Şunun için etiket arşivi: nar sanat

muzik-ogretmeniHem iddialısınız, hem işinizi iyi yaptığınızı düşünüyor, hem  enerji dolusunuz, hem de… Siz hala kapitalist ve sömürgeci kolejlerde mi çalışıyorsunuz? Size yazık! İnanın doğru söylüyoruz yani, vallahi bak!

Ailemize 2015-2016 eğitim dönemi için Nar Sanatlar için; yeni (kullanılmamış veya az kullanılmış ya da en azından az yıpratılmış) sanat ile ilgili dallarda öğretmenler/eğitmenlere ihtiyaç var. Lütfen aşağıdaki nitelikleri taşıyan ve anlayanlar başvursun.

Bir bakalım alınacak arkadaşlarda neler arıyormuşuz?

-TERCİHEN İNGİLİZCE BİLEN (Demiyoruz, diyemiyoruz demeye çalışsak dahi anlamı yok!)

Ama “bir dil bir insandır.” sözünden yola çıkarak bir dil biliyorsanız sizin adınıza seviniriz bizim için çok önemli değil. Çünkü literatürü takip dışında yapacağınız işle bir ilgisi yok. Fakat bu sıra irili ufaklı sadece yurt içine çalışan dille ilgisi olmayan tüm firmalar dahi İngilizce bilen eleman arıyor. Bir bildikleri olmalı. Biz onlar kadar bilemeyiz değil mi?

ARAŞTIRMACI, ÖĞRENMEYE AÇIK (Mümkün müdür ki? Bizce mümkün.)
O kadar işin arasında sizi eğitecek ne paramız, ne de zamanımız var. Mesleğinizle ilgili gelişmeleri iş saatleri dışında kendiniz araştırıp öğrenmek zorundasınız. Yani onca yılda sanatınızı, işinizi öğrenemediyseniz zaten araştırmasanız da olur aslında, hayatı ve şansı fazla zorlamamak lazım değil mi?

İNİSİYATİF SAHİBİ (Bu çok önemli öyle demeyin. Söylerken insanın ağzında kalabalık oluyor, deneyin valla bak! “binaenaleyh” istiyoruz!) 

Üstlerinden habersiz iş yapabilecek, ancak başarısız olursa canına okunmasına katlanabilecek…(Kesin bilgi yayalım) Ha hiç bir şey  sahibi değilseniz ve “özel mülkiyete” karşıysanız zaten “inisiyatif” sahibi de olmayın canım ne var yani!

SİSTEM OLUŞTURABİLEN (kendine ait bir sistem oluştur bize yeter)
ISO çalışmalarına başladık. Yazılacak 88 adet prosedür var. (Kağıda boğacağız sizi)(yok yok şimdilik şaka) yeter ki iş sistematiğiniz olsun. (Var değil mi?)

SORUMLULUK ALABİLEN
Vergi, sigorta müfettişleri bir usulsüzlüğü yakaladığında! “Valla üstlerimin bu işlemlerden hiç haberi yoktu, onlara danışmadan kendim yaptım…” diyebilecek, saflıkta olan demiyoruz, diyemiyoruz ama demek istiyoruz ki demeyeceğiz. Sanat ve vergi, sigorta usulsüzlük hımm bu maddeyi kimse yemez ama olsun. (olmaz deme hayatta her şey mümkün)

ERKEK ADAYLARIN ASKERLİĞİNİ YAPMIŞ OLMASI (Asker selamı veremiyorsanız sanat yapamazsınız!)
Kadınsanız askerlik yapmış olmanız gerekmiyor yani.( Ne! İsrailli misin?Olur olur tabü!) Tamam tamam askerlik yapmamışsa da olur ısrar etmiyoruz.

BİLGİSAYAR KULLANABİLEN 
Valla geçen gün müdür dersliklere bilgisayar koysak mı demişti, ya koyarsa.(Tedbirli olmak lazım, hem ders esnasında sosyal medyayı boş bırakmaya gemez muhakkak bir şeyler paylaşmak lazım. Değil mi?)

KARİYER OLANAKLARI SUNAN ŞİRKETİMİZ

Başlangıç ücreti olarak piyasanın altında veriyoruz(!)-sahi alt neresi , üst neresi?-, ama burada gece yarılarına kadar çalışıp yöneticilerin de gözüne girerseniz sizi terfi ettirebiliriz.  ( Mesela gitar telinden sorumlu gitar eğitmeni, Keman yaylarından sorumlu yaylanmayan keman şefi gibi)

SEYAHAT ENGELİ OLMAYAN 
Altınıza bir araba vereceğiz, o şehir senin, bu kasaba benim deli dana gibi dolaşacaksınız. Evliyseniz sorun olabilir, isterseniz eşinize bir danışın.Ya da hiç danışmayın, bu sizin için iyi bir fırsat olabilir. Artık ona siz karar verin. Çünkü şehir, hatta inanın ülke dışından bile arayıp sanat dersleri isteyenler var inanmıyorsanız gelin çalışanların telefon ile yaptıkları konuşmaları dinleyin. Tüm ihtimali düşünerek seyahat engeli falan olmasın hem havası var dedik. Kötü mü yaptık yani?

B SINIFI –Olmazsa A-Z arası herhangi bir sınıfta olabilir– SÜRÜCÜ BELGESİNE SAHİP (neyi nerenize süreceksiniz vallahi bizde bilmiyoruz!) 

Size araba vereceğiz ama şoför veremeyeceğiz en kötü ihtimalle araba lastiği veririz (Yani bunu da hatırınız için veririz, sanat eğitimiyle araba isteğiniz yan yana şık durmaz mı?). Uzun yola alışıksınızdır umarız. Malum kurum dışında önümüze gelene sanat eğitimi veriyoruz, bakkala falan gönderiyoruz. Olur mu olur!

