Şunun için etiket arşivi: roman

Tiyatroda 15 oyun, Opera ve Bale’de 6 eser izleyiciyle buluşacak.

sanat duyuru

Ankara Devlet Tiyatrosu bu hafta 15 oyun, Ankara Devlet Opera ve Balesi 6 eserle izleyici karşısına çıkacak.

Avustralya Büyükelçiliği ile işbirliği içinde gerçekleştirilen ”Mesajınız Var! Kentsel Avustralya’da Yerli Kimliği” adlı sergi yarından itibaren CerModern’de görülebilecek.

CerModern bünyesinde açılan ve yeni sezona yaratıcı yazarlık atölyesi ile başlayan Ceredebiyat, 4 Kasım’da ”eleştirel roman okuma seminerleri” ile devam edecek. Katılımcılara, yazar A. Galip, roman türleri, romanın geçirdiği evreler, roman kuramı ve akımların özellikleri, roman sanatının sorunları, romanların hazırlanma ve yazılma süreçleri hakkında teknik bilgiler verecek ve önerilerde bulunacak.

Başkentte hafta boyunca gerçekleştirilecek kültür sanat etkinliklerinden bazıları şöyle:

Tiyatro

Akün Sahnesi:

Moises Kaufman’ın yazdığı, Ekin Tunçay Turan’ın çevirdiği ve İskender Altın’ın yönettiği ”33 Varyasyon” hafta boyunca sanatseverlerin karşısına çıkacak. Oyunda, Erdal Küçükkömürcü, İpek Çeken, Meltem Baytok, Mehmet Akay, Ulaş Ersoy, Eda Aydınlı, Tunç Yıldırım rol alıyor.

Altındağ Tiyatrosu:

Funda Mete’nin yönettiği, Töre Özsel’in dekor ve kostüm tasarımını yaptığı, ”Kış Gelmeden” bugün, yarın ve Cumartesi günü sahnelenecek. Bahadır Karasu, Selma Bayraktargil, Özgür Keçeci ve Özge Mirzalı’nın rol aldığı eserin ışık tasarımı Burhanettin Yazar’a, dramaturgu da Füruzan Tercan’a ait.

”Boğaçhan” 4 Kasım’da izleyicinin karşısına çıkacak.

”Mekruh Kadınlar Mezarlığı” 6-7 Kasım’da temsil verecek.

Büyük Tiyatro:

”Kerbela” yarın, 4 ve 6 Kasım’da izlenebilecek. Ali Berktay’ın yazdığı, Ayşe Emel Mesci’nin yönettiği oyunda, dekor tasarımını Murat Gülmez, giysi tasarımını Hale Eren gerçekleştirdi. Müzikleri Tahsin İncirli’ye ait olan oyunda geniş bir oyuncu kadrosu rol alıyor.

Cüneyt Gökçer Sahnesi:

Kenan Işık’ın yazıp yönettiği ”Aşk Hastası” hafta boyunca izlenebilecek. Dekoru Hakan Dündar’a, giysi tasarımı Funda Karasaç’a ait olan oyunun müzikleri ise Yücel Arzen imzalı.

Nikolay Vasiliyeviç Gogol’un ”Bir Delinin Hatıra Defteri”, 6-7 Kasım’da görülebilir. Sylvie Luneau ile Roger Coggio tarafından uyarlanan, Coşkun Tunçtan’ın Türkçeleştirdiği eserin proje tasarımı ve yönetmenliğini Cem Emüler üstleniyor. Eserde, 1960’lı yıllarda Türk tiyatrosunun büyük ustası Genco Erkal’ın iki farklı yorumla sahneye getirdiği Aksenti İvanoviç Poprişçin karakterini Erdal Beşikçioğlu canlandırıyor. Tek kişilik oyunun dekor ve giysi tasarımı Sertel Çetiner’in, ışık düzeni Seyhun Ayaş ile Zeynel Işık’ın, müzik, ses ve efekt tasarımı da Tayfun Gültutan’ın imzasını taşıyor.

Küçük Tiyatro:

William Shakespeare’nin yazdığı, ”Venedik Taciri”, 1-4 Kasım tarihleri arasında sahnelenecek. Erhan Gökgücü’nün yönettiği oyunun dekor ve giysi tasarımını Ali Cem Köroğlu, müziklerini ise Can Atilla yaptı.

”Yağmur Durduğunda” 6 ve 7 Kasım’da izlenebilecek. Andrew Bovell’in yazdığı, Ezgi Yentürk’ün çevirdiği, Hakan Çimenser’in yönettiği oyun, geçmişten kaçmanın imkansızlığını işliyor.

Ulviye Karaca’nın yazıp yönettiği çocuk oyunu ”Keloğlan Keleşoğlan”, 6 ve 7 Kasım’da küçük tiyatroseverlerin karşısına çıkacak.

Oda Tiyatrosu:

”Euridice’nin Elleri”, bugünden itibaren hafta boyunca başkentli tiyatroseverleri ağırlayacak. Aynı çatı altında yaşamalarına rağmen birbirlerini tanıyamayan insanların bencillikleri, zaafları ve anlayışsızlıklarının, evlilikleri nasıl iflasa sürüklediğinin anlatıldığı oyunu Pedro Bloch yazdı, Yurdaer Okur yönetti.

Stüdyo Sahne:

”Jerry ve Tom”, yarın ve 4 Kasım’da seyredilebilecek. Cüneyt Mete, Özgür Öztürk, Ünsal Coşar ve Yıldız Kaplan’ın rol aldığı oyunun yönetmenliğini İlham Yazar üstlendi.

”Bir Kahve Molası Karıncalar” 6 Kasım’da sahnelenecek. Şifa Meydanal’ın yazdığı, Figen Ayhan Kocakaya’nın yönettiği oyunda, Sanlı Baykent, Müge Sefercioğlu, Yaprak Onat, Meliha Savaş ve Gaye Filiz Alacacı rol alıyor.

İrfan Şahinbaş Sahnesi:

Brecht’in yazdığı, Ayşe Selen’in çevirdiği, Ayşe Emel Mesci’nin yönettiği, ”Cesaret Ana ve Çocukları”, bugün, 3 ve 7 Kasım’da temsil verecek.

Şinasi Sahnesi:

”Profesyonel” bugün yarın ve 3 Kasım’da izlenebilecek. Bülent Emin Yarar, Yetkin Dikinciler, Gülen Çehreli ve Cenap Oğuz rol aldığı oyunu Duşan Kovaçeviç yazdı, Işıl Kasapoğlu yönetti.

Çocuk müzikali ”Karlar Kraliçesi” de 4 Kasım’da sahnelenecek.

”Yastık Adam” ise 6-7 Kasım’da seyredilebilecek.

Opera-Bale

Opera Sahseni: ”Töre” 3 Kasım’da sezonun ilk temsilini gerçekleştirecek. Turgut Özakman’ın kaleminden çıkan, dans tiyatrosunun estetik örneklerinden biri olan eserde, iki aile arasında yıllarca süren kan davasını ve gelişen olayları anlatıyor.

”V. Murat” balesi, 5 Kasım’da sahne alacak.

”Don Giovanni” operası ise 7 Kasım’da izlenebilecek.

Leyla Gencer: ”Uyuyan Güzel” çocuk müzikali, 4 Kasım’da seyircinin karşısında olacak.

Operet Sahnesi: ”Evlilik Senedi” operası sanatseverlerle buluşacak.

”Bellini Oda Şarkıları Konseri” 6 Kasım’da gerçekleşecek.

Kaynak :[-]

 

Cumhurbaşkanlığı, ödül töreninin daha sonra duyurulacak bir tarihte Cumhurbaşkanlığı Çankaya yerleşkesinde yapılacağını duyurdu.

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri bu yıl, eserlerinde gelenekle yeni arasında köprü rolü üstlendiği için Selim İleri’ye, Türk tarihini evrensel bir boyuta taşıması dolayısıyla Prof. Dr. Şükrü Hanioğlu’na ve Klasik Türk ve Tasavvuf müziğini geniş kitlelere ulaştırması dolayısıyla Ahmet Hatipoğlu’na verildi. Türkiye’nin arkeoloji alanındaki zengin birikimini dünya mirasına sunulacak zenginlikte sergiledikleri için Zeugma Antik Kenti ve Müzesi de ödüle layık görüldü.

