Şunun için etiket arşivi: filmler

28 Şubat – 03 Mart 2013 tarihleri arasında Los Angeles’ta düzenlenecek olan 2. Los Angeles Türk Film Festivali kısa film başvurularını bekliyor. Türk sinemasından uzun metraj filmlerin gösterileceği, dünyanın önde gelen film festivalleriyle ortak gösterimler düzenleyen Los Angeles Türk Film Festivali’nde sadece 01 Ocak 2011 tarihinden sonra tamamlanmış kısa filmler yarışabiliyor. Başvuru koşulları ve başvuru formuna 2. Los Angeles Türk Film Festivali’nin web sitesi www.latff.orgdan ulaşılabiliyor. Son başvuru tarihi 01 Kasım 2012.

Kaynak :[-]

Malatya Valiliği ve Malatya Kayısı Araştırma-Geliştirme ve Tanıtma Vakfı tarafından bu yıl 9-15 Kasım 2012 tarihleri arasında üçüncü kez düzenlenecek olan Malatya Uluslararası Film Festivali’nde kısa film heyecanı başlıyor!

Malatya Uluslararası Film Festivali, kısa film çekimini teşvik etmek; bu türde film çeken genç yetenekleri keşfetmek, nitelikli yapımları ödüllendirmek ve isimlerini ulusal alanda duyurma fırsatı sunmak için Ulusal Kısa Film Yarışması’nı düzenlemeye devam ediyor.

Tüm amatör ve profesyonel kısa filmcilerin katılabileceği Ulusal Kısa Film Yarışması’nın son başvuru tarihi 16 Eylül 2012.

Yarışmaya katılmak isteyen ve festivalin www.malatyafilmfest.org.tr adresli web sitesinden duyurulan Festival Yönetmeliği’nde belirtilen özelliklere uygun olan film sahiplerinin, 16 Eylül 2012 tarihine kadar Festival Merkezi’ne başvurmaları gerekmekte.

Kısa Metraj Film Yarışması’na başvuru için herhangi bir yaş, deneyim, tür ya da tema kısıtlaması bulunmuyor. Toplamda 15 filmin değerlendirileceği yarışmaya, 01 Ocak 2012 tarihinden sonra çekilmiş, süresi 30 dakikayı aşmayan filmler kabul edilecek. Yarışmacılar birden fazla filmle yarışmaya katılabilirler. Daha önce ulusal ya da uluslararası bir yarışmada ödül almış olmak katılmaya engel değildir.

Yarışmanın ön jürisi Festival yönetimi içinden ya da dışından seçilecek sanatçı, akademisyen ya da profesyonellerden oluşacak. 3 kişilik ön jürinin değerlendirmesi sonucunda yarışmaya kabul edilen filmler, Ekim 2012 döneminde festivalin web sitesinden ve medya aracılığıyla duyurulacak.

Ön elemeden geçerek, yarışmalı bölüme kabul edilen 15 film, isimleri ilerleyen günlerden ilan edilecek olan 5 kişilik ana jüri tarafından festival süresince değerlendirilecek. Ödüle değer görülen film sahipleri ödüllerini 15 Kasım 2012 Perşembe gecesi yapılacak Festival Ödül Töreni’nde alacak.

Kristal Kayısı Ödülü için yarışacak filmler arasından birinci gelen filmin sahibi 5.000 TL para ödülünün de sahibi olacak.

Katılımcılar Yarışma Katılım Formlarına, Festival Merkezi’nden ya da Festival’in yukarıda belirtilen web adresinden ulaşabilirler. Ayrıca Festival Merkezi’ni telefonla arayarak Kısa Film Yarışma Koordinatöründen ayrıntılı bilgi alabilirler.

 

Kaynak : [-]

Sekiz yıldır kısa film severler için üretimin, bilginin paylaşıldığı platform olma amacıyla düzenlenen ve bu yıl 19-29 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilen  Akbank 8. Kısa Film Festivali filmleri, kaçıranlar için Temmuz ayında yeniden gösteriliyor.

“Festival Kısaları” adı ile 11 Temmuz ve 18 Temmuztarihlerinde Akbank Sanat’ta ücretsiz olarak gerçekleştirilecek etkinlikte, aralarında Altın Palmiye ödüllü Rezan Yeşilbaş’ın “Sessiz” filminin de yer aldığı 30 kısa film izleyici ile buluşacak.

