Mezopotamya

Mezopotamya konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. Mezopotamya konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. Mezopotamya konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri Mezopotamya konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

Millattan Önce 4000 yılında Dicle ve Fırat nehirleri arasındaki alçak havzanın adı olan Mezopotamya, dine dayalı yönetim biçimi (teokrasi) benimseyen bir hanedanlık olan Sümerlere vatan olmuştur. Endüstriyel tarım toplumu olan bu antik halkça üç bin yıl boyunca geliştirilen politik, dinsel, ekonomik, sanatsal ve mimari geleneklerin Batı uygarlığının temelini taşındığı unutmamak gerekir.

Burada, tabiri yerindeyse ilklerin uygarlığı olan Sümerlerin imza attığı ilkleri sizlerle paylaşmak istedik.

İşte Sümerlerin imza attığı ilkler:

* İlk şehir devleti.
* Tanrıların, insanların ve ritüellerin hiyerarşik yapısına dayalı ilk din.
* İlk yazılı dil (Çivi yazısı).
* İlk sulama sistemi.
* İlk tekerlekli araçlar.
* Afrika, Asya ve Avrupa arasında ilk ticaret ağı.
* İlk silindir mühürler.

Sümerlerde toplumun itici gücü olan din, Sümer mimarisini de etkilemiştir. Her Sümer şehrinde Ziggurat olarak bilinen çok katlı platformlardan meydana gelmiş devasa heybetli tapınak – kule yapıları inşa edilmiştir. Zigguratların her katlarının çevresinde kutsal bölüme doğru yükselen eğilimli merdivenler bulunmaktadır.

1928 yılında Ur Ziggurat’nın kazıları sırasında önemli bir keşif olan kraliçenin silindir mühüründe Pu-abi olarak tanımlanmış kral ve kraliçeye ait mezar kompleksi ibareleri bulunmuştur.

Kraliyet ailesinden olan bu çift, içinde ölümden sonraki yaşamda kullanılmak üzere, mücevherlerin, dinsel sunakların, silahların, araçların, müzik aletlerinin ve oyun tahtalarının bulunduğu birbirine bitişik iki lahite, yetmişten fazla hizmetkar tarafından gömülmüştür. Araştırma sırasında, M.Ö 3500’den 2400 tarihlerine dek uzanan, Sümer sanatına ait, çok iyi korunmuş eserlerde bulunmuştur. Çalılıktaki Koç heykeli bunların başında gelmektedir. Bu heykel aslında çiçek açan bir ağaca karşı şahlanan erkek keçi figüründen meydana gelmektedir.

Keçinin boynuzları, gözleri lapis lazuli taşından, yüzü, bacakları ve ağaç ise altından yapılmıştır.

Sümer şehir devletleri, M.Ö 2334’ten 2279’a kadar hüküm süren Akad’lı Muhteşem Sargon tarafından istila edildikten sonra, Sargon Akad Hanedanlığını kurmuş ve tanrısal yetki ile yönetmiştir. İşte bu dönemde de Sümer heykelciliğinden daha ileri bir adım atılmış ve sanat başka bir boyut almıştır.

Concert du musÈe Guimet, samedi 9 dÈcembre Raghunath Manet ´ Nocturne indien ª concert de Sarasvati veena et percussions de líInde du sud : mridangam, tabla, tavilÖ ì Raghunath Manet is an accomplished veena player. He is an artist of extraordinary talent and caliber. He has mastered the intricacies of handling this instrument and I wish him the very best in all his future endeavorsî. Dr Balamurali Krishna

Hint müziği birbirine görece bağlı üç dönemi sergiler.

1-M.Ö 3000 yıllarında yükselmeye başlayan eski  kültür.

2-M.Ö 1500 yıllarında kök salan veda kültürü.

3-M.Ö 1000 yıllarında başlayıp günümüze uzanan  geleneksel Hint Kültürü.

M.Ö 3000 yıllarında kuzeybatı Hindistan’da ilk hint  kültürü yeşermiştir.Bu kültürün gelişim koşulları Mezopotamya ve Mısır benzeridir. Bu erken dönem hakkında pek bir bulgu yoktur ve 3000 yıl öncesi için sadece bazı tahminler yapılmaktadır.

İkinci temel evre olan veda kültürü M.Ö 1500 yıllarında Hindistan’a gelen ve Ari dilini konuşan boyların toplumsal tabakalaşmayı yerleştirmesiyle başlar

Veda kültürü kast sistemiyle özdeşir: Kastların müzikleri vardır.

Veda Sanskrit dilinde “bilgi” anlamına gelir.Tanrının adı “Brahma”’dır.

Veda kültürünün müziği teksesli vokallerdir.İlk kez  Bhrata tarafından açıklığa kavuşturan melodiler,ton bilgisinin dayanaklarıdır.Hinduizm Veda geleneklerini ağırlıklı olarak içeren Hindistan’ın başlıca dinidir.Ancak eski çağlarla günümüz öğretisi arasında farklar vardır.

Hint Müziğin üçünü evresi M.S 1000 yıllarında başlar.Böylece Hint makamlarını belirleyen “RAGA” sistemi ile usulleri belirleyen “TALA” adlı ritmik sistem günümüze kadar uzanan geleneksel Hint Müziğini tarihteki yerine oturtmuştur.

ARAŞTIRMA KAYNAK:AHMET SAY MÜZİK TARİHİ

Hazırlayan: Sena Sevim

Bilmiyorsanız öğrenmenin vakti geldi!  Adem ve Havva’dan bahsetmiyoruz kendi imzası ile Arkeolojik olarak kayıtlara geçen ve dünya tarafından adı artık bilinen insandan bahsediyoruz. Buyurun sizlere yazılı kayıtlara geçen ilk insanın adı…

tarihte ilk yazılı isim

Adını bildiğimiz ilk kişi kim olabilir? Bir kral ya da din adamı mı? Yoksa bir sanatçı mı?

Yazı öncesi devirlerde insanlar mağaralara resimler yapıyor ve belki de imzalarını bırakıyorlardı. Tarih öncesi mağara resimlerinin örneklerine dünyanın pek çok yerinde rastlamak mümkün. Fakat o resimlerin ne anlama geldiğini, neyi temsil ettiğini muhtemelen hiçbir zaman anlayamayacağız.

Ancak yazının keşfi ile beraber geçmişte insanların yaşadıkları hakkındaki bilgilermiz bir nebze de olsun artıyor. MÖ. 3200 yılında Mezopotamya’da yazının ortaya çıkmasıyla geçmiş bizim açımızdan biraz daha aydınlanıyor. İnsanlar bir sözün ya da bir olayın kaydını tutmaya başlıyor ve biz de  bunları okuyarak onları anlamaya çalışıyoruz.

Peki tarihte adını kesin olarak bildiğimiz en eski insan kim olabilir? Kral, din adamı, sanatçı, savaşçı, tüccar, halktan biri?

Yuval Noah Harari, Sapiens: Hayvanlardan Tanrılara İnsan adlı kitabında Mezopotamya’da bulunmuş, MÖ 33. yüzyıla ait 5.000 yıllık bir tabletten bahsediyor. Tabletin üstünde ölçek ifade eden çizgiler, delikler, oyma desenler bulunuyor ve ticari bir anlaşmanın kayıtları olduğu anlaşılıyor.

Araştırmalar sonucu tabletin arpa sevkiyatı makbuzu olduğu görülüyor ve tam olarak şöyle yazıyor;

“29.086 birim arpa 37 ay Kushim”

Harari, bu metnin şunu ifade ettiğini söylüyor: ““29.086 birim arpa 37 ay içinde teslim alındı. İmza, Kushim.”

5.000 yıl önce yaşamış Kushim, ne bir kral, ne de bir din adamıydı. Muhtemelen günümüz deyimiyle bir muhasebeciydi.

MÖ. 3100 yılında, yani Kushim’den birkaç nesil sonra yazılmış bir tablette ise “Gal-Sal’a ait iki köle” yazıyor. Sonra da kölelerin adı: “En-pap X ve Sukkalgir.”

Yani tarihte isimlerine ilk rastladığımız insanlar tüccarlar, köleler ve köle sahipleri. Harari’ye göre ismini bildiğimiz ilk insanların tüccarlar olması o kadar da ilginç değil. Bu insanlar ticaret yapıyordu ve ticareti de belgelere dökme ihtiyacı hissediliyordu. Yazının da ortaya çıkma hikayesi böyle olsa gerek.

Akademisyenler en eski ismin kime ait olduğu konusunda hemfikir değil. Yuval Noah Harari yeni kitabı Sapiens’te birinciliği Kushim’e veriyor. Chicago Üniversitesi’ndeki akademisyenler ise 2010-2011’deki yıllık raporlarında Gal-Sal diyor.

Yazan :Erman ERTUGRUL

Kaynak Site: arkeofili.com

tarihte-bugun-ne-oldu429 Nisan, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 119. (artık yıllarda 120.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 246 gün vardır.

