Şunun için etiket arşivi: opera

Google bu gece bir sürpriz yaparak doodle adı verilen ve önemli kişi, olay v.s. anma anlamında grafikleştirdiği bölümde Türkiye için Leyla Gencer’in doğum gününü seçti

Leyla GENCER kimdi hatırlayalım.

leyla-gencerAyşe Leyla Gencer, (d. 10 Ekim 1928; Polonezköy, ö. 10 Mayıs 2008; Milano), Türk opera sanatçısı. 20. yüzyılın en önemli sopranolarından birisi olarak görülür.

Batı ülkelerinde “La Diva Turca”, “La Gencer”, “La Regina” olarak ün yapan; Milano, Roma, Napoli, Venedik, Viyana, Paris, San Francisco, Köln, Buenos Aires, Londra, Rio de Janerio, Bilbao, Chicago’da sanatını dinleten; Lucia’nın, Norma’nın, Lady Macbeth’in, Queen Elizabeth’in, Filoria Tosca’nın, Lucrezia’nın, Madam Butterfly’ın, Alceste’nin, Aida’nın, Violetta’nın, Leonora’nın “Leyla la Turca”sı soprano Leyla Gencer, hem seçkin opera sahnelerinde hem resitallerinde hayranlık uyandırmış sanatçılardandır. Opera repertuarı 23 bestecinin 72 yapıtını kapsamıştır. Gencer, T.C. Devlet Sanatçısıdır.

Doğumu ve ailesi

Leyla Gencer 1928’de Polonezköy’de doğdu. Babası Safranbolulu köklü Müslüman bir ailenin oğlu olan Hasanzade İbrahim Bey, annesi Polonyalı Katolik bir ailenin kızı olan Alexandra Angela Minakovska’dır. Ailesi sonradan Çeyrekgil soyadını aldı. Annesi, İbrahim beyle evlendikten sonra Müslüman olup Atiye adını aldı. Gencer ileriki yıllarda bir röportajında “Müslüman ve oryantal bir altyapıdan geliyorum” demiştir.[1]

Babası İbrahim Bey, ağabeyi Hüseyin Çeyrekgil ile çiftçilik, balıkçılık, taşımacılık ve Çubuklu suyunun işletmesini yapıyordu; ayrıca Lale Sineması’nın işletmesini üstlenmişti ve Karaköy’de hanları bulunuyordu. Leyla, babasını genç yaşta kaybetti. 1946’da varlıklı bir bankacı olan İbrahim Gencer ile evlendi ve Gencer soyadını aldı.

Eğitimi

leyla_gencer Leyla Gencer, İstanbul İtalyan Lisesi’ni bitirdi ve bir süre İstanbul Devlet Konservatuvarı’nda şan eğitimi aldı. Konservatuarda, Fransa’nın önde gelen hocalarından Reine Gelenbevi, ünlü orkestra şefi Muhittin Sadak ve besteci Cemal Reşit Rey’in öğrencisi oldu. Ankara Devlet Konservatuarı’nda ders vermek üzere Türkiye’ye gelen ünlü İtalyan soprano Giannina Arangi-Lombardi ile tanıştıktan sonra İstanbul’daki konservatuar eğitimini yarıda bırakarak çalışmalarını Ankara’da onun özel öğrencisi olarak sürdürdü. Ankara Devlet Tiyatrosu’nun (opera da tiyatroya bağlı idi) korosuna girdi. Hocası Arangi Lombardi, bir yıl sonra kızını ziyaret için gittiği İtalya’da hastalanarak hayatını yitirince çalışmalarını İtalyan bariton Apollo Granforte ile sürdürdü.

Opera kariyeri

Leyla Gencer, Devlet Tiyatroları Ankara Operası’nda korist olarak görev yapmaktayen Ankara’ya geldiği yıl (1950’de) sahnelenmeye başlayan Cavallerina rusticana operasında Santuazza rolü ona verildi, Gencer’in opera kariyeri bu rolle başladı.

Leyla Gencer, Ankara Devlet Operası’nda görev yaptığı 1950-1958 yılları arasında devlet konuklarına verilen resitallerde en çok görev alan sanatçılardan oldu. ABD devlet başkanlarından Harry S. Truman, Dwight Eisenhower, Yugoslavya’nın kurucusu Mareşal Tito, İran Şahı Rıza Pehlevi ve eşi Prenses Süreyya, Ürdün Kralı Hüseyin, huzurunda resitaller verdiği devlet konuklarındandır.

İlk defa 1953 yılında, Türkiye ile İtalya arasında imzalanan Kültür Anlaşması çerçevesinde bir radyo konseri vermek için Roma’ya gitti. Bu konserin başarısı üzerine Napoli Yaz Festivali’nde sahnelenen Cavelleria rusticana operası’nda başrol üstlenmek fırsatını elde etti. Bir sonraki sezon Napoli’nin ünlü San Carlo Operası’nda Eugenio Onegin ve Madam Butterfly operalarında başrol oynama teklifi aldı. Leyla Gencer’in uluslararası platformdaki opera serüveni böylece başladı, Madam Butterfly operasındaki başarısı ile Napolillerin sevgisini kazanan Gencer, Napolili Türk olarak anılmaya başladı. Bu başarı bir sonraki sezon San Carlo Operası’nda sahnelenen La Traviatadaki Violetta rolü ile sürmüştü. Sanatçı “La Traviata”‘yı Palermo, Trieste, Ankara, Torino, Varşova, Poznan, Lodzi Krakov’da, Viyana Devlet Operası’nda Herbert von Karajan yönetiminde, San Francisco ve Philadelphia’da, Moskova ve Leningrad’da seslendirdi. 1956’da San Francisco operasında San Francesca da Rimini operasında son anda oynayamayacağını bildiren ünlü soprano Renata Tebaldi’nin yerine başrolü seslendirdi. Eserin San Francisco ve Los Angeles temsillerinden sonra San Francisco operası ile kontrat imzaladı.

leyla-gencer (1)1957 sezonunda San Fransicso Operası’nda sahnelenen La Traviata operasında başrolü Leyla Gencer, Lucia di Lammermoor operasında ise dünyaca ünlü soprano Maria Callas üstlenmişti. Callas’ın gelmemesi üzerine Lucia rolünü de Gencer üstlendi ve büyük başarı kazandı. O günden başlayarak ABD’de sayısız opera temsili, resital, konser gerçekleştirdi.

26 Ocak 1957 gecesi Leyla Gencer, kendisine koyduğu Milano’nun ünlü La Scala Tiyatrosu’nda sahneye çıkma hedefine ilk defa ulaştı. Fransız besteci Francis Poulenc’in Carmelit’lerin Diyaloğu eserinin dünyadaki ilk temsilinde başrolü (Lidoine-başrahibe) oynadı. Scala’daki ilk sahneye çıkışından sonra Gencer, 18 Şubat 1957’de tüm zamanların en büyük orkestra şefi kabul edilen ve kısa bir süre önce ABD’de hayatını kaybeden Arturo Toscanini için Milano’nun Duomo di Milano Katedralı’nda düzenlenen görkemli cenaze töreninde Verdi’nin Requiem’i seslendirilirken soprano partisini başarıyla söyledi. Bu başarının ardında La Scala Operası’nın Köln Operası’nın açılışı nedeniyle düzenlediği turnede Verdi’nin Kaderin gücü adlı eserinde başrol oynadı. 1958’de Pizzetti’nin dünyada ilk gösterimi gerçekleşen Katedral’de Cinayet adlı eserinde başrahibe rolünü, ardından Boito’nun az bilinen Mefistofele operasında Margherita rolünü üstlendi.

Gencer, 1958 yılında kontratı feshedilinceye kadar yurtdışındaki operalarda Ankara Devlet Operası Sanatçısı sıfatıyla rol aldı. 1958’de görevine son verildikten bir süre sonra Milano’ya yerleşti. 1958’de İtalyan Radyosu’nda Donizetti’nin “Anna Bolena” operası Leyla Gencer’in yorumuyla yayımlanmıştı (Bu yayım, 1980’de plak olarak piyasaya çıktı). Bu yorumun başarısı üzerine ünlü orkestra şefi Vittorio Gui şefliğini yaptığı 3 ayrı eserde, 3 ayrı kentte (Palermo, Floransa Roma Operaları) başrol teklif etti. Gencer böylece 1959 yılı Floransa l.gencerFestivali’nin açılışında Verdi’nin 1849’dan beri hiç sahnelenmemiş “Legnano Savaşı” adlı eserinde başrolü oynadı. Bunu, Palermo’da Verdi’nin “Macbeth” Operası, Roma’da Mozart’ın “Don Giovanni” Operası’nı seslendirdi.

Gencer, 1960’larda mesleğinin doruğuna çıktı. Hiç bilinmeyen operaları seslendirmeyi sürdürdü. 1963’te Verdi’nin unutulmuş operası “Kudüs”te başrol Elena’yı oynadı. Bunu Donizetti’nin hiç bilinmeyen operası “Robert Devereux”daki Kraliçe Elizabeth rolü ve Bellini’nin 130 yıldır sahnelenmeyen “Beatrice di Tanda” operası takip etti.

1985 yılında sahneye veda eden sanatçı, 1983-1988 yılları arasında As. Li. Co.’nun genel sanat yönetmenliğini yürüttü, 1997-1998 arasında La Scala korosunun genç sanatçılar okulunda yöneticilik yaptı, vefatına kadar La Scala Tiyatrosu’nda opera sanatçıları için kurulan akademinin sanat yönetmenliğini yapmaktaydı. Gencer, aynı zamanda opera yorumu üzerine dersler vermeye devam ediyordu. Uluslararası yarışmalarda seçiciler kurulu üyelikleri yapan, festivallere, seminer ve konferanslara katılan Leyla Gencer, İstanbul’da kendi adını taşıyan “Uluslararası Şan Yarışması”nın kurucusudur. Yarışma, 1995 yılından beri düzenlenmektedir.

Leyla Gencer, 1988 yılında “Devlet Sanatçısı” unvanıyla onurlandırıldı.

2004 yılında Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü tarafından 1000 yılın Türkleri özel koleksiyonunda adına 15.000.000 TL değerinde 0.999 ayar gümüş hatıra para basıldı.

Vefaati

10 Mayıs 2008’de Milano’daki evinde kalp ve solunum yetmezliğine bağlı olarak hayatını kaybetti. Leyla Gencer’in cenazesi 12 Mayıs günü Milano’da La Scala Operası’nın Santa Babila Kilisesi‘nde düzenlenen kalabalık bir törenden sonra vasiyeti doğrultusunda krematoryuma götürülerek yakıldı. Leyla Gencer’in külleri daha sonra İstanbul’a getirildi. Kendi vasiyeti gereği küller, 16 Mayıs günü Dolmabahçe Sarayı ile Dolmabahçe Camii arasındaki yapılan bir törenden sonra Dolmabahçe açıklarında Boğaz sularına döküldü[3]. Törende, Mozart’ın Requiem’inden “Lacrimosa” ile Ahmed Adnan Saygun’un “Yunus Emre Oratoryosu”‘nun 5, 12 ve 13. bölümleri İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestra ve Korosu tarafından leyla.gencerseslendirildi.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın yeni yapılmakta olan merkezinde sanatçının vasiyeti üzerine bir “Leyla Gencer Müzesi” oluşturulacak.

Leyla Gencer Şan Yarışması

İlki “Yapı Kredi Uluslararası Leyla Gencer Şan Yarışması” adıyla 3-9 Eylül 1995 tarihinde gerçekleştirilen Leyla Gencer Şan Yarışması, 2006 yılından bu yana iki yılda bir, La Scala Tiyatrosu Sahne ve Gösteri Sanatları Akademisi Vakfı işbirliğiyle İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenleniyor. 1997 yılındaki ikinci yarışmaya Leyla Gencer jüri üyesi olarak katıldı. Her iki senede bir gerçekleştirilen yarışma 1999 yılında 17 Ağustos Depremi nedeniyle düzenlenmedi.

Bugüne kadar birçok ülkeden yüzlerce sanatçının katıldığı Leyla Gencer Şan Yarışması’nda dereceye girenler dünyaca ünlü operalardan konser teklifleri aldılar.

Diskografi

  • Bellini: Norma / 1966, de Fabritiis, Gencer, Cossotto, et al
  • Bellini: Norma / 1965, Gavazzeni, Gencer, Simionato, et al
  • Bellini: Beatrice di Tenda1964 / Gui, Gencer, Zanasi, et al
  • Bellini: I Puritani 1961 / Quadri, Gencer, Raimondi, et al
  • Pacini: Saffo 1967 / Gencer, Del Bianco, Mattiucci
  • Cherubini: Medea 1968/ Gencer, Bottion, et al
  • Mayr: Medea in Corinto 1976/ Ferro, Gencer, Johns
  • Gluck: Alceste 1967/ Gui, Gencer, Picchi
  • gencer.leylaChopin: Polish Songs; Liszt / Leyla Gencer, Nikita Magaloff
  • Donizetti: Anna Bolena 1958/ Gavazzeni, Gencer, Simionato, et al
  • Donizetti: Anna Bolena 1965/ Gavazzeni, Gencer, Cava, et al
  • Donizetti: Caterina Cornaro 1972 / Cillario, Gencer, Aragall
  • Donizetti: Les Martyrs / 1975 Camozzo, Gencer, Bruson, et al
  • Donizetti: Les Martyrs / 1978 Gelmetti, Gencer, Bruson, et al
  • Donizetti: Lucrezia Borgia / 1970 Gracis, Gencer, Raimondi et al.
  • Donizetti: Lucrezia Borgia / 1966 Franci, Gencer, Aragall, Petri et al.
  • Donizetti: Maria Stuarda / 1967 Molinari-Pradelli, Gencer, Verret, Tagliavini et al.
  • Donizetti: Messa di Requiem / Gavazzeni, Teatro La Fenice
  • Donizetti: Roberto Devereux 1964 / Gencer, Cappuccilli, et al.
  • Donizetti: Belisario 1969 / Gavazzeni, Gencer, Taddei et al.
  • Mozart: Don Giovanni 1960/ Molinari-Pradelli, Gencer, Petri, Bruscantini, Stich-Randall et al
  • Mozart: Don Giovanni 1962/ Solti, Gencer, Jurinac, Freni
  • Ponchielli: La Gioconda 1971 / de Fabritiis, Gencer, Raimondi
  • Zandonai: Francesca da Rimini 1961 / Capuana, Gencer, Cioni et al.
  • Rossini: Elisabetta, Regina d’Inghilterra 1971/ Sanzogno, Gencer, Grilli
  • Verdi: I due Foscari” 1957/ Serafin, Gencer, Guelfi
  • Verdi: Battaglia di Legnano (Legnano Savaşı) 1959/ Gencer, Limarilli
  • Verdi: Rigoletto 1961/ Quadri, Gencer, McNeil, Raimondi
  • Verdi: Gerusalemme 1963/ Gavazzeni, Gencer, Aragall, Guelfi
  • Verdi: I Vespri Siciliani 1965/ Gavazzeni, Gencer, et al
  • Verdi: Macbeth 1960/ Gui, Gencer, Taddei, Picchi et al.
  • Verdi: Macbeth 1968/ Gavazzeni, Gencer, Guelfi, Corradi, et al
  • Verdi: Attila 1972/ Silipigni, Gencer, Hines
  • Verdi: Ernani 1972/ Gavazzeni, Gencer, Bergonzi
  • Verdi: Simon Boccanegra 1961/ Gavazzeni, Gobbi, Gencer
  • Verdi: Il Trovatore 1957/Previtali, Gencer, Del Monaco, Barbieri, Bastianini
  • Verdi: Un ballo in maschera (Maskeli Balo) 1961/ Gencer, Bergonzi
  • Verdi: Aida 1956/ Capuana, Gencer, Bergonzi, Cossotto
  • Verdi: La Forza del Destino (Kaderin Gücü) 1957/ Serafin, Gencer, Di Stefano
  • Verdi: La Forza del Destino 1965/ Molinari Pradelli, Gencer, Bergonzi

 

İstanbul Modern Sinema, 19-29 Eylül tarihleri arasında “Ölesiye” başlıklı programla, tutkunun hükmettiği hayatların geçtiği 11 filmlik bir seçki sunuyor.

