Şunun için etiket arşivi: grafik

En iyi film ve en iyi yönetmen ödüllerini “Boyhood” filmi, en iyi erkek oyuncu ödülünü ise Eddie Redmayne aldı.

Ödül törenine dünyaca ünlü fizikçi ve kozmolog Stephen Hawking de katıldı. [Fotoğraf-aljazeera.com.tr]

İngiliz sinema camiasının en prestijli ödüllerinden biri olan BAFTA ödüllerisahiplerini buldu! Gecenin kazananları ise 5 ödülü evine götüren Büyük Budapeşte Oteli ve 3’er ödül toplayan Her Şeyin Teorisi, Boyhood ve Whiplash oldu.

Önümüzdeki Oscar maratonunun da iddialı isimlerinin ödüle uzandığı gecenin en büyük sürprizi ise, sadece tek ödüle layık görülen Birdman oldu! Kazananların tam listesi ise şöyle:

En İyi Film: Boyhood

En İyi Yönetmen: Richard Linklater – Boyhood

En iyi İngiliz Filmi : Her Şeyin Teorisi

En İyi Erkek Oyuncu: Eddie Redmayne – Her Şeyin Teorisi

En İyi Kadın Oyuncu: Julianne Moore – Still Alice

En İyi Özgün Senaryo: Büyük Budapeşte Oteli

En İyi Uyarlama Senaryo: Her Şeyin Teorisi

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: J.K. Simmons – Whiplash

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Patricia Arquette – Boyhood

En İyi Kostüm Tasarımı: Büyük Budapeşte Oteli

Yabancı Dilde En İyi Film: Ida – Polonya

En İyi Görüntü Yönetimi: Birdman

En İyi Kurgu ve Ses : Whiplash

En İyi Makyaj ve Saç: Büyük Budapeşte Oteli

En İyi Animasyon Film: Lego Filmi

En İyi Yapım Tasarımı: Büyük Budapeşte Oteli

En İyi Özgün Müzik: Büyük Budapeşte Oteli

En İyi Görsel Efekt: Yıldızlararası

En İyi Çıkış Yapan İngiliz Sinemacı: Stephen Beresford ve David Livingstone – Pride

En İyi Kısa Animasyon: The Bigger Picture

En İyi Kısa Film: Boogaloo And Graham

En İyi Belgesel: Citizenfour

Kaynak: beyazperde.com

Venedik’te 1895 yılından bu yana düzenlenen bienal kapsamında bu yıl ilk kez kalıcı bir Türkiye pavyonu yer alıyor. Küratörlüğünü mimar Murat Tabanlıoğlu’nun üstlendiği bienalin sergi konukları arasında tanınmış sanatçı Sarkis de yer alıyor. Defne Ayas’ın sunum küratörlüğünde gösterilecek olan eser, Arsenale’de 2014-2034 yılları arasında Türkiye’ye yirmi yıl süreyle tahsis edilen mekanda sergilenecek.

venedik-bienali

9 Mayıs – 22 Kasım 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Venedik Bienali 56. Uluslararası Sanat Sergisi’nde yer alacak olan Sarkis, Mimar Sinan Üniversitesi İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde öğrenim gördü. İlk sergisini 1960 yılında İstanbul Sanat Galerisi’nde açtı. Resimle başladığı sanat hayatına heykelin yanı sıra disiplinler arası (işitsel, görsel) enstalasyonlar gibi farklı sanat formları ekleyen sanatçının eserleri, aralarında Centre Georges Pompidou  (Paris), Guggenheim Museum (New York), Musée d’Art Moderne de la Ville de Paris (Paris), Kunst-und-Austellungshalle (Bonn), Louvre Müzesi (Paris), Bode Museum (Berlin), Kunsthalle Düsseldorf’un bulunduğu birçok sanat merkezi, müze ve galeride sergilendi. When Attitudes Become Form sergisi (Kunsthalle Bern, 1969), DOCUMENTA VI, DOCUMENTA VII (Kassel, 1977, 1982) ile Sidney, Şangay, Sao Paulo, Moskova ve İstanbul Bienalleri Sarkis’in katıldığı önemli sergiler arasında.

Sarkis’in son dönem kişisel sergileri arasında Galeri Manâ (İstanbul, 2013),  Arter (İstanbul, 2013), Museum Boijmans van Beuningen (Rotterdam, 2012), Galerie Nathalie Obadia (Paris, 2011 ve 2014), MAMCO-Cenevre Çağdaş Sanat Müzesi (Cenevre, 2011), Centre Pompidou Çağdaş Sanat Merkezi (Paris, 2010), ve İstanbul Modern (2009) sayılabilir. Sanatçı çalışmalarını 1964’ten bu yana Paris’te sürdürüyor.

Venedik Bienali hakkında tarihçe

1895 yılında yapılan ilk bienalde dekoratif sanatlar önemli rol oynamıştır. Yirminci yüzyılın ilk on yılında etkinlik daha da uluslararası niteliğe erişmiştir. 1907’den sonra birçok ülke kendi ulusal pavyonlarını kurmaya başlamıştır. I. Dünya Savaşı’ndan sonra Biennale modern sanattakiyenilikçi akımlara ilgi göstermye başlamıştır. İki dünya savaşı arasındaki yıllarda birçok önemli modern sanatçı bu etkinlikte işlerini sergilemiştir.

1930’da, Biennale’in kontrolü Venedik şehir meclisinden ulusal Faşist hükümete geçmiştir. 1930’larda birçok yeni etkinlik bölümü eklenmiştir: 1930’da Müzik Festivali, 1932’de Uluslararası Film Festivali, 1934’te Tiyatro Festivali. 1938’den itibaren Sanat Sergisi bölümünde “Büyük Ödül”ler verilmeye başlanmıştır.

II. Dünya Savaşı sırasında altı yıl ara verildikten sonra, 1948’de yeniden yapılmaya başlanan Biennale, ilgisini önce Avrupa’daki avangard sanat, daha sonra tüm dünyadaki güncel akımlar üzerinde yoğunlaştırmıştır. Soyut Dışavurumculuk 1950’lerde, Pop Sanatı 1960’larda etkinlikte yer almıştır. İtalyan mimar Carlo Scarpa 1948’den 1972’ye kadar Biennale’nin sergi mekanlarına önemli katkılarda bulunmuştur.

1968 protestoları Biennale’de krize neden olmuş, Büyük Ödüller iptal edilmiş, monografik olanlar yerine daha çok tematik sergiler yeğlenmiştir. 1974’te yapılan etkinlik Agusto Pinochet’nin diktatörlüğünü kültür yoluyla protesto etmek amacıyla tümüyle Şili’ye adanmıştır. Yeni ödüller -Venedik Film Festivali’nin Altın Aslanları- verilmeye başlanmıştır.Postmodern sanat, gittikçe artan çeşitlilik ve popülerlikte sergiyle sahneye girmiştir.

1980’de Achille Bonito Oliva ve Harald Szeemann ortaya çıkan yeni sanatı araştırmayı amaçlayan “Aperto” isimli bölümü açmışlardır. İtalyan sanat tarihçisi Giovanni Carandente1988 ve 1990 yıllarının yöneticiliğini yapmıştır. Ardından üç yıl ara verilerek, 1995 yılında yapılacak etkinliğin Biennale’nin 100. yıldönümüne denk gelmesi sağlanmıştır. 1993 yılının etkinliği Achille Bonito Oliva, 1995 Jean Clair, 1997 de Germano Celant tarafından yönetilmiştir.

