Şunun için etiket arşivi: merkez

Panik yok diksiyon eğitiminde artık Nar Sanat var.

Uzun yıllar “Diksiyon” diğer bir tanımlama ile “Güzel Konuşma” kavramı bir lüks, özenti gibi algılanmıştı. Oysa günümüz yaşamında yükselmek, makam, mevki ve iyi bir kariyer sahibi olmanın koşullarından biride iyi telaffuz ve güzel konuşma ile de ilgilidir.

 Diksiyon : TDK tanımlaması   “1isim Seslerin, sözlerin, vurguların, anlam ve heyecan duraklarını kurallarına uygun olarak söyleme biçimi”

2. Konuşulan dilin incelenmesi ve kullanılması

3. tiyatro Duru, açık vurgulama ve çıkaklara tam uyarak konuşma “

Temel olarak Fransızca “Diction” sözcüğünden dilimize geçmiştir.

Bir konu hakkında nekadar bilgili olursanız olun eğer anlatım bozuklukları ve telaffuz hataları var ise söylediklerinizin dinlenmesi ve anlaşılması olanaksızlaşır hatta olanaksızlıktan öte bilgi düzeyiniz değerini bulamaz. İster bir aktör olun, ister politikacı veya işveren, öğrenci, çalışan, müdür, şef kısaca hangi işle uğraşıyorsanız uğraşın söylediklerinizin dikkate alınması için muhakkak doğru ifade ve telaffuz gerekmektedir.

Söz sanatı ile ilgilenmemişseniz anlatmak istediklerinizin anlaşılmasını ve dinlenilmesini beklemek yanılgı olur.

Tüm bunlardan dolayı, İyi söz söylemek için diksiyon çalışmalıdır. Toplum içinde yaşadığımıza göre başkalarına düşündüklerimizi, duyduklarımızı iyi, doğru ve ilgi çekecek bir şekilde anlatmak için diksiyon öğrenmemiz gereklidir.

Hem özel yaşamımızda hem iş hayatımızda kendimizi daha iyi ifade edebilmek için sözcüklerimizi nasıl kullandığımız ve doğru vurgu ve tonlama yapmamız çok önemlidir. Kısaca başarılı olmak istiyorsak diksiyonumuza önem vermeliyiz. Zira diksiyon ifadenin doğru, zamanında ve gerekli ses ve nefes ve tonlama ile anlatılması demektir.

İşte hiç farkına varmadığımız ama günümüzde gerekli bu eğitimi artık sizlerin yanı başına getiriyoruz.

Yıllarca Taksim ve civarına taşındınız oysa biz yanı başınızdayız.  Ataköy, Florya, Yeşilköy, Yeşilyurt, Bahçelievler, Bağcılar, ikitelli, Atakent, Zeytinburnu, Halkalı toplu konutlar, Sefaköy, Yenibosna, Güngören, Bahçelievler, Soğanlı, Küçükçekmece gibi semtlere bir araçlık mesafede ve Bakırköy’ün merkezinde olan M.E.B. Onaylı sertifika vermeye yetkili kurslarımızla sizleri sözcüklerin büyülü dünyasına bekliyoruz. Hafta içi akşam ve hafta sonu diksiyon kurslarımız için sizleri bekliyoruz.

Tecrübeli ve deneyimli eğitmenlerimiz ile farklı gün ve saat tercihleri ile sizleri bekliyoruz. Ocak sonu sınırlı sayıda kontenjanla açılacak Diksiyon kurslarımıza sizleri de bekliyoruz. Artık şehir yaşamı içersinde doğru telaffuz ve diksiyon için Nar Sanat var.

Sanat dolu bir ortamda Türkçemizin gerçek sesi için sizleri diksiyon kurslarımıza bekliyoruz.

Adresimiz için lütfen tıklayınız

Bakırköy’ün ücretsiz sanat etkinlikleri merkezi Nar Sanat bugün Türk Halk Müziği severleri ağırlayacak…

Halk müziği sevenler Nar Sanat’ın Bağlama Eğitmeni Murat HASGÜN ile bağlama ve Türkülerin büyüsüne kapılacaklar.

Saat :20:00’da başlayacak olan etkinlik elbette ücretsiz.  Değişik yörelerden türküleri seslendirecek olan Bağlama eğitmenimiz Murat HASGÜN’ün sahne performansını görmek için sizleri bekliyoruz.

 

Bildiğiniz üzere “Hep Sanat Nar Sanat”

 

Adres için lütfen TIKLAYINIZ.

Bu yıl 16. kez düzenlenen Uluslararası Ankara Caz Festivali’nin konser programı belli oldu.

 

‘Cazın gitarla dansı için Türkiye’den ve dünyadan caz ustaları Ankara’da buluşuyor” sloganıyla yola çıkan fesvivaldeTürkiye’den Bülent Ortaçgil, Kerem Görsev Trio, Sarp Maden gibi isimlerin yanısıra ve dünyanın başarılımüzisyenlerinden ”Dhafer Youssef Quartet”, ”Nguyen Le-Saiyuki”, ”Philipp van Endert Trio”, ”NEKO-Francesko Diodati” sahne alacak.

