Şunun için etiket arşivi: eğitim

GİRİŞ

Tarih boyunca alt kültür müziklerinin pek çoğu sosyo – ekonomik sınıflaşma sonucu baskıya maruz kalan ve ezilen gruplardan çıkmıştır. Araştırmanın konusu olan Caz müziği de bunlardan biridir. 1880’lerde New Orleans’ta gelişmeye başlayan Caz müziği Blues ile birlikte Amerika Birleşik Devletleri’nde doğan siyahi yerel müziklerin atası olarak kabul edilmektedir. Kaynağında Afrika – Avrupa kökenli ritm ve melodilerin, tarlalarda söylenilen iş şarkılarının, dinsel müziğin, Fransızların sokak şarkılarının, halk dansları müziklerinin var olduğu Caz, siyah Amerikalıların etkilendiği çok değişik müzik türlerinin sentezidir. İmprovizasyon (doğaçlama) ve swing (salınım) etkenleri Caz stillerinin temelini oluşturmuştur. Doğaçtan anlatılan hikayelere, “çağrı ve yanıt” ilişkisine dayanan Caz, doğal ruhsal tepkilerin ses ve ritmle anlatılmasına olanak verir.

  1. KÖKEN

Amerika’lı caz eleştirmeni Marshall W. Stearns şu tanımı yapar: “Caz, Afrika – Avrupa kaynaklı melodi ve ritmin, Avrupa armonisi ve çalgılarıyla birleştirilmesi sonucunda doğaçtan çalınan Amerikan müziğidir.”                                                                                                               Bu yalın tanımın içinde yer alan “Amerikan” sözcüğü tepkiyle karşılanmıştır. Uzmanlar, bu müziğin “Amerika’dan dolayı” değil, “Amerika’ ya rağmen” gerçekleştiğini söylerken haklıdırlar. Buna göre tanımdaki “Amerikan müziği” yerine “uluslararası müzik” sözcüklerini koymak doğru olacaktır.                                                                                              Cazın doğum yeri ve beşiği Amerika’dır; cazı yaratan insanlar ise zencilerdir. Eğer Afrika’lı zenciler 16. yüzyılın sonlarından 19. yüzyılın son çeyreğine kadar köle tüccarları eliyle Amerika’lı toprak sahiplerine getirilip satılmasaydı, caz müziği doğmayacaktı.

Öte yandan caz, çeşitli müziklerin karışımıdır: Afrika’nın halk müziği, zenci kölelerin tarlada çalışırken söyledikleri iş şarkıları, İngiliz’lerin dinsel müziği, Fransız’ların sokak şarkıları ve halk dansları müziği ile Fransız bando müziği, İspanyol sömürge müziği ve bir ölçüde kızılderili müziği… “Bütün bunlar zencinin potasında eridi ve en bol, en etkileyici gereç, blues, ortaya çıkan müziğe ayrıca çeşnisini verdi.”

 

 

2.CAZIN DOĞUŞU VE KÖKENLERİ

Caz müziği 1880′ lerde New Orleans’ta gelişmeye başladı ve 1920’lerin başında New York, Los Angles ve Chicago’da yapılan kayıtlarla son şeklini aldı. O zamanlar birçok değişik akım cazın ortaya çıkışında yol gösterici olmuştur. Bunlardan biri melodilerin ve akorların eşliğinde simgesel olarak özgürlüğe kavuşma çabalarıydı. Bu akım bugün doğaçlama olarak tanımladığımız olaya liderlik etmiştir. Bir diğeri ise, siyahi Amerikalıların yarattığı blues ve ragtime gibi müzik türleriydi.

Caz müziğinin neden ve nasıl Amerika’da ortaya çıktığını ve bu kadar farklı türde müziğin nasıl biraraya geldiğini anlayabilmek için, Afrikalıların kölelik Amerika’sındaki yaşamlarına göz atmamız gerekir. Afrikalı köleler Amerika’ya getirildikleri zaman yanlarına müzik aletlerini almalarına izin verilmemişti. Ama onlar müzikal zevklerini ve geleneklerini yanlarına almışlardı. Afrikalıların yüzyıllar önce yaptığı bu hareket, Avrupa müziğinin neden Afrika kökenli Amerikalılar tarafından çalındığında daha farklı duyulduğunu biraz da olsa anlamamıza yardımcı olabilir. Örneğin bazı köleler Avrupa kökenli kilise müziklerini, yöresel müzikleri ve dans müziklerini kendi müzik zevk ve geleneklerine uyacak şekilde değiştirdiler. Onların çocukları da atalarının müzikteki bu davalarının peşinden gittiler. Böylelikle bu müziksel tercih nesilden nesile devam etti.

 2.1.Caz neden New Orleans’da ortaya çıktı?

