Yazılar

Bilim insanları tarafından gerçekleştirilen araştırmalar, sanat dallarının toplum yapısı içinde birbirlerinden bağımsız düşünülemeyeceğini ortaya koymaktadır. Bu açıklamadan resim sanatı, müzik sanatı, heykel sanatı denildiğinde bir bütünü kapsayan tanımların söz konusu olduğunu anlayabiliriz.

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak, bizlerde sizlerle sanatın her dalını, her açısını paylaşmak niyetindeyiz. Bu kapsamda ilk olarak Müzik sanatını bölüm bölüm ele alacağız.

Din, töre, mitoloji, gelenek gibi toplumsal kurumlarla müzik arasındaki etkileşimi inceleyen müzikoloji, müziğe yönelik bilim disiplinlerinin genel adı olmasına rağmen, yöntem açısından Etnomüzikoloji’den farklıdır. Müziğin kültür içindeki araştırmaları yüz yıllardır yapılmaktadır.

Yapılan tüm araştırmalarda olduğu gibi müziğe yönelik incelemelerde de “ne, nasıl ve neden” sorusu büyük önem taşımaktadır. Bu noktada bilinmesi ve fark edilmesi gereken temel nokta müzik yapmak ile müziği incelemenin birbirinden farklı olduğudur.

Müziği yapmak; müzik icra etmek, çalmak, söylemek, bestelemek anlamını taşırken, müziği incelemek ise müzik adına kuramsal, yönteme dayalı incelemek yapmak olarak tanımlanabilir.

Seslerle var edilen müzik, zihinde duyumsanmaktadır. Bizler, doğaya özgü nesneleri, olayları ve ilişkileri zihnimizde duyumsayarak içselleştiririz. Her sanat dalında olduğu gibi müzik sanatında da öncelikle duyulara yönelik insani edimler söz konusudur. Aslında müziğin insani yönünün olması müzisyen tarafından üretilmiş olmasından kaynaklanır. Yani müzik kendi kendine olan bir şey değildir. Tıpkı Nicholas Coook’un dediği gibi “Müzik bizim yaptığımız ve anlam verdiğimiz bir şeydir. İnsanlar müzikle düşünür, onunla kendilerinin kim olduğuna karar verip, kendilerini anlatırlar.”

narsanat toplanti 2015-2016

Hem iddialısınız, hem işinizi iyi yaptığınızı düşünüyor, hem  enerji dolusunuz, hem de… Siz hala kapitalist ve sömürgeci kolejlerde mi çalışıyorsunuz? Valla size yazık! İnanın doğru söylüyoruz yani, vallahi bak!

Ailemize 2016-2017 eğitim dönemi için; yeni (kullanılmamış veya az kullanılmış ya da en azından az yıpratılmış) sanat ile ilgili dallarda büyüen nar sanat ailesine öğretmenler / eğitmenlere ihtiyaç var. Lütfen aşağıdaki nitelikleri taşıyan ve okuduğunu anlayanlar başvursun. (Bu ne yahu!)

Bir bakalım alınacak arkadaşlarda neler arıyormuşuz?

-TERCİHEN İNGİLİZCE BİLEN (Demiyoruz, diyemiyoruz demeye çalışsak dahi anlamı yok!)

Ama “bir dil bir insandır.” sözünden yola çıkarak bir dil biliyorsanız sizin adınıza seviniriz bizim için çok önemli değil. Çünkü literatürü takip dışında yapacağınız işle bir ilgisi yok. Fakat som yıllarda irili ufaklı sadece yurt içine çalışan dille ilgisi olmayan tüm firmalar dahi İngilizce bilen eleman arıyor. Bir bildikleri olmalı. Biz onlar kadar bilemeyiz değil mi?

ARAŞTIRMACI, ÖĞRENMEYE AÇIK (Mümkün müdür ki? Bizce mümkün.)
O kadar işin arasında sizi eğitecek ne paramız, ne de zamanımız var. Mesleğinizle ilgili gelişmeleri iş saatleri dışında kendiniz araştırıp öğrenmek zorundasınız. Yani onca yılda sanatınızı, işinizi öğrenemediyseniz zaten araştırmasanız da olur aslında, hayatı ve şansı fazla zorlamamak lazım değil mi?

İNİSİYATİF SAHİBİ (Bu çok önemli öyle demeyin. Söylerken insanın ağzında kalabalık oluyor, deneyin valla bak! “binaenaleyh insiyatif sahibi” istiyoruz!) 

Üstlerinden habersiz iş yapabilecek, ancak başarısız olursa canına okunmasına katlanabilecek…(Kesin bilgi yayalım) Ha hiç bir şey  sahibi değilseniz ve “özel mülkiyete” karşıysanız zaten “inisiyatif” sahibi de olmayın canım ne var yani!

SİSTEM OLUŞTURABİLEN (kendine ait bir sistem oluştur bize yeter)
ISO çalışmalarına başladık. Yazılacak 88 adet prosedür var. (Kağıda boğacağız sizi)(yok yok şimdilik şaka) yeter ki iş sistematiğiniz olsun. (Var değil mi?)

SORUMLULUK ALABİLEN
Vergi, sigorta müfettişleri bir usulsüzlüğü yakaladığında! “Valla üstlerimin bu işlemlerden hiç haberi yoktu, onlara danışmadan kendim yaptım…” diyebilecek, saflıkta olan demiyoruz, diyemiyoruz ama demek istiyoruz ki demeyeceğiz. Sanat ve vergi, sigorta usulsüzlük gibi konulara hakim (!!!)  hımm bu maddeyi kimse yemez ama olsun. (olmaz deme hayatta her şey mümkün) . Zor şartlarda çalıştırdığımız hocalarımız gibi;

sartlar-zor

ERKEK ADAYLARIN ASKERLİĞİNİ YAPMIŞ OLMASI (Asker selamı veremiyorsanız sanat yapamazsınız!)
Kadınsanız askerlik yapmış olmanız gerekmiyor yani.( Ne! İsrailli misin?Olur olur tabü!) Tamam tamam askerlik yapmamışsa da olur ısrar etmiyoruz.Ama 2 ay sonra gidecekler değil tabii…

BİLGİSAYAR KULLANABİLEN 
Valla geçen gün müdür dersliklere bilgisayar koysak mı demişti, ya koyarsa.(Tedbirli olmak lazım, hem ders esnasında sosyal medyayı boş bırakmaya gelmez muhakkak bir şeyler paylaşmak lazım. Değil mi?)

KARİYER OLANAKLARI SUNAN ŞİRKETİMİZ

Başlangıç ücreti olarak piyasanın altında veriyoruz(!)-sahi alt neresi , üst neresi?-, ama burada gece yarılarına kadar çalışıp yöneticilerin de gözüne girerseniz sizi terfi ettirebiliriz.  ( Mesela gitar telinden sorumlu gitar eğitmeni, Keman yaylarından sorumlu yaylanmayan keman şefi gibi)

SEYAHAT ENGELİ OLMAYAN 
Altınıza bir araba vereceğiz, o şehir senin, bu kasaba benim deli dana gibi dolaşacaksınız. Evliyseniz sorun olabilir, isterseniz eşinize bir danışın.Ya da hiç danışmayın, bu sizin için iyi bir fırsat olabilir. Artık ona siz karar verin. Çünkü şehir, hatta inanın ülke dışından bile arayıp sanat dersleri isteyenler var inanmıyorsanız gelin çalışanların telefon ile yaptıkları konuşmaları dinleyin. Tüm ihtimali düşünerek “seyahat engeli falan olmasın” hem ilana yazınca havası oluyor dedik. Kötü mü yaptık yani?

B SINIFI EHLİYET SAHİBİ–Olmazsa A-Z arası herhangi bir sınıfta olabilir– SÜRÜCÜ BELGESİNE SAHİP (neyi nerenize süreceksiniz vallahi bizde bilmiyoruz!) 

Size araba vereceğiz ama şoför veremeyeceğiz en kötü ihtimalle araba lastiği veririz (Yani bunu da hatırınız için veririz, sanat eğitimiyle araba isteğiniz yan yana şık durmaz mı?). Uzun yola alışıksınızdır umarız. Malum kurum dışında önümüze gelene sanat eğitimi veriyoruz(!), bakkala falan gönderiyoruz. Olur mu olur!

İNSAN İLİŞKİLERİNDE BAŞARILI 
Şirketimizde herkes birbiriyle kavgalı, kimse kimseyle geçinemiyor. Bir de sizle uğraşmayalım. Üst yönetimin hoşuna gidebilecek şeyleri yapabilen, yalakalık becerileri gelişmiş. Dedikodunun dibine vuran kişilere acayip ihtiyacımız var. he vallahi hee! Dens?

IMG_1736

İKNA KABİLİYETİ OLAN 
Öğrenci ve velilerimiz kalitesiz ve seviyesiz sanat eğitimini daha pahalıya almaya razı ettikten sonra, derslikte hiçbir şey yapmayıp yayılacak ve sosyal medyanın dibine vuracak hatta dersteyken yaptığı skorları veli ile paylaşacak onu bunu beğenecek, (burada sosyal medya uzmanlığı devreye giriyor) dersten çıkınca veli ve müdürü bu konuda ne kadar iyi eğitim verdiğine ikna edebilecek kadar ikna kabiliyeti şart. ( Bu madde BİLGİSAYAR KULLANABİLEN maddesiyle de ilişkili galiba)

ANALİTİK DÜŞÜNEBİLEN 
Ne bütçeyi tutturabiliyoruz, ne de muhasebe hesaplarını. Her şey Arap saçına (Gerçi burada kastimiz Arapları aşağılamak değil ama geçen yıl trend olmuştu arapa arap demek 10 kusurlu hareketten biriydi) döndü. Biri bizi bu durumdan kurtarsın. Bu da olsa olsa sanat eğitmenleridir zaten. Hadi şimdi analitik düşünelim fakat önce … unuttum!

TERCİHEN YÜKSEK LİSANS, DOKTORA VE ÜSTÜ, KONUSUNDA EN AZ 20 YIL DENEYİMLİ 30 YAŞINI AŞMAMIŞ. ”  (Süperman neredesin?)
Oha demeyin! Aslında ne istediğimizi biz de tam bilmiyoruz, bu özelliklere sahip aday bulabilir miyiz onu da bilmiyoruz. Ama müdürümüz yazın havası olur “dedi. Ama bak vallahi  ilan havalı oluyor. Yalan mı ha, yalan mı?

GENEL KONULARI DA EKLEYELİM…

Tercihen muhasebe bilen, finansal analiz, istatistik, CAT, proses, kaynak,demir doğrama,  reanimasyon,MS Project, PMP Sertifikasına sahip, kalıpçı, amuda kalkabilen, CNC Router, Frezeci,  olursa off ki off dadından yenmez !)

Şimdi bunları niye istiyoruz diye bir sorun hele! Çekinmeyin sorun yaa! Sizi tam olarak nerede kullanacağımızı veya bunları neden istiyoruz muhasebe ne alaka pmp nedir CAT n’oluyor biz de bilmiyoruz. Ne kadar çok vasfınız olursa o kadar iyi… Hele bir siz işe başlayın. Gerisini sonra düşünürüz. Ha unutmadan büro makinelerini ve inşaat makinelerini da kullanırsa bi dalda biz alırız yani!

Daha yazardık ama yer kalmadı şimdilik bunlarla idare edelim.

Haydi bakalım bu şartlar dahilinde

Not: M.E.B.’a  Bağlı olmamızdan  dolayı (biliyorsunuzdur fakat biz yine de yazalım) elbette ilgili okul mezunu olunması gerekmektedir.

  • Sahne sanatları
  • Görsel sanatlar
  • Müzik dallarında

Öğretmen/Eğitmenlik için hemen başvurun ama sadece lütfen e-mail ile. 

Mail adresimiz:  [email protected]

Resim Akademi 2016

Nar Sanat Eğitim Kursu, Resim dersleriyle Akademi Yolunda…

2009’dan bu yana İstanbul Bakırköy’de Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak, sanat alanında eğitim veren özel bir kurum olan Nar Sanat Eğitim Kursu, Tiyatro,Dans,Müzik,Resim gibi ana sanat dallarında dersler vermektedir.

Bunun yanı sıra, Öğrencilerin Kendilerini gösterebilmeleri için eğitim aldıkları alanlarla ilgili yıl içinde ve yıl sonunda geniş kapsamlı olarak etkinlikler düzenlenmektedir.

Nar Sanat Eğitim Kursu, Akademi Resim sınıfında yer alan öğrencileri  Yetenek Sınavlarına hazırlayarak Türkiye genelinde yer alan, üniversitelere öğrenciler yerleştiriyor.

İşte Türkiye’deki ”Yetenek Sınavlarını” gerçekleştiren Üniversiteler.

İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

ÖZYEĞİN ÜNİVERSİTESİ-İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

TOBB EKONOMİ VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

MEF ÜNİVERSİTESİ – İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

KADİR HAS ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

TİCARET ÜNİVERSİTESİ-İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

YAŞAR ÜNİVERSİTESİ-İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

GEDİZ ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ-İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ-İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

MEF ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

ATILIM ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ – İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

MELİKŞAH ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

ULUSLAR ARASI ANTALYA ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

SABAHATTİN ZAİM ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK

HASAN KALYONCU ÜNİVERSİTESİ – İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ-İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

BİLGİ ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK ÜNİVERSİTESİ

İHSAN DOĞRAMACI BİLKENT ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ –İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

IŞIK ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

ORHANGAZİ ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

FATİH SULTAN MEHMET VAKIF ÜNİVERSİTESİ – İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

AREL ÜNİVERSİTESİ – İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ-İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ-İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

NUH NACİ YAZGAN ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ-İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ- İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ-İÇ MİMARLIK BÖLÜMÜ

PLATO MESLEK YÜKSEK OKULU – GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

OKAN ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ- GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

MERSİN TOROS ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL NİŞANTAŞI ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL ŞİŞLİ MESLEK YÜKSEK OKULU- GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL BEYKENT ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL AREL ÜNİVERSİTESİ- GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL DOĞUŞ ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL KADİRHAS ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL ATAŞEHİR ADI GÜZEL MESLEK YÜKSEK OKULU- GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ- GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

TURGUT OZAL ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ –GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ- GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

BARTIN ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ- GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

TRAKYA ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ- GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL IŞIL ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

KKTC YAKINDOĞU ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL KAVRAM MESLEK YÜKSEK OKULU –GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL ESENYURT ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL KADİRHAS ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

HİTİT ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL GELİŞİM ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

GEDİZ ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

FARUK SARAÇ TASARIM MESLEK YÜKSEK OKULU –GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ –GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

AMASYA ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

KIRŞEHİR AHİ EVRAN ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

GEDİK MESLEK YÜKSEK OKULU-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

SİNOP ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

NEVŞEHİR HACI BEKTAŞİ VELİ ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUKL YAŞAR ÜNİVERSİTESİ – GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

DÜZCE ÜNİVERSİTESİ – GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

FIRAT ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

ANTALYA AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

ESKİŞEHİR ANADOLU ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL HALİÇ ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL ŞİŞLİ MESLEK YÜKSEK OKULU-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL GELİŞİM ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL PLATO MESLEK YÜKSEK OKULU-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

FARUK SARAÇ TASARIM MESLEK YÜKSEK OKULU-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ-GRAFİK TASARIM BÖLÜMÜ

ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL AREL ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

SAKARYA ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

ORDU ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

TUNCELİ ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

MERSİN ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

NİĞDE ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

ADANA ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

EGE ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL MARMARA ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL BEYKENT ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL ATAŞEHİR ADI GÜZEL ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL OKAN ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL NİŞANTAŞI ÜNİVERSİTESİ- MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL KAVRAM ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL AREL ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

İSTANBUL BEYKENT ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

ABANT İZEET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

UŞAK ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

AYDIN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

ANKARA ÜNİVERSİTESİ-MODA TASARIM BÖLÜMÜ

 ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
 ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ –RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ –RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
ANADOLU ÜNİVERSİTESİ –RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ –RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
CUMHURİYET  ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ –RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
 DİCLE ÜNİVERSİTESİ –RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
DOKUZ EYLÜL  ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
 ERCİYES ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
GAZİ ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ- RESİM ÖĞRETMENLİĞİ
 İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
 KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMELİĞİ BÖLÜMÜ
 KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
MİMAR SİNAN ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
 MARMARA ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
MUĞLA ÜNİVERSİTESİ- RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ –RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
 NİĞDE ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
  ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ –RESİM ĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
 SAKARYA ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
 SELÇUK ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ
ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ-RESİM ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ
ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ(ODTÜ)- ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
TOBB EKONOMİ VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ-ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ-ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ-ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
ÖZYEĞİN ÜNİVERSİTESİ-ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
İSTANBUL BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ- ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
İSTANBUL KADİRHAS ÜNİVERSİTESİ-ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
İSTANBUL AREL ÜNİVERSİTESİ- ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
MELİKŞAH ÜNİVERSİTESİ-ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
GAZİ ÜNİVERSİTESİ-ENDÜSRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
İSTANBUL MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ-ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
SELÇUK ÜNİVERSİTESİ-ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ – ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ-ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
KARABÜK ÜNİVERSİTESİ – ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
Akademi Resim” ders içeriği ile ilgili detaylı bilgileri aşağıda yer alan adresten sağlayabilirsiniz.