İNSAN İLİŞKİLERİNDE BAŞARILI 
Şirketimizde herkes birbiriyle kavgalı, kimse kimseyle geçinemiyor. Bir de sizle uğraşmayalım. Üst yönetimin hoşuna gidebilecek şeyleri yapabilen, yalakalık becerileri gelişmiş. Dedikodunun dibine vuran kişilere acayip ihtiyacımız var. he vallahi hee!

İKNA KABİLİYETİ OLAN 
Öğrenci ve velilerimiz kalitesiz ve seviyesiz sanat eğitimini daha pahalıya almaya razı ettikten sonra derslikte hiçbir şey yapmayıp yayılacak ve sosyal medyanın dibine vuracak hatta dersteyken yaptığı skorları veli ile paylaşacak onu bunu beğenecek, (burada sosyal medya uzmanlığı devreye giriyor) dersten çıkınca veli ve müdürü bu konuda ne kadar iyi eğitim verdiğine ikna edebilecek kadar ikna kabiliyeti şart. ( Bu madde BİLGİSAYAR KULLANABİLEN maddesiyle de ilişkili galiba)

ANALİTİK DÜŞÜNEBİLEN 
Ne bütçeyi tutturabiliyoruz, ne de muhasebe hesaplarını. Her şey arap saçına döndü. Biri bizi bu durumdan kurtarsın. Bu da olsa olsa sanat eğitmenleridir zaten. Hadi şimdi analitik düşünelim fakat önce … unuttum!

TERCİHEN YÜKSEK LİSANS, DOKTORA VE ÜSTÜ, KONUSUNDA EN AZ 20 YIL DENEYİMLİ 30 YAŞINI AŞMAMIŞ. ”  (Süperman neredesin?)
Oha demeyin! Aslında ne istediğimizi biz de tam bilmiyoruz, bu özelliklere sahip aday bulabilir miyiz onu da bilmiyoruz. Ama müdürümüz yazın havası olur “dedi. Ama bak vallahi  ilan havalı oluyor. Yalan mı ha, yalan mı?

GENEL KONULARI DA EKLEYELİM…

Tercihen muhasebe bilen, finansal analiz, istatistik, CAT, proses, kaynak,demir doğrama,  reanimasyon,MS Project, PMP Sertifikasına sahip, kalıpçı, amuda kalkabilen, CNC Router, Frezeci,  olursa off ki off dadından yenmez !)

Şimdi bunları niye istiyoruz diye bir sorun hele! Çekinmeyin sorun yaa! Sizi tam olarak nerede kullanacağımızı veya bunları neden istiyoruz muhasebe ne alaka pmp nedir CAT n’oluyor biz de bilmiyoruz. Ne kadar çok vasfınız olursa o kadar iyi… Hele bir siz işe başlayın. Gerisini sonra düşünürüz. Ha unutmadan büro makinelerini ve inşaat makinelerini da kullanırsa bi dalda biz alırız yani!

Daha yazardık ama yer kalmadı şimdilik bunlarla idare edelim.

Haydi bakalım bu şartlar dahilinde

Not: M.E.B.’a  Bağlı olmamızdan  dolayı (biliyorsunuzdur fakat biz yine de yazalım) elbette ilgili okul mezunu olunması gerekmektedir.

  • Sahne sanatları
  • Görsel sanatlar
  • Müzik dallarında

Öğretmen/Eğitmenlik için hemen başvurun ama sadece lütfen e-mail ile. 

Mail adresimiz:  [email protected]

19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı Konseri gerçekleşti.

19-mayis-ataturk-u-anma-genclik-ve-spor-bayrami-konseri-30

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği ve Özel Nar Sanat Eğitim Kursu işbirliği ile Nar Sanat eğitmenlerinden Şeyma YÜREKİR ve Erkan BAŞA’nın öğrencilerinin hazırladığı Gençlik konseri 16 Mayıs akşamı yoğun katılım ile gerçekleşti.

Kurumumuz Öğrencileri tarafından hazırlanan konser yoğun katılımla Nar Sahnesi’nde izleyiciye müzik dolu dakikalar yaşattı.

Konser videoları için tıklayınız.

Konser Fotoğrafları için tıklayınız.

 

 

 

Ertuğrul 1890 filmi kamera arkası görüntüleri.

Türkiye ile Japonya arasındaki dostluk ilişkilerinin temeli olarak bilinen Ertuğrul Fırkateyni faciasının 125. yıl dönümünde, ünlü yönetmen Mitsutoshi Tanaka’nın çekimleri Japonya’nın ardından Türkiye’de devam eden “Ertuğrul 1890” filminin kamera arkası görüntüleri yayınlandı.

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği’ne bağlı Özel Nar Sanat Eğitim Kursu eğitmenlerinden Cem CÜCENOĞLU’nunda oyuncuları arasında yer aldığı ERTUĞRUL 1890 filmi çekimleri şu sıralarda Antalya’da devam ediyor.

2015 Mayıs sonunda çekimleri biteceği düşünülen filmin Kasım 2015’te Türkiye’de, Aralık 2015’te de Japonya ve ardından tüm dünyada vizyona girmesi bekleniyor.

 

İLGİLİ FOTOĞRAFLAR

Gitar Klinik Workshop Nar Sanat Etkinliği.

gitar-kursu-40Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği katkısıyla Özel Nar Sanat Eğitim Kursu eğitmenlerinden Özdemir KALYONCU tarafından 10 Mayıs Pazar günü olacak etkinliğe, tüm müzik öğrencileri davetlidir. Enstrümanınız ne olursa olsun, hangi seviyede olursanız olun, kliniğe katılarak diğer müzisyenlerle tanışma fırsatı yakaladı. Hızlı öğrenme teknikleri, doğru çalışma, teori ve armoni üzerine fikirler ile başlayan klinik doğaçlama teknikleri ve soru cevap ile bitti. Katılımcılar Nar Sanat eğitmenlerinden Can Başarır’ın da katılımıyla mini konser havasında müzik dolu bir pazar günü geçirdi.