Olaylar

  • 1903 – Alberta, Kanada’da meydana gelen toprak kaymasında 70 kişi öldü.
  • 1916 – Kut’ül Ammare Kuşatmasında Halil Kut Paşa komutasındaki 6. Ordu, Irak cephesinde Kut’ül Ammare kasabasında İngiliz Mezopotamya ordusunu teslim aldı.
  • 1920 – TBMM, Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nu onayladı.
  • 1939 – Türk güreşçileri Yaşar Doğu ve Mustafa Çakmak, 66 ve 87 kilolarda Avrupa ikincisi oldu.
  • 1945 – İtalya’daki Alman birlikleri teslim oldu.
  • 1945 – Adolf Hitler, Eva Braun ile Berlin’de evlendi ve Amiral Karl Dönitz’i veliahtı tayin etti.
  • 1945 – Sovyet tankları Berlin’e girdi. Sovyet askerleri şansölyelik binasının kapılarını zorlarken, Nazi lideri Adolf Hitler, tabancayla intihar etti.
  • 1945 – Dachau Toplama Kampında tutulanlar, ABD Kara Kuvvetleri’ne bağlı 42. Piyade Tümeni ve diğer 7. Ordu birlikleri tarafından kurtarıldı.
  • 1949 – Sabahattin Ali’yi öldüren Ali Ertegin’in yargılanmasına başlandı.
  • 1951 – Helsinki’de düzenlenen Dünya Serbest Güreş Şampiyonası’nı Türk Milli Takımı kazandı.
  • 1955 – Güney Vietnam’da iç savaş başladı.
  • 1959 – CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, Ege illerini kapsayan yurt gezisine çıktı. Ankara Garında ve Eskişehir Tren İstasyonunda halkın muhalefet lideriyle görüşmesi ve gösteri yapması polis tarafından engellendi.
  • 1959 – İzmir Toplu Basın Mahkemesi, Demokrat İzmir gazetesi Yazı İşleri Müdürü Şeref Bakşık’ı usulsüz tekzipten 14 gün hapse mahkum etti. İstanbul Toplu Basın Mahkemesi, Havadis gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hamdi Tezkan’a, aynı suçtan 12 gün hapis cezası verdi.
  • 1960 – Ankara ve İstanbul’da üniversiteler 1 ay süreyle kapatıldı. İstanbul Üniversitesi’nde gösterilere polisin silahlı müdahalesinde önceki gün bir öğrenci ölmüş, ayrıca sıkıyönetim ilan edilmişti.
  • 1964 – Parlamento Muhabirleri Derneği kuruldu.
  • 1968 – Hair Müzikali, Broadway’de perdelerini açtı.
  • 1969 – Arsa Ofisi Kanunu TBMM’de kabul edildi ve Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü kuruldu. (15 Aralık 2004 tarihinde kaldırıldı)
  • 1971 – Çetin Altan ve İlhan Selçuk 9 Mart 1971 darbe teşebbüsü ile ilgili olarak sorgulanmak üzere gözaltına alındılar.
  • 1972 – Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, hükümeti kurma görevini eski başbakanlardan Suat Hayri Ürgüplü’ye verdi.
  • 1979 – Süleyman Demirel, Türkiye Muhtarlar Federasyonu’nun 5. Genel Kurulu’nda “Türkiye Muhtarbaşı” seçildi.
  • 1980 – 1 Mayıs’ın yasaklandığı il sayısı 30’a yükseldi.
  • 1981 – Ankara Sıkıyönetim Askeri Savcılığı, MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş ve 219 sanık hakkında idam istemiyle dava açtı.
  • 1983 – Resmi Gazete’de yayımlanan İçişleri Bakanlığı tebligatına göre, 12 Eylül askeri darbesinden sonra 242’si 10 yıl, 481’i 5 yıl olmak üzere toplam 723 kişi siyaset yasağı kapsamına alındı.
  • 1991 – Bangladeş’te meydana gelen kasırga, en az 138.000 kişinin ölümüne ve 10 milyon kişinin evsiz kalmasına neden oldu.
  • 1992 – Los Angeles’da çıkan halk ayaklanmasında üç gün içinde 54 kişi öldü ve yüzlerce bina tahrip edildi.
  • 2004 – Oldsmobile, son otomobilini üretti. Şirket, tam 107 yıldır otomobil üretimi yapıyordu.
  • 2005 – Suriye, 29 yıl süren işgalin ardından Lübnan’dan tamamen çekildi.
  • 2007 – İstanbul’da Çağlayan Mitingi düzenlendi.
  • 2011 – Büyük Britanya’da Galler Prensi William, Kate Middleton ile evlendi.

Doğumlar

  • 1854 – Henri Poincaré, Fransız matematikçi (ö. 1912)
  • 1899 – Duke Ellington, caz müzisyeni (ö. 1974)
  • 1901 – Hirohito, Japon imparator (ö. 1989)
  • 1943 – İlker Başbuğ, Türkiye eski Genelkurmay Başkanı
  • 1954 – Jerry Seinfeld, ABD’li komedyen
  • 1958 – Michelle Pfeiffer, ABD’li sinema oyuncusu
  • 1969 – İzel Çeliköz, Türk pop müziği şarkıcısı
  • 1970 – Andre Agassi, ABD’li tenisçi
  • 1970 – Uma Thurman, ABD’li sinema oyuncusu
  • 1975 – Ziynet Sali, Türk Pop Müzik Sanatçısı
  • 1976 – Taner Gülleri, Türk futbolcu
  • 1982 – Cengiz Coşkun, Türk model ve oyuncu
  • 1983 – Semih Şentürk, Türk futbolcu

Ölümler

  • 1771 – Francesco Bartolomeo Rastrelli, İtalyan kökenli Rus mimar (d. 1700)
  • 1924 – Ernest Fox Nichols, ABD’li eğitimci ve fizikçi (d. 1869)
  • 1947 – Irving Fisher, ABD’li ekonomist (d. 1867)
  • 1951 – Osman Batur, Çinlilere karşı bağımsızlık mücadelesi veren halk kahramanı. (d. 1899)
  • 1951 – Ludwig Wittgenstein, Avusturya kökenli İngiliz filozof (d. 1889)
  • 1956 – Wilhelm Ritter von Leeb, Alman mareşal.(d. 1876)
  • 1967 – Anthony Mann, ABD’li film yönetmeni, aktör (d. 1906)
  • 1979 – Muhsin Ertuğrul, yönetmen, oyuncu, yapımcı (d. 1892)
  • 1980 – Alfred Hitchcock, İngiliz sinema yönetmeni (d. 1899)
  • 1988 – Leman Cevat Tomsu, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın mimarı (d. 1913)
  • 1992 – Burhan Uygur, Türk ressam (d. 1940)
  • 2006 – John Kenneth Galbraith, Kanada kökenli ABD’li ekonomist (d. 1908)
  • 2008 – Albert Hofmann, LSD’yi sentezleyen ilk kişi olarak tanınan İsviçreli bilim adamı (d. 1906)
  • 2009 – Sedat Balkanlı, Türk futbolcu (d. 1965)

Tatiller ve Özel Günler

  • Dünya Dans Günü

Bu buluşlar sadece iletişimin değil, insanlık tarihinin de gelmiş geçmiş en büyük devrimleri arasında yer alıyor. İletişim bizi bugünlere getirdi bakalım kronolojik olarak nasıl bir gelişim izlemişiz.

M.Ö 4000 – 1200Alfabe

Alfabe

İnsanın konuşmasının ardından bilgileri kaydetmeyi sağlayan alfabe, konuşmadan sonraki en büyük atılımdır. 

Alfabenin doğuşu, yazının doğuşuyla eş zamanlıdır ve Sümerlere yani günümüzden 5000 yıl önceye tarihlenir. Bilindiği üzere buna çivi yazısı (cuneiform) adı verilir. Çivi yazısına benzer simgelerle Sümerler’i takip eden (Asur, Babil, Elam, Akad, Hitit vs.) birçok Mezopotamya uygarlığı; dillerini kâğıda, taşa, toprağa dökmüşlerdir.

Çivi yazısının ardından Eski Mısır’da hiyeroglifler ortaya çıkmıştır. İlk çıkışındaki kullanım özellikleriyle ideogramatik yazı mantığı taşımaktadır.

Modern alfabenin kökeni, Fenikelilere dayanmaktadır. Fenikeliler, bu alfabeyi Mısır alfabesinden esinlenerek oluşturmuşlardır. Fenike alfabesi, Fenikelilerin tüccar olmasının da yardımıyla bütün Akdeniz çevresine yayılmıştır. Arapların, Yunanların, İbranilerin ve Latinlerin alfabeleri hep Fenike alfabesinden türemiştir.

M.Ö 550Posta Servisi

Posta Servisi

İlk gerçek posta işlemleri Persler tarafından geliştirilmiştir. Pers Kralı Büyük Kiros (MÖ 550) ve onun halefi Darius dönemlerinde posta sistemine rastlanmıştır.

Günümüze en yakın sistem Roma Döneminde oluşmaya başladı, Roma’da ilk posta sistemi Augustus Ceasar döneminde kuruldu. İki tür olan posta teşkilatında kraliyet postası hızlı atlarla çekilen ve aydınlatmalı araçlarla yapılırken, öküzlerin çektiği kağnılarla yapılan posta işleri de diğer hükûmet görevlilerince kullanılıyordu. Roma’da henüz sivil posta teşkilâtı yoktu ve posta devlet haberleşmesi için kullanılıyordu.

M.Ö 200 Kâğıt

Kâğıt

Çin’de MÖ 2. yüzyıla ait, bugünkü modern kâğıdın temsilcisi olarak sayılabilen eski arkeolojik parçalar bulunmuştur. 

Kâğıdın yapım süreci, Çinli Cai Lun’a atfedilir. Kâğıda etkili bir alternatif ise ‘ipek’tir ve Altınçağ’da Çin, büyük miktarda İpek ihracatı yapan ülke konumundaydı. 13.yüzyıl Orta Çağ’da kâğıt, Çin’den Orta Doğu ve Avrupa’ya yayıldı ve burada ilk suyla çalışan kâğıt fabrikaları inşa edildi. 19. yüzyılda sanayi üretimine geçilmesiyle birlikte maliyet düştü. Kâğıt önemli oranda kitlesel bilgi alışverişine katkılarda bulundu. 1844 yılında, Kanadalı mucit Charles Fenerty ve Alman FG Keller bağımsız ağaç liflerinin hamurlaştırılması sürecini geliştirdi.

1438 Gutenberg Baskı Makinesi

Gutenberg Baskı Makinesi

Büyük mucit Johann Gutenberg, iletişim tarihinin en önemli gelişmelerinden biri sayılan tipo baskı yöntemini 1438’de Avrupa’ya getirerek uygulamalarını yaygınlaştırmıştır. Bu yöntem, önceleri tahtadan daha sonraları bir kurşun alaşımından yapılan dökme harflerin, baskıdan sonra başka bir yazıda kullanılmak üzere saklandığı bir basım yöntemidir. Bu, yüzyıllardır Çin ve Kore’de kullanılmaktaydı.

1792 Semaphore (Semafor)

Semaphore (Semafor)

(İşaret verme aleti)  (Bayrakla iletişim yöntemi)

Fransa genelinde mekanik kollarla tepesinde 566 kule bayrak olarak Claude Chappe tarafından asker ve hükûmet için geniş mesafelerde hızlı mesaj göndermek için, ilk optik semafor sistemi icat edildi. Gemiler arasında görsel olarak haberleşmeyi sağlayan bu sistemin kullanımında, telsizin icat edilmesiyle birlikte büyük ölçüde azalma görülmüştür. Askeriyenin yanı sıra dağcılıkta da konuşarak haberleşmenin zor olduğu yerlerde, semafor kullanılmaktadır.

