aralık ayı

aralık ayı konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. aralık ayı konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. aralık ayı konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri aralık ayı konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak 18 Mart Çanakkale Zaferini anmak için 16 Mart 2017 Perşembe günü saat 19:00 ‘da öğrenci dinletisi etkinliğimiz olacaktır. Etkinlik programı 13 Mart 2017 tarihinde eklenecektir.

 

18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ

Çanakkale Savaşı veya Çanakkale Muharebeleri, I. Dünya Savaşı sırasında 1915–1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası’nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir. İtilaf Devletleri; Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’u alarak İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünü ele geçirmek, Rusya’yla güvenli bir erzak tedarik ve askeri ikmal yolu açmak, başkent İstanbul′u zapt etmek suretiyle Almanya′nın müttefiklerinden birini savaş dışı bırakarak İttifak Devletlerini zayıflatmak amaçları ile ilk hedef olarak Çanakkale Boğazı’nı seçmişlerdir. Ancak saldırıları başarısız olmuş ve geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Kara ve deniz savaşı sonucunda iki taraf da çok ağır kayıplar vermiştir.

Osmanlı İmparatorluğu, Almanya’nın Rusya’ya savaş ilan ettiğı 1 Ağustos 1914’ün hemen ertesi günü, Almanya ile bir ittifak antlaşması imzalamıştır. Bu antlaşma, imparatorluğun eninde sonunda Almanya’nın ana gücünü oluşturduğu İttifak Devletleri safında fiilen savaşa gireceği anlamına gelmektedir. Enver Paşa, fiilen savaşa girmeyi, seferberliğin tamamlanmamış olması ve Çanakkale Boğazı savunmasının tamamlanmaması gibi gerekçelerle ertelemeye çalışmıştır. Ancak Almanya, bir an önce savaşa fiilen girilmesi için baskılarını sürdürmüştür. Bu baskılar, Akdeniz’de Britanya donanması önünden çekilen Goeben ve Breslau savaş gemilerinin İstanbul’a gelmesiyle bir oldu bittiye getirilmişti. Daha sonra Osmanlı Donanması’na bağlı bir grup gemiyle Karadeniz’e açılan bu gemiler 27 Ekim 1914 tarihinde Rus limanlarını bombalayınca Rusya, Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilan etmiştir.

Birleşik Krallık Donanma Bakanı Winston Churchill, 1914 yılı Eylül ayında Çanakkale Boğazı’nın donanmayla geçilerek İstanbul’un işgalini öngören bir planı Başbakan Herbert Asquith’e vermiştir. Plan, çeşitli evrelerden geçerek uygulamaya kondu ve Birleşik Krallık ve Fransa gemilerinden oluşan bir donanmanın Boğaz’a geniş çaplı saldırıları 1915 Şubat ayında başlatıldı. En güçlü saldırı ise 18 Mart 1915 günü uygulamaya konuldu. Ancak Birleşik Donanma ağır kayıplara uğradı ve deniz harekatından vazgeçmek zorunda kalındı.

Deniz harekatıyla İstanbul’a ulaşılamayacağı anlaşılınca bir kara harekatıyla Çanakkale Boğazı’ndaki Osmanlı sahil topçu bataryalarını ele geçirmek planı gündeme getirilmiştir. Bu plan çerçevesinde hazırlanan Britanya ve Fransa kuvvetleri 25 Nisan 1915 şafağında Gelibolu Yarımadası’nın güneyinde beş noktada karaya çıkarılmıştır. Britanya ve Fransa çıkarma kuvvetleri her ne kadar Seddülbahir ve Arıburnu sahillerinde köprübaşları oluşturmayı başardılarsa da Osmanlı kuvvetlerinin inatçı savunmaları ve zaman zaman giriştikleri karşı taarruzlar sonucunda Gelibolu Yarımadası’nı işgalde başarılı olamadılar. Bunun üzerine sahildeki kuvvetler takviye edilmek için Arıburnu’nun kuzeyinde Suvla Koyu’na 6 Ağustos 1915 tarihinde yeni kuvvetlerle bir üçüncü çıkarma yapılmıştır. Ancak 9 Ağustos’ta Kurmay Albay Mustafa Kemal’in Birinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen karşı taarruzunda İngiliz Komutanlığı ihtiyat tümenini ateş hattına sürerek sahilde tutunmayı ancak başarabilmiştir. Mustafa Kemal ertesi gün Kocaçimentepe – Conk Bayırı hattında yeni bir karşı taarruz gerçekleştirmişti, bu hattaki Anzak birliklerini de geri atmıştır. Britanya ve Anzak kuvvetlerinin İkinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen genel taarruzları ise Osmanlı savunmasını aşamamıştır. Tüm bu gelişmelerin sonrasında İngiliz, Anzak ve Fransız kuvvetleri Gelibolu Yarımadasını 1915 yılı Aralık ayı içinde tahliye etmiştir.

 

Devamı için tıklayınız.

 

 

 

Nar Sanat Eğitim Kursu olarak 18 Mart Cuma günü Çanakkale Zaferini anma amacıyla Eğitmen ve Öğrenci Dinletisi Etkinliğimiz yapılacaktır. Etkinliğimiz Bakırköylü İş Adamları Derneğinde (BİAD) saat 19.00’da  yapılacaktır. BİAD adresi; “İncirli Caddesi Yeşiladalı sokak No: 2 Bakırköy  İSTANBUL  /  TÜRKİYE” dir. Harita konumu için;

Nar Sanatın bulunduğu sokaktan incirliye doğru giderken ilk sokaktır.

Adres :  İncirli Caddesi Yeşiladalı sokak No 2                    Bakırköy

Çanakkale Savaşı

Çanakkale Savaşları, Birinci Dünya Savaşı içinde, tarihin en kanlı bölümü olarak bilinir. Türk’ün sayısız zafer, şan ve şerefle dolu tarihinin en parlak sayfasıdır. I.Dünya savaşı’ndan kısa bir süre önce, 1911-1912 yıllarında Osmanlı Devleti son Afrika topraklarını İtalya’ya kaptırmış, 1912-1913 Balkan Hezimeti ise, Rumeli’deki son Türk hakimiyetini silip süpürmüştür. Bulgar Ordularının İstanbul kapılarını zorlaması, 500 yıldır Türk olan Rumeli’nin kaybı, İstanbul ve boğazların güvenliğinin tehlikeye girmesi, o zamanın devlet adamlarında siyasi yalnızlığımızın tabii bir sonucu olarak değerlendirilmiştir.

Dolayısıyla I. Dünya Savaşı’na rastlayan günlerde Osmanlı devleti yalnızlıktan ve emniyetsizlikten kurtulmak fakat, Balkan savaşının kötü hatıralarının tesiri altında kalan her iki blokta Türk ittifakını küçümsemişler ve bu ittifakın kendileri için bir yük olmasından endişe etmişlerdi. Ancak, Alman İmparatoru, her iki blok arasındaki savaşta, Osmanlı devletinin hiç değilse bir kısım düşman kuvvetini meşgul edebileceği gerekçesiyle müdahale etmiştir.

Bu suretle Osmanlı devleti, kaderini alelacele, 2 Ağustos 1914’te “Üçlü ittifak’a bağlamıştır. İşte Çanakkale Zaferini yaratan kuvvet. 1914 yazında küçümsenen değeri hakkında yanlış teşhis konan bu TÜRK ORDUSU’dur. Avrupa’da savaş bütün şiddetiyle sürerken, hareket harbinin yerini siper harbi almıştır. Bu cephede yarma yapmak ve kesin sonuç almak son derece zorlanmıştır. Halbuki “üçlü itilaf”ın askere gücü günden güne artmaktadır.

Bu güç , hareket savaşına müsait başka savaş alanlarında kullanılmalıdır. İngiltere Başkanı Lloyd GEORGE ve Bahriye Nazırı CHARCHILL bu görüşü benimsemişlerdir. Çanakkale Savaşları, işte bu görüşü benimseyenlerin esiridir.

Hareket sahası olarak Gelibolu Yarımadası’nın seçilmesi, bu bölgenin jeopolitik bakımdan çok büyük öneme sahip olmasındandır. Boğazlar, Güney Rusya ve bütün karadeniz kıyılarının açık denizlere olan tek çıkış noktasıdır. Harp halinde bu geçidin kapanması, Rusya içih hayati önem taşımaktadır. Zira, Rusya’nın insan ve hammadde kaynakları zengin, fakat sanayi ve mali imkanları sınırlıdır. Bunun için uzun ve sürekli bir savaşın gerektirdiği silah, cephane ve malzeme ikmalini temin edemeyecek durumdadır.

canakkale-savasi

Bu durumda boğazlar doğu cephesinin en müsait ve hayati menzul hattını teşkil etmektedir. Bu geçidin açılmasıyla Rusya’yı takviye edecek, batı cephesinin yükünü hafifletecek, dolayısıyla savaşı kısaltacaktır. Osmanlı devletinin savaş dışı edilmesiyle, muhtemelen Balkan devletleri ve İtalya “itilaf” devletleri yanında savaşa katılacaklardı.

O zaman İngiliz Bahriye Nazırı olan CHURCHILL’in ısrarla üzerinde durduğu bu fikirlere önceleri pek itibar edilmemiştir. Ancak 1914 Aralık ayında başlayan Türk Sarıkamış harekatı üzerine telaşlanan; çok zor durumda kalan hiç değilse bir kısım Türk kuvvetlerinin başka Cephelere çekilmesini isteyen Rusya’nın yükünü azaltmak için, Çanakkale seferine karar verilmiş, fakat kesin neticeyi batı cephesinde arayanları darıltmamak amacıyla önce sadece donanmayla ve zorla Çanakkale Boğazı geçilmeye çalışılmıştır.

 

Irak ve Suriye’de ardı arkası kesilmeyen terör eylemlerinde  bulunan IŞİD,  geçtiğimiz yaz ayından bu yana birçok arkeolojik bölgeyi
de ortadan kaldırdı. Birçok medeniyete ev sahipliği yapan ve tarihi  açıdan oldukça önemli yapılar barındıran bölgede devam eden yıkımın ne
yazık ki önüne geçilemiyor.

IŞİD Şubat ayı sonunda, militanların kazma ve balyozlarla binlerce  eseri parçaladığı, Musul Müzesi’ni yerle bir ettiği videoyu
yayınlamıştı. Bunun dışında IŞİD, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan  Roma dönemi metropollerinden Hatra kentini de yıkıma uğratmıştı. IŞİD, ayrıca para kazandıran bir girişim olarak tarihi eser yağmacılığını da teşvik ediyor.

Peki neden yıkımın önüne geçilemiyor? Bölgeden yıkıma ilişkin olarak, arkeologlara raporlar gelse de kapsamlı olarak bir hasar tespiti
yapılabilmiş değil. Musul Müzesi’nden video görüntüsünün dışında hasara ilişkin pek fazla bir bilgi yok. Keza Hatra ve Nimrud metropolleri için de durum bu şekilde. Alman Arkeoloji Enstitüsü Irak saha ofisi direktörü Margarete van Ess de, hasarın büyüklüğüne ilişkin bilgi eksikliğini dile getirmişti.

İşte IŞİD’in, 2014’ün temmuz ayından bu yana Irak ve Suriye’de yıkıma uğrattığı tarihi alanlar;

1-HATRA

1 HATRA

 

1985 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine alınan bu kent, M.Ö.300  yılında kurulmuş. Kent, Roma İmparatorluğu’nun hakimiyet alanı dışındaki bağımsız krallığın başkentiydi. Hatra’da, Yunan ve Roma’dan etkilenilmiş ve Doğu ile harmanlanmış bir mimari yapı göze çarpıyor. Bu özellik bölgenin İpek Yolu ticaretinde kullanılan bir merkez olduğunu gösteriyor. Kentin, geçtiğimiz yaz aylarında IŞİD tarafından ele  geçirilip cephanelik ve eğitim kampı olarak kullanıldığı söyleniyor. Hatra , Şubat ayının sonlarında buldozerle tahrip edildiği biliniyor.

2- NİNOVA
ninova
Asur, M.Ö.900-600 yılları arasında oldukça yayılmacı bir politika izleyen, Ortadoğu’nun büyük bölümüne yayılan ve antik dönemde imparatorluk olabilme özelliğini tam olarak taşıyabilecek tek devletti. Krallar ülkeyi Kuzey Irak’ta bulunan bir dizi başkentten yürüttü. Ninova da bu başkentlerden birisiydi. Şehir M.Ö.700 yıllarında Sinahheriba döneminde altın çağını yaşadı. Günümüzdeki modern Musul kentinin bir bölümü, bu kalıntıların üzerine kurulmuş.IŞİD bölge de hakimiyeti ele
geçirince Ninova da tehlike altına girdi ve yıkım başladı. Bu kent, ayrıca Musul Müzesi’nde sergilenen birçok eserin kaynağı konumunda.