 

VİDEOLAR

FOTOĞRAFLAR

 

 

burslu bale yaz okulu

bale-yaz-okulu-1Bakırköy’de faaliyet gösteren Derneğimiz ; Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği Tüzüğünde bulunan amaçları gerçekleştirmek üzere, kendi kurumunda Çocuk Bale dalında yaz döneminde %35 burs verecektir.

Burs eğitim şeklinde verilecek olup koşul, şart ve yapısı  sitelerimizde ilan edileceği biçim ve şekilde olacaktır.

Bir sivil toplum örgütü olarak halkın sanat değerlerini yükseltmek, toplumda farkındalık yaratmak ve halkla kucaklaşmak amacıyla başlattığımız bu çalışmanın  sürdürülebilmesi amacıyla ilanen duyurulur.

 Derneğimizin tüzüğünde belirtilen  “Gelirin % 80’i sanat faaliyetlerine ayrılır” ibaresinden dolayı değişik dallarda öğrenci alınmasına karar verilmesinden dolayı  3 yıldır aynı fiyatla eğitim veren kurumumuz bale eğitimi konusunda; Bursluluk oran ve şeklini aşağıdaki şekilde ilan etmiştir.

Bale yaz okulu kayıtlarında %35 burs ile eğitim ücreti karşılanacaktır. Yaz boyunca devam edecek olan Bale Hazırlık sınıfımız Eylül ayından itibaren yaş gruplarına ayrılacaktır. Kontenjanın sınırlı olmasından dolayı erken başvuru yapılması gerekmektedir.

Başvurular için lütfen arayınız. 0212 570 80 68  Adres için: Tıklayınız

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği ve Özel Nar Sanat Eğitim Kursu işbirliği ile Nar Sanat eğitmenlerinden Şeyma YÜREKİR ve Erkan BAŞA’nın öğrencilerinin hazırladığı Gençlik konserine tüm halkımız davetlidir.

Nar Sanat öğrencilerinin hazırladığı konser 16 Mayıs 2015, Cumartesi akşamı saat: 18:00’de, Nar Sahnesi‘nde izleyicisi ile buluşacak.

Eğitmen: Şeyma YÜREKİR

Jbid GÖKTAŞ
La Valse D’Amelia / Y. Tiersen

Egemen HIZLIBAŞ
NO:5 Etude / A. Khatchaturian
Arabesque / F. Burgmuller

İklim KELEŞ
Bouree / J.S. Bach
Saint NİCOLAS / R. Schumann

Eliz Canse GÖYSAL
Prelude Op.28 No:4 / F. Chopin
Prelude I BWV-846 / J.S.Bach
The Storm Op.109 No: 13 / F. Burgmüller

Ceylin GÜNENÇ
March Of The Clows / J. Vogt

Ege YILMAZ
Peroname Mi Vida / G. Ruiz

Melisa KAYA
Katip / N.H. Poyraz
Eşlik: Şeyma YÜREKİR

Nil Sahra AKSAL
Balerin / J. Thompson

Mina BAYHOCA
Je Veux Un Toutou / J.VOGT

Öykü GÜLEÇ
Godfather / N.Rota
Eşlik: Şeyma YÜREKİR

İdil Deniz BAKIR
Comptine D’un Autre Ete L.apres / Y. Tiersen

Madlen ARZUMAN
Vals Op.12 No:2 / E.Grieg

Alp KAVAKLI
Dalgaların Şarkısı / E. Tufan

Lara SADİ
Melodi / A. Burkard

Ecem KOYUNCUOĞULLARINDAN
İstoria Duen Amore / C.E. Almaran
Eşlik : Şeyma YÜREKİR

Sena DEMİR
Prelude / R. Krentzlin

Selin ÜNSAL
Damdaki Kemancı / J. Bock
Eşlik: Şeyma YÜREKİR

Bengisu ÖZCAN
Tuna Dalgaları / J. Jivanovici
Eşlik: Şeyma YÜREKİR

Öykü UFACIK
Rüyaların Valsi / C. Guritt

Eğitmen: Erkan BAŞA

Defne NEDİM
Old Mac Donald / J. Thompson

Deniz KAPLAN
Dalgaların Şarkısı / E. Tufan

Azra DAYIOĞLU
Çekirge / E. Tufan
Haydi Oyuna / E. Tufan

Güneş Ekim DÖNMEZ
Prensesin Valsi / J. Thompson

Rüya YILDIZ
Ünzile / S. Aksu
Eşlik: Erkan BAŞA

19-mayıs-ataturk-u-anma-genclik-ve-spor-bayrami

gitar-klinikNar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği katkısıyla Özel Nar Sanat Eğitim Kursu eğitmenlerinden Özdemir KALYONCU tarafından 10 Mayıs Pazar günü olacak etkinliğe, tüm müzik öğrencileri davetlidir. Enstrümanınız ne olursa olsun, hangi seviyede olursanız olun, kliniğe katılarak diğer müzisyenlerle tanışma fırsatı yakalayın. Hızlı öğrenme teknikleri, doğru çalışma, teori ve armoni üzerine fikirler ile başlayacak olan klinik doğaçlama teknikleri ve soru cevap ile bitecek. Jam Session : çeşitli müzisyenlerin ve öğretmenlerin, yazılı bir müzik olmadan, ortalama seviyeye uygun doğaçlama yapmasıdır. Etkinliğin sonunda yapılacaktır. Nar Sanat eğitmenlerinden Can Başarır’ın da katılımıyla müzik dolu bir pazar günü geçirin…

Etkinlik Nar Sahnesi’ne 10 Mayıs Pazar Günü Saat:16:00’da.

Özdemir Kalyoncu’nun çeşitli konser görüntüleri ve fotoğrafları :

Özdemir KALYONCU Kimdir?