Fransızlar 1718 yılında New Orleans’ a yerleşmeye başladılar ve 1719 yılında yüz kırk yedi siyah köle buraya getirildi. 1722 yılının başında New Orleans’ta kölelik tamamen yayılmamıştı, hala özgür siyahlar vardı. 1763 yılında Fransızlar Louisiana topraklarını İspanyollara hediye ettiler. Ancak 1769 yılına kadar İspanyolların kuralları bu topraklar üzerinde tam olarak geçerli olmadı. Daha sonrasında gelen İspanyol kurallarına rağmen, Fransızların dilleri ve gelenekleri hep ön plandaydı. 1801’de İspanyollar Louisiana’yı Fransızlara geri verdiler. Ancak İspanyolların koymuş olduğu kurallar, 1803′ te Louisiana Amerika Birleşik Devletleri tarafından Fransızların elinden alınana kadar, geçerliliğini sürdürdü.

İspanyolların bu topraklar üzerindeki etkisi bazı sosyolojik örneklerde göze çarpıyor. Örneğin o yıllarda farklı etnik gruplardan insanların birbirleriyle evlenmeleri Louisiana’da çok sık gerçekleşen bir olaydır. Ayrıca İspanyol kuralları çok sayıda kölenin özgür kalmasını sağlamış, bu da özgür siyahların sayılarının artmasına neden olmuştur. 1800′ lerin ortalarında siyah ve beyaz ırkın biraraya gelmesi, Avrupa ve Afrika geleneklerinin etkileşimlerine yol açmıştır. İki ırkın birleşmesinden oluşan bu yeni ırk Creole toplum olarak bilinir ve Creole’ler biraz Afrikalı biraz da Fransızdır.

New Orleans caz müziğinin ortaya çıkması için ideal bir yerdi. Mississippi Nehri’nin ağzının yakınında olan New Orleans Amerika için gelişmekte olan bir ticaret yoluydu ve bu nedenle o zamanlar ticaretin merkeziydi. Ticari öneminin yanısıra bir liman şehri olduğu için buraya dünyanın heryerinden insanlar geliyordu ve New Orleans günden güne kozmopolitik bir yerleşim merkezi şeklini alıyordu. Bu kadar renkli bir yerin eğlence hayatı da çok renkliydi. New Orleans’ta birçok bar vardı ve bu barlarda sık sık dans partileri yapılıyordu. New Orleans’ taki bu yoğun eğlence hayatının sonucu olarak, bölgedeki müzisyenlere birçok iş imkanı doğuyordu.Bu dönemde canlı müziğe çok büyük bir istek vardı ve yeniliklere olan ihtiyaç devam ediyordu.

Bu istek ve ihtiyaaçlar müzisyenlerin yeni stiller yaratmalarına neden oldu. Müzisyenler değişik ve garip yaklaşımları harmanladılar, gözden geçirip yeniden düzenlediler. Bu gelişmeler cazın ortaya çıkışında büyük rol oynadı.[3]

        2.2.Caz’ın kökenindeki yapı

İlk ortaya çıkışından şimdiye dek, caz 19 ve 20. yüzyıl Amerikan popüler müziğinden etkilenmiştir. Caz terimi ilk batı kıyısında ortaya çıkmış ve Chigago’da 1915’lerde yapılan müziği tanımlamak için kullanılmıştır. Bu zamandan öncede caz New Orleans’ta yapılsa da caz ismi ile adlandırılmamaktaydı.

Caz’ı ta. dayanır. Belki de onu bir sanat müziği formu olarak tanımlayabiliriz Amerika kökenli ama siyahların Avrupa müziği ile karşı duruşlarıyla şekillenen bir form olarak.

 1843’e dek New Orleans’da Afrika dans ve davullarının olduğu festivaller düzenlenir tıpkı benzerlerinin New York ya da New England’ta yapıldığı gibi. Afrika geleneksel müziği Avrupa tarzı armoni içermez , tek seslidir.

19 uncu yüzyılın başlarında Avrupa sazlarını çalmayı öğrenen siyah müzisyenlerin sayısı artmaktadır. Sonuçta Güney Amerika, Karayip ve diğer köle melodileri salon müziği olarak piyano ile icraya başlanır. Siyah köleler “harmonik” tarzları da öğrenerek kendi müzikleri ile harmanlarlar.

    2.3.Başlangıç dönemi

Zencilerin en yoğun olduğu New Orleans’ ta doğan caz, Mississipi nehrindeki gemilerde çalan müzisyenler tarafından Amerika’ nın içlerine yayılmıştır. Bilinen ilk caz parçalarını Buddy Bolden (trompet) ve Jerry Roll Morton (piyano) yapmıştır (1895-1905)

 

“New Orleans Stili” nin ritmik yapısı “Avrupa Müziği” nin “Marş” ritmine çok yakındır. Caz ritmine özgü o bilinen “dalgalanma” henüz bu stilde yoktur. Genel anlamda dalgalanmayı, 1. ve 3. zamanlardaki güçlü vuruşlar yerlerinde kalırken, 2. ve 4. zamanların da vurgulanması yaratır. Oysa “New Orleans Stili” nde bu ritmik olguya pek rastlanmaz. Vurgular 1. ve 3. Zamanlardadır.

“Hot” (ateşli) çalış, ilk kez “New Orleans Stili” nde görülür. Bu çalış tekniği, anlatımın son derece sıcak oluşuyla karakterize edilir. “Sound”, (müzikal tını, ses) “cümleleme”, “vibrato” teknikleriyle özgünleşir. Müzisyenler, enstrümanlarını “çalmaktan” çok, onlarla “konuşarak” duygularını yansıtırlar.

