Şunun için etiket arşivi: narsanat

21 yaşında dünyanın ön önemli müzik okulu Berklee’de profesör unvanı kazanan cazın ünlü ismi Esperanza Spalding, İstanbul’a geliyor. 3 Şubat’ta Cemal Reşit Rey’de sahne alacak olan Spalding, caz dalında Grammy alan ilk isim.

Esperanza Spalding

Henüz 30 yaşında ve kariyerine dört Grammy Ödülü sığdırmış, son yılların en genç caz süperstarı Esperanza Spalding, bu yıl ikincisi gerçekleşecek CRR Caz Şubatı konserlerinin yıldızı olacak. Sanatçı, 3 Şubat’ta sahneye çıkacak. İkinci Caz Şubatı konserlerinin açılışını 1 Şubat’ta, “Cazın Bakülü Prensesi” olarak bilinen meşhur Aziza Mustafa Zadeh yaparken, 3 Şubat’ta Obama’nın da favorisi Spalding ile buluşuyoruz. Genç bir bas virtüözü, besteci ve şarkıcı olarak Esperanza Spalding, eleştirmenlere göre cazı yeniden parlatan isimlerden biri ve özellikle Radio Music Society albümüyle radyo dostu caz şarkılara da imza atarak, uzun zamandan sonra caz dünyasının hızla parlayan tek yıldızı oldu.

36 YIL SONRA İLK KEZ O KAZANDI

Esperanza-Spalding

2011 yılında yayınladığı üçüncü stüdyo albümü Chamber Music Society albümüyle 53’üncü Grammy ödüllerinde, tam 36 yıl aradan sonra “En İyi Çıkış Yapan Sanatçı” ödülünü alan ilk caz şarkıcısı olarak büyük bir sürpriz yapan Spalding, aynı zamanda bu ödülü alan ilk caz müzisyeni olarak da müzik tarihine adını yazdırmış oluyor. Sürpriz ödülle aynı kategoride aday gösterilen ve bir pop fenomeni haline gelen Justin Bieber’a ve kendilerine “Belieber” diyen milyonlarca hayranını soğuk bir duşla kendine getiren Spalding, 2011 yılında ayrıca Boston Müzik Ödülleri, “En iyi caz sanatçısı” ödülüyle de itibarına itibar katmış oldu.

İNGİLİZCE, İSPANYOLCA VE PORTEKİZCE SÖYLÜYOR

esperanza-Spalding1Esperanza Spalding’i, eleştirmenler dünyaca ünlü Berklee müzik okulunun en yetenekli mezunlarından biri olarak övüyor. Spalding, burslu okuduğu ve başarıyla tamamladığı okulunun en genç hocalarından biri olarak da ayrıca Berklee müzik okulun tarihine geçmiş durumda. İngilizce, İspanyolca ve Portekizce şarkılar söyleyen Spalding’i ilk olarak 19’uncu İstanbul Caz Festivali’nde izlemiştim ve CRR Caz Şubatı için gün sayıyorum. Spalding, son olarak 2013 Grammy Ödülleri gecesinde En İyi Caz Vokal Albümü Ödülü alan Radio Music Society isimli albümünün satış başarısıyla da popüler müzik piyasasında caza uyandırdığı ilgiyle caz dünyasının da sevgilisi. Esperanza Spalding’in, Bruno Mars’ın Grammy Ödüllü ve 2013 yılının en çok satan albümleri arasına giren Unorthodox Juke Box albümünde Old & Crazy isimli şarkıda nefis bir düete de imza atmıştı. Spalding yeni yılın caz hediyelerinden olacak.

Rivayete göre; kötü ve mutsuz geçirdiği çocukluk dönemi, yalnızlığı, sağlık problemleri -özellikle sağır oluşu- Beethoven’ı hayata küstürmüştür. İntihara karar verir ve hatta vasiyetini bile hazırlar. Ancak görme engelli küçük bir kız, Beethoven’a yaşama bakışını tamamen değiştirecektir. Gözleri görmeyen genç kızın ayışığını hiç görememiş ve göremeyecek olması Bethooven’ı fazlasıyla derinden etkiler. Ve yaşama yeniden bağlanmasına en büyük sebep olur.

