Şunun için etiket arşivi: Avrupa

Bakırköy^de sanat adına pek çok ilklere yer veren M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu bir ilke daha imza attı.

Bir Dernek tarafından M.E.B. ‘e bağlı Bakırköy’de açılan ilk kurs olma özelliğine sahip olan sanat kursumuzda devam eden ücretsiz Solfej derslerimizi talepler doğrultusunda ücretsiz olarak olmak şartı ile artırdık.

Gerek eğitim kalitesinin artması ve gerekse London College of Music” eğitimine destek olmak ve hem çocuklarımızın, hem de yetişkinlerimizin daha iyi eğitim alması amacıyla Tüm müzik bölümü öğrencilerimize ücretsiz olarak haftada 3 saat verdiğimiz solfej dersleri  yoğun talep üzerine haftada 4 saate çıkartıldı. Bunun yanı sıra Okul öncesi yaş grubunu unutmadık elbette. Haftada bir saat okul öncesi Solfej dersleri de başlıyor.

Bildiğiniz gibi; Müzik eğitimin temel ve olmazsa olmazlarından olan “solfej” eğitimi öğrencilerimiz için çok önemli. Bunun farkına varan kurumumuz ücretsiz olarak verdiği ve tüm Müzik Bölümü Öğrencilerimize verilen solfej derslerini haftada 3  saatten, haftada 4 saate çıkartmıştır. Doğan ihtiyaç doğrultusunda okul öncesi yaş grubunda olan çocuklarımız içinde ek olarak ücretsiz solfej dersleri Çarşamba akşamlarına konmuş olup kursumuza evam eden tüm öğrencilerimiz bir bedel ödemeksizin solfej derslerine katılabilmektedir.

Müzik bölümüne devam eden öğrencilerimizin ücretsiz olarak alacakları solfej eğitiminin gün ve saatleri aşağıdaki gibidir. 

Çarşamba

Perşembe

Cumartesi

Cumartesi

Pazar

18:00 – 19:00

Okul öncesi

18:00 – 19:00

1.Seviye

18:00 – 19:00

1.Seviye

18:00 – 19:00

1.Seviye

18:00 – 19:00

1.Seviye

Beste YOLTAY Aslı ÖZGER Ekin SELÇUK Seren KOÇOĞLU Ersin SARACIK

 Solfej Nedir ?

Solfej, bir müzik parçasının notalarını, do, re, mi gibi tek sesli adlarla okuyarak seslendirmeye denir. Bu anlamıyla solfej, bir müzik parçasının notalarını okumak ya da çalmak ile özdeştir. Müzik öğretiminde bu amaçla yapılan çalışma ve alıştırmalara da solfej denir. Bu çalışma a, o, u gibi ünlülerle yapılırsa buna vokaliz adı verilir.

Solfej çalışmasında öğrenciler anahtarları, ses aralıklarını, ritimleri, tonalite ve değiştirme işaretlerini, özetle müzik yazımının bütün öğelerini tanımayı ve bunları gerçek seslere dönüştürmeyi öğrenirler. Bu bakımdan solfej müzik öğreniminde önemli bir yer tutar. Yalnızca şan öğrencileri değil, çalgı öğrencileri de solfej öğrenimi görürler.
Solmizasyon ise, bir ses dizisindeki notaları hecelerle adlandırma yöntemine verilen addır. Eski Yunan, Hint ve Çin müziklerinde de solmizasyon yöntemleri vardır. Avrupa müziğinde en çok kullanılan ve günümüzde de yaygın olan solmizasyon yöntemini ortaçağda İtalyan öğretmen ve müzik bilgini Arezzolu Guido (990-1050) bulmuştur.
Altı notalı ses dizisini (heksakord) temel dizi olarak alan Guido, her notaya bir hecenin adını verdi. Bu heceleri, dizeleri bu notalarla başlayan çok tanınmış Latince bir ilahiden aldı.
Yöntemin adı sol ve mi hecelerinden gelir. Temel iki solmizasyon yöntemi vardır. Değişmeyen do adı verilen yöntemde her hece belli bir notanın adıdır ve başka bir nota için kullanılmaz. Do her tonalitede do, sol her tonalitede sol notasının adıdır. Değişken do adı verilen öbür sistemde ise, bütün tonalitelerde do birinci, reikinci, mi üçüncü notanın adını gösterir. Dolayısıyla do, do majör ya da do minör tonunda do’yu, buna karşılıksol majör ya da sol minör tonunda sofu, la bemol majör ya da la bemol minör tonunda la bemolü gösterir.
İngiltere’de 19. yüzyılda şan eğitiminde yaygın olarak kullanılan tonik sol-fa sistemi de bir solmizasyon türüdür. Bu yöntem de değişken do yöntemine dayanır. Sarah Ann Glover adlı bir İngiliz öğretmenin bulduğu bu yöntem, normal majör dizinin yedi notasını temel olarak alır. Tonik sol-fa sisteminde doh (okunuşu do),ray (re), me (mi), fah (fa), soh (so), lah (la) ve te (ti) heceleri kullanılır. Yazılı biçiminde bu heceler d, r, m, f, s, ive t harfleriyle kısaltılır. Diyezli notalarda bu hecelerde (i) ünlüsü, bemollü notalarda ise (e) ünlüsü kullanılır. Bugün eskisi kadar yaygın olarak kullanılmayan tonik sol-fa sistemi Galler’de ve İngiltere’nin kuzey kesimlerinde kullanılmaktadır.

 

Ankara Sinema Derneği’nin Kültür ve TurizmBakanlığı’nın katkılarıyla düzenlediği 18. GeziciFestival 30 Kasım-10 Aralık 2012 tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşacak.

Festival her yıl olduğu gibi Ankara’dan başlayacak, 30 Kasım–6 Aralık’taki gösterimlerin ardından 7-10 Aralık tarihleri arasında geçtiğimiz yıl da festivaleev sahipliği yapan Sinop’a konuk olacak.

Gezici Festival, iki uzun metraj ve iki kısa belgeselden oluşan Üretim Hatası bölümünde kurumsal iş hayatını, üretim sistemlerini, polisi, otoriteyi, genelde de Batı uygarlığının 21. yüzyılda geldiği noktayı sorgulayacak. Gezici Kitaplık’a bu yıl eklenecek kitap olan Devrim yahut Vasat: Üretim, Deneyim ve Teknoloji ise teknolojinin toplumsal deneyime ve yaratıcı endüstrilere etkisine bakarak, farklı görüşleri bir araya getirecek.

Üretim Hatası’nda çalışmak ya da çalışmamak

Yönetmen Carmen Losmann, ilk uzun metrajlı belgeseli Öğün, Çalış, Güven’de Batı hizmet toplumunun Orwell’in hayal ettiği karanlık bir geleceğe nasıl ilerlediğini, olayın kalbine inerek gösteriyor. Lossman, Almanya’nın büyük şirketlerindeki değişim ve insan yönetimi stratejilerini doğrudan yöneticilerin çalışma alanlarında izliyor. “Yetenek yönetimi”, “kültürel dönüşüm”, “güven temelli” gibi ilk başta çalışanın iyiliğine yönelik gibi gözüken kavramlar, film ilerledikçe çalışanın birer veriye dönüştüğü karanlık bir dünyayı açığa çıkarıyor.

Lossman çok çalışanlı büyük Batı kuruluşlarının işlevsizliğini kamerasıyla yakalarken, Rus yönetmen Andrey Gryazev otoritenin, dolayısıyla da bildiğimiz anlamda egemen sistemin işlevsizliğini sorguluyor. Gryazev, Yarın isimli belgeselinde bir tür politik performans yapan ve ünleri dünyaya yayılan sanat grubu Voina’nın düzen karşıtı eylemlerini ve eylemlerinin arkasındaki hayatlarını anlatıyor. “Polis ve güvenlik sistemi köküne kadar çürümüştür. Tek yapılacak, sistemi tersyüz etmektir,” diyor Voina’nın üyelerinden biri. Sistemi tersyüz edemeseler de, eylemlerinden birinde bir polis arabasını tersyüz etmeyi başarıyorlar.

Festival izleyicileri, Üretim Hatası bölümünde gösterilecek uzun metrajlı belgesellerin öncesinde birer kısa film izleme fırsatını da yakalayacaklar. Öğün, Çalış, Güven öncesi gösterilecek Makine Adam, 21. yüzyılda insanların hâlâ ağır fiziksel işlerde kullanılıyor olmasını Bangladeş’teki işçilere bakarak anlatacak. İzleyiciler Yarın filminden önce gösterilecek Havai Fişekler’de ise, 31 Aralık gecesi havai fişek gösterilerinin arasında bir grup ekolojistin Avrupa’nın en büyük çelik fabrikalarından birini nasıl havaya uçurduğunu izleyecekler.

Gezici Kitaplık’ta yeni bir kitap

Gezici Kitaplık, bu yıl festival okuyucularıyla buluşturacağı kitabında teknolojinin toplumsal deneyime ve yaratıcı endüstrilere etkisini sorgulayarak, farklı görüşleri bir araya getirecek. Editörlüğünü Tül Akbal Süalp ve Burçe Çelik’in üstlendikleri, Ankara Sinema Derneği ve Bağlam Yayınları işbirliğiyle yayımlanacak Devrim yahut Vasat: Üretim, Deneyim ve Teknoloji, Aralık ayından itibaren satışa sunulacak. Gezici Kitaplık’ın son eseri; Yeni diye adlandırılan teknoloji ne kadar yenidir? Teknoloji ve toplumsal deneyim arasındaki ilişki nedir? Sinema, medya, edebiyat, müzik gibi yaratıcı endüstrilerde tekniğin ve teknolojinin rolü nedir? gibi sorulara farklı isimlerin katkılarıyla cevaplar arayacak.

Festival duyuruları, program, filmler ve etkinlikleri Gezici Festival’in web sitesi, Facebook sayfası ve Twitter hesabından takip edebilir, fotoğrafları Flickr hesabından indirebilir, fragmanları Vimeo hesabından izlenebilecek.

Kaynak :[-]

İbrahim Çallı’nın terk edilmiş bir evde uzun yıllar rulo halinde tutulan ”Kayalıklarda Yıkanan Çıplaklar” adlı tablosu, 500 bin liraya satıldı.

”Karşı Müzayede” tarafından Bağlarbaşı’ndaki International Art Center’de (IAC) gerçekleştirilen Anadolu yakasının ilk müzayedesinde, 330 eser satışa çıkarıldı.

Müzayedenin en ilgi çeken eseri, İbrahim Çallı’nın 3 metre boyundaki ”en büyük ve mitolojik” tablosu olarak bilinen 80 yıllık ”Kayalıklarda Yıkanan Çıplaklar” isimli eseri oldu. 400 bin liradan satışa çıkarılan ve 4 sanatseverin almaya talip olduğu tablo, müzayedeye telefonla katılan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir sanatsevere 500 bin liraya satıldı.

IAC İstanbul’un kurucusu Hafize Uncuoğlu, İbrahim Çallı’nın”Kayalıklarda Yıkanan Çıplaklar” isimli çalışmasının satılmasından dolayı hem üzgün hem de mutlu olduklarını ifade ederek, ”Bugünkü müzayedenin Anadolu yakasında gerçekleştirilen ilk müzayede olması nedeniyle, çok heyecanlıyız. Anadolu yakası ve sanat adına hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.