1999 ve 2001 yıllarında peşpeşe iki yıl Harald Szeemann’ın yönetimindeki Biennale’ye Asya ve Doğu Avrupa’dan, her zamankindan daha genç sanatçılar çağrılırken Arsenale’de yeni restorasyonu biten bölümlere sergi mekanları eklenmiştir.

50. Biennale Francesco Bonami tarafından yönetilirken, yedi yardımcı küratörle (Hans Ulrich Obrist, Catherine David, Igor Zabel, Hou Hanru ve Massimiliano Gioni) ile çalışması bir rekor olarak görülmüştür.

51. Biennale Haziran 2005’te açılmıştır. Maria de Corral ve Rosa Martinez’in küratörlükleriyle etkinlik ilk defa iki kadının yönetiminde yapılmıştır. De Corral “The Experience of Art” (Sanatın Deneyimi) isimli bölümü organize ederek eski ustalardan gençlere kadar 41 sanatçının işini sergilemiştir. Rosa Martinez ise Arsenale’yi alarak “Always a Little Further” (Hep Biraz Daha İleri) başlığı altında “romantik yolcu mitini” işleyen 49 sanatçının işlerine yer vermiştir.

51. Biennale’de ABD’li sanatçı Barbara Kruger ömür boyu başarısı için “Altın Aslan” ile ödüllendirilmiştir.

2007’de ABDli Robert Storr baş yöneticiliğini üstlendiği 52. Biennale’nin başlığı Think with the Senses – Feel with the Mind. Art in the Present Tense (Duyularla düşün – Akılla Hisset. Şimdiki Zamanda Sanat) olmuştur. Bu yıl Meksika ilk resmi katılımını sanatçı Rafael Lozano-Hemmer ile Van Axel Sarayı’nda yapmıştır.

İsveç’li küratör Daniel Birnbaum 2009 yılının sanat yöneticiliği için saçilmiştir.

Venedik Bienali Formatı

Resmi Biennale Giardini’de 30 kalıcı ulusal pavyonun bulunduğu parkta yer alır. Kalıcı pavyonlar, daha çok 1930’ların ve Soğuk Savaş’ın uluslararası politik yapısının bir dayatmasıdır. Her ülkenin kendi pavyonunu nasıl kullanacağı konusunda tek bir format yoktur. Büyük Britanya pavyonu her zaman British Council (İngiliz Kültür Konseyi) tarafından yönetilirken ABD bu sorumluluğu İçişleri Bakanlığı tarafından belirlenen bir galeriye vermektedir. Giardini’de Biennale’nin yöneticisinin küratörlüğünü yaptığı büyük bir sergi salonu da bulunmaktadır.

Aperto genç sanatçılar ve ulusal olarak temsil edilmeyen ülkelerin sanatçıları için daha marjinal bir yan etkinlik olarak başlamıştır. Genellikle Arsenale’de sergilenmektedir ve resmi bienal programının parçası olmuştur. 1995’te Aperto olmayınca katılan ülkeler yeni sanatçılarının işlerini sergileyebilmek için yerler kiralamışlardır.

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve  Kültür Sanat Derneği Kurucu ve Yönetim kurulu Başkanı; Heykel Sanatçısı  Ş.Hale ŞAKAR ÜRKMEZGİL 19.Kişisel sergisini açıyor.

Hale-mail-için-davetiye-4

 

Heykel sanatçısı ÜRKMEZGİL,eserlerini figüratif tarzda mermer yontu ve bronz döküm ile sürdürmekle birlikte, pastel ağırlıklı desen çalışmalarına da devam etmektedir. 19. Kişisel sergisini açan sanatçı “Yeryüzü ile gökyüzü arasına sıkıştığımda, duygumu formlaştırmak gibi bir üslubum var. İnsana dair ne varsa; acı, isyan, pişmanlık, muhabbet, sevgi, boşluk, alıp başını gitme, “gitme”, hepsi var. Ellerimi yönlendiren gözlerim yüreğime alet oluyor. Ve kütlenin statik ağırlığı böylece yerçekiminden arınıyor. İnsana, duygusuna, duyguma yenilmeyi seviyorum. Yaşama öykünmem bu yüzden.” diye ifade ediyor.

Kaçırılmaması gereken sergi 02-21 Mayıs 2014 tarihinde gezilebilecek.

Yer    : Doku Sanat Galerisi

Adres: Avukat Süreyya Ağaoğlu Sok. (Ihlamur Teşvikiye Yolu)

Köşe  Apt. No: 10/10D     Teşvikiye / İstanbul

Tel: 0212 246 24 96

Ş.Hale ŞAKAR ÜRKMEZGİL kimdir?

hale ürkmezgil (2)

Heykel Sanatçısı Ş.Hale ŞAKAR ÜRKMEZGİL

1973 (D.T.G.S.Y.O.) Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Serbest İllüstrasyon bölümünden mezun oldu.

1973-1990 yılları arasında reklam sektöründe Art Direktör ve Kreativ Direktör olarak çalıştı.

1989 yılında heykel çalışmalarına seramik ile başladı. Çalışmalarını figüratif tarzda mermer yontu ve bronz döküm ile sürdürmekle birlikte pastel ağırlıklı resim çalışmalarına da devam etmektedir.

Yurtiçinde 18, yurtdışında Hannover, Köln ve Lefkoşa’da olmak üzere üç kişisel sergi açtı.

Umut Vakfı ‘Bireysel Silahsızlanma ve Bireysel Barış’ heykel yarışması ‘Onun Silâhı Sevgi’ seçici kurul teşvik ödülünü aldı.

Fransa ‘Roumaziéres – Loubert-Sculptures dàrgile’ performans yarışmasına(2003) katıldı.

Pek çok yerli ve yabancı koleksiyonlardaki eserlerinin yanı sıra, Ankara Gazi Eğitim Üniversitesi Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonunda  ‘Sevgi Emektir’ heykeli bulunmaktadır.

Eğitmen Sanatçımızın  Katıldığı sergiler :

KİŞİSEL SERGİLER

1996  Gülmine Sanat Merkezi…Seramik Heykel

1998  Kıbrıs / Lefkoşa Saçaklı Ev…Bronz Heykel

2000  İst.The Marmara Opera Sanat Koridoru…Bronz Heykel

2000  Ankara / Karaca Sanat Galerisi…Bronz Heykel

2001  İst.The Marmara Opera Sanat Koridoru…Bronz Heykel

2002  Pera Sanat Galerisi …Bronz Heykel

2002  Ankara / Şekerbank Ömer Sunar Sanat Galerisi…Bronz Heykel

2004  Ankara / Galeri Sanat Yapım…Bronz Heykel

2005  Çağla Cabaoğlu Art Gallery…Bronz Heykel

2007  Bakraç Sanat Galerisi…Bronz Heykel ve Desen

2007  Karadeniz Ereğli / 14.Uluslararası Kültür Sanat Festivali…Bronz Heykel ve Desen

2010  Levent Tenis Klübü “Desenleme” Sergisi

2011  Bakraç Sanat Galerisi

2011  Doku Sanat Galerisi/İstanbul

2011  Doku Sanat Galerisi/Ankara

2012  Artev Sanat Galerisi

2012 Doku Sanat Galerisi / İstanbul (Desen ve Heykel)

2013 Doku Sanat Galerisi / Heykel -İstanbul

YURT DIŞI SERGİLER / ETKİNLİKLER

1997  Almanya / Hannover-Türk Evi

1997  Almanya / Köln-Atatürkçü Düşünce Derneği

2002  Umut Vakfı”Bireysel Silahsızlanma ve Bireysel Barış”Heykel Yarışması

Onun Silahı Sevgi ,heykeli ile Seçici Kurul Teşvik Ödülü

2002  Ankara Gazi Eğitim Üniversitesi Resim ve Heykel Müzesi”Sevgi Emektir”heykeli

2003  Fransa / ”Roumaziéres – Loubert – Sculptures dargile”Performans yarışması

2013 “90′ıncı yılda 90 Türk sanatçısı Berlin’de” konsepti ve “Özgür ve 90″  /T.C. Berlin Büyük Elçiliği