İrade ve yargıları aşan güçlü ihtirasların yaşandığı kara sevdalara, tutkudaki teslimiyet kavramına, tutkuyla tutsaklığın arasındaki çizginin kaybolduğu farklı kaderlere bakan programda, sinema tarihinin farklı dönem ve coğrafyalarından örnekler yer alıyor.

“Ölesiye” programı kapsamında Steven Soderbergh’in Cannes’da Altın Palmiye alan ve James Spader’a da En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kazandıran Seks Yalanları, Andrey Tarkovski’den Cannes Film Festivali’nde Jüri Büyük ödülü ve FIPRESCI ödülünü kazanan Solaris, Berlin Film Festivali’nden Altın Ayı ile dönen Rainer Werner Fassbinder’in Veronika Voss’u, Jean-Jacques Beineix’nin ilk filmi Diva, Luis Buñuel’in Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü alan Viridiana, Zeki Demirkubuz’un Altın Portakal’da En İyi Film ve En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini alan filmi Kader yer alıyor.

Programda Sam Peckinpah’ın kült yapıtı Bana Alfredo Garcia’nın Kellesini Getirin, Atom Egoyan’ın Oscar’a aday olan filmi Başka bir Dünya, Kim ki-duk’tan Yay, Roger Michell’in Ian McEwan’ın romanından uyarlanan filmi Dayanılmaz Aşk ve Peter Brosens ile Jessica Hope Woodworth’ün Beşinci Mevsim  adlı uzun metrajı da bulunuyor.

Solaris, 1972

Solaris2Sovyetler Birliği, 35mm, 167’, Rusça
Yönetmen: Andrey Tarkovski
Oyuncular: Natalya Bondarchuk, Donatas Banionis
Solaris isimli uzay istasyonundan tuhaf sinyaller gelmektedir. Kozmonot ve psikolog Kris Kelvin bu sorunla ilgilenmek üzere oraya gönderilir. Ancak kendisi de bu büyülü, okyanusa benzer gezegende yaşanan doğaüstü olaylara maruz kalacak, yıllar önce ölmüş karısına kavuşarak kendi bilincinin en karanlık katmanlarına doğru bir yolculuğa çıkacaktır. Rus yönetmen Tarkovski, bilim kurgu yazarı Stanislaw Lem’in romanındaki bilimkurgu şablonunu kırarak insan-doğa ve hakikat kavramları üzerine kendi fikir ve duygularını aşılayarak bir başyapıt yaratmıştır. Vicdan muhasebesi üzerine derin bir gerilim filmi olan Solaris, Cannes’da hem Jüri Büyük ödülü’nü, hem de FIPRESCI ödülünü kazandı.

Seks Yalanları (Sex, Lies and Videotape), 1989  

Sex-Lies-and-VideotapeA.B.D., 35mm, Renkli, 100’, İngilizce
Yönetmen: Steven Soderbergh
Oyuncular: Andy McDowell, James Spader, Peter Galagher
Los Angeles’ta geçen bu film cinsel hayatları karmaşık dört kişinin hikâyesini anlatıyor. Çiftimizin ilişkilerindeki denge, geçmişten bir arkadaşın hayatlarına girmesiyle değişiyor. Cinsel fantezilerin videoya çekilmesi, yalanlar ve sırlarla ilişkiler daha da girift bir hâl alıyor. Seks Yalanları, 29 yaşındaki Steven Soderbergh tarafından Los Angeles’a yaptığı bir seyahat sırasında sekiz günde yazıldı ve çekildi. Film beklenmedik bir gişe başarısı yakaladı ve Cannes’da Altın Palmiye ve Spader’a da En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kazandırdı.

Kader, 2006  

kader-zekidemirTürkiye, 35mm, 103’, Türkçe
Yönetmen: Zeki Demirkubuz
Oyuncular:  Vildan Atasever, Ufuk Bayraktar, Settar Tanrıöğen
Altın Portakal’da En İyi Film ve En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini alan Kader’de, Demirkubuz’un 1997 filmi Masumiyet’teki Bekir ve Uğur karakterlerinin geçmişlerine, onları ömürleri boyunca tutsak eden duyguların başlangıcına gidiyoruz. Tanışmalarından başlayarak uzun yıllara yayılan bu tutku ve teslimiyet hikayesinde Bekir’in Uğur’a olan umutsuz aşkı hayatını kemirerek onu tam bir ‘tutunamayan’a çevirirken, Uğur ise körü körüne bir hapishane tutkunu olan Zagor’a aşıktır. Kader, izleyicinin yüreğini yakan, ölesiye tutkunun ağırlığını omuzlarımıza yükleyen gerçek anlamda bir kara sevda filmidir.

Veronika Voss (Die Sensucht der Veronika Voss)

Die-Sensucht-der-Veronika-Voss1982, Batı Almanya, DVD, 104’, Almanca
Yönetmen: Rainer Werner Fassbinder
Oyuncular:Rosel Zech, Hilmar Thate, Cornelia Froboess
Fassbinder’in ‘BRD Üçlemesi’nin ikinci filmi olan Veronika Voss, ‘50’li yıllardan – özellikle de UFA Stüdyoları’nın ürettiği – bir melodram kılığına bürünmüşse de, aslında ülkesine dair sert bir hicivdir. Bir zamanların gözde aktrisi Veronika Voss savaş sonrası bir uyuşturucu bağımlısı olarak Münih’te yaşamaktadır. Sinemadaki geçmiş zaferlerinin gölgesinde hayatta kalmak için mücadele ederken bir spor yazarı olan Krohn ile tanışır. Veronika esrarengiz güzelliğiyle onu etkiler, ancak ilişkileri geliştikçe geçmişindeki karanlık sırlar ortaya çıkar. Gerçek bir hikayeden yola çıkan bu melankolik film hem savaş sonrası Batı Almanya’nın ekonomik mucizesine bakıyor, hem de kadın karakteri üzerinden ülkesindeki ahlak ve dürüstlüğü sorguluyor. Bu film katıldığı yıl Berlin Film Festivali’nden Altın Ayı ile dönmüş, Fassbinder birkaç ay sonra odasında ölü bulunmuştu.

Diva, 1981

diva-Jean-Jacques-BeineixFransa, 35mm, 123’, Fransızca
Yönetmen:  Jean-Jacques Beineix
Oyuncular:  Frédéric Andréi, Wilhelmenia Wiggins Fernandez
Fransız Neo-Barok döneminin de ilk örneklerinden olan, Jean-Jacques Beineix’nin bu ilk filmi, gösterişli, stilize bir polisiyedir. Opera tutkunu bir postacı olan Jules, özellikle de Amerikalı diva Cynthia Hawkins’e saplantıyla bağlıdır. Konserinden gizli bir ses kaydı alınca işin içine müzik piyasasındaki korsan çeteler girer. Çürümüş polis teşkilatının olaya karışmasıyla işler iyice içinden çıkılmaz bir hal alır.  Bu rengarenk, romantiklikten de vazgeçmeyen distopyada aksiyondan kara filme birçok tür bir arada. Filme ruhunu veren en etkileyici unsur ise Vladimir Cosma’nın operaya çalan müzikleri.

Viridiana, 1961  

viridiana-luis-bunuelİspanya/Meksika, DVD, 90’, İspanyolca
Yönetmen: Luis Buñuel
Oyuncular:Silvia Pinal, Francisco Rabal, Fernando Rey
Gündüz Güzeli’nin iffetli ama düşmüş sarışını, burada Viridiana’yı oynuyor. Viridiana kendini ebediyen Kilise’ye adamak üzereyken başrahibe eğitimi için gereken masrafları karşılamış olan zengin amcası Don Jaime’ye bir veda ziyareti yapar. Önce ondan kuşkulansa da Jaime masum yeğenine o kadar nazikçe davranır ki, kız onun kendisini baştan çıkarmaya niyetlendiğinden şüphelenmez. Ancak, Viridiana ilaçlı kahveyi içip kendinden geçince, Jaime’nin yüreği ona tecavüz etmeye elvermez. Yine de, kendisini bırakıp manastıra dönmesin diye Viridiana’ya artık bakire olmadığını söyler. Fetişi ve taşlamayı seven bir yönetmen olan Buñuel’den tanıdık bir kara komedi.İnsan doğası üzerine alaycı ve bozguncu film, yetkililerden habersiz olarak İspanya adına Cannes Film Festivali’ne katılarak Altın Palmiye’yi kazanmıştı.

 Bana Alfredo Garcia’nın Kellesini Getirin (Bring me the Head of Alfredo Garcia), 1974

Bring-me-the-Head-of-Alfredo-GarciaABD/Meksika, 35mm, 112’, İspanyolca/İngilizce
Yönetmen:Sam Peckinpah
Oyuncular: Silvia Pinal, Francisco Rabal, Fernando Rey
Zengin ve güçlü çiftlik sahibi bağırır: “Bana Alfredo Garcia’nın kellesini bulun!” İki ödül avcısı yola koyulur ve asıl kahramanımız, piyanist barmen Bennie ile bir salonda karşılaşırlar. Film Bennie’nin kelleyi teslim ettiğinde bir milyon dolar ödül kazanacağını inanarak kız arkadaşıyla birlikte çıktığı sarhoş ve şiddetli Meksika yolculuğunu anlatır. Yıllar sonra kült film olarak anılacak bu yolculuk kan ve tekila kokacak, Peckinpah çaresiz anti-kahramanını sevse de ona acımayacak, filmini Western gibi başlatıp daha karanlık bir anlatıma gidecek, tutku ve saplantının sınırlarını sorgulatacaktır.

Yay (Hwal), 2005  

hwal-yayGüney Kore / Japonya, 35mm, 90’, Korece
Yönetmen: Kim ki-duk
Oyuncular: Yeo-reum Han, Si-jeok Seo, Gook-hwan Jeon
Çocukluğundan beri büyüttüğü genç bir kızla birlikte okyanusun orta yerinde, teknede yaşayan 60 yaşlarındaki bir balıkçının hikayesini anlatıyor Yay. Dış dünyaya kapalı  yaşayan bu ikilinin geçim kaynağı teknede balıkçılara ev sahipliği yapmak ve ok atarak fal bakmaktır. Genç kız için hayatın anlamı o tekne ve engin sularken, balıkçı kızı babacan bir tavırla kollar, ona bakar ve evlenecekleri gün için hediyeler alır. Sabır ve bilgelikle kız 18’ine varınca onunla evlenmeyi hayal ederken genç bir delikanlının kızın gönlünü çalmasıyla işler planladığı gibi olmaz. Ahlak, sevgi, tutku, bağlanma ve öldürme derken hikaye kendini mistik bir sona doğru taşır.
Başka bir Dünya (The Sweet Hereafter), 1997
Kanada,Bluray, 112’, İngilizce
Yönetmen: Atom Egoyan
Oyuncular: Ian Holm, Caerthan Banks, Sarah Polley
Holm’un oynadığı büyük şehir avukatı Mitchell Stephens küçük bir Kanada kasabasına gelir. Kasaba halkının başına büyük bir trajedi gelmiş, 14 çocuk bir otobüs kazasında feci şekilde ölmüştür. Stephens kalan ebeveynlere giderek onları birleştirmeye ve suçluya karşı dava açmalarına ikna etmeye çalışır. Bir yandan da kendi kızının uyuşturucu problemiyle uğraşmakta, onu neredeyse kaybetmek üzeredir. Kazadan kurtulan tek tanık Nicole, bu dava için kilittir. Egoyan metaforik mikroskobundan suçun özüne, insan ilişkilerindeki çetrefilliğe bakıyor. Ölümün trajedisinden çok hayatta kalmanın yasıyla ilgilenen yönetmen, ustalığını parlattığı bu filmle Oscar’a aday olmuştu.

Beşinci Mevsim (La Cinquième Saison), 2013 

La-Cinquième-SaisonBelçika, Hollanda, Fransa, Bluray, 93’, Fransızca-Flamanca
Yönetmen:  Peter Brosens, Jessica Hope Woodworth
Oyuncular: Aurélia Poirier, Django Schrevens
İsimsiz, sıradan bir Belçika köyü gizemli bir afetin etkisi altında kalır ve köye o yıl bahar gelmez. Belli ki, doğanın döngüsünde bir sorun vardır. Her yıl kış sonu kutlanan şenlik ateşinde otlar alev almayınca tohumlar da büyümemeye, inekler süt vermemeye başlar. Köy halkı panik ve husumetle bir araya gelir; kısa sürede bir günah keçisi aramaktan da çekinmeyecektir. Doğa adeta insanoğlunu cezalandırmaya karar verdiğinde, köyün üç çocuğu Alice, Thomas ve Octave olan biten karşısında hayatta kalmaya çalışırlar. Bu tüyler ürpertici kıyamet filminin ilk gösterimi Venedik Film Festivali’nin yarışmasında yapıldı.

Dayanılmaz Aşk (Enduring Love), 2004

Enduring-LoveBirleşik Krallık, 35mm, 100’, İngilizce
Yönetmen:Roger Michell
Oyuncular: Rhys Ifans, Daniel Craig, Samantha Morton
Zekice yazılmış, dramatik bir gerilim. Akademisyen Joe’nun hayatı, bir gün piknikte kurtarmaya çalıştığı başka bir adamın ölümüne sebep olan bir balon kazasından sonra değişir. Joe, tanık olduğu kazanın kötü anılarını ve ölümün etkisini üzerinden atmakta zorlanır ve kendi rolünü sorguladığı olayda balonun ipini tutarak yardım etmeye çalışanlardan biri olan Jed, onu bulur. Aralarında “Tanrı sevgisi” ile birlikte tuhaf bir bağ oluşur. Aşk, kader ve tutkuyu inceleyen film için iki erkek arasında geçen bir tür Öldüren Cazibe, denilebilir. Ian McEwan’ın romanından uyarlanan filmin özellikle nefes kesen açılışına dikkat!

