Şunun için etiket arşivi: öykü

Turgut Özakman’ın en çok satan romanı “Şu Çılgın Türkler”den uyarlanan aynı adlı opera eserinin dünya prömiyeri, İzmir Devlet Opera ve Balesi’nce yapıldı.

Türkiye’de en çok satılan kitaplar listesinde yer alan Turgut Özakman’ın Kurtuluş Savaşı destanını anlattığı “Şu Çılgın Türkler” adlı romanı, Sıtkı Türkmen’in librettosu, Çetin Işıközlü’nün bestesiyle aynı adla iki perdelik opera eserine dönüştü.
Haldun Özerten’in rejisiyle İzmir Devlet Opera ve Balesi (İZDOB) tarafından sahneye konulan operanın Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 74. yılında yapılan dünya prömiyeri öncesi, İZDOB Müdürü ve Sanat Yönetmeni Aytül Büyüksaraç, eserin libretto yazarı Tekmen, bestecisi Işıközlü ve rejisörü Haldun Özörten ile Elhamra Sahnesi’nde basın toplantısı düzenledi.

Büyüksaraç, Mustafa Kemal Atatürk’ün anısına büyük değer verdiklerini belirterek, “10 Kasım Atamız’ı kaybettiğimiz gündür, ama biz bu eserle yeniden doğuşu görmek istiyoruz. Bu eseri sunmaktan büyük gurur duyuyor ve sorumluluk hissediyoruz” dedi.

Besteci Çetin Işıközlü de çok büyük zorluklarla çok kısa zamanda eserin sahnelenmesinden büyük mutluluk duyduğunu söyledi.

Operanın, Kurtuluş Savaşı’nın esasını anlattığını ifade eden Işıközlü, “Asıl büyük eser, bu vatanı bize veren o kahramanların, Türk ordusunun başardığıdır” dedi.

Eserin libretto yazarı Sıtkı Tekmen de Kurtuluş Savaşı’nın bugüne kadar “herkesin diline dolanmış ve içi boşaltılmış” kelimelerle anlatıldığını savunarak, “Binlerce belgeye dayanan ve müthiş öykülerden oluşan bu eserde görüyoruz ki, bu mücadeleye katılanlar imkansızı zorlamış ve başarmışlar” diye konuştu.

Rejisör Haldun Özörten ise operada sahnenin sürekli değişeceğini, eserin sahnelenmesinde barkovizyona dayalı sahneleme yöntemini seçtiklerini belirterek, “Gerçek kesitlerden sahneler sunacakları eserde, sanatseverlerin o dönemde yaşanan acıları hissedeceğini” söyledi.

Salon yetmedi ayakta izlendi

İZDOB Elhamra Sahnesi’nde dünya prömiyeri yapılan “Şu Çılgın Türkler” operası, sanatseverler tarafından büyük ilgiyle karşılandı.

Sadece davetlilerin izleyebildiği prömiyerde, sanatseverlerin aşırı ilgisi nedeniyle salonda ayakta izleyici alınmak zorunda kalındı.

Kurtuluş Savaşı Destanı’nı konu edinen iki perdelik opera, büyük beğeni topladı ve seyirciler tarafından ayakta alkışlandı.

Opera eseri, prömiyerin ardından sezonda 12 Kasım’dan itibaren sahnelenmeye devam edilecek.

Kaynak :[-]

İçeriği itibariyle şehrin en sıradışı etkinliklerinden biri olan “Ölüm Sanat Mekan Sempozyumu” üçüncü kez Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi(MSGSÜ) Fındıklı Kampüsü’nde 5-7 Kasım günleri gerçekleşecek.

Sempozyumun düzenleyicisi Gevher Gökçe Acar’ın sunuş yazısında;

“Ölüm bilinci şüphesiz tarih boyunca kültür ve sanat yaratmasında insanoğlunu tetikleyen etkenlerin başında gelmiştir. Zygmunt Bauman kültürü “insanların farkında oldukları şeyi unutturmaya yönelik incelikli, karşı-anımsatıcı teknik bir aygıt” olarak tanımlarken, kaynağını ölüm bilincine ve ölüm gerçeğini unutma gereksinimine bağlar. Ölü gömme ritüelleri, mezar ve mezarlıkların ortaya çıkışı tarihöncesi uzmanları tarafından insanlık eşiğinden geçmenin önkoşulu olarak kabul edilir. Ölüm kavramı, insanı hayatın geçiciliği karşısında kalıcı bir şeyler yaratma konusunda uyarmış ve sanat yapıtının doğuşuna zemin hazırlayarak başta plastik sanatlar, edebiyat ve müzik gibi alanlarda olmak üzere sanat yaratımının bütün dallarında estetik yönden en etkileyici yapıtların oluşmasına aracı olmuştur. Öte yandan ölüm gerçekleştiğinde, ölüyü dini inançlar çerçevesinde öte dünyaya hazırlama ve aynı zamanda geride kalanların ölüm acısını hafifletme çabalarının sonucu olarak ortaya çıkan mezar anıtları da, gene ölüm ve yaratma arasındaki ilişkinin somut kanıtlarını oluşturur. “Ölüm Sanat ve Mekân III Sempozyumu’nun amacı, ölüm kavramının gerek birey ve toplumun yaşamındaki, gerekse sanat yaratımındaki yeri ve önemini felsefe, toplum bilimleri, mimarlık ve çeşitli sanat dalları üzerinden irdeleyerek bir kez daha vurgulamak”sözleriyle içeriği ve amacı özetliyor.

Sempozyumda; Levent Şentürk, Nurullah Ulutaş, Fatih Danacı, Gevher Gökçe Acar, Barış Özgen Şensoy, Erdem Ceylan, Mehmet Kerem Özel, Zeynep Sayın, Melih Başaran, Ahmet Erözenci, Buket Akgün, Tuna Erdem, Ercan Kesal, Can Denizci, Haluk Çetinkaya, Filiz Özer, Eva Aleksandru Şarlak, Yusuf Benli bildiri sunacaklar, film gösterimleri izlenecek ve Yusuf Benli, Kumru Dilber, Makbule Oral’ın ağıt icraları dinlenecek.

Sempozum programı

5 Kasım Pazartesi (Video Konferans Salonu – MSGSÜ Fındıklı Kampüsü)
11:00-11:15 Açılış
11:15-11:45 Levent Şentürk “Demirbaş Dolabından Dönme Dolaba: İktidar, Bellek ve Ölüm Katmanları Arasında”
11:45-12:15 Nurullah Ulutaş “Felsefî Bir Gerekçeyle Ölümü Estetize Etme Sanatı: Roman ve İntihar”
12:15-12:45 Fatih Danacı “Korku Sinemasında Yeniden Dirilme Konsepti”
14:00-14:30 Gevher Gökçe Acar “Orta Asya’dan İstanbul’a Şamanizm’den İslâm’a Türklerde Ölümün Değişen ve Değişmeyen Yüzü”
14:30-15:15 Belgesel Film Gösterimi: Tibet’in Ölüler Kitabı

6 Kasım Salı (Sedad Hakkı Eldem Oditoryumu – MSGSÜ Fındıklı Kampüsü)
11:00-11.30 Barış Özgen Şensoy “Freud’da Ölüm ve Sanat: İmkânlar, Sınırlar ve Metodoloji”
11:30-12:00 Erdem Ceylan “Toten-Bau-haus: Bauhaus’ta Ölüm”
12:00-12:30 Mehmet Kerem Özel “Şehitlik Tasarımında İnsani Boyut: Muammer Onat’ın Girne Karaoğlanoğlu Şehitliği”
12:30-13:00 Zeynep Sayın “Çin’den Bizans’a Ölüm”
14:15-14:45 Melih Başaran “Maurice Blanchot’nun Yaşam-Ölümöyküsel (Biothanatographique) Metni: Ölüm Anım”
14:45-15:15 Ahmet Erözenci “Edebiyatta Ölüm-Bir Kişisel Yaklaşım”
15:15-15:45 Buket Akgün “Karanlık Ana Tanrıça’nın Soyundan Gelmek: Edebiyat ve Sanatta Cadılar ve Ölüm”

16:15-16:45 Film Gösterimi: Annabel Lee Animatör George Higham Kostnice [Kemiklik] Yönetmen Jan Švankmajer

 

7 Kasım Çarşamba (Sedad Hakkı Eldem Oditoryumu – MSGSÜ Fındıklı Kampüsü) 10:30-11:00 Tuna Erdem “Sinema ve Televizyon Dizilerinde Nekrofili”
11:00-11:30 Ercan Kesal “Bir Zamanlar Anadolu’da Filminin Senaryo Yazım Sürecinde ‘Ölüm’ Üzerine Okumalar”
11:30-12:00 Can Denizci “Franz Schubert’in ‘Kış Yolculuğu’ Şarkı Dizisinde Simgesel Ev Olgusu: Yolculuk ve Ölüm Eğretilemeleri” 13:30-14:00 Haluk Çetinkaya “Antik Dünyada Ölüm Algısı ve Sanattaki Yansıması”
14:00-14:30 Filiz Özer “Ata Kültünün Antik Roma Sanatına Etkisi”
14:30-15:00 Eva Aleksandru Şarlak “Şişli Hristiyan Mezarlıklarında Üslup Çeşitliliği”
15:30-16:00 Yusuf Benli “Ozanların Dilinden: Halk Şiirinde Ölüm”
16:00-17:00 Ağıt icraları: Yusuf Benli, Kumru Dilber, Makbule Oral

İletişim: Gevher Gökçe Acar 0212 252 16 00/277

[email protected]

[email protected]

Kaynak : [-]

 

Manchester Üniversitesi’nden Prof. Barry Cooper, ünlü bestecinin ölümünden 185 yıl sonra orta çıkarılan ilahinin ünlü “Missa Solemnis” eserinin taslaklarının yer aldığı bir defterde bulunduğunu söyledi.

Cooper, Beethoven’ın Gregoryen döneme ait bin yıllık “Pange Lingua” adlı ilahinin melodisini değiştirerek yeniden yorumladığını belirtti.

Cooper, ilahinin mart 1820’de o zamanlar 39 yaşında olan bestecinin hamisi Avusturya Arşidükü Rudolp’ün Olmutz başpiskoposu ilan edildiği törende çalınmış olabileceğini belirtti.

Ünlü besteciyle ilgili en önemli uzmanlardan biri olarak kabul edilen Cooper, iki dakikalık eserin Beethoven’ın diğer tüm eserlerinden çok farklı olduğunu söyledi.

Beethoven’in iki eser dışında dini müzik bestelemediğini işaret eden Cooper, “Beethoven’ın kilisede yapılan sıradan bir ayin için beste yapması kesinlikle olağanüstü. Bestecinin böyle bir esere imza atacağına kendi gözlerimle görmesem hayatta inanmazdım. Çok şaşırdım” dedi.

Eserin yer aldığı 1820 tarihli defter, Berlin Devlet Kütüphanesi’nde saklanıyor.

Prof. Cooper, Beethoven’ın tamamlanmamış taslaklarından yola çıkarak 10. Senfoni’yi hazırlamış ve klasik müzik dünyasında büyük tartışmalara yol açmıştı.

Müzik tarihinde Klasik dönemden Romantik döneme geçişin en önemli isimlerinden biri olarak kabul edilen Alman besteci Beethoven, tüm zamanların en ünlü ve en etkili bestecilerden biri olarak tanınıyor.

Henüz küçük bir çocukken yeteneği keşfedilen ve ilk müzik eğitimini dönemin ünlü bestecisi Wolfgang Amadeus Mozart’ın babası Leopold Mozart’a öykünen babası Johann van Beethoven’dan alan ünlü besteci, Bonn’daki öğrencilik yıllarının ardından Joseph Haydn ile çalışmak için Viyana’ya taşınmıştı.

1796 yılında henüz 26 yaşındayken işitme yetisini yitirmeye başlayan Beethoven, 1818 yılında tamamen sağır olmasına karşın beste yapmaya devam etmişti.

Sanatseverleri bu hafta da oldukça yoğun bir etkinlik programı bekliyor…

sanat duyuru

Tiyatro

İSTANBUL

■ Devlet Tiyatroları Beykoz Ahmet Mithat EfendiSahnesi’nde “Zalım Mahmut-Bir Kurtlu Kıssa” cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Cevahir SahneleriSalon 1’de “Sidikli Kasabası” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. CevahirSahneleri Salon 2’de “Çirkin” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Küçük Sahne’de “DüğünŞarkısı” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Küçükçekmece Sahnesi’nde “Yağmur Durduğunda” perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “Ay Ecesi” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. (0 212 292 39 00)

■ İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları F. Reşat NuriSahnesi’nde “Toros Canavarı” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.30. GOP Ferih Egemen Sahnesi’nde “Pırtlatan Bal” perşembe, cuma 12.00. Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Oyun” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.30. Kâğıthane Sadabad Sahnesi’nde “İstanbul Efendisi” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.30. Kâğ. Küçük Kemal Sahnesi’nde “Karagöz Balıkçı” perşembe, cuma 12.00. Haldun Taner Sahnesi’nde “Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.30. Ümraniye Sahnesi’nde “Yüzleşme” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.30. Üsküdar Müsahipzade Sahnesi’nde “Doğum Günü Partisi” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.30. Üsküdar K. Yılmazer Sahnesi’nde “Meraklısı İçin Öyle Bir Hikâye” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.30. (0212 455 39 25)

■ Bakırköy Belediye Tiyatroları Müşfik Kenter Sahnesi’nde “www.askbu-mu.com” perşembe 20.30, “Külhanbeyli Müzikali” cuma 20.30, “Benim Güzel Pabuçlarım” cumartesi 11.00, “Külhanbeyli Müzikali” cumartesi 20.30, “Hoşu’nun Utancı” pazar 11.00, “Hangisi Babası” pazar 15.30. Turhan Tuzcu Sahnesi’nde “Carrar Ana’nın Silahları” çarşamba, perşembe 20.30. ( 0 212 661 38 94)

■ Tiyatro Pera’da “Ah Smyrna’m, Güzel İzmir’im” cuma, cumartesi 20.00, pazar 18.30.

■ Oyun Atölyesi’nde “Basit Bir Ev Kazası” bugün 20.30, “Antonius ile Kleopatra” perşembe, cuma, cumartesi 20.30, pazar 16.00 (0 216 345 39 39 )

■ İkincikat’ta “Korku Tüneli” salı, “Limonata” çarşamba, “Disosya” perşembe 20.30 (0 212 292 32 47)

■ Mekân Artı’da “Çok Hücreli Bölünen” çarşamba, perşembe 20.30, “Bizde Yok!” cumartesi, pazar 20.30 (0 212 224 57 56)

■ Tiyatroperest’in “Anlaşılmaz Konuşmalar” adlı oyunu cumartesi 20.00 Beyoğlu Oyuncular Cem Safran Sahnesi’nde (0 212 245 13 14)

■ Tiyatro Avesta’nın “Daf/Kapan” oyunu cumartesi 20.30 Cihangir Sahne’de.

