. Önümüzde bir yıla yakın süre var. Üzerinde çalışacaklar, konuşup karar vereceğiz. Şimdiden gelecek şovun adını vermek mümkün değil.

Bu önemli işbirliğini öğrendiğimiz toplantının ardından Walt Disney yapımı Lion King’i Nederlander’a ait salonlardan birinde izledik… 15’inci yılını doldurmak üzere olan şov için salon tümüyle doluydu…

Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin dünya çapında işbirliği adımı, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın sanatçılara sinirlenip, “Şehir Tiyatroları’nı özelleştireceğim” kararını aldığı döneme denk geldi…

Türk tiyatro tarihinde büyük yeri bulunan Şehir Tiyatroları’nın özelleştirilmesiyle ortaya çıkacak boşluk, Zorlu’nun Broadway’in güçlü işletme ve yapımcısı Nederlander’ı getirmesiyle dolabilir mi?

Broadway şovları New York’a milyonlarca turist çekiyor

Nederlander Worldwide Entertaintment (NWE) Başkan ve CEO’su Robert Nederlander Jr., Broadway’deki şov ve oyunların New York’a katkısına vurgu yaptı:

– New York’ta Broadway şovlarını izleyenlerin üçte ikisini turistler oluşturuyor. Yani, Broadway şovları New York’a milyonlarca turist çekmekte rol oynuyor. Bu şovlar New York’ta 10 milyar dolarlık bir ekonomi yaratıyor. 44 bin kişilik doğrudan istihdam alanı oluşuyor. Buradan en çok kazanan New York ve devlet oluyor.

Farklı ülkelerde iştirakleri olduğunu, bunlara son örneği Çin’in oluşturduğunu belirtip, ekledi:

– İstanbul, bu konuda dünyanın sayılı örnekleri arasına girecek. Broadway şovları İstanbul’a da ekonomik anlamda olumlu katkı yapacak. Tiyatro mıknatıs etkisi yapar, turist çeker. İstanbul’da da bunu göreceğiz.

Emre Zorlu

– Zorlu Performans Sanatları Merkezi’ni 25 yıllığına işletmeye sizi ikna eden ne oldu?

– Bir kere Türkiye’nin tarihsel derinliği var. Ayrıca Zorlu Ailesi’nin vizyonu, cesareti ve kararlılığı bizi etkiledi. Çünkü bu iş süreklilik ister.

Türkiye’nin ve İstanbul’un ekonomik gelişimine dikkat çekti:

– Performans Sanatları Merkezi gibi bir iş, iyi bir alım gücüyle süreklilik kazanır. Türkiye’nin büyümesini, İstanbul’un ekonomik gücünü biliyoruz.

Zorlu Performans Sanatları Merkezi projesinin iddiasının altını çizdi:

– Zorlu’da ortaya çıkacak kapasite Çin’de bile yok…

Nederlander Ailesi, Zorlu Performans Sanatları Merkezi’ni işletmek üzere heyecanla kollarını sıvıyor… Bakalım aynı heyecan, İstanbul’daki izleyici kitlesini sarıp, oraya çekecek mi?

Broadway şovları İstanbul’da başarıya ulaşır

Nederlander Worldwide Entertaintment’in (NWE) ikinci kuşak patronu Robert Nederlander, söze 300 milyon dolarlık Zorlu Performans Sanatları Merkezi’ni överek girdi:

– Dünyanın en harika kentlerinden İstanbul’da harika bir proje ortaya çıkıyor. Böyle bir projenin parçası olmak bize gurur veriyor. Şirketimizin 100 yıllık geçmişinde böyle gurur verici işbirlikleri çok sık yaşanmış değildir.

Tiyatronun yaşadığı güçlüklere dikkat çekti:

– Tiyatro, meşakkatli iştir. Zorlu Ailesi’yle çıktığımız bu meşakkatli yolculukta büyük işler başaracağız.

Türkiye’nin tarihine vurgu yaptı:

– Türkiye, binlerce yıllık tarih, zengin kültür ve geleneklerin egemen olduğu bir ülke. Broadway’in en iyi şovlarının gerçekleşeceği Zorlu Performans Sanatları Merkezi, bu konuda uluslararası güce ulaşacak.

Baba Robert Nederlander, mükemmeliyet sözü verdi:

– Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin bu alanda mükemmeliyetin yeni merkezi haline gelmesine katkıda bulunmaya çalışacağız. İstanbul, sofistike bir izleyici kitlesine sahip. Broadway şovları hem artistik, hem de ticari yönden İstanbul’da başarıya ulaşacak.

