Gönül

Gönül konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. Gönül konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. Gönül konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri Gönül konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

burs-veren-kurumlar

Kalebodur KSV Bursu

Burs Miktarı       :              belirtilmedi

Başvuru tarihi    :              15 Eylül / 10 Ekim

Burs ilanı             :              bursverenkurumlar.com

Kalebodur Seramik San. A.Ş. şirketleri tarafından kurulan Dr. (h.c.) İbrahim Bodur Kaleseramik Eğitim, Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı olan KSV her yıl olduğu gibi bu yılda öğrencilere burs yarımı yapmaktadır. 2001 yılından bu yana kesintisiz bur yardımı yapan vakıf aynı zamanda öğrencilere staj imkanı da sağlamaktadır.

Öğrenci buluşmaları;

Burs imkanının yanında KSV öğrencileri, yılda iki kez düzenledikleri Geleneksel Öğrenci Buluşmaları etkinliği sayesinde farklı üniversitelerde ki öğrencileri bir çatı altında toplayarak tanışmalarını sağlamaktadır. Çanakkale Kalebodur Seramik A.Ş. fabrikasında düzenlenen toplantılara Kale Grup Şirketlerinden üst seviye yöneticiler de iştirak etmektedir. Üst düzey yöneticilerin yanısıra Grup başkanı Sayın Zeynep Bodur hanımefendi de bu buluşmalara teşrif etmektedir.

Bu buluşmalarda Şartlı Bağış imkanıyla hayırsever vatandaşlar vakfa başvuran öğrenciler arasından seçtikleri öğrencilere burs verebilmektedir. Burs hakkı kazanan öğrenciler KSV tarafından eğitim hayatları boyunca takip edilmektedirler.  Takip edilen öğrencilerin eğitim durumları sürekli olarak bağışçıya bildirilmektedir.

BAĞIŞÇILAR

Eğitim dönemi içerisinde bağışçılar KSV’ye başvurup vakıf denetiminde öğrenci okutabilir. Hayırsever vatandaşlar öğrencileri kendileri seçebilir veya istedikleri özelliklerdeki öğrencileri vakfa bildirip bağışçıya uygun öğrenciler KSV tarafından tespit edilebilir. Bağış verenlerin destek oldukları öğrencilerin özel durumları olursa, kıyafet, hastalık vs. gibi bağışçılar bunları da temin edebilir, karşılayabilir. Bu gibi durumlarda vakıf bağışçılara öğrencinin durumunu bildirmektedir. Bağışçılar burs dışında okuttukları öğrencilere özel günlerde farklı yardımlar da yapabilir, bu gibi durumlarda vakıf ile iletişime geçmeleri yeterlidir. Bağışlarınız için tıklayınız.

BURS BAŞVURULARI;

Dr. (h.c) İbrahim Bodur Kaleseramik Eğitim, Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı bursları bursverenkurumlar.com internet sitesi üzerinden ilan edildikten sonra, 15 Eylül ile 10 Ekim tarihleri arasında KSV internet sitesinden yapılacaktır.

BURS BAŞVURU ŞARTLARI;

  • Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olmak
  • Lisans eğitim alan burs adayları için ara sınıflarda okuyan öğrencilerin başarılı olmaları gerekmektedir. Başarısız dersi olan öğrenciler burs imkanından faydalanamamaktadır. KSV vakfının belirlediği Başarı Kriteri 4’luk Puan sistemi üzerinden en az 2,5, yüzlük puan sistemi üzerinden en az 60 puan almış olmaktır.
  • Endüstri Meslek Lisesi okuyan öğrenciler için alttan dersi olmaması gerekmektedir.
  • (h.c) İbrahim Bodur Kaleseramik Eğitim, Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı tarafından belirlenen okullarda eğitim görmek (bu okullar bursverenkurumlar.com internet sitesinde belirtilmiştir)
  • Burs ihtiyacı olmak

 

BURS BAŞVURUSU YAPABİLECEK OKULLARIN LİSTESİ
Uludağ Üniversitesi
Balıkesir Üniversitesi
Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi
Dokuz Eylül Üniversitesi
Ege Üniversitesi
Hacettepe Üniversitesi
İstanbul Teknik Üniversitesi
Boğaziçi Üniversitesi
Mimar Sinan Üniversitesi
Orta Doğu Teknik Üniversitesi
İstanbul Üniversitesi
Yıldız Teknik Üniversitesi
Marmara Üniversitesi
18 Mart Üniversitesi
Galatasaray Üniversitesi
Karadeniz Teknik Üniversitesi
Anadolu Üniversitesi (Sadece Malzeme Mühendisliği, Endüstriyel Tasarım, İletişim ve Seramik Mühendisliği)
Akdeniz Üniversitesi (Endüstriyel Tasarım, İç Mimari ve Çevre Tasarımı, Grafik, Moda Tasarımı, Cam ve Seramik Bölümü)Burs Başvurusu Yapacak Bölümler
Tasarım (Endüstriyel Tasarım, Grafik Tasarım, Moda Tasarımı)
Mimarlık
İç Mimarlık
Mühendislik Fakülteleri (Endüstri Mühendisliği, İşletme Mühendisliği, Makine Mühendisliği, Kimya Mühendisliği, Malzeme Mühendisliği, Elektrik – Elektronik Mühendisliği, İnşaat Mühendisliği, Uçak Mühendisliği, Uzay Mühendisliği, Maden Mühendisliği, Jeoloji Mühendisliği, Mekatronik Mühendisliği, Bilişim Sistemleri Mühendisliği, Bilgisayar Mühendisliği)
İşletme
Uluslararası İlişkiler
Seramik ve Seramik Mühendisliği
Bilgisayar Teknolojisi ve Bilişim Sistemleri
İletişim
Halkla İlişkiler ve Tanıtım
Halkla İlişkiler ve Reklamcılık
Ulaştırma ve Lojistik
Uluslararası Lojistik ve Taşımacılık

Meslek Liselerinin aşağıdaki bölümlerde eğitim gören 11. Ve 12. Sınıf öğrencileri;
BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ ALANI – Bilgisayar Teknik Servisi
BÜRO YÖNETİMİ VE SEKRETERLİK ALANI – Yönetici Sekreterliği
DENİZCİLİK ALANI – Gemi Elektroniği ve Haberleşme
DENİZCİLİK ALANIGemi Yönetimi
DENİZCİLİK ALANI – Makine Zabitliği
ELEKTRİK-ELEKTRONİK TEKNOLOJİSİ ALANI – Endüstriyel Bakım Onarım
İNŞAAT TEKNOLOJİSİ ALANI – Yapı ve Yüzey Kaplamacılığı
İNŞAAT TEKNOLOJİSİ ALANI – Yapı Yalıtımcılığı
KİMYA TEKNOLOJİSİ ALANI – Boya Üretimi ve Uygulama
KİMYA TEKNOLOJİSİ ALANI – Kimya Laboratuvarı
KİMYA TEKNOLOJİSİ ALANI – Kimya Proses
MUHASEBE VE FİNANSMAN ALANI Bilgisayarlı Muhasebe
MUHASEBE VE FİNANSMAN ALANI – Dış Ticaret Ofis Hizmetleri
MUHASEBE VE FİNANSMAN ALANI – Finans ve Borsa Hizmetleri
SERAMİK VE CAM TEKNOLOJİSİ ALANI – Alçı Model Kalıp
UÇAK BAKIM ALANI – Uçak Gövde-Motor
ULAŞTIRMA HİZMETLERİ ALANI – Lojistik

KSV Burs Kesilme Şartlarını İndir

Burs Başvuru için: http://www.ksvvakfi.org

 


 

Hukuk & Araştırma Vakfı Bursu

Başvuru Tarihi   :              1 20 Eylül

Burs İlanı            :              bursverenkurumlar.com

Burs Miktarı       :              Aylık 600 TL

Hukuk ve Araştırma Vakfı öğrencilere karşılıksız burs desteği sağlamaktadır. Burs başvurusu yapmak isteyen öğrenciler bursverenkurumlar.com internet adresinde ki şartları okumaları gerekmektedir. Burs şartlarını yerine getiren öğrenciler 1 / 20 Eylül tarihleri arasında burslara başvurabilirler.

Hukuk ve Araştırma Vakfı Burs için başvuru şartları;

  1. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak
  2. Burslardan aşağıda belirtilen okullarda okuyan öğrenciler başvurabilir.
    1. Ankara üniversitesi HUKUK fakültesi öğrenci bursu
    2. Gazi Üniversitesi HUKUK fakültesi öğrenci bursu
    3. Hacettepe Ünivesitesi HUKUK fakültesi öğrenci bursu
    4. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi
  3. Lisans ve tezli yüksek lisans öğrencisi olmak
  4. Ekonomik sıkıntıları olan öğrenciler
  5. Okuduğu bölüm içerisinde başarılı olmuş olmak, ilk başvuru için ÖSYM puanı geçerlidir.
    1. Üniversiteye yeni başlayan öğrenciler için ÖSYM puanı baz alınacaktır.
    2. Ara sınıf öğrencileri için başarı derecesi 4 üzerinden en az iki veya 100 üzerinden en az 60 olarak kabul edilecektir.
  6. Lisans eğitimi gören öğrencilerin 25 yaşından büyük olmaması gerekmektedir.
  7. Yüksek lisans eğitimi gören öğrencilerin 27 yaşından büyük olmamaları gerekmektedir.

HUKUK VE ARAŞTIRMA VAKFININ BURS BAŞVURUSUNU KABUL ETMEYECEĞİ KRİTERLER

  1. En az asgari ücret düzeyinde maaş alan ve sürekli çalışan öğrenciler
  2. Yabancı uyruklu öğrenciler
  3. Öğrenimleri uzayan öğrenciler
  4. Doktora yapan öğrenciler
  5. her hangi kurum kuruluş veya vakıftan aldığı burs ya da kredi toplamı 600 lirayı geçen öğrenciler
  6. geçmiş senelere ait alttan ders sayısı 2’in üzerinde olanlar.
  7. Sabıka kaydı bulunan öğrenciler

Burs Başvurusu için: http://hukukarastirmavakfi.com/burs-basvurusu/

 


 

Çamlıca Vakfı Bursu

Başvuru Tarihi    : 01 / 30 Eylül Arası

Başvuru İlanı      : bursverenkurumlar.com

Burs Miktarı        : Belirtilmedi

Kurulduğu günden bu yana 15000 öğrenciye burs yardımı yapan Çamlıca Vakfı 2016 / 2017 eğitim öğretim yılında da öğrencilerin yardımına koşuyor. 1998 yılından beri her sene 1000’den fazla öğrencinin maddi ve manevi olarak yanına koşan vakıf burslarına, bursverenkurumlar.com internet adresinde belirtilen şartlara uyan bütün öğrenciler başvurabilir.

  • Çamlıca Vakfı bursları 01 30 Eylül tarihleri arasında ckyv.com internet sitesinden başvuruları kabul edecektir.
  • Çamlıca Vakfı burslarına aşağıda ki alanlarda eğitim gören öğrenciler başvurabilirler;
    • Ön lisans bursları
    • Lisans bursları
    • Yüksek lisans bursları
    • Doktora bursları
  • Çamlıca Vakfından geçen sene burs alan öğrenciler belirtilen tarihler içerisinde burs başvurularını yenilemek durumundadırlar.

ÇAMLICA VAKFI BURSLARINA KİMLER BAŞVURAMAZ

  1. Dersleri başarısız olan öğrenciler
  2. İlkokul ve ortaokul öğrencileri burs alamaz
  3. Yurtdışında eğitim gören öğrenciler
  4. Ücretli değişim programına katılanlar
  5. Uzaktan öğrenim gören öğrenciler
  6. Açık öğretim öğrencileri
  7. Formasyon öğrencileri burslardan faydalanamazlar

 

Başak Vakfı Bursu

Başvuru Tarihi   : 20 Ağustos / 20 Eylül

Burs ilanı             : bursverenkurumlar.com

Burs Miktarı       : 150 LİRA

Başak kültür ve Sanat Vakfı 2016 / 2017 yılında öğrencilere burs desteği yapmaktadır. Burs başvuruları bursverenkurumlar.com internet sitesinde yayınlandıktan sonra 20 Ağustos / 20 Eylül tarihleri arasında burs başvurusu yapılabilecektir.  Vakıf kuruluşundan itibaren sanat eğitiminde başarı gösteren fakat çeşitli sebeplerden ötürü maddi sıkıntı çeken öğrencilere burs yardımı yapmaktadır.

Burs alacak öğrenciler vakıf tarafından şu kriterlere göre değerlendirilir;

  1. Başak Kültür ve Sanat Vakfı sosyal faaliyetlerine katılanlara
  2. Maddi yetersizlikler nedeniyle eğitim hayatında sıkıntı çeken başarılı öğrencilere
  3. Çeşitli sebeplerle göç etmiş ya da savaş mağduru çocuklara
  4. Ailesi dağılmış çocuklara
  5. Çalışması riskli çocuklara

BURS BAŞVURU ŞARTLARI

Yukarıda belirtilen şartlara uygun olan çocukların yüzde yetmişi kız olması koşuluyla,

  1. İlköğretim
  2. Lise
  3. Üniversite
  4. Konservatuar öğrencileri

BURS BAŞVURU İŞLEMLERİ NASIL YAPILIR?

  1. Öğrenciler burs ihtiyaçları ve özgeçmişiyle birlikte bursverenkurumlar.com adresinde belirtilen basaksanat@gmail.com adresine bildirimde bulunur
  2. Başak Vakfı burs başvuruları vakıf tarafından yetkilendirilen kişiler tarafından incelenir.
  3. Durumları incelenen öğrenciler Ekim ayında görüşmeye davet edilir.
  4. Mülakatı geçen öğrenciler Başak Vakfı bursiyer şartlarına uygunsa, bu şartlar
    1. Aylık gelir gider dengesi
    2. Bölümünün başarı sıralaması
    3. Engellilik durumları
    4. Aile bireylerinin hayatta olup olmadıkları
    5. Sosyal güvenceleri
    6. İş ve çalışma durumları
    7. Başak Kültür ve Sanat vakfı faaliyetlerine katılmaları vb.
  5. Başvuruları olumsuz yanıtlanan öğrencilere eposta ile bildirilecektir.

BURS MİKTARI VE SÜRESİ

Başak Vakfı bursları bursverenkurumlar.com adresinde ilan edildiği duruma göre 2016 / 2017 eğitim yılında 150 TL olarak belirlenmiştir. Burslar ekim ve haziran aylarında ödenir.

*Başak Kültür ve Sanat Vakfından önemli rica; Lütfen telefondan burs başvurusu yapmayınız.