Uncuoğlu, tarihi bir ana tanık olduklarını anlatarak, kayıp olan 80 yıllık bir eseri sanat camiasına kazandırdıklarını kaydetti.

Müzayedeye katılan İbrahim Çallı’nın torunu Yaşar Çallı ise ”Batı anlamındaki Türk resminin öncüleri İbrahim Çallı, Feyhaman Duran, Ruhi Arel ve Sami Yitik’tir. Bu tablo, Avrupa ülkelerinden birinde yapılsaydı, daha iyi bir fiyata satılırdı. Müzayedeye daha çok devlet erkanı ve sanatseverin katılmasını beklerdim” dedi.

Eser

Çallı’nın ”Kayalıklarda Yıkanan Çıplaklar” eserinin hikayesi şöyle:

”1930’lu yıllarda Mustafa Kemal Atatürk, İbrahim Çallı’ya Kaşık Adası’nda çalışması için bir yer tahsis eder. O yıllarda Burgazada’da İbrahim Çallı’nın doktoru Mehmet Medeni Akman yaşamaktadır. Çallı ve Akman’ın dostluğu, uzun yıllar devam eder. Çallı, ‘Kayalıklarda Yıkanan Çıplaklar’ adlı eserini, Mehmet Medeni Bey için yapar. Çallı’nın o dönemde, bu kadar büyük tuval olmadığı için 2 tuvali birleştirerek yaptığı 2.98 X 2.18 boyutlarındaki tablo, Medeni Bey’in Burgazada’daki yalısında uzun yıllar asılı kalır. Mehmet Medeni Bey’in ölümünden sonra, boyutundan dolayı uzun süre bakımsız kalan tablo, Bayram Karşıt’ın gözetimine geçerek, restore edilir ve İbrahim Çallı’ya ait olduğu belgelenir, ayrıca Bayram Karşıt tarafından sertifikası da verilir. Ancak eser, rulo şeklinde saklandığı için Çallı’nın imzası dökülmüştür. Son olarak restorasyon işleri, Prof. Dr. Süleyman Saim Tekcan tarafından denetlenir ve korumaya alınır. Eserin, 1930’lu yıllarda yapıldığı tahmin ediliyor.”

Müzayedede, İbrahim Safi, Nazmi Ziya, Sabri Berkel, Avni Arbaş, Nuri Abaç, Fikret Mualla, Adnan Çoker, Abidin Dino ve Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun da aralarında bulunduğu birçok sanatçının yaklaşık 100 eseri, alıcı buldu.

 Kaynak : [-]

Salon İKSV’de çarşamba, perşembe ve cuma günleri saat 21.30’da Stacey Kent konserigerçekleşecek.

Müzik

İSTANBUL

sanat duyuru

■ Nardis Jazz Club’ta bugün saat 21.30’da Cem Tuncer Quintet, yarın saat 21.30’da Selçuk Sun Quartet feat. Sibel Kös, çarşamba günü saat 21.30’da Open Mic – 5. Sezon, perşembe günü saat 21.30’da

■ Yavuz Akyazıcı Quartet, cuma günü saat 21.30’da Bozkurt İlhamGencer Band, (0212 244 63 27)

■ Salon İKSV’de çarşamba, perşembe ve cuma günleri saat 21.30’da Stacey Kent konseri gerçekleşecek. (0212 334 07 00)

■ Jolly Joker İstanbul’da perşembe günü saat 20.00’de Jay-Jay Johanson konseri, cuma günü saat 22.00’den itibaren Cem Adriankonseri takip edilebilir. (0212 249 07 49)

■ Babylon’da perşembe günü saat 20.30’da Replikas konserigerçekleşecek. (0212 292 73 68)

■ IQ Club-Taksim’de cuma günü saat 22.00’den itibaren Inna konseriizlenebilir. (0212 249 52 81)

■ Haliç Kongre Merkezi’nde cumartesi günü saat 20.00’de Concertgebouw Orkestrası konseri izlenebilir. (0212 311 11 99)

■ İceBarIst Club Lounge’da cumartesi günü saat 22.30’da Rainer Trueby konseri gerçekleşecek. (0212 214 74 44)

■ Fulya Sanat’ta cumartesi günü saat 16.00’da Atatürk’ü anma konserigerçekleşecek. (0212 215 60 29-36)

ANKARA

■ Jolly Joker Ankara’da, Jay Jay Johanson konseri 9 Kasım’da saat 22.00’de, Pilli Bebek konseri 10 Kasım’da saat 22.00’de, Funda Ararkonseri 16 Kasım’da saat 22.00’de, Duman konseri 17 Kasım’da saat 22.00’de, Gripin konseri 23 Kasım’da saat 22.00’de, Cem Adriankonseri 24 Kasım’da saat 22.00’de, Haggard konseri 25 Kasım’da saat 21.00’de, Mehmet Erdem konseri 29 Kasım’da saat 21.00’de, Uriah Heep konseri 30 Kasım’da saat 22.00’de. (0312 424 11 11)

■ MEB Şûra Salonu’nda, Zuhal Olcay’ın vereceği konser 17 Kasım’da saat 20.30’da, Kardeş Türküler’in vereceği konser 15 Aralık’ta saat 20.00’de. (0312 212 98 86)

■ Hayal Kahvesi’nde, Seksendört konseri 9 Kasım’da saat 23.00’te. (0312 284 29 25)

■ ODTÜ Kültür Kongre Merkezi’nde, Yıldız İbrahimova konseri 8 Kasım’da saat 20.00’de. (0312 210 41 51)

■ CSO Konser Salonu’nda, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın (CSO) şef Rengim Gökmen yönetiminde vereceği, Hasan Gökçe Yorgun’un (keman), Tünde Szaboki’nin (mezzo soprano) solist olarak katılacağı “Atatürk’ü Anma Konseri” 8 ve 9 Kasım’da saat 20.00’de. (0312 309 13 43)

■ BSO Konser Salonu’nda, Bilkent Senfoni Orkestrası’nın (BSO) şef Gürer Aykal yönetiminde vereceği, Selçuk Akyol’un (obua) solist olarak yer alacağı konser 10 Kasım’da saat 20.00’de. (0312 290 17 75)

■ Ankara Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde, Jam Session’un vereceği caz konseri 7, 14, 21 ve 28 Kasım’da saat 20.00’de, Neşet Ertaş’ı anma konseri 30 Kasım’da saat 20.00’de, Erdal Erzincan ve Kayhan Kalhor’un Batı Sineması’nda vereceği konser 16 Kasım’da saat 20.00’de, Mehmet Evren Hacıoğlu’nun vereceği konser 23 Kasım’da saat 20.00’de. (0312 417 56 59)

■ Hacettepe Üniversitesi Kültür Merkezi M Salonu’nda, Hacettepe Senfoni Orkestrası’nın şef Burak Tüzün yönetiminde vereceği Alexander Shutsin (keman) ve Daniel Meerovitch’in solist olarak yer alacağı konser 7 Kasım’da saat 20.00’de. (0312 305 12 72)

Tiyatro

İSTANBUL

■ Devlet Tiyatroları Beykoz Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde “Düğün Şarkısı” cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Cevahir Sahneleri Salon 1’de “Yanık” çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Cevahir Sahneleri Salon 2’de “Ben Feuerbach” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Küçük Sahne’de “Herkesin Bildiği Sırlar” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00, Küçükçekmece DT Sahnesi’nde “Aşkımız Aksaray’ın En Büyük Yangını” perşembe, cuma, cumartesi 20.00, Üsküdar Stüdyo Sahne’de “Çirkin” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. (0 212 292 39 00)

■ İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları F. Reşat Nuri Sahnesi’nde “Mutfak Söyleşileri” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.30. GOP Ferih Egemen Sahnesi’nde “Cambazhane” cumartesi, pazar 12.00. Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Ateşli Sabır” çarşamba 15.30 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.30. Kâğıthane Sadabad Sahnesi’nde “Dar Ayakkabıyla Yaşamak” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.30. Kağ. Küçük Kemal Sahnesi’nde “Karagöz Tatlıcı” perşembe, cuma 14.00, Haldun Taner Sahnesi’nde “Meraklısı İçin Öyle Bir Hikâye” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.30. Ümraniye Sahnesi’nde “Şark Dişçisi” çarşamba 15.30 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.30. Üsküdar Müsahipzade Sahnesi’nde “Perşembenin Hanımları” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.30. Üsküdar K. Yılmazer Sahnesi’nde “Çığ” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.30. ( 0212 661 38 94)

■ Bakırköy Belediye Tiyatrosu Müşfik Kenter Sahnesi’nde “Külhanbeyli Müzikali” perşembe 20.30, “hangisi babası” cuma 20.30, “Benim Güzel Pabuçlarım” pazar 11.00, www.askbu-mu.com pazar 15.30. Turhan Tuzcu Sahnesi’nde “Cabbar Ana’nın Silahları” çarşamba, cuma 20.30. (0212 661 38 94)

■ Dostlar Tiyatrosu’nun “Ben Bertolt Brecht” salı 20.30 Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi, çarşamba 21.00 Profilo Büyük Salon. (0212 253 67 11)

■ Ortaoyuncular’da “İşsizler Cennete Gider” cuma 20.00, “Nasri Hoca ve Muhalif Eşeği” cumaretsi 20.00, pazar 18.00 (0212 251 18 65)

■ Tiyatro Pera’nın “Ah Smyrna’m, Güzel İzmir’im” cuma, cumartesi 20.00, pazar 18.30.

