Şunun için etiket arşivi: kültür

Antalya Büyükşehir Belediyesi&Antalya Kültür Sanat Vakfı işbirliğiyle düzenlenen 49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde bu yıl rekor ödüller dağıtılacak

Antalya Büyükşehir Belediyesi&Antalya KültürSanat Vakfı işbirliğiyle düzenlenen 49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde

En İyi Film ödülü 350 bin TL’den 400 bin TL’ye,

En İyi İlk Film ödülü 50 bin TL’den 55 bin TL’ye,

En İyiYönetmen ödülü 50 bin TL’den 55 bin TL’ye,

En İyi Senaryo  ödülü 30 bin TL’den 35.000 TL’ye yükseltildi.

Altın Portakal’ın ulusal uzun metraj dalında bu yıl dağıtacağı “en iyi film”, “en iyi ilk film”, “en iyi yönetmen”, “en iyi senaryo”, “en iyi görüntü yönetmeni”, “en iyi müzik” ödülleri, kategorilerinde Türkiye’de dağıtılan en yüksek parasal ödüller olma özelliği taşıyor.

Başvuruların başladığı Ulusal ve Uluslararası Uzun Metraj, Ulusal Belgesel ve Kısa Film yarışmaları için son başvuru tarihi 6 Ağustos olarak belirlendi.

Uluslararası dalda 10 filmin yarıştığı 48. Altın Portakal’a ulusal uzun metrajda 45, belgeselde 104, kısa film dalında 274 film başvuruda bulunmuş; ön jüri elemeleri sonrasında ulusal uzun metrajda 13, belgesel ve kısa film dallarında 20’şer film yarışmaya seçilmişti. 49. Festival’de tüm dallar için geçerli olmak üzere bu sayıların artması bekleniyor.

6 – 12 Ekim 2012 tarihleri arasında gerçekleşecek olan Türkiye’nin en uzun soluklu festivali Altın Portakal’a ulusal uzun metraj film yarışması dalında başvuracak filmlerin yurtiçinde yapılan ulusal ya da uluslararası hiçbir yarışmaya katılmamış, herhangi bir ulusal TV kanalında (pay TV kanalları dahil) gösterilmemiş ve DVD baskılarının satışa sunulmamış olması gerekiyor.

En İyi Film ödülü 400 bin TL 

49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında verilecek ödüller şu şekilde belirlendi:

En İyi Film                                     400.000 TL Apple-tab-span” style=”white-space:pre”> ve Altın Portakal heykeli

En İyi İlk Film                                  55.000 TL   ve Altın Portakal heykeli

En İyi Yönetmen                              55.000 TL   ve Altın Portakal heykeli

En İyi Senaryo                                 35.000 TL   ve Altın Portakal heykeli

En İyi Görüntü Yönetmeni                                          30.000 TL   ve Altın Portakal heykeli

En İyi Müzik                                                                        30.000 TL   ve Altın Portakal heykeli

En İyi Kadın Oyuncu                                                        Altın Portakal heykeli

En İyi Erkek Oyuncu                                                       Altın Portakal heykeli

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu                                  Altın Portakal heykeli

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu                                   Altın Portakal heykeli

En İyi Kurgu                                                                       Altın Portakal heykeli

En İyi Sanat Yönetmeni                                                 Altın Portakal heykeli

 

Behlül Dal Jüri Özel Ödülü                                          Altın Portakal heykeli

(Herhangi bir dalda genç bir yetenek -yönetmen, oyuncu, senaryo yazarı, görüntü yönetmeni, besteci- için kullanılır.)

 

Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü                                  Altın Portakal heykeli

(Ses tasarımı, özel efekt, kostüm, makyaj tasarımı, v.b. teknik dallardan birinde kullanılabilir.)

 

Antalya Teşvik Ödülü                     70.000 TL                             

(En İyi Film Ödülü’nün sahibi olan yapımcının, ödülü aldığı yılı takiben 2 yıl içinde çekeceği yeni  filminin  bir bölümünü yönetmelikte belirtilen kriterlere uygun olarak Antalya’da çekmesi halinde teşvik amacıyla verilen ödüldür.)

 

En İyi Belgesel  15.000 TL              ve Altın Portakal Heykeli

En İyi İlk Belgesel     5.000 TL  ve Altın Portakal Heykeli

En İyi Kısa Film  10.000 TL  ve Altın Portakal Heykeli

 

Halkın Portakalı 

Birincilik ödülü     30.000 TL

İkincilik ödülü      20.000 TL

Üçüncülük ödülü    10.000 TL

 

Kaynak : (-)  

Nar Sanat İstanbulEğitim ve Kültür Sanat Derneği’nin sahibi olduğu Bakırköy’de bulunan M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu öğrencilerin 2011 -2012 Eğitim döneminin sone ermesi ile beraber yaz eğitimleri başladı. 3 yıldır Nar Sanat öğrenci ve eğitmenlerinin bir araya gelerek gerçekleştirdikleri etkinlikler her yıl olduğu gibi Bakırköy’de sanat rüzgarları esmesini sağladı… Aşağıda 2011-2012 eğitim dönemi boyunca öğrendiklerini sergileyen öğrenci ve onları yetiştiren eğitmenler ile etkinlikleri izleyen veli ve konukların bir kısmını görebilirsiniz. (Yarın resim ekleme devam edecektir)

 

40. İstanbul Müzik Festivali, “Umut ve Kahramanlar” teması çerçevesinde, 16 Haziran Cumartesi akşamı 20.00’de Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda, Mercedes-Benz Türk AŞ’nin sponsorluğunda, Deutsches Symphonie Orchester Berlin’i ağırlıyor.

Orkestra, şef Sir Roger Norrington yönetiminde, festivalin bu yılki Onur Ödülü ‘nün sahibi, uluslararası platformda adından sıkça söz ettiren ünlü piyanist Hüseyin Sermet ‘e eşlik edecek.

Festivalin temasından yola çıkarak belirlenen konser programında, Ravel ‘in, I. Dünya Savaşı ‘nda sağ kolunu kaybeden, her ne koşulda olursa olsun “umudunu asla yitirmeyen” piyanist Wittgenstein için yazdığı “Sol El İçin Piyano Konçertosu” ve Beethoven ‘ın, kahramanlığı hem zaferi hem de trajedisiyle dile getiren 3. Senfoni ‘si “Eroica” yer alacak.