Türkiye’de yerli yapım için de planlarımız var

Nederlander Worldwide Entertaintment (NWE) Başkan ve CEO’su Robert Nederlander Jr., İstanbul’u Broadway şovlarının turne listesine koymakla yetinmeyeceklerini vurguladı:

– Biz sadece işletmeci değil, aynı zamanda yapımcıyız. Gittiğimiz ülkelerde yerli yapımlara da imza atıyoruz. Bunun son örneğini Çin’de ortaya koyduk.

– Türkiye’de de bunu yapacak mısınız?

– Elbette… Önümüzdeki dönemde bunu göreceksiniz.

– Bu iş için Türkiye’de ne kadar harcama yapmayı göze alırsınız?

– Projeye göre değişir.

– Bir oyun veya şovun sahnelenmeye hazır hale gelmesi ne kadarlık yatırım gerektirir?

– 15-20 milyon dolar olabiliyor…

Walt Disney, Umutsuz Ev Kadınları dizisinin yerli versiyonunun Körfez ülkelerine ihracatbaşarısını görünce, “Türk filmi de yapabiliriz” noktasına geldi…

Nederlander Ailesi, Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde hedefine ulaştığını görürse, yerli yapımı daha hızlı şekilde gündemine alır…

Bu da Türk sanatçılar için yeni bir fırsat kapısı açar…

Yabancı gösterilerde tercüme de yapılacak

Zorlu Gayrimenkul Yönetim Kurulu Üyesi Emre Zorlu, Performans Sanatları Merkezi’nin en son teknolojik altyapıya sahip olacağını vurguladı:

– Örneğin Broadway şovları geldiğinde İngilizce bilmeyen izleyiciler için elektronik tercüme mümkün olacak.

Zorlu Gayrimenkul Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Even araya girdi:

– Simultene tercüme de yapılacak. Yani, izleyici kulaklığı takıp, sahnedeki oyunu, şovu Türkçe izleyebilecek.

– Nederlander’la anlaşma olasılığı belirdikten itibaren projenizde onların istediği yönde değişiklikler oldu mu, olacak mı? Bu, maliyeti artırır mı?

– Elbette bazı yönlendirmeleri olacak. Ancak, 300 milyon dolarlık bir projede 1-2 milyon dolarlık maliyet artışı çok da maliyet büyütücü sayılmaz.

– Performans Sanatları Merkezi yıllık ne kadar bütçeyle faaliyet gösterecek?

– İki haneli milyon dolardan aşağı olmaz…

– Nederlander, işletme için Türkiye’de bir şirket mi kuracak?

– Şimdilik işletmeyi bizim şirket üzerinden yapacaklar. Sonra belki birlikte yeni şirket kurulabilir…”

Kaynak :[-] 

Şehre Mono geliyor!

Türkiye’de müzik ve eğlenceye yön veren Pozitif Live, bu sene yepyeni bir festivali müzikseverler ile buluşturmaya hazırlıyor.

Mono Festivali

30 Haziran Cumartesi günü Solar Beach’te gerçekleşecek olan Mono Festival’de müzik dünyasının yenilikçi ve farklı tarzlarıyla dikkat çeken yerli ve yabancı isimleri, gündüz saatlerinden itibaren sahne alacak.
Güneşi, denizi ve kumsalı müzikle birleştiren ve aynı zamanda şehre taşıyan tek festival olan Mono, bu yaz unutulmayacak bir program ile müzikseverlerin karşısında olacak.

30 Haziran Cumartesi günü kapılarını sabah 10:00’da açacak olan Mono Festival’de 4 farklı sahne yer alıyor. Ana sahne ve Burn Electronica & Dubstep sahnesinde izleyeceğimiz dünyaca tanınmış isimler arasında, Punk’ı çingene ateşi ve Brecht etkili kabareler ile buluşturan etkileyici topluluk Gogol Bordello, izleyicilerini ilgi çekici kostümler eşliğinde New York’un gizemli arka sokaklarına, göçmenlerin dünyasına götürecek. Kanadalı New Wave ve Indie rock grubu Metric ise alternatif duruşları ve güçlü sahne performanslarıyla göz dolduracak. Son dönemlerin sıkıcı, monoton ruhundan kurtulmak isteyenlerin aradığı,hayranlarının tüm duyularının uyanmasını sağlayan derin ve vurucu new wave soundlu grup The Horrors ve alegorik tarzıyla seyirciyi büyüleyici, masalsı bir yolculuğa çıkarmayı başaran Danirmarkalı yeni yetenek Oh Land Mono Festival’de müzikseverleri bambaşka bir dünyaya taşıyacak. Yerli gruplardan ana sahnede müzikseverleri bekleyen isimse The Ringo Jets olacak.

