Kültür ve Turizm Bakanı

Kültür ve Turizm Bakanı konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. Kültür ve Turizm Bakanı konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanı konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri Kültür ve Turizm Bakanı konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, “kültür paketi”nin ayrıntılarını açıkladı. Rami Kışlası restore edilecek ve İstanbul’a 10 milyon kitap kapasiteli Türkiye’nin en büyük kütüphanesi kurulacak.

kutuphane

Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, Almanya dönüşü uçakta gazetecilere konuştu. Kültür politikalarıyla ilgili hazırlanan paketin Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından açıklanacağını kaydeden Ünal, şehirlerin kültür ve sanat üretmemeye başladığı anda taşralaşacağına işaret etti. Ünal, Devlet Türk Musikisi korolarının yeniden açılacağını ve gençlerin kültür sanat etkinliklerinin doğrudan teşvik ile 50 milyon TL ile destekleneceğini söyledi. Ünal, şu mesajları verdi: “Sanatçının devlet memuru olması, sanatçının performans değerlemesini yapmanızı engelliyor ama sanatçı performansı ile vardır. Eğer siz sanatçıyı alır devlet memuru yaparsanız ve onun da kendi performansını herhangi bir şekilde değerlendirmezseniz orada bir sanat ya da sanat etkinliği olmaz. O yüzden kültür paketinin birinci önceliği, iyi bir kültür-sanat yönetimi. Kültür-sanat yönetimi ile neyi hedefliyoruz? Sanatı ve sanatçıyı nasıl destekleyeceğiz? Dolayısıyla sanatçının özlük haklarından tutun da sanatçının emekli olması ve eğitimine varıncaya kadar bu çerçevede bir planlama sunmamız gerekiyor. Her şeyi yeniden ele alıyoruz. Biz bir teşkilat kanunu çalışması yapıyoruz, ama kültür-sanatın birtakım siyasi gerilim hatlarına takılmasını istemiyoruz.

 

tarihte-bugun-ne-oldu418 Nisan, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 108. (artık yıllarda 109.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 257 gün vardır.

Olaylar

  • 1906 – San Fransisco kenti, 7,9 büyüklüğündeki 50 saniye süren deprem ve onu izleyen yangınlarla yerle bir oldu. 28 bin bina yıkıldı, yaklaşık 3.000 kişi öldü, 100 bin kişi evsiz kaldı.
  • 1918 – Başkale’nin düşman işgalinden kurtuluşu.
  • 1920 – İstanbul Hükümeti, Millî Mücadele’yi yürüten Kuva-yi Milliye’ye karşı, Kuva-yi İnzibatiye’yi kurdu. Bu kuvvetler, Adapazarı dolaylarında çıkarılan isyanı destekledi; ancakAnkara Hükümeti’nin düzenli birliklerine yenildi.
  • 1923 – Yankee Stadyumu açıldı.
  • 1936 – İzmit Kağıt Fabrikası’nda ilk kâğıt imal edildi.
  • 1946 – Milletler Cemiyeti dağıldı.
  • 1951 – Paris Antlaşması imzalanarak günümüzün Avrupa Birliği temellerini oluşturacak olan ilk adım Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu kurulmuştur.
  • 1954 – Albay Cemal Abdülnasır, Mısır’da krallığı darbeyle devirerek iktidarı ele geçirdi.
  • 1960 – CHP’yi ve basını soruşturmak üzere TBMM’de Tahkikat Komisyonu kuruldu. İnönü, “bu demokratik rejim istikametinden ayrılıp onu baskı rejimi haline götürmek tehlikeli bir şeydir. Bu yolda devam ederseniz ben de sizi kurtaramam” dedi.
  • 1974 – Pakistan başbakanı Zülfikar Ali Butto göreve başladı.
  • 1974 – İtalya’da Kızıl Tugaylar örgütü savcı Mario Sossi’yi kaçırdı.
  • 1977 – Veli Ballı, Boston Maratonu’nda ikinci oldu.
  • 1983 – Beyrut’taki ABD elçiliğine düzenlenen intihar saldırısında bombacının da aralarında bulunduğu 63 kişi öldü.
  • 1986 – Kırıkkale’nin Yahşihan beldesinde askeri mühimmat depolarında yangın çıktı. Kasaba boşaltıldı.
  • 1989 – Türkiye’de ilk tüp bebek, İzmir’de Ege Üniversitesi Tüp Bebek Merkezi’nde dünyaya geldi.
  • 1989 – Çin Halk Cumhuriyeti’nde binlerce öğrenci, daha geniş demokrasi talebiyle sokaklara döküldü.
  • 1992 – General Abdül Reşid Dostum, başkent Kabil’i ele geçirmek üzere, devlet başkanı Muhammed Necibullah’a karşı bir isyan başlattı.
  • 1993 – Pakistan devlet başkanı Gulam İşak Han meclisi lağvetti.
  • 1996 – İsrail birlikleri Lübnan’daki bir BM yerleşim birimini bombaladı: 106 sivil öldü.
  • 1999 – Türkiye’de erken genel seçimler yapıldı: DSP birinci parti oldu.
  • 2002 – Eski Afganistan Kralı Zahir Şah, 29 yıllık sürgünden ülkesine döndü.

Doğumlar

  • 1590 – I. Ahmet, Osmanlı padişahı (ö. 1617)
  • 1942 – Tınaz Titiz, Eski kültür ve turizm bakanı
  • 1943 – Zeki Alasya, Tiyatro ve sinema sanatçısı
  • 1963 – Conan O’Brien, ABD’li komedyen
  • 1968 – Murat Kekilli, Türk Müzisyen
  • 1973 – Haile Gebrselassie, Etiyopyalı rekortmen atlet
  • 1975 – Kerim Tekin, Türk pop müziği sanatçısı ve oyuncu (ö. 1998)
  • 1984 – America Ferrera, ABD’li oyuncu

Ölümler

  • 1558 – Hürrem Sultan (Roxelana) I. Süleyman’ın (Kanuni) eşi (d. 1502)
  • 1935 – Panait Istrati, Romen yazar (d. 1884)
  • 1936 – Ottorino Respighi, İtalyan besteci (d. 1879)
  • 1943 – Hafız Burhan, Ses sanatçısı (d. 1897)
  • 1943 – Isoroku Yamamoto, Japon İmparatorluk Deniz Kuvvetleri Birleşik Filosu’nun Başkomutanı (d. 1884)
  • 1955 – Albert Einstein, Nobel Fizik Ödülü sahibi Alman fizikçi (d. 1879)
  • 1964 – Ben Hecht, ABD’li romancı, senarist, yönetmen (d. 1894)
  • 1980 – Suut Kemal Yetkin, Deneme yazarı, sanat tarihçisi (d. 1903)
  • 1986 – Marcel Dassault, Fransız uçak üreticisi (d.1892)
  • 1988 – Oktay Rifat Horozcu, Türk şair (d. 1914)
  • 1989 – Candan Tarhan, Türk futbolcu ve teknik adam. (d. 1942)
  • 2002 – Thor Heyerdahl, Norveçli kaşif ve antropolog (d. 1914)

Tatiller ve Özel Günler

  • Dünya Anıtlar ve Sitler Günü
  • İran – Silahlı Kuvvetler Günü
  • Zimbabve – Bağımsızlık Günü
  • Dünya Amatör Radyo ve Amatör Telsizciler Günü

tarihte-bugun-ne-oldu16 Nisan, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 106. (artık yıllarda 107.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 259 gün vardır.

