Yazılar

Çocukların – Gençlerin sanat eğitiminden öğrendiği 10 temel beceri

İnternette sanat ve çocuk/geç konusu ile ilgili gezinti yaparken bir yazıya  rastladım ve bunu sizlerle paylaşmak istedim. Zaman zaman İtalik olarak kendi görüşlerimin de ekli olduğunu yazara saygı anlamında bilmenizi isterim. Elbette ki çeviriyi yaparken temel kavramdan uzaklaşmadan kendi ülke koşullarımızı göz önüne alarak temel kavramları çevirmeye gayret ettim.

yaratici-drama-genc

İyi okumalar ve teşekkürler ; Valeri   Strauss (Orijinal yazı için lütfen tıklayınız)

“Eğitim üstadları (!) genel olarak fen, matematik, teknoloji ve mühendislik ile konularda yetişmiş eleman ihtiyacının fazla olduğunu dolaysıyla da bu konuda takıntı halde daha çok öğretmene ihtiyaç olduğundan bahsederler. (Öğretmen atamaları yapılmasa dahi-Editör notu) Tüm saygın insanlar konferanslar, söyleşiler ve makaleler yazar kararlar alırlar. Oysa sanat alanında eğitimcinin kalitesini artırmaya ya da daha fazla eğitmen/ öğretmen yetiştirmek ve görevlendirme konusu hep göz ardı edilir. (Editör: Ülkemizde daha ileri gidip müzik eğitim fakültelerinin kapatılması için gayretkeşlik yapanlarda cabacı, bu da yetmezmiş gibi resim, müzik gibi dallarda yeterince kadro açılmayarak bu derslerin tabiri caizse göstermelik olarak  programa konması gibi veya başka mesleklerden öğretmenlere  30 günlük müzik eğitimi(!) vererek müzik dersine sokmak gibi zekice şeylerde uygulanabilmekte )

Oysa çocuklar/gençler sanattan çok şey öğrenir. Sanat, kendi asıl değerleri dışında çocuklara akademik başarı ve genel anlamda hayatta başarı kazanmaları için çok önemli beceriler de kazandırır.

çocuk orkestra

1- Yaratıcılık – Kişisel zekalarını  kullanarak düşünmek, olaylara farklı bakış açılırı ile yaklaşmak ve “ resmin dışında çıkarak” düşünmek, çocuğunuzun diğer çocuklardan farklılaşması ve bireyselleşmesini sağlamak, farkındalığını artırmasını sağlayacaktır. Sanat eğitimi alacak çocuk/genç bir monoloğu,  örneğin resim dersinde; bir anısını çizgilere farklı şekillerde kağıda dökmeye çalışması veya bir ritimi “ben olsaydım” nasıl çalardım şeklinde düşünmeyi öğrenebilecek veya yorumlayabilecektir.. Yaratıcı düşünme pratiğini yeterli derecede tekrarlayan genç için bu durumu gelecekte kariyerine taşıyacak ve bu durum onun için doğal bir eylem olacaktır.

2-Özgüven – Tiyatro çalışmaları ile geliştirilen beceriler, sadece ikna edici bir mesaj iletmek için faydalı değildir, aynı zamanda  olası olayların kontrolünü ele almayı sağlayarak özgüveninin artmasını da sağlayacaktır. Tiyatro eğitimi, çocukların kendi güvenli bölgelerinden dışarı çıkmaları için bir anlamda alıştırma yapmalarını sağlar. Ayrıca bu çalışmalar esnasında hata yapmalarına imkan verirken, provalarda bu hatalardan ders çıkartarak öğrenmelerini de gerçekleştirir.

3-Problem Çözme – Sanatsal yaratıcılık çocuğun problem çözüm yöntemlerine sahip olmasını da sağlar. Örenğin eğer kil ile bir şeyler deneyecekse; “Bu kili nasıl heykele dönüştürebilirim?” “Belirli bir duyguyu dansa ile nasıl ifade edebilirim?, “Canlandıracağım karakter böyle bir durumda nasıl tepki verir?” Aslında çocuklar sanat ile ilgili çalışmaların içindeyken farkına bile varmadan sürekli olarak problem çözmeye teşvik edilirler. Tüm bu problem çözme pratiği elbette mantık yürütme ve anlama becerilerini de geliştirir.  Problem çözme becerisi, çocukların büyüyünce seçecekleri hemen her meslekte ihtiyaç duyabilecekleri yatsınamaz derecede önemli birbeceridir.

çocuk-müzik4-Kararlılık ve Azim – Çocuk eline ilk kez bir keman aldığında hemen Bach’ın bir eserini  çalamayacağının bilincine de varır. Çocuk öğrendiklerini tekrarladıkça, çalıştıkça çalma becerisini geliştirir. Bu sayede pes etmemek gerektiğini Bach’ın konçertosunun artık eskisi kadar kendisine uzak olmadığını keşfeder. Herkonuda rekabetin yoğun olduğu ve insanların sürekli yeni beceriler geliştirmesinin beklendiği bir dünyada, azim ve kararlılığın başarıya ulaşmakta çok hayati bir özellik olduğunu deneyimleyerek öğrenir.

5-Odaklanma – Odaklanmayı öğrenmen en güzel yollarından biri elbette bireysel olarak öğrendiği müzik aletinde belirli bir aşamadan sonra örneğin orkestra veya eşlikli çalışma ile bir gruba dahil olmak veya ortak çalışmalara katılmaktır.. Dinleme ile eşlik etme arasındaki dengeyi korumak, ciddi bir konsantrasyon ve odaklanma gerektirir. Bir grupta veya orkestrada ilerleyen zamanda  müzik çalışması yapmak, her öğrencinin sadece kendi rolünü düşünmesini değil, aynı zamanda kendi rolünün yaratılan eserin büyük resmine nasıl katkı yaptığını düşünmelerini de gerektirir veya etkinliklerde sahne alma ile de benzer duygu durum yaşanabilmekte. Yapılan araştırmalar, sanat çalışmalarına katılmanın, çocukların yaşamın farklı yönlerine odaklanma becerileri geliştirmelerini sağladığını ortaya koymaktadır

6-Sözsüz İletişim – Tiyatro ve dans eğitim ve çalışmaları ile çocuklar beden dili sistematiğini çözmeyi öğrenir ve pekiştirirler.  Birtakım hareketlerle iletişimin farklı boyutlarını ve yollarını keşfederler ve bu hareketlerin nasıl farklı duygularla iletişim kurmalarını sağladığını hissederler. Keşfettikleri bu algıyı  eğitmenlerin desteğiyle canlandırdıkları karakterleri etkili bir şekilde ortaya koyarak performans becerisine dönüştürüp aktarmayı öğrenirler..

resim çizen çocuk7-Yapıcı geri bildirim almak –  Her sanat eğitimin en olağan parçası bir performans ve ya görsel sanat eseri hakkında yapıcı geri bildirim almaktır. Çocuklar, geri bildirimin öğrenmenin bir parçası olduğunu, geri bildirim sonucu olası eleştiride gücenilecek bir şey olmadığını ve kişisel olarak algılanmaması gerektiğini öğrenirler. Geri bildirimin çok faydalı olduğu kavranılır. Geri bildirimle esas amaç, beceri geliştirmektir ve değerlendirme bu sürecin her adımına dahildir.

8-İşbirliği – Çoğu sanat dalının doğasında iş birliği yatar. Sanat sayesinde çocuklar birlikte çalışmayı, sorumluluk paylaşmayı, ortak bir hedefe ulaşmak için diğerleriyle uzlaşmayı öğrenirler. Bir çocuk bir müzik topluluğunda bir enstrüman çalıyorsa veya bir tiyatro ya da dans ekibinde bir rolü varsa, kendi katkılarının grubun başarısı için gerekli olduğunu anlamaya başlar. Bu deneyimler sayesinde çocuklar özgüven kazanır ve katkılarının değerli olduğunu öğrenirler.

9-Kendini adama Çocuklar çabalarının bitmiş bir esere ya da performansa dönüştüğünü gördüklerinde, bir işe kendini adamayı, başarı duygusuyla birleştirmeyi öğrenirler. Ayrıca provalara/derse zamanında katılmak, başkalarının katkılarına saygı duymak ve bir işin başarıyla sonuçlanması için emek vermek gibi oldukça sağlıklı çalışma ve disipline olma alışkanlıkları kazanırlar.

10-Sorumluluk üstlenme– Çocuklar iş birliği yaparak bir şeyler yaratma çalışması yaptıklarında, kendi eylemlerinin başka insanları etkilemesi fikrine de alışırlar. Sanat aracılığıyla çocuklar aynı zamanda hata yaptığını kabul etmenin önemli olduğunu ve hataların sorumluluğunu almayı öğrenirler. Hatalar, sanatta öğrenme sürecinin en olağan parçası olduğu için çocuklar hataların yapılabileceğini görmeye başlarlar. Hataları kabul ederiz, onlardan öğreniriz ve sonra yolumuza devam ederiz.   ”

 

 

Sakın “Şimdi ki Çocuklar Harika” demeyin! Sansür mansür!

Başlık bir yana “Devlet görevlileri ve telefona sarılanların içtiyse aynısını içmek isteyen bir sürü insan olduğuna” eminiz. Bazı şeyler ileri giderken “bağzı ” şeyler neden geri gidiyor ? Elbete her şeyi ihbar eden, edilen ihbarın anlamlı olup olmadığına bakmayan “bağzı” beyinlerin algısının durumu yazmaya dahi gerek yok.

komik kedi

Aziz Nesin’in bugüne dek yüzbinlerce baskısı yapılan ‘Şimdiki Çocuklar Harika‘ kitabını öğrencilerine tavsiye eden 13 Türkçe öğretmeni hakkında, ‘kitabın küfürlü ve Türk aile yapısına uygun olmayan’ içeriğe sahip olduğu iddiasıyla soruşturma açıldı.

şoka giren kedi

Ne, Kim, nasıl yani, n’olmuş ki?

‘Birtakım değer yargılarının yanlışlığını anlatıyor’

Nesin’in “Salt çocuklar için değil, ana babalar ile öğretmenler için de yazdım” dediği kitap, Birgün gazetesinin‘Şimdiki faşistler bir harika’ başlığıyla manşete taşıdığı habere göre, İstanbul’da MEB Bahçelievler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı Kumport Ortaokulu’nun Türkçe öğretmenlerinin 5′inci ve 6′ıncı sınıf öğrencileri için hazırladığı kitap tavsiye listesinde yer alıyordu.

Öğretmenler, tavsiye listesindeki tanıtımda da kitabı şöyle anlatmıştı: “Bu roman, çocukların büyüklerine karşı haklarını ve kendilerini savunmalarıdır. Bu roman, çocuk eğitiminde gerekli sanılan, günümüzde geçerli birtakım değer yargılarının yanlışlığını anlatıyor.

