Şunun için etiket arşivi: bilim

Bildiğiniz gibi Nar Sanat Tiyatro kurslarında sezon açıldı. Biz de birçok kez  gençlerimiz veya velilerimizden duyduğumuz soruyu Tiyatro Hocamız ve oyuncu sayın Esin KARAKAYA’ya sorduk ” ”Neden Tiyatro eğitimi?”  veya  “Çocuğumuz / gencimiz Tiyatro oyuncusu mu olacak? Ne gerek var ki şimdi ?” 

Nar Sanat Bakırköy

Bakalım tiyatro hocamız ne demiş. İyi okumalar!

İnsanın daha anne karnında oynamaya başladığınızı biliyor muydunuz?

Bilim adamları özellikle ikiz bebeklerde yansılanım(ultrason)  izlemelerinde bunu net bir şekilde görebileceğimiz belirtiliyor.

Oyun daha anne karnındayken bize bahşedilmiş bir armağandır. Doğumdan ölüme kadar da bu armağanı yaşamımızda zevkle kullanırız.  Bir çocuğu uzaktan izleyin. Tek başına bile elindeki bir objeyle ( hayalinde onu ne olarak canlandırıyorsa) saatlerce oynar değişik kahramanları canlandırır sesini değiştirerek karakterleri cezalandırır bazen bir hayvan olur bazen bir kral bazen bir asker bazen de kötüyü oynamayı dener. Sahnede oynanan “tek başına gösterinin” doğal halidir.

 

Yaşamı eğlenceli kılan ve zaman zamanda katlanmamızı kolaylaştıran bir eylemdir. İşte tiyatroda kaynağını bu oyunlarda bulur. İnsanı insana,insanla ve insanca anlatma sanatı diyoruz ya tiyatroya.

Tiyatro; eğitme görevinin yanı sıra öğrenme sanatıdır.

Nasıl Öğreniriz?

Öğrenmenin temeli  bakmak görmek anlamak ve biriktirmektir.  Tüm bunlara kafamızda dağınık bir şekilde avare avera dolanırken içlerimizde işimize yarayacak olanı çekip çıkartmak için zaman ve çaba harcarız işte tiyatro beyinde biriktirdiklerimizi en etkin bir biçimde ve hızlı biçimde kullanma becerimizi oluşturur ve geliştirir.

Tiyatroyu yaşamına sokmuş olan kişi, kendini ve etrafındaki bireyleri tanıma ve çözme eylemlerine daha kolay adapte olan ve becerebilme yeteneğine erişebilen kişidir.

Ebetteki Tiyatro evet bir meslektir ama bu mesleği seçmeyecek kişilerin de hayatta gerçekten çok işine yarayacağı ve kullanacağı ve faydalanacağı bir sanatsal eylemdir. Nedir mi bunlar?

Gençler ve yetişkinler için:

α) Dαуαnışmαуı öğretir ;
b) Düşünceуi eуleme ѕokmα уeteneğini geliştirir;
c) Düşünerek , уorumlαуαrαk okumαуı öğretir;
d) Topluluk içinde konuşmαуı öğretir;
e) Doğru νe güzel konuşmαуı ѕαğlαr;
f) Eѕtetik αlgılαmα уeteneğini geliştirir;
g) Çeşitli ѕαnαt dαllαrıуlα ilgiуi ѕαğlαr;
h) Sorumluluk duуguѕunu ѕαğlαr;
i) Toplumun , kişiliği ezmeѕini önler;
j) Çocuğun elini,kolunu kullαnmαѕını denetim αltınα αlır.

 

Tiyatronun Çocuklara Yararları İse;

1) Öğrenmede zorlanan çocuklαr için fαуdαlıdır.
2) Çocuğun αlgılαmα уeteneğinin geliştirilmeѕinde, ayrıca dikkatini toplamasında yardımcı olur.
3) Tiуαtro, hiperαktif çocuklαrın dengelenmelerine yardımcı olur.
4) Tiуαtro, çeνreѕiуle iletişim zorluğu çeken çocuklαrın gelişmesine ve başkalarıyla anlaşmasına yardımcı olur.
5) Tiуαtro, çocuğun çeνreѕine αdαpte olαbilmeѕine уαrdımcı olur.
6) Tiуαtro, çocuğun gerginlikten kurtulmαѕını ѕαğlαr.
7) Tiуαtroyla birlikte çocuk korumα duуguѕunu уαşαr.
8)Tiуαtro, çocuğα aidiyet duygusunu νe önemѕendiğini hiѕѕettirir.
9)Tiуαtro, korku içinde olαn çocukların kişiliğini oturtmasında oldukça faydalıdır.
10)Tiуαtro, çocuğun  αlgılama kabiliyetini geliştirir.
11)Tiуαtro çocuklαrdα, eğitimli, güçlü ve düzenli bir kişilik geliştirmesine fayda sağlar.

 

Dikkat ettiniz mi? Çocuklar ve gençler özellikle gelişim çağlarında kendilerinden asla memnun olmazlar hep bir başkasına benzeme, popüler insanların yerinde olma istekleri ağır basar. Bu istekler kontrol altına alınmadığı taktirde “ben” olmaktan çıkıp bir başkası gibi hareket etmeye başlarlar.

Bu aslında bir kaçıştır. İşte bu kaçışı sahnede bir başkasını canlandırırken yaşayan, oyuncu sonunda kendine kavuşmaktan müthiş haz duyacak ve kendi ile bir anlamda barışacaktır. Sahne sanatları ile uğraşmak bireye estetikte bir görüş açısı kazandıracaktır. Kendini geliştirmek ve topluma katkı sağlamak ihtiyacını hisseden her birey tiyatro ile tanışmalı diyoruz.

Zaten ciddiyet ile oynadığımız hayat oyununu daha kaliteli oynayabilmek adına sizi de aramızda görmek istiyoruz.

 Esin KARAKAYA  Oyuncu

ve

 Nar Sanat Tiyatro Eğitmeni

 Buyurun ziyaretimize gelin tanışalım. Kendi hayat okulunuzda daha iyi oyuncu olmanın anlamını bizimle keşfedin. Sanat dolu bir ortamda tiyatroya yıllarını vermiş tecrübeli eğitmenimiz eşliğinde sahnenin tozunu yutun ve hayata daha iyi hazırlanın. Nar Sanat sizi çağırıyor!

Not: Eğitmenimiz Sayın Esin KARAKAYA ‘nın sanat hayatını mı öğrenmek istediniz BUYURUN.

Bayburt’ta kurduğu Baksı Müzesi ile geçtiğimiz 2014 yılında Avrupa Konseyi Müze Ödülü’nü kazanan Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, TBMM tarafından bu yıl beşincisi verilecek olan ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi Onur Ödülü’nü almaya hak kazandı. Hüsamettin Koçan, ödülünü 1 Ekim Çarşamba günü, TBMM’nin açılış töreninde Meclis Başkanı Cemil Çiçek’ten teslim alacak.

Bayraktar köyü ve baksı müzesi

Bayraktar köyü ve baksı müzesi

Kendi çabaları ve gönüllülerin katkılarıyla, hiçbir devlet yardımı almadan, 2010 yılında Bayburt’ta açtığı Baksı Müzesi ile bugüne dek birçok ödüle layık görülen Hüsamettin Koçan, ulusal ve uluslararası müzecilik anlayışına da yeni bir bakış açısı getirmiş oldu. Bölgede yarattığı istihdam olanaklarının yanı sıra güncel sanat koleksiyonuyla da büyük ilgi gören Baksı Müzesi’nde orijinal bir Joan Miro heykelciği bulunuyor.

Türkiye’nin temsil ve tanıtımına katkı gösteren kişilere verilen ödül için 103 aday arasından iki isim belirlendi. Prof. Dr. Hüsamettin Koçan’ın yanı sıra Ankara Üniversitesi Hematoloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Taner Demirer’e de ödülü 1 Ekim’de takdim edilecek.

Birinci, ikinci ve üçüncü bölümünü daha önce yayınladığımız (1.Bölümü , 2.Bölümü , 3.Bölüm okumak için Tıklayınız) yazımızın bugün üçüncü bölümü ile devam ediyoruz. İyi okumalar!

ÇALGI EĞİTİMİNDE KURUMLARIN EĞİTMEN DIŞINDA ÖĞRENCİ VE VELİYE YÖNETİMSEL YAKLAŞIMI VE ÖĞRENCİ İLE İLETİŞİMİNİN ÖNEMİ

Genel anlamda Kursların yanı sıra  Halk Eğitim merkezleri, çeşitli sanat  merkezleri, bazı dernekler ve cemiyetler ile özel derslerde  eğitim alanların oransal anlamda % 85  gibi bir oranı (Nar Sanat Eğitim Kursu kayıt istatistikleri 2009-2014 yılı arası) 5-18 yaş aralığındadır.

Nar Sanat

 

Bu  açıdan bakıldığında özellikle 4-9 yaş aralığında genel karar vericilerin % 80 (Nar Sanat Eğitim Kursu kayıt istatistikleri 2009-2014 yılı arası)  gibi bir oranının velilerin talep ve istekleri ile çocuklarının çalgı eğitimine yönlendirildiğidir. 10 yaş ve üzeri yaşın büyümesiyle bu oran ters şekilde işleyip yaş büyüdükçe kendi talepleri ile oluştuğu gözlemlenmektedir.

Dolaysıyla tüm bilimsel veriler ve araştırmalar örgün eğitim ile ilişkili olarak (Güzel sanatlar Lisesi, Konservatuvar, veya Müzik Öğretmenlikleri)   yapılmasından dolayı kurslar ve benzeri genel algının “Hobi” ile çerçevelenmesi adeta incelemeye değer bulunmamasına yol açmaktadır.  Oysa Müzik eğitiminin pek çok zaman temelinin atıldığı veya  başlangıcının yapıldığı yer kurslar veya kabul etmek gerekir ki bittiği yer kurslar.  Bundan dolayı kurslar hakkında bilimsel araştırmaların artması gerektiğine inanmaktayım.

Elbette yazının başından sonuna kadar incelenen durum ve saptamalar doğru ve önemli olmakla birlikte kursiyerin eğitim alanına karşı sempati beslemesi  gerekmektedir.

Bu durum kurs alanının fiziki koşulları, ortam derslik, konum ve öğretmenler dışında veli ve öğrencinin muhatap olacağı çalışanlar ve yönetim kadrosu da dahildir.

çalgı eğitimi

Verilen çağlı eğitiminin “Hobi” olması eğitimin önemini azaltmamakta hatta daha da artırmaktadır.  Çalgı eğitimi alanların genel olarak “Okul” kavramı içerisinde zaten bir eğitim alıyor olması ve bunu bir görev olarak kabul etmesi ve zamanının çoğunu zorunlu olarak okulda geçiriyor olması benzer havayı bulacağı bir kursta ne oranda çalgı öğrencisinin kursa devam ettiği kursa sempati duymasını sağlar bunu anlamak zor olmasa gerekir.

Örgün eğitimde olduğu gibi aşırı kurallar ve resmi havanın benzer şekilde çalgı kursunda olması, ulaşılamaz idari ve serkreterya;  çocuk açısından bir süre sonra itici gelmesinin yanı sıra “görev” haline dönüşüp çocuk ve genç için bunaltıcı sıkıcı ve rutine dönüşür ki bu da çalgı eğitiminde öğrencinin motivasyonunu düşürmektedir.

Kapalı kapılar ardında müdür, yönetici ve sekreterlik görevi ile yürütülen halk eğitim ve ya özel kolej ve ilköğretim okulları ile Liselerde verilen kurslarda başarının iyi organize olmuş bir kurstan daha düşük olma sebeplerinden biridir.

Kursların pek çoğunun amacı sadece kursiyerin devamlılığını parasal kaygılar ile sürdürmektedir. Oysa çocuğun/gencin isteyerek geleceği motivasyonunu yükselteceği bir idari ve görelik çağlı eğitiminde ilk adım olan kursların  dikkat etmesi gereken bir konudur.

Her derslik yeterli ferahlık ve eğitime uygun, elverişli bir ortam sağlamanın yanı sıra gerek dersliğin gerekse kurumun sanat ile yoğrulmuş ferah ve tetikleyici görselliği içermesi gerektiği göz ardı edilmemelidir.

çalgılar

SONUÇ

Çalgı  eğitiminde başarıya odaklanma yaklaşımı oldukça önemlidir. Amaç, insanları harekete geçiren ve  motivasyonunu arttıran önemli bir güdüdür. Çalgı eğitimi çalışmalarındaki temel amaç, başarı ihtiyacından kaynaklandığı takdirde, eğitimin hızını ve kalitesini olumlu biçimde etkileyecektir.

Çalgı eğitiminin ilke ve yaklaşımları doğrultusunda belirlenecek yeni yapılanmalarla, eğitimde nitelik arttırılabilir. Genel anlamda çalgı eğitiminin sorunları giderilerek, bu eğitime yeni bir boyut kazandırılabilir.