Olaylar

  • 1912 – Amerikalı havacı Harriet Quimby, Manş Denizi’ni uçarak aşan ilk kadın oldu. 3 ay sonra yaptığı gösteri sırasında uçağın yere çakılmasıyla öldü.
  • 1917 – Bolşevik lider Lenin sürgünde bulunduğu İsviçre’den Rusya’ya döndü ve Sosyalist Devrim’in başlatılması çağrısında bulundu.
  • 1918 – Eleşkirt’in düşman işgalinden kurtuluşu.
  • 1925 – Tanin gazetesi süresiz kapatıldı.
  • 1941 – II. Dünya Savaşı: 500 Alman uçağı Londra’yı bütün gece bombaladı.
  • 1943 – Dr. Albert Hofmann, LSD’nin psychedelic (sanrı yaratan, hayal gördüren) etkilerini keşfetti.
  • 1945 – Kızıl Ordu Berlin’e girdi ve Berlin Muharebesi başladı.
  • 1946 – Suriye, Fransız Mandasıyken bağımsızlığını kazandı.
  • 1948 – Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü kuruldu.
  • 1959 – Ankara Üniversitesi’nde okuyan bir grup genç Said-i Nursi’ye “Ankara Üniversitesi Nur Talebeleri” imzasıyla Şeker Bayramı tebriği gönderdiler.
  • 1968 – Türkiye İşçi Partisi (TİP) yöneticileri Rıza Kuas ve Prof. Sadun Aren hakkında Akdeniz Ülkeleri İlerici ve Anti emperyalist Partiler Konferansı’na katıldıkları için soruşturma açıldı.
  • 1971 – Türkiye İşçi Partisi yönetimine “Kürtçülük” iddiasıyla dava açıldı.
  • 1972 – İnsanoğlunun 5. ay yolculuğu ‘Apollo 16’ uzay aracı ile başladı.
  • 1973 – Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (THKP-C) davası başladı. 256 sanıktan 10’u için idam istendi.
  • 1974 – Eski Demokrat Partililere siyasal hakları geri verildi.
  • 1975 – Başkent Phnom Penh’in düşüşüyle, Kamboçya Kızıl Kmerler’in kontrolüne girdi.
  • 1982 – Eski CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, Sıkıyönetim Askeri Mahkemesince tutuklandı.
  • 1984 – Kültür ve Turizm Bakanı Mükerrem Taşçıoğlu, “Çıplak denize girmek isteyen turist Türkiye’ye gelmesin” dedi.
  • 1984 – Orhan Pamuk “Sessiz Ev” adlı eseriyle Madaralı Roman Ödülü’nü aldı.
  • 1988 – FKÖ ikinci komutanı Ebu-Cihad, İsrail askerleri tarafından öldürüldü.
  • 1994 – Kamuoyunda “RTÜK Yasası” diye bilinen Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Kanun” Meclis’de kabul edildi.
  • 1995 – Güney Afrika Cumhuriyeti ağır insan hakları ihlalleri olduğu gerekçesiyle Türkiye’ye silah ambargosu koydu. Ambargo 16 Nisan 1997’de kaldırıldı.
  • 1996 – Emir Hattab komutasındaki 50 kişilik Çeçen gurubu 223 Rus askerini öldürdü ve 50 araçlık konvoyu imha etti. Bu olay tarihte Şatoy Pususu olarak bilinir.
  • 1999 – Harvard Üniversitesi, Tansu Çiller’e fahri doktorluk verilmediğini açıkladı.
  • 2001 – Eski Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan suikastı zanlılarından olduğu belirtilen Mehmet Fidancı, İstanbul’da yakalandı.
  • 2007 – Amerika Birleşik Devletleri’nin Virginia Teknik Üniversitesi’nde Cho Seung-Hui adlı öğrencinin gerçekleştirdiği silahlı saldırıda, kendisi de dahil 33 kişi öldü, 29 kişi yaralandı.

Doğumlar

  • 1821 – Ford Madox Brown, İngiliz ressam (ö. 1893)
  • 1844 – Anatole France, Fransız yazar (ö. 1924)
  • 1867 – Wilbur Wright, ilk motorlu uçağı yapan ABD’li ünlü Wright Kardeşler’den
  • 1871 – John Millington Synge, İrlandalı oyun yazarı, şair ve folklor kolleksiyoncusu (ö. 1909)
  • 1889 – Charlie Chaplin, İngiliz sinema yönetmeni, oyuncu ve yazar (ö. 1977)
  • 1916 – Behçet Necatigil, Türk şair ve yazar (ö. 1979)
  • 1919 – Merce Cunningham, ABD’li koreograf ve dansçı (ö. 2009)
  • 1921 – Peter Ustinov, İngiliz oyuncu, yönetmen ve yazar. (ö. 2004)
  • 1922 – Afif Yesari, Türk yazar (ö. 1989)
  • 1922 – Kingsley Amis, İngiliz yazar. (ö. 1995)
  • 1924 – Henry Mancini, ABD’li besteci ve aranjör (ö. 1994)
  • 1939 – Dusty Springfield, İngiliz pop müzik şarkıcısı (ö. 1999)
  • 1947 – Kerim Abdülcabbar, ABD’li basketbolcu
  • 1947 – Erol Evgin, Türk şarkıcı, besteci ve oyuncu
  • 1952 – Yve-Alain Bois, tarihçi ve modern sanat eleştirmeni, akademisyen
  • 1960 – Rafael Benítez, İspanyol teknik direktör
  • 1965 – Martin Lawrence, Amerikalı aktör, komedyen, yönetmen ve yapımcı
  • 1971 – Emre Tilev, Türk spor spikeri
  • 1971 – Selena, ABD’li şarkıcı ve söz yazarı (ö 1995)
  • 1973 – Akon, Senegal asıllı Amerikalı Hip-Hop, R&B ve Soul müzik sanatçısı
  • 1976 – Lukas Haas, ABD’li aktör.
  • 1977 – Fredrik Ljungberg, İsveçli futbolcu
  • 1977 – Ceyda Düvenci, Türk Oyuncu
  • 1982 – Boris Diaw, Fransız basketbol oyuncusu
  • 1982 – Robert Popov, Makedon futbolcu
  • 1983 – Marié Digby, Amerikan pop müzik şarkıcısı
  • 1985 – Benjamín Rojas, Arjantinli oyuncu
  • 1987 – Cenk Akyol, Türk basketbolcu
  • 1987 – Aaron Lennon, İngiliz futbolcu
  • 1993 – Mirai Nagasu, Amerikan buz patenci

Ölümler

  • 69 – Otho, Roma İmparatoru (d. 32)
  • 1828 – Francisco Goya, İspanyol ressam (d. 1746)
  • 1846 – Domenico Dragonetti, İtalyan besteci (d. 1763)
  • 1850 – Marie Tussaud, Madame Tussauds balmumu heykel müzesinin kurucusu (d. 1761)
  • 1888 – Zygmunt Florenty Wróblewski, Polonyalı kimyager ve fizikçi (d. 1845)
  • 1947 – Rudolf Höß, Auschwitz toplama kampını komutanı(d. 1900)
  • 1958 – Rosalind Franklin, İngiliz biyofizikçi ve kristallografçısı (d. 1920)
  • 1968 – Edna Ferber, ABD’li yazar (d. 1885)
  • 1972 – Yasunari Kavabata, Japon romancı (d. 1888)
  • 1989 – Hakkı Yeten, Beşiktaş’ın efsane oyuncusu ve kulüp başkanı (d. 1910)
  • 1991 – David Lean, İngiliz yönetmen (d. 1908)
  • 1992 – Sinan Kukul, Türk devrimci (d. 1956)
  • 1994 – Ralph Ellison, Afrikalı-Amerikalı yazar (d. 1913)
  • 1997 – Roland Topor, Fransız oyun yazarı (d. 1938)
  • 2002 – Robert Urich, ABD’li aktör (d. 1946)
  • 2008 – Edward Lorenz, Amerikan matematikçi ve meteorolog (d. 1917)

Tatiller ve Özel Günler

Biyologlar Günü

Avustralya’nın Oscar’ı olarak nitelendirilen AACTA ödülü için yarışan Yılmaz Erdoğan, ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’ dalında ödüle layık görüldü.

yilmaz-erdogan-somn-umut

Oscar ödüllü aktör Russell Crowe’un yönettiği ‘Son Umut (The Water Diviner)’ filminde rol alan Yılmaz Erdoğan; Avustralya’da, Avusturya Sinema ve Televizyon Sanatları Akademisi tarafından verilen AACTA Ödülü’nü kazandı.

‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’ dalında kazandığı ödül için yarışan diğer adaylar arasında Robert Pattinson, Patrick Brammall ve TJ Power bulunuyordu. Çanakkale Savaşı’nda üç oğlunu da kaybeden ve onların peşinden Çanakkale’ye gelen bir babanın hikâyesinin anlatıldığı filmde, Yılmaz Erdoğan bir subayı canlandırıyor.

Adaylığı sırasında Sydney Morning Herald Gazetesi’ne röportaj veren Yılmaz Erdoğan, ‘Daha önce ne bu büyüklükte bir projede, ne İngilizce, ne de Oscar’lı sinemacılarla çalışmıştım. Harika bir deneyimdi’ sözlerini kullanmıştı. Erdoğan’ı ödülünü kazanmasının ardından Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik tebrik etti.

Son Umut

the-water-diviner-son-umut-filmi-russell

Yönetmenliğini Russell Crowe’un üstlendiği filmde başrolleri Russell Crowe, Olga Kurylenko, Cem Yılmaz ve Yılmaz Erdoğan paylaşıyor. Türkiye’de 26 Aralık 2014’te gösterime giren film, Avustralyalı çiftçi Connor’un savaşa giden üç oğlunun peşinden İstanbul’a ve oradan da Çanakkale’ye gelmesini konu ediniyor.

45. Yıl “Konuk Ülkesi” Türkiye olan dünyanın en önemli uluslararası sanat festivali Europalia’nın yol haritası belirlendi.

international_arts-festival-europalia

Festivalin Genel Komiserleri olarak atanan Türkiyetarafını temsilen Rönesans Holding Başkanı Dr. Erman Ilıcak ile Belçika tarafını temsile Luc Bertrand, Brüksel’de düzenledikleri Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in de katıldığı basın toplantısında, “Europalia Turkey’in takvimi ve içeriğini açıkladılar.

Türkiye’nin, ‘Anadolu: Sonsuzluğun Evi’ temasıyla katılacağı festivalin basın toplantısında açılış konuşmasını yapan Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, “Anadolu, devasa bir açık hava müzesidir. Hititler’denFriglere
kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapan köklü bir mirastır Anadolu medeniyeti. Bu nedenle festivaldeki sergimizin temasını ‘Anadolu: Sonsuzluğun Evi’ şeklinde belirledik. Bu festivalin ülkemizin sahip olduğu değerleri Avrupa’ya tanıtacağına inanıyoruz” dedi.

Dr. Erman Ilıcak, ise toplantıda yaptığı konuşmada “Hem sanatsal faaliyetlerin icrasında hem de tasarlayacağımız sosyal aktivitelerde, Avrupalı partnerlerimizle her alandaki ilişkileri üst düzeye taşıyabilecek birliktelikleri arzu etmekteyiz. Sinemadan, tiyatroya, edebiyattan müziğe, el sanatlarından gastronomiye, müzecilikten kütüphaneciliğe kadar birçok alanda sergileyeceğimiz özgün performanslarla, sadece sanata dair değil, aynı zamanda ulusların kardeşliği ve dünya barışına yönelik olarak da önemli mesajlar verebileceğimiz inancındayız. Sayın Bakanımızın da ifade ettikleri gibi Anadolu, sayısız uygarlığa insanlık tarihinin başlangıcından itibaren ev sahipliği yapmış bir açık hava müzesi, adeta bir mesken, bir yuva, bir ev gibidir. Her köşesinde, insanlık tarihinden kesitleri okuyabileceğiniz canlı bir kitaptır. Bugün burada ve festival boyunca Avrupa’da, bu kitapta yer alıp medeniyetimizi şekillendiren harflerin, seslerin, renklerin ve anlamların daha bilinir olmasını sağlamak için varız” dedi.

Europalia Festivali

1969 yılından bu yana iki yılda bir Ekim-Ocak ayları arasında düzenlenen Europalia Festivali, davet edilen bir ülkenin kültürel mirasının tanıtımının yapıldığı dünyanın en önemli kültür sanat etkinliklerinden biri niteliği taşıyor. Festivalde konuk ülkenin kültürünü yansıtan geleneksel ve modern sanat, el sanatları ve fotoğraf sergileri ile moda, müzik, tiyatro vebale gösterilerine, ayrıca edebi ve bilimsel sempozyum vekonferanslar ile mutfak kültürünün tanıtımına da yer veriliyor.

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik , geride bıraktığı yüzyılda birçok başarılı ve gurur verici yapımı armağan eden Türk sinemasının en iyi 100 filminin halkın oyları ile belirleneceğini bildirdi.

100 iyi türk filmi

Çelik, yaptığı yazılı açıklamada, Türk sinemasının 100. yılının kutlandığını ve bakanlık olarak halkın sinemaya olan ilgisini arttırmayı hedeflediklerini belirtti.

Türk sinemasının Fuat Uzkınay tarafından 1914’te çekilen “Ayestefanos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı” adlı belgesel ile tarihi yolculuğa başladığını kaydeden Bakan Çelik, “Geride bıraktığı yüzyılda birçok başarılı ve gurur verici yapımı bizlere armağan eden Türk sinemasının en iyi 100 filmini halkımızın oyu ile belirleyeceğiz” ifadesini kullandı.

sienma_100Son yıllarda Türk sinemasının uluslararası alanda elde ettiği prestijli ödüllerin, katıldığı uluslararası festivallerin geleceğe yönelik umut ve beklentileri daha da yükselttiğini bildiren Çelik, açıklamasında şunları belirtti:

“Akademisyenler, meslek birlikleri ve sivil toplum kuruluşları tarafından belirlenen 500 film arasından seçilen 300 film halkımızın oyuna sunulacak. 1 Eylül’e kadar sürecek oylamanın sonuçlarını düzenleyeceğimiz özel bir gece ile kamuoyuna duyuracağız. Düzenlenecek gecede seçilen ‘En İyi 100 Türk Filmi’ne ait afiş ve görüntüler de bir sergi ile sinemaseverlerle buluşturulacak. Ayrıca her filmden bir kostüm tekrar dikilerek kamuoyunun beğenisine sunulacak ve ardından bu kıyafetler, açılacak ‘Ulusal Film Arşivi ve Sinema Müzesi’nde sergilenecek. En iyi 100 filmi belirlemek için http://100yil100film.gov.tr/ veya ‘http://www.yuzyilyuzfilm.gov.tr/‘ adresleri ziyaret edilebilecek.”

Nuri Bilge Ceylan, “Ödülümü son bir yılda hayatını kaybeden Türk gençlerine adıyorum” dedi. Ceylan, “Bu sene Türk sinemasının 100. yıldönümü. İnanılmaz güzel bir tesadüf. Thierry Fremaux, Gilles Jacob ve Jane Chanpion’a çok teşekkür ediyorum. Bu ödülü son bir yıl boyunca hayatını kaybeden tüm Türk gençlerine hediye ediyorum” diye konuştu.

 

Büyük ödül “Altın Palmiye” için 18 film yarıştı.

nuri bilge ceylanödül töreni

CANNES’DA DİĞER ÖDÜLLER

İkinci en iyi film:  “Le Meraviglie”, Yön. Alice Rohrwatcher, İtalya
En İyi Yönetmen: “Foxcatcher”,  Yön. Benett Miller, ABD
Jüri Özel Ödülü: “Mommy”,  Yön,  Xavier Dolan, Kanada.
En İyi Senaryo: Leviathan, Yön. Andrey Zvyagintsev, Rusya
En İyi Erkek Oyuncu:  Timothy Spall, “Mr Turner”, İngiltere
En İyi Kadın Oyuncu: Julianne Moore, “Maps to the Stars”, ABD

BAŞBAKAN ERDOĞAN, CEYLAN’I KUTLADI

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 67. Cannes Film Festivali’nde “Kış Uykusu” filmiyle Altın Palmiye Ödülü’nü kazanan Nuri Bilge Ceylan’ı kutladı.