”Bugün ifade alınacak

Ancak iki öğrenci arasındaki mektupları içeren 1967 tarihli ‘Şimdiki Çocuklar Harika’, ilk kez yayımlanmasından 47 yıl sonra ‘Aziz Nesin’lik‘ bir soruşturmanın konusu oldu. Ccumhuriyet gazetesinin haberine göre, okul yönetimi soruşturmaya gerekçe olarak, MEB’in Alo 147 şikâyet/ihbar hattına velilerden şikâyet gelmesini gösterdi. Okulun Türkçe Zümre Öğretmenler Kurulu Başkanı’nın bugün ifadesi alınacak.

‘MEB’in kendisi tavsiye ediyordu’

Eğitim Sen İstanbul 1 No’lu Şube Yönetim Kurulu üyesi Barış Uluocak ise Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada, “Kitap, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Türkçe öğretmenleri için hazırlanan kılavuz kitapta 5. ve 6. sınıf öğrencileri için tavsiye edilen bir kitap. Tavsiye edilmese de Aziz Nesin kitabı bu” diye konuştu.

“Şimdiki Çocuklar Harika” Kitaplarının bir kaçının görüntüsü

Konusu “Sosyal Medya ve Çocuk” olan bir fuarımız daha oldu

Mart ayında, İstanbul’da yeni bir fuar var. CNR Holding kuruluşu Sine Fuarcılık ile Basın Yayın Birliği işbirliğinde 250 marka ve 150’nin üzerinde yayınevinin ve sivil toplum kuruluşun katılımıyla 1-9 Mart tarihlerinde Yeşilköy’deki CNR EXPO’da CNR Kitap Fuarı düzenlenecek.

çocuk-kitap

Konuya ilişkin yapılan açıklamaya göre, ana teması “Sosyal Medya ve Çocuk” olarak belirlenen fuar, 20 bin metrekare alanda gerçekleştirilecek.

CNR EXPO’da ilk kez düzenlenecek fuarla ilgili bilgi veren Basın Yayın Birliği Başkanı Münir Üstün, sektörün ve özellikle İstanbul’un yeni bir kitap fuarına ihtiyacı olduğunu söyledi.

Üstün, İstanbul için bir kitap fuarının yeterli olmadığını belirterek, “Nihayet Basın Yayın Birliği’nin de çabalarıyla şehrin özlemi sona eriyor. İstanbul’un yeni kitap fuarı, CNR EXPO Yeşilköy’de, şehrin neredeyse kalbinde metro, metrobüs, tramvay, Marmaray gibi tüm majör ulaşım araçlarına yakın bir lokasyonda düzenlenecek” ifadelerini kullandı.

Fuarın çocuk ve yetişkinler için sürpriz etkinlikleri olduğunu aktaran Üstün, şunları kaydetti:

“CNR Kitap Fuarı, her görüşten yayıncının ve kitapseverin buluşacağı tam bir kitap karnavalı halinde geçecek. Kültür dünyamızın pek çok resmi ve gayrı resmi öğesinin içten destekleriyle yayıncıların, kitapseverlerin, İstanbul’un ve İstanbullunun fazlasıyla memnun kalacağını umduğumuz bir fuar düzenleyeceğiz.”

 CNR Kitap Fuarı

okuyan-çocuk Fuar, ziyaretçi ve katılımcılarına imza günleri, tiyatro gösterileri, konferanslar, söyleşiler ile zengin bir içerik sunacak. Fuarın en ilgi çekici etkinlikleri ise ana teması “Okullar Yarışıyor” ve “buhangikitap.com” üzerinden gerçekleştirilecek yarışmalar olacak. Öğrencilerin sosyal medya üzerinden katılacağı yarışmada çeşitli ödüller dağıtılacak. Telif hakkı ihlallerine ilişkin öğretmelerin geliştireceği projelerin katılabileceği yarışma ise “buhangikitap.com” üzerinden gerçekleşecek

Fuara 250 marka ve 150’nin üzerinde yayınevi katılacak. Fuarda çocuk, eğitim, dini ve dünyaca ünlü yayınevlerine ait kitaplar sergilenecek. Öğretmenler, öğrenciler, yayıncılar, kitabevleri, kütüphaneciler, tercüme büroları, gazeteciler, yazarlar, editörler, yayınevi, yazar telif ajansları ve okurların hedef ziyaretçi olarak belirlendiği fuara giriş ücretsiz olacak.

LCM (London College of Music) Sınav başvurularında son günler

LCM (London College of Music) Sınav başvurularında son günler… Başvurmakta lütfen gecikmeyiniz. Bildiğiniz gibi Bakırköy sınav merkezi olan ÖZEL NAR SANAT EĞİTİM KURSU’na gelerek başvurunuzu gerçekleştirebilir veya LCM sınavlarına yönelik eğitim için kurs kaydı yaptırabilirsiniz. 2013 yılı başarı oranımız tüm dallarda % 100 dür.

London College of Music Sertifikasyon

LCM   SINAVLARINDA UYULMASI  GEREKEN KURALLAR

LCM uygulama ve teori sınavları her yıl Haziran ayında yapılır. (Olağanüstü durumlar dışında)

  1. Tüm kayıt işlemlerinin, kurumsal ve bireysel müracaatların bitiminden sonra sınavların yapılacağı takvim, internet yolu ile ilan olunur.
  2. Kurumsal yapılan işlemlerde her kurum, koordinatörden aldığı sınav tarihini ve bilgilerini kendi sitesinde ve iletişim araçları kanalıyla ilan eder.
  3. Koordinatör kurumsal çalışmayanların sınav takvimini ve diğer bilgilerini de internetten yayınlar
  4. Kurumsal LCM merkezleri sınav için erken başvurularda sınav tarihini seçebilirler.
  5. Kişisel başvurularda ise sınav tarihini şartlarından dolayı değiştirmek isteyenler, koordinatörün sınav tarihini internet sitesinde duyurmasını takip eden 10 gün içerisinde değişiklik yapmak üzere müracaat edebilir.
  6. Sınava gününde gelmeyen adayların sınav hakları yanar, sınav harcı iade edilmez.
  7. Geçerli bir mazereti bulunan ve raporla tespiti yapılarak mazereti kabul edilenlerin sınavı takvim içinde bir başka güne ya da bir dahaki seneye ertelenir. Bu işlem sınavlar başlamadan 1 hafta öncesi ile sınırlıdır. Seneye ertelenen sınavın yarı ücreti mahsup edilir.
  8. Uygulama sınavları sabah 09.00 akşam 17.30 saatleri arasında yapılır.  Adaylar sınav saatlerine uymak zorundadır, bu konuda mazeret kabul edilmez.
  9. Uygulama Sınavlarındaki sınav saatleri tablosu aşağıdaki gibidir:

Sabah                                                     Öğle

            09.00-11.00  / Oturumu 120 dk.          14.00-16.00 / Oturumu 120 dk.       

            11.15-13.00 /  Oturumu 105 dk.          16.15-17.30 / Oturumu 75 dk.       

13 .Seviyelere göre ortalama uygulama sınav süreleri şöyledir;

Prepreparatory,  Step 1, Step 2,               10 dk.                   Grade 6, Grade 7   25 dk

            Grade 1, Grade 2, Grade 3,                     15 dk.                   Grade 8                 30 dk.      

            Grade 4, Grade 5                                     20 dk.                  

 Diploma Sınavları; ALCM, LLCM, FLCM ortalama 60 dakikadır.

  1. Sınava hazırlanan öğrenci veya hazırlayan öğretmen kesinlikle fotokopi doküman kullanamaz. Yasaktır. Fotokopi ile sınava gelen adaylar sınava alınmaz.
  2. Bu olay herhangi bir sınav merkezinde gerçekleşirse o sınav merkezinin hiçbir ihbara gerek kalmadan, sınav merkezi unvanı geri alınır bir daha sınav yapamaz.
  3. Eşlik ihtiyacı veya zorunluluğu olan enstrüman sınavlarında eşlikçiyi bulmak ve çalıştırmak öğrencinin kendisine aittir. Sorumluluk kabul edilmez.
  4. Uygulama sınavı süresinde sırasını bekleyen adaylar, veliler ve öğretmenler bekleme odasında bekler, sınav kapısından içerisi dinlenmez ve sınav kapısında durulmaz.
  5. LCM sınavlarında İngiltere’den gelen komisyonundan başka sınav odasında sadece koordinatörün kontrolündeki çevirmen (tercüman) bulunur.
  6. Uygulama sınavları değerlendirme puanları aşağıdaki gibidir. Sınav değerlendirmeleri 100 tam puan üzerinden yapılmaktadır.

0 – 64 puan Başarısız, 65-74 puan Geçer,75- 84 puan İyi ,  85- 100 puan Çok iyi             

            ALCM, LLCM, FLCM için geçer not en az 75’dir.        

Sınav sonuçları koordinatörün internet sitesinde geçerli puan alan adaylar ilan edilir. Kurumlar ise sınav sonuç bilgilerini kendi duyuru sistemleri ile açıklarlar. Sertifikaları alan kurumlar yapacakları törenle belgeleri dağıtırlar.

london_college_of_music                                                         

LCM SINAVLARI

London College of Music’in Grade ve Diploma Sınavları, sınava girenlere, sahip olduğu bilgi ve beceriyi kanıtlama ve uluslararası geçerliliğe sahip bir belgeye sahip olma imkanı sunmaktadır. LCM, uluslararası düzeyde kabul gören akreditasyon kurumu Ofqual tarafından akredite edilmiştir.

Sınavlar her yıl Haziran ayında yapılır. İngiltere Ulusal Eğitim Bakanlığı denetim elemanları tarafından yapılan LCM sınavlarının uluslararası sınav kurulları içerisinde ciddi bir saygınlığı vardır.

LCM sınavları Qualifications and Curriculum Authority (QCA) (Nitelikler ve Müfredat Kurumu) tarafından ve The National Qualifications Framework (NQF) (Ulusal Kualifikasyon Çerçevesi) standartları doğrultusunda ulusal ve uluslararası akreditasyona sahiptir.

Çok sayıda ülkede uygulanan bu sınavlar, çeşitli seviyeleri, seviyeler için gereken beceri ve bilgi standartları, seviyelerin birbirleriyle bağıntısı ve aşamalı süreçleri ile dünyada eşi benzeri bulunmayan bir yapıdadır.


SINAVLARIN TEMEL ÖZELLIKLERI

1- Grade ve Diploma derecelerinde geniş bir portfolyöye sahiptir. Her çeşit enstrüman için seçenekler bulunmaktadır.
2- Grade 8 derecesi, Ofqual tarafından müzik lisesi mezunu seviyesinde kabul edilmektedir. Adayların bu seviyede elde edecekleri başarı, üniversiteye girişlerinde büyük önem arz etmektedir.

OFQUAL AKREDİTASYONU1- Kurumsal Tanınma Akreditasyon kurumumuz West London Üniversitesi’nin Büyük Britanya’daki Ofqual (Nitelik ve Sınav Düzenleyici Kurum), Galler Bölgesi’ndeki DCELLS ve Kuzey İrlanda’daki CCEA kurumları tarafından tanınırlığı vardır.
2- Nitelik Akreditasyonu Dolayısıyla çok çeşitli konulardaki Grade belgeleri ile performans ve öğretmenlik diplomaları Ofqual, DCELLS ve CCEA tarafından tanınmaktadır. Bu belgelerin tanınması için sınavların, içerik, yürütme, değerlendirme ve raporlama prosedürlerinin kriterlere kesinlikle uygun olması gerekmektedir.

