Yazılar

Mono Festival’de yerli ve yabancı isimler, gündüz saatlerinde sahne alacak.

Şehre Mono geliyor!

Türkiye’de müzik ve eğlenceye yön veren Pozitif Live, bu sene yepyeni bir festivali müzikseverler ile buluşturmaya hazırlıyor.

Mono Festivali

30 Haziran Cumartesi günü Solar Beach’te gerçekleşecek olan Mono Festival’de müzik dünyasının yenilikçi ve farklı tarzlarıyla dikkat çeken yerli ve yabancı isimleri, gündüz saatlerinden itibaren sahne alacak.
Güneşi, denizi ve kumsalı müzikle birleştiren ve aynı zamanda şehre taşıyan tek festival olan Mono, bu yaz unutulmayacak bir program ile müzikseverlerin karşısında olacak.

30 Haziran Cumartesi günü kapılarını sabah 10:00’da açacak olan Mono Festival’de 4 farklı sahne yer alıyor. Ana sahne ve Burn Electronica & Dubstep sahnesinde izleyeceğimiz dünyaca tanınmış isimler arasında, Punk’ı çingene ateşi ve Brecht etkili kabareler ile buluşturan etkileyici topluluk Gogol Bordello, izleyicilerini ilgi çekici kostümler eşliğinde New York’un gizemli arka sokaklarına, göçmenlerin dünyasına götürecek. Kanadalı New Wave ve Indie rock grubu Metric ise alternatif duruşları ve güçlü sahne performanslarıyla göz dolduracak. Son dönemlerin sıkıcı, monoton ruhundan kurtulmak isteyenlerin aradığı,hayranlarının tüm duyularının uyanmasını sağlayan derin ve vurucu new wave soundlu grup The Horrors ve alegorik tarzıyla seyirciyi büyüleyici, masalsı bir yolculuğa çıkarmayı başaran Danirmarkalı yeni yetenek Oh Land Mono Festival’de müzikseverleri bambaşka bir dünyaya taşıyacak. Yerli gruplardan ana sahnede müzikseverleri bekleyen isimse The Ringo Jets olacak.

80’leri, gerçek sentez ve prodüksiyonla ürettiği elektronika müzikte başarılı bir şekilde tekrar yansıtmayı başaran Com Truise ve 2010’dan beri yayınladığı sıradışı club trackleriyle beğeni toplayan Bok Bok da, Mono festival’de akıllara kazınacak performanslarla festivali doruğa taşıyacak. Grup Ses Beats ise Burn Electronica ve dubstep sahnesinde performans sergileyecek isimler arasında yerini alıyor.

ANA SAHNE

Oh Land

Oh Land

Elektro-pop ve deneysel tarzda şarkılarıyla tanınan müzisyen, söz yazarı ve dansçı Danimarkalı Oh Land, gerçek adıyla Nanna Øland Fabricius, müzik dünyasına 2008’de çıkardığı “Fauna” albümüyle adım attı. Kendi adını taşıyan ve 2011’de çıkardığı ikinci albümü sayesinde Danimarka listelerinde beşinci sıraya kadar yükseldi. Oh Land, opera sanatçısı bir anne ve kilise orgcusu bir babanın kızı olarak yetişti ve bunu müziğine de yansıtmayı başardı. Sahne performansının büyülü dünyasını kutsal olarak nitelendiren Danimarkalı şarkıcı,  alegorik özellikler taşıyan müziği ile konserlerinde seyirciyi bambaşka bir dünyaya götürüyor.

 

 

 

 

 

 

Gogol Bordello

Gogol Bordello

Punk’ı çingene ateşi ve Brecht etkili kabareler ile buluşturan Gogol Bordello, sahne enerjisiyle kitleleri harekete geçirip dinleyicilere bol tempolu anlar yaşatmayı başarıyor. Adını ideolojik olarak etkilendiği Rus yazar Nikolay Vasilyeviç Gogol’dan esinlenerek alan grup 1999 yılında kuruldu ve bir süre Rus düğünlerinde çingene müzikleri çaldı. Gogol Bordello, izleyicilere yaşattığı hiper-kinetik sarsıntılarla kısa sürede New York altkültürünün en popüler isimlerinden biri haline geldi. Roman punk ve roman folk tarzını benimseyen ve Türk seyircisinin de beğenisini kazanmayı başaran Amerikalı grup, izleyecileri olağanüstü kostümler eşliğinde New York’un gizemli arka sokaklarına, göçmenlerin dünyasına davet ediyor. Gogol Bordello, 2006’da Rock’n Coke’ta, 2008’de Efes Pilsen One Love gibi önemli festivallerde sahne aldı.

Metric

Kanadalı indie rock ve New Wave grubu Metric, vokal ve keyboard’da Emily Haines,

Metric

gitarist James Shaw, basist Josh Winstead ve davulcu Joules Scott-Key’den oluşuyor. 1998’de kurulan grup ilk albümleri “Old World Underground, Where Are You Now”u 2003’te çıkardılar ve bu albümle En İyi Alternatif Grup ödülüne aday gösterildiler. Asıl çıkışlarını 2009’da çıkardıkları dördüncü stüdyo albümleri “Fantasies” ile yapan Metric, Yılın En İyi Alternatif Albümü ve En İyi Grup ödüllerine sahip oldular. Festivallerdeki performanslarıyla seyirciye unutulmayacak anlar yaşatan ve müzik dünyasına kattıkları yenilikçi bakış açısından güç alan Metric, Haziran 2012’de çıkacak yeni albümleri “Synthetica”yı kariyerlerinin en iyi özeti olarak gösteriyor.

The Horrors

The Horrors

The Horrors 2005’te İngiltere’nin Southend on Sea bölgesinde kuruldu. Çıkış albümleri Stange House 2007 yayınlandı ve kısa sürede İngiltere albüm listesinde 37 numaraya ulaştı. 2009’da piyasaya çıkan Primary Colours’la 25’e ulaşan The Horrors, Temmuz 2011’de çıkardıkları Skying albümleriyle listenin 5. Sırasına yerleşti.