Çalgı eğitimcilerinin iyi yetiştirilmesi ve düzeylerine uygun eğitim ortamlarında hizmet vermeleri sağlanarak,  ülke genelinde eğitimin hızı ve niteliği arttırılabilir. Çalgı öğretmenlerinin sayıları çoğaltılarak, yurt genelinde görev yapma dağılımının oranlanması da eğitimdeki kalkınma açısından önemlidir. Eğitimde öğretmen  faktörünün önemi düşünüldüğünde; çalgı öğretmeninin teknik bilgisi, müzikalitesi ve öğretim yöntem ve  tekniklerindeki yeterliliği çalgı eğitiminin kalitesini büyük ölçüde belirlemektedir.

Düzgün yapılan ve bireylere çalgı eğitiminin temel davranışlarının kazandırıldığı yaygın eğitim

uygulamalarıyla, sosyo-kültürel gelişime katkı sağlanabilir. İyi yapılan ve sergilenen örnek uygulamaların, başkalarına da örnek teşkil edeceği unutulmamalıdır. Bu bağlamda çalgı eğitimin her ortamdaki niteliğinin arttırılmasının gereği anlaşılmaktadır. Çalgı eğitimi aracılığıyla dengeli, sağlıklı ve kültürlü bireyler  yetiştirilmesi bakımından da nitelikli yapılan eğitimin önemi yadsınamaz. Mesleki  çalgı eğitimi ortamlarında yetişenlerin gelecek kaygısının giderilmesinin, eğitime yönelimde ve işine sahip çıkmada olumlu katkı sağlayacağı düşünülebilir. Var olan ya da yeni kurulacak müzik topluluklarına girebilme hedefi ve öğrenciyken bu şekilde motivasyon kurulması, mutlaka eğitimdeki istekliliği ve verimliliği yükseltecektir. Dolayısıyla uzun ve külfetli bir eğitimden geçen sanatçı gençlerin önünün açılması için, ilgili birey, kurum ve kuruluşlara görevler  düştüğü vurgulanabilir.

ÖNERİLER

  • Çalgı eğitimi, örgün ve yaygın eğitimde aynı derecede önemsenmeli, öğretimde nitelik ön planda tutulmalıdır.
  • Çalgı eğitimi ve öğretimi sırasında, öğrenci kazanımları öğretmenlerce önemsenmeli, her dersin hedefleri  önceden saptanmalı, planlanmalı ve yürütülmelidir.
  • Çalgı eğitiminde öğrencilere bilişsel, duyuşsal ve psikomotor becerilerin planlı ve aşamalı olarak kazandırılması hedeflendirilmeli ve sonuçlar yakından gözlemlenmelidir.
  • Çalgı eğitiminde yaparak ve yaşayarak ilkesi benimsenmeli, derslerde öğretmen-öğrenci denemeleriyle eğitim öğretim canlı tutulmalı, kazanımlar iyi değerlendirilmelidir.
  • Çalgı eğitimcileri, materyal bulma ve oluşturma konusunda öğrencilerine destek olmalı ve kendi materyallerini gerekirse onlarla paylaşmalıdırlar.
  • Eğitimde emeklerin boşa gitmemesi açısından, Çalgı eğitiminin disiplin ve çalışma gerektiren bir eğitim olduğu  bilinmeli, fakat bunun dozu eğitimcilerce iyi ayarlanmalıdır.
  • Özellikle amatörce yapılan çalgı eğitiminde, öğrencilerin beğenileri de dikkate alınmalı, zevk eğitimi aracılığıyla duygusal eğitimlerine katkı saylanmalıdır.
  • Çalgı eğitimcileri, kendilerini geliştirici ortamlardan yararlanmalı, bilgilerini başkalarına aktarmalı, kendileri  gibi uzman kişilerle de bilgi paylaşımı içerisinde olmalıdırlar.
  • Kurs içinde ve kurs dışında gerçekleştirilecek konserlerle çalgı  eğitimine nitelik ve hız kazandırılmalıdır.
  • Çalgı çalışmalarıyla dikkat çeken ve hızlı gelişme kaydeden öğrencilerin hedeflerine ulaşmalarına katkıda bulunmak amacıyla, teşvik edilmeleri ve desteklenmeleri gerekmektedir.
  • Çalgı konusunda kariyer yapma amacı taşıyan ve solist (Çalgı)  olabilecek belirtileri gösteren çalgı öğrencilerinin, ulusal ve uluslar arası yarışmalara hazırlanmalarına ve katılmalarına yardımcı olunmalı, destek sağlanmalıdır.
  • Farklı amaçlarla işlevlerini sürdürmekte olan müzik ağırlıklı kurslarda görev yapacak çalgı eğitimcilerinin, o kursun yapısına uygun niteliklere sahip olması mutlaka önemsenmelidir.
  • Eğitimcinin yeterli eğitim ve deneyime sahip olması ve işini seviyor olması konusunda azami dikkat gösterilmesi gerekmektedir.
  • Yaratıcı yeteneği olan çalgı eğitimcileri tarafından kurslara yönelik yeni etüt ve eserler yazılarak, çalgı literatürüne katkı  sağlanmalıdır.
  • Çalgı eğitiminde, gerektiğinde öğrenciye göre program yaklaşımı uygulanmalıdır. Yavaş gelişme gösterenlerden hemen vazgeçilmemeli, hızlı gelişme gösterenlerin de hızı kesilmemelidir.
  • İleride müzik piyasasında varlık gösterebileceği ve daha çok ilerleme ihtimali olan çalgı öğrencilerine, uygun alt yapı hazırlayarak görev ve olanaklar sunulmalıdır.
  • Çalgı eğitiminde ulusal ve uluslar arası eğitim ve öğretim yaklaşımı ihmal edilmemeli, bu doğrultuda eğitim  sürdürülmelidir

 

 

Kaynak : 

*Ağırlıklı Kaynak : Doç. Dr. Mustafa Uslu, MÜ., Atatürk Eğitim Fakültesi,Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi , Nitelikli Keman Eğitimine Yönelik Yaklaşımlar. (1998). Türkiye’de Çalgı Eğitiminin Yaygınlaştırılması ve Geliştirilmesi. Yayımlanmamış doktora tezi, Marmara  Üniversitesi, İstanbul

*Öztosun, Ö. ve Barış,. D.A., Bireysel Çalgı Eğitimi I (Keman) Dersi Hedefl erinin Gerçekleştirme Düzeylerinin Belirlenmesi (A.İ.B.Ü. Örneği), 1924-2004 Musiki Muallim Mektebinden Günümüze Müzik Öğretmeni Yetiştirme Sempozyumu . Bildirisi, S.D.Ü., 7-10 Nisan 2004, Isparta

* Günay, E. ve Uçan, A. (1980). Çevreden evrene keman eğitimi 1. Ankara: Yeni  dağarcık, s. 8.

* Yıldırım, K. (2010). Kodaly Yönteminin İlköğretim Öğrencilerinin Keman Çalma Becerisi Üzerindeki Etkileri. Batı Anadolu . Eğitim Bilimleri Dergisi (BAED), 1(2), s.140-149.

 

D.CANN

14. İstanbul Bienali’nin başlığı ve kavramsal çerçevesi bugün Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde düzenlenen bir basın toplantısıyla duyuruldu. Fakat alışılmışın aksine bu toplantıda sahnede basın toplantısını düzenleyenler değil seyirciler bulunuyordu. Konuşmacılar seyirci koltuklarına oturmuş açıklamalarını yaparlarken, basın mensupları sahneye dizilen sandalyelere oturmuş dinliyorlardı.

14. istanbul tasarım bienali

5 Eylül – 1 Kasım 2015 tarihleri arasında geçen seneki gibi ücretsiz olarak gerçekleştirilecek ve şehrin farklı mekanlarına yayılacak bienali “şekillendiren” Carolyn Christov-Bakargiev başlığı “Tuzlu Su: Düşünce Biçimleri Üzerine Bir Teori” olarak açıkladı. Bienalin kavramsal çerçevesi ise şöyle:

“Tuzlu Su: Düşünce Biçimleri Üzerine Bir Teori. 14. İstanbul Bienali çizginin nerede çekileceğini, nerede geri çekilmek gerektiğini, nelerden faydalanılabileceğini ve neyin öne çıkarılabileceğini aramak üzere yola çıkıyor. Bienal bunu ‘açık bir denizde, yüzey düzken parmak uçlarıyla, derinlere inildiğinde, katlanmış kodlama katlarını açmadan’ yapıyor. Bu uluslararası sanat sergisi, elliden fazla görsel sanatçının yeni işlerinin yanı sıra, içlerinde denizbilimci ve nörobilimcilerin de bulunduğu farklı alanlardan profesyonellere yer veriyor. Boğaziçi ekseninde şehrin geneline yayılan sergi, şiirsel ve siyasi olarak dünyayı şekillendiren ve dönüştüren, görünen ve görünmeyen farklı dalga sıklığı ve biçimlerini, su akıntıları ve yoğunluklarını ele alıyor. Sanatla ve sanat aracılığıyla yas tutuyor, hatırlıyor, kınıyor, iyileşmeye çalışıyoruz. Kendimizi formdan giderek zenginleşen yaşama yansıyan neşe ve canlılık ihtimaline adıyoruz.” (Christov-Bakargiev)

Balestrini’nin kısa romanı Carbonia’dan bir bölüm okundu

Christov-Bakargiev’in yanı sıra İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Genel Müdürü Görgün Taner ve İstanbul Bienali Direktörü Bige Örer’in katıldığı toplantıda, William Kentridge’in Tide Table (Gelgit Çizelgesi- 2003) adlı işi gösterildi ve Füsun Onur’un Pembe Bot (1993/ video 2014) adlı videosundan bir bölüm izletildi. Etkinlikte ayrıca Nanni Balestrini’nin 2012’de yayımlanan kısa romanı Carbonia ‘dan bir bölüm okundu.

Carbonia ‘nın tam metninin okuması yine bugün (10 Eylül) 21.00’den itibaren yazarın da katılımıyla, kitabın Türkçe baskısını okurla buluşturan Otonom Yayıncılık’ta yapılacak. Bir Zamanlar Hepimiz Komünisttik alt başlığıyla, noktalama işaretleri olmaksızın yazılan ve yayınlanan kitapta şu ifadeler yer alıyor:

“insanlar Carboniadaki mücadeleleri kazanıyorlardı çünkü insanlar birlikti ve cumhurbaşkanını da başka bir şeyi de düşünmeksizin şöyle dediler silahlı güçlerini bize karşı kullanan patronlar kapitalistler bizim düşmanımızdır dediler ve bunun için hepimiz onlara karşı mücadele etmek ve kazanmak zorundayız işte bunu yaptık yirmi yıl önce Carboniada orada fitili tutuşturmak için sadece bir kibrit gerekiyordu orada hepimiz komünisttik birbirine bağlı bir işçi sınıfıydık çünkü orada herkes madende yaşıyordu”

14. İstanbul Bienali için Carolyn Christov-Bakargiev kavramsal çerçeveyi oluşturma sürecinde Cevdet Erek’in “sanatsal tavsiyeleri”nden, Griselda Pollock’un “keskin entelektüel zeka”sından, Pierre Huyghe’un “duyarlılığı”ndan, Chus Martínez’in “küratöryel hayalgücü”nden, Marcos Lutyens’in “dikkati”nden, Füsun Onur’un “keskin bakış”ından, Anna Boghiguian’ın “siyasi felsefesi”nden, Arlette Quynh-Anh Tran’ın “gençlik dolu heyecanı”ndan, William Kentridge’in “bilgelik yüklü tereddütleri”nden yararlanıyor.

Carolyn Christov-Bakargiev, süreç ilerledikçe belirecek başka nitelik ve aracılıklardan da beslenecek. Yakın zamanda başlayan işbirlikleri arasında Elvan Zabunyan’ın “sıradışı okumaları”, Emin Özsoy’un “okyanus üzerine derin bilgisi”, Aslı Çavuşoğlu’nun “anlatıda kurduğu çeşitlilik”, Emre Hüner’in “sürekli çoğalan koleksiyonları”, Merve Kılıçer’in “samimi ilişkileri” ve Russell Storer’in “güzellik algısı” yer alıyor.

İstanbul Bienali’nin Danışma Kurulu’nda Adriano Pedrosa, Başak Şenova, İnci Eviner, Iwona Blazwick ve Ute Meta Bauer bulunuyor

Birinci  bölümünü daha önce yayınladığımız (1.Bölümü okumak için Tıklayınız) yazımızın bugün ikinci bölümü ile devam ediyoruz. İyi okumalar!