Ludwing van Beethoven1

Bir gün Beethoven, bir arkadaşı ile birlikte Viyana sokaklarında dolaşmaya çıkmıştır. Tam o esnada bir apartmandan piyano sesi geldiğini duyar ve kafasını kaldırıp bakar. Apartmanın ikinci katındaki cam açıktır ve Beethoven’ı büyüleyen ses oradan gelmektedir. Arkadaşına, çalan kişinin muhteşem çaldığını ve onu görmesi gerektiğini söyler.

Birlikte ikinci kata çıkıp kapıyı çalarlar. Kapıyı açan kadın, Beethoven’ı hemen tanır ve şok olur. Beethoven, piyano sesine geldiğini, çalan kişiyi çok merak ettiğini ve muhakkak görmek istediğini söyler. Kadın, piyanoyu çalanın kızı olduğunu ve tanışmaktan mutlu olacağını belirterek Beethoven ve arkadaşını içeri alır. Beethoven, piyano çalan kızın olduğu odaya girer. Annesi kıza, Beethoven’ın geldiğini söyler ve küçük kız çok heyecanlanır, hemen ayağa kalkar, fakat kız görme engellidir. Bunu gören Beethoven ise, “Lütfen benden bir şey isteyin.” der, maddi bir şey isteyeceklerini düşünerek. Kızın cevabı şu olur; “Ben hiç ayışığı görmedim, bana ayışığını anlatır mısınız?” Bu durumdan etkilenen Beethoven, bunun üzerine piyanonun başına geçer ve Ayışığı Sonatı’nı(Moonlight Sonata), doğaçlama olarak besteler.

“Bu hikaye tamamen rivayettir. Gerçek olup olmadığı kesin olarak bilinmemektedir.”

 

Kaynak : onedio.com

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği‘ne bağlı Özel Nar Sanat Eğitim kursu eğitmen ve öğrencilerinin hazırladığı Nar Çiçekleri Yeni Yıl Dinletisi 27-28 Aralık 2014 tarihlerinde Nar Sahnesi‘nde.

Tarihler:

  • 27 Aralık 2014, Cumartesi
  • Saat: 19:30

Sahne Alacak Öğrenci ve Eğitmenlerimiz

Öykü Nehir Ufacık – Puck / J.Thompson

Eda Kölükfakı – Trumpet Tune / W.Duncomte

Square / E.Milne

Başak Sait – Sonata in G Allegro / J.Haydn

Sude Aldatmaz – Menuet / Mozart

Esma İhtiyar – Pluto / P.Wedgwood

Aleyna Güloğlu – Compture D’un autre ete / Yann Tiersen

Rüya Yıldız – Over The Rainbow / İ.Komokoviwo

                                                 Eşlik: Cem Cücenoğlu

Irmak Kaytan , Atakan Tokelli– Romans- Jingle Bells / Anonim

Arda Sert – Greensleves / Arrang:A.Mendels

Hava Nagila / İsrail Halk Şarkısı

Aslı Demirok– Lokomotif / Enver Tufan

İrem Koca – Caddelerde Rüzgar / Kayahan

Nur İlayda Budak – Allegro no:12 / Suzuki

Mina Fırıncı – Gündoğarken / J.Thompson

Yusuf Eren Mercan – Dalgaların Şarkısı / Enver Tufan

Bahar Ece Sarsın – Vals / Ole Halen

Mustafa Deniz Güler – Vals / Selmin Tufan

Faruk Baray Uludağ – Danse / G.D.Türk

Burcu Bozkurt – Old McDonald / J.Thompson

Deniz Bora – Ochi Cherrnye / Rus Halk Şarkısı

Ceren Kaya – Vals / J.B. Duvernoy

Tan Onur – Yıldızların Altında / Ali Rıza Bey

Godfather / N.Rota

  • 28 Aralık 2014, Pazar
  • Saat: 19:30

Ilgaz Özkaya – Balerin / J.Thompson

Nil Sahra Aksal – Bir Üflesem Düşersin / J.Thompson

İrem Su Dursun – Old McDonald / J.Thompson

Zeynep Ceylin Günenç – Kabile Dansı / J.Thompson

Lara Sadi – Je Veux un Toutau / Janet Vogt

Duru Keser – Jingle Bells / Anonim

Su Yüceyaltırık – Go Tell Aunt Rhody / Suzuki

Ela Özbaş – Komik Suratlar / J.Thompson

Berru Coplugil – Le Pirson / Leon Bates

Simge Karagözoğlu – Yenice Yolları / Anonim

                                          Eşlik: Cem Cücenoğlu

Egemen Hızlıbaş – Greensleaves / Arrang:A.Mendels

Selin Ünsal – Cielito Lindo / A.Varela&C.Fernandez

                                                Eşlik: Şeyma  Yürekir

Caner Bahadır – Yeşil Ördek / Anonim

İklim Keleş– Sonatin op20  No:1 J.L.Dussek

Madlen Arzuman– Vals / J.B.Duvernoy

İdil Deniz Bakır– Gertruden’in Rüyası Valsi / L.V.Beethoven

Erhan Karakaya– Karahisar Kalesi / Anonim

                                       Eşlik: Murat Hasgün

 

Programımıza tüm sanatseverler davetlidir

Ayrıntılı bilgi için arayınız: 0212 570 8068

nar-cicekleri-yeni-yil-dinletisi

İzmir’de İsmet İnönü Sanat Merkezi’nde 20 Aralık’ta sevenleriyle buluşan Grup Yorum, bir hafta sonra bu kez İstanbul’da konser vermeye hazırlanıyor.

gruo yorum

Konserde amaçlarının Ruhi Su’yu bugünün müzikal zenginlikleriyle yeni kuşaklara anlatmak olduğunu dile getiren Grup Yorum , bunu da türkülerin tadını bozmadan, taklitçiliğe kapılmadan yapmaya çalıştıklarını belirtti.

ruhi-su

Grup Yorum, “30’uncu yılımıza yaklaştığımız şu günlerde, Ruhi Su’nun da aramızdan ayrılışının 30’uncu yılında, sizleri ustamızın o gür sesini yüreklerimizde hissedeceğimiz büyülü bir konsere davet ediyoruz” diyor. Konser 27 Aralık’ta İstanbul Bostancı Gösteri Merkezi’nde.

TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım AŞ tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile hazırlanan kitap fuarlarının, 2015 takvimi belli oldu

kitap-fuari

TÜYAP’tan yapılan açıklamaya göre, geçen yıl Adana, Bursa, İzmir, Diyarbakır ve İstanbul’da 1 milyon 301 bin 500 okur, kitaplarla ve yazarlarla buluştu.

Yılın ilk kitap fuarı 13-18 Ocak‘ta TÜYAP Adana Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi‘nde kapılarını açacak. Çukurova 8. Kitap Fuarı’na 250 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılırken fuar süresince söyleşi, şiir dinletisi, panel ve çocuk etkinlikleri gibi 50 etkinlik gerçekleşecek. Bu etkinliklerde ve 6 gün boyunca düzenlenecek imza günlerinde onlarca yazar, okurlarıyla buluşacak.

Bursa Kitap Fuarı, bu yıl 14-22 Mart‘ta Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi‘ndekitapseverlerle buluşacak. Kitap Fuarı, Bursa’da Haldun Taner’in 100. yaşını kutlamaya hazırlanıyor. Fuar süresince Haldun Taner’in, yaşamı, eserleri ve tiyatroya sunduğu katkıları söyleşi ve panellerle ele alınacak. Fuar, 300 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla gerçekleşirken 80 kültür etkinliğiyle yüzlerce yazara ve şaire ev sahipliği yapacak.

TÜYAP kitap fuarları, baharı 20. kez İzmir’de karşılayacak. Bu sene 18-26 Nisan‘da Uluslararası İzmir Fuar Alanı‘nda (Kültürpark) gerçekleştirilecek 20. İzmir Kitap Fuarı, Aziz Nesin’in 100. yaşını çeşitli etkinliklerle kutlayacak. Fuara 400 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılırken fuar süresince yaklaşık 150 kültür etkinliği düzenlenecek. Bu etkinlikler ve imza günleri yüzlerce yazarı, okurlarıyla bir araya getirecek.