80’leri, gerçek sentez ve prodüksiyonla ürettiği elektronika müzikte başarılı bir şekilde tekrar yansıtmayı başaran Com Truise ve 2010’dan beri yayınladığı sıradışı club trackleriyle beğeni toplayan Bok Bok da, Mono festival’de akıllara kazınacak performanslarla festivali doruğa taşıyacak. Grup Ses Beats ise Burn Electronica ve dubstep sahnesinde performans sergileyecek isimler arasında yerini alıyor.

ANA SAHNE

Oh Land

Oh Land

Elektro-pop ve deneysel tarzda şarkılarıyla tanınan müzisyen, söz yazarı ve dansçı Danimarkalı Oh Land, gerçek adıyla Nanna Øland Fabricius, müzik dünyasına 2008’de çıkardığı “Fauna” albümüyle adım attı. Kendi adını taşıyan ve 2011’de çıkardığı ikinci albümü sayesinde Danimarka listelerinde beşinci sıraya kadar yükseldi. Oh Land, opera sanatçısı bir anne ve kilise orgcusu bir babanın kızı olarak yetişti ve bunu müziğine de yansıtmayı başardı. Sahne performansının büyülü dünyasını kutsal olarak nitelendiren Danimarkalı şarkıcı,  alegorik özellikler taşıyan müziği ile konserlerinde seyirciyi bambaşka bir dünyaya götürüyor.

 

 

 

 

 

 

Gogol Bordello

Gogol Bordello

Punk’ı çingene ateşi ve Brecht etkili kabareler ile buluşturan Gogol Bordello, sahne enerjisiyle kitleleri harekete geçirip dinleyicilere bol tempolu anlar yaşatmayı başarıyor. Adını ideolojik olarak etkilendiği Rus yazar Nikolay Vasilyeviç Gogol’dan esinlenerek alan grup 1999 yılında kuruldu ve bir süre Rus düğünlerinde çingene müzikleri çaldı. Gogol Bordello, izleyicilere yaşattığı hiper-kinetik sarsıntılarla kısa sürede New York altkültürünün en popüler isimlerinden biri haline geldi. Roman punk ve roman folk tarzını benimseyen ve Türk seyircisinin de beğenisini kazanmayı başaran Amerikalı grup, izleyecileri olağanüstü kostümler eşliğinde New York’un gizemli arka sokaklarına, göçmenlerin dünyasına davet ediyor. Gogol Bordello, 2006’da Rock’n Coke’ta, 2008’de Efes Pilsen One Love gibi önemli festivallerde sahne aldı.

Metric

Kanadalı indie rock ve New Wave grubu Metric, vokal ve keyboard’da Emily Haines,

Metric

gitarist James Shaw, basist Josh Winstead ve davulcu Joules Scott-Key’den oluşuyor. 1998’de kurulan grup ilk albümleri “Old World Underground, Where Are You Now”u 2003’te çıkardılar ve bu albümle En İyi Alternatif Grup ödülüne aday gösterildiler. Asıl çıkışlarını 2009’da çıkardıkları dördüncü stüdyo albümleri “Fantasies” ile yapan Metric, Yılın En İyi Alternatif Albümü ve En İyi Grup ödüllerine sahip oldular. Festivallerdeki performanslarıyla seyirciye unutulmayacak anlar yaşatan ve müzik dünyasına kattıkları yenilikçi bakış açısından güç alan Metric, Haziran 2012’de çıkacak yeni albümleri “Synthetica”yı kariyerlerinin en iyi özeti olarak gösteriyor.

The Horrors

The Horrors

The Horrors 2005’te İngiltere’nin Southend on Sea bölgesinde kuruldu. Çıkış albümleri Stange House 2007 yayınlandı ve kısa sürede İngiltere albüm listesinde 37 numaraya ulaştı. 2009’da piyasaya çıkan Primary Colours’la 25’e ulaşan The Horrors, Temmuz 2011’de çıkardıkları Skying albümleriyle listenin 5. Sırasına yerleşti.

Plak ve DJ’liğe olan merakları sayesinde tanışan Rhys Webb, Faris Badwan ve Tom Cowan, 60’lar Garaj Rock, New Wave ve Post Punk’a duydukları ilgi sayesinde bir araya geldi. 2005’te Joshua Hayward ve Joe Spurgeon’ı da yanlarına alarak The Horrors’u kuran grup, çıkış singleları “Sheena Is a Parasite” ile halkın dikkatini çekti ve ikinci single’ları “Death at the Chapel” ile NME’ye kapak olma şansını yakaladı.  Müzik piyasasında hızla yükselen grup, Mart 2012’de İngiltere ve İrlanda’da sahne paylaşmak üzere Florence and The Machine’in Ceremonials turnesine katıldı.