Plak ve DJ’liğe olan merakları sayesinde tanışan Rhys Webb, Faris Badwan ve Tom Cowan, 60’lar Garaj Rock, New Wave ve Post Punk’a duydukları ilgi sayesinde bir araya geldi. 2005’te Joshua Hayward ve Joe Spurgeon’ı da yanlarına alarak The Horrors’u kuran grup, çıkış singleları “Sheena Is a Parasite” ile halkın dikkatini çekti ve ikinci single’ları “Death at the Chapel” ile NME’ye kapak olma şansını yakaladı.  Müzik piyasasında hızla yükselen grup, Mart 2012’de İngiltere ve İrlanda’da sahne paylaşmak üzere Florence and The Machine’in Ceremonials turnesine katıldı.

Sahneye çıktıkları anda önce kendilerini, sonra seyirciyi coşturan grup, kaliteli müzikle çılgınlığı bir araya getiriyor.

Com Truise

Com Truise

Seth Haley, sahne adıyla Com Truise, New York ve sonrasında Princeton, New Jersey çıkışlı bir elektronik müzik adamı.

Sentez ve ağır prodüksiyonla yaptığı müziği, 1980’lerin tarzından etkilenmiş. Dinleyiciyle ilk buluşması AM Discs label üzerinden ücretsiz indirlebilen Cyanide Sisters EP’yle gerçekleşen Com Truise, Ghostly International’ın dikkatini çekmeyi başardı ve Cyanide Sisters yeniden basıldı. Hemen ardından Tron: Legacy Reconfigured albümünde bir remixi yer alakn Com Truise, 2011’de ilk albümü Galactic Melt’i piyasaya çıkardı. Neon Indian’ın Sleep Paralysist’ini, Twin Shadow’un Castles In The Snow’unu, Franklin’in  I Know’unu, Ana Lola Roman’ın Klutch’ını remixleyerek gittikçe müzik piyasasında adından söz ettirmeye başlayan Com Truise, Aralık 2011’de yayınladığı Foster the People’ın Helena Beat remixiyle büyük beğeni topladı.

BEACH BUMS

Mabbas

Mabbas

2000 yılından bugüne neredeyse hiç ara vermeden Türkiye’nin en kaliteli radyolarında DJ’lik, müzik dergilerinde yazarlık ve festivallerde direktörlük yapmış Mabbas, tam anlamıyla bir müzik adamı. Sırasıyla Radio Cool, FG 93.7, Radyo 92.3 ve Dinamo 103.8’de tanıştığı dinleyenleriyle  Kasım 2009’dan itibaren Pazar akşamları saat 21.00’de Radyo Eksen 96.2’de buluşan Mabbas, canlı canlı Mono Festival’de.

Club Bangkok

Club Bangkok,gece hayatı boşluğunu görüp şaşıran, sonrasında şaşırmayı bırakıp bir ‘club night’ başlatan üç enerjik gençten oluşmakta. 2010 ortalarında Doğu yanına Hakan Odabaşı ve Onur Yazıcı’yı alarak Bangkok gecelerinin İstanbul ayağına başladı. Bangkok DJ’leri bir yılı aşkın süredir bütün kalpleriyle sevdikleri bir playlist ile gelenlerin yüzünde gülümseme, ertesi gün de vücutlarında müthiş bir hangover bırakmayı başardı. The Clash, The Sonics, Sex Pistols gibi ‘Old-Skool-Indie’yi, 2004 sınıfından terk The Libertines, Futureheads ve arkadaşlarıyla birleştirip, her çalındığında tavandan ter akıtacak derecede dans ettiren Blur, Franz Ferdinand marşlarıyla karıştırınca insanların mutlu olmaması imkânsıza yakın.

Style-ist

Yetenekli DJ, elektro, elektroclash, elektropop ve breakbeat gibi müzik türleriyle önemli festival ve organizasyonlarda kendini kanıtlamış bir isim. Ayrıca dub ve reggae birleşimli sounduyla da sürprizlere açık olduğunu gösteriyor.

Yakuza

Asıl adı Can Utkan olan DJ Yakuza’nın kariyeri Tokyo’da çaldığı çeşitli kulüplerde başladı. 1999 yılında Türkiye’ye dönen ve Radio Oxigen’de çalmaya başlayan DJ Yakuza, ağırlıkla drum’n bass ve break-beat tarzlarına yönelse de kendine ait farklı ve zengin bir dil yarattı. DJ’liğin yanısıra önemli caz müzisyenleriyle de ortak çalışmalar yapan sanatçı, prodüktör kimliği ile de değişik projelerde yeraldı. Cem Yıldız, Richard Hamer ve Murat Uncuoglu ile birlikte, elektronik altyapıyı Türk folk müziği ve enstrümental biçimlerle harmanlayıp geleneksel vurmalı çalgılarla örülmüş çok sesli ve “jazzy” bir kurgu ortaya çıkardıkları Orient Expressions grubunu kurdu. 2008 yılında DJ olarak ilk çalışması “Labyrint” yayınlandı. Birçok ülkede performans gösteren DJ Yakuza, İstanbul’un en eklektik ve keyifli elektronik müziklerini yapan isimlerden biri olarak gösterilmeye devam ediyor.

DearHead

Kuruldukları 2009 yılı itibari ile İstanbul elektronik müzik piyasasına yeni bir soluk getiren DJ ikilisi DearHead (Bengi Ünsal & Evrim Tüfekçioğlu), bol vokal ve ritimli parça seçimleri, farklı türleri birleştirmekteki ustalıkları ve sahnedeki enerjileri ile gönüllerde taht kurdu.