1840  Mors Alfabesi

Mors Alfabesi

Mors alfabesi veya Mors kodu, kısa ve uzun işaretler (• ve –) ile bunlara karşılık gelen ışık veya sesleri kullanarak bilgi aktarılmasını sağlayan yöntemdir. 1832’de telgraf ile ilgilenmeye başlayan Samuel Morse tarafından 1835 yılında oluşturuldu ve ilk olarak 1837’de kullanılmaya başladı. İlk Mors alfabesi, kullanımının zorluğundan dolayı zamanla değişikliklere uğrayarak kullanımı daha kolay hale getirilmiştir.

Mors alfabesiyle 24 Mayıs 1844’te gönderilen ilk mesaj İncil’den yaratıcının büyüklüğünü bildiren bir cümleyi içeriyordu. 

1880 Telefon

Telefon

Telefon sözcüğü Eski Yunanca Telos “Uzak” ve Phone “Ses” sözcüklerinin birleşmesinden oluşmuştur.

Konuşmaları açıkça aktaran ilk telefon aleti, Alexander Graham Bell ve Charles Sumner Tainter tarafından geliştiren radyofon isimli aygıttır. İki bilim adamı, bu aygıtla ilk başarılı denemeyi 15 Şubat 1880 günü gerçekleştirdiler. Verici Washington’da, 13. Cadde’deki Franklin Okulu’nun tepesine konmuştu.

Türklerde ilk telefon Osmanlı Devleti’nde 1908 yılında uygulanmaya başlandı. Kadıköy ve Beyoğlu santralleri 1911 yılında hizmete açıldı. İlk otomatik telefon santralı cumhuriyet döneminde Atatürk’ün emriyle 1926 yılında Ankara’da kuruldu.

1896 kKablosuz (Wireless) İletişim

Wireless İletişim

Guglielmo Marconi kablosuz mesajları iletmek için elektromanyetik radyasyon kullanarak bir sistem geliştirme fikrini Tesla, Oliver Lodge ve J.S. Stone gibi isimlerin çalışmaları üzerine geliştirdi. 1895 yılında 2.5 km bir mesafeye sinyaller gönderdi. 1901 itibariyle, Atlantik okyanusundan iletişimi başardı.

Tesla, kablosuz iletişimi, yani radyo dalgalarını patent altına almak için başvuruda bulunan ilk isimdi

1923 Televizyon

Televizyon

Televizyon 1923 yılında, John Logie Baird tarafından İngiltere’nin Hastings kasabasında icat edilmiştir. İlk televizyon görüntüsü ise yine Baird tarafından 1926 yılında yayınlanmıştır. Başlangıçta noktalar halinde ve titrek olan görüntülerin kalitesi Baird tarafından geliştirilmiştir.

Baird’in televizyon sisteminde mekanik olarak döndürülen diskler kullanmasına karşın aynı dönemde Marconi – Emi sistemi gibi elektronik olarak işleyen rakip sistemler de üretildi.

1930’ların başında televizyon elektronik eşya olarak satılmaya ve geniş kitlelere hitap etmeye başladı. Örneğin 1936 Berlin Yaz Olimpiyatları Almanya’da evlerdeki televizyonlardan izlendi.

1969 ARPANET

ARPANET

ARPANET (Advanced Research Projects Agency Network, Amerikan Gelişmiş Savunma Araştırmaları Dairesi Ağı), yeni adıyla DARPA (Defence Advanced Research Projects Agency, ABD Savunma Bakanlığı İleri Araştırma Projeleri Ajansı) için soğuk savaş sırasında geliştirilmiş dünyanın ilk çalışan paket anahtarlama ağı olmasının yanı sıra internetin de atasıdır.

Araştıma ve araştırmacıları birbirine bağlamak amacıyla geliştirilen ARPANET, daha sonraları Internet’in gelişmesine yol açan TCP/IP protokolünün ortaya çıkmasını sağlamıştır. Ve artık internet var.

Kaynak: line.do

Şimdilerde hiç bir izi kalmamış ama kendi zamanlarında bin yıllarca dünyaya hükmetmiş saklı medeniyetler. Elbette aşağıda saydıklarımızın dışında da medeniyetler var fakat bazıları neredeyse özel meraklılar ve ilgileri dışında pek bilinmiyor…

1  100

 

1- Vinka Medeniyeti

2 Vinka-Medeniyetijpg

İşte karşınızda hiç duymadığınız ama Avrupa’nın en eski tarih öncesi medeniyeti olan Vinkalar. Yaklaşık 1500 yıl bugünkü Sırbıstan ve Romanya topraklarında hüküm süren Vinkaların, milattan önce 5500 yıllarında kurulduğu tahmin ediliyor.

Haklarındaki ilk bulgulara 20. yüzyılda ulaşılan Vinkaların, metal işçiliğine ilgilerine, dünyanın ilk bakır işleyen medeniyeti olduklarına ve Avrupa’da ilk madencilik faaliyetlerini yürüttüklerine dair de güçlü kanılara varıldı.

Her ne kadar Vinka Medeniyeti’nin yazıyı kullandığına dair resmi bir bulgu olmasa da, yazı öncesi kullanılan sembollerin burada da yaygın olduğuna dair kanı uyandıran ve M.Ö. 4000 yılına tarihlenen birtakım taş tabletlere ulaşıldı. Bunların yanı sıra, bazı mezarlarda bulunan hayvan şekilli heykeller, Vinkaların hem çocuklara hem de sanata karşı özel bir ilgilerinin olduğunu gösterir nitekilteydi. Aynı zamanda çok da düzenli bir medeniyet kuran Vinkaların şehirlerinde çöp toplama alanları ve mezarlıklar bulunuyordu.

2-Harappan (İndus Vadisi) Uygarlığı

3 Harappan-İndus-Vadisi-Uygarlığı

İndus Vadisi Uygarlığı ya da Harappa Uygarlığı, İndus vadisinin bel kemiğini oluşturduğu çok geniş bir bölgeye yayılmış, Güney Asya’daki en eski kent uygarlığıdır. MÖ 3300 yılları dolaylarında bir kent uygarlığı şeklini aldığı kabul edilmektedir. Uygarlığa ilişkin ilk arkeolojik buluntular, 1921 yılında Pakistan’ın Pencap eyaletinde Harappa ve 1922 yılında Sind eyaletindeki Mohenco-daro antik yerleşimlerinde bulunmuştur.

Bu iki kentin dışında yüzün üstünde kent, kasaba ve köyde hüküm sürdüğü bilinen İndus Uygarlığı’nın 250-500 kadar karakterden oluştuğu sanılan yazı dili henüz çözülememiştir.

İndus Irmağı’nın verimli ovalarında taşkınları önleyecek, daha verimli tarım yapılmasını sağlayacak teknikleri geliştiren uygarlık, İndus Vadisi boyunca yayılmıştır. Ağırlıklı olarak buğday, arpa, bezelye, pamuk ve susam tarımı yapılmaktadır ve kedi, köpek, sığır, kümes hayvanları, manda, domuz ve deve evcilleştirilmiştir. Fildişi takılardan, filin de evcilleştirilmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Arkeolojik bulguların büyük bir bölümü, ince işlemeli mühürlerdir. Mühürlerde insan, hayvan ve Şiva figürleri kullanılmıştır. Bulgular, Mezopotamya ve Mısır uygarlıklarıyla ticari ilişkilerde bulunulduğunu göstermektedir.

Uygarlık, MÖ 2. binyıl ortalarında kentlere saldıran Ari kabilelerce yıkılmıştır.

3-Norte Chico Uygarlığı

4 Norte-Chico-Uygarlığı

Modern Peru’nun kuzey sahillerinde yeşeren Norte Chico uygarlığı, M.Ö. 3000 yıllarında bugünkü Peru civarlarında Amerika kıtasının en sofistike medeniyetini kurmuştu. Bu uygarlığın, 1200 yılın ardından M.Ö. 1800 yıllarında gerilemeye başladığı sanılıyor. En net arkeolojik verilere ulaşılan kazı yeri olarak ise Supe Vadisi’ndeki Caral bölgesi olarak kabul görüyor.

Günümüz Peru’sunun olduğu alanda 20’den fazla büyük şehir kuran Norte Chicolular, gelişkin bir mimari ve tarım bilgisine de sahiptiler. Kurdukları inanılmaz karmaşık sulama sistemleri, o dönemlerde Amerika kıtasının başka hiçbir yerinde rastlanmayan bir yöntemle inşa edilmişti.

Norte Chico’nun bir medeniyet olarak kabul görüp görmemesi üzerine de bir tartışma bulunmaktadır. Bu her ne kadar aynı zamanda “medeniyet” tanımına dair bir tartışma da olsa, genellikle sanat formu veya şehirleşme olarak kabul edilen bulgular, bu konuda aydınlatıcı olarak kabul ediliyor; ki bu ikisi de Norte Chico’da bulunmuyor. Bu tartışmayı akademisyenlere bırakacak olursak, Norte Chico’nun kendinden sonra gelen Güney Amerika uygarlıklarına çok çeşitli konularda öncülük yaptığını kesinlikle söyleyebiliriz.

 4-Elam Ülkesi
5 Elam-Ülkesi

Elam Ülkesi, bugünkü İran topraklarının çoğu ve bir kısım Irak toprağında yeşeren bir uygarlıktı. Dünyanın da en eskilerden biri olan bu uygarlık, İran topraklarındaki en eski medeniyettir. Sümer ve Akat uygarlıklarıyla yakın komşu olan Elamlılar, kendilerine özgü bambaşka bir dil kullanıyorlardı.

Her ne kadar en az 1000 yıl bölgede varlıklarını korumuş olsalar da, bugün onlara dair bilgimiz çok çok az. Bunun en büyük sebebi de Elam kültüründe yazının bilgi toplama veya belgeleme aracı ya da edebi bir anlatım yolu olarak değil, sadece devlet büyüklerinin övüldüğü bir anlatım olarak kullanılmasıdır. Bu sebepten kendilerinden sonra gelen nesiller ve medeniyetler üzerindeki etkileri de çok azdır.