Sistemin seviyeleri Grade ( Derece ) ve Diploma sınavları şeklindedir.
SINAV SEVİYE DEĞERLENDİRME TABLOSU

EŞDEĞER STANDART SEVİYELER LCM SINAVLARIN QF
Seviye 7 FLCM Müzik Performans Master derecesi modülü
Seviye 6 – 7 A seviyesi
Seviye 6 LLCM Müzik Performans ve Müzik Öğretmenliği Üniversitenin son yılı modülü (Lisans)
Seviye 5 ALCM Müzik Performans ve Müzik Öğretmenliği Üniversitenin ikinci yılı modülü (Ön lisans)
Seviye 4 Dip LCM Müzik Performans ve Müzik Öğretmenliği Üniversitenin birinci yılı modülü
Seviye 3 Seviye 8 seviye ( Lise Mezunu )
Seviye 2 Seviye 4 – 5 GCSE Seviyeleri A* – C
Seviye 1 Seviye 1 – 3 GCSE Seviyeleri D – G

LCM ÖĞRENCİ ADAYLARI

London College of Music sınavlarına girmek isteyen öğrenciler başvurularına Eylül ayından itibaren başlayabilirler. Sınav seviyelerinin çalıştıkları öğretmen tarafından belirlenmesi gerekmektedir. Eğitim alınan kurum veya öğretmen bu konuda öğrenci adayına en doğru cevabı verecektir. Başvuruların erken yapılması sınav kitaplarının temini açısından önem taşımaktadır. Sınav kitapçıkları ve repertuar notaları adayın başvurmasının ardından genel merkezden temin edilir. Kitaplar İngiltere’den geldiği için geç başvurular öğrencinin sınava hazırlanma sürecini kısaltmaktadır.

LCM sınavına girecek öğrenci adayları; 
A – Sınav Başvuru Formunu eksiksiz doldurmalı,
B – 1 adet vesikalık resim,
C –Nüfus kağıdı fotokopisi,
D – Sınav harcı ve kitap parasını LCM sınav merkezine eksiksiz teslim etmelidir.
Öğrenci adayları LCM sınav merkezlerinde ilan edilen yıllık sınav harcı ve kitap parası dışında bu sınavlara katılmak için (eğitim aldıkları kurumun veya öğretmenin bedeli haricinde) başka bir bedel ödemezler.

GRADE VE DİPLOMA SINAVLARIÖğrenci kendi bilgi ve becerisine göre öğretmenin tespit ettiği dereceden başlayabilir. Bazı sınav seviyelerini geçmek için Teori sınavını vermek gerekir (Örneğin Grade 8 derecesinden mezun olabilmek için Teori 5 seviyesinde başarı göstermek gerekir). Grade 8 mezunu, tüm dünyada MÜZİK LİSESİ mezunu sayılmaktadır.
DİPLOMA SEVİYELERİNDEPerformans, Bestecilik ve Öğretmenlik seçenekleri vardır. Pre Preparatory ( Başlangıç seviyesinde)GRADE SINAV SEVİYELERİ

  • Step 1
  • Step 2
  • Grade 1
  • Grade 2
  • Grade 3
  • Grade 4
  • Grade 5
  • Grade 6
  • Grade 7
  • Grade 8
GRADE DERECESİ BÖLÜMLERİ

  • PIANO/ PİYANO
  • SINGING/ ŞAN
  • POP VOCAL/ MÜZİKAL – POP ŞARKICILIĞI
  • CLASSICAL GUITAR/ KLASİK GİTAR
  • BASS GUITAR/ BAS GİTAR
  • STRING/ YAYLI SAZLAR / KEMAN – VİYOLA – ÇELLO
  • WOODWIND/ FLÜT – OBUA – KLARİNET – SAKSAFON
  • BRASS/ TROMPET – TROMBONE – TUBA – FRENC HORN – CORNET
  • DRUM KITS/ VURMALI SAZLAR – BATERİ
  • ORGAN/ ORG
  • HARP
  • THEORY/ MÜZİK TEORİSİ

DİPLOMA SINAV SEVİYELERİ

  • DipLCM / Önlisans (1)
  • ALCM – Associate / Önlisans (2)
  • LLCM – Licentiate / Lisans
    FLCM – Fellowship
    Yüksek Lisans

Diploma seviyelerinde Performans bestecilik ve öğretmenlik seçenekleri vardır. DİPLOMA DERECESİ BÖLÜMLERİ

  • PIANO/ PİYANO
  • SINGING/ ŞAN
  • CLASSICAL GUITAR / KLASİK GİTAR
  • STRING/ YAYLI SAZLAR / KEMAN- VİYOLA- ÇELLO
  • WOODWIND / FLÜT – OBUA – KLARİNET- SAKSAFON
  • BRASS/ TROMPET – TROMBONE-TUBA – FRENC HORN- CORNET
  • PERCUSSION/ PERKÜSYON
  • ORGAN/ ORG
  • THEORY/ MÜZİK TEORİSİ
  • COMPOSİTİON / KOMPOZİSYON
LCM KURUMLARIN EN ÖNEMLİ HEDEFLERİ

  • Öğrenci adayını kendi alanında uzman öğretmenler eşliğinde çalıştırmak.
  • Eğitim alan kişileri doğru bilgi ile yönlendirmek.
  • Akademik seviyesine bilimsel katkı yapmak.
  • Sanatsal gelişimini sağlamak.
  • Sanatsal bakışını değiştirmek ve geliştirmek.
  • Öğrencinin uluslararası akreditasyon sistemi içerisinde yer alan bir belgeye sahip olmasını sağlamak.
  • Öğrencinin gelecek eğitim ve iş hayatı için oluşturacağı portfolyosunu güçlendirmek.
  • Öğrencinin gelecek eğitim ve iş hayatındaki uluslararası rekabet ortamında güçlü ve tercih edilir bir yapıya kavuşmasına katkı sağlamaktır.

Nar Sanat Eğitim Kursu Yarın (25 Kasım 2013) saat11:00’e kadar kapalı

DUYURU

M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu ve Derneğimiz yarım gün kapalı.

nar-sanat-hayatin-icinden

Öğretmenler günü kutlamaları dolaysıyla 25 Kasım 2013 pazartesi günü kursumuz saat 11:00 ‘a kadar kapalı olacaktır. Saat 11:00’dan sonra kursumuz tekrar açılacaktır.

Öğlenden sonra olan dersler ve koro çalışmaları aynı gün ve saat içersinde yapılacak olup eğitim rutin olarak devam edecektir.

Tüm Öğretmenlerimizin öğretmenler günü kutlu olsun

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği ve M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak Baş öğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm öğretmenlerimizin ve kuruluşumuzdan bu yana kurumumuza emeği geçen tüm öğretmenlerimizin gününü kutları en içten dileklerimizle teşekkür ederiz. 

öğretmenler günü

 

Öğretmenler Günü, öğretmenlik mesleğini icra eden kimseleri onurlandırmak için çeşitli etkinliklerin düzenlendiği bir kutlama günüdür.

Pek çok ülkede 1994’ten beri her yıl 5 Ekim günü UNESCO tavsiyesiyle Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. 5 Ekim günü, 1966 yılında Paris’te gerçekleşen “Öğretmenlerin Statüsü Hükümetlerarası Özel Konferansı”’nın sona erip UNESCO temsilcileri ile ILO tarafından “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi”’ni oybirliği ile kabul edilişinin yıldönümüdür.

Kendi kültürel ve tarihi özelliklerine, okul tatil günlerine göre çeşitli ülkelerde farklı tarihler Öğretmenler Günü olarak belirlenmiştir. Örneğin 12 Arap ülkesinde (Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Fas, Katar, Libya, Mısır, Suudi Arabistan, Tunus, Umman, Ürdün, Yemen) her yıl 28 Şubat günü, Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. Öğretmenler Gününün tatil olup olmadığı da ülkesine göre değişir.

İş günlerinde Öğretmenler Gününü kutlayan ülkeler

Azerbaycan

Azerbaycan’da her sene 5 Ekim günü Uluslararası Öğretmenler Günü olarak kutlanıyor. [1]

Avustralya

Avustralya’da Öğretmenler Günü Ekim ayının son cuma gününde kutlanır. [2]. UNESCO tarafından Dünya Öğretmenler Günü olarak kutlanması tavsiye edilen 5 Ekim’de Avustralya’da genellikle okullar tatil olduğu için ekim ayının son cuma günü Öğretmenler Günü olarak kabul edilmiştir[2].

Çek Cumhuriyeti

Evrensel eğitimin ilk savunucularından Jan Amos Comenius’un doğum yıldönümü olan 28 Mart günü Öğretmenler Günü olarak kutlanır.

Hindistan

Hindistan Öğretmenler Günü’nü 5 Eylül’de kutlar. Bu, eski Hindistan devlet başkanı ve öğretmeni Dr. Sarvepalli Radhakrishnan’ın doğum günüdür. Dr. Radhakrishnan 1962’de Hindistan cumhurbaşkanı olunca bazı öğrencileri ve arkadaşları onun doğumgününü kutlamalarına izin vermesi konusunda kendisine isteklerini danışmıştır. Dr. Radhakrishnan da yanıt olarak Benim doğumgünümü ayrıca kutlamak yerine, 5 Eylül Öğretmenler Günü olarak kutlansa bu benim kendi gurur ayrıcalığım olur. demiştir.

Bu gün Hindistan’da tatil değildir. Bu gün bir kutlama günü olarak kabul edilip öğrenciler normal bir günmüş gibi okula gelir; olağan etkinlikler ve dersler, kutlama aktiviteleriyle birlikte teşekkür ve hatırlama da içerir. Bazı okullarda bu günde öğretmenlerin sorumluluklarını son sınıf öğrencileri alarak öğretmenlerinin kıymetini bildiklerini onlara gösterir.

Geleneksel olarak, Hintliler öğretmenlere çok büyük bir saygı ve onur barındırmışlardır. Eski bir Hintlinin söylediğine göre (genellikle öğrencilere öğretilir) öğretmeni 3. sırada sıralar, Tanrı’dan bile önce: Anne, Baba ve Öğretmen Tanrı’dır anlamında “Maata, Pitha, Guru, Daivam”. Bir beyitin (doha) söylemi Guru Govind doou khare kake lagon paai? Balihari guru aap ki Govind deeo batai, ne göre “İlk selamımı kime vermem gerektiği konusunda içinden çıkılmaz bir durum içindeyim: Öğretmen mi yoksa Tanrı mı. Beni Tanrı’yı bilmem konusunda aracılık edecek kişi olan öğretmeni seçmeliyim.” Başka bir örnek olarak, Hinduizm’in kutsal kitabının orta kısımlarında “Guru Bramha, Guru Vishnu, Guru devo Maheshwaraha – Gurusakshath parabramha tasmai shree gurve namaha,” der, çevirisiyse “Öğretmen üçlü birliktir. Öğretmenin kendisi Tanrı’nın önündeki belirtidir.” Öğretmen her çocuğa her kimseye bilgi vermekle kalmaz onun annesi görevini de üstlenmiş olur.