Özdemir Kalyoncu, 1980 yılında İstanbul’da doğdu. 10 yaşında gitarla tanıştı ve bir daha elinden bırakmadı. Üniversite yılları boyunca, 60’lı, 70’li ve 80’li yılların Blues ve Rock parçalarını coverlayan grupların içinde oldu, barlarda çaldı. Bu stajı tamamladığına inandıktan sonra, uzun ve zorlu bir sürecin ardından, Hollanda Utrecht The School of Arts Jazz Department’a kabul edildi. Hollanda’da yaşadığı sürece, farklı kültür ve müzik tarzlarını tanıma fırsatı buldu. Kendi kurduğu Seeds of Dub grubuyla Hollanda, Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesiminde turneler yaptı. Başarıyla mezun oldu. Halen öğretmenliğe ve öğrenmeye devam edip, yurt içi ve yurt dışı projelerde yer almaya devam ediyor.

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği’ne bağlı T.C. M.E.B. Özzel Nar Sanat Eğitim Kursu öğrencileri tarafından hazırlanan 23 Nisan Dinletisi gerçekleşti.

Konserde Sahne Alan Öğrencilerimizin Performanslarını izlemek için tıklayınız.

nar-cicekleri

 

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI DİNLETİ PROGRAMINA KATILAN ÖĞRENCİLERİMİZ VE ÇALDIKLARI ESERLER

  • ALARA YÜCEL – SONATİN/F. KUHLAU
  • IRMAK KAYTAN ve ATAKAN TOKELLİ – PUMP İT/BLACK EYED PEAS
  • ZEYNEP DURU ÇİL – PRAMENADE ALA RAME/M.ADDRAN
  • ASIM GÜVEN BOZKURT – VİVE LES DEFLİES/J.VOGT
  • MADLEN ARZUMAN – VALS NO.9/CHOPİN
  • İDİL DENİZ BAKIR – LA DİSPUTE/Y.TİERSEN
  • EDA KÖLÜKFAKİ – YUGOSLAW TARZINDA/B.BARTOK
  • NEHİR ERGÜN – KIZILDERİLİ DAVULU/J.THOMPSON
  • MERİÇ GÜRCAN – YAVAŞÇA KÜREK ÇEKELİM/J.THOMPSON
  • MERT GÜNEŞ – YANKEE DOODLE/J.THOMPSON
  • RÜYA YILDIZ – FLY TO THE MOON/B.HOWARD
  • ELA ÖZBAŞ – DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN
  • EGE YILMAZ – TROMBON ÇALGICISI/J.THOMPSON
  • BİLGE KANDUR – FIRTINA/C.GURLİTT
  • ÖYKÜ UFACIK – MELODİ/ECKSTAİN
  • DURU KESER – ALABAMA
  • ÖYKÜ GÜLEÇ – MY WAY/SİNATRA
  • DENİZ KAPLAN – HALAY/Y.İMAN
  • GÜNEŞ EKİM DÖNMEZ – LE BEAV YANKEE/M.AARON
  • AZRA DAYIOĞLU – ETÜD/A.BURKARD
  • İREM YILMAZ – FRENCH FOLK SONG/SUZUKİ
  • MİNA FIRINCI – FİLLERLE DANS
  • NAZ ARSLAN – BUZ PATENCİSİ/J.THOMPSON
  • NİL ERGÜN – YAVAŞÇA KÜREK ÇEKELİM/J.THOMPSON
  • NUR İLAYDA BUDAK – ETÜD NO.7/SUZUKİ
  • YAĞMUR İHVAN – ALLEGRO NO.8/SUZUKİ
  • BAHAR ECE SARSIN – CRAZİER/T.SWİFT
  • CANSU NUR KILIÇ – ETÜD/DUVERNOY
  • BEYZA YALVAÇ – HİSTORİA DE UN AMOR
  • İNCİ SARACİK – HÜZÜN/BURGMÜLLER
  • İREM YEŞİM SAVAŞ – PERPETUAL-MOTİON/SUZUKİ
  • DENİZ DURSUN – DUYDUMKİ UNUTMUŞSUN.
  • ELİZ CANSE GÖYSAL-PRELUDE/F.CHOPİN
  • BURCU BOZKURT
  • NURHAN YİĞİTBAŞI
  • MELİS URAL

Atamızın tüm dünya çocuklarına hediyesi olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.

23-nisan-çocuk-bayramı-Atatürk

Hediye Çocuklara ise ve hediye eden Mustafa Kemal ATATÜRKolduktan sonra uzun cümleler kurmak yazıyı daha fazla değerli kılmaz. Bazen bir cümle bir hayatı anlatabilir.

Kimin neyi, nasıl kabullendiği veya anlamak istediği veya değersizleştirmeye çalışması veya görmezden gelmesi bizler için yok olması anlamına gelmiyor. Ölümsüz Mustafa Keman Atatürk‘ün çocuklarımıza hediyesi olan bu bayramı kutlamak ve elbette Büyük Millet Meclisinin açılışının 95. yılında Atamızı anmak  ve onun kurduğu cumhuriyetin değerlerine bağlı olarak yetişen sanat sever çocuklarımız Atasının değerini biliyor ve asla unutmayacak, unutturulmasına asla izin vermeyeceğiz. Nice 95 yıllara…

Bir kez daha bize bu bayramı hediye eden ve ülkemizde, bayrağımız altında yaşamamızı sağlayan M.K. Atatürk’e sonsuz minnetimizle.

 

 

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği yönetim kurulu başkanı Heykel Sanatçısı Hale Şakar Ürkmezgil Heykel Sergisi, Krişna Sanat Merkezi’nde izleyicisi ile buluşuyor. Sanatçının 21. Kişisel Sergisinde heykellerinin yanı sıra desenleride bulunacaktır.

4 Mayıs 2015, Pazartesi günü açılacak olan sergiye tüm Ankara’lı sanatçılar ve sanatseverler davetlidir.

Sergi 31 Mayıs 2015 tarihine kadar gezilebilecek…

heykel-sergisi

23-Nisan-2015-dinletisiNar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği ve Özel Nar Sanat Eğitim kursu işbirliği ile Nar Sanat öğrencilerinin sahne alacağı dinleti programı bu akşam 18:30’da Nar Sahnesi’nde.

