Şunun için etiket arşivi: sanat

Oscar, dünyada en bilinen film ödülüdür. Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi (Academy of Motion Picture Arts and Sciences) tarafından 1929’da Los Angeles’da verilmeye başlandı. Törenler yılda bir kez ve çoğunlukla Şubat ayında yapılır.

Akademi ödülleri, Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi (AMPAS) tarafından verilir. 2007’den itibaren oy verecek 5830 üyeye sahiptir. 1311 üye sayısı ile oyuncular bu üyelerin yaklaşık %22’lik bir kısmını oluştururlar.

Sinema dünyasının en prestijli ödülü olarak nitelendirilen Oscar ödüllerinin adayları açıklandı. Hugo ve The Artist en fazla adaylık kazanan filmler arasında.

 

84. Akademi Ödülleri töreni 26 Şubat’ta Hollywood’da Kodak Tiyatrosu’nda düzenlenecek ve bu yılki sunucu, komedyen oyuncu Billy Crystalolacak.İşte adaylar :

 

En İyi Film
War Horse
Artist
Moneyball
The Tree of Life
Midnight in Paris
The Help
Hugo
The Descendants
Extremely Loud and Incredibly Close

En İyi Erkek Oyuncu
Demian Bichir “A Better Life”
George Clooney “The Descendants”
Jean Dujardin “The Artist”
Gary Oldman “Tinker Tailor Soldier Spy”
Brad Pitt “Moneyball”

En İyi Kadın Oyuncu
Glenn Close “Albert Nobbs”
Viola Davis “The Help”
Rooney Mara “The Girl with the Dragon Tattoo”
Meryl Streep “The Iron Lady”
Michelle Williams “My Week with Marilyn

En İyi Yönetmen
Martin Scorsese – ”Hugo”
Wood Allen – ”Midnight in Paris”
Michel Hazanavicius – ”The Artist”
Terrence Mallick – ”The Tree of Life”
Alexander Payne ”The Descendants”

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
Kenneth Branagh ”My Week With Marilyn”
Jonah Hill ”Moneyball’
Nick Nolte ”Warrior”
Christopher Plummer ”Beginners”
Max von Sydow ”Extremely Loud and Incredibly Close”

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
Berenice Bejo ”The Artist’
Jessiaca Chastain ”The Help”
Melissa McCarthy ”Bridesmaids”
Janet McTeer ”Albert Nobbs”
Octavia Spencer ”The Help”

İstanbul un Kızı, Kız Kulesi ve Bugünü

Efsanelere konu olan ve birçok medeniyete tanıklık eden 2 bin 500 yıllık Kız Kulesi’ni son 4 yılda 750 bin kişi ziyaret etti.

Efsanelere konu olan ve birçok medeniyete tanıklık eden 2 bin 500 yıllık Kız Kulesi’ni son 4 yılda 750 bin kişi ziyaret etti.

Kendine özgü kimliğine, geleneksel mimariye bağlı kalınarak 2000 yılında restorasyonu tamamlandıktan sonra kapılarını ziyaretçilere açan kule, kentin en gözde mekanları arasında bulunuyor.

İstanbul‘un sembollerinden birisi olan ve tarih içinde karantina odası, gözetleme kulesi, deniz feneri olarak kullanılan Kız Kulesi’ni sadece geçen yıl 305 bin kişi ziyaret etti. Kuleyi son 4 yılda ise yaklaşık 750 bin kişi gezdi.

Ulaşımın teknelerle yapıldığı gizemli yapıda, ziyaretçiler, İstanbul‘un doyumsuz manzarasını izleme imkanı buluyor. Üsküdar‘da Bizans devrinden kalan tek eser olan Karadeniz’in Marmaraile birleştiği yerde küçük bir ada üzerinde kurulan kule, şairlere, yazarlara, müzisyenlere, yönetmenlere, fotoğrafçılara ilham kaynağı olmaya devam ediyor.

İstanbul’un tarihine zenginlik kazandıran Kız Kulesi, Antik Çağ’da başlayan geçmişiyle, Eski Yunan, Doğu Roma ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerine tanıklık ederek günümüze kadar ulaştı.

İstanbullu bir Rum olan araştırmacı Evripidis’in tezinde, önceleri Asya sahillerinin bir çıkıntısı olan kara parçasının, zamanla sahilden koparak kulenin üzerinde bulunduğu adacığı oluşturduğu belirtiliyor.

OSMANLI DÖNEMİNDE KIZ KULESİ

Atinalı komutan Alkibiades, Boğaza girip çıkan gemileri denetlemek ve vergi almak amacıyla bu küçük ada üzerine M.Ö. 410 yılında bir kule inşa ettirdi.

Zaman zaman harap olan ve yeniden onarılan Kız Kulesi, İstanbul‘un fethi sırasında Venedikliler tarafından üs olarak kullanıldı. Fatih Sultan Mehmet İstanbul‘u kuşattığı sırada Bizans’a yardım etmek için Venedik’ten Gabriel Treviziano komutasında gelen bir filo burada üslendi.

İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet, bu küçük kaleyi yıktırır ve yerine taştan, etrafı mazgallarla çevrili küçük bir kalecik yaptırdı ve buraya toplar yerleştirdi. Ancak kule, Osmanlı döneminde savunma kalesi olmaktan çok bir gösteri platformu olarak kullanıldı. Bugün görülen kulenin temelleri ve alt katın önemli kısımları Fatih devri yapısıdır. 1510 yılında meydana gelen depremde İstanbul‘daki pek çok yapı gibi kule de büyük hasar gördü ve onarımı Yavuz SultanSelim döneminde yapıldı. Çevresinin sığ olması sebebiyle 17. asırdan sonra kuleye bir de fener konuldu. Bu tarihten itibaren kule, artık bir kale değil bir deniz feneri olarak hizmet verdi.

KARANTİNA HASTANESİ

1719 yılında yağ kandilinin rüzgar etkisiyle etrafı tutuşturması sonucu çıkan yangında, tamamen yanan ahşap kulenin, 1725 yılında Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından kapsamlı bir onarımdan geçirilmesi sağlandı.

Kule, 1830-1831’de ise kolera salgınının şehre yayılmaması için karantina hastanesine dönüştürüldü. Daha sonra 1836-1837’de görülen ve 20-30 bin kişinin öldüğü veba salgını sırasında hastaların bir kısmı burada kurulan hastanede tecrit edildi. Kız Kulesi’nde tesis edilen hastanede uygulanan karantina ile salgının yayılması önlendi.

Kız Kulesi’nin Osmanlı dönemindeki son büyük onarımı II. Mahmud döneminde yaptırıldı. Kulenin bugünkü şeklini veren 1832-33 yılındaki tadilat sonrasında, ünlü hattat Rakım’ın yazısı ile kulenin kapısının üzerindeki mermere Sultan II. Mahmut’un tuğrasını taşıyan bir kitabe yerleştirdi. Bu restorasyonda kuleye dilimli kubbe ve kubbe üzerinden yükselen bayrak direği ilave edildi. Ayrıca, 1857 yılında kuleye yeni bir fener yaptırıldı.

CUMHURİYET DÖNEMİNDE VE BUGÜN KIZ KULESİ

İkinci Dünya Savaşı döneminde yenileme çalışması yapılan kulenin çürüyen ahşap kısımları tamir edildi ve bazı bölümleri yıkılarak betonarmeye çevrildi. 1943’de yeniden büyük bir onarım geçiren kulenin çevresine büyük kayalar yerleştirilerek denize kayması önlendi.