3- Musul Müzesi ve Kütüphaneler
musul müzesi
IŞİD’in şehri kontrol altına aldığından beri birçok el yazması eseri  ortadan kaldırdığı haberlerde yer bulmuştu. Musul Üniversitesi
kütüphanesi Aralık ayında yakılmıştı. Bunların içinde belki de en önemli yıkım Şubat ayında gerçekleşti. IŞİD, Musul’un simgelerinden olan 1921 yılında inşa edilmiş merkez halk kütüphanesini patlayıcılarla yerle bir etmişti. El yazması birçok eserin yanı sıra Arap bilim insanlarının kullandığı birçok araç gereç de yok olmuştu. Kütüphaneden sonra yıkım sırası Musul Müzesi’ne geldi. Video, oldukça geniş yankı bulmuştu. Militanların, ellerinde çekiçlerle birçok heykel ve tarihi eseri yok ettiği, görüntülerde yer alıyordu. Müze, Bağdat’taki Irak Müzesi’nin ardından ülkenin en büyük ikinci müzesi olma özelliğini taşıyordu. Yıkımdan sonra, yetkililer tarafından yayınlanan demece göre, müzedeki eserlerin çoğunun kopya olduğu, orijinallerinin Irak Müzesi’nde
sergilendiği belirtilmişti.

4- ASUR KENTİ NİMRUD
Asur-kenti-Nimrud
Şehir 3200 yılında kuruldu ve Asur medeniyetine başkentlik yaptı. Kazı  çalışmaları bölgede 1840 yılında İngiliz arkeologlar tarafından başlatıldı. Kazılardan çıkarılan birçok heykel ve antik parça, New York’taki Metropolitan Museum of Art, İngiltere’deki British Museum olmak üzere birçok ülkeye gönderildi. Orijinal parçaların çoğu ise Irak’ta kaldı.

Arkeolojik alan, toprak bir duvarla 3.6 kilometrekarelik bir bölgeyi kapsıyor. Tamamı yeryüzüne çıkarılamayan ve geriye kalan kısımların, yeraltında korunaklı olduğu umulan kente, IŞİD’in tam olarak verdiği zararın boyutu belirlenebilmiş değil.

5- HORSABAD ANTİK KENTİ
HORSABAD
Horsabad kenti, Musul’a birkaç km uzaklıkta bulunuyor.Bu kent de bir  dönem Asur medeniyetine başkentlik yapmış.Kent Asur Kralı Sargon tarafından M.Ö.717-716 yılları arasında yapılmış ve kabartmalar, heykeller çok iyi korunmuş.Asur, kraliyet törenlerini ve zaferlerini anlatan resimler görmek de mümkün. Kabartma ve heykellerin çoğu 1800’lerin ortasında Fransız kazı çalışmaları sırasında Chicago’daki Şark Enstitüsü ekipleri tarafından taşındı.Bazı parçalar da Irak ve Louvre Müzesi’nde bulunuyor.IŞİD’in tarihi kentin tam olarak hangi kısmına zarar verdiği şu an için meçhul. Elde veri olarak sadece, yöre sakinlerinden ve Irak Tarihi Eserler Bakanlığı’ndan gelen bilgiler mevcut.

6- Hz. YUNUS TÜRBESİ
YUNUS TÜRBESİ
Yunus Peygamber Camii hem İncil hem Kur’an’da adı geçen Hz.Yunus adına yapılmış bir camii. İslam’ın oldukça katı yorumunu benimseyen ve Hz. Yunus gibi peygamberlere saygı duymayı günah kabul eden IŞİD, 24 Temmuz’da camiyi boşaltarak patlayıcılarla yerle bir etti. Asur kenti Ninova’yı oluşturan, iki dağdan birinin üzerine yapılmış bir Hristiyan kilisesinin tepesine kurulu olan cami, Irak tarihi açısından oldukça önem taşıyordu.

7- İmam Dur Türbesi
İMAM DUR TÜRBESİ
Samarra kenti yakınlarındaki İmam Dur Türbesi, Ortaçağ İslam mimarisi ve
dekorasyonunun muhteşem bir örneğiydi. Geçtiğimiz Ekim ayında havaya
uçuruldu.

8- APAMEA
apamea
Kent, Roma devrinin zengin ticaret merkeziydi. Bölge aslında IŞİD’ten önce, Suriye iç savaşı sırasında yağmalanmaya başladı. Uydu görüntüleri tarihi alanlarda açılmış çukurların olduğunu gösteriyor. Apamea’da bulunan ve daha önce varlığından haberdar olunmayan Roma dönemine ait mozaiklerin satılmak üzere söküldüğü ve IŞİD’in, satılan parçalardan on milyonlarca dolar elde ettiği söyleniyor.

9- DURA – EUROPOS KENTİ
OLYMPUS DIGITAL CAMERA
Kent Fırat Nehri’nde bir Yunan yerleşimi olan bu kent sonraki yıllarda Roma İmparatorluğu’na bağlı bir karakol olarak kullanılmış. Europos, farklı mimarisiyle, dünyanın en eski Hristiyan kilisesine, çok sayıda tapınağa ve bir sinagoga ev sahipliği yapıyor. Yağmacıların verdiği zararın boyutunu, kentteki kerpiç duvarların içindeki, oyulmuş halde bulunan arazinin uydu görüntüleri ortaya koyuyor.
10- MARİ KENTİ
MARİ KENTİ
Yaklaşık olarak, MÖ. 5000 yılında kurulan kent, MÖ. 3000-1600 yılları arasında, Tunç Çağı’nda, gelişmeye başladı. Bir Sümer ve Amori kenti
olan bölgede, arkeologlar tapınak, saray ve bölgedeki halkların ilk dönemlerine ışık tutacak, kil tabletlere yazılmış arşivler keşfetti. Mari’nin kaderi de diğer yerlere benziyor. Elde edilen uydu görüntüleri ve yerel halkın verdiği bilgilere göre kent, özellikle kraliyet sarayı,
sistemli bir şekilde yağmalanıyor.
Kaynak : onedio.com

Disney`in yıllık hissedarlar toplantısında konuşan yapımcı Bob Iger, uzun süredir Yıldız Savaşları (Star Wars) meraklıları tarafından beklenen tarihi açıkladı. Buna göre, sekizinci film 26 Mayıs 2017 tarihinde izleyiciyle buluşacak.

yıldız savaşları

Filmin senaryosunu yazıp yönetecek olan kişinin de Rian Johnson olduğu doğrulandı.

Kısa bir süre önce uçak kazası geçirip tedavi altına alınan ve serinin önceki filmlerinde Han Solo karakterini canlandıran Harrison Ford`un da başrollerde olması bekleniyor.

Filmin senaryosunu yazıp yönetecek olan kişinin de Rian Johnson olduğu doğrulandı.

Kısa bir süre önce uçak kazası geçirip tedavi altına alınan ve serinin önceki filmlerinde Han Solo karakterini canlandıran Harrison Ford`un da başrollerde olması bekleniyor.

“Yıldız Savaşları 7 – Güç Uyanıyor” ise bu yıl aralık ayında vizyona girecek.

Bir süredir aforizma yayınlıyoruz bugün sırada Che Guevara var. Elbette bu büyük devrimcinin hayatını aforizmalarından sonra okuya bilirsiniz.İyi okumalar.

Che Guevara - 1959

Che Guevara – 1959

*    Ne kadar farklı olursa olsun; sana ait olmayana tenezzül etme, Ve ne kadar basit olursa olsun senin olandan Asla vazgeçme.
*    Ayakkabılarımın altı delikti ; ama üstü her zaman boyalıydı.
*    Aç insanların karnını doyurduğum zaman bana kahraman diyorlar. Bunların neden aç olduğunu sorduğum zaman ise; bana komünist diyorlar.
*    Vur, korkak herif, sonuçta sadece bir adam öldüreceksin. (Ölmeden önce, katiline)
*    Belki Hiç Birşey Yolunda Gitmedi Ama Hiçbir Şey De Beni Yolumdan Etmedi!”
*    Hayatta Öyle Seçimler Yap Ki; Kazandığın Şeyler, Kaybettiklerine Değsin…
*    Hayatta Daima Gerçekleri Savun! Takdir Eden Olmasa Bile, Vicdanına Hesap Vermekten Kurtulursun.
*    Kaybetmekten Korkma; Birşeyi Kazanman Için Bazı Şeyleri Kaybetmelisin. Ve Unutma; Kaybettiğinde Değil, Vazgeçtiğinde Yenilirsin.
*    Birşeyi Yapmak Için, Onu Çok Sevmelisiniz. Birşeyi Sevmek Için, Ona Delicesine Inanmalısınız.
*    Kaybettiğin Tek Savaş, Uğrunda Savaşmaktan Vazgeçtiğindir.
*    Ölüm seni yanıltmasın.. düşün yaşayanları alnını korkusuzca kaldır kimin yanındasın yerin neresi, ve senin en çaresiz anında tek silahın nedir?
*    Ben Ernesto’ydum sadece Ernesto, sizde sadece birşey olarak var olursunuz.Che olmayı kendim istedim, sizde inanırsanız olursunuz, inanırsanız.
*    Ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin… Savaş sloganlarımız kulaktan kulağa yayılacaksa ve silahlarımız elden ele geçecekse ve başkaları mitralyöz sesleriyle, savaş ve zafer naralarıyla cenazelerimize ağıt yakacaklarsa ölüm hoş geldi, safa geldi…
*    Devrimcinin görevi devrim yapmaktır.
*    Gerçekçi olalım, imkansızı isteyelim.
*    Devrimden başka bir hayat yoktur.
*    Bir yalan, hangi amaç için söylenmiş olursa olsun, her zaman, en kötü gerçekten daha kötüdür.
*    Şansın yok, bunu kullan!
*    Bir, iki, birden çok Vietnam yaratalım.
*    Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.
*    Savaşan, kaybedebilir. Savaşmayan, çoktan kaybetmiştir.
*    En önemlisi,dünyanın neresinde olursa olsun her haksızlığı kendinize karşı yapılmış gibi hissetme kaabiliyetinizi koruyabilmenizdir. Bu bir devrimcinin en önemli özelliğidir.
*    Dizlerimin üzerinde yaşamaktansa,ayaklarımın üzerinde ölmeyi tercih ederim.
*    Bir devrimci başkasına atılan tokadı kendi yüzünde hissedendir..
*    Bir çiçeği katledebilirsiniz ama baharı asla!
*    Bizim gibi kaşifler burjuvalara otel parası ödemektense ölmeyi tercih ederler.
*    Yağmur komünisttir; çünkü herkese eşit yağar. Rüzgar ise kapitalisttir zayıf olanı yıkar.
*    Düşmanın Yoksa, Hayatta Hiç Başarılı Olamadın Demektir.
*    Yoksula Gülmedim, Zenginliğe Özenmedim, Faşistleri Sevmedim, Ezilenleri Dövmedim, Ben Devrimci Doğdum, Devrimci Öleceğim.

Ernesto Che Guevara kimdir?

Che Guevara 22 yaşında iken, yıl 1951.

Che Guevara 22 yaşında iken, yıl 1951.

Ernesto “Che” Guevara, kısaca Che Guevara ya da el Che, (14 Mayıs 1928- 9 Ekim 1967), Arjantinli doktor, marksistpolitikacı, Küba gerillaları ile Enternasyonalist gerillaların lideri ve devrimcidir.

Tıp eğitimi alırken Latin Amerika’yı baştan başa dolaştı ve bu sayede birçok insanın karşı karşıya kaldığı yoksulluğu doğrudan gözlemleyebildi. Bu deneyimler sonucunda bölgedeki ekonomik eşitsizliği ortadan kaldırmanın tek yolunun devrim olduğuna ikna olarak Marksizm’i incelemeye başladı ve Başkan Jacobo Arbenz Guzmán’ın önderliğinde Guatemala’nın sosyal devrimine katıldı.

Bir süre sonra 1959 yılında Küba’da yönetimi ele geçiren Fidel Castro’nun askeri nitelikli 26 Temmuz Hareketi’nin bir üyesi oldu. Yeni hükümette çeşitli önemli görevlerde bulunduktan, gerilla savaşı teorisi ve uygulamaları üzerine makaleler ve kitaplar yazdıktan sonra diğer ülkelerdeki devrimci hareketlere katılmak üzere 1965 yılında Küba’dan ayrıldı. İlk olarak Kongo-Kinşasa’ya (sonraları Kongo Demokratik Cumhuriyeti) daha sonra da CIA ve Amerikan Ordusu Özel Harekât Birlikleri’nin ortak operasyonu sonrası yakalanacağıBolivya’ya gitti. Guevara 9 Ekim 1967’de Vallegrande yakınlarındaki La Higuera’da Bolivya Ordusu’nun elindeyken öldürüldü. Son saatlerinde yanında bulunanlar ve onu öldürenler, yargısız infaz edildiğine tanıklık etmişlerdir.

Ölümünden sonra Guevara dünya üzerinde sosyalist devrimci hareketlerin sembolü haline gelmiştir. Guevara’nın Alberto Kordatarafından çekilen fotoğrafı “dünya üzerindeki en ünlü fotoğraf ve 20. yüzyılın sembolü” olarak nitelenmiştir.

Aile geçmişi ve gençliği

 Aleida March, Camilo (h), Hilda (h), Che ile Celia (h) Aleida'nın dostlarıyla(h), 1963.

Aleida March, Camilo , Hilda , Che ile Celia Aleida’nın dostlarıyla, 1963.