Cumhurbaşkanı Gül’ün, ödülün her yıl kültür ve sanatın farklı dallarında verilmesi talimatı verdiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: ”Bu çerçevede, Değerlendirme Kurulu’nun önerisi üzerine Sayın Cumhurbaşkanımız, 2012 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’nin Türkiye’nin arkeoloji alanındaki zengin birikimini akademik dünya, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve yerel yönetimler işbirliği ile dünya mirasına sunulacak bir zenginlikte sergiledikleri için Zeugma Antik Kenti ve Müzesi’ne; edebiyat aşkını İstanbul tutkusuyla harmanlayıp kişisel anılarını şehrin geçmişiyle bir araya getirdiği eserlerinde gelenekle yeni arasında köprü rolü üstlendiği için Selim İleri’ye; güncel olayları zengin tarih birikimiyle yoğurup özgün bir tarih söylemi geliştirerek Türk tarihini evrensel bir boyuta taşıması dolayısıyla Prof. Dr. Şükrü Hanioğlu’na; Klasik Türk ve Tasavvuf müziğini kendine özgü icra tarzlarıyla zenginleştirip geniş kitlelere ulaştırması dolayısıyla Ahmet Hatipoğlu’na verilmesini uygun görmüşlerdir.”

 Selim İleri: Sürpriz oldu

Ödülle ilgili Radikal ’e konuşan yazar Selim İleri, “Benim için gerçekten sürpriz oldu. Bu sene edebiyat çalışmaları alanında 45. yılımı doldurdum. Hatırlanmak, üstelik de Cumhurbaşkanlığı kurumu tarafından hatırlanmak, beni gerçekten sevindirdi. Bu ödülde zannediyorum benim geçmişteki edebiyatımıza daima bağlı kalışım, yitirdiğimiz yazarları hep anmak isteyişim de etkili oldu. Sürekli değişen bir toplumda bir köprü olmak iyi bir şey diye düşünüyorum. Bilerek yaptığım bir şey değildi, yapabildiysem ne mutlu” dedi.

‘Zeugma’ya verilen ödül sevinçleri artırdı’

Gaziantep Kültür Turizm Müdür Vekili Mehmet Aykanat, arkeoloji alanında 2012 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görülen Zeugma Antik Kenti ve Müzesi’nin sevinçlerini artırdığını söyledi. Aykanat, müzenin 3 ayda değerli 3 ödülle taçlandırıldığını belirtti.

Zeugma’nın 2012 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nü almaya hak kazanmasıyla ilgili değerlendirmede bulunan Aykanat, “2012 yılı Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi’nin yılı oldu. Son 3 ayda çok değerli 3 ödülle müzemiz taçlandırıldı. Temmuz ayında ‘En iyi Kültür ve Turizm Yatırımı’ ödülü, Ekim ayı içerisinde dünyada önemli seyahat sitelerinden olan ‘TripAdvisor Mükemmellik’ ödülüne layık görüldü. Son olarak da ‘Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ ile sevincimiz ve övüncümüz katlandı.” diye konuştu.

Selim İleri kimdir?

30 Nisan 1949’da İstanbul’da doğdu. 1968’de Atatürk Lisesi’ni bitirdi. Bir süre İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne devam etti. Öğrenimini yarıda bırakarak kendini tümüyle yazmaya verdi. İlk yazısı 1967’de Yeni Ufuklar dergisinde yayınlandı. Papirüs, Yeni Edebiyat, Yeni Dergi, Türk Dili, Türkiye Defteri, Milliyet Sanat, Gösteri gibi dergilerde yayınlanan yazılarıyla ünlendi. 1979’da Dünya gazetesinin sanat sayfasını yönetti. 1968’de yayınlanan ilk öykü kitabı “Cumartesi Yalnızlığı”nda sınırlı ilişkiler içinde sıkışan insaların yaşamlarını anlattı. “Pastırma Yazı” ve “Bir Denizin Eteklerinde” öykü kitaplarında uyarlı gençlerin tutkularını, sıkıntılı ilişkilerini, orta tabakadan insanların acılarını, yalnızlıklarını, kurtuluş arayışlarını anlattı. 1973’ten sonra romana yöneldi. “Her Gece Bodrum” romanıyla büyük başarı kazandı. İç konuşma tekniğini kullandığı bu romanda, toplumsal kargaşa içinde bunalıma düşen aydınların arayışlarını ve çıkmazlarını ele aldı. Roman ve öykülerinin yanısıra senaryolar, denemeler ve edebiyatla ilgili incelemeler de yazdı.

Hikayeleri:  Cumartesi Yalnızlığı, Bir Denizin Eteklerinde, Pastırma Yazı, Dostlukların Son Günü (1978 Sait Faik Hikaye Ödülü), Eski Defterlerde Solmuş Çiçekler, Fotoğrafı Sana Gönderiyorum, Kötülük.

Romanları: İlkgençlik Çağına Öyküler(Derleme), Yarın Yapayalnız, Bu Yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak, Hayal ve Istırap, Destan Gönüller, Her Gece Bodrum (1977 TDK Roman Ödülü), Ölüm İlişkileri, Bir Akşam Alacası, Cehennem Kraliçesi (1980), Yaşarken ve Ölürken, Saz Caz Düğün Varyete, Ölünceye Kadar Seninim, Mavi Kanatlarınla Yalnız Benim Olsaydın, Allahasmarladık Cumhuriyet (Oyun), İstanbul Lâle İle Sümbül, Kafes, Anılar;Issız ve Yağmurlu, Daha Dün, Oburcuğun Edebiyat Kitabı, Evimizin Tek Istakozu, Rüyamdaki Sofralar, Yaşadığım İstanbul.

Şükrü Hanioğlu kimdir?

 İstanbul Üniversitesi Siyasi Bilimler Fakültesi mezunu. Tarık Zafer Tunaya’nın asistanı. “Bir Siyasal Düşünür Olarak dr. Abdullah Cevdet” başlıklı çalışmasıyla doktor, “Bir Siyasal Örgüt Olarak Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti ve Jöntürklük” başlıklı çalışmasıyla doçent oldu. “Young Turks in Opposition” ve “Preparation For a Revolution: The Young Turks” adlı çalışmaları Oxford Üniversitesi tarafından yayınladı. Prof. Dr. Şükrü Hanioğlu, Princeton Üniversitesi Yakın Doğu Çalışmaları bölüm başkanı olarak çalışmakta.

Kaynak :[-]   

Manchester Üniversitesi’nden Prof. Barry Cooper, ünlü bestecinin ölümünden 185 yıl sonra orta çıkarılan ilahinin ünlü “Missa Solemnis” eserinin taslaklarının yer aldığı bir defterde bulunduğunu söyledi.

Cooper, Beethoven’ın Gregoryen döneme ait bin yıllık “Pange Lingua” adlı ilahinin melodisini değiştirerek yeniden yorumladığını belirtti.

Cooper, ilahinin mart 1820’de o zamanlar 39 yaşında olan bestecinin hamisi Avusturya Arşidükü Rudolp’ün Olmutz başpiskoposu ilan edildiği törende çalınmış olabileceğini belirtti.

Ünlü besteciyle ilgili en önemli uzmanlardan biri olarak kabul edilen Cooper, iki dakikalık eserin Beethoven’ın diğer tüm eserlerinden çok farklı olduğunu söyledi.

Beethoven’in iki eser dışında dini müzik bestelemediğini işaret eden Cooper, “Beethoven’ın kilisede yapılan sıradan bir ayin için beste yapması kesinlikle olağanüstü. Bestecinin böyle bir esere imza atacağına kendi gözlerimle görmesem hayatta inanmazdım. Çok şaşırdım” dedi.

Eserin yer aldığı 1820 tarihli defter, Berlin Devlet Kütüphanesi’nde saklanıyor.

Prof. Cooper, Beethoven’ın tamamlanmamış taslaklarından yola çıkarak 10. Senfoni’yi hazırlamış ve klasik müzik dünyasında büyük tartışmalara yol açmıştı.

Müzik tarihinde Klasik dönemden Romantik döneme geçişin en önemli isimlerinden biri olarak kabul edilen Alman besteci Beethoven, tüm zamanların en ünlü ve en etkili bestecilerden biri olarak tanınıyor.

Henüz küçük bir çocukken yeteneği keşfedilen ve ilk müzik eğitimini dönemin ünlü bestecisi Wolfgang Amadeus Mozart’ın babası Leopold Mozart’a öykünen babası Johann van Beethoven’dan alan ünlü besteci, Bonn’daki öğrencilik yıllarının ardından Joseph Haydn ile çalışmak için Viyana’ya taşınmıştı.

1796 yılında henüz 26 yaşındayken işitme yetisini yitirmeye başlayan Beethoven, 1818 yılında tamamen sağır olmasına karşın beste yapmaya devam etmişti.

Kanadalı efsanevi müzisyen, söz yazarı, şair Leonard Cohen, ”2012 Old Ideas Dünya Turnesi” kapsamında, 19 Eylül’de İstanbul’da konser verecek.

Leonard Cohen

Müzikseverlerin yıllardır dört gözle beklediği Leonard Cohen, AEG Live ve Purple Concerts organizasyonuyla Ülker Sport Arena’da gerçekleşecek konserde hayranlarıyla buluşacak.