 

Azaklıoğlu Vakfı Bursu

Başvuru Tarihi    : 22 Ağustos / 19 Eylül

Başvuru İlanı      : bursverenkurumlar.com

Burs Miktarı        : Belirtilmesi

Azaklıoğlu Vakfı her yıl olduğu gibi bu yılda öğrencilere burs imkanı sağlamaktadır. Burslar bursverenkurumlar.com adresinden resmen yayınlandıktan sonra Azaklıoğlu Vakfı resmi internet sitesinden BURS BAŞVURU FORMU doldurularak yapılacaktır. Burs başvurusunun ardından Azakloğlu Vakfınca kurulda değerlendirilen bursiyerler, asil ve yedek bursiyer olarak iki farklı değerlendirmeye tabi tutulacaklardır. İlk öncelik asil listede bulunan bursiyer adayları olacaktır.Asil listede adı geçen bursiyer adayları gerekli evrakları gönderdikten sonra vakfın belirteceği tarihte burs ödemelerini alacaklardır. Asil listede olmasına karşın gerekli evrakları tamamlayamayan veya burs almaya yetersiz olan adaylar olursa yedek listedeki adaylar dikkate alınacaktır. Burs tamamen almaya hak kazanan öğrenciler Azaklıoğlu Vakfı resmi sitesinde yayınlanacaktır.

BURS BAŞVURU FORMU’nu doldurmak için tıklayın.


 

Borusan Bursları

Ülkenin en büyük değerlerinden biri olan Borusan Holding, her yıl olduğu gibi bu sene de ihtiyaç sahibi öğrencilere burs yardımı yapmaya devam ediyor. Burslar Borusan Holding adına Borusan Kocabıyık Vakfı tarafından aytılan fon üzerinden verilecektir.

Borusan Vakfı Bursları için başvuru kriterleri;

  1. Borusan Vakfı burslarına başvuracak öğrencilerin yurtiçinde eğitim veren kurumlarda aktif olarak öğrenci olması,
  2. Burs verilecek öğrenciler yönetim kurulu tarafından belirlenecektir.
  3. Borusan Holding bursları bursverenkurumlar.com internet sitesinde ilan edilecektir.
  4. Borusan Holding Borusan Kocabıyık Vakıf burslarından sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları faydalanabilir,
  5. Burslardan faydalanacak öğrencilerin ekonomik duruma ihtiyacı olduğunu belgelemesi gerekir,
  6. Burslar başarı gösteren öğrencilere verilecektir.
  7. Borusan Holding bursları için başarı niteliği, 4’lük sistem üzerinden en az 2.75, 100’lük sistem üzerinden ise en az 70 ortalama sahibi olmaktır.
  8. Burs alacak öğrencilerin başka bir yerde tam zamanlı eleman olmaması gerekmektedir.
  9. Kredi yurtlar kurumu KYK hariç başka herhangi bir kurumdan burs almaması gerekmektedir.
  10. Borusan Holding Borusan Kocabıyık Vakfı Bursları tamamen karşılıksız olup geri ödeme veya karşılığında gönüllü hizmet yada staj gibi şartlar istenmemektedir.
  11. Burslara başvuran öğrenci başarı durumunu belgelemek zorundadır. Yeni kayıt olan öğrenci okula giriş puanını, okumakta olan öğrenci ise ders notlarını gerektiğinde belgelemekle yükümlüdür.

Borusan Holding Borusan Kocabıyık Vakfı Burs verilecek Üniversiteler;

  1. İstanbul Üniversitesi Mühendislik, İşletme ve İktisat Fakültesi
  2. İTÜ Mühendislik, İşletme ve İktisat Fakültesi
  3. Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik, İşletme ve İktisat Fakültesi
  4. ODTÜ – Mühendislik, İşletme ve İktisat Fakültesi
  5. Uludağ Üniversitesi  Hukuk Fakültesi

Yukarıda belirtilen Üniversitelere Kayıt yaptıran öğrenciler, okulların burs ofislerinden başvuru yapabilirler. Belirtilen okullarda bulunan burs ofislerine başvuran öğrencilerin başvuruları okul tarafından onaylandıktan sonra, burs almaya hak kazanan öğrenciler Borusan Holding Borusan Kocabıyık Vakfı tarafından mülakata davet edilecektir.

 

Burs Devamlığı İçin;

  1. Öğrencinin başarılı bir şekilde alttan ders kalmadan sınıf geçmesi,
  2. 15 Eylül tarihinden önce karne veya not çizelgesi olan transkript fotokopilerini Borusan Kocabıyık Vakfına göndermeleri gerekmektedir.

Öğrencinin burs hakkının iptal olma sebepleri;

  1. Başarı gösteremeyen dönem yada sınıf tekrarı yapan öğrencilerin,
  2. Okuldan kaydını sildiren, okuldan ilişiği kesilen, Borusan Kocabıyık Vakfına bildirmeden ve onay almadan okul, öğrenim kurumu değiştiren.
  3. Burs hakkından vazgeçtiğini bildiren,
  4. Başka kurumlardan burs veya aylık alan,
  5. Türk Devleti yasalarına aykırı veya disiplin suçu işleyen,
  6. Tutuklanan veya hapis cezası alan, yasadışı gösteri veya eylemlere karışan,
  7. Yalan ve yanlış beyanat veren,
  8. Borusan Kocabıyık Vakfına gerekli belgeleri belirtilen tarihlerde teslim edemeyen,
  9. Staj haricinde SGK’da sigortalı çalışan olarak görülen öğrencilerin bursları iptal edilir.

 Bursu Kesilen Bursiyerlere burs hakkının tekrar verilmesi;

  1. Bursiyerin aldığı disiplin suçlarının affedilmesi
  2. Tutuklu bulunan bursiyerin tutukluluk halinin kalkması durumunda bursları tekrar verilebilir.

Burslar ilke olarak 1 yıl ve burs süresi, lise ve dengi okullarda okuyan öğrenciler için 10 ay, üniversite öğrencileri için 9 aydır. Müteakip yıllarda bu yönetmeliğin III. maddesindeki koşullara uygunluğu devam edenlere ve I. maddedeki vasıflara sahip olan öğrencilere burs verilir.

BAŞVURU FORMU


 

Yeni Dünya Vakfı Bursu

Burs Miktarı :

  1. Yurtdışı için : 300 TL (KIBRIS İÇİN 200 TL)
  2. Doktora için : 300 TL
  3. Yüksek Lisans için : 250 TL
  4. Lisans için : 200 TL
  5. Önlisans için : 150 TL
  6. Lise ve Üniversite Hazırlık için : 100 TL
  7. İlk ve Ortaokul için : 75 TL

Burs Başvuru Tarihi : 15 Ağustos / 2 Eylül

Yeni Dünya Vakfı her sene olduğu gibi bu sene de eğitim öğretim yılında 15 ağustos ve 2 eylül tarihleri arasında bursverenkurumlar.com adresi üzerinde belirtilen bağlantı üzerinden başvuruda bulunabilirsiniz. Başvuru sonrası olumlu değerlendirilen bursiyer adayları mülakat hakkı kazanmaktadır. Mülakat değerlendirmesi olumlu çıkan öğrenciler 21 eylül tarihinden sonra Yeni Dünya Vakfı resmi adresinde listenecektir.  Listede adı olan bursiyer adayları 24 Eylül 9 ekim tarihleri arasında ÖSYM’den aldıkları transkiptle birlikte Yeni Dünya Vakfı Genel Merkezleri, Şubeleri veya temsilciliklerine giderek görüşme yapacaklardır.

Vakfımıza 2016-2017 Eğitim & Öğretim Yılında ilk defa burs müracaatında bulunacak öğrencilerin 15 Ağustos – 02 Eylül 2016 tarihleri arasında vakfımızın resmi web sayfasından online müracaat formunu mutlaka doldurmaları gerekmektedir.
Mülâkata katılmayı hak kazanan öğrencilerin isimleri 21 Eylül 2016 tarihinden itibaren vakfımızın www.yenidunyavakfi.org sitesinde listeler halinde yayınlanmaya başlayacaktır.
İsmi açıklanan öğrenciler ile mevcut bursiyerler (mevcut bursiyerler online başvuru yapmayıp doğrudan mülakata katılacaklardır) 24 Eylül – 09 Ekim 2016 tarihleri arasında ÖSYM sonuç belgesi ya da transkriptleri ile birlikte davet edildikleri Genel Merkez/Şube/Temsilcilikte mülâkata katılacaklardır.

 

  • Burs Takvimi:
  1. Burs müracaatlarının Başlangıç Tarihi: 15 Ağustos 2016 – Bitiş Tarihi: 02 Eylül 2016
  2. Burs mülakatları Başlangıç Tarihi: 24 Eylül 2016-Bitiş Tarihi: 09 Ekim2016
  3. Bursiyer listelerinin açıklanması 13 Ekim 2016 itibari ile başlar.
  4. Burs Belgelerinin Teslim Tarihi 14 Ekim 2016-Bitiş Tarihi – 24 Ekim 2016
  5. Bursların verilmesi Başlangıç Tarihi: 15 Kasım 2016 Bitiş Tarihi: 15 Haziran 2016

***2016-2017 Eğitim ve Öğretim Yılında, 15 Temmuz 2016 darbe girişimine karşı mücadele ederken şehit olan vatandaşlarımızın çocukları, öncelikli olarak dikkate alınacaktır.

***Burs başvurusu yapacak öğrencilerin 15 Ağustos’tan itibaren www.yenidunyavakfi.orgadresinden müracaat etmeleri gerekmektedir.

Burslarla İlgili Bilgi İçin:

Genel Merkez Tel: 0212 526 33 34 (Dahili 4)

Şafak Alacakoç: safakalacakoc@yenidunyavakfi.org

Türkan Koğuk: turkankoguk@yenidunyavakfi.org

Ankara Şube Tel: 0 312 324 00 66

Sezer Bulut: sezerbulut@yenidunyavakfi.org

Mustafa Alarslan: mustafaalarslan@yenidunyavakfi.org


 

Türk Kadınları Bursu

Burs Başvuru Tarihi  : 15 / 26 Ağustos
Burs Miktarı                 : Belirtilmedi
TÜRK KADINLARINA DESTEK OLMAK İÇİN PAYLAŞALIM
2016 / 2017 Eğitim öğretim yılında dernekler arasında öğrencilere burs veren kurumlardan bir tanesi de Türkkad’dır.
Türkkad’ın açılımı Türk Kadınları Kültür Derneğidir. Mutasavvıf ve yazar Samiha Ayverdi’nin başında bulunduğu bir grup Türk Hanımefendisi taradından kurulan dernek, hanımların dayanışma içerisinde birbirlerine destek olmayı amaçlamaktadır.
Dernek kurulduğu günden bu yana bir çok öğrenciye ve eğitim gönüllüsüne destek olmuş ve olmaya devam etmektedir. Bu amaçla 2016 / 2017 Eğitim öğretim yılında yeniden burs başvuruları almaya başlamışlardır. Burs miktarları henüz belli olmayan derneğin burslarını bursverenkurumlar.comadresinden takip edebilirsiniz.
Burs başvuruları 15 / 26 ağustos tarihleri arasında bursverenkurumlar.com adresinde belirtilecektir.

BAŞVURU FORMU


 

Tekfen Holding Bursu

Burs Başvuru Tarihi: 5 /25 Eylül

Burs Miktarı : 525 TL üniversite, 240 TL lise

Başvuru :bursverenkurumlar.com

Tekfen Holding bünyesinde hizmet veren Tekfen Eğitim, Sağlık, Kültür, Sanat ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı kurulduğu 1999 yılından bu yana öğrencilere burs yardımı yapmaktadır. Kısaca Tekfen Vakfı olarak da bilinen Tekfen Holding kuruluşu 2004 senesinde “Kamu Yararına Çalışan Kurum” pozisyonuna yükselmiştir.

 

Her yıl olduğu gibi 2016 / 2017 eğitim öğretim sezonunda da ekonomik sıkıntı çeken öğrencilere burs yardımı yapmayı planlamaktadır. Burs yardımı yapılacak öğrenci sayısı 500 kişi olarak belirlenmiştir. Tekfen burslarına başvuru koşulu olarak, bursiyerin ailesinde en çok maaş alan kişinin senelik brüt geliri, fazla mesai hariç tutularak, aldığı ikramiye veya prim ücretlerinin 54 bin TL’den aşağı olduğunu belgelemesi yeterlidir.

Tekfen Vakfı bursu almaya hak kazanan bir öğrencinin başka hiç bir kurumdan burs almaması gerekmektedir.

TEKFEN VAKFI ÖĞRENCİLERE İKİ FARKLI KATEGORİ OLARAK BURS VERECEKTİR.

  1. Birinci burs Kamuya Açık Burs Fonu üzerinden verilecektir. Kamuya açık burs fonu parlak öğrencilerin ekonomik sıkıntılarına destek sağlamak amacıyla verilmektedir. Fon bursları için öğrencilerin Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olması, ekte belirtilen şartlara uygun olması, 4 yıllık üniversite öğrencisi olması gerekmektedir.
  2. Öğrencinin aile fertleri Tekfen Çalışanı olması durumunda verilen burslar, Tekfen Holding bünyesinde çalışan personellerin çocuklarına destek olması amacıyla verilmektedir. Bu Fondan burs başvurusu yapacak olan bursiyerler, başarı durumu, aile bireyinin gelir durumu ile ters orantılı işleyen formülle belirlenmektedir. Özetle daha başarılı fakat daha düşük ücret alan öğrenciler bursa başvuran diğer öğrencilerden önde olurlar.

Tekfen Holding Vakfı bursları öğrencilerin eğitim hayatı süresince destek olmayı amaçlamaktadır.

TEKFEN HOLDİNG VAKFINA BURS BAŞVURUSU İÇİN GEREKLİ BELGELER

AİLESİ TEKFEN HOLDİNG BÜNYESİNDE ÇALIŞMAYAN ÖĞRENCİLER İÇİN;

  1. Öğrenciye ait kimlik fotokopisi
  2. Ebeveynler içinde en yüksek maaş alan kişinin fazla mesai hariç yıllık brüt özeti.
  3. Okulu yeni kazananlar için,
    • Öğrenim belgesi
    • Sınav sonuçlarını gösterir belge.
    • Ara sınıf öğrencileri için not çizelgesi (transkript)
    • Ara sınıf öğrencileri için öğrenci belgesi

AİLESİ TEKFEN HOLDİNG BÜNYESİNDE ÇALIŞAN ÖĞRENCİLER İÇİN;

  1. Öğrenciye ait arkalı önlü nüfus cüzdanı fotokopisi
  2. Tekfen Holding bünyesinde personel olan anne, baba, kardeşe ait nüfus cüzdanı fotokopisi
  3. Tekfende çalışan personele ait maaş, ikramiye, prim gelirlerini gösteren yıllık brüt belge.
  4. Okulu yeni kazanan öğrenciler için;
    • Öğrenci belgesi
    • Sınav sonucunu gösterir belge
  5. Ara sınıfta okuyan öğrenciler için
    • Önceki döneme ait olmak kaydıyla not çizelgesi (transkript) veya karne
    • Öğrenim durumu gösterir belge

BURS BAŞVURU KOŞULLARINI OKU

BAŞVURU YAP(5 /25 Eylül arası aktif olacaktır.)


