Şunun için etiket arşivi: At

sihirli-mikrofonZorlu Center PSM’de düzenlenen ve 2 milyon 300 bin kişinin oylamasıyla finale kalan yılın en iyi radyo, radyocu ve radyo programlarının ödüllendirildiği geceye, ulusal ve yerel platformda yayın yapan 101 radyo, 59 radyocu ve 7 radyo portalı katıldı. Etkinlikte 17 farklı kategori ile “özel” ve “vefa” ödülleriyle başarılı radyocular ödüllendirildi.

Gecede TRT Genel Müdür Şenol Göka Türkiye’deki radyo yayıncılığının yıldönümü olan 6 Mayıs’ta yurtdışından da radyocuların katılacağı uluslararası radyo ödüllerinin verileceği bir gece düzenleyeceklerini söyledi.

Ceyhun Yılmaz’ın sunumuyla gerçekleşen etkinlikte, Mustafa Ceceli’nin orkestrasıyla sahne alan Bengü, Gökhan Türkmen, Funda Arar ve Emre Aydın birer şarkı söyledi.

MÜZEYYEN SENAR’A VEFA

Gecenin sonunda Mustafa Ceceli ve orkestrasıyla Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, geceye katılan sanatçılar ve radyocular, birlikte sahneye çıkarak “Dalgalandım da Duruldum” şarkısı eşliğinde toprağa verilen Türk sanat müziğinin unutulmaz seslerinden Müzeyyen Senar’ı sahnede andı. Gecede izleyicilere İstanbul’u anlatan bir sinevizyon gösterisi de sunuldu.

Ödül törenine, Işın Karaca, Burcu Güneş, Can Bonomo, Gökhan Tepe, Gripin grubu, Betül Demir, Mustafa Topaloğlu, Ahmet Selçuk İlkan, Sibel Tüzün, Ayşe Tolga, Ahmet Çakar, Ertem Şener, Ersin Düzen gibi sanat, medya ve spor dünyasından davetliler de katıldı.

Gecede ödül kazanan radyo, radyocu ve radyo programları şöyle:

Yılın En İyi Pop Radyosu: Power Türk

Yılın En İyi Talk (Konuşan) Radyosu: Kral FM

Yılın En İyi Yabancı Müzik Radyosu: Power FM

Yılın En İyi Slow Müzik Radyosu: Slow Türk

Yılın En İyi Haber Radyosu: NTV Radyo

Yılın En İyi Spor Radyosu: Radyo Spor

Yılın En İyi Tematik Radyosu: Radyo Trafik

Yılın En İyi Halk Müziği Radyosu: Medya FM

Yılın En İyi Arabesk Radyosu: Star Artı

Yılın En İyi Yerel Radyosu: Baba Radyo

Yılın En İyi Üniversite Radyosu: Radyo Dumlupınar (Kütahya Dumlupınar Üniversitesi)

Yılın En İyi Radyo Konuk Programı: Duygu Özkan

Yılın En İyi Şiir Edebiyat Programı: Bora Öge – Radyo 7

Yılın En İyi Radyo Show Programcısı: Cem Arslan – Best FM

Yılın En İyi Radyo Programcısı: Duygu Özkan

Yılın En İyi Yerel Radyo Programcısı: Tuğba Saraçlar – Radyo Alaturka

Yılın En iyi Radyo Portalı: karnaval.com

ONUR ÖDÜLLERİ

Gezegen Mehmet (Mehmet Akbay), Hopdedik Ayhan (Ayhan Güngör), Cem Ceminay (Remzi Cem Gökmen), İtalyan radyocu Bay J (Jerfi Benveniste), Kadir Çöpdemir

VEFA ÖDÜLLERİ: Orhan Ayhan, Sezen Cumhur Önal, İzzet Öz

Eurovision-sarki-yarismasiTürkiye yeniden Eurovision Şarkı Yarışması’na katılma kararı aldı. Türkiye 2016’de yeniden Eurovision’da.

2013’te oylama ve kura sistemini eleştiren TRT, Eurovision şarkı yarışmasına bir daha katılmama kararı almıştı. Ancak Avrupa Yayın Birliği’nin (EBU) özrü ve TRT’nin taleplerinin büyük oranda kabul edilmesinin ardından kurum, yarışmaya katılmaya yeniden sıcak baktı. TRT Genel Müdürü Şenol Göka, “Sadece oylama sistemi değil, ahlaki sisteme ilişkin de bazı sorunlar vardı. Bunlara ilişkin eleştirilerimiz vardı. Bunlar konusunda yol alındı” dedi.

