Yazılar

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nün katkılarıyla düzenlediği “Eskişehir Opera ve Bale Günleri” onuncu yılında muhteşem bir program ile sanatseverlerle buluşuyor.

10. Eskişehir Opera ve Bale Günleri kapsamında, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nün 2019-2020 sezonunda seyirci ile buluşturduğu opera ve bale eserleri 4-13 Ocak tarihleri arasında Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin 1200 kişi seyirci kapasiteli Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi salonunda sahnelenecek.

10. Eskişehir Opera ve Bale Günleri’nin açılışı, 4 Ocak Cumartesi akşamı, Antalya Devlet Opera ve Balesi’nin sahneleyeceği Madama Butterfly opera gösterimi ile başlayacak. Ünlü besteci Giacomo Puccini’nin Uzak Doğu ezgileriyle süslediği Madama Butterfly operasının biletleri 27 Aralık’ta internet üzerinden ve bilet gişelerinden satışa çıkacak.

Opera ve Bale Günleri’nin ikinci gösteriminde Haldun Dormen’in yazdığı Hisseli Harikalar Kumpanyası Eskişehirli sanatseverler ile buluşacak. 7 Ocak Salı saat 20.00’de Samsun Devlet Opera ve Balesi’nin sahneleyeceği müzikal Anadolu’da turne yapan bir çadır tiyatrosunda köy ağasının assoliste aşık olmasıyla gelişen olayları konu alıyor. Müzikalin biletleri 30 Aralık tarihinde satışa çıkacak.

10 Ocak Cuma günü sahne alacak İzmir Devlet Opera ve Balesi ise Fındıkkıran balesi ile Eskişehirlilere unutulmaz bir akşam yaşatacak. Şef İbrahim Yazıcı yönetiminde sahnelenecek bale gösterimi yılbaşı partisinde 11 yaşındaki kız çocuğuna hediye edilen ‘Fındıkkıran’ adlı bebeğin prense dönüşmesini anlatıyor. Bale gösteriminin biletleri 3 Ocak tarihinde satışa başlayacak.

Opera ve Bale Günleri’nin son gösteriminde ise 25 ülkede ve 16 ayrı dilde sahnelenen Ken Ludwig’in ödüllü komedi müzikali ‘Bir Tenor Aranıyor’ Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenecek. Etkinliğin biletleri 6 Ocak tarihi itibariyle internet ve bilet gişelerinden temin edilebilecek.

Samsun Devlet Opera ve Balesi (SAMDOB),Haldun Dormen’in yazdığı, Melih Kibar’ın bestelediği, Çiğdem Talu’nun şarkı sözlerini yazdığı müzikali ilk kez opera sahnesine taşımaya hazırlanıyor.

Hisseli Harikalar Kumpanyası müzikalinin prömiyeri, SAMDOB sanatçıları tarafından 30 Kasım Cumartesi günü saat 20.00’de Atatürk Kültür Merkezi Aydın Gün Salonu’nda gerçekleştirilecek.
Eserin rejisörü Şahan Gürkan, yeni bir prodüksiyon ile 2019-2020 sanat sezonuna damga vuracaklarını dile getirdi. Müzikali, yeni bir prodüksiyon olarak Devlet Opera ve Balesine önerdiğini ve kabul gördüğünü belirten Gürkan, “Türkiye’nin en çok bilinen ve en çok sevilen müzikali olan Hisseli Harikalar Kumpanyası’nı opera sahnesine taşımanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Müzikal, ilk defa 1980 yılı mart ayında Egemen Bostancı yapımcılığı ve Haldun Dormen’in rejisiyle Şan Müzikholü’nde seyirci karşısına çıkmıştı. O yıllarda 600’den fazla temsil yaparak tüm Türkiye’yi gezdi.”dedi.

Gürkan, pek kez sahneye taşınan, hatta dizisi yapılan müzikalin, aradan geçen yıllarda milyonlarca izleyici tarafından tanınan, bilinen, sevilen bir efsaneye dönüştüğünü vurguladı.

İstanbul bu hafta, geniş bir yelpazede, birbirinden farklı etkinliklere yerli ve yabancı sanatçıların katılacağı konser, sergi ve performanslara sahne olacak.

Festivaller

Karagöz Derneği tarafından “milli kültür seferberliği” anlayışıyla düzenlenen 3. İstanbul Karagöz Festivali, atölye, söyleşi ve çocuk oyunları gibi etkinliklerle 30 Kasım’a kadar devam edecek. Festivalin ekinlik programı hakkında bilgi, “www.karagozfestivali.com” adresinden elde edilebilecek.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinin 22-28 Kasım’da dokuzuncusunu düzenleyeceği “Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali”nin 9. Uluslararası Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması kapsamında “Batmadan”, “Bir Oğul”, “Gerilla”, “Hapishane Müdürü”, “Keskin Bir Bıçak”, “Küçük Şeyler”, “Papicha”, “Verida’nın Düğünü” filmleri gösterilecek.

Sahne sanatları ve konserler

İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB), 20 Kasım’da “Aleko” operasını Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda, Modern Dans Topluluğu İstanbul’un (MDTist) sahneleyeceği “Dans Ana-log”u Süleyman Seba Kültür ve Sanat Merkezi’nde sanatseverlerle buluşturacak.Wolfgang Amadeus Mozart’ın “Sihirli Flüt” operasından yola çıkılarak hazırlanan “Sihirli Flüt (Tamino’nun Rüyası)” adlı çocuk oyunu 21 ve 24 Kasım’da, Ludwig van Beethoven konulu “Senfonik Konser” 22 ve 23 Kasım’da Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda izlenebilecek.

