Yazılar

Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi, 2019’a Aralık ayında 5 güzel konserle veda ediyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi (AASSM), müzik severlerin sevdiği sanatçı ve grupları konserleriyle buluşturmaya devam ediyor.

AASSM’nin Aralık ayı programı şöyle:

Caz tınıları

Davuluyla modern besteleri yorumlayan Kaan Çelen, 3 Aralık Salı 20.00’de AASSM Küçük Salon’da sevenleriyle bir araya gelecek. Çelen’e saksafonda Tamer Temel, trompette Tolga Bilgin, piyanoda Ercüment Orkut, kontrbasta Volkan Tabakoğlu eşlik edecek.

Akdeniz’in zeytin şarkıları

Akdeniz’in Zeytin Şarkıları, Bilge Ağaç’ın müzikli hikayesi Sunay Akın’ın sunumu, Zara, Fide Köksal, Maya Eryüce, Levent Gündüz ve Altuğ Dilmaç’ın solistliğinde seyirciyle buluşacak. Konser, 5 Aralık 20.30’da AASSM Büyük Salon’da.

Üçü bir arada

Klarnet, bağlama ve kanun birlikteliği müzikseverlerle buluşuyor. 9 Aralık 20.00’de AASSM Büyük Salon’da gerçekleşecek konserde, özgün bestelerin yanı sıra Orhan Gencebay, Zülfü Livaneli ve Şükrü Tunar’ın parçaları da yer alacak. Klarnette Hüsnü Şenlendirici, bağlamada İsmail Tunçbilek ve kanunda Aytaç Doğan’dan oluşan Taksim Trio, müzikal zenginlikleriyle dünya müziğinde en dikkat çekici gruplardan biri sayılıyor.

Klasik müzik gecesi

Keman sanatçısı Ozan Sari, viyolonsel sanatçısı Antonio Gashi ve piyanist Yeşim Gökalp’ten oluşan Trio Balkanika müzikseverlere muhteşem bir klasik müzik gecesi yaşatacak. Konser, 18 Aralık saat 20.00’de AASSM Küçük Salon’da.

Enstrümantal caz

AASSM ulusal ve uluslararası müzik arenasında profesyonel anlamda ney üfleyen tek kadın sanatçı Burcu Karadağ’ı konuk ediyor. Neyin büyülü sesini piyano, perküsyon, balaban ve kontrbasla harmanlayan Karadağ, 23 Aralık 20.00’de AASSM Büyük Salon’da dinleyiciyle buluşacak.

Tony Allen, Garanti Caz Yeşili konserleri aracılığı ile 28 Şubat Perşembe günü Babylon’a konuk olacak.
Kendine özgü davul stiliyle 50 sene boyunca  birçok jenerasyonu etkilemiş, geleneksel Afrika müziğinin caz ve funk türlerinin bir araya geldiği Afro-beat akımının kurucularından Tony Allen, Garanti Caz Yeşili konserleri kapsamında 28 Şubat Perşembe günü Babylon’a konuk olacak. Fela Kuti’nin “Tony Allen olmasaydı, Afro-beat olmazdı” dediği Allen, tarihin son 100 yıl içerisindeki en önemli müzisyenleri arasında sayılıyor. Kapı açılışının 20.30’da yapılacağı konserin biletlerini Mobilet’ten temin edebilirsiniz.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından temmuzda gerçekleştirilecek olan 26’ncı İstanbul Caz Festivali, genç caz müzisyenlerini festivale davet ediyor.

İstanbul Caz Festivali kapsamında bu sene 17’nci kez düzenlenecek olan ‘Genç Caz’ konserleri için başvurular başladı. Türkiye’de amatör veya yarı profesyonel olarak müzikle ilgilenen genç müzisyen ve topluluklara festival programında yer alabilecekleri bir platform oluşturan ‘Genç Caz’, caz ve benzeri müzik türlerine ilgi duyan genç müzisyenleri teşvik etmeyi ve profesyonel müzik dünyasına hazırlamayı amaçlıyor. ‘Genç Caz’a katılmak isteyen müzisyenler ve topluluklar başvurularını iksv.org/genccaz adresinde yer alan online başvuru formunu doldurarak yapabilirler. Başvuru formu, dosyaları içeren bağlantı ile beraber en geç 10 Mayıs 2019’a kadar gönderilmelidir.