FUAR VE BAZI KARMA SERGİLER

1992  Kadın Eserleri Kütüphanesi

1993  Pera Sanat Galerisi

1997  Yunus Emre Kültür Merkezi( Basad )

1998  Yunus Emre Kültür Merkezi

1999  Ankara / Su Ana Sanatevi

2000  10.Art İst Sanat Fuarı ( Su Ana Sanatevi )

2001  1.Ankara Sanat fuarı – Ankart ( Su Ana Sanatevi )

2001  İst. Menkul Kıymetler Borsası ( Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği )

2001  2001 Sanat Galerisi

2002  Uluslararası Çağdaş Sanat Buluşması Lütfü Kırdar ( Pera Sanat Galerisi )

2002  2.Ankara Sanat Fuarı – Ankart ( Galeri Oda )

2002  Artİst 12. İstanbul Sanat Fuarı – Tüyap ( Pera Sanat Galerisi )

2002  İzmir / Resim ve Heykel Müzesi Sanat Galerisi

2002  Çağla Cabaoğlu Art Gallery

2002  Harbiye Askeri Müze ( Basad )

2003  Bakraç Sanat Galerisi

2003  İstanbul Basın Müzesi Sanat Galerisi

2003  Uluslararası Çağdaş Sanat Buluşması Lütfü Kırdar ( Çağla Cabaoğlu Art Gallery )

2003  Artİst 13. İstanbul Sanat Fuarı – Tüyap ( Lebriz Com )

2003  Antalya / Ansan Sanat Galerisi

2004  8 Mart Dünya Kadınlar Günü, Kadın Karması ( Pera Sanat Galerisi )

2004  Ankara / Galeri Sanat Yapım “Kadın”

2004  Artİst 14. İstanbul Sanat Fuarı  – Tüyap ( Lebriz Com )

2004  Uluslararası Çağdaş Sanat Buluşması Lütfü Kırdar ( Bakraç Sanat Galerisi )

2005  Artİst 15. İstanbul Sanat Fuarı – Tüyap ( Lebriz Com )

2005  Antalya / ahk interiors ( Çağla Cabaoğlu Art Gallery )

2005  Uluslararası Çağdaş Sanat Buluşması Lütfü Kırdar ( Bakraç Sanat Galerisi )

2006  8 Mart Dünya Kadınlar Günü, Kadın Karması ( Pera Sanat Galerisi )

2006  Artİst 16. İstanbul Sanat Fuarı – Tüyap ( 2001 Sanat Galerisi )

2006  Art İstanbul Çağdaş Sanat Günleri – Antrapo ( Bakraç Sanat Galerisi)

2007  Ankara / Karaca Sanat Galerisi “10.Yıl”Kişisel Katılımcılar

2007  Ankara / Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği “37.Yıl”

2008  Beşiktaş Çağdaş 3. Sanat Fuarı MKM ( Ortaköy Sanat Galerisi )

2009  86/86 Cumhuriyet Sergisi (Cumhuriyet Sanat Galerisi Taksim Meydanı)

2009  Nişantaşı Sanat Parkı (Sinpa A.Ş / Şişli Belediyesi)

2010  Birleşmiş ressamlar ve Heykeltraşlar Derneği (BRH) Sergi ve Work Shop

2010  Art Show 2010. MKM

2010  Doku Sanat Galerisi (Yaz Karma Sergisi)

2011 Artev  Sanat Galerisi

2011 Nar Sanat İstanbul 8 Mart / 8 Kadın Sanatçı Sergisi

2011 “Ustaya Saygı” Heykel Sergisi MKM

2012  “42. Yılı için 142 sanatçı “BRHD

2012  Artev Sanat Galerisi

2012 Galeri Sanat Yapım (30.Yıl Sergisi) , Ankara

2013 Next Level, Ankara

2013 İstanbul ARTBOSPHORUS Çağdaş Sanat Fuarı

2013 Işık Üniversitesi Galerisi -Şile  8 Mart Dünya Kadınlar Günü

2014 GÖRSAV “Buluşma”-İstanbul

2014  Romen geneleksel Martişor Kutlaması ve  

Dünya Kadınlar Günü ne adanmış “2014 Kadın Sanatçılar Günü”  Romanya Büyükelçiliği – Ankara

 

 

Hayatın farklı yollarından yürüyen, farklı yerlerden gelen, farklı yeteneklere sahip dört adamın bir tesadüfle birleşip kurdukları The Piano Guys grubu, 11 Nisan’da Zorlu Center PSM’de İstanbul seyircisine unutulmayacak bir konser deneyimi yaşatmaya geliyor!

The-Piano-Guys

 İsmini, Utah’daki bir piyano mağazasından alan The Piano Guys grubu, bir piyano mağazası sahibi, bir video-grafiker, bir piyanist ve bir çellistten oluşuyor. Eski şarkılara yeni bir ekleme, yeni şarkılara klasik bir dokunuş yapmayı seven grup, klasik müzik, film notaları, rock ve pop müziğin eklektik bir karışımı olan ve kıyas kabul etmeyen, kendilerine özgü bir stil yaratıyor.

İnternetin son fenomenleri

The Piano Guys grubu, hobi amacıyla yaptıkları videolarını internete yükledi ve kısa zamanda bir fenomen haline geldi. Grubun videoları, 1 milyon 800 binden fazla abonesi olan Youtube kanalından, bugüne kadar 90 milyondan fazla görüntülendi.

Sahnede sürprize hazır olun…

Facebook’ta da 600 bini aşkın takipçiye ulaşan The Piano Guys, kitleleri etkisi altına alan özgün stilini 11 Nisan akşamı Zorlu Center PSM’de İstanbullularla paylaşmaya geliyor. Grup ayrıca, Türkiye’deki dinleyicilerine bir sürpriz yapmaya hazırlanıyor.

Mekan: Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi, Ana Tiyatro

Bilet Fiyatları: 50 TL, 69 TL, 90 TL, 105 TL, 125 TL

Eğitim kurumumuzun sahibi olan ” Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği” Yönetim Kurulu Başkanı ve Resim Öğretmenimiz, Heykel Sanatçısı  Hale ŞAKAR ÜRKMEZGİL heykelleri ile Romanya Büyükelçiliğin düzenlediği; Romen geneleksel Martişor Kutlaması ve  Dünya Kadınlar Günü ne adanmış “2014 Kadın Sanatçılar Günü” sergisine katılıyor.

hale ürkmezgil (2)

Romanya Büyükelçisi, Radu Onofreia ‘nın çıklaması şu şekilde; Büyükelçiliğimiz kapılarını ikinci defa 2014 Kadın Sanatçılar Günü Sergisini açmaktan son derece mutluyum.

Radu Onofrei

Romanya Büyükelçisi, Radu Onofreia

Bu etkinlik, Romen-Türk kültürel ve sosyal bir etkinlik olup, 1 Mart’ta kutlanan Romen Geleneksel Martişor gününe ve 8 Mart’ta kutlanan Dünya Kadınlar gününe adanmıştır.
Her yıl düzenlenen bu etkinliğin maksadı kadınlar ve cinsiyet eşitliğine üzerine dikkat çekmek ve Romen kültürü ve uluslararası sembolleri estetik bir biçimde, Türk ilhamı ile birleştirerek tanıtmaktır.