Dancing Birds Feel The Beat

Kiki, Babylon, Ghetto gibi mekânlarda modern zaman içinde “boogie night”lar yaptı Dancing Birds Feel the Beat ikilisi Sehnaz ve Sine… Biri Screamin’ Jay Hawkins, The Beach Boys, The Trashmen çaldı, diğeri setin başına geçtiğinde tam da bu zamanın kahramanlarını arka arkaya dizdi; Two Door Cinema Club, MGMT, La Roux, Interpol… Bu kez festival güzellemeleriyle setin başına geçecekler, eskiler yeniler bir yana sahnenin ortasına eğlence koyacaklar.

DİNAMO LOUNGE

Cervus

 

Türkiye’nin en geniş katılımlı DJ anketi “DJ Office Best DJs 2005” anketinde yılın en iyi DJ’i seçilen Cervus sahip olduğu yetenek ve vizyonla elektronik müzik piyasasının en sağlam isimlerinden. Başarılı DJ ve yapımcıyı canlı dinlemek isteyenler için harika bir fırsat.

Tutan

Türk müziğinin Barış Manço, Zeki Müren gibi ustalarının şarkılarını kendine has soundıyla mixleyen Tutan, House ve Techno konusundaki cüratkırlığını radyo programına da taşıyıp, her eserinde küçük deneyler yapan bir DJ.

Kaan Düzarat

1980 Eskişehir doğumlu; ama İstanbul’a İngiliz electro house soluğunu getirmesiyle bilinen, yıllardır Dinamo’da DJ’lik yapan ve Vesvese’yle sık sık İstanbul’u sallayan Kaan Düzarat, bu kez de Mono Festival’de.

(((emre)))

DJ’liğe 1997’de Açık Radyo’yla başlayan (((emre))), şimdilerde Dinamo FM’in vazgeçilmezlerinden. Kendisi Magma, Ministry, Captain Hook, Hangar – 2019, Milk, Çubuklu Hayal, Karga Bar, Zihni, Orange, 7th House, The Club 20 – Ankara, Wasp, Juke Box, Solar Beach, Minimüzikhol gibi mekan ve festivallerde çalarak seyircinin favorileri arasına girdi.

Agentorange

Agentorange ya da gerçek adıyla Mete Tavukçuoğlu, 90’lı yıllarda drum’n bass, big beat ve house müziğe ilgi duymaya başladı ve arkadaş partilerinde başlayan DJ’lik serüveni Türkiye elektronik müzik piyasasının en önemli isimlerinden biri olmasıyla devam ediyor. Agentorange’ın müziğinde breakler, techno, elektro ve bol vokal duyacak, ona hayran kalacaksınız.

 

Muzo

Türkiye’nin en sevilen radyocularından, Dinamo’nun çok yönlü ismi.

Bergiten

1993 yılında DJ’liğe başladı. Soulfultechno, Deephouse, Progressive house ve Breakbeat ağırlıklı müziğiyle birçok radyo ve klüpte çaldı. Bugün Dinamo’nun müzik direktörlüğünü yapıyor ve haftada bir dinleyenleriyle buluşup, hızından hiçbir şey kaybetmediğini herkese gösteriyor.

Doğukan İres

Lise yıllarında Depeche Mode’a olan hayranlığı sayesinde başlayan müzik serüveni Londra’nın ve İstanbul’un en popüler klüplerinde çalmasıyla sonuçlanan Doğukan İres, house, tech-house ve deep-house dolu bir performansla Mono Festival’de.

 

Kaynak : [-]

 

“Opera Haftası” yarın başlıyor

İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB), yarın başlayacak ve 12 Mayıs’a kadar sürecek “Opera Haftası” süresince birbirinden özel konserle sanatseverlere perdesini açacak.

opera

İDOB’tan yapılan açıklamaya göre, “Opera Haftası” etkinlikleri kapsamında 8-9 Mayıs tarihlerinde Süreyya Operası’nda “Fransız Esintileri” başlıklı konser gerçekleştirilecek.
Birbirinden güzel opera aryalarını Gürçil Çeliktaş’ın rejisiyle bir sahne performansına dönüştüren konserde yer alan İDOB sanatçıları, eserlerini dekor ve kostüm ile icra edecek. Operalardan sahnelerin birbirine muhteşem bir kolajla bağlandığı konserin, koreografisini Çiğdem Ünal üstlendi. Konserde sanatçılar Caner Akgün, Eda Erdaş, Zafer Erdaş, Onur Ertür, Alper Göçeri, Bülent Külekçi, Hande Soner, Elif Tuğba Tekışık, Tülay Uyar ve Beril Yürekli solist olarak yer alacak.

Opera Haftası’nın ikinci etkinliği ise 2008 yılında hayatını kaybeden dünyaca ünlü soprano Leyla Gencer’i anma konseri olacak. İDOB Sanat Yönetmeni Suat Arıkan konserde, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı ve Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı öğrencilerinin sahneye adım atmalarına imkan tanıyarak, genç sanatçıların Leyla Gencer’in aydınlık yolundan gitmelerini sağlayacak.

Konser, Süreyya Operası’nda 10 Mayıs’ta gerçekleşecek.

Orkestra şefi Emre Aracı’nın anlatımıyla gerçekleşecek “Osmanlı Dönemi’nde İtalyan Operası” konseri de aynı mekanda 11 Mayıs’ta izlenebilecek. Konserin solistleri Ayten Telek, Ahmet Baykara, Alp Köksal, Besnik Ademoğlu, Utku Bayburt’a kemancı Ceren Gürkan ve piyanist Simten Şenpolat eşlik edecek.

İstanbullu sanatseverler, Gabriel Faure’nin “Faure Requiem” ve Battista Pergolesi’nin “Pergolesi Stabat Mater” adlı konserleri de 12 Mayıs’ta izleyebilecek.