İran

Murtaza Mutahhari’nin öldürülüşünün yıldönümü olan 2 Mayıs günü Öğretmenler Günü’dür.

Malezya

Malezya’da Öğretmenler Günü (Malezyaca: Hari Guru) 16 Mayıs’ta kutlanır.

Peru

1953’ten bu yana 6 Temmuz günü resmi olarak Öğretmenler Günü’dür. Peru’nun bağımsızlığını kazanmasından sonra 6 Temmuz 1822’de kabul edilen bir yasa ile ülkedeki ilk öğretmen okulunun kurulması sebebiyle 6 Temmuz günü seçilmiştir.

Slovakya

Jan Amos Comenius’un doğum yıldönümü olan 28 Mart günü Öğretmenler Günü olarak kutlanır.

Türkiye

Türkiye’de her yıl 24 Kasım, Öğretmenler Günü olarak kutlanır. Bu, 1981 yılında başlamış bir uygulamadır.

24 Kasım 1928, Türkiye Cumhuriyeti devletininin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Millet Mektepleri’nin Başöğretmenliği”ni kabul ettiği gündür. Bakanlar Kurulu, Mustafa Kemal Atatürk’e “Millet Mektepleri Başöğretmenliği” ünvanını 11 Kasım 1928’de yaptığı toplantıda vermiş ve bu ünvan, 24 Kasım’da Millet Mektepleri Talimatnamesi’nin yayınlanması ile resmileşmişti.

Atatürk’ün 100. doğum yıl dönümü olan 1981 yılında onun “başöğretmen” oluşunun yıldönümlerinde ülke çapında Öğretmenler Günü kutlanmasına karar verildi. Öğretmenler Günü ile ilgili kutlamalar, 26 Kasım 1992’de Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Öğretmenler Günü Kutlama Yönetmeliği çerçevesinde gerçekleşir.

Kaynak : [-]

 Türkiye’de yaplan kutlamalar

Tüm bunların yanı sıra elbette kimi zaman ileri demokrasinin olduğu ülkelerdeki gibi “Öğretmenler günü kutlamaları” yapılmaktadır.

Eğitim-Sen’in; ‘Meslek onurumuza ve haklarımıza sahip çıkmak, toplumsal yaşamda ve eğitimde yaşanan dayatmalara hayır demek için; 23 Kasım’da Ankara’dayız!’

açıklamasına parelel Tandoğan’dan Kızılay’a yürüyen Eğitim-Sen üyeleri ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının üyelerine Kızılay Meydanı’nda sert bir müdahalede bulunuldu. Polisin müdahalesinden sonra ortalık resmen savaş alanın döndü. Müdahale esnasında Eğitim-Sen 1 Nolu Şube üyesi Aslı Akdemir başına isabet eden gaz kapsülüyle yaralandı ve hastaneye kaldırıldı. Olaylarda Aslı Akdemir’in de aralarında bulunduğu toplam 7 kişi çeşitli yerlerinden yaralandı.

İşte an an yaşananlardan kareler…  (Kaynak:[-])

 

 

Keman kursu nedir ne değildir ve nasıl bir keman alınmalıdır?

Eğitim sezonun başlamasıyla beraber eğitim almak veya çocuğuna eğitim aldırmak  isteyen veliler haklı olarak keman eğitimi ve keman satın alma ile ilgili pek çok soru ile karşılaşıp cevap aramaktadır.

 Kurumumuzu ziyaret eden kişilerin genel olarak sorduğu soruları da derleyerek keman öğrencimiz olsun ya da olmasın tüm sanat eğitimine önem veren kişilerin aklındaki sorulara cevap olması amacıyla “Keman Eğitimi ve Keman satın alma kılavuzu” diyebileceğimiz bilgileri içeren yazıyı okumanızı tavsiye ederiz.

KEMAN ÖĞRENMEYE NASIL BAŞLAMAK GEREKİR?

 Keman Kursu Hakkında Sık Sorulanlar

Girl holding violin Hangi Kurum:

Öncelikle öğrenci ve velilerin kendi rahat hissedebilecekleri güvenilir ve kurumsal kurumlar tercih edilmelidir. Elbette kesinlikle M.E.B. Bağlı kurumlar öncelikli olarak tercih edilmelidir.

Çünkü M.E.B. Bağlı olan kurumlar yeterliliği olmayan ve aynı zamanda diploma sahibi olmayan eğitmen çalıştıramazlar. Tüm eğitmenler M.E.B’ nın onay ve denetimi, kontrolü altında çalışmaya izin verilerek görev alır.

Kurum seçiminde dikkat edilecek diğer bir konu solfej eğitimini ücretsiz olarak sunup sunmadığıdır..

Evde mi yoksa bir kurumda mi ders alınması daha iyidir?:

Kesinlikle bir kurumda ders alınmalıdır bu sayede çocuk daha disiplinli ve farkındalığı hissedecektir. Bunun yanı sıra gelecekte kesinlikle elinin altında M.E.B. Onaylı bir belgenin olması referans ve okul dışı sosyal faaliyetleri belgelendirebime konusunda bir adım daha ileride olacaktı. Evde veya resmi olmayan kurumlarda verilecek belgelerin hiçbir geçerliliği olmadığı gibi referans(Yurt dışında) olması da mümkün değildir.

Hangi Öğretmen/Eğitmen?:

Kesinlikle öğretmenin eğitim alt yapısına bakılmalıdır. Hangi okulda okuduğu v.b. öz geçmişleri incelenmelidir.

keman öğren nar sanatKonservatuvar ve  Öğretmenlik mezunu öğretmen arasında ne fark vardır?:  

Konservatuvarlar genel olarak orkestralara elemanı yetiştirmekle görevli eğitim kurumlarıdır. Genel olarak konservatuvar eğitimi İlk öğrenim çağında başlar ve ardından ya güzel sanatlar liselerine veya Üniversitelerin Konservatuvar bölümlerine devam ederek mezun olabilirler.

Dolaysıyla üniversite düzeyinde konservatuvar mezunu olan kişiler pedagojik formasyon yapmamış olabilir.

Eğitim Fakültesi Mezunu Öğretmenler ise temel olarak ya konservatuvar veya güzel sanatlar lisesi mezunu olup üniversitelerin eğitim fakültelerinden mezun olan kişilerdir. Eğitim odaklı yetiştirilirler.

Child playing violinGrup ders mi yoksa özel ders mi?:

Elbette genel olarak veliler fiyat olarak daha uygun olan grup derslerini tercih edebilmektedirler. Fakat maddi olanaklar mümkünse özel dersi tercih etmelerinde fayda vardır. Çünkü bire bir özellikle çocuk ile yapılan dersler daha verimli olduğu bir gerçektir. Özel ders ile çocuğun algı ve becerisine göre eğitmen dersi yapmakta dolaysıyla ilerleme daha fazla olabilmektedir.

Grup derslerde ise evde çalışan, çalışmayan, hızlı öğrenen öğrenmeyen diye ayrım yapılamamakta belirli bir standarda göre  eğitim verilmekte dolaysıyla da çalışan veya hızlı ilerleyebilecek öğrenci sıkılabilmekte veya geri kalabilmektedir.

 Keman dersi almak için herhangi bir yaş sınırı var mı?:

Genel olarak elbette kişisine göre değişmekle beraber  5 ila 60 yaş arasında olmak yeterlidir. Fakat bazı çocuklar 4 yaşında da başlayabilir. Önerilen en erken yaş 5-6 olarak söylenebilir.

Derse başladığımda kemana günde ne kadar zaman ayırmalıyız? :

Profesyonel bir amaç güdülmüyorsa, sadece müzik ile ilgilenmek hayatımıza renk katmak ise amacımız minimum günde 30 dakika, 1 saat kadar vakit ayırmak yeterli olacaktır.

Nota bilgisi olmayan bir kişi ne kadar zorlanır?

Elbette herhangi bir konuda eğitim almak başlarda zor olabilmektedir çok kolay ve basit olduğu söylenemez . Fakat Nar Sanat’ın en büyük farklarından biri okul öncesi için haftada 1 ders Solfej, Okur yazar olanlar için kademeli olarak devreye giren başlangıç seviyesi için  haftada 3 ders ve az da olsa nota bilgisi olanlar için haftada 1 ders olmak üzere toplamda 5 Ders  grup dersi şeklinde solfej eğitimi ÜCRETsiz olarak verilmektedir.

Keman hangi omuzda çalınır?

Eğer aksini gerektirecek bir durum yok ise sol omuza konularak tutulur. Solak olmanız bir problem yaratmaz.

Temel duruş pozisyonu nasıldır?

Keman genellikle ayakta durarak ya da belli bir yere oturarak dengeli ve rahat biçimde çalınmalıdır. Ayaktayken ayaklar yanlara doğru omuz hizasında, otururken de gövde olağan dikliğinde durur.

Kemanın tarihinden bahsetmek gerekirse;

Keman yaylı çalgılar ailesinin en küçük üyesidir.Karakteristik özellikleriyle XV. yüzyılın ilk yarısında görülmektedir. Yüzeysel olarak bakınca kemanın yüzyıllar boyunca değişmeden kaldığı düşünülebilir fakat gerçekte birbirini izleyen besteci ve yorumcuların ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde gözle görülür bir evrim geçirmiştir. Keman ve onun ayrılmaz bir parçası olan yay , belirli özellikleri olan bazı ağaçlardan yapılmaktadır.Keman, her biri ayrı perdede ses veren dört telli ve standartlaştırılmış bir çalgıdır. (Daha Fazla bilgi için LÜTFEN TIKLAYINIZ)

elyapımı keman öreneği

El yapımı keman örneği

Kemanın başlıca unsurları;

Salyangoz, ağaç burgular, sap eşiği, sap, teller, tuşe, f delikleri, ses eşiği, fiksler,tel takacağı, kiriş eşiği, kiriş düğmesi, çenelik ve omuzluktur.

Keman ve yay seçiminde dikkat edilmesi gereken özellikler;

Keman öğrencisinin bedensel yapısı keman ve yayın yapısı ve bu yapılar arasındaki uyum, başlangıç keman eğitimi için büyük önem taşımaktadır.Bu yüzden keman öğrenmeye , rastlantısal olarak geçen herhangi bir keman ve yay ile değil, belli ölçülere göre seçilen keman ve yay ile başlanmalıdır. (Daha detaylı bilgi için lütfen aşağıya bakınız)  Keman çalmada en temel faktör duruş, tutuş ve işleyiştir.