çocuk keman dersi

Kurslarda çalgı eğitiminde karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri

Türkiye’de çalgı eğitiminin (Kurslar temelinde) temel sorunlarını şu şekilde özetlememiz mümkündür; Temel ilkeleri belirleme ve çalgı eğitimini bu ilkelere temellendirme sorunu, Yetişek ya da izlence (program) geliştirme sorunu, Temel kitap ya da kılavuzları hazırlama sorunu, çalgı eğitimcisi yetiştirme sorunu, Araç-gereç sorunu, çalgı eğitimin tüm  boyutlarıyla sürekli inceleme-araştırma-değerlendirme sorunu, çalgı  eğitimine ilişkin çalışmaları bütünleştirme ve eş güdümleme sorunu (Günay ve Uçan, 1980:8) çalgı eğitimindeki başarıda bu sorunların giderilmesinin gerektiği bilinmektedir.

Çalgı öğretiminde, öğrenme sürecinde uygulanması gereken temel tekniklerin önemsenmesi gerekmektedir.

Çalgı dersleri teorik ve pratik uygulamalarla her an dikkatli ve titizlik gerektiren bir özellik içermektedir.  Fiziksel yeterliliğin önemli olduğu çalgı öğretiminde, bu öğretimin psikolojik boyutlarından da yararlanılması önemli bir faktördür. İlk çalgı derslerinde öğretmenin doğru kılavuzluğu, öğretimin gidiş hattını belirleyecek bir unsurdur. Öğrencinin tutumu, öz yeterliği, güven duygusu, iyi güdülenmesi ve çalışkanlığı da öğretimin düzeyini belirleyen diğer unsurlardandır.

Çalgı çalmanın karmaşık yönleri olduğu bilinmektedir. Temel teknik becerilere ulaşılmadan, en küçük etüt ya da parçanın bile anlaşılır biçimde ve bir müzikal duyumla yansıtılması oldukça güçtür.

Eğitmenin eğitimci olma fonksiyonunu algılayamadığı veya yeterli eğitimden yoksun olması elbette direk olarak çalgı eğitimi alacak öğrencinin hangi yaşta olursa olsun etkilenmesine yol açacağı kedindir.  Çalgı eğitimin özellikle başlangıç seviyesinde doğru eğitim ve tarz ile başlamaması en zor olan başlangıç döneminin  sağlıklı bir şekilde atlatılması, öğrencinin ilerlemesi  açısından son derece önemlidir(Yıldırım, 2010:142).

Yanlış teknik alışkanlıklarla, teknik ve müzikal alt yapı eksiklikleriyle müzik öğretmeni olduğu düşüncesinde olan yeterli eğitime sahip olmayan “eğitmen, öğretmenin” öğrencisi olarak başlayan

öğrenciler, bu eksik ve yanlışların giderilmesi için doğal olarak, ulaştıklarını düşündükleri düzeyin çok daha  gerisinden yeniden başlamak ve edindikleri yanlış alışkanlıkları düzeltmek için, büyük çaba göstermek zorunda kalmaktadırlar. Çalgı eğitiminde, edinilmiş yanlış teknik alışkanlıkların düzeltilmesinin, o tekniğin ilk kez öğrenilmesinden çok daha zor olduğu bilinen bir gerçektir. Bununla beraber Temel teknik davranışların düzeltilmesi süreci, öğrencilerde genellikle moral bozukluğu yaratmaktadır.

Eğitimin, özellikle de sanat  eğitiminin her aşamasında başarı ile istek/sevgi birbirini besleyen unsurlardır. Çalgı eğitimi sırasında edinilmiş  yanlış teknik davranışlar, öğrencinin çalgısından kolay ve nitelikli ses elde etmesinin güçleşmesine, çabuk yorulmasına, yoruldukça ve zorlandıkça tekrar çalışmaya başlama isteğinin azalmasına, daha çok zorlanması  durumunda çalgısından soğumasına ve sonunda bu çalgıyı başaramayacağı endişesi ile çalgıdan tümden uzaklaşmasına neden olabilmektedir ( Çilden, 2006:547 ).

Çalgı derslerinde etüt ve eser belirlenmesinde, öğrenciye uygunluk oldukça önemlidir. Eğer öğrencinin teknik  seviyesi ve müzikalite kapasitesi dışında, ona uygun olmayan etüt, parça ya da eser seçilirse, telafisi olmayan  sonuçlarla karşılaşılabilir. Öğrencinin var olan seviyesini aşırı derecede zorlamak, öğretimin kalitesini de bozacaktır.

Belki de öğrenmede zorluk çeken ve kendisinin başarısız olduğunu düşünen öğrenci, çalgıyı bırakma

durumuyla karşı karşıya kalacaktır. Ne yazık ki, bu tip örnekleri çevremizde sıkça görmekte ve duymaktayız. Bu yüzden, sistematik yapılan bir eğitim anlayışından uzaklaşılmamalı, çok eser ya da zor eser çalmaktan ziyade, çalışılan eserin, doğru, temiz ve kaliteli çalınması öncelikle önemsenmelidir.

En önemli sorunlardan biri de kurslar için yazılmış derli toplu nitelikte müzik eserleri olmamasıdır. Elbette piyasada bir çok konuda çalışma kitapları vardır fakat bunlar daha çok süreğen eğitimler için düşünülmüş kitaplar olup kurs organizasyonuna uygun birden çok aşamaları gösterecek nota kaynağı sorun olmakta dolaysıyla pek çok kaynaktan farklı çalışmalar eğitmenin keyfiyetine göre fotokopi yöntemi ile çoğaltılarak öğrenciye verilmektedir.

Nar Sanat bu konuda (Özel eğitim kurslarında ve özel eğitimde kullanılmak üzere 4 aşamalı müzik eğitim kitapları) girişimlerde bulunmuş fakat çalışmalarımız devam etmektedir.

boyut küçük afiş

Nitelikli Çalgı Eğitimini Oluşturan Bazı Faktörler

Çalgı eğitiminde nitelik oluşturulmasında, öğretime başlamadan önceki eğitim koşullarının iyi hazırlanması gerekmektedir. Çalgı  eğitimine yönelen bireyin müzik yeteneğinin yeterliliği oldukça önemlidir. Çalgı öğrenecek bireyin bu eğitime yatkınlığı, fiziksel yeterliliği, dolayısıyla hazır oluşluk düzeyi ise eğitimin başarısına  etki eden temel koşullardandır. Ayrıca, çalgı eğitiminin yapılacağı fiziki ortamın eğitime elverişli durumda olup  olmaması, eğitim kalitesini olumlu ya da olumsuz biçimde etkileyecektir.

Eğitimin kalitesini etkileyen etkenler arasında aile, çevre ve eğitimle bağlantılı diğer ortamlar sayılabilir. Çalgı eğitiminin sağlıklı sürdürülmesinde gerekli olan metotların temini ve kullanımı oldukça önemlidir. Ayrıca, çalgı eğitiminin amaçlarına uygun eğitim programlarının önceden titizlikle hazırlanmış olması gerekmektedir.

Öğrencilerin teknik becerileriyle birlikte müzikal becerilerinin gelişmesinde en önemli araç, çalgıya yönelik olarak yazılan eserlerdir. Öğrencilerin sözü edilen becerilerinin geliştirilmesinde, çalgıya yönelik oluşturulan dağarcığın ve bu dağarcıktan seçilecek eserin büyük önemi vardır.( Bulut, 2008:2)

Öğrencilere öğretimde ulaşılması gereken davranışların kazandırılmasında, bu eserlerdeki çalışmalar ve icraya dönük performans belirleyici olacaktır.

nota anlatımıBireyleri hayata hazırlayan ve istendik davranışlarla donanmalarını sağlayan eğitim süreci, tesadüflere bırakılmamalı, önceden tasarlanıp planlanmalıdır. Eğitimde planlanmış etkinliklerin önemi büyüktür. Eğitim bir bakıma kasıtlı kültürleme yolu olarak görüldüğünden, eğitim programlarının planlı olması gereği, kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Öğrenenlere öğrenme yaşantıları sağlamak, eğitim programları aracılığı ile olmaktadır. (Demirel,1999)

İyi bir eğitim, ancak mükemmel bir program ve iyi bir planlama sonucu oluşabilir. Bilimsel tarzda hazırlanmış bir program, eğitimde başarının en önemli unsurlarından biridir. Bu bağlamda, iyi hazırlanmış bir çalgı öğretim programı da çalgı eğitiminde amaca ulaşmak için başarının temel anahtarıdır. İyi bir çalgı öğretim programı, çalgı eğitimi ile erişilecek hedeflerden her birine ilişkin hedef davranışları kazandırmak için gerekli öğretme durumlarını, hedefe erişilip erişilmediğine, davranışın kazanılıp kazanılmadığına dair sınama ölçme durumlarını, programın sağlamlığına ve öğretmen-öğrenci ve program hakkında karar vermek için değerlendirme işlemlerini kapsamalıdır.  ( Öztosun ve Barış, 2004:2).

Çalgı eğitiminde, öğretmen-öğrenci arasındaki olumlu iletişim, eğitimin hedefine ulaşmasında en önemli  faktördür. Bununla birlikte; öğrencinin öğrenmeye hazır bulunuşluğu, düzenli çalışması, araştırmacı ruhu ile öğretmenin; teknik bilgisi, öğretme yöntemi, model teşkil etmesi ve yeniliklere açık olması, öğrencilerin öğrenme süresini kısaltacak, başarı düzeyini arttıracak ve yaratıcılıklarını geliştirecektir( Parasız, 2009).

Çalgı eğitiminde kurs ve ders ortamında sürdürülen eğitim uygulamalarının, eğitimin niteliğini belirlediği  vurgulanabilir. Çalgı eğitiminde, öncelikle öğretmenin yeteneğinin ve dersteki tutum-davranış ve yaklaşımlarının doğruluğu ve güvenilirliği önem arz etmektedir. Öğrencinin başarısında, dersteki güdülemenin ve üst düzey motivasyonun, performans açısından oldukça önemli olduğu unutulmamalıdır. Öğrenilenlerin sergilenmesiyle elde edinilecek kazanımlar da eğitim düzeyini arttırabilecek uygulamalardandır.

 

Yazının 3. bölümü daha sonra yayınlanacaktır.

Diren C.

Müzik eğitimi konusunda sıkça karşılaşılan sorunları ve olası çözüm  yollarını bu yazı ile irdelemeye çalışacağız.  Günümüzde özellikle devlet okullarında sanat eğitimin gözardı edilmesi, adeta yok kabul edilmesi ya da özel okulların bir kısmında matematik, fen, kimya gibi dersler kadar önemsenmeyen ve dolaysıyla veli ve çocuk/gençlerin bu eksikliği ve açığı farklı mecralarda gidermeye çalışması pek çok sorunu  da beraberinde getiriyor. Bu yazı ile konuya bir nebze açıklık getirmeye çalışıp, akademik çalışmalara yol açmasını diliyoruz. Genel olarak akademisyenler, okullardaki sanat eğitimleri hakkında makale yazarken özel sanat eğitimlerine yeterince önem vermemekte ve incelememektedirler. Oysa gerek sayısal gerekse biçem olarak artık toplum için bir hayli önemli konuma gelen ve ciddiye alınması gereken sanat eğitimlerinin okul dışı durumu akademisyenlerin mercek altına almasını diliyoruz.

bakırköy

Okul dışı müzik eğitiminde veli ve öğrencilerin karşılaştığı sorunlar ve çözüm önerileri (1)

Bölüm -1-

Sanatın en önemli dallarından biri olan müzik, çok eski çağlardan bu yana insanların ve toplumların kendini ifade etme, anlatma ve birbirleri ile uzlaşma ve iletişim yolu olmuştur. Bu anlamda bir kültür öğesi olan müzik; kendini hemen her alanda çok yönlü ve karmaşık bir şekilde belli edip,  insan yaşamında vazgeçilmez bir yere ve öneme sahip olmuştur.

Müzik eğitimi; genelden özele doğru “genel müzik eğitimi”, “özengen (amatör)  müzik eğitimi”  ve “ mesleki müzik eğitimi”  olmak üzere üç ana türe ayrılır. Genel müzik eğitimi; özengen ve mesleki müzik eğitiminin temelini oluşturmaktadır ve her yaşta, her aşamada olan her bireye yönelik bir müzik eğitimini kapsar. Özengen müzik eğitimi, müziğe amatörce istekli, ilgili kişilere; mesleki müzik eğitimi ise müzik alanının bütününü veya bir dalını kendisine meslek olarak seçen ve konu alanı uzmanı olacak kişilere yöneliktir (Uçan, 1997: 30- 33).

Müzik eğitimi Türkiye’de güzel sanatlar liseleri, konservatuarlar, üniversitelerin eğitim fakültelerine bağlı güzel sanatlar eğitimi bölümü, müzik öğretmenliği anabilim dalları, BAKIRKÖY PİYANO KURSLARImüzik dershaneleri-Kursları-, özel dersler ..v.b aracılığı ile yapılmaktadır.

