Şunun için etiket arşivi: Bale

tarihte-bugun-ne-oldu30 Haziran, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 181. (artık yıllarda 182.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 184 gün vardır.

Olaylar

  • 1859 – Fransız akrobat Charles Blondin, Niagara Şelalesi’ni ip üstünde geçti.
  • 1882 – Amerika Birleşik Devletleri’nin 20. başkanı James Garfield’i öldüren Charles Guiteau asılarak idam edildi.
  • 1905 – Albert Einstein Hareketli Cisimlerin Elektrodinamiği isimli makalesini yayımlayarak özel görelilik kuramını ortaya atmış oldu.
  • 1908 – Tunguska olayı gerçekleşti.
  • 1912 – Saskatchewan’da meydana gelen kasırga 28 kişinin ölümüne yol açtı.
  • 1921 – Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu (Himaye-i Etfal Cemiyeti), kuruldu.
  • 1924 – İstanbul posta dağıtıcıları, ücretlerini yetersiz bularak topluca istifa ettiler.
  • 1934 – Adolf Hitler’in rakipleri olan 85 üst düzey SA elemanını SS subaylarına katlettirdiği Uzun Bıçaklar Gecesi harekatı başladı.
  • 1934 – Demiryolu Elazığ’a ulaştı.
  • 1936 – Dünyada ilk kez İngiltere’de kadınlar renkli mayolarla denize girdiler.
  • 1936 – Tüm zamanların en çok satan romanlarından ‘Rüzgâr Gibi Geçti’ yayımlandı.
  • 1936 – Etiyopya İmparatoru Haile Selassie, Mussolini’nin ülkesini işgal etmesi üzerine Milletler Cemiyeti’nde bir konuşma yaparak yardım talebinde bulundu.
  • 1938 – ‘Superman’, çizgi roman kahramanları arasına girdi.
  • 1939 – Hatay’ın Türkiye’ye katılması oy birliğiyle onaylandı.
  • 1941 – II. Dünya Savaşı: Barbarossa Harekâtı – Nazi Almanyası Ukrayna’nın Lviv kentini aldı.
  • 1953 – Chevrolet’nin Corvette modeli Flint, Michigan’daki tesislerde üretildi.
  • 1956 – İki Amerikan yolcu uçağı, Arizona’da Grand Canyon üzerinde havada çarpıştı: 128 kişi öldü.
  • 1960 – Belçika Kongosu, Belçika’dan bağımsızlığını kazandı.
  • 1965 – Samsunspor kuruldu.
  • 1967 – Yön dergisi yayımına son verdi.
  • 1969 – Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, Batman’ın Kuzey Magrip bölgesinde petrol buldu.
  • 1970 – Türkiye’de haşhaş ekimini sınırlayan kararname, Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.
  • 1971 – Rus uzay aracı Soyuz 11 hava depolarında meydana gelen arıza sebebiyle infilâk etti.
  • 1972 – Casusluk iddiasıyla yargılanan Nahit İmre idama mahkum oldu.
  • 1973 – 117 yıldan beri rastlanmayan en uzun güneş tutulması Türkiye saatiyle 14.00’te başladı.
  • 1974 – Sovyet balet Mikhail Baryshnikov Bolşoy Balesi’yle birlikte bulunduğu Kanada’da iltica etti.
  • 1982 – Stratejik Silahların Sınırlandırılması görüşmeleri (START) Cenevre’de başladı.
  • 1985 – Kaçırıldıktan sonra Beyrut’ta 17 gün tutulan yolcu uçağındaki 39 Amerikalı rehine serbest bırakıldı.
  • 1987 – 12 Eylül müdahalesinin ardından Türk vatandaşlığından çıkarılan Cem Karaca, Türkiye’ye döndü.
  • 1990 – Doğu Almanya ve Batı Almanya ekonomilerini birleştirme kararı aldı.
  • 1990 – Türkiye Yazarlar Sendikası, İstanbul’da ‘Düşünceye Özgürlük’ yürüyüşü düzenledi.
  • 1997 – Birleşik Krallık, Hong Kong’un idaresini Çin Halk Cumhuriyeti’ne bıraktı.
  • 1997 – J. K. Rowling’in kaleme aldığı Harry Potter serisinin ilk kitabı basıldı.
  • 2002 – Brezilya, FIFA Dünya Kupası’nı kazandı.
  • 2005 – İspanya’da eşcinsel evlilik yasallaştı.

Doğumlar

  • 1789 – Horace Vernet, ressam ve grafik sanatçısı (ö. 1863)
  • 1893 – Walter Ulbricht, Doğu Almanya Cumhuriyeti lideri (ö. 1973)
  • 1903 – Dhuru Alhdimiri, Hint zoolog
  • 1906 – Anthony Mann, ABD’li sinema yönetmeni ve oyuncu (ö. 1967)
  • 1911 – Czesław Miłosz, Polonyalı şair ve deneme yazarı (ö. 2004)
  • 1917 – Susan Hayward, ABD’li sinema oyuncusu (ö. 1975)
  • 1928 – Orhan Boran, Türk radyo ve televizyon sunucusu ve aktör (ö. 2012)
  • 1942 – Şener Kökkaya, Türk tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu, sahne amiri, yönetmen
  • 1942 – Robert Ballard, denizbilimci
  • 1959 – Vincent D’Onofrio, oyuncu
  • 1963 – Yngwie J. Malmsteen, İsveçli gitarist
  • 1966 – Alen Markaryan, Ermeni asıllı Türk vatandaşı amigo ve spor yazarı
  • 1966 – Mike Tyson, ABD’li boksör
  • 1967 – Güler Duman, Türk Halk Müziği sanatçısı
  • 1969 – Uta Rohländer, Alman atlet
  • 1973 – Devrim Saltoğlu, Türk oyuncu
  • 1973 – Şevket Çoruh, Türk oyuncu
  • 1973 – Ümit Davala, Türk futbolcu
  • 1974 – Orhan Baltacı, Doğuş adıyla tanınan Türk müzisyen
  • 1975 – Ralf Schumacher, Alman Formula 1 pilotu
  • 1980 – Nourdin Boukhari, Fas ve Hollanda vatandaşı futbolcu
  • 1982 – Büşra Pekin, Türk tiyatro ve dizi oyuncusu
  • 1983 – Katarzyna Skowrońska, Polonyalı voleybolcu
  • 1983 – Ebru Polat, Türk pop sanatçısı
  • 1985 – Michael Phelps, Amerikalı yüzücü
  • 1985 – Cody Rhodes, ABD’li güreşci
  • 1987 – Uraz Kaygılaroğlu, Türk oyuncu