1959 yılında askeriyeye devredilen kule, Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı olarak, boğazın deniz ve hava trafiğinin denetlenmesini sağlayan bir radar istasyonu olarak kullanıldı. 1983 yılında Denizcilik İşletmeleri’ne bırakılan kule, 1992 yılına kadar ara istasyon olarak kullanıldı.

Antik Çağ’da Arkla (küçük kale), Damialis (dana yavrusu) ve Leandros’un kulesi olarak anılan yapı, günümüzde ise Kız Kulesi ismi ile bütünleşti.

Bir şirket tarafından 1995 yılında işletmesinin alınmasıyla Kız Kulesi’nin tekrar restorasyonu yapıldı. Binlerce yıllık gizemli bir tarihe sahip bu özel mekan, kendine özgü kimliğine ve geleneksel mimarisine bağlı kalınarak tamamlanan restorasyon çalışması sonrasında 2000 yılında kapılarını ziyaretçilere açtı.

YILANLI EFSANE

Kız Kulesi hakkında en çok bilinen efsaneye göre, kızının doğum gününü bayram ilan eden Bizans imparatoru, her yıl prensesin doğum gününü görkemli bir şekilde kutlardı.

Bilginlerden, kızının tahta hazırlanması için eğitilmesini isteyen imparatora, bilginlerin en yaşlısı, kızının 18 yaşına basmadan bir yılan tarafından sokularak öleceği kehanetini söyledi. Bunun üzerine imparator, denizin ortasındaki küçük bir adacık üzerinde yer alan kuleyi onararak kızını buraya yerleştirdi.

Ancak kuleye gönderilen üzüm sepetinden çıkan bir yılanın, kuledeki prensesin tenine süzülerek zehirleyip ölümüne yol açtığına inanılıyor.

kaynak : http://www.beyazgazete.com

Antalya Devlet Opera ve Balesi (ANTDOB), yasak aşk ve evlilik arasında yaşanan duygu fırtınasının anlatıldığı ”Anna Karenina” isimli bale ile sanatseverlerle buluşacak.

Ünlü Rus besteci Çaykovski’nin eserinde, Rus aristokrasisine mensup Anna Karenina’nın güvenli bir liman olarak gördüğü evliliği ve yasak aşkı arasında yaşadığı duygu fırtınası anlatılıyor. Müzik düzenlemesini Guy Woolfenden’in gerçekleştirdiği eserde orkestrayı şef Hakan Kalkan yönetiyor. Senaryosu ve koreografisi Andre Prokovsky tarafından yapılan ve Gilles Madion tarafından sahneye konulan eserin dekor ve kostümleri Alexandre Vassiliev’e, ışık tasarımı ise Mustafa Eski’ye ait.

Eserde Anna Karenina’yı Müge Ünal, Alexei Vronsky’i Tolga Burçak, Alexi Karenin’i ise Cenk Şahinalp canlandıracak. Balede Murat Özdemir ”Konstantin Levin”, Esra Taner ise ”Kitty” rolüyle izleyicinin karşısına çıkacak.

Eser, bugün ve 21 Ocak’ta Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde izleyiciyle buluşacak.

-ADT-

Antalya Devlet Tiyatrosu (ADT) oyuncuları bugün, yarın, 21 ve 25 Ocak’ta Hans Fallada tarafından yazılmış, aynı isimli romandan Yılmaz Onay tarafından sahneye uyarlanan ”Küçük Adam Ne Oldu Sana” adlı kabareyi sahneleyecek.

1930’lar Almanyası’nda geçen oyun, 1. Dünya Savaşı sonrası yenilgiye uğramış, ekonomik kriz içinde, büyük yoksulluk çeken halkın, milliyetçi akımlara kapılarak nasyonal sosyalistleri iktidara taşımasını anlatıyor.

Yönetmenliğini Barış Erdenk’in yaptığı oyunun koreografisini Sibel Erdenk üstleniyor. Oyunda Sedat Mayadağ, Gözen Müftüoğlu, Orkun Yılmaz, Sertel Uğur, Gökhan Tüzün, Kader Gözpınar, Senem Şahin, Özlem Şendinç, Zeynep Hasdal Çolakoğlu, Başak İşur, Erol Karayılan, Okan Kağnıcı, Fikret Baran, Gizem Kutluyıl, Ceren Demirton ve Samet Kara rol alıyor.

ADT oyuncuları 22 ve 24 Ocak’ta ”Don Kişot” adlı çocuk oyunu için sahne alacaklar.

Miguel de Ceranvantes’in yazdığı, Özen Rodop’un oyunlaştırdığı oyunu, Ebru Kara yönetti. Oyunda Başak İşür, Erol Karayılan, Samet Kara, Çağdaş Çobanoğlu, Murat Çapar, Gizem Kutluyıl, Eray Ercan, Mehmet Çetin ile Ecem Gözpınar rol alıyor.

Eserler, Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde izleyiciyle buluşacak.

-ABT-

Antalya Büyükşehir Belediyesi Tiyatrosu’nda (ABT) bugün ve yarın ”Tersine Dünya” oyunu izleyiciyle buluşacak. Mustafa Gültekin tarafından sahneye uyarlanan Orhan Kemal’in ”Tersine Dünya” adlı eserinin yönetmenliğini, Ankara Devlet Tiyatrosu sanatçısı Murat Çidamlı yaptı. Oyunun müzikleri Tolga Cebi, koreografisi Binnaz Dorkip, dekoru Cenap Aydınoğlu, kostümleri Gizem Karasu, ışığı Özgür Dokuyucu’ya ait.

ABT oyuncularının tamamına yakınının yer aldığı eserde, kadın ve erkek rollerinin yer değiştirdiği hayali bir dünya seyirciye sunuluyor. Erkeklerin evlerde oturup çocuk baktığı, çamaşır, bulaşıkla uğraştığı, kadınların ise bitirim olup serserilik yaptığı ”Tersine Dünya”da toplumsal yapıdaki çarpıklıklar mizahi dille gözler önüne seriliyor.

ABT sanatçıları 21 Ocak’ta usta yazar Turgut Özakman’ın yazdığı ”Fehim Paşa Konağı” isimli oyunu sahneleyecek. Reji uygulamasını ve yönetmenliğini ABT Genel Sanat Yönetmeni Müfit Kayacan’ın yaptığı ve müzikleri İhsan Kılavuz’a ait oyunda Padişah Abdülhamit saltanatının son yıllarında yaşanan bir aşk anlatılıyor.

ABT sahnesinde, aynı gün, Özer Tunca’nın yazdığı ve yönettiği ”Üç Kafadar Hırsız Kuklacı Olursa” oyunu da seyirciyle buluşacak. Oyunda, üç kişinin hırsızlık yapmak için girdikleri evde buldukları kuklalar, kostümler ve eşyalarla eğlenirken hayatlarında yaşadıkları değişiklikler konu ediliyor.

-KBT-

Kepez Belediyesi Tiyatrosu (KBT), Cevat Fehmi Başkut’un yazdığı, Abdullah Sürekli’nin yönettiği ve KBT oyuncularının yer aldığı iki perdelik ”Hacıyatmaz” oyunuyla 20 ve 21 Ocak’ta sanatseverlerle buluşacak.