 

TOG Gençlik Bursları 220 TL

TOPLUM GÖNÜLLÜLERİ BURSLARI 220 TL

Yeni eğitim öğretim yılı başlangıcında öğrencilere bir burs müjdesi de TOG’dan. 2016/2017 eğitim öğretim yılında Toplum Gönüllüleri öğrencilere her ay 220 TL karşılıksız burs verecektir. Yeni Eğitim Öğretim yılı burslarına ara sınıflarda okuyan öğrenciler 5 Ağustostan itibaren başvuru yapabilir. Üniversiteye yeni başlayacak öğrenciler için ise burs başvuru tarihi 15 ağustostabursverenkurumlar.com adresinde yayınlanacaktır.

TOG kurulduğu günden beri başarılı ve sosyal hayatta etkili ancak ekonomik sıkıntı çeken öğrencilere burs yardımı yapmaktadır. Toplum Gönülleri Vakfı bursları her senebursverenkurumlar.com adresinde güncel fiyatlarıyla ihtiyaç sahiplerine duyrulmaktadır. Sizlerde birer Toplum Gönüllüsü olmak için burs ilanlarını sosyal medya hesaplarında paylaşarak, daha çok öğrencinin burs yardımı almasına destek olabilirsiniz.

Toplum Gönüllüleri Vakfı Burs Başvuru Şartları:

  1. Ara sınıflarda ki öğrencilerin Burslara başvuru yapabilmesi için TOG vakfı bünyesinde yapılan yardım ve sosyal sorumluluk projelerine aktif olarak katılmış olması gerekmektedir.
  2. Toplum Gönüllüleri Gençlik burslarına yeni başvuracak olan adaylar için Toplum Gönüllüsü olma şartı aranmamaktadır.
  3. Toplum Gönüllüleri Vakfı burslarına başvuru yapacak öğrenciler için, Lisans, önlisans, bölüm, Özel Vakıf üniversitesi, devlet üniversitesi, birinci öğretim öğrenci, ikinci öğretim öğrencisi gibi şartlar olmamakla birlikte, burs başvuru koşullarına uygun olan herkes başvurabilir.

Toplum Gönülleri bursu başvurusu ve bursiyer değerlendirme süreci;

  1. Toplum gönüllüleri bursu bursverenkurumlar.com adresinde yayınlandıktan sonra websitesinde bulunan başvuru formu doldurulur. (Başvuru bağlantısı aşağıdadır.)
  2. bursverenkurumlar.com internet sitesi üzerinden başvuru yapıldıktan sonra, bursiyer adaylarının, varsa gönüllülük durumu, iş durumları, aile bireylerinin hayatta olup olmadıkları, varsa sosyal güvenceleri, bedensel engelli ise durumu, kazanılan bölümün başarı sıralaması, ve aylık gelir giderleri sistem tarafından puanlamaya tabi tutulur.
  3. Burs başvurusu yapan adaylar Puanlama sırasına göre ekim ayı içerisinde mülakata davet edilir.
  4. Başvurusu reddedilen adaylara elektonik posta gönderilerek durum bildirimi yapılır.

TOPLUM GÖNÜLLÜLERİ BURS MİKTARI VE BURS SÜRESİ

  1. Yeni eğitim öğretim dönemi Toplum Gönüllüleri Vakfı burs miktarı 220 TL’dir.
  2. Şartlara uygun hareket eden sorumluluklarının bilincinde olan bursiyerlerin bursları Eylül ayından Haziran ayına kadar kesintisiz devam eder.

 

TOPLUM GÖNÜLLÜLERİ BURSU ALAN ÖĞRENCİLERİN SORUMLULUKLARI

  1. Burs almaya hak kazanan öğrenci, “Burs Taahütnamesi”ni imzalayarak sözleşlemde bulunan sorumluluklara uymak zorundadır.
  2. Sözleşmeye uymayan, yanlış beyanat veren bursiyerlerin burs hakkı iptal edilir.
  3. Burs alan öğrencilerin haftada en az 4 saat Toplum Gönüllüleri faaliyetlerine katılmaları zorunludur.
  4. Burs alan öğrenciler katıldıkları faaliyetleri dönem sonunda Gençlik Destek Departmanına raporlamaları gerekmektedir.
  5. Toplum Gönülleri bursundan yararlanan öğrenciler dönem sonunda not çizelgeleri ve öğrenci belgelerini Gençlik Destek Departmanına göndermeleri gereklidir.

* Bursiyelerin, sorumluluklarını yerine getirmedikleri takdirde bursları kesilir. 

** Yüksek lisans öğrencilerine yönelik bir burs programımız bulunmamaktadır.

** İlköğretim ve lise öğrencilerine yönelik bir burs programımız bulunmamaktadır. 

BURS BAŞVURU SAYFASI

BAŞVURU TARİHİ: 5 AĞUSTOS – 5 EYLÜL

BURS MİKTARI : 220 TL

Nar Sanat Eğitim Kursu olarak 18 Mart Cuma günü Çanakkale Zaferini anma amacıyla Eğitmen ve Öğrenci Dinletisi Etkinliğimiz yapılacaktır. Etkinliğimiz Bakırköylü İş Adamları Derneğinde (BİAD) saat 19.00’da  yapılacaktır. BİAD adresi; “İncirli Caddesi Yeşiladalı sokak No: 2 Bakırköy  İSTANBUL  /  TÜRKİYE” dir. Harita konumu için;

Nar Sanatın bulunduğu sokaktan incirliye doğru giderken ilk sokaktır.

Adres :  İncirli Caddesi Yeşiladalı sokak No 2                    Bakırköy


Etkinlik Programı şu şekildedir;

AÇILIŞ KONUŞMASI (Naci Özcan)

Reşat Tokatlı

DÜET [Meral Eren (Çanakkale Türküsü – Keman) & Ezgi Fırat & Reşat Tokatlı (Piyano)]

DÜET [Ege Yılmaz (Historia De Un Amoa, L. Miguel) – Reşat Tokatlı (Piyano)]

Özgür Yahya Oruçoğlu & Sena Sevim

DÜET [Özgür Yahya Oruçoğlu (Gitar) & Eylül Gülenç (Flüt)]

Burcu Işıl Oğuz

Zeynep Ceylin Günenç (Orda bir köy var uzakta, Enver Tufan – Etüd, Cornelius Gurlitt)

Reşat Tokatlı

Zehra Mina Fırıncı (Etüd, H. Lemoine)

Aslı Gürbüz

Çağla Gökçen (Old Mcdonalds, John Thompson)

Burcu Işıl Oğuz

DÜET [Merve Ayanoğlu (Samanyolu, Teoman Alpay – Yıldızların Altında, Kaptanzade Ali Rıza Bey) – Erkan Başa]

REŞAT TOKATLI & MURAT HASGÜN DİNLETİ

Zuhal Sevim

Bethany Turley (Melodi, Alexandr Burkard – Menuet, Henry Purce)

Onur Güner

Göksenin Şeylan (La Sautillante, Ferdinando Carulli – Vazgeç Gönül, Zeynep Dizdar)

Ahmet Yiğit Batur (Dalgaların Şarkısı, Enver Tufan – Lokomotif, Enver Tufan)

Erkan Başa

Mert Güneş (Zeybek, Faik Canselen – Bulut Olsam, Salih Aydoğan – Yaşasın Okulumuz, Alman Ezgisi)

Deniz Kaplan (Melodi, Alexandr Burkard – Vals, Selmin Tufan<)

Özgür Yahya Oruçoğlu

DÜET [Rümeysa Demirhan, Tuğba Seher Karanfil – (Vals,Ole Halen – Rumba, Josep Wanders)]

Sena Sevim

Elif Gürel (Lokomotif, Enver Tufan) – Piyano

Zuhal Sevim

Demir Mirza (Gün Doğarken, Minik Kızıldereliler, Balerin – John Thompson)

REŞAT TOKATLI & MURAT HASGÜN DİNLETİ

Onur Güner

Bade Kırkgöz (La Soutillante – Ferdinando Carulli)

Aslı Gürbüz

Sıla Ergün (Ömer Can)

Umut Nişantaş (Hayallerin Eksperi,Kendi Bestesi – Bekle Dedi Gitti, Duman)

Burcu Işıl Oğuz

Berat Şerif Demir (Old Mcdonald, John Thompson – Yankee Doodle, John Thompson)

Reşat Tokatlı

DÜET [Jbid Göktaş (C Sharp Minör Nacturne, F. Chopin – Vals, Evgeny Grinko ) – Reşat Tokatlı (Keman)]

Eren Özden (Skip To My Lou, John Thompson)

Erkan Başa

Burcu Bozkurt (Uzaklar, Göçmen Kular – Enver Tufan)

İdil Deniz Bakır (Lirik, Fikret Amirov – Venedik Gondol, F. Mendolsohn)

Sena Sevim

İlke Güven (Bir Üflersem Düşersin, John Thompson)

REŞAT TOKATLI & MURAT HASGÜN DİNLETİ

Aslı Gürbüz

Ecem Koca (Anlamazdın, Ayla Dikmen)

Zuhal Sevim

Lara Sadi (Allegra, S. Suzuki)

Erkan Başa

Meriç Gürcan (Zeybek, Faik Canselen – Yaşasın Okulumuz, Alman Ezgisi) – Piyano

Su Azra Dayıoğlu (Alsak, Enver Tufan – Orda Bir Köy Var Uzakta, Münir Ceylan) – Piyano

Sena Sevim

Rüzgar Almasulu   (Yakarış, Enver Tufan)

Emir Karademir (Çanlar, John Thompson)

Aslı Gürbüz

Sıla Üçtepe (Uzaklar, Enver Tufan)

Burcu Işıl Oğuz

Yasemin Özyiğit (Dolaptaki Sır, Enver Tufan – Aria, Mozart)

DÜET [İklim Keleş (Polonaise, J.S.)]

Onur Güner

Sarp Kılıç (Andontino, Ferdinando Carulli – Studi Per Guitarra, Ferdinando Calluri)

Nima Abdullahi (Dede,Peyman – Trombon Çalgısı, John Thompson)

Reşat Tokatlı

DÜET [Melisa Kaya (Aygız, C. Cihangirov)- Reşat Tokatlı (Piyano)]

Deniz Balcı (Kızıldereli Davulu, John Thompson)

Erkan Başa

Nehir Ergün (Kuş Uçar, Alman Halk Şarkısı – Etüd, Alexandr Burkard – Kalinka, Rus Halk Şarkısı)

Asım Güven Bozkurt (Çanlar Çalıyor – Gün Doğarken – Balerinin Valsi, John Thompson)

Aslı Gürbüz

Ayşe Ela Şenkaya (Tren, John Thompson)

Zuhal Sevim

Demirhan Altındil (Okul Günleri – Kovalamaca, John Thompson)

Tülay Naz Çakır (Etüd 84, Ömer Can)

Burcu Işıl Oğuz

Nil Sahra Aksal (Sinbad – Kalinka – Var-Yok , Y. İman)

Nil Ergün (Aria, W.A. Mozart – Savaş Dansı, Michael AAR)

Aysara Özenç (Nasıl Geçti Habersiz, Zeki Müren – Gnoissienne No.1, Erik Satie)

Not: Dinletimiz ücretsizdir.

tegv eğitim desteği

Kanal D’den Canlı Yayınlanan TEGV 20.Yıl Gecesi ile 80.000 çocuğa eğitim desteği sağlandı.

tegv cem cucenoglu

20 Aralık Pazar gecesi Kanal D ekranlarından yayınlanan “TEGV (Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı) 20.YIL” özel yayında 80.000 çocuğa eğitim desteği sağlandı.

tegv eğitim desteği

Kanal D’nin 23.yaşının, TEGV’ in ise 20.yaşının kutlandığı gecede 50 bin çocuğun eğitimine destek hedeflenirken rekor sayıda gelen sms’lerle 80.000 çocuğun eğitimine katkıda bulunuldu.

tegv ecem davran

Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), çocuklara daha aydınlık bir gelecek sağlayabilmek için 20 Aralık Pazar gecesi Kanal D’nin katkılarıyla Türkiye’nin en sevilen yüzlerini bir araya getirdi. İzleyenleri destek olmaya çağıran gecede toplanan 123.000 SMS desteği ve diğer bağışlar ile birlikte 80.000 çocuğun eğitimi güçlendirilecek.

tegv 20 yıl

Sunuculuğunu Burçin Terzioğlu ile Cem Davran’ın gerçekleştireceği programa TEGV Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Solakoğlu, Ali Sandro Garcia, Ataberk Mutlu, Barış Arduç, Celil Nalçakan, Cem Cücenoğlu, Deniz Çakır, Emel Çölgeçen, Emre Karayel, Emre Kınay, Erkan Kolçak Köstendil, Evrim Alasya, Gökçe Bahadır, Gupse Özay, Kanbolat Görkem Aslan, Mert Fırat, Şebnem Bozoklu, Tolga Sarıtaş, Tolga Tekin, Behzat Gerçeker ve Enbe Orkestrası’nın eşliğinde Türkiye’nin sevilen şarkılarını seslendirdiler.

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği Kurucularından ve Nar Sanat Eğitim Kursu eğitmenlerinden Cem Cücenoğlu “Fikrimin İnce Gülü” parçasını seslendirdi.

 

 

Türkiye’nin en uzun soluklu festivallerinden biri olan 25’inci Akbank Caz Festivali’nin basın toplantısı 10.9.2015   yapıldı.

akbank caz

21 Ekim- 1 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek olan festival kapsamında; saksafon virtüözlerinden David Sanborn, dünyanın sayılı davulcuları arasında gösterilen Manu Katche ve cazın iki büyük ismi John Scofiled ile Joe Lovano konser verecek. Ünlü bas gitarist Tom Jenkinson de sıradışı projesi ‘Squarepusher’ ile sanatseverlerle buluşacak. Festival kapsamında her sene gerçekleştirilen ‘Kampüste Caz’ etkinliği de bu sene 3-14 Kasım tarihleri arasında sekiz farklı şehirdeki üniversitelerde yapılacak.

25-akbank-caz-festivali-nden

Liselerde caz atölyeleri ile gençler caz müziğini ve enstrümanlarını daha da yakından tanıma fırsatı bulacak. Akbank Caz Festivali’ndeki ‘Şehrin İyi Hali’ projeleri kapsamında toplum yararına projelerde gönüllü olan 400 üniversiteli, 30 Ekim günü Volkswagen Arena’da gerçekleştirilecek ‘Belle&Sebastian’ konserini en önden izleyebilecek. Festival boyunca aralarında Cemal Reşit Rey Konser Salonu, Akbank Sanat ve Moda Sahnesi’nin de bulunduğu 16 ayrı mekanda 55 konser, dört panel, 13 atölye gerçekleştirilecek. Festivalin biletleri Biletix’ten satışa çıktı.

Arada bir yayınladığımız aforizmlara bir yenisini daha ekliyoruz. Bugün sıra Friedrich Nietzsche’de ve elbette aforizmaların ardından Friedrich Nietzsche’nin hayatını da okuyabilirsiniz.