Ölümler

  • 350 – Nepotianus, Romalı isyancı (d. ?)
  • 1649 – Simon Vouet, Fransız ressam ve dekoratör (d. 1590)
  • 1917 – Henry Vaughan (mimar), İngiliz Gotik mimari tarzında kilise mimarisi üzerinde uzmanlaşmış ABD’li mimar. (d. 1845)
  • 1934 – Kurt von Schleicher, Alman subayı, Weimar Cumhuriyeti’nin son şansölyesi (d. 1882)
  • 1946 – Nikolay Morozov, Rus bilim adamı ve Yeni Kronoloji’nin kurucusu (d. 1854)
  • 1948 – Prens Sabahattin, siyasetçi ve düşünür (d.1879)
  • 1966 – Giuseppe Farina, İtalyan otomobil yarışçısı (d. 1906)
  • 1967 – Yavuz Abadan, Türk hukukçu (d. 1905)
  • 1971 – Viktor Patsayev, Soyuz uzay aracının kozmonotlarından biri. (d. 1933)
  • 1971 – Georgi Dobrovolski,Soyuz uzay aracının kozmonotlarından biri. (d. 1928)
  • 1971 – Vladislav Volkov,Soyuz uzay aracının kozmonotlarından biri. (d. 1935)
  • 1984 – Lillian Hellman, ABD’li oyun yazarı
  • 1995 – Georgi Beregovoi, Sovyet kozmonot (d. 1921)
  • 1996 – Fuat Bayramoğlu, Dışişleri ve Cumhurbaşkanlığı genel sekreterlerinden, büyükelçi (d. 1912)
  • 2001 – Chet Atkins, ABD’li gitarist ve müzik yapımcısı (d. 1924)
  • 2004 – Hüseyin Baradan, Türk sinema oyuncusu (d. 1932)
  • 2011 – Vasfi Uçaroğlu, Türk baterist, orkestra şefi (d. 1928)
sanat lise ek puan

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sistemi kapsamında, sanat ile sosyal etkinlikler  ve spor etkinliklerinde öğrencilerin kendilerini daha fazla geliştirecekleri mekanizmaları oluşturarak, liselere geçişte, bu faaliyetler üzerinden ek puan verilecek bir düzenleme için hazırlık yapıyor.

5.-Nar-Tanesi-Festivali-115-682x1024

Bir yıl kadar önce yaptığımız haberde de belirttiğimiz gibi (27.05.2014 tarihli haberimiz)Milli Eğitim Bakanlığında Sanatsal ve Sosyal eğitim almış öğrencilere ek puan uygulaması için yönergeler hazır büyük ihtimalle Önümüzdeki dönem uygulamaya konacak olan uygulama ile Sanatsal, sosyal ve sportif faaliyetler konusunda ek eğitim almış öğrencilere TEOG sınavlarında ek puan ve bir takım avantajlar uygulanacak. Bu durum elbette sanat eğitimi veren kurumların daha hassas ve kaliteli eğitim vermesine yol açacağı gibi M.E.B. olmadan denetimden yoksun çalışan kurumlarında kendi durumlarına çeki düzen vermesine yol açacak.

M.E.B Bağlı olmaksızın faaliyet gösteren “Merdiven altı Sanat Eğitimi” diye tarif edilen kurumların sektörde kendilerine yer edinmesinin zorlaşacak. Gerrek vergi gerekse yasal boşluklardan faydalanarak faaliyet gösteren bu kurumlar yeniden yaılanma veya kapatılmayla karşı karşıya kalacak gibi görünüyor.
Bu kapsamda Bakanlık, öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda  sanatsal ve sosyal etkinlikler ile yeteneklerini geliştirebilecekleri liselerin sayısını da artıracak.

Çocuk-Bale-40
Bakanlık Müsteşarı Yusuf Tekin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yetenekli çocukların güzel sanatlar ve spor liselerinde eğitim aldıklarını belirterek, daha önce spor ve güzel sanatların aynı çatı altında bulunduğunu hatırlattı. Daha sonra bu okulların iki ayrı tür olarak düzenlendiğini anlatan Tekin, öğrencilerin, okul hayatlarında sosyal ve sanatsal alanlara yeterince zaman ayıramadığına dikkati çekti.

Tekin, ülkenin geleceği için özel yetenekli öğrencilerin erken yaşta keşfedilmesi gerektiğinin altını çizerek, ortaokul düzeyinde sanat ve spor okullarının açılması gerektiğini ancak kanun itibarıyla bunun mümkün olmadığını ifade etti.

Yetenekli öğrencilerin ancak lise düzeyinde ilgi ve yetenekleri doğrultusunda eğitim alabildiğine işaret eden Tekin, “Ülke genelinde 55 spor ve 73 güzel sanatlar lisesi bulunuyor. İhtiyaç doğrultusunda bu liselerin sayısı artırılacak. Özellikle olimpik sporlarda, Gençlik ve Spor Bakanlığıyla, ‘liselerimizi bu anlamda daha spesifik hale getirebilir miyiz’ diye çalışıyoruz” dedi.

Nar-Çiçekleri-Yeni-Yil-2015-16

Tekin, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ile spor tarihinin en önemli işbirliği yapılarak İstanbul’da açılan Meral-Celal Aras Spor Lisesi’sinin, Türkiye’nin ilk futbol okulu olduğunu dile getirdi.

Özellikle Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim’in okulun açılmasında, süreci başından beri birebir takip ettiğini ifade eden Tekin, şunları söyledi:

“Terim kurguladı, biz de akademik kısmında ona destek olmaya çalıştık. Biz, akademik alanda çocuklara ders veriyoruz, öğrencilerin seçimi ve diğer dersleri TFF ve futbol konusunda donanımlı akademisyenler yapıyor. Başarılı bir model ve iyi bir örnek olacak. Daha önce voleybol okulu vardı. Gençlik ve Spor Bakanlığı, federasyonlarla iletişime geçiyor. Spor liseleri tabelası altında spesifik spor dalları üzerine liseler açmak istiyoruz. Basketbol, voleybol, kış sporları gibi. Bunun altyapısını oluşturuyoruz. Federasyonların, ne kadar yapabileceğine bakarak sayıları belirleyeceğiz. Güzel sanatlar alanında da bu tür okulları açmak istiyoruz. Tiyatro, sinema, halk müziği gibi dallarda bu liseleri açmak rasyonelse ilgili kişilerle protokoller yaparak okulları açmayı arzu ediyoruz. Bu konuyu görüştüğümüz bazı sanatçılar sıcak yaklaşıyor. Birkaç tiyatrocu ve müzisyenle bu konuda ciddi görüşmeler yaptık. TFF ile yaptığımıza benzer bir protokol üzerinde çalışıyorlar. Bize önerilerini getirecekler, eğer uygun bulursak böyle bir protokol imzalayacağız.”

Yusuf Tekin, öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda bu tür liselere yönelebilmesi için kesintili eğitim sisteminin gerektiğini vurgulayarak, kesintisiz eğitimin dayatmacı bir zihniyetin ürünü olduğunun altını çizdi.

ORTAOKULLAR ARASI GEÇİŞİ KOLAYLAŞTIRACAK MEKANİZMALAR ÜZERİNDE ÇALIŞILIYOR

5.-Nar-Tanesi-Festivali-483-1024x682

Tekin, çocukların, her kademede okul değiştirebilmesini istediklerini, 4+4+4 eğitim sisteminde açık liselerden, temel liselerden, fen ve anadolu liselerinden geçirgenliği kolaylaştırdıklarını ifade etti.

Ortaokullarda bunu sağlayacak mekanizmaları geliştirmeye çalıştıklarını belirten Tekin, “8 yıllık eğitimi kesintisiz hale getirmeyi istemek hem demokrasi hem insan hakları hem de özgürlüklerle bağdaşmıyor. Türkiye bunu aşmak için çok çaba sarf etti. Tekrar darbeci bir zihniyetin ürettiği, dayattığı noktaya geri dönmek akıl karı değil. Dolayısıyla kesintisiz eğitim çok rasyonel, çocukların gelişimiyle alakalı bir model değil. Biz kesintili eğitimle, çocuklar istedikleri tercihleri yapsın, istedikleri eğitim kurumlarında okusunlar istiyoruz” diye konuştu.