40. İstanbul Müzik Festivali ‘nin açılış töreninde festivalin “Onur Ödülü”nü alan Hüseyin Sermet, 1955 yılında İstanbul ‘da doğdu. Ankara Devlet Konservatuarı ‘nda başladığı eğitimini Paris Konservatuarı ile Alfred Cortot Paris Müzik Eğitim Fakültesi ‘nde Thierry de Brunhoff, Nadia Boulanger ve Maria Curcio ile sürdürdü. Olivier Messiaen ile de kompozisyon çalıştı. Aralarında Diapason d ‘Or ve MIDEM Classical Award ‘ın da bulunduğu pek çok ödüle değer görüldü. Yorumculuğunun yanı sıra besteci kimliğiyle de tanınan Hüseyin Sermet, Lorin Maazel, Mstislav Rostropoviç, Vladimir Jurowski, Semyon Bychkov, David Robertson, Lawrence Foster ve Maria João Pires gibi dünyanın en iyi müzisyenleri ile; Londra Filarmoni, Londra Kraliyet Filarmoni, Paris Orkestrası, Bavyera Radyo Senfoni, NHK, Şanghay, Tokyo ve Detroit Senfoni Orkestraları eşliğinde birçok konser verdi.

Camerata Salzburg, Stuttgart Radyo Senfoni ‘nin ardından Zürih Oda Orkestrası ‘nın birinci şefi olarak görev yapan Sir Roger Norrington, özellikle barok, klasik ve romantik dönem eserlerinin orijinaline tamamen sadık icralarıyla tanınıyor. Sir Roger Norrington, kemancı, tenor ve şef olarak birkaç yıl deneyim edindikten sonra Kraliyet Müzik Koleji ‘nde Adrian Boult ile çalışmalarına geri döndü. 1962 yılında Schütz Korosu ‘nu kurdu ve böylece otantik icrayı keşfetmekle geçen 30 yıllık macera başlamış oldu. Koroyla genellikle 17. ve 19. yüzyıl repertuarını kapsayan pek çok konser verdi ve kayıt yaptı. 1997 yılında “Sir” unvanı verilen Roger Norrington, Berlin, Viyana, Salzburg, Amsterdam, Paris, New York, San Francisco, Los Angeles, Chicago ve Londra ‘daki orkestraları sıklıkla yönetmektedir.

Deutsches Symphonie Orchester Berlin, 65 yıldır Almanya ‘nın en iyi orkestraları arasında sayılıyor. Almanya ‘nın demokratik ve kültürel değişiminin müjdecisi kabul edilen, gerçekleştirdiği çalışmalarla pek çok ilke imza atan topluluk, 1946 yılında Berlin ‘in Amerikan bölgesinde yayın yapan istasyon tarafından RIAS Senfoni Orkestrası adı altında kuruldu. Topluluk, 2011 yılında En İyi Opera Kaydı dalında Grammy ödülü kazandı.

Deutsches Symphonie Orchester Berlin Konseri biletleri 250, 200, 150, 100, 60 ve 30TL (öğrenci) üzerinden Biletix satış noktaları, Biletix Çağrı Merkezi (0216 556 98 00), www.biletix.com, İKSV (Nejat Eczacıbaşı Binası Sadi Konuralp Cad. No:5 Şişhane, Pazar hariç her gün 10.00–18.00 saatleri arasında) ve festival süresince Aya İrini Müzesi’nde bulunan gişeden alınabilir.

Kaynak :[-]

Çağdaş ve modern sanat alanında dünyanın en önemli fuarı olarak kabul edilen ‘Art Basel’a Türkiye, Rusya ve Çin’den yoğun katılım dikkat çekiyor

Her yıl İsviçre’nin Basel kentinde yapılan Art Basel fuarı bu yıl 43’üncü kez kapılarını sanatsever ve koleksiyonculara açtı. Resmî olarak 12 Haziran Salı günü başlayan fuara ilk iki gün sadece özel davetliler, sanatçılar ve koleksiyoncular kabul edildi. Böylelikle VIP sayılan kişilere sanat eserlerini daha rahat inceleme ve satın alma olanağı yaratılmış oldu.

Toplam 36 ülkeden 2 bin 500’ün üzerinde sanatçı ve 300’ün üzerinde galerinin buluştuğu Art Basel’da bu yıl Türkiye’den katılan galeri yok. Fuarda yer alan sanatçıların yüzde 23 gibi önemli bir kısmı Amerika Birleşik Devletleri’nden. ABD’yi Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinden sanatçılar izliyor.

Fuarın yeni alıcı profili

Türkiye galeri olarak temsil edilmemesine karşın, özellikle İstanbul’dan gelen ziyaretçi ve koleksiyoncuları ile fuarda adından en çok söz ettiren ülkelerden biri oldu.

New York’un önde gelen sanat galerilerinden Cheim&Read’in ortaklarından Adam Sheffer, Türklerin sanattan çok iyi anladığını belirterek, “Özellikle son yıllarda Türk koleksiyoncular pazara alıcı olarak yoğun olarak girdiler. İstanbul’da dünya çapında eser toplayan koleksiyoncular var. Dikkat çekecek ölçüde iyi alım yapıyorlar. Ayrıca Çinliler ve Ruslar da sanat piyasasının yeni alıcıları. Özellikle Art Basel’a bu ülkelerden her yıl daha çok sanat koleksiyoncusu ve koleksiyoncu olmaya aday sanat severler geliyor” dedi.

 ‘Türkler Batı tarzına yakın’

Türkiye ve Türk koleksiyoncuları ile ilgili olarak, Türkiye’nin Batılı tarz sanat geçmişine vurgu yapan Sheffer, “Türk sanat koleksiyoncuları yılların birikimi olan bilgi ve kültür derinliği ile bu konudaki herhangi bir Batılıdan hiç de farklı değiller. Türkler kültür olarak Çinlilerden çok farklı. Batı sanatına yatkınlar. Türklerin Paris ekolünden gelen Komet gibi, Fahrünnisa Zeyd gibi dünya piyasalarında rekor fiyatlara eserleri satılan çok önemli sanatçıları var. Türkiye’deki müzelerde önemli eserleri bulunuyor. Yılların birikimi ile bu konuda çok eğitimliler sanat konusunda özel bir zevke sahipler” şeklinde konuştu.

Fuarın özel ziyaretçilere açık olan ilk iki günündeki ziyaretçi profili Adam Sheffer’in sanatın yeni alıcı kitlesiyle ilgili olarak söylediklerini kanıtlar nitelikteydi. Ziyaretçilerin çoğunun Türkiye, Rusya, Çin, Güney Amerika, Ortadoğu ve Orta Asya gibi Batılı ülkeler dışından gelenlerden oluştuğu görüldü.

 Basel halkından sanata destek örgüsü

Basel halkı sanata olan saygı ve desteğini Ren nehri üzerindeki Wettstein köprüsünün korkuluklarına el örgüsü rengarenk kılıflar geçirerek gösterdi. El örgüsü ile süslenen köprüye geliş ve gidiş istikametinde yaklaşık bir kilometrelik örgü malzeme kullanılmış oldu. (Deutsche Welle Türkçe)

 

Kaynak: [-] 

İstanbul Kültür Sanat Vakfı, dünyaca ünlü dans topluluğu Nederlands Dans Theater II’yi 15 Haziran Cuma akşamı saat 20.30’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde izleyiciyle buluşturuyor.