Friedrich Nietzsche

 

*    Yokluk büyük varlıktır azizim, yeter ki fark edebilesin. (İşte Böyle Buyurdu Zerdüşt)
*    Ahlak, sürü hayvanının içgüdüsüdür. (İyinin ve Kötünün Ötesinde, madde 202)
*    Ahlaksal olay yoktur, yalnızca olayların ahlaksal yorumu vardır. (İyinin ve Kötünün Ötesinde, madde 108)
*    Ahlak, evrensel değildir. (Tan Kızıllığı, Madde 139)
*    Ahlaka boyun eğme, bir hükümdara boyun eğme gibi kölece ya da mağrur ya da çıkarcı ya da teslimiyetçi ya da budala bir heyecan ya da düşüncesizlik ya da umutsuzluk eylemi biçiminde olabilir. Bu tür boyun eğme aslında ahlaksal değil. (Tan Kızıllığı, Madde 97)
*    Ahlak yargıları ve cezalandırmaları, daha az sınırlandırılmış olanlara karşı (özgür olan bireylere karşı) ruhsal olarak sınırlandırılmış olanın gözde intikam biçimidir. (İyinin ve Kötünün Ötesinde, madde 219)
*    “Ahlaksal” diye nitelenen yönetmelikler gerçekte, insanlara karşı olup insanların mutluluğunu kesinlikle istemezler. Keza bu yönetmelikler “insanlığın mutluluğu ve refahı” ile bağıntılı olmaktan uzaktır. (Tan Kızıllığı, 108)
*    Ahlak, eleştiren elleri ve işkence aletlerini kendisinden uzak tutmak için sadece her türlü korku aracına hükmetmekle kalmaz: Onun güvencesi, kullanmasını çok iyi bildiği bir tür göz boyama sanatında yatar: nasıl “coşturulacağını” bilir. Sık sık, tek bir bakışla eleştirici iradeyi felç etmeyi, hatta kendi tarafına çekmeyi başarır. (Tan Kızıllığı, Madde 3)
*    Ahlak; uzun, korkusuz bir sahtekarlıktır. (İyinin ve Kötünün Ötesinde, madde 291)
*    Ahlaklılık törelere itaat etmekten başka bir şey değildir (özellikle artık değildir), töreler ne tür olurlarsa olsunlar bu ilke değişmez; bununla birlikte töreler geleneksel tarzda davranmak ve değerlendirmelerde bulunmaktır. Geleneğin emretmediği şeylerde ahlak yoktur. (Tan Kızıllığı, Madde 9) Sadece gelenek olduğu için bir inanca bağlanmak… bu elbette namussuz olmak, korkak olmak, tembel olmak demektir! — Öyleyse, ahlaklılığın ön koşuluna namussuzluk, korkaklık ve tembellik olmuyor mu? (Tan Kızıllığı, Madde 101)
*    Ahlaklılık yeni ve daha iyi geleneklerin ortaya çıkmasına karşı direnir: aptallaştırır. (Tan Kızıllığı, Madde 19)
*Ah bu melankoli. İnsanın gerçekten boğulabileceği bir deniz var mıdır?
* Arzularımız o kadar şiddetlidir ki bazen birbirimizi parçalamak isteriz. Ama topluluk duygusu bizi durdurur. Lütfen not edin : işte bu , neredeyse ahlakın tanımıdır.
* Ah, buldum onu kardeşlerim! İşte, en yüce dorukta kanıyor sevinç pınarı benim için! Burada, hiçbir ayak takımının benimle birlikte içemeyeceği bir yaşam var! Akışın nerdeyse pek yoğun geliyor bana, ey haz pınarı! Doldurayım derken, sık sık yeniden boşaltıyorsun kadehi!
*Ancak hepiniz beni inkar ettiğiniz zaman size dönmek isterim. Gerçekten,kardeşlerim,o zaman kaybettiklerimi başka gözlerle arayacağım.O zaman sizleri başka başka bir sevgi ile seveceğim.
*Av ve zafer için tutkuyla donanan görkemli yırtıcı hayvan, sarışın canavar görmezlikten gelinemez. Bu gizli temel, zaman zaman patlar, hayvan tekrar vahşete döner. Romalı, Arap, Alman, Japon soyluluğu, Homeros’un kahramanları, İskandinav Vikingleri … tümü de bu gereksinimi paylaşıyorlardı.Nereye gitseler arkalarında “barbar” kavramını bırakan bu soylu ırklar, en yüksek kültürlerinde bile, bunun bilinçliliğini gösteriyor, gururunu taşıyorlardı.
*-insanlar doğar,büyür,yaşar ve ölürler önemli olan çok yaşamak değil yaşadığı sürece fazla birşeyler yapabilmektir..
*Aşk nedir? Yaradılış nedir? Hasret nedir? Yıldız nedir?” böyle soracaktır son insan ve kırpacaktır gözlerini. O zaman yeryüzü küçülmüş olacaktır, her şeyi küçülten son insan onun üzerinden sıçrayacaktır.Cinsi, toprak piresi gibidir, kökü kurutulamaz; son insan herkesten uzun ömürlü olandır. “Saadeti biz keşfettik”- derler son insanlar ve gözlerini kırparlar.Onlar yaşanması güç semtleri terketmişlerdir: zira hararet lazımdır kişiye. Henüz komşu sevilmektedir, ona sürtünülür. Zira hararet lazımdır kişiye. Hasta olmak ve kuşku duymak günah kabul edilir: sakınarak yürürler. Budaladır, buna rağmen ayakları taşa sürçen ya da insanlara takılıp tökezleyen kişi. Ara sıra bir miktar zehir: bu hoş rüyalar gördürür. Ve nihayetinde alınan fazlaca zehir, huzur içinde bir ölüm temin eder bu da. Hala çalışmaktadır kişi, zira iş eğlencelidir. Fakat dikkat edilir, eğlencenin kişiyi tüketmemesine. Artık kişi ne zenginleşir ne de züğürt kalır. Her ikisine de katlanmak güçtür. Kim hükmetmek ister ki artık? Kim artık itaat etmek ister? İkisine de katlanmak güçtür. Çobansız bir sürü! Herkes aynı şeyi ister, herkes birdir: kendini farklı hisseden, gönüllüdür tımarhaneye. “Bir zamanlar dünyanın tamamı çılgındı.” -deyip en kurnazları, göz kırparlar.İnsan zekidir ve olup biten her şeyi bilir: bu nedenle iğnelemelerinin sonu yoktur. İnsanlar hır gür halindedir hala, ancak çabuk barışırlar- aksi takdirde mideleri bozulur.İnsanın, gündüz için ayrı, gece için ayrı, küçük şekerlemeleri vardır: yine de değer verirler sağlığa. “Saadeti biz keşfettik”- derler son insanlar ve göz kırparlar…
*Ah!..En yüksek umutlarını kaybeden soylular tanıdım ben.Şimdi kara çalmaktalar tüm yüksek umutlarına. Artık küstahça yaşıyorlar,anlık hazlar içinde , ve ertesi güne dair hedefleri yok neredeyse…”Ruh , şehvettir!” …. böyle derlerdi.Bu sırada kırıldı ruhların kanatları ; şimdi yerlerde sürünüyor ruhları ve kirletiyor kemirdiği her şeyi.. Bir zamanlar kahraman olmayı düşünüyorlardı…şehvet düşkünüler şimdi.Kahraman , artık onlar için bir kasvet ve dehşet!Fakat sevgim ve umudumla sana yemin ederim : terk edip gitme ruhundaki kahramanı!Kutlu tut en yüksek umutları!
*Az bilen ve az düşünen çok konuşur.
*Akıl hastanesini ziyaret etmek, inancın ne kadar boş birşey olduğunu gösterir.
*Acı çeken dostuna dinlenmesi için yer göster ama dikkat et yatak sert olsun.
*Barış zamanında savaşçı kendine çatar.!
*Başarının sonu yalnızlıktır.
*Birini suçlamak üzere ileri uzattığın elinin 3 parmağının seni gösterdiğini unutma.!
*Benim hayalimdeki aşk, iki insanın birbirini sahiplenme duygusundan çok daha öte bir şey.
*Başkaları yararına çok şey yapıldığı için dünya mükemmel değildir.
*Beni öldürmeyen herşey beni güçlendirir.
*Bu dâhil bütün genellemeler yanlıştır.
*Babanın gizlediği şey, oğulda açığa çıkar.
*Biz arzulanana değil arzulamanın kendisine âşığızdır.
*Bir kez yürünmüş bir yola düşenlerin sayısı çoktur, hedefe ulaşan az ..
*Bütün hedefler yokedilmiştir.Değer biçmeler birbirlerine karşı cephe almışlardır.
*Bence hayatın kendisi gelişme içgüdüsü , idame içgüdüsü , güçlerin biriktirlmesi içgüdüsüdür : Güce yönelmenin olmadığı yerde çöküş vardır.İddaam şudur ki,insanlığın yüce değerlerinde işte bu yöntem esiktir ; en kutsal isimler altında hüküm süren değerler , çöküş değerleri , nihilist değerlerdir.
*Bizi farklı kılan şey , tarihte , doğada veya doğanın arkasında hiçbir Tanrı’yı tanımamamız değildir. Bizi farklı kılan , Tanrı diye hürmet edileni Tanrı’ya benzer bulmamamızdır.
*Biz , tekrar ahlaktan arıtılmış olan dünyada yaşamaya cesaret eden az ve çok sayıdakiler ; Biz putperestler! İnanca göre ; Olasıdır ki biz , pagan inancın ne olduğunu ilk kavrayanlarız. İnsanın kendisi için daha yüksek varlıklar tasarlaması , lakin O’nu iyinin ve kötünün öte yanında görmesi sözkonusudur.Her yüksek olmanın , ahlaksız olarak takdir etmek mecburiyetinde kalınması sözkonusudur.Biz , “Olimpus”a inanırız! Çarmıha gerilene değil!
*Bir genci bozmanın en iyi yolu, ona aynı düşüneni farklı düşünenden daha çok saymayı öğretmek.
*Bu dünya başlangıcı ve sonu olmayan güçten bir canavardır.Büyüklüğün , güç büyüklüğünün çelikten sabit bir toplamıdır.O , ne daha büyür ne de daha küçülür.Kendini tüketmez.Tersine sadece değişir ama bütün olarak değişmez derecede büyüktür.
*Bakın! Size “Üstinsan”ı öğretiyorum.Üstinsan yeryüzünün anlamıdır. İsteminiz desin ki ; Üstinsan yeryüzünün anlamı olacaktır!
*Ben nerede canlı bir varlık buyduysam , orada kudrete yönelik iradeyi gördüm.Hizmet edenin iradesinde bile efendi olabilme iradesini gözlemledim.
*Büyük kozmik söylem: “Ben vahşetim, ben kurnazlığım”. Bir hatanın ve tüm acının sorumluluğunu üstlenme korkusuyla alay etmek (yaratıcının alayı). —Hiçbir zaman olunmadığı kadar acımasız olmak, vs. -kendi yapıtından tatmin olmanın en üst biçimi; bu biçimi, bıkmadan usanmadan yeniden inşa etmek için parçalar. Ölüm, acı ve yok olma üzerinde yeni bir zafer.
*Bundan sonraki yıllarda yapacağım iş iyiden iyiye belirlenmişti. Olumlayıcı kesimini bitirmiştim işimin. Sözle, eylemle hayır diyen bölümüne gelmişti sıra. Bunlar da şimdiye değin sürüp gelen değerlerin yenilenmesi, büyük savaş, son karar gününün belirlenmesiydi. Bu arada, bir de yavaş yavaş çevreme bakıyor, kendime yakın gördüklerimi, güçlerine dayanarak bu yok etme işinde bana yardımı dokunabilecekleri arıyordum. İşte o günden beri, yazılarımın her biri bir oltadır: Kim bilir belki de olta atmakta herkesten ustayımdır? Oltama hiç bir şey takılmamışsa suç benim değil artık. Balık yokmuş…
*Bugüne değin iyi ve kötü üzerine en berbat düşünceler ortaya kondu. Bu, her zaman çok tehlikeli bir şey oldu. Vicdan, iyi bir şöhret, cehennem; durumuna göre polisin bizzat kendisi önyargısızlığa izin vermiyordu ve vermiyor. İşte günümüz ahlakı üzerine, her otorite karşısında alınan tavırda olduğu gibi, düşünmemek, pek de konuşmamak gerekiyor. Burada itaat edilir! Dünya var olduğundan bu yana hiçbir otorite kendisinin eleştiri konusu yapılmasına istekli görünmemiştir. Hele ahlakı eleştirmek, ahlakı bir sorun, sorunlu bir şey olarak ele almak: Nasıl olur? Bu ahlak dışı değil miydi -şimdi değil mi?- Ama ahlak, kendisinden eleştiren elleri ve işkence aletlerini uzak tutmak için sadece her türlü korku aracına hükmetmekle kalmaz: Onun güvencesi, kullanmasını çok iyi bildiği bir tür göz boyama sanatında yatar, -nasıl “coşturacağını” bilir. Sık sık, tek bir bakışla eleştirici iradeyi felç etmeyi, hatta kendi tarafına çekmeyi başarır. Onun kendine karşı tavır almasını başardığı durumlar da var: Bunun sonucunda irade, tıpkı bir akrep gibi kendini sokar. Ahlak, ta başlangıçtan veri ikna etme sanatındaki bütün şeytanlıkları bilir. Bugün bile onun yardımına başvurmayan hiçbir konuşmacı yoktur.
*Bir şeyde ilk olmak isteyene iyi denir.Ama bir başkasından önde olmak istemeyene de iyi denir.
*Benim anlatacaklarım , önümüzdeki iki yüzyılın tarihidir.Ben neyin geleceğini ,neyin olacağını anlatacağım , “Nihilizmin Yükselişini”..Bu tarih şimdiden anlatılabilir , çünkü zorunluluğun kendisi burada harekete geçmiştir.
*Benim dionizik / dionysian kavramım burada ulu bir fiil oldu.Bununla karşılaştığında bütün diğer insani faaliyetler çok zavallı ve göreli kalır.Bir Goethe , bir Shakespeare , bu muazzam ihtiras ve yükseklikte bir saniye bile nefes alamaz ve Dante , Zerdüşt’le kıyaslandığında basit bir mü’mindir…
*Cins olarak insan her hangi başka bir hayvanla karşılaştırıldığında , bir ilerleme kaydetmez .Bütün hayvanlar ve bitkiler dünyası , alçak olandan daha yüksek olana gelişmez.Hepsi aynı zamanda ,birbirinin üzerinde ,birbirinin içinden ve birbirine karşı gelişirler.En zengin ve en karmaşık biçimler-çünkü daha yüksek tip sözcüğü daha çoğunu ifade etmez daha kolay mahvolurlar.Sadece en alttakiler,en aşağıdakiler görünüşte bir ölümsüzlüğü idame ederler.
*Despotlar., havanın ahlaklı olduğu bölgeleri severler. (Tan Kızıllığı, Madde 320)
*Dostuna yatacak yer göster ama dikkat et yatak sert olsun!
*Doğrular ve yanlışlar yoktur, sadece yorumlar vardır.
*Dünyada hiçbir şey insanı kin besleme duygusu kadar yıpratmaz.
*Doğrunun kayıtsız şartsız dostuna iyi denilir.Ama saygınlığın insanına nesnelerin nurlandırıcısına da iyi denilir.
*Daha güçlü olana daha zayıf olanın hizmet etmesi ; bunun için onu iradesi ikna ederki zayıf olan üzerine hükmetsin.Sadece bu o zevkten vazgeçemez.Nasıl daha küçük olan daha büyük olana kendisini verirse , en küçük olandan zevk ve güç alması için , tıpkı bunun gibi en büyük olan da kendini kudret uğruna verir , hayatını bunun için kullanır. Bu , en büyük olanın kendini teslim etmesi , vermesi , onun riziko ve tehlikelerle ölüm için zar atmasıdır.
*Düşününki varoluşun ebedi kum saati defalarca tersine , bir daha tersine çevrilip duruyor.Her seferinde siz de , ben de , içindeki her zerrede sürekli tersine çevriliyoruz … Zaman ezeli ;zaman sonsuza dek uzanıyorsa , olabilecek her şey , zaten daha önce olmuş değilmidir?Şuanda geçen her şey daha önce de aynı şekilde geçmiş değilmidir?…Zamanın hep varolduğunu , sonsuza dek geriye uzandığını düşünün..Böyle sonsuz bir zamanda , dünyayı oluşturan bütün olayların yeniden bir araya gelişleri,sonsuz kereler kendilerini yinelemeleri demek olmuyor mu?
*Dionizik kelimesinin manası şudur : Birliğe itilim duygusu ,kişiliğin, günlük olanın, toplumun ötesine, geçicilik uçurumunun ötesine uzanmak: Karanlık, daha dolu, daha değişken hallere doğru, ihtiraslı, acılı dolup taşma; hayatın topyekün karakteri olan, hep aynı kalan, aynı derecede güçlü, haz dolu olanın vecd ile onanması, hayatın en korkunç ve şüpheli niteliklerini kutsayıp iyi gören, neşe ve elemin, panteistce birlikte kabülü; çoğalmaya, verimliliğe, tekerrüre, ebedi istem; yaratmanın ve yoketmenin zorunlu birliği duygusu.
*Dünya bana bir Tanrı`nın buluşu ve rüyasıymış gibi görünüyor. Dünya canı sıkılmış bir Tanrı`nın gözleri önündeki boyalı buharlara benziyor. İyi ve Kötü, mutluluk ve acı ve sen ve ben, benim için bir yaratıcının gözlerinin önündeki boyalı buharlardır. Yaratıcı gözlerini kendi üstünden çekmek istiyordu ve dünyayı yarattı. Acı çeken birisi için gözlerini kendi acısından başka bir yere çevirebilmek baş döndürücü bir mutluluktur.
*Daima daha temiz, daima daha uzak olarak düşünülen bir tanrı ile daima daha günahkâr insan arasındaki ayrılığın yarattığı gerginlik, insanlığa zorla kabul ettirilen en büyük kuvvet sınavlarından biridir. Günahkârlar için Tanrı sevgisi bir mucizedir. Yunanlılar tanrısal bilgi ile insan bilgisizliği arasında niçin böyle bir gerginlikle karşılaşmadılar? Bu iki uçurumu birleştiren köprüler, var olmayan yeni yaratıklar olsalar gerek (Melekler mi? Vahiy mi? Tanrı`nın Oğlu mu?)
*Damların üstünde yükselen kuleleri görmek için , şehri terk etmen gerekir.
*Deneme ve sorgulama olmuştur tüm yolculuklarım.
*Egoizm asil bir ruhun temelidir.
*Ebedi gerçeklik olmadığı gibi, mutlak doğru da yoktur.
*En insani davranış, bir insanın utanılacak duruma düşmesini önlemektir.
*En gizliler!, en güçlüler!, en korkusuzlar!, en yarıgecemsiler!, bir ışık istermisiniz? Bu dünya kudrete yönelik iradedir. Bunun dışında hiçbir şey değildir. Bizzat sizde kudrete yönelik iradesiniz. Bunun dışında hiçbir şey değilsiniz!
*Ey büyük yıldız!Aydınlattıkların olmasaydı nice olurdu mutluluğun.
*Fatihler şansa inanmaz.
*Fırtınayı getiren en derin ve yumuşak sözlerdir.
*Felsefe, yaratmanın anlamını kavramaya çalışan bir akımdır.
*Felsefeyi tehlikeli hale getireceğiz, felsefi bilgiyi değiştireceğiz, yaşam için bir tehlikeli olan bir felsefeyi öğreteceğiz: Yaşama bundan daha iyi nasıl hizmet edebiliriz? Bir fikir insanlığa ne kadar pahalıya mal olursa, o kadar değerlidir. “Tanrı”, “Vatan”, “Özgürlük”; fikirleri için kendini kurban etmekten çekinmiyorsa, tüm tarih bu tür kurban etmeleri çevreleyen dumandan ibaretse, “Tanrı”, “Vatan”, “Özgürlük”; gibi bu popüler kavramlar karşısında “felsefe” kavramının üstünlüğü, felsefenin onlardan daha pahalıya mal olması, onlarınkinden daha büyük kıyımları gerektirmesi dışında nasıl kanıtlanabilir?
*Gerçeğin düşmanı tabular ve inançlardır.DÜŞÜNÜN..
*Gelenek nedir? Bize yararlı olan şeyleri emrettiğinden dolayı değil, bize emrettiğinden dolayı itaat ettiğimiz yüksek bir otoritedir. (Tan Kızıllığı, Madde 9)
*Geliştirmiş olduğumuz tüm değerler, dünyanın gerçek doğasını görmemizi engellemek amacıyla geliştirilmiş araçlardan başka hiçbir şey değildirler.
*Gerçek erdem, yalnızca aristokrat azınlık içindir! Herkes için geçerli bir ahlak, gülünç bir fikirdir.
*Gerçek ve büyük başarılar mutlulukla tanışamaz.
*Her şeyi bilen ve her şeye kadir olan bir tanrı ve amacının yaratıkları tarafından anlaşılmamasına çalışan bir tanrı… iyiliklerin tanrısı olabilir mi? Sanki insanlığın selameti için sakıncası yokmuş gibi, sayısız şüpheyi ve tereddüdü binlerce yıl boyunca yaşatıp sürdüren tanrı, buna karşın gerçekte yanılmanın korkunç sonuçlarını belirsiz bir şekilde vaat etmiyor mu? O, insanlığın nasıl da hakikat uğruna acı çektiğini, hakikate sahip olsa da iyice görebilseydi, gaddar bir tanrı olmaz mıydı? — Ama belki yine de bir iyilikler tanrısıdır… ve sadece kendini daha açık ifade edemiyor! (Tan Kızıllığı, Madde 91)