Sahneye çıktıkları anda önce kendilerini, sonra seyirciyi coşturan grup, kaliteli müzikle çılgınlığı bir araya getiriyor.

Com Truise

Com Truise

Seth Haley, sahne adıyla Com Truise, New York ve sonrasında Princeton, New Jersey çıkışlı bir elektronik müzik adamı.

Sentez ve ağır prodüksiyonla yaptığı müziği, 1980’lerin tarzından etkilenmiş. Dinleyiciyle ilk buluşması AM Discs label üzerinden ücretsiz indirlebilen Cyanide Sisters EP’yle gerçekleşen Com Truise, Ghostly International’ın dikkatini çekmeyi başardı ve Cyanide Sisters yeniden basıldı. Hemen ardından Tron: Legacy Reconfigured albümünde bir remixi yer alakn Com Truise, 2011’de ilk albümü Galactic Melt’i piyasaya çıkardı. Neon Indian’ın Sleep Paralysist’ini, Twin Shadow’un Castles In The Snow’unu, Franklin’in  I Know’unu, Ana Lola Roman’ın Klutch’ını remixleyerek gittikçe müzik piyasasında adından söz ettirmeye başlayan Com Truise, Aralık 2011’de yayınladığı Foster the People’ın Helena Beat remixiyle büyük beğeni topladı.

BEACH BUMS

Mabbas

Mabbas

2000 yılından bugüne neredeyse hiç ara vermeden Türkiye’nin en kaliteli radyolarında DJ’lik, müzik dergilerinde yazarlık ve festivallerde direktörlük yapmış Mabbas, tam anlamıyla bir müzik adamı. Sırasıyla Radio Cool, FG 93.7, Radyo 92.3 ve Dinamo 103.8’de tanıştığı dinleyenleriyle  Kasım 2009’dan itibaren Pazar akşamları saat 21.00’de Radyo Eksen 96.2’de buluşan Mabbas, canlı canlı Mono Festival’de.

Club Bangkok

Club Bangkok,gece hayatı boşluğunu görüp şaşıran, sonrasında şaşırmayı bırakıp bir ‘club night’ başlatan üç enerjik gençten oluşmakta. 2010 ortalarında Doğu yanına Hakan Odabaşı ve Onur Yazıcı’yı alarak Bangkok gecelerinin İstanbul ayağına başladı. Bangkok DJ’leri bir yılı aşkın süredir bütün kalpleriyle sevdikleri bir playlist ile gelenlerin yüzünde gülümseme, ertesi gün de vücutlarında müthiş bir hangover bırakmayı başardı. The Clash, The Sonics, Sex Pistols gibi ‘Old-Skool-Indie’yi, 2004 sınıfından terk The Libertines, Futureheads ve arkadaşlarıyla birleştirip, her çalındığında tavandan ter akıtacak derecede dans ettiren Blur, Franz Ferdinand marşlarıyla karıştırınca insanların mutlu olmaması imkânsıza yakın.

Style-ist

Yetenekli DJ, elektro, elektroclash, elektropop ve breakbeat gibi müzik türleriyle önemli festival ve organizasyonlarda kendini kanıtlamış bir isim. Ayrıca dub ve reggae birleşimli sounduyla da sürprizlere açık olduğunu gösteriyor.

Yakuza

Asıl adı Can Utkan olan DJ Yakuza’nın kariyeri Tokyo’da çaldığı çeşitli kulüplerde başladı. 1999 yılında Türkiye’ye dönen ve Radio Oxigen’de çalmaya başlayan DJ Yakuza, ağırlıkla drum’n bass ve break-beat tarzlarına yönelse de kendine ait farklı ve zengin bir dil yarattı. DJ’liğin yanısıra önemli caz müzisyenleriyle de ortak çalışmalar yapan sanatçı, prodüktör kimliği ile de değişik projelerde yeraldı. Cem Yıldız, Richard Hamer ve Murat Uncuoglu ile birlikte, elektronik altyapıyı Türk folk müziği ve enstrümental biçimlerle harmanlayıp geleneksel vurmalı çalgılarla örülmüş çok sesli ve “jazzy” bir kurgu ortaya çıkardıkları Orient Expressions grubunu kurdu. 2008 yılında DJ olarak ilk çalışması “Labyrint” yayınlandı. Birçok ülkede performans gösteren DJ Yakuza, İstanbul’un en eklektik ve keyifli elektronik müziklerini yapan isimlerden biri olarak gösterilmeye devam ediyor.

DearHead

Kuruldukları 2009 yılı itibari ile İstanbul elektronik müzik piyasasına yeni bir soluk getiren DJ ikilisi DearHead (Bengi Ünsal & Evrim Tüfekçioğlu), bol vokal ve ritimli parça seçimleri, farklı türleri birleştirmekteki ustalıkları ve sahnedeki enerjileri ile gönüllerde taht kurdu.