Genç müzisyenler seçmelere klasik ya da çağdaş caz türlerindeki çalışmalarının yanı sıra, blues, funk, soul ya da caz etkileşimli yerel müzik ve benzeri tarzlardaki demolarıyla katılabiliyor. Repertuvar, adayların kendi özgün bestelerinin yanı sıra caz standartlarının veya başka parçaların yorumlarından da oluşabilir. ‘Genç Caz’a profesyonel bir albüm yayımlamamış ve müzisyenleri 30 yaşın altında olan topluluklar başvurabiliyor.

‘Genç Caz’ seçici kurulu tarafından, başvuruların arasından belirlenecek on topluluk, 26 Mayıs Pazar günü Salon İKSV’de halka açık yapılacak değerlendirme konserlerine davet edilecek. Değerlendirme konserlerinde seçici kurul, 15’er dakikadan oluşacak canlı performansları izleyerek 26’ncı İstanbul Caz Festivali’nde yer alacak isimleri belirleyecek. Kazananlar, festivalin bu yıl da programında olan parklarda caz etkinliği kapsamında düzenlenecek ücretsiz ‘Genç Caz’ konserlerinde yer almaya hak kazanacak. Bu isimler ayrıca, festival kitapçığı ve festivalin resmi web sitesinde, festival sanatçıları içerisinde yer alacaklar.

‘Genç Caz’ seçici kurulunda müzisyen Aycan Teztel, müzisyen Ayşe Tütüncü, müzisyen Cenk Erdoğan, müzisyen Ceyda Köybaşıoğlu, müzik yazarı Feridun Ertaşkan, müzisyen Harun Tekin, müzik yazarı ve yapımcı Hülya Tunçağ, müzisyen Volkan Öktem, gazeteci Yekta Kopan ve İstanbul Caz Festivali Direktörü Harun İzer yer alıyor.

Caz müziği sanatçısı, besteci Dolunay Obruk, Maltepe Belediyesi Prof. Dr. Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde caz ve tango müzik meraklılarına benzersiz tınılar ve renkli sahne performansıyla keyifli bir konser verdi. Maltepe Belediyesi’nin Aralık ayındaki sanat etkinlikleri kapsamında düzenlenen konser, Maltepeli müzikseverlerden büyük ilgi gördü.

Dolunay Obruk, Amerikan caz müziğinden geleneksel Türk halk müziğine uzanan bir repertuarla dinleyicilerin karşısına çıktı. Obruk’un çoklu ritmlerin ve doğaçlamaların eşlik ettiği caz şarkıları, kulakların pasını sildi. Obruk, 2011 yılında Barış Manço’nun ‘Lambaya Püf De’ şarkısının 4 farklı versiyonunun yer aldığı tekli albümüyle, “Yalnızca” isimli albümünden de eserler seslendirdi. Obruk’un söz ve müzikleri kendisine ait eserleri dinleyicilerin beğenisini topladı.

“KATİBİM” ŞARKISINA CAZ TINILARI

Obruk “Katibim”, “Üsküdar’a Giderken” isimleriyle tanınan İstanbul şarkısına caz tınıları eklediği yorumuyla müzikseverlere keyifli vakit yaşattı. Obruk’un “İstanbul Kafası” isimli eseri dinleyicilerin alkışlarını topladı. Obruk, tangonun sevilen eserlerinden, Necdet Koyutürk’ün yazdığı “Papatya Gibisin” isimli tangoyu da seslendirerek dinleyicileri 1950’li yıllara uzanan bir müzik yolculuğuna çıkardı.

Türkiye’nin en uzun soluklu festivallerinden biri olan Akbank Caz Festivali yepyeni isimler ve sürpriz içerikleriyle 28.kez sanatseveriyle buluşuyor.

Akbank Caz Festivali, yepyeni ritim ve renkleri içeren zengin programı ile 28. kez şehri caz haline dönüştürmeye hazırlanıyor. Bu yıl 17-28 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek 28. Akbank Caz Festivali’nde; Caz müziğinin önemli temsilcilerinden Jamie Cullum, Till Brönner Septet, The Bad Plus, Avishai Cohen Quartet, Tarkovsky Quartet gibi sürpriz isimler sahne alacak.