Eurovision Şarkı Yarışması’nın önemli bir kaynak gerektirdiğini ve bu kaynakların doğru kullanılmasının şart olduğunu belirten Göka, “EBU’nun yönetiminden memnun değildik. Kaynaklar doğru kullanılmalı. İtalya gibi Romanya gibi ülkelerin de benzer eleştirileri var. Bulgaristan da çekilmeyi tartıştı. Talepler yerine getirilecek ve katılacağız” diye konuştu.

Kaynak: Medya

istanbul-un-100-masaliİstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ, ‘Osmanlı İstanbulu’nda anlatılan 100 masalı ‘İstanbul’un 100 Masalı’ adlı kitapta bir araya getirdi.

Kültür AŞ’den yapılan açıklamaya göre kitap, Ferhat Aslan tarafından, şehrin folklorik zenginliğinin gün yüzüne çıkarılabilmesi ve masalların unutulup yok olmaması amacıyla “İstanbul’un Yüzleri” projesi kapsamında hazırlandı.

Kitabın ilk bölümünde masalların genel olarak tanımı, özellikleri ve sınıflandırılması üzerinde durulurken, masalların sadece çocuklar için üretilen ve aktarılan bir tür olmadığı, sözlü anlatımın kültür tarihi açısından önemli bir yere sahip olduğu belirtiliyor. İkinci bölümde de farklı kaynaklar derlenerek yeniden yorumlanan masallar sıralanıyor.

İstanbul’un 100 Masalı’nda aralarında “Keloğlan ve Padişah”, “Kız Kulesi’nin Sultanı”, “Heyyamola”, “Kırk Şehzade ile Yedi Başlı Ejderha” ve “Yeşil İnci” gibi masallar yer alıyor. Kitapta yer alan bilgilere göre İstanbul’da masallar, daha çok kadınlar tarafından kış gecelerinde evlerde veya köşk ve konaklardaki tandır başlarında, helva sohbetlerinde çocuk ve kadınlardan oluşan topluluk karşısında anlatılıyordu.

Kaynak: Onedio

türk-kahvesiTürk kültürünün vazgeçilmez içeceği olan Türk kahvesinin doğru tanıtımı için müze kuruluyor.

UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü) İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne alınarak dünya halklarının ortak mirası haline gelen Türk kahvesi müzelik oluyor.

Türk kahve kültürünün üretiminden içimine kadar her aşamasının önemli bir zenginliğe sahip olduğunu ve doğru bilinmesini istediklerini anlatan Arı, bu amaçla yurt içinde ve yurt dışında iki müze açmayı planladıklarını ifade etti.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Araştırma ve Eğitim Genel Müdürü Ahmet Arı, Türk kahvesinin pişirilme tekniği ve sunumuyla geleneksel kültürün en kıymetli değerlerinden olduğunu söyledi.

Arı, açılacak müzelerde hem kahve kültürüyle ilgili eğitim verileceğini hem de turistik bir değer yaratılmaya çalışılacağını kaydetti.

Yurt içinde faaliyet gösterecek müzenin yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği İstanbul’da açılabileceğini dile getiren Arı, müzede kahve kültürüne ait her obje ve ögenin de görücüye çıkacağını sözlerine ekledi.

Araştırmacılara göre kahve 14. yüzyılın başlarında Habeşistan’dan tüm dünyaya yayılmıştır. Kahve adını çıkış yeri olan Güney Habeşistan’daki Kaffa yöresinden almıştır.

Önceleri Arap Yarımadası’nda kahve meyvesinin kaynatılması ile elde edilen içecek, Türk kahvesi olarak yepyeni hazırlama ve pişirme yöntemiyle özgün tadına kavuşmuştur. Kahve ile Türkler sayesinde tanışan Avrupa, uzun yıllar kahveyi bu yöntemle hazırlayıp tüketmiştir.

Brezilya ve Orta Amerika kaynaklı, arabica türü, yüksek kaliteli kahve çekirdeklerinden harmanlanan ve tercihen kömür ateşinde ağır ağır, titizlikle kavrulan Türk Kahvesi, değirmende çok ince öğütülür. Bir cezve yardımıyla su ve isteğe göre şeker ilave edilerek pişirilir, bir fincan kahveye iki çay kaşığı kahve atılır. Küçük fincanlarla servis yapılır. İçilmeden önce telvesinin dibe çökmesi için kısa bir süre beklenir. Su, sanıldığı gibi kahvenin sonunda değil; kahveyi içmeden önce içilmektedir.

