Nar Sanat
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
    • Müzik Eğitimleri
      • Gitar Eğitimi
      • Piyano Eğitimi
      • Keman Eğitimi
      • Bateri Eğitimi
      • Şan Eğitimi
      • Bağlama Eğitimi
      • Akordeon Eğitimi
      • Flüt Eğitimi
      • Kanun Eğitimi
      • Saksafon Eğitimi
      • Org Eğitimi
      • Ud Eğitimi
      • Solfej Eğitimi
      • Klarnet Eğitimi
      • Viyolonsel (Çello) Eğitimi
    • Görsel Sanatlar
      • Resim Kursları
      • Kara Kalem
      • Karikatür
      • Fotoğraf
    • Sahne Sanatları
      • Tiyatro
      • Diksiyon
      • Senaryo ve Kısa Film
      • Yaratıcı Drama
      • Yaratıcı Drama Liderliği
      • Yetişkinler için Drama
    • Dans Kursları
      • Bale
      • Halk Dansları (Folklor) Kursu
      • Modern Dans
      • Hip Hop
        • Çocuk HipHop Dans
        • Yetişkin HipHop Dans
      • Oryantal dans kursu
        • Zumba
      • Düğün Dansı
      • Latin Dansları
        • Tango
        • Salsa
        • Swing – Lindy Hop
        • Vals
        • Bachata
        • Samba
        • Lambada
        • Rumba
        • Cha Cha
        • Flamenko
        • Merenge
    • Koro
      • Türk Halk Müziği
      • Türk Sanat Müziği
  • Kurumsal
    • About Us
    • Basında Biz
    • Haberler
    • Akademik Yazılar
  • İletişim
  • Menu Menu
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail

Şunun için etiket arşivi: Arkeoloji

Sanat Haberleri

Tarihte Bugün Ne Oldu 13 Haziran

tarihte-bugun-ne-oldu413 Haziran, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 164. (artık yıllarda 165.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 201 gün vardır.

Olaylar

  • 1381 – Wat Tyler öncülüğündeki köylü isyancılar Londra’yı basarak hükümet binalarını ateşe verdi, hapishaneleri boşalttı ve zenginlerle yargıçların kafalarını uçurdu.
  • 1550 – Mimar Sinan’ın eseri Süleymaniye Camii’nin temeli atıldı.
  • 1859 – Erzurum’daki şiddetli depremde, kentin yarısından fazlası hasar gördü ve 3 bin kişi öldü.
  • 1872 – Namık Kemal, İbret Gazetesi’ni yayımladı. Bu fikir gazetesi, 27 gün sonra kapatıldı.
  • 1878 – Berlin Kongresi toplandı.
  • 1891 – İstanbul Arkeoloji Müzesi ziyarete açıldı.
  • 1921 – Mustafa Kemal, Ankara’ya gelen Fransa Temsilcisi Franklin Bouillion ile görüştü.
  • 1928 – Türkiye Cumhuriyeti ile Düyunu Umumiye (Osmanlı borçları) alacaklıları arasında sözleşme imzalandı.
  • 1934 – Adolf Hitler ve Mussolini İtalya’nın Venedik kentinde bir araya geldiler. Daha sonra bu buluşmadaki izlenimlerini anlatırken Mussolini, Hitler’den “aptal küçük maymun” diye bahsedecektir.
  • 1946 – Üniversitelere özerklik veren 4936 sayılı kanun kabul edildi.
  • 1951 – Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Dean Acheson, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) Avrupalı üyelerinden Türkiye’nin Pakta kabul edilmesini istedi.
  • 1952 – Fikir İşçileri Kanunu kabul edildi.
  • 1957 – Siyahi lider Martin Luther King ile ABD Başkan Yardımcısı Nixon görüştüler.
  • 1961 – Federal Almanya’ya işçi gönderilmesinin esaslarını düzenleyen protokol imzalandı. İlk işçi kafilesi, 24 Haziran’da trenle yola çıktı.
  • 1963 – 1459 Harp Okulu öğrencisinin yargılanmasına başlandı.
  • 1966 – Ankara’da ilk kapalı devre televizyon yayını için hazırlıklara başlandı.
  • 1968 – Üniversitelerde başlayan boykot ve işgal eylemleri hızla yayılmaya başladı. İstanbul’dan sonra Ankara’da da 10 fakültede öğrenciler dersleri boykot ettiler. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi işgal edildi.
  • 1969 – Irak hava kuvvetlerine ait iki jet uçağı yanlışlıkla Hakkari’yi bombaladı.
  • 1971 – Kültür Bakanlığı kuruldu. Bakanlığa Talat Halman atandı.
  • 1972 – Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi Banu Ergüder, içinde ceset bulunan bavulla yakalandı. Ergüder’in tecavüze karşı öldürdüğü ifadesine karşın, cinayeti örgütsel anlaşmazlık nedeniyle aynı üniversite öğrencilerinden Zeynel Altındağ’ın işlediği ortaya çıktı. Sıkıyönetimce aranan Adil Ovalıoğlu’nun öldürülmesine adı karışan Garbis Altınoğlu da yakalandı.
  • 1972 – THKP-C davasında hüküm giyen Necmi Demir, Kamil Dede ve Ziya Yılmaz’ın idam kararları Yargıtay’da bozuldu.
  • 1973 – Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Devlet Güvenlik Mahkemeleri Kanunu kabul edildi.
  • 1977 – Başbakan Süleyman Demirel istifa etti. Hükümeti kurma görevi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Bülent Ecevit’e verildi.
  • 1983 – Pioneer 10 uzay sondası, güneş sistemi dışına çıkan ilk insan yapımı nesne oldu.
  • 1991 – Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında pasaport uygulaması kaldırıldı.
  • 1993 – Süleyman Demirel’in cumhurbaşkanı seçilmesiyle boşalan DYP genel başkanlığına Tansu Çiller seçildi.
  • 1993 – Kim Campell, Kanada’nın ilk kadın başbakanı seçildi.
  • 1996 – Küba Devlet Başkanı Fidel Castro, Habitat II. Kent Zirvesi’ne katılmak üzere İstanbul’a geldi.
  • 2000 – Papa II. Jean Paul’e suikast girişiminden İtalya’da cezaevinde yatan Mehmet Ali Ağca, Türkiye’ye iade edildi.
  • 2002 – Afganistan’da geleneksel Meclis “Loya Jirga” toplanarak, geçici hükümet başkanı olarak Hamid Karzai’yi seçti.
  • 2006 – MacGyver adlı Amerikan dizisinin 6. sezon DVD’si çıktı.
  • 2009 – İran Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları açıklandı. Seçimi Mahmud Ahmedinejad kazandı. Sonuçlar açıklanır açıklanmaz ülkede protesto gösterileri başladı. Kısa süre sonra isyana dönüştü.
  • 2013 – Sibel Siber, KKTC’nin ilk kadın başbakanı oldu.

Doğumlar

  • 1831 – James Clerk Maxwell, elektromanyetik teorinin kurucusu (ö. 1879)
  • 1865 – William Butler Yeats, İrlandalı şair, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi (ö. 1939)
  • 1928 – John Forbes Nash, Nobel Ekonomi ödülü sahibi Amerikalı matematikçi (ö. 2015)
  • 1931 – Irvin D. Yalom, Rus asıllı Amerikalı psikiyatrist, varoluşçu, psikoterapist, yazar ve eğitimci
  • 1935 – Mehmet Üstünkaya, Beşiktaş Spor Kulübü yöneticisi (ö. 2000)
  • 1953 – Tim Allen, ABD’li komedyen ve aktör
  • 1955 – Alan Hansen, İskoç futbolcu
  • 1973 – Ville Laihiala, Finlandiyalı müzisyen sentenced grubu vokalisti
  • 1978 – Richard Kingston, Ganalı futbolcu
  • 1980 – Sarah Connor, Alman şarkıcı
  • 1983 – Rebeca Linares, İspanyol porno oyuncusu
  • 1986 – Måns Zelmerlöw, İsveçli şarkıcı, sunucu, dansçı
  • 1990 – Aaron Johnson, İngiliz oyuncu
  • 1996 – Kerimhan Duman, Türk oyuncu

Ölümler

  • MÖ 323 – Büyük İskender (d. MÖ 323)
  • 1933 – Şeref Bey, Beşiktaşlı futbolcu, hakem ve gazeteci (d. 1894)
  • 1645 – Miyamoto Musaşi, Japon kılıç üstadı (d. 1584)
  • 1948 – Osamu Dazai, Japon yazar (d. 1909)
  • 1965 – Refik Fersan, besteci, müzikbilimci (d. 1893)
  • 1974 – Turgut Zaim, ressam, dekoratör (d. 1906)
  • 1982 – Halid bin Abdül Aziz, Suudi Arabistan Kralı (d. 1912)
  • 1986 – Benny Goodman, ABD’li müzisyen (d. 1909)
  • 1987 – Cemil Meriç, yazar ve çevirmen (d. 1916)
  • 1987 – Geraldine Page, ABD’li aktris (d. 1924)
  • 1996 – Mükerrem Berk, Türk flüt sanatçısı (d. 1917)
  • 2005 – Lane Smith, ABD’li aktör (d. 1936)
13 Haziran 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png 0 0 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-06-13 11:57:232015-06-13 11:59:32Tarihte Bugün Ne Oldu 13 Haziran
Sanat Haberleri

İnanç uğruna insanlık mirası 10 Kültürel değerin yok edilişi!

Irak ve Suriye’de ardı arkası kesilmeyen terör eylemlerinde  bulunan IŞİD,  geçtiğimiz yaz ayından bu yana birçok arkeolojik bölgeyi
de ortadan kaldırdı. Birçok medeniyete ev sahipliği yapan ve tarihi  açıdan oldukça önemli yapılar barındıran bölgede devam eden yıkımın ne
yazık ki önüne geçilemiyor.

IŞİD Şubat ayı sonunda, militanların kazma ve balyozlarla binlerce  eseri parçaladığı, Musul Müzesi’ni yerle bir ettiği videoyu
yayınlamıştı. Bunun dışında IŞİD, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan  Roma dönemi metropollerinden Hatra kentini de yıkıma uğratmıştı. IŞİD, ayrıca para kazandıran bir girişim olarak tarihi eser yağmacılığını da teşvik ediyor.

Peki neden yıkımın önüne geçilemiyor? Bölgeden yıkıma ilişkin olarak, arkeologlara raporlar gelse de kapsamlı olarak bir hasar tespiti
yapılabilmiş değil. Musul Müzesi’nden video görüntüsünün dışında hasara ilişkin pek fazla bir bilgi yok. Keza Hatra ve Nimrud metropolleri için de durum bu şekilde. Alman Arkeoloji Enstitüsü Irak saha ofisi direktörü Margarete van Ess de, hasarın büyüklüğüne ilişkin bilgi eksikliğini dile getirmişti.

İşte IŞİD’in, 2014’ün temmuz ayından bu yana Irak ve Suriye’de yıkıma uğrattığı tarihi alanlar;

1-HATRA

1 HATRA

 

1985 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine alınan bu kent, M.Ö.300  yılında kurulmuş. Kent, Roma İmparatorluğu’nun hakimiyet alanı dışındaki bağımsız krallığın başkentiydi. Hatra’da, Yunan ve Roma’dan etkilenilmiş ve Doğu ile harmanlanmış bir mimari yapı göze çarpıyor. Bu özellik bölgenin İpek Yolu ticaretinde kullanılan bir merkez olduğunu gösteriyor. Kentin, geçtiğimiz yaz aylarında IŞİD tarafından ele  geçirilip cephanelik ve eğitim kampı olarak kullanıldığı söyleniyor. Hatra , Şubat ayının sonlarında buldozerle tahrip edildiği biliniyor.

2- NİNOVA
ninova
Asur, M.Ö.900-600 yılları arasında oldukça yayılmacı bir politika izleyen, Ortadoğu’nun büyük bölümüne yayılan ve antik dönemde imparatorluk olabilme özelliğini tam olarak taşıyabilecek tek devletti. Krallar ülkeyi Kuzey Irak’ta bulunan bir dizi başkentten yürüttü. Ninova da bu başkentlerden birisiydi. Şehir M.Ö.700 yıllarında Sinahheriba döneminde altın çağını yaşadı. Günümüzdeki modern Musul kentinin bir bölümü, bu kalıntıların üzerine kurulmuş.IŞİD bölge de hakimiyeti ele
geçirince Ninova da tehlike altına girdi ve yıkım başladı. Bu kent, ayrıca Musul Müzesi’nde sergilenen birçok eserin kaynağı konumunda.

3- Musul Müzesi ve Kütüphaneler
musul müzesi
IŞİD’in şehri kontrol altına aldığından beri birçok el yazması eseri  ortadan kaldırdığı haberlerde yer bulmuştu. Musul Üniversitesi
kütüphanesi Aralık ayında yakılmıştı. Bunların içinde belki de en önemli yıkım Şubat ayında gerçekleşti. IŞİD, Musul’un simgelerinden olan 1921 yılında inşa edilmiş merkez halk kütüphanesini patlayıcılarla yerle bir etmişti. El yazması birçok eserin yanı sıra Arap bilim insanlarının kullandığı birçok araç gereç de yok olmuştu. Kütüphaneden sonra yıkım sırası Musul Müzesi’ne geldi. Video, oldukça geniş yankı bulmuştu. Militanların, ellerinde çekiçlerle birçok heykel ve tarihi eseri yok ettiği, görüntülerde yer alıyordu. Müze, Bağdat’taki Irak Müzesi’nin ardından ülkenin en büyük ikinci müzesi olma özelliğini taşıyordu. Yıkımdan sonra, yetkililer tarafından yayınlanan demece göre, müzedeki eserlerin çoğunun kopya olduğu, orijinallerinin Irak Müzesi’nde
sergilendiği belirtilmişti.

4- ASUR KENTİ NİMRUD
Asur-kenti-Nimrud
Şehir 3200 yılında kuruldu ve Asur medeniyetine başkentlik yaptı. Kazı  çalışmaları bölgede 1840 yılında İngiliz arkeologlar tarafından başlatıldı. Kazılardan çıkarılan birçok heykel ve antik parça, New York’taki Metropolitan Museum of Art, İngiltere’deki British Museum olmak üzere birçok ülkeye gönderildi. Orijinal parçaların çoğu ise Irak’ta kaldı.

Arkeolojik alan, toprak bir duvarla 3.6 kilometrekarelik bir bölgeyi kapsıyor. Tamamı yeryüzüne çıkarılamayan ve geriye kalan kısımların, yeraltında korunaklı olduğu umulan kente, IŞİD’in tam olarak verdiği zararın boyutu belirlenebilmiş değil.

5- HORSABAD ANTİK KENTİ
HORSABAD
Horsabad kenti, Musul’a birkaç km uzaklıkta bulunuyor.Bu kent de bir  dönem Asur medeniyetine başkentlik yapmış.Kent Asur Kralı Sargon tarafından M.Ö.717-716 yılları arasında yapılmış ve kabartmalar, heykeller çok iyi korunmuş.Asur, kraliyet törenlerini ve zaferlerini anlatan resimler görmek de mümkün. Kabartma ve heykellerin çoğu 1800’lerin ortasında Fransız kazı çalışmaları sırasında Chicago’daki Şark Enstitüsü ekipleri tarafından taşındı.Bazı parçalar da Irak ve Louvre Müzesi’nde bulunuyor.IŞİD’in tarihi kentin tam olarak hangi kısmına zarar verdiği şu an için meçhul. Elde veri olarak sadece, yöre sakinlerinden ve Irak Tarihi Eserler Bakanlığı’ndan gelen bilgiler mevcut.