Festival kapsamında 12 gün boyunca; Ustalara Saygı, Festivale Özel, Cazda İngiliz Çıkartması, Güçlü Nefesler, Caz ve Ötesi, Sihirli Eller, Fransız Rüzgarı’ndan oluşan yedi ana temanın yanında; Caz Saat, Liselerde Caz, Kampüste Caz ve Atölyeler ile toplam 11 kategoride caz severleri coşturacak.

Festival’de; 100’den fazla müzisyenle 37 ayrı mekanda 37 konser, 3 söyleşi, 16 atölye gerçekleşecek.

28. Akbank Caz Festivali’nde, “Şehrin Caz Hali”ne uygun şekilde Cemal Reşit Rey Konser Salonu, Akbank Sanat, Babylon, Volkswagen Arena, The Badau, Caddebostan Kültür Merkezi, Moda Sahnesi, Uniq Hall, Summart Sanat Merkezi, Nardis ve Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin de bulunduğu 37 ayrı mekanda 37 konser, 3 söyleşi, 16 atölye gerçekleştirilecek. Festival 100’den fazla müzisyeni ağırlayacak ve Kampüste Caz ile 9 farklı şehre taşınacak

Kampüste Caz, Edirne, Çanakkale, İzmir, Muğla, Eskişehir, Ankara, Kayseri, Mersin ve Adana’da

Festivalin artık bir festival klasiği haline gelen “Kampüste Caz” konserleri bu yıl da devam ediyor. Festivalin en önemli etkinliklerinden biri olan Kampüste Caz, Edirne, Çanakkale, İzmir, Muğla, Eskişehir, Ankara, Kayseri, Mersin ve Adana’da genç neslin önemli isimlerinden Evrencan Gündüz ve Uzaylılar’ı üniversiteli gençlerle buluşturacak.

Festivalin büyük ilgi gören Cazlı Brunch ve Akşamüstü Caz etkinliklerinin yanı sıra caz etrafında şekillenen atölyelerle festival programı yine oldukça zengin olacak

 

Kırklarelili caz sanatçısı Can Tutuğ’un ev sahipliği yapacağı konsere Ozan Musluoğlu ve Ferit Odman eşlik edecek. Ünlü caz sanatçılarının sahne alacağı konser 17 Temmuz’da Sebahattin Ali Sokağı’nda saat 21.00’da başlayacak.

Kırklareli Belediye Başkanlığı kültür-sanat etkinlikleri kapsamında bir caz konseri düzenleyecek. Kırklarelili müzisyen Can Tutuğ ve arkadaşlarından oluşan ekip, 17 Temmuz’da bir caz konseri verecek.

Vibrafonda Can Tutuğ, kontrbasta Ozan Musluoğlu ve davulda Ferit Odman ‘ın yer alacağı “Jazz Konseri ”, 17 Temmuz 2018 Salı günü saat 21.00’da Sebahattin Ali Sokağı’nda Kırklarelili caz severlerle buluşacak.

Bu yıl 18’incisi düzenlenen Uluslararası Antalya Piyano Festivali’nde İspanyol piyanist ve besteci Ariadna Castellanos konser verdi.

Antalya Kültür Merkezinin Aspendos Salonu’nda gerçekleşen Uluslararası Antalya Piyano Festivali’nin sanat yönetmenliğini şef Gürer Aykal üstlendi.

Festival kapsamında İspanyol piyanist ve besteci Ariadna Castellanos solist sanatçı olarak sahneye çıkarak, repertuarındaki ‘Blu’, ‘Zapateao’, ‘Milonga’, ‘Circle’, ‘Melomaniac’, ‘Alpha Women’, ‘I Will’, ‘Monster’, ‘Gog’, ‘Ame’, “Alking on Sand’, ‘Eyes Like Weapons’ adlı eserleri piyanosunun tuşlarından yayılan namelerle seslendirdi. Ariadna Castellanos’un performansı yoğun alkış aldı.