Dancing Birds Feel The Beat

Kiki, Babylon, Ghetto gibi mekânlarda modern zaman içinde “boogie night”lar yaptı Dancing Birds Feel the Beat ikilisi Sehnaz ve Sine… Biri Screamin’ Jay Hawkins, The Beach Boys, The Trashmen çaldı, diğeri setin başına geçtiğinde tam da bu zamanın kahramanlarını arka arkaya dizdi; Two Door Cinema Club, MGMT, La Roux, Interpol… Bu kez festival güzellemeleriyle setin başına geçecekler, eskiler yeniler bir yana sahnenin ortasına eğlence koyacaklar.

DİNAMO LOUNGE

Cervus

 

Türkiye’nin en geniş katılımlı DJ anketi “DJ Office Best DJs 2005” anketinde yılın en iyi DJ’i seçilen Cervus sahip olduğu yetenek ve vizyonla elektronik müzik piyasasının en sağlam isimlerinden. Başarılı DJ ve yapımcıyı canlı dinlemek isteyenler için harika bir fırsat.

Tutan

Türk müziğinin Barış Manço, Zeki Müren gibi ustalarının şarkılarını kendine has soundıyla mixleyen Tutan, House ve Techno konusundaki cüratkırlığını radyo programına da taşıyıp, her eserinde küçük deneyler yapan bir DJ.

Kaan Düzarat

1980 Eskişehir doğumlu; ama İstanbul’a İngiliz electro house soluğunu getirmesiyle bilinen, yıllardır Dinamo’da DJ’lik yapan ve Vesvese’yle sık sık İstanbul’u sallayan Kaan Düzarat, bu kez de Mono Festival’de.

(((emre)))

DJ’liğe 1997’de Açık Radyo’yla başlayan (((emre))), şimdilerde Dinamo FM’in vazgeçilmezlerinden. Kendisi Magma, Ministry, Captain Hook, Hangar – 2019, Milk, Çubuklu Hayal, Karga Bar, Zihni, Orange, 7th House, The Club 20 – Ankara, Wasp, Juke Box, Solar Beach, Minimüzikhol gibi mekan ve festivallerde çalarak seyircinin favorileri arasına girdi.

Agentorange

Agentorange ya da gerçek adıyla Mete Tavukçuoğlu, 90’lı yıllarda drum’n bass, big beat ve house müziğe ilgi duymaya başladı ve arkadaş partilerinde başlayan DJ’lik serüveni Türkiye elektronik müzik piyasasının en önemli isimlerinden biri olmasıyla devam ediyor. Agentorange’ın müziğinde breakler, techno, elektro ve bol vokal duyacak, ona hayran kalacaksınız.

 

Muzo

Türkiye’nin en sevilen radyocularından, Dinamo’nun çok yönlü ismi.

Bergiten

1993 yılında DJ’liğe başladı. Soulfultechno, Deephouse, Progressive house ve Breakbeat ağırlıklı müziğiyle birçok radyo ve klüpte çaldı. Bugün Dinamo’nun müzik direktörlüğünü yapıyor ve haftada bir dinleyenleriyle buluşup, hızından hiçbir şey kaybetmediğini herkese gösteriyor.

Doğukan İres

Lise yıllarında Depeche Mode’a olan hayranlığı sayesinde başlayan müzik serüveni Londra’nın ve İstanbul’un en popüler klüplerinde çalmasıyla sonuçlanan Doğukan İres, house, tech-house ve deep-house dolu bir performansla Mono Festival’de.

 

Kaynak : [-]

 

49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali için bu yıl 177 afiş başvurusu yapıldığı bildirildi.

49 antalya uluslar arsı film festivali

Antalya Büyükşehir Belediyesi ve AKSAV Basın Danışmanı Akgün Keskin Sakarya, yaptığı yazılı açıklamada, Antalya Büyükşehir Belediyesi ile Antalya Kültür Sanat Vakfı işbirliğiyle düzenlenen 49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivalinin tanıtım materyallerinde kullanılacak afişi belirlemek, tasarım alanında çalışan kişileri desteklemek ve grafik sanatına katkıda bulunmak amacıyla afiş yarışması düzenlendiğini belirtti.

Yarışmaya başvuran kişi ve eser sayısındaki rekorun en son 2004 yılında kırıldığını, 41. Festival afişi için düzenlenen yarışmaya 103 grafik sanatçısının 150 eserle başvurduklarını ifade eden Sakarya, tek eserle katılma koşulu getirildiği halde bu yıl sanatçı sayısında olduğu gibi eser sayısında da 177 katılım ile rekor kırıldığı kaydedildi.