*Hayat; kendisini alt edenindir.
*Hayvanları ahlaksal yaratıklar olarak görmeyiz. Ama siz hayvanların bizi ahlaksal yaratıklar olarak gördüklerini mi sanıyorsunuz? — Konuşabilen bir hayvan şöyle demiş: “İnsancıllık, en azından biz hayvanların acısını çekmediği bir önyargıdır.” (Tan Kızıllığı, Madde 333)
*Hayat bir neşe pınarıdır.Lakin ayak takımıda içince tüm pınarlar zehirlenir,bozulur.Ben temiz şeyleriseverim , fakat sırıtkan suratları ve pislerin susuzluklarını görmeyi asla istemem…Onlar kutsal suyumuzu şehvetleriyle zehirlediler.Pis hayallerine zevk diyip , dilide zehirlediler…
*Hoşlanmadığımız bir düşünceyi öne sürdüğü zaman bir düşünürü daha sert eleştiririz. Oysa, bizi pohpohladığında onu daha sert eleştirmek uygun olacaktır.
*Hayatını tekrar tekrar aynı hayatı yaşayacakmışsın gibi yaşa, istemediğin bir durumla karşı karşıya kalmışsan ve buna boyun eğiyorsan, diğer hayatlarında da aynı şeye boyun eğeceğini düşünerek, sen en güzeli boyun eğme, bu böyle gitmez; bir şeyi çok mu istiyorsun, ama buna cesaret edemiyor musun, diğer hayatlarında da bu şeyi çok isteyip hiç bir zaman cesaret etmediğin için ulaşmayacaksın, o yüzden sen en güzeli aş kendini, yap yapmak istediğini ki sonunda en mutlu şekilde yaşayabileceğin bir kısır döngü oluşturabilmiş ol.
*Hepimiz bazen birileriyle o kadar yakınlaşırız ki dostluğumuzu ya da kardeşliğimizi hiçbir şey engellemiyormuş gibi görünür, bizi ayıran küçücük bir köprü vardır, hepsi o kadar. Ama tam sen bu köprüye adım atacakken sana şu soruyu sorsam :”bu köprüyü geçip bana gelir misin?” İşte o anda artık bunu istemeyiverirsin, sorumu tekrarlasam öylece suskun kalırsın. O andan itibaren aramıza dağlar ve azgın nehirler girer, bizi ayıran ve birbirimize yabancılaştıran duvarlar bitiverir önümüzde ve bir araya gelmek istesek de artık yapamayız. Ama o küçücük köprüyü düşündüğünde sözcüklere sığmayacak kadar büyüyüverir gözünde; yutkunur ve şaşar kalırsın…
*Issız ve yorucu dorukları sevenlerin kanatları olmalıdır!
*İnsanın kendisi, onun en büyük hatasıydı: kendisine bir rakip yaratmıştı; bilim, insanı Tanrısallaştırır- insan bilimselleşince rahiplerin ve tanrıların işi biter!-
*İnsanoğlu hayatta o kadar acı çeker ki, canlılar arasında yalnız o,gülmeyi icat etmek zorunda kalmıştır.
*İçine koyacak bir şeyiniz varsa, bir günün bin cebi vardır.
*İnsan da ağaca benzer, ne kadar yükseğe ve ışığa çıkmak isterse, o kadar yaman kök salar yere, aşağılara, karanlıklara, derinliğe, kötülüğe.
*İnsanın ve insanlığın tarihi bilinmez olarak seyreder.Ama ideal hayaller ve onların tarihi , bize gelişmenin kendi gibi görünmektedir.
*İnsan öyle bir iptir ki hayvanla insanüstü arasına gerilmiştir.Uçurum üstünde bir ip.
*İnsanlığın içinde müthiş bir güç , kendini deşarj etmek , yaratmak istemektedir.
*İnançlar hakikat düşmanları olarak, yalanlardan daha tehlikelidir.
*İnsana göre maymun nedir? Gülünecek bir şey ya da acı bir utanç…İşte üstinsana göre de insan aynen böyle olacak ; Gülünecek bir şey ya da acı bir utanç!
*İradenin tatmini değilidir zevkin sebebi..Tersine irade ileriye gitmek ister ve kendine engel olan her şeyin üstesinden gelmeye çalışır.Zevk hissi düpedüz iradenin tatminsizliğinden ortaya çıkar.Onun rakipsiz ve dirençsiz olarak yeterli doyuma ulaşamamasıdır.
*İyi olan nedir?
-Kudret hissini , kudret iradesini , insanın içindeki kudreti yükselten her şey!
Kötü olan nedir?
-Zaaftan çıkan her şey!
*İnsandaki güçlü ve ulu olan her şey insanüstü ve dışsal olarak düşünüldü.İnsan kendini çok küçümsedi.Kendindeki iki yanı birbirinden ayrı iki alana böldü insan ; Değersiz ve güçsüz yanı ile güçlü ve şaşırtıcı yanını..İlkine insan dedi , ikincisine ise Tanrı!
*İyi huylu insana,mücadeleden kaçana iyi denir.Ama savaşçı olana da ve zaferi tutkuyla isteyene de iyi denir.
*İnsanların bir şeyleri var ki ,gurur duyuyorlar onunla.Ne diyorlardı , onları gururlandıran şeyin adına ? Eğitim diyorlar ; kendilerini keçi çobanlarından ayırt eden şeymiş bu!
*İradenin temini değildir zevkin sebebi.Tersine irade ileriye gitmek ister ve o engel olan her şeyin üstesinden gelmeye çalışır.Zevk hissi , düpedüz iradenin taminsizliğinden kaynaklanır. Onun rakipsiz ve dirençsiz olarak yeterli doyuma ulaşamamasıdır.
*İsa`nın Yaptığı Yanlış. — Hıristiyanlığın kurucusu, insanlara günahları kadar hiçbir şeyin acı çektirmediğini düşünüyordu. Yanlışı bu oldu: Kendini günahsız hisseden, bu noktada deneyimi eksik olan bir kimsenin yanlışı! Nitekim ruhu da olağanüstü ve hayalci bir merhametle doldu, bir kötülüğe doğru yöneldi. Fakat günahı icat etmiş olan kendi ümmeti, böylesi bir hâlden pek seyrek olarak büyük bir kötülüğe uğramışçasına acı çekiyordu. Ne var ki, Hıristiyanlar efendilerine hemen hak verme konusunda anlaştılar ve onun yaptığı yanlışı bir gerçek hâline sokarak kutsallaştırdılar.
*Kadınla buluşmaya gittiğinde yanına kırbacını almayı unutma Gücünü göster.(Kadın yaradılış olarak güçlüden hoşlanır)
*Kılavuz öğrencisine bütün izleri göstermeli ama gideceği yolu seçmemelidir.
*Kimse öfkeli insan kadar çok yalan söyleyemez. (İyinin ve Kötünün Ötesinde, m. 26)
*Kutsal olan gerçekler değil kişinin kendi gerçeği için çıktığı arayıştır.Neysen o ol.
*Kaybetmeyi göze alamayacak kadar az dostum var.
*Kopyalar – Hiç de seyrek olmayan ölçüde, önemli insanların kopyalarıyla karşılaşırız ve yağlıboya tablolarda olduğu gibi, burada da çoğu insan orijinallerden değil kopyalardan daha çok haz almaktadır.
*Kendi savaşınızı açmalısınız, kendi düşüncelerinizin uğruna. Düşünceleriniz yenilse bile, dürüstlüğünüz zafer çığlıkları atmalıdır bunun için
*Kendi kendine inanmayan her zaman yalan söyler.
*Kimine göre yalnızlık,hasta kişinin kaçışıdır; kimine göre de, hasta kişilerden kaçıştır
*Kendine karşı cebir kullanmayana iyi denilir.Ama nefsini yenen kahramana da iyi denilir.
*Kibar ve soylu olana iyi denir.Ama kimseyi horgörmeyene ve kimseye yukarıdan bakmayana da iyi denir.
*Kendinden hiç söz etmemek çok soylu bir ikiyüzlülüktür.
*Küçücük bağışlarla büyük mutluluklar kazanmak büyüklüğün bir ayrıcalığıdır.
*Keyif ve keyifsizliğin birbirinden asla ayrılmaz şeyler olduğunu düşünelim, öyle ki insan birinin ne kadarına sahip olmak isterse ötekinin de ancak o kadarına sahip olacak. Seçim sizin:1.mümkün olduğu kadar az keyifsizlik, kısacası acısız bir yaşam mı, yoksa o ana kadar hiç tadılmamış zevkleri tatmanın, keyifleri yaşamanın bedelini ödemeyi göze alarak mümkün olduğu kadar çok keyifsizlik mi? Eğer ilk seçeneği yeğler ve acılarınızı azaltmayı, hatta yok etmeyi isterseniz, o zaman zevk alma kapasiteniz de azalacak, hatta yok olacak.
*“Kötü”, insanoğlunun ilk zamanlarındaki bütün durumlarında “bireysel” , “bağımsız” , “keyfi” , “alışılmamış” , “ öngörülmemiş” , “hesaplanamaz” anlamlarına gelir. (Tan Kızıllığı, Madde 9)
*Merhameti öldürün.
*Müziksiz hayat hatadır.
*Mutluluk hedef değildir.Tersine kudret duygusu hedeftir.İnsanın ve insanlığın içinde müthiş bir güç kendini deşarj etmek , yaratmak istemektedir.O, hiçbir zaman mutluluk hedefi olmayan patlamaların kesintisiz zinciridir.
*Mantıksal bir çıkarsamayla , ama sezginin anında oluşan keskinliğiyle ,sanatın sürekli gelişiminin Apolloncu ve Dionysoscu bir ikiliğe bağlı olduğunu anladığımızda estetik bilimi için çok şey yapmış oluruz : Yaradılışın , bazen araya giren uzlaşmalara rağmen sürekli çatışan cinsiyet ikiliğine bağlı olması gibi…
*Nerede yaşayan bir yaratık gördümse, orada güçlü olmak isteğine rastladım.
*Niceleri kendi zincirlerini çözemezler de, dostlarının azatcısıdır.
*Nihilizmin anlamı nedir? En üst değerlerin değersizleşmesi. Hedef yok : ‘Niçin’e yanıt verilebilinmiş değil.Ya da verilen yanıtlar yetersiz kalmıştır. Kime göre çünkülerin doğru olduğunu kim bilebilir ki…
*O… Herşey belirlenmiş bir noktadan sonra O’na yönelir. Fakat kimi farkeder bu yönelimi, kimi ise halen farkında değildir nereden gelip nereye gittiğinin…
*Öyle kolay bir sanat değildir uyumak. Onun uğruna bütün gün uyanık durmak gerekir.
*Öldürmeyen acı beni güçlendirir. İngilizcesi (what doesn’t kill me makes me stronger)
*Pek çok insan bir zamanlar girdikleri yol hakkında inatçıdır, amaçları hakkında inatçı olanlar ise çok azdır.
*Pazaryerinden ve şandan uzakta yer alır büyük olan her şey. Hep pazaryerinden ve şandan uzakta barınmıştır yeni değerler yaratan. Yalnızlığına kaç dostum: görüyorum ki her yerini ağılı sinekler sokmuş. Sert ve sağlam bir havanın estiği yere kaç! Yalnızlığına kaç! Sen küçük ve acınacak kişilere pek yakın yaşadın. Onların göze görünmez öçlerinden kaç! Onlar sana karşı öçten başka bir şey değildirler. Artık el kaldırma onlara! Sayısızdır onlar, hem senin yazgın sinek kovmak değildir ki…
*Papalığın … hiçbir zaman Hristiyan siyasetini uygulayacak bir durumu olmadı ; dini reformcular siyasetle uğraştıkları zaman , örneğin Luther gibi , bunların herhangi bir ahlakdışı (immoralist) veya tiran gibi Machiavellici oldukları görülür.
*Ruh peşinde koşan birinin ruhu yoktur.
*Size düşen ödev kendinizi kabullenmenizdir, benim sizi kabullenmemim yollarını aramak değil.Kendinden hoşlanmayan pek çok insan gördüm; bunlar önce başkalarını kendileri hakkında iyi düşünmelerini sağlarlar.Bunu başarınca da bu sefer kendileri de kendileri hakkında iyi düşünmeye başlarlar.Ama bu sahte bir çözümdür; bu başkalarının otoritesinin altına girmeyi kabullenmektir…
Seyirciler bulanık suda balık tutan ile derinden su çekeni kolayca karıştırıyor.
*Sadece cevaplarını bulabileceğimiz soruları duyarız.
*Sizin kökeniniz , nereden geldiğiniz değildir.Bundan sonra onurunuzu oluşturan , tersine nereye gittiğinizdir.
*Sahip olmak ve daha çoğuna sahip olmayı istemek ,tek kelimeyle büyümektir. Bu hayatın kendisidir.
*Sosyalizm ; sona erdiği düşünülen en cüz’ilerin ve budalaların , yani yüzeysel insanların bir baskısı ve kıskançların , dörtte üç sahte oyuncuların , gerçekte “modern ideleri”nin mantıksal bir sonucudur.Onların , gizli anarşizmlerinin doğurduğu bir durumdur…
*Sosyalistlerin üslubu, umudları ve hayalleri, zararsız koyun mutluluğunun bir ifadesidir.
*Sosyalizm öğretisinde, hayatın çok kötü bir şekilde olumsuzlanması, kötü bir şekilde gizlidir. Böyle bir düşünceyi nihai olarak düşünenler, kusurlu doğmuş insanlar ya da ırklar olmalıdır.
*Sosyalistler, anarşistler, nihilistler varlıklarını başka birini suçlayabilecekleri bir şeyde buldukları nispette , Hristiyanlığa yakındırlar. Zira, Hristiyan da kendi hastalığından, marazlı bünyesinden birini sorumlu tutarak buna daha iyi tahammül edeceğine inanır. İntikam ve kin içgüdüsü her iki durumda da tahammül vesilesi, varlığı koruma içgüdüsü olarak görünüyor.
*Sahip olunması zorunlu tek şey var: Ya yaradılıştan ince bir ruhtur bu, ya da bilim ve sanatlar tarafından inceltilmiş bir ruh…
*Sanırım en yüce insanın ruhundan bazı şeyleri tahmin edebildim.O insanı -üstinsan- çözen kimse belkide mahvolacak.Ama yine de onu gören, onun mümkün olmasına yardım etmelidir.
*Sürü hayvanının zayıflığının ürettiği ahlak, decadent-in ürettiği ahlaka çok benzer. Bunlar birbirini anlar ve bir ittifak oluştururlar. Büyük decadent dinler, her zaman sürünün desteğine güvenir-. Kendi başınayken sürü insanında hiçbir hastalık yoktur. Hatta çok değerlidir.Ama yönetilmeye ihtiyaç duyduklarından dolayı, bir çobana gereksinimleri vardır. Papazlar bunu bilir.
*Şimdiye kadar üstinsan dünyaya hiç gelmedi. En büyük ve en küçük insanı çırılçıplak gördüm. Hala birbirlerine pek fazla benziyorlar. Hakikaten, en büyüklerini bile hala pek insanca buldum.
*Şövalyece / Aristokratik değer yargıları güçlü bir fiziği, serpilen, dopldolu bir sağlığı gerektirir. Bunları koruyup devam ettirebilmek için de savaşı, macerayı, avcılığı, dansı, harp oyunlarını, yani genel olarak dinç, özgür, neşe dolu faaliyetler gerektirir.
*Tanrı öldü: insana acımasından öldü tanrı. (Böyle Buyurdu Zerdüşt, Merhamet Edenler Hakkında)
*Tanrı yok, o olsaydı onun ben olmadığıma inanamazdım.
*Tüm yazılanlar arasında en çok bir kişinin kendi kanıyla yazdığı şeyi severim. Kanla yaz ve göreceksin ki, kan tindir… Etrafımda cinler olsun istiyorum, çünkü ben cesurum. Hayaletleri kaçıran cesaret, kendisine cinler yaratır. —cesaret gülmek ister. Artık hislerinizi paylaşmıyorum; altımda gördüğüm şu bulut, güldüğüm şu karaltı ve ağırlık -işte budur sizin yağmur bulutunuz. Yükselmeyi arzuladığınızda yukarı bakarsınız siz. Ve ben aşağı bakarım, çünkü yükseltilmiş biriyim ben. Aranızdan hanginiz aynı anda hem gülebilir, hem yükseltilmiş olabilir? En yüksek dağa çıkan, tüm matem oyunlarına, tüm matem ciddiyetlerine güler. Cesur, tasasız, alaycı ve şiddet uygular -işte böyle istiyor bizleri bilgelik: O bir kadındır ve daima savaşçıyı sever ancak.
*Türler gittikçe daha çok yetkinleşmezler ; güçsüz her seferinde güçlüye egemen olur. Çünkü çoğunluktadır ve daha akıllıdır.
*Tanrı kavramından en yüksek iyiliği uzaklaştıralım- O , bir Tanrı’ya layık olmayandır. Biz bu kavramdan en yüksek bilgeliği de uzaklaştıralım-Bu , Tanrı kavramından , Tanrı’dan bir bilgelik ucubesinin ürünü olan bu akıllılığa sebep olarak filozofların kendini beğenmişliğidir. O , onlara mümkün mertebe eşit görünmelidir. Hayır! Tanrı , en yüksek kudrettir.Bu yeter! O’ndan her şey ortaya çıkar,O’ndan dünya ortaya çıkar.
*Tipik dindar bir insanın decadence nin bir şekli olup olmadığını belirlemek için ( bütün yenilikçiler kasvetli ve saralıdır) iki tip ; Dionysos ve Çarmıha gerilen ; ama biz burda bir başka tür dindar insanı ihmal etmiyormuyuz? Yani paganı..Pagan mezhebi , hayata şükretme ve onu tasdikin bir şekli değil mi? Bunun en yüksek temsilsici hayatın savunulması ve tasdiki değil mi? Sağlam yaratılmış tür ve vecd ile taşan ruh! Bu ruh türü ki , varoluşun tezatlı ve şüpheli vechelerini kendine alıp kurtarır.İşte burada yunanlıların Dionysos’u nu ortaya koyuyorum : Hayatın dindarca tasdiki…Çarmıha gerilene karşı Dionysos’u!
*Tüm yazılmışların içinde en çok kanla yazılanı severim.Kanla yaz, göreceksin ki kan, tindir.
*Uçurumları sevenin kanatları olmalı.
*Umut sadece eziyetin süresini artırır.
*Uçmayı öğretemediğinize düşmesini öğretin.
*Uçuruma gözlerinizi dikip baktığınızda, uçurum da sizin içinize bakmaya başlar.
*Ümit kötülüklerin en kötüsüdür çünkü işkenceyi uzatır.
*Varlık, sonsuz bir yaradır.
*Yaratıcılık ve keşif acıda ve yalnızlıkta saklıdır.
*Yiğitlik ; en büyük korkunun ve en büyük ümidinin üstüne üstüne gitmektir.
*Yüksek sesle konuşanlar ince konuları düşünemez.
*Yine de en çok çiy damlası, en sessiz gecede düşer, bilirim.
*Yükseldikçe uçma bilmeyenlere daha küçük görünürüz.
*Yükselmek için yalnız kendi gücünüzü kullanın, başkasının sizi yükseltmesine fırsat vermeyin.
*Yüreğinin sesine kulak verene iyi denilir.Ama sadece yükümüne kulak verene de iyi denilir.
*Yumuşak ve barışçıl olana iyi denilir.Ama nefsini yenen kahramana da iyi denilir.
*Yüksek kültür dediğimiz şey , barbarlığın-gaddarlığın ruhsallaştırılmasına ve yoğunlaştırılmasına dayanır.Benim önermem şudur : “vahşi hayvan hiçbir zaman dinlenmeye çekilmemiştir. , o hala yaşamaktadır , büyümektedir , o sadece Tanrı’laşmıştır.
*Yoldaşlar arar yaratıcı ve hasat arkadaşları: Çünkü ona göre her şey olgun hasat için. Ama yüz orağı yok onun: Bu yüzden yolar başakları öfkeli öfkeli. Yoldaşlar arar yaratıcı, oraklarını bilemesini bilen yoldaşlar. Yıkıcılar denecek onlara, iyi ile kötüyü hor görenler denecek. Hasatçılar ve şenlik edenler onlar hâlbuki. Kendi gibi yaratıcılar arıyor Zerdüşt, hasat arkadaşları ve şenlik arkadaşları arıyor: Sürülerle, çobanlarla, cesetlerle işi ne Zerdüştün! Ve sen benim ilk yoldaşım, hoşça kal! Ağacının kovuğuna güzelce gömdüm seni, güzelce sakladım seni kurtlardan. Ama veda ediyorum şimdi sana, zira vakit erişti. Bir seherle öbür seher arası yeni bir gerçek ayan oldu bana.
*Zavallı İnsanlık! — Beyindeki kanın bir damla fazla ya da az olması, yaşamımızı tarif edilemeyecek kadar perişan ve zor hale sokabilir. Öyle ki, Prometheus`un akbabadan çektiği acıdan daha fazlasını bu bir damla kandan çekeriz. Ama insan nedenin damla olduğunu bile bilmeyip, “şeytan!” ya da “günah!” diye düşünürse, en korkunç durum işte o zaman ortaya çıkar.
*Zorla alabileceğin bir hakkın, sana verilmesine izin verme.