İBB kültür etkinlikleri kapsamında 20 Kasım’da Rostislav Krimer’in şefliğini üstlendiği “East-West (Doğu-Batı) Oda Orkestrası”, 22 Kasım’da Can Okan’ın solist olarak yer alacağı İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nun konuğu olacak.
Türkiye’de ilk konserini verecek olan dönemin önemli ve en yaratıcı arpistlerinden biri olarak gösterilen Xavier de Maistre ile kastanyet müzik enstrümanının duayenlerinden Lucero Tena da İspanyol serenatlarını 23 Kasım’da CRR’de müzikseverlerin beğenisine sunacak.
İş Sanat, 20. konser sezonunda 21 Kasım’da Batı Afrika müziğinin ünlü ismi Sona Jobarteh’i ağırlayacak. Türkiye’de ilk kez sahne alacak sanatçı, grubuyla birlikte İş Kuleleri Konser Salonu’nda hayranlarıyla birlikte olacak.

Bu hafta Zorlu PSM’de de “23. İstanbul Tiyatro Festivali” kapsamında Bu gün “Her Yol Kuzeye Çıkar” başlıklı dans gösterisi ve yine Rus tiyatrosundan “The Circus”, 20-24 Kasım’da Johann Wolfgang von Goethe’nin Faust’undan uyarlan “Being Faust – Enter Mephisto”, 21 ve 22 Kasım’da “Bir Rus Masalı: Yevgeni Onegin”, Moskova’nın en iddialı sahnelerinden birinin ününü taşıyan Theatre of Nationsvalde’nin sahneye koyacağı “İran Konferansı” 23 Kasım’da sahnelenecek.

Zorlu PSM’de ayrıca 20 Kasım’da “Bir Delinin Hatıra Defteri”, 20 ve 21 Kasım’da Türkiye’de caz davulunun öncülerinden Ferit Odman, 21 Kasım’da Erdal Beşikçioğlu, Elvin Beşikçioğlu ve Ünsal Coşar’ın rol aldığı “Nina – İçi Doldurulmuş Martıların Hassasiyeti”, pop caz vokallerinden Melis Sökmen 22 Kasım’da, Tango Lovers’ın yeni prodüksiyonu “I am Tango” 23 ve 24 Kasım’da yer alacak.

Sergiler ve paneller

Anadolu Ajansı’nın (AA) düzenlediği uluslararası haber fotoğrafı yarışması Istanbul Photo Awards 2019’da ödül alan fotoğraflardan oluşan, Beyoğlu Belediyesi Başkanlık Binası Sergi Salonu’nda yer alan sergi 25 Kasım’a kadar, İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nda yer alan sergi de 30 Kasım’a kadar izlenebilecek.

Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi (ZKSM), sanat hayatının 41. yılında çizgi dünyasının usta isimlerinden Hasan Aycın’ın sanatsal birikimi ve sanatına yön veren yaşam tecrübelerini sanatseverlerle buluşturacak. Usta sanatçının eserlerinden oluşan özel bir sergi “Çizginin Ötesinde” ismiyle 20 Kasım’da ZKSM’de açılacak.

“Doğu’ya Açılmak” sergisi 21 Kasım’da Macar Kültür Merkezi’nde açılırken, Fethi Gemuhluoğlu da vefatının 42’nci yılında “Dostluğun Mimarı: Fethi Gemuhluoğlu” başlıklı etkinlikle 23 Kasım’da Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde anılacak.

Ressam, karikatürist ve besteci kimliğiyle çok yönlü bir sanatçı olarak bilinen Abdülbaki Kömür’ün 40. sanat yılı 23 Kasım’da bir sergiyle kutlanacak. Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezi’ndeki sergi açılışının ardından aralarında Taner Yüncüoğlu, Aykut Kuşkaya ve Eşref Ziya’nın bulunduğu birçok sanatçı birlikte konser verecek.

Şef Göçmen eşliğinde sahneye taşınan “The Fun Time of the Opera”, prömiyer yaptı. İnteraktif opera şovunu izleyenler, solistlerin aryalarına eşlik etti, orkestraya alkışlar ve ıslıklarla tempo tuttu.

Şef Musa Göçmen öncülüğünde “Operada hayalet değil, eğlence var” sloganıyla hazırlanan interaktif opera şovu “The Fun Time of The Opera”, Ankara Devlet Opera ve Balesi sahnesinde başkentli sanatseverlerle buluştu.

Ankara Devlet Opera ve Balesi Orkestrası’nın eşlik ettiği solistler Beran Sertkaya, Emrah Sözer, Ezgi Karakaya ve Görkem Yıldırım, Carmen, La Traviata, Lüküs Hayat operalarından sevilen aryalar seslendirdi.

Napolitenlere ve halk şarkılarına da yer verilen konserde, Şef Göçmen eserler hakkında izleyicilere sorular yöneltti. Sanatseverlerin aryalara eşlik ettiği, alkış ve ıslıklarla tempo tuttuğu interaktif opera şovu, başkentlilere farklı bir deneyim yaşattı.

Şef Musa Göçmen, interaktif opera şovunun ardından yaptığı değerlendirmede, seyircinin katılımından büyük mutluluk duyduğunu dile getirdi.

Başkentte bugün farklı bir opera akşamı yaşandığını, izleyicinin interaktif şova hemen alıştığını belirten Göçmen, “Sahnede olan şeyi o kadar samimi kabullenip, içine girebiliyoruz ki bu gece de onun ispatı oldu” dedi.

Göçmen herkesin hayatında en az bir kez bu deneyimi yaşaması gerektiğini kaydetti.

W.A. Mozart’ın en sevilen eserlerinden biri olan Sihirli Flüt Operası’ndan ilham alınarak çocuklar için kurgulanan Papagenolar, 6 Ocak’ta KKM Gazanfer Özcan Sahnesi’nde sergilenecek.