Bu etkinliğin en önemli unDAVETİYEsurlarından bir tanesi kadınların yaratma gücünü ve onların insan mutuluğuna ne kadar büyük katkıları olduğunu göstermektir, yani Hayat ve Güzelliğin sesidir bir anlamda. Romen geleneksel Martişor gününü (kadınlara ve baharın gelişine adanan devamlı yenilenmeyi simgeleyen bir folklor festivalidir), üç seçkin Türk bayan sanatçıyı, İstanbullu heykeltıraş Hâle Şakar Ürkmezgil ve Ankaranın en ünlü ressamları olan Çiğdem Bucak Telli ve Didem Durukan‘ı sunmaktan onur duyuyorum.

Üç sanatçımız, kadınları sadece ismen  temsil etmediklerini, kadınsı yaratma gücü ve tarzlarından gelen dünyevi güzelliklerinden ve ilahi mükemmellikle birleşince yer çekiminin
kaybolduğunu hissedersin.  Bu yüzden, Martişor Günü ve Dünya Kadınlar Günü nedeniyle onlara duyduğum sınırsız hayranlığımı ve saygımı sunmak için en iyi fırsat olarak değerlendiriyorum ve tabi ki sanat vasıtası ile.

Katılan Sanatçılar ve haklarında bilgi davetiyede şu şekildedir.

Heykel Sanatçısı Hâle Şakar Ürkmezgil

hale ürkmezgil01949 Ankara doğumlu Hâle Şakar Ürkmezgil, 1973 Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu (Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi) Grafik-Serbest İllüstrasyon

Bölümü’nden mezun oldu. 1973-1990 yılları arasında reklam sektöründe Art Direktör ve Kreatif Direktör olarak çalıştı. 1989 yılında heykel çalışmalarına seramik ile başladı. Çalışmalarını figüratif tarzda mermer yontu ve bronz döküm ile sürdürmekle birlikte pastel ağırlıklı resim çalışmalarına da devam etmektedir. “Nar sanat Eğitim ve Kültür Sanat
Derneği” Kurucularından olup Halen Derneğin Yönetim Kurulu Başkanlığını da yapmaktadır. Yurtiçinde 18 kişisel, yurtdışında Hannover, Köln, Lefkoşa ve Berlin’de olmak üzere kişisel ve karma sergiler açtı. Umut Vakfı ‘Bireysel Silahsızlanma ve Bireysel Barış’ heykel yarışması ‘Onun Silâhı Sevgi’ seçici kurul teşvik ödülünü aldı. Fransa ‘Roumaziéres-Loubert-Sculptures dàrgile’ performans yarışmasına(2003) katıldı. Pek çok yerli ve yabancı koleksiyonlardaki eserlerinin yanı sıra, Ankara Gazi Eğitim Üniversitesi Resim ve
Heykel Müzesi koleksiyonunda ‘Sevgi Emektir’ heykeli bulunmaktadır.

“Yeryüzü ile gökyüzü arasına sıkıştığımda duygumu formlaştırmak gibi bir üslubum var. İnsana dair ne varsa; acı, isyan, pişmanlık, muhabbet, sevgi, boşluk, alıp başını gitme, “gitme” hepsi var.” “Ellerimi yönlendiren gözlerim yüreğime “alet” oluyor. Ve kütlenin statik ağırlığı, böylece yer çekiminden arınıyor…İnsana, duygusuna, duyguma yenilmeyi seviyorum, yaşama öykünmem bu yüzden…”

Çiğdem Buçak Telli

Çiğdem Buçak TELLİ - Yüzüm Çiçek Açtı

Çiğdem Buçak TELLİ – Yüzüm Çiçek Açtı

1958 yılında Antakya’da doğdu. 1978 yılında  Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş  Bölümünden mezun oldu. 1975-76 yıllarında  Toprak Su İşlerinde Desinatör olarak çalıştı.  1992 yılında Talim Terbiye Kurulu Resim İhtisas Komisyonu üyeliği yaptı. 1994 yılında Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinden Lisans tamamlama aldı. Birçok eğitim kurumunda resim öğretmenliği yapan sanatçı, 1990-2001 tarihleri  arasında Ankara Güzel Sanatlar Lisesinde
görev aldı. 2008– 2011 yıllarında Ankara Grup Sanat Galerisi’nin kurucu sanat yönetmenliği ve yöneticiliğini üstlendi. Birçok kişisel ve karma

çiğdem bucak tellisergisi olan sanatçının, yurt içi ve yurt dışından aldığı ödüller ile birçok koleksiyon ve müzede eserleri bulunmaktadır. Sanatçı, halen Ankara’da kendi atölyesinde çalışmalarını sürdürmektedir.

Boğazımda düğümlenmiş, bir türlü atamadığım bir tıkaç var. Her biten resimde atma hissi ile rahatlıyorum. Doğuruyorum, doğuruyorum,… tekrar tıkanma,…. ve yeniden doğurganlık. Üretken bedenim ve üretken ellerim… Yaşadıklarımın resmini yapıyorum her seferinde. O resimler ki yaşanmışlığa ait plastik fotoğraflar gibi yeniden somutlaşıyor
hayatımda. Tutup, yaşadıklarımı duvarıma asıyorum, izleyip sorgulamak için yeniden kendimi.

 

 

Didem Durukan

didem durukan

Didem DURUKAN-Bir Erkek

1983 yılında Ankara’da doğdu. Ankara Anadolu  Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümü’nü bitirdikten sonra Hacettepe Üniversitesi güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nü ve Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nü kazandı. Grafik Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra lisans üstü eğitimini Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik bölümünde yapmaya başladı ancak kendi isteğiyle yarıda bıraktı. Çocuk ders kitapları için illüstratörlük yaptı. Önemli ajanslarda tasarımcı olarak çalıştı. Altı sene boyunca reklam ajansı yöneticiliği ve art direktörlük yaptı.

kav sanat galerisi, adnan turani sergisi. mayatta.com/kultursanatİki buçuk yıl İstanbul’da çoğu önde gelen sanatçıların web sitelerini yaparak dünyanın çeşitli ülkelerinden ödüller kazandı. Birçok yurtiçi ve yurtdışı workshoplara katılan Didem Durukan halen tasarımcı ve ressam olarak, kendi atölyesinde çalışmalarına devam etmektedir.

Çağdaş Sanatta Dünya’da Bir İlk İzmir’de Gerçekleşiyor. Konuklar Normaldışı Hissederek Kadın Temasının Özüyle Karşılaşacak.  “BEING WOMAN – KADIN OLMAK” İnterdisipliner Sanat Sergisi 8 Mart – İKSEV

Ressam ve eğitmen Cengiz Ceylan’ın toplumsal kimlik ve cinsiyet üzerinde duran sergisi “Being woman – Kadın Olmak”, pek çok sanat dalını yöntem olarak kullanarak disiplinlerarası çağdaş sanat olgusuna yeni bir soluk getirmektedir.Dünya’da bir ilki gerçekleştiren sanatçı, revizyonist bir tavırla  “BEING WOMAN – KADIN OLMAK” İnterdisipliner Sanat sergisinin açılış ve performansları  Youtube ve Cengiz Ceylan Resmi Web Sitesi nden tüm Dünya’da canlı yayınlanacaktır.

being woman
Sergide kadının özellikle ulusal konjonktürdeki saptanan konumlarıyla ilgili 10 fotoğraf ve 10 resim çalışmasının yanında, açılış gününde bir teatral gösteri, düşünürlerin kadınla ilgili söylemleri, piyano ve keman ile canlı müzik ve pek çok çağdaş sanat söylemi mizahi ve kinayeli bir dille ifade edilecektir.

Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü hocalarından Prof. Dr. Hülya Nutku koçluğunda ve fotoğrafçı ve yazar Deniz Denizel’in küratörlüğünde ve Yağmur İfan’ın süpervizörlüğünde gerçekleşecek projede sergilenecek performansın metni yazar Harun Baran’a, performansı oyuncu Yağmur Cesur’a, müzikte, keman Ceren Cengiz’e ve piyano performansı ise Murat Aygün’e aittir.

Projenin görsel kimliği grafik tasarımcı Çağrı Akın’a aittir. Tanıtım video kurgusunu Özcan Batçı üstlenmişken photo-edit çalışmalarıysa grafik tasarımcı ve akademisyen Yaşar Ali İşgören’in süpervizyonu altında gerçekleşmiştir.

Serginin içeriğinde, postmodernite olgusu kapsamında özellikle neo-liberalizm ve geç-kapitalizm altında cisimleşen kadın modeli, Avrupa’lının “hanımefendisi” üzerinden kendini
özerkleştiren ve yayılan karakter biçimlerinin yarattığı melodramatik özerklik, geçmişten günümüze medyada yar alan kadın imgesi ve medya tarafından manipüle edilen kadın imajının yaratmış olduğu “bağımsız kadın” sureti, kadın doğasının getirdiği çoklu kişilik sendromları ve onların yarattığı paradoks; aynı zamanda felsefi anlamda kadının konumu disiplinlerarası pek çok sanat dalının yardımıyla işlenerek sanatseverlerin beğenisine sunulacaktır. Serginin ana fikri, genel bağlamda kadın doğasının yeniden tanımlanması üzerinden ifade edilecektir.

Sergide kadın ile erkeği algısal ve mantıksal boyutta birbirlerinden ayıran temel prensiplere de gönderme yapılacak ve durum yine olgusallaştırılarak toplumsal boyutta eleştirilecektir. Bir erkek gerçekliği bölümlere ayrılmış bir biçimde, her şeyi kendi özerkliğinde algılarken, bir kadın her şeyi iç içe, sanki akan bir nehir gibi algılar. Bununla birlikte
erkek birçok olguya mantığıyla bakarken bir kadın pek çok zaman duygularıyla bakar; aynı zamanda erkeğin mantığı bütünüyle doğrusal işlerken, bir kadının mantığı eklektik olarak birbirinden farklı şeyleri seçip bir bütün oluşturma üzerine işler. Kadın Olmak sergisinde kadın ile erkeğin doğalarındaki bu teorik ve temel farklar da işlenecektir. Aynı zamanda postmodern feminizme ve güncel medyada kendini gösteren bazı kadın karakterler üzerinden de çoklu göndermeler yapılacaktır.

Sergi 8 Mart 2014 Saat : 18:00’da İKSEV (İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı)’nda kapılarını açıyor.  

8 Mart 2014 18:00 İKSEV (İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı)
Mithatpaşa Caddesi No :138 Karataş / İZMİR

 

Kaynak : [-]

Milas Belediyesi tarafından düzenlenen, 4. Uluslararası Turhan Selçuk Karikatür Yarışması’na son başvuru tarihi 2 Mayıs olarak belirlendi.

4.Turhan Selcuk karikatür yarışması 2014

Tüm çizerlere açık olan yarışmanın seçici kurulunda Muhammet Tokat, Kamil Masaracı, Marilena Nardi, Christine Traxeler, Menekşe Çam, Emre Yılmaz, Latif Demirci, Ersin Yeniceli, Bülent Örkensoy yer alıyor. Yarışma sonuçları 28 Mayıs’ta açıklanacak, ödül töreni ise 16 Ağustos’ta yapılacak. Ödül alan karikatürler 13 Eylül’e dek Turhan Selçuk Karikatürlü Ev’de sergilenecek.

TURHAN SELÇUK KARİKATÜR YARIŞMASI

– ŞARTNAME –

1- Yarışma tüm çizerlere açıktır.

2- Yarışmaya gönderilen karikatürler daha önce yayınlanmış olabilir. Ancak başka bir yarışmada ödül almamış olmalıdır.

3- Teknik serbesttir. Çizer yarışmaya istediği kadar karikatürle katılabilir. Ancak eserler orijinal olmalıdır. Sanatçı tarafından (ıslak imza) imzalanması koşulu ile dijital baskı ürünler kabul edilir.

4- Gönderilecek karikatürlerin boyutu en fazla 30×40 cm. olmalıdır.

5- Katılımcılar, eserinin arkasına büyük harflerle adını, soyadını, adresini, e-postasını, ülkesini ve telefon numarasını yazmalı; kısa bir özgeçmişini zarfın içine koymalıdır.

6- Karikatürler, 2 Mayıs 2014 tarihine kadar aşağıdaki adrese gönderilmiş olmalıdır.

7- Yarışma sonuçları 28 Mayıs 2014 tarihinde açıklanacaktır.

8- Yarışmaya gönderilen karikatürler geri gönderilmeyecektir. Dereceye giren veya girmeyen karikatürler kültürel amaçlı kullanılabilir, yayınlanabilirler. Yarışmaya katılanlar bu şartları kabul etmiş sayılırlar. Eserler Turhan Selçuk Karikatürlü Ev’de

9- Jüri tarafından seçilecek olan, sergilenecek ve albümde yer alacak eser sahiplerine yarışma albümü gönderilecektir.

10- Ödül töreni 16 Ağustos 2014 tarihinde yapılacaktır. Aynı tarihte sergilenmeye değer görülen ve ödül alan karikatürlerin sergi açılışı Turhan Selçuk Karikatürlü Ev’de gerçekleştirilecektir. Sergi 13 Eylül’e kadar açık kalacaktır.

11- Özel Ödül kazananların konaklama ve Yemek giderleri karşılanacaktır. Yol masrafları kendilerine aittir.

12- SEÇİCİ KURUL:

Muhammet Tokat (Milas Belediye Başkanı)

Kamil Masaracı (Karikatürist)

Marilena Nardi (Karikatürist) İtalya

Christine Traxeler (TRAX) (Karikatürist) Fransa

Menekşe Çam (Karikatürist)

Emre Yılmaz (Karikatürist)

Latif Demirci (Karikatürist)

Ersin Yeniceli (Milas Bel. Kltr Snt Sor.)

Bülent Örkensoy (Grafik Tasarımcı)

Birincilik Ödülü : 3.000 Dolar

İkincilik Ödülü : 2.000 Dolar

Üçüncülük Ödülü : 1.000 Dolar

Diğer Özel Ödüller: Çeşitli kuruluşların, dernek, gazete, sanat dergileri, sendika, ajans ve kişilerin koyacakları özel ödüller.

Not: 24 Mayıs 2014 tarihinde jüri toplantısı yapılacaktır.