ANKARA

■ Akün Sahnesi’nde, “Fosforlu Cevriye” adlı oyun 17-27 Ekim tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Pal Sokağı Çocukları/çocuk oyunu” 21 ve 28 Ekim’de saat 11.00’de. (0 312 427 19 71)

■ Altındağ Tiyatrosu’nda, “Kış Gelmeden” adlı oyun 23-31 Ekim tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Sinek Kadar Kocam Olsun, Başımda Bulunsun” adlı oyun 17, 18, 19 Ekim’de saat 20.00’de, 20 Ekim’de saat 15.00 ve 20.00’de, 21 Ekim’de saat 15.00’te. (0 312 316 59 02)

■ Büyük Tiyatro’da, “Hürrem Sultan” adlı oyun 19, 26 Ekim’de saat 20.00’de, 21, 28 Ekim’de saat 15.00’te, “Kerbela” adlı oyun 30 Ekim’de saat 20.00’de. (0 312 324 22 10)

■ Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesi’nde, “Aşk Hastası” 17-31 Ekim tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de. (0 312 240 00 91)

■ Küçük Tiyatro’da, “Keloğlan Keleşoğlan” adlı çocuk oyunu 21 Ekim’de saat 11.00’de, “Bir Garip Orhan Veli/İzmir DT” adlı oyun 20 Ekim’e dek cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Troyalı Kadınlar/Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları” adlı oyun 23-28 Ekim tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Venedik Taciri” adlı oyun 30 ve 31 Ekim’de saat 20.00’de. (0 312 311 11 69)

■ Oda Tiyatrosu’nda, “Dönülmez Akşamın Ufkundayız” 20 Ekim’e dek saat 18.30’da, 23-27 Ekim tarihleri arasında saat 18.30’da, “Euridice’nin Elleri” adlı oyun 30 ve 31 Ekim’de saat 18.30’da. (0 312 311 11 69)

■ Stüdyo Sahne’de, “Jerry ve Tom” adlı oyun yarın ve 19, 30 Ekim’de saat 20.00’de, 21 Ekim’de saat 15.00’te, “Bir Delinin Hatıra Defteri” adlı oyun 23, 26 Ekim’de saat 20.00’de, 28 Ekim’de saat 15.00’te. (0 312 397 30 24)

■ İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi’nde, “Cesaret Ana ve Çocukları” adlı oyun 17, 18, 24 ve 31 Ekim’de saat 20.00’de, 20 ve 27 Ekim’de saat 15.00’te. (0 312 397 30 24)

■ Şinasi Sahnesi’nde, “Ben Feuerbach/Trabzon DT” adlı oyun 16-21 Ekim tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Tek Kişilik Şehir” 23-27 tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Karlar Kraliçesi/çocuk oyunu” 28 Ekim’de saat 15.00’te, Sunay Akın’ın tek kişilik gösterisi 8 Ekim’de saat 20.00’de. (0 312 397 30 24)

■ ODTÜ Kültür Kongre Merkezi’nde, Ortaoyuncular Tiyatrosu’nun sahneleyeceği “Ferhangi Şeyler” adlı oyun bugün saat 20.30’da. (0 312 210 41 51)

ADANA

■ Orta Oyuncular-2012 Tiyatrosu, Ferhan Şensoy’un yazıp yönettiği, ‘Nasri Hoca ve Muhalif Eşeği’ adlı güldürüyü cumartesi günü16.00’da pazar günü ise 20.00’de Büyükşehir Belediye Tiyatrosu’nda sahneleyecek. Oyunda Ferhan Şensoy’a Serap Günaydın, Ali Çatalbaş, Elif Durdu, Sefa Tanoğlu ve Orkun Akyıldız eşlik ediyor. (0322 4553550)

■ Adana Devlet Tiyatrosu sahnesi bu kez Konya Devlet Tiyatrosu oyuncularının. Orhan Asena’nın yazdığı, Bengisu Gürbüzer Doğru’nun yönettiği, ‘Ya Devlet Başa ya Kuzgun Leşe’ adlı oyunu yarından itibaren hafta boyunca sahnelenecek. KDT oyuncularından Tuncay Aynur, Ebru Erbaş, Doğan Doğru, Alpay Aksum, Ferdi Dalkılıç, Ahmet Çökmez, Özgür Baş ve Ozan Umut Çobanoğlu da oyunda rolleri paylaşıyorlar. (0322 3523355)

■ Orta Oyuncular-2012 Tiyatrosu, Ferhan Şensoy’un yazıp yönettiği, ‘Nasri Hoca ve Muhalif Eşeği’ adlı güldürüyü perşembe günü 20.00’de Hatay Kültür Merkezi’nde sahneleyecek. Oyunda Ferhan Şensoy’a Serap Günaydın, Ali Çatalbaş, Elif Durdu, Sefa Tanoğlu ve Orkun Akyıldız eşlik ediyor. (0326 2160652)

MERSİN

■ Orta Oyuncular-2012 Tiyatrosu, Ferhan Şensoy’un yazıp yönettiği, ‘Nasri Hoca ve Muhalif Eşeği’ adlı güldürüyü cuma günü 20.00’de Büyükşehir Kongre Merkezi’nde sahneleyecek. Oyunda Ferhan Şensoy’a Serap Günaydın, Ali Çatalbaş, Elif Durdu, Sefa Tanoğlu ve Orkun Akyıldız eşlik ediyor. (0324 2393752)

Müzik

İSTANBUL

■ ‘Nardis Jazz Club’da bugün saat 21.30’da “Yansımalar”, perşembe günü saat 21.30’da “Alper Yılmaz-Over the Clouds”, cuma günü saat 22.30’da “Ceyda Köybaşıoğlu Band”, cumartesi günü saat 22.30’da “Sibel Köse Quartet” konseri izlenebilir. (0 212 244 63 27)

■ ‘Akbank Caz Festivali’ kapsamında yarın ve çarşamba günü saat 21.30’da Nardis’te “Frank Vignola & Vinny Raniolo”, çarşamba günü saat 21.00’de The Seed’de “Anthony Braxton Diamond Curtain Wall Quartet”, cuma günü saat 19.00’da Akbank Sanat’ta “Yakaza Ensemble”, cumartesi günü saat 19.00’da Akbank Sanat’ta “Islak Köpek & Serra Yılmaz”, pazar günü saat 19.00’da Akbank Sanat’ta “KonstruKt” konserleri izlenebilir. www.akbankcaz.com

■ ‘Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda yarın saat 20.00’de “Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO)” konseri izlenebilir. (0 212 373 11 00)

■ 11. Pera Festivali kapsamında yarın saat 20.00’de Bahçeşehir Üniversitesi Fazıl Say Salonu’nda Ruhi Su’nun 100. doğum yılı onuruna “Mehtap Meral’den Ruhi Su Türküleri” konseri izlenebilir. (0 212 243 64 83)

■ ‘Babylon’da çarşamba günü saat 20.30’da “Dutch Delight 2D Party: Giovanca & Rob Manga”, perşembe günü saat 20.30’da “Kolektif İstanbul”, cuma günü saat 22.00’de “Beardyman”, cumartesi günü saat 22.00’de “Club Bangkok” konseri izlenebilir. (0 212 292 73 68)

■ ‘Jolly Joker’de çarşamba günü saat 21.00’de “Güntaç Özdemir”, perşembe günü saat 21.00’de “Aytaç Doğan ve Arkadaşları”, cuma günü saat 22.00’de “Gökhan Türkmen”, cumartesi günü saat 22.00’de “Athena” konseri izlenebilir. (0 212 249 07 49)

■ ‘Ghetto’da çarşamba günü saat 21.30’da “Vera”, perşembe günü saat 21.30’da “The Ex”, cuma günü saat 23.30’da “Ghetto the Party with Çizenbayan”, cumartesi günü saat 22.30’da “Triggerfinger” konseri izlenebilir. (0 212 251 75 01)

■ ‘Fulya Sanat’ta perşembe günü saat 20.00’de “Borusan Quartet” konseri izlenebilir. (0 212 215 60 29)

■ ‘Notre Dame de Sion Fransız Lisesi Gösteri Salonu’nda perşembe günü saat 19.30’da “Meriç Dönük” arp resitali izlenebilir. (0 212 219 16 97)

■ ‘Küçükçiftlik Park’ta cuma günü saat 22.00’de “Scorpions – The Final Sting – Tour 2012” konseri izlenebilir. (0 212 231 30 45)

■ ‘Güngören Erdem Bayazıt Kültür Merkezi’nde cumartesi günü saat 20.00’de Selim ve Kerim Altınok yönetimindeki “Engelsiz Orkestra” konseri izlenebilir. (0 212 568 60 80)

ANKARA

■ Jolly Joker Ankara’da, Athena’nın vereceği konser 19 Ekim’de saat 22.00’de, Rafet El Roman’ın vereceği konser 20 Ekim’de saat 22.00’de, Feridun Düzağaç’ın vereceği konser 26 Ekim’de saat 22.00’de, Gökhan Türkmen’in vereceği konser 27 Ekim’de saat 22.00’de.  (0 312 424 11 11)

■ If Performance Hall’de, Malt konseri 18 Ekim’de saat 00.00’da, Zakkum konseri 25 Ekim’de saat 00.00’da. (0 312 418 95 06)

■ MEB Şûra Salonu’nda, “3. Uluslararası Şefika Kutluer Festivali” kapsamında Karadağ Senfoni Orkestrası’nın vereceği konser bugün saat 20.00’de, Tedi Papavrami Solo Keman resitali 18 Ekim’de saat 20.00’de, Selanik Festival Orkestrası konseri 19 Ekim’de saat 20.00’de. (0 312 212 98 86)

■ Operet Sahnesi’nde, Niyazi Takizade’yi anma konseri 20 Ekim’de saat 20.00’de, Cumhuriyet Bayramı konseri 29 Ekim’de saat 20.00’de. (0 312 324 68 01)

■ CSO Konser Salonu’nda, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın (CSO) şef Erol Erdinç yönetiminde vereceği, dünyaca ünlü piyanistimiz Gülsin Onay’ın solist olarak yer alacağı “Ulvi Cemal Erkin’in Ölümünün 40. Yıldönümü Anma Konseri” 18 ve 19 Ekim’de saat 20.00’de. (0 312 309 13 43)

Sergi

İSTANBUL

■ Dilşad Atasoy’un suluboya resim sergisi 20 Ekim’e kadar Etiler A2B Eğitim Hizmetleri Salonu’nda. (0212 287 37 50)

■ Arzu Aytekin, Mustafa Bulat, Erol Deneç, Sibel Kasapoğlu, Şevkat İşleğen’in karma eserlerinden oluşan sergi, 20 Ekim- 24 Kasım arasında Almelek Sanat Galerisi’nde. (0212 265 38 51)

■ Seyit Mehmet Buçukoğlu’nun “anlatmak için yaşamak” isimli sergisi 10 Ekim – 10 Kasım tarihleri arasında Artisan’da. (0212 247 90 81)

■ 3 Boyutlu Buluşmalar isimli sergi 9 Ekim – 8 Kasım tarihleri arasında Ekavart Gallery’de. (0212 252 81 31)

■ İlhan Koman’ın “Sonsuzluk-Eksi-Bir Serisi” sergisi 9 Ekim – 17 Kasım tarihleri arasında Egeran Galeri’de. (0 212 251 1 251)

■ Proje Odaları fotoğraf sergisi 9 – 31 Ekim tarihleri arasında Proje 4L/Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi’nde.

■ Füsun Onur’un “Çeşitlemeler” isimli sergisi 9 Ekim – 1 Aralık tarihleri arasında Maçka Sanat Galerisi’nde. (0(212) 240 80 23)

■ Brand It isimli sanatta markalaştırılmaya ve ticarileştirilmeye karşı protesto karma sergi 11 – 30 Ekim tarihleri arasında rh+gallery’de.

■ Gelenek ve Gidenek isimli karma karikatür sergisi 11 – 21 Ekim tarihleri arasında Scneidertempel Sanat Merkezi’nde. (0 212 249 01 50)

■ Cahide Erel’in “Essence” isimli sergisi 11 Ekim – 11 Kasım tarihleri arasında Dr. Sadık Ahmed Cad. (0212 521 54 43)

■ Üç Kuşak Çağdaş Türk Sanatı başlıklı sergi 11 Ekim – 11 Kasım tarihleri arasında UPSD Sanat Galerisi’nde. (0 212 247 62 83)

■ Esrâ Sirman’ın sergisi 11 Ekim – 3 Kasım tarihleri arasında Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde. (0212 351 00 60)

■ Viron Erol Vert’in “7 Perde” isimli sergisi 12 Ekim – 21 Kasım tarihleri arasında Galerist Hasköy’de. (0 212 252 1896)

■ Azime Sarıtoprak’ın “Miyazaki Buradaydı” isimli sergisi 13 Ekim – 15 Kasım tarihleri arasında Mine Sanat Galerisi Caddebostan’da. (0 2 1 6 3 8 5 1 2 0 3)

■ Nesren Jake’nin “über alles” isimli sergisi 13 Ekim – 4 Kasım tarihleri arasında GaleriBu’da.

■ Filiz Pelit’in “Düş Çocukları” isimli sergisi 15 Ekim – 3 Kasım tarihleri arasında Vakıfbank Genel Müdürlük Fuaye’de. (0212 3167070)

■ Zekeriya Sarıbatur’un “Mutlak Sonsuzluk” isimli sergisi 18 Ekim – 17 Kasım tarihleri arasında Kare Art Gallery’de. (0 212 240 44 48)

■ Ali Elmacı’nın “Ateşinle Koru Beni” isimli sergisi 18 Ekim – 17 Kasım tarihleri arasında x – ist’te.

■ Padişahın Evi: Harem-i Hümayun sergisi 15 Ekim’e kadar Topkapı Sarayı Müzesi, Has Ahırlar Sergi Salonu’nda.

■ Sara Baruh’un “Double Face – İki Yüzlü” isimli sergisi 15 Ekim’e kadar Gallery LiNART’ta.

■ Hüseyin Aksoylu’nun “Ağırlık” isimli sergisi 15 Ekim’e kadar art ON İstanbul’da.

■ Gökçe Oflu’nun “Organik” isimli sergisi 15 Ekim’e kadar İBB Taksim Sanat Galerisi’nde. (0212 245 20 68)

■ Gavin Turk’un “Türk” isimli sergisi 16 Ekim’e kadar Galerist’te.

■ Salih Cem Nar’ın sergisi 16 Ekim’e kadar Bahariye Sanat Galerisi’nde. (0216 414 55 06)

■ Dünya Hayvan Hakları sergisi18 Ekim’e kadar TGC Basın Müzesi’nde.

■ Esra Ekşi Demir’in “Yaşanmışlıklar” isimli sergisi 19 Ekim’e kadar Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)

■ Ahmet Çağlar’ın “Derin Masallar” isimli sergisi 19 Ekim’e kadar Galeri Artist Çukurcuma’da. (0 212 251 91 63)

■ Emre Senan’ın “ani Paçavra” isimli sergisi 20 Ekim’e kadar Galeri Apel’de.

■ Elisabeth Strub’un “-miş’li geçmiş” isimli sergisi 20 Ekim’e kadar Pirosmani Sanat Galerisi’nde. (0212 252 68 12)

■ Yağız Özgen’in “Tayf” adlı ikinci kişisel sergisi 20 Ekim’e kadar Sanatorium’da.

■ Servet Koçyiğit’in “Aşk ve Diğer Meseleler” isimli sergisi 20 Ekim’e kadar RAMPA’da. (0 212 327 08 00)

■ Gözde Başkent ve Hatice Karadağ’ın “Kendine Ait Bir Oda” isimli sergisi 20 Ekim’e kadar DAİRE’de. (0212 252 52 59)

■ Athier Mousawi’nin sergisi 20 Ekim’e kadar Poligon – “The Shooting Gallery”de.

■ Ahmet Güneştekin’in sergisi 20 Ekim’e kadar ARMAGGAN Art & Design Gallery’de.

■ Viron Erol Vert’in “7 Perde / 7 Curtain” isimli sergisi 21 Ekim’e kadar Galerist Hasköy’de.

■ Beyoğlu Beyoğlu isimli sergi 21 Ekim’e kadar Arte İstanbul’da. (0212 292 80 45)

■ Josephine Powell ’ın “Josephine’in Gördüğü: 20. Yüzyılda Anadolu’nun Kırsal Yörelerine Fotoğrafik Bakışlar” sergisi 21 Ekim’e kadar Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde.

■ Uyanış Anı isimli karma sergi 22 Ekim’e kadar Saint Joseph Lisesi’nde.