 

Burcu KAYIK

[email protected]

dunya-sanat-gunuDünya Sanat Günü, her yıl Nisan ayının 15. günü kutlanan, sanat etkinlikleri düzenlenip cadde ve sokakların sanat eserleri ile süslenildiği bir gün olarak kabul edilir. 2012 yılı itibariyle kutlanmaya başlanılmıştır.

Tarihçe

Türk sanatçı ve Ulusal Plastik Sanatlar Derneği (UPSD) Başkanı Bedri Baykam, International Associations of Art (IAA), (Türkçe:Uluslararası Sanat Derneği)’ın 2011 yılında Meksika’da yapılan genel kuruluna Türkiye temsilcisi olarak katılmıştır. Baykam, toplantıda Leonardo da Vinci’nin doğum günü olan 15 Nisan’ın Dünya Sanat Günü olarak kutlanmasını önerdi. Bu öneri çoğunluk oyu alarak, her yıl 15 Nisan tarihinde World Art Day (WAD) olarak kutlanılması kararı alındı.

Türkiye’de kutlamalar

İlki 15 Nisan 2012 tarihinde yapılan kutlamalar İstanbul ilinde bulunan Abdi İpekçi caddesinde kurulan sahnede yapıldı. Ayrıca Maçka Demokrasi Parkı’nda bulunan UPSD Sanat Galerisi’nde gerçekleşen Dünya Sanat Günü Sergis‘nin ardından Bring your own Bottle (Kendi Şişeni Getir) partisi düzenlenmiştir. Türkiye’nin çeşitli illerinde ise bazı sanatsal etkinliklerle kutlanmıştır. İstanbul ilinde Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği bünyesinde birçok sanat etkinliği her yıl sahneye konuyor. İzmir ilinde Sokak tiyatrosu, dans – müzik, Resim – Fotoğraf – Heykel – Seramik, Sinema, Müzik, Bildiri, Söyleşi, Edebiyat ve Tiyatro sanat dallarında kutlamalar ve gösteriler yapılmıştır.

romanEdebiyat, yaratıcılığa dayanan bütün sanat dallarında olduğu gibi, özneldir. Belirli ve herkes için geçerli ölçütlerle değerlendirilemez bu alanda verilen eserler. Yine de edebiyat eserlerini, çağdaşları ve toplum üstündeki etkilerinden yola çıkarak bir değerlendirmeye tutabiliriz. Özellikle söz konusu olan tür romansa, onların kendinden sonraki eserleri nasıl etkilediği, öbür yazın türleri üstündeki etkisinin ne olduğu ve okurların gözünde nasıl bir yer edindikleri önemlidir. Bunun içindir ki onlarca yıl önce yazılmış bir roman hâlâ okunur, edebiyat dünyasını ve bireyleri bugün de etkilemeye devam eder.

Aşağıda, 20. yüzyılda yazılan ve mutlaka okunması, anlaşılması gereken 50 roman listesi yer alıyor. Kitapların sıralaması yazıldıkları yıllara göre yapılmıştır.

1. Şikago Mezbahaları (1906) – Upton Sinclair

İşçi sömürüsünü ve Amerika’daki yetersiz gıda güvenliğini sergileyen roman, Başkan Roosevelt’in 1906′da sağlıkla ilgili iki yasayı geçirmesine neden oldu.

2. Dönüşüm (1915) – Franz Kafka

Dönüşüm, varoluşçuluğu temele alan mükemmel romanlardan biridir. Kafka’nın karakteri Gregor Samsa, bir sabah uyandığında kendini bir böcek olarak bulur. Bu böcek metaforu ise bütün toplumsal rahatsızlıklara cesaret kırıcı bir bakış açısı sunar.

3. Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi (1916) – James Joyce

Bu yarı otobiyografik roman, cinselliğe, sürgüne, sömürgeciliğe ve estetiğe bir yolculuk yapar. Kitap, Joyce’un kendisiyle mücadelesine ayna tutmaktadır.

4. Siddhartha (1922) – Hermann Hesse

Roman, yalnızca Siddhartha Gautama’nın hikâyesini anlatmaz, Siddhartha’yı yüce Buda olarak tanımlar, çünkü ana karakter ona benzer bir aydınlanma yolu izler. Yolculuğu boyunca karşılaştığı herkes ve yaşadığı her olay, Siddhartha’ya değerli bir katkıda bulunur.

5. Muhteşem Gatsby (1925) – F. Scott Fitzgerald

Caz çağının alegorisi olma özelliği taşıyan ünlü roman, “Amerikan Rüyası”nın çöküşünü, lüks bir hayat süren bir adamın hüzünlü hikâyesi yoluyla anlatır.

6. Döşeğimde Ölürken (1930) – William Faulkner

Bilinçakışı yöntemiyle yazılan romanda, on beş farklı anlatıcının ağzından karışık bir düzende aile bireylerinden birisinin gömülme arzusu yerine getirme çabası anlatılır.

7. Mübarek Toprak (1931) – Pearl S. Buck

Dünya Savaşı’ndan sonra, bir çiftçi ve karısının yaşam savaşının betimlemesi özelliği taşıyan roman, çiftçinin ve ailesinin, yaşamlarını kontrol etme hikâyesini zaman ve yer kavramlarını aşarak anlatır.

8. Dalgalar (1931) – Virginia Woolf

Sansür döneminde kadınların arzularını ve eşcinselliğini oldukça keskin hatlarla ve açıksaçıklıkla araştıran Woolf, bu kavramların “edepli toplum” değerlerinden öte bir yerde düşünülmesi için okurlarına meydan okur. Arkadaşları karşılıklı bir trajedide hemfikir olurken birçok fikir ve felsefe nihai feminist hareketin belirginleştiğini ima eder.

9. Fareler ve İnsanlar (1937) – John Steinbeck

Büyük bunalım boyunca fakirlik ve eziyetle mücadele eden iki göçmen işçinin trajik ve tozlu hikâyesi, Steinbeck’in en meşhur eserlerindendir. Kahramanlarının birbirleriyle olan ilişkisini ve etraflarındaki umutsuzluğu inceleyen bir eserdir.

10. Tanrıya Bakıyorlardı (1937) – Zora Neale Hurston

Antropolog Hurston, Karaib ve ya Afrika soyundan gelen Amerikalıların kişisel deneyimerine ışık tutmak için Amerika’nın güneyi ve Karayipler ile ilgili araştırmasına dikkat çeker.

11. Sessiz Gezegenin Dışında (1938) – C.S. Lewis

Lewis, Narnia gibi canlı ve hayal gücü kuvvetli bir dünyada, insan içgörüsüne bazı fantastik yaratıklarla uzaylı manzaraları yerleştirerek bilimkurguyu çözmeye çalışır.

12. Hoşça Kal Berlin (1939) – Christopher Isherwood

Bir hiciv geçidi, eksantrik ve grotesk figürlü, ilginç hikâyeler dizisi, Berlin’deki Nazi saldırısının öncesinde ana karakter Isherwood’un başına gelen olaylardan esinlenerek ortaya çıkmıştır.

13. Altın Gözde Yansımalar (1941) – Carson McCullers

Carson McCullers, ABD’nin güneydoğu eyaletlerinden birinde, barış zamanı bir ordugâhta geçen bu romanında, beş kişinin yalnızlıkları, düşleri, saplantıları, başarısızlıkları ve zaaflarından bir “insani cehennem” örüyor.

14. Yabancı (1942) – Albert Camus

Varoluşçu bir roman olarak etiketlenmesine rağmen, Camus, politika, felsefe, edebiyat ve din gibi çok geniş bir açıdan alır sorunları. Romanda bir katilin hayatında gittikçe artan absürt ve ruhsuz olayları anlamlandırma çabası yer alır.

15. Başka Sesler Başka Odalar (1948) – Truman Capote

Old South, etrafında bir viraneye dönüşürken genç bir çocuk tanımadığı akrabalarıyla yaşamak için gönderilir ve kendisini insanlığın anlamını, onun güzel ve karmaşık yapılarını sorgularken bulur.

16. 1984 (1949) – George Orwell

1984, şimdiye kadar yazılmış en etkili politik ve distopik romanlardan biridir. Bu tartışmasız klasik, bireyin toplumla olan ilişkisini dikkatli bir biçimde irdeler. Sadık bir sosyalist olan Orwell, komünizm, faşizm ve totalitarizmin mantıksal aşırılıklarını ortaya çıkarmak niyetindedir ve bunu büyüleyici ve korkunç anlatımı ve diliyle yazmıştır.

1951 yılında yayımlanmasına rağmen, Salinger’in ikonik, isyankâr antikahramanı Holden Caulfield hâlâ yaşamaktadır ve Amerikan toplumunun iki yüzlülüğünü ve sahtekârlığını dile getiren güvenilmez bir ses olarak da okunmaktadır.

18. Görülmeyen Adam (1953) – Ralph Ellison

Çok az roman insan hakları hareketinden önce Afroamerikan toplumunun duygularını Görülmeyen Adam kadar iyi yakalamıştır. Ellison, marjinalleşme, hayal kırıklığı ve çağdaşlarını değersizleştirme gibi kavramları politik bir bireşime dönüştürmektedir.

19. Sineklerin Tanrısı (1954) – William Golding

Makro konuya mikro bir bakış getiren roman, bir uçak kazasından sonra adaya sıkışan, orada uygarlık çatışmalarına ve farklı gruplaşma yolları arayan ve bunu, gücü güvence altına almak için yapan İngiliz okul çocuklarının hikâyesini anlatır.

20. Lolita (1955) – Vladimir Nabokov

Birçok okur romanın merkezindeki tartışma yaratan pedofili ilişkiyi görüp, romanın özünü atlamıştır. Lolita, kurbanla kurban eden arasındaki çizginin bulanıklaşmasını özenle inceler.

21. Şafak Tapınağı (1956) – Yukio Mişima

İnsan zihninin gizli kalmış yerlerini usta bir anlayışla anlatan Mişima, tapınaktaki evi tarafından büyülenen genç Budist’in deliliklerini ve eziyetlerini incelemektedir.

22. Zen Kaçıkları (1958) – Jack Kerouac

Beat neslinin temel taşı olarak bilinen Kerouac, özgür Zen Kaçıkları’nda konformist Atom Çağı’nda, toplumun gittikçe sertleşen anlam arayışını net bir biçimde gösterir.

23. Gece (1958) – Elie Wiesel

Çok az roman, soykırımın onur kırıcı ve iç burkan korkularını toplama kampında geçen, yarı otobiyografik, didaktik ve trajik bu roman kadar iyi anlatabilir.

24. Parçalanma (1958) – Chinua Achebe

Igbo lideri Okonkwo, kabilesinin hem içerde hem de İngiliz kolonisi gibi dış kaynaklarla parçalanmasını izlemektedir. Bu roman postkolonyel edebiyat tarzında şimdiye kadar yazılmış en aydınlatıcı ve provokatif eserlerden biridir.

25. Bülbülü Öldürmek (1960) – Harper Lee

Lee’nin bu uzun eseri, zorlukların içinde dürüstlüğü devam ettirme ve toplumsal ahlakı sürdürebilme mesajlarını taşıyan, içerik bakımdan zengin bir romandır.

26. Madde 22 (1961) – Joseph Heller

Heller, bu kara mizah ögeleri barındıran romanında, absürt hükümet bürokrasisi yoluyla savaşa ve şiddete ciddi eleştiriler gönderir.

27. Otomatik Portakal (1962) – Anthony Burgess

Özgür iradenin sınırlarını ve doğasını sorgulayan bu provokatif ve distopik roman, sokak çetelerinin acımasızlığıyla hükümetin yaptığı tuhaf deneyleri konu edinir.

28. Guguk Kuşu (1962) – Ken Kesey

Zihinsel sağlık enstitüsü ve MKULTRA’da edindiği tecrübelerle ortaya çıkan Kesey’nin tartışmalı romanı, toplumun yanlış anlaşılan, aşağılanan ve gözden kaçanlarına bir ışık tutmaktadır.

29. Kedi Beşiği (1963) – Kurt Vonnegut

Kedi Beşiği’nde teknoloji, din, bilim ve soğuk savaş, nüktedan ve kırıcı bir mizaha kurban gitmektedir ki bu eser aynı zamanda ana ilkeleri de ayrıntılı biçimde inceler.

30. Herzog (1964) – Saul Bellow

Mektup tarzında düzenlenen bu roman, orta yaş bunalımına yenik düşen ana karakter Moses Herzog’un zihnine bir gedik açar.

31. Paris Bir Şenliktir (1964) – Ernest Hemingway

Bu yaratıcı romanda Hemingway, 1920′li yıllarda Paris’te bir göçmen olarak edindiği tecrübeyi ve sayısız önemli yazar ve sanatçıyla olan iletişimini dile getirir.

32. Kişisel Bir Sorun (1964) – Kenzaburo Oe

Ailevi sorumluluk ve gerçeklerden kaçış bu romanın merkezini oluşturur. Bir babanın, yeni doğan zihinsel engelli oğlundan uzaklaşmak gibi yüz kızartıcı kararı ve bu karardan kendini alkole ve kadınlara vererek vazgeçmesi anlatılır.

33. Maus Hayatta Kalanın Öyküsü (1972) – Art Spiegelman

Spiegelman’in babasıyla olan hasarlı ilişkisini düzeltme çabalarını anlatan ilginç bir hikâyeyle çerçevelenen iki ciltlik bu roman, soykırım edebiyatı ve grafik roman tarzına önemli bir örnektir.

34. Gravity’s Rainbow (1973) – Thomas Pynchon

II. Dünya Savaşı’nın tuhaf ve postmodern bir yorumu olan bu roman, birbirinden farklı gerçek konu ve fikirleri araştırırken 73 bölümde 400′ü aşkın karakteri uzun uzun anlatır.

35. Suttree (1979) – Cormac McCarthy

Ortada hiçbir neden yokken varlıklı bir adam, lüks hayatını terk edip Tennessee nehrindeki tekne evine kendini hapseder. Orada birçok kötü insanla karşılaşır, kendisi ve çevresi hakkında çok şey öğrenir.

36. Alıklar Birliği (1980) – John Kennedy Toole

Şimdiye kadar Pulitzer kazanmış ve aynı zamanda sevimli bir absürt tarzı olan romanlardandır. Toole, trajik ve gülünç olan New Orleans’ın bir portesini çizer.

37. The Color Purple (1982) – Alice Walker

Walker, 1930′ların Georgia’sında geçen bu romanında, o zamanlar görmezden gelinen bir grup olan Afroamerikan kadınların var olma mücadelesini ele alıyor.

38. Beyaz Gürültü (1985) – Don DeLillo

Postmodern bir ana karakter olan Jack Gladney ve ailesi, yerel bir felaketin ardından kendi varoluşlarını incelemeye başlar.

39. Watchmen (1986) – Alan Moore

Watchmen, soğuk savaş, Thatcherizm ve Reaganizm hakkında yorum yapan, geleneksel süper kahraman mitoslarını tahlil eden, yarı gafik tarzında yazılmış bir romandır.

40. Mutfak (1988) – Banana Yoshimoto

Tokyo’da kederin, yenilginin, aşkın ve yemeğin merkeze alındığı bir kitap olan Mutfak, Yoshimoto’nun ilk romanıdır ve toplum tarafından askıya alınan hayatın sınırlarına dikkatle bakan bir romandır.