Çağdaş dansın Avrupa’daki en önemli ve dünyadaki en başarılı temsilcilerinden biri olarak kabul edilen ve daha önce 32. İstanbul Müzik Festivali kapsamındaki gösterileriyle seyredenleri kendilerine hayran bırakan Nederlands Dans Theater, Hollanda ve Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin başlangıcının 400. yıldönümü kutlamaları kapsamında bir kez daha İstanbul’da. Bu kez, Hollanda Kraliçesi Beatrix’in Türkiye ziyareti vesilesi ile İstanbul’a gelecek 16 genç ve dinamik dansçının yer aldığı Nederlands Dans Theater II, dünyaca ünlü koreograflar Jirí Kylián, Hans van Manen, Alexander Ekman ve Sol León & Paul Lightfoot’un yapımlarından oluşan bir programla seyirciyle buluşacak. Hollanda Kraliyeti tarafından desteklenen gösterinin eş sponsorluğunu Ant Kalıp ve Organik Holding üstleniyor.

NEDERLANDS DANS THEATER II ÜNLÜ KAREOGRAFLARIN DANSLARIYLA SAHNEDE

Nederlands Dans Theater II’nin İstanbul’daki gösterilerindeki ilk eser, 1982 yılına ait bir Jirí Kylián koreografisi olan “Songs of a Wayfarer”. Bu performansta, Gustav Mahler’in “Lieder eines fahrenden Gesellen” adlı eseri beş çiftin dansıyla sahneye aktarılacak. Topluluk, “Songs of a Wayfarer”in ardından, Hans van Manen’in Nederlands Dans Theater II’nin genç dansçıları için 2001 yılında yaptığı ve iki kişi arasındaki ilişkiyi betimleyen “Simple Things” adlı eseri sunacak. Koreografisi, Sol León ve Paul Lightfoot’a ait “Shutters Shut” eserinde ise dansçılar kendi işaret dilinde modern edebiyatın öncülerinden ABD’li yazar Gertrude Stein’ın oldukça özgün olan “If I told him” şiirini dört dakikalık özel bir dansla sergileyecek. 2003 yılında prömiyerini yapan çalışmayı ilginç kılan, müziğin yerini tamamıyla konuşulanın sıra dışılığının alması. Nederlands Dans Theater II’nin programında yer alan son eser; Alexander Ekman’ın ilk kez 2010 yılında sahnelenmiş olan “Cacti” adlı koreografisi olacak. “Cacti”de, sahnedeki 16 dansçı ile 4 müzisyen, Haydn, Beethoven ve Schubert’in müzikleri eşliğinde, bedenleri ve enstrümanlarıyla bir senfoni oluşturacak.

NEDERLANDS DANS THEATER

Paul Lightfoot’un sanatsal önderliğinde 1959 yılında Nederlands Balesi’nden ayrılarak kendilerine yeni bir tarz yaratmayı amaçlıyan 22 dansçı tarafından kurulan Nederlands Dans Theater, 600’den fazla bale prodüksiyonunun oluşturduğu zengin bir repertuara ve yarım asrı aşkın tecrübesiyle çağdaş dansta çığır açan bir topluluk. Bugüne kadar topluluk, büyük ustalar Jir(í Kylián ve Hans van Manen, yerleşik koreograflar Sol León ve Paul Lightfoot, yardımcı koreograflar Crystal Pite, Johan Inger, Alexander Ekman ve Nacho Duato, Mats Ek, William Forsythe, Marco Goecke, Wayne McGregor, Ohad Naharin gibi konuk koreograflarla büyüdü ve gelişti. Nederlands Dans Theater’in dansçıları arasından, yaşları 17 ile 23 arasında değişen 16 başarılı dansçının yer aldığı Nederlands Dans Theater II topluluğu ise kurulduğu 1978 yılından bugüne kadar Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Almanya, Güney Kore, İsviçre, İtalya, İsveç, Danimarka, Norveç gibi pek çok ülkede etkileyici gösteriler gerçekleştirerek adını duyurdu. Tarzı, gücü, olağanüstü esnekliği ve tutkuyu, inandırıcılık ve sınır tanımaz bir yetenekle birleştiren bir ekip olan Nederlands Dans Theater II, Jirí Kylián, Hans van Manen, Ohad Naharin, Sol León & Paul Lightfoot ve Johan Inger gibi koreografların yanı sıra, genç ve yetenekli koreograflarla da çalışıyor.

Nederlands Dans Theater II gösterisinin 120 TL, 90 TL ve 60 TL üzerinden satılan biletleri Biletix satış noktaları, Biletix Çağrı Merkezi (0216 556 98 00), www.biletix.com ve İKSV’den (10.00–19.00 saatleri arasında; Pazar günleri hariç) alınabilir.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen 40. İstanbul Müzik Festivali, bu akşam saat 20.30’da Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek açılış töreni ve konseriyle başlıyor. 29 Haziran tarihine kadar devam edecek festivale 750’nin üzerinde yerli ve yabancı sanatçı katılacak.

 

İstanbul'da Klasik Müzik Zamanı

İSTANBUL Kültür Sanat Vakfı’nın ilk festivali olan İstanbul Müzik Festivali, bu yıl 40’ıncı yaşını kutluyor. İKSV tarafından, 2006 yılından beri Borusan Holding sponsorluğunda düzenlenen 40. İstanbul Müzik Festivali, 29 Haziran tarihine kadar 750’nin üzerinde yerli ve yabancı sanatçıyı İstanbul’un farklı mekânlarında ağırlayacak. Bu akşam saat 20.30’da Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek açılış töreni ve konseri ile başlayacak festivalin açılış töreninde, aralarında Diapason d’Or ve MIDEM Classical Award’ın da bulunduğu pek çok ödüle değer görülen Hüseyin Sermet’e İstanbul Müzik Festivali’nin Onur Ödülü takdim edilecek. Töreni’nin ardından İstanbul Müzik Festivali, Beethoven’ın görkemli 9. Senfonisinin seslendirileceği açılış konseriyle başlayacak. Konserde, şef Sascha Goetzel yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ve Cem’i Can Deliorman yönetimindeki Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Çoksesli Korosu, soprano Simge Büyükedes, alto Ezgi Kutlu, bas Burak Bilgili ve tenor Murat Karahan’a eşlik edecek.

Meydanlarda ve internette

Festivalin açılış töreni ve konseri, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da Kadıköy Caddebostan, Galata Meydanı ve Bebek Parkı’na kurulacak dev ekranlardan ve www.borusan.com web sitesi üzerinden de canlı olarak izlenebilecek.

Kemanın yıldızı

Yarın akşam gerçekleştirilecek festivalin ilk konserinde, dünyanın en iyi orkestraları arasında sayılan Viyana ile Berlin Filarmoni orkestralarının üyelerinden oluşan, Viyana-Berlin Oda Orkestrası ile yıldız keman virtüözü Anne-Sophie Mutter, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda festival izleyiciyle buluşacak. 2 Haziran Cumartesi akşamı ise günümüzün en parlak Chopin yorumcularından, piyanist Yundi, Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda Türkiye’deki ilk konserini verecek.