Leonard Cohen, dünya turnesi kapsamında vereceği konserde, ”Dance Me To The End Of Love”, ”Ain’t No Cure for Love”, ”Bird on a Wire”, ”Chelsea Hotel”, ”Suzanne”, ”Hallelujah”, ”So Long, Marianne”, ”I’m Your Man”, ”First We Take Manhattan” gibi unutulmaz şarkılarına da yer verecek.

İlk şiir kitabını Montreal’de 1956’da yılında, ilk romanını ise 1963’te yayımlayan Cohen’in erken dönem şarkıları müziksel olarak Avrupa folk müziğine dayanıyor.

1970’li yıllarda pop, kabare ve dünya müziği üzerine çalışmalar yapan Cohen’in, 1980’lerden itibaren tipik olarak bas bariton tonda söylediği şarkılarına, kadın vokalistler ve elektronik bireştiriciler eşlik ediyor.

Çalışmalarında genellikle din, yalnızlık, cinsellik ve kişiler arası karışık ilişkileri konu edinen Cohen’in şarkıları ve şiirleri pek çok başka şarkıcı ve şarkı yazarını etkiledi, eserleri başka sanatçılar tarafından da yorumlandı.

Kanada’nın en büyük sivil şeref madalyası olan ”Companion of the Order of Canad” ile ödüllendirilen Cohen, ”Rock and Roll Hall of Fame and Museum”a kabul edildikten sonra en güçlü ve etkileyici şarkı yazarları arasındaki yerini belgeledi.

 

Tango severler, 4-8 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek 9. Uluslararası İstanbul Tango Festivali’nde bir araya gelecek

9.istanbul uluslararası tango festivali

2004 yılından beri her yıl düzenlenmekte olan festivale bu yıl da dünyaca ünlü bir çok sanatçı katılıyor.

Gündüz milongaları ve normal milongalarda günde toplam 13 saat dans etme imkanı olacak festivalde gündüz milongaları saat 13:30 – 18:30; gece milongaları ise 22:00 – 04:00 veya 05:00 arasında yapılacak.

Tüm danslar klasik tango seçimleri eşliğinde olacak ve elektronik tango müziği kullanılmayacak.

FESTİVAL DERSLERİ
Festivalde 4 usta sanatçı çiftten toplam 32 atölye çalışması sunulacak. Atölyeler konuları arasındaki uyuma göre gruplar (blok) altında toplanmış. Her blokta 4 ders var ve her ders ayrı sanatçı tarafından öğretilecek.
Derslere eşsiz veya eşli katılabilirsiniz. Eşli katılanlar diledikleri dersleri seçebilirler. Eşsiz katılanların bloklardan seçim yapmaları gerekiyor.

FESTİVALE KATILACAK SANATÇILAR
Sebastian Arce & Mariana Montes
Ruben Veliz & Sabrina Veliz
Bruno Tombari & Mariangeles Camaano
Mariano Otero & Alejandra Heredia
Orquesta Solo Tango
Giuseppe Clemente (Italya) – DJ 4 Tem Milonga
Marcelo Rojas (Bs.As.) – DJ 5-6-7 Tem Milonga
Armando Geday (Lübnan) – DJ 8 Tem Milonga
Olga Agapova (Rusya) – DJ 5 Tem Tango-Cafe
Mara Uzun (Romanya)- DJ 6 Tem Tango-Cafe
Olga Agapova (Rusya) – DJ 5 Tem Tango-Cafe
Mara Uzun (Romanya)- DJ 6 Tem Tango-Cafe
Ali Işıklı (Türkiye) – DJ 7 Tem Tango-Cafe
Olga Agapova (Rusya) – DJ 5 Tem Tango-Cafe
Mara Uzun (Romanya)- DJ 6 Tem Tango-Cafe
Ali Işıklı (Türkiye) – DJ 7 Tem Tango-Cafe
Ramo & GoGo – DJ 8 Tem Tango-Cafe

Derslere katılım ve festival hakkında detaylı bilgiye www.istanbultangofestival.com adresinden ulaşılabilir.

Tanıtım Videosu


Kaynak : [-]

“ Mimesis Tiyatro Çeviri Araştırma Dergisi” Yayın Kurulunun yaptığı bir açıklama olduğu gibi aşağıda dikkatinize sunuyoruz. Yorum sizin.

“Yorum sizin” dedik, fakat birkaç yıl önce başımıza gelen bir olayı aktarmadan edemeyeceğim…

4 yıl kadar önce Bakırköy’de bulunan bir sanatçı derneğinde sanat söyleşileri ve tartışma programı yönetiyorduk.

Genel beklenti nedir? 800 üyesi olan bir sanatçılar (!) derneğinden beklenti;  yapılan programın vasatın üzerinde ve dolaysıyla entelektüel düzeyinin  yüksek olmasıdır. Elbette bu bize göre böyleydi.

Bu beklentiden yola çıkarak o hafta yapacağımız tartışma programının konusunu  “Sanat ve Erotizm” olarak saptayıp ilan ettik. Buraya kadar her şey normal.  Bir sanat derneğinde tartışılmasının çok doğal olduğunu düşündüğümüz konu için hazırlıklarımızı yaparken pek çoğumuzu şaşkınlığa iten olaylar gelişti.

Önce derneğin yönetim kurulu üyesi olan Devlet Tiyatrolarının bir kaç yönetmeninden bir olan şahsiyet “ Konunun ne kadar vahim ve ayıp, tu kaka bir konu olduğunu, ahlaksızca bir tartışma olabileceğini ve hatta halkın dernek binasını taşlayabileceğini…”belirterek bir an önce programın iptal edilmesi gerektiğini talep etti. Hatta Talep etmekle de kalmayıp kulis çalışmaları yaparak dernek başkanı ve dernek yönetimine etkili olabileceğini düşündüğü Üniversitede hocalık yapmış etkin kişileri ve yine derneğin kurucuları olan eski oyuncuları (!) arayarak ve bizzat ziyaret ederek kamuoyu oluşturmaya çalıştı. Yönetim kurulunun sağduyulu yaklaşımı ve programı yapacak olan bizlerin inat etmesi sayesinde söz konusu program yapıldı.

Ne mi oldu?  Ne bir kavga, ne bir taşkınlık, ne de kimse kimseye erotik olarak bakmadan (!) ve medeni bir tartışma ile 3-4 saat sonra sağ ve salim olarak program bitirildi. Bizim için değil ama farklı beklentileri olanlar için şaşkınlık yaratmıştı böyle bir program. Çünkü Sanatçıların kurup yönettiği bir dernekte “Sanat ve Erotizm” ilişkisini konuşmak taşlanma ile son bulabilir hatta linçle dahi bitebilirdi değil mi? (!)

Tors

Ne kadar şanslıyız ki kayda değer vahim bir şey olmadan (!) medeni insanlar gibi “Erotizm ve Sanat” tartışıldı. Oysa resim derslerinde çizime yardımcı olmak amacıyla aynı dernekte tors bulunmakta ve açılan resim sergilerinde de nü resimler bulunabilirdi. Kaldı ki sanat ve erotizm de ne demek koca devlet tiyatroları yönetmeninden veya koca hocalardan daha mı iyi bileceğiz? Hele ki bir sanat derneğinde bunları konuşmak mı asla…

Örneğin; erotizm ve sanat konusu Bakırköy gibi ülkemizin en çok sanatçı yetiştiren ilçesinde sözde sanatçılar derneğinde konuşulmamalı, üniversitedeler de asla olmamalı, hele ki insanların bir şeyler araştırmak için kaynak aradığı kütüphanede bilimsel makaleler gibi tehlikeli kaynakların yer aldığı kütüphanelerde bu tür yazıların olduğu kitaplar hiç olmamalı… Sanat derneğinde erotizm ve sanat ilişkisi irdelenmeyecekse sinemada, tiyatroda, şiirde, heykelde, romanda kısaca sanatın hiçbir dalında, asla sözü dahi edilmemeli. Bu bir bilimsel makale olsa bile!

Hele ki tarih süreci içersinde bu tür şeyler olmamıştır. Erotizm İnsan yaşamına dair bir şey değildir, hatta eski çağlarda insanlar kendiliğinden çoğalarak meydana gelmiştir. Bundan dolayıdır ki” Mimesis’in suçu nedir? “ Sorusunu sormak dahi ayıptır. Sanatçılar(!) bunu yapıyorsa kütüphanelerinde bunu yapması doğaldır… Hatta bilimsel çalışmalarda dahi bu şeylere dikkat etmek lazımdır değil mi efendim?

Başınızı mı ağrıttık?

Buyurun Mimesis’in açıklaması…

 Kamuoyuna;

Mimesis Dergisi

Kültür Bakanlığı`nın Türkiye´nin farklı şehirlerinde il ve ilçe kütüphanelerine dağıttığı Mimesis Tiyatro Çeviri Araştırma Dergisi, Elazığ İl Halk Kütüphanesi tarafından müstehcen içerikli olduğu gerekçesi ile iade edildi.

