Şunun için etiket arşivi: Salon

Türkiye’nin ilk ve tek Blues festivali “Efes Pilsen Blues Festival”, bu yıl 23. kez Türkiye yollarına çıkıyor. 20 farklı şehirde, 24 konserle unutulmaz bir Blues deneyimi daha yaşatacak festival, 2 Kasım’da Antalya’da başlıyor ve 8 Aralık’ta İzmir’de son buluyor.

 Efes Pilsen tarafından Pozitif Live organizasyonuyla gerçekleştirilen, ülkemizin ilk ve tek blues festivali Efes Pilsen Blues Festival, 23. yılında yine tüm Türkiye’ye unutulmaz bir Blues deneyimi yaşatacak. 2 Kasım – 8 Aralık 2012 tarihleri arasında, 20 farklı şehirde, 24 konserle gerçekleştirilecek olan Efes Pilsen Blues Festival 23, bu yıl da Blues müziğin güçlü isimlerini ağırlayacak.

BLUES’UN YILDIZLARI EFES PİLSEN BLUES FESTİVAL 23’TE 
Grammy ve Emmy başta olmak üzere pek çok uluslararası prestijli organizasyonda ödüle layık görülmüş olan armonika Blues üstadı Billy Branch ve grubu The Sons of Blues 23. Efes Pilsen Blues Festival için ülkemize geliyor. Billy Branch’ın özel bir konuğu da olacak. Genç yaşlarda Blues ve R&B seslendirmeye başlayan, kariyerinde Junior Wells, Jimmy Dawkins, Bobby Rush, Buddy Guy, Albert King, Professor Eddie Lusk ve B.B. King gibi önemli isimlerle beraber aynı sahneyi paylaşan, Mississippili Blues sanatçısı Zora Young.

Festival kapsamında ayrıca Teksas Blues tarzının en önemli temsilcilerinden olan elektronik Blues gitaristi Smokin’ Joe Kubek & Bnois King ile 2009 Blues Müzik Ödülleri’nde “En İyi Yeni Sanatçı” ödülü, 2010 ve 2011’de “En İyi Baterist” ödülüne layık görülen, Legendary R.L. Burnside’ın torunu ve dünyanın en iyi davulcularından Cedric Burnside yer alıyor.

Festival, 27808 sayılı Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik doğrultusunda bu yıl, 24 yaş ve üzeri müzikseverlerin katılımına açık olarak gerçekleştirilecek.

Bilet fiyatları ise; İstanbul, Ankara ve İzmir için ön satışta tam 35 TL, indirimli 25 TL (kapıda tam 40 TL, indirimli 30 TL), Adana, Mersin, Antalya, Bursa, KKTC 25 TL, Hatay, Denizli, Eskişehir, Edirne, Çanakkale,Trabzon 20 TL, Kayseri, Konya, Gaziantep, Diyarbakır, Erzurum, Balıkesir 15 TL.

Efes Pilsen Blues Festival, 1989 yılından bu yana Türkiye’yi Blues müziği ile tanıştırmaya devam ediyor. Gelenekselleşen ve heyecanla beklenen bir etkinliğe dönüşen Efes Pilsen Blues Festival kapsamında 22 yılda 87 grup ve 267 sanatçı sahne aldı; toplam 355 konser gerçekleştirildi. Bu konserlere 424 binin üzerinde müziksever katıldı.
Efes Pilsen Blues Festival 23 Programı

Efes Pilsen Blues Festival 23 kapsamında  Antalya, Denizli, Konya, Kayseri, Mersin, Adana, Hatay, KKTC, Gaziantep, Diyarbakır, Erzurum, Trabzon, Ankara, Eskişehir, Bursa, Balıkesir, İstanbul, Edirne, Çanakkale ve İzmir’de toplam 24 konser gerçekleştirilecek.

2 Kasım 2012, Cuma Antalya Ramada Plaza Antalya

3 Kasım 2012, Cumartesi Denizli Richmond Pamukkale SPA Hotel

4 Kasım 2012, Pazar Konya Konya Dedeman Otel

6 Kasım 2012, Salı Kayseri Hilton Kayseri

8 Kasım 2012, Perşembe Mersin Mer-Yat Merada Center

9 Kasım 2012, Cuma Adana HiltonSA

11 Kasım 2012, Pazar Hatay Anemon Antakya Otel

13 Kasım 2012, Salı KKTC Jasmine Court Hotel – Disco

14 Kasım 2012, Çarşamba Gaziantep Kalender Plaza

16 Kasım 2012, Cuma Diyarbakır The Green Park Hotel

18 Kasım 2012, Pazar Erzurum Polat Renaissance Hotel

20 Kasım 2012, Salı Trabzon Zorlu Grand Hotel

22 Kasım 2012, Perşembe Ankara Bilkent Otel

23 Kasım 2012, Cuma Ankara Bilkent Otel

24 Kasım 2012, Cumartesi Ankara Bilkent Otel

26 Kasım 2012, Pazartesi Eskişehir 222 Park

27 Kasım 2012, Salı Bursa Bursa Suare

28 Kasım 2012, Çarşamba Balıkesir Asya Pamukçu Termal Otel

30 Kasım 2012, Cuma İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı, Rumeli Salonu

1 Aralık 2012, Cumartesi İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı, Rumeli Salonu

4 Aralık 2012, Salı Edirne RYS Otel

5 Aralık 2012, Çarşamba Çanakkale Kolin Hotel

7 Aralık 2012, Cuma İzmir İzmir Arena

8 Aralık 2012, Cumartesi İzmir İzmir Arena

 

Kaynak: [-]

Tür : Tiyatro
Etkinlik Tarihi : 13 Ekim 2012
Sanatçı : Sensation
Yer : Ataköy Atletizm Arena, İstanbul
Adres : Ataköy Atletizm Arena logo Ataköy Atletizm Arena Sinan Erdem Spor Salonu yanı ATAKÖY / İstanbul
Başlama : 21:45
Bitiş : 00:00
Detay : Dünyanın en büyük dans etkinliği nefes kesecek görsel şovuyla Türkiye’ye geliyor!

13 Ekim Cumartesi günü MC Gee’nin ev sahipliğinde house müziğin dev DJ’leri  Mr. White, Dennis Ferrer, Fedde le Grand & Deniz Koyu, Sunnery James & Ryan Marciano, Daniel Sanchez & Juan Sanchez Sensation için İstanbul’da!

House müziğin görsellik, akrobasi, sahne şovu, tiyatro ve koreografiyle buluştuğu benzersiz bir kapalı mekan dans etkinliği olan Sensation 13 Ekim 2012 Cumartesi günü Wicked Wonderland temasıyla Ataköy Atletizm Arena’da!

Eğlencenin başkenti Amsterdam’da 2000 yılından beri düzenlenen, 4 yıl üst üste ”Dünyanın En İyi Etkinliği“ ödülünü alan dünya üzerindeki tek etkinlik olan Sensation 13 Ekim Cumartesi gecesi Ataköy Atletizm Arena’yı herkesin beyaz giydiği dev bir gece kulübüne dönüştürecek!

One Colony organizasyonu, Virgin Radio ve Red Bull’un katkılarıyla Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilecek Sensation’da house müziğin önde gelen DJ’leri, 7 saat boyunca, “Alice in Wonderland”den tanıdığımız Alice’in hikayesini müzik, dans, koreografi ve görseller eşliğinde anlatacak. Sensation gecesi, bar servislerini verecek olan Türkiye’nin en iyi bar catering hizmet şirketi Alcoholoco’nun sürpriz kokteylleri ise geceye ayrı bir renk katacak!

Dünyadaki tüm Sensation’larda olduğu gibi İstanbul’da da şovun açılışını Mr. White yapacak. Daha sonra sahne alacak DJ’ler ve performans gösterdikleri bazı etkinlikler ise şu şekilde:

Dennis Ferrer: Sensation Amsterdam 2012, Sensation Belgrad 2012,  Mysteryland 2012
Deniz Koyu: Sensation Prag 2012, Sensation Bangkok 2012, Mysteryland 2012, Ultra Music Festival 2012
Fedde le Grand: Sensation Amsterdam 2011, Sensation Sao Paolo 2012, Sensation Seul 2012, Mysteryland 2012, Ultra Music Festival 2012
Sunnery James & Ryan Marciano: Sensation Amsterdam 2010, Sensation Barselona 2011, Sensation Belgrad 2012, Sensation Kaohsiung 2012, Ultra Music Festival 2012
Daniel Sanchez & Juan Sanchez: Sensation Amsterdam 2011, Sensation St. Petersburg 2012, Sensation Antwerp 2012, Mysteryland 2012

Ulaşım:

Gidiş: Katılımcıların Anadolu yakasından alana rahatça ulaşabilmeleri için, etkinlik saatine yakın Anadolu – Avrupa köprü geçiş yoğunluğu göz önünde bulundurularak, etkinlik günü Kadıköy ve Bostancı’dan hareketle varacakları Bakırköy İDO Deniz Otobüsü İskelesi’nden alana ring seferler düzenlenecektir. Avrupa yakasından ulaşım içinse Ataköy-Şirinevler tramvay ile metrobüs duraklarından yine ring seferler düzenlenecektir.