 

Kaynak: [-]

19. İstanbul Caz Festivali bu yıl 3 – 19 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek

19 istanbul caz festivali afiş

İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından Garanti Bankası’nın sponsorluğunda düzenlenen 19. İstanbul Caz Festivali, yaklaşık 50 konser, 300’ü aşkın yerli ve yabancı sanatçıyla 3 – 19 Temmuz 2012 tarihleri arasında yine cazın yıldız haritasını İstanbul’a taşıyacak. İstanbul Caz Festivali konserlerine bu yıl ev sahipliği yapacak 20 mekan arasında Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi, İstanbul Arkeoloji Müzesi, İstanbul Modern, Salon ve The Marmara Esma Sultan’ın yanı sıra geçen yıl ilk kez bir konser mekanı olarak kullanılarak büyük ilgi gören Bilgi Üniversitesi santral istanbul Kıyı Amfi’nin yanı sıra bu yıl festival kapsamında ilk kez kullanılacak Haliç Kongre Merkezi ve Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi yer alıyor.

19. İstanbul Caz Festivali’nin programı 26 Nisan 2012 tarihinde SALT Galata’da yapılan basın toplantısıyla tanıtıldı. Toplantıya İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen ve İstanbul Caz Festivali Direktörü Pelin Opcin katıldı.

Bülent Eczacıbaşı “19. yılında festival, dünyanın dört bir yanından güncel müziğin öncü temsilcilerini İstanbul’da ağırlamanın ötesine geçen bir misyonu yükleniyor. Farklı ülkelerden ve geleneklerden sanatçıları özgün üretimler sergileyecekleri konserlerde bir araya getiriyor, genç caz müzisyenlerinin gelişimine katkıda bulunuyor. Festival aynı zamanda cazın yeni ufuklarını keşfetmeye yönelik konserler, bu müziğin yarattığı coşkuyu kent sokaklarına taşıyacak etkinlikler düzenliyor. (…) İKSV’nin 40. yılında, İstanbul Caz Festivali takipçilerinin yakından tanıdığı dünyaca ünlü müzisyen Marcus Miller, İstanbul Caz Festivali için, Türkiye’den usta müzisyenlerle birlikte ‘The Istanbul Project’ adlı yeni bir çalışma hazırladı. İzleyiciyle ilk kez festivalimizde buluşacak bu performansın daha sonra birçok ülkede yeniden sergilenmesini umuyoruz. Böylece vakfımızın dünya kültür-sanat birikimine katkıda bulunma yolunda önemli bir adım daha atacağına inanıyoruz” dedi. Ergun Özen “Bu sene 40. yaşını kutlayan İKSV, düzenlediği festival ve etkinliklerle İstanbulluları ve tüm Türkiye’yi sanatın, kültürün vazgeçilmezliğiyle buluşturdu. Kentimizi, dünya çapında bir kültür sanat merkezi haline getiren önemli çalışmalara imza attı. Bugüne dek, birçok projede birlikte çalıştığımız İKSV ile İstanbul Caz Festivali’ndeki uzun soluklu işbirliğimizin 15. yılına ulaşmasından ise mutluluk duyuyoruz. Bu toplantıyı, kültür kurumumuz SALT Galata’da yapmak ise bizim için ayrı bir övünç kaynağı. (…) 19 yıldır devam eden festival Türkiye’de bir caz kültürü oluşmasını sağladı. Biz de Garanti Bankası olarak ‘Garanti Caz Yeşili’ sloganıyla Türkiye’de caz müziğinin sevilmesine ve yaygınlaştırılmasına uzun yıllardır destek veriyoruz. Bu kapsamda, İKSV ile aynı amaç doğrultusunda 15 yıldır devam eden işbirliğimiz her sene daha da güçleniyor” dedi. Toplantıda daha sonra söz alan İstanbul Caz Festivali Direktörü Pelin Opcin, festival programında yer alan konserlerle ilgili bilgi aktardı.

19.istanbul caz festivali

19. İstanbul Caz Festivali 3 Temmuz Salı akşamı The Marmara Esma Sultan’da gerçekleştirilecek açılış töreniyle başlayacak. İstanbul Caz Festivali’nin biletleri, 28 Nisan Cumartesi gününden itibaren Biletix satış kanalları ile İKSV’de (Nejat Eczacıbaşı Binası Sadi Konuralp Cad. No:5 Şişhane) satışa sunulacak. 19. İstanbul Caz Festivali bu yıl 30’un üzerinde kurumun desteğiyle gerçekleştiriliyor. Destekçiler arasında Festival Sponsoru Garanti Bankası’nın yanı sıra 7 gösteri sponsoru yer alıyor: Matraş (Erykah Badu konserinin gösteri sponsoru), Coca-Cola (Tünel Şenliği eş-sponsoru), Vodafone Freezone (Tünel Şenliği eş-sponsoru), Volvo Car Türkiye (Caz için Tuhaf Bir Yer konserinin gösteri sponsoru), Passion Travel (Gretchen Parlato / Ambrose Akinmusire konserinin gösteri sponsoru), Türk Pirelli (Lars Danielsson “Libretto” konserinin gösteri sponsoru), DHL (Jamaican Legends konserinin gösteri sponsoru). Festival kapsamındaki çeşitli konserler, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Avusturya ve Finlandiya büyükelçilik, konsolosluk veya kültür merkezlerinin ve Dore Müzik’in (Yamaha) katkılarıyla gerçekleşiyor. Festivale bu yıl katılan Hollandalı sanatçıların konserleri, Hollanda ve Türkiye Arasındaki Diplomatik İlişkilerin 400. Yılı Kutlamaları kapsamında Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu ve Fonds Podium Kunsten’in desteği ile düzenleniyor. Tünel Şenliği ise Beyoğlu Belediyesi işbirliğiyle gerçekleştiriliyor. Bu yıl ayrıca The Marmara İstanbul Caz Festivali’ne konaklama desteği veriyor. 19. İstanbul Caz Festivali, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Beyoğlu Belediyesi tarafından da destekleniyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın tüm festivallerine Öncü Sponsor Eczacıbaşı, Resmi Havayolu Turkish Airlines, Resmi İletişim Sponsoru Vodafone, Resmi Taşıyıcı DHL Express ile Servis Sponsorları Ergo Sigorta ve GFK da destek veriyor. İstanbul Caz Festivali’nin bu yılki tanıtım kampanyasını, İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın kırkıncı yılı için, İstanbul Film, Müzik ve Tiyatro Festivalleri’nin de tanıtım kampanyalarını hazırlayan Alametifarika yaptı.