Elazığ İl Halk Kütüphanesi Müdürü Ahmet Pirinççi tarafından Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi’ne gönderilen resmi yazıda, “MİMESİS adlı tiyatro /çeviri araştırma dergisinin 19. sayısının içeriğinde müstehcen resim ve çizgilerin bulunduğu okuyucularımız tarafından tespit edilmiştir” deniliyor.

Yazının devamında, bu tür yayınların okuyucuların ve çocukların ahlaki değerlerini bozduğu iddiası ile Elazığ İl Halk Kütüphanesi`ne veliler tarafından şikayet dilekçesi ile müracaat edildiği belirtiliyor. Elazığ İl Halk Kütüphanesi müstehcen içerikli bulduğu derginin Elazığ İl ve İlçe Kütüphanelerine bağış yolu ile olsa dahi gönderilmemesini talep ediyor.

Mimesis Dergisi Yayın Kurulu olarak belirtmek isteriz ki, müstehcen olduğu iddia edilen makale Antik Yunan komedyası hakkında bir çeviri-araştırma dosyası olan “Aristophanes Üzerine” adlı dosyada yer almaktadır. Kadının Tasviri: Aristophanes’in Lysistrata’sı ve Yunan Eşlerinin ‘Hetairalaştırılması’ adlı makale Washington Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Sarah Culpepper Stroup tarafından 2004 yılında kaleme alınmıştır.

20 yılı aşkın süredir yayınlanan ve danışma kurulunda Dikmen Gürün, Murat Tuncay, Zehra İpşiroğlu, Selda Öndül, Güngör Dilmen gibi tiyatro alanında önemli çalışmalarda bulunan akademisyen ve yazarların da sorumluluklar aldığı bir dergi, neden ahlaka aykırı bulunduğu konusunda açıklama bile yapılmadan, ”müstehcen” ilan edilmiştir. Akademik-bilimsel bir makalenin içeriği kaale alınmaksızın, ilişiğindeki M.Ö. 5. yüzyıla ait görseller bağlamlarından koparılarak “ahlaka aykırı” bulunup, raflardan kaldırılmıştır.

“Müstehcenlik”, “muhafazakar” duyarlılık adına yayın ve tiyatro dünyasının düzenli olarak maruz kaldığı ithamlardan birisi. Mimesis Dergisi’ne dönük müstehcenlik ithamını da aynı sansürcü zihniyetin bir çeşitlemesi ve yasaklaması olarak görüyoruz. Kültür Bakanlığı tarafından onlarca il ve ilçe kütüphanesi raflarına yerleştirilen akademik-bilimsel bir derginin, yine ona bağlı bir kuruluş tarafından raftan kaldırılmasını ise tek kelimeyle “absürd” buluyoruz.

Mimesis Tiyatro Çeviri Araştırma Dergisi Yayın Kurulu

 

Mimesis’in sitesi için TIKLAYINIZ.

19 Temmuz tarihlerinde gerçekleşecek festivalde 7’den 70’e herkes “Opera” diyecek…

Türk ve dünya operalarının seçkin yapıtlarını, görsel bir şölende sanatseverlerle buluşturacak olan 3. Uluslararası İstanbul Opera Festivali, 7 Temmuz’da kapılarını açıyor. Festival biletleri ise www.mybilet.com adresinde ve MyBilet kiosklarında satışa çıktı.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 3. Uluslararası İstanbul Opera Festivali, 7 – 19 Temmuz 2012 tarihlerinde İstanbul’un büyülü atmosferinde önemli prodüksiyonlara ev sahipliği yapacak.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü Başrejisörü Yekta Kara’nın Sanat Yönetmenliğinde organize edilen festival, 2012 Temmuz ayı boyunca, beş opera prodüksiyonu ve bir Gala Konserin yer aldığı 10 temsille Türk ve Osmanlı dünyasının kapılarını açarak sanatseverlere unutulmaz anlar yaşatacak. Ankara, İstanbul, İzmir,Antalya ve Samsun Devlet Opera ve Balesi yapımlarının yanı sıra festivalin bu seneki sürprizi, dünyaca ünlü Arjantinli tenor Jose Cura olacak.

Festivalin 7 Temmuz’daki açılış temsili, W.A.Mozart’ın operalarından bir başyapıt örneği “Don Giovanni” operası ile gerçekleşecek. Ankara DOB tarafından Yekta Kara’nın rejisi ile sahnelenecek eser, İstanbul’un modern yüzü Haliç Kongre Merkezi’nde izleyici ile buluşacak.

İlk yıldan itibaren festivalin vazgeçilmezi, Viyanalı ünlü besteci W. A. Mozart’ın, Osmanlı İmparatorluğu’nun parlak dönemlerinden bir hikaye sunduğu “Saraydan Kız Kaçırma” operası ise doğal mekanı içinde, ardı ardına üç gün, Topkapı Sarayı’nda, Samsun DOB tarafından sahnelenecek.

İzmir DOB’un, padişahların evi Topkapı Sarayı’nda sahneleyeceği, besteci Okan Demiriş imzalı, “IV. Murat” operası; Osmanlı padişahları arasında en korkusuz, en güçlü ve bir o kadar da eğitimli ve ince ruhlu Sultan Dördüncü Murat’ın trajik hayatının anlatıldığı, belleklerden silinmeyecek bir prodüksiyonla sanatseverlerin karşısına çıkacak.

İstanbul DOB’un sahneleyeceği ve Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid’in Timur Han’la olan savaşının konu edinildiği “Yıldırım Bayezid” operası, İtalyan besteci, Antonio Vivaldi’nin muhteşem anlatısını Kadıköy Süreyya Operası’na taşıyacak.

Besteci Selman Ada’nın Halit Ziya Uşaklıgil’in ünlü romanından esinle bestelediği, vicdanı ile arzuları arasında sıkışıp kalan bir kadın karakterin anlatıldığı “Aşk-ı Memnu” operası, Antalya DOB ile festivale Bahçeşehir Kültür Sanat Merkezi’nden sıcak bir hava katacak.

Tarihsel mekanlarla bütünleşerek İstanbul’u dünya ölçeğinde benzersiz bir konuma yerleştirecek festival, Topkapı Sarayı, Aya İrini, Süreyya Operası, Haliç Kongre Merkezi, Bahçeşehir Kültür Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

 

Kaynak : [-]

40. İstanbul Müzik Festivali, “Umut ve Kahramanlar” teması çerçevesinde, 16 Haziran Cumartesi akşamı 20.00’de Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda, Mercedes-Benz Türk AŞ’nin sponsorluğunda, Deutsches Symphonie Orchester Berlin’i ağırlıyor.

Orkestra, şef Sir Roger Norrington yönetiminde, festivalin bu yılki Onur Ödülü ‘nün sahibi, uluslararası platformda adından sıkça söz ettiren ünlü piyanist Hüseyin Sermet ‘e eşlik edecek.

Festivalin temasından yola çıkarak belirlenen konser programında, Ravel ‘in, I. Dünya Savaşı ‘nda sağ kolunu kaybeden, her ne koşulda olursa olsun “umudunu asla yitirmeyen” piyanist Wittgenstein için yazdığı “Sol El İçin Piyano Konçertosu” ve Beethoven ‘ın, kahramanlığı hem zaferi hem de trajedisiyle dile getiren 3. Senfoni ‘si “Eroica” yer alacak.

40. İstanbul Müzik Festivali ‘nin açılış töreninde festivalin “Onur Ödülü”nü alan Hüseyin Sermet, 1955 yılında İstanbul ‘da doğdu. Ankara Devlet Konservatuarı ‘nda başladığı eğitimini Paris Konservatuarı ile Alfred Cortot Paris Müzik Eğitim Fakültesi ‘nde Thierry de Brunhoff, Nadia Boulanger ve Maria Curcio ile sürdürdü. Olivier Messiaen ile de kompozisyon çalıştı. Aralarında Diapason d ‘Or ve MIDEM Classical Award ‘ın da bulunduğu pek çok ödüle değer görüldü. Yorumculuğunun yanı sıra besteci kimliğiyle de tanınan Hüseyin Sermet, Lorin Maazel, Mstislav Rostropoviç, Vladimir Jurowski, Semyon Bychkov, David Robertson, Lawrence Foster ve Maria João Pires gibi dünyanın en iyi müzisyenleri ile; Londra Filarmoni, Londra Kraliyet Filarmoni, Paris Orkestrası, Bavyera Radyo Senfoni, NHK, Şanghay, Tokyo ve Detroit Senfoni Orkestraları eşliğinde birçok konser verdi.

