Şunun için etiket arşivi: filmler

Sadece sanat haberleri yayınladığımızı biliyoruz. Fakat yazın iyice yüzünü gösterdiği şu sırlar biraz farklılık ve zaman zaman acı da olsa tebessüm iyi gider diye düşündük. Kafa dağıtma zamanı iyi okumalar.

afganistan

  • Çocuk ölümlerinin en fazla yaşandığı ülke Afganistan.
  • Dünya’da en fazla bira tüketimi Venezuella’da yaşanıyor. Kişi başına düşen yıllık bira tüketimi 83 litre.
  • Dünya’da en fazla sigara tüketimi yapan ülke Yunanistan. Kişi başına günlük sigara tüketimi 8 adet.
  • Yemeğe en fazla zaman ayıran ülke Türkiye. Kişi başına düşen günlük zaman 162 dakika.
  • Dünya’nın en fazla çay üreten ve tüketen ülkesi Çin. Yılda 1,166 bin ton üretim, 828 bin ton tüketim yapılıyor.
  • İş hayatında en fazla aktif olan ülke Cayman Adaları. Nüfusun 67.7’si çalışıyor.
  • Kanada’da her 100 insana ortalama 94 bilgisayar düşüyor.
  • Birleşik Arap Emirlikleri’nin her 100 vatandaşının ortalama 176 cep telefonu var.
  • En fazla gazete şatışı yapılan ülke İzlanda. Nüfusun %80’i gazete okuyor.
  • Eğitime en fazla para harcayan ülke Küba.
  • Dünyanın en büyük ekonomisine sahip olan ülke ABD.
  • Dünyada en fazla altın üretimi yapan ülke Çin. Yılda 270 ton
  • En fazla trafik kazası Katar’da yaşanıyor. Buradaki kazalara 100,000 insan karışıyor. 9,989’u yaralanıyor ve bunların %33’ü ölümle sonuçlanıyor.
  • Dünyada en çok dil konuşulan ülke Papua Yeni Gine. 869 dil, ağız ve lehçe konuşulmaktadır.
  • Dünyanın en sıcak yeri Libya’da El-Aziziya’dır. Ortalama sıcaklık 58 C
  • Dünyanın en soğuk yeri Antarktika’da Vostok’tur. En düşük sıcaklık -89 C

İlginç tesadüfler

  • Amerika’da bulunan Hoover barajı projesinde 112 adam öldü. İlki 20 Aralık 1922’de J.G. Tierney idi. Sonuncu ise tam 13 yıl sonra yine 20 Aralık 1935’de Patrick Tierney idi ve J.G. Tierney’nin oğluydu.
  • 1930’lar da Detroit’te dikkatsiz genç bir anne Joseph Figlock isimli bir adama çok şey borçlu. Figlock sokakta yürürken yüksekçe bir pencereden düşen bebek tam onun kucağına geldi. Ne adam ne de bebek yaralandı. Fakat sadece bir yıl sonra, yine Figlock sadece sokaktan geçiyorken aynı bebek yine aynı şekilde kucağına düştü. Ve yine ikisi de zarar görmedi.
  • 2000’de çıkan Deus Ex projesinde sanatçı ikiz kuleleri New York siluetine koymadı. Bu ise oyunda ikiz kulelerin bir terörist saldırısında yıkıldığı şeklinde açıklanıyordu.
  • MGM kostümcüleri Oz Büyücüsü’nde ki Profesör Marvel için, pejmürde görünmesi amacıyla bir ikinci el dükkandan ceket aldı. Fakat bu ceketin aynı zamanda Oz’un yazarı L. Frank Baum’a ait olduğunu bilmiyorlardı.
  • Tamerlane 14. yüzyılda yaşayan Cengiz Han’ın soyundan ve zamanın çoğunu Asya’yı fethetmekle geçirmiş bir hükümdardı. Sovyet arkeologlar mezarını açtığında şu yazıyırdu :” Mezarımı açan benden daha kötü bir işgalciyi ortaya çıkaracaktır.” Tarih 20 Haziran 1941 idi.
  • Roma’nın efsane kurucusunun adı Romulus idi ve daha sonra Augustus adını aldı. Alman barbarlar tarafından Batı Roma İmparatorluğu’nun son imparatorunun adı ise yine Romulus Augustus idi.
  • 28 Temmuz 1900’da İtalya hükümdarı Kral Umberto Monza’da küçük bir restorana gitti. Restoran sahibinin adı da Umberto idi ve sipariş aldıktan sonra ikili ortak özelliklerini keşfettiler. İkisi de Turin kasabasında 14 Mart 1844’de doğdu. İkisi de aynı gün Margherita isimli birer kadınla evlendiler. Kral Umberto’nun kral olduğu gün restoran açıldı. Ertesi gün ise restoran sahibi öldürüldü, kral buna üzülürken aynı gün kalabalıktan bir suikastçı onu öldürdü.
  • 1974’de Bermuda’da motosiklet kullanan bir adam taksi çarpmasıyla öldü. Bir yıl sonra adamın kardeşi yine aynı motosiklet ile öldü. Ona da aynı taksi sürücüsü aynı yolcu ile birlikte çarptı.
  • 1976 tarihli Omen filmi pek çok tesadüf barındırıyordu. En ilginci ise şuydu: Film ekibi tarafından kiralanan bir özel jet son anda iptal edildi. Daha sonra bu jet bir yola çarptı ve iki arabanın kaza yapmasına yol açtı. Jetin çarptığı arabalardan birinde pilotun karısı ve çocuğu vardı ve kimse kurtulamadı.
  • Birinci Dünya Savaşında ölen ilk İngiliz askeri ile son İngiliz askerinin mezarı 6 metre arayla ve birbirine bakıyor. Ve bu yerleştirme bilinçli yapılmadı.
  • Viyana’da ki 79 milyon insanın ölümünden sorumlu olan 3 insan Hitler, Stalin ve Josef (Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph) sıklıkla aynı zamanlarda ve sıkça halde aynı parkta yürüdüler ve birbirlerini tanımıyorlardı.
  • 1895’de Ohio’da sadece iki araba vardı ve onlar da birbirine çarparak kaza yaptı.
  • ilginçlikler1914’de Alman bir anne çocuğunu fotoğraflamak için bir film aldı ve onu Starzburg’da ki bir fotoğrafçıya götürerek fotoğrafları almak istedi. Daha sonra savaş başladı ve fotoğrafları hiç alamadı. Daha sonra Frankfurt’a taşındı ve iki yıl sonra bu sefer yeni doğan çocuğunu fotoğraflamak için yine bir film aldı. Fotoğrafı almaya gittiğinde iki yıl önceki fotoğrafın yenisiyle üst üste bindiğini gördü. Filmler çoğunlukla tekrar kullanılırdı ve bu özel film hiç temizlenmeden 150 kilometre ötede aynı kadına satılmıştı.
  • Güney Afrikalı 49 yaşındaki astronom Danie du Toit, ölümün her an gelebileceğini öğütleyen bir ders verdi. Dersi bitirirken ağzına bir şeker attı, oturdu, ve bu şekerle boğulup öldü.
  • A III18Arçdükü Franz Ferdinand’ın öldürüldüğü arabanın plakası “A III18” idi. Bu olaydan sonuçlanan savaş bir Ateşkes ile 11-11-18’de sona erdi.
  • 200 yıl arayla yaşamış şarkı yazarı ve gitarit Hendrix ve besteci Handel Brook caddesinde yanyana iki evde oturdu.
  • Bir ofise şikayet mektubu yazmak için gelen iki kadın bilgisayar hatası sonucu aynı sosyal güvenlik numarasına sahipti. Aynı Patricia Ann Campbell ismine sahiplerdi, ikisinin de doğum günü 13 Mart 1941 idi, ikisinin de babası Robert Campbell idi, ikisi de 1959’da iki askerle evlenmişti hendrixve ikisinin de 21 ve 19 yaşlarında iki çocuğu vardı.
  • Thomas Jefferson’ın son sözleri: Bugün ayın 4’ü mü? ( Ölüm: 4 Temmuz 1826)
  • Bir kaç saat önce Jefferson’ın öldüğünü bilmeyen John Adams’ın son sözleri: Jefferson yaşıyor. ( Ölüm: 4 Temmuz 1826)
  • Son anlarında arkadaşı James Madison ile ilgili konuşan James Monroe’nun son sözleri: Keşke ölmeden son kez onu görebilseydim. (Ölüm 4 Temmuz 1831)
  • Bu geleneği devam ettirmek için Madison’a ilaç verildi ve 4 Temmuz’a kadar yaşatılmaya çalışıldı. son sözleri: Lanet olsun! (Ölüm: 28 Haziran 1836)
  • 1920’lerde Amerikan roman yazarı Anne Parish çocukluk favorilerinden Jack Frost ve Diğer Öyküler kitabını Paris’te bir kitabevinde buldu. Kitabı kocasına gösterip ne kadar sevdiğini anlattı. Kitabı açtıklarında şu yazıyı gördüler: Anne Parish, 209 N. Weber sokağı, Colorado Springs” Kendi kitabıydı.
  • Beatrice’de ki batı yakası baptist kilisesi korosu için her çarşamba saat 7.20’de bir prova yapardı. 1 Mart 1950’de bir çarşamba günü 7.27’de gaz sızıntısından bir patlama yaşandı. Mucizevi bir şekilde kimse zarar görmedi çünkü koronun 15 üyesinin tamamı ilk defa provaya geç kalmıştı.
  • 2006’da balıkçı Mark Anderson “Copious” isimli botuyla balığa çıkmışken tam 92 yıllık bir şişede mesaj buldu ki bu en eski mesaj olarak Guiness Rekorlar Kitabı’na girdi. Arkadaşı Andrew Leaper’a bu konuda devamlı övünerek onu gıcık etti. 2012’de Aynı botla bu sefer Leaper balığa çıktığında bu sefer 96 yıllık bir mesajı o buldu ve arkadaşını kitaptaki yerinden etti.
  • 70 yaşında bir adam Helsinki’nin 600 kilometre kuzeyinde bir yoldan geçerken bir kamyonet ona çarptı ve adam öldü. 2 Saat önce yine 70 yaşında bir adam 1.5 kilometre ötede yine karşıdan karşıya geçerken kamyonet çarpmasıyla öldü. İkisi kardeşti, hatta ikiz kardeşti.
  • 1973 Yılında Anthony Hopkins, kitabıyla aynı ismi taşıyan George Feifer imzalı Petrovkalı Kız filminde başrolü kaptı. Önce kitabı okumak isteyen Hopkins, Londra’da ki hiç bir psycho-filmikitapçıda kitabı bulamadı. Eve giderken bir bankta unutulmuş bir kitap buldu ve bu kitap Petrovkalı Kız idi. 2 Yıl sonra filmi çekerken George Feifer Hopkins’e kendi kitabından onda olmadığını çünkü kitabı verdiği bir arkadaşının onu Londra’da kaybettiğini söyledi. Kitabın içinde Feifer’ın tüm notları bulunuyordu. Hopkins kitabı çıkarıp ” Bu mu?” diye sordu, aynı kitaptı.
  • 29 Eylül 1888’de saat 8.30’da Catherine Eddows tutuklandı. 12.55’de ayılıp serbest bırakılırken polislere isminin Marry Kelly olduğunu söyledi ki bu yanlış ve uydurmaydı. 30 Eylül’de sabah karın deşen tarafından öldürüldü. Bu karın deşenin son cinayeti olan Marry Kelly’den bir önceki cinayetti.
  • 1660’da bir gemi Dover geçidinde battı. Tek kurtulan Hugh Williams idi. 1767’de aynı yerde ikinci bir gemi battı ve yine tek kurtulan adamın ismi Hugh Williams idi. 1820’de Tahmes’de bir gemi karaya oturdu ve yine tek kurtulan Hugh Williams idi. 1940’da bir gemi Alman mayını tarafından patlatıldı. İki adam kurtuldu, amca yeğenlerdi ve ikisinin de ismi Hugh Williams idi.
  • Hitler ve Napolyon 129 yıl arayla doğdular. Yine 129 yıl arayla hükümdar oldular. 129 yıl arayla Rusya’ya savaş açtılar ve 129 yıl arayla yenildiler.
  • Violet Jessop RMS Olympic, RMS Titanic ve HMHS Brittanic gemileri battığında bu gemilerde bulunuyordu.
  • Birinci Dünya Savaşı’nın ilk günlerinde İngilizler RMS Carmania isimli bir savaş gemisini geçici bir savaş teknesine dönüştürdü. Dikkatlerden uzak kalmasını umarak SMS Cap Trafalgar isimli bir Alman gemisi olarak gizlediler. Plan işe yaradı ve 14 Eylül 1914’de bir Alman gemisini Brezilya kıyısında batırdı. Tamamen tesadüf olarak batırdığı gemi gerçek SMS Cap Trafalgar gemisi idi. Hatta bu gemi de Almanlar tarafından RMS Carmania ismiyle gizlenmişti.