ETKİNLİK: Akbank 8. Film Festivali’nden Seçkiler- “Festival Kısaları”

YER: Akbank Sanat 

PROGRAM:

  • 11 Temmuz 2012, Çarşamba

Saat: 15.00

Gerayîş – 16’

Korkuluk – 10’

Gerçek Bir Hikayeden Uyarlanmıştır – 19’

Susmaz Sokak – 24’

Ekmeğin Hakkı – 10’

Saat: 18.00

Asker – 13’

Saman Makinesı – 10’

Tam Ekran – 11’

Yalnızlığın İki Yüzü – 24’

Kadîm – 30’

18 Temmuz 2012, Çarşamba

Saat: 15.00

Mi Hatice – 19’

Başlangıç– 15’

La Quatorziéme – 11’

Bağ – 12’

Pantolon Balığı – 28’

Saat: 18.00

Onaksibir – 20’

Baydara “Edra’nın Kaderi” – 14’

Ali Ata Bak – 12’

Alala – 10’

Sahnenin Haykırışı – 30’

Kaynak : [-]  

Türkiye en çok bilet satan ülkeler arasında…

Film Yapımcıları Meslek Birliği (FİYAB) tarafından düzenlenen, İstanbul Kalkınma Ajansı tarafında finanse edilen, Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen ”Telif Hakkı Kimde? Görsel-İşitsel Sektörde Telif Haklarının Hayata Geçirilmesi Destek Projesi”nin sonuç çalıştayı, İstanbul Modern’de yapıldı.

Fiyab Logo

Çalıştayın açılışında konuşan Telif Hakları Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Bilge Kılıç, sinema sektöründe kişilerin haklarını toplu bir şekilde aramamasının yanlış olduğunu belirterek, ”Bu alanda kurulmuş meslek birliklerimiz iyi niyetlerine rağmen, bu kadar çalışmalarına rağmen sinema sektörünün mensupları bunlara üye olmuyorlar” dedi.

Telif Hakları yasasında yapılacak yeni düzenlemeler arasında yer alacak ”Yeniden iletim hakkı” kapsamında genişletilmiş lisanslarla bazı alanları meslek birliklerine bağlamak niyetinde olduklarını anlatan Kılıç, ”Sinema sadece sanat anlamında değil, kültürel ürün olarak da çok değerli. Ülkemiz dizi ihracatında sayılı ülke haline gelmeye başladı. Bu işin artık bir mali değeri de var” diye konuştu.

AÇIK VE ADELETLİ TELİF DAĞITIMI
FİYAB Yönetim Kurulu Başkanı Galip Gültekin de sinema alanında faaliyet gösteren meslek birlikleri olarak bu alanda teliflerin alınabilmesi için uzun yıllardır mücadele verdiklerini hatırlatarak, bu projeyle yasal süreci etkileyecek bir başarıya ulaştıklarını kaydetti.

Telif Hakkı Kimde?

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda yapılacak değişikliklerle ilgili yasa tasarısının yürürlüğe girmesiyle birlikte Özel Kopyalama Harçları’nın dağıtımı ve Yeniden İletim’den doğan telifin toplanmasının mümkün olacağını belirten Gültekin, ”Meslek birlikleri olarak projemiz kapsamında incelediğimiz örneklerdeki gibi açık ve adaletli sistemlerle telif gelirlerinin dağıtılmasını sağlayacağız” dedi.

Gültekin, oluşturacakları yeni sistemlerle sadece Türkiye içindeki değil, yurt dışındaki teliflerin de hak sahiplerine ulaştırılabileceğini bildirdi.

TÜRKİYE AVRUPA SİNEMA PAZARINDA EN ÇOK BİLET SATILA 6.ÜLKE
Sinema Oyuncuları Meslek Birliği (BİROY) Dış İlişkiler Sorumlusu Derya Durmaz da Avrupa Konseyi Görsel ve İşitsel Yayınlar Gözlemevi’nin Avrupa’daki sinema gişe hasılatları ile ilgili son raporlarına ilişkin bilgi verdi.

Durmaz, bu rapora göre Türkiye’nin Avrupa sinema pazarında en çok bilet satılan 6. ülke olduğunu belirterek, şunları söyledi:”Türkiye’de sinema bileti satışlarından elde edilen gelir, 380 milyon liralara ulaşıyor. Türkiye aynı zamanda, yüzde 52,9’luk bir oranla ‘sinema piyasasında ulusal filmlerin en fazla paya sahip olduğu Avrupa ülkesi’ unvanını da korumaktadır.”

Sinemanın yanı sıra, Türkiye’de üretilen dizilerin uluslararası başarı kazandığına ve yurt dışı satışlarından büyük gelir elde edildiğine işaret eden Durmaz, ”Böylesine büyük atılımlar kaydeden söz konusu sektörün kurumsallaşması, sektörel üretim ve pazarlama alanında sağlam modeller gelişmesi ve dolayısıyla sektörün sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından ‘Fikri mülkiyet hakları’ hayati önem taşıyor” şeklinde konuştu.

