Şunun için etiket arşivi: sanat

Kuveytli milletvekili Muhammed el Cebri, parlamentoda söz alarak, “Mevlana Celaleddin Rumi’ye ülkeye giriş izni verilmemesini” istedi.

Design By LeAk

Mevlana ’nın yaklaşık 741 yıl önce öldüğünü bilmediği anlaşılan tasavvuf karşıtı milletvekili, “Rumi kendi felsefesini ve kaynağını bilmediğimiz tuhaf fikirlerini yaymak üzere Kuveyt’e gelecek. Gece yapılacak dansa da (semah) da sadece kadınları alacaklarını söylüyorlar. Rumi’nin bu sempozyumu düzenlemesini İçişleri Bakanlığı engellemeli” dedi.

El Cebri sosyal medyada alay konusu oldu. 

“KABAHAT SENDE DEĞİL, SENİ SEÇENDE”

Muhammet_el_cebriEl Cebri, bu sözleriyle sosyal medyada alay konusu oldu. Twitter’de bir kullanıcı “Milletvekili olmak için okuma- yazma bilmek yetiyor. El Cebri’den o zaman ne bekliyoruz” derken, başka bir kullanıcı ise “Kabahat sende değil, seni seçende” ifadelerini kullandı.
El Cebri ise “Rumi derken organizatörleri kastediyordum” diyerek kendisini savundu.

Kaynak:[-]

2013 yılında Türkiye’de 47 bin çeşit kitap üretildi. Kişi başına ise 7,1 kitap düştü. Geçen yıla oranla kitap üretiminde ve çeşitte yüzde 12’lik artış var.

kitap basımı

Türkiye’de 2013 yılında kişi başına 7,1 kitap düştü.

Türkiye Yayıncılar Birliği’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı ISBN Ajansı ile Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü’nden edindiği bilgilere göre;

2013 yılında 47.352 çeşit (başlık) kitap yayınlandı.

536.259.040 adet kitap üretildi. 75.627.384 nüfusa oranına göre, 2013 yılında kişi başına 7,1 kitap düştü.

Toplam üretilen kitap sayısının 206.241.635 adedi Milli Eğitim Bakanlığı 2013 yılında ilk ve orta öğretim öğrencilerine dağıttığı ücretsiz kitapları kapsıyor.

2012’de Türkiye’de 42.337 çeşit (başlık) kitap yayınlanmış, 480.257.824 adet kitap üretilmişti. Kişi başına düşen kitap sayısı 6,4’dü.

2013 verileri göz önüne alındığında, geçen yıla göre yayınlanan kitap çeşidinde yüzde 11,6, üretilen kitap adedinde yüzde 12 artış olduğu görülüyor.

kitap-okuma

Kaynak:[]

Sanat tarihinde pek çok ilginç olay vardır. Fakat sıkça duyduğumuz ve gördüğümüz, bildiğimiz sanatçılar veya eserleri ile ilgili aşağıdaki 6 olayı bilmek gerekir.

1959 Yıllarında 2,5 Milyon Doları Reddeden Fakir Bir Sanatçı

mark-rothko-modern-resim

Mark Rothko Soyut Dışavurumcu anlayışa sahip, resimlerinde abartılı bir sadelik bulunan Polonya asıllı bir ressamdır. 30 yıllık sanat hayatı boyunca kendi deyimi ile ‘Fakirliğin Mark Rothkotadına vardı’ ve çok ciddi maddi sıkıntılarla boğuştu.

Ancak bir gün Rothko nun tüm hayatı alt üst olacaktı.

Manhattan da bulunan süper lüks bir restoran olan Four Seaosons açılışı için Mark Rothko ya sipariş verildi. Restoranın 1959 da açılışı yapılacaktı. Yapacağı resim karşılığında ona tam 35 bin dolar ödemeyi kabul ettiler. Bu günümüz parası ile 2,5 Milyon dolar demekti.

Bu gün 2,5 milyon doları reddedebilecek kaç insan tanıyorsunuz ?

Rothko oraya gelecek olan zengin sınıfının kendi sanatını anlayamayacağını düşünerek, oraya resimlerini vermeyi reddetmiştir. Aradan geçen 10 yılın içerisinde  ölümü saplantı haline getiren sanatçı evindeki banyosunda ölü bulunmuştur.