Kaynak : [-]  

Bu yıl ilk kez düzenlenen Varşova Türk Filmleri Haftası dün aksam Varşova’daki Muranow Sinemaları’nda başladı.

Varşova Türk Filmleri Haftası

Bu yıl ilk kez düzenlenen Varşova Türk Filmleri Haftası dün aksam Varşova’daki Muranow Sinemaları’nda başladı.

Polonyalı sinemaseverlerle buluşan ilk Türk filmi, usta Yönetmen Reis Çelik’in birçok uluslararası ödülün sahibi olan, 2012 yılı yapımı “Lal Gece”ydi. Varşovalıların yoğun ilgi gösterdiği gecede çocuk gelinleri anlatan ‘Lal Gece’ filmi büyük beğeni topladı.

Açılış gecesine ev sahipliği yapan isimlerden Türkiye’nin Polonya Büyükelçisi Reşit Uman, Türk filmlerinin yurtdışı pazarlarına açılmasının önemini vurgulayarak, etkinliği düzenleyen Büyülü Fener Kültür Sanat Derneği’ne teşekkürlerini iletti.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Zekeriya Batmazoğlu ve Büyülü Fener Kültür Sanat Derneği Başkanı İrfan Demirkol’un da konuşma yaptığı gecede teşekkür plaketleri verildi.

Ünlu oyuncu Serhat Tutumluer ile usta Yönetmen Reis Çelik sponsorlara ve etkinliğe destek veren tüm katılımcılara teşekkür plaketlerini takdim etti

Film gösteriminin ardından geleneksel Türk mutfağından örneklerin sunulduğu açılış resepsiyonu verildi.

30 Mayıs’a kadar devam edecek olan Varşova’daki Türk Sineması Haftası’nda son iki yılda ödül kazanan birçok başarılı Türk filmi gösterime girecek.

Ayrıca etkinlik boyunca Polonyalı film alıcıları ile Türk yapımcılar film alışverişi için Varşova Türk Filmleri Pazarı’nda buluşacak.

Kaynak : [-]

Festivalin konusu “Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılık” oldu

2. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Adem Sözüer’in öncülüğünde, Başakşehir Belediyesiişbirliğiyle düzenlenen adalet, sinema ilişkisini çok kapsamlı bir kültürel etkinlikle gündeme getirmeyi hedefleyen Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin ikincisi 27 Eylül – 4 Ekim 2012 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşmek üzere hazırlıklarını sürdürüyor.

Geçen yıl “Darbeler” olan festivalin bu yılki teması, toplumumuzda ve dünyada en önemli sorunlardan biri olması nedeniyle, “Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılık” olarak belirlendi. Festival geçen yıldan farklı olarak bu yıl iki uluslararası yarışma ile programını genişletiyor.

Uluslararası Altın Terazi Kısa Film Yarışması: Festivalin ana teması olan “Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılık” ile bağlantılı kısa filmlerin katılabileceği “Uluslararası Altın Terazi Kısa Film Yarışması”, 01 Ocak 2011 tarihinden sonra çekilmiş tüm kısa filmleri bekliyor. Yarışma kapsamında oluşturulacak jüri kurulu tarafından belirlenecek en iyi kısa filme 6.000 Amerikan Doları para ödülü veriliyor.

Uluslararası Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması: Suç, ceza ve adalet ilişkili uzun metraj filmlerin katılabileceği yarışmaya 01 Ocak 2011 tarihinden sonra çekilmiş uzun metraj filmler başvurabiliyor. Yarışma kapsamında oluşturulacak jüri kurulu tarafından belirlenecek en iyi filme 20.000 Amerikan Doları para ödülü veriliyor.

Festivalin yarışmalı bölümlerine başvuruda bulunacak katılımcıların, internet sitesindeki başvuru formunu doldurarak, ön izleme kopyalarını en geç 16 Temmuz 2012 tarihine kadar festival merkezine ulaştırması gerekiyor.

Kaynaka : [-]

Bosna Hersek’te yaşanan savaşın izlerini silmek ve ülkenin başkenti Saraybosna’yı eskisi gibi kültür sanat ile tekrar buluşturmak için, 1995’te sanatçıların girişimiyle başlatılan Saraybosna Film Festivali’nin 18incisi 6 Temmuz’da başlayacak.

Sarajevo Film Festivali

Avrupa’nın en önemli film festivallerinden biri olarak kabul gören festival, Saraybosna’daki Halk Tiyatrosu binasında, 2008’de Cannes’te “Kar” filmi ile Grand Prix ödülününü kazanan ünlü Boşnak yönetmen Aida Begiç’in “Çocuklar” filminin gösterimi ile başlayacak.

Festivalin duyurusu için yapılan basın toplantısına katılan yönetmen Aida Begiç, galası Cannes Film Festivali’nde yapılacak “Çocuklar” filminin, 18. Saraybosna Film Festivali’nin açılışını yapacağı için duyduğu mutluluğu dile getirdi.

Öğrenci olduğu sırada Saraybosna Film Festivali’nde görev yaptığını hatırlatan Begiç, “Saraybosna Film Festivali ile birlikte büyüdük. Bu festival olmasaydı, yerli yönetmenlerin başarı yolu çok daha ağır olurdu” diye konuştu.

Saraybosna Film Festivali’ne bu güne kadar Angelina Jolie, Brad Pitt, Morgan Freeman, Saadet Işıl Aksoy, Semih Kaplanoğlu, Engin Günaydın, Nuri Bilge Ceylan ve Wim Wanders’ın da aralarında bulunduğu birçok ünlü katıldı.

 

Devletin üst kademesinin DT oyuncuları ve Şehir Tiyatroları oyuncularına bakışı açısı anlamında “arpalık” olarak gördüğü sanat mecrasındaki tartışmaya sessiz sedasız Kapitalizm el attı!

Tartışmanın bir yerinde olmak kararlılığı mı gösterirsiniz, ya da gazetelerin kenar köşesin de okuyup alkışlar mısınız bilemiyoruz?

Ama bazen küçük haberler büyük olaylara işaret edebiliyor. Bu büyüklük kavramı sizin nereden ve nasıl baktığınıza göre değişiyor elbette.

Yorumu sizlere bırakıyor ve belki gözünüzden kaçmıştır diye CNN’de yayınlanan haberi olduğu gibi aktarıyoruz. Canınız nereden bakmak istiyorsa oradan bakın. Nede olsa aydın ve sanatçı (!) dediğimiz bir takım zevat çıkarlarına ve kabına göre kıvrılmayı, eğilip bükülmeyi, şekil almayı iyi bilir!  Editör

 

“Nederlander Broadway’i İstanbul’a taşıyacak

Nederlander Broadway

(Alıntı Tarih ve Saati : 14.05.2012 12:22:48 – Güncelleme 51 dk. önce)

 

İstanbul’un en önemli arazisinde yükselen Zorlu Center, Türkiye’nin önemli bir sanat merkezi olmaya da aday. Zorlu Center’ın yöneticileri geçen hafta New York’ta imzaladıkları bir anlaşma ile Broadway’de çok sayıda tiyatroyu işleten Nederlander Grubu’nu Türkiye’ye getirmeyi başardı.