 

4 Yıldır devam etmekte olan Nar Çiçekleri Festivali kapsamında öğrencilerimizin ve eğitmenlerimizin dinletilerine ait görselleri aşağıda bulabilirsiniz. 

Bakırköy’de 4 yıldır yapılmakta olan ve Nar sanat öğrenci, veli ve eğitmenlerinin katılı ile gerçekleştirilen etkinlikler kapsamında pek çok dalda öğrenciler 16 Haziran (Pazar günü) 14:00’dan itibaren akşam 23:00 saatine kadar süren etkinlikte eski yeni küçük büyük demeksizin örenciler öğrendiklerini sergiledi..

Bir kaç aylık eğitim alan da 3-4 yıldır eğitim alanlarda dahil olmak üzere hoş görüntülerin oluştuğu etkinliğe ait fotoğraflar aşağıda. Diğer etkinliklerimiz 22: Haziran tarihinde saat 14:00 Cem Karaca Kültür merkezinde devam edecektir.

 

 

Etkinliğe katılan öğrenci ve eğitmenlerin listesi.

1.           Sunum

2.           Açılış konuşması…

Dernek Başkanımız ve Heykel Sanatçısı

Hale Şakar ÜRKMEZGİL

3.           DORA BURCU MUTLU (PİYANO)

– Etüt 41 ve 56………….Czerny

– Menuet…..…….J.S. Bach

4.           EFE BERK ÇOLAK (PİYANO)

-Etüt 60………………..Beyer

– Sevgi…… Nail Yavuzoğlu

– Emre ve ışık……….Nail Yavuzoğlu

5.           FEYZA ÇETİN (KEMAN)

-Re Majör Menuet………….Carsel

Piyano eşlik: Aslı Özger

6.           CAN VOLKANGİL (KEMAN)

– Sally Knight-Fiesta

– Sail Away

Piyano eşlik: Aslı Özger

7.           ASLI ŞEN (KLASİK GİTAR)

-Chorus…………… D. Semen zato

 8.      BÜŞRA UTKU (PİYANO)

– Drifting…………………Alison Huunsome

– Napoliten Şarkı………….P. I. Tchaikovsky

9.      DENİZ CHOUSEIN (KLASİK GİTAR)

-Greensleves………..Anonim

10.    EGE CAN BEYHAN (PİYANO)

– Kızılderili Savaş Dansı……. M. Aaron

– 9. Senfoni……….. Beethoven

11.    FERDA İLERTEN (PİYANO)

– Beyer etüt 80 ve 81

12.    EKİN KARAHAN (KEMAN)

– Çok Uzaklarda….. L.M.Kinnet

Piyano eşlik: Ersin Saracık

13.    ECE KAZGAN (PİYANO)

– Etüt 54………………………..Beyer

14.    JOSIAH HOVARD (ELEKTRO GİTAR)

– From the inside out……………………….Hilsong United

Bas gitar eşlik: Özden Gürsoy

Bateri eşlik: Ömer Uçak

 

15.    EGEMEN ÖZGÜVEN (PİYANO)

– Song of Stroms……………..Kuji Kondo

– Skyrim…………………………Jeremy Soule

– Dr. Mario (chill)…………….. Hirokazu Tanaka

16.    NAR SANAT ÖĞRENCİ ORKESTRASI

-Nothing else matters…………………………Metallica

– Umbrella…………………………………………Rihanna

– Görevimiz tehlike………………………..Lalo Schifrin

– Someone Like you………………………….Adele

Bateri: ÇAĞLAYAN KAYHAN, ÖMER UÇAK

Bas gitar: ÖZDEN GÜRSOY

Klasik ve elektro gitar: ASLI ŞEN

Piyano: BENGİ SU ÖZCAN, EGEMEN ÖZGÜVEN

Şan: NAZLI GÜN

 

17.    ALEYNA GÜLOĞLU (PİYANO)

– Etüt……..J. B. Duvernoy

– Love the way you lie……… Rihanna

18.      BEGÜM ARICI (PİYANO)

– Ballade……………………Burgmüller

– Spider in the Bath……….Pam Wedgwood

19.    ASLI ŞEN ve NAZLICAN GÖKSU (GİTAR ve BAĞLAMA)

-Dostum dostum…………….Mehmet Özbek

– Divane aşık gibi……………………Maçkalı Hasan Tunç

-Evlerinde lambaları yanıyor…………Abdurrahman Kızılay

– Neredesin sen……………………….Neşet Ertaş

20.    ESMA İHTİYAR (PİYANO)

– The Blue Danube…….J. Strauss

– Sessiz gece…………. F. X. Grub

21.    ELİF ÖKSÜZ (ELEKTRO GİTAR)

EGE KÖKSAL (ELEKTRO GİTAR)

-Godfather…………Slash

Bas gitar eşlik: ÖZDEN GÜRSOY

Bateri eşlik: ÖMER UÇAK

 

22.    ÇAĞLAYAN KAYHAN (PİYANO)

– Cha cha cha…………. Hengeveld

– Amelie………………….İan Tiersen

23.      ASLI ŞEN (KLASİK GİTAR)

– Sil baştan…………… Şebnem Ferah

24.    ELA ÖZYURT (KEMAN)

– James Horner…. My heart will go on

Piyano eşlik: Ekin Selçuk

25.    BENGİ SU ÖZCAN (PİYANO)

– Yesterday……………………Beatles

– Fandango……………………Anonim

26.    SELENAY USTA (ŞAN)

– Yanarım…………….Sertab Erener

– I will always love you……………W. Houston

Piyano eşlik: Ersin Saracık

27.    ŞİMAL KELLECİ (PİYANO)

– Bak bir varmış bir yokmuş………….Anonim

– Samanyolu……………………..Berkant

28.    NAR SANAT EĞİTMEN ORKESTRASI

– Yalgızam……………………..Tofiq Guliyev / Şan eğitmeni: BAHAR DEMİREL

– Memory………………………Lloyd Webber / Şan eğitmeni: BAHAR DEMİREL

– Historia de un amor……….C. E. Almaran / Şan eğitmeni: BESTE YOLTAY

– Phantom of the opera……..Lloyd Webber / Şan eğitmeni: BESTE YOLTAY

İKİNCİ BÖLÜM 

3.                  NAR ÇİÇEKLERİ BALE GRUBU 4 – 6 YAŞ

İzgi Özdemir, Öykü Onbaşı, Nisa Akkaya, Vanessa Ezikoğlu, Yağmur Akbaş,

İpek Nazlı Terzi, İrem Güden, Elanur Angın

4 Küçük kuğu…………………………..P. İ. Tchaikovsky

4.                  ILGIN CEREN BİLGEN (MODERN DANS)

Breathless…………………….Old Boy

  1. 5.                  BENGİ SU ÖZCAN (ŞAN)

– Arnavut Kaldırımı…….Gitar eşlik: Özgür Yılgın

– Bana bir masal anlat baba…..Piyano eşlik: Ersin Saracık

  1. 6.                  CEREN ACAR (PİYANO)

– Samanyolu…………….Berkant

– Katibim…………………Anonim

7.            DEFNE COĞUPLUGİL (PİYANO)

– Etüt 23 ve 24……………Beyer

8.            AYKUN NERSESYAN (PİYANO)

– Kovalama……………..Thompson

9.            ASLI DEMİROK (PİYANO)

-Yankee Doodle……….. Thompson 1

10.          DEFNE KORKMAZ (PİYANO)

– Yavaşça kürek çakalim…………. Thompson1

11.          KAYRA EMİR (PİYANO)

– Waves of the danube

12.          İDİL BOYOĞLU (PİYANO)

– Katibim……………….Anonim

– Okul……………………N. Yavuzoğlu

13.          ÖYKÜ BOYOĞLU (PİYANO)

– Song without words…………F. Spindler

– İn the hall of the mountain bear………… Pam Wedgwood

14.          DORUK AKBULUT (PİYANO)

– Waltz time……………………… Mysterious Procession

15.          NAR SANAT EĞİTMEN ORKESTRASI

– Yalgızam……………………..Tofiq Guliyev / Şan eğitmeni: BAHAR DEMİREL

– Memory………………………Lloyd Webber / Şan eğitmeni: BAHAR DEMİREL

 16.          EDA KÖLÜKFAKİ(PİYANO)

– Alouette…………..Step 1

– Accents and Squashed notes……………Step1

– Lord of the dance…………………Step1

17.          İKLİM KELEŞ (PİYANO)

– Ten little indians……….. Traditional

– Ballerin……………….Thompson

18.          ECE DEMİRÇUBUK (KEMAN)

– Sally Knight…. Fiesta

– Allegro

Piyano eşlik: Aslı Özger

19.          DİLAY SINANMIŞ (PİYANO)

– Old Mc Donalds………Thompson1

20.          İREM SU BAŞ (PİYANO)

– Etüt 23 ve 24………………Beyer

21.          ECE ALAEDDİNOĞLU (GİTAR)

– Arenas volume 1……………..Fernando Carulli

22.          SENA ÜNAL (PİYANO)

-Etüt 23…………………..Beyer

23.          BİLGE KANDUR (PİYANO)

-Beni takip et………….Thompson1

24.          EGEMEN HIZLIBAŞ (PİYANO)

– Musette……………J. S. Bach  Thompson 1

25.          ZEYNEP ECE USTA (PİYANO)

– Yankee doodle……………….Thompson1

– Old mc donald………………..Thompson1

26.          BESTE YOLTAY  VE SOLFEJ GRUBU

– İstiklal Marşı………….Ekrem Zeki Ün

– Hayat bayram olsa……

– Arkadaş…………………..Melike Demirağ

  Piyano eşlik: Ersin Saracık

27           NAR SANAT EĞİTMEN ORKESTRASI

– Historia de un amor……….C. E. Almaran / Şan eğitmeni: BESTE YOLTAY

– Phantom of the opera……..Lloyd Webber / Şan eğitmeni: BESTE YOLTAY

 Eğitmenlerimiz: KAMURAN TERZİOĞLU, ERHAN KARACA, CEM CÜCENOĞLU, ERSİN SARACIK, ASLI ÖZGER, EKİN SELÇUK, MURAT HASGÜN, MURAT KELEŞ, SEREN KOÇOĞLU, ZAFER TUĞRİÇERİ, MEHMET YÖNTEM, ÖZGÜR YILGIN.

 

 

”Uluslararası Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali”, bu yıl 9-16 Mayıs tarihleri arasında 16. kez beyaz perdede seyirciyle buluşacak.

16-uçan-süpürge

,Derneğin yönetim kurulu başkanı Halime Güner, ”Şakaya gelmeyecek kadar önemli konular” olarak belirttiği çocuk gelinleri ve festivali özellikle bugün gündeme taşımak istediklerini söyledi.

Güner, Türkiye’nin ilk kadın film festivali Uçan Süpürge’nin, aynı zamanda Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Federasyonu’nun (FIPRESCI) ödül verdiği tek kadın filmleri festivali olduğunu vurguladı.

ONUR ÖDÜLÜ PERİHAN SAVAŞ İLE ZEYNEP AKSU’YA

Festival Koordinatörü Özlem Kınal da bu yılki temayı ”…rağmen…’ dayanışma devinim” belirlediklerini ve bunun hayatın her alanında zorluklara mücadele eden kadınların danışmalarına da çağrı niteliğini taşıdığını ifade etti.

Festivalin 15 bölüm ve 110 filmden oluştuğunu kaydeden Kınal, filmlerin Kızılırmak Sineması, Alman Kültür Merkezi ve Ankara’daki 9 üniversite kampüsünde gösterileceğini belirtti.

uçan-süpürge-afişKınal, festivalde ”Onur Ödülü”nün 120’yi aşkın filmde rol alan Perihan Savaş ile Zeynep Aksu’ya, ”Bilge Olgaç Başarı Ödülü”nün ise kuaför ve makyöz olarak girdiği sahne hayatına filmlerde oynadığı rollerle dikkati çeken Suzan Kardeş’e verileceğini açıkladı.

Kınal, bu yıldan itibaren ilk kez verilecek festival ”Tema Ödülü”nün ise ”Onunla ilgili ne söylense eksik kalır” diyerek Yıldız Kenter’e takdim edileceğini belirten Kınal, festivalin ”Genç Cadı ve FIPRESCI ödülleri’nin kapanış töreninde belli olacağını söyledi.

Festivalin Devlet Opera ve Bale’sinin gösterisiyle açılacağını ifade eden Kınal, festivalde film gösterimlerinin yanı sıra yönetmen ve oyuncularla söyleşi, panel ve sergilerin de olacağını kaydetti.

                                                                           Festival organizasyonunun sitesinden :

Festival bu yıl “… rağmen …” diyecek

Uçan Süpürge bu yıl 16.sını gerçekleştireceği Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin temasını da “…rağmen…” olarak belirledi. Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde Uluslararası Kadın Filmleri Festivali için geri sayımı başlatan Uçan Süpürge 9 Mayıs’ta sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

9-16 Mayıs tarihlerinde Ankara’da yapılacak festival, “…rağmen…” temasıyla kadın mücadelesine selam göndererek dayanışmanın ve tüm eşitsizliklere direnmenin sinemadaki yansımalarına kadınların gözünden bakacak.

Festival, dünyayı değiştirmek üzere yola çıkan kadınların inatla ve her şeye RAĞMEN direndiğine, her şeye RAĞMEN susmadığına, her şeye RAĞMEN burada olduğuna dikkat çekecek.

9 Mayıs akşamı Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde gerçekleşecek açılış töreniyle başlayacak olan festival, bu yıl kadınların sokakta, evde, erk ve iktidarın nefesini kestiği her alanda “…Rağmen…” diyerek soluklandığı anlara odaklanacak. Festival filmler, paneller, atölye çalışmaları ve film okumalarıyla dolu bir program sunarken bu anların sinemanın olanaklarıyla birer sorgulama alanına dönüşmesine de aracılık etmiş olacak.

Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 16. yılında, kadın mücadelesi deneyiminin başardıklarına ve direnişin doğasına referansla “…Rağmen…” teması üzerinden huzursuzluğa, umuda, gerçeğe, kabullenmeyişe, sese, harekete, başarmaya, koşmaya, dik durmaya, çılgınlığa, eyvallah etmemeye, inada, cürete, cesarete ve sınırsızlığa davet edecek:
Bu yılki temasını aynı zamanda bir birliktelik çağrısına dönüştüren festival, “…Rağmen….” diyerek aşağıdaki çağrıyı yapıyor.