Mona Lisa Kaçırıldı

Sanat tarihinin en bilinen yüzlerinden olan Mona Lisa. Artık bıkkınlık veren sırlarla şifrelerle günümüzde oldukça popülerdir.

mona-lisa-resim-büyük-boyjpgAncak gülüşünün sırrı bir yana yaklaşık 40 kat çok ince boya sistematik olarak üst üste bindirilerek yapılmış bir eserdir.

Pek bilinmeyen ilginç bir hikayeye de tanıklık etmiştir.

Tablo 1911 yılında bulunduğu müzeden kaçırılmıştır. Hem de Müzenin bir çalışanı tarafından. 2 yıl sonra bulunabilmiştir. Ancak işin ilginç yanı ise tablo kaçırıldıktan bir gün sonra tam 60 bin kişi tablonun kaçırıldığı müze olan Louvre Müzesine akın etmiştir.

Neden mi ?

Olmayan resmi görmek için olsa gerek…

Bu Resmi Siz mi Yaptınız ? Hayır Siz Yaptınız !

Picasso_Guernica nar sanat

 

Başlığı okuyanlar kimden bahsettiğimiz hemen bileceklerdir. Ancak bilmeyenler için söyleyelim Picasso.

Çağdaş Sanatın babalarından olan Picasso resimlerine her bakan anlam veremeyebilir.

Bunu bende yaparım bile diyebilirler. Ancak Picasso 20 yaşına gelene kadar yeteri kadar gerçekçi çalışma yapmıştır. Ve sonrasında taklitçilik olarak adlandırdığı klasisizme ve gerçekçiliğe sırt çevirerek kendi gerçekçiliğini yaratmış bir sanatçıdır. O aptal değildi aksine son derece zeki bir adamdı.

Picasso o gün Fransa da ki eski bir binadaki atölyesinde çalışıyordu. Picasso sık sık yaratıcı resimlerinden hoşnut olmayan despota tarafından ziyaret ediliyor ve denetleniyordu. O tehlikeli bir adamdı ve en güçlü silahı şüphesiz sanatıydı. Yine böyle bir denetim sırasında bir Almansubay atölyede dolanmaya başladı. Masanın üzerinde sanatçıya ait bir resmin fotoğrafını gördü.

Fotoğrafa umursamaz bir tavırla göz gezdirdikten sonra Picasso’ya göstererek,

  • Bunu siz mi yaptınız diye sordu.

-Hayır dedi Picasso

  • Siz yaptınız.

Resim küçük bir köyün üzerine bir gecede atılan tam 6 bin bombayı konu alıyordu. Guernica köyünde tehdit unsuru olarak nitelendirilecek hiç bir şey yoktu. Orada sadece fakir çiftçiler ve köylüler yaşam sürmekteydiler. Ve Alman uçakları o köyü Kübik bir hale getirmişti. Bunu dünyaya bir mesaj vermek amacı ile yapmışlardı. Bakın biz bunu yapabiliyoruz deniyordu.

Ve Guernica tablosu bu olaya atılan en şiddetli tokat niteliği taşımaktaydı.

Rakı fiyatına Picasso resmini satmak!

fikret-mualla

Fikret Mualla bu ülkede yaşamış en değerli sanatçılarımızdan biridir. O hayatın aksiliklerinden kurtulamamış ve kurtulabilme amacı ile kendisini resme vermiş bir efsanedir.

İnanılmaz zor bir hayat yaşamıştır. Okulda İspanyol Giribine yakalanmış ve annesine bulaştırarak ölümüne neden olmuştur. Bu olay ölene kadar bastıramayacağı bir suçluluk duygusuna neden oldu. Annesinin ölümünden hemen sonra babasının genç kadınlarla evlilikleri onda öfke krizlerine sokan bir ruhsal duruma sokmuştur.

O iyi bir insandı ne yazık ki aksilikler ölene kadar peşini bırakmamıştır.

Ancak Fransa da büyük bir sergi açmış ve tüm yapıtlarını satmayı başarmıştır. Üstelik Picasso’nun bile dikkatini çekmiştir. Onun resimlerine hayran kalan Picasso bir çalışmasını satın almıştır. Bununla yetinmeyip bir resmini de Fikret Mualla’ya hediye etmiştir. Picasso’nun resmini görüp beğenen birine bir şişe rakı fiyatına resmi vermiştir.