Dönüş:  Katılımcıların alandan rahatça dönebilmeleri için etkinlik alanından belirli bir saatten itibaren Kadıköy ve Mecidiyeköy’e düzenli ring seferler düzenlenecektir. Bunun yanı sıra havalimanı ve diğer çevre taksi duraklarından taksiler sürekli olarak alana yönlendirilecek, ek otobüs ve metrobüs seferleri de belediye tarafından sağlanacaktır.

– Standart Bilet: Standart kategorisi bilet sahipleri, istedikleri takdirde saha içerisinde ya da tribünlerde serbest dolaşım hakkına sahiptir. Aynı zamanda Arena dışarısında bulunan çadırlardaki aktivitelere ücretsiz erişim imkanları olacaktır.
– Deluxe Bilet: Tükendi
Deluxe kategorisi bilet sahipleri; ayrı giriş noktası, vestiyer hizmeti, geniş görüş açılı inşa edilmiş platformda şovu daha iyi izleyebilme, dışarıda bulunan özel çadır altında aktivite katılım-dinlenme, Deluxe Lounge’a geçiş imkânlarından ve ayrıcalıklı yeme-içme noktalarından faydalanabilecektir. Ayrıca, Deluxe Bilet sahipleri istedikleri takdirde saha içerisine giriş yapma hakkına da sahiptirler.

– Exclusive Masalar: Tükendi
En ayrıcalıklı hizmetin ve görüş açısının sunulacağı 6 – 8 kişilik kapasitelerde olan localar ile ilgili talepleriniz için iletişim detaylarınızı içeren bilgileri [email protected] adresine gönderiniz. Taleplerinize en kısa zamanda cevap verilecektir. Exclusive masa sahipleri aldıkları hizmetlere ek olarak Deluxe ve Standart Bilet sahibi katılımcıların sahip olduğu tüm haklara da sahiptirler.

Detay için TIKLAYINIZ.

Türkiye’nin en uzun soluklu festivallerinden 22. Akbank Caz Festivali’nin 3-21 Ekim tarihleri arasındaki programı açıklandı

Bu sene 22. yılını kutlayacak olan Akbank Caz Festivali, geride bıraktığı 22 yıl boyunca dünya çapında pek çok müzisyeni ağırladı ve unutulmaz performanslara sahne oldu. Festival, zengin konser programının yanı sıra atölye çalışmaları, paneller, yarışmalar, ‘cazlı brunch’ gibi aktivitelerle bu yıl da dopdolu olacak.

Bu sene dördüncüsü düzenlenecek olan “Kampüste Caz Etkinliği” ile festival ritmi Anadolu’ya ulaşacak. Bu etkinliklerle lise ve üniversite çağındaki gençlere ulaşmak, onlara caz müziğini tanıtmak ve sevdirmek festivalin esas hedeflerinden.

Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı ise festivalin 22. yılında da dünyaca ünlü caz sanatçılarını ülkede ağırlarken, yetenekli genç müzisyenlere de performanslarını sergileme imkanı sunacaklarını vurguladı.

22. Akbank Caz Festivali, klasik cazdan avangart tınılara, dünya müziklerinden elektronikanın sınırlarına dek uzanan işitsel tecrübelerle takipçilerine geniş bir çeşitlilik sunuyor. Diğer yandan, festival kapsamında iki yarışma da düzenleniyor. Bunlardan biri ‘JAmZZ Akbank Caz Festivali Genç Yetenekler Yarışması’ diğeri de Akbank Sanat facebook sayfası üzerinden gerçekleştirilen ‘Tişört TasarlıCAZ!’ yarışması. Bu yarışmalarla hem caz severlere içlerindeki sanatçı ruhu ve yaratıcılığı yansıtma fırsatı sağlanıyor.

22. Akbank Caz Festivali’nin bu yıl öne çıkan isimleri; Anthony Braxton & Diamond Curtain Wall Quartet, Eleni Karaindrou, İbrahim Maalouf, Gregory Porter ve The ACT Jubilee Night olacak.

Festivalin bu yılki mekanları arasında ise İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı, Akbank Sanat, Babylon, Babylon Lounge, The Seed, Nardis, Salon, Garajistanbul ve Caddebostan Kültür Merkezi bulunuyor.

22. AKBANK CAZ FESTİVALİ’NDEN SEÇMELER

22. Akbank Caz Festivali, ”Cazın Ustaları” bölümünde bu yıl okyanusun her iki yakasından caz tarihinin büyük seslerini bir araya getiriyor. Amerikan cazının yanı sıra Avrupa caz sahnesinin saygın isimlerinin yer aldığı bu bölümde, cazın kilometre taşları Miles Smiles, The ACT Jubilee Night ve Anthony Braxton Diamond Curtain Wall Quartet yer alıyor.

Amerikan caz müziği geleneğinin gelişmesinde çok etkin bir rol oynayan 20. yüzyılın en etkili caz müzisyenlerinden Miles Davis’in mezunlarından Larry Coryell’in, Rolling Stones’un basçısı Darryl Jones, Joey DeFrancesco, Omar Hakim, Bill Evans ve Miles Davis’in tek trompet öğrencisi Wallace Roney gibi tüm yıldızlarını bir araya getirdiği Miles Smiles, 7 Ekim Pazar günü İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştireceği konserle müzikseverleri caz müziğinin sınırlarında bir yolculuğa çıkaracak.

AA

Bugün “Fotoğraf Eğitmenimiz”  “ Damla YEDİSAN ” ile fotoğraf ve Fotoğrafçılık Kurslarımıza ait özel bir site ( http://www.fotografcilikkurslarim.com )yapımı ve şekli hakkında telefon görüşmesi yaptık ve ardından siteyi biraz inceledim sonra diğer sanat sitelerine göz atmaya başladım ki fotoğraf sergisi olarak aşağıdaki haberi gördüm… Haberi okuduktan sonra google’da biraz araştırma yapınca sizlerle de paylaşmak istedim.  “Bilgi paylaştıkça büyür.” değil mi?

 

Tina Modotti

İtalya’daki yoksulluktan Hollywood’da başrole… Entelektüellerin gözdesi ‘çılgın’ partilerden Komünist Parti üyeliğine… Vatansızlıktan savaş meydanlarına… Herkesi etkileyen güzellikten ‘hafifmeşreplikle’ damgalanmaya… Tarihin önemli fotoğrafçılarından Tina Modotti’nin fotoğrafları, efsanesine yakıştıramadığımız bir sessizlikle Cihangir Sanat Galerisi’nde bekliyor.

İtalya’da yoksul bir ailede başlayan yaşamı, dünyanın dört bir yanında fena halde fırtınalı biçimde seyrederken, yolu Hollywood’da başrollere de düşmüş Avrupa’da ajanlığa da… Etkisinden kolay kaçınılmayan bir güzelliğe sahipmiş. Yaşamının bir kısmında entelektüel camianın katılmak için can attığı çılgın partilere ev sahipliği yaparken, bir kısmını militan bir komünist olarak geçirmiş, bir kısmında ‘hafifmeşrep’ ve ‘tehlikeli’ bir kadın sıfatıyla damgalanmış…

Dünyanın farklı yerlerinde bulunmasına, vatansız yaşamasına karşın en yaygın iki sıfatıyla belirtirsek; ‘Meksikalı’, ‘devrimci fotoğrafçı’ Tina Modotti’den (1896-1942) söz ediyoruz. Fotoğraf sanatında kalıcı bir iz bırakmış; eserleri önemli müzelerin koleksiyonuna girmiş Modotti’den…

Ölümünden uzunca süre sonra dünyada tekrar hatırlanması 1991’e denk geliyor. O yıl, Modotti’nin 1925’te çektiği ‘Güller’ adlı fotoğrafı açık artırmaya çıktığında, o zamana kadar bir fotoğraf için ödenen rekor fiyata; 165 bin dolara satılmıştı.