Çağın yaşam kültürü ve stili konusunda bir yol haritası sunabilecek beceriye sahip olmak ve farklılıklar yaratacak bir ressam, heykel sanatçısı, grafik tasarımcı ya da çizimle ilgili bir meslek edinmek sizlere, geleceğin özgün mekanlarını, özgür sanatını üretebilecek becerileri taşımak için bir akademi veye okulda okumak istiyorsunuz ve bunun için eğitime ihtiyacınız var. İşte tam da bu noktada tüm diğer sanat eğitimleri gibi resim eğitimi konusunda da  ” Nar Sanat” yanınızda.

akademilere, iç mmarlığa hazırlık kursu 

Artık Lisedesiniz ve sanat eğitimi alarak bunu bir meslek haline getirmek istiyorsunuz. Veya Lise 3 ya da Lise sondasınız ve Güzel Sanatlar akademisinin resim, heykel, iç mimarlık, grafik tasarım bölümlerine girmek istiyorsunuz ama nasıl bir eğitim almak istediğinizi bilemiyor, başlangıcı nerede, nasıl yapmanız gerektiği konusunda kafanız mı karışıyor?

Ya da çocuğunuz ortaokulu bitirdi ve Güzel Sanatlar Lisesinin yetenek sınavlarına hazırlanmasını istiyorsunuz.

Hiç üzülmeyin “Nar Sanat” sizler için ve sizlere en iyi eğitimi vermeye hazır.

Seçtiğiniz bu yolda vaktinizin kısıtlı olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Sınava hazırlık süreci aynı zamanda kendi yeteneğinizi tanıma ve geliştirme sürecidir. Bu süreçte sadece sınava değil aynı zamanda seçeceğiniz bölümlere de hazırlanabilmelisiniz. Bu  renkli yolculuğa birlikte hazırlanabilmek için hepinizi Nar Sanat’ta bekliyoruz.

Siz en iyisi olmaya layıksınız.

Huzurlu ve sanat dolu bir ortamda bir yandan tiyatro, keman, piyano, gitar çalışan çocuk ve gençler, bir yandan hobisini gerçekleştirmek için farklı faaliyetler yapan öğrencilerimiz diğer taraftan 9-10 kişilik sınıflarda yetenek sınavlarına hazırlanan gençlerimiz.

Sanat ile iç içe olmak için sizlerin ortamı görmesi ve hocalarla tanışması amacıyla bir ders konuk olmanızı bekliyoruz. Biliyoruz ki stres yüklüsünüz. Stresinizden kurtulmak ve konusunda yetkin eğitmenlerle yetenek sınavlarına hazırlanmak için bir telefon kadar yakın ve bir adım kadar uzağız.

Ailemize katılmanız için sizleri bekliyoruz.

Not:  Aşağıda başarılı, hatalı ve hatasız ayrımı yapmadan öğrencilerimizin yaptığı çalışmalardan bazı örnekleri bulabilirsiniz.

 

Bildiğiniz gibi 5 yıl önce 26 Ağustos 2009 tarihinde Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği kuruldu. Bir yıl sonra yani 2010 yılında ise Bakırköy’ün bir derneğe ait ilk M.E.B. Onaylı belge vermeye yetkili kursu olan M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu kuruldu.

Nar Sanat kuruluş logoları

Nar Sanat Eski Logo

Her kurum gibi derneğimizin de bir logosu olmalıydı. Kurumsal kimliğin temelini oluşturan isim, amblem ya da logo seçiminde uzun düşünce ve tartışmalar sonrası “Nar Sanat ” adını almaya karar verdik. Çünkü bir kuruma isim verilirken düşünülmesi gereken pek çok etken vardır. Uzun vadeli düşünülerek, kısa, akılda kalıcı hedef odaklı, anlaşılır net olmalıdır v.b.. Bunu tüm işletmeciler ve reklamcılar bilir.

Kaldı ki zorluklarla kurulmuş bir sivil toplum örgütü dahi olsanız ilerde olası faaliyetleri gerçekleştirecek iktisadi teşekküllerde de bütünleyici olacak şekilde kullanılacak ve ilk bakışta anımsanacak gerek yazı karakteri ve gerekse logo ile dahi anımsanacak bir belirleyici unsur bulunup karar verilmesi şarttı.

Hele ki bir sanat kurumunun markası, logosu söz konusu ise bir isim bulmak daha da zor. Üstüne üstlük uzun vadeli hesapları olan bir kurum kurulacaksa isimi ve logo daha da önemli.

Pazarlama gurusu olarak bilinen Jack Trout’nun deyimi ile “Alabileceğiniz en önemli pazarlama kararı, bir ürüne ne ad vereceğinizdir.” Bu ürün ister ticari bir faaliyet olsun ister bir sivil toplum kuruluşu isterse holding veya hayır kurumu olsun ürün ve hizmete 1. Verilecek ad 2. Logo ve/veya yazı karakterini önemsemek gerekir.

Zaten pek çok kişi gibi bizde biliyorduk ki; isim gibi logo da kolay anlaşılır, sade, hatırlanması kolay, mümkün olduğunca az sayıda renkten oluşmalıdır. Her türlü baskı ve kesim tekniği ile sorunsuz kullanılabilir olmalı, hangi ölçüde kullanılırsa kullanılsın yani çok küçük ölçülerde ayrıntılar kaybolmamalı, çok büyük ölçülerde dağınık görünmemelidir. Her türlü ölçüde ve yüzeyde okunabilir ve özgün olmalıdır. Başka firma ya da ürünlere ait logolar ile karışıklığa sebep vermemeli, hatta çağrıştırmamalıdır, gibi pek çok özelliğe dikkat edilmeliydi.

İşinizin ruhunu çözmemiş, işinizi anlayamamış birinin logo veya yazı karakterini belirlemesi gerçekten imkansıza yakındır.

Dolaysıyla kuruluşta seçtiğimiz isim ve logonun doğru olduğunu biliyorduk. Fakat her kurumsal yapı gibi bir süre sonra logonun daha pratik, grafiksel ve simgesel hale dönüşmesi gerektiğini ve o hale dönüşmesi için doğru zamanı beklemek gerektiğinin de farkındaydık.

Başlarken simge ile anlatmak zor olacağı ve sözlü olarak da anlatmanın uzun olacağını düşünerek resimsel logo kullanma yolunu seçmiştik.

Zaman aktı ve günümüze geldi. Sonunda logomuzun daha grafiksel hale gelmesi için düşüncelerimiz netleşti ve son bir yıldır çalışma ve tartışmalarımız oldu. Ta ki 2 hafta öncesine kadar.

Bir hafta kadar önce yapılan beyin fırtınaları ve farklı çalışmalar doğrultusunda aşağıdaki logoyu, gerek dernek ve gerekse iktisadi teşekküllerde çeşitlendirerek kullanma kararı aldık. Bunu üyelerimiz ve kurucularımız ile paylaştık ve aldığımız etki çok olumlu oldu. Bu doğrultuda logomuzun son şeklinde karar kıldık.

Dileriz sizlerde beğenirsiniz.

Elbette Logomuzda birkaç unsurda vazgeçmedik.

1-Nar’ın simgeleşmesi

2-Ana rengimizin kırmızı olması

3- “Nokta Grafik” tarafından (Selami ŞENOĞLU ve Elİf ERSİN)  önerilen yazı karakterinin kalıcılığı

4-“İstanbul” ve “Nar” yazılarının birleşiminde ”N” harfinin alt kısmının ve “İ” harfinin noktasının mavi olması.

Bunlar değişmedi.

Aşağıda  yeni logomuzu beğeninize sunuyoruz.

Nar Sanat Yeni Logolar

Nar Sanat Yeni Logolar

 

 

 

RTÜK, 30 yıl önce çevrilen Cüneyt Arkın’ın “En Büyük Yumruk” adlı filmindeki sevişme sahneleri için, ‘Duygusal değil’ diyerek ceza verdi.