Kahvenin Türk kültüründeki yeri

1517 yılında lezzetine hayran kalan Yemen Valisi Özdemir Paşa tarafından İstanbul’a getirilen kahve, Türkler tarafından bulunan yepyeni hazırlama metodu sayesinde güğüm ve cezvelerde pişirilerek Türk kahvesi adını aldı. İlk olarak Tahtakale’de açılan ve tüm şehre hızla yayılan kahvehaneler sayesinde halk kahveyle tanıştı. Günün her saati kitap ve güzel yazıların okunduğu, satranç ve tavlanın oynandığı, şiir ve edebiyat sohbetlerinin yapıldığı kahvehaneler ve kahve kültürü dönemin sosyal hayatına damgasını vurdu.

Saray mutfağında ve evlerde yerini alan kahve, çok miktarda tüketilmeye başlandı. Çiğ kahve çekirdekleri tavalarda kavrulduktan sonra dibeklerde dövülerek cezvelerde pişirilmek suretiyle içiliyor ve en itibarlı dostlara büyük bir özenle ikram ediliyordu. Kısa sürede, gerek İstanbul’a yolu düşen tüccarlar ve seyyahlar gerekse Osmanlı elçileri sayesinde Türk kahvesinin lezzeti ve ünü önce Avrupa’yı oradan da tüm dünyayı sardı.

Türk kültüründe kahvenin yeri o kadar önemli ki; Anadolu topraklarında farklı materyallerden üretilen fincanlar, cezveler ve değirmenler var!.. ‘Kırk yıl hatırı var’ sözü de bunu destekliyor!..

Kaynak: Medya

en-kotu-film-adaylari-belli-olduYılın en kötü filmlerinin belirlendiği The Razzies (Golden Raspberry Awards) yani Altın Ahududu adayları belli oldu. Bu yıl 35.si dağıtılacak ödüllerde 2014’ün en kötüleri seçilecek. Listede: Kirk Cameron imzalı Saving Christmas yanı sıra, ülkemizde ilgi gören Transformers: Kayıp Çağ dikkat çeken yapımlar oldu. Ayrıca Blended ve Cehennem Melekleri 3 göze çarpan diğer yapımlar oldu.

35. Altın Ahududu Adayları:
En Kötü Film

Kirk Cameron’s Saving Christmas
Left Behind
The Legend of Hercules
Teenage Mutant Ninja Turtles
Transformers 4: Age of Extinction

En Kötü Yönetmen
Michael Bay – Transformers 4: Age of Extinction
Darren Doane – Kirk Cameron’s Saving Christmas
Renny Harlin – The Legend of Hercules
Jonathan Liebesman – Teen-Age Mutant Ninja Turtles
Seth MacFarlane – A Million Ways To Die in the West

En Kötü Erkek Oyuncu
Kirk Cameron – Kirk Cameron’s Saving Christmas
Nicolas Cage – Left Behind
Kellan Lutz – The Legend of Hercules
Seth MacFarlane – A Million Ways To Die in the West
Adam Sandler – Blended

 En Kötü Kadın Oyuncu 
Drew Barrymore – Blended
Cameron Diaz – The Other Woman and Sex Tape
Melissa McCarthy – Tammy
Charlize Theron – A Million Ways to Die in the West
Gaia Weiss – The Legend of Hercules

En Kötü Yardımcı Erkek Oyuncu 
Mel Gibson – Cehennem Melekleri 3
Kelsey Grammer – Cehennem Melekleri 3, Oz Efsanesi: Dorothy’nin Dönüşü, Think like a Man Too, Transformers: Kayıp Çağ
Shaquille O’Neal – Blended
Arnold Schwarzenegger – Cehennem Melekleri 3
Kiefer Sutherland – Pompeii

En Kötü Yardımcı Kadın Oyuncu
Cameron Diaz – Annie
Megan Fox – Teenage Mutant Ninja Turtles
Nicola Peltz – Transformers 4: Age of Extinction
Susan Sarandon – Tammy
Brigitte Ridenour – Kirk Cameron’s Saving Christmas

anil-kangal5 Ocak Pazartesi günü Güneş Sigorta Sanat Galerisi’nde açılan, genç fotoğrafçı ve gezgin Anıl Kangal’ın ‘Dünyadan Kartpostallar’ fotoğraf sergisi 13 Şubat’a kadar, pazar hariç her gün 10.00 – 18.00 saatleri arasında Güneş Sigorta Sanat Galerisi’nde ziyarete açık olacak.