■ Oyun Atölyesi’nde “Testosteron” perşembe, cuma, cumartesi 20.30, pazar 16.00 (0216 345 39 39)

■ Kumbaracı50’de “Dertsiz Oyun” bugün 20.30, salı 20.30, “Fail-i Müşterek” çarşamba 20.30, “Gerçek Hayattan Alınmıştır” perşembe, cuma, cumartesi 20.30, “Kayıp Eşya Bürosu” pazar 13.00. (0212 243 50 51)

■ İkincikat’ta “Korku Tüneli” bugün, “Barselo” salı, çarşamba, “Disosya” perşembe, “Yalnızlar Kulübü” cuma, cumartesi 20.30. (0212 292 32 47)

ANKARA

■ Akün Sahnesi’nde, “33 Varyasyon” adlı oyun yarından itibaren 17 Kasım’a dek cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Bir Delinin Hatıra Defteri” adlı oyun 27, 28, 29 ve 30 Kasım’da saat 20.00’de. (0312 427 19 71)

■ Altındağ Tiyatrosu’nda, “Mekruh Kadınlar Mezarlığı / Erzurum DT” adlı oyun yarından itibaren 10 Kasım’a dek cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Boğaç Han/çocuk oyunu” 11, 15, 18 ve 25 Kasım’da saat 11.00’de, “Kış Gelmeden” adlı oyun 20, 21, 22 ve 23 Kasım’da saat 20.00’de, 24 Kasım’da saat 15 ve 20.00’de, “Sinek Kadar Kocam Olsun, Başımda Bulunsun” adlı oyun 13, 14, 15 ve 16 Kasım’da saat 20.00’de, 17 Kasım’da saat 15.00 ve 20.00’de, “Mirasçılar/İzmir DT” 27, 28, 29 ve 30 Kasım’da saat 20.00’de. (0312 316 59 02)

■ Büyük Tiyatro’da, “Kerbela” adlı oyun 6, 9, 27 ve 30 Kasım’da saat 20.00’de, 11 Kasım’da saat 15.00’te, “Hürrem Sultan” adlı oyun 13, 16, 20, 23 Kasım’da saat 20.00’de, 18 ve 25 Kasım’da saat 15.00’te. (0312 324 22 10)

■ Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesi’nde, “Bir Delinin Hatıra Defteri” adlı oyun 6, 7, 8, 9 Kasım’da saat 20.00’de, 10 Kasım’da saat 15.00’te, “Cyrano de Bergerac” 13-18 Kasım tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Fosforlu Cevriye” adlı müzikal oyun 27, 28, 29 ve 30 Kasım’da saat 20.00’de. (0312 240 00 91)

■ Küçük Tiyatro’da, “Yağmur Durduğunda/İstanbul DT” yarından itibaren 11 Kasım’a dek cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Keloğlan Keleşoğlan/çocuk oyunu” 7, 8, 18, 19 Kasım’da saat 11.00’de, “Soğuk Bir Berlin Gecesi” adlı oyun 13-17 Kasım tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Huzur Çıkmazı/İzmir DT” 20, 21, 22 ve 23 Kasım’da saat 20.00’de, 24 Kasım’da saat 15.00 ve 20.00’de, “Ben Ödüyorum” adlı oyun 28, 29 ve 30 Kasım’da saat 20.00’de. (0312 311 11 69)

■ Oda Tiyatrosu’nda, “Euridice’nin Elleri” yarından itibaren 10 Kasım’a dek saat 18.30’da, “Dönülmez Akşamın Ufkundayız” adlı oyun 13-17 Kasım tarihleri arasında saat 18.30’da, “Krem Karamel” adlı oyun 19-24 Kasım tarihleri arasında saat 18.30’da, “Yosunlar” adlı oyun 27-30 Kasım tarihleri arasında saat 18.30’da. (0312 311 11 69)

■ Stüdyo Sahne’de, “Bir Kahve Molası-Karıncalar” adlı oyun 6, 9, 13, 16 Kasım’da saat 20.00’de, 11, 18 Kasım’da saat 15.00’te, “Jerry ve Tom” adlı oyun 20, 23, 27, 30 Kasım’da saat 20.00’de, 25 Kasım’da saat 15.00’te. (0312 397 30 24)

■ İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi’nde, “Cesaret Ana ve Çocukları” adlı oyun 7-24 Kasım tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Yastık Adam” adlı oyun 28 ve 29 Kasım’da saat 20.00’de. (0312 397 30 24)

■ Şinasi Sahnesi’nde, “Yastık Adam” adlı oyun 7-11 Kasım tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Sırça Kümes” adlı oyun 27, 28, 29 ve 30 Kasım’da saat 20.00’de. (0312 397 30 24)

■ Ankara Meydan Sahne’de, Uğur Mumcu’nun kaleme aldığı “Sakıncasız” adlı oyun 14, 17, 18, 24 ve 28 Kasım’da saat 20.00’de. (0312 431 74 31)

■ ATO Congresium’da, Cem Yılmaz’ın tek kişilik gösterisi “CM101MMXI FUNDAMENTALS” 30 Kasım’da ve 1, 2 Aralık’ta saat 21.00’de. (0312 285 03 85)

m Mavi Sahne’de, “Gıres/müzikal” adlı oyun, 9, 10, 23 ve 24 Kasım’da saat 20.00’de, 11 ve 25 Kasım’da saat 17.00’de, “Tuluatmasyon/Her Şey Doğaçlama Komik Gösteri” adlı oyun 16 ve 17 Kasım’da saat 20.00’de. (0312 241 02 33)

■ Ankara Sanat Tiyatrosu’nda, “Selamün Kavlen Karakolu” adlı oyun 17, 23, 24 ve 30 Kasım’da saat 20.00’de, 11, 18 Kasım’da saat 15.30’da, “Zübük” adlı oyun 9, 10, 16 Kasım’da saat 20.00’de, 25 Kasım’da saat 15.30’da. (0312 417 76 76)

■ Tiyatro Pembe Kurbağa’da, “Hiçyemez Prenses” 10, 17, 24 Kasım’da saat 12.00’de, “Kırmızı Şapkalı Kurbağalar/bebek tiyatrosu” 11, 18 ve 25 Kasım’da saat 12.00’de. (0312 418 02 98)

■ Ankara Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde, Ankara Devinim Tiyatro’nun sahneleyeceği “Eşzamanlı Aşklar” adlı oyun 9 ve 11 Kasım’da saat 21.00’de. (0312 417 56 59)

ADANA

■ Adana Devlet Tiyatrosu sahnesi bu kez İzmir Devlet Tiyatrosu’nu konuk ediyor. Murathan Mungan’ın yazdığı, Tayfun Erarslan’ın yönettiği, “Bir Garip Orhan Veli” adlı oyunla tiyatroseverlerin karşısına çıkacak olan İDT sanatçıları, oyunu yarından itibaren hafta içi her gün 20.00’de, cumartesi günü ise 15.00 ve 20.00’de yineleyecek. Bu arada Adana Devlet Tiyatrosu oyuncuları, Zeynep Kaçar’ın yazdığı, Fırat Demirağ’ın yönettiği, “Dış Ses” adlı oyunu ise Fuaye Sahne’de çarşamba, perşembe ve cuma günleri 18.00’de sahneleyecek. ADT’nin çocuklar için hazırladığı, “Define Adası” adlı oyun ise perşembe günü 14.00’te sahnelenecek. (0322 352 33 55)

■ Kaktüs Sanat Merkezi, “Meyveli Palyaço”yu sahnelemeyi sürdürüyor. Hakan Hançerli’nin yönettiği, “Meyveli Palyaço” adlı müzikli güldürülü çocuk oyunu, ekim ve kasım ayları boyunca her cumartesi saat 14.00’te Kaktüs Sanat Merkezi’nde, hafta içinde ise okullar da yineleniyor.

Sergi

İSTANBUL

■ İbrahim Balaban’ın sergisi 9 Kasım – 9 Aralık tarihleri arasında Leonardo Sanat Galerisi’nde. (0212 280 83 94)

■ İşte Güneş isimli sergi 9 Kasım – 14 Temmuz tarihleri arasında Rahmi Koç Müzesi’nde. (0212 369 66 00)

■ Batu Bozoğlu’nun “Ödev: Günümü Gün Et” isimli sergisi 9 Kasım – 14 Aralık tarihleri arasında Sabancı Üniversitesi Kasa Galeri’de.

■ Ozan Oganer’in “Dilemma” isimli sergisi 9 – 27 Kasım tarihleri arasında Galeri Merkur’da. (0212 225 37 37)

■ İsmet Birsel’in “Şahane Dostlar” isimli resim sergisi 8 Kasım – 8 Aralık tarihleri arasında Hobi Sanat Galerisi’nde. (0212 225 23 37)

■ Cem Turgay’ın “Ertelenmiş Zaman” isimli sergisi 8 Kasım – 8 Aralık tarihleri arasında C.A.M Galeri’de. (0212 245 79 75)

■ Kesişim isimli sergi 8 Kasım – 8 Aralık tarihleri arasında Galeri 5’te.

■ Rasim Konyar’ın “Dokunduklarımız” isimli sergisi 8 Kasım – 1 Aralık tarihleri arasında Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde. (0212 351 00 60)

■ 1952 – 2012 Sualtına Işık Tutanlar sergisi 8 Kasım – 28 Şubat tarihleri arasında Rezan Has Müzesi’nde. (0212 533 65 32)

■ Kıyamet isimli karma sergi 8 Kasım – 2 Aralık tarihleri arasında Artgalerim’de.

■ Altan Çelem, Bedri Baykam, Doğan Paksoy, İrfan Okan, Mehmet Günyeli’nin “Tüm Diğer Durumlar” isimli sergisi 7 – 30 Kasım tarihleri arasında Teşvikiye Sanat Galerisi’nde. (0 212 241 65 35)

■ Alptekin Yüksel’in “Düşlük Vakti” isimli sergisi 6 – 24 Kasım tarihleri arasında Galeri Oda’da. (0212 259 22 08)

■ Hilmi Özbay’ın “Çizgiden Boyaya” isimli sergisi 6 – 20 Kasım tarihleri arasında Derinlikler Sanat Merkezi’nde. (0212 291 82 55)

■ Ahmet Güneştekin’in “Yüzleşme” isimli sergisi 6 Kasım – 30 Aralık tarihleri arasında Antrepo No 3’te.

■ Arzu Başaran’ın “ağ” isimli sergisi 6 Kasım – 6 Aralık tarihleri arasında 44A Sanat Galerisi’nde. (0212 233 33 80)

■ Nurdan Likos’un “Aklımdakilar” isimli sergisi 6 Kasım – 8 Aralık tarihleri arasında Galeri İlayda’da. (0212 227 92 92)

■ Halim Al Karim’in “Hidden Goddess” isimli sergisi 5 Kasıma kadar Galeri Merkur’da.

■ Nurdan İskender’in “Çizginin dışından içeri yolculuklar” isimli sergisi 5 Kasıma kadar Galeri/Miz’de. (0212 241 76 66)

■ 3 Boyutlu Buluşmalar isimli sergi 8 Kasım’a kadar Ekavart Gallery’de. (0212 252 81 31)

■ Cenk Akaltun’un sergisi 9 Kasım’a kadar Galeri Artist Çukurcuma’da.

■ Ercan Arslan’ın “Öteki” isimli sergisi 9 Kasım’a kadar Galatea Art’ta. (0212 245 80 38)

■ Yansıma Üzerine Düşünceler isimli karma sergi 10 Kasım’a kadar Galeri Mana’da.

■ Alev Gözonar’ın “Yol” isimli sergisi 10 Kasım’a kadar Mabeyn Gallery’de. (0212 261 60 60)

■ Füsun Onur’un “Tekir’e Ağıt” isimli sergisi 10 Kasım’a kadar Pilevneli Project’te.

■ Nevin Çokay’ın sergisi 10 Kasım’a kadar Kızıltoprak Sanat Galerisi’nde. (0 216 418 38 06)

■ Ann Wolff’un heykel sergisi 10 Kasım’a kadar Mim Art Sanat Galerisi’nde. (0212 291 18 48)

■ Güney Koreli sanatçı Seo Young Deok’un heykel sergisi 10 Kasım’a kadar SODA’da.

■ Merve Çanakçı’nın “o hal” isimli sergisi 10 Kasım’a kadar artSümer’de. (0 212 249 1035)

■ Seyit Mehmet Buçukoğlu’nun “anlatmak için yaşamak” isimli sergisi 10 Kasım’a kadar Artisan’da. (0212 247 90 81)

■ Cahide Erel’in “Essence” isimli sergisi 11 Kasım’a kadar Dr. Sadık Ahmed Cad. (0212 521 54 43)

■ Türk ve Dünya Dergilerinde Atatürk Sergisi 11 Kasım’a kadar Trump Towers Mall’da.