6- Hz. YUNUS TÜRBESİ
YUNUS TÜRBESİ
Yunus Peygamber Camii hem İncil hem Kur’an’da adı geçen Hz.Yunus adına yapılmış bir camii. İslam’ın oldukça katı yorumunu benimseyen ve Hz. Yunus gibi peygamberlere saygı duymayı günah kabul eden IŞİD, 24 Temmuz’da camiyi boşaltarak patlayıcılarla yerle bir etti. Asur kenti Ninova’yı oluşturan, iki dağdan birinin üzerine yapılmış bir Hristiyan kilisesinin tepesine kurulu olan cami, Irak tarihi açısından oldukça önem taşıyordu.

7- İmam Dur Türbesi
İMAM DUR TÜRBESİ
Samarra kenti yakınlarındaki İmam Dur Türbesi, Ortaçağ İslam mimarisi ve
dekorasyonunun muhteşem bir örneğiydi. Geçtiğimiz Ekim ayında havaya
uçuruldu.

8- APAMEA
apamea
Kent, Roma devrinin zengin ticaret merkeziydi. Bölge aslında IŞİD’ten önce, Suriye iç savaşı sırasında yağmalanmaya başladı. Uydu görüntüleri tarihi alanlarda açılmış çukurların olduğunu gösteriyor. Apamea’da bulunan ve daha önce varlığından haberdar olunmayan Roma dönemine ait mozaiklerin satılmak üzere söküldüğü ve IŞİD’in, satılan parçalardan on milyonlarca dolar elde ettiği söyleniyor.

9- DURA – EUROPOS KENTİ
OLYMPUS DIGITAL CAMERA
Kent Fırat Nehri’nde bir Yunan yerleşimi olan bu kent sonraki yıllarda Roma İmparatorluğu’na bağlı bir karakol olarak kullanılmış. Europos, farklı mimarisiyle, dünyanın en eski Hristiyan kilisesine, çok sayıda tapınağa ve bir sinagoga ev sahipliği yapıyor. Yağmacıların verdiği zararın boyutunu, kentteki kerpiç duvarların içindeki, oyulmuş halde bulunan arazinin uydu görüntüleri ortaya koyuyor.
10- MARİ KENTİ
MARİ KENTİ
Yaklaşık olarak, MÖ. 5000 yılında kurulan kent, MÖ. 3000-1600 yılları arasında, Tunç Çağı’nda, gelişmeye başladı. Bir Sümer ve Amori kenti
olan bölgede, arkeologlar tapınak, saray ve bölgedeki halkların ilk dönemlerine ışık tutacak, kil tabletlere yazılmış arşivler keşfetti. Mari’nin kaderi de diğer yerlere benziyor. Elde edilen uydu görüntüleri ve yerel halkın verdiği bilgilere göre kent, özellikle kraliyet sarayı,
sistemli bir şekilde yağmalanıyor.
Kaynak : onedio.com
12 Nisan 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/04/musul-müzesi.jpg 576 1023 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-04-12 11:37:332015-04-12 11:37:33İnanç uğruna insanlık mirası 10 Kültürel değerin yok edilişi!
Sanat Haberleri

20. İzmir kitap fuarına günler kaldı; 18 – 26 Nisan 2015

Tüyap Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. ve Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliğiyle düzenlenecek 20. İzmir Kitap Fuarı, 18-26 Nisan 2015 tarihleri arasında Uluslararası İzmir Fuar Alanı’nda (Kültürpark) kapılarını açacak.

20.kitap fuarı
Şair Süreyya Berfe, 20. İzmir Kitap Fuarı’nın onur konuğu olacak. İlk şiiri 1962’de Yön dergisinde çıkan Süreyya Berfe,  şiirlerini Süreyya Kanıpak imzasıyla  1965’e kadar Düzlem, Zeren, Yelken, Şiir Sanatı, Türk Dili, Somut gibi dergilerde yayımladı. Daha sonraki şiir ve yazıları ise Papirüs, Yeni Dergi, Yazı, Forum, Oluşum, Soyut, Somut, Ant, Yeni Edebiyat, Yeni a, Birikim, Milliyet Sanat, Defter, Kitap-lık, Gösteri dergileriyle Yeni Gazete ve Ulus gazetelerinde yayımlandı. Süreyya Berfe’nin şiirleri 18 dile çevrildi.
İzmir Kitap Fuarı’na bu yıl 400 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılırken fuar süresince yaklaşık 150 kültür etkinliği gerçekleştirilecek. Bu etkinlikler ve imza günleri dokuz gün boyunca yüzlerce yazarı, okurlarıyla buluşturacak.

Girişin ücretsiz olduğu 20. İzmir Kitap Fuarı, 18-25 Nisan 2015 tarihleri arasında 11.00-20.00, fuarın son günü olan 26 Nisan 2015 tarihinde ise 11.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

20. Tüyap İzmir Kitap Fuarı Etkinlik Programı

18 NİSAN CUMARTESİ 2015
Konferans Salonu I

14.00-15.00
Aziz Nesin 100 Yaşında
Söyleşi: “Çağdaş Bir Aydın Olarak Aziz Nesin”
Konuşmacı: Zeynep Oral
Düzenleyen: Aziz Nesin Vakfı ve Yayınları-TÜYAP

15.15-16.15
Söyleşi: “Yaşar Kemal’in Ardından”
Konuşmacılar: Nebil Özgentürk, İnan Çetin
Düzenleyen: Yapı Kredi Yayınları

16.30-17.45
Melih Cevdet Anday 100 Yaşında
Panel: “Felsefeye de Öncülük Eden Şiiriyle Doğumunun 100. Yılında Melih Cevdet Anday”
Yöneten: Tuğrul Keskin
Konuşmacılar: Hikmet Altınkaynak, Nurduran Duman, Hüseyin Yurttaş, Yüksel Pazarkaya
Düzenleyen: TÜYAP

18.00-19.00
Söyleşi: “Zito i Panastasis! Yaşasın İsyan”
Konuşmacılar: Haydar Ergülen, Aydın Şimşek, Tuğrul Keskin
Düzenleyen: Everest Yayınları

18 NİSAN CUMARTESİ 2015
Konferans Salonu II

14.00-15.00
Söyleşi: “Toplumsal Sorunlar ve Roman”
Konuşmacılar: Faruk Duman, Seray Şahiner, Mehmet Anıl
Düzenleyen: Can Yayınları

15.15-16.15
Söyleşi: “Gün Ola’dan Kalfa’ya: Süreyya Berfe”
Konuşmacılar: Enver Ercan, Süreyya Berfe
Düzenleyen: TÜYAP

16.30-17.30
Söyleşi: “Bir Kenti Yeniden Var Etmek”
Konuşmacı: Burhan Sönmez
Düzenleyen: İletişim Yayınları

17.45–18.45
Söyleşi: “Bilim ve Toplum”
Konuşmacılar: Cem Terzi, Beno Kuryel, Diyar Saraçoğlu
Düzenleyen: Evrensel Basım Yayın

19.00-20.00
Panel: “Komşu Aç Kapıyı! İran ve Türk Kadınlarının Şiiri-Dişil Dil”
Yöneten: Asuman Susam
Konuşmacılar: Arife Kalender, Haşim Hüsrevşahi
Düzenleyen: TÜYAP

18 NİSAN CUMARTESİ 2015
Konferans Salonu III

14.00-15.00
Söyleşi: “Osmanlı Gerçeği ve Yeni Osmanlıcılık”
Konuşmacı: Erdoğan Aydın
Düzenleyen: Literatür Yayıncılık

15.15-16.15
Söyleşi: “Beden Aklıyla Zayıfla”
Konuşmacı: Fevzi Özgönül
Düzenleyen: Hayy Kitap

16.30-17.30
Söyleşi: “Astroloji ile Metafiziğin Hayatımızdaki Önemi”
Konuşmacı: Nuray Sayarı
Düzenleyen: Destek Yayınları

17.45-18.45
Söyleşi: “Kalbin Anahtarı”
Konuşmacı: Aşkım Kapışmak
Düzenleyen: İnkılap Kitabevi

19.00-20.00
ABDULLAH RIZA ERGÜVEN Berfin Bahar Şiir Etkinliği
Yöneten: H. Hüseyin Yalvaç
Katılımcı Şairler: Recai Atalay, Bilsen Başaran, Zeki Büyüktanır, Veysel Boğatepe, Nalan Çelik, Nuri Dağdelen, Atila Er, Mehmet Genç, Sıtkı Salih Gör, Erdinç Gültekin, Ferhat İşlek, K. Kurtuluş İzbek, Hüsam Kurt, Sezer Odabaşıoğlu, Etem Oruç, Mine Ömer, Asım Öztürk, Timuçin Özyürekli, Coşkun Şimşekli, Kezban Şahin Taysun
Düzenleyen: Berfin Bahar Dergisi

19 NİSAN PAZAR 2015
Konferans Salonu I

13.00-14.00
Söyleşi: “Genç Edebiyat ve Uzakta Bir Roman”
Konuşmacı: Mine Soysal
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı

14.15-15.15
Panel: “Yayınlama Özgürlüğü Yolunda”
Yöneten: Faruk Şüyün
Konuşmacılar: Turgay Olcayto, Hakan Günday, Mine Söğüt
Düzenleyen: Türkiye Yayıncılar Birliği

15.30-16.30
Mehmet Kaplan 100 Yaşında
Panel: “Doğumunun 100. Yılında Mehmet Kaplan”
Yöneten: Sabahattin Çağın
Konuşmacılar: Yavuz Akpınar, Fazıl Gökçek, Rıza Bağcı
Düzenleyen: Dergah Yayınları

16.45-17.45
Söyleşi: “AKP’nin Yeni Türkiye’si Üzerine”
Konuşmacı: Fatih Yaşlı
Düzenleyen: Yordam Kitap

18.00-19.00
Söyleşi: “Kusursuz Ebeveynlik Mümkün mü?”
Konuşmacı: Neslim Güvendeğer Doksat
Düzenleyen: Yeşil Dinozor
19 NİSAN PAZAR 2015
Konferans Salonu II

13.15-14.15
Haldun Taner 100 Yaşında
Söyleşi: “Bir Güçlü Yazar, Bir Güzel İnsan: Haldun Taner 100 Yaşında”
Konuşmacılar: Demet Taner, Ayşegül Yüksel, Kerem Işık
Düzenleyen: Yapı Kredi Yayınları

14.30-15.30
Panel: “Süreyya Berfe Şiirinde İnsan Gerçekliği”
Yöneten: Enver Ercan
Konuşmacılar: Doğan Göçmen, H. Haluk Erdem, Mustafa Günay
Düzenleyen: TÜYAP-Yasakmeyve

16.00-17.00
Söyleşi: “Ortadoğu’da Son Gelişmeler ve Algı Yönetimi”
Konuşmacı: Onur Öymen
Düzenleyen: Remzi Kitabevi

17.15-18.15
Söyleşi: “Kuzey’den Güney’e Yazının Dili, Danimarkalı Yazarlarla İzmir Buluşması”
Yöneten: Hüseyin Duygu
Konuşmacılar: Anne-Sophie Lunding-Sorensen (Danimarka Yazarlar Sendikası Edebiyat Bölüm Başkanı) , Christian Jungersen (Yazar), Jakob Melander (Yazar), Jesper Boysen (Danimarka Kültür Enstitüsü Danışmanı) , Josefine Ottesen, C. Hakkı Zariç
Düzenleyen: Türkiye Yazarlar Sendikası
19 NİSAN PAZAR 2015
Konferans Salonu III

12.00-13.00
Söyleşi: “Rüya Analizleri”
Konuşmacılar: Nusret Kaya, Şafak Özhan
Düzenleyen: Destek Yayınları

13.15-14.30
Panel: “Oktay Akbal’a Mektuplar (Oktay Akbal’ın 92. Yaşgünü)”
Yöneten: Turhan Günay
Konuşmacılar: Hikmet Altınkaynak, Mustafa Balbay, Doğan Hızlan, Yüksel Pazarkaya
Düzenleyen: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

14.45-15.45
Şiir Dinleti: “Şiir Bizim Eski Yalnızlığımız”
Katılımcı Şairler: Şükrü Erbaş, Haydar Ergülen
Düzenleyen: Kırmızı Kedi Yayınları

16.00-17.00
Söyleşi: Masal’dan Geleceğe Osmanlı”
Konuşmacı: Mustafa Armağan
Düzenleyen: Timaş Yayınları

17.15-18.15
Aziz Nesin 100 Yaşında
Söyleşi: “Aziz Nesin ve Karikatür”
Konuşmacılar: Semih Poroy, Turhan Günay
Düzenleyen: Aziz Nesin Vakfı ve Yayınları-TÜYAP

18.30-19.30
Şiir Dinleti: “Bahar’ı Karşılayan Şiirler”
Katılımcı Şairler: Süreyya Berfe, Sina Akyol, Halim Yazıcı, Enver Ercan, Gülce Başer, Hakkı Zariç, Mustafa Engin Kılıç, Şakir Özüdoğru, Seçil Avcı, Neslihan Yalman, Gülçin Salihli, Mehmet Rayman, Onur Tekin, Ömür Özçetin, Gerd Laugesen
Düzenleyen: Yasakmeyve

20 NİSAN PAZARTESİ 2015
Konferans Salonu I

11.15-12.00
Söyleşi: “Kuyruklular”
Konuşmacı: Mesut Tığlı
Düzenleyen: Yeşil Dinozor

12.15-13.00
Söyleşi: “Çocuklarımız Konuşuyor”
Yöneten: Elif Özyurt Yorulmaz
Konuşmacı: İnayet Efe Al
Düzenleyen: Top Yayıncılık-Ö. Nokta Koleji- TAKEV Koleji Narlıdere-Özel Yücel Tonguç Ortaokulu

13.15-14.15
Söyleşi: “Yaşadığım Coğrafya Karya”
Konuşmacı: Hamdi Topçu
Düzenleyen: Arkeoloji ve Sanat Yayınları

14.30-15.30
Söyleşi: “The Angry Crocodile”
Konuşmacı: David Simpson
Düzenleyen: Yeşil Dinozor

15.45-16.45
Söyleşi: “Genç Şairler Şiirin Bugününü Konuşuyor ve Şiirlerini Okuyor”
Katılımcı Şairler: Onur Akyıl, Müesser Yeniay, Duygu Kankaytsın, Özgün Ergen
Düzenleyen: Şiirden Yayıncılık

17.00-18.00
Söyleşi: “TÜYAP’tan 20 Yıllık Anılar…”
Konuşmacılar: Ümit Yaşar Işıkhan, Aydoğan Yavaşlı, Cem Seyhun Ünbay, Yaşar Aksoy, Savaş Ünlü
Düzenleyen: Uluslararası İzmir Araştırmaları Merkezi-Etki Yayınevi