5-Dilmun Medeniyeti

6 Dilmun-Medeniyeti1

Dilmun uygarlığı, bölgede ilk izlerine milattan önce 4000 yıllarında rastlanan çok gelişmiş bir ticaret kolonisiydi. Sümer kaynakları, kentin bu uygarlığa ait çok zengin bir envanter kaynağı olduğunu gösteriyor. Antik kentin en önemli bölümüyse yapay tepelerin en üst kısmında yer alan ve yakın bir tarihe kadar Portekizliler tarafından kullanılmış olan göz kamaştırıcı tarihi liman.

Bahreyn’de bulunan Qal’at-al-Bahrain antik kenti, milattan önce 2300 yılında kurulmuş, bilinen en eski arkeolojik yerleşkelerden biri. İnsan eliyle oluşturulmuş yapay tepelerden meydana gelen kent, bölgedeki en önemli uygarlıklardan biri olan Dilmun uygarlığına da başkentlik yapmış.

6-Hatti İmparatorluğu

7 Hatti-İmparatorluğu

Hatti, MÖ 2500-2000/1700 yıllarında Anadolu’da yaşamış bir uygarlıktır ve hatta Anadolu Yarımadası’nın bilinen en eski adı Hatti Ülkesi’dir.

İlk defa Mezopotamya yazılı kaynaklarında Akkad sülalesi döneminde kullanılan bu adlandırma, MÖ 7. yüzyıl Asur yıllıklarında görüldüğü üzere, MÖ 630 tarihlerine değin süregelmiştir. Böylece Anadolu en az 1500 yıl boyunca Hatti Ülkesi olarak tanındı. Bu ad o denli yerleşmişti ki Anadolu’da Hattilerden sonra yaşayan Hititler yaşadıkları ülkeden söz ederlerken, Hatti Ülkesi deyimini kullandılar. Bu ve bazı arkeolojik bulgular nedeniyle uzun yıllar boyunca Hititler ve Hattilerin aynı ırk ya da akraba ırklar oldukları varsayıldı.

Kültürel açıdan baktığımızda Anadolu Hatti sanatının Hititler tarafından alındığını ve köklü Hatti geleneğinin Hititler’de yaşadığını görürüz. Hatti yer isimleri, şahıs isimleri, efsaneleri Hitit kültüründe yer bulmuştur. Gerek Alaca Höyük gerekse son yıllarda yapılan arkeolojik kazılar Hatti kültürünün gücünü ortaya koymaktadır. Anadolu’ya ne zaman geldikleri bilinmeyen, belki dağınık gruplar halinde gelmiş olan Hititler bu gücün bir parçası olmuşlardır.

7-Punt Ülkesi

8 Punt-Ülkesi

Kral Sahure’nin hükümdarlığından (İÖ yaklaşık 2450) III. Ramses zamanına kadar (İÖ yaklaşık 1170), en az bin üç yüz yıl eski Mısırlılar düzenli olarak Punt diye bildikleri bir bölgeye ticari seferler yapmışlardır. Punt’un Mısır’ın güneyinde bir yerde olduğu bilinmekteyse de çağdaş bilim adamları bunun tam yerini ve Mısır ticari heyetlerinin hangi kara ve deniz yolundan gittikleri konusunu uzun zamandır tartışmaktadırlar.

Punt Ülkesi ve halkı hakkındaki bilgimiz metinlerden ve resimlerden gelmektedir. Resimlerde çizilmiş sahneler ve kazınmış yazılar, tüccarların oraya altın, aromatik reçineler, ince tahtalar, fildişi ve vahşi hayvanlar (zürafa, maymun ve babunlar) gibi egzotik şeyler almak üzere gönderildiğini göstermektedir. Bazı Yeni Krallık tapınak ve mezarlarındaki resimlerde Puntlar, koyu kızıl tenli ve ince yüz hatlı insanlar olarak gösterilmiştir. Bunlar daha eski dönemlerden kalma resimlerde uzun saçlıyken, 18. Hanedan sonrasından başlayarak daha kısa saçlı olarak resmedilmişlerdir.

Punt, bir zamanlar günümüz Somali’si olarak düşünülmüşse de, artık Punt Ülkesi’nin, resimlerdeki ve rölyeflerdeki bitki ve hayvanların daha çok bulunduğu Güney Sudan’da ya da Etiyopya’nın Eritre bölgesinde olduğu iddia edilmektedir.

8-Hurri Uygarlığı

9 Hurri-Uygarlığı

Hititleri her yönden etkileyen bir diğer unutulmuş medeniyet ise Hurriler’di. Mezopotamya bölgesindeki bazı yer ve insan isimlerinin Hurri dilinde yazıldığına dair M.Ö. 3000 civarına tarihlenen kimi kayıtların ortaya çıkarılmasıyla, milattan önce 2000 dolaylarında Orta Doğu’nun büyük bir kesiminde hüküm süren Hurriler’in, bu tarihten önce de bölgede olduklarına dair kanılar giderek güçleniyor.

Bu medeniyete dair ulaşabildiğimiz tüm bilgilerin, komşu medeniyetler olan Sümer, Hitit ve Mısır’dan geliyor olması da bu konuda kafa karışıklıklarına yol açıyor.

En büyük şehirlerinden biri olan Urkeş, kuzeydoğu Suriye’de yer alıyordu ve Hurri dilinde yazılmış en eski tabletlerin yanı sıra ünlü “Louvre Aslanı” heykeli de burada bulundu.

9-Zapotekler

10 Zapotekler

Çoğu kişinin Mayalar ve Aztekler ile ilgili ufak da olsa fikri varken, Zapotek uygarlığı neredeyse tamamen unutulmuştur. Hem yazı hem de tarım alanlarında bölgelerinin lideri olan bu unutulmuş medeniyet, Kuzey Amerika’nın da ilk şehir devletlerinden biri olarak kabul edilen Monte Alban’ı kurmuşlardır. Milattan önce 5. yüzyılda bu şehir 25.000 dolaylarında bir nüfusa sahipti ve yaklaşık 1200 sene boyunca da ayakta kalmıştı.

Meksika ve Orta Amerika’yı savaş, diplomasi ve haraçlar yoluyla büyük oranda kontrolü altında tutan Zapotek medeniyetinin yok oluşuna dair pek bir bilgiye sahip değiliz ne yazık ki. Ancak en büyük şehirlerinin neredeyse hiç hasar almadan terk edilmiş olması, bize bu yok oluşun aniden gerçekleştiğini anlatıyor.

Zapotekler, günümüzde Meksika’daki bir etnik azınlık olarak varlıklarını sürdürmekte ve yaklaşık 400.000 kişi Zapotek dilini konuşmaktadır.

10-Nok Medeniyeti

11 Nok-Medeniyeti

İsimlerini, kültürlerine dair ilk kalıntıların bulunduğu Nijerya’daki bölgeden alan Nok Medeniyeti, yaklaşık 1200 yıl kadar Afrika’da yaşamış ve M.S. 200 dolaylarında da yok olmuştur.

İçinde bulundukları coğrafi bölgenin kaynaklarını, aynı onlardan önceki ve sonraki sayısız medeniyetin yaptığı gibi hunharca tüketen Nokluların sonunu bu tüketimin getirdiğine dair teoriler bulunuyor. Ancak kesin olan bir şey varsa, o da Nok Medeniyeti’nin bölgedeki Yoruba ve Benin gibi diğer kültürleri oldukça fazla etkilediğidir.

En bilinen kültürel varlıkları, kilden ürettikleri heykeller olan Noklar, aynı zamanda demiri eritmeyi başaran ilk Afrika medeniyeti olma özelliğine de sahip. Ancak bunu kendilerinin bulmadığı ve Kartacalılardan öğrendikleri  düşünülmektedir, keza tarihsel olarak demirin eritilmesi bakırdan sonra gelir. Ayrıca bu topraklarda bakır eritildiğine dair hiçbir bulguya da rastlanmamıştır.

Kaynakça: dunyalilar.org

 

MÖ18.yüzyıl’a tarihlenen ve Eski Babil Dönemine ait olan bu yazıt dünyanın bilinen en eski aşk şiiri olarak nitelenmektedir. Sümer inancına göre toprağın bereketini ve döl yatağının verimli olmasını sağlamak amacıyla kralın yılda bir kez bereket ve aşk tanrıçası İnanna yerine bir rahibe ile dünyanın en eski şiirievlenmesi kutsal bir görevdi. Bu şiir, büyük olasılıkla kral Suşin için seçilmiş bir gelin tarafından, yeni yıl bayramını kutlama töreninde söylenmek üzere kaleme alınmıştı ve ziyafetlerde, şölenlerde müzik, şarkı ve dans eşliğinde söyleniyordu.

 

 

Çevirisi:

Damat, kalbimin sevgilisi
Güzelliğin büyüktür, bal gibi tatlı
Aslan, kalbimin kıymetlisi
Güzelliğin büyüktür, bal gibi tatlı

…………………

Damat, seni okşayayım
Benim değerli okşayışılarım baldan tatlıdır
Yatak odasında bal doludur
Güzelliğinle zevklenelim
Aslan seni okşayayım
Benim değerli okşayışılarım baldan tatlıdır
Damat benden zevk aldın,
Anneme söyle, sana güzel şeyler verecektir.
Babam sana hediyeler verecektir.

…………………

Sen, beni sevdiğin için,
Lütfet bana okşayışlarını,
Beyim tanrım, beyim koruyucum,
Tanrı ENLİL’in kalbini memnun eden ŞUSİN’im
Lütfet bana okşayışlarını

…………………

Kaynak : [-]

Sümerler Hakkında Bilgi

Sümerler, MÖ 4000 – MÖ 2000 yılları arasında Güney Irak’ta (Mezopotamya) yerleşik olan, medeniyetin beşiği olarak bilinen coğrafi bölge ve medeniyet.

Mezopotamya’da ortaya çıkan sayısız medeniyetin temelini Sümerler atmıştır. Ayrıca yazı ve astronomi de ilk kez Mezopotamya’da Sümerlerde ortaya çıkmıştır.Genel kanı Sümerlerin çağdaşı olan halklarla yakın etkileşim ve benzerliklerinin olduğu yönündedir.

Sümer Devleti, Sami olmayan bir topluluk tarafından kurulmuştur.