Dinleti ve çalınma alanları nerelerdir;

Orkestra veya piyano eşlikli solo konser , resitaller yada orkestra sanatçısı olarak icra edilir.Keman teknik donanımı ve icra yönü en zengin çalgılardan biridir bu sebepten dolayı başlangıç ve gelişim aşamalarında yoğun çalışma ve sabır ister.Kemandan uygun sesin çıkartılması ve icra yönünün gelişmesi belli başlı teknik temeller üstüne sağlanır.Kusursuz bir icranın ve yeterli teknik donanımın sağlanması kişinin keman’a , sanat tarihine armoniye kısacası müziğin tüm temel faktörlerine olan ilgisi ve çalışmasına bağlıdır.Ancak ülkemizde keman icra sanatı sadece performans olarak algılanmaktadır.Bu tek başına asla yeterli değildir.Keman icra sanatında yazılan eserlerin dönemi ,dönemin teknik unsurları , armonisi icra sekli ve bir çok sosyal ve felsefi boyutu vardır.Ancak tüm bunlar sırasıyla işlendiğinde kusursuz bir icra ortaya çıkar.

fabrika kemanı

Fabrika yapımı keman örneği

Doğru Keman Seçimi

Herkes elbette en iyi kemana sahip olmak ister. Kimisi için “en iyi” kavramı görsellik, kimisi için ise enstrümanın ses kalitesi ve akustiktir. Her iki durumda maddi olanaklar ile sınırlıdır. Ancak görsel olarak seçenek sınırlı olduğu için kemanın ses kalitesi bir adım öne çıkmaktadır.

Ülkemizde ne yazık ki gerek fabrikasyon gerekse el yapımı kemanlar için fazla seçeneğimiz bulunmamaktadır. İthal edilen fabrikasyon kemanlar (genellikle) çok düşük kalitede ve ses özelliği bakımından memnun edici özellikler sunamamaktadır. El yapımı kemanlarda ise sanatkar sıkıntısı baş göstermektedir. Ülkemizde el yapımı keman imal eden usta sayısı maalesef bir elin parmaklarını geçememektedir.

Fabrikasyon Keman

Eğer fabrikasyon bir keman almaya karar verdiyseniz ses kalitesinin bir süre sonra sizi tatmin etmeyeceğini bilmelisiniz. Fabrikasyon olması itibariyle yapımında gerekli incelik ve kalite sağlanamamaktadır. Ayrıca düşük maliyet kısıtı altında; kullanılan ağaçların özensiz seçimi, makine işçiliği ile birleşince ortaya çıkan enstrüman yeni başlayanlar için nitelendirilen “öğrenci kemanı” olarak isim bulmuştur kendine. Ülkemizde öğrenci kemanları boyut ve kalitesine göre 80 – 250 YTL arasında satılmaktadır.

Bu şartlar altında daha iyi bir keman seçmek için;

-Seçeceğiniz kemanlar arasından en hafif olanı tercih etmelisiniz.

-Cilasının pürüzsüz ve üzerinde çizik olmamasına dikkat etmelisiniz.

-Kemanın ağacında budak olmamasına dikkat etmelisiniz.. (Ne yazık ki zaman zaman bu tür kemanlarla karşılaşıyoruz.)

-Klavyesinin kesinlikle simetrik olmasına, eğiklik ya da çap olmamasına dikkat etmelisiniz.

-Köprünün gövdeye tam olarak oturduğuna ve köprünün dik durduğuna dikkat etmelisiniz.

-Yay kıllarının eksik olmadığından ve yay vidasının çalışır durumda olduğundan emin olmalısınız.

-Tellere yayla değil bir mızrapla (sanki ud yada bağlama çalıyor gibi) tek ses vurulduğundan tınısının devam ettiğinden emin olmalısınız. (Bunun için gerekirse bir diyapazon kullanabilirsiniz.)

El Yapımı Keman Seçiminizi el yapımı bir keman edinmekten yana kullandıysanız önünüzde biraz daha fazla seçenek olduğunu söyleyebiliriz. Fakat yukarıda da belirttiğimiz gibi ülkemizde el yapımı keman ustası sayısı oldukça az. Doğal olarak bu güzide kemanlara biçilen fiyatlarda yüksek. Ancak hem dinleyici hem de çalan kişi için çok daha lezzetli ve naiflidir. Yerel ustaların yanı sıra yurtdışından da el yapımı kemanlar ithal edilmektedir. Ülkemizde el yapımı kemanlar 1,500  ve üst sınırı hayli esnek olan fiyat aralığında  satılmaktadır

(El yapımı Keman imalatında önerilebilecek atölye için lütfen TIKLAYINIZ)

Kaliteli bir el yapımı kemanda kullanılması gereken en uygun ağaçlar

Ön Kapak : Ladin Ağacı

Arka Kapak : Kelebek Ağacı

Yan Şeritler : Kelebek Ağacı

Sap : Kelebek Ağacı

Klavye : Abanoz Ağacı

Burgular : Abanoz (ya da Gül) Ağacı

Kuyruk : Abanoz (ya da Gül) Ağacı

Çenelik : Abanoz (ya da Gül) Ağacı

Eşikler : Kelebek Ağacı

Yay : Gül Ağacı

Yay Kılı : Moğol at kuyruğu

Can Direği ve Bas Bar : Ladin Ağacı

 

Yazının tamamını PDF olarak İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

M.E.B. Öğretmenleri yardımcı kitap konusunda uyardı

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğretmenleri, ders kitapları dışında yardımcı ders araçlarını kullanmamaları yönünde uyardı

MEBlogoMEB Müsteşar Yardımcısı Yusuf Büyük imzasıyla yayımlanan genelgede, İlköğretimin 4 yıl süreli ve zorunlu ilkokulları ile 4 yıl süreli ve zorunlu ortaokullardan; ortaöğretimin ise 4 yıl süreli ve zorunlu liselerden oluştuğu hatırlatıldı.

2012-2013 eğitim öğretim yılından başlamak üzere okullarda uygulanan haftalık ders çizelgelerinin yeniden düzenlendiğini anımsatan Büyük, öğrenci ve öğretmenlere niteliği daha yüksek ve daha özgün ders kitabıyla eğitim araç-gereçlerinin sunulabilmesi amacıyla ilgili mevzuatın yeniden düzenlendiğini belirtti.

Büyük, yeniden geliştirilen veya güncellenen öğretim programları temelinde hazırlanan ders kitabı, öğrenci çalışma kitabı ve öğretmen kılavuz kitaplarının eğitimde niteliği artırmaya hizmet edecek şekilde hazırlandığını vurguladı.

”Velilere maddi sıkıntı yaratmayın”

Mevzuat, ilgili yazılar ve konuyla ilgili bakanlıkça daha önceden yapılan duyurulara rağmen okullarda yardımcı materyallerin sınıf içerisinde kullanıldığını ifade eden Büyük, şunları kaydetti:

”Materyallerden ödev verildiği ve dolayısıyla velilerin de eğitim materyallerini almaya mecbur kaldıkları Bakanlığımıza ulaşan duyumlardan anlaşılmaktadır. Bu nedenle, Bakanlığımızca öğretmen ve öğrencilerimize dağıtımı yapılan ders kitaplarının dışındaki diğer yardımcı ders araçlarının öğrencilerimize aldırılmaması, kullanımı konusunda zorlayıcı tutum içerisinde bulunulmaması ve velilere maddi sıkıntı yaratacak uygulamalardan kaçınılması, yönetici ve öğretmenlerimizin bilgilendirilmesi için valiliklerce her türlü tedbir alınacak.”

Kaynak :[-]

Çocuklar için Piyano Eğitimi nedir ne değildir?

Çocuk sahibi olmak, çocuk yetiştirmek ve elbette ki çocuğumuzu farklı, ayrıcalıklıkılmak için tüm anne ve babalar yoğun çaba sarfeder hatta eskinin deyimi ile” yemez yedirir, içmez içirir, giymez giydirir” fakat hangimiz çocuğumuzun donanımlı ve sanat ile yoğrulmasını istemeyiz ki?  Günümüz koşullarında imkanlarımız ölçüsünde çocuklarımızı ayrıcalı hale getirmek için ve zorunluluklar dışında virtüoz olup olmamasının elbette bir önemi olmadan (ki doğrusu da budur) bir hobi sahibi olması için herhangi bir sanat eğitimi almasını arzularız. 

PİYANO KURSU BAKIRKÖY Bu anlamda elbetteki herhangi bir sanat dalı ile uğraşan çocuklar gerçekten de herhangi bir sanat dalı ile uğraşmayan çocuklardan daha farklıdırlar. Resimden piyanoya, piyanodan keman ve dans kadar herhangi bir dal ile ilgilenmesi ve bundan vazgeçmeden teşvik ederek sonuna kadar desteklememiz gerçekten çok önemli. Hiçbir sanat dalı diğerinden daha üstün değildir daha karmaşık olabilir daha uzun süreli ve azmana yayına bir öğrenme süreci olabilir fakat tüm sanat dalları çaba ve emek ister, bu anlamda bakıldığında biri diğerinden daha kolay değildir. . Hele ki bu eğitimi alacak bir çocuksa sadece çocuğun değil aileninde emek ve çabasını sabrını sınamaktır sanat eğitimi.

Sizler için kurulan Nar Sanat Eğitim kursu bunun için sizlerle birlikte gerek çocuklarımız gerekse siz yetişkinler için en iyisi ve engüzeli için çalışıyoruz. Bu hafta piyano eğitiminin önemini içeren bir yazıyı sizlerle paylaşmak istedik. Okurken sıkılmayacağınıza eminiz. (Yazı 2008 yılına aittir)

İyi okumalar!

Piyano çalsın zeki olsun

Araştırmalara göre, küçük yaşta piyano çalmaya başlamak zihinsel gelişimi olumlu yönde etkiliyor.

Bir piyano görüp de tuşlarına basarak farklı sesler çıkarmaktan hoşlanmayan çocuk neredeyse yok gibidir… Piyano çalmaya başlayan bir çocuk için piyanosu, basit bir müzik aletinden çok daha fazla şey ifade eder. Çünkü o her çocuğun kendini anlatabileceği eşsiz bir araç…

Uzmanlar piyano çalmanın saymakla bitmeyen artıları olduğunu vurguluyor. Kendine olan güveni artan çocuk, aynı zamanda en çok ihtiyacı olan şeye kavuşuyor, yani farkediliyor. Bunun dışında son zamanlarda Amerika’da yapılan bir araştırmanın ortaya çıkardığı sonuçlar da piyano ve zeka arasındaki ilişkiyi açıkça ortaya koydu. Fizikçi Gordon L. Shaw ve psikolog Frances H. Rauscher’in 78 çocuk üzerinde yaptığı araştırmaya göre, okul öncesi çocuklara piyano dersi vermek, çocukların zihinsel yapısını geliştiriyor ve bu çocuklar öncelikle matematik ve fen dallarında olmak üzere pek çok alanda diğerlerine göre daha başarılı oluyor. Deney küçük çocuklar üzerinde yapılmış olsa da, 12 yaşına kadar alınan piyano derslerinin zekanın gelişiminde aynı etkiyi yaratacağı belirtiliyor.

piyano eğitimi ve dersÇoğu piyano öğretmeni, piyanoya küçük yaşta başlanması konusunda hemfikir. Çocuğun küçük yaşta öğrendikleri hem daha iyi yerleşiyor hem de zihinsel gelişimine katkıda bulunuyor. Ayrıca yaş büyüyüp, gençlik yılları başladıkça okul ve kulüp aktiviteleri, sevgililer, bilgisayar oyunları, diskolar, seyahatler gibi pek çok etken çocuğun ilgi alanının dağılmasına ve yeteri kadar olaya konsantre olamamasına neden oluyor. Ama piyano ve müzik sevgisi çocuğun ruhuna küçük yaşta işlendiğinde, sonradan gelen tüm aktiviteler ikinci derecede önem taşıyor. İster ünlü bir piyanist olsun, isterse piyanoyu bir hobi olarak devam ettirsin, piyano çalacak olan çocuğun yaşının çok ilerlemeden piyano başına oturması öneriliyor.