18.15-19.15
Şiir Dinleti: “Ege Esintisi”
Yöneten: Zübeyde Seven Turan
Katılımcı Şairler: Halim Yazıcı, Muazzez Uslu Avcı, Hüseyin Peker, Sıtkı Salih Gör, Özlem Özbek, Mehmet Atal, Özgün Ergen, Mehmet Rayman, Ali Osman Arıkan, Belma Alper Uğurlu, Şen Çakır, Selami Şimşek
Düzenleyen: Edebiyatçılar Derneği
20 NİSAN PAZARTESİ 2015
Konferans Salonu III

11.15-12.00
Söyleşi: “Çocuklarımız Konuşuyor”
Yöneten: Batıgün Sarıkaya
Konuşmacılar: Asuman Portakal, Türkay Çakalağaoğlu
Düzenleyen: Top Yayıncılık-MEV Güzelbahçe Koleji-Ö. Rota Koleji-İzmir Türk Koleji

12.15-13.00
Söyleşi: “Rıfat Ilgaz’ın Şiirlerinde Çocuk”
Düzenleyen: Çınar Yayınları-İzmir Özel Türk Lisesi Çiğli Kampüsü Ortaokulu

14.15-15.15
Söyleşi: “Anılarla Çanakkale Destanı”
Konuşmacı: Ahmet Gürel
Düzenleyen: Ulusal Eğitim Derneği

15.30-16.30
Şiir Dinleti: “Dünya Barışına Tanık Olmak”
Yöneten: Ümit Yaşar Işıkhan
Düzenleyen: Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği

16.45-17.45
Panel: “Savaşın Savurdukları…”
Konuşmacılar: Nevzat Süer Sezgin, Aydın Çubukçu, Tekgül Arı
Düzenleyen: Notabene Yayınları

18.00-19.00
Şiir Dinletisi: “Üvercinka Şiir Dinletisi”
Sunan: Aydan Ay
Katılımcı Şairler: Abdullah Nefes, Dilruba Nuray Erenler, Günel Altıntaş, Elif Sorgun, İbrahim Hacıbektaşoğlu, Fügen Kıvılcımer, İhsan Topçu, Kaan Turhan, Nisa Günel, Niyazi Yaşar, Seyyit Nezir, Volkan Hacıoğlu
Düzenleyen: Sis Çanı-Broy Yayınevi, Üvercinka Dergisi

21 NİSAN SALI 2015
Konferans Salonu I

11.15-12.00
Okuma Etkinliği
Yöneten: Lider Hepgenç
Düzenleyen: Aziz Nesin Vakfı Yayınları

13.00-13.45
Söyleşi: “Yeni Gençlik Romanı: Dağ Sustu, Dağ Konuştu”
Konuşmacı: Hacer Kılcıoğlu
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı

14.00-15.00
Söyleşi: “Öykülerin İzinde Smyrna’dan İzmir’e”
Konuşmacı: Sara Pardo
Düzenleyen: TUDEM

15.15-16.15
Söyleşi: “Yaşama Hakkı”
Konuşmacı: Özlem İçer
Düzenleyen: Yeşil Dinozor

17.45-18.45
Söyleşi: “Siyaset ve Cinsiyetçi İkiyüzlülük”
Konuşmacı: Ayşegül Yaraman
Düzenleyen: Bağlam Yayınları

19.00-20.00
Söyleşi: “İzmir’de Yeni Bir Edebiyat Serüveni: Aykırı Kuş”
Yöneten: Aydın Şimşek
Konuşmacılar: PınarÜretmen, Seher Kaya, Figen Uğur Dölek, Caner Fidaner, Zeynep Çiftçi Kamburoğlu, Gonca Keskin, Efe Elmastaş
Düzenleyen: Kanguru Yayınları

21 NİSAN SALI 2015
Konferans Salonu III

11.15-12.00
Hikaye Okuma: “Levent ile Kendi Hikayeni Yaz”
Düzenleyen: Timaş Çocuk

12.15-13.00
Söyleşi: “Yüzüncü Yılında Çanakkale İçinde”
Konuşmacı: Hüseyin Yurttaş, Bilgehan Oğuz
Düzenleyen: Tekin Yayınevi

13.15-14.15
Söyleşi: “Çocuklarımız Konuşuyor”
Yöneten: Özden Ölmez Ceylan
Konuşmacı: Yunus Bekir Yurdakul
Düzenleyen: Top Yayıncılık-Cahide & Ahmet Dalyanoğlu Ortaokulu-Özel TAKEV Karşıyaka

14.30-15.30
Söyleşi: “Ege Köylerine Yolculuk”
Konuşmacılar: Vicdan Efe, Filiz Gülmez, Emel Kayın
Düzenleyen: Nezih-er Yayınları

15.45-16.45
Söyleşi: “Gelin Yüzleşelim”
Konuşmacı: Yılmaz Dikbaş
Düzenleyen: Nergiz Yayınları

17.00-18.00
Şiir dinleti: “İzmir’den Türkiye’ye Şiirler”
Yöneten: Yıldız Tokeri
Katılımcılar: Deniz Kavukçuoğlu, Yusuf Alper, Hüseyin Peker, Hidayet Karakuş, Neslihan Yalman, Mehmet Sadık Kırımlı, Yunus Bekir Yurdakul, Mazhar Alphan, Nedim Yaşar Gürsoy, Ömer Akşahan, Ufuk Gökçe, Mehmet Sarsmaz, Kubilay Kaplan, Mehmet Bardakçı, Örsan Gürkan Aplak, Sibel Kent, Tataryen Lokman, Yunus Koray
Düzenleyen: İzmir Edebiyat Platformu

18.15-19.15

Şiir Dinleti: “İmbatla Gelen”
Yöneten: Güzin Oralkan
Katılımcı Şairler: Özkan Mert, Mehmet Sarsmaz, Aslıhan Tüylüoğlu, Kevser Atay, Oğuz Tümbaş, Ahmet Çelik, Gökhan Cengizhan, Gülsüm Işıldar, Muhsine Arda, Mazhar Alphan, Nesrin Z. İnankul
Müzik: Mitat Karagenç (ney ve ud)
Düzenleyen: Edebiyatçılar Derneği

22 NİSAN ÇARŞAMBA 2015
Konferans Salonu I

12.00-12.45
Hikaye Okuma: “Şirin ile Kendi Hikayeni Yaz”
Düzenleyen: Timaş Çocuk

13.00-13.45
Söyleşi: “Mavisel Yener Çocuklarla Buluşuyor Okuyoruz, Eğleniyoruz, Düşünüyoruz, Düşlüyoruz”
Konuşmacı: Mavisel Yener
Düzenleyen: Bilgi Yayınevi

14.00-15.00
Söyleşi: “Edebiyat Fırtınası”
Konuşmacı: Mehmet Atilla
Düzenleyen: TUDEM

15.15-16.15
Yazar Atölyesi
Yöneten: Seçil Çömlekçi
Düzenleyen: Carpediem

16.30-17.30
Söyleşi: “Anna Karenina ve Tolstoy’da Kadın”
Konuşmacı: Tekin Sönmez
Düzenleyen: Nis Medya

17.45-18.45
Panel: “Merkez Dışındaki Küçük Edebiyatın Sorunları”
Yöneten: Berfo Bari
Konuşmacılar: H. Kovan Baqi, Şems Qemer
Düzenleyen: Na Yayınları
22 NİSAN ÇARŞAMBA 2015
Konferans Salonu III

11.15-12.00
Söyleşi: “Çocuklarımız Konuşuyor”
Yöneten: Burcu Atalas Hergül
Konuşmacılar: Ayşen Aydoğan, Çiğdem Sezer
Düzenleyen: Top Yayıncılık-Ö. Bahçeşehir Koleji-Ö. Çakabey Okulları-İzmir Amerikan Kültür Koleji

13.00-13.45
Söyleşi: “Şiirim Çocuk”
Sunum: Batıgül Sarıkaya
Katılımcılar: Ahmet Günbaş, Aytül Akal, Eşref Karadağ, Hidayet Karakuş, Mavisel Yener, Mehmet Atilla, Nursel Çetin, Şengül Kuran, Y. Bekir Yurdakul
Düzenleyen: Dil Derneği İzmir Temsilciliği

14.00-15.00
Söyleşi: “Anneler ve Kızları”
Yöneten: Mine Ömer Kaya
Konuşmacılar: Gönül Çatalcalı, Nalan Yılmaz, Vicdan Efe
Düzenleyen: Egeli Kadın Yazarlar Platformu

15.15-16.15
Panel: “Türk Şiirinde İzmir”
Yöneten: Yunus Koray
Konuşmacılar: Yusuf Alper, Hüseyin Peker, Cahit Kaya, Neslihan Yalman
Düzenleyen: İzmir Edebiyat Platformu

16.30-17.30
Panel: “Halim Yazıcı ile Caz Sokağı’ndan Geçenler”
Yöneten: Hüseyin Yurttaş
Konuşmacılar: Gülce Başer, Hüseyin Peker, Hüseyin Alemdar, Hülya Deniz Ünal
Düzenleyen: Caz Kedisi

18.00-19.45
Dil Derneği 28 Yaşında
Müzik: Bahar Almaç
Açış: Hakan Akdoğan, Y. Bekir Yurdakul
Sesleniş: Sevgi Özel
Sunucu: İffet Diler
Katılımcılar: Özel Çamlaraltı Lisesi Korosu, Özel Çakabey Okulları Pantomim Grubu, ÇYDD Evka-2 Çocuk Kulübü Şiir Topluluğu
Düzenleyen: Cumhuriyet Kitapları-Dil Derneği

23 NİSAN PERŞEMBE 2015
Konferans Salonu I

14.00-14.45
Atölye: “Yaratıcı Okuma Atölyesi: Yaşar Kemal ‘Neredesin Arkadaşım?’”
Uygulayan: Çiğdem Odabaşı
Düzenleyen: Yapı Kredi Yayınları

15.00-16.00
Söyleşi: “Türkiye’de Rejim Tartışmaları”
Konuşmacılar: Kurtul Gülenç, Dinçer Demirkent
Düzenleyen: Ayrıntı Yayınları-Ayrıntı Dergi

16.15-17.15
Söyleşi: “Peri Gazozu: Alışmaya Direnen Bir Hekimin Gözünden Türkiye Halleri”
Konuşmacı: Ercan Kesal
Düzenleyen: İletişim Yayınları

17.30-19.00
Söyleşi: “Fakir Baykurt ve Edebiyatı”
Konuşmacılar: Haluk Erdem, Ercan Kesal, Varlık Özmenek, Turhan Günay
Düzenleyen: Literatür Yayıncılık
23 NİSAN PERŞEMBE 2015
Konferans Salonu II

14.15-15.15
Söyleşi: “Kadının Her Cephede Savaşımı…… Çocuk Kadın, Anne Kadın, Müsait Kadın…”
Konuşmacılar: Gönül Çatalcalı, Feyza Hepçilingirler, Bilsen Başaran
Düzenleyen: Tekin Yayınevi

15.30-16.30
Söyleşi: “Çizgilerle Kurtuluş Savaşı”
Konuşmacı: Nuri Kurtcebe
Düzenleyen: Esen Kitap

16.45-17.45
Söyleşi: “Şiir – Şair – Okur Sarmalında Kitap ve Edebiyat”
Düzenleyen: Ozan Yayıncılık

18.00-19.00
Söyleşi: “Bireyin Aşk, Sıkıntı ve Yalnızlık Algısı: Edip Cansever’de Şairin Kanı”
Konuşmacılar: Veysel Çolak, Aslıhan Tüylüoğlu
Düzenleyen: İkaros Yayınları
23 NİSAN PERŞEMBE 2015
Konferans Salonu III

12.00-12.45
Okuma Atölyesi
Yöneten: Adem Dönmez
Düzenleyen: Carpediem

13.00-14.00
Söyleşi: “Masal Masal Aytül Akal”
Konuşmacı: Aytül Akal
Düzenleyen: UÇANBALIK

14.15-15.15
Atölye: “DÜNYALI ile Dergi Atölyesi”
Konuşmacılar: Yıldıray Karakiya, Müge Erel
Düzenleyen: TUDEM-DÜNYALI DERGİ

19.00-20.00
Söyleşi: “Seçimlere Doğru Halkın İktidarında Ne Yapacağız?”
Konuşmacı: Tacettin Çolak
Düzenleyen: Derleniş Yayınları
24 NİSAN CUMA 2015
Konferans Salonu I

11.00-11.45
Atölye: “Büyü-Küçül Oyunu”
Uygulayıcı: Koray Avcı Çakman
Düzenleyen: TUDEM

13.00-13.45
Söyleşi: “Bisiklet Yarışçıları Üzerine…Hayatımız Hep Yarış mı?”
Konuşmacı: Ferda İzbudak Akıncı
Düzenleyen: TUDEM

14.30-15.30
Söyleşi: “Orhan Kemal-Sessizlerin Sesi”
Konuşmacılar: Işık Öğütçü, Mazlum Vesek
Düzenleyen: Everest Yayınları

15.45-16.45
Söyleşi: “Şehitler Günlüğü”
Konuşmacı: Bilal Şimşir
Düzenleyen: Bilgi Yayınevi

17.00-18.00
Söyleşi: “Dedem Enver Paşa”
Konuşmacılar: Osman Mayatepek, Fatih Bayhan
Düzenleyen: Timaş Yayınları

18.15-19.15
Söyleşi: “Türkiye’de Spor Sosyolojisi”
Konuşmacı: Ahmet Talimciler
Düzenleyen: Bağlam Yayınları
24 NİSAN CUMA 2015
Konferans Salonu II

13.15-14.15
Söyleşi: “Dengbejlik Romanı”
Konuşmacılar: Roni War, Gani Türk
Düzenleyen: Ava Yayınları

14.30-15.30
Söyleşi: “Edebiyatta Kurgu mu, Sokağın Gerçekliği mi?
Konuşmacılar: Gündüz Öğüt, Kadir Aydemir, Alper Akdeniz
Düzenleyen: Yitik Ülke Yayınları

15.45-16.45
Söyleşi: “BADPoetry: Şiirin ve Müziğin Birlikteliği”
Konuşmacılar: Onur Akyıl, Gökben Derviş, Müslüm Çizmeci, İrfan Çınar, Mert Kamiller
Düzenleyen: Hayal Dergisi

17.00-18.00
Söyleşi: “Edebiyatımızda Mektuplar ve Dergicilik”
Konuşmacılar: Ahmet Özer, Taki Akkuş, M. Yaşar Bilen, Asım Öztürk, Timuçin Özyürekli
Düzenleyen: Doğu Kitabevi

18.15-19.15
Söyleşi: “Evrensel Belleğimiz, Arkeoloji Müzelerimiz”
Konuşmacılar: Ahmet Tuncay Karaçorlu, Özlem Şenyol, Alp Azeri
Düzenleyen: Doğal ve Kültürel Yaşam Girişimi

24 NİSAN CUMA 2015
Konferans Salonu III

14.00-15.00
Panel: “Kıyam ve Kıtal: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Devletin İnşası ve Kolektif Şiddet”
Yöneten: Vangelis Kechriotis
Konuşmacılar: Güney Çeğin, Güven Gürkan Öztan, Oktay Özel
Düzenleyen: Tarih Vakfı