Güzelliği ve şık kıyafetiyle izleyenleri büyüleyen Castellanos, Flamenko ve cazı birleştirerek klasik teknikle doğaçlama yaptı, bestelerini zaman zaman kendi sesiyle de yorumlayarak Antalyalılara unutamayacakları bir akşam yaşattı.

Festival kapsamında 22 Kasım’da Hakan Şensoy yönetiminde Antalya Devlet Senfoni Orkestrası ile birlikte, Anadolu ezgilerinin senfonik rock türünde yeniden yorumlandığı konserde Çağ Erçağ (Viyolonsel) & Nurkan Renda (Gitar), 26 Kasım’da ‘Romantizmin Tutkulu Sesi’ ve Pedro Almodovar‘ın ‘Yüksek Topuklar’ filminin unutulmaz sesi “İspanyol Diva” Luz Casal, 29 Kasım’da ise 100 genç müzisyenden oluşan Kepez Belediyesi Çocuk ve Gençlik Senfoni Orkestrası Antalya Kültür Merkezi’nde müzikseverlerle buluşacak.

Türkiye’nin en önemli festivali olarak bilinen gerek yurt içinden gerek yurt dışından övgüler alan, Avrupa Festivaller Birliği (EFA) üyesi Uluslararası Antalya Piyano Festivali, 1-2 Aralık’ta dünyaca ünlü Şef Leonard Slatkin’in yöneteceği konserlerle son bulacak.

Final konserlerinde Akdeniz Filarmoni Orkestrası; olağanüstü şiirsel müzik anlayışları ve özgün stilleriyle, uluslararası müzik camiasında özel bir yerleri olan Güher ve Süher Pekinel’e eşlik edecek.

Kariyerleri boyunca pek çok sayıda ödüle layık görülen Güher ve Süher Pekinel; Avrupa, Uzak Doğu ve ABD’nin başlıca konser salonlarında çaldıkları resitallerden sonra, bu kez Antalyalı müzikseverlerle bir araya gelecek.

1920 ve 1930’lu yıllarda, zamanın caz müziği ile Harlem, New York’da oluşmuş bir dans türü. Lindy Hop gelişimi sırasında ünlü olan ve öncesindeki birçok dansın karışımıdır fakat temel olarak Caz, Tap, Breakaway ve Charleston danslarından esinlenmiştir. Jive, Boogie-Woogieve akrobatik Rock and Roll’un öncüsüdür. Çoğunlukla bir caz dansı olarak tanımlanır ve Swing danslarının bir üyesidir.

Gelişimi sırasında Lindy Hop, Afro-Amerikan solo ve eşli danslarında kullanılan birçok belirli ve doğaçlama hareket ile Avrupa kökenli, 8 sayılı eşli dansları birleştirdi. Bu durum en belirli şekilde Lindy Hop’un temel adımı olan swingout hareketinde görülebilir. Hareketin açık pozisyonunda dans çifti el ele bağlı iken, kapalı pozisyonda kucaklama gibi bağlanırlar.

1980’li yıllarda Amerikan, İsveçli ve İngiliz dansçılar arasında yeniden canlanan Lindy Hop, günümüzde birçok ülkedeki dans grupları arasında dans edilmektedir.

Lindy Hop’un belli bir merkezden gelişmediğini vurgulamak amacıyla bazen sokak dansı olarak da tanımlanır. Günümüz Lindy Hop’u hala gelişmekte olup belli bir merkezden kontrol edilmemektedir.

meola
meolaPiu Live prodüksiyonuyla İstanbul’ a gelecek olan İtalyan asıllı Amerikan sanatçı Al Di Meola, son albümü “Elysium & More” ile mutluluğu yeniden tanımlıyor. Amerikan füzyon cazında akla gelen ilk isimlerinden olan Al Di Meola, gitara dokunuşları ile unutulmaz bir geceye imza atacak.

Küçük yaşlarda davul çalmayı öğrenen Al Di Meola, 9 yaşında Beatles dinlemeye başladıktan sonra gitar ile buluşup, dünyaya adını duyurdu. Caza olan ilgisinin artmasıyla ünlü Berklee Müzik Koleji’ne girdi ve klavyeci Barry Miles’in öncülüğündeki füzyon caz grubu ile çalışmalarının ilk adımlarına başladı.