Ankara Caz Derneği’nin düzenlediği, ”Gitar ve Caz” temalı festival, 1 Şubat-14 Mart tarihlerinde gerçekleşecek.

Festival kapsamında sahne alacak isimler ve tarihler ise şöyle:

1 Şubat’ta ”Türk Armoni Yıldızları Orkestrası” Melis Sökmen’in solistliğinde ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi Kemal Kurdaş Salonu’nda;
2 Şubat’ta”Jülide Özçelik” ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi Kemal Kurdaş Salonu’nda;
6 Şubat’ta ”Bora Çeliker Quartet ‘borabook” Türk Amerikan Derneği’nde;
7 Şubat’ta ”Alp Bora Qartet” ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi Kemal Kurdaş Salonu’nda;
8 Şubat’ta ”Guitar Summit Şinasi Celayirlioğlu Dörtlüsü Bilal Karaman-Patika, Akın Eldes Trio” ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi Kemal Kurdaş Salonu’nda;
9 Ocak’ta ”Murat İşbilen Quintet” ile ”Önder Focan Group feat. Meltem Ege” ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi Kemal Kurdaş Salonu’nda;
13 Ocak’ta ”Onur Aymergen Trio feat. Cenk Erdoğan” Başkent Konser Salonu’nda;
15 Şubat’ta ”Bülent Ortaçgil” MEB Şura Salonu’nda;
17 Şubat’ta ”TRİO MRİO Sarp Maden, çağlayan Yıldız, Volkan Öktem” Cermodern’de;
18 Şubat’ta ”NEKO-Francesko Diodati” Cermodern’de;
19 Şubat’ta ”Nguyen Le-Saiyuki” Cermodern’de;
20 Şubat’ta, ”Karsu Dönmez Trio” Cermodern’de;
21 Şubat’ta ”Philipp van Endert Trio” Cermodern’de;
22 Şubat’ta ”Dhafer Youssef Quartet” MEB Şura Salonu’nda;
23 Şubat’ta ”Ahmet Kanneci Project” MEB Şura Salonu’nda;
7 Mart’ta ”THERAPY Kerem Görsev Trio, Alan Broadbent&Ernie Watts ve Başkent Üniversitesi Yaylı Çalgılar Orkestrası” MEB Şura Salonu’nda;
9 Mart’ta ”Antonio Forcione” Bilkent Konser Salonu’nda;
14 Mart’ta ise ”Jazzybeatz-DJ Tarık Koray” Hayal Kahvesi’nde.

 

Tarihi belgeler, kıyamet senaryolarının neredeyse insanlık tarihi kadar eski olduğunu, insanoğlunun Dünya’nın yok olmasından her zaman büyük bir dehşet duyduğunu gösteriyor.
Bilinen ilk kıyamet senaryosu, M.Ö. 2800 yılına ait bir Asur tabletinde yer alıyor. Kil tablet, gerçekleşmemiş kıyamet senaryosunu şöyle anlatıyor:“Dünyamız, son günlerde yozlaştı. Dünyanın hızla sonuna yaklaştığını gösteren işaretler var. Rüşvet ve yolsuzluk, aldı yürüdü. Çocuklar, artık ana babalarına itaat etmiyor. Tüm bunlar, Dünya’nın sonunun geldiğini gösteriyor.”

Ancak tablette yazanların aksine sonu gelen Dünya değil, Asur İmparatorluğu oldu. Yakın Doğu’da büyük bir imparatorluk kuran Asurlular, M.S. 612’de Babil ordusu tarafından tarihin karanlık sayfalarına gömüldü.
M.S. 1000

Dünya tarihinin en büyük çaplı kıyamet histerilerinden biri M.S. 1000 yılında yaşandı. Papa II. Sylvester, İsa Peygamber’in doğumunun 1000. yıl dönümünde dünyanın yok olacağını söyledi. Cennete gitmek isteyen Hristiyanlar, mallarını yoksullara dağıttı, günahlarının bağışlanması için kiliselere koştu. 1 Ocak 1000’de beklenen kıyamet kopmayınca Hristiyanlar, bu kez de İsa’nın öldüğü günün yıl dönümünü beklemeye başladı. Ama beklenen olmadı, kıyamet 1033’te de kopmadı.

Kıyameti kendi çıkarları için kullananlar da oldu. Papa III. Innocent, 1213’te Kudüs ve kutsal topraklara 5. Haçlı seferlerini düzenleyebilmek için kıyamet korkusundan yararlandı. Kıyametin İslam’ın yükselişinden 666 yıl sonrasına denk düşen 1284 yılında kopacağı kehanetinde bulunan Papa’ya inanan Hristiyanlar, kutsal toprakları alıp dünyayı kurtarmaya çalışken kendi canlarından oldu. 1284’te kıyamet kopmadı, ama 7 yıl sonra son Haçlı krallığı düştü ve Memluk Sultanı Halil Akka kentini aldı. Dünya ise dönmeye devam etti.
Kıyamet fikri sanatçıları da etkiledi. Sanatın altın çağı olarak bilinen Rönesans, kıyamet kehanetlerinin yeniden tırmanışa geçmesine de sahne oldu. Bu kehanetler, Bizans İmparatorluğu’nun kalbi İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethedilmesi gibi bazı “felaketlerin” takvimleri değiştirdiği fikrine dayanıyordu.