Yarışma jürisinin belirleyeceği ödüllerin 16 Mayıs Çarşamba günü saat 10.30’da Antalya Kültür Merkezi’nde düzenlenecek basın toplantısıyla kamuoyuna duyurulacağını bildiren Sakarya, şunları kaydetti:

”Yarışmada birincilik ödülüne değer görülen sanatçı 5 bin, ikincilik ödülü sahibi sanatçı 2 bin, üçüncülük ödülü sahibi sanatçı da bin lira para ödülüyle

49 antalya uluslar arası film festivali afişlerinden

ödüllendirilecek. Birincilik ödülüne değer görülen afiş festivalin tanıtım materyallerinde kullanılacak. Jürinin sergilenmeye değer gördüğü afişler, ödüllü afişlerle birlikte festival programı kapsamında açılacak sergide sinemaseverlerle buluşturulacak.’ ‘

Kaynak : [-]

 

Balıkesir”in Burhaniye ilçesinde, 23. Burhaniye-Ören Turizm Kültür ve Sanat Festivali kapsamında düzenlenecek olan 11. Necati Ender Fotoğraf Yarışması başladı.

Necati Ender


Balıkesir”in Burhaniye ilçesinde, 23. Burhaniye-Ören Turizm Kültür ve Sanat Festivali kapsamında düzenlenecek olan 11. Necati Ender Fotoğraf Yarışması başladı.

Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde, 23. Burhaniye-Ören Turizm Kültür ve Sanat Festivali kapsamında düzenlenecek olan 11. Necati Ender Fotoğraf Yarışması başladı.

Yarışmanın konusunun Su olarak belirlendiğini bildiren avukat Hasan Ender, yarışmaya katılacak eserlerin Belediye Halkla İlişkiler Birimi veya Hürriyet Caddesi Ender İş Merkezi Kat.2 No:4 adresine teslim edilmesini istedi. Fotoğraf sanatçısı Necati Ender anısına düzenlenen yarışma başladı. 23. Burhaniye-Ören Turizm Kültür ve Sanat Festivali kapsamında gerçekleştirilecek olan 11. Necati Ender Fotoğraf Yarışması’nın bu yıl ki konusu Su olarak belirlendi. Yarışmaya bir kişinin en fazla 4 fotoğrafla katılabileceğini açıklayan avukat Hasan Ender, fotoğrafların 18×24 ebadında olacağını söyledi. Son başvuru tarihinin 28 Haziran olduğunu anlatan Ender, yarışmaya sadece amatör fotoğrafçıların katılabileceklerini bildirdi.

Kaynak:[-]

İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB), yarın başlayacak ve 12 Mayıs’a kadar sürecek “Opera Haftası” süresince birbirinden özel konserle sanatseverlere perdesini açacak.

opera

İDOB’tan yapılan açıklamaya göre, “Opera Haftası” etkinlikleri kapsamında 8-9 Mayıs tarihlerinde Süreyya Operası’nda “Fransız Esintileri” başlıklı konser gerçekleştirilecek.
Birbirinden güzel opera aryalarını Gürçil Çeliktaş’ın rejisiyle bir sahne performansına dönüştüren konserde yer alan İDOB sanatçıları, eserlerini dekor ve kostüm ile icra edecek. Operalardan sahnelerin birbirine muhteşem bir kolajla bağlandığı konserin, koreografisini Çiğdem Ünal üstlendi. Konserde sanatçılar Caner Akgün, Eda Erdaş, Zafer Erdaş, Onur Ertür, Alper Göçeri, Bülent Külekçi, Hande Soner, Elif Tuğba Tekışık, Tülay Uyar ve Beril Yürekli solist olarak yer alacak.

Opera Haftası’nın ikinci etkinliği ise 2008 yılında hayatını kaybeden dünyaca ünlü soprano Leyla Gencer’i anma konseri olacak. İDOB Sanat Yönetmeni Suat Arıkan konserde, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı ve Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı öğrencilerinin sahneye adım atmalarına imkan tanıyarak, genç sanatçıların Leyla Gencer’in aydınlık yolundan gitmelerini sağlayacak.

Konser, Süreyya Operası’nda 10 Mayıs’ta gerçekleşecek.

Orkestra şefi Emre Aracı’nın anlatımıyla gerçekleşecek “Osmanlı Dönemi’nde İtalyan Operası” konseri de aynı mekanda 11 Mayıs’ta izlenebilecek. Konserin solistleri Ayten Telek, Ahmet Baykara, Alp Köksal, Besnik Ademoğlu, Utku Bayburt’a kemancı Ceren Gürkan ve piyanist Simten Şenpolat eşlik edecek.

