Şunun için etiket arşivi: prodüksiyon

İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi (BAFTA) ödüllerinin bu yılki sahipleri belli oldu. Köleliğin konu edildiği “12 Years a Slave” en iyi film ödülünü kazanırken, filmin erkek oyuncusu Chiwetel Ejiofor en iyi erkek oyuncu ödülüne layık görüldü. Avustralyalı aktris Cate Blanchett “Blue Jasmine” filmindeki performasıyla en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandı.

British Academy Film Awards

İngiltere’nin başkenti Londra’daki tarihi kraliyet opera binasında yapılan ödül töreninden önceki kırmızı halıda renkli görüntüler yaşandı.

baftaHelen Mirren, Uma Thurman, Angelina Jolie, Emma Thompson, Cate Blanchett, Amy Adams, Brad Pitt,Leonardo DiCaprio, Christoph Waltz, Christian Bale, Tom Hanks gibi ünlüler birbirinden şık kıyafetlerle kırmızı halıda boy gösterdi.

Ödül törenine ayrıca, İngiltere kraliyet tahtının ikinci sıradaki varisi Cambridge Dükü William katıldı.

Köleliğin konu edildiği “12 Years a Slave” en iyi film ödülünü kazanırken, filmin erkek oyuncusu Chiwetel Ejiofor en iyi erkek oyuncu ödülüne layık görüldü. Sandra Bullock’un oynadığı “Gravity” filminin yönetmeni Alfonso Cuaron en iyi yönetmen ödülünün sahibi olurken, Avustralyalı aktris Cate Blanchett “Blue Jasmine” filmindeki performasıyla en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandı.

BAFTA ödüllerinin kategorileri ve kazananlar şöyle

bafta ÖDÜLÜEn İyi Film: 12 Years a Slave

En İyi Yönetmen: Alfonso Cuaron- Gravity

En İyi Erkek Oyuncu: Chiwetel Ejiofor- 12 Years a Slave

En İyi Kadın Oyuncu: Cate Blanchett- Blue Jasmine

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Barkhad Adbi- Captain Phillips

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Jennifer Lawrence- American Hustle

En İyi İngiliz Filmi: Gravity

En Orijinal Senaryo: American Hustle

En İyi Uyarlama Senaryo: Philomena

En İyi Animasyon Filmi: Frozen

En İyi Sinematografi: Gravity

En İyi Belgesel: The Act of Killing

En İyi Yabancı Film: The Great Beauty

En İyi Prodüksiyon Tasarımı: The Great Gatsby

En İyi Görsel Efekt: Gravity

En İyi Makyaj ve Saç: American Hustle

En İyi Kostüm Tasarımı: The Great Gatsby

En İyi Ses: Gravity

En İyi Müzik: Gravity

Tiyatro sezonuna hareketli başlayan “Nar Sanat Tiyatrosu” 2014 Yılında İstanbul’da oynanacak  ilk tiyatro oyunu olma özelliğini taşıyacak gibi görünüyor. Araf Ne Taraf adlı oyunu ile sahne alan Nar Sanat Tiyatrosu 3. defa izleyicileriyle buluşuyor.

Oyunun ardından Anadolu turnesine çıkacak olan Araf Ne Taraf oyununu kaçırmayın.

Oyun hakkında bilgi verelim.

Araf_ne_taraf_afis

Yer: KKM Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi
Bayar Cad. Buket Sok. No: 20/1 Kozzy AVM. Kat:2
KOZYATAĞI / İstanbul 

Tarih : 02 Ocak 2014 Perşembe 20:30
Bilet Satış Yerleri :biletix

İki arkadaşın tabi tutuldukları Cennet ve Cehennem sınavında Zebani ile giriştikleri mücadeleyi konu alan oyun “Araf Ne Taraf?”, tiyatroseverlerle buluşuyor.

“Hayatınızda hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Cennete mi yoksa cehenneme mi gidiyoruz?

O da ne? Bizler yıllardır sorgulamayı melekler yapar biliyoruz, ya sorguya zebani girerse. Her şey alt üst… Bildiğinizi sandığımız cevaplar sizi cennete götürmüyorsa ne yaparsınız? Araf’ı mı sorarsınız acaba?

Sahi… Araf Ne Taraf?

Mahmut ve Bilal çocukluktan beri arkadaş. Mahmut, ne kadar manevi duygularına bağlı, yardımsever, kendi halinde biri ise, Bilal de o kadar maneviyattan uzak, gününü gün eden, daldan dala konmuş, her şeyi kendine yontan bencil bir adamdır.

Bu iki samimi arkadaşın yolları öteki dünyada kesişince, hele bir de aralarına güzel, hafif meşrep hostes Şule’nin katılımıyla ortaya tadına doyulmayan bir komedi çıkıyor hiç bitmeyen tempolarıyla. Ya Zebani ve yardımcısı Zu ile olan amansız mücadele toplumun genel ahlak kuralları çerçevesindeki iyinin sıradanlığı ile kötünün uç noktalarının irdelendiği oyunda onlar Araf’ı arasınlar sizler gülme krizinden çıkmanın yollarını arayın.

Ebru Erdemoğlu’nun kaleme aldığı, Genel sanat yönetmenliğini Halis Bayraktaroğlu’nun üstlendiği “Araf Ne Taraf?” isimli 2 perdelik komedi oyunu Nar Sanat Tiyatrosu’nun prodüksiyonudur. Oyuncuları ile de bir hayli iddialı oyunda Cumhur Sarı, Ebru Sarıtaş, Halis Bayraktaroğlu, Oğuz Öztaş ve Seçil Özçakmak (Uhde Seçil)’in araladığı kapıdan, bakalım sizler de Araf’a geçebilecekmisiniz. İyi seyirler…”

İstanbul Devlet Opera ve Balesi 2013-2014 bale sezonunu 2011 yılında dünya prömiyerini yaptığı Fransız sanatçı Yannick Boquin’in,Chopin’in müziklerini kullanarak yarattığı “Genç Werther’in Acıları” balesi ile açıyor.

istanbul_devlet_opera_ve_blesi Charlotte yorumuyla 2012 Donizetti Yılın Kadın Dansçısı Ödülünü alan Deniz Zirek’in canlandırdığı “Genç Werther’in Acıları”, 11 Ekim saat 20:00’de Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi’nde seyirciyle buluşuyor.

Ayfer Zeren başkoreograflığında perde açan İstanbul Devlet Opera ve Balesi, Johann Wolfgang van Goethe’nin dünyaca ünlü klasiği “Genç Werther’in Acıları”nın bale uyarlamasıyla sahneye çıkıyor. Fransız koreograf Yannick Boquin ile İzmir Devlet Opera ve Balesi sanatçısı Siner Gönenç tarafından, F. Chopin’in müzikleri üzerine sahnelenen eser, seyircisiyle buluştuğu ilk yıl İstanbul Devlet Opera ve Balesi’ne ‘’Yılın Prodüksiyonu’’ ve “Yılın Kadın Dansçısı” dallarında ödülkazandırmıştı.

Genç Werther’in Charlotte’ye olan aşkını, romana bağlı kalarak yorumlayan, Paris Opera Bale Okulu ve Paris Ulusal Konservatuvarımezunu, Bonn Opera Balesi, Flanders Kraliyet Balesi, Roma Opera Balesi ve Deutsche Oper Berlin baş dansçısı, Vienna Staatsoper’de Bale Başöğretmeni olarak görev yapmış olan koreograf Boquin, Chopin’in müzikleri üzerine eseri kurguluyor.

Chopin’in 28 parçasından oluşan repertuar, Bakü asıllı piyanist ve aynı zamanda İzmir Devlet Opera ve Balesi sanatçısı Yelena Şekalyova tarafından canlı olarak seslendiriliyor. Eserin bir diğer sürprizi ise, bariton Bahadır Noyan Coşkun’un seslendireceği kendi bestesi olan arya.

Deniz_ZirekEserde Werther’i Melih Mertel/ Mehmet Nuri Arkan, Charlotte’yi Deniz Zirek, Albert’i Ömer Erenler/ Onur Tunay, Albert’in yakın arkadaşı Wilhelm’i ise Olcay Tunceli ,grup danslarını ise İDOB bale sanatçıları yorumluyor. Eserin ait olduğu dönem 18.yüzyılı andıran dekor ve kostümlerin yaratıcısı başdekoratör İsmail Dede, ışık ise Bülent Darcan imzalarını taşıyor.

“Genç Werther’in Acıları” balesi;

11, 22, 24 Ekim , 5, 7 Kasım tarihlerinde saat: 20.00’de; 12, 26 Ekim ve 9 Kasım tarihlerinde saat: 16.00’da Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi’nde izlenebilir.

 Kaynak :[]

Uzunca bir süredir “NAR SANAT TİYATROSU” oyun çalışmalarına devam eden, oyuncu ve Nar Sanat Tiyatro eğitmenlerinden Halis BAYRAKTAROĞLU   “NAR SANAT TİYATROSU” ekip oluşumunu  bitirdi ve artık “sahneye hazır “olduğunu belirtti.

Nar Sanat Tiyatro ekibininin tamamlamasının yanı sıra pek çok tiyatro ve sanat mekanı ile  sezon için sahne sözleşmelerini imzaladı. Eğlenceli ve komik olaylar içeren oyun izleyicileri kahkahaya boğacak.

Sezona hızlı başlayan Nar Sanat Tiyatrosu’nun sahneye koyacağı oyun hakkında ki kısa tanıtımını şöyle yapıyor..

Pardon Zebani Bey…

                    …bazı sınavlar yakıcı olabilir

PrintBirbirinden  farklı iki samimi arkadaş Cennet ve Cehennem arasında ilginç bir sınava tabi tutuluyor. Ancak sorular bu kez sıcak taraftan geliyor. Soruları doğru yanıtlamak mı yoksa yanıtlayamamak mı? Bu tuhaf sınavdan kaçış Araf’ta mı? Peki, Araf Ne Taraf?

Bu sezon Nar Sanat Tiyatrosu, Araf Ne Taraf? adlı iki perdelik bir komedi oyunu sergiliyor.

Mahmut (Cumhur SARI) ve Bilal’in (Halis BAYRAKTAROĞLU) Zebani (sürpriz konuk sanatçı) ile olan amansız ve komik mücadelesine güzel hostes Şule (Ebru SARITAŞ) de katılınca olaylar daha da şenleniyor. Zebaninin yardımcısı Zu (Nalan BAŞARAN) boş duruyor mu peki? Tabi ki hayır.

CCYS (Cennet Cehennem Yerleştirme Sınavı) için geçen yılın sorularının peşine düşmüş, yeni merhum şaşkın üç komik karakter ve hiç bitmeyen bir tempo…

Toplumun genel ahlak kuralları çerçevesindeki iyinin sıradanlığı ile kötünün uç noktalarının irdelendiği oyunda onlar Araf’ı araya dursun, sizler gülme krizinden çıkma yolları arayacaksınız.

Ebru ERDEMOĞLU’nun kaleme aldığı Genel Sanat Yönetmenliğini Halis BAYRAKTAROĞLU’nun üstlendiği ARAF NE TARAF, bir  NAR SANAT TİYATROSU prodüksiyonudur. Oyuncuları ile de hayli iddialı oyunda,  Cumhur SARI, Halis BAYRAKTAROĞLU, Nalan BAŞARAN, Ebru SARITAŞ, Oğuz ÖZTAŞ ve sürpriz konuk sanatçınun araladığı kapıdan bakalım sizler de Araf’a girebilecek misiniz…

 biletix’den Biletlere ulaşmak için LÜTFEN TIKLAYINIZ

 

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 32. İstanbul Film Festivali, bu yıl 30 Mart-14 Nisan tarihleri arasında, dokuzuncu kezgerçekleştirilecek. Festivale başvurular başlıyor; ‘Köprüde Buluşmalar Film Geliştirme Atölyesi’ için son başvuru tarihi 21 Ocak, ‘Altın Lale Ulusal Yarışması’ için ise 28 Ocak.

Bu yıl dokuzuncu kez Akbank sponsorluğundagerçekleştirilecek İstanbul Film Festivali’nin otuz ikincisi için başvurular Ocak ayı sonuna kadar sürecek. “Ulusal Yarışma” kategorisinde seçilen filmlere jüri tarafından En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu, En İyi Özgün Müzik ve Jüri Özel ödülleri verilecek.

“Köprüde Buluşmalar” kapsamında altıncısı gerçekleştirilecek olan “FilmGeliştirme Atölyesi” ise yönetmen, senarist ve yapımcılara ilk uzun metrajlı kurmaca veya belgesel filmlerini çekmek için destek vermeye devam edecek.

28 Ocak Pazartesi akşamına kadar yapılacak başvurular arasından danışma kurulu tarafından belirlenen filmler, 32. İstanbul Film FestivaliAltın Lale Ulusal Yarışması’nda yarışacak.

“Ulusal Yarışma” kategorisinde yer alacak filmler arasından jürinin seçeceği En İyi Film’e 150.000 TL, En İyi Yönetmen’e ise 50.000 TL ödül verilecek. En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu ödülleri 10.000’er TL olacak. İlk kez 2011 yılında para ödülüyle desteklenen JüriÖzel Ödülü bu yıl yine Efes Pilsen tarafından verilecek. Ulusal Yarışma’ya katılan filmler arasından Onat Kutlar anısına verilecek ödülükazanan filmin yapımcısına Efes Pilsen tarafından 30.000 dolar takdim edecek. “İstanbul Film Festivali Altın Lale Ulusal Yarışması”nda jüri ayrıca, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu ve En İyi Özgün Müzik dallarında da ödül verecek.

32. İstanbul Film Festivali’ne uzun metrajlı kurmaca filmlerin yanı sıra, belgesel ve animasyon filmlerle de başvurulabiliyor. 31. İstanbul FilmFestivali çerçevesinde “Altın Lale Ulusal Yarışma”, “Yarışma Dışı”, “YeniTürkiye Sineması” ve “Belgeseller” bölümlerinde Türkiye’den toplam 39 filmin gösterimi yapılmıştı.

Ulusal Yarışma Başvuruları

Başvuruların 28 Ocak Pazartesi akşamına kadar festival merkezine (Nejat Eczacıbaşı Binası, Sadi Konuralp Cad. No: 5 Şişhane) yapılması gerekiyor. Festival yönetmeliğiyle başvuru formları, festival merkezi veya film.iksv.org adresinden temin edilebilecek. 

“Köprüde Buluşmalar” için son gün 21 Ocak 

Avrupa ve Türkiye’den yapımcı, yönetmen, senarist ve kurum temsilcilerini bir araya getirerek, Türkiye’den uzun metraj projelerin, ilk uluslararası sunumlarının yapılması için olanaklar yaratan “Köprüde Buluşmalar”ın sekizincisi 32. İstanbul Film Festivali’nde gerçekleştirilecek.

32. İstanbul Film Festivali’nde “Köprüde Buluşmalar” çerçevesinde bu yıl altıncısı düzenlenecek “Film Geliştirme Atölyesi”ne başvurular, 21 Ocak Pazartesi akşamına kadar yapılabilir.

“Köprüde Buluşmalar Film Geliştirme Atölyesi”ne katılmak isteyen, uzun metraj kurmaca veya belgesel film yönetmen ve yapımcıları, 21 Ocak Pazartesi akşamına kadar [email protected] adresine e-posta yoluyla başvurabilirler. Yönetmelik ve başvuru formu film.iksv.org/tr/koprudebulusmalar adresinden temin edilebilir.

Başvurular arasından, seçici kurul tarafından ön eleme ile belirlenecek 12 projenin sahipleri, “Köprüde Buluşmalar Film Geliştirme Atölyesi”ne katılmaya hak kazanacaklar. Atölyenin amacı, sinemacılara projelerini uluslararası arenada sunmaları ve yapım sürecini başlatmaları için gerekli desteği bulmalarına olanak yaratmak. 10-11 Nisan 2012 tarihlerinde, festival kapsamında düzenlenecek atölyede proje sahipleri, aralarında ARTE, Eurimages, Berlin Ortak Yapım Marketi, Cinemart ve Torino Film Lab’in de bulunduğu uluslararası kuruluş temsilcileri, yapımcılar ve dağıtımcılar ile birebir görüşmeler yapacaklar.

Atölyede TC Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 10.000 dolarlık destek ödülü, Melodika Ses Post Prodüksiyon Ödülü ve Fransız Ulusal Sinema Merkezi CNC’nin 10.000 avroluk ödülü uluslararası jürinin değerlendirmesinin ardından sahiplerini bulacak. Ayrıca jürinin belirleyeceği bir proje Binger Lab’in 2.500 avro değerindeki Senaryo Danışmanlığı Ödülü’nün sahibi olacak.  Detay için : www.film.iksv.org

İstanbullu sanatseverler konserler, resim sergileri, tiyatro oyunları ile sanat dolu bir hafta yaşayacaklar. İstanbul’un farklı yerlerinde gerçekleştirilen sanat etkinlikleri ile İstanbulluları sanatın farklı dallarında yeni keşifler bekliyor. Sizin için haftanın önemli sanat etkinliklerini derledik…

sanat duyuru

Albümleriyle dünya çapında 70 milyondan fazla satış grafiği yakalayan Enrique Iglesias, 24 Ekim’de Küçükçiftlik Park’ta sevenleriyle buluşacak.  Sahip olduğu 390 ödüle ”ödül rekortmeni” olarak tanımlanan sanatçı, Hero, Tired of Being Sorry, Taking Back My Love, Heartbeat, Bailamos gibi sayısız hit parçasını 24 Ekim’de İstanbullu müzikseverlere seslendirecek.Bugüne kadar, 9 stüdyo albümü ve 2 greatest hits complation albümü bulunan Iglesias, yeni albüm çalışması öncesinde vereceği konserle uzun süre adından söz ettirecek. ”Tonight” şarkısı ile yakaladığı başarıyla Billboard listelerinin Micheal Jackson’dan sonraki kralı haline gelen Iglesias’ın konseri öncesinde Ozan Çolakoğlu DJ kabininde müzik ziyafeti verecek.

”Minilogue ve Jurek Przezdziecki, Indigo sahnesinde

Dans müziğinin sofistike tarafını ortaya koyan, Minilogue ve Jurek Przezdziecki, ilk kez Indigo sahnesine konuk oluyor. Oldukça farklı müzik geçmişlerini 2008’de bir kenara bırakıp, çoğunlukla progressive house/techno arasında gidip gelen Minilogue’u kuran İsveçli Sebastian Mullaert ve Marcus Henriksson, yalnızca prodüksiyonlarıyla değil, oluşturdukları görsel dünyayla da 19 Ekim’de sevenleriyle buluşacak.

Erykah Badu, Jill Scott, Michael Jackson, Outkast, Earth, Wind and Fire gibi Soul, Hip-Hop ve R&B isimlerinin müziklerini, kendilerine has stilleriyle doğaçlayarak çalan Four in the Pocket, 20 Ekim’de garajistanbul’da müzikseverlerin karşısına çıkacak.

Rock grubu Triggerfinger İstanbul’da

Lykke Li’nin popüler parçası ”I Follow Rivers”a yaptığı akustik cover’la gündeme yerleşen Belçikalı rock grubu Triggerfinger ilk kez Türkiye’de. Müziği yetişkin dinleyiciler tarafından Led Zeppelin, yeni nesil tarafından ise Queens of The Stone Age’e benzetilen, 3 albümlerinin yanı sıra ‘Faders Up’ adında bir de canlı albümleri bulunan Triggerfinger, 20 Ekim’de Ghetto’da sevenleriyle buluşacak.

Duman, Bostancı Kültür Merkezi’nde

Türk Rock müziğinin önde gelen gruplarından Duman, 21 Ekim akşamı Bostancı Gösteri Merkezi’nde sahne alacak. İlk albümle beraber özellikle sahne performansına ağırlık vererek kısa sürede kendine sadık bir dinleyici kitlesi oluşturan grup, hayranlarını sevilen şarkılarıyla coşturacak.

Uzun yıllardır pek çok tango şovunda baş dansçı, aynı zamanda koreograf olarak görev yapan Mariela Maldonado ve Pablo Sosa, ”Tango Legends” adını verdikleri gösterileri ile dünya turnesi kapsamında 19 ve 20 Ekim’de, Türker İnanoğlu Maslak Show Center’de seyirciyle buluşacak. ”Tango asla ölmez” diyen Buenos Airesli grup, 2 perdeden oluşan gösterilerinin ilk bölümünde; Tango’nun altın çağını, ikinci bölümde ise 20. yüzyılın son yarısından kişisel yaratıcılık ve hayal gücünden doğan koreografi ile seyirciyi tangonun tarihinde yolculuğa çıkartacak. Gösteride aynı zamanda  Astor Piazzolla’nın eserlerine de yer verilecek.Ödüllü ve Hollywood yıldızlarına tango eğitmenliği yapan dansçıların da bulunduğu grup, ”tangonun neden efsane olduğunu ve asla ölmeyeceğini” izleyicilere bir kez daha anlatacak.

Ahmed Arif sahneye taşınıyor

Geçtiğimiz yıl Can Yücel’den Genco Erkal’ın uyarladığı ve Kemal Kocatürk’ün yönetip oynadığı ”Can” adlı tek kişilik oyunla tiyatro dünyasına merhaba diyen ”Tiyatro Kumpanyası”, usta şair Ahmed Arif’i sahnede görünür kılacak. Bilinmeyen bütün yanlarıyla Ahmed Arif ve şiirlerinin yaratılış serüvenleri, Sarper Özsan’ın müziği ve Kemal Kocatürk’ün yorumuyla, 20 Ekim’de Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu’nda seyirci karşısında olacak.

Şehir Tiyatroları’nda bu hafta 23 Ekim Salı günü Devlet Tiyatrosu İstanbul Küçük Sahne’de”Herkesin Bildiği Sırlar”, 24 Ekim Çarşamba günü Cevahir Salon 1’de ”Ölüleri Gömün”, Fuaye Sahne’de ”Dış Ses” seyirciyle buluşacak. 26 Ekim Cuma günü Küçükçekmece Cennet Devlet Tiyatroları sahnesinde ve Cevahir sahnesinde ”Aşkımız Aksarayın En Büyük Yangını” adlı oyunlar sahnelenecek.

Yavuz Özkan’ın yazdığı ve Hidayet Erdinç’in yönettiği ”Herkesin Bildiği Sırlar” adlı oyun, kadın – erkek, aşk – evlilik ve evlilik kurumu tartışması gibi gözüken ama aslında herkesin kendini tartıştığı, yaşadığı toplumu yargıladığı ve cevapsız soruların içinde boğulduğu bir dünyayı anlatıyor.

Irwin Shaw’ın yazdığı, Coşkun Büktel’in çevirdiği ve Şakir Gürzumar’ın yönettiği ”Ölüleri Gömün”adlı oyunun konusu ise şöyle: ”Dünyanın her tarafında sürüp giden savaşların birinde vurulan askerler mezarlarından kalksalar ve savaşı durdurmaya kalksalar neler olur. Ordu, hükümet, silah tüccarları, politikacılar, iş adamları, din adamları nasıl tepki verir. Ya kocalarını, sevgililerini, babalarını ve oğullarını kaybedenler gerçekten savaşsız bir dünyayı istiyor muyuz?”

Zeynep Kaçar’ın yazdığı, N. Fırat Demirağ’ın yönettiği ”Dış Ses” adlı oyunda iki farklı kadın, iki başka hayat, yabancılaşma, sıkışmışlıklar, beklentiler, aşılamayan engeller, aynı kader, aynı son anlatılıyor.

Güngör Dilmen’in ”Aşkımız Aksarayın En Büyük Yangını” adlı yazdığı oyun da Faik Ertener’in yeni yorumu ile sahnelenecek. Daha önce Ankara ve Adana da sergilenen oyun bu kez müzikal tadında İstanbul seyircisinin karşısına
çıkacak. Müziklerini Cem İdiz’in yaptığı oyun, 35 kişilik oyuncu kadrosu ve orkestrası ile eski İstanbul’u yaşatacak.

Tankut Öktem retrospektif sergisi

Taşı ve bronzu vefaya dönüştüren heykeltıraş Prof. Dr. Tankut Öktem’in eserleri retrospektif bir sergiyle Caddebostan Sanat Galerisi’nde bir araya geliyor. Sergi, sanat yaşantısı boyunca formların, ışığın, gölgenin arayışını sürdüren; efelerden, ozanlardan, Kuvayi Milliye Destanı’na kadar pek çok değeri heykelleriyle yaşatan Tankut Öktem’in ölümünün 5. yılında, retrospektif sergisiyle sanat hayatının tüm dönemlerine ışık tutuyor.

Türkiye’nin illerine yayılmış büyük anıtlarından figürlerin heykellerinin de yer aldığı, ilk dönem soyut formlardan figüratif geleceğini haberleyen ”Özgürlük Yüzleri”ne dek sanatçının birçok eserinin sunulduğu sergi, 31 Ekim-10 Aralık tarihleri arasında görülebilecek.

”Düş ya da Gerçek Şah-ı Maran” sergisi, 20 Ekim Cumartesi günü Cennet Kültür ve Sanat Merkezi Sergi Salonu’nda açılacak. Sergide yüzyıllardır devam eden Şahmaran geleneği, eski ve yeni çalışmalarla görülebilecek.

Karma resim ve heykel sergisi ise aynı gün Almelek Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşacak.

‘Aphrodisias çığlığı’

Ara Güler’in 1958 yılında bir rastlantı sonucu buluştuğuAphrodisias Antik Kentine ait fotoğraflardan oluşan siyah beyaz ve renkli prodüksiyon fotoğraflar Akademi Knidos’ta sanatseverlerle buluştu.

Rahatsızlığı nedeniyle Ara Güler serginin açılışına katılamazken, aralarından gazeteci yazar Osman Saffet Arolat ve Uluslararası Nakliyeciler Birliği Başkanı Çetin Nuhoğlu’nun da bulunduğu çok sayıda sanatsever deniz uçakla İstanbul’dan Palamutbükü’ne inerek buradan serginin açılışının yapılacağı Yaka Köyündeki Akademi Knidos’a ulaştı.
1958 yılında dönemin Başbakanı Adnan Menderes’in Aydın’da bir baraj açma törenini fotoğraflamak için yola çıkan Ara Güler, törene geç kalınca Aydın Valiliğinin tahsis ettiği jeeple Menderes’i izlemeye giderken yolunu kaybeder ve yolu Aphrodisias ile kesişir. Burada Antik kenti ve bu kentte yaşayan insanları, antik kent kalıntıları altında kalmış çığlık çığlığa “beni gün yüzüne çıkarın” diyen görüntülerle karşılaşır. Güler’in Akademi Knidos’ta 1 Ağustosta açılan ve 30 ağustos tarihine değin ziyarete açık tutulacak birbirinden ilginç fotoğraflar işte Aphrodisias Çığlığı başlığı ile tuvallerde yerini aldı.
Renkli ve siyah beyaz 40 fotoğrafın yer aldığı Aphrodisias Çığlığı adlı fotoğraf sergisi iş, sanat, turizmci ve tatilcileri buluştururken; İbrahim Çiftçioğlu, Mustafa Altıntaş, Ertuğrul Ateş, Altan Çelen ve Saim Erken gibi sanatçılarda sergiyi izleyenler arasında dikkat çekti. Yöre halkı ve tatillerini bu yörede geçiren özellikle yabancı turistlerin sergiye ilgisi ise görülmeye değerdi.
Ara Güler’in rahatsızlığı nedeniyle katılamadığı Aphrodisias Çığlığı fotoğraf sergisine katılanlar, dünyaca ünlü fotoğraf sanatçımıza geçmiş olsun dileklerini iletirken, “O’nun her fotoğrafından Ara Güler’in aydınlık yüzünü görüyoruz” dediler.

 

Kaynak : [-]

19 Temmuz tarihlerinde gerçekleşecek festivalde 7’den 70’e herkes “Opera” diyecek…

Türk ve dünya operalarının seçkin yapıtlarını, görsel bir şölende sanatseverlerle buluşturacak olan 3. Uluslararası İstanbul Opera Festivali, 7 Temmuz’da kapılarını açıyor. Festival biletleri ise www.mybilet.com adresinde ve MyBilet kiosklarında satışa çıktı.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 3. Uluslararası İstanbul Opera Festivali, 7 – 19 Temmuz 2012 tarihlerinde İstanbul’un büyülü atmosferinde önemli prodüksiyonlara ev sahipliği yapacak.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü Başrejisörü Yekta Kara’nın Sanat Yönetmenliğinde organize edilen festival, 2012 Temmuz ayı boyunca, beş opera prodüksiyonu ve bir Gala Konserin yer aldığı 10 temsille Türk ve Osmanlı dünyasının kapılarını açarak sanatseverlere unutulmaz anlar yaşatacak. Ankara, İstanbul, İzmir,Antalya ve Samsun Devlet Opera ve Balesi yapımlarının yanı sıra festivalin bu seneki sürprizi, dünyaca ünlü Arjantinli tenor Jose Cura olacak.

Festivalin 7 Temmuz’daki açılış temsili, W.A.Mozart’ın operalarından bir başyapıt örneği “Don Giovanni” operası ile gerçekleşecek. Ankara DOB tarafından Yekta Kara’nın rejisi ile sahnelenecek eser, İstanbul’un modern yüzü Haliç Kongre Merkezi’nde izleyici ile buluşacak.

İlk yıldan itibaren festivalin vazgeçilmezi, Viyanalı ünlü besteci W. A. Mozart’ın, Osmanlı İmparatorluğu’nun parlak dönemlerinden bir hikaye sunduğu “Saraydan Kız Kaçırma” operası ise doğal mekanı içinde, ardı ardına üç gün, Topkapı Sarayı’nda, Samsun DOB tarafından sahnelenecek.

İzmir DOB’un, padişahların evi Topkapı Sarayı’nda sahneleyeceği, besteci Okan Demiriş imzalı, “IV. Murat” operası; Osmanlı padişahları arasında en korkusuz, en güçlü ve bir o kadar da eğitimli ve ince ruhlu Sultan Dördüncü Murat’ın trajik hayatının anlatıldığı, belleklerden silinmeyecek bir prodüksiyonla sanatseverlerin karşısına çıkacak.

İstanbul DOB’un sahneleyeceği ve Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid’in Timur Han’la olan savaşının konu edinildiği “Yıldırım Bayezid” operası, İtalyan besteci, Antonio Vivaldi’nin muhteşem anlatısını Kadıköy Süreyya Operası’na taşıyacak.

Besteci Selman Ada’nın Halit Ziya Uşaklıgil’in ünlü romanından esinle bestelediği, vicdanı ile arzuları arasında sıkışıp kalan bir kadın karakterin anlatıldığı “Aşk-ı Memnu” operası, Antalya DOB ile festivale Bahçeşehir Kültür Sanat Merkezi’nden sıcak bir hava katacak.

Tarihsel mekanlarla bütünleşerek İstanbul’u dünya ölçeğinde benzersiz bir konuma yerleştirecek festival, Topkapı Sarayı, Aya İrini, Süreyya Operası, Haliç Kongre Merkezi, Bahçeşehir Kültür Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

 

Kaynak : [-]

İstanbul Kültür Sanat Vakfı, dünyaca ünlü dans topluluğu Nederlands Dans Theater II’yi 15 Haziran Cuma akşamı saat 20.30’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde izleyiciyle buluşturuyor.

Çağdaş dansın Avrupa’daki en önemli ve dünyadaki en başarılı temsilcilerinden biri olarak kabul edilen ve daha önce 32. İstanbul Müzik Festivali kapsamındaki gösterileriyle seyredenleri kendilerine hayran bırakan Nederlands Dans Theater, Hollanda ve Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin başlangıcının 400. yıldönümü kutlamaları kapsamında bir kez daha İstanbul’da. Bu kez, Hollanda Kraliçesi Beatrix’in Türkiye ziyareti vesilesi ile İstanbul’a gelecek 16 genç ve dinamik dansçının yer aldığı Nederlands Dans Theater II, dünyaca ünlü koreograflar Jirí Kylián, Hans van Manen, Alexander Ekman ve Sol León & Paul Lightfoot’un yapımlarından oluşan bir programla seyirciyle buluşacak. Hollanda Kraliyeti tarafından desteklenen gösterinin eş sponsorluğunu Ant Kalıp ve Organik Holding üstleniyor.

NEDERLANDS DANS THEATER II ÜNLÜ KAREOGRAFLARIN DANSLARIYLA SAHNEDE

Nederlands Dans Theater II’nin İstanbul’daki gösterilerindeki ilk eser, 1982 yılına ait bir Jirí Kylián koreografisi olan “Songs of a Wayfarer”. Bu performansta, Gustav Mahler’in “Lieder eines fahrenden Gesellen” adlı eseri beş çiftin dansıyla sahneye aktarılacak. Topluluk, “Songs of a Wayfarer”in ardından, Hans van Manen’in Nederlands Dans Theater II’nin genç dansçıları için 2001 yılında yaptığı ve iki kişi arasındaki ilişkiyi betimleyen “Simple Things” adlı eseri sunacak. Koreografisi, Sol León ve Paul Lightfoot’a ait “Shutters Shut” eserinde ise dansçılar kendi işaret dilinde modern edebiyatın öncülerinden ABD’li yazar Gertrude Stein’ın oldukça özgün olan “If I told him” şiirini dört dakikalık özel bir dansla sergileyecek. 2003 yılında prömiyerini yapan çalışmayı ilginç kılan, müziğin yerini tamamıyla konuşulanın sıra dışılığının alması. Nederlands Dans Theater II’nin programında yer alan son eser; Alexander Ekman’ın ilk kez 2010 yılında sahnelenmiş olan “Cacti” adlı koreografisi olacak. “Cacti”de, sahnedeki 16 dansçı ile 4 müzisyen, Haydn, Beethoven ve Schubert’in müzikleri eşliğinde, bedenleri ve enstrümanlarıyla bir senfoni oluşturacak.

NEDERLANDS DANS THEATER

Paul Lightfoot’un sanatsal önderliğinde 1959 yılında Nederlands Balesi’nden ayrılarak kendilerine yeni bir tarz yaratmayı amaçlıyan 22 dansçı tarafından kurulan Nederlands Dans Theater, 600’den fazla bale prodüksiyonunun oluşturduğu zengin bir repertuara ve yarım asrı aşkın tecrübesiyle çağdaş dansta çığır açan bir topluluk. Bugüne kadar topluluk, büyük ustalar Jir(í Kylián ve Hans van Manen, yerleşik koreograflar Sol León ve Paul Lightfoot, yardımcı koreograflar Crystal Pite, Johan Inger, Alexander Ekman ve Nacho Duato, Mats Ek, William Forsythe, Marco Goecke, Wayne McGregor, Ohad Naharin gibi konuk koreograflarla büyüdü ve gelişti. Nederlands Dans Theater’in dansçıları arasından, yaşları 17 ile 23 arasında değişen 16 başarılı dansçının yer aldığı Nederlands Dans Theater II topluluğu ise kurulduğu 1978 yılından bugüne kadar Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Almanya, Güney Kore, İsviçre, İtalya, İsveç, Danimarka, Norveç gibi pek çok ülkede etkileyici gösteriler gerçekleştirerek adını duyurdu. Tarzı, gücü, olağanüstü esnekliği ve tutkuyu, inandırıcılık ve sınır tanımaz bir yetenekle birleştiren bir ekip olan Nederlands Dans Theater II, Jirí Kylián, Hans van Manen, Ohad Naharin, Sol León & Paul Lightfoot ve Johan Inger gibi koreografların yanı sıra, genç ve yetenekli koreograflarla da çalışıyor.

Nederlands Dans Theater II gösterisinin 120 TL, 90 TL ve 60 TL üzerinden satılan biletleri Biletix satış noktaları, Biletix Çağrı Merkezi (0216 556 98 00), www.biletix.com ve İKSV’den (10.00–19.00 saatleri arasında; Pazar günleri hariç) alınabilir.

“Marifet iltifata tabidir”

Direklerarası Seyircileri Seçici Kurulu 2011-2012 sezonunda, İstanbul’da 226 oyunu seyrederek “Performans” ve “Tasarım” kategorilerinde en başarılı bulduğu sanatçıları belirledi. İstanbul’daki oyunların ödülleri 27 Mayıs 2012 tarihinde Yunus Emre Kültür Merkezi’nde düzenlenecek törenle sanatçılara sunulacak.

 

Direklerarası Seyircileri Logosu

“Prodüksiyon”ödülü “Ölümüne” ile Kent Oyuncuları’na“Yönetmen” ödülüBertolt Brecht’in ünlü eseri “Sezuan’ın İyi İnsanı” oyununu İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda sahneye koyan Yücel Erten’e verildi.

İstanbul dışında ödül kazanan kurum ve sanatçıların adları ile ödül dağıtım törenlerinin yer ve saatleri ayrıca duyurulacaktır.

İstanbul Tiyatroları Direklerarası Seyirci Ödülleri

Prodüksiyon:Ölümüne, Kent Oyuncuları

Müzikal Prodüksiyon: Külhanbeyi Müzikali, Bakırköy Belediye Tiyatroları

Tek Kişilik Prodüksiyon: Disco 5 No’lu, Destar-Theatre , Mirza Metin

Yönetmen: Yücel Erten, Sezuan’ın İyi İnsanı, İstanbul Devlet Tiyatrosu

Oyun Yazarı: Irmak Bahçeci, Michelangelo, İstanbul Devlet Tiyatrosu ve Ebru Nihan Celkan, Tetikçi, Bulut

Erkek Oyuncu:Atilla Şendil, Michelangelo, İstanbul Devlet Tiyatrosu

Kadın Oyuncu: Şebnem Köstem, Hedda Gabler, İBB Şehir Tiyatroları

Yardımcı Erkek Oyuncu: Turan Günay, Kırmızı, İstanbul Devlet Tiyatrosu

Yardımcı Kadın Oyuncu:Zeynep Özden, Kazaen (Beyoğlu’nda Çarpışmalar), Tiyatro Pera
Canlandırmada Bütünlük (Ensemble): Largo Desolato, Ekip

Küçük Salon Erkek Oyuncu: Yiğit Sertdemir, Gerçek Hayattan Alınmıştır, Altıdan Sonra Tiyatro

Küçük Salon Kadın Oyuncu: Aslıhan Azeri, Bernarda Alba’nın Evi, Oyunbaz

Komedi Erkek Oyuncu: Ünal Yeter, Kocasını Pişiren Kadın, Tiyatro 3

Komedi Kadın Oyuncu: Melda Gür, Canlı Yayın, Sahnekarlar

Komedi Toplu Canlandırma (Komedi Ensemble): Bölge Hastanesi, Tiyatro Adam

Sahne Tasarımı:Behlüldane Tor, Michelangelo, İstanbul Devlet Tiyatrosu

Kostüm Tasarımı: Tomris Kuzu, Şark Dişçisi, İBB Şehir Tiyatroları

Işık Tasarımı:Önder Arık, Antigone, İstanbul Devlet Tiyatrosu

Özgün Tiyatro Müziği: İki Şehir, Ağaç İrfan, Oynayan İnsan Tiyatrosu

Efekt Tasarımı: Ersin Aşar, Ateşli Sabır (Postacı), İBB Şehir Tiyatroları

Koreografi: Nebi Birgi, Sidikli Kasabası Müzikali, İstanbul Devlet Tiyatrosu

Yenilikçi Tiyatro: Hikayeden Memurlar, Tiyatro BeReZe

Özgün Yeni Oyun: Şiddet Üçlemesi 1 / Ayna, Tiyatro Artı

Sürekli Mükemmeliyet: Çolpan İlhan

Yılın “Demokrasi” Temasına Uyan Oyun

Tiyatro alanındaki sivil toplum örgütlerinin 2011-2012 Tiyatro sezonu için belirledikleri “Demokrasi” temasına İstanbul’da uyan oyunlar:

Ateşli Sabır (Postacı), İBB Şehir Tiyatroları
Günlük Müstehcen Sırlar, İBB Şehir Tiyatroları

Ümit Veren Yeni Tiyatro Grupları:
Tiyatro Ak’la Kara, Tom, Dick ve Harry
Tiyatro Hal, Eksik
Tiyatro Barbone, İki Dünya Oteli

 “Genç Yetenek” Teşvik Ödülleri

Murat Kapu, Barzo ile Konserve, Altıdan Sonra Tiyatro
Barış Gönenen, Limonata, Sıfırnoktaiki
Deniz Elmas, Aşkın Sıradanlığı, İstanbul Devlet Tiyatrosu
Cihan Sağlam (Genç Oyun Yazarı), Kuş Kafesi, The Club

Özel Ödüller

Bir Damdaki Kemancı Hikayesi / Hayata, Yıldırım Spor Kulübü Tiyatro Topluluğu
7 Kocalı Hürmüz – Yönetmen Bülent Öner / Anadolu Holding Tiyatro Grubu
BuluşmaHamlet – Satge

Direklerarası Seyircileri Jüri Özel Ödülü

Anlaşılmaz Konuşmalar, Tiyatroperest

Tiyatro Basın ve Halkla İlişkiler ve Tiyatro Yöneticileri

Program bilgi akışındaki duyarlılıkları nedeniyle;

Balam Kenter,  Kenter Tiyatrosu
Sezin  Gündoğan, Maya Sahnesi
Pelin Turancı, Tiyatro Ak’la Kara

www.direklerarasi.org

 

Şehre Mono geliyor!

Türkiye’de müzik ve eğlenceye yön veren Pozitif Live, bu sene yepyeni bir festivali müzikseverler ile buluşturmaya hazırlıyor.

Mono Festivali

30 Haziran Cumartesi günü Solar Beach’te gerçekleşecek olan Mono Festival’de müzik dünyasının yenilikçi ve farklı tarzlarıyla dikkat çeken yerli ve yabancı isimleri, gündüz saatlerinden itibaren sahne alacak.
Güneşi, denizi ve kumsalı müzikle birleştiren ve aynı zamanda şehre taşıyan tek festival olan Mono, bu yaz unutulmayacak bir program ile müzikseverlerin karşısında olacak.

30 Haziran Cumartesi günü kapılarını sabah 10:00’da açacak olan Mono Festival’de 4 farklı sahne yer alıyor. Ana sahne ve Burn Electronica & Dubstep sahnesinde izleyeceğimiz dünyaca tanınmış isimler arasında, Punk’ı çingene ateşi ve Brecht etkili kabareler ile buluşturan etkileyici topluluk Gogol Bordello, izleyicilerini ilgi çekici kostümler eşliğinde New York’un gizemli arka sokaklarına, göçmenlerin dünyasına götürecek. Kanadalı New Wave ve Indie rock grubu Metric ise alternatif duruşları ve güçlü sahne performanslarıyla göz dolduracak. Son dönemlerin sıkıcı, monoton ruhundan kurtulmak isteyenlerin aradığı,hayranlarının tüm duyularının uyanmasını sağlayan derin ve vurucu new wave soundlu grup The Horrors ve alegorik tarzıyla seyirciyi büyüleyici, masalsı bir yolculuğa çıkarmayı başaran Danirmarkalı yeni yetenek Oh Land Mono Festival’de müzikseverleri bambaşka bir dünyaya taşıyacak. Yerli gruplardan ana sahnede müzikseverleri bekleyen isimse The Ringo Jets olacak.

80’leri, gerçek sentez ve prodüksiyonla ürettiği elektronika müzikte başarılı bir şekilde tekrar yansıtmayı başaran Com Truise ve 2010’dan beri yayınladığı sıradışı club trackleriyle beğeni toplayan Bok Bok da, Mono festival’de akıllara kazınacak performanslarla festivali doruğa taşıyacak. Grup Ses Beats ise Burn Electronica ve dubstep sahnesinde performans sergileyecek isimler arasında yerini alıyor.

ANA SAHNE

Oh Land

Oh Land

Elektro-pop ve deneysel tarzda şarkılarıyla tanınan müzisyen, söz yazarı ve dansçı Danimarkalı Oh Land, gerçek adıyla Nanna Øland Fabricius, müzik dünyasına 2008’de çıkardığı “Fauna” albümüyle adım attı. Kendi adını taşıyan ve 2011’de çıkardığı ikinci albümü sayesinde Danimarka listelerinde beşinci sıraya kadar yükseldi. Oh Land, opera sanatçısı bir anne ve kilise orgcusu bir babanın kızı olarak yetişti ve bunu müziğine de yansıtmayı başardı. Sahne performansının büyülü dünyasını kutsal olarak nitelendiren Danimarkalı şarkıcı,  alegorik özellikler taşıyan müziği ile konserlerinde seyirciyi bambaşka bir dünyaya götürüyor.

 

 

 

 

 

 

Gogol Bordello

Gogol Bordello

Punk’ı çingene ateşi ve Brecht etkili kabareler ile buluşturan Gogol Bordello, sahne enerjisiyle kitleleri harekete geçirip dinleyicilere bol tempolu anlar yaşatmayı başarıyor. Adını ideolojik olarak etkilendiği Rus yazar Nikolay Vasilyeviç Gogol’dan esinlenerek alan grup 1999 yılında kuruldu ve bir süre Rus düğünlerinde çingene müzikleri çaldı. Gogol Bordello, izleyicilere yaşattığı hiper-kinetik sarsıntılarla kısa sürede New York altkültürünün en popüler isimlerinden biri haline geldi. Roman punk ve roman folk tarzını benimseyen ve Türk seyircisinin de beğenisini kazanmayı başaran Amerikalı grup, izleyecileri olağanüstü kostümler eşliğinde New York’un gizemli arka sokaklarına, göçmenlerin dünyasına davet ediyor. Gogol Bordello, 2006’da Rock’n Coke’ta, 2008’de Efes Pilsen One Love gibi önemli festivallerde sahne aldı.

Metric

Kanadalı indie rock ve New Wave grubu Metric, vokal ve keyboard’da Emily Haines,

Metric

gitarist James Shaw, basist Josh Winstead ve davulcu Joules Scott-Key’den oluşuyor. 1998’de kurulan grup ilk albümleri “Old World Underground, Where Are You Now”u 2003’te çıkardılar ve bu albümle En İyi Alternatif Grup ödülüne aday gösterildiler. Asıl çıkışlarını 2009’da çıkardıkları dördüncü stüdyo albümleri “Fantasies” ile yapan Metric, Yılın En İyi Alternatif Albümü ve En İyi Grup ödüllerine sahip oldular. Festivallerdeki performanslarıyla seyirciye unutulmayacak anlar yaşatan ve müzik dünyasına kattıkları yenilikçi bakış açısından güç alan Metric, Haziran 2012’de çıkacak yeni albümleri “Synthetica”yı kariyerlerinin en iyi özeti olarak gösteriyor.

The Horrors

The Horrors

The Horrors 2005’te İngiltere’nin Southend on Sea bölgesinde kuruldu. Çıkış albümleri Stange House 2007 yayınlandı ve kısa sürede İngiltere albüm listesinde 37 numaraya ulaştı. 2009’da piyasaya çıkan Primary Colours’la 25’e ulaşan The Horrors, Temmuz 2011’de çıkardıkları Skying albümleriyle listenin 5. Sırasına yerleşti.

Plak ve DJ’liğe olan merakları sayesinde tanışan Rhys Webb, Faris Badwan ve Tom Cowan, 60’lar Garaj Rock, New Wave ve Post Punk’a duydukları ilgi sayesinde bir araya geldi. 2005’te Joshua Hayward ve Joe Spurgeon’ı da yanlarına alarak The Horrors’u kuran grup, çıkış singleları “Sheena Is a Parasite” ile halkın dikkatini çekti ve ikinci single’ları “Death at the Chapel” ile NME’ye kapak olma şansını yakaladı.  Müzik piyasasında hızla yükselen grup, Mart 2012’de İngiltere ve İrlanda’da sahne paylaşmak üzere Florence and The Machine’in Ceremonials turnesine katıldı.

Sahneye çıktıkları anda önce kendilerini, sonra seyirciyi coşturan grup, kaliteli müzikle çılgınlığı bir araya getiriyor.

Com Truise

Com Truise

Seth Haley, sahne adıyla Com Truise, New York ve sonrasında Princeton, New Jersey çıkışlı bir elektronik müzik adamı.

Sentez ve ağır prodüksiyonla yaptığı müziği, 1980’lerin tarzından etkilenmiş. Dinleyiciyle ilk buluşması AM Discs label üzerinden ücretsiz indirlebilen Cyanide Sisters EP’yle gerçekleşen Com Truise, Ghostly International’ın dikkatini çekmeyi başardı ve Cyanide Sisters yeniden basıldı. Hemen ardından Tron: Legacy Reconfigured albümünde bir remixi yer alakn Com Truise, 2011’de ilk albümü Galactic Melt’i piyasaya çıkardı. Neon Indian’ın Sleep Paralysist’ini, Twin Shadow’un Castles In The Snow’unu, Franklin’in  I Know’unu, Ana Lola Roman’ın Klutch’ını remixleyerek gittikçe müzik piyasasında adından söz ettirmeye başlayan Com Truise, Aralık 2011’de yayınladığı Foster the People’ın Helena Beat remixiyle büyük beğeni topladı.

BEACH BUMS

Mabbas

Mabbas

2000 yılından bugüne neredeyse hiç ara vermeden Türkiye’nin en kaliteli radyolarında DJ’lik, müzik dergilerinde yazarlık ve festivallerde direktörlük yapmış Mabbas, tam anlamıyla bir müzik adamı. Sırasıyla Radio Cool, FG 93.7, Radyo 92.3 ve Dinamo 103.8’de tanıştığı dinleyenleriyle  Kasım 2009’dan itibaren Pazar akşamları saat 21.00’de Radyo Eksen 96.2’de buluşan Mabbas, canlı canlı Mono Festival’de.

Club Bangkok

Club Bangkok,gece hayatı boşluğunu görüp şaşıran, sonrasında şaşırmayı bırakıp bir ‘club night’ başlatan üç enerjik gençten oluşmakta. 2010 ortalarında Doğu yanına Hakan Odabaşı ve Onur Yazıcı’yı alarak Bangkok gecelerinin İstanbul ayağına başladı. Bangkok DJ’leri bir yılı aşkın süredir bütün kalpleriyle sevdikleri bir playlist ile gelenlerin yüzünde gülümseme, ertesi gün de vücutlarında müthiş bir hangover bırakmayı başardı. The Clash, The Sonics, Sex Pistols gibi ‘Old-Skool-Indie’yi, 2004 sınıfından terk The Libertines, Futureheads ve arkadaşlarıyla birleştirip, her çalındığında tavandan ter akıtacak derecede dans ettiren Blur, Franz Ferdinand marşlarıyla karıştırınca insanların mutlu olmaması imkânsıza yakın.

Style-ist

Yetenekli DJ, elektro, elektroclash, elektropop ve breakbeat gibi müzik türleriyle önemli festival ve organizasyonlarda kendini kanıtlamış bir isim. Ayrıca dub ve reggae birleşimli sounduyla da sürprizlere açık olduğunu gösteriyor.

Yakuza

Asıl adı Can Utkan olan DJ Yakuza’nın kariyeri Tokyo’da çaldığı çeşitli kulüplerde başladı. 1999 yılında Türkiye’ye dönen ve Radio Oxigen’de çalmaya başlayan DJ Yakuza, ağırlıkla drum’n bass ve break-beat tarzlarına yönelse de kendine ait farklı ve zengin bir dil yarattı. DJ’liğin yanısıra önemli caz müzisyenleriyle de ortak çalışmalar yapan sanatçı, prodüktör kimliği ile de değişik projelerde yeraldı. Cem Yıldız, Richard Hamer ve Murat Uncuoglu ile birlikte, elektronik altyapıyı Türk folk müziği ve enstrümental biçimlerle harmanlayıp geleneksel vurmalı çalgılarla örülmüş çok sesli ve “jazzy” bir kurgu ortaya çıkardıkları Orient Expressions grubunu kurdu. 2008 yılında DJ olarak ilk çalışması “Labyrint” yayınlandı. Birçok ülkede performans gösteren DJ Yakuza, İstanbul’un en eklektik ve keyifli elektronik müziklerini yapan isimlerden biri olarak gösterilmeye devam ediyor.

DearHead

Kuruldukları 2009 yılı itibari ile İstanbul elektronik müzik piyasasına yeni bir soluk getiren DJ ikilisi DearHead (Bengi Ünsal & Evrim Tüfekçioğlu), bol vokal ve ritimli parça seçimleri, farklı türleri birleştirmekteki ustalıkları ve sahnedeki enerjileri ile gönüllerde taht kurdu.

Dancing Birds Feel The Beat

Kiki, Babylon, Ghetto gibi mekânlarda modern zaman içinde “boogie night”lar yaptı Dancing Birds Feel the Beat ikilisi Sehnaz ve Sine… Biri Screamin’ Jay Hawkins, The Beach Boys, The Trashmen çaldı, diğeri setin başına geçtiğinde tam da bu zamanın kahramanlarını arka arkaya dizdi; Two Door Cinema Club, MGMT, La Roux, Interpol… Bu kez festival güzellemeleriyle setin başına geçecekler, eskiler yeniler bir yana sahnenin ortasına eğlence koyacaklar.

DİNAMO LOUNGE

Cervus

 

Türkiye’nin en geniş katılımlı DJ anketi “DJ Office Best DJs 2005” anketinde yılın en iyi DJ’i seçilen Cervus sahip olduğu yetenek ve vizyonla elektronik müzik piyasasının en sağlam isimlerinden. Başarılı DJ ve yapımcıyı canlı dinlemek isteyenler için harika bir fırsat.

Tutan

Türk müziğinin Barış Manço, Zeki Müren gibi ustalarının şarkılarını kendine has soundıyla mixleyen Tutan, House ve Techno konusundaki cüratkırlığını radyo programına da taşıyıp, her eserinde küçük deneyler yapan bir DJ.

Kaan Düzarat

1980 Eskişehir doğumlu; ama İstanbul’a İngiliz electro house soluğunu getirmesiyle bilinen, yıllardır Dinamo’da DJ’lik yapan ve Vesvese’yle sık sık İstanbul’u sallayan Kaan Düzarat, bu kez de Mono Festival’de.

(((emre)))

DJ’liğe 1997’de Açık Radyo’yla başlayan (((emre))), şimdilerde Dinamo FM’in vazgeçilmezlerinden. Kendisi Magma, Ministry, Captain Hook, Hangar – 2019, Milk, Çubuklu Hayal, Karga Bar, Zihni, Orange, 7th House, The Club 20 – Ankara, Wasp, Juke Box, Solar Beach, Minimüzikhol gibi mekan ve festivallerde çalarak seyircinin favorileri arasına girdi.

Agentorange

Agentorange ya da gerçek adıyla Mete Tavukçuoğlu, 90’lı yıllarda drum’n bass, big beat ve house müziğe ilgi duymaya başladı ve arkadaş partilerinde başlayan DJ’lik serüveni Türkiye elektronik müzik piyasasının en önemli isimlerinden biri olmasıyla devam ediyor. Agentorange’ın müziğinde breakler, techno, elektro ve bol vokal duyacak, ona hayran kalacaksınız.

 

Muzo

Türkiye’nin en sevilen radyocularından, Dinamo’nun çok yönlü ismi.

Bergiten

1993 yılında DJ’liğe başladı. Soulfultechno, Deephouse, Progressive house ve Breakbeat ağırlıklı müziğiyle birçok radyo ve klüpte çaldı. Bugün Dinamo’nun müzik direktörlüğünü yapıyor ve haftada bir dinleyenleriyle buluşup, hızından hiçbir şey kaybetmediğini herkese gösteriyor.

Doğukan İres

Lise yıllarında Depeche Mode’a olan hayranlığı sayesinde başlayan müzik serüveni Londra’nın ve İstanbul’un en popüler klüplerinde çalmasıyla sonuçlanan Doğukan İres, house, tech-house ve deep-house dolu bir performansla Mono Festival’de.

 

Kaynak : [-]

 

Malagalı 7 erkek kardeşten oluşan ‘Los Vivancos’, ‘Aeternum’ adlı yeni gösterilerini sergilemek için Türkiye’ye geliyor. 7 yakışıklı flamenko dansçısı 24 Mayıs’ta Congresium Ankara’da ve 25 Mayıs’ta İş Sanat’ta sezon kapanış gecesinde İstanbul’da sahneye çıkacak.

Flamenko 'nun Prensleri -LOS VIVANCOS-

– ‘Aeternum’ pahalı bir prodüksiyon gibi görünüyor… İlk gösteriniz ‘7 Hermanos’ ne kadar aştınız?
-7 Hermanos’ ilk gösterimizdi ve onlarca ülkede, yüzlerce kez sahneye çıktık. Hepimizin konservatuvar geçmişi ve farklı dans topluluklarıyla deneyimleri var. Ama ‘Los Vivancos’ olarak sahnede çok daha tecrübeli hale geldik. Bu yüzden ‘Aeternum’,  ‘- Hermanos’u fazlasıyla geride bırakıyor. Bir Hollywood prodüksiyonu gibi, çok daha güçlü bir gösteri.
– Müziklerde son derece başarılı bir korku filmi olan ‘Yetimhane’nin (El Orfanato) müziklerini yapan Fernando Valezquez’in imzası var. Yoksa bizi gerilimli bir flamenko gösterisi mi bekliyor?
Gerilimli demek doğru olmaz ama heyecanlı ve temposu çok yüksek bir gösteri diyebiliriz. ‘Yetimhane’nin müziklerini çok beğendiğimiz için Fernando Valezquez’le çalışmak istedik. Gösteride Judah’ın yaratıcılığından ortaya çıkan tamamen bize ait müzikler de var. Budapeşte Senfoni Orkestrası’nın müzikleriyle çok renkli bir sahne oluşuyor. Gerilim filmi gibi değil ama kesinlikle sihir dolu bir macera filmi gibi.
– Hepiniz dövüş sanatlarıyla ilgileniyorsunuz, spor yapıyorsunuz… Estetik bir vücutla sahnede olmanız, kimi izleyici için flamenkodan daha cazip değil mi?
‘Los Vivancos’u kurduğumuz 2004 yılından beri gittiğimiz 30’dan fazla ülkede medya bizden hep ‘yakışıklı dansçılar’ diye bahsetti. Çok sıkı spor yapıyoruz, dans ediyoruz ve bedenlerimize iyi bakıyoruz. Sahnede bir dansçının estetiği ve bedenini nasıl kullandığı çok önemli. Biz bedenimizi birer enstrüman gibi kullanıyoruz ve onu parlatmak flamenkoda da işimize yarıyor.
– Sahnede dövüşüyor musunuz?
Dövüş sanatları bana kalırsa bize çok güçlü bir duruş veriyor ve özellikle flamenko çok tutkulu bir dans ve bu duruş erkek dansçılar için bir avantaj sağlıyor. Sahnede çok farklı mizansenler içine yerleştirdiğimiz dövüş sahnelerimiz var, hatta kick-box bile yapıyoruz. Son derece güçlü koreografilerle sahnedeyiz.

Kaynak : [-]  Yazan:  Cenk ERDEM