KBT, yeni sezonda çocukları da unutmadı. Tülin Tümtürk Yılmaz’ın yazdığı ve yönettiği tek perdelik çocuk oyunu ”Ağaç Ev” 21 Ocak’ta sahnelenecek.

Eserler, Erdem Bayazıt Kültür Merkezi’nde izleyiciyle buluşacak.

 

Kaynak : http://www.stargazete.com

10. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali Başlıyor!

 Film mor sitesinde belirtilen açıklama şu şekilde;

 Festival 9–19 Mart’ta İstanbul’da olacak, ardından Van Kadın Derneği(VAKAD) ortaklığıyla prefabrikler, çadır kentlerde de olsa Van’da,Yüksekova Kadın Derneği ortaklığıyla Hakkari’de,Çanakkale El Emeğini Değerlendirme Derneği(ELDER) ortaklığıyla Çanakkale’de sürecek.

• Festival, yirmiyi aşkın ülkeden yetmişin üzerinde filmle, dünyanın farklı ülkelerinden konuklar, tema bölümleri, toplu gösterimler, panel, konferans ve atölyelerle ve elbette 10 yıldır festivale gelen ve destek olan sizlerle birlikte 10. yılını kutluyor.

• Feminist Sinemanın 100 Filmmor’un 10. Yılı (Elem Tere Fiş Kem Gözlere Şiş) Seçkisi 10. Filmmor Kadın Filmleri Festivalinde!

Kadınlar 100 yılı aşkın süredir sinema yapıyor. Filmmor Kadın Filmleri Festivali de feminist sinemanın yüz yılına ve kendi on yılına gönençle geleceğe umutla bakıyor.
Sinema tarihinin ilk kurmaca filmini çeken Alice Guy-Blache filmlerinden başlayarak Marleen Gorris’e uzanan bir seçkiyle feminist sinemayı var eden, feminist sinemanın yüzakı yönetmenlerinin filmlerini  Feminist Sinemanın 100 Yılı Filmmor’un 10 Yılı özel seçkisinde buluşturuyor.

 

• Festival, 10. yılının gönenç ve umudunu dünyanın dört bir yanından kadın sinemacılarla paylaşıyor.

Festival 10. yıl coşkusunu feminist sinemayı var eden ve kadınların sinemasının önünü açan kadın yönetmenlerle paylaşacak. Dünyanın yarısında ama sinemanın yüzde beşinde yer alan kadınlar festivalin konuğu olacak. Türkiye’de ve dünyada feminist sinemanın oluşmasına katkılarından dolayı 10 kadın yönetmen/sinemacı/feminist Filmmor’un konuğu olup açılış töreninde plaketlerini alacaklar.
• Festivalde her yıl olduğu gibi bu yıl da dünyanın farklı ülkelerinden kadınların kısa / uzun, belgesel / kurmaca / animasyon / deneysel filmleri Kadınların Sineması bölümünde yer alıyor.
• Tutkuyu Filme Almak (Filming Desire) filmi ile festivalde daha önce yer alan Marie Mandy bu yıl toplu gösterimiyle festivale konuk oluyor.

• Tunus’un Yaseminleri bölümünde Tunus’tan kadın yönetmenlerin filmleri ve Cinsiyetler bölümünde cinsiyet ve cinsel kimlik meselelerine dair filmler yer alıyor.

Festival; açılış/kapanış törenleri, 4. Altın Bamya Ödülleri, yönetmenlerle söyleşiler, atölye, panel ve diğer etkinliklerle birlikte dört ilde sizlerle birlikte olacak.

Festivalde birlikte olmak 10. yılımızı hep birlikte kutlamak dileğiyle…

Film mor’a ait sosyal medya iletişim adresleri :

Sosyal medya adreslerimiz:

Site : http://www.filmmor.org
https://twitter.com/#!/Filmmor_
http://www.facebook.com/pages/Filmmor/230219163714199
http://www.facebook.com/groups/6635938969

 

Nâzım dostları bugün, şairin İstanbul’dan ayrıldığı son yer olan Tarabya’da buluşarak denize çiçekler bıraktı. Beşiktaş Akatlar Kültür Merkezi’nde “Nâzım Hikmet Tiyatro Afişleri Sergisi” ile “Geçmişten Geleceğe Nâzım Hikmet” başlıklı panel günün diğer etkinlikleri. Bursa’da ise Konak Kültür Merkezi, Nâzım’ın her yönüyle anlatılacağı etkinliklere sahne olacak.

Bugün “dünyaya geldiğine fevkalede memnun olan” ve şiirleriyle tüm dünyayı güzelleştiren bir şairin, Nâzım Hikmet’in 110. doğum günü.

Nazım Hikmet’in 110’uncu doğum yıl dönümünde Beşiktaş Belediyesi ile Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfınca düzenlenen etkinlikler kapsamında, ünlü şairin Türkiye’den ayrıldığı son noktadan denize çiçekler atıldı.

Tarabya Oteli’nin önünde düzenlenen etkinlikte konuşan Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal, Nazım Hikmet’in Türkiye’nin en önemli şairlerinden olduğunu, ancak sıkıntılı bir hayat yaşadığını ifade ederek, şöyle devam etti:

”Bugün burada onun ülkemizden ayrılması nedeniyle birlikteyiz. Nazım Hikmet ile ilgili çok iyi bir proje hazırlıyoruz. Sanırım bunu Haziran ayının ortalarında sevenlerine sunacağız. Çok önemli bir proje. Nazım doğumdan yaşamın son noktasına kadar var olan, onları yazan bir şairdir. Kurtuluş Savaşı’ndaki, bağımsızlık mücadelemizdeki şiirlerindeki cümleler hala kulaklarımızda. Onu sevgiyle anıyoruz ve hatırlıyoruz.”

Nazım Hikmet Vakfı Başkanı Rutkay Aziz de, ünlü şairin 21 Haziran 1951 yılında Türkiye’den ayrıldığını belirterek, şunları kaydetti:

”Böylesine bir Türk ve dünya şairine sahip olduğumuz için onur duyuyorum. Ona çok acı çektirdik. Yıllar sonra yurttaşlık hakkını alabilme olanağı bulduk. Bizi bağışlasın. Ancak biz vakıf olarak hem şiirleri, hem oyunları, hem romanlarıyla onun ölümsüzlüğünü yaşatmaya çalışacağız. Işıklar içinde yatsın.”

Emekli işçi Ramazan Geçenoğlu’nun, şairin bir şiirini okumasının ardından, etkinliğe katılanlar dağıtılan karanfilleri denize attı.

Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, sanatçı Tarık Akan ile birlikte Nazım Hikmet’in sevenlerinin katıldığı etkinliğin ardından, katılımcılara çay ve simit ikram edildi.

Saat 15.30’da Beşiktaş Akatlar Kültür Merkezi’nde açılacak “Nâzım Hikmet Tiyatro Afişleri Sergisi”nin ardından saat 16.00’da da

“Geçmişten Geleceğe Nâzım Hikmet”

başlıklı bir panel düzenlenecek. Panele

Cevat Çapan, Konur Ertop, Turgay Fişekçi, Doğan Hızlan

ve

Timur Selçuk

konuşmacı olarak katılacak.