15.15-16.15
Aziz Nesin 100 Yaşında
Söyleşi: “Aydın Gazeteci Oyun Yazarı Öykücü-Romancı Şair Aziz Nesin”
Yöneten: Namık Kuyumcu
Konuşmacılar: Ünal Ersözlü, Haluk Işık, Mehmet Sadık Kırımlı, Hülya Deniz Ünal
Düzenleyen: Türkiye Yazarlar Sendikası

16.30-17.30
Söyleşi: “Dünden Yarına Süreyya Berfe’nin Şiiri”
Konuşmacılar: Ahmet Bozkurt, Duygu Kankaytsın, Ali Özgür Özkarcı, Altay Ömer Erdoğan
Düzenleyen: TÜYAP

17.00-18.00
Söyleşi: “1984’ten Önceki 25 Yılda Kürtlerin Silahsız Mücadelesi”
Konuşmacılar: İsmail Beşikçi, Celal Temel
Düzenleyen: İsmail Beşikçi Vakfı Yayınları

25 NİSAN CUMARTESİ 2015
Konferans Salonu I

12.00-12.45
Söyleşi: Kayı Söyleşileri : “Osmanlı’yı Anlamak”
Konuşmacı: Ahmet Şimşirgil
Düzenleyen: Timaş Yayınları

13.00-14.00
Söyleşi: “Tarih Tıbbı Konuşturdu 2”
Konuşmacı: Talha Uğurluel
Düzenleyen: Timaş Yayınları

14.15-15.15
Aziz Nesin 100 Yaşında
Söyleşi: “Edebiyatımızın İkon Kişiliği: Aziz Nesin”
Konuşmacı: Feridun Andaç
Düzenleyen: Aziz Nesin Vakfı ve Yayınları-TÜYAP

15.30-16.30
Söyleşi: “Devir”
Konuşmacı: Ece Temelkuran
Düzenleyen: Can Yayınları

16.45-17.45
Söyleşi: “İnatçı Köstebek: Çağrı Merkezi Çalışanları ya da 21. Yüzyılın Proletaryası”
Konuşmacılar: Gamze Yücesan Özdemir, Hayri Erdoğan
Düzenleyen: Yordam Kitap

18.00-19.00
Söyleşi “Yeniden Yaratılmanın Coşkusuyla Ataol Behramoğlu-Nihat Behram Mektuplaşmalar”
Konuşmacılar: Ataol Behramoğlu, Nihat Behram, Onur Behramoğlu
Düzenleyen: Tekin Yayınevi
25 NİSAN CUMARTESİ 2015
Konferans Salonu II

12.00-13.00
Söyleşi: “Sarmaş Dolaş İki Kitap, Biri Ötekinin Tanığı: Yazarla Editörü Söyleşiyor”
Konuşmacılar: Habib Bektaş, Ayşegül Utku Günaydın
Düzenleyen: DELİDOLU

14.30-15.30
Söyleşi: “Teferruat’ın Anlattığı Hikaye”
Konuşmacı: Pınar Öğünç
Düzenleyen: İletişim Yayınları

15.45-16.45
Söyleşi: “Göçebeliğin Büyüsü”
Konuşmacılar: Nedim Gürsel, Seza Yılancıoğlu
Düzenleyen: Doğan Kitap

17.00-18.00
Söyleşi: “Prof. Dr. Nuri Bilgin’in Anısına”
Konuşmacılar: Melek Göregenli, Gülgün Meşe
Düzenleyen: Bağlam Yayınları

18.15-19.15
Söyleşi: “Utanç ve Onur: Ermeni Soykırımı’nın 100. Yılı”
Konuşmacılar: Aydın Çubukçu, C. Hakkı Zariç
Düzenleyen: Evrensel Basım Yayın

25 NİSAN CUMARTESİ 2015
Konferans Salonu III

11.00-11.45
Söyleşi: “Orhan Keskin ile Sınav Maratonu”
Konuşmacı: Orhan Keskin
Düzenleyen: Körfez Yayınları

12.00-13.00

Söyleşi: “Çıkış Yolu”
Konuşmacı: Metin Feyzioğlu
Düzenleyen: Bilgi Yayınevi

13.15-14.15
Söyleşi: “Atatürk ve Cumhuriyet’i Yeniden Okumak”
Konuşmacı: Sinan Meydan
Düzenleyen: İnkılap Kitabevi

14.30-15.30
Söyleşi: “İstanbul’lu Bir Aşk Yaşadığımız”
Konuşmacı: Enver Aysever
Düzenleyen: Doğan Kitap

15.45-16.45
Söyleşi: “Medya ve Türkiye”
Konuşmacı: Mustafa Hoş
Düzenleyen: Destek Yayınları

17.00-18.00
Şiir Dinleti
Katılımcı: Ahmet Telli
Düzenleyen: Everest Yayınları

26 NİSAN PAZAR 2015
Konferans Salonu I

12.00-12.45
Söyleşi: “Demokratik Özgürlükçü İslam”
Konuşmacı: İhsan Eliaçık
Düzenleyen: Tekin Yayınevi

13.00-14.00
Söyleşi: “Öteki Bahçe ve Hayata Dair”
Konuşmacı: Ali Kırca
Düzenleyen: Doğan Kitap

14.15-15.15
Söyleşi: “Marksizm Okumaları Üzerine: Ne Okumalı, Nasıl Okumalı”
Konuşmacı: Haluk Yurtsever
Düzenleyen: Yordam Kitap

15.30-16.30
Söyleşi: “Sanat-Direniş-Teslimiyet”
Konuşmacılar: Nihat Behram, Tuğrul Keskin
Düzenleyen: Everest Yayınları

18.00-19.00
Söyleşi: “Karanlıktan Çıkış Mümkün mü?”
Konuşmacılar: Yalçın Küçük, B. Sadık Albayrak
Düzenleyen: Tekin Yayınevi

26 NİSAN PAZAR 2015
Konferans Salonu II

12.00-13.00
Söyleşi: “İşimle Başım Dertte”
Konuşmacı: Toprak Işık
Düzenleyen: DELİDOLU

14.30-15.30
Söyleşi: “Türkiye’de El Kaide’yi Kimler Büyüttü?”
Konuşmacı: Hüseyin Hakkı Kahveci
Düzenleyen: Togan Yayıncılık

15.45-16.45
Söyleşi: “Türkiye’nin Geçmişindeki Yarın”
Konuşmacılar: Kemal Kocabaş, Halil Vural, Haluk Erdem, Hidayet Karakuş
Düzenleyen: Yeni Kuşak Köy Enstitüler Derneği (YKKED)

26 NİSAN PAZAR 2015
Konferans Salonu III

12.00-12.45
Söyleşi: “Allah’a Yaklaşmak”
Konuşmacı: Uğur Koşar
Düzenleyen: Destek Yayınları

13.00-14.00
Söyleşi: “Türklerin Tarihi”
Konuşmacı: İlber Ortaylı
Düzenleyen: Timaş Yayınları

14.15-15.15
Söyleşi: “Milli İrade”
Konuşmacı: Banu Avar
Düzenleyen: Remzi Kitabevi

15.30-17.00
Söyleşi: “Mahalleden Arkadaşlar”
Konuşmacılar: Ahmet Kural, Murat Cemcir, Selçuk Aydemir, Erdal Tosun, Korhan Herduran, Ayhan Taş
Düzenleyen: İnkılap Kitabevi

17.15-18.15
Söyleşi: “İzmir’in Seçimi, Türkiye’nin Seçimi”
Konuşmacı: Zeki Gül, Ertuğrul Kürkçü, Aydın Çubukçu
Düzenleyen: Evrensel Basım Yayın

11 Nisan 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/04/20.kitap-fuarı.jpg 403 812 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-04-11 12:26:422015-04-11 12:31:0520. İzmir kitap fuarına günler kaldı; 18 – 26 Nisan 2015
Sanat Haberleri

Phaselis Antik Kenti şimdilik mahvolmaktan kurtuldu

Antalya’nın Beydağları Milli Parkı sınırları içinde Phaselis antik kentine yakın bir noktada yapılması planlanan otel projesi için yapılan tahsise ilişkin mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı çıktı.

phaselis_antik_tiyatro

‘ÇED gerekli değildir’ kararı alınmıştı

Beydağları Olimpos Milli Parkı içinde 878 parsel üzerinde Fettah Tamince’ye ait Rixos zincirinde yer alan Ares Fasilis tarafından yapılması planlanan 280 oda kapasiteli Dream Of Phaselis için ÇED Yönetmeliği kapsamında 3 Aralık 2013’te Çevre ve Şehircilik Antalya İl Müdürlüğü’ne müracaat edildi.

İl müdürlüğünün incelemesi sonrasında, projenin gerçekleştirilmesinin planlandığı alanın arkeolojik SİT durumunun incelenmesi için Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün, Milli Park sınırlarında kalıp kalmadığının belirlenmesi için de Orman ve Su İşleri Bakanlığı 6’ncı Bölge Müdürlüğü Beydağları Sahil Milli Park Müdürlüğü’nün görüşü soruldu.

Kurumların olumlu görüşleri sonrasında proje tanıtım dosyası üzerinden Antalya Valiliği, 26 Aralık 2013 tarihinde ‘ÇED gerekli değildir’ kararı aldı.

Gerekçe: Telafisi güç zararlar doğurabilir

Karara karşı aralarında Antalya Barosu, Mimarlar, Şehir Plancıları, Çevre Mühendisleri, Peyzaj Mimarları ve Ziraat Mühendisleri odaları Antalya şubelerinin bulunduğu sivil toplum kuruluşları ve şahıslardan oluşan 22 kişi ve kurum iptal davası açtı.

Önce Antalya 2’nci İdare Mahkemesi, ‘ÇED raporu gerekli değildir’ kararına ilişkin yürütmeyi durdurma kararı aldı. Ardından Antalya 1’inci İdare Mahkemesi, alanın tahsisine ilişkin yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Mahkeme kararında, alanın özelliği dikkate alındığında başlayacak inşaat faaliyetlerinin telafisi güç zararlar doğurabilecek nitelikte olduğuna dikkat çekildi, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra bu konuda yeniden karar verilinceye kadar yürütmenin durdurulmasına hükmetti.

Proje kamu vicdanını yaralıyor

Davacıların konuyla ilgili yazılı açıklamasında, projenin kamu vicdanını yaraladığını belirterek, Akdeniz Üniversitesi’nin bölgede yaptığı teknik çalışmalar sonucu, tahsis edilen alanda daha önce saptanamamış çok sayıda antik kalıntıya ulaşıldığının altı çizildi.

11 Nisan 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/04/phaselis_antik_tiyatro.jpg 768 1024 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-04-11 11:49:442015-04-11 11:49:44Phaselis Antik Kenti şimdilik mahvolmaktan kurtuldu
Sanat Haberleri

Yok olmak üzere olan 5000 yıllık Antik Kent

Van Gölü sahilindeki 5 bin yıllık antik kentin, koruma altına alınmadığı takdirde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağı belirtildi.

5-bin-yillik-antik-kent-

Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Demirtaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 5 bin yıl önce yerleşim alanı olarak kullanılan ve bir dönem Doğu Anadolu Bölgesi’nde hüküm süren Urartu Krallığı’na da ev sahipliği yapan Van Gölü sahilindeki antik kentin, 1986 yılında Kültür Bakanlığı tarafından tescillendiğini anlattı.

Günümüzde bir bölümü toprak altında, geri kalanı ise gölün içinde bulunan antik kentin, bir şehir ve yerleşim biriminin bütün izlerini bünyesinde barındırdığını vurgulayan Demirtaş, Tatvan’ın tarihini yansıtan alanın, kaçak kazı yapanlardan ve ticari emelleri için kullanmak isteyenlerden korunması gerektiğini söyledi.

vangölüantik kenti

 

Demirtaş, bu anlamda, gerek Van Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun gerekse Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın alanın turizme kazandırılması için harekete geçmesi gerektiğini bildirerek, şöyle konuştu:

“Tatvan’da, ilçenin tarihi olmadığına dair bir yanılgı var. Halbuki bilinenin aksine Tatvan, 5 bin yıllık tarihe sahip bir ilçemiz. Bitlis’in yanı başında olması da bunu ispat ediyor. Geçmişi Bitlis kadar görkemli olmasa da yapılan araştırmalarda M.Ö. 3 bin yıllarına dayananan çok sayıda buluntu elde eldildi. Ayrıca ilçede iki  antik kent var. Bunlardan biri Şahmiran köyünde diğeri ise şu an plaj olarak kullanılan Van Gölü sahilindedir. Resmi kaynaklarda ve yazışmalarda da buraları ‘Tatvan Antik Kenti’ olarak geçiyor. Kayaların üzerine oyulmuş nişler, geometrik şekil, işaret ve resimler var. Bu bulgular antik kent denildiğinde ilk akla gelen özelliklerdir ve bütün bunlar 1986 yılında tescillenmiş.”

van-gölü-taihi-kalıntı

 

Geçmiş yıllardaki araştırmalarda, Van Gölü sahilindeki alanda, kayaların oyulmasıyla yapılan odalar ile çok sayıda arkeolojik kalıntı bulunduğuna değinen Demirtaş, tandır ve silo gibi mahsen görevi gören onlarca yapının ise aradan geçen süre zarfında toprak altında kaldığını ifade etti.

Demirtaş, yapılacak kazı çalışmasıyla antik kentin tamamen ortaya çıkacağını bildirerek, “Buradaki şehir resmi kazılarla ortaya çıkarıldığında sadece Tatvan veBitlis’in değil Türkiye’nin çehresi değişecek. Burası dünyanın ilgi odağı haline gelecek” dedi.

antik kent van gölü

 

Tahribatın önlenmesi gerekiyor

Antik kentin bulunduğu alanın koruma altında olmaması nedeniyle büyük oranda tahrip edildiğine dikkati çeken Demirtaş, şöyle devam etti:

“Alanı imara açmak, burada tatil köyü yapmak, sondajla su çıkarmak isteyenler var. Ayrıca define avcıları da yaptıkları kazılarla alana büyük zarar veriyor. Antik kentin bulunduğu alandaki tahribatın durdurulması için ortak proje hazırlanarak koruma altına alınması gerekiyor. Tarihimiz ve geleceğimiz yok ediliyor. Bunlara sahip çıkamazsak, geleceğimize de sahip çıkamayız. Buranın imara açılması belki 3-5 kişiye fayda sağlar. Ancak bu antik kentin korunması Tatvan’a, bölgeye ve ülkeye fayda sağlar. Bu nedenle burada kapsamlı bir çalışma yapılması ve tahribatın önlenmesi gerekiyor.”

antik

 

Demirtaş, Van Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 2010 yılında alanda inceleme yapıldığını ve söz konusu bölgenin “birinci derecede arkeolojik sit alanı” olarak kayıt altına alındığına işaret ederek, aynı kurulun 2011 yılında gerçekleştirdiği çalışmada ise “arkeolojk sit alanı değil, doğal sit alanı” olduğu yönünde karar verdiğini kaydetti.