Yanlış anlaşılan “Devrimlerin simgesi” resim

Eugène_Delacroix_ozgurluk-ve devrim

Eugene Delacroix burnunun dibinde gerçekleşen devrimden hoşnut değildi. Üstelik devrimin sokakta rahat rahat gezme hakkını engellediğini ve tehlikeli olduğu içinde tehlikeli buluyordu.

Eugene_delacroixDerdi neydi bu insanların ortalığı karıştırdılar !

3 silahşör ün yazarı Alexandra Dumas onu bir gün cadde kenarında görmüş ve hakkında şöyle yazmıştır; Biraz pısırık bir adam.

Delacroix Fransız devrimi hakkında böyle düşünüyordu. Etliye sütlüye karışmayı sevmeyen böyle bir adam nasıl Dünyadaki tüm devrimlerin simgesi olabilecek bir resim yapabilirdi ?

Delacroix bu durumu eleştiren bir resim yapmaya kafaya koymuştu. Ancak amacı devrimcileri yüceltmek değildi. Aksine o bir kralcı anlayışa sahipti. Resme dikkatle bakıldığında devrimin aslında yüceltilmediğine ve devrime katılan insanların iyi insanlar olmadığını anlamak söz konusudur. Etraftaki insanlar öldürdükleri askerlerden çaldıkları eşyaları üstlerinde taşıyorlardı. Kontrolsüzce oraya buraya saldırıyorlar izlenimi vermekteydi.

Resim her iki taraftan da sansür yedi. Devrimden sonra öne çıkan yöneticiler ayak takımı sayesinde devrimi gerçekleştirdikleri gerçeğini gösterdiğinden resmi sergiletmediler. Devrim yıkıldıktan sonra da resim eski kötü bir olayı anlattığı gerekçesi ile sergilenemedi.

Ancak ne olursa olsun devrim denilince akla gelen ilk resim olma özelliğini hiç bir zaman kaybetmedi.

Heykelde Burun Estetiği Operasyonu

Michelangelo_DavidMichalengelo Rönesansın en büyük sanatçılarından bir tanesidir. O yaptığı resim ve heykellerle zamanında devrim yapmayı başarmış ender sanatçılardandır.

Ancak o resim konusundaki eşsiz ustalığından ziyade heykel alanındaki ustalığının ön plana çıkmasını istiyordu. Ne var ki Sistina Şapeline yaptığı o devasa duvar resimleri heykellerinin bir adım önüne geçmiştir.

O atmosferi yaşamak isteyenler

Bir diğer ölümsüz yapıtı ise Davut heykelidir. Davut aslında bir dini karakter değildir. İsrail topraklarında ilk imparatorluğu kuran bir emperyalisttir. Ancak incil de sıkça adı geçtiğinden ve dev yaratık Golyatı bir sapan ile yendiğinden heykeli yapılması istenmiştir.

İnanması zor ancak Michalengelo bu heykeli en tepeden saçlarından başlayarak aşağıya doğru ine ine yapmıştır. Bir gün heykeli bitirmeye yakın bir sırada heykeli sipariş veren büyük din adamı kontrole gelir. Ona;

-Burnu sence de biraz büyük olmamış mı ? Biraz düzeltmen gerekiyor der.

Michalengelo ne derse desin Rahip i ikna edemez ve yerden bir miktar mermer tozu alarak merdivene tırmanır, burnun yanına çıkar. Çekiçle vuruyormuş gibi yaparak avucundan tozları yere bırakmaya başlar.

En sonda avucunda kalan mermer tozlarını aşağıda duran rahibin yüzüne üfleyerek tam mı diye sorar ?

Rahip hoşnut bir şekilde gülümser.

  • Muhteşem oldu

Ancak burunda hiç bir değişiklik yapılmamıştır.

 

MÖ18.yüzyıl’a tarihlenen ve Eski Babil Dönemine ait olan bu yazıt dünyanın bilinen en eski aşk şiiri olarak nitelenmektedir. Sümer inancına göre toprağın bereketini ve döl yatağının verimli olmasını sağlamak amacıyla kralın yılda bir kez bereket ve aşk tanrıçası İnanna yerine bir rahibe ile dünyanın en eski şiirievlenmesi kutsal bir görevdi. Bu şiir, büyük olasılıkla kral Suşin için seçilmiş bir gelin tarafından, yeni yıl bayramını kutlama töreninde söylenmek üzere kaleme alınmıştı ve ziyafetlerde, şölenlerde müzik, şarkı ve dans eşliğinde söyleniyordu.