Kaynak : [-]

 

Sinema sezonu kapandı ama ekim ayında Altın Portakal Film Festivali’nde yarışan 13 filmden 6’sı ilgi görmeyeceği için gösterime girmedi

geriye kalan

Geçtiğimiz yıl ekim ayında düzenlenen 48. Uluslararası Altın Portakal Film Festivali’nin ‘Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda 13 film yarışmıştı. Festivalin bitiminden bu yana 13 filmden 7’si izleyiciyle buluştu. Diğer 6 film ise sezonun kapanmasına rağmen gösterime girmedi. İlgi görmeyecekleri için sinema salonları tarafından talep edilmeyen bu 6 film festivalde yarıştığıyla kaldı.

ÖDÜLLERİ VAR AMA… 
Gösterime girmeyen filmler arasında ‘En İyi Yönetmen’ ve Devin Özgür Çınar ile ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödülünü kazanan ‘Geriye Kalan’ ile ‘En İyi Görüntü Yönetmeni’ ve ‘Behlül Dal Jüri Ödülü’ verilen ‘Lüks Otel’ de bulunuyor. ‘Geriye Kalan’ın yönetmeni Çiğdem Vitrinel 50 bin TL, 10 bin TL bütçesi olan ‘Lüks Otel’in görüntü yönetmeni Kenan Korkmaz ise 30 bin TL parasal ödül kazanmıştı. Gösterime giren 7 filmin gişesi ise 528 bin 416’sı ‘Behzat Ç.: Seni Kalbime Gömdüm’ün olmak üzere toplam 674 bin 658 olarak gerçekleşti.

Kaynak : [-]  Mehmet Çalışkan 

Beyoğlu Belediyesi, düzenlediği “Beyoğlu” konulu kısa film yarışması için, Beyoğlu’nu anlatan, teması Beyoğlu olan, Beyoğlu’nu mekan, oyuncu ya da konu olarak seçtiğiniz kısa filminizi bekliyor.

”Beyoğlu” Kısa Film Yarışması

Dereceye giren ve izlenmeye değer görülen kısa filmler, Kültürlerarası Sanat Diyalogları kapsamında Mannheim Belediyesi ve Beyoğlu Belediyesi işbirliği ile gerçekleştirilecek kısa film günlerinde Beyoğlu Belediyesi adına gösterilecektir.
Jüri değerlendirme sonucu yarışmayı kazanan en iyi kısa filmin yönetmeni Beyoğlu Belediyesi Gençleri Dünyayı Dolaşıyor Projesi kapsamından yurt dışı gezisi kazanacaktır. İlk üç dereceye giren filmlerin yönetmeni de, T20 cep telefonu ile ödüllendirilecektir.

Bir kameranız ve “Beyoğlu” için bir senaryonuz varsa, 14 Mayıs 2012’ye kadar da vaktiniz var. Beyoğlu’nu kısa film yapın, yurt içi ve yurt dışında izleyicilere ulaşma şansı yakalayın.

Başvuru için Tıklayınız

 

Kaynak :[-]

2. Uluslararası Engelsiz Film Festivali tanıtım filmi için; Beste Bereket, Cengiz Bozkurt, Bennu Yıldırımlar, Tuğrul Tülek, Zeynep Çamcı, Mine Soley, Rüya Önal, İrem Altuğ, Ece Uslu, Ececan Gümeci, Burç Kümbetlioğlu ve Altan Akışık kamera karşısına geçti. Yönetmenliğini Burak Şenkal’ın yaptığı filmlerin jenerik müziği ise Mehmet İstanbulluoğlu’na ait.

Bu yıl 2.si düzenlenen festivalin tanıtım filmleri 4 farklı videodan oluşuyor ve ünlüler engellilerin sorunlarına dikkat çekiyorlar.
“Herkes için Eşit Saygı, Herkes için Eşit Yaşam Koşulları ve Adalet” ana temasından yola çıkılarak düzenlenen 2. Uluslararası Engelsiz Film Festivali 21-26 Mayıs tarihleri arasında izleyicilerle buluşacak.

Filimleri :

Festival sitesi için :  www.engelsizfilm.com

Kaynak : [-]


“Can”, “İkizler Firarda”, “Can Dostum”, “Koruyucu”, “Aşk ve Para” ve “Efsanelerin Dansı: Anadolu Ateşi” bu hafta vizyona girecek filmler…

İkizler FirardaBu hafta üçü yerli olmak üzere toplam 6 yeni film vizyona girecek.

Can

Raşit Çelikezer’in yazıp yönettiği “Can” filmi, anne-baba olmayı, sabretmeyi, sevgiyi, gururu ve pişman olmayı anlatıyor.

Selen Uçer, Serdar Orçin, Yusuf Berkan Demirbağ, Erkan Avcı, Zeynep Yalçın, Cengiz Bozkurt ve İdil Yener’in oyuncuları arasında yer aldığı filmin konusu şöyle:

“Mutlu bir evlilik yapan Ayşe ve Cemal, normal yollardan çocuk sahibi olamayınca Cemal’in zoruyla illegal yollara başvururlar. Başından beri bu duruma karşı tavır alan Ayşe, çocuğu bir türlü bağrına basamaz ve çocuk 1 yaşına gelirken Cemal evi terk eder. Çocukla bir başına kalan Ayşe, ondan kurtulmak için her yolu dener, ancak başarılı olamaz. Cemal’in ise artık bambaşka bir hayatı vardır.”