■ Taner Alakuş ’un “Hayallerimdeki Minyatürler” isimli sergisi 22 Ekim’e kadar Çırağan Palace Kempinski Sanat Galerisi’nde.

■ Mevlut Akyıldız’ın sergisi 23 Ekim’e kadar Hobi Sanat Galerisi’nde. (0212 225 23 37)

■ Mubin Orhon’un sergisi 24 Ekim’e kadar Galeri Nev’de.(0212 252 15 25)

■ Tam Ekran isimli sergi 24 Ekim’e kadar Art Suites Gallery’de. (0212 251 55 61)

■ Hakan Özdil’in “Her şey, her zaman, her yerde” isimli sergisi 24 Ekim’e kadar Galeri Eksen’de. (0212 219 08 50)

■ Reysi Kamhi’nin “Tasvirleri Atlıyorum” isimli sergi 24 Ekim’e kadar Pg Art Gallery’de. (0212 252 80 00)

■ Görünüşün Anlamı isimli sergi 25 Ekim’e kadar Beyoğlu Akademililer Sanat Merkezi’nde. (0212) 245 02 29)

■ Gerard Caris’in “Beşgencilik” isimli sergisi 27 Ekim’e kadar Kuad Galeri’de.

■ Yusuf Sevinçli’nin “Post” isimli sergisi 27 Ekim’e kadar Elipsis Galeri’de. (0 212 249 48 92)

■ Anna Lechner’in “ARA” isimli sergisi 28 Ekim’e kadar Arte İstanbul’da.

■ Cahide Erel’in sergisi 28 Ekim’e kadar Tophane-i Âmire’de.

■ Ahmet Nejat’ın “Aşk Hali” isimli sergisi 28 Ekim’e kadar Nişantaşı Artgalerim’de.

■ Coşkun Demirok’un “Nefes Nefese” isimli sergisi 29 Ekim’e kadar Mina Sanat Galerisi’nde. (0 212 232 38 13)

■ Serkan Şen’in “Kalabalık Ama Mutlu” sergisi 30 Ekim’e kadar Teşvikiye Sanat Galerisi’nde. (0212 241 04 58)

■ Aydın Erkmen’in “Antik Kentler, Antik Hikayeler” isimli sergisi 30 Ekim’e kadar Arkeo Pera Sanat Galerisi’nde. (0212 249 92 26)

■ Dominique Barreau ’nun “İstanbul’da Randevu” isimli sergisi 31 Ekim’e kadar Gama Sanat Galerisi’nde.

■ Mithat Şen’in sergisi 31 Ekim’e kadar Doruk Sanat Galerisi’nde. (0212 252 05 35)

■ ÇAĞDAŞ USTALARDAN SERGİ 31 Ekim’e kadar TEM SANAT GALERİSİ’nde.

■ Halki’den Yansımalar Kartpostallarda Ada Sergisi 31 Ekim’e kadar Heybeliada İnönü Evi Müzesi’nde.

■ Allan Sekula: Birleşmeyen Filmler 1997-2012 sergisi 31 Ekim’e kadar Akbank Sanat’ta.

■ Remzi İren’in sergisi 2 Kasım’a kadar Teşvikiye Galeri Oda’da.  (0212) 259 22 08)

■ Seydi Murat Koç’un “Vertigo” isimli sergisi 2 Kasım’a kadar Çağla Cabaoğlu Gallery’de. (0212 291 37 91)

■ Sevim Sancaktar’ın “Self” isimli sergi 3 Kasım’a kadar C.A.M Gallery’de. (0212 245 79 75)

■ Murat Pulat’ın sergisi 3 Kasım’a kadar ALAN İstanbul’da.

■ Lokman isimli sergi 3 Kasım’a kadar Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde. (0212 230 19 76)

■ Melike Taşçıoğlu’nun “Sudan Seyyareler” isimli sergisi 4 Kasım’a kadar Galeri İlayda’da. (0(212)241 31 00)

■ Özdemir Altan’ın “Don Kişot’un Soyağaçları” isimli sergisi 4 Kasım’a kadar 44a Sanat Galerisi’nde. (0212 233 33 80)

■ Ressam Nurcan Çağlar, Ressam Deniz Sabuncu ve Heykeltraş Demet Kaya Güngörür’ün “3 Boyutlu Buluşmalar” isimli sergisi 4 Kasım’a kadar Ekavart Gallery’de. (0212 252 81 31)

■ Halim Al Karim’in “Hidden Goddess” isimli sergisi 5 Kasım’a kadar Galeri Merkur’de.

■ Yansıma Üzerine Düşünceler isimli karma sergi 10 Kasım’a kadar Galeri Manâ’da.

■ Ann Wolff’un heykel sergisi 10 Kasım’a kadar Mim Art Sanat Galerisi’nde. (0212 291 18 48)

■ Merve Çanakçı’nın “o hal” isimli sergisi 10 Kasım’a kadar .artSümer’de. (0 212 249 1035)

■ Nevin Çokay resim sergisi, 10 Kasım’a kadar Kızıltoprak Sanat Galerisi’nde. (0 216 418 38 06)

■ Birim Aksüyek’in sergisi 14 Kasım’a kadar Marjinart Gallery’de.(0 212 251 16 22)

■ Geçmişten Günümüze Yansımalar isimli sergi 15 Kasım’a kadar Güler Sanat’ta.

■ Ten ve Tinsergisi 16 Kasım’a kadar Siemens Sanat’ta. (0212) 334 11 04)

■ GökteTunç’un “Unknown Future /Bilinmeyen Gelecek” isimli sergisi 18 Kasım’a kadar Galeri G-art’da. (0212 296 08 76)

■ Hamle isimli sergi 18 Kasım’a kadar ARTER’de. (0212 243 37 67)

■ Dmitry Sokolenko’nun sergisi 20 Kasım’a kadar Get – Me – Art Gallery’de.

■ Dönüşüm: Çağdaş Çin Sanatına Bir Bakış isimli sergi 25 Kasım’a kadar İstanbul Modern’de.

■ Nejat Satı’nın “Halet-i ruhiye” isimli sergisi 25 Kasım’a kadar Piartworks’te. (0212 245 40 87)

■ Joan Botella Lucas’ın sergisi 25 Kasım’a kadar Piartworks’te. (0212 245 40 87)

■ Dilşan Balkancı’nın “Suyla Gelen” isimli sergisi 28 Kasım’a kadar Alta Sanat Galerisi’nde. (0212 282 69 65)

■ Abdurrahman Öztoprak anısına yapılan sergi 1 Aralık’a kadar Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi’nde.

■ Mehmet Ali Uysal’ın sergisi 8 Aralık’a kadar Nesrin Esirtgen Collection’da. (0212 243 78 53)

■ İlahi Kusurluluk başlıklı fotoğraf sergisi, 12 Aralık’a kadar İstanbul Tasarım Bienali Akademi Programı kapsamında, İstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde.

■ Bakış – Portre Fotoğrafının Değişen Yüzü isimli sergi 20 Ocak 2013’e kadar İstanbul Modern’de.

■ Biz Bu Memleketi Seninle Levdik Lefter sergisi 24 Haziran 2013’e kadar Adalar Müzesi’nde.

BODRUM

■ Metin Ünsal’ın sergisi 20 Ekim’e kadar Bodrum Nurol Sanat Galerisi’nde

ANKARA

■ Kamil Akdoğan – resim – 18 Ekim’e dek – Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde. (0 312 442 30 50)

■ Kemal Tizgöl – resim – 18 Ekim’e dek – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)

■ Hasan Taşdemir – resim – 20 Ekim’e dek – Doku Sanat Galerisi’nde. (0 312 439 78 80)

■ Mehmet Kıyat – resim – 20 Ekim’e dek – Doku Sanat Galerisi’nde. (0 312 439 78 80)

■ Çin Xiling Mühür Sanatı – seçme eserler – 20 Ekim’e dek – IC Sanat Galerisi’nde. (0 312 417 82 64)

■ Selmanur Aktaş – yağlıboya resim – 21 Ekim’e dek – Fırça Sanat Galerisi’nde. (0 312 438 60 08)

■ Köle Ticareti Kurbanları – fotoğraf – 22 Ekim’e dek – Anatolium Ankara’da. (0 312 428 79 18)

■ Devrim Erbil – resim – 23 Ekim’e dek – Kav Sanat Galerisi’nde. (0 312 491 22 32)

■ 21 Genç Sanatçı Ankara’da Buluşuyor – resim – 23 Ekim’e dek – Kav Sanat Galerisi’nde. (0 312 491 22 32)

■ Burhan Özer – resim – 24 Ekim’e dek – Sevgi Sanat Galerisi’nde. (0 312 441 26 34)

■ Koleksiyondan – karma resim – 27 Ekim’e dek – Galeri Polart’ta. (0 312 439 14 80)

■ Cemal Güvenç&Cemile Lakert – karma resim – 30 Ekim’e dek – Medya Sanat Galerisi’nde. (0 312 428 39 55)

■ Monad Balkan – resim – 31 Ekim’e dek – ASO Resim Galerisi’nde. (0 312 417 12 00)

■ İzlenimyorum/Karadeniz – resim – 31 Ekim’e dek – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)

■ Güz Karması – resim, heykel – 31 Ekim’e dek – Krişna Sanat Galerisi’nde. (0 312 418 02 53)

■ Onur Karaalioğlu&Ahmet Kolburan&Zafer Malkoç&Ümit Türk – resim – 31 Ekim’e dek – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)

■ Komşuluk X.O – medya sanatı sergisi – 3 Kasım’a dek – Goethe Institut Ankara’da. (0 312 419 52 83)

■ 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı – karma resim – 3 Kasım’a dek – Krea Sanat Galerisi’nde. (0 312 240 33 39)

■ Aile İçi Şiddet – resim – 3 Kasım’a dek – Türk-İngiliz Kültür Derneği Sanat Galerisi’nde. (0 312 419 18 44)

■ Fatih Mika – resim – 7 Kasım’a dek – Bilkent Üniversitesi Kütüphane Sanat Galerisi’nde. (0312 290 12 44)

■ Mutluluk Fabrikaları – ticari yapılar üzerine sergi – 9 Kasım’a dek – TSMD Mimarlık Merkezi’nde. (0 312 428 39 55)

■ Devrim Erbil&Süleyman Saim Tekcan&Hayati Misman – baskı resim – 10 Kasım’a dek – Nurol Sanat Galerisi’nde. (0312 468 86 70)

■ Kadir Öztoprak – resim – 11 Kasım’a dek – Mustafa Ayaz Sanat Galerisi’nde. (0 312 285 89 98)

■ Asya’nın İki Yasası – resim – 12 Kasım’a dek – Çankaya Belediyesi Galeri Kara’da. (0 312 433 12 35)

■ Geçmişten Günümüze Yansımalar – resim – 15 Kasım’a dek – Güler Sanat’ta. (0 312 236 21 22)

■ Karma Sergi – resim – 15 Kasım’a dek – Armoni Sanat Galerisi’nde. (0 312 440 43 24)

■ Zekiye Sarıkartal – resim – 16 Kasım’a dek – Atlas Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 59 04)

■ Karma Resim – resim – 30 Kasım’a dek – Mart Koleksiyon’da. (0 312 447 42 52)

■ Mehmet Güleryüz – resim – 30 Kasım’a dek – 1886’da. (0 312 286 00 74)

■ 20. Yüzyıldan 21. Yüzyıla Uzanan Fırçalar – resim – 30 Kasım’a dek – Peker Sanat’ta. (0 312 439 30 03)

■ Van Gogh/Alive – dijital sanat – 3 Ocak’a dek – Cermodern Sanatlar Merkezi’nde. (0 312 310 00 00)

İZMİR

■ Arkas Sanat Merkezi, Ahmet Ertuğ’un “Sessizliğin Yankısı” adlı fotoğraf sergisini ağırlamayı sürdürüyor.

■ Özdilek Alışveriş Merkezleri’nin, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 89. yıldönümü nedeniyle düzenlediği “Cumhuriyet Çocukları” konulu resim yarışmasına başvurular sürüyor. Son teslim tarihinin 21 Ekim olduğu yarışmaya resimler; Özdilek Alışveriş Merkezi İnciraltı Cad., İnciraltı Mah. No: 67 Balçova-İzmir adresine gönderilecek.

■ Bahadır Elmacı resim sergisi, 24 Ekim’e dek Kedi Kültür Sanat Merkezi’nde izlenimde.

■ Aphrodisias Sanat Merkezi, 30 Ekim’e dek Yıldız-Halim ŞİMA çiftinin resim-seramik-heykel-özgün baskı-fotoğraf koleksiyonuna ev sahipliği yapacak.

Opera-Bale

İSTANBUL

■ Kadıköy Süreyya Operası’nda çarşamba ve cuma günleri saat 20.00’de, cumartesi günü ise saat 16.00’da “Hürrem Sultan” balesi sahnelenecek. Pazar günü saat 11.00 ve 14.00’te ise “Çocuk Dünyası” adlı çocuk müzikali seslendirilecek. (0 216 346 15 31)

■ Fulya Sanat’ta pazar günü saat 16.00’da “Bahar Şantiyesi” adlı modern dans gösterisi sahnelenecek. (0212 215 60 29-36)

ANKARA

■ Opera Sahnesi’nde, “V. Murad/bale” 18, 22 ve 31 Ekim’de saat 20.00’de, “Bir Yaz Gecesi Rüyası/modern dans” 23 Ekim’de saat 20.00’de, “Don Giovanni/opera” bugün saat 20.00’de, “Ali Baba ve 40 Haramiler/opera” 17 ve 24 Ekim’de saat 20.00’de. (0 312 324 68 01)

Gösteri-Söyleşi

İSTANBUL

■ Fransız Kültür Merkezi’nde yarın saat 19.00’da, çarşamba günü saat 17.00’de “Pamuk Prenses”, perşembe günü saat 17.00’de ise “Dans, Paris Opera Balesi” adlı belgesel film gösterimi gerçekleştirilecek. (0212 393 81 11)

■ Aydın Büke, bugün saat 18.00’de gerçekleşecek “Bir Şölendir Opera” adlı etkinlikte, hem Orfeo’nun canlı kayıtlarından bölümler izletecek, hem de yapıtın besteleniş öyküsü ve operanın doğuş süreci hakkında bilgiler verecek.

 

Kaynak :[-]

Bugün “Fotoğraf Eğitmenimiz”  “ Damla YEDİSAN ” ile fotoğraf ve Fotoğrafçılık Kurslarımıza ait özel bir site ( http://www.fotografcilikkurslarim.com )yapımı ve şekli hakkında telefon görüşmesi yaptık ve ardından siteyi biraz inceledim sonra diğer sanat sitelerine göz atmaya başladım ki fotoğraf sergisi olarak aşağıdaki haberi gördüm… Haberi okuduktan sonra google’da biraz araştırma yapınca sizlerle de paylaşmak istedim.  “Bilgi paylaştıkça büyür.” değil mi?

 

Tina Modotti

İtalya’daki yoksulluktan Hollywood’da başrole… Entelektüellerin gözdesi ‘çılgın’ partilerden Komünist Parti üyeliğine… Vatansızlıktan savaş meydanlarına… Herkesi etkileyen güzellikten ‘hafifmeşreplikle’ damgalanmaya… Tarihin önemli fotoğrafçılarından Tina Modotti’nin fotoğrafları, efsanesine yakıştıramadığımız bir sessizlikle Cihangir Sanat Galerisi’nde bekliyor.