İstanbullu sanatseverler, Gabriel Faure’nin “Faure Requiem” ve Battista Pergolesi’nin “Pergolesi Stabat Mater” adlı konserleri de 12 Mayıs’ta izleyebilecek.

 

Kaynak: [-]

1.İzmir Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali üç ayrı kültürü bir araya getiriyor.Konak Belediyesi’nin ev sahipliğinde Romanya ve Yunanistan’ın katılımı ile 1.İzmir Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali” 4-10 Haziran 2012 tarihlerinde gerçekleştirilecek.

Erdal Çoban ve Sercan Şayık

Türkiye-“İzmir Kültür ve Sanatı Geliştirme Derneği”, Yunanistan-“Women Lyceum of Drama” ve Romanya-Pro Xpert ortaklığıyla, Avrupa Birliğinin Sivil Toplum Diyalogu II – Kültür ve Sanat Hibe Programı kapsamındaki festival öncesinde Yunanistan çalıştaylar düzenlendi. 19 – 20 Nisan 2012 tarihlerinde Yunanistan’ın Drama kentinde Türk ve Yunanlı sanatçıların katılımıyla Sokak Sanatları 1. Çalıştayı yapıldı. Çalıştaya Türkiye’den müzisyen Prof. Dr. Berrak Taranç, ressam Mehlika Korol, Sokak Sanatları Atölyesi canlı heykel sanatçıları Erdal Çoban, Sercan Şayık ile pandomim sanatçıları Yunus İşçi ve Rabia Kaynak katıldı.

DRAMA MEYDANI’NDA BAŞARILI PERFORMANS

İzmir Kültür ve Sanatı Geliştirme Derneği’nin Yunanlı ortağı “Women Lyceum of Drama”nın sanatçıları ve Türk sanatçıların katılımıyla, Drama’da gerçekleşen 2 günlük çalıştay programının sonunda, Türk ve Yunanlı sanatçılar Drama Meydanı’nda başarılıbir performans sergiledi. Drama halkının büyük bir ilgiyle izlediği gösteriye Drama Belediye Başkanı Kyriakos Charakidis, “Women Lyceum of Drama” Derneği Başkanı Anna Kondylaki – Dinaki ve Drama Belediyesi yetkilileri de katıldı. Türk Canlı Heykeller Erdal Çoban ve Sercan Şayık’ın hazırladığı ve iki ülke halkları arasındaki barış ve dostluğu simgeleyen “Efe ve Efsun Askeri” performansı en büyük ilgiyi gördü.

TÜRKÇE YUNANCA ŞARKILAR ALKIŞ ALDI

Prof. Dr. Berrak Taranç’ın Yunanlı müzisyenlerle birlikte söylediği Türkçe ve Yunanca şarkılar büyük alkış aldı. Ressam Mehlika Korol ise etkinlikte yaptığı resmi Drama Belediyesi’nin özel resimkoleksiyonuna hediye etti. Drama Belediye Başkanı Kyriakos Charakidis, bu resmin kendileri için çok özel olduğunu ifade ederek, resmi koleksiyonlarında sergileyeceklerini dile getirdi. Pandomim sanatçıları Yunus İşçi ve Rabia Kaynak Yunanlı Tahta Bacak sanatçıları ile birlikte sergiledikleri doğaçlama performanslarıyla Dramalıların büyük ilgisini çekti.Proje Koordinatörü Yeşim Gençel proje’ye destek veren Drama ve Konak Belediyelerine teşekkür ederek,” Katkıları ve destekler ile projemiz beklentilerin üzerinde başarılı oldu. Yunanlı ortağımız “Women Lyceum of Drama” Derneği Başkanı ve yöneticilerine gösterdikleri dostluk, işbirliği ve misafirperverlikleri için teşekkür ediyorum. Herkesi 4 Haziran tarihinde İzmir’de yapılacak “İzmir Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali” ne davet ediyorum” dedi.Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan, tarihin derinliklerinde iz bırakmış üç ülkenin sanatın aydınlığında bir araya gelecek olmasının çok önemli olduğunu söyledi. Tartan, “AB projeleri arasında İzmir’den Konak Belediyesi destekli İzmir Kültür ve Sanatı Geliştirme Derneği tek örnek. Kültür ve sanat alanında Türkiye İzmir eliyle AB’ye girmiş oldu. Bu alanda tekiz. Dünya barışının kalıcı olması ve öne çıkması adına şiirlerle, öykülerle çeşitli gösterilerle çok önemli mesajlar verileceğini düşünüyorum. Atatürk’ün Balkan Barış Paktı idealinin tekrar dünyaya barış tohumları ekmesi adına çok önemli bir buluşma olacak. İzmir olarak bunun gururunu yaşayacağız. Emeği geçen herkese teşekkür ederim” dedi.