Antik Roma hakkında bilinen ilginç şeyler

  • roma hakkındaAntik Roma’da gladyatör kanı doğurganlığı arttırmak ve bazı hastalıkların tedavisi için içilmesi tavsiye ediliyordu.
  • Mor giysiler statü belirtiyordu ve sadece imparator veya senato üyeleri giyebilirdi. Mor boya denizden bazı midyelerden elde ediliyordu. Asiller dışında mor giymek vatana ihanet sayılıyordu.
  • Penis heykelciklerinin uğur getirdiğine inanılıyordu. Ya boyunda ya da kapı girişlerine asılırlardı ve kötü ruhları uzak tuttuğuna inanılırdı.
  • Sol elini kullanan insanların şanssız doğduğu düşünülürdü.
  • roma ve kadınİmparator Caligula zaman zaman halk içine kadın kıyafetleri içinde çıkardı.
  • Milattan önce birinci yüzyılda şair Gaius Valerius Catullu, kendini eleştiren iki Romalı Furius ve Aurelius’a gönderme yapan bir şiir yazdı. Sözleri o kadar ağırdı ki şiir hiç latinceden çevrilmedi.
  • Romalılar ilk Hristiyanların ekmeği beden şarabı kan olarak gaius-valeriusgörmesinden dolayı onları yamyam zannediyordu.
  • İçerdiği amonyaktan dolayı çamaşır temizliğinde sidik kullanılırdı. Tüm şehirden sidik toplanırdı.

Sinemadan birkaç bilinmeyen

  • Norma Jeane Mortenson yani Marilyn Monroe gerçekte sarışın değildi.
  • 1960’da ki Psycho filmi bir tuvalet sifonunu gösteren ilk filmdi ve bu uygunsuzluk açısından tartışmalara yol açtı.

Bizimle ilgili ilkler ve enlerden bazıları

  • ilk hırıstiyanlarİlk defa verâset sistemini uygulayan Hunlardır
  • İstanbul’u ilk kuşatan Türk devleti Avarlardır (619-626).
  • Dünya’da ilk defa Yivli-Setli toplar II. Beyazıt zamanında yapılmıştır.
  • Osmanlılarda ilk bütçeyi Tarhuncu Ahmet Paşa yapmıştır.
  • İlk Mühendis okulu 1731 yılında Kara Mühendishanesi adıyla I. Mahmut tarafından kurulmuştur.
  • Osmanlı Devletinin I.Dünya savaşı içinde paylaşıldığı ilk antlaşma Sykes Picottur.
  • I.Dünya Savaşında Osmanlı Devletinin elinden çıkan ilk yer Kıbrıs’tır.
  •  Osmanlı Devletinde bağımsızlığını kazanan son balkan devleti Arnavutluktur.
  • İşgallere silahla karşı koyma kararı ilk defa İzmir Müdafaa Hukuk Kongresinde verilmiştir.
  • İzmit’in Yunanlılara verilmesi ilk defa Paris Barış Konferansında kararlaştırılmıştır.(1919)
  • İtilaf devletlerinin Mondros’tan sonra kontrol altına aldıkları ilk yer boğazlar ve Marmara bölgesidir.
  • donarak ölen türkKuvay-ı Milliye hareketi ilk defa Yunan işgaline karşı kurulmuştur.
  • İşgale karşı kurulan ilk cemiyet Trakya Paşaeli Cemiyetidir.
  • Amerikan Northwest Havayolları’na ait bir DC-10’un iniş takımı yuvasına gizlenerek Amsterdam’dan New Jersey’e kadar uçan Türk, donarak öldü.
  • Mideye kaçan sineği öldürmek için ağza sheltox sıkmak suretiyle ölüm (İstanbul/Sultanbeyli)
  • Bir arabaya 11 kişi binip viyadüğe uçmak (Molla Gürani Viyadüğü/İstanbul)
  • Aynı iş yerinde biri gündüz bir gece vardiyasinda olmak üzere çalışmakta olan baba oğuldan biri mobylette motor ile işe gitmekte diğeri ise bir başka mobylette ile eve dönmekte iken, yol üzerindeki sert bir virajda karşılasmaları ve birbirlerine selam vermek isterken çarpışıp beraberce ölmeleri. (Konya,Meram Mahallesi)
  • Nüfus sayımı nedeniyle kendisinden başka kimsenin bulunmadığı yolda (üstelik de otoban) sayım görevlisinin bariyerlere çarparak ölümü. (TEM Otoyolu-Gebze)
  • Arkadaşlarıyla iddiaya tutuşup kafasıyla mermer bloku kırmaya çalışan medyatik karatecinin mermer yerine kafasını kırarak beyin travması sonucu ölmesi (İstanbul-Esenler).
  • Bir işçinin 600 tonluk pres makinesinin arasında emeklemek suretiyle 2450 derecelik fırında sigarasını yakmaya çalısması. (Karabük Demir Çelik Fabrikaları)
  • Alkollü durumda TEM otoyolunda seyreden bir araçtaki beş kişinin; süper fm´de çalmaya başlayan oynak bir şarkı sonrası aracı sağa çekmesi ve otoyolda göbek atmaya başlaması üzerine 5 kişiden 3´ünün ayrı ayrı araçların çarpması sonucu ölümü (Adapazarı/Hendek).
  • Yolda mutlu mesut yürürken kafaya balkon düşmesi (Gene Dudullu´da).
  • Elektrik direğine yaslanıp ayakkabısına kaçan taşı ayağını silkeleyerek çıkarmaya çalışan kişinin, elektrik çarptığını sanan yardımsever biri tarafından kafasına kürek, kalas vb. vurularak ölmesi. (Rize/Ardeşen Kasabasi/Tunca Köyü´nde).
  • Yatağındaki tahtakurusu veya bilimum haşeratı öldürmek için yatağı ilaçladıktan biraz sonra uykuya dalarak vefat etmek (Bodrum/Yalıkavak Köyü).
  • Balkona 50 kişi çıkılması sonucu balkonun çökmesiyle oluşan toplu ölüm. (Dudullu´da bir Köy nişan töreninde)
  • Tıraş olurken berberin rahatlatır diye boynu aniden sağa sola çevirme hareketi sonucu küt diye boynu kırılan müşterinin koltukta rahmetli oluşu. (Erzurum)

 

Diğer ilginçlikler

  • Kamboçya’da 72 harften oluşan bir alfabe kullanılmaktadır.Bu harflerin çoğu gereksizdir
  • Bougainvilla adasının yerlileri 11 harfli bir alfabe kullanırlar.(Adanın adı bile 12 harfli) Dünyanın en uzun isim ve soyadına sahip Bay Adolph Blaine Charles David Earl Friedrick Gerald Hubert Irvin John Kenneth Lloyd Martin Nero Oliver Paul Quincy Randolph Sherman Thomas Uncas Victor William Xerxes Yancy Zeus’un 590 harfli soyadının ilk 35 harfi Wolfeschlegelsteinhausenbergerdorff’tur.

 

Not: Onedio ve diğer kaynaklardan derlenmiştir.

”Uluslararası Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali”, bu yıl 9-16 Mayıs tarihleri arasında 16. kez beyaz perdede seyirciyle buluşacak.

16-uçan-süpürge

,Derneğin yönetim kurulu başkanı Halime Güner, ”Şakaya gelmeyecek kadar önemli konular” olarak belirttiği çocuk gelinleri ve festivali özellikle bugün gündeme taşımak istediklerini söyledi.

Güner, Türkiye’nin ilk kadın film festivali Uçan Süpürge’nin, aynı zamanda Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Federasyonu’nun (FIPRESCI) ödül verdiği tek kadın filmleri festivali olduğunu vurguladı.

ONUR ÖDÜLÜ PERİHAN SAVAŞ İLE ZEYNEP AKSU’YA

Festival Koordinatörü Özlem Kınal da bu yılki temayı ”…rağmen…’ dayanışma devinim” belirlediklerini ve bunun hayatın her alanında zorluklara mücadele eden kadınların danışmalarına da çağrı niteliğini taşıdığını ifade etti.

Festivalin 15 bölüm ve 110 filmden oluştuğunu kaydeden Kınal, filmlerin Kızılırmak Sineması, Alman Kültür Merkezi ve Ankara’daki 9 üniversite kampüsünde gösterileceğini belirtti.

uçan-süpürge-afişKınal, festivalde ”Onur Ödülü”nün 120’yi aşkın filmde rol alan Perihan Savaş ile Zeynep Aksu’ya, ”Bilge Olgaç Başarı Ödülü”nün ise kuaför ve makyöz olarak girdiği sahne hayatına filmlerde oynadığı rollerle dikkati çeken Suzan Kardeş’e verileceğini açıkladı.

Kınal, bu yıldan itibaren ilk kez verilecek festival ”Tema Ödülü”nün ise ”Onunla ilgili ne söylense eksik kalır” diyerek Yıldız Kenter’e takdim edileceğini belirten Kınal, festivalin ”Genç Cadı ve FIPRESCI ödülleri’nin kapanış töreninde belli olacağını söyledi.

Festivalin Devlet Opera ve Bale’sinin gösterisiyle açılacağını ifade eden Kınal, festivalde film gösterimlerinin yanı sıra yönetmen ve oyuncularla söyleşi, panel ve sergilerin de olacağını kaydetti.

                                                                           Festival organizasyonunun sitesinden :

Festival bu yıl “… rağmen …” diyecek

Uçan Süpürge bu yıl 16.sını gerçekleştireceği Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin temasını da “…rağmen…” olarak belirledi. Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde Uluslararası Kadın Filmleri Festivali için geri sayımı başlatan Uçan Süpürge 9 Mayıs’ta sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

9-16 Mayıs tarihlerinde Ankara’da yapılacak festival, “…rağmen…” temasıyla kadın mücadelesine selam göndererek dayanışmanın ve tüm eşitsizliklere direnmenin sinemadaki yansımalarına kadınların gözünden bakacak.

Festival, dünyayı değiştirmek üzere yola çıkan kadınların inatla ve her şeye RAĞMEN direndiğine, her şeye RAĞMEN susmadığına, her şeye RAĞMEN burada olduğuna dikkat çekecek.

9 Mayıs akşamı Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde gerçekleşecek açılış töreniyle başlayacak olan festival, bu yıl kadınların sokakta, evde, erk ve iktidarın nefesini kestiği her alanda “…Rağmen…” diyerek soluklandığı anlara odaklanacak. Festival filmler, paneller, atölye çalışmaları ve film okumalarıyla dolu bir program sunarken bu anların sinemanın olanaklarıyla birer sorgulama alanına dönüşmesine de aracılık etmiş olacak.

Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 16. yılında, kadın mücadelesi deneyiminin başardıklarına ve direnişin doğasına referansla “…Rağmen…” teması üzerinden huzursuzluğa, umuda, gerçeğe, kabullenmeyişe, sese, harekete, başarmaya, koşmaya, dik durmaya, çılgınlığa, eyvallah etmemeye, inada, cürete, cesarete ve sınırsızlığa davet edecek:
Bu yılki temasını aynı zamanda bir birliktelik çağrısına dönüştüren festival, “…Rağmen….” diyerek aşağıdaki çağrıyı yapıyor.

Biz kadınlar;

bizi evlere hapseden düzeninize RAĞMEN sokağı bırakmıyoruz
her gün sayısızca ölmemize RAĞMEN yaşamı bırakmıyoruz
üstünlük üzerinden var ettiğiniz dilinize RAĞMEN sözümüzü bırakmıyoruz
sizin olan kutsalınıza RAĞMEN bizim olan bedenimizi bırakmıyoruz
ikiyüzlü ahlakınıza RAĞMEN günahımızı bırakmıyoruz
cenneti ayaklarımızın altına seren kirli vaatlerinize RAĞMEN cehennemimizi bırakmıyoruz
yok saydığınız emeğimize RAĞMEN hakkımız olanı bırakmıyoruz
duvarların ardına hapsettiğiniz fikirlerimize RAĞMEN inandıklarımızı bırakmıyoruz
türlü pazarlıklarla sağlamlaştırdığınız koltuklarınıza RAĞMEN başka bir dünyayı mümkün kılabilecek düşlerimizi bırakmıyoruz
yasakçı muhafazakarlığınıza RAĞMEN özgürlüğümüzü bırakmıyoruz
yarattığınız yapay sınırlara RAĞMEN sınırsızlığımızı bırakmıyoruz

biz yüz yıllardır;
her şeye RAĞMEN direniyoruz!
her şeye RAĞMEN susmuyoruz!
her şeye RAĞMEN buradayız!

Direniyoruz, Dayanışmayı Bırakmıyoruz!

 Siteden Festival hakkında daha fazla bilgi için lütfen TIKLAYINIZ.

Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’de çarşamba günü Gülsin Onay’ın “Tuşlarda Romantizm” piyano resitali saat 19.30’da dinlenebilir.