İstanbul Caz Festivali’nin bu yılki Yaşam Boyu Başarı Ödülü gitar tekniği ve ustalığıyla Türkiye’nin en saygın müzisyenlerinden, Türkiye’de cazın gelişimine en çok emek harcamış isimlerden Neşet Ruacan’a takdim edilecek. Neşet Ruacan’a ödülü festivalin, 3 Temmuz Salı akşamı The Marmara Esma Sultan’da gerçekleştirilecek açılış töreninde takdim edilecek. Yaşayan en önemli caz piyanistlerinden, Amerikalı besteci ve müzisyen Keith Jarrett, yıldız ekibiyle 18 Temmuz Çarşamba akşamı İstanbul Caz Festivali’nde! Muhteşem doğaçlamaları ile caz standartları ve klasik müzik eserlerine getirdiği benzersiz yorumuyla tanınan Jarrett, 1996 yılında 3. İstanbul Caz Festivali’nde verdiği konserden sonra ilk kez yine festival için İstanbul’da. Jarrett, 1996’da birlikte çaldığı efsane ekip Jack DeJohnette ve Gary Peacock ile birlikte saat 20.00’de Haliç Kongre Merkezi’nde sahneye çıkacak.

Top of Form Bottom of Form Festival kapsamında bu yıl üçüncü kez gerçekleştirilecek Tünel Şenliği müzikseverlere “festival içinde festival” sunmaya devam edecek. Farklı mekânlarda ve açık hava sahnelerinde düzenlenecek birçok konser, etkinlik ve atölye çalışmasıyla müziğin coşkusunu kentin kültür-sanat yaşamının nabzının attığı Tünel-Galata-Şişhane hattına yayan Tünel Şenliği, bu yıl da festivalin ilk hafta sonunda önde gelen sanatçı ve topluluklara ev sahipliği yapacak. Coca Cola ve Vodafone Freezone eş sponsorluğu, Beyoğlu Belediyesi işbirliğiyle 7 Temmuz Cumartesi günü saat 18.00’de başlayacak şenlik, Beyoğlu ve Galata bölgesinde sokaklarda ve değişik mekanlarda konserler, atölye çalışmaları, özel sergiler ve ikramlarla gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam edecek. Tünel Şenliği’nin ayrıntılı programı, etkinlik haritası üzerinden takip edilebilecek. Galata ve Tünel’de kurulacak iki ana sahnedeki ücretsiz konserlerle bütün bölgede bir festival atmosferi yaşanırken gece boyunca seyirciler değişik mekanlar ve sahneler arasında mekik dokuyarak, birbirinden farklı etkinliklere katılacaklar. Salon, Nardis, SALT Beyoğlu, Alt, Pera Palace Oteli Balo Salonu, Beyoğlu Belediyesi Gençlik Merkezi gibi Beyoğlu bölgesinin renkli mekanlarında gece boyunca sahne alacak sanatçılar arasında Phronesis, Jo Stance, Jülide Özçelik, Gevende, Daniel Zamir ile Hollanda ve Türkiye diplomatik ilişkilerinin 400. yılı kutlamaları kapsamında festivale konuk olacak Eric Vloeimans, New Cool Collective, Lefties Soul Connection, Jungle By Night ve Ntjam Rosie de bulunuyor. Şenliğin en özel mekanlarından, sınırsız biletle girilebilecek Hollanda Konsolosluğu bahçesi de etkinliğe renk katacak.

Her yıl etkileyici programı ile olduğu kadar, sıra dışı mekan seçimleri ve farklı etkinlikleri ile gündeme gelen İstanbul Caz Festivali, geçen yıl başladığı “Strange Place for Jazz” / “Caz İçin Tuhaf Bir Yer” etkinliğine bu yıl yeni bir mekanda hayat veriyor. Adını ünlü caz topluluğu E.S.T’ye ait bir albümden (Strange Place For Snow) alan “Strange Place for Jazz – Caz için Tuhaf Bir Yer”, bu yıl 14 Temmuz Cumartesi akşamı Emirgan’daki Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde Volvo Car Türkiye sponsorluğunda gerçekleştirilecek. Saat 20.00’de başlayacak gecede, yenilikçi ve yaratıcı projeleri ile caz müziğine yeni ufuklar kazandıran dünyaca tanınmış gruplar arka arkaya sahne alacak. Gecenin ilk topluluğu, Avrupa cazının en önemli topluluklarından olan E.S.T. grubunun kurucularından perküsyoncu Magnus Öström’ün kendi adını taşıyan yeni grubu olacak. Sonrasında kadrosunda Stefon Harris, David Sanchez ve Nicholas Payton gibi üç usta cazcının yer aldığı Ninety Miles’ın vereceği konserle devam edecek gecenin kapanışını ise, Norveç’in yaratıcı elektronik-caz müzisyenlerinden Bugge Wesseltoft ve “arkadaşları” Erik Truffaz, İlhan Erşahin ve Joaquin “Joe” Claussell’in vereceği konserle tamamlanacak. Üç konserin bir arada gerçekleşeceği bu gece Boğaz kıyısında eşsiz bir konumda yer alan Sakıp Sabancı Müzesi’nin güzel atmosferinde gerçekleşecek. Müzikseverler için son dönemlerin en ilginç ve etkin topluluklarını dinleme veya keşfetme imkanı sağlayan, unutulmayacak bir gece olmaya aday.