Dominikli keşiş Girolamo Savonarola’nın “Tanrı’nın kılıcının, kısa bir süre sonra savaş, veba ve açlık olarak Dünya’nın üstüne geleceği” kehanetinden etkilenen Rönesans’ın önde gelen ustalarından Sandro Botticelli, “Mistik Doğum” adlı tablosunda kayaların altına saklanıp bekleyen küçük iblisler resmetmiş ve resmin altına da kıyametin yakın olduğuna dair not düşmüştü.

Almanya’da inşa edilen tekneler

Bilim adamları da kıyamet fikrinden etkilendi. Alman matematikçi ve astronom Johannes Stöffler, 1499 yılında gezegenlerin hizalanmasını temel alarak yaptığı kehanette 20 Şubat 1524’te meydana gelecek tufanın dünyayı yok edeceğini söylüyordu. Stöffler’in kıyamet kehaneti, basılan 100 kitapçıkla tüm Avrupa’ya yayıldı. Yüzlerce tekne inşa edildi, Alman asilzadesi Kont von Iggleheim, Rhein Nehri’nde üç katlı bir gemi yaptırdı. Gel gör ki kıyamet, 20 Şubat’ta da kopmadı. Aksine 1524 yılı, oldukça kurak geçti. Iggleheim’ın gemisinde yer kapmaya çalışanlar arasında arbede çıktı, yüzlerce kişi öldü. Kalanlar, kıyametin kopmadığını görünce kontu taşlayarak öldürdü.
Stöffler, son bir çaba olarak 1528’i yeni kıyamet tarihi olarak belirledi. O gün de bir şey olmayınca, kendini evine kapattı.

Giza Piramidi’nde saklı kıyamet tarihi

Hem 1641’te İngiliz kahin “Shipton Ana”nın kehanetlerinden, hem de Mısır’daki Giza Piramidi’nin gizemlerinden etkilenen astronom Charles Piazzi Smyth, farklı bir kıyamet tarihi ortaya attı. Piramidin sadece Mısırlılar tarafından değil, aynı zamanda Nuh Peygamber tarafından inşa edildiğini ileri süren ve piramidin dört bir yanında dünyanın sonunu gösteren izler bulduğunu belirten Smyth’e binlerce insan inandı. 5 Ocak 1881’de New York Times, hem Smyth hem de ona inananlarla dalga geçen bir makale yayımladı: “Piramidin ortasındaki galeride tam 1881 çentik var. Bu da son senemize girdiğimizi gösteriyor.”

Halley, dünyaya çarpacak

Tufanlar ve piramitler dünyanın sonunu getirmeyince insanoğlu, umudunu uzaya bağladı.
1910’da Dünya’nın yakınından geçen Halley kuyrukluyıldızı, kıyameti bekleyenlerin ekmeğine yağ sürdü. İngiliz yazarlar, Halley’in Almanya’nın işgalinin habercisi olduğunu ileri sürerken Fransızlar, kuyrukluyıldızın dehşetli bir sele neden olacağını yazdı. ABD’nin Chicago’da kentinde bulunan Yerkez Rasathanesi’nin Şubat 1910’da Halley’in kuyruğunda siyanür olarak bilinen zehirli bir gaz bulunduğunu açıklaması, tuz biber oldu. Sonunda Mayıs ayında Halley, Dünya’nın yakından geçip gitti ve New York Times, “Hala buradayız” diye başlık attı.

Jüpiter Etkisi

1974’te John Gribbin ile Stephen Plagemann, “Jüpiter Etkisi” adlı çok satan kitaplarında gezegenlerin Mart 1982’de Güneş’in aynı tarafında hizalanacağını, bu gök olayının kozmik olaylara neden olacağını ileri sürdü. Böylece yeni bir kıyamet tarihi belirlendi. Gezegenlerin toplam çekim gücünün, Yeryüzü’nün dönüşünü değiştireceği ve yıkıcı depremler olacağı ileri sürülen kitabın, Cambridge mezunu astrofizikçiler tarafından yazılmış olması, güvenirliğini artırıyordu.

Korkulan tarih yaklaşırken, binlerce insan dehşete kapılarak olası çıkış yollarının peşine düştü.

Kıyamet, 1982’de de kopmadı. Gribbin ve Plagemann, 1983’te“Jüpiter’in Yeniden Gözden Geçirilmiş Etkisi” adlı kitaplarını yayımladılar ve yeniden çok satanlar listesine girdiler.
1999, ünlü kahin Nostradamus’un kitabında dünyanın sonu olarak betimleniyordu. Nostradamus, 1999’un yedinci ayında gökten Dehşet Kralının geleceğini ve dünyanın sonuna neden olacağını yazmıştı.

