Şunun için etiket arşivi: hollanda

”Antalya 3. Uluslararası Tiyatro Festivali”, 14–25 Mayıs tarihleri arasında Antalya Devlet Tiyatrosu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirilecek.

Antalya 3. Uluslararası Tiyatro Festivali

Devlet Tiyatroları (DT) Genel Müdürlüğü’nden yapılan yazılı açıklamaya göre, DT, Antalya’da düzenlenecek festivalle, Türkiye’nin tarihi ve sanatsal dokusunu uluslararası bir platformda paylaşmayı, günümüz tiyatrosunu geçmişin sahnesinde sergilemeyi ve gelecek yıllarda bölgedeki antik tiyatrolarda yeni deneyimlerle seyirciyi buluşturmayı amaçlıyor.

Festival kapsamında bugüne kadar Türkiye’nin yanı sıra Almanya, Rusya, Gürcistan, İtalya, Küba ve Slovakya’dan katılan farklı tiyatro gruplarının sahnelediği 16 değişik oyunla 34 temsil verilirken, 21 bin sanatsever de tiyatroyla buluştu.

”Antalya 3. Uluslararası Tiyatro Festivali”nde, 7’si yabancı, 5’i yerli 12 değişik oyun, 20 temsil ve 3 atölye çalışması sahnelenecek.

Festivalde, Ankara, İstanbul, Trabzon Devlet Tiyatroları’nın yanı sıra İtalya, Hollanda, Rusya, KKTC, Romanya, İsviçre ve Çin’den katılan tiyatro grupları farklı oyunlarıyla sanatseverlerin karşısına çıkacak.

Akbank Sanat, Türkiye-Hollanda diplomatik ilişkilerinin 400. yılı etkinlikleri kapsamında Eye Film Institute işbirliği ile mayıs ayı boyuncaOscar ödüllü veya Oscar adaylığına layık görülmüş Hollanda sinemasından örnekleri izleyici ile buluşturacak.

Etkinlik kapsamında Marleen Gorris’in gözüyle güçlü bir feminist bakışın ürünü olan ve 1995 yılında Yabancı Dilde En İyi Film ödülü alan “Antonia’nın Yazgısı”, 1998 En İyi Yabancı Film ödüllü, bir baba ile oğulun acımasız ve karmaşık ilişkisini konu edinen “Karakter” filmi sergilenecek.

Ayrıca Oscar’a aday gösterilen, mizahi öğeleriyle dikkat çeken Paula van Der Oest imzalı 2001 yapımı “Zus and Zo”, Naziler tarafından işgal edilmiş Hollanda’da “çocuk” cesaretiyle direnen Michiel’in öyküsünü anlatan Martin Koolhoven imzalı 2008 yapımı “Oorglogswinter” (Winter in Wartime) ve Maria Peters’in yönettiği 2011 yapımı “Sonny Boy” filmleri etniklikte yer alacak.

SONNY BOY

SONNY BOY

Tarih: 5 Mayıs 2012 Cumartesi – Saat: 14.00

Gerçek bir hikayeden yola çıkan Sonny Boy Surinamlı bir adam ile Hollandalı bir kadının yasak aşk ilişkisini konu ediyor. 20. yüzyılın ilk yarısına dair bir Hollanda portresinin görülebileceği film Annejet van der Zijl’in best-seller romanından bir uyarlama.

KARAKTER

Tarih: 12 Mayıs 2012 Cumartesi – Saat: 14.00

Oscar ödüllü Karakter, yirmili yılların sonunda Rotterdam’da genç bir avukat adayı olan Jacob Katadreuffe’in yargıç babası Dreverhaven’a karşı verdiği zorlu mücadeleyi konu ediniyor. Joba ve Dreverhaven gayrimeşru çocuğu olan Jacop Dreverhaven’in ölü bulunması sonucunda şüpheli olarak tutuklanır. Jacop çocukluğuna doğru yaptığı bir yolculuk ve iç hesaplaşmanın sonucunda babasıyla olan karmaşık ilişkisinde zorlukla da olsa bir çıkış yolu bulur.

ZUS AND ZO

Tarih: 26 Mayıs 2012 Cumartesi – Saat: 12.00

Yabancı Dilde En İyi Film Akademi Ödülü’ne aday gösterilen film, eğlenceli hikayesiyle dikkat çekiyor. Birbirinden oldukça farklı üç kızkardeş,

ZUS AND ZO

eşcinsel erkek kardeşleri Nino’ya karşı tek vücut olurlar. Bunun tek nedeni Nino’nun ailenin Portekiz sahilindeki şahane Hotel Paraiso’yu ele geçirebilmek için bir kadınla evlenmeye karar vermesidir. Kızkardeşlerin oteli ellerinde tutmak için verdikleri mücadele filme mizahi bir tat katıyor.

ANTONİA’NIN YAZGISI

Tarih: 26 Mayıs 2012 Cumartesi – Saat:14.30

Antonia’nın bir sabah uyanıp o gün öleceğini hisseder ve tüm sevdikleri etrafında toplanır. Yabancı dilde en iyi Oscar ödülü alan film feminist bir yönetmenin güçlü bakışıyla, üç nesli; Antonia, kızı ve torununu, bir çiftlik evinde bir araya getiriyor. Antonia, 2. Dünya Savaşı’nın ardından doğduğu ülke olan Hollanda’ya dönüş yapar. Etrafında aynen kendisi gibi cesur ve kararlı kadınları toplamıştır. Kırk yıllık bir sürede aşk, nefret, cesaret, intikam, din, felsefe, şiir ve ölüm bir arada harmanlanır.

SAVAŞ ZAMANINDA KIŞ

Tarih: 26 Mayıs 2012 Cumartesi – Saat: 17.00

Oscar adayı olan bu film İkinci Dünya Savaşı sırasında, 1945 yılında Nazilerce işgal edilmiş karlarla kaplı bir Hollanda’da ülkesini nazizmden kurtarmak için direnişe geçmiş 13 yaşındaki Michiel’in hikayesini anlatıyor. Savaşın maceracı doğasının bu küçük çocukta yarattığı cesaret kısa sürede onu tehlikeye götürecek ve umutsuzluğa sürükleyecektir.

Etkinlikler ücretsiz!..

 

 

Kaynak: [-]

Trabzon, 2-15 Mayıs tarihleri arasında, 13. Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali’ne ev sahipliği yapacak.

13. Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali

Trabzon Devlet Tiyatrosu tarafından 13 yıldır organize edilen festivale, ev sahibi Türkiye’nin yanı sıra Gürcistan, Yunanistan, Macaristan, İngiltere, Romanya, Makedonya, Rusya, İtalya, Letonya ve Afganistan’ın tiyatro toplulukları katılacak. Ayrıca, Hollanda ve Avusturya’dan gelecek ekipler de sanatseverlere dans ve müzik gösterileri sunarak, alternatif etkinlikler düzenleyecek.

Açılışı 2 Mayıs Çarşamba günü törenle yapılacak festivalin ilk oyununu Ankara Devlet Tiyatrosu sahneleyecek. ”Barış” adlı oyun Atapark Haluk Ongan Sahnesi’nde saat 20.00’de sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Festivalin ikinci günü ise Gürcistan’ın Marjanishvili Tiyatrosu ”Aşk Çemberi”, Letonya’nın Rezekne Tiyatrosu ise ”Palavraya Kanma” adlı oyunları sahneleyecek. Yunanistan’ın Anagnosis Tiyatrosu ”İz Sürücüleri”, Afganistan’ın SFACA Tiyatrosu ise ”Burka Ardındaki Maskeler” adlı oyunlarını festivalin üçüncü günü olan 4 Mayıs’ta tiyatroseverlerin beğenisine sunacak.

Festivalin 4. ve 5. gününde İstanbul Devlet Tiyatrosu ”Sidikli Kasabası”, Bursa Devlet Tiyatrosu ise Trabzonlu sanatçı Bedri Rahmi Ebüyoğlu’nun hayatının konu edildiği ”Tek Kişilik Yaşam” adlı oyunu sahneye koyacak.

Macaristan’ın Kompania Tiyatrosu ”Othello Yorum”, Konya Devlet Tiyatrosu ise çocuk oyunu ”Dört Köşe Palyaço” adlı oyunları festivalin 6. ve 7. günlerinde sahneleyecek. Festivalin 8. ve 9. gününde ise İngiltere’nin Stacy Makishi Tiyatrosu ”Uçuşa Geçiş: Gerçek Hikaye”adlı tiyatro oyununu, Konya Devlet Tiyatrosu ise ”Dört Köşe Palyaço” adlı oyunu sahneleyecek.
Festivalin 10. gününde Romanya’nın Baia Mare Tiyatrosu ”Barut Fıçısı”, Konya Devlet Tiyatrosu ise ”Dört Köşe Palyaço” adlı oyunu tekrar oynayacak.

Festivalin ev sahibi Trabzon Devlet Tiyatrosu ise ”Ben Feuerbach”adlı oyunu, festivalin 11. günü olan 12 Mayıs Cumartesi günü sahneye koyacak. Festivalin 12. gününde Makedonya Devlet Opera ve Balesi”Kapılar”, 13. gününde Rusya’nın Kemedianty Tiyatrosu ”Mumu” adlı oyunu sahneleyecek. Festivalin son günü olan 15 Mayıs’ta ise İtalya Uluslararası Tiyatro Merkezi ”Çıkış” adlı oyunu sahneleyecek ve aynı akşam festival, kapanış töreni ile sona erecek.

Tiyatro oyunları Atapark Haluk Ongan Sahnesi ve Hüseyin Kazaz Kültür Merkezi’nde 18.00 ve 20.00 saatlerinde, çocuk oyunu ise saat 13.00’de sahnelenecek. Festivalde, Hollanda, Avusturya ve Türk ekipleri de dans ve müzik gibi alternatif etkinlikler sunacaklar.

”Festival seyircimiz 7 bine yaklaştı”

Trabzon Devlet Tiyatrosu Müdürü Fatih Dokgöz, Karadeniz’e Kıyısı Olan Ülkeler Tiyatro Festivali adı altında 1999 yılında başlayan festivalin, yıllar içinde büyüdüğünü ve dünyadan ciddi başvurular alan bir festival haline geldiğini söyledi.

Festivale bu yıl 35 ülkenin, 70 oyunla müracaat ettiğini anımsatan Fatih Dokgöz ”Festival oyunlarının biletleri herkes izleyebilsin diye normal oyun fiyatından satışa sunuldu. Festivalimize bütün vatandaşlarımızı davet ediyoruz” dedi.

 

Kaynak : [-]

İstanbul Kültür Sanat Vakfı 40. yılını kutluyor ve Tiyatro Festivali yine sosyal dinamikleri irdeleyen, savaş, göç, insan hakları, şiddet gibi temaları sorgulayan yapımlardan oluşan zengin bir panaroma sunuyor izleyicilerine.

18.tiyatro festivali

Festivalde bu yıl Kutluğ Ataman gibi dünyaca ünlü bir çağdaş sanatçı özel bir performansla yer alıyor: Sılsel.Yine bu yıl yeni bir oluşuma imza atıyor Tiyatro Festivali ve dört yerli projeye ortak yapımcı oluyor. Ayrıca, Yeni Dalga başlığı altında dokuz genç topluluk kendi mekânlarında ve Salon’da buluşacaklar seyirciyle.Tiyatro Festivali, 2012 yılından başlayarak eğitim projelerine de daha geniş bir pencereden bakıyor ve bu çalışmalara süreklilik kazandırmayı amaçlıyor. Genç sanatçılara, tiyatro öğrencilerine yönelik atölyeler, seminer programları tiyatro ve dans alanında belli başlı kurumlarla uluslararası işbirliklerini geliştirecek şekilde düzenleniyor.

Sergi ve konferanslar festivalin diğer önemli etkinlikleri.Ve 2012 Türkiye’de Çin Kültür Yılı kapsamında Tiyatro Festivali’nde yer alacak etkinlikler 5 Mayıs’ta başlıyor ve 8 Mayıs’ta, renkli bir sokak gösterisiyle bitiyor. Şanghay Şarkı ve Dans Topluluğu, Pekin Operası ve Pekin Ejderha ve Aslan Sokak Tiyatrosu’nun yanı sıra gençlere yönelik Uçurtma Atölyesi de 2012 Türkiye’de Çin Kültür Yılı’na özgü renkli buluşmalar…

18. Tiyatro Festivali 10 Mayıs’ta başlıyor. Herkese şimdiden iyi seyirler… Sanatın katkısı olmadan, onun varlığı özümsenmeden hayatın en önemli soruları cevapsız kalır der K.E. Osthaus. Tiyatro Festivali sunduğu programla işte bu cevapları arıyor…

 

 

İşte 18. İstanbul Tiyatro Festivali programında yer alan oyunlar…

Çin festivali

Shangay Şarkı Ve Dans
05 Mayıs 2012 20:30 – 06 Mayıs 2012 20:30
Fulya Sanat, İstanbul

2012 Türkiye’de Çin Kültür Yılı Etkinlikleri
Şanghay Şarkı ve Dans Topluluğu

Kültür Devrimi’nden sonra, 1979 yılında kurulan Şanghay Şarkı ve Dans Topluluğu, yurt içinde ve yurt dışındaki gösteri ile büyük beğeni topluyor. Çin’in en saygın gruplarından biri olan ekip Çin dansını yeniden keşfederek çeşitli türlerden yararlanarak etnik dans tiyatrosuna odaklanıyor ve bu yeni dille geniş bir seyirci kitlesine sesleniyor.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 67.50 TL
2. Kategori – 45.00 TL
3. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Pekin Operası
07 Mayıs 2012 20:30 – 08 Mayıs 2012 20:30
Fulya Sanat, İstanbul

2012 Türkiye’de Çin Kültür Yılı Etkinlikleri
Pekin Operası

“Doğu Operası” da denilen Pekin Operası Çin kültürünün başlıca geleneklerinden biridir. Opera, öykü anlatmak ve karakter çizmek için oyunculuk yöntemlerini kullanarak şarkı söyleme, okuma, rol yapma, dövüşme ve dansı harmanladığı bir gösteri biçimi geliştirmiştir. Pekin Operası’nda başlıca roller erkek, kadın, boyalı yüzler ve komik karakterlerdir; yardımcı roller de vardır. Rollerin kişilikleri, özellikleri ve kaderlerini sembolize etmeleri dolayısıyla makyaj ve özellikle de renkler, Pekin Operası’nın sanatının en özgün yanlarından biridir.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 67.50 TL
2. Kategori – 45.00 TL
3. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Asi Kuş
10 Mayıs 2012 20:30 – 15 Mayıs 2012 20:30
Kenter Tiyatrosu, İstanbul

Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu 40. yıl

1972 yılında kurulan Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu 40. yılını kutluyor ve İstanbul Tiyatro Festivali de bu kutlamanın bir parçası oluyor… Ali Poyrazoğlu, bir konuşma ustası; anlatanla dinleyeni; oyuncuyla seyirciyi, uyuşmazmış gibi görünen şeyleri bir araya getirebilen, kullanabilen bir usta. Asi Kuş’ta da Bizet’nin ünlü operası Carmen’in bir ucundan girip öbür ucundan çıkıyor. Opera, tiyatro, bale ve güldürü ustalığı bir arada. Bu yıl sadece iki kez Süreyya Operası’nda sahnelenen tek kişilik Carmen operası, İstanbul Tiyatro Festivali’nde. Carmen, Bizet, Don Jose, Ali Poyrazoğlu, Toreodor ve Boğa rollerinde Ali Poyrazoğlu…

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 39.50 TL
2. Kategori – 34.00 TL
3. Kategori – 28.00 TL
4. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Yola Çıktığım Gün Sakin Serin Bir Sabahtı
11 Mayıs 2012 20:30 – 12 Mayıs 2012 15:30 – 12 Mayıs 2012 20:30
Hamursuz Fırını, İstanbul

Ve Diğer Şeyler Topluluğu

Yazan: Yeşim Özsoy Gülan
Yöneten & Dramaturji: Yeşim Özsoy Gülan
90’ sürer; ara yoktur.

Sabahın erken bir saatinde, alacakaranlıkta, gazetede gördükleri bir ilan üzerine bir lunaparkta buluşan altı kişinin tek amacı vardır; o da buralardan kendi rızalarıyla gidebilmek. İnsanların gün be gün kaybolduğu, katliamlar, zulüm, paranoya ve acı içinde yaşamalarına rağmen hiçbir şeyi tam olarak hatırlayıp adını koyamadıkları bu dünyada yaşamaktan bıkmıştır hepsi. Zaman ilerledikçe duydukları sesler, süregelen gariplikler onları birbirlerinden de şüphe duymaya iter. Paranoya ve şüphenin hâkimiyetinde çözüm aramaktansa birbirlerine düşerler. VEDŞT’nin kurucusu Yeşim Özsoy Gülan’ın yazıp yönettiği Yola Çıktığım Gün Sakin Serin Bir Sabahtı, özgürlük ihlallerinin ve saflaşmanın doruk noktasının yaşandığı günümüz Türkiye’sine dair her şeyi söylerken, hiçbir şeyden bahsetmez…

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 39.50 TL
2. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Aşk Mektupları
11 Mayıs 2012 20:30
Kenter Tiyatrosu, İstanbul

Kenter Tiyatrosu

Yazan: A.R. Gurney
Çeviren: Armağan Ersin
Yöneten: Müşfik Kenter
120’ sürer; 2 Perde.

Kenter Tiyatrosu 1961’de kuruldu ve 2011’de 50. yılını doldurdu. İstanbul Tiyatro Festivali bu önemli yıldönümünü 2012’de kutluyor. Ünlü Amerikalı yazar A.R. Gurney’nin Aşk Mektupları adlı oyunu, her şeyi kitabına göre yapan uslu çocuk Andy ve asi sanatçı ruhlu Melissa’nın birbirlerine çocukluklarından başlayarak yaşamları boyunca yazdıkları mektuplarla anlatılan sıra dışı bir aşk hikâyesi. 1989’dan beri dünyanın ve Türkiye’nin pek çok yerinde ünlü oyuncuların sahnelediği Aşk Mektupları’nı bu kez aşkları sahnede ve yaşamda otuz dört yıldır devam eden Müşfik Kenter ve Kadriye Kenter oynuyor.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 39.50 TL
2. Kategori – 34.00 TL
3. Kategori – 28.00 TL
4. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Elin Elimde
11 Mayıs 2012 20:30 – 12 Mayıs 2012 18:30
Küçük Sahne Sadri Alışık Tiyatrosu, İstanbul

Tilbe Saran & Cüneyt Türel

Ortak Yapımcı: İstanbul Tiyatro Festivali
Yazan: Carol Rocamora
Çevirmen: Zeynep Avcı
Yöneten: Başar Sabuncu
Sahne Tasarımı: Metin Deniz
Müzik Direktörü: Selim Atakan
80 sürer; ara yoktur.

