Yazılar

Uluslararası 12. İzmir Film Festivali önceki gece ödüllerin dağıtıldığı törenle sona erdi. Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması’nda “Nar” en iyi film seçilirken, “Labirent”, “Simurg”, “Aşk ve Devrim” ve “Geriye Kalan” isimli yapımlar çeşitli dallarda ödülleri paylaştı

NAR FİLMİ

İzmir’de 11 yıl aradan sonra bu yıl sanatseverlerle yeniden buluşan Uluslararası İzmir Film Festivali, önceki gece Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde düzenlenen ödül dağıtım töreniyle sona erdi.
Başbakanlık Tanıtma Fonu, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İzmir Kalkınma Ajansı’nın destekleri ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Dokuz Eylül Üniversitesi işbirliğinde hayata geçirilen 12. Uluslararası İzmir Film Festivali’nin kapanış gecesinde Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması’nın ödülleri sahiplerine verildi.
Sunuculuğunu başarılı oyuncu Şenay Gürler’in yaptığı gecede değerlendirmeye alınan 10 filmden “Labirent”, “Nar”, “Simurg” “Aşk ve Devrim” ve “Geriye Kalan” isimli yapımlar ödüle layık görüldü. Ödül törenine katılan isimler arasında Yunan senarist, yönetmen, müzisyen ve oyuncu Costas Ferris ile İranlı ünlü yönetmen Mania Akbari de vardı.
Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Füzün’ün konuşmasıyla başlayan törende ilk olarak festivale katkı sağlayan kişi ve kurumlara teşekkür plaketleri verildi. Ardından Yunan yönetmen Costas Ferris’in de aralarında bulunduğu 10 kişilik orkestra konser verdi. Yunan ezgilerinin yer aldığı müzik dinletisi, konuklara keyifli dakikalar yaşattı. Ödül alan oyuncu ve yönetmenler, İstanbul Şehir Tiyatroları’nın kapatılmaması çağrısında bulundu.

İŞTE ÖDÜL ALANLAR
Siyad En İyi Film Ödülü: “Simurg”
Alim Şerif Onaran Ödülü: “Nar”
En İyi Erkek Oyuncu Ödülü: “Aşk ve Devrim” filminin oyuncuları Gün Koper, Ayberk Pekcan, Bedir Şirin
En İyi Kadın Oyuncu Ödülü: “Geriye Kalan” filminin oyuncusu Şebnem Hassanisoughi
En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü: “Labirent” filminden Burak Kanbir
Jüri Özel Ödülü: Ruhi Karadağ’ın yönettiği “Simurg” filmi

En İyi Senaryo Ödülü: “Geriye Kalan” filmi Çiğdem ve Şebnem Vitrinel kardeşler ile “Nar” filmi Ümit Ünal
En İyi Yönetmen Ödülü: “Labirent” filminin yönetmeni Tolga Örnek
En İyi Film Ödülü: “Nar”

Kaynak : [-]

31. İstanbul Film Festivali için geri sayım da son 3 gün

31. İstanbul Film Festivali

31. İstanbul Film Festivali, 31 Mart’ta Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenecek törenle başlayacak. Sinemaseverler, 16 gün boyunca 23 bölümde 7 sinemada 200’ün üzerinde filmi görme imkanına sahip olacak.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Akbank sponsorluğunda düzenlenen 31. İstanbul Film Festivali için geri sayım başladı. Festival, 31 Mart–15 Nisan tarihlerinde yapılacak.

İstanbul Film Festivali, sinemaseverlere 23 bölümde 200’ün üzerinde filmden oluşan programının yanı sıra ünlü konuklar, usta sinemacıların katılacağı söyleşi ve atölye çalışmaları, sinema dersleri, ustalık sınıfları ve konserlerle dolu dolu iki hafta vaat ediyor.

Festivalin gösterimleri geçen yıl olduğu gibi Beyoğlu’nda Atlas, Fitaş 1 ve 4, Beyoğlu, Pera Müzesi, Nişantaşı’nda City Life (City’s) ve Kadıköy’de Rexx olmak üzere 7 salonda yapılacak.

Filmlerin gösterim saatleri 11.00, 13.30, 16.00, 19.00 ve 21.30 olacak. Festivalin büyük ilgi gören ”Geceyarısı Sineması” gösterileri bu yıl da sürecek. Festival süresince her cumartesi gecesi 24.00’te bir film izleyicilere sunulacak.