Kangal, 533 günlük dünya seyahatinin her günü için çektiği fotoğraflardan oluşan sergisi ile ziyaretçilerinin 300’den fazla şehirde tanıklık ettiklerine ortak olmalarını ve o anları hissetmelerini sağlamayı amaçlıyor. Anıl Kangal’ın yola çıktığı ilk gün çektiği bir fotoğraf ile temelleri atılan ‘Dünyadan Kartpostallar Sergisi’nde yer alan 533 fotoğraf, ziyaretçilere birçok duyguyu bir arada sunarken, farklı kültürleri de ziyaretçilerle buluşturuyor.

‘DÜNYADAN KARTPOSTALLAR’ İLE BİRLİKTE MUTLULUĞU SEÇTİM
Gerçekleştirdiği hem gerçek hem de içsel yolculuğun hayatında radikal değişiklikler yarattığını belirten Anıl Kangal, “533 günde birçok insanın hayatına dokundum. Büyüleyici manzaraların yanında birçok zorlu hayat mücadelesi gördüm. Bu uzun yolculuğun bana en büyük öğretisi mutluluğun ‘almakla’ değil ‘vermekle’ geldiği…  Gerçek mutluluğun insanın başkasına yardım etmesi, başkalarının hayatlarını iyileştirmesi olduğu… Ben de gerçek mutluluğu seçtim ve mültecilere yönelik uluslararası bir insani yardım kuruluşunda çalışmaya başladım. Diğer taraftan ‘Dünyadan Kartpostallar’ ile seyahatimi ve duygularımı herkes ile paylaşabilmekten de büyük mutluluk duyuyorum” dedi.

ANIL KANGAL
1986 yılında Ankara’da doğan Anıl Kangal, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu ve Londra’da School of Oriental and African Studies’te ‘Küreselleşme ve Kalkınma’ üzerine yüksek lisans yaptı. 2014 yılı temmuz ayından bu yana International Medical Corps’da görev yapan Kangal, aynı zamanda Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği (AFSAD) üyesi.

Kaynak: Medya

William Shakespeare’in ölümsüz aşk öyküsü ‘Romeo ve Juliet’, 21 Şubat’ta İstanbul’da sahnelenecek. Gösteri için 13 tır dolusu dekor, kostüm ve teknik donanım İstanbul’a getirilecek.

William Shakespeare Romeo ve Juliet

Gösteri ve sahne sanatları örneklerinin sınırlarını zorlayan bir proje olarak gösterilen ‘Romeo ve Juliet’ Şubat ayında İstanbul’a geliyor. 45 oyuncunun rol aldığı ve büyük bir teknik ekiple İstanbul’da sahne almaya hazırlanan ‘Romeo ve Juliet’ ekibi oyuncuların yanı sıra 40 teknisyen, 6 kişilik iletişim ekibi, 15 kişilik yapım sorumlusundan oluşuyor.

Bugüne dek sayısız kez bale, film, müzikal ve opera olarak sahnelenen William Shakespeare’in ölümsüz eseri, 3 boyutlu dijital sahne tasarımıyla ve orijinal dilinde sahnelenecek. Temsil sırasında 23 sahne değişimi ve 270’ten fazla kostümün kullanıldığı oyun için 13 tır dolusu dekor, kostüm ve teknik donanım İstanbul’a getiriliyor. Yönetmenliğini Giuliano Peparini’nin üstlendiği, besteleri Gerard Presgurvic, şarkı sözleri ise Vincenzo Incenzo’e ait oyun, 1 Mart’a kadar Zorlu PSM’de izlenebilecek.

Romeo e Giulietta

Etkinlik Hakkında

Shakespeare’in 420 yıl önceki hayali,
bugünün hayal gücüyle İstanbul’da…

Sonsuz aşkın müzikle dansı
Romeo & Giulietta

Cesur bir prodüktör, çılgın bir yönetmen ve 45 eşsiz oyuncu, dansçı ve akrobat; Shakespeare’in o günlerde hayal bile edemeyeceği 3 boyutlu dijital bir sahnede bu unutulmaz hikayeye yeniden hayat veriyor.

İtalya’da 8 ay gibi kısa bir sürede 400.000 kişiyi büyüleyen Romeo e Giulietta, Ama e Cambia il Mondo 270’ten fazla benzersiz kostüm, 23 sahne değişimi ve üstün teknolojik alt yapısıyla İstanbullu sanatseverlere bugüne kadar yaşamadıkları bir deneyim yaşatmak için geliyor.

İtalya’da gelmiş geçmiş en görkemli gösteri olarak adlandırılan bu muhteşem show 21 Şubat’ta Zorlu Center PSM’de perdelerini açıyor.