“ÜNİVERSİTEYE GİRİŞTE TÜBİTAK YARIŞMALARINDAN ALINAN EK PUAN GİBİ BİR SİSTEM OLACAK “

Tekin, sportif ve sanatsal alanda yetenekli çocukların uygun şekilde yükseköğretim almalarına da zemin hazırlamak istediklerini anlatarak, şöyle dedi:

“Baştan beri, çocuklarımızın güzel sanatlar, sanat, spor ve sosyal faaliyetlerini daha fazla geliştirecek mekanizmaları üreteceğiz, demiştik. TEOG’u tanımlarken de uzun vadede, bu tür yetenekleri ölçecek, bunu liseye geçişte bir araç olarak kullanabilecek mekanizmaları da geliştireceğimizi ifade etmiştik. Şimdi Temel Eğitim Genel Müdürlüğümüz bunun çalışmalarını yapıyor. Bunlar ölçülebilir hale geldiğinde, temel eğitimden orta eğitime geçişte, bu tür etkinlikler, yetenekler bir araç olarak kullanılacak ve okul puanlarına etki edecek.”

MEB Müsteşarı Yusuf Tekin, spor, sanat, müzik, yabancı dil gibi kursların hepsi zaten MEB’in sistemine dahil olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Bu kapsamda spor kulüplerini de entegre ettikten sonra, tüm Türkiye’de bunu eşit uygulayacağımızı düşündüğümüzde, sizin temel eğitimden ortaöğretime geçişte okul başarınız şu, ortak sınavlardan aldığınız puan şu, güzel sanatlar, spor ve sosyal etkinliklerden aldığınız puanlar şu, diyeceğiz. Böylece çocuklarımızın yeteneklerini geliştirmesini sağlayacağız ve bunu da liseye girişte bir araç haline dönüştüreceğiz. Bu, üniversiteye girişte TÜBİTAK yarışmalarından alınan ek puan gibi bir sistem olacak. Bütün bunları yaptığımızda, hem öğrenciler üzerindeki sınav baskısını daha da azaltmış hem de çocuklarımızın yeteneğini test çözmeye kurban etmemiş ve onu geliştirmesi için zemin oluşturmuş olacağız.”

15. afyonkarahisar caz festivali

afyon-caz-festivaliGenel Sanat Yönetmenliğini Hüseyin Başkadem’in üstlendiği Afyonkarahisar Caz Festivali 1-8 Haziran tarihleri arasında on beşinci yılına merhaba diyecek. Bu yılki Festival 2013 yılında kaybettiğimiz Babylon ve Pozitif’in kurucusu Mehmet Uluğ anısına gerçekleştirilecek. Uluğ, müzik dünyasında Afyon Caz Festivali’ni  ilk yıllarından itibaren destekleyen az sayıdaki isimden biriydi.

Anadolu ’nun bu en uzun soluklu festivaline her yıl olduğu gibi bu yıl da yerli ve yabancı müzisyenler katılıyor. Festival ilk kez dünya cazının en önemli piyanist, orkestra lideri ve bestecilerinden Milan Svoboda’yı ağırlayacak olmanın heyecanını taşıyor. Svoboda kendi adını taşıyan kuartetiyle ve ikili olarak iki farklı konserle Ali Çetinkaya Tren Garı’nda Afyonlu cazseverlerle buluşacak.

 

Hüseyin Başkadem

Bu yılki Festivalin diğer sürprizi ise ülkemizden; kendine özgü yorumculuk tarzıyla büyük şöhret kazanan Öykü Gürman. Gürman değerli müzik adamı Orhan Şallıel ile birlikte gerçekleştireceği konseriyle ilk kez Afyon Caz Festivali’nde olacak.

Açılışta Petra Brabencova ve M.K. Band ile Los Quemados caz topluluklarından iki farklı caz esintisi

Petra Brabencova ve M.K. Band  Caz Altılısı hepsi de önemli müzisyenler olan Petra Brabencova – vokal, Milan Krajic – tenor saksofon/orkestra lideri, Marek Prokop – alto saksofon, Johnnie Balek – klavye, Filip Spaleny – bas gitar ve Michael Nosek‘ten – davul oluşuyor. 2 Haziran’da gerçekleştirilecek Açılış Konseri Festivalin klasikleşen tarihi mekanı Ali Çetinkaya Tren Garı’nda olacak.

Ankara Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası ve Şef Kemal Günüç, Öykü Gürman-Orhan Şallıel ikilisinin konseri, Baturay Yarkın Altılısı festivalin diğer konserler i arasında. Festivalin en fazla sevilen olmazsa olmaz bölümlerinden ‘Okul Söyleşileri’  ve konserleri bu yıl da devam edecek. Ayrıca Yavuz Özkan’ın İstanbul’da Aşk Belgeseli gösterilecek, Ali Çetinkaya Tren Garı’nda Devrim Erbil Resim Sergisi ve Aykut Uslutekin Caz Fotoğrafları Sergisi açılacak.

Bu yıl Festivalin gerçekleştirilebilmesinde kamu kuruluşlarının desteği öne çıkıyor. Desteğini her yıl sürdüren Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın yanı sıra; Afyonkarahisar Valiliği de kurumsal katkılarıyla zayıf kalan yerel desteklere karşın Festivale destek oldu. Ayrıca Afyonkarahisar İl Özel İdaresi, Afyonkarahisar Belediyesi ve TCDD Afyonkarahisar 7. Bölge Müdürlüğü de festivalin destekçileri arasında yer aldı. Pozitif Live ise Festivale destek veren ulusal kuruluşlar asrasında. Yerel sponsorlar ise Nur Lokantası, Genhan, Afyon Mermer ve Özer Band.

 

burslu bale yaz okulu

bale-yaz-okulu-1Bakırköy’de faaliyet gösteren Derneğimiz ; Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği Tüzüğünde bulunan amaçları gerçekleştirmek üzere, kendi kurumunda Çocuk Bale dalında yaz döneminde %35 burs verecektir.

Burs eğitim şeklinde verilecek olup koşul, şart ve yapısı  sitelerimizde ilan edileceği biçim ve şekilde olacaktır.

Bir sivil toplum örgütü olarak halkın sanat değerlerini yükseltmek, toplumda farkındalık yaratmak ve halkla kucaklaşmak amacıyla başlattığımız bu çalışmanın  sürdürülebilmesi amacıyla ilanen duyurulur.

 Derneğimizin tüzüğünde belirtilen  “Gelirin % 80’i sanat faaliyetlerine ayrılır” ibaresinden dolayı değişik dallarda öğrenci alınmasına karar verilmesinden dolayı  3 yıldır aynı fiyatla eğitim veren kurumumuz bale eğitimi konusunda; Bursluluk oran ve şeklini aşağıdaki şekilde ilan etmiştir.

Bale yaz okulu kayıtlarında %35 burs ile eğitim ücreti karşılanacaktır. Yaz boyunca devam edecek olan Bale Hazırlık sınıfımız Eylül ayından itibaren yaş gruplarına ayrılacaktır. Kontenjanın sınırlı olmasından dolayı erken başvuru yapılması gerekmektedir.

Başvurular için lütfen arayınız. 0212 570 80 68  Adres için: Tıklayınız

italyada-bir-turkANTDOB’un bu sezon son kez sahnelediği “İtalya’da Bir Türk” operası yoğun ilgi gördü. Antalya Devlet Opera ve Balesi (ANTDOB) ünlü İtalyan besteci Gioacchino Rossini’nin 2 perdelik eseri “İtalya’da Bir Türk” operasını son kez sahneledi.

Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde, sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği operada Napoli yakınlarındaki bir sahil kasabasında geçen aşk hikayesi anlatılıyor.

Rejisör Mehmet Ergüven tarafından sahneye konulan operanın orkestra şefliğini Gaetano Soliman ve Ömer Yöndem, koro şefliğini ise Mahir Seyrek üstlendi. Eserin dekoru Gürcan Kubilay, kostümü Gülay Korkut, ışığı ise Müfit Özbek imzasını taşıyor.

ANTDOB sanatçılarının yanı sıra Ankara, İstanbul ve İzmir Devlet Opera ve Bale Müdürlüğünden konuk sanatçıların da sahne aldığı yaklaşık 2 saat süren opera, izleyenlerin beğenisini kazandı.

Kaynak: Sabah

İspanyol çocuk ve gençlik edebiyatının en çok okunan, onlarca ödüllü yazarlarından Jordi Sierra i Fabra tarafından kaleme alınan Kafka ve Gezgin Bebek Türkçede!

kafka-ve-gezgin-bebek

Franz Kafka’nın ölmeden bir yıl önce, küçük bir kız çocuğuna yazdığı mektuplardan esinlenen Jordi Sierra i Fabra, Kafka’yı bir oyuncak bebek postacısı olarak karşımıza çıkarıyor. İspanya, İngiltere, İtalya, Galiçya ve Brezilya’da yayımlanmasının ardından birçok ödül alan, ayrıca Peru, Brezilya, Fransa ve İspanya’da tiyatro ve baleye uyarlanan Kafka ve Gezgin Bebek’i, Vapur’un ilk kitabı olarak gurur duyuyoruz.

Libros Kitap
Vapur Dizisi
1. kitap
KAFKA VE GEZGİN BEBEK
Yazar: Jordi Sierra i Fabra
Resimleme: Pep Montserrat
Türkçesi: Serdar Çelik
Yayın Yönetmeni: Adnan Özer
Editör: İpek Baysan

123 sayfa
1. baskı: Şubat 2015
ISBN: 978-605-84631-0-3

Franz Kafka, ölmeden bir yıl önce, küçük bir kız çocuğuna mektuplar yazmıştı… 1923 yılında Almanya, Steglitz Parkı’nda gezerken karşılaşmıştı bu kız çocuğuyla. Oyuncak bebeğini yitiren kız çocuğunun ağlayışı karşısında “teslim olan” Kafka, o an yepyeni bir karakter yarattı: Oyuncak bebek postacısı! Çocuğa, bebeğinin kaybolmadığını, seyahate çıktığını ve kendisinin de bir oyuncak bebek postacısı olduğunu söyledi. Bebeğin mektuplarını getirecekti ona… Kafka ertesi sabah uyandı ve kendisini bir oyuncak bebek postacısına, aynı zamanda bir oyuncak bebeğe dönüşmüş olarak buldu… Küçük kıza, üç hafta boyunca oyuncak bebeğin ağzından mektuplar yazdı ve bebek postacısı olarak parka gidip, mektupları küçük kıza teslim etti.

Kafka’nın yazdığı mektuplara hiçbir zaman ulaşılamasa da bu olayın doğruluğu, bir dönem hayatını paylaştığı Dora Dymant tarafından onaylanmıştır. Bir Kafka araştırmacısı olan Klaus Wagenbach, yıllarca parkın çevresindeki evleri tek tek dolaşarak, komşularla görüşmeler yaparak, gazetelere ilan vererek küçük kızı bulmaya çalışmışsa da başarıya ulaşamamıştır. Ancak bu beklentisini hiçbir zaman kaybetmemiş, uzun yıllar boyunca parka gitmeye devam etmiştir ve halen XX. yüzyılın önemli yaratıcılarından biriyle ilgili en önemli belgelerden biri olan bu mektupların sahibi veya elinde bulunduranı ile karşılaşma umudunu içinde taşıyarak araştırmalarına devam etmektedir.

Jordi Sierra i Fabra, 8 Mayıs 2004 günü El Pais gazetesinin Babelia ekinin iç kapağında César Aira’nın yazdığı Gezgin Bebek adlı makaleyi okumuş ve Kafka’nın küçük kızla yaşadıklarını hikâyeleştirmiştir. Fabra, kitabın son bölümünde, hikâyenin yazılış serüvenini anlatır ve şöyle der: “Ben bu günahı işlemek için kendime izin verdim ve bu mektupları yeniden yazdım, yarım kalan hikâyeyi tamamladım, hayal ürünü bir final yarattım. Gerçek böyle veya başka türlü olmuş olabilir, bunun çok fazla önemi olduğunu sanmıyorum. Olayın kendisi o kadar güzel ki geri kalan hiçbir detayın önemi kalmıyor aslında. Tek bildiğim şey şu ki, o mektuplar benim yarattıklarımdan çok daha mükemmel ve aydınlıktılar mutlaka.”

26 Temmuz 1947’de Barselona’da doğan Jordi Sierra i Fabra, çocukluk yıllarından itibaren yazar olmak istemiştir. Ailesi bu işte gelecek görmediği için onu pek desteklemese de Fabra bu tutkusundan vazgeçmemiş ve İspanyol çocuk ve gençlik edebiyatının en çok okunan, en başarılı yazarlarından biri olmuştur. Hayattaki ikinci tutkusu müzik olan Jordi Sierra i Fabra, 70’li yıllarda Disco Express adlı müzik dergisinde müzik eleştirmenliği yapmış, ünlü müzisyenlerle dünyayı dolaşmıştır. Popular 1 adlı rock müzik dergisini kurmuş ve Disco Express’te yönetici olmuştur. İlerleyen yıllarda 24 müzik antolojisi, rock müzik tarihi kitapları, Beatles Sözlüğü gibi birçok kitap yayımlar ve satış rekorları kırar. Çocuk ve gençlik edebiyatı kitapları Hollanda, Yunanistan, Japonya, Bulgaristan, Potekiz, Slovenya, Fransa, Almanya gibi ülkelerde yayımlanır. Ülkesinde ve dünyada onlarca ödül alan Jordi Sierra i Fabra 2004’te İspanya kütüphaneleri istatistiklerinde gençler tarafından en çok okunan yazar olur. Kafka ve Gezgin Bebek, 2007 yılında İspanyol Kültür Bakanlığı Ulusal Ödülü’nü alır; 2008’de Brezilya Ulusal Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Kurumu, Kafka ve Gezgin Bebek’i En İyi Çeviri dalında ödüllendirir. Fabra, Kafka ve Gezgin Bebek’le 2009’un En İyi Katalanca Kitabı dalında Protagonista Jove Ödülü’ne ikinci kez değer görülür. 2010’da Peru’da tiyatro sahnesine taşınan Kafka ve Gezgin Bebek, aynı yıl Madrid’de de sahnelenmeye başlar; 2011-2012 yılları arasında Bask’tan Tanttaka Tiyatrosu, Galiçya’dan Emedous Tiytrosu ve Katalan Albena Tiyatrosu Kafka ve Gezgin Bebek’in yeni bir tiyatro versiyonunu sahneye taşıyarak tüm İspanya’yı dolaşır. Kitapları milyonlarca satan Jordi Sierra i Fabra, çocuk ve gençlik edebiyatı alanındaki eserleri ve hem sosyal hem de kültürel alandaki katkıları nedeniyle 2012 yılında Cervantes Chico Prize’a değer görülmüştür. 2013’te tüm eserleri dolayısıyla İber Amerikan Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Ödülü’nü kazanan yazar, bu ödülü 2013 Guadalajara Kitap Fuarı’nda yapılan törenle almıştır. Kafka ve Gezgin Bebek son olarak 2013’te Fransa’da bale olarak sahnelenmiştir. 2005 yılından bu yana, gençlerin katıldığı ve onları yazarlığa teşvik etmeyi amaçlayan Jordi Sierra i Fabra Edebiyat Ödülü verilmektedir.
Arka kapak

Franz Kafka’nın, ölümünden bir yıl önce yaşadığı sıra dışı olay neydi?

Kafka, 1923 yılında bir gün Berlin’deki Steglitz Parkı’nda gezinirken, yürek yakıcı şekilde ağlayan küçük bir kız çocuğuna rastlar. Küçük kız, oyuncak bebeğini kaybetmiştir. Onu sakinleştirmek isteyen Kafka, hayal gücüyle bir hikâye uydurur: Bebek kaybolmamış, seyahate çıkmıştır. Kafka da bir oyuncak bebek postacısıdır ve oyuncak bebek, gittiği her yerden küçük kıza mektup yollayacaktır…

O günün gecesi Kafka, oyuncak bebeğin dilinden, küçük kıza mektup yazmaya koyulur.

Ertesi gün yine aynı parkta buluştuklarında, küçük kız, sevgili bebeğinden ilk mektubu alır…

Dünya edebiyatının en büyük yazarlarından Kafka’nın bir oyuncak bebek postacısı olarak karşımıza çıktığı bu hikâye nasıl gelişecektir?

Kafka’nın gerçekten yazdığı, ama küçük kızda kaldığı için hiçbir zaman bulunamayan mektuplar, Jordi Sierra i Fabra’nın kaleminde hayat buluyor…

Kaynak: Akşam

İnsan beyninin 10 yaşına kadar sünger kıvamında olduğunu ve bu dönemde temel yetenek ve becerilerle ilgili her şeyi emdiğini söyleyenYard. Doç. Dr. Oktay Aydın bu dönemin çocukların içindeki potansiyeli açığa çıkarma ve yükseltmek için çok önemli olduğunu vurguluyor. Yani çocuğun beynini bir santral gibi düşündüğümüzde bu santrali 50 hatla kullanmak yerine bin hatlık bir merkeze dönüştürmek mümkün.

çocuklar

Ancak bunu yaparken beynin nasıl işlediğini çok iyi bilmek gerektiğini belirten Aydın “Okul öncesi süreçte aklına gelen her davranışı yapmaya çalışan çocuk, ilköğretim döneminde daha mantıklı ve kontrollü davranışlar geliştirir. Bunu sadece büyüme ile açıklamak mümkün değil. Aslında buradaki değişikliğin sağ ve sol beyindeki tepkilerden kaynaklandığını bilmek ebeveynlerin yapacağı pek çok yanlışı da önleyebilir. Çünkü beyni bilmeden çocuğun davranışlarını yorumlamak pek çok hataya neden oluyor. Çocuğun birçok davranışı ile ilgili ‘vurdumduymaz, saygısız, saldırgan, tembel vb.’ nitelemeler yapılabilir. Oysa bu tepkiler çocuğa özgü değil, bulunduğu yaşa uygun davranışlar” diyor. Oktay Aydın’ın çocukların 10 yaşına kadar beynini geliştirecek 10 yöntem ve bu konudaki tavsiyeleri ise şöyle :

ARDIŞIK RAKAMLARLA İŞLEM YAPTIRIN

matematik ve çoçuk

Okul öncesinden başlayıp ilkokulu bitirinceye kadar çocuklara oyunlaştırılmış ortamlarda dikkat ve bellek çalışmaları yaptırılmalı.Dikkat ve bellek çalışmaları sanılanın aksine sadece bu konuda sorun yaşayan çocuklar için değil, bu yaştaki tüm çocuklar için gerekli.Ardışık olarak verilen sayı ve sözcük kümelerini tekrar etmek.(Örneğin, 3-0-9-8, araba-toprak-masa-deniz gibi. Giderek sayı ve sözcük sayısı artırılarak uygulama devam ettirilebilir.) İki resim arasındaki farkları bulmak. Anlamsız cümleleri söyleyip tekrarlamasını istemek gibi uygulamalar yapılabilir. (Örneğin, “Gökyüzünde yürüyen evin yaprakları mutluydu.”)

PARMAKLARIYLA DEĞİL AKILDAN HESAP YAPTIRIN

matematik_ve_çocuk

 

Akıldan hesaplama egzersizleri de beyin açısından oldukça etkili.Çocuğun yaşına uygun yönergeler verin ve hesaplamayı parmaklarıyla değil, akıldan yapmasını isteyin. Uygulamayı, zorluk düzeyini artırarak ve zenginleştirerek tekrarlayın. “İki elman var, iki elma da ben verirsem, kaç elman olur?” “Üç elman var, ikisini ben alıp yesem, kaç elman kalır?” “Dört elman var, birini ben yedim, birini de arkadaşın yedi, toplam kaç elman kalır?” “Beş elman var, iki elma daha verdim, bir elmanı da arkadaşına verdin, kaç elman olur?” “28+12+7=?” “33-6+5=?”

SES VE GÖRÜNTÜSÜNÜ KAYDEDİP İZLETİN

çocuk ve ses

 

Çocuğun günlük bir  faaliyetini, oyununu, hareketini görüntülü olarak kaydedip daha sonra izlettirin. Bu çocuğun kendini dışarıdan görmesi ve izlemesini sağlar.İzleme sürecinde, olumsuz herhangi bir yorumun yapılmaması son derece önemlidir. Sadece, çocuğun kendisi ile ilgili söylediği şeyler olursa dinleyin ve söylediklerinin özünü ona tekrar edin. Ya da belirli bir konuyu öğrenme aşamasındayken, konuyu sesli olarak okuyarak veya anlatarak ses kayıt cihazına kaydedin ve dinlemesini sağlayın. Böylece, okurken/anlatırken ve kendi sesinden dinlerken tekrar tekrar öğrenme gerçekleşir. Ayrıca, uygulama çocuklara ilgi çekici geldiğinden ders çalışma motivasyonlarını da artırıyor. Kendi sesimizi dinlemenin yaratacağı sempati de öğrenme sürecimizi kolaylaştırıcı bir başka etkendir. Uygulamanın bir başka şekli de, tanıdığı, sevdiği kişinin konuyu okurken ya da anlatırken kaydedilmesi ve onun izlenmesi yolu ile olabilir.