Sahne alacak öğrencilerimiz ve performansları:

ALARA YÜCEL – SONATİN/F. KUHLAU

ARDA SERT –THE ENTERTDİNER/S.JOPLİN

EGEMEN HIZLIBAŞ – ARABESK/BURGMÜLLER

KEREM İNAN – GÜN DOĞARKEN/J. THOMPSON

IRMAK KAYTAN ve ATAKAN TOKELLİ – PUMP İT/BLACK EYED PEAS

ZEYNEP DURU ÇİL – PRAMENADE ALA RAME/M.ADDRAN

ASIM GÜVEN BOZKURT – VİVE LES DEFLİES/J.VOGT

MADLEN ARZUMAN – VALS NO.9/CHOPİN

İDİL DENİZ BAKIR – LA DİSPUTE/Y.TİERSEN

SUDE ALDATMAZ – BANGO BOOGİES/J.W.SCHDUM

EDA KÖLÜKFAKİ – YUGOSLAW TARZINDA/B.BARTOK

NEHİR ERGÜN – KIZILDERİLİ DAVULU/J.THOMPSON

BERKİN AY – MENUET/KRİGER

MERİÇ GÖKCAN – YAVAŞÇA KÜREK ÇEKELİM/J.THOMPSON

MERT GÜNEŞ – YANKEE DOODLE/J.THOMPSON

RÜYA YILDIZ – FLY TO THE MOON/B.HOWARD

ELA ÖZBAŞ – DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN

EGE YILMAZ – TROMBON ÇALGICISI/J.THOMPSON

BİLGE KANDUR – FIRTINA/C.GURLİTT

ÖYKÜ UFACIK – MELODİ/ECKSTAİN

DURU KESER – ALABAMA

ÖYKÜ GÜLEÇ – MY WAY/SİNATRA

DENİZ KAPLAN – HALAY/Y.İMAN

GÜNEŞ EKİM DÖNMEZ – LE BEAV YANKEE/M.AARON

AZRA DAYIOĞLU – ETÜD/A.BURKARD

İREM YILMAZ – FRENCH FOLK SONG/SUZUKİ

ASLI DEMİROK – KABİLE DANSI/J.THOMPSON

MİNA FIRINCI – FİLLERLE DANS

PINAR ÖZOĞUL – UNUTAMADIM/BARIŞ MANÇO

GÖKÇEN ÖDEN –

NAZ ARSLAN – BUZ PATENCİSİ/J.THOMPSON

NİL ERGÜN – YAVAŞÇA KÜREK ÇEKELİM/J.THOMPSON

NUR İLAYDA BUDAK – ETÜD NO.7/SUZUKİ

YAĞMUR İHVAN – ALLEGRO NO.8/SUZUKİ

BAHAR ECE SARSIN – CRAZİER/T.SWİFT

CANSU NUR KILIÇ – ETÜD/DUVERNOY

BEYZA YALVAÇ – HİSTORİA DE UN AMOR

İNCİ SARACİK – HÜZÜN/BURGMÜLLER

İREM YEŞİM SAVAŞ – PERPETUAL-MOTİON/SUZUKİ

DENİZ DURSUN – DUYDUMKİ UNUTMUŞSUN.

 

narsanat-canakkale-zaferi

İtilaf Devletleri; Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’u alarak İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünü ele geçirmek, Rusya’yla güvenli bir erzak tedarik ve askeri ikmal yolu açmak, başkent İstanbul’u zaptetmek suretiyle Almanya’nın müttefiklerinden birini savaş dışı bırakarak İttifak Devletlerini zayıflatmak amaçları ile ilk hedef olarak Çanakkale Boğazı’nı seçmişlerdir. Ancak saldırıları başarısız olmuş ve geri çekilmek zorunda kalmışlardır.

Başta Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere tüm silah arkadaşlarını rahmet ve şükranla anıyoruz.

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği tarafından düzenlenecek Çanakkale Zaferi’nin 100. Yılında Belgesel Gösterimi‘ne tüm halkımız davetlidir.

Bugünün anlam ve öneminde önemli payı olan ALİ REŞAT ÇAVUŞ hakkında aşağıdaki makaleyi sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Çanakkale’de Savaşan 13 Yaşındaki Gönüllü Bombacı Ali Reşat Çavuş’un Fotoğrafının Hikayesi

ali-resat-cavus-1

Çanakkale Zaferi denince unutulmaz karelerden biridir üzerinde ‘Gönüllü Bombacı’ yazan fotoğraf. Başındaki enveriyesi oldukça büyük, üzerindeki askerî kıyafet kendisine bol gelen 13-15 yaşlarındaki çocuğun fotoğrafını çoğunuz hatırlar. Genelkurmay Başkanlığı’nın 2007 yılında yayımladığı albümde yer alan ve en çok konuşulan karelerden biri olan fotoğraf (Genelkurmay o tarihte 28 fotoğraf yayımlamış, o fotoğraflardan biri de ‘Gönüllü Bombacı’ya ait meşhur kareydi). Ama kimdi bu çocuk? Gerçekten Osmanlı askerleriyle birlikte Çanakkale’de bulunmuş, düşmana karşı savaşmış mıydı? Acaba fotoğraf bir evin bahçesinde çekilmiş olabilir miydi? Ya da çocuk abisinin asker kıyafetlerini mi giymişti?