Nâzım Hikmet Vakfı ve Beşiktaş Belediyesi işbirliği ile hazırlanan doğum günü etkinlikleri, saat 20.00’de Etiler Mustafa Kemal Kültür Merkezi’ndeki (MKM) “Kardeş Türküler” konseriyle son bulacak. Işık Yenersu ve Cüneyt Türel de konserde Nâzım’dan şiirler okuyacaklar.
35 yıllık Nâzım Hikmet serüvenini belgesel, tiyatro ve şiiri buluşturarak izleyiciye sunan usta oyuncu Genco Erkal ise “Kerem Gibi” adlı tek kişilik oyunu, 20 Ocak’ta saat 20.30’da Muammer Karaca Tiyatrosu’nda sahneleyecek.

Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde ise bugün saat 17.00’de “Şairler Şiirlerle Nâzım’ı Anıyıor” adlı şiir dinletisi gerçekleşecek. Yarın ise Nâzım Hikmet’in “Kafatası” isimli oyunu saat 20.00’de Ses Tiyatrosu’nda okuma tiyatrosu olarak sunulacak.

Bursa’da Nâzım’lı günler

Bursa’da ise bugün Konak Kültür Merkezi, Nâzım’ın her yönüyle anlatılacağı etkinliklere sahne olacak. Saat 15.00’te Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ile 68’liler Vakfı Bursa Şubesi Başkanı Betül Kuyucu’nun açılış konuşmalarını, Erdoğan Egemenoğlu’nun “Yaşamaya Dair” isimli tek kişilik oyunu ve “Büyük İnsanlık” isimli belgesel takip edecek. “Güzel Günler Göreceğiz Çocuklar” başlıklı söyleşide ise Nâzım’ın Bursa günlerini kitaplaştıran Güney Özkılıç’la birlikte Erdoğan Egemenoğlu ve Yusuf Uygan, Nâzım’ı anlatacaklar.

İstanbul’da 400 bin, İzmir’de 200 bin, Adana’da 190 bin ziyaretçiye ulaşan kitap fuarlarına ilginin Avrupa’nın üzerinde olduğu belirtildi

İstanbul’da 30. yılında 400 bin ziyaretçi sayısına ulaşan kitap fuarının Avrupa’nın en büyüğü olduğu, Türkiye’nin kitap fuarlarına ilgi bakımından Avrupa ülkelerinin önünde yer aldığı belirtildi.

Tüyap Kültür ve Sanat Fuarları Genel Koordinatörü Deniz Kavukçuoğlu, Yayıncılar Birliği ile işbirliği halinde tüm yurt genelinde kitap fuarları gerçekleştirdiklerini ve kitap sevgisini Anadolu’nun her yerine yaymaya çalıştıklarını belirtti.

İstanbul’un yanı sıra İzmir, Bursa, Diyarbakır ve Adana’da fuarlar düzenlediklerini anlatan Kavukçuoğlu, bu yıl bunlara Antalya Kitap Fuarı’nın da ekleneceğini, gelecek yıl ise Kayseri’de ilk kitap fuarını kitapseverlerle buluşturacaklarını söyledi.

Kavukçoğlu, fuarlara ilginin her yıl arttığını, yoğun ilginin sadece ziyaretçi bazında değil, katılımcı yayınevi bakımından da arttığını belirtti. Geçen yıl Adana’daki Çukurova Kitap Fuarı’na 170 yayınevininkatıldığını anımsatan Kavukçuoğlu, bu sayının bu yıl yüzde 30 artış göstererek 200’e ulaştığını bildirdi.

Kavukçoğlu, fuarlarda yapılan gözlemlerin yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğünün yaptığı araştırmalara göre kitap okuma oranın fuarlarla birlikte arttığını belirterek, şunları kaydetti:

”Öyle yıllardır konuşulduğu gibi Türkiye’de kitap okuma oranı çok düşük değil. Türk toplumu az okuyan, kitaba küskün bir toplum değil. Türkiye’de kişi başına yılda 6,8 kitap düşüyor. Bu iyi bir oran. İstanbul’da her yıl düzenlediğimiz, 2011’de 30. yılını kutladığımız fuara 400 binin üzerinde ziyaretçi geldi. Adana fuarının 190 bin, İzmir’in 200 binin üzerinde ziyaretçisi vardı. Böyle bakıldığı zaman bu tür fuarlara ilgi büyük. Fuarlardaki kitap satışları da oldukça iyi. Geçen yıl Adana’da bir değerlendirme yaptık. Yüzde 80 gibi oran çıktı. 190 bin ziyaretçinin yüzde 80’i kitap almış. Aşağı yukarı bu diğer fuarlar için de geçerli.”

‘İstanbul Kitap Fuarı, Avrupa’nın en büyük fuarı’
Avrupa’da iki tür kitap fuarlarının gerçekleştiğini anlatan Kavukçuoğlu, birinci tur fuarların Frankfurt Fuarı veya BolognaÇocuk ve Gençlik Kitapları Fuarı gibi profesyonel meslek içi fuarlardan oluştuğunu, buraya okurların değil, sadece yazarlar, yayınevleri, matbaalar, kitabevi sahipleri, telif ajansları gibi o meslekte profesyonel kişilerin geldiğini belirtti.

Kavukçoğlu, ikinci tip fuarların ise İstanbul Kitap Fuarı gibi okura yönelik fuarlar olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

”İkinci tür fuarlar Türkiye’de olduğu gibi tüketiciye yönelik, yayınevi fuarları. Yayınevleri ürettikleri kitapları doğrudan doğruya okura sunuyorlar. Bu ikinci tür fuarlar içinde İstanbul Kitap Fuarı, Avrupa’nın en büyük fuarı. Gerek alan büyüklüğü, gerekse ziyaretçi açısından en büyük fuar. Elimizdeki somut verilerle geçen yıl toplam fuarlarımıza 1 milyon 232 bin ziyaretçi geldi. Kitap fuarlarına ilgi anlamında çok çok iyi konumdayız. Avrupa’da ilgi daha az. Bütün İskandinav ülkelerinin ortak düzenlediği Göteborg Kitap Fuarı’nın ziyaretçi sayısı 90 bin, Paris, Prag, Selanik Kitap Fuarları ise Adana Kitap Fuarı’nın sayısına ulaştıklarında çok büyük sevinç duyarlar. İstanbul’un rakamına yaklaşabilen bir Avrupa ülkesi yok. Avrupa’da düzenlenen bütün kitap fuarlarını geziyoruz.”

Kavukçuoğlu, kitap fuarları açısından İstanbul’da 30, İzmir’de 15, Bursa’da ise 7 yılı geride bıraktıklarını, bu yıl Adana 5, Diyarbakır 3’üncü yıllarını gerçekleştireceklerini bildirdi.

‘Her yıl 1-2 çocuk kitapları yayınevi ortaya çıkıyor’


Kavukçuoğlu, fuarların okur kitlesini arttırma konusunda çok önemli katkıları olduğunu vurguladı.