Başbakanlık kaynaklarından edinilen bilgiye göre Erdoğan, Köln’den İstanbul’a dönüşünün ardından yönetmen Ceylan ile telefonda görüştü.

Erdoğan’ın Ceylan’ı Cannes’da kazandığı ödülden ve Türk sinemasına sağladığı önemli katkılardan dolayı kutladığı öğrenildi.

Başbakan Erdoğan’ın bugüne kadar birçok ulusal ve uluslararası ödül alan Ceylan’ı, “Altın Palmiye” ödülü sayesinde “aziz milletimize yeni bir gurur yaşatmasından” dolayı tebrik ederek, başarılarının devamını dilediği de ifade edildi.

kış uykusu poster

BAKAN ÇELİK’TEN KUTLAMA

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, 67. Cannes Film Festivali’nde “Kış Uykusu” filmiyle Altın Palmiye Ödülü’nü kazanan yönetmen ve senarist Nuri Bilge Ceylan’ı kutladı.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Çelik, Altın Palmiye’yi alan Ceylan’ı telefonla aradı.

Bakan Çelik, Türk sinemasının 100’ncü yılında “Kış Uykusu” adlı filmiyle önemli bir başarıya imza atan ve ülkesini onurlandıran Ceylan ile filmde emeği geçenleri kutladı.

NURİ BİLGE CEYLAN KİMDİR?

BNuri Bilge Ceylan (d. 1959İstanbul) Türk yönetmensenarist ve fotoğraf sanatçısı.

Hayatı

Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra Mimar Sinan Üniversitesi’nde iki yıl sinemaeğitimi gördü. Boğaziçi Üniversitesi’ndeki eğitimi sırasında üniversitenin fotoğrafçılık (BÜFOK), dağcılık ve mağaracılık kulüplerine katılarak, doğa etkinlikleri ile ilgilendi. 1980’lerde kimi portföyleri Gergedan gibi dönemin nitelikli kültür ve sanat dergilerinde yayınlanan Ceylan, yaptığı dört filmin de, yönetmenliğini, senaryo yazarlığını ve yapımcılığını üstlendi. Sinemaya Koza adlı kısa filmiyle adımını atan Ceylan bu filmiyle, Cannes Film Festivali’nin ilgili bölümüne katılma başarısını gösterdi. Ceylan 1997’de ilk uzun metrajlı filmi olan ve başta Berlin Film Festivali olarak pek çok dünya festivalinde gösterilen üç bölümlü, otobiyografik ve pastoral Kasabafilmini, 1999 yılında da bir meta-film olan ve ilk iki filmdeki otobiyografik izleği sürdüren ve büyük başarı kazanan Mayıs Sıkıntısı’nı çekti. Film, Berlin Film Festivali’nin yarışmalı bölümünde gösterilmişti.

56. Cannes Film Festivali’nde yarışan ve favori filmler arasında gösterilen Nuri Bilge Ceylan’ın 2002 yapımlı dram filmi Uzak, Altın Palmiye’den sonra festivalin ikinci önemli ödülü olan ‘Büyük Jüri Ödülü’nü (‘Grand Prix’) aldı. Filmde yalnız ve yabancılaşmış iki kuzeni oynayan filmin başrol oyuncuları Muzaffer Özdemir ve film tamamlandıktan hemen sonra bir trafik kazasında ölen Mehmet Emin Toprak da ‘En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü paylaşarak Türk sinema tarihinin en parlak başarılarından birine imza attılar.

Ceylan’ın dördüncü uzun metrajlı filmi olan İklimler, 2006 Cannes Film Festivali’nin yarışma bölümüne kabul edildi. Ceylan’ın o güne kadar çektiği en büyük bütçeli eser olan film, dijital görüntü teknolojisiyle kotarıldı ve görüntü yönetmenliğini Ceylan’ın kendisinin üstlenmediği ilk filmi olma özelliğini kazandı. Filmin bir diğer önemli özelliği ise, Nuri Bilge Ceylan’ın bu kez kamera önüne de geçerek, eşi Ebru Ceylan’la başrolleri paylaşmış olmasıdır.

2008 Cannes Film Festivali’nde küçük zaafların büyük yalanları doğurmasıyla parçalanan bir ailenin, gerçeklerin üzerini örterek bir arada kalma çabasını anlatan Üç Maymun filmiyle “En İyi Yönetmen Ödülü”nü aldı. Ödülü aldıktan sonra yaptığı teşekkür konuşmasında “Bu ödülü birisine adamak istiyorum: Tutkuyla sevdiğim, yalnız ve güzel ülkeme…” dedi.[1] 64.Cannes Film Festivalinde Bir Zamanlar Anadolu’da filmiyle Büyük jüri ödülüne layık görüldü.

Ceylan’ın 2013 yılı içerisinde Kış Uykusu isimli yeni bir filme başlaması bekleniyor. Filmin başrollerinde Demet Akbağ, Haluk Bilginer ve Melisa Sözen gibi isimler yer alacak.

Filmografi ve Ödüller

Koza (1995)

1995 Cannes Film Festivali Uluslararası Kısa Film Yarışması

Kasaba (1997)

  • 17. Uluslararası İstanbul Film Festivali (1998)
    • “Fipresci Ödülü”

Berlin Film Festivali (1998)

  • “Caligari Ödülü” Nuri Bilge Ceylan

Köln Film Festivali (1999)

  • “En İyi Film”
  • “En İyi Görüntü Yönetmeni” (Nuri Bilge Ceylan)

Mayıs Sıkıntısı (1999)

21. Siyad Türk Sineması Ödülleri, 1999

  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Yönetmen”
  • “En İyi Film”

36. Antalya Altın Portakal Film Festivali (1999)

  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Yönetmen”
  • “Nuri Bilge Ceylan – Dr. Avni Tolunay Özel Ödülü”
  • “En İyi 2. Film”

19. Uluslararası İstanbul Film Festivali 2000

  • “Altın Lale”
  • “En İyi Türk Filmi”
  • “Fipresci Ödülü (Uluslararası)”
  • “Halk Jürisi Ödülü”

Buenos Aires Uluslararası Film Festivali, 2001

  • Nuri Bilge Ceylan – En İyi Yönetmen

12. Ankara Film Festivali 2000

  • En İyi Film

İskenderiye Film Festivali 2000

  • “Jüri Özel Ödülü”
  • “Mehmet Emin Ceylan” – En İyi Erkek Oyuncu
  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Kurgu”

Uzak (2002)

56. Cannes Film Festivali, 2003

  • “Nuri Bilge Ceylan – Büyük Jüri Ödülü”
  • “Mehmet Emin Toprak – En İyi Erkek Oyuncu”
  • “Muzaffer Özdemir – En İyi Erkek Oyuncu”

39. Antalya Altın Portakal Film Festivali 2002

  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Yönetmen”
  • “En İyi Film”
  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Senaryo”
  • “Mehmet Emin Toprak – En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu”
  • “En İyi Film”

14. Ankara Film Festivali 2002

  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Yönetmen”
  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Görüntü Yönetmeni”
  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Kurgu” “Zuhal Gencer Erkaya – En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu”

24. Siyad Türk Sineması Ödülleri, 2002

  • “En İyi Film”
  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Yönetmen”
  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Görüntü Yönetmeni”

22. Uluslararası İstanbul Film Festivali 2003

  • “En İyi Film”
  • “Nuri Bilge Ceylan – Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı Yılın En İyi Türk Yönetmeni”
  • “FIPRESCI Ödülü”

Cinemaya Film Festivali 2003

  • “En İyi Film”
  • “Büyük Ödül”

13. Orhan Arıburnu Ödülleri 2002

  • “En İyi Film”
  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Yönetmen”
  • “Muzaffer Özdemir – En İyi Erkek Oyuncu”