Hürriyet gazetesinden Vahap Munyar’ın bugünkü yazısı şöyle:

“Broadway şovlarının ve canlı eğlence sektörünün öncüsü 100 yıllık Nederlander Worldwide Entertaintment’in (NWE) Times Square’deki (New York) merkezindeyiz.

Masada NWE’nin ikinci kuşak patronu 80 yaşındaki Robert Nederlander, grubu yöneten oğlu Robert Nederlander (Jr), Zorlu Gayrimenkul Yönetim Kurulu Üyesi Emre Zorlu ve Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Even var.

Emre Zorlu, 2.5 milyar dolara tamamlanacak İstanbul’daki Zorlu Center’ın 300 milyon dolarlık Performans Sanatları Merkezi’nin efsane işletmecisini anons ederken heyecanlı:

– Neder-lander Ailesi’yle 25 yıllık anlaşma yaptık. Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’ni Nederlander Worldwide Entertaintment (NWE) işletecek. Bu, ünlü Broadway şovlarının dünyadaki önemli noktalarından birinin de İstanbul olacağı anlamına geliyor. Böyle bir işe imza attığımız için çok mutluyuz, gururluyuz.

Emre Zorlu, Performans Sanatları Merkezi’ne işletmeci belirlerken işe önce içerden başladıklarını belirtti:

Jimmy Nederlander Jr

– Türkiye’de 50 bin metrekarelik Performans Sanatları Merkezi’ni bir bütün olarak işletebilecek kimse çıkmadı. Bu konuda bir danışman firmayla anlaştık. Danışmanımız bize Broadway’i adres gösterdi. Böylece Nederlander Ailesi’yle görüşmelere başladık. 10 Mayıs 2012 itibariyle de anlaşmayı imzalamış olduk.

– İstanbul’da ilk büyük gösteri ne zaman gerçekleşecek?

– Projenin Mart 2013’te tamamlanması bekleniyor. Aynı dönemde Performans Sanatları Merkezi’mizin sürprizi de belli olur.

Mehmet Even araya girdi:

– Bugün New York’u, Londra’yı veya Paris’i ziyaret eden bir turist programına müzikal veya tiyatroyu da ekliyorsa İstanbul’a gelenler de dünyanın en iyi gösterilerini Zorlu Center’da izleyebilecek.

– NWE’yi Zorlu Performans Sanatları Merkezi’ni işletmeye nasıl ikna ettiniz?

– 3 bin 70 kişilik merkezimiz sadece İstanbul’da değil, Avrupa’da da iddialı olacak. Bizim bu işe verdiğimiz önem Nederlander’la anlaşmamızda en önemli rolü oynadı.

– Tüm işletme Nederlander’a mı ait olacak? Orada etkinlik yapmak isteyen karşısında Nederlander’ı mı bulacak?

Emre Zorlu yanıtladı:

– Evet… 25 yıl boyunca işletmecimiz Nederlander olacak. Bu sürenin uzaması konusunda opsiyon da var.

– Broadway’deki en güçlü işletmeci ve yapımcı Nederlander’i ikna edebilmek için üstüne para ödemeniz söz konusu mu?

Mehmet Even anlaşmadan detay verdi:

– Nederlander’in genel giderlerini karşılayacağız o kadar. Onun dışında işletmeden sağlanacak geliri paylaşacağız. Bu işi önemli bir uluslararası zincirin gelip otelimizi işletmesi gibi düşünün.

– Kendilerine “doluluk” garantisi verdiniz mi? Yani hedeflenen izleyici sayısına ulaşılamazsa siz Nederlander’a bir ödeme yapacak mısınız?

– Hayır, doluluk garantisi vermedik. Aksine onlar getirecekleri veya yapımını üstlenecekleri gösterilerle izleyici çekip, sağlanan gelirden bize de pay verecekler. Gösterilerin hedeflenen ilgiyi göreceğini düşünüyoruz.

–  İstanbul’a ilk getirecekleri gösteri ne olacak?

– Anlaşmayı yeni yaptık. Önümüzde bir yıla yakın süre var. Üzerinde çalışacaklar, konuşup karar vereceğiz. Şimdiden gelecek şovun adını vermek mümkün değil.

Bu önemli işbirliğini öğrendiğimiz toplantının ardından Walt Disney yapımı Lion King’i Nederlander’a ait salonlardan birinde izledik… 15’inci yılını doldurmak üzere olan şov için salon tümüyle doluydu…

Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin dünya çapında işbirliği adımı, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın sanatçılara sinirlenip, “Şehir Tiyatroları’nı özelleştireceğim” kararını aldığı döneme denk geldi…

Türk tiyatro tarihinde büyük yeri bulunan Şehir Tiyatroları’nın özelleştirilmesiyle ortaya çıkacak boşluk, Zorlu’nun Broadway’in güçlü işletme ve yapımcısı Nederlander’ı getirmesiyle dolabilir mi?

Broadway şovları New York’a milyonlarca turist çekiyor

Nederlander Worldwide Entertaintment (NWE) Başkan ve CEO’su Robert Nederlander Jr., Broadway’deki şov ve oyunların New York’a katkısına vurgu yaptı:

– New York’ta Broadway şovlarını izleyenlerin üçte ikisini turistler oluşturuyor. Yani, Broadway şovları New York’a milyonlarca turist çekmekte rol oynuyor. Bu şovlar New York’ta 10 milyar dolarlık bir ekonomi yaratıyor. 44 bin kişilik doğrudan istihdam alanı oluşuyor. Buradan en çok kazanan New York ve devlet oluyor.

Farklı ülkelerde iştirakleri olduğunu, bunlara son örneği Çin’in oluşturduğunu belirtip, ekledi:

– İstanbul, bu konuda dünyanın sayılı örnekleri arasına girecek. Broadway şovları İstanbul’a da ekonomik anlamda olumlu katkı yapacak. Tiyatro mıknatıs etkisi yapar, turist çeker. İstanbul’da da bunu göreceğiz.

Emre Zorlu

– Zorlu Performans Sanatları Merkezi’ni 25 yıllığına işletmeye sizi ikna eden ne oldu?

– Bir kere Türkiye’nin tarihsel derinliği var. Ayrıca Zorlu Ailesi’nin vizyonu, cesareti ve kararlılığı bizi etkiledi. Çünkü bu iş süreklilik ister.

Türkiye’nin ve İstanbul’un ekonomik gelişimine dikkat çekti:

– Performans Sanatları Merkezi gibi bir iş, iyi bir alım gücüyle süreklilik kazanır. Türkiye’nin büyümesini, İstanbul’un ekonomik gücünü biliyoruz.

Zorlu Performans Sanatları Merkezi projesinin iddiasının altını çizdi:

– Zorlu’da ortaya çıkacak kapasite Çin’de bile yok…

Nederlander Ailesi, Zorlu Performans Sanatları Merkezi’ni işletmek üzere heyecanla kollarını sıvıyor… Bakalım aynı heyecan, İstanbul’daki izleyici kitlesini sarıp, oraya çekecek mi?

Broadway şovları İstanbul’da başarıya ulaşır

Nederlander Worldwide Entertaintment’in (NWE) ikinci kuşak patronu Robert Nederlander, söze 300 milyon dolarlık Zorlu Performans Sanatları Merkezi’ni överek girdi:

– Dünyanın en harika kentlerinden İstanbul’da harika bir proje ortaya çıkıyor. Böyle bir projenin parçası olmak bize gurur veriyor. Şirketimizin 100 yıllık geçmişinde böyle gurur verici işbirlikleri çok sık yaşanmış değildir.

Tiyatronun yaşadığı güçlüklere dikkat çekti:

– Tiyatro, meşakkatli iştir. Zorlu Ailesi’yle çıktığımız bu meşakkatli yolculukta büyük işler başaracağız.

Türkiye’nin tarihine vurgu yaptı:

– Türkiye, binlerce yıllık tarih, zengin kültür ve geleneklerin egemen olduğu bir ülke. Broadway’in en iyi şovlarının gerçekleşeceği Zorlu Performans Sanatları Merkezi, bu konuda uluslararası güce ulaşacak.

Baba Robert Nederlander, mükemmeliyet sözü verdi:

– Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin bu alanda mükemmeliyetin yeni merkezi haline gelmesine katkıda bulunmaya çalışacağız. İstanbul, sofistike bir izleyici kitlesine sahip. Broadway şovları hem artistik, hem de ticari yönden İstanbul’da başarıya ulaşacak.

Türkiye’de yerli yapım için de planlarımız var

Nederlander Worldwide Entertaintment (NWE) Başkan ve CEO’su Robert Nederlander Jr., İstanbul’u Broadway şovlarının turne listesine koymakla yetinmeyeceklerini vurguladı:

– Biz sadece işletmeci değil, aynı zamanda yapımcıyız. Gittiğimiz ülkelerde yerli yapımlara da imza atıyoruz. Bunun son örneğini Çin’de ortaya koyduk.

– Türkiye’de de bunu yapacak mısınız?

– Elbette… Önümüzdeki dönemde bunu göreceksiniz.

– Bu iş için Türkiye’de ne kadar harcama yapmayı göze alırsınız?

– Projeye göre değişir.

– Bir oyun veya şovun sahnelenmeye hazır hale gelmesi ne kadarlık yatırım gerektirir?

– 15-20 milyon dolar olabiliyor…

Walt Disney, Umutsuz Ev Kadınları dizisinin yerli versiyonunun Körfez ülkelerine ihracatbaşarısını görünce, “Türk filmi de yapabiliriz” noktasına geldi…

Nederlander Ailesi, Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde hedefine ulaştığını görürse, yerli yapımı daha hızlı şekilde gündemine alır…

Bu da Türk sanatçılar için yeni bir fırsat kapısı açar…

Yabancı gösterilerde tercüme de yapılacak

Zorlu Gayrimenkul Yönetim Kurulu Üyesi Emre Zorlu, Performans Sanatları Merkezi’nin en son teknolojik altyapıya sahip olacağını vurguladı:

– Örneğin Broadway şovları geldiğinde İngilizce bilmeyen izleyiciler için elektronik tercüme mümkün olacak.

Zorlu Gayrimenkul Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Even araya girdi:

– Simultene tercüme de yapılacak. Yani, izleyici kulaklığı takıp, sahnedeki oyunu, şovu Türkçe izleyebilecek.

– Nederlander’la anlaşma olasılığı belirdikten itibaren projenizde onların istediği yönde değişiklikler oldu mu, olacak mı? Bu, maliyeti artırır mı?

– Elbette bazı yönlendirmeleri olacak. Ancak, 300 milyon dolarlık bir projede 1-2 milyon dolarlık maliyet artışı çok da maliyet büyütücü sayılmaz.

– Performans Sanatları Merkezi yıllık ne kadar bütçeyle faaliyet gösterecek?

– İki haneli milyon dolardan aşağı olmaz…

– Nederlander, işletme için Türkiye’de bir şirket mi kuracak?

– Şimdilik işletmeyi bizim şirket üzerinden yapacaklar. Sonra belki birlikte yeni şirket kurulabilir…”

Kaynak :[-] 

Beyoğlu Belediyesi, düzenlediği “Beyoğlu” konulu kısa film yarışması için, Beyoğlu’nu anlatan, teması Beyoğlu olan, Beyoğlu’nu mekan, oyuncu ya da konu olarak seçtiğiniz kısa filminizi bekliyor.

”Beyoğlu” Kısa Film Yarışması

Dereceye giren ve izlenmeye değer görülen kısa filmler, Kültürlerarası Sanat Diyalogları kapsamında Mannheim Belediyesi ve Beyoğlu Belediyesi işbirliği ile gerçekleştirilecek kısa film günlerinde Beyoğlu Belediyesi adına gösterilecektir.
Jüri değerlendirme sonucu yarışmayı kazanan en iyi kısa filmin yönetmeni Beyoğlu Belediyesi Gençleri Dünyayı Dolaşıyor Projesi kapsamından yurt dışı gezisi kazanacaktır. İlk üç dereceye giren filmlerin yönetmeni de, T20 cep telefonu ile ödüllendirilecektir.

Bir kameranız ve “Beyoğlu” için bir senaryonuz varsa, 14 Mayıs 2012’ye kadar da vaktiniz var. Beyoğlu’nu kısa film yapın, yurt içi ve yurt dışında izleyicilere ulaşma şansı yakalayın.

Başvuru için Tıklayınız

 

Kaynak :[-]

Şehre Mono geliyor!

Türkiye’de müzik ve eğlenceye yön veren Pozitif Live, bu sene yepyeni bir festivali müzikseverler ile buluşturmaya hazırlıyor.

Mono Festivali

30 Haziran Cumartesi günü Solar Beach’te gerçekleşecek olan Mono Festival’de müzik dünyasının yenilikçi ve farklı tarzlarıyla dikkat çeken yerli ve yabancı isimleri, gündüz saatlerinden itibaren sahne alacak.
Güneşi, denizi ve kumsalı müzikle birleştiren ve aynı zamanda şehre taşıyan tek festival olan Mono, bu yaz unutulmayacak bir program ile müzikseverlerin karşısında olacak.