SESSİZ SEDASIZ BİR SERGİ  
Modotti’yi bugün hatırlamamızın vesilesiyse İstanbul’da açılan ‘Yeni Bir Bakış’ adlı sergi. ‘Renkli’ hayat hikâyesine sahip önemli bir sanatçının yolu Türkiye’ye düştüğünde çektiği büyük ilgiye; sanatseverliğimizin göstergesi olarak, mesela hikâyesinin sosyal medyada dilden dile dolaşmasına artık alışkınız. Konumuz bu durumu tartışmak değil ama ‘sanatseverlik’ ilgisini fazlasıyla hak eden Modotti’yi İstanbul’a getiren serginin, 19 Temmuz’da Cihangir Sanat Galerisi’nde sessiz sedasız açılması dikkat çekici…

Bu notun ardından iki öneri; sergiye giderken konuya az da olsa çalışmış olmak önemli. Yoksa bir zamanların Meksikasının yoksul yaşamından görüntüler aktaran, küçük siyah beyaz kareler size pek fazla şey ifade etmeyebilir.

Dilerseniz, ‘konuya çalışma’ meselesiyle bağını kurabileceğiniz ikinci önerimizse bir kitap. Margaret Hooks’un Agora Kitaplığı’ndan çıkan, ‘Devrimci Fotoğrafçı Modotti’ adlı kitabı, akıcı bir dille yazılmış, ‘renkli’ bir portreyi aktarıyor. Biz de bu yaşam öyküsünde hızlı bir tur atalım.

İtalya’da altı çocuklu yoksul bir ailenin, küçük yaşta okulu bırakıp fabrikada çalışmak zorunda kalacak ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi Modotti. Babası iş için ABD’ye gittiğinde, 12 yaşındayken bir ipek fabrikasında çalışmaya başlamıştı. 1913’te New York’taki babasının yanına gitmesiyle yeni bir dünya tanıdı; kaldığı ‘Küçük İtalya’ bölgesi aynı zamanda sanatçıların merkeziydi. Modotti böyle bir ortamda vaktinin önemli kısmını tiyatro ve opera izlemeye ayırıyordu. Tanıştığı ABD’li ressam Roubaix de I’Abrie Richey (Robo) sayesinde bir adım daha atıp ‘camiaya’ karışacaktı. 18 yaşına bastığında bazı yerel tiyatrolarda rol alarak yeteneğini gösterme fırsatı bulmuş, küçük çaplı bir üne kavuşmuştu bile.

HOLLYWOOD VE MEKSİKA
Hedefi Robo’yla birlikte Hollywood’a gitmekti. 22 yaşındayken bu hayalini gerçekleştirdi ve bir yıl sonra ‘Kaplanın Postu’ adlı filmde başrolü kaptı. Robo’yla Los Angeles’a gittiğinde evlenmişti. Modotti’nin, entelektüel çevredeki ününün yaygınlaşmasında oyunculuğunun yanı sıra önemli bir neden daha vardı; herkesin hemfikir olduğu güzelliği. Eşiyle birlikte düzenlediği entelektüel tartışma toplantılarında da, eğlenceli partilerde de herkesin odağındaki kişi aynıydı; Modotti.

Âşıklarının sayısı hiç de az değildi. O sıralarda Los Angeles’ın yolunu tutan diğer bir kişi, adı fotoğrafın efsaneleri arasında anılacak Edward Weston’dı.

Modotti, Robo’yla ilişkisindeki duygusal bağ gevşediği sırada Weston’la yakınlaştı. Robo Meksika’ya gitmişti. Modotti de peşinden gitmeyi aklından geçirmeye başlarken, 1922’de onun bir hastalık sonucu hayatını kaybettiğini öğrendi. Ertesi yıl, Hollywood’un kendisine göre olmadığını düşünen Modotti’yle Meksika’ya gitmek Weston’a nasip oldu.

O yıllarda Meksika entelektüeller için cazip bir yerdi. Siyasi devrim yaşanmıştı ve canlanan kültürel ortam dünyanın pek çok yerindeki sanatçıları çekiyordu. Modotti ve Weston, bir tür Rönesans’ın yaşandığı Juarez bölgesine taşındılar. Modotti, Weston’ın önerisiyle fotoğraf çekmeye başlamıştı. Bu alanda da yetenekliydi ve iyi bir fotoğrafçı olarak kabul görmesi için bir yıl yetecekti. Evdeki ‘çılgın partiler’ dönemi tekrar başlamıştı.

Daha çok ‘Frida’ filmiyle birlikte tanıdığımız, büyük ressam Diego Rivera da partilerin konukları arasındaydı. Rivera’yı, büyük aşk yaşadığı diğer ressam Frida Kahlo’yla partilerin ev sahibi Modotti tanıştıracaktı. Filmi izleyenler, bir sahnede Frida’yla etkileyici biçimde tango yapan kadını hatırlayacaktır; işte o ‘bizim’ Modotti’ydi.

Modotti’ye aşina olduğumuz başka bir şeyden söz etmek de mümkün; bizzat Weston’ın çektiği, epey yaygınlaşmış nü fotoğrafları… Öyle ki, “O nü fotoğrafları olmasaydı bugün Modotti’yle ilgilenir miydik?” sorusunu soran sanat tarihçileri vardır. Yanıtı, önceki satırlarda kitabından bahsettiğimiz Hooks veriyor; “Kesinlikle evet. Yoksa 1991’de Sotheby’s’deki açık artırmada, ‘Güller’ fotoğrafı 165 bin dolara satılabilir miydi?”

Tekrar Modotti’nin partilerine ve Weston’a dönelim. Daha doğrusu Modotti’nin bu ikisiyle arasındaki bağın kopmasına, yaşamının bir kez daha radikal biçimde değişmesine… Modotti’nin, evinde partiler düzenlemeyi bırakması, Weston’la arasındaki bağın kopması, politikaya gittikçe daha fazla ilgi duymasıyla aynı günlere denk geliyor. Ve fotoğraf makinesini yoksul Meksikalılara çevirmesiyle…

AJANLIĞA GİDEN YOL
Modotti 1927’de, 31 yaşındayken katıldığı Meksika Komünist Parti’sinde, partinin gazetesi için foto muhabirliği yapmak gibi aktif görevler üstlenmişti. Fakat kötü günler yaklaşıyordu. 1929’da, birlikte yaşadığı sevgilisi, parti üyesi Antonio Mella’nın öldürülmesinden sorumlu tutulduğunda yalnızca tutuklanmadı; komünistleri aşağılayan bir kampanyanın hedefine yerleştirildi ve ‘hafifmeşrep’, ‘tehlikeli’ bir kadın olarak damgalandı. 1930’da, bu kez Meksika başkanına yönelik bir suikasttan sorumlu tutulduğunda ülkeden sürüldü.

Berlin’e gitti. Canlı bir sanat ortamı ve fazlasıyla fotoğrafçı vardı. Avangart sanat ortamında kendisini geliştirecek maddi imkânlara sahip değildi. Bunalıma girdi, fotoğraf çekmeyi bıraktı, komünistler arasında nam sahibi bir arkadaşıyla Moskova’ya geçti. Komünist Parti içinde aktif roller üstlendi ve Sovyetler Birliği’nin, Avrupa’da çalışan gizli görevlileri arasında yer aldı.

Katıldığı İspanya İç Savaşı’nda komünistler yenildiğinde New York’a gitmek istiyordu ama ABD bu isteği kabul etmedi. Kendisini, kimliksiz geldiği, takma isimle yaşayacağı Meksika’da buldu. Sovyetler Birliği ile Nazi Almanyası saldırmazlık anlaşması imzalamıştı ve Modotti, Komünist Parti’ye olan güvenini kaybetmişti. Depresyon dönemi tekrar başlamıştı. 5 Ocak 1942’de, arkadaşlarıyla gittiği akşam yemeğinden dönerken kalp krizi geçirdi. Hemen her efsane kişilik gibi Modotti’nin ardından, ölümünün nedenleri hakkında söylentiler üretildi. Pablo Neruda da şiir yazdı.

SERGİ CİHANGİR OTOPARKINA GİZLENMİŞ GİBİ
Meksika Başkonsolosluğu’nun desteğiyle, Modotti’nin 26 fotoğrafının sergilendiği yer, Beyoğlu Belediyesi’ne ait Cihangir Sanat Galerisi. 15 Ağustos’a kadar ziyaret edebilirsiniz. Galeri, üstü çocuk parkı olarak düzenlenmiş, bir kısmı yeraltında kalan Cihangir’deki katlı otoparkın içindeki salonlardan birinde kurulmuş. Fakat eğer daha önce galeriye gitmediyseniz bulmanız kolay olmayabilir. Zira Modotti sergisiyle ilgili afişler, işaretler bir yana; galeriyi gösteren herhangi bir işaret de yok. Otoparkın giriş kapısından içeri girip galeriye ulaşmaya çalışırsanız işiniz zor; epey bir dolanıp bulamama ihtimaliniz var. Kısa yol, otoparkın üstündeki, ilk bakışta fark edilmeyen merdivenden aşağı inip galeriye girmek.