İtalya’da yoksul bir ailede başlayan yaşamı, dünyanın dört bir yanında fena halde fırtınalı biçimde seyrederken, yolu Hollywood’da başrollere de düşmüş Avrupa’da ajanlığa da… Etkisinden kolay kaçınılmayan bir güzelliğe sahipmiş. Yaşamının bir kısmında entelektüel camianın katılmak için can attığı çılgın partilere ev sahipliği yaparken, bir kısmını militan bir komünist olarak geçirmiş, bir kısmında ‘hafifmeşrep’ ve ‘tehlikeli’ bir kadın sıfatıyla damgalanmış…

Dünyanın farklı yerlerinde bulunmasına, vatansız yaşamasına karşın en yaygın iki sıfatıyla belirtirsek; ‘Meksikalı’, ‘devrimci fotoğrafçı’ Tina Modotti’den (1896-1942) söz ediyoruz. Fotoğraf sanatında kalıcı bir iz bırakmış; eserleri önemli müzelerin koleksiyonuna girmiş Modotti’den…

Ölümünden uzunca süre sonra dünyada tekrar hatırlanması 1991’e denk geliyor. O yıl, Modotti’nin 1925’te çektiği ‘Güller’ adlı fotoğrafı açık artırmaya çıktığında, o zamana kadar bir fotoğraf için ödenen rekor fiyata; 165 bin dolara satılmıştı.

SESSİZ SEDASIZ BİR SERGİ  
Modotti’yi bugün hatırlamamızın vesilesiyse İstanbul’da açılan ‘Yeni Bir Bakış’ adlı sergi. ‘Renkli’ hayat hikâyesine sahip önemli bir sanatçının yolu Türkiye’ye düştüğünde çektiği büyük ilgiye; sanatseverliğimizin göstergesi olarak, mesela hikâyesinin sosyal medyada dilden dile dolaşmasına artık alışkınız. Konumuz bu durumu tartışmak değil ama ‘sanatseverlik’ ilgisini fazlasıyla hak eden Modotti’yi İstanbul’a getiren serginin, 19 Temmuz’da Cihangir Sanat Galerisi’nde sessiz sedasız açılması dikkat çekici…

Bu notun ardından iki öneri; sergiye giderken konuya az da olsa çalışmış olmak önemli. Yoksa bir zamanların Meksikasının yoksul yaşamından görüntüler aktaran, küçük siyah beyaz kareler size pek fazla şey ifade etmeyebilir.

Dilerseniz, ‘konuya çalışma’ meselesiyle bağını kurabileceğiniz ikinci önerimizse bir kitap. Margaret Hooks’un Agora Kitaplığı’ndan çıkan, ‘Devrimci Fotoğrafçı Modotti’ adlı kitabı, akıcı bir dille yazılmış, ‘renkli’ bir portreyi aktarıyor. Biz de bu yaşam öyküsünde hızlı bir tur atalım.

İtalya’da altı çocuklu yoksul bir ailenin, küçük yaşta okulu bırakıp fabrikada çalışmak zorunda kalacak ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi Modotti. Babası iş için ABD’ye gittiğinde, 12 yaşındayken bir ipek fabrikasında çalışmaya başlamıştı. 1913’te New York’taki babasının yanına gitmesiyle yeni bir dünya tanıdı; kaldığı ‘Küçük İtalya’ bölgesi aynı zamanda sanatçıların merkeziydi. Modotti böyle bir ortamda vaktinin önemli kısmını tiyatro ve opera izlemeye ayırıyordu. Tanıştığı ABD’li ressam Roubaix de I’Abrie Richey (Robo) sayesinde bir adım daha atıp ‘camiaya’ karışacaktı. 18 yaşına bastığında bazı yerel tiyatrolarda rol alarak yeteneğini gösterme fırsatı bulmuş, küçük çaplı bir üne kavuşmuştu bile.

HOLLYWOOD VE MEKSİKA
Hedefi Robo’yla birlikte Hollywood’a gitmekti. 22 yaşındayken bu hayalini gerçekleştirdi ve bir yıl sonra ‘Kaplanın Postu’ adlı filmde başrolü kaptı. Robo’yla Los Angeles’a gittiğinde evlenmişti. Modotti’nin, entelektüel çevredeki ününün yaygınlaşmasında oyunculuğunun yanı sıra önemli bir neden daha vardı; herkesin hemfikir olduğu güzelliği. Eşiyle birlikte düzenlediği entelektüel tartışma toplantılarında da, eğlenceli partilerde de herkesin odağındaki kişi aynıydı; Modotti.

Âşıklarının sayısı hiç de az değildi. O sıralarda Los Angeles’ın yolunu tutan diğer bir kişi, adı fotoğrafın efsaneleri arasında anılacak Edward Weston’dı.

Modotti, Robo’yla ilişkisindeki duygusal bağ gevşediği sırada Weston’la yakınlaştı. Robo Meksika’ya gitmişti. Modotti de peşinden gitmeyi aklından geçirmeye başlarken, 1922’de onun bir hastalık sonucu hayatını kaybettiğini öğrendi. Ertesi yıl, Hollywood’un kendisine göre olmadığını düşünen Modotti’yle Meksika’ya gitmek Weston’a nasip oldu.

O yıllarda Meksika entelektüeller için cazip bir yerdi. Siyasi devrim yaşanmıştı ve canlanan kültürel ortam dünyanın pek çok yerindeki sanatçıları çekiyordu. Modotti ve Weston, bir tür Rönesans’ın yaşandığı Juarez bölgesine taşındılar. Modotti, Weston’ın önerisiyle fotoğraf çekmeye başlamıştı. Bu alanda da yetenekliydi ve iyi bir fotoğrafçı olarak kabul görmesi için bir yıl yetecekti. Evdeki ‘çılgın partiler’ dönemi tekrar başlamıştı.

Daha çok ‘Frida’ filmiyle birlikte tanıdığımız, büyük ressam Diego Rivera da partilerin konukları arasındaydı. Rivera’yı, büyük aşk yaşadığı diğer ressam Frida Kahlo’yla partilerin ev sahibi Modotti tanıştıracaktı. Filmi izleyenler, bir sahnede Frida’yla etkileyici biçimde tango yapan kadını hatırlayacaktır; işte o ‘bizim’ Modotti’ydi.

Modotti’ye aşina olduğumuz başka bir şeyden söz etmek de mümkün; bizzat Weston’ın çektiği, epey yaygınlaşmış nü fotoğrafları… Öyle ki, “O nü fotoğrafları olmasaydı bugün Modotti’yle ilgilenir miydik?” sorusunu soran sanat tarihçileri vardır. Yanıtı, önceki satırlarda kitabından bahsettiğimiz Hooks veriyor; “Kesinlikle evet. Yoksa 1991’de Sotheby’s’deki açık artırmada, ‘Güller’ fotoğrafı 165 bin dolara satılabilir miydi?”

Tekrar Modotti’nin partilerine ve Weston’a dönelim. Daha doğrusu Modotti’nin bu ikisiyle arasındaki bağın kopmasına, yaşamının bir kez daha radikal biçimde değişmesine… Modotti’nin, evinde partiler düzenlemeyi bırakması, Weston’la arasındaki bağın kopması, politikaya gittikçe daha fazla ilgi duymasıyla aynı günlere denk geliyor. Ve fotoğraf makinesini yoksul Meksikalılara çevirmesiyle…

AJANLIĞA GİDEN YOL
Modotti 1927’de, 31 yaşındayken katıldığı Meksika Komünist Parti’sinde, partinin gazetesi için foto muhabirliği yapmak gibi aktif görevler üstlenmişti. Fakat kötü günler yaklaşıyordu. 1929’da, birlikte yaşadığı sevgilisi, parti üyesi Antonio Mella’nın öldürülmesinden sorumlu tutulduğunda yalnızca tutuklanmadı; komünistleri aşağılayan bir kampanyanın hedefine yerleştirildi ve ‘hafifmeşrep’, ‘tehlikeli’ bir kadın olarak damgalandı. 1930’da, bu kez Meksika başkanına yönelik bir suikasttan sorumlu tutulduğunda ülkeden sürüldü.

Berlin’e gitti. Canlı bir sanat ortamı ve fazlasıyla fotoğrafçı vardı. Avangart sanat ortamında kendisini geliştirecek maddi imkânlara sahip değildi. Bunalıma girdi, fotoğraf çekmeyi bıraktı, komünistler arasında nam sahibi bir arkadaşıyla Moskova’ya geçti. Komünist Parti içinde aktif roller üstlendi ve Sovyetler Birliği’nin, Avrupa’da çalışan gizli görevlileri arasında yer aldı.

Katıldığı İspanya İç Savaşı’nda komünistler yenildiğinde New York’a gitmek istiyordu ama ABD bu isteği kabul etmedi. Kendisini, kimliksiz geldiği, takma isimle yaşayacağı Meksika’da buldu. Sovyetler Birliği ile Nazi Almanyası saldırmazlık anlaşması imzalamıştı ve Modotti, Komünist Parti’ye olan güvenini kaybetmişti. Depresyon dönemi tekrar başlamıştı. 5 Ocak 1942’de, arkadaşlarıyla gittiği akşam yemeğinden dönerken kalp krizi geçirdi. Hemen her efsane kişilik gibi Modotti’nin ardından, ölümünün nedenleri hakkında söylentiler üretildi. Pablo Neruda da şiir yazdı.

SERGİ CİHANGİR OTOPARKINA GİZLENMİŞ GİBİ
Meksika Başkonsolosluğu’nun desteğiyle, Modotti’nin 26 fotoğrafının sergilendiği yer, Beyoğlu Belediyesi’ne ait Cihangir Sanat Galerisi. 15 Ağustos’a kadar ziyaret edebilirsiniz. Galeri, üstü çocuk parkı olarak düzenlenmiş, bir kısmı yeraltında kalan Cihangir’deki katlı otoparkın içindeki salonlardan birinde kurulmuş. Fakat eğer daha önce galeriye gitmediyseniz bulmanız kolay olmayabilir. Zira Modotti sergisiyle ilgili afişler, işaretler bir yana; galeriyi gösteren herhangi bir işaret de yok. Otoparkın giriş kapısından içeri girip galeriye ulaşmaya çalışırsanız işiniz zor; epey bir dolanıp bulamama ihtimaliniz var. Kısa yol, otoparkın üstündeki, ilk bakışta fark edilmeyen merdivenden aşağı inip galeriye girmek.

 Aşağıda galeride sanatçıya ait fotoğraflardan seçme fotoğrafları bulabilirsiniz.

Kaynak : [-]  Eyüp Tatlıpınar


İzmirli öğrenciler Cannes’da yarışacak

Bir grup üniversitelinin kurduğu Azizm Sanat Örgütü’nün “Soluş” adlı kısa filmi, festivalin ‘Short Film Corner’ bölümünde gösterilecek

Soluş- Azizm Sanat Örgütü

Bir grup üniversite öğrencisinin ‘Sanat aydınlanma içindir’ sloganıyla kurduğu Azizm Sanat Örgütü’nün İzmir’deki proje ekibi tarafından ortaya çıkarılan ‘Soluş’ isimli kısa film, bu yıl 65’incisi düzenlenecek olan Cannes Film Festivali’nde gösterilecek. Film, Avrupa’nın en önemli film festivali olan ve uluslararası platformda birçok ünlüyü ağırlayan Cannes Film Festivali’nin ‘Short Film Corner’ bölümünde dünya prömiyerini yapacak. Yönetmenliğini ve öyküsünü Onur Keşaplı’nın, senaryo yazarlığını ve sanat yönetmenliğini Selin Süar’ın, görüntü yönetmenliğini Berk Tuğcu’nun gerçekleştirdiği Azizm Sanat yapımı filmin başrollerini Serhat Parıl, Okan Can ve Ceren Bekdemir paylaşıyor.

ÖZVERİ ÖRNEĞİ

Bugüne dek gerçekleştirdikleri kısa film, belgesel, televizyon programı, videoart, reklam, sergi, festival ve eğitim çalışmaları ile sanat alanında birçok başarıya imza atmış olan Azizm Sanat ekibi, en büyük sinema festivalleri arasında yer alan Cannes’da başta İzmir olmak üzere Türkiye’yi temsil edecek olmanın gururunu yaşadıklarını belirtti. Yönetmen Onur Keşaplı, “Herhangi bir yapım şirketi ya da okul desteği olmadığı için küçük ekibimizin her bir çalışanı çok fazla özveride bulundu. Sinemanın hala sağlıklı bir sektör haline gelemediği ülkemizde kısa film, uzun metrajın yavrusu algısından öteye geçemiyor” dedi. Filmin senaryo yazarı ve sanat yönetmenliğini üstlenen Selin Süar ise sinema gibi önemli bir sanat dalı ve propaganda aracı için ülkemizin başlı başına bir fon oluşturması gerektiğini vurguladı.

Filmin konusu
Hayatında dilediği her şeye sahip olan Ulaş, kitap yazma hayali ve yaklaşmakta olan doğum günü sebebiyle doğayla iç içe olacağı bir köye gider. Ancak karakterin, yazma konusundaki başarısızlığı ve arkadaşlarının doğum gününe gelmemelerinin yarattığı sıkıntı üzerine ormanda karşılaştığı gizemli kadın, Ulaş’ın gerçeklikten kopmasına ve soluşuna neden olur. “Nedir kırmızı?” sorusunun peşinden giden film, etkileyici görüntüleri ve şiirsel dokusuyla varoluşçuluk ve gerçeküstücülük arasında seyrediyor.

Kaynak:  http://www.yeniasir.com.tr

Liste başı “Pan’ın Labirenti”

Pan’ın Labirenti

Masalların bu kadar popüler olmasının nedeni, herkesin mutlu son istemesi olarak gösterilirken,Associated Press ajansının en güzel masal filmleri listesinin başında “Pan’ın Labirenti” yer alıyor.

En güzel masal filmleri listesine giren diğer 4 filmşöyle sıralanıyor: “Prenses Gelin, Uyuyan Güzel, Kırmızı Pabuçlar ve Manhattan’da Sihir.”

Pan’ın Labirenti (2006): Guillermo del Toro’nun filmi, 2. Dünya Savaşı sonrasında geçen fantastik bir yolculuğun hikayesi. Küçük bir kız, 1944 yılı İspanya’sında faşist yönetimin korkularından, yeni taşındığı evin arka bahçesinde keşfettiği esrarengiz bir labirent sayesinde kaçar. Labirentin içerisinde yaşayan Pan adındaki yaratık küçük kızın tüm yaşamını değiştirir. Film, sinematografi dalında Oscar ödülü aldı.

Prenses Gelin (1987): William Goldman’ın romanından sinemaya uyarlanan film, bir kahraman tarafından kurtarılan güzel prensesin fantastik hikayesini konu alıyor. Başrollerinde Billy Crystal, Mandy Patinkin, Wallace Shawn, Robin Wright ve Cary Elwes’in yer aldığı filmde, imkansız bir aşkın öyküsü, büyükbaba tarafından torununa anlatılıyor. Birçok festivalden ödüllerle dönen film, Willy De Ville’ın imzasını taşıyan “Storybook Love” adlı şarkıyla, en iyi film müziği dalında Oscar’a aday gösterildi.

Uyuyan Güzel (1959): Walt Disney’in masal uyarlaması olan film, zamanında en pahalı film ünvanını aldı. Filmde kötü güçler tarafından lanetlenmiş bir prenses olan Aurora’nın bu kötülükle olan mücadelesi anlatılıyor. Filmin müzikleri olarak ünlü besteci Pyotr İlyiç Çaykovski’nin eserleri kullanılıyor.

Kırmızı Pabuçlar (1948): İngiltere yapımı olan ve 1949 yılında en iyi sanat yönetimi ve en iyimüzik dallarında iki Oscar ödülü alan film, Hans Christian Andersen’in masalından uyarlama. Film, genç balerin Victoria’nın, kendisini bir yıldız yapan gösterinin besteci Julian Craster’e aşık olarak ölümcül bir hata yapmasını konu alıyor.