 

Ernesto Guevara, İspanyol ve İrlanda asıllı bir ailenin beş çocuğunun en büyüğü olarakArjantin’in Rosario şehrinde dünyaya gelmiştir. Annesinin ve babasının soyu Basklara dayanır.Bask[›] Doğum belgesinde doğum tarihi olarak 14 Haziran 1928 görünmesine karşılık bazı kaynaklarda aynı yılın 14 Mayıs günü doğduğu belirtilmektedir.[7]

Guevara’nın atalarından Patrick Lynch 1715 yılında İrlanda’da Galway’de doğmuş, İrlanda’yı terk edip İspanya’nın Bilbao şehrine, oradan da Arjantin’e gitmiştir. Guevara’nın büyük büyükbabası Francisco Lynch 1817’de büyükannesi Ana Lynch 1868’de doğmuştur.Ana Lynch’in oğlu ve Che’nin babası Ernesto Guevara Lynch 1900 yılında doğmuştur. Guevara Lynch 1927’de Celia de la Serna y Llosa ile evlenmiş ve üç erkek, iki kız çocukları olmuştur.

Guevara, çocukluğunda, bu sol eğilimli üst sınıf ailede bile dinamik kişiliği ve radikal görüşleriyle bilinirdi. Her ne kadar yaşamı boyunca onu etkileyecek olan astım krizlerinden ıstırap çekse de mükemmel bir atlet olmuştur. Bu engeline rağmen hevesli bir rugby oyuncusuydu ve ‘’Fuser’’ (aşırı saldırgan oyun tarzı nedeniyle verilen, azgın, kudurmuş anlamına gelen ‘’El Furibundo’’ sözcüğü ile annesinin soyadı olan ‘’Serna’’dan oluşturulmuş bir takma isim) lakabıyla anılmaktaydı. Guevara babasından satranç öğrendikten sonra 12 yaşından itibaren yerel turnuvalara katılmaya başladı. Ergenlik döneminde şiire, özellikle de Pablo Neruda’nın şiirlerine merak saldı. . Guevara, Latin Amerika’da kendi sınıfında yaygın olduğu üzere yaşamı boyunca şiir yazdı. Pek çok konuya meraklı, hevesli bir okuyucuydu, ilgilendiği kitaplar Jack London ve Jules Verne’in macera klasiklerinden, Sigmund Freud’un cinsellik üzerine denemelerine ve  Bertrand Russell’ın toplum felsefesi üzerine tezlerine kadar giden bir çeşitlilik gösteriyordu. Ergenliğinin son dönemlerinde fotoğrafçılığa merak saldı ve vaktinin önemli kısmında insanları, gittiği yerleri ve sonraları da arkeolojik alanları fotoğrafladı.

Guevara, tıp öğrenimi için 1948’de Buenos Aires Üniversitesi’ne girdi. Kesintili öğrenim hayatını, Mart 1953’te tıp öğrenimini bitirip aynı yılın 12 Haziran’ında diplomasını alarak noktaladı.  Uzman hekimlik yapabilmek için gerekli klinik eğitimi tamamlayıp tamamlamadığı açık değildir. Eğer bu klinik eğitimi tamamlamadıysa “doctor en medicina” (tıp doktoru) değil de “médico” (pratisyen hekim) olmuş olabilir.

Guevara öğrenciliği boyunca Latin Amerika’da uzun yolculuklara çıktı. 1951 yılında eski arkadaşı biyokimyager Alberto Granado, yıllardır konuştukları Güney Amerika seyahati için tıp eğitimine bir yıl ara vermesini önerdi. Kısa süre sonra, ‘’La Poderosa II’’ (Güçlü II) adını verdikleri 500 cc.lik 1939 model Norton marka motosikletle Alta Gracia’dan yola çıktılar. Peru’da Amazon Nehri kıyısındaki San Pablo cüzzam kolonisinde gönüllü olarak birkaç hafta geçirmeyi düşünüyorlardı. Guevara’nın bu yolculuğu anlattığı seyahat notları “Notas de viaje’’ 2004 yılında “Diarios de motocicleta” (Motosiklet Günlükleri) adıyla sinemaya uyarlanmıştır.

Bu yolculuk sırasında kitlelerin yoksulluğunu, baskıyı ve güçsüzlükleri yakından gözlemleyen ve Marksizm’den etkilenen Guevara, Latin Amerika’daki ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin tek çözümünün devrim olduğu sonucuna vardı. Yolculukları, Latin Amerika’ya ayrı uluslardan oluşan bir karma yapı olarak değil de kurtuluşu ancak kıta çapında bir strateji ile gerçekleşebilecek tek bir vücut olarak bakmasını sağladı. Sınırları olmayan ve tek bir ‘’mestizo’’ (Avrupalı ve yerli melezi) kültürle bağlanmış birleşik İber-Amerika kurabilmeyi hayal etmeye başladı İber-Amerika[›]. Bu düşünce, sonraki devrimci eylemlerinde öne çıkacaktı. Arjantin’e döner dönmez, Güney ve Orta Amerika’da kaldığı yerden gezilerine devam edebilmek için tıp öğrenimini hızla bitirdi.

Guatemala

che guevera -gerilla

Guevara, 7 Temmuz 1953’te, Bolivya, Peru, Ekvador, Panama, Kosta Rika, Nikaragua,Honduras ve El Salvador’dan geçip aralık ayının son günlerinde Guatemala’ya vardı. O sıralarda popülist bir hükümetin başındaki Başkan Jacobo Arbenz Guzmán özellikle toprak reformu ve diğer değişikliklerle bir toplumsal devrim yapmaya çalışıyordu. Beatriz halasına yazdığı mektupta Guatemala’ya bir süre yerleşmesinin sebebini şöyle açıklıyordu: “Guatemala’da gerçek bir devrimci olabilmek için gerekli ne varsa yapacağım ve kendimi mükemmelleştireceğim.” Ğ

Jon Anderson’a göre Guevara’nın Guatemala’daki ana siyasi bağlantısı Perulu sosyalist Hilda Gadea’ydı. ‘’American Popular Revolutionary Alliance’’ (APRA) (Amerikan Popüler Devrimciler İttifakı. Lideri Víctor Raúl Haya de la Torre olan siyasi bir oluşum.) üyesi olan Gadea, Arbenz hükümetindeki birçok üst düzey politikacıyı Guevara ile tanıştırdı. Daha önce Kosta Rika’da tanıştığı ve Fidel Castro ile bağlantılı bir grup Kübalı sürgünle de bağlantı kurdu. Bu sürgünlerin arasında Küba’nın Oriente eyaletindekiBayamo’da bulunan ‘’Carlos Manuel de Céspedes’’ barakalarına yapılan saldırıyla bağlantısı olan Antonio ‘’Nico’’ López de vardı.[11]. LopezGranma Küba’ya çıktıktan kısa süre sonra ‘’Ojo del Toro’’ köprüsünde hayatını kaybedecekti.[12] Siyah İsa ile ilgili dinî eşyaların satışında bu ‘’moncadista’’lara katılan Guevara aynı zamanda Venezuelalı iki sıtma uzmanına da yardımcı olmuştur. Bu sıralarda, Arjantinlilere özgü, “hey”, “dostum”, “birader” anlamına gelen “che” ünlemini çok sık kullanması nedeniyle ünlü “Che” takma adını kullanmaya başlamıştır (/tʃe/olarak telaffuz edilir). Yalnızca Arjantin, Paraguay ve Uruguay ile Brezilya’nın güneyinde kullanılan bu sözcük, kullananın Rio de la Plata bölgesinden geldiğini gösterir.

Ekonomik durumu genellikle pek iyi değildi ve Hilda’nın ziynet eşyalarını rehine vermek zorunda kalmıştı. 15 Mayıs 1954’te Komünist Çekoslovakya’dan Arbenz hükümetine destek olarak gönderilen yüksek kalitede Skoda piyade ve hafif topçu silahları İsveç gemisi ’’Alfhem’’ ile Puerto Barrios’a ulaştı. Bu silahların miktarı CIA tarafından 2.000 ton ve ilginç bir şekilde John Lee Anderson tarafından da 2 ton olarak tahmin edilmektedir. (Anderson’ın tahmin ettiği miktarın yazım hatası olduğu sanılmaktadır çünkü bu rakamdan bahseden güvenilir kayıt sayısı çok azdır.) Guevara yeni bir vize almak üzere kısa süre için El Salvador’a geçti ve Guatemala’ya geri döndü.

Bu sırada CIA tarafından desteklenen Carlos Castillo Armas liderliğindeki darbe başlamıştı. Arbenz karşıtı kuvvetler, Çekoslovak silahlarının trenler yardımıyla dağıtılmasını durduramıyorlardı ancak güçlerini toparladıktan sonra hava desteğinin yardımıyla ilerlemeye başlamışlardı.

Guevara birkaç günlüğüne Komünist Gençlik tarafından örgütlenen silahlı milislere katılmış, bu grubun harekete geçmemesi üzerine tekrar tıbbi hizmetlere dönmüştür. Darbenin ardından Guevara çarpışmak için gönüllü oldu ancak Arbenz yabancı destekçilerinin ülkeyi terketmesini istiyordu. Gadea tutuklandıktan sonra Guevara kısa süre için Arjantin konsolosluğunda saklandı ve sonra Meksika’ya geçti.

Arbenz hükümetinin CIA destekli bir darbeyle devrilmesi üzerine, Guevara’nın Amerika Birleşik Devletleri’nin emperyalist bir güç olduğuna ve Latin Amerika ve diğer gelişmekte olan ülkelerdeki sosyoekonomik eşitsizlikleri düzeltmeye çalışan hükümetlere karşı koyacağına dair görüşleri kesinleşti. Bu onun sosyalizmin ancak silahlı mücadele sonunda elde edilebileceği ve bu koşulları da ancak silahlanmış bir halkın savunabileceği yönündeki düşüncelerini kuvvetlendirmiştir.

Küba

Eylül 1954’te Meksika’ya gelişinden kısa süre sonra, Guevara Nico López ve Guatemala’dan tanıdığı diğer Kübalı sürgünlerle arkadaşlığını tazeledi. Haziran’da López onu Raúl Castro ile tanıştırdı. Birkaç hafta sonra Küba’daki siyasi hapishaneden salıverilen Fidel Castro Meksika’ya geldi ve 8 Temmuz 1955’te Raúl, Guevara’yı Fidel Castro ile tanıştırdı. Bütün gece süren ateşli bir sohbetin ardından Guevara, Castro’nun aradığı esin kaynağı devrim lideri olduğuna kanaat getirerek Küba diktatörüFulgencio Batista’yı devirmek için kurulan ‘’26 Temmuz Hareketi’’ne katıldı. Grubun doktoru olmasına karar verildiyse de hareketin diğer üyeleriyle askerî eğitime katıldı, eğitimin sonunda eğitmenleri AlbayAlberto Bayo tarafından en göze çarpan öğrenci olarak nitelendirildi. Bu sırada Gadea, Guatemala’dan gelmişti ve Guevara ile ilişkileri devam ediyordu. 1955 yazında hamile olduğunu söyleyince, Guevara hemen evlenmelerini önerdi. 18 Ağustos 1955’te evlendiler ve 15 Şubat 1956’da Hilda Beatriz adını verdikleri kızları doğdu.

25 Kasım 1956’da Tuxpan, Veracruz’dan Küba’ya doğru yola çıkan Granma yatında Kübalı olmayan tek kişi Guevara’ydı. Karaya çıkar çıkmaz Batista’nın askerlerinin saldırısına uğrayan ekibin yarısı hemen orada veya yakalandıktan sonra öldürüldü. Guevara, bu çatışmada kaçan bir yoldaşın düşürdüğü cephaneyi almak için tıbbî malzeme çantasını bıraktığını ve o ânı, doktordan savaşçıya dönüştüğü an olarak hatırladığını yazar.  Hayatta kalan 15–20 isyancı kaçarak Sierra Maestra dağlarına saklanır ve Batista rejimine karşı gerilla savaşına girişir.

Yoldaşları tarafından cesareti ve askerî yeteneği nedeniyle saygı gören Guevara isyancılar arasında bir lider, bir Comandante Comandante[›] olur.. Birçokları için de “acımasızlığı” nedeniyle korkulan kişidir. Muhbir, kaçak ve casus olarak suçlu bulunan birçok kişinin infazından sorumludur. 1958 Aralığının son günlerinde devrimin en önemli olaylarından olanSanta Clara’ya saldıran “intihar timi”ni (isyan ordusundaki en tehlikeli işleri bu tim yapıyordu) yönetti.Generallerinin ve özellikle de General Cantillo’nun ‘’Central America’’ isimli çalışmayan şeker fabrikasında Castro ile buluştuğunu ve isyan lideri ile ayrı bir barış pazarlığı yaptığını öğrenen Batista 1 Ocak 1959’da Dominik Cumhuriyeti’ne kaçmıştır.

7 Şubat 1959’da zafer kazanan hükümet tarafından Guevara “doğuştan Küba vatandaşı’’ ilan edildi. Kısa süre sonra Meksika’dan Granma yatıyla yola çıkmadan önce, ayrıldığı Gadea ile evliliğini resmen sona erdirmek için boşanma işlemlerine başladı. 2 Haziran 1959’da, 26 Temmuz Hareketi’nin Küba doğumlu bir üyesi olan ve 1958 sonlarından beri birlikte yaşadığı Aleida March ile evlendi. 

La Cabaña hapishanesinin komutanlığına atandı ve 2 Ocak 1959’dan 12 Haziran 1959’a kadar altı ay boyunca üstlendiği bu görevdeyken Batista rejiminin memurlarının, BRAC gizli servis (Buró de Represión de Actividades Comunistas/Komünist eylemlerin bastırılmasından sorumlu servis) mensuplarının, savaş suçlusu olduğu iddia edilenlerin ve siyasî muhaliflerin yargılanması ve infazından sorumlu oldu. TIME dergisine göre, yönettiği yargılamaların “adil” olmadığı iddia edilmekteydi. Daha sonra Ulusal Toprak Reformu Enstitüsü’nde önemli bir göreve geldi INRA[›] ve Küba Merkez Bankası’nın başkanı oldu. BNC[›] (sık sık parayı kınadığı ve yürürlükten kaldırılmasını desteklediği için bu horgörüyü göstermek adına Küba paralarını takma adı olan “Che” ile imzalamıştır).