Kornetçi Buddy Bolden, sonradan “jazz” olarak adlandırılacak tarzın öncülerinden biri olarak zikredilen bir müzik topluluğunun başıydı. 1895 – 1906 yılları arasında New Orleans’da çaldı. Bolden’dan bugüne gelen herhangi bir plak kaydı yok ama Bolden topluluğunun repertuvarında bulunan “Buddy Bolden Blues” gibi çeşitli ezgiler birçok diğer müzisyen tarafından kaydedildi.

 

 KAYNAKLAR

Ahmet Say – Müzik Tarihi Kitabı (Müzik Ansiklopedisi Yayınları 8. Basım)  Erişim tarihi: 26.10.15 / 18:10

http://acikerisim.baskent.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/baskent/1529/00127.pdf?sequence=3&isAllowed=yç Erişim tarihi: 25.10.15 / 19:26

http://www.alka.com.tr/alphtml/jazzhtm/index_caz.asp?page=icerik&id=26      Erişim tarihi: 28.10.15 / 17.30

http://cibrank.blogcu.com/cazin-dogusu-ve-kokenleri/117126 Erişim tarihi: 26.10.15 / 19:30

http://dosya.marmara.edu.tr/aef/mzo/2013-2014%20duyurular/%C4%B0smet%20ARICI/gpm_2014.pdf     Erişim tarihi:  28.10.15 / 18.04

http://muzik.stereomecmuasi.com/2011/09/caz-muzigin-tarihcesi.html  Erişim tarihi: 27.10.15 / 21:20

 [1]http://acikerisim.baskent.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/baskent/1529/00127.pdf?sequence=3&isAllowed=y

[2] Ahmet Say – Müzik Tarihi Kitabı (Müzik Ansiklopedisi Yayınları / 8. Basım)

[3]: http://cibrank.blogcu.com/cazin-dogusu-ve-kokenleri/117126

[4] http://muzik.stereomecmuasi.com/2011/09/caz-muzigin-tarihcesi.html

[5] http://www.alka.com.tr/alphtml/jazzhtm/index_caz.asp?page=icerik&id=26

[6] http://dosya.marmara.edu.tr/aef/mzo/2013-2014%20duyurular/%C4%B0smet%20ARICI/gpm_2014.pdf

 

Bu makale Nar Sanat Eğitim Kursu eğitmenlerinden Burcu Işıl Oğuz tarafından hazırlanmıştır. Buradan indirebilirsiniz.

Pantene Altın Kelebek Ödülleri, Zorlu Center’da düzenlenen görkemli bir törenle sahiplerini buldu.Televizyon ve müzik dünyasının en iyilerinin ödüllendirildiği gece bu yıl “Pantene Altın Kelebek Ödülleri” adıyla yapıldı.Zorlu Center’da yapılan muhteşem törende Halit Ergenç sunuculuğu üstlendi.’Poyraz Karayel’ dizisinin çocuk yıldızı Ata Berk Mutlu, en iyi çocuk oyuncu seçildi. Gözyaşlarına boğulan Mutlu ödülünü alırken tüm salonu ağlattı.

Altın Kelebek'i alan Ataberk Mutlu hem ağladı hem ağlattı

 

Nar Sanat Eğitim Kursu eğitmenlerinden Cem Cücenoğlu ‘nun da rol aldığı Poyraz Karayel dizisi En iyi dizi yönetmeni ödülü ve en iyi dizi senaryo yazarı ödülüne layık görüldü.
Altın Kelebek Ödülleri’nin sahipleri:

En iyi kadın oyuncu: SERENAY SARIKAYA (MEDCEZİR)

En iyi erkek oyuncu:  ÇAĞATAY ULUSOY (MEDCEZİR)

En iyi kadın sunucu: ÖYKÜ SERTER (İŞTE BENİM STİLİM)

En iyi erkek sunucu: İLKER AYRIK (BEN BİLMEM EŞİM BİLİR)

En iyi dizi: GÜNEŞİN KIZLARI

En yakışan çift: ELÇİN SANGU VE BARIŞ ARDUÇ

En iyi çocuk oyuncu: ATABERK MUTLU

En iyi komedi dizisi: GÜLDÜR GÜLDÜR

En iyi kadın komedi oyuncusu: ÖZGE ÖZPİRİNÇCİ (AŞK YENİDEN)

En iyi erkek komedi oyuncusu : AHMET KURAL – MURAT CEMCİR (KARDEŞ PAYI)

En iyi dizi yönetmeni ödülü : ALİ BİLGİN (MEDCEZİR) + ÇAĞRI VİLA LOSTUVALI (POYRAZ KARAYEL)

Jüri özel onur ödülü 1 : BEYAZIT ÖZTÜRK (BEYAZ SHOW)

Jüri özel onur ödülü 2 : KURTLAR VADİSİ PUSU

Panten yıldızları parlayanlar ödülü: BENSU SORAL – NİLAY DENİZ – HANDE ERÇEL 

En iyi proje ödülü : KAYAHAN EN İYİLER (İPEK AÇAR SAMSUN DEMİR-MURAT YILDIRIM)