1 Ocak 2000: Elektronik Kıyamet

1 Ocak 2000’de yeni milenyumun başlangıcı da kıyamet iddialarının kurbanı oldu. Bilgisayarların “00” ile biten yılı anlayamayacağını ileri süren felaket tellalları, Dünya’da yaşamın duracağı, hatta nükleer savaşın başlayacağı kehanetinde bulundu. Independent gazetesi, Uluslararası Para Fonu’nun gelişmekte olan ülkelerde ekonomik kaos yaşanacağını öngördüğünü yazdı. İnsanlar, 1 Ocak yaklaşırken alışveriş merkezlerine akın ederek yiyecek, su ve diğer malzemeleri depoladı. 1 Ocak 2000’de Dünya, tüm kehanetlerin tersine yeni bir yüzyıla girdi.

Büyük Hadron Çarpıştırıcısı

İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’ndeki (CERN) Büyük Hadron Çarpıştırıcısı da kıyamet senaryolarından nasibini aldı.

İsviçre-Fransa sınırında yerin 100 metre altında kurulan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nın protonları ışık hızına çok yakın bir hıza ulaştırarak çarpıştıracağını öğrenen bazı kesimler, bu tür çarpışmaların mikro kara delikler oluşturarak dünyanın sonunu getireceğini ileri sürdü. Kuantum fizikçilerinin “asla asla deme” eğilimleri, kıyamet söylentilerinin daha da hız kazanmasına neden oldu. Her şeye karşın Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, 10 Eylül’de 2008’de çalıştırıldı. Kıyamet kopmadı, ancak çarpıştırıcı 9 gün sonra teknik bir arıza nedeniyle kapatıldı. İnsanlar, 20 Kasım 2009 ve 30 Mart 2010’daki deneylerden sonra çarpıştırıcının dünyanın sonunu getirmeyeceğine ikna oldu.

Maya takviminin sonu

2012’inin sonuna yaklaşırken yeni bir kıyamet senaryosu ortaya atıldı. Mayaların M.Ö. 3114’te başlayan ve “Baktun” olarak adlandırılan 394 yıllık dönemlere ayrılan takvimine göre 13. baktun, 21 Aralık’ta sona eriyor. 13. baktunun sona erişi, bazı kesimler tarafından Dünya’nın da sonu olarak yorumlanıyor.

Gelecek kıyametler

Eğer Dünya, 21 Aralık’ta da yok olmazsa yedekte tutulan tarihler de bulunuyor.
Örneğin Amerikalı astrolog Jeane Dixon, İsa’nın 2020’de geri gelerek kötülüğe karşı savaş açacağını ve bu savaşın 2037’de sona ereceğini, daha sonra da dünyanın yok olacağını ileri sürdü. Dixon, daha önce kıyametin 4 Şubat 1962’de kopacağını iddia etmişti.

31 Ocak 1990’da Mısır’da doğan, 1974’te KuranıKerim’de 19 Mucizesi olarak bilinen ve İslam dünyasında tartışmalara yola açan “matematiksel sistemi”ni ortaya koyan Mısırlı biyokimyacı Reşad Halife, Dünya’nın sonunun 2280 yılında geleceğini hesapladı.
Yahudilerin kutsal kabul ettiği Talmud kitabına göre ise Mesih, Adem’in yaradılışından 6 bin yıl sonra gelecek ve sonraki bin yıl içinde dünya yok olacak. Talmud’a göre Dünya’nın mahvı, 2240’ta başlayacak ve 3240’ta bitecek.

Bazı bilim adamları göre ise Büyük Patlama’dan 5 milyar yıl sonra Güneş kırmızı bir deve dönüşerek Dünya’yı yok edecek.

2003 yılında “Büyük Son” teorisini ileri süren bilim adamları ise sürekli genişleyen evrenin yaklaşık 22 milyar yıl sonra tamamen yok olacağını ileri sürüyor.

9-16 Mayıs 2013 tarihleri arasında yapılacak 16.Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali için başvurular başladı. Uçan Süpürge, amatör ve profesyonel sinemacıların yeni filmlerini bekliyor.

 Başkent bir yılı daha geride bırakmaya hazırlanırken, Uçan Süpürge, 2013’ün mayıs ayında düzenleyeceği Uluslararası Kadın Filmleri Festivali için hazırlıkları hızlandırdı. Ankara’nın en eski ve en sevilen kültür-sanat etkinliklerinden olan Festival, 9-16 Mayıs 2013 tarihleri arasında 16. kez gerçekleştirilecek.
Amatör ve profesyonel ayrımı yapmaksızın sinema alanında üretimi olan kadınlara kapılarını açan Festivale başvurular başladı. Festivale son bir yılda yapılmış uzun metraj, belgesel, kısa ve canlandırma filmlerbaşvurabiliyor.