Doğa ve insan sevgisinin öne çıktığı Papagenolar çocuk operasında hikaye; Papageno karakteri, ailesi, Gece Kraliçesi, Sarastro ve Ağaç Adam etrafında şekilleniyor. Sihirli Orman’da yaşayan tüm canlıların sevgiyle daha da güzelleştiğini, kötü bile olsa her insanın içinde mutlaka bir iyilik kırıntısı olduğunu ve bunu ortaya çıkarmak için yine sevgi ile yaklaşmak gerektiğini anlatan Papagenolar, tüm çocuklara ve ebeveynlere operanın en eğlenceli halini sunmayı ve tanıtmayı amaçlıyor.

Besteci Bujor Hoinic’in Troya operası, yabancı besteci, tarafından yazılan ilk Türkçe opera oldu. Devlet Opera ve Balesi’nin (DOB) bu yılki en önemli yapımlarından biri olarak gösterilen Troya’nın yaratıcısı, orkestra şefi, besteci Bujor Hoinic, “Troya’ya sıfırdan başladım ve üç buçuk ay gibi rekor bir zamanda, mayıs ayında bitirdim. Ortaya bir epik opera çıktı.” diye belirtti.

Troya’ya oğlu Artun Hoinic ile hayat veren Bujor Hoinic ve eserin Genel Sanat Direktörlüğünü yürüten Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü, tenor Murat Karahan, orkestra provaları sırasında, kendisine yönetilen soruları yanıtladı.

Karahan, Troya’nın çalışmalarında artık sona yaklaştıklarını ve eserin prömiyerinin 9 Kasım’da ATO Congresium’da yapılacağını belirterek, “Biletlerimiz cuma günü satışa çıkmıştı. 3 bin 28 adet koltuğu olan salonun bütün biletleri bitti. İlgi gösteren, 3 gün içerisinde 3 bin kişilik salonun biletlerini tüketen tüm izleyicilerimize çok teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

Troya’ya sadece Ankara’dan değil, il dışından da izleyicilerinde geleceğini anlatan Karahan, “Bu bize gelecek için, sanat için, yapmaya çalıştığımız şeyler için çok büyük bir umut veriyor. Çok mutluyuz. Bu talep karşısında ekstra temsiller de koymak durumunda kaldık. Muhtemelen kasımın son haftalarına doğru bir Troya temsili daha gelecek.” ifadesini kullandı.

Opera ve bale izleyici sayısı 2016-2017 sezonunda, bir önceki döneme oranla yüzde 3,1 artarken, bu sayının 281 bin 69’a yükseldiği görüldü.

Medya takip firması Ajans Press, opera, bale, orkestra, koro ve toplulukların izlenme oranlarıyla ilgili yapılan araştırmayı inceledi. Ajans Press’in Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre opera ve bale izleyici sayısı 2016-2017 döneminde, bir önceki döneme oranla yüzde 3,1 artarken, bu sayının 281 bin 69’a yükseldiği görüldü. Buna karşın, 2013, 2014 ve 2015 yılları ile kıyasladığında sayının oldukça düştüğü belirlendi. 2017 yılında opera ve balelerde görev yapan sanatçı sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 2,2 artarken, misafir sanatçılar dâhil 2 bin 498 sanatçının görev aldığı saptandı. Bu sayının da yüzde 44,7’sinin kadınlardan oluştuğu kaydedildi.

EN ÇOK TOPLULUKLARIN YAPTIĞI GÖSTERİLER ARTTI
Ajans Press ve PRNet’in konuyla ilgili gerçekleştirdiği medya incelemesinde, opera ve bale gibi kültür sanat faaliyetleri hakkında çıkan haber adetleri belli oldu. Yapılan medya incelemesinde 73 bin 340 haber çıkışı tespit edildi. Öte yandan koroların yaptıkları gösteri sayısı yüzde 5,9 artarken, topluluklarının yaptıkları gösteri sayısının da yüzde 41,2 artışa geçtiği görüldü. Topluluk izleyici sayısı ise en çok İstanbul’da artış gösterirken, artış oranının ise yüzde 110,6 olduğu belirlendi. Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı koro ve topluluklarda toplam bin 448 sanatçının görev aldığı saptanırken, bu sayının 375’i orkestralarda, 667’si korolarda ve 406’sı da topluluklarda görev yapan sanatçılardan oluştu.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin, Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü işbirliği ile bu yıl sekizincisini düzenlediği Eskişehir Opera ve Bale Günleri, Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası ile Ankara Devlet Opera ve Balesinin sahnelediği ‘Aşk İksiri’ operası ile başladı.

Eskişehir, Büyükşehir Belediyesi ve Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü (DOB) işbirliğiyle Türkiye’nin tek opera ve bale günlerinin sekizincisine ev sahipliği yapıyor. 4-14 Mayıs tarihleri boyunca sürecek olan Opera ve Bale Günleri, Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası ile Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin seslendirdiği opera ile başladı.

Yazıldığından bu yana sayısız yorumla sahnelenen ve komik opera türünün en iyi örneklerinden sayılan Gaetano Donizetti’ye ait olan “Aşk İksiri”, Eskişehirli sanatseverlerden tam not aldı.

Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşen açılışta ‘Aşk İksiri’ adlı eseri Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Türkiye Büyük Millet Meclisi eski Başkanı İsmet Kaya Erdem, Ankara Devlet Opera Balesi Müdürü Çetin Kıranbay ve Eskişehirli sanatseverler izledi.

8. Eskişehir Opera ve Bale Günleri açılış programının ardından 7 Mayıs Pazartesi günü saat 20.00’da Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından “Zorba” balesiyle devam edecek. Opera ve Bale Günleri kapsamında 10 Mayıs Perşembe günü “Sevil Berberi” operası, 14 Mayıs Pazartesi ise “The Rake’s Progress” operası, Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi’nde sanatseverler ile buluşacak.