YENİ BİR FUAR: KARADENİZ KİTAP FUARI

TÜYAP kitap fuarları, takvimine yeni yılda Samsun ile devam edecek. İlk kez düzenlenecek Karadeniz KitapFuarı, 18-24 Mayıs‘ta TÜYAP Samsun Fuar ve Kongre Merkezi‘nde ziyaret edilebilecek. KaradenizKitap Fuarı kapsamında Melih Cevdet Anday’ın 100. yaşı, söyleşi ve panellerle kutlanacak. İlk kez gerçekleşecek fuara yaklaşık 150 yayınevi katılması ve fuar süresince 50’nin üzerinde kültür etkinliği düzenlenmesi bekleniyor.

34. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, 7-15 Kasım‘da kapılarını, 25. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarıile eş zamanlı TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi-Büyükçekmece’de açacak. İstanbul Kitap Fuarı’na yurt içi ve dışından 800’ün üzerinde yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılacak. Fuar boyunca 50’den fazlası çocuklara yönelik olmak üzere, 300’e yakın kültür etkinliği düzenlenecek.

2015 TÜYAP Kitap Fuarları:

Çukurova 8. Kitap Fuarı: 13-18 Ocak

Bursa 13. Kitap Fuarı: 14-22 Mart

20. İzmir Kitap Fuarı: 18-26 Nisan

Karadeniz Kitap Fuarı-Samsun: 18-24 Mayıs

34. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı: 07-15 Kasım

1692 yılında, A. Boogert olarak bilinen bir sanatçı Flemenkçe bir kitap yazdı. Boogert’in amacı ana renkleri her varyasyonda birbiriyle karıştırarak yeryüzündeki tüm renkleri elde etmekti. İşin ilginç yanı, bu kitabı açtığınızda karşınıza yalnızca renkler çıkmıyor çünkü Boogert hangi rengi nasıl elde ettiğini de detaylı bir şekilde açıklamış. Böyle bir proje kulağa kolaymış gibi gelebilir fakat Boogert’in yazdığı kitabı görünce insanın ağzı açık kalıyor.

El ile yazılmış ve boyanmış bu 800 sayfalık kitabın adı Traité des couleurs servant à la peinture à l’eau. Kitap tarihçisi Erik Kwakkel’e göre bu kitabın yazılış amacı insanları renkler hakkında eğitmekti. Fakat işin ironik tarafı bu kitaptan yalnızca bir tane olması ve sadece çok az sayıda insanın kitaba ulaşabilmesiydi. İlk kez 1963 yılında yayınlanan Pantone Renk Kataloğu ile kıyaslanamaz elbette fakat günümüzde Fransa’da bulunan bu inanılmaz kitabın zamanının çok ötesinde bir çalışma olduğunu kimse inkar edemez.

İşte Boogert’in şaheserinden birkaç sayfa:

Kitabın ilk sayfaları.

ilk-pantone

Kitapta yalnızca renkler değil, renklerin nasıl elde edildiği bilgisi de bulunuyor.

ilk-pantone-2

Renkler bazı temalar etrafında ustalıkla gruplanmış.

ilk-pantone-3

Renk gruplarına isimler verilmiş.

ilk-pantone-4

Bir rengin siyah ve beyaz arasında kalan tüm tonları resmedilmiş.

ilk-pantone-5

Açık ve koyu tonların etkileri, üzerlerine yazılar yazılarak gösterilmeye çalışılmış.

ilk-pantone-6Kaynak: Onedio

 

new-yorkta-istanbul-esintisiDoğuyla batıyı birleştiren İstanbul’dan esintiler taşıyan üç boyutlu, metal, cam, mermer, bronz heykel ve yağlı boya resimlerin sunulduğu “İstanbul Esintisi” sergisi, New York’ta düzenlenen resepsiyonla sanatseverlerin ziyaretçine açıldı.

Türk Kültür Vakfı ve Armaggan Sanat ve Tasarım Galerisi işbirliğinde düzenlenen ve Türkiye’den birçok sanatçının eserlerinin yer aldığı “İstanbul Esintisi” sergisi, New York’ta yeni hizmete giren, tekstilden gıdaya pek çok alanda bağımsız tasarımcıyı bir araya getirerek aynı zamanda bir alışveriş platformu olarak hizmet veren Bene Rialto’da Amerikalı sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

Serginin açılışına New York Başkonsolosu Ertan Yalçın, Amerika Türk Koalisyonu Başkanı Lincoln McCurdy ile New York’ta yaşayan Türk toplumu temsilcileri ve Amerikalı sanatseverler katıldı.