Başvurular için son tarih 1 Mart
Uçan Süpürge yalnızca kadın yönetmenlerin eserlerine yer veriyor, ancak, yönetmenlerinden biri kadın olan filmler de festivalde gösterim şansı bulabiliyor.  Başvuru için Uçan Süpürge’nin sitesindeki formu doldurup beraberinde filmin bir DVD kopyasını göndermek yeterli. Festivale başvurular için son tarih 1 Mart 2013.

Festival Ankara’yı bırakmıyor

Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 1998 yılından beri kadınların sinemadaki üretimlerini paylaşmalarına, sanat yoluyla güçlenip dayanışmalarına zemin oluşturuyor. Ankara’nın kültür göçüyle iyice kuraklaşan kültür-sanat ortamında kalmayı tercih eden ve bütün ısrarlara rağmen festivalini sanatın merkezileştiği kentlere taşımayanUçan Süpürge, 16. festivalini de Ankara’da yapacak. Seyircilerinin desteği ve kadınların güçlenmesini isteyen kurumların katkılarıyla bu yaşa gelen festival mayıs ayında seyircilerini zengin bir programla karşılayacak.

Kadınlar hayata filmlerle bakıyor

Festivalde yepyeni filmlerin yanı sıra, güncelliğini yitirmemiş başyapıtlar da seyirciyle buluşuyor. Çocuk gelinlerden eşcinsel evliliklerine, savaşlardan barış düşlerine, aktif siyasetten çevre sorunlara, yemekten aşka kadar pek çok konuyu kadın yönetmenlerin gözüyle sinemaya taşıyan Festival, dünyanın dört bir köşesinden en iyi kadın filmlerini başkentli sinemaseverler için getiriyor.

Başvuru formu için;  festival.ucansupurge.org 

 

Festival, 10-12 Aralık’ta 10 ilde eşzamanlı yapılacak

AB Delegasyonu tarafından Türkiye’deki AB Üye Devlet temsilcilikleri ve kültür merkezleri ile işbirliği içerisinde düzenlenen 2012 AB İnsan Hakları Film Günleri 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nde başlıyor. Festival, 10-12 Aralık tarihleri arasında Türkiye’nin on ilinde eşzamanlı olarak düzenlenecek.

Film-severler, öğrenciler, insan hakları aktivistleri ile AB ve Türk sineması ile ilgilenen herkes Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya, Kayseri, Eskişehir, Trabzon, Konya, Gaziantep ve Diyarbakır’da ücretsiz halka açık gösterilecek filmleri izlemeye davetlidir.

Avrupa Birliği, Avrupa’da ve dünya genelinde barış, uzlaşma, demokrasi ve insan haklarının ilerletilmesine yaptığı katkılardan ötürü 2012 Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmüştür. Ödül töreni 10 Aralık tarihinde Oslo’da gerçekleştirilecektir.
Ödül töreni münasebetiyle ve İnsan Hakları Günü’nün (10 Aralık) önemine istinaden 2012 “ABİnsan Hakları Film Günleri” 10–12 Aralık tarihleri arasında düzenlenecektir.
AB Delegasyonu tarafından Türkiye’deki AB Üye Devlet temsilcilikleri ve kültür merkezleri ile işbirliği içerisinde Türkiye genelinde on ilde düzenlenen 3 günlük halka açık Festival kapsamında, AB’ye üye 11 ülkeden 11 film gösterilecektir.
Bizim insan haklarımız, bizim bireysel haklarımız ve bizim insani deneyimimizi konu alan AB filmlerinin gösterileceği Festival, yaşamın tüm kesimlerinden izleyicileri düşündürmeyi, etkilemeyi ve onlara ilham vermeyi amaçlamaktadır. Bunlar millet, cinsiyet, yaş, cinsel tercih ya da etnik kökene bakılmaksızın hepimizi ilgilendiren konulardır.
Burada amaç kimlik, hoşgörü, saygı, haysiyet ve kültürler arası diyalog gibi çeşitli konulara ilişkin farkındalığın yaratılması ve basmakalıp düşüncülere meydan okunması için en iyi AB filmlerinin paylaşılmasıdır.
İyi seyirler!

AB İnsan Hakları Film Günleri Gösterim Programı:

10 Aralık, Pazartesi
12:30 Lotte ve Aytaşının Sırrı, ESTONYA
15:00 Denizdeki Adam, YUNANİSTAN
17:30 Islık Calmak İstersem Calarım, ROMANYA
19:30 Daha İyi Bir Dunyada, DANİMARKA

11 Aralık, Salı
12:30 Lotte ve Aytaşının Sırrı, ESTONYA
15:00 Kano, FRANSA
17:30 Sadece Ruzgar, MACARİSTAN
19:30 Cennetteki Copluk, ALMANYA

12 Aralık, Çarşamba
12:30 Umut Liman, FİNLANDİYA
15:00 Görünmez Adamlar, HOLLANDA
17:30 Adalar, İTALYA
19:30 Kuma, AVUSTURYA

Çocuklara yönelik “Lotte and the Moonstone Secret” dışındaki diğer filmler 15 yaş üstüne hitap etmektedir.. 