Festival izleyicisi tarafından yakından takip edilen dünyaca ünlü müzisyen Marcus Miller, İKSV’nin kuruluşunun 40. yılında özel bir projeye imza atacak. Marcus Miller’ın İstanbul Caz Festivali’nin siparişi üzerine bestelediği son eseri, “The Istanbul Project”in dünya prömiyeri, Türkiye’den değerli müzisyenlerin de katılımıyla, 5 Temmuz Perşembe günü Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde saat 21.00’de gerçekleştirilecek. İstanbul Caz Festivali’nin eser siparişi vererek, dünya yıldızları ile Türkiye’den sanatçıların buluşturacağı prömiyerler serisi önümüzdeki yıllarda da devam edecek. Marcus Miller’a bu konserde Türkiye’den önde gelen klarnet virtüözlerinden Hüsnü Şenlendirici, vurmalı çalgılar ustası Burhan Öcal, en basit ritimleri çarpıcı bir anlatıma dönüştüren usta sanatçı Okay Temiz (vurmalı çalgılar), ülkenin yetiştirdiği en iyi caz trompet sanatçılarından İmer Demirer (trompet) ve kendine has tekniği ve ileri seviyedeki müzikal bilgisiyle gitar virtüözü Bilal Karaman (gitar) eşlik edecek. Ekibin diğer üyeleri ise üstün yetenekleri sebebiyle Marcus Miller tarafından desteklenen genç müzisyenler Louis Cato (davul), ve Alex Han’ın (saksafon), yanı sıra Miller’ın üyesi olduğu bir başka topluluk SMV ile birlikte birçok konser veren önemli müzisyen Federico Gonzalez Peña (tuşlu çalgılar).

Günümüzün en önemli seslerinden, çok yönlü sanatçı Antony Hegarty, çok özel bir proje için İstanbul’a geliyor. 2007 yılında yine İstanbul Caz Festivali’nin konuğu olarak tarihi Şan Tiyatrosu’nda hafızalardan silinmeyen bir konser veren Antony and the Johnsons, dinleyicileriyle bu kez 39 kişilik Filarmonia İstanbul Orkestrası ile birlikte Açık Hava’da buluşacak. Antony and the Johnsons, 9 Temmuz Pazartesi akşamı saat 21.00’de Açık Hava Sahnesi’nde düzenlenecek olan “Cut the World” konserinde bugüne kadar yayımlanmış dört albümünden seçme şarkılarının Nico Muhly, Rob Moose ve Maxim Moston tarafından yapılan senfonik aranjmanlarını Anthony Weeden yönetimindeki Filarmonia İstanbul eşliğinde seslendirecek. Uzun zamandır beklenen bir ilk, 19. İstanbul Caz Festivali kapsamında gerçekleşecek. “Neo-Soul’un kraliçesi”, dört Grammy sahibi Erykah Badu, etkileyici sahne performansı, eklektik müzik arzı, derin, renkli ve özgün sesiyle Matraş sponsorluğunda 13 Temmuz Cuma akşamı saat 21.00’de Açık Hava Sahnesi’nde ilk kez İstanbullu hayranlarının karşısında olacak. Açılışını caz standartları ve özgün besteleri, ipeksi vokaliyle seslendiren Lyambiko’nun yapacağı konserin ikinci yarısında kontrbasın genç dahisi, vokalist ve besteci Esperanza Spalding sahneye gelecek. Bu mükemmel caz gecesi 16 Temmuz Pazartesi akşamı saat 21.00’de Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde gerçekleştirilecek. Gecenin açılışını yapacak, 2003 yılında Boston Globe tarafından “Caz müziğinin uzun zamandır gördüğü en büyük vokal” olarak nitelendirilen Lyambiko, Echo Jazz 2011’de de yılın en iyi kadın şarkıcısı seçildi. Lyambiko’ya piyanoda Marque Lowenthal, bas gitarda usta basçı Robin Draganic ve davulda Heinrich Koebberling eşlik edecek. İngiliz alternatif müziğinin ikonlarından, efsanevi topluluk The Smiths’in kurucusu, duyarlı ve protest şarkıların söz yazarı Morrissey, vereceği konserle festivalin muhteşem finalini gerçekleştirecek. Şiirsel şarkı sözlerinin yanı sıra, güçlü sahne karizması ile İngiltere ve Amerika’da olduğu kadar ülkemizde de geniş bir hayran kitlesine sahip olan sanatçı 19 Temmuz Perşembe akşamı saat 21.00’da Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde İstanbullu müzikseverlerle buluşacak. Konserin açılışını ise genç ozan şarkıcı Kristeen Young yapacak.