Farklı teknik, stil ve bakış açılarını yansıtan Aslı Kutluay, Pembe Hilal Tüzüner, Meral Değer, Dinçer Güngörür, Ayşegül Kırmızı, Dilek Aydıncıoglu, Camekan, Nadia Arditti, Semra Özümerzifon ve Derya Özparlak gibi Türk sanatçıların eserlerinin yer aldığı serginin küratörlüğünü Şanel Şan Sevinç yapıyor.

Sergi, 15 Ocak 2015’e kadar ziyarete açık kalacak.

Sanatçı Fazıl Say, 2 yılda bir yapılan BİFO-SAY festivalinin bu yıl iptal edilmesiyle ilgili bir açıklama yaptı.

fazıl_say

Fazıl Say 2 yılda bir yapılan BİFO-SAY festivalinin bu yıl iptal edilmesiyle ilgili bir açıklama yaptı. “Ben ve ekibim ne devlete ne de bu holdinglere ihtiyaç duymuyoruz” diyen Say, Borusan’ın festivali iptal etmesinin ardından aldığı ihaleye dikkat çekti.

Say tarafından yapılan açıklama şu şekilde:

“Dostlar

BORUSAN yönetimi (Ceo’su Agah bey) bugün tüm medyaya açıklamalar yapmış. Bir BİFO-SAY(Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ve Fazıl Say) festivalimiz vardı İstanbul’da. İki yılda bir olurdu. Bu yılki iptal edilmişti. Niye iptal edildiğini anlatmışlar basına. Tabi her zaman her şeye bir kılıf uydurulur.

İşin aslı ise şu;

Hatırlarsınız; Şu Antalya’da yaşanan haksızlık sebebi ile ben Gürer Aykal ile artık çalışamayacağımızı anlattım. Sadece ben mi anlattım? Gürer Aykal kendisi basına açıklamalar yaptı “bir daha Fazıl Say eseri yönetmem” dedi. Şimdi belli ki burada bir anlaşmazlık var. Evet keşke olmasaydı. Ama maalesef o “keşke”ler bu insanların egolarının önüne geçemiyor. Evet Antalya’da bu kavga oldu ama ben bunun Borusan ile olan Festivalimize yansımaması için gayret gösterdim. Bifo-Say festivali 4 konserden oluşuyordu. Bu 4 konserden sadece 1 tanesi Gürer beyin yöneteceği konser idi. Borusan 4 konserin tamamını iptal etmiştir. Okudunuz, hepsi ortada yazıldı.

gurer-aykal

Gürel AYKAL

 

Tekrar etmeye gerek yok. Ben hep şunu savundum. Gürer Aykal ile zaten olmuyor, o da istemeyecektir benim ile konser yapmayı -ki istemiyor. Ya 4 konser içinden onun yöneteceği o konseri de kaldırın, ya o konsere başka şef alalım. Gürer Aykal’a da ayrı bir kapsamda başka bir konser verilsin. Sonuçta adı ve konusu Fazıl Say olan bir festival de devam edebilsin.” Bunu savundum. Ama bu olmadı… Olmadığının zaten hemen ardından da Borusan bir ihale kazandı. Agah bey diyor ki “ihalenin bu konu ile alakası yoktur”,  ben diyorum ki ” Bilemiyorum, neden olmasın?”.

Dostlar kendi konserlerimizi organize ediyoruz. Türkiye’nin her yerinde konser veriyoruz. Gerekirse, Anadolu’da köylere gidip çalıyorum. Ben ve ekibim ne devlete ne de bu holdinglere ihtiyaç duymuyoruz. Başımızın çaresine bakarız. İyi müzik yaptığımız sürece de bu salonlardaki doluluk oranımız artıyor. Dünyanın her yerinde yılda 100 konserimiz var. Eserlerimiz her yerde çalınıyor. Tüm internette de yayılmış durumda. Her yıl 3-4 CD üretiyoruz. Çalışıyoruz. Deli gibi çalışıyoruz. Orkestra eserlerimin Türkiye’de çalınması durumuna gelince. Dünyanın her yerinde çalınıyor. Türkiye’de benim (Orkestra) eserlerimin çalınma olasılıkları kısıtlanmıştır. Bu durum tamamen siyasidir. CSO olayında gördünüz. Gürer Aykal ise tüm bu olaylarda kendini kullandırtmıştır. Kötü bir duruş sergilemiştir.