Dünyanın en ünlü bestecilerinden biri olan Giuseppe Verdi’nin ‘Falstaff’ isimli muhteşem eseri, İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenmeye başladı.

İtalyan Besteci Guiseppe Verdi’nin son başyapıtı ‘Falstaff’ 07 Nisan 2018’de(Bugün) İstanbul Devlet Opera ve Balesi
tarafından sahneleniyor.

İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin başarılı performansıyla bu akşam prömiyerini gerçekleştirmeye hazırlanıyor.

William Shakespeare’e ait Windsor’un Şen Kadınları ve IV. Henry oyunlarından uyarlanarak hazırlanan ‘Falstaff’ adlı opera, dünyada ilk kez 1893 yılında sahnelenmiş ve hem müzikal hem de sahnelenme anlamında dünyanın en zor operalarından biri olarak kabul edilmişti. Zorluğuyla dikkat çeken ünlü eser bu kez İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından sahneye taşınıyor.

‘Falstaff’ın rejisörlüğünü Renato Bonajuto üstlenirken, orkestra şefliğinde Roberto Gianola ve Can Okan yer alıyor. Eserin koro şefi ise Paolo Villa.

14. yüzyıl İngilteresi’nde geçen ‘Falstaff’, bu akşam Kadıköy Süreyya Opera Sahnesi’nde prömiyerini gerçekleştirecek.

Kadıköy Süreyya Opera Sahnesi’nde 7 Nisan Cumartesi günü prömiyerini yapacak Falstaff operası, 10, 11, 13, 14, 21, 24 ve 25 Nisan tarihlerinde de sahnelenecek.

selin-nardemir-resital

 

30 Nisan 2017 Pazar günü saat 18:00 ‘da Selin Nardemir Viyolonsel Resitali Leyla Gencer Operasında yapılacaktır. Biletler Tam 23 TL , Öğrenci 8 TL ‘dir. Biletleri buraya tıklayarak satın alabilirsiniz.

Selin Nardemir Viyolonsel Resitali, 30 Nisan’da Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi sahnesinde…

1993 yılında İstanbul’da doğan Selin Nardemir,2002 yılında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda viyolonsel eğitimine Prof. Sevil Gökdağ ile başlamıştır. Konservatuvar’daki eğitim yıllarında ; Prof. Yovan Markovitch,Iştvan Varga,Laressa Groeneveld,Henrik Brendstrup,Daniel Müller Schott,Anatoli Krastev,Erkki Lahesmaa,Alexander Hülshoff,Jiri Barta’nın ustalık sınıflarına katılmıştır.

Katıldığı 16. Edirne Uluslararası Genç Müzisyenler Oda Müziği Yarışması’nda ÜÇÜNCÜLÜK (2014),Bulgaristan’da düzenlenen 18. Uluslararası Dobrich Genç Müzisyenler Viyolonsel Yarışması’nda İKİNCİLİK (2014),ayrıca Yamaha’nın düzenlediği Genç Müzisyenler Yarışması kazanmış ve ödül almıştır.

İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Senfoni Orkestrası ile Edward Elgar Viyolonsel Konçertosu’nun ilk iki bölümünü seslendirmiş (2014) ,Pera Müzik,Tahta Üflemeli Sazlar (Woodwinds) festivallerinde,Aksanat Genç Yetenekler konserinde yer almıştır.

İlk orkestra deneyimine Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası ile başlamıştır, 2016’dan beri de Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ve Cihat Aşkın Ensemble grubu üyesidir.Ayrıca İş Sanat’ın Milli Reasürans’ta düzenlenen bu yılki Parlayan Yıldızlar serisinde yer alacaktır. Lise ve üniversite eğitimini okul birincisi olarak bitiren ve Lisans II ‘den beri Türk Eğitim Vakfı üstün başarı bursiyeri olan Nardemir,halen yüksek lisans eğitimine Prof. Sevil Gökdağ’ın viyolonsel sınıfında devam etmektedir.

burcu-isil-oguz-erkan-basa

Marmara üniversitesinin topluma hizmet etkinliği kapsamında Kazım Karabekir (Erenköy) Kültür Sanat Merkezinde  Doç. Dr. Zuhal Özcengiz önderliğinde gerçekleştirilen “Geçmişten günümüze resim ve müzik alanındaki gelişmeler” adlı konser etkinliğinde piyano ve şan eğitmenimiz Işıl Oğuz ‘da yer almıştır. Kendisini Nar Sanat ailesi adına Etkinlik Koordinatörümüz Erkan Başa ziyaret etmiş ve sürpriz yapmıştır. Mart ve Nisan ayında da konserin tekrarı yapılacaktır. Hocamıza başarılarının ve sosyal projelerinin devamını dileriz..

 

KONSER İÇERİĞİ

İLKEL TOPLULUKLAR (ESAT MERT KOÇ Ortaçağ’ın sonuna kadar sunacak.)

İlkel topluluklarda yaratıcılığın temel ögesi doğaydı. İnsanlar hayvanların benzerlerini mağara duvarlarına ve kayalara resmediyorlardı. Taşlara ve kemik parçalarına vurarak değişik sesler çıkartıyorlardı. İlkel topluluklarda müzik ve resmin başlangıcı bu şekilde olmuştur.

ANTİK MISIR (İ.Ö 4000)

RESİM__Eski Mısır dünyasında resim sanatı edebi, sürekli ve kutsal olanı ifade etmek için kullanılmıştır. Mısır resim sanatı örneklerini, büyük tapınaklar ve mezar anıtları içinde yer almasının nedeni de budur.