Kaynak : narteks.net

Friedrich Nietzsche’nin Hayatı

Friedrich Wilhelm Nietzsche (/ˈnə/ Almanca: [ˈfʁiːdʁɪç ˈvɪlhɛlm ˈniːt͡sʃə]; 15 Ekim 1844 – 25 Ağustos 1900) Alman filolog, filozof, kültür eleştirmeni, şair ve besteci. Din, ahlak, modern kültür, felsefe ve bilim üzerine metafor, ironi ve aforizma dolu bir üslupla eleştirel yazılar yazmıştır. Nietzsche’nin kilit fikirlerini Apollon-Dionysos ikiliği, perspektivizm, Güç İstenci, “Tanrının ölümü”, Üstinsan ve bengi dönüş oluşturur. Felsefesinin merkezini oluşturan şey, kişinin coşkun enerjisini sömüren her türlü öğretinin, toplumsal olarak ne kadar geçerli olursa olsun sorgulanarak “hayatın evetlenmesi”dir. Hakikatin değeri ve nesnelliği üzerine yürüttüğü kökten sorgulaması, geniş çaplı yorumların odağını oluşturur ve etkisi özellikle kıta felsefesi geleneğinde varoluşçuluk, postmodernizm ve postyapısalcılık da dahil olmak üzere devam etmektedir.