Tüm müzik aletlerini öğrenmek ve öğretmek, diğer dallarında olduğu gibi bir eğitim sürecini kapsar. Bu eğitim ve öğretimin etkili, başarılı ve kalıcı olabilmesi için, bir takım ilkeler doğrultusunda olması beklenir. Ancak, sanat  eğitiminin yaratıcılığa açık olması ve dar kalıplarla sınırlandırılmaması gereğinden yola çıkarak  müzik eğitiminde de özellikle öğretim yöntemlerini çalgıdan ve öğrenciden daha fazla verim almaya yönelik, sınırları geniş, aynı zamanda farklı disiplinlerden de faydalanarak, yeniliklere açık olarak geliştirmek gerekir. Bu bağlamda, müzik eğitiminde, öğretim yöntemlerine yönelik farklı arayışlar ( çalma/çalışma yöntemlerine farklı alanlardan yeni boyutlar eklenmesinin performansa olası katkıları vb. ) ön plana çıkmaktadır ( Yağışan, 2008 : 7). Müzik aletlerini çalmada, müziksel işitme çok önemlidir. Ayrıca, iyi bir işitme yeteneği ve tartım duygusu, sağlıklı beden ve ruh hali gereklidir.  Müziksel işitmesi yetersiz olan öğrenci, yanlış sesler üretecektir. Doğru ve temiz sesler iyi bir işitmeyle ilgili olduğu kadar,

müzik ve çocukBugün sizlerle genel anlamda kurslarda çalışan öğretmen ve eğitmenlerin karşılaştıkları sorunlar ve  yaklaşımlardan bahsetmeye çalışacağız. Müzik eğitiminin amaçladığı temel bilgi ve beceriler arasında, doğru duruş, tutuş, temiz ses üretebilme, müzik çalgısının yapı ve özelliklerini bilme, belli düzeydeki etüt ve eserleri seslendirebilme vb. bir takım konular bulunmaktadır.

 Ülkemizde Mesleki Eğitimler Dışında Kalan Yerlerde Çalgı Eğitimi Yapılan Ortamlar

Müzik Eğitimi, ülkemizde özgün ve yaygın eğitimdeki yönelim ve uygulamalarıyla ele alındığında, oldukça  yaygın bir kullanıma sahiptir. Fakat, birbirine benzer kurumlarda ya da ortamlarda, nitelik açısından oldukça farklılıklar olduğu gözlemlenmektedir.

Mesleki eğitim veren konservatuvarları ve Güzel sanatlar bölümünün Müzik bölümlerini bugünkü yazımızın dışında tutmaya çalışacak daha çok kurslardaki eğitimleri incelemeye çalışacağız.

Mevcut kurslar veya bireysel eğitimlerde “Bireysel Çalgı Eğitimi” ders programlarının ayrıntılı şekilde planlanması ve uygulamaya geçirilmesi önemlidir. Ayrıca, çalgı eğitiminde ilk andan itibaren iyi bir planın yapılması ve bu eğitimi verimli kılacak her türlü olanağın hazırlanması, kısaca iyi çalgı eğitiminin  yapılabilmesini sağlayabilecek standardın  oluşturulması ve bunun giderek arttırılması gerekmektedir(Uslu, 1998:183).

Kursların yanı sıra  Halk Eğitim merkezleri, çeşitli sanat  merkezleri, bazı dernekler ve cemiyetler ile özel dersler sayılabilir. Bu ortamlarda yapılan müzik eğitiminin niteliğinde, büyük farklılıklar bulunduğu gözlenmektedir. Bu ortamlarda sürdürülen eğitimin de mutlaka uzman öğretmenler tarafından, yöntemli ve programlı yapılması gerekmektedir. Yaygın eğitim ortamında niteliğin önemsenmesi açısından, denetim unsurunun işletilmesinde eğitim sonuçlarının gözlemlenmesinde yarar olacaktır.

Amatörce yapılan müzik öğretiminin, doğru ve tutarlı biçimde yapılması sağlanmalıdır. Yaygın eğitimde  sürdürülen çalgı derslerine destekleyici olunmalıdır. Bazen bu ortamlarda eğitilenler, zaman içerisinde mesleki bir eğitime de yönelebiliyorlar. Çalgı dersleri, özel dersler de dahil olmak üzere, yapıldığı her  ortamda, amacına ulaşacak biçimde gerçekleştirilmelidir. Bu derslerde çalgı öğretilen bireye kazandırılması  gereken temel beceriler oluşturulmalıdır. Aksi takdirde (bilişsel, duyuşsal, devinişsel) yapılan eğitim yetersiz ve göstermelik olacak, dolayısıyla bu derse ayrılan zaman ve emek boşa gidecek, beklentiler

Sonraki yazımızda ”  Kurslarda çalgı eğitiminde karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri “ile devam edeceğiz.

(Kaynakça detayı yazının tamamı bittiği zaman verilecektir)

Diren C.

Dershanelerin kapatılma kararı ve ÖYS ve ÖSS sınavlarında yaşanan olumsuzluklar kurumları yeni arayışlara itti. Asıl olması gereken sisteme doğru hızlı bir gidiş var. Belkide ilk kez doğru adımlar atılarak öğrencinin durumunu değerlendirmek yerine körükörüne eğitim sisteminde köklü bir değişikliğe gidilecek.

oss-giriş-sistemi

Eğer başarılabilirse gerçekten sosyologların deyimiyle ; Kendine  yabancılaşmış ve sınav sistemi ile boğuşan yaratıcılıktan uzak sistemden vaz geçilecek. Geç kalınmış olsa dahi dileriz adil ve iyi, çağdaş bir eğitim için torpil, kayırma ve benzeri durumları bertaraf etmek için okul mezuniyet puanı+Sosyal ve sanatsal eğitim ve etkinlikler+ Üniversitelerin sınav ve mülakatları” ile en az adaletsiz sisteme biran önce geçiş yapılır. Ve elbette denetimli kaliteli eğitim veren sanat kurslarının değeri de anlaşılır olur.

Lise geçiş sistemini değiştiren MEB şimdi de üniversitelere girişte uygulanacak yeni sistem üzerinde çalışıyor

Bu yıl liselere geçişte sistemi değiştiren ve yılda 6 dersten yapılan 12 sınavın sonuçlarının yüzde 70 etkili olması uygulamasını getiren Milli eğitim Bakanlığı (MEB) üniversitelere geçiş için de yeni bir düzenleme üzerinde çalışıyor. Üzerinde çalışılan sistem “ders dışı etkinliklerin” de dikkate alınmasıyla ABD’deki üniversiteye giriş sistemine benziyor.

DERS DIŞI UĞRAŞLAR

Habere göre, Tarabya İngiliz Okulları’nın düzenlediği “Liseden Üniversiteye Geçişte Farklı Bakış Açıları” paneline katılan MEB Yükseköğrenim ve Yurtdışı Eğitimler Genel Müdürü Yrd. Doç. Dr. Semih Aktekin, yükseköğretime geçişte üzerinde çalıştıkları yeni sisteme dair bilgiler verdi.

Aktekin, “Yükseköğretime geçişte öğrencinin ders dışı uğraşlarını, sanat, spor ve boş zaman etkinliklerini de göz önüne alarak puanlandıracağımız bir sistem düşünüyoruz. Eğitimde bilgiyi önceleyen sistem yerine becerileri de ön plana alan yeni bir sistem kurmanın peşindeyiz” diye konuştu.

Bakanlığın üzerinde çalıştığı bu sistemde yalnızca öğrencinin notları ya da ders dışı etkinlikleri üniversiteye geçişte yeterli olmayacak. Merkezi olarak yapılacak sınav sonuçları da etkili olacak. Üzerinde durulan iki sınav modeli var.

Bunlardan biri tıpkı liselere geçişte 6 dersten toplam 12 sınavın merkezi olarak yapılmasını öngören Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi’nde (TEOG) olduğu gibi liselerde de bazı derslerin merkezi olarak yapılması. 5 ya da 6 dersten merkezi olarak sınavlar MEB tarafından yapılacak ve yerleştirme puanının hesaplanmasında tıpkı liselerde olduğu gibi bu sınav sonuçları etkili olacak.

Bir başka sınav modeli ise Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) yapılması ve bunun sonuçlarının kullanılması. Ancak bu sınavın YGS gibi yılda bir kez değil, ABD üniversitelerine girişte sonuçları dikkate alınan SAT gibi yılda birkaç kez yapılması öngörülüyor.

HEM SINAV SONUCUNA HEM SOSYAL ETKİNLİĞE BAKIYOR

yetenek-sınavları

ABD üniversiteleri kendi şartlarını kendileri belirliyor. Üniversitelere başvurular öğrenci tarafından yapılıyor ve üniversiteler öğrencilerini seçiyor. Yani merkezi bir yerleştirme sistemi yok. Ancak başvuruda iki aşamalı sözel ve matematik becerilerin ölçüldüğü SAT ile İngilizce , matematik, okuma ve bilimsel muhakeme bilgisinin ölçüldüğü ACT (American College Test) sınav sonuçları istenir. Ayrıca lise notları, okul ve sınıf sıralaması, sosyal etkinlikler, niyet mektubu, öğretmenlerin tavsiye mektubu başvuru dosyasında yer alır ve etkilidir. Değerlendirme bu dosya üzerinden yapılır.

Bilim ve Teknik dergisinin kapağını, 2009’un ‘Darwin Yılı’ olması nedeniyle Charles Darwin’e ayıran ve bu nedenle görevden alınan Yrd. Doç. Dr. Çiğdem Atakuman, verdiği hukuk mücadelesini kazandı.

darwinin derse

Bilim ve Teknik’in ‘Darwin’ kapağı nedeniyle görevinden alındığı için TÜBİTAK’a dava açan derginin eski Genel Yayın Yönetmeni Atakuman’a verilen disiplin cezası, Danıştay tarafından bozuldu

Genel yayın yönetmenliği görevini yürüttüğü TÜBİTAK’ın Bilim ve Teknik dergisinin kapağını, 2009’un ‘Darwin Yılı’ olması nedeniyle Charles Darwin’e ayıran ve bu nedenle görevden alınan Yrd. Doç. Dr. Çiğdem Atakuman, verdiği hukuk mücadelesini kazandı.

Atakuman, derginin içeriğine müdahale edilerek değiştirilmesinden sonra görevinden alınmış, sicil notu düşürülmüş, hakkında disiplin soruşturması başlatılmış ve arşiv kayıt odasında görevlendirilmişti. Son olarak, TÜBİTAK’tan baskılar nedeniyle istifa eden Atakuman, kurum hakkında bütün bu uygulamalarla ilgili davacı olmuştu.

TÜBİTAK’a karşı dört ayrı dava açan Atakuman’a verilen disiplin cezası, Danıştay 12. Dairesi ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından bozuldu.

TÜBİTAK Soldaki Darwin kapağını sakıncalı bulmuş ve kapak sağdaki dosya konusu ile değiştirilmişti.

TÜBİTAK Soldaki Darwin kapağını sakıncalı bulmuş ve kapak sağdaki dosya konusu ile değiştirilmişti.

Gökçer Tahincioğlu’nun konuyla ilgili Milliyet’te yer alan haberi şöyle:

ARŞİV KAYIT ODASINDA GÖREVLENDİRİLDİ, EVİNE İCRA GÖNDERİLDİ

TÜBİTAK’ın Bilim ve Teknik Dergisi’nin genel yayın yönetmenliğini yaptığı 2009’da, “Darwin Yılı” nedeniyle derginin kapağını Darwin’e ayıran Yrd. Doç. Dr. Çiğdem Atakuman’ın başına gelmeyen kalmadı. Derginin içeriğine müdahale edilerek değiştirilmesinden sonra bu görevden alınan, sicil notu düşürülen, hakkında disiplin soruşturması başlatılan ve arşiv kayıt odasında görevlendirilen Atakuman, 2011’de baskılar nedeniyle istifa edince, maaş farkı bulunduğu gerekçe gösterilerek, evine icra gönderildi. Atakuman, bütün bu uygulamalarla ilgili açtığı ayrı ayrı davaları kazandı.

Evrim Teorisi’nin kurucusu Charles Darwin’in 200. doğum yıldönümü ve ‘Türlerin Kökeni’ adlı eserinin yayımlanmasının 150. yılı nedeniyle, UNESCO’nun da teşvikiyle, 2009 tüm dünyada, ‘Darwin Yılı’ olarak kutlandı. Atakuman da bu nedenle TÜBİTAK’ın Bilim ve Teknik Dergisi’nin Mart 2009 kapağının konusunu Darwin olarak belirledi. Ancak basım aşamasında yapılan müdahaleyle yazılar dergiden çıkartıldı.