 

İkizler Firarda

Yönetmenliğini Yusuf Füven’in yaptığı bir aile komedisi olan “İkizler Firarda” filmi, iki kızın annelerini arama maceralarını beyaz perdeye taşıyor.

Bir sohbet sırasında babalarının konuşmalarını yanlış anlayan ikiz kardeşler, yıllar önce ölen annelerinin yaşadığını zannederek, Bursa’ya onu aramaya gider. Muhtardan aldıkları adresleri gezerken başlarından pek çok olay geçer.

Çekimleri Bursa’da gerçekleştirilen filmde, Necmi Yıldırım, İkranur Demirtaş, Ferganur Demirtaş, Nagehan Başer, Sümer Tilmaç, Cengiz Küçükayvaz, Oya Aydoğan ve Seda Sayan rol alıyor.

Can Dostum

Bugüne kadar gösterildiği ülkelerde elde ettiği yüksek gişe hasılatı ile dikkati çeken Fransız yapımı “Can Dostum” (Intouchables), hikayesini gerçek bir olaydan alıyor.

Geçirdiği bir kazadan sonra boynundan aşağısı felç olan zengin aristokrat Philippe, cezaevinden henüz salınmış genç göçmen Driss’i bakıcısı olarak işe alır. Herkes Driss’in bu iş için uygun olmayacağını düşünürken, Philippe ona inanır ve bir şans vermek ister.

Dünya dursa yan yana gelmeyecek olan bu iki karşıt dünya görüşünün çarpışmasının ve zamanla çılgın bir dostluğa dönüşmesinin komik, duygusal ve insanı derinden etkileyen hikayesini anlatan film, hayatın daha önce görmezden gelinmiş olan güzelliklerinin fark edilmesini sağlıyor.

Yönetmenliğini Olivier Nakache ve Eric Toledano’nun üstlendiği filmde François Cluzet, Omar Sy, Anne Le Ny ve Audrey Fleurot rol alıyor.

Koruyucu

Haftanın tek aksiyon filmi, Boaz Yakin’in yönetmenliğini gerçekleştirdiği “Koruyucu” (Safe).
Jason Statham, Chris Sarandon, James Hong, Anson Mount, Robert John Burke, Reggie Lee ve Catherine Chan’in rol aldığı filmin konusu şöyle:
“Çinli yeraltı suç örgütü Triadlar, 10 yaşındaki Çinli matematik dahisi Mei’yi memleketi Nanjing’den kaçırarak, örgütün rüşvet ve haraç çarkının kasası olarak kullanılmak üzere Amerika’ya gönderir. Böylece örgüt tek bir bilgisayar ya da yazılı belge kullanmayacak, bütün sayılar küçük kızın aklında olacaktır.

Rus mafyasıyla başı derde giren ikinci sınıf bir kafes dövüşçüsü olan Luke Wright, evsiz, beş parasız ve toplumdan soyutlanmış halde New York sokaklarında yaşamaktadır. Olaylar sonucu Rus mafyası, polis ve Triadlar arasında kalan Mei’yi, Luke Wright kurtarır ve kendi yok edilen hayatını da geri almak için şehrin altını üstüne getirir.”

Aşk ve Para

“Aşk ve Para” filminin (One for the Money) başrolünde oynayan Katherine Heigl, Janet Evanovich’in on sekiz ciltlik polisiye romanının sevilen kadın kahramanı Stephanie Plum’ı canlandırıyor.

Yönetmenliğini Julie Anne Robinson’ın yaptığı filmin konusu şöyle:
“New Jersey’de doğup büyüyen, gururlu bir kadın olan Stephanie, acilen nakit paraya ihtiyaç duymaktadır. Son çare olarak kefalet senedi veren şirketinde tahsilat ajanı olarak çalışmak için kuzenini ikna eder.

İlk olarak Vinny’nin en büyük borçlusu olan eski polis memuru, cinayet zanlısı ve geçmişte sonu kötü biten bir aşk macerası yaşadığı Joe Morelli hedefindedir. Ancak işin içine girdikçe Morelli’ye yöneltilen suçlamaların sağlam temelli olmadığını anlayan Stephanie, işine burnunu sokan ailesi, cinayete meyilli bir boksör, arka arkaya ölen tanıklar ve Morelli’yi bulduğunda ondan etkilenmesi gibi sorunların da devreye girmesiyle, yeni işinin düşündüğü kadar kolay olmadığını görür.”