 

 

Çevirisi:

Damat, kalbimin sevgilisi
Güzelliğin büyüktür, bal gibi tatlı
Aslan, kalbimin kıymetlisi
Güzelliğin büyüktür, bal gibi tatlı

…………………

Damat, seni okşayayım
Benim değerli okşayışılarım baldan tatlıdır
Yatak odasında bal doludur
Güzelliğinle zevklenelim
Aslan seni okşayayım
Benim değerli okşayışılarım baldan tatlıdır
Damat benden zevk aldın,
Anneme söyle, sana güzel şeyler verecektir.
Babam sana hediyeler verecektir.

…………………

Sen, beni sevdiğin için,
Lütfet bana okşayışlarını,
Beyim tanrım, beyim koruyucum,
Tanrı ENLİL’in kalbini memnun eden ŞUSİN’im
Lütfet bana okşayışlarını

…………………

Kaynak : [-]

Sümerler Hakkında Bilgi

Sümerler, MÖ 4000 – MÖ 2000 yılları arasında Güney Irak’ta (Mezopotamya) yerleşik olan, medeniyetin beşiği olarak bilinen coğrafi bölge ve medeniyet.

Mezopotamya’da ortaya çıkan sayısız medeniyetin temelini Sümerler atmıştır. Ayrıca yazı ve astronomi de ilk kez Mezopotamya’da Sümerlerde ortaya çıkmıştır.Genel kanı Sümerlerin çağdaşı olan halklarla yakın etkileşim ve benzerliklerinin olduğu yönündedir.

Sümer Devleti, Sami olmayan bir topluluk tarafından kurulmuştur.

Mezopotamya’da yaşayan birçok farklı kavimden ilk öne çıkan ve daha sonraki medeni oluşumların temelini atan Sümerlerdir. Gerek yazı, dil, tıp, astronomi, matematik, gerekse din, fal, büyü ve mitoloji gibi alanlarda ilk öne çıkan ve bilinen toplum Sümerlerdir. “Yaratılış” ve “Tufan”a ilk kez Sümerlerde rastlanır. Sümer döneminde 21’i büyük olan yaklaşık 35 büyük şehir ve kasaba vardı. Bunlar arasında Kiş, Nippur, Zabalam, Umma, Lagaş, Eridu, Uruk ve Ur sayılabilir.

Sümer Şehir devletleri

MÖ 4000 yılları başlarında Sümer sınırları kanallar veya sınır taşları ile belirlenmiş bir düzine şehir devletine bölünmüştü. Bütün şehirlerin merkezinde şehre ait özel bir sahip tanrı veya tanrıçaya adanmış olan ve bir rahip yöneticinin (ensi) veya kralın (lugal) idaresindeki tapınak bulunurdu.

Hanedanlık öncesi ilk beş şehir:   

  1. Sümer-sehirleriEridu (Ebu Şahreyn)
  2. Bad-tibira (El-Medain)
  3. Larsa (Es-Senkereh)
  4. Sippar (Ebu Habbah)
  5. Şuruppak (Fara)

Diğer temel şehirler:

  1. Kiş (Uheymir ve İnharra)
  2. Uruk (Warka)
  3. Ur (El-Muqayyer)
  4. Nippur (Afak)
  5. Lagaş (El-Hiba)
  6. Ngirsu (Tello veya Telloh)
  7. Umma (Jokha)
  8. Hamazi 1
  9. Adab (Bismaya)
  10. Mari (Hariri2
  11. Akşak 1
  12. Akkad 1
  13. Isin (İşhan el-Bahriyat)

(1Yeri belirsizdir)
(2Mezopotamya’nın kuzeyinde kalan bir şehir)

Küçük şehirler (güneyden kuzeye):

  1. Kuara (El-Lahm)
  2. Zabala (Ibzeikh)
  3. Kisurra (Ebu Hatab)
  4. Marad (Wannat es-Sadum)
  5. Dilbat (Ed-Duleim)
  6. Borsippa (Birs Nimrud)
  7. Kutha (İbrahim)
  8. Der (El-Badra)
  9. Eshnuna (Asmar)
  10. Nagar (Brak)

(2Mezopotamya’nın kuzeyinde kalan bir şehir)

 Sümer şehri

Sümer şehri, Mezopotamya’nın güney ucunda, Dicle ve Fırat nehirleri arasında, sonradan Babil olmuş, günümüzde de Irak’ın Bağdat şehrinden Basra Körfezi’ne kadar olan bölgede idi.

