Şunun için etiket arşivi: Resim

büyükada-resim-sergisi

 

SAKÜDER-Uluslararası Sanat ve Sanatkarlar Topluluğu Kültür Derneği Kuruluşunun 10.yılında düzenlemiş olduğu “İstanbul Büyükada Sanat Buluşması Resim Sergisi” açılışı Büyükada Anadolu Kulübü Fuaye Salonu’nda 25 Temmuz 2015 saat 17:00’de kokteyl eşliğinde açılacak.

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emir ve direktifleri ile 31 Ekim 1926 yılında kurulmuş olan Anadolu Kulübü Derneği aynı zamanda 1996 yılında Kamu Yararı Dernek Statüsü kazanmıştır.

 

 

 

caner bahadır

Sanat eğitimi konusunda kalitesini ispatlamış olan Nar Sanat Eğitim Kursu, lise güzel sanatlar sınavlarına hazırladığı iki öğrencisi ile başarısını bir kez daha perçinledi.

caner Bahadır

Nar Sanat Bağlama öğrencisi Caner Bahadır

Nar Sanat Eğitim Kursu Bağlama öğrencisi Caner Bahadır, Beylikdüzü Aşık Veysel Güzel Sanatlar Lisesi‘ni başarıyla kazandı.

Başarıyı her alanda ödüllendiren Nar Sanat, derslerinde gösterdiği başarıyla kendisini ispatlamış olan Caner Bahadır‘a hak ettiği gibi burs vermiş, eğitimini kesintisiz ve başarılı bir şekilde tamamlamasını sağlamıştır.

Eğitimini Nar Sanat Eğitim Kursu Bağlama eğitmeni Murat HASGÜN‘den alan Caner, eğitmeninin özverili ve titiz çalışmaları sonucu hedeflediği lise olan Aşık Veysel Güzel Sanatlar Lisesi‘nin yetenek sınavlarına girmiş ve kendisinden bekleneni yaparak sınavı başarıya geçmiştir.

Caner Bahadır ayrıca şan eğitimini Erkan Başa‘dan, solfej eğitimini Şeyma YÜREKİR‘den aldı ve bu eğitimleri de başarıyla tamamladı.

Öğrencimizin güzel sanatlar lisesine hazırlanmasında katkısı olan başta Bağlama eğitmeni Murat HASGÜN olmak üzere tüm eğitmenlerimize teşekkür ediyoruz.

Elbette Tekirdağ Güzel Sanatlar Lisesi Resim bölümü sınavlarına hazırlanan Başak Burcu ERGETİR‘i unutmuyoruz. Resim öğretmenimiz Ezgi BAYTÖRE ÖKTEN’nin yoğun ve başarılı eğitimi ile hazırladığı öğrencimiz Başak Burcu ERGETİR Tekirdağ Güzel Sanatlar Lisesi’ni 2. sıradan kazanmıştır. Elbette Ezgi BAYTÖRE ÖKTEN Öğretmenimiz olmak üzere öğrencimiz Başak Burcu ERGETİR’i de kutlar ve teşekkür ederiz.

 

bale dersi nar sanat

1 yıldır eğitimlerine devam eden minik Bal ve Cimnastik öğrencileri 6. Nar Çiçekleri festivali kapsamında bu akşam Yunus Emre Kültür Merkezinde…

Bir yıl boyunca disiplinle çalışarak sene sonuna hazırlanarak ve resimlerde de gördüğünüz sahne provalarında büyük gayret sarf eden miniklerimiz. Artık gösterilerine hazırlar.

Bakırköy’ün enbüyük sanat merkezi olmasının gururunu yaşayan Nar Sanat pek çok dalda olduğu gibi Bale ve Cimnastikte de öğrencilerinden grup duyuyor. Pek çok konuda ilçemizde ilkleri yaşatan Nar Sanat Bale Eğitmeni Anna ALTUNOĞLU VE Cimnastik Eğitmeni Anna USOVA eşliğinde ilk kez M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu çatısı altında 3 Boyutlu bale gösterisi sunacak.

Rahatsızlanıp gelemeyen veya erken tatil dolaysıyla katılamayan öğrenci ve velilerimize bir daha ki dönem de birlikte olacağımızı hatırlatır, özellikle katılamayan minik öğrencilerimizin üzülmemesini çünkü onları çok sevdiğimizi bilmelerini isteriz.

Bale ve Cimnastik gösterimizle 6.Nar Çiçekleri Festivalimiz sona erecektir. Bir sonraki etkinlikle görüşmek dileğiyle. Sanat ve sevgiyle kalın. “Hep Sanat, Nar Sanat”

Gösteriye katılacak öğrencilerimizin adları şöyle.