Camerata Salzburg, Stuttgart Radyo Senfoni ‘nin ardından Zürih Oda Orkestrası ‘nın birinci şefi olarak görev yapan Sir Roger Norrington, özellikle barok, klasik ve romantik dönem eserlerinin orijinaline tamamen sadık icralarıyla tanınıyor. Sir Roger Norrington, kemancı, tenor ve şef olarak birkaç yıl deneyim edindikten sonra Kraliyet Müzik Koleji ‘nde Adrian Boult ile çalışmalarına geri döndü. 1962 yılında Schütz Korosu ‘nu kurdu ve böylece otantik icrayı keşfetmekle geçen 30 yıllık macera başlamış oldu. Koroyla genellikle 17. ve 19. yüzyıl repertuarını kapsayan pek çok konser verdi ve kayıt yaptı. 1997 yılında “Sir” unvanı verilen Roger Norrington, Berlin, Viyana, Salzburg, Amsterdam, Paris, New York, San Francisco, Los Angeles, Chicago ve Londra ‘daki orkestraları sıklıkla yönetmektedir.

Deutsches Symphonie Orchester Berlin, 65 yıldır Almanya ‘nın en iyi orkestraları arasında sayılıyor. Almanya ‘nın demokratik ve kültürel değişiminin müjdecisi kabul edilen, gerçekleştirdiği çalışmalarla pek çok ilke imza atan topluluk, 1946 yılında Berlin ‘in Amerikan bölgesinde yayın yapan istasyon tarafından RIAS Senfoni Orkestrası adı altında kuruldu. Topluluk, 2011 yılında En İyi Opera Kaydı dalında Grammy ödülü kazandı.

Deutsches Symphonie Orchester Berlin Konseri biletleri 250, 200, 150, 100, 60 ve 30TL (öğrenci) üzerinden Biletix satış noktaları, Biletix Çağrı Merkezi (0216 556 98 00), www.biletix.com, İKSV (Nejat Eczacıbaşı Binası Sadi Konuralp Cad. No:5 Şişhane, Pazar hariç her gün 10.00–18.00 saatleri arasında) ve festival süresince Aya İrini Müzesi’nde bulunan gişeden alınabilir.

Kaynak :[-]


“Can”, “İkizler Firarda”, “Can Dostum”, “Koruyucu”, “Aşk ve Para” ve “Efsanelerin Dansı: Anadolu Ateşi” bu hafta vizyona girecek filmler…

İkizler FirardaBu hafta üçü yerli olmak üzere toplam 6 yeni film vizyona girecek.

Can

Raşit Çelikezer’in yazıp yönettiği “Can” filmi, anne-baba olmayı, sabretmeyi, sevgiyi, gururu ve pişman olmayı anlatıyor.

Selen Uçer, Serdar Orçin, Yusuf Berkan Demirbağ, Erkan Avcı, Zeynep Yalçın, Cengiz Bozkurt ve İdil Yener’in oyuncuları arasında yer aldığı filmin konusu şöyle:

“Mutlu bir evlilik yapan Ayşe ve Cemal, normal yollardan çocuk sahibi olamayınca Cemal’in zoruyla illegal yollara başvururlar. Başından beri bu duruma karşı tavır alan Ayşe, çocuğu bir türlü bağrına basamaz ve çocuk 1 yaşına gelirken Cemal evi terk eder. Çocukla bir başına kalan Ayşe, ondan kurtulmak için her yolu dener, ancak başarılı olamaz. Cemal’in ise artık bambaşka bir hayatı vardır.”

 

İkizler Firarda

Yönetmenliğini Yusuf Füven’in yaptığı bir aile komedisi olan “İkizler Firarda” filmi, iki kızın annelerini arama maceralarını beyaz perdeye taşıyor.

Bir sohbet sırasında babalarının konuşmalarını yanlış anlayan ikiz kardeşler, yıllar önce ölen annelerinin yaşadığını zannederek, Bursa’ya onu aramaya gider. Muhtardan aldıkları adresleri gezerken başlarından pek çok olay geçer.

Çekimleri Bursa’da gerçekleştirilen filmde, Necmi Yıldırım, İkranur Demirtaş, Ferganur Demirtaş, Nagehan Başer, Sümer Tilmaç, Cengiz Küçükayvaz, Oya Aydoğan ve Seda Sayan rol alıyor.

Can Dostum

Bugüne kadar gösterildiği ülkelerde elde ettiği yüksek gişe hasılatı ile dikkati çeken Fransız yapımı “Can Dostum” (Intouchables), hikayesini gerçek bir olaydan alıyor.

Geçirdiği bir kazadan sonra boynundan aşağısı felç olan zengin aristokrat Philippe, cezaevinden henüz salınmış genç göçmen Driss’i bakıcısı olarak işe alır. Herkes Driss’in bu iş için uygun olmayacağını düşünürken, Philippe ona inanır ve bir şans vermek ister.

Dünya dursa yan yana gelmeyecek olan bu iki karşıt dünya görüşünün çarpışmasının ve zamanla çılgın bir dostluğa dönüşmesinin komik, duygusal ve insanı derinden etkileyen hikayesini anlatan film, hayatın daha önce görmezden gelinmiş olan güzelliklerinin fark edilmesini sağlıyor.

Yönetmenliğini Olivier Nakache ve Eric Toledano’nun üstlendiği filmde François Cluzet, Omar Sy, Anne Le Ny ve Audrey Fleurot rol alıyor.

Koruyucu

Haftanın tek aksiyon filmi, Boaz Yakin’in yönetmenliğini gerçekleştirdiği “Koruyucu” (Safe).
Jason Statham, Chris Sarandon, James Hong, Anson Mount, Robert John Burke, Reggie Lee ve Catherine Chan’in rol aldığı filmin konusu şöyle:
“Çinli yeraltı suç örgütü Triadlar, 10 yaşındaki Çinli matematik dahisi Mei’yi memleketi Nanjing’den kaçırarak, örgütün rüşvet ve haraç çarkının kasası olarak kullanılmak üzere Amerika’ya gönderir. Böylece örgüt tek bir bilgisayar ya da yazılı belge kullanmayacak, bütün sayılar küçük kızın aklında olacaktır.

Rus mafyasıyla başı derde giren ikinci sınıf bir kafes dövüşçüsü olan Luke Wright, evsiz, beş parasız ve toplumdan soyutlanmış halde New York sokaklarında yaşamaktadır. Olaylar sonucu Rus mafyası, polis ve Triadlar arasında kalan Mei’yi, Luke Wright kurtarır ve kendi yok edilen hayatını da geri almak için şehrin altını üstüne getirir.”

Aşk ve Para

“Aşk ve Para” filminin (One for the Money) başrolünde oynayan Katherine Heigl, Janet Evanovich’in on sekiz ciltlik polisiye romanının sevilen kadın kahramanı Stephanie Plum’ı canlandırıyor.

Yönetmenliğini Julie Anne Robinson’ın yaptığı filmin konusu şöyle:
“New Jersey’de doğup büyüyen, gururlu bir kadın olan Stephanie, acilen nakit paraya ihtiyaç duymaktadır. Son çare olarak kefalet senedi veren şirketinde tahsilat ajanı olarak çalışmak için kuzenini ikna eder.

İlk olarak Vinny’nin en büyük borçlusu olan eski polis memuru, cinayet zanlısı ve geçmişte sonu kötü biten bir aşk macerası yaşadığı Joe Morelli hedefindedir. Ancak işin içine girdikçe Morelli’ye yöneltilen suçlamaların sağlam temelli olmadığını anlayan Stephanie, işine burnunu sokan ailesi, cinayete meyilli bir boksör, arka arkaya ölen tanıklar ve Morelli’yi bulduğunda ondan etkilenmesi gibi sorunların da devreye girmesiyle, yeni işinin düşündüğü kadar kolay olmadığını görür.”

Efsanelerin Dansı: Anadolu Ateşi

Mustafa Erdoğan’ın genel sanat yönetmenliğini yaptığı ve 85’den fazla ülkede 30 milyon kişi tarafından izlenen “Anadolu Ateşi” gösterisi, “Efsanelerin Dansı: Anadolu Ateşi” adıyla üç boyutlu olarak beyaz perdeye aktarıldı.

Çekimleri geçen yıl ağustos ayında Aspendos’ta yapılan dans gösterisinin 3D sinema filmi, detaylı ve titiz çalışmalar sonucunda 100 kişilik bir animasyon ve profesyonel 3D çekim ekibi tarafından 6 ayda gerçekleştirildi.

Akbank Sanat, Türkiye-Hollanda diplomatik ilişkilerinin 400. yılı etkinlikleri kapsamında Eye Film Institute işbirliği ile mayıs ayı boyuncaOscar ödüllü veya Oscar adaylığına layık görülmüş Hollanda sinemasından örnekleri izleyici ile buluşturacak.

Etkinlik kapsamında Marleen Gorris’in gözüyle güçlü bir feminist bakışın ürünü olan ve 1995 yılında Yabancı Dilde En İyi Film ödülü alan “Antonia’nın Yazgısı”, 1998 En İyi Yabancı Film ödüllü, bir baba ile oğulun acımasız ve karmaşık ilişkisini konu edinen “Karakter” filmi sergilenecek.