Nietzsche kariyerine felsefeye dönmeden önce klasik filolog (Yunan ve Roma metin eleştirmeni) olarak başladı. 1869 yılında yirmi dört yaşındayken, Basel Üniversitesindeklasik filoloji kürsüsüne, bu yeri alan en genç kişi olarak atandı. 1879 yazında, hayatının büyük bölümünde kendisine dert olacak olan sağlık sorunları yüzünden istifa etti. 1889’da kırk dört yaşında zihinsel yetilerinin tamamının yitimiyle sonuçlanan bir çöküş yaşadı. Çöküşü sonraları, üçüncü devre sifilis hastalığının neden olduğu nadir görülen bir genelpareziye yoruldu, fakat bu teşhiste soru işaretleri vardı. Nietzsche kalan yıllarını annesinin 1897’de ölümüne kadar annesinin, 1900’de kendi ölümüne kadar kızkardeşi Elisabeth Förster-Nietzsche’nin bakımında geçirdi.

Bakıcısı olarak kızkardeşi, Nietzsche’nin el yazmalarının idareciliğini ve editörlüğünü üstlendi. Förster-Nietzsche, tanınmış bir Alman milliyetçisi ve antisemitist olan Bernhard Förster ile evliydi ve Nietzsche’nin yayımlanmamış yazılarını, kocasının ideolojisine uyarlamak üzere, Nietzsche’nin belirttiği, antisemitizm ile milliyetçiliğe sert ve bariz biçimde karşı çıktığı görüşlerine genellikle ters düşecek biçimde yeniden düzenledi. Förster-Nietzsche’nin yaptığı değişiklikler nedeniyle Nietzsche’nin adı, sonraları yirminci yüzyıl bilim insanları Nietzsche’nin fikirlerinin yanlış yorumlanmasına karşı harekete geçmiş olsalar da,Alman militarizmi ve Nazizm ile birlikte anılır olmuştur.

Yaşamı

1844–1869: Gençlik yılları : 

Küçük bir kasaba olan Prusya Krallığında Saksonya eyaletinde Leipzig yakınlarındaki Röcken’in küçük bir kasabasında büyümüştür. Adını, Nietzsche’nin doğum gününde kırk dokuz yaşına giren Prusya KralıIV. Frederick William’dan aldı (Nietzsche daha sonra ikinci adı olan “Wilhelm”i atmıştır). Nietzsche’nin ebeveynleri Lutherci bir papaz ve eski öğretmen olan Carl Ludwig Nietzsche (1813–49) ile Franziska Oehler (1826–97), oğullarının doğumundan önceki yıl olan 1843’te evlenmişlerdi. İki çocukları daha vardı: 1846 doğumlu bir kız, Elisabeth Förster-Nietzsche ve ikinci oğulları, 1848 doğumlu Ludwig Joseph. Nietzsche’nin babası 1849’da bir beyin hastalığından öldü; bir sonraki yıl da erkek kardeşi Ludwig Joseph iki yaşında öldü. Bunlar üzerine ailecek, Nietzsche’nin anneannesi ve iki bekar halası ile yaşayacakları Naumburg’a taşındı. Nietzsche’nin anneannesinin 1856’da ölümünden sonra aile, şimdimüze ve Nietzsche çalışma merkezi olan kendi evlerine taşındı.

Nietzsche bir erkek okuluna, ardından da son derece saygın ailelerden olan Gustav Krug, Rudolf Wagner ve Wilhelm Pinder ile arkadaş olduğu özel okula gitti.

1854’te Naumburg’ta Domgymnasium’a katıldı, ancak müzik ve dil alanında özel yetenekler gösterdiğinden uluslararası tanınmışlığa sahip Schulpforta onu öğrencisi olarak aldı. Oraya gidip 1858’den 1864’e kadar orada okudu ve Paul Deussen ile Carl von Gersdorff ile arkadaş oldu. Şiirler ve besteler üzerinde çalışmaya da zaman buldu. Schulpforta’da Nietzsche önemli bir dil altyapısı (Yunanca, Latince, İbranice ve Fransızca) edindi ve böylece önemli eserleri birinci kaynaktan okuma imkanı buldu; ayrıca ilk kez küçük bir kasabanın tutucu ortamındaki aile hayatından uzakta olmayı deneyimledi. 1864 martının dönem sonu notlarında Din ve Almanca 1; Yunanca ve Latince 2a; Fransızca, Tarih ve Fizik 2b ve İbranice ile Matematik “sönük” bir 3’tü.

Pforta’da, Nietzsche’nin uygunsuz sayılan konuların peşinden koşma tutkusu ve eğilimi edinmişti. O zamanlar neredeyse hiç bilinmeyen şair Friedrich Hölderlin’in eserleriyle tanıştı. Hölderlin’den “en sevdiğim şair” diye bahsediyordu ve bir denemesinde bu çılgın şairin “en yüce düşüncelliğe” farkındalık getirdiğini yazıyordu. Denemeyi gözden geçiren öğretmen ona iyi bir not verdi, ancak Nietzsche’nin gelecekte daha sağlıklı, daha duru ve daha “Alman” yazarlar üzerine eğilmesinin uygun olacağı yorumunu yaptı. Nietzsche ayrıca tuhaf, dinsiz ve genellikle sarhoş bir şair olan Ernst Ortlepp’i de tanıyordu; Ortlepp, genç Nietzsche ile tanıştıktan birkaç hafta sonra bir hendekte ölü bulundu ancak onun Nietzsche’yi Richard Wagner’in yazılı eserleriyle ve müziğiyle tanıştıran kişi olması olasıdır. Belki Ortlepp’in etkisiyle Nietzsche, Richter adında bir öğrenciyle birlikte okula sarhoş dönüp bir öğretmenle karşılaştı ve bu Nietzsche’nin sınıf birinciliğini kaybederek sınıf başkanlığının elinden alınmasıyla sonuçlandı.  Devamı için lütfen. TIKLAYINIZ

 

Geçtiğimiz yıl bakanlıktan alınan hibeyle çekilen Türkiye’nin ilk animasyon (3D) filmi Uzay Kuvvetleri 2911’i ilk hafta sonu sadece 1 kişi izledi.

uzay kuvvetleri

Kültür Bakanlığı’nın sinema, televizyon, dizi, yayıncılık ihracatında 1 milyar dolar seviyesine ulaşabilmek için dağıttığı hibeler sayesinde çekilen filmlerin sayısı katlanarak büyüyor. Sinema sektörüne yeni yüzler, yeni yönetmen ve yapımcılar kazandırmak amacıyla dağıtılan hibeler diğer yandan da hayal kırıklığına neden olan projeleri beyaz perdeye çıkarıyor.

Türkiye Gazetesi’nden Güven Adalı’nın haberine ve Kültür Bakanlığı Sinema Denetleme Kurumu verilerine göre, 2013 yılında gösterime giren 85 yerli uzun metraj filmin 26’sına yani yüzde 30’una devlet destek verdi. 2014’te ise 168 Türk filmi sinemada izleyicilerle buluştu. Kaç adet filmin devlet desteği aldığı henüz açıklanmasa da bu rakamın 50’yi geçmesi bekleniyor.

FİLMİ 12 KİŞİ İZLEDİ

Geçtiğimiz yıl gişede rekor hasılat ve izleyici rakamlarına ulaşan filmler çıkartan Türk sineması, sadece birkaç salonda gösterime giren, 1.000 kişinin bile izlemediği onlarca filme de tanıklık etti. Hayal kırıklığına neden olan filmler arasında yalnızca 12 seyirciyi sinemaya çekerek 72 TL gişe hasılatı elde edebilen ‘Rüzgârla Bir’ en dikkat çeken yapıt oldu.

Mayıs 2014’te izleyiciyle buluşan Türkiye’nin ilk animasyon filmi Uzay Kuvvetleri 2911’i ise sadece 522 kişi izledi. 2 hafta gösterimde kalan ve 90 salonda izleyici ile buluşan film 3 bin 805 TL hasılat elde edebildi. (Box Office Türkiye)   

EN AZ 700 BİN TL GEREKİYOR

Bir film için azami 700 bin liraya ihtiyaç duyulduğunu belirten uzmanlar, gişede hayal kırıklığına uğrayan filmlerin düşük bütçeli yapımlar olduğuna dikkat çekiyorlar. Bu filmlerin büyük bölümü ise ya devlet desteği ya da banka kredisi ile çekiliyor. ‘Sonsuz’ filminde ve nisan ayında vizyona girecek ‘Sonsuz Bir Aşk’ta başrol oynayan, yaz aylarında çekilecek yeni bir filmde de yönetmen koltuğuna oturmaya hazırlanan aktör Ferhat Gündoğdu, devlet desteğinin sinema sektörü için çok önemli olduğunu fakat doğru projelerin desteklenmediğini ifade etti. Gişede başarısız olan filmleri izlemediğini fakat desteklerin yanlış projelere kaymış olması ile başarısız filmlerin çekilebildiğini söyleyen Gündoğdu, “Maalesef kaliteli filmlerimiz sinemada seyirci toplayamıyor. Küfür ile güldüren filmlerin gişede daha başarılı olduklarını görüyoruz. Eminim ki gişede başarısız olmuş fakat senaryo ve oyuncularıyla başarılı filmler de vardır. Fakat devlet desteğini alarak başarısız projeler sinema perdesine çıkabiliyor” dedi.

sınıfta kalanlar

HANGİ KRİTERLER ARANIYOR?

Bir senaryonun Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan destek alabilmesi için desteklenmeye uygun bulunması gerekiyor. Senaryonun destek almaya uygun olup olmadığını belirleyen kurul ise senarist, yönetmen ve sinema sektörüne gönül verenlerden oluşuyor. Bu kurulda seçiciler her 2 yılda bir değişiyor. Eğer senaryo kurulun beğenisini kazanamazsa destek alamıyor. İlk defa film çekenler için ise özel bir kategori bulunuyor. Hem film sayısını artırmak hem de film çekmek isteyen yeni yetenekleri sektöre kazandırmak isteyen bakanlık, filmin çekilebilir olacağından emin olmak için bu defa en azından yapımcının deneyimli olmasını istiyor. Kuruldan geçer not alan senaryonun % 50 bütçesi bakanlık tarafından karşılanıyor.

Kaynak : onedio.com

arkeolojiBu yıl 24-27 Mart tarihleri arasında Anadolu Üniversitesi tarafından gerçekleştirilecek olan 6. Uluslararası Arkeoloji Öğrencileri Sempozyumu’nda, aynı anda iki farklı salonda birçok arkeoloji öğrencisi sunum yapacak.

Sempozyumun üçüncü gününde düzenlenecek ve moderatörlüğünü Prof. Dr. Hüseyin Sabri Alanyalı’nın yapacağı panelde ise Kazı Teknikleri Katılımcıları; Prof. Dr. Mehmet Özdoğan ve Doç. Dr. Feriştah Alanyalı, Eğitim Katılımcıları; Prof. Dr. Serra Durugönül ve Yrd. Doç. Haluk Sağlamtimur, İstihdam Katılımcıları; Prof. Dr. Nevzat Çevik ve Prof. Dr. Yücel Şenyurt.

 
arkeoloji-sempozyumu-1
arkeoloji-sempozyumu-2 arkeoloji-sempozyumu-3 arkeoloji-panel

Hikikomori, Japonca da “elini, ayağını çekmek” anlamına geliyor. Bu terim Japonya dan yayılmış ve 21. Yüzyılın hastalığı olarak tanımlanıyor.

hikikomori0

Japonlar, geleneksel yaklaşımlarından dolayı, özellikle erkek çocuklarının her türlü hizmetini ayağına kadar getirdikleri için bu hastalık yaygınlaşmış durumda. Dünyada ve Türkiye de de tehlikeli bir seyir izliyor. Erken teşhis edilmeli, en güzeli de Hikikomori ye neden olabilecek durumlar kontrol altına alınmalıdır.

Bu hastalık, her ne kadar teknolojinin yarattığı bir hastalık olarak görülse de temelde başka nedenlere dayanıyor. Kişi, teknoloji ile ilgilenerek kendisini sosyal çevreye kapatıyor. Bilgisayar ekranı ile sanal alemde iletişim kuruyor. Bu iletişim, öyle boyutlara geliyor ki artık kişi tüm temel ihtiyaçlarını odasında karşılıyor. Yemeğini ailesi ile yemiyor, odasında yemek, uyumak dahil tüm ihtiyaçlarını karşılıyor. Hatta, o kadar büyük boyutlara kadar gelebiliyor ki tuvalet ihtiyacını bile odasında giderenler olabiliyor.
Hikikomori hastalığı, büyük oranda erkeklerde ve 15 yaşlarında görülüyor. Bu kişiler, sanal bir dünyada olmanın rahatlığını yaşıyorlar, herşeyi kendi istedikleri şekilde yönetebiliyorlar, karşı çıkan olmuyor. Kişi kendi kendisine yaşıyor, aileden kişilerle bile iletişim kurmak istemiyor. Belki, ayda bir, yakın bir yere,birşey almaya gidiyor. Asosyal olma durumu pek farkedilmiyor. Kişinin kendi tercihi olarak düşünülüyor. Günümüzde, çocuk odalarının içe dönük kullanılması, sadece çocuğa özel olarak düşünülmesi, evlerde ısıtma alanının ve kullanım alanının geniş olması bireyler arasındaki iletişimi ister istemez azaltıyor.

hikikomori hastalığı

Hikikomori hastalığı, başlangıçta bilgisayar, internet düşkünlüğü ya da bağımlılığı olarak tanımlanıyor. Aileler, önceleri, çocuklarının dışarıda kendilerinin bilmediği bir yerde zaman geçireceğine, evde olmalarını tercih ediyorlar. Ancak, durum bakıyorlar ki hikikomori haline gelmiş. Hikikomori, bu tür kişileri tanımlamak anlamında da kullanılıyor, isim olarak ta kullanılıyor.

13-14 yaşlarında başlayan hikikomoride önergenlikte olan erkek çocuklar, odalarında ders çalışıyor diye düşünülmemeli, teknolojik araçların kontrol altında kullanılmasına izin verilmelidir. Bunun yanında çocukların derslerde aşırıya kaçmamaları, günün planlı kullanımı da önemlidir. Kız çocuklar da dikkatle izlenmeli, iletişim sağlıklı şekilde devam etmelidir.

Bilgisayarlar, ortak kullanım alanında, örneğin, salonda kullanılmalı, aileler kendilerini teknolojik alanda geliştirmeye önem vermeli ki takip edebilsinler; çocuklar, odalarında ders çalışırken, tamamen kontrolsüz bırakılmamalı, mümkünse oda kapısı kapatılmamalı, çocuğun odasına zaman zaman girerek, aileden kopuk bir durum yaratılmamalıdır.

Altta yatan nedenin iyi gitmeyen gönül ilişkileri de olabileceği düşünülerek, çocuk ve gençler aile desteğinden yoksun bırakılıp, kendi içlerine kapanmalarına neden olabilecek durumlar yaratılmaktan kaçınılmalıdır. Gence kendini iyi ifade edebilecek ortam evde her zaman için sağlanmış olmalıdır. Çocuk ve gençler, sosyal ilişkilere yönlendirilmeli, açık hava oyunlarına ve arkadaşlık ilişkilerine ortam hazırlanmalıdır. Bilgisayar ve internet, oyun ağırlıklı değil; gerçek ihtiyaca yönelik olarak kullanılmalıdır. Burada anne- babanın örnek olduğunu da belirtmeden geçemeyiz.