En iyi magazin programı ödülü : PAZAR SÜRPRİZİ

En iyi türk pop müzik kadın solist ödülü : SILA 

En iyi türk pop müzik erkek solist ödülü : MUSTAFA CECELİ 

En iyi fantezi müzik kadın solist ödülü :  EBRU GÜNDEŞ 

En iyi fantezi müzik erkek solist ödülü : HAKAN ALTUN 

En iyi dizi senaryo yazarı ödülü :  ERSOY GÜLER (AŞK YENİDEN) + ETHEM GÜLER (POYRAZ KARAYEL) 

En iyi kadın haber sunucusu : NAZLI ÇELİK

En iyi erkek haber sunucusu : FATİH PORTAKAL 

En iyi dizi müziği : TOYGAR IŞIKLI (MEDCEZİR) 

En iyi klip ödülü: METİN AROLAT – GÜLŞEN (BANGIR BANGIR) 

En iyi halk müziği kadın solist : ŞEVVAL SAM 

En iyi halk müziği erkek solist : VOLKAN KONAK 

Yılın şarkısı ödülü : BANGIR BANGIR (GÜLŞEN – OZAN ÇOLAKOĞLU)

En iyi çıkış yapan solist : EDİS – İDO – İLYAS YALÇINTAŞ – SİMGE SAĞIN

En iyi müzik grubu ödülü : MODEL

En iyi yarışma ödülü : SURVİVOR ALL STAR (ACUN ILICALI)

En iyi spor programı ödülü: YÜZDE YÜZ FUTBOL

 

MEB, liselere geçişte son bir yıldır yeni bir model üzerinde çalışıyor. Sanat ve sporla uğraşan, kurslara giden öğrenciye liseye geçişte ek puan verilmesi planlanıyor. Bu ek puan, yerleştirme puanını yüzde 30’a kadar etkileyecek…

müzik eğitimi

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), TEOG’da kültür, sanat ve spor dallarıyla ilgilenen, “sosyal” yönü öne çıkan öğrencilere ek puan vermeye hazırlanıyor. Bu faaliyetlerin liseye yerleştirme puanına yüzde 20 ya da yüzde 30 oranında etki etmesi planlanıyor.

3 BAKANLIK ÇALIŞIYOR

MEB, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında işbirliği görüşmeleri başladı. Bütün il ve ilçelerde öğrencilerin gidebileceği gençlik ve kültür merkezleri ile özel sanatsal ve sportif kurslar tek tek belirlenecek. Öğrencinin okuduğu bölgede gidebileceği herhangi bir kamu ya da özel kurs bulunmaması durumunda okuldaki branş öğretmenlerine kurs açmaları için destek verilecek.

Bakanlık, “Öğrenci kurs alabilir” diye merkez ve özel kursları akredite edecek. Öğrencilerin 1. sınıftan 8. sınıfa kadar katıldığı kursların listesini tutacak bakanlık; kültür, sanat ve spor kurslarını puan değerlendirmesine tabi tutacak.

Bir öğrenci 1. sınıftan itibaren yüzme kursuna gidiyorsa TEOG sınavına girdiğinde yüzde 20 ile yüzde 30’a kadar ek puan alacak. Aynı durum müzik enstrümanı çalan ya da kültürel, sanatsal etkinliklere katılan öğrenciler için de geçerli olacak.

ÜNİVERSİTE İÇİN PLAN

muzik ve egitim

MEB yetkilileri, 64. hükümetin acil eylem planında 1 yıl içinde gerçekleşecek reformlar arasında yer alan “Öğrencilerin okul başarıları ile sosyal, sanatsal ve sportif etkinliklerinin göz önünde bulundurulduğu bir geçiş sisteminin altyapısı oluşturulacak” vaadinin üniversiteye geçişte de uygulanmasını hedeflediklerini söyledi.

Üniversiteye giriş sınavına etkisi de bekleniyor

Bunun yanı sıra benzer bir sitemin uzun vadede teke indirilecek üniversites sınavında okulların kendi yapacakları sınavlardada benzer şekilde ek puan hakkı olması düşünülmektedir.

Bozkırdan Gelen Keman Sesi

Bozkırdan Gelen Keman Sesi İstanbul Üniversitesi öğrencileri 10 Aralık Perşembe günü yapılacak olan seminerde öğrenciler Köy Enstitülerini ve edebiyat alanına etkilerini konuşacaklar.

1940’lı yıllarda açılan Köy Enstitüleri 1954’e kadar çok büyük etki yarattı. Kültür derslerinden, ziraat dersleri ve teknik derslere kadar bir çok dersin verildiği Köy Enstitüleri’nde ise 17251 Köy Öğretmeni yetişti.

Köy Enstitülerinin yarattığı etkilerden birisi de kültür sanat alanında oldu. Mandolin, keman, bağlama gibi bir çok çalgı eğitiminin verildiği Köy Enstitüleri’nde konserler düzenlenmiş ve  tiyatro oyunları oynanmış, bunun yanı sıra Köy Enstitüleri halk dünya edebiyatıyla tanışmıştı.