Ayrıca Oscar’a aday gösterilen, mizahi öğeleriyle dikkat çeken Paula van Der Oest imzalı 2001 yapımı “Zus and Zo”, Naziler tarafından işgal edilmiş Hollanda’da “çocuk” cesaretiyle direnen Michiel’in öyküsünü anlatan Martin Koolhoven imzalı 2008 yapımı “Oorglogswinter” (Winter in Wartime) ve Maria Peters’in yönettiği 2011 yapımı “Sonny Boy” filmleri etniklikte yer alacak.

SONNY BOY

SONNY BOY

Tarih: 5 Mayıs 2012 Cumartesi – Saat: 14.00

Gerçek bir hikayeden yola çıkan Sonny Boy Surinamlı bir adam ile Hollandalı bir kadının yasak aşk ilişkisini konu ediyor. 20. yüzyılın ilk yarısına dair bir Hollanda portresinin görülebileceği film Annejet van der Zijl’in best-seller romanından bir uyarlama.

KARAKTER

Tarih: 12 Mayıs 2012 Cumartesi – Saat: 14.00

Oscar ödüllü Karakter, yirmili yılların sonunda Rotterdam’da genç bir avukat adayı olan Jacob Katadreuffe’in yargıç babası Dreverhaven’a karşı verdiği zorlu mücadeleyi konu ediniyor. Joba ve Dreverhaven gayrimeşru çocuğu olan Jacop Dreverhaven’in ölü bulunması sonucunda şüpheli olarak tutuklanır. Jacop çocukluğuna doğru yaptığı bir yolculuk ve iç hesaplaşmanın sonucunda babasıyla olan karmaşık ilişkisinde zorlukla da olsa bir çıkış yolu bulur.

ZUS AND ZO

Tarih: 26 Mayıs 2012 Cumartesi – Saat: 12.00

Yabancı Dilde En İyi Film Akademi Ödülü’ne aday gösterilen film, eğlenceli hikayesiyle dikkat çekiyor. Birbirinden oldukça farklı üç kızkardeş,

ZUS AND ZO

eşcinsel erkek kardeşleri Nino’ya karşı tek vücut olurlar. Bunun tek nedeni Nino’nun ailenin Portekiz sahilindeki şahane Hotel Paraiso’yu ele geçirebilmek için bir kadınla evlenmeye karar vermesidir. Kızkardeşlerin oteli ellerinde tutmak için verdikleri mücadele filme mizahi bir tat katıyor.

ANTONİA’NIN YAZGISI

Tarih: 26 Mayıs 2012 Cumartesi – Saat:14.30

Antonia’nın bir sabah uyanıp o gün öleceğini hisseder ve tüm sevdikleri etrafında toplanır. Yabancı dilde en iyi Oscar ödülü alan film feminist bir yönetmenin güçlü bakışıyla, üç nesli; Antonia, kızı ve torununu, bir çiftlik evinde bir araya getiriyor. Antonia, 2. Dünya Savaşı’nın ardından doğduğu ülke olan Hollanda’ya dönüş yapar. Etrafında aynen kendisi gibi cesur ve kararlı kadınları toplamıştır. Kırk yıllık bir sürede aşk, nefret, cesaret, intikam, din, felsefe, şiir ve ölüm bir arada harmanlanır.

SAVAŞ ZAMANINDA KIŞ

Tarih: 26 Mayıs 2012 Cumartesi – Saat: 17.00

Oscar adayı olan bu film İkinci Dünya Savaşı sırasında, 1945 yılında Nazilerce işgal edilmiş karlarla kaplı bir Hollanda’da ülkesini nazizmden kurtarmak için direnişe geçmiş 13 yaşındaki Michiel’in hikayesini anlatıyor. Savaşın maceracı doğasının bu küçük çocukta yarattığı cesaret kısa sürede onu tehlikeye götürecek ve umutsuzluğa sürükleyecektir.

Etkinlikler ücretsiz!..

 

 

Kaynak: [-]

DİYARBAKIR

sanat duyuru

Diyarbakır Devlet Tiyatrosu (DDT), bu hafta küçük seyircileri için “Kurnaz Avukat” ile “Oz Büyücüsü” Oyunlarını sahneleyecek.

Diyarbakır Devlet Tiyatrosu (DDT), bu hafta küçük seyircileri için “Kurnaz Avukat” ile “Oz Büyücüsü”Oyunlarını sahneleyecek.

DDT ilgiyle izlenen, Fügen Sipahi’nin çevirip uyarladığı, Orkun Gülşen‘in yönettiği “Kurnaz Avukat”Oyununu bu hafta da küçük seyircileriyle yeniden buluşturacak.

Oyun, 26 ve 27 Nisan‘da Cahit Sıtkı Tarancı Kültür Sanat Merkezi Orhan Asena Sahnesi’nde sergilenecek.

Cumartesi ve Pazar günü ise Özlem Saraç’ın Frank Baum’dan uyarlayarak yazdığı, müzikleri Erkin Hadimoğlu ve Ender Gündüzlü’ye, şarkı sözleri ise müzikalin yönetmeni Metin Arslan’a ait “Oz Büyücüsü” adlı çocuk Oyunuyla, bir kez daha miniklerin kalplerini fethedecek.

Kostüm tasarımı Esra Selah, dekor tasarımı Seyhan Kırca, ışığı İzzettin Biçer’e ait müzikalde, Gonca Coşkun, Özden Gököz, Mümtaz Mengi, Fatih Yurdakul, Pelin Tozkoparan, Birce Birsel Çağlar, Kerem Corogil, Uğur Çınar ve Ozan Hafızoğlu başrollerini paylaşıyor.

Pop-Rock türündeki iki perdelik müzikalde, evinden uzaklaşan bir kız çocuğunun hayallerine kavuşması için Oz Büyücüsü’ne ulaşması anlatılıyor.

Büyükşehir Belediyesi’nce geçen hafta düzenlenen tiyatro festivali devam ediyor. İstanbul, Ankara,Süleymaniye ve Duhok gibi kentlerden toplam 16 tiyatro topluluğu, Oyunlarını tiyatroseverlerle buluşturmaya devam ediyor.

DSM ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin işbirliğiyle açılan Remzi Raşa’nın “Yalnızlığı Seçmek” Bir Retrospektif: 1946-2006″ sergisi ise Sümerpark Sanat Galerisi’nde devam ediyor. Raşa’nın 50 eserinin izlenime sunulduğu sergi, 6 Mayıs‘a kadar görülebilir.

-MARDİN- 

Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi Dilek Sabancı Sanat Galerisi’nde açılan küratörlüğünü fotoğraf tarihçisi Engin Özendes’in üstlendiği “Seyreyle Ara Güler Mardin’de” fotoğraf sergisi devam ediyor.

Usta fotoğrafçı Ara Güler‘in fotoğraflarının yer aldığı sergi, “Tanımak ve Anlamak” ile “Yüz Yüze” başlıklı iki bölümden oluşuyor. 114 eserin bulunduğu sergi, bir yıl süreyle vatandaşların ziyaretlerine açık olacak.

BURSA

Bursa Devlet Tiyatrosu (BDT), “Gönül Avcısı” ile çocuk Oyunları “Çizmeli Kedi” veğ “Alaaddin’in Sihirsiz Lambası”nı sahneleyecek.

Bursa Devlet Tiyatrosu (BDT), “Gönül Avcısı” ile çocuk Oyunları “Çizmeli Kedi” veğ “Alaaddin’in Sihirsiz Lambası”nı sahneleyecek.

Diego Fabbri’nin yazdığı, Levent Ulukut’un yönettiği komedi Oyunu “Gönül Avcısı”nın, dekoru Işın Mumcu, kostümleri Gülümser Erigür, ışık düzeni Mehmet Yaşayan’a ait.

Emir Çiçek, Ecehan Şarman Çetinkaya, Rüyam Dirin ve Demet Oran’ın rol aldığı Oyunda, bir erkeğin üçkadınla ilişkisi anlatılıyor. Oyunda, “Bir adam aynı anda üç kadını sevebilir mi- Üç kadına birden, yalan söylemeden onlara sahip olabilir mi- Bu üç kadın birbirlerini tanıyıp, bu adamı kabul edebilirler mi-” sorularının yanıtları aranıyor, kahramanın içine düştüğü durum yansıtılıyor.

Oyun, Ahmet Vefik Paşa (AVP) Sahnesi’nde bugün ve yarın saat 20.00’de, 28 Nisan Cumartesi 15.00 ve 20.00’de seyircisiyle buluşacak.

Harun Özer’in yazdığı, Ebru Kara’nın yönettiği “Alaaddin’in Sihirsiz Lambası” adlı çocuk Oyununun dekor ve kostüm tasarımını Özge Akarsu, ışık tasarımını Ali Karaman, dans düzenini Erdem Gündüz yapıyor.