Biz kadınlar;

bizi evlere hapseden düzeninize RAĞMEN sokağı bırakmıyoruz
her gün sayısızca ölmemize RAĞMEN yaşamı bırakmıyoruz
üstünlük üzerinden var ettiğiniz dilinize RAĞMEN sözümüzü bırakmıyoruz
sizin olan kutsalınıza RAĞMEN bizim olan bedenimizi bırakmıyoruz
ikiyüzlü ahlakınıza RAĞMEN günahımızı bırakmıyoruz
cenneti ayaklarımızın altına seren kirli vaatlerinize RAĞMEN cehennemimizi bırakmıyoruz
yok saydığınız emeğimize RAĞMEN hakkımız olanı bırakmıyoruz
duvarların ardına hapsettiğiniz fikirlerimize RAĞMEN inandıklarımızı bırakmıyoruz
türlü pazarlıklarla sağlamlaştırdığınız koltuklarınıza RAĞMEN başka bir dünyayı mümkün kılabilecek düşlerimizi bırakmıyoruz
yasakçı muhafazakarlığınıza RAĞMEN özgürlüğümüzü bırakmıyoruz
yarattığınız yapay sınırlara RAĞMEN sınırsızlığımızı bırakmıyoruz

biz yüz yıllardır;
her şeye RAĞMEN direniyoruz!
her şeye RAĞMEN susmuyoruz!
her şeye RAĞMEN buradayız!

Direniyoruz, Dayanışmayı Bırakmıyoruz!

 Siteden Festival hakkında daha fazla bilgi için lütfen TIKLAYINIZ.

Guardian gazetesi, 2013 yılında Avrupa’nın “en iyi sanat etkinlikleri”nin gerçekleşeceği kentler arasında yer verdiği İstanbul’da düzenlenecek Uluslararası Film Festivali ve İstanbul Bienali’ne vurgu yaptı.

 Bu yıl Avrupa’da en iyi sanat etkinliklerini gerçekleştirecek kentler arasında İstanbul da sayıldı. İngiliz Guardian gazetesi “Avrupa’nın 2013 yılında en iyi sanat etkinlikleri rehberi” başlığıyla verdiği geniş haberinde İstanbul’da düzenlenecek Uluslararası Film Festivali ve İstanbul Bienali’ne yer verdi.

Guardian gazetesi “Avrupa’da bu yılın en iyi sanat etkinlikleri rehberimiz ile şaşırtıcı bir kültürel kentsel tatilini planlayın, operadan elektronik müziğe, artı şiir, tiyatro ve sinemaya” diye yazdı.
Haberde yılın “en iyi sanat etkinliklerine” evsahipliği yapacak Avrupa kentleri arasında İstanbul dışında şu kentler sıralandı:
“Paris (Fransa), Barcelona (İspanya), Kosice (Slovakya), Berlin (Almanya), Venedik (İtalya), St. Petersburg (Rusya), Atina (Yunanistan), Gothenburg (İsveç), Krakov (Polonya), Lizbon (Portekiz), Basel (İsviçre), Prag (Çek Cumhuriyeti), Kopenhag (Danimarka), Budapeşte (Macaristan), Oslo (Norveç) ve Brüksel (Belçika).

-İSTANBUL’DA ETKİNLİKLER-

Guardian gazetesi, 30 Mart ile 14 Nisan tarihlerinde düzenlenecek olan İstanbul Uluslararası Film Festivali için “Son yıllarda en ilginç Avrupalı filmlerinden bazıları Türk yönetmenlerden geldi” dedi. Bu çerçevede Nuri Bilge Ceylan’ın “Bir Zamanlar Anadolu ve Fatih Akın’ın “Yaşamın Kıyısında” yapıtlarına dikkat çeken gazete 1982 yılından beri devam eden festivalin, hem büyük isimlerin piyasaya çıkan yeni yapıtlarını hem de yükselen yeni yönetmenlerin eserlerini görmek için “büyük şans” sağladığını vurguladı.
Guardian, İstanbul’un 14 Eylül ile 10 Kasım tarihleri arasında evsahipliği yapacağı İstanbul Bienali’ni okuyucularına anlatırken “Bu etkinlik, Venedik, Sao Paulo ve Sydney’de yapılanlarla birlikte dünyanın en prestijli çağdaş sanat vitrinlerinden biri” sözlerini kullandı. Haberde Bienalin Küratörü Fulya Erdemci’nin 2013 yılı temasının, “siyasi bir forum olarak kamusal alan” fikri olacağını açıkladığına vurgu yapıldı.

Kaynak : [-]http://www.haberx.com

Sanatseverleri yeni yılın ikinci ayında da oldukça yoğun bir etkinlik takvimi bekliyor.

Sergi

sanat duyuru

İSTANBUL

  • Bir Vizyonun Peşinde – ERA Mimarlık’ın 40 Yılı isimli sergi 3 Şubat’a kadar MSGSÜ Tophane – i Amire’de.
  • Mustafa Karasu’nun “Monolog” adlı sergisi, Art Suites Gallery’de (0212 251 55 61)
  • Çiçekli Oda isimli karma resim sergisi 29 Ocak – 2 Mart tarihleri arasında Galeri Oda’da. (0212 259 22 08)
  • Prix Pictet: Güç isimli sergisi 29 Ocak – 28 Nisan tarihleri arasında İstanbul Modern’de.
  • Nâzım Hikmet’in yolculuk fotoğraflarınden oluşan “Alnımın Çizgilerindesin Memleketim” isimli sergi 30 Ocak – 28 Şubat tarihleri arasında YapıKredi Kültür Merkezi’nde.
  • Halil Vurucuoğlu’nun “İrin” isimli sergisi 30 Ocak – 25 Şubat tarihleri arasında Dirimart’ta. (0 212 291 3434)
  • Duvar Resminden Korkuyorlar isimli sergi 31 Ocak – 21 Nisan tarihleri arasında SALT Beyoğlu’nda. (0212 377 42 00)
  • Büyüleyici Şehir Cenova isimli fotoğraf sergi 31 Ocak – 23 Şubat tarihleri arasında Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi’nde. (0212 249 2610)
  • Javid Tabatabaii’nin suluboya resim sergisi 31 Ocak – 18 Şubat tarihleri arasında GALERİFE’de. (0216 368 03 78)
  • Gülnur Geriş’in seramik sergisi 2 – 23 Şubat tarihleri arasında GaleriTasarım’da. (0212 513 23 14)
  • Jak Baruh, Levent Özçelik ve Maura Sullivan’ın fotoğraf sergisi 1 – 23 Şubat tarihleri arasında Pg Art Gallery’de. (0212 252 80 00)
  • Albina Onay ve Fatih Dülger’in sergisi yarına kadar Evin Sanat Galerisi’de. (0 212 265 81 58)
  • Magdalena Abakanowicz’in “İnsanlık Serüveni” isimli sergisi 30 Ocak’a kadar Akbank Sanat’ta.
  • Gogi Çagelişvili’nin “İstanbul” isimli sergisi 30 Ocak’a kadar Pirosmani Sanat Galerisi’nde. (0212 2526812)
  • Cengiz Gücük’ün “Hatıraların Kokusu” isimli sergisi 30 Ocak’a kadar Niş Art Galeri’de. (0212 232 2582)
  • Mustafa Ata’nın sergisi 30 Ocak’a kadar Mustafa Kemal Merkezi – Beşiktaş Çağdaş Salonları’nda.
  • Nejat Türkmen’in “Duvarın Diyalektiği” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar C.A.M. Galeri’de. (0212 245 79 75)
  • Damien Hirst’ün sergisi 31 Ocak’a kadar Portakal Kültür ve Sanat Evi’nde. (0212 225 46 37)
  • Coşkun Sami’nin “Kontrat” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar Mabeyn Galeri’de. (0212 261 60 60)
  • Ahmet Müderrisoğlu’nun “Kurt Duruşu” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar Galeri Selvin’de. (0212263 74 81)
  • Birgül Erdemir ve Birsen Eraslan’ın “İletişimde Yanlış Kodlamalar” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar Galeri Artist LAB’da. (0 212 2276852)
  • Bubi’nin heykel sergisi 31 Ocak’a kadar Artcollection’da.
  • Nermin Ülker’in “Pencerem” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar C.A.M. Galeri’de. (0212 245 79 75)
  • T.C. Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Elemanlarının “Yeni Buluşma” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar ARTİSAN Sanat Galerisi’nde. (0212 247 71 91)
  • Manzara Hakkında isimli karma sergi 31 Ocak’a kadar Mine Sanat Galerisi’nde. (0212 232 38 13)
  • İsa Çelik’in elli beşinci sanat yılı footoğraf sergisi 31 Ocak’a kadar Schneidertempel Sanat Merkezi’nde.
  • Mustafa Ata’nın sergisi 31 Ocak’a kadar Mustafa Kemal Merkezi – Beşiktaş Çağdaş Salonları’nda.
  • Bedri Rahmi Eyüboğlu, Mehmet Pesen, Ruzin Gerçin, Saim Dursun’un sergisi 31 Ocak’a kadar Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)
  • Cemile Bulut’un “Siyah- Beyaz Yolculuk” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar Petrol-İş Sendikası’nın Altunizade’deki Genel Merkez Sergi Salonu’nda.
  • Taylan Ünal’ın “Pre-Adaptation” isimli sergisi 1 Şubat’a kadar Galeri Artist Çukurcuma’da. (0212 251 91 63)
  • Pelin Avşar’ın sergisi 1 Şubat’a kadar Ziraat İstanbul Tünel Sanat Galerisi’nde.
  • Mine Tudun’un “Gördüklerim” isimli sergisi 1 Şubat’a kadar Galateaart Sanat Galerisi’nde. (0212 245 80 38)
  • Zahit Büyükişliyen’in retrospektif sergisi 2 Şubat’a kadar İş Sanat Kibele Galerisi’nde.
  • Karma kış sergisi 2 Şubat’a kadar Bahariye Sanat Galerisi’nde. (0216 414 55 06)
  • Deniz Korkmaz Ekici, Evren Karayel Gökkaya, İsmail Tetikçi, Ayşe Balyemez, Emrah Onaran, Yeşim Zümrüt’ün sergisi 2 Şubat’a kadar Kızıltoprak Sanat Galerisi’nde. (0 216 418 38 06)
  • Görkem Ergün’ün “Çiğ” isimli sergisi 2 Şubat’a kadar Poligon’da. (0 212 292 59 68)
  • Nuray Özler Yolcu’nun “izleyen-izlenen” isimli sergisi 2 Şubat’a kadar Doruk Sanat Galerisi’nde.
  • Iván Navarro’nun “umutsuzluk” isimli sergisi 2 Şubat’a kadar Egeran Galeri’de. (0 212 251 1 251)
  • İlerlemenin Kutsallığı ve Zorbalığı isimli karma sergi 2 Şubat’a kadar Alanİstanbul’da.
  • nTuba Yalçınkaya’nın “Tüm Güzel Rüyalara” isimli sergisi 2 Şubat’a kadar Pilevneli Project’te. (0212 259 03 94)
  • Bilinmeyen Ara Güler isimli sergi 3 Şubat’a kadar G-Art Galeri’de. (0212 296 08 76)
  • Erdal Ateş’in sergisi 3 Şubat’a kadar Galeribu’da. (0212 243 91 93)
  • Mehmet Çebi Koleksiyonu’ndan “Aşk-ı Nebi ve Zikir Taneleri” Hilye-i Şerif ve Tespih sergisi 4 Şubat’a kadar Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda.
  • İrfan Seçkin’in “Akılda Kalanlar” sergisi 5 Şubat’a kadar Derinlikler Sanat Merkezi’nde. (0212 291 82 55)
  • Bilal Çınar’ın “Yazılanlar ve Çizilenler” isimli sergisi 6 Şubat’a kadar Galeri Espas’ta. (0212 227 70 17)
  • Metin Telçeker ve Serhan Yavaş’ın “Kaybolan Şehrin Anları” isimli sergisi 6 Şubat’a kadar RenArt Sanat Galerisi’nde. (0212 2413890)
  • Nâzım’ın Sanatı, Sanatçıların Nâzım’ı Sergisi 7 Şubat’a kadar Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi Sanat Galerisi (CKM)’de.
  • Emre Zeytinoğlu’nun “Aydınlanma” isimli sergisi 8 Şubat’a kadar Teşvikiye Galeri/MİZ’de.
  • Dr. Füsun Uzunoğlu’nun “İstanbul Geceleri” isimli sergisi 8 Şubat’a kadar Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi Sanat Galerisi’nde.
  • Nurdan Gümüşsoy’un “Gönül Bahçem” isimli sergisi 8 Şubat’a kadar Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi Sanat Galerisi’nde.
  • Sevinç Candaş’ın sergisi 8 Şubat’a kadar Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi Sanat Galerisi’nde.
  • Balkan Naci İslimyeli’nin “Kozmos ve Toz” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar EKAV /Eğitim Kültür Araştırma Vakfı’nda.
  • Selma Gürbüz’ün “Uzun Gece. Uzak Yolculuklar” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar Rampa’da. (0212 327 08 00)
  • Rauf Tuncer’in “Geleneğe Çağdaş Yorumlar” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde. (0212 415 58 58)
  • Serdar Yılmaz’ın “Yolunu Bul” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar PiArtworks’te. (0212 245 40 87)
  • Mustafa Karasu’nun “Monolog” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar Art Suites Gallery’de. (0212 251 55 61)
  • Mehmet Sinan Kuran’ın “Kara Kutu” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar Çağla Cabaoğlu Gallery’de. (0212 291 37 91)
  • Suat Arıkan’ın sergisi 9 Şubat’a kadar Almelek Sanat Galerisi’nde. (0216 334 73 80)
  • Su Yücel’in sergisi 9 Şubat’a kadar Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde. (0212 351 00 60)
  • Ersan Deveci, Pınar Du Pre ve Ozan Oganer’in sergisi 9 Şubat’a kadar Gallery LiNART’ta. (0212 247 47 29)
  • Çınar Eslek’in “Keskinlikten Uzak” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar PiArtworks’te. (0212 293 71 03)
  • Mehmet Çetiner’in “İşaretler, İmgeler, Karşılaşmalar” isimli sergisi 10 Şubat’a kadar Artgalerim’de.
  • Işıl Güleçyüz’ün “Yukarı Bak” adlı sergisi 11 Şubat’a kadar Akademililer Sanat Merkezi’nde. (0212 245 02 29)
  • Piri Reis sergisi 11 Şubat’a kadar Topkapı Sarayı Müzesi’nde.
  • Gülhan Kırdı’nın “güçlü kadınlar” isimli fotoğraf sergisi 12 Şubat’a kadar İSO Sanat Galerisi’nde. (0212 251 46 31)
  • Ali Alışır’ın “Sanal Savaşlar” isimli fotoğraf sergisi 12 Şubat’a kadar Art On İstanbul Galerisi’nde. (0212 259 15 43)
  • Sema Çulam’ın sergisi 15 Şubat’a kadar Bakraç Sanat Galerisi’nde. (0216 362 18 26)
  • Hasip Pektaş’ın “Resimler, Ekslibrisler” isimli sergisi 16 Şubat’a kadar Galeri Işık Teşvikiye’de. (0212 233 12 03)
  • Erdem Taşdelen’in “Yarı Farkında Özne” isimli sergisi 16 Şubat’a kadar NON’da. (0 212 249 87 74)
  • Hasip Pektaş’ın “Resimler, Ekslibrisler” isimli sergisi 16 Şubat’a kadar Galeri Işık’ta.
  • Sibel KOcak’aya’nın “Yeni Aygı – Beden ve Sınırlar” isimli sergisi 16 Şubat’a kadar Mixer’de.
  • Gerçeğin Masalı isimli karma sergi 16 Şubat’a kadar Kiplas Sanat Galerisi’nde. (0216 651 49 00)
  • Hale Karpuzcu’nun “İnsan Yavrusu” isimli sergisi 17 Şubat’a kadar Türker Art’ta. (0212 296 53 25)
  • Alpin Arda Bağcık, Egemen Bostancı, Buğra Erol, Dilek Gökçen, Volkan Kızıltunç’un sergisi 17 Şubat’a kadar Plato Sanat’ta. (0212 444 76 96)
  • IAP Özel Koleksiyon-I isimli karma sergi 17 Şubat’a kadar IAP Galeri’de.
  • Bir Başkentin Su Yolları isimli sergi 18 Şubat’a kadar Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde.
  • Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun “İstanbul Destanı” isimli sergisi 19 Şubat’a kadar Çırağan Sarayı’nın giriş katındaki Sanat Galerisi’nde.
  • Ahmet Elhan, Argun Okumuşoğlu, Esat Tekand ve Sevinç Altan’ın sergisi 19 Şubat’a kadar Galeri 44a’da. (0212 233 33 80)
  • Pandora’nın sergisi 20 Şubat’a kadar Alta Sanat Galerisi’nde. (0212 282 69 65)
  • Kış Karması 2013 sergisi 20 Şubat’a kadar Hobi Sanat Galerisi’nde. (0212 225 23 37)
  • Çin Hazineleri Sergisi 20 Şubat’a kadar Topkapı Sarayı’nda.
  • Çin mağara sanatı sergisi 20 Şubat’a kadar MSÜ Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde.
  • Düş İçinde Düş isimli karma sergi 20 Şubat’a kadar Asfalt Art Gallery’de. (0 216 418 08 06)
  • Joseph Kosuth’un “Uyanma” isimli sergisi 23 Şubat’a kadar Kuad Galeri’de.
  • Fulya Çetin’in “nehir altı nehir” isimli sergisi 23 Şubat’a kadar .artSümer’de. (0 212 249 1035)
  • Seda Hepsev’den “Erkeklerin ‘Askerlik Dönemi’ Egemenliği” isimli sergisi 23 Şubat’a kadar X-ist Sanat Galerisi’nde.
  • giyim kuşam isimli karma sergi 23 Şubat’a kadar Galeri Apel’de. (0212 292 72 36)
  • Nejad Melih Devrim’in sergisi 23 Şubat’a kadar Galeri Nev’de. (0212 252 15 25)
  • Gülden Artun’un sergisi 23 Şubat’a kadar Tem Sanat Galerisi’nde. (0212 2470899)
  • Karma “Karışık” isimli karma sergi 23 Şubat’a kadar Adıgüzel Sanat Galerisi’nde. (0216 456 75 85)
  • Bashir Borlakov, Canan, Cevdet Erek, Katsumi Hayakawa, Emre Hüner, Meltem Işık, Ahmet Doğu İpek, Lee Jinju, Robert Longo, Stefan Thiel, Erinç Seymen, Jennifer Steinkamp, Pae White ve Burcu Yağcıoğlu’nun sergisi 23 Şubat’a kadar Nesrin Esirtgen Collection’da. (0212 243 78 53)
  • rh+art magazine dergisinin düzenlediği Yılın Genç Ressamı yarışmasında dereceye giren sanatçıların sergisi 23 Şubat’a kadar Planet of Art Gallery’de.
  • Aysun Uygun, Ayşegül Yüksel, Faruk Durmaz, İnci Batuk ve Yılma Doğu fotoğraf sergisi 24 Şubat’a kadar Fotoğraf Vakfı Galerisi’nde. (0212 243 71 87)
  • Neşe Gümüşçüoğlu’nun “Kırmızının Halleri” isimli sergisi 26 Şubat’a kadar Artev Sanat Galerisi’nde. (0216 449 46 75)
  • İsmail Acar’ın “Love of Islam” isimli sergisi 26 Şubat’a kadar Galeri İdil’de. (0212 283 23 83)
  • 1952 – 2012 Sualtına Işık Tutanlar sergisi 28 Şubat’a kadar Rezan Has Müzesi’nde. (0212 533 65 32)
  • Karma Heykel Sergisi 28 Şubat’a kadar Galeri 5’te.
  • Jannis Kounellis’in sergisi 1 Mart’a kadar Galeri Artist’te. (0 212 2276852)
  • NO.2 isimli karma sergi 2 Mart’a kadar Nesrin Esirtgen Collection Mekanında. (0212 243 7853)
  • “Inside” isimli karma sergi 2 Marta kadar Merkur’de. (0212 225 37 37)
  • Erdal Alantar’ın “Hayatının Sevinç’ini” isimli sergisi 2 Marta kadar Art Point Gallery’de.
  • Deniz Sağdıç’ın “Düş ve Gerçek” isimli sergisi 2 Marta kadar Pinelo Galeri’de. (0212 249 78 71)
  • Yassine Mekhnache’nin sergisi 2 Marta kadar Krampf Galeri’de. (0212 293 93 14)
  • Jasper de Beijer’in sergisi 2 Mart’a kadar The Empire Project’te. (0212 292 59 68)
  • Karma resim, heykel ve seramik sergisi 2 Mart’a kadar Bahariye Sanat Galerisi’nde. (0216 414 55 06)
  • Bedri Baykam’ın “Tarihin Röntgencisi” sergisi 3 Mart’a kadar Riramid Sanat’ta. (0212 297 31 15)
  • Gülçin Günaydın’ın “Sırça Fanus” isimli sergisi 4 Mart’a kadar Arte İstanbul’da.
  • ArtCenter / İstanbul sanatçılarının “Söylenmemiş Yazılmamış: Dördüncü Sergi” isimli sergisi 6 Mart’a kadar Borusan Müzik Evi’nde. (0212 336 32 80)
  • Bill Balaskas’ın “Dünyayı Piyasa Kurtaracak” isimli sergisi 8 Mart’a kadar Sabancı Üniversitesi Kasa Galeri’de. (0216 483 90 97)
  • Ayşen Urfalıoğlu’nun “Haz’ın Metastasları” isimli sergisi 9 Mart’a kadar Maçka Sanat Galerisi’nde.
  • Mathias Depardon’un “Sınırların Ötesinde” isimli sergisi 10 Mart’a kadar Fransız Kültür Merkezi’nde Fotoğraf Sergisi’nde. (0212 3938111)
  • Takılabilir Heykel ve Heykel Sergisi 21 Mart’a kadar Simya Galeri’de. (0212 259 77 40)
  • Haset, Husumet, Rezalet isimli karma sergi 7 Nisan’a kadar ARTER’de. (0212 243 37 67)
  • Cynthia Madansky ve Angelika Brudniak’ın “1+8” isimli video yerleştirmesi 7 Nisan’a kadar SALT Galata’da. (0212 334 22 45)
  • Değişen Zamanların Mimarı Edoardo De Nari 1874 – 1954 isimli sergi 20 Nisan’a kadar İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nde. (0212 334 09 00)
  • Nickolas Muray’ın “Bir Fotoğrafçının Portresi” isimli sergisi 21 Nisan’a kadar Pera Müzesi’nde.
  • Çöl ve Deniz Arasında – Ürdün Ulusal Güzel Sanatlar Galerisi’nden Bir Seçki isimli sergi 21 Nisan’a kadar Pera Müzesi’nde.
  • Modernlik? Fransa ve Türkiye’den Manzaralar isimli karma sergi 16 Mayıs’a kadar İstanbul Modern’de.
  • El Emeği Göz Nuru isimli sergi 26 Mayıs’a kadar Sadberk Hanım Müzesi’nde. (0212 242 38 13)
  • Biz bu memleketi seninle sevdik Lefter sergisi 24 Haziran 2013’e kadar Adalar Müzesi’nde.
  • İşte Güneş isimli sergi 14 Temmuz’a kadar Rahmi Koç Müzesi’nde. (0212 369 66 00)