SERGİ

İSTANBUL

  • Güçlü Öztekin’in “İyi İşler Zaman Alır Müthiş Şeyler Aniden Olur” isimli sergisi 5 – 30 Mart tarihleri arasında Rampa’da. (0212 327 08 00)
  • Duygu Süzen’in “Nabız” isimli sergisi 5 – 30 Mart tarihleri arasında MERKUR’da. (0212 225 37 37)
  • DADA SİNEMA’sından örnekler isimli sergi 5 Mart – 5 Nisan tarihleri arasında Asfalt Art Gallery’de. (0216 418 08 06)
  • Daver Darende’nin sergisi 6-28 Mart tarihleri arasında Hobi Sanat Galerisi’nde. (0212 225 23 37)
  • Emre Tandırlı’nın “Mega Rüya” isimli sergisi 7 Mart – 6 Nisan tarihleri arasında Türker Art’ta. (0212 296 53 25)
  • Selim Birsel’in “Adım Adım” isimli sergisi 7 Mart – 20 Nisan tarihleri arasında Egeran Galeri’de. (0212 251 12 51)
  • Mehmet Güleryüz’ün “Göz Göre Göre” isimli sergisi 7 Mart – 27 Nisan tarihleri arasında The Empire Project’te. (0212 292 59 68)
  • İstanbul ve Çevresi Üzerine İki Yüzyıl Boyunca Haritacılık sergisi 7 Mart – 6 Nisan tarihleri arasında Dame de Sion Fransız Lisesi Galerisi’nde.
  • Karma Kış Sergisi 7 – 19 Mart tarihleri arasında Bahariye Sanat Galerisi’nde.
  • Aylin Zaptçıoğlu’nun sergisi 7 – 28 Mart tarihleri arasında Evin Sanat Galerisi’nde. (0212 265 81 58)
  • Rahşan Düren’in sergisi 7-30 Mart tarihleri arasında MKM Beşiktaş’ta.
  • Ömer Muz’un “Zamansız Şehir İstanbul” sergisi 7-30 Mart tarihleri arasında Derinlikler Sanat Merkezi’nde.
  • Halil Vurucuoğlu, Lara Ögel, Mehmet Dere, Merve Şendil, Sibel Diker, Süha Şahin’in “Social Animals” isimli sergisi 7-30 Mart tarihleri arasında Derinlikler ALAN İstanbul’da.
  • Mustafa Seven’in “Tek” isimli fotoğraf sergisi 7-27 Mart tarihleri arasında Galeri Eksen’de. (0212 219 08 50)
  • Alp Bartu’nun “aradakiler” isimli sergisi 7-27 Mart tarihleri arasında Doku Sanat Galerisi’nde. (0212 246 24 96)
  • Richard Smeets’in “Yüzleşmeler: Birey ve Hayat” isimli sergisi 7 Mart – 10 Mayıs tarihleri arasında Rezan Has Müzesi’nde.
  • Su İş isimli sergi 8 Mart – 14 Nisan tarihleri arasında Siemens Sanat’ta. (0212 293 82 33)
  • Clem Peltier’in sergisi 9-31 Mart tarihleri arasında Teşvikiye Sanat Galerisi’nde. (0212 241 65 35)
  • Metin Gönül, Remzi İren, Hikmet Çetinkaya’nın sergisi 9-29 Mart tarihleri arasında Bakraç Sanat Galerisi’nde. (0216 410 91 97)
  • Doktorlara Saygı sergisi 9-14 Mart tarihleri arasında Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)
  • Gülçin Günaydın’ın “Sırça Fanus” isimli sergisi 4 Mart’a kadar Arte İstanbul’da.
  • Tülin Kaynak’ın sergisi bugün son kez Şirket-i Hayriye Sanat Galerisi’nde. (0216 405 27 78)
  • Yaratıcı Asamblajlar isimli sergisi 5 Mart’a kadar Siemens Sanat’ta.
  • Emin Turan’ın “Güneşin Kökleri” isimli sergisi 5 Mart’a kadar Evin Sanat Galerisi’nde. (0212 265 81 58)
  • ArtCenter/İstanbul sanatçılarının “Söylenmemiş Yazılmamış: Dördüncü Sergi” isimli sergisi 6 Mart’a kadar Borusan Müzik Evi’nde. (0212 336 32 80)
  • Rasim Konyar’ın heykel ve resim sergisi 6 Mart’a kadar Kızıltoprak Sanat Galerisi’nde.
  • Çağla Tuğal Göksu’nun “Akşamın Halleri” sergisi 6 Mart’a kadar RenArt Sanat Galerisi’nde.
  • Mustafa Ayaz’ın sergisi 6 Mart’a kadar Doku Sanat Galerisi’nde. (0212 246 24 96)
  • Şubat Kedileri isimli karma sergi 7 Mart’a kadar Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)
  • Özgür Demirci’nin “A’mak-ı Hayal” isimli sergisi 7 Mart’a kadar Niş Art Galeri’de.
  • Mehmet Günyeli, Robert Park, Art Wolfe, Peter Lik’in fotoğraf sergisi 7 Mart’a kadar Galeri Moda Deniz Kulübü’nde.
  • Zeynep Nesligül Eryıldırım’ın “Arşiv” isimli sergisi 8 Mart’a kadar Kadıköy Belediyesi Merkez Sanat Galerisi’nde.
  • Bill Balaskas’ın “Dünyayı Piyasa Kurtaracak” isimli sergisi 8 Mart’a kadar Sabancı Üniversitesi Kasa Galeri’de. (0216 483 90 97)
  • Otar Sharabidze, Sait Günel’in sergisi 8 Mart’a kadar Bakraç Sanat Galerisi’nde. (0216 362 18 26)
  • Şemsettin Başkurt’un sergisi 8 Mart’a kadar Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi Sanat Galerisi’nde.
  • Şemsi Altaş’ın “O An!” isimli sergisi 9 Mart’a kadar Art Suites Gallery’de. (0212 251 55 61)
  • Süleyman Çağlayan’ın sergisi 9 Mart’a kadar Doruk Sanat Galerisi’nde. (0212 252 05 35)
  • Ayşen Urfalıoğlu’nun “Haz’ın Metastasları” isimli sergisi 9 Mart’a kadar Maçka Sanat Galerisi’nde.
  • A. Cem Şahin’in “Şu An” isimli sergisi 9 Mart’a kadar ALAN İstanbul’da.
  • Savaş Camgöz’ün sergisi 10 Mart’a kadar Armoni Sanat Galerisi’nde.
  • Malik Bulut’un “Şavk” isimli sergisi 10 Mart’a kadar Galeri Selvin’de. (0212 263 74 81)
  • “I love you more than art” isimli karma sergi 10 Mart’a kadar ekav art gallery’de. (0212 252 81 31)
  • Merih Akoğul’un “Tenha Vakitler” isimli fotoğraf sergisi 10 Mart’a kadar Artgalerim Nişantaşı’nda. (0212 343 85 50)
  • Mathias Depardon’un “Sınırların Ötesinde” isimli sergisi 10 Mart’a kadar Fransız Kültür Merkezi’nde Fotoğraf Sergisi’nde. (0212 3938111)
  • Türkiye’de Kadın Olmak isimli sergi 11 Mart’a kadar Cihangir Sanat Galerisi’nde. (0212 244 94 99)
  • Nebihe Göl ve Mehmet Tapkan’ın “Renklerin Senfonisi” isimli sergisi 12 Mart’a kadar Bindallı Sanatevi’nde. (0212 252 79 66)
  • Şükrü Karakuş’un “Küresel” isimli sergisi 12 Mart’a kadar Mine Sanat Galerisi’nde. (0212 232 38 13)
  • Nafi Çil ve Nazan Kuşçu’nun sergisi 13 Mart’a kadar Galeri Espas’ta. (0212 227 70 17)
  • Stéphane Delagrange, Defne Sesin Okay ve Gökçe Okay’ın “Beyaz , Sessiz ve Hareketsiz” isimli sergisi 14 Mart’a kadar 44A Sanat Galerisi’nde. (0212 233 33 80)
  • Khaled Akil’in “Ölüm Efsanesi” isimli sergisi 15 Mart’a kadar Chalabi Art Gallery’de. (0212 243 39 09)
  • ibrahim Zaman’ın “Yansımalar II” isimli fotoğraf sergisi 15 Mart’a kadar galeteaart’ta.
  • Müge Ceyhan’ın “Boşluk” isimli sergisi 15 Mart’a kadar Galeri Artist Çukurcuma’da. (0212 251 91 63)
  • Kemal İskender’in “Barbarların Seyir Defteri” isimli sergisi 15 Mart’a kadar Beyoğlu Akademililer Sanat Merkezi’nde. (0212 245 02 29)
  • Erhun Şerbetci’nin “Sarnıçtaki hayalet” isimli sergisi 15 Mart’a kadar Schneidertempel Sanat Merkezi’nde.
  • Ahmet Öğreten’in sergisi 15 Mart’a kadar Tünel Sanat Galerisi’nde.
  • Işık Üniversitesi 1. Ulusal Öğrenci Ekslibrisleri Yarışması Sergisi 15 Mart’a kadar Şile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Sergi Salonu’nda.
  • Alexander Wagner’in sergisi 16 Mart’a kadar Galeri Manâ’da.
  • Silva Bingaz’ın “Doğunun Kıyısı” isimli sergisi 16 Mart’a kadar Pilevneli Project’te.
  • Erkin Saygı ve Ruhcan Topaloğlu’nun “Cam ve Işık 2” sergisi 16 Mart’a kadar Galeri Işık’ta.
  • Robert Di Credico’nun sergisi 16 Mart’a kadar Almelek Sanat Galerisi’nde. (0212 265 38 51)
  • “Ölü müdür doğa?” isimli karma sergi 16 Mart’a kadar Marjinart’ta. (0212 251 16 22)
  • Kainat Barkan P’nin “Farklı Yıllar, Farklı Eserler II” isimli sergisi 16 Mart’a kadar Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde. (0212 351 00 60)
  • Takılabilir Heykel ve Heykel Sergisi 21 Mart’a kadar Simya Galeri’de. (0212 259 77 40)
  • Nadire Günday’ın “Işığın İzinde” 22 Mart’a kadar Fotoğrafevi’nde. (0212 249 02 02)
  • Cenin, Necmi Gürseler, Nihal Martlı, Nazanin Pouyandeh, Olgu Ülkenciler, Burcu Yağcıoğlu’nun “Kâğıt Üstünde” isimli sergisi 23 Mart’a kadar C.A.M Galeri’de. (0212 245 79 75)
  • Ayşe Öykü’nün “Kaleydoskop” isimli sergisi 23 Mart’a kadar Nişantaşı – C.A.M Galeri’de. (0212 248 81 49)
  • Serdar Yılmaz’ın “Yolunu Bul” isimli sergisi 23 Mart’a kadar Pi Artworks Tophane’de. (0212 293 71 03)
  • Afişe Çıkmak isimli sergi 23 Mart’a kadar Tütün Deposu’nda.
  • İki Sanatçı – İki Kuşak isimli karma sergi 23 Mart’a kadar Tüze Sanatevi’nde. (0216 380 85 80)
  • Ali Emir Tapan’ın “Kusursuz Gün” isimli sergisi 23 Mart’a kadar Galerist’te.
  • Salt Soyutisimli karma sergi 24 Mart’a kadar Mixer’de. (0212 243 54 43)
  • Modern Türkiye’nin Osmanlı Mirasını Keşfi: Ali Saim Ülgen Arşivi sergisi 24 Mart’a kadar SALT Galata’da. (0212 334 22 45)
  • Serpil Mavi Üstün’ün “zamansız” isimli sergisi 24 Mart’a kadar Harmony Sanat Galerisi’nde.
  • Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun “Bir Bedri Rahmi ve Amerika…” isimli sergisi 24 Mart’a kadar Sanat Akmerkez’de Galerisi’nde.
  • Mustafa V. Koç ve Süha Derbent’in “Yaşamın ta kendisi” isimli sergisi 27 Mart’a kadar İstanbul Atlı Spor Kulübü’nde.
  • Hüsamettin Koçan’ın retrospektif sergisi 30 Mart’a kadar Kibele Galerisi’nde.
  • Ceren Oykut’un “Hayal Meyal” isimli sergisi 30 Mart’a kadar Galeri x-ist’te.
  • Christopher Thomas’ın fotoğraf sergisi 30 Mart’a kadar Elipsis Galeri’de. (0212 249 48 92)
  • Güçlü Öztekin’in “İyi İşler Zaman Alır Müthiş Şeyler Aniden Olur” isimli sergisi 30 Mart’a kadar Rampa’da. (212 327 0800)
  • Gogi Çagelişvili’nin “Painting” adlı resim sergisi 30 Mart’a kadar Pirosmani Sanat Galerisi’nde. (0212 252 68 12)
  • Eliff Karadayı’nın “Maaile” isimli sergisi 30 Mart’a kadar Maçka G-Mall Galeri G-art’ta. (0212 296 08 76)
  • Suzy Hug Levy’nin “Rüzgârda Bir Yaprak” isimli sergisi 30 Mart’a kadar Galeri Apel’de.
  • Özcan Kaplan’ın “İllaki” isimli sergisi 30 Mart’a kadar Dirimart’ta. (0212 291 3434)
  • Serdar Arat’ın sergisi 30 Mart’a kadar Galeri Nev’de. (0212 252 1525)
  • Hale Güngör Oppenheimer’ın “Yedek Parça” isimli sergisi 31 Mart’a kadar Pg Art Gallery’de. (0212 252 80 00)
  • Damla Özdemir’in “Yeni Vücut” isimli sergisi 31 Mart’a kadar Galeri İlayda’da. (0212 227 92 92)
  • Nur Özalp’in sergisi 1 Nisan’a kadar Tem Sanat Galerisi’nde. (0212 2470899)
  • “Vadim o kadar yeşildi ki” isimli karma sergi 2 Nisan’a kadar Cennet Kültür ve Sanat Merkezi Sergi Salonu’nda.
  • Neriman Oyman’ın “Masallardaki Şehir” isimli sergisi 2 Nisan’a kadar Pusula Sanat Evi’nde.
  • Mustafa Ayataç’ın sergisi 3 Nisan’a kadar Galeri İdil’de. (0212 283 23 83)
  • Heidi Specker, Susanne Brügger ve Thomas Demand’ın “Gerçek Mekân ve Kavramsal Mekan” isimli fotoğraf sergisi 6 Nisan’a kadar Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde. (0212 230 19 76)
  • Haset, Husumet, Rezalet isimli karma sergi 7 Nisan’a kadar ARTER’de. (0212 243 37 67)
  • “Düşler Sergisi” isimli karma sergi 7 Nisan’a kadar Avusturya Sen Jorj Hastanesi’nde.
  • Vitra Çağdaş Mimarlık Dizisi Sunar “Lütfen Rahatsız Etmeyin – Tatil Kavramı Üzerine Bir Sergi” 7 Nisan’a kadar İstanbul Modern’de.
  • Cynthia Madansky ve Angelika Brudniak’ın “1+8” isimli video yerleştirmesi 7 Nisan’a kadar SALT Galata’da. (0212 334 22 45)
  • Ebülfez Ferecoğlu’nun “Sanat ATEŞle Oynuyor” isimli sergisi 10 Nisan’a kadar Alta Sanat Galerisi’nde. (0212 282 69 65)
  • Aslı Çavuşoğlu’nun “Üç Perdelik Cinayet” isimli sergisi 13 Nisan’a kadar Galeri NON’da.
  • Choe U-Ram’ın “Anima” isimli sergisi 14 Nisan’a kadar Borusan Contemporary Perili Köşk’te.
  • Turan Aksoy’un “Bir Portre: Huzursuz” sergisi 19 Nisan’a kadar PiArtworks’de. (0212 293 71 03)
  • Değişen Zamanların Mimarı Edoardo De Nari 1874 – 1954 isimli sergi 20 Nisan’a kadar İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nde. (0212 334 09 00)
  • Nickolas Muray’ın “Bir Fotoğrafçının Portresi” isimli sergisi 21 Nisan’a kadar Pera Müzesi’nde.
  • Duvar Resminden Korkuyorlar isimli sergi 21 Nisan’a kadar SALT Beyoğlu’nda. (0212 377 42 00)
  • Çöl ve Deniz Arasında – Ürdün Ulusal Güzel Sanatlar Galerisi’nden Bir Seçki isimli sergi 21 Nisan’a kadar Pera Müzesi’nde.
  • Başkalarının Hayatı. Tekrar ve Hayatta Kalmaisimli karma sergi 27 Nisan’a kadar Akbank Sanat’ta.
  • Prix Pictet: Güç isimli sergi 28 Nisan’a kadar İstanbul Modern’de.
  • Türk Opera-Bale Tarihinin Duayen Dekoratörlerinden Tasarım Seçkileri kapsamında Türk Operasında Dekor Resimleri sergisi 30 Nisan’a kadar Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda.
  • Modernlik? Fransa ve Türkiye’den Manzaralar isimli karma sergi 16 Mayıs’a kadar İstanbul Modern’de.
  • El Emeği Göz Nuru isimli sergi 26 Mayıs’a kadar Sadberk Hanım Müzesi’nde. (0212 242 38 13)
  • Biz bu memleketi seninle sevdik Lefter sergisi 24 Haziran 2013’e kadar Adalar Müzesi’nde.
  • İşte Güneş isimli sergi 14 Temmuz’a kadar Rahmi Koç Müzesi’nde. (0212 369 66 00)
  • Göç Bağlantıları Sergisi 22 Aralık 2014’e kadar Adalar Müzesi’nde.