 

GÖREVDEN ALINMASI YETMEDİ

Çiğdem Atakuman

Derginin Genel Yayın Yönetmeni Atakuman, bu görevinden ve vekâleten başkanlığını yaptığı Bilim ve Toplum Daire Başkanlığı’ndan alındı. Konuyla ilgili TÜBİTAK içerisinde soruşturma da başlatıldı. TÜBİTAK, ulusal ve uluslararası kamuoyunu yanıltıcı açıklamalar yapıldığını gerekçe göstererek, Atakuman’a kademe ilerleme cezası verdi. Görevden alınan Atakuman’ın yeni adresi arşiv kayıt odası oldu. Atakuman hem verilen cezaya hem de yapılan atamaya karşı yargıya başvurdu.

Buna karşılık, Atakuman görevine iade edilmedi. 2 yıl boyunca hiçbir iş verilmeyen Atakuman’ın kuruma geliş gidiş saatleri, çalışmaları izlendi.
Atakuman, Aralık 2011’de yaşadıklarına dayanamayarak iş akdini haklı sebeple feshetti. Atakuman, fesih yazısında Nüket Yetiş ve Ömer Cebeci kontrolündeki bir önceki TÜBİTAK yönetiminin, siyasal düşünce ve felsefi inançları nedeniyle kendisini cezalandırdığını, sistematik bir şekilde yıldırma politikası uyguladıklarını belirterek, “Yaklaşık 3 yıl boyunca mobbinge maruz kalan bir çalışanın anayasal koruma altında olan manevi varlığını koruması imkansızdır. Bu süreçte psikolojik açıdan fazlasıyla yıprandığım için psikolojik destek almak zorunda kaldım. Ancak bu stresi ve dışlanmayı taşıyacak gücüm kalmadı” ifadelerini kullandı.

Yeni TÜBİTAK yönetimi ise Atakuman için keyfi olarak istifa etmiş gibi işlem yaptı ve istifası nedeniyle maaş farklarını ödemesi gerektiğine hükmetti. TÜBİTAK, bu nedenle maaş farkı borcu çıkartarak, icra yoluna gitti.

YARGI SAVAŞINI KAZANDI

Atakuman, 4 yıl süren zorlu süreçten galip çıktı. TÜBİTAK’a karşı 4 ayrı dava açan Atakuman’a verilen disiplin cezası Danıştay 12. Dairesi ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nca durduruldu. Danıştay 12. Daire disiplin cezasını geçen günlerde bütünüyle iptal etti ve TÜBİTAK soruşturmasının usulsüz olduğuna işaret etti.

Avukat Kemal Vuraldoğan’ın açtığı bir diğer dava Atakuman’ın görevden alınmasına karşıydı. Bu dava da idare mahkemesi Atakuman’ın aleyhine karar vermesine rağmen Danıştay 5. Dairesi Atakuman’ın yönetim kadrosundan alınarak uzman kadrosunda arşiv evrak kayıt odasına sürgüne gönderilmesi işleminde “kamu yararı ve hizmet gereklerinin söz konusu olmadığını belirterek” idare mahkemesi kararını bozdu.

SİCİLİ DE İPTAL 

Atakuman’a verilen düşük sicil ise Ankara 15. İdare Mahkemesi’nce iptal edildi. Atakuman’ın istifasından sonra icra işlemi başlatılmasına ilişkin dava ise sürüyor.

Atakuman, Aralık 2011’den itibaren ODTÜ Yerleşim Arkeolojisi Ana Bilim Dalında öğretim üyesi olarak akademik hayatına devam ediyor.

 

Kaynak :[-]

Divan-ı Lügati-t Türk ile Kültepe Tabletleri, insanlığın ortak hafızası olarak UNESCO Dünya Belleği’ne yer alması için önerilecek

kültepeBirleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Öcal Oğuz,  Türkiye’den bu yıl Divan-ı Lügati’t-Türk ve Kültepe Tabletleri’nin UNESCO Dünya Belleği’ne alınması için başvuracaklarını açıkladı.

1072-1074 yıllarında Kaşgarlı Mahmud tarafından yazılan ve Türk dilinin Arapça sözlüğü olan Divan-ı Lügati’t -Türk’ün, dilbilimciler için çok önemli olduğunu belirten Oğuz,  “Divan-ı Lügati’t -Türk demek, yaklaşık 80 ülkeyi yakından ilgilendiren bir kültürel hafızadan söz ediyoruz demektir” dedi.

kültepe1Oğuz, Kaşgarlı Mahmud’un,  eserinde çizdiği dünya haritasıyla topografi, harita belleği ve kültürü açısından da önem taşıdığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Kaşgarlı Mahmud, Kaşgar’dan Bağdat’a kadar o bölgede yerleşik Türk, Arap, Fars ve diğer etnik kültürel grupları tanıyor, bunlarla ilgili bilgiler veriyor, dönemin kültürel birikimini ve belleğini sözlük vasıtasıyla günümüze aktarıyor. Dolayısıyla Divan-ı Lügati’t -Türk demek Kazakistan, Özbekistan, Uygur Özerk Bölgesi, Kırgızistan, Azerbaycan, Türkmenistan, İran, Afganistan Tacikistan gibi ülkelerin bugünkü coğrafyalarıyla Fas’tan Moritanya’ya, Çad’dan Sudan’a kadar körfez ülkeleri dahil yaklaşık 80 ülkeyi yakından ilgilendiren bir kültürel hafızadan söz ediyoruz demektir.”

kültepe3Kayseri’deki Kültepe kazılarında gün ışığına çıkarılan ve çivi yazısıyla Asurca yazılan Kültepe Tableri de Dünya Belleği’ne girmeye hazırlanıyor.

Oğuz, Anadolu’da Türklerden önceki Sümerler’den Hititlerlere kadim uygarlıklarının izlerinin yer aldığı tabletlerde, insanlık tarihini aydınlatacak önemli bilgiler, anlaşmalar, yazışmalar bulunduğunu söyledi. Oğuz, her iki dosyanın da yazım çalışmasının devam ettiğini ve 31 Mart’a kadar UNESCO Genel Merkezine başvuruda bulunacaklarını bildirdi.

 

Kaynak :[-]

Küba’lı ünlü doktor ve bilim adamı Carlos Juan Finlay doodle oldu. Google’dan Carlos Juan Finlay’a 180. doğum günü jesti.

doodle

 Doktor Carlos Juan Finlay  kimdir Carlos Juan Finlay hayatı Carlos Juan Finlay biyografi Carlos Juan Finlay  google logo 3 aralık 2013 Dr Carlos Juan Finlay google doodle
Carlos Finlay’ın 180. Doğum günü

Carlos Juan Finlay’nın doğum günü Amerikan TIP Günü Olarak kutlanmaktadır
1855 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde okudu. Zaten 1868 yılında, bir kolera salgını sırasında bu İspanyol sömürge yetkililerinin hükümetin yönetiminin bir eleştiri olarak o zaman kabul edildi, çünkü çok başarılı değildi bir önermeyi profilaktik ve sağlık önlemlerinin alınmasını önerdi.

Ancak, onun asıl işi sivrisinekler tarafından sarı humma iletim nasıl oluştuğunu aydınlatmak oldu. Hastalığın transfer ajanı sivrisinek olduğu sonucuna Aedes aegypti gerçekten 1900 yılına kadar zamanın bilimsel topluluk tarafından kabul edilmedi teorisini doğruladı sayısız deneysel testleri sonucunda kendini tüm dünyaya tanıttı.

Kübalı büyük Doktor olarak bilinen Carlos Juan Finlay sarı humma virusunu testler sonucu bulan Kübalı bilim adamıdır.
Carlos Juan Finlay 3 Aralık 1833’te Puerto Príncipe’de doğdu ve Carlos J. Finlay  – 20 Ağustos 1915’te Küba’da öldü. Carlos J. Finlay, İskoç bir doktor ve  Fransız bir kadının 7 çocuğundan biriydi.

1853 yılında katıldığı Jefferson Medical College’den 1855’te mezun oldu. Ünlü Kübalı doktor ve bilim adamı Carlos J. Finlay kendisini hep şiddetli tıbbi tartışmaların içinde buldu. karaman.org

1881’de, Kübalı doktor Carlos Finlay aynı zamanda kara kusmuk diye de adlandırılan sarıhummanın belli bir dişi sivrisinek tarafından bulaştırıldığını ortaya çıkardı. Bunun yanı sıra hastalığı önleyecek bir aşıyı da buldu.

Carlos Juan Finlay,  sıtmayla sivrisinek arasındaki ilişkiyi sezip kanıtlayan bilim adamıdır.polis.web.tr

Carlos Juan Finlay Barres ‘de doğdu Küba Fransız ve İskoç asıllı.1853 yılında katıldığı Jefferson Medical College in Philadelphia dan sonra  Paris de ve Havanada eğitimini tamamladı.1855 yılında mezun olan Carlos Juan Finlay  Havana’ya yerleşti ve bir tıbbi uygulama açtı.

1881’de, Kübalı doktor Carlos Finlay aynı zamanda kara kusmuk diye de adlandırılan sarıhummanın belli bir dişi sivrisinek tarafından bulaştırıldığını ortaya çıkardı. Bunun yanı sıra hastalığı önleyecek bir aşıyı da buldu.
    Dünyanın bunun farkına varması yirmi yıl sürdü.
Günümüzde Asya harici tropik bölgelerde görülen ve dişi sivrisinekler aracılığıyla bulaşan sarı humma virüsünün çıkış yerinin Afrika olduğu ve virüsün 16. yüzyıldan itibaren köle ticaretiyle Güney Amerika’ya taşındığı tahmin ediliyor. image
Kesin teşhis edilebilen ilk sarı humma salgını, 1647 yılında Barbados Adası’nda yaşandı. Sadece bir yıl sonra, 1648’de Meksika’da Maya yerlileri arasında, 685’de de Brezilya’nın Recife kentinde salgınlar görüldü.
18. yüzyılda İtalya, Fransa, İspanya ve İngiltere’deki salgınlarda yüz binlerce insanın hayatını kaybetti.
Sarı hummanın tropik bölgelere mahsus olduğu varsayılsa da, Amerika’nın kuzey kesimi de 17. yüzyıldan başlayarak 20. yüzyılın başına dek birkaç kez salgından nasibini aldı.
19. yüzyılda ise Haiti Devrimi sırasında Fransız ordusunun üçte ikisi salgın sebebiyle telef oldu ve kalan askerlerin geri çekilmesi üzerine Haiti, 1804’te bağımsızlığını ilan etti.
Carlos Juan Finlay, 1833-1915
Hastalığın taşıyıcısının doğrudan insan teması değil de sivrisinekler olabileceğini ilk ortaya atan, 1870’lerde gerçekleştirdiği araştırmalarıyla Kübalı doktor ve bilimadamı Carlos Juan Finlay oldu. 19. yüzyıl sonundaki İspanyol-Amerikan savaşında sarı hummaya çok sayıda kurban verilmesi sonucu orduda görevli doktorlar, Finlay’in savını incelediler ve kısa sürede doğruladılar. Sivrisinekler aracılığıyla taşındığı ispatlanan ilk virüs sarı humma oldu. İlerleyen yıllarda grip, sıtma, fil hastalığı, tifüs ve başka alerjik hastalıkların da sivrisineklerle taşındığı kanıtlandı.

 

Maltepe Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nün düzenlediği “Üniversite Reformu ve Hans Reichenbach” başlıklı panel 25 Ekim Cumagünü saat 13.30’da Maltepe Üniversitesi’nin Marmara Eğitim Köyü’nde bulunan F en-Edebiyat Anfisi’nde gerçekleşecek.

Üniversite Reformu ve Hans Reichenbach PaneliProf.Dr. Zekiye Kutlusoy’un yöneteceği panele konuşmacı olarak felsefe alanının saygın isimleri; İstanbulÜniversitesi Felsefe Bölümü’nde uzun yıllarhocalık yapan Prof. Dr. Uluğ Nutku ve Doç.Dr. Tüten Anğ, Sabancı Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gürol Irzık , BilimÇevresi’nin kurucularından Prof.Dr. Yaman Örs katılacak.