İZMİR
Naci Kalmukoğlu’nun “O, bir yıldızdı” isimli resim sergisi 19 Ocak’tan başlayarak Arkas Sanat Merkezi’nde. (0232 464 66 00)

BODRUM
Mustafa Tunçalp’in seramik sergisi 10 Şubat’a kadar Nurol Sanat Galerisi’nde. (0252 317 00 02)

ANKARA

  • Temuçin Çeviren – yağlıboya resim – 30 Ocak’a dek – Medya Sanat Galerisi’nde. (0 312 428 39 55)
  • Genç Kuşak Sanatçılar Nâzım’la Buluşuyor – resim – 30 Ocak’a dek – Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde. (0 312 468 21 05)
  • Derya Ülker – resim – 30 Ocak’a dek – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)
  • Metin Kalkızoğlu – resim – 30 Ocak’a dek – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)
  • Buluşma V – resim – 30 Ocak’a dek – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)
  • Demet Kaya Güngörür&Dinçer Güngörür – heykel – 30 Ocak’a dek – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)
  • Yan Yana – karma resim – 31 Ocak’a dek – Peker Sanat Evi’nde. (0 312 439 30 03)
  • Kayıhan Keskinok – resim – 31 Ocak’a dek – Fırça Sanat Galerisi’nde. (0 312 438 60 08)
  • Resim, Seramik – karma resim ve seramik – 31 Ocak’a dek – Galeri Polart’ta. (0 312 439 14 80)
  • Kapadokya Uluslararası Sanat Buluşması – karma resim – 31 Ocak’a dek – Gözde Sanat Galerisi’nde. (0 312 441 10 92)
  • Marek Brzozowski – resim – 1 Şubat’a – Galeri Sanatyapım’da.nÖlümünün 10. Yılında İsmail Altınok ve Dostları – karma resim – 28 Şubat’a dek – İsmail Altınok Sanat Merkezi’nde. (0 312 433 30 34)

MERSİN
Türkiye’nin ünlü sanatçıları Mustafa Pilevneli, Fikret Mualla, Kemal Önsoy, Fikret Otyam, Necdet Kalay, Bedri Rahmi Eyüpoğlu, Mehmet Güleryüz, Ahmet Yeşil, Can Göknil, Habip Aydoğdu, Ekrem Kahraman, Serap Demirağ, Gencay Kasapçı, Orhan Taylan, Işıl Özışık, Funda İyce, Gülçin Anıl, Orhan Gürel, Kainat, Alp Bartu, Vahap Demirbaş, Rasin Arsebük ve Zeki Serbest’in eserlerinin yer aldığı, “Karma Resim Sergisi” Altamira Sanat Galerisi’nde sürüyor. Sergi, 19 Şubat tarihine dek sanatseverlerin izlenimine açık olacak. (0324 2330312)

ADANA
Eğitim Kültür Araştırma Vakfı (EKAV) ve Adana İş Kadınları Derneği (İŞKAD) işbirliğiyle düzenlenen, “Dikkat! Kadın” adlı sergi Toyota Onatça Plasa’daki Onatça Sanat Galerisi’nde sürüyor. Çağdaş ressamların eserlerinin yer aldığı, küratörlüğünü Denizhan Özer’in yaptığı sergi,15 Şubak tarihine dek sanatseverlerin izlenimine açık tutulacak. (0322 3467171)

 

Müzik

İSTANBUL

  • Süreyya Operası’nda “Bir Şölendir Opera” etkinliğinde Mehmet Ergüven, Haendel’in Jules Cesar Operası’nı anlatıyor bugün saat 18.00’de. (0216 346 15 31 )
  • nAkbank Sanat’ta Jessica Gall ve topluluğunun perşembe günü saat 17.00’de workshop’u, saat 20.00’de caz konseri gerçekleşecek. (0212 252 35 00-01)
  • Borusan Müzk Evi’nde çellist “Reyent Bölükbaşı Anısına…” anma konseri çarşamba akşamı saat 20.00’de, “Yeni Müziğin İstasyonları” Ozan Tunca açıklamalı müzik konseri perşembe akşamı saat 20.00’de. (0212 336 32 71)
  • Caddebostan Kültür Merkezi’nde şef Jurjen Hempel yönetiminde İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası konseri cuma akşamı saat 20.00’de (0216 467 25 68) İş Sanat’ta Kanadalı şarkıcı Ima’nın konser salı akşamı saat 20.00’de. (0212 316 10 83)
  • nBabylon’da bugün saat 19.00’da Social Inclusion Band konseri izlenebilir. (0216 556 98 00)
  • Yarın Bahadır Tatlıöz’ü, Jolly Joker’da saat 21.30’da dinleyebilirsiniz. (0216 556 98 00)
  • Jeansanat Sahne’de yarın 21.30’da Yeşilçam Şarkıları dinlenebilir. (0212 245 55 54)
  • Soner Sarıkabadayı sevenleriyle 30 Ocak Çarşamba günü saat 21.00’de Jolly Joker’da buluşacak. (0216 556 98 00)
  • Babylon’da 30 Ocak Çarşamba günü, 20.30’da Büyük Ev Ablukada sahne alıyor. (0216 556 98 00)
  • Yasemin Mori 31 Ocak Perşembe günü saat 21.30’da Ghetto’da. (0216 556 98 00)
  • Hüsnü Şenlendirici, Fuat Güner’i, 31 Ocak Perşembe 20.30’da Babylon ağırlayacak. (0216 556 98 00)
  • Halil Sezai 1 Şubat Cuma günü Jolly Joker sahnesinde. (0216 556 98 00)
  • Manga 1 Şubat saat 22.00’de Roxy Club’da. (0212 249 12 83)
  • Demet Akalın 2 Şubat Cumartesi saat 21.30’da Bostancı Gösteri Merkezi’nde. (0216 556 98 00)
  • Jolly Joker’de Yaşar sahne alacak, 2 Şubat günü saat 22.00’de. (0216 556 98 00)
  • Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler İş Sanat Kültür Merkezi’nde 3 Şubat 15.00’de çocuklarla buluşacak. (0216 556 98 00)

ANKARA
CSO Konser Salonu’nda, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın (CSO) şef Nikolay Alexiev yönetiminde vereceği, Ilian Garnetz’in (keman) solist olarak yer alacağı konser 31 Ocak’ta ve 1 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 309 13 43)
Bilkent Konser Salonu’nda, Bilkent Senfoni Orkestrası’nın (BSO) şef Bujor Hoinic yönetiminde vereceği, dünyaca ünlü piyanistimiz Hande Dalkılıç’ın solist olarak yer alacağı konser 2 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 290 17 75)

Opera-Bale

İSTANBUL

  • CKM Orkestrası’nın Peter ve Kurt temsilini 30 Ocak’ta CKM’de dinleyebilirsiniz.
  • Wolfgang ve Lorenzo operası 30 Ocak Çarşamba 20.00’de Devlet Opera ve Balesi’nde.
  • İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde Senfonik Minyatur balesi 2 Şubat cumartesi 16.00’da izlenebilir.