39. Chicago Uluslararası Film Festivali, 2003

  • Nuri Bilge Ceylan – En İyi 2. Film

25. Montpellier Film Festivali 2003

  • “Nuri Bilge Ceylan – Altın Antigone”
  • “Nuri Bilge Ceylan – Eleştirmenler Birliği Ödülü”

Beyrut Film Festivali 2003

  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Film”
  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Senaryo”

16. Trieste Film Festivali, 2004

  • Nuri Bilge Ceylan – En İyi Film

Mexico City Film Festivali, 2004

  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Yönetmen”
  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Görüntü Yönetmeni”

İklimler (2006)

43. Antalya Film Festivali, 2006 [1]

  • En İyi Laboratuar Sinefekt
  • En İyi Ses Tasarımı (İsmail Karadaş)
  • En İyi Kurgu (Ayhan Ergürsel)
  • En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Nazan Kırılmış)
  • En İyi Yönetmen (Nuri Bilge Ceylan)

59. Cannes Film Festivali, 2006

  • FIPRESCI Ödülü

26. Uluslararası İstanbul Film Festivali, 2007

  • En İyi Film

Skip City Uluslararası Dijital Sinema Festivali, Japonya, 2007 [2]

  • En İyi Dijital Film

Üç Maymun (2008)

61. Cannes Film Festivali Altın Palmiye

  • En İyi Yönetmen Ödülü

2. Yeşilçam Ödülleri

  • En iyi film
  • En iyi yönetmen
  • En iyi senaryo
  • En iyi kadın oyuncu
  • En iyi görüntü yönetmeni
  • Genç yetenek özel ödülü

41. Siyad Ödülleri;

  • En iyi kurgu
  • En iyi kadın oyuncu performansı
  • En iyi yardımcı erkek oyuncu performansı
  • En iyi yönetmen

Osian’s Cinefan Film Festivali

  • En iyi yönetmen

Haifa Film Festivali

  • En iyi film(Golden Anchos)

Asia Pasific Screen Awards

  • En iyi yönetmen
  • En iyi film (Tulpan)

“Manaki Brothers” Film Camera Festivali

  • Mosfilm Awards
  • Special Mention(Özel Mansiyon)

Bir Zamanlar Anadolu’da (2011)

64. Cannes Film Festivali Jüri Büyük Ödülü

Asia Pasific Screen Awards

  • En iyi yönetmen
  • Büyük Jüri Ödülü
  • En iyi görüntü yönetmeni – Gökhan Tiryaki

Kış Uykusu (2014)

2014 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü kazandı.

Yayınlanan Senaryoları

  • Kasaba, Norgunk Yayıncılık, 2007.
  • Mayıs Sıkıntısı, Norgunk Yayıncılık, 2003.
  • Uzak, Norgunk Yayıncılık, 2004.
  • İklimler, Norgunk Yayıncılık, 2009.

FESTİVALDE YILDIZLAR GEÇİDİ 

Festival, her yıl olduğu gibi bu yıl da yıldızlar geçidine sahne oldu.

Nicole Kidman, Justine Tautou, Jane Fonda, Selma Hayek-Pinault, Eva Longoria, Mel Gibson, Sylvester Stallone, Harrison Ford, Adriana Lima, Gerard Depardieu, Monica Bellucci, Sophia Loren, Sharon Stone, Catherine Deneuve kırmızı halıdan geçen ünlü sinema yıldızları arasındaydı.

Cannes Film Festivali, yarışma içi ve yarışma dışı gösterilen filmlerin dışında, festival sarayında 13 metrekarelik alanda kurulan sinema pazarıyla her yıl olduğu gibi yine bu alanda önemli bir etkinliğe evsahipliği yaptı.

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 100’ün üstünde ülkeden gelen yapımcı ve dağıtım şirketi, yaklaşık 5 bin civarında filmi pazarlamak için çalıştı.

Yetkililer, sinema pazarında alınıp satılan filmlerin cirosunun 800 milyon Euro civarında olduğu tahmininde bulunuyor.

Cannes Film Festivali, 14 Mayıs’ta “Grace of Monaco” filminin gösterimiyle başlamıştı.

 

Filmin fragmanını izlemek için lütfen tıklayınız.

34 yıllık eserler ihmal kurbanı oldu. Dünyaca ünlü Türk seramik sanatçısı merhum Attila Galatalı’nın seramikleri artık yok. Galatalı’nın 1980 yılında yaptığı eserler Adalet Bakanlığı binasıyla birlikte yıkıldı…
34-yillik-eserler

Kültür varlıklarını, sanat eserlerini korumak ve geliştirmekle görevli olan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, dünyaca ünlü Türk seramik sanatçısı merhum Attila Galatalı’ya ait paha biçilemeyen devasa ölçülerdeki değişik figürlerden oluşan seramik panolarının yok edilmesine sebebiyet verdiği ortaya çıktı.

Günay talimat verdi

Atilla Galatalı

Atilla Galatalı

Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’a, temmuz 2012’de, TPAO binası olarak inşa edilen, 1991’de Adalet Bakanlığı’na devredilen Kızılay’daki 10 katlı binanın yıkılacağı ve bina duvarlarında merhum sanatçı Attila Galatalı’ya ait paha biçilemeyen seramik panoların olduğu bilgisi verildi. Günay bu bilgi üzerine, Galatalı tarafından 1980’de bu binaya yapılan seramik pano eserlerin sökülerek koruma altına alınması için yetkililere ‘kurtarın’ talimatı verdi.

Harekete geçen Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü (GSGM), binadaki söz konusu eserlerin tespit edilmesi için çalışma başlattı. Bu kapsamda genel müdürlükte görevli bir uzman binadaki eserlerin nasıl taşınacağı konusunda incelemeler yapmak üzere binaya geldi. Ancak binadaki yıkım çalışmaları da ilgili firma tarafından temmuz 2012 tarihiyle başlatıldı. GSGM uzmanı, yaptığı çalışmalar doğrultusunda binanın girişindeki fuaye bölümünde bulunan seramik panoyu tespit etti. Ancak, binanın yemek salonuna ‘ana eser’ olarak yapılan 21.70 metre uzunluğundaki 1.50 metre enindeki değişik figürlerden oluşan devasa seramik pano eser ise tespit edilemedi. Ayrıca aynı sanatçının binanın lokal bölümüne yaptığı 5 metre uzunluğundaki, 2.5 metre enindeki seramik panosu da tespit edilemedi. Dönemin GSGM yöneticileri tarafından, fuaye bölümündeki panonun koruma altına alınması ve sökülmesi için yapılan resmi yazışmalarda da yemek salonu ve lokal bölümündeki devasa panolardan söz edilmedi.

Hiçbir önlem alınmadı

Yapılan incelemelerin ardından, uzmanlardan oluşturulan bir komisyon tarafından fuaye bölümündeki seramik pano eylül 2012’de koruma altına alındı. Ancak binaya ana eser olarak yapılan yemek salonundaki devasa ölçülerdeki seramik pano için ise herhangi bir koruma önlemi alınmadı. Yemek salonu ve lokaldeki seramik eserler de molozlorla birlikte hafriyat sahasına döküldü. Aralık ayında binanın giriş katının da yıkılmasının ardından bina tamamen yıkılmış oldu. Yıkılan binanın yerine yenisinin yapılması için başlatılan çalışmalar ise sürüyor. Söz konusu bina, Adalet Bakanlığı’na devrinin ardından bakanlığn ek binası olarak kullanıldı. Yapı uzun yıllar Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) binası olarak da kullanıldı.

Molozlarla birlikte hafriyat sahasına

Galatalı’nın, Ankara’da Adalet Bakanlığı’na ait binanın değişik bölümlerine 1980’de yaptığı 21.7 metre uzunluğundaki 1.5 metre enindeki seramik panonun da aralarında olduğu eserleri, dönemin bakanı Ertuğrul Günay’ın ‘kurtarın’ talimatına rağmen bu binayla birlikte yıkıldı. Seramik eserler yıkılan binadaki molozlarla birlikte hafriyat sahasına döküldü.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye’nin tanıtımı için dünyada kendi alanlarında önde gelen isimleri Türkiye’ye davet etmeye devam ediyor. Bakanlık, bu kapsamda son olarak Çin Halk Cumhuriyeti’nden Nobel Edebiyat Ödül’lü Mo Yan’ı ülkeye davet etti.