■ Üç Kuşak Çağdaş Türk Sanatıbaşlıklı sergi 11 Kasım’a kadar UPSD Sanat Galerisi’nde. (0 212 247 62 83)

■ Ercüment Tarhan’ın sergisi 11 Kasım’a kadar Harmony Sanat Galerisi’nde. (0216 553 21 67)

■ Melike Taşçıoğlu’nun “Sudan Seyyareler” isimli sergisi 11 Kasım’a kadar Galeri İlayda’da. (0212 243 31 00)

■ Birim Aksüfyek’in sergisi 14 Kasım’a kadar Marjinart Gallery’de. (0 212 251 16 22)

■ Geçmişten Günümüze Yansımalar isimli sergi 15 Kasım’a kadar Güler Sanat’ta.

■ Caner Karakaş’ın heykel sergisi 15 Kasım’a kadar Karşı Sanat’ta. (0212 245 71 53)

■ Azime Sarıtoprak’ın “Miyazaki Buradaydı” isimli sergisi 15 Kasım’a kadar Mine Sanat Galerisi Caddebostan’da. (0216 385 12 03)

■ Müşfika Sezen Kocabay’ın “Daima-II” isimli minyatür sergisi 15 Kasım’a kadar Çemberlitaş Basın Müzesi’nde. (0212 513 84 58)

■ Ten ve Tin sergisi 16 Kasım’a kadar Siemens Sanat’ta. (0212 334 11 04)

■ Nüzhet Kutluğ’un “Dönemlerden Kesitler” isimli sergisi 16 Kasım’a kadar Işık Üniversitesi Şile Kampusu Galeri Işık’ta. (0216 712 14 60)

■ Zekeriya Sarıbatur’un “Mutlak Sonsuzluk” isimli sergisi 17 Kasım’a kadar Kare Art Gallery’de. (0 212 240 44 48)

■ Neda İsmail Atar’ın “Endüstriyel Form” isimli sergisi 17 Kasım’a kadar Dirimart’ta. (0 212 291 34 34)

■ Ali Elmacı’nın “Ateşinle Koru Beni” isimli sergisi 17 Kasım’a kadar Galeri x – ist’te. (0212 291 77 84)

■ İlhan Koman’ın “Sonsuzluk-Eksi-Bir Serisi” sergisi 17 Kasım’a kadar Egeran Galeri’de. (0 212 251 1 251)

■ Nancy Atakan’ın “Tutunmak” sergisi 17 Kasım’a kadar Cezayir Galeri’de.

■ Gökte Tunç’un “Unknown Future /Bilinmeyen Gelecek” isimli sergisi 18 Kasım’a kadar Galeri G-art’ta. (0212 296 08 76)

■ Ayşegül İzer’in “Coğrafyadan Kaldınız” isimli sergisi 18 Kasım’a kadar Galeri Espas’ta.

■ Hamle isimli sergi 18 Kasım’a kadar ARTER’de. (0212 243 37 67)

■ Hilal Zıllıoğlu’nun “Çocuğum Ben” isimli sergisi 19 Kasım’a kadar Cihangir Sanat Galerisi’nde. (0212 244 94 99)

■ Dmitry Sokolenko’nun sergisi 20 Kasım’a kadar Get – Me – Art Galleriy’de.

■ Viron Erol Vert’in “7 Perde” isimli sergisi 21 Kasım’a kadar Galerist Hasköy’de. (0 212 252 1896)

■ İÜ İktisat Fakültesi Mezunları Cemiyeti Sergisi 23 Kasım’a kadar Tünel Sanat Galerisi’nde.

■ Mustafa Köseoğlu’nun sergisi 23 Kasım’a kadar Bakraç Sanat Galerisi’nde.

■ Arzu Aytekin, Mustafa Bulat, Erol Deneç, Sibel Kasapoğlu, Şevkat İşleğen’in karma eserlerinden oluşan sergi, 24 Kasım’a kadar Almelek Sanat Galerisi’nde. (0212 265 38 51)

■ Dönüşüm: Çağdaş Çin Sanatına Bir Bakış isimli sergi 25 Kasım’a kadar İstanbul Modern’de.

■ Nejat Satı’nın “Halet-i Ruhiye” isimli sergisi 25 Kasım’a kadar Piartworks’te. (0212 245 40 87)

■ Joan Botella Lucas’ın sergisi 25 Kasım’a kadar Piartworks’te. (0212 245 40 87)

■ Suna Tüfekçibaşı’nın “İstanbul’da Uykusuz” isimli sergisi 26 Kasım’a kadar Maçka art&design’da. (0212 343 58 46)

■ International Underground isimli karma sergi 26 Kasım’a kadar Piramid Sanat’ta. (0212 297 31 15)

■ Dilşan Balkancı’nın “Suyla Gelen” isimli sergisi 28 Kasım’a kadar Alta Sanat Galerisi’nde. (0212 282 69 65)

■ Bir Figür Ustası: Neşet Günal’dan Desenler isimli sergi 30 Kasım’a kadar Galeri Selvin’de. (0212 263 74 81)

■ Muhammet Şengöz’ün “İç – Seller” isimli sergisi 30 Kasım’a kadar Schneidertempel Sanat Merkezi’nde.

■ Sema Maşkılı’nın “Efendiler ve Köleler” isimli sergisi 30 Kasım’a kadar Beyoğlu Akademililer Sanat Merkezi’nde. (0212 245 02 29)

■ Gülyüz Atkovar’ın “EBRUMANİA” isimli sergisi 30 Kasım’a kadar Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)

■ Hattuşa’da 106 Yıl sergisi 30 Kasım’a kadar Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde.

■ Yerellikten evrenselliğe yolculuk: Neşet Günal sergisi 1 Aralık’a kadar İş Sanat Kibele Galerisi’nde.

■ Esra Şatıroğlu’nun “Bana Ait” isimli sergisi 1 Aralık’a kadar Galeri Linart’ta. (0212 247 47 29)

■ Zeynep Perinçek Signoret’in “Keşke” isimli sergisi 1 Aralık’a kadar Galeri Apel’de. (0212 292 72 36)

■ Abdurruhman Öztoprak anısına yapılan sergi 1 Aralık’a kadar Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi’nde.

■ Dilay Koçoğulları’nın “Mikro-Makro Kozmos: Algının Uyumu” isimli fotoğraf sergisi 1 Aralık’a kadar Daire Galeri’de.

■ Tan Oral’ın “Çizgilerle Geçmiş Olsun” isimli sergisi 1 Aralık’a kadar Avusturya Sen Jorj Hastanesi’nde.

■ Füsun Onur’un “Çeşitlemeler” isimli sergisi 1 Aralık’a kadar Maçka Sanat Galerisi’nde. (0212 240 80 23)

■ Cindy Jansen’in “Sevgiyle” isimli sergisi 1 Aralık’a kadar The Empire Project’te.

■ Mike Berg’in sergisi 1 Aralık’a kadar Galeri Nev’de. (0212 252 15 25)

■ Loris Savino’nun “Sınırlar Arası” isimli sergisi 1 Aralık’a kadar Poligon Galata’da.

■ Jerome Symons’un “Mutlu Günler” isimli sergisi 2 Aralık’a kadar PG art Gallery’de. (0212 252 80 00)

■ Mehmet Ali Uysal’ın sergisi 8 Aralık’a kadar Nesrin Esirtgen Collection’da. (0212 243 78 53)

■ Memduh Kuzay’ın sergisi 8 Aralık’a kadar Tolga Eti Sanatevi’nde. (0216 368 26 79)

■ Tankut Öktem’in “Sıradışı Bir Usta” isimli retrospektif sergisi 10 Aralık’a kadar Caddebostan Kültür Merkezi’nde.

■ Murathan Özbek’in “İN” isimli sergisi 2 Ocak 2013’e kadar The Hall’de. (0212 245 69 22)

■ Altın Çocuklar – 16. – 19. Yüzyıl Avrupası’ndan Portrelerisimli sergi 6 Ocak 2013’e kadar Pera Müzesi’nde.

■ Monet’nin Bahçesi isimli sergi 6 Ocak 2013’e kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde.

■ Joachim Schmeisser’in fotoğraf sergisi 19 Ocak 2013’e kadar Immagis Galeri’de.

■ Bakış – Portre Fotoğrafının Değişen Yüzü isimli sergi 20 Ocak 2013’e kadar İstanbul Modern’de.

■ Biz bu memleketi seninle sevdik Lefter sergisi 24 Haziran 2013’e kadar Adalar Müzesi’nde.

ANKARA

■ Fatih Mika – resim – 7 Kasım’a dek – Bilkent Üniversitesi Kütüphane Sanat Galerisi’nde. (0312 290 12 44)

■ Mutluluk Fabrikaları – ticari yapılar üzerine sergi – 9 Kasım’a dek – TSMD Mimarlık Merkezi’nde. (0312 428 39 55)

■ Devrim Erbil & Süleyman Saim Tekcan & Hayati Misman – baskı resim – 10 Kasım’a dek – Nurol Sanat Galerisi’nde. (0312 468 86 70)

■ Kadir Öztoprak – resim – 11 Kasım’a dek – Mustafa Ayaz Sanat Galerisi’nde. (0312 285 89 98)

■ Siret Uyanık – resim – 11 Kasım’a dek – Mustafa Ayaz Sanat Galerisi’nde. (0312 285 89 98)

■ Asya’nın İki Yasası – resim – 12 Kasım’a dek – Çankaya Belediyesi Galeri Kara’da. (0312 433 12 35)

■ Geçmişten Günümüze Yansımalar – resim – 15 Kasım’a dek – Güler Sanat’ta. (0312 236 21 22)

■ Karma Sergi – resim – 15 Kasım’a dek – Armoni Sanat Galerisi’nde. (0312 440 43 24)

■ Ayşe Arkün – resim – 15 Kasım’a dek – Zeren’le Sanat Galerisi’nde. (0312 241 26 68)

■ Sema Boyancı – resim – 15 Kasım’a dek – Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde. (0312 468 21 05)

■ Zekiye Sarıkartal – resim – 16 Kasım’a dek – Atlas Sanat Galerisi’nde. (0312 468 59 04)

■ Aziz Yavuzdoğan & Ekrem Borazan & Osman Yavuz İnal – karma resim – 16 Kasım’a dek – Ziraat Bankası Kuğulu Sanat Galerisi’nde. (0312 466 05 40)

■ Nusret Orçan & Vahid Talib – resim – 19 Kasım’a dek – Doku Sanat Galerisi’nde. (0312 439 78 80)

■ Tülin Demir – resim – 19 Kasım’a dek – Gözde Sanat Galerisi’nde. (0312 442 11 31)

■ Betül Demir Karakaya – seramik – 28 Kasım’a dek – Galeri Soyut’ta. (0312 438 86 70)

■ Buluşma II – resim – 28 Kasım’a dek – Galeri Soyut’ta. (0312 438 86 70)

■ Sema Öcal – resim – 28 Kasım’a dek – Galeri Soyut’ta. (0312 438 86 70)

■ Betül Demir Karakaya – seramik – 28 Kasım’a dek – Galeri Soyut’ta. (0312 438 86 70)

■ Karma Resim – resim – 30 Kasım’a dek – Mart Koleksiyon’da. (0312 447 42 52)

■ Mehmet Güleryüz – resim – 30 Kasım’a dek – m1886’da. (0312 286 00 74)

ADANA

■ Rekreasyon Derneği’nin, “Karma Resim Sergisi” Adana Çimento Sanayi (AÇS) Sanat Galerisi’nde sürüyor. Sergi, 14 Kasım’a dek sanatseverlerin izleyebilmesi için açık tutulacak. (0322 453 44 45)

İZMİR

■ Arkas Sanat Merkezi, Ahmet Ertuğ‘un “Sessizliğin Yankısı” adlı fotoğraf sergisini ağırlamayı sürdürüyor.