ANKARA

  • Opera Sahnesi’nde, “Karyağdı Hatun/opera” bugün ve 3, 20 Şubat’ta saat 20.00’de, “Notre Dame’ın Kamburu/bale” 14, 21, 28 Şubat’ta saat 20.00’de, “Gündüz ve Gece/modern dans” 7 Şubat’ta saat 20.00’de, “Macbeth/opera” 11, 27 Şubat’ta saat 20.00’de, “Töre/dans” 13 Şubat’ta saat 20.00’de, “20. Yıl Galası/modern dans” 16 Şubat’ta saat 20.00’de, “Harem/bale” 31 Ocak’ta ve 18 Şubat’ta saat 20.00’de, “Saraydan Kız Kaçırma/opera” 23 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 324 68 01)

SAMSUN
Samsun Devlet Opera ve Balesi’nde “Zorba” adlı opera yarın saat 20.00’de AKM Büyük Sahne’de sahnelenecek. (0 362-431 50 00)

Tiyatro

İSTANBUL
Devlet Tiyatroları Beykoz Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde “Zalım Mahmut – Bir Kurtlu Kıssa” cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Cevahir Sahneleri Salon 1’de “Antigone” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Cevahir Sahneleri Salon 2’de “Inishmorelu Yüzbaşı” çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Küçük Sahne’de “Kurban” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Küçükçekmece DT Sahnesi’nde “Ay Ecesi” perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Zeytinburnu Sahnesi’nde “Sihirli Hediyeler” cuma 14.00, cumartesi 12.00 ve 14.00, pazar 14.00. Üsküdar Stüdyo Sahne’de “Düğün Şarkısı” çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00. Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “Sessizlik” cumartesi 20.00, pazar 15.00. (0 212 292 39 00)
İstanbul Büyükşehir Belediyesi F. Reşat Nuri Sahnesi’nde “Toros Canavarı” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00. perşembe, cuma 20.00, pazar 15.30. Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Büyünün Gözleri” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00, perşembe, cuma 20.00 pazar 15.30. Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde “Şark Dişçisi” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00, perşembe, cuma 20.00, pazar 15.30. Kâğıthane Küçük Kemal Sahnesi’nde “Uğur Böceği” perşembe, cuma 14.00. Haldun Taner Sahnesi’nde “Dar Ayakkabıyla Yaşamak” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00, perşembe, cuma 20.00, pazar 15.30. Ümraniye Sahnesi’nde “Doğum Günü Partisi” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00, perşembe, cuma 20.00, pazar 15.30. Ü. Müsahipzade Sahnesi’nde “Ateşli Sabır (Postacı)” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00, perşembe, cuma 20.00, pazar 15.30. Üsküdar K. Yılmazer Sahnesi’nde “Türkiye Kayası” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00, perşembe, cuma 20.00, pazar 15.30. (0212 455 39 00)
Bakırköy Belediye Tiyatroları Müşfik Kenter Sahnesinde “Külhanbeyli Müzikali” perşembe 20.30. “Hangisi Babası” cuma 20.30, “Benim Güzel Pabuçlarım” cumartesi 11.00. “Sıkıyönetim” cumartesi 20.30. Turhan Tuzcu Sahnesi’nde “Şişman Domuz” çarşamba, cuma 20.30. Altan Erbulak Sahnesi’nde “Çöp Canavarı” cumartesi 14.00. (0212 414 96 47)
Dostlar Tiyatrosu’nun “Sivas 93” oyunu bugün 20.30 Halk Eğitim Merkezi, yarın 20.30 Kozyatağı Kültür Merkezi’nde (0 212 253 67 11)
Ortaoyuncular’da “Ferhangi Şeyler” cuma 20.00, “Nasri Hoca ve Muhalif Eşeği” cumartesi 20.00, pazar 18.00. (0 212 251 18 65)
Kenter Tiyatrosu’nda “Toplu Hikâyeler” çarşamba, perşembe 20.30. (0 212 246 35 89)
Tiyatro Pera’da “Ah Smyrna’m, Güzel İzmir’im” cuma, cumartesi 20.00, pazar 18.30..
Oyun Atölyesi’nde “Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince Ama Şimdi İyi” salı 20.30, “Anlaşılmaz Konuşmalar” çarşamba 20.30, “Testosteron” perşembe 20.30. (0 216 345 39 39)
Sadri Alışık Tiyatrosu’nun “Küçük Adam Ne Oldu Sana” oyunu cumartesi 20.30, Profilo – K.A.N.O.S
Kumbaracı50’de “6 Üstü Oyun No: 2 Evaristo” bugün ve salı 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30 “İp” çarşamba 20.30. “Haz Makamı”perşembe 20.30, “Gerçek Hayattan Alınmıştır” cuma 20.30, “Barzo ile Konserve” cuma 23.00. (0 212 243 50 51)
İkincikat’ta “Korku Tüneli” bugün, “Barselo” salı, çarşamba, “Disosya” perşembe, “Yalnızlar Kulübü” cuma, cumartesi 20.30. (0 212 292 32 47)
Duru Tiyatro’da “El -Bohem “Fikret Mualla” cumartesi 20.30. “Aşk Her Yerde” cumartesi 20.30, pazar 16.00 “Suç ve Ceza” cumartesi 20.30. (0 216 338 56 86)
Mekân Artı’da “Kozalar” bugün 20.30, “Airswimming” çarşamba, perşembe 20.30. (0 212 224 57 56)
Maya Sahnesi’nde “Lulabay Bir Cihangir Hikâyesi” salı 20.30, “Üstü Kalsın” çarşamba 20.30, “Eleni’den Mektuplar” perşembe 20.30, “Pencere” cuma 20.30, “Kara Sohbet” cumartesi 20.30, “Müsahipzade ile Temaşa” pazar 18.00. (0 212 252 74 52)

ANKARA
Akün Sahnesi’nde, “33 Varyasyon” 29, 30, 31 Ocak’ta ve 1 Şubat’ta saat 20.00’de, 2 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 3 Şubat’ta saat 15.00’te, “Bir Delinin Hatıra Defteri” 5, 6, 7, 8 ve 9 Şubat’ta saat 20.00’de, “Pal Sokağı Çocukları/çocuk oyunu” 9 ve 10 Şubat’ta saat 11.00’de. (0 312 427 19 71)
Altındağ Tiyatrosu’nda, “Bir Hilal Uğruna” 29, 30, 31 Ocak’ta ve 1 Şubat’ta saat 20.00’de, 2 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 3 Şubat’ta saat 15.00’te, “Sinek Kadar Kocam Olsun, Başımda Bulunsun” 5, 6, 7 ve 8 Şubat’ta saat 20.00’de, 9 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 10 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 316 59 02)
nBüyük Tiyatro’da, “Hürrem Sultan” 29 Ocak’ta ve 1, 5, 8 Şubat’ta saat 20.00’de, 3 ve 10 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 324 22 10)
Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesi’nde, “Cyrano De Bergerac” yarından itibaren 9 Şubat’a dek saat 20.00’de, “Karlar Kraliçesi/çocuk oyunu” 10 Şubat’ta saat 11.00’de. (0 312  240 00 91)
nKüçük Tiyatro’da, “Soğuk Bir Berlin Gecesi” 29, 30, 31 Ocak’ta ve 1 Şubat’ta saat 20.00’de, 2 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, “Keloğlan Keleşoğlan/çocuk oyunu” 3 Şubat’ta saat 11.00’de, “Ben Ödüyorum” 5, 6, 7, 8 Şubat’ta saat 20.00’de, 9 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 10 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 311 11 69)
Oda Tiyatrosu’nda, “Euridice’nin Elleri” 29, 30, 31 Ocak’ta ve 1, 2 Şubat’ta saat 18.30’da, “Krem Karamel” 5, 6, 7, 8, 9 Şubat’ta saat 18.30’da. (0 312 311 11 69)
Stüdyo Sahne’de, “Jerry ve Tom” 29 Ocak’ta ve 5, 8 Şubat’ta saat 20.00’de, 3, 10 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 397 30 24)
İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi’nde, “Cesaret Ana ve Çocukları” 30, 31 Ocak’ta ve 6, 7 Şubat’ta saat 20.00’de, 2 ve 9 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 397 30 24)
Şinasi Sahnesi’nde, “Yastık Adam” yarından itibaren 3 Şubat’a değin cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de. (0 312 397 30 24)
Ankara Sanat Tiyatrosu’nda, “Selamün Kavlen Karakolu” 8, 15, 22, 23 Şubat’ta saat 20.00’de, 2 Şubat’ta saat 16.30 ve 20.00’de, 16 Şubat’ta saat 17.00 ve 20.00’de, “Zübük” 3, 10, 17, 24 Şubat’ta saat 15.30’da, 1 Şubat’ta saat 20.00’de, “Giderayak” 9 Şubat’ta saat 20.00’de, 23 Şubat’ta saat 17.00’de, “Dans Eden Eşek/çocuk oyunu” 20 Şubat’ta saat 10.30’da. (0 312 417 76 76)
Mavi Sahne’de, “Tuluatmasyon/Her şey doğaçlama komik gösteri” 2, 9 ve 23 Şubat’ta saat 20.00’de, “Gıres” 15, 16 Şubat’ta saat 20.00’de, 17 Şubat’ta saat 17.00’de, “Hiç/Neyzen Tevfik” 22 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 241 02 33)
Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde, Tiyatro Pembe Kurbağa oyuncuları tarafından sahnelenecek “Karagöz Düş Zengini” adlı çocuk oyunu 2 ve 16 Şubat’ta saat 10.30’da. (0 312 442 30 50)

ADANA
Adana Devlet Tiyatrosu sahnesinde bu hafta Konya Devlet Tiyatrosu sanatçılarının rol aldığı, Cem Günen’in yazdığı, Tomris Çetinel’in yönettiği, “Suskunlar Kapısı – Bab’ı Hamuşan” adlı oyunu salı, çarşamba, perşembe ve cuma günü 20.00’de, cumartesi günü ise 15.00 ve 20.00’de Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Sahnesi’nde tiyatroseverlerle buluşturulacak. (0322 3523355)

SAMSUN
Samsun Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Büyük Salon’da İstanbul Devlet Tiyatrosu, Yavuz Özkan’ın yazdığı Hidayet Erdinç’in yönettiği “Herkesin Bildiği Sırlar” adlı 2 perdelik oyunla 29-30 Ocak tarihlerinde Samsunlu sanatseverlerle buluşacak. (0 362-431 21 00)

 Kaynak : [-]

Pierre Hantaï’inin konseriyle başlayan NDS BarokMüzik Günleri bu akşam klavsen sanatçısı Orhan Memed’in 19.30’da vereceği konserle devam ediyor.

Pierre Hantaï resitaliyle başlayan, Barokist Müzik Topluluğu, Orhan Memed, Pierre Hantaï-Skip Sempé ikilisi ile devam eden NDS Barok Müzik Günleri, 12Aralık Çarşamba akşamısaat 19.30’da « Duo Traverso – Klavsen »konseriyle noktalanacak. Nihan Atalay( traverso) ve Eriko Wakita (Klavsen)’den oluşan ikili J.M. Leclair, G.F. Haendel, P. Locatelli, A. Forqueray, M. Blavet, G.P Telemann’ın eserlerini seslendirecekler.

Barokist Müzik Topluluğu

Barokist Müzik Topluluğu, barok müziğin geniş repertuvarını seyircilerle paylaşmak üzere bir araya gelen sanatçılardan oluşmaktadır.

Başak Ersöz; Cemal Reşit Rey Orkestrası, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası ve Tekfen Filarmoni Orkestrası ile düzenli olarak konserlervermektedir. Sanatçı, ayrıca İstanbul Devlet Konservatuvarında doktora çalışmalarını sürdürmekte ve flüt sınıfı öğretmeniği de yapmaktadır.

Damla Tuncer; İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nın devamlı üyesi olup Tekfen Filarmoni Orkestrası ile düzenli olarak konserlere katılmakta ve solo oda müziği konserleri vermektedir.

Andres Rodrigo Lopez; şeflik çalışmaları, solo-oda müziği konserlerininyanı sıra, Marmara Üniversitesi ve Miam’da öğretmenlik görevine devam etmektedir.

Yağmur Dai, Tevitöl Müzik Bölümünde öğretmenlik yaparken, Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarında doktora çalışmalarını sürdürmekte ve oda müziği konserleri vermektedir.

Orhan Memed-Klavsen

Klavsen, piyano ve müzikoloji eğitimi alan Makedonya kökenli Orhan Memed, 1992’den bu yana Paris’te yaşamaktadır. Southern CaliforniaÜniversitesinde piyano ve keman eğitimini, Oxford Üniversitesinde demüzikoloji doktorasını tamamladıktan sonra, Huguette Dreyfus ile klavsen dersleri aldığı Paris’te, jürinin takdirini kazanarak altın madalyaya ve mükemmellik ödülüne layık görülür.

Konser kariyerine başlamasıyla, Éditions de l’Oiseau-Lyre yayınevine önce editör, sonra da müdür olarak atanması aynı zamana denk gelir. Araştırmalarıyla yayınları 17. yüzyıl İngiliz müziğini, 18. yüzyıl Fransız müziğini ve geleneksel Makedonya müziğini kapsar. 1998’den itibaren, Paris’te Vassar College-Wesleyan University Programında müzik tarihive opera tarihi dersleri vermektedir.

1999’da, Fransa’nın güneyinde bulunan Villecroze Müzik Akademisine sanat müdürü olarak atanır ve burada 10 yıl boyunca ustalık sınıfları, beste atölyeleri, müzikoloji kolokyumları düzenler ve yönetir.

Orhan Memed ; Christa Ludwig, Hugues Cuenod, Betsy Jolas, Keiko Abe ve Jessye Norman gibi sanatçılar üzerine belgesel filmler çevirir. ’Quand l’Europe parlait français’ (Avrupa Fransızca Konuşurken) adlı belgeselde Rameau, François Couperin ve Bach’ın müziklerini yorumlar. 2010 yılından bu yana düzenli olarak soprano Erika Escribá-Astaburuaga ile sahneye çıkmaktadır. ’Variations Goldberg de JS Bach’ başlıklı plak kaydı 2011’de piyasaya çıkmıştır. Bach’ın klavye için Partitas’ları ise, 2012’de çift CD olarak Omnia Artists Productions ‘dan çıkacaktır.