2011 yılında hazırlanan raporun gerçeklik payı bulunmadığını savunan Demirtaş, kendisinin bir süre önce yaptığı incelemelerde bulduğu arkeolojik kalıntıları kamera kaydıyla belgelediğini ve istenildiği takdirde bunu kurulla paylaşabileceğini sözlerine ekledi.

van gölü

van antik

23 Mart 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/03/van-gölü.jpg 333 444 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-03-23 19:09:212015-03-23 19:09:21Yok olmak üzere olan 5000 yıllık Antik Kent
Sanat Haberleri

Evliya Çelebi’nin anlattığı kayıp kale”Amisos Kalesi” bulundu

Samsun’daki İlkadım İlçesi’nde altyapı çalışmaları sırasında bulunan taş duvar kalıntılarının yer aldığı bölgede Arkeoloji ve Etnografya Müzesi tarafından yapılan kazı devam ediyor. Çalışmalar sonuçlandığında Evliya Çelebi’nin ‘5 bin adım’ olarak anlattığı Amisos kalesinin ortaya çıkması bekleniyor.

Amisos Kalesi

Karadeniz Turizm Profesyonelleri Derneği yönetim kurulu üyesi ve geçmiş dönem başkanı Mustafa Yavuz, “Çalışmalar sonuçlandığında kuvvetle muhtemeldir ki; Amisos antik kenti kale duvarlarıyla karşılaşacağız” dedi. Evliya Çelebi’nin 1640’ta kente gelişinde gördüğü kaleyi Seyahatnamesinde 5 bin adım olarak anlattığı belirtildi.

İlkadım İlçesi,Pazar Mahallesi’nde bulunan Şifa Hamamı’nın Buğday Pazarı Caddesi’ne bakan bölümünde 2 ay önce yapılan altyapı çalışmaları yapılırken tarihi duvar kalıntılarının bulunması üzerine 2 hafta önce bölgede Arkeoloji ve Etnografya Müzesi tarafından kazı başlatıldı. Kazıda 2 metre eninde taş duvarlar ortaya çıkarıldı. Bölgede yapılan sondaj kazılarında da duvarın devam ettiği belirlendi. Yapılan ilk çalışmalarda kalıntıların 1192 yılında Danişmentliler döneminde yapılan tarihi kale kalıntıları olabileceği belirtildi. Tarihi duvar kalıntılarının bulunduğu bölgede kazı çalışmaları devam ederken alan da demir bariyerle kapatılarak koruma altına alındı.

Karadeniz Turizm Profesyonelleri Derneği yönetim kurulu üyesi ve geçmiş dönem başkanı Mustafa Yavuz, Samsun’da kazılan her yerden tarih fışkırdığını belirterek şöyle dedi:

“Özellikle antik Amisos kenti bölgesinde yapılan inşaat, kanalizasyon ve yol yapım çalışmalarında, antik dönemlere ait çeşitli eserlerle karşılaşılıyor. Hatırlanılacağı üzere Samsun Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen Amisos hazineleri de bir yol çalışması esnasında, mozaikler ise bir inşaat kazısında ortaya çıkmıştı. İlkadım İlçesi’nde birçok antik mezar buluntularına da rastlanmıştı. Son günlerde Saathane Meydanı’nda yapılan çalışmalarda, toprak yüzeyinin yaklaşık 1 metre altında bulunan 2 metre genişliğindeki duvarlar da bu anlamda tüm yetkililerin ve turizmcilerin yoğun ilgisini çekti. Şu an Samsun Büyükşehir Belediyesi ve Samsun Müze Müdürlüğü denetiminde yapılan çalışmalar sonuçlandığında kuvvetle muhtemeldir ki; Amisos antik kenti kale duvarlarıyla karşılaşacağız. 3 Ağustos 1869 tarihinde meydana gelen Büyük Samsun yangınında, dış kale surları içerisindeki Taşhan, Bedesten ve yüzlerce ahşap ev çok büyük zarara uğramıştı.”

Mustafa Yavuz, devam eden Saathane Meydanı Projesi kapsamında, bu eserlerin restore edilerek kullanıma açılmasının planlandığını söyledi. Yavuz, şöyle konuştu:

“Kale surlarının halen bulunan ve çalışmaların devamında bulunacak yeni bölümlerinin bu proje kapsamına alınması kaçınılmazdır ve Samsun turizmine önemli katkılar sağlayacaktır. 1640 yılında Samsun’a gelen ünlü gezgin Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde kaleyi ‘Çevresi 5 bin adım, 70 kulesi, 2 bin mazgalı ve kapısı ile leb-i deryada şadadi bina bir sengin abad idi’ sözleri ile anlatmış cami, hamam ve muhtasar bir çarşıya sahip kalenin sağlam ancak harap bir halde olduğunu yazmıştı. 5 bin adımlık bu kaleden bulunacak her kalıntı bizim için çok değerli.”

Kaynak: onedio.com / Yaprak Koçer, DHA

23 Mart 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/03/Amisos-Kalesi.jpeg 332 620 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-03-23 17:08:132015-03-23 17:08:13Evliya Çelebi’nin anlattığı kayıp kale”Amisos Kalesi” bulundu
Sanat Haberleri

Eskişehir’de 6. Uluslararası Arkeoloji Öğrencileri Sempozyumu Yapılacak

arkeolojiBu yıl 24-27 Mart tarihleri arasında Anadolu Üniversitesi tarafından gerçekleştirilecek olan 6. Uluslararası Arkeoloji Öğrencileri Sempozyumu’nda, aynı anda iki farklı salonda birçok arkeoloji öğrencisi sunum yapacak.

Sempozyumun üçüncü gününde düzenlenecek ve moderatörlüğünü Prof. Dr. Hüseyin Sabri Alanyalı’nın yapacağı panelde ise Kazı Teknikleri Katılımcıları; Prof. Dr. Mehmet Özdoğan ve Doç. Dr. Feriştah Alanyalı, Eğitim Katılımcıları; Prof. Dr. Serra Durugönül ve Yrd. Doç. Haluk Sağlamtimur, İstihdam Katılımcıları; Prof. Dr. Nevzat Çevik ve Prof. Dr. Yücel Şenyurt.

 
arkeoloji-sempozyumu-1
arkeoloji-sempozyumu-2 arkeoloji-sempozyumu-3 arkeoloji-panel

15 Mart 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/03/arkeoloji.jpg 816 560 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-03-15 11:45:202015-03-15 11:45:20Eskişehir’de 6. Uluslararası Arkeoloji Öğrencileri Sempozyumu Yapılacak
Sanat Haberleri

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne özel ” Anadolu’da Ana Tanrıça İnanışı “

Her yıl olduğu gibi bu yılda alelade bir söylemle “8 Mart Dünya Kadınlar Gününüz Kutlu olsun” diyerek olayı geçiştirmek yerine, bu yıl bir farklılık yapıp üzerinde yaşadığımız topraklarda eskiden kadına verilen değere dikkat çekmek amacıyla okumalarımızda rastladığımız konuyu sizlerle paylaşmak daha cazip geldi.

Elbette “8 Mart Dünya Kadınlar Gününüz Kutlu olsun”  fakat kadının Tanrıçalık mertebesine ulaştığı bu topraklarda “Kadının” hakkettiği değere ulaşması ancak ve ancak önce kadının kendine değer vermesi ile mümkün olacak. Genel olarak hakkınızı almazsanız kimse vermez. Çok beylik bir cümleyi uyarlayarak yazalım. ” Sizi yöneteni söyleyin, size kim olduğunuz söyleyeyim” İyi okumalar.

8 Mart'ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını öneren Clara Zetkin (solda) Rosa Luxemburg ile.

8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını öneren Clara Zetkin (solda) Rosa Luxemburg ile.

Yazının derleyici ve yazarı :  Volkan Toruna teşekkürler.

Kaynak : arkeofili.com

Tarih boyunca her toplum belirli bir dini inanışa sahip olmuş ve bu inanışın getirdiği kurallara  bağlı kalarak, çevresini ve kendi yaşamını etkilemiştir. Bu topluluklar inançları kimi zaman soyut olarak zihinlerde yerini almış, kimi zaman somut nesnelere kanalize edilip bir biçeme bürünmüştür. Medeniyetin başlangıcına ev sahipliği yapan, birçok uygarlığın birleşim yeri olan Anadolu topluluklarında da bu dini inanış ANA TANRIÇA şeklinde yerini almış ve çeşitli toplulukları etkilemiştir.

Neden Kadın Figürü?

İnsanlar geçmiş çağlardan bu yana gökyüzüne ve gökyüzündeki olayların kendi yaşamlarına etkisine meraklı olmuştur. Dış dünyayı gözlemiş ve belirli çıkarımlarda bulunmuştur. Neden dişil bir dini inanış figürünün seçildiği de bu çıkarımların sonucudur. Tarımın keşfi tüm bu olayların başlangıcı için büyük bir devrim olmuştur. İnsanlar toprağa ektiği ürünlerin, kendisine yararlı bir besin olarak döndüğünü görmüş daha sonra döngüsel bir şekilde toprağın aynı zamanda da verimsiz olabileceğine tanık olmuştur. Sürekli devam eden bu devinimi insanoğlu doğanın bir süreci olarak görmemiş, var olan bu sürecin kesilmemesi için bir şeyler yapma faaliyetine girişmiştir ve başlangıç olarak bereket kültünü oluşturmuştur. Mevsimsel olan bu döngüler insan yaşamıyla özdeşleştirilmeye başlanmıştır. Daha sonra doğanın bereketli, şifa verici yaratıcı süreci kadının doğurganlığıyla, anaçlığıyla bütünleştirilmiş ve ANA TANRIÇA figürü oluşturulmuştur.

Analitik psikolojinin kurucusu Carl Gustave Jung ise konu ile ilgili olarak “anne” arketipi için şu sözleri söylemektedir: “Aklın çok ötesinde bir bilgelik ve ruhsal yücelik; iyi olan, bakıp büyüten, taşıyan, bereket ve besin sağlayan; sihirli dönüşüm ve yeniden doğuş yeri; gizli; saklı; karanlık olan, uçurum, ölüler diyarı, yutan, baştan çıkaran ve zehirleyen, korku uyandıran ve kaçınılmaz olan.”

Ünlü Antropolog Johann Jakob Bachofen ise “Analık Hakkı “(Das Mutterrecht) eserinde, insanlık tarihinin başlarında, kan bağının yalnızca anne üzerinden kurulabildiğini ve bu sebeple de annenin bir otorite ve yasama merkezi olduğunu, kadının toprağı ıslah etme ve toprakla ilgili diğer görevlerine de bakılarak neden tanrıça figürünün seçildiğine açıklık getirir

İlk Kabartmalar ve Bereket Figürü

Anadolu’da bereket kültünün varlığına ilişkin en eski buluş Şanlıurfa yakınlarında Fırat havzasında yer alan ve MÖ. 7000 yıllarına tarihlenen Nevali Çöri kabartmalarıdır.

Nevali Çöri

Nevali Çöri

Şekilde görülen kabartmalarda ortada bir çocuk ve çocuğun iki tarafında eğlenirmişçesine ellerini havaya kaldırmış iki yetişkin görülüyor. Yetişkinlerin ellerini havaya kaldırması, ortadaki çocuğun bereketli ve kutsal bir şekilde doğumunun kutlandığının sembolü olarak yorumlanıyor. Aynı zamanda solda yer alan boğa boynuzu figürü ise bu bereket kültü fikrini güçlendiriyor. Çünkü Çatalhöyük kazılarından da çıkarılan boğa ve boğa boynuzu figürleri de bereket ile ilişkilendiriliyordu.

Çatalhöyük kazılarından çıkarılan boğa figürleri:

Çatalhöyük  boğa figürleri

Çatalhöyük kazılarından çıkarılan boğa figürleri

 

 

Zengin Bir Yerleşim: Çatalhöyük

Konya ili, Çumra ilçesi yakınlarındaki Çatalhöyük, arkeoloji tarihi açısından oldukça zengin bir bölge. Neolitik dönem için(MÖ. 8000-5500) ilklerin bölgesi denebilir.( Daha ayrıntılı bilgi için buradan.) Çatalhöyük’te Ana Tanrıça tapınımına kanıt olarak ortaya çıkarılan en önemli taş, tahtta oturan heykelciktir.

Çatalhöyük’te Ana Tanrıça tapınımına kanıt olarak ortaya çıkarılan en önemli taş, tahtta oturan heykelciktir.

Çatalhöyük’te Ana Tanrıça tapınımına kanıt olarak ortaya çıkarılan en önemli taş, tahtta oturan heykelciktir.

Figüre dikkatlice bakınca belli çıkarımları rahatlıkla yapabiliriz. Kadının kollarını koyduğu yerde aslan leopar ya da kaplan kabartması göze çarpıyor. Tanrıça’nın bacakları arasında bir çocuk başı bulunuyor. Bu aynı zamanda kadının doğurganlığı ve doğayla özdeşleştirildiği özelliğini temsil ediyor. Figür de bir özellik daha göze çarpıyor. Kadının oturduğu tahtta yer alan hayvan figürleri Anadolu’da yaygın olan “Vahşi Hayvanların Egemeni” (Potnia Theron) motifini vurgulaması bakımından önemlidir. Bu figür Boğazköy(Hattuşaş)’da Açık Hava Tapınağı’nda görülebilir. Tanrıça Hepat kutsal boğa üzerinde tasvir edilmiştir.

Tanrıça Hepat'ın kutsal boğa üzerinde tasvir edilmesi.

Tanrıça Hepat’ın kutsal boğa üzerinde tasvir edilmesi.

Çatalhöyük ile birlikte Burdur yakınlarındaki Hacılar Höyüğü de arkeolojik açıdan oldukça zengin bir bölgedir. Ve orada da şu şekilde bir ana tanrıça heykeli bulunur. Bu da Çatalhöyük gibi gebe bir şekilde tasvir edilmiştir:

grimaldi kadını

 

Konya Karahöyük’ten çıkarılan bir Tanrıça figürü:

Konya Karahöyük’ten çıkarılan bir Tanrıça figürü

Konya Karahöyük’ten çıkarılan bir Tanrıça figürü

Kayseri, Kültepe’den çıkarılan bir figür:

Kayseri, Kültepe’den çıkarılan bir figür:

Kayseri, Kültepe’den çıkarılan bir figür:

Neolitik Dönem Sonrası Ana Tanrıça Kültü

Neolitik Dönem’den sonra Ana Tanrıça inanışı ile ilgili pek fazla arkeolojik kanıt bulunamamıştır. Ta ki Bronz Çağı’nın Çöküşünün yaşandığı dönemlerde Anadolu’ya yerleşmeye başlayan Friglere kadar. Friglerde tekrar ortaya çıkan bu kült daha sonra ki Yunan ve Roma medeniyetlerine de kaynak oluşturmuştur. Friglerin Ana Tanrıça’sı Kybele’dir. “Tanrıların Anası” şeklinde tanımlanır.