MÜZİK__ Mısır tarihinde müziğin önemini, kazılarda bulunmuş çalgılardan ve tapınak duvarlarındaki resimlerden öğreniyoruz. Mısırlıların gelişmiş bir dans kültürü olduğu,özellikle kadınların şarkı söyleyerek dans ettikleri de belgeleniyor.

ANTİK YUNAN

RESİM__ M.Ö. 7. yy sonları ve 6. y.y. da siyah figür tekniği, sonraki dönemlerde ise kırmızı figür tekniği kullanılmıştır. Yunanlıların günlük ihtiyaçları için yapmış oldukları vazolarda, resim ve nakış sanatı için önemli belgelerdir.

MÜZİK__ Antik Yunanlıların müzikleri hakkında son yüzyılda pek çok malzeme ortaya çıkarılmıştır. Bu dönemde müzik hastalıkların tedavisinde de kullanılıyordu. Hipokrates yaklaşık 2400 yıl önce bazı hastalıkların tedavisi için, hastaları ilahilerle tapınağa götürüyordu.

ANTİK ROMA (M.Ö 9. yy -1453)

Roma uygarlığı, kültürel olarak yoğun biçimde ilham ve örnek aldığı Antik Yunan ile birlikte “klasik antikite”ye dahil edilir. Antik Roma Batı dünyasındaki hukuk,savaş, sanat, edebiyat, mimari, teknoloji ve dil konularının gelişimine büyük katkıda bulunmuştur ve hâlen de günümüz dünyası üzerinde büyük etkiye sahiptir.

ORTA ÇAĞ (476-1400)

RESİM__ Ortaçağ’ın en belirli resim akımını Bizans sanatıdır. “İkon” adı verilen tablo halindeki aziz resimleri de Ortaçağ Avrupa resmi gelişmesini etkilemiştir.Ortaçağ resmi başlangıçta altın zemin üzerinde, mekansız, ağırlıksız figürleri ile Bizans sanatından gelme bir tabiat uzaklığı, dini-mistik hava içindeyken, yavaş yavaş bu resim akımlarında doğaya yaklaşma başlar

MÜZİK__Orta Çağ, Antik Çağ ile Rönesans’ın arasındaki dönemi kapsayan ve müziğin gelişimini etkileyen bir dönemdir. Bu dönem karanlık çağ olarakta adlandırılır.Bunun sebebi kilisenin aşırı baskısıdır.Bu dönemde en önemli çalgı insan sesidir ve şarkı sözleri incilden alınmıştır.

RÖNESANS (Yeniden Doğuş) –  (SEFER TURAN sunucak)

Avrupa’da 1000 yıllık karanlık Ortaçağ sonrası katolik kilisesinin acımasız hakimiyetini kaybettiği ve  insanların hümanizmayla birlikte özgürlüklerini yeniden kazandıkları ve bu özgürlükle birlikte özellikle sanatta baskıcılıktan ve yasaklardan dolayı bin yılın biriktirdiği sanat eserlerinin onlarca yıl içinde ortaya çıktığı bir dönemdir.

RESİM__ Leonardo Da VİNCİ (1452-1519) insanlık tarihinin şahit olduğu tüm çağlara hitap edebilen en önemli tasarım, ressam ve mucitlerindendir. Rönesans döneminde doğadaki altın oran düzenini sanatına yansıtarak insanlığın fikri ve sanatsal gelişiminin belkide en önemli ivmesini gerçekleştirmiştir.

MÜZİK__Guilio CACCİNİ (1550-1618) bu dönemde konusu ilk din dışı şarkılar olan madrigallerin en ünlü bestecilerindendir. Amarilli mia bella en ünlü madrigalidir. ( Sefer Turan AMARİLLİ eserini seslendirecek.)

BAROK  DÖNEM (1600-1750) (AYHAN DOĞAN sunacak)

RESİM__ Barok resimde ışık bütün resim yüzeyine aynı ölçüde dağılmaz ve parçalar halinde yansır. Savrulan uçuşan hareketli figürler , eğri çizgiler oluşturacak biçimde resme yerleştirilmiştir.

MÜZİK__Barok müzik , armoninin açık seçik olmadığı , modülasyonlar ve uyumsuzlukla dolu entonasyon güç ve hareketi zor olan müziktir. Müzikteki başlıca büyük yeniliği “fonksiyonel tonalite” kavramının çok geliştirilmesindedir.

GİOVANNİ PAOLO PANİNİ (1691-1765)

Barok Dönemde yaşamış ve o dönemin özelliklerini eserlerine yansıtarak günümüze kadar ulaştırabilmiş İtalyan ressamdır. Eserlerinde daha çok içinde bulunduğu mekanların tasvirini yapmıştır. Roma Antigua adlı eserini birçok yap-bozun üstünde görmek mümkündür.

JOHANN SEBASTİAN BACH (1685-1750)

Alman barok müzik bestecisi Bach köklü Alman stillerini , özellikle İtalya ve Fransa gibi dış ülkelerden aldığı ritm, form, armoni ve kontrpuan birikimleri ile müzikal motiflerin organizasyonundaki ustalığıyla geliştirmiştir. Eserleri arasında konçertoları , varyasyonları ,si minör missa , 2 çile ve 200 tanesi günümüze kadar ulaşmış 300 den fazla kantatı bulunmaktadır. (AYHAN DOĞAN Bach sol minör menüet çalacaktır.)

MİCHELANGELO CARAVAGGİO  (1573-1610) (MELİKE GÜZEL sunacak)

İtalyan ressam, aşırı gerçekçilikle yarattığı eserler dışında duygusal anlatımlı dinsel resimler de yapmıştır. Işığın kullanımında yenilik getirerek  karanlık alana, tek kaynaktan kuvvetli bir ışık vermeyi yeğlemiştir.