ÖĞRETMENİN ÖNEMİ

Herşeyde olduğu gibi piyano eğitimine verilen tepki de çocuktan çocuğa büyük farklılıklar gösteriyor. Kimileri sabırlı ve çalışkan olurken, kimi çocuk da çok kabiliyetli olduğu halde çabuk sıkılabiliyor. Bu konuda ailelere düşen görev özellikle küçük yaşlardaki çocukları gereksiz yere hırpalamamaları. Yani olayın kilit noktası çocuklara aşırı yüklenmemekte. Her çocuk mükemmel piyano çalacak diye birşey yok. Zaten müzik eğitimi alması için çocuğun ille de çok yetenekli olması gerekmiyor. Ama bir virtüoz olmasalar bile piyano çalan çocukların ileriki yaşamlarında pek çok alanda daha başarılı olacakları, algılama ve öğrenme kapasitelerinin artacağı, koordinasyon kurma yeteneklerinin ve yaratıcılıklarının gelişeceği de gözden çıkarılmaması gereken gerçekler arasında…

piyano eğitimi13Bu yeni girişimdeki en önemli unsurlardan biri hiç kuşkusuz çocuk ve piyano öğretmeni arasında kurulan ilişki. Piyanoya yeni başlayan bir çocuk için en önemli ders, piyano ve öğretmeniyle tanıştığı ilk ders… Öğretmen kendini çocuğa nasıl tanıtırsa, sonraki dersler de o yolda devam ediyor. Piyano öğretmenleri bir sanat öğretmeni olarak, çocuğun müziksel potansiyelinin açığa çıkmasına yardımcı oluyor. İşte bu nedenle de çocuğun kendini öğretmenin yanında rahat hissetmesi, onun kendisini anladığına inanması gerekiyor.

Öğretmenler biraz da öğrencilerin yaşına göre davranmak zorunda. Küçük çocuklara ders veren bir öğretmenin çocuğun limitlerini iyi algılayarak gereksiz yere zorlamaması gerekiyor. Çocuğa piyano çalmanın nasıl eğlenceli olabileceğinin öğretilmesi şart. Öğrenciler, yaşları büyüdükçe öğretmenden ona saygı duymasını ve doğru ile yanlışı kendisine göstermesini bekliyorlar. Öğretmen gerçekten çok önemli, çünkü öğrenme isteği, öğretmenin öğretme isteği ile çok yakından ilgili.

NEDEN KLASİK PİYANO

Günümüzde piyano eğitimi denince akla hemen klasik piyano eğitimi geliyor. Oysa radyoyu ya da televizyonu açtığımızda klasik müziğe çok nadiren rastlanıyor. Genelde hep pop, rock ya da alternatif müzikler duyan çocuklar neden Bach, Chopin ya da Beethoven çalmaya zorlanıyor? Klasik müzik eğitimi veren öğretmenler bunun çok önemli nedenleri olduğunu söylüyor. Bir kere klasik müzik son derece matematiksel bir yapı içeriyor. Uzmanların zihinsel gelişimi sağladığını söyledikleri tüm matematiksel yapı bu müziğin içinde var. Günümüzün stillerinin çoğunun çıkış noktası da klasik müzik. Bu nedenle müzik aleti çalmada ve bestelemede klasik metodların kullanımı son derece etkili oluyor. Popüler bir şarkıyı çalan birinin klasik müzik geçmişi olması büyük bir avantaj sağlıyor. Çünkü, klasik müzik çalmış biri çalarken daha gelişmiş teknikleri kullanabiliyor ve daha iyi sesler çıkarabiliyor.

Çocukların piyano öğrenmelerindeki en önemli unsurlardan biri de evdeki piyanonun akordu… Çocuğun aldığı dersten ve çaldıklarından zevk alıp, motive olabilmesi için piyanosundan doğru seslerin çıkması gerekiyor.

Müzik eğitiminin en önemli kısımlarından birisi de kulak eğitimi… Bu nedenle piyanonun akort edilmesi önemli bir etken. Bir piyanonun hangi sıklıkta akort edilmesi gerektiğini bulunduğu ortamın nemliliği belirliyor. Ortamın ne çok kuru ne de çok nemli olması gerekiyor. İklim etkilerini en aza indirmenin bir yolu da piyanoyu sık sık açılıp kapanan kapılardan ve pencerelerden uzak bir yere koymak. Doğrudan güneş ışığı alan yerler, şömine ve havalandırma yanları da piyanonun durması için uygun olmayan yerlerin başında geliyor.

NE DÜŞÜNÜYORLAR

Her çocuğa farklı yaklaşım

piyano-küçük-parmaklarM.S.Ü Devlet Konservatuvarı Öğretim Üyesi Prof. Filiz Ali:

‘‘Piyano çalmak bir koordinasyon meselesi. Çocuk ergenlik çağına geldiğinde, küçükken otomatik olarak öğrenilen şeylerin öğretilmesi de zorlaşıyor. Piyanoya başlanması için en ideal yaş bence 5-7 arası. Tabii ki 3-4 yaşlarındayken evlerinde piyano olup da bu müzik aletiyle erken tanışan çocuklar da olabilir. Bunlarda o yaşlarda üstün bir yetenek görülürse, birşeyler öğretilmeye başlayabilir. Çocuklara piyano öğretmenin çeşitli metodları var. Yıllarca ders vermiş biri olarak şunu söyleyebilirim ki, her çocuğa aynı metodu uygulamak imkansız. Her çocuğa farklı yaklaşmalı.’’

6-8 yaş daha başarılı

Müzik araştırmacısı, piyano öğretmeni Leyla Pamir:

‘‘35 yıldır piyano dersi veriyorum ve pek çok öğrencim oldu. Heidenberg Üniversitesi’nde okuduğum sırada piyano pedagojisi dersleri de aldım. Çok iyi Almanca bildiğim için sonradan orada da hocalık yaptım. Ama şimdiki ortam zor. Farklı müzikler, seyahatler, diskolor, eğlence hayatı falan filan derken çocukların köklü bir müzik eğitimi alabilmeleri giderek zorlaşıyor. Herkes harika çocuk olmadığından dört yaştaki her çocuktan mucize beklememek gerekiyor. Onlara öncelikle melodiyi doğru algılamaları öğretilmeli. Çocuğun kulağı olmadığı durumlarda bile istekli bir çocuksa kulağı geliştirilebilir. Normalde 6-8 yaşlarındaki çocuklardan daha iyi performans alıyorum. 4-5 yaş için başlanmaz demiyorum, ama kabiliyet ve isteğin olması lazım, aksi takdirde çocuk çalışmayabiliyor ve problem çıkıyor. İstisnalar da çıkmıyor değil elbette.’’

Üç yaşında başlayabilir

Çocuk Psikoloğu Murat Güvençer: ‘‘

Sadece piyano değil, başka müzik aletlerinin öğrenilmesi de çocuklar için büyük faydalar sağlıyor. Sinir sisteminde sinaps denilen bağlantı noktaları var. Herşey orada birleşiyor. Bu bağlantılar ne kadar çok artarsa, çocuk zihinsel olarak da o kadar gelişmiş oluyor. Ancak piyano eğitiminin özellikle küçük çocuklarda baskıyla yapılmaması gerekiyor. M İnce motor denilen parmak becerisi üç yaş civarında kazanılıyor. Buradan yola çıkarsak bir çocuğun üç yaşından itibaren piyano çalabileceğini söyleyebiliriz.’’

Okul öncesi

çocukların piyano dersi alması, çocukların zihinsel yapılarını geliştiriyor ve bu çocuklar öncelikle metametik ve fen dallarında olmak üzere pek çok alanda diğerlerine göre daha başarılı oluyor.

Kimileri yuva ve kimileriyse ilkokul çağında olan bu minikler, sınavla girdikleri İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Piyano Bölümü’ne yarı zamanlı olarak devam ediyorlar.

Çocuklar için Piyano Eğitimi nedir ne değildir-PDF

Kaynaklar :[-]

 

Sizde katkıda bulunmak istemez misiniz ?

 Uzun uzadıya laflar yazarak övgüler yağdırmak değil amacımız fakat her meslek kutsal özel ve değerlidir.

öğreetmen-ve-köy-okulu Fakat özellikle öğretmenlik zor ve güzel bir meslektir. Elbette bunu hepimiz biliyoruz. Hele bu mesleği metropollerden uzak bir yerlerde yapıyorsanız ve de yapmaya çalıştığınız dal “sanat” ise daha da zor ve kutsal bizim için.

Bugün bir mail aldık hem üzüldük hem de kurumumuza yazılmasından dolayı çok sevindik. Biliyoruz her yere yetmemiz mümkün değil. Fakat en azından bu güzel isteğe de duyarsız kalmamız da mümkün değil. Çünkü genel olarak sanatın önemsenmediği, umursanmadığı şehirlerde dahi bir çok okulda müzik, resim gibi derslerin boş geçtiği bir dönemde Anadolu’dan bir sesin sanat yapabilmek için destek istemesini görmek bizleri nekadar mutlu etti bilemezsiniz.

Elbette biz kurum olarak elimizden geldiğince destek olacağız ya siz?

Yardım etmek isterseniz evinizde, kütüphanenizde atıl olarak duran sanat ile ilgili katalog, doküman var ise lütfen bize ulaşın bu güzel sese birlikte karşılık verelim. Kim bilir içlerinden büyük sanatçılar çıkar ya da enazından sanat seven bir neslin yetişmesine katkıda bulunuruz. özellikle şu sıralar buna çok ihtiyacımız var.

Sizler gelen e-maili değiştirmeden adı gizli tutarak yayınlıyor ve denizde damla olmaya davet ediyoruz. Elinizde bulunanları bize ulaştırın sizlerin adı ile bizde ilgili Öğretmenimize ve daha başka imtiyazı olan öğretmenlerimize yollayalım.