30 Haziran Cumartesi günü kapılarını sabah 10:00’da açacak olan Mono Festival’de 4 farklı sahne yer alıyor. Ana sahne ve Burn Electronica & Dubstep sahnesinde izleyeceğimiz dünyaca tanınmış isimler arasında, Punk’ı çingene ateşi ve Brecht etkili kabareler ile buluşturan etkileyici topluluk Gogol Bordello, izleyicilerini ilgi çekici kostümler eşliğinde New York’un gizemli arka sokaklarına, göçmenlerin dünyasına götürecek. Kanadalı New Wave ve Indie rock grubu Metric ise alternatif duruşları ve güçlü sahne performanslarıyla göz dolduracak. Son dönemlerin sıkıcı, monoton ruhundan kurtulmak isteyenlerin aradığı,hayranlarının tüm duyularının uyanmasını sağlayan derin ve vurucu new wave soundlu grup The Horrors ve alegorik tarzıyla seyirciyi büyüleyici, masalsı bir yolculuğa çıkarmayı başaran Danirmarkalı yeni yetenek Oh Land Mono Festival’de müzikseverleri bambaşka bir dünyaya taşıyacak. Yerli gruplardan ana sahnede müzikseverleri bekleyen isimse The Ringo Jets olacak.

80’leri, gerçek sentez ve prodüksiyonla ürettiği elektronika müzikte başarılı bir şekilde tekrar yansıtmayı başaran Com Truise ve 2010’dan beri yayınladığı sıradışı club trackleriyle beğeni toplayan Bok Bok da, Mono festival’de akıllara kazınacak performanslarla festivali doruğa taşıyacak. Grup Ses Beats ise Burn Electronica ve dubstep sahnesinde performans sergileyecek isimler arasında yerini alıyor.

ANA SAHNE

Oh Land

Oh Land

Elektro-pop ve deneysel tarzda şarkılarıyla tanınan müzisyen, söz yazarı ve dansçı Danimarkalı Oh Land, gerçek adıyla Nanna Øland Fabricius, müzik dünyasına 2008’de çıkardığı “Fauna” albümüyle adım attı. Kendi adını taşıyan ve 2011’de çıkardığı ikinci albümü sayesinde Danimarka listelerinde beşinci sıraya kadar yükseldi. Oh Land, opera sanatçısı bir anne ve kilise orgcusu bir babanın kızı olarak yetişti ve bunu müziğine de yansıtmayı başardı. Sahne performansının büyülü dünyasını kutsal olarak nitelendiren Danimarkalı şarkıcı,  alegorik özellikler taşıyan müziği ile konserlerinde seyirciyi bambaşka bir dünyaya götürüyor.

 

 

 

 

 

 

Gogol Bordello

Gogol Bordello

Punk’ı çingene ateşi ve Brecht etkili kabareler ile buluşturan Gogol Bordello, sahne enerjisiyle kitleleri harekete geçirip dinleyicilere bol tempolu anlar yaşatmayı başarıyor. Adını ideolojik olarak etkilendiği Rus yazar Nikolay Vasilyeviç Gogol’dan esinlenerek alan grup 1999 yılında kuruldu ve bir süre Rus düğünlerinde çingene müzikleri çaldı. Gogol Bordello, izleyicilere yaşattığı hiper-kinetik sarsıntılarla kısa sürede New York altkültürünün en popüler isimlerinden biri haline geldi. Roman punk ve roman folk tarzını benimseyen ve Türk seyircisinin de beğenisini kazanmayı başaran Amerikalı grup, izleyecileri olağanüstü kostümler eşliğinde New York’un gizemli arka sokaklarına, göçmenlerin dünyasına davet ediyor. Gogol Bordello, 2006’da Rock’n Coke’ta, 2008’de Efes Pilsen One Love gibi önemli festivallerde sahne aldı.

Metric

Kanadalı indie rock ve New Wave grubu Metric, vokal ve keyboard’da Emily Haines,

Metric

gitarist James Shaw, basist Josh Winstead ve davulcu Joules Scott-Key’den oluşuyor. 1998’de kurulan grup ilk albümleri “Old World Underground, Where Are You Now”u 2003’te çıkardılar ve bu albümle En İyi Alternatif Grup ödülüne aday gösterildiler. Asıl çıkışlarını 2009’da çıkardıkları dördüncü stüdyo albümleri “Fantasies” ile yapan Metric, Yılın En İyi Alternatif Albümü ve En İyi Grup ödüllerine sahip oldular. Festivallerdeki performanslarıyla seyirciye unutulmayacak anlar yaşatan ve müzik dünyasına kattıkları yenilikçi bakış açısından güç alan Metric, Haziran 2012’de çıkacak yeni albümleri “Synthetica”yı kariyerlerinin en iyi özeti olarak gösteriyor.

The Horrors

The Horrors

The Horrors 2005’te İngiltere’nin Southend on Sea bölgesinde kuruldu. Çıkış albümleri Stange House 2007 yayınlandı ve kısa sürede İngiltere albüm listesinde 37 numaraya ulaştı. 2009’da piyasaya çıkan Primary Colours’la 25’e ulaşan The Horrors, Temmuz 2011’de çıkardıkları Skying albümleriyle listenin 5. Sırasına yerleşti.

Plak ve DJ’liğe olan merakları sayesinde tanışan Rhys Webb, Faris Badwan ve Tom Cowan, 60’lar Garaj Rock, New Wave ve Post Punk’a duydukları ilgi sayesinde bir araya geldi. 2005’te Joshua Hayward ve Joe Spurgeon’ı da yanlarına alarak The Horrors’u kuran grup, çıkış singleları “Sheena Is a Parasite” ile halkın dikkatini çekti ve ikinci single’ları “Death at the Chapel” ile NME’ye kapak olma şansını yakaladı.  Müzik piyasasında hızla yükselen grup, Mart 2012’de İngiltere ve İrlanda’da sahne paylaşmak üzere Florence and The Machine’in Ceremonials turnesine katıldı.

Sahneye çıktıkları anda önce kendilerini, sonra seyirciyi coşturan grup, kaliteli müzikle çılgınlığı bir araya getiriyor.

Com Truise

Com Truise

Seth Haley, sahne adıyla Com Truise, New York ve sonrasında Princeton, New Jersey çıkışlı bir elektronik müzik adamı.

Sentez ve ağır prodüksiyonla yaptığı müziği, 1980’lerin tarzından etkilenmiş. Dinleyiciyle ilk buluşması AM Discs label üzerinden ücretsiz indirlebilen Cyanide Sisters EP’yle gerçekleşen Com Truise, Ghostly International’ın dikkatini çekmeyi başardı ve Cyanide Sisters yeniden basıldı. Hemen ardından Tron: Legacy Reconfigured albümünde bir remixi yer alakn Com Truise, 2011’de ilk albümü Galactic Melt’i piyasaya çıkardı. Neon Indian’ın Sleep Paralysist’ini, Twin Shadow’un Castles In The Snow’unu, Franklin’in  I Know’unu, Ana Lola Roman’ın Klutch’ını remixleyerek gittikçe müzik piyasasında adından söz ettirmeye başlayan Com Truise, Aralık 2011’de yayınladığı Foster the People’ın Helena Beat remixiyle büyük beğeni topladı.