Bugüne kadar bu fotoğrafın hikâyesini hiç kimse öğrenemedi. Çanakkale Savaşı tarihi ile ilgilenen birçok araştırmacı, üzerinde el yazısıyla “Gönüllü Bombacı” yazan bu fotoğrafı, Anadolu insanının vatanı için her yaşta canını feda edebileceğinin delili olarak anlattı durdu. Hatta şu an bile internette dolaşan bu fotoğrafın altında Çanakkale’de lise ve ortaokul sıralarındaki çocukların savaştığını anlatan nice asılsız bilgi mevcut. Oysa fotoğrafın kaynağı hakkında kesin bir bilgi bulunmadığı gibi, gerçekliği konusu da hayli tartışmalıydı. Fotoğraftaki küçük çocuk, o dönemler, hatta günümüzde bile çok yaygın bir âdet olan, ‘asker büyüklerinin giysisiyle’ resim çektirmiş bir çocuk olabilirdi. Ya da resmin üzerindeki ‘Gönüllü Bombacı’ yazısını, sonradan ona bu sıfatı yakıştırmış biri yazmış olabilirdi. Ancak ilk kez, resimdeki küçük çocuğun gerçekten de Çanakkale cephesinde bulunduğunu dergimizdeki belgelerde görecek ve kendisine takılan ‘Gönüllü Bombacı’ lakabının da haksız olmadığını okuyacaksınız.

gonullu-bombaci-ali-resat-cavus

Zira 22 Ağustos 1915’te Berliner Illüstrirte Zeitung isimli Almanya’da haftalık yayın yapan derginin söz konusu sayısında Türk ordusunun bu en genç savaşçısının hikâyesi yer alıyordu. Yaklaşık 40 yıldır Çanakkale Zaferi ile ilgili belge ve bilgi toplayan Yetkin İşcen, herkesin bildiği bu fotoğrafın hikâyesini ortaya çıkartan ilk kişi. Kendisi gibi Çanakkale konusunda uzman araştırmacı-yazar Basri Emin Sütlü de bu fotoğrafın hikâyesine geçen hafta piyasaya çıkan “Hatıralarla Çanakkale-Harp Sahası Gezi Rehberi’ kitabında kısaca yer verdi.

Biz isterseniz 1915’e, Berliner Illüstrirte Zeitung isimli Alman dergisinin haberine dönelim. Haber, yayın hayatına 1892’de başlayan dergide şöyle anons ediliyor: “Ozan-şair Karl Vollmoeller Çanakkale Boğazı’nı savunanlara ilişkin haberler gönderdi. Dr. Vollmoeller’in ilk öyküsü, Türk Ordusu’nun en genç astsubayı ile ilgili…”

Almanya’dan gelerek savaşla ilgili izlenimlerini gazetesine yazan Vollmoeller’den öğrendiğimize göre fotoğraftaki çocuğun adı Ali Reşat’tı. Ali Reşat’ın hikâyesini tüm çıplaklığı ile kaleme alan Vollmoellar’e ‘Gönüllü Bombacı’nın birliğinde yer alan komutanı da yardımcı oluyordu. Şu satırlar yazara ait: “Ali…! diye bağırdı, Alman makineli tüfek birliğinin komutanı; Ali…! Çadırın arkasındaki karanlıktan ilginç ve biçimsiz bir karaltı gözüktü. Üstüne başına çekidüzen verdi ve dimdik durarak selam çaktı. … İlk izlenimim, üniforma içinde bir kız olduğu biçimindeydi… Kafasına göre oldukça büyük olan ve tropik şapkalara benzeyen, kahverengi pamuklu kumaştan yapılma ‘Enveriye’ (Türk askerinin yeni başlığı) altında iki parlak ve kuyruklu göz yanıyor, dar ve parlak bir yüzü parıldatıyordu. Görüntünün kalanı ise kaba pamukludan yapılma, balçık kahverengisi arazi üniformasının altında kayboluyordu.

ali-resat

-Beyler, bu Osmanlı İmparatorluk Ordusunun en genç astsubayı Ali Reşat Çavuş… Ali, Almanca öğrendiğini göster. Alman askeri nasıl der?

Oldukça bol ve uzun üniforma kolunun içindeki ince parmaklı eli yeniden başlığa gitti. Çatallı bir çocuk sesi duyuldu:

-Çook iyii…! (Sehr gut).

-Tamam Ali. Şimdi biz bu beylere senin nasıl astsubay olduğunu anlatacağız. Beylerin hepsi tüm cesur Türk askerlerine Almanya’dan güzel armağanlar getirdi. İşte, bir paket de senin için. Bu beyler Almanya’ya geri döndüklerinde senden söz edecekler.”

Yazara göre Ali’nin babası, Balkan Savaşı’nda bir Makedonya alayında yüzbaşıydı ve Kumanova’da şehit düşmüştü. Annesi ve kardeşleri, Sırplar tarafından katledildi. Bu katliamdan kurtulan Ali Reşat, kaçanların arkasına takılarak kendisini Trakya’ya attı ve askerlerin arasına katıldı. On üç yaşında bir çocuk, bir birlikle nasıl kalırsa öyle beslendi. Kâh geldi bir köşeye kıvrıldı, kâh arda kalanlarla idare etti. Yaklaşık 20 ay o askerlerle kaldı. Sonunda da yolu onlarla birlikte Çanakkale’ye düştü. Söz yine yazarın: “On beş yaşına gelmişti ve savaşmak istiyordu. Birisi ona bir asker pantolonu verdi ve bir de asker ceketi… Yalnızca bir silahı eksikti. Büyük adamların da kendilerinin silaha ihtiyaçları vardı. Ali’nin el bombasıyla tanışması kendi fikriydi. Bu ilk olarak nasıl oldu bilmiyorum. Ancak bir akşam kalktı ve kendi yöntemiyle İngilizlerle savaşmaya başladı. Gecenin yarısında bir cehennem gürültüsü ve delicesine atışlardan sonra, Ali Reşat sabah, bir İngiliz dürbünü ve bir Browning tabancayla geri döndü. İngiliz subaylarının bulunduğu yerleri bulma konusunda özel bir yeteneği vardı. El bombaları hep İngiliz subaylarını buluyor ve ganimetleri de buna uygun olarak seçilmiş ve aristokratik oluyordu.”

gonullu-bombaci

Genelkurmay’ın da yayımladığı bu meşhur fotoğrafın üzerinde “Gönüllü Bombacı” yazıyordu ama ismi bilinmiyordu.