 Aşağıda galeride sanatçıya ait fotoğraflardan seçme fotoğrafları bulabilirsiniz.

Kaynak : [-]  Eyüp Tatlıpınar


Dünyanın en eski klasik müzik topluluğu, 26’ncı İzmir Kültür ve Sanat Festivali kapsamında 10 Temmuz Salı akşamı Efes Antik Kenti’nde müzik tutkunlarıyla buluşacak. Müzisyenlerle bin 600 seyircinin birlikte seyahat ettikleri bu organizasyon Türkiye’de bir ilk olacak.

DÜNYANIN en eski klasik müzik topluluklarından, 160 yıllık Viyana Filarmoni Orkestrası, 10 Temmuz Salı günü, dünyanın dört bir yanından tam bin 600 seyircisiyle birlikte İzmir’e geliyor. Ünlü orkestranın Efes Antik Kenti’nde vereceği konserin biletleri yaklaşık iki ay önce satışa çıktığı gün, birkaç saatte tükendi.
Viyana Filarmoni, klasik müzik tutkunları için düzenlenen deniz ve müzik programı kapsamında lüks yolcu gemisiyle Kuşadası’na gelerek 26’ncı İzmir Kültür ve Sanat Festivali’ne katılacak. Müzisyenlerle seyircilerin birlikte seyahat ettikleri Mein Schiff 1 adlı yüzen sarayın “Akdeniz’de Bir Liman” adlı seyahat programında İstanbul, Malta ve Atina da var. Yolcular, geminin uğradığı her limanda hem konserleri izleyecek hem de o kenti gezme imkanı bulacak. Böylece konserlerin verildiği kentler tanıtım için müthiş bir fırsat yakalayacak.

5-16 bin dolar
Aralarında Grammy ödüllü sanatçıların da bulunduğu orkestra üyeleriyle birlikte aynı gemide seyahat etmenin ve düzenlenen etkinliklere katılabilmenin bedeli hayli yüksek. Müzikseverler bir haftalık programa kalacakları kamaraya göre 5-16 bin bin dolar arasında ücret ödüyor. Toplam 670 kamara, 9 restoran, 11 bar, yüzme havuzları, SPA, fitness gibi lüks servislerin bulunduğu gemide 780 personel görev yapıyor.
Bu yıl üçüncü kez gemiyle konser turuna çıkacak olan Viyana Filarmoni Orkestrası, tur boyunca Schubert, Beethoven, Haydn ve Mozart’ın eserlerini seslendirecek. Efes Agora’da kurulacak sahnede verilecek etkinlikte dünyanın önde gelen şeflerinden Herbert Blomstedt yönetimindeki orkestra, Schubert’in 7 no’lu Senfonisi ve Bitmemiş Senfoni olarak da bilinen 8 no’lu Senfonisi’ni seslendirecek.

İzmirlilere yer kalmadı

Aralarında Grammy ödüllü sanatçıların da bulunduğu orkestranın vereceği konserin biletleri iki ay önce satışa çıktığı gün tükendi. Bakımda olan yaklaşık 24 bin kişilik antik tiyatro bu yıl da konserlere açılamadığıdan organizasyon antik kentin Agora bölümünde kurulacak sahnede gerçekleşecek. Ancak buranın da kapasitesi yaklaşık bin 750 kişiyle sınırlı olduğundan ancak Uluslararası İzmirKültür ve Sanat Festivali Kulübü üyesi ve ödedikleri aidatlar nedeniyle kontenjanları olanlar izleyebilecek.

Her limandabir konser

Geminin programında; İstanbul, Malta ve Atina da var. Yolcular, yüzen sarayın uğradığı her limanda hem konserleri izleyecek hem de o kenti gezme fırsatı bulacak. Bir haftalık turun fiyatları, 5-16 bin dolar arasında değişiyor
Viyana Filarmoni, çıktığı deniz ve müzik turunda Mein Schiff 1 adlı lüks yolcu gemisiyle Kuşadası’na demirleyecek, Uluslararası İzmirFestivali kapsamında konser verecek.

Sırada “Büyülü Bale” var 
Uluslararası İzmir Kültür ve Sanat Festivali çok özel bir topluluğu da 13 Temmuz’da ağırlayacak. Bu yıl 50’nci yılını kutlayan dünyaca ünlü Hollanda Ulusal Balesi, Türkiye’ye ilk kez gelecek. Grup, “Büyülü Bale” olarak da bilinen Giselle’i Fuar Açıkhava Tiyatrosu’nda sahneleyecek. 170 yıldır sergilendiği halde salonları ağzına kadar dolduran gösteriyi Hollanda Ulusal Bale Topluluğu’nun sergileyecek olmasının özel bir önem taşıdığı bildirildi.

Kaynak :[-]

 

 19. İstanbul Caz Festivali bu akşamki açılış konseriyle başlıyor. Dünya cazının yıldız haritasını İstanbul’a taşıyacak festivalin ağır topları Marcus Miller, Till Brönner, Morrisey ve Jamaikan Legends…

Marcus Miller

Bu yıl 50’nin üzerinde konserle 300’ü aşkın sanatçıyı ağırlayacak olan 19. İstanbul Caz Festivali, bu akşam Esma Sultan Yalısı’nda Elif Çağlar Beşlisi’nin vereceği açılış konseriyle başlıyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nca (İKSV) düzenlenen festival, ilk haftasında cazseverleri birbirinden güzel konserlerle karşılıyor.

Yarın akşam The Marmara Esma Sultan’da Jamaika’nın reggae efsaneleri müziksevelerle buluşurken, saat 22.30’da European Jazz Club serisinin ilk buluşmasında Tamer Temel Quintet, Matthias Pichler ile birlikte İKSV Salon’da konser verecek. Festival ilk haftada bir dünya prömiyerine de ev sahipliği yapacak: Marcus Miller’ın, İKSV’nin kuruluşunun 40. yılında İstanbul Caz Festivali’nin siparişi üzerine Okay Temiz, Burhan Öçal, Hüsnü Şenlendirici, İmer Demirer ve Bilal Karaman ile gerçekleştirdiği “The Istanbul Project”in dünya prömiyeri, 5 Temmuz Perşembe akşamı saat 21.00’de Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde yapılacak. İngiliz şarkıcı Morrisey ve Esperanza Spalding’in de sahne alacağı festival, 7 Temmuz Cumartesi günü artık gelenekselleşen etkinliği Tünel Şenliği ile müzikseverlere “festival içinde

festival” sunmaya devam edecek. Almanya’nın en çok satan caz albümlerine imza atan, kuşağının en iyi trompetçilerinden, popüler tınıları caz müziğinin sofistike yapısı ile ustaca birleştirebilen nadir sanatçılardan biri Till Brönner ise 6 Temmuz Cuma günü saat 21.00’de İstanbul Arkeoloji Müzeleri avlusunda İstanbullu cazseverlerle birlikte olacak. Dave Brubeck, James Moody, Natalie Cole ve Tony Bennett gibi cazın önde gelen isimleriyle aynı sahneyi paylaşan virtüöz Till Brönner’e saksofonda Magnus Lindgren, davulda Wolfgang Haffner, basta Christian V. Kaphengst ve piyanoda Jasper Soffers eşlik edecek.

Jamaikalı efsaneler festivalde

istanbul Caz Festivali Jamaika’nın bağımsızlığının 50. yılında özel bir projeye ev sahiliği yapıyor. Buna göre Jamaika’nın önde gelen müzisyenleri festivale konuk olarak aynı sahneyi paylaşacaklar.  1950’li yıllarda ‘ska’ türüne şekil veren önemli isimlerden Ernest Ranglin, The Wailers’ın piyanisti Tyrone Downie ve Jamaika’nın önde gelen reggae ekiplerinden Sly&Robbie’nin liderleri davulcu Sly Dunbar ile basçı Robbie Shakespeare İstanbul’da Jamaika rüzgarı estirecek. Topluluğa, vokallerde Bitty McLean eşlik edecek. Reggae efsanelerinin The Marmara Esma Sultan’da bir araya geleceği bu çok özel konserin biletleri 50 TL ve 40 TL (öğrenci).

Kaynak : [-]

 

İlki İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı tarafından desteklenerek 65 bin izleyiciye ulaşan “İstanbul Çocuk ve Gençlik Bienali”nin ikincisi, 6 Kasım-6 Aralık 2012 tarihinde gerçekleşiyor. 

İl Milli Eğitim Müdürlüğü ortaklığıyla düzenlenen bienal, Beyoğlu’ndan Tuzla’ya, Kadıköy’den Sultanbeyli’ye 39 ilçenin özel ve kamu okullarında öğrenim gören öğrencilerle birlikte, sokakta çalışan, suça bulaşmış, cezaevinde bulunan, cezaevinde doğmak zorunda kalan çocuklar ve özürlüler gibi dezavantajlı grupları da kapsıyor.