Efsanelerin Dansı: Anadolu Ateşi

Mustafa Erdoğan’ın genel sanat yönetmenliğini yaptığı ve 85’den fazla ülkede 30 milyon kişi tarafından izlenen “Anadolu Ateşi” gösterisi, “Efsanelerin Dansı: Anadolu Ateşi” adıyla üç boyutlu olarak beyaz perdeye aktarıldı.

Çekimleri geçen yıl ağustos ayında Aspendos’ta yapılan dans gösterisinin 3D sinema filmi, detaylı ve titiz çalışmalar sonucunda 100 kişilik bir animasyon ve profesyonel 3D çekim ekibi tarafından 6 ayda gerçekleştirildi.

15. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Kısa Film Yarışması sonuçlandı .

Yarışma bu sene kısa filmcilere “Size Baba Diyebilir miyim?” sorusunu sordurarak erk ve erkekliğin inşası üzerinden ‘baba’ kavramına odaklandı. Baba kavramına dair çeşitlemelerin üretilmesine dair kısa filmcileri cesaretlendirmeyi amaçlayan kısa film yarışmasında, hikayelerine sadece bir baba figürü koymanın ötesine geçen ve babalığın alt okumalarını yapan filmler jürinin beğenisini kazanmayı başardı.

15.uçan süpürge uluslar arası kadın filmleri festivali

Gülden Treske, Meltem Ağduk, Tayfun Atay, Pelin Aytemiz ve Sevna Somuncuoğlu’ndan oluşan yarışma jürisi 21 kısa film arasından üç filmi ödüle değer buldu, iki film ise festivalde gösterilmeye hak kazandı. Jürinin ödül gerekçesi ve dereceye giren filmler şöyle: Sinematografik açıdan başarılı bulunan ve film gramerini iyi kullanan Musa Ak’ın yönettiği “İs” filmi ve düz anlatımına rağmen animasyon türünün teknik olarak iyi bir örneği olan Reyhan Meral’in yönettiği “Horoz” filmi bu seneki festivalde gösterilmeye değer bulundu. Her ne kadar teknik ve sinematografik yetersizlikleri olsa da, kısa film türünün hakkını vererek kuşak çatışmasını akıllıca anlatan Perihan Türkdoğan yönettiği “Rıfat” filmi yarışmanın üçüncüsü oldu. Gerek sinematografisi ve kurgusu, gerekse işlediği konu itibariyle özenli ve yaratıcı olan, söylemek istediklerini üst ses ile basitçe anlatmak yerine karakterlerini konuşturarak derdinin altını çizen, köyün delisinden bir kahramana dönüşen babanın hikayesini anlatan, Canan Doğramacı’nın yönettiği “Ronahi” filmi ikincilik ödülünü aldı. Babalık hallerini ‘karanlık’ olmayan bir tonla sorgulayan, babanın otoritesini kaybetmenin eşiğindeyken, agresyon göstermeden yeni hayatına uyumlanma çırpınışlarını konu alan ve bunu izleyicinin kalbine dokunan küçük ayrıntılar ile yapan, aynı zamanda belgesel türüne dair de bir arayış içinde olduğunu düşündüğümüz Bilgi Diren Güneş’in yönettiği “Eyvah! Babam Emekli Oldu” filmi birincilik ödülü almaya hak kazandı. Jürinin değerlendirmesi sonucunda dereceye giren filmlerin yönetmenleri festivalin 17 Mayıs akşamı yapılacak kapanış töreninde ödüllerini alacak. Dereceye giren filmler festival programına alınarak ve Alman Kültür Merkezi’nde izleyiciyle buluşacak.

SEKANS SİNEMA GRUBU FİLM ELEŞTİRİSİ YARIŞMASI

 

sekans sinema grubu

Sekans Sinema Grubu, “film eleştirisi alanında ürün veren amatör ve profesyonel yazarların ürünlerini değerlendirmek ve film eleştirisi üretimini desteklemek, sinema kültürünün gelişmesine katkı ve bu alanda üretim yapan kişilere ortam sağlamak, ulusal sinemanın, film eleştirisi alanında üretilen yazılar aracılığıyla daha geniş bir platformda tanınması ve tartışılmasının önünü açmak” amacıyla Film Eleştirisi Yarışması yapacak. Yarışacak yazıların daha önce yayımlanmamış olması gereken yarışmaya, her yazar en çok iki yazıyla başvurabilecek. Yazılara konu olan filmlerin yapım yılı ve türü konusunda sınırlamanın olmadığı yarışmada, katılımcılardan bir sayfayı aşmayan biyografilerini de teslim etmeleri istenecek.

 Grubun sitesindeki açıklama şu şekilde:

 Amacı

Düzenlenen yarışmayla film eleştirisi alanında ürün veren amatör / profesyonel yazarların ürünlerini değerlendirmek ve böylece film eleştirisi üretimini desteklemek ve özendirmek; sinema kültürünün gelişmesine katkı ve bu alanda üretim yapan kişilere ortam sağlamak ve ulusal sinemanın, film eleştirisi alanında üretilen yazılar aracılığıyla daha geniş bir platformda tanınması ve tartışılmasının önünü açmak amaçlanmaktadır.