Skip Sempé – Klavsen

Nouvelle-Orléans kökenli olan Skip Sempé, ABD’deki Oberlin Konservatuvarında Müzik, Müzikoloji ve Organoloji (müzik aleti bilimi) ve Sanat Tarihi okuduktan sonra eğitimini Amsterdam’da Gustav Leonhardt’ın sınıfında tamamladı. Ardından,1500 – 1750 yıllarının bilinen veya daha az bilinen repertuvarları konusundaki araştırmalarını derinleştirmek üzere Avrupa’da oturmaya karar verdi. Tarih ve organoloji bilgisi Skip Sempé’yi, Rönesans müziğinde özel önem taşıyan doğaçlama uygulamalarını yaptığı araştırmalarıyla yeniden başlatmaya ve bunlarla beslediği kendi canlı ve özel stilini savunmaya yöneltti. Sempé kısa sürede bu nitelikleriyle tanındı.

Klavsenci ve orkestra şefi olarak, çok sayıda müzisyeni kendi etrafında topladı ve 1986’da Capriccio Stravagante‘ı kurdu. Bu topluluk, bugün “Capriccio Stravagante”, “Capriccio Stravagante Renaissance Orchestra” ve “Capriccio Stravagante Les 24 Violons” olarak üç grup olarak çalışmalarına devam etmektedir.

Skip Sempé’nin solist olarak tanınması, özellikle, Elizabet Çağı eserlerine, Fransız klavsen edebiyatına (Chambonnières, d’Anglebert, Forqueray, Louis ve François Couperin, Rameau), Bach’a ve Scarlatti’ye yakınlığı, ayrıca doğaçlama ve aktarıcı yetenekleri sayesinde olmuştur.

Skip Sempé ‘misafir şef’ olarak sürekli davet almaktadır, ayrıca müzisyen olarak Julien Martin, Josh Cheatham, Sophie Gent, Olivier Fortin, Pierre Hantaï, Doron Sherwin ile ve topluluk olarak B’Rock, Collegium Vocale de Gand, Chœur Pygmalion, Chanticleer, Les Voix Humaines, Studio de Musique Ancienne de Montreal, Helsinki Baroque Orchestra ve Akademie für Alte Musik Berlin ile sahneye çıkmıştır.

Klavsenci, orkestra şefi, profesör ve konferansçı etkinliklerine sanat yönetmenliğini de ekleyen Skip Sempé, 2006’da kendi markası Paradizo’yu kurmuştur; sanatçı, solist olarak veya topluluklarıyla birlikte bu marka altında kayıt yapmaktadır. Burada ayrıca bazı yayın projelerinin eşgüdümünü de sağlamaktadır. Bunlar arasında, kendisini çok esinleyen bir müzisyen olan Wanda Landowska’ya saygı albümü, ayrıca müzik ve yorum üzerine kendi denemelerini bir araya getiren bir derleme vardır.

Pierre Hantaï – Klavsen

1964 ‘te doğan Pierre Hantaï, on yaşına doğru Bach’ın müziğine büyük ilgi duydu. Gustav Leonhardt’ın etkisiyle, önce tek başına, sonra da Arthur Haas yönetiminde klavsen öğrenmeye başladı. İlk konserlerini yalnız ya da kardeşleri Marc ve Jérôme eşliğinde verdi.

İki yıl Amsterdam’da, Gustav Leonhardt’ın yanında öğrenim gördü, ardından onun yönetimi altında çalmaya davet edildi. Takip eden yıllarda Philippe Herreweghe, Kuijken Kardeşler, François Fernandez, Marc Minkowski, Philippe Pierlot gibi çok sayıda müzisyen ve topluluk şefiyle işbirliği yaptı.

Sanatçı artık tüm dünyada, daha çok solist olarak çalmaktadır. Jordi Savall tarafından sıklıkla davet edilmekle birlikte, kardeşleriyle ve dostları Amandine Beyer, Hugo Reyne, Sébastien Marq, Skip Sempé, Olivier Fortin ve Jean-Guihen Queyras ile oda müziği çalmaktan da hoşlanmaktadır. Son zamanlarda, 1980’lerde kurduğu topluluk olan‘’Concert Français’’ yi Bach’ın süit, konçerto ve kantatlarını yorumlamak üzere yeniden oluşturmuştur.

Çıkarttığı çok sayıdaki plak arasında Mirare’ye yaptığı son kayıtlar dikkat çekmektedir : Goldberg Varyasyonları, Jean Sébastien Bach’ın Yumuşak Klavyesinin İlk Kitabı, Scarlatti’den Üç Cilt Sonat, bir François Couperin Resitali ve bir Süit Programı.

Duo Traverso – Klavsen

Nihan Atalay, Traverso
Nihan Atalay, müzik eğitimine 1992’de, Mimar Sinan Üniversitesinde Mükerrem Berk’in sınıfında yan flüt dersleriyle başladı.

Lise diplomasını aldıktan sonra Fransız hükûmetinden sanat bursu kazanarak Lyon Devlet Konservatuvarına kaydoldu ve 2003’te José-Daniel Castellon’un sınıfından Müzik Eğitimi Diplomasını aldı.

İsviçre’den de burs kazanan sanatçı, Lausanne Yüksek Müzik Konservatuvarına kabul edildi. 2005 yılında konser solisti ve pedagog diplomalarını birlikte aldı.

Yan flüt yüksek lisansını, Cenevre Yüksek Müzik Konservatuvarının Barok Müzik bölümünde tamamlarken, aynı zamanda Serge Saïtta’nın sınıfından çok iyi derece ile Post-Grade sertifikasını elde etti.

Nihan Atalay, Fondation Jean Tanner, Fondation Nicati de Luze, Cenevre Üniversite Mezunu Kadınlar Derneği ve kendisine aynı zamanda bir klasik flüt de hediye eden Cenevre Konservatuvarı Dostları ve Mezunları Derneğinden birçok ödül almıştır.

Bir yandan Cenevre Oda Orkestrası, diğer yandan Cenevre bölgesinin çeşitli barok müzik topluluklarıyla sahneye çıkmıştır.

Avrupa’da çok sayıda genç orkestralarına davet edilen sanatçı, 2005’te Luzern Festivalinde Pierre Boulez yönetiminde çalmıştır.

Türkiye’de eski müzik aletlerini çalan ilk flütçü olan Nihan Atalay, burada verdiği konserlerin yanı sıra, master sınıfları da yönetmektedir.

Sanatçı, Eylül 2011’den bu yana, Basel’daki Schola Cantorum’da ünlü flütçü Marc Hantaï ile birlikte yan flüt çalışma şansını yakalamıştır.

Eriko Wakita, klavsen

Basel’da yaşayan Eriko Wakita, hem Schola Cantorum Basiliensis’de hem de Bern ve Basel Müzik Konservatuvarlarında provacı (repetitör) olarak çalışmaktadır. Avrupa’da ve Tokyo Üniversitesinden mezun olana kadar tüm müzik eğitimini aldığı Japonya’da düzenli olarak konserler vermektedir. 2010’da Bach’ın Goldberg Varyasyonları’na ayırdığı ilk solo cd’sini kaydetmiştir.

2004’te İsviçre’ye gelerek Basel’daki Schola’da eğitim görmüş ve 2008’de buradan mezun olmuştur. Bad-Krozingen, ATAKA, Acanthus Musik Preis ve genç sanatçılar ödülü gibi çeşitli ödüllere layık görülmüştür.

2009 ve 2010 yıllarında İsviçre’nin Porrentruy kentinde düzenlenen Académies Bach/Radulescu ‘da klavseniyle, barok müzikte doğaçlama yoluyla armoni tamamlama anlamına gelen “continuo”yu sağlamıştır.

 Kaynak :[-]

Herkesin ortak fikri bu yılki fuarın geçmiş yılların üzerine bir hatta birkaç tuğla ekleyip yükseldiği yönünde. Eser sayısındaki artışı kastetmiyoruz; yapıtların niteliği de üst seviyelere çıkmış

Bir köşede Andy Warhol bir köşede Burhan Doğançay… Hem Magdalena Abakanowicz’in ismi gibi dev heykelleri hem günümüz Türk heykelinin genç heykeltıraşlarından Ozan Oganer’in koskoca Buda’sı. Hepsi yan yana, ardı ardına sıralanıyor. Dünyadan ve Türkiye’den usta sanatçıların, genç isimlerin tam 3 bin eseri Contemporary İstanbul’un çatısı altında Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı ile İstanbul Kongre Merkezi’nde.
Dev bir müze gibi
Fuar alanı çok büyük; tam 16 bin metre kare. Hal böyle olunca Contemporary İstanbul tam zamanlı bir vakit istiyor izleyicisinden; eserleri doya doya, sindire sindire görmesi için. Fuarın ilk günü sabah saatlerinden itibaren, üstelik İstanbullular güne yağmur ve soğuk bir havayla uyanmış olsa da, yine dolu. Orta yaşlı hanımlardan gençlere, koleksiyonerlerden öğrencilere kadar sabah 10.00 itibariyle fuar alanını doldurmaya başlıyor sanat meraklısı ziyaretçiler.
Herkesin ortak fikri bu yılki fuarın geçmiş yılların üzerine bir hatta birkaç tuğla daha ekleyip daha da yükseldiği. Sadece eser sayısındaki artışı kast etmiyoruz; fuardaki yapıtların niteliği de daha üstlere çıkıyor her yıl. İzleyici adeta dev bir çağdaş sanat müzesinde gibi hissediyor kendini.

Banksy de fuarda
Fuar üç bölümden oluşuyor. Giriş bölümünde genellikle her yıl burada konuşlanan galeriler göze çarpıyor yine: Dirimart, Galeri Baraz, Pi Artworks, x-ist Galeri, Galerist, Akbank Sanat. Alt kat, fuarın bu yılki “Yeni Ufuklar” bölümünün konukları olan Orta ve Doğu Avrupa’dan galerilere ve solo projelere ayrılmış. Türk sanat severe pek yakın olmadığı bir sanat diliyle tanışma imkanı sağlıyor bu bölüm.
Giriş bölümünden bir koridorla İstanbul Kongre Merkezi’ne ulaşıyorsunuz. Girer girmez Pera Müzesi’nden Baksı Müzesi’ne kadar kurumları görüyoruz. İstanbul Kongre Merkezi’ndeki galerilerin alanı daha ferah, daha geniş.
Fuarın yurtdışından katılan ve sanat severler tarafından heyecanla beklenen yabancı galerilerini burada bulabilirsiniz. Mesela Botero’larıyla dikkat çeken Marlborough Gallery; Andy Warhol imzalıPrenses Diana ve Prens Charles portrelerinin yanı sıra Basquiat, Robert Indiana’nın eserlerini sunan Opera Gallery; Roy Lichtenstein, Damien Hirst ve grafitinin sanat olarak kabul edilmesini sağlayan, kim olduğu bilinmeyen ve eserleri başta Hollywood yıldızları olmak üzere pek çok önemli isim tarafından kapışılan Banksy’nin yapıtlarıyla dolu olan Andipa Gallery… Bu arada meraklıları için söyleyelim Banksy’nin “Leopard and Barcode”u 145 bin sterlin, “Every Time I Make Love to You I Think of Someone Else”i 95 bin sterlin, Damien Hirst’ün eserlerinden biri 25 bin, diğeri 18 bin sterlin.

“Ölü mumyalar gerçek mi?”
Stantlar arasında dolaşırken orta yaşlı hanımların sanatçılar üzerine yorumları da kulağımıza çalınıyor: “Sanatçı artık olmuş, bir arayış içindeydi, gelişimi sürüyordu ama artık oturmuş sanatı.” Evet bu fuar gerçekten sanat meraklılarıyla dolu; galeri görevlilerine sorular soruyorlar, sanatçıları tanımaya, işlerini anlamaya çalışıyorlar.
Galeri Zilberman’ın yanında siyahperdeden çeri giriyoruz; karanlık bir oda, yerde sıra sıra kefene bürünmüş ölüler. Yanımızdaki küçük çocuk, galeri görevlisine soruyor: “Bu ölü mumyalar gerçek mi?” Eserin adı “Apoclypsse” ve yaratıcısı da Türk çağdaş sanatının en kışkırtıcı isimlerinden Şükran Moral. Sanatçının bu çalışması siyaset, din ve ırk konularında nefret teması üzerine kurulu.
Bir de eğlenceli ve izleyicilerin sürekli fotoğrafını çektiği stantlardan birine uğrayalım: Galeri x-ist bu yıl sanatçısı Ansen için özel bir proje odası yapmış. Burada sanatçının geçtiğimiz yıl başladığı “Microbigs” serisinden eserler yer alıyor. “Microbigs” Ansen’in yeni dili; geçtiğimiz yıl politikacıların heykellerini yapmıştı, Obama’dan Saddam Hüseyin’e, Tayyip Erdoğan’a kadar. Bu yıl sinemayı ele alıyor Ansen: Önemli filmlerin yönetmenlerini, karakterlerini fırınlanmış kil, plastik ve el yapımı kıyafet kullanarak yeniden yaratıyor. Behzat Ç. de tam kadro burada.
Fuar saatlar ilerledikçe daha da hareketleniyor; canlanıyor. Öyle görünüyor ki ön izleme gününde 10 bin kişinin katıldığı fuarın ziyaretçi sayısı hedefi olan 70 bin rakamına rahatlıkla ulaşacak…

Halil Altındere’den yedi altın öğüt

2010 yılında Burhan Doğançay’ın “Mavi Senfoni”sini, ünlü galerici Yahşi Baraz’ın başına geçirdiği “Portrait of a Dealer” adlı eseriyle Contemporary İstanbul’da büyük ses getirenHalil Altındere yine yapacağını yapmış. Sanatçı iki eser sergiliyor fuarda. İlki “Satış yapmak isteyen sanatçılar için tüyolar” adını taşıyor.
Amerikalı kavramsal sanatçı John Baldessari’nin 1966’da yaptığı aynı adlı işine atıfta bulunduğu eseriyle Altındere sanatçılara 7 altın öğüt sunuyor. Sanatçı fuar mantığı çerçevesinde bir iş yapmak istemiş ve bunu da başarmış.
Diğer işinin adı “Sanat her zaman arzu ve imzayla ilgilidir”. Burada da Türkiye’nin en önemli koleksiyonerlerinden biri olan Mustafa Taviloğlu ile işbirliğine gidiyor.
Taviloğlu birkaç hafta önce Altındere’den bir iş almak istemiş. Galericisiyle anlaşılmış fiyat üzerinde. Altındere Taviloğlu’ndan aldığı çeki, tıpkı 1997’de dev boyutlarda büyüttüğü 1 milyonTL’de olduğu gibi büyütmüş, altına da imzasını atmış, koleksiyonere yani Taviloğlu’na geri vermiş bu çeki. Yapıt bu kadar basit anlatılabilir ama alt metni kesinlikle çok güçlü…

Kaynak :[-]   Haber : Yasemin BAY

 

Ken Loach, ihaleyle insan çalıştıran Torino Film Festivali’nin düzenleyici kurumunu protesto ederek kendisine verilen büyük ödülü reddetti

İşçi filmleriyle tanınan, bir çok uluslararası ödülü olan Britanyalı film yönetmeni Ken Loach, İtalya’nın prestijli festivallerinden Torino Film Festivali tarafından verilen yaşam boyu onur ödülünü reddetti. Ken Loach, festivali düzenleyen Ulusal Sinema Müzesi’nde, işçilerin taşeron şirket aracılığıyla çalıştırılmasını ve güvencesiz-düşük ücretle çalışmaya direnen işçilerin işten çıkartılmasını görmezden gelemeyeceğini açıkladı.