41. Biz (1988) – Yevgeny Zamyatin

1920-1921 yılları arasında yazılan fakat 1988′e kadar basılmayan bu Zamyatin romanı, iki farklı Rus devriminden edinilen deneyimlerle ortaya çıkan totaliter, kötücül ve distopik bir geleceği anlatır.

42. A Good Scent from a Strange Mountain (1992) – Robert Olen Butler

Vietnam savaşından kısa bir süre sonra Louisina’da kendi yalnız hayatlarını dokumaya başlayan göçmenler, gaziler, fahişeler ve öbür yabancılaştırılmış insanları konu alan bir kitaptır.

43. Snow Crash (1992) – Neal Stephenson

Cyberpunk hareketinin temel taşlarından biri olan ve oldukça titizlikle yazılan bu roman, Second Life gibi metaverselerin, Google Earth gibi evrensel servislerin ve internet kültüründeki dil temelli fikirlerin nihai doğuşunu doğru bir biçimde öngörmüştür.

44. Art & Lies (1994) – Jeanette Winterson

Benlik, cinsellik, yaratıcılık hakkında sorular soran, Picasso’nun, Sappho’nun hayatını içeren büyülü gerçekliğin postmodern bir eseridir.

45. Life After God (1994) – Douglas Coupland

Coupland, hayatlarında din olmadan yetişen bireyler ile maneviyatı ve anlamı bulmada sayısız yolları deneyen insanları karşılaştırır.

46. Fight Club (1996) – Chuck Palahniuk

Palahniuk, bu ilk romanında Amerikan toplumunun yalnızca yapay şeyler üretmek için insan doğasını kısıtlamasına ve baskı altına almasına derin ve keskin bir ayna tutar.

47. The Lives of Animals (1999) – J.M. Coetzee

Coetzee, insanoğlunun hayvanlara gösterdiği farklı davranışlarla veganizmden esinlenerek yazdığı bu romanda, bu iki bakış açısını dengeleyerek eserine yansıtmaktadır

48. Saksı Olmanın Faydaları (1999) – Stephen Chbosky

Anlatıcı Charlie, aslında parçası olmak istediği dünyadan ayrılma ve tecrit hissi ile büyüyen yeni nesil için, yeni çağın Çavdar Tarlasında Çocuklar’daki Holden Caulfield’i gibi davranır.

49. Places Left Unfinished at the Time of Creation (1999) – John Phillip Santos

Santos, ailesinin mirasını anmak ve araştırmak için gelecek, geçmiş ve günümüz arasında bir köprü kurar. Bunu yaparken Meksika geleneğinin parçalarıyla süslenmiş hikâyelere ve arkeolojik duyarlılığı olan bir tarih bilincine yer verir.

50. Sputnik Sweetheart (1999) – Haruki Murakami

Çok az yazar Murakami’nin anlattığı gibi karşılıksız aşkı ve kaybı anlatabilir. Yazarın şiirsel ve çağrışımsal tarzıyla bezenmiş roman, bireylerin kendilerini bir bütün olarak toplumdan uzaklaştırmasını ve bunun yarattığı yalnızlığı yansıtır.

Temaya, milliyetlere, toplumların kökenine, geçen yıllara ya da kabul gören başarı düzeyine aldırmadan, bu elli kitabın yazarı, okurlara yeni fikir ve bakış açısı kazandırmayı başarmıştır. Bazıları toplum tarafından göz ardı edilen grupların ya da bireylerin sözlerini yansıtmıştır, bazıları dışta olanı açıklamak için içsel bir bakış sergilemiş, bazıları da insanlık için olası kaderleri doğru varsaymıştır. Her durumda tümü de uygarlığın nerede başladığını ve şimdi nerede olduğunu anlatan, okunmayı hak eden romanlardır.

İstanbul’da Ocak ayı içerisinde gerçekleşen sergileri sizin için bir araya toplamaya çalıştık. Burada bulunmasını istediğiniz sergi bilgileri için bize ulaşın. [email protected]
istanbul-sergi-takvimi

kediMehlika Baş – Camaltı Resim Sergisi
06 Ocak 2015 ~ 24 Ocak 2015

Kedi, kuş, çiçek, böcek, insan… Onları son derece yetkin bir biçim algısıyla resme dönüştürüyor Mehlika. İç çizgilerinin doğal yansımalarını, hiç zorlanmadan, nerdeyse hazır bir halde buluyor zihninde. Portrelerinde bile… Õyle karşılarına geçip uzun boylu seyretmeden… Bu oluş sürecini, elbette onun olağanüstü duyarlılığı ile birlikteestetik kaygısı da tamamlıyor.

 

  • Yer:Arkeo Pera Sanat Galerisi
  • Adres:Yeni Çarşı Cad.66 / A Galatarasaray Beyoğlu İstanbul
  • Mail:[email protected]
  • Faks:0212 244 31 64

 

Sabahat-cikintas-DE-SiF-RESabahat Çıkıntaş – De-şif-re
23 Aralık 2014 ~ 24 Ocak 2015

İstanbul Mine Sanat Galerisi, Nişantaşı mekânında küratörlüğünü Lütfiye Bozdağ’ın yaptığı Sabahat Çıkıntaş’ın resim, video ve enstalâsyonlarından oluşan “de-şif-re” başlıklı sergisi yer alıyor.

Sabahat Çıkıntaş, sezgileriyle sanat üreten bir sanatçı. Üretimlerinde etkilendiği ve resimlerinin arketipinde yer alan varlık ve zaman sorunsalı, O’nun tüm sanat anlayışının bir özeti olarak okunabilir.

Çıkıntaş, “de-şif-re” sergisi için ürettiği işlerinde; geçmiş anların donmuş kanıtları olan görüntülerin üzerine boya müdahaleleri ve yerleştirdiği kare biçimler ile dikkati çekiyor. Pisagor’a göre; ateş-hava-su-toprak gibi evreni oluşturan dört temel elementin sembolü olan kare, sanatçının resimlerinde yer alan en asal öge. Sabahat Çıkıntaş için kare, nesneler dünyasının sembolik durumlarını temsil ediyor. Kare üzerinden yaptığı biçimsel soyutlamalar sanatçının öznelci ve ifadeci bir tavırla gerçekleştirdiği kompozisyonlarında resim yüzeyini bölen, parçalayan, bazen de tümleyen yüzeyler olarak, onun kozmos içinde evrenselliği aradığı bir neoplastisizmi gözler önüne seriyor.

Sabahat Çıkıntaş’ın üretimleriyle yaşamı aynı paralelde ilerleyen, gelişen bir paralel süreç olarak ortaya çıkıyor. Üretimlerinde kendini ve yaşamından kesitleri soyutlayarak dışavuran sanatçı, kendi tasarladığı kostümü giymesiyle kendi varlığını sanatıyla bütünleştiriyor. Tam ve bütün olarak, görünen ve görünmeyen, algılanan ve algılanmayan yanlarıyla içsel sezgilerini, duyumlarını “de-şif-re” ediyor, dudak hareketlerinden oluşan videosu ile kesik kesik heceler şeklinde serginin tematiği olan “de-şif-re” repliğini heceliyor.

d-e-ş-i-f-r-e————de-şif-re—–d-e-ş-i-f-r-e—-de-şif-re—deşifre—deşifre—–

Sabahat Çıkıntaş’ın “de-şif-re” başlıklı sergisi 17 Aralık 2014 – 24 Ocak 2015 tarihleri arasında Mine Sanat Galerisi Nişantaşı mekânında görülebilir.

  • Yer:Mine Sanat Galerisi
  • Adres:Teşvikiye Mah. Prof. Dr. Müfide Küley Sok. No:1/1 Yasemin Apt. D:5 Nişantaşı Şişli İstanbulMail:[email protected]

 

Ezgi-Comert-ZamanaEzgi Cömert – Zamana Direnen Hisler
06 Ocak 2015 ~ 26 Ocak 2015

Genç sanatçı Ezgi Cömert’in ikinci kişisel sergisi doğadan uzaklaşan ve doğanın yok oluşuna seyirci kalan biz metropol yaşayanlarına farklı ve masum duygular yaşatacak. ‘Zamana Direnen Hisler’ 6 Ocak 2015-26 Ocak 2015 tarihleri arasında Galeri/Miz’de sanat severlerle buluşacak.

Doğaya ve doğada yok olan bitki ve hayvanların yaşama çabasını bilinç altını sorgulayarak ve bunu tamamen boya ve organik malzemeler kullanarak güçlü desen algısıyla hiç bir dijital baskı aracına ihtiyaç duymadan yaratım ve üretimde bulunması ayrıca serginin başka bir güçlü yanını oluşturmaktadır. Sanatçının iç güdüsel ve bilinç altını sorgulayarak hiç bir ön tasarım ve kurgusal yaratımda bulunmaması da eserlerde farklı yaklaşımların yanında kendine has tekrara düşmeyen özgün nadir eserler ortaya cıkmasına sebep olmuştur.

6 Ocak’ta başlayacak olan Ezgi Cömert’in “Zamana Direnen Hisler” adlı kişisel sergisi 26 Ocak tarihine kadar Galeri/Miz’de görülebilir.

  • Yer:Galerimiz Teşvikiye
  • Adres:Ahmet Fetgari Sok. No:28 A Teşvikiye Şişli İstanbul
  • Mail:[email protected] 
  • Faks:0212 241 73 89

 

Ahmet-Elhan-gorenler-170’lerin/ 70’li Yılların Objektifinden ‘GÖRENLER’
17 Ocak 2015 ~ 27 Ocak 2015

Çok sayıda ünlü sanatçının,ve koleksiyonerlerin katılımının beklendiği bu çarpıcı,ve bir o kadarda değerli sergide, 1972- 1973 yıllarında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü mezunu sanatçılardan oluşan fotoğraf sergisini 17-27 Ocak 2015 tarihleri arasında Galeri Eksen’de gezebilirsiniz. Ahmet Elhan, Barbaros Günsel, Tanju Sağlam, Nazan Erkmen, Edip Hakkı Cemali, Erhan Yalvaç, Alp İşmen isimli sanatçıların dışında, o dönemdeki diğer sanatçıların eserleri de bu sergide yer almaktadır. O yıllara ait bir sanat anlayışı ile çekilen fotoğrafları yine o senelere ait mekanlarda izlemenin keyfini yaşamak isterseniz 17-27 Ocak 2015 tarihlerinde Galeri Eksen’de yapılacak olan sergiyi görmelisiniz. Bu sergide ayrıca Sabit Kalfagil, Ara Güler, Zeki Faik İzer, İzzet Keribar,İsa Çelik,Gültekin Çizgen,Sedat Antay isimlerinin eserlerinden örnekler de görebilirsiniz. Bir döneme ve tarihe tanıklık etmek için Galeri Eksen’de ‘GÖRENLER’ isimli sergiye tüm sanatseverleri bekliyor.

  • Yer:Galeri Eksen
  • Adres:Maçka Cad. No :29 Nişantaşı Şişli İstanbul
  • Mail:[email protected]

 

cetin-BilginÇetin Bilgin Resim Sergisi
17 Ocak 2015 ~ 30 Ocak 2015

1955 Yılında doğdu.
1975 Haydarpaşa Erkek Lisesinden Mezun oldu.
1977-1982 Profesyonel tiyatro Faaliyetleri.(Oyunculuk,dekor ve kostüm).
1978 İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisine girdi.
1984 Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Neşet Günal Atölyesinden Yüksek Lisansla mezun oldu.

1996 İskoçya / Edinburg Printmakers Workshop & Gallery.Gravür Uygulama Atölye Çalışmalarında bulundu.

Kişisel Resim ve Gravür Sergileri /ödüller :
1984 Günümüz Sanatçıları 5.Açık Hava Sergisi. ’’ödül’’ Devlet Resim Heykel Müzesi.
1992 Galeri Baldem-İstanbul.
1994 Yeni eğilimler Sergisi-‘’Onur Belgesi’’-İstanbul.
1995 Ekol Sanat Galerisi—İstanbul.
1995 Fethiye Kültür Merkezi Sanat Galerisi.
2000 Hobi Sanat Galerisi-İstanbul.
2001 Atatürk Kültür Merkezi-İstanbul.
2001 Levissi Sanat Galerisi -Dünya Dostluk ve Barış Köyü Kayaköy –Fethiye.
2003 Ziraat Bankası ‘’Tünel Sanat Galerisi’’-İstanbul.
2003 13. İstanbul Sanat Fuarı-Tüyap-İstanbul.
2004 14. İstanbul Sanat Fuarı-Tüyap-İstanbul
2004 Küyad Sanat Galerisi-İstanbul.
2005 Galeri Soyut-Ankara.
2005 ‘’Aslolan Ruhsal Olandır’’15.İstanbul Sanat Fuarı-TÜYAP
2007-2008 ‘’Parçalanmalar’’Atatürk Kültür Merkezi.İstanbul

Karma Resim ve Gravür Sergileri :
1982 Günümüz Sanatçıları 3.Açık Hava Sergisi.Devlet Resim Heykel Müzesi.
1983 Viking Kağıt veSelilöz A.Ş – İstanbul
1984 Galeri Lebriz-İstanbul
1987 MSÜ 1937-1987 Gravür Çalışmaları-Atatürk Kültür Merkezi.
1992 Sanatçılar Dayanışma Sergileri.-MSÜ-İstanbul.
1992 Plastik Sanatlar Sergisi-MSÜ-Ankara
1992 İstanbuldan Sanatçılar Sergisi-Fethiye Arkeoloji Müzesi.
1992 2. İstanbul Sanat Fuarı-İstanbul.
1994 Ekol Sanat Galerisi-İstanbul.
1994 4.Uluslararası Sanat Fuarı- Tüyap -İstanbul.
1994 55.Devlet Resim Heykel Sergisi.-Ankara.
1994 MSÜ 52 Türk Sanatçısı Newyork ve Washington Sergileri.
1995 Art Activities.Ocakköy 10 .Anniversery-Fethiye
1995 DYO . Yaşar Eğitim ve Kültür VAKFI –İstanbul.
1996 Nuans Sanat Merkezi-İstanbul
2001 ‘’Başlangıcından Bugüne Türkiyede Gravür Sergisi-45 sanatçı’’-

Karşı Sanat Çalışmaları -İstanbul.
2002’’ Mahmut CUDA ‘ nın anısına’’-tanıtım sergisi – Fethiye Arkeoloji Müzesi.
2002 12.Uluslararası Sanat Fuarı-Lütfi Kırdar Kongre Salonu-İstanbul.
2005 ‘’Resmin Haysiyeti’’-Kargaşa 5-Kargart-İstanbul.
2005‘’Artrol’’-İstanbul Modern Sanatlar Galerisi.
2005 ‘’Çizgi’’ Deniz Müzesi Sanat Galerisi-İstanbul.
2006 Uluslar arası Çağdaş Sanat Fuarı(Contemporary İstanbul Art Fair)-Lütfi Kırdar Kongre Salonu.
2007 Uluslar arası Çağdaş Sanat Fuarı (Contemporary İstanbul Art Fair)-Lütfi Kırdar Kongre Salonu.

2011 Eskişehir Anadolu Üniversitesi (Gravür)
2012 Işık Üniversitesi İstanbul (Gravür )Eskişehir Üniversitesi organizasyonu.

Sanatçı, çalışmalarını halen İstanbul ve Kayaköy deki atölyelerinde sürdürmektedir.

  • Yer:Düş Yolcusu Sanat Duragı
  • Adres:Bağdat Caddesi Plaj Yolu Haldun Taner Sok.No:16/B Caddebostan kültür merkezi çaprazı Caddebostan Kadıköy İstanbul
  • Mail:[email protected][email protected]

 

Anlatilmayan-Hikayeler5 Kadın Sanatçının Gözünden, Anlatılmayan Hikayeler
08 Ocak 2015 ~ 31 Ocak 2015

Yükselen beş kadın sanatçının, saklı hikayeleri resmettiği eserler, Art50’nin “Anlatılmayan Hikayeler” sergisinde! Keşfedilmeyi bekleyen hikayeleri görünür kılan “Anlatılmayan Hikayeler” sergisi; sanata kesintisiz desteğini sürdüren TEB Özel Bankacılık’ın Etiler’deki binasında sanatseverlerin ziyaretine açık.

Köklü geçmişine yakışan özel seçimlerle kültür-sanata destek vermeyi sürdüren TEB Özel bu defa; sanatçı, koleksiyoner ve sanatseverleri aynı çatı altında buluşturan çağdaş sanat platformu Art50’nin “Anlatılmayan Hikayeler” başlıklı resim sergisine ev sahipliği yapıyor.