Sümer şehri, Sümerlerden önce yaşamış ve Sümerce konuşmayan ve Sami olmayan bir halk tarafından, MÖ 4000 – 2350 yılları arasında kurulmuştur. Bu halka günümüzde Proto-Fıratlılar ya daUbaidliler denmektedir. Ubaid ismi Al-Ubaid şehrindeki kazı alanından gelir. Ubaidliler Sümer şehrinde kurulmuş ilk medeniyettir. Bataklıkları tarım için kurutmuşlar, ticaret, dokumacılık, dericilik, demircilik, taş oymacılığı ve çanak-çömlekçilik gibi işlerle uğraşmışlardır. Ubaidlilerin bölgeye yerleşmesinden sonra çeşitli Sami halklar da aynı bölgeye yerleşmiş, kültürlerini Ubaidlilerinki ile karıştırarak Sümerler öncesi yüksek bir medeniyet kurmuşlardır.

KAYNAK VE DEVAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ.

 

Rock tarihinin en önemli isimlerinden biri kabul edilen Jimi Hendrix’in 1968 yılında İngiltere’nin başkenti Londra’da kiraladığı ve “hayatımda sahip olduğum tek ev” diye nitelendirdiği apartman dairesi, müze oluyor.

PN1021_Jimi_HENDRIX“Heritage Lottery Fund” adlı vakıf, Brook Street’deki çatı katı dairesinin, Hendrix’in 1968’de kız arkadaşı Kathy Etchingham ile birlikte yaşadığı ve haftalık 50 dolar kira ödediği dönemdeki haline benzetebilmek için yaklaşık 2 milyon dolar harcanacağını açıkladı.

Tüm zamanların en iyi gitaristlerinden biri olan Hendrix, 1966 yılında ABD’den Londra’ya ilk geldiğinde henüz tanınmayan bir müzisyendi. Olağanüstü yeteneği kısa sürede Londra’daki müzik çevrelerinde kulaktan kulağa yayılmış, John Lennon, Eric Clapton, Pete Townshend ve Mick Jagger Hendrix’i çaldığı yerde dinlemeye gitmişti. Hendrix, grubu “Jimi Hendrix Experience

jimi-hendrix_eviile 1967’de “Purple Haze”, “Foxy Lady” gibi kendisini dünya çapında bir yıldız yapan şarkıların bulunduğu “Are You Experienced” albümünü yayınlamıştı.

1968’te, tüm zamanların en iyi rock albümleri arasında gösterilen “Electric Ladyland” albümünü yayınlayan Hendrix, 1970’te henüz 27 yaşındayken bir otel odasında ölü bulunmuştu.

Ünlü müzisyenin müzeye dönüştürülecek evinde yaşamından, kariyerinden ve müzik mirasından kesitler sergilenecek.

nar-sanat-yilbasi

2013 yılını acı ve tatlı anılarıyla geride bırakıp, 2014 yılını yeni umut ve beklentilerle karşılamaya hazırlandığımız bu günlerde; başta eğitmenlerimiz (Dernek Başkanımız))Hale Şakar ÜRKMEZGİL, Prof.Dr. Salih GÜNEY, Coşkun NEHİR, Zafer TUĞRİÇERİ, Ersin SARACIK, CemCÜCENOĞLU, Murat KELEŞ, Ekin SELÇUK, Özdemir KALYONCU, İbrahim Can BAŞARIR, Seren KOÇOĞLU, Hatice Sibel AYTAN, Damla YEDİSAN, Mustafa ÖZLÜ, Zeynep HARPUTLUOĞLU, Erhan KARACA, Ezgi BAYTÖRE, Kamuran TERZİOĞLU, Mert ERAĞAN, Onur DOĞAN, Serkan AKSARI, Şeyma YÜREKİR, Erdi ARSLAN, Banu ÇAVUŞ, Esin KARAKAYA, Halis BAYRAKTAROĞLU, Murat HASGÜN, Anna ALTINOĞLU, Mehmet YÖNTEM, İpek ALKAÇ, Ferda ÖKTEM, Deniz İME), tüm öğrenci ve velilerimizin yeni yıla yeni umutlarla, birlik ve beraberlik içinde mutlu olarak girmeleri en büyük dileğimizdir. 2013 yılını tüm sevinç ve üzüntüleri ile uğurlarken 2014 yılına sizlerle birlikte mutluluk içinde girmenin heyecanını yaşıyoruz. Yeni yılın, hepimizin , hayal ve umutlarının gerçeğe dönüşeceği huzurlu ve başarılarla dolu bir yıl olmasını ve 2013 yılında gerçekleştiremediğimiz hayallerimize yeni yılda ulaşmayı diliyoruz.