Mezopotamya’da yaşayan birçok farklı kavimden ilk öne çıkan ve daha sonraki medeni oluşumların temelini atan Sümerlerdir. Gerek yazı, dil, tıp, astronomi, matematik, gerekse din, fal, büyü ve mitoloji gibi alanlarda ilk öne çıkan ve bilinen toplum Sümerlerdir. “Yaratılış” ve “Tufan”a ilk kez Sümerlerde rastlanır. Sümer döneminde 21’i büyük olan yaklaşık 35 büyük şehir ve kasaba vardı. Bunlar arasında Kiş, Nippur, Zabalam, Umma, Lagaş, Eridu, Uruk ve Ur sayılabilir.

Sümer Şehir devletleri

MÖ 4000 yılları başlarında Sümer sınırları kanallar veya sınır taşları ile belirlenmiş bir düzine şehir devletine bölünmüştü. Bütün şehirlerin merkezinde şehre ait özel bir sahip tanrı veya tanrıçaya adanmış olan ve bir rahip yöneticinin (ensi) veya kralın (lugal) idaresindeki tapınak bulunurdu.

Hanedanlık öncesi ilk beş şehir:   

  1. Sümer-sehirleriEridu (Ebu Şahreyn)
  2. Bad-tibira (El-Medain)
  3. Larsa (Es-Senkereh)
  4. Sippar (Ebu Habbah)
  5. Şuruppak (Fara)

Diğer temel şehirler:

  1. Kiş (Uheymir ve İnharra)
  2. Uruk (Warka)
  3. Ur (El-Muqayyer)
  4. Nippur (Afak)
  5. Lagaş (El-Hiba)
  6. Ngirsu (Tello veya Telloh)
  7. Umma (Jokha)
  8. Hamazi 1
  9. Adab (Bismaya)
  10. Mari (Hariri2
  11. Akşak 1
  12. Akkad 1
  13. Isin (İşhan el-Bahriyat)

(1Yeri belirsizdir)
(2Mezopotamya’nın kuzeyinde kalan bir şehir)

Küçük şehirler (güneyden kuzeye):

  1. Kuara (El-Lahm)
  2. Zabala (Ibzeikh)
  3. Kisurra (Ebu Hatab)
  4. Marad (Wannat es-Sadum)
  5. Dilbat (Ed-Duleim)
  6. Borsippa (Birs Nimrud)
  7. Kutha (İbrahim)
  8. Der (El-Badra)
  9. Eshnuna (Asmar)
  10. Nagar (Brak)

(2Mezopotamya’nın kuzeyinde kalan bir şehir)

 Sümer şehri

Sümer şehri, Mezopotamya’nın güney ucunda, Dicle ve Fırat nehirleri arasında, sonradan Babil olmuş, günümüzde de Irak’ın Bağdat şehrinden Basra Körfezi’ne kadar olan bölgede idi.

Sümer şehri, Sümerlerden önce yaşamış ve Sümerce konuşmayan ve Sami olmayan bir halk tarafından, MÖ 4000 – 2350 yılları arasında kurulmuştur. Bu halka günümüzde Proto-Fıratlılar ya daUbaidliler denmektedir. Ubaid ismi Al-Ubaid şehrindeki kazı alanından gelir. Ubaidliler Sümer şehrinde kurulmuş ilk medeniyettir. Bataklıkları tarım için kurutmuşlar, ticaret, dokumacılık, dericilik, demircilik, taş oymacılığı ve çanak-çömlekçilik gibi işlerle uğraşmışlardır. Ubaidlilerin bölgeye yerleşmesinden sonra çeşitli Sami halklar da aynı bölgeye yerleşmiş, kültürlerini Ubaidlilerinki ile karıştırarak Sümerler öncesi yüksek bir medeniyet kurmuşlardır.

KAYNAK VE DEVAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ.

 

Karkamış kazılarında Babil Kralı Nebukadnezzar’ın dünyada örneği bulunmayan steli bulundu. Kazılarda Arabistanlı Lawrence’nin yaşadığı tahmin edilen evinde ise 300’ün üzerinde heykel ve mozaik bulundu.

arabistanlı_awrence

 

Suriye sınırındaki Gaziantep’in Karkamış İlçesi’nde kazı çalışmaları süren antik kentte, Kudüs’ü tahrip etmekle suçlanan, Tevrat ve İncil’de adı geçen Babil Kralı Nebukadnezzar’ın dünyada örneği bulunmayan steli bulundu. Kazılarda, Karkamış Kralı Katuva’nın sarayından heykeller, M.Ö. 800 yılından ilginç çivi yazılı tablet, 1911 ile 1914 yılları arasında Karkamış’ta çalışan Arabistanlı Lawrence’nin yaşadığı tahmin edilen evinde ise 300’ün üzerinde heykel ve mozaik ile Luvi Hiyeroglifli yazıt parçaları gün yüzüne çıkarıldı.

 LAWRENCE’NİN EVİNDE 300 HEYKEL

Bologna Üniversitesi’nden Doç. Dr. Nicolo Marchetti başkanlığında, Türk-İtalyan ekibi tarafından Türkiye-Suriye sınırında bulunan Karkamış Höyüğü’nün üçüncü sezon kazıları tamamlandı. Kazılarda yüzlerce önemli tarihi eser gün yüzüne çıkarılırken, kalıntılar arasında Milattan Önce 605 yılında Karkamış’ı ele geçiren ve Asya’nın bir bölümünde hüküm süren Babil Kralı Nebukadnezzar’a ait stel bulundu. Büyüklük oranında dünyada eşi bulunmadığı ifade edilen stelin Nebukadnezzar tarafından Asur ve Mısırlılara karşı kazandığı zaferin anısına yaptırdığı tahmin ediliyor. Kazı ekibi, ayrıca Karkamış Kralı Katuva’nın sarayından heykeller ile Milattan Önce 800 yılından kalan ilginç çivi yazılı tablete de ulaştı. 1911 ile 1914 yılları arasında Karkamış’ta çalışan Arabistanlı Lawrence’nin evinde yapılan kazılarda da 300’ün üzerinde heykel ve Luvi Hiyeroglifli yazıt parçası bulundu.

Kazı heyeti, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda çalışmalarla ilgili bilgi verdi. Kazı heyeti başkanı Bologna Üniversitesi’nden Doç. Dr. Nicolo Marchetti, bulunan stelin, Asur ve Mısırlılara karşı kazanılan zaferin anısına yaptırıldığını düşündüklerini söyledi.

Kazı heyeti başkanı Doç. Dr. Nicolo Marchetti’nin yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Hasan Peker ise bulunan eserlerin tarihe ışık tuttuğunu anlatarak, şunları kaydetti:

mezopotamya“Nebukadnezzar, yeni Babil döneminin en önemli kralıydı. Belgelerde sadece kendi yazdıkları yok. Babil Kralı Nebukadnezzar, Kudüs’ün ve tapınak bölgesinin tahrip edicisi. Bu, şu bilgiye götürüyor bizi: Tek tanrılı dinlerden çoğunun kitabında tanınan birisi. Tevrat ve İncil’de adı geçiyor. Dönemin iki büyük gücü, koalisyonu olan Asur ve Mısırlıları alt edecek kadar güçlü bir kralla karşı karşıyayız. Onlar da dönemin savaş makinesi. Bir başka savaş makinesi Babil’de bunu sona erdiriyor. Yani denge haliyle barışı getiriyor.”

Toplantıya katılan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey de dünyanın ilk yazılı barış anlaşmasının burada yazıldığını ifade etti. Güzelbey, “Aradan geçen 4 bin yıla rağmen hala insanların birbirini yediği, kardeş kanının aktığı bölgede Kadeş Antlaşması’nın yapılmış olması bugün için çok ayrı bir önem arz etmektedir” dedi.

Heyetin kazı çalışmalarına ilkbaharda devam edeceği bildirildi.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü 3-4 Ekim 2013 tarihlerinde YEM – Yapı Endüstri Merkezi’nde “GEZİ”den sonra Taksim” temalı bir toplantı düzenliyor.

gezi-buluşmasıGÜNÜN ETKİNLİĞİ: 
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü 3-4 Ekim 2013 tarihlerinde YEM – Yapı Endüstri Merkezi’nde “GEZİ”den sonra Taksim” temalı bir toplantı düzenliyor.

GÜNLER/HAFTALAR/ANMALAR
Barış Derneği ölümünün 20. yılında Mahmut Dikerdem’i saat 13.00’te Karacaahmet’te mezarı başında anacak.

DURUŞMA/SUÇ DUYURUSU
İMECE Kadın Sendikası Kartal Anadolu Adalet Sarayı, 16. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 11:15’deki duruşmada Fatima Aldal’a adalet arayışını sürdürüyor.

GÖSTERİ/PROTESTO/YÜRÜYÜŞ/MİTİNG/GREV
Sosyal-İş Sendikası Leroy Merlin Yapı Marketlerde almış olduğu grev kararını 3 Ekim 2013 tarihinde uygulamaya koyacaktır.

BASIN TOPLANTISI/AÇIKLAMASI
DISK, KESK, TMMOB, ITO “Suriye’de Emperyalist Müdahaleye ve Tezkere’ye Hayır” demek için saat 19.00’da Taksim Galatasaray Lisesi Önünde basın açıklaması yapacak.

TOPLU ETKİNLİK/FESTİVAL
2. Uluslararasi Zeugma Film Festivali 2-6 Ekim tarihleri arasında Gaziantep’te gerçekleştiriliyor.
Beyoğlu Belediyesi tarafından düzenlenen 7. Beyoğlu Sahaf Festivali 19 Ekim 2013 akşamına kadar Tepebaşı’nda sürüyor.
23. Akbank Caz Festivali‘nin ikinci hafta konserleri farklı mekanlarda bugün de gerçekleşecek.
Egeliler Birliği (EGEBİR) 3-6 Ekim tarihleri arasında Selamiçeşme Özgürlük Parkı‘nda “Egede Zeybek Zamanı” konseptiyle bir Ege Festivali düzenliyor.