Özellikle ilköğretim öğrencileri açısından fuarların büyük avantaj sağladığını anlatan Kavukçuoğlu, şunları söyledi:

”Birçok evde kitaplık yok. Anne babalarda okuma alışkanlığı yok. Çocuklar da kitapsız evlerde büyüyorlar. Onların tanıdığı kitaplar sadece okullardaki ders kitapları. İl Milli Eğitim Müdürlüklerinin de destekleriyle, fuarın açıldığı kentlerde 10 binlerce çocuk bu fuarlara geliyor. Evlerinde görmedikleri kitapları bu fuarlarda görüyorlar. Kitapları tanıma, sayfalarını çevirme, bizim tabirimizle kitabı koklama olanağını fuarlarda buluyorlar. İlk defa fuarlarda tanışıyorlar. O çocuklar annebabalarını da kitap almaya teşvik ediyorlar.”

Kavukçuoğlu, fuarlarda çocuk kitaplarına da ilginin yüksek olduğunu, Türkiye’de en hızlı gelişen yayın dalının çocukkitapları olduğunu belirterek, ”Her yıl 1-2 yeni çocuk kitapları yayın evi ortaya çıkıyor. Bugün çoğu çocuk yayınevi batıdaki benzerleriyle karşılaştırıldığında yer yer onları geride bırakabilecek düzeyde. Bunda da kitap fuarlarının büyük etkisi var” dedi.

Kavukçuoğlu, İstanbul’daki kitap fuarında bir yetişkin ailenin yanlarına gelerek, ”Biz kitaplarla ilk kez sizin düzenlediğiniz fuarlarda tanıştık. Kitap okuru olduk. Şimdi de kendi çocuğumuzu fuara getirdik. Çocuğumuzu kitaplarla tanıştırıyoruz” dediklerini, bundan son derece mutluluk duyup, duygulandıklarını anlattı.

Kaynak : http://www.sabah.com.tr

1 –  Jimi Hendrix’in kardeşi Leon Hendrix ilk kez İstanbul’da!

 27 yıllık kısa hayatına sığdırdığı 3 stüdyo ve 1 konser albümü ile Rock tarihine adını altın harflerle yazdıran Jimi Hendrix’i Tuborg Gold’un katkılarıyla Roxy’de anıyoruz… hem de öz kardeşi Leon Hendrix ile! Geçtiğimiz günlerde Rolling Stone dergisinin yaptığı “Dünyanın En İyi 100 Gitaristi” listesinde birinci seçilen Jimi Hendrix için Roxy’de düzenlenecek anı gecelerinde Jimi Hendrix’in öz kardeşi Leon Hendrix grubu The Blue Experience ile sahne alacak ve Jimi Hendrix’in unutulmaz şarkılarını çalıp seslendirecekler.

Türkiye’de ilk kez bir Hendrix’in sahne alacağı etkinlik olarak da görülecek olan The Jimi Hendrix Show, Tuborg Gold sponsorluğunda gerçekleşecek.

Little Wing, Crosstown Traffic, Foxy Lady, Purple Haze, Hey Joe, Stone Free, Voodoo Child gibi unutulmaz Jimi Hendrix şarkılarının öz kardeşi Leon Hendrix ve grubu tarafından seslendirileceği The Jimi Hendrix Show sizi 2 saatliğine de olsa Jimi Hendrix’in yaşadığı dönemlere götürecek.

İstanbul’un köklü mekanlarından Roxy’de gerçekleşecek olan The Jimi Hendrix Show’un biletleri 40 TL (Tam) ve 30TL (Öğrenci) olarak belirlendi. Biletler Biletix ile Troya Tur (Beşiktaş), Mephisto (Taksim), Hammer Müzik (Kadıköy) ve Zero Müzik (Kadıköy)’ten temin edilebilir.

THE JIMI HENDRIX SHOW feat. LEON HENDRIX

2- Bob Marley’in grubu, The Wailers İstanbul’da…

60’lı yılların sonlarından itibaren milyonlarca insanı etkisi altına alan Reggae müziğin efsane ismi Bob Marley’in grubu The Wailers, 15 Şubat’ta Tuborg Gold’un katkılarıyla İstanbul Küçükçiftlik Park’ta sahne alıyor.

1963 yılında Bob Marley, Peter Tosh ve Bunny Wailer tarafından kurulan The Wailers, Jamaika kökenli Ska, Rocksteady ve Reggae müzik tarzlarının en önemli grubu olarak kabul ediliyor. Albümleri 250 milyondan fazla satan 40 yıllık efsane grubun konserlerini bugüne kadar 24 milyondan fazla kişi dinledi.

Sting, Stevie Wonder, Carlos Santana gibi isimlerle ortak çalışmaları bulunan The Wailers, grubun dünü ve bugününün simgesel ismi Aston “Family Man” Barrett ve karizmatik yeni vokalistleri Koolant ile birlikte Reggae tarihinin en başarılı örneklerini vermeye devam ediyor.

Dünya çapında Bob Marley’den sonra Reggae müzik hareketinin en önemli temsilcisi olmaya devam eden The Wailers’ın 15 Şubat’ta İstanbul’da vereceği konser, Tuborg Gold sponsorluğunda düzenleniyor.

Küçükçiftlik Park’ta gerçekleşecek konserin bilet fiyatı 20 TL olarak belirlendi. Biletler Beyoğlu’nda Mephisto Kitabevi, Kadıköy’de ise Zihni Müzik ve Zero Müzik’ten temin edilebilecek.

Bir tarih nasıl yok edilir öğrenmek istiyorsanız haberi lütfen okuyunuz. Okurken bir yandan da linke tıklayarak videoyu izleyebilirsiniz.

Videoları izlemek için tıklayınız

Destekleyebilmek için : http://www.emeksinemasiniyasatalim.org/

Emek Sineması’nın yıkılmaması için 18 Nisan Pazar günü saat 17.00′de Taksim meydanından Emek Sineması’nın önüne kadar yürüyüş yapılacak.

Tarihi Beyoğlu Emek Sineması’nın durumuyla ilgili olarak 14 Nisan Çarşamba günü İKSV’de yapılan toplantının ardından Emek Sineması’nı Yıktırmıyoruz Platformu da bir toplantı yaptı.

Alınan kararlara göre 18 Nisan Pazar günü saat 17.00′de Taksim meydanından Emek Sineması’nın önüne kadar yürüyüş yapılacak. Yürüyüşe bir çok oyuncu, yönetmen ve sinemaseverin destek vermesi bekleniyor.

DEVLETİN RESMİ ORGANLARININ YALANI ANLAŞILDI
”(…) Kıssadan hisse: Restoratör mimar Fatih Kesgün, toplantı boyunca orta sahada top çevirmeyi yeğledi ve kendince, Emek’i yok etme projesini bilimsel temellere oturmaya çalıştı. Tezi şuydu: Yapı adası dahilinde asıl korunması gereken yer Cercle d’Orient’ti, Emek Sineması tarihsel gelişimi boyunca zaten birçok değişime ve tadilata uğramıştı (bunu da locaların bulunduğu bölümün 1970 ve şimdiki zamandaki hallerini gösteren fotoğraflarla kanıtlamaya çalıştı), dolayısıyla zaten ‘tarihi bir eser’ değildi, ‘dokunulmaz’ asla değildi. Bunun için de, kendileri Emek Sineması’nı, şimdiki yerinden söküp, yeni projede en üst kata yerleştirmeye karar vermişlerdi. Bu tabii ki mimari açıdan ‘fantastik’ bir hamle. Hiç denenmemiş bir ‘fikir’. Ama akla ziyan bir fikir, ya da dinleyicilerden birini de ifade ettiği gibi aslında Emek’i ‘kaçak kat’a döndürme hamlesi.