■ Konak Belediyesi İzmir Mask Müzesi’ndeki ressam Özlem Aliyazıoğlu’nun “MASKE-siz-İZ” konulu sergisi 25 Kasım’a dek izlenimde.

■ Derviş Ergün’ün “Masa” adlı heykel sergisi Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde 17 Kasım’a dek sanatseverlerle buluşacak.

■ Ebru Yücesoy Bayar’ın resim sergisi, İzmir Resim Heykel Galerisi’nde.

MERSİN

■ Emine Erdoğan ve Neşe Nilgün Kuru’nun ortak resim sergisi, İSK M. İlhan – A. Uğural Sanat Galerisi’nde sürüyor. Sergi 10 Kasım’a dek izlenime açık olacak. (0324 238 10 88)

Gösteri-Söyleşi

İSTANBUL

■ İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali yarından itibaren Şehir Hatları vapurları, Kadıköy’deki Karaköy İskelesi, Şirketi Hayriye Sanat Galerisi ve Taksim Meydanı’nda çeşitli etkinliklerle hayata geçecek. Proje, 39 ilçenin özel ve kamu okullarında öğrenim gören öğrencilerle birlikte, sokakta çalışan, suça bulaşmış, cezaevinde bulunan, cezaevinde doğmak zorunda kalan çocuklar ve özürlüler gibi dezavantajlı grupları da kapsıyor.

ANKARA

■ Atatürkçü Düşünce Derneği Ahmet Taner Kışlalı Kültür Merkezi’nde, Ankara Barosu Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’nun vereceği “Atatürk ve Hukuk Devleti” başlıklı söyleşi 10 Kasım’da saat 17.00’de. (0312 256 66 65)
Opera-Bale

İSTANBUL

■ Kadıköy Süreyya Operası’nda yarın, çarşamba ve cuma günleri saat 20.00’de, cumartesi günü saat 16.00’da “Midas’ın Kulakları” adlı opera, pazar günü saat 11.00’de “Çocuk Dünyası” adlı çocuk müzikali sahnelenecek. (0216 346 15 31)

■ Fulya Sanat’ta çarşamba günü saat 20.00’de “Seyahatname” adlı modern dans gösterisi sahnelenecek.

 ANKARA

■ Opera Sahnesi’nde, “V. Murad/bale” 29 Kasım’da saat 20.00’de, “BDT – Töre/dans tiyatrosu” 10 Kasım’da saat 20.00’de, “Don Giovanni/opera”7, 19 ve 28 Kasım’da saat 20.00’de, “Bir Yaz Gecesi Rüyası/modern dans” 8, 14 ve 26 Kasım’da saat 20.00’de, “Atatürk’ü Anma Konseri” 10 Kasım’da saat 11.00’de, “Ali Baba ve 40 Haramiler/opera” 12, 21 Kasım’da saat 20.00’de, “Amazonlar/bale” 17 ve 22 Kasım’da saat 20.00’de, “Harem/bale” 24 Kasım’da saat 20.00’de. (0312 324 68 01)

MERSİN

■ Mersin Opera ve Balesi, ünlü İtalyan opera bestecisi Gaetano Donizetti’nin eseri olan, Recep Ayyılmaz’ın yönettiği “Don Pasquale” adlı 3 perdelik operayı perşembe günü 20.00’de sahneleyecek. (0324 237 91 30)

 SAMSUN

■ Samsun Devlet Opera ve Balesi’nde “Zorba” adlı opera 5 Kasım Pazartesi günü saat 20.00’de, “Çardaş Prensesi” adlı opera 8 Kasım Perşembe günü saat 20.00’de Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Büyük Sahne’de sahnelenecek.  (0 362 431 50 00)

 

Henkel’in Orta ve Doğu Avrupa çapında düzenlediği sanat ödülü Henkel Art.Award.’u bu yıl ilk kez Estonyalı bir sanatçı kazandı.

Henkel’in Orta ve Doğu Avrupa çapında düzenlediği sanat ödülü Henkel Art.Award.’u bu yıl ilk kez Estonyalı bir sanatçı kazandı. 7 bin euro para ödülü ve iki kişisel sergi ile toplamda 35 bin euro değerinde ödül sunan Henkel Art.Award.’a Marge Monko layık görüldü. Henkel Art.Award. heyecanında bu yıl, genç sanatçıların 931 çalışması değerlendirmeye alındı. Müze uzmanları, sanatçılar ve küratörlerden oluşan uluslararası jüri, bu yılın ödülünü 1976 yılında Talin’de doğan Estonyalı sanatçı Marge Monko’ya takdim etme kararı aldı. Viyana’da bulunan museum moderner kunst – mumok’ta (Modern Sanat Müzesi) Imperial Stables’da düzenlenen ödül töreninde konuşma yapan Henkel Orta ve Doğu Avrupa (CEE) Başkanı Günter Thumser, “Henkel, bu sanat ödülü ile Doğu Avrupa bölgesinin kültürel anlayışına katkıda bulunmayı hedefliyor. Son 11 yıl içinde, bölgede yer alan 20’nin üzerindeki ülkeden sayıları gün geçtikçe artan sanatçıların 25 binin üzerinde çalışmayı bu ödül için sunmuş olmasından dolayı mutluyuz” dedi.

Yetenekli genç sanatçılara sürdürülebilir destek

Henkel Art.Award., Doğu Avrupa ülkelerinde genç ve gelecek vaat eden sanatı desteklemek üzere önemli ve sürdürülebilir bir girişim olduğunu kanıtladı. Jüri Sözcüsü ve mumok Baş Küratörü Rainer Fuchs şunları söyledi:

“Henkel’in bu konudaki tutarlı bağlılığı, Avrupa ve uluslararası sanat çevresinin genişletilmiş bir perspektife sahip olmasına katkıda bulunuyor. Başvuruların ve aday çalışmaların da gösterdiği üzere, aynı zamanda toplumsal kalkınma ve sanatsal algılama arasındaki ilişkilere de daha derinlemesine bir ışık tutuyor. KulturKontakt Austria ile işbirliği içerisinde bu ödülü mumok’ta sunmaktan ve kazanan sanatçının çalışmalarını sergilemesini sağlayarak onurlandırmaktan son derece mutluyuz.”

Orta ve Doğu Avrupa Genç Sanatçı Ödülü de takdim edildi

KulturKontakt Austria’nın Artists-in-Residence programı çerçevesinde verilen Orta ve Doğu Avrupa Genç Sanatçı ödülü de tören sırasında takdim edildi. Son 11 yıldır verilen bu ödüle, Rus sanatçı Olga Jitlina layık görüldü. Olga Jitlina, Büyük Rus şehirlerinde yaşayan ve eski Orta Asya Sovyet cumhuriyetlerinden göç eden işçilerin durumu gibi Rus toplumundaki mevcut sorunlara gönderide bulunan videoları ve interaktif enstalasyonları ile jüriyi ikna etti.

Kaynak :[-]

29. Aydın Doğan Karikatür Yarışması’na 80 ülkeden 944 sanatçının, 2 bin 945 eserinin arasından dereceye girenler ve sergilenmeye layık görülenle Caddebostan Kültür Merkezi’nde açılan sergiyle görücüye çıktı.

Caddebostan Kültür Merkezi’nde yer alan sergi gerçekleştirilen kokteyl ile sanat severlerle buluştu. Açılış törenine, Aydın Doğan Vakfı Yürütme Kurulu Başkanı Candan Fetvacı, yarışmada eserleri ilk üç dereceye girenler ile başarı ödülüne layık görülen karikatüristler ve sanat severler katıldı.

Aydın Doğan Vakfı Yürütme Kurulu Başkanı Candan Fetvacı, sergiyle ilgili yaptığı konuşmasında 29 yıldır bir yarışmayı sürdürebilmenin önemli bir kurumsallığı gösterdiğini belirterek, “Bunun arkasında ciddi bir çalışma var, disiplin var, bir vakfın gücü var. Biz bütün dünya çizerlerinin özgür ifade platformu olmaktan gurur duyuyoruz. Bizim bugüne kadar vakfımıza 70 bin tane karikatür geldi. Dünyanın dört bir yanından karikatürcülerle ilişkimiz var. Her yıl bu tekrarlanarak devam ediyor. Hepsiyle ayrı ayrı diyalog içerisindeyiz” diye konuştu.

ARŞİVİMİZDE 130’DAN FAZLA ÜLKEDEN KARİKATÜRCÜNÜN KARİKATÜRÜ VAR

Yarışmalara katılan karikatürleri web ortamına aktararak web müze kurduklarını ifade eden Fetvacı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bundan sonra yeniliklerle devam edeceğiz. Karikatürcülere daha başka olanaklar da hazırlamaya çalışıyoruz. Çalışmalarımızı bu yönde ilerletiyoruz, geliştiriyoruz. Bu sene bize 2945 karikatür geldi. Bunların elemesi çok zor oluyor. Jüri baya bir zorlanıyor. Çünkü çok kuvvetli çizgiler var. Gördüğünüz gibi 2 tane birinci çıktı. Jüride her sene dünyaca ünlü karikatüristler oluyor. Biz şöyle bir jüri kurmaya çalışıyoruz, her kıtayı temsil eden mutlaka birisi oluyor. Yani hem Asya’dan, Amerika’dan, Avrupa’dan Güney Amerika’dan Afrika’dan mutlaka birer temsilci olsun istiyoruz ve Türkiye’den birkaç temsilci oluyor. Türkiye’den bir de ön jürimiz var. Hepsi yoğun bir çalışma yapıyor. Baya bir tartışarak geliyorlar. Bu gördüğünüz karikatürlerin önünde de saatlerce konuştular düşündüler, gittiler geldiler bir daha baktılar bir daha not verdiler. Öyle çok da bir süreç olmuyor ama başka türlüsü de olamaz herhalde. Jürinin bize söylediği, gelenlerin bize söylediği bu yarışmanın dünyanın sayılı saygın yarışmalarından bir tanesi olması. Biliyorsunuz biz yarışma sırasında ülkelerin isimlerini ve imzalarını kapatıyoruz. Dolayısıyla hangi karikatürü kimin yaptığı belli değil en sonuna kadar. En sonunda kazananlar belli olunca isimleri açıyoruz, isimleri açıyoruz ondan sonra hangi ülke kazanmış hangi çizer kazanmış o zaman ortaya çıkıyor. Bu da bunun ne kadar titizlikle yaklaşıldığının bir başka göstergesi. Arşivimizde 130’dan fazla ülkeden karikatürcünün karikatürü var. Bu sene de 90’a yakın ülkeden 944 karikatürcü 2945 karikatürle katıldı. Her sene artıyor. Artması kadar bizim için kaliteli eserlerin gelmesi de önemli. Son yıllarda özellikle kalitede ciddi bir artış olduğu da bize ifade ediliyor. Biz de onun farkındayız. Bu da çok önemli tabi.”

TABİİ Kİ DÜNYA, BU SAVAŞ ORTAMINDA MİZAHLA GÜLÜMSEMEYLE DAHA GÜZEL OLACAK

Kadıköy Belediye Başkan Yardımcısı Hulusi Özocak ise Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması’na katılan eserlerin ev sahipliğini yapmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, “Çünkü 29 yıl dile kolay. Karikatür gibi bir sanata akıl sanatının güzel ürünlerini hem Türkiye’de hem dünyanın çeşitli köşelerinde sergilemek cesaret ister. Hele de günümüzde birçok ayrılıkçı ayrıştırıcı politikaların olduğu yerde bu mizah, bu estetik, bu hoşgörün ev sahipliğini yapmak bize büyük gurur veriyor. Hatta biz Kadıköy’ü tabii ki kültürle, sanatla, eğitimle sağlıkla güzelleştiriyoruz. Yaşam kalitesiyle öne çıkıyor. Gördük ki bir şeyimiz eksik. Geçtiğimiz yıl bir karikatür evi açmaya karar verdik. Hemen belediyemizin yanındaki bir tarihi köşkü yine Türkiye çapındaki, semtimizdeki karikatürcülerimiz orada atölye olarak çalışmalarını yapacaklar, sergilerini yapabilecekler, konferanslarını verebilecekler. Çok güzel bir kompleks. Yerimiz hazır ancak yer anıt eser olduğu için bazı prosedürleri de bu anıtlar kurulu kısa sürede izin verir umarım. Bu sanata özellikle burada bugün birinci olan Türk yurttaşımız Amerika’da yaşıyor ama, onun espri anlayışına onun hoşgörüsüne bir katkı sunmak bizim için bunlara ev sahipliği yapmak çok hoştu. Tabii ki dünya, bu savaş ortamında mizahla gülümsemeyle daha güzel olacak. Onun için de bir çabamız bir umudumuz var olacak. Eğitim kısmı da olacak. Karikatürle uğraşan sanatçılarımıza orayı teslim edeceğiz. Çünkü bir çok sanatsal gönüllülerimiz var, çocuk ruh sağlığı merkezlerimiz var, bunun yanında yine karikatürcülerin yöneteceği hem eğitsel boyutuyla hem atölye çalışması boyutuyla hem de eserlerini taktim edecekleri alanlarıyla güzel bir merkez olacak” diye konuştu.

BU ÖDÜLÜ KAZANMAKTAN ÖTÜRÜ ONUR DUYUYORUM

Yarışmada birincilik ödülünü paylaşan İranlı sanatçı Javad Alizadeh, yarışmanın organizatörlerine teşekkür ederek, “Bu ödül benim için çok prestijli bir ödül. Bu ödülün benim için iki anlamı var. Birinci anlamı, Aydın Doğan Uluslararası Karikatür yarışmasının dünya çapındaki en iyi yarışmalardan biri olması. İkinci nedeni ise ben İranlı bir Türk’üm. Bu ödülü kazanmaktan ötürü onur duyuyorum. Özellikle birincilik ödülü almış olmaktan mutluluk duyuyorum. Dediğim gibi bu güzel festivali organize edenlere çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.

DEMOKRASİNİN EN GÜZEL TEMEL ÖZELLİKLERİNDEN BİR DE ELEŞTİRİDİR

Yarışmada birincilik ödülünü kazanan diğer karikatür sanatçısı, Doğan Arslan ise, “Aydın Doğan karikatür yarışması benim için çok önemli. Özellikle sadece karikatürler değil genel sanatla uğraşan biri olarak. Çünkü karikatür sanatında en önemli özellik eleştiri sanatıdır. Böyle uluslararası bir yarışmada eleştiri sanatı hat safhadadır. Bu yarışmada bu en üst seviyededir. Demokrasinin en güzel temel özelliklerinden bir de eleştiridir. Demokrasinin güzelleşmesi ve serpilebilmesi için eleştirinin olması lazım. Dolayısıyla Aydın Doğan Karikatür Yarışması’nın burada demokrasiye ve eleştiriye katkı sağlıyor. Karikatür sanatı ve demokrasinin dolaylı bir ilişkisinin olduğuna inanıyorum. Bu benim için önemli. Bir sanatçı olarak dünyadaki gelişmeler hakkında fikirlerimi beyan etmek istediğimde bu tür kaliteli yarışmalara katılmak benim için zevktir. Bu yarışmadaki karikatürümde belirtmek istediğim, günümüzdeki Arap Baharı ve teknoloji. Bu iki noktanın, politika ve teknolojinin arasındaki ilişkiyi kurmaya çalıştım. Bu tür yarışmaların devam edebilmesi ve çoğalması, Türkiye’de eleştiri sanatını geliştirecek” diye konuştu.

Caddebostan Kültür Merkezi’nde bulunan sergi, 23 Ekim 2012 tarihine kadar gezilebilecek.

 

Kaynak : [-]

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından ve Türkiye’de bir ilk olan tasarım bienali, Avrupa Birliği’nden Sorumlu Bakan Egemen Bağış’ın da katılımıyla başladı.

Kentsel tasarım, mimarlık, endüstri ürünleri tasarımı, grafik ve moda tasarı gibi alanları kapsayan bienalde sergiler de yer alacak. Bakan Bağış, hükümet olarak bu tür bienallere desteği önemsediklerini belirterek, İstanbul’un doğunun en batılı, batının da en doğulu şehri olarak bu tür çalışmalarda yerinin önemli olduğunu ifade etti.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından ve Türkiye’de bir ilk olan tasarım bienali, Avrupa Birliği’nden Sorumlu Bakan Egemen Bağış’ın da katılımıyla başladı. Kentsel tasarım, mimarlık, endüstri ürünleri tasarımı, grafik ve moda tasarı gibi alanları kapsayan bienalde sergiler de yer alacak. Bakan Bağış, hükümet olarak bu tür bienallere desteği önemsediklerini belirterek, İstanbul’un doğunun en batılı, batının da en doğulu şehri olarak bu tür çalışmalarda yerinin önemli olduğunu ifade etti.

Karaköy’deki Rum İlköğretim Okulu’nda düzenlenen açılış törenine Egemen Bağış’ın yanı sıra İKSV Başkanı Bülent Eczacıbaşı ve bienale destek veren kuruluşların temsilcileri katıldı. Bakan Bağış, yaptığı açılış konuşmasında bienal ve benzeri çalışmaların hükümet tarafından önemle karşılandığını dile getirdi. Bienalin İstanbul’da açılmış olmasının da önemine işaret eden Bağış, İstanbul’un doğunun en batılı, batının ise en doğulu şehri olması ile ayrı bir yeri olduğunu ifade etti. Batıdaki Türkiye algısıyla ilgili bazı değerlendirmeler de yapılan Bakan Bağış, Türkiye’nin sanatsal olaylardan daha çok olumsuz konularla gündeme geldiğini ifade etti.
İKSV Başkanı Eczacıbaşı ise hazırlıklarını yaklaşık 2 yıldır sürdürdükleri bienalin tasarımı bir kültür unsuru olarak ele almayı farklı yönleriyle sorgulamayı ve yeniden düşünüp düşündürmeyi hedeflediğini belirtti.

Açılış töreninde Başkan Eczacıbaşı, bienale sponsor olarak destek sağlayan Türkiye’nin önde gelen bir çok firmasının yöneticilerine plaket verdi ve teşekkür etti.

BAKAN GÜNAY DA KATILDI

Sergiye sonradan katılan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, organizasyon hakkında yetkililerden bilgi aldı. Günay, sorulan sorulara, “Dünyada ne olup bittiğini, alışveriş süreçlerinin yaşandığını herkes bilmek ve buna göre davranmak zorunda. Ben, İstanbul’u yönetmek iddiasında olan herkesin tasarım bienalinden yararlanması ihtiyacı içinde olduğunu düşünüyorum.” dedi.

Törenin ardından ‘atokrasi’ isimli sergi izleyenler tarafından gezildi. Bienale 46 ülkeden 300 civarında tasarımcı ve mimar, 100’ün üzerinde projeyle katılıyor. 12 Aralık 2012 tarihine kadar şehrin farklı noktalarında sergiler, akademi programı, seminer, film kuşağı ve tasarım yürüyüşleriyle devam edecek etkinlikte, İstanbul’un tasarım kentine dönüştürülmesi amaçlanıyor.

Kaynak : [-]

Tür : Tiyatro
Etkinlik Tarihi : 13 Ekim 2012
Sanatçı : Sensation
Yer : Ataköy Atletizm Arena, İstanbul
Adres : Ataköy Atletizm Arena logo Ataköy Atletizm Arena Sinan Erdem Spor Salonu yanı ATAKÖY / İstanbul
Başlama : 21:45
Bitiş : 00:00
Detay : Dünyanın en büyük dans etkinliği nefes kesecek görsel şovuyla Türkiye’ye geliyor!

13 Ekim Cumartesi günü MC Gee’nin ev sahipliğinde house müziğin dev DJ’leri  Mr. White, Dennis Ferrer, Fedde le Grand & Deniz Koyu, Sunnery James & Ryan Marciano, Daniel Sanchez & Juan Sanchez Sensation için İstanbul’da!

House müziğin görsellik, akrobasi, sahne şovu, tiyatro ve koreografiyle buluştuğu benzersiz bir kapalı mekan dans etkinliği olan Sensation 13 Ekim 2012 Cumartesi günü Wicked Wonderland temasıyla Ataköy Atletizm Arena’da!

Eğlencenin başkenti Amsterdam’da 2000 yılından beri düzenlenen, 4 yıl üst üste ”Dünyanın En İyi Etkinliği“ ödülünü alan dünya üzerindeki tek etkinlik olan Sensation 13 Ekim Cumartesi gecesi Ataköy Atletizm Arena’yı herkesin beyaz giydiği dev bir gece kulübüne dönüştürecek!

One Colony organizasyonu, Virgin Radio ve Red Bull’un katkılarıyla Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilecek Sensation’da house müziğin önde gelen DJ’leri, 7 saat boyunca, “Alice in Wonderland”den tanıdığımız Alice’in hikayesini müzik, dans, koreografi ve görseller eşliğinde anlatacak. Sensation gecesi, bar servislerini verecek olan Türkiye’nin en iyi bar catering hizmet şirketi Alcoholoco’nun sürpriz kokteylleri ise geceye ayrı bir renk katacak!

Dünyadaki tüm Sensation’larda olduğu gibi İstanbul’da da şovun açılışını Mr. White yapacak. Daha sonra sahne alacak DJ’ler ve performans gösterdikleri bazı etkinlikler ise şu şekilde:

Dennis Ferrer: Sensation Amsterdam 2012, Sensation Belgrad 2012,  Mysteryland 2012
Deniz Koyu: Sensation Prag 2012, Sensation Bangkok 2012, Mysteryland 2012, Ultra Music Festival 2012
Fedde le Grand: Sensation Amsterdam 2011, Sensation Sao Paolo 2012, Sensation Seul 2012, Mysteryland 2012, Ultra Music Festival 2012
Sunnery James & Ryan Marciano: Sensation Amsterdam 2010, Sensation Barselona 2011, Sensation Belgrad 2012, Sensation Kaohsiung 2012, Ultra Music Festival 2012
Daniel Sanchez & Juan Sanchez: Sensation Amsterdam 2011, Sensation St. Petersburg 2012, Sensation Antwerp 2012, Mysteryland 2012

Ulaşım:

Gidiş: Katılımcıların Anadolu yakasından alana rahatça ulaşabilmeleri için, etkinlik saatine yakın Anadolu – Avrupa köprü geçiş yoğunluğu göz önünde bulundurularak, etkinlik günü Kadıköy ve Bostancı’dan hareketle varacakları Bakırköy İDO Deniz Otobüsü İskelesi’nden alana ring seferler düzenlenecektir. Avrupa yakasından ulaşım içinse Ataköy-Şirinevler tramvay ile metrobüs duraklarından yine ring seferler düzenlenecektir.

Dönüş:  Katılımcıların alandan rahatça dönebilmeleri için etkinlik alanından belirli bir saatten itibaren Kadıköy ve Mecidiyeköy’e düzenli ring seferler düzenlenecektir. Bunun yanı sıra havalimanı ve diğer çevre taksi duraklarından taksiler sürekli olarak alana yönlendirilecek, ek otobüs ve metrobüs seferleri de belediye tarafından sağlanacaktır.

– Standart Bilet: Standart kategorisi bilet sahipleri, istedikleri takdirde saha içerisinde ya da tribünlerde serbest dolaşım hakkına sahiptir. Aynı zamanda Arena dışarısında bulunan çadırlardaki aktivitelere ücretsiz erişim imkanları olacaktır.
– Deluxe Bilet: Tükendi
Deluxe kategorisi bilet sahipleri; ayrı giriş noktası, vestiyer hizmeti, geniş görüş açılı inşa edilmiş platformda şovu daha iyi izleyebilme, dışarıda bulunan özel çadır altında aktivite katılım-dinlenme, Deluxe Lounge’a geçiş imkânlarından ve ayrıcalıklı yeme-içme noktalarından faydalanabilecektir. Ayrıca, Deluxe Bilet sahipleri istedikleri takdirde saha içerisine giriş yapma hakkına da sahiptirler.

– Exclusive Masalar: Tükendi
En ayrıcalıklı hizmetin ve görüş açısının sunulacağı 6 – 8 kişilik kapasitelerde olan localar ile ilgili talepleriniz için iletişim detaylarınızı içeren bilgileri [email protected] adresine gönderiniz. Taleplerinize en kısa zamanda cevap verilecektir. Exclusive masa sahipleri aldıkları hizmetlere ek olarak Deluxe ve Standart Bilet sahibi katılımcıların sahip olduğu tüm haklara da sahiptirler.

Detay için TIKLAYINIZ.

Belgesel Sinemacılar Birliği (BSB) tarafından düzenlenen ”15. Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali”nde 16’sı yerli, 60’ı yabancı olmak üzere 76 film gösterildi.

Kültür Bakanlığı’nın katkılarıyla ve Beyoğlu Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen festival, 12 bin 500 sinemasever tarafından takip edildi. Bu yıl teması ”Sistem Hatası”olan festival kapsamında,”Avrupa’da Belgesel Pazarı” ve ”Kim Bu Belgeselciler?” başlıklı iki ayrı panel ile 15. yıl sergisi de düzenlendi.

Pitching Uzmanı Marijke Rawie, Eski Avrupa Belgeselciler Ağı Başkanı (EDN) Cay Wesnigk gibi isimlerinin yanı sıra Fransa, Almanya, Hindistan, İrlanda, Lübnan, Filistin, İspanya, Venezuela, Filistin, Yunanistan, Belçika, Arjantin, Danimarka, Hollanda’dan belgesel sinemasından 25 yönetmen, festival için Türkiye’ye geldi.

Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi, Beyoğlu Belediyesi Gençlik Merkezi, Fransız Kültür Merkezi, Nazım Hikmet Kültür Merkezi ve Beşiktaş Belediyesi Ortaköy Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen bütün gösterimler ücretsiz izlendi.

Mısır’ın başkenti Kahire, ” Kahire Avrupa Film Panoraması ” festivaline ev sahipliği yapıyor

Mısır’ın başkenti Kahire, bu yıl beşincisi düzenlenen, 22 Avrupa ülkesinden 26 film ve 30 animasyon filmi gösteriminin yapılacağı ”Kahire Avrupa Film Panoraması” festivaline ev sahipliği yapıyor. Türkiye’nin de Boşnak yönetmen Aida Begic’in “Çocuklar” (Djeca) adlı filmiyle katılacağı festival 3-9 Ekim tarihlerinde düzenlenecek.

Yapımcı ve aynı zamanda festivalin organizatörü Marianne Khoury ”Çocuklar” filminin Türkiye, Bosna, Almanya ve Fransa ortak yapımı, uzun metrajlı bir film olduğunu söyledi.

Cannes Film Festivali jüri özel ödülü ve Saraybosna Film Festivali’nde en iyi kadın oyuncu ödüllerini kazanan film, Bosnalı iki yetim çocuğun ahlaki değerlerini yitirmiş bir toplum içerisindeki hayat hikayelerini anlatıyor.

Khoury filmle ilgili yaptığı değerlendirmede “Film Bosnalı Müslümanların savaş sırasında yaşadıklarını gözler önüne seriyor. Yönetmenin kullandığı gelişmiş ses teknolojileriyle silah ve patlama sesleri en güzel şekilde veriliyor. Bu seslerin çocukların psikolojisine yaptığı etkiler gözler önüne seriliyor” ifadelerine yer verdi.

Türk sinemasının uluslararası bir kaliteye ulaştığını ifade eden Khoury, Türk sinemacılarla birlikte çalışmak ve bu kaliteli filmleri Mısırlı sinemaseverlerle buluşturmak istediklerini söyledi.

İlk olarak 2004 yılında düzenlenen festivalle ulaşılmak istenen hedef konusunda “Mısır izleyicisini Amerikan filmleri dışında farklı kaliteli filmlerle buluşturmayı amaçlıyoruz. Cannes, Berlin ve Toronto gibi uluslararası film festivallerinde ödül kazanmış filmlerle sanatsal zevk düzeyini yükseltmeye çalışıyoruz” dedi.

Festivali düzenleyenlerin, kültürün, toplumun gelişmesi ve yaratıcı fikirlerin ortaya atılmasında çok önemli bir rol oynadığına inandıklarını söyleyen Khoury, “Uluslararası Mısır Filmleri” şirketinin 2004 yılında bu inançla yola çıktığını ifade etti.

Khoury, “Festivalle birlikte Mısır halkı dünya çapında düzenlenen festivallerde ödül almış en yenifilmleri ve belgeselleri izleme olanağı buluyor” dedi.

“Kahire Avrupa Film Panoraması” Ken Loach’ın yönetmenliğini yaptığı ve 2012  Cannes Film Festivali jüri ödülünü kazanan İngiliz yapımı “Meleklerin Payı” (The Angel’s Share) filmi ile açılacak.

Festival süresince gösterilecek filmler arasında Paulo Taviana ve Vittorio Taviana;nın yönettiği “Sezar Ölmeli” (Cesare deve morire) adlı hapishane ve mahkumları anlatan İtalyan filmi de yer alıyor.

Toplam 56 filmin gösteriminin yapılacağı festivale katılacak ülkeler arasında Türkiye, Fransa, Almanya, Hollanda, Bosna, Rusya, Belçika, İsviçre, İspanya, Norveç, İsveç, Romanya ve Polonya yer alıyor.

Bugün “Fotoğraf Eğitmenimiz”  “ Damla YEDİSAN ” ile fotoğraf ve Fotoğrafçılık Kurslarımıza ait özel bir site ( http://www.fotografcilikkurslarim.com )yapımı ve şekli hakkında telefon görüşmesi yaptık ve ardından siteyi biraz inceledim sonra diğer sanat sitelerine göz atmaya başladım ki fotoğraf sergisi olarak aşağıdaki haberi gördüm… Haberi okuduktan sonra google’da biraz araştırma yapınca sizlerle de paylaşmak istedim.  “Bilgi paylaştıkça büyür.” değil mi?

 

Tina Modotti

İtalya’daki yoksulluktan Hollywood’da başrole… Entelektüellerin gözdesi ‘çılgın’ partilerden Komünist Parti üyeliğine… Vatansızlıktan savaş meydanlarına… Herkesi etkileyen güzellikten ‘hafifmeşreplikle’ damgalanmaya… Tarihin önemli fotoğrafçılarından Tina Modotti’nin fotoğrafları, efsanesine yakıştıramadığımız bir sessizlikle Cihangir Sanat Galerisi’nde bekliyor.

İtalya’da yoksul bir ailede başlayan yaşamı, dünyanın dört bir yanında fena halde fırtınalı biçimde seyrederken, yolu Hollywood’da başrollere de düşmüş Avrupa’da ajanlığa da… Etkisinden kolay kaçınılmayan bir güzelliğe sahipmiş. Yaşamının bir kısmında entelektüel camianın katılmak için can attığı çılgın partilere ev sahipliği yaparken, bir kısmını militan bir komünist olarak geçirmiş, bir kısmında ‘hafifmeşrep’ ve ‘tehlikeli’ bir kadın sıfatıyla damgalanmış…

Dünyanın farklı yerlerinde bulunmasına, vatansız yaşamasına karşın en yaygın iki sıfatıyla belirtirsek; ‘Meksikalı’, ‘devrimci fotoğrafçı’ Tina Modotti’den (1896-1942) söz ediyoruz. Fotoğraf sanatında kalıcı bir iz bırakmış; eserleri önemli müzelerin koleksiyonuna girmiş Modotti’den…

Ölümünden uzunca süre sonra dünyada tekrar hatırlanması 1991’e denk geliyor. O yıl, Modotti’nin 1925’te çektiği ‘Güller’ adlı fotoğrafı açık artırmaya çıktığında, o zamana kadar bir fotoğraf için ödenen rekor fiyata; 165 bin dolara satılmıştı.

SESSİZ SEDASIZ BİR SERGİ  
Modotti’yi bugün hatırlamamızın vesilesiyse İstanbul’da açılan ‘Yeni Bir Bakış’ adlı sergi. ‘Renkli’ hayat hikâyesine sahip önemli bir sanatçının yolu Türkiye’ye düştüğünde çektiği büyük ilgiye; sanatseverliğimizin göstergesi olarak, mesela hikâyesinin sosyal medyada dilden dile dolaşmasına artık alışkınız. Konumuz bu durumu tartışmak değil ama ‘sanatseverlik’ ilgisini fazlasıyla hak eden Modotti’yi İstanbul’a getiren serginin, 19 Temmuz’da Cihangir Sanat Galerisi’nde sessiz sedasız açılması dikkat çekici…

Bu notun ardından iki öneri; sergiye giderken konuya az da olsa çalışmış olmak önemli. Yoksa bir zamanların Meksikasının yoksul yaşamından görüntüler aktaran, küçük siyah beyaz kareler size pek fazla şey ifade etmeyebilir.

Dilerseniz, ‘konuya çalışma’ meselesiyle bağını kurabileceğiniz ikinci önerimizse bir kitap. Margaret Hooks’un Agora Kitaplığı’ndan çıkan, ‘Devrimci Fotoğrafçı Modotti’ adlı kitabı, akıcı bir dille yazılmış, ‘renkli’ bir portreyi aktarıyor. Biz de bu yaşam öyküsünde hızlı bir tur atalım.

İtalya’da altı çocuklu yoksul bir ailenin, küçük yaşta okulu bırakıp fabrikada çalışmak zorunda kalacak ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi Modotti. Babası iş için ABD’ye gittiğinde, 12 yaşındayken bir ipek fabrikasında çalışmaya başlamıştı. 1913’te New York’taki babasının yanına gitmesiyle yeni bir dünya tanıdı; kaldığı ‘Küçük İtalya’ bölgesi aynı zamanda sanatçıların merkeziydi. Modotti böyle bir ortamda vaktinin önemli kısmını tiyatro ve opera izlemeye ayırıyordu. Tanıştığı ABD’li ressam Roubaix de I’Abrie Richey (Robo) sayesinde bir adım daha atıp ‘camiaya’ karışacaktı. 18 yaşına bastığında bazı yerel tiyatrolarda rol alarak yeteneğini gösterme fırsatı bulmuş, küçük çaplı bir üne kavuşmuştu bile.

HOLLYWOOD VE MEKSİKA
Hedefi Robo’yla birlikte Hollywood’a gitmekti. 22 yaşındayken bu hayalini gerçekleştirdi ve bir yıl sonra ‘Kaplanın Postu’ adlı filmde başrolü kaptı. Robo’yla Los Angeles’a gittiğinde evlenmişti. Modotti’nin, entelektüel çevredeki ününün yaygınlaşmasında oyunculuğunun yanı sıra önemli bir neden daha vardı; herkesin hemfikir olduğu güzelliği. Eşiyle birlikte düzenlediği entelektüel tartışma toplantılarında da, eğlenceli partilerde de herkesin odağındaki kişi aynıydı; Modotti.

Âşıklarının sayısı hiç de az değildi. O sıralarda Los Angeles’ın yolunu tutan diğer bir kişi, adı fotoğrafın efsaneleri arasında anılacak Edward Weston’dı.

Modotti, Robo’yla ilişkisindeki duygusal bağ gevşediği sırada Weston’la yakınlaştı. Robo Meksika’ya gitmişti. Modotti de peşinden gitmeyi aklından geçirmeye başlarken, 1922’de onun bir hastalık sonucu hayatını kaybettiğini öğrendi. Ertesi yıl, Hollywood’un kendisine göre olmadığını düşünen Modotti’yle Meksika’ya gitmek Weston’a nasip oldu.

O yıllarda Meksika entelektüeller için cazip bir yerdi. Siyasi devrim yaşanmıştı ve canlanan kültürel ortam dünyanın pek çok yerindeki sanatçıları çekiyordu. Modotti ve Weston, bir tür Rönesans’ın yaşandığı Juarez bölgesine taşındılar. Modotti, Weston’ın önerisiyle fotoğraf çekmeye başlamıştı. Bu alanda da yetenekliydi ve iyi bir fotoğrafçı olarak kabul görmesi için bir yıl yetecekti. Evdeki ‘çılgın partiler’ dönemi tekrar başlamıştı.

Daha çok ‘Frida’ filmiyle birlikte tanıdığımız, büyük ressam Diego Rivera da partilerin konukları arasındaydı. Rivera’yı, büyük aşk yaşadığı diğer ressam Frida Kahlo’yla partilerin ev sahibi Modotti tanıştıracaktı. Filmi izleyenler, bir sahnede Frida’yla etkileyici biçimde tango yapan kadını hatırlayacaktır; işte o ‘bizim’ Modotti’ydi.

Modotti’ye aşina olduğumuz başka bir şeyden söz etmek de mümkün; bizzat Weston’ın çektiği, epey yaygınlaşmış nü fotoğrafları… Öyle ki, “O nü fotoğrafları olmasaydı bugün Modotti’yle ilgilenir miydik?” sorusunu soran sanat tarihçileri vardır. Yanıtı, önceki satırlarda kitabından bahsettiğimiz Hooks veriyor; “Kesinlikle evet. Yoksa 1991’de Sotheby’s’deki açık artırmada, ‘Güller’ fotoğrafı 165 bin dolara satılabilir miydi?”

Tekrar Modotti’nin partilerine ve Weston’a dönelim. Daha doğrusu Modotti’nin bu ikisiyle arasındaki bağın kopmasına, yaşamının bir kez daha radikal biçimde değişmesine… Modotti’nin, evinde partiler düzenlemeyi bırakması, Weston’la arasındaki bağın kopması, politikaya gittikçe daha fazla ilgi duymasıyla aynı günlere denk geliyor. Ve fotoğraf makinesini yoksul Meksikalılara çevirmesiyle…

AJANLIĞA GİDEN YOL
Modotti 1927’de, 31 yaşındayken katıldığı Meksika Komünist Parti’sinde, partinin gazetesi için foto muhabirliği yapmak gibi aktif görevler üstlenmişti. Fakat kötü günler yaklaşıyordu. 1929’da, birlikte yaşadığı sevgilisi, parti üyesi Antonio Mella’nın öldürülmesinden sorumlu tutulduğunda yalnızca tutuklanmadı; komünistleri aşağılayan bir kampanyanın hedefine yerleştirildi ve ‘hafifmeşrep’, ‘tehlikeli’ bir kadın olarak damgalandı. 1930’da, bu kez Meksika başkanına yönelik bir suikasttan sorumlu tutulduğunda ülkeden sürüldü.

Berlin’e gitti. Canlı bir sanat ortamı ve fazlasıyla fotoğrafçı vardı. Avangart sanat ortamında kendisini geliştirecek maddi imkânlara sahip değildi. Bunalıma girdi, fotoğraf çekmeyi bıraktı, komünistler arasında nam sahibi bir arkadaşıyla Moskova’ya geçti. Komünist Parti içinde aktif roller üstlendi ve Sovyetler Birliği’nin, Avrupa’da çalışan gizli görevlileri arasında yer aldı.

Katıldığı İspanya İç Savaşı’nda komünistler yenildiğinde New York’a gitmek istiyordu ama ABD bu isteği kabul etmedi. Kendisini, kimliksiz geldiği, takma isimle yaşayacağı Meksika’da buldu. Sovyetler Birliği ile Nazi Almanyası saldırmazlık anlaşması imzalamıştı ve Modotti, Komünist Parti’ye olan güvenini kaybetmişti. Depresyon dönemi tekrar başlamıştı. 5 Ocak 1942’de, arkadaşlarıyla gittiği akşam yemeğinden dönerken kalp krizi geçirdi. Hemen her efsane kişilik gibi Modotti’nin ardından, ölümünün nedenleri hakkında söylentiler üretildi. Pablo Neruda da şiir yazdı.

SERGİ CİHANGİR OTOPARKINA GİZLENMİŞ GİBİ
Meksika Başkonsolosluğu’nun desteğiyle, Modotti’nin 26 fotoğrafının sergilendiği yer, Beyoğlu Belediyesi’ne ait Cihangir Sanat Galerisi. 15 Ağustos’a kadar ziyaret edebilirsiniz. Galeri, üstü çocuk parkı olarak düzenlenmiş, bir kısmı yeraltında kalan Cihangir’deki katlı otoparkın içindeki salonlardan birinde kurulmuş. Fakat eğer daha önce galeriye gitmediyseniz bulmanız kolay olmayabilir. Zira Modotti sergisiyle ilgili afişler, işaretler bir yana; galeriyi gösteren herhangi bir işaret de yok. Otoparkın giriş kapısından içeri girip galeriye ulaşmaya çalışırsanız işiniz zor; epey bir dolanıp bulamama ihtimaliniz var. Kısa yol, otoparkın üstündeki, ilk bakışta fark edilmeyen merdivenden aşağı inip galeriye girmek.

 Aşağıda galeride sanatçıya ait fotoğraflardan seçme fotoğrafları bulabilirsiniz.

Kaynak : [-]  Eyüp Tatlıpınar


Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca hazırlanan ‘Telif Hakkı’ kanun taslağı tamamlandı. İncelenmek üzere Avrupa Birliği’ne gönderilen yasa taslağı, internetten indirilecek müzik, film ve dosya için para cezası öngörüyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca hazırlanan ‘Telif Hakkı’ kanun taslağı tamamlandı. İncelenmek üzere Avrupa Birliği’ne gönderilen yasa taslağı, internetten indirilecek müzik, film ve dosya için para cezası öngörüyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca tarafından hazırlanan 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun taslağı tamamlandı.

Telif yasası olarak adlandırılan yasanın 51 maddesi değişiyor.

Bugün gazetesinde yer alan habere göre, Avrupa Birliği telif hukukuna uyumluluğunun incelenmesi için Avrupa’ya gönderilen tasarı yeni yasama yılında Meclis’e sunulacak.

Fransa’da tartışma konusu olan HADOPI yasasını örnek olarak hazırlanan yasa taslağı cezalardan yeni haklara kadar çok önemli değişiklikler içeriyor.

Özellikle internetteki telif hakları için önemli değişiklikler getiren yasa, hak sahipleri meslek birlikleri üzerinden ihlal yapan bireyle dolaylı yollarla muhatap olabilecek.

Yasa taslağındaki 73/B maddesi bireysel kullanıcıları kapsıyor. Burada ilgili eserin nereden indirildiği değil hangi İP tarafından indirildiği dikkate alınıyor.

Buna göre önce hak sahibinden izin almaksızın bir eseri indiren bireysel kullanıcıların İP adresleri telif birliklerince Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) tarafından akredite edilmiş bir yazılım tarafından tespit edilecek.

TİB tarafından tespit edilen kimlik bilgileri ve iletişim bilgileri de ihtarda bulunmak üzere Bakanlığa bildirilecek.

Bakanlık ihtarın gönderilmesinden itibaren 6 ay içerisinden ihlal yapan kişilere e-posta yoluyla, sonra da iadeli taahhütle mektupla ikinci bir ihtar gönderilecek.

İkinci ihtardan sonra geçecek 6 ay içerisinde ihlal yapan bireysel kullanıcılar hakkında Cumhuriyet Savcısı tarafından idari para cezası uygulanacak.

Söz konusu para cezasının ne kadar olacağı kısmı ise taslakta boş bırakıldı. Miktarı Bakanlar Kurulu belirleyecek.

MEVCUT YASA SUÇ SAYMIYOR
Mevcut yasaya göre Türkiye’De internetten herhangi bir veri indirmek suç değil. Yeni yasada tüm bunların bir sisteme oturtulması amaçlanıyor.

Kaynak : [-] 

Şunun için etiket arşivi: Avrupa

Sonuç Bulunamadı

Üzgünüz, hiç bir gönderi kriterinizle eşleşmedi