İstanbul Üniversitesi’nde faaliyet göstermekte olan  Mavi Çınar Edebiyat Topluluğu da, düzenleyeceği bir etkinlikle Köy Enstitüleri’nin edebiyata etkileri ve yarattığı edebiyatı isimli  konuya yer vererek , etkinlikte, aydınlanma ürünü olan Köy Enstitülerinin yarattığı edebiyatı ve bu edebiyatın yarattığı iklimin geçmişe ve günümüze etkilerini Köy Enstitüsü Mezunlarından Yazar Yusuf Ziya Bahadınlı ve Edebiyat Eleştirmeni B.Sadık Albayrak anlatacak.

‘Bozkırdan Gelen Keman Sesi – Köy Enstitülerinden Doğan Edebiyat’ başlığıyla duyurulan etkinlik 10 Aralık Perşembe günü saat 14’te Yeşil Kafe’de (İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi yanı) düzenlenecek.

 

london-college-of-musicLondon College of Music sınavı 14 Ocak Perşembe günü Özel Nar Sanat Eğitim Kursunda yapılacaktır. Sınav programı şu şekildedir. Sınava aşağıdaki isimler katılacaktır.  Sınav 09.00 ‘da başlayacaktır.

Ege Yılmaz
Bilge Kandur
Jewahir Başak Sait
Ahmed Doğukan Balık
Aysu Bayram
Berzah Aydemir
Doğa Aynacı
Fidan Hüseynov
Levgenıı Gostyshchev
Yağmur Kozan
Yaprak Şeren
Zeynep Özmen
Zehra Mina Fırıncı

hiphop-1Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak Hip Hop alanında verdiğimiz eğitimler devam ediyor. Hip Hop ‘ta kıvrak figürler ve modern hareketler ile ister kareografik ister serbest dans sergileyerek tarzınızı ortaya koymak mümkün. Hip Hop kurslarımız haftada 1 gün 2 ders saati şeklinde yapılmaktadır.(1 ders saati 45 dakikadır)

İletişime geçmek için buraya tıklayınız.

Nar Sanat Eğitim Kursu olarak Bakırköy’de Bale kursu kayıtlarımız sürmektedir. Deniz Baydar eğitmenliğinde Bale sınıfı öğrencilerimiz eğitimlerine yeni tekniklerle devam ediyor:

[supsystic-gallery id=’27’ position=’center’]

Van’ın Gürpınar ilçesindeki bir okula yeni atanan öğretmen Yusuf Açar, 5 günlük 29 Ekim tatilinde izin kullanmak yerine okulun tadilatını yapıyor.

cumhuriyet öğreetmenleri

Tüm ülkede cumhuriyetin 92’nci yıl dönümü törenlerle kutlanırken, Van’a 98 kilometre uzaklıktaki Dolaylı Köyü’nün tek öğretmeni Yusuf Açar, 10 gün önce atandığı okulda önce çocuklara Cumhuriyet’i anlattı, ardından da okulda tadilata başladı.

yusuf öğretmen

5 GÜNLÜK TATİLDE TADİLAT YAPACAK

5 gün sürecek tatili evinde değil dağların arasındaki tek derslikli 9 öğrencisi bulunan okulun tadilatıyla geçirecek olan Yusuf öğretmen, mahalle sakinleri ve öğrencilerin de gönlünde taht kurdu.

“BİZ ÖĞRETMENİZ, FEDAKÂRLIK YAPMALIYIZ”

Okulun birçok yerinde döküntüler olduğunu belirten öğretmen Yusuf Açar, sınıfta tezek sobasını yakıp, hemen işe koyularak yıkık yerleri tamir edip, boyamaya başladı. Gece gündüz çalışarak okulu en kısa sürede eğitime açmaya çaba gösterdiğini belirten fedakâr öğretmen Açar, “Okula geldiğimde tek dersliğimizin eğitime hazır olmadığını gördüm. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nden malzeme aldım. İlk olarak bazı bölgelerin alçı tadilatını yaptım. Şimdi de boyamasını yapıyorum. Tatil yapmadım. Bir tatilimi de burada geçirmek istiyorum. Çünkü bu okulun en kısa sürede eğitim öğretime açılması gerekir. Burada 9 öğrenci var ve bunlar bizim geleceğimiz. Onlara sahip çıkmalıyız. Biz öğretmeniz fedekârlık yapmalıyız.” dedi. Fedakâr öğretmenimiz çalışkanlığıyla köy halkının gönlünde taht kurdu.

Kaynak : DHA

yetiskin egitimi narsanat

Yetişkinler için sanat eğitimi,  hizmet içi eğitimler kapsamında Yönetim kurulu Üyesi Yardımcı Doçent Doktor Günay Deniz Dursun tarafından verildi. 2015-2016 eğitim öğretim yılı içerisinde eğitmenlerimize yetişkinlere eğitim verilmesi anlamında  daha çok fayda sağlamak için “Yetişkin Eğitimin için Eğitmen Eğitimi” konulu hizmet içi eğitimi başlatmış bulunuyoruz.