Profesyonel müzik kariyeri dünyaca ünlü caz ve dünya müziği piyanisti Chick Corea tarafından keşfedilmesiyle başladı. O dönemlerde günde on saat gitar çalan Al Di Meola, ses getirecek solo kariyerinin temellerini inşa etti.

Al Di Meola 1974’te Return to Forever’a katılmasıyla kendi rüyasını yazmaya başladı ve ardından 1976’da ilk albümünü çıkardıktan sonra Paco De Lucia ve John McLaughlin ile bir üçlü oluşturarak Flamenko’nun etkisinin hissedildiği bir albüm çıkardı.

Arjantinli ünlü tango bestecisi ve Bandoneon ustası Astor Piazzolla ile tanışmasının ardından Güney Amerika müziğine olan ilgisi arttı. 1966’da Paco De Lucia ve John McLaughlin’le tekrar bir araya gelen Al Di Meola ‘Guitar Trio’ albümünü çıkardı.

Land of the Midnight Sun ve Elegant Gypsy albümleri bugün hala geniş kitlelerce dinlenen ve tüm zamanların en iyi albümleri arasında gösterilen Al Di Meola, çıkardığı yeni albümü “Elysium & More” ile İstanbul’daki müzik severleri kendine bir kez daha hayran bırakacak.

40 senelik kariyerinde müzik dünyasına adını altın harflerle yazdıran Al Di Meola, 15 Kasım’da İstanbul Zorlu PSM sahnesinde sürprizleri ve gitar şovu ile herkesi büyüleyecek. Al Di Meola konseri biletlerine Biletix üzerinden ulaşabilirsiniz.

Ölümünün 400. yılında, tüm zamanların en büyük ozanı William Shakespeare’in üzerinden dönen bir gizem hikâyesi “Bir Zamanlar Londra’da”…

“William Ireland için çok tuhaf bir duyguydu bu – William Shakespeare’in doğduğu varsayılan evde olmak, binlerce kez yürüdüğü odada oturmak, bu kasabın yüzünde ünlü ailesinin hatlarını görmek… Yine de hiçbir şey hissetmemek, bir aşinalık sezmemek, bütün cazibeden sıyrılmış olmak – en esrarengiz tarafı da buydu.”bir-zamanlar-londrada,4dO-txZge0WkXLl2cIlixA

Mary Lamb, deli bir baba, baskıcı bir anne ve aklı havada bir kardeşle tıkılı kaldığı evde yitip gitmektedir. William Ireland’la tanışınca, ona bir kurtarıcıya sarılır gibi yapışır. William, babasının kitapçısında çalışan silik bir gençtir. Ne Mary’nin kardeşi Charles Lamb ile Charles’ın Doğu Hindistan Şirketi’ndeki iş arkadaşlarının arasına kaynaşabilmektedir ne de hayatı boyunca gururlandırmaya çalıştığı babasının gözüne girebilmektedir. Tesadüfen tanıştığı bir kadının, merhum eşinin terekesinde bulduğu, Shakespeare’in imzasını taşıyan senedin babasının ve edebiyatseverlerin nazarında kendisine saygınlık kazandıracağını ummaktadır. Senedi mektuplardan şiirlere Shakespeare’in çeşit çeşit belgesinin keşfi izlerken Mary ile William kendilerini etrafları büyük ozanla sarılmış, hayaller içinde yüzerken bulurlar. Asıl soru, bu hayallerin asılsız olup olmadığıdır…

Peter Ackroyd, Oscar Wilde’ın Son Vasiyeti,Dickens, Poe: Kısacık Bir Hayat gibi kitaplarında İngiliz edebiyatının büyüklerine, The Great Fire of London (Büyük Londra Yangını) ve London: The Biography’deyse (Londra: Biyografi) bu büyük şehre saygı duruşunda bulunuyor. Bir Zamanlar Londra’da, bu ikisini, Ackroyd’un edebiyat tutkusu ile Londra sevgisini bir araya getiriyor. Ölümünün 600. Yılında Shakespeare’in kitaplarından alıntılar ve büyük ozana göndermelerle dolu kitap aynı zamanda hem on dokuzuncu yüzyıl Londra’sını hem de  Shakespeare dönemini yakından tanıma fırsatı veriyor.