Söz konusu haberde Ali’nin komutanının sözlerine de yer veriliyordu. Komutanı Ali’nin yetenekli olduğundan bahsediyordu. Gönüllü bombacıların tüm saldırılarında yer alması gerektiğini söylüyordu. “Ne yaptığını gördünüz. Ali, saldırı kollarının kahramanı oldu. Siperden ilk çıkan, düşman tel örgülerini ilk geçen ya da kesen, silahını tümüyle etkin olarak ilk kullanan oydu.”Komutanı onun, nisan ayındaki bir saldırıda, her iki bacağından ve bir mermiyle de ciğerinden kötü bir biçimde yaralandığını da anlatıyordu yazara. Ama hep ön saflarda olmak isteyen Ali’yi cephe gerisindeki bir hastaneye taşımanın da faydasız olduğunu dile getiriyordu. Buna rağmen bu yaralanmadan dolayı 4 hafta cepheden uzak kaldı Ali. Sonrasında döndüğü cephede yine düşman kurşunlarına hedef oldu. Son olarak da sol omzundan yaralanmıştı. Tüm bunlara karşın o, birkaç gün sonra yeniden iyileşerek siperlerdeki yerini almıştı. Komutanı yazara hikâyesini anlatırken hemen yanı başlarındaydı Ali. Çünkü şöyle bitiyordu metin: Bugün de erkenden ve yine bıkmadan yorulmadan bizimleydi… Öyle değil mi Ali Reşat?”

Berliner Illüstrirte Zeitung

Çanakkale Savaşı’ndan bir kesit sunan bu kare de Berliner Illüstrirte Zeitung adlı dergide yer aldı.

Gecenin karanlığında siperden çıkan, düşman askerlerinin, özellikle subayların yerlerini bulan ve bombasını atan Ali, yaşının küçüklüğüne rağmen yüreğinin büyüklüğü, cesareti ve azmi ile bir destan yazdı. Yine söz konusu hikâyeden öğrendiğimize göre cepheyi ziyarete gelen Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın huzuruna çıktı. Savaşta göstermiş olduğu yararlılıklar dolayısıyla kendisine çavuş rütbesi verildi (Dergi bu bilgiyi de vermesine rağmen haberi en genç astsubay diyerek anons etti).

karl-vollmoeller1948 yılında hayata veda eden Karl Vollmoeller iyi iş çıkartmıştı. Bizi heyecanlandıran ise 22 Ağustos 1915 tarihli haftalık dergide Ali’nin fotoğrafının da yer alıyor olmasıydı. Zaten bu fotoğraftı her şeyi aydınlığa kavuşturan. Zira 2007 yılında Genelkurmay’ın yayımladığı fotoğraf ile bu fotoğraf sanki birkaç gün arayla çekilmiş gibiydi. İşin bir başka ilginç yanı da 19 Ağustos 1915 tarihli Illustrirte Zeitung (1843-1944 yılları arasında yayın hayatını sürdürdü) adlı dergi de sayfalarında Ali’ye yer veriyordu. Çizerleriyle meşhur olan bu derginin Çanakkale’ye gelen George Lebrecht isimli çizerinin kara kalem resmi tıpa tıp Ali Reşat’a benziyordu. Üstelik 1945 yılında hayatını kaybeden ünlü ressam Lebrecht, yaptığı bu resmin altına ‘Ali Reşat’ diye not düşmüştü.

Ali Reşat ile ilgili bir Alman’ın daha hikâyesi var. Ama bu hikâye biraz farklılık arz ediyor. Hikâye, 1978 yılında ölen Armin Wegner’e ait. Oldukça uzun olan bu hikâye, 1921 yılında kaleme alınmış. Alman generali Mareşal Von der Goltz’un (Golç Paşa) ekibinde sağlık görevlisi olarak Türkiye’ye gelen ve savaşa katılan Armin Wegner isimli Alman askeri, Çanakkale cephesindeki gözlemlerini savaştan sonra ‘Hüseyin Oğlan’ adını verdiği eseriyle kitaplaştırdı. Onun anlattıkları ile Vollmoeller’in yazdıkları neredeyse tıpa tıp benzerlik arz ediyor. Yalnız Vollmoeller’in yazısındaki ‘Ali Reşat’, Wegner’in öyküsünde ‘Hüseyin’ olarak ele alınmış. Ali Reşat ismi ise Hüseyin’e sahip çıkan subayın adı olarak kitapta yer bulmuş. Armin Wegner orijinal adı Der Knabe Hussein olan kitaptaki hikâyesine şöyle giriş yapıyor: “Lüleburgaz’daki Balkan Savaşları sırasında, iki gün sonra bozguna uğrayan askerler bozkırda minaresi güdük bir parmak gibi yükselen terk edilmiş bir köyde on bir yaşında bir Türk çocuğu buldu. Mavi şalvarı topuklarına kadar uzanıyordu, kırmızı fesinin altında çekik gözleri dehşetten donuklaşmıştı. Önünde, avlunun ortasında bir köylünün ağaca bağlanmış cesedi sallanıyordu.”

Devam eden hikâye yukarıdaki hikâyede geçen komutanın anlattıklarıyla örtüşüyordu. Ali Reşat’ın İstanbul’a geldiği, 20 ay kadar kaldığı, genç acemi erlerle birlikte Beyoğlu’nun arkasındaki Taksim Kışlası’nda konakladığı, sonra Çanakkale’ye yolunun düştüğü, bombacı olduğu uzun uzun anlatılıyordu. Şu satırlar Wegner’in: “Hüseyin sabaha karşı sipere döndüğünde cepleri çikolata ve İngiliz altınıyla doluydu. Bir palaskada fişekler şıngırdıyor, kanayan parmakları arasında simsiyah parlayan bir Browning tutuyordu.” Cephede yaralandığı, Tekirdağ’a götürüldüğü, burada 4 hafta kadar kaldıktan sonra iyileşip tekrar Gelibolu’ya döndüğü de yazıyordu. Hikâye şu şekilde sonlanıyordu: “O gün Hüseyin on dört yaşına bastı. İçinde serpilmeye başladığı üniformasının omuzlarında çavuş apoletleri vardı. Anası karanlık bir gecede alevler içindeki bir kalasın altında göçüp gittiğinden bu yana kendisine analık eden toprak ona güneşten yanmış bir kabuk ve ağaç dalları gibi güçlü kollar armağan etmişti. Padişah ordusu ise ona binlerce baba vermişti. Ali Reşat onu Edirne’deki askerî okula göndermek istiyordu, akademideki tüm subaylar onu seveceklerdi.”