Dostlar,

Şunu sorun kendinize, Aykal ne kaybederdi Muammer Sun gibi duruş sergileyebilseydi?

Borusan’daki arkadaşlara başarılar dilerim. Ben her yıl 40-50 Orkestra ile çalıyorum fazla ihtiyacım yok illaki Borusan Orkestrası ile çalmaya. Herkes işine baksın. Bizi de artık rahat bırakın. Çalışan üretenleri rahatsız etmeyin.

Sevgiler, Saygılar.”

Kaunak : İleri Haber

Proje iletişim danışmanlığını Fotoğraf Eğitmenimiz Fulya BETEŞ ‘in  Yapmış olduğu ; Türk sinemasının 100. yılında sanatçı Ertan Toy tarafından seçilip minimalist bir üslupla yeniden yorumlanan Türk filmi afişleri sinemaseverler ile buluşuyor.

Türk Sinemasının İmgelerle Yüz Yılı

“Türk Sinemasının İmgelerle Yüz Yılı” Afiş Sergisi ile ziyaretçiler 20 Aralık 2014- 3 Ocak 2015 tarihleri arasında Kadıköy Belediyesi’nin desteğiyle TAK- Tasarım Atölyesi Kadıköy’de (Eski minimalist posters baskıÖzen Sineması) Türk sinemasının yüz yıllık sürecini oluşturulan temel imgelere yolculuğa çıkarılmaya hazırlanıyor.

Projede yer alan çalışmalar, Türkiye sinemasının farklı dönemlerine ait ve sinema tarihininde iz bırakan yirmi filmden araştırılıp seçilen en çok akılda kalan imgeleri içeriyor.

Eski Türk film afişlerinin sadeliğin ön planda olduğu modern bir anlayışla yeniden yorumlandığı proje aynı zamanda Türk sinemasının 100. yılında hafızalarda yer eden filmlerin yönetmenlerine saygı ve selam niteliği taşıyor. Eşkıya, Propaganda, Neşeli Günler, Turist Ömer, Hababam Sınıfı ve Arabesk gibi birçok unutulmaz film afişi ziyaretçilerin hafızalarını zorlayacağı eğlenceli bir zaman yolculuğuna tüm sinemaseverleri davet ediyor.

TAK (Tasarım Atölyesi Kadıköy) Hakkında:

minimalist posters baskı

Kamu, sivil ve özel işbirliği modeli ile Kadıköy Belediyesi, ÇEKÜL Vakfı ve Kentsel Strateji şirketi ortaklığında yürütülen TAK, Kadıköy’ün kentsel sorunlarının çözülmesi için yaratıcı buluşma ortamları sağlayarak, tasarımın gücü ile yenilikçi çözümler üretmeyi amaçlar.

Yenilikçi ve yaratıcı fikirlerin uygulamaya geçtiği buluşma ortamı Tasarım Atölyesi Kadıköy (TAK), fikirleri olan Kadıköylüler, projesi olan Tasarımcılar ve olanakları olan Destekçileri Kadıköy Belediyesi ile buluşturarak, ‘Tasarım Sizden, Uygulaması Bizden!’ sloganıyla yola çıktı.

Kadıköy’ün mekansal sorunlarının çözümünde strateji ve tasarım kavramlarını bir araya getirerek, stratejik tasarım yönetimi yaklaşımı ile yürütülen TAK, kamu, özel ve sivil sektör işbirliği ile yürütülen bir Tasarım Atölyesidir.

 TAK, Kadıköylüler, Tasarımcılar, Gönüllüler, Öğrenciler,  Destekçiler ve Kadıköy Belediyesi’nin ulusal ve uluslararası işbirlikleri kurarak fikir üretecekleri ve ürünlerini kamuoyu ile paylaşabilecekleri yenilik ve yaratıcılık mekanıdır.