-Sinema Onur Ödülleri-

İstanbul Film Festivali’nin 30 Mart akşamı Lütfi Kırdar Sergi ve Kongre Sarayı’nda yapılacak açılış töreninde, sinemanın 5 önemli ismine ”Sinema Onur Ödülü” takdim edilecek.

”Sinema Onur Ödülleri” bu yıl yönetmen Ali Özgentürk, oyuncular Ayşen Gruda ve Halit Akçatepe, ilk kadın sinema eleştirmeni Sevin Okyay ile İngiliz yönetmen Terence Davies’e verilecek.

Terence Davies’in başrolünde Rachel Weisz’in yer aldığı son filmi ”The Deep Blue Sea/Aşkın Karanlık Yüzü” de festivalin açılış filmi olarak gösterilecek.

Film, festivalde ayrıca ”Yıllara Meydan Okuyanlar” bölümü kapsamında izleyicilerle buluşacak. Terence Davies, festival kapsamında ”Belirsizliğin Keyfi ve Tehlikeleri” başlıklı sinema dersini de 31 Mart’ta Salon’da verecek.

”Altın Laleler” ve İstanbul Film Festivali’nin diğer ödülleri ise 14 Nisan Cumartesi gecesi Lütfi Kırdar Sergi ve Kongre Sarayı’nda düzenlenecek kapanış töreninde sahiplerini bulacak.

-”Altın Lale” heyecanı-

Festivalin ”Uluslararası Yarışma” bölümünde, Şakir Eczacıbaşı anısına verilen ”Altın Lale” için ”The Loneliest Planet/Yalnız Gezegen”, ”Süper Kahramanın Ölümü/Death of a Superhero”, ”Bonzai”, ”Wuthering Heights/Uğultulu Tepeler”, ”Amir Naderi”, ”The Snows of Kilimanjaro/Kilimanjaro’nun Karları”, ”Cracks in the Shell/Kabuktaki Çatlaklar”, ”The Delay/Gecikme”, ”Albert Nobbs”, ”A Royal Affair/Yasak Aşk” ve ”Oslo” adlı filmler yarışacak.

-Ulusal yarışma ve Türkiye sineması-

Festivalde, Türkiye’den 2011–2012 sezonunda yapımı tamamlanan filmlerin bir araya geldiği ”Türkiye Sineması” bölümünde ”Ulusal Yarışma”nın yanı sıra ”Yarışma Dışı”, ”Belgeseller” ve ”Yeni Türkiye Sineması” başlıkları altında 40’a yakın film gösterilecek.

Altın Lale Ulusal Yarışma’da ödül için bu yıl 12 film jüri karşısına çıkacak. Festivalde yarışacak filmlerden yönetmen Emin Alper’in ”Tepenin Ardı”, Reis Çelik’in ”Lal Gece”, Orhan Eskiköy ve Zeynel Doğan’ın ”Babamın Sesi” Türkiye prömiyeri, yönetmen Mizgin Müjde Arslan’ın ”Ben Uçtum, Sen Kaldın”, Veli Kahraman’ın ”Ana Dilim Nerede?”, Elif Refiğ’in ”Ferahfeza” ve Belmin Söylemez’in ”Şimdiki Zaman” adlı filmleri de dünya prömiyerini yapacak. Festivalde bunların yanı sıra Tayfur Aydın’ın ”İz-Reç”, Raşit Çelikezer’in ”Can”, Zeki Demirkubuz’un ”Yeraltı”, Muzaffer Özdemir’in ”Yurt” ve Ümit Ünal’ın ”Nar” adlı filmleri yarışacak.

-İKSV’nin 40. yılına özel bölüm-

İstanbul Film Festivali, İKSV’nin 40. yılını ”Sinema ve Müzik” başlıklı özel bir bölümle kutlayacak. Bölümde, İKSV’nin kuruluş yılı olan 1973’ten bu yana her 10 yıllık dönemden seçilmiş birer müzikal film izleyiciyle buluşacak.

”Türk Sineması” bölümünde Yusuf Pirhasan’ın ”Kurtuluş Son Durak”, Hasan Tolga Pulat’ın ”Güzel Günler Göreceğiz”, Murat Saraçoğlu’nun ”Yangın Var”, Onur Ünlü’nün ”Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi” ile Erdoğan Kar’ın ”Kadife” filmleri ”Yarışma Dışı” kuşağında izleyicilerle buluşacak.