Manhattan’da Sihir (2005):  Filmde, peri masallarındaki ülkesinden Susan Sarandon’un canlandırdığı kötü ruhlu kraliçe tarafından kovulduktan sonra kendisini günümüz Manhattan sokaklarının katı gerçekliğinde bulan güzel prenses Giselle’in öyküsü anlatılıyor.

Dünya Kadınlar Gününde, Mardinli Nasra Kadın (Şimmes)’in yıllara dayalı işleri KOLEKSİYON Galeri’de!

‘’Mardinli Nasra Kadının yüreğinden kumaşa dökülen duygular, öyküler, hayaller, 150  yılı aşan bir sanatın günümüze uzanışını sergiliyor. Mezopotamya’nın gizemli, büyülü öyküleri binlerce yıla dayalı insanın ilk yerleşim geçmişinden kadının, sanatın hikayesi ‘’ Adanmış Bir Yaşam: Nasra Şimmes KOLEKSİYON Galeri’de!

600 yıl boyunca Mardin’e kök salmış, sanatıyla kanatlanıp dünyayı dolaşmış Süryani bir aile…Ressam, heykeltraş bir baba… Ve evin küçük kızı: Nasra.

1924 doğumlu Nasra Şimmes, bir asrı devirmek üzere olan ömrünü, aileden miras aldığı basmacılık (Kalıp Baskı) işine adamış bir sanatçı. Doğduğundan beri hiç terk etmediği Mezopotamya Ovası’na bakan taş ev, hem atölyesi hem yaşam alanı. İsveç, Amerika, Kanada, Mardin ve İstanbul’da yaşayan 5 çocuğu var  Ama o, yalnızca aşığı olduğu Mardin’de nefes alabiliyor.  Ona göre Mardin de, basma sanatı gibi medeniyetleri buluşturuyor; bu şehirde her renkten din, her ırktan dil var. Hiç okula gitmemiş Nasra Şimmes; ne Türkçe biliyor ne de okuma yazma… Ama sanatı, her dilde konuşuyor; herkese bir şey söylüyor.

Nasra Şimmes, babasından kalma ahşap kalıplar, 50 yıldır hiç değiştirmediği fırçalar ve kökboyalarla patiska bezlere motifler çizip boyuyor. İncil’den tasvirlerle süslü rengarenk soyut desenler, kilise perdesi, masa örtüsü, duvar süsü olarak bir Süryani geleneğini yaşatıyor. Büyük boydaki boyamalar için bazen aylarca kendini unutarak çalışıyor Nasra Şimmes. Mardin’den hiç ayrılmasa da, çizgileri Ortadoğu’da, Avrupa’da, Amerika’da birçok Süryani kilisesini süslüyor.

Dünya sanat tarihinin en kadim, en bilinen, en çok çalışılmış sahnelerini, kendinden önceki hiçbir yoruma benzemeyen bir şekilde resmetmek mümkün mü?

Nasra Şimmes, bunu yapıyor. Meryem Ana, İsa, Son Yemek, azizler, melekler, Mardin’in güvercinleri, Şahmaran… Nasra Şimmes’in fırçasında, figürler ürpertici bir sadelikle, Chagal’sı soyutlukta.  Orada bir kadının doğurganlığı, üretkenliği, duyarlılığı var. Kompoziyonları kendi kadar doğal, sıcak, samimi. Göz kamaştıracak canlılıktaki renklerinde, yaşama sevinci ve heyecan; şaşırtıcı bir yalınlık ve beklenmedik bir etki var. Evrensel simgeler, yerel, otantik, özgün bir yorumla ve incelikli soyutlamalarla bambaşka bir çehreye bürünüyor. Onun fırçasından, Anadolu damlıyor. Beyaz patiskaların üzerinde, medeniyetler buluşuyor, kucaklaşıyor, kaynaşıyor, söyleşiyor…  Nasra Şimmes’in işlerinde, Batı’nın mitolojik zenginliğiyle doğunun mistisizmi bir arada. Zorlamasız ve masumca.     Zamanın diliyle bir tasarımcı, bir sanatçı, bir zanaatkar… Ama o adının önüne tek sıfat koyuyor: “ İşleyen Nasra Şimmes.”

Koleksiyon, 40. Yıl buluşmalarının ikinci ayağında, sanatseverleri Nasra Şimmes’le tanışmaya davet ediyor. Şimmes’in dünyanın farklı coğrafyalarına dağılmış eserleri,  ‘’Kadın ve Sanat‘’ temalı bu özel seçki için, Koleksiyon Galeri’de 6 Mart’tan itibaren bir ay süre ile sergilenecek.

Yer : Koleksiyon Tarabya Merkez / Sergi Süresi  : 06 Mart -06 Nisan 2012 / Adres   : Hacıosman Bayırı, Cumhuriyet Mah. Bağlar Cad. No:35 Kefeliköy-Sarıyer 34457 İSTANBUL  / Tel:  0212 363 63 63

kaynak : http://sanat.milliyet.com.tr , http://www.turkishculture.org , http://www.suryaniler.com

 

 


Eğer bir sinemacı filmine basın gösterimi yapmıyorsa, bunun çok net bir anlamı var: “gelecek ilk yorumlardan çekiniyor” demektir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Türk Sineması’nın en pahalı yapımı diye tanıtılan Fetih 1453’e basın gösteriminin yapılmaması ve eleştirmenlerin, Perşembe günü 14.53’te gerçekleştirilecek ilk seansta filmi izlemeye davet edilmesi SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) üyelerini zora soktu. 

Sinemamuzik.com’un haberine göre; hafta sonu ekleriyle, Cuma günü yayımlanan film eleştiri köşelerinin teknik olarak daha önce hazırlanması sonucu bu hafta Fetih 1453 gibi iddialı bir yapıtla ilgili görüşlerini yazamayacak olan kalemler, yönetmen Fatih Aksoy’un (Recep İvedik´i de basına önceden göstermedi) bu kararıyla ilgili çeşitli görüşler ileri sürdü. Bir bölüm eleştirmen, Aksoy’un filmin ticari şansını riske sokmamak için böyle davrandığını iddia ederken, diğerleri de yönetmenin istediğini yapma özgürlüğünün bulunduğunu, ancak eleştiri müessesinin de işlemesi gerektiğini söylüyor.

Filmin basın tanıtımını üstlenen Filiz Öcal ise yönetmenin filmin uğrunu bozmamak için basın gösterimi düzenlemediğini, daha önce Mahsun Kırmızıgül’ün New York’ta Beş Minare’de yaptığı gibi SİYAD üyelerine bir tavrın söz konusu olmadığını belirtti.

Fetih 1453 Filminin Fragmanı

http://youtu.be/sZDVMMi9qio
İşte, SİYAD üyelerinin Faruk Aksoy’un kararıyla ilgili değerlendirmeleri: 

ALİ ULVİ UYANIK: ‘ Türkiye´nin en büyük bütçeli filmi olduğu iddiasındaki “Fetih 1453″ün öyküsündeki odak tarih 29 Mayıs 1453 . Bu tür, tarihin dönüm noktası olarak kabul edilen büyük olayları konu edinen filmlerde yıldönümleri esas alınır. Mesela ticari anlamda risk alınarak 29 Mayıs 2012´de vizyona çıkarılabilirdi. Ancak vizyon tarihi 16 Şubat 2012 ve 1453 yılı saat 14:53 yapılmış (yani 14:53´te tüm sinemalarda başlayacak). Bu ´zorlama pazarlama buluşu´ tamamıyla anlamsız. Keşke salı günü gösterime çıkarılsaydı… Çünkü birazcık tarih bilgisi olan bilir ki, İstanbul fethindeki nihai gün olan 29 Mayıs 1453, salıdır…Ve salı günü, kimi Ortodosklar tarafından ´uğursuz gün´ olarak kabul edilir. Bunun dışında, filmin basında çıkacak taze yorumlardan kaçırıldığını düşünmüyorum.

BURAK GÖRAL : ‘… Tabi ki bir eleştirmen olarak her filmin bir ön gösteriminin olmasını ve yazdığımız mecralarda o filmi “zamanında” yazmayı isterim. Ama bir yapımcının da filmini eleştirmenlere erkenden gösterip göstermemesi konusunda özgür olduğunu düşünüyorum. Benim için önemli olan yapımcının bu kararını üslupsuzca veya saldırganlıkla uygulamayıp bundan bile promosyon çıkartmaya çalışıp çalışmadığı… “Fetih 1453″ün yapımcısı da doğrudan gişeye oynadığı filminin alabileceği herhangi bir negatif eleştiriyi daha ilk günden basında görmek istemeyebilir… Ya da bunu bir “totem” yapmış da olabilir. Ama sosyal medyanın çok hızlı ve etkili bir şekilde çalıştığı bir çağdayız. Sanırım yapımcıların artık bu ‘kişisel medya gücü’nün de farkına varıp stratejilerini yeniden düzenlemeleri gerekiyor…

CUMHUR CANBAZOĞLU: ‘ Yönetmenin yarattığı sanat eserini nasıl insanlara aktaracağı ya da tanıtacağı, pisasanın dayattığı bir takım kurallara ne kadar uyacağı tamamen kendi tekelinde. Ancak, Fetih 1453 gibi, aylardır her platformda tanıtımı yapılan, son derece iddialı sloganlarla pazarlaması gerçekleştirilen bir eserin, iş eleştirmenlerin izlemesine gelince ‘uğru kaçar’ diye saklanmasının profesyonel bir davranış olmadığı kanısındayım´.

CÜNEYT CEBENOYAN: Filmlerin basına gösterilmemesi kötü; işimizi yapmamızı engelliyorlar bu şekilde. Kamuoyunun bilgilenmesinin engellendİğini düşünüyorum açıkçası’.

ERKAN AKTUĞ: ‘ Elbette yapımcı basın gösterimi yapmak zorunda değildir, yapmama hakkı vardır ama bu durum uygar dünyada şık durmaz . İlk bakışta filmi sinema yazarlarından kaçırmak, kötü eleştirilerin önüne geçmek için basın gösterimi yapılmıyor izlenimi doğsa da ‘filmi köşe yazarlarına göstermek’ gibi başka özel gösterimler de yapılmadığı için bana daha çok bir pazarlama stratejisi gibi geliyor. Merak duygusunu iyice körükleyerek filmi ilk etapta milyonların izlemesi hedefleniyor bence. Ama istedikleri kadar basın gösterimi yapmasınlar, biz Radikal olarak filmi ilk seansta izeyip iyi ya da kötü bilmiyorum eleştirisini yayımlayacağız.’

MEHMET AÇAR: ‘Basın gösterisi ya da gala, yapımcıların tasarrufudur. Yaparlar ya da yapmazlar, bu onların bileceği bir iştir. Kimse karışamaz. Basın gösterisi sinema yazarlarının işlerini kolaylaştırır. Yazılarını erkenden yazar ve filmin gösterime girdiği güne rahatlıkla yetiştirirler. Filmlerini eleştirmenlerden uzak tutmak isteyenler basın gösterisi yapmamayı tercih edebilir. Ama “Fetih 1453” gözlerden uzak tutulabilecek bir film değil. Fetih 1453´ün basında yazan herkesin görüş bildireceği filmlerden biri olacağı kesin. Sonuç olarak, gala ve basın gösterisini kaldırıp direkt seyirciyle buluşmayı tercih etmesi, yapımcının en doğal hakkıdır. Bunun tek sonucu, bizim yazılar, yorumlar ve görüşler biraz gecikecek.’

MURAT ERŞAHİN: ‘ Eleştirmenlerin önemsenmediğini düşünüyorum. Aynı zamanda ‘yaratıcılık içermeyen’ bir seçim olarak değerlendirebiliriz’.

MURAT ÖZER : ‘”Bir filme basın gösterimi yapılmaması, bir eleştirmen olarak hiçbir zaman onaylayacağım bir durum değil. Ama işin bir de başka bir boyutu var ki, o da ´eser´ (ya da ürün) sahibinin onu istediği biçimde değerlendirme hakkı. Filmine güvenmiyor olabilir, filminin eleştirmenlerce sevilmeyeceğini düşünüyor olabilir ya da filmin ulaşmasını beklediği kitle için ´eleştirmen görüşü´nün gerekli olmadığını hissediyor olabilir. Anlayacağınız, birçok sebebi olabilir filmi eleştirmenlere göstermemesinin. Sonuçta, eleştirmenin görevi de o filmi izleyip yazmak olduğuna göre, bu ´engel´e rağmen görebilir filmi ve eleştirisini yapabilir, bir-iki gün gecikmeyle de olsa. İşin doğrusu, her filme basın gösterimi yapılması, eleştiri kurumunun yolunun açık tutulması tabii ki. Ama bazı filmlere basın gösterimi yapılmadı diye de karalar bağlamanın anlamı yok.”

NİL KURAL: “Bir filmin basın gösterimini yapıp yapmamak, tabii ki filmin ekibinin alacağı bir karar. Ancak daha önce de yaşadığımız benzer sorunlarda da olduğu gibi bu bizim meslek grubu olarak işimizi zamanında yapmamızı, film gösterime girdiği hafta yayınlanacak yazıların önünü kesiyor. Bunun da meslek görevleri açısından hoş bir tavır olmadığını belirtmekte yarar var.”

OKAN ARPAÇ: ‘Bu kadar reklamı yapılan, büyük paralar dökülen bir film, zaten eleştirmenler ne yazarsa yazsın gişeleri sallayacak. Ön gösterimi bu kadar ´mantıksız´ bir gün ve saatte yapmak, neyle açıklanabilir? Kopya mı yetişmiyor? Film eleştirmenlerine ihtiyacımız yok mu deniyor? Gelebilecek negatif eleştirilerden mi korkuluyor? Oldu olacak son gün de yapmasalardı o gösterimi… Elbette yönetmenin, yapımcının vs. takdiridir… Olumsuz herhangi bir şey belki filme uğursuzluk getirir diye düşünüyorlardır? Peki ya teknik bir aksilik olur da, film tam 14:53´te perdeye yansımazsa yine ´bir uğursuzluk olduğu´na mı inanacaklar? Bu arada umarız bir sonraki filmleri fütüristik bir bilimkurgu olmaz. Örneğin 2453´te geçen bir filmi, gece yarısı 24:53´te izlemekle; 1453 – 14:53 mantığı arasında herhangi bir fark yok çünkü…

OLKAN ÖZYURT : ‘ Eğer bir sinemacı filmine basın gösterimi yapmıyorsa, bunun çok net bir anlamı var: Filmi sinema yazarlarına ve basın mensuplarına önceden göstermek istemiyor, gelecek ilk yorumlardan çekiniyor demektir. Çünkü bu ilk yorumların kamuouyu nezninde bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Farklı nedenlerden dolayı geçmişte basın gösterimi yapmayan sinemacılar oldu. Ama nedenleri ne olursa olsun, basın gösteriminin sinema sektöründe olağan hale geldiğinden dolayı bu tavır ´hoş´ gelmiyor bana. Ki böyle durumlarda gereksiz yere çeşitli spekülasyonlar ortaya çıkıveriyor. 1453 sezonun merak edilen, iddialı filmlerinden biri. Bu merakın nedenlerinden biri aylardır yapılan PR çalışmaları. Şimdi sinema sektörü için PR çalışmasının önemini kavrayıp buna uygun şekilde yol alırken, sektörün bir diğer olağan uygulaması olan basın gösterimini yapmamak bir tutarsızlık örneğidir. Ama bu filmin garip bir kaderi var. Bir taraftan Hollywood ile ilgili haberlerini okuyorum diğer taraftan haciz haberleri…

SELİN GÜREL : ‘ Sinema yazarlarına gösterilmeyen filmler, genel olarak iki ihtimali akla getiriyor: Ya film, dağıtımcısı tarafından yeteri kadar önemsenmiyor ya da filmin vizyona girdiği gün çıkacak eleştirilerin izleyiciler üzerinde olumsuz bir etki yaratmasından çekiniliyor. Fetih 1453 için ikincisi geçerli. Ancak işin içinde başka hesaplar da var. Faruk Aksoy belli ki haftalardır tanıtımını yaptırdığı filmine çok güveniyor. Filmin teknik açıdan büyük bir iddiası var ve asıl arzu edilen, izleyicinin filmi bu açıdan takdir etmesi. Ayrıca Osmanlı ruhunu gündelik hayatın bir parçası yapan popüler bir TV dizisi de Osmanlı sempatisinin altyapısını zaten kurmuş durumda. Dolayısıyla yaratılan bu illüzyonun bozulmaması için izleyicinin kafasında hiçbir önyargıya yer açmaması gerekiyor. Sinema yazarlarının bu noktada tehlike arz ettiği düşünülmüş olmalı. Ancak bu korkuyu alt etmenin yolu basın gösterimi yapmamak değil.