“Shakespeare’in en büyük, en cesur, en deli hayranlarıyla ilgili zarif bir tarihî roman… Tuhaf bir şekilde etkileyici ve bütünüyle eğlenceli.”—The Washington Post Book World

“Döneme sadık kalan ama akıcılığını koruyan harikulade eğlenceli bir kitap… Bu dünyayı Peter Ackroyd’dan iyi tanıyan kimse yok ve geçmişin Londra’sına yaptığı bu son yolculukta kalemi her zamankinden güçlü.”—The Sunday Telegraph

“Dâhice ve büyüleyici… Yanlış gerçekler ve gerçek görünen yalanlarla ilgili baş döndürücü bir roman.”—The San Francisco Chronicle

PETER ACKROYD KİMDİR?

Peter Ackroyd, İngiliz biyografi yazarı, romancı, eleştirmen. 1949’da Londra’dadoğan Ackroyd eğitimini Cambridge Üniversitesi’nde tamamladı. Daha sonra özel bir bursla iki yıl Yale Üniversitesi’ne gitti. Ackroyd, başta Londra olmak üzere İngiliz tarihi ve kültürü üzerine kurgu ve kurgu dışı eserleriyle tanınır. Somerset Maugham, Guardian ve Booker ödülleri gibi birçok ödül kazanan yazarın romanları arasında The Great Fire of London (Büyük Londra Yangını), Oscar Wilde’ın Son Vasiyeti, Doktor Dee’nin Evi, kurgu dışı kitaplarının arasında iseDickens, London: The Biography (Londra: Biyografi), Shakespeare: A Biography(Shakespeare: Bir Biyografi) ve Poe: Kısacık Bir Hayat sayılabilir.

Çağdaş Sanat Günleri, 5 Mayıs’ta Londra A capella Festivali’nden de davet alan Mensemble’nin, Latin müziğinden Türk müziği aranjmanlarına, caz standartlarından klasik pop düzenlemelerine uzanan geniş bir repertuar seslendireceği konser ile başlayacak.
Yunanlı şarkıcı ve söz yazarı Vassiliki Papageorgiou ve Yunanistan’ın ünlü antik lir sanatçısı Aliki Markantonatou’nun “The Blue Chords of the Lyre ” projesiyle 10 Mayıs’ta devam edecek Akbank Sanat Çağdaş Vokal Günleri, İstanbul’da yaşayan besteci, perküsyon ustası Yinon Muallem ve genç caz piyanisti Guy Mintus’un 27 Mayıs günü gerçekleştireceği konser ile sona erecek.akbank

Ludus Ensemble, 7 Mart Pazartesi günü Martı Klasiklerinde “Sıra dışı bir kadının müzikli dünyası: Clara Schumann” başlıklı dinleti-söyleşinin konuğu.

 Dinletinin söyleşi bölümünü Aydın Büke idare edecek.

Ludus Ensemble, Martı Klasikleri dahilinde, Dünya Kadınlar Günü için 7 Mart Pazartesi saat 20’de  Martı İstanbul Hotel’de düzenlenen müzikli söyleşide Clara Schumann’ın Piyano Trio’su ile kadın duyarlılığının izini sürüyor.

Dinletide Ludus Ensemble’ın üç değerli üyesi; Banu Selin Aşan- Keman & Seren Karabey – Viyolonsel & Elif Gökçe Tuğrul – Piyano yer alıyor.

“Romantizmin Işığı Clara ” kitabının yazarı Aydın Büke, “19.Yüzyılda Kadın Besteci” olmak üzerine müzisyenlerle sohbet ediyor.

Ludus Ensemble’ın muhteşem yorumu ve değerli müzisyen ve yazar Aydın Büke’nin genç müzisyenler ile sohbeti kaçırılmaz.  Anısı belleklerde kalacak bu harika geceye eşlik etmek isteyen müzikseverlerin biletleri Biletix ve konser öncesi Martı Otel’den temin etmeleri mümkün. Ludus Ensemble Dünya Kadınlar Günü konserinin  biletleri,  tüm kadın ve emekli dinleyeciler için indirimli!