2. İstanbul Çocuk ve Sanat Bienali; Plastik Sanatlar disiplinlerinin çağdaş sanat uygulama ve düzenlemeleriyle, panel, sanatçı sunumu, performans, video gösterimi, enstalasyon, atölye çalışmaları ve birçok farklı müzik grubunun yer alacağı sahne performanslarından oluşuyor. Bin 500 adet öğrenci, öğretmen etkinliğine ve yaklaşık 5 bin öğrencinin bireysel çalışmalarına ev sahipliği yapmayı amaçlayan projede çocuk ve gençlere kendilerini ifade etme fırsatı sunarken, aynı zamanda onlara sanat ve eğitim kariyerlerinde anlamlı bir basamak imkanı sunuyor.

Çocuklara ve gençlere yönelik güncel sanat etkinliklerini kapsayan İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali 6 Kasım-6 Aralık 2012 tarihlerinde; şehir hatları vapurları, Kadıköy’deki Karaköy iskelesi, Şirketi Hayriye Sanat Galerisi ve Taksim Meydanı’nda gerçekleştirilecek.

Dünyada sayılı, Türkiye’de ise 2.’si yapılacak olan bienalin İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü Protokol Salonu’nda yapılan basın tanıtım toplantısının açılış konuşmasını yapan Bienal Direktörü Gazi Selçuk, “6 Kasım-6 Aralık 2012 tarihlerinde gerçekleşecek olan İstanbul’un en büyük çocuk ve gençlik sanat organizasyonu olan II. İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali’nin hazırlık çalışmaları devam ediyor. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı desteğiyle Türkiye’de ilk kez düzenlediğimiz bienalin, 2. sini gerçekleştiriyor olmaktan ötürü çok mutluyuz. İlk kez düzenlediğimiz ve 65 bin izleyiciyle buluştuğumuz bienalde 5000 öğrenci çalışmalarıyla yer aldı. II. bienale ise, İstanbul’da yer alan 3 bin üzerinde ki kamu ve özel okulun öğrencileriyle birlikte, ilçelerin dezavantajlı bölgelerinde okuyan öğrencilerin de katılımını hedefliyoruz. Özellikle STK’larla yaptığımız işbirliği neticesinde cezaevinde doğan, risk altında bulunan ve engelliler gibi dezavantajlı gruplarında bu bienalde yer almasını sağlıyoruz. Kısa vadede çocukların ve gençlerin kendilerini ve sanatlarını ifade edecekleri önemli bir mecra yaratırken, uzun vadede Türkiye ekonomisinin lokomotifi olması planlanan Kültür Endüstrisinin önemli aktörlerinin yetiştirilmesine katkı sunuyoruz. Bienal, 1-18 yaş aralığında olan herkesin, öğretmen, veli veya sanatçı eşliğinde, video art, ses- görüntü enstalasyonları, heykel, seramik, atık çalışması, karışık teknik, resim, fotoğraf, dans, müzik, sahne performansı vb her türlü sanatsal üretimine açıktır. Ekim sonunda açıklanacak programla öğrenci, öğretmen, sanatçı, sanat takipçisi birçok kesimin dikkatlerini çekecek zenginliğe sahip içerik için hazırlık yapmaktayız. Bu sene mekanların seçiminde kamusal alanları tercih ettik. Türkiye Deniz İşletmeleri ile yaptığımız işbirliği neticesinde Bienal etkinlikleri, 10 şehir hatları vapuru ve Kadıköy’de yer alan Karaköy iskelesinde İstanbullularla buluşacak. Ayrıca Taksim meydanında kuracağımız diğer bir sahne ile Bienal çerçevesinde üretilen beden, müzik ve sahne performansları binlerce izleyiciye ulaşacak. Ayrıca 350 civarında atölye çalışması ve birbirinden farklı 41 panel ve söyleşi ile programı zenginleştirmekteyiz. İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienalinin; birbirinden faklı tür ve içeriklere sahip 1500 civarında etkinliğe de ev sahipliği yaparak, 70 bin kişiye ulaşılması planlanmaktadır” şeklinde duygu ve düşüncelerini dile getirdi.

Küratörler adına söz alan Esra Çelikkanat; “II. İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali’nin küratörleri Mimar Sinan Üniversitesi öğretim üyesi Gülçin Aksoy, sanatçı ve eğitimciler, Leyla Sakpınar, Maria Sezer, Özcan Yurdalan ve benden oluşuyor. Küratörler olarak yaklaşık dört aydır düzenli yaptığımız toplantılarda 2. bienalin konsepti ve işleyişi gibi konularda çalışmaktayız. Bildiğiniz üzere yaratıcılığın geliştirilmesinde sanatın önemli bir yeri olduğu artık kanıtlanmıştır. Sanat, hayatı farklı bir biçimde anlamayı, sorgulamayı ve farkındalığı sağlar. Bu doğrultudan yola çıkarak ve ilk bienalden edinilen deneyimleri de göz önünde bulundurarak, çocuklarımızın keyifle ve yaratıcılıklarını ortaya koyabilecekleri bir konsept ortaya çıkarmaya çalıştık. Düş aslında her yaşta kurulur, belki de en yoğun olarak çocuk ve gençlik yıllarında. Düş, gerçeğin kaynağı ve başlangıcıdır. Gerçek olmayan ama çoğu zaman gerçekleşmesi istenen bir umuttur düş. Gerçek düşten, düş gerçekten beslenir. Çocuk düşleriyle keşfeder, hayatına yön verir ve kendi dünyasını kurmaya başlar. Yaratmanın temelinde her zaman düş vardır. Bizde gitgide mekanikleşen bir çağda çeşitli ve zengin yorumlara açık olan “Düş mü? Gerçek mi?” temasından yola çıkarak 2012 yılı için planlanan İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali’nin konseptini “Düş Çocuk, Gerçek Çocuk” olarak belirledik” şeklinde konuştu.

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız ise yaptığı konuşmada; çocuklara yaratıcılıklarını sergileyebilecekleri bir sanat platformu kazandırdıkları için çok mutlu olduğunu dile getirdi. Sanat çalışmalarının temellerinin daha çocuk yaşlarda atılmasının ne kadar önemli olduğunun altını çizen Yıldız; ülkemizde bu tür etkinliklere daha fazla destek vermeliyiz. Bienal kapsamında hem çocuklarımız hem de geçlerimiz yaratıcılıklarını özgürce ortaya koyma şansını yakalayıp, performans ve ürettikleri eserleri pek çok izleyici ile buluşturacaklar” şeklinde konu ile ilgili düşüncelerini ifade etti.

Sinema sezonu kapandı ama ekim ayında Altın Portakal Film Festivali’nde yarışan 13 filmden 6’sı ilgi görmeyeceği için gösterime girmedi

geriye kalan

Geçtiğimiz yıl ekim ayında düzenlenen 48. Uluslararası Altın Portakal Film Festivali’nin ‘Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda 13 film yarışmıştı. Festivalin bitiminden bu yana 13 filmden 7’si izleyiciyle buluştu. Diğer 6 film ise sezonun kapanmasına rağmen gösterime girmedi. İlgi görmeyecekleri için sinema salonları tarafından talep edilmeyen bu 6 film festivalde yarıştığıyla kaldı.

ÖDÜLLERİ VAR AMA… 
Gösterime girmeyen filmler arasında ‘En İyi Yönetmen’ ve Devin Özgür Çınar ile ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödülünü kazanan ‘Geriye Kalan’ ile ‘En İyi Görüntü Yönetmeni’ ve ‘Behlül Dal Jüri Ödülü’ verilen ‘Lüks Otel’ de bulunuyor. ‘Geriye Kalan’ın yönetmeni Çiğdem Vitrinel 50 bin TL, 10 bin TL bütçesi olan ‘Lüks Otel’in görüntü yönetmeni Kenan Korkmaz ise 30 bin TL parasal ödül kazanmıştı. Gösterime giren 7 filmin gişesi ise 528 bin 416’sı ‘Behzat Ç.: Seni Kalbime Gömdüm’ün olmak üzere toplam 674 bin 658 olarak gerçekleşti.

Kaynak : [-]  Mehmet Çalışkan 

SBS Sınavı dolaysıyla pek çok öğrenci ve velimizin katılamadığı 3. Nar Çiçekleri festivali 90 kişilik salona 170 kişinin gelmesi ile ayakta izlendi. Öğrencilerimizi, öğrenci orkestralarımızı, Eğitmenlerimizi ve Nar Sanat Eğitmen Orkestrasını izlemeye gelen Bakırköylülerin yoğun ilgisi ile salonumuz sanat ve sevgi çemberine dönüştü.