Sanat adına herşeyin iyisini yapmaya çalışan kurumumuz pek çok konuda olduğu gibi bir yeniliğe daha imza atarak. Ülkemizde ilk defa bir sanat kursu öğretmenlerinin verecekleri eğitimin kalitesini artırmak ve doğru yaklaşımlar geliştirmek anlamında hizmetiçi eğitimlere başlamıştır. Hizmetiçi eğitimlerde konu yelpazesi gittikçe genişleyerek daha kaliteli ve daha bilinçli eğitmenlerle hizmet vermek için, Hizmetiçi eğitimlerin çerçevesi genişletilecektir.

Sanat eğitiminin pedegojik yapısı konusunda “Çocuklarına Sanat eğitimi aldıran ailelere yaklaşım ve çoçuklarda sanat eğitimi”ana başlığı konulu Hizmetiçi eğitimlerimizle devam edecek olan eğitimlerimizin ardından ilk yardım, iş güvenliği ve kalite eğitimleri ve elbette “Çocuklarına sanat Eğitimi aldıran veli ve aileler için de eğitimlerimiz süreç içinde ilan edilecektir. Çocuklarına sanat eğitimi aldıran ailelerin ilerleyen zamanlarda açılacak “Çocuklarına sanat eğitimi aldıran aileler” için yapılacak çalışmalarda tüm velilerimiz ve çocuk sahibi sanatseverlerin katılması amaçlanmaktadır.

Bizi izlemeye devam edin… “Her yerde Sanat Nar Sanat”

[supsystic-gallery id=’14’ position=’center’]

Zaman zaman sizlerle internet veya basılı yayınlarda bulduğumuz yazı ve makaleleri sizlerle paylaşıyoruz. Yine sanat okumalarımızın birinde bulduğumuz yayını sizlerle paylaşmak istiyoruz. İyi okumalar.

 

Photo by David Morand.

Photo by David Morand.

Araştırmalara göre, küçük yaşta piyano çalmaya başlamak zihinsel gelişimi olumlu yönde etkiliyor.

Bir piyano görüp de tuşlarına basarak farklı sesler çıkarmaktan hoşlanmayan çocuk neredeyse yok gibidir… Piyano çalmaya başlayan bir çocuk için piyanosu, basit bir müzik aletinden çok daha fazla şey ifade eder. Çünkü o her çocuğun kendini anlatabileceği eşsiz bir araç…

Uzmanlar piyano çalmanın saymakla bitmeyen artıları olduğunu vurguluyor. Kendine olan güveni artan çocuk, aynı zamanda en çok ihtiyacı olan şeye kavuşuyor, yani farkediliyor. Bunun dışında son zamanlarda Amerika’da yapılan bir araştırmanın ortaya çıkardığı sonuçlar da piyano ve zeka arasındaki ilişkiyi açıkça ortaya koydu. Fizikçi Gordon L. Shaw ve psikolog Frances H. Rauscher’in 78 çocuk üzerinde yaptığı araştırmaya göre, okul öncesi çocuklara piyano dersi vermek, çocukların zihinsel yapısını geliştiriyor ve bu çocuklar öncelikle matematik ve fen dallarında olmak üzere pek çok alanda diğerlerine göre daha başarılı oluyor. Deney küçük çocuklar üzerinde yapılmış olsa da, 12 yaşına kadar alınan piyano derslerinin zekanın gelişiminde aynı etkiyi yaratacağı belirtiliyor.

Çoğu piyano öğretmeni, piyanoya küçük yaşta başlanması konusunda hemfikir. Çocuğun küçük yaşta öğrendikleri hem daha iyi yerleşiyor hem de zihinsel gelişimine katkıda bulunuyor. Ayrıca yaş büyüyüp, gençlik yılları başladıkça okul ve kulüp aktiviteleri, sevgililer, bilgisayar oyunları, diskolar, seyahatler gibi pek çok etken çocuğun ilgi alanının dağılmasına ve yeteri kadar olaya konsantre olamamasına neden oluyor. Ama piyano ve müzik sevgisi çocuğun ruhuna küçük yaşta işlendiğinde, sonradan gelen tüm aktiviteler ikinci derecede önem taşıyor. İster ünlü bir piyanist olsun, isterse piyanoyu bir hobi olarak devam ettirsin, piyano çalacak olan çocuğun yaşının çok ilerlemeden piyano başına oturması öneriliyor.

Piyano Eğitiminde öğretmenin önemi

piyano ve öğretmen

Herşeyde olduğu gibi piyano eğitimine verilen tepki de çocuktan çocuğa büyük farklılıklar gösteriyor. Kimileri sabırlı ve çalışkan olurken, kimi çocuk da çok kabiliyetli olduğu halde çabuk sıkılabiliyor. Bu konuda ailelere düşen görev özellikle küçük yaşlardaki çocukları gereksiz yere hırpalamamaları. Yani olayın kilit noktası çocuklara aşırı yüklenmemekte. Her çocuk mükemmel piyano çalacak diye birşey yok. Zaten müzik eğitimi alması için çocuğun ille de çok yetenekli olması gerekmiyor. Ama bir virtüöz olmasalar bile piyano çalan çocukların ileriki yaşamlarında pek çok alanda daha başarılı olacakları, algılama ve öğrenme kapasitelerinin artacağı, koordinasyon kurma yeteneklerinin ve yaratıcılıklarının gelişeceği de gözden çıkarılmaması gereken gerçekler arasında…

Bu yeni girişimdeki en önemli unsurlardan biri hiç kuşkusuz çocuk ve piyano öğretmeni arasında kurulan ilişki. Piyanoya yeni başlayan bir çocuk için en önemli ders, piyano ve öğretmeniyle tanıştığı ilk ders… Öğretmen kendini çocuğa nasıl tanıtırsa, sonraki dersler de o yolda devam ediyor. Piyano öğretmenleri bir sanat öğretmeni olarak, çocuğun müziksel potansiyelinin açığa çıkmasına yardımcı oluyor. İşte bu nedenle de çocuğun kendini öğretmenin yanında rahat hissetmesi, onun kendisini anladığına inanması gerekiyor.