Film programları ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz:
www.avrupa.info.tr/hrfilmdays

Cazın yetenekli eli, dünyaca ünlü piyanist Brad Mehldau Trio, 1 Aralık Cumartesi akşamı Bahçeşehir Kültür ve Sanat Merkezi’nde, caz severlere unutulmaz bir konser verdi.

Sade bir sahne tasarımı, abartısız kıyafetleri ile müzik dışında hiçbir şeyin ön plana çıkmasına izin vermeyen grup, 6 eser sundu.

Davul ve vurmalı çalgılarda JEFF BALLARD’ın solo performansı, LARRY GRENADIER’in kontrbas şovu sadece salonu değil BRAD MEHLDAU’yu da etkisi altına aldı. Ballard’ın solo performansı sırasında, Mehldau’nun piyanoyu bırakıp, gözlerini kapatıp, yoga pozisyonu alması, salonda mistik bir hava oluşturdu.

Konserin ritmi, İstanbul’daki yağmurla yarışırcasına bir inip bir çıkarken, Where do you start parçası ile sahneden ayrılan grup, alkışlar ve tezahüratlar nedeni ile tekrar sahneye çıktı.

Adeta enstrümanları ile dans eden Brad Mehldau Trio, Bahçeşehir Kültür ve Sanat Merkezi’nden hafızalardan kolay kolay çıkmayacak bir konser ile ayrıldılar.

Hollanda doğumlu Türk kızı Karsu Dönmez’in aile restoranından New York’un dünyaca ünlü Carnegie Hall isimli gösteri merkezine uzanan müzik yolculuğu, Hollandalı yönetmen Mercedes Stalenhoef tarafından belgesele taşındı.

Stalenhoef, 2007-2012 yılları arasında takip ettiği 22 yaşındaki müzisyenin başarı hikayesini görsele aktardı. Hatay’ın Karsu köyünden 1970’de Hollanda’ya göç eden bir ailenin kızı olan Dönmez, müzik kariyerine Amsterdam’daki aile restoranında piyano çalarak başladı. Restorana gelen müzik otoriteleri tarafından keşfedilen Dönmez henüz 16 yaşında New York’un dünyaca ünlü gösteri merkezinde sahneye çıktı. Geçen hafta üçüncü kez aynı sahnede yer alan Dönmez genç yaşta tarihi bir başarıya da imza attı. İlk Türkiye konseri, Hollanda Büyükelçisi’nin daveti üzerine Avrupa Kültür Başkenti İstanbul projesi çerçevesinde gerçekleşen Dönmez, Hollanda-Türkiye ilişkilerinin 400. yılı kapsamında da konserler verdi.

Kaynak :[-]

T.C Zagreb Büyükelçiliğinin ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Sufi & Flamenko – 1300 yıllık dostluk” isimli sergi ve müzikal etkinlik“ büyük beğeni topladı. 1500 kişinin izlediği, yaklaşık 2 saat süren etkinliği Hırvatlar, dakikalarca ayakta alkışladı.

Geceye katılan Hırvatistan Parlamento Başkanı Josip Leko, “Dostluk adına bizlere yaşattığınız bu güzel gece ve verdiğiniz anlamlı mesajlar için teşekkür ederiz” dedi.

İzmirli Ressam Derya Var’ın resimleri  ile Tahir Aydoğdu (Kanun), Bilgin Canaz (Ney), Fahrettin Yarkın (Perküsyon), Bilal Demiryürek (Mevlüthan), Engin Kökçü (Semazen), Carlos Denıa Moreno (Flamenko solist), Kika (Flamenco dançısı), Adrian Elissen (Flamenko Gitar), Antal Steıxner (Kahon,perküsyon)’dan oluşan grubun müzikal gösterisi Hırvatistan’tan başkenti Zagrep’te sanatseverlerle buluştu.

Dostluk Köprüsü

Sufi – Flamenko 1300 yıllık dostluk sanat gecesi Hırvatistan’ın en büyük Konser merkezi olan Vatroslav Lisinski Hall’de yapıldı.

T.C Zagreb Büyükelçiliğinin himayelerinde gerçekleşen etkinlikte Büyükelçi Burak Özügergin Türkiye’nin tarihler boyunca ülkelerle olan dostluğuna dikkati çekerek doğu ile batı arasında kültür ve sanatta olduğu gibi her alanda barışı, hoşgörüyü destekleyen bir güç olduğunu vurguladı.

Konuşmasını Mevlana’nın 7 öğüt şiiri “hiddette ve asabiyette ölü gibi ol, ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol”ile bitiren büyükelçi büyük beğeni topladı.
Tüm geliri Osijek Otizm Vakfına bağışlanan geceye Hırvatistan Parlamento Başkanı Josip Leko ve eşi, parlamento sözcüsü ile pek çok ülkenin devlet adamları, büyükelçileri de katıldı.

Gösteriden sonra tüm izleyenlerinde katıldığı resepsiyonda çekiliş düzenlendi, kazanan talihliye THY-Zagreb Genel Müdürü Alp Tekin tarafından 2 adet Zagreb – İstanbul uçak biletini ödül olarak verildi.