Bu sıralarda satranca olan ilgisi tekrar canlanan Guevara Küba’da yapılan ulusal ve uluslararası turnuvalara katılmıştır. Özellikle genç Kübalıları oyunu öğrenmeleri için teşvik ediyor ve onların ilgisini çekecek etkinlikler düzenliyordu.

1959 yılından itibaren Guevara Küba’dan, diğer ülkelerdeki devrimci hareketlere yardım etti ama bunların tümü başarısızlıkla sonuçlandı. İlk deneme Panama’da yapılmıştı, diğer bir eylem de 14 Haziran’da Dominik Cumhuriyeti’nde yapıldı. (“El Argelino” diye de bilinen Henry Fuerte ve Enrique Jiménez Moya önderliğinde.)

1960 yılında Guevara ‘’La Coubre’’ silah gemisi patlamasında kurbanlara yardım etti. Kurtarma operasyonu sırasındaki ikinci patlamayla birlikte ölü sayısı yüzü aşmıştır.[26] Bu patlamada ölenlerin cenaze töreninde Alberto Korda Che’nin ünlü fotoğrafını çekmiştir. La Coubre’nin sabotaj ya da kaza sonucu mu patladığı bilinmemektedir. Sabotaj olduğunu iddia edenler, sorumlu olarak Merkezî Haberalma Örgütü’nü (CIA),[27] ve sabotajı yapan kişi olarak da merkezî eyaletlerdeki Batista karşıtı güçlerden Guevara’nın rakibi olan ve daha sonra CIA ajanı olduğu sanılan William Alexander Morgan’ı gösterirler.[28] Kübalı sürgünler, patlamanın sorumlusunun Guevara’nın SSCB’ye sadık rakipleri olduğunu ileri sürerler. [29]

Guevara daha sonra Sanayi Bakanı MININD[›] olarak Küba sosyalizminin açık ve kesin bir hale gelmesine yardımcı olmuş, ülkenin önde gelen kişileri arasına girmiştir. “Gerilla Savaşı’’ adlı kitabında silahlı başkaldırıya önayak olacak geniş örgütlere gerek duymadan küçük bir gerilla grubu (‘’foco’’) tarafından başlatılan Küba modeli devrim fikrinin tekrar edilmesini savunmuştur. El socialismo y el hombre en Cuba (1965) (Küba’da sosyalizm ve insan) adlı denemesinde sosyalist devletle birlikte “yeni bir insan” biçimlendirmenin gerekliliğini savunur. Bazıları Guevara’yı bu ‘’yeni insan’’ın alımlı ve yalın bir modeli olarak görür.

1961 yılındaki Domuzlar Körfezi İşgali’nde Guevara çarpışmalara katılmamıştır. Castro’nun emriyle Küba’nın en batısındaki Pinar del rio eyaletindeki bir kuvvetin başına geçmiş ve burada sahte çıkarma kuvvetini püskürtmüştür. Bu harekât sırasında yüzünden kurşun yarası almış ama kendi silahının kazara ateş almasıyla yaralandığını söylemiştir.

Guevara 1962 Ekim ayında ortaya çıkan Küba Füze Krizi’ne neden olan Sovyet nükleer balistik füzelerinin Küba’ya getirilmesinde anahtar rol almıştır. Birkaç ay sonra İngiliz gazetesi ‘’Daily Worker’’ ile yaptığı görüşmede eğer füzeler Küba kontrolünde olsaydı başlıca ABD şehirlerine doğru bu füzeleri kullanacağını söylemiştir.

Daha detaylı okuma için LÜTFEN TIKLAYINIZ:

 

Bir süre önce Kurucularımızdan ve Eğitmenlerimizden Oyuncu Cem Cücenoğlu’na bir Japon film yapım şirketinden bir filmde oynaması için teklif geldi. Teklif görüşmelerinin ardından anlaşma imzalandı. Akabinde herşey çok hızlı gelişti.

Dürüyemin Gügümleri Adlı dizi filmde Rol alan Oyuncu ve Eğitmenimiz Cem CÜCENOĞLU

“Dürüyenin Gügümleri” Adlı dizi filmde Rol alan Oyuncu ve Eğitmenimiz            Cem CÜCENOĞLU

Anlaşmanın imzalanmasının ardından Oyuncumuz Japonya’ya uçtu. Filmin Japonya’da geçen bölümünün çekimi tamamlanan film çalışmasının Ülkemizde çekilecek bölümlerinin hazırlıkları devam ediyor.

Cem Cücenoğlu’nun Japonya’da gerçekleşen film çalışması ve orada bulunduğu süre içinde yaşadıklarını yazmasını rica ettik. Aşağıda Japonya anılarını okuyacaksınız. Ve elbette Filmin konusuna kaynaklık eden tarihimizde  “Ertuğrul Faciası” olarak anılan üzücü olayın tarihini de Oyuncumuz Cem CÜCENOĞLU’nun anılarından sonra okuyabilirsiniz.

Japonya Anılarım -Cem CÜCENOĞLU

16 yıllık oyuncuyum. Birçok dizi film, reklam filmi, sinema, filmi, vr, tiyatro oyununda rol aldım. Turnelerle ülkemizin neredeyse her şehrini gezdim. Bir sürü anı ve dost biriktirdim. Ve bunlar birikirken de mesleğimi icra etmek ayrı bir keyifti.

 2014 Aralık Ayının başlarıydı. Akşam 21:00 de telefonum çaldı. Arayan Best Ajans dı. Bizim meslekte o saatte gelen telefonlar genelde “hayırlı”dır. Hayır olsun dedik, açtık telefonu. Heyecanlı bir ses, büyük bir sinema filmi projesinden bahsediyordu. Projenin adı “Ertuğrul” dedi. 1890 da Japonya Kushimoto da batan Ertuğrul Fırkateyni’ni konu alıyordu. 12 Türk Oyuncudan birisi olarak seçilmişim.Çok heyecanlanmıştım. Ve finalde bana çekimlerin Japonya’da olacağını ve minimum 30 gün süreceğini söylediğinde içimi derin bir hüzün kapladı. 30 gün! Çünkü çalıştığım kurumum Narsanat ve çekimleri devam eden bir TV dizisi vardı. 3-5 gün olsa sorun yok. Ben biraz düşünmek ve izin alabilmek için süre istedim. Ertesi gün durumu Narsanat’a bildirdim. Projeyi anlattım. Kendileri anlayışla karşılayıp izin verdi. Daha sonra Dizimizin yapımcısı Hayri Aslan beye durumu anlattım. Biraz süreyi fazla buldu ama sonunda o da izni verdi. Dünyalar benim olmuştu. Pasaport, vize, çalışma izni derken, kostüm provaları… Artık herşey hazırdı.
8 Ocak 2015 yolculuk…

IMG-20150202-WA0050
12 saat süren bir uçak yolculuğuyla Osaka’ ya indik. İnişte bizi bir çekim ekibi karşıladı. Otobüse bindik ve 1,5 saatlik bir yolculukla Kyoto’ ya ulaştık. Otele yerleştikten sonra bizi akşam yemeğine davet ettiler. Ve Geleneksel Japon yemekleriyle tanıştık. Çok lezzetli bir deneyimdi benim için.
5 gün Kyoto’ yu gezdim. Tapınaklar Şehri. Japonya’nın ilk başkentiymiş. Tarihi dokusu mükemmel. Ve çok iyi muhafaza edilmiş. İnanılmaz derecede bir düzen hakim şehirlere. Düzenli trafik, temizlik, kurallara uyan sevimli ve sıcak insanlar… Kısaca olması gereken !!! Bu arada sushi ve sashimi nin dibine vuran Türk ekibi.
Ve Kyoto Toei Stüdyoları’ nda çekimler başladı. Acayip disiplinli bir set. Sahne öncesi en az 1saat prova yapılıyordu. Tabi bunun sayesinde ikinci tekrar yapılmadan bir kerede sahne çekiliyordu. Platodaki tüm sahneler bittiğinde , Kyoto maceramız bitiyordu. Ve kazanın yaşandığı yer olan Kushimoto’ ya doğru yola çıktık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kyoto’dan Kushimoto’ya 5,5 saat süren bir otobüs yolculuğu yaptık. Vardığımızda ilk olarak yemek yedikten sonra bizi Ertuğrul Anıtı’ na götürdüler. Belediye Başkanı bizi bekliyordu. Bizleri çiçeklerle karşıladılar. Daha sonra saygı duruşunda bulunduk. Çok duygusal anlardı. Ve otele dönüş.  Otelimiz çok büyüktü. Kaldığım oda kendi evimin salonundan büyüktü. Bu bana ilginç geldi çünkü Japonya’ da herşey minimalist tasarımlı. Kushimoto genelde yaşlı nüfusun yaşadığı şirin bir sahil kasabası. Filmi çekeceğimiz ada, buraya bir köprü ile bağlı. Nefis bir köy inşa etmişler film için. Herşey o döneme ait. En az 200 yardımcı oyuncu vardı. Ve hepsi işini profesyonelce yaptı. Kushimoto Türk Derneği bizlere güzel Türk yemekleri hazırlayıp, halk oyunlarımızdan örneklerle harika bir sürpriz yaptılar. Çok eğlenceli günler geçirdik tüm ekipçe. Ve son sahneleri çekerken acı bir haberle sarsıldık. Türkiye’ deki görüşmelerde bize tercümanlık yapan Kazumi, bir rehine haberi yapmaya giderken trafik kazasın da Türkiye de ölmüş. 23 gün kaldığım Japonya’ da sadece 1 ya da 2 kez polis gördüm. Trafik kazası oranı binde bir falanmış. İnsanın üzülmemesi elde mi? (Adamların yapıları 8.5 – 9 şiddetindeki depremlere dayanıklı. Gel gör ki Van depreminde gönüllü çalışan bir Japon, 5,5 lik artçı bir sarsıntıda çöken binanın altında kalarak ölmüştü…)

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

         Ve dönüş günümüzde sabah Osaka’ya doğru yola çıktık. Öğlen 12 de vardığımız Osaka’yı akşam 19:00 a kadar gezme ve alış veriş yapma fırsatımız oldu. Artık ne bulduysak almaya çalıştık. 23:30 da uçağımız havalanmıştı bile. Eşimi, ailemi ve Memleketimi çok özlemiştim. Atatürk Havaalanı’nın kapısından ilk çıktığımda 2 Taksici birbirlerine “ana avrat” küfür ediyorlardı. Yerler sigara izmariti doluydu. Eve geldiğimizde, belediyenin kaldırım çalışması sayesinde gölete dönen salonum… Canım memleketim! Nasıl da özlemişim seni 🙂

Bir daha böyle bir şans gelir mi bilemem ama, bana, bu şansı değerlendirmeme olanak sağayan Narsanat’tan Patronum Sn. Naci Özcan ve Limon Film’in sahibi Sn. Hayri Arslan beye teşekkürü bir borç bilirim.

ERTUĞRUL FACİASI 

ertugrul-gazi-firkateyn

Ertuğrul, Sultan Abdülaziz döneminde yaptırılmış ve 19 Ekim 1863 Pazartesi günü Padişah huzurunda denize indirilmiş Osmanlı fırkateyni. Makine ve kazanları 1864’te İngiltere’de monte edilmiştir. 1865’te Kosova ve Hüdavendigâr gemileriyle birlikte İngiltere’den yurda dönerken Cherburg, Toulon ve bazı İspanyol limanlarına uğramış, İstanbul’a gelişinde de Beşiktaş Sahil Saray-ı Hümayunu (Dolmabahçe Sarayı) önünde demirli kalmış, bir süre sonra da Haliç’e kapatılmıştır.

ertuğrul gemisi personelinden

Ertuğrul Gemisi personelinden

 

Gemi 8 adet 150 milimetrelik Krupp topu, 5 adet 150 librelik Armstrong topu, 2 adet 4, 2 adet 3 fontluk Krupp, 2 adet 5 namlulu Hockins, 2 adet 5, 4 adet namlulu Nordenfeld, 1 adet 12 ve 1 adet 6 librelik roket kovanı, 1 torpido atış kovanı, 2 torpido, 100 Martin Henry tüfeği, 100 Winchester tüfeği ve 40 adet tabanca taşımaktadır.

Ertuğrul 79 metre boyunda, 15,5 metre genişliğinde idi ve 8 metreye yakın su çekiyordu. 60 ton su alıyor, aldığı kömürle de 10 mil süratle 9 saat seyredebiliyordu. Gemi zamanına göre modern araçlarla donatılmış, elektrikle aydınlatılmıştı. Bunlar göz önüne alınarak teknenin çürüklüğünden başka kusuru yoktu denilebilir.