 Sabah 11:00’da Hale ÜRKMEZGİL ŞAKAR Atölyesi öğrencilerinin resim sergisi ile başlayan etkinliğe, müzik dinletilerinin düzenlenmesi için saat  13:00’da ara verildi.  Saat : 14:00’da ise müzik etkinlikleri başladı.

Etkinlik ve konsere katılan eski yeni tüm öğrencilerimiz sezon içersinde öğrendiklerini sergileme imkânı buldu ve alkışlandı. Müzik bölümü öğrencilerinin elektro gitar, klasik gitar, bateri, piyano ve keman eşliğinde  yaptıkları orkestra çalışmaları da alkış aldı. Elbette gerek ferdi olarak piyano, keman, gitar, elektro gitar bas gitar ve eşlikli piyano, keman ve gitar parçaları da zaman zaman ayakta alkışlandı. Elbette küçük Nar Çiçeklerimizin dansını unutmamak gerek…

Eğitmen orkestrasının yabacı ve yerli sanatçıların şarkılarından derledikleri şarkıları da beğeni toplayıp eğlendiler.  Zaman zaman yer darlığı olmasına rağmen tempo tutarak izleyicilerde şarkılara eşlik ederek eğlendiler.

Akşam saat 17:30’da ‘ Nar Sanat Genel Sekreteri ve Resim Eğitmeni, Heykel Sanatçısı Hale ÜRKMEZGİL  ŞAKAR  imzalı desen çalışmaları ve Cam ve Vitray Sanatçısı İzzettin BAKİ tarafından şişeden yapılan Peynir Tabakları ve Nar Sanat armalı Tişörtler izleyiciler için çekiliş yapılarak dağıtıldı.

Ardından öğrencilerin ve eğitmenlerin birlikte söyledikleri şarkılarla “Nar Çiçekleri Festivali”’nin ilk günü son buldu.

Yarın görüşmek dileğiyle…

Devletin üst kademesinin DT oyuncuları ve Şehir Tiyatroları oyuncularına bakışı açısı anlamında “arpalık” olarak gördüğü sanat mecrasındaki tartışmaya sessiz sedasız Kapitalizm el attı!

Tartışmanın bir yerinde olmak kararlılığı mı gösterirsiniz, ya da gazetelerin kenar köşesin de okuyup alkışlar mısınız bilemiyoruz?

Ama bazen küçük haberler büyük olaylara işaret edebiliyor. Bu büyüklük kavramı sizin nereden ve nasıl baktığınıza göre değişiyor elbette.

Yorumu sizlere bırakıyor ve belki gözünüzden kaçmıştır diye CNN’de yayınlanan haberi olduğu gibi aktarıyoruz. Canınız nereden bakmak istiyorsa oradan bakın. Nede olsa aydın ve sanatçı (!) dediğimiz bir takım zevat çıkarlarına ve kabına göre kıvrılmayı, eğilip bükülmeyi, şekil almayı iyi bilir!  Editör

 

“Nederlander Broadway’i İstanbul’a taşıyacak

Nederlander Broadway

(Alıntı Tarih ve Saati : 14.05.2012 12:22:48 – Güncelleme 51 dk. önce)

 

İstanbul’un en önemli arazisinde yükselen Zorlu Center, Türkiye’nin önemli bir sanat merkezi olmaya da aday. Zorlu Center’ın yöneticileri geçen hafta New York’ta imzaladıkları bir anlaşma ile Broadway’de çok sayıda tiyatroyu işleten Nederlander Grubu’nu Türkiye’ye getirmeyi başardı.

Hürriyet gazetesinden Vahap Munyar’ın bugünkü yazısı şöyle:

“Broadway şovlarının ve canlı eğlence sektörünün öncüsü 100 yıllık Nederlander Worldwide Entertaintment’in (NWE) Times Square’deki (New York) merkezindeyiz.

Masada NWE’nin ikinci kuşak patronu 80 yaşındaki Robert Nederlander, grubu yöneten oğlu Robert Nederlander (Jr), Zorlu Gayrimenkul Yönetim Kurulu Üyesi Emre Zorlu ve Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Even var.

Emre Zorlu, 2.5 milyar dolara tamamlanacak İstanbul’daki Zorlu Center’ın 300 milyon dolarlık Performans Sanatları Merkezi’nin efsane işletmecisini anons ederken heyecanlı:

– Neder-lander Ailesi’yle 25 yıllık anlaşma yaptık. Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’ni Nederlander Worldwide Entertaintment (NWE) işletecek. Bu, ünlü Broadway şovlarının dünyadaki önemli noktalarından birinin de İstanbul olacağı anlamına geliyor. Böyle bir işe imza attığımız için çok mutluyuz, gururluyuz.

Emre Zorlu, Performans Sanatları Merkezi’ne işletmeci belirlerken işe önce içerden başladıklarını belirtti:

Jimmy Nederlander Jr

– Türkiye’de 50 bin metrekarelik Performans Sanatları Merkezi’ni bir bütün olarak işletebilecek kimse çıkmadı. Bu konuda bir danışman firmayla anlaştık. Danışmanımız bize Broadway’i adres gösterdi. Böylece Nederlander Ailesi’yle görüşmelere başladık. 10 Mayıs 2012 itibariyle de anlaşmayı imzalamış olduk.

– İstanbul’da ilk büyük gösteri ne zaman gerçekleşecek?

– Projenin Mart 2013’te tamamlanması bekleniyor. Aynı dönemde Performans Sanatları Merkezi’mizin sürprizi de belli olur.

Mehmet Even araya girdi:

– Bugün New York’u, Londra’yı veya Paris’i ziyaret eden bir turist programına müzikal veya tiyatroyu da ekliyorsa İstanbul’a gelenler de dünyanın en iyi gösterilerini Zorlu Center’da izleyebilecek.

– NWE’yi Zorlu Performans Sanatları Merkezi’ni işletmeye nasıl ikna ettiniz?

– 3 bin 70 kişilik merkezimiz sadece İstanbul’da değil, Avrupa’da da iddialı olacak. Bizim bu işe verdiğimiz önem Nederlander’la anlaşmamızda en önemli rolü oynadı.

– Tüm işletme Nederlander’a mı ait olacak? Orada etkinlik yapmak isteyen karşısında Nederlander’ı mı bulacak?

Emre Zorlu yanıtladı:

– Evet… 25 yıl boyunca işletmecimiz Nederlander olacak. Bu sürenin uzaması konusunda opsiyon da var.

– Broadway’deki en güçlü işletmeci ve yapımcı Nederlander’i ikna edebilmek için üstüne para ödemeniz söz konusu mu?

Mehmet Even anlaşmadan detay verdi:

– Nederlander’in genel giderlerini karşılayacağız o kadar. Onun dışında işletmeden sağlanacak geliri paylaşacağız. Bu işi önemli bir uluslararası zincirin gelip otelimizi işletmesi gibi düşünün.

– Kendilerine “doluluk” garantisi verdiniz mi? Yani hedeflenen izleyici sayısına ulaşılamazsa siz Nederlander’a bir ödeme yapacak mısınız?

– Hayır, doluluk garantisi vermedik. Aksine onlar getirecekleri veya yapımını üstlenecekleri gösterilerle izleyici çekip, sağlanan gelirden bize de pay verecekler. Gösterilerin hedeflenen ilgiyi göreceğini düşünüyoruz.

–  İstanbul’a ilk getirecekleri gösteri ne olacak?

– Anlaşmayı yeni yaptık. Önümüzde bir yıla yakın süre var. Üzerinde çalışacaklar, konuşup karar vereceğiz. Şimdiden gelecek şovun adını vermek mümkün değil.

Bu önemli işbirliğini öğrendiğimiz toplantının ardından Walt Disney yapımı Lion King’i Nederlander’a ait salonlardan birinde izledik… 15’inci yılını doldurmak üzere olan şov için salon tümüyle doluydu…

Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin dünya çapında işbirliği adımı, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın sanatçılara sinirlenip, “Şehir Tiyatroları’nı özelleştireceğim” kararını aldığı döneme denk geldi…

Türk tiyatro tarihinde büyük yeri bulunan Şehir Tiyatroları’nın özelleştirilmesiyle ortaya çıkacak boşluk, Zorlu’nun Broadway’in güçlü işletme ve yapımcısı Nederlander’ı getirmesiyle dolabilir mi?