George Frideric Handel (1685-1759)

Alman bestecisidir, Su müziği, Havai Fişekler için müzik ve Mesih gibi eserleriyle Barok dönemin en büyük bestecilerinden biri sayılmıştır. Almira operasıyla  besteci olarak ilk başarılarını kazanmıştır. 40’tan fazla opera  ve oratoryo bestelemiş. Ayrıca orkestra müziği ve solo çalgılar için birçok eser yazmıştır. (Melike Güzel Handel sol minör sonata çalacak.)

 

KLASİK DÖNEM (1750-1827) (BURCU IŞIL OĞUZ sunacak)

RESİM__ Resimde insan, bir mekan içinde gösterilir. Yüzlerin ifadesi heykelde olduğu gibi iç duyguları yansıtmaz. Resimlerde, tek bir noktadan gelen ışık değil, tablonun her tarafını aydınlatan üniversal ışık önem kazanır.

MÜZİK__ Barok müziğin süslü anlatımı yerini sadeliğe bırakmıştır. Kontrpuantal yazım yerini homophoneye bırakmıştır. Orkestra müziği gelişmiştir. Piyano icat edilmiş ve piyano için besteler yapılmıştır.

JACQUES-LOUİS DAVİD (1748-1825)

Dönemin önemli ressamlarından biridir. Döneme damgasını vuran rokaka akımının ve Fransız ihtilanin etkileri eserlerinde görülür.

WOLFGANG AMADEUS MOZART (1756-1791)

Dönemin ünlü bestecilerindendir. Eserlerinde dönemin getirisi olan yalın müziği ve akıcı melodileri işleyişi göze çarpmaktadır. Opera buffa ve opera seria tarzlarında operalar yazmıştır. Senfoni, solo konçerto, oda orkestrası, yaylı kuartet ve yaylı kentet ve piyano sonatları da vardır. Ömrüne 626 eser sığdırmıştır. ( Burcu Işıl Oğuz Mozart – Als Luise seslendirecek.)

ANTOİNE – JEAN GROS (1771-1835) (ESAT MERT KOÇ sunacak.)

Fransız asıllı ressamdır. Minyatür ressamı olan babası tarafından 6 yaşında eğitilmeye başladı. 1785’in sonuna doğru jacques Louis David’in atölyesine katıldı. Yaşadığı dönem ve siyasi durumdan kaynaklı olarak genellikle; devlet liderleri, savaşlar ve meclis üyelerinin portelerini çiziyordu.

LUDWIG VAN BEETHOVEN (1770-1827)

Alman besteci ve müzisyendir. Yaşamı boyunca çeşitli sağlık problemleri çeken Beethoven 1801 yılında işitme problemleri yaşamaya başlamıştır. Bu süre zarfında çok sayıda piyano sonatı ve konçertolar bestelemiş bir de Fidelio adında opera yazmıştır. 1817’de tamamen sağır olan Beethoven yazdığı 9 senfoninin bir kısmını sağır olduğu zamanlarda yazmıştır. Hayatta çeşitli zorluklar yaşaması onun müzikal karakterini belirlemiştir. Besteleriyle kendinden sonraki dönem olan romantik dönem için önemli temeller atan Beethoven müziği aşırı belirgin duygu geçişleriyle, gerilen ve çözülen akorlarla bilinir.( Esat Mert Koç Beethoven – Pathetique sonat 2. bölüm çalacak.)

ROMANTİK DÖNEM (SEDEN CANALP sunacak.)

Romantizm dönem olarak, 19. yüzyılın başlarından 20. yüzyılın başlarına kadar geçen süreyi kapsar. 19. yüzyılla birlikte besteciler eserlerini yazarken romantik romanlar ve dramalardan etkilenmeye başlamışlardır. Bu özellikle opera ve senfonik şiirlerde göze çarpmaktadır.

JEAN AUGUSTE DOMİNİQUE INGRE

29 Ağustos 1780 yılında Toulouse yakınlarında Montauban’da dünyaya geldi. Babası dekoratif işler yapan bir heykeltraş idi. Böylece Dominique İngres on yaşlarındayken babasın¬dan ilk resim derslerini aldı. Hayatının son senelerindeki en büyük eseri, bü¬tün çıplaklarını kapsayan  Türk Hamamı adlı tablosu oldu.

FRANZ SCHUBERT

Yaklaşık 600’ün üzerinde şarkı, 9 senfoni (ünlü “Bitmemiş Senfoni”nin de içlerinde bulunduğu), operalar, çok sayıda oda müziği ve piyano parçaları bestelemiştir. Schubert’in müziği, hümanist özelliğiyle insanları kucaklar. İnanılmaz bir melodi zenginliği vardır. Schubert’in müzik dünyasına en önemli katkısı lied alanındadır.600 kadar liediyle kendinden önce Viyana Klasikleri’nin, yani Mozart, Haydn ve Beethoven’in sistemleşmiş çalışmalarını aştı, yeni bir biçimin sağlam temellerini attı. (Seden Canalp Schubert – Sarabande çalacak.)

Francisco Goya (30 Mart 1746 – 16 Nisan1828) (SELİN ECE KARAAĞAÇ sunacak.)

Romantik dönemin en önemli ressamlarından biri olan Francisco Goya, 30 Mart 1746’da Zaragoza’da doğmuştur. İlk resim denemelerini  Zaragoza’da yapmıştır. Başlangıçta  portre çalışmalarını manzara resimlerine tercih eden Goya, zamanla ilgisini kişilerin iç dünyalarına yöneltti. (Selin Ece Karaağaç Schubert – Die Forelle seslendirecek. Not : Seden de schubert çaldığı için ressam hakkında bilgi verip eserine bağlayacaktır. )

HENRİ MATİSSE (31 Aralık 1869 – 3 Kasım 1954) (BURAK OTLU sunacak.)