Ertuğrul Fırkateyni’nin Mürettebat Sayısı

oşima da Ertuğrul şehitleri

Ertuğrul’un mürettebat sayısı kaynaklarda farklı olarak karşımıza çıkmaktadır. Süleyman Nutku, subayların ismini ve sayısını ayrıntılı olarak verirken erlerin sadece sayısını vermekle yetinmiştir. 54 subay ve 553 er olmak üzere toplam 607 kişiden bahseder. Bazı çalışmalarda da Ertuğrul’un mevcudu toplam 609, 61 subay ve memur, 548 er ve erbaş olmak üzere toplam 609 kişi; 56 subay 537 er toplam 593; 62 subay 547 er ve erbaş, toplam 609; 61 subay ve memur 548 er toplam 609; 56 subay 537 er ve erbaş, 6 sivil personel olmak üzere toplam 599; toplam 607; 56 subay, 591 er ve bazı sivil teknisyenler olmak üzere toplam 655; 44 subay, 14 mühendis (yüzbaşı), 591 er, 5 sivil ve 1 şair olmak üzere toplam 655 olarak verilmektedir.

Yolculuk

ertuğrul güzergah

II. Abdülhamid, 1887 yılında Japonya İmparatoru Komeii ‘nin yeğeninin bir savaş gemisiyle İstanbul’u ziyaret etmesinin ardından Japonya’ya bir heyet gönderilerek iade-i ziyaret yapılmasını emretmişti. Gemi, II. Abdülhamid’den Japon İmparatoruna mücevherli imtiyaz nişanı ve diğer hediyeleri götürecekti.

Padişahın isteği üzerine donanmanın en güzel gemisi bu iş için tahsis edildi. Bazı uzmanların bu geminin çürük olduğu ve böyle bir seferi tamamlayamayacağı yönündeki raporlarina rağmen Ertuğrul Fırkateyni, Temmuz 1889’da İstanbul’dan yola çıktı. İlk arızasını sueyş kanalında yaptı ve Güzergâhı boyunca çeşitli limanlara uğrayarak seyahat ediyordu. Fırkateyn, Singapur’a vardığında kafile başkanı Miralay Osman Bey Amiralliğe terfi ettirildi. Kafile, uğradığı ülkelerin halkları ve Müslümanlar tarafından görkemli sevgi gösterileriyle karşılanıyor, gemiyi kimi zaman binlerce kişiden oluşan gruplar ziyaret ediyordu. Gemi, 11 ay sonra 7 Haziran 1890 tarihinde Japonya’nın Yokohama Limanı’na vardı.

İmparator Komeii, Türk amiralini ve heyetini görkemli bir şekilde karşıladı. Şehir halkı Türk amiralinin saray arabası ile İmparatorun yanına gidişini sevgi gösterileriyle takip etti.

Ertuğrul Fırkateyni, Japon sularında kaldığı üç ay boyunca etrafındaki binlerce Japon kayığına 50 kişilik bandosuyla konserler verdi. Nihayet geri dönüş yolculuğu için hazırlıklar tamamlandı. Yola çıkılacağı gün Japon Deniz Kuvvetlerinin tayfun uyarısına rağmen, Ertuğrul Fırkateyni planlandığı gibi 15 Eylül 1890 tarihinde Yokohama Limanı’ndan ayrıldı.Kuşimoto açıklarında tayfuna yakalanan Ertuğrul Fırkateyni 16 Eylül 1890’da kayalara çarparak battı. Kazadan sadece 69 denizci kurtulabildi, Amiral Osman Bey de dahil diğer mürettebat hayatını kaybetti.

Ertuğrul Fırkateyni’nin trajik sonu Türk-Japon halklarını yakınlaştırdı. Yöre halkı, kazadan kurtulanlara büyük yardım ve yakınlık gösterdi. Torajiro Yamada isimli bir Japon, şehit yakınları ve kazazedeler için yardım kampanyası düzenledi. Toplanan para aynı kişi tarafından dönemin padişahına teslim edildi. Hayatta kalan 69 denizci, Japonya İmparatorunun talimatıyla Hiei ve Kongō isimli iki askeri gemi ile İstanbul’a gönderildi.

Kazada ölenlerin anısına Kuşimoto’da bir anıt yapılmıştır. İlk anıt Japonlar tarafından 1891’de dikilirken, 1929 yılında yine Japonlar tarafından genişletilmiştir. Şehitlik Anıtı, 3 Haziran 1929 tarihinde Japon İmparatoru tarafından da ziyaret edilmiştir. 1937’de Türkiye tarafından restore edilen anıt önünde her yıl düzenli olarak anma törenleri yapılmaktadır.

Kuşimoto kasabası Mersin ve Yakakent ile kardeş şehirdir. Kuşimoto’da bir de müze bulunmaktadır. 1974 yılında inşa edilen “Türk Müzesi”nde Ertuğrul Fırkateyni’nin maketi, gemideki asker ve komutanların fotoğrafları ve heykelleri bulunmaktadır.

Şehitler arasında Hasan Âli Yücel’in annesi Neyyire Hanım tarafından dedesi ve Can Yücel’in büyükdedesi Kaptan Âli Bey de bulunmaktaydı.

Mürettebat

Şehit Olan Yüzbaşı ve Üstü Subaylar (587 kişi şehit olmuştur.)

  • Mirliva Osman Paşa,Kumandan
  • Miralay İbrahim Bey, Serçarkçı
  • Miralay Hüsnü Bey, Sertabib
  • Kaymakam Ali Bey, Süvari
  • Kaymakam Cemil Bey, Süvari Muavini
  • Binbaşı Yeniçeşmeli Nuri Bey, Süvari-yi Sani
  • Binbaşı Asitaneli Mehmet Bey, Üçüncü Kaptan
  • Binbaşı Tekfurdağlı Ömer Bey, Dördüncü Kaptan
  • Binbaşı Kasımpaşalı Hacı Ahmet Bey, Çarkçı-yı Sani
  • Sağkolağası Yasef Efendi, Tabib-i Sani
  • Solkolağası Beşiktaşlı Hasan Tahsin Kaptan, Seyr ü Sefain Memuru
  • Solkolağası Kadıköylü Reşad Kaptan, Torpido Muallimi
  • Solkolağası Asitaneli Tevfik Kaptan, Beşinci Kaptan
  • Solkolağası Eyüplü Şevki Efendi, Dördüncü Çarkçı
  • Kalyon Katibi Kasımpaşalı Cemal Efendi, Serkatip
  • Yüzbaşı Yanyalı Celal Efendi, Topçu Zabiti
  • Yüzbaşı Kasımpaşalı Hamdi Efendi, Bölük Zabiti
  • Yüzbaşı Davud Paşalı Hulusi Efendi, Bölük Zabiti
  • Yüzbaşı Yeniçeşmeli Nuri Efendi, Bölük Zabiti
  • Yüzbaşı Asitaneli Ömer Lütfi Efendi, Bölük Zabiti
  • Yüzbaşı Kasımpaşalı Mehmet Ömer Efendi, Bölük Zabiti
  • Yüzbaşı Asitaneli Mehmet Cemal Efendi, Çarkçı
  • Yüzbaşı Tophaneli Said Efendi, Çarkçı
  • Yüzbaşı Eyüplü Arif Efendi, Çarkçı

Kurtulan Yolcular(69 kişi kurtulmuştur.)

  • Sağkolağası Kasımpaşalı Mehmet Arif Efendi, Çarkçı-yı salis
  • Fırkateyn Katibi Oflu Mustafa Efendi, Katib-i sani
  • İmam-ı sınıf-ı salis Şileli Hafız Ali Efendi, İmam
  • Yüzbaşı Asitaneli Mehmet Ali Bey, Çarkçı
  • Mülazım-ı evvel Edirnekapılı İsmail Efendi, Musika Zabiti
  • Mülazım-ı sani Beşiktaşlı Haydar Efendi, Fotoğraf Memuru

Şehit olan Tüm mürettabat Listesi

Ertuğrul’un mürettebatı 26 güverte, 21 makine subayı, 1 sıhhiye, 1 silahendaz, 1 bando şefi, 5 askerî usta olmak üzere toplam 55 subay, 12 yeni mezun mühendis teğmen, 1 başçavuş, 2 serdümen çavuşu, 15 bölük çavuşu, 9 bölük emini, 57 onbaşı, 352 güverte eri, 37 makine eri, zanaatkâr ve hizmetli toplamı 70 kişi ve 1 de imam ile toplam 610 kişidir.

 

Şehit Subaylar

Kafile Komutanı – Mirliva Cibalili Osman Ahmed Paşa

Çarkçıbaşı – Makine Miralayı Hemşinli İbrahim Mehmed Bey

Gemi Süvarisi Güverte Kaymakam – Tekirdağlı Yarbay Ali Mehmed Bey

Baş Tabib – Miralay Eyüblü Hüseyin Hüsnü Hüseyin Bey

Süvari Muavini Güverte Kaymakam – Tekirdağlı Ahmed Cemil Alâattin Bey

İkinci Kaptan – Güverte Binbaşı Yeniçeşmeli Nuri Hüseyin Bey

Üçüncü Kaptan – Güverte Binbaşı Fenerli Mehmed Yakup Bey

Dördüncü Kaptan – Güverte Binbaşı Tekirdağlı Ömer Mehmed Bey

İkinci Çarkçı – Makine Binbaşı Kasımpaşalı Hacı Ahmed Hasan Bey

Tabib Sağkolağası – Beyoğlulu Yasef Jak Efendi

Seyir Subayı Güverte Solkolağası – Beşiktaşlı Hafız Tahsin Mehmed Kaptan

Torpido Muallimi Güverte Solkolağası – Kadıköylü Reşat Emin Kaptan

Beşinci Kaptan – Güverte Solkolağası Asitaneli Tevfik Mehmed Kaptan

Dördüncü Çarkçı – Makine Solkolağası Eyüplü Şevki Bekir Efendi

Baş Katip – Kalyon Katibi Kasımpaşalı Cemal Ethem Efendi

Topçu Subayı Güverte – Yüzbaşı Yanyalı Celâl Fevzi Efendi

  1. Bölük Subayı Güverte – Yüzbaşı Kasımpaşalı Hamdi Mehmed Efendi
  2. Bölük Subayı Güverte – Yüzbaşı Davudpaşalı Hulusi Nuri Efendi
  3. Bölük Subayı Güverte – Yüzbaşı Yeniçeşmeli Mehmed Nuri Ali Efendi
  4. Bölük Subayı Güverte – Yüzbaşı Asitaneli Ömer Lütfı Bekir Efendi
  5. Bölük Subayı Güverte – Yüzbaşı Kasımpaşalı Mehmed Ömer İzzet Efendi

Makine Vardiya Subayı – Çarkçı Yüzbaşı Asitaneli Mehmed Cemal Salih Efendi

Makine Vardiya Subayı – Çarkçı Yüzbaşı Tophaneli Mehmet Sait Abdullah Efendi

Makine Vardiya Subayı – Çarkçı Yüzbaşı Eyüplü Arif Salih Efendi

Seyir Subay Muavini – Mülazım-ı Evvel Beykozlu Necip, Mehmet Rasim Efendi

Stajyer Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Kocamustafapaşalı Agâh Rıza Efendi

Stajyer Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Beşiktaşlı Rıza, Ahmet Hamdi Efendi

Stajyer Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Kasımpaşalı Asaf, Şükrü Efendi

Stajyer Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Kasımpaşalı Mehmet, İsmail Efendi

Stajyer Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Beykozlu izzet, Şerif İsmail Efendi

Stajyer Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Kasımpaşalı Ali Rıza, Ziya Efendi

Stajyer Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Küçükpazarlı Hâşim, Süleyman Efendi

Stajyer Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Tophaneli Mehmed, Tevfik Halim Efendi

Stajyer Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Hasköylü Ahmed, Eyüp Efendi

Seyir Subayı Muavini ve 1. Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Sütlüceli Şemsettin Hurşit Efendi

Seyir Subayı Muavini ve 2. Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Kasımpaşalı Basri Şükrü Efendi

Seyir Subayı Muavini ve 3. Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Kapandakikli İbrahim Şevki, İbrahim Efendi

Topçu Komutan Muavini ve 4. Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Kasımpaşalı Saffet Rıfat Efendi

Seyir Subay Muavini ve 5. Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Kasımpaşalı Hasan Tahsin İsmail Efendi

Stajyer Bölük Subayı – Çarkçı Mülazım-ı Evvel Asitaneli Sadık Eyüp Efendi

Stajyer Bölük Subayı – Çarkçı Mülazım-ı Evvel İstinyeli Ali Rıza Şevki Efendi

Stajyer Bölük Subayı – Çarkçı Mülazım-ı Evvel Küçükmustafapaşalı Kadri Hasan Ahmed Efendi

Torpido Memuru Stajyer Bölük Subayı – Çarkçı Mülazım-ı Evvel Kasımpaşalı H. Kemal Hasan Efendi

İnşaiye Subayı – İnşaiye Mülazım-ı Evvel Sultanselimli Ali Mehmed Efendi

Stajyer Güverte – Mülazım-ı Sâni Kulaksızlı Ali, Arif Efendi

Stajyer Güverte – Mülazım-ı Sâni Kasımpaşalı Şem’i, Mustafa Efendi

Stajyer Güverte – Mülazım-ı Sâni Kasımpaşalı Ahmet Ziya, İbrahim Efendi

Stajyer Güverte – Mülazım-ı Sâni Kasımpaşalı Mehmed Ziya, Emin Efendi

Stajyer Güverte – Mülazım-ı Sâni Balatlı Salih, Ahmed Emin Efendi

Silâhendaz – Mülazım-ı Sâni Çeşmeli Ferdi Mustafa Ahmed Efendi

 

Maiyet Erleri

Bölükten Sürmeneli Yakup oğlu Ahmet Çavuş – 1884/1936

Bölükten Bölük Emini Gümüşhaneli Tufan oğlu Arif Çavuş – 1885/1601

Sibyan’dan Geçme 1. Bölükten Lomlu Yahya oğlu Ruşen – Er l883/2047

 

Bölük Eratı

Urlalı Abdullahoğlu Hüseyin – Çavuş 1885/4405

Rizeli Kumaşoğullarından Hüseyin oğlu Salih – Onbaşı 1884/887

Yumralı Köroğullarından Bayram oğlu Mehmed – Onbaşı 1884/1107

Çarşambalı Bastiloğullarından Halil oğlu Hamid – Onbaşı 1884/2102

Tırebolulu Velioğullarından İsmail oğlu Hasan – Onbaşı 1885/610

Giresunlu Kirazoğullarından Mehmet oğlu Şükrü – Onbaşı 1885/1024

Keşaplı Sakallıoğullarından Mehmet oğlu Hasan – Onbaşı 1885/3541

Akçaabadlı Süleymanoğullarından Osmanoğlu Nuri – Onbaşı 1885/3841

Ordulu Karavelioğullarından Hüseyin oğlu Ahmed – Onbaşı 1885/4095

Yumralı Kalaycıoğullarından Ömer oğlu Mehmed – Onbaşı 1885/6073

Milolu (Antalya) Mustafa oğlu Mustafa – Onbaşı 1885/6880

Tonyalı Kuzuluğullarından Mehmed oğlu Abdullah – Onbaşı 1885/3612

Tophaneli Sadık oğlu Mehmed Sibyandan Geçme – Er 1879/4066

Asitaneli Yunus oğlu Kadri Sibyandan Geçme – Er 1882/1315

Göreleli Ahmedoğullarından İbrahim oğlu Hasan – Er 1884/160

Keşaplı Veysioğullarından Halil oğlu Halil – Er 1884/647

Mapavrili Balyasoğullarından Osman oğlu Salih – Er 1884/1720

Oflu Deliömeroğullarından Mustafa oğlu Mehmed – Er 1885/41

Rizeli Haliloğullarından Memiş oğlu Mehmed – Er 1885/225

Divrikli Şeyoğullarından Mehmed oğlu Hasan – Er 1885/309

Samsunlu Öksüzoğullarından Mehmet oğlu Abdullah – Er 1885/8 86

Samsunlu İmanoğullarından Ali oğlu Halil – Er 1885/892

Giresunlu Yusufoğullarından Hasan oğlu İlyas – Er 1885/1016

Akçaabatlı Ahmedoğullarından Yusuf oğlu Ahmet Hamdi – Er 1885/1376

Pirazizli Alibaşoğullarından Mehmet oğlu Mehmet – Er 1885/2504

İnebolulu Zingaroğullarından Ali oğlu Mustafa – Er 1885/2713

Ordulu Halil oğlu Ahmet – Er 1885/4715

Ordulu Müftüoğullarından Hüseyin oğlu Ali – Er 1885/4184

Ordulu Tiryakioğullarından Süleyman oğlu Mahmut – Er 1885/4190

Oflu Hacıhasanoğullarından Mehmed oğlu İsmail – Er 1885/4675

Ordulu Sakaoğullarından Mehmed oğlu Mustafa – Er 1885/7360

Keşdereli (Fatsa) Armağanoğullarından Hasan oğlu Hüseyin – Er 1886/217

izmirli Bulanhmehmedoğullarından Mustafa oğlu Osman – Er 1886/1294

Hoşalaylı (Fatsa) Eyüboğullarından Hüseyin oğlu Ali – Er 1886/1943

Samsunlu Uzunoğullarından Ali oğlu Mehmet – Er 1886/2860

Bafralı Aşçıoğullarından Mehmet oğlu Recep – Er 1886/3005

Alaçamlı Köleoğullarından Veli oğlu Hüseyin – Er 1886/3066

Kale-i Sultaniyeli Ali oğlu Mehmed – Er 1887/187

Gemlikli Sertabdullahoğullarından Mustafa oğlu Osman – Er 1887/525

Amasralı Yazıcıoğullarından Ali Osman oğlu İbrahim – Er 1887/636

Ayvacıklı Karahasanoğullarından Ali oğlu Şevket – Er 1887/717

Ayvacıklı Bozoğullarından Ahmet oğlu Mustafa – Er 1887/725

Amasralı Yeniçerioğullarından Osman oğlu Mustafa – Er 1887/876

Kuruçaylı (Erzincan) Sarıoğullarından Halil oğlu Mustafa – Er 1887/947

Bartınlı Şeyhoğullarından Süleyman oğlu Şaban – Er 1887/1323

Çamaşlı (Ordu) Dumanoğullarından Mehmet oğlu Osman – Er 1887/1782

Balıkesirli Topaloğullarından Ahmet oğlu Ali Osman – Er 1887/1797

Vakfıkebirli Naipoğullarından Arif oğlu Mustafa – Er 1887/2022

Akçaabatlı (Trabzon) Alemdaroğullarından Hasan oğlu Ömer – Er 1887/2405

Hamidiyeli (Şebinkarahisar) İkizoğullarından Ömer oğlu Şakir – Er 1887/2860

Koçhisarlı Saraçoğullarından Ali oğlu Arif – Er 1887/2923

İzmirli Abdülbarı oğlu Kemalettin – Er 1887/3058

Kaşlı (Antalya) Kocavelioğullarından Molla Veli oğlu Ömer – Er 1887/3410

Kaşlı (Antalya) Mollaisaoğullarından Musa oğlu Mustafa – Er 1887/3407

Lapsekili Servi Muhacirlerinden Mustafa oğlu İsmail – Er 1887/3460

Lapsekili Kaşıkçıoğullarından Mustafa oğlu Mehmet – Er 1887/3450

Lapsekili Ahmetçavuşoğullarından Ahmet oğlu Mehmed – Er 1887/3461

Kale-i Sultaniyeli Çakıroğullarından Musa oğlu Mustafa – Er 1887/3 588

Şileli Değirmencioğullarından Halil oğlu Mustafa – Er 1887/5647

Şileli Mollamehmetoğullarından İbrahim oğlu Mehmet – Er 1887/5669

Gebzelı Akviranlı-Torunu Lâtif oğlu izzet – Er 1887/5775

İstefanlı (Ayancık) Sepetçioğullarından Yusuf oğlu Fevzi – Er 1887/5865

Ezineli Karaahmetoğullarından İbrahim oğlu Ahmet İzzet – Er 1887/6207

Kavaklı (Samsun) Müezzinoğullarından Ahmet oğlu Şerif – Er 1888/975

Kavaklı (Samsun) Molla Mustafa yeğeni Sadık oğlu Lütfullah – Er 1888/985

İzmirli Saraçoğullarından Halil oğlu Ahmet – Er 1888/1619

Atmalı (Pazar) Hûsrevoğullarından Ali oğlu Şaban – Er 1888/1845

Hemşinli Velioğullarından Mustafa oğlu İlyas – Er 1888/1906

Giresunlu Erzurumluoğullarından Resul oğlu Hasan – Er 1888/1953

Karaburunlu (İzmir) Manastırlı Hüseyin Torunu Halil oğlu Hüseyin – Er 1888/2857

Karaburunlu (İzmir) Hüseyin oğlu Hasan – Er 1888/2859

Karaburunlu (İzmir) Mustafa oğlu Mehmed – Er 1888/2861

Urlalı Beyoğlu Hasan Torunu Ali oğlu Ahmet – Er 1888/2913

Bursalı Sadettin oğlu Mustafa – Er

 

Bölük Eratı 2

Rizeli Mustafa oğlu Zekeriya – Çavuş 1880/787

Kasımpaşalı Ali oğlu Salih Agâh – Çavuş, Bölük Emini 1881/7979

Göreleli Eyiceoğullarından Süleyman oğlu Mehmet – Çavuş 1884/161

Minolu (Antalya) Osmanoğullarından Ali oğlu Ömer – Çavuş 1885/6875

Giresunlu Çamcalıoğullarından Mehmet oğlu Osman – Onbaşı 1883/3105

Çarşambalı Hatipoğullarından Selim oğlu Mehmet – Onbaşı 1884/1747

Mapavrili (Rize) Bağdatlıoğullarından Ali oğlu Ömer – Onbaşı 1885/217

Şarlı (Trabzon) Kemancıoğullarından Mustafa oğlu Yakup – Onbaşı 1885/684

Bulamanlı (Ünye) İshakoğullarından Ömer oğlu Ali – Onbaşı 1885/71 î

Ulubeyli (Ordu) Kahyaoğullarından Hüseyin oğlu Ali – Onbaşı 1885/756

Mecitözlü Kavakçıoğullarından Alı oğlu Hüseyin – Onbaşı 1885/3607

İzmirli Mustafa oğlu Mehmet – Onbaşı 1886/1157

Eskizağralı Kamil oğlu Hasan Tahsin Sübyandan Geçme – Er 1880/2224

Meğrili (Fethiye) Avıoğullarından Hüseyin oğlu Ömer – Er 1883/2994

Topkapılı Salih oğlu Selahaddin Sübyandan Geçme – Er 1884/3125

Tirebolulu Çilahmetoğullarından Süleyman oğlu Hüseyin – Er 1885/326

Samsunlu Tolukoğullarından Hüseyin oğlu Hasan – Er 1885/883

Samsunlu İmamoğullarından Ali Oğlu Musa – Er 1885/889

Gümüşhaneli Sandıkoğullarından Hasan oğlu Mehmed – Er 1885,1536

Karaburunlu Ibrahimoğullarından Mehmet oğlu Mustafa – Er 1885/2062

Çarşambalı Avcıoğullarından Mehmet oğlu Ali – Er 1885/2599

Ordulu Kocaoğullarından Süleyman oğlu İbrahim – Er 1885/4173

Ordulu Varilcioğullarından Mehmet oğlu Mustafa – Er 1885/4192

Gebzeli Seyit Mehmet oğlu Osman Şerif – Er 1886/2768

Samsunlu Softaoğullarından Mehmet oğlu Selim – Er 1886/2869

Bafralı Kargaoğlu Yeğeni Hasan oğlu Arif – Er 1886/3 007

Bafralı Abti oğlu Yusuf – Er 1886/3011

Rizeli Topaloğullarından Recep oğlu Temel – Er 1887/245

izmirli Çırpanoğullarından Mehmet oğlu Osman – Er 1887/305

İzmirli Ahmet oğlu Necip – Er 1887/313

Gemlikli Mustafa oğlu İbrahim – Er 1887/524

Maçkalı (Trabzon) İncehasanoğullarından Hasan oğlu Osman – Er 1887/680

Maçkalı (Trabzon) oğlu Mustafa – Er 1887/688

Ayvacıklı Hacıtalipoğullarından Mehmet oğlu Mustafa – Er 1887/73 5

Ayvacıklı Mahmutoğullarından Arif oğlu İsmail – Er 1887/762

Cideli Lazoğullarından Mehmet oğlu Hasan – Er 1887/1439

Abanalı (İnebolu) Kalafatoğullarından Ali oğlu Ali – Er 1887/1552

Balıkesirli Tırnavalıoğullarından Osman oğlu Abdurrahman – Er 1887/1801

Akçaabatlı Köroğullarından Mehmet oğlu Kamil – Er 1887/2360

Akçaabatlı Haliloğullarından Mehmet oğlu Osman – Er 1887/2361

Akçaabatlı Mısırlıoğullarından Mehmet oğlu İbrahim – Er 1887/2370

Akçaabatlı Turalıoğullarından Mustafa oğlu Ali – Er 1887/2425

Akçaabatlı Mollaoğullarından İsmail oğlu Emin – Er 1887/2434

Hamidiye (Bolu) Nasuhoğullarından Hasan oğlu Hüseyin – Er 1887/2716

Hamidiye (Şibinkarahisar) Fettahoğullarından İbrahim oğlu Mustafa – Er 1887/2884

Lapsekili Topalmahmutoğullarından Mehmet oğlu Hüseyin – Er 1887/3459

Kemahlı Köseoğullarından Mehmet oğlu Hasan – Er 1887/3666

Lapsekili Demirciismailoğullarından İsmail oğlu Hasan – Er 1887/3474

Bayburtlu Ahmet oğlu Veli Şükrü – Er 1887/4684

İstefanlı (Ayancık) Bafralıoğullarından Salih oğlu Şaban – Er 1887/5 577

Şileli Manavoğullarından İdris oğlu İsmail – Er 1887/5663

Şileli Kuzuoğullarından İbrahim oğlu Mehmet – Er 1887/5675

Edremitli Mustafa oğlu İbrahim – Er 1887/5 702

Edremitli Peynircioğullarından Mustafa oğlu Ali – Er 1887/5707

Edremitli Kundakçıoğullarından Mehmet oğlu Hasan – Er 1887/5712

Gebzeli Mahmut oğlu Mustafa – Er 1887/5793

Gölpazarlı Ağzıyukarıoğullarından Ahmet oğlu Mustafa – Er 1887/5999

Yaykıllı (Gerze) Tiryakioğullarından Mehmet oğlu Ahmet – Er 1887/6025

Ezineli Dağlıoğullarından Hüseyin oğlu Mehmet – Er 1887/6213

Ezineli Hacınizamoğullarından Hüseyin oğlu Ali – Er 1887/621 5

Çarşambali Çakıroğullarından Mehmet oğlu Kadir – Er 1888/2

Sürmeneli Süleymanoğullarından Mustafa oğlu Miktad – Er 1888/705

Sürmeneli Sakaoğullarından Ömer oğlu Hüseyin – Er 1888/712

Kavaklı (Samsun) Atlıoğullarından Mustafa oğlu Ahmet – Er 1888/948

Kavaklı (Samsun) Haliloğlu Torunu Mehmet oğlu Ahmet – Er 1888/949

Kavaklı (Samsun) Marizoğullarından İbrahim oğlu Mustafa – Er 1888/958

Kavaklı (Samsun) Azimoğullarından Salih oğlu Hamit – Er 1888/962

Kavaklı (Samsun) Kozanoğullarından Ahmet oğlu Mehmet – Er 1888/968

Kavaklı (Samsun) Çürükhaliloğullarından Osman oğlu Hüseyin – Er 1888/970

Kavaklı (Samsun) Topaloğullarından Şerif Oğlu Emrullah – Er 3 888/973

Kavaklı (Samsun) Mustafaoğullarından Ali oğlu Arif – Er 1888/978

Kavaklı (Samsun) Karabaloğullarından Recep oğlu Emin – Er 1888/982

Burunabatlı (İzmir) Bölükoğullarından Süleyman oğlu Mehmet – Er 1888/1549

Karaburunlu (İzmir) Mehmet oğlu Mustafa – Er 1888/2861

Urlalı Musaoğullarından Ömer oğlu Mehmet – Er 1888/2918

 