Adresimizi biliyorsunuz! Bilmiyorsanız lütfen TIKLAYINIZ (Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği-Dernek sitemiz  http://www.narsanat.org.tr)

“Merhaba,

 Erzincan’dan yazıyorum.

kasabada-sanat Küçük bir doğu şehrinin bağrından. Resim öğretmeni olarak görev yapmaktayım. Her ne kadar dağların ortasındaki bağlardan ilham almaya çalışsak da sanat adına maalesef olanaklarımız kısıtlı. Başta sanatı sevdirmekle işe başlanmalı diye düşünerek elimden geleni yapmaya ve öğrencilerime fayda sağlamaya çalışıyorum. Ancak  doküman kısmında da sıkıntı yaşıyoruz.

 Eğitim ve sanat adına bize destek vereceğinizi düşünerek  ve  naçizane   samimiyetinize güvenerek sizden  kataloglar talep ediyorum.

 En kısa zamanda cevap bekliyorum.

 Saygılarımla…

 Ayşenur Ba…  “

 

İlköğretim çağında hobi müzik eğitimi hakkında düşünceler

Herhangi bir çalgı aleti ile ilgilenmek buna dair kurs almak çocuk ve ya yetişkine neler sağlıyor, zor mudur, nereye gitmeliyiz, öğretmen/eğitmen iyi midir, beklentilerimiz nelerdir? Gibi daha birçok soruyu zaman zaman hangimiz sormamışızdır ki?

muzik-egitiminin-onemi

Elbette herhangi bir müzik eğitimi almak çocuk veya yetişkinin kişisel öz güveninin gelişmesine yardımcı olması, çalma becerisinin artması ile pek çok özelliğin yanı sıra müzik zevklerinde de değişikliklere yol açacaktır. Müzik eğitimi alan kişiler daha seçici daha dikkatli ve daha gelişmiş kulağa sahip olacaktır.

Tüm bunlar herhangi bir müzik aleti ile ilgilenen kişilerde olası gelişmelerdir. Örneğin;  Keman eğitiminin bireysel anlamda ne gibi faydaları vardır?

Genel anlamda “öğrenilmesi zor” bir müzik aleti olarak bilinen “Keman ” yerleşik algılamadan dolayı bir yanılgı ile  diğer çalgılara göre zor  olduğu düşünülmektedir. Pek çok çalgıda öğrenme aşamasında duyu, görme, dokunma çerçevesi birlikte etkili olmakta fakat daha önemli olan kişinin yapacağı bir işe yönelik olan bireysel yargıları, içsel ve dışsal nedenler gibi farklı etmenleri de düşünmek gerekir.  Mathews (2005), kişinin bir işi başarmasına yönelik motivasyonun ve becerinin  tek başına yetenekten ve bilgiden çok o işe karşı geliştirilen öz yeterlik algısı tarafından belirlendiğini belirtmiştir. Yapılacak olan işe dair bilgi ve beceri kazanımının da seviyesini öz yeterlik algıları belirlemektedir. Keman çalmaya yönelik öz yeterlik algısı da gerek teknik gerekse müzikal sorunların çözülmesinde büyük etkendir. Bireyin keman çalmaya yönelik sahip olduğu öz yeterlik algısı bireyin  keman çalmak için ne kadar efor harcayacağını ve karşılaştığı bir sorunu çözmek için ne kadar zaman ayıracağını belirler. Kişinin kendisini keman çalmak konusunda yetersiz hissetmesi, keman çalışmalarına ayıracağı süreyi olumsuz yönde etkileyebilir. Kendisini keman çalmak için yeteneksiz hisseden birey ne kadar çalışırsa çalışsın başarıya ulaşamayacağını düşündüğü için keman çalışmayı bırakabilir.

Özellikle müzikal kazanımlar anlamında kritik yaşlar olan ilköğretim dönemi öğrencilerinin bilişsel ve fiziksel gelişimlerine paralel olarak tasarlanan bir eğitim uygulanmasıyla müzik eğitimlerinin daha verimli olacağı kesindir. Eğitmenin tüm bunları düşünerek ve özellikle çocukların algı, dikkat ve ilgilerini gözlemleyerek uygun tarzda eğitim vermesi gereklidir. Bunun için elbette eğitmenin eğitimli, bilgili ve donanımlı olması gerekmektedir. Yeterli alt yapısı olmayan eğitmenlerin hatalı eğitim vermesi bir tarafa çocuğun yukarıda sayılan tüm bu gerekliliklere dikkat etmemesi nedeniyle müzik eğitimi, özellikle keman eğitiminden soğuması veya müzikten uzaklaşması olasıdır.

Özellikle diğer çalgılara göre daha fazla sabır gerektiren keman eğitiminin zorluğu bu noktada başlamaktadır. Yoksa bir çalgı diğerinden daha zor kanısı geçerli değildir. Zorluk kişilik ve genel algının insanları yönlendirmesinden kaynaklıdır.

Tüm bu kanıları kırmak için elbette önerimiz özel derslerdir. Birebir ilgilenme ile birtakım olası zorlukları aşmak daha kolay olabilir.

Genel olarak ülkemizde tüm müzik eğitimlerinde olduğu gibi Keman eğitiminde’de bazı eğitmenler ya yeterli bilgi  düzeyinde değiller ya da eğitmenliğin/öğretmenliğin pedagojik yönünü göz ardı etmektedirler. Elbette pedagojik formasyonda tek başına iyi öğretmen olmak için yeterli değildir. Çünkü ülkemizdeki eğitim sistemi genel anlamda uygulama değil sözlü anlatım temeline dayanmaktadır. Sözlü anlatıma dayalı olan bu eğitim bir anlamda ilköğretim seviyesinin üstü için belki uygun olabilir fakat ilköğretim grubu için uygunluğu kesinlikle tartışılır bundan dolayı eğitmen/öğretmenlerin bu durumu göz önünde bulundurmaları gerekmektedir.  Çünkü soyut ve sıkıcı çocuğun dikkat verme seviyesinin üzerinde bir beklenti ile verilecek sözlü eğitime dayalı sistem çocukta verimliliği düşürecektir.

Kaliteli  bir müzikal ve teknik altyapının temellerinin atıldığı önemli bir dönem olan ilköğretim dönemi, çocuklar  için zor, soyut ve sıkıcı değil, bu durumun ta m tersine eğlenceli, aktif ve kolay olması gerekmektedir. Küçük  çocuklarda algılama daha çok dokunsal ve kinestetik bir eylemdir. Küçük çocuklar parmaklarını ve ellerini kullanmayı severler, dokunarak hissetmekten hoşlanırlar ve hareketli olmaya çok büyük ihtiyaç duyarlar.

Karmaşık ve çok sayıda bilgiyi absorbe etmeleri için en zor yol ise dinlemektir. Buna karşın yetişkinler çocuklara öğretme konusunda her zaman açıklama yolunu tercih etmektedirler. Okul yaşındaki çocukların % 30’ dan daha azı dinleme modunda algılayabilmektedir ve duyduklarının % 75’ini hatırlayabilmektedir. (Calissedorf, 2006). Keman eğitiminin çocuklar için somut ve kalıcı olmasının ilk şartı  ise oluşturulacak olan eğitim programının çocukların fiziksel, bilişsel ve sosyal gelişim özelliklerine uygun olmasıdır. Bu programın oluşturulmasında kullanılması gereken en geçerli yol ise aktif öğrenmedir.

Çünkü aktif öğrenme, çocuğu derste aktif hale getiren, pasif bilgi alıcısı olmaktan çıkararak, bilgiyi kendisinin keşfetmesini sağlayan bir yöntemdir.  (Batı Anadolu Eğitim Bilimleri Dergisi cilt:1 Sayı:02 2010, sf:112-124-S.Serkan ŞEKER VE Şermin BİLEN)

Velilerimiz müzik eğitiminin uzun soluklu bir eğitim olduğunu unutmamalıdır. Dolaysıyla çocuklarımızın özellikle okul öncesi ve ilköğrenim dönemi öğrencilerimizin ders saatinin tamamında söz konusu eğitim ile ilgili çalışma yapmasını beklememeleri gerekmektedir.  Dikkati ders süresi kadar öğrencinin bulunduğu ortamın, kişilik özelliklerinin, kişinin konuya olan ilgisinin, alışkanlıklarının, gruba uyumunun, merak ve keşfetme duygusunun, öğrenmede kullanılan yöntemlerin de etkilediğinin bilinmesine fayda vardır. (Prof. Dr. Adil Türkoğlu)

Normal şartlarda bir ilköğretim öğrencisinin dikkat süresi 16-20 dakika aralığındadır. Elbette kişisel özellikler bunu etkiler. Bunun dışında özellikle çocuğun daha küçük yaştaki çocukların dikkat süresi de azalmaktadır. Bazı velilerin çocuktan dolu dolu 40-45 ya da 50 dakika müzik çalışma performansı beklemektedir. Oysa bu beklenti  yanılgıdan başka bir şey değildir.

İyi bir eğitimci çocuğun sıkıldığını gördüğü zaman farklı yaklaşımlarla birkaç dakika sıkılmasını engelleyip ardından tekrar eğitime dönebilmektedir. Bu birkaç dakika çocuğun kişisel özelliklerine göre uzayıp kısala bilmektedir. Bu bağlamda tüm bunları bilmeyen veliler dersin boşa geçtiği kanısına kapılmaktadır. Kaldı ki kurslarda müzik eğitimi  yapılırken, ilk koşullardan birisi çocuğa uğraşı olan müzik aletini sevdirmektir ve eğitimci elbetteb bunun bilincinde olarak eğitimine devam etmelidir.

Bunun farkında olmayan velilerin bir kısmı daha kursa yazıldığı andan itibaren büyük beklentiler içerisine girmektedir. Oysa eğitim bir süreç, sabır ve anlayış gerektirmektedir. Eğitmenlerin görevi çocukları eğitmenin yanı sıra velileri de bir anlamda eğitmektir. Her öğrenci kendi kişisel özelliklerine göre daha hızlı veya daha yavaş öğrenebilmektedir. Bu durumda velinin kendi çocuğunu bir başka çocukla kıyaslaması değil teşvik etmesi gerekmektedir.

Veli, eğitmen ve kurs idaresinin tüm bu süreci iyi değerlendirip gerek velileri bilgilendirme gerekse çocuğun dikkat süresini etkileyecek olan teknik donanım ve ortamı sağlaması gerekmektedir.

Elbette kursların ayakta kalması için maddi kazanımları şarttır fakat söz konusu sanat eğitimi olunca birtakım konularda kurs idarelerinin daha verici olma zorunluluklarının olduğunu düşünmekteyiz.

Tüm bu ayrıntı ve yapılanmalar içersinde sanat eğitimi ile uğraşan kurumların kendilerinin oluşturacakları birimler ile sanat eğitimcilerinin kendi özdenetim ve yapılanmalarını sağlamaları gerekmektedir.

Bu yapıldığı taktirde kurslarda hobilerini geliştiren veya sanata kendini yakın hisseden ya da sanatı seven kişilerin çoğalmasına yol açacak ve uzun vadede sanatla iç içe olan toplumların oluşmasının yanı sıra kültürel değerlerin yükseldiği, hoşgörü ve sosyal zekanın yükseldiğin görmemiz mümkün olacaktır..