 Hans Reichenbach

(26 Eylül 1891, Hamburg, Almanya – 9 Nisan 1953, Los Angeles, ABD) Viyana Çevresi’nin önde gelen temsilcilerinden biri olup, Berlin Mantıksal Olguculuk Okulunun kurucusudur. Fizik, mantık ve felsefe üzerinde çalışan bu Alman düşünür, Stuttgart Teknik Üniversitesindeyüksek öğrenim gördü. Sonra Berlin, Münih ve Göttingen üniversitelerinde felsefe ve mantık okudu. 1915’te olasılık kuramına ilişkin teziyle doktorasını tamamladı. 1920-26 arasında Stuttgart Teknik Üniversitesi’nde dersler vermeye başlayan Reichenbach, 1926 – 33yılları arasında Berlin Üniversitesinde felsefe okuttu ve burada “Gesellsachaft für empirische Philosophie” yi (Ampirik Felsefe Topluluğu) kurdu. Daha sonra 1933 – 38 arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünde felsefe tarihi, bilim felsefesi, sembolik mantık dersleri veren filozof, burada Nusret Hızır ile Vehbi Eralp’i yetiştirdi. 1938’de ABD’ye giderek California ve Columbia üniversitelerinde dersler; 1952’de de Fransa’da Sorbonne Üniversitesinde konferanslar verdi. Mantıkçı olgucululuğun önde gelendüşünürlerinden biri olarak “Erkenntnis” dergisinin kurucuları arasındayer aldı. Özellikle, görelilik kuramının ve kuvantum mekaniğinin felsefe üzerin deki etkisini saptayıp değerlendirmeye çalışan Reichenbach; geometrinin temelleri ve fiziğin mantıksal yapısı üzerine araştırmalarısonucunda, zaman ve uzayın apriori olmadığı sonucuna vardı. Kant’tanfarklı olarak, bu kavramların kaynağını, nedensellik ilkesi yerine Einstein’ın görelilik kuramıyla açıkladı ve temellendirdi. Kuvantum mekaniğinin “aykırılıklar”ını gidermek için klasik mantığın yerine bir üçdeğerli mantık koymak gerektiğini ileri süren filozofun felsefeye en önemli katkısı, hiç kuşkusuz, olasılığın gerçekleşme sıklığı üzerine bir kuramı ortaya koyma yolundaki girişimidir. Bu kuramda olasılık  (Wahrscheinlichkeit), sonsuz bir dizi içinde sinir, olma sıklığıyla özdeşleştirilmiştir. Einstein’ın görelilik kuramına dayanarak zaman ve mekanın apriori olmadığına ilişkin düşünce sisteminin öteki önemli temeli sayılan olasılık kuramına göre, bilim ve felsefede tümevarım yöntemiyle, kanıtlamaların doğruluğu ya da yanlışlığı değil, ancak olasılık düzeyibelirlenebilir. Bu bağlamda mantık da olasılık kurallarına bağlıdır ve dolayısıyla olasılık, anlam sorunu bakımından da geçerlidir. Bir cümlenin anlamı, olasılık derecesinin belirlenmesine bağlıdır.
……….
Reicbenbach geliştirdiği felsefe kuramıyla, bağlı bulunduğu Viyana Çevresi’nin görüşlerine bilimsel bir nitelik kazandırmış; özellikle fizik ve matematik ilkelerine dayalı yeni öğretinin yayılmasına olanak sağlamıştır. Onun öğretisini önce benimseyen, sonra eleştiren B. Russell ile olan tartışmaları Viyana Çevresi’ne duyulan ilgiyi arttırmıştır.

Filozofun başlıca yapıtları şunlardır: Axiomatik der relativistischen Raum-Zeit-Lehre (Göreli Uzay- Zaman Öğretisinin Aksiyomatiği, 1920); Ziele und Wege der heutigen Naturphilosophie (Bugünkü Doğa FelsefesininYolları ve Amaçları, 1931); Wahrscheinlichkeitslogik (Olasılık Mantığı, 1932); Wahrscheinlickeitslehre (Olasılık Öğretisi, 1935); Experience and Prediction (Deney ve Öndeyi, 1938); From Copernicus to Einstein (Kopernik’ten Einstein’a, 1942); Philosophical Foundations of Quantum Mechanics (Kuvantum Mekaniğinin Felsefi Temelleri, 1944); Elements of Symbolic Logic (Simgesel Mantığın Öğeleri, 1947); The Rise of Scientific Philosophy (Bilimsel Felsefenin Doğuşu, 1951); ölümünden sonra, Direction of Time (Zamanın Yönü, 1956).

Kaynak: 20. Yüzyıl Düşünce Akımları; Nejat Bozkurt; Sarmal Yayınları Kasım 1995

18.İzmir Kitap Fuarı bu sene 400 bin ziyaretçi hedefiyle kapılarını açıyor

18.izmir kiatp fuarı

TÜYAP‘ın Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliğiyle bu sene on sekizincisini düzenleyeceği İzmir Kitap Fuarı, Uluslararası İzmir Fuar Alanı’nda yarın kitapseverlerle buluşacak.

9 gün açık kalacak ve 350 yayınevinin ve sivil toplum kuruluşunun katılacağı fuara bu yıl 400 bine yakın ziyaretçinin katılımı bekleniyor.

Yetişkinler ve çocuklar için düzenlenen 100’e yakın etkinlik, imza günü ve söyleşinin yapılacağı fuarda, 1 ve 2 numaralı hollerde her yıl olduğu gibi yetişkinler ve çocuklar için çeşitli yayınevlerinin stantları yer alırken, bu yıl ilk kez, 3. holde eğitim ve kaynak kitaplarla sınavlara hazırlık yayınlarının tanıtılıp satılacak.

ONUR KONUĞU AHMET CEMAL

İzmir Fuar Alanı’nda 28 Nisan’a kadar okurlarla buluşacak fuarın onur konuğu ise çevirmen ve yazarAhmet Cemal olacak.

Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema ve Televizyon bölümü öğretim görevlisi, 1942 doğumlu Ahmet Cemal, Bertolt Brecht, Elias Canetti, Stefan Zweig, Ingeborg Bachmann, Paul Celan, Rainer Maria Rilke, Georg Trakl, Friedrich Hölderlin, Heinrich von Kleist, Georg Lukacs, Anna Seghers, Erich M. Remarque, Manes Sperber, Franz Kafka, Walter Benjamin, Robert Musil, Ernst Fischer, Octavio Paz ve E. H. Gombrich gibi birçok ünlü yazarın eserlerini Türkçe’ye kazandırdı.

Fuar etkinlik programını aşağıda bulabilirsiniz.

18. İZMİR KİTAP FUARI ETKİNLİK PROGRAMI

 

 

20 NİSAN 2013 CUMARTESİ

Konferans Salonu I

14.00-15.00
Söyleşi: “Benim Külrengi Zamanlarım”
Konuşmacılar: Ahmet Cemal, Enver Ercan
Düzenleyen: TÜYAP

15.15-16.15
Panel: “Küba’nın Başarısı ”Sosyalist Anayasa ”
Konuşmacı: Eks.Jorge Quesada Concepción
Düzenleyen: José Marti Küba Dostluk Derneği İzmir Şube

16.30-17.30
Söyleşi: “Gerçek Dünya, Sanal Politika”
Konuşmacı: Ercan Karakaş
Düzenleyen: Destek Yayınları

17.45-18.45
Söyleşi: “21. Yüzyılda İşçi Sınıfı”
Konuşmacı: Haluk Yurtsever
Düzenleyen:  Yordam Kitap

Konferans Salonu II

14.00-15.00
Söyleşi: “Atatürk ve İslam”
Konuşmacılar: Anıl Çeçen, Ahmet Akgül
Düzenleyen: Togan Yayıncılık

15.15-16.15
Söyleşi: “Türkçe Konuşmak”
Konuşmacı: Gülgûn Feyman
Düzenleyen: İnkılâp Kitabevi

16.30-17.30
Söyleşi: “Zamana Karşı Orhan Kemal”
Konuşmacılar: Işık Öğütçü, Mazlum Vesek
Düzenleyen: Everest Yayınları

17.45-18.45
Söyleşi: “Deftera Wenda-Kayıp Defter”
Konuşmalar: Ronî War, Receb Dildar
Düzenleyen: Ava Yayınları

 

Konferans Salonu III

14.00-15.00
Söyleşi: “Nihat Genç’le Söyleşi”
Konuşmacı: Nihat Genç
Düzenleyen: Kırmızı Kedi

15.15-16.15
Söyleşi: “Metristepe Nasıl Metrestepe Oldu?”
Konuşmacı: Üstün Dökmen
Düzenleyen: Remzi Kitabevi

16.30-17.30
Söyleşi: “Faruk Dilaver “Yunus Emre’ye Dair”
Konuşmacı: Faruk Dilaver
Düzenleyen: Destek Yayınları

17.45-18.45
Söyleşi: “Göc ve Avrupalı Olmak”
Konuşmacılar: Habib Bektas, Yüksel Pazarkaya
Düzenleyen: TÜYAP

19.00-20.00
Panel: “Başkanlık Sistemi ve Türkiye”
Yöneten: Devrim Barış Çelik
Konuşmacılar: Ercan Karakaş, Bülent Tezcan
Düzenleyen: SODEV

 

21 NİSAN 2013 PAZAR

Konferans Salonu I

 

11.00-11.45
Söyleşi: “Bakalım N’olacak?”
Konuk Yazarlar: Çiğdem Özelsancak Ataş, Fidan Çobanoğlu Kaplan
Yöneten: E. Pınar Ayçiçek
Düzenleyen: Top Yayıncılık, TAKEV Özel İlköğretim Okulu

12.00-13.00
Panel: “Kitapla Değişir Dünya”
Konuşmacılar: Ahmet Cemal, Faruk Duman
Yöneten: Hüseyin Çukur
Düzenleyen: José Marti Küba Dostluk Derneği İzmir Şube -Sol Gazetesi

13.15-14.15
Söyleşi: “Kendi Everest’inize Tırmanın”
Konuşmacı: Nasuh Mahruki
Düzenleyen: Alfa Yayınları

14.30-16.00
Söyleşi: “Sevdiğim Roman Kahramanları”
Konuşmacılar: Nilüfer Kuyaş, Faruk Duman, Mehmet Anıl, Sibel Türker, Cemil Kavukçu
Düzenleyen: Can Yayınları

16.15-17.15
Söyleşi: “Kürt Sorunu, Suriye ve Ortadoğu Denklemi”
Konuşmacı: Haluk Gerger
Düzenleyen: Yordam Kitap

17.30-18.30
Söyleşi: “Ölümünün 40.Yılında Kemal Tahir”
Konuşmacılar: Cengiz Yazoğlu, Sezai Coşkun, Korkut Tuna
Düzenleyen: İthaki Yayınları

18.45-19.30
Söyleşi: Şiir, Tanışmalar, Hatıralar
Konuşmacılar: Nesrin Kültür Kiraz, Sezai Sarıoğlu,  Eşber Yağmurdereli
Düzenleyen:  Kibele Yayınları

 

 

 

Konferans Salonu II

12.00-13.00
Söyleşi: “Hadi Konuşalım”
Konuşmacı: Esra Harmanda
Düzenleyen: Altın Kitaplar

13.15-14.15
Söyleşi: “Korku Çağında Edebiyat”
Konuşmacılar: Onur Behramoğlu, Kadir Aydemir
Düzenleyen: Yitik Ülke Yayınları

14.30-15.30
Söyleşi: “Kemalizm ve Kürt Sorunu
Konuşmacı: Osman Özarslan
Düzenleyen: Ceylan Yayınları

15.45-16.45
Panel:”Savaş Politikaları” Tartışmaları
Yöneten: Serhat Halis
Konuşmacılar: Ahmet Kale, Gülümser Seyitcemaloğlu
Düzenleyen: Sorun Yayınları Kolektifi

17.00-18.00
Söyleşi: “Stefan Zweig’i Çevirmek”
Konuşmacı: Ahmet Cemal
Düzenleyen: İş Kültür Yayınları

18.15-19.15
Söyleşi: “Ulusalcılık, İşçi Sınıfı Enternasyonalizmi ve 1 Mayıs”
Yöneten: Gürsel Köse
Konuşmacılar: Makum Alagöz, Abdullah Varl
Düzenleyen: Evrensel Basım Yayın

 

Konferans Salonu III

12.00-13.00
Söyleşi: “Siyasetin Sefaleti”
Konuşmacı: Osman Pamukoğlu
Düzenleyen: İnkılap Kitabevi

 

13.15-14.15

Panel: “Barış Süreci ve Demokrasi”

Yöneten: Hakkı Ülkü

Konuşmacılar: Alaattin Yüksel, Levent Tüzel

Düzenleyen: SODEV

 

14.30-15.30

Söyleşi: “Tarihin Işığında Günümüz Sorunları”

Konuşmacı: Erdoğan Aydın

Düzenleyen: Literatür

 

15.45-16.45

Söyleşi: “Aykırı Sorular”

Konuşmacı: Enver Aysever

Düzenleyen: Remzi Kitabevi

 

17.00-18.00

Söyleşi: “Türkiye Nereye Gidiyor?”