Kadıköylüler, Tasarımcılar, Gönüllüler,  Destekçiler, Öğrenciler ve Kadıköy Belediyesi, ulusal ve uluslararası işbirlikleri kurarak fikir üretecekler ve ürünlerini kamuoyu ile paylaşabilecekler. TAK, fikir ve önerileriyle proje süreçlerine katılıp, yaşadıkları mahallenin tasarım stratejilerine katkıda bulunmak isteyen herkese açık!

Detaylı bilgi için:   http://www.kadikoytasarim.org

 

nazim-hikmetÇağdaş Türkçe şiirin kurucularından biri olan Nazım Hikmet’in kültür mirasını devam ettirmek adına Boğaziçi Üniversitesi’nde ‘Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi’ açıldı. Açılışa Orhan Pamuk görüntülü bir konuşma ile katıldı.

Türkiye’de bir üniversite bünyesinde ilk kez Nazım Hikmet adına bir merkez kuruldu. Yazar Murat Gülsoy’un öncülüğünde başlatılan proje, uzun bir araştırma ve ön çalışma sürecinin sonunda tamamlandı ve 15 Aralık’ta hayata geçirildi.

Buna göre Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde kurulan Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi’nde özgün araştırmaların desteklenmesi planlanıyor. Ayrıca baraşırılı çalışmalar Nazım Hikmet Tez Ödülü ile onurlandırılacak.

Pamuk video konferansla katıldı

Merkezin açılışında görüntülü konferans yoluyla katılan Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, Nazım Hikmet’i şu sözlerle anlattı:

“Nâzım Hikmet’i anlamak onu tabu ve yasaklarla korunan bir başka put haline getirmek değil; onun bu olağanüstü yeteneğini nasıl büyük bir edebiyat haline getirdiğini adım adım görmektir.”

Ayrıca Nazım Hikmet’in kişiliğinden de etkilendiğini ve 1970’li yıllarda onun gibi şiirler yazmayı denediğini de belirten Pamuk konuşmasına şöyle devam etti:

“Benim şiirlerim çok kötüydü ama onun gibi olmak heyecanı vardı bende. Ben Lise 2’de okurken yayınlanan, Nâzım Hikmet’in hapishaneden Kemal Tahir’e gönderdiği mektuplar hayat yolunda bana çok yardımcı olmuştur. Nâzım Hikmet’in Orhan Kemal’e yazdığı mektupları da aynı heyecanla okurdum. Bu mektuplar beni toplumsal, eleştirel Türk edebiyatına da açmıştır.”

Nazım Hikmet’in kahramanlaştırılmasından da bahseden Pamuk bu konuya dair düşüncelerini şöyle aktardı:

“Biz kahramanlarımızı anlamak değil; onlara hayran olmak isteriz. Çoğumuzun menkıbename’leri tercih etmesi bu nedenledir. Kahramanlarımız hakkında tabular icat ederiz. Nâzım Hikmet’in hayatı da eserleri de bu türden tabu ve yasaklarla doludur. Atatürk döneminde Nâzım Hikmet hakkında açılan davalar, şairin çeşitli defalar sürgüne veya hapse gönderilmesine rağmen Atatürk’ü sevmeye devam etmesi; ancak hapisten çıkar çıkmaz Kuvayı Milliye Destanı’nı yarım bırakması böyle tabu bir konudur.”

Tarık Akan, Rutkay Aziz, Oya Baydar, Altan Öymen gibi tanınmış isimlerin yanı sıra akademik dünyadan, yayınevlerinden ve basından da pek çok kişi merkezin açılışında hazır bulundu.

Merkezde neler yapılacak?

Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi, edebiyat, tarih, sanat ve sosyal bilimler alanlarında disiplinler arası çalışmalar yapmak ve çağdaş Türkçe şiirin kurucu şairi şair Nazım Hikmet’i tanıtmayı planlıyor. Bu kapsamda Merkez, Türkiye’nin kültür ve sanat birikimi üzerine yapılacak özgün çalışmaları destekleyecek, araştırmacılar için uygun bir ortam hazırlayacak, ulusal ve uluslararası ölçekte bilgi paylaşımını sağlayan bir yapı oluşturacak. Ayrıca Türkiye’nin son iki yüzyıllık kültür ve sanat birikimi üzerine yapılan özgün akademik çalışmaları desteklemek üzere ‘Nâzım Hikmet Tez Ödülü’nün de her yıl verilmesi planlanıyor.