Kapsam ve Koşullar
1- Yarışmaya katılacak yazılar Türkiye yapımı filmler üzerine olmalıdır. 2- Yazıların daha önce yayımlanmamış olması gerekmektedir. 3- Her yazar en çok iki yazıyla başvurabilir.
4- Çeviri eleştiri yazılarıyla yarışmaya başvurulamaz. 5- Yazılar Times New Roman karakterinde, 12 punto, çift satır aralıklı olmalıdır. Yazılar posta veya elden başvurularda 4 kopya olarak teslim edilir. E-posta yoluyla yapılan başvurularda yazının elimize ulaştığı başvuru sahibine iletilir. 6- Yazılara konu olan filmlerin yapım yılı, türü vb. konusunda bir sınırlama yoktur. 7- Yazıların dili Türkçe olmalıdır. 8- Yazılarına ek olarak, katılımcıların bir sayfayı aşmayan biyografilerini teslim etmeleri zorunludur. 9- Katılımcılar açısından amatör / profesyonel ayrımı yoktur. 10- Başvuru, yazıların yazarları tarafından yapılır. Eser sahipliği ve telif hakları konusunda yaşanacak herhangi bir hukuki sorun karşısında başvuru sahibi sorumludur. 11- Yarışmaya katılan tüm yazıların yayın haklarının 1 Temmuz 2013 gününe kadar Sekans Sinema Grubu’na ait olduğu katılımcılar tarafından kabul edilmiş sayılır. 12- Yarışmaya katılan herkes bu kapsam ve koşulları kabul etmiş sayılır ve yerine getirmedikleri koşullar nedeniyle ön elemeyi aşamazlar.

Başvuru Yöntemi
Yarışmaya başvurular 20 Mayıs 2012 tarihine kadar posta, e-posta yoluyla veya elden yapılabilir.
Posta ve elden teslim adresi: Tan Kitabevi (Konur-2 Sokak No: 54 / 12 Kızılay – Ankara)
E-posta: [email protected]

Değerlendirme Süreci
1- Yazıların ön elemesini gerçekleştirecek olan Eleme Kurulu, Sekans Grubu yazarlarından oluşmaktadır. 2- Ön elemeden geçen en fazla 10 yazı Seçici Kurul tarafından değerlendirilecek ve yarışmanın birinci, ikinci ve üçüncülüğe değer bulunan eleştiri yazıları belirlenecektir. 3- Yarışma sonuçları 20 Haziran 2012 günü medyada duyurulacak ve ardından Sekans Sinema Yazıları Seçkisi’nde yayınlanacaktır.

Seçici Kurul
Ahmet Gürata (Bilkent Üniversitesi)
Hakan Savaş (Anadolu Üniversitesi)
Ece Özdemir (Sekans Sinema Grubu)

Ödüller
Birincilik ödülü: 30 kitaplık sinema kitabı seti
İkincilik ödülü: 25 kitaplık sinema kitabı seti
Üçüncülük ödülü: 20 kitaplık sinema kitabı seti

Sponsor Kurumlar: Bağlam Yayınları, Der Yayınevi, Doruk Yayımcılık, Kalkedon Yayıncılık, Küre Yayınları, Metis Yayınları, Phoenix Yayınevi.

 

Film maratonu başladı

 200’den fazla filmin gösterileceği 31. Uluslararası İstanbul Film Festivali, dün akşam düzenlenen törenle başladı. Törende, Sevin Okyay, Ali Özgentürk, Ayşen Gruda, Halit Akçatepe ve Terence Davies’e Sinema Onur Ödülü verildi

31-istanbul-film-festivali-basladi

İstanbul’un muhtelif yerlerinde afişler göreceksiniz: Bir film bileti fotoğrafının yanında ‘Değeri Büyük’ yazısı var afişlerde. Bahsedilen değer, İstanbul Film Festivali’nin 30 yılda oluşturduğu bir sinema kültürü aslında. Bu kültür, her geçen yıl daha bir kök salarak, kapsamını genişleterek devam ediyor. İKSV’nin düzenlediği 31. Uluslararası İstanbul Film Festivali dün Lütfi Kırdar’da düzenlenen törenle başladı. Festivalin şimdilerde kapalı olan ana sineması Emek’in hatırlatılmasıyla başladı tören. Sunucu Memet Ali Alabora’nın “Emek Sineması’nın olduğu yerde, ‘moving’ yapılmadan korunması hepimizin en büyük temennisi” demesiyle salonda alkış kıyamet koptu. Törende, festivaldeki bölümler ve filmlerin tanıtılmasının ardından geçen yıl kaybedilen sinemacılar da anıldı. Oscar töreninde anılmayan dünya sinemasının büyük ustası Theo Angelopoulos, Lütfi Akad, Yusuf Kurçenli gibi sinemacılar tek tek hatırlatıldı. Hüseyin Baş ile Paşa Gündoğdu’nun yeni vefat ettiğini de bu esnada öğrendik. 