Sonuç? Bu haliyle durumu tek bir şekilde açıklamak mümkün, Özcan Alper’in dediği gibi bugüne kadar devletin resmi ağızları bize “Yok canım, korkmayın Emek Sineması’na bir şey olmayacak” diyerek, büyük bir yalana soyunmuşlar. Dünkü toplantıya gelince; bu tür filmlerin ‘kötü adamı’ genellikle gözünü para bürümüş işadamları olur, bir mimarın bu işe hamle etmesi ve bunu ‘koruma’ adına yapıyor olması, yani filmin ‘kötü adamlığına’ soyunması, beni şaşırtmadı ama bir hayli üzdü.” (Uğur Vardan, Radikal)

‘BU PROJENİN TARAFTARI DEĞİLİZ’
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ise, konuyla ilgili yaptığı açıklamada Emek Sineması ve çevresindeki kompleksin, Kültür ve Turizm Bakanlığıyla hiçbir mülkiyet ilişkisi bulunmadığını, başka bir kurumla ilişkili olduğunu kaydetti ve bu projenin tarafı olmadıklarını söyledi.

Emek Sineması’nın özgün yapısının korunmasının, kendisinin en büyük hayallerinden biri olduğunu ifade eden Günay, ”Emek yıkılmasın, olduğu gibi korunsun. Ben de bu dileği tüm içtenliğimle paylaşıyorum ama bilim, teknik, hukuk ne karar verecek, onu hepimiz göreceğiz” dedi.

kynk : http://www.ntvmsnbc.com

 

 

Mistisizm, aşk ve sanat üçgeninde farklılıkları kabullenmenin ve hoşgörünün sanatsal sunumu olan III. Uluslararası Mistik Sanat Festivali başlıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü tarafından düzenlenen festival, 16-20 Aralık tarihleri arasında, Tarihi Yarımada’nın en mistik mekânlarında gerçekleşecek.  Aya İrini, Yerebatan Sarnıcı, Türk İslam Eserleri Müzesi, Kızlarağası Medresesi festival mekânlarından sadece birkaçı.

Aya İrini’de Sema’nın sesinden Mevlid! 

Festivalin ilk günü olan 16 Aralık Cuma günü saat 18.30’dan itibaren 2 ayrı mekânda 3 etkinlik gerçekleştirilecek. Dünyaca ünlü resim sanatçısı İsmail Acar’ın Türk İslam Eserleri Müzesi’nde “Semâ” isimli sergisi açılacak. 50 yağlı boya tablodan oluşan sergi, ziyaretçilerini semazen resimleri eşliğinde tasavvufun derinliklerine doğru yolculuğa çıkarmayı amaçlıyor.

Aynı akşam saat 20.00’de, taş plak sesli Sema, son peygamber Hz. Muhammed’e yazılan Mevlid-i Şerif ve yaratılanı yaradandan ötürü hoşgören Yunus Emre’nin ilahileriyle Bizans’ın en büyük ibadethanesi Aya İrini’de sanatseverlerle buluşacak.

 

 

 

Ensemble Galatia ile Orta Çağ mistizmine bir yolculuk 

“Ensemble Galatia”; müziğin kilise tarafından günah kabul edildiği Ortaçağ’ın şarkılarını, Ortaçağ’ın enstrümanlarıyla 16 Aralık akşamı saat 21.00’de Aya İrini’de seslendirecek. Adını Antik Krallık Galatia’dan alan topluluk, konser için hazırladığı özel seçkide, büyük ölçüde kaybolmuş dönem dillerini bugüne taşıyan farklı tınılarla dinleyenlerin kulaklarının pasını silecek. Ensemble Galatia konserini farklı kılan bir başka özellik ise seslendirdiği şarkıların hikayelerini de dinleyiciyle paylaşıyor olması.

Derviş’in Değişimi 

Dansçı ve koreograf Ziya Azazi, Sufizm’de anlatılan temel yolculuk prensiplerini göz önünde bulundurarak sahnelediği “Dervish in Progress” başlıklı gösterisi ile 18 Aralık’ta, saat 20.00’de Aya İrini’de olacak. Azazi bu eşsiz gösterisinde adeta dervişin vardığı son noktanın keyfine varmasını resmediyor.

Manas’ın kalbinden öz Türkçe “ır”lar

 

 

 

Adını Kırgızistan’la Çin’i birbirine bağlayan ve “Kutsal Dağlar” anlamına gelen sıra dağlardan alan Tengir Too, öz Türkçe seslendireceği destanları, kahramanlık ve aşk hikayeleri ile süsleyecek. 18 Aralık Pazar akşamı saat 21.00’de Aya İrini’de gerçekleşecek konserde topluluk mistik öğelerle süslü destansı müziklerini, geleneksel çalgılarıyla icra edecek.

İran Sinemasının muhalif yönetmeni Kemal Tebrizi Eminönü Halk Eğitim Merkezi’nde olacak.

Kamerasıyla İranlılara İslam Devrimi’nin gerçekte nasıl olması gerektiğini gösteren, sisteme yönelik başarılı taşlamalarıyla güldürürken düşündüren, insan odaklı filmleriyle sadece ülkesinde değil tüm dünyada yankı uyandıran İran sinemasının başarılı yönetmeni Kemal Tebrizi, 19 Aralık Pazartesi akşamı, saat 18.30’da Eminönü Halk Eğitim Merkezi’nde sinemaseverlerle buluşacak.

Mistik Sanat Festivali kapsamında Kemal Tebrizi’nin “Şeyda” isimli filminin de aralarında 9 film Eminönü Halk Eğitim Merkezi’nde gösterimde olacak. 18 – 19 – 20 Aralık tarihlerinde izleyiciyle filmlerin isimleri şöyle: Sonsuzluk ve Bir Gün, Kurdun Günü, İşaretler ve Mucizeler, Mim Misli Mader(Annem Gibi), Şeyda, Beyaz Oda, Saklı, Dinle Ney’den, Birleşen Yollar,  Sonsuzluk ve Bir Gün.

Festival kapsamında Resul Molla Kulipur‘un yönettiği ve Veysel Karani’yi konu alanMim Misli Mader (Annem Gibi) filminin Türkiye’de ilk gösterimi 19 Aralık’ta, saat 15.30’da Eminönü Halk Eğitim Merkezi’nde gerçekleşecek.

Şairin “Dönemeç”i

III. Uluslararası Mistik Sanat Festivali kapsamında Serhat Üstündağ’ın yazdığı ve Engin Kurt’un yönettiği “Dönemeç” isimli tiyatro oyunu 17 Aralık Cumartesi akşamı saat 20.00’de Eminönü Halk Eğitimi Merkezi’nde sahnelenecek. Dönemeç, bohem bir hayat yaşayan ve bunalımları içinde savrulan bir şairin iç dünyasına yaptığı yolculuğu anlatıyor.

Yerebatan’da şiir gibi bir akşam 

Harun Yöndem, Yusuf Ziya Özkan ve Emin Baykırkık’ın okumaları ve Hayal Musiki Korosu’nun tınılarıyla hayat bulacak olan şiirler,  20 Aralık Salı akşamı, saat 19.30’da İstanbul’un en mistik mekanlarından biri olanYerebatan Sarnıcı’nda yankılanacak.