Özellikle genç sanatçıları desteklemeyi hedefleyen TEB Özel’in Etiler’deki binasında düzenlenen sergide; Art50 sanatçılarından Ayşegül Karakaş, Begüm Mütevellioğlu, Melike Kılıç, Lale Delibaş ve Güliz Baydemir’in eserleri yer alıyor. Sözlü ve yazınsal olarak anlatılmayan, ancak resmedilebilen hikayelere işaret eden “Anlatılmayan Hikayeler” sergisi; günlük hayatın temposunda gözden kaçan öyküleri, gerçekliğin baskısında unutulan masalları ve keşfedilmeyi bekleyen nice hikayeleri görünür kılmayı amaçlıyor. “Anlatılmayan Hikayeler”de; yükselen beş kadın sanatçının, her birinin kendine özgü tarzıyla saklı hikayeleri resmettiği eserleri sanatseverleri bekliyor.

“Anlatılmayan Hikayeler” sergisi; 31 Ocak 2015 tarihine kadar, hafta içi her gün çalışma saatleri içinde TEB Özel Etiler Binası’nda sanatseverlerin ziyaretine açık.

  • Yer:TEB Özel
  • Adres:Nispetiye Cad. Dilhayat Sok. No: 8 Etiler Beşiktaş İstanbul

 

Laleper-Aytek-Non-ParisLaleper Aytek / Non Paris
17 Aralık 2014 ~ 31 Ocak 2015

Laleper Aytek’in “Non Paris” başlıklı 14. kişisel sergisi 17 Aralık 2014’de İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde açılıyor. 31 Ocak 2015’e kadar açık kalacak olan sergide fotoğrafçının Paris’te iki yıl boyunca sürdürdüğü fotoğraf çekimlerinden 63 siyah-beyaz fotoğraf yer alıyor. Sergiyle birlikte fotoğrafçının “non paris” adlı bir fotoğraf albüm kitabı da Aralık başında yayımlanmış olacak.

Laleper Aytek, 2012 ile 2014 arasında Paris’e dört kez gitti. Çekimlerini Paris’te yapmakla birlikte Paris’i çekmedi. Bu projesinde bir turist olarak geldiği bu şehir üzerinden “non” görüntüleri aracılığıyla aynadaki kendine bakmaya çalıştı. 2012’deki ikinci ziyareti birinciden oldukça farklı, şehrin ruhuna dokunduğunu, şehir üzerinden kendine de biraz daha içerden bakmaya başladığını düşündüğü bir ziyaret oldu. Projesine bu yolculukla birlikte (adını çok sonradan koysa da) başlamıştı bile…

Fotoğrafçı “non paris”le birlikte; hiç tanımadığı, dilini bilmediği bir coğrafyada; bazen kırılgan, kimi eğreti olsa da, uzun zamandır belki de ilk defa cesaretli bir iç(e) bakışın, kendine ait duymayı beklediği bir sesin ya da itirazlarının kapısını aralamaya çalıştı.

Görüntüler kendi tekinsizliklerinde, zoraki buluşmalara teslim edilmediklerinde; bir fotoğrafçı için unuttuğu bir ses, hiç görmediği bir yüz ya da beklenmedik bir karşılaşma olabilir, ilk defa yürüdüğü bir sokaktaki bir görüntünün kenarındaki ufacık bir ayrıntıdan hiç tanımadığı bir duyguya dair de olabilir, kaçılmış, göz ardı edilmiş, hatta yok sayılmış ve belki yıllardır yüzleşilmemiş.

Fransız Kültür Merkezi’yle birlikte Koç Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi tarafından da desteklenen projesinde Laleper Aytek yeni (dışardan) bir ziyaretçi olarak Paris’te çektiği “non” görüntülerinde Hoffmannstall’ın söylediği gibi, “hiç yazılmamış olanı okumayı”, farklı bir kayıt yapmış olmayı az da olsa becerebilmiş olmayı diliyor.

Laleper Aytek Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Ekonomi Bölümü’nü bitirdikten sonra, Sosyal Ekonomi alanında yüksek lisans çalışmalarına devam etmek üzere gittiği Oslo Üniversitesi’nde daha çok fotoğrafa yöneldi. Fotoğrafla üniversite yıllarında başlayan ve giderek derinleşen ilgisi nedeniyle 90’lı yılların başında Türkiye’ye döndü ve kendi stüdyosunu açarak reklam fotoğrafçılığı yapmaya başladı. 1998’de Türkiye’nin ilk kapsamlı dijital fotoğraf stüdyosunun kuruluşunda fotoğraf ve reklam yönetmeni olarak görev aldı. 2009’da bu yana Koç Üniversitesi, Medya ve Görsel Sanatlar Bölümü’nde (MAVA) fotoğraf üzerine dersler vermektedir.

2000 yılından bu yana fotoğraf yazılarında, öznellik kapsamında “görme biçimleri” ve “fotoğraf tarihi” üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu temel yaklaşımını “Fotoğraf Tarihi Kanonunu Yeniden Düşünmek: Öznellik Üzerine Bir İnceleme” başlıklı yüksek lisans tezinde ayrıntılandırarak geliştirmiştir. Yayınlanmış çalışmaları arasında fotografik düşünce üzerine yazılarını biraraya getirdiği Kendine Ait Bir Fotoğraf (2005) ile Palimpsest Istanbul (2010) ve Issız (2013) fotoğraf albümleri sayılabilir. Aytek 1991’den bu yana 13 kişisel sergi açtı ve 22 grup sergisine katıldı.

  • Yer:Fransız Kültür Merkezi
  • Adres:İstiklal Cad. NO:4 Taksim Beyoğlu İstanbul
  • Web:http://ifturquie.org

 

karanlikta-diyalogKaranlıkta Diyalog
18 Ocak 2015 ~ 31 Ocak 2015

Dünya üzerinde 130 kentte 7 milyondan fazla insana “dokunmuş” olan “Karanlıkta Diyalog”,  şimdi ve ilk defa Türkiye’de ve İstanbul’da…

TTNET’in ana sponsorluğu ve Dünya Göz Hastanesi’nin stratejik ortaklığı ile Dialogue in the Dark İstanbul tarafından hayata geçirilen “Karanlıkta Diyalog” sizi parkta dolaşmak, bir caddede karşıdan karşıya geçmek, vapura binmek gibi günlük hayat deneyimlerine sokar; ama tümüyle karanlıkta, duyularınızı uyandırarak ve farkındalığınızı derinleştirerek…

Görme engelli rehberler, sizin dokunarak, koklayarak, tadarak ve duyarak “yeni ve farklı” bir biçimde görmenizi sağlayacak ve sizi unutulmaz bir yolculuğa çıkartacaklar.

“Karanlıkta Diyalog”, 1988’de Almanya’da Prof. Dr. Andreas Heinecke tarafından oluşturulup, hayata geçirildi.

Bu eşsiz ve ilham verici deneyim, İstanbul’da üç yenilikçi formatla karşımıza çıkacak:

Deneyimsel Sergi – Herkese Açık
Öğrenciler İçin Atölye Çalışmaları – Okullara Özel
İş Dünyası İçin Atölye Çalışmaları – Şirketlere Özel

  • Yer:Gayrettepe Metro İstasyonu Dialog Sergi Alanı
  • Ücret:Tam 28.00 TL İndirimli 19.00 TL
  • Nereden Alınır:Biletix Çağrı Merkezi: 0216 556 98 00 Biletix Satış Noktaları,www.biletix.com ve Mekan gişe

 

Ters-KoseTers Köşe / Gobsmacked
13 Ocak 2015 ~ 01 Şubat 2015

Dilan Bozyel, Ugur Çakı, Genco Gülan, Tuğberk Selçuk
Küratör: Gülben Çapan

Astronot: Uzay adamı.
Araba: Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı.
Çerçeve: Bir yere resim asılabilecek duruma getirmek için resimlere geçirilen kenarlık.
Miki Fare: 1928’de Walt Disney tarafından yaratılmış ve seslendirilmiş sevimli karikatür karakteridir.

Her kelimenin bir sözlük anlamı bir de benlik anlamı vardır. Sözlük genel terimidir, benlik ise sizin için ne anlam ifade ettiğidir. Aslında her ikisi de kurgulanmıştır. Biz de bu sergiyle kurgulanmış olan ne varsa bozmak için biraraya geldik. Hazır mısınız?

Galeri İlayda 8 Ocak – 1 Şubat 2015 tarihleri arasında senenin ilk sergisini gerçekleştiriyor. Küratörlüğünü Gülben Çapan’ın yaptığı “Ters Köşe” adlı sergi, farklı disiplinlerde ilerleyen, çağdaş sanatımızın önde gelen iki kuşak sanatçılarını biraraya getiriyor. Genco Gülan, Uğur Çakı, Dilan Bozyel ve Tuğberk Selçuk’un katılımıyla gerçekleşecek olan sergi, bilincimize kodlanmış imgeleri, alışık olduğumuzun çok dşında yorumlayarak, yıkıyor. Ters Köşe, çağdaş sanat izleyicisini şaşırtmaya, şaşırtırken de sorgulamaya davet ediyor.

Dilan Bozyel, astronot serisiyle, “uzay adamı”nı İstanbul sokaklarına ışınlıyor; vapurda, metroda ve sahilde görüntülenen astronot, mekan kavramıyla ilgili algımızı yineliyor. Tuğberk Selçuk klasik altın varaklı çerçevelerin içine yerleştirilmesi beklenen resimler yerine heykellerle karşınızda. Uğur Çakı, araba serisiyle alışılmış araba imgesine, çağdaş bir yorumla altın bir dokunuş yapıyor. Genco Gülan ironinin hakim olduğu işleriyle politik ve sosyal olarak seyirciyi düşündürecek. Özellikle uluslararası boyutta her nesil tarafından mutluluk olarak kodlanmış bir figür olan Miki Fare’nin “Sakat Miki” yorumu izleyiciyi şüphesiz şaşırtmaya hazır.

“Sadece estetik kaygısı ile sergi gezmek isteyenler, bu sergiyi gelip görme tenezzülünde bile bulunmasınlar, üzülürler. Ters Köşe, beğenilmekten çok anlaşılmayı bekleyen bir sergi. Bilincimizde alışılagelmiş ne varsa silip atmak üzerine işler üreten sanatçılar sayesinde; dünyayı sanatçıların gözünden yeniden kodluyoruz. Beyninizi boşaltın, çocukluk anılarınızı silin, eğitim siteminin ezberlerini bozun, hayat tecrübelerinizi unutun ve sergiye öyle adım atın.”

  • Yer:Galeri İlayda Tesvikiye
  • Adres:Hüsrev Gerede Cad. No:37 34330 Tesvikiye Şişli İstanbul
  • Mail:[email protected]

 

Dilan-BozyelDilan Bozyel – Dichomoty Of Past and Futur- exhibitoni
29 Aralık 2014 ~ 01 Şubat 2015

Serdarı Ekremin Archive Galata’ sı sanata ve sanatçıya destek vermeye davam ediyor. 23 Aralık-01 Şubat tarihleri arasında ünlü fotoğrafçı Dilan Bozyel’ in “Dichomoty Of Past and Futur- exhibitoni” sergisi Archive Galata’ da sizleri bekliyor.

Dünyaca ünlü markaların eşsiz mobilya koleksiyonları, zamansız tasarımları, dünyanın dört bir yanından şeçilen objeler ve Türk tasarımcıların özel objelerin vazgeçilmez adresi “ARCHIVE” sanata ve sanatçıya destek vermeye devam ediyor..

Fotoğraf ve sanat eğitimini London College of Communication ve London Academy of Media & Art okullarında tamamladıktan sonra kariyerine, Londra ve Türkiye’de devam eden Dilan Bozyel, bu defa özel fotoğraflarıyla, ARCHIVE Galata’ nın duvarlarını süslüyor olacak. 2012 yılında Galata’ da Mimar Cağla Daş, Kutay Yorulmaz ve Güven Yalın tarafından kurulan ARCHIVE; sektörü yakından takip ederek, sektörde yer etmiş marka ve tasarımları bünyesinde bulundururken, bir yandan da sanata ve sanatçıya destek veriyor.

23 Aralık 2014 – 01 Şubat 2015 tarihleri arasında Archive Galata’ da yer alacak olan Dilan Bozyel sergisini ziyaret edebilirsiniz.

  • Yer:Archive Galata
  • Adres:Serdar-ı Ekrem No:19 Galata Beyoğlu İstanbul
  • Telefon:0212 292 11 40

 

Karma-sergi-yok-yerKarma Sergi – Yok-Yer
19 Aralık 2014 ~ 01 Şubat 2015

Sanatçılar: Aslı Narin, Egemen Tuncer, Hasan Deniz

Mehmet Kahraman’ın küratörlüğünü üstlendiği karma sergi “yok-yer”, her yerde oluşları, birbirlerine benzemeleri ve bağlamlarından kopuk olmalarıyla dikkat çeken havaalanları, eğlence ve alışveriş merkezleri gibi çağımızın ‘yok-yerleri’ni konu alıyor. Çağdaş dünyanın hareketli öznesinin mekanları deneyimleme şeklini etkileyen yok-yerler, insanların bir araya gelerek sosyalleşmelerine olanak sağlarken aynı zamanda yalnızlık duygusu yaratmalarıyla bireylere varoluşsal bir çelişki alanı sunarlar.

Bu bağlamda sergide yer alan sanatçılardan Aslı Narin’in fotoğrafik soyutlamaları bu geçiş alanlarını tanımlamaya çalışırken Egemen Tuncer’in ürettiği imajlar mekanların dönüşüm sonrası aldıkları yeni formlara odaklanmamızı sağlıyor. Hasan Deniz’in fotoğrafları ise değişen veya yok olan yerlerin belleğine dair bir günlük olarak karşımıza çıkıyor. Üç farklı bakış açısı etrafında yapılacak olan yerleştirme, Mixer’in sergi alanının mimari yapısı ile ilişkilendirilerek mekana özgü bir nitelik kazanıyor olacak.

  • Yer:Mixer Arts
  • Adres:Boğazkesen Cad. No:45 Bodrum Kat Tophane Beyoğlu İstanbul

 

joan-miro-sergiJoan Miro’nun Sembolleştirdiği Kadınlar, Kuşlar ve Yıldızlar
30 Eylül 2014 ~ 01 Şubat 2015

S.Ü. Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), Barselona doğumlu Katalan ressam ve heykeltıraş Joan Miró’nun eserlerinden oluşan kapsamlı bir sergiye ev sahipliği yapıyor. 20. yüzyılın çok yönlü, çığır açan sanatçısı Joan Miró’nun olgunluk dönemine odaklanan sergi, Joan Miró. Kadınlar, Kuşlar, Yıldızlar adıyla sanatseverlerle buluşuyor. Sabancı Holding sponsorluğu ile düzenlenen ve Barselona’daki Joan Miró Vakfı, Mallorca’daki aile koleksiyonu Successió Miró ve yine Mallorca’daki Pilar ve Joan Miró Vakfı işbirliğiyle gerçekleştirilen sergi 23 Eylül 2014 – 1 Şubat 2015 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek. Akdeniz coğrafyası ve insanına dair gözlemlerinden ilham alan Miró’nun, kadın, kuş ve yıldız temalarına yoğunlaşan sergi, resim, baskı, heykel ve seramiklerin bulunduğu zengin bir seçkiyle sanatçının sembolik dilini anlama olanağı sunuyor. Miró’yla İstanbul’da buluşacak olan sanatseverler, sanatçının Akdeniz kültüründen aldığı enerjinin farklı formlardaki izdüşümlerine tanık olacaklar.