TOPLANTI
Marksizm 2013 Güz Toplantıları 3-4-5-6 Ekim’de İstanbul Taxim Hill Otel‘de gerçekleşiyor.
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü 3-4 Ekim 2013 tarihlerinde YEM – Yapı Endüstri Merkezi’nde “GEZİ”den sonra Taksim” temalı bir toplantı düzenliyor.
Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) Demokratikleşme Programı 9:30’daConrad Hotel‘de “Yeni Anayasada Temel İlkeler ve Hükümet Sistemi Tercihi” başlıklı bir rapor sunumu, basın toplantısı ve panel gerçekleştirecek.
Mimarlar Odası Ankara Şubesi‘nin “Başkent Dayanışması Toplantısı “ Saat 17:30’da odanın 3. kat Toplantı Salonunda gerçekleşecek.
Felsefeciler Derneği Amed Şubesi ve Mezopotamya Felsefe Platformu‘nin ortaklaşa düzenlediği “Gezi Direnişi” başlıklı panel saat 17:30’da Diyarbakır Sümerpark Cep Sineması’nda gerçekleştirilecek.

AÇILIŞ/BULUŞMA
Boğaziçinde okuyan lezbiyen, gey, biseksüel, trans (LGBT) öğrenciler ve dostlarının oluşturduğu homofobi ve transfobi karşıtı topluluk luBUnya’nın güz dönemi tanışma çayı saat 17:30’da Güney Kampüs Özger Arnas Salonunda yapılacak.
İstanbul Modern Sizin Perşembeniz Sanatçı Atölyeleri: “Ahmet Polat” la sürüyor.

TİYATRO

araf-ne-taraf-broşür-sonNar Sanat Tiyatrosu “Araf ne taraf” adlı oyunla Cennet ve Cehennem’i sınava tutan tiyatro oyunu “Araf Ne Taraf?”,  8 Ekim’de KKM Gazanfer  Özcan  Sahnesi‘nde olacak.

Genco Erkal “Yaşamaya Dair – Bursa Cezaevi’nden Mektuplar”ı ile 21:00’de Eminönü Ali Paşa Hanı’nda oynuyor.
Oyun Atölyesi‘nde “Nehir” ile 20:30’da sürüyor!
İkincikat Tiyatro Beyoğlu Sahnesi bu akşam 20:30’da “Barselo”yu sergiliyor.
Kumbaracı 50′de bu akşam 20:30’da Altıdan Sonra Tiyatro“Katilcilik” adlı oyunu sergileyecek.
Oyuncu Tayfası “Püf Noktası” ‘ bu gece 20:00’de Bahçelievler Belediyesi, Nurettin Topçu Kültür Merkezi, Yeni Sahne, Bahçelievler‘de sergiliyor.

FİLM FOTOĞRAF GÖSTERİMİ / SİNEMA
İstanbul Modern Sinema, 3-13 Ekim 2013 tarihleri arasında yeni Türkiye sinemasından 16 filmlik bir program sunuyor: “Biz de Varız!”
PERA Film‘in Tuhaf Filmler başlığıyla sunduğu film programında yer alan filmler bugün 17:00 ve 19:00’da müzenin sinema salonunda sergilenecek.
SETEM Akademi tarafından 30 Eylül – 4 Ekim 2013 tarihleri arasında düzenlenen“Venezuela Film Haftası” bu akşam 19:00’da “Postales de Leningrado” adlı filmin gösterimiyle sürecek.

DİNLETİ/OPERA
Ankara Devlet Opera ve Balesi 20:00’de “Bir Yaz Gecesi” adlı modern dans gösterisini sergiliyor.
Jehan Barbur bu gece 23:00’de Bios Bar‘da söylüyor.

SÜREN ETKİNLİKLER:
1-11 Ekim 2013 Mimarlık ve Kent Şenliği IX 
Avrupa Dermatoloji ve Veneroloji Akademisi’nin (EADV) tarafından düzenlenen Avrupa Dermatoloji ve Veneroloji Kongresi 2-6 Ekim tarihleri arasında Harbiye’de İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecektir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları oyunlarını farklı sahnelerde sürdürüyor.

Etkinliklerin ayrıntılarını ve son dakikada bize ulaşan etkinlikleri Facebook sayfamızdan izleyebilirsiniz.


SERGİLER

22 Aralık 2012 – 21 Aralık 2013 Adalar Müzesi “Göç Bağlantıları Sergisi”   Adalar Müzesi Hangar Müze Alanı, Aya Nikola Mevkii Büyükada-Adalar/İstanbul (Müze bir yıl açık kalacaktır.)

3 Ekim – 16 Kasım 2013 Galeri Manâ “Anlamlanan Bedenler / Küratör: Rebecca Heald”   Ali Paşa Değirmeni Sokak, No 16–18, Karaköy-Beyoğlu/İstanbul (Salı-Cumartesi günleri 11:00 – 18:00 arası ziyarete açıktır.)

3 Ekim – 10 Kasım 2013 Galeri İlayda “Barış Cihanoğlu / Kendini Bul”   Hüsrev Gerede Cad. No: 37 Teşvikiye-Beşiktaş/İstanbul (Pazar günleri hariç, her gün 10.00 ile 19.00 arasında açıktır.)

9 Mayıs- 27 Ekim 2013 İstanbul Modern “Yakın Menzil”   İstanbul Modern, Antrepo-Fındıklı/İstanbul

1 – 31 Ekim 2013 Midtown   “Ayşe Hinnerkopf / Kadın Halleri” Resim Sergisi   Kemer Mevkii Ortakent, Bodrum/Muğla

2 – 30 Ekim 2013 Bilgi Üniversitesi   “Çağdaş Şili Mimarisi Fotoğraf Sergisi / Eriata Attali”  İstanbul Bilgi Üniversitesi, Santral Kampüsü Çağdaş Sanatlar Müzesi, Eyüp/İstanbul

1 – 19 Ekim 2013 Planet of Art Galeri   “Ercan Akçetin / Kaostan Doğan Düzen””   Vali Konağı Caddesi Polat Apartmanı No:77/1 Nişantaşı-Şişli/İstanbul

1 – 14 Ekim 2013 Arkeopera   “Derya Bardakçı / İstanbul’un Psikolojisi” Resim Sergisi  Yeniçarşı Cad. Petek Han No: 16/A, Galatasaray-Beyoğlu/İstanbul

1 – 10 Ekim 2013 Art 212   “Ceylan İnsel / Doğa Kutsaldır” Resim Sergisi   Kadırgalar Caddesi 8B Nişantaşı-Şişli/İstanbul


KÜLTÜR MERKEZLERİ:   Akbank Sanat  /  Barış Manço Kültür Merkezi  /  Caddebostan Kültür Merkezi  /  Enka Sanat  /  Galata Perform  /  garajistanbul  /  İş Sanat  /  Nazım Hikmet KM  / Ankara NHKM  /  OldCity Comedy Club  /  Önder Babat Kültür Merkezi  /  SALT Beyoğlu  / Halis Kurtça Kültür Merkezi  /  Aynalıgeçit Etkinlik Merkezi
SİNEMA SALONLARI:   “Beyoğlu Sineması”  /  “Pera Sineması”  /  “Yeşilçam Sineması”  / “TZT Sineması”  /
TİYATRO SALONLARI:   Kumbaracı 50  /  Maya Sahnesi  /  İkinci Kat  /  Şermola Performans /  Talimhane Tiyatrosu  /  Terminal Sahnesi  /  Mekan Artı  /  Seyri Mesel  /  Cihangir Sahne /  Sahnehal  /   /  Çevre Tiyatrosu
TİYATRO TOPLULUKLARI:   Nar Sanat TiyatrosuTiyatro Boğaziçi  /  Tiyatro Boyalıkuş  /  Ankara Sanat Tiyatrosu /  Dostlar Tiyatrosu  /  Duru Tiyatro  /  İstanbul Halk Tiyatrosu  /  Kenter Tiyatrosu  /  Oyun Atölyesi  /  Oyuncu Tayfası  /  Tiyatrokare  /  Tiyatro Kedi  /  Tiyatro Pera  /  Semaver Kumpanya  /  Tiyatro Açıkça  /  Tiyatro BeReZe  /  Atölye Tiyatro Topluluğu  /  Tiyatro Komedya  /  Tiyatro Oyunbaz  /  Merve Ergin  /  Nü Kollektif  /  Tiyatro Karnaval  /  Tiyatro Adam  /  Tiyatro Kulübesi  /  İBB Şehir Tiyatroları Kasım 2012 Programı 
KONSER SALONLARI:   “60 Metrekare”  /  “Babylon”  /  “Borusan Müzik Evi”  /  “Borusan Kültür Sanat”  /  “Bios Bar”  /  “Cemal Reşit Rey”  /  Enka sanat, Sadi Gülçelik Spor Sitesi  / “Gitarcafe”  /  “Kooperatif”  /  “Ghetto”  /  “Kumbara Kafe”  /  “Radio Live”  /  “Nardis Jazz Club” /  “Salon İKSV”  /  “Süreyya Operası”  /


Mustafa SÜTLAŞ II

Kaynak :[-]

 

13. Uluslararası Antalya Piyano Festivali Sanat Yönetmeni Fazıl Say, “Klasik müzik, caz müzik gibi çeşitli alanlarda yüksek kaliteli, dünya çapındaki sanatçıları Türkiye’ye, Antalya’ya getirmek istiyoruz, bu da dünya festivalinin programıdır” dedi.

Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ve sanat yönetmenliğini Fazıl Say’ın yaptığı 13. Uluslararası Antalya Piyano Festivali’nin açılışı için Antalya Kültür Merkezi’nde basın toplantısı düzenlendi.

Fazıl Say, toplantıda yaptığı konuşmada, ilk yıllarda festivali Antalya halkıyla, kentiyle kucaklaşan bir festival olarak hayal ettiklerini, gelinen noktaya bakıldığında hayal edilen noktaya ulaşıldığını söyledi.

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin desteğine teşekkür eden Say, “Klasik müzik, caz müzik gibi çeşitli alanlarda yüksek kaliteli, dünya çapındaki sanatçıları Türkiye’ye, Antalya’ya getirmek istiyoruz, bu da dünya festivalinin programıdır. Buradaki sanatçılar dünyanın her yerinde, festivallerde yer alan sanatçılardır” diye konuştu.

Festivalin açılışına kendi eseri olan ve bu yıl bestelediği “Mezopotamya” başlıklı senfonisi ile başlayacağını dile getiren Say, senfoninin 10 bölümlü bir eser olduğunu, 50 dakika sürdüğünü kaydetti.