Mo Yan

Mo Yan, 17 Aralık’ta Türkiye’de olacak. Nobel’li yazar, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2013’te başlattığı “100 Çinli Entelektüel” projesi kapsamında Türkiye’nin güzelliklerini keşfedecek. Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik tarafından ağırlanacak olan dünyaca ünlü yazar, bakanlık tarafından kendisi için hazırlanan program kapsamında İstanbul’un tarihi ve turistik yerlerini gezecek. Program kapsamında Bakan Ömer Çelik’in de görüşmeyi planladığı Mo Yan’ın yanı sıra Türkiye’ye, Çin’de bir milyonun üzerinde aylık satış ortalamasıyla birinci sırada bulunan Çin Coğrafyası dergisinin baş editörü olan Shan Zhiqiang, Çin edebiyat dünyasının tanınan isimlerinden olan Chen Huizhong ve farklı alanlarda kitapları bulunan pek çok yazar da gelecek. Alanlarında etkin bir yere sahip bu isimlerin, ülkelerine döndüklerinde gerek sosyal medyada yapacakları paylaşımlar gerekse televizyon ve gazetecilik dünyasında Türkiye tanıtımı için yararlı alternatif eserler ortaya koyacakları düşünülüyor. Kültür Devrimi sırasında 11 yaşındayken okulu bırakıp önce çiftçi olarak ardından fabrika işçisi olarak çalışan ve bu sırada yazmaya başlayan yazarın gerçek adı Guan Moye. Moye, eserlerinde Çince, ‘konuşma!’ manasına gelen ‘Mo Yan’ mahlasını kullanıyor. Mo Yan, 2012 Nobel Edebiyat Ödülü’nü alırken Çin’de doğan ve Çin’de yaşamayı sürdüren ilk Çinli Nobel ödüllü yazar oldu.

Market zinciri BİM’in Kemalpaşa’da depo yapmak istediği arsada bulunan tarihi mozaiklerin taşınmasına karar verildiği ortaya çıktı. Ancak Batı’nın Zeugma’sı olarak da adlandırılan mozaiklerle ilgili yapılan görüşmeler, kamuoyuna “Urla Villaları”yla ilgili olarak yansıdı.

Urla Villaları

Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, görevi devrettiği Bakan Ömer Çelik ve BİM’in ortaklarından işadamı Latif Topbaş’ın kamuoyuna da yansıyan konuşmalarındaki mozaiklerin aslında bu tarihi kalıntılarla ilgili olduğunu söyledi.

2012 yılında dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay mozaiklere hayran kalmıştı

Günay, Hürriyet gazetesinden Banu Şen’e  şu bilgileri verdi:

“Ben Kemalpaşa’daki mozaiklerin bulunduğu alanı 2012’nin son aylarında gidip görmüştüm. Gerek mozaikler, gerekse çevresindeki duvar kalıntıları önemli bir yerleşim merkezi olduğunu açıkça gösteriyor. Gördüklerimiz bizi çok heyecanlandırdı ve Ege Bölgesi’nde önemli bir Zeugma keşfettiğimizi düşündük. Bu düşüncelerimizi de basınla paylaştım. Ancak bu buluntulardan yaklaşık üç ay sonra görevimden ayrılmak zorunda kaldım. Bu alan o zamanki tespitlerime göre 1. Derece Arkeolojik SİT Alanı olarak işaretlenmesi gereken bir alandır. Şimdi burada yeni bir yapılaşma gerçekleştirmek için sürdürülen çalışmaları dikkatle takip ediyorum ve ayrıntıları öğrenmeye çalışıyorum. Daha ayrıntılı bilgi edindikten sonra bu konuda veİzmir’de SİT alanlarında yapılmaya çalışılan başka alanlarla ilgili detaylı açıklama yapacağım. Yalnız bir şey var ki o da bun alana kesinlikle depo yapılamaz.”

Önce taşınamaz sonra taşınsın kararı

Süreç şöyle gelişti:

2012’de Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi Ulucak mevkii 7 No’lu parselinde perakende zinciri BİM depo amaçlı inşaat yapmak üzere çalışmalara başladı.

Sondaj çalışmaları sırasında arkeolojik buluntular ortaya çıktı.

Alan, İzmir 2 No’lu Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından mozaikler ve duvarlara ulaşılmadan, ilk etapta 3. Derece SİT olarak tescillenip korumaya alındı.

Alanda kurtarma kazıları başladı.Bu kazılarda Anadolu parsı ve aslanı gibi nesli tükenen hayvanlara ait mozaikler ve büyük bir yerleşim kompleksi ortaya çıktı.

Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay o günlerde, alanda bir basın toplantısı yaparak, buranın “Batı’nın Zeugması” olacak değerde önemli bir arkeolojik bölge olduğunu söyledi.

Bu arada BİM sanayi inşaatı yapmak istediğini, alanın ya üzerinin örtülmesini ya da mozaikler ile duvar kalıntıların kaldırılmasını talep etti. Ancak kurtarma kazıları tamamlandığında mozaikler ve duvarların olduğu alanın 1. Derece, diğer kısımların ise 3.Derece olarak tescillenmesi, bu nedenle de mozaik ve duvarların kaldırılmadan yerinde korunmasına karar verildi.

BİM; kurulun 12.06.2013’te aldığı bu karara iki kez itiraz etti. Bu kez itirazlar Ankara’ya, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’na gitti. 12 Aralık 2013’te toplanan kurul, BİM’in itirazlarını değerlendirdi.

Müze müdürlüğünün raporu ile BİM’in yaptığı itiraz başvurusuna ek olarak sunulan ve Ege Üniversitesi Rektörlüğünden Prof. DR. Ersin Doğaner ve Yrd.Doç. Emine Tok tarafından hazırlanan raporları dikkate alan Yüksek Kurul, mozaiklerin taşınmasına karar verdi. Plan veren duvarların bulunduğu alana ilişkin ise Koruma Yüksek Kurulu’nun 37 sayılı ilke kararları hükümleri göz önünde bulundurularak hazırlanacak projelerin, İzmir 2 Nolu Koruma Kurulu’nca değerlendirilmesi kararı çıktı.

Koruma altında

Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi içindeki alan, koruma altına alındığı günden bu yana sürekli polis gözetiminde tutulurken, 550 metrekarelik villanın 11 odasının altısında bulunan mozaiklerin ise toprakla kaplanarak koruma altına alındığı görüldü. Kalıntılar arasında duvarlar, sütunlar ve mezarlar da dikkat çekti.

Takdir kurulun

Kurtarma kazılarını gerçekleştiren İzmir Arkeoloji Müzesi’nin Müdürü Mehmet Tuna, özellikle mozaiklerin bulunduğu alanın 1.Derece Arkeolojik SİT Alanı olduğunu belirtirken Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Antik Smyrna Kazı Başkanı Yrd.Doç.Akın Ersoy buluntuları değerlendirdi:

“İpuçlarından MS.4.yy yüzyıl sonralarından 7.yy’a kadar kullanıldığı anlaşılıyor. O dönemde kırsalda olan merkezi mekanlı villalara benziyor. Ya zengin Nyphaion’li (Kemalpaşa) ya da Smrynalı (İzmir) bir aristokrata ait bir villa olabilir. 200 yıllık yaşam süren bir yapı. Kente Müslüman Arap saldırıları olduğu sırada burada yaşamın sona erdiğini söylemek mümkün. Şu an görünen malzemeler orijinal. Kamu yararı söz konusu olduğunda kimi zaman kurullar müzede sergilenmesi yönünde böyle kararlar alabilir. Ancak bu şekliyle baktığımızda 1. Derece Arkeolojik SİT alanı olmaya aday bir alan. Ama takdir yine de koruma kurulunundur.”