”Yeni Türkiye Sineması” kuşağında bu yıl Serkan Acar’ın ”Aşk ve Devrim”, Savaş Baykal’ın ”Öngörüye Ağıt”, Fırat Çağrı Beyaz’ın ”Ölü Bölgeden Fısıltılar”, Refik Çakar’ın ”Semi”, Caner Erzincan’ın ”Mar”, Erdal Rahmi Hanay’ın ”Hicaz”, Ali Vatansever’in ”El Yazısı”, Çiğdem Vitrinel Özcan’ın ”Geriye Kalan”, Tamer Yiğit ile Branka Prlic’in ”Karaman” ve Oğuz Çiçek’in ”Diğer Yol” adlı filmleri izlenebilecek.

-Fipresci ödülü-

Festivalde, Uluslararası ve Ulusal Yarışma’da yer alan birer filme Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Birliği (FIPRESCI) Ödülü ile Radikal Halk Ödülü verilecek.

Avrupa Konseyi Sinema Ödülü (FACE–Film Award of the Council of Europe) ”Sinemada İnsan Hakları” bölümünde yer alan ve insan hakları konusunda kamuoyunda duyarlılık ve bilinç uyandıran, bu konunun öneminin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunan bir filme verilecek.

Avrupa Konseyi Sinema Ödülü için Türkiye’yi Özcan Alper’in ”Gelecek Uzun Sürer” ve ”Ruhi Karadağ’ın ”Simurg” adlı filmleri temsil edecek.

-”Gurbet Kuşları” yenilendi-

Festival kapsamında gerçekleştirilecek özel bölümde, Groupama ve Groupama Gan Sinema Vakfı işbirliğiyle restore edilen Halit Refiğ’in 1964 tarihli filmi ”Gurbet Kuşları” izleyici karşısına çıkacak.

Senaryosunu Halit Refiğ’in, diyaloglarını ise Orhan Kemal’in yazdığı, baş rollerinde Tanju Gürsu, Filiz Akın, Özden Çelik, Pervin Par ve Cüneyt Arkın’ın yer aldığı film, Kahramanmaraş’tan İstanbul’a daha iyi bir yaşam sürebilmek için gelen bir ailenin verdiği yaşam mücadelesini anlatıyor.

-Arap baharı-

Festivalin bu yılki özel bölümlerinden ”Devrimin Filmini Çekmek”, özellikle Arap Baharı üzerinden bütün dünyada gerçekleşen halk hareketlerini sinema üzerinden sorgulayacak ve ”bir devrimin nasıl filme çekilebileceğini” inceleyecek.

Daha önce çekilen filmlerle günümüz devrim filmlerini bir araya getirerek son aylarda yaşanan olaylara farklı bir bakış açısı getirecek bölüm kapsamında 8 uzun metrajlı ve bir kısa metrajlı film gösterilecek.

Mısırlı belgeselci Hannan Abdalla’nın, değişik sosyo-kültürel altyapılardan gelen, farklı yaşlardaki 4 kadının Mısır devriminin hemen ardından yaşanan olayları kendi perspektiflerinden anlattığı ”In the Shadow of a Man/Bir Erkeğin Gölgesinde” ve 2005 yılında ülkede ilk defa yapılan birden fazla adaylı seçimler sırasında yaşanan ihlal ve kısıtlamaları inceleyen Wael Omar’ın çektiği kısa metrajlı ”Democracy 76” Mısır devrimine sinemasal bir ışık tutacak.

Cezayir devrimini anlatan Gillo Pontecorvo’nun ”Battle of Algiers/Cezayir Savaşı”, İran’da Haziran 2009’daki başkanlık seçimlerinden sonra sokaklara dökülen insanların cep telefonları ile çektikleri videolardan oluşan ”Fragments of a Revolution/Bir Devrimden Parçalar”, Ukrayna’da ”Turuncu Devrim” olarak bilinen olayları anlatan Andrei Zagdansky’nin ”Orange Winter/Turuncu Kış”, Stefano Savona’nın ”Tahrir–Liberation Square/Tahrir–Özgürlük Meydanı”, Heiny Srour’un ”Leila and The Wolves/Leyla ile Kurtlar”, Elyes Baccar’ın ”Rouge Parole/Kızıl Söz” ve Mourad Ben Cheikh’in ”No More Fear/Artık Korkmak Yok” filmleri de bu kapsamda gösterilecek.