Senfoninin Antalya’da ilk kez yorumlanacağını ifade eden Say, “Ortadoğu ağıtı, dramı olarak düşündüm, kurguladım. Mezopotamya, günümüz ve tarihsel bakımını kapsayan bir eser” dedi.

Bir gazetecinin “Son günlerde sizin de dahil olduğunuz tartışmalarla ilgili ne söyleyeceksiniz-” sorusunu Say, “Tartışmalara girmek istemiyorum, tartışmaların festivalin önüne geçmesini istemiyorum” şeklinde cevapladı.

Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın da festivalin “Şehirde müzik var” sloganıyla gerçekleştirildiğini, 8 Aralık’a kadar sanatseverlere eşsiz müzik keyfi yaşatılacağını bildirdi. Akaydın, festivalde çok önemli sanatçıların yer aldığını ifade etti.

Fazıl Say’ın dahil olduğu tartışmalara değinen Akaydın, şunları söyledi:

“Geçen yıl yaşadığı, uygar bir ülkede yaşanmaması gereken olaylar ve yargısal facialar nedeniyle Türk halkını temsilen Antalya halkı adına, ülkem adına özür diliyorum. Bu yaşananlardan dolayı utanç duyuyorum. Ama Antalya halkı için Fazıl Say çok önemli bir sanatçıdır. Bu vesileyle ciddi ızdıraplardan dolayı acılarını, hüzünlerini paylaştığımızı ifade etmek isterim.”

Orkestra Şefi Gürer Aykal, bir festivalin düzenlenmesinin zor olduğunu, böyle bir festivalin halka indirgenmesinin ise daha önemli olduğunu kaydetti.

Toplantıya festivalin sponsorluğunu yapan Doğuş Otomotiv temsilcisi Çağrı Öztaş da katıldı.

Toplantı sonrası akşam gerçekleştirilecek “Ovada iki çocuk”, “Dicle’, “Ölüm kültürü üzerine”, “Melodram”, “Ay”, “Güneş”, “Kurşun”, “Fırat”, “Savaş üzerine”, “Mezopotamya Türküsü” başlıklı on farklı bölümden oluşan senfoninin provası yapıldı.

Festival, bugün 20.00’de Antalya Kültür Merkezi’nde Fazıl Say’ın bestelediği “Mezopotamya” senfonisinin seslendirilmesiyle başlayacak, 8 Aralık’a kadar devam edecek.

Kaynak :[-]

Antalya Piyano Festivali’nden muhteşem program.

Dünyaca ünlü sanatçıları ve grupları Antalya’da buluşturan, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Uluslararası Antalya Piyano Festivali, muhteşem bir programla Kasım ayında başlıyor. 13’üncü yılında “Şehirde Müzik Var” sloganıyla yola çıkan festival, renkli ve dopdolu içeriği ile dikkat çekiyor. Sanat yönetmenliğini Fazıl Say’ın yaptığı festival, Volkswagen ana sponsorluğunda 16 Kasım – 08 Aralık tarihleri arasında Antalya’da gerçekleşecek. Efsane caz sanatçısı Chick Corea bu yıl festivalin sürpriz isimlerinden. Her gecesiyle izleyiciye ayrı bir tat sunacak olan festivalde, sahnedeki konserlerin yanı sıra halk konserleri ve öğrenciler ile sanatçıları bir araya getiren atölye çalışmaları da yer alıyor. “Şehirde Müzik Var” sloganı ile festival, 13’üncü yaşında da sanatseverlere unutulmaz bir müzik şöleni yaşatacak.

Festival açılışında Say’ın “Mezopotamya” Senfonisi
Festivalin bu yılki açılış konserlerinde ünlü besteci ve piyanist Fazıl Say’ın “Bugüne kadar yazdığım en iyi eser” olarak nitelediği ve 2012 yılında bestelediği, “Mezopotamya” başlıklı ikinci senfonisi seslendirilecek. Şaşırtıcı yeniliklerle dolu olan eser “Ovada iki çocuk”, “Dicle”, “Ölüm kültürü üzerine”, “Melodram”, “Ay”, “Güneş”, “Kurşun”, “Fırat”, “Savaş üzerine”, “Mezopotamya Türküsü” başlıklı on farklı bölümden oluşuyor. 130 kişilik dev bir orkestra için kurgulanan senfonide Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nı şef Gürer Aykal yönetecek. Antalya’da ilk kez yorumlanacak eserde solist Carolina Eyck Theremin isimli elektronik çalgısı ile Mezopotamya’daki bir meleği canlandıracak. Bas Blok Flütü ile Çağatay Akyol ve Bas Flütü ile de Bülent Evcil orkestraya eşlik edecek. Say’ın güçlü performansıyla gerçekleşecek açılış konserleri 16 Kasım Cuma ve 17 Kasım Cumartesi günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde izlenebilir.
Sahne genç yeteneklerin…
Türkiye’deki birçok sanatçıyı yetiştiren ve 2006 yılında hayata veda eden piyanist Kâmuran Gündemir anısına her yıl geleneksel olarak düzenlenen “Genç Yetenekler” konseri, bu yıl da başarılı gençleri ağırlamaya devam ediyor. Bu senenin solistleri Cem Esen, Can Çakmur, Victor Maslov ve Merve Akyıldız. Genç piyanistlerin performanslarını sergileyeceği konser 18 Kasım Pazar günü saat 14:30’da Antalya Kültür Merkezi’nde ücretsiz olarak gerçekleşecek.
Andante Gecesi’nde “Midori & Özgür Aydın” 
Klasik müzik dergisi ‘Andante’ adına yapılan gecede, ülkemizi yurtdışında başarıyla temsil eden piyanist Özgür Aydın ve dünyaca ünlü Japon keman sanatçısı Midori Gato birlikte sahne alacak. 2009 yılından bu yana dünyanın farklı şehirlerinde sahne alan ikili için New York Timesgazetesinin ünlü müzik eleştirmeni Vivien Schweitzer “İkilinin sahnedeki uyumu izlemeye değer” yorumunu yapıyor. 20 Kasım Salı günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek “Andante Gecesi”nde ikili, çok özel bir repertuvar sunacak.
Sıra dışı “Diabelli” yorumuyla “Andreas Staier”
Alman piyanist Andreas Staier bu yıl festivalde sahne alacak bir diğer isim. Dünyanın önde gelen orkestralarıyla birlikte solist olarak sahne alan Staier, konser gecesinde izleyicilere özel bir repertuvar sunacak. Sanatçı, Beethoven’ın Viyanalı müzik yayıncısı ve besteci Anton Diabelli’nin bir valsi üzerine yazdığı Diabelli Çeşitlemeleri’ni seslendirecek. Beethoven’ın son dönem eserlerinden olan ve çeşitleme tekniğinin en kusursuz örneklerinden sayılan 33 Çeşitleme’nin seslendirileceği konser, 22 Kasım Perşembe günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde izlenebilir.
İspanyol aşk şarkılarının tutkulu sesi “Buika”
Festivalin bu yılki sürprizlerinden biri de İspanyol aşk şarkılarının tutkulu sesi Buika… “En mi Peil” albümü ile tüm dünyada büyük beğeni toplayan Buika Antalya’da ilk kez festival kapsamında hayranlarıyla buluşacak. Flamenko ile cazı bir araya getiren, flamenkoyu farklı boyutlara taşıyarak dünya müziğine yepyeni bir tarz kazandıran Buika, sahnedeki enerjisi ile de seyirciyi adeta büyülüyor. 24 Kasım Cumartesi günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek konserde İspanyol şarkıcıya dünyaca ünlü piyanist Ivan Melon (piyano), AntonioCuenca (kontrabas) ve Ramon Porrina (vurmalılar) eşlik edecek. Seal ve Nelly Furtado gibi dünyaca ünlü pop yıldızları ile yaptığı düetlerle de dünya listelerine giren Buika, gecedeyönetmen Pedro Almadovar’ın filmlerinde yer alan enfes şarkılarını da seslendirecek.
Piyanonun zarif kraliçesi Gülsin Onay
Dünyaca ünlü Türk piyanist Gülsin Onay bu yıl festivalin en önemli konukları arasında yer alıyor. Hocası Ahmed Adnan Saygun’un dünya çapında en güçlü yorumcusu olarak kabul edilen Onay, önemli orkestralar eşliğinde sayısız ülkede bestecinin eserlerini seslendirdi. Özellikle romantik dönem bestecilerinin eserlerindeki usta yorumuyla tanınan sanatçı bu konserde Saygun ve Beethoven’ın eserlerinin yanı sıra 20. yüzyılın en önemli bestecilerinden biri olan ve bu yıl 150. doğum yılı kutlanan Fransız besteci Claude Debussy‘nin eserlerini de yorumlayacak. Kaçırılmaması gereken bu konser 26 Kasım Pazartesi günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde izlenebilir.
Cazın efsanesi ismi Chick Corea ‘Trio’su ile festivalde…
Caz müziğin yaşayan efsanesi Chick Corea, festivalin en heyecanlı gecelerinden birine imza atacak. 18 Grammy ödülü olan Amerikalı besteci ve piyanist Chick Corea festival kapsamında trio’suyla birlikte ilk kez konser verecek. Gecede piyanosuyla etkileyici bir şov sunacak olan efsane sanatçıyla birlikte iki ünlü isim daha sahne alacak: basta kendi kuşağının en üstün yeteneklerinden biri olarak kabul edilen ve Sting, Pat Metheny, McCoy Tyner gibi ünlü isimlere eşlik eden Christian McBride ve vurmalılarda, Herbie Hancock, Bob Dylan, Joni Mitchell ve The Wayne Shorter Quartet ile çalışan sıradışı yetenek Brian Blade. Muhteşem performansları ile izleyicilere unutulmaz bir caz gecesi yaşatacak olan Chick Corea Trio’nun heyecanla beklenen konseri 28 Kasım Çarşamba günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek.
Atlantik’in öbür yanından “Tzimon Barto” geliyor
Amerikalı piyanist Tzimon Barto, çok özel bir repertuvar ile sanatseverlerin karşısında olacak. Güçlü yorumu ve sahne performansı ile beğeni toplayan piyanist, Atlantik’in diğer yakasından festivale konuk oluyor. New York Filarmoni, Chicago Senfoni ve Houston Senfoni gibi birçok uluslararası orkestra ile birlikte konserler veren Barto, özellikle Chopin, Schumann ve Gershwin yorumlarıyla dikkat çekiyor. Tzimon Barto konseri 30 Kasım Cuma günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde izlenebilir.
Brad Mehldau Trio ile “caz”a doyacaksınız
Dünyanın farklı sahnelerinde verdiği konserlerin yanı sıra Stanley Kubrick’in efsane filmi “Eyes Wide Shut” gibi birçok film müziğinde de ismini sıkça gördüğümüz ünlü piyanist Brad Mehldau da, triosuyla birlikte festivale konuk olan isimler arasında yer alıyor. 2 Aralık Pazar günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek bu keyifli caz gecesinde Mehldau’ya Larry Grenadier (bas) ve Jeff Ballard (vurmalılar) eşlik edecek.
Yunan piyanist Anastasios Pappas da festivalde…
New York basınının “Enstrümanıyla akıllarda kalan gerçek bir müzisyen” olarak yorumladığı Yunan piyanist Anastasios Pappas festivalde izleyicilere unutulmaz bir gece yaşatacak. Pappas 4 Aralık Salı günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleştireceği resitalde, Modest Musorgski, Arjantinli besteci Alberto Ginastera ve Franz Liszt’in eserlerinin yanı sıra Fazıl Say’ın “Kara Toprak” başlıklı eserini de yorumlayacak.
Baltıklardan “Gidon Kremer Trio” rüzgarı
Festival sona yaklaşırken sahne alacak gruplardan biri de “Gidon Kremer Trio” olacak. Letonyalı ünlü keman sanatçısı ve orkestra şefi Gidon Kremer, Gürcü piyanist Khatia Buniatishvili ve Litvanyalı viyolonsel sanatçısı Giedre Dirvanauskaite’den oluşan grup farklı tarzları ve yorumlarıyla dikkat çekiyor. “Gidon Kremer Trio” konserde, Franck ve Çaykovski’nin eserlerinin yanı sıra Gidon Kremer’in geçtiğimiz yıl kaybettiği annesi Marianne Kremer’in anısına yazılan ve Kovacs Tickmayer’in Monteverdi’nin aynı isimli aryasından uyarladığı Lasciatemi Morire isimli eserini de seslendirecek. Konser 6 Aralık Perşembe Günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde izlenebilir.
Festival Kapanışı “Spivakov ve Moskova Virtüözleri” ile…
Festivalin son konserinde ise gelenek yine bozulmuyor. Sanat kalitesi ile iddialı bir isme sahip olan ve dünyanın en önemli toplulukları arasında gösterilen Moskova Virtüözleri bu yıl da festival kapanışını gerçekleştirecek. Aynı zamanda festivalin daimi orkestrası olan topluluğu, yine güçlü bir isim olan şef Vladimir Spivakov yönetecek. Geceye solist olarak piyanist Philipp Kopachevsky, flütçü Julia Schasnovich, viyolonselci Dmirtry Prokofiev ve saksafoncu Matvey Sherling katılacak. Sanatseverlere müziğin farklı renklerini sunan festivalin kapanış konseri 8 Aralık Cumartesi günü saat 20.00’de Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek.
Halk Konserleri ve Workshop’lar
Halk konserleri devam ediyor
13’üncü yılında “Şehirde Müzik Var” sloganıyla yola çıkan festivalin yelpazesi bu yıl daha da genişledi. Ücretsiz halk konserleriyle Antalya’nın farklı noktalarında sanatseverlerle buluşan festival, bu yıl ilçelere kadar uzanan bir programla hazırlandı. Programda Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleşen konserlerin yanı sıra ücretsiz olarak düzenlenecek üç halk konseri de yer alıyor. Konserlerden ilki festivalin sanat yönetmeni olan Fazıl Say konseri. Say, 18 Kasım’daAlanya’da izleyicilerle buluşacak. Piyanonun zarif kraliçesi Gülsin Onay 23 Kasım’da Kepez’de, Yunan piyanist Anastasios Pappas ise 5 Aralık’ta Akdeniz Üniversitesi’nde bir konser verecek. Şehrin uzak bölgelerinde yaşayan ve konserlere gelme şansı olmayanlar, dopdolu bir programa sahip bu üç konserle festivali takip etme şansı yakalayacak.
Sanatçılar festival boyunca öğrencilerle
Festival bu yıl da sanatçıları ve öğrencileri farklı atölye çalışmaları ile bir araya getirmeye devam ediyor. Kalitesi kadar atölye çalışmalarıyla da eğitim alanında güç kazanan festivalde, bu yıl çalışmalar daha da arttırıldı. Dünyanın farklı ülkelerinden gelen sanatçıların gerçekleştireceği atölye çalışmalarında, öğrenciler sanatçılarla çalışma olanağı yakalayacak. Festival boyunca devam edecek olan atölye çalışmaları Akdeniz Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Antalya Koleji ve ATSO Güzel Sanatlar Lisesi’nde gerçekleşecek.
Biletler 01 Kasım’dan itibaren Biletix’te satışta
16 Kasım-08 Aralık tarihleri arasında Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek 13’üncü Uluslararası Antalya Piyano Festivali’nin biletleri yurtiçinde ve yurtdışında, 01 Kasım’dan itibaren Biletix’te satışta olacak. Festival biletleri Biletix gişelerinden ya da www.biletix.com adresinden alınabilir.
Festivalin Bilet Fiyatları
Balkon    : 35 TL
Salon      : 45 TL
Kombine:  250 TL (Tüm etkinlikleri kapsar)