Sufi & Flamenko

İzmirli Resam Derya Var, Sufi-Flamenko 1300 yıllık Dostluk Projesi’nin, Türkiye ve İspanyaönderliğinde hayata geçirilen medeniyetler ittifakından yola çıkarak dinler ve kültürlerarası diyalogu konu alan bir sanat projesi olarak İzmir’de başladığını anımsattı.

Daha önce Konak Belediyesi’nin desteğiyle Sufi ve Flamenko 1300 Yıllık Dostluk Sanat Gecesi’nin Haziran ayında İzmir’de yapıldığını belirten Derya Var, “Aynı geceyi Zagreb’te gerçekleştirdik. TRT sanatçılarından kanun üstadı Tahir Aydoğdu, neyzen Bilgin Canaz, perküsyon üstadı Fahrettin Yarkın, semazen Engin Kökçü ve solist  Bilal Demiryürek’ in yer aldığı ayrıca Hollanda ve  Barcelona’dan 4 İspanyol sanatçısının eslik ettiği  etkinlikte; 11 ve 12. Yüzyıldan itibaren Anadolu’daki tasavvuf müziğinin gelişimi ile etkilerini anlatan ayin, ilahi ve semalar; aynı yıllarda İspanya’daki Akdeniz Müziği örnekleri ile birlikte gerek dönüşümlü gerekse birbirinin içine girecek şekilde sunuldu. Binlerce kilometre uzaklıkta da olsak, farklı kültür, din, dille de yaşasak, farklılıklarımızın en büyük zenginliğimiz olduğu, bu farklılıkların da bir çatı altında bir araya gelebileceğini Hz. Mevlana’nın ‘Gel, kim olursan ol yine gel’  evrensel felsefesiyle ifade etmek istiyoruz” dedi.

Pek çok ülkeden teklif aldıklarını belirten Derya Var, barış ve hoşgörü mesajlarını sanatın evrensel dili aracılığıyla dünyanın her yerine taşıyacaklarını söyledi.

 

Kaynak :[-]

Tarık Dursun K. Hikâye Ödülleri yapılan törenle kazananlara verildi.

İzmir Karşıyaka Belediyesi’nin, yaşamını Karşıyaka’da sürdüren, ülkemizin en önde gelen yazarlarından Tarık Dursun K. için düzenlediği “Tarık Dursun K. Hikâye Ödülü” töreni 1 Aralık 2012 günü Ziya Gökalp Kültür Merkezi’nde yapıldı.

146 yazarın öyküsüyle katıldığı ödülde, birinciliği Yaratma Gecesi adlı öyküsüyle Ahmet Yıldız aldı. ikincilik Murathan Çarboğa ve Mehmet Fırat Pürselim, üçüncülük ise İbrahim Karaoğlu ve Neslihan Önderoğlu arasında paylaştırıldı.

İzmirli edebiyatseverlerin ve çok sayıda konuğun katıldığı törende konuşma yapan Ödül Birincisi yazar Ahmet Yıldız, “Tarık Dursun K.’nın öykülerini okumadan iyi öykü yazılamayacağını, öyküde kısa tümce kullanma ve sözcük ekonomisini öğrenme açısından bu öykülerin her yazar için örnek oluşturduğunu” söyledi.

Özcan Karabulut, Sezer Ateş Ayvaz, Jale Sancak, Faruk Duman ve Veysel Çolak dan oluşan seçici kurul ayrıca, Seçici Kurul Özel Ödüllerini Hakkı İnanç, Emrah Öztürk, Ayşe Ümran Ersin ve Pelin Temur’a verdi.

Kaynak : [-]

Adana 13 Kare Sanat Festivali, 4-8 aralık tarihlerinde yapılacak. Festivalde fotoğraftan karikatüre, tiyatrodan edebiyata kadar bir çok alanda etkinlikler düzenlenecek.

Festivalle ilgili makamında bir toplantı düzenleyen Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zihni Aldırmaz, festivalin bu sene iki ana temasının olacağını vurguladı. Bunlardan ilkinin ‘Adana’yı Seviyorum’ sloganı ile Adanalıyı kucaklamak, ikincisinin ise 19. yüzyılda yasa dışı yollardan Adana’dan çıkarılmış olan Satsneferu Heykeli’ni şehre kazandırmak için kamuoyu oluşturmak olduğunu ifade eden Aldırmaz, ‘Satsneferu Heykelimizi geri istiyoruz’ adıyla imza kampanyası başlatılacağını da açıkladı.

Festival kapsamında Turhan Selçuk’un ‘Söz Çizginin’ adlı karikatür sergisinin Abidin Dino Parkı’nda açılacağını söyleyen Aldırmaz, aynı gün ‘Sanat Sevgidir’ yürüyüşü ile Genco Erkal’ın ‘İnsanlarım’ adlı oyununun sanatseverlerle buluşacağının altını çizdi.