Sergiyle ilgili bilgi veren SSM müdürü Dr. Nazan Ölçer, “Bu önemli Katalan sanatçının eserlerini müzemize getirmek üzere Barcelona’daki Miro Vakfı ile üç yıl önce görüşmelere başladık. Müze olarak hayalimizde, Pablo Picasso ile başlayıp Salvador Dali ile devam eden İspanya’nın büyük ustalarının üçlemesinde son halkayı tamamlamak vardı. Bugün bu sergi ile bunu başarmanın heyecanını yaşıyoruz. Bu süreçte Barcelona’daki Joan Miro Vakfı ile sanatçının olgunluk dönemine odaklanan, onun vazgeçemediği kadınlar, kuşlar ve yıldızları merkeze alan ve sanatçının çok yönlülüğünü ortaya çıkaran bir seçki yapmaya karar verdik. Bu çok yönlülüğü ortaya çıkarmak için ayrıca, Mallorca’daki aile koleksiyonunda yer alan eserlerle yine Mallorca’daki Pilar ve Joan Miro Vakfı’nda bulunan atölye malzemelerini de ödünç aldık. Sanatçının farklı tekniklerdeki kimi eserleri ve bazı kişisel eşyaları ise dünyada ilk defa Türkiye’de Sakıp Sabancı Müzesi’nde sergilenecek. Ayrıca sergide yer alan bir dizi belgesel filmde Joan Miro’nun yaşamını, iç dünyasını, değişimlerini, dostlarını, ülkesindeki ve dünyadaki siyasi olaylara duyduğu öfke ve tepkisini izleyerek sanatçının kolay ele vermediği gizli dünyasını tanıma imkanına sahip olacağız.” dedi.

Sabancı Holding CEO’su Zafer Kurtul, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Bizim için sadece ekonomik faaliyetlerimiz değil, kültür-sanat alanında da var olmak, bu kapsamdaki projeleri desteklemek her zaman öncelikli. Sabancı Holding olarak, Türk müzeciliğinde çığır açan Picasso Sergisi’nden bu yana büyük ustaların sergilerine destek veriyoruz. Bunu kurumsal vatandaşlık yaklaşımımızın bir gereği ve sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Bu alandaki çalışmalarımız toplumsal sorumluluk penceresinden, topluma bir katkı yapma isteği ve inancıyla yapılıyor. Ne mutlu bize ki, halkımız da bizim bu isteğimize yürekten karşılık veriyor. İnanıyorum ki, bu sergimiz de öncekilerde olduğu gibi yoğun ilgi görecek, kapıda kuyruklar olacak. Miro; Picasso, Rembrandt ve Monet’den sonra halkımızla buluşmasına aracılık ettiğimiz dördüncü büyük usta oldu. Sabancı Holding’in vizyonu farklılıklar yaratarak kalıcı üstünlükler sağlamak. Miro da sanatıyla, eserleriyle fark yaratmış bir sanatçı. Sergi aracılığıyla bu büyük ustayı sadece eseriyle değil tüm yaşamıyla yakından tanıma ve anlama fırsatı bulacağız.” dedi.

  • Yer:Sakıp Sabancı Müzesi
  • Adres:Sakıp Sabancı Cad. No:42 Emirgan Sarıyer İstanbul 
  • Telefon:012 277 22 00
  • Faks:0212 229 49 14

 

Yusuf-Taktak-YukaridanasagiyaYusuf Taktak – Yukarıdanaşağıya Soldansağa 19152015 Sergisi
20 Ocak 2015 ~ 07 Şubat 2015

Sergi 3 alanda değerlendirildi. Merdivenlerden inildiğinde, galerinin ana mekanında ve arka alanda bir olmak üzere 3 iş, yerleştirildi. Söz konusu yapıtların ortasında yer alan aynı zamanda sergiye adını veren düzenlemenin önüyle arkasındaki çalışmalar: serginin birer işareti niteliğinde ve sanatçının uzun süredir kullandığı “dikilitaş” biçimlerinin yorumu niteliğinde.

Yukarıdan aşağıya-soldan sağa bulmacalarda kullanılan yönlendirmelerdir. Toplumsal açıdan baktığımızda da, görsel ve yazılı medyayı da kullanarak iktidardakilerin buyurgan tavrıdır. Sahip olunan bir düşünce; yukardaki söz sahiplerinden en aşağıdakilere ve sol düşünceden sağa, baskın çıkma çabaları bulmacaya dönüşmüştür.

Aynı şekilde, Türk –Ermeni sorununu da bu bağlamda ele alındı. Birçok aydın, sıradan insan, okuduğumuz kitaplar, medya, iktidar ve muhalefetteki siyasiler 100 yıllık sorunu; işin içinden çıkılmaz hale sokmuşlardır. Düzenlemeye baktığınızda bulmaca ve aralarında toplumumuzda derin iz bırakan ermeni bir ustanın (Varojan Orancı) elinden çıkan ahşap ayakkabı kalıpları… Artık yerini plastiğe bırakmış bu değerli nesneler bulmacanın içinde gezinmektedirler tıpkı ermeni vatandaşlarımız gibi.

Galerinin kendine has özelliği olan kare seramikler ister istemez işlerin içine girdi ve ana motif (leitmotiv) olarak her iş’de kendini gösterdi. Kareler; kimi zaman bulmacanın bir öğesi, kimi zaman da hiyeroglif yerine geçtiler.

  • Yer:Maçka Sanat Galerisi
  • Adres:Eytam Cad. 31/A ?34357 Maçka Şişli İstanbul
  • Mail:[email protected]
  • Faks:0212 234 40 51

 

Pardon-Kacinci-KatGenç Küratörler Soruyor: Pardon, Kaçıncı Kat?
10 Ocak 2015 ~ 07 Şubat 2015

Küratörler / Melike Bayık & Mergüze Günay

Sanatçılar: Recep Akar, Mustafa Duymaz, Didem Erbaş, Murat Germen, Şifa Girinci, Emre Kantaşlı, Volkan Kızıltunç, Manbor, Ali İbrahim Öcal, Saliha Yılmaz

Küreselleşen dünya düzeni ve kent hayatının baskıcı dinamikleri karşısında sanat konjonktürü dâhilinde ne türden önermeler yapılabilir? “PARDON, KAÇINCI KAT?”, kent ve doğa ilişkisi üzerinden sanat alanında dönüşümün olanaklarını sorgulayan genç küratörlerin yönelttiği meşru soruları irdeliyor. Sergi bu sorular ve onlara getirilebilecek yanıtların peşine düşüyor.

Bu sergi kent ve doğa üzerine izleyiciye bir rapor sunma hevesinde değil. Serginin iki bölümünü mümkün olduğunca birbirinden koparmak; buna karşın diyalog alanlarını da korumak üzere tasarladık. Yaygın olarak işlenmiş kent-doğa ikiliğini iki genç küratör olarak aslında yapıtaşlarına ayırıp; küratörlük mekanı mı, eserleri mi, ilişkileri mi ön plana alarak bizi en çok heyecanlandıran şeyi ortaya koyar diye sorduk. Küreselleştirme biçimlerinin somut etkilerinin tam da gözünün içine bakan bir jenerasyondan post-modern ütopyaların, mega kentlerin, sanat ve izleyici arasında açılan mesafenin ve bu yersiz-yurtsuzluğun bizi sürüklediği ruh durumunu gayri-resmi bir çerçevede yalın bir soru olan, ama betonun ve yabancılaşmanın tınısını taşıyan “Kaçıncı Kat?” ile aktarmak istedik.

Sanatçılar Recep Akar, Mustafa Duymaz, Didem Erbaş, Murat Germen, Şifa Girinci, Emre Kantaşlı, Volkan Kızıltunç, Manbor, Ali İbrahim Öcal ve Saliha Yılmaz’ın eserlerinin yer alacağı serginin açılışı 10 Ocak’ta gerçekleşecek. Sergi 07.02.2015 tarihine kadar MERKUR’de görülebilir.

Sergi Koordinatörü / Düzelti: Sena Danışman

  • Yer:Galeri Merkur
  • Adres:Mim Kemal Öke Cad. Erenler Apt. No: 12 D: 2 Nişantaşı Şişli İstanbul
  • Mail:[email protected]
  • Faks:0212 225 37 37

 

muhtesem-yuzyilteshir-i-ihtisamMuhteşem Yüzyıl: Teşhir-i İhtişam
29 Aralık 2014 ~ 10 Şubat 2015

“Muhteşem Yüzyıl” şimdi de dünya çapında bir sergi prodüksiyonu ile Maslak’ta yeni açılan Uniq İstanbul Kültür ve Sanat Merkezi içinde yer alan UNIQMÜZE’de ziyaretçilere kapılarını açtı.

TİMS Productions ve Istanbul Exhibitions tarafından ortaklaşa gerçekleştirilen “Muhteşem Yüzyıl: Teşhir-i İhtişam” sergisi, Muhteşem Yüzyıl’ın ruhuna dokunma ve dünyasını yakından hissetme şansı veriyor.

Muhteşem Yüzyıl’ın büyüleyici atmosferi; dekorları, kostüm ve aksesuarları, mücevher ve taçlarıyla sergiye aktarıldı.

Ziyaretçiler, 4 sezon boyunca hafızalardan silinmeyen büyüleyici atmosferin zenginliğini ve içinde bulunma deneyimini yaşayacak ve daha önce hiç görülmemiş, sadece bu sergi için üretilen çok özel sürprizler ile karşılaşacaklar.

“Muhteşem Yüzyıl: Teşhir-i İhtişam” sergisinde ziyaretçileri zengin bir içerik, şaşırtıcı multimedya uygulamaları ve çok daha fazlası bekliyor.

– 0-6 yaş grubu Uniq Müze’ye ücretsiz girebilir.
– Biletler üzerinde yazan gün geçerlidir.
– Uniq Müze’ye profesyonel kamera, fotoğraf makinası, ses cihazı vb. ile giriş özel izne tabiidir.
– Öğrenci indiriminden yararlanan kişilerin resmi ve geçerli bir öğrenci kimliği ibraz etmesi yeterlidir.
– Uniq Müze’ye yiyecek-içecek ile girilemez.
– Uniq Müze bilet fiyatlarında değişiklik yapma hakkını saklı tutar.

  • Yer:UNIQMÜZE
  • Ücret:Tam 35.00 TL – Öğrenci 28.75 TL
  • Nereden Alınır:Biletix Çağrı Merkezi: 0216 556 98 00 Biletix Satış Noktaları,www.biletix.com ve Mekan gişe

bilim-tuneliBilim Tüneli Sergisi
25 Aralık 2014 ~ 12 Şubat 2015

Bilim Tüneli Sergisi, 1 Aralık 2014 – 12 Şubat 2015 tarihleri arasında Mall Of İstanbul – 1’de son buluşları teknolojiseverlerin beğenisine sunacak.

Bilim ve teknolojiyi laboratuvarın dışına taşıyan, son 13 yılda 18 ülkede, 30 şehirde, 10 milyon ziyaretçinin gezdiği Bilim Tüneli Sergisi, son araştırma buluşlarını ve perspektiflerini dünya çapında başarılı bir şekilde tanıtıyor.

Küreselleşen bilim, bilim iletişiminde yeni nesil, multimedya sergi içerikleri ve çok daha fazlası sizi bekliyor!

Bilim ve teknolojinin geleceği nasıl değiştireceğini gösteren Bilim Tüneli Sergisi’nde büyüleyici bir deneyim yaşayacak, evren, madde, yaşam, karmaşıklık, beyin, sağlık, enerji ve toplum konularında gelecekte neler olacağını bugünden öğreneceksiniz.

Adını Nobel ödüllü Alman fizikçiden alan Max Planck Topluluğu, kar amacı gütmeyen ileri bilim için çalışan bağımsız bir araştırma kuruluşu. Max Planck Topluluğu, dünya çapında tanınmışlığı ile bilim ve teknoloji araştırmalarına önderlik ediyor. 2006 yılında yapılan bir araştırmada üniversite olmayan enstitüler arasında kurum, bilim araştırmaları alanında 1., teknoloji araştırmaları alanında 3. seçildi.

01.12.2014 – 12.02.2015 tarihleri arası her gün saat:10:00 – 22:00 arası ziyaret edebilirsiniz.

  • Yer:Mall Of İstanbul-1
  • Adres:Süleyman Demirel Bulvarı. TEM Basın Ekspres kavşağı. Başakşehir İstanbul
  • Ücret:Tam 23.00 TL Öğrenci 13.00 TL
  • Nereden Alınır:Biletix Çağrı Merkezi: 0216 556 98 00 Biletix Satış Noktaları,www.biletix.com ve Mekan gişe

 

Nejat-Kavvas-Saydam-MasallarNejat Kavvas – Saydam Masallar Cam Sergisi
15 Ocak 2015 ~ 15 Şubat 2015

Yeni Zelanda’da yaşayan Türk sanatçı Nejat Kavvas’ın İstanbul’daki ilk kişisel sergisi “Saydam Masallar” Galeri Selvin 2’de açılıyor.

Camı bir simyacı gibi işleyip adeta bambaşka bir anlama büründüren Nejat Kavvas kadını, doğayı, soyut formları hayatı boyunca içinde yaşadığı çok kültürlülükten beslenerek yeniden yorumluyor. Mükemmel bir tekniği estetikle buluşturan sanatçı dışavurumcu renkleri holografik bir yaklaşımla camın içinde özgür bırakıyor, malzemenin yapısıyla oynayıp onu farklı dokulara dönüştürüyor. Camı bir madde olarak tarihten beri kullanılageldiği pratik bağlamından koparıp ona ruh vererek bir nesneden öteye taşıyor ve ona sanat pratikleri içinde hak ettiği yeri vererek onurlandırıyor.

Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden mezun olan Nejat Kavvaş, cam eğitimini Stipglass Cam Okulu, Tilburg Hollanda 2010, Cam Ocağı İstanbul 2009, California Polytechnic State University, San Louise Obispo California, Pilchuck Cam Okulu, Seattle, Washington, 2009, Art Station Sanat Okulu, Auckland Yeni Zelanda, 2008 de yaptı.

Ayrıca Claudia Borella Cam Okulunda uzman kalıp yapım teknikleri kursu, 2012, Cam Ocağı, İstanbul “A dan Z ye kalıp yapım teknikleri ve fırında cam döküm” kursları verdi.

Armaggan Gallery, Art 24/7 Volume: 2 sergisi, İstanbul,Armaggan Gallery, İstanbul Gurup Sergisi, İstanbul, 2011, SOFA Chicago Sanat Fuarında Sergi, Türk Kültür Vakfı 2011, Ron Şang Gallery sergisi, 2011, Red Spot Gallery, “Cam Ustaları” sergisi 2011, Armaggan Gallery, İstanbul grup sergisi 2011, Flagstaff Gallery, Auckland Yeni Zelanda, “Glassification” sergisi 2010, Ron Şang Gallery, Auckland Yeni Zelanda, Group sergisi 2010, Uxbridge Creative Centre, “Exposed” Sergisi, Auckland, Yeni Zelanda 2010, Molly Morpeth Canaday Ödül sergisi Yeni Zelanda 2010, Ranamok Ödül Sergisi, Avustralya 2009, Art Station Sanat Okulu, “Ten Year of Glass” sergisi, Yeni Zelanda 2009 da sergilerine katıldı.

Masif cam yapıların işlenme sürecindeki büyük zorluk ve zahmetlere yenilmeden ustalığını sanatçı ruhuyla birleştiren Nejat Kavvas’ın “Saydam Masallar” adlı kaçırılmayacak sergisi 15 Ocak – 15 Şubat 2015 tarihlerinde Galeri Selvin 2’de görülebilir.

  • Yer:Galeri Selvin 2
  • Adres:Bebek Arnavutköy Cad. (1. Cadde) 20/A Arnavutköy Beşiktaş İstanbul
  • Mail:www.galeriselvin.com

 

sahin-kaygun-sergisiŞahin Kaygun Sergisi
20 Kasım 2014 ~ 15 Şubat 2015

İstanbul Modern, Türkiye fotoğrafçılığında farklı arayışlarıyla öncü bir rol üstlenen Şahin Kaygun üzerine, sanatçının 1992’de vefatından sonra düzenlenen en kapsamlı sergiyi hazırlıyor.

Disiplinlerarası kavramının Türkiye’de henüz gündeme gelmediği 1980’li yıllardaki fotoğraf kültüründe resim, grafik, fotoğraf ve sinema gibi farklı alanları birbirine yakınlaştıran Şahin Kaygun, fotoğrafın tekniğine ilişkin yeni ve şaşırtıcı uygulamalar gerçekleştirdi. Türkiye’de fotoğraf çalışmalarının farklı sanat dallarıyla bağını çağdaş bir yorumla arayan sanatçı, teknikler arasındaki sınırları zorlamaya devam etti.