Broadway şovları New York’a milyonlarca turist çekiyor

Nederlander Worldwide Entertaintment (NWE) Başkan ve CEO’su Robert Nederlander Jr., Broadway’deki şov ve oyunların New York’a katkısına vurgu yaptı:

– New York’ta Broadway şovlarını izleyenlerin üçte ikisini turistler oluşturuyor. Yani, Broadway şovları New York’a milyonlarca turist çekmekte rol oynuyor. Bu şovlar New York’ta 10 milyar dolarlık bir ekonomi yaratıyor. 44 bin kişilik doğrudan istihdam alanı oluşuyor. Buradan en çok kazanan New York ve devlet oluyor.

Farklı ülkelerde iştirakleri olduğunu, bunlara son örneği Çin’in oluşturduğunu belirtip, ekledi:

– İstanbul, bu konuda dünyanın sayılı örnekleri arasına girecek. Broadway şovları İstanbul’a da ekonomik anlamda olumlu katkı yapacak. Tiyatro mıknatıs etkisi yapar, turist çeker. İstanbul’da da bunu göreceğiz.

Emre Zorlu

– Zorlu Performans Sanatları Merkezi’ni 25 yıllığına işletmeye sizi ikna eden ne oldu?

– Bir kere Türkiye’nin tarihsel derinliği var. Ayrıca Zorlu Ailesi’nin vizyonu, cesareti ve kararlılığı bizi etkiledi. Çünkü bu iş süreklilik ister.

Türkiye’nin ve İstanbul’un ekonomik gelişimine dikkat çekti:

– Performans Sanatları Merkezi gibi bir iş, iyi bir alım gücüyle süreklilik kazanır. Türkiye’nin büyümesini, İstanbul’un ekonomik gücünü biliyoruz.

Zorlu Performans Sanatları Merkezi projesinin iddiasının altını çizdi:

– Zorlu’da ortaya çıkacak kapasite Çin’de bile yok…

Nederlander Ailesi, Zorlu Performans Sanatları Merkezi’ni işletmek üzere heyecanla kollarını sıvıyor… Bakalım aynı heyecan, İstanbul’daki izleyici kitlesini sarıp, oraya çekecek mi?

Broadway şovları İstanbul’da başarıya ulaşır

Nederlander Worldwide Entertaintment’in (NWE) ikinci kuşak patronu Robert Nederlander, söze 300 milyon dolarlık Zorlu Performans Sanatları Merkezi’ni överek girdi:

– Dünyanın en harika kentlerinden İstanbul’da harika bir proje ortaya çıkıyor. Böyle bir projenin parçası olmak bize gurur veriyor. Şirketimizin 100 yıllık geçmişinde böyle gurur verici işbirlikleri çok sık yaşanmış değildir.

Tiyatronun yaşadığı güçlüklere dikkat çekti:

– Tiyatro, meşakkatli iştir. Zorlu Ailesi’yle çıktığımız bu meşakkatli yolculukta büyük işler başaracağız.

Türkiye’nin tarihine vurgu yaptı:

– Türkiye, binlerce yıllık tarih, zengin kültür ve geleneklerin egemen olduğu bir ülke. Broadway’in en iyi şovlarının gerçekleşeceği Zorlu Performans Sanatları Merkezi, bu konuda uluslararası güce ulaşacak.

Baba Robert Nederlander, mükemmeliyet sözü verdi:

– Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin bu alanda mükemmeliyetin yeni merkezi haline gelmesine katkıda bulunmaya çalışacağız. İstanbul, sofistike bir izleyici kitlesine sahip. Broadway şovları hem artistik, hem de ticari yönden İstanbul’da başarıya ulaşacak.

Türkiye’de yerli yapım için de planlarımız var

Nederlander Worldwide Entertaintment (NWE) Başkan ve CEO’su Robert Nederlander Jr., İstanbul’u Broadway şovlarının turne listesine koymakla yetinmeyeceklerini vurguladı:

– Biz sadece işletmeci değil, aynı zamanda yapımcıyız. Gittiğimiz ülkelerde yerli yapımlara da imza atıyoruz. Bunun son örneğini Çin’de ortaya koyduk.

– Türkiye’de de bunu yapacak mısınız?

– Elbette… Önümüzdeki dönemde bunu göreceksiniz.

– Bu iş için Türkiye’de ne kadar harcama yapmayı göze alırsınız?

– Projeye göre değişir.

– Bir oyun veya şovun sahnelenmeye hazır hale gelmesi ne kadarlık yatırım gerektirir?

– 15-20 milyon dolar olabiliyor…

Walt Disney, Umutsuz Ev Kadınları dizisinin yerli versiyonunun Körfez ülkelerine ihracatbaşarısını görünce, “Türk filmi de yapabiliriz” noktasına geldi…

Nederlander Ailesi, Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde hedefine ulaştığını görürse, yerli yapımı daha hızlı şekilde gündemine alır…

Bu da Türk sanatçılar için yeni bir fırsat kapısı açar…

Yabancı gösterilerde tercüme de yapılacak

Zorlu Gayrimenkul Yönetim Kurulu Üyesi Emre Zorlu, Performans Sanatları Merkezi’nin en son teknolojik altyapıya sahip olacağını vurguladı:

– Örneğin Broadway şovları geldiğinde İngilizce bilmeyen izleyiciler için elektronik tercüme mümkün olacak.

Zorlu Gayrimenkul Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Even araya girdi:

– Simultene tercüme de yapılacak. Yani, izleyici kulaklığı takıp, sahnedeki oyunu, şovu Türkçe izleyebilecek.

– Nederlander’la anlaşma olasılığı belirdikten itibaren projenizde onların istediği yönde değişiklikler oldu mu, olacak mı? Bu, maliyeti artırır mı?

– Elbette bazı yönlendirmeleri olacak. Ancak, 300 milyon dolarlık bir projede 1-2 milyon dolarlık maliyet artışı çok da maliyet büyütücü sayılmaz.

– Performans Sanatları Merkezi yıllık ne kadar bütçeyle faaliyet gösterecek?

– İki haneli milyon dolardan aşağı olmaz…

– Nederlander, işletme için Türkiye’de bir şirket mi kuracak?

– Şimdilik işletmeyi bizim şirket üzerinden yapacaklar. Sonra belki birlikte yeni şirket kurulabilir…”

Kaynak :[-] 

Anadolu’nun şirin bir köşesinde bu mimari ile karşılaşmak insanın içinde farklı duygular yaratıyor. Sizler daha önce  fark ettiniz mi bilmem ama bimeyeniniz varsa; Bayburt’un Bayraktar köyünde Prof. Dr. Hüsamettin Koçan tarafından “ Baksı Kültür ve Sanat Vakfı” ile birlikte 2010 yılında yaptırılan Baksı Müzesi batı illerimizde dahi göremeyeceğimiz güzellikte. Bu görüntüleri paylaşmak istedik. 

baksi müzesi ana bina

Müze Farklı mimari yapısı ile dikkat çekiyor.Baksı Müzesinde 30 bin metre karelik alan içersinde çağdaş sanat ve geleneksel el sanatları birlikte sergileniyor.

Prf. Dr.Hüsamettin Koçan

Müzenin internet sitesinde “ Nasıl Bir müze” sorusuna şu cevap verilmiş : “Baksı Müzesi Doğu Karadeniz’de, Bayburt’un 45 km dışında, Çoruh Vadisi’ne bakan bir tepenin üzerinde kurulu… Eski adıyla Baksı, bugünkü adıyla Bayraktar köyünde yükselen bu sıradışı müze çağdaş sanat ve geleneksel el sanatlarına aynı çatı altında yan yana, içiçe yer veriyor.

Sergi salonları, atölyeler, konferans salonu, kütüphane ve konuk evleri ile 30 dönümlük bir araziye yayılan Baksı Müzesi Bayburt doğumlu sanatçı ve eğitimci Hüsamettin Koçan’ın bireysel düşü olarak 2000 yılında filizlendi. Bu fikri hayata geçirmek amacıyla 2005 yılında bir vakıf kuruldu. Başta sanatçılar olmak üzere çok sayıda gönüllünün katkısıyla yıllar içinde gerçek bir toplumsal bir projeye dönüşen müze, 10 yıllık zorlu bir serüvenin sonunda, bu süreç içerisinde devletten hiçbir maddi yardım almadan 2010 yılında tamamlandı. 2010 yılı Haziran ayında İstanbul Modern Tanıtımı, Temmuz ayında ise müzenin açılışı yapıldı. Baksı Müzesi’nde, önde gelen sanatçıların eserlerinden oluşan nitelikli bir çağdaş sanat koleksiyonu ile geniş bir halk resimleri koleksiyonu ve yerel el sanatlarını yansıtan özgün örnekler bir arada yer alıyor. Müze, sanatçılar ve araştırmacılar için geleneksel sanatlarla çağdaş sanatı buluşturan özgün bir kültürel etkileşim merkezi yaratmayı, yoğun göç nedeniyle parçalanmış bir kültürel ortama yeniden hayat verebilmeyi ve kültürel belleğin sürdürülebilirliğine katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Baksı Müzesi’nin hedeflerinden biri de, Türkiye’nin en yoğun göç veren bölgelerinden biri olan Bayburt’a yaşam soluğunu sanatla yeniden kazandırmak, bölgenin ekonomik yaşamını canlandırmak.”