  1. yüzyılın en önemli ressamlarından olan Matisse renkleri büyük bir ustalıkla kullanışıyla Picasso ve Kandinsky ile birlikte, modern sanatın en büyük sanatçılarından biri kabul edilir. Fovist akımın öncülerindendir.

SERGEY RAHMANİNOV (01 Nisan 1873 – 28 Mart 1943)

Sergey Rahmaninov, Sergey Rahmaninov 20. yüzyılın en büyük piyanist ve bestecilerinden birisidir.İlk önemli eseri 1895-1896’da yazdığı Re Minor 1. Senfoni’dir. (Burak Otlu Rachmaninov – Vocalise çalacak.)

PAUL CEZANNE (19 Ocak 1839 – 22 Ekim 1906)  (GÜL SIVACI sunacak.)

30 mart 1746 da  Zaragoza da doğmuştur. İlk resim denemelerini Zaragoza da yapmıştır. Başlangıçta portre çalışmalarını manzara resimlerine, tercih eden sanatkar, zamanla ilgisini kişilerin iç dünyalarına yöneltti.

CAMİLLE SAİNT SEANS (1835-1921)

Fransız bestecidir. Orkestra şefi ve piyanisttir. Saint-Seans’ in opera, senfoniler, konçerto, şarkılar, solo piyano ve oda müziği gibi neredeyse tüm türlerde yazdığı eserler 19. yüzyıl Fransız bestecileri arasında bir anormallikti. (Gül Sıvacı Camille – Kuğu çalacak.)

ÇAĞDAŞ DÖNEM (1900 ve Günümüz) (CEM ONAT TAYLAN sunacak.)

Resim : Birçok sanat akımının bir arada toplandığı dönemdir. Bu dönemde vurgulanan en önemli olgu resimde bulunan disiplinlerin kendine has yöntemlerini, disiplinin kendisini eleştirmek için kullanmak olduğu ve bundaki amacın ise o  disiplini geliştirmek ve önemini arttırmak olduğunu söyleyebiliriz. Aynı zamanda doğadaki görüntülerin takliti yavaş yavaş bırakılmış, temsil ikinci plana atılmıştır. Gelinen en son nokta ise; insan elinin izlerini tümden kaldırarak dümdüz tek renge boyanan, böylece içerikten arındırılmaları amaçlanan tuvallerdir.

Müzik: Bu dönem; teknikte, ifadede, biçimde, stilde, içerikte, özde tüm kuralların eğilip bükülmeye, eriyip çökmeye başladığı dönemdir. Belli bir stil veya kalıp yoktur. Birçok besteci müziğin kurallarını tekrar değiştirip farklı tekniklerde başarılı örnekler sunmuşlardır. Sadece orkestral müzikte değil, sahne müziklerinde de yenilikler yapılmıştır. Son olarak teknolojideki gelişmeler ile beraber müzik salona gidemeyen milyonları dinleyici haline getirmiştir.

PABLO PİCASSO (1881-1973)

  1. yüzyılın en önemli ressamlarından biri olan Picasso bir kalıp halinde çalışmak yerine parçaları bir araya getirme tekniği ile de bilinmektedir. Picasso nun amacı tutarlılık portresi çıkarmak yerine, his ve duyguların doruk noktasını yakalamaktı. Kübizmin önemli bir temsilcisidir. Bu yüzden eserlerinde doğa olgusunun olduğu gibi yansıtılmaması gerektiğini öne süren, nesneleri geometrik bir biçimle yansıtan bir anlayışa sahiptir. Eserlerinde metaforlar kullanarak gizlenmiş şekilde hikayelerde anlatmaktadır.

FREDERICK LOEWE   (10 Haziran 1901-14 Şubat 1988)

Viyana müzikal stilini benimsemiştir. ‘Fritz’  15 yaşına geldiğinde popüler bir şarkı olan ‘Katrina’ yı bestelemiştir. Film müzikalin den 9 akademi ödülü kazanmıştır. (Cem Onat Taylan Loewe – Ascot Gavotte çalacak.)

MARC CHAGALL (1887- 1985) (ÖZLEM ASİLTÜRK sunacak.)

Rus asıllı Fransız ressam. 1.Dünya Savaşı öncesinde Paris’teki avangard akımlara dahil oldu, fakat çalışmaları, kübizm ve fovizm gibi akımlara daha yakındır. Eserlerinde ülkesine ait folklorik öğeler göze çarpar. Birinci Dünya Savaşı öncesinde Paris’ te avantgart akımlara dahil oldu fakat çalışmaları, diğerleri ile karşılaştırınca kübizm ve fovizm gibi popüler sanat hareketlerine daha yakındı.

JUAN JOSE BUSCAGLİA (1893-1958)

Arjantin’ li gitarist ve şarkıcı. Chagall gibi, ülkesi Arjantin’in ulusal müzik türü olan ve folklorik motifler taşıyan milonga ve tango türünde besteler yapmıştır. (Özlem Asiltürk Buscaglia – Milonga çalacak.)

sanat-zanaat

Telaffuzu birbirine bu kadar benzemesine ve birçok kişi tarafından aynı anlamlara geldiği düşünülmesine rağmen aslında sanat ve zanaat aynı şeyler değildir. Birbirleri ile benzerlikleri olmasına karşın ikisi de farklı şeylerdir. Bu yazımızda sizlerle sanatın ve zanaatın ne anlama geldiğini paylaşacak, ardından sanat ile zanaat arasındaki farklara değineceğiz. Ardından sanat ve zanaat hakkında bilinmesi gerekenleri sizlerle paylaşıp, yazımızı dünyaca ünlü sanat eseri örnekleri ile sonlandırcağız.

Sanat Nedir?