-Yunan sineması da festivalde-

”Yunanistan’da Neler Oluyor?” başlıklı bölüm kapsamında, son dönem Yunan sinemasının 5 çarpıcı örneği festival seyircisiyle buluşacak.

Türkiye ile Çin arasındaki kültürel yakınlaşmayı ve politik ilişkilerin güçlendirilmesini amaçlayan ”2012 Türkiye’de Çin Kültürü Yılı” vesilesiyle düzenlenen ”Bir Çin Sinema Geleneği: WuXia” bölümünde dövüş sanatçılarının maceralarına odaklanan ve Çin sinemasının en çok film yapılan türü olan 8 WuXia filmine yer verilecek.

”Aile İçinde” bölümünde 21. yüzyılda değişen aile kavramını ve ilişkilerini konu edinen filmler, ”Antidepresan” bölümünde hayatı hafife alan, eğlendirirken düşündüren, mizaha ve dünyaya benzersiz açılardan bakan filmlerden oluşan seçki sunulacak.

-Akbank galaları-

”Akbank Galaları”, ”Dünya Festivallerinden”, ”Genç Ustalar”, ”Belgesel Kuşağı”, ”Yıllara Meydan Okuyanlar”, ”Mayınlı Bölge”, ”Canlandırma Sineması” bölümleri altında filmler gösterilecek.

”Anılarına” bölümünde ise Türk ve dünya sinemasının kaybettiği yönetmenler kült filmlerinin gösterimiyle anılacak.

-Çocuk Mönüsü-

Hollanda–Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 400. yılı dolayısıyla bu yıl ”Çocuk Mönüsü” bölümünde, çocuk filmleri konusunda uzmanlaşmış bir ülke olan Hollanda’dan filmler sunulacak. Festival boyunca hafta sonları Nişantaşı Citylife City’s, Rexx ve Akbank Sanat sinemasında gösterilecek filmlere simültane Türkçe seslendirme yapılacak.

-900 dakikalık belgesel-

Dünya prömiyerini Toronto Film Festivali’nde yapan 15 saatlik görkemli belgesel, ”The Story of Film: An Odyssey/Filmin Hikayesi: Uzun ve Maceralı Bir Yolculuk”, İstanbul Film Festivali’nde gösterilecek.

Yönetmen Mark Cousins’in 5 yılı aşkın çalışması sonucunda dünya sinema tarihini bütünüyle gözler önüne seren 900 dakikalık belgeseli, festivalde Pera Müzesi’nin sinema salonunda 2 seansta, 4 gün boyunca meraklılarıyla buluşacak.

-Biletler-

Festivalin tam 15, öğrenci ve 65 yaş ve üstü sinemaseverler için 9 lira olan biletleri Atlas, Beyoğlu, Nişantaşı Citylife (City’s) ve Kadıköy’de Rexx sinemalarında açılacak gişelerden ve Biletix’ten alabilecek.

Festivalde hafta içi gündüz seanslarındaki indirimli fiyat uygulaması bu yıl da devam edecek, hafta içi gündüz seansları 5 liraya izlenebilecek.

Sinemaseverler, alacakları biletlere ek olarak 15 veya 50 liralık katkıda bulunarak, festivaldeki film gösterimlerine 3 ila 10 öğrencinin katılmasını sağlayarak ”BitamBiöğrenci” projesine destek verebilecek.

 

Alp Zeki Heper

Yönetmen Alp Zeki Heper’in Danıştay tarafından yasaklandığı için 46 yıldır gün ışığına çıkmayan “Soluk Gecenin Aşk Hikayeleri” adlı filminin gösterimine ailesinin bir ferdinin onay vermemesi nedeniyle, Ankara Uluslararası Film Festivali’nin programından çıkarıldığı belirtildi.

 

Alp Zeki Heper

alp zeki heper / Soluk Gecenin Aşk Hikayeleri

23. Ankara Uluslararası Film Festivalini düzenleyen Dünya Kitle İletişimi Vakfı’ndan yapılan açıklamada, 1984 yılında hayatını kaybeden Alp Zeki Heper’in, Danıştaytarafından yurtiçi ve yurtdışında gösterimi yasaklanan “Soluk Gecenin Aşk Hikayeleri” filminin seyirciyle buluşması için gerekli izinler için görüşmeler yapıldığı ifade edildi.