Kybele’nin doğumu şu şekilde anlatılır:

“Bir zamanlar gökler, denizler ve kayalar, birbirlerinden ayırt edilemeyecek halde imişler. Fakat birdenbire ortada bir musiki tınlamış, gökler ve denizler gene bir kâinat teşkil etmekle beraber birbirinden ayrılmışlar. O esrarengiz musiki, Ürinom’un (yani Kybele’nin) doğduğunu ilân ediyormuş. Onun sembolü de ay imiş. Bütün Kâinatın yüce tanrıçası ıssız dünyada, boş sular, çıplak topraklar ve gökte dönen yıldızlar arasında yapayalnız kalmış. Avuçlarını sürüştürmüş ve avuçlarının arasından büyük yılan Ofiyon kayıp çıkmış. Kybele, merak dolayısıyla onunla âşıkdaşlık etmiş. Bu sevgi ve kavuşmanın yuvarlanış sarsıntılarıyla, topraklar devrilip dağlar olmuş, sular fışkırıp nehirler akmış, göller toplanmış, birçok sürüngen mahlûklar peyda olmuş. Ettiğine utanan ve pişman olan Kybele, yılanı öldürüp gölgesini –yani ruhunu– yeraltına göndermiş. Kybele, kendi nefsine karşı da âdil davranarak, Hekat adıyla kendi bir kısmını da yeraltına göndermiş. Ölü yılanın ortalığa savrulan dişlerinden çoban ve sığırtmaç gibi insanlar peyda olmuş. Bunlar toprağı sürmesini biliyorlarmış. Ceviz, incir ve üzüm gibi ağaç yemişleri ile geçiniyorlarmış. Madenleri tanımıyorlarmış. İşte bu, taş devriymiş. Kybele gökte, denizde ve karada yaşamaya devam etmiş. Karada adı Rhea olmuş. Soluğu taze çalı ve çiçek kokuyormuş. Gözleri elâ (glaukopis) imiş. Rhea olarak Girit’i ziyaret etmiş. Yalnızlığı dolayısıyla güneş ve buhardan, sevgili olarak, Kronos’u yaratmış. Analık duygusunu ve özleyişini doyurmak üzere, her yıl İda dağının Dikte mağarasında, bir güneş oğlu doğururmuş. Kronos, çocukları kıskandığı için, öldürüyormuş. Kybele, bu işe öfkelenmiş, Kronos’un sol elini istemiş, beş parmağını keserek onlardan Daktiller yani beş parmak tanrısı yaratmış. Kybele, altıncı olarak doğurduğu tanrıya Zagreus adını vermiş”(5)

Kybele’nin sembolleri içinde Ay ve Aslan en önemlileridir. Ay, ölüm ve yaşamın sürekli değişen yönünü sembolize eder. Aslan’ın ise kudret, irade ve adaleti temsil ettiğine inanılır.

Kybele heykeli

Boğazköy(Hattuşaş)’den çıkarılan ve Anadolu Medeniyetler Müzesi’nde sergilenen bir Kybele heykeli.

Fotoğrafta görüldüğü gibi Kybele, başının üzerinde kuleye benzer yüksek bir taç taşır. Bu taş Kybele’nin kentlerin ve tarımsal ürünlerin tek egemeni sayıldığının simgesidir. Bu nedenle ona “mater turrigera”(kule taşıyan ana) da denilir. Bu kuleler ayrıca sayılarına göre tanrıçanın koruyuculuğu altında bulunan kenti, ya da kentleri temsil eder. Diğer yandan Kybele’nin sağ ve sol tarafında bulunan iki kuşun ellerinde kithara ve çifte flüt bulunur. Bu müzik aletlerinin Tanrıça’ya yönelik yapılan ayinlerde kullanıldığı tahmin edilmektedir.

Diğer bir tarihi eser de Ankara Etlik yakınlarında çıkarılan şu heykeldir:

Ankara Etlik yakınlarında çıkarılan

Ankara Etlik yakınlarından çıkartılan kabartma

Çıkarılan bu parça Kybele tasvirlerinin içinde belki de en karışık ve belirsiz olanıdır. Tasvirde Kybele’nin yanında üzerinde güneş kursu bulunan ve ayakta betimlenmiş bir aslan figürü vardır. Aslan figürünün heykellerde bulunması Kybele’nin saygınlığını ve gücünü gösteren bir unsur olarak yorumlanmaktadır.

Anadolu’da Frigler dışında dinsel anlamda çevre kültürleri etkileyen ve bu kültürlerden oldukça etkilenen diğer etkin bir topluluk da Hititler.

Hititler, ticari ve sosyal ilişkiler kurduğu çevre toplumlarının Tanrılarını da benimsemişler ve dinsel bir hoşgörü ortamı oluşturmuşlardır. Ana Tanrıça inanışının hakim olduğu Anadolu topraklarında Hititler’de bu inanıştan nasibini almışlardır. MÖ. 1. Bin yılda ele geçen ikonografik ve filolojik malzelemeler ile MÖ. 2. Bin yılda Orta ve Doğu Anadolu ile Kuzey Suriye’de ele geçen mühürler sonucu ulaşılan bilgilere göre Geç Hitit Panteonu’nda Ana Tanrıça Kubaba olarak adlandırılıyordu.

itit Panteonu’nda Ana Tanrıça Kubaba olarak adlandırılan kabartma.

itit Panteonu’nda Ana Tanrıça Kubaba olarak adlandırılan kabartma.

Karkamış Kraliçesi olarak da bilinen Kubaba bu yapı da elinde narla tasvir edilmiştir. Nar, dönemin toplumlarında bereketi ve verimliliği temsil etmektedir.

Hititler dışında Ana Tanrıça inanışına kanıt oluşturacak buluşlar ; MÖ. 5-4. yy. da Kilikya yakınlarında bulunan Aramice metinler de, MÖ. 5. yy’da Kybele’nin “Aslanların Sahibi” olarak betimlendiğini gösteren Sardes(Manisa) bölgesinde bulunan rölyeflerde ve yine aynı bölgede ele geçirilen yerel bir kap parçası üzerinde Lidya alfabesiyle yazılmış Kybele yazısında kendini göstermektedir.

Medeniyetin başlangıcı Anadolu topraklarında bir döneme hakim olmuş Ana Tanrıça inanışı, dönemin insanlarının dünyayı ve kendini nasıl anlamlandırdığına yönelik bilgiler olarak yorumlanması açısından oldukça önemlidir.

 

 

 

07 Mart 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/03/Clara-Zetkin-Rosa-Luxemburg.jpg 904 640 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-03-07 17:34:412015-03-07 17:34:418 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne özel ” Anadolu’da Ana Tanrıça İnanışı “
Sanat Haberleri

İletişimimizi değiştiren buluşları merak ediyor musunuz?

Bu buluşlar sadece iletişimin değil, insanlık tarihinin de gelmiş geçmiş en büyük devrimleri arasında yer alıyor. İletişim bizi bugünlere getirdi bakalım kronolojik olarak nasıl bir gelişim izlemişiz.

M.Ö 4000 – 1200Alfabe

Alfabe

İnsanın konuşmasının ardından bilgileri kaydetmeyi sağlayan alfabe, konuşmadan sonraki en büyük atılımdır. 

Alfabenin doğuşu, yazının doğuşuyla eş zamanlıdır ve Sümerlere yani günümüzden 5000 yıl önceye tarihlenir. Bilindiği üzere buna çivi yazısı (cuneiform) adı verilir. Çivi yazısına benzer simgelerle Sümerler’i takip eden (Asur, Babil, Elam, Akad, Hitit vs.) birçok Mezopotamya uygarlığı; dillerini kâğıda, taşa, toprağa dökmüşlerdir.

Çivi yazısının ardından Eski Mısır’da hiyeroglifler ortaya çıkmıştır. İlk çıkışındaki kullanım özellikleriyle ideogramatik yazı mantığı taşımaktadır.

Modern alfabenin kökeni, Fenikelilere dayanmaktadır. Fenikeliler, bu alfabeyi Mısır alfabesinden esinlenerek oluşturmuşlardır. Fenike alfabesi, Fenikelilerin tüccar olmasının da yardımıyla bütün Akdeniz çevresine yayılmıştır. Arapların, Yunanların, İbranilerin ve Latinlerin alfabeleri hep Fenike alfabesinden türemiştir.

M.Ö 550Posta Servisi

Posta Servisi

İlk gerçek posta işlemleri Persler tarafından geliştirilmiştir. Pers Kralı Büyük Kiros (MÖ 550) ve onun halefi Darius dönemlerinde posta sistemine rastlanmıştır.

Günümüze en yakın sistem Roma Döneminde oluşmaya başladı, Roma’da ilk posta sistemi Augustus Ceasar döneminde kuruldu. İki tür olan posta teşkilatında kraliyet postası hızlı atlarla çekilen ve aydınlatmalı araçlarla yapılırken, öküzlerin çektiği kağnılarla yapılan posta işleri de diğer hükûmet görevlilerince kullanılıyordu. Roma’da henüz sivil posta teşkilâtı yoktu ve posta devlet haberleşmesi için kullanılıyordu.

M.Ö 200 Kâğıt

Kâğıt

Çin’de MÖ 2. yüzyıla ait, bugünkü modern kâğıdın temsilcisi olarak sayılabilen eski arkeolojik parçalar bulunmuştur. 

Kâğıdın yapım süreci, Çinli Cai Lun’a atfedilir. Kâğıda etkili bir alternatif ise ‘ipek’tir ve Altınçağ’da Çin, büyük miktarda İpek ihracatı yapan ülke konumundaydı. 13.yüzyıl Orta Çağ’da kâğıt, Çin’den Orta Doğu ve Avrupa’ya yayıldı ve burada ilk suyla çalışan kâğıt fabrikaları inşa edildi. 19. yüzyılda sanayi üretimine geçilmesiyle birlikte maliyet düştü. Kâğıt önemli oranda kitlesel bilgi alışverişine katkılarda bulundu. 1844 yılında, Kanadalı mucit Charles Fenerty ve Alman FG Keller bağımsız ağaç liflerinin hamurlaştırılması sürecini geliştirdi.

1438 Gutenberg Baskı Makinesi

Gutenberg Baskı Makinesi

Büyük mucit Johann Gutenberg, iletişim tarihinin en önemli gelişmelerinden biri sayılan tipo baskı yöntemini 1438’de Avrupa’ya getirerek uygulamalarını yaygınlaştırmıştır. Bu yöntem, önceleri tahtadan daha sonraları bir kurşun alaşımından yapılan dökme harflerin, baskıdan sonra başka bir yazıda kullanılmak üzere saklandığı bir basım yöntemidir. Bu, yüzyıllardır Çin ve Kore’de kullanılmaktaydı.

1792 Semaphore (Semafor)

Semaphore (Semafor)

(İşaret verme aleti)  (Bayrakla iletişim yöntemi)

Fransa genelinde mekanik kollarla tepesinde 566 kule bayrak olarak Claude Chappe tarafından asker ve hükûmet için geniş mesafelerde hızlı mesaj göndermek için, ilk optik semafor sistemi icat edildi. Gemiler arasında görsel olarak haberleşmeyi sağlayan bu sistemin kullanımında, telsizin icat edilmesiyle birlikte büyük ölçüde azalma görülmüştür. Askeriyenin yanı sıra dağcılıkta da konuşarak haberleşmenin zor olduğu yerlerde, semafor kullanılmaktadır.

1840  Mors Alfabesi

Mors Alfabesi

Mors alfabesi veya Mors kodu, kısa ve uzun işaretler (• ve –) ile bunlara karşılık gelen ışık veya sesleri kullanarak bilgi aktarılmasını sağlayan yöntemdir. 1832’de telgraf ile ilgilenmeye başlayan Samuel Morse tarafından 1835 yılında oluşturuldu ve ilk olarak 1837’de kullanılmaya başladı. İlk Mors alfabesi, kullanımının zorluğundan dolayı zamanla değişikliklere uğrayarak kullanımı daha kolay hale getirilmiştir.

Mors alfabesiyle 24 Mayıs 1844’te gönderilen ilk mesaj İncil’den yaratıcının büyüklüğünü bildiren bir cümleyi içeriyordu. 

1880 Telefon

Telefon

Telefon sözcüğü Eski Yunanca Telos “Uzak” ve Phone “Ses” sözcüklerinin birleşmesinden oluşmuştur.

Konuşmaları açıkça aktaran ilk telefon aleti, Alexander Graham Bell ve Charles Sumner Tainter tarafından geliştiren radyofon isimli aygıttır. İki bilim adamı, bu aygıtla ilk başarılı denemeyi 15 Şubat 1880 günü gerçekleştirdiler. Verici Washington’da, 13. Cadde’deki Franklin Okulu’nun tepesine konmuştu.

Türklerde ilk telefon Osmanlı Devleti’nde 1908 yılında uygulanmaya başlandı. Kadıköy ve Beyoğlu santralleri 1911 yılında hizmete açıldı. İlk otomatik telefon santralı cumhuriyet döneminde Atatürk’ün emriyle 1926 yılında Ankara’da kuruldu.

1896 kKablosuz (Wireless) İletişim

Wireless İletişim

Guglielmo Marconi kablosuz mesajları iletmek için elektromanyetik radyasyon kullanarak bir sistem geliştirme fikrini Tesla, Oliver Lodge ve J.S. Stone gibi isimlerin çalışmaları üzerine geliştirdi. 1895 yılında 2.5 km bir mesafeye sinyaller gönderdi. 1901 itibariyle, Atlantik okyanusundan iletişimi başardı.

Tesla, kablosuz iletişimi, yani radyo dalgalarını patent altına almak için başvuruda bulunan ilk isimdi

1923 Televizyon

Televizyon

Televizyon 1923 yılında, John Logie Baird tarafından İngiltere’nin Hastings kasabasında icat edilmiştir. İlk televizyon görüntüsü ise yine Baird tarafından 1926 yılında yayınlanmıştır. Başlangıçta noktalar halinde ve titrek olan görüntülerin kalitesi Baird tarafından geliştirilmiştir.

Baird’in televizyon sisteminde mekanik olarak döndürülen diskler kullanmasına karşın aynı dönemde Marconi – Emi sistemi gibi elektronik olarak işleyen rakip sistemler de üretildi.

1930’ların başında televizyon elektronik eşya olarak satılmaya ve geniş kitlelere hitap etmeye başladı. Örneğin 1936 Berlin Yaz Olimpiyatları Almanya’da evlerdeki televizyonlardan izlendi.

1969 ARPANET

ARPANET

ARPANET (Advanced Research Projects Agency Network, Amerikan Gelişmiş Savunma Araştırmaları Dairesi Ağı), yeni adıyla DARPA (Defence Advanced Research Projects Agency, ABD Savunma Bakanlığı İleri Araştırma Projeleri Ajansı) için soğuk savaş sırasında geliştirilmiş dünyanın ilk çalışan paket anahtarlama ağı olmasının yanı sıra internetin de atasıdır.

Araştıma ve araştırmacıları birbirine bağlamak amacıyla geliştirilen ARPANET, daha sonraları Internet’in gelişmesine yol açan TCP/IP protokolünün ortaya çıkmasını sağlamıştır. Ve artık internet var.