Alanın en son durumu ile görüşlerine başvurulan İzmir 2 No’lu Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu, internet sitelerindeki arıza nedeniyle en son yüklemeyi 2 Eylül 2010’da yaptıklarını daha sonra başvurumuza yazılı olarak yanıt vereceklerini belirtti.

Batı’nın Zeugması

Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, 20 Ekim 2012’de “İzmir’e bayram öncesinde herkesi çok şaşırtacak ve görenlerin şaşkınlığını gizleyemeyeceği büyük bir arkeolojik müjde vereceğiz” şeklinde açıklamasıyla gündeme gelmişti. Milattan sonra 4’ncü yüzyıla ait antik bir Roma kenti olduğu düşünülen alanda yapılan kurtarma kazısı sonrasında geniş çaplı kazı çalışmaları başlamış ve yine o dönemin Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Murat Süslü, “Anadolu’da kayıp kentlerin olduğu biliniyor. Yapılacak bilimsel çalışmalar sonucu belki bu kentin de hangi kayıp kent olduğu ortaya çıkacak. Burada ‘Batı’nın Zeugması’ denebilecek bir yapılaşma var” demişti.

Süslü, “Alan sadece villadan oluşmuyor. Sondaj kazılarıyla arazi genelinde yapılara rastlamakla beraber zaman içinde zengin verilere de rastlayacağımız aşikar. Bir kent ya da yerleşim birimi olup olmadığı belirlendikten sonra buranın durumu netlik kazanacak” demişti.

BİM: GERİ ALINMASI İÇİN BAŞVURACAĞIZ

BİM Birleşik Mağazalar A.Ş. ise konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:

Sosyal medya üzerinden yayıldığı tespit edilen tapelerle, mülkiyeti şirketimize ait bu arazi arasında hiçbir ilişki yoktur. Şirketimize ait İzmir ili, Kemalpaşa ilçesi, Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesinde yaklaşık 40.000 m² büyüklüğünde bir arazi bulunmaktadır. Söz konusu araziye ilişkin son durum bilgileri kronolojik olarak şu şekildedir:

1- 26 Ocak 2012 tarihinde bu arazi üzerinde bir depo yapımı için proje hazırlanmış ve yerel yönetimin onayına sunulmuştur.

2- Bunu takiben 13 Mart 2012 tarihinde kuralına uygun olarak başlatılan hafriyat çalışmaları esnasında bazı kalıntıların varlığı tarafımızca tespit edilmiş ve gecikmeksizin İzmir Müze Müdürlüğü bilgilendirilmiştir.

3- 23 Mart tarihinde müze arkeologları yerinde yaptıkları inceleme sonucunda söz konusu kalıntılar ile ilgili bir tespit tutanağı düzenlemişlerdir. Bunun akabinde 23 Mayıs 2012 tarihinde İzmir 2 No’lu Koruma Kurulu tarafından mülkiyetimizde olan bu arazi 3. derece sit alanı ilanı edilmiştir.

4- 3 Eylül 2012 tarihinde ise Müze Müdürlüğü tarafından öncelikle sondaj kazıları başlatılmış ve devamında 26 Eylül tarihinde kurtarma kazıları başlatılmıştır. Keza 29 Ekim 2012 tarihinde kazı alanı dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay tarafından ziyaret edilmiş; bulunan tarihi eserler basında haber olarak yer almıştır.

5 – 5 Nisan 2013 tarihinde kurtarma kazısı tamamlanmış, müze uzmanları tarafından hazırlanan rapor temelinde İzmir 2 No’lu Koruma Kurulu, 12 Haziran 2013 tarihinde eserlerin bulunduğu bölüm için 1. derece sit diğer kalan kısım için 3. derece sit alanı kararı almıştır.

6- 20 Ağustos 2013 tarihinde şirketimiz, bulunan tarihi eserlerin müzeye taşınması hususunda ilgili Üst Kurula bir başvuruda bulunmuştur. Üst Kurul Ege Üniversitesi tarafından hazırlanan raporu dikkate alarak 12 Aralık 2013 tarihinde bulunan mozaiklerin müzeye taşınması ve diğer kalan duvar kalıntılarının yerinde korunması şartıyla araziyi

3- derece sit alanı ilanı olarak karara bağlamıştır.

Bugün bulunulan noktada, şirketimiz tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı’na söz konusu arazinin maliyet fiyatı üzerinden kamu tarafından geri alınması için yazılı müracaatta bulunma kararı alınmış bulunmaktadır.

Kaynak :[-]

Devlet Tiyatroları’nın geleceğine ilişkin tartışmalar yeni bir aşamaya giriyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Tiyatroları dışında, orkestralar, opera-bale ile güzel sanatlar gibi bakanlığa bağlı sanat birimleriyle ilgili yapılacak düzenlemeyi sivil toplum örgütlerinin görüşlerine açıyor.

tc-kultur-ve-turizm-Bakanligi-logoKonu ile ilgili Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in başkanlık edeceği belirtilen bir toplantı 22 Ocak’ta yapılacak. Toplantıya tarafların temsilcileri katılacak. Toplantıda, bakanlık tarafından daha önce hazırlanan yasa taslağı ilk kez ilgili kesimlerle görüşülecek.

Bakanlığın hazırladığı “Türkiye Sanat Kurumu ile Sanatın Desteklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı Taslağı” başlıklı çalışma, geçtiğimiz sanat sezonunun sonunda gündeme gelmişti. Ancak bakanlık taslakla ilgili açıklama yapmamıştı. Söz konusu toplantıda ise bakanlık, adı geçen taslağı sahiplenerek, sivil toplum örgütlerinin, ilgili tarafların görüşüne açacak. Taslağın ilgili kurumların görüşleri alındıktan sonra Meclis’e getirilmesi hedefleniyor. Taslak, devlete bağlı Devlet Tiyatroları, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, Opera Bale Genel Müdürlüğü ile orkestraların faaliyetlerinin tamamının Türkiye Sanat Kurumu’na (TÜSAK) bağlanmasını içeriyor. Kurum, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın tavsiyesi ve Bakanlar Kurulu kararı ile atanacak 11 kişiden oluşan Türkiye Sanat Kurulu ve hizmet birimlerinden oluşacak. Türkiye’de desteklenecek tüm kültür-sanat faaliyetleri 11 kişinin uhdesinde olacak. Tasarının ‘gerekçe’ bölümünde, yeni düzenlemede, İngiltere’nin 1940 yılında kurulan ‘İngiliz Sanat Konseyi’, İtalya’da 1976 yılında kurulan Kültürel Faaliyetler Bakanlığı ile Avustralya’da 1975 yılında kurulan Sanat Konseyi’nin örnek alındığı belirtiliyor.

Sanat kurumları TÜSAK’a devredilecek

Devlet-TiyatrolariTasarıda, kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte söz konusu devlete bağlı sanat kurumlarının kapanarak, yöneticilerinin bakanlık müşavirliği kadrosuna, personelinin ise Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredileceği belirtiliyor. Emeklilik dönemine yakın personelin de emekliliğini istemesi halinde emeklilik ikramiyesinin yüksek miktarlarda ödeneceği taahhüt ediliyor. 30 yaşını geçmemiş ‘sanatçı memur’ statüsündeki personelin bir kısmının da TÜSAK’ta ‘uzman yardımcısı’ olarak başvuru yapabileceği belirtiliyor. Böylece devlette ‘sanatçı’ kadrosu tamamen ortadan kalkacak. Taslakta, TÜSAK’ın görev tanımlarına bakıldığında, Türkiye’deki tüm kültür-sanat faaliyetlerinin bu kurum eli ile gerçekleştirileceği görülüyor. Sanat projelerinin değerlendirilmesi, desteklenmesi ve yaptırılması TÜSAK’a ait olacak. Kurum, mali ve idari özerkliğe sahip, özel bütçeli, kamu tüzel kişiliğini haiz, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyetlerini sürdürecek.