SÖZCÜKLERİ TERSİNE ÇEVİREREK OKUTUN

okuyan-çocuk

 

Tersine çevirme işlemi zorlayıcı olduğu için beyni geliştirir. Sözcükleri, verilen sayıları, işlemleri, olayları, hareketleri vb. tersine çevirin. Mesala “araba” sözcüğünü ya da “8-2-5 sayılarını” tersten okumasını isteyin. Çocuğunuzla “20’den geriye doğru 2’şer say” “56’dan geriye 7’şer say” “Labirenti sondan başa doğru çizerek tamamla” gibi alıştırmalar yapabilirsiniz.

ANLATTIKLARININ RESMİNİ ÇİZDİRİN

res,m çizen çocuk

Beyin girdi-işlem-çıktı süreci ile çalışıyor. Dışarıdan gelen bilgiler üzerinde bir dizi işlem yapan beyin, onları konuşma, yazma, okuma, hareket etme vb. çıktılara dönüştürüyor. Baktığı resmi anlatma, anlatılan öykünün resmini yapma, resimde gördüklerini canlandırma, dinlediği şarkının resmini yapma gibi pratikler beynin kapasitesiniartırıyor.

İSTEKLERİNİZİ TEKRARLATIN

tekrarlayan çocuk

Çocuklar, çoğu zaman kendisinden yapılması istenen şeyi ya hatırlayamaz ya da nasıl yapacaklarını şaşırırlar. Bu nedenle dinleme, işitsel dikkat, sıralama gibi becerilerinin gelişimini sağlamak için onlara bir ile dört aşamalı isteklerde bulunun ve bu isteklerinizi tekrar etmesini isteyin. Örneğin: “İstersen önce kitabını çıkarıp resim yapabilir, sonra oyuncaklarınla oynayabilirsin” gibi bir yönerge verdikten sonra “Hadi tekrar et bakalım senden ne yapmanı istedim” deyin.

BİR SANAT DALI İLE İLGİLENMESİNİ SAĞLAYAN

Little girl smiling at piano keyboard

Çocuğun farkındalık, fiziki ve ruhsal gelişimini etkileyecek ve daha estetik fizik ve düşünce yapısına ulaşabilmesi için hobi amaçlı bile olsa , resim, dans, bale, müzik (Gitar, keman, piyano, bağlama, Akordeon, Bateri, ritm aletleri  v.b.)  bir sanat dalı ile ilgilenmesi için teşvik edin. Bunu yaparken mümkün olduğunca ilgisi olan bir alanı seçmeye çalışın ve amaç olarak sanatçı olmasını değil bir hobi edinmesi düşüncesi ile yapın. Beklentilerinizi onu strese sokacak bir düşünce ile yapmayın beyinin daha işlevsel olması için çaba harcayın ve teşvik edin.

5N1K KURALINI UYGULAYIN

kitap-cocuk

Kitap okuma çocukların gelişimleri açısından çok önemli. Ancak, kitabı sadece okumak yeterli değil. Okuma, beyne girdi sağlıyor ama çıktı sağlamıyor. Oysa beyin çıktılarla daha fazla geliştiği için okunan metnin anlatılması çok daha etkili. Okumalarda kısa metinden başlayıp aşamalı olarak uzun metinlere doğru gidilmelidir. Çocuğunuzdan öncelikli olarak serbest anlatma (çocuğun kendi istediği gibi anlatması) değil, yapılandırılmış anlatma (5N1K) yapmasını isteyin. Böylece,çocuğun zihninde belirli bir okuma sistematiği kodlanmış oluyor. Bu okuma ve anlatma sistematiği yerleştiğinde, çocuğunuz görsel (metni okuyabiliyorsa) ve işitsel dikkati (metin kendisine okunmuşsa), okuduğunu anlama becerileri gelişiyor ve kısa süreli hafızası daha da güçleniyor.

 

 

ÖĞRENDİKLERİNİ BİR ARKADAŞINA ANLATSIN

dedikodu

Öğrenmenin en iyi yolu öğretmedir. Beynimiz, dışarıdan gelen birçok bilgiye lokal bölgelerle tepki verirken öğretme eyleminde neredeyse topluca tepki veriyor. Bu nedenle, çocuğunuzla bir arkadaşını “öğrenme/öğretme partneri” olarak tanımlayın. Derslerden sonra çocuğunuz, partneri olan arkadaşıyla öğrendiklerini paylaşsın ve ona aklında kalanları anlatsın. Öğrendiklerini arkadaşına anlatırkenbeyni daha yoğun şekilde harekete geçecek ve öğrenme kapasitesi belirgin şekilde artacaktır.

BAKTIĞI RESMİ CANLANDIRSIN

resim-cocuk

Beynimize gelen uyarıcıların büyük çoğunluğu görsel alana (occipital lob) ulaştığı için öğrenmede görsel unsurlar son derece önemli. Etkili öğrenme için etkili görsel canlandırmalar yapılması gerekiyor.Çocuğunuza gözleri kapalıyken bir öykü, konu okuyun ya da anlatın. Bu anlatım süresince gözlerini hiçbir şekilde açmamasını isteyin. Konu bittiğinde, öykü ya da konu ile ilgili sorular sorun. Gözlerini açmadan bunlara yanıt vermesini isteyin. Bir başka uygulamada da çocuğunuzabelirli bir resim, şekil, tablo, grafik, formül, obje göstererek belli bir süre bakmasını isteyin. Baktığı şeyin zihinsel olarak “fotoğrafını çekmesini” söyleyin. Daha sonra gözlerini kapatarak az önce baktığı şeyi zihninde görüntülü olarak canlandırmasını isteyin.

HOŞ KOKAN BİR ODADA DERS ÇALIŞSIN

cocuk-ve-kokular

Koku, beyinde duyguların merkezi olarak tanımlanan limbik sistemidoğrudan etkilediği için kendi başına olumlu ya da olumsuz bir duyguyu harekete geçirebilir ve buna bağlı olarak tepkilerimizi de etkileyebilir.Güzel ve hoş kokular olumlu duyguları, rahatsız edici kokular ise olumsuz duyguları tetikler. Koku çocukların ders yaptığı ortamlardaolumlu bir uyarıcı olarak kullanılabilir. Çocuğun kokulara karşı sağlığını etkileyecek bir hassasiyeti yoksa, ders çalıştığı odaya çalışmadan önce hoşuna giden bir koku sıkılarak olumlu duyguları harekete geçirilebilir.

OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARIN SAĞ BEYNİ ÇALIŞIR

ilkokul_ogrencileri

Okul öncesi ve ilkokul dönemi çocuklarının temel farklılıklarından biri de düşünme şekli. Okul öncesi çocuklarda sağ beyin baskın olduğu için, kurallara bağlı kalmaksızın düşünürler. Akıllarına geleni söylerler. İlkokula gelindiğinde ise düşünce yapısında da gelişmeler olur veçocuk daha mantıklı, kurallı düşünme becerisi geliştirir. Bu çocuklar genelde daha akıllıca konuşan, dili daha iyi kullanabilen, gerçeği algılamada daha başarılı olan bir performans sergiler. Bu beceri de daha çok sol beynin bir fonksiyonudur. Eğitimsel açıdan her iki beyni koordineli şekilde kullanmak en iyi olanıdır. Ebeveynlerin ve öğretmenlerin, çocuklara, her fırsatta sağ ve sol beyin yarıkürelerini birlikte çalıştıracak etkinlikleri yaptırmaları gerekiyor. Örneğin, piyano, bateri çalmak, sağ el ile sol kulağı gösterme, sol el ile sağ ayağa dokunma gibi oyunlar, belirli bir hareketi taklit etme, yapılan bir hareketi anlatma vb. çalışmalar bu anlamda yararlı olacaktır.

 

HANGİ YAŞTA HANGİ BECERİLER GELİŞİYOR ?

0-1 yaş anadil

0-2 yaş görme, işitme, tat alma vb. duyular

1-4 yaş matematik ve mantıksal yetenekler

5 yaşına kadar genel zeka

3-10 yaş müzik yeteneği

0-10 yaş yabancı dil

Alın bölgesi gelişmediği için ergenler agresif oluyor. Beyin arkadan öne doğru geliştiği için en son alın korteksi (prefrontal korteks) gelişiyor ve alın korteksinin olgunlaşması 20’li yaşlara kadar devam ediyor. Ergenlik döneminde duyguları ve hareketleri baskılayan ve kontrol eden alın bölgesi tam gelişmediğinden, ergenler ilişkilerinde çatışmacı ve eleştirici bir dil kullanıyor. Kaygı düzeyleri de yüksek olduğu içinagresif davranışlar sergiliyorlar. Yaş ilerledikçe bu davranışlar yerini sakin ve kontrollü hareketlere bırakıyor. Halk arasında davranışlardaki olgunlaşma olarak ifade edilen bu süreç aslında beyindeki olgunlaşmanın bir sonucu. Çocukların da doğumdan itibaren sürekli hareketli olması, içinden geçeni hemen yapmak istemesi, duygularının götürdüğü yere gitmesi ve şimdiki zamanı yaşaması gibi birçok davranışı, beynin arkadan öne doğru gelişmesinden dolayı yaşanan bir durum.

Bale kursu öğrencilerimiz bale eğitmenlerimizden Anna ALTUNOĞLU eşliğinde 3 Şubat 2015 tarihinde Esra HARMANDA’nın sunduğu İyi Fikir programındaydı.

Ayrıntılı bilgi ve ilgili yayını izlemek için tıklayınız.

bale-kursu

Nar Sanat eğitim kursu öğrencileri yarın (03.02.2015) saat 11:25’de TRT1 televizyonunda sunucu Esra Harmanda tarafından sunulanİyi Fikir” adlı programda yer alacak.

trt1_yeni_logo

 

İyi Fikir programı yapımcıları tarafından TRT stüdyosuna davet edilen küçük bale öğrencilerimiz gösterileri ile üstatlarına taş çıkartacak küçük bağlama öğrencimiz ve şan öğrencimiz türkü ve şarkı dinletileri ile programa neşe katacaklar.

Trt1-İyi-Fikir-ProgramıBu etkinliğe öğrencilerimizi hazırlayan Nar Sanat Eğitim Kursu Bale Öğretmenlerimizden Anna ALTUNOĞLU’na, Bağlama Öğretmenlerimizden Murat HASGÜN’e, Ses ve Şan Öğretmenlerimizden Erkan BAŞA’ya yetiştirdikleri öğrenciler ve çabaları için teşekkür ederiz.

Ve elbette tüm öğrencilerimize ve velilerine de teşekkürü borç biliriz.

PROGRAMA KATILACAK BALE ÖĞRENCİLERİMİZ:

Asya SEVİNÇ

Berra Ecem ÖZTÜRK

Ezgi KIZILAY

Muhterem Eylem YÜKSEL

Nilsa Dide COŞAN

Sıla KARTAL

Sude SARIÇOĞLU

Zeynep Ece SAYAN

PROGRAMA KATILACAK BAĞLAMA ÖĞRENCİMİZ:

Caner BAHADIR

ŞAN ÖĞRENCİMİZ

Rüya YILDIZ

 

 

 

 

William Shakespeare’in ölümsüz aşk öyküsü ‘Romeo ve Juliet’, 21 Şubat’ta İstanbul’da sahnelenecek. Gösteri için 13 tır dolusu dekor, kostüm ve teknik donanım İstanbul’a getirilecek.

William Shakespeare Romeo ve Juliet

Gösteri ve sahne sanatları örneklerinin sınırlarını zorlayan bir proje olarak gösterilen ‘Romeo ve Juliet’ Şubat ayında İstanbul’a geliyor. 45 oyuncunun rol aldığı ve büyük bir teknik ekiple İstanbul’da sahne almaya hazırlanan ‘Romeo ve Juliet’ ekibi oyuncuların yanı sıra 40 teknisyen, 6 kişilik iletişim ekibi, 15 kişilik yapım sorumlusundan oluşuyor.

Bugüne dek sayısız kez bale, film, müzikal ve opera olarak sahnelenen William Shakespeare’in ölümsüz eseri, 3 boyutlu dijital sahne tasarımıyla ve orijinal dilinde sahnelenecek. Temsil sırasında 23 sahne değişimi ve 270’ten fazla kostümün kullanıldığı oyun için 13 tır dolusu dekor, kostüm ve teknik donanım İstanbul’a getiriliyor. Yönetmenliğini Giuliano Peparini’nin üstlendiği, besteleri Gerard Presgurvic, şarkı sözleri ise Vincenzo Incenzo’e ait oyun, 1 Mart’a kadar Zorlu PSM’de izlenebilecek.

Romeo e Giulietta

Etkinlik Hakkında

Shakespeare’in 420 yıl önceki hayali,
bugünün hayal gücüyle İstanbul’da…

Sonsuz aşkın müzikle dansı
Romeo & Giulietta

Cesur bir prodüktör, çılgın bir yönetmen ve 45 eşsiz oyuncu, dansçı ve akrobat; Shakespeare’in o günlerde hayal bile edemeyeceği 3 boyutlu dijital bir sahnede bu unutulmaz hikayeye yeniden hayat veriyor.

İtalya’da 8 ay gibi kısa bir sürede 400.000 kişiyi büyüleyen Romeo e Giulietta, Ama e Cambia il Mondo 270’ten fazla benzersiz kostüm, 23 sahne değişimi ve üstün teknolojik alt yapısıyla İstanbullu sanatseverlere bugüne kadar yaşamadıkları bir deneyim yaşatmak için geliyor.

İtalya’da gelmiş geçmiş en görkemli gösteri olarak adlandırılan bu muhteşem show 21 Şubat’ta Zorlu Center PSM’de perdelerini açıyor.

Aşkla değişir dünya

Verona’nın iki soylu ailesi, Montegue ve Capuleti’lerin ölümcül nefretleri iki gencin ilk görüşte başlayan ve kaderlerini mühürleyecek olan aşkına engel olamaz. Aşıkların trajik intiharıyla ölüm aşkı ebediyete yüceltirken, düşman aileleri vicdan azabıyla tüketir.

Shakespeare’in eserinde aşk, insani bir tecrübeden tüm evreni içine alacak evrensel bir boyuta taşınıyor. Shakespeare karanlığın ve ışığın üzerinde duruyor.