“Ludus Ensemble, 2013 yılında, eğitimlerini Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda almış dört genç müzisyen tarafından kuruldu. Banu Selin Aşan, Tuna Erten, Seren Karabey ve Elif Gökçe Tuğrul, Ludus Ensemble’ı kurarken, 2000li yıllarda İstanbul’da yaşayan genç klasik müzik yorumcuları olarak, ülkeler ve kültürler arası sınırların şeffaflaştığı, geçmiş ve günümüz sanatının birbirini zenginleştirdiği düşüncesini çıkış noktası edindiler.

 Dünyanın farklı coğrafyalarından ve zaman dilimlerinden bestecilerin eserlerini yorumlamak, Ludus Ensemble’ın üyelerine, zamanın ve mekanın sürekli değiştiği bir oyuna dahil olmak hissini verdiğinden, oluşumlarına isim olarak Latince ‘oyun’ anlamına gelen ‘ludus’u’ seçtiler.

Ludus Ensemble, dinleyicilerini zaman ve mekan ötesi yolculuklara davet ederek, klasik müziğin heyecan veren renkli dünyasını paylaşmayı hedefliyorlar. Ludus Ensemble üyeleri (keman,viyolonsel, piyano) 2014 Ekim’den beri Türk Eğitim Vakfı Güsel Bilal Yurt dışı Bursu ile Hamburg Hochschule für Musik und Theater’de Prof.Niklas Schmidt ile ‘Oda Müziği’ yüksek lisans çalışmalarına devam ediyorlar.”

Ludus Ensemble diğer konserleri:
– 12 Mart Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi Kış Konseri AIMA Yalısı

– 14 Mart Bodrum

– 16 Mart Summart Sanat Merkezi / İSTANBUL

Ludus Ensemble bu konserde Fransız besteci Jean Francaix’nin triosu, Arjantinli bandoneon sanatçısı ve besteci Astor Piazzolla’nın 4 Mevsim’i ve Amerikalı besteci Paul Schoenfield’in Cafe Music’ini seslendirecek olan Ludus Ensemble, Summart’ta gerçekleştireceği bu konserde dinleyicilerini caz etkilerinin hissedileceği farklı bir dünyaya çağırıyor.. 

7 Mart Pazartesi Ludus Ensemble Martı Klasiklerinde1

http://www.summart.org/tr/summart-sahne/gelecek-etkinlikler/ludus-ensemble/i-178
– 10 Nisan Jesteburg/Hamburg

– 19-20-21 Mayıs Avusturya Turnesi

– 31 Mayıs Süreyya Operası

– 16 Haziran Laeiszhalle/Hamburg

Sayfalar

1920 ve 1930’lu yıllarda, zamanın caz müziği ile Harlem, New York’da oluşmuş bir dans türü. Lindy Hop gelişimi sırasında ünlü olan ve öncesindeki birçok dansın karışımıdır fakat temel olarak Caz, Tap, Breakaway ve Charleston danslarından esinlenmiştir. Jive, Boogie-Woogieve akrobatik Rock and Roll’un öncüsüdür. Çoğunlukla bir caz dansı olarak tanımlanır ve Swing danslarının bir üyesidir.

Gelişimi sırasında Lindy Hop, Afro-Amerikan solo ve eşli danslarında kullanılan birçok belirli ve doğaçlama hareket ile Avrupa kökenli, 8 sayılı eşli dansları birleştirdi. Bu durum en belirli şekilde Lindy Hop’un temel adımı olan swingout hareketinde görülebilir. Hareketin açık pozisyonunda dans çifti el ele bağlı iken, kapalı pozisyonda kucaklama gibi bağlanırlar.

1980’li yıllarda Amerikan, İsveçli ve İngiliz dansçılar arasında yeniden canlanan Lindy Hop, günümüzde birçok ülkedeki dans grupları arasında dans edilmektedir.

Lindy Hop’un belli bir merkezden gelişmediğini vurgulamak amacıyla bazen sokak dansı olarak da tanımlanır. Günümüz Lindy Hop’u hala gelişmekte olup belli bir merkezden kontrol edilmemektedir.