Hani diyoruz Bayburt’a yolunuz düşse, Bayraktar Köyüne gitmek için yanıp tutuşsanız, merak etseniz, hani diyoruz düşmese de düşürseniz, uğrasanız, bizim olduğunu fark etseniz! Birilerinin sanat için çalıştığının farkında mısınız?

NASIL MI GİDİLİR?

Bayburt Karadeniz bölgesini Doğu Anadolu’ya bağlayan tarihi İpek Yolu üzerinde bulunuyor. Gümüşhane ile Erzurum arasında konumlanan Bayburt’a ulaşım esas olarak karayolu ile sağlanıyor. Erzurum ve Trabzon havalimanları ise Türkiye’nin dört bir yanından Bayburt’a ulaşımı kolaylaştırıyor. Bayburt Erzurum havalimanına 1,5 saat, Trabzon Havalimanı’na 2,5 saat mesafede bulunuyor

 Detaylı bilgi : http://www.baksi.org/

Baksı Müzesi  Fotoğraf Galerisi :

Dünyanın en seçkin kuklalarını İstanbul’da buluşturan Uluslararası İstanbul Kukla Festivali (www.istanbulkuklafestivali.com) bu yıl 15’inci yılını 15 farklı ülkeden seçkin grupları ağırlayarak kutluyor. 3 – 13 Mayıs arasında pek çok farklı mekanda düzenlenecek festival kapsamında iki sergi , konferans ve workshop ta yer alıyor.

15.istanbul kukla festivali

İstanbul’u yıllardır rengarenk bir kukla şölenine çeviren Uluslararası İstanbul Kukla Festivali bu yıl 15’inci yılını kutluyor.Cengiz Özek’in Sanat Yönetmenliğinde 3 – 13 Mayıs arasında gerçekleştirilecek festival, masa kuklasından ipli kuklaya, gölge oyunundan video performanslarına, gelenekselden moderne, zengin içeriğiyle seyirciyle buluşmaya hazırlanıyor.
15’inci Uluslararası Kukla Festivali bu yıl, yaptığı araştırmalarla ‘Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun genç kuşaklara kalmasını sağlayan ve ‘Karagöz’ adlı kitabıyla Karagöz geleneğini ölümsüzleştiren ünlü edebiyatçı Cevdet Kudret anısına düzenleniyor. Ayrıca festivalin Onur Ödülü günümüzün en iyi tasvir yapımcıları arasında yer alan ve kukla sanatını yeni kuşaklara sevdiren Ali Kıyak’a verilecek.

Festival bu yıl 13 Ülkeyi Konuk Ediyor

Endonezya gölge kuklası - Java'nın Sülieti

Kukla Festivali 15’inci Yılında 13 ülkeden seçkin gruplarla Mayıs ayında Fransız Kültür Merkezi, İtalyan Kültür Merkezi, Kukla İstanbul, Kozzy Kültür Merkezi, AFL Kültür Merkezi-Göztepe,Caddebostan Kültür Merkezi, Kenter Tiyatrosu, Pera Müzesi, Oyuncular Sahnesi, Maya Sahnesi, İstanbul Metrosu – Taksim girişi, Halkalı Kültür ve Sanat Merkezi, Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi Forum İstanbul, Başakşehir Kültür ve Sanat Merkezi, Marmara Forum ve İstanbul sokaklarında şehri renklendiriyor.
Festival, İtalyan Kültür Merkezinde İtalya’nın en beğenilen kukla gruplarından Walter Broggine’nin ölmek isteyip, bir türlü ölemeyen kuklanın başına gelen komik olayların  sahnelediği Solo adlı performansla açılışını yapıyor.
Bu yıl birbirinden çok özel grupları ağırlayan festivalde ABD’den Company Scoot Land modern varyete şovu, Kolombiya’dan El Bau de la Fantasia masa kuklası tekniği,Peru’dan Jose Navorro yerel özelliklerini içinde barındıran ipli kukla tarzındaki A la Carte adlı varyete, kuklanın başkenti sayılan Çek Cumhuriyeti Prag’tan Karromtogrubunun ipli kukla tekniğindeki inanılmaz görsellikteki sirki, Hollanda Lichtbende adlı grubun dev ekranda şiirsel gölge oyunu, Singapur’dan Mascots and Puppets Specialists grubun pırıltı ve ışıltılarla dolu varyete tekniğindeki gösterisi, Fransa’dan insan ve kukla ilişkisini mükemmel bir görsellikle seyirciyle paylaşan Rue  Barreegrubu, Romanya’nın köklü kukla tiyatrolarından Tandarica’nın Voltaire’in Candite adlı eserinden hareketle hazırladıkları, büyüklere yönelik, zaman zaman cinsellik kokan, eğlenceli oyununu, Şili’den Teatrapo grubunun tango yapan şuh ve cilveli kuklası, İspanya’nın Titeres Cachirulo grubundan masa kuklası tekniğinde enerjik kuklaları Ole Ole yer alıyor.

Festival Çin Yılı’nda Pekin Gölge Tiyatrosunu Konuk Ediyor


Ayrıca bu yıl ülkemizde Çin yılı olması nedeniyle Pekin Gölge Tiyatrosu, festivale çok özel bir gölge oyunuyla konuk oluyor. Türkiye’den ise Tiyatro TemAlem Buysa Kral Übü ve Lahana SarmaAhşap Çerçeve, Dona Rosita’nın Dokunaklı Güldürüsü, Hamlet, Semaver Kumpanya’dan uzun yıllardır sahnelerde kalan Hoca Nasrettin, Bülent Aksu’dan modern bir Karagöz uyarlaması, Kültür AŞ. Gösteri Sanatları merkezinin sahnelediği Leyle ile Mecnun adlı halk hikayesini , Trup adlı grubun son oyunu Küçük Bir Kukla Süiti, Tiyatro Yeniden’den Küçük Prens ve Çiçek’i, Cengiz Özek gölge tiyatrosundan dünyada bir çok ödüle layık görülen, Büyülü Ağaç ve Çöp Canavarı adlı modern yaklaşımlı Karagöz gösterileri yer alıyor.

İki Sergi İki Konferans
Festival kapsamında, Cengiz Özek’in özel koleksiyonundan seçkiyle Endonezya gölge tiyatrosunun seçkin örneklerinden oluşturulan ‘Java’nın Sülieti’ Forum İstanbul’da ilgilileriyle buluşuyor. Dünyanın en tanınmış kuklacılarının fotoğraflarını çekerek büyük ve önemli bir fotoğraf arşivi oluşturan Mario Foli, Ülkemizden de Hayali Torun Çelebi ve Cengiz Özek’in fotoğraflarını arşivine eklemişti…İşte bu büyük Fotoğraf sanatçısının çalışmalarını merak edenler için Mario Foli-Kukla ve Kuklacı başlıklı segisini İstanbul Taksim metrosunda yürüyen yol katında görebilecekler..
Konferans kapsamında ise festivalin konuğu  Romanya’dan Mrs. Carmen Stanciu . ‘Dünya Kuklası’ üzerine vereceği Konferans Mimar Sinan Üniversitesi Sahne Dekorları ve Kostümü bölümünde gerçekleşerek festivali renklendirecek.

Festival bu yıl festival, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı desteği ve İtalyan Kültür Merkezi,  Cervantes Kültür Merkezi, Fransız Kültür Merkezi, ABD İstanbul Başkonsolosluğu, Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu, Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu, Romanya İstanbul Başkonsolosluğu, Şehir Hatları, Forum İstanbul, Marmara Forum, Medya Takip, Ulaşım A.Ş Kadıköy, Beşiktaş, Beyoğlu, Küçükçekmece, Başakşehir Belediyeleri işbirliğiyle gerçekleşecek.

Bu yıl Tam 25 TL. Öğrenci 15 TL. den satışa çıkan festival biletleri, www.mybilet.com  adresinden ya da oyunlardan bir saat önce, oyunun oynanacağı salon girişinden alınabilecek.
Geniş bilgi için, www.istanbulkuklafestivali.com adresi yada 0212 234 16 02 –0212 nolu telefonlar aranabilir.

 

Kaynak : 1- [-]  

                   2-[-]

 

Şunun için etiket arşivi: Salon

Sonuç Bulunamadı

Üzgünüz, hiç bir gönderi kriterinizle eşleşmedi