Cihan Büyükışık, Serap Uluyol Karanfilci, Ozan Sargın, Cansu Yılmaz, Özlem Altaş, Eray Soykan, Ali Pınar, Hayati Özen, Savaş Ak, Emre Sefer, Mutlu Dereli, Cem Korkmaz, Emre Yaşa, Adnan Tunalı’nın rol aldığıOyunda, kimsenin çalışmadığı, üretmediği, her şeyin bir dileğe bağlı olduğu, kimsenin hiçbir şey yapmadan istediklerinin önüne geldiği bir dünya konu ediliyor.

Oyun, AVP Sahnesi’nde bugün ve 29 Nisan Pazar 14.00’te sahnelenecek.

Charles Perrault’un yazdığı, Metin Arslan’ın çevirdiği “Çizmeli Kedi” adlı çocuk Oyununu Berrin Kulya Balkanlar yönetiyor. Dekor ve kostüm tasarımını Aytuğ Dereli, ışık tasarımını Ali Karaman, dans düzenini Berrin Kulya Balkanlar’ın yaptığı Oyunda, Harun Türköz rol alıyor.

Oyun, AVP Sahnesi’nde 1-2 Mayıs’ta saat 14.00’te sahneye konulacak.

-Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu-

Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu, “Karagöz Dadım Olsana” adlı gölge Oyununu sahneliyor. Tayfun Özeren’in yazdığı ve sahnelediği Oyun 4 yaş ve üzerindeki çocuklara hitap ediyor. Gölge Oyunu, bugün ve yarın saat 11.00 ve 14.00’te, Karagöz Müzesi Sahnesi’nde seyirciyle buluşacak.

Tiyatro, 2 Mayıs Çarşamba 14.00’te, “Güliver Devler Ülkesinde” adlı Oyunu sahneye koyacak.

Şehir Tiyatrosu’nun sahneleneceği, Amerikan Edebiyatı’nın korku ve gerilim yazarı olan Ira Levin’in kaleme aldığı, Hale Kuntay’ın Türkçeye çevirdiği “Ölüm Tuzağı” adlı Oyun, bugün ve yarın saat 20.30’da, 28 Nisan Cumartesi 14.00’te Tayyare Kültür Merkezi’nde seyircisiyle buluşacak.

Cemal Nadir Güler Sanat Galerisi’nde Neriman Ay’ın kişisel Ebru Sergisi ile Sami Güner Sanat Galerisi’nde Erkin Keskin’in Gravür Exlibris Sergisi, 28 Nisan’a kadar açık kalacak.

ANTALYA

Antalya Devlet Opera ve Balesi (ANTDOB), bu akşam Wolfgang Amadeus Mozart’ın eserlerini seslendirecek.

Antalya Devlet Opera ve Balesi (ANTDOB), bu akşam Wolfgang Amadeus Mozart‘ın eserlerini seslendirecek.

Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde saat 20.00’de düzenlenecek gecede, sopranolar Aslı Ayan, HeyecanGizem Yakan ve Özsu Yüksel, mezzo sopranolar Serap Çiftçi ile Bilge Yılmaz, bas Erdem Baydar, bas bariton Umut Tarık Akça solist olarak sahne alacak. Sanatçılara piyanoda Lilyana Todorova eşlik edecek.

Antalya Devlet Opera ve Balesi’nin sahnelediği “Lucia Di Lammermoor” adlı opera son kez sanatseverlerle buluşacak.

İtalyan rejisör Vincenzo Grisostomi Travaglini’in yönetmenliğini yaptığı opera, 28 Nisan Cumartesi günü saat 20.00’de Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde opera sahnesinde sahnelenecek. Opera repertuvarının güçlü eserleri arasında yer alan G.Donizetti’nin 3 perdelik eser, güçlü bir kadın karakter “Lucia” üzerinde yoğunlaşıyor. Katolik ve protestanlar arasında din savaşlarının yaşandığı bir dönemi anlatan eser, güç savaşlarına da önemli bir vurgu yapıyor.

ANTDOB sanatçıları 30 Nisan Pazartesi günü saat 20.00’de Türk Bestecileri Konseri ile sanatseverlerle buluşacak.

William Shakespeare‘in ünlü eseri “Bir Yaz Gecesi Rüyası” balesi ise 2 Mayıs Pazar günü saat 20.00’deHaşim İşcan Kültür Merkezi’nde sahnelenecek. Müzikleri Felix Mendelssohn‘a ait eserin, proje ve koreografisi Mehmet Balkan’a, librettosu ise Şefik Kahramankaptan’a ait.

Ana teması aşk ve evlilik olan eser, karışık ilişkiler üzerinden bu iki kavramın komikliğine vurgu yapıyor.

-Anatlay Devlet Tiyatrosu-

Antalya Devlet Tiyatrosu (ADT) Oyuncuları, bugün, yarın ve 28 Nisan’da Aziz Nesin’in “Toros Canavarı” adlı eserini sahneleyecek. Yönetmenliğini Ali Meriç’in üstlendiği “Toros Canavarı”nda Fatih Kahraman, Senem Şahin, Sedat Mayadağ, Gerçek Sağlar, Selim Türkışık ve Ebru Zeliha Sırkıntı rol alıyor.

Mülayim bir memur emeklisi olan Nuri Sayaner ailesiyle monoton bir hayat sürmektedir. Aile bir taraftan geçim sıkıntısıyla diğer taraftan onları apartmandan atmak isteyen ev sahibiyle uğraşmaktadır. Tahliye davasını kazanan Sayaner ailesinin sevinci çok uzun sürmez. Ev sahibi, alt ve üst katlara yerleştirdiği adamlarla ve çevirdiği türlü Oyunlarla apartmanı zindana çevirir. Nuri Bey, ailesinin ısrarları sonucu karakola gidip şikayetçi olmak zorunda kalır. Yıllardır aranmakta olan “Toros Canavarı” adıyla nam yapmışSeri Katil yerine emekli memur Nuri Bey polisler tarafından yakalanır. Nuri Sayaner’in karakola adımını attığı o geceden sonra herkesin kaderi değişir.

ADT Oyuncuları 29 Nisan’da ise “Don Kişot” adlı çocuk Oyunu için sahne alacak. Cervantes‘in yazdığı, Özen Rodop’un Oyunlaştırdığı eseri, Ebru Kara yönetti. Oyunda Başak İşür, Erol Karayılan, Samet Kara, Çağdaş Çobanoğlu, Murat Çapar, Gizem Kutluyıl, Eray Ercan, Mehmet Çetin ile Ecem Gözpınar rol alıyor.

Eserler, Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde izleyiciyle buluşacak.

Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne bağlı Zübeyde Hanım Çocuk Sitesi’nde kalan 30 çocuğun yaptığı resimler, Antalya Müzesi Sanat Galerisi’nde 30 Nisan’a kadar görülebilir.

ADANA

Adana‘da Devlet Tiyatroları Sabancı UluslararasıAdana Tiyatro Festivali ile Seyhan Belediyesi 8.Geleneksel Çocuk Oyunları Festivali sona erecek.

Adana’da bu hafta 14. Devlet Tiyatroları Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali ile Seyhan Belediyesi 8. Geleneksel Çocuk Oyunları Festivali sona erecek, Pamela, Yeni Türkü, Model ve Grup 84 birer konser verecek.

Devlet Tiyatroları Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali kapsamında Ankara Devlet Tiyatrosu, yarın “Sırça Kümes” adlı oyunu seyircilerle buluşturacak.

Festival kapsamında son olarak, 28 ve 29 Nisantarihlerinde Çin Çocuk Operası “Küçük Kırmızı Çiçekler” adlı oyunu sahneleyecek. Festival, Hollanda’lı Close Act ekibinin 29 Nisan tarihinde Atatürk Parkı’nda başlayıp, Uğur Mumcu Meydanı’nda son bulacak “Pi-Leau” adlı sokak gösterisiyle sona erecek.

Seyhan Belediyesi 8. Geleneksel Çocuk Oyunları Festivali kapsamında, yarın Seyhan Kültür Merkezi’nde, son kez çocuk oyunları küçük seyircilerle buluşacak.

Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası (ÇDSO) yarın Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro ve Konser Salonu’nda, şef Leonardo Martinez yönetiminde ve solist Ludmil Angelov’un piyanosu eşliğinde, Chopin ve Schubert’ten çeşitli eserler seslendirecek.

Ayrıca 27 Nisan tarihinde Lava Restoran Bar’da Dj. Cihat Uğurel ve Pick Up Bar’da rock şarkıcısı Pamela, 29 Nisan’da Doğal Park‘ta Yeni Türkü ve Sevinç Eratalay birer konser verecek.

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Bahar Şenlikleri kapsamında ise ÇÜ Stadı’nda 2 Mayıs’ta Model Grubu, 3 Mayıs’ta ise Grup 84 sahne alacak.