Elin Elimde, 1898 yılında Moskova’da Stanislavski’nin sahneye koyduğu, Çehov’un Martı oyununun provalarında tanışan, Anton Çehov ve Olga Knipper’in altı yıl süren, Yalta’dan Moskova’ya mektuplar ve kısacık buluşmalarla devam eden ilişkilerini anlatıyor. Amerikalı Çehov uzmanı, yazar-çevirmen Carol Rocamora’nın Olympia Dukakis ve eşi Louis Zorich için sekiz yüzü aşkın mektuptan derleyerek yazdığı Elin Elimde eski dostları buluşturdu. İlk kez elli yıl önce Küçük Sahne’de bir araya gelen Başar Sabuncu, Metin Deniz ve Cüneyt Türel, festivalin ortak yapımcı olarak destek verdiği bu oyunda yeniden birlikte çalışıyorlar. Küçük Sahne’de Cüneyt Türel ve Tilbe Saran tarafından canlandırılacak, yazar Çehov ile oyuncu Knipper’in tutkulu ilişkileri; Zeynep Avcı’nın çevirisi, Işıl Kasapoğlu’nun ışık tasarımı, Metin Deniz’in sahne tasarımı, Selim Atakan’ın müzik direktörlüğü ve Başar Sabuncu’nun sahnelemesiyle festivalin önemli buluşmalarından birine tanıklık edecek.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 39.50 TL
2. Kategori – 34.00 TL
3. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Arzunun Bedeni
11 Mayıs 2012 20:30 – 12 Mayıs 2012 15:30
Üsküdar Stüdyo, İstanbul

Dans ve Metin: Ayrin Ersöz
Görsel Tasarım ve Video: Gülfem Erdoğan, Metin Çavuş
Işık Tasarımı: Ayşe Sedef Ayter
İngilizceye Çeviren: Ceren Yalın
47’ sürer; ara yoktur.

Arzumuzun bedeni hem konuşur hem dans eder. Dans ederiz çünkü arzudan dolayı acı çekeriz. Sahip oluğumuz beden her şeye anlam verir. Bir eksiklik, bir tamamlanmamışlık duygusu her zaman içimizdedir. Dolu dolu, eksiksiz bir varoluş içinde yaşama arayışımız hiç bitmez. Yokluklarımızın yerini doldurmak, kayıplarımızı, eksikliklerimizi gidermek isteriz. Dünya hep ötekinindir ve biz haset ve kıskançlık ya da doyum ve mutluluk yollarından geçmeden bunları asla yapamayız…

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 34.00 TL
2. Kategori – 22.50 TL

Dertsiz Oyun
11 Mayıs 2012 23:00 – 12 Mayıs 2012 23:00 – 13 Mayıs 2012 23:00 – 14 Mayıs 2012 23:00
Kumbaracı50, İstanbul

Altıdan Sonra Tiyatro

Yazan, Tasarlayan, Yöneten: Yiğit Sertdemir
Koreografi: İlyas Odman
50’ sürer; ara yoktur.

Altından Sonra Tiyatro’dan seyretme üzerine bir seyirlik, bir kara mizah: Dertsiz Oyun. Topluluğun 2011–2012 sezonu tasarımı olan “Kumbaracı50’de Gece Hikâyeleri” projesinin sonuncusu Dertsiz Oyun, bir oyunu seyreden 12 kişi arasında geçiyor. Dertsiz Oyun’u izlemeye gelen seyirciler, karşılarında bir oyun seyreden 12 kişiyi bulacaklar. Oyun, seyirci beklentilerinin ve seyrediş halinin nereye evrildiğini, seyredilen“şey”in nereye doğru gittiğini/götürüldüğünü araştıran sözsüz bir oyun. Tiyatronun yüksek ve ideal amacı olan insanı dönüştürmek hedefi nasıl gerçekleşebilir? Bir oyun seyrederken gerçekten bütün seyirciler dönüşürse o oyun ne olur?

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 39.50 TL
2. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Hamlet
12 Mayıs 2012 20:30 – 13 Mayıs 2012 15:30
H. Muhsin Ertuğrul Sahnesi, İstanbul

Schaubühne Berlin

Yazan: William Shakespeare
Yöneten: Thomas Ostermeier
Ortak Yapımcılar:
The Hellenic Festival in Athens,
The Festival d’Avignon
165’ sürer; ara yoktur.
Türkçe üstyazılı.

Festival bu yıl, çağdaş tiyatronun yetkin isimlerinden biri olan, Avrupa’nın en önemli tiyatrolarından Schaubühne Berlin’in sanat yönetmeni Thomas Ostermeier’in çarpıcı yorumuyla sahneye koyduğu Hamlet’i seyirciyle buluşturacak. Tüm Avrupa’da saygın eleştirmenlerin övgüyle ve seyircilerin beğeniyle karşıladığı Nora, Hedda Gabler, Bir Yaz Gecesi Rüyası ve Othello, Ostermeier’in sahnelediği önemli eserlerin arasında yer alıyor. Kendi deneyimleri ve hayata bakışıyla oyun arasındaki bağlantıyı ustalıkla kuran Ostermeier’in Hamlet’inde, Shakespeare’in yirmiden fazla karakterini yalnızca altı mükemmel oyuncu canlandırırken, Hamlet ise olağanüstü bir oyuncu olan Lars Eidinger tarafından yorumlanıyor. Ostermeier Hamlet’te kamerayı özgün bir teknikle kullanarak seyirciye, odaklandıkları sahnede aynı anda görebilecekleri görüntülerde, oyun karakterlerinin tüm ayrıntılarını sunuyor. Hamlet, Buenos Aires’ten Londra’ya, Venedik’ten Şili’ye pek çok ülke ve şehirde kapalı gişe oynayarak seyircinin beğenisini kazandı.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 197.50 TL
2. Kategori – 165.00 TL
3. Kategori – 102.00 TL
4. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Yanlızlar Klübü
12 Mayıs 2012 20:30 – 14 Mayıs 2012 20:30
İkinci Kat, İstanbul

İkincikat Tiyatro

Yazan & Yöneten: Sami Berat Marçalı
90’ sürer; ara yoktur.

Sami Berat Marçalı’nın yazıp yönettiği Yalnızlar Kulübü’nde insanın sosyalleşmek için gösterdiği “çabaya” odaklanılıyor. Demet Sağlam, intihara meyilli hayatının yönünü değiştirmek için yeni bir yöntem bulmuştur: “Hayat Ritmini Bul.” Bu yöntemde tek bir kural vardır. Duygularını rutin bir şekilde ifade etmek yerine bunu istediği şekilde, istediği renkte, istediği ritimde yaşamak. Kendi hayatını düzenlemesine yardımcı olan bu egzersizi başkalarıyla da paylaşmak isteyen Demet Sağlam, üç yıldır bunu bir kursa dönüştürmüş ve son bir yılda da oldukça popülerleşmiştir. Oyun, bu kursa başvurup katılan bir grubun ilk dersten son derse kadar geçen dönemlerini kapsıyor. Katılımcılar bir yandan bu yöntemle ilgili teknikleri öğrenirken, diğer yandan sosyalleşmeye başlıyorlar.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 28.00 TL
2. Kategori-Öğrenci – 17.00 TL

Çehov Makinası
13 Mayıs 2012 20:30 – 14 Mayıs 2012 20:30 – 15 Mayıs 2012 20:30
DT Üsküdar Tekel Sahnesi, İstanbul

İstanbul Devlet Tiyatrosu

Yazan: Matei Visniec
Yöneten & Dramaturji: Müge Gürman
Çeviren: Mete Gürman
120’ sürer; 2 perde.

İçinde Çehov’un da karakter olarak yer aldığı bu şiirsel oyun, büyük bir yazarın yaşam ve ölümü arasındaki döngüde oyunlarında yaratmış olduğu kendi karakterleriyle buluşması biçiminde gelişiyor. Bu karakterler özünü taşımakla birlikte, ait oldukları oyundan bağımsızlaşmış, sanki uzaydan Çehov’un düşlerine düşmüş hayaller gibidirler. Farklı bir düzlemde ve farklı bağlamlarda oluşmuş sahnelerde bir araya gelirler. Çehov’un anlatmış olduğu gerçeklikleri, yazgılarını belirlediği kendi karakterlerine ve yine kendi üzerinden sorgulatması biçiminde gelişen bir tür karşılaşmalar zinciri… Bu absürd ve gerçeküstü serüvenin Çehov’dan bizlere ulaşan ve günümüz gerçekliğini de halkaları arasına alan bir zincir…

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 39.50 TL
2. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Kraliçe Lear
13 Mayıs 2012 20:30
Kenter Tiyatrosu, İstanbul

Kenter Tiyatrosu

Yazan: Eugene Stickland
Çeviren: Fatma Leyla Kenter Tepedelen
Yöneten: Yıldız Kenter
90’ sürer; ara yoktur.

Kenter Tiyatrosu 1961’de kuruldu ve 2011’de 50. yılını doldurdu. İstanbul Tiyatro Festivali bu önemli yıldönümünü 2012’de kutluyor. Kanadalı yazar Eugene Stickland’ın yazdığı oyun, yaşlanmak ve çeşitli bedelleri, kuşak farklarından çıkan çatışmalar ve bunun getirdiği komik ve dokunaklı durumları anlatıyor. Ortaya temelinde kadın ve yaratıcılık olan sıcak bir dostluk öyküsü, bir aşk hikâyesi çıkar. Kraliçe Lear Türk Tiyatrosu’nun büyük sanatçısı Yıldız Kenter’in rejisi ve oyunculuğuyla festival seyircisiyle buluşuyor.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 39.50 TL
2. Kategori – 34.00 TL
3. Kategori – 28.00 TL
4. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Roof
14 Mayıs 2012 18:30 – 15 Mayıs 2012 18:30
Salon İKSV, İstanbul

Türkiye – Almanya
Salon İKSV
Konsept ve Koreografi: Leyla Postalcıoğlu
Performans: Benjamin Block, Leyla Postalcıoğlu
Işık Tasarımı: Asier Solana Arce
Müzik: Willits, Antonio Machín
Dramaturjik Destek: Carmen Mehnert
50 sürer; ara yoktur.

Çatılarda yaşıyoruz, bizi bir arada barındıran, yakınlaştıran, kimi zaman köşelere sıkıştıran… Kimi zaman üzerimizi örten, kimi zaman üzerimize çöken çatılar… Folkwang Hochschule’de tanışıp, Kassel Devlet Tiyatrolarında dans ettikten sonra, 2010’dan bu yana Berlin’de bağımsız dansçı ve koreograf olarak çalışmalarını sürdüren, Pina Bausch’un Tannhäuser Bacchanal adlı eserinde yer alan, yurtdışında pek çok başarılı çalışmaya imza atan Leyla Postalcıoğlu ve Benjamin Block, geçtiğimiz yılın ekim ayında Berlin DOCK11’de prömiyerini gerçekleştirdikleri roof ile festivalde yer alıyor. Brotfabrik Berlin ve Sophiensäle’de gösterilen roof, koşarken yavaşlamaya çalışan, uzakken yakınlaşmaya çabalayan iki kişiyi anlatıyor: “Yakın ve uzak arasındaki o denge tutturulamazsa… Tek anlaşılan iletişimsizlik; tek duyulan sessizlik olursa… Söylenmeyenler, konuşulmayanlar nereye kaybolur? Zamana mı bırakılmış olur?” roof sessizlik üzerine kurulan bir yapıt… Yavaşlatılmaya çalışılan bir saat ve duran iki kişi…

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 28.00 TL
2. Kategori-Öğrenci – 17.00 TL

Deplasman
15 Mayıs 2012 20:30 – 16 Mayıs 2012 20:30 – 17 Mayıs 2012 20:30
Hasköy Yün İplik Fabrikası, İstanbul

Tuğçe Tuna / RemDans

Konsept ve Koreografi: Tuğçe Tuna
60’ sürer; ara yoktur.

Tuğçe Tuna, projelerinin hayata geçmesinde gereksinim duyduğu tüm yaratıcılık ve araştırma disiplinlerine, mekâna ait eser üretimleri gibi farklı performanslara ve bu fikirlerini hayata geçirebilecek her türlü “beden, fikir, mekân” yaklaşımına açık olmayı tercih eden bir sanatçı. Festivale kurucusu olduğu RemDans ile katılıyor. Duygu veya dürtünün, kaynağına yöneltilmesinin tehdit ve sorunlar getireceği durumlarda, bir başka canlıya veya nesneye yöneltilmesine “deplasman” (yön değiştirme) deniyor. “Deplasman” yüzen bir cismin, etrafına taşırdığı suyun kütlesi olarak da ifade ediliyor. Tuğçe Tuna bu kavramlardan yola çıkarak çalışmasında, “Tehdit edilen, başa çıkılamayan özne veya uyarandan çekilen enerji, tavır ve fiziksel eylem diğer ‘emin’ olunan uyaran/uyaranlara aktarıldığında bedende, kişide, zihinde dengeler nasıl oluşturuluyor?” sorusunu soruyor.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 34.00 TL
2. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Yedi
16 Mayıs 2012 18:30
Kenter Tiyatrosu, İstanbul

Yazan: Paula Cizmar, Catherine Filloux, Gail Kriegel, Carol K. Mack, Ruth Margraff, Anna Deveare-Smith, Susan Yankowitz
Yöneten: Hedda Krausz Sjögren
75’ sürer; ara yoktur.

Yedi adlı oyuna konu olan Farida Azizi (Afganistan), Inez McCormack (Kuzey İrlanda), Marina Pisklakova-Parker (Rusya), Anabella De Leon (Guatemala), Mukhtar Mai (Pakistan), Mu Sochua (Kamboçya), Hafsat Abiola (Nijerya) tanınmış Türk oyuncular, gazeteciler ve insan hakları savunucuları tarafından temsil edilecekler. Dünyanın yedi ayrı ülkesinden yedi kadınla yapılan röportajlara dayalı belgesel oyun Yedi ile bu kadınların kadına karşı uygulanan şiddetle mücadeleleri ve toplumsal alanda yarattıkları değişim ele alınıyor. Hâlâ mücadelelerini devam ettiren bu kadınların öyküsü ne sınır, ne etnisite ne de sınıf farkı tanıyor. Bugüne kadar 8 ülkede sahnelenen, 300 politikacı, aktör ve aktivist tarafından okunan Yedi’nin okuyucuları arasında Oscar ödüllü oyuncu Meryl Streep de var. AB Parlamentosu parlamenteri ve İsveçli yedi erkek parlamenter tarafından da okunmuş olan bu projede şimdiye dek 60 uluslararası organizasyon aktif rol aldı.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 39.50 TL
2. Kategori – 34.00 TL
3. Kategori – 28.00 TL
4. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Yaka Beyaz
16 Mayıs 2012 20:30 – 17 Mayıs 2012 18:30
Tiyatro Hal, İstanbul

Tiyatro Hal

Yazan & Yöneten: Özer Arslan
90’ sürer; ara yoktur.

“Evimizin yeri iyi, manzarası güzel… Kapıda güvenlik de var. Sıkıntı yok. Tatil için çok seçeneğimiz var, hangisini seçsek bu sefer? Güzel. Hoş. Hoş da, akşam uykudan önce komodinin üstüne koyduğun geçmişini sabah kim uyandıracak?” Yerli oyunlar oynanması yolunda adımlar atan ve yerli genç yazarlara kapısını açan Tiyatro Hal, yoluna kendi coğrafyasının hikâyelerini anlatarak devam ediyor. Topluluk, Özer Arslan’ın yazıp yönettiği Yaka Beyaz adlı oyunlarında, taşralı ve şehirli olma halini bir plaza yöneticisinin mahreminden yansıtıyor… Asırlardır çiftler arasında süren “güç” savaşı bir rezidansta, taşsız, sopasız, silahsız, yumruksuz nasıl gerçekleşir? Bu savaşı kim kazanır?

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 28.00 TL
2. Kategori-Öğrenci – 17.00 TL

Üç Faz
17 Mayıs 2012 20:30 – 18 Mayıs 2012 20:30
garajistanbul, İstanbul

Aydın Teker Project

Ortak Yapımcı: İstanbul Tiyatro Festivali
Konsept ve Koreografi: Aydın Teker
Yaratıcı Dansçılar: Bilge Sürmeli, Irmak Altınbulak
Kostüm: Ayşegül Alev
Platform Tasarım: Bereket Uluşahin
Müzik: Charlie Rabuel
Işık: Jiv Wagner

Birinci Faz (…)
İkinci Faz İki
Üçüncü Faz İsimsiz

40’ sürer; ara yoktur.

Üç Faz minimal ve kompleks bir iş. İçinde ayrı katmanlar barındırıyor. Eserde kullanılan platformlar, işe mimari bir bakış açısı getiriyor. Hareketli platformlar sayesinde düzlemler değişiyor ve bedenlerin bu düzlemlerle ve mekânla olan ilişkisi sorgulanıyor. Diğer bir katman ise kadını gündeme getiriyor. İki kadın, platformlar aracılığıyla, üç ayrı riskli durumda buluşuyorlar. Karakterlerin aralarında oluşan dinamikler hiçbir zaman tiyatroya dönüşmüyor ama soyut çağrışımlar yaratıyor. Bu durum yaratım sürecinde koreografın kendi dışında – hatta ona karşı– oluşmuştur…

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 34.00 TL
2. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

İçtima-i Hakiki
17 Mayıs 2012 20:30 – 18 Mayıs 2012 20:30 – 19 Mayıs 2012 20:30
Ali Paşa Han, İstanbul

İBBŞT Çağdaş Gösteri Sanatları Merkezi (ÇGSM)

Ortak Yapımcı: İstanbul Tiyatro Festivali
Yazan (Derleyen), Yöneten: Emre Koyuncuoğlu
80’ sürer; ara yoktur.