SİNEMA YAZARLARINA ÖVGÜ 
Bu haberlerin ardından Sinema Onur Ödülleri’nin takdim edilmesine geçildi. İlk ödül, Türkiye’nin ilk kadın sinema yazarı Sevin Okyay’a verildi. Ödülü veren yazar Murathan Mungan, “Sinema yazarları sinemanın görünmez, saklı kahramanlarıdır. Seyrettiğimiz filmleri görmemizi, algılamamızı sağlarlar” diyerek Okyay nezdinde tüm sinema yazarlarını onurlandırdı. İkinci ödül ise Müjdat Gezen elinden yönetmen Ali Özgentürk’e verildi. Ali Özgentürk’ün duygu dolu, manalı ve uyarıcı konuşması salondan alkış aldı. “Bu festival kurtarılmış bir adadır” diyen Özgentürk, bu tür adaların Türkiye’de çoğalması temennisinde bulundu. Türk sinemasının iki unutulmaz oyuncusu Halit Akçatepe ve Ayşen Gruda Sinema Onur Ödülleri’ni birçok filmde beraber rol aldıkları Tarık Akan’ın elinden aldı. Ayşen Gruda, “Oyuncu olmak istemedim, okumak istedim. Babam öldü. Çalışmak zorundaydım. O sırada ablam, ‘bir oyunda hizmetçi kız rolü var. Oynar mısın?’ dedi. O gün bugündür oynuyorum. Bu işin okulunu okumadım ama işi ustalarından öğrendim” diyerek mutluluğunu seyircilerle paylaştı. Bu yılın Onur Konuğu ise ünlü yönetmen Terence Davies’di. Ödül almak için sahneye çıkan Davies, İstanbul’a gelen pek çok yabancı sanatçı gibi şehre iltifatlar yağdırdı ve ödül için teşekkür etti. Terence Davies’in konuşmasında “Bizans’a geldim” demesi salonda espri konusu oldu: ‘Hazır Fetih 1453 filmi vizyondayken, Davies filmi izleyese ya…’ esprisi küçük çaplı gülüşmelere neden oldu. Festivalin açılış törenin ardından söz sırası şimdi sinemaseverlerde. Onlar, 15 günlük maratonun elden geldiğince tadını çıkaracak. Festivalin kalbin yine Beyoğlu’nda atacak. Beyoğlu’nda filmler, Atlas, Fitaş, Beyoğlu sinemaları ve Pera Müzesi’nde gösteriliyor. Nişantaşı’nda ise CityLife (City’s) sinemasında festival filmleri izlenebilir. Anadolu Yakası’nda festivalcilerin tek adresi Kadıköy Rexx Sineması.

FESTİVALİN İLK GÜNÜNDE NE İZLEMELİ
Festival ilk günden yoğun bir programla başlıyor. Komedi arayanlar için 11.00 seansında Norveçli yönetmen Ole Endresen’in Körling Kralı filmi var. 13.30’da ise dün akşam festivalde Sinema Onur Ödülü alan yönetmen Terence Davis’in Aşkın Karanlık Yüzü filminin gösterileceğini hatırlatalım. 16.00’da Slava Ross’un yönettiği Sibirya, Monamur filmi izlenebilir. Film, Sibirya’daki ıssız buz çölü Monamur’da yaşayan yaşlı bir adam ve torununun evlerine iki eşkıya baskın yaptıktan sonra yaşananları anlatıyor. 19.00’da Kadıköy Rexx Sineması’nda Malgowska Szumowska’nın yönettiği Juliette Binoche’un başrolünde oynadığı Kadınlar tavsiye edilir. 2011 Venedik Altın Aslan ödüllü Alexander Sokurov’un Goethe’nin klasik romanından uyarladığı Faust Atlas Sineması’nda 21.30’da gösterilecek. 24 Ocak’ta vefat eden usta yönetmen Theo Angelopoulos ‘un başyapıtlarından Kumpanya, 21.30’da Fitaş’ta olacak. Nişantaşı City’s sinemasında ise 21.30’da emekliliklerini Hindistan’da geçirmeye karar veren bir grup İngiliz’in maceralarını anlatan Marigold Oteli‘nde filmi var.