Konuşmacı: Merdan Yanardağ

Düzenleyen: Destek Yayınları

 

18.15-19.15

Söyleşi: “Şeyh Bedrettin ve Pirenelilerin Lanetlileri”

Konuşmacı: Esat Korkmaz

Düzenleyen: TÜYAP-E Yayınları

 

22 NİSAN 2013 PAZARTESİ

Konferans Salonu I

12.00-13.00

Ekrem Güneş’le Söyleşi “ Okudukça Neler Değişir?”
Düzenleyen: Tudem Yayınları

13.15-14.15

Söyleşi: “Ergenliğin Zorlu Yollarını Resmeden Gençlik Romanı: Defne’yi Beklerken”

Konuşmacı: Aslı Der
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı

 

14.30-15.30

Söyleşi: “Kaptan’ın Zekâ Oyunları”

Konuk Yazar: Nevzat Erkmen

Yöneten: E. Pınar Ayçiçek

Düzenleyen: Top Yayıncılık, Özel Ege Lisesi

 

15.45-16.45

Panel: “Edebiyatta Yaratıcılık”

Yönlendirici: Hülya Soyşekerci

Konuşmacılar: Yusuf Alper, Levent Mete, Yılmaz Okyay

Düzenleyen: Edebiyatçılar Derneği

 

17.00-18.00

Panel: “’Kent ve Edebiyat Dili ve İzmir’

Yöneten: Tekin Sönmez

Konuşmacılar: Mehmet Güler, Ahmet Özer, Hasan Kantarcı

Düzenleyen: Nis Medya

 

18.15-19.15

Söyleşi: “Şiirin Adı İzmir”

Katılımcılar: Ahmet Günbaş, Berin Taşan, Hüseyin Yurttaş, Oğuz Tümbaş,

Bilsen Başaran, Hülya Deniz Ünal, Emel Kayın, Hüseyin Peker, Halim Yazıcı,

Sadık Kırımlı, Süreyya Güven Akçay

Düzenleyen: Türkiye Yazarlar Sendikası

 

Konferans Salonu III

12.00-13.00

Söyleşi: “İyi ki Doğdun Palyaço!”

Konuk Şair: Kazım Şahin

Yöneten: Özden Ölmez Ceylan

Düzenleyen: Top Yayıncılık, MEV Özel Güzelbahçe Koleji, Yöneliş Koleji

 

13.15-14.15

Panel: “Modernite ve Muhafazakarlık Arasına Sıkışmış Kadın”

Yöneten: Güzin Oralkan

Konuşmacılar: Ayşe Ertübey, Gülseren Mungan, Oya Uslu

Düzenleyen: Egeli Kadın Yazarlar Platformu

 

14.30-15.30

Söyleşi: “Çok Şikâyetim Var/ Küçük Şikâyetler Defteri”

Konuk Yazar: Nursel Çetin

Yöneten: Yunus Bekir Yurdakul

Düzenleyen: Top Yayıncılık, İzmir Türk Koleji, Yücel Tonguç Koleji

 

15.45-16.45

Panel: “Şiirde Dilin Gücü”

Yöneten: Celâl Fedai

Konuşmacılar: Yunus Koray, Yusuf Alper, Fergun Özelli, Murat  Acar

Düzenleyen: İzmir Edebiyat Platformu

 

 17.00-18.00

Kutlama: “Dil Derneği 26 Yaşında”

Şiir Saati: “26. Yılımızda 26 Şiirle…”

Açılış Konuşması: Sevgi Özel

Konuklar: Bahri Karaduman, Bedri Karayağmurlar, Berin Taşan, Berrin Nazlı, Erdoğan Aytekin, Ergün Yazıcı, Eşref Karadağ, H. Recai Atalay, Hakan Cem, Halim Yazıcı, Hidayet Karakuş, Hüseyin Yurttaş, İlhan Soytürk, M. Sadık Kırımlı, Mavisel Yener, Mehmet Atilla, Mehmet Genç, Mehmet Rayman, Mehmet Sarsmaz, Mevlüt Kaplan, Mukadder Özakman, Muzaffer Sarıgül, Nevin Konuk, Oğuz Tümbaş, Sıtkı Salih Gör, Şengül Kıran, Tahsin Şimşek, Talat Avcı, Tuğrul Keskin, Veli Başak

Sunan: İffet Diler

Düzenleyen: Cumhuriyet Kitapları-Dil Derneği

 

18.15-19.15

Şiir Dinletisi: “İzmir’de Bir Aşktır Şiir”

Sunum: Bekir Yurdakul

Şairler: Ahmet Günbaş, Azime A. Yazıcı, Atila Er, Aydın Uysal, Emel Kayın, Eşref Karadağ,Hidayet Karakuş, Halim Yazıcı, Mehmet Sadık Kırımlı, Mazhar Alphan, Nesrin İnankul, Neyzar Karahan, Oğuz Tümbaş, Özgen Seçkin, Pelin Onay, Turgut Baygın, Selami Şimşek,Serap Telöz, Şerif Temurtaş, Süreyya Güven Akçay.

Düzenleyen: Kurşun Kalem Ed. dergisi ve Neziher Yayınları

 

23 NİSAN 2013 SALI

Konferans Salonu I

12.00-13.00

Söyleşi: “Ayla Çınaroğlu’yla Söyleşi “Bilgebaş Olmak”
Düzenleyen: Uçanbalık Yayınları

13.15-14.00

Söyleşi: “Büyük Atatürk’ten Küçük Öyküler”

Konuşmacı: Süleyman Bulut

Düzenleyen: Can Çocuk

 

14.15-15.45

Söyleşi : “Diyaloglar: “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”

Konuşmacılar: Ayfer Tunç , Murat Gülsoy

Düzenleyen: Can Yayınları

 

16.00-17.00

Söyleşi: ‘Çocuklar ve Büyük Çocuklar İçin Şiir Yazmak’

Konuşmacı: Haydar Ergülen

Düzenleyen: Kırmızı Kedi

 

17.15-18.15

Söyleşi: “Kardeşlik ve Gelecek Şiirleri”

Konuşmacılar: Tuğrul Keskin, Aydın Şimşek

Düzenleyen: Everest Yayınları

 

18.30-19.30

Söyleşi: “Gönül Adamı, Bir Çizgi Karakter ve Arkasındaki Müzik”

Konuşmacı: Güneri İçoğlu

Düzenleyen: Leman Dergisi

 

Konferans Salonu II

 

13.15-14.15

Söyleşi: Türkiye’nin Dönüşüm Yılları”

Konuşmacılar: Işın Çelebi

Düzenleyen: AlfaYayınları

 

14.30-15.30

Panel: “Edebiyatımızda Yeni Sesler”

Yöneten: İsmail Gezgin

Konuşmacılar: Sinan Sülün, Deniz Gezgin, Oylum Yılmaz

Düzenleyen: SEL

 

15.45-16.45

Söyleşi: “19 Mayıs’tan 23 Nisan’a-23 Nisan’dan 9 Eylül’e

Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mız”

Konuşmacı: Gürdal Çıngı

Yönetici: Tacettin Çolak

Düzenleyen: Derleniş Yayınları

 

17.00-18.00

Şiir Dinletisi: “Aşkın Şiiri-Şiirin Aşkı”

Konuşmacı: Tacim Çiçek, Şevket Karakış

Müzik: Grup Mamiran

Düzenleyen: Ozan Yayıncılık

 

 

Konferans Salonu III

 

13.15-14.15

Söyleşi: “Ahmet Şerif İzgören ile Söyleşi”

Konuşmacı: Ahmet Şerif İzgören

Düzenleyen: Elma Yayınevi

 

14.30-15.30

Söyleşi: “Soner Yalçın Büyük Oyunu Anlatıyor”

Konuşmacı: Soner Yalçın

Düzenleyen: Kırmızı Kedi

 

15.45-16.45

Söyleşi: “AKP’li Yıllarda Türkiye Ekonomisi ve Emekçiler”

Konuşmacılar: Erinç Yeldan, Mustafa Sönmez

Düzenleyen:  Yordam Kitap

 

17.00-17.45

Söyleşi: “İzmir’i Sevme Sanatı”

Konuşmacılar: Yaşar Aksoy, Hakan Tartan, Bijen  Molay

Düzenleyen: İleri Kitabevi

 

24 NİSAN 2013 ÇARŞAMBA

Konferans Salonu I

12.00-13.00

Söyleyişi: “Sınav Stratejileri”

Konuşmacı: Orhan Keskin

Düzenleyen: Körfez Yayinlari

 

13.15-14.15

Hamdullah Köseoğlu’yla Söyleşi “Sözün ve Yazının Gücü”
Düzenleyen: Tudem Yayınları

14.30-15.30

Söyleşi: “Günlük Hayatın Sonsuzluğu ve Şiir”

Konuşmacı: Şükrü Erbaş

Düzenleyen: Kırmızı Kedi

 

15.45-16.45

Söyleşi: “Futbol ve Milliyetçilik”

Konuşmacılar: Gökhan Daca, Devrim Cem

Düzenleyen: Evrensel Basım Yayın

 

17.00-18.00

Panel: “Kadın Edebiyatçıların Aynasından”

Yöneten: Güzin Oralkan

Konuşmacılar: Lütfiye Aydın, Neriman Ağaoğlu, Birsen Ferahlı

Düzenleyen: Edebiyatçılar Derneği

 

18.15-19.15

Stand-up: “Kitap Doktoru” Yazarından,Tek kişilik Eğitici Mizah Gösterisi

Konuşmacı: Rıfat Batur

Düzenleyen: O2 yayınevi

 

 

Konferans Salonu III

12.00-13.00

Konu: “Ben de Böyle Yaptım”

Konuşmacı: İsmail Yavaş
Düzenleyen: Şule Yayınları

13.15-14.15

Söyleşi: “Yaklaşan Felaket ve Tabiatı Koruma Yasası”

Konuşmacılar: Ahmet Tuncay Karaçorlu, Oktay Ekinci, Yakup Okumuşoğlu

Düzenleyen: Doğal ve Kültürel Yaşam Girişimi – Ayışığı Sanat Merkezi

 

14.30-15.30

Söyleşi: “Bakalım N’olacak?”

Konuk Yazarlar: İmren Tübcil, Türkay Çakalağaoğlu

Yöneten: Yunus Bekir Yurdakul

Düzenleyen: Top Yayıncılık, Özel Çakabey Okulları

 

15.45-16.45

Ödül Töreni: 16. Mevlüt Kaplan Edebiyat Ödülleri Töreni

Panel: Çocuk Edebiyatı ve İşlev, Ödüllerin Önemi

Yöneten: Özgür Kaplan

Konuşmacılar: Bilsen Başaran, Mevlüt Kaplan, Hüseyin Tuncer, Timuçin Özyürekli

Düzenleyen: Özgür Eğitim Yayınları

 

17.00-18.00

Panel: “Cumhuriyet ve 68’liler”

Yöneten: Abdürrahim Sercan

Konuşmacılar: Mustafa İlker Gürkan, Zihni Çetiner, Hakkı Karadeniz

Düzenleyen: 68’liler Birliği Vakfı

 

18.15-19.15

Şiir Dinletisi: “İmbatın Rüzgarı Barış İçin Esiyor (Barış için Şiirler)”

Katılan Şairler: Aydın Şimşek, Tuğrul Keskin, Namık Kuyumcu, Hayri K.Yetik, Fergun Özelli, Yusuf Alper, Özgen Seçkin, Utkun Büyükaşık,Özer Alptekin, Erhan Söğüt, Aydın Uysal, Burcin İvren

Düzenleyen: Kanguru Yayınları

 

25 NİSAN 2013 PERŞEMBE

Konferans Salonu I

11.15-12.15

Söyleşi: “İzmir Sokaklarında Bir Simitçi Çocuk: Gevrekçiii”

Konuşmacı: Hacer Kılcıoğlu
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı

 

13.15-14.15

Söyleşi: “Çocuk ve Gençlik Edebiyatında 50 Yılın Ardından”

Konuşmacı: Gülten Dayıoğlu

Düzenleyen: Altın Kitaplar

 

14.30-15.30

Mehmet Atilla’yla Söyleşi “Düşle Gerçeği Buluşturan Edebiyat”
Düzenleyen: Tudem Yayınları

15.45-16.45

Söyleşi:“Öykünün İzmir Bahçesinde”

Konuşmacılar: Aydın Şimşek, Turan Horzum, Hüsamettin Köseoğlu, Seher Kaya, Deniz Moralıgil, Figen Dölek

Düzenleyen: Kanguru Yayınları

 

17.00-18.00

Söyleşi: “Çevirmen Gözüyle Böyle Dedi Zerdüşt”

Konuşmacı: Gülperi Sert

Düzenleyen: Doğu- Batı Yayınları

 

18.15-19.15

Söyleşi: “Merdivende Üç Şair “Sivas 93”

Sunum: Âba Müslim Çelik

Düzenleyen: Türkiye Yazarlar Sendikası

 

Konferans Salonu III

12.00-13.00

Söyleşi: Arkadaşları Tayfun Gönül’ü Anlatıyor

Konuşmacılar: Abdullah Öztürk, Aytek Özel, Gazi Bertal, Ossi

Yöneten: Engin Ülçay

Düzenleyen: Kaos Yayınları

 

13.15-14.15

Söyleşi: “Bakalım N’olacak?”