Öğretmenler biraz da öğrencilerin yaşına göre davranmak zorunda. Küçük çocuklara ders veren bir öğretmenin çocuğun limitlerini iyi algılayarak gereksiz yere zorlamaması gerekiyor. Çocuğa piyano çalmanın nasıl eğlenceli olabileceğinin öğretilmesi şart. Öğrenciler, yaşları büyüdükçe öğretmenden ona saygı duymasını ve doğru ile yanlışı kendisine göstermesini bekliyorlar. Öğretmen gerçekten çok önemli, çünkü öğrenme isteği, öğretmenin öğretme isteği ile çok yakından ilgili.

Neden Klasik Piyano

piyANO VE COCUK

Günümüzde piyano eğitimi denince akla hemen klasik piyano eğitimi geliyor. Oysa radyoyu ya da televizyonu açtığımızda klasik müziğe çok nadiren rastlanıyor. Genelde hep pop, rock ya da alternatif müzikler duyan çocuklar neden Bach, Chopin ya daBeethoven çalmaya zorlanıyor? Klasik müzik eğtimi veren öğretmenler bunun çok önemli nedenleri olduğunu söylüyor. Bir kere klasik müzik son derece matematiksel bir yapı içeriyor. Uzmanların zihinsel gelişimi sağladığını söyledikleri tüm matematiksel yapı bu müziğin içinde var. Günümüzün stillerinin çoğunun çıkış noktası da klasik müzik. Bu nedenle müzik aleti çalmada ve bestelemede klasik metodların kullanımı son derece etkili oluyor. Popüler bir şarkıyı çalan birinin klasik müzik geçmişi olması büyük bir avantaj sağlıyor. Çünkü, klasik müzik çalmış biri çalarken daha gelişmiş teknikleri kullanabiliyor ve daha iyi sesler çıkarabiliyor.

Çocukların piyano öğrenmelerindeki en önemli unsurlardan biri de evdeki piyanonun akordu… Çocuğun aldığı dersten ve çaldıklarından zevk alıp, motive olabilmesi için piyanosundan doğru seslerin çıkması gerekiyor.

Müzik eğitiminin en önemli kısımlarından birisi de kulak eğitimi… Bu nedenle piyanonun akort edilmesi önemli bir etken. Bir piyanonun hangi sıklıkta akort edilmesi gerektiğni bulunduğu ortamın nemliliği belirliyor. Ortamın ne çok kuru ne de çok nemli olması gerekiyor. İklim etkilerini en aza indirmenin bir yolu da piyanoyu sık sık açılıp kapanan kapılardan ve pencerelerden uzak bir yere koymak. Doğrudan güneş ışığı alan yerler, şömine ve havalandırma yanları da piyanonun durması için uygun olmayan yerlerin başında geliyor.

NE DÜŞÜNÜYORLAR

Her çocuğa farklı yaklaşım

M.S.Ü Devlet Konservatuvarı Öğretim Üyesi Prof. Filiz Ali:

‘‘Piyano çalmak bir koordinasyon meselesi. Çocuk ergenlik çağına geldiğinde, küçükken otomatik olarak öğrenilen şeylerin öğretilmesi de zorlaşıyor. Piyanoya başlanması için en ideal yaş bence 5-7 arası. Tabii ki 3-4 yaşlarındayken evlerinde piyano olup da bu müzik aletiyle erken tanışan çocuklar da olabilir. Bunlarda o yaşlarda üstün bir yetenek görülürse, birşeyler öğretilmeye başlayabilir. Çocuklara piyano öğretmenin çeşitli metodları var. Yıllarca ders vermiş biri olarak şunu söyleyebilirim ki, her çocuğa aynı metodu uygulamak imkansız. Her çocuğa farklı yaklaşmalı.’’

6-8 yaş daha başarılı

Müzik araştırmacısı, piyano öğretmeni Leyla Pamir:

‘‘35 yıldır piyano dersi veriyorum ve pek çok öğrencim oldu. Heidenberg Üniversitesi’nde okuduğum sırada piyano pedagojisi dersleri de aldım. Çok iyi Almanca bildiğim için sonradan orada da hocalık yaptım. Ama şimdiki ortam zor. Farklı müzikler, seyahatler, diskolor, eğlence hayatı falan filan derken çocukların köklü bir müzik eğitimi alabilmeleri giderek zorlaşıyor. Herkes harika çocuk olmadığından dört yaştaki her çocuktan mucize beklememek gerekiyor. Onlara öncelikle melodiyi doğru algılamaları öğretilmeli. Çocuğun kulağı olmadığı durumlarda bile istekli bir çocuksa kulağı geliştirilebilir. Normalde 6-8 yaşlarındaki çocuklardan daha iyi performans alıyorum. 4-5 yaş için başlanmaz demiyorum, ama kabiliyet ve isteğin olması lazım, aksi takdirde çocuk çalışmayabiliyor ve problem çıkıyor. İstisnalar da çıkmıyor değil elbette.’’