Güncel politik varoluşun sahnedeki yansımasını adına, yaratan oyuncu ve oynayan oyuncunun ötesinde, bir de sahnede “düşünen oyuncu” kavramıyla ilgiliyiz. Seyirciyle oyuncu arasında oluşturulan gerçeklik nasıl bir eylem üretir? Ve bu eylem nasıl somut anlamda politik alana taşınır. “Arap Baharı” diye tanımlanan Ortadoğu’daki büyük değişimi masa üstüne yatırdık. “İçtima-i Hakiki”nin anlamı Arapçada birbirleriyle bir çizgi oluşturan ve birbirine eşit mesafede duran yıldızlar demek olup, birebir çevrildiğinde “Hakiki Buluşma” anlamına da gelmektedir. Buluşmamız, günümüzde birçok buluşmanın da gerçekleştirildiği “sosyal medya” ağları ve tercih edilmiş bir mekânda, eylemlilik ön planda olacağı için beden dili ve video-art, multimedya ve ses kayıtlarıyla, “Ortadoğu ve Arap dünyasındaki” gelişmeleri takip eden aydın, gazeteci, çeşitli disiplinlerden sanatçılar ve bizi izlemeye gelen diğer katılımcılarla bir arada gerçekleşecek.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 39.50 TL
2. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Orfeo
18 Mayıs 2012 20:30 – 19 Mayıs 2012 15:30
H. Muhsin Ertuğrul Sahnesi, İstanbul

Théâtre National de Chaillot
Fransa
Koreografi: Dominique Hervieu & José Montalvo
Sahne ve Video Tasarımı: José Montalvo
Kostüm: Dominique Hervieu
Metin: Catherine Kintzler
Müzik: Claudio Monteverdi, Christoph W. Gluck, Philip Glass
Işık: Vincent Paoli
80’ sürer; ara yoktur.

Festival, prestijli Fransız koreograflar Montalvo & Hervieu’nün “çok renkli bir simya olarak nitelendirilen” Orfeo yorumunu ağırlıyor. Yunan mitolojisinin Orfeo karakteri bu kez Montalvo & Hervieu’nün Bruegel, Rubens ve Picasso’dan esinlenen video projeksiyonu, Monteverdi, Gluck ve Philipp Glass’ın müziklerinin buluştuğu bir sahnede barok dansın hip-hop ile kaynaştığı görsel bir şölenle anlatılıyor. Cirque du Soleil’in dansçılarıyla, hem sesleri hem de şarkı söylerken dans ederek seyirciyi büyüleyen lirik sesleri ile de sahne üzerinde sahne sanatlarının farklı disiplinlerini yeniden bir araya getiriyorlar. 1980’li yılların başında birlikte çalışmaya başlayan ve sayısız müzikal eseri sahneye taşıyan bu ünlü ikilinin aynı zamanda son eseri olmasıyla da dikkat çekiyor Orfeo… Montalvo-Hervieu bir kez daha dansın aynı zamanda bir şenlik olduğunu vurguluyor bu çalışmasıyla…

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 197.50 TL
2. Kategori – 165.00 TL
3. Kategori – 102.00 TL
4. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Kafka’nın Maymunu
19 Mayıs 2012 20:30 – 20 Mayıs 2012 18:30
Kenter Tiyatrosu, İstanbul

Young Vic Theatre Company
İngiltere

Uyarlama: Colin Teevan
Yöneten: Walter Meierjohann
Performans: Kathryn Hunter
Sahne Düzeni: Steffi Wurster
Işık: Mike Gunning
Ses ve Müzik: Nikola Kodjabashia
60’ sürer; ara yoktur.Türkçe üstyazılı.

Kafka’nın Maymunu, Franz Kafka’nın “Bir Akademiye Rapor” adlı kısa öyküsünden uyarlamış bir oyun… Konuşmayı ve bir insan gibi davranmayı öğrenmiş olan bir maymunun monologuna dayanan bir öykü. Laurence Olivier Ödülü sahibi, Peter Brook gibi önemli yönetmenlerle çalışan Kathryn Hunter, usta oyunculuğuyla kendini korumak için insanlaşmaya çalışan bir maymunun varoluş öyküsünü sahneye başarılı bir şekilde taşıyor. Her bireyin toplumda kendisi için yarattığı değişen kimlikler arasında nasıl maymunlaştığı ve yabancılaşma duygusu oyunun ana temasını oluşturuyor. Gittiği her ülkede kapalı gişe oynayan, olağanüstü eleştiriler alan Kafka’nın Maymunu İstanbul’da!

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 134.00 TL
2. Kategori – 90.00 TL
3. Kategori – 56.50 TL
4. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Lulabay – Bir Cihangir Hikayesi
20 Mayıs 2012 20:30 – 21 Mayıs 2012 20:30
Salon İKSV, İstanbul

Türkiye
Salon İKSV
Yazan: Aslıhan Erguvan
Yöneten & Dramaturji: Aslıhan Erguvan
80’ sürer; ara yoktur.

Murat Daltaban, Mehmet Ergen, Işıl Kasapoğlu gibi önemli yönetmenlerle çalışan oyuncu Aslıhan Erguvan, yazdığı, yönettiği ve dramaturjisini yaptığı Lulabay’da bir taşınma hikâyesini anlatıyor. Geçtiğimiz yıl ilk yönetmenlik deneyimi olan Tilt adlı oyunu sahneye koyan sanatçı, eğitim için gittiği Londra’da Max Hohen’in yönettiği ve Arcola Theatre’da sahnelenen Queen of Spades’in yardımcı yönetmenliğini üstlendi. Halen Hareket Atölyesi’nde Zeynep Günsür ile çalışan Erguvan, Lulabay’da ruh ve bedenin yer değiştirmesi, evi olanlar ve evi olmayanlar, dış dünyaya direnen iç dünya, kendini gizleme ama becerememe, iki arada bir derede kalmış aşk ve bu gelgitte kaybolan sokak çocuğu ve ev kedisinin öyküsünü özgün bir üslupla sahneye taşıyor.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 28.00 TL
2. Kategori-Öğrenci – 17.00 TL

Ah Smyrn’m Güzel İzmir’im

20 Mayıs 2012 20:30 – 21 Mayıs 2012 20:30 – 22 Mayıs 2012 20:30
Tiyatro Pera Eren Uluergüven Sahnesi, İstanbul

24 Mayıs 2012 20:30 – 27 Mayıs 2012 16:00
Caddebostan Kültür Merkezi, İstanbull

Tiyatro Pera
Türkiye
Ortak Yapımcı: İstanbul Tiyatro Festivali
Yazan-Yöneten: Nesrin Kazankaya
Dramaturji: Şafak Eruyar
120’ sürer; 2 perde.

Nesrin Kazankaya’nın yazıp yönettiği oyun 1923 yılında İzmir’de geçer. Savaş bitmiş, Rum ve Türk topluluklarının karşılıklı göç etmesini zorunlu kılan Mübadele Yasası çıkmıştır. Köklü bir geleneğe ve kültüre sahip, zengin Rum ailesi Vlastolar, İzmir-Bornova’daki konaklarında göç hazırlığı içindedirler. Yıllardır Vlastolarla bir aile gibi bir arada yaşayan Türk yardımcıları da, bu göçün hüzünlü tanıklarıdır. Savaşın travmatik izleri ve zorunlu göç, Türk ve Rum aile bireylerini de karşı karşıya getirir ve bir arada yaşamanın imkânsızlığını derinleştirir. Kendilerini bir çatışma içinde bulan figürler, derin acılar içinde, çaresiz yarınlara, umutsuz hasretlere, imkânsız aşklara boyun eğmek zorunda kalır. Feci bir yangınla yanıp harabeye dönen, farklı toplumların, dinlerin ve kültürlerin yüzyıllardır bir arada yaşadığı, efsanevi dünya kenti, güzel İzmir-Smyrna değildir yalnızca; koskoca bir geçmiş, gelecek, hayaller ve umutlar da küle dönmüştür.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 39.50 TL
2. Kategori – 34.00 TL
3. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Açık Pencere
22 Mayıs 2012 20:30 – 23 Mayıs 2012 18:30
Sahne Beşiktaş, İstanbul

Entropi Tiyatro
Türkiye
Sahne Beşiktaş
Yöneten: Umut Kırcalı
Sahne & Metin Tasarımı: Umut Kırcalı
Dramaturji: Gülden Ateş, Erhan Çene
Ses Tasarımı: Alper MaralIşık Tasarımı: Murat ErsanKostüm Tasarımı: Özgür Masur
45’ sürer; ara yoktur.

Entropi Tiyatro gösteri sanatlarında çağdaş olanın araştırılması ve uygulanması ilkesiyle hareket ederek çeşitli disiplinlerden birçok sanatçı ve tasarımcıyla birlikte ortak çalışmalar gerçekleştiren bir topluluk. Heyecanı, coşkuyu, eğlenceyi ve dinamizmi üst noktada tutan yenilikçi bir biçim sunmayı hedefleyen Entropi Tiyatro, August Strindberg’in Güçlü (Den Starkere) ve Samuel Beckett’in Oyun (Spiel) metinlerini bir araya getiren Açık Pencere ile iki metni belirli bir kurguyla eş zamanlı olarak aynı sahnede buluşturuyor. Oyunda, umut taşıyan bir söylemi, “umut yok” söylemiyle yan yana getirerek, bugüne ait kendi dilini, söylemini yaratan topluluk, bireye yüklenen, dayatılan, özendirilen, diğeri olmaya zorlanarak farkında olmadan koşulsuzca kabul edilen rollere ve bu roller içinde görünenin altındaki insana, insanı anlayabilmeye odaklanıyor.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 28.00 TL
2. Kategori-Öğrenci – 17.00 TL

Oyun
22 Mayıs 2012 20:30 – 23 Mayıs 2012 20:30 – 24 Mayıs 2012 20:30
H. Muhsin Ertuğrul Sahnesi, İstanbul

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları
Türkiye
Yazan: Samuel Beckett
Yöneten: Şahika Tekand
Çeviri: Levent Mollamustafaoğlu
60’ sürer; ara yoktur.

Küçük dünyalarına sıkışmış günümüz kentsoylu insanının, son özgürlük alanlarını da, giderek hareketsizleştirilerek ve aynılaştırılarak kaybettiği zorlu var olma ve kendini ifade etme mücadelesi; huzur ve dinginlik ararken içine düştüğü karmaşa, sıradan ve trajikomik bir aşk üçgeni öyküsü çerçevesinde dile getirilir. Çağdaş yaşamın kimlikleri ezip geçen hızlı akışı, “oyun” kahramanlarını önüne katıp sürükleyen bir fırtına gibi akıp giden bir “oyun” düzeninde ifadesini bulur. Sahnede tam şimdiki zamanda oynanan “oyun”la da eğlenceli bir seyir süreci yaratılır.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 39.50 TL
2. Kategori – 34.00 TL
3. Kategori – 28.00 TL
4. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Ben Bertold Brecht
23 Mayıs 2012 20:30 – 24 Mayıs 2012 20:30
Kenter Tiyatrosu, İstanbul

Dostlar Tiyatrosu
Türkiye

Uyarlayan ve Yöneten: Genco Erkal
Müzik: Kurt Weıll, Hans Eıssler, Paul Dessau, Sarper Özsan
85’ sürer; ara yoktur.

Genco Erkal’ın yeni oyunu Ben Bertolt Brecht, usta oyuncu tarafından Brecht’e ait şiir, şarkı ve öykülerinden uyarlandı. Oyun için “Brecht’in dönüşü olsun” diyen Genco Erkal; insanın gözünü açan, ufkunu genişleten, sorduğu sorularla kışkırtan, uyaran, baştan çıkaran yazarı yeniden sahneye davet ederek “Şimdi Brecht zamanı!” diyor. Erkal’ın Tülay Günal ile birlikte rol aldığı oyun; izleyiciyi, dünyanın düzeni, kadının konumu ve savaş gibi konularda eğlenceli bir yolculuğa çıkarıyor. Piyanist Yiğit Özatalay’ın canlı performansı eşliğinde sahnelenen oyuna Kurt Weill, Hans Eissler, Paul Dessau ve Sarper Özsan’ın müzikleri imza atıyor.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 39.50 TL
2. Kategori – 34.00 TL
3. Kategori – 28.00 TL
4. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Tales in No Language
23 Mayıs 2012 20:30 – 24 Mayıs 2012 20:30
DT Üsküdar Tekel Sahnesi, İstanbul

Aslı Bostancı
Türkiye
Konsept ve Koreografi: Aslı Bostancı
Performans: Aslı Bostancı, İlyas Odman, Mutlu San
Ses Tasarımı ve Canlı Müzik: Mutlu San
Ortak Yapımcılar: Bimeras, Springdance-EIM
50 sürer; ara yoktur.

2005 yılından bu yana koreografi ve performans projelerini hem yurtiçinde hem de yurtdışında sergileyerek başarıya kavuşan Aslı Bostancı görünmezlik üzerinden ilham alarak kurgulanmaya başlayan bir beden, ses, obje enstalasyon ve koreografi projesi olan Tales in No Language ile festivalde yer alıyor. Konsept ve koreografisi Bostancı’ya ait olan performans, kaybolmak, yitmek, yitirmek, erimek, görünmez olmak, yok olmak, silinmek gibi güçlü imajların oluşturduğu bir dizi veriden yola çıkarak isimlerinin aynı olabildiği ama seslerinin farklı olduğu “kromatik” hikâyeler üzerine kurulu. Tales in No Language birçok karakter ve durum üzerinden oluşturulmuş katmanlarıyla hafıza kurcalayıcı bir buluşma noktası yaratmaya çalışırken diğer yandan da sahne üzerinde tasarlanan imajların verileri seyircinin hafızasında kendi hikâyesine kavuşuyor.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 34.00 TL
2. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Lokum
24 Mayıs 2012 20:30 – 25 Mayıs 2012 18:30
Üsküdar Stüdyo, İstanbul

Prospero Dans Topluluğu
Talin Büyükkürkciyan
Türkiye
45’ sürer; ara yoktur.

Tüm kadınlar dinlerinden, dillerinden ve ırklarından bağımsız olarak bedenleriyle sosyal ortamda kabul görmekle ilgili travmalar yaşıyorlar. Ermeni kadınlar ise genellikle sofralarının zenginliğinden dolayı etli butlu olmalarının yanı sıra tarihte yaşadıkları acıları da yemeğe katıp yedikleri için şişiyorlar. Bu çalışma 36 beden olmaya çalışan Ermeni kadının yemeğe kattıkları yüzünden bir türlü o bedene erişememesi üzerine ironik bir araştırma.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 34.00 TL
2. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Kupa Kızı
25 Mayıs 2012 18:30 – 26 Mayıs 2012 18:30
Salon İKSV, İstanbul

Türkiye
Salon İKSV
Konsept ve Koreografi: İlkay Türkoğlu
Koreografik Materyal ve Performans: İlkay Türkoğlu, Şebnem Yüksel
25’ sürer; ara yoktur.

MSGSÜ Modern Dans Anasanat Dalı’ndan mezun olduktan sonra, yurtdışında, özellikle Budapeşte’de çeşitli dans topluluklarıyla ve koreograflarla çalışan İlkay Türkoğlu, Kupa Kızı adlı koreografisiyle festivalde yer alıyor. Sanatçı, bu çalışmasını şöyle dile getiriyor: “Zihinlerinde oluşan imgelerin gücüne ve imgelerin bedenlerinde yarattığı çağrışımların onları yolculuğa çıkarmasına izin verdiler. Yol boyunca yaratımları tarafından yaratıldılar. Yanıp küllere dönüşen Anka kuşunun kendi külleri içinden tekrar doğması gibi süreç onları önce yok ederken, yepyeni bir ‘ben’ olarak tekrar tekrar yarattı. Belki duydukları acı doğuran ananın değil, ölüp küllere dönüşen ve oradan yeniden beden bulmaya çalışan insanın sancısıydı.”

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 28.00 TL
2. Kategori-Öğrenci – 17.00 TL

Antigone
25 Mayıs 2012 20:30 – 26 Mayıs 2012 15:30
Kadıköy Haldun Taner Sahnesi, İstanbul

Diyarbakır Şehir Tiyatrosu
Türkiye

Yazan: Sophokles Sophocles
Uyarlayan ve Yöneten: Celâl Mordeniz
Kürtçeye Çeviren: Zana Kılıç
50’ sürer; ara yoktur.Türkçe üstyazılı.

1991’de perdelerini açan ve günümüze kadar düzenli bir şekilde çalışmalarını sürdüren Diyarbakır Şehir Tiyatrosu 2000’lerle birlikte çokdilliliği esas alıp repertuarına Kürtçe oyunlar da ekledi. Bu özelliğiyle de Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi. Bugüne kadar yurtiçinden ve yurtdışından birçok topluluk ve yönetmenle ortak projeler gerçekleştiren Diyarbakır Şehir Tiyatrosu festivale Sophokles’in Antigone’siyle katılıyor. Antigone, adalet ve yasa ikiliğini sorgulayan bir oyun. “Dünyaya kin değil, sevgi paylaşmaya gelen” Antigone’nin hikâyesi, Diyarbakır Şehir Tiyatrosu tarafından her bir karakterin tüm oyuncular tarafından canlandırılması fikrinden hareket edilerek yorumlanıyor. Oyunda herkes Antigone, herkes Ismene, herkes Kreon…

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 39.50 TL
2. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Parti
26 Mayıs 2012 20:30 – 27 Mayıs 2012 18:30
Tiyatro Hal, İstanbul

Yazan & Yöneten: Cem Uslu
Dramaturji: Ayça Seymen Şimşek, Seda Güney
150’ sürer; 2 perde.

EKİP’in temel hedefi, havasını soluduğu ülkenin meseleleriyle ilgili, farklı sosyal sınıflara ulaşabilen, dönüştürebilen, nitelikli, çağdaş ve samimi bir tiyatro yapabilmek… Topluluğun Parti adlı çalışması ise altı eski arkadaşın yıllar sonra, bir bekârlığa veda partisindeki buluşmasına odaklanıyor. Parti çok güzel başlar. Herkesin keyfi, neşesi son derece yerindedir. İçkiler yudumlanır, müzik dinlenir, kahkahalar eşliğinde sohbet edilir, görüşülemeyen o uzun zaman dilimi içerisinde ne yapılıp edildiğinden konuşulur, eski günler yâd edilir… Fakat yıllar öncesine dair “kesin” bir gerçek söz konusu olabilir mi? Bir grup insan, başlarından geçmiş ortak bir hatırayı gerçekten de unutmuş olabilir mi? Hafıza, tarihe yüzde yüz sadık kalabilir mi? İnsan zihni ve dilindeki tarihe güvenilebilir mi? Hatırlamak mümkünse eğer, bu bir işe yarayabilir mi?

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 28.00 TL
2. Kategori-Öğrenci – 17.00 TL

Oda ve Adam
26 Mayıs 2012 20:30 – 27 Mayıs 2012 20:30
garajistanbul, İstanbul

Yazan: Eric de Volder
Yöneten: Mesut Arslan
Dramaturji: Ata Ünal
Çeviren: Şaban Ol
Ortak Yapımcılar: Mesut Arslan/Theater Onderhetvel, Kunstenfestival 0090, Toneelhuis, Belçika

60’ sürer; ara yoktur.