MERSİN

Mersin Devlet Opera ve Balesi (MDOB) ise bu haftaki etkinlikler kapsamında “Mutlu Prens” adlı çocukmüzikalini sahneleyecek.

Oscar Wilde’ın aynı adlı romanından hareketle metnini Işık Noyan’ın yazdığı, müziği Hüseyin Cebi’ye aitçocuk müzikali 31 Mart Cumartesi günü Kültür Merkezi’nde sahnelenecek. Şebnem Özsaran’ın sahneye koyduğu, dekor ve kostüm tasarımını Çağda Çitkaya, koreografisini Tolga Ergen, Işık tasarımını İbrahim Avcı ve müzikal düzenlemesini Eser Taşkıran’ın yaptığı eserin şarkı sözleri Levent Güner’e ait.

MDOB’un deneyimli sanatçı kadrosuyla sahnelediği 2 perdelik çocuk oyununda, paylaşmanın erdemi, sorumluluk, yardımlaşma, sevgi, bağlılık, özveri ve dostluk gibi temel kavramlar yer alıyor.

11. Mersin Uluslararası Müzik Festivali’nin 30 Nisan’da gerçekleştirilecek açılışında, Budapeşte’den gelen Artemisia Oda Orkestrası Kültür Merkezi’nde gala konserİ verecek. Şef Alpaslan Ertüngelap yönetimindeki orkestraya, keman virtüözlerinden Cihat Aşkın ile flüt ustası Halit Turgay eşlik edecek.

Festival kapsamında 3 Mayıs Perşembe günü 35 ülkede sahnelenen “Zorba” balesi Mersinli sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Her türlü acı ve sıkıntının üstesinden gelen bir yaşamın mesajını ileten bale, Mersin Devlet Opera ve Balesi tarafından Kültür Merkezi’nde sahnelenecek.

MALATYA

İzmir Devlet Tiyatrosu’nun ”Yer Altında” isimli oyunu, bu hafta Malatyalı tiyatroseverler için sahnelenecek.

Sema Göktaş’ın yazdığı, Tayfun Erarslan’ın yönettiği, fantastik bir öyküyü trajikomik bir biçimde ele alan oyunda, ”Dünyayı tehdit eden felaket senaryoları gerçekleşse, günümüz Türkiyesi’nde neler olurdu-” sorusuna eğlenceli bir dille yanıt aranıyor.
Eylemsiz aydın tavrının ince bir şekilde eleştirildiği oyunda, Canan Erener Şen, Fatih Özyiğit, Gerçek Özkök Yağcı, Zafer Öncül rol alıyor.
Sabancı Kültür Merkezi’nde sahnelenecekoyun, yarın saat 20.00’de, 27 NisanCumartesi günü saat 14.00 ve 20.00’de seyirciyle buluşacak.

GAZİANTEP VE KAHRAMANMARAŞ
İstanbul Devlet Tiyatrosu, “Opera Komik” adlı Oyunu, Kahramanmaraş ve Gaziantep’te sahneleyecek.

İstanbul Devlet Tiyatrosu, “Opera Komik” adlı Oyunu, Kahramanmaraş ve Gaziantep‘te sahneleyecek.

Nagle Jackson’ın yazdığı, Mutlu Güney’in yönettiği Oyunda, Paris’te 19. yüzyılda Bizet’in yeni operası Carmen’in açılış gecesinde yaşananları anlatıyor.

Dekor tasarımını Behlüldane Tor, giysi tasarımını Nalan Alaylı, ışık tasarımını Nejat Karaorman’ın hazırladığı Oyunda, H. Merih Atalay, Umut Demirdelen, Sevinç Erol, Mevra Ustaoğlu, Ebru Saçar, Nişan Şirinyan, Ergun Akvuran, Yusuf Atala, Burhan Yıldız, Erdoğan Aydemir, Şeyda Pektok ve Zeynep Alper rol alıyor.

“Opera Komik” adlı Oyun, bugün Kahramanmaraş Necip Fazıl Kısakürek Sahnesi’nde, 27-28 Nisan‘daGaziantep Onat Kutlar Sahnesi’nde izlenebilecek.

 

SEKANS SİNEMA GRUBU FİLM ELEŞTİRİSİ YARIŞMASI

 

sekans sinema grubu

Sekans Sinema Grubu, “film eleştirisi alanında ürün veren amatör ve profesyonel yazarların ürünlerini değerlendirmek ve film eleştirisi üretimini desteklemek, sinema kültürünün gelişmesine katkı ve bu alanda üretim yapan kişilere ortam sağlamak, ulusal sinemanın, film eleştirisi alanında üretilen yazılar aracılığıyla daha geniş bir platformda tanınması ve tartışılmasının önünü açmak” amacıyla Film Eleştirisi Yarışması yapacak. Yarışacak yazıların daha önce yayımlanmamış olması gereken yarışmaya, her yazar en çok iki yazıyla başvurabilecek. Yazılara konu olan filmlerin yapım yılı ve türü konusunda sınırlamanın olmadığı yarışmada, katılımcılardan bir sayfayı aşmayan biyografilerini de teslim etmeleri istenecek.

 Grubun sitesindeki açıklama şu şekilde:

 Amacı

Düzenlenen yarışmayla film eleştirisi alanında ürün veren amatör / profesyonel yazarların ürünlerini değerlendirmek ve böylece film eleştirisi üretimini desteklemek ve özendirmek; sinema kültürünün gelişmesine katkı ve bu alanda üretim yapan kişilere ortam sağlamak ve ulusal sinemanın, film eleştirisi alanında üretilen yazılar aracılığıyla daha geniş bir platformda tanınması ve tartışılmasının önünü açmak amaçlanmaktadır.

Kapsam ve Koşullar
1- Yarışmaya katılacak yazılar Türkiye yapımı filmler üzerine olmalıdır. 2- Yazıların daha önce yayımlanmamış olması gerekmektedir. 3- Her yazar en çok iki yazıyla başvurabilir.
4- Çeviri eleştiri yazılarıyla yarışmaya başvurulamaz. 5- Yazılar Times New Roman karakterinde, 12 punto, çift satır aralıklı olmalıdır. Yazılar posta veya elden başvurularda 4 kopya olarak teslim edilir. E-posta yoluyla yapılan başvurularda yazının elimize ulaştığı başvuru sahibine iletilir. 6- Yazılara konu olan filmlerin yapım yılı, türü vb. konusunda bir sınırlama yoktur. 7- Yazıların dili Türkçe olmalıdır. 8- Yazılarına ek olarak, katılımcıların bir sayfayı aşmayan biyografilerini teslim etmeleri zorunludur. 9- Katılımcılar açısından amatör / profesyonel ayrımı yoktur. 10- Başvuru, yazıların yazarları tarafından yapılır. Eser sahipliği ve telif hakları konusunda yaşanacak herhangi bir hukuki sorun karşısında başvuru sahibi sorumludur. 11- Yarışmaya katılan tüm yazıların yayın haklarının 1 Temmuz 2013 gününe kadar Sekans Sinema Grubu’na ait olduğu katılımcılar tarafından kabul edilmiş sayılır. 12- Yarışmaya katılan herkes bu kapsam ve koşulları kabul etmiş sayılır ve yerine getirmedikleri koşullar nedeniyle ön elemeyi aşamazlar.

Başvuru Yöntemi
Yarışmaya başvurular 20 Mayıs 2012 tarihine kadar posta, e-posta yoluyla veya elden yapılabilir.
Posta ve elden teslim adresi: Tan Kitabevi (Konur-2 Sokak No: 54 / 12 Kızılay – Ankara)
E-posta: [email protected]

Değerlendirme Süreci
1- Yazıların ön elemesini gerçekleştirecek olan Eleme Kurulu, Sekans Grubu yazarlarından oluşmaktadır. 2- Ön elemeden geçen en fazla 10 yazı Seçici Kurul tarafından değerlendirilecek ve yarışmanın birinci, ikinci ve üçüncülüğe değer bulunan eleştiri yazıları belirlenecektir. 3- Yarışma sonuçları 20 Haziran 2012 günü medyada duyurulacak ve ardından Sekans Sinema Yazıları Seçkisi’nde yayınlanacaktır.

Seçici Kurul
Ahmet Gürata (Bilkent Üniversitesi)
Hakan Savaş (Anadolu Üniversitesi)
Ece Özdemir (Sekans Sinema Grubu)

Ödüller
Birincilik ödülü: 30 kitaplık sinema kitabı seti
İkincilik ödülü: 25 kitaplık sinema kitabı seti
Üçüncülük ödülü: 20 kitaplık sinema kitabı seti

Sponsor Kurumlar: Bağlam Yayınları, Der Yayınevi, Doruk Yayımcılık, Kalkedon Yayıncılık, Küre Yayınları, Metis Yayınları, Phoenix Yayınevi.

 

Şunun için etiket arşivi: roman

Sonuç Bulunamadı

Üzgünüz, hiç bir gönderi kriterinizle eşleşmedi