Üç yaşında başlayabilir

Çocuk Psikoloğu Murat Güvençer: ‘‘

Sadece piyano değil, başka müzik aletlerinin öğrenilmesi de çocuklar için büyük faydalar sağlıyor. Sinir sisteminde sinaps denilen bağlantı noktaları var. Herşey orada birleşiyor. Bu bağlantılar ne kadar çok artarsa, çocuk zihinsel olarak da o kadar gelişmiş oluyor. Ancak piyano eğitiminin özellikle küçük çocuklarda baskıyla yapılmaması gerekiyor. M İnce motor denilen parmak becerisi üç yaş civarında kazanılıyor. Buradan yola çıkarsak bir çocuğun üç yaşından itibaren piyano çalabileceğini söyleyebiliriz.’’

Okul öncesi

okul öncesi piyano

çocukların piyano dersi alması, çocukların zihinsel yapılarını geliştiriyor ve bu çocuklar öncelikle metametik ve fen dallarında olmak üzere pek çok alanda diğerlerine göre daha başarılı oluyor.

Kimileri yuva ve kimileriyse ilkokul çağında olan bu minikler, sınavla girdikleri İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Piyano Bölümü’ne yarı zamanlı olarak devam ediyorlar.

 

Kaynak: Hürriyet Gazetesi

demirkubuz'un'burjuva aydını'nıtakdimidir

Demirkubuz'un 'burjuva aydını'nı takdimidir.

Zeki Demirkubuz’un 10. filmi ‘Bulantı’, insan ruhunun kötülükle yakın teması, yaşananlar karşısındaki kayıtsızlığı, soğukkanlı görünme hali, öte yanda içini yavaş yavaş kemiren vicdan olgusu etrafında şekilleniyor. Bir burjuva aydınını canlandıran Demirkubuz, ‘Bekleme Odası’ndaki performansının üzerine çıkıyor.

Yönetmen: Zeki Demirkubuz
Oyuncular: Zeki Demirkubuz, Şebnem Hassanisoughi, Öykü Karayel, Çağlar Çorumlu, Cemre Ebuzziya, Ercan Kesal, Nurhayat Demirkubuz
Yapım: 2015, Türkiye
Süre: 116 dakika

Deneyimli yönetmen son çalışması ‘Bulantı’yla bir kez daha aynı sulara dönüyor gibi. Gibi diyoruz, çünkü bu kez filminin ana karakteri bir yönetmen değil, klasik bir küçük burjuva aydını. Ahlakı ve hayatı bakışı da ait olduğu sınıfın değerleri ve ilişkileriyle örülü…
Konuyu kısaca özetlemek gerekirse; bir eğitim kurumunda eğitmenlik yapan Ahmet, çalkantılı bir hayatın sahibidir. Başına trajik bir olay gelir ama o sanki hiçbir şey olmamışçasına hayatına devam eder. Ya da buzdağının yüzeydeki görüntüsü böyledir…

Demirkubuz’un 10. filmi olan ‘Bulantı’, evet ‘kişiselliği’yle ilk elde ‘Bekleme Odası’nı akla getirse de olay örgüleri, karakter ilişkileri ve de kimi kadrajları itibariyle ‘Masumiyet’, ‘Kader’ ve ‘Kıskanmak’ hariç geride kalan filmlerinin adeta yeniden harmanlanması gibi de duruyor. Öykünün felsefi altyapısında ise Camus’nün ‘Yabancı’sıyla ‘Dostoyevski ruhu’nu bulmak mümkün. Ki bütün bu ipuçlarını birleştirince yönetmenin bildik temaları ve dertleriyle bir kez daha buluştuğumuzu görüyoruz. Yani insan ruhunun kötülükle yakın teması, yaşananlar karşısındaki kayıtsızlığı, soğukkanlı görünme hali, öte yanda içini yavaş yavaş kemiren bir vicdan olgusu… Ruhumuzun karanlığına dair söz söyleme çabasındaki ‘Bulantı’yı işte bu limanlarda gezinen bir yapım olarak tanımlamak da mümkün…

 

hlkoyunu1xl6ege_zeybekTürk folklorunun temelini halk oluşturmaktadır. Bu yüzden de folklor, Halk oyunları anlamında kullanılmaktadır. Türk Halk Oyunlarının etkinliğinin arttırılmasına yönelik Nar Sanat İstanbul Eğitim Kültür Sanat Derneği olarak burs vermekteyiz. Kontenjanımız sınırlı olup, taleplerimiz alınmaya başlamıştır. Halk oyunları kursumuz 10 kişilik bir grupla;  hafta içi bir gün, bir ders saati şeklinde aylık ücreti 100 TL olacaktır.