ANKARA

  • Berna Türemen – resim – 6 Mart’a dek – Bilkent Üniversitesi Kütüphane Sanat Galerisi’nde. (0 312 290 12 44)
  • Ömür Nazlı – resim – 7 Mart’a dek – Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde. (0 312 442 30 50)
  • Nüzhet İslimyeli Anısına – suluboya resim – 6 Mart’a dek – Medya Sanat Galerisi’nde. (0 312 428 39 55)
  • Sanatın Anadolu Aydınlanması – resim – 7 Mart’a dek – TCMD Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 30 76)
  • 130. Yıl Plastik Sanatlar – resim – 8 Mart’a dek – Ziraat Bankası Mithatpaş
  • a Sanat Galerisi’nde. (0 312 417 84 58)
  • Canan Dağdelen – resim – 9 Mart’a dek – Galeri Nev’de. (0 312 437 93 90)
  • Aynur Ocak Gündoğan – resim – 9 Mart’a dek – Sevgi Sanat Galerisi’nde. (0 312 441 26 34)
  • Çağatay Gökhan Çekiç – resim – 9 Mart’a dek – Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde. (0 312 648 21 05)
  • Selim Birsel – resim – 10 Mart’a dek – m1886’da. (0 312 286 00 74)
  • İkisi de Ben – resim – 10 Mart’a dek – Peker Sanat Galerisi’nde. (0 312 439 30 03)

İZMİR

  • Eda Bellek’in fotoğraf sergisi, ay sonuna kadar Fotohane’de.
  • Orhan Ersoy’un tuvaline düşenler, 23 Mart’a kadar Selçuk Yaşar Sanat Galerisi’nde.,
  • Naci Kalmukoğlu’nun resimleri 28 Nisan’a kadar Arkas Sanat Merkezi’nde.

İSKENDERUN
Karikatürist Kamil Masaracı’nın, ‘Kadın Hakları’ konulu karikatür sergisi, ‘8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ 16.00’da İskenderun Belediyesi Kadın Kültür Sanat ve Eğitim Merkezi’nde açılacak. Sanatseverler sergiyi, bir hafta boyunca gezebilecek. (0326 6134990)

MERSİN
Sekiz ressam ve yontu sanatçısının eserlerinin yer aldığı, ‘Karma Resim Heykel Sergisi’ MTSO Sanat Galerisi’nde sürüyor. Sergi hafta boyu izlenime açık olacak. (0324 2389500)

ADANA
Adana Ressamlar Derneği’nin, ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ dolayısıyla düzenlediği, ‘martınsekizi’ adlı resim sergisi AÇS Sanat Galerisi’nde sürüyor. Sergi 21 Mart tarihine dek izlenime açık olacak. (0322 4534445)

TİYATRO

İSTANBUL

  • Devlet Tiyatroları Beykoz Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde “Profesyonel” cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00.
  • Cevahir Sahnesi Salon 1’de “Ölüleri Gömün” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00.
  • Cevahir Sahnesi Salon 2’de “Aşkımız Aksray’ın En Büyük Yangını” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00.
  • Küçük Sahne’de “Kurban” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00.
  • Küçükçekmece DT Sahnesi’nde “Herkesin Bildiği Sırlar” cumartesi 20.00, pazar 15.00.
  • Üsküdar Stüdyo Sahne’de “Michelangelo” salı, perşembe, cumartesi 20.00, pazar 15.00.
  • Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “Çehov Makinesi” çarşamba, cuma 20.00, cumartesi 15.00. (0 212 292 39 00)
  • İstanbul Büyükşehir Belediyesi F. Reşat Nuri Sahnesi’nde “Gönlümdeki Osman Hamdi Bey” çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.30 ve 20.00, pazar 15.30.
  • GOP Ferih Egemen Sahnesi’nde “Boyu Benek” perşembe, cuma 14.00, “Karagöz Tatlıcı” cumartesi, pazar 12.00.
  • Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Zengin Mutfağı” çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.30 ve 20.00, pazar 15.30.
  • Kâğıthane Sadabad Sahnesi’nde “Arka Bahçe” çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.30 ve 20.00.
  • Kâğ. Küçük Kemal Sahnesi’nde “Kedi ile Palyaço” perşembe, cuma 14.00.
  • Haldun Taner Sahnesi’nde “Vişne Bahçesi” çarşamba, perşembe, cuma 20.00. Cumartesi 15.30 ve 20.00.
  • Ümraniye Sahnesi’nde “Doğum Günü Partisi” çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.30 ve 20.00.
  • Ü. Müsahipzade Sahnesi’nde “Surname 2010” perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.30 ve 20.00. pazar 15.30.
  • Üsküdar K. Yılmazer Sahnesi’nde “Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi” çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.30 ve 20.00, pazar 15.30. (0212 455 39 00)
  • Bakırköy Belediye Tiyatroları Müşfik Kenter Sahnesi’nde “Külhanbeyli Müzikali” perşembe 20.30, “www.askbu-mu.com” cuma 20.30, “Hoşu’nun Utancı” cumartesi 11.00, “Sıkıyönetim” cumartesi 20.30. “Benim Güzel Pabuçlarım” pazar 11.00, “Hangisi Babası” pazar 15.30. Turhan Tuzcu Sahnesi’nde “Şişman Domuz” çarşamba 20.30, “Medeni Hali: Kadın” perşembe, cuma 20.30, “4×4” Cuma 15.30. “Carrar Ana’nın Silahları” cumartesi 11.00. (0212 414 96 47)
  • Ortaoyuncular’da “Masal Müfettişi” cuma, cumartesi 20.00, pazar 18.00. (0 212 251 18 65)
  • nKenter Tiyatrosu’nda “Toplu Hikâyeler” cuma 20.30 (0212 246 35 89)
  • Tiyatro Pera’da “Ah Smyrna’m, Güzel İzmir’im” cuma, cumartesi 20.00, pazar 18.30
  • Oyun Atölyesi’nde “Anlaşılmaz Konuşmalar” bugün 20.30, “Oda ve Adam” salı 20.30, “Antonius ile Kleopatra” perşembe, cuma 20.30, cumartesi 16.00 ve 20.30, pazar 16.00. (0 216 345 39 39)
  • Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu’nda “Asi Kuş” çarşamba 20.30 Yunus Emre Kültür Merkezi. (0 212 240 43 44)
  • Kumbaracı50’de “Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi” bugün , salı, çarşamba 20.30, “Üç Faz” perşembe 20.30, “Katilcilik” cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30, pazar 15.00. (0 212 243 50 51)
  • İkincikat’ta “Korku Tüneli” bugün, “Barselo” salı, çarşamba, “Disosya” perşembe, “Yalnızlar Kulübü” cuma, cumartesi 20.30. (0 212 292 32 47)
  • Duru Tiyatro’nun “Nafile Dünya” cuma, cumartesi 20.30, “Aşk Her Yerde” pazar 16.00. (0 216 338 56 86)
  • Mekan Artı’da “Ölü Aktörler -Normal” salı 20.30, “Ben Sen O, Biz Siz Onlar” çarşamba 20.30, “Kozalar” perşembe 20.30, “Anne ve Babalar için Cinsel Bozukluklar Rehberi” cuma 20.30. (0 212 224 57 56)
  • Maya Cüneyt Türel Sahnesi’nde “Meymenetsiz Musibet” bugün 20.30, “Bir Kadın Uyanıyor” çarşamba 20.30, “Ölüm Diyalogları” perşembe 20.30, “İntihar mı Cinayet mi” cuma 20.30, “Otobüs” pazar 18.00. (0 212 252 74 52)
  • Sahne Hal’de “Yaka Beyaz” bugün 20.30, “Parti” salı 20.00, “Largo Desolato” çarşamba 20.00, “Adiller” cuma 20.30, “Bernarda Alba’nın Evi” cumartesi 20.30, çocuk oyunu “Cadılar” pazar 13.00, “Ölüm Diyalogları” pazar 20.30. (0 212 274 74 78)
  • Ekip Tiyatrosu’nun “Parti” oyunu salı 20.00’de Sahne Hal’de.
  • Tiyatroadam’ın “Babaannem 100 Yaşında” perşembe 20.30 Ortaköy Kültür Merkezi Afife Jale Sahnesi. (0 212 236 10 27)
  • Tiyatro Kartela’nın “Peri Devden Korkuyor” oyunu salı Beyoğlu Hayal Perdesi’nde.