Garanti Caz Yeşili konserleri, 2014 yılında her ay, farklı bir mekanda cazseverleri buluşturuyor. Yeni yılın ilk durağı Nublu; Ocak ayında MOP MOP ve Nadéah’i hayranlarıyla bir araya getiriyor.

NadéahUzun yıllardır dans müziğinden caza uzanan geniş bir yelpazede üretim yapan İtalyan müzisyen, DJ ve prodüktör Andrea Benini’nin özel projesi MOP MOP, 10-11 Ocak tarihlerinde Nublu sahnesinde yerini alacak.

Caz, funk, latin ve postmodern İtalyan estetiği arasında oldukça özel bir yerde konumlandırılan grup; Woody Allen’ın “To Rome with Love” filminin müziğinde de yer aldı. Son albümleri “Isle of Magic”le bugüne kadarki çalışmalarından çok daha derin ve organik bir sound yakalayan grup, Garanti Caz Yeşili konserleri kapsamında İstanbullu hayranlarıyla buluşmaya hazırlanıyor.

Nouvelle Vague’un solisti olarak ün kazanan Nadéah, Garanti Caz Yeşili konserleri kapsamında, 24-25 Ocak tarihlerinde Nublu sahnesinde olacak.

Annesinin plak koleksiyonu sayesinde Pink Floyd ve Led Zeppelin’i keşfederek rock müzik tutkunu oldu. Genç yaşlarda, vokalini geliştirmeye odaklandı. Leonard Cohen ve Tori Amos gibi isimlerden beslenerek, hayatın zorluklarını kaleme aldığı ve mizahi hikâyelerden beslenen şarkı sözleri yazdı.

Önce “Hollywood Mon Amour” projesine, sonra Nouvelle Vague’a solist olarak katıldı ve grubun 3. stüdyo albümünde yer aldı. Nadéah, kendi yaşam öyküsünden önemli ipuçları taşıyan ilk albümü “Venus Gets Even” ile dikkat çekiyor.

Her iki etkinlik için kapılar 22.00′de açılacak. Gecenin ilk seti 23.30′da, ikinci seti 01.00′de başlayacak. Etkinliğin giriş ücreti ise 40 TL.

ZETE

Kaynak :[-]

Oscar ödüllü yönetmen Martin Scorsese’nin yeni filmi “The Wolf of Wall Street” Akademi özel gösteriminde seyircilerden geçer not alamadı

Martin Scorsese

“Sıkı Dostlar / Goodfellas”, “Köstebek / The Departed” ve “Göklerin Hakimi / The Aviator” gibi ödüllü filmlerin yönetmeni Martin Scorsese yeni filminin gösteriminde yuhalandı.

Leonardo DiCaprio’nun başrolünde olduğu ve Jordan Belfort’un Wall Street’teki yükselişini konu alan yeni Scorsese filmi “The Wolf of Wall Street” sert eleştiriler aldı. Los Angeles’taki Samuel Goldwyn Tiyatrosu’nda Akademi gösterimi yapan film seyirciler tarafından hayal kırıklığıyla karşılandı. Oyuncu Hope Holiday filmle ilgili olarak, “Dün gece Akademi’de resmen işkence yaşandı. ‘The Wolf of Wall Street’ üç saatlik bir işkenceydi. Aynı rahatsız edici şeyi tekrar tekrar kullanmış. Filmden sonra birçoğumuzun katılmaya gerek duymadığı bir soru-cevap kısmı yaşandı. Leonardo DiCaprio ve Martin Scorsese kapıdan dışarı çıktıklarında filmin senaristlerinden biri Scorsese’ye koşarak ‘Hepsi senin suçun. Film berbat!’ diye bağırdı” diye yazdı. “The Wolf of Wall Street” filmi şu ana dek 2 Altın Küre adaylığı kazandı.