Romeo e Giulietta, Ama e Cambia il Mondo’da müzik, hikayeyi yeniden yaratıyor. Her özgün yorumunda olduğu gibi klasik eserin özüne hem saygı duyuyor hem ihanet ediyor.

Çatışmaları aydınlatan, tutkuları gizleyen ışık bu özgün yorumda bize müzikle dönüyor ve kötülüğün renklerini güçle doldururken, iyiliğin çerçevesini yumuşak tonlarla çiziyor.

Müzikler ve ritim kimi zaman deliliği, kimi zaman ahlakın terk edilişini simgeliyor. Aşk resmedilirken ise bunun aksine iki aşığın tutkusunun, sonsuz bekleyişinin ve çektikleri işkencenin altını çiziyor.

Vincenzo Incenzo

Yazar William Shakespeare,
Yapımcı David Zard,
Müzik Gérard Presgurvic,
Italyanca Uyarlama Vincenzo Incenzo,
Yönetmen Giuliano Peparini

Çeşmebaşı balesi ilk kez 1965 yılında sahnelenmişti.

Çeşmebaşı balesi ilk kez 1965 yılında sahnelenmişti.

Antalya Devlet Opera ve Balesi’nin sahnelediği tek perdelik “Kelebekleri öldürmeyin” modern balesi ile ilk Türk bale suiti “Çeşmebaşı” sanatseverlerden büyük ilgi gördü. Haşim İşcan Kültür Merkezi’ndeki etkinlikte Antalya Devlet Opera ve Balesi dansçıları başarılı performanslarıyla büyük beğeni topladı.  Koreografisi Uğur Seyrek’e, Librettosu ise Işık Noyan’a ait “Kelebekleri öldürmeyin” balesinde, tutkuyla başlayan bir aşkın nefrete dönüşmesi, ardından sıradanlaşıp yok olup gitmesi konu ediliyor.

“Kelebek ömrü gibi kısa olmayacak aşk” eserin çıkış noktasını oluşturuyor. Seyirciler baleyi izlerken bir kelebeğin ömrü kadar kısa olan aşk hikayesinde bir kadın ve bir erkeğin birbirini aşkla severken aşkı nasıl öldürdüklerine tanıklık oluyor. Ayakta alkışlanan gösterinin kostüm tasarımı Çimen Somuncuoğlu, ışık tasarımı ise Mustafa Eski imzasını taşıyor.

İlk Türk bale suiti “Çeşmebaşı”

Antalya Devlet Opera ve Balesi sanatçıları tarafından sergilenen ikinci balede ise Ferit Tüzün’ün ünlü yapıtı ve ilk koreografisi Dame Ninette de Valois tarafından yapılan ilk Türk bale suiti “Çeşmebaşı” balesi sahnelendi.

Antalyalı sanatseverlerin yakından tanıdığı ünlü koreograf Uğur Seyrek tarafından sahneye konulan eserde,  “Çeşmebaşı’nda aşkın dışavurumu ve genel olarak insanların davranış ve yaşayış biçimleri modernleşmenin sancılı sürecinden nasibini alması” konu ediliyor.

Eserin yeni yorumda  su, yeni bir umudu vadederken yine doğanın bir parçası olan papatyalarla kadınlar, sevgilileri tarafından kutsanıyor. Eserde dekor tasarım Gürcan Kubilay, kostüm tasarım Sevtaç Demirer ve ışık tasarım ise Mustafa Eski’ye ait. Baleler, 22 ve 29 Ocak Perşembe ve  31 Ocak Cumartesi 20.00’de Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde tekrar sahnelenecek.

Kaynak: Al Jazeera

Bir eğitim yılının daha ortasına geldik . 2014 yılına farklı yaş gruplarından öğrencilerimizin verdiği mini dinleti ile hoşça kal derken Nar Sanat ailesi olarak; Tüm halkımıza ve insanlığa dolaysıyla öğrenci ve velilerimize yeni yılda  sağlık, barış mutluluk ve güzellikler diliyoruz. 

YENİ YIL

 

  • 2014 yılın son konserinin videolarını izlemek için

LÜTFEN TIKLAYINIZ.

  • 2014 yılının son konserinin fotoğraflarını görmek için

LÜTFEN TIKLAYINIZ.

Etkinlikte görev alan Öğrenci ve Eğitmenlerimiz ile çalınan parçaların ad ve bestecileri aşağıdaki gibidir.

Öykü Nehir Ufacık – Puck / J.Thompson

Eda Kölükfakı – Trumpet Tune / W.Duncomte  Square / E.Milne

Başak Sait – Sonata in G Allegro / J.Haydn

Sude Aldatmaz – Menuet / Mozart

Esma İhtiyar – Pluto / P.Wedgwood

Aleyna Güloğlu – Compture D’un autre ete / Yann Tiersen

Rüya Yıldız – Over The Rainbow / İ.Komokoviwo

                                                 Eşlik: Cem Cücenoğlu

Irmak Kaytan , Atakan Tokelli– Romans- Jingle Bells / Anonim

Arda Sert – Greensleves / Arrang:A.Mendels  Hava Nagila / İsrail Halk Şarkısı

Aslı Demirok– Lokomotif / Enver Tufan

İrem Koca – Caddelerde Rüzgar / Kayahan

Nur İlayda Budak – Allegro no:12 / Suzuki

Mina Fırıncı – Gündoğarken / J.Thompson

Yusuf Eren Mercan – Dalgaların Şarkısı / Enver Tufan

Bahar Ece Sarsın – Vals / Ole Halen

Mustafa Deniz Güler – Vals / Selmin Tufan

Faruk Baray Uludağ – Danse / G.D.Türk

Burcu Bozkurt – Old McDonald / J.Thompson

Deniz Bora – Ochi Cherrnye / Rus Halk Şarkısı

Ceren Kaya – Vals / J.B. Duvernoy

Tan Onur – Yıldızların Altında / Ali Rıza Bey Godfather / N.Rota

Ilgaz Özkaya – Balerin / J.Thompson

Nil Sahra Aksal – Bir Üflesem Düşersin / J.Thompson

İrem Su Dursun – Old McDonald / J.Thompson

Zeynep Ceylin Günenç – Kabile Dansı / J.Thompson

Lara Sadi – Je Veux un Toutau / Janet Vogt

Duru Keser – Jingle Bells / Anonim

Su Yüceyaltırık – Go Tell Aunt Rhody / Suzuki

Ela Özbaş – Komik Suratlar / J.Thompson

Berru Coplugil – Le Pirson / Leon Bates

Simge Karagözoğlu – Yenice Yolları / Anonim

                                          Eşlik: Cem Cücenoğlu

Egemen Hızlıbaş – Greensleaves / Arrang:A.Mendels

Selin Ünsal – Cielito Lindo / A.Varela&C.Fernandez

                                                Eşlik: Şeyma  Yürekir

Caner Bahadır – Yeşil Ördek / Anonim

İklim Keleş– Sonatin op20  No:1 J.L.Dussek

Madlen Arzuman– Vals / J.B.Duvernoy

İdil Deniz Bakır– Gertruden’in Rüyası Valsi / L.V.Beethoven

Erhan Karakaya– Karahisar Kalesi / Anonim

                                       Eşlik: Murat Hasgün