Hollanda’nın en başarılı şarkıcılarından Caro Emerald samba, caz, bossa nova ve mambo türlerini birleştiren, 40’lı ve 50’li yılların filmleri ve müziğini harmanlayan sıcak ve hayat dolu şarkılarıyla festivalin bu seneki konuklarından. Caro Emerald, birbirinden göz alıcı sekiz müzisyenle birlikte 10 Temmuz Salı günü saat 21.00’de Bilgi Üniversitesi santralistanbul Kıyı Amfi’de olacak. Soul ve funk’ın efsanevi ismi, James Brown’ın en önemli mirasçısı, Mark Ronson ve Amy Winehouse gibi sanatçıların temsil ettiği sound’un öncüsü Sharon Jones, birlikte muhteşem sahne performanslarını gerçekleştirdiği grubu The Dap-Kings ile İstanbul’u hareketlendirecek. 17 Temmuz Salı akşamı saat 21.00’de santralistanbul Kıyı Amfi sahnesinde olacak olan Sharon Jones & The Dap Kings coşkulu ve dans dolu bir gecede ilk kez İstanbullu hayranlarıyla buluşacak. Jamaika’nın bağımsızlığının 50. yılında gerçekleştirilen bu özel proje ülkenin efsane isimleri Ernest Ranglin, Monty Alexander, Sly & Robbie ve Jamaika kökenli İngiliz reggae sanatçısı Bitty McLean 4 Temmuz Çarşamba akşamı saat 21.00’de DHL sponsorluğunda The Marmara Esma Sultan’ın etkileyici atmosferinde bir araya getirecek. Almanya’nın en çok satan caz albümlerine imza atan, kuşağının en iyi trompetçilerinden Till Brönner 6 Temmuz Cuma günü saat 21.00’de Arkeoloji Müzesi’nde İstanbullu cazseverlerle birlikte olacak İkinci albümü When The Heart Emerges Glistening’i ünlü Blue Note plak şirketinden yayımlayan Ambrose Akinmusire ve onun ardından tutkulu ve berrak sesiyle modern cazın en yaratıcı genç yorumcularından, besteci ve söz yazarı Gretchen Parlato, Passion Travel sponsorluğunda 11 Temmuz Çarşamba akşamı saat 20.45’te Arkeoloji Müzesi sahnesinde dinleyenlere her yönüyle cazın ruhunu yansıtacak bir gece yaşatacak. Çıkışta olan yeteneklere üye festivallerde yer alma imkanını veren Uluslararası Caz Festivalleri Birliği’nin (IJFO) düzenlediği “Talent Opportunity Program” kapsamında ve Passion Travel sponsorluğunda düzenlenecek konser, isimlerini şimdiden geniş kitlelere duyurmaya başlayan, “geleceğin Norah Jones’ları, Joshua Redman’ları” olma yolunda ilerleyen “genç usta”ları gecikmeden tanımak için eşsiz bir fırsat olacak. Kuzey cazının en önemli isimlerinden ünlü kontrbasçı Lars Danielsson festivalin bu yılki konukları arasında. Türk Pirelli sponsorluğunda düzenlenen bu konser 12 Temmuz Perşembe akşamı saat 21.00’de Arkeoloji Müzesi’nde gerçekleşecek. Lirik yorumlarla güçlü ve nefes kesici bir virtüözlüğü bir araya getiren Lars Danielsson’un Anadolu ezgilerinden izler taşıyan son albümü Liberetto sonrasında İstanbul’da vereceği konserde kendisine ünlü Fransız piyanist Yaron Herman ve Magnus Öström de eşlik edecek. İstanbul Caz Festivali kapsamında 2006 yılından bu yana İstanbul’un tarihi mekanlarında düzenlenen ve dünyaca ünlü sanatçıları, yeni ve özgün üretimler sergilemek üzere bir araya getiren “Ustalarla Buluşmalar” konserleri bu yıl yine özel bir projeyle devam ediyor. 19 Temmuz Perşembe akşamı, saat 21.00’de İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde gerçekleştirilecek konserde, Tunus avangart müzik sahnesinin en önemli isimlerinden, bugüne dek Bugge Wesseltoft’tan Omar Sosa’ya dek birçok usta isimle düetlere imza atan, udi, besteci ve vokalist Dhafer Youssef, “Dance of the Invisible Dervishes” adını taşıyan konserde, kendi deyimiyle “İstanbul’a aşkını ilan edecek.” Gecede Dhafer Youssef’a, kendi jenerasyonunun en önemli piyanistleri arasında kabul edilen Kristjan Randalu (piyano), Norveç’in en önde gelen gitaristi Eivind Aarset (gitar), bas virtüözlüğünün yanı sıra besteci, aranjör ve eğitimciliğiyle öne çıkan Chris Jennings (bas) ve dünyanın adı en önemli vurmalı çalgılar virtüözleri arasında sayılan Amerikalı Marilyn Mazur eşlik edecek. Türkiye’de klarnet denince akla gelen ilk isim olan, yerel müziği yurtdışına taşıyan isimlerden Hüsnü Şenlendirici ve mükemmel tekniği ve kompozisyonlarıyla dünya çapında tanınan kanun ustası Aytaç Doğan da ayrıca projeye eşlik edecek.

Kanadalı indie rock grubu The Dears, “Yeni Ozanlar” serisinin konuğu olarak ilk kez İstanbul’a geliyor. 12 Temmuz Perşembe akşamı saat 21.00’de başlayacak konserde The Dears, İstanbul Modern’in avlusunu bir açık hava şölenine çevirecek. 6 kişilik grubun üyeleri, vokal ve gitardaki Murray Lightburn, klavyede Natalia Yanchak ve Robert Benvie, gitarist Patrick Krief, bas gitarist Roberto Arquilla ve perküsyoncu Jeff Luciani’den oluşuyor. The Dears’in zaman zaman kabareye varan sahne şovuyla bu konser, kaçırılmaması gereken bir gece vaat ediyor. Festivalde Türkiye caz sahnesinin başarılı isimlerini Avrupalı ustalarla özel projelerde buluşturan “European Jazz Club” serisi festival boyunca Salon’da devam edecek ve konserler saat 22.30’da başlayacak. European Jazz Club konserleri kapsamında 09 Temmuz Pazartesi akşamı Baki Duyarlar Quartet feat. Eric Vloeimans, 10 Temmuz Salı akşamı Oğuz Büyükberber feat. Simon Nabatov, Wolter Wierbos & Tobias Klein, 11 Temmuz Çarşamba akşamı Bilal Karaman feat. Lars Danielsson ve 17 Temmuz Salı akşamı Ayşe Gencer Band feat. Dimitri Baevsky’in konserleri yer alıyor. Tamer Temel ve Yahya Dai konserlerinin tarihleri ise daha sonra açıklanacak. Son dokuz yıldır genç caz müzisyen ve topluluklarına İstanbul Caz Festivali programında yer alabilecekleri bir platform oluşturan “Genç Caz” Konserler Dizisi, bu yıl da devam ediyor. Bu yıl onuncu kez düzenlenen Genç Caz konserleri 7 Temmuz Cumartesi günü gerçekleştirilecek Tünel Şenliği kapsamında ücretsiz olarak izlenebilecek. “Genç Caz” Konserler Dizisi’ne katılacak gruplar, Salon’da yapılacak değerlendirme konseri ile belirlenecek. 27 Mayıs Pazar günü 13.00’de başlayacak ve ücretsiz olarak gerçekleştirilecek Genç Caz Değerlendirme Konseri’ne tüm cazseverler davetli. Festival kapsamında gerçekleştirilecek Genç Caz konserlerine katılacak grupları seçecek olan kurul, Hülya Tunçağ, Kerem Görsev, Önder Focan, Pelin Opcin, Sevin Okyay, Elif Çağlar ve Ferit Odman’dan oluşuyor. “Genç Caz” Konserler Dizisine 9 yıl içerisinde 100’ün üzerinde caz sanatçısı ve topluluk başvurdu ve 30’un üstünde dünyaca ünlü caz sanatçılarıyla aynı festivalde yer alma imkanı sağlandı. İstanbul’un sevilen caz kulüplerinden Nardis Jazz Club bu yıl festival heyecanına, festivale paralel olarak düzenleyeceği konserlerle dahil olacak. Nardis’te festival süresince tarihleri arasında Türkiye caz sahnesinin önemli isimleri konser verecek.