Festivalin ilk gününde 75. Yıl Sanat Galerisi’nde Özcan Ağaoğlu’nun ‘İranabak’ adlı fotoğraf sergisi açılırken, Özcan Ağaoğlu ile Füruzan’ın imza etkinliği yapılacak. Aynı gün Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda Altın Oran Doğa Grubu’nun ‘Torosların Nadide Çiçekleri’ adlı gösterisinin ardından Genco Erkal, ‘İnsanlarım’ adlı oyunu sahneleyecek.

Festivalin ikinci gününde ise fotoğraf sanatçısı Sıtkı Fırat’ın ‘Türk Dünyasından İzler’ adlı sergisi sanatseverlerle buluşacak. Aynı gün Mevlana’nın 22. kuşaktan torunu Esin Çelebi ‘Mevlana ve Mesnevilik’ konulu söyleşiye katılacak. Söyleşinin ardından ise Uluslararası Mevlana Vakfı Rumi Türk Musikisi Topluluğu tarafından konser verilecek.

Festivalin üçüncü günü ise Mehmet Baltacı anısına bölümünde Gültekin Çizgen’in sunumuyla İstanbul Fotoğraf Müzesi Koleksiyon Sergisi ile birlikte ‘Mehmet Baltacı’nın Bir Zamanlar İstanbul’ sergisi ve Altınoran Düşünce Sanat Platformu’nun fotoğraf sergileri açılacak. Bunun yanında ‘Ustalardan Sunumlar’ bölümünde İzzet Keribar’dan ‘Endülüs ve Valancia’, Sıtkı Fırat’tan ‘Sıladan Gurbete-Fotoğrafın Ardında 65 Yıl’, Ara Güler’den ‘Seçmeler’ adlı fotoğraf gösterileri ve söyleşiler yapılacak. Gültekin Çizgen ise ‘Gergedanlar İyi Fotoğraf Çekemez’ adlı kitabını imzalayacak.

Festivalin dördüncü günü 7 Aralık’ta ise Adana Kültür Sanat Merkezi’nde Mahmut Hazım Kısakürek sunumuyla ve Metin Bahçıvan moderatörlüğünde ‘Çocuk ve Tiyatro’ çalıştayı yapılacak. Aynı gün Ali Öz’ün ‘Tarlabaşı: Ayıp Şehir’ adlı fotoğraf sergisi Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde sanatseverlerle buluşacak. Serginin ardından Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası Büyükşehir Belediye Tiyatro Salonu’nda konser verecek.

Etkinliklerin son gününde ise Mesut Dikel, İlham Enveroğlu ve Ömer Tayfur Öztürk’ün hat, minyatür, resim ve heykel sergisi Büyükşehir Belediyesi Fuayesinde açılacak. Altın Kamera Fotoğraf Yarışması ödül töreni ve sergisi ise AFAD’ın Kasım Gülek Fotoğraf Sanat Galerisi’nde yapılacak. Aynı gün ‘Mısırlı Hemşire Sansneferu Heykeli’ni Geri İstiyoruz’ konulu imza kampanyası başlatılacak.

Bu arada, etkinlikler kapsamında Orhan Kemal’iin oğlu Işık Öğütçü, okullarda babasının yaşamı ve edebiyatını anlatacak.

 Kaynak :[-]

Dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say, Türkiye’nin farklı şehirlerinde gerçekleşecek konserlerinde dinleyicileri ile buluşmaya hazırlanıyor.

Fazıl Say‘ın Anadolu turu 25 Kasım’da Bursa’da gerçekleşecek resital ile başlayacak. Konserlerinin ilk etabında Trabzon, İzmir, Adana, Gaziantep ve Mersin şehirlerinde dinleyicileri ile buluşmaya hazırlanan Say, resitallerine 2013 yılında da devam edecek. Say konserlerde kendi eserlerinin yanı sıra Mozart, Beethoven ve Bach eserlerini de yorumlayacak.

Müzik eleştirmenlerinin ‘Kültürlerarası köprü kuran büyüleyici piyanist’ diye adlandırdığı Sayın eserleri, geçtiğimiz haftalarda 13. Uluslararası Antalya Piyano Festivali’nde seslendirildi. Aynı zamanda Say’ın eserleri, ‘Artist in Residence Haftası’ kapsamında daimi sanatçısı olduğu Frankfurt Radyosu Senfoni Orkestrası ile birlikte icra edildi.

Konserler:

25 Kasım 2012 Pazar // Saat 20.30 // Bursa Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi

1 Aralık 2012 Cumartesi // Saat 20.00 // Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi AKM

3 Aralık 2012 Pazartesi // Saat 20.30 // İzmit Süleyman Demirel Kültür Merkezi

23 Aralık 2012 Pazar // Saat 18.00 // Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatrosu

24 Aralık 2012 Pazartesi // Saat 20.30 // Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatrosu

25 Aralık 2012 Salı // Saat 20.30 // Gaziantep Dedeman Oteli

26 Aralık 2012 Çarşamba // Saat 20.30 // Mersin Kültür Merkezi

Kaynak : [-]