SERDAR AKBIYIK: ‘ Yapımcıların vizyona çıkacağı filmler için basın gösterimi yapmamasını kaçamak bir tavır olrak algılıyorum. Fetih 1453 özelinde ise bütün gösterimlerinin perşembe günü 14.53 te başlatmak gibi bir tercihi var. Film çok para harcanmış bir yapım bu anlamda eleştirmen seyreder yazısıyla filme zarar verir düşüncesinin fazla etkili olduğunu düşünmüyorum. Ama yine de basın gösteriminin yapılması daha etik olurdu filmin yapımcıları adına…’

ŞENAY AYDEMİR: ‘ Bir fimle basın gösterimi yapıp yapmamak yapımcının bileceği iş tabii ki. Bunu çeşitli gerekçelerle yapabilirler. Kimisi filmini ´eleştirmenlerin önüne atmak istemez´, kimisi de ´uğur yapar.´ Ama böyle bir hakka sahip olmak, bu eylemin ´şık´ olduğu anlamına da gelmez. Sonuçta eleştirmenler de bir tür ´kamu hizmeti´ yapıyorlar. Yani o haftanın filmleri hakkında okura bilgi vermekle yükümlüler. Onların bu görevlerini yapmalarına bir tür ´engel´ çıkarmak da doğru bir yöntem olmasa gerek. Asıl sorun, filmini medyadan kaçıran yapımcıya karşı, medyanın filmden kaçma şansının olmaması. Yani yapımcı filmini kaçırma hakkına sahipse, medyada da o filme sayfalarını ayırmama hakkına sahip olmalı. Ancak ´ilan-reklam´ dengesi ve bir türlü anlamadığım ve sanırım asla anlayamayacağım ´medyadaki rekabet ahlakı´ yüzünden bu hiç gerçekleşmeyecek. Başka gazetelerde olmayan haberi aramak yerine, her yerde olacak haberi çalıştığımız gazeteye koyabilmek için çırpınıp duracağız!’

 

 

 

Kaynak : http://www.sabah.com.tr

Ünlü yazar Türkiye’ye neden gelmiyor?

Son kitabı ‘Kış Günlüğü’ ABD’den bile önce ve ilk olarak Türkçe basılıp, Türkiye’de yayımlanan ünlü yazar Paul Auster, Türkiye’ye gelmeyi reddediyor. Çünkü…
Hürriyet gazetesinden Buket Şahin, dünyaca ünlü yazar Paul Auster ile New York’ta bir araya geldi.

İşte o söyleşi:

TÜRKİYE’DEKİ YAYINCI ERKEN DAVRANDI

‘Kış Günlüğü’ kitabınız ilk önce ve neden Türkiye’de yayınlandı?
Evet, Türk okurlar dışında kimse okumadı henüz. Şubat ayında Danimarka ve İspanya’da yayınlanacak. ABD’de ağustos ayında çıkması planlanıyor. Tamamen programla ilgili. Türkiye’deki yayıncı erken davrandı (Can Yayınları).

Şu anda yeni bir kitap üzerine çalışıyor musunuz?
Bir şeyler karalıyorum ama kitap olur mu bilmiyorum henüz. ‘Brooklyn Çılgınlıkları’ kitabından sonra uzun süre yazacak bir konu bulamadım, aylarca beklemem gerekti. Garip olan, şimdi kitaplar arasında daha uzun bir süre bekliyorum ama daha hızlı yazıyorum.

Öykü yazarı olan babam her kitabını bitirişinde “Artık yazmayacağım, bu son kitabım” der. Ya siz?
Aynen öyle. Her son cümlede ben de aynı şeyi söylerim. Zira, yazdığınız sürece kendi hayatınızı yaşamıyorsunuz. Oysa, yaşamak gerekir yeniden yazabilmek için.

İÇİMDE BİR ŞEYLER GÖMÜLÜ

Edebi eserlerinizde kurgu ve gerçek o kadar iç içe ki sormadan edemeyeceğim, yaşadıklarınızı mı yazıyorsunuz, yoksa bazen yazdıklarınız bir yaşanmışlığa dönüşüyor mu?
Hayır, sadece tek yönlü bir etkilenme. Bilinçaltımdan geliyor. İçimde bir şeylerin gömülü olduğunu biliyorum; bazen yüzeye çıkarlar ve onu takip ederim, nereye gittiğini gözlemlerim, hissetmeye dair bir duygu bu. İfade edemeyeceğim bir duygu.

Senaryo yazarken nasıl hissediyorsunuz?
Bir filmin öyküsünü yazmak bambaşka. Tamamen farklı bir süreç. Sahneleri, diyalogları, kişileri ve ekibi önceden planlamanız lazım, ayarları ona göre yapmanız gerekiyor.

Türkçe’ye çevrilmiş 25’den fazla kitabınız var. ‘Timbuktu’nun film olacağı doğru mu?
Öyle bir proje geldi bir hanımdan. Çok da ısrarcıydı. Merak ettim ve senaryoyu yazmasını istedim ama sonucu hiç beğenmedim.

Kitaplarınızdan bir Brooklyn sevdalısı olduğunuzu anlıyoruz. Peki Brooklyn olmasaydı nerede yaşardınız?
Bunu düşünmek bile istemiyorum! İki hafta sonra 65 yaşında olacağım. Hayatımın 32 yılını yani yarısını burada geçirdim. Brooklyn her çeşit insanın yaşadığı bir yer. Ama bütün büyük şehirler gibi Brooklyn’in de çirkin ve güzel tarafları var.

NAZIM HİKMET 20. YÜZYILIN EN ÖNEMLİ ŞAİRİ

Nobel Edebiyat Ödülü sizin için ne ifade ediyor?
Neye göre verildiğini bilmiyorum. Bazen iyi yazarlar alıyor, bazen değil ama kimin kazandığını duymak her zaman ilgimi çekmiştir. Bir ödülün yazar için o kadar da değerli olduğuna katılmıyorum. Bence 20. yüzyılın en büyük üç yazarı Proust, Joyce ve Kafka. Sanat bir olimpiyat yarışması gibi algılanmamalı.

Latin edebiyatından kimleri okuyorsunuz?
Malûm herkesin okuduğu isimler: Marquez, Vargas Llosa, Roberto, Fuentes, Borges, Cortazar, yakın zamanda kanserden kaybettiğimiz, Arjantinli yazar dostum Tomas Eloy Martinez… ‘Santa Evita’ adında çok çok ilginç bir roman yazdı, Eva Peron’un kayıp naaşına dair.

Nazım Hikmet okudunuz mu hiç?
Okudum, çok severim. 20. yüzyıl Türk şiirinin en önemli şairidir.

ESAD DÜNYANIN EN APTAL POLİTİKACILARINDAN BİRİ

Arap Baharı ve Ortadoğu’da yaşananlar Türkiye’yi olumsuz etkiliyor. Suriye’ye bakın! Esad dünyanın en aptal politikacılarından biri. Ülkesini mahvetti. Ortadoğu’da hatta tüm dünyada bir kaos sürüyor. Genelleştirme yaparsak ki bu ABD, Ortadoğu ve Avrupa için geçerli, herkesin fikir birliği ettiği bir durum var: Sistemin ve değerlerin yeniden düzenlenmesi lazım. Ekonomik sistem, sosyal sistem, öncelikler, çevrecilik yeniden yapılandırılmalı. Dünyamıza daha fazla adalet ve eşitlik lazım. Çok az zengin ve çok yoksul var. İletişim çağında yaşıyoruz ve artık herkes her şeyin farkında. Ortadoğu’ya bak, Mısır’da devrim nasıl çabuk yayıldı çünkü insanlar daha hızlı iletişim kuruyor. Bir örnek vereyim: 1930’larda Sovyetler Birliği’nde Stalin’in kararıyla 10 milyon toprak sahibi çiftçi öldürüldü. Çünkü o zaman iletişim ağı yoktu. Ama şimdi günümüzde telefonla bile bir katliamın fotoğrafını çekebilirsiniz. Irak’taki hapishanede Amerikan askerlerinin yaptığı şeytani vahşet yine böyle ortaya çıktı.

OBAMA KAZANACAK

Bakın, şimdiden söylüyorum, seçimlere daha 11 ay var ama Obama kazanacak. Cumhuriyet Parti hiç bu kadar uzlaşmasız, yetişkinlikten uzak hatta bir çocuk gibi davranan tavırda olmamıştı. Cumhuriyetçi adaylar çok zayıf: Mitt Romney’in açık zaafları ortada, kimseye hitap etmiyor. Obama açık farkla kazanacak. Önemli şeyler yaptı. Hayatımda gördüğüm hiçbir başkanın yapmadığı kadar… En zoru deniyor. Otomotiv sektörünü kurtardı. GM, Chrysler batma noktasına gelmişti. Devlet bütçesiyle kurtardı onları ve para bütçeye döndü. Ama kimse bu konuda Obama’yı övmüyor. Daha dün Kanada ve Teksas arasındaki petrol hattını bloke etti, Kongre’ye acil bir karar için müdahale etti. Belki herkes saldıracak Obama’ya bu müdahale için ama çevrecilik açısından doğru bir karardı.

Paul Auster’ın kendi hikâyesine dönerek yazdığı ‘Kış Günlüğü’, sıradan bir yaşam öyküsü değil, usta bir kalemden çıkmış roman gibi bir yaşam. Auster, bu kitabı neden yazdığını kendi cümleleriyle şöyle açıklıyor: “Ne de olsa zaman azalıyor. Belki de şimdilik hikâyelerini bir yana bırakıp hayatının anımsadığın ilk gününden bugüne kadar bu bedenin içinde yaşamanın nasıl bir duygu olduğunu incelemeye çalışsan iyi olur.”

SAKIN YAZAR OLMAYIN!

Yazar olmak isteyenlere tavsiyeniz neler?
Okuma günlerimde de aynı soru soruluyor, şöyle yanıtlıyorum: “Yapmayın, yazar olmayın, yalnızlık ve parasızlığa kendinizi mahkum etmeyin!” Eğer tavsiyemi dinlerlerse, bu kadar kolay vazgeçeceklerse zaten yazar olamayacakları bellidir. Ama tavsiyemi dinlemeyip yazmaya devam ediyorlarsa yazarlık içlerindedir, yazar olurlar.

ATATÜRK OLAĞANÜSTÜ BİR DEVLET ADAMI

Atatürk olağanüstü bir devlet adamı. Olağanüstü bir lider. Türkiye’yi baştan yaratan eşsiz biri. 1. Dünya Savaşı’ndan sonra dağılan Osmanlı’dan Türkiye’yi yarattı ve modern dünyaya dahil etti. 20. yüzyılın en önemli tarihi kişiliklerinden bence.

AUSTER’DAN NOTLAR

* Hayatında internet kullanmamış, ihtiyaç da duymamış, önce deftere yazıyor, sonra Olympus marka daktilosuyla temize çekiyor: “Bana kalem lazım, kelimelerin çözülmesi için fiziki bir jest olmalı’ diyor.

* Yine yazar olan, ilk eşi Lydia Davis’le Fransız Devrimi’nden sonra inşa edilmiş, 1794 yapımı taş bir çiftlikte aylarca bekçilik yaptı, Provence’ta kekik ve lavanta kokularıyla uyandı. Norveç asıllı 31 yıllık çok sevdiği şimdiki eşi Siri’dense her kitabında bahsediyor.

* Çocukluğundan beri bir beyzbol tutkunu. Hâlâ maçları kaçırmıyor. Koyu bir ‘New York Mets’ taraftarı.

* Rolling Stones dergisine çıplak kapak olan kızı Sophie için Bush karşıtı şarkı sözleri yazmış.

* Çok iyi bir şoför olmasına rağmen, ‘Kış Günlüğü’nde anlattığı talihsiz otomobil kazasından beri direksiyon başına geçmiyor. Tam 10 yıl olmuş. Şehre metro veya taksiyle iniyor.

TÜRKİYE, EN ÇOK ENDİŞELENDİĞİM ÜLKE

Hapiste yatan yazar ve gazeteciler yüzünden Türkiye’ye gelmeyi reddediyorum! Kaç kişi oldu? 100’ü geçti mi? Biz demokratlar Bush’lardan kurtulduk. Bir savaş suçlusu olarak yargılanması gereken Cheney’den kurtulduk. Neler oluyor Türkiye’de! En çok endişelendiğim ülke. Demokrat yasaları olmayan ülkelere gitmiyorum davet alsam da. Aynı sebeple Çin’den gelen davetleri de geri çeviriyorum. Bu hükümetleri protesto ediyorum.

 

Kynk : http://www.pressturk.com

Sizler için ülkemizde yapılmakta olan öykü yarışmalarını toparlamaya çalıştık.

Günışığı Kitaplığı’nın bu yıl ilk kez 26 Kasım’da düzenlediği Zeynep Cemali Öykü Yarışması Ödülleri Ankara ve İzmir’e gitti. “Zeynep” adlı öyküsüyle birinciliği kazanan Nurbüke Teker ödülünü Adnan Binyazar’ın elinden aldı. Yarışmanın 2012 yılı teması ise, Zeynep Cemali’nin Patenli Kız romanındaki,“Ona duyduğum öfke çoktan uçup gitmişti” cümlesinden yola çıkılarak “hoşgörü” olarak belirlendi. 2012 yılı seçici kurulu Necati Tosuner, Hacer Kılcıoğlu, Süleyman Bulut, Nuran Özyer ve Müren Beykan’dan oluşan yarışmanın son başvuru tarihi, 18 Mayıs 2012. Katılım koşulları ve katılım formu için siteyi ziyaret edebilirsiniz; http://www.sonkatilim.com/2011/zeynep-cemali-oyku-yarismasi-2012ye-dogru

Çocuk edebiyatımıza ustalara yakışan bir dil ve anlatım zenginliği katan, 2009 yılında kaybettiğimiz Zeynep Cemali’nin anısına düzenlenen ve bütün ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin katılabildiği Zeynep Cemali Öykü Yarışması’nın 2011 sonuçları açıklandı. Necati Tosuner, Sevim Ak, Aysel Gürmen, Necdet Neydim ve Müren Beykan’dan oluşan seçici kurulun gönderilen yüzlerce öyküyü değerlendirmesi sonucunda dereceye giren ilk üç öykünün yazarları ödüllerine kavuştu. Bu yıl için belirlenen “kardeşlik” temasına, Zeynep Cemali’nin son romanı Ankaralı’dan seçilen, “İki kardeş sımsıkı kucaklaştılar” cümlesi kaynaklık etmişti.

2- MAHMUT TUNABOYLU ÖYKÜ YARIŞMASI 2012

Çorum Belediyesi sponsorluğunda Çorum Gazeteciler Cemiyeti tarafından düzenlenen 2012/Mahmut Tunaboylu 6. Öykü Yarışması için çalışmalar başladı. Çorum Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Özkaleli, merhum Gazeteci-Yazar Mahmut Tunaboylu’nun babası emekli Gazeteci-Öğretmen Müslüm Tunaboylu, Jüri Üyeleri Abdulkadir Ozulu ve Metin Demirci bugün düzenledikleri basın toplantısı ile yarışmanın şartnamesini duyurdular.