Evet; tarihî fotoğraftaki ‘Gönüllü Bombacı’nın, başkasının askerî elbiselerini giymiş bir genç olmadığı, tam aksine Çanakkale cephesinde, Arıburnu veya Anafartalar bölgesinde, kahramanlıklar yapmış bir genç olduğu ortaya çıkıyordu. Yakın zamana kadar kim olduğunu bilmediğimiz, üzerinde ‘Gönüllü Bombacı’ yazan fotoğrafından tanıdığımız Ali Reşat Çavuş, artık hepimizin kahramanı. Sizce hatırasını yaşatacak bir abideyi de hak ediyor değil mi?

gonullu-bombacilar

Gönüllü Bombacı’ya ait arşive ilk ulaşan Yetkin İşten emekli bir gazeteci. 40 yıldır Çanakkale üzerine çalışmalar yapıyor. Bugüne kadar Çanakkale ile ilgili bir kitabı Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla çıktı. “Birçokları gibi ben de ‘Gönüllü Bombacı’nın yer aldığı fotoğraftaki çocuğun, abisinin ya da bir yakınının kıyafetini giydiğini düşünüyordum. Zira yaşı çok küçüktü. Ayağında doğru dürüst ayakkabı yoktu. Başlığı kocamandı. Ama bugün gördük ki hikâye tahmin edebileceğimizin çok ötesinde.” diyor.

İşten, söz konusu dergileri bir arkadaşı sayesinde elde ettiğini, karıştırırken fotoğrafı gördüğünü ve fotoğraftaki çocuğu hemen tanıdığını söylüyor. “Çorap söküğü gibi geldi. Dergiye baktıktan sonra diğerlerini de araştırdım. Araştırmacı arkadaşım Basri Emin Sütlü de fotoğrafın yer aldığı derginin o günkü nüshasının tamamını elde etti. Ben ayrıca bizim tarihçilerin pek sevmediği Armin Wegner’in hikâyesini de buldum. İsimler ve olaylar neredeyse birbirinin aynı. Bunun yanında başka bir dergide bulduğumuz çizim de Ali Reşat’a çok benziyor.”

Yetkin İşten, Osmanlı ordusunda o yaşta hiç asker olmadığını söylüyor. Zira Osmanlı’da askerlik yaşı 18’di. Savaşın son senesinde çıkartılan bir kanunla yaş sınırı 17’ye düşürüldü. “Yani sağda solda çoluk çocuk askere gitti, vatanı kurtardı diyorlar ama bunun gerçekle alakası yok. Bana göre bu sebepten dolayı Çanakkale cephesine gelen Alman gazeteciler ‘Gönüllü Bombacı’ ile yakından ilgilendi. Çünkü onun yaşında başka kimse orduda bulunmuyordu.”

Peki, ‘Gönüllü Bombacı’nın akıbeti ne oldu? İşte bu noktada elde hiçbir bilgi mevcut değil: “Wegner’in hikâyesinde savaş sonrası Edirne’ye döneceği yazıyordu ama sağ kalabildi mi, bilinmiyor.”

61 yaşındaki Yetkin İşten aslen İstanbullu. 10 yıldır Çanakkale’de yaşıyor. Çanakkale Savaşı’na ilgisi lise yıllarında bir gezi sonrası başlamış. “Ziyaret için Çanakkale’ye gitmiştik. O yıllarda meşhur bir Salim Amca, onun da küçük bir müzesi vardı. 16-17 yaşlarındaydım. O müze beni çok etkiledi. O günden sonra Çanakkale ile ilgili ne gördüysem biriktirdim, sakladım. Zamanla bu araştırmaya döndü. Ama gazeteci olduğum için vakit bulamıyordum. Hürriyet dergi gruplarında çalıştım. Emekli olduktan sonra da bu tutku sebebiyle Çanakkale’ye yerleştim. Emekli olunca kendimi tamamen arşiv aramaya-taramaya verdim. Alman arşivlerinde çok fazla bilgi ve belge var. 2013’teAlmanya’ya gittim. Ama orada en az 6 ay kalmak lazımdı. 6 ay geçimimi sağlayacak ortam olmadığı için erken döndüm. Bu işlerden bir beklentim yok.”

Çanakkale’ye dair birçok bilinmeyen bu kitapta

Araştırmacı-yazar Basri Emin Sütlü, geçen hafta piyasaya çıkan ‘Hatıralarla Çanakkale-Harp Sahası Gezi Rehberi’ kitabında Gönüllü Bombacı’nın hikâyesine de kısaca yer veriyor. Söz konusu kitap harp sahalarını ziyarete gidenlerin kolayca istifade edebileceği bir eser olarak düşünülmüş. Kitap hazırlanırken, geziye giden grupların hemen hepsinin takip ettiği güzergâh esas alındı ve sadece bu güzergâhta yer alan abide ve şehitliklere yer verildi. Savaş hakkında genel bilgilere ilave olarak savaşın ruhunu yansıtan hatıraların da yer aldığı kitapta özellikle gerçek şehitlikler üzerinde duruldu. Gezilen yerlerde bulunan fakat çoğu ziyaretçinin fark etmediği detaylar özellikle belirtildi. Yıkılan abideler, haçın gölgesinde yatan şehitler, savaşa giden askerlerimizin mermere işlediği şiirler gibi daha önce bilinmeyen birçok bilginin yer aldığı 154 sayfalık kitap, Yitik Hazine yayınlarından çıktı. 1978’de doğan Basri Emin Bey, 2005’ten beri Çanakkale Muharebeleri ile ilgili araştırmalar yapıyor.

Kaynak: Aksiyon Dergisi – Onedio