Heper’in eşi ile kızına ulaşıldığı ve filmin onların izniyle festivalin özel gösterimi için programa alındığının aktarıldığı açıklamada, filmin 46 yıl önce Heper tarafından Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi arşivinde saklanması için Prof. Sami Şekeroğlu’na verildiği kaydedildi. Filmle ilgili tasarrufun Şekeroğlu’nun emekli olmasının ardından üniversiteye geçtiğine yer verilen açıklamada, şöyle denildi:
“Ankara Uluslararası Film Festivali olarak Heper ailesinin, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema TV Merkezi yetkilileri ile bağlantıya geçmesini sağladık. Aile adına Alp Zeki Heper’in kızı Fatoş Heper’in, filmin festivalde gösterimi için gerekli izni verdiklerini Sinema TV Merkezi yetkililerine bildirmesinin ardından filmin gösterim kopyası hazırlandı.

Ankara Uluslararası Film Festivali’nde özel izinle gösteriminin gerçekleştirileceği bilgisini basınla paylaştığımız ‘Soluk Gecenin Aşk Hikayeleri’ filmini sinemaseverlerle buluşturmanın heyecanını yaşarken, Heper ailesinin fertlerinden birinin filmin gösterimine rızası olmadığını öğrendik. Hem Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema-TV Merkezi’ni, hem de Ankara Uluslararası Film Festivali olarak bizi zor durumda bırakan bu gelişme karşısında Alp Zeki Heper’in anısına saygısızlık etmeyerek bu durumu yargı konusu yapmamak adına filmi üzülerek programdan çıkarıyoruz. Tasarrufumuz dışında gelişen bu değişiklikten dolayı, heyecanımızı paylaşan tüm sinemaseverlerden özür diliyoruz.”

Festivalde bu filmin yerine Batı Sineması’nda 19 Mart’taki saat 21.30 seansında Ruhi Karadağ’ın “Simurg”, 20 Mart’taki aynı seansta İsa Yıldız’ın “Memleket Meselesi” filmlerinin izleyiciyle buluşacağı bildirildi.
Filme bilet alanlara iade işlemleri ile ilgili bilginin Ankara Uluslararası Film Festivali ve mybilet internet sayfalarından duyurulacağı kaydedildi.

 İlk Yapılan Açıklama şu şekildeydi:

(http://www.milliyet.com.tr ‘den alıntıdı )

“1939 doğumlu Alp Zeki Heper, Fransa’da sinema okuduktan sonra 1960’larda uluslararası başarı elden eden iki kısa film yönetti.  Türkiye’ye döndükten sonra Lütfi Akad’ın yönetmen yardımcılığını üstlenen Heper, 27 yaşındayken, 1966’da çektiği ilk uzun metrajlı filmi “Soluk Gecenin Aşk Hikayeleri”yle sansürle tanıştı. Soyut bir aşk hikayesi anlatan, başrollerini Ayfer Feray, Engin Cezzar’ın kız kardeşi Mine Cezzar, Marliese Schneiderhan ve Halil Türkmen’in paylaştıkları film, dönemin ‘Film Komisyon Kontrol Kurulu’ tarafından ‘müstehcen’ bulunduğu için Danıştaytarafından yasaklandı. 

‘Aşka karşı tutumdur müstehcen olan’
Yönetmen konuyla ilgili bir röportajında “Aşk hiçbir zaman müstehcen olmamıştır. Aşka karşı tutumdur müstehcen olan… Özgürlükle baskıyı, şiddeti, işkenceyi karşı karşıya getirmeye çalışmıştım. Anılarla ilgili zor anlatımlı olan bir filmdi. Sevginin, tutkunun, işkenceyi, baskıyı yok etmesini dilemiştim. Özgürlüğün delice bir sevgi olduğunu düşünüyordum. Öyle simgelemeye çalışıyordum özgürlüğü. Müstehcenlikle suçlandım. En sonunda yazan, yöneten, kurgulayan, görüntüleyen, oynayan, yapımcı ve seyirci de olabilirim. Yani tek başıma da izlemek zorunda kalabilirim filmlerimi…” demişti.
İşte o film, “Soluk Gecenin Aşk Hikayeleri”, Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından 15 -22 Mart tarihleri arasında, 23. kez düzenlenecek Ankara Uluslararası Film Festivali’nde Mimar SinanGüzel Sanatlar Üniversitesi’nin katkıları, Heper ailesinin izni ve desteğiyle 46 yıl sonra Türkiye’de ilk kez gösterilecek. Film, festival kapsamında 19 ve 20 Mart tarihlerinde saat 21.30’da Batı Sinemaları’nda seyirciyle buluşacak.