Çorum Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Jüri Üyesi Abdulkadir Ozulu, Mahmut Tunaboylu Öykü Yarışması’nın önemine işaret ederek, “Cumhuriyet tarihi içinde Çorum’da bu kadar süreklilik arzeden başka bir yarışma yok. Mahmut Tunaboylu Öykü Yarışması bu anlamda rekora doğru gidiyor.” dedi.

Yorgunluk nedeniyle bu yıl öykü yarışmasında jüri görevini yapamayacağını belirten Müslüm Tunaboylu da, Mahmut Tunaboylu Öykü Yarışması’nın artık Çorum Gazeteciler Cemiyeti’ne mal olduğunu vurgulayarak, “Bu yarışma Çorum’u ülke genelinde hatta yurt dışına taşıyan bir olaydır.” şeklinde konuştu.

Jüri Üyesi Metin Demirci ise, yarışma süresince görevlerini hakkıyla yerine getireceklerini dile getirerek, “Bu güzel etkinliğin uzun yıllara ulaşması için elimizden gelen desteği vereceğiz. Bu yarışma iyi insanın ömrünün yalnız bu dünya ile sınırlı olmadığının da işareti.” diye yorumladı.

Çorum Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Özkaleli ise, Türkiye geneline açık olan yarışmaya tüm edebiyat meraklılarını davet ederek, tüm katılımcılara başarılar diledi.

Yapılan açıklamaya göre Mahmut Tunaboylu 6. Öykü Yarışması’na jüri üyeleri, jüri üyelerinin birinci derece yakınları ve daha önce yarışmaya katılıp derece alanlar dışında herkes katılabilecek. Her konuda ürünün katılabileceği yarışmada eserlerin telif olması, başka bir yarışmada ödül almaması ve bir kitapta yer almaması gerekiyor.

Yarışmada jüri olarak Abdulkadir Ozulu, Orhan Kuyu, Turhan Candan, Şahin Ertürk, Metin Demirci, Aytekin Kırdıoğlu ve Kenan Yaşar görev yapacak.

Müslüm Tunaboylu’nun gözlemci, Gülesin Ağbal Demirer’in koordinatör olduğu yarışmada birinci gelecek esere 2.000 TL, ikinci eserin sahibine 1.500 TL, üçüncü eserin sahibine 1.000 TL, üç adet 500 TL değerinde mansiyon ödülü verilecek.

Eserlerin 1 Mayıs 2012 tarihine kadar Çorum Hakimiyet Gazetesi Gazi Caddesi Hamoğlu İşhanı No 109, Kat 4 Çorum adresine gönderilmesi gerekiyor. Değerlendirme 1 Haziran 2012 tarihinde yapılacak. Ödül töreni tarihi ise daha sonra açıklanacak. Detaylı bilgi (364) 224 24 00/117 numaralı telefondan alınabilecek.

3-  EN İYİ GÖNÜLLÜ HİKAYESİ YARIŞMASI 2012

 

Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı, 2011 Avrupa Gönüllülük Yılı kapsamında “Gönüllü Türkiye Sosyal Katılım ve Değişim Projesi”ni hayata geçirmiştir.

Proje etkinlikleri çerçevesinde gönüllülük çalışmalarını görünür kılmak ve teşvik etmek amacıyla “En İyi Gönüllü Hikâyesi Yarışması” adı ile bir yarışma düzenlenmektedir.

Yarışma ile STK/kurum ve kuruluşların “gönüllülük hizmeti” ihtiyaçlarıyla örtüşecek şekilde sosyal sorumluluk projelerinde yer almış olan 18-30 yaşları arasındaki gönüllülerin başarılı, ilham verici, teşvik edici ve örnek teşkil eden hikâyeleri değerlendirilecek ve ödüllendirilecektir.

Toplumda yaşam kalitesinin artmasında önemli katkıları bulunan,

Kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, üniversiteler ve özel sektör arasındaki ortaklıkları geliştiren,

osyal, kültürel, ekonomik ve çevresel açıdan sürdürülebilir niteliği olan başarılı uygulamaların öneminin vurgulanması, tanıtılması ve ödüllendirilerek desteklenmesi amaçlamaktadır.

Yarışmanın Türü ve Şekli

En İyi Gönüllü Hikâyesi Yarışması; bir STK, kurum ya da kuruluşun sosyal sorumluluk projesinin gönüllülük faaliyetinde yer almış, “gönüllülük hikâyesini paylaşarak” yarışmacı olmak isteyen 18-30 yaş arası bütün gençlere açık bir yarışmadır.

Yarışmanın değerlendirme kriterleri yarışmacıların, projeye sağladıkları katkı ve bir birey olarak yarattıkları etki ile farklılaşmaları üzerine temellenmiştir.

En İyi Gönüllü Hikayesi Yarışması Katılım Koşulları

Yarışmaya katılım www.gonulluturkiye.org web sitesi üzerinden gerçekleşecektir.

Katılım için 18-30 yaş arasında olmak esastır.

Hikâyeler, katılımcıların dâhil oldukları bir STK, kurum ya da kuruluşa ait sosyal sorumluluk projesi içinde geçirdikleri gönüllülük faaliyeti sürecine ait olmalıdır.

Katılımcılar yarışmaya sadece bir hikâyeyle katılabilir.

Katılımcılar yarışmaya katılmak için www.gonulluturkiye.org adresinde “Yarışma Hakkında” bölümünde yer alan üç aşamalı başvuru formunu doldurmalıdır. Başvuru formunun sonunda yer alan “yarışmacı olmak istiyorum” kutusunu işaretleyerek karşılarına çıkacak olan hikaye paneline hikâyelerini girmelidirler.

Katılımcılar hikâyelerini metin olarak anlatmalı, metinde yer alacak olan karakter sayısı en fazla 10.000 vuruş olmalıdır. Metin olarak anlatılan içeriklerin resim veya video formatlarında paylaşılacak görsellerden az biriyle zenginleştirilmesi gerekmektedir. Paylaşılacak olan resim ya da fotoğrafların en fazla 2 MB dosya büyüklüğünde ve jpeg formatında olması gerekmektedir. Paylaşılacak olan videoların ise en fazla 2 dakikalık bir süreyi kapsaması ve Youtube video paylaşım sitesine yüklendikten sonra videonun url kodunun kopyalanarak Başvuru Formunda yer alan video yükle bölümüne yapıştırılması gerekmektedir.

Katılımcılar başvuru formunda yer alan “referans kişi” bölümüne Gönüllü Hizmetinde bulundukları STK/kurum ya da kuruluşta yetkili bir kişinin adını ve iletişim bilgilerini e-posta ya da telefon olmak üzere iletmelidirler.

Katılımcılar online başvurularını tamamladıktan ve hikâyelerini yükledikten sonra e-posta adreslerine hikayenin değerlendirilmek üzere sisteme yüklendiğine dair bir bilgilendirme mesajı alacaklardır. Katılımcının hikâyesi yayınlanmaya uygun görüldüğünde katılımcıya hikâyesinin yayına alındığına dair ikinci bir bilgilendirme maili daha gönderilecektir.

Yarışma süreci, online başvurunun gerçekleşmesiyle başlar.

Yarışma organizatörü katılımcıların hikâyelerinin farklı mecralarda, yayın organlarında kullanımı konusunda hakkını saklı tutar. Hikâyeler, hikâye sahipleri belirtilerek yayınlarda yer alabilir. Hikâye sahipleri, yarışmaya katılmakla hikâyelerinin yayınlanmasını kabul etmiş sayılırlar.

Yarışmacıların hikâyeleri www.gonulluturkiye.org sayfasından oylanabilecektir. Online ortamda gerçekleşecek olan oylama genel değerlendirmede %20 oranında etkiye sahiptir. Jüri değerlendirmesi ise % 80 oranında etkilidir.

Değerlendirme Ölçütleri

Katılımcılar online başvurularını tamamladıktan ve hikâyelerini yükledikten sonra e-posta adreslerine, hikâyenin değerlendirilmek üzere sisteme yüklendiğine dair bir bilgilendirme mesajı ulaşacaktır. Katılımcının hikâyesi yayınlanmaya uygun görüldüğünde katılımcıya hikâyesinin yayına alındığına dair ikinci bir bilgilendirme maili daha gönderilecektir.

Gerçekleştirilen Faaliyetin Topluma Olan Katkısı

Doğal, tarihi ve kültürel değerlerin korunması,

Eğitimsel gelişime katkıda bulunması,

Kültürel empatiye ve hoşgörüye katkıda bulunması,

Sağladığı faydanın güçlü bir etki yaratmış olması.

Gerçekleştirilen Faaliyetin Kuruma Olan Katkısı

Gönüllünün sosyal sorumluluk projesinin planlamasına sağladığı katkı,

Gönüllünün sosyal sorumluluk projesinin uygulanma aşamalarına sağladığı katkı,

Gönüllünün yaklaşımının özgün ve yaratıcı olması,

Uygulamanın farklı yerlerde benzer sorunları çözmek için tekrarlanabilir olması,

Sağlanan katkıyla çarpan etkisi yaratarak daha fazla kişiye ulaşması.

Gerçekleştirilen faaliyette yaşanan süreçlerin gönüllüye olan katkısı

Gönüllünün kişisel gelişimine katkıda bulunması,

Gönüllünün sorun çözme yeteneğine katkı sağlaması,

Gönüllünün yaratıcılığını teşvik etmesi,

Gönüllünün bireysel farkını ortaya koymasını sağlayacak bir zemin oluşturması,

Gönüllünün iletişim becerilerine katkı sağlaması.

Yarışma Ödülleri, Ödül Töreni, Sergileme

Bilgisayar

Kamera

Fotoğraf Makinesi

Yarışma ödülleri Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı tarafından takdim edilecektir.

Soru ve Cevaplar

Yarışmacılar yarışmaya ait sorularını ([email protected]) e-posta adresine gönderebilirler. Jüri tarafından yanıtlanacak sorularla ilgili bilgi e-posta yoluyla iletilecektir.

Yarışma Sonucunun İlanı

Yarışmanın sonuçları 28 Mayıs 2012 tarihinde www.gonulluturkiye.org adresinde duyurulacaktır.

Katılım koşulları gereğince proje sahipleri, projelerinin sergilenmesini, yazılı ve görsel araçlarla yayımlanmasını ve dağıtılmasını kabul etmiş sayılırlar. Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı bu hikâyelerin her türlü hakkını saklı tutar.

Yarışma Takvimi

Online başvuruların başlangıcı

01 Kasım 2011

Son soru sorma tarihi

16 Mart 2011

Soruların e-posta aracılığıyla yanıtlanması için son tarih

26 Mart 2011

Online başvurunun bitişi

01 Nisan 2012

Halk oylaması açılış tarihi

14 Kasım 2011

Halk oylaması bitiş tarihi

25 Nisan 2012

Yarışma sonucunun ilanı

28 Mayıs 201

İletişim Bilgileri

Beyaz Gemi Eğitim Danışmanlık, Yayıncılık, Organizasyon, Bilgisayar Pazarlama Tic. Ltd. Şti. Mecidiyeköy Mah. Büyükdere Cad. Kuğu İş Hanı No:81 Kat:2 D:3-4 34387 Mecidiyeköy-Şişli / İSTANBUL

4 – BİLSAM –MALATYA İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ ULUSAL ŞİİR VE KISA HİKAYE YARIŞMASI

T.C. Başbakanlığının 2011 yılını “Mehmet Akif Ersoy Yılı” ilan etmesi sebebiyle Bilgi Yolu Eğitim Kültür ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (BİLSAM) ve Malatya İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ile Mehmet Akif Ersoy’un aziz hatırasına atfen şiir ve kısa hikaye yarışması düzenlenmiştir. 

 AMAÇ

Projenin amacı; büyük şair, mütefekkir ve gönül adamı Mehmet Akif Ersoy’un aziz hatırasını yaşatmak, şiir ve kısa öykü alanında edebiyatımıza yeni eserler kazandırmak, dereceye girmeye layık eserleri ödüllendirerek sanata ve edebiyata karşı heveslerin kalıcı olmasına katkı sağlamak, yeni kalemlerin ortaya çıkmasını teşvik etmektir.

“Şiir” Seçici Kurul Üyeleri;

  • Cumali Ünaldı           (Şair, Yazar)
  • Nurullah Genç           (Şair, Yazar)
  • Turan Karataş            (Şair, Yazar, Öğr. Üyesi)
  • Umut Bozkurtoğlu     (Şair, Gazeteci)

“Kısa Hikâye”  Seçici Kurul Üyeleri

  • Necati Güngör          (Yazar)
  • Turan Karataş           (Şair, Yazar, Öğr. Üyesi)
  • İlhan Erdem              (Öğretim Üyesi)
  • Hüseyin Karatay       (Eğitimci, Yazar)

3.   Sekretarya: BİLSAM – Malatya İl Milli Eğitim Müdürlüğü Şiir ve Kısa Hikâye Yarışması’nın her tür iletişim ve yazışma hizmetleri Yarışma Sekretaryası tarafından yürütülür. Yarışma Sekretaryası aşağıdaki kişilerden oluşur.

–              Murat Aşan

–              İsmail Dol

SERBEST KATEGORİ

D.  YARIŞMA TAKVİMİ

Başvuru İçin Son Tarih       : 01. 04. 2012

Değerlendirme Son Tarih    : 05. 05. 2012

Derecelerin İlan Tarihi        : 15. 05. 2012

Ödül Töreni                         : 26. 05. 2012

Not: Eserler için son başvuru tarihinin belirlenmesinde eserlerin elden teslim edildiği veya resmi bir kayıtla posta ya da kargoya teslim edildiği tarih esas alınacaktır. Bu tarihten sonra teslim edilen veya gönderilen eserler kabul edilmeyecektir. Bu hususta BİLSAM-Malatya İl Milli Eğitim Müdürlüğü  sorumluluk kabul etmeyecektir.

ÖĞRENCİLERİN YARIŞMA TAKVİMİ

Okul Müdürlüklerine Teslim                                              : 17.02.2012

İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine Teslim                           : 02.03.2012

İl Milli Eğitim Müdürlüklerine Teslim                               : 16.03.2012

Eserlerin Malatya İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Teslimi    : 01.04.2012

Not: Her Okul üç eser seçerek İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine göndereceklerdir. İlçelerde ilk üçe giren eserleri İl Milli eğitim Müdürlüklerine gönderecekler. İllerde ilk üçe giren eseri Malatya Milli Eğitim Müdürlüğüne belirtilen takvim çerçevesinde göndereceklerdir.

E.   ÖDÜLLER

Seçici  Kurulların değerlendirmeleri sonucunda her iki dalda da ayrı olmak üzere birinci, ikinci, üçüncü olan eserler tespit edilecek, ayrıca her bir dal için bir adet mansiyon verilecektir. Orta Öğretim kurumları arasındaki “Şiir ” ve “Kısa Hikâye” yarışması için ödüller eşit olup aşağıdaki gibidir.

ULUSAL  ORTAÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİ ŞİİR VE KISA HİKAYE YARIŞMASI ÖDÜLLERİ

•               Birincilere     :  Laptop

•               İkincilere       :  Netbook

•               Üçüncülere   :  Digital Fotoğraf Makinesi

•               Mansiyon      :  Çeyrek Altın

Seçici Kurulların değerlendirmeleri sonucunda her iki dalda da ayrı olmak üzere birinci, ikinci, üçüncü olan eserler tespit edilecek, ayrıca her bir dal için bir adet mansiyon verilecektir. Ulusal “Şiir ” ve “Kısa Hikâye” yarışması için ödüller eşit olup aşağıdaki gibidir.