Sanatçılar tepkili

Bindikleri dalı keserler

Ayten Gökçer (Oyuncu) Eski köye yeni âdet getirmeye gerek yok. Devlet Tiyatroları’nı kapatmaya çalışıyorlarsa açıkça söylesinler. Bunu yapamazlar, onları aşar. Dünyanın her yerinde sanat özgürdür. Kuruma destek verenler tabii ki orada neler olduğuna bakacaklardır ama direkt müdahale edemezler. Bu bindiğin dalı kesmektir. Böyle bir karar almayacaklarını düşünüyorum. Aklı başında kişiler oldukları kanısındayım.

Kapatmak çözüm değil

Nevra Serezli (Oyuncu) Devlet Tiyatroları, uzun yıllar süren bir geleneğe sahip. Kendi iç tüzükleri, işleyişi var. Bunları yok sayıp onu atıyorum, bunu kapatıyorum tutumu çok yanlış. Bu kökten değişim, her şeye kökten el koymak oluyor. Çok üzücü. Mevcut sistemin sorunu varsa onu gidermeye çalışırsın, kapatarak sorun çözemezsin. Sanat kurulunu iktidarın belirlemesi sanatın siyasallaşması anlamına geliyor. Sanat, özgürlük demek. Onu kısıtlarsan, bariyerler koyarsan hiçbir şey üretemezsin. Olamaz böyle bir şey. Umarım keyfe keder böyle düzenleme yapılmaz.

Dehşet içindeyim

Haldun Dormen (Oyuncu-Yönetmen) Böyle bir şeyi nasıl yaparlar, sanatı böyle nasıl baltalarlar anlamıyorum. Dehşet içindeyim. Sanatı bir yerlere getirmek için bu kadar yıldır çalışıyoruz. Müzikte, tiyatroda, sinemada dünya çapında isimler yetiştirdik. Böyle bir düzenleme, bunları yok etmektir.

ASLIHAN AYDIN -AYHAN HÜLAGÜ

Kaynak : onedio.com

Bakanlık, yardım yaptığı özel tiyatrolara, ‘genel ahlâk kurallarına uygun’ oyun sahnelemeleri için protokol imzalama zorunluluğu getirdi

tiyatro dersleriiiiiiiiiBakanlık, yardım yaptığı tiyatrolara ‘ahlaklı oyun’ kriteri koydu. Yardım yapılan özel tiyatrolara ‘genel ahlak kurallarına uygun oyun’ sahnelemeliri için protokol imzalama zorunluluğu getirildi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Gezi eylemlerini destekleyen özel tiyatrolara yardımı kesmesinin ardından yardım konusunda ikinci bir skandala daha imza attı. Bakanlık, yardım yapmaya uygun bulduğu tiyatrolara “ahlaklı oyun” kriteri getirdi.

Cumhuriyet gazetesinden Selda Güneysu ‘nun haberine göre bakanlık, yardım yaptığı özel tiyatrolara, “genel ahlâk kurallarına uygun” oyun sahnelemeleri için protokol imzalama zorunluluğu getirdi. “Genel ahlaka uygun oyun” sergilemeyen tiyatronun yardımı 15 gün içinde yasal faiziyle birlikte geri alınacak.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, her yıl verilen özel tiyatrolara destek yardımları konusunda bu yıl farklı bir tutum takınarak “Gezi eylemlerine katılan ve destek veren” aralarında Genco Erkal , Ferhan Şensoy , Haluk Bilginer , Levent Kırca ’nın tiyatroları ile AST ile Destar Tiyatro’nun da bulunduğu 20’ye yakın tiyatroya destek yardımı yapmamıştı. Bakanlık Değerlendirme Komisyonu, 4 milyon 312 bin TL ödeneği, bu yıl, 221 özel tiyatronun projesine dağıtmaya karar vermişti.

Söz konusu yardımlara ilişkin bakanlık, desteklemeye değer görülen tiyatrolara “Özel Tiyatroları Destekleme Yardımları Protokolü” gönderdi. Tiyatroların bakanlıktan yardım alabilmek için imzalamakla yükümlü oldukları söz konusu protokolün 14. maddesi ile dikkat çekici bir yükümlülük getirildi.

14 maddeye göre, tiyatrolar alacakları yardım karşılığında “genel ahlak kurallarına uygun” oyun sahnelemek zorunda olacaklar. Protokole göre, yardım alan tiyatrolar “genel ahlâk kurallarına uygun” oyun sahnelemezse, bakanlıkça verilen yardım 15 gün içinde yasal faiziyle birlikte geri alınacak.

14- Madde’ye ilk tepki Tiyatro Kumpanyası’ndan:

 ‘Desteği reddediyoruz!’

Protokolün 14. maddesine ilk tepki ibu yıl sunduğu proje destek almaya değer görülen Tiyatro Kumpanyası’ndan geldi. Tiyatro Kumpanyası’nın Genel Sanat Yönetmeni Kemal Kocatürk, Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada, 14. madde ve “Gezi” tartışmaları nedeniyle kendilerine yapılan yardımı bakanlığa iade edeceklerini söyledi.

Geçen yıl Ahmed Arif ’in “Hasretinden Prangalar Eskittim” adlı eserinden uyarlanmış aynı isimli oyunla bakanlıktan ödenek aldıklarını ve bu yıl da “Küçürekkız” adlı oyunla bakanlığa başvurduklarını dile getiren Kocatürk, “Hiç umudumuz yokken, geçen yıla oranla ‘indirimli’ bir ödeneğe değer görüldük. ‘İndirimli’ dememden kasıt şudur: Bakanlığın sloganı hani ‘Devletin özel tiyatrolara artarak süren desteği…’ ya, o bakımdan. Biz ‘indirime’ tabi tutulmuşuz” dedi.

Protokole göre, bakanlıktan ödenek alan tiyatroların yıl içinde 27 temsil yapmak zorunda olduklarını ve bu temsillerde “14. maddeye uymak zorunluluğu” doğduğunun altını çizen Kocatürk, şöyle konuştu:

“Böylesine muğlak bir maddenin içeriği hiçbir hukuk diline de sığmaz herhalde. Bu maddeden iyi niyet beklentim olmadığı için de bu desteği bir köstek olarak gördüğümüzden kullanmayı düşünmemekteyiz. Çünkü maddenin içeriğinden anlaşılacağı üzere, ‘armudun çekirdeği, üzümün çöpü’ denilerek, verilen yardımın yeniden sizden faiziyle birlikte geri istenmesi işten bile değil.

Üstelik de oyununuz hakkında tespit tutanağı yazacak kişi ya da kuruluşlar bile belli değil. Yoldan geçen herhangi birinin hakkınızda bakanlığa yapacağı ufacık bir şikâyetin bile dayanak gösterilmeyeceği ne malum?

Böylesi bir protokole imza atmayı kendimizde ne yazık ki uygar, demokratik ve hukuk devletinin bir bireyi olarak hak görmüyoruz. Hak görenleri de kınıyoruz. Devletin tüm halkın vergileriyle dağıttığı bu ödeneği bir hulufe, bir sadaka gibi görmesini ve bunda da ayrıştırıcı rol oynamasını içimize sindiremeyerek, bu desteği reddediyoruz.”

‘Aile değerleri’ni gözeteceğiz!

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik , TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmeleri sırasında, “Gezi’ci tiyatrolara destek yok” haberini anımsatarak “Bir tiyatroya verilen destekte hangi kriterleri gözetiyorsunuz?” sorusunu soran CHP İstanbul Milletvekili Sedef Küçük’e, “Tabii ki aile değerlerini gözeteceğiz; tabii ki toplumun genel kabul gösterdiği değerleri gözeteceğiz. Dünyadaki hiçbir kültür bakanlığının da temel statejisi içinde buna aykırı unsurlar bulamazsınız” yanıtını vermişti.