Oda ve Adam ifadesini gündelik yaşamın içindeki kuytu ayrıntılarda bulan aşka ve ilişki olasılığına dair… Oyun, temelde kadın ve erkeğin birbirini hem tamamlayıcı hem de yadsıyıcı bakış açılarından ayrı ayrı anlattığı tek bir metne dayanıyor. Oda ve Adam monolog ve diyalogun, sokak dili ve entelektüel dilin, yalın ve karmaşığın, yalnız ve kalabalığın, mümkün ve imkânsızın, imge ve gerçeğin, kadın ve erkeğin muğlak ve geçişken ama aynı zamanda gerilimli sınırlarında dolaşıyor. Hem yalın bir öyküyü takip etmenin gayretiyle hem de bir dil, ses, beden ve imge harmanının çok katmanlı çağrışım alanlarıyla karşı karşıya bırakıyor izleyiciyi. Bir ucunda gerçekle düş arasındaki ufuk çizgisi, diğerinde kadın, erkek ve imge arasındaki iç ilişki.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 39.50 TL
2. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Hans Ya Da Heiri
26 Mayıs 2012 20:30 – 27 Mayıs 2012 15:30 – 28 Mayıs 2012 20:30
H. Muhsin Ertuğrul Sahnesi, İstanbul

Zimmerman & de Perrot
İsviçre
Ortak Yapımcılar: İstanbul Tiyatro Festivali
Konsept, Mizansen, Sahne Tasarımı: Zimmermann & de Perrot
Müzik: Dimitri de Perrot
Koreografi: Martin Zimmermann
Dramaturji: Sabine Geistlich
Işık Tasarım: Ursula Degen
Ses Tasarım: Andy Neresheimer
Dekor: Decor Ingo Groher, Christiane Voth, Théâtre Vidy Lausanne
80’ sürer; ara yoktur.
Türkçe üstyazılı.

İsviçreli Martin Zimmermann ve Dimitri de Perrot. Zekâ ve espri güçleriyle süsledikleri Hans ya da Heiri ile bir şekerleme sunuyorlar seyirciye… İkiliyle özdeşleşen, sözsüz ve şaşırtıcı gösteri, sirk, dans, tiyatro arasında gidip gelirken küçük farklılıkların, detayların altını çiziyor. Hans ya da Heiri insanların birbirlerine benzemesinin yarattığı sıkıntıyı, kıstırılmışlık hissini ele alan bir iz düşüm oyunu. Zimmermann & de Perrot, gizli olanı açığa çıkarmak, kabuğu kırarak altındakini göstermek gibi bir yeteneğe sahipler ve bunu yedi sanatçının hareketiyle, beden diliyle, objelerle, farklı tınılarla, canlı müzikle, seslerle yapıyorlar.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 165.00 TL
2. Kategori – 134.00 TL
3. Kategori – 90.00 TL
4. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

İnsan Sesi
28 Mayıs 2012 20:30 – 29 Mayıs 2012 18:30
Üsküdar Stüdyo, İstanbul

Bïteatral
Türkiye
Yazan: Jean Cocteau
Yöneten: Cem Baza
Dramaturji: Canan Kırımsoy
Işık Tasarımı: Kemal Yiğitcan
60’ sürer; ara yoktur.

İnsan Sesi terk edilmiş âşık bir kadının son telefon konuşması… Telefonun bir ucunda sesi duyulmayan bir adam, diğer ucunda terk edilmiş, acı çeken fakat çektiği acıyı gizleyen bir kadın var. Telefon adamla arasındaki son bağ olarak, hem nefes almasını sağlayan hem de kapandığında havasız kalacağı bir cinayet aleti gibidir. Kadının tek amacı, yalanını itiraf etmesi için erkeğe bir fırsat vermektir. Uzayan telefon konuşması acıyı derinleştirip, bitişi yakınlaştırır. Biten bitmiştir. Seyircinin replikler ve sessizlikler arasındaki gizli olanı bulması gerekecek, hikâyeyi tamamlayabilmek için… Jean Cocteau’nun sıra dışı üslubu oyunun anlatımında da gösteriyor kendini. Sıra dışı bir yazarın sıra dışı yaşadığı hayatının izlerini taşıyan bir hikâye, Ayşe Lebriz Berkem’in oyunculuğuyla bütünleşiyor.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 39.50 TL
2. Kategori – 22.50 TL

sOYUN
29 Mayıs 2012 20:30 – 30 Mayıs 2012 18:30
DT Üsküdar Tekel Sahnesi, İstanbul

Noland
Türkiye
Yöneten & Koreograf: Esra Yurttut
40’ sürer; ara yoktur.

2004’ten bu yana Saat Kaç?, Kağıt Gemi, Onlar, Sus-Dur-Kaç, Parantez, Dis.KO gibi çalışmalarıyla seyirciyle buluşan noland şimdi de sOYUN isimli çalışmasıyla merak uyandırıyor. Parantez projesinde tüm kırılganlığıyla “ya içim görünürse” diyen Esra Yurttut bu sefer de “Soyun! bu bir oyun” diyor. Müzisyen ve dansçılardan oluşan ekip sıradanlığın doğallığı ve samimiyetin gerçekliği üzerinden naif bir anlatım diliyle keyifli bir hikâye sunuyor.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 34.00 TL
2. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Karşılaşma/LAR
29 Mayıs 2012 20:30 – 30 Mayıs 2012 20:30
Kadıköy Haldun Taner Sahnesi, İstanbul

Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu
Türkiye

Metin: Tiyatro Boğaziçi
Yöneten: İlker Yasin Keskin, Aysel Yıldırım, Özgür Eren, Özgür Çiçek
Proje Danışmanları: Ömer F. Kurhan, Metin Göksel
110’ sürer; 2 perde.

Karşılaşma/LAR, ayrı düşmüş kardeşlerin hikâyelerine odaklanıyor ve Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı toplumsal dönüşümün, toplumun çeşitli kesimleri üzerindeki etkisini tartışıyor. Rauf Bey… Büyük bir inşaat şirketinin kurucu ortaklarından ve Cumhuriyet ideallerine sadık zengin kuşağın son temsilcilerinden… Cenazesi kaldırılıyor… Rauf’un tek mirasçısı ise evlatlık oğlu Doktor Mehmet… Estetik cerrah… Doktor Mehmet’in şirket işleriyle ve de siyasetle pek arası yok… Rauf Bey, evlatlığına yüklü bir mirasın yanı sıra, kulağına fısıldanacak bir “sır” bırakıyor. Mehmet babasından kalan –biri resmi, diğeri “gayri resmi”– iki mirasla ne yapacağını bilemez halde, herkesin almasını beklediği kararı erteleyerek, hiç tanımadığı annesini ve kardeşlerini aramaya çıkıyor. Farklı hayatlara savrulmuş kardeşleriyle karşılaşması böylelikle gerçekleşiyor.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 39.50 TL
2. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Yorgun Sırlar
30 Mayıs 2012 20:30 – 31 Mayıs 2012 20:30
garajistanbul, İstanbul

İDT+İstanbul Dans Tiyatrosu
Türkiye

Koreografi: Geyvan McMillen, Devrim İleri Tozkoparan
Sahne Enstalasyonu: Dilara Akay (HAYAKA ARTI)
Dansçılar: Sernaz Demirel, Devrim İleri Tozkoparan, Tan Temel, Özerk Tozkoparan
40’ sürer; ara yoktur.

İDT+ Anadolu’nun zengin tarihi ve kültür çeşitliliğinden beslenerek, ulusal ve uluslararası sanat ortamına disiplinlerarası projeler üretmek üzere kurulan bir topluluk. Topluluğun kurucu ve yaratıcı üyeleri Geyvan McMillen, Dilara Akay, Sernaz Demirel ve Tan Temel ait oldukları sosyal ve kültürel ortamdan yola çıkarak kendi özgün sanat dillerini araştırıyorlar. İDT+’nin sanat yönetmeni McMillen, yıllardır ürettiği çeşitli projelerle eserlerini ulusal ve uluslararası platformlarda sergilemiş, modern dansın Türkiye’de 35 yıldır gelişmesinde katkıda bulunarak öncülük yapmış ve uzun yıllar Devlet Opera ve Baleleri bünyesinde çalışmış bir sanatçı. McMillen, bu projelerini şöyle dile getiriyor: “Gözlerimiz ve ruhumuz çoğu zaman yaradılışın muhteşemliğinin farkında olmasa da, bu olağanüstü olaya her zaman hayranlık duyduk. Geldik gidiyoruz. Var olmak, yok olmak, sırlar ve sırlarımız bizimle birlikte sonsuza kadar…”

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 34.00 TL
2. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Olmamış Mı?
31 Mayıs 2012 20:30 – 01 Haziran 2012 18:30
Salon İKSV, İstanbul

Studio 4 İstanbul
Türkiye
Yöneten: Fatih Gençkal
Dramaturji: İbrahim Halaçoğlu
Ortak Yapımcılar: Deniz Buga, Onur Karaoğlu
70’ sürer; ara yoktur.

Studio 4 Istanbul, yerli ve yabancı yazarların oyunlarını yeni bir tiyatro arayışıyla yorumladığı projelerin yanı sıra kendi tasarlayıp kurguladığı performanslar sergiliyor. Topluluk, İstanbul’da sahnelenen son oyunu Atış Serbest’te Türkiye gençliğinin şiddetle iç içe yaşadığı hayatları irdelerken, yeni projesi Olmamış Mı?’da o gençlerin çocukluk yıllarına dönerek, büyüdükleri dünyanın bugünkü yaşamlarını nasıl şekillendirdiğine odaklanıyor. Tiyatro, müzik, film, edebiyat, tasarım ve başka alanlardan sanatçıları ortak bir anlatının parçası olarak bir araya getirirken, 90’lardaki kendi hikâyeleri üzerinden Türkiye’de büyümek ve genç olmak temalarını ve bunların getirdiği birçok başka meseleyi sahne dilinde araştırıyorlar.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 28.00 TL
2. Kategori-Öğrenci – 17.00 TL

Bizde Yok
01 Haziran 2012 16:00 – 01 Haziran 2012 20:30 – 02 Haziran 2012 16:00 – 02 Haziran 2012 20:30
Mekan Artı, İstanbul

Tiyatro Artı
Türkiye
Yazan & Yöneten: Ufuk Tan Altunkaya
45’ sürer; ara yoktur.

Tiyatro Artı, farklı sahneleme teknikleri üzerine arayışını sürdürüyor. Daha önce tek seyircilik oyun konsepti gibi farklı türlerde denemeler yapan topluluk bu sefer farklı bir deneme ile festival seyircisiyle buluşmaya hazırlanıyor. Bizde Yok ile simulatif bir kurgu içine yerleştirilen seyirci, gerçeklikten uzaklaşarak kendini kurgunun içinde buluyor. Seyir algısını değiştirmeyi hedefleyen oyun, seyirciyi “izleyen” konumundan çıkararak oyunun bir parçası haline getiriyor. Esir alınma, esir olma ve otorite-güç-kurban üçlüsü üzerinden hareket ederek Türkiye yakın tarihine odaklanan oyun, Türkiye’nin siyasi tarihine ve insan hakları sürecine de yoğunlaşarak Cumartesi Anneleri üzerinden kurgusunu tamamlıyor.
Seyirci kapasitesi her gösterim için 25 kişi ile sınırlıdır.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 28.00 TL
2. Kategori-Öğrenci – 17.00 TL

Tiyatro Öldü
01 Haziran 2012 20:30 – 02 Haziran 2012 15:30
Üsküdar Stüdyo, İstanbul

Mahir Günşiray’ın yönetmenliğini yaptığı Tiyatro Oyunevi’nin Tiyatro Öldü oyununu yeni oyuncularla yeniden sahneliyor. Tiyatro Öldü oyunu, tiyatronun ölümüne ironik bir noktadan bakarak, ölüm törenini, Lorca, Genet, Koltès, Schwab, Handke, Çehov ve Shakespeare’den de bazı bölümlerin sahneye taşınmasıyla bir tiyatro şölenine dönüştürüyor. Törene katılan oyun kişileri kendilerinin de içinde olduğu bu ölümü anlamaya çalışıyor: dışarıda bunca ölüm, vahşet, hız, kölelik, yoksulluk, çığlık varken, içeriye hapsolmuş tiyatro nasıl yaşayabilir? Nereye kadar? Nerede? Kiminle? Niçin ille de? Oyun, Beliz Güçbilmez ve Şâmil Yılmaz’ın yazar olarak katıldığı süreçte oyuncularla yapılan doğaçlamalarla oluşturuldu. Oyunun yönetmeni Mahir Günşiray ve Ayça Damgacı; sahne tasarımı ise Claude Leon’a ait.

Yöneten: Mahir Günşıray, Ayça Damgacı
Sahne Tasarımı: Claude Leon
65’ sürer; ara yoktur.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 39.50 TL
2. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Gergedan
01 Haziran 2012 20:30 – 02 Haziran 2012 20:30
H. Muhsin Ertuğrul Sahnesi, İstanbul

Théâtre de la Ville-Paris
Fransa
Yazan: Eugène Ionesco
Yöneten: Emmanuel Demarcy – Mota
Sahne ve Işık Tasarımı: Yves Collet
Müzik: Jefferson Lembeye
Ortak Yapımcılar: Grand Théâtre de Luxembourg – Le Grand T, scène conventionnée de Loire Atlantique
Yönetmen Yardımcısı: Christophe Lemaire
105’ sürer; ara yoktur.Türkçe üstyazılı.

Bir kente saldıran bir gergedan ve bu olayın peşi sıra gergedana dönüşen insanların yarattığı ve yaşadığı panik… Ünlü yazar Eugène Ionesco’nun 1950’li yılların tarihsel ve politik dalgalanmalarını aktardığı metin Théâtre de la Ville ve Paris Festival d’Automne Festivali’nin yönetmeni Emmanuel Demarcy-Mota tarafından yeniden sahneye konmuş… Bu defa genç yönetmenin farklı buluşları ve günümüze yaptığı cesur göndermelerle… Emmanuel Demarcy-Mota, ortak tarih bilinci içinde bireyin yerini ve rolünü, sorumluluğunu, düşünce özgürlüğünü her türlü bireyci biçimden uzak kalarak ele alan yazarlara dönem dönem geri dönmek gerektiğini savunuyor. Sahnede yarattığı dille hem gerçekdışı hem somut arasında gerilimi yaratırken şehrin sağır edici sesleri ile düzensizliği ortaya koyuyor.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 165.00 TL
2. Kategori – 134.00 TL
3. Kategori – 90.00 TL
4. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Yeni Kiracı
02 Haziran 2012 20:30 – 03 Haziran 2012 18:30
Küçük Sahne Sadri Alışık Tiyatrosu, İstanbul

BiTiyatro
Türkiye
Yazan: Eugéne Ionesco
Yöneten: Laçin Ceylan
Çeviren: Pınar Güzelyürek Çelik
Dramaturji: Selen Korad Birkiye
90’ sürer; ara yoktur.

BiTiyatro, kurucularından Laçin Ceylan’ın yönetiminde, absürd tiyatronun en güzel örneklerinden biri olan Eugéne Ionesco’nun Yeni Kiracı oyunu ile festivalde. Kapitalizmin insana dayattığı tüketim mantığını eleştiren oyun, tüketimi dayatan bu sistemin, bireysel ilişkiler, değer ölçüleri, hatta gerçek aşkı ve sevgiyi yerle bir ettiği hayatlarımızın uyumsuzluğunu anlatıyor. İnsan, kazandığını düşündüğü noktada, yenilgisini başlatmış olur. Eşyalar ve nesneler, bizi bir kenara iterek, hayatımızın başrolünü eline geçirmiştir artık… Tükettikçe anlamsızlık duygusu, tatminsizlik, yetersizlik duygusu azalacağına, katlanarak devam eder. Ionesco, Yeni Kiracı’da anlamsızca çoğalma telaşı içindeki insanı, kendine özgü absürd yaklaşımıyla ele alıyor.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 39.50 TL
2. Kategori – 34.00 TL
3. Kategori-Student – 22.50 TL

Rosencrantz ve Guildenstern Öldüler
02 Haziran 2012 20:30 – 03 Haziran 2012 15:30
DT Üsküdar Tekel Sahnesi, İstanbul

Oyunbaz
Türkiye
Yazan: Tom Stoppard
Yöneten & Dramaturji: Abdullah Cabaluz / Oyunbaz
Çevirilerinden derlenmiştir: Hamit Çalışkan
120’ sürer; 2 perde.

Tiyatroyu bir ifade ve var oluş şekli olarak benimsemiş olan Oyunbaz, sanata uzun soluklu ve yenilikçi bir bakış açısı getirmeye çalışarak, edindikleri deneyim ve tiyatro sanatına olan inançlarıyla yoluna devam eden bir topluluk. Oyunbaz, Tom Stoppard’ın Rosencrantz ve Guildenstern Öldüler adlı oyunuyla İstanbul Tiyatro Festivali’nde yer alıyor. Arka plan olarak Shakespeare’in Hamlet’ini kullanan oyun, Hamlet’in üniversiteden iki yakın arkadaşı olan Rosencrantz ve Guildenstern’in sonları Shakespeare tarafından yazılmış, değiştiremedikleri yazgılarını anlatıyor. Rosencrantz ve Guildenstern Öldüler, büyük olayların içine hapsolmuş yazgısını değiştiremeyen ve değiştirmek için de bir şey yapmayan küçük insanların hikâyesine odaklanıyor.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 39.50 TL
2. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

İnsan Manzaraları
03 Haziran 2012 20:30 – 04 Haziran 2012 18:30
Kadıköy Haldun Taner Sahnesi, İstanbul

Müzik: Selim Doğru
Şiirler: Nâzım Hikmet, Judith Herzberg
Yorumlayanlar: Hazal Selçuk

To be Sung:
Elisa Roep soprano
Fie Schouten klarnet
Eva van de Poll viyolonsel

Konuk Sanatçılar:
Emma Breedveld keman
Oğuz Büyükberber bas klarnet
Alper Kekeç vurmalı çalgılar
50’ sürer; ara yoktur.