Aşkla değişir dünya

Verona’nın iki soylu ailesi, Montegue ve Capuleti’lerin ölümcül nefretleri iki gencin ilk görüşte başlayan ve kaderlerini mühürleyecek olan aşkına engel olamaz. Aşıkların trajik intiharıyla ölüm aşkı ebediyete yüceltirken, düşman aileleri vicdan azabıyla tüketir.

Shakespeare’in eserinde aşk, insani bir tecrübeden tüm evreni içine alacak evrensel bir boyuta taşınıyor. Shakespeare karanlığın ve ışığın üzerinde duruyor.

Romeo e Giulietta, Ama e Cambia il Mondo’da müzik, hikayeyi yeniden yaratıyor. Her özgün yorumunda olduğu gibi klasik eserin özüne hem saygı duyuyor hem ihanet ediyor.

Çatışmaları aydınlatan, tutkuları gizleyen ışık bu özgün yorumda bize müzikle dönüyor ve kötülüğün renklerini güçle doldururken, iyiliğin çerçevesini yumuşak tonlarla çiziyor.

Müzikler ve ritim kimi zaman deliliği, kimi zaman ahlakın terk edilişini simgeliyor. Aşk resmedilirken ise bunun aksine iki aşığın tutkusunun, sonsuz bekleyişinin ve çektikleri işkencenin altını çiziyor.

Vincenzo Incenzo

Yazar William Shakespeare,
Yapımcı David Zard,
Müzik Gérard Presgurvic,
Italyanca Uyarlama Vincenzo Incenzo,
Yönetmen Giuliano Peparini

FİLMmich 2. Liselerarası Kısa Film YarışmasıBu yıl ikincisi düzenlenecek olan Saint Michel Fransız Lisesi Kısa Film Yarışması, 2014 senesinin Türk Sinemasının 100. Yılını anmak amacıyla yarışmaya katılmak isteyen filmlerden “Türk Sineması” referansı taşımasını beklemektedir.

Tema:

Katılımcı yönetmenler kısa filmlerinde Türk sineması izlerini istedikleri gibi kullanabilirler. Bu izler filmin bir kısmında ya da bütününde hakim olabilir. Bir anımsatma, gönderme ya da filmin tamamı şeklinde görülebilir. Bu konuda herhangi bir kısıtlama yoktur. Bu yönetmenin tercihine bırakılmıştır.

Teslim Tarihi:

Filmlerin Saint Michel Lisesi adresine posta yoluyla en geç 1 Mayıs 2015 tarihine kadar gönderilmesi gerekir.

Değerlendirme:

Filmler 22 Mayıs 2015 tarihinde Saint Michel Gençlik Festivali’nde gösterilecek, 1., 2., 3. Seyirci oylarıyla belirlenecek, sonuçlar 25 Mayıs 2015 tarihinde okulun web sitesinde açıklanacaktır.

Ödüller:

1.ye 1000TL; 2.ye 750TL, 3.ye 500TL değerinde elektronik mağazalarda kullanılmak üzere hediye çeki verilecektir.

Yarışma sadece lise ve dengi okullarda öğrenim gören öğrencilere açıktır. Yönetmenler filmleriyle birlikte öğrenci belgelerini de göndermek zorundadır.

Ayrıntılı bilgi şartnamede bulunabilir.

ÖZEL SAINT MICHEL FRANSIZ LİSESİ 2. KISA FİLM FESTİVALİ

FİLMmich 2. LİSELERARASI KISA FİLM YARIŞMASI ŞARTNAMESİ

Özel Saint Michel Fransız Lisesi bu yıl ikincisi düzenlenecek olan FİLMmich Kısa Film Yarışmasına ev sahipliği yapmaktadır. Bu kapsamda bu sene Türkiye Geneli 2. Kısa Film Yarışması ve Festivali düzenlenecektir. Türk sinemasının 100. Yılını kutladığı bu sene yarışmaya katılacak tüm kısa filmlerin eski türk filmlerine Yeşilçam karakterlerine Türk Sinema tarihinin önemli film, sahne ya da oyuncu ya da dialoglarına referanslar taşıması gerekmektedir. Bu yılki kısa film yarışması ile Saint Michel Lisesi Türk sinemasına bir saygı duruşu gerçekleştirmek istemektedir. Eski Türk filmlerinin ne şekilde yeniden üretileceği tamamen yönetmene bırakılmıştır. Yönetmenler 100 yıllık Türk Sinema tarihi geleneği ve birikiminden istedikleri düzeyde, tarzda ve miktarda yararlanabilirler. İster kısa filmin tamamı ya da sadece bir bölümü Türk Sinemasını izlerini ve ruhunu taşımalıdır.