Detaylı bir arşiv çalışmasının ardından gerçekleşecek sergi, Kaygun’un 1980’lerden itibaren fotoğraf üzerinde ilk deneysel müdahalelerde bulunduğu, Türkiye’de bir ilk teşkil eden Polaroid çalışmalarından en son dönemine kadar uzanıyor. Sanatçının fotoğraf üzerine katmanlar ekleyerek ilerlediği teknik arayışlara paralel olarak, Kaygun’un ele aldığı yaşam ve ölüm temaları üzerinden bilincin sınırlarında, rüya ve gerçeklik arasında bir anlatının izleri sürülüyor. 80’lerin politik ortamında yaşanan bireysel bunalım ve içe kapanmanın sanat alanındaki yansımalarının hissedilebildiği dönemi ele alan sergide, Kaygun’un çalışmaları zamanın ruh halini kişisel bir bakış açısıyla dışa vuruyor.

Lise yıllarında resim yaparak hayatını kazanmaya başlayan Şahin Kaygun, 1969 yılında Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde grafik eğitimine başlar. Üniversite yıllarında fotoğrafla sanatsal anlamda ilgilenen sanatçı için grafik ve fotoğraf birbirini besleyen, tamamlayan iki alan olur. Kaygun’un fotoğraf üzerinde ilk manipülasyon denemelerini yaptığı Polaroid serisinden parçalar Uluslararası Polaroid koleksiyonuna dahil edilir ve çalışmaları önemli müze ve sanat kurumlarında sergilenir.

“Ben fotoğraf çekmiyorum, fotoğraf yapıyorum” diyen sanatçı için, ortaya çıkan her kare onun tasarladığı bir sahnedir. Önce zihninde kurguladığı kompozisyonu tasarlar, sonra fotoğrafı çeker; karanlık odada devam eden süreçte, rastlantılara yer yoktur. Kaygun, kazıyarak, renklendirerek, çizerek fotoğraftaki istemediği detayları siler, kendi istediklerini ekler. Baskıları üst üste bindirir, kolajlar yapar, akrilik boya ile boyar ve nihayetinde ortaya kendi iç dünyasını koyar. Burada önemli olan, zamanında tartışıldığı gibi, bu çalışmaların resim mi yoksa fotoğraf mı olduğu değildir. Kaygun’un amacı tam da disiplinlerarası bir sanat dili oluşturmaktır.

Küratör: Sena Çakırkaya

  • Yer:İstanbul Modern
  • Adres:Meclis-i Mebusan Cad. Liman İşletmeleri Sahası Karaköy Beyoğlu İstanbul

 

elif-karadayi-portrelerEliff Karadayi – Portreler
16 Ocak 2015 ~ 19 Şubat 2015

Tüm çağdaş sanat oluşumlarının sergilerine ev sahipliği yapan Gama Art Gallery, ressam Eliff KARADAYI’nın PORTRELER başlığı altındaki kişisel sergisini 16 Ocak- 19 Şubat tarihleri arasında sanatseverler ile buluşturuyor.

Sanat’ı kendisi için kendini tarif ve tamir etme aracı olarak gören Eliff Karadayı’nın Portreler adını verdiği sergisi hayatına girmiş, hayatından teğet geçen veya hayatında çok ciddi etkileri olmuş insanların seneler içinde birikmiş çizimlerinden oluşuyor. Portrelerinde naif ve çocuksu öğeler ağır basıyor, ara renkleri tercih etmeden ve boyaları birbirine karıştırmadan çoğunlukla ana renklerle yalın ve basit bir dil içinde tanıdığı bu insanları yansıtıyor, çocuksu bir dille çocuksu olmayan olgunluktaki insanları anlatıyor.

Sanatçı diyor ki; Bana göre sanatın amacı sınırları kaldırmak olmalı. Bir sanat yapıtının dili, dini, milliyeti, ırkı yoktur. Sanat, insanlar ve ülkeler arasındaki sınırları ortadan kaldıran en doğru mecra. Sanat üretimlerimi herhangi bir kategoriye dahil etmeden soyutlayıcı bir dışavurum üzerinden modernist bir anlayışta ele aldığımı söyleyebilirim. Sanatın, iyileştirici, özgürleştirici enerji ve güç veren yanına inanıyorum. Resim benim bitmek tükenmek bilmeyen yaşam kaynağım…

Eliff Karadayı Kimdir? Yeditepe Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği’nden mezun oldu, ancak küçüklüğünden bu yana resme olan ilgisini hiç kaybetmedi. Bir dönem Nevin Çetin Atölyesi’nden eğitim aldı. İşin ilginç yanı eserleri büyük beğeni toplasa da o hiçbir zaman yaptıklarının kayda değer olduğunu düşünmedi. taaki üniversitede okurken bir arkadaşının yönlendirmesiyle yurtdışında başvurduğu bir bursun kabul görmesine kadar. San Francisco School of Art kendine güven duymasını sağladı. Daha sonra NYU’ da asistanlik teklifi aldı ve bunu takiben kendisinden Sciences Po Paris de secmeli ders olarak Collage and Sculpture dersi vermesi istendi. Bu süre zarfında Türkiye’deki sanat piyasasınının, özellikle genç sanatçılara eğilen koleksiyonerleri arasında hızla yükselen bir başarı grafiği yakaladı. Pop Art’ın Türkiye’deki genç temsilcisi olarak tanındı. ‘’MAAİLE” 14. solo sergisidir. Çalışmalarına Balat’taki atölyesinde ve Gama Gallery’ de devam etmektedir.

  • Yer:Gama Galeri
  • Adres:Turnacıbaşı sok. No:21 Beyoglu Taksim Beyoğlu İstanbul
  • Mail:[email protected]

 

sehir-UzunlamasinaŞehir: Uzunlamasına Sergisi / Mağara
27 Aralık 2014 ~ 19 Şubat 2015

İstanbul’un alışılagelmiş şehir manzaraları bu kez farklı bir fotografik anlatımla karşımıza çıkıyor… Fotoğrafçıların, uzun pozlamalar ve siyah/beyaz bir anlatım diliyle yorumladığı tanıdık mekanlar, farklı görsellikleriyle 27 Aralık – 19 Şubat arasında “Şehir: Uzunlamasına” sergisinde MAĞARA’da ziyaretçilerini bekliyor.

Fotoğrafçı ve eğitmen Muammer Yanmaz’ın 40 Haramiler fotoğraf grubuna eğitim verdiği stüdyosu MAĞARA’da, Coşar Kulaksız’ın danışmanlığında, “2. Fine Art Fotoğraf Atölyesi” gerçekleşti. Atölye sonunda oluşan “Şehir: Uzunlamasına” başlıklı sergi, klasik sokak fotoğrafçılığı temeli üzerine sanat fotoğrafının nasıl inşa edilebileceği hakkında fikirler veriyor.

Küratörlüğünü de Coşar Kulaksız’ın üstlendiği sergi, alışılagelmiş İstanbul şehir manzaralarını, uzun pozlandırmalar ve siyah/beyaz bir anlatım dili ile farklı bir fotografik yaklaşımda izleyiciye sunuyor. Sergide yer alan her fotoğraf aslında sağdan ve soldan çekilen iki farklı açının tek bir noktada görsel birleşimi üzerine kurgulandı. Böylece, izleyicilere bir mekanın, uzun pozlama ve ikili anlatım diliyle görsel olarak nasıl algılandığı ve hissettirdikleri aktarılıyor.

Fine Art fotoğraf atölyesi ve sonunda oluşturulan bu sergi; fotoğrafın sadece anlık bir tespit değil, aynı zamanda bir sanat mecrası olarak algılanabileceğine dair izlenimler vermesi açısından da önem taşıyor.

Fotoğrafçılar: Ali Efe Yılmaz, Alican Ekin, Aysun Hürol, Burcu Hakman, Gökçe Halulu Çevikoğlu, Gülşah Gencer, Gürkan Kurban, Ilgın Yaroğlu, Kübra Karaçizmeli, Selin Devran, Serli Hamamciyan, Şeyda Soydamal Türk.

  • Yer:Mağara
  • Adres:Eski Osmanlı Sok No: 21 / 1 Mecidiyeköy Şişli İstanbul 
  • Telefon:0212 266 66 74

 

yabanci-topraklardaJacques Tange – Yabancı Topraklarda
08 Ocak 2015 ~ 21 Şubat 2015

Jacques Tange 1960’da Vlissingen’de doğmuştur. Hollandalı sanatçı, Rotterdam Sanat Okulu’nu bitirdikten sonra 1984 yılı itibariyle aktif olarak eser üretmektedir. Sanatçının yeteneği, 2005-2006 yıllarında Hollanda’da ‘’Yılın Sanatçısı’’ seçilmesiyle tescillenmiştir. Tange’nin eserleri ortaçağın resimlenmiş el yazmalarına dayanmaktadır fakat zaman içinde, bugünkü dünyaya ve insanın dünyadaki yerine yorumlanmıştır.

Jacques Tange’nin kişisel sergisinin başlığı olan ‘Yabancı Topraklarda’ , sanatçının ilk kez tanımadığı ve yabancı olduğu bir ülke olan Türkiye’de sergi gerçekleştirecek olmasından doğmuştur. Bu sergi onu alışık olduğu ve yaşadığı Avrupa kıtasından bir adım dışarıya çıkarmaktadır.

Tange’nin eserleri hayatın kendisinden etkilenmektedir ve en önemlisi, aşktan ilham almaktadır. Kadınları övme yoluna gitmesinin nedeni ise onların gücünün dünyayı kurtaracağını düşünmesinden ötürüdür. Tange’nin eserlerindeki kadınlar güzel, kuvvetli ve azimlidir. Sanatçı, kadınlara olan sevgisini onları eserlerinde arzu nesnesi olarak değil, anne ve sevgili olarak göstererek yansıtır. Kadınların erkekler gibi güç tutkunu olmadığını fakat aslında gücün kendisi olduklarını düşünmektedir.

Eserlere yansıyan başka bir konu ise sanatçının evrene ve geleceğe ilişkin kaygılarıdır. Evrenin hepimizin koruyucu ve besleyicisi olduğunu söyleyen Tange, onu yeteri kadar koruyamadığımızı belirtmektedir. Bizi koruyan evrene sahip çıkamamamız kendimize de sahip çıkamamak anlamına gelmektedir. Hava kirliliğini yaratan, ormanları yok eden, hayvanları ve hatta birbirimizi öldüren bizlerin betonla kaplı bir ormanda yaşadığımızı, şehirlerimizi giderek büyüttüğümüzü ve bir zamanlar olduğumuz saf halimizden giderek uzaklaştığımızı düşünmektedir; bir zamanlar güneşin altında özgür olan ve doğanın geri kalanıyla da uyum içinde yaşayan bizlerden…

Neyse ki, sanatçının eserlerinde her zaman bir çıkış yolu vardır ve bu bir kaçış alanıdır; bir parça mavi gökyüzü, özgür ve düz bir alana çıkış yolu, bizi başka bir yöne uçurabilecek bir balon, ya da aşk veya mutluluk için ufak bir işaret…

  • Yer:ART350
  • Adres:Bağdat Caddesi No: 350 34738 Kadıköy İstanbul
  • Web:www.art350.com

 

Merve-Hasman-1Merve Hasman – Bana Baktığını Biliyorum / I Know You Are Looking At Me
15 Ocak 2015 ~ 28 Şubat 2015

Son dönemin genç ve sıradışı fotoğraf sanatçılarından Merve Hasman’ın, ‘Bana Baktığını Biliyorum’ (I Know You Are Looking At Me) adını verdiği ve The Istanbul Edition Otel ile işbirliği yaptığı son fotoğraf sergisi 15 Ocak akşamı verilecek kokteyl sonrası açılacak. Hasman, Edition marka konseptinin ana unsurları olan “büyüleyici zarafet, doğallık ve tutku”yu fotoğraflarına yansıttı.

Sanatçı, The Istanbul Edition’da gerçekleştireceği fotoğraf sergisi için ‘modern yaşamın yoğun temposundaki kişinin şehirden kaçışını, iç dünyasına gerçekleştirdiği yolculuğu, ve huzuru keşif sürecini’ objektifine yansıttığını söyledi.

The Istanbul Edition için özel olarak hazırlanan sergisinin açılış kokteyline sanat, cemiyet ve iş dünyasından çok sayıda davetlinin katılması bekleniyor. Doğal ve çarpıcı karelerin yer aldığı fotoğraf sergisi gezecek katılımcılar kısa film gösteriminin ardından sergiyi dolaşabilecek ve fotografları sanatçıyla birlikte değerlendirebilecekler. Sergi ve film gösterimi Şubat ayının sonuna kadar The Istanbul Edition’da izlenebilecek.

Teknik eğitimlerini İsviçre, Milano ve Amerika’da alan genç sanatçı fotoğrafçılıkta öğrenme sürecinin devamlılığına değinerek: ‘Her gün yeni bir şey öğreniyorum, bunun yaşla ve tecrübeyle de alakası yok. Teknoloji de, hayat da çok hızlı ilerliyor. 80 yaşına kadar fotoğraf çekmek istiyorum ve eminim o yaşta da hâlâ öğrenecek bir çok şeyler bulacağım’ açıklamasında bulundu.

The Istanbul Edition’da gerçekleştireceği fotograf sergisi için; doğal güzelliği ve kişinin iç dünyasına gerçekleştirdiği huzurlu yolculuğu hikayeleştirdiğini, bunun günümüz temposunda yoğun çalışan modern insan profili için uygun ortam ve koşullar sağlandığında şehrin merkezinde bile mümkün olabileceğini aktarmaya çalıştığını sözlerine ekledi.

  • Yer:The Istanbul Edition

 

Nesren-JakeNesren Jake – SINS / GÜNAHLAR sergisi
08 Ocak 2015 ~ 28 Şubat 2015

“Her Şeyi Sorgula” mesajı veren işlerini Pop-Propaganda olarak tanımlayan Nesren Jake, günahların kime ve neye göre olduğunu sorgulattığı SINS / GÜNAHLAR sergisi, 7 Ocak 2015 Çarşamba G-art Beyoğlu’nda…

Amacı, var olan toplumsal düzen(ler)i ve verdiği hasarları insanlara anlatabilmek olan, işlerinin tarzını pop-propaganda olarak tanımlayabildiğimiz Nesren Jake eleştirel zekası ile dikkat çekiyor. Ürettikleri bir taraftan güncel olanla hesaplaşırken, diğer bir taraftan da daha derin katmanlarla zamana yayılan eleştirel anlamlar barındırıyor. Siyasal ve ekonomik düzenlerin propagandalarını, kullandığı ironik sembolleri aracılığıyla dezenformasyona uğratıyor. Yani kullandığı popular kültür imajlarının verdiği bilinçaltımıza yerleşen toplumsal mesajları, kendine has yöntemleriyle tekrar sorgulamamıza yardımcı oluyor.

Bu sergide üzerine oldukça düşünmemiz gereken Günah kelimesi, genellikle dini bağlamda Tanrı’nın arzu ve emirlerine uygunsuz her şeyi tanımlamak için kullanılır. Tanrı’nın açıkladığı standartlara ve emirlere karşı yapılan bilinçli ihmalkarlık veya inkar olarak da açıklanabilir. Birçok farklı inanç ve felsefede, dini nitelik taşısın taşımasın, günah kavramı mevcuttur. Günah sözlükte; “isyan, karşı gelme, suç, kabahat” manalarına gelir. Peki bu karşı gelme sadece Tanrı’ya karşı mıdır, yoksa insanlar da birbirlerine karşı günah işlemekte midir? Önemli olan inanç mı, yoksa kime veya neye karşı sorumlu olmanın bilinci midir? İşte bu noktada Nesren Jake günahların kime ve neye göre olduğunu sorguluyor ve kadim bilgelik zincirinin halkalarını birer birer aralıyor.

1984 doğumlu sanatçı, 2010 yılında aktif olarak sanatsal tasarılarını ve düşüncelerini hayata geçirmeye başladı. Genelde bir seriyi tamamlamak ya da tek bir iş çıkartmak yerine karışık düzende farklı formatlarda ve konularda işler yapmayı tercih eden sanatçı, böylece belli bir noktaya odaklanmaktan kaçınarak, çoğunluğun benimsediği bakış açılarına eleştirel olarak bakıyor. Anlatım dili bazen ağır, bazen de hafif bir şekilde eleştiri-alay çerçevesinde kurgulanıyor.