Kaybedilmiş kuşaklar yaratmak istemiyorsak elimizde ve evimizdeki tehlikenin farkına varmalı, geç kalmadan önlemlerimizi almalı. Aileler, olabildiğince sabah kahvaltılarında ve akşam yemeklerinde bir arada olmalı, aile bireyleri günü, konuşarak değerlendirebilmelidir. Herkes günü nasıl geçirdiğini anlatabilmelidir. Çocuk ve gençler, daha çok dinlenmeli, etkin dinleme yapılmalıdır.

Çocukların eğitiminde, otokontrol sahibi olabilmeleri amaçlanmalıdır. Teknolojik araçların en verimli şekilde nasıl kullanılabileceği, zamanın ne kadar önemli olduğu üzerinde durularak, bilgiler tartışılmalıdır. Aile ile çocuk-genç arasındaki bağlar kuvvetlendirilmeli, ortak paylaşımlar çoğaltılmalıdır.

Öznur SİMAV-Pedagog

Kaynak :[]

“Vals” adlı şarkısı ile gönüllerde taht kuran Rus piyanist Evgeny Grinko, 12 Aralık 2014 gecesi garaj istanbul’da!

Evgeny_Grinko

“Vals” adlı şarkısı ile gönüllerde taht kuran Evgeny Grinko ilk uzun albümü Ice For Aureliano Buendia’nın tanıtımı için çıkacağı Türkiye turnesi kapsamında 12 Aralık 2014 gecesi garajistanbul’da!

Dünyanın her yerinden önemli müzisyenleri Türk seyircilerle buluşturacak olan GOLDNIGHTS serisinin yeni misafiri Rus besteci, piyanist Evgeny GrinkoAnkara, Konya, İzmir, Eskişehir ve İstanbul’u kapsayan turnesinde hayranlarıyla buluşacak.

Moskova’nın yakınında Zhukovsky adlı küçük bir kasabadan çıkan fakat kısa sürede adını tüm dünyaya duyuran genç piyanist, ilk kez Türkiye turnesine çıkıyor….

Daha önceden yayımladığı iki kısa albümden sonra ilk uzun albümünü Ice For Aureliano Buendia adıyla Aralık 2014’te yayımlayacak olan Evgeny Grinko, duygulara hitap eden, dinleyenleri düşsel yolculuklara çıkaran tarzı ile “Cinematic Melodies” ve “Winter Sunshine” isimli albümleriyle kazandığı ünü, “Vals” adlı şarkısıyla pekiştirdi.

İlk uzunçalarında sanatçının YouTube’da 2.600.000 kereden fazla izlenen “Vals” şarkısının yanı sıra “Serenade”, “Rumba”, “Faulkner’s Sleep” gibi şarkılar da yer alıyor.

Sanatçının ilk uzunçaları Ice For Aureliano Buendia CD olarak ilk kez bu turnede satışa çıkacak.

Türkiye’de çok sıkı bir dinleyici kitlesine sahip olan ve yanında çellocu, kemancı, violacı ve akordeoncu 5 müzisyen ile sahne alan Evgeny Grinko, konserlerinde piyano haricinde gitarda ve davulda da hünerlerini gösteriyor.

Daha önceden 2 kere İstanbul’da kapalı gişe konser veren Evgeny Grinko’nun GOLDNIGHTS kapsamında gerçekleşecek bu turnesi 2014 yılının en son büyük turnesi olacak.

Birbirinden yetenekli müzisyen ve grupları izleyeceğimiz Goldnights serisinin bir parçası olarak gerçekleşecek Evgeny Grinko turnesi daha önceden Mr. Big, Asaf Avidan, Paul Gilbert, Richie Kotzen, God Is A Astronaut, Marty Friedman, Marillion, Marky Ramone, Rainbow, Leon Hendrix, Wardruna gibi isimlerin Türkiye konserlerini düzenleyen MOODLive organizasyonunda gerçekleşecek.

12 Aralık 2014, garajistanbul

Kapı Açılış : 22:00

Sahne : 23:00

Bilet Fiyatları : Tam 60 TL,

Öğrenci 40  TL

Los Angeles Fotoğraf Festivali (LAPF), Türkiye’yi temsil eden 100 eseri Amerikalı sanatseverlerle buluşturdu.

losangels turkiye sergisi

2014 yılı teması “Türkiye” olarak seçilen festivalde, jüri heyeti tarafından değerlendirilerek zorlu elemeyi geçen 100 fotoğraf, Los Angeles Downtown Hatakeyama Galeri’de sergilenmeye hak kazandı.

Anadolu’nun dört bir yanından fotoğraf sanatına gönül vermiş amatör ve profesyonel fotoğrafçının katıldığı projede, dünyaca ünlü fotoğrafçılar Roberto Ysais, Vern Evans, Türk fotoğraf sanatçısı Mert Türkoğlu ve Pulitzer ödüllü Associated Press muhabiri Nick Ut jüri üyeliği yaptı.

Oyuncu Didem Erol’un sunumuyla gerçekleşen açılış kokteyline, Türkiye’nin Los Angeles BaşkonsolosuAydın Topçu, jüri üyeleri ile yazar ve sanatçılar katıldı.

Açılışta söz alan AP muhabiri Nick Ut, “Türkiye muhteşem bir buluşma noktası. Yüzlerce yıllık köklü tarihiyle farklı kültürleri içinde barındıran bir mozaiğe sahip. Böyle bir projede yer almaktan ve bu vesileyle Türkiye’yi daha yakın tanımaktan büyük mutlululuk duydum” dedi.

LAPF kurucuları Mert ve Elif Türkoğlu da yaptıkları açıklamada, festivale gösterilen yoğun ilgiden memnuniyet duyduklarını belirtti. İkili, sergiyi Los Angeles’tan sonra New York, San Francisco ve Chicago’ya da taşımayı hedeflediklerini ve sergilenen 100 fotoğraftan oluşan bir albümü Amerika’da yayımlamayı planladıklarını söyledi.

Mert Türkoğlu, “Uluslararası düzeyde bir marka olma yolunda ilerleyen LAPF, Türk fotoğrafçılarına uluslararası platformda kendilerini tanıtma imkanı sağlarken, sanatın evrenselliğinden yola çıkarak farklı kültürleri buluşturmayı ve ülkemizin tanıtımına katkıda bulunmayı hedefliyor” dedi.

Anadolu kareleriyle şehir, insan, doğa ve obje üzerine kurgulanmış 100 fotoğraftan oluşan sergiyi, yaklaşık 15 bin kişinin ziyaret etmesi bekleniyor.

Bugüne kadar Türk fotoğrafçılığı adına gerçekleştirilmiş en kapsamlı uluslararası sergi olan “LAPF Konsept Türkiye” Los Angeles’ın ardından, mayıs ayında İstanbul Kanyon Alışveriş Merkezi’nde Türk sanatseverlerle buluşacak.

Kaynak :[-]

2012 yılında ilki düzenlenen ve büyük ilgi gören “Maddenin Halleri” bu yıl yine sanatçı ve tasarımcıları ‘birlikte çalışma, üretme ve disiplinlerarası bakış’ başlıkları altında ikinci kez bir araya getiriyor.

maddenin-halleri“Maddenin Halleri 2″ sergisi 22 Ocak – 27 Mart 2014 tarihleri arasında Armaggan Art & Design Gallery’de sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Sergi, sanatçı ve tasarımcıların birlikte çalışarak yarattıkları eserler ve ürünler üç aydan fazla sürede oluştu.

Farklı disiplinlerin iş birliği içinde çalışmasını merkeze alan sergide; deri, ahşap, gümüş, mermer, bakır, kağıt ve tekstil gibi pek çok malzeme projeyi zenginleştiriyor.

Galerinin koordinatörü ve sergi küratörü Şanel Şan, Maddenin Halleri 2 sergisinin çıkış noktası ile ilgili olarak; ”Bir tasarım ve üretim markası olan Armaggan’ın bünyesindeki galeride sergilenen eserler, tıpkı markanın özel tasarlanan ürünleri gibi, sanatçılar tarafından sergi için özel olarak üretildi” diyor.

Sergide; farklı malzemeleri kullanan, teknikleri ayrı fakat sanat görüşleri paralel olan 50’den fazla sanatçı ve tasarımcının, 24 grup ve 7 bireysel çalışma sonucu ürettiği eserler yer alıyor.

Maddenin Halleri 2 Sergisine Katılan Sanatçılar

maddenin_halleriGruplar:
Avedis Kendir – Betül Cankara
Didem Durukan – Çiğdem Buçak Telli
Emre Evrenos – Arda Yorgancılar
Evren Erol – Lara Karaso
Gülperin Sertdemir – Haluk Tatari
Zeynep Torun – Mutlu Torun
Nevin Esen Rodoplu – Nilgün Sabar
Neşe Çoğal – İpek Altunmaral
Jülide Arslan – Meltem Eti Proto – Aliye Arslan
Collaborate 4
Nuray Özler – Desen Halıçınarlı
Sami Savatlı – Hüseyin Rüstemoğlu
Sıla Özgün – Gülfidan Özmen
Önder Özkan – Erim Bikkul
Efe Urgunlu – Tan Mavitan
Nazar Şigaher – Saba Barlas
Gamze Yalçın – Saliha Yılmaz
Yasha Butler – Derya Özparlak
Joelle Hançerli – Nevres Merve Kutlay
Hülya Sözer – Özlem Tuna
Osman Yaldır – Füsun Yaldır
Tablet Design – Mel Art (Meliha Babalık)
Sinem Kaya –  Hakan Erol
Naif Design – Sinem Yıldırım

Bireysel:
Nergiz Yeşil
Serim Turaçlı
Aziz Tavil
Serkan Akyol
Gönül Nuhoğlu
Sibel Niksarlı
Tan Taşpolatoğlu

Yazan : Bertan ATA

Bakırköy,Osmanlı döneminden bu yana sanatla iç içe olan ve ülkemize çok sayıda değerli sanatçı kazandıran ilçemiz olup,burada yaşayan herkesin iftihar ettiği ve tarihinde sahip olduğu bu özelliğinden gurur duyan bir semtimizdir. Bakırköy’ün tarihinden bu yana sahip olduğu sanat ruhunu, bu zamana kadar gelecek kuşaklara,şartlar ne olursa olsun aktarmayı başarmıştır.Bilinçli bir Bakırköy’lü devraldığı bu bayrağı sadece geleceklere kuşaklara aktarmakla kalmamış ve bunun Bakırköy sınırlarını aşması için de çaba sarf etmiştir.

bakırköy-meydanGünümüzde özellikle görsel ve yazınsal basından dolayı her çalışmaya sanat denen ve herkese sanatçı denilen bir dönemde yaşıyoruz. Sanatın artık bu kadar ucuzladığı ülkemizde sanat eğitimi veren kurslarında yetersiz ve sağlıksız ortamda ders verilmesi , her ne kadar ciddi, rahatsız edici durum olsa da gerçek şu ki bu şartlar altında eğitimin kaliteden yoksun olması kaçınılmaz bir durumdur.

Bu durum, ülkemizde sanatla bağdaşmış olan semtimizi de etkilemiştir. Artık her köşede sanat eğitim yerleri, kursları, dernekleri görmek mümkün. Bu durum toplum açısından mutlu edici bir durum gibi gözükse de verilen sanat eğitiminin acaba hangi seviyede olduğunu da düşünmemek elde değil.  Sanat eğitimi verilirken özellikle çocuklara pedagojik anlamda nasıl eğitim verilmesi gerektiğini bilmek ve çocuğa eğitim verilen sanat dalını öğretmek dışında, çocuğa ilerleyen yıllarda da sanatı daima sevmesi ve yüceltmesi gerektiğini de aşılamanın şart olduğunu unutmamak gerek. Bunu yapmak için hem aileyle işbirliği içinde bulunmak hem de akademik eğitim almış, sanat eğitiminin sorumluluğunu taşıyan, bilinçli, yaptığı mesleği seven kişiler olmasına dikkat etmek gerekir.

Eğitmenler, aynı zamanda yeni sanat eğitimi almaya başlamış bir çocuğun rol modeli olduklarından, sorumluluklarının bilincinde olup, sanatın kendilerine verdiği heyecanı ilk gün ki gibi hissederek, cesur ve bir o kadar kutsal olan görevi, bu çizgilerde yerine getirmelidir.

Nar Sanat Eğitim Kursu’nun bir öğrencisi olarak,açıldığı günden bu yana, adı her zaman sanatla anılan semtimizde,Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanarak bir ilki gerçekleştirmiş, çocuklara verilen eğitimin pedagojik olarak değerlendirilerek verilmesiyle,hem çocukların sanatsal eğitiminin en iyi seviyede verilmesi hem de bu eğitimle daima sanat sevgisini taşıyacak ve yüceltecek bireyler yetiştirmeyi kendine misyon edinmiştir. Nar Sanat, akademik eğitim almış eğitmenlerle ve herhangi bir sanat eğitiminde sahip olunması gereken profesyonel materyallerle yaparak, bizlere ve sanata hak ettiği değeri vermeyi ilke edinmiştir.

nar sanatta çocuk mutluluğuÜlkemizde sanatın durağı olan semtlerimizden biri, hatta beklide en önemlisi olan Bakırköy’de  bir derneğe ait olarak kurulan ilk  M.E.B. ‘e bağlı eğitim yuvası olması benim ve benim gibi birçok Bakırköylünün hep aradığı bir şeydi. Sonunda sanatı seven, duyarlı kişiler tarafından böyle bir kurumun açılması ve sanata ellerinden geldiği kadar sahip çıkması bizler için çok mutluluk ve gurur verici. Ayrıca sadece Bakırköy’le sınırlı olmayıp, İstanbul’da sanatı seven her bireye ulaşma çabası da takdire şayan bir başka özellikleri. Bizim gibi bu yola gönül vermiş insanlara da örnek olmaları ve ilerde sanatı ve sanatçıyı ayırt edip, bunlara değer verecek nesiller yetiştirerek topluma kazandırma çabaları onlara ayrı bir teşekkür gerektiriyor. Her zaman sanattan yana olan ve sanatın gücüne inanan herkese kapısı açık olan bu kurumun öğrencisi olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Ulu Önder Atatürk’ün dediği gibi ‘’Sanatsız kalan bir milletin, hayat damarlarından biri kopmuş demektir. Biz sanatseverler olarak üzerimize düşen sorumluluğumuzla, gücümüz yettiğince bu damarın kopmasına engel olmaya çalışıyoruz ve olmaya da devam edeceğiz.

Bu yolda Bakırköy’de yıllar sonra kendi özel profesyonel tiyatrolarını kurmaları ve şu anda Bakırköy’de tek özel profesyonel tiyatro topluluğu oldukları için ayrıca kendilerine teşekkür ediyor ve başarılarının daimi olmasını diliyorum.