Vasiyetimdir, göstermeyeceksin’
Heper, filmin tek kopyasını  Mimar Sinan Sinema-TV Merkezi’nin kurucusu Prof. Sami Şekeroğlu’na teslim etmişti. Şekeroğlu, Ankara Film Festivali için kaleme aldığı yazıda o günleri şöyle anlatıyor:
“‘Bunu sana hediye ediyorum. Ama söz ver hiç kimseye göstermeyeceksin’ dedi. Biraz yumuşatmaya çalıştım ama ikna edemedim. ‘Ömrüm boyunca sana güvendim. Vasiyetimdir, göstermeyeceksin’dedi. Onu kaybettiğimizi duyduğumda çok üzülmüş ve onun için bir gösteri yapmayı arzulamıştım. Ama söz vermiştim, filmi göstermem doğru olmaz diye vazgeçtim. Araştırmacılar ve kızı hariç hiç kimseye göstermedim.”
Emekli olduktan sonra filmi Mimar Sinan Üniversitesi’ne veren Şekeroğlu, festivalin talebi ve Heper ailesinin izni ile filmin gösterileceğini belirtti.
3 yılda çektiği 4 uzun metrajlı filmin ardından sinemayı bırakan Heper, 1984’te deri kanseri nedeniyle öldü.
Filmin gösterim tarihi: 19 & 20 Mart 2012 Saat: 21:30

Yönetmen Alp Zeki Sezer hakkında Kısa Bilgi:

Eğitimi ve sinemaya başlaması

Galatasaray Lisesi’nden mezun olduktan sonra, önce hukuk öğrenimi için Cenevre’ye gitti. Bir yıl sonra okulu bırakarak Fransa’ya geçti. Burada Paris Yüksek Sinema Enstitüsü ‘nü (Institut des Hautes Etudes Cinématographiques – IDHEC) bitirdi. Okulun en başarılı yönetmeni seçildi. Paris’te kısa film çalışmalarına başladı. Bir Kadın ve Şafak isimli iki kısa film çekti. 1963’te Bir Kadın ‘la IDHEC, Şafak‘la ise hem IDHEC hem Avusturya Kültür Bakanlığı En İyi Film ödülünü aldı. Her iki film de, 2006’da 17. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde gösterildi.

Soluk Gecenin Aşk Hikayeleri ve diğer filmleri

Türkiye’ye döndü ve Lütfü Akad’ın yanında yönetmen yardımcısı olarak çalışmaya başladı. 1966’da kendi sinema prodüksiyon şirketini kurdu ve yapımcı yönetmen olarak çalışmaya başladı. Aynı yıl ilk filmi Soluk Gecenin Aşk Hikayeleri’ni yönetti. Fransa’da öğrendiği sinema dilini kullandığı, soyut bir aşk hikâyesini şiirsel görüntülerle anlattığı bu filmde amatör oyunculara yer verdi. Film, dönemin yönetmen ve eleştirmenlerinden ilgi gördü. Buñuel etkileri taşıyan ve karakterlerin cinsel bunalımlarına odaklanan Soluk Gecenin Aşk Hikayeleri, film kontrol komisyonu tarafından müstehcen bulunaraksansürlendi. Film ayrıca, Danıştay tarafından sansürlenen ilk film oldu. Heper, bu yasaklara karşı tepkisini bir gazete ropörtajında, “Aşk hiçbir zaman müstehcen olmamıştır. Aşka karşı tutumdur müstehcen olan.” sözleriyle ortaya koydu. 2. Antalya Altın Portakal Film Festivaline katılan ancak seyirci karşısına çıkarılamayan film, yalnızca özel gösterimlerde izlenebildi. Genel olarak görüntüleri açısından estetik bulunurken, yabancılaşmayı anlatan içeriği fazla ilgi görmedi. Sonraki dönemlerde de seyirci karşısına çıkarılmadığından, sadece sinema arşivlerinde bulunan ve merak edilen bir film olarak kaldı.