EMEK’TE BAKAN’IN RİCASI DİKKATE ALINMAMIŞ!
Bir festival daha Emek’siz başlıyor. Bunun için sinemaseverlerin bir burukluk yaşadığını belirtelim. Peki Emek Sineması’nda son durum nedir? Dün Emek Sineması’yla ilgili Kamer İnşaat, SİYAD üyesi sinema yazarlarına yönelik bir bilgilendirme toplantısı düzenledi. SİYAD Yönetim Kurulu bu toplantıya katılmayacaklarını ilan etmişti, üyeler de toplantıya katılmadı. Toplantıda da gazeteciler ve Emeksever vardı. Hararetli geçen toplantı da Kamer İnşaat’ın sahibi Levent Eyüpoğlu, Emek Sineması ile ilgili bilgi verdi. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın SABAH’a yaptığı “Mümkün olduğu kadarıyla tartışmaları azaltacak, Emek’i özgün dokusuyla ortaya çıkaracak olan bazı yeni gayretlerde bulunmalarını rica ettim arkadaşlardan. (Kamer İnşaat yetkilileri)” açıklamadan dolayı Levent Eyüboğlu’na bu teklife karşı yaklaşımlarını sorduk. Eyüboğlu “Projede bir değişiklik yapmak çok zor. Yasa ve hukuksal prosedürler nedeniyle mümkün gözükmüyor” dedi. Ama birtakım yeni gelişmeler de sözkonusu. Mesela Emek Sineması ile aynı katta bir tiyatro binasının da yapılması plana dahil edilmiş. Ayrıca yeni yapılacak yapı dördüncü katına taşınacak. Emek Sineması’nın kontrolünü üstlenecek bir vakfın kurulması da yeni planlar dahilinde. Lakin bütün bunlara rağmen Kamer İnşaat’ten Levent Eyüboğlu, Emek Sineması’nın taşınarak korunması yönündeki ısrarından vazgeçmiyor. Bunun, Emek Sineması’nın yıllarca kendi kendini var etmesi yönündeki en doğru yol olduğu düşünüyor. Bu konuda ise kamuoyu ikna edilmiş değil. Emek’in yerinde korunarak da varlığını sürdürmesi mümkün olduğu biliniyor.

OLKAN ÖZYURT

http://www.sabah.com.tr

Liste başı “Pan’ın Labirenti”

Pan’ın Labirenti

Masalların bu kadar popüler olmasının nedeni, herkesin mutlu son istemesi olarak gösterilirken,Associated Press ajansının en güzel masal filmleri listesinin başında “Pan’ın Labirenti” yer alıyor.

En güzel masal filmleri listesine giren diğer 4 filmşöyle sıralanıyor: “Prenses Gelin, Uyuyan Güzel, Kırmızı Pabuçlar ve Manhattan’da Sihir.”

Pan’ın Labirenti (2006): Guillermo del Toro’nun filmi, 2. Dünya Savaşı sonrasında geçen fantastik bir yolculuğun hikayesi. Küçük bir kız, 1944 yılı İspanya’sında faşist yönetimin korkularından, yeni taşındığı evin arka bahçesinde keşfettiği esrarengiz bir labirent sayesinde kaçar. Labirentin içerisinde yaşayan Pan adındaki yaratık küçük kızın tüm yaşamını değiştirir. Film, sinematografi dalında Oscar ödülü aldı.

Prenses Gelin (1987): William Goldman’ın romanından sinemaya uyarlanan film, bir kahraman tarafından kurtarılan güzel prensesin fantastik hikayesini konu alıyor. Başrollerinde Billy Crystal, Mandy Patinkin, Wallace Shawn, Robin Wright ve Cary Elwes’in yer aldığı filmde, imkansız bir aşkın öyküsü, büyükbaba tarafından torununa anlatılıyor. Birçok festivalden ödüllerle dönen film, Willy De Ville’ın imzasını taşıyan “Storybook Love” adlı şarkıyla, en iyi film müziği dalında Oscar’a aday gösterildi.

Uyuyan Güzel (1959): Walt Disney’in masal uyarlaması olan film, zamanında en pahalı film ünvanını aldı. Filmde kötü güçler tarafından lanetlenmiş bir prenses olan Aurora’nın bu kötülükle olan mücadelesi anlatılıyor. Filmin müzikleri olarak ünlü besteci Pyotr İlyiç Çaykovski’nin eserleri kullanılıyor.

Kırmızı Pabuçlar (1948): İngiltere yapımı olan ve 1949 yılında en iyi sanat yönetimi ve en iyimüzik dallarında iki Oscar ödülü alan film, Hans Christian Andersen’in masalından uyarlama. Film, genç balerin Victoria’nın, kendisini bir yıldız yapan gösterinin besteci Julian Craster’e aşık olarak ölümcül bir hata yapmasını konu alıyor.

Manhattan’da Sihir (2005):  Filmde, peri masallarındaki ülkesinden Susan Sarandon’un canlandırdığı kötü ruhlu kraliçe tarafından kovulduktan sonra kendisini günümüz Manhattan sokaklarının katı gerçekliğinde bulan güzel prenses Giselle’in öyküsü anlatılıyor.