9. İstanbul Caz Festivali’nin biletleri 28 Nisan Cumartesi günü saat 10.00’da satışa çıkıyor. Festival biletleri: – BİLETİX satış noktaları, – BİLETİX çağrı merkezi (0216 556 98 00)

İKSV’den (Nejat Eczacıbaşı Binası, Sadi Konuralp Cad. No: 5 Şişhane) alınabilecek.

19. İstanbul Caz Festivali’nin bilet fiyatları 20 TL ile 350 TL arasında değişiyor. Bilet alımlarına kredi kartı geçerli olacak. Festival boyunca konserleri en ucuza dinleme şansı yine Lale Kart sahiplerinin olacak. Lale üyeleri biletlerini öncelikli olarak %25’e varan özel indirimlerle alabilecek.

Lale Kart ve üyelikle ilgili ayrıntılı bilgi için   :  http://www.lalekart.org  
Ayrıntılı bilgi için                                              :  http://caz.iksv.org 

Kaynak : [-]

” Tutkunun perküsyonla birleşimi ” diyen Avusturyalı Davul ustası Martin Grubinger Ülkemize geliyor

Günümüzün en iyi davulcularından biri olarak gösterilen Avusturyalı Martin Grubinger, 29 Mart’ta Sascha Goetzel yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) eşliğinde bir konser verecek

Martin Grubinger

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO), 29 Mart Perşembe günü vereceği konserde “Davullara şarkı söyleten adam” olarak tanınan Avusturyalı davulcuMartin Grubinger’i konuk edecek. Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda, Şef Sascha Goetzel yönetiminde gerçekleşecek konserde Grubinger, Avner Dorman’a sipariş ettiği “Frozen in Time” yapıtını seslendirecek. BİFO konserin ikinci yarısında, 19. yüzyılın sonu, 20. yüzyılın başının müzik dehalarından biri olarak görülen Gustav Mahler’in “Titan” adlı 1. senfonisini seslendirecek.

‘TUTKUNUN PERKÜSYONLA BİRLEŞİMİ’ 
Günümüzün en iyi davulcularından biri olarak gösterilen Grubinger, konserde seslendireceği “Frozen in Time”ın esin kaynaklarını üç kıtanın ve sayısız şehrin sesleri olarak özetliyor. Grubinger, gündelik yaşamımızda kulağımızı dolduran ses dünyasını sihirli bir müziğe dönüştürüyor. Avusturyalı Martin Grubinger’in sahne performansı “tutkunun perküsyonla birleşimi” olarak da tanımlanıyor. Müzisyen, çaldığı tüm perküsyonları yeniden keşfediyor ve onlarla yepyeni bir müzikal boyuta ulaşıyor.

siz gelmezseniz bir gün sanat size gelir !

Bu hafta sonunu İstanbul’daki Tünel ve Galata civarında geçirecekler, sokaklarda sanatçıların sürprizleriyle karşılaşacak.

Zira tiyatrocular, giderek artan salon sıkıntısına dikkat çekmek amacıyla gösterilerini sokaklara taşıyorlar. GalataPerform tarafından altı yıldır düzenlenen “ Görünürlük Projesi ” kapsamında gerçekleşecek etkinlik ‘Sahneden Çık’ başlığı altında gerçekleştiriliyor. Galata bölgesinde bugün ve yarın gerçekleşecek olan proje, farklı disiplinlerden sanatçıları bir araya getirerek klasik anlamdaki tiyatroya farklı bir bakış açısı sağlamayı hedefliyor. Bu sene Tünel meydanı, sokaklar, Eski Hamursuz Fırını, Cafe Privato, Galataevi ve daha birçok mekanda gerçekleşecek olan etkinliklerin hiçbiri sahnede olmayacak. Ücretli ve ücretsiz pek çok etkinlikler, sahnesizlik üzerine şikâyet etmek yerine, her yeri sahne haline getirerek, seyredenleri klasik festivallerden ayrı, bambaşka bir deneyime çağırıyor. Performans ve oyunlar her gün saat 16:00da ve 18:30da iki ayrı seans olarak izlenebilecek.

KAÇIRMAYIN

– Sen de Mutlu Olma Amy!

Geçen Temmuz ayında trajik bir şekilde ölen ünlü pop sanatçısı Amy Winehouse’a ithaf edilen, bireysel ve kolektif metin parçalarının iç içe geçtiği ‘Sen de mutlu olma Amy!’ adlı performans 22 Ekim Cumartesi akşamı Tünel Meydanı’nda izlenebilecek.

– Herkes Hamlet olacak!

Görünürlük Projesi’nin kapanış etkinliği olarak Ve Diğer Şeyler Topluluğu oyuncuları tarafından gerçekleştirilecek ‘Hamlet’ okuması yaş, cinsiyet, meslek ayrımı gözetmeksizin herkese açık bir etkinlik. Yarın gerçekleştirilecek olan performans 20:30da Tünel Meydanı’nda.