Kaynak: line.do

07 Mart 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/03/Wireless-İletişim.jpg 384 577 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-03-07 14:05:452015-03-07 14:09:04İletişimimizi değiştiren buluşları merak ediyor musunuz?
Sanat Haberleri

Hayat Kısa, Sanat Uzun: Bizans’ta Şifa Sanatı Yeni Bakışlar

PERA-MUZESİHayat Kısa, Sanat Uzun: Bizans’ta Şifa Sanatı sergisi kapsamında bir sempozyum düzenliyor. Adını Hippokrates’in ünlü aforizmasından alan sergi, Bizans’ta şifa sanatı ve pratiğini, Roma döneminden geç Bizans dönemine uzanan bir süreçte incelemeyi amaçlıyor.

Küratörlüğünü Brigitte Pitarakis’in yaptığı sergide, antik dünyanın kutsal şifacıları Apollo ve Asklepios ile rasyonel tıbbın ve farmakolojinin kurucuları Hippokrates ve Dioskorides’in altyapısını oluşturduğu Bizanslılar’ın şifa metodları (inanç, büyü, rasyonel tıp), İstanbul’daki şifa ve mucize merkezleri, doktor azizler gibi çeşitli konular; ulusal tıp ve botanik elyazmaları, mermer oyma eserler, ikonalar, rölikerler, muskalar, tıp aletleri, bitki örnekleri, antropolojik veriler, nadir baskı kitap, gravür ve arşiv fotoğrafları aracılığıyla anlatılıyor.

14 Mart Cumartesi, 09:30

Katılım ücretsizdir, kayıt gerekmemektedir.
Simultane tercüme yapılacaktır.

AYRINTILI PROGRAM

Sempozyum Hayat Kısa, Sanat Uzun : Bizans’ta Şifa Sanatı – Yeni Bakışlar

14 Mart Cumartesi 2015

09:30 Çay – Kahve

09:45 Açılış Konuşması: Brigitte Pitarakis

I.Oturum Başkan: Koray Durak

Şifaya Dair Algılar ve Endişeler

10:00-10:30 Derek Krueger (Kuzey Carolina, Greensboro Üniversitesi) Bizans’ta Şifa ve Kurtuluş

10:30-11:00 Frederick Lauritzen (Venedik) On Birinci Yüzyıl Konstantinopolisi’nde Bedeni ve Ruhu Sağaltmak

11:00-11:30 Christos Merantzas ve Brigitte Pitarakis (Patras Üniversitesi ve CNRS, Paris) Cinlerin Gürültüsünden Cennetin Melodisine: Bizans’ta Şifa Tartışma ve Çay – Kahve Arası (20 dakika)

Şifa Mabetleri ve Pagan Mirası

11:50-12:20 Şehrazat Karagöz (İstanbul Arkeoloji Müzeleri) Gerçekten Efsaneye Hekim Tanrı Asklepios

12:20-12:50 Philipp Niewöhner (Dumbarton Oaks, Washington, D.C.) Anadolu’nun Şifa Pınarları: Pagan Mirasın Sorunu Tartışma ve Öğle Yemeği

II. Oturum Başkan: Philipp Niewöhner

Şifa Mabetleri ve Azizlerin Hayat Öyküleri

14:30-15:00 Halûk Çetinkaya (Mimar Sinan Üniversitesi, İstanbul) Konstantinopolis’te Kosmidion

15:00-15:30 Anna Lampadaridi (CNRS/IRHT Section grecque, UPR 841, Paris). Yunan Mucize Metinleri Külliyatında Şifa: Trabzonlu Aziz Eugenios Örneği Tartışma ve Çay – Kahve Arası (20 dakika)

Tıbbi Uygulamalar, Şifa ve Hastalık

15:50-16:20 Petros Bouras-Vallianatos (King’s College, Londra) Geç Bizans’ta Tıbbi Teori ve Uygulamalar

16:20-16:50 Koray Durak (Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul) Egzotik İlaçlar ve Bizans Tıbbının Gelişimi

16:50-17:20 F. Arzu Demirel (Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Burdur) İskeletlerden Elde Edilen Veriler Işığında Anadolu Bizans Toplumlarında Sağlık

Tartışma ve Kapanış

07 Mart 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/03/PERA-MUZESİ.jpg 460 499 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-03-07 13:25:042015-03-07 13:25:04Hayat Kısa, Sanat Uzun: Bizans’ta Şifa Sanatı Yeni Bakışlar
Sanat Haberleri

Sümer Atasözleri ve Özdeyişleri

Toplumlar ve yaratılan uygarlıklar varolduğu çağı değiştirdiği gibi geleceği de değiştiriyor. Medeniyetler doğar, büyür, ölür gibi değişim süreçleri adeta bu toplumlar için bir istisna oluşturuyor. İnsanlar, içinde yaşadığı toplumun ayak izlerini bir noktaya kadar geriye götürebiliyor fakat daha sonrasıyla pek ilgilenmiyor. Meraklıları için bu izleri biraz daha geriye götürmekte fayda var.

Yazan: Volkan TORUN

sümertablet

 

Sümerler şu andaki bilgilerimizle bu izleri geriye kadar götürebileceğimiz en son nokta olarak görünüyor. Sümerlerin medeniyetlere ilham verdiği ve etkilediği herkes tarafından bilinen bir gerçek. Bugün bizim kullandığımız dilin, sadece bir araya gelmiş harfler bütününden fazlası olmasını sağlayan, insanlar üzerinde doğrudan kullanımından çok daha fazla etki bırakan, duygularımızı, geçmişimizi daha iyi ifade eden atasözleri ve özdeyişler de Sümerler’in etkilediği diğer alanlardan sadece birisi.

Geçmişten bugüne insan, yaşadığı çağın getirdiği farklılıkların dışında, hala aynı insan. Doğal olarak da olaylara yönelik tepkileri benzer oluyor. Benzerliklere biraz daha yakından bakalım.

En Eski Metinler

sumer-yazisi

Arkeoloji bilimi oldukça dinamik. Her gün yeni buluşlara, değişmeye açık. Museviliğin kutsal kitabı olan Tanah’ın (Tevrat+Zebur),Ketuvim bölümünde bulunan “Süleyman Meselleri/Özdeyişleri” şimdiye kadar bilinen en eski atasözleri ve özdeyişleri barındıran derlemeler olarak biliniyordu. Bu derlemeler yerini Mısır hiyerogliflerine kaptırdı. Şu an ise 1934 yılında İtalyan Arkeolog Edward Chierra tarafından yayınlanan ve tarih olarak MÖ. 17 yy’ı gösteren, Sümerlere ait çeşitli atasözleri bilinen en eski derlemeler olarak literatürde yerini aldı. Bugün Pennsylvania Üniversitesi’nin müzesinde Nippur koleksiyonunda ziyaretçilerine açık.

Tabletlerde Neler Yazıyor?

Kral Listesi , Sümer Medeniyetinden kalma hükümdarlarının adlarını kayıt edildiği liste.

Kral Listesi , Sümer Medeniyetinden kalma hükümdarlarının adların kayıt edildiği liste.

Tabletlerde yazılanlara bakınca günümüzdeki atasözlerinin özelliklerine, kendi davranış biçimlerimize oldukça yakın olduğunu görürüz. Kelimelerimiz farklıdır ama anlatmak istediğimiz, yakındığımız konular aynıdır. Mesela günümüzde olduğu gibi Sümerler’de de yoksulluk içinde olanlar vardı. Onlar şöyle bir dörtlükle özetlenir:

Yoksul için, ölmek yaşamaya yeğdir;
Ekmeği varsa tuzu yoktur,
Tuzu varsa, ekmeği yoktur,
Eti varsa, kuzusu yoktur,
Kuzusu varsa, eti yoktur.

O dönemde borçlular,borçlarından “Borç alan yoksul dert alır” şeklinde bir özdeyişle yakınıyordu. Bu özdeyiş günümüzde söylenen “Aç kalmak borçlu olmaktan iyidir” veya “ Borçsuz çoban yoksul beyden yeğdir” özdeyişleriyle de oldukça benzer.

İnsanların dış görünüşleri o zaman da belli konuların halledilmesinde, saygınlıkta oldukça önem arz ediyordu. Sümerler bu durumu “İyi giyimli insana bütün kapılar açılır” şeklinde ifade ediyordu. Bu da bugün halk arasında daha çok giyim-kuşam anlamında kullanılan “Dost başa düşman ayağa bakar” lafıyla karşılanıyor.

Evlilik konusuyla ilgili de Sümerli yazmanlar çeşitli yazılar kaleme almıştır. Sümerler de “zengin koca avcıları” gibi bir tanımlama kadınlar için yoktu fakat bunların yerine pratik zekalı hiç evlenmemiş kadınlar vardı. Evlenme çağı gelmiş, koca adayı beklenmekten usanmış genç kız artık ince eleyip sık dokumaktan vazgeçer. Duygularını şu şekilde ifade eder:

Oturaklı biri için mi,uçarı biri için mi,
Kime saklamalıyım aşkımı?

Anlaşılan o dönemde “evlenilecek/eğlenilecek eş” ayrımı toplumun bir kesiminde kendini gösteriyordu.

Kadının ve erkeğin toplumsal rolleri ile ilgili de ipuçları veren yazılar mevcut. Tabletlerden anlaşıldığı kadarıyla erkekler o dönem de ev işlerine pek sıcak bakmayan taraf:

Karım tapınakta,
Anam ırmak kenarında,
Ben de burada açlıktan ölüyorum.

Gelin-kaynana ilişkisi o zamanlarda da oldukça problemli bir mesele gibi görünüyor. Bir erkek için neyin iyi neyin kötü olduğunu anlatan bu dizelerden rahatlıkla çıkarabiliriz:

Çöl matarası insanın hayatıdır,
Pabuç insanın gözüdür,
Karısı insanın geleceğidir,
Oğul insanın sığınağıdır,
Kız insanın kurtuluşudur,
Gelin insanın baş belasıdır.

Dostluk ve arkadaşlık kavramları da belirli çağrışımlara sahipti. Fakat dostluktan çok akrabalığın önemli olduğunu “kan sudan daha koyudur” sözünden ve de şu dizelerden anlıyoruz:

Dostluk bir gün sürer,
Akrabalık hep devam eder.

Toplumdaki aceleci, hazırlıksız bir işe kalkışan insanlar için söylenen şöyle iki dize var:

Daha tilkiyi yakalamadan
Boynuna takacağı laleyi hazırlıyor.

Bu dizeler günümüzde kullanılan “Dereyi görmeden paçayı sıvamak” atasözünü hatırlatıyor.

Sümerler belirli medeniyete sahip olduğu gibi bu medeniyeti koruyacak askeri birikime de sahip olmanın önemli olduğuna inanıyorlardı ve şu sözlerle özetliyorlardı:

Donanımca güçsüz devlet,
Kapılarındaki düşmanı kovamaz.

Halk da bu durumdan nasibini almıştı. Onlar da her türlü tehlikeye karşı gözü açık olmanın gerekliliğini şu dizelerle dile getiriyorlardı:

Bir efendin olabilir bir kralın olabilir,
Ama asıl korkulacak adam vergi memurudur!

İnsanlık gelişim gösterse de bazı şeyler aynı kalıyor ve her medeniyet, her insan aidiyet duygusuyla beraber bazı şeyleri kendi içinde sınırlı tutuyor ve geçmişe uzanan bir halkanın zinciri olmaktansa zinciri yapan olmayı tercih ediyor.

Tabletlerin orijinallerinden bazı bölümler:

MS2367/1 İnanna’ya ait bir ilahi metni, Sümer kil tableti, Babil, M.Ö. 20-17. yy., 21x17x4 cm.



Kral Listesi , Sümer Medeniyetinden kalma hükümdarlarının adlarını kayıt edildiği liste.

Kaynak : arkeofili

03 Mart 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/03/sümertablet.png 1176 1528 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-03-03 15:21:562015-03-03 16:19:47Sümer Atasözleri ve Özdeyişleri
Sanat Haberleri

Artık var olmayan 10 Antik dönem medeniyetini bilmek ister misiniz?

Şimdilerde hiç bir izi kalmamış ama kendi zamanlarında bin yıllarca dünyaya hükmetmiş saklı medeniyetler. Elbette aşağıda saydıklarımızın dışında da medeniyetler var fakat bazıları neredeyse özel meraklılar ve ilgileri dışında pek bilinmiyor…

1  100

 

1- Vinka Medeniyeti

2 Vinka-Medeniyetijpg

İşte karşınızda hiç duymadığınız ama Avrupa’nın en eski tarih öncesi medeniyeti olan Vinkalar. Yaklaşık 1500 yıl bugünkü Sırbıstan ve Romanya topraklarında hüküm süren Vinkaların, milattan önce 5500 yıllarında kurulduğu tahmin ediliyor.

Haklarındaki ilk bulgulara 20. yüzyılda ulaşılan Vinkaların, metal işçiliğine ilgilerine, dünyanın ilk bakır işleyen medeniyeti olduklarına ve Avrupa’da ilk madencilik faaliyetlerini yürüttüklerine dair de güçlü kanılara varıldı.

Her ne kadar Vinka Medeniyeti’nin yazıyı kullandığına dair resmi bir bulgu olmasa da, yazı öncesi kullanılan sembollerin burada da yaygın olduğuna dair kanı uyandıran ve M.Ö. 4000 yılına tarihlenen birtakım taş tabletlere ulaşıldı. Bunların yanı sıra, bazı mezarlarda bulunan hayvan şekilli heykeller, Vinkaların hem çocuklara hem de sanata karşı özel bir ilgilerinin olduğunu gösterir nitekilteydi. Aynı zamanda çok da düzenli bir medeniyet kuran Vinkaların şehirlerinde çöp toplama alanları ve mezarlıklar bulunuyordu.

2-Harappan (İndus Vadisi) Uygarlığı

3 Harappan-İndus-Vadisi-Uygarlığı

İndus Vadisi Uygarlığı ya da Harappa Uygarlığı, İndus vadisinin bel kemiğini oluşturduğu çok geniş bir bölgeye yayılmış, Güney Asya’daki en eski kent uygarlığıdır. MÖ 3300 yılları dolaylarında bir kent uygarlığı şeklini aldığı kabul edilmektedir. Uygarlığa ilişkin ilk arkeolojik buluntular, 1921 yılında Pakistan’ın Pencap eyaletinde Harappa ve 1922 yılında Sind eyaletindeki Mohenco-daro antik yerleşimlerinde bulunmuştur.

Bu iki kentin dışında yüzün üstünde kent, kasaba ve köyde hüküm sürdüğü bilinen İndus Uygarlığı’nın 250-500 kadar karakterden oluştuğu sanılan yazı dili henüz çözülememiştir.

İndus Irmağı’nın verimli ovalarında taşkınları önleyecek, daha verimli tarım yapılmasını sağlayacak teknikleri geliştiren uygarlık, İndus Vadisi boyunca yayılmıştır. Ağırlıklı olarak buğday, arpa, bezelye, pamuk ve susam tarımı yapılmaktadır ve kedi, köpek, sığır, kümes hayvanları, manda, domuz ve deve evcilleştirilmiştir. Fildişi takılardan, filin de evcilleştirilmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Arkeolojik bulguların büyük bir bölümü, ince işlemeli mühürlerdir. Mühürlerde insan, hayvan ve Şiva figürleri kullanılmıştır. Bulgular, Mezopotamya ve Mısır uygarlıklarıyla ticari ilişkilerde bulunulduğunu göstermektedir.