 Yazı kaynak:[-]
Fotoğraf kaynak:[-]

Trabzon, 2-15 Mayıs tarihleri arasında, 13. Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali’ne ev sahipliği yapacak.

13. Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali

Trabzon Devlet Tiyatrosu tarafından 13 yıldır organize edilen festivale, ev sahibi Türkiye’nin yanı sıra Gürcistan, Yunanistan, Macaristan, İngiltere, Romanya, Makedonya, Rusya, İtalya, Letonya ve Afganistan’ın tiyatro toplulukları katılacak. Ayrıca, Hollanda ve Avusturya’dan gelecek ekipler de sanatseverlere dans ve müzik gösterileri sunarak, alternatif etkinlikler düzenleyecek.

Açılışı 2 Mayıs Çarşamba günü törenle yapılacak festivalin ilk oyununu Ankara Devlet Tiyatrosu sahneleyecek. ”Barış” adlı oyun Atapark Haluk Ongan Sahnesi’nde saat 20.00’de sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Festivalin ikinci günü ise Gürcistan’ın Marjanishvili Tiyatrosu ”Aşk Çemberi”, Letonya’nın Rezekne Tiyatrosu ise ”Palavraya Kanma” adlı oyunları sahneleyecek. Yunanistan’ın Anagnosis Tiyatrosu ”İz Sürücüleri”, Afganistan’ın SFACA Tiyatrosu ise ”Burka Ardındaki Maskeler” adlı oyunlarını festivalin üçüncü günü olan 4 Mayıs’ta tiyatroseverlerin beğenisine sunacak.

Festivalin 4. ve 5. gününde İstanbul Devlet Tiyatrosu ”Sidikli Kasabası”, Bursa Devlet Tiyatrosu ise Trabzonlu sanatçı Bedri Rahmi Ebüyoğlu’nun hayatının konu edildiği ”Tek Kişilik Yaşam” adlı oyunu sahneye koyacak.

Macaristan’ın Kompania Tiyatrosu ”Othello Yorum”, Konya Devlet Tiyatrosu ise çocuk oyunu ”Dört Köşe Palyaço” adlı oyunları festivalin 6. ve 7. günlerinde sahneleyecek. Festivalin 8. ve 9. gününde ise İngiltere’nin Stacy Makishi Tiyatrosu ”Uçuşa Geçiş: Gerçek Hikaye”adlı tiyatro oyununu, Konya Devlet Tiyatrosu ise ”Dört Köşe Palyaço” adlı oyunu sahneleyecek.
Festivalin 10. gününde Romanya’nın Baia Mare Tiyatrosu ”Barut Fıçısı”, Konya Devlet Tiyatrosu ise ”Dört Köşe Palyaço” adlı oyunu tekrar oynayacak.

Festivalin ev sahibi Trabzon Devlet Tiyatrosu ise ”Ben Feuerbach”adlı oyunu, festivalin 11. günü olan 12 Mayıs Cumartesi günü sahneye koyacak. Festivalin 12. gününde Makedonya Devlet Opera ve Balesi”Kapılar”, 13. gününde Rusya’nın Kemedianty Tiyatrosu ”Mumu” adlı oyunu sahneleyecek. Festivalin son günü olan 15 Mayıs’ta ise İtalya Uluslararası Tiyatro Merkezi ”Çıkış” adlı oyunu sahneleyecek ve aynı akşam festival, kapanış töreni ile sona erecek.

Tiyatro oyunları Atapark Haluk Ongan Sahnesi ve Hüseyin Kazaz Kültür Merkezi’nde 18.00 ve 20.00 saatlerinde, çocuk oyunu ise saat 13.00’de sahnelenecek. Festivalde, Hollanda, Avusturya ve Türk ekipleri de dans ve müzik gibi alternatif etkinlikler sunacaklar.

”Festival seyircimiz 7 bine yaklaştı”

Trabzon Devlet Tiyatrosu Müdürü Fatih Dokgöz, Karadeniz’e Kıyısı Olan Ülkeler Tiyatro Festivali adı altında 1999 yılında başlayan festivalin, yıllar içinde büyüdüğünü ve dünyadan ciddi başvurular alan bir festival haline geldiğini söyledi.

Festivale bu yıl 35 ülkenin, 70 oyunla müracaat ettiğini anımsatan Fatih Dokgöz ”Festival oyunlarının biletleri herkes izleyebilsin diye normal oyun fiyatından satışa sunuldu. Festivalimize bütün vatandaşlarımızı davet ediyoruz” dedi.

 

Kaynak : [-]