AMAÇ: Özel Saint Michel Fransız Lisesi, “Kısa Film Yarışması” ile öğrencilerin yaratıcılıklarını geliştirmeyi, kısa film yapımını özendirmeyi, sinemanın gelişimine katkıda bulunmayı, bu yıl özel olarak Türk Sinemasının 100. yılını kutlamayı hedeflemiştir.

KAPSAM:

a) Türkiye genelindeki liselerin öğrencileri katılabilir.

b) Saint Michel Fransız Lisesi Kısa Film Yarışması’nda kurmaca, belgesel ve animasyon şeklinde hazırlanmış eserler değerlendirilecektir.

c) Yarışmaya film gönderme, filmin yönetmeni tarafından yapılmalıdır. Proje, birden çok kişi tarafından hazırlanmış olsa da, künyede yönetmen olarak sadece bir kişinin adının bulunması gerekmektedir. Birden çok yönetmeni olan filmler, yarışmaya katılamaz. Yarışmaya gönderilen filmler Kısa Film Festivali Düzenleme Komisyonu tarafından saptanacak ön eleme jürisi tarafından izlenecek ve ön eleme sonuçları www.sm.k12.tr adresinden ilan edilecektir.

d) Ön elemeyi geçen yarışma filmleri, seçili jüri tarafından değerlendirilerek ödül kazananlar belirlenecektir.

e) Ön eleme jürisi tarafından belirlenen, ödül kazanamayan yönetmenlere katılım belgesi verilecektir.

f) Ödüller birden çok film arasında paylaştırılamaz.

g) Jürinin kararı kesindir, itiraz edilemez, değiştirilemez. Eser sahibi, adli ve idari yargı yoluna müracaat haklarından vazgeçmiştir.

h) Ön Seçici Kurul tarafından seçilen filmler izleyicilere, Saint Michel Kısa Film Festivali Düzenleme Komisyonunun belirleyeceği salonlarda ve programa göre sunulur.

Ayrıntılı bilgi ve başvuru için

http://www.saintmichel.k12.tr/

divannagmeDivan türü eserlerin bir araya getirildiği “Geleneksel Türk Müziğinde Divanlar: Divannağme” çalışması, Türk müziğinin önemli eserlerini geleceğe taşıyacak.

Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve “Divannağme” Proje Küratörü Prof. Dr. Levent Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, divanın sanat müziğinin besteleme biçimlerinden biri olduğunu söyledi.

TRT kayıtları ve arşivlerde bugüne kadar bilinen üç divan olduğunu belirten Öztürk, şarkı, ağıt, semai gibi besteleme biçimleri bulunduğunu, divanın da bunlardan biri olduğunu ifade etti.

Divanların arşivlerde az olduğuna işaret eden Öztürk, “Sadece üç tane. Repertuvarımızda 40 binin üzerine eser var. Bu rakama rağmen divanlar neden az, özellikleri nelerdir diye 4 yıl önce araştırmaya başladım” dedi.

Öztürk, araştırmaları sonucunda gün yüzüne çıkmamış, daha önce dile getirilmemiş divanlar bulduğunu gördüklerini vurguladı.

Sanat müziği içerisinde yıllardır çalışan sanatkarlarla görüştüklerini ve başka divan eserleri de ortaya çıkardıklarını ifade eden Öztürk, şöyle devam etti:

“Bestekar Necip Gülses ile görüştük. Onun bir ‘Hüseyn’i Divan’ı gün yüzüne çıktı. Bir tane Rabikaratte’nin radyo kayıtlarındaki sesinden, ses kaydından notaya çekilmiş bir ‘Gerdaniye Divan’ çıktı. Zaman içerisinde bunların sayısı 12’ye ulaştı. Biz 12 eseri saptayınca Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne proje olarak sunduk. ‘Bunların kayıt altına alınması önemlidir, çünkü serbest okunan eserler, bunların notaya alınmasında da güçlükler var’ dedik.”

-“Arşiv için başladık, keyifle dinlenir bir CD ortaya çıktı”

Öztürk, Kültür ve Turizm Bakanlığının projelerini ilgiyle karşıladığını ve destek gördüklerini vurguladı.

Daha önce hiç yapılmamış bir çalışma ortaya çıkardıklarını belirten Öztürk, “Geleneksel Türk Müziğinde Divanlar: Divannağme’ çalışmamız, geleneksel sanat müziğindeki mevcut bilinen bütün divan türü eserleri bir araya getiren ve bunların unutulmasını önleyecek bir çalışmadır” diye konuştu.

Öztürk, arşiv için başladıkları projeden, keyifle dinlenebilen bir CD ortaya çıktığını dile getirdi.