Uygarlık, MÖ 2. binyıl ortalarında kentlere saldıran Ari kabilelerce yıkılmıştır.

3-Norte Chico Uygarlığı

4 Norte-Chico-Uygarlığı

Modern Peru’nun kuzey sahillerinde yeşeren Norte Chico uygarlığı, M.Ö. 3000 yıllarında bugünkü Peru civarlarında Amerika kıtasının en sofistike medeniyetini kurmuştu. Bu uygarlığın, 1200 yılın ardından M.Ö. 1800 yıllarında gerilemeye başladığı sanılıyor. En net arkeolojik verilere ulaşılan kazı yeri olarak ise Supe Vadisi’ndeki Caral bölgesi olarak kabul görüyor.

Günümüz Peru’sunun olduğu alanda 20’den fazla büyük şehir kuran Norte Chicolular, gelişkin bir mimari ve tarım bilgisine de sahiptiler. Kurdukları inanılmaz karmaşık sulama sistemleri, o dönemlerde Amerika kıtasının başka hiçbir yerinde rastlanmayan bir yöntemle inşa edilmişti.

Norte Chico’nun bir medeniyet olarak kabul görüp görmemesi üzerine de bir tartışma bulunmaktadır. Bu her ne kadar aynı zamanda “medeniyet” tanımına dair bir tartışma da olsa, genellikle sanat formu veya şehirleşme olarak kabul edilen bulgular, bu konuda aydınlatıcı olarak kabul ediliyor; ki bu ikisi de Norte Chico’da bulunmuyor. Bu tartışmayı akademisyenlere bırakacak olursak, Norte Chico’nun kendinden sonra gelen Güney Amerika uygarlıklarına çok çeşitli konularda öncülük yaptığını kesinlikle söyleyebiliriz.

 4-Elam Ülkesi
5 Elam-Ülkesi

Elam Ülkesi, bugünkü İran topraklarının çoğu ve bir kısım Irak toprağında yeşeren bir uygarlıktı. Dünyanın da en eskilerden biri olan bu uygarlık, İran topraklarındaki en eski medeniyettir. Sümer ve Akat uygarlıklarıyla yakın komşu olan Elamlılar, kendilerine özgü bambaşka bir dil kullanıyorlardı.

Her ne kadar en az 1000 yıl bölgede varlıklarını korumuş olsalar da, bugün onlara dair bilgimiz çok çok az. Bunun en büyük sebebi de Elam kültüründe yazının bilgi toplama veya belgeleme aracı ya da edebi bir anlatım yolu olarak değil, sadece devlet büyüklerinin övüldüğü bir anlatım olarak kullanılmasıdır. Bu sebepten kendilerinden sonra gelen nesiller ve medeniyetler üzerindeki etkileri de çok azdır.

5-Dilmun Medeniyeti

6 Dilmun-Medeniyeti1

Dilmun uygarlığı, bölgede ilk izlerine milattan önce 4000 yıllarında rastlanan çok gelişmiş bir ticaret kolonisiydi. Sümer kaynakları, kentin bu uygarlığa ait çok zengin bir envanter kaynağı olduğunu gösteriyor. Antik kentin en önemli bölümüyse yapay tepelerin en üst kısmında yer alan ve yakın bir tarihe kadar Portekizliler tarafından kullanılmış olan göz kamaştırıcı tarihi liman.

Bahreyn’de bulunan Qal’at-al-Bahrain antik kenti, milattan önce 2300 yılında kurulmuş, bilinen en eski arkeolojik yerleşkelerden biri. İnsan eliyle oluşturulmuş yapay tepelerden meydana gelen kent, bölgedeki en önemli uygarlıklardan biri olan Dilmun uygarlığına da başkentlik yapmış.

6-Hatti İmparatorluğu

7 Hatti-İmparatorluğu

Hatti, MÖ 2500-2000/1700 yıllarında Anadolu’da yaşamış bir uygarlıktır ve hatta Anadolu Yarımadası’nın bilinen en eski adı Hatti Ülkesi’dir.

İlk defa Mezopotamya yazılı kaynaklarında Akkad sülalesi döneminde kullanılan bu adlandırma, MÖ 7. yüzyıl Asur yıllıklarında görüldüğü üzere, MÖ 630 tarihlerine değin süregelmiştir. Böylece Anadolu en az 1500 yıl boyunca Hatti Ülkesi olarak tanındı. Bu ad o denli yerleşmişti ki Anadolu’da Hattilerden sonra yaşayan Hititler yaşadıkları ülkeden söz ederlerken, Hatti Ülkesi deyimini kullandılar. Bu ve bazı arkeolojik bulgular nedeniyle uzun yıllar boyunca Hititler ve Hattilerin aynı ırk ya da akraba ırklar oldukları varsayıldı.

Kültürel açıdan baktığımızda Anadolu Hatti sanatının Hititler tarafından alındığını ve köklü Hatti geleneğinin Hititler’de yaşadığını görürüz. Hatti yer isimleri, şahıs isimleri, efsaneleri Hitit kültüründe yer bulmuştur. Gerek Alaca Höyük gerekse son yıllarda yapılan arkeolojik kazılar Hatti kültürünün gücünü ortaya koymaktadır. Anadolu’ya ne zaman geldikleri bilinmeyen, belki dağınık gruplar halinde gelmiş olan Hititler bu gücün bir parçası olmuşlardır.

7-Punt Ülkesi

8 Punt-Ülkesi

Kral Sahure’nin hükümdarlığından (İÖ yaklaşık 2450) III. Ramses zamanına kadar (İÖ yaklaşık 1170), en az bin üç yüz yıl eski Mısırlılar düzenli olarak Punt diye bildikleri bir bölgeye ticari seferler yapmışlardır. Punt’un Mısır’ın güneyinde bir yerde olduğu bilinmekteyse de çağdaş bilim adamları bunun tam yerini ve Mısır ticari heyetlerinin hangi kara ve deniz yolundan gittikleri konusunu uzun zamandır tartışmaktadırlar.

Punt Ülkesi ve halkı hakkındaki bilgimiz metinlerden ve resimlerden gelmektedir. Resimlerde çizilmiş sahneler ve kazınmış yazılar, tüccarların oraya altın, aromatik reçineler, ince tahtalar, fildişi ve vahşi hayvanlar (zürafa, maymun ve babunlar) gibi egzotik şeyler almak üzere gönderildiğini göstermektedir. Bazı Yeni Krallık tapınak ve mezarlarındaki resimlerde Puntlar, koyu kızıl tenli ve ince yüz hatlı insanlar olarak gösterilmiştir. Bunlar daha eski dönemlerden kalma resimlerde uzun saçlıyken, 18. Hanedan sonrasından başlayarak daha kısa saçlı olarak resmedilmişlerdir.

Punt, bir zamanlar günümüz Somali’si olarak düşünülmüşse de, artık Punt Ülkesi’nin, resimlerdeki ve rölyeflerdeki bitki ve hayvanların daha çok bulunduğu Güney Sudan’da ya da Etiyopya’nın Eritre bölgesinde olduğu iddia edilmektedir.

8-Hurri Uygarlığı

9 Hurri-Uygarlığı

Hititleri her yönden etkileyen bir diğer unutulmuş medeniyet ise Hurriler’di. Mezopotamya bölgesindeki bazı yer ve insan isimlerinin Hurri dilinde yazıldığına dair M.Ö. 3000 civarına tarihlenen kimi kayıtların ortaya çıkarılmasıyla, milattan önce 2000 dolaylarında Orta Doğu’nun büyük bir kesiminde hüküm süren Hurriler’in, bu tarihten önce de bölgede olduklarına dair kanılar giderek güçleniyor.

Bu medeniyete dair ulaşabildiğimiz tüm bilgilerin, komşu medeniyetler olan Sümer, Hitit ve Mısır’dan geliyor olması da bu konuda kafa karışıklıklarına yol açıyor.

En büyük şehirlerinden biri olan Urkeş, kuzeydoğu Suriye’de yer alıyordu ve Hurri dilinde yazılmış en eski tabletlerin yanı sıra ünlü “Louvre Aslanı” heykeli de burada bulundu.

9-Zapotekler

10 Zapotekler

Çoğu kişinin Mayalar ve Aztekler ile ilgili ufak da olsa fikri varken, Zapotek uygarlığı neredeyse tamamen unutulmuştur. Hem yazı hem de tarım alanlarında bölgelerinin lideri olan bu unutulmuş medeniyet, Kuzey Amerika’nın da ilk şehir devletlerinden biri olarak kabul edilen Monte Alban’ı kurmuşlardır. Milattan önce 5. yüzyılda bu şehir 25.000 dolaylarında bir nüfusa sahipti ve yaklaşık 1200 sene boyunca da ayakta kalmıştı.

Meksika ve Orta Amerika’yı savaş, diplomasi ve haraçlar yoluyla büyük oranda kontrolü altında tutan Zapotek medeniyetinin yok oluşuna dair pek bir bilgiye sahip değiliz ne yazık ki. Ancak en büyük şehirlerinin neredeyse hiç hasar almadan terk edilmiş olması, bize bu yok oluşun aniden gerçekleştiğini anlatıyor.

Zapotekler, günümüzde Meksika’daki bir etnik azınlık olarak varlıklarını sürdürmekte ve yaklaşık 400.000 kişi Zapotek dilini konuşmaktadır.

10-Nok Medeniyeti

11 Nok-Medeniyeti

İsimlerini, kültürlerine dair ilk kalıntıların bulunduğu Nijerya’daki bölgeden alan Nok Medeniyeti, yaklaşık 1200 yıl kadar Afrika’da yaşamış ve M.S. 200 dolaylarında da yok olmuştur.

İçinde bulundukları coğrafi bölgenin kaynaklarını, aynı onlardan önceki ve sonraki sayısız medeniyetin yaptığı gibi hunharca tüketen Nokluların sonunu bu tüketimin getirdiğine dair teoriler bulunuyor. Ancak kesin olan bir şey varsa, o da Nok Medeniyeti’nin bölgedeki Yoruba ve Benin gibi diğer kültürleri oldukça fazla etkilediğidir.

En bilinen kültürel varlıkları, kilden ürettikleri heykeller olan Noklar, aynı zamanda demiri eritmeyi başaran ilk Afrika medeniyeti olma özelliğine de sahip. Ancak bunu kendilerinin bulmadığı ve Kartacalılardan öğrendikleri  düşünülmektedir, keza tarihsel olarak demirin eritilmesi bakırdan sonra gelir. Ayrıca bu topraklarda bakır eritildiğine dair hiçbir bulguya da rastlanmamıştır.

Kaynakça: dunyalilar.org

 

27 Şubat 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/02/1-100.jpg 371 670 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-02-27 18:41:482015-02-27 18:41:48Artık var olmayan 10 Antik dönem medeniyetini bilmek ister misiniz?
Page 3 of 6‹12345›»

Archive

  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Şubat 2025
  • Eylül 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Aralık 2023
  • Kasım 2023
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Haziran 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021
  • Ağustos 2021
  • Haziran 2021
  • Mart 2021
  • Şubat 2021
  • Ocak 2021
  • Aralık 2020
  • Kasım 2020
  • Ekim 2020
  • Eylül 2020
  • Ağustos 2020
  • Temmuz 2020
  • Haziran 2020
  • Mayıs 2020
  • Nisan 2020
  • Mart 2020
  • Şubat 2020
  • Ocak 2020
  • Aralık 2019
  • Kasım 2019
  • Ekim 2019
  • Eylül 2019
  • Ağustos 2019
  • Temmuz 2019
  • Haziran 2019
  • Mayıs 2019
  • Nisan 2019
  • Mart 2019
  • Şubat 2019
  • Ocak 2019
  • Aralık 2018
  • Kasım 2018
  • Ekim 2018
  • Eylül 2018
  • Ağustos 2018
  • Temmuz 2018
  • Haziran 2018
  • Mayıs 2018
  • Nisan 2018
  • Mart 2018
  • Şubat 2018
  • Ocak 2018
  • Aralık 2017
  • Kasım 2017
  • Ekim 2017
  • Eylül 2017
  • Ağustos 2017
  • Temmuz 2017
  • Haziran 2017
  • Mayıs 2017
  • Nisan 2017
  • Mart 2017
  • Şubat 2017
  • Ocak 2017
  • Aralık 2016
  • Kasım 2016
  • Ekim 2016
  • Eylül 2016
  • Ağustos 2016
  • Temmuz 2016
  • Haziran 2016
  • Mayıs 2016
  • Nisan 2016
  • Mart 2016
  • Şubat 2016
  • Ocak 2016
  • Aralık 2015
  • Kasım 2015
  • Ekim 2015
  • Eylül 2015
  • Ağustos 2015
  • Temmuz 2015
  • Haziran 2015
  • Mayıs 2015
  • Nisan 2015
  • Mart 2015
  • Şubat 2015
  • Ocak 2015
  • Aralık 2014
  • Kasım 2014
  • Ekim 2014
  • Eylül 2014
  • Ağustos 2014
  • Temmuz 2014
  • Haziran 2014
  • Mayıs 2014
  • Nisan 2014
  • Mart 2014
  • Şubat 2014
  • Ocak 2014
  • Aralık 2013
  • Kasım 2013
  • Ekim 2013
  • Eylül 2013
  • Ağustos 2013
  • Temmuz 2013
  • Haziran 2013
  • Mayıs 2013
  • Nisan 2013
  • Mart 2013
  • Şubat 2013
  • Ocak 2013
  • Aralık 2012
  • Kasım 2012
  • Ekim 2012
  • Eylül 2012
  • Ağustos 2012
  • Temmuz 2012
  • Haziran 2012
  • Mayıs 2012
  • Nisan 2012
  • Mart 2012
  • Şubat 2012
  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Ekim 2011
  • Eylül 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Şubat 2011
  • Ocak 2011
  • Haziran 2010
  • Nisan 2010
  • Ekim 1999
  • Eylül 1999

Categories

  • Bizden Haberler
  • Güncel Haberler
  • News
  • Personal
  • Sanat Haberleri

Facebook

Instagram

No images available at the moment

Follow Me!

Bize Ulaşın

T.C. M.E.B.
Özel Nar Sanat Eğitim Kursu

Adres : İncirli cad. Kartaltepe mah. Kıbrıs Sok. Okan apt. No:6/1 34145 Bakırköy, İstanbul  Türkiye

( Eski Town Center’in -Şuan Altınbaş Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nin karşısı-, Yaşar Hastanesi’nin yanındaki sokak )

Çalışma saatlerimiz haftanın 7 günü  09:00 – 21:00 saatleri arasındadır.

+90 212 570 80 68

+90 530 880 71 80

[email protected]

Bağlantılar

  • Sanat Haberleri
  • Nar Sanat İstanbul Eğitim Ve Kültür Sanat Derneği
  • M.E.B. Sertifika Vermeye Yetkili Kurumlar
  • Site Haritası
  • Güncel Haberler

Konum

© Telif Hakkı - Nar Sanat - Enfold WordPress Theme by Kriesi
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
  • Kurumsal
  • İletişim
Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön