Şunun için etiket arşivi: performans

Bu sene 46’ncı kez gerçekleşecek SİYAD Ödül Töreni’nde Onur Ödülü sahipleri açıklandı. Sinema ve tiyatro oyuncusu-çevirmen Serra Yılmaz, yönetmen ve senarist Ali Özgentürk, senarist, sinema ve tiyatro oyuncusu Macit Koper, bu senenin onur ödülü sahipleri.

serra-yilmaz

Serra YILMAZ

aLİ-OZGENTURK

Ali ÖZGENTÜRK

SİYAD’ın Emek Ödülü ise yayıncı, tasarımcı, fotoğraf ve afiş sanatçısı Erol Ağakay’a verilecek. 20 Ocak’ta Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda gerçekleştirilecek törende, SİYAD’ın 93 üyesinin 2013 yılında sinema salonlarında en az yedi gün ticari gösterime girmiş yerli ve yabancı filmler arasında yapacağı iki turlu değerlendirme sonucunda belirlenen isimler ödüllerini alacak. Yerli yapımlar kategorisinde en iyi film, yönetim, senaryo, müzik, görüntü yönetimi, sanat yönetimi, kurgu dalları, kadın oyuncu performansı, yardımcı kadın oyuncu performansı, erkek oyuncu

Macit KOPER

Macit KOPER

performansı, yardımcı erkek oyuncu performansı ile toplam 11 ana dalda ödül verilecek.

Gecede 2013 yılının, sinema yazarları tarafından belirlenen en iyi yabancı filmi de açıklanacak. Belgesel film ve en iyi kısa film ödüllerinin de verileceği gecede genç müzisyen Karsu da sahne alıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Şişli Belediyesi ve Garanti Bankası’nın ana destekçisi olduğu, Ceyda Düvenci’nin sunuculuğunu yapacağı SİYAD ödülleri, D-Smart’ın 20’nci kanalında canlı yayımlanacak.

Akbank Sanat, 4-26 Aralık 2013 tarihleri arasında gerçekleştirilecek Akbank Sanat Caz Günleri ile dünyaca ünlü ustaları ve genç yetenekleri ağırlıyor.

23-Akbank-Caz-Festivali-2013

ERMAN DİRİKCAN

Erman Dirikcan

Yeni nesil Türk cazının en önemli temsilcilerinden biri olan genç müzisyen Erman Dirikcan, bas gitarda Boris Oud, davulda Friso van Wijck’dan oluşan Erman Dirikcan Trio’nun 04 Aralık 2013, Çarşamba günü gerçekleştirecekleri konserle başlayacak olan Akbank Sanat Caz Günleri, 10 Aralık 2013, Salı günü geleneksel İskandinav halk müziğini günümüz caz standartları içinde ustalıkla kullanan, gospel ve Karayip ritmleri ile cool cazı ve hatta funk’ı başarıyla harmanlayan Tord Gustavsen ile devam edecek.

Etkinlik kapsamında geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen JamZZ Genç Yetenekler Yarışması 2012’de “en iyi performans” ödülü sahibi Olgun Açar, 13 Aralık 2013, Cuma günü; Danimarka’nın caz divası Cæcilie Norby ve Kuzey cazının en önemli isimlerinden İsveçli Lars Danielsson, 18 Aralık 2013 Çarşamba günü ve yeni nesil caz müziğinin genç ve yetenekli ismi Uraz Kıvaner, 26 Aralık 203, Perşembe günü Akbank Sanat sahnesinde olacak.

CAZIN GENÇ YILDIZI “ERMAN DİRİKCAN” AKBANK SANAT‘TA

Son yılların en heyecan verici caz gitaristlerinden biri olarak kabul edilen ve yurtdışında yaptığı çalışmalarla yeni nesil Türk cazının en önemli temsilcilerinden biri olan genç müzisyen Erman Dirikcan, bas gitarda Boris Oud, davulda Friso van Wijck’dan oluşan Erman Dirikcan Trio ile 04 Aralık 2013, Çarşamba günü Akbank Sanat’ta unutulmaz bir müzik ziyafeti sunacak. Konserde, “Forces At Work” isimli yeni albümden parçalar, ayrıca sevilen caz standardlarından örnekler sunacak olan Erman Dirikcan Trio, 05 Aralık 2013, Perşembe günü düzenlenecek atölye çalışmasında ise birikimlerini müzikseverlerle paylaşacak ve merak ettikleri soruları yanıtlayacak.

Etkinlik: Konser– ERMAN DİRİKCAN TRİO
Erman Dirikcan, gitar, perdesiz gitar
Boris Oud, bas gitar
Friso van Wijck, davul

Tarih: 04 Aralık 2013, Çarşamba
Saat: 20:00
Yer: Akbank Sanat

Etkinlik: Masterclass– ERMAN DİRİKCAN TRİO
Tarih: 05 Aralık 2013, Perşembe
Saat: 15:00
Etkinlik ücretsizdir

TORD GUSTAVSEN

Tord GUTAVSEN

Olgun Açar

oLGUN açar

KUZEYDEN LİRİK BİR CAZ ŞAİRİ “TORD GUSTAVSEN”

Geleneksel İskandinav halk müziğini günümüz caz standartları içinde ustalıkla kullanan, gospel ve Karayip ritmleri ile cool cazı ve hatta funk’ı başarıyla harmanlayan Tord Gustavsen, 10 Aralık 2013, Salı günü Akbank Sanat’ta izleyenleri büyüleyecek.

Piyanoda Tord Gustavsen, saksofonda Tore Brunborg, kontrbasda Mats Eilertsen ve davulda Jarle Vespestad’dan oluşan Tord Gustavsen Quartet, 2012 yılında yayınlanan ve “2012’nin En İyi Norveç Caz Albümü” seçilen ve tüm dünyada büyük ilgi ile karşılanan The Well’in dünya turnesi kapsamında müzikseverlerle buluşacak.

Etkinlik: Konser– TORD GUSTAVSEN QUARTET
Tord Gustavsen, piyano
Tore Brunborg, saksofon
Mats Eilertsen, kontrbas
Jarle Vespestad, davul

Tarih: 10 Aralık 2013, Salı
Saat: 20:00
Yer: Akbank Sanat

“TIDES” AKBANK SANAT CAZ GÜNLERİ’NDE

Akbank Sanat Caz Günleri kapsamında sahne alan sanatçılardan biri de geçtiğimiz yıl JamZZ Genç Yetenekler Yarışması 2012’de “en iyi performans ödülü”nü kazanan Olgun Açar.

Davulda Olgun Açar, tenor saksafonda 2010 çıkışlı albümü “Barcelona” ile beğeni kazanan Tamer Temel, basta Türkiye’nin en önemli bas gitaristlerinden Volkan Topakoğlu ve piyanoda İstanbul’da yaşayan Fransız piyanist Jef Giansly’den oluşan TIDES, 13 Aralık 2013, Cuma günü izleyicilere keyifli bir müzik ziyafeti sunacak.

Etkinlik: Konser – TIDES
Olgun Açar, davul
Tamer Temel, tenor saksafon
Volkan Topakoğlu, bas
Jef Giansly, piyano

Tarih: 13 Aralık 2013, Cuma
Saat: 20:00
Yer: Akbank Sanat

İSKANDİNAV CAZININ USTA İSİMLERİ AKBANK SANAT CAZ GÜNLERİ’NDE

Geçtiğimiz yıl 22. Akbank Caz Festivali’nde “The Act Jubilee Night” konseri kapsamında müzik tutkunları ile buluşan ve büyük beğeni kazanan, Danimarka’nın caz divası Cæcilie Norby ve Kuzey cazının en önemli isimlerinden İsveçli Lars Danielsson, 18 Aralık 2013, Çarşamba günü Akbank Sanat sahnesinde müzikseverlerin karşısında olacak.

İpeksi ses rengi ve kusursuz yorumuyla dinleyicileri büyüleyen Cæcilie Norby ve enstrümanı kontrbasın sınırlarını yeniden çizen Lars Danielsson, Akbank Sanat için hazırladıkları özel bir konser programı ile cazseverlere unutulmaz bir performans sunacak. Cæcilie Norby ve Lars Danielsson aynı gün konser öncesi düzenlenecek atölye çalışmasında ise birikimlerini müzikseverlerle paylaşacak ve merak ettikleri soruları yanıtlayacak.

Etkinlik: Konser – CAEICILE NORBY & LARS DANIELSSON
Caecilie Norby, vokal
Lars Danielsson, kontrbas, çello
Tarih: 18 Aralık 2013, Çarşamba
Saat: 20:00
Yer: Akbank Sanat

Etkinlik: Masterclass– CAEICILE NORBY & LARS DANIELSSON
Tarih: 18 Aralık 2013, Çarşamba
Saat: 15:00
Etkinlik ücretsizdir

UrazKivaner

Uraz Kivaner

Akbak Sanat Caz Günleri, piyano çalış tekniğiyle Bill Evans, Oscar Peterson ve Ahmad Jamal’ı, vokaliyle ise Chet Baker’ı andıran yeni nesil caz müziğinin genç ve yetenekli ismi Uraz Kıvaner ile son buluyor. Soprano ve tenor saksofonda Engin Recepoğulları, piyanoda Uraz Kıvaner, kontrbasta Ozan Musluoğlu ve davulda Ferit Odman’dan oluşan Uraz Kıvaner Quartet, 26 Aralık 2013, Perşembe günü gerçekleştirecekleri konserlerinde Uraz Kıvaner’in Mart 2012’de yayınladığı ilk albümü “Pieces”dan parçaları ve sevilen caz standartlarını kendilerine has yorumlarıyla seslendirecek.

Etkinlik: Konser– URAZ KIVANER QUARTET
Engin Recepoğulları, Soprano & tenor saksofon
Uraz Kıvaner, piyano
Ozan Musluoğlu, kontrbas
Ferit Odman, davul
Tarih: 26 Aralık 2013, Perşembe
Saat: 20:00
Yer: Akbank Sanat

“Dördüncü” Kez Düzenleniyor…

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nün düzenlediği “Ölüm Sanat ve Mekân” Sempozyumu, 12-14 Kasım 2013 tarihleri arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Fındıklı Kampüsü, Sedad Hakkı Eldem Oditoryumu’nda gerçekleştirilecek.

4. Ölüm Sanat ve Mekân

 GÜNÜN ETKİNLİĞİ

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nün düzenlediği “IV. Ölüm Sanat ve Mekân” Sempozyumu, 12-14 Kasım 2013 tarihleri arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Fındıklı Kampüsü, Sedad Hakkı Eldem Oditoryumu’nda gerçekleştirilecek.

 OKUL/ATÖLYE/KURS/SEMİNER

78’liler Girişimi bünyesinde oluşturulan “Röportaj Atölyesi” bugün saat 18:30-20:30 arasında Süslü Saksı Sokak, No: 18 Kat:5 Beyoğlu/İstanbul adresindeki 78’liler Girişimi Merkezinde başlıyor.

Pangea Kültür’de 24 Aralık’a kadar her salı 19:030-21:30 arasında “Medya Dersliği ve Atölyesi” sürdürüyor. (İletişim: 532 668 28 64)

TOPLANTILAR

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nün düzenlediği “IV. Ölüm Sanat ve Mekân” Sempozyumu, 12-14 Kasım 2013 tarihleri arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Fındıklı Kampüsü, Sedad Hakkı Eldem Oditoryumu’nda gerçekleştirilecek.

Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü tarafından düzenlenen “Boğaziçi Üniversitesi 150. Yıl Kutlamaları kapsamında bugün saat 16:00’da Rektörlük Konferans Salonu’nda Fantastik, Polisiye ve Bilim-Kurgu Edebiyatı paneli gerçekleştirilecek.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Kulübü tarafından Saat 18:00’de Bilgi Ün. Santral Kampüsü, E-4, 205’de “Gezi Parkı ve Sol Hareketler” paneli gerçekleştirilececek.

Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü ‘nde saat 18:00’de, Charlotte Joppien (Sydney Macquarie Üniversitesi doktora öğrencisi) “How Eskişehir became a European City – On the Innovation of Tradition in Public Space” başlıklı sunumu gerçekleştirecek. (Sunum dili İngilizcedir.)

THY Greviyle Dayanışma Komitesi 29 Mayıs 2013’den bu yana süren THY Grevcileriyle dayanışmak üzere saat 19:30’da TMMOB Makine Müh.Odası Toplantı Salonunda Dayanışma Toplantısı gerçekleştirecek.

AÇILIŞ/BULUŞMA

Emre Yunusoğlu’nun Bodrum Yalıkavak’ın meşhur günbatımı seyir tepesinin hemen yanındaki Yalıkavak çöplüğünü fotoğrafladığı “Öteki Bodrum” adlı sergisi saat 18:00’de, TEB Özel Bankacılık Nişantaşı Merkezi’nde açılıyor. Sergi 13 Aralık 2013 tarihine kadar gezilebilir.

TİYATROLAR

Şermola Performans geçen yıldan beri başarıyla sergilediği “Disko 5 No’lu” adlı oyun bu sezonda da sürüyor.

Kumbaracı 50’de saat 20:30’da Altıdan Sonra Tiyatro, “6 Üstü Oyun No:2 / Evaristo” adlı oyununu sergileyecek.(Bugün ‘istediğin kadar öde günü’dür.)

İkincikat Tiyatro Beyoğlu Sahnesi bu akşam 20:30’da Ekip Topluluğunun “Öğüt” adlı yeni oyunlarını sergiliyor.

Kara Sahne bu akşam 20:30’da Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde sergileyeceği “Her Güzel Şey Gibi” adlı oyunuyla yeni sezona ‘merhaba’ diyor.

Tiyatro Dünyası Oyuncuları “Arapsaçı” adlı oyunlarını bu akşam 20:30’da Bakırköy Yunus Emre Kültür Merkezi’nde sergileyecek.

Karakutu bugün 20:30’da “Dövme – Tattoo” oyunu Asmalı Mescit Sahne’de sergiliyor.

Ata Ünal “Oda ve Adam” oyununu bu akşam 20:30’da Oyun Atölyesi’nde sergileyecek.

Tiyatro Terminal bu akşam 20:30’da İzmir Türkan Saylan Kültür Merkezi, Benal Nevzat Salonu’nda Hiç adlı oyununu sergiliyor.

FİLM FOTOĞRAF GÖSTERİMİ / SİNEMA

Yeşilçam Sineması’nda bu hafta “Başka Söze Gerek Yok” filmi 12:00/13:45/15:30/17:15/19:00 seanslarında gösteriliyor.

Beyoğlu Sineması’nda bu hafta “Sen Aydınlatırsın Geceyi” filmi ve “Başka Sinema devam ediyor. (Pera Sineması’nda 12:00/14:15/16:30/18:45/21:00 seanslarında Popüler filmi sürmektedir.)

Beşiktaş Belediyesi ve Yeni Sinema Hareketi işbirliğiyle düzenlenen Her Cuma Yeni Sinema programında bu gün saat 14:00 ve 16:30’da “Rüzgârlar” (Yön.: Selim Evci) Levent Kültür Merkezi’nde gösterilecek.

PERA Film’in Sınırdaki Kadınlar / Kadın ve Göç başlığıyla sunduğu film programında yer alan “Peki Şimdi Nereye?” filmi saat 19:00’da müzenin sinema salonunda sergilenecek.

Bodrum Fotoğraf Sanatı Derneği tarafından düzenlenen “Ahmet Çağlar” fotoğraf gösterisi, Bodrum Belediyesi Meclis Salonu’nda saat 19:00’da gerçekleşecek.

DİNLETİ/OPERA/MÜZİKAL

23. Akbank Caz Festivali kapsamında gerçekleştirilen Kampüste Caz programında bugün saat 18:00’de “Sean Nowell and The Kung-Fu Masters” Karadeniz Teknik Üniversitesi Osman Turan Kültür ve Gösteri Merkezi, Hasan Turan Salonu; saat 19:00’da “Şenay Lambaoğlu” Boğaziçi Üniversitesi Ayhan Şahenk Salonu’nda söyleyecek.

Akbank Sanat “Piyano Günleri” saat 20:00’de Nikolaj Hess konseri ile başlıyor. Sanatçı saat 15:00’de bir de “masterclass” gerçekleştirecek.

İş Sanat’ta bugün 20:00’de İspanyol sanatçı Chambao Flamenko ve Chill Out müziğinden oluşan ezgileriyle sahne alıyor.

Ankara Devlet Opera ve Balesi saat 20:00’de “Fantastik” müzikalini sahneleyecek.

Moğollar “45. Sanat Yılı” Konserini saat 20:30’da İzmit Sabancı Kültür Merkezi’nde gerçekleştiriyor.

 SÜREN ETKİNLİKLER:

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 11-13 Kasım 2013 tarihlerinde ODTÜ Kongre ve Kültür Merkezi’nde 4. Coğrafi Bilgi Sistemleri Kongresi düzenliyor.

Türkiye ve Orta Doğu Forumu Vakfı (Özgür Üniversite) 2013 Güz Dönemi Seminerleri İstanbul’da gerçekleştirilecek. (Program)

Antalya Belediyesi tarafından düzenlenen “14. Antalya Piyano Festivali” Antalya’da sürüyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları oyunlarını farklı sahnelerde sürdürüyor.

Kaynak:[-]

Yazan: Mustafa SÜTLAŞ

Her zaman olduğu gibi sanat eğitimin çocuklar üzerinde ne gibi etkileri olacağı konusunda yazı yazmak için kaynak arayışındayken aşağıda yayınladığımız yazıyı bulduk. Böyle güzel anlatılmış bir yazı varken alıntı yerine olduğu gibi yayınlamanın daha doğru olacağına inanıyoruz.

Sayın Doç.Dr.Ayşe Cakır İlhan*’a teşekkür ederiz.

perküsyon eğitimi ve çocuk

müzik ve çocuk             Çocukları okulöncesi kurumlarda eğitime başlamadan önce oyun oynarken izlersek onlarda var olan yaratıcılık potansiyellerini ne kadar bilinçsizce ve amaçsızca tükettiklerini görürüz. Yetişkinler onlara zaman ve uygun ortam sağlayabilirse çocuklara bu gizil güçlerini ortaya koyma olanağı tanırlar ve onların çevrelerini oyun yoluyla tanıdıklarını ve kendi iç dünyalarını yansıtan hikayeler uydurduklarını, heykeller yaptıklarını, köprüler, barajlar kurduklarını, evler inşa ettiklerini, resimler çizip boyadıklarını hemen fark ederler.

Okulöncesi eğitim kurumları çocuğun fiziksel ve duygusal gelişimine paralel eğitim veren ve vermesi gereken kurumlardır. Okulöncesi eğitiminin en önemli amaçlarından biri çocuğun yaratıcılığının geliştirilmesidir. Yaratıcılığın geliştirilmesinde sanat eğitimi programlarının önemli bir yeri vardır. Yaratıcılığın geliştirilmesinde sanat programların hedef kitlenin gereksinimlerini doğrultusunda düzenlenmesi gerekmektedir.

çocuk gelişimi ve çocuk     Buna dayalı olarak okulöncesi çocuklar için düzenlenen sanat programları :

  •  Yaşantılara dayalı olmalı,
  • Uygulamaya olanak vermeli,
  • Sanatsal malzemeleri kullanacak beceri eğitimi sağlamalı,
  • Çocuğun estetik duyarlılığını geliştirmelidir.

Sanat Eğitiminin yukarıda sıralanan dört olmazsa olmaz koşulu okulöncesi sanat programının temel içeriğini oluşturur. Bu sıralanan koşullar birbirleri ile bağlantılı olmalarına karşın zaman zaman ağırlık birine veya ikisine verilebilir.

Çocuklar sanatsal çalışmalar yapmaya her zaman hazırdırlar. Resim, müzik, tiyatro, drama, dans v.b. sanat dalları çocuğun yaşantısında oyun alarak kendini göstermektedir. Sanat, oyunun bir parçası veya kendisi olarak çocuğun yaşamında hep önemli bir yere sahiptir.

Çocuklarla sanatsal çalışmalar yapabilmek için çevre, duyu, duyum, duygu , algı, algı alanı gibi önemli kavramların ne olduğu, ne işe yaradığı konusunda bilgi sahibi olunmalıdır.

çocuk ve anneÖğrenmenin gerçekleşmesinde beş duyunun farkında olunarak kullanılması, duyumsanan şeylerin doğru ve sağlıklı algılanması önemlidir. Bunun için çocuğun farklı alanlarda yaşantılar geçirmesi gerekir. Çünkü çocuk sanat yaparken (resim, heykel, drama, tiyatro, dans v.b.) daha çok günlük yaşantılarından –bir olaydan, bir nesneden, bir duygu ya da etkilendiği bir kişiden- yola çıkar. Çocuğun çevresini gözlemlemesi ve kişisel yaşantıları öğretmene belli bir birikim sağlar.

Küçük çocuklar duygusal anlamda aç gözlüdürler. Şekillerden ve ayrıntılardan etkilenirler. Yerde yürüyen bir böcek, eriyen buzdan damlayan su tanelerini hayretle izlerler. Bu nedenle büyük heyecan yaşatan bu ve benzeri yaşantılar yetişkinler tarafından desteklenmelidir. Yetişkinlerin rolü çocuğun ayrıntıları fark etmesine, zengin obje kavramı oluşturmasına ve bütün duyuları kullanmasına yardımcı olmaktır.

erken dönem sanat eğitimiÇocuklar bu ve benzeri yaşantılardan yola çıkarak sanatsal çalışmalar yaparlar. Örneğin bir resim çalışması için öncesinde bir konu saptanıp, konuşulup canlandırılmadıysa çocuklar şu soru ve sorunları dile getirirler.

* Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi.

  • Öğretmenim ne çizeyim?
  • Ne yapacağımı bilmiyorum.
  • Nasıl yapacağımı bilmiyorum.

Bunun için saptanan konu önceden konuşulmalı, drama yolu ile canlandırılmalı, resim yaparken kullanılacak teknik hakkında bilgi verilmeli daha sonra resim yapmaya geçilmelidir. Öğretmen ya da yetişkin çocuğun sanatsal çalışmalar yapmasını desteklemeli ona cesaret vermelidir.

Bunun yanında çocuklar, sanat, sanatçı, sanatçıların yapıtları konusunda bilgilendirilmelidir.

  •  Sanat nedir?
  • Sanat niçin yapılır?
  • Sanat yapıtı nedir? gibi sorular çocuklara çok soyut gelebilir, onları şaşırtabilir.

Bu bilgilendirme 5-6 yaşlarda daha etkili olmaktadır. Çünkü 5-6 yaşına gelmiş bir çocuk sanatçıların nasıl değişik insan, hayvan veya nesne çizdikleri konusunu algılayabilir. Sanatçıların sanatlarını üretirken değişik malzemeler kullandıklarını gözlemleyebilir, öğrenebilir. Burada amaç çocuklara sanat tarihi öğretmek değil, onları zengin sanatsal mirasla tanıştırmaktır.

Sanat kültürün bir parçasıdır ve insanlık hakkında bilgi verir.

  • Onlar kimdiler?
  • Nasıl yaşadılar?
  • Neler giydiler?
  • Neler kullandılar?
  • Nasıl iletişim kurdular? v.b.

Sanatı ve sanatçıları tanıyarak büyüyen çocuklar, ayrıca farklı sanat akımlarını da tanıyabilirler, kendi algıları çerçevesinde bu bilgileri kullanabilirler. (gerçekçi sanat soyut sanat, gerçeküstü sanat, kavramsal sanat v.b.)

bele ve sanatSanat ve sanatçılarla tanışan çocuklar hem kendi ürettiklerini, hem de sanatçıların yapıtlarını bir anlamda eleştirmeyi öğrenebilirler. Yetiştiriciler, sanat eleştirisi konusunda çocukları yönlendirebilirler. Örneğin :

 Bu gördüğünüz nedir? (Resim, heykel, fotoğraf, halı.v.b.)

  • Ne gibi biçimsel özellikleri vardır? (büyük, yuvarlak, kare, yumuşak, katı v.b)
  • Nelerden yapılmıştır? (kağıt, boya, metal, kil, kumaş, mermer, tahta v.b)
  • Sanatçı burada ne anlatmaya çalışmıştır?
  • Bu çalışmayı nasıl anlatabilirsin?
  • Sana neler hissettiriyor? (mutluluk, komik, üzüntü, acı v.b.)
  • Bu yapıtı sevdiniz mi? Neden?

Buradaki amaç çocuklara sanatsal bir bakış açısı kazandırmak, yaratıcılığı ve estetik duyarlılığı geliştirmek ve kendi duygularını ifade etmeyi öğrenmektir.

Bilindiği gibi estetik güzelliğin bilmidir ve güzel olanla ilgilenir. Çocuklar güzellik arayışında duygularını ve bedenlerini kullanırlar. Gözleri görsel olarak sanatı araştırırken, kulaklar sesleri ve müzikleri dinleyebilir. Çocuklar sanatsal çalışmalara dokunabilir, güzel kokuları koklayabilir, yiyecekleri tadabilirler. Beden, dans ve hareket yoluyla kendilerini ifade edebilir. Böylece küçük yaştaki çocuğun beş duyusu erken dönemde güzele doğru, güzeli yeğleyecek bir yönde eğitilebilir.

resimle sanat adım adım4Çocuklara bu konuda hem zaman hem de ortam hazırlamak ve onlara fırsat vermek gerekir. Çevreleri estetik nesnelerle donatılmalı, bulundukları ortamlar kaotik, düzensiz, aşırı süslü değil, temiz, aydınlık ve renkli olmalıdır. Duyuları harekete geçirmeli, bakma, dinleme, dokunma, koklama ve tatma konularında onları kışkırtmalıdır. Çiçekler, bitkiler, hayvanlar, yumuşak yastıklar, sallanan sandalyeler, heykeller ortama öğretici ve estetik özellikler katarlar. Sergiler (doğal nesneler, kartpostallar, kolleksiyonlar, sanat kitapları, antikarlar, araç ve gereçler, makine parçaları, çömlekler, posta pulları, paralar v.b.) sanat merkezleri, dans alanları v.b. çocukların estetik imgeler, düşünceler, duygular yeni kavramlar üretmeleri için birer fırsat ortamlarıdır. Yarının estetik ortamıyla, zorlanmadan karşılaşabilecekleri ilk deneyim alanlarıdır.

Çocuklar, sanat merkezlerinde sergi açılışlarına, müze gezilerine, konserlere, performanslara katılabilirler. Sanatçılar (ressamlar, heykeltraşlar, müzisyenler, grafikerler v.b.) çocuklarla çalışarak onların yaşantı dünyalarını zenginleştirebilirler.

Sonuç olarak okulöncesinde sanat eğitimi çalışmaları yapılırken çocukların duygularını geliştirici ortamların önemsenmesi gereklidir. Duyumsama, sanatsal çalışmalar yapma, sanat hakkında bilgi sahibi olma, sanatçıları tanıma ve sanatçıların yöntemlerini öğrenme estetik yaşantılar için ön plana çıkmaktadır. Küçük çocuklar elbetteki sanat tarihçileri gibi eğitilemez, ama sanatçılar ve onların yapıtları ile tanışabilirler. Değişik sanat akımlarını tanıyarak bu doğrultuda çalışmalar yapabilirler. Sanatsal eleştiri konusunda da bilgilendirilebilirler.

Bu konuda yapılabilecek bazı çalışma örneklerini şöyle sıralayabiliriz :

* Bir sanat sergisi, müze veya tıpkı basım sergisi gezilebilir. Bu mekanlarda en fazla iki ya da üç ayrı sanat akımına ait çalışmalar, karşılaştırılabilir. Çocuklar farklı sanat akımlarına ait uygulamalı çalışmalar yapabilirler.

Örneğin belli bir çizim (bu insan, ağaç, ev, meyve v.b. olabilir) iki ya da üç farklı sanat akımında nasıl ele alınmış, akımlar arasında ne gibi farklar ve benzerlikler bulunmaktadır? gibi. Her sanatsal yapıt tek tek ele alınır, üzerinde konuşulur, drama yöntemleri ile canlandırılır, daha sonra uygulamalı çalışmalara geçilebilir.

* Bir sanatçıyla çocuklar tanıştırılabilir. Sanatçının çalıştığı, yaşadığı mekan, giyim tarzı, kokusu, duyguları (nasıl gülüyor, neye kızıyor v.b.) düşünceleri, çocuklara farklı bakış açıları kazandırabilir.

Amaç okulöncesi çocuğunun yaşantılarını, imge dünyasını olanaklar ölçüsünde ve zorlama yapmadan zenginleştirmektir. Sanat; duyu, duyum, duygu, algı eğitiminde vazgeçilmemesi gereken hem zevkli, hem eğlendirici, hem de öğretici, belki de en önemlisi çocuğun yaratıcılığını geliştirici olmazsa olmaz bir alandır.

Kaynak : Robert Schırrmacher. Art and Creative Develepment for Young Children. Çev: Suna Karaküçük Delmar Publishers İnc. New York. 1998

 

Kaynak :[-]

Eğitim sezonun başlamasıyla beraber eğitim almak veya çocuğuna eğitim aldırmak  isteyen veliler haklı olarak keman eğitimi ve keman satın alma ile ilgili pek çok soru ile karşılaşıp cevap aramaktadır.

 Kurumumuzu ziyaret eden kişilerin genel olarak sorduğu soruları da derleyerek keman öğrencimiz olsun ya da olmasın tüm sanat eğitimine önem veren kişilerin aklındaki sorulara cevap olması amacıyla “Keman Eğitimi ve Keman satın alma kılavuzu” diyebileceğimiz bilgileri içeren yazıyı okumanızı tavsiye ederiz.

KEMAN ÖĞRENMEYE NASIL BAŞLAMAK GEREKİR?

 Keman Kursu Hakkında Sık Sorulanlar

Girl holding violin Hangi Kurum:

Öncelikle öğrenci ve velilerin kendi rahat hissedebilecekleri güvenilir ve kurumsal kurumlar tercih edilmelidir. Elbette kesinlikle M.E.B. Bağlı kurumlar öncelikli olarak tercih edilmelidir.

Çünkü M.E.B. Bağlı olan kurumlar yeterliliği olmayan ve aynı zamanda diploma sahibi olmayan eğitmen çalıştıramazlar. Tüm eğitmenler M.E.B’ nın onay ve denetimi, kontrolü altında çalışmaya izin verilerek görev alır.

Kurum seçiminde dikkat edilecek diğer bir konu solfej eğitimini ücretsiz olarak sunup sunmadığıdır..

Evde mi yoksa bir kurumda mi ders alınması daha iyidir?:

Kesinlikle bir kurumda ders alınmalıdır bu sayede çocuk daha disiplinli ve farkındalığı hissedecektir. Bunun yanı sıra gelecekte kesinlikle elinin altında M.E.B. Onaylı bir belgenin olması referans ve okul dışı sosyal faaliyetleri belgelendirebime konusunda bir adım daha ileride olacaktı. Evde veya resmi olmayan kurumlarda verilecek belgelerin hiçbir geçerliliği olmadığı gibi referans(Yurt dışında) olması da mümkün değildir.

Hangi Öğretmen/Eğitmen?:

Kesinlikle öğretmenin eğitim alt yapısına bakılmalıdır. Hangi okulda okuduğu v.b. öz geçmişleri incelenmelidir.

keman öğren nar sanatKonservatuvar ve  Öğretmenlik mezunu öğretmen arasında ne fark vardır?:  

Konservatuvarlar genel olarak orkestralara elemanı yetiştirmekle görevli eğitim kurumlarıdır. Genel olarak konservatuvar eğitimi İlk öğrenim çağında başlar ve ardından ya güzel sanatlar liselerine veya Üniversitelerin Konservatuvar bölümlerine devam ederek mezun olabilirler.

Dolaysıyla üniversite düzeyinde konservatuvar mezunu olan kişiler pedagojik formasyon yapmamış olabilir.

Eğitim Fakültesi Mezunu Öğretmenler ise temel olarak ya konservatuvar veya güzel sanatlar lisesi mezunu olup üniversitelerin eğitim fakültelerinden mezun olan kişilerdir. Eğitim odaklı yetiştirilirler.

Child playing violinGrup ders mi yoksa özel ders mi?:

Elbette genel olarak veliler fiyat olarak daha uygun olan grup derslerini tercih edebilmektedirler. Fakat maddi olanaklar mümkünse özel dersi tercih etmelerinde fayda vardır. Çünkü bire bir özellikle çocuk ile yapılan dersler daha verimli olduğu bir gerçektir. Özel ders ile çocuğun algı ve becerisine göre eğitmen dersi yapmakta dolaysıyla ilerleme daha fazla olabilmektedir.

Grup derslerde ise evde çalışan, çalışmayan, hızlı öğrenen öğrenmeyen diye ayrım yapılamamakta belirli bir standarda göre  eğitim verilmekte dolaysıyla da çalışan veya hızlı ilerleyebilecek öğrenci sıkılabilmekte veya geri kalabilmektedir.

 Keman dersi almak için herhangi bir yaş sınırı var mı?:

Genel olarak elbette kişisine göre değişmekle beraber  5 ila 60 yaş arasında olmak yeterlidir. Fakat bazı çocuklar 4 yaşında da başlayabilir. Önerilen en erken yaş 5-6 olarak söylenebilir.

Derse başladığımda kemana günde ne kadar zaman ayırmalıyız? :

Profesyonel bir amaç güdülmüyorsa, sadece müzik ile ilgilenmek hayatımıza renk katmak ise amacımız minimum günde 30 dakika, 1 saat kadar vakit ayırmak yeterli olacaktır.

Nota bilgisi olmayan bir kişi ne kadar zorlanır?

Elbette herhangi bir konuda eğitim almak başlarda zor olabilmektedir çok kolay ve basit olduğu söylenemez . Fakat Nar Sanat’ın en büyük farklarından biri okul öncesi için haftada 1 ders Solfej, Okur yazar olanlar için kademeli olarak devreye giren başlangıç seviyesi için  haftada 3 ders ve az da olsa nota bilgisi olanlar için haftada 1 ders olmak üzere toplamda 5 Ders  grup dersi şeklinde solfej eğitimi ÜCRETsiz olarak verilmektedir.

Keman hangi omuzda çalınır?

Eğer aksini gerektirecek bir durum yok ise sol omuza konularak tutulur. Solak olmanız bir problem yaratmaz.

Temel duruş pozisyonu nasıldır?

Keman genellikle ayakta durarak ya da belli bir yere oturarak dengeli ve rahat biçimde çalınmalıdır. Ayaktayken ayaklar yanlara doğru omuz hizasında, otururken de gövde olağan dikliğinde durur.

Kemanın tarihinden bahsetmek gerekirse;

Keman yaylı çalgılar ailesinin en küçük üyesidir.Karakteristik özellikleriyle XV. yüzyılın ilk yarısında görülmektedir. Yüzeysel olarak bakınca kemanın yüzyıllar boyunca değişmeden kaldığı düşünülebilir fakat gerçekte birbirini izleyen besteci ve yorumcuların ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde gözle görülür bir evrim geçirmiştir. Keman ve onun ayrılmaz bir parçası olan yay , belirli özellikleri olan bazı ağaçlardan yapılmaktadır.Keman, her biri ayrı perdede ses veren dört telli ve standartlaştırılmış bir çalgıdır. (Daha Fazla bilgi için LÜTFEN TIKLAYINIZ)

elyapımı keman öreneği

El yapımı keman örneği

Kemanın başlıca unsurları;

Salyangoz, ağaç burgular, sap eşiği, sap, teller, tuşe, f delikleri, ses eşiği, fiksler,tel takacağı, kiriş eşiği, kiriş düğmesi, çenelik ve omuzluktur.

Keman ve yay seçiminde dikkat edilmesi gereken özellikler;

Keman öğrencisinin bedensel yapısı keman ve yayın yapısı ve bu yapılar arasındaki uyum, başlangıç keman eğitimi için büyük önem taşımaktadır.Bu yüzden keman öğrenmeye , rastlantısal olarak geçen herhangi bir keman ve yay ile değil, belli ölçülere göre seçilen keman ve yay ile başlanmalıdır. (Daha detaylı bilgi için lütfen aşağıya bakınız)  Keman çalmada en temel faktör duruş, tutuş ve işleyiştir.

Dinleti ve çalınma alanları nerelerdir;

Orkestra veya piyano eşlikli solo konser , resitaller yada orkestra sanatçısı olarak icra edilir.Keman teknik donanımı ve icra yönü en zengin çalgılardan biridir bu sebepten dolayı başlangıç ve gelişim aşamalarında yoğun çalışma ve sabır ister.Kemandan uygun sesin çıkartılması ve icra yönünün gelişmesi belli başlı teknik temeller üstüne sağlanır.Kusursuz bir icranın ve yeterli teknik donanımın sağlanması kişinin keman’a , sanat tarihine armoniye kısacası müziğin tüm temel faktörlerine olan ilgisi ve çalışmasına bağlıdır.Ancak ülkemizde keman icra sanatı sadece performans olarak algılanmaktadır.Bu tek başına asla yeterli değildir.Keman icra sanatında yazılan eserlerin dönemi ,dönemin teknik unsurları , armonisi icra sekli ve bir çok sosyal ve felsefi boyutu vardır.Ancak tüm bunlar sırasıyla işlendiğinde kusursuz bir icra ortaya çıkar.

fabrika kemanı

Fabrika yapımı keman örneği

Doğru Keman Seçimi

Herkes elbette en iyi kemana sahip olmak ister. Kimisi için “en iyi” kavramı görsellik, kimisi için ise enstrümanın ses kalitesi ve akustiktir. Her iki durumda maddi olanaklar ile sınırlıdır. Ancak görsel olarak seçenek sınırlı olduğu için kemanın ses kalitesi bir adım öne çıkmaktadır.

Ülkemizde ne yazık ki gerek fabrikasyon gerekse el yapımı kemanlar için fazla seçeneğimiz bulunmamaktadır. İthal edilen fabrikasyon kemanlar (genellikle) çok düşük kalitede ve ses özelliği bakımından memnun edici özellikler sunamamaktadır. El yapımı kemanlarda ise sanatkar sıkıntısı baş göstermektedir. Ülkemizde el yapımı keman imal eden usta sayısı maalesef bir elin parmaklarını geçememektedir.

Fabrikasyon Keman

Eğer fabrikasyon bir keman almaya karar verdiyseniz ses kalitesinin bir süre sonra sizi tatmin etmeyeceğini bilmelisiniz. Fabrikasyon olması itibariyle yapımında gerekli incelik ve kalite sağlanamamaktadır. Ayrıca düşük maliyet kısıtı altında; kullanılan ağaçların özensiz seçimi, makine işçiliği ile birleşince ortaya çıkan enstrüman yeni başlayanlar için nitelendirilen “öğrenci kemanı” olarak isim bulmuştur kendine. Ülkemizde öğrenci kemanları boyut ve kalitesine göre 80 – 250 YTL arasında satılmaktadır.

Bu şartlar altında daha iyi bir keman seçmek için;

-Seçeceğiniz kemanlar arasından en hafif olanı tercih etmelisiniz.

-Cilasının pürüzsüz ve üzerinde çizik olmamasına dikkat etmelisiniz.

-Kemanın ağacında budak olmamasına dikkat etmelisiniz.. (Ne yazık ki zaman zaman bu tür kemanlarla karşılaşıyoruz.)

-Klavyesinin kesinlikle simetrik olmasına, eğiklik ya da çap olmamasına dikkat etmelisiniz.

-Köprünün gövdeye tam olarak oturduğuna ve köprünün dik durduğuna dikkat etmelisiniz.

-Yay kıllarının eksik olmadığından ve yay vidasının çalışır durumda olduğundan emin olmalısınız.

-Tellere yayla değil bir mızrapla (sanki ud yada bağlama çalıyor gibi) tek ses vurulduğundan tınısının devam ettiğinden emin olmalısınız. (Bunun için gerekirse bir diyapazon kullanabilirsiniz.)

El Yapımı Keman Seçiminizi el yapımı bir keman edinmekten yana kullandıysanız önünüzde biraz daha fazla seçenek olduğunu söyleyebiliriz. Fakat yukarıda da belirttiğimiz gibi ülkemizde el yapımı keman ustası sayısı oldukça az. Doğal olarak bu güzide kemanlara biçilen fiyatlarda yüksek. Ancak hem dinleyici hem de çalan kişi için çok daha lezzetli ve naiflidir. Yerel ustaların yanı sıra yurtdışından da el yapımı kemanlar ithal edilmektedir. Ülkemizde el yapımı kemanlar 1,500  ve üst sınırı hayli esnek olan fiyat aralığında  satılmaktadır

(El yapımı Keman imalatında önerilebilecek atölye için lütfen TIKLAYINIZ)

Kaliteli bir el yapımı kemanda kullanılması gereken en uygun ağaçlar

Ön Kapak : Ladin Ağacı

Arka Kapak : Kelebek Ağacı

Yan Şeritler : Kelebek Ağacı

Sap : Kelebek Ağacı

Klavye : Abanoz Ağacı

Burgular : Abanoz (ya da Gül) Ağacı

Kuyruk : Abanoz (ya da Gül) Ağacı

Çenelik : Abanoz (ya da Gül) Ağacı

Eşikler : Kelebek Ağacı

Yay : Gül Ağacı

Yay Kılı : Moğol at kuyruğu

Can Direği ve Bas Bar : Ladin Ağacı

 

Yazının tamamını PDF olarak İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

Dünyaca ünlü sanatçıları ve grupları Antalya’da buluşturan Uluslararası Antalya Piyano Festivali Kasım’da başlıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği, sanat yönetmenliğini Fazıl Say’ın yaptığı festival, Volkswagen ana sponsorluğunda 08 Kasım – 30 Kasım tarihleri arasında Antalya’da gerçekleşecek.

14-antalya-uluslararsı-piyano-festivaliFestivale bu yıl Grammy ödüllü sanatçı Michel Camilo, Vladimir Spivakov, Aziza Mustafa Zadeh gibi önemli isimler konuk olurken; piyano festivalinin siparişi üzerine Muhiddin Dürrüoğlu tarafından bestelenen “Anadolu’dan Sahneler”in de dünya prömiyeri yapılacak. Festivalde ayrıca Fazıl Say’ın Water –Su isimli piyano konçertosu ve Michel Camilo’nun “Piyano Konçertosu No: 1” isimli eseri de Türkiye’de ilk kez seslendirilecek. Her gecesiyle izleyiciye ayrı bir tat sunacak olan festivalde, sahnedeki konserlerin yanı sıra halk konserleri ve öğrenciler ile sanatçıları biraraya getiren atölye çalışmaları da yer alıyor. “Şehirde Müzik Var” sloganı ile festival, 14’üncü yaşında da sanatseverlere unutulmaz bir müzik şöleni yaşatacak.

Fazil SAY-Naci-ÖZGÜÇ-Seranad BAGCAN

Fazil SAY-Naci-ÖZGÜÇ-Seranad BAGCAN

Festival açılışında Fazıl Say’ın yeni eseri “Water” ilk kez seslendirilecek

Festivalin bu yılki açılış konserinde ünlü besteci ve piyanist Fazıl Say’ın yeni eseri olan ve dünya prömiyeri İsviçre’de yapılan “Water” piyano konçertosu, Türkiye’de ilk kez seslendirilecek. Sanatçının piyano ve orkestra için bestelediği eserin prömiyerinde, sanatçıya şef Naci Özgüç yönetimindeki “Antalya Devlet Senfoni Orkestrası” eşlik edecek. Sanatçının suyun sakinliğini ve gücünü müzikle bir araya getirdiği eser; üç farklı bölümden oluşuyor. Eserin ilk bölümü olan “Mavi Su” dans eden, caz yapan, hüzünlenen, derinleşen sonsuz büyük denizi, ikinci bölümü olan “Siyah Su” gece vakti ay ışığı altında baykuş ve kurbağa seslerinin duyulduğu ormanda bir gölü, son bölüm olan “Yeşil Su” ise akarsuları anlatıyor. Konserin ikinci yarısında ise yine Say besteleri yer alıyor. Sanatçının “İlk Şarkılar” adını verdiği on farklı eser izleyici ile buluşurken, Say’ın piyanosuna solist Serenad Bağcan eşlik edecek. Fazıl Say’ın güçlü performansıyla gerçekleşecek açılış konserleri 08 Kasım Cuma ve 09 Kasım Cumartesi günü saat 20.00’de Antalya Kültür Merkezi’nde izlenebilir.

İTEF 2013-İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali, 5′inci yılında beş şehre; İstanbul, Ankara, Bursa, Erzurum ve Konya’ya uğrayacak. 30 Ekim-10 Kasım tarihlerinde düzenlenecek festivalin bu yılki teması “Şehir ve Oyun”.

Tanpınar-edebiyat-festivali

Her yıl olduğu gibi bu yıl da okuma ve söyleşiler, sektörel buluşmalar, çocuklarla etkinlikler ve Türkiye edebiyatının uluslararası edebiyat çevrelerine tanıtılmasını amaçlayan edebiyat söyleşilerine ev sahipliği yapacak festival, bu yıl 15 ülkeden 45′i aşkın yazarı ağırlayacak.

İTEF 2013 – Şehir ve Oyun İstanbul’da, çeşitli yerli ve yabancı kurumların işbirliğinde tematik yazar söyleşileri, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğiyle Yazarlar Okullarda programına dahil olan yabancı yazarların okul etkinlikleri, Café Amsterdam programları, edebiyat-performans geceleri, özel bir masa oyunu turnuvası, Fabisad işbirliğinde gerçekleştirilen tematik etkinlikleri, Profesyonel Buluşmalar Fellowship Programı, Dergah Yayınları işbirliğinde Ahmet Hamdi Tanpınar Müze Kütüphanesi’nde Türk edebiyatı etkinlik serisi ve daha pek çok programla takipçilerine bu yıl da unutulmaz bir edebiyat deneyimi yaşatacak. Bütün etkinlikler Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki dilde düzenlenecek.

İTEF 2013 TEMASI: ŞEHİR VE OYUN

itef-yazarİTEF 2013-Şehir ve Oyun’da Türk ve yabancı yazarların okuma ve söyleşi etkinliklerine, fantastik edebiyat panellerine ve masa oyunlarına, festival mekânlarını birer Amsterdam kahvesine dönüştüren Café Amsterdam gecelerine, Cezayir Restaurant konferans salonu, KargArt ve Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi’nde ücretsiz olarak katılmak mümkün olacak.

Vehbi Koç Vakfı’nın ana destekçisi olduğu festival İTEF etkinliklerinde bu yıl, can sıkıntısı, oyun, edebiyat üçgeninde yazar ile okurun ilişkisinden, edebiyatın diğer mecralara taştığı örneklere, edebi kurgunun oyunla ayrılmaz birlikteliğinden, insanca, pek insanca olan hikâye anlatıcılığın ilkel kökenlerine çeşitli konular seçkin yazarlar tarafından ele alınacak.

AVUSTURYA EDEBİYATI MERCEK ALTINDA

Avusturya Kültür Ofisi’nin İstanbul’da kuruluşunun 50. yılı kutlamaları çerçevesinde Avusturya edebiyatının yükselmekte olan üç ismi, Andrea Winkler, Thomas Stangl, Teresa Präauer, Avusturya Kültür Ofisi’nde festivalin açılış okumasını gerçekleştirecekler, açılış programında Türk edebiyatının önde gelen iki sürpriz ismi de eserlerinden bölümler okuyacaklar. Yazarlar aynı zamanda İstanbul’da çeşitli ilk ve orta öğretim kurumlarını ziyaret ederek öğrencilerle söyleşilerde bulunacaklar.

“Tanpınar’ın İzinde Beş Şehir” etkinlikleri, dünyaca ünlü yazar Alberto Manguel’in Türkiye’nin 5 kentine ikişer günlük ziyaretlerde bulunacağı ve izlenimlerinin proje kapsamında kitaplaştırılıp yayınlanacağı bir edebiyat turudur.

Dünyaca ünlü yazar Manguel’in, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘Beş Şehir’ eserinde yer alan İstanbul, Ankara, Bursa ve Erzurum ve Konya’yı Tanpınar’ın ayak izlerini takip ederek ziyaret edecek ve yazarın katılımıyla söz konusu şehirlerde birer söyleşi düzenlenecektir. Bu projenin İstanbul’da Divan Otelleri desteğiyle, Ankara’da Hotel Samm katkılarıyla, Bursa’da Bursa Nilüfer Belediyesi desteğiyle, Konya’da Konya Büyükşehir Belediyesi katkılarıyla gerçekleşmektedir. Yapı Kredi Yayınları ve Kalem Ajans genel katkılarıyla projeye destek vermektedir.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, “Beş Şehir’in asıl konusu hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır” diye yazmasından 70 yıl sonra adım adım izinden giderek, yeni bir Beş Şehir denemesi yazacak olan Manguel, doğunun batıdaki izlerini arayacaktır.

Ahmet Hamdi Tanpınar’a uluslararası bir saygı duruşu niteliğindeki proje kapsamında İstanbul’da başlayıp yine İstanbul’da tamamlanacak olan bu kültürel okuma denemesi 2013 Ekim ayında İTEF-İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali sırasında gerçekleşecek. Proje kapsamında söz konusu şehirlerdeki önemli kütüphaneler, üniversiteler, kitabevleri ve kültür merkezleri de ziyaret edilecek.

2013′ÜN İTEF YAZARLARI

itef-etkinlikAvusturya Kültür Ofisi’nin İstanbul’da kuruluşunun 50. yılı kutlamaları çerçevesinde Avusturya edebiyatının yükselmekte olan üç ismi, birçok edebiyat ödülüne sahip Andrea Winkler, 2004 Aspekte-Pres ödüllü Thomas Stangl, ve yazar kimliğinin yanı sıra başarılı bir çizer olan Teresa Präauer, okurlarıyla buluşacaklar.

İTEF – British Council işbirliği ile İstanbul, Türkiye’de ilk defa yapılacak literary salon etkinliğinde salon etkinliklerin yıldızı Damian Barr okuyucularının karşısına çıkacak. Dünyada ilgiyle karşılanan ve sinemaya da uyarlanan Lanet Takım adlı romanıyla tanınan David Peace, Cartoon Arts Trust Political Cartoonist of the Year ödülüne sahip karikaturist, illustrator ve yazar Martin Rowson bu seneki İngiliz yazarlardan sadece birkaçı.

Hollanda Edebiyat Fonu-Café Amsterdam programı ile Cezayir Restaurant ve Karga Bar bu sene de birer Amsterdam kahvesine dönüşecek. Café Amsterdam etkinliklerinde Hollandalı yazarlar, Türk yazarlarla birlikte okuma ve söyleşilerde yer alacaklar. Barbara Stok, Bibi Dumon Tak, Jan van Mersbergen ve Murat Işık Café Amsterdam programı ile okuyucularıyla buluşacak yazarlar arasındalar.

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile işbirliği içinde Yazarlar Okullarda projesi ile Bibi Dumon Tak öğrencilerle okuma ve söyleşilerde buluşacak. Festivalin dikkat çeken yazarları arasında, Macar Edebiyatı’nın son yıllardaki en iyi isimleri arasında yer alan ve 2012 Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü’ne layık görülen Viktor Horvath var. Israel Cultural Excellence Foundation tarafından sanatta mükemmeliyetin en yüksek ödüllerinden birine layık görülen Eskhol Nevo ile İrlandalı Yazarlar Birliği Başkanı Conor Kostick de ITEF 2013’te bulunacak.

YABANCI YAZARLAR OKULLARDA

itef-etkinlik-yabancı-yazarlarİTEF 2013 yılında İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile işbirliği içinde Yazarlar Okullarda projesine festivalin yabancı konuklarını dâhil ediyor.

İTEF yazarları İstanbul’un 9 ilçesindeki öğrencilerle buluşacak. İTEF yazarları öğrencilerin yaş gruplarına göre okullarla eşleştirilecek ve festival boyunca toplam 100’ü aşkın etkinlik ile bir ilk yaratarak binlerce ilk ve ortaöğretim öğrencisiyle buluşacaklar.

ASSASIN’S CREED’IN YARATICISI PATRICE DESILETS, AHMET ÜMİT İLE BULUŞACAK

İTEF kapsamında dünyayı kasıp kavuran bilgisayar oyunu Assasin’s Creed’in yaratıcısı Patrice Désilets ve polisiye romanların usta yazarı Ahmet Ümit, İstanbul Fransız Kültür Merkezi işbirliğiyle bir araya geliyor. Bilgisayar oyunu alanında uzmanlaşmış siyaset bilimci ve oyun tasarımcısı Olivier Mauco’nun moderatörlüğünde gerçekleşecek bu buluşmada her iki yazar kent ile ilişkilerini anlatırken izleyicileri İstanbul’u roman ve video oyunlarında (yeniden) keşfetmeye davet edecekler.

DÜNYA YAYINCILIK PROFESYONELLERİ BİR ARADA

İTEF-Profesyonel Buluşmalar Fellowship programı, dünyanın dört bir yanından yayıncılar, festival organizatörleri, gazeteciler dâhil olmak üzere çeşitli alanlarda faaliyet gösteren 20 yayıncılık profesyoneline Türk yayıncılık sahnesi tanıtılacak.

Ülkenin önde gelen uluslararası edebiyat festivali olan İTEF – İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali, yazarlar, yayıncılar, ajanslar, çevirmenler, gazeteciler, edebiyat fonu yöneticileri, edebiyat festivali koordinatörleri ve yayıncılık ateşine kapılmış olan herkes için bir buluşma noktası olma özelliğini Profesyonel Buluşmalar Programıyla perçinliyor.

İTEF-Profesyonel Buluşmalar Programı, 2013 yılında yurtdışından gelecek olan 20 edebiyat profesyonelini Türkiye’deki meslektaşlarıyla buluşmak üzere Yunus Emre Enstitüsü, Timaş Yayınları ve Yapı Kredi Yayınları’nın destekleriyle İstanbul’da ağırlayacak. Açık çağrı yöntemiyle belirlenen katılımcılarına Türk edebiyat sahnesinin geniş bir panoramasını sunmayı amaçlayan program çerçevesinde festivalin ilk iki günü boyunca grup toplantıları, ofis ziyaretleri ve edebiyat partileri düzenlenecek.

İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali 5. yılındaİTEF 2013 FESTİVAL RESMİ KİTABEVLERİ

Kırmızı Kedi Kitabevi, Aziz Kedi Kitabevi, İnsan Kitap, Robinson Crusoe 389 kitabevlerindeki özel İTEF köşelerinde festival yazarlarının kitaplarını %10 indirimle edinmek mümkün olacak. İstanbul’un bağımsız kitabevlerine uğrayan festival takipçileri 25 Ekim tarihinden itibaren İTEF köşelerinde en sevdikleri yazarların kitaplarını karıştırabilecek, festival etkinliklerinden sonra kitaplarını imzalatabilecekler.

‘SINIF MÜCADELESİ’ TURNUVASI

Festival kapsamında Yordam Yayınları işbirliğiyle, Amerikalı Siyaset profesörü Bertell Ollman’ın masa oyunu, “Marxist Monopoly” diye anılan Sınıf Mücadelesi turnuvası oynanacak.

AHMET HAMDİ TANPINAR EDEBİYAT MÜZE KÜTÜPHANESİ’NDE ÖZEL ETKİNLİKLER

İTEF- İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali çerçevesinde, 2010 yılında yapılan Uluslararası Ahmet Hamdi Tanpınar Sempozyumu’ndan sonra, 2012’de Ahmet Hamdi Tanpınar, yapıtlarına odaklanan özel bir etkinlikler serisi ile anılmış, festival, Dergâh Yayınları’nın değerli katkılarıyla yazarın eserleri üzerine söyleşiler düzenlemişti. Türk yazar, yayıncı ve akademisyenlerin katılımıyla yalnızca Türk edebiyatının masaya yatırıldığı paneller yapılacak.

FABİSAD ETKİNLİKLERİ SERİSİ

Fantazya ve Bilimkurgu Sanatçıları Derneği işbirliğinde düzenlenen etkinlik serisi, festival boyunca 4 akşam boyunca fantastik edebiyat ve bilimkurgu alanında ürünler veren yazar, çizer, oyun yazarı gibi sanatçıların yer aldığı, yalnızca Türk bilimkurgu ve fantastik edebiyatına odaklanarak, dünya edebiyat sahnesine tanıtma amacıyla düzenlenen söyleşiler yapılacaktır.

YAZARLAR BULUŞUYOR

Yalnızca sektör profesyonellerini değil aynı zamanda yerli ve yabancı yazarları da bir araya getirmek ve fikir alışverişine platform sağlamak isteyen İTEF, Yazar-Yazar Buluşması’nı halka kapalı, yalnızca dileyen yazarların katıldığı ve belirlenen tema çevresinde, bir moderatör eşliğinde fikir, deneyim ve yazarlık mesleğinin çeşitli yönlerini tartıştığı oturumlar olarak tasarladı. Festivalin 2014 teması Şehir ve Yolculuk, Yazar-Yazar Buluşması’nda masaya yatırılacak.

Ayrıca, İTEF kapsamında bu yılki paralel etkinlik Cervantes Enstitüsü’nde yapılacak olan film gösterimleri de festival takipçilerinin kaçırmaması gereken programlar arasında. İspanyolca Edebiyatın seçkin örneklerinden uyarlanmış filmlerin gösterileceği program festival süresince ücretsiz olarak Cervantes Enstitüsü’nde takip edilebilir.

 Kaynak :[]

Çocuk sahibi olmak, çocuk yetiştirmek ve elbette ki çocuğumuzu farklı, ayrıcalıklıkılmak için tüm anne ve babalar yoğun çaba sarfeder hatta eskinin deyimi ile” yemez yedirir, içmez içirir, giymez giydirir” fakat hangimiz çocuğumuzun donanımlı ve sanat ile yoğrulmasını istemeyiz ki?  Günümüz koşullarında imkanlarımız ölçüsünde çocuklarımızı ayrıcalı hale getirmek için ve zorunluluklar dışında virtüoz olup olmamasının elbette bir önemi olmadan (ki doğrusu da budur) bir hobi sahibi olması için herhangi bir sanat eğitimi almasını arzularız. 

PİYANO KURSU BAKIRKÖY Bu anlamda elbetteki herhangi bir sanat dalı ile uğraşan çocuklar gerçekten de herhangi bir sanat dalı ile uğraşmayan çocuklardan daha farklıdırlar. Resimden piyanoya, piyanodan keman ve dans kadar herhangi bir dal ile ilgilenmesi ve bundan vazgeçmeden teşvik ederek sonuna kadar desteklememiz gerçekten çok önemli. Hiçbir sanat dalı diğerinden daha üstün değildir daha karmaşık olabilir daha uzun süreli ve azmana yayına bir öğrenme süreci olabilir fakat tüm sanat dalları çaba ve emek ister, bu anlamda bakıldığında biri diğerinden daha kolay değildir. . Hele ki bu eğitimi alacak bir çocuksa sadece çocuğun değil aileninde emek ve çabasını sabrını sınamaktır sanat eğitimi.

Sizler için kurulan Nar Sanat Eğitim kursu bunun için sizlerle birlikte gerek çocuklarımız gerekse siz yetişkinler için en iyisi ve engüzeli için çalışıyoruz. Bu hafta piyano eğitiminin önemini içeren bir yazıyı sizlerle paylaşmak istedik. Okurken sıkılmayacağınıza eminiz. (Yazı 2008 yılına aittir)

İyi okumalar!

Piyano çalsın zeki olsun

Araştırmalara göre, küçük yaşta piyano çalmaya başlamak zihinsel gelişimi olumlu yönde etkiliyor.

Bir piyano görüp de tuşlarına basarak farklı sesler çıkarmaktan hoşlanmayan çocuk neredeyse yok gibidir… Piyano çalmaya başlayan bir çocuk için piyanosu, basit bir müzik aletinden çok daha fazla şey ifade eder. Çünkü o her çocuğun kendini anlatabileceği eşsiz bir araç…

Uzmanlar piyano çalmanın saymakla bitmeyen artıları olduğunu vurguluyor. Kendine olan güveni artan çocuk, aynı zamanda en çok ihtiyacı olan şeye kavuşuyor, yani farkediliyor. Bunun dışında son zamanlarda Amerika’da yapılan bir araştırmanın ortaya çıkardığı sonuçlar da piyano ve zeka arasındaki ilişkiyi açıkça ortaya koydu. Fizikçi Gordon L. Shaw ve psikolog Frances H. Rauscher’in 78 çocuk üzerinde yaptığı araştırmaya göre, okul öncesi çocuklara piyano dersi vermek, çocukların zihinsel yapısını geliştiriyor ve bu çocuklar öncelikle matematik ve fen dallarında olmak üzere pek çok alanda diğerlerine göre daha başarılı oluyor. Deney küçük çocuklar üzerinde yapılmış olsa da, 12 yaşına kadar alınan piyano derslerinin zekanın gelişiminde aynı etkiyi yaratacağı belirtiliyor.

piyano eğitimi ve dersÇoğu piyano öğretmeni, piyanoya küçük yaşta başlanması konusunda hemfikir. Çocuğun küçük yaşta öğrendikleri hem daha iyi yerleşiyor hem de zihinsel gelişimine katkıda bulunuyor. Ayrıca yaş büyüyüp, gençlik yılları başladıkça okul ve kulüp aktiviteleri, sevgililer, bilgisayar oyunları, diskolar, seyahatler gibi pek çok etken çocuğun ilgi alanının dağılmasına ve yeteri kadar olaya konsantre olamamasına neden oluyor. Ama piyano ve müzik sevgisi çocuğun ruhuna küçük yaşta işlendiğinde, sonradan gelen tüm aktiviteler ikinci derecede önem taşıyor. İster ünlü bir piyanist olsun, isterse piyanoyu bir hobi olarak devam ettirsin, piyano çalacak olan çocuğun yaşının çok ilerlemeden piyano başına oturması öneriliyor.

ÖĞRETMENİN ÖNEMİ

Herşeyde olduğu gibi piyano eğitimine verilen tepki de çocuktan çocuğa büyük farklılıklar gösteriyor. Kimileri sabırlı ve çalışkan olurken, kimi çocuk da çok kabiliyetli olduğu halde çabuk sıkılabiliyor. Bu konuda ailelere düşen görev özellikle küçük yaşlardaki çocukları gereksiz yere hırpalamamaları. Yani olayın kilit noktası çocuklara aşırı yüklenmemekte. Her çocuk mükemmel piyano çalacak diye birşey yok. Zaten müzik eğitimi alması için çocuğun ille de çok yetenekli olması gerekmiyor. Ama bir virtüoz olmasalar bile piyano çalan çocukların ileriki yaşamlarında pek çok alanda daha başarılı olacakları, algılama ve öğrenme kapasitelerinin artacağı, koordinasyon kurma yeteneklerinin ve yaratıcılıklarının gelişeceği de gözden çıkarılmaması gereken gerçekler arasında…

piyano eğitimi13Bu yeni girişimdeki en önemli unsurlardan biri hiç kuşkusuz çocuk ve piyano öğretmeni arasında kurulan ilişki. Piyanoya yeni başlayan bir çocuk için en önemli ders, piyano ve öğretmeniyle tanıştığı ilk ders… Öğretmen kendini çocuğa nasıl tanıtırsa, sonraki dersler de o yolda devam ediyor. Piyano öğretmenleri bir sanat öğretmeni olarak, çocuğun müziksel potansiyelinin açığa çıkmasına yardımcı oluyor. İşte bu nedenle de çocuğun kendini öğretmenin yanında rahat hissetmesi, onun kendisini anladığına inanması gerekiyor.

Öğretmenler biraz da öğrencilerin yaşına göre davranmak zorunda. Küçük çocuklara ders veren bir öğretmenin çocuğun limitlerini iyi algılayarak gereksiz yere zorlamaması gerekiyor. Çocuğa piyano çalmanın nasıl eğlenceli olabileceğinin öğretilmesi şart. Öğrenciler, yaşları büyüdükçe öğretmenden ona saygı duymasını ve doğru ile yanlışı kendisine göstermesini bekliyorlar. Öğretmen gerçekten çok önemli, çünkü öğrenme isteği, öğretmenin öğretme isteği ile çok yakından ilgili.

NEDEN KLASİK PİYANO

Günümüzde piyano eğitimi denince akla hemen klasik piyano eğitimi geliyor. Oysa radyoyu ya da televizyonu açtığımızda klasik müziğe çok nadiren rastlanıyor. Genelde hep pop, rock ya da alternatif müzikler duyan çocuklar neden Bach, Chopin ya da Beethoven çalmaya zorlanıyor? Klasik müzik eğitimi veren öğretmenler bunun çok önemli nedenleri olduğunu söylüyor. Bir kere klasik müzik son derece matematiksel bir yapı içeriyor. Uzmanların zihinsel gelişimi sağladığını söyledikleri tüm matematiksel yapı bu müziğin içinde var. Günümüzün stillerinin çoğunun çıkış noktası da klasik müzik. Bu nedenle müzik aleti çalmada ve bestelemede klasik metodların kullanımı son derece etkili oluyor. Popüler bir şarkıyı çalan birinin klasik müzik geçmişi olması büyük bir avantaj sağlıyor. Çünkü, klasik müzik çalmış biri çalarken daha gelişmiş teknikleri kullanabiliyor ve daha iyi sesler çıkarabiliyor.

Çocukların piyano öğrenmelerindeki en önemli unsurlardan biri de evdeki piyanonun akordu… Çocuğun aldığı dersten ve çaldıklarından zevk alıp, motive olabilmesi için piyanosundan doğru seslerin çıkması gerekiyor.

Müzik eğitiminin en önemli kısımlarından birisi de kulak eğitimi… Bu nedenle piyanonun akort edilmesi önemli bir etken. Bir piyanonun hangi sıklıkta akort edilmesi gerektiğini bulunduğu ortamın nemliliği belirliyor. Ortamın ne çok kuru ne de çok nemli olması gerekiyor. İklim etkilerini en aza indirmenin bir yolu da piyanoyu sık sık açılıp kapanan kapılardan ve pencerelerden uzak bir yere koymak. Doğrudan güneş ışığı alan yerler, şömine ve havalandırma yanları da piyanonun durması için uygun olmayan yerlerin başında geliyor.

NE DÜŞÜNÜYORLAR

Her çocuğa farklı yaklaşım

piyano-küçük-parmaklarM.S.Ü Devlet Konservatuvarı Öğretim Üyesi Prof. Filiz Ali:

‘‘Piyano çalmak bir koordinasyon meselesi. Çocuk ergenlik çağına geldiğinde, küçükken otomatik olarak öğrenilen şeylerin öğretilmesi de zorlaşıyor. Piyanoya başlanması için en ideal yaş bence 5-7 arası. Tabii ki 3-4 yaşlarındayken evlerinde piyano olup da bu müzik aletiyle erken tanışan çocuklar da olabilir. Bunlarda o yaşlarda üstün bir yetenek görülürse, birşeyler öğretilmeye başlayabilir. Çocuklara piyano öğretmenin çeşitli metodları var. Yıllarca ders vermiş biri olarak şunu söyleyebilirim ki, her çocuğa aynı metodu uygulamak imkansız. Her çocuğa farklı yaklaşmalı.’’

6-8 yaş daha başarılı

Müzik araştırmacısı, piyano öğretmeni Leyla Pamir:

‘‘35 yıldır piyano dersi veriyorum ve pek çok öğrencim oldu. Heidenberg Üniversitesi’nde okuduğum sırada piyano pedagojisi dersleri de aldım. Çok iyi Almanca bildiğim için sonradan orada da hocalık yaptım. Ama şimdiki ortam zor. Farklı müzikler, seyahatler, diskolor, eğlence hayatı falan filan derken çocukların köklü bir müzik eğitimi alabilmeleri giderek zorlaşıyor. Herkes harika çocuk olmadığından dört yaştaki her çocuktan mucize beklememek gerekiyor. Onlara öncelikle melodiyi doğru algılamaları öğretilmeli. Çocuğun kulağı olmadığı durumlarda bile istekli bir çocuksa kulağı geliştirilebilir. Normalde 6-8 yaşlarındaki çocuklardan daha iyi performans alıyorum. 4-5 yaş için başlanmaz demiyorum, ama kabiliyet ve isteğin olması lazım, aksi takdirde çocuk çalışmayabiliyor ve problem çıkıyor. İstisnalar da çıkmıyor değil elbette.’’

Üç yaşında başlayabilir

Çocuk Psikoloğu Murat Güvençer: ‘‘

Sadece piyano değil, başka müzik aletlerinin öğrenilmesi de çocuklar için büyük faydalar sağlıyor. Sinir sisteminde sinaps denilen bağlantı noktaları var. Herşey orada birleşiyor. Bu bağlantılar ne kadar çok artarsa, çocuk zihinsel olarak da o kadar gelişmiş oluyor. Ancak piyano eğitiminin özellikle küçük çocuklarda baskıyla yapılmaması gerekiyor. M İnce motor denilen parmak becerisi üç yaş civarında kazanılıyor. Buradan yola çıkarsak bir çocuğun üç yaşından itibaren piyano çalabileceğini söyleyebiliriz.’’

Okul öncesi

çocukların piyano dersi alması, çocukların zihinsel yapılarını geliştiriyor ve bu çocuklar öncelikle metametik ve fen dallarında olmak üzere pek çok alanda diğerlerine göre daha başarılı oluyor.

Kimileri yuva ve kimileriyse ilkokul çağında olan bu minikler, sınavla girdikleri İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Piyano Bölümü’ne yarı zamanlı olarak devam ediyorlar.

Çocuklar için Piyano Eğitimi nedir ne değildir-PDF

Kaynaklar :[-]

 

Müzik dinlemenin ve müzikle uğraşmanın faydaları çok boyutludur. Müzik çocukların kendini ifade etme yeteneklerini geliştirir, estetik, yaratıcı ve yapıcı düşünme kapasitelerini artırır. Müzikle birlikte çocuğun içsel disiplini çocuğa yavaş yavaş aşılanabilir.

Bakırköy-davul-dersleri

Müzik akademik performansı da olumla etkiler. Okul çağındaki çocukların daha hızlı okumaları; yazma, anlama ve düşünmede öğrenme güçlüğü çeken çocukların eğitimleri; stresin ve sıkıntının azaltılması yine müzikle başarılabilir. Bilim adamlarına göre müzik, bilişsel düşünme kabiliyetini artırmaktadır. Bilişsel düşünme ile müzik arasında güçlü bir ilişki olduğundan müzikle uğraşanlarda ya da sık müzik dinleyenlerde beyin aktivitesi artmaktadır.

Birçok müzik dalında olduğu gibi özellikle Bateri derslerinde eller ve ayakların koordineli kullanılması çocuk veya yetişkinin el-kol koordinasyonunu artırmaktadır. Bunun yanı sıra elbette günlük stresten kaçınma imkânı da sağlamaktadır.

Bakırköy’ün ilk M.E.B. Onaylı davul(Bateri) dersleri vermeye yetkili kuruluşu olan kurumumuzda Davul/Bateri dersleri sizleri bekliyor.

bateri-dersleriFerah, rahat ve güvenli bir ortamda gerek kendiniz ve gerekse çocuklarınızın eğitim alabileceği bir kurumda, ders almanın avantajlarından faydalanmak için henüz geç kalmadınız. Neyazık ki bildiğiniz üzere sınırlı sayıda öğrenci kabul edebiliyoruz.

Okullar açıldı ve artık çocuklarınızın hobilerini gerçekleşme vaktiİstediğiniz gün ve saat imkanını kaçırmayın sınırlı sayıda öğrencinin ders alma imkanı olduğu bateri dersliğinde, sadece ders almakla kalmayacak M.E.B. Onaylı belge sahibi olma imkanına da kavuşacaksınız.

Bakırköy’de M.E.B. onaylı tecrübeli ve kaliteli eğitmenler eşliğinde tüm diğer sanat dallarında olduğu gibi Bateri/Davul eğitimi konusunda da sizleri hizmet etmekten mutluluk duyacağız.

Her öğrencimiz için geçerli olan aşamalı olarak başlayacak olan grup dersi şeklinde verilen haftalık 3 saat ücretsiz solfej dersini de unutmayın.

Ücretsiz solfej derslerinin yanı sıra elbette dersliklerin boş olduğu saatlerde, derslikleri sabah 09:00’dan akşam 21:00’ kadar hiçbir bedel ödemeden kullanma avantajını da unutmayın.

Yapmanız gereken tek şey Nar Sanat’a uğrayıp sizlere ve çocuklarınıza tüm sanat dallarında hizmet veren kursumuza uğramanız.

Elbette tüm bu eğitimlerin yanı sıra yıl içersinde gerek öğrenci gerekse eğitmen ve sanatçı dostlarımızın vereceği dinleti, konser ve gösterileri izleme imkanına da sahip olabileceksiniz.

Bakırköy’de bir dernek tarafından kurulan ilk M.E.B. Onaylı kurs olma özelliği taşıyan kurumumuza sadece ders almak için değil, çay, kahve içmek içinde gelebilirsiniz. Buyurun lütfen gelin tanışalım. Misafirimiz olun ,sanat yuvası olan kurumumuz sizi ağırlamaktan mutluluk duyacağız.

Kim bilir beklide T.V.ler de, filmlerde, tiyatro sahnelerinde gördüğünüz sanatçılarla da zaman zaman sohbet etme ikanınız olur.

“Hayatın içinden Nar Sanat”

Herhangi bir çalgı aleti ile ilgilenmek buna dair kurs almak çocuk ve ya yetişkine neler sağlıyor, zor mudur, nereye gitmeliyiz, öğretmen/eğitmen iyi midir, beklentilerimiz nelerdir? Gibi daha birçok soruyu zaman zaman hangimiz sormamışızdır ki?

muzik-egitiminin-onemi

Elbette herhangi bir müzik eğitimi almak çocuk veya yetişkinin kişisel öz güveninin gelişmesine yardımcı olması, çalma becerisinin artması ile pek çok özelliğin yanı sıra müzik zevklerinde de değişikliklere yol açacaktır. Müzik eğitimi alan kişiler daha seçici daha dikkatli ve daha gelişmiş kulağa sahip olacaktır.

Tüm bunlar herhangi bir müzik aleti ile ilgilenen kişilerde olası gelişmelerdir. Örneğin;  Keman eğitiminin bireysel anlamda ne gibi faydaları vardır?

Genel anlamda “öğrenilmesi zor” bir müzik aleti olarak bilinen “Keman ” yerleşik algılamadan dolayı bir yanılgı ile  diğer çalgılara göre zor  olduğu düşünülmektedir. Pek çok çalgıda öğrenme aşamasında duyu, görme, dokunma çerçevesi birlikte etkili olmakta fakat daha önemli olan kişinin yapacağı bir işe yönelik olan bireysel yargıları, içsel ve dışsal nedenler gibi farklı etmenleri de düşünmek gerekir.  Mathews (2005), kişinin bir işi başarmasına yönelik motivasyonun ve becerinin  tek başına yetenekten ve bilgiden çok o işe karşı geliştirilen öz yeterlik algısı tarafından belirlendiğini belirtmiştir. Yapılacak olan işe dair bilgi ve beceri kazanımının da seviyesini öz yeterlik algıları belirlemektedir. Keman çalmaya yönelik öz yeterlik algısı da gerek teknik gerekse müzikal sorunların çözülmesinde büyük etkendir. Bireyin keman çalmaya yönelik sahip olduğu öz yeterlik algısı bireyin  keman çalmak için ne kadar efor harcayacağını ve karşılaştığı bir sorunu çözmek için ne kadar zaman ayıracağını belirler. Kişinin kendisini keman çalmak konusunda yetersiz hissetmesi, keman çalışmalarına ayıracağı süreyi olumsuz yönde etkileyebilir. Kendisini keman çalmak için yeteneksiz hisseden birey ne kadar çalışırsa çalışsın başarıya ulaşamayacağını düşündüğü için keman çalışmayı bırakabilir.

Özellikle müzikal kazanımlar anlamında kritik yaşlar olan ilköğretim dönemi öğrencilerinin bilişsel ve fiziksel gelişimlerine paralel olarak tasarlanan bir eğitim uygulanmasıyla müzik eğitimlerinin daha verimli olacağı kesindir. Eğitmenin tüm bunları düşünerek ve özellikle çocukların algı, dikkat ve ilgilerini gözlemleyerek uygun tarzda eğitim vermesi gereklidir. Bunun için elbette eğitmenin eğitimli, bilgili ve donanımlı olması gerekmektedir. Yeterli alt yapısı olmayan eğitmenlerin hatalı eğitim vermesi bir tarafa çocuğun yukarıda sayılan tüm bu gerekliliklere dikkat etmemesi nedeniyle müzik eğitimi, özellikle keman eğitiminden soğuması veya müzikten uzaklaşması olasıdır.

Özellikle diğer çalgılara göre daha fazla sabır gerektiren keman eğitiminin zorluğu bu noktada başlamaktadır. Yoksa bir çalgı diğerinden daha zor kanısı geçerli değildir. Zorluk kişilik ve genel algının insanları yönlendirmesinden kaynaklıdır.

Tüm bu kanıları kırmak için elbette önerimiz özel derslerdir. Birebir ilgilenme ile birtakım olası zorlukları aşmak daha kolay olabilir.

Genel olarak ülkemizde tüm müzik eğitimlerinde olduğu gibi Keman eğitiminde’de bazı eğitmenler ya yeterli bilgi  düzeyinde değiller ya da eğitmenliğin/öğretmenliğin pedagojik yönünü göz ardı etmektedirler. Elbette pedagojik formasyonda tek başına iyi öğretmen olmak için yeterli değildir. Çünkü ülkemizdeki eğitim sistemi genel anlamda uygulama değil sözlü anlatım temeline dayanmaktadır. Sözlü anlatıma dayalı olan bu eğitim bir anlamda ilköğretim seviyesinin üstü için belki uygun olabilir fakat ilköğretim grubu için uygunluğu kesinlikle tartışılır bundan dolayı eğitmen/öğretmenlerin bu durumu göz önünde bulundurmaları gerekmektedir.  Çünkü soyut ve sıkıcı çocuğun dikkat verme seviyesinin üzerinde bir beklenti ile verilecek sözlü eğitime dayalı sistem çocukta verimliliği düşürecektir.

Kaliteli  bir müzikal ve teknik altyapının temellerinin atıldığı önemli bir dönem olan ilköğretim dönemi, çocuklar  için zor, soyut ve sıkıcı değil, bu durumun ta m tersine eğlenceli, aktif ve kolay olması gerekmektedir. Küçük  çocuklarda algılama daha çok dokunsal ve kinestetik bir eylemdir. Küçük çocuklar parmaklarını ve ellerini kullanmayı severler, dokunarak hissetmekten hoşlanırlar ve hareketli olmaya çok büyük ihtiyaç duyarlar.

Karmaşık ve çok sayıda bilgiyi absorbe etmeleri için en zor yol ise dinlemektir. Buna karşın yetişkinler çocuklara öğretme konusunda her zaman açıklama yolunu tercih etmektedirler. Okul yaşındaki çocukların % 30’ dan daha azı dinleme modunda algılayabilmektedir ve duyduklarının % 75’ini hatırlayabilmektedir. (Calissedorf, 2006). Keman eğitiminin çocuklar için somut ve kalıcı olmasının ilk şartı  ise oluşturulacak olan eğitim programının çocukların fiziksel, bilişsel ve sosyal gelişim özelliklerine uygun olmasıdır. Bu programın oluşturulmasında kullanılması gereken en geçerli yol ise aktif öğrenmedir.

Çünkü aktif öğrenme, çocuğu derste aktif hale getiren, pasif bilgi alıcısı olmaktan çıkararak, bilgiyi kendisinin keşfetmesini sağlayan bir yöntemdir.  (Batı Anadolu Eğitim Bilimleri Dergisi cilt:1 Sayı:02 2010, sf:112-124-S.Serkan ŞEKER VE Şermin BİLEN)

Velilerimiz müzik eğitiminin uzun soluklu bir eğitim olduğunu unutmamalıdır. Dolaysıyla çocuklarımızın özellikle okul öncesi ve ilköğrenim dönemi öğrencilerimizin ders saatinin tamamında söz konusu eğitim ile ilgili çalışma yapmasını beklememeleri gerekmektedir.  Dikkati ders süresi kadar öğrencinin bulunduğu ortamın, kişilik özelliklerinin, kişinin konuya olan ilgisinin, alışkanlıklarının, gruba uyumunun, merak ve keşfetme duygusunun, öğrenmede kullanılan yöntemlerin de etkilediğinin bilinmesine fayda vardır. (Prof. Dr. Adil Türkoğlu)

Normal şartlarda bir ilköğretim öğrencisinin dikkat süresi 16-20 dakika aralığındadır. Elbette kişisel özellikler bunu etkiler. Bunun dışında özellikle çocuğun daha küçük yaştaki çocukların dikkat süresi de azalmaktadır. Bazı velilerin çocuktan dolu dolu 40-45 ya da 50 dakika müzik çalışma performansı beklemektedir. Oysa bu beklenti  yanılgıdan başka bir şey değildir.

İyi bir eğitimci çocuğun sıkıldığını gördüğü zaman farklı yaklaşımlarla birkaç dakika sıkılmasını engelleyip ardından tekrar eğitime dönebilmektedir. Bu birkaç dakika çocuğun kişisel özelliklerine göre uzayıp kısala bilmektedir. Bu bağlamda tüm bunları bilmeyen veliler dersin boşa geçtiği kanısına kapılmaktadır. Kaldı ki kurslarda müzik eğitimi  yapılırken, ilk koşullardan birisi çocuğa uğraşı olan müzik aletini sevdirmektir ve eğitimci elbetteb bunun bilincinde olarak eğitimine devam etmelidir.

Bunun farkında olmayan velilerin bir kısmı daha kursa yazıldığı andan itibaren büyük beklentiler içerisine girmektedir. Oysa eğitim bir süreç, sabır ve anlayış gerektirmektedir. Eğitmenlerin görevi çocukları eğitmenin yanı sıra velileri de bir anlamda eğitmektir. Her öğrenci kendi kişisel özelliklerine göre daha hızlı veya daha yavaş öğrenebilmektedir. Bu durumda velinin kendi çocuğunu bir başka çocukla kıyaslaması değil teşvik etmesi gerekmektedir.

Veli, eğitmen ve kurs idaresinin tüm bu süreci iyi değerlendirip gerek velileri bilgilendirme gerekse çocuğun dikkat süresini etkileyecek olan teknik donanım ve ortamı sağlaması gerekmektedir.

Elbette kursların ayakta kalması için maddi kazanımları şarttır fakat söz konusu sanat eğitimi olunca birtakım konularda kurs idarelerinin daha verici olma zorunluluklarının olduğunu düşünmekteyiz.

Tüm bu ayrıntı ve yapılanmalar içersinde sanat eğitimi ile uğraşan kurumların kendilerinin oluşturacakları birimler ile sanat eğitimcilerinin kendi özdenetim ve yapılanmalarını sağlamaları gerekmektedir.

Bu yapıldığı taktirde kurslarda hobilerini geliştiren veya sanata kendini yakın hisseden ya da sanatı seven kişilerin çoğalmasına yol açacak ve uzun vadede sanatla iç içe olan toplumların oluşmasının yanı sıra kültürel değerlerin yükseldiği, hoşgörü ve sosyal zekanın yükseldiğin görmemiz mümkün olacaktır..

Velilerin özellikle Özel okullarda verilen ortam ve biçimi ile “sanat hobi kurslarında” verilen eğitimlerin nekadar sağlıklı olduğunu da elbette değerlendirmeleri gerektiğine inanmaktayız.

Her işte olduğu gibi kurumlarda kendi uzmanlıkları anlamında değerlendirilmelidir.

Örgün eğitim kurumları (İlköğretim, ortaöğretim kurumları) asli işleri ile ilgili eğitimlerinde kalite ve seviyelerini yükseltmekle ilgilenmeli M.E.B.  kapsamındaki genel sözel anlatım ağırlıklı sanat ve müzik derslerini vermeli. Sanat özellikle müzik eğitiminin pratikte uygulamalı eğitimini  kurslara bırakmalı. Bunun dışında devletin gerek belediye ve gerekse Halk Eğitim Merkezi kanalı ile bu geleneksel sanatlar dışındaki sanat eğitiminden çekilmesinin gerekliliği de ortadadır.

Kaldı ki devlet bir taraftan “Müzik Öğretmeni sayısı fazla” diyerek Müzik öğretmenliklerini kapatırken bir taraftan da Özel kolej ve okulların müzik kursu açmasına göz yumarak veya halk eğitim merkezlerinin, ismek benzeri kuruluşlar ile Özel kursların önünü tıkamaktadır. Bu yüzden müzik Müzik Öğretmelerinin  istihdamını engellemekte aynı zamanda  sevdirilmesi gereken sanat eyleminin develet eli ile kalıplaştırılmasını “sanatı yaygınlaştırmak “olarak lanse ederek tektipleştirmek ve hatta çocukları sanattan uzaklaştırmaktadır.

Kurulduğu yıllarda önemli görevler üstlenen Halk Evleri (şimdiki Halk Eğitim Merkezleri) Metropol ve büyük şehirler için artık özelliğini yitirmiş ve misyonunun dışındaki amaçlarla kullanılır hale gelmiştir.

İlgili ilgisiz pek çok konuda özelleştirmeye giden hükümetler nedense (!) hatta “sanatın içine tükürseler bile” sanat eğitimini halk evleri ve özel okulların yetkisi ile sınırlamaktadır. Oysa elbette bir Kursun devletin gücü veya bir kolejin ekonomik gücü ile rekabet etmesi mümkün değildir. Bunun yanı sıra elbette uzmanlığı sanat eğitimi olan bir kurumla bir kolejin veya Devlet denetimindeki kurumun sanat eğitimine bakışı aynı olamaz. Kolejler ekonomik kaygılar devlet destekli kurumlar ise görev kaygısı ile yaptıkları eğitimin verimin incelemek durumundadır.

Nedenlerini hepimizin bildiği sebeplerle bunlara göz yumak ülkede sanatı gömmek demektir. Daha akılcı politikaların uygulanması dileğiyle…

 

 Sanat dolu günler dileğiyle.

N.ÖZCAN

TÜRKİYE’nin en uzun soluklu festivallerinden 23. Akbank Caz Festivali, 25 Eylül Çarşamba günü İngiliz müzisyen Malia’nın The Seed’de vereceği konserle başlayacak.

Sanatçı Malia

Sanatçı Malia

Geniş konser programı, atölye çalışmaları, paneller, yarışmalar ve ‘Kampüste Caz’ konserlerinin yer aldığı festival, 12 Ekim tarihine kadar devam edecek. Yeni dönemin en önemli soul caz seslerinden Malia konserinde, ‘Four Women’, ‘If You Go Away’, ‘Don’t Explain’, ‘Baltimore’, ‘Feeling Good’, ‘Wild Is The Wind’, ‘Marriage Is For Old Folks’ gibi unutulmaz Nina Simone parçalarını yorumlayacak. Festivalin ilk haftasında ayrıca 25 Eylül’de Chrysta Bell Babylon’da, İsveçli piyanist Mattias Nilsson Akbank Sanat’ta, 26 Eylül’de Jim Rotondi Quintet Nardis’te, Natalia Mann Trio Babylon’da, Tamer Temel Quartet Akbank Sanat’ta müzikseverlerle buluşacak.

Festivalin onur konuklarından trompetçi Enrico Rava, ‘Rava Tribe’ projesiyle 27 Eylül’de Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda dinleyicilerin karşısında olacak. Aynı gün, ‘dünyanın en iyi kadın beatbox sanatçısı’ olarak gösterilen Butterscotch, Babylon’da gerçekleştireceği solo performansının ardından Alp Ersönmez’in ‘Cereyanlı’ projesine eşlik edecek. 27 Eylül’de ayrıca Ece Göksu ve Neşet Ruacan Duo Akbank Sanat’ta sahne alırken Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda 28 Eylül’de İngiliz saksafon sanatçısı John Surman ile Mare Nostrum ayrı ayrı hayranlarının karşısında olacak.

Festival kapsamında 28 Eylül’de Elina Duni Akbank Sanat’ta, The Real Tuesday Weld Babylon’da, For Ensemble Jazz Company sahnesinde, 29 Eylül’de de Evrim Demirel Ensemble Babylon’da eserlerini seslendirecek.

 

 

İKSV tarafından 12. kez düzenlenen Filmekimi, 28 Eylül-6 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilecek. Biletler 21 Eylül Cumartesi günü satışa çıkacak.

12.filmekimi-2013

Filmekimi, on ikinci yılında da usta yönetmenlerin son yapıtlarının da aralarında bulunduğu çoğu ödüllü 40’a yakın filmi izleyicilerin karşısına çıkaracak.

Zengin programıyla Filmekimi, 28 Eylül-6 Ekim tarihlerinde,İstanbul’da 9 gün boyunca izleyicilerle buluşacak.

Filmekimi broşürleri Atlas, Beyoğlu ve Nişantaşı Citylife City’s sinemaları ile İKSV’den temin edilebilir.

Filmekimi biletleri, 21 Eylül Cumartesi günü 10.30’dan itibaren, Biletix satış noktaları, Biletix web sitesi (biletix.com), Biletix çağrı merkezi (216 556 98 00) ile Atlas ve Beyoğlu sinemalarında kurulacak ana gişelerden satın alınabilecek.

Lale Kart üyeleri için öncelikli satış dönemi 18 Eylül’de başlıyor: Siyah Lale Kart sahipleri 18 Eylül Çarşamba, Beyaz, Kırmızı ve Sarı Lale Kart sahipleri 19 Eylül Perşembe ve 20 Eylül Cuma günlerinde özel indirimlerle biletlerini alabilecek.

Filmekimi’nde hafta içi gündüz seansları (11.00, 13.30, 16.00) sadece 5 TL. Hafta içi 19.00 ve 21.30 seansları ile hafta sonu tüm seanslar tam 15, indirimli 10 TL. Filmekimi gösterimleri geçen yıllarda olduğu gibi 11.00, 13.30, 16.00, 19.00 ve 21.30’da yapılacak.

12-filmekimi-istanbul12- Filmekimi’nin sponsoru Vodafone FreeZone, sinema kampanyasını Filmekimi’nde de sürdürecek. Vodafone FreeZone’lu sinemaseverler, Filmekimi’nde bir bilet aldıklarında aynı seans için bir bilet de hediye kazanacak. Kampanyalı bilet satışları 21 Eylül Cumartesi gününden itibaren ana gişelere ek olarak biletix.com adresi üzerinden yapılacak.

Yasmine Hamdan 6 Ekim’de Salon’da

Filmekimi’nde bu yıl izleyicileri bir de konser bekliyor. 12. Filmekimi programında yer alan, yönetmen Jim Jarmusch’un son filmi Only Lovers Left Alive / Sadece Aşıklar Hayatta Kalır’da kamera karşısına geçen ve şarkı söyleyen, Beyrut doğumlu müzisyen Yasmine Hamdan, 6 Ekim Pazar akşamı 20.00’de Salon sahnesine konuk olacak.

Filistinli ünlü yönetmen Elia Suleiman’ın eşi Yasmine Hamdan, 1999 yılında kurduğu, Ortadoğu’nun Arapça müzik yapan ilk indie-elektronik topluluğu Soapkills ile tanındı.

Paris’e yerleştikten sonra Y.A.S. adını kullanarak Mirwais ve Cocorosie’yle işbirliği de yapan Yasmine Hamdan, 2013 yılında ilk solo albümü Ya Nass’ı yayımladı.

Hamdan, 6 Ekim Pazar günü Sadece Aşıklar Hayatta Kalır’ın Atlas sinemasında 16.00’daki gösteriminin ardından, 20.00’de Salon sahnesinde müzikseverlere etkileyici bir performans sunacak.

Konserin, tam 30, indirimli 20 TL olan biletleri de 21 Eylül Cumartesi günü Biletix satış sistemi, Atlas ve Beyoğlu sinemalarında kurulacak Filmekimi gişeleri ve İKSV’de yer alan Salon gişesinden satılacak.