ANKARA

  • Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde, Tiyatro Pembe Kurbağa tarafından sahnelenecek “Sihirbazın Tavşanı” adlı çocuk oyunu 16 Mart’ta saat 10.30’da, “Kendini Beğenmiş Tavuskuşu” adlı oyun 30 Mart’ta saat 10.30’da. (0 312 442 30 50)
  • Akün Sahnesi’nde, “Fosforlu Cevriye/müzikal” 5, 6, 7 Mart’ta saat 20.00’de, 9 Mart’ta saat 15.00’te, “Bir Delinin Hatıra Defteri” 13, 15 Mart’ta saat 20.00’de, 17 Mart’ta saat 15.00’te, “Nâzım Hikmet’in Memleketimden İnsan Manzaraları’ndan On Bir Tablo” 12, 16 Mart’ta saat 20.00’de, “Pal Sokağı Çocukları/çocuk oyunu” 10 ve 16 Mart’ta saat 11.00’de. (0 312 427 19 71)
  • Altındağ Tiyatrosu’nda, ‘Karı Koca Arasındaki Ufak Tefek Cinayetler/Bursa DT’ 5, 6, 7, 8 Mart’ta saat 20.00’de, 9 Mart’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 10 Mart’ta saat 15.00’te, “Sinek Kadar Kocam Olsun, Başımda Bulunsun” 12, 13, 14, 15 Mart’ta saat 20.00’de, 16 Mart’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 17 Mart’ta saat 15.00’te, “Boğaç Han/çocuk oyunu” 15 Mart’ta saat 11.00’de. (0 312 316 59 02)
  • Büyük Tiyatro’da, “Aşk Hastası” 5, 8 Mart’ta saat 20.00’de, 10 Mart’ta saat 15.00’te, “Cyrano de Bergerac” 12, 15 Mart’ta saat 20.00’de, 17 Mart’ta saat 15.00’te. (0 312 324 22 10)
  • Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesi’nde, “Hürrem Sultan” 5, 6, 7, 8 Mart’ta saat 20.00’de, 9 Mart’ta saat 15.00 ve 20.00’de, “Ben Ödüyorum” 12, 13, 14, 15 Mart’ta saat 20.00’de, 16 Mart’ta saat 15.00 ve 20.00’de, “Karlar Kraliçesi/çocuk oyunu” 10 Mart’ta saat 11.00’de, “Üç Şehzade/çocuk oyunu” 15 ve 17 Mart’ta saat 11.00’de. (0 312 240 00 91)
  • Küçük Tiyatro’da, “Venedik Taciri” 5, 6, 7 Mart’ta saat 20.00’de, 9 Mart’ta saat 15.00 ve 20.00’de, “Dar Ayakkabıyla Yaşamak/Diyarbakır DT” 12, 13, 14, 15 Mart’ta saat 20.00’de, 16 Mart’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 17 Mart’ta saat 15.00’te. “Keloğlan Keleşoğlan/çocuk oyunu” 10 Mart’ta saat 11.00’de. (0 312 311 11 69)
  • Oda Tiyatrosu’nda, “Hüzzam” 5, 6, 7, 8, 9 Mart’ta saat 18.30’da, “Krem Karamel” 12, 13, 14, 15, 16 Mart’ta saat 18.30’da. (0 312 311 11 69)
  • Stüdyo Sahne’de, “Jerry ve Tom” 8, 9, 12, 15, 16 Mart’ta saat 20.00’de, 10 ve 17 Mart’ta saat 15.00’te. (0 312 397 30 24)
  • İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi’nde, “Cesaret Ana ve Çocukları” 6, 7, 13, 14 Mart’ta saat 20.00’de, 9, 16 Mart’ta saat 15.00’te. (0 312 397 30 24)
  • Şinasi Sahnesi’nde, “Soğuk Bir Berlin Gecesi” 5, 6, 7, 8 Mart’ta saat 20.00’de, “Yastık Adam” 12, 13, 14, 15 Mart’ta saat 20.00’de, 16 Mart’ta saat 15.00 ve 20.00’de, “Karlar Kraliçesi/çocuk oyunu” 17 Mart’ta saat 11.00’de. (0 312 397 30 24)
  • Ankara Sanat Tiyatrosu’nda, “Selamün Kavlen Karakolu” 15, 29 Mart’ta saat 20.00’de, 30 Mart’ta saat 16.00’da, “Halktan Biri” 8, 9, 14, 22, 23, 30 Mart’ta saat 20.00’de, 10, 24, 31 Mart’ta saat 15.30’da, “Zübük” 17 Mart’ta saat 15.30’da, 23 Mart’ta saat 16.30’da, “Giderayak” 16 Mart’ta saat 17.00 ve 20.00’de, “Mahşer-i Cümbüş/konuk tiyatro” 21 Mart’ta saat 20.30’da, “Kibele/konuk etkinlik” 28 Mart’ta saat 13.00’te, “Üç Anadolu/konser” 20 Mart’ta saat 20.00’de. (0 312 417 76 76)
  • Mavi Sahne’de, “Gres” 15, 29, 30 Mart’ta saat 20.00’de, 17 Mart’ta saat 17.00’de, “Tuluatmasyon/Her şey doğaçlama komik gösteri” 9, 16, 23 Mart’ta saat 20.00’de, “Hiç/Neyzen Tevfik” 22 Mart’ta saat 20.00’de.

ADANA
Adana Devlet Tiyatrosu, bu hafta Alfonso Paso’nun yazdığı. ‘Kırkından Sonra’ adlı oyunu sahneleyecek. Hale Kuntay’ın dilimize çeverdiği, Ali Hürol’un yönettiği oyun, salı, çarşamba, perşembe ve cuma günü 20.00’de, cumartesi günü ise 15.00 ve 20.00’de Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Sahnesi’nde tiyatroseverlerle buluşturulacak. Fuaye Sahne’de ise Muzaffer İzgü’nün yazdığı, Boğaçhan Sökmen’in yönettiği, ‘Sınır’ adlı oyunla çarşamba, perşembe ve cuma günü 18.00’de tiyatroseverlerin karşısına çıkacak olan ADT sanatçıları, R. L. Steverson’un yazdığı, H. Mete Şahinoğlu’nun dilimize çevirdiği ve Gökhan Doğan’ın yönettiği, ‘Define Adası’ adlı oyunu da çarşamba ve cuma günü 14.00’te, pazar günü ise 11.00’de küçük tiyatroseverler için sunmayı sürdürüyor. (0322 3523355)

DİYARBAKIR/MARDİN
Türk Tiyatrosu’nun duayenlerinden Genco Erkal, rol arkadaşı Tülay Günal ile birlikte; 2012 yılının en çok konuşulan tiyatro oyunlarından, ‘Ben Bertolt Brech’i bugün 20.30’da Diyarbakır Devlet Tiyatrosu’da, yarın 20.30’da da Mardin Artuklu Üniversitesi Salonu’nda sahneleyecek. Sahne tasarımı Ali Yenel, giysileri Özlem Kaya, ışık tasarımı Yüksel Aymaz’a ait oyunun koreografisini Tan Temel, Sernaz Demirel üstlendi. Brecht’e ait şiir ve öyküleri A. Kadir, Asım Bezirci, Ali Sait, Arif Gelen, Can Yücel, Gülen Fındıklı, Hasan Kuruyazıcı, Sevgi Soysal ve Zehra İpşiroğlu’nun, şarkı sözlerini ise Genco Erkal ve Tuncay Çavdar’ın dilimize çevirdiği oyuna, Piyanist Yiğit Özatalay da canlı performansla eşlik edecek. (0412 2240097 – 0482 2134002)

SAMSUN
Samsun Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) Ankara DT oyuncuları, 5 ve 6 Mart tarihlerinde saat 20.00’de “Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun” adlı oyunla Samsunlu izleyicilerle buluşacak. Hatice Meryem’in yazdığı, Funda Mete’nin yönettiği oyunda Berrin Öney, Elvan Eker, Gülçin Yaşaroğlu ve Özlem Gündoğdu rol alıyor. Oyunda, kuvvetli bir gerçeklikle ama mizahla ve sevgiyle kurulmuş eş durumu fantezileri, kadınlık durumlarındaki ezilmişlik, yoksunluk, bunlarla beraber direnme ve ayakta kalma yolları anlatılıyor. (0362-431 21 00)

MÜZİK

İSTANBUL

  • Salon İKSV’de salı günü Yinon Muallem&Rast Ensemble, perşembe günü Radio Moscow blues-rock grubu, cuma günü Hediye Güven, cumartesi günü Mono rock topluluğu konserleri saat 21.30’da (0212 334 07 00)
  • Fulya Sanat Merkezi’nde İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası şef Gian Carlo De Lorenzo yönetiminde cuma günü saat 20.00’de dinleyiciler ile buluşacak. Konserin solisti Tuncay Yılmaz (0212 215 60 29)
  • İş Sanat’ta çarşamba günü flütist/şef Emmanuel Pahud yönetiminde Franz Liszt Oda Orkestrası ve cuma günü Yarkın Ritim Grubu’nun Kervansaray Halkların Müzikleri ve Dansları konserleri saat 20.00’de (0212 316 10 83)
  • Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’de çarşamba günü Gülsin Onay’ın “Tuşlarda Romantizm” piyano resitali saat 19.30’da (0212 359 58 00-132)
  • Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda salı günü Derya Türkan, Kayham Kalhor, Sokratis Sinopoulos, Ali Bahrami Fard konseri, Perşembe günü Thomas Gabriel Trio Bach-Jazz, cumartesi günü İstanbul Sazendeleri konserleri saat 20.00’de (0212 232 98 30)
  • Borusan Müzik’te cuma günü saat 21.30’da Markus Stockhausen’s Trio konseri (0212 336 32 80)
  • Süreyya Operası’nda Jana Bouskova “Mucize Çalgı Arp” arp resitali bugün saat 20.00’de, çarşamba günü saat 18.00’de Nil Kocamangil, Agapi Triantafyllidi çello piyano ikilisi fuaye konseri(0216 346 15 31)
  • Caddebostan Kültür Merkezi’nde cuma günü saat 20.00’de Melike Demirağ Dünya Kadınlar Günü konseri (0216 467 25 68)
  • Notre Dame de Sion’da Çarşamba günü saat 19.30’da Ayla Erduran Stéphane Blet keman piyano ikilisinin konseri (0212 219 16 97)
  • David Helbock Trio caz konserleri salı günü saat 20:00 Yeniköy Avusturya Kültür Ofisi, perşembe günü saat 20.30 İzmir Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi, cumartesi günü saat 20.00 Halkalı Kültür ve Sanat Merkezi (0212 363 84 15)
  • Akbank Sanat’ta salı günü saat 20.00’de Celine Bınacina Trio konseri (212 252 35 00-01)

ANKARA

  • Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde, Sancar Tunalı’nın vereceği piyano resitali, 16 Mart’ta saat 14.00’te. (0 312 442 30 50)
  • CSO Konser Salonu’nda, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın (CSO) şef Rodek Wojciech yönetiminde vereceği, Gautier Çapuçon’un (viyolonsel) solist olarak yer alacağı konser 7, 8 Mart’ta saat 20.00’de. (0 312 309 13 43)
  • BSO Konser Salonu’nda, Bilkent Senfoni Orkestrası’nın (BSO) şef Angela Hewitt yönetiminde vereceği “Kadınlar Günü Konseri” 8 Mart’ta saat 20.00’de. (0 312 290 17 75)

OPERA BALE

İSTANBUL
Kadıköy Süreyya Operası’nda pazar günü saat 13.00’te “Bremen Mızıkacıları” adlı çocuk müzikali seslendirilecek. (0216 346 15 31)

ANKARA
Opera Sahnesi’nde, “Karyağdı Hatun/opera” 6 Mart’ta saat 20.00’de, “Notre Dame’ın Kamburu/bale” 7 Mart’ta saat 20.00’de, “Saraydan Kız Kaçırma/opera” bugün ve 11, 20 Mart’ta saat 20.00’de, “BDT-Töre/dans tiyatrosu” 9 Mart’ta saat 20.00’de, “Sevginin Bedeli/bale” 16, 25, 28 Mart’ta saat 20.00’de, “Çanakkale Oratoryosu/konser” 18 Mart’ta saat 20.00’de, “Harem/bale” 21 Mart’ta saat 20.00’de, “Tosca/opera” 27 ve 30 Mart’ta saat 20.00’de. (0 312 324 68 01)

GÖSTERİ SÖYLEŞİ

İSTANBUL
Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’nde bugün 15.00- 22.00 saatleri arasında “Kıssadan Hisse Film Günleri” düzenlenecek. (0212 484 38 21)
Fransız Kültür Merkezi’nde salı-cumartesi günleri arası “Michael Haneke Filmleri” gösterilecek. (0212 393 81 11)
ANKARA
Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde, Cumhuriyet Kadınları Derneği Genel Sekreteri Meral Özaygen, Prof. Dr. Yıldız Kuzgun’un konuşmacı olarak yer alacağı, Cumhuriyet Kadınları Derneği Eğitim Komisyonu Başkanı Gökçen İpek’in yöneteceği “Kadın Cinayetlerinde İletişim Sorunu” başlıklı söyleşi, 9 Mart’ta saat 14.00’te, Cumhuriyet Kadınları Derneği Genel Başkanı Şenal Sarıhan, CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka ve ÇYDD Gençlik Birimi’nden Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Beste Ekin Sandalcı’nın konuşmacı olarak yer alacağı “Türkiye’de Kadın Olmak” başlıklı söyleşi 16 Mart’ta saat 14.00’te, Prof. Dr. Tarık Şengül’ün konuşmacı olarak yer alacağı “Yerel Yönetimler ve Kentleşme Sorunları” başlıklı söyleşi 20 Mart’ta saat 19.00’da, Ankara CUMOK’un düzenlediği “Adaleti Birlikte Arıyoruz” başlıklı söyleşi 23 Mart’ta saat 14.00’te, gazetemiz diplomasi muhabiri Bahadır Selim Dilek’in konuşmacı olarak yer alacağı “Medya Okuryazarlığı” başlıklı söyleşi 23 Mart’ta saat 16.00’da, Prof. Dr. Bahar Gökler’in konuşmacı olarak yer alacağı “Ergenlik Dönemi Çatışmaları ve Kimlik Gelişimi” başlıklı söyleşi 29 Mart’ta saat 18.30’da, gazemiz yazarı Alev Coşkun’un konuşmacı olarak yer alacağı söyleşi 30 Mart’ta saat 14.00’te. (0 312 442 30 50)

Kaynak :[-]

 

Dağ Kültürü Derneği ile Mineral Event tarafından düzenlenen ve bu yıl “Sınırlarını Keşfet” temasıyla yola çıkan 8. Dağ Filmleri Festivali, 28 Şubat – 3 Mart 2013 tarihlerinde; doğa, keşif, macera ve belgesel sinema tutkunlarıyla buluşuyor.