Mistik Sayfalar

Değişik din ve kültüre ait birçok kitabın sunulacağı sergi, 16-20 Aralık tarihleri arasında Kızlarağası Medresesi’nde gezilebilecek.

III. Uluslararası Mistik Sanat Festivali kapsamında gerçekleşecek tüm etkinlikler ücretsizdir. Rezervasyon için irtibat: Zeynep Küçükakdere  02123470739- 0534 9695303

 

 

DERRICK SANTINI: The Magpie

1.12.2011 – 31.12.2011
Açılış: 1 Aralık 2011 Perşembe, 18:30

SODA, dünyaca ünlü İngiliz fotoğraf sanatçısı Derrick Santini’nin ‘’The Magpie’’ adlı sergisine 1-31 Aralık 2011 tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor.

Judi Dench, Zadie Smith, Clive Owen, Lady Gaga gibi günümüzün ikonlaşmış isimleriyle çalışmış, moda, müzik ve reklam dünyasının aranılan isimi Derrick Santini’nin, başarılı fotoğrafçılık geçmişinin bir uzantısı olarak gerçekleştirdiği ‘’Lenticular Artworks’’ çalışmaları 31 Aralık’a kadar SODA’da.

Fotoğraf karesinde dondurulmuş imajların, dilimlenip lens görevini gören damarlı bir plastik tabakaya basılmasıyla oluşan bu özel teknikteki eserler ışıklı panolara yerleştiriliyor. İzleyenlerin önünden geçtikçe hareket eden, Santini’nin canlı modeller kullanarak gerçekleştirdiği çalışmalar filmsel olduğu kadar seksi ve provakatif de.

DERRICK SANTINI

Derrick Santini 1965’te Scarborough, North Yorkshire’da doğdu. Henüz 14 yaşındayken annesinin eski AGFA kamerasıyla çekmeye başladığı resimlerle fotoğrafa olan ilgisini keşfeden sanatçı Harrogate College ve The London College of Communication’da eğitimlerini tamamladı. ‘’Hayattan kesitler’’ olarak tanımladığı fotoğraflarının her biri birey, toplum, kültür ve özellikle de insan hallerinin bir ifadesi olan anlatımlar taşımakta. New York, Paris, Londra ve Pekin gibi dünyanın bir çok büyük kentlerinde sergileri gerçekleşen sanatçının seçilmiş işlerini topladığı ve Dazed Books tarafından 2005’te yayınlanan,’’Persona’’ adlı bir kitabı da bulunuyor.

Röportaj ve bilgi taleplerinizi [email protected]‘a iletebilirsiniz.

Detay bilgi : http://www.sodaistanbul.com

 

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği 12. Uluslararası Antalya Piyano Festivali, bu yıl da özel bir programla sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

12. Uluslararası Antalya Piyano Festivali Başlıyor

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği 12. Uluslararası Antalya Piyano Festivali, bu yıl da özel bir programla sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Sanat yönetmenliğini Fazıl Say’ın yaptığı festival, 25 Kasım – 17 Aralık tarihleri arasında Antalya’da gerçekleşecek. Dünyaca ünlü sanatçıları ve grupları Antalya’da buluşturan festival, 12. yılında da sanatseverlere unutulmaz bir klasik müzik şöleni yaşatacak. Ana sponsorluğunu Volkswagen’in yaptığı festival, her yıl olduğu gibi bu yıl da geniş repertuvarı ve renkli programı ile dikkat çekiyor. Festival, sadece sahnedeki konserler ile sınırlı kalmayacak; sanatçılar, okullarda düzenlenecek workshop’larla öğrencilerle buluşacak. Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da, şehrin uzak bölgelerinde düzenlenecek halk konserleri ile konserlere gelme şansı olmayanlar klasik müzik ile tanışma fırsatı yakalayacak.

Piyano festivalinde”prömiyer” sürprizi

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği ve sanat yönetmenliğini Fazıl Say’ın yaptığı 12. Uluslararası Antalya Piyano Festivali, sanatseverlere unutulmaz bir klasik müzik şöleni yaşatacak. Dünyaca ünlü sanatçıları ve grupları Antalya’da buluşturan festival, bu yıl dört eserin Türkiye prömiyerlerine ev sahipliği yapacak.Volkswagen’in ana sponsorluğunda düzenlenen festival 25 Kasım -17 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek.

Say “ Varyasyonlar Op. 32 “ 

Festivalin merakla beklenen Türkiye prömiyerlerinden biri, Fazıl Say’ın bu sene bestelediği dünya prömiyeri Almanya’da gerçekleştirilen “Varyasyonlar Op.32”.  9 Aralık tarihinde saat 20:30’da Antalya Kültür Merkezi’nde ilk kez izleyicilerle buluşacak olan eseri, piyanonun başarılı isimleri Ufuk&Bahar Dördüncü Kardeşler ve perküsyon sanatçısı Sebastien Cordier birlikte seslendirecekler.

Say “‘Dört Şarkı Op .37’”

Fazıl Say’ın bir diğer eseri ise, yine Almanya’da dünya prömiyeri gerçekleştirilen ‘Dört Şarkı Op.37”… Nazım Hikmet’in ‘Masallar Masalı’, Ingeborg Bachmann’ın ‘Die Grose Fracht’ (Büyük Yük), Turgut Uyar’ın ‘Göğe Bakma Durağı’, Rilke’nin ‘Der Panther’ (Panter) adlı şiirlerden oluşan ‘Dört Şarkı’da, Elif Şahin’in piyanosuna bas Szymon Chojnacki eşlik edecek. İzleyicilerin özel bir gece yaşayacağı konser 13 Aralık günü, saat 20.30’da Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek.

P. Glass “ İki Piyano için Dört Bölüm”

Festival de ayrıca Philip Glass’ın “ İki Piyano için Dört Bölüm “  eseri de Labeque Kardeşler tarafından Türkiye’de ilk kez seslendirilecek. Festivalin bu yılki özel konukları arasında yer alan Katia & Marielle Labeque Kardeşler, 29 Kasım günü saat 20.30’da Antalya Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluşacak.

“Faust Senfonisi” özel yorum

 Liszt Gecesi’nde ise Dezsö Ranki ve Edit Klukon;  Liszt’in  “Faust Senfonisi” adlı eserinin daha önce hiç çalınmamış bir versiyonunu da ilk kez  seslendirecekler. Ünlü Macar besteci ve piyano virtüözü Franz Liszt’in ve şef Geza Gemesi’nin büyük bir titizlikle notalarını düzenlediği,1856 yılına ait 2 piyano için olan mevcut transkripsiyon hiç yayınlanmamıştı. Bu versiyonu çalan tek ikili olan Ranki ve Klukon bu versiyonu Türkiye’de  ilk kez  sanatseverlere sunacaklar.  Liszt’in  doğumunun 200’üncü yılı için düzenlenecek gece,  1 Aralık günü saat 20.30’da Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek.

Festival Programı

Doğuştan görme engelli Japon piyanist Nobuyuki Tsujii Piyano Festivali’nde

 12. Uluslararası Antalya Piyano Festivali’nin bu yıl merakla beklenen gecelerinden biri de Japon piyanist Nobuyuki Tsujii konseri…

Doğuştan gözleri görmeyen Japon piyanist Tsujii, festivalin en dikkat çekici isimlerinden. 1988 doğumlu genç sanatçı, müzikal yeteneğiyle sadece Japonya’nın değil, tüm dünyanın gelecek vadeden piyanistleri arasında gösteriliyor.

 Açılış Konseri

Gürer Aykal / Şef

Fazıl Say / Piyano

Gabor Boldoczki / Trompet

Hakan Güngör / Kanun

Burcu Karadağ / Ney

Aykut Köselerli / Vurmalı Çalgılar

Antalya Devlet Senfoni Orkestrası

25-26 Kasım 2011 / Antalya Kültür Merkezi – Saat: 20.30           

Genç Yetenekler Konseri

Eylül Esme Bölücek / Piyano

Suzanna Rudanovskaya / Piyano

Lara Melda / Piyano

Ayşegül Yörükoğlu / Piyano

27 Kasım 2011 / Antalya Kültür Merkezi – Saat: 14.30           

Labeque Kardeşler

Katia Labeque/ Piyano

Marielle Labeque / Piyano

29 Kasım 2011 / Antalya Kültür Merkezi – Saat: 20.30    

Liszt Gecesi

Dezső Ránki & Edit Klukon

01 Aralık 2011 / Antalya Kültür Merkezi – Saat: 20.30           

Igudesman & Joo

“A Little Nightmare Music”

Aleksey Igudesman / Keman

Hyung-ki Joo / Piyano

03 Aralık 2011 / Antalya Kültür Merkezi – Saat: 20.30           

Caz Konseri

Michel Camilo Trio

Michel Camilo / Piyano

Charles Flores / Kontrabas

Cliff Almond / Vurmalı Çalgılar

05 Aralık 2011 / Antalya Kültür Merkezi – Saat: 20.30           

Nobuyuki Tsujii

07 Aralık 2011 / Antalya Kültür Merkezi – Saat: 20.30          

Makrokosmos

Ufuk & Bahar Dördüncü

Ufuk Dördüncü / Piyano

Bahar Dördüncü / Piyano

François Volpé / Vurmalı Çalgılar

Sébastien Cordier / Vurmalı Çalgılar

09 Aralık 2011 / Antalya Kültür Merkezi – Saat: 20.30          

Olli Mustonen

11 Aralık 2011 / Antalya Kültür Merkezi – Saat: 20.30          

Andante Gecesi

Birsen Ulucan / Elif Şahin & Szymon Chojnacki

Birsen Ulucan / Piyano

Elif Şahin / Piyano

Szymon Chojnacki / Bas

13 Aralık 2011 / Antalya Kültür Merkezi – Saat: 20.30     

A Piano Abierto

Dorantes with Manuela Ríos & Joaquín Grilo

Dorantes / Piyano

Joaquín Grilo / Dansçı

Manuela Rios / Dansçı

Yelsy Heredia / Kontrabas

Faikal Kourrich / Keman

Nano Peña / Vurmalı Çalgılar

15 Aralık 2011 / Antalya Kültür Merkezi – Saat: 20.30           

Vladimir Spivakov & Harika Gençler & Moskova Virtüözleri

Vladimir Spivakov / Şef

Daniel Kharitonov / Piyano

Sergey Finoedov/ Obua

Anastasia Kobekina / Viyolonsel

Moskova Virtüözleri Oda Orkestrası

17 Aralık 2011 / Antalya Kültür Merkezi – Saat: 20.30           

Halk Konserleri

Igudesman & Joo

“A Little Nightmare Music”

Aleksey Igudesman / Keman

Hyung-ki Joo / Piyano

02 Aralık 2011 / Akdeniz Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi – Saat: 14.30           

Ufuk & Bahar Dördüncü

Ufuk Dördüncü / Piyano

Bahar Dördüncü / Piyano

08 Aralık 2011 / Yeni Mahalle Semtevi  / Kepez – Saat: 14.00

Fazıl Say

11 Aralık 2011 / Orfe Atlı Spor Kulübü – Manej Salonu/ Döşemealtı – Saat: 13.30

Caz Konseri

Dieter Koehnlein / Piyano

12 Aralık 2011 / AKM Perge Salonu  – Saat: 20:30

Workshoplar

Gürer Aykal

25 Kasım 2011 / Antalya Koleji – Saat: 14.00    

Gabor Boldoczki

26 Kasım 2011 / A.Ü. Devlet Konservatuvarı – Saat: 14.00

Lara Melda

28 Kasım 2011 / Antalya Koleji – Saat: 14.00    

Olli Mustonen

10 Aralık 2011 / A.Ü. Devlet Konservatuvarı – Saat: 14.00

Birsen Ulucan

13 Aralık 2011 / A.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi – Saat: 14.00    

Elif Şahin & Szymon Chojnacki

14 Aralık 2011 / Güzel Sanatlar Lisesi / Kepez – Saat: 11:00    

Dorantes

15 Aralık 2011 / A.Ü. Devlet Konservatuvarı – Saat: 14.00

Vladimir Spivakov

16 Aralık 2011 / Büyükşehir Belediyesi İsmail Baha Sürelsan Konservatuvarı – Saat: 16:00

Sergi

Liszt Sergisi

Liszt’in doğumunun 200. Yılı anısına…

25 Kasım – 17 Aralık 2011 / Antalya Kültür Merkezi Fuayesi

 

 


-*–Edebiyatımızda noktalama işaretini, ilk kez Şinasi ‘Şair Evlenmesi’nde kullanmıştır.

-*–Edebiyatımızda ilk çeviri roman, Kamil Paşa’nın yaptığı Telemak’tır

-*–Edebiyatımızda ilk roman,Taaşşuk-u Talat-ı Fitnat’tır.

-*–Edebiyatımızda ilk köy romanı,Nabizade Nazım’ın adlı eseridir.

-*–Edebiyatımızdaki ilk realist romancı Recaizade Mahmut Ekrem’dir.

-*–Edebiyatımızdaki ilk realist roman Araba Sevdası’dır yazarı Recaizade Mahmut Ekrem’dir.

-*–Edebiyatımızda ilk edebi roman,Namık Kemal’inİntibah adlı eseridir.

-*–Edebiyatımızda ilk psikolojik roman,Eylül’dür(Mehmet Rauf)

-*–Edebiyatımızda ilk tarihi roman,Namık Kemal’in Cezmi adlı eseridir.

-*–Edebiyatımızda ilk kadın romancı Fatma Aliye’dir.

-*–Edebiyatımızda ilk makaleyi Şinasi yazmıştır.(Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi)

-*–İlk tiyatro Şinasi’nin Şair Evlenmesi’dir.

-*–Edebiyatımızdaki ilk pastoral şiir A.Hamit Tarhan’ın Sahra adlı şiiridir.

-*–Edebiyatımızdaki ilk psikolojik roman denemesi Nabizade Nazım’ın Zehra adlı eseridir.

-*–Edebiyatımızda çoçuklar üzerine yazılmış ilk eserler Nabi’nin Hayriye’si ve Sümbülzade Vehbi’nin Lütfiye’sidir.

-*–Ençok sanatçı yetiştiren ilçemiz olarak bilinen Bakırköy ilçesinin tarihi boyunca  ençok basılıp    dağıtılan Sanat dergisi “Nar Sanat” adı ile “Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği tarafından basılmaktadır. ( Her Baskı 5000 adet )