Bölük Eratı 3

Mapavrili (Rize) Alcıkoğullarından Mustafa oğlu Kerim – Çavuş 1884/2542

Çevreğili (Ünye) Kerimoğullarından Sadık oğlu İshak – Çavuş, Bölük Emini 1885/3422

Bigalı Tuzlalıoğullarından Ali oğlu Halil – Çavuş 1885/6130

Ordulu İmamoğullarından Mustafa oğlu Mustafa – Çavuş, Bölük Emini 1885/7359

Üsküdarlı Emin oğlu İsmail Sübyandan Geçme – Onbaşı 1881/8008

Sivrihisarlı Mehmet Oğlu Mahmut – Onbaşı 1883/4161

Elmalı Karahaliloğullarından Mahmut oğlu Ali – Onbaşı 1883/4878

Oflu Karıncaoğullarından Mustafa oğlu Mehmet – Onbaşı 1885/46

Maçkalı Kalenderoğullarından Süleyman oğlu Ali – Onbaşı i 885/259

Sürmeneli Alakahoğullarından Mehmet oğlu Ömer – Onbaşı 1885/3514

Ordulu İmamoğullarından Mahmut oğlu Hüseyin – Onbaşı 1887/4215

Somalı Mustafaoğullarından İsa oğlu Mahmut – Er 1881/6821

Hasköylü Mehmet oğlu Apti Sübyandan Geçme – Er 1881/8148

İnebolulu Mollahasanoğullarından Hasan oğlu Salih – Er 1884/1631

Maçkalı (Trabzon) Mollamehmetoğullarından Halil oğlu Ahmet – Er 1884/2321

Maçkalı (Trabzon) Murtazaoğullarından Ali oğlu Halil Arif – Er 1885/287

Tirebolulu Karahüseyinoğullarından Hasan oğlu Halil – Er 1885/512

Arhavili (Rize) Hotinoğullarından Şaban oğlu Süleyman – Er 1885/661

Samsunlu Memişoğullarından Hasan oğlu Şerif – Er 1885/912

Ordulu Karahasanoğullarından Murteza oğlu Mehmet – Er 1885/2296

Pazarsulu (Giresun) Çırakoğullarından Hasan oğlu Hüseyin – Er 1885/3199

Akköylü (Giresun) Kürtoğullarından Hasan oğlu İbrahim – Er 1885/3210

Abanalı (İnebolu) Tiryakioğullarından Mehmet oğlu Mehmet – Er 1885/3730

Ordulu Abazoğlu Torunu Mustafa oğlu Osman – Er 1885/4183

Ordulu Kocahasanoğullarından Osman oğlu Hüseyin – Er 1885/4200

Ordulu Mehmetağaoğullarından Mahmut oğlu Ömer – Er 1885/4206

Oflu Sarıalioğullarından İbrahim oğlu Recep – Er 1885/4676

Vakfıkebirli Kuruoğullarından Ali oğlu İzzet – Er 1885/6357

Ordulu Toymazoğullarından Ahmet oğlu İbrahim – Er 1885/73 53

İzmirli Arnavutoğullarından İsmail oğlu Cemil – Er 1886/1296

Hoşalaylı (Cide) Dedemehmetoğullarından Ömer oğlu Mustafa – Er 1886/1816

Şileli Tombuloğullarından Mehmet oğlu Recep – Er 1886/2128

Cideli Bilaloğullarından Memiş oğlu Bilal – Er 1886/2544

Çarşambalı Abbasoğullarından Abdullah oğlu Hasan – Er 1886/2587

Bafralı Çolakoğullarından Hüseyin oğlu Ömer – Er 1886/3001

Akköylü (Giresun) Sarıoğullarından Aziz oğlu Hasan – Er 1886/3 748

Kurayısebalı (Trabzon) Ekşioğullarından Davut oğlu İsmail – Er 1887/342

Gemlikli Arıkoğullarından Rüstem oğlu Mehmet – Er 1887/523

Gemlikli Eskizaroğullarından Mehmet oğlu Selim – Er 1887/527

Gemlikli Kürtoğullarından Osman oğlu Mehmet – Er 1887/531

Ayvalıklı İmamoğullarından Hüseyin oğlu Şerif İbrahim – Er 1887/727

Lapsekili Hasan oğlu Hasan – Er 1887/765

Ayvacıklı Tepeköylüoğullarından Ali oğlu Mustafa – Er 1887/766

Sürmeneli Alioğullarından Osman oğlu Hasan – Er 1887/784

Hemşinli Panbukçuoğullarından Cumaali oğlu Hüseyin – Er 1887/2654

Hamidiyeli (Bolu) Köseoğullarından Veli oğlu Recep – Er 1887/2713

Bayburtlu İbrahim oğlu Şerif – Er 1887/3086

Ökseli (Çarşamba) Mollaömeroğullarından Ömer oğlu İbrahim – Er 1887/3196

Kalafatlı Alihocaoğullarından Ömer oğlu Ali – Er 1887/3413

Lapsekili Tatarpazalığı Muhacirlerinden Mehmet oğlu Osman – Er 1887/3463

Lapsekili Kaptanoğullarından Yusuf oğlu Mustafa – Er 1887/3466

Sivaslı Delibekiroğullarından Bekir oğlu Mehmet – Er 1887/3 531

Karadenizli (Rize) Kalpakoğullarından Hüseyin oğlu Ali – Er 1887/3673

Bayburtlu Mehmet oğlu Ali – Er 1887/4701

Mudanyalı Mustafa oğlu Kara Salim – Er 1887/5074

İstefanlı (Ayancık) Kesercioğullarından Arif oğlu İbrahim – Er 1887/5561

İstefanlı (Ayancık) Salimbeşoğullarından Ahmet oğlu Mehmet – Er 1887/5564

Şileli Kadirbeyoğullarından Mehmet oğlu Halil – Er 1887/5649

Şileli Bostanoğullarından Süleyman oğlu Emin – Er 1887/5678

Kavaklı Kadıoğlu Yeğeni Ahmet oğlu Hakkı – Er 1888/977

Yumralı Aliyazıcıoğullarından Osman oğlu Numan – Er 1888/1138

Tirebolulu Balioğullarından Mehmet oğlu Dursun – Er 1888/2113

Karaburunlu (İzmir) Amcahaliloğullarından Halil oğlu Hasan – Er 1888/2849

Karaburunlu (İzmir) Silistirelilerden Hasan oğlu Hasan – Er 1888/2859

Karaburunlu (İzmir) Manastırlıhamzaoğullarından Mehmet oğlu Mustafa – Er 1888/2860

Çeşmeli Ali oğlu Esat – Er 1888/2882

Çeşmeli Kocasüleyman Torunu Mehmet Ali oğlu İsmail – Er 1888/2883

Urrah Beyoğluhasan torunu Ali oğlu Ahmet – Er 1888/2913

Karadereli (Rize) Tüfekçioğullarından Ahmet oğlu Mustafa – Er 1888/2964

 

Bölük Eratı 4

Akçaabatlı Velioğullarından Salihoğlu Mustafa – Çavuş 1884/3047

Tekirdağlı Emin oğlu Mehmet – Çavuş, Bölük Emini 1885/1125

Yaralı Mehmet oğlu Eyüp – Çavuş 1885/6300

Seydişehirli Hasanoğullarından Hüseyin oğlu Hüseyin – Onbaşı 1884/1389

Giresunlu Bıyıkoğullarından Ahmet oğlu Hasan – Onbaşı 1885/1048

Akçaabatlı (Trabzon) Osman oğlu Mehmet Bilâl – Onbaşı 1885/1375

Sürmeneli Hamzavelioğullarından Ahmet oğlu Hasan – Onbaşı 1885/6552

Antalyalı Abdurrahman oğlu Bekir – Onbaşı 1885/6923

Tophaneli İbrahim oğlu Mehmet – Er 1881/8197

Termeli (Samsun) İbrahimoğullarından Hüseyin oğlu Hasan – Er 1883/3795

Maçkalı Köleoğlu Yeğeni Ali oğlu Emin – Er 1885 267

Şarlılı Veysioğullarından İbrahim oğlu Abdullah – Er 1885/438

Fatsalı Zoroğullarından Mustafa oğlu Süleyman – Er 1885/722

Akçaabatlı (Trabzon) Murtazaoğullarından Ali oğlu İzzet – Er 1885/1371

Kelkitli (Gümüşhane) Topaloğullarından Osman oğlu Osman – Er 1885/2914

Oflu Sarıalioğullarından Süleyman oğlu Yusuf – Er 1885/4677

Giresunlu Mehmet oğlu Bilal – Er 1885/4795

Koyulhisarlı (Şibinkarahisar) Abdülazizoğullarından Mehmet oğlu Aziz – Er 1885/6173

Yumralı (Trabzon) Alioğullarından Mehmet oğlu Halil – Er 1885/6600

Sürmeneli Köçekoğullarından Ahmet oğlu Emin – Er 1885/6769

İstanozlu (Antalya) Ali oğlu Mehmet – Er 1885/6935

Ordulu Kulakoğlu torunu Yusuf oğlu Mehmet – Er 1885/7355

Gelibolulu Kırimi Salih oğlu Süleyman – Er 1886/476

İzmirli Rençberoğullarından İbrahim oğlu İbrahim – Er 1886/598

İzmirli Molla İbrahim oğlu Hüseyin – Er 1886/1085

İzmirli Mahmut Mamak oğlu Ahmet – Er 1886/1163

Ünyeli Aşcıoğullarından Mehmet oğlu Mustafa – Er 1886/1179

Kurayı Sebalı (Trabzon) Hafızaoğullarından Osman oğlu Mustafa – Er 1886/1391

Hoşalaylı (Cide) Karakadıoğullarından Bilal oğlu İbrahim – Er 1886/1790

Büyük Limanlı Alemdaroğullarından Osman oğlu Mehmet – Er 1886/1796

Maçkalı (Trabzon) İbişoğullarından Ali oğlu Temel – Er 1886/2033

Fenarisli (Ünye) Balcıimamoğullarından Raşit oğlu Mehmet – Er 1886/2779

Fenarisli (Ünye) Abazaoğullarından Ali oğlu Emin – Er 1886/2783

Fabralı Keleşoğullarından Hasan oğlu Hasan – Er 1886/3010

Gerzeli Hızıroğullarından Mehmet oğlu İbrahim – Er 1886/3114

Serkeşli (Fatsa) Tonbaloğullarından İsmail oğlu Hasan – Er 1886/3454

Trabzonlu Musaoğullarından Kamil oğlu Mehmet – Er 1887/1 3

İzmirli Filibelioğullarından Ahmet oğlu Hasan – Er 1887/200

İzmirli Mehmet oğlu İsmail – Er 1887/205

İzmirli Mehmet oğlu Hüseyin – Er 1887 291

Sürmeneli İpekçioğullarından Mehmet oğlu Ali – Er 1887.787

Sürmeneli Kahramanoğullarından Mehmet oğlu İsmail – Er 1887/800

Ayvacıklı Çakıroğlu Karındaşı Hasan oğlu İbrahim – Er 1887/819

Şarlılı İmamecioğullarından Ali oğlu Mehmet – Er 1887/892

Akçaabatlı (Trabzon) Osmanoğlu Mehmet – Er 1887/2347

Akçaabatlı (Trabzon) Seyidoğullarından Hasan oğlu Salim – Er 1887/2426

İzmitli Ali Osman oğlu Şerif Ali – Er 1887/3053

Lapsekili Karaçobanoğullarından Hüseyin oğlu Hüseyin – Er 1887/3476

Kalei Sultaniyeli İbrahim oğlu Hasan – Er 1887/3580

Serkeşli (Fatsa) Velimehmetoğullarından Hasan oğlu Osman – Er 1887/3724

İstefanlı (Ayvacık) Tophanelioğullarından İsmail oğlu Mustafa – Er 1887/5568

İstefanlı (Ayvacık) Battaloğullarından Hasan oğlu Mehmet – Er 1887/5581

Şileli İbrahimoğullarından Mehmet oğlu Rıza – Er 1887/5650

Şileli Hacıhasanoğullarından İbrahim oğlu Mustafa – Er 1887/5677

Şileli Karahüseyinoğullarından Ahmet oğlu İbrahim – Er 1887/5680

Şileli Şehirlioğullarından Hüseyin oğlu İbrahim – Er 1887 5683

Meğrili (Fethiye) Mehmet oğlu Süleyman – Er 1887/5903

Boyalı (Araç) Fevzullahoğullarından İsmail oğlu Hasan – Er 1887/6111

Sürmeneli Yakupoğullarından Şaban oğlu Ali – Er 1888/707

Serkeşli (Fatsa) Doğmaoğullarından Osman oğlu İbrahim – Er 1888/2737

Karaburunlu (İzmir) Ahmet oğlu İsmail – Er 1888/2850

Karaburunlu (İzmir) Delihüseyinoğullarından Hasan oğlu Mustafa – Er 1888/2854

Karaburunlu (İzmir) Manastırlı Hasan torunu Halil oğlu Hüseyin – Er 1888/2857

Urlalı Mustafa oğlu Ali – Er 1888/2917

 

 

Araştırmacı-yazar Aydın Türkgücü, son kitabı “Altın Bilgi Çağı” ile Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden…

nobel ödülü

Araştırmacı-yazar Aydın Türkgücü, son kitabı “Altın Bilgi Çağı” ile Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi Konferans Salonu’ndaki yapılan toplantıda bir konuşma yapan Maden Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Orhan Kural, Aydın Türkgücü’nün Nobel ödülünü alması için yapılan başvurular hakkında önemli bilgiler paylaştı.