Festivalde ödül rekortmeni filmlerin yanı sıra macera ile adrenalin dolu toplam 41 film ücretsiz gösterilecek.

Türkiye’nin, doğa, keşif ve macera konulu, ilk ve tek film festivali olan Dağ Filmleri Festivali, 28 Şubat’ta, İstanbul Beyoğlu’nda, izleyicileriyle buluşuyor. 4 Mart’a kadar sürecek festivale, Fransız Kültür Merkezi, Galatasaray Aynalı Geçit ev sahipliği yapacak.

Dünyanın en iyi doğa filmleri festivalde

Dünya festivallerinde gösterilen 500’den fazla film arasından seçilen 2013 seçkisi 10’u yerli 31’i yabancı olmak üzere toplam 41 filmden oluşuyor. Filmler; “Ülkemizden”, “Dünyadan”, “Keşif Ruhu”, “Doğa-Çevre-İnsan”, “Su Dünyası”, “Bisiklet”, “Kayak”, “Autrans Özel Seçkisi” ve “Doğa Filmleri Yarışması Finalistleri” olmak üzere, 9 tema başlığı altında toplanıyor. Seçkide; rafting, dalış, dağcılık, kaya tırmanışı, base jump, kayak, dağ bisikleti gibi doğa sporlarının yanı sıra, çevre ve doğa belgeselleriyle gezi, keşif ve insan hikayeleri de yer alıyor.

Simone Moro ile Everest’e yolculuk

Bu yılın en çarpıcı teması “Dünyadan” ile The North Face sponsorluğunda 6 film beyaz perdeye yansıyor. Bu tema altında ödül şampiyonu “Düşlerin Etkisinde” filmi dikkat çekiyor. Film, dünyaca ünlü İtalyan dağcı Simone Moro’nun Everest tırmanışını anlatıyor.

“Bisiklet” ile hayatı değişenler

Salcano sponsorluğunda, Dağ Bisikleti Türkiye işbirliği ile hazırlanan bu temanın en etkileyici filmi “Georgena Terry” adını taşıyor. Terry, bisikletlerinin yaratıcısı Georgena Terry üzerine yapılmış kısa filmde kadın bisikletleri endüstrisi hakkında bilgi verirken yaşanan zorlukları de en ince ayrıntısına kadar izleyiciye aktarıyor.

Bisikletle İstanbul’dan Fransa’ya

Festivalin ilginç yapımlarında biri “Yaşamak Güzel, Yaşatmak Da”, İstanbul’dan Fransa’nın Chamonix kasabasına bisikletleriyle ulaşan ve geçtikleri ülkelerdeki dağların zirvelerine tırmananİzmir’li sporcuların serüven dolu bir yolculuğunu anlatıyor.

“Keşif Ruhu” ile kutuplara yolculuk

Adrenalin düzeyini yükselten tema “Keşif Ruhu” altında Victorinox sponsorluğunda toplam 6 film gösterilecek. Temanın en dikkat çekici filmi “İran-Volkanlarla Yaşamak” Film, değil film çekmek serbestçe dolaşmanın bile çok zor olduğu volkanik İran coğrafyasında keşif yolculuğuna çıkan kayakçıları anlatıyor.

Bilinmeyene yolculuk: Chamje Khola 

Nefis görüntüler eşliğinde çıkacağınız sıradışı bir yolculuğa hazır olun. 2012 yapımı film Himalayalar’ın keşfedilmemiş kanyonu Chamje Khola’yı geçmeye çalışan kaşiflerin serüvenini anlatıyor.

Doğa, çevre ve insan öyküleri

Toplam 8 öyküyü içeren ve festivalin bir diğer güçlü teması olan “Doğa, Çevre ve İnsan” Steppen/Doğa kağıt sponsorluğunda izleyiciyle buluşuyor. Temanın en dikkat çekici filmi olan “Ana Kampta 40 Gün” sizleri çok uzaklara, Himalayalar’a götürecek. Yüksek irtifa dağcılığına farklı bir bakış açısı ile yaklaşan film gösterildiği festivallerde gördüğü büyük ilgi ile adından sözettiriyor.

Temanın ikinci çarpıcı filmi “Afgan Pamir’in Tutsakları” filminde ise yeryüzünün en yüksek irtifasında ve dünyadan en kopuk yaşayan topluluğu Afgan Kırgızları’nı konu ediyor. FilmdeTacikistan, Çin ve Pakistan arasındaki dar ve uzun toprak parçasında sıkışıp kalan topluluğun hızla değişen dünyadaki hayatta kalma mücadelesi anlatılıyor.

Çocuklar için doğa filmi

Festival bu yıl ilk kez bir çocuk filmini programına alıyor “Katerina ve Sihirli Rastlantı”. Çocuk ve çocuk kalanların kaçırmaması gereken film, 8 yaşındaki Katerina’nın doğayla olan ilişkisini resmediyor.

AUTRANS Özel Seçkisi…

Fransa Autrans Dağ Filmleri Festivali işbirliğinde hazırlanan bu bölümde festivalde ödül kazanmış 4 özel film yer alacak. Türkiye’de çekilen “Yörük” ve bol ödüllü “Çay mı Elektrik mi?” bölümün dikkat çekici filmlerinden.

Bacakları olmayan kayakçı

Festivalin olmazsa olması “Kayak” teması kapsamında 3 film yer alıyor. Katıldığı festivallerde bol ödül toplayan ve çok ciddi bir kaza geçirmesine rağmen spordan uzaklaşmayan kayakçının hikayesini anlatan “Özgürlük Sandalyesi” bu yılın en dikkat çekici filmlerinden biri.

Tabarly, yelkenseverler için İstanbul’da…

Festivalin çiçeği burnunda teması “Su Dünyası” kapsamında gösterilecek filmler “Açık Deniz Akademi” sponsorluğunda gösterilecek.  Temanın en dikkat çekici filmi olan “Tabarly” Fransa’nın en ünlü denizcisi ve açık deniz yarışçısı “Profesör” lakaplı Eric Tabarly’nin hayatını anlatıyor. Film, deniz ve yelken severlerin çok ilgisini çekecek.

“Ülkemizden” hikayeler

Ülkemizden beyaz perdeye yansıyan hikayelerin anlatıldığı bu tema altında festivallerin gözdesi olmuş bizden hikayeler yer alıyor. Temanın ve belki de festivalin en çarpıcı filmlerinden biri olan ödül şampiyonu “Tepenin Ardı” Katıldığı çoğu festivalden ödülle dönen film “Düşman” ve “ötekileştirme” üzerine düşündürücü bir film. Bir diğer yerli yapım ise “Eksi-artı”. Film, ultra maraton koşucusu Alper Dalkılıç’ın dünyanın 4 büyük çölünü aşarak “Grand Slam” ünvanı alışını konu ediyor.

 Gala filmi ‘Buzu Aşmak’

Festival galası 28 Şubat 2013 gecesi Fransız Kültür Merkezi’nde yapılacak. Festivalin açılışında gösterilecek film ise “Buzu aşmak”. Kutbun çevresinde farklı bir yarışı konu alan film, hayatlarında hiç kayak yapmamış iki Avustralyalının dünyanın en güney ucuna olan yolculuğunu anlatıyor. Film Bannf’ta kazandığı “Büyük Ödül” apoleti ile festivale konuk oluyor.

Film gösterimleri ücretsiz

Tüm film gösterimlerinin ücretsiz gerçekleştirileceği festival kapsamında; kitap sergileri, söyleşiler ve ödüllü yarışmalar da düzenleniyor. Geniş bir izleyici kitlesine hitap eden Dağ Filmleri Festivali kapsamındaki bu etkinliklerle; dağ ve doğa bilincine dikkat çekiyor, ulusal dağ ve doğa belgeselciliğine katkı sağlayarak doğa kültürü alanındaki önemli bir boşluğu dolduruyor.

National Geographic dergisinin de ana basın sponsoru olduğu festivalin programıyla ilgili bilgi almak ve etkinlikleri takip etmek için, aşağıdaki iletişim adreslerini kullanabilirsiniz.

 

 

1–7 Mayıs 2013 tarihlerinde İstanbul, Ankara ve İzmir ve Diyarbakır’da eşzamanlı olarak başlayacak olan 8. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali filmlerinizi bekliyor.İstanbul, Ankara ,İzmir ve Diyarbakır’da  yapılacak gösterimlerden sonra bütün bir yıla yayılacak olan festival kent kent gezerek Türkiye’de Adana’dan Antalya’ya, Bursa’dan Çanakkale’ye onlarca şehri gezecek ve sınırları aşarak Kıbrıs’a, Torino’ya ve Londra’ya uğrayacaktır.

Yarışmasız, biletlerin ücretsiz olduğu Festival’in temel amacı Türkiye ve dünyadan emekçilerin yaşamlarını, mücadele deneyimlerini izleyicilerle buluşturmak, ülkemizde yoksulların, işçi ve emekçilerin filmlerinin üretimini özendirmektir.

8. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali’ne belgesel veya kısa-uzun kurmaca dalında filmleri ile başvurmak isteyenler öncelikle başvuru formunu doldurup filme dair ve filmin yönetmeninin/yönetmenlerinin olmak üzere yüksek çözünürlüklü en az iki görsel ile beraber [email protected] adresine göndermelidirler. Başvuru formunu bilgisayarınıza indirmek için lütfen www.iff.org.tr adresini tıklayınız.

Başvuru sahibi filmler bir seçici kurul tarafından izlenerek festivalde gösterilmektedir. Film seçiminde festivalin amacına uygunluk önemli bir kriterdir. Bu anlamda eleme söz konusu olabilir.
Son başvuru tarihi 15 Şubat 2013, filmlerin son teslim tarihi 5 Mart 2013’dir. Filminizin DVD formatlı iki ön izleme kopyasını aşağıdaki adreslere elden teslim edebileceğiniz gibi kargo/kurye ile de gönderebilirsiniz.

Kaynak :[-]

23 Ocak-3 Şubat 2013 tarihleri arasında düzenlenen 42. Uluslararası Rotterdam Film Festivali’nde son düzlüğe yaklaştıkça ‘Altın Kaplanyarışması’nın tablosu da bir o kadar netleşiyor. Ben de hız kesmeden iki gün önce ele aldığım altı filmin devamında bu sefer görücüye çıkma sırasıyla ikinci altılığı masaya yatırdım. Böylece “Gözetleme Kulesi” ile birlikte sayısı 16’yı bulan yarışma rekabetçilerinin 13 tanesini değerlendirmiş oldum. Bu seferki film toplamının ise kapitalizm odağından toplumsal şiddetin yol açtığı yalnızlık portrelerine taşra ya da şehirden bakış atmasıyla sivrildiği söylenebilir. Salı ve Çarşamba izlediğim eserleri içeren bu zaman diliminin en iyisi “Halley” olurken, Altın Kaplanyarışmasıyla ilgili genel değerlendirmeyi Cumartesi yapacağımı da eklemeliyim.

Habertürk muhabiri Kerem Akça, Altın Kaplan yarışmasında yer alan altı filmi değerlendirdi

İki gün önce yarışmanın ilk düzlüğünü değerlendirdiğimde büyük oranda ‘el/omuz kamerası’ kullanımının hakimiyetine dikkat çekmiştim. Bunun üzerine ‘cinsel uyanış/arayış’ meselesinin de merkezi konuma yerleştiğini eklemiştim. Ancak sanki 42. Uluslararası Rotterdam Film Festivali’nin Altın Kaplan yarışmasında ‘cinsellik’ ve ‘şiddet’ odağından ‘cüretkar’ duran özgürlükçü filmler ayrı ayrı kümelenmiş gibi.

Bu iki günde rahatsız edici filmler öne çıktı

Zira bu yazıda ele alacağım altı filmden dördü, rahatsız edici yaklaşımları, huzursuzluk veren anlatıları ve sansüre karşı hareketlenme meraklısı dramatik yapılarıyla öne çıkmaya çalışıyorlar. Özellikle ‘ilk altılık’ın 1.85:1 formatında daha yakın ölçekli objektifleri tercih etme arzusu, ikinci ‘altılık’tan üç tane 2.35:1 kullanan eserle bir anlamda tersine dönmüş.

Bu konuda Hollanda etiketli ürünü belki ayırabiliriz. Ancak üzerine basmalıyız ki Avusturya ve Meksika temsilleri bunu ‘popüler’lik olsun diye yapmıyorlar. Daha ziyade hikayelerine, temalarına ve ideolojilerine uyduğu için canlandırma gereği duyuyorlar.

Halley”, zombi filminin alışık olduğumuz kurallarını yıkıyor

Bu iki günün en çok beğendiğim eseri, sektörde kurguculuk da yapan Sebastian Hoffman’ın sinematografisini ve yönetmenliğini üstlendiği hiççi zombi filmi “Halley” oldu. “Dummy Jim” ile beraber şimdiye kadar adaylar arasında bu en dikkat çekici eser, resim tablolarını andıran “Andrei Rublev” (“Andrey Rublyov”, 1966) görünümlü mizansenlerini David Cronenberg, Wojciech Has ve M. Night Shyamalan’ı andıran bir atmosferle dolduruyor. Daha iyi tanımlamak gerekirse gotik korku omurgası body-horror gelenekleriyle yoğrulup zombi filmine bir karışım hazırlanıyor derim.

Kapitalizm hastalığının sıkıştırdığı bir gece bekçisine odaklanan eserin, sinemaskop oranında yakın planların, garip açıların ve röntgencilik duygusunun üzerinden bir ‘sabit kamera’ sınavı verdiği söylenebilir. Bunu yaparken son bölümdeki ‘hipnotik’ ve ‘mitik’ havaya bürünmesi de not düşülmeli. Ancak esasen grinin tonlarını canlandırıp belli bölümleri flu bırakırken ‘sanrı’ izlenimi yaratan kadrajlarıyla ‘arşivlenesi’ bir seviyeye ulaştığı bir gerçek. Hofmann belli ki ilerleyen dönemde işlevleriyle adından söz edeceğimiz bir isim olacak.

Zira zombi filminde böylesi minimal ve atmosfer yüklü yaklaşıma rastlamak pek mümkün değilken, özellikle de alt türün kalıplarının uzun süredir görmediği bir şekle sokulması ‘ibret veren karakter’i anlamlı kılıyor. Adeta bir yaşayan ölünün gözünden dünyaya bakarken, kapitalizmin yol açtığı yalnızlık sıkıntısının ‘ölüm’le ilişkilendirilebilecek melankolik bir ruh halinin temsilcisine dönüştüğü görülüyor.

Avusturya ve Hollanda temsilcileri sinemaskopu iyi kullanamıyor

Bunun yanında Daniel Hoesl’ın “Soldier Jane”i (“Soldate Jeannette”) ve Guido Van Driel’i “The Resurrection of a Bastard”ı (“De Wederopstanding Van Een Klootzak”) de aslında sinematografik açıdan bakınca kendi dünyalarına uygun hareket ediyorlar. Ancak bunlardan birincisinin bir suçlu/kiralik katil hikayesinin çevresine Haneke’vari huzursuz edici sekanslar yerleştirirken fazla serbestlikten çektiği kesin. Zira yönetmenin kadrajlarının ruhsuzluğu, Avusturya sinemasının ‘minimalist’ geleneğindeki mat renkler ve alan derinliği odaklı ‘iletişimsizlik’ bazlı alışkanlığı yakalayamamasını sağlıyor.

“The Ressurrection of a Bastard” ise Van Driel’in ilk yönetmenlik denemesinde sadece birkaç sinematografik anla anılmasına alan açıyor. Yılmaz Erdoğan’ın “Organize İşler”deki (2005) ‘görgüsüz’ helikopter kamera kullanımını zaman zaman akla getiren eser, özünde kültürel bir kara komedi. Ancak bu alanın kalıplarını uygularken karakterlerinin çekiciliğine bel bağlamayı ya da dramatik açıdan TV geleneğinin dışına çıkmayı beceremiyor. Bu da çizgi roman zeminini iyi değerlendiremeyen filmi, ‘déjà vu’ hissiyatıyla tüketilen bir tür denemesine olmaktan kurtaramıyor.

Slovakya çıkışlı bir Alman filmi izlenimi yaratan “My Dog Killer” (“Môj Pes Killer”), ülkedeki Neo-Nazi grubuna takılan ana karakterinin nefretine ve ırkçı duruşuna odaklı ilerliyor. Yalnızlığı çerçevesine alırken kaydırmalı kamera hareketiyle onu kavrayan ‘gözetleyici’ denebilecek uzun planlar içeriyor. Gaspar Noé, Andrei Tarkovsky ve Michael Haneke arasından filizlenen bir huzursuzluk yaratıp ‘gerçekçi’ bağlanmasıyla da 1.85:1 oranında belli bir mesafe katetmeyi beceriyor. Özellikle de ülkesine bakınca, ‘köy hayatı’nda yaşananları kültürel bir şiddet dışavurumu hikayesine çevirmesiyle “Soldier Jane”in üzerinde seyrediyor orası kesin!

Bu zaman diliminin en zayıf halkası “Karaoke Girl”

Ele aldığım toplamda ‘şiddet’ içeriği bulundurmayan iki eser ise bunların arasında ‘köşeye itilebilecek’ yapıtlar sunuyorlar nihayetinde. Bunlar arasında ‘en zayıf halka’ gibi görünen Tayland filmi “Karaoke Girl”ün (“Sao Karaoke”) ‘cinsel uyanış’ odaklı ve ‘el kamerası’yla çekilmiş ilk bölümdeki eserlerin arasına dahil edilecek bir kültürel hayat kadınlığı kimliği portresi sunduğu söylenebilir. Ancak bunu pembe dizisel bir yaklaşımla harmanlayıp cinsellik dozajı ve sınırları zorlama adına “Longing for the Rain”den (“Chunmeng”) farklı bir seviyeye ulaşamadığı ortada.

Yarışmanın ikinci Meksika çıkışlı eseri “Penumbra” ise bir anlamda “Gözetleme Kulesi” ile birlikte en belirgin safkan minimalist sinema yapıtını sunması sebebiyle ‘ayrıksı’ bir görünüme kavuşuyor. Ancak Eduardo Villanueva’nın da Esmer gibi ‘çiçekler, böcekler, ağaçlar ve yürüyüşler’ odağından dışarı çıkamayınca ‘taşra/doğa güzellemesi’nden öteye gidemediği söylenebilir.

 

Öyle ya da böyle, olmuş ya da olmamış fark etmeksizin şimdiye kadar her türlü tabandan yaklaşımlar gördüğümüz 13 filmden söz edebiliriz. Bu noktada iki Hollanda, iki Meksika ve iki Tayland ürününün bu duruma neler kattığı da incelenmeli. Kesin olan bir şey varsa o da bu ilk ve ikinci filmlerin genel anlamda yeni bir şeyler geliştirme sevdasının gayet belirgin olması. Ancak bir diğer bilinçlendirici not, sanki Avrupa toplumunun insanları sevgisizliğe iterek şiddete ve rahatsız edici görüntülere yol açtığı konusu olmalı. Böylece ‘aşırı’lıklar odağından akan yarışma filmlerinin ikinci ana kalbi ortaya çıkıyor.

Kerem AKÇAYA’a göre Festivalin programındaki en iyi 10 film:

1-Blancanieves

2-The Fifth Season (La Cinquième Saison)

3-Dummy Jim

4-Halley

5-The Master

6-Gergedan Mevsimi (Fasle Kargadan)

7-Spring Breakers

8-Lore

9-Stoker

10-They’ll Come Back (Eles Voltam)

Kerem AKÇAYA’a göre Altın Kaplan yarışmasının en iyi 5 filmi:

1-Dummy Jim

2-Halley

3-They’ll Come Back (Eles Voltam)

4-It Felt Like Love

5-The King (Su Re)

 Kaynak : [-]  Kerem Akça

”12. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız FilmlerFestivali’nin bu yılki programı açıklandı. 12. !fİstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 14 Şubat’ta İstanbul’dan yola çıkacak, 28 Şubat’ta Ankara ve İzmir’e uğrayacak.

İstanbul– Sundance’ten Berlin’e, Cannes’dan Toronto’ya, festivallerdenödüllerle dönen filmlerTürkiye’de ”ilk kez”, !fİstanbul’da gösterilecek.Programın ”en tazeödüllü” filmi, Sundance’te belgesel dalında ”Büyük Jüri Ödülü”nü kazanan”Blood Brother/Kan Kardeşim” olacak.

Ben Lewin’in Sundance’ta seyirci ve jüri özel ödüllerini alan, ”Oscar”da Helen Hunt’a yardımcı kadın oyunculuğu adaylığı getiren ”The Sessions/Aşk Seansları” ile ”Oscar”da ”Yabancı Dilde En İyi Film”dalının en güçlü adaylarından ”War Witch/Savaş Cadısı” da festivalprogramında yer alacak.

!f İstanbul’un programındaki ödüllü filmlerden bazıları şöyle:

”The Act of Killing/Öldürme Eylemi, Tabu, Neighbouring Sounds/Komşu Sesler, Holy Motors/Kutsal Motorlar, Rust&Bone/Pas ve Kemik, Laurence Anyways, The Land Of Hope/Umut Diyarı, Reality/Gerçeklik, Seven Psychopaths/7 Psikopat, Vanishing Waves/Kaybolan Dalgalar, Berberian Sound Studio/Berberian Ses Stüdyosu.”

12. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 14-24 Şubat 2013’te İstanbul’da Beyoğlu Cinemaximum Fitaş, İstinye Park Cinemaximum, Cinemaximum Budak, 28 Şubat-3 Mart 2013 tarihlerinde Ankara Cinemaximum CEPA ve İzmir’de Cinemaximum Forum Bornova sinemalarında gerçekleştirilecek.

Festival biletleri, 1-3 Şubat’ta İstanbul, 8-10 Şubat’ta Ankara ve İzmir’de indirimli ön satışa çıkacak. MyBilet’ten satın alınacak festival biletlerinde geçen yılın fiyatları uygulanacak.

Çin’de “Türkiye Kültürü Yılı” kutlamaları kapsamında Jackie Chan’in yönettiği ve rol aldığı Chinese Zodiac (CZ12) filminin galası ve Çin geleneksel Bahar Bayramı kutlamaları için Çin’den Başkente film yapımcıları geliyor.

Film Yapımcıları Meslek Birliği (FİYAB) Koordinatörü Ayşe Sönmez, yaptığı açıklamada, Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Radyo Televizyon İdaresi Bakan Yardımcısı H.E Zhang’ın beraberinde Çin’in önemli film yapımcılarının da Türkiye’ye gelerek Türkiye-Çin ortak işleri hakkında konuşacaklarını belirtti.

29 Ocak’ta Kentpark’ta gerçekleştirilecek filmin galasına Türkiye’den de film sektöründen katılımın olacağını söyleyen Sönmez, Çinli heyetin Türkiye’de ortak projelere imza atmak için temaslarda bulunacağını dile getirdi.

Çin’le ortak animasyon film yapılacak

Sönmez, Çin’in sinemaya çok önem verdiğini ve dünyada sinema sektöründe ikinci sıraya yükseldiğini, Çinlilerin bu gücü kaybetmemek için çok çalıştığını kaydetti.

Geçen sene Eskişehir’de gerçekleştirilen “Çin Animasyon Film Günleri”nden sonra Çinli heyetin ortak bir animasyon filmi çekmeyi kararlaştırdığını ifade eden Sönmez, Anadolu Üniversitesi işbirliğinde projeyi şekillendirmeye başladıklarını bildirdi.

Türkiye’de 2012 “Çin Kültürü Yılı” kapsamında Türkiye-Çin ortak yapımı ve Mustafa Altıoklar’ın yönetmenliğindeki “İzin Sırrı” adlı belgeselinin de tamamlandığını ifade eden Sönmez, Türkiye’ye gelen heyete belgeselden örnekler verip en kısa zamanda “İzin Sırrı”nı da düzenleyecekleri bir gala ile sunacaklarını anlattı.