BEACH BUMS

Mabbas

Mabbas

2000 yılından bugüne neredeyse hiç ara vermeden Türkiye’nin en kaliteli radyolarında DJ’lik, müzik dergilerinde yazarlık ve festivallerde direktörlük yapmış Mabbas, tam anlamıyla bir müzik adamı. Sırasıyla Radio Cool, FG 93.7, Radyo 92.3 ve Dinamo 103.8’de tanıştığı dinleyenleriyle  Kasım 2009’dan itibaren Pazar akşamları saat 21.00’de Radyo Eksen 96.2’de buluşan Mabbas, canlı canlı Mono Festival’de.

Club Bangkok

Club Bangkok,gece hayatı boşluğunu görüp şaşıran, sonrasında şaşırmayı bırakıp bir ‘club night’ başlatan üç enerjik gençten oluşmakta. 2010 ortalarında Doğu yanına Hakan Odabaşı ve Onur Yazıcı’yı alarak Bangkok gecelerinin İstanbul ayağına başladı. Bangkok DJ’leri bir yılı aşkın süredir bütün kalpleriyle sevdikleri bir playlist ile gelenlerin yüzünde gülümseme, ertesi gün de vücutlarında müthiş bir hangover bırakmayı başardı. The Clash, The Sonics, Sex Pistols gibi ‘Old-Skool-Indie’yi, 2004 sınıfından terk The Libertines, Futureheads ve arkadaşlarıyla birleştirip, her çalındığında tavandan ter akıtacak derecede dans ettiren Blur, Franz Ferdinand marşlarıyla karıştırınca insanların mutlu olmaması imkânsıza yakın.

Style-ist

Yetenekli DJ, elektro, elektroclash, elektropop ve breakbeat gibi müzik türleriyle önemli festival ve organizasyonlarda kendini kanıtlamış bir isim. Ayrıca dub ve reggae birleşimli sounduyla da sürprizlere açık olduğunu gösteriyor.

Yakuza

Asıl adı Can Utkan olan DJ Yakuza’nın kariyeri Tokyo’da çaldığı çeşitli kulüplerde başladı. 1999 yılında Türkiye’ye dönen ve Radio Oxigen’de çalmaya başlayan DJ Yakuza, ağırlıkla drum’n bass ve break-beat tarzlarına yönelse de kendine ait farklı ve zengin bir dil yarattı. DJ’liğin yanısıra önemli caz müzisyenleriyle de ortak çalışmalar yapan sanatçı, prodüktör kimliği ile de değişik projelerde yeraldı. Cem Yıldız, Richard Hamer ve Murat Uncuoglu ile birlikte, elektronik altyapıyı Türk folk müziği ve enstrümental biçimlerle harmanlayıp geleneksel vurmalı çalgılarla örülmüş çok sesli ve “jazzy” bir kurgu ortaya çıkardıkları Orient Expressions grubunu kurdu. 2008 yılında DJ olarak ilk çalışması “Labyrint” yayınlandı. Birçok ülkede performans gösteren DJ Yakuza, İstanbul’un en eklektik ve keyifli elektronik müziklerini yapan isimlerden biri olarak gösterilmeye devam ediyor.

DearHead

Kuruldukları 2009 yılı itibari ile İstanbul elektronik müzik piyasasına yeni bir soluk getiren DJ ikilisi DearHead (Bengi Ünsal & Evrim Tüfekçioğlu), bol vokal ve ritimli parça seçimleri, farklı türleri birleştirmekteki ustalıkları ve sahnedeki enerjileri ile gönüllerde taht kurdu.

Dancing Birds Feel The Beat

Kiki, Babylon, Ghetto gibi mekânlarda modern zaman içinde “boogie night”lar yaptı Dancing Birds Feel the Beat ikilisi Sehnaz ve Sine… Biri Screamin’ Jay Hawkins, The Beach Boys, The Trashmen çaldı, diğeri setin başına geçtiğinde tam da bu zamanın kahramanlarını arka arkaya dizdi; Two Door Cinema Club, MGMT, La Roux, Interpol… Bu kez festival güzellemeleriyle setin başına geçecekler, eskiler yeniler bir yana sahnenin ortasına eğlence koyacaklar.

DİNAMO LOUNGE

Cervus

 

Türkiye’nin en geniş katılımlı DJ anketi “DJ Office Best DJs 2005” anketinde yılın en iyi DJ’i seçilen Cervus sahip olduğu yetenek ve vizyonla elektronik müzik piyasasının en sağlam isimlerinden. Başarılı DJ ve yapımcıyı canlı dinlemek isteyenler için harika bir fırsat.

Tutan

Türk müziğinin Barış Manço, Zeki Müren gibi ustalarının şarkılarını kendine has soundıyla mixleyen Tutan, House ve Techno konusundaki cüratkırlığını radyo programına da taşıyıp, her eserinde küçük deneyler yapan bir DJ.

Kaan Düzarat

1980 Eskişehir doğumlu; ama İstanbul’a İngiliz electro house soluğunu getirmesiyle bilinen, yıllardır Dinamo’da DJ’lik yapan ve Vesvese’yle sık sık İstanbul’u sallayan Kaan Düzarat, bu kez de Mono Festival’de.

(((emre)))

DJ’liğe 1997’de Açık Radyo’yla başlayan (((emre))), şimdilerde Dinamo FM’in vazgeçilmezlerinden. Kendisi Magma, Ministry, Captain Hook, Hangar – 2019, Milk, Çubuklu Hayal, Karga Bar, Zihni, Orange, 7th House, The Club 20 – Ankara, Wasp, Juke Box, Solar Beach, Minimüzikhol gibi mekan ve festivallerde çalarak seyircinin favorileri arasına girdi.

Agentorange

Agentorange ya da gerçek adıyla Mete Tavukçuoğlu, 90’lı yıllarda drum’n bass, big beat ve house müziğe ilgi duymaya başladı ve arkadaş partilerinde başlayan DJ’lik serüveni Türkiye elektronik müzik piyasasının en önemli isimlerinden biri olmasıyla devam ediyor. Agentorange’ın müziğinde breakler, techno, elektro ve bol vokal duyacak, ona hayran kalacaksınız.

 

Muzo

Türkiye’nin en sevilen radyocularından, Dinamo’nun çok yönlü ismi.

Bergiten

1993 yılında DJ’liğe başladı. Soulfultechno, Deephouse, Progressive house ve Breakbeat ağırlıklı müziğiyle birçok radyo ve klüpte çaldı. Bugün Dinamo’nun müzik direktörlüğünü yapıyor ve haftada bir dinleyenleriyle buluşup, hızından hiçbir şey kaybetmediğini herkese gösteriyor.

Doğukan İres

Lise yıllarında Depeche Mode’a olan hayranlığı sayesinde başlayan müzik serüveni Londra’nın ve İstanbul’un en popüler klüplerinde çalmasıyla sonuçlanan Doğukan İres, house, tech-house ve deep-house dolu bir performansla Mono Festival’de.

 

Kaynak : [-]