Efsane Heavy Metal grubu Metallica 8 Aralık’ta Antartika’da tarihinin en sessiz ve en az seyircili konserini vererek tarihe geçti. O tarihten bu yana Penguenlerin ne düşündüğünü bilemiyoruz elbette fakat Tüm kıtalarda konser tamamlandı. “Sıra nerede?” demeden geçemiyoruz.

penguenler-ve rock

Dünyanın en ünlü heavy metal gruplarından biri olan Metallica, 8 Aralık’ta Antartika’da yaklaşık yüz kişilik “dev” bir konser verdi. Antartika’da verdiği konserle bir ilke imza atan grup, dün resmi Facebooksayfasından olayı, “Bir yıl içinde yeni kıtada konser vererek tarih yazdık” sözleriyle duyurdu.

Coca Cola Zero Güney Amerika organizasyonunun sponsorluğuyla gerçekleştirilen konserde Metallica grubu da bir hayalini gerçekleştirmiş oldu. Zira grup üyeleri, uzun zamandır her konser sonrasında verdiği röportajlarda Antartika’nın en çok konser vermek istedikleri yer olduğunu tekrarlıyordu.

metalika-antartika-konseri

Metallica’dan önce Live8 kapsamında Nuntaka adlı bir indie grubun performansını 17 kişi izlemiş(+Penguen sayısı hakkında net bilgi yok), konser tüm dünyada canlı yayınlanmıştı.

Grup Antartika’da, bir çadır içinde, neredeyse hiç anfi kullanmadan ve tüm elektriği güneş panelleriyle elde ederek verdiği konserde, sırasıyla Creeping Death, For Whom The Bell Tolls, Sad But True, Welcome Home (Sanitarium), Master Of Puppets, One, Blackened, Nothing Else Matters, Enter Sandman, Seek & Destroy parçalarını seslendirdi. Konser sırasında amfi kullanılmaması Antartika konserine aynı zamanda grubun “en sessiz” konseri unvanını da kazandırdı.

Konserin tamamını ve sahne arkasını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz. (Kameraman Penguenleri çekmemiş özür dileriz)

Kaynak : onedio.com

Nar Sanat İstanbul Eğitim Ve Kültür Sanat Derneği, pek çok sanat faaliyetlerine Oda Orkestrası ile bir yenilik daha ekliyor.

nar-sanat-oda-orkestrasıKurulduğundan bu yana pek çok dalda eğitim veren,  söyleşiler, konserler ve sergilere imza atan derneğimiz bu yıl içerisinde “Nar Sanat Tiyatrosu” adı altında sahne sanatlarında da faaliyetlerine devam ederken alınan karar doğrultusunda “Nar Sanat Oda Orkestrası” kurma çalışmalarına başladı. Bu doğrultuda Nar Sanat Oda Orkestrası’nda çalmak üzere, belirli seviyede gönüllü yaylı ve üflemeli enstrümanistler aranmaktadır.

Nar Sanat Yeni Logo4

Detaylı bilgi için 0212 570 80 68.

Müzikal özgeçmişinizi [email protected] adresine gönderebilirsiniz.

 

SONY DSCÖzel Nar Sanat Eğitim Kursu öğrencilerinin hazırladığı yılın son konseri izleyicisiyle buluşuyor. Öğrencilerimizin coşkuyla hazırlandığı konser cumartesi ve pazar günü Nar Sanat salonunda gerçekleşecek.

21.12.2013 Cumartesi Programı Saat: 18:00

Eğitmen: Ekin SELÇUK

  • Dilay SINANMIŞ – Yankee Doodle & Salut Au Printemps
  • Selin ÖZ – Carry Me Back To Old Virginny
  • Sıla Meryem İNAL – Row Row (Kürek Çekelim) & Dilim Yandı
  • Ceylin GÖNENÇ – Yavaşça Kürek Çekelim & Balerin
  • Beray BOZ – Menuet
  • Melisa KAYA – Gavotte & Samanyolu
  • Defne KORKMAZ – Gayda Çalgıcıları Geliyor (Musette) & Düşmeden Dağa Tırmanalım
  • Başak SAİT – Sonatin Op. 57 No:1 Allegro Moderato – Allegro Grazioso
  • Ege YILMAZ – Love Me Tender & Deniz ve Mehtap
  • Kayra EMİR – Tuna Dalgaları
  • İklim KELEŞ – The Band Played On (Düet: Ekin SELÇUK) & Greetings (Düet: Ekin SELÇUK) & Gün Doğuşu
  • Arda SERT – Hava Nagila & If I Were A Rich Man & Polyuşka Pole & Miki Fare’nin Dansı

22.12.2013 Pazar Programı Saat: 16:00

Eğitmen : ŞEYMA YÜREKİR

  • Mehmet Egemen HIZLIBAŞ – Childeren’s Corner
  • Öykü UFACIK – Vieille Danse Allemande
  • Sude ÇAĞLAR – Swans On The Lake
  • Sudenaz GÜNEY – Prensesin Valsi
  • Ayşe ÇAPKIN – Çanlar
  • İnci SARACIK – Yankee Doodle & Banjo Çalgıcısı
  • Eliz Canse GÖYSAL – Etüt
  • Elif Ela OKUDAN – The Scissers Grinder
  • Merve AYANOĞLU – 9. Senfoni & Kızıldereliler
  • Kaan ÇAĞLAR – Etüt
  • Öykü BOYOĞLU – In The Hall Of The Mountain Bear & Menuet
  • Bengisu ÖZCAN & Meltem KARAAĞIL – Pleyel  Duo
  • Jbid GÖKTAŞ – Etüt
  • Zeynep Aylin ORTANÇ – A Little Flower

Ücretsiz olarak düzenlenecek konser programımıza davetlisiniz.

 

Oscar ödüllü yönetmen James Cameron, ilkini 2009 yılında çektiği Avatar filminin devamını Yeni Zelanda’da çekmek için hazırlıklara başladığını açıkladı.

avatar-filmi

Oscar ödüllü yönetmen James Cameron, ilkini 2009 yılında çektiği Avatar filminin devamını Yeni Zelanda’da çekmek için hazırlıklara başladığını açıkladı.

Ünlü yönetmen, başkent Wellington’da Başbakan John Key ile düzenlediği ortak basın toplantısında Lightstorm Entertainment ve Twentieth Century Fox şirketleri tarafından çekilecek üç filmin yapımcılığını Jon Landau’nun üstlendiğini belirtti.

“Titanic”, “Alliens” ve “The Terminator” gibi efsanevi filmlerin yönetmeni Cameron, Avatar’ın devamı niteliğindeki üç filmin 2015’ten itibaren dokuz ay içinde çekileceğini söyledi.

İlk filmi Aralık 2016’ya yetiştirmek istediklerini kaydeden Cameron, ikinci filmin 2017, üçüncü filmin ise 2018’de gösterime gireceğini ifade etti.

Cameron, filmlerin bazı sahnelerini saniyede 48 kare kullanarak çekecek. Filmlerde genellikle saniyede 24 kare kullanılıyor.

Üç boyutlu çekilecek filmler için bütçenin yüzde 25’ini Yeni Zelanda hükümeti karşılayacak.

Dünya çapında yaklaşık 2,8 milyar dolar gişe geliri elde ederek sinema tarihinin en kazançlı filmlerinden biri olan Avatar, 67. Altın Küre Ödülleri’nde En İyi Film ve En İyi Yönetmen ödüllerine, 82. Akademi Ödülleri’nde de “En İyi Sanat Yönetmeni”, “En İyi Görüntü Yönetmeni” ve “En İyi Görsel Efekt” dallarında üç ödüle layık görülmüştü.

Pandora adlı bir gezegende geçen film, mavi derili, insansı görünümlü, barışçıl olan Na’vi halkı ile gezegeni ele geçirmeye çalışan insanların öyküsünü anlatıyor.

James Cameron, 26 Mart 2012’de “Deepsea Challenger” adlı tek kişilik denizaltı ile Mariana Çukuru’na inerek 50 yıl aradan sonra çukura giden ilk insan olmuştu.