Velilerin özellikle Özel okullarda verilen ortam ve biçimi ile “sanat hobi kurslarında” verilen eğitimlerin nekadar sağlıklı olduğunu da elbette değerlendirmeleri gerektiğine inanmaktayız.

Her işte olduğu gibi kurumlarda kendi uzmanlıkları anlamında değerlendirilmelidir.

Örgün eğitim kurumları (İlköğretim, ortaöğretim kurumları) asli işleri ile ilgili eğitimlerinde kalite ve seviyelerini yükseltmekle ilgilenmeli M.E.B.  kapsamındaki genel sözel anlatım ağırlıklı sanat ve müzik derslerini vermeli. Sanat özellikle müzik eğitiminin pratikte uygulamalı eğitimini  kurslara bırakmalı. Bunun dışında devletin gerek belediye ve gerekse Halk Eğitim Merkezi kanalı ile bu geleneksel sanatlar dışındaki sanat eğitiminden çekilmesinin gerekliliği de ortadadır.

Kaldı ki devlet bir taraftan “Müzik Öğretmeni sayısı fazla” diyerek Müzik öğretmenliklerini kapatırken bir taraftan da Özel kolej ve okulların müzik kursu açmasına göz yumarak veya halk eğitim merkezlerinin, ismek benzeri kuruluşlar ile Özel kursların önünü tıkamaktadır. Bu yüzden müzik Müzik Öğretmelerinin  istihdamını engellemekte aynı zamanda  sevdirilmesi gereken sanat eyleminin develet eli ile kalıplaştırılmasını “sanatı yaygınlaştırmak “olarak lanse ederek tektipleştirmek ve hatta çocukları sanattan uzaklaştırmaktadır.

Kurulduğu yıllarda önemli görevler üstlenen Halk Evleri (şimdiki Halk Eğitim Merkezleri) Metropol ve büyük şehirler için artık özelliğini yitirmiş ve misyonunun dışındaki amaçlarla kullanılır hale gelmiştir.

İlgili ilgisiz pek çok konuda özelleştirmeye giden hükümetler nedense (!) hatta “sanatın içine tükürseler bile” sanat eğitimini halk evleri ve özel okulların yetkisi ile sınırlamaktadır. Oysa elbette bir Kursun devletin gücü veya bir kolejin ekonomik gücü ile rekabet etmesi mümkün değildir. Bunun yanı sıra elbette uzmanlığı sanat eğitimi olan bir kurumla bir kolejin veya Devlet denetimindeki kurumun sanat eğitimine bakışı aynı olamaz. Kolejler ekonomik kaygılar devlet destekli kurumlar ise görev kaygısı ile yaptıkları eğitimin verimin incelemek durumundadır.

Nedenlerini hepimizin bildiği sebeplerle bunlara göz yumak ülkede sanatı gömmek demektir. Daha akılcı politikaların uygulanması dileğiyle…

 

 Sanat dolu günler dileğiyle.

N.ÖZCAN

Elleri öpülesi öğretmenlerimizin günü kutlu olsun…

Öğretmenler Günü, öğretmenlik mesleğini icra eden kimseleri onurlandırmak için çeşitli etkinliklerin düzenlendiği bir kutlama gündür.

Pek çok ülkede 1994’ten beri her yıl 5 Ekim günü UNESCO tavsiyesiyle Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. 5 Ekim günü, 1966 yılında Paris’te gerçekleşen “Öğretmenlerin Statüsü Hükümetlerarası Özel Konferansı”’nın sona erip UNESCO temsilcileri ile ILO tarafından “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi”’ni oybirliği ile kabul edilişinin yıldönümüdür.

Kendi kültürel ve tarihi özelliklerine, okul tatil günlerine göre çeşitli ülkelerde farklı tarihler Öğretmenler Günü olarak belirlenmiştir. Örneğin 12 Arap ülkesinde (Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Fas, Katar, Libya, Mısır, Suudi Arabistan, Tunus, Umman, Ürdün, Yemen ) her yıl 28 Şubat günü, Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. Öğretmenler Gününün tatil olup olmadığı da ülkesine göre değişir.

Türkiye

Türkiye’de her yıl 24 Kasım, Öğretmenler Günü olarak kutlanır. Bu, 1981 yılında başlamış bir uygulamadır.

24 Kasım 1928, Türkiye Cumhuriyeti devletininin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Millet Mektepleri’nin Başöğretmenliği”ni kabul ettiği gündür. Bakanlar Kurulu, Mustafa Kemal Atatürk’e “Millet Mektepleri Başöğretmenliği” ünvanını 11 Kasım 1928’de yaptığı toplantıda vermiş ve bu ünvan, 24 Kasım’da Millet Mektepleri Talimatnamesi’nin yayınlanması ile resmileşmişti.

Atatürk’ün 100. doğum yıl dönümü olan 1981 yılında, onun “başöğretmen” oluşunun yıldönümlerinde ülke çapında Öğretmenler Günü kutlanmasına karar verildi. Öğretmenler Günü ile ilgili kutlamalar, 26 Kasım 1992’de Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Öğretmenler Günü Kutlama Yönetmeliği çerçevesinde gerçekleşir.

 

Atatürk’ün öğretmenlik mesleğine bakışı şu sözlerinde kesin bir nitelendirim açık bir anlamlandırım ve derin bir anlatım bulur:

– Dünyanın her yerinde öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer üyeleridir. (1923)- Ulusumuzu yetiştirmek gibi kutsal bir görevi üstüne almış olan yüce Türk öğretmen topluluğu …(1921)

-Gelecekteki kurtuluşumuzun saygıdeğer öncüleri olan Türkiye öğretmenleri…(1921)

– Hükümetin en verimli ve en önemli görevi milli eğitim işleridir..(1922)

– Cumhurbaşkanı olmasaydım Milli Eğitim Bakanı olmak isterdim…

– Benim asıl kişiliğim (niteliğim) öğretmenliğimdir. Ben milletimin öğretmeniyim…(1936)

– Eğitimdir ki ulusu özgür; şanlı ve yüksek bir toplum olarak yaşatır..(1924)

– Eğitim okul demektir. .(1919)

– Okul adını hep birlikte büyük saygı ile analım! (1922)

– Gerçek zaferi siz (öğretmenler) kazanıp sürdüreceksiniz..(1922)

– Eğitim bakanı olarak milli irfanı yükseltmeye çalışmak en büyük emelimdir.

– Bilim ordusunun değeri siz öğretmenlerin değeri ile ölçülecektir…(1923)

– Öğretmenler…bilim esasından kazanmaya başladıkları egemenliği sonuca ulaştırmalıdırlar.

– Bununla öğretmenlik mesleği gerçek gelişme devrine dahil olacaktır…(1924)

– Öğretmenler sizin başarınız Cumhuriyet’in başarısı olacaktır…(1924)

– Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır…(1924)

– Öğretmenler! Cumhuriyet sizden fikri hür.Vicdanı hür.İrfanı hür nesiller ister…(1924)

– Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir…(1925)

İş günlerinde Öğretmenler Gününü kutlayan diğer ülkeler

Azerbaycan

Azerbaycan’da her sene 5 Ekim günü Uluslararası Öğretmenler Günü olarak kutlanıyor.

Avustralya

Avustralya’da Öğretmenler Günü Ekim ayının son cuma gününde kutlanır. [2]. UNESCO tarafından Dünya Öğretmenler Günü olarak kutlanması tavsiye edilen 5 Ekim’de Avustralya’da genellikle okullar tatil olduğu için ekim ayının son cuma günü Öğretmenler Günü olarak kabul edilmiştir.

Çek Cumhuriyeti

Evrensel eğitimin ilk savunucularından Jan Amos Comenius’un doğum yıldönümü olan 28 Mart günü Öğretmenler Günü olarak kutlanır.

Hindistan

Hindistan Öğretmenler Günü’nü 5 Eylül’de kutlar. Bu, eski Hindistan devlet başkanı ve öğretmeni Dr. Sarvepalli Radhakrishnan’ın doğum günüdür. Dr. Radhakrishnan 1962’de Hindistan cumhurbaşkanı olunca bazı öğrencileri ve arkadaşları onun doğumgününü kutlamalarına izin vermesi konusunda kendisine isteklerini danışmıştır. Dr. Radhakrishnan da yanıt olarak Benim doğumgünümü ayrıca kutlamak yerine, 5 Eylül Öğretmenler Günü olarak kutlansa bu benim kendi gurur ayrıcalığım olur. demiştir.

Bu gün Hindistan’da tatil değildir. Bu gün bir kutlama günü olarak kabul edilip öğrenciler normal bir günmüş gibi okula gelir; olağan etkinlikler ve dersler, kutlama aktiviteleriyle birlikte teşekkür ve hatırlama da içerir. Bazı okullarda bu günde öğretmenlerin sorumluluklarını son sınıf öğrencileri alarak öğretmenlerinin kıymetini bildiklerini onlara gösterir.

Geleneksel olarak, Hintliler öğretmenlere çok büyük bir saygı ve onur barındırmışlardır. Eski bir Hintlinin söylediğine göre (genellikle öğrencilere öğretilir) öğretmeni 3. sırada sıralar, Tanrı’dan bile önce: Anne, Baba ve Öğretmen Tanrı’dır anlamında “Maata, Pitha, Guru, Daivam”. Bir beyitin (doha) söylemi Guru Govind doou khare kake lagon paai? Balihari guru aap ki Govind deeo batai, ne göre “İlk selamımı kime vermem gerektiği konusunda içinden çıkılmaz bir durum içindeyim: Öğretmen mi yoksa Tanrı mı. Beni Tanrı’yı bilmem konusunda aracılık edecek kişi olan öğretmeni seçmeliyim.” Başka bir örnek olarak, Hinduizm’in kutsal kitabının orta kısımlarında “Guru Bramha, Guru Vishnu, Guru devo Maheshwaraha – Gurusakshath parabramha tasmai shree gurve namaha,” der, çevirisiyse “Öğretmen üçlü birliktir. Öğretmenin kendisi Tanrı’nın önündeki belirtidir.” Öğretmen her çocuğa her kimseye bilgi vermekle kalmaz onun annesi görevini de üstlenmiş olur.

İran

Murtaza Mutahhari’nin öldürülüşünün yıldönümü olan 2 Mayıs günü Öğretmenler Günü’dür.

Malezya

Malezya’da Öğretmenler Günü (Malezyaca: Hari Guru) 16 Mayıs’ta kutlanır.

Peru

1953’ten bu yana 6 Temmuz günü resmi olarak Öğretmenler Günü’dür. Peru’nun bağımsızlığını kazanmasından sonra 6 Temmuz 1822’de kabul edilen bir yasa ile ülkedeki ilk öğretmen okulunun kurulması sebebiyle 6 Temmuz günü seçilmiştir.

Slovakya

Jan Amos Comenius’un doğum yıldönümü olan 28 Mart günü Öğretmenler Günü olarak kutlanır.