Türk kültürünün yazılı olmaktan ziyade sözlü kültür olarak geliştiğini, bunların kayıt altına alınma ihtiyacının çok fazla duyulmadığını aktaran Öztürk, şunları anlattı:

“Bu da zaman içerisinde pek çok kültürel ögenin kaybolmasına ve unutulmasına yol açmış. Geleneksel sanat müziğiyle uğraşıyorum. Halen çalınıp söylenmeyen çok güzel formlar var. Şarkı dışında farklı formlar yokmuş gibi Türk sanat müziği 30 yıldır şarkı formuna indirgendi. Halbuki çok güzel besteleme biçimlerimiz var. Divan da bunlardan bir tanesidir. Bence divan halk müziğiyle, sanat müziğini tam kaynaştıran orta yerde duran bir türdür. Sanat müziği ile halk müziği ayırımının da ne kadar suni olduğunu vurgulayan bir tür olması açısından önemlidir. Dinlediğiniz zaman orada halk müziği delegeleri ve makamsal özellikler de var.”

Öztürk, Türk müziğinin geniş bir repertuvara sahip olduğunu ve gelecek nesillere ulaşmasını sağlayacak çalışmalar yapılması gerektiğini söyledi.

Bunun için “Bir divan da sen bestele” yarışması düzenlenebileceğini aktaran Öztürk, Halil Erseven ve Fadıl Atik ile hazırladıkları Divannağme’nin gelecek nesillere bir miras olduğunu kaydetti.

Kaynak: Haberler.com

minyatur-kitapDünyanın ilk ve tek minyatür kitap müzesi, Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi.

Tarihi İçerişehir’deki müzede sergilenen minyatür kitaplar, “Dünyanın en büyük minyatür kitap koleksiyonu” olarak onaylandı. Müzenin kurucusu ve minyatür kitap koleksiyonunun sahibi Zarife Salahova, 30 yıl önce minyatür kitap toplamaya başladığını ve bugün koleksiyonundaki 5 bin 600 kitabın müzede yer aldığını söyledi. Müzenin dünyada “ilk ve tek” olduğunu vurgulayan Salahova, bir kişinin en uzun tırnak kategorisinde Guinness’e girdiğini öğrenmesiyle başvuruda bulunmaya karar verdiğini bildirdi. Geçen yılki başvurunun ardından gönderdiği tüm belgeleri incelendiğini ifade eden Salahova, uzun bekleyişin ardından amacına ulaştığını ifade etti. Sadece 7,5 santimetreden küçük kitapları minyatür kitap olarak kabul edildiğini vurgulayan Salahova, koleksiyonunda bu standardı taşıyan 2 bin 913 kitap bulunduğunu bildirdi.

71 ÜLKEDEN KİTAP BULUNUYOR

Bakü’ye gelen turistlerin uğrak yeri olan müzede, 71 ülkede basılmış kitaplar bulunuyor. Müzede, minyatür kitapların yanı sıra farklı büyüteçler yardımıyla okunabilen mikro kitaplar da yer alıyor.

Japonya’da Toppan yayınevi tarafından basılan 0,75×0,75 milimetre ebadındaki “Dört Mevsim Çiçekleri” isimli kitap müzenin en küçük kitabı olma özelliğini taşıyor. Yirmi iki sayfalık bu kitap, özel mikroskop vasıtasıyla okunabiliyor.

“Picture of English History” kitabı 1815 baskısı, 16. yüzyıla ait “Masses of St. Francis of Assisi and St. Anne” kitabının çok eski tıpkı basımı ve 17. yüzyıla ait bir Kur’an-ı Kerim, müzenin en nadir eserlerini oluşturuyor. Alparslan Türkeş’in Dokuz Işık eseri ve Ümit Yaşar Oğuzcan’ın şiirlerinden oluşan mini kitapların yer aldığı müzede, Mustafa Kemal Atatürk’ün, 2008 yılında Azerbaycan’da yayımlanan eseri Nutuk da sergileniyor.

Kaynak: Medya

Çeşmebaşı balesi ilk kez 1965 yılında sahnelenmişti.

Çeşmebaşı balesi ilk kez 1965 yılında sahnelenmişti.

Antalya Devlet Opera ve Balesi’nin sahnelediği tek perdelik “Kelebekleri öldürmeyin” modern balesi ile ilk Türk bale suiti “Çeşmebaşı” sanatseverlerden büyük ilgi gördü. Haşim İşcan Kültür Merkezi’ndeki etkinlikte Antalya Devlet Opera ve Balesi dansçıları başarılı performanslarıyla büyük beğeni topladı.  Koreografisi Uğur Seyrek’e, Librettosu ise Işık Noyan’a ait “Kelebekleri öldürmeyin” balesinde, tutkuyla başlayan bir aşkın nefrete dönüşmesi, ardından sıradanlaşıp yok olup gitmesi konu ediliyor.

“Kelebek ömrü gibi kısa olmayacak aşk” eserin çıkış noktasını oluşturuyor. Seyirciler baleyi izlerken bir kelebeğin ömrü kadar kısa olan aşk hikayesinde bir kadın ve bir erkeğin birbirini aşkla severken aşkı nasıl öldürdüklerine tanıklık oluyor. Ayakta alkışlanan gösterinin kostüm tasarımı Çimen Somuncuoğlu, ışık tasarımı ise Mustafa Eski imzasını taşıyor.

İlk Türk bale suiti “Çeşmebaşı”

Antalya Devlet Opera ve Balesi sanatçıları tarafından sergilenen ikinci balede ise Ferit Tüzün’ün ünlü yapıtı ve ilk koreografisi Dame Ninette de Valois tarafından yapılan ilk Türk bale suiti “Çeşmebaşı” balesi sahnelendi.

Antalyalı sanatseverlerin yakından tanıdığı ünlü koreograf Uğur Seyrek tarafından sahneye konulan eserde,  “Çeşmebaşı’nda aşkın dışavurumu ve genel olarak insanların davranış ve yaşayış biçimleri modernleşmenin sancılı sürecinden nasibini alması” konu ediliyor.

Eserin yeni yorumda  su, yeni bir umudu vadederken yine doğanın bir parçası olan papatyalarla kadınlar, sevgilileri tarafından kutsanıyor. Eserde dekor tasarım Gürcan Kubilay, kostüm tasarım Sevtaç Demirer ve ışık tasarım ise Mustafa Eski’ye ait. Baleler, 22 ve 29 Ocak Perşembe ve  31 Ocak Cumartesi 20.00’de Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde tekrar sahnelenecek.

Kaynak: Al Jazeera

Ustalara Saygı geceleri kapsamında 12 Ocak’ta şairin doğum günü kutlanıyor. Gecede kendi sesinden şiirler dinlenecek, onu ve dostlarını tanımış Hıfzı Topu anılar anlatacak.

Nazım Hikmet

Beşiktaş Belediyesi tarafından 10 senedir düzenlenen “Ustalara Saygı” etkinlikleri, yeni yılda geleneksel Nâzım Hikmet gecesiyle devam ediyor. Şairi 15 Ocak’ta kutlanacak 113. doğum günü dolayısıyla anmayı hedefleyen etkinlik, 12 Ocak Pazartesi akşamı gerçekleştirilecek. Faruk Şüyün’ün hazırladığı ve moderatörlüğünü üstlendiği “Ustalara Saygı” toplantısı, saat 20.00’den itibaren Melih Cevdet Anday Sahnesi’nde (Akatlar Kültür Merkezi) takip edilebilir.

Yapıtlarıyla edebiyat, tiyatro, sinema , müzik ve resmi de besleyen Nazım Hikmet, gecede sanatın farklı dallarından örneklerle anılacak.

Nâzım Hikmet’le ilgili yaşamından görüntülerin gösterileceği, kendi sesinden şiirlerin dinletileceği gecede Vedat Sakman, şairin şiirlerinden bestelediği 5 yapıtıyla mini bir konser verecek.

Nâzım Hikmet’i ve dostlarını yakından tanımış olan Hıfzı Topuz’un anılarını anlatacağı gecede edebiyatçı Osman Şahin, ustanın “Kadınlarımız” şiirini seslendirecek.

Türkiye televizyonlarında yasaklı olduğu dönemde Korkut Akın’ın hazırladığı bir programda ilk kez gösterilen Nâzım Hikmet görüntülerinin de yansıtılacağı gecede, Salkımsöğüt şiirinden Ethem Onur Bilgiç’in yaptığı animasyon da yer alacak.

Nâzım Hikmet’in Türkçede yayımlanmamış ve/veya yitik sanılan eserlerini bulan, yayınlanmasını sağlayan, ustanın yurtdışındaki fotoğraflarından oluşan “Alnımın Çizgilerindesin Memleketim” sergisinin de aralarında bulunduğu çok sayıda etkinlik düzenleyen M. Melih Güneş’in ustayı anlatacağı gecenin diğer konuşmacıları Atilla Birkiye, Göksel Aymaz, Işık Öğütçü, Turgay Fişekçi olacak…