Hollanda’da yaşayan besteci Selim Doğru’nun hazırlayıp müziklerini bestelediği İnsan Manzaraları adlı gösteri Türkiye ve Hollanda’dan iki büyük şair; Nâzım Hikmet ve Judith Herzberg’in şiirleri üzerine kurulu bir çalışma. Şiirle müziğin alışılmışın çok dışında bir birliktelik sergilediği bu gösteri edebiyat, tiyatro ve müziğin birbiri içine geçtiği teatral bir konser olarak, Nâzım Hikmet’in ölüm yıldönümü olan 3 Haziran’da festival seyircisiyle buluşacak. Oyuncu, şarkıcı Hazal Selçuk, Trio To be Sung ve üç solist tarafından yorumlanacak İnsan Manzaraları seyircinin kolay unutamayacağı bir gösteri olacak.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 39.50 TL
2. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Kapan
03 Haziran 2012 20:30 – 04 Haziran 2012 20:30
garajistanbul, İstanbul

Tiyatro Avesta
Türkiye

Yazan: Aydın Orak
Yöneten: Murat Garipağaoğlu
60’ sürer; ara yoktur. Türkçe üstyazılı.

Bir sınırda dünyanın herhangi iki askeri; nöbet esnasında birbirleriyle çatışmaları-tartışmaları, mayın ve ölümlerle bir sınır sendromuna dönüşüyor: Korudukları anlamsız bir sınır… Başkaları için kurdukları bir kapan. Bu kapanın zaman ilerledikçe zihinlerindeki kapan olduğunu fark etmeleri ve bu dönüşümün usulca yayılması, içine sürüklendikleri bir büyük yalana evriliyor. Onlar tahakküm kuran kişi veya sistemlerin hiçbir zaman özgür olamayacaklarını anlamayacak kadar gözü kara ve öfke dolular. Onlar ellerindeki silaha, korudukları sınıra, girdikleri zihinsel kapana alıştıkça yabacılaşır, yabancılaştıkça alışırlar. Şiddetin sıradanlaştığı, ölümün basitleştiği, bireyin elinde silahla vahşileştiği an mazlumun hiçleştiği andır! Kişinin kişiye, zihnine koyduğu ve hapsolduğu sınır/kapan metaforunun parçalanma eylemidir Daf/Kapan oyunu.

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 39.50 TL
2. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

William Shakespeare

Macbeth
04 Haziran 2012 20:30 – 05 Haziran 2012 20:30
H. Muhsin Ertuğrul Sahnesi, İstanbul

Pangar
Türkiye
Yazan: William Shakespeare
Yöneten & Dramaturji: Mehmet Birkiye
Çeviren: Sabahattin Eyüboğlu
120’ sürer; 2 Perde.

İktidar hırsı niye böylesine başımızı döndürür? Neden iktidar uğruna insanı insan yapan tüm değerlerden kolayca vazgeçip, içimizdeki korkunç karanlıklara yöneliriz? Kısa bir an için bile olsa, bu dünyayı ele geçirmek uğruna niye akıl almaz bedeller ödemeye hazırız? Macbeth iktidarı ele geçirmeseydi yine Macbeth olmayacak mıydı? Yoksa sadece bir “isim” olarak mı kalacaktı? Macbeth’i Macbeth yapan kanla, ölümle inşa ettiği iktidar mıdır? Var olmak için yok etmek zorunda mıyız?

Bilet Fiyatları;
1. Kategori – 39.50 TL
2. Kategori – 34.00 TL
3. Kategori – 28.00 TL
4. Kategori-Öğrenci – 22.50 TL

Biletleri www.biletix.com ‘ dan temin edebilirsiniz.

• Biletix satış noktaları…
• Biletix Çağrı Merkezi (0216 556 98 00)
• İKSV’den (10.00–19.00 saatleri arasında; 8 Nisan Pazar haric, Pazar günleri kapalıdır) alınabilecek.

Tüm bilet alımlarında kredi kartı geçerli. Her gösteride tam biletlerin yanı sıra öğrenciler için indirimli bilet de satılacak. Lale Kart programının üyeleri, biletlerinde %25’e varan özel indirimden yararlanabilecekler. Lale Kart sahipleri için indirimli ön satışlar 2-6 Nisan arasında gerçekleştiriliyor.

Detaylı bilgi için; www.iksv.org/tr

 

DİYARBAKIR

sanat duyuru

Diyarbakır Devlet Tiyatrosu (DDT), bu hafta küçük seyircileri için “Kurnaz Avukat” ile “Oz Büyücüsü” Oyunlarını sahneleyecek.

Diyarbakır Devlet Tiyatrosu (DDT), bu hafta küçük seyircileri için “Kurnaz Avukat” ile “Oz Büyücüsü”Oyunlarını sahneleyecek.

DDT ilgiyle izlenen, Fügen Sipahi’nin çevirip uyarladığı, Orkun Gülşen‘in yönettiği “Kurnaz Avukat”Oyununu bu hafta da küçük seyircileriyle yeniden buluşturacak.

Oyun, 26 ve 27 Nisan‘da Cahit Sıtkı Tarancı Kültür Sanat Merkezi Orhan Asena Sahnesi’nde sergilenecek.

Cumartesi ve Pazar günü ise Özlem Saraç’ın Frank Baum’dan uyarlayarak yazdığı, müzikleri Erkin Hadimoğlu ve Ender Gündüzlü’ye, şarkı sözleri ise müzikalin yönetmeni Metin Arslan’a ait “Oz Büyücüsü” adlı çocuk Oyunuyla, bir kez daha miniklerin kalplerini fethedecek.

Kostüm tasarımı Esra Selah, dekor tasarımı Seyhan Kırca, ışığı İzzettin Biçer’e ait müzikalde, Gonca Coşkun, Özden Gököz, Mümtaz Mengi, Fatih Yurdakul, Pelin Tozkoparan, Birce Birsel Çağlar, Kerem Corogil, Uğur Çınar ve Ozan Hafızoğlu başrollerini paylaşıyor.

Pop-Rock türündeki iki perdelik müzikalde, evinden uzaklaşan bir kız çocuğunun hayallerine kavuşması için Oz Büyücüsü’ne ulaşması anlatılıyor.

Büyükşehir Belediyesi’nce geçen hafta düzenlenen tiyatro festivali devam ediyor. İstanbul, Ankara,Süleymaniye ve Duhok gibi kentlerden toplam 16 tiyatro topluluğu, Oyunlarını tiyatroseverlerle buluşturmaya devam ediyor.

DSM ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin işbirliğiyle açılan Remzi Raşa’nın “Yalnızlığı Seçmek” Bir Retrospektif: 1946-2006″ sergisi ise Sümerpark Sanat Galerisi’nde devam ediyor. Raşa’nın 50 eserinin izlenime sunulduğu sergi, 6 Mayıs‘a kadar görülebilir.

-MARDİN- 

Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi Dilek Sabancı Sanat Galerisi’nde açılan küratörlüğünü fotoğraf tarihçisi Engin Özendes’in üstlendiği “Seyreyle Ara Güler Mardin’de” fotoğraf sergisi devam ediyor.

Usta fotoğrafçı Ara Güler‘in fotoğraflarının yer aldığı sergi, “Tanımak ve Anlamak” ile “Yüz Yüze” başlıklı iki bölümden oluşuyor. 114 eserin bulunduğu sergi, bir yıl süreyle vatandaşların ziyaretlerine açık olacak.

BURSA

Bursa Devlet Tiyatrosu (BDT), “Gönül Avcısı” ile çocuk Oyunları “Çizmeli Kedi” veğ “Alaaddin’in Sihirsiz Lambası”nı sahneleyecek.

Bursa Devlet Tiyatrosu (BDT), “Gönül Avcısı” ile çocuk Oyunları “Çizmeli Kedi” veğ “Alaaddin’in Sihirsiz Lambası”nı sahneleyecek.

Diego Fabbri’nin yazdığı, Levent Ulukut’un yönettiği komedi Oyunu “Gönül Avcısı”nın, dekoru Işın Mumcu, kostümleri Gülümser Erigür, ışık düzeni Mehmet Yaşayan’a ait.

Emir Çiçek, Ecehan Şarman Çetinkaya, Rüyam Dirin ve Demet Oran’ın rol aldığı Oyunda, bir erkeğin üçkadınla ilişkisi anlatılıyor. Oyunda, “Bir adam aynı anda üç kadını sevebilir mi- Üç kadına birden, yalan söylemeden onlara sahip olabilir mi- Bu üç kadın birbirlerini tanıyıp, bu adamı kabul edebilirler mi-” sorularının yanıtları aranıyor, kahramanın içine düştüğü durum yansıtılıyor.

Oyun, Ahmet Vefik Paşa (AVP) Sahnesi’nde bugün ve yarın saat 20.00’de, 28 Nisan Cumartesi 15.00 ve 20.00’de seyircisiyle buluşacak.

Harun Özer’in yazdığı, Ebru Kara’nın yönettiği “Alaaddin’in Sihirsiz Lambası” adlı çocuk Oyununun dekor ve kostüm tasarımını Özge Akarsu, ışık tasarımını Ali Karaman, dans düzenini Erdem Gündüz yapıyor.

Cihan Büyükışık, Serap Uluyol Karanfilci, Ozan Sargın, Cansu Yılmaz, Özlem Altaş, Eray Soykan, Ali Pınar, Hayati Özen, Savaş Ak, Emre Sefer, Mutlu Dereli, Cem Korkmaz, Emre Yaşa, Adnan Tunalı’nın rol aldığıOyunda, kimsenin çalışmadığı, üretmediği, her şeyin bir dileğe bağlı olduğu, kimsenin hiçbir şey yapmadan istediklerinin önüne geldiği bir dünya konu ediliyor.

Oyun, AVP Sahnesi’nde bugün ve 29 Nisan Pazar 14.00’te sahnelenecek.

Charles Perrault’un yazdığı, Metin Arslan’ın çevirdiği “Çizmeli Kedi” adlı çocuk Oyununu Berrin Kulya Balkanlar yönetiyor. Dekor ve kostüm tasarımını Aytuğ Dereli, ışık tasarımını Ali Karaman, dans düzenini Berrin Kulya Balkanlar’ın yaptığı Oyunda, Harun Türköz rol alıyor.

Oyun, AVP Sahnesi’nde 1-2 Mayıs’ta saat 14.00’te sahneye konulacak.

-Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu-

Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu, “Karagöz Dadım Olsana” adlı gölge Oyununu sahneliyor. Tayfun Özeren’in yazdığı ve sahnelediği Oyun 4 yaş ve üzerindeki çocuklara hitap ediyor. Gölge Oyunu, bugün ve yarın saat 11.00 ve 14.00’te, Karagöz Müzesi Sahnesi’nde seyirciyle buluşacak.

Tiyatro, 2 Mayıs Çarşamba 14.00’te, “Güliver Devler Ülkesinde” adlı Oyunu sahneye koyacak.

Şehir Tiyatrosu’nun sahneleneceği, Amerikan Edebiyatı’nın korku ve gerilim yazarı olan Ira Levin’in kaleme aldığı, Hale Kuntay’ın Türkçeye çevirdiği “Ölüm Tuzağı” adlı Oyun, bugün ve yarın saat 20.30’da, 28 Nisan Cumartesi 14.00’te Tayyare Kültür Merkezi’nde seyircisiyle buluşacak.

Cemal Nadir Güler Sanat Galerisi’nde Neriman Ay’ın kişisel Ebru Sergisi ile Sami Güner Sanat Galerisi’nde Erkin Keskin’in Gravür Exlibris Sergisi, 28 Nisan’a kadar açık kalacak.

ANTALYA

Antalya Devlet Opera ve Balesi (ANTDOB), bu akşam Wolfgang Amadeus Mozart’ın eserlerini seslendirecek.

Antalya Devlet Opera ve Balesi (ANTDOB), bu akşam Wolfgang Amadeus Mozart‘ın eserlerini seslendirecek.

Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde saat 20.00’de düzenlenecek gecede, sopranolar Aslı Ayan, HeyecanGizem Yakan ve Özsu Yüksel, mezzo sopranolar Serap Çiftçi ile Bilge Yılmaz, bas Erdem Baydar, bas bariton Umut Tarık Akça solist olarak sahne alacak. Sanatçılara piyanoda Lilyana Todorova eşlik edecek.

Antalya Devlet Opera ve Balesi’nin sahnelediği “Lucia Di Lammermoor” adlı opera son kez sanatseverlerle buluşacak.

İtalyan rejisör Vincenzo Grisostomi Travaglini’in yönetmenliğini yaptığı opera, 28 Nisan Cumartesi günü saat 20.00’de Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde opera sahnesinde sahnelenecek. Opera repertuvarının güçlü eserleri arasında yer alan G.Donizetti’nin 3 perdelik eser, güçlü bir kadın karakter “Lucia” üzerinde yoğunlaşıyor. Katolik ve protestanlar arasında din savaşlarının yaşandığı bir dönemi anlatan eser, güç savaşlarına da önemli bir vurgu yapıyor.

ANTDOB sanatçıları 30 Nisan Pazartesi günü saat 20.00’de Türk Bestecileri Konseri ile sanatseverlerle buluşacak.

William Shakespeare‘in ünlü eseri “Bir Yaz Gecesi Rüyası” balesi ise 2 Mayıs Pazar günü saat 20.00’deHaşim İşcan Kültür Merkezi’nde sahnelenecek. Müzikleri Felix Mendelssohn‘a ait eserin, proje ve koreografisi Mehmet Balkan’a, librettosu ise Şefik Kahramankaptan’a ait.

Ana teması aşk ve evlilik olan eser, karışık ilişkiler üzerinden bu iki kavramın komikliğine vurgu yapıyor.

-Anatlay Devlet Tiyatrosu-

Antalya Devlet Tiyatrosu (ADT) Oyuncuları, bugün, yarın ve 28 Nisan’da Aziz Nesin’in “Toros Canavarı” adlı eserini sahneleyecek. Yönetmenliğini Ali Meriç’in üstlendiği “Toros Canavarı”nda Fatih Kahraman, Senem Şahin, Sedat Mayadağ, Gerçek Sağlar, Selim Türkışık ve Ebru Zeliha Sırkıntı rol alıyor.

Mülayim bir memur emeklisi olan Nuri Sayaner ailesiyle monoton bir hayat sürmektedir. Aile bir taraftan geçim sıkıntısıyla diğer taraftan onları apartmandan atmak isteyen ev sahibiyle uğraşmaktadır. Tahliye davasını kazanan Sayaner ailesinin sevinci çok uzun sürmez. Ev sahibi, alt ve üst katlara yerleştirdiği adamlarla ve çevirdiği türlü Oyunlarla apartmanı zindana çevirir. Nuri Bey, ailesinin ısrarları sonucu karakola gidip şikayetçi olmak zorunda kalır. Yıllardır aranmakta olan “Toros Canavarı” adıyla nam yapmışSeri Katil yerine emekli memur Nuri Bey polisler tarafından yakalanır. Nuri Sayaner’in karakola adımını attığı o geceden sonra herkesin kaderi değişir.

ADT Oyuncuları 29 Nisan’da ise “Don Kişot” adlı çocuk Oyunu için sahne alacak. Cervantes‘in yazdığı, Özen Rodop’un Oyunlaştırdığı eseri, Ebru Kara yönetti. Oyunda Başak İşür, Erol Karayılan, Samet Kara, Çağdaş Çobanoğlu, Murat Çapar, Gizem Kutluyıl, Eray Ercan, Mehmet Çetin ile Ecem Gözpınar rol alıyor.

Eserler, Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde izleyiciyle buluşacak.

Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne bağlı Zübeyde Hanım Çocuk Sitesi’nde kalan 30 çocuğun yaptığı resimler, Antalya Müzesi Sanat Galerisi’nde 30 Nisan’a kadar görülebilir.

ADANA

Adana‘da Devlet Tiyatroları Sabancı UluslararasıAdana Tiyatro Festivali ile Seyhan Belediyesi 8.Geleneksel Çocuk Oyunları Festivali sona erecek.

Adana’da bu hafta 14. Devlet Tiyatroları Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali ile Seyhan Belediyesi 8. Geleneksel Çocuk Oyunları Festivali sona erecek, Pamela, Yeni Türkü, Model ve Grup 84 birer konser verecek.

Devlet Tiyatroları Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali kapsamında Ankara Devlet Tiyatrosu, yarın “Sırça Kümes” adlı oyunu seyircilerle buluşturacak.

Festival kapsamında son olarak, 28 ve 29 Nisantarihlerinde Çin Çocuk Operası “Küçük Kırmızı Çiçekler” adlı oyunu sahneleyecek. Festival, Hollanda’lı Close Act ekibinin 29 Nisan tarihinde Atatürk Parkı’nda başlayıp, Uğur Mumcu Meydanı’nda son bulacak “Pi-Leau” adlı sokak gösterisiyle sona erecek.

Seyhan Belediyesi 8. Geleneksel Çocuk Oyunları Festivali kapsamında, yarın Seyhan Kültür Merkezi’nde, son kez çocuk oyunları küçük seyircilerle buluşacak.

Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası (ÇDSO) yarın Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro ve Konser Salonu’nda, şef Leonardo Martinez yönetiminde ve solist Ludmil Angelov’un piyanosu eşliğinde, Chopin ve Schubert’ten çeşitli eserler seslendirecek.

Ayrıca 27 Nisan tarihinde Lava Restoran Bar’da Dj. Cihat Uğurel ve Pick Up Bar’da rock şarkıcısı Pamela, 29 Nisan’da Doğal Park‘ta Yeni Türkü ve Sevinç Eratalay birer konser verecek.

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Bahar Şenlikleri kapsamında ise ÇÜ Stadı’nda 2 Mayıs’ta Model Grubu, 3 Mayıs’ta ise Grup 84 sahne alacak.

MERSİN

Mersin Devlet Opera ve Balesi (MDOB) ise bu haftaki etkinlikler kapsamında “Mutlu Prens” adlı çocukmüzikalini sahneleyecek.

Oscar Wilde’ın aynı adlı romanından hareketle metnini Işık Noyan’ın yazdığı, müziği Hüseyin Cebi’ye aitçocuk müzikali 31 Mart Cumartesi günü Kültür Merkezi’nde sahnelenecek. Şebnem Özsaran’ın sahneye koyduğu, dekor ve kostüm tasarımını Çağda Çitkaya, koreografisini Tolga Ergen, Işık tasarımını İbrahim Avcı ve müzikal düzenlemesini Eser Taşkıran’ın yaptığı eserin şarkı sözleri Levent Güner’e ait.

MDOB’un deneyimli sanatçı kadrosuyla sahnelediği 2 perdelik çocuk oyununda, paylaşmanın erdemi, sorumluluk, yardımlaşma, sevgi, bağlılık, özveri ve dostluk gibi temel kavramlar yer alıyor.

11. Mersin Uluslararası Müzik Festivali’nin 30 Nisan’da gerçekleştirilecek açılışında, Budapeşte’den gelen Artemisia Oda Orkestrası Kültür Merkezi’nde gala konserİ verecek. Şef Alpaslan Ertüngelap yönetimindeki orkestraya, keman virtüözlerinden Cihat Aşkın ile flüt ustası Halit Turgay eşlik edecek.

Festival kapsamında 3 Mayıs Perşembe günü 35 ülkede sahnelenen “Zorba” balesi Mersinli sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Her türlü acı ve sıkıntının üstesinden gelen bir yaşamın mesajını ileten bale, Mersin Devlet Opera ve Balesi tarafından Kültür Merkezi’nde sahnelenecek.

MALATYA

İzmir Devlet Tiyatrosu’nun ”Yer Altında” isimli oyunu, bu hafta Malatyalı tiyatroseverler için sahnelenecek.

Sema Göktaş’ın yazdığı, Tayfun Erarslan’ın yönettiği, fantastik bir öyküyü trajikomik bir biçimde ele alan oyunda, ”Dünyayı tehdit eden felaket senaryoları gerçekleşse, günümüz Türkiyesi’nde neler olurdu-” sorusuna eğlenceli bir dille yanıt aranıyor.
Eylemsiz aydın tavrının ince bir şekilde eleştirildiği oyunda, Canan Erener Şen, Fatih Özyiğit, Gerçek Özkök Yağcı, Zafer Öncül rol alıyor.
Sabancı Kültür Merkezi’nde sahnelenecekoyun, yarın saat 20.00’de, 27 NisanCumartesi günü saat 14.00 ve 20.00’de seyirciyle buluşacak.

GAZİANTEP VE KAHRAMANMARAŞ
İstanbul Devlet Tiyatrosu, “Opera Komik” adlı Oyunu, Kahramanmaraş ve Gaziantep’te sahneleyecek.

İstanbul Devlet Tiyatrosu, “Opera Komik” adlı Oyunu, Kahramanmaraş ve Gaziantep‘te sahneleyecek.

Nagle Jackson’ın yazdığı, Mutlu Güney’in yönettiği Oyunda, Paris’te 19. yüzyılda Bizet’in yeni operası Carmen’in açılış gecesinde yaşananları anlatıyor.

Dekor tasarımını Behlüldane Tor, giysi tasarımını Nalan Alaylı, ışık tasarımını Nejat Karaorman’ın hazırladığı Oyunda, H. Merih Atalay, Umut Demirdelen, Sevinç Erol, Mevra Ustaoğlu, Ebru Saçar, Nişan Şirinyan, Ergun Akvuran, Yusuf Atala, Burhan Yıldız, Erdoğan Aydemir, Şeyda Pektok ve Zeynep Alper rol alıyor.

“Opera Komik” adlı Oyun, bugün Kahramanmaraş Necip Fazıl Kısakürek Sahnesi’nde, 27-28 Nisan‘daGaziantep Onat Kutlar Sahnesi’nde izlenebilecek.

 

Bitlis Sanat Tiyatrosu Bir İlki Gerçekleştirdi

Bitlis Sanat Tiyatrosu

Bitlis Sanat Tiyatrosu, 28.Uluslararası Amatör Tiyatro Toplulukları Festivali’ne davet edildi.

Bitlis Sanat Tiyatrosu, 28. Uluslararası Amatör Tiyatro Toplulukları Festivali’ne davet edildi.

Bitlis Sanat Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Gökmen Okdayan, gazetecilere yaptığı açıklamada, Bitlistarihinde bir ilki gerçekleştirerek, uluslararası ölçekte düzenlenen, tiyatro festivaline katılan ilk ekip olduklarını söyledi.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde, bu festivale davet edilen tek tiyatro ekibi olduklarını kaydeden Okdayan, şöyle konuştu:

“Denizli Belediyesi, her yıl Uluslararası Amatör Tiyatro Toplulukları Festivali düzenliyor. Bunun uluslararası olması çok önemli. Bitlis tarihinde, uluslararası anlamda düzenlenen tiyatro festivaline davet edilen tek ekip biz olduk. Festivale HollandaKazakistanMakedonyaMacaristan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti,Kosova‘dan tiyatro ekipleri katılacak. Bununla beraber İstanbul, Ankara, Antalya, Denizli, Hatay, Muğla ve Aydın’dan gelen ekipler de festivalde yer alacak. Bu büyük organizasyona Doğu ve Güneydoğu AnadoluBölgelerinden davet edilen tek tiyatro ekibiyiz. Bu büyük bir başarı. Bu ekibimizin ve Oyuncularımızın başarısıdır. Bu anlamda Oyuncularımızı hepsini tek tek tebrik ediyor, hepsine teşekkür ediyorum.”

-“Kısıtlı imkanlarla başarıyı yakaladık”

Bitlis‘te tiyatro faaliyetlerini sürdürmenin çok kolay olmadığını kaydeden Okdayan, çok kısıtlı imkanlara rağmen büyük başarılar yakaladıklarını ifade etti.

Okdayan, şunları dile getirdi:

“Ekibimiz, çok kısıtlı imkanlarla, 20 metre kare bir alanda çalışmalarını sürdürüyor. Sadece OyundanOyuna sahneyi görebilen bir ekibiz. Böyle kısıtlı imkanlarla bu başarıyı elde etmişsek, destek verildiği takdirde, daha büyük başarılara imza atacağımıza inanıyorum. Bu konuda Bitlisli iş adamlarından ve bürokratlardan destek bekliyoruz. Çünkü daha iyi yerlere gelmek için daha çok desteğe ihtiyacımız var. Tüm bu koşullarda bizden hiçbir zaman desteklerini esirgemeyen, Bitlis Eğitim ve Tanıtım Vakfı (BETAV) başta olmak üzere, Bitlis Belediye Başkanı Fehmi Alaydın ve Kızıltaş Gayri Menkul Yatırım Ortaklığı’na sonsuz teşekkür ediyoruz.”

 

Kaynak : [-]   

Dünya Emekçi Kadınlar Günü Tüm Kadınlarımıza Kutlu Olsun… Her şey olabilen bukalemunların bir gün de kadın olması dileğiyle. ( Nar Sanat )

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne özel İstanbul’da çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecek. İşte o etkinliklerden bazıları…

* İstanbul Modern Sanat Müzesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadınlara özel iki rehberli tur ve bir atölye çalışması düzenliyor.

Rehberli Tur: Kadınlara özel rehberli tur, modern ve çağdaş sanatın temsilcileri olan on kadın sanatçının eserini kapsıyor.İstanbul Modern’in sergi salonlarında yer alan sanat eserlerinin incelenmesine ve bu eserlerin yaratıcısı olan kadın sanatçıların sanat yaşamlarının ele alınmasına odaklanan rehberli turlar, 11.00 ve 15.00 saatlerinde düzenleniyor ve 45 dakika sürüyor.

Atölye Çalışması: Aynı gün İstanbul Modernkadın izleyicilerine özel bir atölye çalışması da gerçekleştiriyor. Bu atölye çalışmasında katılımcılar, kişisel deneyimlerinden yola çıkarak bir duvar resmi oluşturuyor. Atölye çalışması sanat üretiminde kişisel ifadenin önemini keşfetmeye, duygu ve düşünceleri görsel olarak ifade etmeye odaklanıyor. Program 16.00 – 18.00 saatleri arasında yirmi kadın katılımcıyla gerçekleştiriliyor.

Bu etkinlikler ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor.

Bilgi ve rezervasyon için
[email protected]
veya 0212 334 73 41

* Sakıp Sabancı Müzesi, 8 Mart’ta kadınları ücretsiz olarak ağırlıyor.

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), Dünya Kadınlar Günü çerçevesinde, sanatsever kadınlara bir hediye vermeye hazırlanıyor. 8 Mart tarihinde, gün boyunca müzeye ücretsiz girebilecek kadınlar, “Ağa Han Müzesi Hazineleri” sergisi kapsamında saat 14:00 ve 16:00’da düzenlenecek rehberli turlara da ücret ödemeden katılabilecek. Uygulama, 13 Mart 2011’e kadar devam edecek “Ağa Han Müzesi Hazineleri” sergisini görmek isteyen kadınlara son bir fırsat daha sunacak.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadınlar, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki ”Rembrandt ve Çağdaşları-Hollanda Sanatının Altın Çağı” sergisini ücretsiz ziyaret edebilecek.

* İBB Şehir Tiyatroları’nın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla hazırladığı belgesel film İstanbul’un Kadınları Sahnelerin Sultanları, 7 Mart 2011 Pazartesi günü, saat: 19.00’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde ücretsiz gösterilecek.

* Jurassic Land, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Bayrampaşa İstanbul Forum’da Ücretsiz!

* Kadıköy‘de de kadınların, erkek egemen zihniyete karşı isyan ettiği gün olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, eylemler yapılacak, söyleşiler, film gösterimleri düzenlenecek, kadın oyunları sahnelenecek.

* An & An Studio Kadınlar Günü’ne özel 10 Mart’ta latin ve zumba gecesi düzenliyor. Arena Park AVM içi Bebek Santral Cafe (21.00-01.00)

* Kilyos Kadın Dayanışma Şenliği 10 Mart Cumartesi günü 13.00-17.00 saatleri arasında depremzedelerin yerleştirildiği Sarıyer Belediyesi Kilyos Sosyal Tesisleri’nde depremzede kadınlara yönelik bir şenlik düzenlenecek. Şenlik için saat 12.00’de Sarıyer İlköğretim Okulu önünden otobüs kaldırılacak. (Davetiyeler 10TL, davetiyelerden elde edilecek gelir depremzelerin ihtiyaçları doğrultusunda dayanışma amacıyla kullanılacak)

 

14. Uluslararası İstanbul Kukla Festivali başlıyor

14. Uluslararası İstanbul Kukla Festivali, 04-14 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek. Yunanistanlı tiyatro grubu Antamapantahoy’un “Müziğin İpleri ” adlı oyunuyla başlayacak olan festivalde ünlü yönetmen Derviş Zaim’e de onur ödülü verilecek

 İstanbul’u adeta bir kukla şölenine çeviren 14. Uluslararası İstanbul Kukla Festivali, bu sene 4-14 Mayıs tarihleri arasında izleyici ile bulaşacak. Cengiz Özek’in sanat yönetmenliğinde gerçekleşecek olan festivalin açılışı 4 Mayıs’ta Kenter Tiyatrosu’nda Yunanistanlı tiyatro grubu Antamapantahoy’un “Müziğin İpleri” adlı gösterisiyle yapılacak. Festivale sergi ve film gösterileri de ayrı bir renk katacak. Festival’de Almanya , ABD , Fransa , Endonezya, Hollanda, Norveç, İsveç, İtalya , İspanya , Avusturya, Slovenya ve Türkiye’den önemli kukla tiyatroları sahne alacak.

FESTİVAL ONUR ÖDÜLÜ DERVİŞ ZAİM’E
Son filmi “Gölgeler ve Suretler”de gölge oyunu metaforu üzerinden 1974 Kıbrıs harekâtına giden süreci işleyen ünlü yönetmen Derviş Zaim’e geleneksel gölge tiyatrosunun özünü evrensel ve çağdaş bir bakışla yorumladığı için, Uluslararası İstanbul Kukla Festivali onur ödülüne “Gölgeler ve Suretler” filmiyle layık görüldü. Film ayrıca, festival kapsamında bir kez daha izleyici ile buluşacak.

DEĞİŞİK KUKLA TEKNİKLERİ, KUKLA SEVERLERİ COŞTURACAK!
“Müziğin İpleri” adlı gösterisiyle festivalin açılışını yapacak olan Yunanlı topluluk Antamapantahoy, kukla ve mim tekniklerini kullanarak izleyicilere keyifli bir gösteri sunacak.

Festivale Almanya ’dan katılan Kabare Pupala ipli kukla tiyatrosunun en güzel örneklerini sunacak. Avusturya’dan Lab.luck’dan değişik tiyatro disiplinlerinin bir araya getirildiği “Mutluluk hangi yönde” adlı oyunu, Endonezya’dan Behind the Actors geleneksel tiyatro formuyla günümüz tiyatrosunun güzel bir sentezi ile izleyicilerin karşısına çıkacak.

Fransa ’dan La Salamandre’den cam küre ile ipli kuklanin kontağını, Hollanda t’ Magisch Theatertje ve Ananda Puijk Company yoğun görselliğe sahip karışık kukla teknikleri bir araya getirildiği “Cantos Animata” ve “Momentum”, İspanya ’dan Toni Rumbau – La Fanfarra’nin gölge tiyatrosu ve el kuklası tekniklerinin bir araya kullanıldığı “Full Hands” adlı oyunu, İsveç’den Staffan Bjorklunds Teater’dan özellikle 3 yaş üstü çocuklar için masa kuklası tekniğinde “Two on toe’u, kukla sanatının farklı tekniklerini sunacak.

İtalya ’dan Gianluca Di Matteo Napoli’nin geleneksel el kuklası Pulcinella’yi, Norveç’den canlı jazz müziği eşliğinde değişik tekniklerde yorumlanan kuklaları, Slovenya’dan Puppet Theatre Nebo masa kuklası tekniğinde ilginç bir çalışma festival seyircileriyle bir araya gelecek.

Türkiye’den Ahşap Çerçeve’nin son oyunu “Hamlet”’i, Bakırköy Belediye Tiyatrolarından Ali Yenel’in sahneye koyduğu “Aklı Havada” adlı oyunu, Cengiz Özek Gölge Tiyatrosundan Karagözün modern bir şekilde yorumlandığı “Çöp Canavarı” ve “Büyülü Ağaç’ı, İBB Şehir Tiyatroları’ndan 2010/2011 tiyatro mevsimi oyunlarından “Surname 2010”, “Karagöz Balıkçı” ve “Cambazhane” adlı oyunları, Kent Oyuncularından çocuklar için hazırlanmış “Rapunzel’i, Kurmalı Salyangoz’dan “Dört Mevsim” adlı oyunu, Tiyatro BeReZe’den ise obje tiyatrosu tekniğinde “Kayıp Eşya Bürosu” ile festivale renk katacak.

SERGİ, FİLMİ KONFERANSLAR DA FESTİVAL KAPSAMINDA
Festival kapsamında ayrıca kukla severler sergi, film ve konferanslarla zenginleştirilmiş bir festival deneyimi yaşayacaklar. Bu yıl festival kapsamında İpin Ucu, Gölgenin Doğuşu: Endonezya, Karagöz Figürleri sergilerini gezebilecekler. Anders Rønnow Klarlund’un 2004 yılında çektiği,kurgusu ve kukla kullanımı açısından sinemaseverlerden büyük ilgi gören “İpler” filmi de sinemaseverlerle buluşacak.

Barcelona ’dan festivale katılan Toni Rumbau hazırladığı oyunun yanı sıra 13 Mayıs 14.00’da Mimar Sinan Üniversitesi, Sahne Dekorları ve Kostümü Bölümü’nde kukla meraklıları ile bir araya gelecek.

FESTİVAL BÜTÜN İSTANBUL’A YAYILIYOR
Fransız Kültür Merkezi, Cervantes Kültür Merkezi, Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu, İtalyan Kültür Merkezi, Avusturya Kültür Ofisi, Pera Müzesi , Ümraniye Meydan AVM ve Kukla İstanbul tarafından desteklenen festival, Fransız Kültür Merkezi, Kukla İstanbul, Kenter Tiyatrosu, Sefaköy ve Halkalı Kültür Merkezi, Kozyatağı Kültür Merkezi, Devlet Tiyatrolari Küçük Sahne, Pera Müzesi , Yunus Emre Kültür Merkezi ve Ümraniye Meydan AVMde izlenebilecek.

Geçtiğimiz yıl Avrupa’nın en büyük ikinci kukla festivali seçilen İzmir Kukla Günleri Festivali, bu yıl en iyi olmak için perdelerini açtı

RÖPORTAJ: MÜJGAN KULLE

Uluslararası arenada ses getiren kukla sanatçılarını, İzmirli kukla severlerle bir araya getiren ve bu yıl altıncısı düzenlenen İzmir Kukla Günleri, 3 gündür izleyicilerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor.
Sözü fazla uzatmadan festivalin yaratıcısı Selçuk Dinçer ile festivalin tüm detaylarını konuştuğumuz söyleşimize geçmek istiyorum.
* İzmirli sanatseverlerin sabırsızlıkla beklediği İzmir Kukla Günleri Festivali nihayet başladı. Eminim geçen seneye göre çok daha büyük bir ilgi söz konusu..
– Kesinlikle… Hatta geçen seneyle kıyaslarsak iki katına çıkan bir ilgiden söz etmek mümkün. Tartışmasız her gün artan bir ilgiyle karşı karşıya festivalimiz. Örneğin bu seneki birçok oyunumuzun biletleri çok erken bitti, bir kısmının da biletleri önemli oranda tükenmek üzere…
Öyle görünüyor ki festivali kaçırmak istemeyenlerin sayısında bir hayli artış var. Biletler erkenden sanatseverlerle buluştu…
Tabi bunun ötesinde sadece biletlerle değerlendirmemek lazım bu ilgiyi. Soranların, ilgilenenlerin, festival içinde bir şeyleri merak edenlerin, kısacası festivalle ilgili her detayı öğrenmek isteyenlerin sayılarında da ciddi bir artış söz konusu. Bu tabii ki çok sevindirici.
Çünkü bu durum İzmir’in tam anlamıyla festivalimize sahip çıktığı anlamına geliyor. Zaten bir festival ancak kent ona sahip çıkarsa, yaşar, büyür ve gelişir. İzmir, bu festivali benimsedi ve sonuna kadar sahip çıkacağının sinyallerini veriyor.

İLGİ KATLANARAK ARTIYOR
* Festivalin uluslararası tanınırlığı da artmış olmalı…

– Hem de çok… Uluslararası arenadaki festivalin tanınırlığı, bilinirliği, her yıl çok süratle artıyor. Hatta katlanarak artıyor demek daha doğru… Uluslararası alandan da çok ciddi geri dönüşler alıyoruz. Bu da İzmir’in adını markalaştırmak adına büyük bir artı.
* Geçen yıl bu zamanlar yaptığımız söyleşimizde festival için ‘henüz bebek’ yakıştırması yapmıştınız… Görünen o ki bebeğiniz hızla büyümüş, hatta ilkokula başlamış…
– Gerçekten de öyle oldu… O kadar hızla öğreniyor ve büyüyor ki, bu yıl ilkokula başladı diyebiliriz… (gülüyor) Çünkü özenle büyütüyoruz ve eğitiyoruz… Bakın festivallerde eğitim kısmı çok önemlidir. 6 yıllık genç bir festival olmamıza rağmen hızlı ama emin adımlarla ilerliyoruz. Her festivalde farklı şeyler öğreniyoruz, öğrenmeye de devam edeceğiz.
* İzmir Kukla Günleri, geçen yıl Avrupa’nın en büyük ikinci kukla festivali seçilmişti. Bu sene birinciliği alır mıyız?
– Evet, geçen sene Avrupa’daki en büyük ikinci kukla festivali seçildik. Belki bu yıl Avrupa’nın en büyük kukla festivali olacağız. Çünkü dünyanın en büyük kukla festivali Fransa’nın Sarnafil kasabasında düzenleniyor ve iki yılda bir yapılıyor. Geçtiğimiz yıl 50. yaşını kutladı. Bu sene festival kapsamında yer almıyor. Bundan dolayı da bu sene büyük ihtimal İzmir Kukla Günleri Festivali, Avrupa’nın belki de dünyanın en büyük kukla festivali olacak. Bu da ayrı bir heyecan bizim için…

ÖNEMLİ FARKLILIK
* Geçen seneye göre ne gibi farklılıklar var?

– Festivalimizin en büyük farkı workshop’lar bu sene… Sadece profesyonel sahne sanatçılarına yönelik workshop’lar bunlar. Geçen sene 1 olan atölye çalışmalarını 3’e çıkardık. Çünkü büyük oranda kalıcı yarar sağladığımızı gördük. Şöyle ki; İzmir’i kültür başkenti, marka kent yapmak adına, kentin içindeki sanatsal üretimlerin fazlalaşmasına ihtiyacımız olduğu bir gerçek. Bu anlamda kentin içindeki kültürel, sanatsal üretim de ancak o üretimi yapacak insanları beslemekle mümkün. İşte bu anlamda çok ciddi ve kalıcı yararlar söz konusu. Festivale oyun oynamaya gelen aynı zamanda eğitimci niteliği taşıyan sanatçılardan da yararlanabiliriz diye düşündük ve dünyanın en önemli kukla sanatçılarına bu teklifte bulunduk. Örneğin sanatçılarından biri Neville Tranter…
Tranter’in Türkiye’ye ilk gelişi. 5-7 Mart’ta kukla oynatma teknikleri üzerine bir atölye çalışması olacak. Bir diğer sanatçımız Amerika’dan Larry Hunt& Adelka Polak… O da 6-8-9 Mart tarihlerinde mask atölyesi üzerine bir workshop düzenleyecek. Son workshop sanatçımız ise
Japon Noni Sawa… Sawa’nın 13-15 Mart’ta gölge oyunu konusunda bir workshop çalışması söz konusu. Hepsi master class niteliğinde atölye çalışmaları olacak. Festivalin büyük oranda artan ve en önemli farklılığı bu.
* İki önemli konferans ve sergi de var festival kapsamında… 
– Evet… Özellikle çok önemli iki konferansımız var. Biri 10 Mart’ta ‘Eğitimde Kuklanın Yeri’ adlı konferans, bir diğeri ise 14 Mart’ta ise ‘Çağdaş Kuklacılıkta Yeni Bir İtici Güç’… Özellikle ‘Eğitimde Kuklanın Yeri’ adlı konferansa yoğun katılım olacağını düşünüyorum. Çünkü eğitim alanına hitap ediyor. Amerika’dan Jennifer Hunt, kendi alanında uzman bir isim.. Önemli bir konferans olacak… Bu konferansı eğitimcilerin kaçırmaması gerekiyor. Sergilere gelince… Festival boyunca sürecek sergilerimizden biri Uğur Mumcu Kültür Merkezi’nde sergilenen Kukla Afişleri, diğeri ise Fransız Kültür Merkezi’nde meraklılarıyla buluşan Fotoğrafçı Gözüyle Kukla…
* Festivalin süresi 11 günden 25 güne çıkarıldı… Eminim kukla severler bu duruma çok sevinmiştir
– Gelen tepkiler o yönde gerçekten de… Geçen sene oyun sayımız 120’ydi, bu sene 132 oldu. Gösteri mekanı 25’ti, bu sene 35 oldu. Ama aşağı yukarı festivalin hacmi aynı. Festivali yayma gereği duyduk çünkü, böylece seyirciler daha fazla etkinliği izleyebilecekler. Bu da kukla severlerin bu sene dolu dolu bir festival geçirmesi anlamına geliyor. Sindire sindire, yetişme telaşı olmadan geçecek 25 gün… Biletler de geçen seneyle aynı… 15-20 TL… Bilet satışları AKM’deki gişelerden ve Biletix’ten sağlanıyor.

SAKIN KAÇIRMAYIN!
* Peki okurlarımıza özellikle de yetişkinlere ‘mutlaka kaçırmayın’ diye önerebileceğiniz oyunlar var mı?

– Olmaz mı… Toplamda 36 oyun, 132 gösteri sahnelenecek bu sene. Biri hariç hepsi ilk kez sahnelenecek oyunlar. Hepsi kaçırılmaması gereken oyunlar bana göre. Ama ‘mutlaka kaçırmayın’ diyebileceğimi birkaç oyun var elbette.
Örneğin Hollanda’dan Neville Tranter’ın ‘Punch&Judy Afganistan’da’ isimli politik güldürü (5-7 Mart), Fransa’dan La Compagnie Azhar’ın ‘Büyülü Toz’ (8-9 Mart), Japon sanatçı Nori Sawa’nın ‘Vişne Bahçesinin Gölgeleri’ (14-17 Mart), İspanya’dan El Retrete de Dorian Gray’in ‘Hava Boşluğu’ (15-16 Mart), yine İspanya’dan Angelico Musgo’dan ‘Ros’un Minyatür Yolcuyuğu’ (12-13-14-15-17 Mart), İtalya’dan Laura Kibel’in ‘Ayakların İzinde'(8-9-10-11-12 Mart)oyunu mutlaka izlenmeli. Arjantin’den Valeria Guglietti’nin ‘Ellerime Dokunma'(20-21-23-24 Mart) ve Bulgaristan’dan Varna Devlet Kukla Tiyatrosu’nun 16 kişilik dev ekibinin sahneleyeceği ‘Kukla Tiyatrosu Hakkında Bazı Sırlar’ (bugün-5 Mart) da kaçmaması gereken oyunlardan…

MİNİKLERE ÖZEL
* Ya çocuklar için…

– Değişik yaş gruplarına hitap eden oyunlar var bu yıl. Örneğin 2-5 yaş grubu çocuklar için Almanya’dan Angelika Müler’in sahneye taşıdığı ‘Aç Tırtıl'(5-6-7-8 Mart); 5-12 yaş çocuklar için ise Avusturya’dan Karin Schafer’in ‘Ejder Gemiler Geldiğinde’ (23-24 Mart); 13 yaş ve üzeri için ise Danimarka’dan Astrid Kjaer Jensen’in ‘Lilith Lilith’ (16-17 Mart)ve İspanya’dan Descamada Senorita’nın ‘Poşet Hanım’ (8-9-10-12 Mart) oyunu miniklerin severek izleyeceği oyunlardan sadece birkaçı.

Gönüllü desteğine ihtiyacımız var!
* Hep görünen kısımlardan bahsettik. Biraz da işin mutfağına girelim… Uluslararası başarı gösteren bu festival, kaç kişilik bir ekibin eseri…

– Küçücük bir ekibiz aslında biz. Sabit ve gönüllüler dahil toplam 12 kişiyiz. Festivalin ilerleyen zamanlarında bu sayının artmasını bekliyoruz. Aslında bu sayının normal şartlarda 20 ve üzeri olması gerekiyor. Sizin aracılığınızla İzmirlilere bir çağrıda bulunmak istiyorum. Bakın tüm dünya festivallerinde bu ölçekte belki de daha küçük festivallerde bile, düzenlendiği kente bağlı olarak çok sayıda gönüllü desteği söz konusu. Bu gönüllüler bir anlamda festivalin yükünü ortadan kaldırırlar. Aslında her biri birer gönüllü değil birer kültür elçisi, turizm elçisi konumunda… Maalesef İzmir’de gönüllü bulmakta çok zorlanıyoruz. Halbuki değişik yaş gruplarından gönüllülere çok ihtiyacımız var.
Sonuçta kentin sahip olduğu bir değerdir festivaller. Kentle bütünleşmek noktasında da bu kentin içinde yaşayan insanların desteklerine çok ihtiyaç oluyor. Eğer bu çağrımızdan sonra gönüllü olmak isteyenler olursa lütfen festival ofisimizden bizlerle bağlantıya geçsinler… Unutmasınlar ki bu hepimizin festivali…

Türkiye’de bir ilk
* Ülkemizde hala bir kukla eğitimi veren okul yok öyle değil mi?

– Bu anlamda güzel bir gelişme var aslında… Ama öncelikle şunu söylemek istiyorum. Bakın Türkiye’de modern kukla sanatının gelişmediğini hepimiz biliyoruz. Ama şöyle bir saptama yapmakta yarar var. Türkiye’de modern kukla sanatı eğitimsizlik yüzünden gelişmiyor. Ama çok yakında Dokuz Eylül Üniversitesi Sahne Sanatları Bölümü içersinde bir Kukla Bölümü’nün hayata geçirilmesi söz konusu. Hatta çok yakında eğitim hayatına başlayacak. Aslında Dokuz Eylül Üniversitesi Sahne Sanatları Bölümü’nün kuruluş tüzüğünde bir kukla bölümü var. Bölüm açılmayacak, sadece bölüm hayata geçirilecek. Bu da işleyişi hızlandırıyor tabi. Ders programları çıkarılıyor şuan okulda. Kuklacı yetiştiren ilk, kukla okul olacak. Bu çok güzel bir gelişme… Eğer bu olursa İzmir’den Türkiye’ye kukla sanatını yayacağız…

Kaynak : http://www.yeniasir.com.tr

“Feminist sinema”nın 100’üncü, Filmmor’un 10. yılının kutlanacağı bu yıl, “Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali”, 9 Mart’ta Pera Müzesi’nde yapılacak açılış töreniyle başlayacak.

 

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da aralarında bulunduğu çeşitli kurum ve kuruluşların desteğiyle düzenlenen festivale ilişkin Büyük Londra Oteli’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Festival Koordinatörü Melek Özman, festivalde 20’yi aşkın ülkeden 70 filmin gösterileceğini belirtti.

Özman, “Hayat Geçer. Bir Kadın Görür. Bir Film Yapar. Hayatı film yapan kadınlara saygıyla” sloganıyla düzenlenen festivalde, dünyanın farklı ülkelerinden film yönetmenlerinin de sinemaseverlerle birlikte olacağını, tema bölümleri, toplu gösterimler, panel, konferans ve atölyelerle festivalin 10. yaşının kutlanacağını anlattı.

Festivalin, İstanbul’un ardından Çanakkale, Van ve Hakkari’de gerçekleştirileceğini belirten Özman, “Van’daki gösterimler çadırkentler ve prefabrik konutlarda yapılacak” dedi.

Basın toplantısında konuşan Festival Program ekibinden Yasemin Temizarabacı da, festivalin temaları ve filmler hakkında bilgi verdi.

Altın Bamya Akademi Jürisi Esin Küçüktepepınar da, “AltınBamya” ödülünü vermemeyi çok arzuladıklarını, ancak bu yıl yine bu ödüle aday çok kalabalık bir liste izlediklerini söyledi.

Ödül kıstası konusunda yanlış anlama olduğunu da belirten Küçüktepepınar, filmlerde kadın karakterlerin “kötü karakter” olarak gösterilmesinin adaylık kıstası olmadığını vurgulayarak, “Kadın karakter rollerinin yeterince özenli olmayan karton karakterler olarak gösterilmesi, başrol olan erkeği destekleme amacıyla erkek rolüne bağlı bir kadın rolü olarak çıkarılması gibi kıstaslarla seçim yapıyoruz” diye konuştu.

Festivalde neler var?

Festivalde temalarından biri, “Feminist Sinemanın 100, Filmmor’un 10 Yılı (Elemtere Fiş Kem Gözlere Şiş)” olacak. Bu bölümde dünya sinema tarihinin ilk öykülü filmini çeken Alice Guy-Blache’dan başlayarak kadınların sinema tarihinin öncü yönetmenlerinin, feminist sinemanın yanı sıra sinemanın klasikleri arasına giren filmleri izlenebilecek.

“Kadınların Sineması” temasıyla düzenlenecek bir başka bölümde ise dünyanın farklı ülkelerinden 33 filmden 18’i, gala gösterimiyle Türkiye’de ilk kez izleyici karşısına çıkacak.

Festivalde, Belçikalı feminist yönetmen Marie Mandy bu yıl toplu gösterimiyle Türkiye’dekisinema izleyicileriyle buluşacak.

Toplu gösterimde, kadın yönetmenlerin aşkı, tutkuyu ve cinselliği nasıl filme aldığının izini süren, Sally Potter, Agnes Varda, Catherine Breillat, Doris Dörrie, Deepa Mehta, Müfide Tlatli, Safi Faye ve Jane Campion mülakatlarıyla kadın sinemasında cesur bir yolculuğa çıkan “Tutkuyu Filme Almak (Filming Desire: A Journey Through Women’s Film)” filminin gösterimi yapılacak.

Toplu gösterimde, “Nekahat Güncesi”, “Yapay Rahim”, “Bedensiz Doğum”, “Ailelerimiz ve Hayat”, “Memeler de Küçük Şeyler Gibi Başlar” ve “Judith” filmleri de izlenebilecek.

“Tunus’un Yaseminleri”

Festivalin bu yıl 2 de özel bölümü olacak. “Tunus’un Yaseminleri” başlıklı özel bölümde, Kalthoum Bornaz’ın “Dünyanın Yarısı”, Nejia Ben Mabrouk’un “Sema”, Nadia El Fani’nin belgeseli “Laiklik İnşallah!” izlenebilecek.

İkinci özel bölüm “Cins-iyet-ler”de ise cinsiyet ve cinsel kimlik meselelerine dair filmler yer alıyor.

Açılış töreni 9 Mart’ta Pera Müzesi’nde yapılacak festivalin, 19 Mart’ta Hollanda Konsolosluğu’nda yapılacak kapanış töreninde ise kadın kimliğini negatif gösteren filmlere verilen “4. Altın Bamya Ödül Töreni” gerçekleştirilecek.

Festivalde, atölye, panel ve söyleşilerin yanı sıra festival konuklarından Marie Mandy, Marleen Gorris, Müfide Tlatli ve Rahşan Bani-Etemad ile festival izleyicisine özel atölye-söyleşileri de yer alacak.

Festival İstanbul’un ardından, Van Kadın Derneği ortaklığıyla Van’da, Yüksekova Kadın Derneği ortaklığıyla Hakkari’de, Çanakkale Kadın El Emeğini Değerlendirme Derneği ortaklığıyla Çanakkale’de sürecek.

Ünlü ve pahalı tabloların ressamı Van Gogh, ilgi çekici bir sergileme biçimiyle ilk kez Türkiye’de. İlaç firması Abdi İbrahim’in 100. yıl kutlaması vesilesiyle İstanbul’a getirdiği sergide, 40 projektör 3 bin görüntüyü duvarlara yansıtıyor.

Van Gogh, resimlerine çarpıcı hayat hikayesinden daha fazla aşina olduğumuz bir ressam. Dünyanın en pahalı resimleri arasındaki eskizlerinin ve tablolarının imajları çeşitli yerlerde sıkça karşımıza çıkıyor ne de olsa… Sanat tarihinin büyük isimleri arasında kendisine yer bulmayı, ‘kararsızlığın’ hakim olduğu 37 yıllık kısa bir ömürde başarmış. Üstelik yağlıboya, suluboya ve karakalem çalışmalarından oluşan yaklaşık 2 bin eserini, yani ressamlığını bu kısa ömrün son 10 yılına sığdırmış. En popüler ve pahalı resimleriniyse sadece son iki yılına…
Van Gogh’un sözünü ettiğimiz on yılı, bu sırada yaşadığı yerler, yaptığı resimler önceki gün açılan ilgi çekici bir serginin konusu. İlaç firmalarından Abdi İbrahim’in 100. yılı vesilesiyle Karaköy’deki ‘Antrepo No;3’ galerisinde açtığı sergi ‘Van Gogh Alive’ başlığını taşıyor. İşin ilgi çekici yanı ressamın tabloları ve son   10 yılının önemli anlarıyla ilgili üç bin görselin 40 projektör tarafından galerinin duvarlarına yansıtılması. Görüntülerin klasik müzik eşliğinde, bir hikaye anlatırcasına akıp gittiği yarım saati bulan bu seyirliğin yeni bir sergileme biçimi olduğu söylenebilir. Van Gogh resimleri, resimlerin büyütülmüş detayları, onun yaşadığı yerler, kardeşine yazdığı mektuplar etrafınızda dolanınca kendinizi ressamın dünyasına girmiş gibi hissedebiliyorsunuz.
Sistem, ‘Sensory 4’ adlı gelişmiş bir teknolojinin ürünü. Avustralya merkezli bir firma tarafından tasarlanan serginin dünya prömiyeri önceki aylarda Singapur’da gerçekleştirilmiş. 15 Mayıs’a kadar İstanbulluları ağırlayacak, ardından ekimde Ankara’daki Cer Modern’e gidecek. Galerinin fuayesinde Van Gogh resimlerinin kullanıldığı defter, tişört, çanta gibi ürünlerin satıldığı bir stand da var. Giriş öğrenciler için 8, diğer kişiler için 15 TL.

Dahi ilan edildiğinde ‘akıl hastanesi’nde yatıyordu
Van Gogh’un (1853-1890) yaşamı zorluklar, bu zor koşullara bağlı karasızlıklar, ruhsal iniş çıkışlar içinde geçmişti. Resimleri de bu hayatın izlerini fazlasıyla taşıyordu. Hikayesinin dikkat çekici bazı yanlarını bazı başlıklar altında kısaca aktaralım.
İş hayatında kararsızdı ve hiçbir yere ait olmadı
Babası bir Protestan rahibiydi. Mektuplarından birinde bahsettiği şekliyle ‘kasvetli, soğuk ve kısır’ bir çocukluk geçirdi. Henüz 15’indeyken amcasının önerisiyle Hollanda Lahey’deki bir sanat galerisinde iş buldu. Galerinin Brüksel, Londra ve Paris ofislerinde çalışıp iyi para kazanırken içine kapandı ve dindarlaştı. İşini bıraktı. Londra’da öğretmenliğe başladı ardından döndüğü Hollanda’da kitapçılığa… 1887’de teoloji okumak için Amsterdam’a gitti ama kısa sürede vazgeçti. 1879’da misyonerlik yapmak için Belçika’da madencilerin bulunduğu Borinage’a yerleşti. Daha iyi ilişki kurmak için onlar gibi kötü koşullarda yaşamaya başlarken kilise, rahipliğin imajını zedelediği için işine son verdi. 1880’de galerici kardeşi Theo’nun önerisiyle resim kariyeri yapmayı düşündü. Güzel sanatlar okumak için Brüksel’e gitti ama bu okuldan da vazgeçti. Daha sonra bu güzel sanatlar okuma işini bir kez daha deneyip vazgeçecekti. Lahey’de başlayan ressamlığı boyunca da, sıkıntılar, zorluklar, sağlık bozuklukları nedeniyle bir yerde düzenli biçimde yaşamadı. Geçimini kardeşinin maddi desteğiyle sağlıyordu. Hollanda’da Nuenen ve Anvers’te kaldıktan sonra 1886’da Paris’teki kardeşi Teo’nun yanına yerleşti.1888’de ideali olan bir sanat çevresi kurmak için Fransa’nın güneyindeki Arles’e, 1889’daysa akıl hastanesinde kalmak için Saint-Remy’e gitti.

Kadınlarla ilişkisi istediği gibi gitmedi 
19 yaşındayken galerideki işi nedeniyle Londra’da geçirdiği günlerde, kaldığı evin sahibinin kızından hoşlanıyordu ama karşılık bulamadı. Resim yapmaya karar verdiği ilk zamanlarda kendisinden yedi yaş büyük dul kuzenine aşık olmuştu. Evlenme teklif etti fakat reddedildi. 1882’de Sien adlı ‘hayat kadınıyla’ tanıştı ve onu çocuğuyla birlikte evine aldı. Sien’in kısa bir süre sonra doğacak çocuğuna da baktı. Van Gogh Sien’in pek çok resmini yaparken ailesinin baskıları nedeniyle 1883’te ondan ayrıldı. 1885’te kendisine modellik yapan kadınlardan biri hamile kalınca kasabanın rahibi Van Gogh’un kadın modellerle çalışmasını engelledi. Ömrünün son zamanlarında, 1888’de kestiği kulağını bıraktığı kişi genelevdeki Rachel’di…

Dahi bir ressamdı 
1880’de yapmaya başladığı resimleri 1985’ten itibaren Paris’te dikkat çekmeye başladı. Bugün ilk önemli eseri olarak kabul edilen ‘Patates Yiyenler’i de o yıl yapmıştı. Resimleri ilk kez yine bu yıl Lahey’deki bir galeride sergilendi. O sıralarda henüz canlı renkler kullanmıyordu ve kasvetli tablolarının yeterince satmadığı konusunda kardeşine dert yanıyordu. Paris’te izlenimcilerin resimlerinin çok sattığını söyleyen kardeşinin önerisi canlı renkleri kullanması yönündeydi. Paris’e taşındığında bu öneriye ikna oldu. 1887’de burada ressam Paul Gauguin’le tanışıp dostluk kurdu. İdeali, bir sanat çevresi oluşturmaktı ve bunun için Fransa’nın güneyindeki Arles kasabasına yerleşti. Bir süre sonra Gauguin’i de buraya davet etti.
Dengesiz bir rusal yapıya sahip bu iki arkadaşın resim hakkındaki tartışmaları bazen epey stres yaratıyordu. Tartışmalarından birinin ardından Gauguin evi terk edince Van Gogh sol kulağının alt kısmını kesti ve bir geneleve bıraktı. Ertesi gün olayı duyan Gauguin bir daha Van Gogh’u görmedi. Van Gogh hastanede tedaviye alındı. Çıktıktan bir süre sonra halüsinasyonlar ve zehirlenme paranoyası nedeniyle tekrar hastane yolunu tuttu. Tekrar çıktığında kasaba halkı onu istemiyordu. Kardeşinin ikna etmesiyle 1889’da buradan ayrılarak Saint Remy’deki akıl hastanesine yattı. ‘Yıldızlı Gece’yi ve bugünün en popüler Van Goh resimlerini o dönemde yaptı. O en zor dönemini yaşarken resimleri Paris’te ünlenmeye başlamıştı ve Van Gogh’a ‘dahi’ sıfatı yakıştırılıyordu. 1890’da Sanit Remy’dsen ayrılarak Paris’e yakın Auvers-sur -Oise’a geldi. Burada 70 günde 70 resme imza attı. Bir yaz günü resim malzemeleriyle tarlada yürürken tabancayla kendisini göğsünden vurdu. Döndüğü otelde ertesi gün kardeşinin kolları arasında hayatını kaybetti. Son iki yılında kendisini fazlasıyla etkileyen ‘akıl hastalığı’ hakkında 30’dan fazla teori öne sürülecekti.

Yazar : Eyüp Tatlıpınar
[email protected]

Kaynak : http://www.aksam.com.tr

40. yılında İKSV programı

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) Nejat Eczacıbaşı’nın özveri ve öncülüğünde temellerinin atıldığı İstanbul Müzik Festivali’nin 40. yılını 31 Mayıs-29 Haziran 2012’de kutluyor. 40. İstanbul Müzik Festivali’nin “Onur Ödülü” Hüseyin Sermet’e,”Yaşam Boyu Başarı Ödülü” Giya Kancheli’ye verilecek.

 

Bugüne kadar 3 bine yakın gösteriyle, Türkiye’den ve yurt dışından 40 bini aşkın sanatçıyı ağırlayan İstanbul Müzik Festivali’nin 40. Yılı için “özel” hazırlanan programı bugün basın toplantısıyla açıklandı.

Four Seasons Hotel’de düzenlenen bir basın toplantısına İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Borusan Kültür Sanat Yönetim Kurulu BaşkanıZeynep Hamedi ve İstanbul Müzik Festivali Direktörü Yeşim Gürer Oymak katıldı.

2. dünya prömiyerine, 3 Türkiye prömiyerine ev sahipliği yapacak olan 40. İstanbul Müzik Festivali’nde bu yıl, senfoni ve oda orkestraları, vokal konserler,  oda müziği, resitaller olmak üzere toplam 23 konser yer alıyor. Festival konserleri, Festivale 40 yıldır ev sahipliği yapan Aya İrini Müzesi’nin yanı sıra Haliç Kongre Merkezi, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı, Hollanda Başkonsolosluğu Bahçesi, Süreyya Operası, Cemal Reşit Rey Konser Salonu, İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası ve İstanbul Arkeoloji Müzesi gibi 8 farklı mekanda gerçekleştirilecek.

40.İstanbul Müzik Festivali bu yıl dünyaca ünlü iki besteciye verdiği eser siparişleriyle de çağdaş müzik repertuarına katkıda bulunmaya devam edecek. Dünya sahnelerinde eserleri çalınan, beste siparişleri alan ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say “Mezopotamya” başlıklı 2. Senfoni’si festivalin siparişi üzerine besteledi. Çağdaş müzik dünyasının önde gelen isimlerinden Gürcü besteci Giya Kancheli ise, sipariş edilmiş olan senfonik eserinin dünya prömiyerleri festival kapsamında gerçekleştirilecek.

Festival, Hélène Grimaud’dan Anne-Sophie Mutter’e, Miloš’tan Gidon Kremer’e, Viyana-Berlin Oda Orkestrası’ndan Varşova Filarmoni Korosu’na,  klasik müziğin birçok yıldızını İstanbul’da ağırlarken Avrupa’nın önde gelen koreograflarından Heinz Spoerli’nin veda turnesi kapsamında Zürih Balesi’nin iki özel gösterisine de ev sahipliği yapacak. Festivalde konserlerin yanı sıra, söyleşiler, eğitim çalışmaları ve anlatılar da düzenlenecek.

Basın toplantısında konuşan İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı,İstanbul Kültür Sanat Vakfı’yla birlikte 40. yaşını kutlayan Müzik Festivali’nin yaşadığı mekan sorununa dikkat çekerek; “Geçtiğimiz kırk yıllık süreçte, 1. İstanbul Festivali’nde kullanılan mekânlara farklı alternatifler yaratılamaması, İstanbul’un bir kültür sanat başkenti olarak gelişimi adına üzücüdür. Ne yazık ki bugün, kullandığımız neredeyse hiçbir sahnenin öncelikli amacı konser salonu olarak işlev görmek değil. Bu konuda her fırsatta özel kuruluşların, yerel yönetimlerin ve kamu kurumlarının da desteğiyle hayata geçirilebilecek yeni çözümler geliştirmeye çalışıyoruz” dedi. İstanbul Müzik Festivali’nin 40. yılında gençlere yönelik projelerin de artırılarak devam edeceğinin altını çizen Eczacıbaşı “İKSV olarak bizim umudumuz ve kahramanlarımız da gençler. Bu yüzden kırkıncı yılımızda, gençlere yönelik çalışmalarımıza hız kazandırıyoruz. 40. yılımızda yeniden canlandırdığımız ‘BiTamBiÖğrenci’ programıyla sivil toplum kuruluşlarının yönlendireceği gençlerin konserlere katılımını sağlayacak ve genç müzik öğrencilerinin eğitimine katkıda bulunmak amacıyla gerçekleştirdiğimiz ustalık sınıflarını sürdüreceğiz”diyerek İKSV’ye desteklerini sürdüren tüm kurum ve kuruluşlara  teşekkür etti..

Festival sponsorluğunu 2006 yılından beri üstlenen Borusan Holding adına konuşanZeynep Hamedi, “Borusan olarak, kültür ve sanatı faaliyet gösterdiğimiz 5. sektör olarak görüyoruz. Hem topluluk olarak destek verdiğimiz etkinlikler, hem de 2012’de 15. yılını kutlayan Borusan Kültür Sanat aracılığıyla da bu alandaki faaliyetlerimizi sürdürmeye kararlıyız. Türkiye’yi tümüyle kucaklamak ve kültürel zenginliğimizi dünyayla paylaşmayı diliyoruz” dedi.

Yeşim Gürer Oymak ise, “Sanatçılar da tıpkı kahramanlar gibi ideallerinin peşinden koşarlar yaşamları boyunca. Festivalin 40. yılında müzikseverleri, iç içe geçmiş iki kavram olan umut ve kahramanlık üzerine bestelenmiş eserlerin işitsel dünyalarına davet ediyoruz. Festival temasının yanı sıra, bu yıl iki önemli besteciye vermiş olduğumuz eser siparişlerinin dünya prömiyerlerine ev sahipliği yapacağız” diyerek programhakkında bilgi verdi.
Bu yıl festivalin tanıtım kampanyasını Alametifarika, 40. yılı için özel olarak hazırlanan logoyu Bülent Erkmen tasarladı. Bilet satışının yanı sıra festival sponsoru Borusan Holding ve Kültür ve Turizm Bakanlığı, diğer resmi kurumlar, pek çok gösteri ve basın sponsorunun desteği, Ernst Von Siemens Music Foundation, TC İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü ve Devlet Konservatuarı, Hollanda Kraliyeti İstanbul Başkonsolosluğu ve Polonya İstanbul Başkonsolosluğu işbirliğiyle gerçekleşiyor.

Festival teması: “Umut ve Kahramanlar”

İstanbul Müzik Festivali’nin “Umut ve Kahramanlar” temasıyla bağlantılı olarak kurgulanan programında, müzikseverleri bu tema çerçevesinde seçilmiş eserler ve oluşturulmuş birçok sürpriz proje bekliyor. 40. İstanbul Müzik Festivali açılışı, gelecek için umudumuz olan, dünya sahnelerinde fırtına gibi esen genç kuşak sanatçılarımızSimge Büyükedes, Ezgi Kutlu, Cenk Bıyık ve Burak Bilgili’nin katılımıyla insanlığın yüksek ideallerini ve umudunu simgeleyen “özgürlük, eşitlik, kardeşlik”kavramlarını anlatan ve müzik tarihi için anıtsal bir değeri olan Beethoven’in görkemli 9. Senfonisi 31 Mayıs’ta şef Sascha Goetzel yönetiminde Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ve Devlet Çoksesli Korosu’nun katılımıyla gerçekleşecek. Açılış konserindeHüseyin Sermet’e “Onur Ödülü” de sunulacak.

Ülkemizin önde gelen kemancılarından Cihat Aşkın ile Hakan Şensoy yönetimindeki İstanbul Oda Orkestrası’nın 8 Haziran’da gerçekleştirileceği “Müziğin Kadın Kahramanları” başlıklı gecede, dünyadan ve ülkemizden müzikte öncü rol üstlenmiş kadın bestecilerin eserleri seslendirilecek. Tema kapsamında gerçekleştirilecek bir diğer özel konser ise 16 Haziran’da Hüseyin Sermet’in Deutsches Symphonie Orchester Berlin eşliğinde, kahramanlık üzerine yazılan iki eseri, Ravel’in 1. Dünya Savaşı’nda sağ kolunu kaybetmesine rağmen ‘umudunu asla yitirmeyen’ piyanist Paul Wittgenstein için yazdığı “Sol El İçin Piyano Konçertosu” ve Beethoven’in kahramanlığı hem zafer hem de trajedisiyle dile getiren 3. Senfonisi “Eroica” adlı eserlerini seslendireceği gece olacak. 20 Haziran gecesi ise İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası ve Daniel Müller Schott, Strauss’un Cervantes’in ünlü romanına dayanarak bestelediği senfonik şiiri “Don Kişot”u ve Strauss’un kendisini anlattığı eseri “Bir Kahramanın Hayatı”nı seslendirerek izleyenleri“kahramanların” peşinden uzak diyarlara götürecek.

Temaya gönderme yapan bir başka önemli konser ise Beethoven’in epik 5.Piyano Konçertosu “İmparator”’un besteci ve piyanist Fazıl Say ve şef Gürer Aykalyönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın seslendireceği gece olacak.

Festivalde ayrıca, gelecek için bizlere umut veren genç müzisyenlerimize yönelik birçok özel proje de yer alıyor. Türkiye çapında genç yetenekleri teşvik etmek ve keşfetmek amacıyla başlatılan “İstanbul Müzik Festivali Genç Solistini Arıyor”projesi kapsamında ülkenin çeşitli konservatuarlarından 21 Mart tarihinde yapılacak seçmeler sonucunda belirlenecek bir genç solistin, 15 Haziran’da şef Ramiz Malik Aslanov yönetimindeki İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Senfoni Orkestrası eşliğinde seslendireceği konçerto olacak. 19 Haziran’da gerçekleştirilecek “Genç Ustalar ve Kahramanları” başlıklı konserde, henüz 14 yaşında olmalarına rağmen, şimdiden ustalıklarını ispatlayan genç yetenekler Ece Bozkurt, Iraz Yıldızve Cem Esen’in bugünün piyano duayenleri, zamanın “Harika Çocukları” Gülsin Onay, Hüseyin Sermet ve Muhiddin Dürrüoğlu ile birlikte verecekleri konser  festivalin kaçırılmayacak gecelerinden olacak.
 
Festivalin 40. Yılı için iki özel eser siparişi

İstanbul Müzik Festivali geçtiğimiz yıldan itibaren, Türkiyeli ve yabancı bestecilere eser siparişi vererek, çağdaş müzik repertuarını zenginleştirme yolunda önemli bir adım attı. Festival bu yıl da eser siparişlerine devam ederek, dünyaca ünlü iki besteciye eser siparişinde bulunarak, eserlerin dünya prömiyerlerinin festival kapsamında gerçekleştirilmesini sağlayacak.

Günümüzün en saygın bestecilerinden, çağdaş müzik dünyasının önde gelen isimlerinden Gürcü besteci Giya Kancheli’nin festivalin siparişi üzerine bestelediği senfonik yapıtının dünya promiyeri, 11 Haziran Pazartesi günü saat 20.00’de Aya İrini Müzesi’nde gerçekleştirilecek. 2011 yılının son aylarında kaybettiğimiz yetenekli çellistBenyamin Sönmez’in solist olarak yer almasının planlandığı bu konser, genç sanatçının anısına yapılacak. Konserde Kancheli’nin eserlerini, şef Andres Mustonen yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ve Varşova Filarmoni Korosu seslendirecek. Konserin solistleri ise Gürcü kontrtenor Mamuka Gaganidze, çellist Giedre Dirvanauskaite ile geçtiğimiz yıl Festivalin Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nü alan efsane kemancı Gidon Kremer. Konserde Kancheli’ye “Yaşam Boyu Başarı Ödülü” de sunulacak.

Festivalin ikinci eser siparişi ise bestelediği eserleri ve tüm dünyada verdiği konserleriyle günümüzün en başarılı sanatçıları arasında yer alan Fazıl Say’a verildi. Fazıl Say’ın “başyapıt” olarak nitelendirdiği “Mezopotamya” başlıklı 2. Senfonisinin dünya prömiyerinde usta piyaniste, şef Gürer Aykal yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası eşlik edecek. Prömiyer, 23 Haziran Cumartesi günü saat 20.00’de Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

Festival Biletleri

40. İstanbul Müzik Festivali’ndeki konserler ile Açılış Töreni ve Konseri’nin biletleri 4 Şubat Cumartesi günü saat 10.00’dan itibaren:

Biletix satış noktaları, Biletix Çağrı Merkezi (0216 556 98 00),  www.biletix.com ve  İKSV merkezinden ve festival süresince Aya İrini Müzesi’nde yer alan gişeden alınabilecek.
40. İstanbul Müzik Festivali bilet fiyatları 30 TL ile 400 TL arasında değişiyor. Öğrenci biletleri yalnızca İKSV gişesinden kimlik kartı gösterilerek satın alınabilecek.

Lale Kart sahipleri festival biletlerinde %20–25 oranındaki “Lale üyelerine özel indirim” lerden yararlanabilecekler. Lale üyeleri ayrıca, biletlerini öncelikli olarak da alabilecek. Siyah ve Beyaz Lale üyeleri için öncelikli bilet satış tarihleri 30, 31 Ocak, Kırmızı ve Sarı Lale üyeleri için ise öncelikli bilet satış tarihleri 1, 2, 3 Şubat. Lale üyeleri öncelikli biletlerini Biletix Çağrı Merkezi (0216 556 98 00), www.biletix.com ve İKSV merkezinden (10.00–18.00 saatleri arasında, Pazar hariç) alabilecekler.

40. İstanbul Müzik Festivali program kitapçığı İKSV merkezinden (Nejat Eczacıbaşı Binası Sadi Konuralp Cad. No:5, Şişhane) ve Biletix satış noktalarından temin edilebiecek.

www.iksv.org/muzik