Sönmez, belgesel çekerken Çin’in CCTV’nin arşivini ilk kez yabancı bir devlete açtığını, bu arşive Çinli yapımcıların bile girmesine izin verilmediğini, CCTV arşivine girebilmekten mutlu olduklarını belirtti.
Türkiye ve Çin arasındaki işbirliğin bu denli güven ve iyi niyete dayanmasının değeri animasyon filmiyle pekişeceğini vurguladı.

Türk filmleri Çin’de gezecek 

Sönmez, FİYAB’ın daha önce de Çin’de Türk filmleriyle yer aldığını hatırlatarak, Nisan ayındaki “Pekin Film Festivali”nde Türkiye panoraması yapacaklarını ve bunun için aralarında “Aşk Tesadüfleri Sever”, “Behzat Ç: Seni Kalbime Gömdüm”, “Adalet Oyunu”, “Zenne”, “Anadolu Kartalları”, “Çanakkale 1915” gibi filmlerin de bulunduğu 20 film seçkisi gönderdiklerini anlattı.

Çinlilerin Türk filmlerini başarılı bulduğunu, özellikle aksiyon ve komedi yapımlarını beğendiklerini söyleyen Sönmez, bu nedenle film festivalleri dışında, “Pekin, Şangay ve Gansu’da gezici Türk Film Günleri düzenleyeceklerini ifade etti.

Çinlilerin izledikleri filmden bir oyuncu görmeyi istediklerini, misafirperver olduklarını belirten Sönmez, gezici film günlerinde Türkiye’den de birçok oyuncuyu götüreceklerini sözlerine ekledi.

 

Kaynak : [-]  Tuğba Özgür Durmaz

Sinema Genel Müdürlüğü, yenilenen web sayfasından yayınladığı Türk sinema tarihi kronolojisinde değişikliğe gitti. Daha dar kapsamlı yeni bir kronoloji hazırlandı, bir döneme damgasını vuran seks filmleri hakkındaki bilgiler çıkarıldı, o dönem, “Çeşitli furyaların etkisiyle filmlerin kalitesi düşmüş” denilerek “özetlendi”.

 

Kültür ve Turizm Bakanlığı, “Bakanlık seks filmlerini unutmadı” başlığıyla 7 Ocak’ta Hürriyet’te yayınlanan ve www.sinema.gov.tr sitesindeki Türk seks filmleri tarihçesi ile ilgili bilgilerin verildiği haberin ardından harekete geçti. Bakanlığın talimatıyla, Sinema Genel Müdürlüğü, “Türk Sinema Tarihine Genel Bir Bakış” başlığıyla yeni bir tarihçe hazırladı.

Daha önce web sitesinde yer alan, “Melih Gülgen’in ‘Parçala Behçet’le seks filmlerine yeni bir yol açtığı, Ali Poyrazoğlu ve Aydemir Akbaş’ın seks sinemasının vamp erkeklerini oluşturdukları, seks furyasının pornografiye dönüştüğü ve Zerrin Egeliler’in de bir yıllık süre içinde çevirdiği 37 filmle dünya rekoru kırdığı” bilgilerinin yerini, şunlar aldı:

“O DÖNEM KALİTE DÜŞTÜ”

“1970’lerdeki Türk Sineması’nın yapısal gelişiminde, dış faktörlerin rolü, iç faktörlerden daha büyüktür. Türkiye’de 1971-1980 yılları arasında geçen süre zarfında, başta siyasi ve ekonomik alanlarda olmak üzere birçok konuda köklü değişiklikler olmuştur. Büyük siyasi, iktisadi ve sosyolojik değişimler her sektörü olduğu gibi sinema sektörünü de derinden etkilemiştir. Televizyona artan ilgi, kitleleri sinemadan uzaklaştırmış, sinema salonları kapanmaya başlamış, çeşitli furyaların etkisiyle filmlerin kalitesi düşmüş, sinema sektörü daralma sürecine girmiştir. 1977 yılında, Türk Sineması’na yasal düzenlemeler hazırlamak maksadıyla Kültür Bakanlığı’na bağlı Sinema Dairesi Başkanlığı kurulmuştur.”

1960’LARDA AMERİKAN SİNEMASININ ÖNÜNDE

Genel Müdürlüğün hazırladığı yeni tarihçede, şunlara da yer verildi:

“1960’lı yılların bir diğer özelliği de Türk Sineması’nın Amerikan Sineması’nın önünde olmasıdır. 1966’da Türk sineması 241 filmle, dünya uzun metraj film üretimi sıralamasında 4’üncü sırayı almaktadır. 1960’lı yıllar, Türk Sineması için altın bir çağ olarak kabul edilmektedir. 1980-1990 yılları arasında devlet doğrudan müdahalelerle sinema sektörünü düzenlemeye çalışmış, 1986 yılında sinema, video ve müzik eserleri yasası çıkartılmıştır.

2 BİN 93 SİNEMA PERDESİ VAR

Türk sinema sektörü 90’lı yılları kriz içinde karşılamıştır. Bu süreçte neredeyse yılda 10 filmden az yapım üretilmiştir. Sinemalar birer birer kapanmış, özel televizyonlar peşi sıra açılmıştır. 1990’lı yıllarda genç bir yönetmen kuşağı belirmiş, önceleri kısa filmlerle ve senaryolarla hayatını geçindiren bu kuşak Türk Sineması’na yeni bir soluk getirmiştir. İzleyici profili değişmiştir. Türkiye´de 2012 yılı itibariyle 567 sinema binası, 2 bin 93 sinema perdesi ve 268 bin 72 sinema koltuğu bulunmaktadır.”

 Haber : Umut ERDEM

Kaynak : [-]

Günlük koşuşturmacadan birkaç saatliğine kaçmak için film izleriz. Peki, ya film 24 saat sürüyorsa?

New York’taki Modern Sanat Müzesi, İsviçre yapımı 24 saatlik bir filmi sanatseverlerle buluşturdu.

Tam bir gün süren, İsviçreli sanatçı Christian Marclay’in ‘Saat’ isimli filmi, 10 binden fazla klip bir araya getirilerek oluşturulmuş. Bu kısacık kliplerin amacı, dünyada zamanın dakika dakika akışını göstermek.

Toplamda 24 saat olan filmin her sahnesinde, o anki zamanı gösteren bir saat ekrana geliyor. Bu sahnelerin bazılarında, “Geleceğe Dönüş’ ve Alfred Hitchcock’un ’39 Basamak’ filmi gibi ünlü filmlere göndermeler yapılıyor.

Gösterinin küratörü Sabine Breitwiser, insanların filme “bir saat seyreder çıkarım” düşüncesiyle geldiğini ama en az 3-4 saat kaldığını söylüyor. Seyirci, saatlerin tik taklarıyla adeta hipnotize oluyor ve kendini teslim ediyor.

21 Ocak’a kadar gösterimde kalacak olan ‘Saat’ 2010’da seyirciyle buluşturulmuştu, ancak ilk kez New York Modern Sanat Müzesi’nde bütün olarak gösteriliyor.

Editör : Kim bilir belkide İsveçliler bizim yerli dizi film yapımcılarına özenmişlerdir!

Kaynak : [-]

SantralIstanbul-Roxy-Pera Müzesi-Cemal Reşit Rey-Istanbul Modern-PeraCaffe

Siyaseti, ekonomisi ve kültürüyle temelden bir kurulum süreci yaşayan Avrupa’nın en yeni ülkesi Kosova, sıradışı sanatçıları ile 27-29 Aralık tarihleri arasında İstanbul’un gözde kültür-sanat mekanlarına konuk oluyor.

CCK (Contours of Contemporary Kosova) Festivali, Avrupa’nın en yeni ülkesinin sanatçı, aktivist, müzisyen ve teorisyenlerini İstanbullularla biraraya getirip, pek çok ortak noktası bulunan iki ülke halkları arasındaki iletişimi kolaylaştırmayı hedefliyor.

Kendi kendini inşaa sürecinde olan Kosova’yı sanatçı, müzisyen ve düşünce insanlarının gözünden yansıtan CCK, 27 Aralık 2012 Perşembe günü Santralistanbul’da açılacak olan “Sui Generis” sergisi ile start alacak. Sui Generis, Latince’de “kenditürü” “eşi olmayan” anlamına gelen bir deyiş. Özellikle 1999 yılı sonrasında, uluslararası kurumlar ve medya tarafından Kosova’nın durumunu tarif etmek için kullanılan bu terim, Kosova’da yaşayan insanların günlük hayatının bir parçasını oluşturuyor. Sui Generis sergisi, Kosova’nın savaş sonrası döneminde ortaya çıkan ve gençlikleri savaş ile bağımsızlık dönemleri arasında geçen 10 ünlü görsel sanatçının eserlerini biraraya getiriyor. Sergi 28 Aralık 2012-15 Ocak 2013 tarihleri arası Santralistanbul Enerji Müzesi’nde ücretsiz gezilebilecek.

Pera Müzesi Oditoryumu ve İstanbul Modern’de gerçekleşecek konferans ve film gösterimlerinde; şehrin kültürel ve ekonomik platformunu yaratan aktörlerin anlatımlarından, liselerde ve köylerde insan hakları ve doğal yaşam hakkında filmler gösteren dünyanın en iyi belgesel film festivallerinden DokuFest seçkisine, kanunsuzlar ve kaçaklar üzerine önemli çalışmaları olan Sislej Xhafa’nın konuşmasından, yeni medya platformu Kosovo 2.0’ın sunumuna, ünlü sosyolog Shkelzen Maliqi ve Sezgin Boynik’in Osmanlı’nın Balkanlar ve Kosova’daki kimlik ve kültüre etkisinden, kentsel dönüşüm ve kültürel miras gibi konuların irdelenmesine dek zengin bir etkinlik yelpazesiyle, ülkedeki güncel durum masaya yatırılacak.

Festival, zengin müzik programıyla da dikkat çekiyor. Roxy, Cemal Reşit Rey ve Pera Caffe gibi mekanları Kosova’nın müzikal renklerine boyayacak etkinliklerde ünlü gitarist Petrit Çeku’nun Cemal Reşit Rey’de vereceği konser İstanbullu müzik tutkunlarına eşsiz bir müzik ziyafeti vadediyor.

Festival Ajandası

27 Aralık 2012 Perşembe (Açılış Günü)

19:00 – EnerjiMüzesi – SantralIstanbul // Festival ve “Sui Generis” Sergisinin açılış kokteyli

22:00 – Roxy // Canlı performans: Grupi Gazmor ve Shpat Deda

28 Aralık 2012 – Cuma

12:00 – Pera Müzesi Oditoryumu // Retrospektif: 90’lardan yeni medyaya Kosova ve Yugoslavya’da medyanın konumu

14:00 – Pera Müzesi Oditoryumu // Kosova kimliğindeki çelişkiler

16:00 – Pera Müzesi Oditoryumu // Kentsel dönüşüm ve Prizren tarihi şehri

20:00 – Cemal Reşit Rey konser salonu // Petrit Çeku solo konseri

29 Aralık 2012 – Cumartesi

12:00 – Istanbul Modern // DokuFest: Şehirdeki kültürel ve ekonomik kalkınmada festivalin rolü

14:00 – Istanbul Modern // Film gösterimi: Shkurtë e Shqip

16:30 – Istanbul Modern// Sanatçı konuşması: SislejXhafa

21:00 – PeraCaffe // Jazz gecesi: Trio of Love & Gipsy Groove

 Kaynak :[-]

Yönetmen Ferzan Özpetek’e İspanya’nın Barselona kentinde onur ödülü verildi.

Barselona’da birincisi düzenlenen İtalyan Filmleri Festivali için bu kente gelen Özpetek, “Şahane Misafir” adlı son filmiyle festivalin açılışını yaptı.

Verdi sinemasında yapılan festival açılışında Luce Cinecitta Enstitüsü, 2000 yılından bu yana İtalyan filmi olarak İspanya’da en çok sayıda sinemada filmi gösterilen yönetmen olması sebebiyle Özpetek’e İtalyan Sineması Araştırma Merkezi (CSCI) onur ödülü verdi.

Genç bir Katalan heykeltraş olan Jaime Ruiz Tabares tarafından yapılan, ortasında sinema biletinin olduğu halka şeklindeki ödülü alan Özpetek, sinemayı dolduran izleyiciler tarafından uzun süre alkışlandı.

1997 yılında ilk filmi Hamam’ı çektiğinde Roma’da “sinemaya gidip, kaç kişi geliyor, ne diyorlar diye merak ederdim” diyen yönetmen Özpetek, “Artık, burada olduğu gibi, sinema önünde filmimi seyretmek için kuyruklar oluştuğunu görmek beni çok mutlu ediyor” diye ekledi.

53 yaşındaki yönetmen, ödülü aldığı sırada yanında bulunan Şahane Misafir filminin başrol oyuncusu Elio Germano’ya da, başarılı oyunculuk yeteneğinden dolayı övgüler yağdırdı.

Barselona’da 14-18 Aralık tarihlerinde yapılan İtalyan Filmleri Festivali’nde 12 uzun metrajlı ve 8 kısa metrajlı film gösterilecek.

Kaynak : [-]