Ken Loach’un resmi basın açıklaması şu şekilde

Büyük bir üzüntü ile bana Torino Film Festivalitarafından layık görülen ödülü red etmek zorundayım, bu ödülü kendim ve filmlerimiz için çalışanlar adına almaktan onur duyardım.
Festivaller Avrupa ve dünya sinemasını yaymak adına büyük bir rol oynuyorlar ve Torino sinemaya olan tutkusu ve aşkı ile bunun belirgin ve iyi bir örneği olarak kendini göstermektedir.

Ancak şu anda ciddi bir sorun söz konusu, konu bazı hizmetlerin şirketlerce dışarıya ihale
yoluyla verilmesi ve düşük ücretli işçilerin çalıştırılması ile ilgili.

Her zamanki gibi bunun sebebi daha az ücret ödemek. Bazı hizmetleri karşılamak için ihaleyi alan şirket çalışanların maaşlarını düşürüyor ve çalışan adedinde kesintiye gidiyor olmasıyla alakalı.

Bu toplum içinde çatışma yaratan bir reçetedir. Bu durumun bütün Avrupa’da mevcut olması kendisinin kabul edilebilir bir hareket olması anlamına gelmez.

Torino’da Ulusal Sinema Müzesi*’nin temizlik ve güvenlik hizmetleri Rear adlı kooperatife verilmiş durumda. İlk olarak maaşlarda kesinti yapıldı ardından çalışanlar bundan şikayetçi oldular ve böylelikle kötü davranmaya ve korkutulmaya maaruz kaldılar. Bir çok kişi işten atıldı.

Düşük maaş alanlar, zor durumda olanlar, işlerinden oldular, sebebi ise maaşlarında yapılan kesintiye karşı çıkmalarıydı.

Pek tabii ki bizim için başka bir ülkede neler olduğunu anlayabilmek pek de kolay değil, kendi ülkemizden farklı çalışma şartlarının olduğunu da hesaba katarsak, ancak bu temel etkenlerin açık olmadığı anlamına gelmiyor.

Bu noktada hizmetleri ihaleye vermiş olan yapı bu duruma göz kapayamaz, her ne kadar bu kişiler bu hizmeti bir dış kooperatif aracılığı ile gerçekleştiriyor olasalar bile kendisi için çalışan kişilere karşı sorumlu olmalı.

Müzenin bu durumda çalışanlar ve onların bağlı oldukları sendika ile iletişime geçmesini, işten çıkarılan çalışanların tekrar işe alınışını güvence altına almasını ve hizmetleri dış kooperatiflere verme fikrini bir daha düşünmesini bekliyorum.

Toplumun zayıf olan bireylerinin sorumlu olmadıkları bir iktisadi buhranın faturasını ödemesini doğru bulmuyorum.

Bu konuyla ilgili ‘Bread and Roses’ adlı bir film gerçekleştirdik. Nasıl olur da kendi hakları için mücadele eden ve bu sebepten dolayı işlerinden olan çalışanların dayanışma çağrısını duymazlıktan gelirim?

Bu ödülü kabul etmek ve bir kaç küçük eleştiri ile durumu geçiştirmek zayıf ve iki yüzlü bir davranış olurdu.

Beyaz perdede belirli bir duruşa sahip olup öte yandan diğer ortamlarda faklı tutumlarla bu duruşa ihanet edemeyiz.

Bu sebeple her ne kadar derin bir şekilde üzgün olsam da bu ödülü red etmek zorundayım.

Ken Loach 

Turgut Özakman’ın en çok satan romanı “Şu Çılgın Türkler”den uyarlanan aynı adlı opera eserinin dünya prömiyeri, İzmir Devlet Opera ve Balesi’nce yapıldı.

Türkiye’de en çok satılan kitaplar listesinde yer alan Turgut Özakman’ın Kurtuluş Savaşı destanını anlattığı “Şu Çılgın Türkler” adlı romanı, Sıtkı Türkmen’in librettosu, Çetin Işıközlü’nün bestesiyle aynı adla iki perdelik opera eserine dönüştü.
Haldun Özerten’in rejisiyle İzmir Devlet Opera ve Balesi (İZDOB) tarafından sahneye konulan operanın Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 74. yılında yapılan dünya prömiyeri öncesi, İZDOB Müdürü ve Sanat Yönetmeni Aytül Büyüksaraç, eserin libretto yazarı Tekmen, bestecisi Işıközlü ve rejisörü Haldun Özörten ile Elhamra Sahnesi’nde basın toplantısı düzenledi.

Büyüksaraç, Mustafa Kemal Atatürk’ün anısına büyük değer verdiklerini belirterek, “10 Kasım Atamız’ı kaybettiğimiz gündür, ama biz bu eserle yeniden doğuşu görmek istiyoruz. Bu eseri sunmaktan büyük gurur duyuyor ve sorumluluk hissediyoruz” dedi.

Besteci Çetin Işıközlü de çok büyük zorluklarla çok kısa zamanda eserin sahnelenmesinden büyük mutluluk duyduğunu söyledi.

Operanın, Kurtuluş Savaşı’nın esasını anlattığını ifade eden Işıközlü, “Asıl büyük eser, bu vatanı bize veren o kahramanların, Türk ordusunun başardığıdır” dedi.

Eserin libretto yazarı Sıtkı Tekmen de Kurtuluş Savaşı’nın bugüne kadar “herkesin diline dolanmış ve içi boşaltılmış” kelimelerle anlatıldığını savunarak, “Binlerce belgeye dayanan ve müthiş öykülerden oluşan bu eserde görüyoruz ki, bu mücadeleye katılanlar imkansızı zorlamış ve başarmışlar” diye konuştu.

Rejisör Haldun Özörten ise operada sahnenin sürekli değişeceğini, eserin sahnelenmesinde barkovizyona dayalı sahneleme yöntemini seçtiklerini belirterek, “Gerçek kesitlerden sahneler sunacakları eserde, sanatseverlerin o dönemde yaşanan acıları hissedeceğini” söyledi.

Salon yetmedi ayakta izlendi

İZDOB Elhamra Sahnesi’nde dünya prömiyeri yapılan “Şu Çılgın Türkler” operası, sanatseverler tarafından büyük ilgiyle karşılandı.

Sadece davetlilerin izleyebildiği prömiyerde, sanatseverlerin aşırı ilgisi nedeniyle salonda ayakta izleyici alınmak zorunda kalındı.

Kurtuluş Savaşı Destanı’nı konu edinen iki perdelik opera, büyük beğeni topladı ve seyirciler tarafından ayakta alkışlandı.

Opera eseri, prömiyerin ardından sezonda 12 Kasım’dan itibaren sahnelenmeye devam edilecek.

Kaynak :[-]

İspanya turnesinden başarılı konserlerin gururuyla dönen İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO) yarın Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda Atatürk’ü Anma Konseri verecek.

Çin Kültürü Yılı Haftası’na denk gelen konseri Çin’in tanınmış kadın şeflerinden Zhang Jiemin yönetecek. Ünlü flüt sanatçımız Gülşen Tatu’nun solist olduğu saat 20.00’de başlayacak konserin programında; J.Iber “Flüt Konçertosu” ve O.Respighi “La Boutique Fantasqıe” eserleri yer alıyor.

Konserde Çinli besteci LiHuanzhi tarafından bestelenen “Bahar Festivali Uvertürü” de seslendirilecek. Eserde, Shanbei bölgesinde yaşayan halkın, Çin Yeni Yılı’nı yani Bahar Festivali’ni kutlayışını betimleniyor. Bahar Festivali Uvertürü, 1955 ve 1956 yılları arasında bestelenmiş, çeşitli festival etkinliklerinde seslendirilmiş, özellikle Çin okullarının müzik kitaplarında da yer alıyor. 2007 yılında eser, Çin’in ilk uzay araştırma aracıyla taşınmak ve uzaya yayın yapmak üzere de seçilmiş.

Şef Zhang Jiemin, piyano ve perküsyon çalışmalarına 7 yaşındayken başlayan, 1995 yılında Şangay Müzik Konservatuvarı’nın orkestra şefliği ve bestecilik bölümünden mezun olan, mezuniyetinden itibaren Çin’in önemli opera ve senfoni orkestralarında görev almış olan, 2010 yılında Jiemin, Şangay Senfoni Orkestrası’nın daimi şefi olmuş olan deneyimli bir şef.

Taksim uyarısı

Bölgede etkinlik sergileyen diğer kütür kurumları gibi İDSO yönetimi de Taksim’in kapalı olması dolayısıyla sanatseverlerin zamanla konusunda dikkatli olmasını hatırlatıyor.

 Kaynak : [-]

Diyarbakır Devlet Tiyatrosu’nca (DDT) bu yıl onuncusu düzenlenen “Orhan Asena Yerli Oyunlar Tiyatro Festivali”, 7 yerli yapıma ev sahipliği yapacak.

DDT’nin ev sahipliğinde Diyarbakırlı oyun yazarı Orhan Asena anısına ve 1-17 Kasım’da, bu yıl onuncusu düzenlenen, “Orhan Asena Yerli Oyunlar Tiyatro Festivali” kapsamında tiyatroseverler, Ankara, Van, İstanbul, Sivas ve Bursa Devlet Tiyatrolarının seçkin eserleri ile Ankara Opera Balesi’nin de bir temsilini izleme şansı bulacak.

DDT Müdürü Lebip Gökhan düzenlediği basın toplantısında, şu aralar bölgede farklı bir gündemin olmasına rağmen festival gibi etkinliklerin de yapıldığını ifade ederek, DDT bünyesinde Diyarbakırlı bir tiyatro adamı anısına adanan ve onuncusu düzenlenecek “Orhan Asena Yerli Oyunlar Tiyatro Festivali”ni gerçekleştireceklerini söyledi.

Festivalin önemli olduğunu, Devlet Tiyatroları (DT) bünyesinde, DDT’nin gerçekleştirdiği hem yerli yazarlara hem de yerli oyunlara destek anlamında tek yerli oyunlar festivali olduğunu ifade eden Gökhan, bu yıl sadece oyunlarla değil, Diyarbakır’da görev yapmış sanatçılarla da buluşma ve söyleşilerin yapılacağını bildirdi.

Gökhan, kapanışta Ankara Opera Balesi’nin “Töre” adlı temsille sanatseverlerle buluşacağını, açılışı ise küçük bir müzik dinletisinin ardından Orhan Asena’nın yazdığı, Serhat Nalbantoğlu’nun yönettiği “Hürrem Sultan” adlı oyun ile yapacaklarını söyledi.

“Dolu dolu bir festival geçirmeyi diliyoruz” diyen Gökhan, “Bu önemli şehirde, coğrafyada, tiyatro yapmanın keyfini ve mutluluğunu her zaman yaşıyoruz. Bütün seyircilerimizi 1 Kasım’dan itibaren festivale bekliyoruz” dedi.

“Batıda tiyatro yapmak kolay”

Gökhan, sezonu Sadık Şendil’in yazdığı, Volkan Özgömeç’in yönettiği “Kanlı Nigar” oyunuyla açtıklarını anımsatarak, oyunun yoğun ilgi gördüğünü belirtti.

Seyircinin genel olarak komedi ve müzikli oyunlara daha çok ilgi gösterdiğini anlatan Gökhan, şöyle konuştu:

“Ancak, gerçekten iyi anlatılan oyunlar da ilgi görüyor. Diyarbakır’ın harika, özel ve çok duyarlı bir seyircisi var. Tiyatroyu bilen bir seyircisi olduğuna inanıyorum. Bunun nedeni ise burada 24 yıldır DT var. Bu yüzden köklü bir seyircimiz var. Diyarbakır’da uzun yıllar çalışmış biri olarak Diyarbakır’ı başka yerde anlattığımız zaman ‘biz hiç öyle bilmiyoruz, tanımıyoruz” diyorlar. Diyarbakır zaman zaman bazı olumsuzluklara gündeme geliyor. Ama Diyarbakır’da sanat da var. Biz sanatla üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz. Sanatın her dalıyla, sporun her dalıyla insanlar buluştuğu zaman daha iyi bir şekilde sorunların çözüleceğine inanıyorum. Burası özel bir bölge. Batıda tiyatro yapmak kolay. Önemli olan burada bir şeyler yapmak. Teknik anlamda zorluklar var. İstanbul’da, Ankara veya İzmir’deki herhangi bir sanatçıyla Diyarbakır’daki bir sanatçının durumu farklı. Çünkü diğer yerlerde sanatçılar kendilerine alternatifler bulabiliyorlar. Mesleki açıdan kendimizi geliştirmek için biraz uzağız. Örneğin Van DT, şu an çadırda tiyatro yapıyor. Ama Devlet Tiyatroları her il ve ilçede seyirciyle buluşuyor, buluşmaya da devam edecek.”

Festival programı

Yarın Orhan Asena’nın yazdığı Ankara DT’nin “Hürrem Sultan” oyunuyla başlayacak festivalde, Ankara DT “Keloğlan” adlı oyunuyla ikinci kez tiyatroseverleri selamlarken, Van DT 5-6 Kasım’da, “Mem ile Zin”, İstanbul DT, 8,9,10 Kasım’da “Ay Ecesi”, Sivas DT, 12,13 Kasım’da “İstanbul Efendisi”, Bursa DT de 14,15 ve 16 Kasım’da “Kuzguncuklu Fazilet” oyunlarıyla konuk olacak.

Yetkin Dikinciler, Bülent Emin Yarar ve Engin Altan Düzyatan’ın da söyleşileriyle renk katacağı festival, Ankara Opera Balesi, Turgut Özakman’ın yazdığı, koreografi ve rejisi İhsan Bengier’e ait “Töre’ adlı bale gösterisiyle sona erecek.

 

Kaynak : [-]