EN-BUYUK-YUMRUK-CUNEYT-ARKIN-MERAL-ORHONSAYBaşrollerini Cüneyt Arkın ve Meral Orhonsay’ın paylaştığı 1983 yapımı ‘’En Büyük Yumruk’’ adlı filmdeki sevişme sahneleri ceza getirdi. RTÜK ‘’Duygusal boyutundan arındırılmış’’ yorumu yaptığı sevişme sahneleri nedeniyle, filmi yayınlayan Olay TV’ye uyarı cezası verdi.

Gazeteport’un haberine göre RTÜK toplantısında Bursa’da yayın yapan Olay TV’de 5 Mayıs 2013 günü yayınlanan film ele alındı. RTÜK İzleme ve Değerlendirme Dairesinin raporunda şöyle denildi: ‘’Filmin bir çok sahnesinde cinsellik olgusu yoğun biçimde yer almaktadır. Çıplaklığın sıklıkla ortaya koyulduğu, kaba cinselliğin yapım boyunca devam ettiği görülmektedir. Birçok sahnede, kadınların mahrem sayılabilecek uzuv ve organları, seyirlik malzeme halinde görsel bir meta gibi sunulmaktadır. Cinsellik ikonografisinin filmin bir çok sahnesine hakim olduğu, duygusal boyutundan arındırılmış sevişme sahnelerinin sunulduğu görülmüştür. Striptiz denilen cinsel gösteri niteliğindeki görsel ikonografik öğelerle zevk yaşayan gençlerin deneyimlerinin, bir tür öykü yumağı içinde sunulduğu görülmüştür’’.

RTÜK üyeleri de filmi, ‘’Çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlakî gelişimine zarar verebilecek nitelikte’’ buldu ve Olay TV’ye uyarı cezası verdi. TV kanalına, benzer bir ihlal durumunda, para cezası verileceği de bildirildi.

2012-2013 Eğitim yılının sonuna doğru gelindi. Gerek Akademiye Hazırlık ve gerekse Hobi Resim Grubu öğrencilerinin çalışmaları her ne kadar yıl boyunca devam edecekse de bir sergi ile pekiştirilmesinin gerekli olduğuna inanıyoruz.

 akademiler için kurs ilanı

İster resme ilgi duyun, ister merak edin, isterseniz bunları yapmak isteyip de yapamayanlara cesaret verebilmesi anlamında bu sergi gerçekten önemli. Elbette Akademiye hazırlanan veya hazırlanmak isteyip de nereden başlayacağını bilmeyenler içinde önemli, görmelisiniz!

Adı üstünde ” Öğrenci Sergisi” fakat aslında öğrenmenin bir serüveni… Hele ki eğitmen için aslında belki serüvenden öte tam bir macera. Neden mi bazıları hiçbir şey çizemezken çok hızlı gelişim gösterirken bazıları daha yavaş, bazıları aşırı titiz, bazılar rahat, bazılarının umursamaz ve daha pek çok farklılığı kimse fark etmeden görmek ve bunların tamamını çizgilerle anlamak ve beklide lekeye dönüşmesi elbette ki eğitmen için serüvenden daha fazlası değil mi?

İster hobi ister Akademilere hazırlık olsun elbette her şeyin başı çalışmak ve elbette ki eğitmenin vereceği temel sanat eğitimi.

Temel sanat eğitimi ile yola çıkan akademi ve hobi grubu daha sonra hedeflerine göre şekillenerek doğru, yanlış, realist veya deneysel ya da hedeflenen iç mimarlık, grafik, tasarım,  güzel sanatlar akademisi yolunda katlettikleri mesafeyi görebilmek için sergide hatalı bakış açısı, yanlış  tonlama, ışık ve oran gibi konularda kusurlar olsa da son aşamada gelinen noktayı keşfetmek ve gelişim sürecinde evrilen ellerin nereye gittiğini görmek gerçekten zevkli bir serüven. Bir dahaki sergilerinde de bu farkları daha da bariz göreceğiz elbette. Geçen yıldan bu yana farklılık ve iyileşmeleri bariz olarak gördüğümüz gibi.

Haydi, buyurun Nar Sanat Öğrencilerinin emeklerini görmeye gelin.  Davetlisiniz.

Sergi  nerede mi:

Nar Sanat Binası, Adres, kroki ve iletişim numaraları için lütfen TIKLAYINIZ.

Ne zaman mı?    : 02 Haziran 2013 (Pazar Günü)

Saat kaçta mı? : 14:00

Katılanların adı mı? 

Altuğ SÖNMEZ

Ayşad AKINCI

Betül YANIK

Deniz KANMAZ

Gizem BOZKURT

İlayda AKARCA

Mihriban Seher DEMİREL

Sevdinaz RASİMOĞLU

Sezgi TAMER

Tuğba AKMAZ

Yağmur GÜNEŞ

Zeynep BOYOĞLU

Not: Bazı öğrencilerimiz katılmak istemedi veya henüz erken olduğunu düşündü, tatile gidenleri de saymıyoruz elbette.

Aşağıda sergide yer alan resimlerden bir kaçını örnek olarak görebilirsiniz.

23 Ocak-3 Şubat 2013 tarihleri arasında düzenlenen 42. Uluslararası Rotterdam Film Festivali’nde son düzlüğe yaklaştıkça ‘Altın Kaplanyarışması’nın tablosu da bir o kadar netleşiyor. Ben de hız kesmeden iki gün önce ele aldığım altı filmin devamında bu sefer görücüye çıkma sırasıyla ikinci altılığı masaya yatırdım. Böylece “Gözetleme Kulesi” ile birlikte sayısı 16’yı bulan yarışma rekabetçilerinin 13 tanesini değerlendirmiş oldum. Bu seferki film toplamının ise kapitalizm odağından toplumsal şiddetin yol açtığı yalnızlık portrelerine taşra ya da şehirden bakış atmasıyla sivrildiği söylenebilir. Salı ve Çarşamba izlediğim eserleri içeren bu zaman diliminin en iyisi “Halley” olurken, Altın Kaplanyarışmasıyla ilgili genel değerlendirmeyi Cumartesi yapacağımı da eklemeliyim.

Habertürk muhabiri Kerem Akça, Altın Kaplan yarışmasında yer alan altı filmi değerlendirdi

İki gün önce yarışmanın ilk düzlüğünü değerlendirdiğimde büyük oranda ‘el/omuz kamerası’ kullanımının hakimiyetine dikkat çekmiştim. Bunun üzerine ‘cinsel uyanış/arayış’ meselesinin de merkezi konuma yerleştiğini eklemiştim. Ancak sanki 42. Uluslararası Rotterdam Film Festivali’nin Altın Kaplan yarışmasında ‘cinsellik’ ve ‘şiddet’ odağından ‘cüretkar’ duran özgürlükçü filmler ayrı ayrı kümelenmiş gibi.

Bu iki günde rahatsız edici filmler öne çıktı

Zira bu yazıda ele alacağım altı filmden dördü, rahatsız edici yaklaşımları, huzursuzluk veren anlatıları ve sansüre karşı hareketlenme meraklısı dramatik yapılarıyla öne çıkmaya çalışıyorlar. Özellikle ‘ilk altılık’ın 1.85:1 formatında daha yakın ölçekli objektifleri tercih etme arzusu, ikinci ‘altılık’tan üç tane 2.35:1 kullanan eserle bir anlamda tersine dönmüş.

Bu konuda Hollanda etiketli ürünü belki ayırabiliriz. Ancak üzerine basmalıyız ki Avusturya ve Meksika temsilleri bunu ‘popüler’lik olsun diye yapmıyorlar. Daha ziyade hikayelerine, temalarına ve ideolojilerine uyduğu için canlandırma gereği duyuyorlar.

“Halley”, zombi filminin alışık olduğumuz kurallarını yıkıyor

Bu iki günün en çok beğendiğim eseri, sektörde kurguculuk da yapan Sebastian Hoffman’ın sinematografisini ve yönetmenliğini üstlendiği hiççi zombi filmi “Halley” oldu. “Dummy Jim” ile beraber şimdiye kadar adaylar arasında bu en dikkat çekici eser, resim tablolarını andıran “Andrei Rublev” (“Andrey Rublyov”, 1966) görünümlü mizansenlerini David Cronenberg, Wojciech Has ve M. Night Shyamalan’ı andıran bir atmosferle dolduruyor. Daha iyi tanımlamak gerekirse gotik korku omurgası body-horror gelenekleriyle yoğrulup zombi filmine bir karışım hazırlanıyor derim.

Kapitalizm hastalığının sıkıştırdığı bir gece bekçisine odaklanan eserin, sinemaskop oranında yakın planların, garip açıların ve röntgencilik duygusunun üzerinden bir ‘sabit kamera’ sınavı verdiği söylenebilir. Bunu yaparken son bölümdeki ‘hipnotik’ ve ‘mitik’ havaya bürünmesi de not düşülmeli. Ancak esasen grinin tonlarını canlandırıp belli bölümleri flu bırakırken ‘sanrı’ izlenimi yaratan kadrajlarıyla ‘arşivlenesi’ bir seviyeye ulaştığı bir gerçek. Hofmann belli ki ilerleyen dönemde işlevleriyle adından söz edeceğimiz bir isim olacak.

Zira zombi filminde böylesi minimal ve atmosfer yüklü yaklaşıma rastlamak pek mümkün değilken, özellikle de alt türün kalıplarının uzun süredir görmediği bir şekle sokulması ‘ibret veren karakter’i anlamlı kılıyor. Adeta bir yaşayan ölünün gözünden dünyaya bakarken, kapitalizmin yol açtığı yalnızlık sıkıntısının ‘ölüm’le ilişkilendirilebilecek melankolik bir ruh halinin temsilcisine dönüştüğü görülüyor.

Avusturya ve Hollanda temsilcileri sinemaskopu iyi kullanamıyor

Bunun yanında Daniel Hoesl’ın “Soldier Jane”i (“Soldate Jeannette”) ve Guido Van Driel’i “The Resurrection of a Bastard”ı (“De Wederopstanding Van Een Klootzak”) de aslında sinematografik açıdan bakınca kendi dünyalarına uygun hareket ediyorlar. Ancak bunlardan birincisinin bir suçlu/kiralik katil hikayesinin çevresine Haneke’vari huzursuz edici sekanslar yerleştirirken fazla serbestlikten çektiği kesin. Zira yönetmenin kadrajlarının ruhsuzluğu, Avusturya sinemasının ‘minimalist’ geleneğindeki mat renkler ve alan derinliği odaklı ‘iletişimsizlik’ bazlı alışkanlığı yakalayamamasını sağlıyor.

“The Ressurrection of a Bastard” ise Van Driel’in ilk yönetmenlik denemesinde sadece birkaç sinematografik anla anılmasına alan açıyor. Yılmaz Erdoğan’ın “Organize İşler”deki (2005) ‘görgüsüz’ helikopter kamera kullanımını zaman zaman akla getiren eser, özünde kültürel bir kara komedi. Ancak bu alanın kalıplarını uygularken karakterlerinin çekiciliğine bel bağlamayı ya da dramatik açıdan TV geleneğinin dışına çıkmayı beceremiyor. Bu da çizgi roman zeminini iyi değerlendiremeyen filmi, ‘déjà vu’ hissiyatıyla tüketilen bir tür denemesine olmaktan kurtaramıyor.

Slovakya çıkışlı bir Alman filmi izlenimi yaratan “My Dog Killer” (“Môj Pes Killer”), ülkedeki Neo-Nazi grubuna takılan ana karakterinin nefretine ve ırkçı duruşuna odaklı ilerliyor. Yalnızlığı çerçevesine alırken kaydırmalı kamera hareketiyle onu kavrayan ‘gözetleyici’ denebilecek uzun planlar içeriyor. Gaspar Noé, Andrei Tarkovsky ve Michael Haneke arasından filizlenen bir huzursuzluk yaratıp ‘gerçekçi’ bağlanmasıyla da 1.85:1 oranında belli bir mesafe katetmeyi beceriyor. Özellikle de ülkesine bakınca, ‘köy hayatı’nda yaşananları kültürel bir şiddet dışavurumu hikayesine çevirmesiyle “Soldier Jane”in üzerinde seyrediyor orası kesin!

Bu zaman diliminin en zayıf halkası “Karaoke Girl”

Ele aldığım toplamda ‘şiddet’ içeriği bulundurmayan iki eser ise bunların arasında ‘köşeye itilebilecek’ yapıtlar sunuyorlar nihayetinde. Bunlar arasında ‘en zayıf halka’ gibi görünen Tayland filmi “Karaoke Girl”ün (“Sao Karaoke”) ‘cinsel uyanış’ odaklı ve ‘el kamerası’yla çekilmiş ilk bölümdeki eserlerin arasına dahil edilecek bir kültürel hayat kadınlığı kimliği portresi sunduğu söylenebilir. Ancak bunu pembe dizisel bir yaklaşımla harmanlayıp cinsellik dozajı ve sınırları zorlama adına “Longing for the Rain”den (“Chunmeng”) farklı bir seviyeye ulaşamadığı ortada.

Yarışmanın ikinci Meksika çıkışlı eseri “Penumbra” ise bir anlamda “Gözetleme Kulesi” ile birlikte en belirgin safkan minimalist sinema yapıtını sunması sebebiyle ‘ayrıksı’ bir görünüme kavuşuyor. Ancak Eduardo Villanueva’nın da Esmer gibi ‘çiçekler, böcekler, ağaçlar ve yürüyüşler’ odağından dışarı çıkamayınca ‘taşra/doğa güzellemesi’nden öteye gidemediği söylenebilir.

 

Öyle ya da böyle, olmuş ya da olmamış fark etmeksizin şimdiye kadar her türlü tabandan yaklaşımlar gördüğümüz 13 filmden söz edebiliriz. Bu noktada iki Hollanda, iki Meksika ve iki Tayland ürününün bu duruma neler kattığı da incelenmeli. Kesin olan bir şey varsa o da bu ilk ve ikinci filmlerin genel anlamda yeni bir şeyler geliştirme sevdasının gayet belirgin olması. Ancak bir diğer bilinçlendirici not, sanki Avrupa toplumunun insanları sevgisizliğe iterek şiddete ve rahatsız edici görüntülere yol açtığı konusu olmalı. Böylece ‘aşırı’lıklar odağından akan yarışma filmlerinin ikinci ana kalbi ortaya çıkıyor.

Kerem AKÇAYA’a göre Festivalin programındaki en iyi 10 film:

1-Blancanieves

2-The Fifth Season (La Cinquième Saison)

3-Dummy Jim

4-Halley

5-The Master

6-Gergedan Mevsimi (Fasle Kargadan)

7-Spring Breakers

8-Lore

9-Stoker

10-They’ll Come Back (Eles Voltam)

Kerem AKÇAYA’a göre Altın Kaplan yarışmasının en iyi 5 filmi:

1-Dummy Jim

2-Halley

3-They’ll Come Back (Eles Voltam)

4-It Felt Like Love

5-The King (Su Re)

 Kaynak : [-]  Kerem Akça