Öncelikle sanatın ne anlama geldiği ile başlayalım. Sanat, insanların hayal dünyasında yer alan güzellikleri, duygularını, düşüncelerini, yaşadıklarını ya da hissettiklerini görsel, biçimsel ve sözel yöntemlerle ifade etmesidir. Şiirler, resimler, opera parçaları ya da heykeller sanat eserleri arasında sayılabilir. Günümüzde birkaç şarkısı olan kişilere de sanatçı denilmektedir. Ancak elbette bir sanat eseri ortaya çıkarmak ve sanatçı olarak anılabilmek bu kadar kolay değildir.

Zanaat Nedir?

İnsanların maddeye olan ihtiyaçlarını gidermek için yapılan, eğitim, beceri, deneyim ve ustalık gerektiren işlere ise zanaat denilmektedir. Mobilya ustalığı, ayakkabı ustalığı, kuyumculuk, terzilik, marangozluk, bakırcılık ve çömlekçilik zanaata örnek olarak verilebilir. El becerileri ve ustalıkları sebebiyle tarih boyunca önemli bir yere sahip olan zanaatkârların sayısı, seri üretimin bu denli arttığı günümüzde ne yazık ki azalmıştır.

Sanat ve Zanaat Arasındaki Farklar Nelerdir?

Sanat ve zanaatın anlamlarından sonra sıra geldi bu iki kavram arasındaki farkların neler olduğuna. Aşağıda sizin için derlediğimiz farkları okuduktan sonra sanat ve zanaatı kolaylıkla ayırt edebileceksiniz.

  • Sanat eserleri genellikle tektir ve eşi yoktur. Leonardo Da Vinci birden fazla Mona Lisa çizmemiş ya da Orhan Veli iki tane İstanbul’u Dinliyorum şiiri yazmamıştır. Zanaat eserleri ise birden fazladır ve istendiği zaman sayısı arttırılabilir. Hatta bir zanaatkârın yaptığı şeyi bir başka zanaatkâr da kolaylıkla yapabilir. Bu sebeple de zanaatte pek de fazla özgünlükten söz edilemez ve birbirinin tamamen aynı olan eserler seri bir şekilde üretilebilir. Dolayısıyla sanatta önemli kavramlar olan orijinal ve kopyadan, zanaatte bahsedilmez.
  • Sanatta yaratıcılık önemli rol oynarken, zanaatte yaratıcılığa gerek yoktur ama eğitim ve ustalık önemli role sahiptir.
  • Sanat eserleri kendine özgüdür ve her sanatçının kendine has bir tarzı vardır. Zanaatte ise aynı şeylerin sürekli olarak yenileri yapılır. Mesela Gaziantep’teki bakırcılara farklı senelerde gittiğinizde aynı ürünleri bulabilirsiniz. Çünkü zanaatkârlar ürünler satıldıkça aynılarını tekrar yapmaktadırlar.
  • Sanatçı eserlerini meydana getirirken hislerine göre hareket eder ve gerekirse eserini değiştirir. Zanaatkar ise belirli bir plan ve program dahilinde eserlerini meydana getirir.
  • Sanat eserinin yapılmasının ana amacı güzellik ve estetikken, zanaatçı eserini bir fayda sağlamak ve para karşılığı satmak için meydana getirir.
  • Sanat eseri para için yapılmaz, ancak zanaat eserinin yapılış amacı para kazanmaktır. Zaten zanaatkârlık bir meslektir ve bu sebeple de zanaatçı doğal olarak para kazanmayı hedefler.

Tüm bu farklılıklara karşın sanat ve zanaat arasında benzerlikler de vardır. Bilinen en önemli benzerlik ise her ikisinin de yetenek gerektirmesi ve el emeği olmasıdır. Ayrıca hem sanat hem de zanaat beceri gerektirir ve yine her ikisinin de temelinde tasarım yatmaktadır.

Sanat ve Zanaat Hakkında Bilinmesi Gerekenler

  • Bir kişinin zanaatkâr olarak adlandırılabilmesi için el becerisi gerektiren bir ürünü üretmesi gerekir. Yani böyle bir ürünü sadece satan ama üretmeyen kişiye zanaatkâr denilemez.
  • Ahşap oyma ustası, kumaş boyacısı, taş ustası, terzi, demirci ve silah ustası zanaatkârlara örnek olarak gösterilebilir.
  • Zanaatkârlık insanoğlunun ilk taş aletlerini yapması ile başlamıştır.
  • Sanat anlık bir şöhret elde etme işi değildir ve bir kişinin sanatçı olarak anılabilmesi için kalıcı olması gerekmektedir. Bu anlamda sanatçı denildiğinde bizim ilk aklımıza gelen isimlerden bazıları Pablo Picasso, Fikret Mualla, Mimar Sinan, Abidin Dino, İbrahim Çallı, Van Gogh, Salvador Dali, Auguste Rodin, Leyla Gencer, Pavarotti ve Maria Callas’tır. Peki, sanatçı denildiğinde sizin ilk aklınıza gelen isimler hangileri? Ya da medyada sıkça gördüğümüz isimlerden bazılarına sanatçı diyebilir miyiz?

Dünyaca Ünlü Sanat Eserlerinden Bazıları

  • Mona Lisa – Leonardo Da Vinci
  • Nilüferler – Claude Monet
  • İnci Küpeli Kız – Jan Vermeer
  • Gece Devriyesi – Rembrandt
  • Hz. Davud Heykeli – Michelangelo
  • Son Akşam Yemeği – Leonardo Da Vinci
  • Düşünen Adam – Auguste Rodin
  • Öpücük – Gustav Klimt
  • Belleğin Azmi – Salvador Dali
  • Gold Marilyn Monroe – Andy Warhol
  • Pleta – Müchelangelo
  • Kaplumbağa Terbiyecisi – Osman Hamdi Bey
  • Adada Gezintiye Çıkan Kadınlar – İbrahim Çallı