Dünya Kadınlar Gününde, Mardinli Nasra Kadın (Şimmes)’in yıllara dayalı işleri KOLEKSİYON Galeri’de!

‘’Mardinli Nasra Kadının yüreğinden kumaşa dökülen duygular, öyküler, hayaller, 150  yılı aşan bir sanatın günümüze uzanışını sergiliyor. Mezopotamya’nın gizemli, büyülü öyküleri binlerce yıla dayalı insanın ilk yerleşim geçmişinden kadının, sanatın hikayesi ‘’ Adanmış Bir Yaşam: Nasra Şimmes KOLEKSİYON Galeri’de!

600 yıl boyunca Mardin’e kök salmış, sanatıyla kanatlanıp dünyayı dolaşmış Süryani bir aile…Ressam, heykeltraş bir baba… Ve evin küçük kızı: Nasra.

1924 doğumlu Nasra Şimmes, bir asrı devirmek üzere olan ömrünü, aileden miras aldığı basmacılık (Kalıp Baskı) işine adamış bir sanatçı. Doğduğundan beri hiç terk etmediği Mezopotamya Ovası’na bakan taş ev, hem atölyesi hem yaşam alanı. İsveç, Amerika, Kanada, Mardin ve İstanbul’da yaşayan 5 çocuğu var  Ama o, yalnızca aşığı olduğu Mardin’de nefes alabiliyor.  Ona göre Mardin de, basma sanatı gibi medeniyetleri buluşturuyor; bu şehirde her renkten din, her ırktan dil var. Hiç okula gitmemiş Nasra Şimmes; ne Türkçe biliyor ne de okuma yazma… Ama sanatı, her dilde konuşuyor; herkese bir şey söylüyor.

Nasra Şimmes, babasından kalma ahşap kalıplar, 50 yıldır hiç değiştirmediği fırçalar ve kökboyalarla patiska bezlere motifler çizip boyuyor. İncil’den tasvirlerle süslü rengarenk soyut desenler, kilise perdesi, masa örtüsü, duvar süsü olarak bir Süryani geleneğini yaşatıyor. Büyük boydaki boyamalar için bazen aylarca kendini unutarak çalışıyor Nasra Şimmes. Mardin’den hiç ayrılmasa da, çizgileri Ortadoğu’da, Avrupa’da, Amerika’da birçok Süryani kilisesini süslüyor.

Dünya sanat tarihinin en kadim, en bilinen, en çok çalışılmış sahnelerini, kendinden önceki hiçbir yoruma benzemeyen bir şekilde resmetmek mümkün mü?

Nasra Şimmes, bunu yapıyor. Meryem Ana, İsa, Son Yemek, azizler, melekler, Mardin’in güvercinleri, Şahmaran… Nasra Şimmes’in fırçasında, figürler ürpertici bir sadelikle, Chagal’sı soyutlukta.  Orada bir kadının doğurganlığı, üretkenliği, duyarlılığı var. Kompoziyonları kendi kadar doğal, sıcak, samimi. Göz kamaştıracak canlılıktaki renklerinde, yaşama sevinci ve heyecan; şaşırtıcı bir yalınlık ve beklenmedik bir etki var. Evrensel simgeler, yerel, otantik, özgün bir yorumla ve incelikli soyutlamalarla bambaşka bir çehreye bürünüyor. Onun fırçasından, Anadolu damlıyor. Beyaz patiskaların üzerinde, medeniyetler buluşuyor, kucaklaşıyor, kaynaşıyor, söyleşiyor…  Nasra Şimmes’in işlerinde, Batı’nın mitolojik zenginliğiyle doğunun mistisizmi bir arada. Zorlamasız ve masumca.     Zamanın diliyle bir tasarımcı, bir sanatçı, bir zanaatkar… Ama o adının önüne tek sıfat koyuyor: “ İşleyen Nasra Şimmes.”

Koleksiyon, 40. Yıl buluşmalarının ikinci ayağında, sanatseverleri Nasra Şimmes’le tanışmaya davet ediyor. Şimmes’in dünyanın farklı coğrafyalarına dağılmış eserleri,  ‘’Kadın ve Sanat‘’ temalı bu özel seçki için, Koleksiyon Galeri’de 6 Mart’tan itibaren bir ay süre ile sergilenecek.

Yer : Koleksiyon Tarabya Merkez / Sergi Süresi  : 06 Mart -06 Nisan 2012 / Adres   : Hacıosman Bayırı, Cumhuriyet Mah. Bağlar Cad. No:35 Kefeliköy-Sarıyer 34457 İSTANBUL  / Tel:  0212 363 63 63

kaynak : http://sanat.milliyet.com.tr , http://www.turkishculture.org , http://www.suryaniler.com