ULUSAL ŞİİR VE KISA HİKAYE YARIŞMASI ÖDÜLLERİ

•              Birincilere     :   2500 TL

•             İkincilere       :   2000 TL

•             Üçüncülere   :   1500 TL

•             Mansiyon      :    500 TL

Ödüle ve yayımlanmaya değer bulunan eserlerin telif hakkı BİLSAM – Malatya İl Milli Eğitim Müdürlüğüne  aittir. Eserlerin kitap haline getirilip basılması halinde eser sahibine ayrıca bir telif ücreti ödenmeyecektir.

BİLSAM Adres:

Hüseyin Bey Mahallesi Azizler 1.Sk. İstanbulluoğlu Konağı No: 4 Malatya

Telefon No: 0.422.3236980; Fax: 0.422.3233633; GSM: 0 507 748 06 43

E-Posta: [email protected]; WEB: www.bilsam.org

Detay için : http://www.bilsam.org/index.asp?do=haber&hid=125

5- KIRIKKALE EĞİTİM-SEN 2. ULUSAL ÇOCUK ÖYKÜ YARIŞMASI

 

Eğitim Sen Kırıkkale Şubesi tarafından çocuklarda kitap okuma alışkanlığını kazandırmak için ülke genelinde ödüllü öykü yarışması düzenliyor.

İlki 1997 yılında gerçekleşen ödüllü öykü yarışmasının ikincisi 2012 yılı içerisinde gerçekleşecek. ‘Çocuk okuru olmayan bir toplumun büyük okuru olmaz’ adı ile başlatılan projenin sorumluluğunu Eğitim Sen Kırıkkale Şube Başkanı Yüksel Şahin yürütecek. Başvurular son olarak 31 Mart 2012 tarihinde sonlanacak. Jüri üyelerinin belirleyeceği 3 ödül 1 Eylül 2011 tarihinde basın yolu ile duyurulacak. Ödül sahipleri 15 Eylül 2012 tarihinde Kırıkkale’de gerçekleşecek tören ile ödüllerini alacak. Yarışma sonunda birinciye 5 bin, ikinciye 3 bin, üçüncüye ise 2 bin TL para ödülü ile 500’er TL jüri özel ödülü olmak üzere ödüller verilecek.

Yapılan açıklamaya göre; yarışma yapıtlarında çağcıl değerleri, çocuğa göreliliği, evrensel eğitbilim ilkelerini ve çağdaş bir dil bilincini gözeten amatör- profesyonel tüm yazarlara ve Eğitim Sen üyelerine açıktır. Katılımcılar için yaş; yapıtlar için konu sınırlaması yoktur. Yapıtlar, 9-12 yaş çocuklarına yönelik olmalıdır. Katılımcılar, diledikleri sayıda yapıtla katılabilirler. Yapıtların daha önceden kitap halinde yayımlanmamış ve ödül almamış olması gerekir. Yapıtlar, bilgisayar ortamında arial karakteri ile çift aralıklı yazılmış, en az kırk sayfa uzunluğunda ve tek öykü bütünlüğünde olmalıdır. Yapıtlar, 9 kopya olarak, CD’si ile birlikte gönderilmelidir; katılımcılar bu gönderilerine, imzalı bir başvuru yazısıyla birlikte, özgeçmişlerini ve bir fotoğraflarını eklemeli; başvurularına açık adres, telefon ve e-posta adreslerini yazmalıdırlar.

Başvuru adresi Eğitim Sen Kırıkkale Şubesi, Yenidoğan Mah. Barbaros Hayrettin Cad. 29. Sok. Kutay Apt. Nor:1/23 Kırıkkale. Tel: 318 2242432, kirikkale @egitimsen.org.tr

6- OĞUZ TANSEL HALKBİLİMİ ÖDÜLÜ 2011

1-Ödül bu yıl Halkbilim alanında bir yapıta verilecektir.

2-Ödüle aday yapıtın 01.01.2010-31.12.2011 tarihleri arasında yayımlanmış kitap; yayımlanmamışsa, kitap oylumunda dosya olması gerekmektedir.

3-Ödüle son başvuru tarihi 15.03.2012′dur. (Postadaki olası gecikmeden düzenleme kurulu sorumlu değildir.)

4-Ödül, düzenleme kurulu ve seçici kurul üyeleri dışında tüm katılımcılara açıktır.

5-Ödül tek yapıta verilecektir.

6- Yapıt daha önce yayımlanmış ise 8 adet gönderilmelidir. Daha önce yayımlanmamış yapıtlar, A4 boyutunda kağıda,12 punto ve 1,5 satır aralığıyla bilgisayarda yazılmış 8 ayrı dosya biçiminde düzenlenmişolarak posta ile gönderilecektir.

7-Katılımcı, kısa özgeçmiş, iletişim bilgileri ve bir adet fotoğrafının bulunduğu ayrı bir zarfı yapıtıyla birlikteulaştıracaktır.

8-Ödül tutarı 2.000 TL olarak belirlenmiştir.

9-Ödüle birden fazla yapıtla başvurulabilir. Ancak ödül, tek bir yapıta verilir.

10- Ödüle katılmak için gönderilen eserler iade edilmeyecektir.

11-Ödül töreni Mayıs 2012′de yapılacaktır. Törenin kesin tarihi ileride bildirilecektir.

12-Seçici kurul Prof. Dr. Ali Rıza Balaman, Prof. Dr. İlhan Başgöz, Prof. Dr. Cevat Geray, İlhan Gülek, Doç. Dr. Muhtar Kutlu, Prof. Dr. Arzu Öztürkmen ve Metin Turan’dan oluşmaktadır.

13- Başvurular şu adrese yapılacaktır: OĞUZ TANSEL HALKBİLİM ÖDÜL KURULU, Folklor/Edebiyat Dergisi, Konur Sokak 36/13, Kızılay, 06650 Ankara

Ayrıntılı bilgi için: [email protected] & [email protected]

7-  KURGU KÜLTÜR MERKEZİ EDEBİYAT ÖDÜLLERİ 2012

AMAÇ:

Kurgu Kültür Merkezi, kültürel ve sanatsal gelişimin uygar ve şenlikli toplumun oluşturulmasına dün olduğu gibi bugün de katkıda bulunduğunu/bulunmaya devam ettiğini ve bundan sonra da edeceğini düşünmektedir.Bu bağlamda, edebiyatımızı ve edebiyatçılarımızı, sosyal bilimimizi ve bilimcilerimizi, özellikle de genç kalemleri desteklemek amacıyla Şiir-Öykü-Roman Ödülleri olmak üzere, toplam üç dalda, her yıl verilmesi kararlaştırılmıştır. Koşullar uygun olması durumunda, çocuk-gençlik edebiyatı ve sosyal bilimler araştırma ödülleri de ileride buna eklenecektir.

ŞARTNAME:

1. Yarışma dört dalda gerçekleştirilecektir:

a) Şiir b) Öykü c) Roman

2. Yazarlar, birden fazla dalda ayrı dosyalarla yarışmaya katılabileceklerdir. Yarışma tüm yazarlara açıktır.

3. Konular serbesttir.

4. Edebiyatçılar yarışmaya en az 64 sayfalık yayına hazır dosyalarla katılabileceklerdir.

5. Yapıtlar bilgisayar ortamında yazılacak ve çıkışı alınıp çoğaltılacaktır.

6. Yapıtlar geri verilmeyecektir.

7. Yapıtlar beşer nüsha halinde düzenlenip en geç 15 Mart 2012 tarihine kadar başvuru adresine gönderilmelidir. Aynı tarihe kadar elden de teslim edilebilir.

8. Sanatçılar yarışmaya, gerçek adlarıyla, basında tanındıkları imzalarıyla katılacaklar; özgeçmişlerini kısaca yazdıktan sonra, bir fotoğrafla birlikte zarfa koyup aynı dosya içinde göndereceklerdir.

9. Ödüle katılan dosyalara her dalda sadece birincilik ödülü verilecektir. Sonuç 1 Eylül 2012 tarihinde açıklanacaktır.

10. Ödül alan yapıtlar altı ay içinde basılmış olacaktır.

ÖDÜLLER:

1 Ödül kazanan yapıtlar Kurgu Kültür Merkezi Yayınları tarafından (1000/bin’den az olmamak kaydıyla) basılacaktır.

2 Ödül kazanan yazarlara telif hakkı olarak basım adedi üzerinden kitap verilecektir (Örneğin 1000 adet için % 10 = 100 kitap).

3 Gerek ödülle ilgili, gerekse ödül alan yapıtlar belli olduktan sonra duyurular, öncelikle Kurgu Düşün Sanat Edebiyat’ta “gerekçeleriyle birlikte” yapılacak ve gerek duyulması halinde, yapıtlarla ilgili yazarlarıyla söyleşiler düzenlenecek, bunlar Kurgu Düşün Sanat Edebiyat’ta yayımlanacaktır. Kurgu Düşün Sanat Edebiyat’ın kapanması durumunda, diğer dergi ve kitap eklerine yönlendirme yapılacaktır.

Not: Seçici kurul üyeleri herhangi bir dalda yarışmaya katılamazlar.

SEÇİCİ KURUL

ŞİİR YARIŞMASI

1. Çiğdem Sezer

2. İbrahim Oluklu

3. Mustafa Durak

4. Tuncer Uçarol

5. Nizamettin Uğur (Kurgu Kültür Merkezi Yayınları temsilcisi)

ÖYKÜ YARIŞMASI

1. Çiğdem Ülker

2. Kevser Ruhi

3. Lütfiye Aydın

4. Şaban Akbaba

5. Hülya Soyşekerci (Kurgu Kültür Merkezi Yayınları temsilcisi)

ROMAN YARIŞMASI

1. Burhan Günel

2. Erendiz Atasü

3. Kemal Özmen

4. Vedat Yazıcı

5. Alaattin Topçu (Kurgu Kültür Merkezi Yayınları temsilcisi)

BAŞVURU VE YAPITLARIN TESLİM ADRESİ:

Kurgu Kültür Merkezi

Konur Sokak 13/5 Kızılay-Ankara

Tel: 0312 419 54 85

www.kurgukulturmerkezi.com

[email protected]

8- GÜRKAN UÇKAN KISA ÖYKÜ YARIŞMASI 2011

Yitirdiğimiz değerli Yazar, Şair, Gazeteci Gürhan Uçkan’ın kişiliğini, düşüncelerini ve yapıtlarını gelecek kuşaklara aktarmanın yanı sıra, genç kuşakların dil duyarlılığını artırmak, yazınsal becerilerini değerlendirmek üzere, Dil Derneği ile İsveç Atatürkçü Düşünce Derneği tarafından, üniversite gençliği arasında, “Dil Derneği Gürhan Uçkan Kısa Öykü Yarışması” düzenlenmiştir.

Yarışmaya Katılma Koşulları

1) Ödüle, yalnızca üniversite öğrencileri “tek” bir öykü ile katılabilir.

2) Adaylar konu seçiminde özgürdür.

3) Ödül, “tek” bir öyküye verilir, bölüştürülmez.

4) Yarışmaya gönderilecek öykü, daha önce başka bir yarışmaya katılmamış ve yayımlanmamış olmalıdır.

5) Öykünün bilgisayarla yazılması; iki sayfa olması (6 bin vuruşu geçmemesi); CD’sinin gönderilmesi zorunludur.

6) Ödül, 750,00(yediyüzelli) TL’dir.

7) Ödüle başvuru, 1 Temmuz 2011’de başlayacak, 29 Şubat 2012’de sona erecektir.

Yarışmacı; öyküsünü 6 kopya çoğaltarak, bir sayfaya adını, soyadını, özgeçmişini, açık adresini, telefonunu, e-postasını yazarak, 29 Şubat 2012 gününe dek Dil Derneği’ne (Konur Sok. 34/4 Kızılay-Ankara) gönderecektir. 29 Şubat 2012′den sonra gelen ve postada geciken öyküler değerlendirmeye alınmayacaktır.

9) Ödül töreni Mayıs 2012′de Ankara’da yapılacak, ödüle değer görülen öykünün yazarına bir belge ve anmalık sunulacaktır.

10) Seçici Kurul; Günay Güner, Işık Kansu, Cemil Kavukçu, Nermin Küçükceylan ve Münevver Oğan’dan oluşmaktadır.

9-  NAR DERGİSİ-İLKÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİ ÖYKÜ YARIŞMASI

Mehmet Ali Yılmaz İlköğretim Okulu bünyesinde çıkarılmakta olan, okul dergisi NAR; Adana ili sınırları içerisinde öğrenim görmekte olan ilköğretim okulu öğrencilerinin katılacağı, “Geleceğin Yazarları” adı  altında bir öykü yarışması düzenlemiştir.  Birinciye dizüstü bilgisayar, ikinciye bisiklet, üçüncüye ise MP4 çaların hediye edileceği yarışmada; dereceye giren ilk on öykü kitaplaştırılacak ve derginin 6. sayısının yanında okurlara armağan edilecektir.

Katılım Koşulları:

  1. İlköğretim öğrencisi olanlar katılabilir.
  2. Yarışmaya katılacak olan eserlerin daha önce hiçbir yarışmada ödül almamış ve herhangi bir yerde yayımlanmamış olması gerekmektedir.
  3. Katılımcılar yarışmaya sadece 1 öykü ile katılabilirler.
  4. Öykü konusu serbesttir.
  5. Gönderilecek öykü bilgisayarda, A4 boyutunda, 12 punto ve 5 sayfayı geçmeyecek şekilde yazılmalıdır.
  6. 1. 2. ve 3. olanların ödülleri 6. sayımızda yapılacak etkinlikte sahiplerine verilecektir.
  7. Dereceye giren ilk 10 öykü “NAR DERGİSİ” tarafından kitaplaştırılacak 6. sayımızda okurlarımıza hediye edilecektir.
  8. Eserler elden teslim edilebileceği gibi, posta ve e-posta ile de gönderilebilecektir.
  9. Başvurular, [email protected] adresine veya Mehmet Ali Yılmaz İlköğretim Okulu Yüreğir/ADANA, adresine posta yoluyla yapılabilecektir.
  10. Yarışmaya son katılım tarihi 29 ŞUBAT 2012’dir.
  11. Posta ile gönderilerde yaşanacak olumsuzluklardan dergimiz sorumlu değildir.
  12. Yarışmada ödül kazanan eserlerin her kürlü yayın hakları Nar Dergisi’ne aittir.
  13. Katılımcıların, öyküleri ile birlikte; kendilerine ulaşabileceğimiz bir telefon numarasını, okudukları okulun adını ve kaçıncı sınıfta olduklarını mutlaka yazmaları gerekmektedir.

İLETİŞİM: Mehmet Ali Yılmaz İlköğretim Okulu Tel: 321 00 51 GSM: 0 535 493 82 20

10- ÜMRANİYE BELEDİYESİ 8. GELENEKSEL HİKAYE YARIŞMASI

Hikâye alanında önemli bir marka haline gelen ‘Geleneksel Hikâye Yarışması’ bu yıl 8. kez yeteneklere yeni kapı aralayacak. Yurt içi ve yurt dışından önemli oranda katılım gerçekleştiği hikâye yarışması bu yıl serbest temalı olacak. Hikâye yarışmasında birinciye 8 bin, ikinciye 6 bin, üçüncüye 4 bin ve her biri bin 500’er TL olarak belirlenen 10 adet mansiyon olmak üzere, toplam 33 bin TL para ödülü verilecek. Ayrıca dereceye giren eserler Ümraniye Belediyesi tarafından kitaplaştırılarak edebiyat dünyasına kazandırılacak. Hikâye yarışması için son başvuru tarihi 3 Şubat 2012 Cuma.

Şunun için etiket arşivi: öykü

Sonuç Bulunamadı

Üzgünüz, hiç bir gönderi kriterinizle eşleşmedi