  • Yer:G-Art Galeri
  • Adres:Tomtom Mah. Kumbaracı Yokuşu No: 37/A Beyoğlu İstanbul 
  • Mail:[email protected]

 

Lozandan-cumhuriyete-inonuLozan’dan Cumhuriyet’e İsmet İnönü Sergisi
29 Aralık 2014 ~ 28 Şubat 2015

Lozan Antlaşması’nın imzalanmasının 90. yılı etkinlikleri kapsamında geçtiğimiz yıl İnönü Vakfı tarafından hazırlanan “Lozan’dan Cumhuriyet’e İsmet İnönü” sergisi İnönü Vakfı’nın arşivlerindeki belge ve fotoğraflarla, Lozan’ın imzalanmasından Cumhuriyet’in ilanına, erken Cumhuriyet yıllarından, iç ve dış politikaya kadar çeşitli toplumsal, ekonomik ve kültürel dönüşümleri İsmet İnönü ekseninde gözler önüne seriyor. Sergide ziyaretçiler; dokunmatik ekranlar ve video enstalasyonları aracılığıyla interaktif olarak belge ve Atatürk ve İsmet İnönü’nün hayatlarının kronolojisi, yazışmalar, telgraflar, fotoğraflar hatta kamera görüntülerinin yer aldığı, gazete ve dergi kapakları, mühürler, madalyalar, nişanlar, imzalanan antlaşmalar, resmi yazışmalar, müzakerelere ait birçok belgenin de yer aldığı sergi, Caddebostan Kültür Merkezi Sanat Galerisi’nde 24 Aralık 2014- 28 Şubat 2015 tarihleri arasında gezilebilir. Kadıköy Belediyesi Etkinliği

  • Yer:Caddebostan Kültür Merkezi Sanat Galerisi
  • Adres:Bağdat Cad. Haldun Taner Sok. No:11 Kadıköy İstanbul
  • Mail:[email protected]

 

Balkan-Naci-islimyeliBalkan Naci İslimyeli – Bir Şey Söyle
13 Ocak 2015 ~ 28 Şubat 2015

EKAV / Eğitim, Kültür ve Araştırma Vakfı yeni yılın ilk sergisine çağdaş sanatın önemli temsilcilerinden Balkan Naci İslimyeli’nin son yapıtlarından oluşan “Bir Şey Söyle” ile 13 Ocak – 28 Şubat 2015 tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor.

Sanatçı bu projesinde tuval, video, fotoğraf, giysi heykel ve metnin birlikte oluşturduğu ortak bir dil kullanıyor.

Balkan Naci İslimyeli 1990’ların başından bu tarafa yoğunlaştığı temel bir izleğin alanını son sergisiyle daha da genişletiyor ve şöyle diyor “Küresel iletişim ağının ürkünç boyutlarda yükselen gücü karşısında kısılan insan sesini yeniden duyabilecek miyiz… Konuşan biz miyiz, duyduğumuz sesler bizim mi… Ses tellerimiz hangi biodigital kontrol noktaları arasında gerili duruyor… Bu sergi susmak konuşmak ve susturulmanın ara sesleri üzerine görsel bir soruşturmadır.”

Balkan Naci İslimyeli sergi süresince galeri mekânında yapacağı iki söyleşide bu kavramla ilgili diğer sergilerini de izleyicilere tanıtıp tartışacak. Sergiyi Türkiye’nin ilk online sanat televizyonu www.ekavart.tv de izleyebilirsiniz. ZİYARET SAATLERİ : Pazartesi – Cuma 11:00-18:30 / Cumartesi 12:00-18:30

  • Yer:Ekavart Gallery
  • Adres:Askerocağı cad. Ritz Carlton Otel, Süzer Plaza No:15 Gümüşsuyu Beyoğlu İstanbul 
  • Mail:[email protected]
  • Faks:0212 252 81 31

 

irem-Sozenin-Objektifindenİrem Sözen’in Objektifinden Geri Bak
21 Ocak 2015 ~ 21 Mart 2015

Amerikan Hastanesi Sanat Galerisi “Operation Room”, İrem Sözen’in “Geri Bak” adlı sergisine 21 Ocak – 21 Mart 2015 tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor. Bir dönemin tahlilini fotoğraflarla sunan sanatçının seyircisini davet ettiği sergisi Pazar günleri hariç her gün 10:00-19:00 saatleri arasında Amerikan Hastanesi Sanat Galerisi “Operation Room”da gezilebilir.

İrem Sözen “Geri Bak”la eski albümlerden bulduğu hem kendisinin hem de aile bireylerinin çekmiş olduğu kimi fotoğraflarla kişisel kayıtlarını birleştirerek, bir dönemin tahlilini yapıyor. Hafızanın kronolojiden saparak yığılmasından yola çıkarak, belli bir dizin olmaksızın ileri ve geri sıçrayışlarla zihinsel hafriyatını bir sonradan bakma eylemi halinde gerçekleştiriyor.

Sanatçının kişisel kayıt olarak adlandırdığı bu belgelerde, temas edilmiş karakterlerin portrelerinin kapladığı alanın büyüklüğü, aslında hafızanın sadece zamanda değil, özneler arasında da sıçrayışlar gerçekleştirdiğini gösteriyor. Yakınlığa dayalı ortak tarihin içindeki paydaşların bireyin kendisine bahşettiği anıları bulanıklaştırmak pahasına karşısındakinin tarihini sahiplenişine, ona tutunuşuna şahit oluyoruz. Yakınlık nerede başlayıp nerede biter? Bir eylem olarak fotoğraflama halindeki yalnızlık ne kadar esastır? Başkasından ne kadar beslenmekte veya onun ne kadar kuşatması altındadır?

  • Yer:Amerikan Hastanesi Sanat Galerisi
  • Adres:Güzelbahçe Sok. 20. Nişantaşı Şişli İstanbul
  • Mail:[email protected]

 

dunya-savasinda-propaganda1. Dünya Savaşı’nda İttifak Cephesinde Savaş ve Propaganda
29 Aralık 2014 ~ 22 Mart 2015

1. Dünya Savaşı’nın 100. yılını anmak üzere İttifak cephesinde yer alan devletlerin yürüttüğü halkla ilişkiler süreçlerini, bir başka deyişle propaganda kampanyalarını anlatan sergi, Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde (ANAMED) açıldı. “1. Dünya Savaşı’nda İttifak Cephesinde Savaş ve Propaganda” ismini taşıyan sergide posterlerden, kartpostallara, sembolik ödüllerden madalyalara kadar pek çok tarihi doküman ve obje yer alıyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun savaş döneminde müttefikleriyle geliştirdiği ilişkileri de gözler önüne seren sergi 22 Mart 2015 tarihine kadar ziyaret edilebilecek. Ömer M. Koç Koleksiyonu’ndan seçilen eserlerin yer aldığı serginin küratörlüğünü Bahattin Öztuncay üstleniyor.

  • Yer:Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi
  • Adres:İstiklal Cad. Nuru Ziya Sok. Beyoğlu İstanbul 
  • Telefon:0212 393 60 00

 

PabucPabuç, Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonundan Sergisi
03 Aralık 2014 ~ 31 Mayıs 2015

Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi, kadınların vazgeçilmez tutkusu olan ayakkabıların geçmişine uzanan eşsiz bir sergiye ev sahipliği yapacak. 19. yüzyıldan 20. yüzyılın başına kadar geçen zamana ait ayakkabıların yer aldığı ‘Pabuç, Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonundan’ adlı sergi, 27 Kasım’dan itibaren Sadberk Hanım Müzesi’nde görülebilecek.

Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi, 19. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına kadar geçen döneme ait pabuçların yer aldığı tarihi koleksiyonu ziyaretçileriyle buluşturmaya hazırlanıyor. 27 Kasım’da ziyarete açılacak ‘Pabuç, Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonundan’ adlı sergi, 31 Mayıs 2015 tarihine kadar gezilebilecek.

‘Pabuç, Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonundan’ sergisinde; çoğunluğu Osmanlı’nın son döneminde üretilen ayakkabı ve terlikler oluştururken, Orta Asya, İran, Kuzey Afrika, Hindistan ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden de örnekler yer alıyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarında üretilen ayakkabıları da kapsayan 127 parçalık koleksiyon, geleneksel anlayışın yanı sıra Batı modasını yansıtan çizme, bot, ayakkabı, terlik ve nalın gibi çeşitli modelleri de bir araya getiriyor.

Deri ve kumaştan yapılmış, çoğu sırma, gümüş, tel, kılabdan ve boncuk ile süslenmiş ürünler arasında Mısır Hıdiv ailesinden Prenses Atiye’ye ait olan gelin ayakkabısından, Bursa Valisi Ahmet Münir Paşa ile Pervin Hanım’ın kızı Memduha Hanım’ın 3-4 yaşlarındayken giydiği çocuk potinine kadar ilginç hikâyelere sahip birçok eser bulunuyor. Ahşaptan oyularak yapılmış, sedef, fildişi ve gümüş malzemelerle süslenmiş nalınlar da sergide dikkat çekiyor. Koleksiyondaki etiketli ayakkabı örnekleri ise Osmanlı’nın son dönem ayakkabı üreticileri ve satıcıları hakkında bilgi veriyor.

‘Pabuç, Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonundan’ sergisi, Çarşamba günleri hariç her gün 10:00-17:00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

  • Yer:Sadberk Hanım Müzesi

 

picture-the-worldPicture The World – Burhan Doğançay’ın Objektifinden Dünya
25 Kasım 2014 ~ 07 Haziran 2015

Ressam Burhan Doğançay’ın çektiği fotoğraflar; TEB Özel’in desteğiyle ilk kez Doğançay Müzesi’nde sergileniyor! İnsanın izini, kentin duvarlarından başlayarak süren sanatçının fotoğraflarının yer aldığı “Picture The World” başlıklı serginin resmi açılışı; 25 Kasım Salı akşamı özel bir davetle gerçekleştirilecek.

Türkiye’nin en önemli sanatçılarından Burhan Doğançay’ın fotoğrafları; TEB Özel’in desteğiyle ilk kez sanatseverlerle buluşuyor. “Picture The World” başlıklı sergide bu kez; eserleri dünyanın en önemli müzelerinin daimi koleksiyonlarında yer alan sanatçının ilham kaynağını oluşturan fotoğrafları sergileniyor.

Burhan Doğançay’ın objektifine yansıyan eserlerin yer aldığı sergiye Türkiye’nin ilk çağdaş sanat müzesi olan Doğançay Müzesi ev sahipliği yapıyor. 100’e yakın fotoğrafın yer aldığı sergi; sanatçının 85. doğum yıldönümünde Doğançay Müzesi’nin 10. yılını kutlamak amacıyla, 12 Eylül’de sanatseverlerin ziyaretine açıldı. Serginin resmi açılışı ise, özel davetlilerin katılımıyla 25 Kasım Salı akşamı gerçekleşecek.

Kent duvarlarını ait olduğu ülkenin, şehrin, mahallenin ve sokağın sosyo-ekonomik yüzü ve toplumun aynası olarak gören Doğançay’ın fotoğraf karelerinde; New York’tan Togo’ya dünyanın dört bir yanından izler bulunuyor.

Brooklyn Köprüsü’nün 1986-1987 yıllarındaki ilk büyük bakımı sırasında köprünün üzerine çıkmasına izin verilen tek sanatçı olan Burhan Doğançay’ın çektiği çok özel New York fotoğrafları, serginin en değerli parçaları arasında gösteriliyor. Sanatçının, New York’un “gökyüzünün kovboyları” olarak bilinen “ironworker”larıyla birlikte geçirdiği tehlikeli anlarının fotoğraflarının da yer aldığı sergide; Doğançay’ın gözünden kentlerin ve insanların sosyal ve psikolojik izleri sürülüyor.

“Picture The World” sergisinde yer alan fotoğraflar; önümüzdeki aylarda düzenlenecek bir müzayede ile satışa çıkacak. Sanatın ve sanatçının yanında yer alan, Türkiye’de en köklü özel bankacılık hizmetini sunan TEB Özel’in desteğiyle gerçekleşecek müzayededen elde edilecek gelir ise UNICEF’e bağışlanacak.

Burhan Doğançay’ın, farklı coğrafyalardan tanıklık ettiği ve sanat yaşamında izleri olan anları yansıtan “Picture The World” sergisi; 7 Haziran 2015 tarihine kadar her gün 10:00 – 18:00 saatleri arasında Doğançay Müzesi’nde görülebilir.

  • Yer:Doğançay Müzesi

PDF OLARAK İNDİR

Kaynak: Nar Sanat

Türk toplumunda müzik ve plastik sanatların etkileşimini, buluşmasını, zıtlaşmasını, değişen dönemlerle birbirini tamamlamasını yansıtan sergi kasım sonuna kadar İstanbul Modern’de.

çoksesli-sergi

1920’lerle başlayıp 2. Dünya Savaşı’yla sona eren Paris’in sanat ortamına hep imrenmişimdir. Bütün sanat ve düşünce dallarının iç içe geliştiği, şair, ressam, müzikçi, mimar, felsefeci, romancı, besteci, heykeltıraş ve modacıyla nice yaratıcının birbiriyle alışveriş içinde olduğu dönemdir.

Şu sıralarda İstanbul Modern’de böylesine kanatlanıp uçan bir sergi var: Türk toplumunda müzik ve plastik sanatların etkileşimini, buluşmasını, zıtlaşmasını, değişen dönemlerle birbirini tamamlamasını yansıtan bir sergi. Adı: Çok Sesli. İngilizcesi “plurivocality” olarak çevrilmiş,“polyphony” değil.

Sergi, hat sanatının büyük ustası Ahmed Karahisari’nin karalamasıyla başlıyor. Nedir müzikle ilgisi hat sanatının, diyeceksiniz. Meşketmek: “Yazı karalaması” anlamına gelen bu terimi hat sanatı müziğe ödünç vermiş. Usta-çırak ilişkisi içinde nota kullanılmayan dönemde şarkıların yinelenerek ezberlenme yolu. Derken Osmanlı İmparatorluğu’nun en önemli bestecilerinden III. Selim’e bağlanıyor sergi. Ardından Ali Ufki, II. Mahmud, Naum Tiyatrosu’nun önemi, Leyla Saz hanım, Osman Hamdi’nin resimlerinde müzik, Muzikayi Humayun, Abdülmecid veCemal Reşit Rey’e kadar geldiğinde o dönemde nice ressamın çalgılarla ve çalanlarla ilgilendiğini görüyoruz. İbrahim Çallı’nın piyano çalan kadını bunun en güzel örneği. Derken Anadolu’ya yönelen ressamlar başlıyor Cumhuriyet yıllarıyla. Onların da Bartok gibi köy müziğinden yola çıkan bir bestecinin etkisi ve Adnan Saygun’un Batı tekniğiyle Anadolu modlarını işleyişi koşut tutulmuş. Saygun’dan kaynaklanan Yunus Emre teması Erol Akyavaş’a, Abidin Dino’ya uzanıyor. Neyzen Tevfik, ney sesinin gizeminde nice ressama esin kaynağı oluyor. Semiha Berksoy, birkaç sanat dalını birleştiren ve ne mutlu ki yapıtlarına sahip çıkılmış bir sanatçı. Ona özel bir oda düzenlenmiş.

Ankara’da 1950’lerde kurulan Helikon Derneği kentin kültürel yaşamında birçok sanat dalını bir araya getiriyor. Bülent Arel gibi mobil heykeller ve elektronik müzik yapan bir besteci, İlhan Usmanbaş gibi resimle müziğin ilişkisini soruşturmuş ve resimsel (grafik) notalarıyla müziği resimden algılamayı araştırmış bir besteci ve İlhan Mimaroğlu gibi elektronikle filmcilik arasında bağ kuran bir besteci, modernizme açılan ilk müzik adamlarımız. Adnan Çoker’in ritim ve renk tonunu araştırırken müziksel malzemeyle uğraşması da onlara koşut.

Birden serginin rengi değişiyor: Karşımıza İbrahim Safi’nin yaptığı portresiyle Zeki Müren çıkıyor. Kendisi de Güzel Sanatlar Akademisi mezunu. Onun sesini de dinliyoruz. Sanırım böyle bir sergiye başlangıç noktalarından birisi de Gülsüm Karamustafa’nın bir süre önce açtığı Arabesk sergisiydi. Arabeskin toplumun her yönünde etkisini izliyorsunuz.

Cengiz Çekil’in Sağır Çığlık adlı ses heykeli o demir konstrüksüyon içinde neler anlatmıyor ki… Benim favorilerimden birisi “:mental KLİNİK” tarafından üretilmiş bir çalışmaydı: Birbiriyle ağızlarında buluşmuş iki French horn (korno). Ve çalışmanın adı da “French Kiss”.

Kasım sonunda kapanacak olan bu sergiyi mutlaka gezin. İmge gücünüz genişleyecek. Duyduğunuz, gördüğünüz ve alımladığınız sanat dalları yeni boyutlar kazanacak.

Kaynak :[-]

heybeliada-kutuphane“Kütüphane Şenliktir” temalı Kütüphane Şenliği 27 Eylül Cumartesi günü saat.09.00-20.00 saatleri arasında Heybeliada Şenlik Alanında (İskele Meydanı) gerçekleşecek

Heybeliada Kütüphanesi Koruma Girişimi, Türk Kütüphaneciler Derneği İstanbul Şubesi, Okul Kütüphanecileri Derneği ve Okuma Ajansı’nın işbirliği ile düzenlenen “Kütüphane Şenliktir” temalı Kütüphane Şenliği 27 Eylül Cumartesi günü  saat.09.00-20.00 saatlari arasında Heybeliada Şenlik Alanında (İskele Meydanı) gerçekleşecek. Şenliğin çıkış nedeni kamu kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve sivil girişimlerin kütüphaneleri ve tüm kültür kurumları için işbirliği halinde çalışarak nitelikli çalışmaların ortaya çıkabilmesi olarak açıklandı. Birkaç ay sonra restarasyon ve onarım çalışmaları bitecek olan Heybeliada Halk Kütüphanesi yeniden açılmasına az bir zaman kala etkinlik düzenleniyor.

Şenlikte, farklı sanat dallarını ve farklı disiplinleri  performans ve atölyelerle yanyana getirilecek. Bu şekilde kütüphanelerin yaşayan mekanlar olduğunu, sadece kitap alışverişi ile sınırlı olmayan, insan yaşamında gereksinim duyulan sanatsal ve kültürel etkinlikerin, atölyelerin de kütüphanelerin bir parçası hatta olmazsa olmazı olduğunu modellemek planlanıyor.

baglama-cocuk3

Konfüçyüs, müziğin birleştirici yönüne, “gök ve toprak arasındaki uyumdur” diyerek vurgu yapmıştır.

Eğitim olarak ele alındığında müzik, bireyin yaratıcılığını arttırması ve sosyal yaşamını desteklemesi açısından önemlidir.

Bu bağlamda herhangi bir sanat dalıyla uğraşan çocukların, hiç bir sanat dalıyla ilgilenmeyen çocuklara göre gerek yaratıcılık, gerek kendini tanıma ve tanıtma, gerekse farkındalık anlamında daha aktif oldukları araştırmalarca kanıtlanmıştır. İşte tam da bu noktada, bu yazının da temasını oluşturan “kendini tanıma, tanıtma ve farkındalık” konusuna değinmek isterim.

Sanatın her dalının çocuğu bir adım ileri taşıyacağı gerçeğinin yanında, çocuğun sanatsal ve kültürel anlamda kendini tanıması, yaşadığı coğrafyaya ait olan müziğin ve bu müziğin icra edildiği enstrümanın farkında olması gerektiğini de göz ardı etmemek gerekir. Çocuğun kültürel anlamdaki gelişimi, öncelikle kendi müziğini ve enstrümanını tanımasıyla doğru orantılıdır. Yaşadığımız coğrafyanın belirleyici ve birleştirici ezgileri, halkın ortak değerlerle var ettiği Türk Halk Müziği’dir. Bu müziğin geleneksel enstrümanı da şüphesiz Bağlama’dır. Dolayısıyla çocuğun enstrüman olarak Bağlama’yı seçmesi, diğer bir çok sanat dalına da bakışını şekillendirecek, ileride farklı bir enstrüman veya sanat dalıyla ilgilenirken/ilgilenirse, daha emin ve bilinçli adımlar atmasını sağlayacaktır. Çocuklar için Bağlama eğitimi, kültürel fakındalığın yanı sıra diğer sanat dallarına açılan bir pencere olarak da düşünülebilir. baglama-cocuk

Yine Konfüçyüs; “Bir ülkenin doğru yönetilip yönetilmediğini, ahlak açısından yücelip yücelmediğini anlamak mı istiyorsunuz? O ülkenin müziğine bakınız.” diyerek bir ülkenin kendi müziğinin ne kadar belirleyici olduğunu belirtmiştir.

Ailelere düşen ise, çocukları için doğru enstrümanı seçerken bunları da düşünmeleridir.

Unutulmamalı, toprağı bilmeyen betonda yürüyemez.

Müzik eğitimi alanında zengin bir coğrafyada yaşıyoruz. Ülkemizde müzik eğitimi veren dernekler, kurslar, topluluklar var. Bu zincire konservatuarları da eklersek, kaliteli eğitimin hiç de zor olmadığını görebiliriz.

Genel olarak düşünüldüğünde müzik, bağlayıcı olduğu kadar şiddetten uzaklaştıran, eğiten, sosyal hayata katkı sağlayan, bireyin topluma bakışını değiştiren ve ufkunu açan bir olgu. Yerelde ise halk müziği, ait olduğu ülke halkının gerçek duygularını yansıtması açısından, özellikle çocuklar için sosyal ve kültürel değerlerin farkına varmak adına önemli ve belirleyici.

Özetleyip toparlamak gerekirse Halk Müziği ve bu güzel paydanın ürünü olan Bağlama; özellikle genç dimağlar tarafından doğru anlaşılıp anlatılırsa, ülkemiz müziğinin korunup yaşatılmasının yanısıra, yazıda genel olarak bahsetmeye çalıştığım kültürel farkındalık anlamında da olumlu bir gidişat sergileyecektir. Yani tek başına eğitimin yanında, doğru bir şekilde, bilinçli olarak alınan eğitim de önemlidir. Dolayısıyla müzik eğitiminde de doğru kararlar vermeli ve tercihlerimizi bu bilinçle yapmalıyız diye düşünüyorum.

Sözlerimi bitirirken, bu anlamda yapacağınız doğru tercihler için teşekkür ediyorum.

Nar Sanat Bağlama Eğitmeni
Murat HASGÜN

İKSV tarafından gerçekleştirilecek olan 33. İstanbul Film Festivali’nin afişi İnci Eviner imzası taşıyor

Film_afis_2014_50x7033- İstanbul Film Festivali’nin afişi ressam İnci Eviner ve İKSV kurumsal kimlik danışmanı Bülent Erkmentarafından hazırlandı. Afiş Eviner’in desen ve el yazılarını taşıyor.

Akbank’ın sponsor olduğu İstanbul Film Festivali 5-20 Nisan tarihlerinde düzenlenecek. Festivale başvuru süreci ise 31 Ocak Cuma akşamı doluyor.

İKSV, farklı sanat dallarının önemli isimlerinin yapıtları, desenleri veya el yazılarından İstanbul Festivalleri’nin tanıtım afişlerini oluşturmaya bu yıl da devam ediyor. Resimlerinden oluşturulan kolaj ve el yazıları, İKSV Kurumsal Kimlik Danışmanı Bülent Erkmen’in tasarımıyla 42. İstanbul Müzik Festivali’nin afişine dönüştürülen Güher ve Süher Pekinel ikilisinin ardından İnci Eviner de İstanbul Festivalleri afişlerinde imzası olan sanatçılar arasına katıldı.

İnci Eviner, Bülent Erkmen’le birlikte böyle bir çalışma ortaya çıkarmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Kendi işimde sözcükler olarak kullandığım figürlerle, Bülent Erkmen burada sinema için bir cümle kurdu. Kendi alanım olmayan sinema ve sinema izleyicisiyle afişlerde buluşmak çok güzel bir deneyim oldu.” dedi.

Bülent Erkmen, afişle ilgili olarak şu açıklamayı paylaştı: “İnci Eviner’in insan bedeninin gündelik hayat içindeki siyah-beyaz silüetlerini kullandım. Çömelme, kalkma, uzanma, uzatma, gerinme gibi İnci Eviner’in desenleri arasından seçtiğim bazı bedensel hareketleri yeniden kurgulayarak sinemanın hareketli görüntü oluşturma anlayışıyla ilişkilendirdim. Sinemanın bulunuşunda kullanılan, bir hareketin aşamalarını saptayan bir dizi görüntünün hızlı akmasıyla göz aldanmasına yol açan “fenakistiskop” aleti göndermesine sanatçının el yazısıyla yazılmış festival ismi dönüp duran desenlere eşlik etti.”

Festival başvurularında son günler!

Bu yıl onuncu kez Akbank sponsorluğunda düzenlenen 33. İstanbul Film Festivali’nin başvuru süresi sona eriyor. 31 Ocak Cuma akşamına kadar yapılacak başvurular arasından belirlenecek filmler, 33. İstanbul Film Festivali çerçevesinde “Altın Lale Ulusal Yarışma”, “Yarışma Dışı”, “Yeni Türkiye Sineması” ve “Belgeseller” bölümlerinde gösterilecek. Başvuruların 31 Ocak Cuma günü 17.00’ye kadar online başvuru sistemi üzerinden tamamlanmış olması gerekiyor. 33. İstanbul Film Festivali’ne uzun metrajlı kurmaca filmlerin yanı sıra, belgesel ve animasyon filmlerle de başvurulabiliyor.

Kaynak: [-]

Çocuklarımız bale yapsın diye Nar Sanat’dan karşılıksız % 50 burs

bale-kursları nar sanat

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği dikeySanat eğitiminin tüm dallarında kaliteli ve saygın eğitimler veren kurumumuz gelen talepler doğrultusunda çocuklarımızın daha iyi bale eğitimi alması için Cumartesi ve Pazar günü birer grup olmak kaydı ile (10 kişilik 2 sınıf) % 50 burs ile öğrenci alacaktır.

Kurs bedelinin % 50’si M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’nun sahibi olan Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği tarafından karşılanacaktır.

Açılacak sınıf 4-6 yaş aralığını kapsamaktadır. Sınırlı sayıda olacak olan burstan faydalanmak için bizzat gelerek form doldurmanız gerekmektedir. Kontenjan dolmadan lütfen başvurunuzu yapınız.

Diğer bazı sanat eğitimi dallarında da Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği tüzüğünün gereklerini yaparak çocuklarımızla sanatı buluşturma hazırlığında. Kısa bir zaman sonra pek çok branşta grup dersi şeklinde burslar verilecek.

Not: İnternet üzerinden yapılan başvurular kabul edilmeyecektir.

Bale hakkında kısa bilgi:

bale-vertikalBale hakkında kısaca bilgi vermek gerekirse; Bildiğiniz gibi özellikle kız çocuklarımızın sevdiği ve ilgi gösterdiği  bale her türlü dans eğitiminin temelidir. Bale kursundan alacakları eğitim ile öğrenciler incelik, zarafet,teknik, disiplin, esneklik ve dayanıklılık gibi çocuk gelişimini etkileyen faktörleri öğrenirler.  O nedenle, çocuk olsun yetişkin olsun bir insanın çalışacağı en önemli dansın formunun bale olduğu bir gerçektir.

Bale eğitiminde de diğer sanat dallarında olduğu gibi odak kaliteli sanat eğitimi olmalıdır. Eğitim kalitesinden asla taviz vermeyen Nar Sanat Eğitim Kursu tüm dallar gibi Bale eğitiminde de siz velilerimizin yanında.

Bale için uygun yaş aralığı nedir?

Çocuk fiziksel gelişiminin gereklerinden olan, sağlık, esneklik ve düzenli bir yaşamın alışkanlık olması ve yerleşik hale gelmesi için yapılacak en uygun ve sevilerek yapılan dans türü olan baleye günümüzde en çok çocuklar ilgi göstermektedir. Doğru bale eğitimi erken yaşlarda başlar.

Bildiğiniz gibi fiziki yapı ve zihinsel farkındalığın, bedensel disiplin ile eğitime daha yatkın olunan en uygun zaman elbette çocukluk dönemidir. Gerek figürlere kolay uyum hem de fiziksel hareketlerin yerleşik hale gelmesi bu yaşlarda daha rahat ve uygun olmaktadır..

Baleye başlama yaşı konusunda farklı söylemler olsa dahi genel olarak 4 ile 7 yaş arası daha uygun görülmekle birlikte üst sınır olarak 11 yaşa kadar uzanılabilmektedir. Elbette bale sadece kız çocukları tarafından yapılan bir dans türü değildir. İster kız olsun ister erkek çocuk şart ve koşullar aynıdır. Hatta zaman zaman 3,5 yaş civarı çocuklar

Müzik dinlemenin ve müzikle uğraşmanın faydaları çok boyutludur. Müzik çocukların kendini ifade etme yeteneklerini geliştirir, estetik, yaratıcı ve yapıcı düşünme kapasitelerini artırır. Müzikle birlikte çocuğun içsel disiplini çocuğa yavaş yavaş aşılanabilir.

Bakırköy-davul-dersleri

Müzik akademik performansı da olumla etkiler. Okul çağındaki çocukların daha hızlı okumaları; yazma, anlama ve düşünmede öğrenme güçlüğü çeken çocukların eğitimleri; stresin ve sıkıntının azaltılması yine müzikle başarılabilir. Bilim adamlarına göre müzik, bilişsel düşünme kabiliyetini artırmaktadır. Bilişsel düşünme ile müzik arasında güçlü bir ilişki olduğundan müzikle uğraşanlarda ya da sık müzik dinleyenlerde beyin aktivitesi artmaktadır.

Birçok müzik dalında olduğu gibi özellikle Bateri derslerinde eller ve ayakların koordineli kullanılması çocuk veya yetişkinin el-kol koordinasyonunu artırmaktadır. Bunun yanı sıra elbette günlük stresten kaçınma imkânı da sağlamaktadır.

Bakırköy’ün ilk M.E.B. Onaylı davul(Bateri) dersleri vermeye yetkili kuruluşu olan kurumumuzda Davul/Bateri dersleri sizleri bekliyor.

bateri-dersleriFerah, rahat ve güvenli bir ortamda gerek kendiniz ve gerekse çocuklarınızın eğitim alabileceği bir kurumda, ders almanın avantajlarından faydalanmak için henüz geç kalmadınız. Neyazık ki bildiğiniz üzere sınırlı sayıda öğrenci kabul edebiliyoruz.

Okullar açıldı ve artık çocuklarınızın hobilerini gerçekleşme vaktiİstediğiniz gün ve saat imkanını kaçırmayın sınırlı sayıda öğrencinin ders alma imkanı olduğu bateri dersliğinde, sadece ders almakla kalmayacak M.E.B. Onaylı belge sahibi olma imkanına da kavuşacaksınız.

Bakırköy’de M.E.B. onaylı tecrübeli ve kaliteli eğitmenler eşliğinde tüm diğer sanat dallarında olduğu gibi Bateri/Davul eğitimi konusunda da sizleri hizmet etmekten mutluluk duyacağız.

Her öğrencimiz için geçerli olan aşamalı olarak başlayacak olan grup dersi şeklinde verilen haftalık 3 saat ücretsiz solfej dersini de unutmayın.

Ücretsiz solfej derslerinin yanı sıra elbette dersliklerin boş olduğu saatlerde, derslikleri sabah 09:00’dan akşam 21:00’ kadar hiçbir bedel ödemeden kullanma avantajını da unutmayın.

Yapmanız gereken tek şey Nar Sanat’a uğrayıp sizlere ve çocuklarınıza tüm sanat dallarında hizmet veren kursumuza uğramanız.

Elbette tüm bu eğitimlerin yanı sıra yıl içersinde gerek öğrenci gerekse eğitmen ve sanatçı dostlarımızın vereceği dinleti, konser ve gösterileri izleme imkanına da sahip olabileceksiniz.

Bakırköy’de bir dernek tarafından kurulan ilk M.E.B. Onaylı kurs olma özelliği taşıyan kurumumuza sadece ders almak için değil, çay, kahve içmek içinde gelebilirsiniz. Buyurun lütfen gelin tanışalım. Misafirimiz olun ,sanat yuvası olan kurumumuz sizi ağırlamaktan mutluluk duyacağız.

Kim bilir beklide T.V.ler de, filmlerde, tiyatro sahnelerinde gördüğünüz sanatçılarla da zaman zaman sohbet etme ikanınız olur.

“Hayatın içinden Nar Sanat”