Bu ödülün alınabilmesi için bir profesörün kitabı tavsiye etmesi gerektiğini dile getiren Kural, bu konuyla ilgili yetkililerle 2 ay süren bir yazışma yapıldığını ve sonunda tekliflerinin onaylandığını belirtti.

Aydın Türkgücü’nün 30 Ocak’ta Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildiğini söyleyen Orhan Kural sözlerine şöyle devam etti:

“Nobel Barış ödüllerinde bir ilk olacak. Biz, ‘Bundan sonra kriterlerinizi’ değiştirin. Doğayla barışık olan herkese bu ödülün açılmasını istedik. Dileriz bu kitap dünyada bir farklılık yaratır. Bu işin temelinde de doğa ve hayvan sevgisinin geldiğini bütün dünya anlar diye düşünüyorum. Savaşlar, iki lidere Nobel Barış Ödülü vermekle sona ermez.”

Yazar Aydın Türkgücü de Nobel Barış Ödülü’ne adaylığını ile ilgili olarak şunları söyledi:

“Hayvanlarla doğayla ve en başta kendisiyle barışık olmayan insanların bütünsel barışa hizmet edecek gücü olmamaktadır. Tarih bize bunu ispat eder. Biz de diyoruz ki, artık kriterlerde bir değişiklik yapalım. Hayvanlarla doğayla ve kendimizle barışa hizmet eden projelere ödüller verelim. Nobel Barış Ödülü adaylık sürecini başlattık. Kitapta, maddenin değil, bilginin altın olduğu bir çağı anlattık. İnsanın maddeye bakış açısını değiştirerek barışı getirebileceğimizi düşünüyoruz. Final, aralık ayında olacak ve 5 kişi açıklanacak. Karşımızdaki ekip çok profesyonel. Altın Bilgi Çağı, nereden ve niçin geldiğimiz sorusu yerine pragmatik bir değişilik yaparak, soruda neyin için yaşadığımızı sorarak, evrenin rüya alemi ve illüzyon olduğunu ispatlama yönünde ciddi adımlar atmaktadır. İnsanları bu yönde düşündürmeye başlamaktadır.”

Time dergisinin geleneksel yıl sonu seçkisinin bu yıl kazananı Wes Anderson’ın epik filmi “Büyük Budapeşte Oteli”, kaybedeni ise 3. Adam Sandler & Drew Barrymore işbirliği “Karışık Aile” oldu

büyük-budapeşte-oteli

TIME Dergisi’nin gelenekselleşen yıl sonu seçkisi bu sene de Aralık ayında sinema severlerin beğenisine sunuldu. En iyi ve en kötülerin seçildiği listede, yılın tartışmasız en iyileri olarak kabul edilen ‘Büyük Budapeşte Oteli’, ‘Boyhood’ ve ‘Birdman’ ilk üçte yer aldı. En İyi Film listesinin zirvesindeki Wes Anderson’ın yönettiği ‘The Grand Budapest Hotel / Büyük Budapeşte Oteli’, sinema yazarı Richard Corliss tarafından “Yılın en cezbedici Avrupai filmi, Texas’ın Houston şehrinden bir çocuğun elinden çıktı,” ifadesiyle betimlendi. En kötüler listesinin zirvesinde ise, Adam Sandler ve Drew Barrymore’un üçüncü kez başrolleri paylaştıkları, ancak ilk iki filmlerinin yanında gerçek bir felakete dönüşen ‘Blended / Karışık Aile’ bulunuyor.

karışık-aile

İşte TIME’ın perspektifinden senenin en iyi ve en kötü filmleri:

2014 Yılının En İyileri:
1. The Grand Budapest Hotel / Büyük Budapeşte Oteli
2. Boyhood
3. The Lego Movie / Lego Filmi
4. Lucy
5. Adieu au langage / Dile Veda

2014 Yılının En Kötüleri:
1. Blended / Karışık Aile
2. A Million Ways to Die in the West / Yeni Başlayanlar İçin Vahşi Batı
3. Men, Women & Children
4. Walk of Shame / Hayatımın En Kötü Gecesi
5. Let’s Be Cops / Çakma Polisler

Genç sanatçılardan Ressam Perincan YALNIZCIK ; TEK “Monad” sergisi bugün Galeri Artist Çukurcuma’da. Bugün açılacak sergi 03-23 Mayıs 2014 tarihleri arasında Pazar günleri hariç hergün saat 11:00 ile 18:30 saatleri  ziyarete açık kalacak.

perincan_yalnızcık

Perincan YALNIZCIK Kimdir?

1987 yılında İstanbul’da doğdu. İlköğretim ve lise eğitimini, Özel Kalamış Koleji’nde tamamladı.  Kalamış Koleji’nin 50. Yıl etkinlikleri kapsamında gerçekleştirdiği resim yarışmasında 3.lük ödülü aldı. Aynı yıl, 50 Yıldır “Unutulmayan Müzikaller” oyununda yer aldı.

2001 yılında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda misafir öğrenci olarak eğitim aldığı sırada, Kasdav tarafından verilen “Gelecek Vaadeden Solist Ödülü”ne layık görüldü. 2008’de Marmara Üniversitesi Geleneksel Türk El Sanatları Bölümünü, fakülte ikincisi olarak bitirdi. Öğrenciliği sırasında, fakülte etkinliklerinin sunuculuğunu üstlendi. 2008’in Ağustos ayında Bodrum Divan Palmira Hotel’de babası Reha Yalnızcık‘la birlikte, ilk ortak sergisini açtı. Günümüze kadar çeşitli galerilerde 10 ortak sergi daha gerçekleştirdi. Ayrıca Eranus Sanat Galerisi ile Berlin Türk Evi’nde karma sergiye katıldı. 2010 yılının Aralık ayında Doku Sanat Galerisi’nde ilk kişisel sergisini, 2012 yılının Temmuz ayında ise; Leonardo Sanat Galerisi’nde ikinci kişisel sergisini gerçekleştirdi. Resim çalışmalarını da sürdürdüğü  5/9/11 – 30/11/12  tarihleri arasında; aynı zamanda, Vakko Tekstil Ve Hazır Giyim San. İşl. A.Ş. Genel Müdürlüğünde, ‘’Eşarp Ürün Müdürü’’ olarak görev aldı.  2013 yılında, katıldığı her iki (Küçükçekmece ve Ümraniye Belediyelerinin düzenlediği) resim yarışmasında da eserlerini sergileme imkanı buldu .Günümüzde, bir yandan Mayıs 2014’de Galeri Artist Çukurcuma’da gerçekleşecek, 3. Kişisel  sergisine hazırlanmakta, bir yandan da ebru çalışmalarını sürdürmektedir.

Sanatçının son dönem resimlerinden oluşan portfolio’su için lütfen TIKLAYINIZ

perincan-yalnızcık

34 yıllık eserler ihmal kurbanı oldu. Dünyaca ünlü Türk seramik sanatçısı merhum Attila Galatalı’nın seramikleri artık yok. Galatalı’nın 1980 yılında yaptığı eserler Adalet Bakanlığı binasıyla birlikte yıkıldı…
34-yillik-eserler

Kültür varlıklarını, sanat eserlerini korumak ve geliştirmekle görevli olan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, dünyaca ünlü Türk seramik sanatçısı merhum Attila Galatalı’ya ait paha biçilemeyen devasa ölçülerdeki değişik figürlerden oluşan seramik panolarının yok edilmesine sebebiyet verdiği ortaya çıktı.

Günay talimat verdi

Atilla Galatalı

Atilla Galatalı

Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’a, temmuz 2012’de, TPAO binası olarak inşa edilen, 1991’de Adalet Bakanlığı’na devredilen Kızılay’daki 10 katlı binanın yıkılacağı ve bina duvarlarında merhum sanatçı Attila Galatalı’ya ait paha biçilemeyen seramik panoların olduğu bilgisi verildi. Günay bu bilgi üzerine, Galatalı tarafından 1980’de bu binaya yapılan seramik pano eserlerin sökülerek koruma altına alınması için yetkililere ‘kurtarın’ talimatı verdi.

Harekete geçen Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü (GSGM), binadaki söz konusu eserlerin tespit edilmesi için çalışma başlattı. Bu kapsamda genel müdürlükte görevli bir uzman binadaki eserlerin nasıl taşınacağı konusunda incelemeler yapmak üzere binaya geldi. Ancak binadaki yıkım çalışmaları da ilgili firma tarafından temmuz 2012 tarihiyle başlatıldı. GSGM uzmanı, yaptığı çalışmalar doğrultusunda binanın girişindeki fuaye bölümünde bulunan seramik panoyu tespit etti. Ancak, binanın yemek salonuna ‘ana eser’ olarak yapılan 21.70 metre uzunluğundaki 1.50 metre enindeki değişik figürlerden oluşan devasa seramik pano eser ise tespit edilemedi. Ayrıca aynı sanatçının binanın lokal bölümüne yaptığı 5 metre uzunluğundaki, 2.5 metre enindeki seramik panosu da tespit edilemedi. Dönemin GSGM yöneticileri tarafından, fuaye bölümündeki panonun koruma altına alınması ve sökülmesi için yapılan resmi yazışmalarda da yemek salonu ve lokal bölümündeki devasa panolardan söz edilmedi.

Hiçbir önlem alınmadı

Yapılan incelemelerin ardından, uzmanlardan oluşturulan bir komisyon tarafından fuaye bölümündeki seramik pano eylül 2012’de koruma altına alındı. Ancak binaya ana eser olarak yapılan yemek salonundaki devasa ölçülerdeki seramik pano için ise herhangi bir koruma önlemi alınmadı. Yemek salonu ve lokaldeki seramik eserler de molozlorla birlikte hafriyat sahasına döküldü. Aralık ayında binanın giriş katının da yıkılmasının ardından bina tamamen yıkılmış oldu. Yıkılan binanın yerine yenisinin yapılması için başlatılan çalışmalar ise sürüyor. Söz konusu bina, Adalet Bakanlığı’na devrinin ardından bakanlığn ek binası olarak kullanıldı. Yapı uzun yıllar Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) binası olarak da kullanıldı.

Molozlarla birlikte hafriyat sahasına

Galatalı’nın, Ankara’da Adalet Bakanlığı’na ait binanın değişik bölümlerine 1980’de yaptığı 21.7 metre uzunluğundaki 1.5 metre enindeki seramik panonun da aralarında olduğu eserleri, dönemin bakanı Ertuğrul Günay’ın ‘kurtarın’ talimatına rağmen bu binayla birlikte yıkıldı. Seramik eserler yıkılan binadaki molozlarla birlikte hafriyat sahasına döküldü.

Nar Sanat öğrencileri geleneksel hale getirmeye çalıştığı konserler dizisine devam ediyor. Yaş gözetmeksizin Nar sanat’ın “Nar Çiçekleri” adını verdiği öğrencilerinin müzik aşkını,  her hafta bir dinleti ile siz sanatseverlerin beğenisine sunuyor.

Tamamen ücretsiz olan mini resitallerimizin 2012 sezonundaki ilki öğrencimiz  Büşra UTKU tarafından verilecek.

Mini resital için davetiyeyi nereden mi bulacaksınız?  Sanatseverlerin davetiyeye elbette ki ihtiyacı yok,  fakat isterseniz resme tıklayarak çıktı alabilirsiniz. Biliyorsunuz etkinliğimiz ücretsizdir.

 

Tarih : 02 Aralık 2012 Pazar

Saat : 15:00 – 16:00

Yer : Nar Sanat Galeri. Kartal tepe Mah. Kıbrıs Sokak No:6 Bakırköy / İstanbul

Tel: 0212 570 80 68 Cep : 0530 880 71 80

Haritada görmek için Lütfen TIKLAYINIZ veya aşağıdaki harita resmine bakınız.