Konuk Şairler: Ahmet Günbaş, Eşref Karadağ, Halim Yazıcı

Yöneten: Yunus Bekir Yurdakul

Düzenleyen: Top Yayıncılık, Özel Ekin Koleji, Özel Rota Koleji

 

14.30-15.30

Söyleşi: “Türkiye Çocuk Edebiyatında Fantastik Kurgunun Yeri”

Konuşmacılar: Gülşah Elikbank, Mavisel Yener

Düzenleyen: İthaki Yayınları

 

15.45-16.45

Söyleşi:“Basın, Sermaye ve İktidar ilişkisi”

Konuşmacılar: Yeşim Kaptan, Emine Uyar

Düzenleyen: Evrensel Gazetesi

 

18.15-19.15

Panel: “Ölümünün 60. Yılında Neyzen Tevfik”

Konuşmacılar: Mecit Ünal, Seyyit Nezir

Düzenleyen: Broy Yayınevi

 

26 NİSAN 2013 CUMA

Konferans Salonu I

11.00-11.45

Okuma: “Çılgın Dondurma”

Konuşmacı: Tülin Kozikoğlu

Düzenleyen: İletişim yayınları

 

12.00-13.00

Söyleşi: “Göçün ve Mübadelenin Alevi İle Kavrulan Yürekler, Hürriyet: Bir Sevda Masalı”

Konuşmacı: Nur İçözü

Düzenleyen:  Altın Kitaplar

 

13.15-14.15

Söyleşi: “Gençlik ve Tarihsel Romanlar”

Konuşmacı: İsmet Bertan
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı

 

14.30-15.30

Aytül Akal’la Söyleşi “Kırmızı Arabayı Kim İster?”
Düzenleyen: Tudem Yayınları

15.45-16.45

Söyleşi: “Çayırkuşu Çatıya Çıkınca…”

Konuk Yazar: Habib Bektaş

Yöneten: Yunus Bekir Yurdakul

Düzenleyen: Top Yayıncılık, Özel Çamlaraltı Koleji, Tuğsavul İlkokulu

 

17.00-18.00

Söyleşi: “Derslerle Başım Dertte”

Konuşmacı: Funda Özlem Şeran

Düzenleyen: Final Kültür Sanat Yayınları

 

18.15-19.15

Söyleşi: “35 Yıllık Bir Mizah Yolculuğundan Anılar”

Konuşmacı: Cihan Demirci

Düzenleyen: Kırmızı Kedi

 

Konferans Salonu II

12.00-13.00

Söyleşi: “Çocuk ve Edebiyat”

Konuşmacılar: İbrahim Dinçer, Yeşim Deniş Sevim

Düzenleyen:  İzmir Yazarevi

 

13.15-14.00

Atölye çalışması: “Kurbağa ve Murbağa ile Arkadaşlık Ne Güzel!”

Düzenleyen: Kelime Yayınları

 

14.30-15.30

Söyleşi: “Eğitim Teknojileri

Konuşmacı: Alaaddin Evren

Düzenleyen: Körfez Yayınları

 

15.45-16.45

Panel: “Örgütlenme ve Kadın Dergileri”

Yöneten: Sevim Korkmaz Dinç

Konuşmacılar: Derya Şaşman Kaylı, İlknur Üstün, Filiz Karakuş

Düzenleyen: Kadın Yazarlar Derneği

 

17.00-18.00

Söyleşi: “Modern Tıbbın Karanlık Yüzü (Tıp Bu Değil)”

Konuşmacı: Osman Elbek

Düzenleyen İthaki Yayınları

 

18.15-19.15

Söyleşi: Kpss Nedir? Nasıl Memur Olunur? -Ales Nedir?

Konuşmacılar: Hüseyin Mayan, Emre Çoban

Düzenleyen: Yediiklim Akademi

 

Konferans Salonu III

 

12.00-13.00

Ferda İzbudak Akıncı’yla Söyleşi “Büyük Bergama Direnişi, Altın Madenleri ve Bir Roman: Bergamalı Simo”
Düzenleyen: Delidolu Yayınları

13.15-14.15

Söyleşi: “Kaplanla Yan Yana”

Konuşmacılar:  Ayşe Kulin, Inez Baranay

Düzenleyen: Everest Yayınları

 14.30-15.30

Söyleşi: “Mavisel Yener Çocuklarla Buluşuyor, Düşler Konuşuyor”

Konuşmacı: Mavisel Yener

Düzenleyen: Bilgi Yayınevi

 15.45-16.45

Söyleşi: “Karatay Diyeti’yle Yaşam Boyu Sağlık”

Konuşmacı: Canan Karatay

Düzenleyen: Hayy Kitap

 17.00-18.00

Söyleşi:  ‘’Nil’den Fırat’a Devlet Oyunları ‘’

Konuşmacı: Erdal Sarızeybek

Düzenleyen: İleri Kitabevi

19.00-19.45

Panel: “Yerel Yönetimler ve Demokrasi”

Yöneten: Hüseyin Çorlu

Konuşmacı: Gökhan Günaydın

Düzenleyen: SODEV

 27 NİSAN 2013 CUMARTESİ

Konferans Salonu I

11.00-11.45

Simla Sunay’la Atölye Çalışması “Sözcüklerin Rengi, Rengin Mutluluğu…”
Düzenleyen: Desen Yayınları

12.00-13.00

Söyleşi: “Gönül Meselesi ve Roman Kahramanları”

Konuşmacı: Tuna Kiremitçi

Düzenleyen: Kırmızı Kedi

13.15-14.15

Söyleşi: “Zamana Söylenmiştir”

Konuşmacılar: Ahmet Telli, Asuman Susam, Didem Gülçin Erdem

Düzenleyen: Everest Yayınları

 14.30-15.30

Söyleşi: “Bölgedeki Gelişmeler ve Türkiye”

Konuşmacı: Onur Öymen

Düzenleyen: Remzi Kitabevi

15.45-16.45

Söyleşi: “Romanımızda İdeolojik ve Politik Yaklaşımlar”

Konuşmacı: Oya Baydar, Turhan Günay, Hayri Kako Yetik

Düzenleyen: Can Yayınları

 17.00-18.00

Söyleşi: “Sosyal Sorumluluk Projeleri ve Kolektif Kitaplar Kapsamında ‘K’ ”

Konuşmacılar: Cüneyt Ayral,  Levent Sevinçok

Düzenleyen: Bence Kitap

 

18.15-19.15

Panel: “İzmir’in Şiir Damarları”
Yöneten: Hülya Soyşekerci
Konuşmacılar: Halim Yazıcı, Hüseyin Peker
Düzenleyen: PEN

  Konferans Salonu II

 12.00-13.00

Söyleşi: “İzmir Sofraları ve Tılsımlı Yemekler”

Konuşmacılar: Ayşe Kilimci, Bülent Usta

Düzenleyen: Oğlak Yayınları

 13.15-14.15

Söyleşi: “Yazarken Büyümek”

Konuşmacı: Müge İplikçi
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı

 14.30-15.30

Söyleşi: “Uydurulan Dinden İndirilen Dine..”

Konuşmacı: Eren Erdem

Düzenleyen: Destek  Yayınları

 15.45-16.45

Söyleşi: “İleri Demokrasi”de İleri Sansür”

Konuşmacılar: Nihat Behram, Turhan Keskin

Düzenleyen: Everest Yayınları

 17.00-18.00

Söyleşi: “Alman İdeolojisi”

Konuşmacılar: Aydın Çubukçu, Doğan Göçmen

Düzenleyen: Evrensel Basım Yayın

 18.15-19.15

Söyleşi: “Hiyerarşik Düşünme ve İçkinlik Düzlemi”

Konuşmacı: Cengiz Baysoy

Düzenleyen: Otonom Yayıncılık

 Konferans Salonu III

 12.00-13.00

Söyleşi: “İzmir’in Yüksek Maneviyatı”

Konuşmacı: İhsan Özkes

Düzenleyen: Tekin Yayınevi

 

13.15-14.15

Söyleşi: “Hasret”

Konuşmacı: Canan Tan

Düzenleyen: Doğan Kitap

 14.30-15.30

Söyleşi: “Gün O Gün’dür”

Konuşmacı: Banu Avar

Düzenleyen: Remzi Kitabevi

 15.45-16.45

Söyleşi: “Cumhuriyet Kazanımlarının Günümüzdeki Durumu”

Konuşmacı: Sinan Meydan

Düzenleyen: İnkılâp Kitabevi

 

17.00-18.00

Şiir Dinletisi: “Sanat Cephesi Şairleriyle Söyleşi “Savaş-Barış Politikaları” Şiir Dinletisi”

Yöneten: Asım Gönen

Katılımcılar: Hüseyin Gül, Ragıp Özcan, Birsel Başaran, Sevgi Gül

Müzik- Saz: Hüseyin Gül

Düzenleyen: Sorun Yayınları Kolektifi

 18.15-19.15

Söyleşi: “ İkinci Cumhuriyet’te Yurtseverlik “

Konuşmacı: Kemal Okuyan

Düzenleyen: Yazılama Yayınevi

 

 28 NİSAN 2013 PAZAR

Konferans Salonu I

12.00-13.00

Söyleşi: “Şiirdeki Yaşam, Yaşamdaki Şiir”

Konuşmacı: Ataol Behramoğlu

Düzenleyen:  Tekin Yayınevi

 13.15-14.15

Söyleşi:  “Osmanlının Son Kartalları”

Konuşmacı: Aziz Üstel

Düzenleyen: İnkılâp Kitabevi

 14.30-15.30

Söyleşi:  “Osmanlı’da Aile ve Kültür Hayatı”

Konuşmacı: Yavuz Bahadıroğlu

Düzenleyen: Nesil Yayınları

 15.45-16.45

Söyleşi: “Yazının Cinsiyeti”

Konuşmacılar: Mine Söğüt, Yalçın Tosun, Kerem Işık

Düzenleyen: Yapı Kredi Yayınları

 

17.00-18.00

Söyleşi: “Milliyetçilik ve Kürt Sorunu”

Konuşmacılar: Zafer Yörük, Nuray Sancar, Aydın Çubukçu

Düzenleyen: Evrensel Basım Yayın

  

Konferans Salonu II

12.00-13.00

Söyleşi: “Filozof Çocuklar Klübü”

Konuşmacı: Seran Demiral

Düzenleyen: Final Kültür Sanat Yayınları

 13.15-14.15

Söyleşi: “Satılık İmparatorluk – Küller Altında Yakın Tarih”

Konuşmacı: Mustafa Armağan

Düzenleyen: Timaş Yayınları

14.30-15.30

Panel: “Edebiyat Özgürlüğü”

Yöneten: Asuman Susam

Konuşmacılar: Tülin Dursun, Halil İbrahim Özcan, Hülya Soyşekerci, Sabri Kuşkonmaz, Cüneyt Ayral

Düzenleyen: PEN

 15.45-16.45

Söyleşi:  “Gizil Güçlerin Farkındalığı”
Konuşmacı: Bünyamin Çetinkaya
Düzenleyen: Pegem Akademi Yayıncılık

 17.00-18.00

Söyleşi: “Kürt Aydını – Kürt Edebiyatı”

Konuşmacı: Selim Temo

Düzenleyen: Agora Kitaplığı

 Konferans Salonu III

12.00-13.00

Söyleşi: “Kendi Mucizenizi Yaratın”

Konuşmacı: Nuray Sayarı

Düzenleyen: Destek  Yayınları

13.15-14.15

Söyleşi: “Türkiye’de Gazeteci Olmak”

Konuşmacı: İlhan Taşçı

Düzenleyen: Cumhuriyet Kitap

 14.30-15.30

Söyleşi: “Yekta Kopan’la Söyleşi”

Konuşmacı: Yekta Kopan

Düzenleyen: Can Yayınları

 

15.45-16.45

Söyleşi: “Sivil Tuzak”

Konuşmacı: Tansel Çölaşan

Düzenleyen: İleri Kitabevi

 

17.00-18.30

Şiir Dinletisi: “İzmir’den, aşka, barışa, dizelerden ezgilere, imbatla…”

Yönlendirici: Zübeyde Seven Turan

Gökhan Cengizhan, Neyzar Karahan, Güzin Oralkan, M. Sadık Kırımlı, H. Deniz Ünal, Mazhar Alphan, Ayhan Altay, Nevin Konuk, Recai Atalay, Deniz Faruk, Özlem Tezcan Dertsiz, Mustafa Korkmaz Dinçer, Mehmet Sarsmaz, Aslıhan Tüylüoğlu, Bülent Güldal, Halim Yazıcı, Mehmet Genç, Durmuş Taşdemir, Mine Ömer, Oğuz Tümbaş, İbrahim Oluklu, Azime Akbaş Yazıcı, Hüseyin Peker, Mehmet Rayman, Şevki  Özdemir, Aydın Uysal

Müzik: Selçuk Yılmaz, Nesnin İnankul, İlkiz Kucur

Saz: Coşkun Gönültaş

Ney: Mitat Karagenç

Düzenleyen: Edebiyatçılar Derneği