İlk filmiyle ilgili yaşadığı bu olumsuzlukların ardından Adana’ya giderek bir süre kayınpederinin çiftliğinde yaşadı, sonra İstanbul’a döndü. Sinema çalışmalarına devam eden Heper, 1967’de toplumsal taşlama türüne dahil edilebilecek filmi Dolmuş Şoförü’nü yönetti. Bu kez, iki yıldız oyuncu olan Fatma Girik ve İzzet Günay’la çalıştı. Buna rağmen film ticari başarı elde edemedi. 1968’de yine bir yıldız oyuncuyu, Cüneyt Arkın’ı başrolünde oynattığı nispeten ticari bir film sayılabilecek Eşkıya Halil/Haydutu çekti. Bu filmle, ilk kez bir filmi gösterim ve dağıtım şansı bulmuş oldu. Aynı yıl Doğu-Batı çatışmasını konu alan ve Fikret Hakan’ın başrolde oynadığı son filmi Kara Battal’ın Acısı ‘nı çekti. Film, Bizans Kalesinin onarımında çalışan bir Rum genç kızı öldürmekle suçlanıp haksız yere idam edilen Türk delikanlının öyküsünü anlatır.

Sinemayı bırakması ve ölümü

Sinema anlayışını, “En sonunda yazan, yöneten, kurgulayan, görüntüleyen, oynayan, yapımcı ve seyirci de olabilirim. Yani tek başıma da izlemek zorunda kalabilirim filmlerimi.” sözleriyle ifade eden Heper’in filmleri, karmaşık yapıya sahip olması ve dağıtım ve gösterim şansı bulamadığı için seyirciyle buluşamadı. Filmlerinin çoğunu yaktı. 9 ocak 1984’te malign melanoma yüzünden (bir deri kanseri) öldü.

Çalışmaları:

Kısa Metrajlı :

Alp Zeki Heper

Bir Kadın Le parfum de la Dame En Noir

  • Bir Kadın / Le parfum de la Dame En Noir (16mm), 1962
  • Şafak / L’Aube (35mm), 1963

Uzun Metrajlı:

Alp zeki sezer

Dolmuş Şoförü, 1967

  • Soluk Gecenin Aşk Hikayeleri, 1966
  • Dolmuş Şoförü, 1967
  • Kara Battal’ın Acısı, 1968
  • Eşkıya Halil (Haydut), 1968

Yayımlanmış Kitapları

  • Demir Pençe: Casuslar Savaşı, 1969


Filmle ilgili Danıştay 12. Dairesinin 28-3-1967 gün E.966/7481, K.967/481 sayılı kararı şu  şekilde:

Dava konusu filmin bütünü itibariyle umumi ahlak ve adaba, aile müessesesinin kudsiyetine aykırı olduğu gerekçesiyle yasaklandığı anlaşılmaktadır. Filmin bu sebeple yasaklanmasının yerinde olup olmadığının tespiti için Naip Üye nezaretinde yapılan incelemede bilirkişi Vedat Tanrı’nın 10-2-1966 tarihli raporunda (cinsel sorunların sinematografik yoldan ele alınmaya çalışıldığı filmde gösterilmesinde sakıncalı bir cihet görülmediği) bildirilmişse de; 3-1-1967 günlü ara kararımız veçhiyle filmin ayrıca heyet halinde görülmesi uygun görülmüştür. Sahneden görülen eserle; değişik yaş ve seviyede kimseye hitap edilmesi itibariyle, bunlarda, hususiyetle hukuka ve genel ahlak kuralları çerçevesi içinde ahlaka uyarlık aranması tabidir. Tezi olmayan ve aksiyonlarında ahenk görülmeyen bahse konu filmde; insan hayatı, adeta şuur ve şuuraltı ile sadece cinsi arzular üzerine kurulmak istenmekte; gizli kalması gerekli arzu ve hareketler parklarda, umuma açık yerlerde, hatta trafiğin en yoğun olduğu cadde ortalarında cereyan ederken görülmekte; marazi tiplerin sahneye aktarılan ıstıraplı ruh hali, ar veya haya hislerini rencide etmektedir. Konunun iddia edildiği gibi rüyada geçmiş birtakım kompleksleri ifadeye çağırmış olması, filmin tüm halinde seyredenler üzerinde bıraktığı izlere ahlak ve adaba aykırı olduğunu kabule mani değildir. Bu itibarla adı geçen filmin halka gösterilmesinin ve yurt dışına çıkarılmasının yasaklanmasında ‘Filmlerin ve Film Senaryolarının Kontrolüne dair Nizamname’nin 7’nci maddesinin 6’ncı fıkrası hükmüne aykırılık görülmediğinden davanın reddine… 29-3-1967 günü oy birliğiyle karar verildi.’