NAR SANAT

  1. ÖYKÜ MOTOR
  2. SİM DORA SARAÇOĞLU
  3. DURU ADA OLGUN
  4. DURU SUSUZLU
  5. DURU DERİN ELÇİ
  6. YAĞMUR DURU
  7. ECRİN KÖSE
  8. BEREN ESENDEMİR
  9. BERRİN MEYRA DEĞİRMENCİ
  10. EMİNE MASAL YILDIZ
  11. İDİL ÖZTÜRK
  12. AYKA IWATA
  13. İREM RÜYA USTURA
  14. DEFNE DEMİRALAY
  15. DURU MELEK DUMAN
  16. FULYA DEFNE BUĞDACI
  17. NEHİR DAYSAL
  18. SILA KARTAL
  19. İREM CEYDA AKKAYA
  20. NERGİS SUDE HANTOF
  21. DENİZ ÜTEBAY
  22. EZGİ KIZILAY
  23. İNCİ LENA DOĞRU
  24. ELİF YADE KILIÇ
  25. SUDE SARIÇOĞLU
  26. MUHTEREM EYLÜL YÜKSEL
  27. NİSA DİDE ÇOŞAN
  28. ZEYNEP ECE SAYAN
  29. DURU ATAN
  30. SELİNA YILMAZ
  31. SERRA BİROL
  32. NİL DEMİRCİOĞLU
  33. GİZİL ÖNEL
  34. ASYA SEVİNÇ
  35. NEHİR ÜNSAL
  36. ZEYNEP DENİZ SOĞUKBULAK
  37. SİMAY BİRDAL
  38. DURU ELİBOL
  39. NEHİR KURUMAHMUT
  40. BUSE KAYA
  41. IRMAK DOĞRUEL
  42. ANGELİNA LALİN AMSELLEM
  43. NEHİR NARİN
  44. ELA AKANSU
  45. CEYDA TÜTER
  46. ZEYNEP İDİL ASLANTAŞ
  47. HİRANUR ATMACA
  48. GÜNEŞ ŞAYİR

CİMNASTİK GRUBU

  1. DİLAY NUR GÜLER
  2. CELİN TÜRK
  3. ASYA ÇAVDAR
  4. ALİZE NAZ ORAL ERKAYA
  5. SAHRA SOLAKOĞLU
  6. CEMRE TORAMAN
  7. EYLÜL ŞENTÜRK
  8. ECE SU TEMEL
  9. İPEK KURALAY
  10. ŞİMAL TURHAN
  11. SELİNA AVİNCAN
  12. ECE UZUN
  13. ZEYNEP ÇAKIR
  14. ELVİN NEHİR AYTÜRK
  15. ELİF IRMAK ASLAN

TEMEL GRUP

  1. ZEHRA GARİP
  2. DEFNE UYSAL
  3. SELEN CAN
  4. ZEYNEP ECE GÖKTÜRK
  5. EDA EŞİYOK
  6. GİZEM CAN
  7. DALİYA CİRİT
  8. ADA TÜLÜN
  9. DURU NAZ ÖZDEK
  10. DURU KOÇAK
  11. ÇİÇEK HALİLOĞLU
  12. ÖZNUR NALÇALAN
  13. DAMLA SALKAYA
  14. ELİF NİL ASLAN
  15. BEGÜM BUDAK
  16. AYLİN ECE TÜRK
  17. DERİN ARMİNA TUNCEL
  18. CEMRE DURU ÖNGÜC
  19. EFTELYA KISACIK
  20. IRMAK ÇELİK
  21. EYLÜL EBRAR ATASEVEN
  22. ZEYNEP TABO
  23. İRAM TABO
  24. İPEK KIRALI
  25. ZEYNEP SU BARLAS
  26. NİL UZUN
  27. DEFNE CİNKÖSE
  28. BERRİN SUBRA DÜLGER
  29. NAZLI AYTAR
  30. ALİSİYA ALTUNOĞLU
  31. MELEK NAZ ELİKIRAN
  32. BİLGE KOCACENK

 

 

 

öğrenci grubu sergi

7.Hobi öğrenci grubu sergisine davetlisiniz.

SERGİ 2015

7 yıl önce kurulan derneğimiz (Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği) amaçlarını daha rahat gerçekleştirmek ve bağımsızlığını pekiştirmek adına 6 yıl önce M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu adı ile kurmuş olduğu iktisadi teşekkülünün kayıtlı öğrencileri  7. Geleneksel Öğrenci Sergisini Nar Sanat Galerisinde sizlerle buluşturuyor.

M.E.B. Özel Nar Sanat Kursu’nun” Hale ÜRKMEZGİL  Atölyesi “ öğrencilerinin , Resim Sergisi 6 Haziran Cumartesi günü saat  17.00 de Nar Sanat Galerisinde açılacaktır… Siz sanatseverleri bekliyoruz.

Atölyemizin öğrencileri

Ayten AKALIN

Ayşad AKINCI

Canan SAMSAMA

Ceyda ÖNDER

Eda DEMİR

Gülizar YAĞIZ

M.Seher DEMİRER

Mine OKER

Neslihan ERDOĞDU

Zeynep KASAPOĞLU

 

 

15. afyonkarahisar caz festivali

afyon-caz-festivaliGenel Sanat Yönetmenliğini Hüseyin Başkadem’in üstlendiği Afyonkarahisar Caz Festivali 1-8 Haziran tarihleri arasında on beşinci yılına merhaba diyecek. Bu yılki Festival 2013 yılında kaybettiğimiz Babylon ve Pozitif’in kurucusu Mehmet Uluğ anısına gerçekleştirilecek. Uluğ, müzik dünyasında Afyon Caz Festivali’ni  ilk yıllarından itibaren destekleyen az sayıdaki isimden biriydi.

Anadolu ’nun bu en uzun soluklu festivaline her yıl olduğu gibi bu yıl da yerli ve yabancı müzisyenler katılıyor. Festival ilk kez dünya cazının en önemli piyanist, orkestra lideri ve bestecilerinden Milan Svoboda’yı ağırlayacak olmanın heyecanını taşıyor. Svoboda kendi adını taşıyan kuartetiyle ve ikili olarak iki farklı konserle Ali Çetinkaya Tren Garı’nda Afyonlu cazseverlerle buluşacak.

 

Hüseyin Başkadem

Bu yılki Festivalin diğer sürprizi ise ülkemizden; kendine özgü yorumculuk tarzıyla büyük şöhret kazanan Öykü Gürman. Gürman değerli müzik adamı Orhan Şallıel ile birlikte gerçekleştireceği konseriyle ilk kez Afyon Caz Festivali’nde olacak.

Açılışta Petra Brabencova ve M.K. Band ile Los Quemados caz topluluklarından iki farklı caz esintisi

Petra Brabencova ve M.K. Band  Caz Altılısı hepsi de önemli müzisyenler olan Petra Brabencova – vokal, Milan Krajic – tenor saksofon/orkestra lideri, Marek Prokop – alto saksofon, Johnnie Balek – klavye, Filip Spaleny – bas gitar ve Michael Nosek‘ten – davul oluşuyor. 2 Haziran’da gerçekleştirilecek Açılış Konseri Festivalin klasikleşen tarihi mekanı Ali Çetinkaya Tren Garı’nda olacak.

Ankara Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası ve Şef Kemal Günüç, Öykü Gürman-Orhan Şallıel ikilisinin konseri, Baturay Yarkın Altılısı festivalin diğer konserler i arasında. Festivalin en fazla sevilen olmazsa olmaz bölümlerinden ‘Okul Söyleşileri’  ve konserleri bu yıl da devam edecek. Ayrıca Yavuz Özkan’ın İstanbul’da Aşk Belgeseli gösterilecek, Ali Çetinkaya Tren Garı’nda Devrim Erbil Resim Sergisi ve Aykut Uslutekin Caz Fotoğrafları Sergisi açılacak.

Bu yıl Festivalin gerçekleştirilebilmesinde kamu kuruluşlarının desteği öne çıkıyor. Desteğini her yıl sürdüren Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın yanı sıra; Afyonkarahisar Valiliği de kurumsal katkılarıyla zayıf kalan yerel desteklere karşın Festivale destek oldu. Ayrıca Afyonkarahisar İl Özel İdaresi, Afyonkarahisar Belediyesi ve TCDD Afyonkarahisar 7. Bölge Müdürlüğü de festivalin destekçileri arasında yer aldı. Pozitif Live ise Festivale destek veren ulusal kuruluşlar asrasında. Yerel sponsorlar ise Nur Lokantası, Genhan, Afyon Mermer ve Özer Band.

 

sehrin-tiyatrosu-sehrin-cocuklari-ile-bulustu100. yılını kutlayan Şehir Tiyatroları’nın bu yıl otuz birincisini düzenlediği “Çocuk Şenliği”, 20 Nisan 2015 Pazartesi günü Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde yapılan coşkulu bir açılış töreniyle başladı.

Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde çocukların ilgiyle izlediğiBisküvi Adam adlı çocuk oyunu sahnelendi. Ayakta alkışlanan oyunun ardından Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi önünde çeşitli etkinlikler düzenlendi. Şehir Tiyatroları’nın çeşitli çocuk oyunlarından kostümlü oyuncular dans ederek şarkılar söyledi. İTÜ Dağcılık Kulübü dağcıları Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin çatısından Çocuk Şenliği afişini aşağı indirdiler.

Etkinlikler, 20-24 Nisan 2015 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa, Kağıthane Sadabad ve Ümraniye Sahnelerinde gerçekleştirilecek.

 

31. Çocuk Şenliği’nde 16 tiyatro ekibi 32 seans çocuk oyunu sergileyecek. Ayrıca;

Çocuklara yönelik resim, heykel, dans, rap, yoga, pantomim gibi konularda 20 atölye;

Yetişkinler için alanında uzman pedagog ve psikologlarla 12 söyleşi;

Orf, klasik müzik, rap, engelli mehteran takımı gibi 5 konser gerçekleşecek.

Şenlikte ayrıca tiyatromuzun “ünlü” simaları masal okuma etkinliklerinde çocuklarla bir araya gelecek.

Çocukları tiyatroyla ve sanatın diğer dallarıyla buluşturmayı hedefleyen şenlikte, tüm oyunlar ve etkinlikler ücretsizdir.

Kaynak: Mürekkep Haber

Bilimle ilgilenen ve popüler bilim yayınlarını takip edenler Escher’i ve onun eserlerini yakından tanır. Escher’in farklı kişiliği bu ilgiyi hak ediyor doğrusu.

mc_escher

Cornelis Escher veya daha çok kullanılan şekliyle M.C. Escher 1898 yılında Hollanda’da doğdu. 1918 yılına kadar, inşaat mühendisi olan babası George Escher, annesi Sarah ve dört erkek kardeşiyle birlikte, doğduğu kent olan Arnhem’de yaşadı. Okul hayatı hiçbir zaman iyi olmayan M.C. Escher, çizimlerini gösterdiği grafik öğretmeni Samuel Jessurun de Mesquita’nın da tavsiyeleriyle grafik üzerine çalışmayı uygun gördü. Grafik eğitiminden mezun olduktan sonra hayatının her zaman önemli bir kısmını oluşturacak olan seyahat zevkinin etkisiyle İtalya’ya gitti ve burada birçok çizim yaptı.

1922’de İspanya’yı ziyaret edip birkaç yıl sonra tekrar İtalya’ya gitti. 1924 yılında burada Jetta Umiker ile evlendi ve çift uzun süre Roma’da yaşadı. İtalya’nın etkisi çizimlerinden eksilmeyecek, birçok çalışmasında İtalya’ya dair şeyler yer alacaktı. 1935 yılında çok sevdiği İtalya’dan, yükselişteki faşist hareket yüzünden, ailesiyle beraber İsviçre’ye taşındı. Başlarda İsviçre’yi pek sevemeyen aile, uzun Akdeniz gezilerine çıktı, bu geziler Escher’in eserlerini etkiledi.

1937’de eserlerinin birkaçını gösterdiği kardeşi Berend, onu matematiğe yönlendirdi ve Escher’i matematikle tanıştıran kişi oldu. Escher simetri üzerine çalışmaya okuduğu bazı makalelerin tesiriyle başladı. 1937’nin sonlarına doğru ailesiyle Belçika’ya taşındı. 1941’de Alman işgali yüzünden ailesiyle beraber Belçika’dan Hollanda’ya kaçmak zorunda kaldı. Sonraki yıllarda gelecekte çok ünlü olacak birçok çalışmasını yaptı. 1950’lerin ortalarında ilgisi sonsuzluğun (2 boyutlu bir düzlemde) tasvirine kaydı. Daha sonra 1958’de tanıştığı Coxeter ile ömür boyu arkadaş kaldı ve Coxeter’in çalışmaları Escher’in birçok eserine ilham kaynağı oldu. Aynı yıllarda büyük bir üne de kavuşmuştu Escher, 2 boyutlu ve 3 boyutlu öğeleri aynı anda içeren birçok çalışmaya imza attı. 1962’de hastalanıp hastaneye kaldırıldı, 1964’de yeniden hastalandı. 1970’de bir kez daha hastahaneye kaldırıldı ve 1972 yılının 27 Martında, Hilversum’da kaldığı hastahanede vefat etti. Son çalışması, yaklaşık altı ayını almış olan, ve 1969’da sergilediği “Yılanlar” idi.

escher-snakes

 

Daha önce de dile getirildiği gibi aslında kendisinin okulda matematikle arası asla iyi olmadı, ancak kendisi matematiğe yakınlığını şöyle ifade etmiştir:

” Bilim eğitiminden yoksun olmama rağmen kendimi sanatçı arkadaşlarımdan daha çok matematikçilere yakın hissettim”.

Sanatçının çalışmalarını birer ilk yada önder olarak kabul edebiliriz. Kısa bir bakışla  Escher’in işlerini birkaç grupta ele alabiliriz:

Düzlemi düzenli olarak bölmek:

Bu teknikle yaptığı resimlerinde sanatçı bir ya da birkaç motifi hiçbiri birbirinin üstüne gelmeyecek ve aralarında boşluk kalmayacak şekilde birbirlerini nasıl çevreleyebileceklerini araştırır. Bu yöntem matematikte düzlem doldurma problemi ile çakışır.Escher bu işlemi çeşitli hayvan figürleri kullanarak fantastik bir şekilde icra eder. Bu grupta topladığımız çalışmaları arasında en etkileyici olanları hiperbolik düzlem kullandığı Circle Limit (Çember Limiti) serisidir. Hiperbolik düzlem Öklid olmayan geometrilere örnek olarak Poincare tarafından geliştirilmiştir.

circle_limit_iii_in_fractal_circle_by_vladimir_bulatov-d4nxqvz

 

Metamorfozlar

Escher-795501

Bu seride yüzey figür ilişkisi çarpıcı şekilde vurgulanırken, imkansız olan boyutlar arası yolculuk da resmedilir. Doğada değişim anlamına gelen metamorfozlarda, düzlemdeki düzenliliği bozmadan sürekli deforme edilen şekiller birbirine dönüşür, gece gündüze, balıklar kuşa evrilir.

Paradokslar

tumblr_ljmzkmwcXK1qhxnezo1_1280

Escher’in en vurucu işleri paradoks (çelişki) ve sonsuzluk kavramını işlediği resimleridir. İmkansız figürleri kullanarak inşa ettiği dünyalar bizi çelişkiye götürür. Döngüsel paradoksları yaratmak için kurduğu hiyerarşik düzenlerde sürekli yukarı ya da aşağı hareket etseniz de, hiyerarşinin gereğine rağmen, yine başlangıç noktasına gelirsiniz. Bu gibi döngüler Bach’ın müziğinde de yer alır.

D.R. Hofstadler ünlü Escher Gödel ve Bach adlı kitabında bu üç şahsiyeti döngüsel paradokslarda buluşturur.

Escher’in eserlerinin açıklığı, kolay okunurluğu, akıcı anlatımı, iyi kurgulanmış güçlü yapısı iz bırakıcıdır. Dikkatli bir göz sanatçının resimlerinde tanık olduğu gariplikleri kolay kolay unutmaz. Escher oldukça sofistike ve detaycı işçiliğiyle matematiğin örgüsüyle çakışır. Yaşamı süresince ve sonrasında çok tartışılmış bir sanatçı olan Escher, matematikçi olmasa da çalışmaları pek çok matematikçiyi etkilemektedir.

Escher bir dahidir. Kendisiyle ilgili ciltler dolusu resim ve yazı vardır. Araştırmanız size çok büyük keyif verecektir.

Kaynaklar:
1- Bool F.H… Escher Complete Graphic Work, Thames and Hudson, 1993
2- Cannon J.W., “Mathematics in Marble and Bronze: Sculptures of Heleman R.P. Ferguson”, Mathematical Intelliger, cilt: 13, sayı: 1, kış 1991
3- Coxeter H.S.M, Escher: Art and Science, Elsevier Science Publishers, 1986
4- Fomenko A., Mathematical Inspirations, American Mathematical Society Press, 1990.
5- Hofstadler D.R, Gödel esher and Bach: The Eternal Golden Braid, Vintage Books Edition, 1980.
6- Kappraff J., Conecttons: The Geometric Bridge between Art and Sciences, Mc GrawHill Pub. Co., 1991.
7- Nargel E., Newman J.R., çev: Gözkan B., Gödel Kanıtlaması, Sarmal yayınevi, 1994.

Kaynak : Dunyalilar

Edvard Munch özellikle Çığlık isimli tablosuyla tanınmış Norveçli ressamdır. Ruhsal ve duygusal konuları işlediği resimleriyle tanındı. Alman dışavurumculuk akımının gelişmesine önemli katkıları oldu.

Edvard Munch

Edvard Munch

Doğum: 12 Aralık 1863, Ådalsbruk, Norveç
Ölüm: 23 Ocak 1944, Oslo, Norveç

120 milyon dolara satılan “çığlık” ın hikayesi…
Edvard Munch’ın “Çığlık” isimli tablosu “modern sanatın simgesi ve çağımızın Mona Lisası” olarak adlandırılıyor. Pek çok yerde karşımıza çıkan bu eser, yetişmekte olan dışavurumculuğa meraklı pek çok ressam için ilham kaynağı.

Peki, bu resimde neler oluyor? Mesela gökyüzü neden bu halde ve erimekte olan bir muma benzeyen bu kişi neden dehşet içinde?

Munch bunları günlüğünde yanıtlıyor: “Yolda iki arkadaşımla birlikte yürüyordum; sonra güneş battı, bir anda gökyüzü kıpkırmızı kesildi ve üzerime bir hüzün çöktü. Korkuluğa yaslı bir biçimde kıpırdamadan duruyor, çok bitkin hissediyordum; kan kırmızı bulutlar ve ateşten diller mavi-siyah fiyord ve şehrin üzerinde asılı duruyordu. Arkadaşlarım yola devam ettiler, ben tek başıma sıkıntıdan titreyerek orada dikildim. Doğayı delip geçen, bitmek tükenmek bilmez müthiş bir çığlık sezinledim.” Bu da Munch’ın, tablosunu bir ‘gün batımı’ndan esinlenerek yaptığı anlamına geliyor.

edvard-munch-çığlık

Gün batımının neden Munch tarafından böyle ürpertici bir şekilde karşılandığını anlamak için, resmin yapıldığı zaman dilimine dönmek şart. Munch’ın iş alışkanlıklarını (resimleri genellikle yıllar önce yaşanmış olaylardan ilham alıyordu) ve “Çığlık” tablosunun da bir parçası olduğu “The Frieze of Life” üçlemesi ile ilgili konuşmalarını inceleyen üç gökbilimcinin karşısına şu tarih çıktı: 1884.

Pek çoğumuz bugün bunu bilmiyoruz ama 27 Ağustos 1883’te dünya üzerindeki en büyük yanardağ patlamalarından biri gerçekleşti. Endonezya’daki Krakatoa Yanardağı’nın art arda yaşanan patlamaları o denli sarsıcıydı ki, atmosfer sıcaklığının bir derece düşmesine sebep oldu. Yanardağın gökyüzüne püskürttüğü toz ve küller yerkürenin her tarafına dağıldı, bu da gökyüzünün gün batımı sırasında yanıyormuş gibi gözükmesine neden oluyordu. 1883’ün sonuna kadar, bu toz ve küller Endonezya’dan Norveç’e dek ulaştı ve Munch’a “Çığlık” için ilham kaynağı oldu.

Kaynak : dunyalilar.org

Japon sanatçı Teruya kullanılmış kağıt parçalarını ağaç ve çiçek figürlerine dönüştürdü.

Japon sanatçı Yuken Teruya’nın kağıt parçalarından yaptığı doğa figürleri ABD’nin New York kentinde sergilendi. Eski gazetelerden banknotlara, kese kağıtlarından mektup zarflarına, günlük hayattan arda kalan birçok kağıt parçası, 41 yaşındaki Teruya’nın ellerinde ağaç ve çiçek figürlerine dönüşüyor.

Teruya’nın New York’taki Josee Bienvenu Sanat Galerisi’nde “The Simple Truth” (Sade Hakikat) başlığıyla sergilenen eserleri, 11 Nisan’a kadar sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Yuken Teruya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kağıt parçalarını oyarak ürettiği ve “cut-out” ismini verdiği eserlerini 15 senedir yaptığını söyledi.

Bu tekniği geliştirirken klasik Yunan filozofu Aristoteles’in doğa felsefesinden ve 1999 yılından beri yaşadığı ABD’deki seri üretim kültüründen esinlendiğini belirten Teruya, çalışmalarında kullandığı malzemelerin her insanın günlük hayatta üzerinde çok düşünmeden kullanıp attığı kağıtlar olduğunu ifade etti.

İlginç resimleri mutlaka görmelisiniz.

Kaynak : Al Jazeera

joan-miro-sergisini-150-bin-kisi-ziyaret-ettiSSM’den yapılan açıklamaya göre, konferanslar, atölye çalışmaları, galeri sohbetleri gibi özel etkinliklerle zenginleştirilen sergi kapsamında, 10 bin 871 çocuğun katıldığı 481 çocuk atölyesi düzenlendi.

Sanatçının Akdeniz coğrafyası ve insanına dair gözlemlerinden ilham alarak, kadın, kuş ve yıldız temalarına odaklanan sergi, resim, baskı, heykel ve seramiklerin bulunduğu zengin bir seçkiyle sanatçının sembolik dilini anlama olanağı sunmasıyla sebebiyle sanatseverlerden ilgi gördü.

Sabancı: “Gurur duyuyoruz”

Açıklamada görüşlerine yer verilen Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, holding olarak özellikle çocukların ve gençlerin çağdaş bir sanat anlayışıyla yetişmesinin ülke geleceği için hayati önem taşıdığına inandıklarını kaydetti.

Dünyaca ünlü büyük ustaları Türkiye’deki sanatseverlerle buluşturma misyonunu üstlendiklerini aktaran Sabancı, “SSM, bu anlayışla Picasso, Rembrandt ve Monet gibi sergilerin ardından, 150 bini aşkın ziyaretçiyi Joan Miro ile buluşturdu. Böyle geniş bir kitleyi müzemizde ağırlayarak ülkemizin kültür hayatına katkı sağlamış olmaktan gurur duyuyoruz. SSM’nin, Sabancı Üniversitesi’ne bağlı bir kuruluş olmasıyla Türkiye’de öncü ve önemli bir rolü bulunuyor. Üniversite ile müze arasındaki bu bağ, gerçekleştirilen sergilerde bilimselliğe ve araştırmaya verilen değeri daha görünür kılıyor. Sanatseverler, sergi kapsamında Miro’nun ilk defa sergilenen eserlerini görme ayrıcalığına sahip oldular. Ayrıca sergi süresince düzenlenen sohbet, konferans gibi etkinliklere de katılarak çok yönlü bir sanat deneyimi yaşadılar” ifadelerini kullandı.

Leonardo Da Vinci’nin genel olarak uyduğu prensipleri öğrenince başarmak için gereken özellikleri de görmüş oluyoruz adeta.

da-vinci-profile-650x325

 

1) Curiosita (Merak)

1 merak

Yaşama doymak bilmeyen bir merak ve devamlı öğrenme için acımasız bir arayış anlamına gelir. prensibi açıklayıcı olarak ” büyük beyinler büyük sorular sorarlar” cümlesini kullanabiliriz. Da vinci ruhunun dinamosu devamlı olarak öğrenme arayışında olmaktır. Bunun için hiçbir konu, hiçbir dal ayrımı yapmaksızın, çevremizdekilerin düşünecek ve söyleyeceklerinden çekinmeden, merakımızı kaybetmeden sormak, araştırmak, öğrenmek gereklidir. Leonardo bu konuda ” tıpkı demirin kullanılmama nedeniyle pas tutması ve durgun suyun kokuşması veya soğuğun buza dönüşmesi gibi, kullanılmadığı sürece zekamız ziyan olur.” demiştir.

2) Dimastrazione (İspat)

2 Dimastrazione-ispat

 

Bilgiyi deneme yolu ile test etme, sebatkarlık ve hatalardan ders alma arzusu anlamına gelir. Öğrenmek tek başına yeterli değildir. Öğrenilen her şey mutlaka denenerek test edilmeli, doğruluğuna ondan sonra karar verilmelidir. Bunun için bizden önce ortaya atılmış her türlü teoriye, bize sunulmuş her türlü bilgiye ilk başta şüpheli yaklaşmalı, onu elimizdeki ve elde edebileceğimiz imkanlarla yeniden test etmeli, daha önce yapılmış hataların farkına vardığımızda üstüne giderek doğru bildiğimizi ispata çalışmalıyız.

Tüm zamanların en büyük dahisi kabul edilen leonardo bile büyük hatalar ve şaşırtıcı gaflar yapmıştır. Kendiside bu konuda “bana öyle geliyor ki bütün kesin kanaatlerin anası olan deneye dayanmayan, kökeni veya vasıtaları birinci elden, denenmemiş veya beş duyudan biriyle sınanmamış bilimler yararsız ve hatalarla doludurlar” demiştir. Bunun için hatalardan, önümüze çıkan güçlüklerden ders alarak, öğrendiğimiz her yeni bilginin doğruluğunu mutlaka test edip ondan sonra hafızalarımıza kazımamız gerekir.

3) Sensazione (Hissetme)

3 Sensazione-Hissetme

 

Duyguların özellikle hayati deneyimlerin bir aracı olan görüşün devamlı olarak rafine edilmesi anlamına gelir. bir önceki bilginin test edilmesinin esas olduğu açıklanmıştı. İşte bu testlerin yapılması insanın görme, duyma, tat alma, dokunma ve hissetme duyuları ile yapılır. Bu testlerin başarılı olması için bu duyguları geliştirmek esas olmalıdır. insanın doğduğu gibi duyularını sabit tutması başarıyı tökezler. Bu amaçla duyularımıza hitap eden her türlü dış etkeni algılama, anlama ve öğrenme çalışmaları, pratikleri yapmalıyız. Mzik dinlemeli, resim çizmeli, müzeler gezmeli, kitap okumalıyız. değişik yiyecek ve içecekler tatmalı, çevremizdeki her şeye dokunmalı, canlı, cansız varlıkları hissetmeli, onları tüm beden ve duyularımızla algılamaya çalışmalıyız.

4) Sfumato (Pus)

4 pus

 

Belirsizliği, paradoksu ve kararsızlığı kucaklama arzusu anlamına gelir. Güçleri uyandırıp deneyimleri artırırken ve duyular geliştirilip kesinleştirilirken mutlaka bilinmeyenlerle karşılaşılacaktır. İşte insanın zihnini bu belirsizliklere karşı açık bulundurması yaratıcı potansiyelini serbest bırakmasının tek ve en güçlü gizidir. Gelişen dünyada başarılı olmak için belirsizlikler altında çalışmaya alışmalıyız. Paradoksla karşılaştığımızda sükunetimizi koruyarak etkili ve sağlıklı bir zihne sahip olabiliriz. Kısaca koşulların her gün değiştiği dünyamızda her an bir şeylere şaşırmaya, fazla heyecan göstermemeye ortaya belirginlerden çok belirsizlikler çıkacağına kendimizi hazırlamalı ve alıştırmalıyız.

5) Arte/Scienza (Bilim & Sanat)

Arte-Scienza -Bilim -Sanat

 

Bilim ve sanat, mantık ve hayal arasındaki dengenin geliştirilmesi, “bütün beyin” ile düşünme anlamına gelir. Prensibin özü kişinin beyninin tümünü kullanmasıdır. Hiçbir insan tek bir yeteneği veya birkaç yeteneği olan biri değildir. her insan doğuştan her türlü yeteneğe sahiptir. Yaşadığı ortam, koşullar, çevresindeki insanlar, kişinin beyninde ilgili bölümlerin gelişmesine neden olur. Fakat asıl olan insanın kendisinin beyninin tümü ile düşünerek tüm yeteneklerini geliştirmesidir. Bunun için günlük yaşamda yaptığımız her şeyi çok yönlü düşünmeliyiz. onunla ilgili her türlü ince ayrıntıya girmeliyiz. Elimizdeki işi hem bilim hem de sanatsal olarak değerlendirip, bilim ve sanat kurallarına uygun ve aynı zamanda mantık kurallarına uygun ve hayal gücümüzü zorlayıcı şekilde ortaya koymalıyız. Mesela bir at resmi çizeceğimiz zaman hayal gücümüzü çalıştırmalı, mantığımıza uygun çizmeliyiz. Çizerken sanatsal açıdan bakmalı ama bilimsel olarak at anatomisine uygun çizmeliyiz.

6) Corporalita (Vücudi Olma)

Corporalita -Vücudi Olma

 

Zerafetin her iki elide aynı şekilde kullanabilmenin fitressin ve dengenin sağlanması anlamına gelir. Kişinin başarılı olması için öncelikle kendisiyle barışık olması gerekir. Bunu sağlayacak bir etkende insanın sağlıklı, zarif ve dengeli bir vücuda sahip olmasıdır. Bunun için kişinin sahip olduğu fiziki yapısını geliştirmesi gerekir. Bunu sağlamak amacıyla kişi; stresten uzak durmalı, zihnini şen tutmalı, dengeli bir beslenme yapmalı, uykusunu düzenli olarak almalı, zarafetine dikkat etmeli ve sağlığını korumalıdır. Kısaca tüm organlarının düzenli ve dengeli çalışmasına dikkat etmeli, organlarının kullanım kapasitelerini devamlı ve metotlu olarak geliştirmektir.

7) Connessione (İlişkilendirme)

7 Connessione -İlişkilendirme

Bütün olanların ve her şeyin ilişkisini anlamak ve değerlendirmek, sistemli düşünme anlamına gelir. Bu prensip daha önce sayılan altı prensibin sebep ve sonuçlarını ilişkilendirmeyi, bir arada değerlendirmeyi anlatır. Kısaca yaşadığımız her şeyi bir biriyle olan ilişkisini anlama çalışmalı, her şeyi bir arada değerlendirmeliyiz. Bu bölümde anlatılan yedi da vinci prensibini hayata uygularken şu sorular sorulmalıdır;

– Doğru soruları soruyor muyum?
– Hatalarımdan ve tecrübelerimden ders alma yeteneğimi nasıl geliştirebilirim, düşünme bağımsızlığımı nasıl geliştirebilirim?
– Yaşım ilerlerken duyularımı keskinleştirmek için planım nedir?
– Yaşamın paradokslarını göğüslemek için yaratıcı gerilimi muhafaza yeteneğimi nasıl geliştirebilirim?
– İşte ve evde bütün beynimle düşünebiliyor muyum?
– Vücut ve zihnin dengesini nasıl geliştirebilirim?
– Yukarıdaki bütün unsurlar nasıl birbirine uyar? Her şey her şeye nasıl bağlanır?

Dünyanın uzmanlaşma ve dallarına ayrılma yolunda hızla ilerlediği bir dönemde, yaratıcının verdiği yaratıcılık özelliklerimizi geliştirerek, yaşamımızı kolaylaştırmaya olan ihtiyacımızı bize sağlayacak da vinci ruhunu kullanmak hiçte zor olamayan bir yöntemdir.

Kaynak : habermass.com

Tokat’ta polis tarafından ele geçirilen Hollandalı ünlü ressam Vincent Van Gogh’un kayıp olduğu sanılan tablosunu, Van Gogh Müzesi istedi. Adli emanete teslim edilen tablo ile ilgili Hollanda’yla görüşmeleri Adalet Bakanlığı yürütecek.

van-gogh-tablosu-tokat-ta-bulundu

Tokat İl Emniyet Müdürü Fikri Yalman, Tokat’ta ele geçirilen Van Gogh’a ait olduğu sanılan tabloyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Geçen ay Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından ele geçirilen Hollandalı ünlü ressam Vincent Van Gogh’un kayıp olduğu sanılan ‘yetim adam’ adlı eserleri arasında yer alan ‘Van Gogh ihtiyar bir sopayla’ adlı eserinin son durumu ile ilgili açıklamalarda bulunan Müdür Yaman, eserin şu anda Tokat Adliyesinde olduğunu söyledi.

Hollanda’da bulunan Van Gogh müzesi ile yazışmalar yaptıklarını söyleyen Müdür Yaman, “Bizden en son bunun röntgen filmini istediler. Röntgen filmini gönderdik. Fakat bu filmden orjinalliği anlamanın gerçek manada yeterli olamayacağını dile getirdiler. Çünkü Van Gogh’un bütün eserlerinde fırça darbesi ile resim yaptığı ifade edildi. Bizden tabloyu göndermemizi istediler. Ancak arkadaşlarımız tabloyu adliyeye teslim ettiler. Dolayısıyla bu süreçte şu anki aşamada Adalet Bakanlığı üzerinden veya Tokat Adliyesi üzerinden yürütülecek bir işlem. Artık bizim bu aşamadaki yetkimiz kalkmış durumda” dedi.

37 eserden biri
Tokat Emniyet Müdürlüğü ilk kez DHA’nın duyurduğu haber sonrasında yaptığı açıklamada ele geçirilen tablonun üzerinde ‘Mexico P997168’ ibareleri, ön yüzünde metal plaka üzerinde ‘Vincent Van Gogh Amsterdam 1882’ ibareleri, arka kısmında ‘Vincent Van Gogh 1882 Orphan Men Standing’ ibareleri ve kaşe ile farklı ebatlarda sekiz mühür bulunduğunu açıklamıştı. Ayrıca söz konusu tablo üzerinde bu güne kadar yapılan çalışmalarda, 1882- 1883 yılları arasında Vincent Van Gogh’un ‘Yetim Adamlar’ (Hollanda’da savaş gazileri için kullanılan terimdir) serisinde üretilen 37 eserden biri olduğu, eser uzun süredir kayıp olduğundan dolayı, Hollanda Van Gogh Müzesinde karakalem örneğinin bulunduğuna dikkat çekilmişti.