Kaynak: Al Jazeera

İbrahim Çallı’nın ‘Avluda Oturanlar’ adlı tablosu dün düzenlenen Antik AŞ müzayedesinde 2 milyon 460 bin liraya satılarak bugüne kadarki en pahalı Çallı tablosu rekorunu kırdı.

avluda oturanlar çallı

Antik AŞ tarafından dün Shangri-La Bosphorus Otel’de düzenlenen müzayedeye ressam İbrahim Çallı’nın ‘Avluda Oturanlar’ı damgasını vurdu. 1913 tarihli ‘Avluda Oturanlar’ 2 milyon 460 bin liraya satılarak bugüne kadarki en yüksek tutarlı Çallı tablosu oldu.
Antik AŞ’nin 284. Müzayede’sinde özel koleksiyonlardan seçilmiş tablolar ve antikalar satışa sunuldu. Türkiye ’nin önde gelen koleksiyoncuları ve iş dünyasından 500’ü aşkın sanat meraklısının katılımıyla gerçekleşen müzayedede, klasik Türk resmi ve Osmanlı eserleri rekor fiyatlarla alıcı buldu. Çallı’nin ‘Avluda Oturanlar’ının yanı sıra Sami Yetik’in ‘Şakayıklar’ 757 bin, Halil Paşa’nın ‘Nil’de Bahar’ 630 bin, Şevket Dağ’ın ‘Natürmort’ 600 bin, Şeker Ahmet Paşa’nın ‘Ayvalı Natürmort’ 550 bin, Fausto Zonaro’nun ‘Galata Limanı’ 440 bin, Nazmi Ziya’nın ‘Göksu’ 330 bin liraya satıldı.

Strasbourg Odyssee sinemasında devam eden 26.Türk Sinema Günleri’nde 12 Aralık Cuma akşamı yönetmen, senarist Onur Ünlü’nün dram, fantezi türü siyah-beyaz ve renkli ‘Sen Aydınlatırsın Geceyi’ filmi gösterildi. Odyssee sineması yönetmeni Faruk Günaltay programa davetli olan yönetmen Onur Ünlü’nünİstanbul Fransız Konsolosluğundan vize verilmediği için Strasbourg’a gelemediğini duyurdu.

onur-ünlü

2014 Antalya Film Festivalinde ‘İtirazım Var’ filmiyle en iyi yönetmen ödülünü kazanan yönetmen Onur Ünlü ‘Sen Aydınlatırsın Geceyi’ filmiyle de çok sayıda ödül kazanmıştı.

2013 yapımı 1saat 45 dakikalık ‘Sen Aydınlatırsın Geceyi’ sinema filmi 2013 yılında 32. İstanbul Film Festivalinde Ulusal Yarışmada Altın Lale en iyi film ödülü, en iyi senaryo Onur Ünlü’ye verilmişti. Sinema filmi Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Birliği (FIPRESCI) tarafından en iyi film seçilmişti.

Çok sayıda Türk ve Fransız sanatseverler Odyssee salonunda ‘Sen Aydınlatırsın Geceyi’ filmini büyük bir ilgiyle izledi. İzleyenler arasında eski AİHM başkanı Jean Paul Costa, Strasbourg Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Ragıp Ege, Prof. Paul Dumont, AK nezdinde Türkiye Daimi Temsilcilik çalışanları bulundu.

13 Aralık Cumartesi akşamı Onur Ünlü’nün 2014 yapımı ‘İtirazım Var’ filmi beyaz perdeye geliyor. Yönetmen Onur Ünlü, sanatçılar Leyla Hazal Kaya ve Serkan Keskin’nin ‘Odyssee’ salonuna gelip, gelmeyeceği merakla bekleniyor. Odyssee sinemasın yönetmeni Faruk Günaltay 19 Aralık Cuma akşamı Odyssee’de ‘Türk Sineması ve Türkiye nereye gidiyor’ konulu açık oturum yapılacağını duyurdu.

Kaynak : onedio.com