Heper ise karar karşısında şöyle bir tepki veriyor: ‘Soluk Gece’de aşkla, yani özgürlükle baskıyı, şiddeti, işkenceyi karşı karşıya getirmeye çalışmıştım. Anılarla ilgili, zor anlatımlı olan bir filmdi. Sevginin, tutkunun, işkenceyi, baskıyı yok etmesini dilemiştim. Özgürlüğün delice bir sevgi olduğunu düşünüyordum. Öyle simgelemeye çalışmıştım özgürlüğü. Müstehcenlikle suçlandım. Altından kalkılması güç bir suçlamaydı bu. Sansürcülere göre delice sevgi üstüne kurulu bütün divan şiirimizi, Yavuz Sultan Selim’in, Baudelaire’in, Breton’un, Eluard’ın tüm şiirlerini toplatmak gerekiyordu. Delice sevgi üstüne kurulu bütün Çin ve Japon siirini yok saymak gerekiyordu. Şaşırmış kalmıştım.’

 

Kaynaklar :

Ümit Bayazoğlu: Uzun, İnce Yolcular – 37 Portre, YKY 2004, ISBN 975-08-0861-4.

(Yeres (der.), 65 Yönetmenimizden Yerlilik, Ulusallık, Evrensellik Geriliminde Sinemamız, s. 28)

http://masmasmaraksi.blogspot.com/2011/11/alp-zeki-heper-bir-kadn-le-parfum-de-la.html

http://www.sinematurk.com/

http://www.imdb.com/name/nm1287462/

http://t24.com.tr

http://tr.wikipedia.org/wiki/Alp_Zeki_Heper

 

Adana Büyükşehir Belediye Belediyesi tarafından düzenlenen 18. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nde ödüller törenle sahiplerini buldu.

Törene “Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi”, “Gelecek Uzun Sürer” ve “Aşk ve Devrim” filmleri damga vurdu. Festivalin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda En İyi Film ve En İyi Senaryo ödüllerini Yönetmen Onur Ünlü’nün “Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi” filmi aldı. SİYAD En İyi Film ve Yılmaz Güney Ödüllerine Özcan Alper’in “Gelecek Uzun Sürer” filmi değer görülürken, En İyi Yönetmen Ödülü “Eylül” filmiyle Cemil Ağacıklıoğlu’na gitti.

Yarışmanın diğer kazananları şöyle: 
Adana İzleyci Ödülü: Ruhi Karadağ (Simurg)
Jüri Özel Ödülü: (Aşk ve Devrim)
En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü: Feza Çaldıran (Gelecek Uzun Sürer)
En İyi Müzik Ödülü: Mustafa Biber (Gelecek Uzun Sürer)
En iyi Kadın Oyuncu Ödülü: Hatice Aslan (Vücut) ve Görkem Yeltan (Eylül)
En İyi Erkek Oyuncu Ödülü: Durukan Ordu (Gelecek Uzun Sürer)
En iyi Yardımcı Kadın Oyuncu Oyuncu Ödülü: Şeyla Halis (Vücut)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü: Tuna Orhan (Memleket Meselesi)
En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü: Adalı Aksoy (Aşk ve Devrim)
En İyi Kurgu Ödülü: Taner Sarf (Eylül)
Umut Veren Genç Kadın Oyuncu Ödülü: Deniz Denker (Aşk ve Devrim)
Umut Veren Genç Erkek Oyuncu Ödülü: Gün Koper (Aşk ve Devrim) ile Hakan Kurtaş (Vücut) paylaştı.
En İyi Ses Tasarımı Ödülü: Burak Topalakçı (Kaybedenler Kulübü)
Jüri Oyunculuk Kategorisi Özel Performans Ödülü: Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi filminin oyuncularına verildi